Ankara Sanayi Odası Ankara’da Türkiye’nin en büyük teknoloji üssünü kurmak için çalışmalara başladı. Ankara’da 1,2 milyon metrekare alanda kurulması planlanan teknoloji üssü projesiyle birlikte Türkiye’nin ihracat katma değerinin artırılması ve sanayi ile teknoloji tabanlı girişimciliğin bir araya getirilmesi hedeflenecek. Çalışmaları ASO Teknopark A.Ş. bünyesinde yürütülen Ankara Teknoloji Üssü kentin hızla geliştiği Eskişehir Yolu üzerinde yer alacak. Temelli Sanayi Havzası olarak da bilinen, ASO 2. OSB, Anadolu OSB ve Başkent OSB’nin yakınında kurulacak ASO Ankara Teknoloji Üssü, sanayi ile üniversite ve teknolojiyi yakınlaştıracak. Ar-Ge ve üretime yönelik imkanların bir arada bulunacağı teknoloji üssünde ürünlerin ticarileşme süreçleri daha hızlı olacak.
ASO Başkanı Seyit Ardıç, Ankara Teknoloji Üssü kurma çalışmalarına ilişkin yaptığı açıklamada, Ankara’nın bölgesel sanayi sıralamasında yüksek ve orta-yüksek teknolojide en çok yatırım yapılan bölge olduğuna dikkat çekti. Başkent’in, 13 organize sanayi bölgesi, 150 Ar-Ge, 36 Tasarım Merkezi, 13 teknoloji geliştirme bölgesi, nitelikli insan kaynağı ve girişimcilik potansiyeliyle Türkiye’nin birçok iline göre daha avantajı konumda olduğunu belirten Ardıç, “Bu avantajın üretime daha iyi yansıtılabilmesi için bilim ve teknoloji ile sanayi arasındaki ekosistemin çok iyi oluşturulması gerekiyor. Biz Ankara Sanayi Odası olarak, Başkentimizin sahip olduğu bu potansiyeli yüksek katma değere dönüştürmek amacıyla Türkiye’nin en büyük teknoloji üssünü kurmak için yola koyulduk” açıklamasında bulundu.
“Sanayi ile teknoloji tabanlı girişimcilik bir araya gelecek”
Türkiye’nin 11 bin 200 dolar olan çalışan başına ihracatının Teknoloji Geliştirme Bölgeleri’nde 15 bin 300 dolara çıktığını, Güney Kore’nin ise çalışan başına ihracatının 28 bin 600 dolar olduğunu belirten Ardıç, şunları söyledi:
“Bu rakamlar bize teknoloji geliştirme bölgelerinin sanayiyle, yani üretimle iç içe olmasının ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. ASO Ankara Teknoloji Üssü, sanayi ile üniversite iş birliğinin güçleneceği, start-up’ların sanayi işletmeleriyle daha yakın ilişki içinde olacağı bir ekosistem oluşturacak. Piyasa odaklı, ihracat potansiyeli yüksek girişimlere yer verilecek. Ankara Teknoloji Üssü, sanayi ile teknoloji tabanlı girişimciliği bir araya getirecek. Ar-Ge, inovasyon süreçleri direkt olarak üretime yönelik yapılacak. Organize Sanayi Bölgeleri ile en üst noktada iş birliği sağlanacak ve ürünlerin ticarileşme süreci hızlanacak. Böylece çalışan başına teknoloji ihracatımızın 15 bin dolar seviyelerinden 30 bin dolarlara ulaşması için zemin oluşturulacak.”
Binlerce mühendis ve bilim insanına istihdam
Başta savunma sanayii olmak üzere ileri teknolojili yüksek katma değer üreten Ankara’nın, ekonomik cazibesinin her geçen gün artırdığını söyleyen ASO Başkanı Ardıç, doğal afet riskinin de düşük olması nedeniyle Başkent’in yoğun göç aldığını da vurguladı. Ardıç, “Son 10 yılda Ankara nüfusu yaklaşık 1 milyon arttı. Bunun yaklaşık 500 bini göçle gerçekleşti ve yapılan araştırmalara göre Ankara’ya göç edenlerin yüzde 35’ini üniversite mezunları oluşturuyor. Yani Ankara’mız en eğitimli göçü alan illerin başında geliyor. Nitelikli insan kaynağımız katlanarak büyüyor. ASO Ankara Teknoloji Üssü’nün oluşturacağı ekosistem, binlerce mühendis ve bilim insanının istihdamına da imkan oluşturacak” ifadelerini kullandı.
“Hem insana hem teknolojiye yatırım”
Öte yandan Ankara Teknoloji Üssü kapsamında ASO Teknopark A.Ş. yönetimi de yeniden yapılandırıldı. Yapılan Genel Kurul’da ASO Başkanı Seyit Ardıç, ASO Teknopark A.Ş. Başkanlığına yeniden seçildi. 7 olan Yönetim Kurulu Üyesi sayısı 9’a yükseltildi. ASO Teknopark A.Ş. Yönetim Kurulu’nda Ankara Sanayi Odası’nın yanı sıra ASO 1. OSB, ASO 2. OSB, ODTÜ Teknokent ve TOBB ETÜ’den çok değerli isimlerle hem insana hem de teknolojiye yatırım yapacak çok güçlü bir kadro oluşturulduğunu belirten ASO Başkanı Ardıç, “Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın hamiliğinde yürüttüğümüz Ankara Teknoloji Üssü çalışmamızı TÜBİTAK da projeleriyle destekleyecek” dedi.
“Yüksek katma değerli ekonomiye geçiş hızlanacak”
Türkiye’nin dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girme hedefine dikkat çeken ASO Başkanı Ardıç, “Ankara Sanayi Odası olarak, ‘Başkentin sanayiinden, sanayi ve teknolojinin başkentine’ vizyonu doğrultusunda ülkemizin bu hedefine ulaşması için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. ASO Ankara Teknoloji Üssü, ülkemizin yüksek katma değerli bir ekonomiye kavuşması için gerekli dönüşümü hızlandıracak” değerlendirmesinde bulundu. – ANKARA
]]>Ankara Sanayi Odası, (ASO) Ankara Kalkınma Ajansı (AKA) ve Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV) iş birliğinde düzenlenen Eko-Üretim Dönüşüm Programı’nın bilgilendirme toplantısı ASO Zafer Çağlayan Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi. Programın açılış konuşmasını ASO Genel Sekreteri Dr. Mehmet Cansız, Ankara Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Emine Doğrukök ve TTGV Yönetim Kurulu Üyesi Levent Mete Özgürbüz gerçekleştirdi.
ASO Genel Sekreteri Cansız, ülke içindeki kamu desteklerini yönlendirmenin ve Türkiye’deki firmaların uluslararası fonlardan yararlanmasını sağlamanın temel amaçları olduğunu kaybetti. Cansız, ASO’nun gelecekte üretimin belirleyicileri olarak iklim değişikliği ve yeşil dönüşüm konularını gördüğünü söyledi. İki konunun da önemsendiğini sözlerine ekleyen çalışmalarını yoğunlaştırdıklarını ifade etti.
“Yeşil dönüşüm artık bir tercih değil, zorunluluktur”
Genel Sekreter Cansız, dünya ticaretinde ve ihracata devam edilebilinmesinin yeşile bakış açısıyla paralel olduğunu söyleyerek, “Şu bir gerçek ki yeşil dönüşüm artık bir tercih değil zorunluluktur. Küresel ekonomik zorlukların devam ettiği bir dönemde, aynı zamanda ekonomiler, büyümeden ve istihdamdan ödün vermeden karbon emisyonlarını azaltmaya ve iklim değişikliğiyle mücadeleye yardımcı olmaya yönelik; küresel çabalara katılım ikilemi ile karşı karşıyadır. Yükselen piyasaların ve gelişmekte olan ekonomilerin kapsamlı kalkınma ihtiyaçları göz önüne alındığında, karbondan arındırma çabalarına sürdürülebilir ekonomik büyümenin eşlik etmesi hayati önem taşımaktadır” diye konuştu.
Ankara Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Doğrukök, EKO-Üretim Dönüşüm Programı’nın ASO ve TTGV ile birlikte gerçekleştirmeyi planladıklarını kaydetti. Doğrukök, program sonucunda verimli sonuçlar çıkacaklarından emin olduklarını söyledi. Doğrukök, programa dahil olan girişim ve işletmelerin uluslararası fonlara erişeceğini ve bu kapsamda Ankara Kalkınma Ajansı’nın uluslararası fonların Türkiye’ye çekilmesi konusunda faaliyetlerine yoğun olarak devam ettiğini dile getirdi.
“Yeşil dönüşümün gerekliliklerini yerine getirirsek bu bizim için potansiyele dönüşecek”
İkiz dönüşümün firmalar için hem bir potansiyel hem de potansiyel bir dar boğaz olarak gördüklerini dile getiren Ankara Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Doğrukök, “Eğer yeşil dönüşümün ve dijital dönüşümün gerekliliklerini yerine getirirsek bu bizim için gerçekleştirilebilecek bir potansiyele dönüşecek. Ama gerçekleştiremezsek de bizim için bir dar boğaza dönüşecek. Kurum olarak bakanlık olarak da bunun farkındayız ve uzun süredir bu alanı destekleyecek faaliyetler gerçekleştiriyoruz. Bildiğiniz gibi çok hızlı değişen çok hızlı gelişen bir çağı tecrübe ediyoruz ve bu çağda bizim rekabet gücümüzü belirleyen aslında değişime adaptasyon yeteneğimiz. En büyük değişimde kapımızdaki ikiz dönüşüm. Bunu zaten kalkınma planlarında da görüyoruz, bölgesel gelişim ulusal stratejisinde de bölgelerimizin kalkınma planlarında da görüyoruz. Biz de bu kapsamda politika yapıcı kurumlar olarak en önemli önceliğimizin kendimizi bu sürece uyarlamak ve bölgemizdeki kurumların bu sürece adaptasyonunu desteklemek olduğunu söyleyebiliriz. Gayrisafi yurt içi hasılaya katkı sunan sektörlere baktığımızda sanayi sektörünün yüzde 25 bir oranla aslında ne kadar önemli olduğunu görüyoruz. Ankara ihracatının ve ithalatının ana sektörlere dağılımına baktığımızda imalat sanayinin yüzde 87’lik ihracat yüzde 84 ithalat değeriyle aslında belirleyici bir sektör olduğunun da farkındayız. Sanayi ve sanayicilerimiz bizim için çok önemli çağın gerektirdiği yetkinlikler ile donatılması çok önemli. Biz de bu kapsamda aslında uzun süredir faaliyetler gerçekleştiriyoruz. Eylem planı yayınlandıktan sonra bütün organize sanayi bölgelerimizde ve teknoloji geliştirme bölgelerimizde yeşil mutabakat farkındalık toplantıları organize ettik” diye konuştu.
Konuşmalarının ardından protokol imza töreni gerçekleştirildi. Ardından katılımcıların soruları cevaplandı. – ANKARA
]]>ASO Başkanı Seyit Ardıç, asrın felaketi 6 Şubat depremlerinin birinci yıl dönümü nedeniyle yayımladığı mesajda, depremde hayatını kaybedenleri bir kez daha rahmetle andı. Kahramanmaraş merkezli depremlerin hemen ardından devletin en üst makamlarıyla direkt temasa geçerek yurt çapında oluşturulan arama- kurtarma ve yardım seferberliğine nasıl katkı sağlayacaklarını istişare ettiklerini belirten ASO Başkanı Ardıç, şunları söyledi:
“6 Şubat’ta meydana gelen depremin ardından ilgili bakanlarla ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile hemen temasa geçtiklerini ve yönetim kuruluyla ‘Deprem Afet Kriz Toplantısı’ yaptıkları ifade eden Ardıç, “Deprem sonrasında bölgeye gıda ve giyecek gibi yardımların ülke genelinde yapılacağını öngörerek, barınma sorununun nasıl çözüleceğine yoğunlaştık. Deprem bölgesinde konteyner kent kurmak için kampanya başlattık. ASO üyelerinin büyük gayretleri, fedakarlıkları ve bağışlarıyla Ankara’daki bir firmamızda ürettiğimiz, içinde 2 oda, 4 yatak, tuvalet, duş, nevresim takımı, mutfak evyesi ve ısıtıcısı da bulunan tam teşekküllü konteynerleri Hatay’a gönderdik. Konteynerlerin içindeki tüm malzemeler üyelerimiz tarafından tedarik edildi. Çocuk oyun alanlarının da yer aldığı Hatay’daki ilk konteyner kent olan, tam donanımlı ASO Yaşam Merkezi’ni faaliyete geçirdik. 300 konteynerin bulunduğu bin 500 kişilik ASO Yaşam Merkezi’nde yemekhane, çocuk eğitim ve bakım merkezi, çocuk oyun parkı ve internet ağı gibi sosyal bileşenler de yer alıyor.”
“Bölgedeki sanayi tesislerinin bir an önce faaliyete geçmesi gerektiğini için ‘tersine göç’ kampanyası başlattık”
Deprem bölgesindeki sanayicilerin taleplerini değerlendirmek ve ASO Yaşam Merkezi’ndeki son çalışmaları incelemek üzere Hatay’a bir ziyaret de gerçekleştirdiklerini belirten Ardıç, “Yönetim Kurulumuz ile birlikte Antakya Organize Sanayi Bölgesi’ne giderek, nasıl destek sağlayabileceğimiz konusunda istişarelerde bulunduk. Bölgedeki sanayi tesislerinin bir an önce faaliyete geçmesi gerektiğini için ‘tersine göç’ kampanyası başlattık” dedi.
“Depreme hazırlığımızı en üst düzeye çıkarmalıyız”
Ardıç, 6 Şubat depremleri sonrası devlet ve millet dayanışmasının bir kez daha en üst düzeyde olduğunu söyledi. Cumhuriyetin ikinci yüzyılında göz önünde bulundurulması gereken en önemli konunun kentleri deprem başta olmak üzere doğal afetlere karşı dirençli ve hazırlıklı hale getirmek olduğunu belirten Ardıç, mesajında şunları kaydetti:
“Sanayicisiyle, turizmcisiyle, sanatçısıyla, çalışanı ile yılmadan üreten, her düştüğünde daha güçlü bir şekilde ayağa kalkmasını bilen insanların yaşadığı çok kıymetli bir ülkemiz var. Ancak bu güzel vatanımızın bir deprem ülkesi olduğu gerçeğini asla unutmamamız gerekiyor. Bugüne kadar çok kayıplar ve acılar yaşadık. Deprem ve doğal afetler nedeniyle yaşanan can kayıpları ve hasarı minimize edebilmemiz mümkün. Bilim insanlarının uyarılarını dikkate alarak, olası afetler için ne ölçüde hazırlıklı olduğumuzu belirlememiz ve eksiklerimizi tamamlayarak, hazırlık seviyemizi en üst düzeye çıkarmamız gerekiyor. Yaşadıklarımızdan ve hatalarımızdan ders alırsak, gücümüz depreme yeter.” – ANKARA
]]>Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Ankara Sanayi Odası (ASO) tarafından, Aralık 2018’de ASO Yetkinlik ve Dijital Dönüşüm Merkezi’nin (Model Fabrika) hayata geçirilmişti. Üretimde verimliliğin arttırılması, dijital dönüşüm sürecinin hızlandırılması amacıyla kurulan Model Fabrika’da; hata yapma özgürlüğünün olduğu gerçek bir üretim ortamında, deneyimsel öğrenme teknikleri kullanılarak operasyonel mükemmeliyet ilkelerinin öğretilerek, eğitim ve danışmanlık hizmetleri veriliyor. Model Fabrika’da yüzde 65 uygulamalı, yüzde 35 ise kurumsal eğitimden faydalanılarak, deneyimsel öğrenme ilkelerine dayalı programları benimseniyor.
Model Fabrikanın ana hizmet alanlarından biri olan Öğren Dönüş Programı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, ASO, ASO 1. Organize Sanayi Bölgesi (OSB) ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) destekleri ile Mayıs 2019’da resmi olarak başlamıştı. Öğren-Dönüş Programı ile KOBİ ve ufak işletmelerin hiçbir yeni yatırım yapmadan sadece üretime bakış açılarını değiştirerek, “Yalın Üretim Metodolojisi” ile verimliliklerini önemli ölçüde artırmalarını, elde ettikleri kazanımları kendi içlerinde yayarak sürdürebilir kılmalarını, iş hacimlerini ve istihdamlarını artırmaları sağlanıyor.
Bu kapsamda, ASO Hizmet Binası Zafer Çağlayan Meclis Toplantı Salonu’nda ASO Model Fabrika 14. Öğren Dönüş Programı için tanıtım toplantısı düzenlendi. Toplantıya ASO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ercan Ata ve ASO 1. OSB Yönetim Kurulu Üyesi Serdar Tütek’in yanı sıra Öğren-Dönüş Programı’na katılan 6 firmanın temsilcileri ve ASO üyeleri katıldı.
ASO Başkan Yardımcısı Ercan Ata, burada yaptığı konuşmada, inovasyon ve teknoloji alanında önemli bir dönemeçten geçildiğini aktararak, “15-19 Ocak tarihleri arasında İsviçre’nin Davos kasabasında ‘Güvenin Yeniden İnşası’ ana temasıyla düzenlenen zirvede tartışılan ana konuların teknolojideki yenilikler, robotik gelişmeler, yapay zeka ve dijitalleşme olduğunu gördük. Dijital teknolojiler ve inovasyon, sürdürülebilir ekonomi için en önemli araçlar artık. Bu yetkinlikleri elde edebildiğimizde verimliliği arttırarak önemli rekabetçi avantajı sağlayacağımız aşikardır” dedi.
Dünyada rekabetçiliğin hızla değiştiğini savunan Ata, “Dolayısıyla biz de ülke olarak ikiz dönüşüm ve verimliliğe odaklanmalı, bunu yanında üretken yapay zeka seferberliğini de ortaya koymalıyız. Bunları gerçekleştirmez isek, ülke olarak hem coğrafi konum avantajını hem de yetenekli iş gücümüz nedeniyle kazanmış olduğumuz rekabetçi iş gücümüzü kaybedebiliriz” diye konuştu.
Sanayileşme ve bilgi toplumu olma yolunda endüstriyel robotların kullanımının dünya ülkelerinde yaygınlaştığı bilgisini veren Ata, “Gelişmiş ülkelerde, endüstriyel robotlar artık sadece büyük birkaç şirketin kullanım tekelinden çıkıp tüm endüstriyel sektörlerde ve orta ölçekli şirketlerde kullanılır hale geldi. Ülkelerin endüstriyel robotları kullanma durumu, sanayide 10 bin çalışan başına düşen robot sayısı ile ölçülüyor, Robot Yoğunluğu olarak adlandırılıyor. 2022 yılında dünya genelinde ortalama Küresel Robot Yoğunluğu 10 bin çalışan başına 151 robotla en yüksek seviyeye yükseldi. Bu oran Güney Kore’de bin, Singapur’da 730, Almanya’da 415 seviyesinde. Ülkemiz ise 40 robotla bu konuda oldukça gerilerde” ifadelerini kullandı.
ASO Başkan Yardımcısı Ata, 5 yıldır, ASO Model Fabrika olarak, gelişen, değişen ve dönüşen dünyada öncü rol oynamaya çalıştıklarını savunarak, “Bu süre zarfında, teknolojinin sınırlarını zorlamak, sürdürülebilir çözümler üretmek ve geleceği şekillendirmek adına birçok başarıya imza attık” değerlendirmesini yaptı.
Ata, 4 ayda hiçbir yeni yatırım yapmadan, sadece üretime bakış açısını değiştiren ‘Yalın Sistem Yaklaşımı’nın sahada nasıl bir fark oluşturduğuna, sonuçlarını paylaştıkları Öğren Dönüş Programı tanıtımlarında herkesin tanık olduğunu kaydetti.
Ata, konuşmasına şöyle devam etti:
“Pilot alanda elde edilen kazanımların ciroya yansımasıyla Öğren Dönüş Programlarımızın aslında kendi kendini ödeyen bir yapısı olduğunu tekrar hatırlatmak isterim. Hesaplanan yatırım yani program hizmet bedeli geri dönüş sürelerinin günler bazına inmesi bunun en somut kanıtıdır.”
ASO 1. OSB Yönetim Kurulu Üyesi Tütek ise ASO Model Fabrikalarının önemli olduğunu söylediği görevleri yerine getirdiğini belirterek, “Türkiye’deki sanayicilerin verimliliğinin artmasını yanı karlılığının artmasını sağlıyor. Eğer ülkemizi hep beraber bir yere getirmek istiyorsak öncelikle sanayicilerimizi sanayi tesislerinden para kazanır hale getirmemiz gerekiyor. Çünkü eskiden biz bir ürüne fiyat verirken müşterimiz bizden teklif istiyordu. Biz de bu fiyatları verirken maliyetlerimizi çıkarıyorduk, ardından maliyetlerimizin üzerine makul bir kar koyarak müşterimize sunuyorduk. Artık her ürünün kendi coğrafyasına göre bir market fiyatı var. Yani bir ürün Alman ise farklı bir fiyatı var, Türk ise farklı fiyatı var. Ama siz bu fiyatın dışında bir fiyatla karşılaşamıyorsunuz. Demek ki bizim karımızı artırmamız için iki tane şeye ihtiyacımız var. İlki maliyetlerimizi düşürmemiz, ikincisi de ülkemizin toplumsal kalite değerini yukarı almamız gerekiyor. Her iki konuda da Model Fabrika bu görevi yerine getirmeye çalışıyor. Tam da o noktaya atış yapıyor” dedi.
Model Fabrika’da yaptıklarının teknik bir konu olmadığını dile getiren Tütek, “Bir şeyin kullanımını öğretmiyoruz. Kültür değişimi yapıyoruz. İnanın bana bu çok zor ve zaman alıcı. Yapmaktan başka şansımız yok. Eğer yarın başlarsa bugüne göre bir gün daha geriden gideceğiz. Amaç, Türkiyemizin gelişmesi ise amaç ülkemizde daha iyi şartlarda yaşamaksa gömleğin ilk düğmesi Yalın Üretim’e geçiş olmalı. Eğer gömleğin ilk düğmesini doğru iliklersek arkasından diğer doğrularımız gelecek. Maalesef bir Yalın Üretim’in sanayide yaygınlaşması konusunda çok geç kaldık. Artık kaybedecek bir dakikamız bile yok. Çok hızlı, çok çabuk davranmamız gerekiyor. Eğer birileri Model Fabrika sayesinde bu ihtiyacı kendilerinde hissetmişlerse hızlı bir şekilde cesaretimizi toplayıp yürümemiz gerekiyor” diye konuştu.
Tanıtım toplantısının ardından Öğren-Dönüş Programı’na katılan 6 firmanın üst düzey yöneticileri, program sonucunda, firmalarının saha çalışmalarında elde edilen sonuçları yanı sıra firmaların program süresince yaşadıkları deneyimleri aktarması ile sona erdi.
Programın sonuçları
ASO Model Fabrika 14. Öğren Dönüş Programı kapsamında acil aydınlatma sistemleri üzerine üretim yapan bir fabrikada 2 ürün ortalamasında üretim adedi/gün artışında yüzde 131 artış, çalışma süresinde yüzde 56 azalma sağlandı. Ayrıca söz konusu firmada program ile ürün başı işçilik maliyetlerinde 59 azalma gerçekleşirken yatırımı geri kazanma süresi ise 8 güne düştü.
Program ile bulaşık makinesi sepeti, buzdolabı rafı ve çekilmiş tel üreten bir firmada ise tel kesme üretim miktarında yüzde 21, tapa çakma üretim miktarında ise yüzde 13,2 artış sağlandı. Firmada yapılan personellere yapılan yetkinlik matrisleri ile mevcut durumun belirlenmesi, eğitim yapılması konusunda çalışma adımlarının atılması gibi iyileştirmelerle kalıp değişim süresinde yüzde 22 azalmanın yanı sıra yatırımı geri kazanma süresi de 11 güne düşürüldü.
10 ülkeye ihracat yapan askeri ve mobilizasyon kampları, okul, konut, hastane, yatakhane ve GSM kabinleri kuran bir firmada ise program kapsamında toplam ekipman verimliliği artışında yüzde 74 artış, kalıp değişim süresindeki azalma ise yüzde 60 azalma sağlandı.
1996’da OSTİM’de kurulan asansör güvenlik ekipmanları üzerine üretim yapan bir fabrikada ise program ile üretim takip formaları oluşturulması, 150 metrekare alan tasarrufu sağlanması ve yetkin operatör kalıp model ayarı için tezgah duruşları yüzde 12 azaltılması sonucunda toplam ekipman verimliliği yüzde 42 artarken, kalıp ve model değişim süresi yüzde 33 azaldı.
230 çalışanlı otomotiv, mimari, endüstriyel, balistik ve ısı yalıtımlı cam imalatı yapan bir fabrikada ise program kapsamında fazla mesai oranında yüzde 100 azaltma yapılması, üretim hedeflerinin belirlenerek günlük performans takibi yapılması sonucunda laminede ortalama günlük üretim adedi yüzde 67, cam işlemede ise yüzde 80 artış sağlandı. Bunun yanı sıra fabrikada toplam ekipman verimliliğinde yüzde 58 artış meydana gelirken, fazla mesai ihtiyacında yüzde 100 azalma sağlandı.
Program ile 15 ülkeye ihracat yapan endüstriyel mutfak ekipmanları üretimi yapan bir fabrikada tek parça akış üretim modeline geçilmesi, anlık performans takibi sağlanması ve 120 metrekare alan tasarrufu sağlanması sonucunda, günlük üretim adedinde yüzde 192, adam başı üretim adedinde ise yüzde 133 artış sağlandı. – ANKARA
]]>