BBC’ye konuşan Filistinli erkekler, 23 yaşındaki Mücahid Abadi Balas gibi askeri cipin kaputuna bağlanarak taşındıklarını anlattı.
Balas’ın kaputa bağlandığı görüntünün ortaya çıkması sonrası İsrail ordusu, askerlerinin protokolü ihlal ettiklerini açıklamıştı.
Aynı suçlamayı dile getiren Samir Dabaya isimli 25 yaşındaki Filistinli, Cibaliye kampına yapılan baskında sırtından vurulduğunu söyledi.
Dabaya, saatlerce yüzü koyun yattıktan ve kan kaybettikten sonra İsrail askerlerinin kendisine bakmaya geldiğini anlattı.
Bu inceleme sırasında darp edildiğini anlatan Dabaya sonrasında aracın üzerine atıldığını söyledi:
“[Pantolonumu] çıkardılar. Arabaya tutunmak istedim ama [bir asker] yüzüme vurdu ve yapmamamı söyledi. Daha sonra arabayı sürmeye başladı. Ölümü bekliyordum”
Samir Dabaya BBC’ye bir güvenlik kamerasından alınan görüntülerini gösterdi. Bu görüntülerde yarı çıplak bir şekilde, yanında açıkça 1 rakamı bulunan ve hızla giden bir cipin üzerinde yatarken görülüyordu.
Bu çekilen görüntünün konumu, İsrail’in operasyonunun yapıldığı yerle eşleşiyordu. Ancak kayıtta tarih veya saat bulunmuyordu.
Dabaya gibi Hesham Isleit isimli Filistinli de Cibaliye’deki operasyon sırasında iki kez vurulduğunu ve aynı askeri cipe zorla bindirildiğini anlattı:
“Ayağa kalkmamızı emrettiler ve bizi soydular. Sonra da cipin ön kısmına binmemizi istediler. Arabanın üzeri ateş gibi sıcaktı.
“Yalınayaktım ve kıyafetsizdim. Elimi cipin üzerine koymaya çalıştım ama başaramadım, yanıyordu sıcaktan. Onlara havanın çok sıcak olduğunu söylüyordum, onlar da beni binmeye zorluyorlardı; eğer ölmek istemiyorsam bunu yapmam gerektiğini söylüyorlardı.”
Bu iddiaları sorduğumuz İsrail ordusu, davaların incelenmekte olduğunu açıkladı.
Ordu, Abadi Balas’ın görüntülerinin ortaya çıkması sonrası protokollerin ihlal edildiğini, olayının soruşturulacağını kaydetmişti.
Açıklamada “Olayın videosunda yer alan askerlerin davranışları ordunun değerlerine uymamaktadır” denildi.
Hastane yatağında BBC’ye konuşan Balas, hareket halindeki aracın üzerinde yatarken son duasını ettiğini ve sağ kalmayı beklemediğini anlattı.
Mücahid Abadi Balas, aracın üzerine atılışına ait olduğunu söylediği ikinci bir videoyu da BBC’ye gösterdi:
“Üzerimde hiçbir şey olmadığına inandıktan sonra beni cipten indiler ve yüzüme, başıma ve yaralarımın olduğu yerlere vurmaya başladılar. Bileklerimden tutup havaya fırlatmadan önce sağa sola salladılar.”
Balas yere düştükten sonra tekrar kaldırıldığını ve tekrar aynı şekilde sallandığını anlattı.
Ardından cipe atıldığını ve yakındaki bir eve götürüldüğünü iddia etti.
İsrail ordusu söz konusu operasyonda birliklerine ateş açıldığını ve bu ateşe karşılık verildiğini açıkladı.
İsrailli insan hakları örgütü Btselem bu tür vakaları inceliyor.
Örgütün sözcüsü Shai Parnes, 7 Ekim’deki Hamas saldırılarından bu yana Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik şiddetin rekor seviyelere ulaştığını söyledi.
Parnes, 7 Ekim’den bu yana Batı Şeria’da 100’den fazlası reşit olmayan 500’den fazla Filistinli’nin, İsrail askerleri ve yerleşimciler tarafından öldürüldüğünü kaydetti.
Sık sık operasyon yapılan Cenin kampında, 120’den fazla Filistinli İsrail askerleri tarafından öldürüldü.
Kampa ulaşan yollara tuzaklanan bombalardan birinin patlatılması sonucu bir İsrail askeri öldü, 16 asker yaralandı.
]]>Yaşları 5,7,9 olan iki erkek bir kız çocuğu annesi Gubn, AA muhabirine, 63 gün süren tutukluluğu boyunca yaşadığı zorlukları anlattı.
Filistinli kadın, İsrail’in hava saldırılarının ardından Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Beyt Lahiya beldesindeki evinden üç çocuğu ve komşularıyla birlikte beldedeki El-Fahura Okuluna sığındı.
İsrail ordusu 27 Ekim’de Gazze Şeridi’ne kara operasyonu başlattı ve Aralık 2023’ün ortasından itibaren kademeli olarak Gazze kentinin kuzeyindeki bölgelerden çekilmeye başladı, bunu ocak ayının başında Gazze’deki mahalle ve bölgelerden kısmi çekilme izledi.
Ordu, ocak ayı ortasında Gazze kenti ve kuzeydeki bazı bölgelere yönelik saldırılarına yeniden başladı.
Sığınma ve gözaltı
Filistinli kadın esir Gubn, “Savaş başladığında Kemal Advan Hastanesindeydim, oğlumun tedavi süreci bittikten sonra El-Fahura Okuluna sığındık. İşgal ordusu bizi bombaladı, eşimin ikinci eşi ve çocukları şehit oldu.” dedi.
İsrail ordusunun okulu vurup baskın düzenlemesinin ardından çocuklarıyla koşarak dışarı çıkabildiğini belirten Gubn, bölgeyi terk etme kararı alarak, Refah kentine doğru yola çıktığını aktardı.
Gubn, “Çocuklarımla askeri kontrol noktasına vardığımda, askerler güneye çocuklarımı almadan geçmemi istedi. Çocuklarım olmadan ilerleyemeyeceğime dair ikna etmeye çalıştığımda ise askerler beni vurmakla tehdit etti ve çocuklarıma da annesiz güneye gidin dediler.” ifadelerini kullandı.
Bir süre sonra askerlerin adını ve kimlik numarasını sorduğunu aktaran Gubn, daha sonra kadın ve erkek askerlerden oluşan başka bir taburun yanına gönderildiğini dile getirdi.
İsrail askerleri çıplak arama yaptı
Gubn, İsrail askerlerinin arama yapmak için kendisinden soyunmasını istediğini, bunu askerlerin önünde yapmayı hemen reddettiğini ancak ölümle tehdit edilerek çıplak aranmaya zorlandığını söyledi.
İsrail askerlerinin tutumuna ilişkin Gubn, “İsrail askerleri elbiselerimi giydikten sonra ellerime ve ayaklarıma kelepçe taktı, gözlerimi bağladı. Sonra beni sürükleyerek bir yere götürdüler, oradan da askeri ciple başka bir yere. Orada da bir gece gözlerimiz, ellerimiz ve ayaklarımız bağlı şekilde kaldık.” dedi.
Alıkonulduğu süre boyunca birçok kez çıplak aranmaya maruz kaldığını anlatan Gubn, İsrail askerleri tarafından işkence gördüğünü, ağır bir şekilde darbedildiğini ve sözlü tacize uğradığını belirtti.
Gubn, “Bizi askerlerle dolu büyük bir binaya götürdüler, elbiselerimizi çıkarmaya zorladılar, bana eziyet ettiler, dövdüler. Soğuk havalarda bizi ince hapishane kıyafeti giymeye zorladılar.” diye konuştu.
Alıkonulmasına ilişkin ise Filistinli kadın, “Daha sonra bizi 8 gün boyunca askeri ciple El Halil ile Kudüs arasındaki Antoat Askeri Hapishanesine götürdüler. Orada da kıyafetlerimizi çıkarttırdılar, vurdular, hakarete uğradım, kötü muamele gördüm.” ifadelerini kullandı.
Gubn, İsrail güçlerinin alıkoyduğu Filistinlileri saatlerce elleri ve ayakları bağlı şekilde tuttuğuna, darp ve işkence ettiğine dikkati çekti.
Filistinli kadın, sözlerine şöyle devam etti:
“Bizi önce çadır olduğunu düşündüğüm bir yere götürdüler, sorgulamaya ve Hamas mensubu olup olmadığımızla ilgili sorular sormaya başladılar.
Bana resimler gösterip, ‘Bu sizin kocanız’ dediler, ben de onlara ‘Bu benim kocam değil sadece isim benzerliği var dedim. 8 gün süren sorgu ve işkencenin ardından beni bir otobüsle Dimona Hapishanesine götürdüler.”
İsrail askerleri Filistinli kadının eşyalarını çaldı
Alıkonulan Filistinliler, sorgulamanın ardından hapishanelere götürülerek günlerce hapishanede tutuldular.
Gubn, İsrail ordusunun alıkonulanları serbest bırakmadan önce başka bir cezaevine naklettiğini ve orada bir gece tuttuktan sonra alıkonulan Filistinlileri sabah saatlerinde gözleri ve elleri bağlı şekilde bilmedikleri bir yere götürdüğünü ifade etti.
İsrail askerlerinin takılarını ve parasını çaldığını anlatan Gubn, “Alıkonulduğumuzda üzerimde 12 bin Ürdün dinarı (yaklaşık 17 bin dolar) değerinde altın takı ve 3 bin Ürdün dinarı (yaklaşık 4 bin dolardan fazla) değerinde de nakit para ile kişisel eşyalarım vardı. Askerler beni, eşyalarımı aldığıma dair bir kağıt imzalamaya zorladılar.” dedi.
Gubn, İsrail askerlerinin tüm eşyalarını çaldığını ve kimliği dışında hiçbir şeyi kendisine geri vermediklerini söyledi.
Filistinli kadın, alıkonulanları karşılayan Uluslararası Kızılhaç Komitesi temsilcilerinin bulunduğu Gazze-İsrail sınırındaki Kerem Ebu Salim Sınır Kapısı’na gelene kadar kelepçelerinin çıkarılmadığını kaydetti.
Gubn, 3 çocuğundan haber alamadığı için serbest kalmanın sevincini dahi yaşayamadığını sözlerine ekledi.
]]>