Artı – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Tue, 04 Jun 2024 00:45:38 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Bakan Şimşek: Tarihte eşi benzeri görülmemiş bir kaynak girişi var https://www.haber60.com.tr/bakan-simsek-tarihte-esi-benzeri-gorulmemis-bir-kaynak-girisi-var/ https://www.haber60.com.tr/bakan-simsek-tarihte-esi-benzeri-gorulmemis-bir-kaynak-girisi-var/#respond Tue, 04 Jun 2024 00:45:38 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34711 Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, NTV canlı yayınında ekonomi gündemine ilişkin açıklamalarda bulunuyor. Şimşek, net rezervlerin artıya geçtiğini belirterek, “Tarihte eşi benzeri görülmemiş kaynak girişi var. Reel sektör dış borç olarak 100 dolar ödediği zaman sadece 73 dolar bulabiliyordu. Bankalarımız 100 dolar borç ödediğinde sadece 96 dolar bulabiliyorlardı. Bankalarımız 100 dolar borç ödediğinde 150 dolar kaynak bulabiliyorlar hem de daha ucuza. Program öngördüğümüzden çok daha iyi çalışıyor” ifadelerini kullandı.

Bakan Şimşek’in açıklamalarından satırbaşları;

Program gerçekten çalışıyor, belirli alanlarda başarı çok net. Bazı alanlar sabır, kararlılık gerektiriyor. Büyümede daha dengeli bir kompozisyona doğru evrildik.

CARİ AÇIK HEDEFİ

Büyük cari açık, erimiş rezervler o dönemin yansıması. Gelinen noktada net ihracatın büyümeye katkısı artı 1.6’ya döndü. İç talep hala güçlü ama daha ılımlı hale gelecek. Aşırı ısınmadan, ılımlı bir patikaya geçiş var. Kaliteli ve dengeli bir büyüme var. Cari açık giderek daralıyor. Mayıs ayı itibarıyla cari açık 25 milyar dolara inmiş olacak. Cari açığın milli gelire oranı yüzde 2,5’in altına inecek.

REZERVLERDE SON DURUM

Swap hariç net rezerv geçen hafta cuma itibarıyla 202’nin başından beri ilk kez artıya geçti. Eksi rezerv gündem olmaktan çıktı. Kısa vadeli kaynaklara sırtımızı dayamıyoruz. Merkez Bankası’na son 2 ayda 65 milyar dolar kaynak girişi oldu. (Kur korumalı mevduat) Hacim 70 milyar doların altına indi. Risk primi yüksek çünkü programın başındayız. Tarihte eşi benzeri görülmemiş bir kaynak girişi var. Program beklenilenden daha iyi çalışıyor.

ENFLASYON NEDEN YÜKSELDİ?

Bugünkü gerçekleşmeler genel olarak bizim hedeflerimizle uyumlu gidiyor. Biz enflasyonun 70’li rakamlarla zirveyi bulacağını geçen sene kamuoyuyla paylaştık. Yıllık enflasyona baktığınız zaman eleştiri haklı. “Bu program olmasaydı yıllık enflasyon nerede olurdu?” sorusu sorulmaz. Geçen seneki koşullara gidelim. Ülke çok büyük deprem yaşadı. Depremin enflasyona iki etkisi var. Bütçe açığını muazzam bir şekilde artırdı. İkincisi çok büyük olduğu için bazı büyükşehirlere nüfus kayışı oldu. O da kiraları artırdı. Deprem yılın ilk yarısında oldu ama enkazın temizlenip inşaatların başlaması yazı buldu. İnşaat maliyetleri ve işçilik ücretlerinde artış oldu. Kuru serbest bırakmak zorunda kaldık. Uzun bir süre kur tutulmuş. Kuru serbest bıraktık, o ciddi şekilde enflasyonist. Kur geçişkenliği hiçbir dönemde olmadığı kadar yüksek. Depremin ve seçim etkisiyle bütçe açığının yüzde 10’lara çıkma ihtimalinden bahsediliyordu. Bütçe açığı yüzde 5’e çekmek için vergileri artırdık. Bunlar enflasyonist.

ENFLASYONDA ZİRVE GÖRÜLDÜ MÜ?

Bugün gelinen noktada yüzde 75,4 yüksek bir enflasyon ama geçmiş 12 ayı yansıtıyor. Baz etkisiyle yükselince neden atıfta bulunulmuyor? Maliye politikası ayağı güçlenecek, özellikle gelecek sene bütçe açığı yüzde 3’ün altına inecek. Gelecek yıl dezenflasyonist maliye politikası uygulayacağız. Özellikle vergide adalet ve etkinliği sağlayacak bir reform için çalışmamızda son aşamaya geldik. Haziran ayına yetişir mi bilmiyorum.

“ENFLASYON KALICI OLARAK DÜŞECEK”

Enflasyon kalıcı olarak düşecek ama bütün aktörlerin sabırlı olması lazım, biz de kararlıyız. Hizmetlerdeki fiyat katılığını çözmek zaman alacak. Otomotiv ve gayrimenkulde fiyatlar düşüyor, enflasyondaki düşüş hissediliyor. Bütün göstergeler kurda istikrara işaret ediyor. Tekerleği yeniden keşfetmeye gerek yok, dünya ne yapıyorsa onu yapıyoruz. İthalat azalmaya devam edecek. Cari açıktaki iyileşme hedeften daha iyi gidiyor. Enerjide dışa bağlılığın azaltılması en kritik değişkendir. Enerjinin ithalattaki payı çok yüksek. Özellikle yenilenebilir enerji, dünyanın ve Türkiye’deki aktörlerin ilgisi çok büyük.

TÜRKİYE’YE KAYNAK GİRİŞİ

Son 12 ayda yaklaşık net bazda 17 milyar dolarlık yabancı girişi var. Yabancıların tahvillerdeki oranı yüzde 10’lara gidiyor. Enflasyonu indireceğimize dair güven arttığı zaman ben inanıyorum çok ciddi fon akışı olacak. Para piyasasındaki sıcak kaynağa sırtımızı dayayamayız. Bankalar uzun vadeli finansmalara da erişebiliyor. Çok büyük ihtimalle bu ay içerisinde Dünya Bankası Başkanı bizi ziyarete gelecek. 60 milyar doların üzerinde kaynağı Türkiye’ye kanalize edecekler, sırtımızı sıcak kaynağa dayamıyoruz. Likidite konusunda gerekirse Hazine olarak destek olacağız, alternatiflere bakıyoruz, borçlanma sınırımız var. Yetkiler çerçevesinde durum değerlendirmesi yapıyoruz.

CARRY TRADE AÇIKLAMASI

Bizim ne örtük ne açık bir kur tahhüdümüz yoktur, olmayacaktır. Carry trade, piyasanın bir parçası, bu olacak. Program sonuç verdikçe vadelerin uzayacağını düşünüyorum. Ben risklerin azaldığı kanısındayım. Bizim tercihimiz küresel doğrudan yatırımlardır. Doğrudan yatırım istiyoruz, yatırımları artırmak zaman alır.

KİRADA ZAM SINIRI KALKIYOR MU?

Hiçbir şey yapmazsak düzenleme temmuzda ortadan kalkıyor. Şu anda böyle bir düzenleme yapmaya yönelik çalışmamız yok.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/bakan-simsek-tarihte-esi-benzeri-gorulmemis-bir-kaynak-girisi-var/feed/ 0
CHP Milletvekili Aydın’da Jeotermal Santrallere Karşı Direnişi Destekliyor https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-aydinda-jeotermal-santrallere-karsi-direnisi-destekliyor/ https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-aydinda-jeotermal-santrallere-karsi-direnisi-destekliyor/#respond Thu, 02 May 2024 21:40:24 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30101 (ANKARA) – CHP Aydın Milletvekili Evrim Karakoz, Aydın’ın Kuyucak ilçesinde kurulacak Jeotermal Enerji Santrali’ne (JES) karşı direnen Kurtuluş Mahallesi sakinleriyle bir araya geldi. Karakoz, Aydın’da 30’un üzerinde jeotermal enerji santralinin varlığına dikkat çekerek, “Biz artık Aydın’da artı 1 tane daha jeotermal santral istemiyoruz. ve açıkça şunu da söylüyoruz; biz Aydın’da bundan sonra ne jeotermal için ne maden için bir tane daha zeytin ağacımızın, bir tane daha incir ağacımızın, bir tane daha ceviz ağacımızın kesilmesini istemiyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı kararıyla Aydın’ın Kuyucak ilçesinde 3 bin 900 metre karelik bir alanın Jeotermal Enerji Santrali (JES) yatırımı için acele kamulaştırılmasına tepki gösteren bölge sakinleri direnişini sürdürüyor. Kuyucak Belediye Başkanı Uğur Doğanca, CHP Kuyucak İlçe Başkanı Özgür Yöreli ve beraberindeki heyetle birlikte Kuyucak’ın Kurtuluş Mahallesini ziyaret eden CHP Aydın Milletvekili Evrim Karakoz, çevrecilerle ve yöre halkıyla bir araya geldi.

“AYDINLI JEOTERMALİN FAYDASINI DEĞİL ZARARINI GÖRÜYOR”

Milletvekili olduğu günden beri Aydın’da maden sahalarıyla alakalı ve özellikle jeotermalle alakalı vatandaşların sesini gerek Ankara’da Meclis’te gerekse basında duyurmaya çalıştığını belirten Karakoz, “Aydın’da 30’un üzerinde jeotermal santral var. Genel olarak baktığımızda bu santrallerin Aydın ilinde vergi ödemediğini görüyoruz. Aydın’ın zenginliğinden Aydınlının faydalanamadığını defalarca dile getirdik. Örneğin Aydın’da jeotermale dayalı bir sağlık turizmi yok maalesef. Biz jeotermalin sağlığa dair yararlarından faydalanamıyoruz. Aydın’da jeotermal var fakat biz jeotermale dayalı seracılık yapamıyoruz. Aydın’da jeotermal var fakat biz jeotermale dayalı ısınma yapamıyoruz. Yani kentlerimizi, şehirlerimizi, köylerimizi jeotermalden ısıtamıyoruz. Üstüne üstlük bu jeotermalden faydalanamadığımız gibi bu jeotermal havayı, toprağı, suyu kirletiyor” diye konuştu.

“AKP, AYDIN’A HİZMET ÜRETMEK YERİNE JEOTERMAL SANTRAL DİKİYOR”

“AKP iktidarı 20 yılın üzerinden beri iktidarda. Aydın’a hizmet üretmek yerine maalesef Aydın’ın her yerine jeotermal santral dikiyor” diyen Karakoz, şu ifadeleri kullandı:

“Bu jeotermal işi o kadar ileri boyutlara geldi ki neredeyse evlerimizin avlularına, mezarlıklarımıza sondaj çakacak hale geldiler. Hep söylüyoruz bu söz lafta kalmasın bunun mücadelesini vereceğiz; diyoruz ki Aydın gökyüzünün altındaki en güzel yer yüzüdür. Bakın bir pandemi geçirdik. Pandemide dünyada en önemli şeyin enerji değil gıda ve sağlık olduğu ortaya çıktı. Aydın Türkiye’nin en verimli topraklarına sahip. Ama bu verimli topraklarımız madenler eliyle, jeotermal santraller eliyle maalesef her gün yok edilmeye çalışılıyor. Bu bölgede dedelerimizin diktiği zeytin ağaçları, ceviz ağaçları, incir ağaçları kaç kuşağa baktı, kaç nesle baktı ve bu ağaçlar bizden sonra çocuklarımıza çocuklarımızın çocuklarına torunlarımıza bakacak. Biz öyle düşünüyoruz, öyle hesap ediyoruz ama, geldiğimiz noktada bu jeotermal yüzünden bizim çocuklarımız ileride dalından zeytini koparamayacak, dalından portakalı koparamayacak, dalından cevizi koparamayacak hale getirilecek.”

“BİZ AYDIN’DA ARTI 1 TANE DAHA JEOTERMAL SANTRAL İSTEMİYORUZ”

Karakoz, maden ve JES gibi projelerle Aydın’a verilen zararın durdurulması çağrısı yaparak, “Biz artık Aydın’da artı 1 tane daha jeotermal santral istemiyoruz. ve açıkça şunu da söylüyoruz; biz Aydın’da bundan sonra ne jeotermal için ne maden için bir tane daha zeytin ağacımızın, bir tane daha incir ağacımızın, bir tane daha ceviz ağacımızın kesilmesini istemiyoruz. Aydın’ın her yerinde vatandaşlarımız aynı fikirde. Biz artık bu jeotermal işgaline ‘dur’ diyoruz. Bundan önce yapılmış santrallerin de dünya normlarına uygun bir şekilde denetlenmesini istiyoruz. Enerji bir ihtiyaçtır, enerjiye karşı değiliz. İktidardaki parti her fırsatta şunu dile getiriyor söylüyor, gerçi fiiliyatta görmüyoruz ama; ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ diyor. Ama bu vahşi jeotermal saldırısı insanlarımızı sağlıklarından ediyor. Önce insan diyoruz, önce doğa diyoruz; önce insan hayatı, insan sağlığı diyoruz. Sonrasında diğer şeyler geliyor. Biz toprağımızı, ağacımızı, havamızı, suyumuzu korumak zorundayız” dedi.

“TOPRAĞIMIZA, SUYUMUZA, HAVAMIZA SAHİP ÇIKMAZSAK…”

Doğaya sahip çıkacaklarını aktaran Karakoz, “Eskiden derlerdi enerji savaşları; şimdi dünya çapında uzmanlar diyor ki, 25-30 yıl sonra temiz suyla alakalı dünyada savaşlar çıkacak temiz suyla alakalı büyük problemler çıkacak. Biz bu dünyanın en güzel topraklarında bu toprağımıza, suyumuza, havamıza sahip çıkmazsak maalesef kötü ve karanlık bir gelecek bizi bekliyor. ve altını çizerek söylüyorum yine; sizinle beraber, vatandaşlarımızla beraber, hemşehrilerimizle beraber, kamu kurumlarımızla belediyelerimizle beraber biz toprağımızı, havamızı ve suyumuzu korumaya devam edeceğiz” diye konuştu.

]]> https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-aydinda-jeotermal-santrallere-karsi-direnisi-destekliyor/feed/ 0 Ege İhracatçı Birlikleri Mart Ayında İhracatta Gerileme Yaşadı https://www.haber60.com.tr/ege-ihracatci-birlikleri-mart-ayinda-ihracatta-gerileme-yasadi/ https://www.haber60.com.tr/ege-ihracatci-birlikleri-mart-ayinda-ihracatta-gerileme-yasadi/#respond Fri, 05 Apr 2024 21:06:43 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26341 Ege İhracatçı Birlikleri’nce (EİB) Mart ayında kayda alınan ihracat yüzde 6,7’lik kan kaybıyla 1 milyar 729 milyon dolardan 1 milyar 612 milyon dolara geriledi. EİB’nin 2024 yılının ilk çeyreğindeki ihracat performansı 4 milyar 663 milyon dolarlık tutarla, 2023 yılının ilk çeyreğiyle bire bir gerçekleşti.

Maliyet artışları sebebiyle eriyen rekabet güçlerinin ihracatta gerilemeye sebep olacağı hususunda daha önce de öngörülerini paylaştıklarını ifade eden Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, “Kümülatif olarak yılın ilk çeyreğinde geçen yılki ihracat performansımızı korumamız olumlu bir gelişme. 2024 yılı için hedefimiz de bu yöndeydi. Ancak, aylık bazda yaşadığımız yüzde 6,7’lik gerileme, kötü senaryonun gerçekleşmeye başladığının habercisi olabilir” dedi.

Yerel seçim sürecini geride bıraktıklarını ve önümüzdeki dört yılda başka herhangi bir seçim olmamasının ekonomiyi tekrar rayına oturtabilmek için büyük bir fırsat olduğunun altını çizen Eskinazi, şunları kaydetti:

“Seçim sonrasında Hazine ve Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek’in de altını çizdiği gibi, bundan sonraki amaç Orta Vadeli Programın kararlılıkla uygulanmaya devam edilmesi olmalıdır. Enflasyon kaynaklı yaşadığımız maliyet artışı, satış fiyatlarımızın döviz bazında rakiplerimiz karşısında yüksek kalmasına sebep oluyor ve yıllardır büyük bir uğraşla yer edindiğimiz pazarları kaybediyoruz.”

Sanayi ürünleri ihracatı yüzde 10, tarım ürünleri ihracatı yüzde 6 geriledi

Mart ayında Ege İhracatçı Birlikleri üyelerinin sanayi ürünleri ihracatı yüzde 10’luk düşüşle 949 milyon dolardan 855 milyon dolara inerken, geçtiğimiz aylarda ihracatta hep artı yazan tarım sektörleri de Mart ayında ihracatta yüzde 6’lık erime yaşadı. EİB’nin tarım ürünleri ihracatı 683 milyon dolardan 642 milyon dolara geriledi. 2024 yılına fırtına gibi giren Egeli madenciler, Mart ayında da ihracatlarını yüzde 19’luk artışla 96 milyon dolardan 114 milyon dolara taşıdılar.

Ege İhracatçı Birlikleri çatısı altındaki 12 ihracatçı birliğinin 4 tanesi mart ayında ihracatını artırırken, 8 ihracatçı birliği 2023 yılı mart ayı performanslarının uzağında kaldı.

Demir-çelik sektörü zirvedeki yerini korudu

Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği, 2024 yılı Mart ayında ihracatta yüzde 9’luk düşüş yaşasada 236 milyon dolarlık ihracatla EİB çatısı altında zirvedeki yerini açık ara korudu. EDDMİB’in yıllık ihracatı ise 2 milyar 469 milyon dolar olarak kayıtlara geçti.

Mart ayının ihracat artış rekortmeni tütün sektörü

Mart ayında ihracatını yüzde 19,4’lük artışla 68 milyon dolardan 81,6 milyon dolara çıkaran Ege Tütün İhracatçıları Birliği, mart ayında EİB çatısı altında ihracat artış rekortmeni oldu. Tütün sektörü 2024 yılı sonu için ortaya koyduğu 1 milyar dolar ihracat hedefine bir adım daha yaklaştı.

Egeli madenciler Çin’e ihracatta rekor kırdırdılar

Ege Maden İhracatçıları Birliği yılbaşından beri devam eden artış trendini Mart ayında da devam ettirerek ihracatını yüzde 19’luk artışla 114,4 milyon dolarlık ihracata imza attı. EMİB, Mart ayında Ege Bölgesi’nde Çin’e yapılan 38,2 milyon dolarlık ihracatın 32 milyon dolarlık dilimini tek başına gerçekleştirerek aslan payının sahibi oldu, EİB’den Mart ayında Çin’e yapılan ihracatın yüzde 84’lük rekor bir artış olmasını sağladı. – İZMİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/ege-ihracatci-birlikleri-mart-ayinda-ihracatta-gerileme-yasadi/feed/ 0
Muğla Bodrum’da turizmciler yeni sezon için hareketli bir dönem öngörüyor https://www.haber60.com.tr/mugla-bodrumda-turizmciler-yeni-sezon-icin-hareketli-bir-donem-ongoruyor/ https://www.haber60.com.tr/mugla-bodrumda-turizmciler-yeni-sezon-icin-hareketli-bir-donem-ongoruyor/#respond Sat, 09 Mar 2024 09:03:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17422 Muğla’nın Bodrum ilçesinde hizmet veren turizmciler, turist çeşitliliği ve erken rezervasyonlardaki artış grafiğiyle yeni sezonun oldukça hareketli geçeceğini öngörüyor.

Temiz kumsalları, tarihi dokusu ve eğlence hayatıyla öne çıkan Bodrum’da turizmciler, aralarında termal otelinde olduğu birbirinden lüks tesislerle binlerce turisti ağırlamaya hazırlanıyor.

Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) Bodrum Temsilcisi ve otel Genel Müdürü Yiğit Girgin, AA muhabirine, bu yılki stratejilerinin ana temeli de 60 milyon turist, 60 milyar dolar da gelir olduğunu kaydetti.

Bunun ulaşılabilir bir gelir olduğunu belirten Girgin, bu ülkenin dört bir yanında masmavi bir hava, tarih, kültür ve gastronomi gibi birçok farklı seçenek olduğunu anımsattı.

Bazı platformlarda “12 ay turizm olmaz, bunların gerçekleşmesi zor” gibi cümlelerle eleştirildiklerini anlatan Girgin, bunların doğru politikalarla gerçekleştiğini gördüklerini dile getirdi.

Türkiye’nin uluslararası noktada cezbedici bir yer olduğunu ifade eden Girgin, “Yatırımcının iş bilgisi, yerli zincirlerin artması, kaliteli hizmet, uygun erişilebilir fiyatlar, herkese hizmet eden fiyatlar bunlar turizmde etkin tercih edilme sebeplerimizden birisi. Tabii ki farklı destinasyonlar, farklı noktalar olacaktır. Ama son dönemde yapılan özellikle salgından sonra yapılan pazarlama çalışmaları, gerek bakanlığın, gerek Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansının (TGA) gerekse bölgelerdeki STK’ların turizmcilerin çok ciddi özverili çabalarıyla biz hedeflerimizi her yıl yukarı yönlü güncelliyoruz.” diye konuştu.

2023’deki fiyat dengesizliklerin kendilerini biraz zorladığını ancak 2024’deki havanın yüzde 15’lik bir artış sağlayacağını ön gördüklerini ifade eden Girgin, şöyle konuştu:

“Bodrum özelinde de konuşursak son dönemde turizm camiasıyla yapmış olduğumuz görüşmelerde, uçak kapasitelerinin yüzde 10-15 arasında arttığı paralel yönde bir cevap var. Bununla birlikte rezervasyonlardaki akışın devamlılığı söz konusu, bu önemli. Yani rezervasyonların hızlı artması, hızlı düşmelere sebep olabilir ama akışta kalması gerçekten önemli. Hava yolları firmalarının, operatörlerin bu bölgeye, Muğla özelinde, Bodrum, Dalaman bölgelerinde, Antalya özelinde artırdığı frekansları görüyoruz, biliyoruz. Uçak gövdelerindeki büyümeleri görüyoruz. Bütün emareler şu anda artı noktada gösteriyor. Tabii ki bizim ülkemiz son dakika işlerinde etkin bir sektöre sahip, turizm sektörü olarak. Bunlarda son dakika takviyeleriyle iyi bir sezon geçirmeyi bekliyoruz.”

“2024 bir rekor yılı daha olacak diye düşünüyorum”

Kadıkalesi mevkisinde bir termal otelin sahibi turizmci Recai Çakır da Türk turizminin artık krizlere karşı önlem alan bir ülke olduğunu ve pazar çeşitliliğini arttırdığını söyledi.

Çakır, Türkiye’nin bu yıl turizmden 60 milyon turist, 60 milyar dolar gibi bir beklentisi olduğunu ve bunun da başarılacağına inandığını kaydetti.

Rezervasyonların devam ettiğini aktaran Çakır, “Geçen yıla göre kış rezervasyonları bugünkü rezervasyonların yüzde 20-30 daha üzerinde görünüyor. Umuyorum bu sezon 1 Nisan’dan itibaren iyi bir doluluk yakalayacağız. Herhangi bir olumsuzluk olmazsa 2024 bir rekor yılı daha olacak diye düşünüyorum.” dedi.

Çakır, yeni yatak kapasitelerinin, yeni ören yerlerinin turizmde yeniden çeşitlendirmenin devreye girmesiyle Türkiye’de yüz milyon turist yüz milyar doların hayal olmadığına dikkati çekti.

Turizmin en büyük bacasız sanayi olduğunu ifade eden Çakır, “Doğasıyla, kültürüyle, tarihiyle, dört mevsimi aynı anda yaşayabilmenizle insandaki güler yüz ve hizmet kalitesi anlayışımızla, tesislerimizin yeni olmasıyla Akdeniz çanağında bana göre en şanslı ülkelerden biriyiz. Sadece biraz istikrar gerekiyor. Biraz uzun vadeli planlar yapmak gerekiyor. Konunun problemini çözmek için teşhisi doğru koymak gerekiyor. Teşhis üzerinde de çözümler üreterek uzun vadeli planlamalar yapmak gerekiyor.” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/mugla-bodrumda-turizmciler-yeni-sezon-icin-hareketli-bir-donem-ongoruyor/feed/ 0
CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş: Özel okullarda fahiş zamlar söz konusu https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-suat-ozcagdas-ozel-okullarda-fahis-zamlar-soz-konusu/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-suat-ozcagdas-ozel-okullarda-fahis-zamlar-soz-konusu/#respond Wed, 28 Feb 2024 21:03:14 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13071

CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş, özel okulların kayıt ücretleriyle ilgili “Yaklaşık 1,6 milyon öğrencinin eğitim aldığı özel okullarda son yapılan zam oranları ile Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nce belirlenen yüzde 56,89’luk tavan zammı birçok kurumda aşılmıştır. Özel okullarda yüzde 150’den, yüzde 300’e varan fahiş zamlar söz konusudur” dedi.

CHP Milli Eğitim Bakanlığı’ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş, özel eğitim kurumlarında artan kayıt ücretlerine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Özçağdaş, şunları kaydetti:

“EKONOMİK BUNALIM, AİLELERİN ÖZEL OKULLARDAN ALDIKLARI HİZMETİ KARŞILAYAMAYACAKLARI BİR NOKTAYA GETİRDİ”

“Son günlerde özel öğretim kurumlarında uygulanan okul ücretleri ve öğretmenlerimizin çalışma koşullarına yönelik kamuoyuna yansıyan çok önemli sorunlar gündeme gelmektedir. Özellikle 1, 5, ve 9. sınıflara yönelik kayıtlar esnasında, yüzde 300-400’lere varan ücret artışların talep edilmesi, velilerin çocuklarının okullara devam ettirebilmesini neredeyse imkansız hale getirmektedir.

Nitelikli eğitim, insanın geleceğini belirleyen en önemli güç ve temel bir insan hakkıdır. Her düzeyde nitelikli eğitime erişim ve öğrenme fırsatlarını genişletme, eğitimde fırsat eşitliğinin temelidir. CHP’nin eğitim alanındaki öncelikleri, her yurttaşın nitelikli eğitime erişimini sağlamak ve Türkiye’nin bilimsel, ekonomik, sosyal ve kültürel ilerlemesine katkıda bulunmak üzerine kuruludur.

22 yıllık AKP iktidarında eğitim, bilimsel, çağdaş ve laik yapısından uzaklaşmıştır. Kamusal eğitimin kalitesi yok edilmiş, özel öğretim nitelikli eğitim almak isteyen aileler için her geçen gün daha fazla mecbur kalınan bir seçenek haline gelmiştir. Devlet okullarında verilen eğitimin niteliğine yönelik sorunlar, çeşitli tarikat ve cemaatler ile yapılan protokoller çerçevesinde eğitimin dinselleştirilmesine yönelik adımlar, iktidarın eğitimi kendi ideolojik saplantıları doğrultusunda bir yazboz tahtasına çevirmesi gibi nedenlerle, nitelikli eğitim aileler tarafından satın alınmak zorunda kalınan bir hizmete dönüşmüştür. Oysa eğitimde aslolan nitelikli, bilimsel, laik ve ücretsiz kamusal eğitimin tüm ülke sathında erişilebilir kılınmasıdır. Son dönemde, AKP iktidarının yanlış ekonomi politikaları ile ülkemizin içine girdiği ekonomik bunalım, ailelerin özel okullardan almak zorunda kaldıkları hizmeti de karşılayamayacakları bir noktaya getirmiştir. Aileler büyük bir kaos ve sorun ile karşı karşıyadır.

“2012’YE KADAR 4 BİN 664 ÖZEL OKUL BULUNMAKTAYKEN, BU SAYI 14 BİN 179’A ULAŞTI”

Bu sürece gelinen yol, AKP iktidarının eğitimi metalaştıran, satın alınan bir hizmet haline dönüştürmesi ile hız kazanmıştır. 2012 yılına kadar 4 bin 664 özel okul bulunmaktayken, bu sayı şimdilerde 14 bin 179’a ulaşmıştır. Özel okullarda eğitim gören öğrenci sayısı ise yaklaşık 2,5 kat artarak 535 bin 788’den 1 milyon 578 bin 233’e yükselmiştir.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2022-2023 verilerine göre Türkiye’deki toplam 70 bin 383 eğitim kurumunun 56 bin 200’ü yani yüzde 80’i kamuya aittir. Özel okullar ise 14 bin 179 sayısı ile mevcut okulların yüzde 20’sini oluşturmaktadır.

Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nin ilgili maddesinde ‘Okulların ara sınıflarının eğitim ücreti belirlenirken bir önceki eğitim öğretim yılında ilan edilen ücret, okulda devam eden öğrencilerin eğitim ücreti belirlenirken ise öğrenci kayıt sözleşmesinde belirlenen ücret dikkate alınır ve bu ücretlere [(bir önceki yılın ortalama Yurt içi ÜFE artı bir önceki yılın ortalama TÜFE)/2] artı 5 oranından fazla artış yapılamaz. (Ek cümle: RG3/7/2016-29761) (Değişik cümle: RG-13/1/2017-29947) Ders yılı içerisinde kayıt yaptıran öğrencilerin bir sonraki yılın eğitim ücretleri kayıt yaptırdığı yıl için ilan edilen eğitim ücreti üzerinden; öğrenim gördüğü yıla ilişkin indirim şartları ortadan kalkan öğrencilerin bir sonraki yılın eğitim ücretleri ise (Değişik ibare: RG-19/2/2020-31044) öğrencinin okula kayıt olduğu yıldaki indirimsiz ücrete öğrenim gördüğü her yıl için bu fıkrada belirtilen oranda artış yapılarak belirlenir’ denmektedir.

Başka bir ifade ile ara sınıf öğrencilerine bir önceki yılın ortalama yurt içi ÜFE artı bir önceki yılın ortalama TÜFE artı 5 oranından fazla artış yapılamazken, 1, 5 ve 9 uncu sınıflara fahiş tutarlarda ücret artışı yapılmaktadır. Bu tutarlar 400-500 bin liraya dayanmıştır.

“ÖZEL ÖĞRETİM KURUMLARI YÖNETMELİĞİ’NCE BELİRLENEN YÜZDE 56,89’LUK TAVAN ZAMMI BİRÇOK KURUMDA AŞILDI”

Özel okullarda gelecek yıl için öğrenci kayıtları alınmaya başlanmıştır. Yaklaşık 1,6 milyon öğrencinin eğitim aldığı özel okullarda son yapılan zam oranları ile Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğince belirlenen yüzde 56,89’luk tavan zammı birçok kurumda aşılmıştır. Özel okullarda yüzde 150’den, yüzde 300’e varan fahiş zamlar söz konusudur. Yönetmeliğe göre, özel okullarda ara sınıfların eğitim ücreti belirlenirken geçmiş yıl ilan edilen ücrete bir önceki yılın ortalama yurt içi ÜFE artı bir önceki yılın ortalama TÜFE/ 2 artı 5 oranından fazla artış yapılamaz denmektedir. Bakanlık bu sınıflar için belirleme yetkisi bulunmadığı gerekçesi ile inisiyatifi tamamen özel okullara bırakmış durumdadır. Oysa bu konu gerekli tedbirler alınarak süratle çözülebilir.

Özel Öğretim Kurumlarına ilişkin bir başka önemli nokta, bu kurumlarda çalışan öğretmenlerimizin önemli bir kısmının asgari ücrete mahküm edilmiş olmasıdır. Devlet okullarında çalışan öğretmenlerle eş değer ücret alması gereken öğretmenlerimiz, Milli Eğitim Bakanının Müsteşarlığı döneminde yapılan bir kanun değişikliği ile asgari ücretle çalışır hale getirilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı faaliyet sürdüren özel eğitim kurumlarında çalışan yüzbinlerce öğretmenin düşük ücretlerle, güvencesiz koşullarda çalıştırılmasının önüne geçilebilmesi için 5580 sayılı Kanun’un ilgili maddesi yeniden yürürlüğe girmeli ve ‘Taban Maaş’ uygulaması geri getirilmelidir. Eşit işe eşit ücret ilkesi kapsamında CHP olarak bu sorunun düzeltilmesine yönelik vermiş olduğumuz kanun teklifi TBMM gündemine alınarak süratle çözülmelidir.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın temel görevi nitelikli, bilimsel, laik eğitimin tüm çocuklarımız için erişilebilir kılınması ve eğitim emekçilerinin insanca koşullarda çalışması ve yaşaması için gereken tedbirleri almasıdır. Başta ilk kayıt esnasında ortaya çıkan fahiş fiyatlara müdahil olup kalıcı çözüm bulunması, ara sınıflara yönelik velilere çıkarılan ek maliyetlerin denetlenmesi, özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin haklarının verilmesi konularına yönelik olarak, Milli Eğitim Bakanını daha önce çok kez yapmak zorunda kaldığımız gibi bir kez daha anayasal görevini yapmaya davet ediyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-suat-ozcagdas-ozel-okullarda-fahis-zamlar-soz-konusu/feed/ 0
Merkez Bankası’nın faiz kararı ve seçim ekonomisi tartışmaları https://www.haber60.com.tr/merkez-bankasinin-faiz-karari-ve-secim-ekonomisi-tartismalari/ https://www.haber60.com.tr/merkez-bankasinin-faiz-karari-ve-secim-ekonomisi-tartismalari/#respond Sun, 21 Jan 2024 07:48:12 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=4378 ERDAL SAĞLAM

Yeni yılla birlikte seçim ekonomisi tartışmaları yeniden başladı. Bununla birlikte Merkez Bankası Başkanı hakkındaki son iddiaların da uygulanan ekonomik programa darbe vurması bekleniyor. İşte bu tartışmaların devam etmesi beklenen önümüzdeki hafta içinde Merkez Bankası yeni bir faiz kararı verecek.

25 Ocak’ta toplanacak olan Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında 2,5 puanlık artırım kararı verilmesi bekleniyor. Böylece yüzde 42,5 olan politika faiz oranının yüzde 45’i bulacağı beklentisi hakim. Piyasalar geçen ayki toplantı sonrası yapılan açıklamadan bu artırımın yapılacağının sinyalini almışlardı.

Ancak asıl bundan sonrasında faiz oranlarının nasıl seyredeceği merak konusu. Politika faizinde yüzde 45’in pik noktası olarak kalıp kalamayacağı sorgulanmaya başladı. Sorgulamanın en önemli nedeni piyasadaki beklentilerin Merkez Bankası hedeflerine olan inancın oluşmadığını göstermesi. Yüzde 36’lık 2024 yıl sonu enflasyon hedefi koyan Merkez Bankası, piyasaları bu orana inileceğine ikna edemedi. Bu, faiz oranlarında yeni artışları kaçınılmaz kılabilir.

Beklentiler üzerinde ikinci önemli risk ise Ocak ayı enflasyon oranlarının beklenenden yüksek çıkma tehlikesi. İktisatçılar, en çok yüzde 6 çıkacak Ocak ayı enflasyonun makul karşılanabileceğini ancak piyasadaki hareketlerin bundan daha yüksek enflasyonu gösterdiğini söylüyorlar. Yüzde 6,5, hatta yüzde 7 Ocak ayı enflasyon rakamı görülebileceğini kaydediyorlar.

Piyasaların enflasyon beklentisinin düşmesi beklenirken, geçen hafta yapılan ankette 2024 yılsonu enflasyon beklentisi yüzde 41’den 42’ye yükseldi. Ocak ayı enflasyon rakamının yüksek çıkması halinde bu beklentilerin daha da yukarı çıkması bekleniyor. Bu durumda ise yüzde 45’e çıkacak faiz oranlarının yeterli olup olmayacağı daha yoğun biçimde tartışma konusu olacak.

PPK METNİ FAİZ KARARINDAN DAHA ÖNEMLİ

Mart sonunda yapılacak seçimler nedeniyle, gerekse dahi, Merkez Bankası’nın seçime kadar yeni bir faiz artırım kararı vermesi bir hayli güç görünüyor.  Buna karşılık Merkez Bankası’nın yeni faiz artırımlarına açık kapı bırakmaması halinde ise piyasalardaki beklentilerin daha da bozulabileceğinden korkuluyor. Hemen olmasa bile, Ocak ayı enflasyonun açıklanacağı Şubat ayının ilk günlerinde, piyasalarda yeni bir bozulma beklenebilir.

İşte bu nedenle Merkez Bankası faiz kararı kadar, hatta daha da fazla, faiz kararı açıklama metninde yazılacaklar, piyasalar tarafından yakından izlenecek. Merkez Bankası PPK metninde, en azından “Gelecek verilere bağlı olarak, gerektiği takdirde faiz artırımından kaçınılmayacağı” mealinde bir ibarenin yer alması önemli olacak. Bu açık kapının bırakılması, piyasaların gerektiğinde yeni artırımlar yapılacağı konusunda ikna olmasını sağlayabilir. Aksi takdirde başlayan kısa vadeli yabancı fon akışının aksaması sonucu doğabilir.

REZERVLER YENİDEN ERİMEYE BAŞLADI

Mevcut verilere bakıldığında tablonun çok da olumlu olmadığı ancak programın sonuçlarının görülmeye başlandığı gözleniyor. Yabancı fon akışının başladığı, son haftalık verilere bakıldığında artık tüketimin de sınırlanmaya başladığı gözleniyor. Buna karşılık döviz rezervleri açısından tablo parlak değil. Geçen Aralık ayındaki yüksek rezerv birikimine karşılık, yılbaşından bu yana swap hariç net döviz rezervleri 5 milyar dolar eridi. Eksi 45 milyar dolara kadar yükselen swap hariç kamu dahil net döviz rezervlerinin geçtiğimiz hafta yeniden eksi 50 milyar doların da altına indiği gözlendi.

Bunun yanısıra Merkez Bankası’nın istediği TL mevduat faizlerinin yükselmesinde de başarı kazanılamadı. TL’ye dönüşü ve dolarizasyondan çıkışı gösterecek TL mevduat faiz oranlarını bankalar, kredi talebi de azaldığı için düşük tutmaya devam ediyor. En önemli neden bankaların politika faizinden daha ucuza fonlama yapıp, artı bir birikime ihtiyaç duymamaları.

İşte faiz artırım kararıyla birlikte, Merkez Bankası ve BDDK’nın piyasadaki fazla likiditeyi düşürüp, TL mevduat faizlerinin yükselmesini sağlayacak ek önlemler alma zorunluluğu da doğabilir.

BAKAN ŞİMŞEK’İN SEÇİM EKONOMİSİ TEPKİSİ

Ekonomik verilerin tümüyle sağlıklı bir yola girmemiş olmasının yanında, faiz oranlarını da etkileyecek yeni tartışmalar yaşandığına şahit oluyoruz. Bunun ilki Hükümetin önümüzdeki 2,5 ay süresince seçim ekonomisi uygulamasına ne kadar başvuracağına ilişkin tahminler. 2023 Aralık ayı bütçesinde, açığı 2 katından fazla artıran yüklü bir tahakkuk kaleminin ortaya çıkması bu yöndeki şüpheleri başlattı. 2024 yılında yapılacak bazı harcamaların, 2024 bütçe açığı düşük çıksın diye, önceki yılın son ayına tahakkuk olarak kaydedilmesi, bu ödeneklerin seçime kadar harcanacağı kaygısı yarattı.

Bunun ardından AKP kulislerinden aktarılan haberlerde Bakan Mehmet Şimşek’in seçime kadar piyasayı sıkmayacağı, partisinin seçimlerdeki oyunu artırmak için, yoğun bir secim ekonomisine izin vereceği haberi çıktı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı bu haberleri yalanlama yoluna giderken, Bakan Şimşek “2024 yılı bütçesinde ek bir açığa izin vermeyeceğiz” diyerek, seçim ekonomi tartışmalarını kesme niyetini ortaya koydu.

Biz de seçim ekonomisi uygulamasının bu dönemde hızlanacağını düşünüyoruz. Bu yıl bütçe açığı hedefler içinde kalsa da, Hazine’nin nakit açığının bütçe açığının çok üzerinde çıkmasını bekliyoruz. Buradaki gelişmeleri, özellikle de ilk üç ay için, yakından takip etmek gerekecek. Gerçekten yüklü bir seçim harcaması yapılacak mı, bunu Şubat ayında görme imkanımız olacak.

MERKEZ BANKASI TARTIŞMALARI DA EKLENDİ

Bakan Şimşek’in bu seçim harcamaları tartışmalarını kesmek istemesinin en önemli nedeni, zaten kırılgan olan ekonomik dengelerin bu tartışmalar nedeniyle iyice bozulacak olması. Ekonomi yönetimi kırılganlığı, henüz tam anlamıyla piyasalara güven verilemediğini görüyor ve bu tartışmalarla başlayan olumlu gelişmelerin de durmasından çekiniyor.

Tam bu sırada Merkez Bankası Başkanı Gaye Erkan ve ailesinin Merkez Bankası’nda yaptıklarına ilişkin iddialar ortaya çıktı. Bu iddiaların ve çıkan tartışmaların, Kurumun süreçteki önemi nedeniyle, uygulanan ekonomik programa zarar vermesinden çekiniliyor. Şu anda sadece enflasyonla mücadeleye kilitlenmesi gereken, yönetim zafiyeti yaşanmaması gereken Merkez Bankası’nın bu tartışmalarla anılması, ekonominin gidişatı açısından en son olması gerekendi. Bu tartışmaların nasıl sonuç vereceği yakından izlenecek.

Özetle; ekonomi yönetiminin işi iyice zorlaşmış görünüyor. Bu tartışmaların da etkisiyle, bu hafta yüzde 45’e çıkacak politika faizinin yetmeme ihtimali artmış görünüyor. Seçime kadar yapmasa bile, seçimden sonra Merkez Bankası’nın yüzde 45’in üzerine çıkacak yeni faiz artırımlarını görebiliriz.

]]>
https://www.haber60.com.tr/merkez-bankasinin-faiz-karari-ve-secim-ekonomisi-tartismalari/feed/ 0
Doğu Karadeniz’de Küresel Isınmanın Etkisiyle Artan Yağışlar Kirliliğe Neden Oluyor https://www.haber60.com.tr/dogu-karadenizde-kuresel-isinmanin-etkisiyle-artan-yagislar-kirlilige-neden-oluyor/ https://www.haber60.com.tr/dogu-karadenizde-kuresel-isinmanin-etkisiyle-artan-yagislar-kirlilige-neden-oluyor/#respond Sat, 20 Jan 2024 07:03:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=4269

KÜRESEL ısınma kaynaklı yağış rejimindeki ani değişkenlikle son dönemlerde doğal afetlerin arttığı Doğu Karadeniz’de, özellikle yüksek rakımlı alanlara bırakılan atıklar, derelerle sürüklenip, ulaştığı Karadeniz’de kirliliğe neden oluyor. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Deniz Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Coşkun Erüz, ani ve kararsız yağış artışının, Karadeniz için tehlike olduğunu belirterek, “Karadeniz’e taşınan atık miktarı fazlalaşınca, Karadeniz’deki kirlilik yükü artıyor, daha da artacak” dedi.

Doğu Karadeniz’de, küresel iklim değişikliğinin etkileriyle görülen ani, lokal ve şiddetli yağışlar, sel, taşkın ve heyelanlara neden oluyor. Yağış rejiminin değişmesiyle ani sel ve heyelan riski artan bölgede, son dönemde doğal afetler yaşanıyor. Alt ve üst yapıda hasara yol açan, can ve mal kayıplarına neden olan sellerde, özellikle deniz seviyesinden yüksek kesimlere atılan çöp ve atıklar, debisi artan derelere sürüklenip, ulaştığı Karadeniz kıyılarında birikiyor. Evsel, plastik, metal ve hafriyat gibi atıklar, oluşturduğu kirliliğin yanı sıra deniz ekosistemini de tehdit ediyor.

‘KARARSIZ YAĞIŞLAR KARADENİZ İÇİN TEHLİKE’

KTÜ Deniz Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Coşkun Erüz, küresel ısınmanın neden olduğu ani, aşırı ve şiddetli yağışların, katı atık kirliliğini Karadeniz’e taşıdığını belirterek, “Küresel ısınma tüm dünyada olduğu gibi Türkiye için de bir gerçek. Artık her yerde doğal ya da antropojenik değişim söz konusu. Karadeniz’e baktığımız zaman küresel ısınmanın son 20-30 yıl dahil, yaklaşık yarım ile 1 bir derece arasında bir sıcaklık değişimine sebep olduğuna dair veriler var. Bu neye neden oluyor? Örneğin küresel ısınmayla ısınan Karadeniz’de daha çok buharlaşma ve yağışlarda da artış şekline kendini gösterme ihtimali var. Bununla birlikte küresel ısınmanın özellikle ani ve kararsız yağışları artırma özelliği de var. Bu da Karadeniz için çok ciddi bir tehlike. Bu da ‘ani ve şiddetli yağışlara bağlı olarak sel olayların daha sık, daha kararsız şekilde görünmesi’ demek” diye konuştu.

‘KİRLENEN DENİZDE CANLILARIN ZARAR GÖRMESİ KAÇINILMAZ’

Karadeniz’e taşınan atık miktarının artmasının deniz ekosistem üzerinde olumsuz etkiler yarattığını kaydeden Prof. Dr. Erüz “Hemen hemen kıyıdan başlayıp, dağların tepesine kadar her yerde yoğun bir katı atık kirliliği görüyoruz. Şiddetli yağışlar sonrasında bu karalarda birikmiş olan katı atıklar; daha yoğun bir şekilde, daha şiddetli ve fazla miktarda denize taşımaya başlıyor. Bu da Karadeniz’in özellikle deniz turizmi yapılan plajlarında, yılın tamamında atık kirliliğinin oluşmasına, artı denizin içerisinde de balık avcılığı yapılan sahalarda daha çok miktarda plastik atık ve diğer atıkların görülmesine sebep oluyor. Karadeniz’e taşınan atık miktarı fazlalaşınca, Karadeniz’deki kirlilik yükü artıyor, daha da artacak. Kıyılarda en çok plastik ağırlıklı atıklar yer alıyor. Küresel ısınmanın artışıyla daha çok kirlenen denizde, balık ve diğer organizmaların etkilenerek zarar görmesi kaçınılmaz hale geliyor” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/dogu-karadenizde-kuresel-isinmanin-etkisiyle-artan-yagislar-kirlilige-neden-oluyor/feed/ 0