Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinin yıl dönümünde; “Sadece afetler değil, bütün sorunlarımızın temelinde de bu temelinden çürük düzen var. Böyle bir düzende onlar ‘asrın yıkımı, asrın depremi, asrın seli, asrın felaketi’ diyerek sorumluluğu kadere bağlarlar. Ama asıl sorumluluk ‘asrın vurdumduymazlıkları, asrın sorumsuzlukları, asrın mazeretlerindedir” dedi.
Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, 6 Şubat depreminin yıl dönümünde bugün partisinin genel merkezinde basın açıklaması yaptı. Çağlayan Adliyesi önündeki saldırıyı lanetleyen Davutoğlu, şunları söyledi:
“Maalesef ‘depremin siyaseti olmaz’ söylemine sarılarak eksikleri, zaafları konuşmanın üzerini örtmeye gayret eden siyaset kurumu ise, bozdukları düzenin bütün olumsuz getirileriyle toplumu tanıştırdılar. İyilik peşinde koşan bazı insanlar, çevreler, sivil toplum örgütleri hedef gösterildi. Maalesef depremde bile ‘benim kuruluşum, senin kuruluşun’, ‘benim yardımım senin yardımın’ ayrışmaları gündem oldu. Peşimizi bir türlü bırakmayan kutuplaşma iklimi o molozların üzerine adeta boca edildi. Depremzedeye ait olmayan gündemler, siyasi söylemler onların acılarını katmerlercesine sosyo-politik yapının belirleyeni haline getirildi. Sistemden kaynaklı eksikler, zaaflar, yanlışlar, beceriksizlikler konuşulmasın diye nice algılara, propagandalara yol verildi.
“CUMHURBAŞKANININ SÖZLERİ DEPREMİN SEBEPLERİNİN ARKASINDAKİ ZİHNİYETİ ÇARPTI YÜZÜMÜZE”
O günlerde bunların konuşulmasını engelleyen iktidar mahfilleri, sonrasında da üzerilerindeki sorumlulukların pek çoğunu maalesef gereğince yerine getiremediler. Maalesef gerek bölge halkı gerekse göç etmek zorunda kalan insanlarımız gereğince sahiplenilmedi. Acıları yaşatan sorumlululardan daha fazla bunları gündeme getiren, çareler üretme noktasında iktidarı zorlayanların suçlandığı, hakarete uğradığı, hedefe konduğu süreçler yaşadık. Yaşadık da bitti mi? Ne mümkün. İşte toplumun birliğinden, beraberliğinden, huzur ve güveninden sorumlu Sayın Cumhurbaşkanı’nın Hatay’da sarf ettiği sözler, tam da depremin sebeplerinin arkasındaki zihniyeti çarptı yüzümüze; bütün milletin yüzüne. O çıplak gerçekliği önümüze seriverdi Sayın Erdoğan. Hepimiz kulaklarımızla işittik o vahim sözleri değil mi? Ne dedi devletin tepesinden gelen kibir dolu duyarsız ses? ‘Merkezi yönetimle yerel yönetim el ele vermezse, dayanışma halinde olmazsa, o şehre herhangi bir şey gelmez. Hatay’a geldi mi? Bak şu anda Hatay garip kaldı. Hatay mahrum kaldı.’ Bu sesi duyduğumda deprem sarsıntısı gibi bir sarsılma yaşadım ruhumda. Toplulukları millet kılan ortak acıların yoğurduğu duygudaşlık, kaderdaşlık demiştik ya. Hataylının acısını diğer vilayetlerdeki vatandaşlarımızın acılarından ayıran, Hataylının kaderini milletin kaderinden ayrıştıran bu ses milleti temsil edebilir mi?
“DIŞ GÜÇLERİN CESARET EDEMEYECEĞİ SÖZLERİ DEVLETİN EN TEPESİNDEN İŞİTTİK”
Eğer bu sözleri bu millete, bunların ‘dış güçler’ dediği mahfillerden biri sarf etmiş olsaydı, en üst perdeden attıkları manşetlerle o mahfillere hadlerini bildirir, dünyayı başlarına yıkarlardı. Onların asla söylemeye cesaret edemeyeceği sözleri maalesef devletin en tepesinden işittik. Üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirmemeleri, bölge halkını yeterince mağdur etmeleri, facianın sorumlularından birkaçını günah keçisi ilan edip, geri kalanının hala toplum içinde elini kolunu sallaya sallaya gezdirmeleri yetmezmiş gibi sonunda millete bunu da reva gördüler. Sayın Erdoğan, o halde sormaz mı insan ‘Maraş, Malatya ya da Adıyaman’daki AK Partili belediyeler ile hükümet dayanışma içinde değil miydi’ diye. ‘Neden bu üç şehrimiz de mahzun kaldı’ diye sormaz mı? Maraş’ta bir şehit annesinin hala deprem çadırında yaşadığına dair görüntüler de mi gelmez gözünüzün önüne? Gelmez mi? O ne hissetmiştir acaba bu sözleri duyduğunda? Kim bilir belki de iktidarınızı desteklemiş, size oy vermiş, o da yetmemiş oğlunu şehit vermiş o ananın hissiyatı da mı kalbinizi titretmez. Peki o şehit anası demez mi ki ‘oyumu size, oğlumu bu vatana kurban verdim, peki bizim halimiz niye böyle’ diye hesap sormaz mı bu sözler üzerine?
“ONLARIN GÖZÜNDE DEPREM YOK, VARSA YOKSA YEREL SEÇİMLER”
Bu ne tür bir kibirdir. Nasıl bir vicdan yoksunluğu ve pişkinliktir. Mağduriyeti sürgit devam eden Hatay halkının gözünün içine baka baka o halkı tehdit etmek ne türden bir devlet anlayışının uzantısıdır. Onların gözünde deprem falan yok. Varsa yoksa yaklaşan yerel seçimler. Belli ki bölgeye de bu yüzden intikal etmişler ordu halinde. İnsan utanıyor; onların yerine yüzümüz kızarıyor. Bırakın devlet adamlığını falan, bu insanlık mıdır? İnsan düşmanının yüzüne böyle konuşmaz, bu sözleri sarf etmez. Bir seçim uğruna bilinçaltını bu derece açık etmek nasıl bir hırsın uzantısıdır? Siz bu konuşmayı 400 bin insanımızın terk ettiği bir şehirde yaptığınızın farkında mısınız? Siz bu itirafları, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın raporunda, 215 bin yıkık, ağır hasarlı ve yıkılacak binaların tespit edildiği ama deprem konut ihalelerinden sadece yüzde 7 pay alabilen bir ilimizde yaptığınızın bilincinde misiniz?
Siz milleti ‘bize oy vermezseniz acılarınız katlanarak devam eder’ diye tehdit ediyorsunuz ama o acılar, eksikler, tutulmayan sözler, devletin aciz kaldığı alanlar zaten devam ediyor. Büyük bir savaşın vereceği hasarların ötesinde can kayıplarına, yıkımlara ve kalıcı hasarlara neden olan bu felakete ilişkin sorular halen devam ediyor. Neden bu kadar çok sayıda bina çöktü? Neden bu kadar çok kayıp verildi? Neden kurtarma çalışmaları ve yardımlar zamanında ve belli bir organizasyon içinde gerçekleşemedi? Sizin devleti ve milleti göçük altında bırakan politikalarınıza ilişkin bu sorular daha uzun yıllar sorulacak. Bir daha yaşamayalım diye sorulacak. Başta İstanbul olmak üzere diğer illerimiz de sizin biçtiğiniz kadere teslim olmasın diye sorulacak.
“TOPLANAN PARALARA NE OLDU’ DİYE SORMAK BİLE SUÇ İLAN EDİLECEK”
Biz yıllarca neden ‘siyasi etik yasası, imar rantı yasası, rantın vergilendirilmesi’ diye avazımız çıktığı kadar seslendik bunların paslı kulaklarına. Ama onların gözü de gönlü de rantsal dönüşümlerden başkasını görmedi. ‘İmar barışı’ adı altında milletten milyarlar topladılar. Peki neye yaramış oldu? ‘Toplanan paralara ne oldu’ diye sormak bile neredeyse suç ilan edilecek. Unutmayalım ki tıpkı binalar gibi, devletin de taşıyıcı kolonları vardır. O kolonlara hasar verirseniz, kurumsal hafızaları, birikimleri yok ederseniz. Yukarılardan gelecek bir emirle işlerimizi halledeceğimizi sanırız. Ama aslında tam da sistemin bu niteliği yüzünden kaos, karmaşa, düzensizlik, plansızlık, kurumların aymazlık ve işlevsizliği başımıza çoraplar örmekte. Sadece afetler değil, bütün sorunlarımızın temelinde de bu temelinden çürük düzen var. Böyle bir düzende onlar ‘asrın yıkımı, asrın depremi, asrın seli, asrın felaketi’ diyerek sorumluluğu kadere bağlarlar. Ama asıl sorumluluk ‘asrın vurdumduymazlıkları, asrın sorumsuzlukları, asrın mazeretlerindedir.’
“HEP HAKLIDIRLAR, KUYRUKLARI DA BURUNLARI GİBİ HEP DİKTİR”
Memlekette ne felaket yaşanırsa yaşansın onların hep mazeretleri vardır, hep haklıdırlar. Kuyrukları da burunları gibi hep diktir. Sorumlular ya göktedir ya yerde ama sorumluluk onları hep teğet geçer. Bir de çıkıp yüzsüzce milletten ‘helallik’ dilenirler. Haşa Allah’ın işine karışılmaz, onlar hep masumdur. Kadere isyan etmek zinhar imandan çıkarır. İsyanımız sizin yazdığınız kadere. İsyanımız, rant hırsı ve beceriksizliklerinizi Allah’ın sırtına yüklemenize dersiniz, ayetin hadisin alet edildiği Rahmani olmayan cevaplara muhatap olursunuz. E mademki kader, mademki asrın felaketi. Hatay’da yaptığınız tehdit ‘kaderin üstünde bir kader vardır; o da bize destek olmazsanız size dayatacağımız kaderdir’ demiş olmadınız mı? Yapılanları lütuf gibi sıralamak doğaldı, siyaset değildi. Halkın arasında dolaşıp, utanıp sıkılmadan minnet ifadeleri için çekimler yapmak serbestti, siyaset değildi, ahlaksızlık hiç değildi. Eğer gayretkeş çabaları olmamış olsaydı, daha büyük bir enkazın altında kalacağımız yardım gönüllülerini hedefe koymak siyaset değil miydi?
Sayın Erdoğan, siz bırakın milletin izzet-i nefsiyle bu şekilde pişkince oynamayı da önce ona verdiğiniz sözleri bir hatırlayın. Siz unutmuşsunuzdur, biz size hatırlatalım. Siz değil miydiniz 31 Mart’ta bu halka, ‘319 bini 1 yıl içinde olmak üzere toplam 650 bin yeni konut yaparak depremzede vatandaşlarımıza teslim edeceğiz’ diyen. Peki Hatay’da ne dediniz? Devam eden 40 bin konuttan bahsettiniz. Bırakın 650 bini, daha 40 bin konutun inşasının devam ettiğini ve fi tarihinde bitirileceğini de ikrar etmiş oldunuz. 1 yılda daha 40 bin konutu bile tamamlayamayan siz, bir de çıkıp yıl sonuna kadar 200 bin konut müjdesi verdiniz. Yüzünüz de hiç kızarmadı. Peki o halka ve tüm bölge halkına 1 yıl önce yüksek perdeden atıp tutarken bugün geldiğini yer sizi utandırmıyor mu? Belli ki kafanız seçimlerde olduğu için halk umurunuzda bile değil. Yıl sonu dersiniz yıllar sürer kime ne? 2019’da söz verilip 1 yılda bitirilecek konutların yerinde yeller esmiş kime ne?
“SAĞLIK SORUNLARINI KONUŞAMIYORUZ BİLE”
Bakın Hatay’da halen 40 bin binanın daha yıkılması lazım. Sadece yıkım sürecinde oraya çıkan inşaat artığı ve insan sağlığına zararlı asbest içeren kimyasallar ve tozlardan dolayı bölge ciddi tehlikeyle karşı karşıya. Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve Hatay Tabip Odası gibi STK’lar bunların ölçümlerini kamuoyuyla paylaştılar. Hatay Tabip Odası’na göre kirli hava ve zehirli kimyasallardan dolayı göğüs hastalıklarında belirgin bir artış var. Yıkılan binalardan çıkan kontrol edilmemiş atıklar ise gelişigüzel belirlenen moloz döküm alanlarına atılmakta. Sadece Hatay’dan çıkan moloz 2 milyon metreküpü aşmış durumda. Döküm alanlarının etrafında verimli tarlalar ve hayvancılık devam ediyor ve insanlar yaşıyor. Asbest ve benzer kanserojen maddelerin toprağa karışmasının yanı sıra, bu maddeler deniz ve içme suyu kaynaklarını da kirletmekte. O kadar büyük sorunlarımız var ki maalesef geleceğimizi tehdit eden bu türden sağlık sorunlarını konuşamıyoruz bile.
“KONTEYNER VE ÇADIR BULAMAMIŞ MAĞDUR VATANDAŞLARIMIZIN SAYISI OLDUKÇA FAZLA”
‘Bize bir yıl verin’ diyenlerin sözlerinde durmaması bir sorun, toplu konutların kimlere, ne türden kuralar ile dağıtılacağı ve dağıtıldığı apayrı bir sorun olarak görülüyor bölge halkı tarafından. Konteyner ve çadır bulamamış mağdur vatandaşlarımızın sayısı oldukça fazla. Konteyner kentlerin altyapıları kış şartlarına hazırlıksız, internet, elektrik problemleri hakeza. Çocukların eğitime ulaşımındaki problemler çözülememiş halde. Ağır hasarlı binaların hafriyat sorunları, yıkımların yavaş ilerlemesi, çok sayıda ağır hasarlı binanın hala yıkılamamış olması, yerinde ayrışma denen sorunun yarattığı zararlı maddelerin içme sularına karışması; Valilikler tarafından bu konuların yakından takip edilmediğinin gözlenmesi; ayrışmaların döküm alanlarında yapılmasının sağlanması da bölge halkının şikayet konuları arasındadır.
Artık, devlet, STK, özel sektör, uzmanlar işbirliği eşliğinde artık bir kentsel dönüşüm devrimi ve imar reformunu hayata geçirmenin vaktidir. Bu bağlamda; bilimsel temele dayanmayan imar affı, imar barışı gibi mühendislik hizmeti almamış, sağlıksız ve güvensiz yapı stokunu yasallaştıran düzenlemelere son verilmelidir. Depremin yıkmasını beklemeden mevcut yapı stokunun depreme dayanıklılık kontrolü, maliklerin inisiyatifine bırakmaksızın hızlıca yapılmalı; yapı denetim mevzuatı çıkarılan derslere göre güncellenerek tavizsiz uygulanmalı; imar planlarının gerekli standardizasyonu sağlamasına özen gösterilmelidir. Cezasızlık iklimine son verilmelidir. Etkin soruşturmalar yapılmalı, cezalar artırılmalı, bu konu af kanunlarına konu olmaktan çıkarılmalıdır.
“KONU BİR AN EVVEL MECLİS GÜNDEMİNDE HAK ETTİĞİ YERİ ALMALIDIR”
İstanbul ile ilgili endişe ve uyarılarımızı da paylaşmak isterim. Yaşadığımız onca acı ve tecrübenin ardından ülke nüfusunun neredeyse dörtte birini barındıran, ciddi bir yapı stoğuna sahip ve 7.5 büyüklüğünde depremin beklendiği İstanbul ilimizle alakalı hem depreme hazırlık hem de bütüncül bir kentsel dönüşüm yapılması aciliyeti ortadadır. Bunun için vakit geçirmeden bir özel yasanın hazırlanması da elzemdir. Hatırlamakta fayda var ki İstanbul’daki 1 milyon 200 bine yakın binanın büyük bir kısmının deprem riski yüksektir. Uzmanlarca hazırlanan, 7.5 büyüklüğündeki olası bir deprem senaryosuna göre 100 binadan 23’ünde hasar olacağı, 25 milyon ton enkaz oluşacağı, yolların üçte birinin kapanacağı; 200 bine yakın orta ve üstü hasar, 50 bin civarı binanın ağır ve çok ağır hasar alabileceği, binlerce can kaybı yaşanabileceği, 463 hasarlı içme suyu noktası, 1045 hasarlı atık su noktası ve 355 hasarlı doğal gaz noktasının zarar görebileceği ve kıyı şeridinde bulunan 17 ilçenin de tsunami riski taşıdığı vurgulanmaktadır. İktidar, bu çok boyutlu sorunda bazen belediyeleri bazen de halkı suçlayarak varılacak bir nokta olmadığını görmüş olmalıdır. Meselenin baş sorumlusu, süreci ivmelemesi ve herkes için kolaylaştırması gereken yegane adres öncelikle merkezi yönetim, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, yani siyasi iradedir. Hem ülke olarak, hem de İstanbul özelinde içinde kamu ve özel sektörün, STK’ların, vatandaşın olduğu bir seferberliğe ihtiyaç olduğu izahtan varestedir. Felaket kapımızı çalmadan evvel, el yordamıyla ve kaplumbağa hızıyla ilerlemeyi terk edip, gereken tedbirlerin ve seferberliğin hızlandırılması elzemdir. Konu bir an evvel Meclis gündeminde hak ettiği yeri almalıdır.”
]]>
Mardin’de 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürlüğü’nde düzenlenen toplantıda, Kahramanmaraş’ın Türkoğlu ilçesinde koordinatör vali olarak atanan Vali Tuncay Akkoyun, deprem günü giydiği kıyafetleri giydi.
Devletin çok hızlı refleks göstererek bölgede önemli çalışmaların yapıldığını aktaran Akkoyun, afetzedelerin de o kadar büyük travmaya ve yıkıma rağmen kendisi gibi afetzedelere yardım noktasında canla başla çalıştığına şahitlik yaptığını söyledi.
“İlk andan itibaren devletimiz oradaydı.” diyen Akkoyun, şunları söyledi:
“Bütün kurumlarımız insan üstü bir performans sergileyerek bugünkü noktaya gelmemize katkı sundu. Bütün kurumlarımız ve sivil toplum kuruluşlarımız, her yaştan vatandaşımızın canla başla mücadele ettiği zor günlerde devletimiz, ivedilikle depremzede vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını karşılamak için tüm imkanlarını seferber etmiştir. Depremzedelere destek olmak adına, Mardin’de bulunan KYK yurtlarımız, 6 bin 678 vatandaşımıza ev sahipliği yapmıştır. Ayrıca, ilimizde misafir ettiğimiz depremden etkilenen 3 bin 507 hane için toplam 36 milyon 920 bin lira kaynak aktarılarak, ihtiyaçlarının karşılanması sağlanmıştır. Mardin’imize gelen 8 bin 850 depremzede ailemize, gıda giyim, konaklama ve ulaşım desteği sağlanmış. Ayrıca, 5 bin 564 gıda ve hijyen kolisi yardımında bulunulmuştur. Mardin’imizde depremden etkilenen 62 hemşerimize konteyner tahsis edilmiştir.”
Devlet ve millet olarak, asrın felaketinde tüm dünyaya eşi benzeri görülmemiş bir dayanışma örneği gösterdiklerini kaydeden Akkoyun, el birliği ile huzur ve refah ortamının devam etmesi için gayretle çalışmaları sürdüreceklerini aktardı.
Programa, 70. Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Ahmet Yaşar Dener, İl Emniyet Müdürü Cebrail Buğday, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral İdris Tataroğlu, İl Sağlık Müdürü Saffet Yavuz ve kurum amirleri katıldı.
Daha sonra İl Müftülüğünce Şakir Nuhoğlu Camisi’nde sabah namazından önce depremde hayatını kaybedenler için düzenlenen etkinlik Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı.
Etkinlikte, dua edildi, mevlit okundu.
Siirt
Siirt’te 112 Acil Çağrı Merkezi’ndeki programda, saat 04.17’de saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal Marşı okundu.
Vali Kemal Kızılkaya, 11 ili etkileyen ve 53 bin 537 kişinin hayatını kaybettiği depremlerin ardından asrın dayanışması örneğinin sergilendiğini söyledi.
Depremlerin ilk gününden bu yana acıların hafifletilmesi için devlet ve vatandaş dayanışmasıyla bütün imkan ve kabiliyetlerin seferber edildiğini belirten Kızılkaya, “Depremler nedeniyle yaklaşık 15 milyon kişinin yaşadığı 11 ilde büyük yıkım oldu.” dedi.
Siirt’te kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum kuruluşları ve gönüllüler olmak üzere toplam 4 bin 753 personelin deprem bölgesine intikal ettiğini aktaran Kızılkaya, depremden etkilenen illere 108 yardım tırı, 30 kamyonet, 43 otobüs, 152 minibüs ve 72 pikap yardım malzemelerinin sevk edildiğini bildirdi.
9 bin 612 depremzedenin misafir edildiği kentte 6 bin 928 depremzede aileye giyim, gıda, ev eşyası, alışveriş kartı, nakdi ve ayni yardımların yanı sıra 341 aileye sosyal ekonomik aile desteğinin verildiğini bildiren Kızılkaya, 6 bin kişiye psikososyal destek verildiğini, “Evim Yuvan Olsun” kampanyası kapsamında 33 ailenin konutlara yerleştirildiğini kaydetti.
Depremzedelerin moral ve motivasyonlarına destek olmak amacıyla düzenlenen 143 etkinliğe 26 bin 130 kişinin katıldığını anlatan Kızılkaya, konuşmasını şöyle tamamladı.
“Hamdolsun milletimiz bu acı ve bir o kadar da tarihi sınamayı başarıyla vermiştir. Asrın felaketini asrın birlikteliğine dönüştürerek o zor günlerin geride kalmasını devlet millet el birliği ile birlikte temin ettik. Devletimiz tüm imkanlarıyla anında harekete geçerken Türkiye tek yürek, tek bilek olmuş, milletimiz depremzede kardeşlerinin yanına koşmuştur. Esasen bu afet bir yönüyle de dünyanın en büyük arama kurtarma ve iyileştirme operasyonudur. İnşallah asrın felaketinin üzerinden asrın birlikteliğiyle geleceğiz.”
AFAD İl Müdürü Cahit Akkoyun’un depreme ilişkin sunumu ve film gösteriminin ardından resim sergisi gezildi, AFAD’ın müdahale araçları incelendi.
İl Müftülüğünce Ensar Camisi’nde sabah namazından sonra düzenlenen etkinlikte Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından dua edildi, mevlit okundu.
Programa, AK Parti Siirt Milletvekili Mervan Gül, Siirt 3. Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Gaffar Gören, İl Emniyet Müdürü Necmettin Öztürk, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Emrullah Büyük, Türk Kızılay Yönetim Kurulu Üyesi Yener Tanık, kamu kurum ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile arama ve kurtarma ekipleri katıldı.
]]>KAHRAMANMARAŞ merkezli 6 Şubat’taki depremlerin yıl dönümünde bakanlar ve siyasi parti liderleri, sosyal medya hesaplarından yaptıkları paylaşımlarla yaşamını yitirenleri andı.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, sosyal medya üzerinden Kahramanmaraş’ta meydana gelen ilk depremin yaşandığı 04.17’de yaptığı paylaşımda, “Bundan tam 1 yıl önce bu dakikada, Kahramanmaraş Pazarcık merkezli 7.7 büyüklüğündeki depremle sarsıldık. Depremin süresi 65 saniyeydi ama sanki bir ömür gibi sürdü. Yaşadıklarımız Asrın Felaketiydi. 120 bin kilometrekarelik alanda 11 ilimiz, 124 ilçemiz, 6 bin 929 köy ve mahallemiz ağır yıkıma uğradı. 53 bin 537 canımızı yitirdik, 107 bin 213 vatandaşımız yaralandı. Koklamaya kıyamadığımız yavrularımızı kaybettik bu depremde; eli öpülesi analarımızı, babalarımızı. Nikah günü alan nişanlılar ayrı düştü” dedi.
Bakan Yerlikaya’nın yaptığı paylaşımda hazırlanan 6 Şubat Belgeseli paylaşılarak, “Ama asrın felaketini hamdolsun asrın dayanışmasına ve birlikteliğine dönüştürdük Hazırladığımız 6 Şubat Belgeseli, dayanışmamızı, birlikteliğimiz, dünyanın en büyük ‘İyileştirme Operasyonu’nun nasıl gerçekleştiğini anlatıyor. 6 Şubat’ın 1’inci yılında depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum. Ailelerine, yakınlarına ve Aziz Milletimize başsağlığı diliyorum. Her birinin mekanları cennet olsun” ifadelerine yer verildi.
BAKAN FİDAN: YANIMIZDA OLAN TÜM DOST ÜLKELERE TEŞEKKÜR EDİYORUM
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, deprem döneminde Türkiye’nin yanında olan ülkelere teşekkür ederek, “6 Şubat 2023 tarihinde yaşadığımız felaketin sene-i devriyesinde, hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır diliyorum. Devletimiz ve hükümetimiz; milletimizden aldığı güçle, her zaman ve her yerde vatandaşlarımızın yanında olmaya devam edecek. Zor günümüzde yanımızda olan tüm dost ülkelere de bu vesileyle tekrar teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, ise sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, “Hafızalarımızdan ve kalbimizden silinmeyecek o acı gecenin birinci yılındayız. Mevlam ülkemize ve milletimize bir daha böyle acılar yaşatmasın. Kaybettiğimiz bütün canlarımızı hasretle, rahmetle yad ediyorum” ifadelerine yer verdi.
BAKAN URALOĞLU: KAYBETTİĞİMİZ TÜM CANLARIMIZIN MEKANI CENNET OLSUN
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ise yaptığı paylaşımda, devletin bütün imkanları ile sahaya indiğini belirterek, “Acının tarifi yoktu… Gözler kapandı, sözler tükendi, asrın felaketiyle gözyaşı döktü Türkiye… Gün; bir can bir nefes için durmadan çalışma, bir olma, birlik olma günü dedik ve devlet olarak bütün imkanlarımızla sahaya indik. Tek yürek, tek bilek olduk; asrın birlikteliğini sergiledik, birlikte iyileştik. Kaybettiğimiz tüm canlarımızın mekanı cennet olsun. Rabb’im ülkemize ve milletimize bir daha böyle afetler yaşatmasın! Unutmadık… Unutmayacağız” ifadeleri kullandı.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ise depremde yaralanan vatandaşlara şifa dileyerek, “6 Şubat 2023’te meydana gelen Asrın Felaketi’nde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza bir kez daha Allah’tan rahmet niyaz ediyor; tedavi süreçleri devam eden kardeşlerimize acil şifalar diliyorum. Rabb’im geride kalanlara sabır versin; ülkemizi ve milletimizi her türlü afetlerden ve felaketlerden muhafaza eylesin” dedi.
BAKAN BOLAT: 86 MİLYON VATANDAŞIMIZI DERİNDEN ETKİLEDİ
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, depremin 86 milyon vatandaşı etkilediğini belirterek, “Acısı hala taze olan Asrın Felaketi’nin üzerinden 1 yıl geçti. Tam 1 yıl önce 6 Şubat 2023 tarihinde ülkemizi derinden sarsan, hiçbir zaman yaşanmasını istemediğimiz yüzyılın felaketini yaşadık. Yaşadığımız bu felaket sadece deprem bölgesinde vatandaşlarımızı değil, 86 milyon vatandaşımızı derinden etkiledi. Pazarcık ve Elbistan ilçelerimizde meydana gelen 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremler, yüzlerce kilometrelik bir alanda büyük yıkımlara sebep olurken 56 bin şehidimize ve günlerce, aylarca tutulacak yaslara yıllarca unutulamayacak anlara sebep verdi” ifadelerini kullandı.
BAKAN TUNÇ: DEVLETİMİZİN ŞEFKAT ELİ, HERKESE ULAŞTI
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ise paylaşımında, “Hepimizi derin bir üzüntüye boğan 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerinin üzerinden tam bir yıl geçti. Dünya tarihinin karada meydana gelen etkisi en yüksek depremi olarak kayıtlara geçen bu büyük afetin ilk anlarından itibaren devlet ve millet olarak yaraları sarmak için seferber olduk. Devletimizin şefkat eli, herkese ulaştı. ‘Biz birlikte Türkiye’yiz’ diyerek zor zamanları aşmak, şehirlerimizi yeniden ayağa kaldırmak için gece gündüz demeden çalıştık. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde depremin tüm izlerini silmek için azim ve kararlılıkla çalışmayı sürdüreceğiz. Depremlerde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine ve aziz milletimize başsağlığı ve sabır diliyorum. Rabb’im, aynı acıları tekrar yaşatmasın, ülkemizi ve milletimizi her türlü felaket ve afetten korusun” ifadelerini kullandı.
BAKAN GÖKTAŞ: RABBİ’M BİZLERİ BİR DAHA BÖYLESİ FELAKETLERLE SINAMASIN
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ise “Bir yıl geçti üzerinden. Ne kayıplarımızı unuttuk ne deprem bölgesindeki vatandaşlarımızı ne de kendi acısını bir kenara bırakıp yardıma koşan kahramanlarımızı. İlk anından itibaren depremin etkilerini en aza indirmek için asrın birlikteliğini sergileyerek canla başla çalıştık ve milletimize bir söz verdik: Yaralar tamamen sarılıncaya kadar tüm gayretimizle çalışmaya devam edeceğiz. Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza bir kere daha Allah’tan rahmet diliyorum. Rabbim bizleri bir daha böylesi felaketlerle sınamasın” dedi.
ÖZEL: BİZİM ACIMIZIN AYRISI GAYRISI HİÇ OLMADI
CHP Genel Başkanı Özür Özel de sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Bir yıl ki bu, dün gibi. Binlerce annemi, binlerce babamı, binlerce dost, evlat ve arkadaşımı kaybetmiş gibiyim. Bizim acımızın ayrısı gayrısı hiç olmadı. Daima birlikte iyileşmeye çalışacağız. Kaybettiğimiz tüm canlarımıza rahmetle” ifadelerini kullandı.
AKŞENER: O DERİN ÇARESİZLİĞİ UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ise “Kahramanmaraş merkezli depremlerin 1. yılında, kaybettiğimiz vatandaşlarımıza Yüce Allah’tan rahmet diliyorum. Memleketimizi yasa boğan o büyük acıyı ve o derin çaresizliği unutmadık, unutturmayacağız. İnsanımızı duyan, anlayan ve yaşatan şehirleri hep birlikte inşa edeceğiz” dedi.
ALTUN: TARİFİ GÖRÜLMEMİŞ BİR ACI BIRAKAN FELAKETİNİN ÜZERİNDEN BİR YIL GEÇTİ
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun ise yaptığı paylaşımda hayatını kaybedenlere rahmet ve yaralananlara şifa dileyerek, “6 Şubat 2023’te yaşadığımız ve yüreklerimizde tarifi görülmemiş bir acı bırakan deprem felaketinin üzerinden bir yıl geçi. ‘Asrın felaketi’ olarak nitelenen depremlerde kaybettiğimiz 53 bin 537 canımıza Allah’tan rahmet, yaralananlara şifa ve yakınlarını kaybeden her bir kardeşimize sabr-ı cemil niyaz ediyorum. Cenab-ı Allah, en zor zamanda bile ‘Asrın Birlikteliği’ni ortaya koyan necip milletimizi ve güzel ülkemizi her türlü afet ve tehlikeden muhafaza buyursun” dedi.
MSB: MİLLETİMİZİN BAŞI SAĞ OLSUN
Milli Savunma Bakanlığı’nın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, “Milli Savunma Bakanlığı olarak 6 Şubat depreminde hayatını kaybeden kardeşlerimize Allahtan rahmet, kederli ailelerine baş sağlığı ve sabır diliyoruz Milletimizin başı sağ olsun” denildi.
AFAD: KAYBETTİĞİMİZ VATANDAŞLARIMIZIN ACISI İLK GÜNKÜ GİBİ TAZE
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda ise, “Bundan tam bir yıl önce bugün, 6 Şubat günü saat 04.17’de hepimizi derinden sarsan Kahramanmaraş Pazarcık merkezli 7.7 büyüklüğündeki deprem ile sarsıldık. Bu depremin ardından geniş bir alanda etkili olan çok sayıda deprem yaşadık. Kaybettiğimiz vatandaşlarımızın acısı ilk günkü gibi taze; yüreğimizi yakmaya devam ediyor. İlk andan itibaren Devletimizin tüm imkanları ile Milletimizin yanında olduk; tarihin en büyük arama kurtarma ve iyileştirme çalışmalarını başlattık. Bu süreçte, Devlet-Millet birlikteliği ile dünyada eşine az rastlanır bir dayanışma gösterdik; asrın felaketini asrın birlikteliğine dönüştürdük. Tüm ilgili kurum ve kuruluşlarımız, belediyelerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız ve aziz Milletimizin desteği ile gönülden gönüle köprüler kurduk; bir olduk, birlik olduk. Yaralarımızı el birliği ile sardık, afetin izlerini silmek için hep beraber çalıştık. Afetlerde kaybettiğimiz vatandaşlarımıza bir kez daha Allah’tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına başsağlığı; yaralılarımıza acil şifalar dileriz. Kahramanmaraş merkezli 7.7 büyüklüğündeki depremin 45’inci dakikasında afetin büyüklüğü, etki alanı ve kış mevsiminin zorlu koşulları süratle değerlendirilmiş; Türkiye Afet Müdahale Planı’na (TAMP) göre depremin seviyesi 4 olarak belirlenmiştir. Bu kapsamda uluslararası çağrıya çıkılmış, 90 ülkeden gelen 11 bin 488 arama kurtarma ekibi hızla deprem bölgesine sevk edilmiştir. Asrın Felaketinden Asrın Birlikteliğine” ifadelerini kullandı.
]]>