Arap – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Thu, 06 Jun 2024 21:07:10 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Türk-Arap Ekonomi Zirvesi ve Gıda Fuarı Başladı https://www.haber60.com.tr/turk-arap-ekonomi-zirvesi-ve-gida-fuari-basladi/ https://www.haber60.com.tr/turk-arap-ekonomi-zirvesi-ve-gida-fuari-basladi/#respond Thu, 06 Jun 2024 21:07:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34949

Türk ve Arap Ülkeleri İşbirliği Derneği’nin (TÜRAP) Arap ülkeleri ve Türkiye arasında ekonomik iş birliğini artırmak amacıyla Turabexpo Fuarcılık desteğiyle düzenlediği Türk-Arap Ekonomi Zirvesi ile 10’uncu Türk-Arap Gıda ve Gıda Teknolojileri Fuarı başladı.

2 gün sürecek zirveye Ticaret Bakan Yardımcısı Özgür Volkan Ağar, TÜRAP Genel Başkanı Sabuhi Attar, Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Erkut Çelebi, Arap Gümrük Müşavirleri Birliği Başkanı Mamdoh Abdullah Alrefaee, Irak Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Majid Al- Lachmawi, Arap Devletleri Ligi Misyonu Büyükelçisi Abdelhamid Hamza, Arap ve Türk iş insanları katıldı.

“ARAP DEVLETLERİ TÜRKİYE’NİN İHRACATINDA ÇOK ÖNEMLİ BİR PAYA SAHİP”

Türkiye’nin 2023 yılında 255,4 milyar dolar gibi bir rakamla Türkiye ihracat tarihinin en yüksek rakamına ulaştığını vurgulayan Ticaret Bakan Yardımcısı Özgür Volkan Ağar, “TÜRAB’ın organizasyonu ile düzenlenen gıda ve gıda teknoloji fuarında bir aradayız. 3 Haziran’da açıkladığımız mayıs ayı ihracat verilerine göre de Türkiye’nin bugün yıllıklandırılmış ihracatı 260. 1 milyar dolar seviyesine ulaşmış durumda. Bu durumda Arap ülkeleri ve İslam İş Birliği Teşkilatı ve körfez ülkeleriyle yapmış olduğumuz dış ticaret Türkiye’nin ihracatında çok önemli bir paya sahip. 2023 rakamlarına göre yüzde 26’sını İslam İş Birliği Teşkilatı üyesi ülkelere gerçekleştiriyoruz. Bu payı inşallah 2028 yılında yüzde 30’lara ulaştırmayı hedeflemekteyiz. Bu anlamda Arp ülkeleri ve körfez ülkeleriyle, çok ciddi ticari faaliyetler yürütüyoruz. Genel ticaret heyetleri, sektörel ticaret heyetleri, o ülkelerde düzenlenen fuarlar ve ülkemizde düzenlenen bu tarz fuarlar oluyor. Körfez ülkelerinden Arap ülkelerinden katılımlar bu tarz ihracatımızın gelişimine katkı sunuyor. Bugün düzenlenen bu etkinlik ve fuarda bu platformlardan bir tanesi. İnşallah her geçen sene bu fuarın da arttığını ve artacağını mutlulukla bildiriyoruz. Bu da Arap ülkeleri ile körfez ülkeleri ile ticaretimizin gelişimine çok büyük bir katkı sunuyor” dedi.

‘TÜRKİYE İLE İŞ BİRLİKLERİNİN ARTMASI İÇİN YATIRIMLARI DESTEKLİYORUZ’

Derneklerinin Arap ilişkilerinin ve iş birliklerinin ilerlemesi için sürekli proje ürettiğini belirten TÜRAP Genel Başkanı Sabuhi Attar ise “Projelerden en önemlisi de şu an gerçekleşen fuar çünkü direkt olarak Arap alım heyeti ile gerçekleştiriyoruz. Türk firmaları ile bir araya gelerek hem kendi mallarını tanıtıp hem de, alınacak olan malları inceliyorlar. Masaya oturarak bunlarla ilgili anlaşmalar yapıyorlar. Ayrıca Arap ülkelerinden gelen iş adamlarını Türk yatırımcılar adına teşvik ediyoruz ve yardım ediyoruz. Hem Türk hem Arap ülkelerinden müşavirlerimiz var bu şekilde istedikleri tüm desteği alıyorlar. Lojistik, gümrük her anlamda ne gerekliyse yan hizmetler ve altyapımız hazır. En iyi şekilde bu hizmeti veriyoruz. Her türlü kolaylığı sağlıyoruz. Yeter ki burada masaya oturup çalışsınlar. Biz mevcut projelerini geliştiriyoruz ve ortaklık kurmaya çalışıyoruz. Bu dönemde serbest ekonomik piyasa uygulandığı için Türkiye’ye yatırımcıları davet ediyoruz. Yatırım ve sanayi alanındaki projelerde hem Türkiye hem de Arap ülkelerinin gelişimi için hem de iş birliklerinin artması adına Türkiye’deki yatırımları destekliyoruz. Herkesi bu açık pazara davet ediyoruz. Arap ve Türk firmaları bizden bu desteği alsınlar. Hem daha doğru hem de daha süratli olarak ilerlemeye ulaşırlar. Ticaret ihracat bilmeyen firmaları dahi güzel bir şekilde destekliyoruz” diye konuştu.

‘YENİ İŞ BİRLİKLERİNİN YENİ KAPILAR AÇACAĞINDAN EMİNİM’

Arap Gümrük Müşavirleri Birliği Başkanı Mamdoh Abdullah Alrefaee de “İki ülkenin ekonomisini güçlendirmek konusunda çabalıyoruz en önemli hedefimiz aydınlatma bilgilendirme ve doğru danışmanlık hizmetleri vermek. Ayrıca gümrük konusuyla ilgili her türlü yardımı vermeye hazırız. Tüm engelleri çözmek ilk hedefimiz gümrük işlemlerini kolaylaştırmak için çabalıyoruz son yıllarda ülkeler arasında ticaret ve yatırım alanında çok büyük mesafeler ve fırsatlar oluştu. Türkiye ve Arap ülkeleri arasında yatırımlar arttı bunu yakından görüyoruz artık tüm dünya ülkelerini etkileyecek adımların artmasını temenni ediyoruz. Yeni iş birliklerinin yeni kapılar açacağından eminim” dedi.

Açılış konuşmaların ardından konuşmacılara plaket takdim edildi ve hatıra fotoğrafı çekildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turk-arap-ekonomi-zirvesi-ve-gida-fuari-basladi/feed/ 0
El Nakba: 1948’de ne oldu ve Filistinliler neden 15 Mayıs’ı ‘Felaket Günü’ olarak anıyor? https://www.haber60.com.tr/el-nakba-1948de-ne-oldu-ve-filistinliler-neden-15-mayisi-felaket-gunu-olarak-aniyor/ https://www.haber60.com.tr/el-nakba-1948de-ne-oldu-ve-filistinliler-neden-15-mayisi-felaket-gunu-olarak-aniyor/#respond Wed, 15 May 2024 01:24:12 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31748 Dünyanın dört bir yanındaki Filistinliler, 15 Mayıs’ı “El Nakba” yani “Felaket Günü” olarak anıyor.

1947’nin son aylarından 1949 başlarına kadar 750 binden fazla Filistinli, İsrail devletine dönüşen topraklarını terk etmek zorunda kalarak mülteci oldu.

Birçoğu ya gitmeye zorlandı ya da güvenlik endişesiyle gitmek zorunda kaldı.

Nakba Günü’nde, hem o yerinden edilme günleri, hem de sonraki onlarca yıl boyunca milyonlarca Filistinlinin bitmeyen sürgünü anılıyor.

El Nakba günü o tarihten bu yana gerilime gebe bir gün. Geçmişte anmaların şiddete evrildiği de oldu.

Peki o gün ne oldu ve Filistinlilerin Nakba’da kaybettikleri evlerinin sembolü olan “dönüş anahtarı” nasıl ortaya çıktı?

Siyonizmin yükselişi ve Arap isyanı

19. yüzyılın sonlarında Siyonizm, Avrupa’da büyüyen bir siyasi hareket olarak ortaya çıktı.

Siyasal Siyonizmin kurucusu Theodor Herzl, 1896 yılında, Yahudilere ait bir devletin kurulmasının, Avrupa’da yüzlerce yıldır süren antisemitik duygu ve saldırılara çare olacağını söylemişti.

Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılmasıyla, Filistin olarak bilinen bölgenin kontrolünü ele geçiren İngiltere, 1917 yılında Balfour Deklarasyonu’nu yayımladı.

Belge, “Filistin’de Yahudi halkı için bir ulusal yurt kurulmasına” yardımcı olmayı vaat ediyordu.

Ayrıca “Filistin’deki Yahudi olmayan toplulukların sivil ve dini haklarına zarar verebilecek hiçbir şeyin yapılmaması gerektiği” de belgede yer alıyordu.

Özellikle Doğu Avrupa’da artan zulümden kaçan binlerce Yahudi göçmen bölgeye (İngiliz mandası olan Filistin’e) kaçtı.

Yahudi göçünün hızla artmasıyla birlikte, 1920’ler ve 1930’lar boyunca Yahudiler ile Filistinliler arasında şiddetli çatışmalar yaşandı. İlk çatışmalarda her iki taraftan da yüzlerce kişi yaşamını yitirdi.

Yahudi göçmenler hem küçük ölçekli çiftçilerden hem de Arap seçkinlerinden büyük miktarlarda arazi satın aldılar. Ancak, artık sahip oldukları çiftliklere yerleşip kiracı Arap çiftçileri buralardan çıkarmaya başladıklarında, onlara yönelik duygular da zamanla sertleşti.

1936’da Filistinli Araplar, İngiliz yönetimine karşı Arap İsyanı olarak bilinen büyük ölçekli bir ayaklanma başlattılar. Talepleri Arapların bağımsızlığını kazanması ve Yahudi göçü ile toprak satın alma politikasına son verilmesiydi.

Tarihçiler, ayaklanmanın sona erdiği 1939 yılına kadar 5 binden fazla Arap’ın öldürüldüğünü ve 15 binden fazla Arap’ın yaralandığını söylüyor.

Ayrıca İngiliz ve Yahudi kayıplarının yüzlerce olduğu belirtiliyor.

Arap İsyanı’nın ardından İngiliz hükümeti, sonraki beş yıl boyunca Filistin’e Yahudi göçünü ciddi şekilde kısıtlayan ve daha fazla Yahudi göçü için Arapların rızasını öngören Beyaz Kitap’ı (1939) yayımladı.

İngiltere ayrıca sonraki 10 yıl içinde, mümkün olması halinde, Filistinlilerin ve Yahudilerin hükümeti paylaşacağı bağımsız bir Filistin devleti kurma sözü verdi. İngiliz mandasına son verilmesini ve Filistin’e bağımsızlığı öngördü.

Her ne kadar bu, Arap müzakereciler için kısmi bir zafer olsa da bölgeye barış gelmedi. Yahudi paramiliter gruplarla İngiliz birlikleri arasında çatışmalar başladı.

Sonraki yıllarda İngilizler, burayı yönetmeye devam edemeyeceklerini, ne Arap ne de Yahudi temsilciler arasında iş birliği kuramadıklarını gördüler. Bölgeye büyük ölçekli göçü durdurmayı başaramamışlardı.Ayrıca İngiliz donmamasının Yahudi mültecilerle dolu gemilerin gelişini zaman zaman şiddet kullanarak durdurmaya çalışması nedeniyle İngiltere’nin itibarının zedelendiğini düşünenler de vardı.

Paylaştırma planı:

1947’de İngiliz hükümetinin Filistin’deki manda yönetimini sona erdirmeyi planladığını açıklamasının ardından Birleşmiş Milletler (BM) ülkeleri 181 sayılı kararı kabul etti.

Kararda, Filistin’in Yahudi ve Arap devletlerine bölünmesi ve Kudüs’ün BM idaresi altına alınması çağrısında bulunuluyordu.

Belgeye göre plan, bölge topraklarının yaklaşık yüzde 55’ini Yahudilere tahsis ediyordu.

Bu, Filistinli Arapların çoğunlukta olduğu birçok ana şehri ve Hayfa’dan Yafa’ya kadar olan önemli kıyı şeridini içeriyordu.

Arap devletine daha güneydeki kıyı şeridinin üçte biri tahsis edildi. Zamanın Arap liderleri, bu bölünmenin kendilerinin önemli tarım arazilerine ve limanlara doğrudan erişimini engelleyeceğini düşünüyordu.

Planın adil olmadığını ve “kendi kaderini tayin etmeye” dair BM kararına aykırı olduğunu savunarak, planı reddettiler.

Ancak BM, toprakların bölünmesi ve bir Yahudi devleti ile bir Arap devletinin kurulması yönünde oy kullandı.

İsrail’in bağımsızlık ilanından önceki aylarda, Arap milisler Yahudi yerleşimlerine, Yahudi milisler ise Filistin köylerine saldırılar düzenledi. Bu saldırılar birçok Filistinlinin köylerini terk etmesine neden oldu. İngiliz yönetimine karşı şiddet de arttı.

1948’in başlarında Yahudi savaşçılar saldırılarını yoğunlaştırarak Yahudi devletine tahsis edilen bölgeleri ele geçirdi, ancak bununla kalmayarak Arap devletine tahsis edilen önemli bölgeleri de ele geçirmeye başladılar.

Birinci Arap-İsrail Savaşı

14 Mayıs 1948’de Filistin’deki İngiliz mandası sonra erdi ve İsrail bağımsızlığını ilan etti.

Suriye, Mısır, Ürdün, lübnan, Suudi Arabistan ve Irak bölgeyi işgal etti. Sahada başı Mısır ve Ürdün orduları çekiyordu.

İsrail, Arap ordularını yenilgiye uğrattı ve ardından 1947’deki planda Filistinli Araplara tahsis edilmiş olan bölgeleri de işgal etti.

Savaş Ocak 1949’da İsrail ve Mısır arasında -sonradan Lübnan, Ürdün ve Suriye’nin de dahil olduğu- ateşkes anlaşmasının imzalanmasıyla sona erdi.

Savaş bittiğinde bölge topraklarının büyük kısmı İsrail’in kontrolüne geçmişti.

Ürdün Batı Şeria olarak anılan bölgeyi, Mısır da Gazze’yi işgal etti.

Kudüs, batısı İsrail güçlerinde, doğusuysa Ürdün güçlerinde olmak üzere bölündü.

Ortada bir barış anlaşmasının olmaması, sonraki yıllarda sürecek olan savaş ve çatışmaların da bir habercisiydi.

‘Geri dönüş hakkı’

Filistinlilerin anavatanlarına “geri dönüş hakkı”, çözülmesi gereken ana taleplerinden biri.

Filistinlilerin geri dönüş ya da tazminat hakkı BM Genel Kurulu’nun 11 Aralık 1948’de kabul ettiği 194 sayılı kararla da uluslararası olarak tanındı.

Bu karar “evlerine geri dönerek komşularıyla barış içinde yaşamak isteyen mültecilere mümkün olan en yakın zamanda bu iznin verilmesini” öngörüyordu.

Ancak İsrail, Filistinlilere geri dönüş hakkının verilmesinin, bundan yararlanacak insan sayısı bakımından, Yahudi devletinin varlığını sona erdireceğini öne sürdü.

İsrail sorunun ancak, kendilerinin güvenlik ve barış içinde yaşama hakkını tanıyan, kapsamlı bir barış anlaşmasıyla çözüleceğini savunuyordu.

Bugün BM verilerine göre, ilk kuşak ve çocukları da dahil olmak üzere, yaklaşık 5 milyon Filistinli mülteci bulunuyor.

Bunların üçte birine yakını; Ürdün, Lübnan, Suriye, Gazze Şeridi ve Doğu Kudüs de dahil Batı Şeria’da bulunan, 58 mülteci kampında yaşıyor.

Geri dönüş anahtarı: ‘Umudun sembolü’

El Nakba olarak anılan bu tarihi süreçte evlerini terk etmek zorunda bırakılan Filistinliler, kısa bir süre sonra geri dönecekleri ümidiyle ev anahtarlarını da yanlarında götürmüştü.

Artık bu anahtarlar, kaybettikleri evlerinin ve “geri dönüş haklarının” bir sembolü olarak, bir kuşaktan diğerine aktarılıyor.

Bu anahtarlar Filistinli mülteciler için umudun ve direncin bir sembolü.

El Nakba’nın resmi anma günü olması

Filistinliler yurtlarından edilmelerini onyıllar boyunca bir ulusal trajedi olarak andılar. 1998 yılındaysa Filistin Yönetimi lideri Yaser Arafat 15 Mayıs’ı resmi anma günü ilan etti.

2022’de BM tarihinde bir ilk gerçekleşti ve BM Genel Kurulu 15 Mayıs 2023’te bu yıldönümünün anılmasını talep etti.

El Nakba halen Filistinlilerin hayatını şekillendirmeye devam ediyor. Geçmişten gelen bu felaketin izleri, hiçbir çözüm işaretinin görünmediği asırlık bir çatışmada yaşamaya devam ediyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/el-nakba-1948de-ne-oldu-ve-filistinliler-neden-15-mayisi-felaket-gunu-olarak-aniyor/feed/ 0
CHP Milletvekili Hasan Öztürk, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Balkanlar açıklamasına tepki gösterdi https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-hasan-ozturk-diyanet-isleri-baskani-ali-erbasin-balkanlar-aciklamasina-tepki-gosterdi/ https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-hasan-ozturk-diyanet-isleri-baskani-ali-erbasin-balkanlar-aciklamasina-tepki-gosterdi/#respond Wed, 08 May 2024 21:39:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30821 (ANKARA) – CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın “Balkanlardan geldiğini unutmuş insanlar, ‘Arap, Arapça’ deyince tüyleri diken diken olan yok mu” şeklindeki açıklamasıyla ilgili “Ali Erbaş’ın da tarih bilmediğini, Balkan ve Rumeli Türklerini aslında Anadolu’dan Rumeli’ye giden Evlad-ı Fatihanlar olduğunu buradan Hocamıza bir kez daha hatırlatalım.Unutma Hocam, 200 yıllık vatan savunması sonucunda Misak-ı Milli sınırları dışında kalanlar hala Balkanlar’da var, hala Balkanlar’da Türkler var, hala Balkanlar’da ve Rumeli’de ezan sesi var” dedi.

CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın “Genç Türkiye Forumu”nda yaptığı “Balkanlardan geldiğini unutmuş insanlar. ‘Arap, Arapça’ deyince tüyleri diken diken olan yok mu? Bazı insanlar -isimlerini vermeyeyim- ‘Sizleri kovacağız, sizleri göndereceğiz’ diyen, Orta Doğu’dan turistlerin bile gelmesini engelleyecek hareketler yok mu Türkiye’de? Irkçılık bizim dinimizde yasaktır. ‘Irkçılık yapan bizden değildir’ diyor Peygamber efendimiz” açıklamasına tepki gösterdi. Öztürk, şunları söyledi:

“Geçenlerde bir foruma katılan Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın, Balkanların ve Orta Doğu’ya ilişkin soruya verdiği cevabı defalarca dinledim. Niye defalarca dinledim? Çünkü doğru anlamak için. Bu soruya verdiği cevapta Ali Erbaş’ın Anadolu’yu ve Balkanları Orta Doğu’dan daha geride tuttuğu, hatta daha az sevdiği sonucunu çıkardım. Sayın Erbaş, Osmanlı’dan Orta Doğu’nun kopuşunda bütün sorumlunun Lawrence olduğunu, sanki Arapların Osmanlı’ya karşı savaşıp kendi ülkelerini kurmasının temelinin Lawrence kaynaklı olduğunu anlatmış. Tabii ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ eğitim sistemine, müfredata 76 saat inkılap tarihi, Atatürkçülük dersine 77 saat ayırır; dinle ilgili konulara 572 saat ayıran zihniyetten aslında tarih bilgisi olarak da çok şey beklemek doğru değil.

Buradan Sayın Diyanet İşleri Başkanına Osmanlı’yı ve Balkanları biraz anlatayım istiyorum. Osmanlı bir Balkan ülkesiydi. Osmanlı, Balkanlarda bir imparatorluğa dönüştü ve Balkanları Türk yurdu yapan, ‘Elhamdülillah Türküm’ sözünü tüm Balkan ve Rumeli coğrafyasında yayan ve olgunlaştıran Anadolu’dan giden Evlad-ı Fatihanlardı. Hocam, öncelikle bunu bir kenara koyalım. Osmanlı’nın 1699’dan sonra gerileme döneminde, vatan savunmasının içinde ‘Elhamdülillah Türküm’ diyeler vatanın sınır hattını, 200 yıldan fazla süren savaşlarla tuttular. Balkanlarda doğan, bugünkü senin bildiğin ülkelerin, oradaki milletlerin insanları Osmanlı’dan tek tek koparken bu kopuşu engellemek ve vatanı savunmak için savaşanlar Balkan ve Rumeli Türkleri ve akraba topluluklarıydı.

Bugüne geldiğimizde hala Bosna’da ezan sesi varsa, Balkanlarda ezan sesi, yaklaşık 15 milyon Türk ve Müslüman akraba topluluğu varsa işte bunlar oraları Türk yurdu yapan Balkan ve Rumeli Türkleriydi. Bunlar, kendi ana yurtlarına Osmanlı’nın küçülmesiyle dönmek zorunda kaldılar. Hocam sen eğer bunları Araplardan daha geride tutuyorsan vatanı savunanla, ‘Elhamdülillah Türküm’ diyenlerle, Arap Müslümanlarla bu insanları Osmanlı’ya karşı savaşanlarla bir tutuyorsan benim diyecek bir şeyim yok. Ali Erbaş’ın da tarih bilmediğini, Balkan ve Rumeli Türklerini aslında Anadolu’dan Rumeli’ye giden Evlad-ı Fatihanlar olduğunu buradan Hocamıza bir kez daha hatırlatalım. Unutma Hocam, 200 yıllık vatan savunması sonucunda Misak-ı Milli sınırları dışında kalanlar hala Balkanlar’da var, hala Balkanlar’da Türkler var, hala Balkanlar’da ve Rumeli’de ezan sesi var.”

]]> https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-hasan-ozturk-diyanet-isleri-baskani-ali-erbasin-balkanlar-aciklamasina-tepki-gosterdi/feed/ 0 Filistin’e destek yürüyüşünden dönen vatandaşa yumruk atan sanık hakkında karar https://www.haber60.com.tr/filistine-destek-yuruyusunden-donen-vatandasa-yumruk-atan-sanik-hakkinda-karar/ https://www.haber60.com.tr/filistine-destek-yuruyusunden-donen-vatandasa-yumruk-atan-sanik-hakkinda-karar/#respond Thu, 22 Feb 2024 01:09:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10680 Filistin’e destek yürüyüşünden dönen vatandaşa yumruk atan sanık hakkında karar

Ege Akersoy’un ‘kasten yaralama’ suçundan 2 bin TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına hükmedildi

İSTANBUL – İstanbul’da Filistin’de yaşananları protesto etmek için toplanan grupta yer alan ve elinde Kelime-i Tevhid bayrağı bulunan kişiye ‘sen tam bir Arap sevicisisin’ diyerek saldırdığı iddia edilen sanık hakkında karar çıktı. Mahkeme sanık Ege Akersoy’un ‘kasten yaralama’ suçundan 2 bin TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına hükmetti ve hükmün açıklanmasını geri bıraktı. Akersoy’un ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik’ suçundan ise beraatine karar verildi.

Beyoğlu’nda 1 Ocak 2024’de Filistin’de yaşananları protesto etmek için toplanan grupta yer alan ve elinde Kelime-i Tevhid bayrağı bulunan İsmail Aydemir’e ‘sen tam bir Arap sevicisisin. Arap kültürünü savunuyor’ diyerek saldırdığı iddia edilen sanık Ege Akersoy’un yargılandığı davada karar açıklandı. İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada sanık Ege Akersoy hazır bulunmazken taraf avukatları hazır bulundu.

“Sanığın cezalandırılmasını talep ediyoruz”

Duruşmada söz verilen müşteki avukatı, “Olayın nasıl yaşandığı ortadadır. Sanık, müvekkile yönelik ifadelerini kamera önünde tekrar etmiştir. Sanığın cezalandırılmasını talep ediyoruz” şeklinde beyanda bulundu.

“Burada herhangi bir halk kesimi diğer bir kesime harekete geçirilmemiştir”

Sanık avukatı ise savunmasında, “İki kişi karşı karşıya geldi. Biri diğerine ‘Arap sevicisin’ diyor. Burada bir kitle yok. İki kişi var. Birinin birisine ‘Arap sevicisin’ demesinin sen bir ‘Arap hayranısın’ demesinden ne farkı vardır ? Bu cümlede hakaret yoktur. Örneğin ben batıcı olabilirim. Biri bana batıcısın dese bu hakaret olmaz. Tahrik etmek bir kişinin iradesi üzerinde yoğun bir etkide bulunmak anlamına geliyor. Burada herhangi bir halk kesimi diğer bir kesime harekete geçirilmemiştir. Katılan her şeyin bir anda gerçekleştiğini söyledi. Biz suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığını bu nedenle beraat kararı verilmesi gerektiğini düşünüyoruz” dedi.

Sanık avukatının savunmasının ardından kararını açıklayan hakim sanık Ege Akersoy’un ‘kasten yaralama’ suçundan 2 bin TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına hükmetti ve hükmün açıklanmasını geri bıraktı. Akersoy’un ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik’ suçundan ise beraatine hükmedildi.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, şüpheli Ege Akersoy’un kamuya açık alanda Filistin’de yaşanan olayları protesto etmek için toplanan grupta yer alan ve üzerinde Arapça ifadeler bulunan bayrağı taşıyan müşteki İsmail Aydemir’e ‘sen tam bir Arap sevicisisin… Arap kültürünü savunuyor’ şeklinde sözler söylediği ve söylemleri ile halkın sosyal sınıf, ırk veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik ettiği anlatıldı. Hazırlanan iddianamede şüpheli Ege Akersoy’un ‘halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme’ ve ‘kasten yaralama’ suçundan toplamda 1 yıl 4 aydan 4 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/filistine-destek-yuruyusunden-donen-vatandasa-yumruk-atan-sanik-hakkinda-karar/feed/ 0
İstanbul’da Şehitlerimize Rahmet Yürüyüşü Sonrası Yumruklu Saldırı Davası https://www.haber60.com.tr/istanbulda-sehitlerimize-rahmet-yuruyusu-sonrasi-yumruklu-saldiri-davasi-2/ https://www.haber60.com.tr/istanbulda-sehitlerimize-rahmet-yuruyusu-sonrasi-yumruklu-saldiri-davasi-2/#respond Thu, 22 Feb 2024 01:00:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10671 İstanbul’da düzenlenen “Şehitlerimize Rahmet, Filistin’e Destek, İsrail’e Lanet” yürüyüşünün ardından evine dönen kişiye yumruklu saldırıda bulunduğu iddiasıyla yargılanan sanık Ege Akersoy, 2 bin lira adli para cezasına çarptırıldı.

İstanbul 11. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya tarafların avukatları katıldı.

Müşteki İsmail Aydemir’in avukatı Deniz Alp İmamoğlu, mütalaaya katıldıklarını belirterek, sanığın cezalandırılmasını talep etti.

Sanığın avukatı Ali Öztürk, Akersoy’un “Sen Arap sevicisin” şeklindeki sözlerinin, suçun kanunda tanımlanan unsurları arasında bulunan sosyal, sınıf, ırk ve bölge farklılıklarını temsil etmediğini iddia etti.

Bu sözlerin nefret ve kin oluşturma ihtimali bulunmadığını öne süren Öztürk, “Birisinin birisine ‘Sen bir Arap sevicisin’ demesinin ‘Sen bir Arap hayranısın’ demesinden ne farkı vardır? Bu cümlede hakaret yoktur. Ben Batıcıyım, biri bana ‘Sen Batıcısın’ dese ben bundan niye tahrik olayım? İngiliz hayranı olduğum da söylenebilir bundan da tahrik olmam.” diye konuştu.

Davayı karara bağlayan hakim, Akersoy’un üzerine atılı “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” suçunun unsurlarının oluşmadığına kanaat getirip, sanığın beraatine karar verdi.

Hakim, “basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde kasten yaralama” suçuna ilişkin ise sanığı 2 bin lira adli para cezasına çarptırıp, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kararlaştırdı.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Beyoğlu’nda 1 Ocak’ta kavga olduğu anonsu üzerine Refik Saydam Caddesi’ne giden ekiplerin incelemesinde, sanık Ege Akersoy’un, müşteki İsmail Aydemir’e yumruk attığının tespit edildiği aktarılmıştı.

İddianamede, Adli Tıp Kurumu raporuna göre, müştekinin yaralanmasının “mevcut tıbbi belgedeki arızasının kişinin yaşamını tehlikeye sokmadığı, basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğu” kaydedilmişti.

Sanığın kamuya açık alanda Filistin’de yaşanan olayları protesto etmek için toplanan grupta yer alan, üzerinde Arapça ifadeler bulunan bayrağı taşıyan müştekiye yönelik “Sen tam bir Arap sevicisin. Arap kültürünü savunuyor” söylemleriyle halkın sosyal sınıf, ırk veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimin aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik ettiği dile getirilen iddianamede, sanığın eyleminin kamuoyu tarafından yakından takip edilip tepki gösterilen Filistin’de yaşananlar ve şehit haberleri gibi halk arasında infial uyandıran olaylarla ilgili yapılan bir miting sonrasında gerçekleştiği vurgulanmıştı.

İddianamede, sanığın bu eyleminin soyut tehlike suçu olmaktan çıkıp somut tehlike suçu haline geldiği, sanığı tanımayan ve sadece miting sonrası elinde bayrak taşıması nedeniyle saldırıya maruz kalan müştekiye yapılanın, toplumun bir kesimine karşı nefret uyandıracak mahiyette olduğu belirtilmişti.

Olay sonrası görsel ve yazılı medyada gösterilen tepkiler dikkate alındığında eylemin kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlike oluşturduğunun kabulünün gerektiği ifade edilen iddianamede, sanık Ege Akersoy’un, “basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde kasten yaralama” ve “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” suçlarından 1 yıl 4 aydan 4 yıla kadar hapisle cezalandırılması istenmişti.

İstanbul 11. Asliye Ceza Mahkemesince hazırlanan tensip zaptında, sanık Akersoy’a isnat edilen “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” suçunun vasfının değişme ihtimali nedeniyle yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol şartıyla tahliyesine karar verilmişti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/istanbulda-sehitlerimize-rahmet-yuruyusu-sonrasi-yumruklu-saldiri-davasi-2/feed/ 0
İstanbul’da Şehitlerimize Rahmet Yürüyüşü Sonrası Yumruklu Saldırı Davası https://www.haber60.com.tr/istanbulda-sehitlerimize-rahmet-yuruyusu-sonrasi-yumruklu-saldiri-davasi/ https://www.haber60.com.tr/istanbulda-sehitlerimize-rahmet-yuruyusu-sonrasi-yumruklu-saldiri-davasi/#respond Mon, 19 Feb 2024 08:33:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9759 İstanbul’da düzenlenen “Şehitlerimize Rahmet, Filistin’e Destek, İsrail’e Lanet” yürüyüşünün ardından evine dönen kişiye yumruklu saldırıda bulunan sanık Ege Akersoy’un yargılandığı davada mütalaa açıklandı.

İstanbul 11. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya müşteki İsmail Aydemir ve tarafların avukatları katıldı.

Aydemir, dava konusu mitingden dönerken aniden karşılaştığı sanığın kendisine “Sen Arap sevici misin? Arap kültürünü mü savunuyorsun?” diyerek kızdığını ve bir anda yumruk attığını anlattı. Yere düşmesi üzerine çevredekilerin yardım ettiğini belirten Aydemir, sanıkla aralarında başka bir konuşma geçmediğini ifade ederek, şikayetçi oldu.

Duruşmada esasa ilişkin görüşünü açıklayan cumhuriyet savcısı, sanığın “basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde kasten yaralama” ve “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” suçlarından 1 yıl 4 aydan 4 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti.

Söz verilen sanık avukatı Ali Öztürk, müşteki Aydemir’e olay anından önce yanında biri olup olmadığını ve sanığın kendisine söylediği “Arap sevici misin” sözlerini başkalarının da duyup duymadığını sordu.

Aydemir ise “Mitinge yalnız gittim, yalnız dönüyordum. Söz konusu sözleri bana söyledi ama etrafımdan geçenler de duydu. Hatta onlara da bu şekilde sözler söyledi.” yanıtını verdi.

Duruşma, sanık avukatlarının esas hakkındaki savunmalarını hazırlaması için ertelendi.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Beyoğlu’nda 1 Ocak’ta kavga olduğu anonsu üzerine Refik Saydam Caddesi’ne giden ekiplerin incelemesinde, sanık Ege Akersoy’un müşteki İsmail Aydemir’e yumruk attığının tespit edildiği aktarılıyor.

İddianamede, Adli Tıp Kurumu raporuna göre, müştekinin yaralanmasının “mevcut tıbbi belgedeki arızasının kişinin yaşamını tehlikeye sokmadığı, basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğu” kaydediliyor.

Sanığın kamuya açık alanda Filistin’de yaşanan olayları protesto etmek için toplanan grupta yer alan, üzerinde Arapça ifadeler bulunan bayrağı taşıyan müştekiye yönelik “Sen tam bir Arap sevicisin. Arap kültürünü savunuyor.” söylemleriyle halkın sosyal sınıf, ırk veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimin aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik ettiği kaydedilen iddianamede, sanığın eyleminin kamuoyu tarafından yakından takip edilip tepki gösterilen Filistin’de yaşanan olaylarla şehit haberleri gibi halk arasında infial uyandıran olaylarla ilgili yapılan bir miting sonrasında gerçekleştiği vurgulanıyor.

İddianamede, sanığın bu eyleminin soyut tehlike suçu olmaktan çıkıp somut tehlike suçu haline geldiği, sanığı tanımayan ve sadece miting sonrası elinde bayrak taşıması nedeniyle saldırıya maruz kalan müştekiye yapılanın toplumun bir kesimine karşı nefret uyandıracak mahiyette olduğu belirtiliyor.

Olay sonrası görsel ve yazılı medyada gösterilen tepkiler dikkate alındığında eylemin kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlike oluşturduğunun kabulünün gerektiği ifade edilen iddianamede, sanık Ege Akersoy’un, “basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde kasten yaralama” ve “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” suçlarından 1 yıl 4 aydan 4 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Tutuklu sanık tensip zaptıyla tahliye edilmişti

İstanbul 11. Asliye Ceza Mahkemesince hazırlanan tensip zaptında, sanık Akersoy’a isnat edilen “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” suçunun vasfının değişme ihtimali nedeniyle yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol şartıyla tahliyesine karar verilmişti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/istanbulda-sehitlerimize-rahmet-yuruyusu-sonrasi-yumruklu-saldiri-davasi/feed/ 0
İstanbul’da Filistin protestosunda saldırıya uğrayan kişiye hapis cezası talebi https://www.haber60.com.tr/istanbulda-filistin-protestosunda-saldiriya-ugrayan-kisiye-hapis-cezasi-talebi/ https://www.haber60.com.tr/istanbulda-filistin-protestosunda-saldiriya-ugrayan-kisiye-hapis-cezasi-talebi/#respond Mon, 19 Feb 2024 08:18:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9744 İstanbul’da Filistin’de yaşananları protesto etmek için toplanan grupta yer alan ve elinde Kelime-i Tevhid bayrağı bulunan kişiye ‘sen tam bir Arap sevicisisin’ diyerek saldırdığı iddia edilen Ege Akersoy’un yargılandığı davada mütalaa açıklandı. Savcılık, sanığın 2 ayrı suçtan 4 yıla kadar hapis cezasına çarptırılmasını talep etti.
Beyoğlu’nda 1 Ocak 2024’de Filistin’de yaşananları protesto etmek için toplanan grupta yer alan ve elinde Kelime-i Tevhid bayrağı bulunan İsmail Aydemir’e (48) ‘sen tam bir Arap sevicisisin. Arap kültürünü savunuyor’ diyerek saldırdığı iddia edilen sanık Ege Akersoy’un (25) yargılanmasına devam edildi. İstanbul 11. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada müşteki İsmail Aydemir ile tarafların avukatları hazır bulundu.
“Kızdı bana ve bir anda kuvvetli bir yumruk yedim, vuracağını dahi hissetmedim bir anda vurdu”
Duruşmada söz alan müşteki Aydemir, “Mitinge gitmiştim, mitingden döndüğüm sırada sanık Akersoy bir anda karşıma çıktı. Bana ‘burası Türkiye, Arap seviciliği mi yapıyorsun, Arap kültürünü mü savunuyorsun’ gibisinden diyerek kızdı bana ve bir anda kuvvetli bir yumruk yedim, vuracağını dahi hissetmedim bir anda vurdu. Bir müddet yerde kaldım. Sonra vatandaşlar geldi ve müdahale ettiler. Sanığa ‘sen Müslüman değil misin’ dedim bana ‘Müslümanım’ dedi. Sanığa ‘sen Türksen ben de Türküm, ne vuruyorsun’ dedim. Öfkelendi, vurdu. Şikayetçiyim” dedi.
Yaralanmasına neden olacak şekilde darp ettiği aktarıldı
Duruşmada esasa ilişkin mütalaasını açıklayan Cumhuriyet Savcısı, sanık Akersoy’un müşteki Aydemir’i yumruk vurmak suretiyle basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte yaralanmasına neden olacak şekilde darp ettiğini, ayrıca müştekiye ‘Sen tam bir Arap sevicisin, Arap kültürünü savunuyor’ şeklindeki sözlerinin ise ‘halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme’ suçunu oluşturduğunu aktardı.
4 yıla kadar hapis talebi
Açıklanan mütalaada, sanık Akersoy’un ‘basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde kasten yaralama’ ve ‘halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme’ suçlarından toplamda 1 yıl 4 aydan 4 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.
Açıklanan mütalaaya karşı savunma yapan sanık avukatı, mütalaaya karşı savunma hazırlayabilmek için mahkemeden süre talep etti.
Ara kararını açıklayan mahkeme, sanık avukatlarına açıklanan mütalaaya karşı savunma yapabilmeleri için süre verilmesine hükmederek duruşmayı erteledi.
Olayın geçmişi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, şüpheli Ege Akersoy’un kamuya açık alanda Filistin’de yaşanan olayları protesto etmek için toplanan grupta yer alan ve üzerinde Arapça ifadeler bulunan bayrağı taşıyan müşteki İsmail Aydemir’e ‘sen tam bir Arap sevicisisin… Arap kültürünü savunuyor’ şeklinde sözler söylediği ve söylemleri ile halkın sosyal sınıf, ırk veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik ettiği anlatıldı. Hazırlanan iddianamede şüpheli Ege Akersoy’un ‘halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme’ ve ‘kasten yaralama’ suçundan toplamda 1 yıl 4 aydan 4 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.
Tahliye edilmişti
Öte yandan mahkemece hazırlanan tensip zaptında, Akersoy hakkındaki tutukluluk tedbirinin ölçülü olmayacağı, ‘halkı kin düşmanlığa alenen tahrik etme’ suçunun ise değişme ihtimali de dikkate alınarak tahliyesine karar verilmişti. Akersoy’a yurt dışına çıkış yasağı tedbiri uygulanmasına da hükmedilmişti. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/istanbulda-filistin-protestosunda-saldiriya-ugrayan-kisiye-hapis-cezasi-talebi/feed/ 0
Cervantes Enstitüsü Genel Direktörü: Bağımsız Filistin devleti barışın tek yoludur https://www.haber60.com.tr/cervantes-enstitusu-genel-direktoru-bagimsiz-filistin-devleti-barisin-tek-yoludur/ https://www.haber60.com.tr/cervantes-enstitusu-genel-direktoru-bagimsiz-filistin-devleti-barisin-tek-yoludur/#respond Tue, 13 Feb 2024 08:48:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=7632 Cervantes Enstitüsü Genel Direktörü İspanyol şair ve yazar Luis Garcia Montero, bölgede barışın sağlanmasının tek yolunun bağımsız Filistin devletinin kurulmasından geçtiğini dile getirdi.

Cervantes Enstitüsünün Ankara’da açacağı şube vesilesiyle Türkiye’ye gelen Montero, AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Daha önce İspanyol El Pais gazetesinde kaleme aldığı yazılarda da Gazze’de yaşananlara değinen Montero, Uluslararası Adalet Divanında soykırım suçlamasıyla yargılanan İsrail’in Gazze’de yaptıklarına tepki gösterdi.

Jean-Paul Sartre’ın “Aydın çağından mesuldür.” sözüne atıfta bulunan Montero, “Bu noktadan yola çıkan bir şahıs olarak dünyaya bakıyorum, insanlık onurunu ve insan haklarını son derece önemsiyorum. Gazze’de olup bitenlerin insan haklarının ihlali olduğunu düşünüyorum. Hiçbir terör eylemini desteklemiyorum ama binlerce Filistinlinin, çocuğun, yaşlının ve terörle hiçbir ilgisi olmayan insanın öldürülmesine yol açan saldırıyı kınıyorum.” ifadelerini kullandı.

Montero, İspanya’nın Gazze konusundaki tutumuna ilişkin, “İspanya’nın üstlendiği rol nedeniyle kendimi çok onurlu hissediyorum. İspanya bir barış ülkesi olarak BM ile birlikte Gazze’de acil ateşkesi, insan haklarına uyulması gerekliliğini ve barışı garantileyecek bir bağımsız Filistin devletinin kurulmasını savunuyor.” dedi.

“İspanya’da her geçen gün Türkiye ve kültürünün önemi artıyor”

Montero, Cervantes Enstitüsünün İspanyol dili ve kültürünün öğretilmesi için kurulduğunu belirterek, İspanyolca öğrettiklerini, kültürlerini yaymaya çalıştıklarını, akademik faaliyetler yürüttüklerini ve edebiyat, müzik, sinema, düşünce, gazetecilik ve kültür kelimesinin kapsadığı her alanda aktiviteler düzenlediklerini söyledi.

Dünyada geçerliliği bulunan İspanyolca bilgisi sertifikası verme yetkisinin de Cervantes Enstitüsüne ait olduğuna dikkati çeken Montero, İspanyolca öğrenmek isteyen herkesin tıp, hukuk, gezi gibi arzu ettiği her alanda enstitüde özel kurslar alabileceğini kaydetti.

Montero, “İspanyolca merak uyandıran bir dil çünkü Çinceden sonra ana dil olarak en çok konuşulan 2’nci, İngilizceden sonra da uluslararası alanda en yaygın 2’nci dil.” diye konuştu.

Türkiye’de de İspanyolcaya büyük talep olduğu için Ankara’da yeni şube açtıklarını aktaran Montero, hem bu sebeple hem de İstanbul’daki merkezi ziyaret etmek için Türkiye’ye geldiğini söyledi.

“İspanya’da her geçen gün Türkiye ve kültürünün önemi artıyor.” ifadesini kullanan Montero, İspanya’da Türk edebiyatına ilgi konusunda Orhan Pamuk ve Mario Levi gibi yazarların İspanyolcaya çevrilen eserlerini örnek gösterdi.

İslam kültürünün İspanya üzerine etkisi

Endülüs döneminde Müslüman Arap varlığının en yoğun olduğu şehirlerden birindeki Granada Üniversitesinde edebiyat profesörü olan Montero, İslam ile İspanya kültürlerinin etkileşimi konusuna da değindi.

Montero, “Müslüman Araplar 8. yüzyılda İber Yarımadası’na geldi. 1492 yılında Hıristiyanlarla savaştıktan sonra Granada’dan ayrıldılar. Yani yüzyıllar boyunca Endülüs’te, benim şehrimde yaşadılar ve oldukça derin bir iz bıraktılar.” dedi.

Arapçadan İspanyolcaya geçen çok sayıda kelime ve ifade olduğuna dikkati çeken Montero, Granada Üniversitesinde Arap kültürü çalışmalarının geleneksel ve önemli olduğunu, hatta üniversite bünyesinde bir Arap çalışmaları enstitüsü bulunduğunu aktardı.

Montero, Granada’daki Elhamra Sarayı’nın dünyanın en çok ziyaret edilen anıtlarından biri olduğunu hatırlattı.

Araplar ile Hıristiyanların uzun yıllar bir arada yaşadığına işaret eden Montero, “Elhamra’nın duvarları Arapça şiirlerle, dualarla dolu.” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cervantes-enstitusu-genel-direktoru-bagimsiz-filistin-devleti-barisin-tek-yoludur/feed/ 0