Açılışa, AK Parti Kütahya Milletvekiliİsmail Çağlar Bayırcı, AK Parti Kütahya İl Başkanı Mustafa Önsay, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Tekin ve 54. dönem Kütahya Belediye Başkanı Kamil Saraçoğlu katıldı.
Kütahya Sivil Toplum Kuruluşları Dayanışma Platformu (KÜSİDAP) Başkanı Ülfet Balon’un duasının ardından açılış kurdelesi kesildi.
Milletvekili Bayırcı ve İl Başkanı Önsay, ocak başına geçerek cağ kebabı kesti ve mekanın ilk misafirlerine servis edildi. İş yeri sahipleri Mustafa Ak, Adem Genç ve Salih Genç’e hayırlı olsun dileklerinde bulunan protokol üyeleri, işletmenin Kütahya’da farklı bir damak tadı sunacağına olan inançlarını dile getirdi.
Cağ kebabı ustası Adem Genç, “Artvin ve Erzurum’un meşhur cağ kebabını Kütahya halkıyla buluşturmaktan mutluluk duyuyoruz. Kaliteli hizmet anlayışıyla lezzetimizi herkesin beğenisine sunacağız” ifadelerini kullandı.
Yeni işletmenin, Kütahyalılar için hem yöresel bir lezzet durağı hem de keyifli bir buluşma noktası olacağı belirtildi. – KÜTAHYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgiye göre, Borçka ilçesi Çifteköprü köyü Cankurtaran mevkiinde yapımı planlanan Konaklamalı Mesire Alanı Projesi’ne karşı çıkan köylüler, 3 Eylül günü alana iş makinelerinin gelmesini protesto etti. İş makineleri indirilirken köylüler ile özel şirketin yetkilileri arasında tartışma çıktı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesiyle yüklenici şirket yetkililerinden Muhammet U. (42) tabancayla ateş etti. Kurşunların isabet ettiği köylülerden Gökhan Koyuncu (38), Reşit Kibar ve Ersan Koyuncu (36) yaralandı. İhbar üzerine bölgeye sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Sağlık görevlilerinin ilk müdahalede bulunduğu 3 yaralı, ambulanslarla HopaDevlet Hastanesi’ne sevk edildi. Ameliyata alınan yaralılardan Reşit Kibar kurtarılamadı. Olayla ilgili soruşturma başlatılırken, tabancayla ateş açan Muhammet U. ile suç aleti ruhsatlı silahın sahibi şirket çalışanı Fikret M. (41) gözaltına alındı. Adliyeye çıkartılan şüphelilerden Muhammet U. tutuklanırken, Fikret M. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Yaşanan olayların ardından Muhammet U.’nun ağabeyine ait kereste atölyesinin kundaklanması olayıyla ilgili yeniden gözaltına alınan Yıllar K. ve Mutlu A., çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. – ARTVİN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ARTVİN’in Borkça ilçesinde mesire alanı projesine karşı çıkan köylüler ile firma çalışanları ve yetkilileri arasında çıkan kavgada tabancayla vurulan Reşit Kibar (46) hayatını kaybetti, 2 kişi yaralandı.
Olay, saat 10.00 sıralarında ilçeye bağlı Çifteköprü köyü Cankurtaran mevkisinde meydana geldi. Bölgede yapımı planlanan ‘Konaklamalı Mesire Alanı Projesi’ne karşı çıkan köylüler, alana iş makinelerinin gelmesini protesto etti. İş makinelerini indirildiği sırada köylüler ile özel şirketin yetkilileri arasında tartışma çıktı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesi ile yüklenici şirket yetkililerinden M.U. (42), tabancayla ateş etti.
2 ŞÜPHELİ GÖZALTINA ALINDI
Kurşunların isabet ettiği köylülerden Gökhan Koyuncu (38), Reşit Kibar ve Ersan Koyuncu (36) yaralandı. İhbarla bölgeye sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Gelen sağlık görevlilerinin ilk müdahalede bulunduğu 3 yaralı, ambulanslarla HopaDevlet Hastanesi’ne sevk edildi. Ameliyata alınan yaralılardan Reşit Kibar, kurtarılamadı. Diğer yaralıların durumlarının iyi olduğu belirtilirken, hastanenin önüne yaralıların yakınları ile sivil toplum kuruluşu üyeleri geldi. Olay ile ilgili soruşturma başlatılırken, tabanca ile ateş açan M.U. ile şirket çalışanı F.M. gözaltına alındı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İÇİŞLERİ Bakanı Ali Yerlikaya, Artvin’de düzenlenen ‘Narkoçelik-36 Operasyonu’nda 502 kilogram esrar ele geçirildiğini ve 2 şüphelinin yakalandığını açıkladı.
Bakan Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Artvin’de Jandarma Genel Komutanlığı koordinesinde, İl Jandarma Komutanlığı’nca uyuşturucu imalat ve ticaretine yönelik ‘Narkoçelik-36 Operasyonu’ düzenlendiğini belirtti. Buna göre; belirlenen adreslere düzenlenen eş zamanlı baskında 2 şüpheli gözaltına alındı. Yapılan aramalarda 502 kilogram esrar ele geçirildi.
Operasyonu gerçekleştiren jandarmayı tebrik eden Yerlikaya, “Aziz milletimizin bilmesini isterim ki ülkemizi zehir tacirlerinden temizlemeye kararlıyız. Ülkemizin dört bir yanında zehir tacirlerine karşı operasyonlarımız kararlılıkla devam edecek” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ULAŞTIRMA ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, “Türksat 6A sorunsuz bir şekilde uzaydaki yolculuğuna devam ediyor ve bizler de sabırsızlıkla yörüngesinde hizmete başlayacağı anı bekliyoruz. Hiç şüphesiz ülkemizin ürettiği en yüksek değere sahip teknoloji projelerinden biri olan ilk yerli ve milli haberleşme uydumuz TÜRKSAT 6A’dır” dedi.
Artvin’de Çoruh Nehri üzerine inşa edilen, Türkiye’nin en yüksek barajı Yusufeli’nin sularına gömülen eski yerleşim yerinde değişen kara yolu ağı kapsamında inşa edilen 685 metre uzunluğunda ve 150 metre yüksekliğindeki, ‘Yusufeli Merkez Viyadüğü’ için resmi açılış töreni düzenlendi. Törene, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Artvin Valisi Cengiz Ünsal, AK Parti Artvin Milletvekili Faruk Çelik ile çok sayıda kişi katıldı.
Bakan Abdulkadir Uraloğlu, konuşmasında, Yusufeli Barajı köprülerinin son halkası olan Yusufeli Merkez Viyadüğü’nün açılış töreni vesilesiyle Yusufelilerle bir arada olmaktan memnuniyet duyduğunu söyleyerek, “Ülkemizin ilk yerli ve milli uydusu TÜRKSAT 6A’yı Space X’in, Florida’daki uzay üssünden yörüngesine fırlatıp Türkiye’ye döndükten sonra ayağımızın tozuyla Yusufeli’ye geldik. Bildiğiniz üzere 8 Temmuz’u 9 Temmuz’a bağlayan gece uydumuzu ilk yörüngesine başarıyla fırlattık ve uydumuzdan ilk sinyali planlanan şekilde 67’nci dakikada başarıyla aldık. Şu anda uydumuz 35 bin 786 km uzaklıktaki yer sabit yörüngesine varmak için kimyasal itki sistemiyle ateşlenerek aşama aşama kalıcı yörüngesine doğru ilerliyor. Yörüngesine varması için planlanan bu ateşlemelerden ilkini 10 Temmuz günü gerçekleştirmiştik. Hamdolsun dün itibarıyla Türkiye saatiyle 20.00 civarında başlayan ve 69 dakika süren 2’nci ateşleme süreci de başarıyla sonuçlandı” dedi.
Türksat 6A’nın uzaydaki yolculuğunu anlatan Bakan Uraloğlu, “Türksat 6A, sorunsuz bir şekilde uzaydaki yolculuğuna devam ediyor ve bizler de sabırsızlıkla yörüngesinde hizmete başlayacağı anı bekliyoruz. Hiç şüphesiz ülkemizin ürettiği en yüksek değere sahip teknoloji projelerinden biri olan ilk yerli ve milli haberleşme uydumuz TÜRKSAT 6A’dır. Maalesef biz geçmişte ‘Siz yapamazsınız’ nidalarıyla büyüdük. Ama Rabb’imizin izniyle her geçen gün gücüne güç katan ülkemizin, her şeyin en iyisini, en güzelini hak eden milletimizin nelere imza atabileceğini, neler başarabileceğini TÜRKSAT 6A ile bir kez daha gösterdik. Tekrar hayırlı uğurlu olsun” diye konuştu.
‘DERİN VADİLERİNİ TÜNEL VE VİYADÜKLERLE AŞTIK’
Suyun medeniyet olduğunu kaydeden Bakan Uraloğlu, 2,3 milyar metreküp su depolama ve yıllık 1 milyar 900 milyon kilovatsaat enerji sağlama kapasitesiyle Cumhuriyet tarihinin en gurur verici eserlerinden Yusufeli Barajı ve Hidroelektrik Santrali’nin öneminin daha da ortaya çıkmakta olduğunu söyledi. Bakan Uraloğlu, “Bir başka medeniyet göstergesi ise hiç şüphesiz yoldur. Su ile yol birleştiği zaman orada hayat binbir rengiyle ortaya çıkmakta, refah ve zenginlik artmaktadır. Sayın Cumhurbaşkanımızın da ‘Yol Medeniyettir’ sözünden hareketle; 2002 yılında 6 bin 101 kilometreden devraldığımız bölünmüş yol uzunluğunu, yaklaşık 29 bin 434 kilometreye ulaştırdık. Ana akslarımızın tamamına yakınını bölünmüş yol haline getirdik. Bölünmüş yollarla bağlanan şehir sayımız 6 iken, 77’ye yükselttik. Ülkemizin yalçın kayalarını, derin vadilerini tünel ve viyadüklerle aştık” dedi.
‘TÜNEL UZUNLUĞUMUZU 50’DEN 753 KİLOMETREYE YÜKSELTTİK’
Bakanlığın ortaya koyduğu hizmetlerden bahseden Bakan Uraloğlu, şöyle konuştu:
“Köprü yapım çalışmaları kapsamında; 2002 yılında 311 kilometre olan toplam köprü uzunluğunu 779 kilometreye çıkardık. Tünel yapım çalışmaları kapsamında da 50 kilometre olan tünel uzunluğumuzu 753 kilometreye yükselttik. Başlatmış olduğumuz otoyol seferberliği çerçevesinde 1714 kilometre olan otoyol ağımızı ise 3 bin 726 kilometreye çıkardık. Türkiye’nin dört bir noktasında; doğusu, batısı, kuzeyi, güneyi demeden, köyü-kasabası ya da büyükşehri fark etmeden de yeni yol çalışmalarıyla, ülkemizin ulaşım altyapısını güçlendirmek, modernize etmek ve vatandaşlarımıza daha konforlu bir yaşam sunmak hedefiyle önemli adımlar atıyoruz.”
Bakan Uraloğlu, Yusufeli Barajı inşası sürecinde fedakarlıkları için Yusufeli halkına teşekkürlerini sunup, şöyle devam etti:
“Yusufeli Barajı kapsamında mevcut yerleşkesi ve kara yolunun bir bölümü sular altında kalan yeni Yusufeli ilçesinin ulaşımını sağlayacak bağlantı yollarını inşa etmenin gururunu yaşıyoruz. 69,2 kilometre uzunluğundaki Yusufeli Relokasyon Yollarını, Merkez Viyadüğü dışında 22 Kasım 2022 tarihinde Yusufeli Barajı ile birlikte hizmete açmıştık. Bu projemiz ile Artvin’i Erzurum’a, Kafkasları ve Karadeniz sahil kesimini Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya bağlayan kuzey-güney aksının standardını önemli ölçüde yükselttik. Yüksek dağların ve derin vadilerin bulunduğu bölgede, doğaya meydan okuyan yüksek teknoloji ürünü viyadüklerle ulaşım standardını arttırarak daha güvenli ve konforlu bir seyahat imkanı sunduk. Şimdi sizlerle birlikte resmi açılışını gerçekleştirdiğimiz Çoruh Nehri üzerinde bir gerdanlık gibi duran Yusufeli Merkez Viyadüğü’nü de aslında insanımız bir an evvel faydalanmaya başlasın diye 11 Haziran’da araç trafiğine açmıştık.”
‘7 BİN 100 TON ÇELİK KULLANDIK’
Yusufeli Merkez Viyadüğü’nün özelliklerini sıralayan Bakan Uraloğlu, “Viyadüğümüzün tamamlanmasıyla, Yusufeli Barajı’nın su tutması sonucunda su altında kalan Artvin-Yusufeli-İspir-Erzurum güzergahında yeniden bütünlük sağladık. Yolun büyük bölümünü tünel, köprü ve viyadüklerle geçerek Artvin’in yüksek turizm potansiyeline sahip eşsiz doğasını koruduk. ‘Çelik Ortotropik Köprü’ olarak projelendirilen Yusufeli Merkez Viyadüğü’nü de itme-sürme yöntemiyle hayata geçirdik. Tabliyelerinin yapımında yaklaşık 7 bin 100 ton çelik kullandık. Bakın, Fransa’nın simge yapılarından biri olan Paris’in ortasındaki Eyfel Kulesi’nde 7 bin 300 ton çelik kullanıldığını düşündüğümüzde, Yusufeli’de hayata geçen projemizin ne kadar büyük bir proje olduğu daha da iyi anlaşılıyor. Köprümüz 8 orta ayak, 2 de kenar ayak olmak üzere 10 ayaktan oluşuyor. 685 metre uzunluğa ve en yüksek ayağı yaklaşık 150 metre yüksekliğe sahip projemiz sayesinde kış aylarında meydana gelen buzlanma, kaya düşmesi ve heyelan gibi doğa olayları sonucunda yaşanabilecek tehlikelerin önüne geçtik. Trafiği güvenli hale getirerek, seyahat konforunu arttırdık” ifadelerini kullandı.
‘YILLIK TOPLAM 43 MİLYON LİRA TASARRUF EDECEĞİZ’
Viyadükle Yusufeli-Artvin arasında ortalama 95 dakika süren yolculuk süresini de 70 dakikaya indirdiklerini dile getiren Bakan Uraloğlu, “Yusufeli-Sarıgöl-Öğdem ile Yusufeli-İspir gibi yerel yol ağlarının da konforlu kara yolu bağlantısını sağladık. Baraj gölünün etrafından dolanan 16,2 kilometrelik yol kesimini 685 metrelik merkez viyadüğü ile geçerek, mevcutta 90,5 kilometre olan Yusufeli-Artvin merkez yolu uzunluğunu 75 kilometreye düşürdük, yolu 15,5 kilometre kısalttık. Bu kısalma sayesinde 25 dakika kazanarak Yusufeli-Artvin arasında ortalama 95 dakika süren yolculuk süresini de 70 dakikaya indirdik. Böylece viyadüğümüzle zamandan 30 milyon lira, akaryakıttan 13 milyon lira olmak üzere yıllık toplam 43 milyon lira tasarruf edeceğiz. Çevreye zarar veren araçların karbon emisyonunu da 1005 ton azaltarak doğanın korunmasına katkı sağlayacağız.”
‘DOĞAYA MEYDAN OKUYAN DEV BİR PROJEYE İMZA ATTIK’
Artvin’e son 22 yıl içerisinde Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak 85 milyar 889 milyon lira yatırım gerçekleştirdiklerini aktaran Bakan Uraloğlu, bölgeye kazandırılan havalimanlarının önemine dikkati çekerek, “Artvinli kardeşlerimizin hava yoluyla seyahat etmeleri için de doğaya meydan okuyan dev bir projeye imza attık. Dünyanın deniz üzerine inşa edilen sayılı, ülkemizin ise Ordu- Giresun Havalimanı’ndan sonra ikinci havalimanı olan Rize-Artvin Havalimanı’nı 2022 yılında hizmete açtık. Bu 2 havalimanımız gibi deniz üzerine inşa edilmiş bir havalimanı Avrupa’da yok ve dünyada da örnekleri çok az. Hatta, Rize-Artvin Havalimanı’mız dünyadaki 5’inci havalimanı oldu. Daha bu yılın ilk 6 ayında yaklaşık 530 bin yolcu havalimanımızı kullanarak yolcu sayısında geçen yıl aynı döneme göre yüzde 22 artış yakaladık. Rize-Artvin Havalimanı’mız açıldığı günden bu yana 15 binin üstünde uçak trafiğiyle 2 milyon 115 bin yolcuya hizmet verdi” dedi.
‘BÜYÜK VE GÜÇLÜ TÜRKİYE’Yİ İNŞA EDECEĞİZ’
Bakan Uraloğlu, Yusufeli Merkez Viyadüğü inşasında katkı sunanlara teşekkür ederek, “Biliyoruz ki güvenli, hızlı ve kolay ulaşım; ticaretin, üretimin ve ihracatın en önemli bileşenidir. Bakanlık olarak Artvin için planladığımız her bir projemizin bölgenin ticaret, üretim ve turizm faaliyetleri potansiyelini katbekat arttıracağına inanıyoruz. Geçmişte yaptıklarımızdan gelen güvenle, ‘Türkiye Yüzyılı’nın üzerinde yükseleceği büyük ve güçlü Türkiye’yi inşa edeceğiz” diyerek sözlerini tamamladı.
Bakan Uraloğlu’nun konuşmasının ardından katılımcılar kurdele kesip, Yusufeli Merkez Viyadüğü’nü hizmete açtı.
YUSUFELİ MERKEZ VİYADÜĞÜ
Yüzlerce kişinin aralıksız çalıştığı, ‘dengeli konsol’ yöntemiyle yapılan, Karadeniz ile Doğu Anadolu Bölgesi’ni birbirine bağlayan 685 metre uzunluğundaki ‘Yusufeli Merkez Viyadüğü’nün tamamlanmasıyla iki yaka birleşti. İzolasyon, giriş, çıkış dolgu, alt ve üstyapı işlemleriyle asfaltlama çalışmaları tamamlanıp, Kurban Bayramı öncesi ulaşıma açılan viyadükle, mevcut kara yolu 15,5 kilometre kısaldı. ‘Çelik orthotropic köprü’ olarak da projelendirilen, itme-sürme yöntemiyle inşa edilen, en yüksek ayağı zeminden 150 metre yüksekte bulunan Yusufeli Merkez Viyadüğü’nde tabliyelerin yapımında yaklaşık 7 bin 100 ton çelik kullanıldı. 8 orta ayak, 2 de kenar ayak üzerine baraj suları üzerine kurulan viyadük sayesinde; Yusufeli ilçesi ve çevre köyler ile Artvin arası ulaşım süresi de 25 dakika kısaldı.
]]>UĞUR İSTANBULLU
(ARTVİN)- Artvin Arıcılar Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Malik Yavuz, sosyal medyada ‘Macahel balı’ adı altında ‘Fadime Abla’ ballarının satılmasına tepki gösterdi. Yavuz, denetim olmaması nedeniyle merdiven altı üretilen balların satışı nedeniyle arıcıların zor durumda kaldığını söyledi. Artvin Arıcılar Birlik Başkanı İbrahim Durmuş ise “Bu yaşanan durumla ilgili Bakanlığımızın gerekli girişimlerde bulunmasını istiyoruz ve bizler de birlik olarak bu sahte balı satanlar hakkında gerekli hukuki işlemler başlatacağız” ifadelerini kullandı.
Artvin Arıcılar Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Malik Yavuz ve Artvin Arıcılar Birlik Başkanı İbrahim Durmuş, piyasada ‘Macahel balı’ adı altında satılan ‘Fadime Abla balları’ ve arıcıların yaşadığı sorunlara ilişkin açıklama yaptı. Malik Yavuz, şunları söyledi:
“Denetim olmadığı için sahte bal satışı yapılıyor”
” Türkiye’de Fadimeler çok. Türkiye, Fadimeleri çoğaltan sistemin ta kendisidir. Sistemin bir denetim mekanizması olmadığından, sahte bal üretip pazarlayan anlayışın ya da kişilerin üzerine gitme gibi bir niyeti olmadığı içinde Fadimeler çoğalıyor. Fadime şu; Türkiye’nin değişik yerlerinde ya da yurt dışında Batum gibi yerlerde üretilen merdiven altı ballarının Türkiye’de satışını yapan insanlardır. Bundan dolayı arıcılarımız gerçek ballarını satmakta zorluk çekmektedirler. Tüketicilerimize biz şunu öneriyoruz; ballarını birliklerden ve barkodlu alsınlar. Fadime markasıyla satılan balın Artvin’le hiçbir ilişkisi yok ve Fadime Türkiye’nin hangi ilden, hangi ilçeden ya da hangi köyden olduğu bilinmemektedir ama Fadime burada kendi becerisini kullanarak Borçka Macahel balını piyasaya sürmeye çalışmaktadır. Artvin’de gerek Artvin Arıcılar Birliği, gerekse Ankara Merkez Birliğimiz mücadele vermiş olmasına rağmen bu sahte bal konusunda başarı sağlamış durumda değildir. Fadime ismini kullanarak satılan balın Macahel balıyla kesinlikle bir ilişkisi yoktur.
“Birlik olarak sahte ballara karşı harekete geçtik”
Birlik harekete şöyle geçti; bu Fadime’nin sahte bal sattığını gerek sosyal medyadan gerekse haber kanallarından duyurmaya çalıştık ama ne derece başarılı olduğumuz tartışılır ve bize basın ne kadar yer veriliyor ya da vermiyor bu da bir tartışma konusu. Bizim isteğimiz sadece bu değil Türkiye genelinde bunun yaygınlaşması ve bu Fadime tipi insanların cezalandırılması. Ne yazık ki bunlar ödüllendiriliyor. Bu Fadime tipi balların sosyal medyada reklamları var ve hiçbir kimse bu ballardan tahlil yaptırmıyor. Eğer yetkililer Tarım Bakanlığı, tarım il müdürlüğü ve ilçe müdürlükleri ve benzer yetkileri bulunduran kurum temsilcileri görevlerini yapmış olsalardı Fadimeler Türkiye’de kendini pazarlayamazlardı.”
“Firmalar hakkında hukuk mücadelesi başlatacağız”
İbrahim Durmuş ise şunları söyledi:
“Bu soruyu kimseden duymak istemezdim ama son günlerde en çok sorulan soru bu bize. Artvin’in balı kalitesiyle Türkiye’de öne çıkmıştır ve kaliteyi de kalite yapan da Artvin’in coğrafyası ve Artvinli arıcılarımızın da katkılarıyla oluşmasıdır. Bizim ballarımız piyasada iyi para ettiği için, bizim arıcılarımızın emeği üzerinden Artvin balı satıp para kazanmak istiyorlar. Ballarını da daha çok sosyal medya üzerinden Artvin balı adı altında, Artvin balı olamayan balı satıyorlar. Bu durum bizim Artvinli aracılarımızı çok üzüyor ve bizleri zor duruma bırakıyor. Bizim Artvin’de ürettiğimiz ballarımızı kısa zamanda satarız ve büyük şehirlerde oturan insanlarımız bilir. Biz de ballarımızı 8 ve 9. aylarda kovandan aldığımızda tüketicilerimiz siparişlerini verirler ve bizlerde kargolarla yurt içine göndeririz ve bizim elimizde ballarımız kalmaz ama son zamanlarda Artvin balı adı altında Fadime gibi isimler kullanarak hatta bölgemizin de resimleri kullanılarak sosyal medya aracılığıyla ballarını satıyorlar. Maalesef gerçeği bilmeyen tüketicilerimizde balı tattıktan sonra Artvin balı böyleyse bir daha da bizim ballarımızı almıyorlar ve dolaysıyla bu sahte balı satanlar Artvin balını ve biz Artvinli arıcıları lekeliyorlar. Bu yaşanan durumla ilgili Bakanlığımızın gerekli girişimlerde bulunmasını istiyoruz ve bizlerde birlik olarak bu sahte balı satanlar hakkında gerekli hukuki işlemler başlatacağız.”
]]>UĞUR İSTANBULLU
(ARTVİN) – Artvin merkeze bağlı Orta Mahallesinde bir inşaat firması tarafından yapılan kazı sonrasında evi kullanılmaz hele gelen Gülinaz Kemaloğlu, “Müteahhitlerin yaptığı kazı sonrasında 3 katlı evim yıkılmak durumunda kaldı. 6 yıldır kiradayız ve evim kiradayken kiracı durumuna düştüm ne yazık ki düzgün bir evde tutamıyorum. Çünkü Artvin’de ev kiraları çok yüksek. Allahıma devletime sığınmışım kimseden bize fayda yok” dedi.
Artvin merkeze bağlı Orta mahallesinde bir inşaat firmasının 2018 yılında yaptığı kazı sonucu bölgede kaymalar oluştuğu için Gülinaz Kemaloğlu’nun Cevizli Sokakta bulunan evi ağır hasar gördü. Hasar sonrası evini boşaltmak zorunda kalan ve 6 yıldır adalet bekleyen Gülinaz Kemaloğlu, avukatı Ayla Varan ile yaşadığı süreci ANKA Haber Ajansı’na anlattı.
Mağdur Gülinaz Kemaloğlu şunları söyledi:
“Buradaki sıkıntımız abi 6 yıldır müteahhitlerin bizi böyle süründürmeleri. Aşağıda Opet’in yanında bir arsa çıkarıp bina yapıp satmak için kazıdılar ve o yüzden de bizim evlerimiz hasar gördü ve en çok hasar gören benim evim oldu. 6 yıldır 8 nüfus iki odalı bir evde kalıyoruz, inanın çok zor durumdayız. Müteahhitler hiç bir şeyi üstlenmiyorlar. Evimiz 6 yıl önce yıkıldı ve ödemelerimizi de yapmıyorlar. Mahkememiz sonuçlandı. Bir miktar para ödeme çıktı ama şu ana kadar onu da ödemediler. Bütün beklentimiz devletimizden… Mahkeme sonuçlandı ancak bir oda parası bile değil, zaten ödenmedi. Bize söylenende 300 bin lira. Benim evim 3 kat idi ve altında bodrum kat vardı. Çocuklarımla birlikte kötü durumdayız. Benim Cumhurbaşkanım dünyaya hükmeden bir kişidir. Artvin’de bir tek bize sahip çıkamadı. Sayın Cumhurbaşkanıma yalvarıyorum, çocuklarım perişan durumda.”
Mahalle sakinlerinden Sürmeli Çimen, “Evet bu aile 6 yıldır mahkemedeler, bizimde bildiğimiz kadarıyla müteahhit kaynaklı yapılan kazı sonucu arazi oynamıştır ve teyzemizin evi hasar görünce oturamaz raporu alınmış sonrasında yıkılmıştır” dedi.
“FORA KAZIĞI VURMADAN YAPTIKLARI KAZI SONRASINDA SOKAĞIMIZDA KAYMALAR OLUŞTU”
Mahalle sakinlerinden Kemal Kemaloğlu, “Fora kazığı vurmadan arsayı kazdılar. Ne zaman ki kayma başladı işte o zaman hakim durdurdu kazıyı. Fora kazığı vurulduktan sonra burada kayma durdu. Bütün bunlar yaşandıktan sonra fora kazığı vuruldu ama bize kime anlatacağız derdimizi tekrar söylüyorum biz kime anlatabiliriz derdimizi?” diye konuştu.
6 yıldır kirada yaşadığı evi gösteren Gülinaz Kemaloğlu, “Evet burada yaşıyoruz. İki odamız var çocuklarımızla birlikte perişan bir haldeyiz. 6 yıldır kiradayız ve evim kiradayken kiracı durumuna düştüm. Düzgün bir evde tutamıyorum Artvin’de ev kiraları çok yüksek. Allah’ıma devletime sığınmışım ve kimseden bize fayda yok” şeklinde konuştu.
“YAPTIĞI TÜM GİRİŞİMLER SONUÇSUZ KALDI”
Avukat Ayla Varan şunları söyledi:
“Gülinaz Kemaloğlu dosyasından bahsedeceğiz. 2018 yılında bir inşaat firmasının usulsüz ve ruhsat işlemlerini de tamamlamadan başlatmış olduğu inşaat ve kazı çalışmaları nedeniyle müvekkilim ve çok sayıda farklı müvekkillerim zarar görmesi nedeniyle biz bir dava açmıştık. Gülinaz Kemaloğlu’nun binasının bulunduğu parsel en çok zarar gören parseldi ve biz 2018 yılında tespit hükmüyle bu zararları ve illiyet bağını tespit ettik. Arkasından da tazminat davası açtık. Ancak Gülinaz Kemaloğlu’nun evi oturulmaz olduğu için ve teknik bilirkişiler tarafından tespit etmiştik, kadıncağız evini boşaltıp kiraya geçmek zorunda kaldı ki tüm ekonomik zorluklarına rağmen. Ancak aradan geçen bu uzun zamana rağmen, 2018-2024 arası yani 6 yıl boyunca biz adalet sistemimizle bu sorunu çözemedik. Kaldı ki arada yaptığımız anlaşma yolundaki illiyet bağıda kurulmuştu rakamsal olarak hadi davanın sonucu beklendi diyelim ama yani bir kira yardımı ya da vesaire hiçbir şekilde konuya sahiplenen bir kimse çıkmadı, gerek bireysel gerekse de firma adına. Şu aşamada Gülinaz Kemaloğlu’nun evini belediye yıktı güvenlik nedeniyle. Bizim açtığımız dava nihayet sonuçlandı ancak ‘geç gelen adalet, adalet değildir’ der halkımız ve çokta doğru söylerler sonuçtan bende mutlu değilim. Karar kesinleşmesine rağmen ve binanın özel durumuna göre çokta cüzi bir rakam olsa da bu bedeli henüz tahsil edemedik ve artık müvekkilim artık dışarda sayılır. Yaptığı tüm girişimlerde sonuçsuz kaldı ve şu anda icra aşamasında bekliyoruz.”
]]>
UĞUR İSTANBULLU-GENÇAĞA KARAFAZLI
(ARTVİN) – 1 Mayıs İşçi Bayramı Artvin’de çok sayıda vatandaşın katılımıyla kutlandı. Eğitim Sen Artvin Şube Başkanı Köksal Gümüş, “Gün, şikayet etme günü değil. Bu düzen ya değişecek ya değişecek. Bizler; emeğin sömürülmediği, yüzde 1’in değil yüzde 99’un mutlu yaşadığı, emeğin, eşitliğin, özgürlüğün, demokrasinin, barışın, laikliğin hakim bir gelecek ve ülke için mücadeleye devam edeceğiz” dedi.
Artvin Atakaparkt’a bir araya gelen DİSK, KESK, Halkevleri, CHP, sivil toplum örgütleri ve çok sayıda vatandaş, 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı sloganlar eşliğinde yürüyüş yaparak kutladı.
DİSK Genel İş Sendikası Başkanı Selim Bilgin, “1 Mayıs’a ne yazık ki yoksulluğun, fakirliğin tavan yaptığı bir ortamda giriyoruz. Ekonomiyi teslim ettiğimiz Sayın Bakan ne diyor; ‘bizim yerel halkın alım gücü artmaya başladı.’ Burada Artvin meydanından söylüyorum, bizim adımız yerel halk değildir. Bizim adımız Laz olabiliriz, Gürcü olabiliriz, Kürt olabiliriz, Arap olabiliriz ama biz hepimiz ayrı gayrı yok. Türkiye Cumhuriyeti’nin eşit, onurlu yurttaşlarıyız” dedi.
“ÜLKEYİ SÜRÜKLEMEYE ÇALIŞTIĞINIZ KARANLIĞA TESLİM OLMAYACAĞIZ”
Eğitim Sen Artvin Şube Başkanı Köksal Gümüş de şunları söyledi:
“Büyük bir yoksulluk içinde yaşıyoruz, egemenler din istismarıyla emekçileri açlığa sürüklüyor. Çocuklarımızdan esirgenen kaynaklar tarikatlara, çetelere, sermayeye aktarılıyor. Çocuklarımızdan esirgenen kaynaklar özel okullara teşvik olarak aktarılıyor. Barınma imkanından yoksun bırakılan çocuklarımız tarikat yurtlarına mahkum ediliyor ama bu böyle gitmez. Eğitim emekçileri biat etmez. 22 yılda 9 Bakan, 18 müfredat değişikliği yapıldı. Amaçlarına giden yolda öğrencilerimizi harcamaktan çekinmediler. Yeni müfredat değişikliği pazartesi günü MEB’e bağlı kurumlarla ve kamuoyu paylaşıldı. Tamamen siyasallaşmış, çocuklarımızın ve ülkemizin üstün yararı gözetilmeden, laikliği tam cepheden hedef alan, bilimden uzaklaşan bir zihniye hazırlanmıştır çünkü okuyan, sorgulayan bir nesil gelsin istemiyorlar. Buradan sesleniyoruz, ülkeyi sürüklemeye çeliştiğiniz karanlığa teslim olmayacağız.
“BİZLER, GÜCÜMÜZÜ EMEĞİMİZDEN ALIYORUZ”
Kamu hizmetini kar zarar mantığıyla yürüten iktidar, elimizdeki cumhuriyetin kazanımları olan tüm fabrikaları haraç mezat yabancı sermayeye satarak ülkemizi daha da yoksullaştırmış ve dışa bağımlı hale getirmiştir. Bugün en temel gıda ürünlerimizi bile dışarıdan ithal eder hale gelmiş durumdayız. Artık ilkokul çocukları bile dış güçler masalına inanmıyorlar. Özellikle üreten değil tüketen bir ülke haline geldik. Sanayi üreten ve hatta savaş durumunda olan ülkelerden patates, et, yağ gibi gıda ürünlerini ithal ediyoruz. Öğrenciler ve hastalar potansiyel müşteri haline dönüşmüş, sağlık hizmetleri, eğitim tamamen piyasalaştırılmıştır. Sürekli tekrarladığımız bir gerçek var; bizler gücümüzü emeğimizden, al terimizden, üretimden alıyoruz. İktidar sahipleri işte bu büyük güçten, birleşen halkın gücünden korkuyorlar. Yan yana gelmemizden korkuyorlar, bir olmamızdan birlik olmamızdan korkuyorlar. Korkuyorlar çünkü kaybedecek çok şeyleri var. Sarayları, saltanatları çökecek diye korkuyorlar. Yağma düzenleri son bulacak, ballı ihaleleri, vurgun projeleri, torpilli işleri sona erecek diye korkuyorlar. Yağmalayıp yok ettikleri ormanlarımızın, kıyılarımızın, Cerratepe’nin hesap sormamızdan korkuyorlar. Katarlı dostlarına, cemaatlere, tarikatlara, yandaşlara peşkeş çektikleri varlıklarımızın hesabını ödemekten korkuyorlar. Yargıdan korkuyorlar, yargılanmaktan, adaletten korkuyorlar. Nazım’ın dediği gibi; ‘hiçbir korkuya benzemiyor, halkını satanların korkusu.’ Bırakınız korksunlar, bırakınız gözlerine uyku girmesin. Bunu bildikleri için muhalefeti susturmak istiyorlar.
“MÜCADELE GELENEĞİNİN ÇOCUKLARIYIZ”
Ne mutlu bize ki baskılara karşı sinmeyen bir mücadele geleneğinin çocuklarıyız. Gün, şikayet etme günü değil. Bu düzen ya değişecek ya değişecek. Bizler; emeğin sömürülmediği, yüzde 1’in değil, yüzde 99’un mutlu yaşadığı, emeğin, eşitliğin, özgürlüğün, demokrasinin, barışın, laikliğin hakim bir gelecek ve ülke için mücadeleye devam edeceğiz. Mustafa Kemal’in anti emperyalist kurucu irade heyecanı ile yarattı sizlerin yıktığı, sattığı her şeyi yeniden kuracağız. Biliyoruz ki, böyle bir dünya ve ülke mümkündür. Bugünden yarına hep umut biriktirdik. 31 Mart seçimlerinde; işçisinden kamu emekçisine, emeklisinden asgari ücretlisine, kadınından gencine bozuk düzenin çarklarında ezilen milyonları yok sayamazsınız biz buradayız dedik. Daha gün o gün değil, derlenip dürülmesin bayraklar. Dinleyin, duyduğunuz çakalların ulumasıdır. Safları sıklaştırın çocuklar, bu kavga eşitlik, özgürlük, kardeşlik, barış, adalet, laiklik ve demokrasi yaşasın 1 Mayıs.”
]]>
Giresun’da işçi sendikaları üyelerinden oluşan gruplar, Debboy mevkisinde toplanarak kortej oluşturdu. Grup, ellerinde pankartlarla Gazi Caddesi’nde yürüyerek programın gerçekleştirileceği Osman Ağa Meydanı’na geldi.
Sendika temsilcilerinin buradaki konuşmalarının ardından alandakiler, müzikler eşliğinde horon tepti, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutladı.
Programa Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse ile Çanakçı Belediye Başkanı Tuncay Kasım da katıldı.
Ordu
Ordu’da işçi sendikaları ilk olarak Köprübaşı Ceren Özdemir Meydanı’nda toplandı. Daha sonra Sırrıpaşa Caddesi’nde yürüyüş yapan grup, dövizler açarak sloganlar attı.
Cumhuriyet Meydanı’na ulaşan grup, burada çalınan müzikler eşliğinde 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutladı.
Grup, basın açıklamasının ardından dağıldı.
Etkinliğe, CHP Ordu Milletvekili Seyit Torun’un yanı sıra CHP’li bazı ilçe belediye başkanları da katıldı.
Artvin
Artvin 1 Mayıs Tertip Komitesince düzenlenen kutlamalar kapsamında sendikalar, sivil toplum kuruluşları ve siyasi parti üyeleri ile vatandaşlar Atapark Meydanı’nda toplandı.
Grup, Cumhuriyet Caddesi güzergahı boyunca Halit Paşa Meydanı’na kadar yürüdü.
Burada konuşan Artvin Belediye Başkanı Bilgehan Erdem, 1 Mayıs’ın emeğin, dayanışmanın ve aydınlığın sesinin yükseldiği gün olduğunu belirterek, tüm emekçilerin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutladı.
DİSK Artvin Şube Başkanı Selim Bilgin ile KESK Artvin Şube Başkanı Köksal Gümüş’ün de konuşma yaptığı program, yerel sanatçıların seslendirdiği marş, şarkı ve türkülerle sona erdi.
Etkinlikte vatandaşlar, tulum ve akordeonla çalışan müzikler eşliğinde horon tepti, dans ederek eğlendi.
Trabzon
Trabzon’da, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü için Cumhuriyet Caddesi’nde bir araya gelen sendika üyeleri ve siyasi parti temsilcileri, ellerinde döviz ve pankartlarla Kahramanmaraş Caddesi’nden 15 Temmuz Şehitler ve Hürriyet Parkı’na kadar yürüdü.
Burada konuşan Türkiye Yol-İş Sendikası Genel Sekreteri Gökhan Gedikli, 1 Mayıs’ın insanca yaşam ve çalışma şartlarını sağlama kavgasının verildiği, emeğin, barış ve özgürlük mücadelesinin sürdürüldüğü bir gün olduğunu söyledi.
Gedikli, bugün coşkularının çok yüksek olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:
“Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında bir araya geldik ve emeğin bayramını layığıyla kutlayacağız. Diğer yandan yüreğimiz Kahramanmaraş ve Hatay merkezli depremlerde hayatını kaybeden vatandaşlarımızın acısıyla yanmaya devam ediyor. Depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Şunu bilmenizi istiyorum ki Türk-İş ilk günden itibaren maddi ve manevi olarak depremden etkilenen vatandaşların yanında olmuştur.”
İsrail’in Gazze’ye zulmünün hız kesmediğini belirten Gedikli, “Bütün dünya İsrail’e karşı kör, sağır. Bebek, çocuk ve kadınlar ölüyor. Filistin’de kardeşlerimiz ramazanı ve bayramı zulüm altında geçirdi. Bu bir soykırımdır. İsrail tehdidini ortadan kaldırmak için en sert önlemler alınmalı. Dünya, Bosna’da olduğu gibi öldürülen Müslüman olunca adım atmıyor. Bir an önce İsrail zulmünün son bulmasını ve Filistin’in özgürlüğüne kavuşmasını temenni ediyorum.” ifadelerini kullandı.
Konuşmaların ardından yöresel sanatçılar sahne aldı.
Programa, CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez ile Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya da katıldı.
]]>Artvin’e gelerek bir dizi temas ve ziyaretlerde bulunan Uraloğlu, Gençlik Merkezi toplantı salonunda sivil toplum kuruluşları ve iş dünyasının temsilcileriyle bir araya geldi.
Uraloğlu, burada yaptığı konuşmada, Artvin’e Rize-Artvin Havalimanı’nı kullanarak geldiğini belirterek, “Rize-Artvin Havaalanı’nda geçen yıl 1 milyonu geçen yolcu trafiğimiz oldu. Haftalık sefer sayımız 65.” dedi.
Artvin’e şimdiye kadar birçok yatırım yaptıklarına işaret eden Uraloğlu, “86 milyar liralık sadece Ulaştırma ve Altyapı bakanlığı olarak ilimize yatırım yaptık. Yapmaya da devam edeceğiz.” ifadesini kullandı.
Uraloğlu, Yusufeli’nde özel tasarım viyadüğü inceledi
Bakan Uraloğlu daha sonra Yusufeli ilçesine giderek yapımı devam eden Yusufeli Merkez Viyadüğü’ndeki çalışmaları inceledi. Karayolları ve firma yetkililerinden bilgi alan Uraloğlu, bir süre viyadük üzerinde dolaştı.
Uraloğlu, burada gazetecilere, Yusufeli Barajı nedeniyle Yusufelililerin doğdukları, büyüdükleri yerleri terk ettiğini, bunun zor bir durum olduğunu bildiklerini söyledi.
Türkiye’nin de ihtiyaçları olduğunu kaydeden Uraloğlu, “Ülkemizin bu anlamda yapılması gerekenleri var. Yusufeli halkımız gerekli özveride bulundu. Gerçekten onlara güzel yaşam merkezleri beraberce yaptık, Cumhurbaşkanımızın talimatıyla.” diye konuştu.
Bakan Uraloğlu, bölgede bazı eksikliklerin olduğunu bildiklerini dile getirerek, “Cumhurbaşkanımız Yusufeli’nin evladını, sizin abinizi, kardeşinizi buraya tekrar gönderdi. Sayın Bakanımız inşallah onları takip edecek, biz de kendisini, bize düşen ne varsa destekleyeceğiz. Bundan sonra Yusufeli inşallah çok daha yaşanır, çok daha güzel bir şehir olma yolunda adımlar atacak.” dedi.
“Türkiye’de kendi sınıfında önemli köprülerden biri”
Yusufeli Merkez Viyadüğü’ne ilişkin de Uraloğlu, şunları söyledi:
“Bu köprü ile ilgili güzel hatıralarımız var, aldığımız güzel kararlar var. Şunu söyleyeyim teknik bir detaya girmeden, 685 metre uzunluğunda, 147 metre ayak yüksekliğinde ve bu itme sürme dediğimiz bu tabletleri kenarda yapıp buraya krikolarla beraber sürdüğümüz bir köprü. Türkiye’de kendi sınıfında önemli köprülerden biri. İnşallah önümüzdeki ay içerisinde de bu köprüyü bitirerek hizmete açmış olacağız. Yusufeli’nin hizmetine vermiş olacağız. O manzaradan baktık mı aşağısını boğaz düşünelim, bunu da boğaz köprüsü düşündük mü gerçekten güzel bir manzara olacak. Hayırlı uğurlu olsun.”
Uraloğlu, yerel seçimlere de değinerek, sözlerini şöyle tamamladı:
“Önümüzde bir seçim var, bu seçimde de belediye başkan adayımız var. Mevcut belediye başkanımıza teşekkür ediyoruz yaptığı hizmetlerden dolayı. Yeni başkanımız da inşallah 1 Nisan’dan itibaren daha güzel işler yapma noktasında gayret edecek. Biz de kendisini destekleyeceğiz. Ben Yusufelili hemşehrilerimizin, kardeşlerimizin ramazan-ı şerifini kutluyorum, Allahutaala mübarek etsin. İnşallah 31 Mart’ta da Allah’ın izniyle tekrar Yusufeli’yi alacağız ama yüksek oy oranıyla almak istiyoruz.”
Bakan Uraloğlu’na, AK Parti Artvin Milletvekili Faruk Çelik, Yusufeli Belediye Başkanı Eyüp Aytekin, ilgili kurum müdürleri ve partililer eşlik etti.
]]>Artvin’de partisince bir düğün salonunda düzenlenen iftar programına katılan Akşener, İYİ Parti Artvin Belediye Başkan adayı Demirhan Elçin’e destek istedi.
Akşener, Elçin’in bir önceki dönem Millet İttifakı’nın adayı olduğunu ve seçildiğini belirterek, “Demirhan Başkan’la ilgili arkadaşlarımızdan duyduğumuz en önemli kanaat, çalmaz çaldırmaz, yemez yedirmez. Yani hırsızlığa yol vermez.” ifadesini kullandı.
Elçin’in CHP’den yeniden aday gösterilmemesini eleştiren Akşener, sözlerini şöyle sürdürdü:
” Türkiye’nin vergilerinden Artvin’e ayrılan parayı karısına, çocuğuna araba kiralayıp, şoför kiralayıp tahsis etmemiş, onun yerine sosyal belediyecilik yapmış. Elbette sevgili kardeşim, değerli başkanım seni tekrar aday göstermezler. Muhtemelen bunu bilmiyorum, asabi bulunuyorsundur. Ben de bayağı asabi bulunurum. Çünkü dürüst insan, para pulla alakası olmayan insan, hırsızın karşısında asabi oluyor. Biz adam pışpışlayamıyoruz.”
Akşener, İYİ Partililere seslenerek, “Artvinlilerin doğru hizmet alması, doğru hizmetin en iyi şekilde yapılması ve mümkün olduğunca Artvin’in parasının Artvin’e harcanması için ben sizlerden, özellikle İYİ Partili kardeşlerimden yani dün bir çalıştıysanız, bugün on çalışmanızı istiyorum. Böyle bir iddia ki Demirhan başkanı seçmeli, seçtirmelisiniz. Hakkım varsa helal etmem. Çünkü dürüstlüğü sebebiyle aforoz edilen bir kardeşimizi seçmek boynumuzun borcudur.” diye konuştu.
Millet İttifakı sürecinde Türkiye’nin kazanması için İYİ Partinin kaybetmesini göze aldıklarını ifade eden Akşener, şunları söyledi:
“Birinci önceliğimiz Türkiye ve Türk milleti. Bunun üzerine biz seçimi bitirdik. İstanbul, Ankara, Adana, Antalya gibi şehirlerde seçimler alındı. Biz 19 ilçe, 4 belde belediyesi ile işi bitirdik. Hiç de pişmanlık duymadık. Geldik 2023 seçimine, işte o zaman anladım bu tahterevalli çok rahatmış. 21 Eylül’de 5 arkadaşımla Sayın Kılıçdaroğlu’nu ziyaret ettim. Genel Başkan yardımcılarım ile birlikte gittik. Ben kendisine dedim ki ‘İstanbul ve Ankara belediye başkanlarından birini aday edecekseniz biz varız. O zaman öbürünü geri çekin. Şayet ikisini de aday etmeyeceksiniz, daha altılı masa kurulmuş değil. O zaman her iki arkadaşımızı da uyarın. Çünkü seçmeni taraftar haline, futbol kulübü taraftarı haline getiriyorlar.’ dedim. Vallahi beni kimse duymadı. Hayat boyunca kimse duymadı. Neyse kabahatler benim olsun. Anladık ki İstanbul’u kazanmak Türkiye’yi kazanmaya yetmiyormuş.”
Akşener, 2023 seçimlerinde vatandaşın kalplerine doğru gereken adımları atamadıklarını kaydederek, şöyle konuştu:
“Bu seçimlere Allah’ım şahittir, sizler için hür ve müstakil olarak giriyoruz. Kendimizi tarttırıyoruz, sizin tartınızda. Pek çok hakaretler edildi, pek çok iftiralar atıldı ve gördük ki yoldaşla candaş arasında hiçbir fark yokmuş. Yani adamcılık konusunda hiçbir fark yokmuş. Dediğini yaptırma konusunda hiçbir fark yokmuş. Daha vahimi yolsuzluk konusunda da herkes memnunmuş, yönetici kitle. Kimse kimseden rahatsız değilmiş, herkes rahatmış. Üzgünüm o rahatları bozacağım.”
Akşener, seçime 6 gün kaldığını, bu süreçte emekli maaşlarının azlığı, atanamayan öğretmenler ve mülakatın kaldırılması konusunda söylemlerini sürdüreceğini sözlerine ekledi.
]]>Çelik, Memur Sen İl Temsilciliği tarafından Arhavi ilçesindeki bir işletmede düzenlenen programda, Artvin’in doğduğu ve çocukluğunun geçtiği şehir olduğu söyledi.
Artvin’de var olan sıkıntıların giderilmesi noktasında yapacaklarının bir plan program çerçevesinde olacağını ifade eden Çelik, “Artık Artvin’in ve 8 ilçesinin hizmet alma zamanı. Milletimizin ihtiyaç duyduğu projeleri ortaya koyarsınız, bunlarla ilgili çözümler üretirsiniz vatandaş bunları değerlendirir. Bu değerlendirme neticesinde, bu projelerin hakkından kim gelecekse, kim buna gücü yeteceğini ifade ederse ona göre tercihte bulunur, sizde buna saygı duyarsınız.” diye konuştu.
Çelik, Artvin’de bazı merkezlerin kendisini politik tartışmalara çekmek istediğini vurgulayarak, şu değerlendirmede bulundu:
“Politik tartışmalarla nemalanmak hesabı içerisindeler. Ben diyorum ki Arhavi’ye kadar uzanan tırları bir tır parkıyla, denizi doldurarak yaptığımız 110 bin metrekarelik proje ile tır parkını oluşturalım, bu görüntü kirliliğini ortadan kaldıralım. O diyor ki ‘Artvin Belediye Başkanı ihanet etti.’ Artvin Belediye Başkan adayımızı hainlikle suçlayan bir genel başkan var. Buradan sayın Özgür Özel’e sesleniyorum, ihanet arıyorsan yandaşlarına bak, yanındakilere bak, kiminle yol yürüdüğüne bak. Burası Artvin, buradan hain main çıkmaz. Burası ay yıldızlı bayrağa tabi onun sevdalısı halklardır. Bir de diyor, ‘Artvin’de Faruk Çelik gerçeği var.’ Teşekkür ederiz, doğru söylüyor. Doğru söylüyor bir Faruk Çelik gerçeği var. ‘Artvinli midir, Urfalı mıdır, Bursalı mıdır?’ Bu saydığın illerin tamamı Türkiye Cumhuriyeti’nin illeri. Artvinli olsam ne olacak, Bursalı olsam ne olacak, Urfalı olsam ne olacak? Bunlarla meşgul. Git Bursa’ya sor bakalım, hizmetleri gör. Manisa’ya giderken Bursa çevre yolundan geçiyorsun, o çevre yolu bu fakirin döneminde yapılmıştır, 72 kilometre. Hainlikle suçlamaya çalıştığın belediye başkan adayımız Mehmet Kocatepe’nin yaptığı yoldan geçerek Artvin meydanına çıkıyorsun sen.”
Bursa ve Şanlıurfa’ya bakıldığında yine yapılan hizmetlerin görüleceğine işaret eden Çelik, şunları kaydetti:
“3 yılda 400 tane okul nasıl yapılır git Urfalılara sor. Allah’ın izniyle önümüzdeki 5 yılda Artvin’de hizmet göreceksin. Artvin’de hizmetleri konuşacakken ‘Beni siyaset sahnesine çekmeyin’ diyorum. Çekerseniz karşımızda duramazsınız, karşımızda siyaset yapamazsınız siz. Biz feleğin çarkından geçmiş siyasetçileriz. Sen, benim siyasi hayatımı okursan belki kürsüde nasıl duracağını öğrenirsin. Kürsüde nasıl duracağını bilmeyen, sağdan sola koşuşturup duran, 1 Nisan tarihinde de acaba koltuğunu muhafaza edecek mi edemeyecek mi bilinmeyen, dün genel başkanın arkasında dururken o genel başkanı al aşağı eden anlayışlar ihanetin kendisidir. 1 Nisan’da ana muhalefetin başında kim olacak belli değil. İstanbullu arkadaş mı olacak, mevcut arkadaş mı olacak, yoksa görevden uzaklaştırılan genel başkan mı olacak? Herkes bir hazırlık içinde. Kendileri 1 Nisan’la ilgili koltuk mücadelesi verirken biz Arhavi’de organize sanayi bölgesini yapacağız. Arhavi’de yeni çay fabrikasını kuracağız. Hopa’da denizi doldurup tır parkını yapacağız. Bu bölgede A grubu bir hastane yapacağız. Biz bunlarla meşgulüz, siz varın koltuk mücadelesine devam edin.”
]]>UĞUR İSTANBULLU
Artvin merkeze bağlı Yukarı Maden köyünde faaliyet gösteren ve Erzincan’ın İliç ilçesinde maden faciasına yol açan Anagold’un da hisse sahibi olduğu şirketin Artvin’de altın-bakır madeni işletmesine tepki gösterildi. Maden faaliyetinin yürütüldüğü Yukarı Maden köyü Muhtarı Rıdvan Peker, “Köyümün var olmasını isteyen birisiyim ve ne diyelim artık köyümüzde yaşanacak bir durum kalmadı. Artık buralarda kimse kalmıyor, vadi boyunca birkaç mahallemizde var ve oralar kalıyor. Madencinin sınırı yok ki yarın der ki bu caminin altında çok büyük rezerv var ve biz burayı da kaldıracağız derlerse ki biz şehit mezarlarının buradan kaldırılmasını istemiyoruz” dedi.
Erzincan’ın İliç ilçesinde meydana gelen maden faciasına yol açan Anagold firmasının da hissesinin bulunduğu Artmin Madencilik’in Artvin’de bulunan altın- bakır maden işletmesine tepkiler sürüyor.
Yeşil Artvin Derneği Başkanı Neşe Karahan, “Ülkedeki bu maden facialarını durdurmamız gerekir. Herkesin bu sürece destek vermesi gerekiyor” dedi. Karahan, şunları söyledi:
“Erzincan İliç’te daha önce de felaket yaşanmıştı ama İliç’teki büyük felaket yaşanınca insanlar ne oluyor diye ancak şimdi endişeleniyorlar. İliç yıllardır paramparça ediliyor ve aynı endişeleri biz Cerratepede şimdi yaşamaya başladık. Tabi burası Yukarı Maden köyünde de daha büyük bir felaket çanları çalıyor. Burası sadece HOD vadisini yok edecek değil, Artvin’e, Çoruh vadisine ve barajlara da etkisi olacak. Bakın şu andaki çalışmaları görüyorsunuz ve şu an ön hazırlık var ve burada kuru dere diyorlar ama şu an kuru olabilir ama sonrasında yağışlarla beraber etkisini gördük. Bir anda inanılmaz yağışlar yağıyor ve burada doldurdukları toprak sele dönüşüp köyü basabilir. Hemen karşıda gördüğünüz caminin olduğu yereler yem yeşil yerlerdi şimdi ise hallaç pamuğu gibi akmaya başlamış ve henüz başlangıç olmasına rağmen. Bir an önce ülkemin insanın ne olduğunun farkına varmasını istiyoruz. Nasıl bir felaketin içerisinde olduğunu anlatmaya çalışıyoruz, doğamız ve buradaki vadimiz çok kıymetli ve bütün bu dağların altı altın olsa da tümü ülkemize kalsa bile doğanın geriye dönüşü yok. Şu anda en önemli olan temiz hava, temiz su ve burada yaşayan canlılar. Sadece insanlar olarak bakmamak gerekir ve burası yabani hayat açısından da önemli bir yer ve hocalarımızdan bunları öğrenmiş bulunmaktayız. Sadece biz insanlar için değil doğadaki her şey için bu vahşeti durdurmamız gerekir. Ülkedeki bu maden facialarını durdurmamız gerekir. Herkesin bu sürece destek vermesi gerekiyor.
“BÖYLE BİR VAHŞETİ HANGİ ÜLKEDE YAPABİLİRLER?”
Nasıl anlatalım içimiz acıyor ve bu vahşeti nasıl duyuralım bilmiyorum ancak bir felaket yaşanınca herkes ne oluyor demesin ve felaket yaşanana kadar durduralım. Şu anda mezarlara dokunmayacaklarını söylemişler ama adımlarını attıkça oraları maalesef hallaç pamuğuna çevirirler. Biliyorsunuz şirket yavaş yavaş girer memlekete her yerde olduğu gibi. Mühendisler söz veriyor ve mühendisler şirketin sahibi ve yasa değiller. Mühendisin söz verme gibi bir durumu olamaz örneklerinden biliyoruz ve her sene mühendisler değişiyor. Bu durumda çocuk kandırırlar gibi milletimizi de kandırıyorlar. Buradan yukarısına dokunmayacağız gibi söz vermişler ama bunların başlangıcı 1.93 hektar, kapasite artırımıyla köyün tam ortasına bomba gibi düştüler ve 3 bin 500 hektar ve ruhsatları 8.600 hektar ve devamı gelmeyecek mi elbette gelecek. Böyle bir soygunu hangi ülkede yapabilirler ve böyle bir vahşeti hangi ülkede uygulayabilirler? Rahat rahat her şeyimizi tarım alanlarımızı, suyumuzu bakın köyün ortasından akan pırıl, pırıl suyumuzu da alacaklar. Şirket diyor ki Akiferlerden suyu kullanacaklarmış ya burası Konya ovası mı Allah aşkına mümkün mü bu argümanı Cerratepe’de de söylemişlerdi ama ilk önce içme suyuna el koymaya çalıştılar. Bizler mahkemelerde direnerek karşı koymaya çalışıyoruz. Buraları istimlak edip köyü boşaltmışlar ama burası da sahipsiz değil, Artvin halkıda ve ülkemin aklı başında olan insanları da sahip çıkacak topraklarına ve bu felaketleri de durduracaklarına inanıyorum ve başka da şansımız yok.”
“MADENCİLİK GİRDİĞİ YERİ BOZAN, DEĞİŞTİREN BİR FAALİYETTİR.”
Karadeniz Teknik Üniversitesi Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu ise şöyle konuştu:
“Ne iyi ki Artvinliyim ve Artvin’in güzelliklerinden faydalanmak yaşamın bütün iyi taraflarını çocukluğumdan beri nasıl hissetmişsem ve burada yapılacak olan faaliyetlerden oluşan kötülükleri de elbette ki iliklerimize kadar hissediyoruz. Bu durumdan da elbette ki çok rahatsızız ve bu nedenle de söyleyecek sözümüz var. Biliyorsunuz Doğu Karadeniz bütünüyle bakır provensi olarak geçer. Artvin de tıpkı Gümüşhane gibi Trabzon gibi zengin yer altı kaynakları var ama hep gözden kaçırılan bir şey var; Artvin’in yer üstü kaynakları yer altı kaynaklarından çok daha zengin, çok daha görünür ve ekolojik olarak bütün yaşam formlarına, hiçbir ayrımcılık yapmadan zengin fakir ayrımı yapmadan, hayvan insan ayrımı yapmadan ve düşünmeden fayda sağlıyor. Buna ekosistem hizmeti diyoruz. Madencilik ise yapıldığı ortamı tamamen değiştiren ve bir daha geri döndürülmez şekle getiren bir faaliyettir. Bütün dünyada olduğu gibi madencilik girdiği yeri bozan, değiştiren ve yüzyıllar boyu olumsuz etkileri süren bir faaliyettir.
“MADENCİLİK, ÇEVRE KAYGISINDAN UZAK YAPILIYOR”
Özellikle yabancı şirketlerin bizim gibi ülkelerde yaptığı madencilik faaliyetleri çevre kaygısından da uzak yapıldığı için çok ciddi zararlar söz konusu olabiliyor. Aslında baktığınızda ‘merak etmeyin her şey kontrol altında ve projelerini yapıyoruz’ diyorlar ama arkamızda gördüğünüz HOD madeninde de sorunları görebiliyoruz ki. Bir kere dere vadisinin üstü kapandı düzleştiriliyor ve bu çok tehlikeli ve iklim değişikliğinde getireceği meteorolojik olarak afetlerde çok ciddi artışlar var ve kuru dere deseler bile kuru zamanı çok azdır ve yağış olduğunda yığılan pasalar çık ciddi riskler barındırır. Yaklaşık 80 futbol sahası büyüklüğündeki atık barajı ise bir başka risk. Burada 8 bin 600 hektarlık alan, Cerratepe’de 8bin 530 hektarlık alan, Ardanuç’ta 2 bin 500 hektara yakın. Özetle söylersek Artvin’in yüzde 71’i maden ruhsatlı feriye kalanlarda sahildeki kısa bantlar. Öyleyse Artvin’deki madencilik için insanlarımız şapkayı önlerine alıp bir kez daha düşünmeleri lazım ve özellikle İliç’i gördüklerinde, Kütahya’da, Romanya’da, Kanada’daki atıkları atıldığı barajın yıkıldığını gördüğünde ve dünyada atıkların yüzyıllar etkisi süren ve dereleri nasıl mahvettiklerini insanlarımız görünce tekrardan düşünmek bir zarurettir. Dolayısıyla biz Artvin’de iş olsun diye endişelenmiyoruz ve buradaki madenciliğin ne ülke ekonomisine ne il ekonomisine hiçbir yararı yok. Deminde konuştuk o köpük gidecek geriye pasası kalacak ve bu çevresel felaket insanlara arkadaşlık edecek ve tabii insanlarda burada kalırsa.”
“ARTIK KÖYÜMÜZDE YAŞANACAK BİR DURUM KALMADI”
Yukarı Maden köyü Muhtarı Rıdvan Peker ise şunları söyledi:
“Köyümüzde muhtar olduğumda maden şirketi burada çalışıyordu ve şu anda da faaliyetlerini yürütüyorlar. Gerekli izinleri var ama ne kadar yeterli izinleri var bu konuda bilgim yok. Gördüğünüz gibi köyümüzdeki mezarlık mevkisindeyiz ve mezarlarda gözüküyor zaten. Karşıda Meydan mahallesi var ve bu mahalle kalkıyor zaten. Sağ taraftaki evler sökülmüş vaziyette ve karşıdaki kısmında gezdik zaten ve derelere gelişigüzel hafriyatları doldurmuşlar ve bundan rahatsız olduğumuz için Valiliğe başvurduk gerekli kurumlar gelip gördüler bizler gerekli izahatları gelenlere anlattık. Köyümün var olmasını isteyen birisiyim ve ne diyelim artık köyümüzde yaşanacak bir durum kalmadı. Artık buralarda kimse kalmıyor vadi boyunca birkaç mahallemizde var ve oralar kalıyor. Köyümüzün dışarda nüfusu 50 bin civarında ama kışları köyde 22 hane yazları ise 80 hane kalıyor.”
“MADENCİNİN SINIRI YOK”
Bu topraklarda artık bitki yetişmiyor. Yukarıda görüntülediğiniz yerlerdeki derelere biriken toprakların ve hafriyatın buraları tıkadığında sel oluşacaktır ve aşağıdaki mahalleler zarar görecektir. Birkaç gün yağmur yağınca Hopa’yı gördük ve Karadeniz zaten gidiyor ve o kuru dereler nasıl patladı onun için kuru dere diye bir şey yok çamur sulanır ve oda olur sel. Biz de köyümüzde bunların yaşanmasını istemiyoruz. Burada Halit Paşanın konuştuğu kişilerin mezarı var. Madencinin sınırı yok ki yarın der ki bu caminin altında çok büyük rezerv var ve biz burayı da kaldıracağız derlerse ki biz şehit mezarlarının buradan kaldırılmasını istemiyoruz.”
]]>
CHP’nin Artvin’in Arhavi ilçesinde bulunan Hidroelektrik Santralleri (HES) projesinin bölgeye verdiği zararların tespiti ve genel olarak bölgedeki doğa katliamının önüne geçilmesi amacıyla verdikleri Meclis araştırma önergesinin öne alınmasına ilişkin bugün TBMM Genel Kurulu’na öneri verdi.
Önergenin gerekçesini açıklayan CHP Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan, şunları söyledi:
“TÜRKİYE’DEKİ VAHŞİ MADENCİLİK VE HES PROJELERİNE KARŞI DUR DİYEBİLİYORSAK, ÖNCE YARGI MEVZUATINI DEĞİŞTİRECEĞİZ”
“Eğer Karadeniz’de çevreyi katletmek istiyorsanız HES yapacaksınız, bunla ilgili böyle sabıkalı durumlar var. Bizim orada araziler çok eğimli yüzde 70-80’e varan eğimli araziler var. Eskilerin yasak diye tabir etmiş olduğu ağaç kesimini yapıldığı yerde heyelan gelecektir, aynı bugün Erzincan İliç’te yaşanan felaketin yeniden meydana gelmesine ilişkin itirazlı kayıtlar koydular ama buna ilişkin herhangi bir işlem yapılmadı. Maden, HES projelerini yapanlar arkalarına yargıyı almışlar. Eğer siz yargıda bu karaları iptal ettirirseniz bile arkasında, Orman Bakanlığı’nın 2009/7 sayılı bir genelgesi var, bu kararı iptal etseniz bile karar kesinleştikten sonra bile bir genelge yayınlıyor Orman Bakanlığı, ilk mahkeme kararındaki eksiklikleri gider, eski süreci de tamamlama, 3 gün içerisinde bakanlığa gönder bakanlık tamam diyor. Bu konuda bakanlıktan gelmiş bir tane olumsuz karar yok. Devlet ihaleye fesat karıştırdı, ahlaksız iş adamıyla, kirli siyasetçi iş birliği yapmazsa bunlar olmaz. İliç’te bu işi yapan firmanın bir ayağı var Artvin’de Hod madeninde, aynı işi orada yapmaya çalışıyorlar. Siyasetten destek almayan bir iş adamı bu canların kaybına rağmen ertesi gün ben madencilik faaliyetlerine devam edeceğim nasıl diyebilir? Türkiye’deki vahşi madencilik ve HES projelerine karşı dur diyebiliyorsak önce yargı mevzuatını değiştireceğiz. Orman Bakanlığı’nın 2009/7 genelgesini yırtıp atacağız, vatanseverlik budur.”
Önerge üzerine Saadet Partisi Grubu adına söz alan Bursa Milletvekili Cemalettin Kani Torun da şöyle konuştu:
“HES DIŞINDAKİ TEMİZ ENERJİ KAYNAKLARI DEĞERLENDİRİLEBİLİR”
“Belediye Meclis’inde AK Partili üyelerinin bile itiraz ettiği bu santral kararlarının gözden geçirilmesi, vatandaşların şikayet ve taleplerinin dinlenmesi, bu konuda Meclisimizin bir araştırma komisyonu kurarak zenginliklerimizin korunmasının gerekli olduğunu düşünüyoruz. HES dışında rüzgar ve güneş enerjisi gibi temiz enerji kaynakları vardır ve bu bölgede bunlar da değerlendirilebilir.”
İYİ Parti Grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Ersin Beyaz, şunları kaydetti:
“DOĞANIN AYARLARIYLA OYNARSANIZ BİLİNİZ Kİ İNTİKAMINI KÖTÜ ALIR”
“AK Parti’nin rantiyeci zihniyeti, bölge halkının geleceğini tehlikeye atmakta, Artvin’in, Artvinlilerin doğasını kirletmektedir. HES’ler kurulurken de doğaya büyük zararlar vermekte, kurulduğu bölgeyi talan etmektedir. Diğer yenilenebilir enerjiler üzerinde araştırmalar yapılıp teknolojik gelişmeler takip edilmeli ve bu alanlara yatırım yapılmalıdır. HES’lerin uygulandığı bölgelerde erozyon ve sel oluşumunda artış olduğu yapılan araştırmalarla sabittir. Santralin çevresinde hastalıkların arttığı bilinmektedir. Doğanın ayarlarıyla oynarsanız biliniz ki intikamını kötü alır.”
DEM Parti Grubu adına konuşan İstanbul Milletvekili Özgül Saki de şunları söyledi:
“HES PROJELERİNİN HER BİRİNİN İPTAL EDİLMESİ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ”
“HES’ler doğayı katlediyor, ekolojik dengeyi bozuyor, biyoçeşitliliği tehdit ediyor, su akış rejiminin değişimi nedeniyle sel ve benzeri felaketlere yol açıyor. Zaten hemen hemen her gün bu felaketlerin tanığıyız. Bu HES’lerle su metalaştırılıyor. Suyun kullanım hakkının yanı sıra arazilerin kullanım hakları da şirketlere devrediliyor. Acele kamulaştırma kararıyla bölge halklarının geçimlik tarımı, hayvancılığı katlediliyor ve onlar bir kez daha yoksullaştırılıyor. Tüm uygulamalar için ekolojik grupların, bölge halkının, meslek örgütlerinin kara mercilerine dahil olmasıyla bu HES projelerinin her birinin iptal edilmesi gerektiğini düşünüyoruz.”
CHP’nin grup önerisi, AKP ve MHP milletvekillerinin oyları ile reddedildi.
]]>Artvin’de 31 Mart yerel seçimler öncesi Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) sular durulmuyor. Belediye Başkanı Demirhan Elçin’i partisi aday göstermeyince Elçin, partisinden istifa etti. Elçin, istifasının ardından CHP’li belediye çalışanlarını işten çıkarttığı ve mobbing uyguladığı iddiasıyla CHP İl Başkanı Orhan Atan ve partililerin tepkisini çekti.
Belediye binası önünde partililer ile toplanarak basın açıklaması yapan CHP İl Başkanı Orhan Atan “Artvin belediye başkanlığı için partimizin yetkili kurulları tarafından adaylığına genel merkezimizin yaptığı yoğun araştırma ve anketler neticesinde mevcut belediye başkanını uygun görülmemiş, partimiz, Artvin halkının yakından tanıdığı ve çok sevdiği Bilgehan Erdem öğretmenimizi Cumhuriyet Halk Partisi belediye başkanlığı adaylığına atamıştır. Aday adaylığı süreci ve adaylık açıklamasından sonraki süreçte Demirhan Elçin’in yapmış olduğu uygunsuz açıklamalar, partililikle ve belediye başkanlığı kimliğiyle asla uyuşmamaktadır. Bu durum tüm kamuoyunun da malumudur. Bu açıklamalardan öte belediye başkanının yaptığı son davranış, bardağı taşıran son damla olmuştur. Şöyle ki, Belediyemizde alın teriyle çalışıp evine ekmek götürmek isteyen çalışanlarına, bizim çocuklarımıza, kendisi aday olmadığı için mobbing uygulamak baskı yapmak, çalışanların yerlerini değiştirmek sosyal medya hesaplarından çıktı alıp onları işten çıkarmak, tehdit etmek, zorla emekliye sevk etmekle tehdit etmek, bu da yetmemiş gibi işlerine son vermek ne belediye başkalığına ne de Artvinlilik kimliğine yakışır” dedi.
Elçin’in daha önce de işçileri işinden çıkardığını aktaran Atan, “Bu kötülükleri Demirhan Elçin bundan önce de yaptı, birkaç çalışanımızı işten çıkardı, onu uyardık ama bizleri yine dinlemedi. Demirhan Elçin maalesef sen, Artvin’e ve Artvinliye layık olamadın, sen evladın yaşında çocuklara hakaret ettin, onları işinden gücünden ettin. Senin seçilmen için canla başla çalışan ailelerin çocuklarını aşağıladın, insan yerine koymadın. Senin bugün işgal ettiğin koltukta binlerce insanın emeği, alın teri var” diye konuştu.
“Başkanlıktan da istifa et”
Elçin’in başkanlıktan istifasını isteyen Atan, “Başkan, şayet siyasete devam edeceksen, eğer sen Artvinliysen eğer mert olmakla, korkusuz olmakla övünüyorsan belediye başkanlığından da istifa et, gel er meydanına, gel er meydanına yarışalım. Gel tüm Artvin ile kurduğumuz büyük Artvin ittifakıyla yarış. Başkan, senin kırdığın her kalbi, senin yıktığın her köprüyü sevgiyle, dostlukla, kucaklaşmayla, dayanışmayla yeniden kuracağız, senin kuruttuğun birliktelikle, hoşgörü kültürünü Artvin’de, ata dede toprağımızda yeniden inşa edeceğiz. Biz bu işçilerin hakkını koruyamazsak bizlere bu koltuklar haram olsun. Başkan unutma; er geç helalleşmek gerekecek. Ama bil ki ne partimiz ne de biz Artvinliler sana hakkımızı helal etmiyoruz” ifadelerini kullandı.
Öte yandan Artvin Belediye Başkanı Demirhan Elçin geçtiğimiz Aralık ayında partisi tarafından seçimlerde yeniden aday gösterilmeyeceğini anlayınca belediye önünde bir basın açıklaması düzenlemiş ve aday adaylığı sürecini durdurduğunu açıklamıştı. – ARTVİN
]]>