İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Alevi vatandaşların tuttuğu 12 günlük Muharrem Matemi’nin ardından pişirilen aşure lokmasına ortak oldu. Garip Dede Cemevi ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen lokma paylaşımına İmamoğlu’nun yanı sıra DEM Parti Eş Genel Başkanları Sultan Özcan ve Tuncer Bakırhan, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, CHP Parti Meclisi Üyeleri Mahir Yüksel, Ozan Işık, Turgay Özcan, Cem Aydın, Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi ve Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara da katıldı. Garip Dede Dergahı Vakfı Başkanı ve DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Ekrem İmamoğlu ve DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan birer konuşma yaptı.
“Bu anlayış bize Cumhuriyetimizin ve Atatürk’ün mirasıdır”
Aşurenin bereket, birlik ve beraberlik simgesi olduğunu kaydeden İmamoğlu, “Aşure bizim tüm farklılıklarımızı bir arada uyum içerisinde yaşayabileceğimizi temsil eden kadim bir lezzet. Bereketin, dayanışmanın, birlik ve beraberliğin simgesi. Biz çok büyük ve çok güçlü aynı zamanda çok güzel bir milletiz. Kökenlerimiz, inançlarımız. Fikirlerimiz farklı olabilir ama tarihimiz, acılarımız, sevinçlerimiz var ve bir. Hepimiz bu cennet vatana aynı sevgi ve sadakatle bağlıyız. Hepimiz bu canım güzel ülkemizde herkes için mutlu ve güzel bir gelecek kurma idealini paylaşıyoruz. Geçmişimiz ve geleceğimizle bağlı olduğumuz bu aziz vatanda tek bir canımızın bile tek bir vatandaşımızın bile ayrımcılığa uğramasını asla kabullenmedik, kabullenmeyeceğiz. Bu anlayış bize, hepimize, Anadolu’nun kadim kardeşlik kültürünün büyük bir mirasıdır. Bu anlayış bize güzel cumhuriyetimizin ve Mustafa Kemal Atatürk’ün mirasıdır” dedi.
“Bu ülkenin 86 milyon sahibi vardır”
Alevi yurttaşlara yönelik ayrımcı bakış açısını eleştiren İmamoğlu, şöyle devam etti:
“Bu anlayışı benimsemiş olanların ve Alevi yurttaşlarımızın, inanç ve ibadetle ilgili yaşadıkları sorunlara da duyarsız kalmamız asla söz konusu olmaz. Alevi yurttaşlarımıza yönelik her türlü ayrımcı tutum ve davranışları hep birlikte yok etmek, tarihe gömmek mecburiyetindeyiz. Bu ülkenin 86 milyon sahibi vardır. Eşittir, eşit hissedardır. 86 milyon insanımızın her meşru talebine kulak vermek, dinlemek, yerine getirmek ve çalışmak mecburiyetinde olan yöneticileriz. Her bir yurttaşımızın her bir inanç grubunun kendini tanımlama hakkı vardır. Bu hakkı gasp etmek ve herkesin inanç ve ibadetlerini ben belirlerim demek demokratik bir cumhuriyette asla söz konusu olamaz. Bu anlayıştaki bir iktidarın cumhuriyetin kurucu fikrinde de demokratik düşüncenin evrensel fikrinde de asla yeri yoktur.
“Cemevleri ibadethanedir nokta”
Her gittiğim buluşmalarda özellikle altını çiziyorum ve söylüyorum. Sizlerin huzurunda bir kez daha dile getireceğim. Cemevlerinin ibadethane statüsünde olup olmadığı güç ve makam sahiplerinin tartışıp karara bağlayacakları bir şey asla değildir. Bu kararı Alevi yurttaşlarımız çoktan vermiştir. Yüzyıllardır vermiştir. Biz yöneticilere düşen bu kararın gereğini yerine getirmektir. Cemevleri ibadethanedir nokta.
“Milletçe geçmişten gelen derin acılarımız var”
Milletçe geçmişten gelen derin acılarımız var. Yaşanmış büyük adaletsizlikler var. Acılara ve adaletsizliklere, yenilerini asla ve asla eklememek için sevgide, hoşgörüde birbirini sevmekte ve saymakta kararlı olmalıyız. Eşitlik ve kardeşlik hepimizin hayata ve bu yaşadığı cennet vatana, bu güzel şehre karşı sorumluluğumuz olmalıdır. Amasız, fakatsız, çekincesiz, bir arada olmalı, bu güzel vatanın iyiliği için, bu güzel ülkede yaşayan 86 milyon insanımız için hep birlikte çalışmalıyız. Muharrem ayı bizi acılarla, adaletsizliklerle yüzleştiren başka acılar yaşanmasın diye uyaran manevi değeri çok yüksek bir zaman dilimidir. Zalimin değil mazlumun yanında durmayı, güçlünün değil haklının yanında olmayı ve davasını savunmayı bize öğretir. Bütün manevi değerlerini, bizi güçlendiren, zenginleştiren birer kıymet olarak görürsek ki öyle görüyoruz, toplumsal sorunlarımızın tamamını çözeriz ve bu cennet vatanın üzerinde umut yükselir, barış yükselir, geleceğin zengin ve müreffeh toplumu yükselir. Yaratılanı yaratandan ötürü koşulsuz severiz. Öyle değil mi? Sevmenin, kendimizle bir görmenin değerini bu içimizde hissedersek cennet gibi bir yaşamı el birliğiyle kurarız. Hiç kimsenin kendini çaresiz, garip, yoksul hissetmediği bir ülkede yaşamak hepimizin hakkıdır. Bir yandan yoksulluk bir yandan çaresizlik hüküm sürerken hiç kimse bu ülkede tam anlamıyla mutlu olamaz.
“Omuz omuza çalışacağız ve göreceksiniz mutlaka başaracağız”
Bu dergahın adını aldığı Garip Dede’nin kendini gönüller yapmaya yaşamı, hepimize ama en çok da kime biliyor musunuz? Biz yöneticilere örnek olmalıdır. Garip Dede ulu bir evliyaydı. Birey olarak kendini garipleri mutlu etmeye, gariplerin duasını almaya adamıştı. Bir garibin bile duasını alabilirsem ne mutlu bana. İşte o zaman iyi bir yönetici olmuşsun demektir. Bugünün yöneticileri garipleri sevindirmekle yetinemezler. Amacımız bu ülkede yaşadığımız her yerde yoksulluğu, garibanlığı, çaresizliği yaratan koşullara el birliğiyle hep beraber son vermek olmak zorundadır. Hiçbir yurttaşın maddi ve manevi olarak kendisini gariban hissetmediği, bu cennet vatanın eşit hissedarı hissettiği bir ülke var etmek için el ele, kol kola, omuz omuza çalışacağız ve göreceksiniz mutlaka başaracağız.
“Katliamları tarihten bugüne yaşatan hangi unsur var ise asla kabul etmiyoruz”
Bu inançla Muharrem ayının tüm gönülleri buluşturmasını diliyorum. Daha dün Hacı Bektaşi Veli’nin huzurundaydık el açtık, dua ettik. Onun güzel duygularını içimize çektik. Bu cennet şehre, bu kadim şehre geldik. Hep birlikte hizmetimize devam edeceğiz. Bugün 20 Temmuz, 50 yıl önce zalimlerin zulmü altında inleyen, Kıbrıs’taki soydaşlarımızın imdadına yetişen ve o kararı veren başta Bülent Ecevit olmak üzere bütün o dönemde mücadele eden şehitlerimize rahmet diliyorum. Gazilerimize sağlık diliyorum ve bu ülkemizde acıları, soykırımları sıkıntılı halleri, katliamları tarihten bugüne yaşatan hangi unsur var ise asla kabul etmiyoruz. Kınıyoruz, hele hele bıçağa asla sığmayan, savaşları kınıyoruz. Katliamları kınıyoruz. Aynen Gazze’de Filistinli insanlara, çocuklara, kadınlara yapılan olduğu gibi. İşte biz diliyor ve istiyoruz ki dua sevginin ve saygının büyümesine vesile olsun. Anlayış ve hoşgörünün artmasına vesile olsun. Milletçe mübarek Muharrem ayınız mübarek olsun. Tuttuğunuz oruçlar kabul olsun. Çocuklarınızın ve gençlerinizin geleceği daima müreffeh bir gelecek olsun.”
]]>(İSTANBUL)- İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Türkiye Caferileri Evrensel Aşura Matem Merasim Töreni’ne katıldı. “Muharrem ayı Kerbela’da zalimin zulmüne boyun eğmeyenlerin matemidir” diyen İmamoğlu, “Bu mübarek ay bize zalime karşı mazlumun yanında olmanın, güçlünün değil, cesaretle, haklının yanında durmanın onurunu hissettirir. Yüzyıllardır bu topraklarda yaşatılan en kadim geleneklerden biri olan Aşuramız daima birliğimizin sembolü olarak gelecek yüzyıllarda da bizleri bir araya getirmeye devam edecektir” dedi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Yahya Kemal Beyatlı Gösteri Merkezi’nde düzenlenen Türkiye Caferileri Evrensel Aşura Matem Merasim Töreni’ne katıldı. Törende sırasıyla CAFERİDER Başkanı Hasan Babur, Cem Vakfı Alevi İslam Din Hizmetleri Başkanı Mesut Yıldırım, AKP Milletvekili Şamil Ayrım, Türkiye Caferiler Lideri Selahattin Özgündüz, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve İstanbul Valisi Davut Gül birer konuşma yaptı.
“Mutlu, güçlü ve kardeşçe yaşam sürmek istediğimiz bir ülkedeyiz”
Kerbela acısının ortak olduğunu söyleyen İmamoğlu, “Bugün aşure anında İmam Hüseyin’in matemiyle bir aradayız. Çok değerli Caferi Lideri Selahattin Özgündüz ve CAFERİDER Kurumu’nun değerli başkan heyeti ve siz değerli hemşerilerimizin ev sahipliğiyle bir aradayız. Saygıdeğer Valimiz, saygıdeğer milletvekillerimiz çok kıymetli belediye başkanlarımız ve kurumların, kuruluşları temsilcileri sizlerle bir arada olmaktan ve ortak acımız olan Kerbela acısını hep birlikte hissetmekten ve bu hissiyat üzerinden bir hoşgörü zemini, barışın, huzurun kıymetini bilen o sürece en cesur bir biçimde yaklaşım gösteren 86 milyon yurttaşımızın ruhunu, hissiyatını bu salonda paylaşmaktan onur duyuyorum. Hepimiz hem mutlu hem de güçlü ve aynı zamanda kardeşçe bir yaşamı sürmek istediğimiz bir ülkedeyiz. Bu hayali en güçlü seviyeye taşımak için acılarımızı, sevinçlerimizi güzelliklerimizi bir arada yaşıyoruz, yaşamaya devam edeceğiz. Bunu mümkün kılacak zeminde ancak toplumumuzun tüm bileşenlerinin geçmişte ve bugünde maruz kaldıkları zulmün hafızalarında taşıdıkları acıların tanınması, bilinmesi ve bunlara yol açan ayrımcılıkların ortadan kaldırılması için her birimizin özenli çaba göstermesinde yol açacak, oluşacak ve yol alacaktır” dedi.
“Bu acıları ancak hatırlayarak, yüzleşerek aşabiliriz”
“Muharrem ayı Kerbela’da zalimin zulmüne boyun eğmeyenlerin matemidir” diyen İmamoğlu, “Yüreğindeki adalet ve eşitlik hasretiyle oruç ibadetini yerine getiren ve lokmasını bölüşen siz değerli canların matemini derinden hissettiğimi bilmenizi isterim. İçinde bulunduğumuz bu mübarek ay bize zalime karşı mazlumun yanında olmanın, güçlünün değil, cesaretle, en yüksek cesaretle haklının yanında durmanın onurunu hissettirir. Geçmişte yaşanmış derin acılar, büyük adaletsizlikler, toplum vicdanında yaşamaya devam eder. Onları aşmanın yolu asla yok saymak ya da bastırmak değildir. Aksine bu acıları ancak hatırlayarak, yüzleşerek aşabiliriz. Ben İmam Hüseyin’i hatırlamadan asla soğuk su içmedim diyen İmam Caferi Sadık’ın buyruğunu kılavuz bilip geçmişten ders çıkartmalı ve bir daha toplumun hiçbir parçasının hiçbir kesiminin acı çekmemesi adına üstün bir biçimde çalışmalıyız” ifadelerini kullandı.
“Eksiğimiz varsa tamamlayacağız”
İBB olarak her inanç grubuna destek verildiğini vurgulayan İmamoğlu, “Her yıl burada Halkalı’da Caferi yurttaşlarımızca düzenlenen Aşura Matemi Merasimi’ni hem geçmişin acılarıyla yüzleşmek hem de bugünün zalimlerine karşı İmam Hüseyin ve Ehl-i Beyt’in cesur duruşunu hatırlamak, kendimize kılavuz etmek açısından çok kıymetli buluyor ve her yıl özenle takip ediyorum. Bugün manevi coğrafyamızın yapı taşlarından biri olan Caferi yurttaşlarımızın kendilerini asla ayrıştırılmış dışlanmış hissetmelerine yol açabilecek ne varsa ortadan kaldırmak da hepimizin asli görevidir. Biz İstanbul’umuzda bu konuda üzerimize düşen tüm görevleri en iyi şekilde yapma gayreti içerisindeyiz. Bunun hiçbir karşılığı yoktur. Bunun tek karşılığı bizim büyük sorumluluğumuzu yerine getirme gayretidir. İnanç masası çerçevesinde sunmaya gayret ettiğimiz bir kısım imkanlarla toplumumuzun her inanç mensubunun inancının ve öğretilerinin gereklerini özgür bir biçimde yerine getirmesini en güçlü şekilde destekliyoruz. Eksiğimiz var ise tamamlayacağız, desteklemeye devam edeceğiz” diye konuştu.
“Zeynebiye Camii’yi hep birlikte açacağız”
“Bu bağlamda Caferi yurttaşlarımızın ihtiyaçlarının da farkında olup bu ihtiyaçlarının da bir an önce giderilmesi için imkanlarımızı seferber etmeye devam ediyoruz” ifadelerini kullanan Ekrem İmamoğlu, şunları söyledi:
“İlçemizde bulunan ve yapımı uzun süredir devam eden Zeynebiye Cami’nin geçmişten bugüne büyük gayretlerle bitirme gayreti içerisinde olan cemaatin ve derneğimizin değerli temsilcileriyle birlikte tamamlanması konusunda kurumumuzun üzerine düşen sorumluluğu üstlendik ve inşallah sizlerin de katılımıyla çok yakında bu camiyi ve içindeki bir kısım kültürel ve eğitim alanlarını tamamlayarak hep birlikte açmayı diliyoruz. Benzer biçimde İFA Spor Tesislerinin tamamlanması, İstanbul genelinde diğer bölgelerde bulunan Caferi camilerinin ihtiyaçlarının giderilmesi konusunda da sorumluluklarımızı yerine getirmeye devam ediyoruz.
“Bu topraklarda hiçbirimiz, kendimizi diğerinden daha üstün, daha değerli asla görmedik, görmeyiz”
Bu topraklarda hiçbirimiz, kendimizi diğerinden daha üstün, daha değerli asla görmedik görmeyiz. 86 milyon yurttaşımız bu memleketin her karış toprağının eşit hissedarıdır. Kendimizi asla ve asla ayrıştırıcı bir unsurun içerisinde bulunmaya hak bulmayız. Bu kibri göstermeyi her şeyden önce inancımıza yakıştırmayız. Dilerim bu cennet vatanımız Türkiye’miz bir an önce tüm inanç kesimlerinin hak ve özgürlüklerinin güvence altında olduğunu hissettiren bir kardeşlik ülkesi olma konusunda eksik kalan taraflarını tamamlayan ve bulunduğu bu coğrafyadaki acıların yaşandığı ortamlarda en üstün seviyeye çıkan ülke olmayı başarmalıdır, başaracaktır. Yüzyıllardır bu topraklarda yaşatılan en kadim geleneklerden biri olan Aşuramız daima birliğimizin sembolü olarak gelecek yüzyıllarda da bizleri bir araya getirmeye devam edecektir.”
“Yakın çevremizde hala zalimlerin zulmünü görmekteyiz”
“Yeterince acı çektik, yeterince bedel ödedik. Hala yakın çevremizdeki zalimlerin zulmünü görmekteyiz. Gazze’de yaşananları ne yazık ki ibretle insanlık adına inancımız adına görüyoruz ve kınıyoruz. Ama dünyanın neresinde olursa olsun. Hangi zalim zulüm içerisindeyse onu kınamalı ve cesaretle her daim zulme uğrayanın yani mazlumun yanında olmayı devam ettirmeliyiz. Bu yönüyle hep birlikte bizden sonraki kuşaklara, bu memleketin canım evlatlarına, kızlarımıza, oğullarımıza kavgayı, ayrımcılığı değil, sevgiyi, hoşgörüyü, barışı, huzuru, miras bırakmak; bilimle, üretimle uğraşmayı ve hep birlikte kazanmayı insanlarımıza öğretmek bizim asli sorumluluğumuzdur. Bunu başaracağımıza yürekten inanıyorum. Hep birlikte çok güzel işler başardık. Bundan sonra da çok güzel işler başarabileceğimizi görüyorum ve inanıyorum. Hazreti Hüseyin ve Kerbela’da şehit düşen tüm canları, Ehl-i Beyt’i bir kez daha saygı ve rahmetle yad ediyor, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum”
Konuşmaların ardından tören Zeynebiye Gençlik Tiyatrosu’nun gösterimi ile devam etti.
]]>İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, bakanlık tarafından hazırlanan ve 15 Temmuz’da şehit edilen polis memuru ikiz kardeşler Ahmet ve Mehmet Oruç kardeşlerin hikayesinin anlatıldığı ‘Ahmet’im, Mehmet’im, Şehitlerim’ belgeseli için Beyoğlu’nda bulunan Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen özel gösterime katıldı. Gösterim öncesi konuşan Yerlikaya, “Biz; büyük hasletleri olan, tarihin her sayfasına, şanla ve şerefle imzasını atmış büyük bir milletiz. Metanetliyizdir biz. Acıyı bal eylemesini biliriz. Merhametliyizdir. Mazlumun yanında olur, darda olanın yardımına koşarız. Vatan aşkıyla doluyuzdur. Şehitler tepesini boş bırakmayız. Yufka yürekliyizdir. Göz pınarlarımız her daim doludur bizim. Amma; ihaneti de, hainlerin arkasında duranları da asla affetmeyiz. Bu; dün böyleydi, bugün böyle ve ilelebet de böyle olacak. Zira, bu salonu dolduran sizler bilirsiniz, biz, birbirimizi biliriz. Lakin; Milletimizi tanımayan, geçmişimizden, tarihimizden ders almayanlar oldu. Oysa bu millet gücünü onlara, dün Malazgirt’te, Çanakkale’de, Sakarya’da göstermişti. Anlamayanlar, Akıllanmayanlar, bu millete diz çöktürmeye çalışan alçaklar, bu kez 15 Temmuz 2016’da sahnedeydi. O karanlık gecede, milletimizin üzerine uçaklarla bomba yağdırdılar. Helikopterlerle, ağır silahlarla ateş açtılar. Tanklarla üzerlerine yürüdüler. Gazi Meclisimize saldırdılar. Yetmedi, Gölbaşı Özel Harekat Dairesi Başkanlığı ve Havacılık Dairesi Başkanlığı gibi şehitler ocağı olan, gururumuz olan aslan yuvalarına kinlerini kustular. Sanki Türkiye işgal kuvvetleri tarafından ablukaya alınmıştı” diye konuştu.
“O HAİNLERİN BİR HESABI VARSA, ALLAH’INDA BİR HESABI VARDI”
Yerlikaya, “Sandılar ki, bu millet korkup, sinecekti. Sandılar ki şanlı bayrağımız mahzun kalacaktı. Sandılar ki, ülkemizi kendi karanlıklarında boğacaklardı. Hayır, asla öyle olmayacaktı. O hainlerin bir hesabı varsa; Allah’ın da bir hesabı vardı. Kalpleri vatan aşkıyla çarpan kahramanların,
koca yürekli korkusuzların, geri atacakları tek bir adımları dahi yoktu. O en kritik anlarda, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın; “Halkın gücünden büyük güç tanımadım ben bugüne kadar” sözlerinden sonra, yüzbinlerce cesur yürek meydanlara koştu. Vatanına sahip çıktı. Milli iradesine sahip çıktı. Liderinin arkasında durdu. Kimi, yavrusunun önüne siper etti bedenini, kızını kurtarabildi ancak kendisi şehadet şerbetini içti. Kimi, son telefon konuşmasında eşinden helallik istedi. “Merak etme, döneceğim” dedi. Ancak, bir daha asla geri dönemedi. O uzun ve zifiri karanlık gecede;
aziz vatanın 252 evladı şehadete ulaşırken, 2 bin 740 insanımız gazilik onuruna erişti” ifadelerini kullandı.
“AHMET VE MEHMET ORUÇ KARDEŞLERİN DUYGU YÜKLÜ HİKAYESİNİ İZLEYECEĞİZ”
Belgesel hakkında da bilgi veren Yerlikaya, “Fıtrat değişir sanma, bu kan yine o kandır. Bir gün ismi Ahmet Oruç, Mehmet Oruç olur bu yiğitlerin;
Bir gün Ömer Halisdemir, Ayşe Aykaç. Selam olsun şehitlerimize, selam olsun kahraman gazilerimize, selam olsun “Ahmet’im, Mehmet’in canlarım benim” diye haykıran şehit babası Ali Oruç’a, şehit anası Senem Oruç’a. Biraz sonra “Ahmet’im, Mehmet’im, Şehitlerim” belgeselinde kahraman şehitlerimiz Ahmet ve Mehmet Oruç kardeşlerin duygu yüklü hikayelerini izleyeceğiz. Ahmet ve Mehmet, ikiz kardeşlerdi. İlk nefeslerini birlikte almışlardı. Kulaklarına ilk ezan aynı anda okunmuştu. İkisi de ana kuzusuydu. En büyük hayallerini birlikte gerçekleştirdiler. İkisi de polis olmuş, O şanlı üniformayı giymişlerdi. Helikopter pilotu olacaklardı. Çelik kartallar gibi gök yüzünde süzüleceklerdi. Ama, 15 Temmuz’da her ikisi de şehit edildiler.
İlk nefeslerini birlikte almışlardı, Son nefeslerini birlikte verdiler. ve salaları birlikte okundu. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk şöyle diyor: Türk Milleti birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir” şeklinde konuştu.
15 TEMMUZ’DA MİLLETİMİZ UNUTULMAZ BİR DESTAN YAZDI”
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, “15 Temmuz’da Milletimiz, birlik ve beraberliğiyle, cesareti ve vatan aşkıyla unutulmaz bir destan yazdı. Bu destanı sizler yazdınız. Allah hepinizden razı olsun. Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadeleriyle; 15 Temmuz gecesi cumhuriyetimize, demokrasimize ve tüm bu kazanımlarımıza canımız pahasına sahip çıktık. Tek yürek, tek bilek olarak darbecilere karşı yürüttüğümüz destansı direnişle, dosta ve düşmana Türkiye’nin asla esir edilemeyeceğini, Türk Milletine asla diz çöktürülemeyeceğini gösterdik. 15 Temmuz’u sizlerin şahitliğinde; asla unutmayacağız, unutturmayacağız. Bu duygularla; 15 Temmuz darbe girişiminde “Liderlik nasıl oluruö tüm dünyaya gösteren sayın Cumhurbaşkanımıza, bu kutlu yürüyüşün ruhu olan Aziz Milletimize, minnet ve şükranlarımı sunuyorum. Şehitlerimize, bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum. Ruhları şad, makamları ali olsun. Gazilikle müşerref olan kardeşlerimize Rabbimden sağlık ve afiyet diliyorum” dedi.
]]>
6 Mayıs 1972 tarihinde idam edilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın 52. ölüm yıl dönümlerinde Karşıyaka Mezarlığı’nda anma törenleri düzenlendi. Çok sayıda siyasi parti, sivil toplum kuruluşu, sendika ve derneğin gerçekleştirdiği anma törenlerinde, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın mezarlarına karanfiller bırakıldı, saygı duruşunda bulunuldu. Anmaya katılan vatandaşlar “Deniz’lere sözümüz devrim olacak” sloganı attı.
Anmada, Türkiye İşçi Partisi, Sol Parti, Ankara Dayanışma Derneği, Fikir Kulüpleri Federasyonu, Emek Partisi, Emekçi Halkın Partisi, Halkevleri, Pir Sultan Abdal Derneği, Ankara Dersimliler Derneği, KESK Ankara Şubesi, TKP, TMMOB ve Yeşil Sol Parti temsilcileri yer aldı. Ankara 68’liler – Devrimci 78’luler Federasyonu kortejinde bulunanlar “Yaşasın devrim ve Sosyalizm”, “Nehirden denize özgür Filistin” sloganları eşliğinde yürüdü.
DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan’ın bulunduğu DEM Parti korteji “Unutmadık, unutmayacağız” yazılı pankartla, ellerinde güller ve karanfillerle yürüdü.
“ONLARI ASLA UNUTMAYACAĞIZ, UNUTTURMAYACAĞIZ”
Anmada “Bize bırakmış oldukları devrimci, sosyalist ve yurtsever mücadeleyi bizler bugün onlara layık olacak şekilde yürütmek için mücadelemizi sürdürüyoruz” ifadelerini kullanan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları şöyle konuştu:
“Onların kalemlerini kırdılar ama ışığa dokunamadılar. Devrimci mücadeleye dokunamadılar. Halkların barışını ve kardeşliğini isteyenlere dokunamadılar. O ışık şu anda Kürt halkının yüreğinde, Türkiye’deki işçi ve emekçilerin yüreğinde. Pırıl pırıl mücadeleyi şu anda mezarı başında onları andığımız yoldaşlarımızın yolunda ilerlemektedir. Bizler Denizlerin ifade ettiği gibi Kürt ve Türk halklarının kardeşliği için, bizler bu ülkede ezilenler ve sömürülenler için, bu ülkede açlık ve yoksullukla pençeleşen işçiler, emekçiler, yoksullar için mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz. Tıpkı Deniz’lerin bıraktığı miras gibi emperyalizme karşı bölgede halkların barışını sonuna kadar savunmaya devam edeceğiz. Bir kez daha Deniz’leri andığımızı ifade ediyor, onları asla unutmayacağız, unutturmayacağız. Yaşasın devrimci mücadelemiz.”
“BU MÜCADELEYİ BAŞARIYA ULAŞTIRACAĞIMIZA EMİNİZ”
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ise şöyle konuştu:
“Yaktıkları meşale bugün Türkiye’de, Kürdistan’ın dört bir yanından dalga dalga yayılıyor. Yolumuzu açıyor ve mücadelemizi aydınlatıyorlar. Saygıyla selamlıyoruz. Emin olsunlar ki Deniz, Yusuf ve Hüseyin’lerin mücadelesi başarıya ulaşıncaya kadar devam edecektir. Van direnişinde olduğu gibi, Amed’te olduğu gibi, özgürlüğüne, eşitliğine, haklarına sahip çıkan emekçilerin mücadelesini devam ettirecektir. Biz bu mücadeleyi başarıya ulaştıracağımıza eminiz.”
]]>
AK Parti’den 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde aday gösterilen ve seçilen Öntürk’e, İl Seçim Kurulu’nda basına kapalı gerçekleştirilen törenle mazbatası verildi.
Öntürk, daha sonra EXPO Kisecik Amfi Tiyatro’da partililerle bir araya geldi.
Burada yaptığı konuşmada Öntürk, bugün 1 milyon 700 bin nüfusuyla Hatay’ın kazandığını söyledi.
Birliklerini, kardeşliklerini pekiştirerek şehri hep birlikte ayağa kaldıracaklarını belirten Öntürk, “Hatay’ımızı ayağa kaldırırken asla ve asla adaletten şaşmayacağız. Asla ve asla karanlık odalarda siyaset yapmayacağız. Asla ve asla bireysel hizmet yapmayacağız. Biz Hatay’ın hizmetkarı olmaya geliyoruz.” dedi.
Öntürk, kadrolarıyla beraber Hatay’ın her ilçesine hizmet etmek için çalışacaklarını ifade etti.
Cumhur İttifakı olarak yola çıktıklarına değinen Öntürk, şöyle devam etti:
“Bu bir demokratik yarıştır. Biz bu noktadan sonra Hatay’ın 1 milyon 700 bin nüfusunu da kucaklayarak hizmet yapacağız. Aynı atalarımızın yaptığı gibi Hatay bizim şahsi meselemiz olacak. Birazdan belediyede görev alan arkadaşlarımızla toplantı yapacağım. Bir sözüm vardı; ilk önce şehri yıkatmaktı. İnşallah bugün bu şehri yeniden tertemiz edinceye kadar yıkatacağız. Kısa süre içerisinde kırsalımızı da şehrimizin merkezini de ve bir büyükşehir nasıl olacaksa hallerinden otogarlarına, ulaşımına kadar gençlerimize, kadınlarımıza, yaşlılarımıza kadar ne söz verdiysek hepsini aynı anda, aynı şekilde ayağa kaldıracağız.”
Öntürk, kendisine destek veren herkese teşekkür etti.
Yapamayacakları hiçbir sözü bugüne kadar vermediklerinin altını çizen Öntürk, şunları kaydetti:
“Dışarıda olup da konteyner kentlerde yaşayanlar, ikametgahını değiştirmese de diğer ilçelerde şu an geçici ikamet edip de bizlere kulak veren, gözleri bizde olan ve onların sürekli duasını hissettiğimiz hemşehrilerime de buradan teşekkür ediyorum. Hiç endişe etmesinler. Bu yıl sonu itibarıyla çok ciddi bir konutu teslim edeceğiz. Önümüzdeki yılın 6’ncı ayı bu şehri hiç kimse tanıyamayacak Allah’ın izniyle. O planla, gayretle çalıştık. Kampanya boyunca ne dediysek onları yapmak için de kolları sıvıyoruz.”
Programın ardından Öntürk ve beraberindekiler, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’teki depremlerde hayatını kaybedenlerin defnedildiği Narlıca Mahallesi’ndeki mezarlığı ziyaret ederek dua etti.
Burada yaptığı açıklamada Öntürk, depremde hayatını kaybedenleri unutmayacaklarını söyledi.
Tebrik için kendisine çiçek gönderilmemesini isteyen Öntürk, şunları kaydetti:
“Depremde hayatını kaybeden şehitlerimizin ve uzuvlarını kaybeden kardeşlerimizin içerisinde hak sahibi olmayanlarla ilgili, bunların içinde ekonomik durumu müsait olmayanlara hediye edeceğim evlerini, konutlarını. Onları aç ve açıkta bırakmayacağım. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın da bize böyle talimatı vardı. Çiçek falan yerine vatandaşımız o hesaba bağışta bulunsun. Biz onlarla konutlarımızı hemen başlatacağız inşallah. Şehitlerimize, gazilerimize hak sahibi olmayanlara onları hediye edeceğiz. Milletimiz rahat olsun. Hatay’ı inşallah hizmetle doyuracağız. Memleketimizi bir an önce ayağa kaldıracağız. Tek derdimiz bu şehrin kardeşliği, birliği, beraberliği demografik yapısının korunması, bunu yaparken de tarihine, kültürüne, bu kadim şehre yakışır bir şekilde yapacağız inşallah.”
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Belediyesi’nin düzenlediği Vefa Ödülleri Töreni’nde konuştu; “Açık söyleyeyim Cumhuriyet Halk Partili olmam ve az önce bahsettiğim gibi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e derin bir vefa duygusuyla bağlı olmak benim asla vazgeçmeyeceğim şiarımdır. Onun kurduğu Cumhuriyeti, aziz vatanı, kayıtsız şartsız beklemeden sevmek büyük bir özel bir vefa bağlılığı demektir” dedi.
Beylikdüzü Belediyesi’nin bu yıl 6’ncısını düzenlediği Vefa Ödülleri Töreni, İstanbul Kongre Merkezi’nde yapıldı. Törene CHP Genel Başkanı Özgür Özel, eski CHP Genel Başkanı Altan Öymen, eski SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın, Genel Başkan Yardımcıları Gökan Zeybek ve Sevgi Kılıç, İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ile çok sayıda partili ve dernek temsilcisi katıldı.
Törende konuşan İmamoğlu, özetle şunları söyledi:
“CHP BÜNYESİNDE OLMAK ELBETTE GÜÇLÜ DUYGULAR GEREKTİRİR”
“Özel bir buluşmayı çok değerli kıldınız. Vefa çok değerli bir kavram. Bence Vefa kurumsallaşmayı kurumları daha güçlü kılmayı sağlayan en özel duygu. Bu yönüyle Cumhuriyet Halk Partisi bünyesinde siyasetle uğraştığım zaman diliminin 15 yılını bitirmiş durumdayım ve 15 yıl bittiği dönem içersinde her zaman yaptığımız her işin sonrasında işin içinde olan herkese teşekkür etmeyi, onlara minnet duygularımı iletmeyi hiç ihmal etmemeye çalıştım ve beni çok daha güçlü ve çok daha özenli kıldı. Bu yönüyle uzun soluklu siyasi yolculuğun daha güçlü olabilmesi için dostluğun, sevginin, dayanışmanın çok önemli olduğunu bilen birisiyim. Cumhuriyet Halk Partisi bünyesinde olmak elbette ki güçlü duygular da gerektirir. Çünkü bu parti ülkemizin kurucu partisi. Bu partinin kurucusu da ülkemizin kurucu lideri Mustafa Kemal Atatürk. Dolayısıyla biz çok daha özenli davranmak, çok daha kurumsal gücü büyütmek yönünde adımlar atmakla da yükümlüyüz.
“ATATÜRK’E DERİN BİR VEFA DUYGUSUYLA BAĞLI OLMAK BENİM ASLA VAZGEÇEMEYECEĞİM ŞİARIMDIR”
Tabii vefa bir insanın, toplumun geçmişine ve değerlerine duyduğu güçlü bağlılık sayesinde geleceğe doğru emin adımlarla yürümesini de sağlar. 2016’da böylesi bir süreci başlatmayı ilk düşünce olarak masaya koyduğumuzda dün gibi hatırlıyorum değerli dostlarımla, özellikle sevgili Süleyman Çelebi ve o dönem ilçe başkanımız Sayın Turan Taşkınözer, diğer dostlarımızla oturup konuştuğumuzda böylesi bir duygunun ve bizim içimizdeki birçok arkadaşımızın daha güçlü çalışmaya, daha fazla motive etmeye sevk edeceğini konuşmuştuk. Bunu da açıkçası o günden bugüne ilçemiz yaşıyor ve yaşatıyor. Şimdi tabii benim İstanbul’da görev almamın bu süreci biraz daha farklı bir seviyeye taşımış olması beni de ayrıca gururlandırıyor. Tabii hafızayı güçlü tutmak taze tutmak çok da değerli. Böylesi bir akışı sağladığınızda dünden bugüne gelen çok kıymetli isimler yarınlara dönüp de partimizi çok daha özel bir sürece taşıyacaktır. Açık söyleyeyim Cumhuriyet Halk Partili olmam ve az önce bahsettiğim gibi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e derin bir vefa duygusuyla bağlı olmak benim asla vazgeçmeyeceğim şiarımdır. Onun kurduğu Cumhuriyeti, aziz vatanı, kayıtsız şartsız beklemeden sevmek büyük bir özel bir vefa bağlılığı demektir.
“CHP’Lİ OLMAK HER TÜRLÜ GÖREV VE SORUMLULUĞA KAYITSIZ ŞARTSIZ KOŞMAYI GEREKTİRİR”
“Şunu da söyleyelim Atatürk, ömrünü, milletine vefa borcunu ödemekle geçinmiş. Dehşet bir vatansever, emsalsiz bir kahramandı. Onun partisine, onun partisi içinde bulunan hiç kimseye vefasızlık asla ve asla yakışmaz. Bizler siyaseti bu ülkeye, bu millete vefa borcumuzu ödemenin bir yolu olarak görürüz öyle yaparız. O nedenle nice partiler gelir geçer Cumhuriyet Halk Partisi dimdik ayakta kalır Dimdik ayakta. Cumhuriyet Halk Partili her zaman herkesten çok çalışmayı da gerektirir. Çalışmanın çok değerli olduğunu bilen birisiyim. Çalışkan olmanın, partimiz için olmazsa olmaz ve vazgeçilmez temel prensibi olduğunu da buradan paylaşmak isterim. Zira partimizin de ülkemizin çıkarı için durmadan, yorulmadan, çalışmak ancak ve ancak o zaman başarıya ulaşmak mümkün olabilir. Cumhuriyet Halk Partili olmak her türlü görev ve sorumluluğa kayıtsız şartsız da koşmayı gerektirir. Koşmayı gerektirir ve koşmakta zorundayız. Cumhuriyetimiz, yurdumuz, halkımız için, görevden göreve koşacağız. Ne zaman ihtiyaç olursa, nerede, nasıl bir koşuya, nerede, nasıl bir emeğe, nerede nasıl bir mücadeleye gerek var ise o yönde o mücadelenin en önde koşan neferi olma çabasını ben kendime ayrıca ilave bir şiar olarak da edindiğimi ifade edeyim.
“ATATÜRK’ÜN PARTİSİNE BORCUMUZU ANCAK BÖYLE ÖDEYEBİLİRİZ”
Bu yönüyle asla ve asla kim ne kadar koşuyor bakmadan kendi emeğini en güçlü seviyede ortaya koymanın Cumhuriyet Halk Partili her bireyin ortaya koyması gereken bir karakter olduğunu da düşünmekteyim. Atatürk’ün partisine borcumuzu ancak böyle ödeyebilir, refahımızı da ancak böyle gösterebiliriz. Bu duyguları hisseden gereğini yerine getiren büyük Cumhuriyet Halk Partisi ailesinin tüm üyeleriyle birlikte kutluyor, yürekten hep birine teşekkür ediyorum. Vefa ödüllerine layık görülen, partimizin çok değerli, çok kıymetli isimlerini yürekten kutluyorum. Burada onlarla olmaktan da büyük onur duyuyorum. Yöneticilerimiz, siyasetçilerin, vefasızlığı dolayısıyla tek bir vatandaşın bile kalbinin sevgi dolu çok mutlu bir ülke diliyorum. Umuyorum bunu başaran, bu adımları bize attıran yine hep birlikte bu başarının bir parçası olacağımızı düşündüğüm Cumhuriyet Halk Partisi olur.”
]]>Aziz Yeniay’ın Küçükçekmece Kanarya Mahallesi’ndeki bir derneği ziyareti sırasında kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce silahlı saldırı düzenlendi. Saldırıda 22 yaşındaki E.G.D. yaralanırken, olay yerine çok sayıda polis ekibi sevk edildi. Yaralı E.G.D, yapılan ilk müdahalenin ardından çevredeki özel bir hastaneye kaldırıldı. Olay yerinde güvenlik önlemi alan polis ekipleri, olaya karışan kişi ya da kişileri yakalamak için çalışma başlattı.

SİYASİLERDEN SALDIRIYA TEPKİ
Saldırı sonrası siyasi isimlerden peş peşe açıklama geldi. Saldırıyı lanetleyen isimler, sosyal medya hesaplarından paylaşımda bulundu.

“SUÇLULARIN EN KISA SÜREDE BULUNACAĞINA İNANIYORUM”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, saldırıyla ilgili “İstanbul Küçükçekmece Belediye Başkan Adayımız Aziz Yeniay’ın seçim çalışması yaptığı sırada uzun namlulu silahlarla gerçekleştirilen menfur saldırıyı lanetliyor, insanlık dışı saldırıda yaralanan vatandaşımıza acil şifalar diliyorum. Demokrasimize, birlik ve beraberliğimize yönelik gerçekleştirilen bu saldırı ile ilgili soruşturmalar derhal başlatılmıştır. Suçluların en kısa sürede bulunacağına inanıyorum. Küçükçekmece Başkan Adayımız Aziz Yeniay’a, ekibine ve tüm teşkilatımıza geçmiş olsun.” dedi.

GENİŞ ÇAPLI TAHKİKAT BAŞLATILDI
Saldırıya ilişkin İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Bugün saat 16.30 sıralarında AK Parti Küçükçekmece Belediye Başkan adayı Sayın Aziz Yeniay’ın Kanarya Mahallesindeki aday tanıtım etkinliğinin olduğu yere uzun namlulu silah ve tabanca ile ateş açılmıştır. Saldırıda E. G. D adlı kadın vatandaşımız yaralanmıştır. Saldırıya ilişkin geniş çaplı tahkikat başlatılmıştır. Yaralı vatandaşımıza acil şifalar diliyorum. Seçim sürecine ve demokrasimize yönelik bu tür menfur saldırıları şiddetle kınıyorum.” ifadelerini kullandı.

“SALGIRGANLARIN YAKALANMASINA YÖNELİK ÇALIŞMALAR DEVAM ETMEKTEDİR”
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç da yaptığı açıklamada şunları kaydetti: “Küçükçekmece Belediye Başkan Adayımız Aziz Yeniay’ın seçim çalışması yaptığı sırada gerçekleştirilen silahlı saldırıyı şiddetle kınıyorum. Yaralı vatandaşımıza acil şifalar diliyorum. Saldırı ile ilgili olarak Küçükçekmece Başsavcılığı tarafından adli soruşturma başlatılmış olup, saldırganların yakalanmasına yönelik çalışmalar devam etmektedir. Demokrasimize yönelik bu tür kalleş saldırılar hiçbir zaman amacına ulaşamayacaktır.”

“TÜM SALDIRILARIN KARŞISINDA HEP BİRLİKTE DURACAĞIZ”
CHP lideri Özgür Özel yaptığı paylaşımda, “Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Küçükçekmece Belediye Başkan adayı Aziz Yeniay’ın seçim çalışmasında yaşanan saldırıyı lanetliyor, yaşamını yitiren vatandaşımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Demokrasiye yönelen tüm tehditlerin, tüm saldırıların karşısında hep birlikte duracağız!” dedi.

“DEMOKRASİMİZE YÖNELİK BU TEHDİTLER BİZİ ASLA VE ASLA YOLUMUZDAN DÖNDÜREMEYECEK”
Saldırıya ilişkin AK Parti İBB Başkan adayı Murat Kurum, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Küçükçekmece Belediye Başkan Adayımız Aziz Yeniay’ın seçim çalışması yaptığı sırada uzun namlulu silahlarla gerçekleştirilen saldırıyı lanetliyorum. Hayatını kaybeden vatandaşımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Hepimize geçmiş olsun. Demokrasimize yönelik bu tehditler bizi asla ve asla yolumuzdan döndüremeyecek!” ifadelerini kullandı.

“DEMOKRASİ YARIŞINI KİRLETMEYE ÇALIŞAN TÜM KARANLIK GRUPLARA KARŞI BİRLİKTE OMUZ OMUZA DURACAĞIZ”
İBB Başkanı ve yerel seçimde yeniden CHP’nin İstanbul adayı Ekrem İmamoğlu, saldırıyla ilgili, “AK Parti Küçükçekmece Belediye Başkan Adayı Sayın Aziz Yeniay’ın seçim çalışması sırasında silahlı saldırı olduğu bilgisini üzülerek öğrendim. Olayda hayatını kaybeden vatandaşımıza Allah’tan rahmet diliyor, Sayın Yeniay’a geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Demokrasi yarışını kirletmeye çalışan tüm karanlık gruplara karşı, birlikte omuz omuza duracağız.” ifadelerini kullandı.

“SALDIRIYI LANETLİYORUM”
İYİ Parti İBB Başkan adayı Buğra Kavuncu yaptığı açıklamada, “AK Parti Küçükçekmece Belediye Başkan Adayı Sayın Aziz Yeniay’ın seçim çalışmaları sırasında düzenlenen silahlı saldırıyı lanetliyorum. Hayatını kaybeden vatandaşımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Seçim sürecindeki kirli emellere, muhtemel provokasyonlara karşı hepimiz dikkatli olmak durumundayız. Bu saldırılar millî birliğimizi ve bütünlüğümüzü bölemez.” dedi.

“BU TÜR SALDIRILAR BİZLERİ ASLA YILDIRAMAYACAK”
AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe de X’teki sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Küçükçekmece Belediye Başkan adayımız Sayın Aziz Yeniay’ın seçim çalışmaları esnasında gerçekleşen silahlı saldırıda vefat eden vatandaşımıza Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyor, Küçükçekmece adayımız, teşkilatımız ve tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Bu tür saldırılar bizleri asla yıldıramayacaktır!” dedi.

“DEMOKRASİMİZİ HEDEF ALAN BU SALDIRILARIN BİR DAHA TEKRARLANMAMASINI UMUT EDİYORUM”
Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mansur Yavaş da saldırıya tepki gösterdi. Yavaş, yaptığı açıklamada, “AK Parti Küçükçekmece Belediye Başkan adayı Aziz Yeniay’ın seçim çalışması sırasında meydana gelen saldırıyı şiddetle kınıyorum. Hayatını kaybeden vatandaşımıza Allah’tan rahmet, Aziz Yeniay’a geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Demokrasimizi hedef alan bu saldırıların bir daha tekrarlanmamasını umut ediyorum.” ifadelerini kullandı.
