Aşırı – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Mon, 08 Jul 2024 00:09:06 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Fransızlar, Aşırı Sağı İktidarda İstemiyor https://www.haber60.com.tr/fransizlar-asiri-sagi-iktidarda-istemiyor/ https://www.haber60.com.tr/fransizlar-asiri-sagi-iktidarda-istemiyor/#respond Mon, 08 Jul 2024 00:09:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37998 Aşırı sağa Avrupa Parlamentosu seçimlerinde ve genel seçimin ilk turunda zafer kazandıran Fransızlar, iş ülkenin yönetimine gelince bir kez daha “sizi iktidarda istemiyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de olduğu gibi, ülkenin yönetimi için asıl önemli olan oylamada “eşikten döndüler”.

Aşırı sağcı Ulusal Birlik’i (RN) üçüncü sıraya düşüren bu sürpriz yenilgi, tamamen onları durdurmak isteyen Fransızların kalabalık şekilde sandığa gitmesiyle yaşandı.

30 Haziran’da yapılan ilk tur seçimlerde oyların yüzde 33’ünü almasının ardından yaklaşık 300 milletvekili çıkaracağı tahmin edilen Ulusal Birlik’in sandalye sayısının 150 civarında kalması bekleniyor.

Ulusal Birlik bunun, diğer partilerin seçim sistemini kullanarak onlara karşı bir araya gelmesiyle mümkün olduğunu ileri sürecektir ki, bunda bir ölçüde haklılar.

Aşırı sağcılar, birbirinden tamamen faklı sol partilerin birdenbire farklılıklarını tamamen unutup Ulusal Birlik karşıtı yeni bir koalisyon kurduğunun, ardından Macroncularla da solun farklılıklarını unuttuğunun altını çiziyor; bu partileri birleştiren tek şeyin Ulusal Birlik karşıtlığı olduğunu ve bu anlaşmazlıkların kötü bir geleceğin işareti olduğunu vurguluyor.

Ancak tüm bunlar gerçeği değiştirmiyor. Halkın çoğunluğu, ya ideolojilerine karşı olduğu için ya da iktidara gelmeleri halinde oluşacak kaçınılmaz huzursuzluktan korktukları için, aşırı sağı istemiyor.

Peki aşırı sağın yükselen genç ismi Jordan Bardella yeni başbakan olamayacaksa, kim olacak?

Bu, cevap arayan en büyük soru. Ve Fransa’da geçmiş genel seçimlerde gördüğümüzün aksine, bu kez bu yanıtı almak haftalar sürebilir.

Çünkü Fransa’da geride bıraktığımız gergin haftalarda, Fransız siyasi sisteminin doğasını değiştiren bir şey yaşandı.

Charles de Gaulle’den bu yana her seçime tanıklık eden deneyimli gazeteci Alain Duhamel, “Bugün artık baskın bir parti yok. Emmanuel Macron yedi yıl önce yönetime geldiğinden bu yana, siyasi güçlerimizin parçalandığı bir döneme tanıklık ediyoruz. Belki de artık yeniden yapılandıkları bir dönem başlıyordur” diyor.

Duhamel bu sözlerle şunu kastediyor; Fransa’da şu an çok sayıda siyasi güç bulunuyor. Üç ana blok (sol, aşırı ağ ve merkez), ve ek olarak merkez sağ. Bu blokların içinde de birbirine rakip partiler var.

Hiçbir partininin tek başına çoğunluğu sağlayamadığı parlamentoda, merkez sağdan sola uzanan bir koalisyon kurabilmek için yaşanacak uzun bir pazarlık süreci kaçınılmaz olacak.

Bu koalisyonun nasıl oluşturulacağıysa, potansiyel koalisyon ortaklarının geçmişte sergiledikleri karşılıklı nefret göz önünde bulundurulduğunda, meçhul.

Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un son haftalardaki gerilimlerin ardından bir uzlaşma dönemi çağrısı yapması bekleniyor.

Muhtemelen bu uzlaşma dönemi Paris Olimpiyatları ve yaz tatilini kapsayacak, ve Fransızların yeniden moral bulmasını sağlayacaktır.

“Macron önemini yitiriyor”

Macron bu sürede koalisyon görüşmelerini yürütecek ve farklı siyasi partilere ulaşacak bir ismi görevlendirecek. Peki bu isim soldan mı, merkezden mi ya da siyaset dışı bir isim mi olacak, bilmiyoruz.

Kesin görünen tek şey Fransa’nın daha parlamenter bir sisteme giriş yapıyor olduğu.

Yeni dönemde siyasi güç Macron’dan çekilerek, yeni hükümeti yönetecek isme doğru kayacaktır.

Macron başbakanlık koltuğuna merkezden birini koymayı başarsa bile – ki bu solun gücü düşünüldüğünde kolay olmayacaktır – bu isim gücünü parlamentonun desteği temelinde kullanacaktır.

2027’deki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olması beklenmeyen Macron, giderek önemsizleşen bir siyasi figür olacaktır.

Peki Macron Avrupa Parlamentosu seçimlerinde aşırı sağın zaferi sonrası meclisi feshederek, oynadığı kumarı kaybetti mi? Erken seçim çağrısı yaptığına pişman mı? Geri adım atmaya hazır mı?

Macron’un olayları böyle görmediğinden emin olabiliriz. O, mevcut durum sürdürülemez olduğu için erken seçim çağrısı yaptığını; siyaseti netleştirdiğini; halkın desteğinin arttığı Ulusal Birlik’i parlamentoda daha adil bir sandalye sayısına ulaştırdığını; ve “Fransızların aşırı sağı hiçbir zaman iktidara getirmeyeceğine” dair oynadığı bahsi kazandığını söyleyecektir.

Bu süre içinde Macron, gücü azalıyor olsa da, hâlâ orada olacak; ekibine danışarak politikacıları yönlendirecek ve siyasi saati işleten usta olarak varlığını sürdürecek.

]]>
https://www.haber60.com.tr/fransizlar-asiri-sagi-iktidarda-istemiyor/feed/ 0
Fransa’da Erken Genel Seçimler Başladı https://www.haber60.com.tr/fransada-erken-genel-secimler-basladi/ https://www.haber60.com.tr/fransada-erken-genel-secimler-basladi/#respond Thu, 04 Jul 2024 23:48:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36641 Fransa, bugün erken genel seçimlerin ilk turu için sandık başında.

Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinde uğradığı hezimetin ardından ilan ettiği genel seçimlerin ikinci turu bir hafta sonra, 7 Temmuz Pazar günü yapılacak.

Aşırı sağın hiç olmadığı kadar iktidara yaklaştığı bu seçim tarihe geçebilir.

Marine Le Pen ve Jordan Bardella’nın partisi Ulusal Birlik (RN), Avrupa seçimlerindeki başarısından üç hafta sonra anketlerde yine açık ara önde gidiyor.

49 milyon seçmenin böylesine önemli bir seçimde yüksek bir katılım göstermesi bekleniyor. Büyük şehirlerde sandıklar 20.00’de (TSİ 21.00) kapanıyor.

Bu iki turlu bir seçim ve Ulusal Meclis’in 577 sandalyesinin büyük bir kısmı ikinci tur oylamaya kadar belirlenmeyecek.

Seçim kampanyası sadece 20 gün sürdü, bu da göç, suç ve güvensizlik konularındaki mevcut vaatlerinin yanı sıra hayat pahalılığı krizinin üstesinden gelmek için vergi indirimleri taahhütlerini hızla geliştiren RN’nin yararına oldu.

Jordan Bardella RN’nin ilk başbakanı olmak istiyor ve partisi ilk turda onlarca seçim bölgesini kazanacağından emin.

Ancak Bardella, bu görevi sadece partisinin parlamentoda 289 sandalye alarak mutlak çoğunluğunu elde etmesi halinde üstleneceğini söylüyor.

Pazar akşamı ilk sonuçlar gelir gelmez muhalefet partilerinin Fransa genelinde ikinci tur mücadelesinde kimi destekleyeceklerine karar vermesi gerekecek.

Anketler ikinci turda Ulusal Birlik’in karşısında aceleyle bir araya getirilmiş Yeni Halk Cephesi adlı sol ittifakın yarışacağını gösteriyor.

Ancak Ipsos adlı anket enstitüsünden Brice Teinturier’e göre, beklenen yüksek katılım nedeniyle, üç partinin yaklaşık 250 seçim bölgesinde ikinci tura kalabileceğini işaret ediyor.

Daha önceki seçimlerde, siyasi yelpazenin iki ucundaki partiler aşırı sağı dışarıda tutmak için hep birleşmeyi tercih etti. Şimdi de RN karşıtı oyları birleştirmek için adaylardan birinin yarıştan çekilip çekilmeyeceği merak ediliyor.

RN liderleri yıllardır aşırılık yanlısı imajlarından kurtulmak için çok çalıştılar. Fransız vatandaşlarına iş ve konut için öncelik tanıyan “ulusal tercih” adlı politikalarının yanı sıra, enerjide KDV’yi düşürmek ve 30 yaşın altındakilerin gelir vergisinden muaf tutmak istiyorlar.

Paris’in kuzeyindeki Franconville’de Agnes adında bir öğretmen okullardaki disiplinin bozulmasından şikayet ediyor ve Jordan Bardella’nın eğitimde “otoritede büyük bir patlama” diye nitelendirdiği planını beğeniyor. “Ya sağa ya da aşırı sağa oy vereceğim. Bardella’nın karizmasını seviyorum” diyor.

Agnes ayrıca RN’nin droit du sol’u (yabancı ebeveynlerden doğan çocukların Fransa’da beş yıl geçirmeleri halinde otomatik olarak Fransız vatandaşlığı hakkı) kaldırma planlarıyla da bir sorunu yok.

Cumhurbaşkanı Macron’un Ensemble ittifakının sandalye kaybetmesi bekleniyor ve anketler Fransa’nın en popüler siyasetçisi olduğunu gösterse de Gabriel Attal’ın başbakanlık günlerinin sayılı olduğuna işaret ediyor.

François Hollande oylama öncesinde yaptığı açıklamada “Macron dönemi sona erdi” dedi.

Macron’un akıl hocası olan eski Fransa Cumhurbaşkanı Hollande, Yeni Halk Cephesi adayı olarak yeniden parlamentoya girmeyi hedefliyor.

Macron’un müttefikleri bile onun erken seçim kumarına kızgın. Ülkede üç yıl daha seçim yapılmayacaktı.

Fransa ayrıca 26 Temmuz’da başlayacak olan Paris Olimpiyatları için hazırlanıyor.

İçişleri Bakanı ikinci turdan sonra yaşanabilecek şiddet olayları konusunda uyarıda bulundu.

Macron, bir sonraki adımlarına karar vermek üzere Pazartesi günü başbakanı ve hükümetin diğer üyeleriyle bir araya gelecek.

Cumhurbaşkanı Macron, sadece kendi kurduğu Ensemble ittifakının “aşırı sağı ve aşırı solu” engelleyebilecek güce sahip olduğunu söylüyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/fransada-erken-genel-secimler-basladi/feed/ 0
Fransa’da kadın örgütleri, yaklaşan seçim öncesinde aşırı sağa karşı eylemler düzenledi https://www.haber60.com.tr/fransada-kadin-orgutleri-yaklasan-secim-oncesinde-asiri-saga-karsi-eylemler-duzenledi/ https://www.haber60.com.tr/fransada-kadin-orgutleri-yaklasan-secim-oncesinde-asiri-saga-karsi-eylemler-duzenledi/#respond Sun, 23 Jun 2024 22:13:46 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35616 Fransa’da 200’den fazla kadın hakları örgütünün çağrısıyla, binlerce kadın başta başkent Paris olmak üzere ülke genelinde aşırı sağcı Ulusal Birlik Partisi’ne karşı sokağa çıktı.

Ulusal Birlik Partisi, gelecek hafta ilk turu yapılacak parlamento seçimlerinde kamuoyu anketlerine göre önde gidiyor. Ancak partinin çoğunluğu kazanması pek mümkün görünmüyor.

Kadın hakları örgütleri ise Ulusal Birlik Partisi’nin seçimden zafer elde etmesi halinde göçmen, LGBTİ+ ve kadın hakları da dahil birçok hak ve özgürlüğe zarar verebileceğini savunuyor.

Feminist örgütler, Ulusal Birlik’in doğum kontrol konusundaki tutumundan da endişe ediyor.

Ulusal Birlik ise kadın haklarını tehdit ettiği yönündeki iddiaları reddediyor.

Paris’teki gösteriye katılan feminist gazeteci Megan Clement, protestoların kadınların Fransız halkına açık bir mesajı olduğunu söyledi.

Clement, feministlerin seçmenlere “aşırı sağın parlamentoda çoğunluğu elde etmesine izin vermeyin” çağrısında bulunduğunu kaydetti.

Protestolarda kadınlar, “Aşırı sağ: Haklarım için bir tehlike”, “Kırılgan olan kadınlar değil, onların haklarıdır”, “Feministler aşırı sağa karşı birleşti” yazılı pankartlar taşıdı.

Reuters haber ajansına konuşan 43 yaşındaki Benedicte Blanchet isimli bir gösterici, “Buradayım çünkü bir kadınım ve Fransa’da aşırı sağcı bir hareket iktidarı ele geçirmek istiyor diye haklarımın elimden alınmasını istemiyorum” dedi.

Fransa Komünist Partisi Kadın Hakları Sorumlusu Shirley Wirden, Ulusal Birlik’in lideri Jordan Bardella da dahil “ülkeyi iyi bir aile babası gibi yönetmek isteyen tehditlerin; ataerkil fikirlere, en güçlü olanın egemenliğine, kadınların ev işlerine yollanmasına geri dönüş anlamına geldiğini” savundu.

hatırlatan Wirden, “Tartışmalar sırasında, aşırı sağcı milletvekillerinin bu konudan ne kadar rahatsız olduklarını, çok iyi gözlemleyebiliyorduk” dedi ve şöyle devam etti:

“Kadınların tahammül edemediği arkaik bir düzene geri dönüşe tanık oluyoruz. Bu aynı zamanda feministlerin hiçbir zaman hoş karşılamadığı bir nefret kültürü. Çünkü feministler her zaman, Ulusal Birlik’in değerleriyle tamamen çelişen uluslararası dayanışmayı ve barış kültürünü geliştirmişlerdir.”

Anketler ne diyor?

Cumhurbaşkanı Macron, Avrupa Parlamentosu seçimlerinde partisinin büyük bir yenilgiye uğramasının ardından erken seçim kararı aldı.

Fransa’da parlamento seçimleri 30 Haziran ve 7 Temmuz’da yapılacak.

Fransa’da genel seçimle parlamentonun alt kanadı olan ve yasaları hazırlayan Ulusal Meclis’in 577 üyesi seçilecek (Fransa Parlamentosu’nun üst kanadı olan Senato’nun üyeleri ise yerel yetkililer ve Ulusal Meclis üyeleri tarafından seçiliyor).

30 Haziran’da Fransa ana karasıyla ülkenin deniz aşırı topraklarındaki 577 seçim bölgesinde sandık başına gidilecek. Yurt dışında yaşayan Fransız vatandaşları da oy kullanabilecek. Her seçim bölgesinden bir milletvekili seçilecek.

7 Temmuz’da yapılacak seçimlerin ikinci turuna ise ilk turda en az yüzde 12,5 oranında oy alan adaylar katılabilecek. Fransa’da genelde her seçim bölgesinde seçimlerin ikinci turunda iki ya da üç aday yarışıyor. Bu turda en çok oyu alan aday milletvekili seçiliyor.

Bir partinin ya da partiler koalisyonunun Ulusal Meclis’te çoğunluğu sağlaması için en az 289 milletvekili çıkarması gerekiyor.

Reuters’ın aktardığına göre, anket şirketi Ipsos tarafından yapılan son bir anket, parlamentonun ilk tur seçimlerinde Ulusal Birlik’in yüzde 35,5 oy oranına sahip olduğunu gösteriyor.

Ipsos’un Le Parisien gazetesi ve Radio France ile 19-20 Haziran tarihlerinde gerçekleştirdiği ankete göre, solcu ittifak Yeni Halk Cephesi ise yüzde 29,5 oy alıyor.

Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un siyasi yelpazenin merkezinde kalan ittifakı ise yüzde 19,5 oy oranıyla üçüncü sırada bulunuyor.

Anket sonuçlarında seçime katılım oranının ise yüzde 60-64 aralığında olduğu tespit edildi. Haziran 2022’de yapılan son seçimde seçime katılım yüzde 47,5 idi.

Financial Times tarafından yayımlanan başka bir Ipsos anketinde ise Ulusal Birlik, ekonomi ve kamu maliyesini yönetme konusunda en güvenilir parti olarak görülüyor.

Ankete göre, katılımcıların yüzde 25’i ekonomide doğru kararlar alma konusunda en çok Marine Le Pen’in liderliğini üstlendiği Ulusal Birlik’e güvenirken, bu oran Yeni Halk Cephesi için yüzde 22 ve Macron’un ittifakı için yüzde 20.

Almanya Başbakanı Scholz: Fransa’daki seçimler konusunda endişeliyi

Almanya Başbakanı Olaf Scholz ise Pazar günü yaptığı açıklamada Fransa’da yaklaşan parlamento seçimlerinde aşırı sağın zafer kazanma ihtimalinden “endişe duyduğunu” söyledi.

Kamu yayıncısı ARD’ye verdiği röportajda Scholz, “Fransa’daki seçimler konusunda endişeliyim. Umarım (Marine) Le Pen dışındaki partiler seçimlerde başarılı olur. Ancak buna Fransız halkı karar verecek” dedi.

Almanya’daki aşırı sağcı AfD partisi de bu ayki Avrupa Parlamentosu seçimlerinde kazanımlar elde etti. Scholz’un koalisyonu ise istediği sonucu elde edemedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/fransada-kadin-orgutleri-yaklasan-secim-oncesinde-asiri-saga-karsi-eylemler-duzenledi/feed/ 0
Hac: Bu yıl neden bu kadar çok kişi öldü? Görgü tanıkları ipuçları verirken yetkililer sessiz kalıyor https://www.haber60.com.tr/hac-bu-yil-neden-bu-kadar-cok-kisi-oldu-gorgu-taniklari-ipuclari-verirken-yetkililer-sessiz-kaliyor/ https://www.haber60.com.tr/hac-bu-yil-neden-bu-kadar-cok-kisi-oldu-gorgu-taniklari-ipuclari-verirken-yetkililer-sessiz-kaliyor/#respond Fri, 21 Jun 2024 21:07:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35414 Hac ibadeti bu yıl trajediyle gölgelendi; AFP haber ajansına göre farklı milletlerden en az 922 hacı, çoğu sıcakla ilgili nedenlerden, hayatını kaybetti.

Dünyanın en büyük kitlesel toplanmalarından biri olan Hac, her yıl milyonlarca kişiyi Suudi Arabistan’a getiriyor.

Maddi durumu ve fiziksel gücü yeterli olan Müslümanların hayatlarında bir kez yapmakla yükümlü oldukları bu yolculuk, Çarşamba günü resmen sona erdi.

BBC, bildirilen ölü sayısını bağımsız olarak doğrulayamadı.

BBC, 19 ve 20 Haziran’da, Suudi yetkililerden ölümler ve Hac organizatörlerine yöneltilen eleştiriler hakkında yorum istedi ancak resmi bir yanıt alamadı.

Ancak Suudi Arabistan, bu yılki Hac sezonu için yapılan sağlık planlarının başarılı olduğunu açıkladı.

Suudi Sağlık Bakanı Fahad el-Jalajel yaptığı açıklamada, “Hacıların yüksek sayısına ve yüksek sıcaklığın yarattığı zorluklara rağmen Hac mevsiminde herhangi bir salgın veya halk sağlığına yönelik tehdit görülmedi” dedi.

Suudi yetkililer, bu yıl ibadete yaklaşık 1,83 milyon hacının katıldığını, bunların 1,6 milyonunun yurt dışından geldiğini açıkladı. Çok sayıda yabancı ziyaretçi arasında Pakistanlılar, Ürdünlüler ve Tunuslular vardı.

BBC, bu yıl Hac’da bu kadar çok kişinin ölümüne yol açmış olabilecek faktörleri araştırdı:

Aşırı sıcak

Suudi Arabistan’da gölgede sıcaklığın 51,8 santigrat dereceye kadar çıktığı kavurucu sıcakların, ölüm sayısının artmasında önemli bir faktör olduğuna inanılıyor.

Suudi Sağlık Bakanlığı’nın ısıya maruz kalmaktan kaçınmaları ve susuz kalmamaları yönündeki uyarılarına rağmen, pek çok hacı sıcak stresi ve sıcak çarpmasının kurbanı oldu.

Bir Arap diplomat, öldüğü bildirilen 658 Mısırlının tamamına yakının hayatını kaybetmesinin aşırı sıcaklarla bağlantılı olduğunu söyledi. Bu hacıların birçoğunun gerekli Hac izinleri yoktu ve bu da organize destek almalarını ve kaynaklara erişimlerini zorlaştırıyordu.

BBC’ye konuşan Nijeryalı hacı Ayşa İdris, “Yalnızca Allah’ın merhameti sayesinde hayatta kaldım, çünkü hava inanılmaz sıcaktı.

“Kabe’nin bütün kapılarını kapattılar. Çatıyı kullanmak zorunda kaldık, içerisi kavruluyordu” diyor.

“Şemsiye kullanmak ve kendimi sürekli Zemzem suyuyla ıslatmak zorunda kaldım.

“Bir noktada bayılacağımı sandım ve şemsiyemi başka biri tutmak zorunda kaldı. Sıcaklığın bu kadar yoğun olmasını beklemiyordum” diye ekliyor.

Bir başka hacı Naim’in ise sıcak çarpmasından öldüğü ve ailesinin cevap arayışına girdiği bildirildi.

BBC Arapça’ya konuşan oğlu, “Annemle iletişimim aniden kesildi. Günlerce aradıktan sonra Hac sırasında vefat ettiğini öğrendik” dedi ve annesinin Mekke’ye gömülme isteğini yerine getireceklerini ekledi.

Hacılar alışılmadık sıcaklık, yorucu fiziksel aktivite, geniş açık alanlar ve birçoğunun yaşlı veya hasta olması gibi risklerle karşı karşıya.

Hac sırasında sıcaktan kaynaklanan ölümler aslında yeni değil. Hacıların ölüm kayıtları 1400’lü yıllara kadar gidiyor.

Geçen yıl, Suudi yetkililer sıcaklık stresi yaşayan hacı sayısının 2 binden fazla olduğunu açıklamıştı.

Bilim insanları, küresel ısınmanın koşulları daha da zorlaştıracağı konusunda uyarıyor.

Climate Analytics’ten Carl-Friedrich Schleussner, Reuters haber ajansına verdiği demeçte, “Hac, bin yılı aşkın bir süredir sıcak bir iklimde gerçekleşti, ancak iklim krizi bu koşulları daha da kötüleştiriyor.” dedi.

Schleussner’in araştırması, küresel sıcaklıkların sanayi öncesi seviyelerin 1,5 derece üzerine çıkması durumunda Hac sırasında sıcak çarpması riskinin beş kat artabileceğini öne sürüyor.

Mevcut tahminler, dünyanın 2030’lara kadar 1,5 derecelik ısınmaya ulaşabileceğini ve bu durumun gelecekteki hacılar için zorlukları artıracağını gösteriyor.

Aşırı kalabalık ve temizlik sorunları

Çeşitli kaynaklara göre, Suudi yetkililerin kötü yönetimi, aşırı koşulları daha da kötüleştirerek hacılar için ayrılmış birçok alanda krize yol açtı.

Konaklama ve tesislerin kötü yönetildiğini, aşırı kalabalık çadırların yeterli soğutma ve sanitasyon olanaklarından yoksun olduğunu söyleyen hacılar var.

38 yaşındaki İslamabadlı hacı: “Mekke’nin sıcağında çadırlarımızda klima yoktu. Kurulan soğutucularda da çoğu zaman su yoktu.

“Bu çadırlarda boğulacak gibiydik, terden sırılsıklam olduk. Korkunç bir deneyimdi” diye ekliyor.

Cakartalı bir hacı olan Fauziah da aynı fikirde: “Birçok kişi çadırlardaki aşırı kalabalık ve aşırı ısınma nedeniyle bayıldı.

“Akşam yemeğini geceye kadar bekledik, dolayısıyla çadırlardaki insanlar aç kaldı” diye ekliyor.

İyileştirmeleri memnuniyetle karşılayacağını söyleyen kadın yine de “bunun şimdiye kadarki en iyi Hac organizasyonu olduğuna” inanıyor.

Ulaşım problemleri

Hacılar, yoğun sıcakta uzun mesafeler yürümek zorunda kaldı. Bazıları bunun için yolların kapalı olmasını ve bazıları da ulaşım yönetiminin yetersizliğini suçluyor.

İsminin açıklanmasını istemeyen ve Amina takma adını kullanan Pakistanlı bir hacı, “Yedi kilometrelik susuz, gölgesiz bir yola koyulduk. Polis barikatlar kurarak bizi gereksiz yere uzun mesafeler yürümeye zorladı” diyor.

Ona göre Suudi hükümeti araçları olmasına rağmen sıcaktan dolayı hasta ve bilinci kapalı olan hacılar için kullanmıyordu.

“Kamplarda insanlar tavuklar ya da çiftlik hayvanları gibi tutuluyordu; yatakların arasında geçebilecek yer yoktu. Yüzlerce insan için az sayıdaki tuvalet yetersizdi.”

Özel bir grubun Hac organizatörü olan Muhammed Acha da aynı fikirde.

“Bu benim 18. Hac yolculuğum ve tecrübelerime göre Suudi kontrolörler kolaylaştırıcı değiller. Kontrol ediyorlar ama yardımcı olmuyorlar” diyor.

Acha’ya göre yaz aylarında bir hacı, günde en az 15 kilometre yürümek zorunda kalabiliyor. Bunun hacılaır sıcak çarpmasına, yorgunluğa ve susuzluğua maruz bıraktığını söylüyor.

“Daha önceki yıllarda çadırlara ulaşmak için U dönüşleri açıktı ama artık tüm bu yollar kapatıldı. Sonuç olarak sıradan bir hacı, Bölge I’deki A Kategorisi çadırda kalsa bile çadırına ulaşmak için sıcakta 2,5 kilometre yürümek zorunda kalıyor.” diye açıklıyor.

Acha, “Bu rotada acil bir durum olması durumunda 30 dakika boyunca kimse size ulaşamayacak. Hayat kurtaracak herhangi bir düzenleme yok ve bu yollar üzerinde sebiller de yok” diye ekliyor.

Sağlık hizmetlerindeki gecikmeler

Pek çok hacının aldığı tıbbi yardımın yetersiz olduğu bildirildi.

Bazı hacılara göre sıcak bitkinliği veya diğer sağlık sorunları yaşayanlar için ambulans ve ilk yardım mevcut değildi.

Amina, bir hacı arkadaşının klostrofobi nedeniyle oksijene ihtiyaç duyduğunu ve çaresiz yalvarışlarına rağmen ambulansın gelmesinin 25 dakikadan uzun sürdüğünü anlattı.

“Sonunda ambulans geldi ve doktor ona iki saniye bile bakmadıktan sonra ‘bir şeyi yok’ dedi ve gitti” diye ekledi.

Ancak Suudi Sağlık Bakanı, hacıların refahı için ayrılan kaynakların altını çiziyor.

Hükümetten yapılan açıklamada, hacılar için toplam 6.500’den fazla yatak kapasiteli 189 hastane, sağlık merkezi ve gezici klinik ile 40 binden fazla tıbbi, teknik, idari personel ve gönüllüyle çalışıldığı belirtildi.

Açıklamada, 370’den fazla ambulans, yedi hava ambulansı ve 12 laboratuvarın, 60 tedarik kamyonu ve kutsal mekanlara stratejik olarak konumlandırılmış üç mobil tıbbi depodan oluşan güçlü bir lojistik ağıyla desteklendiği aktarıldı.

Mekke Sağlık Grubu, Hac mevsimi yaklaştıkça hazırlıkların arttığını açıkladı:

“Tüm hastane ve merkezlerdeki polikliniklerde personelin eğitimi ve gerekli ihtiyaçların karşılanması için tüm imkanlar kullanılmış olup, çeşitli sağlık tesislerinde 654’ü yoğun bakım yatağı olmak üzere 3 bin 944 yatak tahsis edilmiştir.”

Kayıt dışı hacılar

Hac ibadetini gerçekleştirmek için hacı adaylarının özel bir Hac vizesine başvurması gerekiyor.

Ancak bazı kişiler gerekli belgeler olmadan hacca gitmeye çalışıyor.

“Kayıt dışı Hac” sorununun ölümlerdeki artışa katkıda bulunduğuna inanılıyor.

Uygun belgeleri olmayan hacılar, yardıma ihtiyaç duyduklarında bile çoğu zaman yetkililerden kaçınıyorlar.

Yetkililer bazı çadırların aşırı kalabalık olmasından onları sorumlu tutuyor.

Endonezya Ulusal Hac ve Umre Komisyonu Başkanı Mustolih Siradj, “Hac vizesi olmayanların Hac bölgelerine sızdığından şüpheleniyoruz” diyor.

AFP, bir Arap diplomatın bu sezon en az 658 Mısırlının öldüğünü, bunların 630’unun hac izni olmadığını aktardı.

Ulusal Hac ve Umre Komitesi danışmanlarından Saad Al-Qurashi, BBC’ye, “Hac vizesi olmayanlara hoşgörü gösterilmeyecek; ülkelerine dönmek zorunda kalacaklar” diyor.

Düzensiz hacıların kimliklerinin, resmi hacılara verilen ve kutsal mekanlara giriş için barkod bulunan Nusuk kartları kullanılarak belirlendiğini belirtiyor.

Yaşlı, sakat veya hasta hacılar

Pek çok hacı, ya ömür boyu para biriktirdikten sonra, ya da ölecekleri zaman orada ölecekleri ümidiyle, ömrünün sonuna doğru Hacca gidiyor.

Örneğin Bangladeş’teki Müslüman toplum Hac yaparken ölmeyi bir şans olarak görüyor. Bunun özel bir statü kazandırdığını düşünüyorlar.

Her yıl Hac’da ölümlerin yaşanmasının nedenlerinden biri de bu. 2022-23 sezonunda ise yaklaşık iki yüz kişi Hac’da öldü.

Bir kişi Hac yaparken ölürse ne olur?

Bir hacı Hac yaparken öldüğünde, ölüm resmi makamlara bildiriliyor. Ölenin kimliğini doğrulamak için bileklik veya boyun kimliği kullanılıyor. Daha sonra doktor belgesi alınıyor ve Suudi Arabistan ölüm belgesi veriyor.

Cenaze namazları, ölümün meydana geldiği yere bağlı olarak Mekke’deki Mescid-i Haram veya Medine’deki Mescid-i Nebevî gibi önemli camilerde kılınıyor. Cenaze yıkanıyor, sarılıyor ve tüm masraflar karşılanarak Suudi hükümetinin sağladığı morglara taşınıyor.

Törenler basit bir şekilde, işaretsiz, bazen tek bir yerde birden fazla cenazeyle yapılıyor. Mezarlık defterinde kimin nereye gömüldüğü listeleniyor, böylece aileler isterlerse mezarları ziyaret edebiliyor.

Suudi hükümeti, farklı grupların ve Kızılay’ın yardımıyla “onurlu ve saygılı cenaze törenleri” düzenlediğini söylüyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/hac-bu-yil-neden-bu-kadar-cok-kisi-oldu-gorgu-taniklari-ipuclari-verirken-yetkililer-sessiz-kaliyor/feed/ 0
Almanya’da aşırı sağcı parti AfD’nin geçmişi araştırıldı https://www.haber60.com.tr/almanyada-asiri-sagci-parti-afdnin-gecmisi-arastirildi/ https://www.haber60.com.tr/almanyada-asiri-sagci-parti-afdnin-gecmisi-arastirildi/#respond Wed, 08 May 2024 22:12:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30839 Almanya’nın doğusundaki Cottbus kentinde onlarca insan, daha önce kendisini Nasyonal Sosyalizmin (Nazizm) “dost yüzü” olarak tanımlayan bir konuşmacıyı dinlemek için küçük bir mekanda toplanmış.

Aşırı sağcı parti Almanya için Alternatif (AfD) tarafından düzenlenen bir gençlik etkinliğinde Matthias Helferich’i dinlemek için oradalar.

Daha önce aşırılık yanlısı gruplarla bağlantıları olan iki kişi daha salonda ve bunlardan biri eyalet seçimlerinde aday olacak.

AfD aşırılık suçlamalarını defalarca reddetti.

Ancak BBC, bu üç kişinin geçmişini araştırarak, AfD ile bazıları Alman makamları tarafından anti-demokratik veya ırkçı olarak sınıflandırılan aşırı sağcı gruplar arasında açık bir geçişkenlik olduğunu tespit etti.

Almanya’nın doğusunda bölgesel istihbarat yetkilisi olarak görev yapan Stephan Kramer’a göre, AfD artık demokrasinin “temelleri” açısından tehlike oluşturuyor ve sonbaharda doğudaki üç eyalette seçim kazanmayı hedefliyor: Saksonya, Thüringen ve Berlin’in Brandenburg bölgesi.

Haziran’da yapılacak Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesinde aşırılık ve yolsuzluk iddialarıyla boğuşan AfD, anketlerde düşüş yaşasa da, ülke genelinde ikinci sırada yer alıyor. Özellikle Doğu Almanya’da güçlü olmaya devam ediyor.

‘Tersine göç’ tartışmaları

Matthias Helferich’in Cottbus’taki konuşması “tersine göç” üzerineydi. Bu, Avrupa’da aşırı sağ içinde göçmenlerin kitlesel “geri dönüşleri” ya da sınır dışı edilmeleriyle ilgili yeni gelişen bir kavram. BBC toplantıya katılmak istedi, ancak yer olmadığı söylendi.

2021’de Almanya Federal Meclisi’ne seçilen Helfrich’in AfD’nin parlamento grubuna katılması, 2016-17 yıllarındaki tartışmalı Facebook yazışmalarının ortaya çıkmasının ardından engellendi.

Sızan yazışmalarında Helfrich, kendisini Nasyonal Sosyalizmin “dost yüzü” ve Nazi dönemi yargıcı Roland Freisler’e atıfta bulunarak “demokratik Freisler” olarak tanımlıyordu.

Helferich BBC’ye yaptığı açıklamada kendisini gerçekten Nazizmin dost yüzü olarak tanımlamadığını, sadece internetteki solcuların “parodisini” yaptığını söyledi.

Helferich AfD’de yerel düzeyde görevler üstlenmeye devam ediyor ve Cottbus’daki konuşmasına katılımın da gösterdiği gibi, bazı parti çevrelerinde “tersine göçün” gururlu savunucusu olarak memnuniyetle karşılanıyor.

Pek çok kişi bu terimi, göçmen kökenli insanların zorla ya da siyasi baskıyla kitleler halinde sınır dışı edilmesinin örtülü bir ifadesi olarak görüyor.

Matthias Helferich, Afrika ve Orta Doğu’dan gelen “kitlesel göçmen akınına” karşılık olarak milyonlarca insanın “tersine göç ettirilmesi” konusundaki beklentilerini açıkça dile getiriyor.

Ancak yasal olarak Almanya’da bulunan hiç kimsenin ülkeyi terk etmeye zorlanmayacağını, ancak bazılarına “anavatanlarına” ve “kültürlerine” dönme şansı verilebileceğini iddia ediyor.

“Bu, insanları aşağılamak ya da ırkçı nedenlerle sınır dışı etmekle ilgili değil. Mesele Almanya’yı Almanların ülkesi olarak korumak” diyor.

Toplantı organizatörlerden Jean-Pascal Hohm, Cottbus konuşmasını dinlemeye “50’den fazla genç yurtseverin” geldiğini söylüyor.

AfD’de çeşitli görevlerde bulunan Hohm, Eylül’de yapılacak Brandenburg eyalet seçimlerinde aday.

Hohm’un geçmişte aşırı sağcı bazı gruplara dahil olduğu biliniyor. Bunlar arasında Ein Prozent (Yüzde Bir) derneği, Zukunft Heimat (Geleceğin Vatanı) ve “Büyük Değişim” komplo teorisini desteklediği bilinen Identitarian hareketi yer alıyor.

Bu teori, küresel elitlerin kasıtlı olarak Batı ülkelerinin demografik yapısını değiştirmeyi planladıklarını dile getiriyor.

Hohm, Almanya ve Avrupa’da “çağımızın ana teması” olarak tanımladığı “nüfus değişiminin” yaşandığına inanıyor. “Bunun yukarıdan organize edildiğini söylemiyorum, gerçekleştiğini söylüyorum” diyor.

2017’de Jean-Pascal Hohm, bir grup futbol taraftarının Yahudi düşmanı sloganlar attığı, hatta bazılarının Hitler selamı verdiği bir kalabalığın arasında görülmüştü.

Benedikt Kaiser ise, Thüringen’de AfD milletvekili olan Jürgen Pohl için parlamentoda çalışıyordu.

Kaiser’in 2006-11 yılları arasında neo-Nazi çevrelerde hareket ettiği, hatta bugün Die Heimat (Vatan) olarak bilinen aşırı milliyetçi parti NPD tarafından düzenlenen yürüyüşlerde fotoğrafının olduğu ortaya çıktı.

“New Society Boys” adlı aşırı sağcı futbol holigan grubunun içinde de fotoğrafı görülmüştü. Grup tarafından kullanılan “NS” kısaltması Almanya’da genellikle “Nasyonal Sosyalist” ya da Nazi anlamına geliyor.

2009 civarında çekilmiş fotoğrafta Kaiser’in arkasındaki üç erkek Hitler selamı veriyor.

Yıllar sonra Benedikt Kaiser artık bazen bir düşünür ve teorisyen olarak tanımlanıyor ve AfD’nin aşırı sağcı kanadının önde gelen isimlerinden Björn Höcke ondan övgüyle söz ediyor.

Tarih öğretmeni olan Höcke, Thüringen’de AfD’nin karizmatik lideri haline geldi ve eyalet valisi olmak için yarışıyor.

52 yaşındaki Höcke şu anda bilerek bir Nazi sloganı kullanma suçlamasıyla yargılanıyor, ancak masum olduğunu savunuyor.

AfD’nin daha radikal fraksiyonu içindeki partililer ile “aşırılık yanlısı” gruplar arasındaki bulanık çizgiler karmaşık bir ağ oluşturuyor.

Ve bu, daha ılımlı mı yoksa radikal bir mesaj mı benimsemesi gerektiği konusunda sürekli bölünmelerle uğraşan bir parti.

Örneğin “tersine göç” kavramını bazıları benimserken, bazıları mesafeli duruyor.

Bu kavram, neo-Nazi bir geçmişe sahip olan ve hem Almanya hem de İngiltere’ye girişi yasaklanan Avusturyalı aktivist Martin Sellner tarafından savunuluyor.

Sellner’in, “tersine göç eden” sığınmacılar, oturma hakkına sahip “yabancılar” ve “asimile olmamış” vatandaşlar hakkında yazıları var.

AfD’nin üst düzey isimlerinin Martin Sellner ile Berlin yakınlarında “tersine göç” konulu “gizli” bir toplantı yaptıklarına dair haberler bu yılın başlarında Almanya’da kitlesel gösterilere yol açtı.

Thüringen Anayasayı Koruma Dairesi Başkanı Stephan Kramer’e göre, AfD son on yılda “muhafazakar, demokrat bir partiden giderek aşırı sağcı bir partiye doğru” ilerleyen bir hareket.

Daha önce Almanya’daki Yahudilerin Merkez Konseyi’nin genel sekreterliğini yapan Kramer, AfD’nin seçimlerde Thüringen’de çoğunluğu kazanma şansının “çok yüksek” olduğunu, bu gerçekleşirse ülkeyi terk edeceğini söylüyor.

AfD’liler kendilerine karşı önyargılı devlet yetkilileri tarafından hedef alındıklarını savunuyor.

AfD’nin “şüpheli” aşırı sağcı olarak tanımlanmasına karşı yasal mücadelesi devam ederken, gençlik kanadı bu tanımı resmen onayladı.

Stephan Kramer’e göre AfD, Avrupa çapında ivme kazanan yeni sağın “parlamenter kolu” ve demokrasi için risk oluşturuyor.

Kramer daha geniş anlamda Almanya’daki siyasi havanın “ısınmasından” endişe ediyor.

Başbakan Olaf Scholz’un partisi SPD’nin (Sosyal Demokrat Parti) Avrupa Parlamentosu seçimlerinde önde gelen adaylarından biri olan Matthias Ecke, Cuma günü Saksonya’da afiş asarken saldırıya uğradı ve ameliyat oldu.

17-18 yaşlarındaki dört gencin soruşturulduğunu belirten polis, şüphelilerden en az birinin aşırı sağcı görüşlere sahip olduğuna dair veriler olduğunu söyledi.

Konuştuğumuz AfD destekçileri hareketlerinin hiç de aşırı olmadığı ve hatta orta yolu temsil ettiği konusunda ısrarcı.

Almanya’da bugün söz konusu olan sadece Cottbus’ta bir toplantıda konuşma yapan üç adamla ilgili değil, ülkede neyin aşırılık sayılacağı konusundaki bölünme ve çirkin geçmişe dönüş korkusuyla ilgili.

]]>
https://www.haber60.com.tr/almanyada-asiri-sagci-parti-afdnin-gecmisi-arastirildi/feed/ 0
İliç Maden Kazası İncelemesi: Aşırı Yükleme ve Sıvı Basma Olabilir https://www.haber60.com.tr/ilic-maden-kazasi-incelemesi-asiri-yukleme-ve-sivi-basma-olabilir/ https://www.haber60.com.tr/ilic-maden-kazasi-incelemesi-asiri-yukleme-ve-sivi-basma-olabilir/#respond Wed, 08 May 2024 07:27:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30782 Haber: DİLAN KUTLU- Kamera: UĞUR DEMİRCİ

(ERZİNCAN)- TBMM İliç Maden Kazasını Araştırma Komisyonu’nun CHP’li üyeleri, Erzincan ve İliç’te yaptıkları incelemelerle ilgili ANKA Haber Ajansı’na bilgi verdi. Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin, heyelana ilişkin “Aşırı bir yükleme ve aşırı sıvı basma olduğunu tahmin ediyoruz” derken; Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, “Sahada ve bize yapılan bilgilerden anladığımız Anagold’un işlettiği altın maden sahasının yığın liç kısmında aşırı yükleme yapılmış durumda” dedi.

Erzincan’ın İliç ilçesindeki Çöpler Altın Madeni’nde 13 Şubat’ta 9 işçinin toprak altında kaldığı siyanürlü toprak kayması ile ilgili TBMM’de kurulan İliç Maden Kazasını Araştırma Komisyonu, Erzincan’daki ziyaretlerinin ardından İliç’te kazanın olduğu ve toprak altında kalan 5 işçinin daha aramalarının yapıldığı Anagold Madencilik’in maden sahasındaki çalışmaları yerinde inceledi.

Komisyon üyelerinden CHP Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin ve CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, görüşmelere ve incelemelere dair izlenimlerini ANKA Haber Ajansı’na değerlendirdi.

CHP’li Şevkin, liç yığınının 3 ve 4. fazlarda 10 milyon metreküplük heyelanın olduğunu söyledi. Çamurlu ve akışkan haldeki liç nedeniyle uzunca bir süre mangan ocağına girilemediğini belirten Şevkin, “Şöyle bir soru sordum. Burada 47 milyon metreküplük pasayı alabilecek terk edilmiş bir mangan ocağı var. Buranın geçirimsizliği sağlanarak neden buraya yığmadınız da üst üste o yığın liçini oluşturarak bol miktarda siyanür ve sülfürik asit yükleyerek o zeminin stabil olmasının önüne geçildi” diye konuştu.

“AŞIRI YÜKLEME VE SIVI BASMA OLABİLİR”

Yığın liçine ilişkin “Aşırı bir yükleme ve aşırı sıvı basma olduğunu tahmin ediyoruz” diyen Şevkin, “Sıvı yoğunluğu artmış ve doygunluğa ulaşmasının sonucu aynı zamanda 270 metrelere varan bir yükseklikten de bahsediliyor, sıvının akışa geçtiği bahsediliyor. Jeoteknik olarak bu şev açılarının ve yüksekliğinin hesap edilmesi gerekiyordu. Kapasitesinin üstünde yığılma yapılmaması gerekirdi” ifadelerini kullandı.

Deniz Yavuzyılmaz ise “Sahada ve bize yapılan bilgilerden anladığımız Anagold’un işlettiği altın maden sahasının yığın liçi kısmında aşırı yükleme yapılmış durumda” dedi.

“DÜNYANIN EN YÜKSEK LİÇ SAHASI”

Yavuzyılmaz, yığın liç fazlarının yüksekliğini aştığını belirterek, “Burada 4 faza yığın liçi serilmiş, her biz fazda 8 basamak var. Her basamak 8 metreden oluşuyor. Yani 1 faz 64 metre, 4 fazın yüksekliği de 256 metreye ulaşmış durumda. Bu bakımdan da dünyanın en tehlikeli ve en yüksek yığın liç sahasından bahsediyoruz. 32 basamak olması gereken 4 fazda 33. basamakta işlem yapılırken bu kayma felaketi yaşanmış durumda” diye konuştu.

“10 MİLYON TON FAZLA YÜKLEME”

ÇED raporuna göre yığın liç fazlarının kapasitesinin 58 milyon ton olduğuna dikkat çeken Yavuzyılmaz, “Ancak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın yaptığı sunum ve verdiği resmi bilgiye göre bu yığın liç sahasının yüklenen liç miktarı 68 milyon ton yani 10 milyon ton fazla yükleme yapılmış durumda” diye konuştu.

“ÜRETİM BASKISI VAR”

ÇED raporlarında şirketin 5 ve 6 fazla ek kapasite artışına gideceğinin ifade edildiğine dikkat çeken Yavuzyılmaz, “5 ve 6. fazların sahada yapılmadığını yerinde tespit ettik. Dolayısıyla burada aşırı yükleme olduğu bir üretim baskısı olduğu net bir şekilde tespit edilmiş oldu. Burada kar hırsını görüyoruz, açgözlülük görüyoruz. Üretim zorlaması görüyoruz. Maalesef şirket adeta altın yumurtlayan bir tesisi, ‘daha fazla altın çıkaracağım’ diyerek kendi elleriyle imha etmiş, 9 işçimizden enkaz altında kalmasına sebebiyet verilmiş durumda” dedi.

“MURAT KURUM’UN İMZASI VAR”

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Çalışma Bakanlığı’nın da çalışmayla ilgili sorumluluk üstlenmediğini hatırlatan Yavuzyılmaz, “Sanki yığın liç dağı burada oluşmamış gibi ifadelerde bulundular. Ancak net olarak biliyoruz ki ‘ÇED olumlu’ görüşünün altında dönemin Çevre Bakanı Murat Kurum’un imzası var” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ilic-maden-kazasi-incelemesi-asiri-yukleme-ve-sivi-basma-olabilir/feed/ 0
İngiltere, aşırılık kavramı için yeni bir tanım getiriyor https://www.haber60.com.tr/ingiltere-asirilik-kavrami-icin-yeni-bir-tanim-getiriyor/ https://www.haber60.com.tr/ingiltere-asirilik-kavrami-icin-yeni-bir-tanim-getiriyor/#respond Fri, 15 Mar 2024 00:06:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18993 İngiltere hükümeti, ülkenin “demokratik değerlerini koruma” amacıyla “aşırılık” kavramı için yeni bir tanım getiriyor. Yeni düzenleme yasalaşırsa, “şiddet, nefret ya da hoşgörüsüzlüğe” dayalı bir ideolojiyi destekleyen grupların kamu fonlarından faydalanması ve yetkililerle görüşmesi engellenecek.

Yerel Yönetimler, İskan ve Topluluklar Bakanı Michael Gove’un bugün Avam Kamarası’nda açıklayacağı yeni tanım, hükümetin “terör izleme birimi” ve Müslüman sivil toplum kuruluşları tarafından eleştiriliyor.

Konu son haftalarda siyasi gündeme damgasını vurmuş, Başbakan Rishi Sunak iki hafta önce yaptığı bir konuşmada aşırılığı, “demokrasiye yönelik bir tehdit” olarak nitelendirmişti.

Hükümet kaynakları, yeni tanımın kapsamına giren grupların önümüzdeki haftalarda açıklanacağını söyledi.

Bir grubun “aşırılık yanlısı” olarak damgalanması halinde temyiz süreci olmayacak, grupların bakanlık kararına mahkemelerde itiraz etmeleri gerekecek.

Yeni tanım, “Birleşik Krallık’ın liberal parlamenter demokrasi ve demokratik haklar sistemini zayıflatmayı, tersine çevirmeyi veya değiştirmeyi” amaçlayan bir ideolojinin desteklenmesini de aşırılık kapsamına alıyor.

2011’de yayımlanan önceki kılavuza göre bireyler ya da gruplar ancak “demokrasi, hukukun üstünlüğü, bireysel özgürlük ve farklı inanç ve inanışlara karşılıklı saygı ve hoşgörü de dahil olmak üzere İngiliz temel değerlerine açıktan ya da aktif muhalefet” gösterdikleri takdirde “aşırılık yanlısı” olarak tanımlanıyorlardı.

Yeni tanımla ilgili çalışmayı denetleyen Gove, bazı sivil toplum kuruşlarını yasaklamayı hedeflemdilerini söyledi.

Gove, neden yeni düzenlemeye htiyaç duyulduğu sorusuna Gove, “sokaklarda ve sosyal medyada” Müslüman ve Yahudi karşıtlığının artması üzerine, “daha belirgin” bir tanımın önem kazandığı yanıtını verdi.

Eleştiriler neler?

Ana muhalefetteki İşçi Partisi yeni tanımın “çok sıra dışı” olduğunu ve cevaptan daha fazla soruya yol açtığını vurguladı.

Partinin Maliye Sözcü Yardımcısı Darren Jones, tanımın “yasal bir tanım bile olmadığını”, tek amacının “hükümetin örgütlere ve bireylere finansal destek vermesini önlemek” olduğunu söyledi.

İktidardaki Muhafazakar Parti’den üç eski içişleri bakanı bu hafta kaleme aldıkları açık mektupta hükümeti, genel seçim yılında aşırıcılığı, siyasi puan toplamak için kullanmaması yolunda uyardı.

Mektupta, “aşırıcılığa ilişkin ortak bir anlayış ve bunu önlemeye yönelik dayanıklı bir strateji oluşturmak” için partiler arası bir çalışmaya ihtiyaç duyulduğu belirtildi.

Hükümetin “terörizm mevzuatını” bağımsız olarak gözden geçiren Jonathan Hall, “Aşırılık tanımını güncellemeye yönelik her girişim başarısız oldu çünkü neyi önlemeye çalıştığınız asla net değil” diyerek bu girişimi eleştirdi.

Müslüman bir örgütün CEO’su Azhar Qayum “Yasal muhalefeti bu şekilde gayrimeşru kılmak, liberal demokratik ilkelerin altını oymaktır” dedi.

BBC Politika Muhabiri Henry Zeffman’a göre hükümet, özellikle Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’e yönelik saldırıları ve ardından Gazze’de yaşananlar sonrası yükselen aşırılık dalgasıyla başa çıkabilmek için yeni bir tanım ihtiyacını gündeme getirdi.

Zeffman, hükümetin yaklaşımına yönelik eleştirileri iki başıkta özetliyor:

1) Daha fazla bölünme yaratma riski: Canterbury ve York Başpiskoposları bu yönde uyarıda bulundu. Bazı İşçi Partisi milletvekilleri de aynı görüşte. Muhafazakar Parti’den üç eski içişleri bakanı da, “aşırıcılığın siyasallaşmasına” karşı uyarıda bulundu.

2) İfade özgürlüğü açısından sonuçları: Muhafazakar Parti’nin bazı milletvekilleri de Kürtaj karşıtı kampanyacılar ya da toplumsal cinsiyet eleştirisi yapan görüşlere sahip kişilerin de yeni tanımın kapsamına girebileceğinden endişe ediyor.

Ayrıca, yasal itirazlar karşısında durumun karmaşık bir hal alabileceği uyarısında bulunuluyor.

Yeni tanımın ne tür grupları kapsadığı, hükümetin birkaç hafta içinde yeni aşırılık yanlısı grupların listesini sınıflandırmaya göre yayımladığında anlaşılacak.

Başbakan Sunak’tan ‘aşırılık zehri’ uyarısı

Başbakan Rishi Sunak, Filistin yanlısı tutumuyla bilinen George Galloway’in Rochdale’deki ara seçimleri kazanması ardından 1 Mart’ta Başbakanlıkta yaptığı konuşmada “İslamcı aşırılık yanlıları ve aşırı sağcı gruplar zehir yayıyor” demişti.

Sunak “Bu zehir aşırıcılıktır. Bir halk olarak kendimize ve ortak geleceğimize olan güvenimizi tüketmeyi amaçlıyor” diye konuşmuştu.

İngiltere’de bu yıl yapılması beklenen genel seçim öncesi son kamuoyu yoklamaları, İşçi Partisi’nin 2010’dan bu yana iktidarda olan Muhafazakâr Parti’nin açık farkla önünde olduğunu gösteriyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ingiltere-asirilik-kavrami-icin-yeni-bir-tanim-getiriyor/feed/ 0
Marmara Denizi’nde Denizanası Artışı Balıkçılığı Olumsuz Etkiliyor https://www.haber60.com.tr/marmara-denizinde-denizanasi-artisi-balikciligi-olumsuz-etkiliyor/ https://www.haber60.com.tr/marmara-denizinde-denizanasi-artisi-balikciligi-olumsuz-etkiliyor/#respond Sat, 24 Feb 2024 21:01:26 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=11697 Marmara Denizi’nde aşırı denizanası artışının, balıkçılığı olumsuz yönde etkilediği ve balık türlerinin azalmasına neden olduğu belirlendi.

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Su Bilimleri Fakültesi ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından başlatılan “Marmara Denizi’nde denizanası artışları sebep ve sonuçları” başlıklı proje kapsamında, denizanalarının balıkçılık üzerinde etkileri araştırıldı.

Marmara’da balıkçılık yapan 150 kişiyle yüz yüze görüşülerek anket yapılan araştırmada, ayrıca “R/V Yunus-S” araştırma gemisiyle denizanalarının balık üzerinde olumsuz etkileri üzerine çalışıldı.

Çalışma sonucunda denizde aşırı denizanası artışının balıkçılığı olumsuz yönde etkilediği ve balık türlerinin azalmasına neden olduğu tespit edildi.

“Endüstriyel balıkçılar denizanalarıyla mücadele edebiliyor”

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Su Bilimleri Fakültesi Balıkçılık ve Su Ürünleri İşleme Teknolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Firdes Saadet Karakulak, AA muhabirine araştırmalarıyla ilgili bilgiler verdi.

Hem endüstriyel hem de küçük ölçekli balıkçılarla yüz yüze bir anket çalışması yaparak denizanalarının faaliyetler üzerindeki etkilerini belirlediklerini ve tüm balıkçıların bu türün aşırı çoğalmasından olumsuz etkilendiğini kaydeden Karakulak, ağların gözlerinin tıkanmasıyla balıkçıların hedeflediği türleri avlayamamasının büyük bir sıkıntı yarattığını dile getirdi.

Denizanası artışları nedeniyle balıkçıların artık daha çok denizde vakit geçirmeye başladığını anlatan Karakulak, “İş güçleri artıyor, attıkları ağları denizden toplamakta zorluk çekiyorlar. Denizde daha fazla kaldıkları için daha fazla mazot yakıyorlar ve ekonomik anlamda da mağdur durumda kalıyor. Endüstriyel balıkçılar ise denizanalarıyla mücadele edebiliyorlar. Sahip olduğu teknolojiyi kullanarak ağlara giren denizanalarını uzaklaştırıyorlar.” dedi.

Bazı denizanaları ile balıkların yan yana durması nedeniyle balıkların renklerinin solduğu, bu durumun da balıkçıların ürünlerini pazarlamasında sorun yarattığına işaret eden Karakulak, şöyle devam etti:

“Marmara Denizi’nde aşırı denizanası artışı, balıkçılığı olumsuz yönde etkiliyor. Özellikle ilkbahar ve sonbahar dönemlerinde balıkçılık faaliyetleri durma noktasına geliyor. Balıkçı en fazla yüzde 50 oranında avcılığını yapabiliyor. Ama küçük ölçekli balıkçılar hiç faaliyet gerçekleştiremiyor. Özellikle balıkçılık sezonunun açıldığı eylül, ekim dönemlerinde, balığın göç yaptığı dönemlerde balıkçılık faaliyeti durma noktasında. Çalışma bölgemiz Doğu Marmara bölgesi olduğu için İstanbul ve Kocaeli balıkçılarıyla yüz yüze anket çalışması yaptık. Denizanasının artışı nedeniyle İzmit Körfezi balıkçısı, o bölgede balıkçılık faaliyetini yapamayıp İstanbul gibi uzak noktalara geliyor.”

Balık yumurtası bolluğunda azalma

Proje kapsamında Doğu Marmara Denizi’nin balık yumurta ve larvalarının çeşitliliğine de baktıklarını ve eskiye göre üreyen balıkların çeşitliliğinde azalma tespit ettiklerini aktaran Karakulak, denizanalarının balık yumurtalarıyla beslenmesi nedeniyle balık yumurtası bolluğunda azalma yaşandığını ve bu durumun ticari balık türlerinin azalmasına neden olduğunu ifade etti.

Karakulak, denizanalarından tüm balık türlerinin etkilendiğini de belirterek, “Marmara Denizi’nde eskiden bol olan uskumru, kılıç, orkinos gibi balıkların olmaması denizanalarının aşırı artışına yol açmakta. Çünkü bu balıklar denizanasıyla besleniyordu.” diye konuştu.

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Su Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Melek İşinibilir Okyar ise Marmara Denizi’nde ilk defa gözlenen denizanası türleri ve yerli türlerin, hızlı ve yüksek üremesinin yanı sıra, balıkların besini olan küçük hayvansal organizmalar, balık yumurtaları ve larvalardan beslendiğine dikkati çekti.

Bu durumun balık stokları üzerinde ciddi baskılar yarattığını kaydeden Okyar, “Üstelik aşırı artan ve kitlesel ölümle parçalanan denizanaları, balıkçı ağlarının göz açıklıklarını kapatmalarından dolayı da balıkçılık uygulamalarında sorunlar yaşanmasına neden olabilir.” değerlendirmesinde bulundu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/marmara-denizinde-denizanasi-artisi-balikciligi-olumsuz-etkiliyor/feed/ 0
ATSO Başkanı: İhracatın belirleyicisi kur değil, dış taleptir https://www.haber60.com.tr/atso-baskani-ihracatin-belirleyicisi-kur-degil-dis-taleptir/ https://www.haber60.com.tr/atso-baskani-ihracatin-belirleyicisi-kur-degil-dis-taleptir/#respond Tue, 30 Jan 2024 08:18:12 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=5423 Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Ali Bahar, istikrarlı ekonominin önemine vurgu yaparak, “Kur yükselince ihracat artar mantığı doğru olsaydı tüm ülkeler sürekli olarak paralarının değerini düşürmeye çalışırlardı. Biz ne değerli TL istiyoruz ne de değersiz TL. İstediğimiz şey paramızın reel olarak istikrarlı bir seyir izlemesi” dedi.

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Ali Bahar, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in ihracata ilişkin değerlendirmesini desteklediklerini kaydetti. İhracatın ana belirleyicisinin yurt dışı talep olup kurun önemli bir etkisi olmadığına ilişkin açıklamada bulunan Şimşek’in sözlerine katıldıklarını kaydeden Bahar, “Türkiye ihracat artışını kura bağlayan sığ mantıktan artık kurtulmalıdır. ‘Kur yükselince ihracat artar’ mantığı doğru olsaydı tüm ülkeler sürekli olarak paralarının değerini düşürmeye çalışırlardı. Bu mantık doğru olsaydı, 2021 sonunda kurda yaşadığımız sıçrama ihracatımızın da artmasını sağlamalıydı ama öyle olmadı” ifadelerini kullandı.

“İhracatın temel belirleyicisi dış taleptir”

Bir ülkenin ihracatını en başta o ülkede üretilen ürünlerin niteliğinin belirlediğini dile getiren Başkan Bahar, “Siz, ancak dünyada rağbet gören, katma değeri yüksek mallar üretiyorsanız bunları ihraç edebilirsiniz. Ürünlerinizin niteliği kısa vadede değişemez. Ar-Ge, tasarım, markalaşma, döngüsel üretim ile orta ve uzun vadede ihracatınızı geliştirebilirsiniz. Kısa vadede ihracatın temel belirleyicisi dış taleptir” dedi. İhracat yapılan ülkelerdeki büyümenin güçlenmesinin ülke talebini de artıracağına işaret eden Bahar, “Nitekim bunu 2022’den beri yaşıyoruz. İnşallah, bu yılın sonuna doğru hedef pazarlarımızın ekonomileri canlandıkça, ihracatımız da artışa geçecek” diye konuştu.

“Akademik çalışmalar ve fiili uygulamalar destekliyor”

Bakan Şimşek’in “ihracatın ana belirleyicisi yurt dışı talep olup kurun önemli bir etkisi yoktur” açıklamalarını hatırlatan Başkan Bahar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bakan sanıyorum ki, kurun önemli bir etkisi yok derken, kurdaki yükselişin önemli bir etkisi yok demek istiyor. Akademik çalışmalar ve fiili uygulamalar da bunu destekliyor. Yalnız burada bir yanlış anlamayı engellemek adına şunu daha açık ortaya koymak gerekiyor. Kurun aşırı yükselmesi, yani TL’nin reel olarak aşırı değersiz hale gelmesi ihracata fayda vermediğini biliyoruz. Ancak TL’nin aşırı değerli hale gelmesi ürün gamımız nedeniyle ihracata zarar veriyor.”

“TL’nin aşırı değerlenmesinin önüne geçmeliyiz”

Türkiye’nin mevcut durumda orta-düşük ve orta-yüksek teknoloji düzeyinde bir ihracat gamına sahip olduğunu belirten Bahar, “Ayrıca, tekstil, hazır giyim ve mobilya gibi küresel talebin düşük fiyatlı tedarikçilere kaydığı sektörlerdeki ihracatı yüksek olan bir ülkeyiz. Bu nedenle TL’nin aşırı değerlenmesinin de önüne geçmeliyiz. Biz ne değerli TL istiyoruz ne de değersiz TL. İstediğimiz şey paramızın reel olarak istikrarlı bir seyir izlemesi” diye konuştu. Ülke olarak bazı konuları tekrar açmamak üzere rafa kaldırmamız gerektiğini kaydeden Başkan Bahar, “Bunlar bize enerji kaybettiriyor. Bakanımızın dediği gibi dünya ticaretinden daha çok pay almak ve kazanımlarımızı kalıcı hale getirmek ancak verimlilik artışı, inovasyon, yüksek katma değer ve markalaşma ile mümkün” şeklinde konuştu.

“Enflasyon önceliğimiz olmalı”

İstikrarlı ekonominin önemini vurgulayan Bahar, “Daha fazla üretim, daha fazla yatırım, daha fazla ihracat ve istihdam ancak istikrarlı bir ekonomi ile mümkün olabilir. İstikrarın olmazsa olmazı ise düşük enflasyondur. Önceliğimiz enflasyonu aşağı çekmek olmalı. İş dünyamıza da bu süreçte önemli bir görev düşüyor. Enflasyon ile mücadele sonuçlanana kadar, bu mücadeleyi zayıflatacak taleplerden, şikayetlerden mümkün olduğunda uzak durmalıyız” dedi. – ANTALYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/atso-baskani-ihracatin-belirleyicisi-kur-degil-dis-taleptir/feed/ 0