(İSTANBUL) – Kadıköy Süreyya Operası önünde toplanan Mücadeleci Sendikalar, hükümet yetkililerine seslenerek, Temmuzda asgari ücrete ve emekli maaşlarına zam istedi, 10 dakikalık oturma eylemi gerçekleştirdi. Yapılan ortak açıklamada, “Açlık sınırının altında asgari ücreti kabul etmiyoruz. İnsanca yaşamaya yetecek ücret istiyoruz” denildi.
“Mücadeleci Sendikalar” çatısı altında bir araya gelen Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, İnşaat İşçileri Sendikası (İnşaat-İş), Tüm Otomotiv ve Metal İşçileri Sendikası (TOMİS), DİSK/Enerji-Sen, Devrimci Tekstil İşçileri Sendikası (DEV TEKSTİL), Depo, Liman, Tersane ve Deniz İşçileri Sendikası (DGD-SEN), Karayolu Taşımacılık Emekçileri Sendikası (KATAŞ-SEN) ile Mağaza ve Market İşçileri Sendikası (MAĞAZA MARKET-SEN) üyeleri, “İnsanca yaşamaya yetecek ücret istiyoruz” sloganıyla Kadıköy Sürra Operası önünde toplandı. “Enflasyon altında ezilmemek, yoksulluğa ve hayat pahalılığına teslim olmamak için ücretlere Temmuzda zam” pankartı açan sendikalar, “İnsanca yaşamak istiyoruz”, “Asgari değil, insanca yaşam” sloganları atarak Temmuzda asgari ücrete ve emekli maaşlarına zam istedi.
Tasarruf paketi eleştirisi
Mücadeleci Sendikalar adına ortak basın açıklamasını okuyan Tahsin Mert Saygın, iktidarın tasarruf paketini eleştirerek, ” Hükümet, Mehmet Şimşek’in ‘Orta Vadeli Ekonomi Programı’ ile patronların karını koruyup, krizin acı reçetesini emekçilere yutturmaya çalışıyor. Binlerce taşeron işçi kadro, öğretmenler atama beklerken hükümet kamuda tasarruf paketi ile emekli olanların yerine yapılacak alımlar dışındaki personel alımlarını durdurduğunu açıkladı. Sarayın harcamalarında tasarrufa gidilmezken, sermayeye peşkeş çekilen köprü ve otoyollara yapılacak fahiş ödemelerle ilgili bir tasarrufa gidilmezken, kamunun ‘tasarruf’ yaptığı söylemi ile işçi ve emekçilerden fedakarlık isteniyor. Mehmet Şimşek’in açıkladığı tasarruf paketiyle güya önce kamu sonra emekçiler tasarruf edecek. Fakat emekçilerden edeceği tasarruf ile kamuda açıklanan tasarruf miktarı arasında dağlar kadar fark var. Kamudaki tasarruf miktarı yılda 1 milyar dolar iken, emekçiler edeceği tasarruf ile refahtan payını alamayacak ve ağır vergi yükleri ile karşı karşıya kalacak. Zamlar emekçilerin her alandaki harcamalarına yansıyacak” diye konuştu.
“Açlık sınırının altında asgari ücreti kabul etmiyoruz”
Açıklamada insanca yaşamaya yetecek ücret taleplerini yineleyen Saygın, şöyle devam etti:
“Asgari ücrete ‘Temmuzda zam şart’ dedik. ‘İnsanca yaşamaya yetecek ücret istiyoruz’ dedik. Bakanlar kalktı kendi maaşlarına zam yaptı. Elektriğe yüzde 38 zam geldi. Kiralardaki yüzde 25 zam sınırı kalktı. Barınma ve diğer tüm ihtiyaçlarımızı daha da pahalı hale getiriyorlar. Bakan Şimşek vergi planlarını açıklamaya ve hazırlamaya devam ediyor. Emekçilerin üzerine bu zam ve vergi planlarıyla çullanıyorlar. Enerji, özel eğitim kurumları, inşaat, market, taşımacılık, tekstil, depo, metal sektöründe sendikalarımızla her işyerinde ‘Temmuzda Zam Şart’ mücadelemizi, emeğimizi sömüren patronlara, vergi yükleri ve zamlarla hayatımızı dahada zorlaştıran hükümetin ekonomi programına karşı sürdürmeye devam edeceğiz. Açlık sınırının altında asgari ücreti kabul etmiyoruz. Temmuzda Zam Şart demeyi sürdürüyoruz. Büyük zenginliği var edenler emekçiler, bu zenginlikten payını alan patronlar olamaz. Tüm toplumsal zenginlikleri üretenler işçi, emekçiler olurken, servetleri bizden çaldıkları olan patronların sömürü düzenine dur diyoruz. Emekçilerin ücretlerine zam talebinin yerine getirilmesini yineliyoruz. İnsanca yaşamaya yetecek ücret istiyoruz.”
Açıklamanın ardından sendika üyeleri 10 dakikalık oturma eylemi gerçekleştirdi.
]]>CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, sokak hayvanlarına yönelik kanuni düzenlemeyle ilgili AK Parti ile görüşeceklerini belirterek, “Kamuoyundan anlıyoruz ki bir şey hazırlamışlar; sokak hayvanlarını, ‘ötanazi’ adı altında katledecekler ve bizi de bu katliamın ortağı yapmaya çalışmak için bize geliyorlar” dedi.
CHP’li Murat Emir, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Emir, kamuda tasarruf tedbirlerine ilişkin düzenlemeleri içeren kanun teklifinin Plan ve Bütçe Komisyonu’ndan geçtiğini belirterek, “Tasarruf tedbirleri paketinde ilk bakışta gerçekten ikinci ve üçüncü maaşlar belli bir usule bağlanıyor. Diyorsunuz ki, ‘Acaba gerçekten niyetleri bu çoklu maaşları azaltmak mı?’ ama hemen anlıyorsunuz ki asıl amaç başka. Çünkü özellikle Varlık Fonu kapsamındaki şirketleri bu düzeltmenin dışına taşımışlar. Bu Varlık Fonu’ndaki şirketler hangileri? Türkiye’nin göz bebeği şirketler, bankalar, azıcık kar eden şirketler ve bunların da son derece geniş yönetim kurulları var. Bu yönetim kurullarında da kendi bürokratlarını, yandaşlarını ikişer, üçer maaşla beslemeye devam ediyorlar” ifadelerini kullandı.
‘EMEKLİNİN DURUMUNU KONUŞMAYACAKSANIZ NİYE TOPLANIYORSUNUZ’
Emekli maaşlarına zam yapılıp yapılmayacağına ilişkin kargaşa olduğunu kaydeden Emir, “AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, ‘Şu haliyle emekli maaşının asgari ücrete çekilmesi olanaksız’ diyor. Sayın Güler, sizin asıl anlamanız gereken 12 bin lira maaşla, 10 bin lira maaşla emeklinin yaşamasının olanaksız olduğu. Emekliyi unuttuğunuz, asgari ücretliyi unuttuğunuz bir dönemde ciddi çalışmanız gerekirken ve bu konuda umutları tükettirmemeniz gerekirken, ‘Evet durumun farkındayız, elimizden ne geliyorsa yapacağız’ demeniz gerekirken siz dönüyorsunuz; ne yaptığınızı bile söylemiyorsunuz. Efendim akşama bir toplantı koymuşlar. Emekli bakıyor bu toplantıda ne konuşulacak diye. ‘Durun, çok heyecanlanmayın, bu olağan bir toplantı’ diyorlar. Niye yapıyorlar? Çünkü biz her gün saat 21.00’de ‘Ayağa kalk Türkiye’ diyoruz. Asgari ücretle geçinemeyenler, zam isteyenler, emekli maaşına zam isteyenler, ‘Geçinemiyoruz’ diyenler, ‘Bu düzen böyle gitmez’ diyenler ayağa kalkıyor ve seslerini saraya duyurmaya çalışıyorlar. Ama siz ne yapıyorsunuz? O sırada toplanıyorsunuz ama emeklinin, asgari ücretlinin durumunu konuşmayacağınızı söylüyorsunuz. Ne konuşacaksınız? Türkiye’de emeklinin kök maaşı 8 bin lirayken bunu konuşmayacaksanız niye toplanıyorsunuz?” diye konuştu.
‘İŞ HAYVANLARI KATLETMEYE GELİNCE KAPIMIZI ÇALIYORLAR’
AK Parti’nin Öğretmenlik Mesleği Kanunu’nun hiçbir maddesini kendilerine sormadığını ancak sokak hayvanlarına yönelik düzenlemeyle ilgili CHP grubunu ziyaret edeceğini söyleyen Emir, “Kamuoyundan anlıyoruz ki bir şey hazırlamışlar; sokak hayvanlarını, ‘ötanazi’ adı altında katledecekler ve bizi de bu katliamın ortağı yapmaya çalışmak için bize geliyorlar. Tabii gelirler. Bekliyoruz kendilerini. Konuşuruz elbette ama biz bekliyoruz ki Türkiye’nin en temel sorunlarında, anayasasında, milli eğitiminde, sağlığında, tasarruf tedbirlerinde, emekli maaşında, asgari ücrette de bize danışsınlar. Bizimle birlikte yol alsınlar. Önerilerimizin hiç olmasa bir kısmını hayata geçirsinler. Bunu yapmak yerine bütün taleplerimizi, çalışmalarımızı, kanun tekliflerimizi ellerinin tersiyle bir çırpıda itiyorlar. Meclis’te konuştuğumuz hiçbir konuyu dikkate almıyorlar ama iş hayvanları katletmeye gelince kapımızı çalıyorlar. Gelsinler, biz onlara söyleyeceğimizi biliyoruz. Sokak hayvanları sorunu son derece önemli bir sorun. Bunun bir tarafında, gerçekten çocuğunu sabahın köründe saldırgan sokak köpeklerinin olduğu sokaklarda okula yürüyerek göndermek zorunda olanlar var. Ama bir yanıyla da hayvanlar bu doğayı bizimle paylaşıyorlar. Bir tarafta çözülmesi gereken önemli bir sorun var ama bir tarafta da hayvan hakları var. Hayvanların yaşam hakkı var” değerlendirmesinde bulundu.
]]>Bayram tebriklerinin dile getirilmesinin ardından konuşan Belgin Uygur, Gazze’de devam eden soykırımın gölgesi altında bayramı buruk bir şekilde idrak ettiklerini belirtti.
Bayramın, Gazze ve bütün mazlum coğrafyadaki insanların kurtuluşuna vesile olmasını dileyen Uygur, “Gazze’de yaklaşık 37 bin masum sivil, kadın, çocuk, katliama uğradı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde soykırımın bir an önce durması uluslararası hukukun işlemesi, insani yardımın ve Filistin’de iki devletli bir çözümün gerçekleşmesi noktasında çalışmalarımıza devam ediyoruz.” diye konuştu.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz da gönüllerin, hem Türkiye’de hem de dünyada herkesin bayramları bayram tadında yaşamasını istediğini dile getirdi.
“TÜRKİYE’NİN EKONOMİ SORUNLARINI ÇÖZMESİ GEREKİYOR”
Öncelikle ekonomik sorunlar nedeniyle vatandaşların büyük çoğunluğunun bayramı bayram tadında yaşayamadığına dikkati çeken Yavuzyılmaz, şunları söyledi:
“Maalesef vatandaşlarımızın büyük çoğunluğu, ‘hani eski bayramlar vardı ya’ diye başlayan cümleleri kurmak durumunda kalıyorlar. Dedeler, nineler, ellerini öpmeye gelen küçük çocuklara bir harçlık verebilmek istiyorlar. Ülkemizin içinde bulunduğu derin ekonomik kriz nedeniyle şu anda küçük bir azınlık tatil beldelerine ulaşabiliyor, AVM’leri doldurabiliyor ama büyük çoğunluk maalesef asgari ücretinin düşük seviyesi ve en düşük emekli aylığının geçinebilme sınırının çok altında olması nedeniyle büyük bir sıkıntı içindeler. Bayramları daha güzel yaşayabilmek, çocukların yüzünde tebessüm olması içim mutlaka Türkiye’nin ekonomik sorunlarını çözmesi gerekiyor.”
ÖZGÜR ÖZEL’İN MEKTUPLARI KARŞILIK BULMAYA BAŞLADI
Yavuzyılmaz, Gazze konusunda CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in dünya liderlerine yaptığı çağrı ve onlara gönderdiği mektupların olduğunu anımsattı.
Liderlere gönderilen mektupların karşılık bulmaya başladığını ifade eden Yavuzyılmaz, Filistin’i tanıyan ülke sayısının daha da artmasıyla yaşanan sorunun ortadan kalkacağına inandığını vurguladı.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Uygur da yaşanan Kovid-19 süreci, Ukrayna- Rusya Savaşı ve büyük yıkıma neden olan 6 Şubat depremleri nedeniyle vatandaşların fiyat artışlarından etkilendiğini kaydetti.
“ASGARİ ÜCRETİN MUTLAKA İYİLEŞTİRİLMESİ GEREKİYOR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın her zaman “vatandaşımıza enflasyona ezdirmeyeceğiz” dediğini anlatan Uygur, şu ifadeleri kullandı:
“Vatandaşımızın şartlarının gelişmesi noktasında devlet bütün imkanlarını kullandı, bundan sonra da kullanmaya devam edecek. Ekonomik anlamda olumlu veriler gelmeye başladı. Uyguladığımız ekonomik politikanın vatandaşımıza yansıyan olumlu etkilerini görmeye başladık. Bizim kadrolarımız buna muktedir, irademiz de kabiliyetimiz de var. Vatandaşımızın refah seviyesini yükseltmek, hayat pahalılığından en az düzeyde etkilenmelerini sağlamak için bütün gayretimizle mücadelemize devam edeceğiz.”
CHP Genel Başkan Yardımcısı Yavuzyılmaz ise “Önümüzdeki süreçte asgari ücrette iyileştirme yapılması konusunda vatandaşımızın büyük bir beklentisi var. Asgari ücretin mutlaka iyileştirilmesi gerekiyor. İyileştirilmediği takdirde biz de vatandaşımızın sesine ses olmak için sahada olacağız. Umarım bu bayramda böyle bir müjdeyi AK Parti olarak sizler tüm asgari ücretlilere verirsiniz.” dedi.
Uygur’un bu sözlere yanıtı “Milletimizden aldığımız emaneti en iyi şekilde taşımaya devam edeceğiz” oldu. Yavuzyılmaz ise Uygur’a “İşte hep almak değil biraz da vermek lazım” ifadeleriyle karşılık verdi.
]]>CHP Ankara Milletvekili Aylin Yaman, “İktidarın son yirmi yıldır başta mensubu olduğum sağlık camiası olmak üzere her alanda yaptığı düzenlemeler emek sömürüsünü yaygınlaştırmış ve derinleştirmiştir. Muhtaçlık temelli sosyal yardım uygulamaları, rantçı ve kar odaklı yaklaşımlar emeğin değerini yerle bir etmiştir. Asgari ücretle çalışma ülkenin adeta asgari değil, ortalama ücreti haline getirilmiştir” dedi.
CHP Ankara Milletvekili Aylin Yaman, TBMM Genel Kurulu’nda dün yaptığı konuşmada; asgari ücretin yetersizliğine ve açlık sınırı altında çalışan işçilerin sorunlarına değindi. Yaman, “İktidarın son yirmi yıldır başta mensubu olduğum sağlık camiası olmak üzere her alanda yaptığı düzenlemeler emek sömürüsünü yaygınlaştırmış ve derinleştirmiştir. Muhtaçlık temelli sosyal yardım uygulamaları, rantçı ve kar odaklı yaklaşımlar emeğin değerini yerle bir etmiştir. Asgari ücretle çalışma -ki DİSK verilerine göre işçi olarak çalışanların yüzde 50’sinden fazladır- ülkenin adeta asgari değil, ortalama ücreti haline getirilmiştir. Daha vahimi bu ülkede asgari ücretin de altında çalışan işçiler mevcuttur. Kısacası, 10 işçiden 6’sı açlık sınırının altında yaşamaktadır” dedi.
“AKP İKTİDARI KARINLARIN SİMİTLE DOYMASINI BİR LÜTUF OLARAK GÖSTERİYOR”
AKP iktidarının emeğe değer veren bir sisteminin olmadığını ve günümüzde artık karınların simitle doymasını bir lütuf olarak gösterdiğinin altını çizen Yaman, “İktidar için emek; eğitim, yetkinlik, kıdem, yaş, liyakat değer biçilmeyen süslü kelimelerdir. Bu nedenledir ki en fazla okuyan, dirsek, beyin ve fiziksel güç harcayan, en ağır sorumluluğu taşıyan sağlık ordusunun dahi emeği görülmez örneğin. Sağlıkta insan kaynağı maliyet kalemi olarak görülür, sağlık çalışanları eğitimleri dışında birbirlerinin yerine çalıştırılır ya da eğitim sisteminde bu kadar ihtiyaç duyulan, büyük emekle eğitim alan binlerce öğretmenin ataması yapılmaz, çocuklarımızı ve gençlerimizi Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’yle çağ dışı antilaik bir sisteme terk eder” diye konuştu.
“HER YIL 2 BİNE YAKIN İŞÇİ İŞ CİNAYETLERİNDE HAYATINI KAYBEDİYOR”
Emeğin değeri olmadığı gibi emekçilerin canın da değerinin olmadığını vurgulayan Yaman, “Ne yazık ki her yıl 2 bine yakın işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetmektedir. Emek, bir işin bitirilmesi için harcanan vakittir onlar için; kim tarafından harcandığı önemli değildir, zira enerjisi yüksek, verilen görevi korkunun gölgesinde yapabilecek en önemli grup olan çocuklarımız iyi kaynaktır onlar için. Bu nedenledir ki yasak olmasına rağmen 1 milyona yakın çocuk işçi çalışmaktadır bu ülkede ve maalesef bu çocuklarımız ölümle sonuçlanan işlerde çalışmakta, çocuk işçi ölümlerinin üçte 1’i 15 yaş altında gerçekleşmektedir” dedi.
“SARI SENDİKALAR VE TEMSİLCİLERİ EMEK SÖMÜRÜSÜNÜN DESTEKÇİLERİ OLDULAR”
Ülkede sendikal faaliyetlerin bitirildiğini kaydeden Yaman, “Üyeleri baskı ve tehditlerle karşılaşan, basın açıklaması dahi yaptırılmayan, sistematik olarak itibarsızlaştırılan ve korku kültürü altında mücadele etmeye çalışan çok az sayıda sendika var artık. İktidarla ideolojik yakınlıkları ve kuvvetli bağları olan sarı sendikalar ve temsilcileri bilsinler ki tarihe emek sömürüsünün destekçileri olarak geçecekler” ifadelerini kullandı.
]]>
UĞUR İSTANBULLU
Artvin’in Borçka ilçesinde vatandaşlar geçim zorluğundan şikayet etti. Borçkalı vatandaş Aytekin Yüksek, “Arkadaşınla gidip oturup çay kahve içer, yemek yersen en az 300- 500 lira hesap. Ben şu an kirada oturuyorum ve asgariye yakın bir gelirim. Her şeye rağmen tekerleği döndürebiliyorum ama memleketim olduğu için tabi birde küçük olması nedeniyle. Düşünüyorum da büyük bir şehirde yaşasam geçinmem imkansız. Burada iş konusunda ne fabrika var ne de bir şey ama yine de çorbayı kaynatmaya çalışıyoruz” dedi.
Artvin’in Borçka ilçesinde yaşayan esnaf ve vatandaşlar artan fiyatlara tepki gösterdi. Borçkalı esnaf İbrahim Sarıahmetoğlu, “11 bin nüfuslu bir kentte yaklaşık olarak 15’e yakın ulusal marketler var. Aslında bizim gibi küçük işletmeler bu ilçe için çok önemli. Bakın veresiye defterimize ve herkeste her zaman para olmuyor ve parası olmayana bizde veresiye veriyoruz. Burada bu duruma baktığımızda insanlarımızın küçük işletmelere sahip çıkması gerekiyor. İlçe esnafından alışveriş yaparlarsa hem ilçe esnafı kalkınır hem de ilçemiz kalkınır” diye konuştu.
“OTURUP YEMEK YERSEN 300-500 LİRA HESAP ÖDÜYORSUN”
Borçkalı vatandaş Aytekin Yüksek şunları söyledi:
“Doğma büyüme buralıyım, tabi büyükşehirlere de gittim çalıştım ama şu anda Borçka’dayım. Az nüfuslu olan yerlerde gayet geçinebilirler. Şöyle ki 11 bin nüfuslu bir şehir Borçka ve asgari ücret 17 bin lira ve benim gibi bekar bir genç asgari ücretle geçinebilir. Küçük bir yer olması nedeniyle ama İstanbul, Ankara ve Bursa gibi bir yerde bekar olsan bile geçinmek bir mucize. Bugün bir kız arkadaşınla ya da herhangi bir arkadaşınla gidip oturup çay kahve içer, yemek yersen en az 300- 500 lira hesap. Kiralardan bahsetsek ve ben şu an kirada oturuyorum ve asgariye yakın bir gelirim. Her şeye rağmen tekerleği döndürebiliyorum ama memleketim olduğu için tabi birde küçük olması nedeniyle. Düşünüyorum da büyük bir şehirde yaşasam geçinmem imkansız. Burada iş konusunda ne fabrika var ne de bir şey ama yine de çorbayı kaynatmaya çalışıyoruz. Yine de buraya göre şükürler olsun diyorum ama büyükşehirlerde yaşayan evli insanlar asgari ücretle ne yapabilirler?”
Borçkalı Ahmet Yağcı, “Kestane satıyoruz sezon sezon ve işlerin iyi olması zor bir ihtimal. Kestanede bayağı pahalı alan da tabi pahalı diyor. Ne olacak bizim sonumuz bilmiyorum ve ekonomi gerçekten çok kötü. Beş nüfus nasıl geçiniyoruz inanın oradan alıp oraya veriyoruz ve elbet bir yerde patlak verecek” dedi.
“KÜÇÜK İŞLETMLERE SAHİP ÇIKMAK GEREKİYOR”
Borçkalı esnaf İbrahim Sarıahmetoğlu ise şunları söyledi:
“Biz burada daha çok köylünün işine yarayan ürünler satmaya çalışıyoruz ve gördüğünüz şey bir gaz lambası ve bundan 20 sene önce kışları 100 koli kadar satabiliyorduk. Elektrikler yoktu ve insanlarımız bunu alırdı ve bununla idare edebilirlerdi ama şimdi bunların devri kapandı. Borçka bayağı bir göç veriyor ve yüzde 40’ı kış aylarında büyük şehirlere göç veriyor ama yazları tekrar Borçka’ya dönüyorlar ve bu yüzden de kış aylarında işlerimiz düşüyor. Köylülerimiz bahar döneminde kendi ihtiyaçlarını karşılayıp bizde köylerine dönüyorlar. Zincir marketlerle rekabet etme şansımız hiç yok ve bizde o yüzden daha çok köylüye hitap edecek şeyler yani un, yem, tuz ve kara lastik satıyoruz. 11 bin nüfuslu bir kentte yaklaşık olarak 15’e yakın ulusal marketler var. Aslında bizim gibi küçük işletmeler bu ilçe için çok önemli. Bakın veresiye defterimize ve herkeste her zaman para olmuyor ve parası olmayana bizde veresiye veriyoruz. Burada bu duruma baktığımızda insanlarımızın küçük işletmelere sahip çıkması gerekiyor. İlçe esnafından alışveriş yaparlarsa hem ilçe esnafı kalkınır hem de ilçemiz kalkınır.”
]]>