Aslında – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Mon, 22 Jul 2024 23:21:04 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 CHP Genel Başkan Yardımcısı Aylin Nazlıaka: Soyadı dayatması 9. yargı paketinden çıkartıldı https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-aylin-nazliaka-soyadi-dayatmasi-9-yargi-paketinden-cikartildi/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-aylin-nazliaka-soyadi-dayatmasi-9-yargi-paketinden-cikartildi/#respond Mon, 22 Jul 2024 23:21:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41475

(ANKARA)- CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile TBMM’de yaptığı görüşmenin ardından “9. yargı paketinde kadınlar için bir tehdit olarak duran soyadı dayatması bizim çok üzerinde durduğumuz bir konu. Biz meseleye sadece bir soyadı seçimi olarak bakmıyoruz. Bu aslında kadınların kimliğine sahip çıkma hakkıdır. Bu aslında kadın erkek eşitliği hakkıdır. Sayın Bakanla yaptığımız görüşmede bu dayatmanın 9. Yargı Paketi’nden çıkartıldığı müjdesini sizlere vermek isterim” dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, Kadın Kolları Genel Sekreteri Mehtap Yücel ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile TBMM’de bir araya geldi. Yaklaşık 1,5 saat süren görüşmenin ardından açıklama yapan Nazlıaka, görüşmenin olumlu geçtiğini ve Bakan Göktaş’a bir dosya sunduklarını söyledi.

“Pek çok konuda istişarede bulunabileceğimizi gördük”

“Sayın Bakan’a kendi alanı içerisinde olan konulardaki politikalarımız, yaşanılan bir takım sorunlar ve bunlara dair çözüm önerilerimizi sundum. Bu toplantıya gelmeden önce Türkiye Kadın Hareketi ile birtakım istişarelerde bulunduk. Onlardan bize iletilen bir dosyayı da kendilerine sunduk. Sayın Bakan bu dosyaya bakacak bizim CHP olarak sunduğumuz dosyadaki bazı soruları da daha sonrasında yazılı olarak yanıt verecek. Ben de görüşmenin detaylarını yarın saat 10.30’da Genel Merkezimizde yapacağımız basın açıklamasında iletiyor olacağım. Görüşmenin içerisinde ileteceğim detaylar tamamen Sayın Bakan’ın da onayladığı, itiraz etmediği içerikler olacak. Bizler bugün kendisiyle kadına yönelik şiddet meselesini konuştuk. Kadın hakları, çocuk hakları, yaşlıların, yoksulların sorunları, engellerin sorunları, şehit yakınları ve gazilerin sorunları kısacası Türkiye’deki tüm kırılgan gruplara dair görüşmeleri içerdi. Sayın Bakan aslında pek çok konuda istişarede bulunabileceğimizi, bir daha görüşme yapabileceğimizi, bundan sonraki süreçte de bu tip görüşmeleri yapabileceğimizi bir kez daha anlaşmış olduk. Bu açıdan kıymetli ve değerli bir görüşmeydi.

“Karma eğitim konusunda Bakan ile uzlaştık”

Şu tip unsurlarda ortaklaştığımızı söyleyebilirim; medeni kanun biz kadınlar için eşit yurttaşlık bildirgesi niteliğinde ve bizim önemli bir çimentomuz. Burada daha önce Adalet Bakanı’nın birtakım söylemleri olmuştu daha önce. Kendisi Medeni Kanunu ‘sil baştan yazacağız’ demişti. Bu da biz kadınları teyakkuza geçirmişti, oldukça endişelenmiştik. Ancak Sayın Bakan’ın da bu konuda bizimle benzer şekilde düşündüğünü gördük, bu mutluluk verici. Yine Eğitim Bakanı’nın da bir açıklaması olmuştu; ‘eğer kız okulları açılırsa, karma eğitime son verilirse birçok aile çocuklarını daha fazla okula gönderir’. Oysa ki biz tabi ki her zaman laik, çağdaş ve karma eğitimden yanayız. Dolayısıyla karma eğitim noktasında da uzlaştığımızı söyleyebilirim. Ayrıca 6284 nolu yasanın budanmaması noktasında yine ortaklaşabileceğimizi hissediyorum. İstanbul Sözleşmesi’nden asla vazgeçmediğimizi bir kez daha vurguladım. Kadınların can simidi olduğunu ve kendi alanında hazırlanmış olan altın sözleşme olduğunu vurguladım. ŞÖNİM sayısının artması gerektiğinden tutun da elektronik kelepçede yaşanan birtakım zafiyetler, KADES sistemine dair birtakım değerlendirmeler gibi birçok unsuru konuştuk.

“Kadın yoksulluğu en önemli sorunlardan biri”

Türkiye’de yaşanan en büyük sorunlardan bir tanesi de sorunların çözülebilmesi adına verilerin eksikliğine yönelik yaşanan sorunlar. Dolayısıyla veri eksikliği ile ilgili olarak da Bakanlığın bir çalışması olduğunu mutlulukla öğrendim. Çünkü şu anda örneğin kadın cinayetlerine dair verileri biz Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’ndan alıyoruz. O yüzden bu konudaki çalışmayı çok değerli buluyoruz. Şüpheli ölümlerin üzerine gidilmesi noktasında bir değerlendirme de yaptık çünkü şüpheli ölüm diye bir şey yoktur, üzeri kapatılan bir dosya, korunan bir katil vardır diyoruz. Bu konuda da önümüzdeki süreç içerisinde birtakım istişarelerde bulunmak mümkün. Kadın doğurganlığı üzerinden de konuştuk. Birleşmiş Milletler Kadının Statüsü Komisyonu’nda bu yıl ortak bir karara atılan imza var. Buna göre de aslında haneye değil kişiye dayalı gelir analizi yapılması gerekiyor. Özellikle kadın yoksulluğu konusunda bunu çok önemsiyoruz. Bir ailenin asgari ücret düzeyinde bir geliri olabilir yani 17 bin 2 lira girebilir ama kadının cebine değil 170 lira 17 lira bile girmiyor olabilir. Dolayısıyla kişiye özel bir çalışma yapılması gerekiyor.

“Soyadı dayatması 9. yargı paketinden çıkartıldı”

Bir de müjde vermek istiyorum; 9. yargı paketinde kadınlar için bir tehdit olarak duran soyadı dayatması bizim çok üzerinde durduğumuz bir konu. Biz meseleye sadece bir soyadı seçimi olarak bakmıyoruz. Bu aslında kadınların kimliğine sahip çıkma hakkıdır. Bu aslında kadın erkek eşitliği hakkıdır. Ailenin eşitlik esasına dayalı olarak kurulması, kadının bir soy kütüğünden bir başka soy kütüğüne geçmeme hakkıdır. Kadınların tercih hakkıdır. Kadınların kendi yaşam tercihlerini belirleyebilmesi demek bir demokrasi hakkıdır. Anayasa Mahkemesi’nin bu yönde vermiş olduğu bir karar var. Bu karara uyularak aslında anayasaya uyulması noktasında da son derece hassas olduğumuz bir unsurdur. Sayın Bakan’la yaptığımız görüşmede bu dayatmanın 9. yargı paketinden çıkartıldığı müjdesini sizlere vermek isterim. Bunun için mücadele veren tüm kız kardeşlerime, eşitlikçi erkeklere, başta Genel Başkanımız Özgür Özel olmak üzere partimize de teşekkür ediyorum. Bu biz kadınlar için olmazsa olmazdı.”

]]> https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-aylin-nazliaka-soyadi-dayatmasi-9-yargi-paketinden-cikartildi/feed/ 0 CHP’nin MHP’ye bayram ziyaretine ekonomi damga vurdu https://www.haber60.com.tr/chpnin-mhpye-bayram-ziyaretine-ekonomi-damga-vurdu/ https://www.haber60.com.tr/chpnin-mhpye-bayram-ziyaretine-ekonomi-damga-vurdu/#respond Mon, 17 Jun 2024 21:09:29 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35350 Geleneksel olarak gerçekleştirilen siyasi partiler arası bayramlaşma ziyaretinde, Kurban Bayramı dolayısıyla MHP heyeti Cumhuriyet Halk Partisi heyetini kabul etti.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz, CHP Kadın Kolları MYK Üyesi Azize Çeroğlu, Gençlik Kolları MYK Üyesi Eda Albayrak’tan oluşan CHP heyeti, MHP ile bayramlaştı. Ziyarette CHP’lilerin ekonomiyle ilgili eleştirileri öne çıkarken MHP’den ise kitlerle ilgili açıklama yapıldı.

“MAALESEF BAYRAMDA EKONOMİK KRİZ NEDENİYLE VATANDAŞ MUTSUZ”

Partiler arası bayramlaşmaların Türkiye’de artık geleneksel hale gelmesinin genç siyasetçilere bırakılan bir miras olduğunu belirten CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz, “Siyasetin doğruları ve güzellikleri olduğu kadar zorlukları ve sıkıntıları da var” diye konuşarak, şunları aktardı: “Türkiye’de yaşanan özellikle gerginleşen siyasi ortamda ölçüsü kaçan açıklamalar, üslubun sertleşmesi gibi bazı durumlar bu gibi bayramlarda aslında daha iletişime açık, daha diyaloğa açık, daha fazla kucaklaşabilme imkanını da sağlamış oluyorlar.

Bayramlar güzel ancak maalesef bu bayramda ekonomik krizin vatandaşlarımızda bir mutsuzluk, bir umutsuzluk söz konusu. Özellikle asgari ücrete iyileştirme yapılmayacağı yönünde hükümet kanadından gelen açıklamalar en düşük emekli aylığının geçinebilme sınırının çok altında kalması.

“NEREDE O ESKİ BAYRAMLAR CÜMLESİNİ SIK DUYDUĞUMUZ SÜREÇTEYİZ”

Emeklilerimizin geçinememesi ve çeşitli toplum katmanlarında da ekonomik krize bağlı çok travmatik sıkıntıların yaşanıyor olması, bayramın bütünüyle tüm toplum kesimlerinde aynı heyecanı oluşturduğunu söylemek oldukça zor. Biraz daha nerede o eski bayramlar cümlesini aslında sık duyduğumuz bir sürecin içindeyiz. Bu bakımdan ümit ediyorum bu bayramdan başlayarak ekonomideki önceliklerin ihtiyaç duyan geçim sıkıntısı yaşayan, işsizlik altında ezilen gençlerimizin de dahil edilip sorunlarının hızla çözüldüğü bir sürece dönüşsün. Bu sürece dönüşmesi için de biz tabii siyasi partilerin varlık nedeni bu sorunların çözümüne katkı sağlamak ve bu doğrultuda iddialar ortaya koymak. Bu anlamda da biz de her zaman kolektif bir çalışmaya hazır olduğumuzu bu konuda vatandaşımızın sorun sıkıntılarını duyurmak adına da mücadele devam edeceğimizi ifade etmek istiyorum.”

MHP’DEN KİTLERLE İLGİLİ VURGU: YASAL DÜZENLEME SÖZ KONUSU DEĞİL AMA…

MHP Genel Başkan Yardımcısı Mevlüt Karakaya 5 yıl yoğun bir çalışma temposunun olduğuna değinerek, “Kitlerin hem alt komisyonları hem de üst komisyonlarında çok önemli konular konuşuldu. Tartışıldı, kararlara bağlandı. Bu kitlerle ilgili yasal düzenleme henüz somut bir şeyi söz konusu değil ama söylediğiniz kadarıyla ifade etmek gerekirse, hazine aslında kitlerin sahibi. Hazine aslında işin ve şirketleri sahibi. Kim adına? Sonuçta bu millet adına, devlet adına sahipliğini yapıyor. Öteden beri de hazinenin sahiplik kartını kullanarak daha bir yönlendirici olma durumu var ama kitlerin tamamen ayrı bir statüsü de var.

Kitler yönetim kurullarıyla yönetilir. Bakanlıklar yani kitin ait olduğu ilgili ilgili birimler icrasına karışamazlar. Sadece denetim ve gözetimiyle ilgilenirler. O anlamda bir düzenlemenin yapılması da bu anlamda çok da bir sıkıntı oluşturmayabilir. Çünkü hazine daha çok kontrolcü bir yaklaşımla icracı bakanlıklar daha farklı yaklaşabilirler. O ayrım konusunda o sınırlar konusunda belki esnetme gayretleri olabilir. Yani aslında sizin bakış açınızla bakınca hazinenin bu işi kontrol altına alması belli yönetiminde götürmesi, diğer o sektörel veya da ilgili bakanlıkların çıkarması önemli. Tabii Yönetim Kurulu Başkanı olmamak genel müdürleri o kurumda yönetsel olarak biraz zayıflatır. Ama o denge denetim mekanizması açısından bakıldığındaki şu anda kitlerin bir kısmında uygulama zaten var. Genel müdürün Yönetim Kurulu Başkanı olmadığı kitler var. Yani onların sonuçları, uygulama sonuçları başarılı görüldü ki böyle bir şeye de girildi” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/chpnin-mhpye-bayram-ziyaretine-ekonomi-damga-vurdu/feed/ 0
Türkiye’de Deprem Erken Uyarı Sistemi İçin Akademik Danışma Bilim Kurulu Oluşturuldu https://www.haber60.com.tr/turkiyede-deprem-erken-uyari-sistemi-icin-akademik-danisma-bilim-kurulu-olusturuldu/ https://www.haber60.com.tr/turkiyede-deprem-erken-uyari-sistemi-icin-akademik-danisma-bilim-kurulu-olusturuldu/#respond Wed, 12 Jun 2024 21:15:45 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35196

TÜRKİYE’de, deprem erken uyarı sistemi olarak geliştirilen EDIS için 10 üniversiteden akademik danışma bilim kurulu ve istişare kurulu oluşturuldu. Yapılan ilk toplantıda, EDIS Afet ve Deprem Sistemleri A.Ş. CEO’su Ali Emre Erişen, uygulamanın merkez üssüne bağlı olarak depremi, etkilenecek bölgeye 117 saniyeye kadar önceden bildirebileceğini belirterek “EDIS, hayat kurtaran haberci” dedi.

Türkiye’de Deprem Erken Uyarı Sistemi’nin Kurulumu ve Kullanıcılara Sinyal Verilmesi Projesi kapsamında oluşturulan akademik danışma bilim kurulu ve istişare kurulu, Yıldız Teknik Üniversitesi’nde 15.00’da toplandı. Toplantıda, Türkiye’de bulunan 10 üniversiteden deprem bilimci, afet yönetim uzmanı, sosyolog, psikolog gibi farklı alanlardan öğretim üyeleri ile iş dünyası ve STK temsilciler de yer aldı. Kurula ayrıca ABD, Japonya, İtalya, Meksika ve Tayvan’dan da bilim insanları da dahil edildi.

Dünyada sadece 5 ülke tarafından kullanıldığı aktarılan deprem erken uyarı sisteminin, Türkiye’de de EDIS’in oluşturulmasından sonra fabrikalarda, hızlı trende, AVM’lerde ve bazı bölgelerde pilot olarak kullanıldığı belirtildi.

“BELİRLİ BÖLGELERDE 186 SANİYEYE VARAN ERKEN UYARILAR ALDIK”

EDIS CEO’su Ali Emre Erişen, uygulamanın pilot bölgelerde üstün başarı gösterdiğini belirterek, “Uzun yıllardır deprem erken uyarı sistemleri üzerine çalışıyoruz. İlk 2016 yılında başlamıştık. 2019 yılında aslında bu yazılım, algoritma tamamlandı ve saha testlerine başladık. 2019- 2022 arasında saha testlerini tamamladık. 2 Haziran’dan beri aslında bu sistem aktif olarak Türkiye’nin belli bölgelerinde çalışıyordu. Fakat 2 Haziran sonrasında bunu sahada kullanmaya başladıktan sonra şunu gördük; elde ettiğimiz süreler ve erken uyarı zamanları, hem bizim için hem de insanlık için beklemediğimiz daha güzel sonuçlar doğurdu. Biz de bunu, aslında bugün buradaki amacımız bu bilim kurulunun hedefi, bu sinyal insanlık yararına da kullanabilir miyiz? Çünkü belli bölgelerde, bu sanayilerde, belli hızlı trenlerde, 186 saniye varan erken uyarı süreleri kazandık. Bu insanlık için de bizim için de güçlü bir umut doğurdu. Bununla alakalı devletle alakalı belli konularda çalışmalara başladık. Akabinde bazı alanlarda aslında biraz çekinceler oldu. Yani bu, insanlara verilmeli mi verilmemeli mi? İnsanlar buna nasıl tepki verirler? Baktık, bu işin sonucu çok fazla gelmeyecek ve dedik ki bunla alakalı ne yapalım bu işi ehline bırakalım. Aslında bu bizim gibi işte mühendislerin ya da işte depremcilerin alanından ziyade toplum bilimcilerin, afet bilimcilerin alanı. Bunu, vatandaş tarafından kullanılıp kullanılmayacağını bununla alakalı birçok üniversiteyle iş birliği yaparak bu bilim kurulu faaliyetleri çalışmalarını başlattık” dedi.

EDIS’İN DİĞER SİSTEMLERDEN FARKI NE?

EDIS’in depremi yarım saniye gibi bir sürede algılayıp sinyal göndererek dünyada bir ilki gerçekleştirdiğine vurgu yapan Erişen, “Önceden sistemler şöyle çalışıyordu; mesela mevcutta şu an Japonya’da, Meksika’da, Amerika’da olan sistem, bunlar depremi belirli bölgelerde algılayıp kendi merkez üslerine bir erken uyarı gönderiyorlar oradan alınan sinyallerle. Japonya’daki fay hatları şehir merkezine 200 ila 500 km aralıklarla belli lokasyonlarda. Bunun için eski geleneksel sistemler Türkiye’de çalışmıyor. Çünkü onların fay hattının uzaklığından dolayı, örnek veriyorum işte, 300 kilometre ilerideki bu fay hattından depremin ulaşması 80- 90 saniye. Siz 40- 45 saniyede bunu analiz ettiğiniz zaman ülkeniz için veya onu vereceğiniz erken uyarı bölgesi için, 45 saniye süre kazanmış oluyorsunuz. Fakat Türkiye’de fay hatları çok yakından, bazı yerlerde denizden geçtiği için, bu kadar süremiz yok. 40-45 saniye geçmesi demek deprem etkiledi, vurdu gitti oluyor. Bundan dolayı Türkiye’de eski geleneksel sistemler kullanılmıyordu. Şu an geliştirmiş olduğumuz sistem, hızını birkaç kat artırdığından dolayı şu an saliseler içinde, saniye bile değil, yarım saniye gibi bir sürede algılayıp istasyona verdiğimiz sinyalle şu an aslında dünyada bir ilke imza atmış olduk” ifadelerini kullandı.

“MARAŞ VE PAZARCIK GİBİ DEPREMLERDE 117 SANİYE SÜRE KAZANABİLİRDİK”

Erişen, geçtiğimiz yıllarda yaşadığımız depremlerden söz ederek, “Biz, fay hattının üzerine belirli noktalarda belirli istasyonlar yerleştirdik. Bu istasyonu aldığımız sensörleri yerin belli bir derinliğine indirebildiğimiz kadar burada indiriyoruz, denizde de aynı şekilde. Bunları fay hattının tam üstüne ve derinliklere yerleştiriyoruz. Bu sayede fay hattının aslında ilk o patlama dediğimiz patlamada, bir enerji açığa çıkıyor. Biz bu enerjiyi algıladığımız o büyüklüğe göre depremin şiddetini ve yerine hesaplıyoruz. Kullanıcılarımıza aslında fiber üzerinden veya internet üzerinden iletiyoruz. Deprem yeryüzünde ortalama, Türkiye için söylüyorum; 3,5 km hızla ilerliyor. Bu, şu demek; siz deprem merkezinden 350 km uzaktaysanız, depremi düşünün, Maraş depremini, Pazarcık depremini, 411 kilometrelik bir alanda yıkıcı etkisi oldu. Bu da şu demek; baktığın zaman 117 saniye süre kazanımımız olabilirdi. Bir de patlama ile kırılma arasındaki geciken bir süre var. Dolayısıyla depremden uzaklaştıkça belli bir sürede kazanımımız oluyor. Bu şu an için planladığımız kurduğumuz bazı belli alanlarda da aslında asansörleri durduruyor, kapıları açıyor, yürüyen merdiveni, otopark kapılarını açıyor ve programladığımız sistemi devreye sokuyor” şeklinde konuştu.

“İNSAN DAVRANIŞLARINI ODAĞA ALARAK KORUNABİLECEĞİMİZİ TOPLUMA ANLATMAK GEREK”

Klinik Psikolog İnanç Sümbüloğlu, depremin psikolojik boyutunu ele alarak, “Erken uyarı sistemlerinin halk tarafından bilinmesi, dolayısıyla da afet bilinci oluşturmak ve aslında bir afet sırasında da daha sonrasında da oluşabilecek ikincil travmaların önlenmesi toplumun bu konuyla ilgili farkındalığının artması ve doğru insan davranışları planlamasını yapılabilmesi ile ilgili psikoloji bilimi devreye giriyor. Dolayısıyla da aslında bilinçlenmek, doğru planlama yapmak, duyguyu yönetmek ve aslında kayıtlarımızı azaltmak gerek hem ruhsal olarak hem de belki fiziksel olarak.” dedi.

Deprem davranış eğitiminin yetişkin düzeyine çıkarılmasının önemine değinen Sümbüloğlu, “İlkokullarda çocukların deprem bilincini arttırmak bu noktada yaşayabilecekleri duyguları yönetmek ve afet sırasında ve sonrasında bütün bu meseleleri aileleriyle öğretmenleriyle arkadaşlarıyla konuşabilecek bir alan açmak zaten Türkiye’de halihazırda olan bir şey ama bunu yetişkinlere doğru yaymak, üniversitelere doğru yaymak, şirketlere doğru yaymak, toplumun genelini bu bilinci kazandırmak amacıyla bu eğitimler daha da yaygınlaşmalı. Korkmak yerine insan davranışlarını odağa alarak aslında kendimizi merkeze alarak korunabileceğimizi doğru planlama yapabileceğimizi belki topluma anlatabilmek gerek” ifadelerini kullandı.

]]> https://www.haber60.com.tr/turkiyede-deprem-erken-uyari-sistemi-icin-akademik-danisma-bilim-kurulu-olusturuldu/feed/ 0 Engin Altan Düzyatan, farklı bir rol için ‘Dünya Varmış’ filminde yer alıyor https://www.haber60.com.tr/engin-altan-duzyatan-farkli-bir-rol-icin-dunya-varmis-filminde-yer-aliyor/ https://www.haber60.com.tr/engin-altan-duzyatan-farkli-bir-rol-icin-dunya-varmis-filminde-yer-aliyor/#respond Fri, 31 May 2024 08:30:23 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34112 Oyuncu Engin Altan Düzyatan, birbirinden farklı rolleri oynamayı sevdiğini belirterek, “Ben biraz konfor alanımdan çıkmayı seviyorum yani ‘konfor alanımda kalıp da aynı tarz işleri oynayayım ve hani nasıl olsa buralarda iyiyim, iyi olduğum yerden çıkmayayım ki bir eleştiriyle karşı karşıya kalmayayım’ durumunda değilim.” dedi.

Altın Portakal ödüllü Ali Adnan Özgür’ün yönettiği, Ali Adnan Özgür ve Sarp Bozkurt’un senaryosunu kaleme aldığı post-apokaliptik ögeler taşıyan macera ve komedi filmi “Dünya Varmış”ın başrollerini Engin Altan Düzyatan, Bozkurt, Melisa Şenolsun paylaşıyor.

Oyuncu, çekimleri devam eden filmin Bodrum’daki setinde AA muhabirine, post apokaliptik ve komedi sevenleri sinema salonlarına çekmeyi bekleyen filme dair şunları söyledi:

“Keyifle kabul ettiğim bir proje oldu. ‘Dünya Varmış’, değişik tarzda bir film. Post apokaliptik başlayıp macera filmine doğru yönelip ama bir yandan içinde ciddi komedi unsurları da barındıran bir tür. Şimdiye kadar oynadığım rollerden farklı. İçinde olmak istememin sebebi de bu aslında. Çünkü beni tanıyanlar biliyordur, birbirinden farklı rolleri oynamayı ve bunları deneyimlemeyi seviyorum. Yeni şeyler öğreniyorum ve bu öğrendiklerimin yanıma kar kaldığını düşünüyorum. O yüzden burada yeni bir şey deniyorum. Çok da keyifli gidiyor şimdilik.”

Düzyatan, güzel bir senaryo olduğunu ve sette güzel ekiple çalıştıklarını vurgulayarak, “Çok güzel bir yerde çalışıyoruz her şeyden önce. İstanbul’un keşmekeşinden uzakta, böyle bir sahil kasabasında çalıştığımız için çok keyifli her şey. Umarım seyirciler de benim kadar beğenir senaryoyu.” değerlendirmesinde bulundu.

Yapımda, yaşanan bir salgın sonrası bir yerde toplanan insanların ve bunun üzerine gelişen olayların aktarıldığını söyleyen oyuncu, filmdeki rolüne dair şunları kaydetti:

“Ben bir taksi şoförünü oynuyorum aslında. O tür taksi şoförleriyle çok karşılaşırız, o kadar çok insanla konuşuyor olmaktan ve hani o yaşanmışlıktan, değişik bir bilgi birikimine sahip taksi şoförleri vardır. Hiçbir şeyden haberi yokken, tamamen tesadüf, bu ortamın içinde buluyor kendini. Aslında doğal liderlik yeteneğinden dolayı diyelim, içeride liderlik göstermeye başlıyor ve insanları etkileyip, onları aslında etkisi altına almaya başlıyor ve hikaye bir şekilde evrilip devam ediyor.”

“Konfor alanımdan çıkmayı seviyorum”

Rolüne hazırlanma sürecine de değinen sanatçı, “Taksiye çıkmadım bu role hazırlanırken. Aslında bir dramaturjik çalışma yaptım diyebilirim. Karakterin duygusal anlamda başladığı ve bitirdiği yerdeki o kesintisiz çizgiye baktım ve bunun üzerine de aslında karakteri inşa etmeye çalışıyorum bir şekilde. Son zamanlarda çalıştığım rollere göre daha az fiziksel gerekliliği vardı rolün. Daha fazla beynimle çalıştığım bir rol oldu diyebilirim.” diye konuştu.

Düzyatan, oynadığı her yapımda farklı bir karakteri canlandırmak istediğinin altını çizerek, şöyle dedi:

“Ben biraz konfor alanımdan çıkmayı seviyorum yani ‘Konfor alanımda kalıp da aynı tarz işleri oynayayım ve hani nasıl olsa buralarda iyiyim, iyi olduğum yerden çıkmayayım ki bir eleştiriyle karşı karşıya kalmayayım’ durumunda değilim. Sürekli konfor alanımı bozmaya ve yeni bir şeyler denemeye çalışıyorum. Genelde arka arkaya aynı tarz iki iş yapmamaya dikkat ediyorum. Bunun da aslında farklı bir tür olması, seçmemin önemli nedenlerinden bir tanesiydi. Beni zorlaması, biraz farklı olması gerekiyor aslında yapacağım karakterin. Yeni bir şey öğrenmem gerekiyor bundan.”

Dünya çapında gördüğü ilgi ve sevgiye ilişkin de Düzyatan şunları söyledi:

“Her şeyden önce şükrediyorsunuz halinize. Sonuçta yaptığınız işin kitleler tarafından beğenilmesi çok kıymetli, çok değerli bir şey. Böyle bir beklentiyle çıkmamıştım yola açıkçası. Dert anlatmak ve gerçekten sanat yapmaktı derdim. İşte o yüzden tiyatro, oyunculuk okudum, bitirdim. Sonrasında hayat bir şekilde bu tarafa doğru evrildi. Televizyonda, sinemada oynadım. Bunlar da dünyada tanınmışlığı beraberinde getirdi. Buna minnettarım bir şekilde. Her şeyde olduğu gibi bunun da artı tarafları olduğu gibi, eksi tarafları da var. Yani dünyanın hiçbir yerinde rahat, gerçekten özgür olamıyorsunuz. Bir şekilde her zaman sizi gözetleyen bir göz var. Herkes bunu ister miydi ya da her gittiğiniz yerde sizi birileri tanısın ister miydiniz? Bunlar tartışılır. Tabii ki güzel tarafı, evet var. Yaptığınız işte demek bir başarı göstermişsiniz ki insanlar sizi seviyor ve tanıyor ama bir yandan da özgürce ailenizle sadece vakit geçirmek için bir yere gidiyorsunuz ve asla rahat olamıyorsunuz. Bu da işin diğer tarafı. O yüzden her şey dışarıdan göründüğü kadar güllük gülistanlık değil ama elbette ki bir yandan da şükretmek gerekiyor her şeye.”

“Anadolu topraklarında çok fazla hikaye var”

Engin Altan Düzyatan, Türk dizilerinin dünyada gördüğü ilgiye ilişkin de şöyle dedi:

” Amerika Birleşik Devletleri’nden sonra, dünyada en fazla dizi ihraç eden ülke konumundayız ve burada aslında bir söz sahibiyiz diyebiliriz dünyada. Birçok ülkede gerçekten Türk oyuncuları ve Türk dizileri tanınır durumda özellikle. Böyle de devam edecektir bir süre daha. Tabii ki hikayelerimiz değişebilir, çeşitlenebilir. Anadolu topraklarında yaşıyoruz. Burada çok fazla hikaye var ve bu hikayeleri anlatabilir, dönüştürebiliriz ama bu noktada hak da vermek lazım yapımcılara. Tutan şeyin devamından gitmek, aynı şeyleri yapmak ve bir şekilde kendilerini garanti altına almak istiyorlar.”

Teknik ve aktörlük olarak dünyadan bir eksiklerinin olmadığının altını çizen oyuncu, “O yüzden de bu başarıları elde ediyoruz televizyonda. Dijitalin Türkiye’ye girmesiyle aslında işler biraz değişti. Çok daha fazla iş üretilmeye başlanıyor. Dijital de bize farklı bir bakış açısı sunuyor aslında. Biraz daha hikayeleri renklendirebilme avantajı sağlıyor bize. Şu anda dijitaller ana akım gibi devam etseler de konu olarak daha farklı hikayeleri anlatmak gibi bir yol seçerlerse o zaman daha farklı hikayeleri de izleyebilecek konuma geliriz.” ifadelerini kullandı.

Düzyatan, daha fazla tiyatro oyunu oynamak istediğini de söyleyerek, ancak televizyon dizilerinin çok vaktini aldığını ve tiyatroya zaman ayıramadığını belirtti. Düzyatan, yakında bir oyunda sahneye çıkmak isteğini de sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/engin-altan-duzyatan-farkli-bir-rol-icin-dunya-varmis-filminde-yer-aliyor/feed/ 0
Yalova’da Kadınlar Forklift Operatörü Olarak İş Buldu https://www.haber60.com.tr/yalovada-kadinlar-forklift-operatoru-olarak-is-buldu/ https://www.haber60.com.tr/yalovada-kadinlar-forklift-operatoru-olarak-is-buldu/#respond Fri, 08 Mar 2024 22:57:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17105 Yalova’nın Altınova ilçesinde faaliyet gösteren bir tersanede iş garantili kursa katılan 8 kadın, forklift operatörü sertifikalarını aldı. “Kadınsın yapamazsın” diyenlere inat forklift operatörü olan kadınlar, şimdilerde ise ailelerinin gurur kaynağı oldu.

Yalova’da faaliyet gösteren bir tersanenin yanı sıra İŞKUR ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle kadınlara özel forklift operatörlüğü kursu açıldı. İş garantili kursa katılan 8 kadın sertifikalarını Yalova Valisi Hülya Kaya’nın elinden aldı. Büyüyen tersane sektöründe forklift operatörlüğüyle ilgili ciddi bir ihtiyaç olduğunu anlatan Vali Kaya, “Bunu nasıl aşabiliriz diye düşündüğümüzde aslında kadınların da bu alanı çok rahat doldurabileceğini, tamamlayabileceklerini fark ettik. İŞKUR bünyesinde bu pozitif ayrımcılığı da hem ortaya çıkaracak bir proje başlamış oldu. Kadınlarımıza burada ücretsiz forklift kullanıcılığıyla ilgili eğitimler verildi. Daha sonra da burada zaten iş garantili, işlerine devam edecekler. Aslında kadın erkek ayrımı yapmaksızın elimizdeki insan kaynağını en iyi şekilde kullanmalıyız. Kadınlarımız da bunu başarabilecek potansiyele sahip. Biz sadece onlara imkan vermiş olduk” dedi.

“Güçlü kadın rolünü de aslında tüm alanlara yaymış oluyoruz”

Kadınların azmi ve başarısının diğer hemcinslerine örnek olduğuna vurgu yapan Kaya, “Güçlü kadın rolünü de aslında tüm alanlara yaymış oluyoruz. Kafamızdaki güçlü kadın modeli sadece kamudaki, siyasetteki kadın modeli değil aslında. Sanayide de güçlü kadın profili çıkartabiliriz. Dolayısıyla biz buradan bütün kadınlarımıza sesleniyoruz. Bu alanda, kendini geliştirip, yetiştirmek isteyen kadınlarımıza her zaman imkan, şartlar var. Biz sizin yanınızdayız. Bundan sonraki yolları çok açık, öyle görünüyor. Buradaki bir operatörün almış olduğu maaş şu anda bizlerin almış olduğu maaşlardan çok yüksek. Önlerinde uzun ve parlak bir kariyer var. Bu alandan hiçbir şekilde vazgeçmesinler” ifadelerini kullandı.

8 Mart’ların kadın haklarına dikkat çekmek için kutlandığını belirten Kaya, “Kadın erkek eşitliğinin, fırsat eşitliğinin altını çizmek için kutluyoruz ya da anıyoruz. Herhalde bir 10-20 yıl sonra bunu kutlamamıza, anmamıza gerek kalmayacak. Bu yolda ilerliyoruz. Yani ben ilk mesleğe başladığımda, bir 20 yıl öncesinde çok zordu kamuda bile yönetici olmak. Şimdi bakıyorum her alanda kadınlar çok başarılı. Hiç tahayyül edemediğimiz yerlerde kadınlar yer alıyor. Türkiye de bu alanda çok hızlı adımlar atıyor. Umudum o ki biz artık 8 Mart gününü unutalım, tarihe gömelim” diye konuştu.

“İlk başta yargıladılar”

Kadın forklift operatörü Emine Alay, meslek edinmekten dolayı mutlu olduğunu ifade etti. Alay, ilk başta ‘yapamazsın, nasıl yapacaksın, erkek işi bu’ gibi tepkiler aldığını belirterek, “Genç kızlığımda traktör de kullanmıştım. Özenti vardı ve oldu başardım. İki çocuğum var. Kızım 19, oğlum 15 yaşında. İlk başta onlar da yadırgadılar. Kadına yakışır mı gibilerinden” dedi.

“Kimden ne eksiğim var yaparım dedim”

26 yaşındaki Nisanur Karaman ise iş ilanı gördüğünü ve kendisi için uygun olduğunu düşündüğünü belirterek, “Neden olmasın diye başvurdum açıkçası, neden yapmayayım dedim. Rahat kullanabildiğimi düşünüyorum. Annem ilk başta ‘soğuğu var, sıcağı var, o kadar insan içinde nasıl yapacaksın, sana mı kaldı’ gibisinden sözler söyledi. Neden olmasın, kimden ne eksiğim var yaparım dedim. Şu anda destekliyorlar” ifadesini kullandı.

“16 yaşındaki kızım benimle gurur duyuyor”

35 yaşındaki 2 çocuk annesi Saliha Duman ise temizlik personeli olarak çalıştığı kurumda şimdi forklift operatörü olduğunu dile getirdi. Forklift sürmeyi çok sevdiğini ifade eden Duman, “Sınıfta küçük yük taşıyan küçük bir makine söyleyin demişler. Kızım bağırmış forklift diye. Öğretmeni nereden biliyorsun demiş. O da annem forklift operatörü demiş. 16 yaşındaki kızım benimle gurur duyuyor. Çok güzel bir şey. Mesleğimi sorduklarında hemen söylüyorum” şeklinde konuştu.

“Erkekler ne yapıyorsa biz aynısının fazlasını yapabiliyoruz”

Tuğba Ersoy da çay servis elemanı olarak çalıştığı kurumda bu kursun açılması üzerine başvurduğunu anlattı. İlk başta zor geldiğini söyleyen Ersoy, “Öğrendikçe başarmak çok güzel bir duygu. Gurur duyduk kendimizle. İşimi seviyorum. Senin merakın var yaparsın dediler abilerim. Ailem destek verdi. Kadınların yapamayacağı, başaramayacağı bir şey yok. Erkekler ne yapıyorsa biz aynısının fazlasını yapabiliyoruz” dedi.

Programa İl Milli Eğitim Müdürü Halil İbrahim Akmeşe, İŞKUR İl Müdürü Erhan Dede ve tersane yetkilileri de katıldı. – YALOVA

]]>
https://www.haber60.com.tr/yalovada-kadinlar-forklift-operatoru-olarak-is-buldu/feed/ 0