Anne – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Tue, 10 Sep 2024 12:07:06 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Selena Gomez: Kendi çocuğumu taşıyamayacağım https://www.haber60.com.tr/selena-gomez-kendi-cocugumu-tasiyamayacagim/ https://www.haber60.com.tr/selena-gomez-kendi-cocugumu-tasiyamayacagim/#respond Tue, 10 Sep 2024 12:07:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/selena-gomez-kendi-cocugumu-tasiyamayacagim/ Selena Gomez, tıbbi nedenlerden dolayı çocuk ‘taşıyamayacağını’ açıkladı. 32 yaşındaki şarkıcı ve oyuncu, verdiği röportajda, doğal yollardan anne olamayacağını öğrendiğinde bir süre bunun yasını tuttuğunu anlattı.

Bunu daha önce kamuoyuna açıklamadığını ifade eden Selena Gomez; “Ne yazık ki kendi çocuklarımı taşıyamayacağım. Hayatımı ve bebeğimi tehlikeye atacak birçok tıbbi sorunum var. Bir süre önce bu, çok üzüldüğüm bir şeydi” diye konuştu.

TAŞIYICI ANNE YA DA EVLAT EDİNME SEÇENEKLERİ

Anneliğe giden yolu farklı olsa da Selena Gomez, bir gün anne olmak istediğini belirtti. Gomez; “Taşıyıcı annelik veya evlat edinme konusunda istekli harika insanların bulunmasını bir nimet olarak görüyorum. Bunların her ikisi de benim için büyük olasılıklar” dedi.

Selena Gomez; “Bu durum, anne olmak için can atan insanlara yönelik imkân sunanlara gerçekten minnettar olmamı sağladı. Ben de o insanlardan biriyim. Bu yolculuğun neye benzeyeceği konusunda heyecanlıyım ama biraz farklı görünecek” diye konuştu.

HEDEFİ 35 YAŞ

Selena Gomez, taşıyıcı anneden de olsa, evlat da edinse çocuğun kendisinin olacağını söylerken; “Sonuçta yöntem önemli değil. O benim olacak. Benim bebeğim olacak” dedi.

Ünlü yıldız, şu anki erkek arkadaşı, müzik yapımcısı Benny Blanco ile birlikte olmaya başlamadan önce de 35 yaşında anne olma arzusunu dile getirmişti.

SEVGİLİSİ DE ÇOCUK İSTİYOR

Selena Gomez ve 36 yaşındaki sevgilisi, 2023’ten bu yana birlikte. Blanco da katıldığı bir programda, Gomez ile çocuk sahibi olmak istediğini açıklamıştı.

Haber Kaynak : HABERTURK.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/selena-gomez-kendi-cocugumu-tasiyamayacagim/feed/ 0
Doğuştan böbrek yetmezliği olan genç, annesinden böbrek nakliyle yaşama tutundu https://www.haber60.com.tr/dogustan-bobrek-yetmezligi-olan-genc-annesinden-bobrek-nakliyle-yasama-tutundu/ https://www.haber60.com.tr/dogustan-bobrek-yetmezligi-olan-genc-annesinden-bobrek-nakliyle-yasama-tutundu/#respond Thu, 25 Jul 2024 07:12:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42138

MUĞLA’da doğuştan böbrek yetmezliği rahatsızlığı olan Sudenaz Kızılca (17), annesi Seray Kızılca’nın (40) bağışladığı böbrekle yaşama tutundu. Kızına hiç düşünmeden böbreğini bağışlayan Kızılca, “Tarif edilemeyecek bir duygu içindeyim. İkinci kez can olmak iyi bir şey” dedi. Sudenaz Kızılca ise “Annem doğurduğunda ilk canını bana vermişti. İkinci canını 17 yaşımda bir daha verdi. Canımı istese canımı veririm” diye konuştu.

Fethiye ilçesinde yaşayan Sudenaz Kızılca’ya, 6 yaşına geldiğinde doğuştan böbrek yetmezliği teşhisi konuldu. Böbrek fonksiyonunun yüzde 50’ye kadar düşmesi üzerine İzmir’e sevk edilen Kızılca, 2012 yılında İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde idrar yollarından böbreklere kaçak olduğu tespit edilince hemen ameliyat edildi. Tedavisine çok geç kalındığı için İzmir’de 4 yıl kadar hastalığı takip edilen Sudenaz Kızılca, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’ne sevk edildi. 2016’dan 2022 yılına kadar Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nde tedavisi süren Kızılca’nın sağlık durumunun gün geçtikçe kötüye gitmesi üzerine nakil olması gerektiği ifade edilerek, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’ne gönderildi. Akdeniz Üniversitesi Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü’nde kadavradan böbrek nakli için sıraya giren Sudenaz Kızılca’ya, böbrek çalışma değerinin yüzde 14’e düşmesi üzerine acil diyalize girmesi ve ardından nakil olması gerektiği belirtildi. Nakil olmak için lise eğitiminin bitmesini bekleyen Kızılca, okul bitince karnesini alamadan 27 Haziran’da annesinden nakledilen böbrekle yaşama tutundu.

SON AŞAMADA ANNESİNDEN NAKİL OLDU

Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Çocuk Nefroloji Bölümünde tedavisi tamamlanan Sudenaz Kızılca, böbrek yetmezliği nedeniyle yaşadığı sıkıntıları anlattı. Kızılca, “Bebeklikten böbrek rahatsızlığım vardı. Fethiye’de fark edemediler. 6 yaşında İzmir’e gittim. Orada teşhis konuldu. Böbrek ameliyatı oldum. Böbreğimdeki kaçağı kapattılar. Düzenli ilaçla yüzde 50 çalışan böbreğimi götürmeye çalıştılar. Akdeniz Üniversitesi’ne geldiğimde böbreğim yüzde 14 çalışıyordu. Naklin son aşamasına geldim. Diyalize alınacaktım, alınmadım. Lise eğitimimin bitmesini bekledim. Lise bitince direkt nakil oldum. Zorlu bir süreç geçirdim. 6 yaşında çocuk olduğum için çok sayıda ilaç kullanıyordum. Çok zorlanarak, ağlayarak ilaçlarımı içiyordum. 6 yaşıma kadar çocukluğum kabus gibi geçmişti. İştahsızlık, yemek yememe gibi durumlarım vardı. Çok zayıftım. Şimdi bundan sonra inşallah daha iyi olacağım” ifadelerini kullandı.

‘CANIMI İSTESE CANIMI VERİRİM’

Böbrek naklinden başta korktuğunu söyleyen Kızılca, “Annem böbreğini vereceğini söyledi. Annem doğurduğunda ilk canını bana vermişti. İkinci canını 17 yaşımda bir daha verdi. Canımı istese canımı veririm. İki canı bir arada verdi. Bazı anneler çocuklar için canını verir. Ben nakilden çok korkmuştum ama korkulacak bir şey yokmuş. Olduktan sonra herkese Allah yardım ediyor. Organ bağışı yapmalarını istiyorum. Her bir can, ilerde çocuklarınıza can olabilir. O yüzden bağış yapın” diye konuştu.

Hemşire olmak istediğini aktaran Sudenaz Kızılca, “Liseyi hemşire olarak bitirdim. Bu süreçte çok acı çektim. Bundan sonra başkalarına can olabilmek için hemşirelikte devam etmek istiyorum. Allah izin verirse üniversiteden sonra inşallah hemşire olmak istiyorum” dedi.

HİÇ DÜŞÜNMEDEN BÖBREĞİNİ VERDİ

Seray Kızılca ise kızı Sudenaz’ın bebekliğinden beri böbrek rahatsızlığı çektiğini belirterek, “Bebeklikte hep ateşlenirdi. Ateşlendiği zaman hastaneye götürürdüm. Boğaz enfeksiyonu deyip antibiyotik tedavisi yapıp geri çevirirlerdi. 6 yaşından sonra bir şeylerin farkına vardım, halsiz kalmaya başladı. Başka bir hastaneye götürdüm. İzmir, Denizli veya Antalya’ya gitmemiz gerektiğini söylediler. İzmir’e gittik, orada kapalı bir ameliyat oldu. Böbreklerde yüzde 15 açıklık kaldı, dediler ona da ilaç tedavisi uygulamaları gerektiğini söylediler ama ilaç tedavisi uygulansa da böbrek hasar gördüğü için sonunda nakil olması gerektiğini belirttiler. Nakli ötelemiş olduk. 17 yaşına kadar iyi bir süreç geçirmedik. Her gün hastanelerdeydik. 17 yaşında en son raddeye geldi. Antalya’da da nakil olmamız önerildi. Ben de hiç düşünmeden böbreğimi verdim” ifadelerini kullandı.

TARİFSİZ BİR DUYGU

Nakil için karar vermesinin çok uzun sürmediğini söyleyen Kızılca, “10 ay önce nakil olmamız gerekiyordu ama kızım ‘Liseden mezun olduktan sonra nakil olacağım’ dedi. Anne de olsanız bir şey söyleyemiyorsunuz. Mezuniyet sonrasında nakil oldu. Çok tarif edilemeyecek bir duygu içindeyim. Herkesin bağış yapmasını istiyorum. Hele ki, evlatları için bunu yapmalılar. İkinci kez can olmak da iyi bir şey. Evlatlar için bunu yapmak çok önemliymiş. Herkes organ bağışı yapsın” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/dogustan-bobrek-yetmezligi-olan-genc-annesinden-bobrek-nakliyle-yasama-tutundu/feed/ 0
Damla Ersubaşı ve eski eşi birbirine girdi! Eskort göndermesi ortalığı karıştırdı https://www.haber60.com.tr/damla-ersubasi-ve-eski-esi-birbirine-girdi-eskort-gondermesi-ortaligi-karistirdi/ https://www.haber60.com.tr/damla-ersubasi-ve-eski-esi-birbirine-girdi-eskort-gondermesi-ortaligi-karistirdi/#respond Sat, 20 Jul 2024 21:12:45 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41095 Sihirli Annem dizisinde canlandırdığı Tuğçe karakteriyle tanınan Damla Ersubaşı, 2016 yılında evlendiği Mustafa Can Keser ile 2020’de olaylı bir şekilde boşandı. Keser’den dünyaya gelen iki kızını arkadaşına bırakarak Kıbrıs’a giden Ersubaşı ile eski eşi arasında kavga çıktı. İkili birbirine sert sözlerle yüklendi.

“KIZLARIM SENİN UMRUNDA BİLE DEĞİL, SENİN DERDİN TAMAMEN BENİM”

Damla Ersubaşı’nın kızlarını arkadaşına bırakarak Kıbrıs’a gitmesine sinirlenen Mustafa Can Keser, Instagram hesabından yaptığı paylaşımda “Senin derdin hiçbir zaman kızlarımız olmadı. Umurunda bile değiller. Ben varken kızlarımı kimseye bırakamazsın onlar benim namusum. Beni vurabileceğin yek yer kızlarım olduğu için onların üzerinden ilerliyorsun. Senin derdin çocuk falan değil tamamen benim. Ama benim tek derdim kızlarım güvenilir, sağlıklı ortamda olması. Kıbrıs’ta sana iyi tatiller” ifadelerini kullandı.

“BENİM KIZLARIM SAHİPSİZ GİBİ KİMSENİN YANINDA KALAMAZ”

Mustafa Can Keser, kendisinin silahlı koruma ile gezmesini gerekçe göstererek kızlarının güvenliğinden şüphe ettiğini belirten Ersubaşı’na cevap vererek “Ben iş adamıyım, silahlı korumam kadar normal bir durum yok ve yasal. Başım belada değil bana babalık tavsiyesi verene kadar önce annelik yapmalısın” dedi. Kızlarını, Ersubaşı’nın bıraktığı arkadaşının yanından alan Keser “Kızlarımı gidip aldım şimdi benimleler. Aldığım yer annelerinden daha güvenilir ama kızlarım sahipsiz gibi kimsenin yanında kalamaz” diyerek tepki gösterdi.

“UCUZ VAROŞ SENİ”

Eski eşine ağır ithamlarla yüklenen Keser, paylaşımlarına şu ifadelerle devam etti: “Süper mükemmel anne, kızların burada sen neredesin? Üzülüyorum sana, ağa da benim paşa da benim itirazı olan gelsin. Annelik şovunu yaparken milletin evinden kızlarımı topluyorum ama dur sen süper annesin, felaket bir şeysin sen ya. Seni görenler kendine anne diyemez. Ucuz varoş seni bir benimle olmadan önce haberlerine bak bir de benden sonrasına… Instagram annesi seni, 15 saniyelik story annesi seni. Sen bu çocuklara adam gibi düzgün baksan neden senden almak isteyeyim? Derim ki anneleri aslan gibi bakıyor, yanında olurum. Ama sen stroy de yaptığın anneliğe inanıyorsun çünkü hastasın. Sana gelen yorumlara kapılıp gidiyorsun. 2 çocuğa da 2 bakıcı tuttum yine yapamadın. Sen bu kızlara annelik yapsan neden davası açıp almaya çalışayım?”

DAMLA ERSUBAŞI’YA ESKORT GÖNDERMESİ

“Ah canım benim nafaka davası mı açtın, ben her zaman her yerde ödemediğimi söylüyorum ki zaten. Çevren ve sen de biliyorsun ki kat kat fazlasını yapıyorum. Günlük paralı oyun istekleri nafakanın 3-4 katı. Bak iftira atmıyorum sana pe… kadar ismini söylüyorum. Bu arada eskort sevmek ne zaman suç oldu? Ya da sevmek ne zaman kötü oldu? Herkes hata yapar senin de hata yaptığını düşündüm ve zamanında çok sevdiğim için nikahıma aldım. Sen aileni, eskort çevrene değiştin. Benim bu dünyada kimseden korkmadığım bilinir. Bu arada ailemin parasını da gönder. Dolandırarak aldığın ya da 2-3 katını verelim kızlarımı bana ver.”

DAMLA ERSUBAŞI’NDAN ZEHİR ZEMBEREK CEVAP: CİBİLİYETSİZ, KAYPAK

Eski eşinin paylaşımlarına ağır sözlerle cevap veren Damla Ersubaşı ise şu ifadeleri kullandı: “Senin gibi kaypak maalesef iki kızımın babası oldu. Kızlarımın hatırına susayım dedim ama sen hala kendince bir güç savaşında olduğun için yalandan yere bile olsa kızlarımın annesi demediğin için park babası ben de susmayacağım. Sen kimsin benim kızlarıma namus bekçiliği yapacaksın? Sen kim olabilirsin kendi adamlığına bak önce. Haddini bil kendi namusuna dahil olan kah… yap bekçiliğini. En başta da 100 dolara muhtaç ettiğin çocuğuna yağ. Utan be cibiliyetsiz. Reklam peşinde koşan terbiyesiz. Senin derdin benimle. Sen adam olsaydın 9 yaşına yaklaşmış çocuğuna babalık yapardın. Sakın beni konuşturma. Yok DNA yok şu yalanlarını da bırak. Ama sen öyle bir cibiliyetsiz kaypaksın ki beni bile konuşturmak zorunda bırakıyorsun. Beni zorlama. Seninle evlendiğim gün kendini kanıtlamaya çalışıp reklamlarını yaptırdın ama bugünü, sana getirdiklerine bak. Kusura bakma birtanem benim sayemde kendini iş adamı dedirtmeye çalıştın yine benim kızlarımın ahıyla yok olacaksın. Destur çekeceksin benim kızlarımın adını ağzına alırken.”

“KİMİN NAMUSUNA BULAŞTIN DA KORUMAYLA GEZİYORSUN”

“Çocuklarımın üzerinden prim kasma. Benim çocuklarım orada babaların onların güzel fotoğraflarını çekiyor düşüncesiyle poz verirken ka… laflarına masum iki kız evladını bulaştırma. Kendi çemberinde oyna. Sürekli fotoğraf, video… Ne kadar cahil ne kadar boş beyinlisin. Ulan benim kızım elinde Ipad senin annesine attığı iftirayı, onları kullandığın fotoğraf ve videoyu görmek zorunda mı ya yeter şam babası. Park babası! Neden koruma ile geziyorsun kimsen korkuyorsun yine kimin namusuna bulaştın bir söyle bakalım. Benim çocuklarımdan uzak dur ahlaksız.”

YAŞADIKLARINI HABERLER.COM STÜDYOSUNDA ANLATMIŞTI

Şubat ayında Haberler.com Haber Bahane programına konuk olan Damla Ersubaşı, biten evliliğinden bahsederken “Evlendiğimizde ben 3 aylık hamileydim. Eski eşim öfkesini yenemiyordu, sorunlarımızı aşamıyorduk. Konuşup düzeltemediğimiz şeyler oldu. Beni aldattı ve yakaladım. İhaneti kendisi de kabul etmişti. Kendi gece kulübünde yaptığı için görüntüler vardı. 9 aylık hamileyken aldatıldığımı öğrendiğimde yıkılmıştım. Doğuma girerken hep ne yapacağımı düşündüm. Eski eşimden ilk kızım doğduktan sonra şiddet de gördüm. Şiddet, aldatılmaktan çok daha kötü bir his. Bana şiddet uyguladığında ben ne yaptım diye düşündüm. Çok zordu… Çocuklarımın babası olduğu için eski eşimin yaptıklarını affetmiştim. Benim yanlışlarım ve hatalarım oldu ama hiçbir zaman çocuklarıma ve eşime zarar verecek bir şey yapmadım” demişti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/damla-ersubasi-ve-eski-esi-birbirine-girdi-eskort-gondermesi-ortaligi-karistirdi/feed/ 0
15 Temmuz Gazisi Vahide Şefkatlioğlu, Protez Bacağına Kavuşmak İstiyor https://www.haber60.com.tr/15-temmuz-gazisi-vahide-sefkatlioglu-protez-bacagina-kavusmak-istiyor/ https://www.haber60.com.tr/15-temmuz-gazisi-vahide-sefkatlioglu-protez-bacagina-kavusmak-istiyor/#respond Mon, 15 Jul 2024 08:45:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39509 İstanbul’da 15 Temmuz 2016’da FETÖ’nün darbe girişiminde eşi şehit olan, kendisi de bir bacağını kaybeden gazi Vahide Şefkatlioğlu, protez bacağına kavuşarak çocukları ve torunlarıyla geçireceği günlerin hayalini kuruyor.

Üç çocuk annesi 47 yaşındaki Vahide Şefkatlioğlu, 15 Temmuz’da evde bulunduğu sırada kız kardeşinin telefonla arayarak “darbe girişimi” olduğunu söylemesi üzerine eşi ve bir oğluyla sokağa çıktı.

Çok sayıda vatandaşla Atatürk Havalimanı’na yürüdükleri sırada üzerlerinden tank geçmesi sonucu eşi şehit, kendisi de gazi olan Şefkatlioğlu, 1 yıl hastanede tedavi gördü.

Bacağına takılan protezi kullanamayan, 8 yılı hep birilerine muhtaç geçiren Şefkatlioğlu, artık kendi işlerini yapabilmek, çocukları ve torunlarıyla güzel anılar biriktirmek için bacağına uygun yeni bir protez yapılması amacıyla Gaziler Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 2 aydır tedavi görüyor.

“Benim Türk askerimin bana saldıracağı 40 yıl düşünsem aklıma gelmez”

15 Temmuz günü ve sonrasında yaşadıklarını AA muhabirine anlatan Şefkatlioğlu, kız kardeşi darbe girişimi olduğunu söylediğinde iç savaş çıktığını düşünerek ağladığını ve hemen dışarı çıkmak istediğini belirtti.

“Normalde o kadar cesaretsiz bir insanımdır ki ama o gün Allah’ın gerçekten büyük lütfu, içimde bir gram bile korku yoktu.” diyen Şefkatlioğlu, o zaman 9 yaşında olan en küçük kızı ile ablasına “Siz evde kalın” diyerek, oğlu ve eşiyle dışarı çıktığını söyledi.

Kalabalığa doğru yürümeye başladıklarını belirten Şefkatlioğlu, şöyle devam etti:

“Benim Türk askerimin bana saldıracağı 40 yıl düşünsem aklıma gelmez. ‘Emniyete saldırı yapılmış’ dediler o alana doğru gitmeye başladık. Çıktığımızda çok fazla kalabalık yoktu. 15, 20 dakika geçince maşallah öyle bir akın oldu ki o gençleri görünce ben bir yandan ağlıyorum bir yandan tekbir getiriyorum. ‘Allah’a binlerce şükürler olsun, Allah’ın izniyle bu vatan yıkılmaz bu kadar ülkesini seven gençler varken’ diyorum. O günkü o vatan sevgisi, bayrak sevgisi başka bir şeydi. Gençlerin elindeki bayraklar, tekbir sesleri, bu kadar vatanını seven gençlerimizin olması çok gurur verici bir şeydi.”

“Al bayraklı üniformamı giyip de beni ezmesi ne kadar büyük acı”

Şefkatlioğlu, oğlunun bulundukları yerden karşı tarafa geçtiğini, eşi ve kendisinin de kalabalıkla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı karşılamak üzere havaalanına yürümeye başladığını anlattı.

Eşinin kendisine eve gitmesini söylediğini ancak “ölmek var, dönmek yok” diyerek bunu kabul etmediğini aktaran Şefkatlioğlu, otobana doğru yürümeye başladıklarını, bariyerlerden atlayarak otobana geçtiklerini ifade etti.

Yaklaşık 15, 20 dakika yürüdükten sonra arkasına baktığında çok büyük bir kalabalık gördüğünü aktaran Şefkatlioğlu, o an yaşadıklarını şöyle anlattı:

“Oradan tankın geçmesi imkansızdı. Tankın oradan geçmesi için içindekinin insan değil canavar olması lazım. Bir insan karıncayı ezemezken bu kadar merhamet duygusunu yitirmiş insanların olması, al bayraklı üniformamı giyip de beni ezmesi ne kadar büyük acı, bunun zaten izahı bile yok. Karşınızdaki düşman olsa diyeceksin ki ben düşmana karşı savaşıyorum. Ama bu benim tankım, benim silahım ve bunlarla bizi vuruyorlar, eziyorlar. 15 dakika sonra ateş etmeye başladılar. Ben tankı görmedim. Ateş insanların üstüne saçılmaya başladı. Herkes koşmaya başladı. Herkes bir kenara kaçmaya başlayınca eşim de bana ‘biz bariyerlerin üstünden atlayalım’ dedi. Ben de eşime ‘sen üstten atla ben alttan geçeyim’ dedim. Eşim ayağını bariyerlerin üstüne attı. Ben alttan elimi koydum. Tank o anda üstümüzden geçti. O kadar hızlı geliyormuş ki sadece ‘Allah’ dedim. Şuurumu kaybetmedim. Bir çocuk ‘ablayı kurtaralım’ diye bağırmaya başladı. Kimisi ‘Ambulans gelsin’ diyordu. Biri de ‘Ambulans gelirse kan kaybından ölebilir çünkü bacakları kopmuş’ dedi ve beni bir araca bindirdiler. Acı falan da hissetmedim. Gerçekten Allah hiçbir acı hissettirmedi bana.”

“İmanımızla, vatanımızı kanımızın son damlasına kadar koruduk”

Vahide Şefkatlioğlu, 2,5 ay yoğun bakımda tedavi gördüğünü, 1 yıl da hastanede kaldığını belirterek, uyandığında ilk olarak “Vatan kurtuldu mu?” diye sorduğunu dile getirdi.

Sonrasında sol bacağının kesileceğini öğrendiğini anlatan Şefkatlioğlu, eşinin durumunun da ağır olduğunu söylediklerini ifade etti.

Sağ bacağından ise 8 ameliyat olduğunu belirten Şefkatlioğlu, “Bir yıl boyunca sağ bacağımı kurtarmaya çalıştılar. 6 ay elimi kullanamadım, parçalanmıştı. Dikiş tutmadığı için zımbalıydı. Doktorlar ‘Senin ölüm kağıdını yazıyorduk ama mucize gibi kurtuldun’ dedi. Eşimin vefatını 1,5 ay sonra öğrendim. Herkese ‘Eşim nerede, nasıl, ne oldu?’ diye soruyorum, yalvarıyorum, görmek istiyorum. Oğlum, ‘Anne, babam şehit oldu’ dedi. Ne mutlu ki şehit olmuş. Allah’tan gelen baş göz üstüne. Onun gururu çok büyük bir şey.” diye konuştu.

O gün dışarı çıktığı için asla pişman olmadığını vurgulayan Şefkatlioğlu, “Vatan için bir kere değil bin kere yine ölürüz. Bir Vahide gider, bin Vahide gelir. Bir Mehmet gider bin Mehmet gelir. Ama bir vatan geri gelmez. O geceye herkes kanlı gece diyor. Biz o kanlı geceyi şanlı geceye çevirdik. Onurumuzla, gururumuzla, elimizdeki iman gücüyle gerçekten vatanımızı kurtardık. Onlar tanklarla, tüfeklerle geldi, biz imanımızla, vatanımızı kanımızın son damlasına kadar koruduk.” ifadelerini kullandı.

“Bundan sonra kimseye bağımlı olmak istemiyorum”

Şefkatlioğlu, çocuklarının babasız büyümesinin çok zor olduğunu, onlara hem anne hem de baba olmaya çalıştığını belirterek, “Ben bu yola da Allah için çıktığımdan mükafatını Rabbim verecek bana. Onun takdirini kazanmak bence her şeyden daha önemli. Elhamdülillah ki Rabbim bize bu şerefi, onuru verdi. Bu gururu 3 evladım da yaşıyor. Böyle bir babaya sahipler. Zaten mükemmel bir insan, çok iyi bir babaydı. Evlatları için her şeyi yapıyordu.” dedi.

15 Temmuz sonrası bacağı kesilerek protez takıldığını ifade eden Şefkatlioğlu, ancak 8 yıldır doğru düzgün yürüyemediğini dile getirdi.

Bu yıl Gaziler Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yeni bir protez için tedavi sürecine girdiğini aktaran Şefkatlioğlu, şöyle konuştu:

“Bacağım aşırı derecede ödem toplamıştı. Eski protezi taktığımda dengemi kaybediyordum, düşüyordum. Geldiğimden beri buradaki herkes gerçekten çok güzel ilgileniyor. Artık kendi ihtiyaçlarımı karşılamak istiyorum. Bundan sonra kimseye bağımlı olmak istemiyorum. Yanımda biri olmadan dışarı çıkamıyorum ve artık tek başıma bir şeyler yapmak istiyorum.”

Eşi hayattayken küçük bir restoran açmayı düşündüklerini aktaran Şefkatlioğlu, “Allah da nasip ederse eşim ve kendi adıma böyle bir şey yapmayı düşünüyorum. Bir de 18 yaşında bir kızım var. O kızım 9 yaşından beri bana hep anne oldu. Artık ben ona anne olmak istiyorum. Onunla bir şeyler yapmak istiyorum. Çünkü o da çok yıprandı. Hep bana baktı. Küçüklüğünü yaşayamadan büyüdü, her şeyimi o yapıyordu. Ona anne olmak istiyorum. Onu bir yerlere götürmek, onunla vakit geçirmek istiyorum artık. Onun da bir annesi olduğunu hissettirmek istiyorum.” dedi.

Şefkatlioğlu, iki torunu olduğunu, onlarla da vakit geçireceği günleri düşündüğünü söyledi.

15 Temmuz darbe girişiminin ardından yargılanan bazı askerlerin serbest kalmasının canını acıttığını vurgulayan Şefkatlioğlu, “Onların serbest kalmasını istemiyorum. Ben burada bir bedel ödediysem onların da bedel ödemesini istiyorum. Vatanımızın tekrar böyle bir şey yaşamasını istemiyoruz.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/15-temmuz-gazisi-vahide-sefkatlioglu-protez-bacagina-kavusmak-istiyor/feed/ 0
15 Temmuz şehidinin 5 yaşındaki yeğeni de dayısı gibi polis olmak istiyor https://www.haber60.com.tr/15-temmuz-sehidinin-5-yasindaki-yegeni-de-dayisi-gibi-polis-olmak-istiyor/ https://www.haber60.com.tr/15-temmuz-sehidinin-5-yasindaki-yegeni-de-dayisi-gibi-polis-olmak-istiyor/#respond Sun, 14 Jul 2024 21:12:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39352 15 Temmuz şehidinin 5 yaşındaki yeğeni de dayısı gibi polis olmak istiyor

Fatih Dalgıç’ın annesi 8 yıldır oğlunun acısının ilk günkü gibi taze olduğunu söyledi

Şehit yeğeni 5 buçuk yaşındaki Buğra Bulut:

“Her gün oğlumla birlikte yaşıyorum hiç ölmüş gibi hissetmiyorum”

“Fatih defnedildikten sonra doktorluğu kazandığı sonuçlar açıklandı”

ESKİŞEHİR – 15 Temmuz 2016 yılında yapılan hain darbe girişimi esnasında girdiği çatışmada şehit olan Fatih Dalgıç’ın annesi, oğlunun acısını ilk günkü gibi taze odluğunu söylerken, torunu Buğra Bulut ise dayısı gibi polis olmak istediğini belirtti.

Fetullahçı Terör Örgütü tarafından 15 Temmuz 2016’da gerçekleştirilen darbe girişimi esnasında, koruma görevi için İstanbul’da bulunan polis memuru Fatih Dalgıç, arkadaşlarına yardım için gittiği Çengelköy’deki Polis Merkezi Amirliği’nde girdiği çatışmada şehit düşmüştü. 8 yıl önce gerçekleşen hain darbe girişimi esnasında şehit düşen Eskişehir’in Çifteler ilçesine bağlı kırsal Alikan Mahallesi’ne nüfusuna kayıtlı Fatih Dalgıç’ın annesi Asiye Dalgıç, yaşadığı acının hala taze olduğunu anlattı. Anne Dalgıç, İstanbul’da görevini tamamladıktan sonra izne ayrılan ama buna rağmen arkadaşına yardıma koştuğu esnada şehit düşen Fatih Dalgıç’ın, eşyalarını ve fotoğraflarına sık sık bakarak özlem gidermeye çalıştığını söyledi. Asiye Dalgıç’ın 5 buçuk yaşındaki torunu Buğra Bulut ise dayısı Fatih Dalgıç gibi polis memuru olmak istediğini belirtti.

“Ben her gün oğlumla birlikte yaşıyorum hiç ölmüş gibi hissetmiyorum”

Oğlunun şehadeti ile gurur duyduğunu fakat acısının ilk günkü gibi taze olduğunu belirten Asiye Dalgıç, “Oğlum İstanbul’daydı. O gün çok değişikti, içimde çok acı verdi. Çocuklar anne gel televizyonda darbe var dediler, çocuklar kalbim sıkışıyor dedim, televizyona bakmadım. Sabah da amcası çocukları tek tek aradı yoklamak için arkadaşı fatih yaralı dedi. Yaralı deyince onlar gittiler almaya. Yaralı değilmiş hastanede vefat etmiş. Bir yandan gurur duyuyorum Allah da ona göre sabrını veriyor. Çok acı bir şey Allah düşmanıma yaşatmasın bu acıyı. İlk gün ki gibi o acıyı yaşıyorum. Bir hafta önceden bu acı içime çöküyor. Çok zor, anlatılacak gibi değil. Polislik fotoğrafları var. Onlar öbür evimde getirmedim fotoğraflarını. Her gün açıp bakıyorum. Her gün benimle yaşıyor, ben her gün oğlumla birlikte yaşıyorum hiç ölmüş gibi hissetmiyorum” dedi.

“Doktorluğu kazandığı sınavın sonucunu göremedi”

Oğlunun doktor olmak için sınav verdiğini ve şehit düştüğü için kazandığı sınavın sonuçlarını göremediğini belirten Anne dalgıç şöyle devam etti:

“Cuma günü saat 3 gibi, “Anne seni öyle bir yaşatacağım ki aklın hayalin durur” dedi. “Ben doktor oldum pazartesi günü sonuçlar açıklanacak” dedi. Darbeden bir gün önceydi. “Tamam oğlum” dedim. Ama gece bu olay yaşandı. Sınavı verdi doktorluğu kazanmıştı. Fatih defnedildikten sonra pazartesi sonuçlar açıklandı. Küçük kardeşide Ankara’da polisti, “Cumartesi sende gel, anneme sürpriz yapalım” demişler. Bana sürpriz yapacaklarmış, bana tam sürpriz oldu.”

“Dayım gibi polis olmak istiyorum”

Dayısı gibi polis olmak istediğini belirten 5 buçuk yaşındaki Buğra Bulut, “5 buçuk yaşındayım. Büyüyünce polis olmak istiyorum. Hırsızları yakalayabileyim diye. Dayım gibi polis olmak istiyorum” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/15-temmuz-sehidinin-5-yasindaki-yegeni-de-dayisi-gibi-polis-olmak-istiyor/feed/ 0
1988’de hayatını kaybeden jandarma er şehit sayıldı https://www.haber60.com.tr/1988de-hayatini-kaybeden-jandarma-er-sehit-sayildi/ https://www.haber60.com.tr/1988de-hayatini-kaybeden-jandarma-er-sehit-sayildi/#respond Sat, 06 Jul 2024 02:09:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37567

VAN’ın Çaldıran ilçesinde 1988 yılında vatani görevini yaparken rahatsızlanarak hayatını kaybeden jandarma er Osman Savsar (21), ailesi ve Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit, Dul ve Yetimleri Derneği Afyonkarahisar Şubesi Başkanı İsmail Kumartaşlı’nın çabaları sonucu şehit sayıldı. Şehit Er Osman Savsar’ın annesi ve ağabeyinin yaşadığı eve Türk bayrağı asıldı.

Afyonkarahisar nüfusuna kayıtlı Jandarma Er Osman Savsar, 1988 yılında vatani görevini yaptığı Van’ın Çaldıran ilçesinde rahatsızlandı. Durumunu bildirdiği komutanı da üstlerine bilgi vererek Savsar’ın il revirine kaldırılmasını talep etti. Talep kabul edildi fakat kardan kapanan yollar nedeniyle Osman Savsar kızaklar üzerinde kardan arındırılmış bölgeye kadar taşındı. Daha sonra araca bindirilen Savsar, il revirine götürüldüğü sırada hayatını kaybetti.

Jandarma er Osman Savsar’ın Afyonkarahisar’da yaşayan ailesi o dönem şehitlik için birkaç kez başvuru yaptı ancak ret cevabı aldı. Geçen yıl ocak ayında Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit, Dul ve Yetimleri Derneği Afyonkarahisar Şube Başkanı İsmail Kumartaşlı, durumu öğrenince tekrar işlemlere başladı. Yapılan girişimlerin ardından Jandarma Er Osman Savsar’ın şehit sayılmasına karar verildi. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü tarafından Osman Savsar’ın şehit kayıtlarına geçtiği tebliğ edilince, İsmail Kumartaşlı da şehidin annesi Melahat Savsar, ağabeyi Basri Savsar ve kız kardeşi Serpil Karakaya’ya haberi vermek için evlerine gitti.

‘DEVLETİMİZ, 36 YIL SONRA OĞLUNU ŞEHİT SAYDI’

Anne Melahat Savsar’a oğlunun şehit kabul edildiğini söyleyen İsmail Kumartaşlı, “Basri ağabeyle hep konuşuyorduk, ne yapabiliriz, diye. Askerde de vefat ettiği için biz senin adına gerekli müracaatları yaptık. Devletimiz, 36 yıl sonra bugün senin oğlunu şehit saydı. Biz de bunun haberini sana vermeye geldik. İşte Emekli Sandığı tarafından kabul edilen yazısı. Bugün itibarıyla senin oğlun Osman Savsar, devlet kayıtlarına da şehit kayıtlarına da geçecek. Bundan sonraki süreç içerisinde Susuz beldesindeki mezarına gideceğiz. Valiliğimize müracaat edeceğiz. Sayın valimizin de selamı var. Mezarının başına bayrağımızı asacağız. 36 yıl sonra geç de olsa devletimiz adına şanlı Türk bayrağımızı öperek sana teslim etmeye geldim, annem” dedi.

İsmail Kumartaşlı hem devlet hem de dernek adına iki Türk bayrağı teslim ettiği anne Melahat Savsar’ın yakasına da rozet taktı. Anne Savsar ise bayrağı alır almaz kendi üzerine örttü. Güçlükle konuşabilen Melahat Savsar, oğlunun şehit sayılması için destek veren herkese dua etti.

Şehidin ağabeyi Basri Savsar da “Bize dünyayı bahşettiler. Bizim gayemiz şehitlik, şu bayrağı alabilmek. Şu bayrağı kapımızın önüne asabilmek, şimdi şehit olanların hepsinin evine bayrak asılıyor, bizim içimizde bu uhdeydi, asamadık; kabrine de asamadık. Şu anda şehitliği aldık, şu bayrağı kapımızın önüne asmak, şehidimizin kabrini yapmak, başına bayrağı asmak bizim gayemiz o. 36- 37 sene olmuş, biz şimdiye kadar zaten bir şey talep etmedik ama o bayrağın asılmaması bizi içimizden yaralıyordu. Biz sadece ona kavuştuk. Sebep olanlardan, devletimizden, milletimizden Allah razı olsun” diye konuştu.

Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit, Dul ve Yetimleri Derneği Şube Başkanı İsmail Kumartaşlı, jandarma er Osman Savsar’ın nasıl şehit olduğunu şöyle anlattı:

“Afyonkarahisar merkez Susuz beldesi nüfusuna kayıtlı Jandarma Er Osman Savsar, 1988 yılında Van Çaldıran’da askerlik hizmetini yaparken rahatsızlığını birlik komutanına bildiriyor. Birlik komutanı rahatsızlığının tedavisi için bir üst komutanlığa daha üst, il merkezinde hastaneye sevki için bilgiyi veriyor. Yalnız, Çaldıran ile gideceği üst komutanlık reviri arasında yoğun kar yağışından dolayı yollar kapalı ve kızaklarla o günkü imkanlar dahilinde yolun belirli bir süresini götürüyorlar, hasta şekilde. Sonrasında yolun açık olan kısmına geldiklerinde araca bindirerek tabur merkezindeki yola çıkarken askerimizin yolda rahmetli olduğunu fark ediyorlar. 1988 yılından bu güne, 36 yıldır daha önce ailemiz girişimlerde bulunmuş yalnız ret cevabı almışlar. Biz ailemizle tanıştıktan sonra gerekli evrakları tekrar temininden sonra gerekli mevkilere müracaatımızı yaptık ve bugün rahmetli Jandarma Er Osman Savsar’ın vazife malulü yani şehit olarak kabul edildiği Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü tarafından tarafımıza tebliğ edildi. Biz de üzücü ama sevinçli haberi annemize bildirmek için bugün geldik. Duygulandık, geç de olsa devletimiz adına bayrağımızı teslim ettik. Şehit sayıldığını bugünden itibaren kendisine tebliğ ettik. Tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/1988de-hayatini-kaybeden-jandarma-er-sehit-sayildi/feed/ 0
Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin Türkiye’nin İlk Fair Play Annesi Seçildi https://www.haber60.com.tr/gaziantep-buyuksehir-belediye-baskani-fatma-sahin-turkiyenin-ilk-fair-play-annesi-secildi/ https://www.haber60.com.tr/gaziantep-buyuksehir-belediye-baskani-fatma-sahin-turkiyenin-ilk-fair-play-annesi-secildi/#respond Fri, 05 Jul 2024 22:48:09 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37380 Gaziantep’te örnek bir liderlik sergileyen Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Türkiye’nin ilk “Fair Play Annesi” ünvanına layık görüldü.

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ile Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK) iş birliğiyle düzenlenen 1’inci Fair Play Anneleri Projesi Paneli, 25 Aralık Kahramanlık Panoraması ve Müzesi’nde gerçekleşti. TMOK tarafından seçilen Şahin, panel öncesi düzenlenen tören ile resmi olarak “Türkiye’nin İlk Fair Play Annesi” ünvanını aldı.

Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, burada yaptığı konuşmada gönüllülük esaslı çalışma anlayışının önemine vurgu yaparak, “İnsan yetiştirmek kolay değil. Merhameti ve vicdanı öğreterek insanı yaşama hazırlamalıyız. O yüzden kendi gönüllülük esasıyla çalışan komiteye partiler üstü bir duruşla Gaziantep’in annelerini Fair Play annesi olarak seçtiği için teşekkür ediyorum” dedi.

“Bu şehri bir anne olarak çok önemsiyoruz”

Bu şehrin çocuklarını bir anne olarak çok önemsediğini belirten Başkan Şahin, “GASMEK’ler açtık. Anneye Süt Bebeğe Can, Hoş Geldin Minik Hemşerim, mahalle kreşleri projelerini devreye koyduk. Eğitim için 7 yaşın çok geç olduğunu söylüyor bilim dünyası. 6 yaş için altın çağ diyor. Merhameti, vicdanı daha sonraki yaşlarda çocuklarımıza öğretmek çok zor. O yüzden okul öncesine çok büyük gayret gösterdik. Gaziantep, doğumdan ölüme eğitim seferberliğinde her konuda ilk 10’da olması gerekiyor dedik. Hamdolsun çalışınca her şey oluyor. Bu yapılan çalışmaların bu gibi platformlarda görünmesi bizim için çok kıymetli” dedi.

Şahin, 6 Şubat deprem sürecini anlattı

Başkan Fatma Şahin, 6 Şubat tarihinde meydana gelen deprem süreci hakkında da önemli ve samimi görüşler bildirdi. Şahin, “Deprem sonrasında afetten en çok etkilenen Nurdağı’na yetişen ilk araç bizimdi. Yeni yolda üç metre büyüklüğünde yarıklar oluşmuştu. Nurdağı, Hatay’ın ve Kahramanmaraş’ın beslenme damarı. Eğer bu ilçemizi hızlıca hareket ederek açmasaydık, daha fazla çocuk, daha fazla anne enkaz altında belki de yaşamını yitirecekti” İfadelerini kullandı.

Deprem sürecinde sabahlara kadar battaniyeler dağıtıp depremzedelerin ihtiyaçlarına bir nebze de olsa cevap verme çabası içinde olduklarını dile getiren Şahin, “Eksi 5 derecede insanlarımız üşüyorlardı. O süreçte Cumhurbaşkanımızla konuştuk. Devletin bütün ağırlığını, babalığını bu bölgelerimizde gösterdik” şeklinde konuştu.

“Gaziantep’i seçerken istatistiki verilerden faydalandık”

Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Fair Play Komisyonu Başkanı Erdoğan Arıpınar, Gaziantep’in Türkiye’nin kutlu toprakları olduğundan bahsederek, “Türkiye’de Gaziantep’in yeri başkadır. Bugün burada bulunmamızın ayrı bir önemi var. Sizlere Fair Play’i anlatmak istiyorum. Bu kavramın Türkçedeki manası insanlıktır. Fair Play, Allah’ın, vicdanının sesini duymaktır. Onun için bu kavramı ülkemizde canlandırmak için yola koyulduk. Hepimiz bu proje için gönüllüyüz. Fair Play Anneleri, dünyada ilk defa hazırlanan bir projedir. Bu proje bizim aklımıza yerel seçimlerdeki kadın belediye başkanlarının başarısıyla geldi” dedi.

Fair Play Anneleri projesinin başlangıç sürecinden de bahseden Arıpınar, “İstatistikleri inceledik. Kazanan belediye başkanları içerisinde Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’in arka arkaya 3 seçimi de kazandığını gördük ve projenin ilk adımı için Gaziantep’i seçtik. Buradaki katılımcılarımız, Türkiye’nin ilk Fair Play Anneleri ünvanını alacak. Tabi, Başkanımız Fatma Şahin’in ilk olma özelliği dolayısıyla ödülünü de bu program vesilesiyle takdim edeceğiz” diye konuştu.

Konuşmaların ardından Türkiye’nin ilk “Fair Play Annesi” seçilen Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’e elde ettiği ünvan dolayısıyla plaket verildi.

Panel öncesi fuaye alanında 11. Dünya Fair Play Karikatür, 1. ve 2. Dünya Fair Play Fotoğraf Yarışması’nda dereceye giren eserler için hazırlanmış sergilerin açılışı da yapıldı. Kurdele kesim töreni sonrası katılımcılar sergileri gezerek, bilgi aldı. – GAZİANTEP

]]>
https://www.haber60.com.tr/gaziantep-buyuksehir-belediye-baskani-fatma-sahin-turkiyenin-ilk-fair-play-annesi-secildi/feed/ 0
Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin Türkiye’nin 1 Numaralı Fair Play Annesi Seçildi https://www.haber60.com.tr/gaziantep-buyuksehir-belediye-baskani-fatma-sahin-turkiyenin-1-numarali-fair-play-annesi-secildi/ https://www.haber60.com.tr/gaziantep-buyuksehir-belediye-baskani-fatma-sahin-turkiyenin-1-numarali-fair-play-annesi-secildi/#respond Fri, 05 Jul 2024 12:15:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37193 Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Türkiye Milli Olimpiyatlar Komitesi (TMOK) tarafından düzenlenecek 1’inci Fair Play Anneleri Paneli’nde “Türkiye’nin 1 numaralı Fair Play Annesi” olarak seçildi.

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ve TMOK tarafından organize edilen 1’inci Fair Play Anneleri Paneli hakkında basın toplantısı düzenlendi.

Türkiye’de yerel yönetimlerle iş birliği yaparak, toplumun temel eserleri olan ailelere ulaşmak ve Fair Play olgusunu ülkedeki annelere anlatmak için planlanan organizasyonda konusunda uzman ekipler konferanslar düzenleyecek. Fair Play ruhunun anneler üzerinden yaygınlaşmasını sağlamayı amaçlayan panellerin birincisi Gaziantep’te düzenleniyor. Proje, Türkiye genelinde 31 Mart 2024 seçimlerinde kadın belediye başkanı seçilen belediyelerle iş birliği yaparak uygulamaya konulacak.

Panelin Büyükşehir Belediyesi Meclis Salonu’ndaki basın toplantısına Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ve Türkiye Milli Olimpiyatlar Komitesi Fair Play Komisyonu Başkanı Erdoğan Arıpınar katılarak basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Şahin’in çalışmaları, projenin başlangıcının Gaziantep olarak seçilmesini sağladı

Annelerin “Fair Play” ruhuna çocuklarının eğitiminde yer vermesi için yapılan panel için Başkan Fatma Şahin’in 6 Şubat Kahramanmaraş Depremleri sonrası yürüttüğü çalışmalar ile kadın bir lider olarak yaptığı başarılı projeler örnek gösterilerek başlangıç ili olarak Gaziantep seçildi. Komite tarafından oy birliği ile seçilen Gaziantep ve Başkan Şahin ile başlayan paneller ileriki yıllarda diğer kadın belediye başkanlarının görev yaptığı kentlerde kura ile belirlenerek devam edecek.

Hedef 10 bin anne

Projenin hedef kitlesi Türkiye’deki anneler olup, ilk planda en az 20 belediye ile 10 bin anneye ulaşılması planlanıyor. Belediyelerle iş birliği yapılarak, proje kapsamında kadın belediye başkanlarının görev yaptığı şehirlerde konferanslar düzenlenecek. Konferanslarda fair play kavramı, çocukların ve toplumun bu kavram çerçevesinde nasıl gelişeceği konularında annelere bilgiler aktarılacak.

“Bana verilen bu unvan şehirdeki her bir anneye verilmiştir”

Toplantıda konuşan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin unvana layık görülmekten dolayı duyduğu mutluluğu ifade ederek, “Bu şehir olmasaydı, bu toprakların çocuğu olmasaydım, bu unvanı almam mümkün değildi. Ben 2 milyonun emanetçisiyim. Her şehir çok zor ama bizim şehir daha da zor. Bana verilen bu unvan şehirdeki her bir anneye verilmiştir. Bu şehirdeki her bir anne de ödüllerin en iyisine layıktır. Bu yüzden yarın yapılacak yemin ve sertifika programı ile Türkiye’de bunu başardığımızda Gaziantep’teki anneleri dünyanın fair play annesi yapma hedefi için yola çıkıyoruz” dedi.

“Gazi şehri aşk ile çalışarak dünyanın en önemli şehirlerinden birine dönüştüreceğiz”

Projenin önemine vurgu yapan Başkan Şahin, “Yarın Gaziantep’teki anneleri Fair Play annesi olarak göstereceğiz. Bu yıl Gaziantep’te aile yılı. Fair Play anneliğini sertifika programına dahil ettiğimizde Fair Play müzesinin olduğu il Konya. Programa katılan annelerimize bir Konya turu yapacağız. Müzeyi görecekler, Hz. Mevlana’nın Türbesi’ni görebilecekler. Bu şehri 3 hedef üzerine koyduk. Dirençli, akıllı ve yeşil şehir yapacağız. Gazi şehri aşk ile çalışarak asla yorulmayarak dünyanın en önemli şehirlerinden birine dönüştüreceğiz” ifadelerini kullandı.

Dünyada ilk defa bu kapsamdaki programı Gaziantep’te başlıyor

Türkiye Milli Olimpiyatlar Komitesi Fair Play Komisyonu Başkanı Erdoğan Arıpınar ise toplantıda yaptığı konuşmada fair play nedir sorusunu örneklerle açıklayıp, projenin oluşumu hakkında bilgi vererek, “Kadın belediye başkanlarımız bugün ülkemizde geniş çapta iş başındalar. Fair playi en güzel çocuklarına anneler anlatır. Belediye başkanlarıyla program için iş birliği yapalım dedik. Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanımız Fatma Şahin’in ismi de proje için hiç itiraz olmadan ilk başta çıktı. Üst üste 3 sefer Gaziantep halkı güvenerek oy vermiş. Depremde bütün gazeteler Başkan Fatma Şahin’in başarılarını yazmış. Biz de gelip konuştuk ve kabul etti. Dünyada ilk defa bu kapsamdaki program Gaziantep’te başlıyor. Başkan Fatma Şahin de panelle birlikte ‘Türkiye’nin 1 numaralı Fair Play Annesi’ unvanını alacak. Yarın törenle bu özel unvanı vereceğiz” diye konuştu. – GAZİANTEP

]]>
https://www.haber60.com.tr/gaziantep-buyuksehir-belediye-baskani-fatma-sahin-turkiyenin-1-numarali-fair-play-annesi-secildi/feed/ 0
21 Yaşında Gizlice Hamile Kalan Genç Kadının Hikayesi https://www.haber60.com.tr/21-yasinda-gizlice-hamile-kalan-genc-kadinin-hikayesi/ https://www.haber60.com.tr/21-yasinda-gizlice-hamile-kalan-genc-kadinin-hikayesi/#respond Sat, 22 Jun 2024 08:00:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35465 21 yaşında bir bebek sahibi olmak Tawana’nın planları arasında değildi.

Parti yapıyor, eğleniyor ve kendi deyimiyle, “çılgın bir hayat” yaşıyordu.

Ta ki bir gün bayılıp hastaneye kaldırılana kadar.

Başına ne geldiği hakkında hiçbir fikri yoktu.

Yapılan tetkikler dört hafta içinde bebek sahibi olacağını gösterdi.

BBC’nin Reliable Sauce isimli podcastına konuşan Tawana, haberi duyduğunda “panik atak” yaşadığını söylüyor.

Haber aklını başından almıştı:

“Birisinin, ‘evet, hayatını toparlamak için dört haftan var’ dediğini düşünün” diyerek hissettiği endişeyi açıklıyor.

Hastaneye kaldırıldıktan sonra doktorlar Tawana’ya, MR’dan önce hamilelik testi yapmasını tavsiye etti.

Ancak genç kadın bu tavsiyeyi gülünç bularak görmezden geldi.

Deri altına yerleştirilmiş bir doğum kontrol implantı vardı ve hamile olduğuna dair de hiçbir belirti göstermemişti.

Test negatif çıktığında Tawana haklılığına daha da ikna oldu.

Ancak hamilelik ihtimalinin güçlü olduğunu düşünen bir hemşire, onu ultrasona ikna etmesi için doktoruyla konuştu.

Doğan çocuğunun babası Emmanuel, hamilelik haberini aldığında inanamadığını anlatıyor.

“Hiç mantıklı değildi. Doğaüstü bir durum gibiydi” diyor.

Kusma ve karın şişliği gibi belirgin hamilelik işaretlerinin herhangi biri olmadan bir bebeğe sahip olmak, gizli hamilelik olarak adlandırılıyor.

Bu nadir bir durum ancak doktorları Tawana’ya, siyahlar arasında gizli hamileliğin daha yaygın olduğunu anlattı:

“Bana, bunun kalça ve kemik yapımız yüzünden olabildiği söylendi. Bebek dışa doğru büyümüyor, içe doğru büyüyor. Ters doğuma da bizde daha sık rastlanıyor.

“Dolayısıyla doğum zamanım geldiğinde en büyük endişem onun ters olup olmayacağıydı.”

Gizli hamilelik vakalarına ilişkin veriler henüz mevcut olmasa da, Londra’daki South Bank Üniversitesi’nden Alison Leary, etnik azınlıkların hamileliklerinde farklılıklar görülme ihtimalinin daha fazla olduğuna işaret ediyor.

BBC Newsbeat’e konuşan Leary, özellikle siyah kadınların, hamilelikte ve doğumda daha fazla sorun yaşayabildiğini gösteren çalışmalar olduğunu söylüyor.

Alison Leary, yalnızca gizli hamilelik vakalarına eğilen daha fazla araştırma yapılması gerektiğini de aktarıyor:

“Az sayıda insanı etkileyen bir durum olsa da çok önemli bir konu çünkü hamilelikte ve doğuma yakın iyi bakıma erişiminiz olmazsa, doğumda kötü sonuçlarla karşılaşma olasılığınız daha yüksek.”

Hamileliğinin ona söylenmesinden tam dört hafta dört gün sonra Tawana, River’ı kucağına aldı.

Genç anne, doğum sonrası depresyonuyla mücadele ettiğini ve bu kadar kısa sürede anne olma konusunda tavsiye bulmak için TikTok’a yöneldiğini söylüyor.

Ancak önce ABD’de benzer bir durum yaşamış bir kadın dışında kimseyi bulamadığını belirtiyor.

“Gerçekten derin bir depresyona girdim çünkü sanki kimsenin bana verecek tavsiyesi yoktu.

“Kimse bunun hakkında konuşmuyordu. Sonra sanırım 100 kadar izlenen bir videoda bu konuda konuşan bir kadın gördüm. Kelimenin tam anlamıyla bana akıl veren tek kişi oydu.

Tawana daha sonra bu benzersiz deneyimi sosyal medyada bir videoyla paylaşmaya karar verdi.

Bu paylaşım o zamandan beri neredeyse 400 bin kez beğenildi.

Ayrıca diğer annelerle konuştuğu bir podcast da başlattı.

Hikayesini paylaştığını söyleyen Tawana, bunun hamile olduklarını son dakikada öğrenen genç annelere destek olmasını umduğunu söylüyor.

Kendi durumunda o annesinden maddi yardım alabildi ancak başkalarının o kadar şanslı olmayabileceğini de biliyor.

İsteği bu durumdaki kadınlara yardımcı olacak bir hayır kurumu kurulması.

Gizli hamilelik nedir?

Kaynak: Helen Cheyne, Stirling Üniversitesi’nde ebelik profesörü

]]>
https://www.haber60.com.tr/21-yasinda-gizlice-hamile-kalan-genc-kadinin-hikayesi/feed/ 0
AVM’de küçük çocuğa cinsel istismar! Cinsel organıyla oynayarak yanına çağırdı https://www.haber60.com.tr/avmde-kucuk-cocuga-cinsel-istismar-cinsel-organiyla-oynayarak-yanina-cagirdi/ https://www.haber60.com.tr/avmde-kucuk-cocuga-cinsel-istismar-cinsel-organiyla-oynayarak-yanina-cagirdi/#respond Wed, 19 Jun 2024 21:00:50 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35370 İstanbul Şişli’de bulunan bir AVM’deki giyim mağazasında küçük bir çocuk, yabancı uyruklu bir kişi tarafından cinsel istismara uğradı. 16 Nisan’da hakim karşısına çıkan ve 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılan yabancı uyruklu şahsın avukatı, müvekkilinin yanlış anlaşıldığını iddia ederek karara itiraz etti.

Anne S. ile çocukları K. N. ve Y. E., alışveriş için bir mağazaya girdi. Y. E., kıyafetleri denemek için soyunma kabinine girdiğinde, kardeşi ve annesi dışarıda bekleyerek çocuğun denemesi için kıyafet getirdi. O sırada kabindeki Y.E., başka bir kabinde perdesi aralık şekilde cinsel organıyla oynayan Firouzian’ı fark etti.

CİNSEL ORGANIYLA OYNAYARAK ÇOCUĞU YANINA ÇAĞIRDI

Halk Akademi’den Çiğdem Tosun’un haberine göre, Firouzian, çocuğa eliyle “Gel” şeklinde işaret etti. Korkuyla kabin alanından çıkıp tekrar geri gelen çocuk, Firouzian’ın yine cinsel organıyla oynadığını gördü. Bu sırada Firouzian çocuğa “Gel” işareti yapmaya devam ederek kabine çağırdı. Neye uğradığını şaşıran çocuk ise olayı hemen annesine anlattı.

ÇIĞLIK ATARAK GÜVENLİKLERİ ÇAĞIRDI

Anne, kabin alanına giderek aralık perdeden cinsel organıyla oynamaya devam eden Firouzian’ı görünce çığlık atarak reyon görevlileri ve güvenlikleri çağırdı. Mağaza görevlileri olay yerine geldiklerinde, kabin perdesinin kapalı olduğunu ve şüphelinin üzerinde ya da denediği kıyafetlerde herhangi bir anormallik görülmediğini söyledi.

“KIYAFETLERDE ISLAKLIK BULUNMASI ŞART DEĞİL”

İstanbul 44. Asliye Ceza Mahkemesi’nde savunması alınan Firouzian, suçlamaları kabul etmedi. Mağaza çalışanları da, mağdur çocuğun ve annesinin verdiği ifade doğrultusunda olayı anlattı. Mahkeme, taciz eyleminin meydana gelmesi için olay yerinde ya da sanığın giymiş olduğu kıyafetlerin üzerinde herhangi bir ıslaklık bulunmasının şart olmadığına kanaat getirdi. Tanıkların ifadeleri ve tutarlı beyanları sonrasında suçun anlatıldığı şekilde işlendiği kabul edildi.

CEZADA ARTIRIM YAPILARAK 2 YIL 6 AY HAPSE MAHKUM EDİLDİ

Geçtiğimiz 16 Nisan’da görülen duruşmada İstanbul 44. Asliye Ceza Mahkemesi, sanık Firouzian’ın; K. N.’nin izlemesini isteyerek cinsel organıyla oynamasının cinsel taciz suçunu oluşturduğuna, mağdurun 18 yaşını doldurmaması gerekçesiyle de eylemin çocuğa karşı cinsel taciz suçunun kapsamında değerlendirilmesine karar verdi.

Eylemin, kamusal alanda teşhir suretiyle işlendiği de göz önünde bulunduruldu ve cezada artırım yapıldı. Firouzian’a verilen cezada alt sınırdan uzaklaşılarak 2 yıl 6 ay hapis cezası verilmesine karar verildi.

“İŞ İNSANI VE SUÇA MEYİLLİ DEĞİL”

Sanık Firouzian, avukatı aracılığıyla karara itiraz etti. Avukat, itirazda Firouzian’ın İran vatandaşı olduğunu, annesinin kanser tedavisi amacıyla Türkiye’de bulunduğunu belirtti. Sanığın bir iş insanı olduğunu vurgulayıp “Suça meyilli işsiz güçsüz takımına mensup olmadığı” ifade edildi.

TÜRKÇE BİLMEDİĞİ İÇİN “PERDEYİ ÖRT” İŞARETİ YAPMIŞ

İtiraz dilekçesinde olayın Firouzian’ın kabinde pantolon denediği sırada perdenin dışardan açıldığı ve Firouzian’ın da Türkçe bilmediği için perdeyi örtmesi konusunda mağdura işarette bulunduğu şeklinde meydana geldiği vurgulandı. Firouzian’ın pantolonları denediği süre boyunca iç çamaşırını hiç çıkartmadığının altı çizildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/avmde-kucuk-cocuga-cinsel-istismar-cinsel-organiyla-oynayarak-yanina-cagirdi/feed/ 0
Eylem Tok’a duruşma sırasında soruldu: Katil annesi olmak nasıl bir duygu? https://www.haber60.com.tr/eylem-toka-durusma-sirasinda-soruldu-katil-annesi-olmak-nasil-bir-duygu/ https://www.haber60.com.tr/eylem-toka-durusma-sirasinda-soruldu-katil-annesi-olmak-nasil-bir-duygu/#respond Tue, 18 Jun 2024 21:01:40 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35362 İstanbul’da 1 Mart’ta ehliyetsiz kullandığı araçla Oğuz Murat Aci’nin ölümüne neden 17 yaşındaki Timur Cihantimur’un annesi Eylem Tok, kaçtıkları ABD’de hakim karşısına çıktı.

AVUKATINDAN TUTUKSUZ YARGILANMA TALEBİ

Boston’daki John Joseph Moakley Adliyesi’nde Türkiye’ye iadesinin görüşüldüğü duruşmaya Tok, turuncu tutuklu kıyafeti ile getirildi. Tok’un avukatı Brendan Kelly, davanın düşmesi ve Tok’un tutuksuz yargılanmasını talep etti.

Yargıç, Tok’un avukatının ve savcının açıklamalarının ardından Tok’un tutukluluk halinin devamına, bir sonraki duruşmanın 27 Haziran’da yapılmasına karar verdi. Tok’un bir sonraki duruşmaya farklı bir avukatla katılması beklenirken, mevcut avukatı Kelly duruşma sonrası sorulara cevap vermeden adliyeden hızla uzaklaştı.

KAZADA ÖLEN ACİ’NİN YAKINLARI DA DURUŞMADAYDI

Aci’nin aile üyeleri duruşmaya katılarak, duruşma sonrası basına açıklamalarda bulundu. Aci’nin aile üyelerinden bazıları ise ellerinde “Oğuz Murat Aci için adalet” yazılı pankart açtı. Oğuz Murat Aci’nin babası Özer Aci’nin kuzeni Lütfiye Çiçek, davanın ilk duruşması olması nedeniyle heyecanlı olduklarını dile getirerek, davanın ertelendiğini ifade etti. Çiçek, “Ben ABD’nin adaletine sonsuz güveniyorum. Gerçekten doğru kararı vereceklerine inanıyorum” dedi.

“KENDİ ÇOCUĞUNA ÇOK BÜYÜK BİR YANLIŞ YAPIYOR”

Eylem Tok’a seslenen Çiçek, “Aslında ona söylemek istediğimiz birkaç şey vardı ama maalesef söylemedik. O sadece bizim kuzenimin çocuğuna değil, aslında kendi çocuğuna da çok büyük bir yanlış yapıyor ve çok büyük bir zarar veriyor. Çünkü çocuğunu bu şekilde oradan oraya kaçırmakla hiçbir şekilde iyilik yapmış olmuyor. Eğer Türkiye’deyken hiç bunlar yaşanmadan ailenin yanında olsaydı ve çocuğunu teslim etmiş olsaydı şimdi hiçbir şekilde kendi de bu sıkıntıları çekmeyecekti” dedi.

“NASIL BİR ANNELİK BU?”

Eylem Tok’un kendisini anne olduğunu söyleyerek savunduğunu belirten Çiçek, “Sadece şunu söylüyorum ona anneyim diyor. Nasıl bir annelik bu? Bir anne evlatsız kaldı, bir çocuk babasız kaldı. Yani bu mu annelik adaleti? Ben gerçekten bunu çok merak ediyorum” dedi.

Aci’nin annesi Pervin Aci’nin Eylem Tok’un yüz ifadesini çok merak ettiğini dile getiren Çiçek, “Eylem Tok’un yüzünü çok merak ediyordu. New York’ta resim çekildiklerinde gülümseyen yüz onun içinde o kadar büyük bir ukde olarak kalmıştı ki. Ama bugün Pervin Abla, bugün emin ol o yüzden hiçbir eser yoktu. Çünkü bütün salon sadece sizin için oradaydı. Onları destekleyen hiç kimse yoktu” ifadelerini kullanarak, Eylem Tok’un yüzünde sadece korku olduğunu açıkladı.

Eylem Tok’un bir sonraki duruşmaya kadar düşünerek bir karar vermesi çağrısında bulunan Çiçek, “Diğer mahkemeye kadar olan zamanda düşünüp gerçekten doğru olan kararı alır ve çocuğunu da bu zorluktan kurtarır” dedi.

“KATİL ANNESİ OLMAK NASIL BİR DUYGU” SORUSUNA “ALLAHU EKBER” YANITI

Turks in Boston Derneği’nin kurucusu Esat Gök, “Adaletin başladığı ilk gün bu. Tabii ki ilk duruşma ile biteceğini zannetmiyoruz. Tabii ki uzayacak ama içeride gerek hakimin tavrı olsun gördüğümüz konu bizim lehimize olacak hissi ve kanaati oluştu bizlerde. Mahkeme sonucunda da ben Eylem Hanım’a şey sordum. ‘Katil annesi olmak nasıl bir duygu?’ diye sordum. Kendisi de Allahu ekber dedi. Başka hiçbir şey söylemedi. Yani orada belki biraz alaycı bir tavırla yaklaşmış oldu ama biz kesinlikle bu süreçte kendisinin bu alaycı tavrını ağır bir şekilde ödeyeceğine eminiz” dedi.

“RAHAT UYUMADIĞINDAN YÜZDE YÜZ EMİNİZ”

Eylem Tok’un duruşmada çok tedirgin ve gergin olduğunu aktaran Gök, “Kendisine nefret dolu bakan kalabalığın etkisinden bayağı bir rahatsız oldu. Şu an içerisindeki korkunun ben katlanarak arttığı kanaatindeyim. Ama kendisinin ve oğlunun rahat uyku uymadığından yüzde yüz eminiz” dedi.

Öte yandan Cihantimur’un “taksirle öldürme ve yaralama”, 44 yaşındaki annesi Eylem Tok’un ise “suçluyu koruma” suçundan Türkiye’ye iadesi isteniyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/eylem-toka-durusma-sirasinda-soruldu-katil-annesi-olmak-nasil-bir-duygu/feed/ 0
Emine Şenyaşar ve Ethem Sarısülük’ün annesi Adalet Bakanlığı önünde adalet nöbetine katıldı https://www.haber60.com.tr/emine-senyasar-ve-ethem-sarisulukun-annesi-adalet-bakanligi-onunde-adalet-nobetine-katildi/ https://www.haber60.com.tr/emine-senyasar-ve-ethem-sarisulukun-annesi-adalet-bakanligi-onunde-adalet-nobetine-katildi/#respond Sat, 01 Jun 2024 00:30:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34284 (ANKARA) – Emine Şenyaşar ve oğlu DEM Parti Şanlıurfa milletvekili Ferit Şenyaşar’ın Adalet Bakanlığı önündeki adalet nöbeti 118 gündür sürerken, bugünkü nöbete çok sayıda meslek örgütü ve İnsan Hakları Derneği’nin yanı sıra Gezi Parkı eylemlerinde hayatını kaybeden Ethem Sarısülük’ün annesi Sayfi Sarısülük de katıldı.

14 Haziran 2018’de Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde AKP eski milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın seçim çalışmaları sırasında Şenyaşar ailesi ile Yıldız’ın koruma ve yakınları arasında çıkan tartışma silahlı kavgaya dönüşmüş, olayda Mehmet Şah Yıldız ve hastaneye sevk edilen Esvet Şenyaşar ile iki oğlu, Celal ve Adil Şenyaşar hayatını kaybetmiş, sekiz kişi de yaralanmıştı. Eşi ve iki oğlu öldürülen Emine Şenyaşar’ın Adalet Bakanlığı önünde sürdürdüğü Adalet Nöbeti 118. gününde de devam etti.

Ailenin Adalet Bakanlığı önünde sürdürdüğü nöbete baro başkanları, hukuk meslek örgütleri, DEM Parti milletvekilleri, İnsan hakları dernekleri ve kurumlarının yanı sıra Gezi Parkı eylemlerinde polis kurşunu ile hayatını kaybeden Ethem Sarısülük’ün annesi Sayfi Sarısülük katıldı.

Adalet Bakanlığı önünde konuşan Emine Şenyaşar’ın oğlu DEM Parti Şanlıurfa Milletvekili Ferit Şenyaşar altı yıldır adalet istemelerine rağmen adaletin gelmediğini vurgulayarak şöyle konuştu:

“Altı yıldır Türkiye’nin gündeminde olan bir adalet mücadelesi var ve Türkiye’nin gündeminde olan, adalet isteyen bir anne var. Altı yıldır mücadelemizi dayanışmayla sürdürüyoruz. Altı yıldır mücadelemiz ve cesaretimizi, haklılığımızdan alıyoruz ve altı yıldır gelmeyen bir adalet var. Eşi ve iki oğlu Suruç Devlet Hastanesi’nde katledilen anne altı yıldır adalet arıyor. 846 gün Urfa Adliyesi önünde adalet nöbeti tuttu. 118 gündür şu an karşımızda bulunan Adalet Bakanı’nın önünde eylemini sürdürüyor.”

“Annenin iki talebi var”

Saldırıda babasını ve iki kardeşini kaybeden DEM’li Şenyaşar annesi Emine Şenyaşar’ın iki talebi olduğunu belirterek şunları dile getirdi:

“Birinci talebi devlet hastanesinde gözü önünde katledilen eşi ve iki çocuğu için adalet istiyor rehin tutulan bir oğlu var. Anne diyor ki ‘hastanede insanlık suçunu işleyenler dışarıda geziyor ama benim bir oğlum altı yıldır tek kişilik hücreden tutuklu bulunuyor.’ Anne tutuklu oğlunun serbest bırakılmasını istiyor. Bunun için de adil, bağımsız ve tarafsız bir yargılama istiyor. “

Anne Emine Şenyaşar Kürtçe yaptığı açıklamada altı yıldır tutuklu oğlu Fadıl Şenyaşar’ın tahliye edilmesini talep ederek şöyle şunları söyledi:

“Altı yıldır oturmuş ‘çocuğumu bırakın’ diyorum. Hastanede insanları keserek öldürdüklerini hiç gördünüz mü? İnsanların hastanede öldürülüp kayıtların saklandıklarını hiç gördünüz mü? Kamera kayıtlarını çıkarın. Çocuklarımın nasıl zulümle öldürüldüklerini ben de göreyim. Benim çocuklarım ne yapmıştı Erdoğan? Eğer benim çocuklarımın bir suçu varsa iki çocuğum kaldı onları da tutuklayın.”

“Adalet gerçekleşene kadar ailenin yanında olmaya devam edeceğiz”

Şanlıurfa Baro Başkanı Abdullah Öncel adalet gerçekleşene kadar ailenin yanında olacaklarını vurgulayarak açıklamasında şunları dile getirdi:

“Maalesef bu vahşet Urfa’nın Suruç ilçesinde yaşandı. Ancak annenin 864 gün Urfa Adliyesi’nin önünde yapmış olduğu mücadeleyi çığlıklarına, duyarlı kamuoyu ve duyarlı hukukçular elbette ki karşılık verdiler. Ancak o çığlıkları maalesef yargı mensupları ve yargılamayı yürüten erk duymadı. Adaletin tecelli etmesi için adaletin gerçekleşmesi için bizler hukuk örgütleri olarak ilk günden itibaren Emine annenin yanında yanında olduk ve yanında olmaya da devam edeceğiz, adalet gerçekleşene kadar.”

İnsan Hakları Derneği Eş Genel Başkanı Hüseyin Balaban anne Emine Şenyaşar’ın talebinin duyulmasını gerektiğini belirterek şöyle konuştu:

“İnsan Hakları Derneği Genel Merkezi olarak, İnsan Hakları Derneği olarak Emine Şenyaşar annenin talebinin talebimiz olduğunu ifade etmek istiyorum.  Bugün ülkenin dört bir yanında anneler adalet arıyor. Emine Şenyaşar bir tek kendi evlatları için değil bu ülkenin vicdanı için, bu ülkede faili meçhuller için, gözaltında kayıplar için, yine İŞİD’in saldırılarında patlamalarda ölenler için adalet aradığını biliyoruz. Biz insan hakları derneği olarak şunu sormak istiyoruz. Bu ülkede katillerin serbest bırakılması yasal bir şey midir? Hastane odalarında yaralı insanların öldürülmesi serbest midir? Bunların katillerini milletvekili yapmak serbest midir? Adalet Bakanlığı ne zamana kadar polis panzerleri arkasında polis copların arkasında kendisini koruyacaktır. Bu ülkenin adalete ihtiyacı vardır. Bir an önce herkesin aklını başına devşirmesi gerekir. ve bu annenin çığlığını duyurması gerekir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/emine-senyasar-ve-ethem-sarisulukun-annesi-adalet-bakanligi-onunde-adalet-nobetine-katildi/feed/ 0
Direksiyon Eğitmeni, Üniversite Öğrencisini Öldürdü https://www.haber60.com.tr/direksiyon-egitmeni-universite-ogrencisini-oldurdu/ https://www.haber60.com.tr/direksiyon-egitmeni-universite-ogrencisini-oldurdu/#respond Fri, 31 May 2024 22:54:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34215

MANİSA’da, kaçırmaya çalıştığı üniversite öğrencisi Hilal Sultan Kırgöz’ü (21) sırtından tabancayla vurarak öldüren direksiyon eğitmeni Önder Lafçı (45), müebbet hapis ve 11 yıl hapse çarptırıldı. Kararın ardından gözyaşları içinde konuşan Hilal’in annesi Zeynep Kırgöz, “Hilal ilk gün, ‘Anne başaramadım, eve gelemedim’ demişti. Şimdi ben başardım Hilal, rahat uyu” dedi.

Kent merkezindeki bir sürücü kursunda eğitmenlik yapan Önder Lafçı, 6 Eylül 2022’de daha önce direksiyon eğitimi verdiği Hilal Sultan Kırgöz’ün, Şehzadeler ilçesindeki evinin önüne geldi. Lafçı, iddiaya göre, bu sırada evden çıkan Hilal Sultan Kırgöz’ü, zorla hafif ticari aracına bindirmek istedi. Lafçı, direnen Kırgöz’ün başına tabanca dayadı. Çevredekilerin müdahalesiyle arbede çıktı. Lafçı, arbededen faydalanıp kaçarken, Kırgöz’ü de tabancayla sırtından vurdu. Hilal Sultan Kırgöz yere yığılırken, Önder Lafçı ise yoldan geçen kamyonetin kasasına binip kaçtı. Yunusemre ilçesindeki Merkezefendi Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Hilal Sultan Kırgöz, buradaki ilk müdahalenin ardından Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hastanesi’ne sevk edildi.

TABURCU EDİLDİKTEN SONRA EVİNDE FENALAŞTI

Kırgöz, burada bir hafta yoğun bakımda tedavi gördükten sonra taburcu edildi. Hilal Sultan Kırgöz’ün sırtındaki kurşun ise Şehzadeler ilçesindeki bir özel hastanede yapılan ameliyatla çıkartıldı. İkinci kez taburcu edildikten sonra evde fenalaşan Kırgöz’ün tedavisine Merkezefendi Devlet Hastanesi’nde devam edildi. Kırgöz, olaydan 48 gün sonra, 23 Ekim’de yaşamını yitirdi.

Olayın ardından aynı gün İzmir’in Buca ilçesinde saklandığı bağ evinde yakalanan Önder Lafçı ile kendisine yardım eden arkadaşı Muhammed Çatak ve Cumali C., gözaltına alındı. Lafçı ve Çatak tutuklandı, Cumali C. ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

DAVA AÇILDI

Soruşturmanın ardından Önder Lafçı, Muhammed Çatak ve Cumali C. hakkında iddianame hazırlandı. İddianamede Lafçı’nın ‘kadına karşı kasten öldürme’, ‘cebir, tehdit ve hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ ve ‘ruhsatsız ateşli silahlarla, mermileri satın alma, taşıma veya bulundurma’ suçlarından müebbet hapis ve 17 yıla kadar hapsi istendi. Diğer sanıklardan Muhammed Çatak’ın ‘kadına karşı kasten öldürmeye yardım’ suçundan 15 yıla kadar, Cumali C.’nin ise ‘suçluyu kayırma’ suçundan 5 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi. İddianame, Manisa 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

KARAR ÇIKTI

Önder Lafçı’nın yargılanmasına, bugün Manisa 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 7’nci duruşmayla devam edildi. Duruşmaya sanık Önder Lafçı, Hilal Sultan Kırgöz’ün annesi Zeynep Kırgöz, babası Veysel Kırgöz ve avukatı Yalçın Arcak, siyasi partilerin temsilcileri katıldı. Lafçı’ya ‘kadına karşı kasten öldürme’den ağırlaştırılmış müebbet, ‘kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma’dan 6 yıl, ‘silahlı tehdit’ suçundan 3 yıl, ‘ruhsatsız tabanca bulundurma’ suçundan 2 yıl olmak üzere toplam 11 yıl hapis cezası verildi. Lafçı’ya ruhsatsız tabanca bulundurduğu için 1200 TL de para cezası uygulandı.

‘ARTIK HUZURLA UYUYABİLECEĞİZ’

Duruşma sonrası aile basın açıklaması düzenlendi. Ailenin Avukatı Yalçın Arcak, “Artık huzurla uyuyabileceğiz. Ailemiz artık huzurla uyuyabilecek. Çünkü içimize bir nebze olsun su serpildi. Başka Hilaller ölmesin diye de mücadelemiz bundan sonra devam edecek” diye konuştu.

Gözyaşları içerisinde konuşan anne Zeynep Kırgöz ise “Hilal ilk gün, ‘Anne başaramadım, ben eve gelemedim’ dedi. Şimdi ben başardım Hilal, rahat uyu” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/direksiyon-egitmeni-universite-ogrencisini-oldurdu/feed/ 0
Sokak köpeklerinin saldırısına uğrayan çocuğun ailesi yeni yasal düzenleme istiyor https://www.haber60.com.tr/sokak-kopeklerinin-saldirisina-ugrayan-cocugun-ailesi-yeni-yasal-duzenleme-istiyor/ https://www.haber60.com.tr/sokak-kopeklerinin-saldirisina-ugrayan-cocugun-ailesi-yeni-yasal-duzenleme-istiyor/#respond Fri, 31 May 2024 08:57:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34128 Ankara’da okuldan eve dönerken sokaktaki başıboş köpeklerin saldırısını uğrayan ve 20 ameliyat geçiren 14 yaşındaki Enes Koca’nın ailesi ile avukatı, sorunun çözülmesi için geniş kapsamlı yeni bir yasal düzenlemenin hayata geçirilmesini istiyor.

Pursaklar ilçesindeki Cahit Zarifoğlu İmam Hatip Ortaokulu öğrencisi Koca, 11 yaşındayken, 29 Kasım 2021’de okul dönüşü Mimar Sinan Mahallesi Altın Caddesi’ndeki boş arazide başıboş köpeklerin saldırısına uğradı.

Yürüme mesafesindeki evine zamanında gelmemesi üzerine ailesinin ve öğretmenlerinin aramaya başladığı Enes Koca, etrafında köpeklerin gezindiği boş arazinin üzerinde baygın bir şekilde amcası tarafından bulundu.

Vücudunun her bölgesinden ısırıldığı için kaldırıldığı Pursaklar Devlet Hastanesinden tam teşekkülü bir sağlık merkezinde tedavisi yapılması amacıyla Ankara Bilkent Şehir Hastanesine sevk edilen Koca, burada, uzun bir yoğun bakım sürecinin ardından 3 yılda farklı yerlerinden 20 cerrahi operasyon geçirdi.

Şu an 14 yaşında olan lise 1. sınıf öğrencisi olan Koca, uzun süre yaşadığı travmayı atlatmaya çalışırken, hala sokakta yürürken başı boş köpeklerin tedirginliğini yaşıyor.

Tedavi sonrasından köpeklerin ısırarak kafa derisine zarar verdiği için saçlı deri tedavisi devam eden Koca, sol diz bölgesinde sinirlerinin zarar görmesi nedeniyle de yürümekte zorlanıyor.

Köpeklerin saldırısından 3 gün önce bir “cast ajansı”na fotoğraflarını ve videolarını göndererek yaptığı oyunculuk başvurusu kabul edilen Koca’nın ailesi, yoğun bakımda olan evlatlarının onaylanan başvurusuna olumsuz cevap vermek zorunda kaldı.

“Ben bu acıyla yüz felci geçirdim”

AA muhabirine, yaşadıklarını ve tedavi süreçlerini anlatan anne Ayşe Koca, olaydan sonra her tarafının yara içerisinde ve kafasının sarılı olarak hastanede gördüğü oğlunun 20 ameliyat geçirdiğini belirtti.

Köpeklerin, oğlunun sol bacağına ve kafa derisine büyük zarar verdiğini aktaran anne Koca, şöyle konuştu:

“Onu o şekilde görmek canımı çok yakıyor. Enes gerçekten saçlarını çok seven bir çocuktu. Kendi saçlarıyla barışık bir çocuktu. Çocuğunun karşısında acı çektiğini görmek bir anne için çok acı verici bir şey. Benim çocuğumun o kadar acılarına şahit oldum ki, ‘o çekmesin de ben çekeyim’ dediğim o kadar çok zamanlar oldu. Ben bu acıyla yüz felci geçirdim. Oğlumla ben de yüzüm için fizik tedavi gördüm. Yani bunlar hep Enes’in üzüntüsünden sıkıntısından olan şeylerdi.”

“Başka çocuklarımıza ve ailelere zarar gelmesin istiyoruz”

Bitlis’in Adilcevaz ilçesinde 9 Kasım 2022’de sahipsiz köpeklerin ısırması sonucu kuduz olan ve tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden 11 yaşındaki Mustafa Erçetin’in kendileri kadar şanslı olmadığına dikkati çeken anne Koca, 3 yıllık tedavi sürecinin eğitim hayatını aksamaya uğrattığı oğlunun vücudundaki kalıcı hasarlar nedeniyle hayalindeki liselere kayıt yaptıramadığını ifade etti.

Saldırıdan önce oğlunun isteği üzerine babasının işyerinde özel bir köpek sahiplendiğini ve tedavi sürecinde de oğlunun hayvanlara karşı oluşacak önyargısının önüne geçmek için iki kedi sahiplendiklerini aktaran anne Koca, hayvanlara karşı olumsuz önyargıya sahip bir aile olmadıklarını vurguladı.

Benzer olayların önlenmesi amacıyla geniş kapsamlı bir yasal düzenlemenin hayata geçirilmesi için çağrıda bulunan anne Koca, şunları kaydetti:

“Biz bu acıları, bu travmayı yaşadığımız için başka hiçbir kimsenin canının bu şekilde yanmasını istemiyoruz. Hiçbir gün orada hastanede bir ameliyat kapısının önünde saatlerce beklemek, hiçbir anne için, hiçbir baba için kolay bir şey değil. Kimsenin bu duruma düşmesini ve hayvanlara da zarar gelmesini istemeyiz. Bu hayvanlar artık insana ve topluma zarar vermeye başladı. Buna kesin bir çözüm bulunmalı ve kimse de buna karşı çıkmamalı. Yani kesinlikle bu tasarının kabul edilmesini istiyoruz.

Başka Eneslere, Tunahanlara başka çocuklarımıza ve ailelere zarar gelmesin istiyoruz. Oğlum çok gözyaşı döktü, ‘Anne ameliyat olmak istemiyorum.’ diye. Oğlumun canı çok yandı, başka insanların canı yanmasın. Sanmayın ki 3 sene geçti bu olayın üzerinden ama biz unuttuk. Çok büyük travmalar yaşanıyor bu süreçte. Herkes bizim gibi şanslı olmayabilir. Biz Ankara gibi büyük bir şehirde yaşıyoruz ve doktorlarımızın sayesinde çok güzel tedaviler aldık ama bunlar kolay süreçler değildi. Sadece anne ya da Enes etkilenmiyor. Diğer çocuklarım da çok etkilendi. Üç çocuğum var, hepimiz bu süreçte çok zorlandık. Tabii ki bu gündemdeki tasarının onaylanması taraftarıyız. Biz asla dediğim gibi hayvanları sevmeyen insanlar değiliz. Ama şu anki toplumda hayvanlarla insanlar bir arada yaşayacak durumda değil.”

“Bize bir muhatap…”

Koca ailesinin avukatı Sultan Penez Abay da olay yaşandıktan sonra Ankara Valiliği, Ankara Büyükşehir Belediyesi ile Pursaklar Belediyesine yaptıkları idari başvuruda, üç kurumunda sorumluluğun kendilerinde olmadı yönünde beyanda bulunduğunu söyledi.

Bunun üzerine 3 kurum için idare mahkemesine başvurarak söz konusu kurumlar hakkında dava açtıklarını belirten Abay, “Biz yaklaşık 2 yıllık yargı sürecimizde 3 kurumdan da herhangi bir şekilde olumlu dönüş almadık. Burada mevcut yasanın mağdurları daha da mağdur ettiği noktasında husumet çelişkisi var. Ankara Valiliği, Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Pursaklar belediyesi yani üçünün arasında dönen bir yazışma ve evrak süreci var. Biz bunu aşamıyoruz. Enes Koca, sağlık yönünden mağdur oldu hukuki yönde de mağduriyeti devam ediyor.” dedi.

İdare mahkemesinde devam eden davanın Danıştay ile birlikte sonuçlanma süresinin 5-6 yılı bulacağını aktaran Abay, şunları kaydetti:

“Yeni yasa tasarısında sokak hayvanlarının uyutulması ya da öldürülmesi yerine yerinde yaşatılmasını talep ediyoruz. Bu olayları yaşayarak mağdur edilen vatandaşların mağduriyet noktasında bir muhatap bulmasını talep ediyoruz. Yerel yönetim, büyükşehir yönetimleri ya da valilik olarak bize bir muhatap yönetilsin. Biz husumetimizi o muhataba yöneltelim. Sıradan bir hukuk davasında bile bir vatandaşı ya da bir kurumu muhatap alabilirken, bu denli büyük mağduriyetlere sebep olan olaylarda ne yazık ki bire bir, tek elden ya da bizzat bir muhatabımız yok. İdari anlamda yargılama sürecinin uzun olması sebebiyle, adli anlamda cezai boyutta da kurumların sorumlu tutulmasını da talep ediyoruz. En azından mağduriyetin giderilmesi amacıyla mahkemenin hızlı karar vermesi yönünde talebimiz var. Enes bu süreçte, okuldan ve eğitiminden çok fazla geride kaldı. Alacağımız tazminatı ailesi, Enes’in eğitimi için harcayacak. “

]]>
https://www.haber60.com.tr/sokak-kopeklerinin-saldirisina-ugrayan-cocugun-ailesi-yeni-yasal-duzenleme-istiyor/feed/ 0
Eskişehir’de Zerin Kılınç’ın ölümüne ilişkin davada beraat kararı onandı https://www.haber60.com.tr/eskisehirde-zerin-kilincin-olumune-iliskin-davada-beraat-karari-onandi/ https://www.haber60.com.tr/eskisehirde-zerin-kilincin-olumune-iliskin-davada-beraat-karari-onandi/#respond Thu, 30 May 2024 22:36:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33791

ESKİŞEHİR’de 2’nci kattaki evinin penceresinden düşen 1 çocuk annesi Zerin Kılınç’ın (36) ölümüne ilişkin davada sevgilisi Yılmaz Sazak (34) için verilen beraat kararı, istinaf mahkemesinde onandı. Kılınç ailesi karara tepki gösterirken, avukat Ahmet Seyhan istinafın verdiği ret kararının UYAP’a yüklenmediğini, kararı CİMER’den öğrendiklerini ve bunun hukuka aykırı olduğunu savundu.

Emek Mahallesi’nde sevgilisi Yılmaz Sazak ile oturan Zerin Kılınç, 2022 yılı haziran ayında binanın 2’nci katındaki evinin penceresinden düştü. Eskişehir Şehir Hastanesi’ne kaldırılan Kılınç, kurtarılamadı. İlk otopsi incelemesinde; Kılınç’ın yüksekten düşmeye bağlı olarak hayatını kaybettiği belirlendi. Evdeki incelemede, yerde ve kapıda kan lekeleri, cam kırıkları, kırılmış kül tablası olduğu tespit edildi. İfadesi alınıp, serbest bırakılan Yılmaz Sazak, olaydan 7 ay sonra yeniden gözaltına alınarak ‘kasten öldürme’ suçlamasıyla tutuklandı. Eskişehir 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan Yılmaz Sazak hakkında savcı, sevgilisi Zerin Kılınç’ı pencereden iterek ölümüne yol açtığı suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis talep etti.

BERAAT KARARI SONRASI TAHLİYE

Davanın geçen yıl temmuz ayında görülen karar duruşmasında, Yılmaz Sazak hakkında somut delil olmadığı gerekçesiyle beraat kararı verildi. Kararda, “Sanığın üzerine atılı suçu işlediği her türlü şüpheden uzak, kesin, somut ve inandırıcı delillerle sabit görülmediğinden, ‘şüpheden sanık yararlanır’ ilkesi gözetilerek beraatine karar verildi” denildi. Ayrıca Yılmaz Sazak hakkında ‘kadına karşı tehdit’ suçundan 7 ay 15 gün hapis cezası verildi. Bu cezanın ertelenmesi ile Sazak tahliye edildi.

KARAR İSTİNAFA TAŞINDI

Eskişehir Cumhuriyet Savcılığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatları ile Kılınç ailesinin avukat Ahmet Seyhan, mahkemenin kararına itiraz etti. Dosyayı inceleyen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2’nci Ceza Dairesi, itirazı kabul etmedi. Kararda, “Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan takdire, gerekçe ve uygulamaya göre mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılık olmadığı anlaşılmakla istinaf başvurularının esastan reddine oy birliğiyle karar verilmiştir” denildi.

‘BİR ANNEYİM, 2 YILDIR GÖZYAŞI DÖKÜYORUM’

Zerin Kılınç’ın annesi Telli Özokçu, “Karara tepkiliyiz. İstinaf tarafında ufak da olsa bir ümidimiz vardı. Hüsrana uğradık, iki yıldır ağlıyorum. Benim yavrum bunu yapacak biri değildi. Bir de yavrusu var. Ama Adalet Bakanlığı’nın bütün yetkililerine sesleniyorum; sesimi duysunlar. Bir anneyim, iki yıldır gözyaşı döküyorum. Dosyamıza el atsınlar, araştırılsın. Katiller gezmesin dışarıda, başka anneler ağlamasın. Kesinlikle intihar etmez kızım, yavrusuna çok düşkündü. Benim yavrumu hayattan o şahıs koparttı. Benim anne hislerim kuvvetli, o yaptı. Duysunlar sesimi, gereği neyse yapılsın. Mücadelemiz devam edecek, ne olursa olsun kızımın kanı yerde kalmasın” dedi.

‘İNTİHARA MEYİLLİ BİR İNSAN DEĞİLDİ’

Zerin Kılınç’ın kız kardeşi Aysun Kılınç da şunları söyledi: “İki yıldır hukuk mücadelesi veriyoruz ve bir umut, istinaf mahkemelerinin sonucunu bekledik. Ama gördük ki karar yine aynı şekilde işledi. Adalete güvenmek istiyoruz. Benim ablam intihar edebilecek bir insan değildi. Ablamın evladı var ve intihar edebilecek bir insan, olay günü iş yerinden izin alıp, tatile gitmek istemez. Psikolojisi bozuk bir insan değildi. İntihara meyilli bir insan değildi ve hukuk mücadelemizi devam ettireceğiz. Çünkü hukuka aykırı bir karar çıktı. Tüm yetkililer bunu görsün, duysun ve tekrar incelensin.”

DOSYA, YARGITAY’A GİDECEK

Kılınç ailesinin avukatı Ahmet Seyhan ise istinafın verdiği ret kararını CİMER’den öğrendiklerini, söz konusu kararın UYAP’a yüklenmediğini ve bunun hukuka aykırı olduğunu savundu. Seyhan, “Eskişehir’deki yerel mahkeme, sanık lehine bir beraat kararı vermişti. Bunu istinaf ettik. İstinaf başvurumuz reddedilerek, bu beraat kararı istinaf mahkemesi tarafından onanmış oldu. Hukuk mücadelemizi bırakmayacağız, devam edeceğiz. Şu an dosyayı da Yargıtay’a göndererek temyiz başvurumuzu yapacağız” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/eskisehirde-zerin-kilincin-olumune-iliskin-davada-beraat-karari-onandi/feed/ 0
Deniz Akkaya, kızından şiddet gördüğünü ve kurtulduğunu açıkladı https://www.haber60.com.tr/deniz-akkaya-kizindan-siddet-gordugunu-ve-kurtuldugunu-acikladi/ https://www.haber60.com.tr/deniz-akkaya-kizindan-siddet-gordugunu-ve-kurtuldugunu-acikladi/#respond Wed, 29 May 2024 22:27:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33703 Eski manken Deniz Akkaya, 16 yaşındaki kızından şiddet gördüğü ve kilitlendiği balkondan polislerin yardımıyla kurtulduğunu söyledi.

Karakolda biten olayla 16 yaşındaki kız, devlet korumasına alındı. Akkaya, Çocuk Esirgeme Kurumu’nda bir gece kalan kızının son durumunu anlattı.

“BENİ PİRANALARIN ÖNÜNE ATIP DEDESİNE GİDECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORDU”

Dün akşam X hesabından kızıyla ilgili paylaşım yapan Deniz Akkaya şu ifadeleri kullandı: “Kızım dün geceden beri devletin güvenli ve sıcak kollarında.

Pek tabi ki ilk doğduğu günden itibaren, belki de hayatında hiç şahit olmadığı bir şeye şahit oldu. Anne ve babasız kalmak anne ve babasız olmak. Bir çocuk yurdunda geçirilen tüm gün.

Bugün yapılan son görüşmede pişman ve suçlamasını çekmek istiyor kızım. Geriye kalan ise tam bir gün hallaç pamuğuna çevrilen bir anne. Beni piranaların önüne atıp dedesinin sıcak kucağına döneceğini hayal ederken, hayatın gerçekleri ile karşılaşmanın verdiği şok ve pişmanlık.

Çok üzgünüm dostlar. Yine olan bana oldu yine olan annelere oldu. Sonsuz güven ve destekle cesurca kendi özellerin de evlerinde yaşadıklarını benimle paylaşan herkese çok teşekkür ederim. Benim aslında gerçekte kocaman bir ailem varmış, onlarda sizlersiniz.”

“KIZIM BANA SALDIRIP BALKONA KİLİTLEDİ”

Eski manken Deniz Akkaya, X hesabından yaptığı paylaşımda 16 yaşındaki kızıyla yaşadığı olayı anlattı. Kızının kendisine şiddet uyguladığını belirten Akkaya, “1997 senesinde başlayan kariyerin ve çok mutlu bir hayatın akabinde son derece yanlış bir baba seçimi ile hamile kaldım ve hayatım resmen kabusa döndü. Bir ruh hastası ile verdiğim velayet savaşı bir ömür sürdü. Az önce 16 senedir resmen tek başıma baktığım kızımın benden ısrarla sakladığı telefonunu ele geçirdim.

Benden habersiz yurtdışı planları ve fazlasını bulmam neticesinde telefona el koydum. Fiziken bana saldırması yetmediği gibi beni 1,5 saat balkona kilitledi. Komşuların ve güvenliğin ricaları karşılıksız kalınca 3 kez 112’yi aramam neticesinde kurtarıldım.”

“Polislere de karşı çıkan sonrasında birde hızını alamayıp bana itibar suikastı yapan bu ruh haline, ergenliğin arkasına saklanmasına izin vermeyeceğim. Biz nerede hata yaptık biliyor musunuz?

Kontrolsüzce severek. Anne olmak bu değil ve olmamalı. Allah tüm annelere sabır versin. Bazı gerizekalılar benim hayatımı yaşamazken boş yapıyor!

Beni saatlerce balkona kilitleyen kızım, polisleri aramaya cesaret edemez derken aramam neticesinde gelen ekiplere çıkardığı zorluk yetmedi bir de ‘beni dövdü’ diyerek itibar suikastına geçti. Ben bu hayatı, birileri üstünde tepinsin diye inşa etmedim. Bilip bilmeden bu hayatı yorum yapmayın!”

“KENDİ RIZAMLA YOLLADIM”

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’ndan görevlendirilen ekibin gerekli inceleme ve değerlendirmeleri yapmasının ardından, 16 yaşındaki kız çocuğunun koruma altına alındığı ve gerekli psikolojik desteğin verilmeye başlandı.

Haberin yayılmasının ardından X hesabından video yayınlayarak açıklama yapan Deniz Akkaya “Polisi aramak zorunda kaldım, 1 saat 45 dakika balkonda mücadele verdim. Salak salak yorumlar yapmayın. Kendi rızamla ben gönderdim çocuk esirgemeye. Burnu sürtsün diye. Kendinize gelin” diyerek tepki gösterdi.

DENİZ AKKAYA’DAN YENİ AÇIKLAMA

Deniz Akkaya, gündem olan açıklamalarına devam etti. “Geldik ikinci raund’a… Ben konuyu sakince kapatmaya çalıştıkça, en yakınımızdakiler ellerine geçirdikleri veya geçirdiklerini sandıkları bir konu ile kişisel husumetlerinin hesabına oturma peşindeler.

Bu olayın benim hayatımda bir kırılma noktası olduğunu düşünüyorum” diyen manken, peş peşe videolar yayınladı.

“Merak edenler için bilgi vereyim. Kızımın babasının bu konuyu duymama ihtimali yok. Bu konuyu haber verdik. İletişimi avukatlar kurdu. Babasından ‘Deniz Akkaya bunları hep yapıyor, para için’ cevabı geldi.

Konunun parayla bir ilgisi yok. Gidip Çocuk Esirgeme Kurumu’ndan kızını alsaydı. Kızını alsa ve vakit geçirse o bile ona iyi gelirdi. Ama gelmedi. Daha sonra Avukat bir hanımefendi, benden habersiz bir şekilde benim babama gitmiş.

Sonra da benim avukatıma ulaşarak; kızımın pişman olduğu ve tek isteğinin dedesinin yanında kalmak olduğu bilgisini vermiş. Ben de bunu kabul edemeyeceğimi söyledim.”

“BABAM, BENİ HAPSE ATTIRACAĞINI SÖYLEDİ”

“Ben bugün bu konuyu sakince aramızda kapatıp, adı ergenlik olan bu sorunu çözmek için profesyonellerle konuşmaya niyet etmiştim. Fakat barodan kızıma atanan ve babama giden avukat, babamı bana dava açmak için ikna etmiş.

Benim avukatıma, babamın benim kızımın velayetini alması için vekalet vereceğini söylemiş. Bu bilginin sabah gazetecilere bildirileceğini bildiğim için bu yayını açtım. Aklı selim aile bireylerimiz, kuzenim babamı arayarak benim ve kızımın çok zarar gördüğünü söyledi ve babamı defalarca uyardı.

Kuzenim, ‘Deniz ile kızı sorunlarını çözerler, siz ne yapmaya çalışıyorsunuz dedikçe babam, ‘Deniz’i hapse attıracağım’ dedi.”

Aslında ben bu hikayeyi daha sonra anlatacaktım. Anlattıklarımla babamın ölümüne sebep olmak istemiyorum demiştim. Ki babam ölümsüzlüğün sırrını bulmuş gibi yaşayan bir adamdır. Benim annemle babam hiç ayrılmadı.

Ama bir aşk hikayesi değildi. Annemin erken ölüşünde de bu hikaye başrol oynuyor. Babam eski bir bürokrat. Müthiş egolu, narsistik kişilik bozukluğunun son boyutunda biri. Bu tip insanlar kimseyi beğenmez, herkesi aşağılar.

Babam günde 20 saat televizyon seyredip dışarı çıkmıyor, kimseyi beğenmiyor. ve hayatta en beğenmediği kişi hep bendim. Bana bir gün böyle ateş edeceğini hiç düşünmedim.

Çocuğumun onun yanına gitmemesi gerektiğini çok iyi biliyor. Sen torununa zarar vermek için böyle bir hamle yaptıysan, ben kendimi korumak zorundayım.

“TEYZEM, KIZIMA ŞİDDET UYGULADI”

“İşin bir de teyzem boyutu var. Annem öldüğünden beri, teyzem babamla birlikte yaşıyor. Teyzem daha önce de bizimle yaşıyordu, genelde bize dayak atarak büyüttü.

Teyzemin nörolojik sorunları olduğunu düşünüyorum. Hastalık hastasıdır, her gün hastaneye gider. Geceleri çığlıklar atarak uyanırdı. Teyzem, iki defa kızımı boğmaya kalktı. Kızım dedesine gitmek istiyor çünkü evde onu kötü cezalar bekliyor.

Teyzem kızıma şiddet uyguladığı ve bunu aile büyüklerimize düzgün bir şekilde anlatamadığım için yaklaşık iki ay önce ihtarname çektim. Kamera görüntüleri de var elimizde. Kızıma tuhaf tuhaf sorular da sordular.

Ben hayatımda kızıma ‘erkek arkadaşın var mı, erkeklerle gizli gizli mi buluşuyorsun’ şeyler diye sormam. Kızıma sürekli cinsel içerikli sorular sordular. Bu haberler basına yansımadan size bilgi vermek istedim.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/deniz-akkaya-kizindan-siddet-gordugunu-ve-kurtuldugunu-acikladi/feed/ 0
Deniz Akkaya, kızının şiddet görmesi sonucu devlet korumasına alındığını açıkladı https://www.haber60.com.tr/deniz-akkaya-kizinin-siddet-gormesi-sonucu-devlet-korumasina-alindigini-acikladi/ https://www.haber60.com.tr/deniz-akkaya-kizinin-siddet-gormesi-sonucu-devlet-korumasina-alindigini-acikladi/#respond Wed, 29 May 2024 21:06:41 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33657 Eski manken Deniz Akkaya, 16 yaşındaki kızından şiddet gördüğü ve kilitlendiği balkondan polislerin yardımıyla kurtulduğunu söyledi. Karakolda biten olayla 16 yaşındaki kız, devlet korumasına alındı. Akkaya, Çocuk Esirgeme Kurumu’nda bir gece kalan kızının son durumunu anlattı.

“BENİ PİRANALARIN ÖNÜNE ATIP DEDESİNE GİDECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORDU”

Dün akşam X hesabından kızıyla ilgili paylaşım yapan Deniz Akkaya şu ifadeleri kullandı: “Kızım dün geceden beri devletin güvenli ve sıcak kollarında. Pek tabi ki ilk doğduğu günden itibaren, belki de hayatında hiç şahit olmadığı bir şeye şahit oldu. Anne ve babasız kalmak anne ve babasız olmak. Bir çocuk yurdunda geçirilen tüm gün. Bugün yapılan son görüşmede pişman ve suçlamasını çekmek istiyor kızım. Geriye kalan ise tam bir gün hallaç pamuğuna çevrilen bir anne. Beni piranaların önüne atıp dedesinin sıcak kucağına döneceğini hayal ederken, hayatın gerçekleri ile karşılaşmanın verdiği şok ve pişmanlık. Çok üzgünüm dostlar. Yine olan bana oldu yine olan annelere oldu. Sonsuz güven ve destekle cesurca kendi özellerin de evlerinde yaşadıklarını benimle paylaşan herkese çok teşekkür ederim. Benim aslında gerçekte kocaman bir ailem varmış, onlarda sizlersiniz.”

“KIZIM BANA SALDIRIP BALKONA KİLİTLEDİ”

Eski manken Deniz Akkaya, X hesabından yaptığı paylaşımda 16 yaşındaki kızıyla yaşadığı olayı anlattı. Kızının kendisine şiddet uyguladığını belirten Akkaya, “1997 senesinde başlayan kariyerin ve çok mutlu bir hayatın akabinde son derece yanlış bir baba seçimi ile hamile kaldım ve hayatım resmen kabusa döndü. Bir ruh hastası ile verdiğim velayet savaşı bir ömür sürdü. Az önce 16 senedir resmen tek başıma baktığım kızımın benden ısrarla sakladığı telefonunu ele geçirdim. Benden habersiz yurtdışı planları ve fazlasını bulmam neticesinde telefona el koydum. Fiziken bana saldırması yetmediği gibi beni 1,5 saat balkona kilitledi. Komşuların ve güvenliğin ricaları karşılıksız kalınca 3 kez 112’yi aramam neticesinde kurtarıldım.”

“Polislere de karşı çıkan sonrasında birde hızını alamayıp bana itibar suikastı yapan bu ruh haline, ergenliğin arkasına saklanmasına izin vermeyeceğim. Biz nerede hata yaptık biliyor musunuz? Kontrolsüzce severek. Anne olmak bu değil ve olmamalı. Allah tüm annelere sabır versin. Bazı gerizekalılar benim hayatımı yaşamazken boş yapıyor! Beni saatlerce balkona kilitleyen kızım, polisleri aramaya cesaret edemez derken aramam neticesinde gelen ekiplere çıkardığı zorluk yetmedi bir de ‘beni dövdü’ diyerek itibar suikastına geçti. Ben bu hayatı, birileri üstünde tepinsin diye inşa etmedim. Bilip bilmeden bu hayatı yorum yapmayın!”

“KENDİ RIZAMLA YOLLADIM”

Aile Ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’ndan görevlendirilen ekibin gerekli inceleme ve değerlendirmeleri yapmasının ardından, 16 yaşındaki kız çocuğunun koruma altına alındığı ve gerekli psikolojik desteğin verilmeye başlandı. Haberin yayılmasının ardından X hesabından video yayınlayarak açıklama yapan Deniz Akkaya “Polisi aramak zorunda kaldım, 1 saat 45 dakika balkonda mücadele verdim. Salak salak yorumlar yapmayın. Kendi rızamla ben gönderdim çocuk esirgemeye. Burnu sürtsün diye. Kendinize gelin” diyerek tepki gösterdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/deniz-akkaya-kizinin-siddet-gormesi-sonucu-devlet-korumasina-alindigini-acikladi/feed/ 0
Trabzon’da Metin Alp Bebek, Kök Hücre Tedavisiyle Yaşam Mücadelesini Kazandı https://www.haber60.com.tr/trabzonda-metin-alp-bebek-kok-hucre-tedavisiyle-yasam-mucadelesini-kazandi/ https://www.haber60.com.tr/trabzonda-metin-alp-bebek-kok-hucre-tedavisiyle-yasam-mucadelesini-kazandi/#respond Mon, 27 May 2024 22:42:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33438 Trabzon’da 25 haftalık dünyaya gelen Metin Alp bebek, yenidoğan yoğun bakım ünitesinde verdiği 116 günlük yaşam mücadelesini kök hücre tedavisi sayesinde kazandı.

Bayburt’ta yaşayan 36 yaşındaki Zeynep Saka, hamileliğinin 25. haftasında başvurduğu özel bir hastaneden enfeksiyon nedeniyle 24 Ocak’ta Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi Numune Kampüsü Kadın Doğum Ünitesine sevk edildi.

Fikret Saka ile 4 yıllık evli olan bir çocuk annesi Saka, vücudundaki enfeksiyonun bebeği etkilemesinden ötürü doğuma alındı. Saka çifti, sezaryenle doğan 1 kilogram ağırlığındaki bebeğe “Metin Alp” adını verdi.

Ağır solunum yetmezliği oluşan Metin Alp, hastanenin yenidoğan 3. basamak yoğun bakım servisinde tedavi altına alındı.

Yenidoğan uzmanı Doç. Dr. Handan Bezirganoğlu, Sağlık Bakanlığının onayıyla doğumun beşinci haftasında bebeğin akciğerlerine ilk kök hücre tedavisini uyguladı.

Tedaviden sonuç alan Bezirganoğlu, belli bir süre sonra Metin Alp’e ikinci kez kök hücre tedavisi uyguladı. Tedavinin üçüncü ayında solunum cihazından ayrılan bebek, serbest oksijen desteğiyle 3 kilo 500 gram olarak taburcu edildi.

Anne Zeynep Saka, 116 gün süren tedavi sonunda oğlunu kucağına almanın mutluluğunu yaşadı.

“O hayata tutundu”

Doç. Dr. Bezirganoğlu, AA muhabirine, Metin Alp’in annesindeki ağır enfeksiyonla doğduğunu söyledi.

Hem erken doğum hem de solunum yetmezliği nedeniyle bebeğin zor günler geçirdiğini belirten Bezirganoğlu, “Bu açıdan benim gördüğün en kötü hastaydı. Tüm destek tedavilerine rağmen kandaki oksijen düzeyini normal aralıkta tutmakta ve akciğerlerini havalandırmakta çok zorlandık. Çok uzun bir dönem yaşam ve ölüm arasında seyretti.” dedi.

Bezirganoğlu, bebeğin hayata tutunması için ekip arkadaşlarıyla büyük mücadele verdiklerini anlatarak, “O hayata tutundu, hayata tutundukça biz de olağanüstü bir çabayla onu hayatta tutmak için uğraştık.” ifadesini kullandı.

Kök hücrelerin, ölen, hastalanan ya da hasarlanan hücrelerin yerine yenisini üretebildiğini aktaran Bezirganoğlu, şöyle devam etti:

“Dünyada yavaş yavaş artan bir uygulama. Ülkemizde de Sağlık Bakanlığının belli prosedürler sonucunda izniyle çok kısıtlı merkezlerde deneyimli ekiple yeni yeni uygulanmaya başlandı. Biz de bu hastamıza kan bankasından temin ettiğimiz göbek kordonu kökenli kültüre edilmiş kök hücre tedavisi uyguladık. Uygulama hem damardan hem de akciğere entübasyon tüpünden verilerek yapıldı. Gerçekten çok büyük fayda gördük. Üç ayın sonunda hastayı solunum cihazından ayırabildik. Serbest oksijen desteğine geçti. Annesine kavuşturabildik.”

“Bu tedaviyi bölgemizde uygulayan ilk merkeziz”

Doç. Dr. Bezirganoğlu, Metin Alp’in şu an serbest oksijen desteği altında annesinin emzirebildiği ve bakımlarını yapabildiği bir hasta olduğunu kaydederek, şöyle konuştu:

“Bu tedaviyi bölgemizde uygulayan ilk merkeziz. Aynı zamanda başarıyla uygulayan ilk merkeziz. Bunun da gururunu yaşıyoruz. Bu bebeği yaşatabilmek ve anneyle kavuşturabilmek gerçekten bizim için çok önemliydi. İlk kavuşma anında annenin gözyaşlarını görünce gerçekten değdiğini düşündük. Bu hasta bizim için çok büyük deneyim oldu ve bize çok şey öğretti. İleriki zamanlarda gerekli hastalarda, belki yenidoğanların diğer hastalıklarında bu tedaviyi Sağlık Bakanlığının izniyle uygulamayı planlıyoruz.”

“Şimdi bebeğim benimle, çok mutluyum”

Anne Zeynep Saka, sıkıntılı bir hamilelik geçirdiğini, Bayburt’ta yenidoğan 3. basamak yoğun bakım olmadığı için Trabzon’a sevk edildiğini anlattı.

Vücudundaki enfeksiyondan dolayı erken doğum yaptığını belirten Saka, “Bendeki enfeksiyon bebeğe geçtiği için akciğerlerinde çok büyük sorun yaşadı. Bunun için kök hücre tedavisi aldı ve daha iyi oldu. Bayburt’tan buraya devamlı gidip geldim ve doktor hanımdan telefonla bilgi aldım. Şimdi bebeğim benimle, çok mutluyum. Handan Hanım’a, Doç. Dr. Berna Hekimoğlu’na, Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi hemşirelerine, hepsine çok teşekkür ederim. Hepsi özveriyle çalışıyorlar. Bebeğimi evime götüreceğim için çok mutluyum.”

Saka, bebeğini ilk kez kucağına aldığında ağladığını dile getirerek, “Mutluluğumu tarif edemem. Burada benim gibi bekleyen anneler umudunu kaybetmesinler, bebekleri iyi olacak, doktorlarımız çok iyi bakıyorlar. Ellerinden geleni yapıyorlar.” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/trabzonda-metin-alp-bebek-kok-hucre-tedavisiyle-yasam-mucadelesini-kazandi/feed/ 0
Tüp Mide Ameliyatı Olurken Hamile Oldu, Nadir Sezaryen Operasyonla Bebeğine Kavuştu https://www.haber60.com.tr/tup-mide-ameliyati-olurken-hamile-oldu-nadir-sezaryen-operasyonla-bebegine-kavustu/ https://www.haber60.com.tr/tup-mide-ameliyati-olurken-hamile-oldu-nadir-sezaryen-operasyonla-bebegine-kavustu/#respond Wed, 22 May 2024 21:54:39 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32759 Tüp mide ameliyatı olacağı süreçte hamile olduğunu öğrenen ve doğuma 185 kilo ile giren Safiye Aydın Taştan, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde göğüs kafesinin alt kısmından yapılan nadir sezaryen operasyonla bebeğine kavuştu.

Çocukluğundan bu yana obezite problemi olan ve 8 yıl evlat özlemi çeken 40 yaşındaki Safiye Aydın Taştan, tüp mide ameliyatı öncesi yapılan tetkiklerinde 3,5 aylık hamile olduğunu öğrendi.

Obeziteden kaynaklı ciddi hayati riske karşın bebeğini dünyaya getirmeyi göze alan ve Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine başvuran Taştan, burada takibe alındı.

Karnının alt bölgesinde toplanan yoğun yağ tabakası nedeniyle normal doğumu ve bu noktadan sezaryen operasyonu mümkün olmayan Taştan’ın bebeği, kalabalık bir ekibin girdiği, nadir yapılan cerrahi operasyonla göğüs kafesinin alt bölgesinden çıkarıldı.

Anne Taştan, bu sayede 2 kilogram 800 gram ağırlığında dünyaya gelen oğluna kavuştu.

“8 yıllık evliyim, çocuğumuz olmuyordu”

Bebeğini 12 Mayıs Anneler Günü’nde dünyaya getiren Taştan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “8 yıllık evliyim, çocuğumuz olmuyordu. Tüp mide ameliyatı için hastanede verdiğim tahlilde 3,5 aylık hamile olduğumu öğrendim.” dedi.

Bu haberle büyük bir heyecan yaşadığını anlatan Taştan, “Hamile olduğumu öğrendiğimde inanamadım, farklı hastanelerde de test verdim. Hep ‘bebeğini aldır, bu kiloyla doğum yapamazsın’ dediler. Allah 8 yıl sonra bana evlat vermiş, böyle bir şeyi asla kabul etmedim.” ifadesini kullandı.

“Çok zorluk çektim ama çok mutluyum”

Kendisini özveriyle takip eden ve doğumunu gerçekleştiren doktorlarına teşekkürlerini ileten Taştan, “Gazi Hastanesine 3,5 aylık hamile olarak başvurduğumda 166 kiloydum, en son 177,5 kilosun demişlerdi. Sonrasını da takip etmedim.” diye konuştu.

Yaşadığı zor günleri anlatırken gözyaşlarını tutamayan anne, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çok zorluk çektim ama çok mutluyum. Dünya tatlısı bir oğlum oldu. Çok şükür, onu sağlıkla kucağıma aldığımda büyük mutluluk yaşadım. İsmini İbrahim Agah koyduk.

Bebeğim belli bir yaşa geldiğinde, tüp mide ameliyatı olacağım. Benim için de evladım için de bu durum çok zor. Çocukluğumdan beri obezitem var. Kilom nedeniyle çevremden baskı, hor görme, her türlü olumsuzluğu yaşadım. Çok diyet denedim, kilo verdim ama hep yine aldım. Bundan sonra inşallah kalıcı olarak kilo verebileceğim. Sağlıklı bir ebeveyn, çocuğuma yeterli bir anne olabilmek istiyorum.”

“Hastamızı son noktada sezaryene almak durumunda kaldık”

Annenin takibi ve doğumunu gerçekleştiren Gazi Üniversitesi Perinatoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Deniz Karçaaltıncaba da Taştan’ın kendilerine 25 haftalık hamileyken başvurduğunu ve gebelik izlem sürecinde hipertansiyon ve diyabet sorunlarının da ortaya çıktığını anlattı.

Bunun üzerine Taştan’ı hastanede yatırarak takibe başladıklarını belirten Karçaaltıncaba, şu bilgileri paylaştı:

“Annemizin hastanede takip edilirken suyu erken dönemde gelince, doğum kararı alındı. Önceliğimiz her zaman normal doğum ancak hastamız obezite kaynaklı ıkınamadığı, kas kuvvetini tam kullanamadığı için doğum eylemi ilerlemedi. Hastamızı mecburen son noktada sezaryene almak durumunda kaldık.

Çok ciddi obezitesi olan hastamızın karın yağları neredeyse dizine kadar uzanıyordu ve bu bölgede çok geniş bir yağ tabakası vardı. Yağ tabakasının içinden ilerlemek ve bebeğe ulaşmak imkansızdı. Bu nedenle başka bir teknik kullanarak, göğüs kafesinin hemen altından girerek, düz bir kesiyle karın boşluğuna ulaştık. Bu esnada yağ tabakalarını aşağı doğru çekerek bebeği çıkardık. Son derece düzgün ve başarılı bir operasyon oldu. Bebeğimiz 36’ıncı haftada, 2 kilogram 800 gram ağırlığında dünyaya geldi. Annemizin de bebeğimizin de sağlık durumu gayet iyi. Annemiz şu an 185 kilo ancak bundan önemlisi boyu da kısa olduğu için 65 vücut kitle indeksine sahip bir hastamız. Oldukça yüksek bir vücut kitle indeksi. Bunlar da cerrahi operasyonu zorlaştıran etkenlerdi.”

“Obezite hem anne hem bebek açısından risklere yol açıyor”

Perinatoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Pınar Tokdemir Çalış ise obezitenin anne adayları açısından yarattığı sağlık risklerine dikkati çekti.

Obezitenin 100 yılın en büyük sağlık sorunlarından biri olduğunu, hipertansiyon, diyabet gibi birçok sorunu beraberinde getirdiğini vurgulayan Çalış, “Obezite, gebelik döneminde hem anne hem bebek açısından risklere yol açıyor. Diyabet, hipertansiyon yanında gebelik zehirlenmesi obez anne adaylarında daha fazla görülüyor. Bebeklerde konjenital anomali, doğuştan kaynaklanan organ anomalisi riski artıyor.” dedi.

Çalış, morbid obezitede anne karnındaki bebeğin ultrasonla değerlendirme imkanının çok azaldığını, yağ dokusundan dolayı anne Taştan’ın bebeğine ultrasonla organ taraması yapılmasında da çok güçlük çekildiğini dile getirdi.

Planlı gebeliklerde, vücut kitle indeksi normal düzeye geldikten sonra hamileliğin düşünülmesinin önem taşıdığını belirten Çalış, gebelik öncesi tetkiklerin de mutlaka yaptırılması gerektiğini söyledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tup-mide-ameliyati-olurken-hamile-oldu-nadir-sezaryen-operasyonla-bebegine-kavustu/feed/ 0
Tüik : “Geniş Ailelerin Yüzde 25,7’si Yoksulluk Sınırının Altında Yaşıyor” https://www.haber60.com.tr/tuik-genis-ailelerin-yuzde-257si-yoksulluk-sinirinin-altinda-yasiyor/ https://www.haber60.com.tr/tuik-genis-ailelerin-yuzde-257si-yoksulluk-sinirinin-altinda-yasiyor/#respond Wed, 15 May 2024 21:42:15 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31819 (ANKARA) – Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) “İstatistiklerle Aile 2023” raporunu açıkladı. Rapora göre, tek kişilik hane halklarının oranı arttı. Aralarında eş, anne, çocuk veya baba-çocuk ilişkisi olmadan birden fazla kişinin bir arada yaşadığı hane halklarının oranında artış gözlendi. Yaşı 16 ve üzeri olan bireylerin yaptığı akraba evliliklerinin, resmi evlilikler içindeki oranı düştü. Geniş ailelerin yüzde 25,7’si ise yoksulluk sınırının altında yaşıyor.

TÜİK verilerine göre, 2022 yılında toplam resmi evlilikler içinde, son evliliğinde birinci dereceden kuzenleri ile akraba evliliği yapmış 16 ve üzeri yaştaki bireylerin oranı yüzde 8,3 olarak kaydedilmiş.

“İstatistiklerle Aile 2023” raporuna göre, 2023 yılında toplam resmi evlilikler içinde son evliliğinde birinci dereceden kuzenleri ile akraba evliliği yapmış 16 ve üzeri yaştaki bireylerin oranı yüzde 8,2 oldu.

Aralarında eş, anne-çocuk veya baba-çocuk ilişkisi olmayan fertlerden oluşan hanehalklarının oranında 2015 yılında yüzde 2,2 iken 2023 yılında yüzde 3,3’e yükseldi.

Toplam hanehalkları içinde anne ve çocuklardan oluşan hanehalklarının oranının en yüksek olduğu iller sırasıyla yüzde 10,3 ile Elazığ, yüzde 10,2 ile Bingöl, yüzde 9,9 ile Adana olurken, bu oranın en düşük olduğu iller ise yüzde 5,2 ile Ardahan, yüzde 6 ile Kars ve Yozgat oldu.

Baba ve çocuklardan oluşan hanehalklarının oranının en yüksek olduğu iller sırasıyla yüzde 3,6 ile Kilis ve Malatya, yüzde 3,2 ile Hatay olurken, bu oranın en düşük olduğu iller ise yüzde 1,8 ile Nevşehir, yüzde 1,9 ile Sinop ve Tokat oldu.

YOKSULLUK SINIRI ALTINDA YAŞAYANLAR

Rapordaki gelir ve yaşam koşulları araştırması sonuçlarına göre, yoksulluk oranı 2023 yılında yüzde 21,7 oldu. Tek kişilik hanehalklarının yüzde 13,7’sinin, tek çekirdek aileden oluşan hanehalklarının yüzde 21,6’sının, geniş ailelerden oluşan hanehalklarının yüzde 25,7’sinin, çekirdek aile bulunmayan birden fazla kişiden oluşan hanehalklarının ise yüzde 13,6’sının yoksulluk sınırının altında yaşadığı kaydedildi.

AKRABA EVLİLİKLERİ

TÜİK’in Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) kayıtlarına göre, 2023 yılında toplam resmi evlilikler içinde son evliliğinde birinci dereceden kuzenleri ile akraba evliliği yapmış 16 ve üzeri yaştaki bireylerin oranı yüzde 8,2 oldu. Akraba evlilikleri akrabalık türüne göre incelendiğinde, akraba evliliği yapmış bireylerin yüzde 46,5’inin hala/dayı çocukları ile yüzde 27,2’sinin amca çocukları ile ve yüzde 26,3’ünün ise teyze çocukları ile evli olduğu kaydedildi.

Resmi evlenmeler içindeki akraba evlilikleri illere göre incelendiğinde, 2023 yılında toplam evli bireyler içinde son evliliğinde akraba evliliği yapmış 16 ve üzeri yaştaki bireylerin oranının en fazla olduğu iller sırasıyla yüzde 20,1 ile Mardin, yüzde 18,7 ile Şanlıurfa, yüzde 16,8 ile Diyarbakır oldu. Resmi evlilikler içinde akraba evliliği yapmış bireylerin oranının en az olduğu iller ise sırasıyla yüzde 1,1 ile Edirne, yüzde 1,5 ile Kırklareli yüzde 2 ile Çanakkale oldu.

RESMİ EVLİLİKLER İÇİNDEKİ AKRABA EVLİLİKLERİ ORANI

Evlenme istatistikleri sonuçlarına göre, 2010 yılında yapılan resmi evlenmelerin yüzde 5,9’unun akraba evliliği olduğu ve bu oranın 2018 yılında yüzde 4,3, 2023 yılında ise yüzde 3,2 olduğu görüldü. Akraba evliliği oranının en yüksek olduğu iller sırasıyla yüzde 17,7 ile Şanlıurfa, yüzde 12,4 ile Siirt, yüzde 12,3 ile Muş oldu. Akraba evliliği oranının en düşük olduğu iller sırasıyla 0,5 ile Edirne, yüzde 0,6 ile Kırklareli ve Bartın oldu.

TÜİK’in Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarından elde ettiği verilere göre Türkiye’de 2008 yılında 4 kişi olan ortalama hanehalkı büyüklüğü 2023 yılında azalma eğilimi göstererek 3,14 kişiye düştü.

Ortalama hanehalkı büyüklüğünün en yüksek olduğu il, 4,86 kişi ile Şırnak oldu. Şırnak’ı 4,67 kişi ile Şanlıurfa, 4,61 kişi ile Batman izledi. Ortalama hanehalkı büyüklüğünün en düşük olduğu iller ise 2,54 kişi ile Çanakkale, 2,60 kişi ile Giresun ve 2,61 kişi ile Balıkesir oldu.

ADNKS sonuçlarına göre, 2015 yılında yüzde 14,4 olan yalnız yaşayan fertlerden oluşan tek kişilik hanehalklarının oranı 2023 yılında yüzde 19,7’ye yükseldi. 2023 yılında tek kişilik hanehalklarının oranının en yüksek olduğu il sırasıyla yüzde 30,4 ile Gümüşhane, yüzde 29,2 ile Tunceli ve yüzde 29 ile Giresun oldu.

Geniş aileden oluşan hanehalklarının oranında ise azalma görüldü. Geniş aile olarak tanımlanan ve en az bir çekirdek aile ve diğer kişilerden oluşan hanehalklarının oranı 2015 yılında yüzde 16,5 iken 2023 yılında yüzde 13,2’ye düştü.

TEK EBEVEYN VE ÇOCUKLARDAN OLUŞAN HANEHALKLARI

Türkiye’de 2023 yılında toplam hanehalklarının yüzde 10,6’sını tek ebeveyn ve çocuklardan oluşan hanehalkları oluşturdu. Toplam hanehalklarının yüzde 2,4’ünü baba ve çocuklardan oluşan, yüzde 8,2’sini ise anne ve çocuklardan oluşan hanehalklarının oluşturduğu görüldü. Tek ebeveyn ve çocuklardan oluşan hanehalklarının oranının en yüksek olduğu iller sırasıyla yüzde 13,2 ile  Elazığ yüzde 12,9 ile Bingöl yüzde 12,7 ile Adana oldu. Bu oranın en düşük olduğu iller ise yüzde 7,4 ile Ardahan, yüzde 8 ile Kars ve yüzde 8,1 ile Yozgat oldu.

Geniş aileden oluşan hanehalklarının oranının en yüksek olduğu il Hakkari oldu.

“MUTLULUK KAYNAĞI KENDİSİ” OLANLARIN ORANI “MUTLULUK KAYNAĞI EŞİ” OLANLARDAN YÜKSEK

Yaşam Memnuniyeti Araştırması, 2023 sonuçlarına göre bireylerin mutluluk kaynağı olan kişiler incelendiğinde, kendilerini en çok ailelerinin mutlu ettiğini belirtenlerin oranı yüzde 69,9 olurken, bunu sırasıyla yüzde 15 ile çocukları, yüzde 5,4 ile kendisi, yüzde 3,8 ile eşi, %2,9 ile anne/babası ve yüzde 1,8 ile torunları takip etti.

“ANNESİ VEFAT ETMİŞ ERKEK ÇOCUK SAYISI 41 BİN 847, KIZ ÇOCUĞU SAYISI 40 BİN 444”

ADNKS sonuçlarına göre, 2023 yılında Türkiye’de 22 milyon 206 bin 34 çocuk içinde, hem annesi hem babası vefat etmiş çocuk sayısının 5 bin 461, babası vefat etmiş çocuk sayısının 263 bin 757, annesi vefat etmiş çocuk sayısının ise 82 bin 291 olduğu görüldü.

Cinsiyete göre incelendiğinde, hem annesi hem babası vefat etmiş erkek çocuk sayısının 2 bin 848, kız çocuk sayısının 2 bin 613, babası vefat etmiş erkek çocuk sayısının 134 bin 881, kız çocuk sayısının 128 bin 876, annesi vefat etmiş erkek çocuk sayısının 41 bin 847, kız çocuk sayısının 40 bin 444 olduğu görüldü.

171 BİN ÇİFT BOŞANDI, VELAYET ANNEYE VERİLDİ”

Kesinleşen boşanma davaları sonucunda 2023 yılında 171 bin 881 çift boşanırken 171 bin 213 çocuk velayete verildi. Boşanma davaları sonucu, çocukların velayetinin çoğunlukla anneye verildiği görüldü. Çocukların velayetinin 2023 yılında yüzde 74,9’u anneye, yüzde 25,1’i babaya verildi.

“İNTERNETE ERİŞİM ORANI YÜZDE 95,5”

Hanehalkı bilişim teknolojileri kullanım araştırması sonuçlarına göre, evden İnternete erişim imkanına sahip olan hanelerin oranı 2004 yılında yüzde 7 iken 2023 yılında bu oran yüzde 95,5 oldu. Diğer yandan hanelerde dizüstü, tablet, netbook gibi taşınabilir bilgisayar bulunma oranı yüzde 0,9’dan yüzde 45,2’ye, cep telefonu/akıllı telefon bulunma oranı yüzde 53,7’den yüzde 99,7’ye yükseldi.

2023 yılında konutun mülkiyet durumlarına ilişkin verilere göre, fertlerin yüzde 56,2’si kendine ait konutta otururken, yüzde 27,8’i ise kiracı. Lojmanda oturanların oranı yüzde 0,9 olurken, kendi konutunda oturmayıp kira ödemeyenlerin oranı ise yüzde 15,1. Fertlerin yüzde 32,6’sı 2023 yılında konutunda izolasyondan dolayı ısınma sorunu yaşadığını, yüzde 32’si sızdıran çatı, nemli duvarlar, çürümüş pencere çerçevesi vb. nedenlerle sorun yaşadığını, yüzde 19,8’i ise  trafik veya endüstrinin neden olduğu hava kirliliği, çevre kirliliği veya diğer çevresel sorunlar yaşadığını kaydetti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tuik-genis-ailelerin-yuzde-257si-yoksulluk-sinirinin-altinda-yasiyor/feed/ 0
Bülent Ersoy… ‘ANNELER GÜNÜ’NDE ANNESİNE DUYGUSAL MEKTUP! https://www.haber60.com.tr/bulent-ersoy-anneler-gununde-annesine-duygusal-mektup/ https://www.haber60.com.tr/bulent-ersoy-anneler-gununde-annesine-duygusal-mektup/#respond Mon, 13 May 2024 21:52:13 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31533 Türk müziğinin Divası Bülent Ersoy, Anneler Günü’nde annesi Necla Poyraz’a yazdığı mektubu sosyal medya hesabından yayınladı.

Ersoy’un paylaşımı şöyle:

“Annemmm… Merhaba… Bugün Anneler Günü… Senin günün… Ama aslında her gün, her saat, her dakika, her saniye ve her salisem senin hayalin ve de seni anarak geçirdiğim tüm zamanlarım senin günün benim için… Telefonun hala telefonumda kayıtlı duruyor.

Biliyor musun seni yüce Hakk’ın rahmetine ve ebedi istirahatgahına ellerimle tevdi ettikten sonra senden ayrı kaldığım ilk zamanlarımda alışkanlıkla hep senin telefonunu arayıp seninle mutad yapmış olduğumuz her günkü konuşmalarımızı sürdürmek üzere kendi telefonuma gitti ellerim.

Ama ama ama şarkıdaki gibi gönlüm kırık, gözüm yaşlı, dudağımda hıçkırık oldu hep anam… Bu arada bilmem hissettin mi bilemiyorum ama mezarını senin şahsına münhasır ayrıcalıklı bir stilde, sana özel çizdirtip öyle kreatif bir mezar yaptırdım ki tam sana yakışır, çok çok şık, çok çok zarif oldu tüm görüntüsü vallahi anacığım…

Hem de bil bakalım hangi renkleri kullandırttım mezar mermerlerinde… Hı? Tabii ki de renklerin en asili senin aşık olduğun, senin Beşiktaş’ının renkleri siyah ve beyaz renklerde yaptırdım mezar taşlarını da ve hem şekli, hem renkleri, hemde konumu itibarıyla fevkaladenin fevkinin de fevkinde bir görüntü oluştu…

“MEZAR YERİNİ SÜLEYMAN SOYLU BULDU”

Laf aramızda aslında sen onları pek sevmezdin, çünkü sen koyu bir zihniyetle ödün vermeksizin Sayın İsmet İnönü Paşa ve Sayın Bülent Ecevit yani nam-ı değer Karaoğlan taraftarı idin ya hani…

Ama yüce Allah’ın hikmetinden sual olunmaz misali Zincirlikuyu Mezarlığı’nın o en nadide bölümünde tam Zincirlikuyu Camii’nin karşısındaki o mezar yerini sana 10 dakika içerisinde kim buldu dersin? Eski İçişleri Bakanımız Sayın Süleyman Soylu…

Şimdi ne olur bana kızma ama ben o insana ömrümün son nefesime kadar nasıl duacı olmayayım anneciğim yaaa… Aslında beni bilirsin… Ben de aynen senin gibi kuyruğu her zaman hep dik, Yüce Allah’ımdan başka hiçbir kimseden hiçbir şey talep etmeyen, etek öpmeyen, burnum düşse burnumu düştüğü yerden almayan ve hiç kimsenin önünde diz çöküp de eğilmeyen, senin çocuğun aynen…

Ama konu kendim değil, kendi menfaatlerim değil, konu sendin anneciğim… Allah’ım yüzden gözden düşürmesin, 52 yıldır vermiş olduğum mesleki emeklerimin karşılığında elde etmiş olduğum saygınlığım daim olsun, ne mutlu bana ki açtığım o telefon cevapsız bırakılmadı, o yüzden hem mutlu, hem gururlu, hem de gerek şahsım gerekse senin adına çok huzurlu olmuştum o talebim acil cevaplandı ve oluşturuldu diye, o zaman işte onun içindir ki o insana hem vefa borçlu hem de müteşekkirim son nefesime kadar işte anneciğim…

“HALUK’A VASİYET ETTİM”

Bu arada Haluk da inanır mısın benden çok daha çok ilgileniyor seninle… Biraz sonra resmini atacak olduğum senin o mezar taşlarının temizliğinden tut da üzerindeki çiçeklerinin devamlı değişmesi falan her şeyinle nasıl ilgileniyor sana anlatamam, sanki kendi anasıymışsın gibi…

Allah ondan da razı olsun, inşallah onun için Haluk’a ben de vasiyet ettim ve ‘Bana bak beni de sen gömeceksin, aman ha mezarım çok şık olsun, çok çok temiz olsun ve her gün kloraklarla, çamaşır suları ile yıkanıp temizlensin, çiçeklerim hep taze konsun, üzerime konan çiçekler ve hepsinden de önemlisi sürekli dualar okuttur bana en güzel sesli hocalarla’ diye ona da vasiyet ettim…

Anne senin mezar yerin de tam Zincirlikuyu Mezarlık Camii ile karşı karşıya ne mutlu sana ki tüm vakit namazları kılınmadan önceki okunan o ezan sesleriyle ne kadar huzurlusundur inşallah!!! Aslında sen namaz kılmaz, oruç tutmazdın ama sadece mübarek Ramazan ayında değil senelerin çoğunlukla neredeyse tüm günleri fakire, garibana açıktı senin sofran ve de çantan…

“MUSİKİNİN DIŞINDA SANA LAYIK BİR EVLAT OLAMADIM”

Yedirmeyi, içirmeyi, yardım etmeyi, yardımcı olmayı çok severdin… Kapına hep çocuklar gelir sana ‘Necla anneanne’ derdi ve sen hiçbir zaman boş geri çevirmezdin o minnoşları ve gelen tüm insanları… Dilerim ki yüce Allah’ım da hayırlara vesile kılsın dergah-ı izzetinde senin bu hayırlarını inşallah anammm benim…

Aslında daha çok şeyler var gönülde yazmak istediğim, seninle konuşmak istediğim ama ağlamaktan yazamıyorum çünkü harfleri tam göremiyorum, yanlış bir kelime yazarım diye de çok dikkat ediyorum, çünkü sen Türkçe’yi çok iyi bilerek çok dikkatli ve hakkını vererek kullanırdın annemmm…

Beni bağışla, bana hakkını helal et, çünkü musikinin dışında belki sana tam layık bir evlat olamadım ama sen yaşarken sevgi ve şefkatinle hep korudun, kolladın ve de sırtımdaki koruyucu çelik bir yelek oldun bana her zaman, her yerde, herkeslere karşı… Ve…

Dünyaya gelişimdeki durumumu hiç mi hiç yüzüme vurmadın. Ki sen de benim kadar tüm gerçekleri bildiğin halde canım annemmm… Mekanın cennet, ruhun şad, Anneler Günü’n kutlu olsun canım anneciğim.”

Bu gönderiyi Instagram’da gör

Bu¨lent Ersoy (@bulentersoy.com.tr)’in paylaştığı bir gönderi

]]> https://www.haber60.com.tr/bulent-ersoy-anneler-gununde-annesine-duygusal-mektup/feed/ 0 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Zübeyde Hanım Anıt Mezarı’nı ziyaret etti https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-zubeyde-hanim-anit-mezarini-ziyaret-etti/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-zubeyde-hanim-anit-mezarini-ziyaret-etti/#respond Sun, 12 May 2024 22:42:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31455 Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir’de Anneler Günü sebebiyle Zübeyde Hanım Anıt Mezarı’nı ziyaret etti.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Anneler Günü dolayısıyla İzmir’in Karşıyaka ilçesinde bulunan Zübeyde Hanım Anıt Mezarı’nı ziyaret etti. Anıt mezara sırasıyla Özgür Özel, CHP heyeti ve ilçe belediye başkanları karanfil bırakıp dua etti. CHP Lideri Özel’e İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek, ilçe belediye başkanları ve kadın kolları başkanları da eşlik etti.

Ziyaretin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Özel, “Arkamızdaki toprak, bu dünyanın görmüş olduğu, bu ülkenin yetiştirmiş olduğu en büyük devrimciyi dünyaya getirmiş, onu yetiştirmiş ve bize kazandırmıştır. Eğer Zübeyde anne olmasaydı, bugün burada makam mevki sahiplerinin hiçbirisi bu görevlerde olmazdı. Zübeyde anne olmasaydı bu topraklar Türkiye Cumhuriyeti toprağı olmazdı. Burada bağımsız, çağdaş bir Cumhuriyet hüküm sürüyor olmazdı. Mustafa Kemal Atatürk 101 yıl önce şu konuşmayı yaptı; ‘Burada yatan annem eziyetin, zorlamanın bütün milleti felaket uçurumuna götüren bir keyfi idarenin kurbanı olmuştur. Annemin kaybından şüphesiz çok üzüntülüyüm. Fakat bu üzüntümü gideren ve beni avutan bir konu vardır ki; o da anamız vatanı yok olmaya götüren idarenin artık bir daha geri gelmemek üzere yokluk mezarına gömülmüş olduğunu görmektir. Annem bu toprağın altında fakat milli hakimiyet sonsuza dek devam edecektir. Beni teselli eden en büyük kuvvet budur.’ Gazi Mustafa Kemal Atatürk annesinin kaybından ülkenin keyfi idaresini sorumlu tutmakta haklıdır. Annesi o keyfi idarenin iyi yönetememesi sebebiyle sağlığından olmuş, tedavi olamamış ve hastalığa yenik düşmüştür” dedi.

“Bugün ayırmadan tüm anneleri aradım”

Alın terinin ve mezhebin renginin, ırkının, cinsiyetinin olmadığını vurgulayan Özel, şu ifadeleri aktardı:

“Annelerin gözyaşının rengi olmaz. Annenin gözyaşının Türk’ü, Kürt’ü olmaz. O yaşın durması icap eder. Bugün şehit annelerimizi, Diyarbakır annelerini, Cumartesi annelerini aradım. Ayırmadan hepsini aradım ve hepsine dedim ki ‘Bugün sizin için zor bir gün. Ama ben hem kendi ailem adına hem de Cumhuriyet Halk Partisi ailesi adına evlatlarınızdan uzak, içinizde yara, özlem hissettiğiniz bugün de buruk hissetmeyin.’ Diyarbakır annelerinin de, Cumartesi annelerinin de, şehit annelerinin de ailesi Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Hepimiz sizinle birlikteyiz.”

Özel, “Bugün Mısra Öz’ü aradım ve dedim ki ‘Bütün annelere selamımızı söyleyin. Çorlu tren kazası annelerinin ve annesiz kalmış evlatlarının Anneler Günü’nde Türkiye’nin en büyük ailesi yanınızdadır.’ Bugün Abdullah Tayyip Olçok’un annesi Nihal Olçok’u aradım. 15 Temmuz gecesi öldürülen evladının arayamadığı Nihal Olçuk’u hepiniz adına ben aradım. Şunu söyledim; ‘Bu ülke Berkin Elvan’la Abdullah Tayyip Olçuk’a birlikte yas tutmadan bir olamaz, birlikte olamaz. Biz ikisinin yasını birlikte tutanlarız” diye konuştu.

” Sinan Ateş’in annesi ve eşini aradım”

Sinan Ateş’in annesi Saniye Ateş’i ve eşi Ayşe Ateş’i de aradığını aktaran Özel, şunları kaydetti:

“Dedim ki; ‘Türkiye’nin en büyük ailesi hiçbir zaman siyaseten ortak düşünmediğimiz evladınızın artık ailesidir. Sinan Ateş’in adalet arayışı onun için bizim mücadelemizdir’. Ayrıca Voleybol Milli Takımımızın kaptanı, kendisi de anne olan Eda kaptanı aradım ve Anneler Günü’nü kutladım. Biz filenin sultanları kazanınca hep birlikte sevinenleriz. Biz milli takım gol atınca hep birlikte ayağa fırlayanlarız. Biz bu ülkede yaşayan 86 milyonu hiçbir fark ayırmadan kucaklayan Cumhuriyet Halk Partilileriz ve biz hep birlikte onlarla birlikte Türkiye ittifakıyız.”

“Her Anneler Günü’nde Zübeyde annemizin huzurunda toplandık”

Anma etkinliğinde konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay da, “Her Anneler Günü’nde Zübeyde annemizi bize hatırlatan her günde, onun manevi huzurunda bugüne kadar defalarca toplandık. Her defasında ona ve onun bize armağan ettiği o büyük kahramana, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e saygımızı ve minnetimizi defalarca dile getirdik. Bugün yine Anneler Günü. Onlara duyduğumuz saygı, sevgi, minnet daimdir ve sonsuzdur. Zübeyde annemiz ömrünün son bir ayını Karşıyaka’da sağlık problemleri nedeniyle geçirmiş ve hayata gözlerini burada yummuştur. Hemen ardından Mustafa Kemal Atatürk’ün isteğiyle buraya defnedilmiş ve İzmir’in bağrına emanet edilmiştir. Bizim için bu kutsal emaneti bugüne kadar korumak ve gereğini yerine getirmek bir görev olmuştur” şeklinde konuştu.

“Tüm annelerimizin Anneler Günü’nü kutluyorum”

Kadınların ve annelerin birer kahraman olduğunu ifade eden Tugay, “Biliyoruz ki bu ülke annelerimizin vicdanları huzur bulduğu zaman, onlar evlatları için geleceğe güvenle baktığı zaman gerçekten aydınlığa erişmiş olacaktır. Bugün tüm annelerimizin ve kaybettiğimiz annelerimizin Anneler Günü’nü kutluyorum” dedi. – İZMİR

]]> https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-zubeyde-hanim-anit-mezarini-ziyaret-etti/feed/ 0 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Zübeyde Hanım’ın Anıt Mezarını Ziyaret Etti https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-zubeyde-hanimin-anit-mezarini-ziyaret-etti/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-zubeyde-hanimin-anit-mezarini-ziyaret-etti/#respond Sun, 12 May 2024 22:39:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31452 HABER: FATİH ÖZKILINÇ KAMERA: KERİM UĞUR

(İZMİR) – Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Anneler Günü’nde İzmir’de Zübeyde Hanım’ın anıt mezarını ziyaret etti.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Anneler Günü’nde İzmir’de Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın Karşıyaka ilçesindeki anıt mezarını ziyaret etti. Özel, Zübeyde Hanım’ın anıt mezarına karanfil bıraktı. Özel’e ziyaretinde İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek, CHP Genel Başkan Yardımcıları, CHP İzmir milletvekilleri, ilçe belediye başkanları, il ve ilçe başkanları, partililer ve vatandaşalar eşlik etti.

Burada konuşan Özel, “Çok değerli Karşıyakalılar. Cumhuriyet’in sancak gemisi İzmir’in çok değerli Cumhur seven, Atatürk’ü seven, onun değerlerine sahip çıkan güzel insanları, hepinizi bu anlamlı günde Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olarak sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve partimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün annesine ev sahipliği yapan Cumhuriyet kenti İzmir’de Cumhuriyet’in en müstesna ilçelerinden bir tanesi Karşıyaka’da sizlerle birlikteyiz. Hemen arkamızdaki toprak, bu dünyanın görmüş olduğu bu ülkenin yetiştirmiş olduğu en büyük devrimciyi dünyaya getirmiş, onu yetiştirmiş ve onu bize kazandırmıştır. Eğer Zübeyde anne olmasaydı bugün burada biraz önce isimleri anılan makam mevki sahiplerinin hiçbirisi bu görevlerde olmazdı. Zübeyde anne olmasaydı bu topraklar Türkiye Cumhuriyeti toprağı olmazdı. Burada bağımsız bir cumhuriyet, çağdaş bir cumhuriyet, hüküm sürüyor olmazdı” ifadelerini kullandı.

“CUMHURİYETİN KAZANIMLARININ AYRI AYRI KIYMETİNİ BİLECEĞİZ”

Atatürk’ün annesinin vefatının ardından söylediği sözleri hatırlatarak konuşmasına devam eden Özel, “Mustafa Kemal Atatürk, 101 yıl önce şu konuşmayı yaptı, tam burada dedi ki, ‘Burada yatan annem, eziyetin, zorlamanın, bütün milleti felaket uçurumuna götüren bir keyfi idarenin kurbanı olmuştur. Annemin kaybından şüphesiz çok üzüntülüyüm. Fakat bu üzüntümü gideren ve beni avutan bir konu vardır ki o da anamı vatanı yok olmaya götüren idarenin artık bir daha geri gelmemek üzere yokluk mezarına gömülmüş olduğunu görmektir. Annem bu toprağın altında fakat milli hakimiyet sonsuza dek devam edecektir. Beni teselli eden en büyük kuvvet budur.’ Gazi Mustafa Kemal Atatürk, annesinin kaybından öncelik keyfi idaresini sorumlu tutmakta haklıdır. Annesi o keyfi idarenin iyi yönetememesi sebebiyle sağlığından olmuş, tedavi olamamış ve hastalığa yenik düşmüştür. Ancak o keyfi idarenin değişmesi, tek adam rejiminin değişmesi; halkı teba gören, kul gören ve birisi için yaşayan rejim yerine herkesin halk için eşit haklara sahip anayasal yurttaşların sağlık hakkı için, barınma hakkı için çalıştığı, milli egemenliğin bir kişi de değil bütün millette olduğu bu cumhuriyetin varlığı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü teselli etmiş. Anne acısını yüreğinden almış, yerine huzur vermiştir. O yüzden cumhuriyetin kazanımlarının ayrı ayrı kıymetini bileceğiz. Devrimlerine her birisini ayırmadan ayrı ayrı sahip çıkacağız. Halk egemenliğinin, demokrasinin her şeyden üstün olduğunu bir kez daha hatırlayacağız” diye konuştu.

“BU ÜLKE BERKİN ELVAN İLE ABDULLAH TAYYİP OLÇOK’A BİRLİKTE YAS TUTMADAN BİR OLAMAZ”

“İki şeyin rengi olmaz. Alın terinin rengi yoktur. Alın terinin mezhebi olmaz, ırkı olmaz, cinsiyeti olmaz ve en değerli şeydir. Bir diğeri de annelerin gözyaşının rengi olmaz. Annenin gözyaşının Türkü olmaz, Kürdü olmaz. O yaşın durması icap eder” diyerek Anneler günü nedeniyle yaptığı telefon görüşmeleri üzerinden sözlerini sürdüren Özel, şunları kaydetti:

“Bugün şehit annelerini aradım. Bugün Diyarbakır annelerini aradım. Bugün Cumartesi annelerini aradım. Ayırmadan hepsini aradım ve hepsine dedim ki ‘bugün sizin için zor bir gün.’ Ama ben hem kendi ailem adına hem de Türkiye’nin en büyük, en şekli ailesi Cumhuriyet Halk Partisi ailesi adına evlatlarınızdan uzak eşinizden yana özlem hissettiğiniz bugünde buruk hissetmeyin. Diyarbakır annelerinin de Cumartesi annelerinin de, şehit annelerinin de ailesi; Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Hepimiz sizinle birlikteyiz. Bugün Tunceli’de kaybolan kızı Gülistan Doku’nun annesi Behriye Doku’yu aradım. ‘Annecim’ dedim ‘CHP ailesi senin arkandadır. Kızını aramanda ve adalet aramada senin yanındadır.’ Bugün Berkin Elvan’ın annesini aradım. ‘Cumhuriyet Halk Partisi ailesi senin ailendir. Berki’nin, evladımızın kaybı hepimizin yüreğinde yaradır. Bugün Mısra Öz’ü aradım. Dedim ki bütün annelere selamımızı söyleyin. Çorlu tren kazası annelerinin ve annesiz kalmış evlatlarının Anneler Gününde Türkiye’nin en büyük ailesi yanınızdadır. Bugün Abdullah Tayyip Olçok’un annesi Nihal Olçok’u aradım. 15 Temmuz gecesi öldürülen evladının, arayamadığı Nihal Olçok’u hepiniz adına ben aradım. Şunu söyledim: Bu ülke Berkin Elvan ile Abdullah Tayyip Olçok’a birlikte yas tutmadan bir olamaz, birlikte olamaz. Biz ikisinin yasını birlikte tutanlarız. Bugün Ali İsmail Korkmaz’ın annesi Emel Korkmaz’ı aradım. Bütün Gezi’de kaybettiklerimizin anneleri adına. Gezi’yi şeytanlaştıranlar bir yana dünyanın en barışçıl ve en çok çevre odaklı, yaşam biçimine müdahaleye itiraz eden, ağaçları koruyan, Atatürk Kültür Merkezini koruyan, kente karşı suç işlenmesinin karşısında duranların hayatını kaybedenlerinin annelerini aradım. Bugün annesi ile birlikte olan Vera’nın babasının yanında olmamasından duyduğu hüznü paylaşmak için Meriç Kahraman’ı aradım. En yakın zamanda onların babalarına kavuşmasını, böyle mutlu günlerin acı içinde geçmemesini temenni ettim. Cumartesi Annelerinden Vaside Ocak ile konuştuktan hemen sonra bir başkasını daha aradım” dedi.

“SİNAN ATEŞ’İN ADALET ARAYIŞI ONUN İÇİN BİZİM MÜCADELEMİZDİR”

Öldürülen Sinan Ateş’in annesi ile eşini de aradığını ifade eden Özel, şöyle devam etti:

“Bugün Sinan Ateş’in annesi Saniye Ateş’i. Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş’i aradım. Dedim ki ‘Türkiye’nin en büyük ailesi, hiçbir zaman siyaseten ortak düşünmediğimiz evladınızın artık ailesidir. Sinan Ateş’in adalet arayışı onun için bizim mücadelemizdir’ dedim. Metin Göktepe’nin annesi Fadime Göktepe’den Diyarbakır Annelerini temsilen Ayşegül Biçer’e kadar, vaktim yettiğince, imkanım oldukça ulaşabildiğim bütün anneleri ayrı ayrı aradım. Dedim ki sizin acınız, sizin yasınız bizim yasımızdır. Ayrıca birisini daha aradım. Voleybol Milli Takımımızın kaptanı çok değerli Eda Erdem’i, kendisi de anne olan Eda kaptanı aradım ve Anneler Gününü kutladım. Eda kaptanın annesinin Anneler Gününü kutladım. Antalya’ya birlikte gidiyorlardı. Bütün kadın voleybol takımımızdan anne olanların Anneler Gününü kutladım ama hepsinin annesini bize Cumhuriyetin dünya şampiyonu olmuş, Cumhuriyetin yüzüncü yılında biz başaramadık onlar başardı, Cumhuriyet değerlerine sahip çıkan kadın voleybol takımımızın her birisinin annelerini ayrı ayrı kutladım. Hayatta olmayanlara bir kez daha rahmet diledim. Biz filenin sultanları kazanınca hep birlikte sevinenleriz. Biz milli takım gol atınca hep birlikte ayağa fırlayanlarız. Biz bu ülkede yaşayan 86 milyonu hiçbir fark ayırmadan kucaklayan CHP’lileriz. Biz onlarla birlikte Türkiye ittifakıyız. Yaşasın Türkiye ittifakı. Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti. Yaşasın Zübeyde Hanımın evladının emanet ettiği Cumhuriyet.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-zubeyde-hanimin-anit-mezarini-ziyaret-etti/feed/ 0
CHP Genel Başkan Yardımcısı Aylin Nazlıaka: AKP İktidarında Kadınlara Kuluçka Makinesi Muamelesi Yapılıyor https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-aylin-nazliaka-akp-iktidarinda-kadinlara-kulucka-makinesi-muamelesi-yapiliyor/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-aylin-nazliaka-akp-iktidarinda-kadinlara-kulucka-makinesi-muamelesi-yapiliyor/#respond Sun, 12 May 2024 22:24:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31441 (MANİSA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, anneliğin elbette kutsal olduğunu belirterek, “Elbette annelik çok kutsaldır ancak AKP iktidarında kadınlara adeta kuluçka makinesi muamelesi yapılıyor. ‘Bir çocuk iflas, iki çocuk patinaj, üç eh. Bize dört-beş çocuk lazım’ gibi söylemlerle kadınlara çocuk doğurmak dayatılıyor. Kadınların meslek sahibi olmasını ve istihdama katılmasını teşvik etmek yerine, annelik en büyük kariyer olarak sunuluyor. Anne olamayan ya da anne olmayı tercih etmeyen kadınlar, toplumsal bir baskı görüyor. ‘Anne olmayan kadın yarımdır’ sözü ise bu kadınları daha da incitiyor” dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kadın Kolları Genel Başkanı Nazlıaka, Anneler Günü dolayısıyla Manisa İl Başkanlığı’nda basın toplantısı düzenledi. Bugün tüm dünyada Anneler Günü’nün kutlandığını dile getiren Nazlıaka, Türkiye’de 1955’ten itibaren kutlanmaya başladığını belirterek, “Başta ülkemizin kurucusu ve kurtarıcısı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım olmak üzere ebediyete intikal eden bütün annelerin, anne adaylarının ve yüreğinde anne sevgisi taşıyan tüm kadınların Anneler Günü kutlu olsun” ifadelerini kullandı.

Nazlıaka, “Elbette, annelik çok kutsaldır ancak AKP iktidarında kadınlara adeta kuluçka makinesi muamelesi yapılıyor. ‘Bir çocuk iflas, iki çocuk patinaj, üç eh. Bize dört beş çocuk lazım’ gibi söylemlerle, kadınlara çocuk doğurmak dayatılıyor. Kadınların meslek sahibi olmasını ve istihdama katılmasını teşvik etmek yerine, annelik en büyük kariyer olarak sunuluyor. Anne olamayan ya da anne olmayı tercih etmeyen kadınlar, toplumsal bir baskı görüyor. ‘Anne olmayan kadın yarımdır’ sözü ise, bu kadınları daha da incitiyor” şeklinde konuştu.

“İKTİDAR BU ANNELERİ DUYMUYOR, GÖRMÜYOR”

Annelerin yoksullukla, yoksunlukla, erkek şiddetiyle ve işsizlikle sınandığını belirten Nazlıaka, “Bugün birçok evde kutlamadan çok gam ve keder var” diye konuştu.

Kadına yönelik şiddede değinen Nazlıaka, Manisa’da Buse Demirkıran’ın kadın cinayetine kurban gittiğine işaret etti. Nazlıaka, “Daha birkaç gün önce Manisa’nın Turgutlu ilçesinin Selvilitepe Mahallesi’nde kısa bir süre önce cezaevinden çıkan Mirza Ali E, 3 çocuğunun annesi Hatice E’yi öldürdü. Manisa’nın Alaşehir ilçesinde yaşayan Buse Demirkıran, evli olduğu Hamza Demirkıran tarafından iki çocuğu uyuduğu sırada öldürüldü. İstanbul Sözleşmesi’ni hukuksuzca fesheden, Medeni Kanun’u sil baştan yazmayı planlayan, erken yaşta zorla evliliklerin önünü açmak için fırsat kollayan zihniyet nedeniyle anneler çocuksuz, çocuklar annesiz kalıyor…” ifadelerini kullandı.

Annelerin adalet aradığını vurgulayan Nazlıaka, “Kayıplarının akıbetini soran Cumartesi Anneleri 998 haftadır adaleti arıyor. İktidar ise bu anneleri duymuyor, görmüyor” dedi.

“ÜLKEMİZDE DÜN GECE KAÇ ANNE ÇOCUĞUNU AÇ YATIRDI?”

“Asgari ücretin açlık sınırının altında kaldığı ülkemizde dün gece kaç anne çocuğunu aç yatırdı?” diye soran Nazlıaka, şunları kaydetti:

“10 Mayıs’ta TÜİK’in açıkladığı verilere göre bile, Türkiye’de geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 24,1 oldu. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 6,8 iken kadınlarda bunun yaklaşık iki katı (yüzde 12) olarak tahmin edildi. Kısacası; kadınların payına yine işsizlik düştü. Bu koşullar altında anneler ne kendilerini ne çocuklarını yoksulluk kıskacından kurtarabiliyor.

Okullarda ücretsiz öğün uygulamasına son veren iktidar, 1, 3, 5 çocuk çağrısı yaparken annelerin yürek acısını biliyor mu? Ekmeğin ortalama 10 TL’ye yükseldiği ülkemizde annelerin çocuklarına kuru ekmek dahi yedirmekte zorlandığından haberi var mı? Anneler, zar zor okuttuğu çocuğunun işsizlik çaresizliğini ve gelecek kaygısını yüreğine yaşıyor. ‘Ev genci’ diye bir tanım oluştu. Hayatının en verimli döneminde çalışamayan gençlerin anneleri, ‘çocuğuma iş verin’ diye sessiz çığlık atıyor.”

“GELECEK GÜZEL GÜNLER BİZ KADINLARIN ELLERİNDE YÜKSELECEK”

Nazlıaka Türkiye’de annelerin sorunlar yumağına hapsedilmiş durumda olduğunu vurgulayarak, “Bizler ise hayatımızın üzerine çöken AKP iktidarının karanlığını aydınlığa çevirmek için direniyoruz. Bütün annelerin güldüğü, çocukların açlıkla sınanmadığı, kadınların şiddet görmediği, istihdama katıldığı, hayatın her alanında eşit temsil edildiği bir Türkiye için mücadele ediyoruz. Tüm çocuklara aydınlık yarınlar bırakmak isteyen biz kadınlar kararlıyız. Gelecek güzel günler biz kadınların ellerinde yükselecek.” şeklinde konuştu.

Nazlıaka’nın basın toplantısında, CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper, Manisa Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah Durbay, Kadın Kolları MYK Üyesi Nurşen Balcı ve ilçe kadın kolu başkanları da bulundu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-aylin-nazliaka-akp-iktidarinda-kadinlara-kulucka-makinesi-muamelesi-yapiliyor/feed/ 0
İzmir Büyükşehir Belediyesi Anneler Günü’nde buz pateni etkinliği düzenledi https://www.haber60.com.tr/izmir-buyuksehir-belediyesi-anneler-gununde-buz-pateni-etkinligi-duzenledi/ https://www.haber60.com.tr/izmir-buyuksehir-belediyesi-anneler-gununde-buz-pateni-etkinligi-duzenledi/#respond Sun, 12 May 2024 21:39:44 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31417 (İZMİR)- İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin uluslararası organizasyonlara ev sahipliği yapan Bornova Aşık Veysel Rekreasyon Alanı’ndaki Olimpik Buz Sporları Salonu bu kez Anneler Günü sebebiyle kapılarını açtı. Hem sporcular hem de kurslara katılan çocuklar anneleriyle birlikte kayma heyecanı yaşadı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Bornova Aşık Veysel Rekreasyon Alanı içinde yer alan Olimpik Buz Sporları Salonu, bir Anneler Günü etkinliğine ev sahipliği yaptı. Ulusal ve uluslararası turnuvalara ev sahipliği yapan tesiste kurs alan öğrenciler ve milli sporcular anneleriyle birlikte pistte keyifli anlar yaşadı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’nın anne ve çocuklar için hazırladığı seansta, velilere tişört ve madalya da verildi.

ÜÇ NESİL AYNI ANDA BUZ PİSTİNDE

Kızı ve annesiyle piste giren İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin antrenörü Gamze Güner, “Şu an burada üç nesil varız. Yıllarca milli takım sporcusuydum, antrenör oldum. Annem yıllarca beni taşıdı, şimdi kızım milli takım sporcusu. ve üç kuşak her yere beraber gidiyoruz. Burada da çok güzel bir etkinlik var” dedi.

Anneanne Meral İyiiş ise “Gamze 5 yaşından beri buz pateninde. Çok başarılı. Çok güzel bir duygu” ifadelerini kullandı. Annesinin izinde yürüyen minik Doğa Güner de “Ben spora annem başladı diye başlamıştım. Küçükken sürekli yarışmalara gidiyordu, ben de onu özlüyordum. Annem gibi olmak istemiştim. Olimpiyatlarda Türkiye’yi temsil etmek istiyorum” dedi.

“ŞU AN O PROFESYONEL”

Annesiyle birlikte mutlu bir gün geçiren İpek Kara, “6 yıllık sporcuyum, milli takıma girdim, şu an Türkiye birincisiyim. Olimpiyatlarda yarışmak istiyorum. Annemle beraber kaymak güzel bir duygu” ifadelerini kullandı.

Gamze Boylu, “Kızım 6 yıldır buz pateni yapıyor, milli sporcu. Yaptıkları iş çok zor. Ben buz pistine ikinci kez giriyorum. Şu an o profesyonel oldu ama biz hala aynı durumdayız. Çalışmak çok önemli. Kendisi de çok çalışıyor zaten” diye konuştu.

“BEN CESARET EDEMEDİM, KIZIMIN BAŞARILARIYLA GURUR DUYUYORUM”

Genç sporcu Defne Günce Kılıç da, “13 yıldır sporcuyum. Hedefim bütün sporcular gibi olimpiyatlarda ve yurt dışında Türkiye’yi temsil etmek. 5 yaşımda başladım. Buz pistinin ilk sporcularından biriyim. Halk seansına kaymaya gelip kurslar olduğunu öğrenmiştim. Kurslara katılıp seçmelere girdim ve geçince takıma alındım. Böylece spor hayatım başlamış oldu. Böyle bir günde annemle buz pistine gelmem çok güzel bir duygu. Annemin buz pateni yapması beni şaşırttı ve çok iyi oldu. Yetenekli tabii ama ilerlemesi lazım” dedi.

Anne Sevil Kılıç ise, “İltifat etti aslında. Ben yıllardır onunla birlikte bu sporun içindeyim ama buzun içinde değilim. İkinci ya da üçüncü girişimdir. Hiçbir zaman paten giymeye cesaret edemedim. Bu etkinlikte sadece spor ayakkabıyla buz pateninde dolaşmayı tercih ediyorum. Ama kızımın başarılarıyla gurur duyuyorum. Her zaman destekçisiyiz” ifadelerini kullandı.

“MUTLUYUZ, HEYECANLIYIZ”

Kardeşi ve annesiyle buzda kayan Ela Akgün, “İlkokulda başlamıştım, ara verdim, 2 yıldır yine devam ediyorum. Anneler Günü’nde birlikteyiz, çok mutluyum, heyecanlıyım daha doğrusu” dedi. Nil Akgün ise “8 yıldır buz sporuyla uğraşıyorum. Çalışmalarımız çok iyi gidiyor. Hedefim buz hokeyi antrenörü olmak. Bugün de mutluyuz” diye konuştu. Anne İsmihan Akgün “Çok mutlu bir gün. İyi ki anneyim. 8 yıldır bu yola baş koyduk. Başarılı bir şekilde devam ediyoruz. Hedeflerinde iyi bir yere varacaklarını düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

“ANNELERİMİZ BÖYLE BİR ORGANİZASYONU DAHA ÖNCE GÖRMEDİLER”

İzmir Büyükşehir Belediyesi Antrenörü Aykut Koç, “Bugünü güzelleştiren annelerimizin Anneler Günü’nü en içten dileklerimle kutluyorum. Bugünün anlamı anneler. Anneler olmasaydı bu güzel çocuklar olmazdı. Bu rengi, bu havayı yaratan bütün annelerimize teşekkür ediyorum, minnettarım. Annelerimiz böyle bir organizasyonu daha önce görmediler. İlk kez yaptık. Hep annelerimiz tribünlerden çocuklara destek veriyordu. İşin ne kadar zor olduğunu ‘Buzun içine girelim hep beraber kayalım’ düşüncesiyle aktarmak istedik. Annelerimiz için eğlence ve tecrübe oldu. Bu zor sporu benim çocuğum seçti diye bence seviniyorlar ve mutlular” diye konuştu.

“BUGÜNÜN GÜÇLÜ VE KAHRAMAN KİŞİSİ ANNELERİMİZDİ”

Buz Pateni Antrenörü Neşe Hünerli ise, “Biz onlara ‘Hadi bakalım çocuğunuz için bir şey yapalım’ dediğimiz anda nasıl koşturuyorlarsa bu etkinliğimizde de hemen geldiler. Bu bir ekip işi. Büyükşehir Belediyesi böyle bir tesis açmış, biz antrenörlük yapıyoruz. Velilerimiz olmasa çocukları buraya kim getirir? Ancak bu çevrede oturanlar buraya gelebilirdi. Şimdi aralarında milli sporcuların da olduğu çok güzel bir topluluk olduk. Mutluyuz, onlar mutlu olduğu zaman biz daha mutlu oluyoruz. Onlara spor yaptırıyor olmaktan, annelere başarılardan dolayı gurur yaşatıyor olmaktan onur duyuyoruz. Bugün biz onlara Anneler Günü hediyesi sürprizi yapmaya çalıştık. Birer tişört verdik. Bu sefer madalyaları da annelerimiz aldı. Bugünün güçlü ve kahraman kişisi annelerimizdi. İyi ki varlar” dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-Genel ve detay görüntüler

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Bornova Aşık Veysel Rekreasyon Alanı içinde yer alan Olimpik Buz Sporları Salonu’ndan görüntüler

-Röportaj

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin antrenörü Gamze Güner Meral İyiiş Doğa Güner İpek Kara Gamze Boylu Defne Günce Kılıç Sevil Kılıç Ela Akgün Nil Akgün

İsmihan Akgün İzmir Büyükşehir Belediyesi Antrenörü Aykut Koç Buz Pateni Antrenörü Neşe Hünerli

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmir-buyuksehir-belediyesi-anneler-gununde-buz-pateni-etkinligi-duzenledi/feed/ 0
Eşinden boşanan kadın, Bolu’nun sokaklarını temizleyerek geçimini sağlıyor https://www.haber60.com.tr/esinden-bosanan-kadin-bolunun-sokaklarini-temizleyerek-gecimini-sagliyor/ https://www.haber60.com.tr/esinden-bosanan-kadin-bolunun-sokaklarini-temizleyerek-gecimini-sagliyor/#respond Sun, 12 May 2024 21:27:44 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31407 Eşinden boşanan 2 çocuk annesi kadın, Bolu’nun sokaklarını temizleyerek geçimini sağlıyor. Evlatlarına hem annelik hem babalık yapan 44 yaşındaki kadın, 9 yıldır kar, güneş, yağmur, çamur demeden çocuklarını okutmak için çalışıyor.

Bolu Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü’nde çalışan 44 yaşındaki Filiz Şahan, 9 yıldır kar, güneş, yağmur, çamur demeden çocuklarını okutmak için çalışıyor. Eşinden boşandıktan sonra maddi sorumluluğu artan 2 çocuk annesi Şahan, şehrin sokaklarını güzelleştirmek için tüm özverisiyle sokak sokak çalışma yapıyor. Ara sokaklarda fazla uzayan çimleri, zararlı otları eline aldığı makine ile biçen fedakar anne, 8.sınıfa giden oğlunu okutmak için ter döküyor. Sabah saatlerinden itibaren işine giden Şahan, mesai bitiminden sonra evindeki işleri tamamlıyor. Şahan, “Bizim işimiz sadece burada bitmiyor, eve gidiyoruz, bir de evde çocuklarla uğraşıyoruz. Yemek, ev işleri zor kadının işi gerçekten çok zor. Bir anne olmak daha bir ağır bir mesuliyet gerektiriyor” dedi.

“Bizim işimiz sadece burada bitmiyor”

Kadınların işinin gerçekten zor olduğunu ifade eden Filiz Şahan, “9 senedir Bolu Belediyesi Park ve Bahçeler Birimi’nde çalışıyorum. Biz kadınların işi gerçekten zor. Çalışan bir anne olarak park bahçelerde gördüğümüz işler, yaptığımız işler, hepsi gerçekten ağır işler. Bizim işimiz sadece burada bitmiyor, eve gidiyoruz, bir de evde çocuklarla uğraşıyoruz. İşte yemek, ev işleri, yani zor, kadının işi gerçekten çok zor. Bir anne olmak daha bir ağır bir mesuliyet gerektiriyor. Allah bütün annelere kolaylıklar versin. Eşlerin de annelere çok yardımcı olması gerekiyor bu konularda bence. Çünkü zaten kadın yorgun gidiyor işten eve. Bir de evde koşturuyor. Bitmiyor yani kadının mesaisi. O yüzden kadınlara bence biraz daha özen gösterilmeli. Her konuda daha iyi şartlarda çalışmalarını gerekiyor bence” diye konuştu.

“Gayemiz, onlar büyüsünler, iyi bir meslek sahibi olsunlar”

Anneliğin ebedi süren bir meslek olduğunu ifade eden Filiz Şahan, “Çok severek yaptığımız bir şey ama annelik, sanıyorum, ebedi süren bir meslek. Hani o yüzden, çok gocunmuyorsunuz. Hem evin maddi açıdan çeviriyor hem temizlik, yemek falan. Yani kadınlar gerçekten aşırı derecede yoruluyor. Büyük oğlum okumuyor. Küçük oğlum ise 8.sınıfa gidiyor. Mesuliyeti bana ait. Her türlü maddi manevi hayat şeyini karşılayan benim. Gayemiz, onlar büyüsünler, iyi bir meslek sahibi olsunlar, tek istediğimiz o. Biz olamadık, anneleri olarak. Onları daha iyi yerlerde görmek istiyoruz. Tek amacımız o. Anneler onun için cefa çekiyor. Hem evlatları için, hem yaşamak zorundayız bu şekilde. Annelere, Allah sabır versin, güç kuvvet versin diyorum. Gerçekten hem evde, hem işte çalışan annelerin işi çok zor. Allah onlara kolaylık versin, güç kuvvet versin. Hepimize de. Çocuklarımıza Allah bağışlasın. Bütün annelerin de Anneler Günü kutlu olsun” dedi. – BOLU

]]>
https://www.haber60.com.tr/esinden-bosanan-kadin-bolunun-sokaklarini-temizleyerek-gecimini-sagliyor/feed/ 0
Selebral Palsi Hastası Çocukların Anneleri, Çocuklarının Eğitimleri İçin Mesleklerinden Vazgeçiyor https://www.haber60.com.tr/selebral-palsi-hastasi-cocuklarin-anneleri-cocuklarinin-egitimleri-icin-mesleklerinden-vazgeciyor/ https://www.haber60.com.tr/selebral-palsi-hastasi-cocuklarin-anneleri-cocuklarinin-egitimleri-icin-mesleklerinden-vazgeciyor/#respond Sun, 12 May 2024 09:00:40 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31386 Halk arasında beyin felci olarak bilinen “serebral palsi” teşhisi konulan öğrencilerin anneleri, çocuklarının eğitimlerini tamamlayabilmeleri ve hayattan geri kalmamaları için mesleklerinden bile vazgeçiyor.

Ankara’nın Çankaya ilçesindeki Türkiye’nin tek ve model okulu, “tersine kaynaştırma eğitimi”nin uygulandığı Milli Eğitim Vakfı (MEV) Gökkuşağı Özel Eğitim Okulunda eğitim gören “selebral palsi” teşhisli özel öğrencilerin anneleri, çocuklarının her anında yanında olmaya çalışıyor.

Okula sabah saatlerinde okul servisiyle gelen anneler, çocuklarını sınıflarına yerleştirdikten sonra veliler için oluşturulan odada teneffüs zilini bekliyor. Zilin çalmasıyla tekrar çocuklarının yanına koşan anneler, onları bir an olsun yalnız bırakmıyor.

Anneler, çocukları dersteyken okulun velilere yönelik düzenlediği el becerileri ve dil eğitimi gibi farklı etkinliklere de katılarak, hem kendileri öğreniyor hem de çocuklarına burada edindikleri bilgilerle okul sonrasında da destek olmaya çalışıyor.

“Evladımın sağlığı ve eğitimi nedeniyle işimi bırakmak durumunda kaldım”

Anne Yelda Güngör, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 10 yaşındaki oğlu Oğuz’un 27 haftalık doğduğunu ve erken doğuma bağlı 82 gün hastanede kaldığını belirterek, bebeğine 10 aylık olduğunda “selebral palsi” teşhisi tanısı konulduğunu söyledi.

Kendisi ve oğlu için sürecin zor geçtiğini aktaran anne Güngör, “8 tane botoksumuz var, 2 tane ameliyatımız var, ikinci ameliyatı zor geçti. Hatta eylülde de bir ameliyat bizi bekliyor tekrardan. Zor bir süreç ama her şeye değer.” diye konuştu.

Anneliğin çok güzel olduğunu ifade eden Güngör, duygularını dile getirirken gözyaşlarını tutamadı.

Anne Yeliz Karık da kızı Zeynep’in anasınıfından beri okulda eğitim aldığını ve 9 yıl içinde eğitim ve akademik anlamda büyük yol katettiğini vurguladı.

Erken yaşta eğitimin büyük önem taşıdığını, bu imkana sahip oldukları için çok mutlu olduğunu anlatan Karık, şöyle devam etti:

“Annelik çok önemli. Özel gereksinimli evlatları olan anneler için daha da ayrıcalıklı bir durum. Her gün bizler için çok kıymetli ve değerli. Biz annelerin hiç unutulmaması ve her anlamda işlerimizin kolaylaştırılması için herkesin destek olmasını bekliyoruz. Ben mali müşavirim ama evladımın sağlık ve eğitimi nedeniyle işimi bırakmak durumunda kaldım. Onunla birebir ilgilenmek istedim çünkü anne ilgisi daha farklı oluyor.”

“Çocuklarımızdan dolayı bazı duyguları biraz yaralı ya da derin yaşıyoruz”

Anne Asuman Tosun da ikisi kız ve biri erkek üçüz çocuklarından erkeğin selebral palsi hastası olduğunu belirtti.

Hastalığın zor ve uzun bir süreç olduğunu ama anne olarak çocuğuna her zaman destek olmaya çalıştığını ifade eden Tosun, “Anneler Günü duygu dolu geçiyor. Çocuklarımızdan dolayı bazı duyguları biraz yaralı ya da derin yaşıyoruz ama anne olmak çok güzel bir hissiyat. Onlarla beraber günlerimizi okulda geçiriyoruz.” dedi.

“Burada çok çeşitli hayatlar var”

Okul Müdürü Arif Muzaffer Kul ise kurumlarını, diğer özel eğitim okullarından ayıran en büyük özelliğinin kaynaştırma-bütünleştirme tanılı öğrencilerle sağlıklı gelişim gösteren herhangi özel eğitim gereksinimi olmayan çocukların bir arada eğitim alması olduğunu söyledi.

Kul, şöyle konuştu:

“Burada çok çeşitli hayatlar var. Çocuklarımızın hayatları, ailelerimizin hayatları ve en büyük yükü üstlenen annelerimizin hayatları… Mesleğini bırakıp sadece evladıyla ilgilenen annelerimiz var, yurt dışında doktorasını bırakıp burada çocuğuyla ilgilenenler var, okulumuz için tayinini isteyip sonra mesleğini bırakanlar annelerimiz var. Annelerimiz evlatları için çok büyük bir özveriyle ve fedakarlıkla burada gün içerisinde bulunmaktadır. Okul dışındaki çalışmalarda da çocuklarımızın fizyoterapi ihtiyaçları için diğer terapiler için büyük bir mücadele vermektedir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/selebral-palsi-hastasi-cocuklarin-anneleri-cocuklarinin-egitimleri-icin-mesleklerinden-vazgeciyor/feed/ 0
Yüksel ninenin son isteğiydi, ‘Yassıçal çuha dokumacılık sanatı’ coğrafi işaretle tescillendi https://www.haber60.com.tr/yuksel-ninenin-son-istegiydi-yassical-cuha-dokumacilik-sanati-cografi-isaretle-tescillendi/ https://www.haber60.com.tr/yuksel-ninenin-son-istegiydi-yassical-cuha-dokumacilik-sanati-cografi-isaretle-tescillendi/#respond Sun, 12 May 2024 08:45:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31380 Yüksel ninenin son isteğiydi, ‘Yassıçal çuha dokumacılık sanatı’ coğrafi işaretle tescillendi

AMASYA – Amasya’da yöreye özgü Yassıçal çuha dokumacılık sanatını unutulmak üzereyken çeyiz sandıklarında sakladığı örneklerle yaşatıp 6 ay önce 77 yaşındayken hayata gözlerini yuman son usta Yüksel Kanar’ın vasiyet gibi olan son isteği yerine getirildi. 250 yılı aşan geçmişe sahip ‘Yassıçal çuha dokumacılık sanatı’ Amasya Valiliği’nin girişimiyle coğrafi işaretle tescillendi. Yüksel ninenin yetişmelerine öncülük ettiği 100’den fazla kadın bu renkli sanatın gelecek kuşaklara aktarılmasında rol üstlenecek.

‘Bir elden bin ele’ temalı sergi

Kentte 100’den fazla kadının bu sanatı öğrenmesini sağlayan Yüksel Kanar’ın çeyiz sandığından çıkan dokumaların aralarında olduğu örnekler Anneler Gününde sergilendi. ‘Bir elden bin ele’ temalı serginin açılışını Amasya Valisi Yılmaz Doruk’un eşi ve Hayat Boyu Öğrenme Koordinatörü olan Meral Doruk yaptı.

Atıl haldeki tezgahlar elden geçirilerek aynıları yapıldı

Doğup büyüdüğü Yassıçal köyünde unutulmaya yüz tutan ‘Yassıçal çuha dokumacılık’ sanatının örneklerini sandığında saklayan 6 çocuk, 14 torun sahibi Kanar’ın 18 yıl önce kapısını çalan Amasya Halk Eğitimi Merkezi yetkilileri kurslar düzenleyip bu köklü geleneğin geliştirilmesini sağladı. Atıl haldeki tezgahlar elden geçirilerek aynıları yapıldı. Kadınlara verilen eğitimlerle yeni ustalar yetiştirildi. Eskiden her evde dokunduğu köyde ilgisizlikten kaybolmaya yüz tutmak üzereyken devletin desteğiyle düzenlenen bu kurslara öncülük eden Kanar’dan eğitim alan 100’den fazla kadının hayatı renklendi. Üretip para kazanan kadınlar ev ekonomilerine ve bu kültürün gelecek kuşaklara aktarılmasına katkıda bulundu.

İpleri kök boyalarla renkleniyor

İpleri kök boyalarla boyanıp tetce ve çıkrıkla mekiklere sarılarak kendine özgü tezgahlarda dokunan ‘Yassıçal çuhası’ kıyafet, çarşaf ile örtü yapımında kullanılıyordu. Şimdilerde ise Eminem’, ‘Süleyman’, ‘Mehmet Dede’, ‘sinekli’, ‘tekke peşkiri’ şeklindeki manidar adları ve rengarenk motifleriyle elbise, perde, çanta gibi hediyelik eşyaları süslüyor.

“Coğrafi işaret annemin de en büyük isteğiydi”

Amasya Halk Eğitimi Merkezi Sanatevi olan tarihi konakta düzenlenen sergiyle 6 ay önce vefat eden annesi Yüksel Kanar’ın hatırasını yaşattıklarını belirten usta öğretici Neşe Aşçı, “Yassıçal çuhası bizim kültürel mirasımız. Annelerden kızlarına erişen bir miras. Coğrafi işaret annemin de en büyük isteğiydi. Çünkü bu sanatı gelecek nesillere aktarmanın en iyi yolu coğrafi işaretle tanıtmaktır” diye konuştu. Aşçı, kültürel mirasa sahip çıkılmasını sağlayan Amasya Valiliği, Amasya Milli Eğitim Müdürlüğü ve Şehit Mehmet Gök Halk Eğitimi Merkezi yetkililerine teşekkür etti.

“Yüksel anne gibi ustaları tespit ediyoruz”

Açılışını yaptığı sergideki örnekleri inceleyip bilgiler alan Meral Doruk ise, “Yüksel teyzemiz bu dokumanın son temsilcisiydi. Bu kültürel mirası kızına ve ulaştığı birçok kişiye bırakma şansı oldu. Biz Yüksel anne gibi ustaları tespit edip çalışmalarını himaye etmeye gayret ediyoruz. Bu sanatın devamını sağlayamasaydık şu an bu dokuma örnekleri elimizde olamayacaktı. Bu kültür, el sanatı kaybolacaktı. Böylece hayatboyu öğrenmeye örnek kapsamlı çalışmalara imza atıldı” şeklinde konuştu. Serginin açılışına Şehit Mehmet Gök Halk Eğitimi Merkezi Müdürü İbrahim Özarslan ve Kanar’ın yetiştirdiği kursiyer öğrencileri de katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/yuksel-ninenin-son-istegiydi-yassical-cuha-dokumacilik-sanati-cografi-isaretle-tescillendi/feed/ 0
Cumartesi Annesi Hanife Yıldız: Anneler Günü’nün Benim İçin Bir Anlamı Kalmadı, Anneliğim Elimden Alındı https://www.haber60.com.tr/cumartesi-annesi-hanife-yildiz-anneler-gununun-benim-icin-bir-anlami-kalmadi-anneligim-elimden-alindi/ https://www.haber60.com.tr/cumartesi-annesi-hanife-yildiz-anneler-gununun-benim-icin-bir-anlami-kalmadi-anneligim-elimden-alindi/#respond Sat, 11 May 2024 22:45:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31341 HABER: EDDA SÖNMEZ/ KAMERA : MEHMET ÇALPAR

(İSTANBUL) – Cumartesi Anneleri, kayıplarının akıbetini öğrenmek ve faillerin yargılanması için adalet talebiyle 998’inci kez Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Bu hafta açıklamasında gözaltında kaybedilen Halil Alpsoy ve Kasım Alpsoy’un akıbetini soran Cumartesi Anneleri, Anneler Günü’nü hatırlatarak, “Bizi unutmayın” dedi. 29 yıldır gözaltında kaybolan oğlunu bulmak için mücadele eden Cumartesi Annesi Hanife Yıldız, “Yarın Anneler Günü evladımı kaybetmekle birlikte anneliğimi de ben kaybettim. Hiç bir anne evlatsız bırakılmasın. Ömrümün çoğu oğlumu aramakla geçti. Bundan sonra ne kadar yaşarım ne kadar dayanabilirim bilmiyorum. Herkes evladına baktığı zaman bir de bizi hatırlasın. Çocuklarıyla oturup yemek yediklerinde zaman bizi hatırlasınlar. Ben bu ülkede 20 yıl çalıştım. Bastığımız her taşta benimde emeğim var ama çocuğuma bir mezar hakkı verilmedi. Anneliğimde elimden alındı, çocuğum elimden alındı” dedi.

Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini soran ve faillerin yargılanması talebiyle İstanbul- Beyoğlu’nda 1995’ten bu yana eylem yapan Cumartesi Anneleri, bugün Galatasaray Meydanı’na karanfil bırakarak açıklamalarını okudu. Cumartesi Anneleri bu hafta, Halil Alpsoy ve Kasım Alpsoy için adalet istedi.

“YARIN, CUMARTESİ ANNELERİ’NE KARŞI DUYARSIZLIĞINIZIN SON GÜNÜ OLSUN”

Yapılan açıklamada, “Yarın Anneler Günü. Yarın Anneler Günü’nü kutlarken Cumartesi Annelerini unutmayın… Bir yandan evlatlarının mezarlarına ulaşmak için ömürlerini tüketirken bir yandan da evlatları her an gelecekmiş gibi giysilerini ütülü, hemen uzanacaklarmış gibi yataklarını temiz tutan anneleri hatırlayın… Evlatlarının 50 yıl, 40 yıl, 30 yıl önce olduğu gibi anahtarlarıyla kapıyı açıp ‘anne ben geldim’ diyen seslerini duymayı umut etmekten hiç vazgeçmeyen anneleri hatırlayın… Yarın, Cumartesi Anneleri’ne karşı duyarsızlığınızın son günü olsun…” denildi. Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

Bu haftaki basın metnini İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon Üyesi Sebla Arcan, okudu.  Arcan şunları söyledi:

“ÇOCUKLUKTAN KALMA İZDEN TEŞHİS EDİLDİ”

“998. haftamızda yine kayıplarımızla buluşma mekanımız olan Galatasaray Meydanı polis bariyerleri ile kapatılmış durumda. Kayıplarımızın fotoğrafları ve onların mezarlarına bırakamadığımız karanfillerimizle polis bariyerlerinin önündeyiz. 998. haftamızda bizi Galatasaray’a çıkmak zorunda bırakan inkar ve cezasızlık politikalarının bir örneği olarak Halil ve Kasım Alpsoy dosyalarını kamuoyu ile paylaşıyoruz. 37 yaşındaki Halil Alpsoy, 12 Mayıs 1994 gecesi eşi ve 40 günlük bebeğiyle birlikte akraba ziyaretinden dönüyordu. İstanbul Kanarya’daki evinin önünde bekleyen polisler tarafından gözaltına alındı. Eşi itiraz edip bağırıp yardım istediğinde, kimliklerini gösteren polisler, “Merak etme. Karakola kadar götürüyoruz. Yarım saat sonra gelir” dediler. Beyaz Toros araçla götürülen Halil Alpsoy bir daha evine dönemedi. 18 gün sonra, işkenceden tanınmaz hale gelmiş bedeni, İstanbul’a 530 km uzaklıktaki Kırıkkale’de ormanlık bir alanda bulundu. Üzerinde kimliğini belirlemeye yarayacak hiçbir şey yoktu. Halil’in gözaltındayken ceketinin astarına gizlice yazdığı anlaşılan evinin telefon numarası, onun cansız bedeninin bulunmasını sağlamıştı. Kardeşleri, tanınmaz hale gelmiş Halil’i, elindeki çocukluktan kalma izden teşhis edebildi.

“DEVLETİN EVRENSEL HUKUK NORMLARI İÇİNDE HAREKET ETMEK ZORUNDA OLDUĞUNU HATIRLATMAKTAN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

Halil Alpsoy’un gözaltına alınmasından bir hafta sonra, 18 Mayıs 1994 günü sabaha karşı polisler, amcasının oğlu Kasım Alpsoy’un Adana’daki evine baskın yaptı. Uzun menzilli silah taşıyan çelik yelekli, maskeli polisler, 30 yaşındaki Kasım Alpsoy’u gözaltına aldı. Seyhan İlçe Jandarma Komutanlığı’na götürülen Alpsoy, burada içinde istihbaratçıların da bulunduğu bir ekip tarafından sorgulandı. Gözaltına alındığı günün akşamı Kasım Alpsoy’u serbest bırakıp kimliğine el koydular. “Yarın gel. Kimliğini al!” dediler. Eve döndüğünde işkenceden perişan haldeydi. Ertesi gün, kimliğini almak üzere bir akrabasıyla birlikte Seyhan İlçe Jandarma Komutanlığı’na gitti. Akrabası tüm gün kapıda bekledi, ancak Kasım Alpsoy girdiği o binadan bir daha çıkamadı. Ailelerinin tüm girişimlerine rağmen, 30 yıldır devletin yetkili makamları onların akıbetlerini açığa çıkaracak, sorumluları tespit ederek, cezalandırılmalarını sağlayacak araştırma ve soruşturmalar yapmadı. Bugün bir kez daha adli makamları, Halil ve Kasım Alpsoy’un gözaltında kaybedilmesi ile ilgili olarak adil, tarafsız ve etkin bir soruşturma başlatmak için göreve çağırıyoruz. Kaç yıl geçerse geçsin Halil ve Kasım Alpsoy için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz”

“HİÇ BİR ANNE EVLATSIZ KALMASIN”

23 Şubat 1995 tarihinde kendi elleriyle polise teslim ettiği ancak bir daha haber alamadığı oğlu Murat Yıldız’ın akıbetini öğrenmek için 29 yıldır mücadele eden Cumartesi Annesi Hanife Yıldız, ANKA Haber Ajansı’na şunları anlattı:

“29 yıl oldu, düşünün çeyrek asır oldu. Evladımı kaybettikleri yetmediği gibi bir de bunun zulmünü yaşıyorsunuz. Yarın Anneler Günü evladımı kaybetmekle birlikte anneliğimi de ben kaybettim. Çünkü tek evladımdı. Tek dayanağım. Onunla birlikte tek başına yaşadık. Her şeye göğüs gerdik 19 yaşına kadar. Ne yazık ki onun cahilliğinden, benim cahilliğimden evladımı kendim devlete güvenerek ‘yanlış bir şey yaptı’ diye götürdüm. ‘Sen bunu yapamazsın bizim devlete karşı gelecek gücümüz mü var’ diye götürdüm. Ama ne yazık ki 23 Şubat 1995 itibaren bu acıyla, evlat hasretiyle yaşıyorum. Kendi annemi çok önceden kaybettim. Annemin mezarı köyde. Annemin mezarına gidemiyorum. Benim oğlum da kaybedildi. Oğlumda benim Anneler Günümü kutlamıyor. Ben yine de evlatlarıyla yaşayan tüm annelerin Anneler Günü’nü kutlarım. Hiç bir anne evlatsız bırakılmasın.

“ANNELİĞİMİ KAYBETTİM”

Anneler Günü’nün benim için bir anlamı kalmadı. Çünkü ben anneliğimi de kaybettim. Bir annenin gününün anlamlı olması için  ya evinde çocuğun olacak ya da torunların olacak, gelecekler Anneler Günü’nü kutlayacak, benim için öyle bir anlamı olur. Düşünün bir baykuş nasıl bir viranede oturuyor kendi kendine düşünüyor. Ben her bayram, her yılbaşı, her anneler gününde oturup düşünüyorum. Oğlumun sesi kulağımda çınlıyor ama kendisi yok. Bu kadar zulüm yeter diyoruz. Mesela bugün hayatını kaybeden annelerin fotoğraflarını elimizde tuttuk. Bu anneler evlatlarının akıbetini öğrenmeden, adalete ulaşmadan bir mezarı olmadan aramızdan ayrıldı gittiler. Ben de o anneler gibi olacağım diye düşünüyorum. O da ayrı bir üzüntü insana veriyor. Başkalarını anlatıyor torunlarım var diye. Benim yok. Oğlumun yerini tutacak, onun kokusunu bana tattıracak oda yok.

“ÇOCUKLARIYLA OTURUP YEMEK YEDİKLERİNDE BİZİ HATIRLASINLAR”

Artık bunu duymaları lazım. Bugün gerçekten hiç mi utanmadılar. O anneler evlatlarını aradılar ne adalete erişebildiler, ne akibetlerini öğrenebildiler onlar o acıyla hala mezarlarında rahat uyuyamıyorlar. Hepimiz acı içindeyiz. Herkes elini vicdanına koysun. Hem alanımız açılsın (Galatasaray Meydanı) hem çocuklarımız akibetini hem de adalet yerini bulsun diye uğraşıyoruz. Devlet diyor ki yumuşayalım. Yumuşamaları için önce o bariyerlerin kaldırılması lazım. En ağır acı evlat acısı, bunun yanına bir de kayıp acısı. İki acının ağırlığının yükünü yıllardır taşıyorum. Şunun şurasında ömrüme ne kaldı. Ömrümün çoğu oğlumu aramakla geçti. Bundan sonra ne kadar yaşarım ne kadar dayanabilirim bilmiyorum. Herkes evladına baktığı zaman bir de bizi hatırlasın. Çocuklarıyla oturup yemek yediklerinde zaman bizi hatırlasınlar.

“MEZARDA DA OLSA GİDİP OĞLUMLA KONUŞMAK HELALLEŞMEK İSTİYORUM”

Ben her yemeğe oturduğumda her lokmam boğazıma diziliyor. Biliyorsun inanamıyorsun. Acaba aç mı. Ben yolda biri para istediğinde ona dikkat ediyorum belki benim oğlumdur diye düşünüyorum. Bu çok ağır bir acı. Hiç bir anne kendisinden önce kızın veya oğlunun  evladının mezarını görmek istemez. Buna bile razı olduk. Onu bile vermediler. Ben bu ülkede 20 yıl (fabrika işçisi olarak) çalıştım. Bastığımız her taşta benim de emeğim var ama çocuğuma bir mezar hakkı verilmedi. Anneliğim de elimden alındı, çocuğum elimden alındı. Ben oğlumun akıbetini öğrenmek ve annelik hakkımı mezarda da olsa gidip oğlumla konuşmak onunla helalleşmek istiyorum”

]]> https://www.haber60.com.tr/cumartesi-annesi-hanife-yildiz-anneler-gununun-benim-icin-bir-anlami-kalmadi-anneligim-elimden-alindi/feed/ 0 Fedakar babaanne, SP hastası torununa gözü gibi bakıyor https://www.haber60.com.tr/fedakar-babaanne-sp-hastasi-torununa-gozu-gibi-bakiyor/ https://www.haber60.com.tr/fedakar-babaanne-sp-hastasi-torununa-gozu-gibi-bakiyor/#respond Sat, 11 May 2024 22:03:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31311 Fedakar babaanne, SP hastası torununa gözü gibi bakıyor

Babaanneden fedakarlık örneği: “Onun bana gülümsediği anlarda çok mutlu oluyorum”

BOLU – İzzet Baysal Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 58 yaşındaki babaanne doğuştan Serabral Palsi hastası olan 10 yaşındaki torununa gözü gibi bakıyor. Torununun annesi ve babasına destek olmak için fedakarlık yapan babaanne, “Onun bana gülümsediği anlarda çok mutlu oluyorum. O gülsün, dünyalar benim oluyor” dedi.

Doğuştan Serabral Palsi hastası olan Yusuf Ali Öztürk, 2014 yılında dünyaya geldi. Yüzde 98 engelli raporu bulunan 10 yaşındaki Yusuf Ali, yürüyemiyor, konuşamıyor ve oturamıyor. Bakıma muhtaç olan SP hastası torunu için 58 yaşındaki babaannesi Hanife Öztürk, büyük bir fedakarlık örneği gösterdi. 3 yaşından bu yana torununa her fırsatta bakan ve hastanede tedavi gördüğü anlarda hep yanında olan babaanne, İzzet Baysal Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Yusuf Ali’ye gözü gibi bakıyor. 3 kardeş olan Yusuf Ali Öztürk’ün, annesinin bel fıtığı rahatsızlığı ve babasının ise iş yoğunluğu olduğunu ifade eden fedakar babaanne, hiç bıkmadan ve usanmadan torununa baktığını anlattı.

“Annenin de babanın da dinlenme ihtiyacı var”

Anne ve babadan başka torununa bakacak birisinin olmadığını dile getiren Hanife Öztürk, “Torunumun hastalığı serabral palsi, beyin felci. 3 yaşından beri torunuma bakıyorum. Yazları alıyorum annesinin yanından. Annenin de babanın da dinlenme ihtiyacı var. Gelinimin boyun ve bel fıtığı var. Bir de Yusuf Ali’nin kardeşi oldu. Oğlum da işe gidip geliyor. Yardımcı yok başka. ‘Ben bakarım yavrum’ dedim” dedi.

“Ben onsuz yaşayamam”

Torununa gözü gibi baktığını ifade eden Hanife Öztürk, “Bakarken hiç zorlanmıyorum. Seve seve bakıyorum. O benim bir tanem. Ben onsuz yaşayamam. Çok bağlandım, o da bana çok bağlandı. Pazara veya çarşıya çıkıyorum ben gelene kadar kapıya bakıyor sürekli. Annesiyle kaldığında annesi beni aradı, ‘Anne neredesin Yusuf Ali durmuyor’ diye beni çağırdı” diye konuştu.

“Hiç bıkmadan, usanmadan bakıyorum”

Anne ve babalara, büyük annelerin destek olması gerektiğini vurgulayan fedakar babanne Öztürk, “Babaanne ve anneannelere sesleniyorum. Gençlerimize bizde yardımcı olalım. Çok güzel bir duygu bunlar. Tamam, üzüntüsü var ama duyguları da var. Bambaşka duygular. Benim her yerim ağrıyordu. Yusuf Ali’ye baktığımdan beri hiçbir yerim ağrımamaya başladı. Hiç bıkmadan usanmadan bakıyorum. Gerekirse hep bakmak istiyorum. Allah bana sağlık sıhhat verdiği sürece” dedi.

“Onun bana gülümsediği anlarda çok mutlu oluyorum”

Torunun gülümsediği anlarda çok mutlu olduğunu belirten Hanife Öztürk, “Yüzde 98 engelli raporumuz var. Yürüyemiyor, oturamıyor, konuşamıyor. Bakıma muhtaç bir çocuk. Bu çocukları unutmayalım. Bu çocuklara fedakarlık yapalım. Bazı anneler ve babalar bırakıp gidiyor. Onun bana gülümsediği anlarda çok mutlu oluyorum. O gülsün, dünyalar benim oluyor. O benim canım, ölürüm onun için” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/fedakar-babaanne-sp-hastasi-torununa-gozu-gibi-bakiyor/feed/ 0
Emine Erdoğan, Anneler Günü Programında Annelerle Buluştu https://www.haber60.com.tr/emine-erdogan-anneler-gunu-programinda-annelerle-bulustu/ https://www.haber60.com.tr/emine-erdogan-anneler-gunu-programinda-annelerle-bulustu/#respond Sat, 11 May 2024 07:54:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31268 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Anneler Günü vesilesiyle düzenlenen programda, Türkiye’nin çeşitli illerinden annelerle bir araya geldi.

Emine Erdoğan’ın ev sahipliğinde Devlet Konukevi’nde gerçekleştirilen Anneler Günü programına, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile bakanlığın hizmet modellerinden yararlanan şehit ve gazi anneleri, engelli çocuk sahibi anneler, koruyucu anneler, şehit eşi ve yaşlı anneler katıldı.

Basına kapalı olarak gerçekleştirilen programda, edinilen bilgiye göre, Emine Erdoğan, Bakan Göktaş ile annelerin Anneler Günü’nü kutlayarak, sorun ve taleplerini dinledi.

Programda annelere seslenen Emine Erdoğan, “Asırlardır hiçbir dil, din, ırk ayrımı gözetmeksizin bütün insanlığa kucak açan medeniyetimizi, en çok anne kalbine benzetiyorum” ifadelerini kullandı.

“Savaşın, adaletsizliğin kol gezdiği dünyaya anne kalbi genişliğinde bir merhamet diliyorum”

Emine Erdoğan, üzerlerinde taşıdıkları sevgiden bir evlat, bir aile, bir medeniyet inşa etmiş her bir annenin, iyiliğe olan inançlarını diri tuttuğunu dile getirerek, şunları kaydetti:

“İnsanlık elbisesinin annelik tezgahında dokunduğuna inanıyorum. Öyle ki Filistinli annelerin zalimliğe karşı evlatlarını korumak için gösterdikleri vakur duruş, direnişin ve barışın en somut örneğidir. Yüreği yangın yeri olan Filistin’in güçlü kadınlarının acısını paylaşıyor, savaşın, adaletsizliğin kol gezdiği dünyaya anne kalbi genişliğinde bir merhamet diliyorum.”

Bakan Göktaş da program sonrası gazetecilere yaptığı açıklamada, anneler ile sohbet edip, karşılaştıkları konularla ilgili istişarelerde bulunduklarını aktararak, “Zor günlerinde devletin yanlarında olduklarını bilmeleri onları çok mutlu ediyor. Bizler her zaman ailelerimizin, özellikle bizim hizmet modellerinden faydalanan ailelerimizin yanındayız ve takipçisiyiz” dedi.

Göktaş, İsrail’in bombardımanı altında hala zorlu süreçler yaşayan Filistinli anneler başta olmak üzere, şehit, gazi yakını, engelli ve koruyucu anneler ile tüm annelerin Anneler Günü’nü kutladı.

“Buraya gelmemiz çok özel hissettirdi”

Kas erimesi hastası olan ve solunum cihazıyla sınıfta ders anlatan öğretmen Gamze Kılıç’ın annesi Nurcan Kılıç da programa ilişkin duyduğu memnuniyeti, “Bugün buraya gelmemiz çok özel hissettirdi” sözleriyle dile getirdi.

Emine Erdoğan’ın kendilerini güzel karşıladığını ifade eden Kılıç, “Güzel konuştu, biz de çok rahattık, sorunlarımızı, sevgilerimizi paylaştık” dedi.

Koruyucu anne Gaye Dülger ise bir evlat edinme sürecinde bir de koruyucu aile olmak için bekledikleri iki kız çocukları olduğu bilgisini vererek, şöyle konuştu:

“Gerçekten çok düşünceli bir programdı. Ben böyle gerçekleşeceğini tahmin etmedim. Hanımefendi ve bakanımızla birebir konuşup, kendi sıkıntılarımızı dile getirme, çocuklarımızın durumuyla ilgili gelişmeleri ve yapılabilecekleri değerlendirme imkanı bulduk, bütün aileler olarak.”

Emine Erdoğan’ın kendisi için çok kıymetli olduğunu dile getiren Dülger, “Anneler Günü’nü kutluyorum” ifadelerini kullandı.

Şehit polis Ali Demircioğlu’nun eşi ve bir engelli çocuk sahibi Selma Demircioğlu da organizasyon için teşekkürlerini ileterek, Emine Erdoğan’ın ev sahipliğini, “Çok güzeldi, bizle çok ilgiliydi, birebir hepimizle ilgilendi. Gerçekten bizleri anlayan biri” sözleriyle anlattı.

Emine Erdoğan ve Bakan Göktaş’la bütün düşüncelerini ve yaşadıkları zorlukları paylaştığını dile getiren Demircioğlu, “Engelli bir evlat bakmak gerçekten çok zor ve tek başına mücadele veriyorum. Böyle şeylerden destek alıyoruz” diye konuştu.

Emine Erdoğan’dan Anneler Günü programı paylaşımı

Emine Erdoğan, programa ilişkin sosyal medya hesabından da paylaşımda bulundu. Paylaşımında annelerle bir araya geldiği fotoğraflara yer veren Emine Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

“Annelerin kalbinin evrensel bir ritmi vardır. Tüm acılar, sevinçler ve felaketler karşısında aynı duyguları paylaşırlar. Onların nezdinde gözyaşının, kahkahanın, doğumun ya da ölümün tercümana ihtiyacı yoktur. Anneler Günü münasebetiyle kahraman annelerimizi ‘Milletin Evi’nde ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duydum. Hikayeleriyle annelik ruhunun ne kadar güçlü ve sınırsız olduğuna bir kez daha şahit olduk. Zulüm ve esaret altında çocukları için direnen, cesaret timsali Filistinli annelerin feryadını ise bir an olsun unutmadık. Savaşın acı yüzünü derinden hisseden tüm anneleri saygıyla anıyor, anne sevgisinin tüm kötülüklere üstün geldiği bir gelecek diliyorum.” – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/emine-erdogan-anneler-gunu-programinda-annelerle-bulustu/feed/ 0
Sultangazi Belediyesi ‘Hoş Geldin Bebek’ Programında 300 Bebek ve Anneyi Ağırladı https://www.haber60.com.tr/sultangazi-belediyesi-hos-geldin-bebek-programinda-300-bebek-ve-anneyi-agirladi/ https://www.haber60.com.tr/sultangazi-belediyesi-hos-geldin-bebek-programinda-300-bebek-ve-anneyi-agirladi/#respond Sat, 11 May 2024 00:24:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31241 Sultangazi Belediyesi “Hoş Geldin Bebek” programında 300 bebek ve anneyi ağırladı

İSTANBUL – Sultangazi Belediyesi düzenlediği “Hoş Geldin Bebek” programında 300 miniği ve annesini ağırladı. Çiçeği burnunda annelerin gününü de kutlayan Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun ile eşi Tuba Dursun, bebeklerle yakından ilgilendi. Başkan Dursun, “Sultangazi’de bebeklerle yapmış olduğumuz programda 11 bin 500’e ulaşmış olduk. Bugün de 300 bebeğimizi anneleriyle beraber Sultangazi’de misafir ediyoruz” dedi.

Sultangazi Belediyesi, “Hoş Geldin Bebek” programıyla gönüllere dokunmaya devam ediyor. Anneler Günü öncesinde 300 bebek ve annesi Sultangazi Belediyesi Nikah Sarayı’nda düzenlenen özel programda bir araya geldi. Programa Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun ve eşi Tuba Dursun ile 300 anne bebeğiyle katıldı. Minikler için rengarenk süslenen salonda, 2 yaş üzerindeki çocuklar animatörler ve palyaçolar eşliğinde gönüllerince eğlendi. Birlikte oynayan çocukların keyifli oyunlarına zaman zaman anneler de eşlik etti. “Hoş geldin Bebek” programına katılan annelere içerisinde kışlık bebek kıyafeti, çorap, şampuan, ıslak mendil, tırnak makası, ateş ölçer, çıngırak, biberon ve oyuncağın da bulunduğu bebek çantaları hediye edildi. Öte yandan programa katılan çocuklara ise oyuncak hediye edildi. Anne ve bebeklerle yakından ilgilenen Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun ile eşi Tuba Dursun hatıra fotoğrafı da çektirdi.

“Bebeklerle yapmış olduğumuz programda 11 bin 500’e ulaşmış olduk”

Program hakkında konuşan Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun, “Sultangazi’de bebeklerle yapmış olduğumuz programda 11 bin 500’e ulaşmış olduk. Bugün de 300 bebeğimizi anneleriyle beraber Sultangazi’de misafir ediyoruz. Bu misafirliği 5 yıldır sürdürüyoruz. Bugün annelerimizin Anneler Günü’nü tebrik edelim dedik. Burada çok güzel bir programı icra ediyoruz. Bebek programımızda çok ciddi bir kitleye ulaştık. Onların mutlu ve acı günlerinde yanlarında olduğumuzu hissettirmek için beraberiz. Bu organizasyonu eşim Tuba hanım sürdürüyor. Ekibiyle beraber çok güçlü çalışmalar yapıyor. Eşlerin bu sürece dahil olmasının önemini her zaman ifade ediyorum. Biz bu süreçleri ailece götürebilirsek bu yükü çok daha güçlü bir şekilde almış oluruz. Tuba hanıma teşekkür ediyorum. Bundan sonra Sultangazi’de bebekler ve aileler çok daha mutlu olarak yaşamaya devam edecekler” dedi.

“Tüm annelerimizin Anneler Günü’nü kutluyorum”

Programın unutulan bir geleneği yaşatmak için yapıldığını dile getiren Başkan Dursun’un eşi Tuba Dursun, “Türk örf adetinde aile büyüğü yeni doğan bir bebeğe küçük bir hediye ile hayırlı olsuna gider. Biz de bunu yaşatmak istedik. Şimdiye kadar 11 bin bebeğimize ulaştık. Önceleri ev ziyareti yaparak başladık. Sonra kalabalık bir ilçede olduğumuz için toplu programlarda bir araya geldik. Bebeklerine de hayırlı olsun diyoruz. Tüm annelerimizin Anneler Günü’nü kutluyorum” şeklinde konuştu.

“Çok eğlendik ve güzel vakit geçirdik”

Programa katılan ve güzel vakit geçirdiğini söyleyen anne Hülya Tuncer, “Her zamanki gibi Abdurrahman Başkanımızın güzel icraatlarından biri. Böyle bir programda olduğumuz için çok mutluyuz. Çok eğlendik ve güzel vakit geçirdik. Çocuklarımıza yüz boyama yapıldı. Kuklalarla eğlendiler” ifadelerini kullandı.

Etkinliğe annesiyle katılan Muhammed Fatih Tuncer ise “Burada yüz boyama yapıp kuklalarla eğlendik. Başkanımıza çok teşekkür ediyorum. Buraya annemle beraber geldim. Etkinlik çok güzel. Başkanımızı çok seviyorum” diye konuştu.

“Belediyemizden memnunuz”

Etkinlikten memnun kaldığını anlatan Gurbet Kaçmaz, “Programdan ve hizmetten çok memnunuz. Burada çocuklar eğlendi ve yiyecek içecek verildi. Güzel ve keyifli bir gün geçirdik. Belediyemizden memnunuz. Yaptığı her şey için teşekkür ediyorum” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/sultangazi-belediyesi-hos-geldin-bebek-programinda-300-bebek-ve-anneyi-agirladi/feed/ 0
Muğla, Burdur ve Isparta’da Gazze’de annelerin yaşam haklarından mahrum bırakılması protesto edildi https://www.haber60.com.tr/mugla-burdur-ve-ispartada-gazzede-annelerin-yasam-haklarindan-mahrum-birakilmasi-protesto-edildi/ https://www.haber60.com.tr/mugla-burdur-ve-ispartada-gazzede-annelerin-yasam-haklarindan-mahrum-birakilmasi-protesto-edildi/#respond Fri, 10 May 2024 23:15:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31201 Muğla, Burdur ve Isparta’da Gazze’de annelerin yaşam haklarından mahrum bırakılması protesto edildi.

AK Parti Kadın Kolları Teşkilatınca Anneler Günü vesilesiyle, Gazze’deki annelerin sesi olmak amacıyla basın açıklaması gerçekleştirildi.

Menteşe Kurşunlu Camisi önünde toplanan partililer adına basın açıklamasını okuyan Kadın Kolları Başkanı Duygu Pınar Marçalı Doğru, Gazze’deki annelerin yaşadığı zorluklara dikkati çekti.

Gazze’deki annelerin ağır bir imtihandan geçtiğini belirten Doğru, pazar gününün “Anneler Günü” olduğunu hatırlatarak, Gazze’de yaşanan soykırım nedeniyle anne olmanın hiç bu kadar zor olmadığını söyledi.

Gazzeli annelerin çocuklarına verecek bir lokma ekmek beklediğini ifade eden Doğru, Birleşmiş Milletler (BM) raporuna göre, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana düzenlediği saldırılarda Gazze’de günde ortalama 63 kadının öldürüldüğünü ve bunların 37’sinin anne olduğunu, Filistin’de sağlık sisteminin çökmesi nedeniyle yaklaşık 60 bin hamile kadının risk altında olduğunu dile getirdi.

Doğru, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda 34 bin 683 kişi öldüğünü 78 bin 18 kişi yaralandığını söyledi.

Açıklamaya, AK Parti Muğla Milletvekilleri Yakup Otgöz, Kadem Mete, AK Parti MKYK Üyesi Yelda Erol Gökcan, İl Başkanı Gültekin Akça ile partililer ve kadınlar katıldı.

Konuşmanın ardından vatandaşlara lokma dağıtıldı.

Burdur

Cumhuriyet Meydanı’nda toplanan partili kadınlar adına açıklama yapan AK Parti Burdur Kadın Kolları Başkanı Cennet Özalp Tanrıöver, her canın tek ve biricik olduğunu söyledi.

İsrail’in saldırılarının sonucunda binlerce kişinin yaşamını yitirdiği belirten Tanrıöver, Birleşmiş Milletler’in raporuna göre, Gazze’de 9 bin kadının hayatını kaybettiğini aktardı.

Tanrıöver, Filistin’de günde ortalama 63 kadının öldüğünü, bunların 37’sinin anne olduğuna işaret ederek, “Her gün 180 anne ölümle burun buruna doğum yapıyor. Bir Gazzeli anne ‘Ben 6 çocuk doğurmakla yükümlüyüm. Çünkü 2’sini İsrail öldürecek, 2’si eve ekmek getirmek için çalışacak, 2’si de ülkesi için okuyacak.’ ya anne olduğunu göremeden, karnında bebeğiyle ölen kadınlar, ölen annesinin bedeninden ameliyatla alınan bebekler… Gazze’deki her 5 kadından 4’ü aile bireylerinden en az birinin üst üste iki öğün yemek yiyemediğini ifade ediyor.” diye konuştu.

Sloganlarla İsrail’e tepki gösteren grup dağıldı.

Isparta

Isparta’da ise kadınlar, ellerinde pankartlarla Kaymakkapı Meydanı’nda Gazze için nöbet tutulan çadırın önünde toplandı.

Grup adına konuşan AK Parti Isparta Kadın Kolları Başkanı Sevim Köse, Birleşmiş Milletler toplantılarında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Savaşın da bir ahlakı, hukuku vardır. Sivillerin hedef alındığı saldırıyı haklı gösterecek tek bir neden dahi olamaz.” sözlerini anımsattı.

Cumhurbaşkanının ve eşinin, çocuklar ve kadınlar başta olmak üzere sivilleri korumak için yaptığı pek çok girişimin tüm dünyaya örnek olduğunu belirten Köse, “Hamas’ın ateşkes masasına oturmayı kabul etmesi gelecek için bir umuttur. Ancak çağrıya rağmen özellikle Gazze ve Refah’ta artarak devam eden saldırılar İsrail’in niyetini ortaya koymuştur. Biz anneler olarak yine de İsrail’e bir kez daha çağrıda bulunuyoruz; ateşkes için bir adım bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/mugla-burdur-ve-ispartada-gazzede-annelerin-yasam-haklarindan-mahrum-birakilmasi-protesto-edildi/feed/ 0
AK Parti Kadın Kolları İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını protesto etti https://www.haber60.com.tr/ak-parti-kadin-kollari-israilin-gazzeye-yonelik-saldirilarini-protesto-etti/ https://www.haber60.com.tr/ak-parti-kadin-kollari-israilin-gazzeye-yonelik-saldirilarini-protesto-etti/#respond Fri, 10 May 2024 23:12:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31199 AK Parti’nin Trabzon, Ordu, Rize, Giresun, Artvin ve Bayburt il kadın kolları üyeleri, Anneler Günü öncesi İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında hayatını kaybeden anneler ve çocukları için basın açıklaması yaptı.

Trabzon’da Atatürk Alanı’ndaki parti binasının önünde bir araya gelen kadınlar adına AK Parti İl Kadın Kolları Başkanı Ayfer Cihan, Anneler Günü’nün öksüzlerin ve evladını kaybeden annelerin ağır imtihanı olduğunu söyledi.

Filistin’de, Gazze’de, Refah’ta yaşanan soykırım nedeniyle anne olmanın hiç bu kadar zor olmadığını belirten Cihan, “Biz bugün okuldan gelecek çocuklarımızı, Gazzeli anneler ise çocuklarına verecek bir lokma ekmeği bekliyor. Bizler karışmasın diye çocuklarımızın defterlerine, kitaplarına isim yazarken, Gazzeli anneler ise cesetleri teşhis edilebilsin diye çocuklarının kollarına isim yazıyor.” dedi.

Cihan, her canın kıymetli olduğunun altını çizerek, şunları kaydetti:

“Filistin Sağlık Bakanlığının 5 Mayıs’ta yaptığı açıklamaya göre, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda 34 bin 683 kişi öldü, 78 bin 18 kişi yaralandı. BM Kadın Birimi’nin raporuna göre, Gazze’de 9 bin kadın öldü. Günde ortalama 63 kadın hala ölüyor ve bunların 37’si ise anne. Kayıp ve akıbeti bilinmeyen kadınların sayısı 2 bin 100. Peki ya sağ kalan ve yaşam savaşını sürdürmeye, çocukları için hayata tutunmaya çalışan kadınlar, anneler. Filistin’de sağlık sisteminin çökmesi nedeniyle yaklaşık 60 bin hamile kadın risk altında. Her gün 180 anne ölümle burun buruna doğum yapıyor.”

Filistin’de kadınların anne olduğunu göremeden, karnında bebeği ile öldüğünü vurgulayan Cihan, “Zor şartlar, ölümle burun buruna yaşamak ve yetersiz beslenme nedeniyle erken doğum yapan, sütü kesilen anneler. Gazze’deki her 5 kadından 4’ü, aile bireylerinden en az birinin üst üste iki öğün yiyemediğini ifade ediyor. Çocuklar, annelerinin gözü önünde eriyor. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın BM ve pek çok uluslararası platformda haykırdığı gibi, savaşın da bir ahlakı, hukuku vardır. Sivillerin hedef alındığı saldırıyı haklı gösterecek tek bir neden dahi olamaz.” diye konuştu.

“Gazze’de her gün 37’si anne 63 kadın ölüyor” yazılı pankart açan grup, “İsrail katliama son ver”, “Anne katili İsrail” yazılı dövizler taşıdı.

Protestoya, AK Parti Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı Ayşe Sula Köseoğlu ve AK Parti İl Başkanı Sezgin Mumcu da destek verdi.

Ordu

Ordu’daki basın açıklaması ise Ceren Özdemir Meydanı’nda gerçekleştirildi.

Grup adına açıklama yapan AK Parti Kadın Kolları İl Başkanı Ayşegül Baysal, “Bir kadın, bir anne olarak çok net ifade ediyorum ki her can tek, her can biriciktir ve bir cana kıyan, tüm insanlığa kıymış gibidir.” dedi.

Baysal, Gazzeli bir annenin, “Ben 6 çocuk doğurmakla yükümlüyüm çünkü ikisini İsrail öldürecek, ikisi eve ekmek getirmek için çalışacak, ikisi de okusun ki ülke için işe yarasın.” sözlerini hatırlatarak, “Ya anne olduğunu göremeden, karnında bebeği ile ölen kadınlar, ölen annesinin bedeninden ameliyatla alınan bebekler. Zor şartlar.” ifadelerini kullandı.

Etkinlikte, MHP Ordu Milletvekili Naci Şanlıtürk, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Hilmi Güler ve AK Parti İl Başkanı Selman Altaş da yer aldı.

Rize

Rize’de de kadınlar Tuzcuoğlu Memişağa Parkı’nda bir araya geldi.

AK Parti İl Kadın Kolları Başkanı Sema Yağcıtekin, 12 Mayıs’ta Anneler Günü’nün kutlanacağını, bunun için de günlerdir her yerde tatlı bir telaş yaşandığını söyledi.

Gazze’de yaşanan insanlık dramına dikkati çeken Yağcıtekin, annelerin yaşadığı zorlukları, verilen büyük mücadeleyi anlattı.

???????Programa, AK Parti İl Başkanı Hikmet Ayar, İl Genel Meclisi Başkanı Ali İmran Büyük, İl Gençlik Kolları Başkanı Arif Berber de katıldı.

Giresun

Giresun’da da AK Parti İl Kadın Kolları Başkanı Berrin Aydın, Atatürk Meydanı’nda yaptığı açıklamada, Gazze’de binlerce kadının öldüğünü ya da kayıp olduğunu söyledi.

Yaşam savaşını sürdürmeye, çocukları için hayata tutunmaya çalışan Gazzeli annelere dikkati çeken Aydın, Filistin’de yaşanan insanlık dramının bir an önce sona ermesini diledi.

Aydın, 81 ilde Gazzeli anneler için dimdik ayakta olduklarını sözlerine ekledi.

Artvin

Artvin’de ise AK Parti İl Kadın Kolları üyeleri Atapark Meydanı’nda Gazzeli anneler için bir araya geldi.

AK Parti Artvin Kadın Kolları Başkanı Sonnur Şahin, Anneler Günü dolayısıyla her yerde tatlı bir telaş, Gazze’de ise büyük bir dram yaşandığını söyledi.

Şahin, “Biz anneler olarak İsrail’e bir kez daha çağrıda bulunuyoruz, ateşkes için bir adım bekliyoruz. Yaşanan tüm zulme, acıya rağmen eşini, evladını, ailesini kaybetmesine rağmen çocukları, ülkesi için dimdik ayakta duran Filistinli anneler er ya da geç kazanacak. Anneler bitmeden, bu direniş bitmez.” dedi.

Bayburt

AK Parti Bayburt İl Kadın Kolları üyeleri de İsrail’in Gazze’ye saldırılarına tepki gösterdi.

Şehit Nüsret Parkı’nda toplanan grup adına açıklama yapan AK Parti İl Kadın Kolları Başkanı Elif Çil, Filistin’de günde 63 kadının öldürüldüğünü, bunlardan 37’sinin de anne olduğunu ifade etti.

Çil, Gazze ve Refah’ta İsrail’in saldırılarının aratarak devam ettiğini vurgulayarak, “Bizler bugün AK Parti teşkilatları olarak buradayız. Yaşamayacağını bile bile çocuk doğuran Gazzeli anneler için susmuyoruz. Kalbi Gazzeli anneler için çarpan kadınlar olarak haykırıyoruz, bu zulüm daha ne kadar sürecek? Yeter artık İsrail, kanlı ellerini sivillerin, annelerin, çocukların üzerinden çek.” diye konuştu.

Bayburt Belediye Başkanı Mete Memiş, İl Genel Meclis Başkanı Hüseyin Şahin, AK Parti İl Başkanı Turgut Çalışkan da gruba destek verdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ak-parti-kadin-kollari-israilin-gazzeye-yonelik-saldirilarini-protesto-etti/feed/ 0
Çankırı’da Serebral Palsili Kızını Okula Taşıyan Anne https://www.haber60.com.tr/cankirida-serebral-palsili-kizini-okula-tasiyan-anne/ https://www.haber60.com.tr/cankirida-serebral-palsili-kizini-okula-tasiyan-anne/#respond Fri, 10 May 2024 22:33:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31171 Çankırı’da merkeze bağlı Yukarıçavuş köyünde yaşayan 37 yaşındaki Fatma Kara, küçük yaşta serebral palsi (beyin felci) tanısı konulan 7. sınıf öğrencisi kızı Ümmü Selma ile 7 yıldır okul yollarını aşındırıyor.

Mareşal Çakmak Ortaokulu 7. sınıfta eğitim gören serebral palsili 14 yaşındaki Ümmü Selma, her sabah annesiyle Yukarıçavuş köyünden servise binerek 15 kilometre mesafedeki okuluna ulaşıyor.

Servisten indikten sonra anne Fatma Kara, kızını sınıfa kadar kucağında taşıyıp derse hazırlıyor.

Veli görüşme odasında akşama kadar derslerin bitmesini bekleyen Fatma Kara, kızının eğitimini sürdürmesi için çabalıyor.

Gün boyu okulda kendisine tahsis edilen odada zamanını geçiren Kara, ders aralarında da kızının yanına giderek ihtiyaçlarını karşılıyor.

Fatma Kara, AA muhabirine, 3 kızının en büyüğünün Ümmü Selma olduğunu söyledi.

Ümmü Selma’nın sorununu 6 aylık olana kadar fark etmediklerini anlatan Kara, “6 aylık olduğunda çocukların oturup, emeklemeye başladığı zaman kızımı yastıklarla destekleyerek oturtuyordum. Büyük halamız, ‘Bu çocukta bir şey var’ dedi, doktora göstermemizi istedi. Biz de götürdük hastaneye, Hacettepe Üniversitesi Hastanesine yönlendirdiler. Orada çocuğumuza bu tanı konuldu.” dedi.

Uzun süren tedavinin ardından Ümmü Selma’yı belirli bir seviyeye getirebildiklerini dile getiren Kara, “Aynı kemiksiz bir çocuk gibiydi Selma, hiçbir yerine sahip çıkamıyordu. Fizik tedaviyle, rehabilitasyon merkezleriyle bu duruma getirebildik.” diye konuştu.

Ümmü Selma için büyük çaba harcadıklarını aktaran Kara, şöyle devam etti:

“Rehabilitasyon merkezi, okullar derken ‘mezun olamayan öğrenci’ olarak 7 senedir çocuğumu getiriyorum, götürüyorum. Akşama kadar burada bekliyorum. Toplum Yararına Programlara başvurdum, burada bir sene çalıştım. Hem çocuğuma baktım hem çalıştım. Görevim sona erdi ama ben okula gelmeye devam ediyorum. Çocuğum ile günümüzü tamamlıyoruz, akşam olunca köyümüze dönüyoruz.”

Okuldan döndükten sonra köydeki işlerle uğraştığını anlatan Kara, “Köyde de birçok işim var. Gündüz burada oluyorum, oturuyorum, evde ikinci mesaimi yapıyorum. Gece yarılarına kadar damdı, ahırdı, yemekti, çocuklarımız var. İki mesai birden yapıyorum.” dedi.

Çocuğunun eğitimi için arkasında durduğunu vurgulayan Kara, “Büyük yol katetti. O dereceye getirdim, şükür Allah’a. Anneye sormuşlar, ‘En kıymetli çocuğun hangisi’ diye. O da ‘Bulunana kadar kaybolan, iyi olana kadar hasta olan’ demiş. Şimdi Selma’yı yaşıtlarıyla aynı konuma sokabilmek için ağırlık onun üstünde.” diye konuştu.

“Emeğimin karşılığını çocuğum verdiği için Allah’ıma dua ediyorum”

Kara, başlarda Ümmü Selma’nın okumayı öğrenemeyeceğini söylediklerini, bu duruma çok üzüldüğünü belirterek, şunları kaydetti:

“Israr edince illa bir şeyler başarılıyor. Tam olmasa dahi büyük gelişmeler ortaya çıkıyor. Zorlanıyorsun, sosyal yaşantın olmuyor… Normal bir anne hasta olur, halsiz olur yatar kalkamaz, bizde o lüks yok. Yatmak istersin, çocuğun bağırır, ‘Anne tuvalete götür, bir su ver’ diye. Hasta olma lüksün yok, sosyal yaşantımız da yok ama çok şükür, o lüksleri yaşamasam da aklıma gelmez ama emeğimin karşılığını çocuğum verdiği için Allah’ıma dua ediyorum. İyi ki vermişim, iyi ki görüyoruz diye.”

Okul müdürü Ayşe Yiğitoğlu da Ümmü Selma için okullarında düzenleme yaptıklarını vurgulayarak, “Asansörümüzü aktif hale getirdik, sınıfın yerini onlara göre düzenledik, Fatma Hanım’a da bir oda ayarladık. Öğrencisini getirdikten sonra onu bekliyor akşama kadar, çocuğuyla vakit geçirmesi gerekiyor. Bize arkadaşlık ediyor.” açıklamasında bulundu.

Ümmü Selma Kara da kendisi için büyük fedakarlık gösteren annesini çok sevdiğini söyledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cankirida-serebral-palsili-kizini-okula-tasiyan-anne/feed/ 0
AK Parti İzmir, Denizli, Aydın, Manisa ve Uşak il kadın kolları, Gazze’deki anneler ve çocuklar için basın açıklaması yaptı https://www.haber60.com.tr/ak-parti-izmir-denizli-aydin-manisa-ve-usak-il-kadin-kollari-gazzedeki-anneler-ve-cocuklar-icin-basin-aciklamasi-yapti/ https://www.haber60.com.tr/ak-parti-izmir-denizli-aydin-manisa-ve-usak-il-kadin-kollari-gazzedeki-anneler-ve-cocuklar-icin-basin-aciklamasi-yapti/#respond Fri, 10 May 2024 22:24:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31165 AK Parti’nin İzmir, Denizli, Aydın, Manisa ve Uşak il kadın kolları üyeleri, Anneler Günü öncesi İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında hayatını kaybeden anneler ve çocukları için basın açıklaması yaptı.

İzmir’de Bilal Saygılı Camisi önünde toplanan kadınlar adına AK Parti İl Kadın Kolları Başkanı Emel Dalkıran açıklama yaptı.

Birleşmiş Milletler kadın biriminin raporuna göre Gazze’de günde ortalama 37’si anne 63 kadının öldüğünü vurgulayan Dalkıran, kayıp ve akıbeti bilinmeyen kadın sayısının 2 bin 100 civarında olduğunu söyledi.

Filistin’de sağlık sisteminin çökmesi nedeniyle yaklaşık 60 bin hamile kadının risk altında olduğunu, her gün 180 annenin ölümle burun buruna doğum yaptığını dile getiren Dalkıran, “Ne diyordu Gazzeli anne; ‘Ben 6 çocuk doğurmakla yükümlüyüm. Çünkü ikisini İsrail öldürecek, ikisi eve ekmek getirmek için çalışacak, ikisi de okusun ki ülke için işe yarasın.’ ya anne olduğunu göremeden, karnında bebeği ile ölen kadınlar, ölen annesinin bedeninden ameliyatla alınan bebekler… Zor şartlar, ölümle burun buruna yaşamak ve yetersiz beslenme nedeniyle erken doğum yapan, sütü kesilen anneler…” diye konuştu.

Hamas’ın ateşkes masasına oturmayı kabul etmesinin gelecek için umut verici olduğunu belirten Dalkıran, “Biz anneler olarak İsrail’e bir kez daha çağrıda bulunuyoruz, ateşkes için bir adım bekliyoruz. İsrailli yetkililere soruyorum; vadedilmiş topraklar hedefinizi, hayattan kopardığınız annelerin ve çocukların bedeni üzerine mi inşa edeceksiniz?” dedi.

Açıklamaya partinin MKYK üyesi Dilek Yıldız Büyükdağ ile İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı’nın annesi Emine Saygılı ile eşi Şahika Saygılı da katıldı.

“Bir cana kıyan tüm insanlığa kıymış gibidir”

Denizli’de 15 Temmuz Delikliçınar Şehitleri Meydanı’nda toplanan kadınlar adına ise AK Parti İl Kadın Kolları Başkanı Feride Kabadayılar açıklama yaptı.

Kabadayılar, pazar gününün Anneler Günü olduğunu hatırlatarak, şöyle konuştu:

“Anneler Günü, öksüzlerin ve evladını kaybeden annelerin de ağır imtihanı. Fakat bir yandan da dünyanın orta yerinde Filistin’de, Gazze’de, Refah’ta yaşanan soykırım nedeniyle anne olmak hiç bu kadar zor olmamıştı. Biz bugün okuldan gelecek çocuklarımızı, Gazzeli anneler ise çocuklarına verecek bir lokma ekmeği bekliyor.

Bizler karışmasın diye çocuklarımızın defterlerine, kitaplarına isim yazarken, Gazzeli anneler ise cesetleri teşhis edilebilsin diye çocuklarının kollarına isim yazıyor. Bir kadın, bir anne olarak çok net ifade ediyorum; her can tek, her can biricik ve bir cana kıyan tüm insanlığa kıymış gibidir.”

Manisa’da 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda AK Parti Manisa İl Kadın Kolları Başkanı Ebru Kalfa Kaplan’ın yaptığı basın açıklamasına partinin Manisa İl Başkanı Salih Hızlı ve il yönetim kurulu üyeleri de katıldı.

Uşak’ta ise 15 Temmuz Şehitler Meydanı’nda Uşak Milletvekili Fahrettin Tuğrul ve partinin Uşak İl Başkanı Himmet Yaşar’ın katılımıyla yapılan eylemde AK Parti Uşak İl Kadın Kolları Başkanı Hilal Sabancı, basın açıklaması yaptı.

Aydın’da da Atatürk Kent Meydanı’nda toplanan grup adına açıklamayı AK Parti İl Kadın Kolları Başkanı Ebru Kayır yaptı. Eyleme çok sayıda kadının yanı sıra Aydın milletvekili Ömer Özmen ve partinin İl Başkanı Gökhan Ökten de destek verdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ak-parti-izmir-denizli-aydin-manisa-ve-usak-il-kadin-kollari-gazzedeki-anneler-ve-cocuklar-icin-basin-aciklamasi-yapti/feed/ 0
AK Partili kadınlardan Gazzeli anneler için açıklama https://www.haber60.com.tr/ak-partili-kadinlardan-gazzeli-anneler-icin-aciklama/ https://www.haber60.com.tr/ak-partili-kadinlardan-gazzeli-anneler-icin-aciklama/#respond Fri, 10 May 2024 22:06:30 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31150 AK Partili kadınlardan Gazzeli anneler için açıklama

ÇANAKKALE – AK Parti Çanakkale İl Kadın Kolları tarafından Anneler Günü vesilesiyle Gazze’de yaşam hakları elinden alınan anneler için basın açıklaması gerçekleştirildi.

Çanakkale’de AK Parti Çanakkale İl Kadın Kolları tarafından İskele Meydanı’nda Anneler Günü vesilesiyle, Gazze’de yaşam hakları elinden alınan anneler için basın açıklaması düzenlendi. Açıklamaya AK Parti Çanakkale İl Başkanı Naim Makas, AK Parti Çanakkale İl Kadın Kolları Başkanı Özlem Karadayı, AK Parti Çanakkale İl Gençlik Koları Başkanı Alperen Uysal ve partililer katıldı.

Basın açıklamasını yapan AK Parti Çanakkale İl Kadın Kolları Başkanı Özlem Karadayı, “Pazar günü Anneler Günü . Günlerdir her yerde tatlı bir telaş yaşanıyor. Anneler Günü öksüzlerin ve evladını kaybeden annelerin de ağır imtihanı. Fakat bir yandan da dünyanın orta yerinde, yanı başımızda Filistin’de, Gazze’de, Refah’ta yaşanan soykırım nedeniyle anne olmak hiç bu kadar zor olmamıştı. Biz bugün okuldan gelecek çocuklarımızı, Gazzeli anneler ise çocuklarına verecek bir lokma ekmeği bekliyor. Bizler karışmasın diye çocuklarımızın defterlerine, kitaplarına isim yazarken, Gazzeli anneler ise cesetleri teşhis edilebilsin diye çocuklarının kollarına isim yazıyor. Bir kadın, bir anne olarak çok net ifade ediyorum. Her can tek, her can biricik ve bir cana kıyan tüm insanlığa kıymış gibidir. Filistin Sağlık Bakanlığının 5 Mayıs’ta yaptığı açıklamaya göre; İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda 34 bin 683 kişi öldü, 78 bin 18 kişi yaralandı. Birleşmiş Milletler kadın biriminin raporuna göre Gazze’de 9 bin kadın öldü. Günde ortalama 63 kadın hala ölüyor ve bunların 37’si ise anne. Kayıp ve akıbeti bilinmeyen kadınların sayısı 2 bin 100. Peki ya sağ kalan ve yaşam savaşını sürdürmeye, çocukları için hayata tutunmaya çalışan kadınlar, anneler! Filistin’de sağlık sisteminin çökmesi nedeniyle yaklaşık 60 bin hamile kadın risk altında. Her gün 180 anne ölümle burun buruna doğum yapıyor. Ne diyordu gazzeli anne, “Ben 6 çocuk doğurmakla yükümlüyüm. Çünkü 2’sini israil öldürücek, 2’si eve ekmek getirmek için çalışacak, 2’si de okusun ki ülke için işe yarasın.” ya anne olduğunu göremeden, karnında bebeği ile ölen kadınlar, ölen annesinin bedeninden ameliyatla alınan bebekler. Zor şartlar, ölümle burun buruna yaşamak ve yetersiz beslenme nedeniyle erken doğum yapan, sütü kesilen anneler. Gazze’deki her 5 kadından 4’ü, aile bireylerinden en az birinin üst üste iki öğün yiyemediğini ifade ediyor. Çocuklar, annelerinin gözü önünde eriyor. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler ve pek çok uluslararası platformda haykırdığı gibi “Savaşın da bir ahlakı, hukuku vardır. Sivillerin hedef alındığı saldırıyı haklı gösterecek tek bir neden dahi olamaz.” Sayın Cumhurbaşkanımız ve Hanımefendi’nin çocuk ve kadınlar başta olmak üzere sivilleri korumak için yaptığı pek çok girişim tüm dünyaya örnek oluyor. Hamas’ın ateşkes masasına oturmayı kabul etmesi gelecek için bir umuttur. Ancak çağrıya rağmen özellikle Gazze ve Refah’ta artarak devam eden saldırılar İsrail’in niyetini ortaya koymuştur. Biz anneler olarak yine de İsrail’e bir kez daha çağrıda bulunuyoruz; ateşkes için bir adım bekliyoruz. İsrailli yetkililere soruyorum. Vaad edilmiş topraklar hedefinizi, hayattan kopardığınız annelerin ve çocukların bedenleri üzerine mi inşa edeceksiniz? Bizler bugün AK Parti Çanakkale İl Kadın Kolları Başkanlığı, teşkilatlarımız, sivil toplum kuruluşu temsilcileri olarak buradayız. Şu anda 81 ilde AK Partili kadınlar olarak Gazzeli anneler için dimdik ayaktayız. 2 çocuğu şehit edilen gazzeli kadın soruyor ya “hasan ve bera’nın suçları neydi? Ne günah işlediler?” İşte o anneler için soruyoruz. Yaşamayacağını bile bile çocuk doğuran Gazzeli anneler için susmuyoruz! Yaşanan tüm zulme, acıya rağmen eşini, evladını, ailesini kaybetmesine rağmen çocukları için, ülkesi için dimdik ayakta duran Filistinli anneler, er ya da geç kazanacak. Anneler bitmeden bu direniş bitmez. ve kalbi Gazzeli anneler için çarpan kadınlar olarak haykırıyoruz. Bu zulüm daha ne kadar sürecek? Yeter artık israil, kanlı ellerini sivillerin, annelerin, çocukların üzerinden çek” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ak-partili-kadinlardan-gazzeli-anneler-icin-aciklama/feed/ 0
AK Parti Adıyaman İl Kadın Kolları İsrail’e tepki gösterdi https://www.haber60.com.tr/ak-parti-adiyaman-il-kadin-kollari-israile-tepki-gosterdi/ https://www.haber60.com.tr/ak-parti-adiyaman-il-kadin-kollari-israile-tepki-gosterdi/#respond Fri, 10 May 2024 21:27:38 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31132 AK Parti Adıyaman İl Kadın Kolları Başkanlığı, Gazze’de öldürülen anneler için basın açıklaması yaparak İsrail’e tepki gösterdi.

Anneler Günü’ne sayılı günler kala İsrail’in ablukası altındaki Gazze’de her gün 63 kadının öldüğünü vurgulayan AK Partili kadınlar, yaşanan insanlık suçunun derhal sona ermesi konusunda çağrıda bulundu. Gazzeli kadınlar için Demokrasi Parkı’nda düzenlenen basın açıklamasına, AK Parti Adıyaman İl Başkanı Emrah Bulucu, Kadın Kolları Başkanı Saliha Diler, partililer, STK’lar ve çok sayıda kişi katıldı.

Basın açıklamasını okuyan AK Parti İl Kadın Kolları Başkanı Saliha Diler, “Pazar günü anneler günü, günlerdir her yerde tatlı bir telaş yaşanıyor. Anneler günü öksüzlerin ve evladını kaybeden annelerin de ağır imtihanıdır. Fakat bir yandan da dünyanın orta yerinde, yanı başımızda Filistin’de, Gazze’de, Refah’ta yaşanan soykırım nedeniyle anne olmak hiç bu kadar zor olmamıştı. Biz bugün okuldan gelecek çocuklarımızı, Gazzeli anneler ise çocuklarına verecek bir lokma ekmeği bekliyor. Bizler karışmasın diye çocuklarımızın defterlerine, kitaplarına isim yazarken, Gazzeli anneler ise cesetleri teşhis edilebilsin diye çocuklarının kollarına isim yazıyor. Bir kadın, bir anne olarak çok net ifade ediyorum, her can tek, her can biricik ve bir cana kıyan tüm insanlığa kıymış gibidir. Filistin Sağlık Bakanlığının 5 Mayıs’ta yaptığı açıklamaya göre, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda 34 bin 683 kişi öldü, 78 bin 18 kişi yaralandı. BM kadın biriminin raporuna göre Gazze’de 9 bin kadın öldü. Günde ortalama 63 kadın hala ölüyor ve bunların 37’si ise anne. Kayıp ve akıbeti bilinmeyen kadınların sayısı 2 bin 100’dür. Peki ya sağ kalan ve yaşam savaşını sürdürmeye, çocukları için hayata tutunmaya çalışan kadınlar, anneler, Filistin’de sağlık sisteminin çökmesi nedeniyle yaklaşık 60 bin hamile kadın risk altında. Her gün 180 anne ölümle burun buruna doğum yapıyor. ya anne olduğunu göremeden, karnında bebeği ile ölen kadınlar, ölen annesinin bedeninden ameliyatla alınan bebekler. Zor şartlar, ölümle burun buruna yaşamak ve yetersiz beslenme nedeniyle erken doğum yapan, sütü kesilen anneler. Gazze’deki her 5 kadından 4’ü, aile bireylerinden en az birinin üst üste iki öğün yiyemediğini ifade ediyor. Çocuklar, annelerinin gözü önünde eriyor. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın birleşmiş milletler ve pek çok uluslararası platformda haykırdığı gibi savaşın da bir ahlakı, hukuku vardır. Sivillerin hedef alındığı saldırıyı haklı gösterecek tek bir neden dahi olamaz. Cumhurbaşkanımız ve hanımefendinin çocuk ve kadınlar başta olmak üzere sivilleri korumak için yaptığı pek çok girişim tüm dünyaya örnek oluyor. Hamas’ın ateşkes masasına oturmayı kabul etmesi gelecek için bir umuttur. Ancak çağrıya rağmen özellikle Gazze ve Refah’ta artarak devam eden saldırılar İsrail’in niyetini ortaya koymuştur. Biz anneler olarak yine de İsrail’e bir kez daha çağrıda bulunuyoruz, ateşkes için bir adım bekliyoruz. İsrailli yetkililere soruyorum, vaad edilmiş topraklar hedefinizi, hayattan kopardığınız annelerin ve çocukların bedenleri üzerine mi inşa edeceksiniz? Bizler bugün AK Parti Adıyaman İl Kadın Kolları Başkanlığı, teşkilatlarımız, kadın milletvekilleri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri olarak buradayız. Şu anda 81 ilde ak partili kadınlar olarak Gazzeli anneler için dimdik ayaktayız. Yaşanan tüm zulme, acıya rağmen eşini, evladını, ailesini kaybetmesine rağmen çocukları için, ülkesi için dimdik ayakta duran Filistinli anneler, er ya da geç kazanacak. Anneler bitmeden bu direniş bitmez” diye konuştu. – ADIYAMAN

]]>
https://www.haber60.com.tr/ak-parti-adiyaman-il-kadin-kollari-israile-tepki-gosterdi/feed/ 0
AK Parti Çanakkale İl Kadın Kolları, Gazze’deki Anneler İçin Basın Açıklaması Yaptı https://www.haber60.com.tr/ak-parti-canakkale-il-kadin-kollari-gazzedeki-anneler-icin-basin-aciklamasi-yapti/ https://www.haber60.com.tr/ak-parti-canakkale-il-kadin-kollari-gazzedeki-anneler-icin-basin-aciklamasi-yapti/#respond Fri, 10 May 2024 21:18:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31126 AK Parti Çanakkale İl Kadın Kolları tarafından Anneler Günü vesilesiyle Gazze’de yaşam hakları elinden alınan anneler için basın açıklaması gerçekleştirildi.

Çanakkale’de AK Parti Çanakkale İl Kadın Kolları tarafından İskele Meydanı’nda Anneler Günü vesilesiyle, Gazze’de yaşam hakları elinden alınan anneler için basın açıklaması düzenlendi. Açıklamaya AK Parti Çanakkale İl Başkanı Naim Makas, AK Parti Çanakkale İl Kadın Kolları Başkanı Özlem Karadayı, AK Parti Çanakkale İl Gençlik Koları Başkanı Alperen Uysal ve partililer katıldı.

Basın açıklamasını yapan AK Parti Çanakkale İl Kadın Kolları Başkanı Özlem Karadayı, “Pazar günü Anneler Günü . Günlerdir her yerde tatlı bir telaş yaşanıyor. Anneler Günü öksüzlerin ve evladını kaybeden annelerin de ağır imtihanı. Fakat bir yandan da dünyanın orta yerinde, yanı başımızda Filistin’de, Gazze’de, Refah’ta yaşanan soykırım nedeniyle anne olmak hiç bu kadar zor olmamıştı. Biz bugün okuldan gelecek çocuklarımızı, Gazzeli anneler ise çocuklarına verecek bir lokma ekmeği bekliyor. Bizler karışmasın diye çocuklarımızın defterlerine, kitaplarına isim yazarken, Gazzeli anneler ise cesetleri teşhis edilebilsin diye çocuklarının kollarına isim yazıyor. Bir kadın, bir anne olarak çok net ifade ediyorum. Her can tek, her can biricik ve bir cana kıyan tüm insanlığa kıymış gibidir. Filistin Sağlık Bakanlığının 5 Mayıs’ta yaptığı açıklamaya göre; İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda 34 bin 683 kişi öldü, 78 bin 18 kişi yaralandı. Birleşmiş Milletler kadın biriminin raporuna göre Gazze’de 9 bin kadın öldü. Günde ortalama 63 kadın hala ölüyor ve bunların 37’si ise anne. Kayıp ve akıbeti bilinmeyen kadınların sayısı 2 bin 100. Peki ya sağ kalan ve yaşam savaşını sürdürmeye, çocukları için hayata tutunmaya çalışan kadınlar, anneler! Filistin’de sağlık sisteminin çökmesi nedeniyle yaklaşık 60 bin hamile kadın risk altında. Her gün 180 anne ölümle burun buruna doğum yapıyor. Ne diyordu gazzeli anne, “Ben 6 çocuk doğurmakla yükümlüyüm. Çünkü 2’sini israil öldürücek, 2’si eve ekmek getirmek için çalışacak, 2’si de okusun ki ülke için işe yarasın.” ya anne olduğunu göremeden, karnında bebeği ile ölen kadınlar, ölen annesinin bedeninden ameliyatla alınan bebekler. Zor şartlar, ölümle burun buruna yaşamak ve yetersiz beslenme nedeniyle erken doğum yapan, sütü kesilen anneler. Gazze’deki her 5 kadından 4’ü, aile bireylerinden en az birinin üst üste iki öğün yiyemediğini ifade ediyor. Çocuklar, annelerinin gözü önünde eriyor. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler ve pek çok uluslararası platformda haykırdığı gibi “Savaşın da bir ahlakı, hukuku vardır. Sivillerin hedef alındığı saldırıyı haklı gösterecek tek bir neden dahi olamaz.” Sayın Cumhurbaşkanımız ve Hanımefendi’nin çocuk ve kadınlar başta olmak üzere sivilleri korumak için yaptığı pek çok girişim tüm dünyaya örnek oluyor. Hamas’ın ateşkes masasına oturmayı kabul etmesi gelecek için bir umuttur. Ancak çağrıya rağmen özellikle Gazze ve Refah’ta artarak devam eden saldırılar İsrail’in niyetini ortaya koymuştur. Biz anneler olarak yine de İsrail’e bir kez daha çağrıda bulunuyoruz; ateşkes için bir adım bekliyoruz. İsrailli yetkililere soruyorum. Vaad edilmiş topraklar hedefinizi, hayattan kopardığınız annelerin ve çocukların bedenleri üzerine mi inşa edeceksiniz? Bizler bugün AK Parti Çanakkale İl Kadın Kolları Başkanlığı, teşkilatlarımız, sivil toplum kuruluşu temsilcileri olarak buradayız. Şu anda 81 ilde AK Partili kadınlar olarak Gazzeli anneler için dimdik ayaktayız. 2 çocuğu şehit edilen gazzeli kadın soruyor ya “hasan ve bera’nın suçları neydi? Ne günah işlediler?” İşte o anneler için soruyoruz. Yaşamayacağını bile bile çocuk doğuran Gazzeli anneler için susmuyoruz! Yaşanan tüm zulme, acıya rağmen eşini, evladını, ailesini kaybetmesine rağmen çocukları için, ülkesi için dimdik ayakta duran Filistinli anneler, er ya da geç kazanacak. Anneler bitmeden bu direniş bitmez. ve kalbi Gazzeli anneler için çarpan kadınlar olarak haykırıyoruz. Bu zulüm daha ne kadar sürecek? Yeter artık israil, kanlı ellerini sivillerin, annelerin, çocukların üzerinden çek” ifadelerini kullandı. – ÇANAKKALE

]]>
https://www.haber60.com.tr/ak-parti-canakkale-il-kadin-kollari-gazzedeki-anneler-icin-basin-aciklamasi-yapti/feed/ 0
Ehliyetsiz sürücünün çarparak ölümüne neden olduğu Oğuz Murat Aci’nin annesi adalet arıyor https://www.haber60.com.tr/ehliyetsiz-surucunun-carparak-olumune-neden-oldugu-oguz-murat-acinin-annesi-adalet-ariyor/ https://www.haber60.com.tr/ehliyetsiz-surucunun-carparak-olumune-neden-oldugu-oguz-murat-acinin-annesi-adalet-ariyor/#respond Thu, 09 May 2024 23:18:30 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31037 Haber- GAYE ŞEYMA CAN- Kamera/ MEHMET ÇALPAR

(İSTANBUL) – Annesi Eylem Tok tarafından önce Mısır’a, sonra ABD’ye kaçırıldığı ortaya çıkan 17 yaşındaki ehliyetsiz T.C.’nin çarparak ölümüne neden olduğu Oğuz Murat Aci’nin annesi Pervin Aci ANKA’ya konuştu. Gözyaşlarına hakim olamayan Pervin Aci, “60 gündür bize kimse cevap vermedi. Artık gücüm kalmadı seslene seslene… Adalet Bakanımıza, Cumhurbaşkanımıza, Emine hanıma hepsine seslendim… 2 saniye de olsa beni düşünsünler” dedi.

İstanbul’un Eyüpsultan ilçesinde, 17 yaşındaki ihleyitsiz sürücü T.C., 1 Mart gecesi Kemerburgaz yolunda arızalanan ATV motorunu emniyet şeridinde durarak kontrol eden gruba cipiyle çarpmış, çarpma sonucu evli bir çocuk babası 29 yaşındaki Oğuz Murat Aci hayatını kaybetmiş, 4 kişi de yaralanmıştı. Olayın sorumlusu T.C, annesi Eylem Tok tarafından önce Mısır’a, oradan da ABD’ye kaçırılmıştı. Olay, olduğu günden beri Türkiye gündeminden düşmezken, o günden beri adalet arayan Aci ailesi ANKA Haber Ajansı’na konuştu.

“60 GÜNDÜR KİMSE BİZE CEVAP VERMİYOR”

Anneler günü öncesinde kalbinin kırık olduğunu ve gücü kalmadığını belirten, anne Pervin Aci bütün annelerin anneler gününü kutladığını, ancak olaya karışan 9 çocuğun annesinin anneler gününü kutlamadığını kaydetti. Aci, şöyle konuştu:

“Kendi bilir, gelirse gelir, gelmezse orada yargılansın. 60 gündür bize kimse cevap vermedi. Artık gücüm kalmadı seslene seslene, habire seslendim… Adalet Bakanımıza, Cumhurbaşkanımıza, Emine Hanım’a hepsine seslendim. Herbirini aradım, milletvekillerimizin hepsini aradım. Yalnızca bir milletvekilim cevap verdi, Kürşat Zorlu. Çağrım, 2 saniye de olsa beni düşünsünler, onların da evlatları var.”

“TORUNUMU MUAYENEYE DEDESİ GÖTÜRDÜ”

Cuma günü Murat Aci’nin oğlu, torununu sünnet ettirmek üzere hastaneye götüreceğini söyleyen Pervin Aci, “Dün çocuk servisine götürdük, büyük babası elinden tutup getirdi muayeneye. Volkan gibi kaynadım. Anneler günü hiç gelmesin bana. Tüm annelerin anneler günü kutlu olsun, yalnızca iyi annelerin. Eylem Tok gibilerinin değil. Çağrıya da gücüm kalmadı. İlaçlarla duruyoruz ayakta” dedi.

“ÜLKESİNE ELLERİ KELEPÇELİ DÖNMESİN, BİNSİN UÇAĞA GELSİN”

Baba Özer Aci ise anne Eylem Tok’a bir kez daha seslendi, “Ülkesine elleri kelepçeli dönmesin, kendi uçağa binip gelsin” dedi. Özer Aci, şöyle konuştu

“Bugün 70. gündeyiz. Adalet arayışımız devam ediyor. Hep hak hukuk dedim adaletten bahsettim. Eninde sonunda Eylem hanım gelip teslim olacak. Çünkü bir insan evladına bu kadar kötülük yapmaması lazım. Her geçen gün kendi aleyhine çalışıyor. Farketmiyor. Farketse de dönüş için kendine zemin hazırlıyor. Kendi ülkesine eli kelepçeli gelmesin, uçağa binsin kendisi gelsin. Ben yalnız değilim. Acımızı acısı deyip paylaşan, göz yaşımızı gözyaşım deyip paylaşan binlerce insan var. Onun için bir nebze huzurluyum bu konuda. Benimle ağlayan binlerce insan var. Ben olmasam da bu davayı yürütecek birileri muhakkak vardır. Gün geçtikçe yara kabuk bağlar ama benim yaram kabuk bağlamıyor. İlk başta basını susturmaya çalıştırlar, haberleri tam yapmamaya başladılar ama sonuç, gerçekler ortaya çıkıyor. Daha sonraki günlerde daha ne gibi gerçekler ortaya çıkacak göreceğiz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ehliyetsiz-surucunun-carparak-olumune-neden-oldugu-oguz-murat-acinin-annesi-adalet-ariyor/feed/ 0
İBB’nin açtığı çukura düşerek hayatını kaybeden Edanur’un akrabası isyan etti: Orayı çevirmeleri gerek ama hiçbir şey yoktu https://www.haber60.com.tr/ibbnin-actigi-cukura-duserek-hayatini-kaybeden-edanurun-akrabasi-isyan-etti-orayi-cevirmeleri-gerek-ama-hicbir-sey-yoktu/ https://www.haber60.com.tr/ibbnin-actigi-cukura-duserek-hayatini-kaybeden-edanurun-akrabasi-isyan-etti-orayi-cevirmeleri-gerek-ama-hicbir-sey-yoktu/#respond Sun, 28 Apr 2024 22:21:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29701 İstanbul Küçükçekmece’de İBB’nin kazı çalışmasının ardından oluşan su birikintisinde yaşamını yitiren 5 yaşındaki Edanur Gezer’in akrabası Selçuk Yaşar, olay anında güvenlik görevlilerinin hiçbir şey yapmadığını söyleyerek isyan etti. Yaşar, “Çukur bayağı derindi. Orayı çevirmeleri gerek ne olduğu belli olması gerek, hiçbir şey yoktu orada su kapatmış üstünü.” ifadelerini kullandı.

CEZAEVİNDEN İZİNLİ ÇIKAN ANNESİ BAYGINLIK GEÇİRDİ

İstanbul Küçükçekmece Fatih Mahallesi Menekşe Sahil Parkı’nda İBB tarafından yapılan kazı çalışmasında oluşan su birikintisine düşen 5 yaşındaki Edanur Gezer hayatını kaybetti. Edanur Gezer’in cenazesi olayın ardından Adli Tıp Kurumu Morguna kaldırıldı. Edanur’un cenazesini almak üzere annesi ve yakınları Adli Tıp Kurumu Morgu önüne geldi. İddiaya göre, annenin kimliğinin olmaması ve babanın cezaevinde olması nedeniyle, babadan alınacak DNA örneğiyle yapılacak testin sonucuna göre cenazenin teslim edileceği öğrenildi. Edanur Gezer’in annesi Nurcan Gezer baygınlık geçirdi.

“BABASININ DNA TESTİNİ BEKLİYORLAR”

Kimliği olmadığı öğrenilen anne Nurcan Gezer, “Yeni geldim dün bırakıldım yabancı şubeden. Bırakmıyorlardı beni, apar topar bıraktılar beni çocuğun öldü diye. Çocuğumu yanıma istedim. Cumartesi çocuğumun öldüğünü öğrendiler dışarı bıraktılar. Bu kâğıtla beraber 12 gün izin verdiler bana, 12 gün sonra teslim olmaya geri gidecekmişim. Ben çocuğumu yanıma istedim. Çocuğu ‘Yok olmaz’ dediler. İçeride çocuklar var anneleri var ama beni çocuğumu almadılar içeriye. Babası Türk vatandaşı. Adli Tıp vermiyor çocuğu babasının DNA testi lazım, Savcılıktan haber gelecek ondan sonra biz çocuğu teslim edeceğiz’ dediler. ‘Ben çocuğun annesiyim, doğum kağıdım var bana teslim edin’ diyorum, vermiyorlar babasının DNA testini bekliyorlar.” dedi.

“GÜVENLİK HİÇBİR ŞEY YAPMAMIŞ”

Olayın nasıl yaşandığını da anlatan Nurcan Gezer, “Denize gitmişler piknik alanına, kız kardeşimde kalıyordu. Piknik alanında su varmış çayırlı o da orada oynuyormuş içine düşmüş. Güvenliğe çocuk yok burada demişler, güvenlik direkt kuyuya gitmiş, ‘Gelin çocuğunuz burada’ demiş. Güvenlik o kuyuyu biliyormuş, oğlan kuyuya atlıyormuş güvenlik ‘Atlama derin burası’ demiş atlatmamış çocuğu. Çocuk zorla atlamış içeriye kendisi çıkarmış, güvenlik hiçbir şey yapmamış” diye konuştu.

“ÇUKURU ÇEVİRMELERİ GEREK”

Edanur’u düştüğü çukurdan çıkaran akrabası Selçuk Yaşar “Onların en ağır cezası neyse almasını istiyoruz. Sonradan kapatmışlar orayı herşeyi boşaltmışlar. Ben atladım ben kendim kurtardım onu. Güvenlik beni çağırdı ‘Atlama içeri’ dedi. Hiç dinlemedim atladım içeriye kendimle çocuğu çıkardım oradan. Kucağıma aldığımda zaten gitmişti. Çukur bayağı derindi. Orayı çevirmeleri gerek ne olduğu belli olması gerek, hiçbir şey yoktu orada su kapatmış üstünü. Bakın ailesi ne durumda perişan. Cenazeyi kendi çocuğunun cenazesini kaldıramıyor böyle bir şey olabilir mi” şeklinde konuştu.

CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI SORUŞTURMA BAŞLATTI

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, İstanbul Küçükçekmece’de bulunan bir parkın içinde bulunan su dolu çukura düşerek hayatını kaybeden Edanur’a başsağlığı dileyerek olayla ilgili adli soruşturma başlatıldığını duyurdu.

Sosyal medya hesabından konuya ilişkin açıklama yapan Bakan Tunç şu ifadelere yer verdi: “İstanbul Küçükçekmece ilçesi Menekşe Sahil Parkı içinde açıldığı tespit edilen ve içi su dolu olan çukura düşerek hayatını kaybeden Edanur evladımızın ölümü bizleri derinden üzdü. Evladımıza Allah’tan rahmet, ailesine başsağlığı ve sabır diliyorum. Olayın hemen ardından Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından adli soruşturma başlatılmıştır. Kusur tespiti için uzman bilirkişi heyeti görevlendirilmiştir. Evladımızın hayatını kaybetmesinde sorumluluğu bulunanlar hakkında adli soruşturma titizlikle yürütülecektir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ibbnin-actigi-cukura-duserek-hayatini-kaybeden-edanurun-akrabasi-isyan-etti-orayi-cevirmeleri-gerek-ama-hicbir-sey-yoktu/feed/ 0
Zonguldak’ta Otizmli Bireyler ve Aileleri Tiyatro ve Halk Oyunlarıyla Sosyalleşiyor https://www.haber60.com.tr/zonguldakta-otizmli-bireyler-ve-aileleri-tiyatro-ve-halk-oyunlariyla-sosyallesiyor/ https://www.haber60.com.tr/zonguldakta-otizmli-bireyler-ve-aileleri-tiyatro-ve-halk-oyunlariyla-sosyallesiyor/#respond Tue, 16 Apr 2024 08:54:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27646 Zonguldak’ta tiyatro ve halk oyunları eğitimi alan otizmli bireyler ve aileleri, sosyal hayata aktif katılımlarının yanı sıra keyifli vakit geçirme imkanı buluyor.

Karaelmas Otizmli Bireyler Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneğince (KOBDER) otizmli bireylere yönelik farkındalık oluşturmak ve ailelerinin sosyalleşmesini sağlamak amacıyla “Onlara Farklılıklarıyla Değil İsimleriyle Seslen” projesi hazırlandı.

17 otizmli birey ile aileleri ve Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) Psikoloji Bölümünden 10 öğrencinin yer aldığı ekip, “Simitçi Mercan” ve “Metrük” isimli tiyatro oyunları ile “Engelsiz Anneler” ve “Otizmli Çocuklar” halk oyunları gösterimi için 6 ay önce çalışmalarına başladı.

Yahya Kasımfırtına’nın yönetmenliğinde tiyatro, Güler Kapusuz Yılmaz’ın eğitmenliğinde halk oyunlarına hazırlanan ekip, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü binası tiyatro salonunda sahne alacak.

KOBDER Başkan Yardımcısı Aytekin Kaçmak, AA muhabirine, özel gereksinimli bireyler ile annelerinin şans verildiğinde sosyal hayata girebileceklerini kanıtlamayı hedeflediklerini söyledi.

Projenin başında birçok annenin çekindiğini ancak cesaretlendirme sonucu yapabileceklerine inandıklarını belirten Kaçmak, “Birlikte etkileşim aldık. Çocuklarıyla sahneye çıktılar, oyun oynadılar ve bir bağ kuruldu. Hem otizmli bireyler hem de aileler için özgüven gelişti.” diye konuştu.

“Bu gibi projeler bizler için moral oluyor”

Otizmli birey annesi Seher Kızıl, bu tür projelerin kendileri için moral olduğunu dile getirdi.

Etkinliklerden önce hafta sonlarını evlerinde geçirdiklerini anlatan Kızıl, “Çocuklarımız kendisi gibi çocuklarla vakit geçiriyor. Burada kimse kimseyi kırmıyor, ego savaşı yok. Burada kimi çok yüksek mertebede, kimiyse benim gibi ev hanımı ama hepimiz aynı seviyedeyiz. Çünkü burada herkesin aynı tarz çocukları, kardeşleri var.” ifadesini kullandı.

Otizmli kardeşiyle ekibe dahil olan Zonguldak BEÜ öğretim görevlisi Mestinaz Gündaş da 1,5 yıl önce anneleri vefat ettiğinde birlikte yaşamaya başladığı kardeşi Aziz’in, yetişkin olmasına rağmen anne kaybıyla ağır travma geçirdiğini kaydetti.

Zorlu süreci diğer otizmli bireyler ve aileleriyle aştıklarını vurgulayan Gündaş, “Sosyal faaliyetler Aziz’e çok iyi geldi. Kardeşim annemin vefatından sonra tamamen eve kapanmıştı. Bu etkinlere gelerek daha mutlu biri olmaya başladı. Bu bizim için o kadar büyük bir adım ki…” dedi.

Gönüllü eğitmen, yönetmen ve öğrenciler mutluluk duyuyor

Halk oyunları eğitmeni Güler Kapusuz Yılmaz ise otizmli bireylerin istedikleri zaman başarılı olabildiğini belirterek, “Burada mutlu şekilde çalışıyorlar. Anneler de çocuklarına çok güzel örnek oluyor. Otizmli bireylere bir şeyler verebilmek çok güzel bir duygu. Sabırla ve özveriyle çalışıyoruz, sonucunu çok güzel alıyoruz.” diye konuştu.

Gönüllü olarak oyunların yönetmenliğini yapan Yahya Kasımfırtına da aile ortamında çocukların kurallara güzel uyduğuna, paylaşımlarda bulunduklarına ve örnek davranışlar sergilediklerine değinerek, gururla ve onurla bu işi sürdürdüğünü, ellerinden geldiğince de devam ettireceklerini söyledi.

Zonguldak BEÜ Psikoloji Bölümü öğrencisi Meltem Yazıcı ise projeyi ilk duyduğunda heyecanlandığını ancak “Yapabilir miyim?” korkusu yaşadığını belirterek, çocuklarla ve ailelerle tanıştıkça, bir şeyler paylaştıkça kendi adına çok güzel deneyim elde ettiğini, birçok anı biriktirdiğini ve pek çok ders çıkardığını dile getirdi.

Otizmli Ela Topuz ve Çağan Mirza Durmuş da çok emek verdikleri çalışmaların verimli geçtiğini, burada olmaktan mutlu olduklarını vurguladı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/zonguldakta-otizmli-bireyler-ve-aileleri-tiyatro-ve-halk-oyunlariyla-sosyallesiyor/feed/ 0
Özel Yapım Araba Kedilere Yuva Oldu https://www.haber60.com.tr/ozel-yapim-araba-kedilere-yuva-oldu/ https://www.haber60.com.tr/ozel-yapim-araba-kedilere-yuva-oldu/#respond Sun, 14 Apr 2024 21:51:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27383 Özel yapım aracını anne kedi ve yavrularına tahsis etti

Sabah işe gitmek için çıktı aracında kedileri görünce şaşkına döndü

Aracı ile planladığı bayram tatilini kediler için erteledi

Cip, kedilerin yaşam alanı oldu

ANTALYA – Antalya’nın Kepez İlçesi Yeşiltepe Mahallesi’nde yaşayan Amerikan Klasik araba koleksiyoneri Abdullah Bilir’in, 2019 yılında atıl vaziyette alıp, kullanır hale getirdiği cipi, bir anne ve 4 yavru kediye yuva oldu.

Bir sabah işe giderken aracın içinde anne kedi ve yavrularını gören Abdullah Bilir, neye uğradığını şaşırdı. Aracına binmeyen ve anne kedi ile yavrularını kahatsız etmeyen Bilir, ellerinin kokusu sinip yavrularına bakmaz diye kediledti araçtan dışarı taşımak ta istemedi. Kediler 20 gündür özel yapım cipi yuva olarak kullanıyor.

Yavru kediler büyüyene kadar aracı kullanmayacak

Yavru kediler büyüyene kadar aracı kullanmayacağını söyleyen Bilir, şu ifadelere yer verdi: “1950 model Amerikan yapımı bir aracımız var, atıl vaziyette aldık. İki yıla yakın bir sürede emekle topladık, gündelik kullanım durumuna getirdiğimiz, severek kullandığımız, evlat gibi sevgiyle kullandığımız bir araç. Aracımla her gün işe gidip geliyorum. Bir gün işe giderken bir anne kedi ve 4 tane yavru aracın içinde yatıyordu. Aracın içinde kedileri görünce çok şaşırdım, anne biraz vahşiydi tabii. Çocukları koruma içgüdüsüyle bize sıcak samimi davranmadı. Öyle olunca da kıyamadık, çocuklar çok küçük, büyüyene ya da aracımızı terk edene kadar aracımızda kalsın istedik. Dışarıya alıp koyalım diye düşünmedik, elimizin kokusu çocuklara sinerse anne bakmaz diye düşündük. 25 Mart 2024 tarihinden itibaren, yaklaşık 20 gündür aracımı kullanamıyorum, aracım çalışıyor mu çalışmıyor mu ne vaziyette onu da bilmiyorum, aracı onlara tahsis ettik. Çocuklar tedirgin olmasın, büyüsün diye severek kullandığımız aracı kullanamıyoruz. Doğayla iç içe olmayı çok seviyorum, bayram tatilinde dağ tepe tırmanmayı çok istiyordum ama bu bayram bu çocukların hatırına kullanmadık. Başka bir tatilde planlarımızı gerçekleştireceğiz.”

Tüm canlıların isteği sevgi

Hayvan sever olduğunun altını çizen Abdullah Bilir, tüm canlıların ihtiyacı olan tek ögenin sevgi olduğuna dikkat çekti. Bilir, “Evimde iki tane, iş yerimde bir tane kedim var. Hayvanları çok seviyorum. Bir dostum ‘Sizi güvenilir bulduğu için size sığınmış, lütfen yerinden tedirgin etmeyin hayvanları’ dedi. Onlarla kalpten konuşuyorum, bu kadar aracın içinde bizi tercih etmeleri gurur ve zevk verdi. İşe giderken vedalaşıyorum, işten gelirken maması suyu var mı diye kontrol ediyorum. Anneyle aramızda bir samimiyet oldu, artık eskisi gibi hırçın değil. Yavrular çok sıcak, çok sevimliler, patileri burunları pembe pembe. Tüm canlılar sevilsin, bizden istedikleri sadece sevgi. Mamasını her yerde yiyebiliyor onlar, sadece sıcak bir duygu istiyorlar. Eziyet edenlere çok kızıyorum, bu hayvanların sadece dili yok ama kalpten konuşabiliyorlar. Hayvanın sevgiyle minnetle yaklaştığını, gözlerine baktığında anlıyorsunuz” diye konuştu.

“Kedileri yuvasız bırakmayacağız”

Abdullah Bilir’in eşi Gönül Bilir ise kedileri sahiplendirmek için harekete geçtiklerini ve yavruları yuvasız bırakmayacaklarını açıkladı. Bilir, “Yavruları yaklaşık bir ay önce arabayı eşim çalıştırdığı zaman gördük. Kıyamadık da tabii onlar oradayken, evlat gibi her gün yokluyoruz, mamalarını ve suyunu veriyoruz. Anne biraz yabani olduğu için bize dokundurtmuyor ama yine de onları ihmal etmedik. Kedilerle serüvenimiz doğduğumuzdan itibaren var, hayvanları çok seviyoruz. Bizim için, onlarsız hayat olmaz, onlarla var oluyoruz, onlarla mutlu oluyoruz. Büyütüp yuva sahibi edene kadar da bakmaya devam edeceğiz. Onlar yuva sahibi olana kadar biz araca binmeyelim, hiç önemli değil bizim için. Arkadaşlarımızı haberdar ettik, yavrularımıza yuva arıyoruz, iki tanesine yuva bulduk, diğer ikisi için de arıyoruz. Onları sahipsiz bırakmayacağız” ifadelerine yer verdi.

Komşular, kedilerden memnun

Bilir ailesinin aynı apartmanda yaşadığı komşuları Yaprak Doğan ise yavruların bahçelerinde yaşıyor olmasından duyduğu mutluluğu paylaştı. Doğan, “Biz de kedi anne babasıyız, iki gün önce kaybettik, rahatsızlığı vardı. Acımız var ama burada yavruları görünce mutlu oluyoruz, onu hatırlıyoruz. Hayvan sever bir apartmanda oturuyoruz, üç dört dairenin kedisi var. Abdullah abi yavrulara yuva oldu, elimizden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyoruz. Onlar da bizim yavrumuz gibi oldu, işe gelip giderken yapabileceğimiz bir şey var mı diye bakıyoruz, onları görünce mutlu oluyoruz” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ozel-yapim-araba-kedilere-yuva-oldu/feed/ 0
Antalya’da Klasik Araba, Bir Anne ve 4 Yavru Kediye Yuva Oldu https://www.haber60.com.tr/antalyada-klasik-araba-bir-anne-ve-4-yavru-kediye-yuva-oldu/ https://www.haber60.com.tr/antalyada-klasik-araba-bir-anne-ve-4-yavru-kediye-yuva-oldu/#respond Sun, 14 Apr 2024 21:39:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27381 Antalya’nın Kepez ilçesi Yeşiltepe Mahallesi’nde yaşayan Amerikan klasik araba koleksiyoneri Abdullah Bilir’in, 2019 yılında atıl vaziyette alıp, kullanılır hale getirdiği cipi, bir anne ve 4 yavru kediye yuva oldu.

Bir sabah işe giderken aracın içinde anne kedi ve yavrularını gören Abdullah Bilir, neye uğradığını şaşırdı. Aracına binmeyen ve anne kedi ile yavrularını rahatsız etmeyen Bilir, ellerinin kokusu sinip yavrularına bakmaz diye kedileri araçtan dışarıya da taşımak istemedi. Kediler 20 gündür özel yapım cipi yuva olarak kullanıyor.

Yavru kediler büyüyene kadar aracı kullanmayacak

Yavru kediler büyüyene kadar aracı kullanmayacağını söyleyen Bilir, şu ifadelere yer verdi: “1950 model Amerikan yapımı bir aracımız var, atıl vaziyette aldık. İki yıla yakın bir sürede emekle topladık, gündelik kullanım durumuna getirdiğimiz, severek kullandığımız, evlat gibi sevgiyle kullandığımız bir araç. Aracımla her gün işe gidip geliyorum. Bir gün işe giderken bir anne kedi ve 4 tane yavru aracın içinde yatıyordu. Aracın içinde kedileri görünce çok şaşırdım, anne biraz vahşiydi tabii. Çocukları koruma içgüdüsüyle bize sıcak samimi davranmadı. Öyle olunca da kıyamadık, çocuklar çok küçük, büyüyene ya da aracımızı terk edene kadar aracımızda kalsın istedik. Dışarıya alıp koyalım diye düşünmedik, elimizin kokusu çocuklara sinerse anne bakmaz diye düşündük. 25 Mart 2024 tarihinden itibaren, yaklaşık 20 gündür aracımı kullanamıyorum, aracım çalışıyor mu çalışmıyor mu ne vaziyette onu da bilmiyorum, aracı onlara tahsis ettik. Çocuklar tedirgin olmasın, büyüsün diye severek kullandığımız aracı kullanamıyoruz. Doğayla iç içe olmayı çok seviyorum, bayram tatilinde dağ tepe tırmanmayı çok istiyordum ama bu bayram bu çocukların hatırına kullanmadık. Başka bir tatilde planlarımızı gerçekleştireceğiz.”

“Tüm canlıların isteği sevgi”

Hayvansever olduğunun altını çizen Abdullah Bilir, tüm canlıların ihtiyacı olan tek ögenin sevgi olduğuna dikkat çekti. Bilir, “Evimde iki tane, iş yerimde bir tane kedim var. Hayvanları çok seviyorum. Bir dostum ‘sizi güvenilir bulduğu için size sığınmış, lütfen yerinden tedirgin etmeyin hayvanları’ dedi. Onlarla kalpten konuşuyorum, bu kadar aracın içinde bizi tercih etmeleri gurur ve zevk verdi. İşe giderken vedalaşıyorum, işten gelirken maması, suyu var mı diye kontrol ediyorum. Anneyle aramızda bir samimiyet oldu, artık eskisi gibi hırçın değil. Yavrular çok sıcak, çok sevimliler, patileri, burunları pembe pembe. Tüm canlılar sevilsin, bizden istedikleri sadece sevgi. Mamasını her yerde yiyebiliyor onlar, sadece sıcak bir duygu istiyorlar. Eziyet edenlere çok kızıyorum, bu hayvanların sadece dili yok ama kalpten konuşabiliyorlar. Hayvanın sevgiyle, minnetle yaklaştığını, gözlerine baktığında anlıyorsunuz” diye konuştu.

“Kedileri yuvasız bırakmayacağız”

Abdullah Bilir’in eşi Gönül Bilir ise kedileri sahiplendirmek için harekete geçtiklerini ve yavruları yuvasız bırakmayacaklarını belirtti. Bilir, “Yavruları yaklaşık bir ay önce arabayı eşim çalıştırdığı zaman gördük. Kıyamadık da tabii onlar oradayken, evlat gibi her gün yokluyoruz, mamalarını ve suyunu veriyoruz. Anne biraz yabani olduğu için bize dokundurtmuyor ama yine de onları ihmal etmedik. Kedilerle serüvenimiz doğduğumuzdan itibaren var, hayvanları çok seviyoruz. Bizim için, onlarsız hayat olmaz, onlarla var oluyoruz, onlarla mutlu oluyoruz. Büyütüp yuva sahibi edene kadar da bakmaya devam edeceğiz. Onlar yuva sahibi olana kadar biz araca binmeyelim, hiç önemli değil bizim için. Arkadaşlarımızı haberdar ettik, yavrularımıza yuva arıyoruz, iki tanesine yuva bulduk, diğer ikisi için de arıyoruz. Onları sahipsiz bırakmayacağız” dedi.

Komşular da kedilerden memnun

Bilir ailesinin aynı apartmanda yaşadığı komşuları Yaprak Doğan da yavruların bahçelerinde yaşıyor olmasından duyduğu mutluluğu paylaştı. Doğan, “Biz de kedi anne babasıyız, iki gün önce kaybettik, rahatsızlığı vardı. Acımız var ama burada yavruları görünce mutlu oluyoruz, onu hatırlıyoruz. Hayvansever bir apartmanda oturuyoruz, üç dört dairenin kedisi var. Abdullah abi yavrulara yuva oldu, elimizden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyoruz. Onlar da bizim yavrumuz gibi oldu, işe gelip giderken yapabileceğimiz bir şey var mı diye bakıyoruz, onları görünce mutlu oluyoruz” şeklinde konuştu. – ANTALYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/antalyada-klasik-araba-bir-anne-ve-4-yavru-kediye-yuva-oldu/feed/ 0
Ruanda’da soykırım mağdurları hala travmayı atlatamıyor https://www.haber60.com.tr/ruandada-soykirim-magdurlari-hala-travmayi-atlatamiyor/ https://www.haber60.com.tr/ruandada-soykirim-magdurlari-hala-travmayi-atlatamiyor/#respond Sat, 06 Apr 2024 08:57:56 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26462 Ruanda’da 6 Nisan 1994’te başlayan ve 100 gün içinde yaklaşık 800 bin kişinin katledildiği soykırımın üzerinden 30 yıl geçmesine rağmen soykırım mağdurları yaşadıkları travmayı atlatamıyor.

Soykırımda binlerce kişi can verirken birçok masum insan da yaralandı. Katliamda kimi aile yakınlarını kimi de komşularını kaybetti.

Soykırıma maruz kalarak ailesini kaybeden ve kendisi de yaralanan Judence Kayitesi, yaşadığı travmayı atlayamayan binlerce Ruandalı arasında yer alıyor.

Ruanda’nın başkenti Kigali şehrinde bir ilçe olan Gasabo’da doğan ve beş çocuklu bir ailenin kızı olan Judence Kayitesi, şu anda 3 çocuk annesi olarak Almanya’nın Karlsruhe kentinde yaşıyor.

Soykırım başladığında 11 yaşında olan Kayitesi, o gece bir milis tarafından başına aldığı bir darbesiyle konuşma yetisini kaybetti ve yıllarca tedavi gördü. Kayitesi, soykırımda yedi kişilik ailesinden sadece iki küçük kardeşiyle hayatta kalmayı başardı.

Judence Kayitesi, Ruanda’da Tutsilere yönelik soykırım sırasında ve sonrasında yaşadıklarını AA muhabirine anlattı.

Soykırımda yaşadıkları nedeniyle binlerce Ruandalı gibi travmayı atlatamadığını dile getiren Kayitesi, “Tutsi olduğumu çok sonra öğrendim. Bu nedenle ilkokulda bazı öğretmenler tarafından tacize uğradım ve dayak yedim.” dedi.

Aynı zamanda Ruanda’da Tutsilere yönelik soykırımın unutulmaması için “Kırık bir hayat: Kayıp bir ailenin ve mutluluğunu peşinde” (A broken life: In search of lost parents and lost happiness) adlı kitabı yazan Kayitesi, soykırım öncesinde Ruanda’da Tutsilere yönelik bir nefret söyleminin olduğunu çocuk yaşta öğrendiğini ifade etti.

Kendisine yönelik ayrımcı yaklaşımları paylaşan Kayitesi, “İlkokulda, öğretmenim bir keresinde tuvalete gitmeme izin vermediği için altıma yapmak zorunda kalmıştım ve diğer çocuklar bana çok gülmüştü. Hiç unutmuyorum. Babamdan beni düzenli olarak döven öğretmenlerimden biriyle konuşmasını istedim. Babam bana onunla konuşacağını söyledi ama gözlerinde çaresiz olduğunu ve hiçbir şey yapmayacağını gördüm.” ifadelerini kullandı.

Katliamlar radyo anonsuyla başladı

6 Nisan 1994’te tarihin gördüğü en kanlı katliamlardan birinin radyoda yapılan anonslarla başladığını belirten Kayitesi, o gün Hutu olan devlet başkanının uçağının düşürülmesiyle başlayan kaostan faydalanmaya çalışan Hutu (Interahamwe) üyelerinin ülkede kıyıma başladığını hatırlattı.

Soykırım başladığında tatil nedeniyle teyzesinin evine gittiğini söyleyen Kayitesi, o gece 18 kişilik aileden 8 kişinin kurtulduğunu, yaralı birinin ise daha sonra hayatını kaybettiğini anlattı.

8 Nisan’da yüzlerce kişiyle Nyamirambo’daki bir camiye sığındıklarını dile getiren Kayitesi, şöyle devam etti:

“En yakınımızdaki camiye sığındık. Teyzemin evinde çalışan Hutu bir kadın eve gidip bize yemek yapıp getiriyordu. Bazen saatlerce bize yiyecek bir şeyler getirmesini beklerdik. 13 Nisan günü Hutu milisler ve askerler ciplerle camiye geldi ve bizi dışarı çıkardılar. Aramızda askerden korkan muhalif partilerden Hutular da vardı. Camiye giren milisler ve askerler Hutuları ve Tutsileri ayırdı. Bizi ayırdıktan sonra Hutuların gitmesini söylediler. Camiden çıkarıldıktan sonra başka bir eve götürüldük ve aralarında yakın akrabalarımın da olduğu yüzlerce kişi öldürüldü.”

Kayitesi, çocuk olmasına rağmen kafasına pala ile vurulduğunu ve bilincini kaybederek yıllarca konuşamadığını kaydetti.

Bir evde kuzeniyle saklanırken kendilerini Kızılhaç yetkililerinin Kiyovu’daki ofise götürdüklerini belirten Kayitesi, “Kızılhaç doktorları öleceğimi düşündükleri için tedavi etmeyi ret ediyordu. Üç gün geçmişti ve hala hayattaydım. Bunu görünce tedavi etmeye başladılar.” diye konuştu.

Kayitesi, “Kurtlar boynumda geziniyordu, ellerimle onları alıp atıyordum. sağlık ekipleri anestezi yapmadan yaramı diktiler. Bunu asla unutmuyorum, canım çok acımıştı. Tüm vücudumda öyle bir acı hissettim ki bir daha asla böyle bir acı yaşamadım.” ifadelerini kullandı.

Sürgündeki Tutsilerin 1987’de kurduğu Ruanda Yurtsever Cephesi (RPF) üyelerinin Kigali’ye girmesiyle kurtulduklarına dikkati çeken Kayitesi, anne ve babası öldürüldüğü için teyzesinin yanında yaşamaya başladığını bildirdi.

Kafasına palayla vuran adamı okulda gördü

Kayitesi, soykırımdan sonra 1995 yılında Ruandalı mültecilerin geri dönmeye başladığını, gelenlerin okula yakın bir yere yerleştirilmeye başlandığını anlattı.

Okul yakınlarında bir adam gördükten sonra yere düştüğüne dikkati çeken Kayitesi, “Bana ne olduğunu sorduklarında o adamı gösterdim ve kafama vuran bu adamdı dedim. Kafama pala ile vurulduğundan beri ilk defa ağzımdan bir kelime çıkmıştı, ilk defa konuşmuştum. Herkes çok şaşırmıştı. O milis tutuklandı ve cezaevine götürüldü.” dedi.

“Yıllarca annemi aradım”

Kayitesi, soykırımdan sonra uzun bir süre annesini aramaya devam ettiğini ve onu beklemenin yükünü yıllarca üzerinde taşıdığını vurguladı.

Yıllar sonra annesinin öldüğüne ikna olduğunu söyleyen Kayitesi, “Yıllarca annemi aradım. Onu otobüs duraklarında bekliyordum. Arkadan ona benzeyen kadınların yanına gidiyordum o olmadığını büyük bir acıyla fark ediyordum. İlk doğumuma gelmedi. İkinci doğumuma mutlaka gelir diye bir sürü yemekler pişirdim. Onu bekledim. Ama annem gelmedi. O gün annemin gerçekten öldüğünü ve onu beklemem gerektiğini onsuz yaşamak zorunda olduğumu anladım.” şeklinde konuştu.

Bir rehabilitasyon merkezinde uzun süre terapi gördüğünü dile getiren Kayitesi, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Terapistler bana çok yardımcı oldu bu süreçte. Çok şey konuşmak istiyordum sessiz kaldığım yıllardan sonra. Soykırım sırasında yaşadıklarım, kaybettiğim ailem. Bu terapi başıma gelenleri kabullenmeme yardımcı oldu. Çünkü yeni bir hayata başlamak ve çocuklarımı büyütmem gerekiyordu. Bu terapi o gücü bana verdi.”

Tutsilere yönelik soykırımın üzerinden 30 yıl geçtiğini, hayatta olduğunu ve her şeye rağmen umutlu olduğunu belirten Kayitesi, sözlerini şöyle tamamladı:

“Zorlu bir yolculuk olsa da toparlanmayı başardık. Ebeveynlerimiz bugün artık hayatta olmasa da çocuklarım onların torunları hayatta. Bu bana, bize güç veriyor. Tutsi oldukları gerekçesiyle öldürülen insanlar için bir şeyler yapmak bana yaşama gücü veriyor. Onlar benim yaşama sebebim gibi hissediyorum.”

Soykırımda her iki tarafın da sorumluluğu bulunuyor

Soykırım başladığında küçük bir çocuk olduğunu kaydeden Urujeni Genty de soykırımda her iki tarafın da sorumluluğu olduğunu ifade etti.

Urujeni Genty, yaşadıklarını şu ifadelerle paylaştı:

“Soykırım, bir tarafta hayal edilemeyecek insan vahşetine, diğer tarafta ise yardımseverliğe sahne oldu. Bununla birlikte Ruanda soykırımının çoğunlukla Batılı çokuluslu şirketlerin bölgedeki, özellikle Kongo’daki kaynaklara erişmesine izin veren daha büyük bir küresel vekalet savaşının parçası olduğunu artık anlıyorum. Açgözlü yerel lider ise sivillere karşı soykırım da dahil olmak üzere acımasız savaşlara ve vahşete girişti. Bu tür liderler, kaynaklara erişim sağlamak için insanları şiddetle yerinden eden bir kukla görevi görüyor. Bu durum, Ruanda ve Uganda’nın Kongo’da devam eden saldırganlık savaşının da gösterdiği gibi halen devam etmektedir.”

Soykırım nedeniyle travmayla yaşayan bir neslin büyüdüğünü vurgulayan Genty, işledikleri suçlardan dolayı cezasız kalan liderlere gerekli cezaların verilmesi çağrısı yaptı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ruandada-soykirim-magdurlari-hala-travmayi-atlatamiyor/feed/ 0
İBB Başkanı İmamoğlu, İBB Yuvamız İstanbul Kreş Çocukları ve Aileleriyle İftar Programı’nda Buluştu https://www.haber60.com.tr/ibb-baskani-imamoglu-ibb-yuvamiz-istanbul-kres-cocuklari-ve-aileleriyle-iftar-programinda-bulustu/ https://www.haber60.com.tr/ibb-baskani-imamoglu-ibb-yuvamiz-istanbul-kres-cocuklari-ve-aileleriyle-iftar-programinda-bulustu/#respond Sun, 24 Mar 2024 01:24:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22839 Haber: OKTAY YILDIRIM Kamera: ADEM KARABAYIR

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB Yuvamız İstanbul Kreş Çocukları ve Aileleriyle İftar Programı’nda bir araya geldi. İmamoğlu: “Beş yıl önce bu yola çıkarken bu şehrin çocuklarının ve kadınlarının hayatlarını kolaylaştırmak için çok çalışacağıma söz vermiştim. Bu güzel çocukların gözlerine baktığımda verdiğim sözleri tutmanın huzurunu yaşıyorum. Ne mutlu bana, ne mutlu 100 tane kreş açan İstanbul halkına” dedi.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu,  İBB Yuvamız İstanbul Kreş Çocukları ve Aileleriyle iftar programında bir araya geldi. Yenikapı Dr. Mimar Kadir Topbaş Gösteri ve Sanat Merkezi’ndeki iftar programında “çocukların gözlerine baktığımda verdiğim sözleri tutmanın derin huzurunu yaşıyorum” diyen İmamoğlu şunları söyledi:

“VERDİĞİM SÖZLERİ TUTMANIN DERİN HUZURUNU YAŞIYORUM”

Ramazanın huzuru, rahmeti, bereketi hepimizin üzerine olsun. Sizlerle ortak bir sofrada buluşmak gerçekten benim için çok mutluluk verici. Her gün başka bir sofrada vatandaşlarımızla buluşuyoruz. Her gün ramazan ayının ruhuna yakışan bir biçimde hoşgörüyü, tevazuyu, iyiliği özümsüyoruz. Bu sofraların, bu buluşmaların her biri benim için dünyanın en büyük manevi serveti değerinde. Burada bugün sizlerle olmanın sizlerle aynı iftar sofrasını paylaşmanın bambaşka bir önemi var. Beş yıl önce bu yola çıkarken bu şehirin çocuklarının ve kadınlarının hayatlarını kolaylaştırmak için çok çalışacağıma bütün insanlarımızın huzurunda söz vermiştim. Bu yola çıkarken, bu şehrin çocukları, neresinde oturuyorsa otursun eşit olacak demiştim. Siz değerli anne babalara baktığımda bu güzel çocukların gözlerine baktığımda verdiğim sözleri tutmanın derin huzurunu yaşıyorum. Ne mutlu bana, ne mutlu 100 tane kreş açan İstanbul halkına.

“ÇOK ÇALIŞACAĞIZ VE ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİNİ TEMİNAT ALTINA ALACAĞIZ”

Göreve geldiğimizde, ilk etapta ekonomik olarak İstanbul’un en çok ihtiyaç duyulan bölgelerinde kreşlerimizi hizmete sunduk. Şimdi faaliyet gösteren 100 kreş sayımız oldu. Belediyemiz tarihinde bir ilki gerçekleştirdik. Artık Arnavutköy’den Bağcılar’a, Başakşehir’den Bayrampaşa’ya, Çatalca’dan, Gaziosmanpaşa’ya, İstanbul’un çocuklarının evlatlarının kreşleri var. Bu kreşlerde çocuklarımız bilimsel eğitimle, yeteneklerini ve kendilerini keşfederek mutlulukla, huzurla büyüyorlar. Yapacağımız 50 yeni yuvamız kreş ki bu yeni yuvamız kreşlerimiz şu anda çoğu inşaat halinde zaten ve 50  yeni yuvamız İstanbul Kısa Mola Merkezi ile toplam sayımız tam 200’ü bulacak. 200 kreşimizde İstanbullu çocuklarımızı eşitlemek için her yıl 20 binin üzerinde çocuğumuzu yetiştirmek ve geleceğe hazırlamak için dünyanın hiçbir çocuğuyla arasında hiçbir fark kalmayacak şekilde çok çalışacağız ve çocuklarımızın geleceğini teminat altına alacağız.

“SIRTLANDIĞINIZ YÜKLERİN BİR KISMINI ÜSTLENMEK BİZİM İÇİN PAHA BİÇİLMEZ BİR DEĞERDE”

Kreşlerimiz yalnız çocuklarımıza bir yatırım değil çocuğunu kreşe verip çalışmak isteyen annelerin de hayatlarını kolaylaştırmaya çalışıyoruz. Özel gereksinimli çocuk sahibi olan 50 bin anneye beş bin lira nakit destek vererek hem annelerin sosyalleşmelerine hem de çocuklarının daha iyi bir eğitim almasına yeni dönemde katkı sunacağız. Çünkü kadınların hayata dahil olması, kendi istek ve düşünceleri doğrultusunda yaşamanlarını şekillendirmeleri, kendilerinin arzularını, hayallerini gerçekleştirebilmeleri bizim için çok önemli. Aynı bakış açısıyla 0-4  yaş arası çocuklu annelere ücretsiz ulaşım desteği veriyoruz. İstanbul genelinde 650 bin annemiz bu hizmetten faydalanıyor.  Bizim için çok büyük bir gururdur bu. Çok büyük bir vicdan ve çok büyük bir İstanbul adına huzurdur bu. Kadınların ve erkeklerin her zaman sırtlandığı yüklerin bir kısmını üstlenmek bizim için paha biçilemez bir değerde.

İKİ BÜYÜK OYUN DÜNYASI KURACAĞIZ”

Güzel çocuklarımızın sağlıkla, güvenle vakit geçirebilecekleri iki büyük çocuk oyun dünyası kuracağız. İki milyon beslenme destek paketi okula yeni başlayacak 30 bin kız çocuğumuza eğitim desteği vereceğiz ve daha fazlasını yapacağız. Geçtiğimiz beş yılda çocuklarımızı, annelerimizi nasıl unutmadıysak önümüzdeki senelerde de asla unutmayacağız. Unutmayacağız çünkü bu ülkenin güzel insanlarına borcumuz var. İnsanca, adilce, eşitçe mutlulukla bu güzel şehirde yaşamak her vatandaşımızın hakkı. Bu anlamda biz görevimizi yerine getiriyoruz. Biz bu şehrin güzel evlatları, çocukları, anneleri, gençleri, mutlu olduğunda o zaman görevini iyi yapmış bir belediye başkanı oluruz. Bu anlamda kararlı bir şekilde yol yürüyeceğimizden hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Bu duygularla hepinizi sevgi, ve saygıyla selamlıyor, yavrularımızın gözlerinden öpüyorum şimdiden mübarek Ramazan Bayramınızı kutluyor, tutulan oruçlarımız kabul olsun diliyorum. Hepinize teşekkür ederim”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ibb-baskani-imamoglu-ibb-yuvamiz-istanbul-kres-cocuklari-ve-aileleriyle-iftar-programinda-bulustu/feed/ 0
Antalya’da Öğretmenin Öğrencinin Ağzını Kapatarak Çenesini Sıktığı İddiası https://www.haber60.com.tr/antalyada-ogretmenin-ogrencinin-agzini-kapatarak-cenesini-siktigi-iddiasi/ https://www.haber60.com.tr/antalyada-ogretmenin-ogrencinin-agzini-kapatarak-cenesini-siktigi-iddiasi/#respond Tue, 19 Mar 2024 23:18:30 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=20960 Antalya’da özel bir okulda görevli sınıf öğretmeninin sınıfta sosyal medyaya video çekerken konuşmak isteyen öğrencisinin ağzını kapatarak çenesini sıktığı iddia edildi. Öğrencinin “Çenem acıyor” demesi üzerine Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni anne Merve Durmaz harekete geçti. Okul yönetiminin olayın üzerine gitmediğini belirten anne, öğretmen hakkında suç duyurusunda bulunup şikayetçi oldu.

Olay, 14 Mart günü Muratpaşa ilçesi Çallı bölgesinde yer alan bir özel okulda meydana geldi. Birinci sınıf öğrencisi A.D. (7), sabah sınıftan içeri girdiği sırada arkadaşları sınıfın kapısını üzerine kapattı. Bir süre sonra A.D., kendi imkanları ile kapıyı ittirerek açtı. A.D, yaşadığı bu durumu derste öğretmenine anlatmak istedi. İddiaya göre sınıf öğretmeni A.G., o sırada video çektiği için videoda sesi çıkmaması için A.D.’nin ağzını kapatarak çenesini sıktı. A.D.’nin akşam evde “Çenem acıyor” demesi üzerine öğretmen anne Merve Durmaz harekete geçti. Çocuğu ile birlikte İl Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şube’ye giden anne, öğretmenden şikayetçi oldu.

“‘Elmacık kemiklerim ve dişlerim acıdı’ dedi”

Oğlunun yaşadığı şiddet olayını detaylarıyla anlatan Durmaz, “Benim çocuğum her zaman uyumadan önce gün içerisinde yaşadıklarını anlatır. Bana dedi ki ‘Anneciğim seninle üzücü bir olay hakkında konuşalım mı?’ O an anladım, farklı bir şey var. Anlatmasını istedim. Anne ‘İkindi yemeği öncesi öğretmenim sınıf videosu çekiyordu. Instagram videosunu böldüğüm için eliyle ağzımı kapattı. Elmacık kemiklerimi sıktı. Elmacık kemiklerim ve dişlerim acıdı’ dedi. Söylediği şeyden sonra ben yıkıldım. Çocuğuma eliyle sus işareti yapsa zaten susardı. Ardından ben rehberlik öğretmenine çok düzgün bir dille bu olayın yaşandığını mesaj yoluyla bildirdim. Müdür yardımcısını aradım. Bana ‘Öğretmenimizden hiç şikayet almadık, herkes çok memnun’ dedi. Buna karşılık ben de ilk şikayetçi olanın ben olduğumu söyledim” dedi.

“Her şey yok sayıldı”

Okul yönetimini olayın üzerine gitmediği için eleştiren Durmaz, “Sabah okula gittiğimde olayın hiç konuşulmadığını gördüm. Öğretmenle daha görüşmemişler. Nasıl görüşmezler? Görüşmek zorundayız. Rehberlik bölümü benimle tutanak tutmalıydı. Yaşananlar beyan altına alınmalıdır. Her şey yok sayıldı. Onun için zaten ilk başta çok endişelendim. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne iletilmesi gereken bilgi yazısı dahi gönderilmemiş. Ben gerekeni yapmak zorunda kaldım. Polise giderek şikayette bulunduk. Olay yok sayılmaya, kapatılmaya çalışılması beni endişe ettiren taraf oldu” sözlerine yer verdi.

“Okul yönetimi bana istersem çocuğumun kaydını alabileceğimi söyledi”

Okulun eğitiminden memnun olduğunu belirten Durmaz, “Kasadaki bir tane çürük elma diğerlerine bağlamaz. Ben okuldan çok memnunum. Yaşananların ardından genel müdürlükten de arandım. Gereken süreci başlatacaklarını söylediler. Kendilerine güveniyorum. Okul yönetimi bana istersem çocuğumun kaydını alabileceğimi söylediler. Ben de bunu reddettim. Ben diğer çocuklar adına endişeliyim. ve onların hakkını da sonuna kadar savunacağım. Asla şikayetimi geri çekmiyorum” diye konuştu.

“Video çekecek zamanı nereden bulabiliyorsunuz”

Son zamanlarda öğretmenler tarafından sosyal medyada paylaşmak üzere sınıflarda videodalar çekilmesi hakkında da konuşan Durmaz, “Biz işimizi yaparız. Ben sınıfta su içemediğimi fark ediyorum. Bazen şahsi ihtiyaçlarımı teneffüsle bile karşılayamıyorum. Bizim vazifemiz sınıfta durup işimizi yapmaktır. Vazifemiz gereği teneffüste bile ben sorumluyum o sınıftan. Benim artık gözlerim öğrenci takip etmekten şaşıya dönmüşken bu kadar yani video çekecek zamanı nereden bulabiliyorsunuz? Ben çok merak ediyorum” diyerek tepki gösterdi. – ANTALYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/antalyada-ogretmenin-ogrencinin-agzini-kapatarak-cenesini-siktigi-iddiasi/feed/ 0
Okuryazarlığı olmayan anne, kendi hayalini 6 çocuğunda yaşıyor https://www.haber60.com.tr/okuryazarligi-olmayan-anne-kendi-hayalini-6-cocugunda-yasiyor/ https://www.haber60.com.tr/okuryazarligi-olmayan-anne-kendi-hayalini-6-cocugunda-yasiyor/#respond Fri, 15 Mar 2024 00:27:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=19008 Okuryazarlığı olmayan anne, kendi hayalini 6 çocuğunda yaşıyor

“Allah bana 7 tane evlat bağışladı. Kendi hayalimi onlarla yaşamak istiyorum”

Rutubetlenen evden çıkmak isteyen aile, 7 çocuğu olduğu için ev sahiplerinin evlerini kiraya vermediğini söyledi

“Binalarda biz hep hor görüldük”

7 kardeşli ailede büyüyüp maddi imkansızlıklardan dolayı okuyamayan anne, 7 çocuğundan 6’sını zor şartlar altında okutuyor

ANTALYA – Antalya’da geçtiğimiz ay yaşanan sel sonrası tek katlı gecekonduları su basan 1’i ağır engelli 7 çocuklu aile, zarar gören ve rutubetlenen evde yaşamakta güçlük çekiyor. Maddi durumları iyi olmayan aile, bütçelerini aşmayan evlere yöneldiklerinde ev sahiplerinin 7 çocuk olduğu için ev vermediğini söyledi. 7 kardeş büyüyüp okuma yazması bulunmayan 7 çocuk sahibi anne ise zor şartlarda evlatlarının hepsini okutmak için büyük çaba sarf ediyor.

Kepez ilçesi Kuzeyyaka Mahallesi’nde yaşayan ve 1’i ağır engelli 7 çocuk sahibi Murat – Sıdıka Urun çiftinin kaldıkları tek katlı müstakil evi, geçtiğimiz ay yaşanan sel felaketi sonrası su bastı. Tüm eşyaları sular altında kalan çift, zarar gören ve rutubetlenen evde yaşamaya devam etti. Baba Urun işten çıkartıldığı için aile bütçesine destek sağlayamazken, 3 bin lira kira ödedikleri evde, engelli çocuklarına bağlanan maaş, bakım ücreti ve sosyal yardım ile birlikte aile ayda yaklaşık 11 bin lira maaşla geçinmeye ve çocuklarını okutmaya çalışıyor.

Okuma yazma bilmeyen annenin çabası

7 kardeşli bir evde büyüyen ve ailesi okutmadığı için okuryazarlığı bulunmayan anne Sıdıka Urun ise, 3,5 yaşındaki kızı hariç okuyan 6 çocuğunu her gün okula götürüyor, çıkışlarında da alıyor. Çocuklarının derslerini de takip eden anne, onların daha iyi şartlarda eğitim alabilmesini istiyor.

“Binalarda biz hep hor görüldük”

Ev sorunu yaşadıklarını belirten Murat Urun, etkili yağış sonrası evlerinin su bastığını ve zarar gördüğü anlattı. Evin rutubetle dolduğunu aktaran Urun, “Başımızı sokacak yeni bir ev arıyoruz. 7 çocuk olunca, ‘3 tane olursa alırız’ diyorlar. Öyle şeyler duyduk ki, çok üzücü. Halde çalışıyordum ama işsiz kaldım. Halen iş arıyorum. Bu yoklukla 6 çocuğumuzu okutmaya çalışıyoruz. 3 bin lira kira ödüyorum, 1 ay sonra o kira zam yaparsa 5 bin de olabilir. Ağır engelli kızım var, onun maaşı olmasa daha çok sıkıntı yaşarız. Ayda 10-11 bin civarında elimize para geçiyor. Ailemiz ara sıra gönderiyor ama yetmiyor. Çünkü 6 öğrenciyi okutmak kolay değil. Başımızı sokacak bir ev istiyoruz. 6-7 bin lira kirada bir ev bulabilirsek çok iyi olur, çünkü Antalya’da kiralık çok yüksek. Müstakil olması daha iyi çünkü binalarda biz hep hor görüldük” dedi.

Günlük ekmek tüketimlerinin 20’ye yakın olduğunu da sözlerine ekleyen baba, “Ekmek 7,5 lira ve günde 20 ekmek tüketiliyor. Ayda sadece 4 bin 500 TL ekmeğe gidiyor. Allah razı olsun devletimizden ama yetmiyor. Bakması kolay değil” diye konuştu.

“Kendi hayalimi onlarla yaşamak istiyorum”

Çocuklarının eğitimini almaları için çaba sarf ettiklerini dile getiren anne Sıdıka Urun ise, şunları söyledi:

“Benim içimde hep okuma sevgisi ve azmi vardı. 7 kardeşten biriydim ama ailem maddi imkansızlıktan dolayı beni okutamadı. Allah bana 7 tane evlat bağışladı. Kendi hayalimi onlarla yaşamak istiyorum. Onlara güzel bir eğitim ve gelecek hazırlamak istiyorum. Devletimizi Allah başımızdan eksik etmesin. Onların eğitimi önceliğim. Kıyafet ve gıda derdi oluyor. Bunlarla başa çıkmaya çalışıyoruz ama nereye kadar çıkacağız bilmiyoruz. Bu evden başka eve geçmek istedik ama çoğu yerde ilk sordukları soru ‘kaç çocuğunuz var?’ 7 tane olduğunu söyleyince kaçıyorlar. Burası gecekondu olduğu halde 3 bin lira ödüyoruz. Selde olunca direk sular eve girdi ve odaların çoğu kullanılamaz hale geldi. Başımızı sokacak bir ev bulmakta bizlere yardımcı olursanız, bu dünyada ve öteki dünyada sizin duacınız oluruz.

]]>
https://www.haber60.com.tr/okuryazarligi-olmayan-anne-kendi-hayalini-6-cocugunda-yasiyor/feed/ 0
Antalya’da Sel Sonrası Su Baskınına Uğrayan Aile, Ev Bulmakta Zorlanıyor https://www.haber60.com.tr/antalyada-sel-sonrasi-su-baskinina-ugrayan-aile-ev-bulmakta-zorlaniyor/ https://www.haber60.com.tr/antalyada-sel-sonrasi-su-baskinina-ugrayan-aile-ev-bulmakta-zorlaniyor/#respond Thu, 14 Mar 2024 22:54:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18935 Antalya’da geçtiğimiz ay yaşanan sel sonrası tek katlı gecekonduları su basan 1’i ağır engelli 7 çocuklu aile, zarar gören ve rutubetlenen evde yaşamakta güçlük çekiyor. Maddi durumları iyi olmayan aile, bütçelerini aşmayan evlere yöneldiklerinde ev sahiplerinin 7 çocuk olduğu için ev vermediğini söyledi. 7 kardeş büyüyüp okuma yazması bulunmayan 7 çocuk sahibi anne ise zor şartlarda evlatlarının hepsini okutmak için büyük çaba sarf ediyor.

Kepez ilçesi Kuzeyyaka Mahallesi’nde yaşayan ve 1’i ağır engelli 7 çocuk sahibi Murat (42) – Sıdıka Urun (36) çiftinin kaldıkları tek katlı müstakil evi, geçtiğimiz ay yaşanan sel felaketi sonrası su bastı. Tüm eşyaları sular altında kalan çift, zarar gören ve rutubetlenen evde yaşamaya devam etti. Baba Urun işten çıkartıldığı için aile bütçesine destek sağlayamazken, 3 bin lira kira ödedikleri evde, engelli çocuklarına bağlanan maaş, bakım ücreti ve sosyal yardım ile birlikte aile ayda yaklaşık 11 bin lira maaşla geçinmeye ve çocuklarını okutmaya çalışıyor.

Okuma yazma bilmeyen annenin çabası

7 kardeşli bir evde büyüyen ve ailesi okutmadığı için okuryazarlığı bulunmayan anne Sıdıka Urun ise, 3,5 yaşındaki kızı hariç okuyan 6 çocuğunu her gün okula götürüyor, çıkışlarında da alıyor. Çocuklarının derslerini de takip eden anne, onların daha iyi şartlarda eğitim alabilmesini istiyor.

“Binalarda biz hep hor görüldük”

Ev sorunu yaşadıklarını belirten Murat Urun, etkili yağış sonrası evlerinin su bastığını ve zarar gördüğü anlattı. Evin rutubetle dolduğunu aktaran Urun, “Başımızı sokacak yeni bir ev arıyoruz. 7 çocuk olunca, ‘3 tane olursa alırız’ diyorlar. Öyle şeyler duyduk ki, çok üzücü. Halde çalışıyordum ama işsiz kaldım. Halen iş arıyorum. Bu yoklukla 6 çocuğumuzu okutmaya çalışıyoruz. 3 bin lira kira ödüyorum, 1 ay sonra o kira zam yaparsa 5 bin de olabilir. Ağır engelli kızım var, onun maaşı olmasa daha çok sıkıntı yaşarız. Ayda 10-11 bin civarında elimize para geçiyor. Ailemiz ara sıra gönderiyor ama yetmiyor. Çünkü 6 öğrenciyi okutmak kolay değil. Başımızı sokacak bir ev istiyoruz. 6-7 bin lira kirada bir ev bulabilirsek çok iyi olur, çünkü Antalya’da kiralık çok yüksek. Müstakil olması daha iyi çünkü binalarda biz hep hor görüldük” dedi.

Günlük ekmek tüketimlerinin 20’ye yakın olduğunu da sözlerine ekleyen baba, “Ekmek 7,5 lira ve günde 20 ekmek tüketiliyor. Ayda sadece 4 bin 500 TL ekmeğe gidiyor. Allah razı olsun devletimizden ama yetmiyor. Bakması kolay değil” diye konuştu.

“Kendi hayalimi onlarla yaşamak istiyorum”

Çocuklarının eğitimini almaları için çaba sarf ettiklerini dile getiren anne Sıdıka Urun ise, şunları söyledi:

“Benim içimde hep okuma sevgisi ve azmi vardı. 7 kardeşten biriydim ama ailem maddi imkansızlıktan dolayı beni okutamadı. Allah bana 7 tane evlat bağışladı. Kendi hayalimi onlarla yaşamak istiyorum. Onlara güzel bir eğitim ve gelecek hazırlamak istiyorum. Devletimizi Allah başımızdan eksik etmesin. Onların eğitimi önceliğim. Kıyafet ve gıda derdi oluyor. Bunlarla başa çıkmaya çalışıyoruz ama nereye kadar çıkacağız bilmiyoruz. Bu evden başka eve geçmek istedik ama çoğu yerde ilk sordukları soru ‘kaç çocuğunuz var?’ 7 tane olduğunu söyleyince kaçıyorlar. Burası gecekondu olduğu halde 3 bin lira ödüyoruz. Selde olunca direk sular eve girdi ve odaların çoğu kullanılamaz hale geldi. Başımızı sokacak bir ev bulmakta bizlere yardımcı olursanız, bu dünyada ve öteki dünyada sizin duacınız oluruz.” – ANTALYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/antalyada-sel-sonrasi-su-baskinina-ugrayan-aile-ev-bulmakta-zorlaniyor/feed/ 0
Berkin Elvan’ın ölümünün 10. yılında mezarı başında anma https://www.haber60.com.tr/berkin-elvanin-olumunun-10-yilinda-mezari-basinda-anma/ https://www.haber60.com.tr/berkin-elvanin-olumunun-10-yilinda-mezari-basinda-anma/#respond Tue, 12 Mar 2024 00:54:28 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18077 Gezi Parkı direnişi sırasında polisin attığı biber gazı fişeğiyle başından vurulup 269 gün komada kaldıktan sonra 11 Mart 2014’te yaşamını yitiren Berkin Elvan, ölümünün 10’uncu yılında mezarı başında anıldı. Anne Gülsüm Elvan, “‘Adalet’ dedim olmadı. Adaletsizliğe uğradı. Katillere sesleniyorum çocuklarını öperken çocuklarına sarılırken benim çocuğumu hatırlasın. Acımız git gide katlanıyor, öfkemiz katlanıyor. 10 yıldır onsuzum” diye konuştu.

İstanbul Okmeydanı’nda, Gezi Parkı eylemleri sırasında polisin attığı gaz fişeğinin başına isabet etmesi sonucu aylarca komada kalan, 11 Mart 2014’te de 15 yaşındayken yaşamını yitiren Berkin Elvan, ölümünün 10’uncu yılında ailesi ve sevenleri tarafından Feriköy Mezarlığı’nda anıldı. Çok sayıda polis, mezarlığın girişinde yoğun güvenlik önlemi aldı ve anmaya gelenlerin üstlerini aradı.

Anmaya CHP heyeti, DEM Parti İBB Eş Başkan adayları Meral Danış Beştaş ile Murat Çepni, eski Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HDP) Milletvekili Musa Piroğlu, İnsan Hakları Derneği Eş Genel Başkanı hukukçu Eren Keskin de katıldı. Ayrıca CHP heyeti Berkin’in mezarının başına karanfil bıraktı.

Gezi eylemlerinde hayatını kaybedenler için saygı duruşuyla başlayan törende Berkin’in mezarı başına gelen anne Gülsüm Elvan, “Bebeğim, kalk annem. 10 sene oldu yetmedi mi annem? Berkin, seni özledim annem. Tam 10 yıl oldu onu koklamayalı, ona sarılmayalı, onunla konuşmayalı. 10 yıldır ‘Adalet’ dedim olmadı. Adaletsizliğe uğradı. Katillere sesleniyorum çocuklarını öperken çocuklarına sarılırken benim çocuğumu hatırlasın. Acımız git gide katlanıyor, öfkemiz katlanıyor. 10 yıldır onsuzum” dedi.

“SÖNMEYEN YANGININ 10 YILI”

Berkin’in ablası Gamze Elvan, aile adına bir mektup okudu. Mektupta şunlara yer verildi:

“Tüm süreci annem, babam, avukatlarımız anlattı. O nedenle bu bir basın açıklaması değil, bu bir haykırış. Artık şimdi yaşayamadıklarımızı anlatmanın vakti… Berkinimiz, oğlumuz, canımızın bizden koparılmasının onuncu yılı. Giyilemeyen mezuniyet giysisi on yıldır askıda, çekemediği şutlar, dans edemediği sahneler, giremediği sınavlar, çalamadığı ıslıklar on yıllık bir dağ. Mutfak masasında yeri sabit, tabağı boş, sandalyesi boş. Telefonu çalmadı ama çalışıyor. Odası dağılmıyor, sakal yakışacak mıydı bilinmiyor, bıyıkları terlememişti ki daha. Ağız dolusu gülüşü eksik kaldı, mahcup mahcup ama ışıl ışıl bakan bakışları. Artık kokusu sadece burnumuzda tütüyor mesela. Caddeler bomboş kaldı, onun yürümek bilmediği, koştuğu o daracık sokaklar. Sayısız keşkelerin, donakalan hayallerin, dinmeyen hasretin, sönmeyen yangının on yılı. Bedeni küçücük kaldı, bir sabah ansızın bir polis kurşunuyla vurulduktan sonra. Dokuz ay boyunca direndi. Umut oldu bize. Yoğun bakımdaki gözlerini oynatmasıyla, ellerini ufacık kıpırdatmasıyla, bilinci yerinde değilken “anne” diye bağırmasıyla. Tutunmaya çalıştı yaşama. Ama olmadı. Berkin’in adı sokaklarda, Berkin’in adı meydanlarda, Berkin’in adı sloganlarda, Berkin’in yokluğu onuncu yılında, Gezi’de atan her yürekle oradan oraya. Tutulamayan yas reva değil insana. Artık tam hakkıyla bu yası tutma vakti. Onu anıyoruz, onsuzluğun onuncu senesi. Elvan ailesi adına, Gamze ve Özge Elvan

]]>
https://www.haber60.com.tr/berkin-elvanin-olumunun-10-yilinda-mezari-basinda-anma/feed/ 0
Eyüpsultan’da Off-Road Kazasında Hayatını Kaybeden Oğuz Murat Acı İçin Adalet Konvoyu Düzenlendi https://www.haber60.com.tr/eyupsultanda-off-road-kazasinda-hayatini-kaybeden-oguz-murat-aci-icin-adalet-konvoyu-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/eyupsultanda-off-road-kazasinda-hayatini-kaybeden-oguz-murat-aci-icin-adalet-konvoyu-duzenlendi/#respond Sun, 10 Mar 2024 23:18:30 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17792 Eyüpsultan’da 18 yaşından küçük sürücünün kullandığı arabayla ATV tipi araçlara çarparak ölümüne neden olduğu Oğuz Murat Acı’nın yakınları ve sevenleri, off-road arabalarıyla “Adalet Konvoyu” düzenledi.

Yazar Eylem Tok’un 17 yaşındaki oğlu T.C’nin kullandığı otomobilin çarpması sonucu hayatını kaybeden Oğuz Murat Acı’nın sevenleri, kazanın ardından olay gecesi annenin oğluyla yurt dışına kaçmasına tepki gösterdi.

Kaza günü otomobili kullanan T.C’nin Göktürk’teki evinin önünden off-road araçlarıyla korna çalarak geçen Oğuz Murat Acı’nın yakınları ve sevenlerinin yer aldığı kalabalık bir grup, kazanın yaşandığı yere de çiçek bıraktı.

Burada gazetecilere konuşan Oğuz Murat Acı’nın yakını Burak Yıldırım, “Çok sevilen, sayılan bir ağabeyimizdi. Öz ağabeyimiz gibiydi. Bir haftadır ne yaşıyoruz bilmiyoruz. İsteğimiz gelip teslim olmaları. Hiçbir şekilde kötü bir düşüncemiz yok. Gelsinler, adalete teslim olsunlar. ” dedi.

“Oğuz için adalet istiyoruz”

Grup adına basın açıklaması yapan Acı’nın arkadaşlarından Selahattin Çobanoğlu ise adaletin, toplumdaki her bireye gerekli olan en önemli yapı taşı olduğunu belirterek, “Yaşanan bu olayda taksirle ölüme sebebiyet, cinayet, gasp, delil karartma, firara kadar uzanan bir suç zinciri bulunmaktadır. Kaza demeye dilimizin varmadığı, ölüm ve ağır yaralanma var. Kameralar ve şahitlikler ile ispatlı ve delilli, reşit olmayan, alkollü olduğu söylenen bir kişinin net bir şekilde işlediği bir cinayet suçu var. Olay yerine gelerek yardım çağırıp, müdahale etmeyen ve üstelik yardım çağrılmasını cep telefonlarını dahi gasp ederek engelleyen bir ebeveyn suçu var.” ifadelerini kullandı.

Kazanın ardından oğlunu yurt dışına kaçıran Eylem Tok’un duygu sömürüsü yaptığını dile getiren Çobanoğlu, şöyle devam etti:

“Oğuz kardeşimizin de bir annesi ve bir babası, dünya güzeli bir evladı ve kendisini bekleyen bir eşi vardı. Adaletini arayacağız. Oğuz kardeşimiz, devletimizin ihtiyacı olan deprem, sel, yangın gibi afetlerde her zaman gönüllü olarak görev yapmıştır. İyi bir insan, iyi bir dost ve iyi bir gönül insanı olmuştur. Şimdi vakit bizim Oğuz için adaleti arama vaktimizdir. Bizler tüm off-road camiası olarak devletin onurlu hakim ve savcılarından, İçişleri Bakanlığımızdan, Dışişleri Bakanlığımızdan Oğuz için adalet istiyoruz. Bu şahıs ve suç ortakları olan ebeveynleri hak ettikleri cezayı alana kadar, sesimizi en yüksek perdeden duyurmaya devam edeceğiz. Gözü yaşlı eşi ve Pars bebek için adalet istiyoruz. Tüm sanıklar yüce Türk adaletine teslim olana dek susmayacağız.”

Mezarına çiçekler dikildi

Açıklamaların ardından yakınları ve arkadaşları Acı’nın defnedildiği Sarıyer’deki Gümüşdere Mezarlığı’na geldi.

Mezarlığa girmeyen Oğuz Murat Acı’nın annesi Pervin Acı, Eylem Tok’a seslenerek, “Buradaki anne ve çocuklar ne kadar güzel değil mi? O da alsaydı yavrusunu, bizim konvoyumuza karışsaydı, hiçkimse bir şey demezdi. Yavrusunu alsın, buyursun gelsin. Türkiye Cumhuriyeti’ne teslim olsun. Ben hala mezarına gidemedim. Gelirlerse gideceğim, oğluma müjdeleyeceğim. ‘Yavrucuğum sana vuran geldi, teslim oldu.’ diyeceğim.” diye konuştu.

Açıklamaların ardından kalabalık Acı’nın mezarının başında dua etti. Acı’nın yakınları tarafından mezara çiçekler dikilirken, arkadaşları da en sevdiği krakeri bıraktı.

Ne olmuştu?

Eyüpsultan’da 1 Mart’ta seyir halindeki 3 ATV aracından biri arızalanmış, yol kenarına çekilen arızalı araç tamir edilmeye çalışıldığı sırada aynı yönde ilerleyen iki araçtan birisi buradaki 3 ATV’ye çarpmıştı.

Kaza sonucu yaralanan Oğuz Murat Acı, İ.G., T.A., S.K. ve H.T. hastaneye kaldırılmış, Acı, yapılan müdahaleye rağmen kurtarılamamıştı.

Yapılan incelemede, kazaya neden olan 17 yaşındaki sürücü T.C’nin, olay yerine gelen annesi Eylem Tok’un aracıyla buradan uzaklaşıp saat 02.00 sıralarında İstanbul Havalimanına gittikleri, 04.30 sıralarında da Mısır’a uçtukları tespit edilmişti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, Mısır’a kaçan sürücü T.C. ve Eylem Tok hakkında yakalama kararı çıkarılmış, sonrasında da kırmızı bülten çıkarılması talebiyle Adalet Bakanlığına yazı yazılmıştı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/eyupsultanda-off-road-kazasinda-hayatini-kaybeden-oguz-murat-aci-icin-adalet-konvoyu-duzenlendi/feed/ 0
Adana’da Doktor Feray Kaplan, Ayrıldığı Eşi Tarafından Öldürüldü https://www.haber60.com.tr/adanada-doktor-feray-kaplan-ayrildigi-esi-tarafindan-olduruldu/ https://www.haber60.com.tr/adanada-doktor-feray-kaplan-ayrildigi-esi-tarafindan-olduruldu/#respond Sat, 09 Mar 2024 22:36:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17480 Adana’da ayrıldığı eşi tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde öldürülen doktor Feray Kaplan’ın ölüme göz göre göre gittiği, çocukları ve annesini asansör ile eve gönderdiği, ayrıldığı eşiyle konuşmak için kendisinin aşağıda beklediği ve bu sırada öldürüldüğü öğrenildi.

Edinilen bilgiye göre, olay, dün akşam merkez Çukurova ilçesine bağlı Güzelyalı Mahallesi 81156 sokakta bulunan Zakir Gergin apartmanında meydana geldi. İddiaya göre, Gaziantep Nizip Devlet Hastanesi’nde başhekim yardımcısı olan acil tıp uzmanı doktor Feray Balkan (39), Gaziantep’e kendisini ziyarete gelen annesi Eda’yı (65) evine bırakmak için kızı Asya (12) ve oğlu Aliş (4) ile birlikte Adana’ya geldi.

Ayrıldığı eşi pusu kurmuş

Apartmana geldiği sırada Feray Balkan 1 sene önce şiddetli geçimsizlik nedeniyle ayrıldığı astsubay eşi Seçkin E.’nin apartman çevresinde kendisini beklediğini fark etti. Bunun üzerine Balkan, annesi ve çocuklarına, ‘Siz yukarı çıkın. Ben geliyorum’ dedi. Feray Balkan bu sırada ayrıldığı eşi Seçkin ile apartman girişinde konuştu. Konuşmayı bitirip asansöre yönelen Balkan’ın ayrıldığı eşi, genç kadının sırtına ve kulağının arkasına tabanca ile ateş edip olay yerinden kaçtı.

Cansız bedenini kızı buldu

Annesinin eve gelmemesi üzerine aşağı inen kızı Asya, annesinin cansız bedeniyle karşılaşınca çığlık atıp apartmandakilerden yardım istedi. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine sağlık ekipleri ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri yaptıkları incelemede Feray Balkan’ın hayatını kaybettiğini belirledi.

Katil koca gözaltına alındı

Çukurova İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri ise olay yerinden kaçmaya çalışan Seçkin E.’yi tabancayla birlikte yakalayarak gözaltına aldı.

Cenazesi yarın defnedilecek

Feray Balkan’ın cansız bedeni otopsi için Adana Adli Tıp Kurumu Morgu’na kaldırıldı. Bugün otopsisi tamamlanan Balkan’ın cenazesinin İngiltere’de yaşayan Bilgisayar Mühendisi ağabeyi Fatih’in gelmesi beklendiği için yarın öğle namazını müteakip Buruk Mezarlığı’nda defnedileceği öğrenildi.

Kanlı çanta amcaya teslim edildi

Öte yandan, Feray Balkan’ın olay sırasında omzunda takılı olan kanlı çantası ise bugün Adana Adli Tıp Kurumu Morgu’nda amcası Ahmet Balkan’a teslim edildi.

Apartmanda acı hakim

Olayın yaşandığı Güzelyalı Mahallesi’ndeki Zakir Gergin apartmanında ise Feray Balkan’ın yakınlarının acılı bekleyişi sürüyor. Balkan’ın meslektaşları ve iş arkadaşları apartmana gelirken acılı anne Eda ve Feray Balkan’ın ablaları Fatma ile Funda’nın evde sinir krizi geçirdikleri sağlık ekiplerinin acılı aileye sakinleştirici iğne yaptığı öğrenildi.

“Cezaevinden inşallah çıkamaz”

Gazetecilere konuşan Feray Balkan’ın iş arkadaşı Sibel Şahin, “Mükemmel bir insan, mükemmel bir anne ve mükemmel bir eşti. Maalesef goncalarımız itin kopuğun elinde solup gidiyor böyle. Onu elimizden aldılar. 1 yıl önce şiddetli geçimsizlikten dolayı boşanmışlardı. Takip etmiş buraya geldiğini öğrenmiş. Burası annesinin evi aşağıda pusu kurmuş eski eşi. Feray annesini ve çocuklarını asansörle yukarı göndermiş kendisi aşağıda kalmış. Feray’da asansöre bineceği sırada asansörün önünde katletmiş. Geçinemediklerini, sıkıntıları olduğunu söylüyordu ama bu kadar derin ne olduğunu bilmiyorduk. Annesi gelmeyince kızı aşağıya gelmiş annesini yerde bulmuş. Sonuna kadar deliklerde çürüsün bir daha çıkamasın inşallah” ifadelerini kullandı.

Katil koca Seçkin E.’nin ise emniyetteki işlemlerinin sürdüğü öğrenildi. – ADANA

]]>
https://www.haber60.com.tr/adanada-doktor-feray-kaplan-ayrildigi-esi-tarafindan-olduruldu/feed/ 0
Diyarbakır Anneleri, 8 Mart’ı evlatlarından ayrı geçirdi https://www.haber60.com.tr/diyarbakir-anneleri-8-marti-evlatlarindan-ayri-gecirdi/ https://www.haber60.com.tr/diyarbakir-anneleri-8-marti-evlatlarindan-ayri-gecirdi/#respond Fri, 08 Mar 2024 21:33:45 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17047 Dağa kaçırılan çocukları için eski HDP Diyarbakır İl Başkanlığı binası önünde oturma eylemi yapan Diyarbakır anneleri, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü hüzünlü karşıladı.

Evladını terörün pençesinden kurtarmak isteyen ailelerin 3 Eylül 2019’da HDP il binası önünde başlattığı oturma eylemi 1649’uncu güne ulaştı.

Evlat nöbeti tutan ailelerin sayısı yurdun dört bir yanından gelenlerin de katılımıyla 375’e yükseldi. Aylardır büyük bir dayanışma ve kararlılıkla sürdürülen oturma eylemi sayesinde 49 aile evladına kavuştu.

Ellerinde çocuklarının fotoğrafıyla eylem yapan diğer ailelerin, eski HDP il binası önünde evlat nöbetinde umutlu bekleyişi sürüyor.

Bugüne kadar yurt içi ve dışından gerçekleştirilen destek ziyaretleriyle evlat mücadelesinde her geçen gün daha da güçlenen anneler, evlatlarından ayrı oldukları için 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü buruk geçiriyor.

“Bu çilemiz bitsin”

Diyarbakır’dan 14 yıl önce 18 yaşında kandırılarak dağa götürülen oğlu Mahmut için eylem yapan anne Bedriye Uslu, AA muhabirine, oğluna kavuşabilmek için yaz kış demeden her sabah HDP Diyarbakır İl binası önüne geldiğini söyledi.

Evlat acısının çok zor olduğunu dile getiren Uslu, kimsenin bu acıyı yaşamamasını temenni etti.

Uslu, şöyle konuştu:

“Dünya Kadınlar Günü olduğunu söylüyorlar, bizim günümüz yok. Biz sürekli çocuklarımızın peşindeyiz. Bizim için özel günler yok. Sabah buraya gelip akşam tekrar eve dönüyoruz, sürekli çocuklarımızın yolunu gözlüyoruz. Oğlum gelirse o zaman Kadınlar Günü’nün, bayramın ne olduğunu bileceğim. Oğlum beni görüyorsan veya duyuyorsan gel, güçlü devletimize teslim ol, bu çilemiz bitsin. Oğlum eve dön.”

“Kızımın o dağda işi yok”

Dağa götürülen kızı Fadime için evlat nöbeti tutmaya Kütahya’dan gelen Hatice Levent de kızına kavuşuncaya kadar mücadelesine devam edeceğini söyledi.

Levent, 10 yıldır görmediği kızını çok özlediğini, evladının kalem tutan eline silah verildiğini kaydetti.

Sürekli kadın haklarından bahsedenlerin kendilerini görmezden geldiğini dile getiren Levent, “Kızımın o dağda işi yok. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü diyorlar, öyleyse yavrularımızı bırakın. Bırakın da evladıma kavuşayım, onu bağrıma basayım. Ne hakları var yavrularımızı dağa çıkarmaya? Fadime’m güvenlik güçlerimize teslim ol.” dedi.

“Bize kadınlar günü, bayram, seyran yok”

Dağa kaçırılan oğlu Mehmet için eylem yapan anne İmmihan Nilifırka ise tüm anne ve babalar olarak evlatlarına kavuşuncaya kadar mücadeleye devam edeceklerini söyledi.

“8 Mart Dünya Kadınlar Günü diyorlar ama biz azap çekiyoruz. Bize kadınlar günü, bayram, seyran yok. Bizim evlatlarımızı elimizden almışlar, nasıl iyi olabiliriz. Hani kadın hakları diyorlar ya neden bizim çocuklarımızı ellerimizden alıyorlar? Çocuklarımızın dağda ne işi var? Onların yeri anne ve babalarının yanıdır.” diyen Nilifırka, oğluna güvenlik güçlerine teslim olması çağrısında bulundu.

“Oğlum gelip yanımda olursa dünyalar benim olur”

10 yıl önce 15 yaşında dağa kaçırılan oğlu Faruk için Kars’tan gelerek eyleme katılan Rahime Taşçı, yıllardır oğluna hasret kaldığını, tek amacının evladına kavuşmak olduğunu dile getirdi.

Oğlundan ayrı kaldığı için hiçbir özel günü kutlayamadığını, bu günlerin kendileri için bir anlam ifade etmediğini anlatan Taşçı, şöyle konuştu:

“Oğlum gelip yanımda olursa dünyalar benim olur. Kadınlar günü olduğunu söylüyorlar ama bizim için öyle değil. Anneler 5 yıldır çadırda, ama çocukları yanlarında değil. Çocuklarımız yanımızda olsaydı bize bir çiçek getirseydi o zaman bizim günümüz olurdu. Faruk’umu çok özledim, burada yolunu gözlüyorum. Allah’ın izni ve devletin gücüyle inşallah oğlum teslim olur.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/diyarbakir-anneleri-8-marti-evlatlarindan-ayri-gecirdi/feed/ 0
Şehit eşleri, çocuklarını hem anne hem baba özverisiyle yetiştiriyor https://www.haber60.com.tr/sehit-esleri-cocuklarini-hem-anne-hem-baba-ozverisiyle-yetistiriyor/ https://www.haber60.com.tr/sehit-esleri-cocuklarini-hem-anne-hem-baba-ozverisiyle-yetistiriyor/#respond Fri, 08 Mar 2024 21:27:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17042 Türkiye’nin çeşitli kentlerinde görevleri sırasında şehit olan askerlerin eşleri, çocuklarını hem anne hem baba özverisiyle yetiştiriyor.

Omuzlarına aynı anda anne ve baba olma yükünü alan kadınlar, şehit babalarına layık çocuklar yetiştirmenin haklı gururuyla, eşlerine duydukları özlemi bir arada yaşıyor.

Uzun yıllardır çocuklarına kol kanat geren anneler, şehit eşlerinin yokluğunu hissetseler de onlardan emanet çocuklarını en iyi imkanlarla büyütmeye çalışıyor. Anneler, kalplerindeki özlem ve üzüntüyü içinde yaşayıp, çocukları için dimdik ayakta duruyor.

-Güçlü durarak şehit eşlerine örnek oldu

Ağrı – Patnos kara yolunda, 5 Mart 2000’de trafik kazası sonucu şehit olan İstihbarat Binbaşı Erhan Oksal İşbilen’in eşi Hatice İşbilen, 24’üncü şehadet yılı dolayısıyla eşinin Kadifekale Hava Şehitliğindeki mezarını ziyaret etti.

Hatice İşbilen, AA muhabirine, eşi olmadan geçen 24 senenin zor olduğunu ancak babaları şehit düştüğünde 5 ve 8 yaşlarında olan iki kızı için güçlü durmaya çalıştığını belirtti.

Bir süre İzmir Şehit Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği başkanlığı da yapan İşbilen, “Bir annenin, kadının duygu ve düşünceleri, yaklaşımı erkeğe nazaran biraz daha farklı. Dernek üyelerinden onu duydum, güçlü kadın olarak onların karşısında olmak onlara çok iyi geldi. ‘Evet biz de güçlü olabiliriz’ dedirtti. Özellikle eşler ve anneler ‘Hatice bu olayı aşmış. Evlatlarımız için güçlü olacağız onların arkasında duracağız.’ dedi. Güzel emsal olduğumu düşünüyorum.”

İşbilen, hem annelik hem babalık yapmanın zorluğuna değinerek, çocuklarını anne olarak yönlendirirken, bir baba gibi de düşünüp onlara destek olduğunu ifade etti. Babanın yerini kimsenin alamayacağını dile getiren İşbilen, “Kızım üniversiteyi kazandı, ‘Erhan olsaydı ne karar verirdik’ diye düşündüm. Tek başıma karar vermek en çok yaralayan şey. Kızımı üniversiteye bıraktım, yanımda Erhan, eli omzumda, ‘tamam oldu bu iş’ dedi sanki. Onu hissettim.”

Karar alırken eşi gibi düşünmeye çalışıyor

Gülden Ördek, kocası Deniz Başçavuş Eren Ördek’in 17 Şubat 2016’da Ankara Merasim Sokak’taki terör saldırısında şehit olduğunu kaydetti.

O dönem kızlarının 3 ve 9 yaşlarında olduğunu aktaran Ördek, geçen süre boyunca aldığı kararlarda “O yaşasaydı böyle karar verirdi’ şeklinde düşündüğünü ifade etti.

Ördek, büyük kızının babasını uzun süre beklediğini anlatarak, “Fotoğraf ve videolarla çocuklarımı avutmaya çalışıyorum. Kız çocukları çok duygusal oluyorlar. Onların istediklerini yapsanız da babanın yerini alamıyorsunuz. Büyük kızım ‘babamın yerini benim gibi yaşayanlar bilir’ diyor.” dedi.

“Zorluklara karşı ayakta durmak zorundayız”

Şehit Jandarma Astsubay Nuh Köşker’in eşi Mehtap Köşker, kocasının Tunceli’de 23 Nisan 1995’te çatışmada şehit olduğunu belirtti.

O tarihte 25 yaşında olduğunu kaydeden Köşker, şunları söyledi:

“Hayata yeni atılacağımız dönemde eşimi kaybedip tek çocukla hayatla mücadele etmeye çalıştım. Çocuğunuzu düşünerek emin adımlar atmanız gerekiyor. Çocuğumu iyi şekilde yetiştirdim. Kızım bir gün ‘İnsanın babasının olması nasıl bir duygu’ diye sordu. En çok eşimi aradığım zaman kızımı evlendirirken oldu, çok ağladığımı ve ‘neredesin’ dediğimi hatırlıyorum. Kadınlarımıza söylüyorum, zorluklara karşı ayakta durmak zorundayız. Bütün kadınlarımıza hayat hep gülsün.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/sehit-esleri-cocuklarini-hem-anne-hem-baba-ozverisiyle-yetistiriyor/feed/ 0
Adalet Bakanı Tunç: İstanbul’da 1 kişinin öldüğü trafik kazasından sonra Mısır’a giden Eylem Tok ve oğlu için tutuklama kararı verildi https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-tunc-istanbulda-1-kisinin-oldugu-trafik-kazasindan-sonra-misira-giden-eylem-tok-ve-oglu-icin-tutuklama-karari-verildi/ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-tunc-istanbulda-1-kisinin-oldugu-trafik-kazasindan-sonra-misira-giden-eylem-tok-ve-oglu-icin-tutuklama-karari-verildi/#respond Fri, 08 Mar 2024 04:39:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16898 İstanbul Eyüpsultan’da ünlü yazar Eylem Tok’un 17 yaşındaki oğlu, karıştığı kazada Oğuz Murat Aci’nin ölümüne neden olmuştu. Kaza sonrası yurt dışına kaçan anne-oğul ile ilgili Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’tan açıklama geldi. Bakan Tunç, yaptığı açıklamada “Mısır İnterpolü tarafından şahısların Mısır’dan ABD istikametine çıkış yaptıklarının bildirilmesi üzerine, adı geçenlerin ABD’den ülkemize iadesi amacıyla hazırlanan geçici tutuklama talep evrakı hem diplomatik kanaldan hem de İnterpol aracılığıyla ABD yetkili makamlarına iletilmiştir.” ifadelerini kullandı.

Eyüpsultan’da 1 Mart’ta yazar Eylem Tok’un 17 yaşındaki oğlu T.C., saat 23.50 sıralarında 34 EEG 06 plakalı araçla seyir halindeyken yol kenarında arıza nedeniyle park halinde bulunan 3 adet ATV tipi araca çarpmış, kazada 29 yaşındaki Oğuz Murat Aci hayatını kaybederken orada bulunan diğer kişiler yaralanmıştı. Kazanın ardından polis ekiplerinden önce olay yerine gelen anne Eylem Tok, oğlu T.C.’yi olay yerinden kaçırmış, ekiplerce yapılan incelemeler sonucunda anne ile oğlunun ertesi gün saat 03.50 sıralarında Mısır’a çıkış yaptıkları tespit edilmişti.

“TUTUKLAMA KARARI VERİLDİ”

Konuya ilişkin Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, sosyal medya hesabından paylaşım yaptı. Bakan Tunç, “01.03.2024 günü saat 23:50 sıralarında İstanbul Eyüpsultan’da bir kişinin ölümüne, 4 kişinin de yaralanmasına neden olan trafik kazasıyla ilgili soruşturma, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından titizlikle yürütülmektedir. Kazanın ardından 18 yaşından küçük T.C. hakkında ‘Taksirle ölüme ve birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma’ suçundan ve annesi şüpheli Eylem Tok hakkında ‘Suçluyu Kayırma’ suçundan İstanbul 7. Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklama kararı verilmiştir.” ifadelerini kullandı.

MISIR’DAN ABD’YE GİTMİŞLER

Bakan Tunç, “02.03.2024 tarihinde saat 03:50’de uçakla Mısır’a gittikleri tespit edilen T.C. ve annesinin Türkiye’ye iadesi için Mısır adli makamlarıyla temasa geçilmiş ve iade süreci başlatılarak şüpheliler hakkında kırmızı bülten talep edilmiştir. Mısır İnterpolü tarafından şahısların Mısır’dan ABD istikametine çıkış yaptıklarının bildirilmesi üzerine, adı geçenlerin ABD’den ülkemize iadesi amacıyla hazırlanan geçici tutuklama talep evrakı hem diplomatik kanaldan hem de İnterpol aracılığıyla ABD yetkili makamlarına iletilmiştir. İade süreci ve adli soruşturma titizlikle takip edilmektedir. Kazada hayatını kaybeden vatandaşımıza Allah’tan rahmet, yaralanan vatandaşlarımıza acil şifalar diliyorum.” dedi.

ABD’YE UÇAK BULAMAYINCA MISIR’A GİTMİŞLER

İstanbul Emniyet Müdürlüğü, kazanın 23.30’da gerçekleştiğini, anne-oğulun 04.30 uçağıyla Türkiye’den ayrıldığını açıkladı. Patronlar Dünyası’nda yer alan habere göre anne ve oğulun kaza sonrası yurt dışına kaçmak için plan yaptığı, ilk hedeflerinin ABD olduğu ama o saatte ABD’ye uçak bulamadıkları için ilk bulabildikleri uçakla Mısır gittikleri ortaya çıktı.

EYLEM TOK’UN OĞLU T. C.’NİN ABD VATANDAŞI OLDUĞU ORTAYA ÇIKTI

Yazar Eylem Tok’un oğlunun ABD’de doğduğu için o ülkenin vatandaşı olduğu ve bu nedenle annesi tarafından oraya kaçırılmak istendiği de tespit edildi. İstanbul Havalimanı’nda ortaya çıkan görüntülerde de T. C.’nin pasaport kontrolünden geçerken ABD pasaportunu kullandığı öğrenildi. İkilinin Mısır’ın ardından ABD’ye kaçabilecekleri ihtimali üzerinde duruluyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-tunc-istanbulda-1-kisinin-oldugu-trafik-kazasindan-sonra-misira-giden-eylem-tok-ve-oglu-icin-tutuklama-karari-verildi/feed/ 0
Hayatını kaybeden Oğuz Murat Aci’nin avukatlarından açıklama: Eylem Tok ve oğlunu havalimanına babanın çalışanları bıraktı https://www.haber60.com.tr/hayatini-kaybeden-oguz-murat-acinin-avukatlarindan-aciklama-eylem-tok-ve-oglunu-havalimanina-babanin-calisanlari-birakti/ https://www.haber60.com.tr/hayatini-kaybeden-oguz-murat-acinin-avukatlarindan-aciklama-eylem-tok-ve-oglunu-havalimanina-babanin-calisanlari-birakti/#respond Fri, 08 Mar 2024 04:30:02 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16891 İstanbul Eyüpsultan’da yazar Eylem Tok’un 17 yaşındaki oğlu, karıştığı kazada Oğuz Murat Aci’nin ölümüne neden olmuştu. Aci ailesinin avukatları, “En son gördüğümüz kadarıyla havaalanına suçlu anne ve çocuğu bırakan kişilerin ne yazık ki babanın iş yerinde çalışan kişiler olduğunu öğrendik. Babayla ilgili şikayeti de yapacağız.” şeklinde konuştu.

Eyüpsultan’da 1 Mart’ta yazar Eylem Tok’un 17 yaşındaki oğlu T.C., saat 23.50 sıralarında 34 EEG 06 plakalı araçla seyir halindeyken yol kenarında arıza nedeniyle park halinde bulunan 3 adet ATV tipi araca çarpmış, kazada 29 yaşındaki Oğuz Murat Aci hayatını kaybederken orada bulunan diğer kişiler yaralanmıştı. Kazanın ardından polis ekiplerinden önce olay yerine gelen anne Eylem Tok, oğlu T.C.’yi olay yerinden kaçırmış, ekiplerce yapılan incelemeler sonucunda anne ile oğlunun ertesi gün saat 03.50 sıralarında Mısır’a çıkış yaptıkları tespit edilmişti.

Olaya ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma çerçevesinde ise aynı gün şüpheli Eylem Tok hakkında “suçluyu kayırma” suçundan, şüpheli T.C. hakkında “bir kişinin ölümü ile birlikte birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmak” suçundan tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarılmıştı. Soruşturma çerçevesinde ayrıca, şüpheli anne ile oğlu hakkında kırmızı bülten çıkarılması talep edildi. Buna ilişkin hazırlanan formlar düzenlenerek Adalet Bakanlığı’na gönderildi.

“GENÇLERİN YAPTIKLARI YARIŞ NEDENİYLE KAZA MEYDANA GELDİ

Oğuz Murat Aci’nın ailesinin avukatları, Çağlayan’da bulunan İstanbul Adalet Sarayı meydanında konuya ilişkin basın açıklaması yaptı. Adliyede gerekli soruşturmaların takibinde olduklarını belirten Oğuz Murat Aci’nın ailesinin avukatı Hacı Orhan, “Ne yazık ki 18 yaşından küçük 10 tane gencin 2 tane lüks araç ile alışkanlık haline getirdikleri Sarıyer-Göktürk yolunda yapmış oldukları yarış sebebiyle ne yazık ki talihsiz bir olay meydana geldi. Bu trafik kazasından sonra olay yerine gelen annenin ne yazık ki yapmış olduğu ihmaller müvekkillerimizin acısına acı katmıştır. Müvekkillerimizin buradaki tek talebi bir an önce suçluların adalete teslim olmasıdır ve onların yargılanmasıdır, gerekli cezayı almasıdır.” dedi.

“ANNE VE ÇOCUĞU HAVAALANINA BIRAKANLAR BABANIN İŞ YERİNDE ÇALIŞANLAR”

Açıklamasına devam eden avukat Orhan, “Babası, diğer çocukların babalarını arıyor zaten bunların hepsi akrabalar. Diğer baba kendi oğlunun telefonunu aradığında telefonu bir görevli açıyor, ‘ben güvenlik görevlisiyim, bu telefon buraya, bana bırakıldı’ deyip beyanda bulunuyor. Ne yazık ki orada bulunan ve olaya karışan kişiler tarafından ve o çarpan çocuğun annesi tarafından telefonlar götürüldü. Hakikaten şu an annenin yapmış olduğu eylem ne yazık ki acıları arttırmıştır ve ihmal yolu ile adam öldürmeye, kasten adam öldürmeye kadar gidecek olan bir süreci başlatmıştır. En son gördüğümüz kadarıyla havaalanına suçlu anne ve çocuğu bırakan kişilerin ne yazık ki babanın iş yerinde çalışan kişiler olduğunu öğrendik. Babayla ilgili şikayeti de yapacağız.” şeklinde konuştu.

Bülent Cihantemur

“ACIMIZI EĞER PAYLAŞIYOR OLSALARDIR BUGÜN CENAZEMİZDE OLURLARDI”

Açıklamaların daha da zarar verici olduğunu belirten Orhan, “Bir trafik kazası normal bir yargılamadır. Suçlu kişi ne yazık ki bugün de devletimize güvenmediğini, adaletimize güvenmediğini beyan ederek ayrıca tarafları üzmüştür. Müvekkillerimizin tek bir talebi var. Hiçbir dedikoduya mahal vermeyecek şekilde müvekkillerimiz suçluların öncelikle adalete teslim edilmesini ve verilecek en yüksek şekilde ceza almalarını talep etmektedirler. Gözü yaşlı bir anne, gözü yaşlı bir baba, ne yazık ki 1 buçuk yaşında bir çocuk ve 27 yaşında dul bir annenin feryadıdır bunlar. Bizim açımızdan, bizimle diyalog kurmak istiyorlarsa öncelikle adalete teslim olmaları gerekir. Adaletten kaçmış, bu ülkeden kaçmış olan birisiyle şu an yapılacak hiçbir görüşme yoktur. Acımızı eğer paylaşıyor olsalardı bugün yanımızda, cenazemizde, taziyemizde bizimle birlikte olurlardı diye ifade ettiler. Ne yazık ki bugüne kadar ailesinden hiçbiri, ölen kişinin ailesine bir ziyarette bulunmamış. O yüzden şu an bir görüşme yok diyebiliriz.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/hayatini-kaybeden-oguz-murat-acinin-avukatlarindan-aciklama-eylem-tok-ve-oglunu-havalimanina-babanin-calisanlari-birakti/feed/ 0
Acılı anneden Eylem Tok’a çağrı: O çocuğu oradan oraya çanta gibi atmasın https://www.haber60.com.tr/acili-anneden-eylem-toka-cagri-o-cocugu-oradan-oraya-canta-gibi-atmasin/ https://www.haber60.com.tr/acili-anneden-eylem-toka-cagri-o-cocugu-oradan-oraya-canta-gibi-atmasin/#respond Fri, 08 Mar 2024 03:33:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16852 İstanbul Eyüpsultan’da meydana gelen kazada hayatını kaybeden Oğuz Murat Aci’nin annesi olay sonrası ilk kez açıklamada bulundu. Gözyaşlarını tutamayan anne Pervin Aci, Eylem Tok’a seslenerek “Çocuğuna, o yavruya eziyet etmesin. Getirsin, çanta gibi gezdirmesin. Sokak sokak, ülke ülke gezdirmesin. O çocuğun geleceğini aldın” dedi.

KAZA SONRASI 17 YAŞINDAKİ SÜRÜCÜ, ANNESİ İLE MISIR’A KAÇTI

Eyüpsultan’da 1 Mart 2024 günü meydana gelen trafik kazasında arkadaşları ile ATV ile gittiği esnada arızalanması sonrası yol kenarında bekleyen Oğuz Murat Aci’ya lüks bir araç çarpmış, kaza sonrası lüks araç sürücüsü T.C. olay yerine gelen annesi Yazar Eylem Tok ile birlikte Mısır’a kaçmıştı. Kaza sonrası 1 kişi hayatını kaybetmiş 4 kişi de yaralanmıştı. Feci kazada hayatını kaybeden Oğuz Murat Aci’nin annesi Pervin Aci olay sonrası ilk kez açıklamada bulundu.

Eylem Tok ve oğlunun yurt dışına kaçış görüntüleri

“O ÇOCUĞU ORADAN ORAYA ÇANTA GİBİ ATMASIN, GÜNAH O YAVRUYA”

Anne Pervin Aci, “Söyleyin, o çocuk gelsin. Annesi getirsin. Türkiye’de kimse onun çocuğuna bir şey yapmaz. Benim çocuğum toprakta, nefes almıyor. O burada nefes alacak. Konuşacak, sesini duyacak. Ama benim çocuğum, ne nefes alabilecek ne de konuşabilecek. O çocuğu oradan oraya bir çanta gibi atmasın. Günah, o yavruya. Başka bir şey demiyorum. Düşünemiyorum, bir anne demez. İnanmıyorum. O anne söylemez, kim demişse yanlıştır. Nasıl olur da bir anne söylesin onu? Türkiye’de bir lokma su içmişse yazıklar olsun, böyle bir vicdan olamaz. O vicdan nasıl bir şey? Çocuğuna, o yavruya eziyet etmesin. Getirsin, çanta gibi gezdirmesin. Sokak sokak, ülke ülke gezdirmesin. O çocuğun geleceğini aldın. Bari güzelce yaşasın. Gitsin, kimse bir şey demez ki. Türkiye kime ne yapmış da ona yapsın? Öyle demişse, yazıklar olsun. Çocuğum gel bu tarafa dediğiniz zaman geliyor. 16 yaşındaki çocuğa ne dersen onu yapar. Benim bildiğim bu. Herkes anne, öyle bir içgüdü olur mu?

Eylem Tok ve oğlunun yurt dışına kaçış görüntüleri

“O ÇOCUĞA ÜZÜLÜYORUM, O ANNENİN ELİNDE GEZMESİN GÜNAH”

Onda annelik içgüdüsü olsaydı önce benim yavrumu kurtarıp, hastaneye gelip ondan sonra ne gerekiyorsa yapardı. Benim oğlum zaten gidecekti ama onun için ağlasaydı, sızlasaydı. Ben gidene kadar başında dursaydı. ‘Bir hataydı, benim çocuğum böyle, tutamadım’ deseydi. Ben onu başımın üstünde tutardım. Ben öyle anne değilim, o çocuğa da üzülüyorum. O annenin elinde gezmesin, günah.” dedi.

Eylem Tok ve oğlunun yurt dışına kaçış görüntüleri

ACILI BABA: ANLADIK ANNE DEĞİL, HER ŞEYDEN ÖNCE BİR İNSANIN BUNU YAPMAMASI LAZIMDI

Baba Özer Aci, “Sağ olsun Bakanımız ilgilendi, olaya el koydu. Kendisine çok teşekkür ederiz. Ben Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak, Türk adaletine inanıyorum. Türk adaletinin vereceği kararlara da sonsuz saygı duyuyorum. Çok kısa sürede belki bu akşam, belki yarın akşam sizlere şu haber duyurulacaktır; ‘Ben teslim oldum, geliyorum’ diye. Bu saatten sonra bekliyorum. Artık doruk noktaya geldik, teslim olacaktır. Ben sesleniyorum. Biraz önce hem kendini rencide etmesin, alçaltmasın hem de evladımızı sağa sola götürüp yargıdan, hukuktan kaçırmasın. Yazık olur. Çok özür dileyerek söylüyorum. O sırada gelip çocuğuna, iki tokat atıp, arabanın içine koyup ‘oğlum iki dakika dur, burada bir sürü yaralı var. Bak çarpmışsın, parçalamışsın’ diyebilirdi. Benim oğlumla gelmeyebilirdi ama az önce görüştüğünüz bir yaralıyla hastaneye kadar gidip, ambulansın peşine gidip, yaralının durumu nedir, bu ailenin telefonu nedir, nereyle irtibat sağlamam gerekiyor diye sorması gerekiyordu. Anladık anne değil, her şeyden önce bir insanın bunu yapmaması lazımdı. Vicdanen yapmaması lazım.” diye konuştu.

Özer Aci
]]>
https://www.haber60.com.tr/acili-anneden-eylem-toka-cagri-o-cocugu-oradan-oraya-canta-gibi-atmasin/feed/ 0
Aydın’da ev hanımı tarafından kurulan spor kulübü 12 yılda 2 bin sporcu yetiştirdi https://www.haber60.com.tr/aydinda-ev-hanimi-tarafindan-kurulan-spor-kulubu-12-yilda-2-bin-sporcu-yetistirdi/ https://www.haber60.com.tr/aydinda-ev-hanimi-tarafindan-kurulan-spor-kulubu-12-yilda-2-bin-sporcu-yetistirdi/#respond Thu, 07 Mar 2024 21:03:25 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16559 Aydın’da ev hanımı Özlem Şengül’ün çocukları spor yapsın diye kurduğu, bir başkandan ziyade anne gibi yönettiği spor kulübü, 12 yılda yaklaşık 2 bin sporcu yetiştirdi.

Efeler ilçesinde yaşayan Özlem Şengül, 1994 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Resim Öğretmenliği Bölümü’nü kazandı. Aynı yıl Aydın Şengül ile evlenince okulu bırakma kararı alan Şengül, dünyaya getirdiği 2 çocuğuyla yakından ilgilendi.

Kubilay (27) ve Aydın Şengül (24) kardeşlerin basketbol sporuna ilgi duyması üzerine kulüp arayışına giren Şengül, o dönemde evlerine yakın bir kulüp bulamadı.

Yaşadığı mahalledeki diğer çocukların da spordan uzak büyüdüğünü fark eden Şengül, amatör futbol oynayan eşinin de desteğiyle spor kulübü kurmaya karar verdi.

2012’de Aydın Büyükşehir Akademi Spor Kulübünü kuran ve başkanlığını yürüten Şengül, ilk yıl 10 öğrenci ile yola çıktı. Kulübün adının önce mahalleye ardından da kente yayılmasıyla öğrenci sayısı günden güne arttı.

Basketbolda 10-18 yaş altı kız ve erkek gruplarına eğitim veren kulüp, voleybol branşında da bu yıl öğrenci kabul etmeye başladı.

Dezavantajlı öğrenciler, asker, polis, şehit ve gazi çocuklarına ücretsiz eğitim veren kulüp, Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından bir dönem Aydın’da yaşayan çocuklara da kucak açtı.

Hedef basketbol takımını 2. lige çıkarmak

Kulübün kurulduğu günden bu yana yaklaşık 2 bin sporcu yetiştiren Şengül’ün hedefi ise halen Erkekler Bölgesel Basketbol Ligi’nde mücadele eden takımını Türkiye Basketbol 2. Ligi’ne çıkarmak.

Oğlu Kubilay Şengül’ün antrenörlüğünü yaptığı, diğer oğlu Aydın Şengül’ün de oyuncu olarak destek verdiği takımın tüm antrenmanlarına katılan Özlem Şengül, hem kulüp başkanı hem anne olarak tüm çocuklarını yakından takip ediyor.

AA muhabirine açıklama yapan Özlem Şengül, sporla bir ilgisi olmamasına rağmen bir anda kendisini sporun ortasında bulduğunu, emlakçılık yapan eşinin de kendisine çok destek verdiğini söyledi.

Çocuklarla ilgilenmenin zor ama anlamlı bir uğraş olduğunu, kulüpte oluşan sevgi ortamının kendisini mutlu ettiğini kaydeden Şengül, önemli spor kulüplerine transferler de yaptıklarını söyledi.

Şengül, şöyle devam etti:

“Kadın başkan olarak sorumluluğumun yüksek olduğunu düşünüyorum. Bana, ‘Burada annelik yapma, çok annelik yapıyorsun’ diyorlar. Ama ben seviyorum. Sanırım anne olmayı çok seviyorum. Her şeyden önemlisi de tüm sporcularımın üzerine titriyorum. Bu sadece kendi çocuklarım için geçerli değil, diğer çocuklar için de öyle. İşte terlediniz mi, tişörtünüzü giyin, ceketinizi giyin, üzerinizi değiştirelim… Bu şekilde ben çocuklarımın yanında olmayı seviyorum.”

“Çocukları bize emanet etmeleri önemli”

İkinci lige yükselmeyi çok istediklerini aktaran Şengül, kısıtlı imkanlarla buraya kadar geldiklerini, bunu başardıkları takdirde motivasyonlarının da artacağını dile getirdi.

Kadın başkan olduğu için velilerin de çocuklarını kulübe güvenle emanet ettiğini vurgulayan Şengül, “Bu benim için çok önemli bir şey. Yani çocuklarımızı bize emanet etmeleri, bize güvenmeleri, inanmaları… Bu yola çıktığımızda prensibimiz; ‘Maç kazanmayı değil kalp kazanmayı öğretiyoruz’. Kalp kazanmak bizim için daha önemliydi, her şeyden önemliydi. Tabii bunun yanında maç kazanmak da niye olmasın? O da bizi taçlandırdı. Birçok kupa kazandık. Tüm sporcuların annesi olarak görüyorum kendimi.” ifadelerini kullandı.

Antrenör Kubilay Şengül ise annesinin kulüp başkanı olmasının farklı bir duygu olduğunu belirterek, “Burada anne dediğimi hatırlamam. Özlem hocam ya da Özlem Hanım diye hitap ediyorum. İş yerinde gibi, sanki patronummuş edasıyla devam ediyorum.” diye konuştu.

Aydın Büyükşehir Akademi Spor Takımı, Erkekler Bölgesel Basketbol Ligi ilk maçında pazar günü İzmir Büyükşehir Belediyespor’a konuk olacak.

]]>
https://www.haber60.com.tr/aydinda-ev-hanimi-tarafindan-kurulan-spor-kulubu-12-yilda-2-bin-sporcu-yetistirdi/feed/ 0
Eyüpsultan’da trafik kazasında hayatını kaybeden genç için baba açıklama yaptı https://www.haber60.com.tr/eyupsultanda-trafik-kazasinda-hayatini-kaybeden-genc-icin-baba-aciklama-yapti/ https://www.haber60.com.tr/eyupsultanda-trafik-kazasinda-hayatini-kaybeden-genc-icin-baba-aciklama-yapti/#respond Thu, 07 Mar 2024 01:06:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16297 Eyüpsultan’da meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybeden Oğuz Murat Acı’nın babası açıklamalarda bulundu. Yazar Eylem Tok ve oğlu için çağrıda bulunan baba Özer Acı, “Bugün yakalama kararı çıktı. Bu çıkmadan teslim olsaydı daha iyi değil miydi? O da bir yavrumuz, yavrumuzun adalete teslim olmasını istiyorum. Buradan sesleniyorum. Bir an önce gel, teslim ol. Şuan anne olarak hem kendine hem eski eşine hem de evladına zarar veriyor. Adaletten kaçılmaz. Muhakkak adalet tecelli edecektir” dedi.

Eyüpsultan’da 1 Mart 2024 günü meydana gelen trafik kazasında

arkadaşları ile ATV ile gittiği esnada arızalanması sonrası yol kenarında bekleyen Oğuz Murat Acı’ya lüks bir araç çarptı. Çarpma sonrası lüks araç sürücüsü Timur C. olay yerine gelen annesi Yazar Eylem Tok ile birlikte Mısır’a kaçmıştı. Kaza sonrası oğlunu kaybeden baba Özer Acı kazadan sonra yaşadıklarını anlattı.

Olayı duyduktan sonra hastaneye koştuğunu ifade eden acılı baba Özer Acı, ” Gece oğlumun dayısının eşi beni aradı oğlun trafik kazası geçirdi diye. Ben Oğuz’u Seyrantepe’deki hastaneye götürmüşler. Öteki 2 yaralıyı Okmeydanı’ndaki hastaneye gönderiyorlar. Ben tabi fırlayarak hastaneye gittim. Oğlumun ölü olarak geldiklerini söylediler. Sonradan görgü tanığından öğrendiğime göre Oğuz abime yardım ettim. Ambulansa ben taşıdım. 112’yi benim arkadaş aradı. Görgü tanığının aracını 500 metre geride geçtiklerini ve kaza anına ilk ulaştığını söyledi. Görgü tanığının söylemesine göre Oğuz abim biraz aşağıdaydı. Ben sadece araçta 7 ya 8 da çocuğun araca bindiğini gördüm. Orada bir bayan sesi duydum. Ama ben aşağıda olduğu için görmedim. Çocuklar 10 kişiymiş. 5’i bir arabada 5’i diğer arabada. Çocuğunu gelmiş almış oradan. Bizim çocuklarımızı orada bırakmış. Kendisi kamuoyuna bir duyuru yapmış işte biz yardım ettik ambulansı aradık şeklinde. Ama görgü tanığı arkadaş bizim yanımızda bir bayan olmadığını söyledi. İlk Oğuz abimi ambulansa koyduk. Sonra diğer yaralıları ambulanslara sevk ettik. Sonra ben olay yerinden ayrıldım. Eğer yardım etmişse bu görgü tanığı o bayanı orada neden görmemiş. Bir feryadını, sızlamasını, bir ağlayışını. Sadece oğlunu aramış. 112’yi oğlum aradı gibi bir şey kullanıyor. Oğlunun 112’yi aradığını paylaşsın. Gerçekler gün yüzüne çıksın. Bizde bilelim, kendileri de bilsin” şeklinde konuştu.

Yazar Eylem Tok’a çağrıda bulunan acılı baba Özer Acı, ” Yaralı evlatlarımızın 2 telefonu kayıp. Bir tanesinin cebindeymiş. Benim oğlumun telefonu kaza yerinden 15 metre ötede bulunmuş. Zaten oğlumda 7-8 metre aşağıdaymış. Olay yerine ben gitmedim, bilmiyorum. Bu kayıp olan 2 telefonların bir tanesi güvenliğe bırakılıyor. 3-5 dakika sonra gelip alınıyor. Çocuğun teyzesi telefonla arayıp siz kimsiniz diyor. Ben teyzesiyim deyince telefon kapanıyor ve o telefondan da başka bir haber alamıyoruz. Gerçek bir anne evladını kaçırarak korumaya çalışmaz. Benim evladım ölünce demesi lazım ki, keşke benim evladımda ölseydi. Ben asla ölmesini istemem. Ama içgüdülerle hareket etmek değil, korkuyla evladımı döverler. Kim döver. Adalete güvenmiyor mu? Bizim kolluk kuvvetlerine güvenmiyor mu, güvensin. Ben nasıl güveniyorsam o da güvensin. Onlara güvenmiyorsa koruma tutsun, korutsun. Hani zengin ya. Onun yaptığı beyanların çoğu ben teslim olacağım diyor. Bugün yakalama kararı çıktı. Bu çıkmadan teslim olsaydı daha iyi değil miydi? O da bir yavrumuz, yavrumuzu adalete teslim olmasını istiyorum. Buradan sesleniyorum. Bir an önce gel, teslim ol. Şuan anne olarak hem kendine hem eski eşine hem de evladına zarar veriyor. Adaletten kaçılmaz. Muhakkak adalet tecelli edecektir” ifadelerine yer verdi.

Şuana kadar aileye ya da bana ulaşan kimsenin olmadığını ve ilerleyen süreçte kırmızı bülten çıkacağını belirten Avukat Burak Erden, “Eylem hanım yazılı bir açıklama yapmış. İkisi hakkında da yakalama kararı çıkartıldı. Geleceklerini ümit ediyoruz. Açıklamayı da çok vicdansızca buluyoruz. Açıklamada bir anne olduğundan bahsediyor. Anne refleksi ile götürdüğünden bahsediyor. Bizim müvekkilimizin 1,5 yaşında bir çocuğu var. Götürmesinin dışında bir de telefonların alındığına dair iddialar var. Bunları Eylem hanımın alıp almadığı yargılama aşamasında belli olacak. Şuan iddianamede net değil. Şuan konu bu durumda. Hukuk süreci ile ilgili biz hem annesi hem de çocuk hakkında da suç duyurusunda bulunduk. Annesinin delilleri karartmak suçunun olduğunu düşünüyoruz. Bunun yanında yardım ve yataklık. Çünkü çocuğunu alıyor 3-4 saat içerisinde yurt dışına kaçırıyor. Bu tabi ki ileri ki günlerde belli olacak. Yakalama kararının olduğuna dair savcılık bir açıklama yaptı. İlerde kırmızı bülten göreceğiz. Aile eğer samimiyse zaten gelecek ve yargılanacak” açıklamasında bulundu. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/eyupsultanda-trafik-kazasinda-hayatini-kaybeden-genc-icin-baba-aciklama-yapti/feed/ 0
Çorum’da Jandarma Ekipleri Çocukları ve Aileleri Bilgilendiriyor https://www.haber60.com.tr/corumda-jandarma-ekipleri-cocuklari-ve-aileleri-bilgilendiriyor/ https://www.haber60.com.tr/corumda-jandarma-ekipleri-cocuklari-ve-aileleri-bilgilendiriyor/#respond Tue, 05 Mar 2024 22:54:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=15734 Çorum’da köy köy gezen jandarma ekipleri çocukları ve ailelerini madde bağımlılığı, kadına yönelik şiddet, çevre sorunları ve trafik konularında bilgilendiriyor.

Çorum İl Jandarma Komutanlığı, halkın huzur ve güvenliğinin sağlanmasının yanı sıra, başta madde bağımlılığı olmak üzere aile içi şiddet ve çevre sorunlarıyla ilgili etkin bir mücadele yürütüyor. İl Jandarma Komutanlığı bünyesinde Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Şube Müdürlüğü, Aile içi Şiddetle Mücadele Kısım Amirliği, HAYDİ ve Trafik Şube Müdürlüğü ekipleri il genelinde düzenledikleri eğitim programlarında öğrenci ve velileri madde bağımlılığı, kadına yönelik şiddet, çevre sorunları ve trafik konularında bilgilendiriyor.

Uyuşturucu ile mücadeleye anne desteği

Çocukların ve gençlerin uyuşturucu kullanımının önüne geçerek anne duyarlılığından faydalanmak amacıyla İçişleri Bakanlığının hayata geçirdiği “En İyi Narkotik Polisi: Anne Projesi” çerçevesinde Jandarma ekipleri, madde bağımlılığının önlenmesi için izlenmesi gereken yollar hakkında annelere sunum yapıyor. Eğitimlerde madde bağımlığı, bağımlılık yapıcı maddeler, bağımlı kişinin özellikleri, uyuşturucu ile mücadelede hayata geçirilen ihbar mekanizmaları ve çözüm merkezleri konusunda bilgilendirme yapan Jandarma ekipleri, katılımcılara “UYUMA” projesi hakkında da bilgilendirme yapıyor.

Anne ve anne adayları bilinçlendiriliyor

Anne ve anne adaylarına uyuşturucu kullanımında erken tespit ve müdahalenin önemini vurgulayan jandarma personeli, anneler ile sağlanacak işbirliği sayesinde küresel bir sorun olan uyuşturucu ile madde bağımlılığıyla mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladılar. Ailenin temel taşının anne oluğuna dikkat çeken ekipler, annelerin desteğiyle uyuşturucu ile mücadele de daha etkin çalışma yapılacağına dikkat çektiler. Bu çerçevede, 2023 yılında tarafından 386, bu yıl ise 98 anneye eğitim verildi.

Çocuk dedektifler yetiştiriliyor

Trafik Dedektifleri çerçevesindeyse İl Jandarma Komutanlığı Jandarma Trafik Timleri, çocuk dedektif yetiştiriyor. Seminerlerde öğrencilere trafik işaret ve levhaları, emniyet kemeri, yaya geçidi, üst ve alt geçit kullanımı, güvenli bisiklet kullanımı, yaya güvenliği, görünürlük, araçta güvenli yolculuk, karşıdan karşıya geçme ve güvenli oyun alanları konularında bilgi veriliyor. Proje ile trafik kuralları konusunda farkındalık oluşturularak, mevcut algının değiştirilmesi, böylelikle Türkiye’nin gelecekte trafiği güvenli, ulaşımı konforlu bir ülkeye dönüşmesi amaçlanıyor. Trafik Dedektifleri projesinde, geleceğin sürücü adaylarını, trafik kurallarını tam anlamıyla bilen ve bu konuda sorumluluk alan bireylere dönüştürmeyi hedefleniyor. Trafik bilinci aşılamayı hedefleyen projede, eğitime katılan çocuklara ‘Trafik dedektifi’ unvanı verilerek trafik konusunda bilinçli bir davranış modeli geliştirmeleri bekleniyor.

Trafik timlerince bugüne kadar 9 bin 350 öğrenci çocuk müfettişi olurken, geçen yıl 3 bin 500 öğrenciye trafik eğitimi verildi.

Jandarma ekipleri, sorumluluk bölgesinde “Çevre, Doğa ve Hayvanların Korunmasına” yönelik çalışmalarını da aralıksız olarak sürdürüyor. Çorum İl Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından sorumluluk bölgesinde bulunan ilk ve ortaokul öğrencilerine “temel çevre bilinci, hayvan sevgisi ve hayvanların korunması” konularında eğitim verilerek, çevrenin, doğal hayatın ve hayvanların korunması bilincinin geliştirilmesine katkı sağlanıyor.

Kadınlar KADES hakkında bilgilendiriliyor

İl Jandarma Komutanlığı Aile İçi Şiddetle Mücadele ve Çocuk Kısım Amirliği ekipleri, paydaş kurumlarla ilçeler ve kırsalda Kadın Destek Uygulaması KADES hakkında bilgi vererek kadın ve çocuklara, acil bir durum ile karşı karşıya kalmaları durumunda, neler yapmaları gerektiği konusunda bilgilendirildi. – ÇORUM

]]>
https://www.haber60.com.tr/corumda-jandarma-ekipleri-cocuklari-ve-aileleri-bilgilendiriyor/feed/ 0
Adana’da İşkenceyle Öldürülen Genç Kızın Anneden Acı İtiraf https://www.haber60.com.tr/adanada-iskenceyle-oldurulen-genc-kizin-anneden-aci-itiraf/ https://www.haber60.com.tr/adanada-iskenceyle-oldurulen-genc-kizin-anneden-aci-itiraf/#respond Tue, 05 Mar 2024 00:18:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=15323 Adana’da öldürüldükten sonra portakal bahçesinde gömülen genç kızın acılı annesi, kızının 5 kişi tarafından işkenceye uğrayıp, aç susuz bırakıldıktan sonra öldürüldüğünü öne sürdü. Acılı anne gözyaşları içinde kızını öldüren 2 kişinin hala firar olduğunu da söyledi.

Olay, 14 Şubat’ta akşam saatlerinde, Yumurtalık ilçesi Asmalı Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre Emrah ve Sihan Akgül çiftinin 3 çocuğundan en küçüğü olan İpek Akgül (18), portakal bahçesinde tartıştığı Yaşar B. tarafından tabancayla başından vurularak öldürüldü. Şüpheli, daha sonra genç kızı bir tarlada bulunan su kuyusuna gömdü. Genç kızı öldüren Yaşar B., jandarmayı arayarak kendini ihbar etti. Bölgeye gelen jandarma ekipleri Yaşar B.’yi gözaltına aldı. Şüpheli daha sonra ekiplere genç kızı gömdüğü yeri gösterdi, kızın cesedi kuyudan çıkartıldı. Yapılan otopsisinin ardından genç kızın cenazesi Küçükoba Mezarlığına defnedildi.

“İşkence yapıp aç susuz bırakılıp öldürülmüşler”

Genç kızın annesi Sihan Akgül, “Sevgililer günü cinayeti değil önce söyleyeyim size. Sevgililer gününün kurbanı değil. Sevgilisi yoktu benim kızımın. Kızım dört beş kişi tarafından hunharca işkence uygulanıp aç susuz bırakılıp ondan sonra çırılçıplak bedeniyle portakal bahçesinde gömmüşlerdi. Benim kızımın her tarafından kırık vardı, çürük vardı. Aşırı derecede dayak yemişti” diye konuştu.

Kızının neden öldürüldüğünü bilmediğini ve sadece 3 kişinin yakalandığı dile getiren anne Akgül, “İki kişinin hala firari gezdiğin biliyorum. Sadece şunu istiyorum. O canilere şunu seslenmek istiyorum. Sen, benim kızımdan ne istedin? Şu üzerimdeki onun tişörtü. Her gün bu üstümde ve ben her gün bu yasta eriyorum bitiyorum. Sen böyle kaçarken, dolaşırken, nefes alıp verirken, benim kızım sana ne yapmış olabilir ki? Günlerce sen kızıma işkence gördürdün. Benim kızımın canını yaktın. Gözlerimin içine bak. İnan et senin sonun geldi. Devlet senin yakanı bırakmayacak. Bugün yarın alınacaksın. Adalete teslim olacaksın, adalete sonsuz güvenim var”

dedi.

“İpek’i unutmayalım, biri sürü İpek’ler var”

Anne Akgül, “İpek Akgül’ü unutmayalım, gerçekten unutmayalım. Bir sürü İpek Akgül’ler var. Boşu boşuna toprağın altında. Çok güzeldi benim kızım. Toprağın altına niye gömdün sen onu? İki kere gömdün. Bir portakal bahçesinde gömdün, ikinci ben kendi elimle yavrumu mezara koydum. Sen bana niye bunu yaşattın? Kızımı tanımıyorsun, etmiyorsun. Biz sana ne yapmış olabiliriz, sadece ben bunu söylüyorum” ifadelerine yer verdi.

“Her gün bir kız ölüyor”

Bir sürü kadının öldüğüne değinen acılı anne Akgül, “Her gün bir tane kız ölüyor, yazık günah değil mi annelerimize? Yazık günah değil mi bize? Ben her gün aklımı yitiriyorum. Kızımın hayali geliyor ama ben kızıma dokunamıyorum. Kızımı görüyorum ama kızım yok, kayboluyor ortadan. Kurbanınız olayım, bunun peşini bırakmayalım. Her gün bir ceset bulmayalım” diye konuştu.

“Sen bir canisin, canavarca kızımı katlettin”

Evladını öldürenlere ‘bunu neden reva gördün’ diyerek seslenen acılı anne Akgül, “Biz sana ne yaptık? Sana hayvan demiyorum. Sen hayvan bile olamazsın. Sen bir canisin, sen bir canavarsın. Canavarca onu katlettin. Neden? Sana ne yaptık? Biz sana ne yaptık, ailesi vardı. O kimsesiz değildi. Seni ben adalete havale ediyorum. Umarım müebbet yersin” dedi. – ADANA

]]>
https://www.haber60.com.tr/adanada-iskenceyle-oldurulen-genc-kizin-anneden-aci-itiraf/feed/ 0
İzmir’de Anne, Kızına Böbreğini Verdi https://www.haber60.com.tr/izmirde-anne-kizina-bobregini-verdi/ https://www.haber60.com.tr/izmirde-anne-kizina-bobregini-verdi/#respond Sat, 02 Mar 2024 23:21:25 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14136 İzmir’de yaşayan Serap Şahin, 2 yıldır diyalize bağlı yaşam süren kızı Esra Şahin’e böbreğini verdi.

Buca ilçesinde ikamet eden 2 çocuk annesi 37 yaşındaki Serap Şahin, 12 yaşındaki kızı Esra Şahin’i rutin sağlık kontrolleri için 2021’de Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürdü.

Yapılan testlerde böbrek fonksiyonları normal değerlerinin altında çıkan Şahin’e diyaliz uygulanmaya başlandı. Yaklaşık bir yıl diyalize giren ancak sağlık sorunları giderek artmaya başlayan küçük kız için doktorları nakil kararı aldı. Bunun üzerine uygun donör arayışına girildi.

Bu süreçte anne Şahin kızına böbreğini vermek istedi. Yapılan tetkiklerde annenin sonuçları kızıyla uyumlu çıktı. Anneden alınan böbrek, 14 Şubat’ta İzmir Şehir Hastanesinde kızına nakledildi.

Ameliyatın ardından böbrek değerleri normale dönen Esra Şahin, rahat bir şekilde su içmeye ve yemek yemeye başladı.

“Hiç tereddüt etmeden kızıma böbreğimi verdim”

Anne Serap Şahin, AA muhabirine, kızının yaşadığı rahatsızlık nedeniyle çok zor günler geçirdiklerini söyledi.

Kızının nakil olması için umutla beklediğini belirten anne Şahin, şunları kaydetti:

“Annede uyumlu olur sen denemek istiyor musun deyince hiç tereddüt etmeden kararımı verdim. 14 Şubat’ta nakil olduk. İnşallah uzun ömürlü olur. Diyaliz tedavisi özellikle çocuklar için çok zor. Doktorlar da ‘kızına ikinci bir hayat veriyorsun’ dediler. Evladını diyalizde görmek çok zor bir durum. Her an bir şeyle karşılaşmak. Yine tansiyonu yükselecek… O anları yaşamak çok zor. Yeter ki yaşasın, yeter ki hayatta kalsın. Hep onu düşünerek kızıma böbreğimi verdim.”

Şahin, ameliyattan çıktığında ilk olarak kızının durumunu sorduğunu, sağlık çalışanlarının bu süreçte hep yanlarında olduğunu dile getirdi.

Kızına ameliyattan sonra da gözü gibi baktığını anlatan Şahin, “En çok su içmesini, yemek yemesini özledim. Çünkü yemek yemesi çok büyük sıkıntıydı. Sofrada her şeyin var ama çocuğuna ‘sana yasak’ diyorsun. Bu çok acı bir durum. Bunların hepsini yaşayan bir anneyim. İnşallah sonu güzel olacak. Şimdi yeni yeni sevdiği şeyleri yiyor.” dedi.

Esra Şahin ise annesinin verdiği organ sayesinde rahat bir şekilde su içip yemek yemeye başladığını söyledi.

“Çocuk için yeni bir hayat bizim için yeni bir dönem başlamış oldu”

Çocuk Nefroloji ve Romatoloji Uzmanı Prof. Dr. Belde Kasap Demir ise Esra’nın diyaliz sürecinin zor geçtiğini, kadavra listesinde uygun organ bulunmayınca annesinden nakil yapmayı kararlaştırdıklarını anlattı.

Naklin birinci haftasında olunmasına rağmen anne ve kızı için her şeyin iyi gittiğini kaydeden Demir, “Çocuk için yeni bir hayat bizim için yeni bir dönem başlamış oldu. Nakil 14 Şubat’a denk geldi. Bilinçli olarak olmadı tabii. Aile de bu tarihe gelmesinden çok memnun oldu.” diye konuştu.

İzmir Şehir Hastanesi Organ Nakil Bölümü Sorumlu Hekimi Prof. Dr. Adam Uslu ise Esra’ya yapılan böbrek naklinin onun gelişimi için önemli olduğunu dile getirdi.

Avrupa’da kadavradan organ bağışının Türkiye’ye göre daha fazla olduğunu aktaran Uslu, “Organ bağışı konusunda okullarda eğitim verilmesi gerekiyor. Canlıdan böbrek almak bir yük getiriyor bize. Çünkü böbreği veren canlıya da en az 20 yıl süreyle kaybetmeden bakmak yaşamını garanti altına almak zorundasınız. Kadavra donör, dünyada tartışılmaz en önemli kaynak.” ifadesini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmirde-anne-kizina-bobregini-verdi/feed/ 0
Sultangazi Belediyesi’nden ‘Hoş Geldin Bebek’ etkinliği https://www.haber60.com.tr/sultangazi-belediyesinden-hos-geldin-bebek-etkinligi/ https://www.haber60.com.tr/sultangazi-belediyesinden-hos-geldin-bebek-etkinligi/#respond Sat, 02 Mar 2024 04:06:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13960 Sultangazi Belediyesi tarafından “Hoş Geldin Bebek” etkinliği düzenlendi

Sultangazi’de 300 bebek ve anneleri ağırlandı

İSTANBUL – Sultangazi Belediyesi tarafından geleneksel hale getirilen “Hoş Geldin Bebek” etkinliği gönüllere dokunmaya devam ediyor. 300 anne ve bebeklerinin ağırlandığı programda, annelere ve çocuklara çeşitli hediyeler verildi.

Sultangazi Belediyesi, annelerin gönüllerine dokunan program “Hoş Geldin Bebek” ile 300 miniği ağırladı. Program kapsamında 300 bebek ve annesi Sultangazi Belediyesi Nikah Sarayı’nda düzenlenen özel programda bir araya geldi. Programa Sultangazi Belediye Başkanı Av. Abdurrahman Dursun, eşi Tuba Dursun ve AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum’un eşi Şengül Kurum katıldı.

“Kocaman bir aile olduk”

Programda konuşan Tuba Dursun, “Daha önce sizler bizleri davet ediyordunuz bizler geliyorduk. Şimdi bizler sizi davet ediyoruz sizler geliyorsunuz. Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Biz görevi devraldığımızda sizler ile, Sultangazili komşularımızla kocaman bir aile olduk dedik ve ilk günden evlerinizin kapısını çalıp misafir olduk. Çekirdek bir aile iken kocaman bir aile olmuşuz. 570 bin nüfuslu 15 mahalleden oluşan kocaman bir aile” ifadelerini kullandı.

Eşi Tuba Dursun’un yürüttüğü projenin yakaladığı başarıya dikkat çeken Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun, “Çalışmalarıyla, gayretiyle, emek sarf etmeleriyle bazen gözyaşı dökmeleriyle, bazen alın teriyle her daim bizim yanımızda olan Sultangazi’nin güçlü kadınları hepiniz hoş geldiniz, sefalar getirdiniz, şerefler getirdiniz. Öncelikle kıymetli eşim Tuba Hanım’a ve güçlü ekibine yürekten teşekkür ediyorum. Çünkü “Hoş Geldin Bebek” programımız bugün itibariyle 11 bin kişiye ulaşmış durumda. Bu az bir sayı değil. Ancak iş o kadar kolay değildir. Bu işe 1 ile başlandığında, 10’lar ile başlandığında 100’ler ile başlandığında 11 bin sayısına ulaşmanın kolay olmadığını biliyorduk. Bundan sonra çok daha fazla sayıya ulaşacağız. Esasında 11 bin kadına ulaşmış olmak, 11 bin kadının gönlüne girebilmiş olmak, 11 bin ailenin yüreğine dokunmuş olabilmek 5 yıl içerisinde çok önemli bir meziyet. Bu sebeple ben Tuba Hanım’a ve kıymetli ekibine canı gönülden teşekkür ediyorum. Emeklerine sağlık. Hemen hemen bütün kültür merkezlerimizde, kadın spor merkezleri, kadınların emeğini çok daha güçlü hale getirecek meslek edindirme kursları, çeşitli el becerilerinin ortaya çıkacağı seminerlerimiz, panellerimiz, çeşitli atölyelerimizde kadını güçlü hale getirebilecek çalışmaları yapıyoruz. Buralarda mekanlar oluşturuyoruz. Ama eğer bu ve benzeri programlarla gönlünüze dokunamamışsak, gönlünüzde yer edinememişsek emin olun yapılan işlerin çok fazla bir anlamı kalmıyor” ifadelerini kullandı.

Programda konuşan AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkan adayı Murat Kurum’un eşi Şengül Kurum ise “Seçim çalışması yapıyoruz biliyorsunuz. Bu süreçte vaatlerinden bahsediyor Başkan Bey. Bu vaatlerde çocukları ve anneleri de düşünüyor. Ben bu konuda da ona hem anne olarak, hem de seçmen olarak destek sunacağımı, sizlerin düşüncelerinizi ve fikirlerinizi ona ileterek bir an önce bunlarla ilgili çalışma yapacağımızı söylemek istiyorum” ifadelerini kullandı. Yapılan konuşmaların ardından “Hoş Geldin Bebek” programı kapsamında özenle hazırlanan ve anne ile bebeklerin temel ihtiyaçları ve oyuncakların da bulunduğu bebek çantaları annelere hediye edildi.

Programa bebeği ile katılan anne Dilan Ekinci, “Sultangazi Belediyesi tarafından düzenlenen bu organizasyon çok güzeldi. Çok güzel bir bebek programı oluşturmuşlar. Verilen hediyeler çok güzeldi. Her şey için teşekkür ederiz” dedi.

Bir diğer anne Sonbahar Ok, “Çok güzel bir etkinlik oldu. Geçen sene katıldık. Bu sene yine katıldık. Çok güzel oldu. Ne diyebilirim ki memnunuz, razıyız” dedi. Yasemin Kılıç, “Çok güzel geçti. Böyle güzel organizasyonlar oldu, çocuklar eğlendi. Ben ilk defa katıldım, ilk çocuğum zaten” dedi. Ayşe Vayık, “Sayın Başkanımızı çok seviyoruz, saygılar dileriz, iyi ki var çok memnun kaldık” dedi. Hayal Erol, “Her şey için çok teşekkür ederiz. Çantayı çok beğendik. Her şey vardı içinde. Hepimiz bir araya geldik. İnşallah oyumuz ona. Bu sene yine inşallah başkan olur” dedi.

Program toplu halde çektirilen hatıra fotoğraflarının ardından son buldu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/sultangazi-belediyesinden-hos-geldin-bebek-etkinligi/feed/ 0
Sultangazi Belediyesi’nin ‘Hoş Geldin Bebek’ etkinliği gönüllere dokunuyor https://www.haber60.com.tr/sultangazi-belediyesinin-hos-geldin-bebek-etkinligi-gonullere-dokunuyor/ https://www.haber60.com.tr/sultangazi-belediyesinin-hos-geldin-bebek-etkinligi-gonullere-dokunuyor/#respond Sat, 02 Mar 2024 03:48:30 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13941 Sultangazi Belediyesi tarafından geleneksel hale getirilen “Hoş Geldin Bebek” etkinliği gönüllere dokunmaya devam ediyor. 300 anne ve bebeklerinin ağırlandığı programda, annelere ve çocuklara çeşitli hediyeler verildi.

Sultangazi Belediyesi, annelerin gönüllerine dokunan program “Hoş Geldin Bebek” ile 300 miniği ağırladı. Program kapsamında 300 bebek ve annesi Sultangazi Belediyesi Nikah Sarayı’nda düzenlenen özel programda bir araya geldi. Programa Sultangazi Belediye Başkanı Av. Abdurrahman Dursun, eşi Tuba Dursun ve AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum’un eşi Şengül Kurum katıldı.

“Kocaman bir aile olduk”

Programda konuşan Tuba Dursun, “Daha önce sizler bizleri davet ediyordunuz bizler geliyorduk. Şimdi bizler sizi davet ediyoruz sizler geliyorsunuz. Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Biz görevi devraldığımızda sizler ile, Sultangazili komşularımızla kocaman bir aile olduk dedik ve ilk günden evlerinizin kapısını çalıp misafir olduk. Çekirdek bir aile iken kocaman bir aile olmuşuz. 570 bin nüfuslu 15 mahalleden oluşan kocaman bir aile” ifadelerini kullandı.

Eşi Tuba Dursun’un yürüttüğü projenin yakaladığı başarıya dikkat çeken Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun, “Çalışmalarıyla, gayretiyle, emek sarf etmeleriyle bazen gözyaşı dökmeleriyle, bazen alın teriyle her daim bizim yanımızda olan Sultangazi’nin güçlü kadınları hepiniz hoş geldiniz, sefalar getirdiniz, şerefler getirdiniz. Öncelikle kıymetli eşim Tuba Hanım’a ve güçlü ekibine yürekten teşekkür ediyorum. Çünkü ‘Hoş Geldin Bebek’ programımız bugün itibariyle 11 bin kişiye ulaşmış durumda. Bu az bir sayı değil. Ancak iş o kadar kolay değildir. Bu işe 1 ile başlandığında, 10’lar ile başlandığında 100’ler ile başlandığında 11 bin sayısına ulaşmanın kolay olmadığını biliyorduk. Bundan sonra çok daha fazla sayıya ulaşacağız. Esasında 11 bin kadına ulaşmış olmak, 11 bin kadının gönlüne girebilmiş olmak, 11 bin ailenin yüreğine dokunmuş olabilmek 5 yıl içerisinde çok önemli bir meziyet. Bu sebeple ben Tuba Hanım’a ve kıymetli ekibine canı gönülden teşekkür ediyorum. Emeklerine sağlık. Hemen hemen bütün kültür merkezlerimizde, kadın spor merkezleri, kadınların emeğini çok daha güçlü hale getirecek meslek edindirme kursları, çeşitli el becerilerinin ortaya çıkacağı seminerlerimiz, panellerimiz, çeşitli atölyelerimizde kadını güçlü hale getirebilecek çalışmaları yapıyoruz. Buralarda mekanlar oluşturuyoruz. Ama eğer bu ve benzeri programlarla gönlünüze dokunamamışsak, gönlünüzde yer edinememişsek emin olun yapılan işlerin çok fazla bir anlamı kalmıyor” ifadelerini kullandı.

Programda konuşan AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Adayı Murat Kurum’un eşi Şengül Kurum ise, “Seçim çalışması yapıyoruz biliyorsunuz. Bu süreçte vaatlerinden bahsediyor Başkan Bey. Bu vaatlerde çocukları ve anneleri de düşünüyor. Ben bu konuda da ona hem anne olarak, hem de seçmen olarak destek sunacağımı, sizlerin düşüncelerinizi ve fikirlerinizi ona ileterek bir an önce bunlarla ilgili çalışma yapacağımızı söylemek istiyorum” ifadelerini kullandı.

Yapılan konuşmaların ardından “Hoş Geldin Bebek” programı kapsamında özenle hazırlanan ve anne ile bebeklerin temel ihtiyaçları ve oyuncakların da bulunduğu bebek çantaları annelere hediye edildi.

Programa bebeği ile katılan anne Dilan Ekinci, “Sultangazi Belediyesi tarafından düzenlenen bu organizasyon çok güzeldi. Çok güzel bir bebek programı oluşturmuşlar. Verilen hediyeler çok güzeldi. Her şey için teşekkür ederiz” dedi.

Bir diğer anne Sonbahar Ok, “Çok güzel bir etkinlik oldu. Geçen sene katıldık. Bu sene yine katıldık. Çok güzel oldu. Ne diyebilirim ki memnunuz, razıyız” dedi. Yasemin Kılıç, “Çok güzel geçti. Böyle güzel organizasyonlar oldu, çocuklar eğlendi. Ben ilk defa katıldım, ilk çocuğum zaten” dedi. Ayşe Vayık, “Sayın Başkanımızı çok seviyoruz, saygılar dileriz, iyi ki var çok memnun kaldık” dedi. Hayal Erol, “Her şey için çok teşekkür ederiz. Çantayı çok beğendik. Her şey vardı içinde. Hepimiz bir araya geldik. İnşallah oyumuz ona. Bu sene yine inşallah başkan olur” dedi.

Program toplu halde çektirilen hatıra fotoğraflarının ardından son buldu. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/sultangazi-belediyesinin-hos-geldin-bebek-etkinligi-gonullere-dokunuyor/feed/ 0
Başakşehir’de 29 Şubat’ta doğan bebek, ilk doğum gününü 4 yıl sonra kutlayacak https://www.haber60.com.tr/basaksehirde-29-subatta-dogan-bebek-ilk-dogum-gununu-4-yil-sonra-kutlayacak/ https://www.haber60.com.tr/basaksehirde-29-subatta-dogan-bebek-ilk-dogum-gununu-4-yil-sonra-kutlayacak/#respond Fri, 01 Mar 2024 23:00:13 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13673 Şubat ayının 29 gün olması 4 yılda bir yaşanırken, bugün Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde dünyaya gelen Ömer Asaf bebek de ilk doğum gününü 4 yıl sonra kutlayacak. Anne Elif Lütfüoğlu, “Sürpriz oldu, bugünün tarihini hiç beklemiyorduk. Dedim sıkayım kendimi 2 gün önce veya sonra olsun ama dünden yatışımız oldu. Bebeğimiz sabırsız çıktı. 4 senede bir çocuğumun doğum gününü kutlamak biraz değişik olacak. Bakalım, artık ya bir gün önceden ya bir gün sonradan kutlamayı düşünüyoruz” dedi.

Dünya’nın Güneş çevresindeki bir turunun yaklaşık 365 gün 6 saat sürmesi sebebiyle her yılsonunda artan 6 saatlik süreyi bir tam güne çevirmek için şubat ayı 4 yılda bir 29 gün oluyor. Birçok vatandaş her yıl doğum gününü kutlamayı heyecanla beklerken, 29 Şubat tarihinde dünyaya gelenler doğum günlerini 4 yılda bir kutluyor. Bugün Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde sabah saatlerinde dünyaya gelen 3 kilo 900 gram ağırlığında ve 55 santimetre uzunluğundaki Ömer Asaf da ilk doğum gününü 4 yıl sonra kutlayacak.

“Bebeğimizin de, annemizin de sağlık durumu gayet iyi”

Başarılı bir doğum süreci olduğunu belirten Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Fatma Sağlam Karaoğlan, “Bebeğimiz 39 haftalık, 29 Şubat’ın nadir bebeklerinden. Gebelik sürecimizi de burada takip ettik. 55 santim, 3 kilo 960 gram doğdu. 4 yılda bir doğum gününü kutlayacaklar. Bebeğimizin de, annemizin de sağlık durumu gayet iyi. Doğum sürecimiz de gayet güzel ilerledi. Biraz daha takip edip daha sonrasında taburculuklarını planlayacağız. Ömer Asaf bebek ve tüm 29 Şubat’ta doğan bebeklerimizin umarım nice mutlu yılları olur, sağlıkla büyüsünler” dedi.

“Sıkayım kendimi 1 gün önce veya sonra olsun dedim bebeğimiz sabırsız çıktı”

Bebeğinin 29 Şubat’ta dünyaya gelmesinin kendilerini de şaşırttığını söyleyen 26 yaşındaki anne Elif Lütfüoğlu, “Beklemiyorduk, aslında daha doğuma vardı. Bizim için de sürpriz oldu. Erken olması da iyi oldu aslında bugünün tarihini hiç beklemiyorduk. Dedim sıkayım kendimi 2 gün önce veya sonra olsun ama dünden yatışımız oldu. Bebeğimiz sabırsız çıktı, bugün dünyaya geldi. 4 senede bir çocuğumun doğum gününü kutlamak biraz değişik olacak. Bakalım artık ya bir gün önceden ya bir gün sonradan kutlamayı düşünüyoruz. Artık o da büyüyünce bize sorar ‘Benim gerçek doğum günüm neden 4 yılda bir oldu?’ diye. 4 yılda bir olması biraz babaannemize yaradı. Yine de kurtulamaz, mecbur o doğum günü kutlanacak. 3’üncü çocuğum, tekrardan anne oldum, mutluyum” ifadelerini kullandı.

“Kendi aramızda 28’inde veya 1 Mart’ta kutlayabiliriz”

3’üncü çocuklarını kucaklarına aldıkları için mutlu olduklarını söyleyen baba Ümit Lütfüoğlu ise, “Normalde 10 Mart’a doğru bekliyorduk, bizim çocuk biraz aceleci davranınca erken geldi. 4 senede bir denk geliyor, onun da kısmetinde bu varmış, iyi ki de geldi. Bizim için fark etmez, yeter ki sağlıklı, mutlu, huzurlu olsun. Biz tarihini kendi aramızda 28’inde, 1 Mart’ta kutlayabiliriz. İlk çocuk diye bu ayrı diyemiyorsun, ikinci çocuğum 15 gün yoğun bakımda kaldı. Bu çocuğumda çok şükür bir şey yok, mutluyuz. Kardeşleri yine yakamıza yapışır, mecbur doğum gününü kutlayacağız” şeklinde konuştu. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/basaksehirde-29-subatta-dogan-bebek-ilk-dogum-gununu-4-yil-sonra-kutlayacak/feed/ 0
Kocamustafapaşa’da Konuşan İmamoğlu: “İstanbul’un Gündeminden İsrafı, İhmali ve İhaneti Çıkardık; Yerine Hizmet, İcraat, Yatırımı Getirdik” https://www.haber60.com.tr/kocamustafapasada-konusan-imamoglu-istanbulun-gundeminden-israfi-ihmali-ve-ihaneti-cikardik-yerine-hizmet-icraat-yatirimi-getirdik/ https://www.haber60.com.tr/kocamustafapasada-konusan-imamoglu-istanbulun-gundeminden-israfi-ihmali-ve-ihaneti-cikardik-yerine-hizmet-icraat-yatirimi-getirdik/#respond Sun, 25 Feb 2024 01:03:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=11903 Haber: OKTAY YILDIRIM Kamera: SADIK KARAKULOĞLU

İBB Başkanı İmamoğlu ve CHP Fatih Belediye Başkan adayı Mahir Polat, ilçe turu atıp vatandaşları selamladı. Kocamustafapaşa Meydanı’nı dolduran vatandaşlara seslenen İmamoğlu, “Bu şehrin bebeklerine dağıttığımız sütle dalga geçiyorlar. İstanbul’un gündeminden israfı, ihmali ve ihaneti çıkardık. Yerine ne getirdik biliyor musunuz? Biz bu şehre, icraat getirdik. Biz bu şehre, yatırım getirdik. Biz bu şehre, hizmet getirdik, hizmet. Yani israf, ihmal, ihanet gitti; bu şehre ne geldi? Hizmet, icraat, yatırım geldi, yatırım. Yani sizin hayatınıza dokunan, sizi koruyan, yok zamanınızda yanınıza koşan işler geldi… 250 bine yakın bebeğe süt dağıtmak, mega projedir. Ama bunların kafası almaz. 4 yaşına kadar bebeği olan annelere, Anne Kart dağıtmak, ne kadar vicdanlı biliyor musunuz? Bunu anlamıyorlar. Anlayamıyorlar. Çünkü, halktan uzaklaştılar. Onun için gündemde Halk Süt; gündemde Anne Bebek Kartı; gündemde kreş; gündemde gençlere yurt; gündemde 100 bin gencine burs veren belediye var” dedi.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Fatih Belediye Başkan adayı Mahir Polat ile birlikte sabah saatlerinde başlattığı ilçe turunu, “Seçim Koordinasyon Merkezi” (SKM) ziyareti ile devam ettirdi. Hırka-i Şerif Mahallesi’ndeki ziyaretin ardından seçim otobüsüyle Fatih turu atan İmamoğlu ve Polat, vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılaştı. İmamoğlu ve Polat’ı taşıyan seçim otobüsü, halk buluşmasının gerçekleştirileceği Kocamustafapaşa Meydanı’na, vatandaşların sevgi gösterileri altında, zorlukla girebildi.

İmamoğlu konuşmasında şunları söyledi:

“BERAT KANDİLİ’NDE DUANIZI İSTİYORUM: Bu akşam hem memleketimiz için hem milletimiz için, çocuklarımız için, gençlerimiz için Allah dualarınızı kabul etsin. Ben de sizden duanızı istiyorum. İnşallah sizlere layık olmaya devam edeceğim ve inşallah Fatih’te can arkadaşım, yol arkadaşım Mahir Polat’la sizlere doya doya hizmet etmenin beş yılına giriyoruz. İstanbul ihmalden, ihanetten ve israftan çok çekti. İhmali en çok da Fatih yaşadı; sokakları, caddeleri, meydanları… Beyazıt Meydanı’nın eski halini biliyorsunuz değil mi? Şimdi pırıl pırıl bir Beyazıt Meydanımız var. Bakın Sarayburnu… Çöplük çöplük 15 yıldır. ve biz, Sarayburnu’nda İstanbul’un en güzel biblolarından biri gibi bir köşe yaptık. Şimdi Mart’ın ortasında, pırlanta gibi Eminönü Meydanı geliyor Eminönü Meydanı. Pırlanta gibi.

HALİÇ TRAMVAYINI EMİNÖNÜ’NDEN ALİBEYKÖY’E KADAR BU KARDEŞİNİZ, EKİP ARKADAŞLARIYLA BİTİRDİ: Sözüm ona betonları dökülmüş, rayları bağlanacak. Bir baktık ki daha üstüne tramvay gelmeden, Haliç kıyısındaki tramvayın üstüne konacağı rayların çakılacağı betonlar yamulmaya başlamış. Niye? Çünkü Haliç kıyısı -hepiniz bilirsiniz- orası bataklık gibidir. Zemini yoktur Haliç kıyısının. Biz ne yaptık biliyor musunuz? Binlerce kazık çakarak, o yapılan bütün betonları söktük, attık. Tam 3 kilometreye yakın, neredeyse Eyüpsultan’dan Unkapanı’na kadar, komple kazık sistemini hem de 60 metreye, 70 metreye kazık sistemiyle çakarak, sıfırdan yaptık. Sonra hızlıca rayları döşedik. Ardından Cibali’ye kadar Alibeyköy tramvayımızı getirdik. ve Unkapanı Kavşağıyla ilgili hiçbir proje hazırlanmamıştı. Projesini hazırladık. Neredeyse yıkılmak üzere olan Unkapanı Kavşağını; pırıl pırıl, depreme dayanıklı, güçlü bir kavşak haline getirdik. Oradaki trafiğin sıkışmasını ortadan kaldırdık. Altından tramvayın geçişini sağladık. Şimdi, Eminönü’ne kadar yine o bölümdeki kazıkları çakarak, oranın tramvayını Eminönü’nden Alibeyköy’e kadar bu kardeşiniz, ekip arkadaşlarıyla bitirdi. Biz yaptık.

FATİH’İN ALTYAPISINA 3,5 MİLYAR LİRALIK YATIRIM YAPTIK: Vatan Caddesi’nden Unkapanı’na kadar olan bölgeyi, bütün Fatih’i sel ve su baskınından korumak adına, yer altından tünelle İSKİ yatırımı yaptık. Şimdi aynısını yine Vatan Caddesi’nden Yenikapı’ya kadar yapacağız. Fatih’in altyapısına yaklaşık 3,5 milyar liralık yatırım gerçekleştirdik. Yedikule Gazhanesi’nden Bulgur Palas’a, Ordu Caddesi’nden Yerebatan Sarnıcı’na kadar, birçok projeyide hatırlatmak isterim. Bunları niye anlatıyorum biliyor musunuz? Bunların hepsi sizin, sizin. Size ait. İstanbul’un en güzel işlerinden birisi; İstanbul’un tarihini, maneviyatını, medeniyetini canlı tutmak, hayata geçirmek. İstanbul’un gündeminden israfı, ihmali ve ihaneti çıkardık. Yerine ne getirdik biliyor musunuz? Biz bu şehre, icraat getirdik. Biz bu şehre, yatırım getirdik. Biz bu şehre, hizmet getirdik, hizmet. Yani israf, ihmal, ihanet gitti; bu şehre ne geldi? Hizmet, icraat, yatırım geldi, yatırım. Yani sizin hayatınıza dokunan, sizi koruyan, yok zamanınızda yanınıza koşan işler geldi. İşte bunlar varken, rant konuşulurdu. Bir şahsın parseline ekstra imar konuşulurdu. ya da bir avuç insana verilen ihaleler konuşulurdu. Şimdi ne konuşuluyor biliyor musunuz? Kurban olurum o bebeklere. Halk Süt konuşuluyor, Halk Süt.

HALK SÜT, ANNE KART, KREŞLER, ÖĞRENCİ YURTLARI MEGA PROJEDİR: Bu şehrin bebeklerine dağıttığımız sütle dalga geçiyorlar. Bebeklere verdiğimiz, o pırlanta gibi kızlarımıza, oğullarımıza verdiğimiz süt için, ‘Efendim bunların mega projesi sütmüş…’  Evet, süt kardeşim. 250 bine yakın bebeğe süt dağıtmak, mega projedir. Ama bunların kafası almaz. Ben size başka bir mega proje daha söyleyeyim. 4 yaşına kadar bebeği olan annelere, Anne Kart dağıtmak, ne kadar vicdanlı biliyor musunuz? Bu şehrin annelerini huzurlu kılmak… Kurban olurum; helali hoş olsun sevgili annemiz. Anne Kart sana verildi ya. Niye biliyor musunuz? O senin hakkın, hakkın. Sen o evladı hayata hazırlıyorsun ya o bebeği; güzel anneler, bu annelerimiz o bebekleri hayırlı evlat olarak bu şehre, bu ülkeyi yetiştiriyor ya; bize o yeter. Bunu anlamıyorlar. Anlayamıyorlar. Çünkü, halktan uzaklaştılar. Onun için gündemde Halk Süt; gündemde Anne Bebek Kartı; gündemde kreş; gündemde gençlere yurt; gündemde 100 bin gencine burs veren belediye… Beni herhalde bu dünyada, en fazla annem düşünür. öyle düşünüyorum. Annesi babası düşünür. Diyorum ki, annemin ruhu bana geçsin. O beni nasıl düşünüyorsa, eşim evlatlarını nasıl düşünüyorsa; ben de bu şehrin evlatlarını öyle düşünüyorum. Öyle düşüneceğim kardeşim. Bu kadar net. Bu şehir o zaman huzurlu olur.

BU SEÇİM NE SEÇİMİ BİLİYOR MUSUNUZ: Biz, hiç kimsenin partisine, geçmişine, etnik kökenine, giyimine, kuşamına bakmadık; bakmayız. Bu şehirde yaşayan 16 milyon, bu ülkede yaşayan 86 milyon, benim vatansever hemşerim, vatandaşım, canım, ciğerim. Bu seçim ne seçimi biliyor musunuz? Bu seçim; ayrımcılık yapanla birleştirenlerin arasındaki seçim. Bu seçim; rantçılarla icraatçılar arasındaki seçim. Bu seçim; müsriflerle, israf yapanlarla tasarruf yapan, bereketli bütçe üretenler arasındaki seçim. Biz icraatı, biz bereketi, biz israftan kaçınmayı temsil ediyoruz. Onun için oylarınıza talibiz. Bu seçim; bir kişiye itaat edenle, 16 milyondan talimat alanlar arasındaki seçim. Ben, bir tek size karşı kendimi sorumlu hissederim, 16 milyona karşı” şeklinde konuştu. Karşılarındaki anlayışın, bir parti devleti yaratma çabasında olduğuna dikkat çeken İmamoğlu, “Biz ise neyin peşindeyiz biliyor musunuz? Biz, ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ diyen Atatürk’ün izindeyiz. Aradaki fark bu kadar net.

BU SEFER DAYANAMADILAR, ÇOK HIZLI KAYIŞ ATTILAR: Ben, ayıp söz söyleyemem kardeşim. Kimsenin hakkında iftirada bulunamam. Kimseye iftira atamam. Gıybet yapamam. Allah korusun, yalan söylemem. Ama bunlar, her seçim, köşeye sıkıştı mı, başka şeylere başvuruyorlar. Bu sefer dayanamadılar. Açık söyleyeyim; çok hızlı kayış attılar. Daha bir hafta, üç hafta, dört hafta demeden, bir baktım hemen ‘teröriste’ şuna buna geçtiler. Her zamanki hikayeleri. Hatırlayın; bunu hiç unutmayın. 2019’da, bunlar, milletin elinden en büyük güçleri olan demokrasi haklarını çaldılar. Öyle değil mi? Seçimi çaldılar, iptal ettiler. Öyle değil mi? Hatırlayın. O seçime giderken, sırf oy için bana ne dediler? ‘Sisi’ dediler hatırlıyor musunuz Sisi? Yani kulakları çınlasın, ‘Binali Bey mi, Sisi mi’ dediler. Hatırlıyor musunuz? Sisi kim oluyor? Ben oluyorum. Yahu madem ben Sisi’yim; niye gittiniz -14 Şubat Sevgililer Günü’nde hem de- Mısır’a gidip göz göze, diz dize niye muhabbet ettiniz? Bunlar hemen U dönüşünü çok kolaylıkla yapan bir siyasi anlayış. Bunlar böyle. Şimdi köşeye sıkıştılar, hemen işi teröriste, şuna, buna bağlamaya çalıştılar. Ama bu millet ne yaptı. Tek tek onlara bütün iftiralarını 2019’da yutturdu, yutturdu. Bu millet var ya -ben buna inanıyorum- Allah şahit, bu millet, bu seçimde, bu sandıkta göreceksiniz bunlara öyle bir haddini bildirecekler ki; bir daha milletin yüzüne çıkamayacaklar.

MÜSTAKBEL RAKİBİME ÜZÜLÜYORUM: Müstakbel rakibime üzülüyorum” diyen İmamoğlu, “Niye müstakbel rakibime üzülüyorum? Kim ne derse, onu söylüyor. Kim ne verirse, onu söylüyor. Ama bazen, doğruları söylüyor Allah için. Demiş ya, ‘İmamoğlu ancak vaatlerinin yüzde 87’sini yapabildi.’ Arkadaşlarımı çağırtıp dedim ki, ‘Arkadaşlar, siz bana yüzde 83, yüzde 84 diyordunuz. Şunu bir daha hesaplayın’ dedim. Hesapladılar; vallahi bir tek o konuda yanılmadı, yüzde 87 çıktı. Müstakbel aday ne yapıyor? Az önce dedim ya; o arkasında bir kişi olmadan, bir şey diyemiyor. Ona bağımlı olduğunu söylüyor. Ama bir şeyi söyleyemiyor, fark ettiniz mi?  Ağzına Kanal İstanbul’u alamıyor. Spiker diyor ki ona. İzledim. ‘Efendim, Kanal İstanbul konusunda ne düşünüyorsunuz’ diyor. ‘Ya biz ne dedik size? İstanbul’un gündeminde olmayanlar, bizim de gündemimizde yok’ diyor. Tekrar soruyorum. Tamam da Kanal İstanbul konusunda düşüncen ne? Demişler ki; ‘Sakın kanal deme. İstanbul de, ama kanalla birlikte deme.’ İşi zor. Allah yardımcısı olsun. Alışık da değil.

BEN, KARDEŞİME KEFİLİM ARKADAŞ: İşimiz tabii ki kolay değil, çok çalışacağız. Sevgili Fatihliler, çok çalışmaya hazır mıyız? Fatih’te Mahir Başkan’a oy vermeye hazır mıyız? Herkes Mahir Bey’i komşularına anlatacak; var mıyız? Ben, kardeşime kefilim arkadaş. Ahlakına, insan sevgisine kefilim. Oylarınız Mahir Başkan’a. Yetmez. İlçe meclisine oylarınızı istiyoruz. E ben de oylarınızı istiyorum. İstanbul mücadelesinde partimizin faaliyetlerine katılan partililerimiz var, biliyorum. Biz neye talibiz? İstanbul’un güçlü ittifakına talibiz. Bu şehrin her siyasi düşüncesine talibiz. Biz, herkesi çok seviyoruz. Niye biliyor musunuz? Biz, insanı insan olduğu için seviyoruz. Yaradan’dan ötürü seviyoruz sizleri. Bu kadar net. Bunu onlar anlayamaz. Ben bu şehrin her inancını seviyorum. Her etnik kökenini seviyorum. Her siyasi görüşümü seviyorum. Onun için diyorum, ‘Allah’ım beni bu şehri çocuklarına mahcup etme. İçinizden şöyle bir ses gelsin. ‘Tam yol ileri’ kardeşim. Tam yol ileri İstanbul. Tam yol ileri Fatih. Yolumuz açık olsun. Her şey çok güzel olacak.

POLAT: “31 MART’TA NEHİR OLURUZ, FIRTINA OLURUZ GELİRİZ ARKADAŞLAR”

Buluşmada ilk konuşmayı yapan Polat da Fatihlilere, “Siz Anadolu’nun has evlatlarına böyle destek verdikçe, Trabzon’dan bir Ekrem İmamoğlu çıkar gelir, yıkılmış İstanbul’u tekrar ayağa kaldırır arkadaşlar. Erzincan’dan da Mahir Polat gelip, yıkılmış Fatih’i ayağa kaldırır; 31 Mart’ta nehir oluruz, fırtına oluruz geliriz arkadaşlar. Bu çaresizlikle halkı yalnız bırakmayız. Burayı kurtarırız. Vatanı kurtarırız. Ülkeyi kurtarırız arkadaşlar. Bizi yalnız bırakmayın. Çok teşekkür ediyorum. 80 gündür Fatih’in sokaklarını dolaşıyoruz. 40 gün daha dolaşacağız. 31 Mart’ta Fatih’i de alacağız, İstanbul’u da alacağız arkadaşlar” sözleriyle seslendi.

İmamoğlu ve Polat, konuşmaların ardından da Fatih caddelerinde ve sokaklarında vatandaşları, yoğun ilgi altında selamlamaya devam etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kocamustafapasada-konusan-imamoglu-istanbulun-gundeminden-israfi-ihmali-ve-ihaneti-cikardik-yerine-hizmet-icraat-yatirimi-getirdik/feed/ 0
Sincan’da sınıf arkadaşı tarafından bıçakla öldürülen lise öğrencisi Hüseyin Ünal’ın ailesi adalet istiyor https://www.haber60.com.tr/sincanda-sinif-arkadasi-tarafindan-bicakla-oldurulen-lise-ogrencisi-huseyin-unalin-ailesi-adalet-istiyor/ https://www.haber60.com.tr/sincanda-sinif-arkadasi-tarafindan-bicakla-oldurulen-lise-ogrencisi-huseyin-unalin-ailesi-adalet-istiyor/#respond Wed, 21 Feb 2024 02:42:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10351 Sincan’da sınıf arkadaşı tarafından bıçakla öldürülen lise öğrencisi Hüseyin Ünal’ın acılı ailesi, katil zanlısının gereken cezayı almasını talep ediyor.

Tuna Parkı’nda 13 Şubat’ta arkadaşı tarafından bıçakla yaralanan 17 yaşındaki Hüseyin Ünal, iki günlük yoğun bakım sürecinin ardından hayatını kaybetmişti.

Acılı anne ve doğuştan görme engelli babası, en küçük çocuklarının öldürülmesinin üzüntüsü yaşıyor.

Aile, katilin mahkemede en ağır cezayı almasını istiyor.

“Öğrendiğimde şok geçirdim ve çaresiz kaldım”

Doğuştan görme engelli baba İlhami Ünal, AA muhabirine yaptığı açıklamada, olay anında Yozgat’ta bulunduğunu belirterek, karakoldan aranmasıyla olaydan haberdar olduğunu söyledi.

Yaşananları öğrendiğinde şok geçirdiğini ve çaresiz kaldığını ifade eden Ünal, şunları kaydetti:

“Çünkü görmüyorum ki herhangi bir şekilde bir başka çare bulayım. Sadece artık sesle temas kurmaya çalışıyorum insanlarla. Çocuğumun yüzünü görmemiştim. Bundan sonra da göremeyeceğim ama bana sesiyle yetiyordu. Hastaneye geldikten sonra da hastanenin bunda ihmali olduğunu düşünüyorum. Çünkü operasyon öyle arka arkaya üç defa aynı günde, iki gün içerisinde yapılacak bir şey değil. Zaten 5 ünite kan verilmiş. Yani vücutta kan bitmiş. Çocuğumu ilk yoğun bakımda gördüm. Zaten oraya çıkarıldım. Rica ettim çocuklarıma. Ben kalp hastasıyım. Dayanamayacağımı söylediler ama yine de rica ettim. Orada elinden tuttum, dokundum. O kanlı canlı çocuğum, o heyecanlı neşe satan çocuğum boylu boyunca yatıyordu.”

Çocuğuyla en son ara tatilde Yozgat’ta görüştüğünü anlatan Ünal, bir hafta boyunca birlikte vakit geçirdiklerini dile getirdi.

Ünal, “Öğrendiğim kadarıyla böyle herhangi bir alacak verecek yok. Sadece okulda bir iki tartışmadan sonra en son söylediği, ‘Bunu senin yanına koymam’. Çocuğum evdeyken yakın arkadaşı aracılığıyla çağırılıp aşağıya indirildikten sonra parkta öldürüldü. Bu bir cinayettir. Bu bir terör olayıdır. Hüseyin’im şu an toprak altında. Adalet istiyorum.” diye konuştu.

“Ben yandım başka anneler yanmasın”

Anne Nazire Ünal ise olayın yaşandığı gün oğlunun diş ağrısı için hastaneye gideceğini belirterek, olayı büyük kızından öğrendiğini anlattı.

Oğlunun bıçaklandığının haberini iş yerinde aldığını kaydeden anne Ünal, ardından oğlunun kaldırıldığı hastaneye gittiğini söyledi.

Hastanede tanımadığı bir kadının yanına geldiğini ve olay anına şahit olduğunu söylediğini ifade eden anne Ünal, “‘Ben gördüm senin çocuğunu. Ben gittiğimde yerde yatıyordu, üstünde birkaç kişi vardı resmini çekiyorlardı’ dedi. Niye bunu yapıyorsunuz? Allah’tan korkun. Niye müdahale etmiyorsunuz?” dedi.

Çocuğuna yaralı haldeyken bir kadın ve bir hemşire tarafından müdahale edildiğini söyleyen anne Ünal, çocuğunun daha sonra ambulansla hastaneye kaldırıldığını öğrendiğini belirtti.

Katil zanlısının gerekli cezayı almasını istediğini ifade eden Ünal, şunları söyledi:

“Oradan kurtulmamasını istiyorum. O çocuk oradan kurtulursa çok annelerin canı yanar. Çünkü cesaret alır. Nasıl olsa ben bir tavuk kestim. Girdim. Bir sene, iki sene yattım, çıktım. ‘Gene bir tavuk daha keserim’ der. O katil önce okula gidiyor. Benim çocuğumu soruyor. Raporlu diyorlar. Demiyorlar ki ‘Sen onu niye çağırıyorsun?’ En samimi arkadaşını götürüyor. Samimi olan arkadaşı da demiyor ki ‘Niye çağırıyorsunuz?’ Benim çocuğumu tuzağa düşürdüler. Çocuğum arkadaş kurbanı oldu. Çocuğum iyi niyetinin kurbanı oldu. Ben adalet istiyorum. Onun kurtulmasını istemiyorum. Benim kuzum gitti. Ben yandım başka anneler yanmasın.”

Öte yandan, hayatını kaybeden Ünal’ın son anları güvenlik kamerasınca kaydedildi. Bir büfenin kamerasına yansıyan görüntülerde Ünal’ın yaşamını yitirdiği parka yürüdüğü anlar görülüyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/sincanda-sinif-arkadasi-tarafindan-bicakla-oldurulen-lise-ogrencisi-huseyin-unalin-ailesi-adalet-istiyor/feed/ 0
Gözleri görmeyen 3 kardeşin neşesi insanlara umut oluyor https://www.haber60.com.tr/gozleri-gormeyen-3-kardesin-nesesi-insanlara-umut-oluyor/ https://www.haber60.com.tr/gozleri-gormeyen-3-kardesin-nesesi-insanlara-umut-oluyor/#respond Tue, 20 Feb 2024 23:00:15 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10167 Gözleri görmeyen 3 kardeşin neşesi insanlara umut oluyor

Görme engellerine rağmen, neşeli tavırlarıyla dikkat çekiyorlar

SİVAS – Sivas’ta yaşayan görme engelli 3 kardeş engellerine rağmen neşelerinden vazgeçmeyerek herkesin dikkatini çekiyorlar.

Sivas’ta 5 çocuğundan 3’ü görme engelli olan Fatma ve Recep Işık çiftinin kızları Eda Işık doğuştan görme engelli olarak dünyaya gelirken Emre Işık geçirdiği çiçek hastalığından Hasan Işık ise Menenjit hastalığından dolayı görme kabiliyetini kaybetti. Buna rağmen yaşam azimlerinden hiçbir şey kaybetmeyen 3 kardeş adeta kendilerini müziğe adadı. Eda eğitim alarak bağlama çalmayı öğrenirken diğer iki kardeş ise kendi kendilerini darbuka ve ney çalmayı başardı. Engellerine rağmen neşeli halleriyle dikkat çeken kardeşler, müzik sayesinde hayata tutundu. Eşini yaklaşık 1 yıl önce kaybeden anne Fatma Işık ise çocuklarının mutluluğu için elinden gelen her şeyi yapıyor.

“Ben yalnız kaldım ama çocuklarım gülsün ağlamasın”

Anne Fatma Işık, çocuklarının mutluluğunun kendisi için önemli olduğunu ifade ederek, ” İlk kızım sağlıklı doğdu, diğer çocuklarımda doğuşta sağlıklıydı. Doğduktan sonra birisi menenjit diğeri de çiçek hastalığı geçirdi. Kızımda ben hamileyken karnımda taşırken geçirdiğim hastalıktan dolayı görme engelli oldu. Eşimle akrabaydık ama çocuklarımızın böyle olmasının akraba evliliği ile bir alakası yok, kanlarımızda bir sorun çıkmamıştı. Çocuklarımla mutluyum, eşimi kaybettim çok üzüldüm ama çocuklarıma yansıtmadım. Babalarının yokluğunu hissettirmemeye çalışıyorum. Ben yalnız kaldım ama çocuklarım gülsün ağlamasın engelliyim deyip de geride kalmasınlar. Her şeyden önce ben çocuklarıma bakarım önce onların karınlarını doyururum, önce onları giydiririm sonrasında ben kendime bakarım. Eşimi kaybettim içim kan ağlıyor ama çocuklarım mutlu olsun, onların mutluluğu bana yeter. Mutluluğumun kaynağı çocuklarım oldu, eşim oldu her ne olursa olsun mutlu olmaya çalışıyorum. Kimi insanlar engelli diyerek daha çok engel oluyor ama engeller aşılabilir, anne baba aştıktan sonra çocukların engeli olduğunu unutuyor. Benim çocuklarım benim için gören çocuklardan üstündür” şeklinde konuştu.

“Çoğunlukla neşem annemden, bağlamamdan gelir”

Ailesinin her zaman arkasında olduğunu belirten Eda Işık, “Biz 5 kardeşiz ben ve abilerim görme engellidir. Ben müzik öğretmeniyim, bu yıl atandım. Annemizden kaynaklı çok neşeliyizdir, babam artık yok onu çok arıyoruz ama annemiz neşe kaynağımız olmaya devam ediyor. Çoğunlukla neşem annemden, bağlamamdan gelir. Bağlamayı okuduğum görme engelliler ilkokulunda öğrendim. Bağlama kursu açılmıştı bende oraya gittim, 3 ay içeresinde türkülerden çalmaya çalışıyordum. İlk çaldığımda babamın da duymasını çok istemiştim. Sonrasın da çok gördü beni bağlama çalarken. Babam bana ‘ne güzel öğrenmişsin’ demişti. Azimden hiçbir şey kurtulmaz, ben engelliyim diye pes etmedim. Evet, pes ettiğim oldu ama babam dedi ki ‘başarırsın’, annem dedi ‘başarırsın’ hep arkamda oldular. Ailemin beni sevenlerin duasıyla azim ettim başardım. Öğretmen olacağımdan da pek emin değildim. Arkadaşımın söylemesiyle girdim, nasibimde varmış ki öğretmen oldum” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/gozleri-gormeyen-3-kardesin-nesesi-insanlara-umut-oluyor/feed/ 0
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, kadın girişimciliğini desteklediklerini belirtti https://www.haber60.com.tr/aile-ve-sosyal-hizmetler-bakani-mahinur-ozdemir-goktas-kadin-girisimciligini-desteklediklerini-belirtti/ https://www.haber60.com.tr/aile-ve-sosyal-hizmetler-bakani-mahinur-ozdemir-goktas-kadin-girisimciligini-desteklediklerini-belirtti/#respond Fri, 16 Feb 2024 22:21:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=8705 Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, kadın girişimciliğini desteklediklerini belirterek, “Kadın ve annelerin şefkati ve sağduyusu, halkımıza hizmette her zaman ilham aldığımız duygulardan oldu. Özellikle yaşlı ve engelli bireylerin bakımıyla yakından ilgilenen kadınlarla biz de huzurlu bir nefes alıyoruz.” dedi.

Göktaş, bir termal otelde düzenlenen “Kadınlarla Büyük Afyonkarahisar Yolunda Buluşması”nda, kadınların desteğiyle nice engelin aşıldığını, nice başarılara ulaşıldığını anlattı.

Kadınlar her zaman çalışarak, üreterek güçlendiğini belirten Göktaş, “Bugün yine işimiz çok. Milletimizin varlığını koruyan ve geleceğini inşa edecek nesilleri yetiştirmek için her alanda bütün samimiyetimizle çalışıyoruz.” ifadesini kullandı.

Göktaş, AK Parti’nin kurulduğu ilk günden itibaren cesur ve azimli kadınların çalışmalarıyla hızla tanındığını, büyüdüğünü dile getirdi.

AK Parti olarak kadın bakış açısının sağladığı bütüncül yaklaşımla insan odaklı politikalar belirlendiğini aktaran Göktaş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Milletimizin gönül hanesine bir anne, bir abla, kız kardeş ya da evlat olarak girmeyi başardık. Kuşaktan kuşağa, milletimizden hiç kopmadan milletimiz için çalıştık. Kadın Kolları, AK Parti siyasetinin dinamiklerini illerimize doğrudan yansıtıyor. Şehrimizde siyasetin dışında girişimci ve esnaf olarak ticari faaliyetler yürüten kadınlarımız da var. Kadınların ekonomik hayata dahil olması, kadının ve ailenin güçlenmesini sağlayan çok önemli etkenlerden biri. Aynı zamanda ülkemizin kalkınma hızının artmasına ve refah seviyemizin yükselmesine de önemli bir katkı sunuyor. Biz de Bakanlık olarak kadın girişimciliğini sonuna kadar destekliyoruz. Kadın ve annelerin şefkati ve sağduyusu, halkımıza hizmette her zaman ilham aldığımız duygulardan oldu. Özellikle yaşlı ve engelli bireylerin bakımıyla yakından ilgilenen kadınlarla biz de huzurlu bir nefes alıyoruz. Elbette üstlendikleri bu hassas görevlerde onları yalnız bırakmıyoruz.”

“Ailelere sunduğumuz istihdam haklarıyla onları devletimizin himayesine aldık”

Göktaş, gerek yaşlı gerek engelli vatandaşlar için sağladıkları kurumsal bakım hizmetleriyle gece gündüz çalışmalarını sürdürdüklerini kaydetti.

Evde bakım yardımıyla ailelerin sorumluluğunu paylaştıklarına dikkati çeken Göktaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Millet için unutulmaz fedakarlıklar yapan şehit ve gazi ailelerini de hiçbir zaman unutmadık. Aziz şehitlerin yadigarı anne babaları, eş ve çocukları için birçok sosyal hizmetimizde öncelik tanıdık. Ailelere sunduğumuz istihdam haklarıyla onları devletimizin himayesine aldık. 20 yılı aşkın süredir milletçe birlik beraberlik ruhunu güçlendirdik. Artık hep beraber büyük Türkiye hedeflerine daha kolay ulaşacağımıza inanıyoruz. 31 Mart yerel seçimlerine aynı birlik ruhu ve hizmet aşkıyla hazırlanıyoruz. Afyonkarahisar’a 2003-2023 döneminde yaklaşık 4,47 milyar lira sosyal yardım tahsis ettik. Siyasette kadın vizyonuyla kapsayıcılığımız artıyor. Ticari ve ekonomik faaliyetlerimiz kadın girişimciliğiyle bereketleniyor. Sivil toplum örgütlerimiz kadın duyarlılığıyla insanımızın yüreğine dokunuyor. Şehit annelerimizin dualarıyla yollarımız açılıyor. Biz de hem sosyal politikalarımız hem kadınlara sunduğumuz hizmetler hem de söylemlerimizle bu çabayı görünür kılmaya özen gösteriyoruz. Kadınlarla omuz omuza güçlenen milletimizin Türkiye Yüzyılı’nda da önemli başarılara ulaşacağına inanıyorum.”

Programda, AK Parti Afyonkarahisar Kadın Kolları Başkanı Ferda Ertürk de konuşma yaptı.

Konuşmaların ardından Göktaş’a hediye takdim edildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/aile-ve-sosyal-hizmetler-bakani-mahinur-ozdemir-goktas-kadin-girisimciligini-desteklediklerini-belirtti/feed/ 0
Lösemi Hastası Çocuk, Babasından Aldığı Kök Hücreyle Hayata Tutundu https://www.haber60.com.tr/losemi-hastasi-cocuk-babasindan-aldigi-kok-hucreyle-hayata-tutundu/ https://www.haber60.com.tr/losemi-hastasi-cocuk-babasindan-aldigi-kok-hucreyle-hayata-tutundu/#respond Thu, 15 Feb 2024 21:06:16 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=8253 Bilecik’in Söğüt ilçesinde, geçen yıl yakalandığı lösemi hastalığını, babasından alınan kök hücreyle yenerek hayata tutunan 10 yaşındaki Emir Eymen Dönmez, okuluna ve arkadaşlarına kavuşacağını günün hayalini kuruyor.

Hesna ve Hikmet Dönmez çiftinin 18 yaşındaki Gülsüm’den sonraki ikinci çocukları Emir Eymen’e, Şubat 2023’te öksürük ve burun kanaması şikayetiyle başvurdukları Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sağlık, Uygulama ve Araştırma Hastanesinde lösemi teşhisi konuldu.

Hastanenin Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Servisine yatırılan, kemoterapi görmeye başlayan Emir Eymen’in doktorları, tedaviden olumlu sonuç alınamaması nedeniyle kök hücre nakli yapılmasına karar verdi.

Geçen yıl haziranda baba Hikmet Dönmez’den alınan kök hücrenin vücuduna uyum sağlamasıyla kontrol aşamasına giren, tedavisine evinde devam edilen Emir Eymen, gözetim sürecinde evden sadece hastaneye gitmek için ayrılıyor.

Orhangazi İmam Hatip Ortaokulunun 5’inci sınıfına kayıtlı Emir Eymen, gözetim sürecinin haziranda tamamlanmasının ardından okuluna ve arkadaşlarına yeniden kavuşacağı, yaşıtlarıyla özgürce oynayacağı günleri sabırsızlıkla bekliyor.

Emir Eymen Dönmez, AA muhabirine, bir yıl önce başlanan tedavisinin ilk döneminde hareket güçlüğü çektiğini söyledi.

Yürümekte bile zorlandığını belirten Dönmez, şöyle konuştu:

“İlk ameliyat olacağım zaman bayağı korkuyordum ama ilerleyen zamanlarda hiçbir şey kalmıyor. En çok saçım döküldüğünde üzülmüştüm. Mesela hasta olduğunuzda spor yapamıyorsunuz ama iyileştikten sonra yapabiliyorsunuz. Koşamıyorsunuz ama ilerleyen zamanlarda daha çok koşabiliyorsunuz. Sabahları kahvaltı ettikten sonra ilaçlarımı içiyorum. İyileştikçe ilaçlar azalıyor. Arkadaşlarımla en çok saklambaç ve ebelemece oynamayı özledim.”

Dönmez, lösemi hastası çocukların güçlü olmaları halinde bu hastalığı yenebileceklerini dile getirdi.

“Hiçbir anne bu durumu yaşamasın”

Anne Hesna Dönmez de daha önce kırtasiye dükkanı işlettiğini ancak tedavi sürecinde oğluyla ilgilenebilmek için çalışmaya ara verdiğini anlattı.

Dükkanı, iş makinesi operatörlüğünü bırakan eşinin işlettiğini kaydeden Dönmez, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Oğlumun rahatsızlığı yoğun burun kanamasıyla başladı. Kanaması 30-40 dakika sürüyordu. 20 gün kadar teşhis konulması sürecini geçirdik. Zaten en kötü dönem bu. Kabullenme süreci bunun bir tık daha ağırı oluyor. İster istemez ‘Neden’ diyorsunuz. Bir anne, baba en çok evladına kıyamıyor. ‘Ne yapabilirim’ aşamasına geçtiğinizde biraz daha rahatlamaya başlıyorsunuz. Çocuktan kemik iliği alınıyor. Orada diğer annelerle çok güzel bir dayanışma var. Bu süreçte onlardan Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfını (LÖSEV) öğrendim. O dönemde beyaz ve kırmızı kana çok ihtiyaç oluyor. LÖSEV’i ilk bunun için aramıştım.”

Dönmez, başta panik halinde olduklarını ancak eşinden alınan kök hücrenin kendilerine umut olduğunu vurguladı.

Nakilden sonra zaman zaman hastanede kaldıklarını aktaran Dönmez, “Şimdi 15 günde bir kontrole gidiyoruz. Bir senenin tamamlanmasının ardından yasaklar kalkacak. Gerçekten çok mutluyum. Geriye dönüp baktığımızda ‘Ne kadar çok şey yaşamışız’ diyorum. İnşallah oradaki herkes bu aşamaya gelir. Hiçbir anne bu durumu yaşamasın.” ifadesini kullandı.

Dönmez, oğlunun tedavisinde LÖSEV’in her alanda yanlarında olduğunu ifade ederek, desteklerinden dolayı vakıf yetkililerine teşekkür etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/losemi-hastasi-cocuk-babasindan-aldigi-kok-hucreyle-hayata-tutundu/feed/ 0
Anne Karnındayken Kan Nakliyle Sağlıklı Doğdu https://www.haber60.com.tr/anne-karnindayken-kan-nakliyle-saglikli-dogdu/ https://www.haber60.com.tr/anne-karnindayken-kan-nakliyle-saglikli-dogdu/#respond Sun, 11 Feb 2024 09:06:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=7224 Antalya’da anne karnındayken kan uyuşmazlığı nedeniyle ölme ihtimali bulunan bebek, göbek kordonundan 5 kez yapılan kan nakliyle sağlıklı bir şekilde doğdu.

Manavgat ilçesinde yaşayan Ali ve Hatice Özkan çifti, üçüncü çocuklarını kucaklarına almak için gün sayarken, gebeliğin 6. ayında, anne ve bebek arasında kan uyuşmazlığı (rh-rh uyuşmazlığı) olduğu belirlendi.

Anne Hatice Özkan, Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yüksek riski gebeliklerin takip ve tedavisinin yapıldığı perinatoloji kliniğine sevk edildi. Klinikte yapılan takipte, kan uyuşmazlığı nedeniyle bebeğin ölümü veya engelli doğma ihtimali belirdi.

Bunun üzerine bebek anne karnındayken içinde bulunduğu keseye çok ince bir iğne ile girilerek, kordonuna 5 kez kan verildi.

Gebeliğin 35. haftasında dünyaya gözlerini açan Mustafa Özkan bebek, 2 hafta yenidoğan yoğun bakım servisinde kaldıktan sonra sağlıklı bir şekilde taburcu edildi.

“Gereken her şeyi yaptık”

Perinatoloji uzmanı Doç. Dr. And Yavuz, AA muhabirine, hastanelerine 6 aylık gebeyken başvuran Hatice Özkan’ın tetkiklerinde, kan grubu uyuşmazlığı nedeniyle bebeğin kan değerlerinin düştüğünü tespit ettiklerini söyledi.

Bu tip durumlarda erken şekilde tedavi yapılması gerektiğini ifade eden Doç. Dr. Yavuz, “Eğer tedavide geç kalınırsa bebek ölebiliyor ya da erken davranılmazsa bebeğin zeka puanında, nörolojik gelişiminde ciddi sorunlar gerçekleşebiliyor. Bebeğe toplamda 5 kez kan verdik. Sonrasında takiplerimizi yaptık. Akciğer geliştiriciden sonra 35. haftada doğum yaptırdık. Doğumda herhangi bir sıkıntı olmadı. Takiplerimizde de bir sıkıntı olmadı. Gereken her şeyi yaptık.” diye konuştu.

Yavuz, bu rahatsızlığa normalde gebeliğin daha geç haftalarında rastladıklarını ve en fazla iki kere kan verdiklerini dile getirerek, 5 kez kan naklinin çok nadir olduğunu kaydetti.

Yenidoğan Uzmanı Uzman Dr. İsmail Çetiner ise gebeliğin 35. haftasında Mustafa Özkan bebeğin, anne karnında yapılan başarılı müdahale sayesinde, 2 kilo 440 gram olarak doğduğunu belirtti.

Bebeğin büyük bir sağlık sıkıntısı olmadan, çok hafif bir ödemle hayata gözlerini açtığını belirten Çetiner, bebeği 2 hafta sonra sağlıklı bir şekilde taburcu ettiklerini kaydetti.

“Bu kan verilmemiş olsaydı çocuğu kaybederdik”

Öğretmen olan baba Ali Özkan ise anne ve bebeğin hastanede doğuma kadar takip edildiğini belirterek, “Anne karnında çocuğa 5 kere kan verdiler. Bu kan verilmemiş olsaydı çocuğu kaybederdik. Yani yaşama şansı yoktu. Gebeliğin 35. haftasında sağlıklı bir şekilde çocuğumuzu kucağımıza aldık. Devletimizin bize böyle bir sağlık hizmeti, böyle bir imkan sunduğu için teşekkür ediyoruz.” diye konuştu.

Edebiyat öğretmeni anne Hatice Özkan da ilk iki çocuğunun gebeliklerinde herhangi bir sağlık problemi yaşamadığını belirtti.

Hastalığı öğrendiğinde çok üzüldüğünü ifade eden Hatice Özkan, “Başıma gelene kadar ne perinatoloji kliniğini ne de böyle bir hastalığı bilmiyordum. Zor ve sıkıntılı bir süreçti. Korkuyordum. Sürekli işte bebeğimi kaybetme endişesiyle yaşıyordum, Rabb’ime şükürler olsun çocuğum şu an sağlıklı bir şekilde kucağımda.” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/anne-karnindayken-kan-nakliyle-saglikli-dogdu/feed/ 0
Engelli Anne ve Oğlu Miras Kavgası Nedeniyle Ölü Gösterildi https://www.haber60.com.tr/engelli-anne-ve-oglu-miras-kavgasi-nedeniyle-olu-gosterildi/ https://www.haber60.com.tr/engelli-anne-ve-oglu-miras-kavgasi-nedeniyle-olu-gosterildi/#respond Tue, 06 Feb 2024 22:03:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=6346

SERRA TAYLAN

Engelli oğlu Hasan Küçük ile birlikte 2014’te Mersin’den Elazığ’a gelerek yerleşen Nuran Küçük, vefat eden eşinden kalan evin miras paylaşımı nedeniyle nüfus kayıtlarının değiştirilerek “ölü” gösterildiklerini ve bu durumu geç fark ettiklerini söyledi. Elazığ’da mahalle muhtarının yardımı ve avukat desteği sayesinde kimliklerine yeniden kavuşan Nuran Küçük ve oğlu bu kez de geçim sıkıntısı ve hastalıkla mücadele ediyor. Yüzde 73 engelli olan oğluna 2 bin 800 lira engelli maaşı bağlandığını belirten anne Küçük, oğlunun bir an önce tedavi edilmesi gerektiğini söyledi.

Eşinin ölümü üzerinde 10 yıl önce Mersin’den Elazığ’a taşınan Nuran Küçük ve oğlu Hasan Küçük senelerce resmi kayıtlarda ölü olarak gösterildiklerini öğrendiler. İddiaya göre akrabaları tarafından resmi kayıtlarda “ölü” olarak gösterilen anne ve oğul; para çekmek için gittikleri bankada bu gerçeği öğrendiler. Bu olayın miras kavgası nedeniyle yaşandığını anlatan Nuran Küçük, muhtarın da desteği ile kimliklerine kavuştuklarını ancak oğlunun obezite, ileri derece tansiyon ve zihinsel hastalığının ise devam etmesi nedeniyle yetkililerden yardım istedi.

“MİRAS DAVASI GİBİ BİR NEDENLE ÖLÜ GÖSTERMİŞLER”

Konuyla ilgili olarak Mahalle Muhtarlığı Azası Celal Cirit şunları söyledi:

“Bunlar 10 yıl önce Mersin’den Elazığ’a gelmiş yoksul bir aile. Dışarda kalmışlar, köprü altında yatmışlar kimsesiz bir şekilde. Daha sonra muhtarımız sağ olsun kendilerini gördü mahallemizde yaşayabilecekleri 1-2 göz yer yaptılar. Ondan sonra burada yaşamaya başladılar. Daha sonra aileleri bunları Tarsus’ta miras davası gibi bir olay nedeniyle ölü göstermişler. Kadının kendi ailesi. Muhtarımız sağ olsun ailenin mağduriyetini gerekli yerlere bildirerek nüfusta kaydını tekrardan yaptırdı. Şu anda çok şükür bir maaşları da var artık. Muhtarımız yardımcı oluyor yardımlardan faydalanıyorlar. Maaşlarını alma konusunda da ben yardımcı oluyorum. Her ayın 26’sında taksi ile götürüyorum. İnsanlarımız  sağ olsun yardımcı oluyorlar. Maaşlarını alıyorlar şu anda 5 bin 800 liralık maaşları var. Hasan Küçük’ün de engelli maaşı var, 2 bin 800 lira. Hasan Küçük rahatsız obezite hastası. İhtiyaçlarını biz karşılıyoruz. Gün oluyor bisikletim var gidiyorum iki kere üç kere ihtiyaçları için. Miras davası konusunda bir avukat tuttular. Şu anda bir sıkıntıları yok. Olay çözüldü. Sürekli olarak korkuları var gelecekler falan diye. O aile geldi kapıdan görüşüp gittiler. Şu an en büyük mağduriyetleri çocuğun sağlık problemleri. Aynı zamanda çocuğun engelli maaşı sadece bir yıllık süre ile bağlandı. Korkuları, bu kesilirse ne yapacağız, nasıl geçineceğiz diye düşünüyorlar. Neden bu maaş bir yıllık bağlandı kendisine ben de anlamadım. Annesi orada kurula götürmüş hiç haberleri yoktu bize raporun yüzde 35 verildiğini söylediler. Bir gün hastaneye giderek araştırdık. Gidip görüştük kurulla raporu getirdik ki yüzde 73. Muhtarım sağ olsun dedi ki git al yoksa almasaydık o rapor da öyle giderdi belki. Kimseleri yok yani. Bizler burada yardımcı olmaya çalışıyoruz.”

“BEN ÖLÜRSEM ANNEM NE OLACAK?”

Hasan Küçük şunları söyledi:

“2016 yılında bizi öldü gösterdiler, Tarsus’ta oldu. Beni de annemi de ölü gösterdiler. Akrabalarımız bizi ölü gösterdiler. İkimize bir ev kalmış. Bize kalan miraslardan bir çöp vermediler.  Ne bir yatak, ne bir eşya, ne bir şey. Mal almayalım diye yapılmış. Yaşadığımızı ispatlamak için dava açtık, bir şey olmadı. Yeni kimliklerimiz var ama mallarımızı alamadık. Allah razı olsun onun bunun verdiklerini yiyip içerek hayatımızı sürdürüyoruz. Obezite hastalığım var. Devletimizden yardım bekliyorum tedavim için. Zar zor kalkabiliyorum. Bana annem bakıyor. Bize mal düşüyordu en az 6-7 milyon değerinde  mal vardı verselerdi bize. Beni hastaneye yatırsınlar. Ben kalkamıyorum sizler de gördünüz. Ben insanım. Geçen gün düştüm, çay dahi içemiyorum. Bir iki gün yatmak istiyorum hastanede. Randevu vermiyorlar. Anneme bir şey olsa ben ne yapacağım? Bana bir şey olsa annem ne yapacak?”

“EŞİMDEN KALAN MALI VERMEDİLER”

Nuran Küçük ise, “Eşimden kalan mal vardı ama vermediler. O yüzden bizi ölü gösterdiler. Kaynanam ve üvey kız kardeşim bir olarak benim mirastan pay almamam için beni ve oğlumu 2016 yılında ölü gösterdiler. Ben eşim öldüğünden beri burada yaşıyorum çocuğumla birlikte. Beni ölü gösterdiler. Kimliğimizi yeni çıkarttık” dedi.

]]> https://www.haber60.com.tr/engelli-anne-ve-oglu-miras-kavgasi-nedeniyle-olu-gosterildi/feed/ 0 Çobanlık ve bakkal çıraklığıyla başlayan iş hayatında holding patronluğuna ulaştı https://www.haber60.com.tr/cobanlik-ve-bakkal-cirakligiyla-baslayan-is-hayatinda-holding-patronluguna-ulasti/ https://www.haber60.com.tr/cobanlik-ve-bakkal-cirakligiyla-baslayan-is-hayatinda-holding-patronluguna-ulasti/#respond Mon, 22 Jan 2024 08:36:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=4503 Erzincan’ın ücra bir köyünde doğan, çocukluğunda çobanlık ve bakkal çıraklığı gibi işlerde çalışan Davut Topoğlu, İstanbul’un en gözde semtleri arasında yer alan Nişantaşı ve Fulya bölgesindeki faaliyetleriyle holding patronluğuna ulaştı.

Erzincan’a 157 kilometre uzaklıktaki İliç ilçesinin Dikmen Köyü’nde 1955 yılında doğan Topoğlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Davut Topoğlu, kendisini holding patronluğuna ulaştıran hayat öyküsünü AA’ya anlattı.

İlkokulu bitirdikten sonra henüz 11-12 yaşındayken 50 hanelik köyün 350-400 civarındaki büyükbaş hayvanının çobanlığını yaptığını dile getiren Topoğlu, bu dönemde aklı ermeye başladığında köylüler arasında farklı uygulamalara şahit olduğunu, köyde zengin 4-5 ailenin sözünün geçtiğini ve bunların diğer 45 aile üzerinde hegemonya kurduğunu, bu durumun kendisini çok üzdüğünü söyledi. Topoğlu, “Ben bunu katiyen kabul etmiyordum. İçim içimi yiyordu ama kimseyle de paylaşamıyordum.” dedi.

Çocukluğu döneminde aile büyüklerinin her akşam bir köylünün evinde buluştuğunu ve sohbetler ettiğini söyleyen Topoğlu, bu sohbetlerde en çok siyasetin, askerlik anılarının ve köydeki ekim-dikimin konuşulduğunu, askerlik ile alakalı hep çavuşların konu edildiğini, bu nedenle kendisinin de askerde hep çavuş olmak istediğini belirtti.

Topoğlu, bu sohbetlerin köydeki elektriği olan evlerde yapıldığına işaret ederek, “Bu konuşulan konular bende bir kanaat oluşturdu. O da şuydu: Ben ileriki yıllarda bu ışığı yanan oda sahibi gibi zengin olmalıyım. İkinci olarak, siyasetten nasibimi almalıyım. Üçüncüsü ise askerde ben de çavuş olmalıyım. Bu düşüncelerle 13 yaşındayken 1968-1969 yıllarında İstanbul’a gönderildim.” diye konuştu.

“İstanbul’a geldiğimde kapıcı çıraklığı yaptım”

Davut Topoğlu, İstanbul’a geldiğinde Laleli’de ablası ile eniştesinin apartman kapıcılığı yaptığını, köydeki çobanlıktan sonra ikinci iş olarak kapıcı çıraklığına başladığını söyledi.

Ablasına ve eniştesine yardım ederken, eniştesinin Teşvikiye’de ortak bir bakkal dükkanı işlettiğini duyduğunu aktaran Topoğlu, “Aradan bir süre geçtikten sonra anneme mektup yazmaya başladım. ‘Ben burada ne yapacağım, apartman kapıcılığı, yardımcılığı mı yapacağım?’ derdim. Halbuki ben annemle paylaşmasam da ileriye dönük fikirlerim vardı.” şeklinde konuştu.

Topoğlu, annesinin isteği üzerine ablasının kendisini marangoz bir akrabalarının yanına çırak olarak verdiğini dile getirerek, aradan birkaç ay geçtikten sonra bir gün eve geldiğinde ablasını ve eniştesini evde bulamadığını, onların taşındıklarını gördüğünü anlattı. “Ev boşalmış, hiç kimsecikler yoktu. Orada çok duygulandım. Ben ne olacağım şimdi, nereye gideceğim ben diye kimsesizliğin acısını bizatihi tekraren yaşadım.” diyen Topoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Orada beklerken ablamların taşındığını bilmeyen bir apartman sakini ‘Davut’ diye seslendi. Ben hızlı bir şekilde çıktım yukarıya beni kasaba gönderdi. İstediğini aldım, getirdim, verdim. Bana bir bahşiş verdi. Bendeki harçlık işte o oldu. Sonra tekrar indim birinci kata. Düşünmeye başladım ben ne yapacağım diye. Çaresizliğin vermiş olduğu cesaretle hiç çıkmadığım Laleli ana caddesine çıktım. Otobüs durağına geldim. Bir beyefendiye benim Teşvikiye’ye gitmem gerektiğini, nasıl gideceğimi, hangi otobüsle gidebileceğimi sorduğumda yardımcı oldu. Teşvikiye otobüsüne bindirdi.”

“Çıraklık yaptığım 3 yılın sonunda beni borçlu çıkardılar”

Topoğlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Topoğlu, Teşvikiye’ye gitmek için bindiği otobüsten yanlışlıkla Maçka’da indirildiğini, sora sora Teşvikiye’ye ulaştığını, çaresizlik ve korku içinde eniştesinin ortak olduğu bakkalı aradığını kaydetti.

Topoğlu, “Bakkala geldiğimde ‘Biz seni unutmuşuz ya da gelip tekrar alacaktık’ gibi sözler bekliyordum. Hiç kimseden hiçbir şekilde bu yaklaşımı göremedim. ‘Şu sepeti al, şu apartmanın filan katına götür’ diyerek beni bakkal çıraklığına başlattılar.” ifadelerini kullandı.

Bakkal çıraklığına 1970-1971 civarında başladığını ve 3 yıl orada çalıştığını dile getiren Topoğlu, şu açıklamalarda bulundu:

“Dükkanın bodrum katında yaşıyordum. 3 senenin sonunda beni işten çıkardılar. O zamanın parasıyla ya 30 lira, ya 3 lira, ya da 300 kuruş… Kesin hatırlayamıyorum, ben onlara borçluymuşum. Düşünün 3 sene bir yerde çalışıyorsunuz. 3 senenin sonunda siz onlara borçluymuşsunuz. Ben kendimi savunamıyorum bile. Böyle bir şey olabilir mi? Nasıl olur? Benim hakkımı, hukukumu verin dahi diyemiyorum. Bana söyledikleri şey şu: ‘Köydeki annene, babana çay, şeker, bilmem ne gönderdik, sana gömlek aldık, pantolon aldık’ şeklinde.”

“Çocukluk hayallerimden ilkine askerde ulaştım”

Davut Topoğlu, 1975 yılından önce Harbiye’de kendi köylülerine ait bakkal dükkanında çıraklığa devam ettiğini, o zaman 16 yaşına geldiğini belirterek, bu sırada annesinin sürekli haber gönderdiğini ve köye çağırdığını söyledi.

Anne ve babasının ısrarlarına dayanamayıp köye döndüğünde kendisi istemese de evlendirildiğini, sonra da askere gittiğini anlatan Topoğlu, askerlikte de kriterleri tutmamasına rağmen büyük çaba göstererek çavuş olduğunu, böylece çocukluk hayallerinden ilkine askerde ulaştığını bildirdi.

Topoğlu, 1977’nin sonunda askerden döndüğünü ve o zaman 3 çocuğunun bulunduğunu kaydederek, Teşvikiye’de bir eczanede çıraklık yapan kardeşi Metin Topoğlu’nun yanına uğradığını ve ondan o bölgede bulunan bir bakkalın satılık olduğunu öğrendiğini aktardı.

Köye dönmek istemediğini ve bu bakkalı alarak işletmek istediğini kardeşine söylediğini anlatan Topoğlu, bakkalın işletmecisi ile 60 bin liraya pazarlık yaptığını söyledi.

Topoğlu, bir A4 kağıdına “Teşvikiye’de bir bakkal dükkanı devir alacağımdan aşağıda isminin karşısındaki yazılı rakamı senden borç olarak istiyorum” yazdığını ve geri ödeyeceği tarihi de belirttiğini kaydederek, şu ifadeleri kullandı:

“Bütün hemşerilerimi gezdim, bir kişiden dahi ret cevabı almadım. 500 lira, 500 lira, 500 lira topladım 60 bin lira oldu. Getirdim verdim bakkal dükkanının sahibine. Biz bakkal dükkanını devraldık ancak bir 60 bin lira daha asgari para lazımdı ki içine mal koyalım. Onu nereden bulacaktık? Çıraklık döneminden Rami’de tanıdığım toptancı vardı. Gittim onlara durumumu izah ettim. Ürün listemi de yapmıştım. Senet yapın ve bu malı bana verin. Ben satarak ödeyeceğim dedim. Sağ olsunlar kabul ettiler. Bir kamyon dolusu ürünü de getirdim bakkal dükkanına koydum. Kolları sıvadım. Sabah 05.00, gece 01.00… Ne cumartesim ne pazarım ne de bayramım var.”

1981’de ilk şirketini kurdu, Nişantaşı bölgesinde 3 bine yakın konut ve iş yeri yaptı

Topoğlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Topoğlu, daha önce çıraklık yaptığı eniştesinin bakkalını da ısrar edildiği için aldığını ve gece gündüz demeden çalışmaya devam ettiğini belirterek, 1981’de bu bakkalların kendisine dar gelmeye başladığını ve Topoğlu İnşaat Limited Şirketini kurduğunu söyledi.

İlk projesini çırak olarak çalıştığı bakkal dükkanının 30 metre ilerisinde küçük bir ahşap evin bulunduğu arsada yaptığını dile getiren Topoğlu, bu arsanın sahibinin daha önce anlaştığı müteahhit ile arasındaki sorunu çözdüğünü, bu sayede ilk projesini gerçekleştirdiğini kaydetti.

Topoğlu, bu sürede yakınlarının ve anne-babasının sürekli kendisine “Bakkal güzel işliyor, ne gerek var yeni işlere” şeklinde konuşmalar yaptığını aktararak, “Onlar o kadar görebiliyordu. Ancak ben onun o gün yettiğini ama 3 sene sonra, 6 sene sonra yetmeyeceğini biliyordum ve inşaat müteahhitliğine girmiştim. Ondan sonra Teşvikiye’de ve Nişantaşı’nda çok inşaat yaptık.” diye konuştu.

İlk inşaatından sonra Nişantaşı, Teşvikiye, Fulya, Mecidiyeköy ve Osmanbey bölgesinde 100’e yakın proje hayata geçirdiğini dile getiren Topoğlu, 3 bine yakın konut ve iş yeri yaptığını bildirdi.

Şirket, 2012’de holding oldu

Davut Topoğlu, değeri çok yüksek projelere imza attıklarını ancak hiçbir projeye hazır parayla girmediklerini belirterek, topraktan satış yaparak sermaye edindiğini ve bu sayede inşaatları hızlıca bitirdiklerini, projeden ilk konut alanların da çok karlı çıktığını anlattı.

Topoğlu, çalışmalarının büyümesiyle 2012’de şirketin holding olarak faaliyetlerini sürdürmeye başladığını söyledi.

İlkokul mezunu olduğunu anımsatan Topoğlu, eğitim eksikliğini kitap ve gazete okuyarak tamamlamaya çalıştığını, eğitimli insanları dinlediğini, hep öğrenmeye gayret ettiğini ifade etti.

Topoğlu, güne çok erken başladığını ve en geç saat 05.00’te kalktığını kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İlk önce gazetelerimi okurum. Bu gazetelerin yarısı şirket merkezine gelir. Bir gün gazetede Sağlık Bakanlığının doktor muayenehane yönetmeliğini değiştirdiği haberini okudum. Amerikan Hastanesi ve çevresindeki apartmanların giriş ve bodrum katları doktor muayenehaneleri ile doluydu. Buralar yönetmeliğe uygun değildi. Bu nedenle Vital Fulya Plaza’yı öz sermayemle aldım ve buraya Türkiye’nin ilk doktor muayenehane plazasını yaptım. Burada 100’ün üzerinde doktorumuz muayenehanesiyle vazife yapıyor.”

Topoğlu, Vital Plaza’ya gelen hastaların yüzde 70’inin yurt dışından olduğunu görünce Türkiye’nin ilk sağlık otelini yapmaya karar verdiğini ve aynı yere bu oteli inşa ettiğini belirterek, şu anda da Zekeriyaköy’de doktorlara yönelik villa sitesi projesini hayata geçireceklerini bildirdi.

Bugüne kadar problemsiz hiçbir yeri almadığını, hissedarlar arasında veya belediye ile ilgili problemin bulunduğu arsalarla meşgul olduğunu kaydeden Topoğlu, “Kimisinin sahibini, sahiplerini Amerikalarda, Yunanistan’da buldum getirdim. Çünkü kazanç oradaydı. Allah’ın verdiği ikna yeteneğim var. Ancak ikna yetmiyor işi takip etmek, prosedürü bilmek, peşini bırakmamak da önemli.” şeklinde konuştu.

“Türkiye’nin konuşulan büyük şirketleri arasına gireceğiz”

Topoğlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Topoğlu, şu anda Muğla’da özellikle Avrupa’daki emeklilere yönelik bir sağlıklı yaşam köyü projesi planladıklarını belirterek, “İçinde doktoru, hemşiresi, diyetisyeni, çamaşırhanesi, bulaşıkhanesi, bakıcısı, hizmetçisi olan, havuzu, bahçesi, hastanesi ve sosyal olanakları bulunan bir konsept yapmak istiyoruz ki Avrupalı gelsin, maaşını bize versin, kendisi de bizim mekanımızda bu hizmetlerimizden faydalansın. Yaşamlarına burada devam etsinler.” ifadelerini kullandı.

Çocukları Vedat ve Ayhan’ın katkıları ile işlerin daha da büyüdüğünü anlatan Topoğlu, “Birkaç sene içerisinde Türkiye’nin konuşulan büyük şirketleri arasına gireceğiz diye umut ediyorum.” şeklinde konuştu.

Gençlere tavsiyeleri

Davut Topoğlu, gençlere yönelik tavsiyelerinin sorulması üzerine, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Gençlere özellikle diyorum ki sakın ola ki ‘benim annem fakirdi, babam fakirdi, öyleyse ben de annem ve babam gibi hayatımı idame ettireceğim, başka çarem yok’ gibi bir saplantı içerisine girmesinler. Egoistlikten uzak kalsınlar, kendilerini keşfetsinler. ‘Benden bir şey olmaz’ demesinler. Mutlaka ve mutlaka bir şeyi keşfetsinler. Hedef koysunlar kendilerine. Fakirliği kendilerine yakıştırmasınlar. Ben fakirliği insanımıza yakıştırmak istemiyorum. Yakıştırmak şöyle dursun, hiçbir şekilde layık görmüyorum. Fakirliği yenmenin şartları vardır kendine özgü. Stresi kendilerine kardeş ilan edecekler. Onunla yatıp onunla kalkacaklar. Risk alacaklar, öngörülü olacaklar. Bilemediklerini dinleyerek, okuyarak öğrenecekler. Bir kabın içerisine hapsolmasınlar.”

Topoğlu, kendi yaşadıklarını anlatan bir kitap kaleme aldığını ve kitabın,”Yürürsen yakındır, durursan uzak” mottosuyla okuyucu ile buluştuğunu sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cobanlik-ve-bakkal-cirakligiyla-baslayan-is-hayatinda-holding-patronluguna-ulasti/feed/ 0
AK Parti Milletvekili Seda Gören Bölük, bir bebeğin koruyucu annesi oldu https://www.haber60.com.tr/ak-parti-milletvekili-seda-goren-boluk-bir-bebegin-koruyucu-annesi-oldu/ https://www.haber60.com.tr/ak-parti-milletvekili-seda-goren-boluk-bir-bebegin-koruyucu-annesi-oldu/#respond Wed, 17 Jan 2024 18:48:38 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=3868 AK Parti İstanbul Milletvekili Seda Gören Bölük, bir bebeğin koruyucu anneliğini üstlendi. Bölük, “Bu kararı almayı düşünen varsa 1 dakika bile tereddüt etmeyin. Gerçekten hayatınız bambaşka bir noktaya dönüşüyor” dedi.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile UNICEF iş birliğinde Ankara’daki bir otelde düzenlenen ‘Türkiye’de Koruyucu Aile Sisteminin Güçlendirilmesi Projesi 2’nci Koruyucu Aile Temelli Çocuk Koruma Sistemi Çalıştayı’na katılan AK Parti İstanbul Milletvekili Seda Gören Bölük, kendisinin de bir bebeğin koruyucu ailesi olduğunu söyledi. Koruyucu aile olma sürecinde yaşadıklarını anlatan Bölük, kaderlerinin zaten koruyucu aile olmak için çizildiğini ve dolayısıyla bunun bir karar alma sürecinin ötesinde olduğunu söyledi.

‘KALPTEN ANNE-BABA OLMAK ÇOK BAŞKA BİR ŞEY’

Koruyucu anne ya da baba olmanın duygusu bakımından biyolojik anne-baba olmaktan farkının olmadığını belirten Bölük, “Kalpten doğurduğunu söylüyorum. Kalpten anne-baba olmak, çok başka bir şey. İşin nihayetinde siz anne-baba oluyorsunuz. O çocuk nereden gelirse gelsin, bu bir mucize. Benim çocuğum da benim eşim için, bütün ailem için bir mucize. 15-16 senedir bunu bekliyorduk aslında. Onu bekliyorduk, o da bizi bekliyormuş. ‘Çocukların hayatına dokunuyorsunuz’ diyorlar. Burada bütün ailelere sesleniyorum; siz onların hayatına dokunmuyorsunuz, onlar sizin hayatınıza dokunuyorlar. Onlar sizi bambaşka insanlar haline getiriyorlar. Bu kararı almayı düşünen varsa 1 dakika bile tereddüt etmeyin” diye konuştu.

‘BENİM GİBİ YÜRÜYOR, BENİM GİBİ UYUYOR’

Koruyucu aile oldukları çocuklar ile aralarındaki ilişkinin normal ebeveynlik ilişkisinden farklı olmadığını kaydeden Bölük, “Sizin çocuğunuzla aranızdaki ilişki nasılsa benim de çocuğumla aramdaki ilişki tam olarak öyle. Çünkü bir süre sonra hareketleri, fiziki görüntüsü size benzemeye başlıyor. Mesela benim çocuğum eşime benziyor. Benim çocuğum benim gibi yürüyor, benim gibi uyuyor. Çünkü kalpten doğurursunuz. Dolayısıyla normal bir ebeveynin yaşadığı ne varsa aynı şeyleri yaşıyoruz. Pek bir farkı yok. Ben de çalışan bir anne ne yaşıyorsa onu yaşıyorum. Bu sabah onu bırakırken sabah saat 05.00’de beni uyandırdı. Çocuğunuzu işe gelirken bırakırken ne hissediyorsanız; ben de aynı şeyleri hissettim” dedi. Ayrıca koruyucu aile hizmetinin Türk medeniyetinin özünde olduğunu söyleyen Bölük, hizmetin kurumsal bir yapıya bürünmesi anlamında son 20 yılda ciddi mesafe katedildiğini aktardı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayesinde 2012’de başlatılan ‘Gönül Elçileri’ projesinin koruyucu aile hizmetinin görünürlüğü açısından önemli katkısı olduğunu ifade eden Bölük, bu projenin kendisinin de koruyucu aile olmasında önemli paya sahip olduğunu söyledi.

‘BU HİKAYENİN SONU ÇOK GÜZEL BİTİYOR’

Koruyucu aile olma kararının üzerine düşünülmesi gereken bir karar olduğunu ancak bu düşünme sürecinden sonra her şeyin çorap söküğü gibi geldiğini söyleyen Bölük, “Çocuğumu kurumdan alıp, eve geldiğinde benim ve eşim dışında herkes ağlıyordu. Ağlamıyorduk çünkü senelerce belirli noktalarda çok gözyaşı döktük. O an bizim bayramımızdı. Benim çocuğum, benim kahramanım mesela. Benim hikayemin kahramanı, benim evladım. Herkes bir mucize arıyor, işte o mucize evinize gelecek olan o evlat. Lütfen düşünmeyin, hiç tereddüt etmeyin, endişe etmeyin. Çocuklarınız evinize geldikten sonra çok güzel şeylerle karşılaşıyorsunuz. Gerçekten hayatınız, bambaşka bir noktaya dönüşüyor. Ne yapmanız gerekiyorsa yapın. Evdekilerle konuşun, kendi aranızda konuşun, ailelerinizle konuşun ama bu hikayenin sonu çok güzel bitiyor” diye konuştu. (DHA)

]]>
https://www.haber60.com.tr/ak-parti-milletvekili-seda-goren-boluk-bir-bebegin-koruyucu-annesi-oldu/feed/ 0
Zihinsel Engelli Genç, Annenin Desteğiyle Kitabevi Açtı https://www.haber60.com.tr/zihinsel-engelli-genc-annenin-destegiyle-kitabevi-acti/ https://www.haber60.com.tr/zihinsel-engelli-genc-annenin-destegiyle-kitabevi-acti/#respond Fri, 12 Jan 2024 07:06:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=3163 Kırklareli’nin Lüleburgaz ilçesinde yaşayan 19 yaşındaki zihinsel engelli Umut Erkul, annesinin desteğiyle kitabevi hayalini gerçekleştirdi.

Lüleburgaz ilçesinde erken doğum sonucu Umut Erkul’a epilepsi ve sağ hemiparezi teşhisi konuldu. Bunun yanında mental retardasyon teşhisi de konulan Erkul’un zihinsel engelli olduğu ortaya çıktı.

Umut Erkul, en çok istediği üniversiteyi az bir puanla kaçırdı. Oğlunun hayali olan kitabevi için anne Berna Erkul harekete geçerek, Lüleburgaz ilçesinde bulunan yerel yazarlar, yakınları ve komşularının desteğiyle imece usulüyle hazırlanan Umut Kitap Evi faaliyete başladı.

Oğlunun hayali için kollarını sıvadıklarını anlatan anne Berna Erkul, “Umut üniversiteyi az bir puan ile kaçırınca kitabevi açmak istedi, evde durmak ona iyi gelmedi. İmkanlarımız da kısıtlı olmasına rağmen ne imkanımız varsa, dostlarımızın, sevdiklerimizin desteği ile Umut’a hiç yoktan bir düzen kurduk. Hayalini gerçekleştirmek için adım attık. Evdeki kitaplarını, oyuncaklarını, çocukluk hatıralarını toparladık. Konu komşu, arkadaşları, öğretmenleri, ellerindeki kitapları Umut’a sundular. Küçük bir dükkan bulduk, şimdilik onu hayaline kavuşturduk” dedi.

“Hayallerinin peşinden koşuyor”

Küçük yaşlardan beri engeline rağmen hayal ettiği her şeyi yaptığını aktaran Berna Erkul, “Umut erken doğdu, 8 aylık dünyaya geldi. Çok zor günlerden geçtik. Yoğun bakımda 20 gün kendine gelmesini bekledik. Birlikte fizik tedavilere gittik. İlkokulda cihazlı ayakkabı kullanıyordu, sürekli nöbetçi öğrencilerin olduğu yerde onu beklerdim. Yürümede sorun yaşıyordu. O inatla ben yaparım, isteklerimin başında olmak isterim dedi. Her topluma katılmak ve deneyimlemek isteyen sosyal bir çocuk. Umut görerek ve duyarak her şeyi öğrenebiliyor. İlkokuldayken okuma yazmaya geçmeden önce sınıftan öğretmeninin istediği özel bir kitap almıştım. Öğretmeni de okumaya henüz geçmediği için yanında oturan öğrenciye kitabı vermek istemiş. Umut da önü boş kalsın istemezdi. Eve geldiğinde kitabı bize açtı. Ben okuyorum diyerek kitaptaki bütün konuları bana tek tek anlattı. Umut yazmadan okumayı söktü, o hayalleri ve istekleri olan bir çocuk. Kendini güzel ifade eden bir çocuk. İsteklerini de beni zorlayarak başarıya ulaştıran bir çocuk. Ben de annesi olarak onun arkasında olmaya çalışıyorum” diye konuştu.

Anne Erkul, kitabeviyle, hem oğlu Umut’un sosyalleşmesini hem de onun gibi özel bireylerin sosyalleşmesini amaçladıklarını söyledi.

“Burada kazandığım para ile gidip orijinal Galatasaray forması aldım”

Galatasaray’ı çok sevdiğini belirten Umut Erkul, “Çocukluğumdan beri Galatasaraylıyım, en büyük aşkımdır kendisi. Burada kazandığım para ile gidip orijinal Galatasaray forması aldım” ifadelerini kullandı.

ifadelerini kullandı.

Kendini geliştirmek istediğini aktaran Umut Erkul, “Burayı internette yayınlayıp daha büyük yerler açmayı düşünüyorum. Kendimi geliştirmek istiyorum. Kendim açısından da dükkan açısından da daha iyi yerlere ulaşabileceğimi düşünüyorum. Burayı çevre edinmek için açtım. Herkesi beklerim. Sadece kitap okumaya değil sohbet etmeye de gelebilirsiniz. Herkesi bekleriz” diyerek insanları kitabevine davet etti.

Yerel yazarlardan Umut’a destek

Lüleburgaz’da yerel yazar ve şairlerden oluşan topluluk Umut’un bu mücadelesine katkı sağlamak için kendi yazdıkları ve kütüphanelerinde bulunan kitapları kitabevine getirerek raflara okuyucuları ile buluşmaları için bıraktı.

Yerel yazar Yılmaz Taşdelen, amaçlarının onun işini toparlayıp kendi ayakları üzerinde durabilmesi, vergisini ödeyebilmesi, sosyal güvenlik primini yatırabilmesi gibi normal birey hissi yaşattıklarını söyledi. – KIRKLARELİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/zihinsel-engelli-genc-annenin-destegiyle-kitabevi-acti/feed/ 0
Kayseri Şehir Hastanesi’nde Gebe Okulu Eğitimleri https://www.haber60.com.tr/kayseri-sehir-hastanesinde-gebe-okulu-egitimleri/ https://www.haber60.com.tr/kayseri-sehir-hastanesinde-gebe-okulu-egitimleri/#respond Sat, 06 Jan 2024 09:21:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=2510 Kayseri Şehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğine bağlı gebe okulundaki eğitimlere katılan anne ve baba adayları, doğumun evreleri, lohusalık ve bebek bakımı gibi birçok konuda hem teorik hem uygulamalı eğitim alıyor.

Kentin ve bölgenin ihtiyaçlarına cevap veren Kayseri Şehir Hastanesi bünyesindeki gebe okulunda, yüz yüze ve çevrim içi eğitim imkanı sunuluyor.

Anne ve baba adaylarının birlikte katıldığı gebe okulunda, nefes egzersizi, plates eğitimi, bebeğin bakımı, gazının çıkarılması, annenin lohusalık dönemindeki ruhsal hali gibi pek çok konuda uzman ebeler eşliğinde eğitimler veriliyor.

Gebe okulunda çocuk bakımı ve hamilelik süreci hakkında detaylı bilgiler edinen baba adayları, oyuncak bebekler üzerinde pratik yapma fırsatı da buluyor.

Gebe Okulu Sorumlusu Uzm. Dr. Arzu Karakaş Aydın, AA muhabirine, dünya standartlarındaki eğitim ortamında 2 ebe eşliğinde anne adaylarına eğitimler verildiğini söyledi.

Aydın, gebe okulunda gebeliğin başlangıcı, fizyolojisi, annenin yaşayacağı sorunlar, geçireceği evreler, hangi ayda hangi sorunlarla karşılaşılacağı, doğum sonrası lohusalık bakımı, aile desteği, bunun önemi, bebek bakımı, bebek banyosu, doğum çantası hazırlanması gibi birçok konuda bilgiler verdiklerini anlattı.

Korkularını yenenler normal doğuma yöneliyor

Anne ve baba adaylarını beraber de eğitime aldıklarını belirten Aydın, şöyle konuştu:

“En temel amaçlarımızdan biri gebelerimizin doğum korkusunu yenmelerine yardımcı olmak. Gebelerimiz gerek basında gerek haberlerde gerek filmlerde doğumla ilgili korkunç sahnelere şahit oluyor. Kötü doktor, bebeği kaçıran ebe gibi sahneler, bağırış çağırış olan doğum sahneleri gebeleri olumsuz etkiliyor. Ülkemizde her yıl yaklaşık 1 milyon 300 bin doğum olmakta. Bunların hepsi bu kadar olumsuz bir hikayeyle mi sonuçlanıyor, biz hep olumsuz şeyleri duyuyoruz basından. Aslında birçok mutlu doğum haberlerimiz de var. Bunları da ön plana çıkarmak gerekiyor. Gebelerimizin korkuları büyüklerinden, komşu teyzeden, görümcesinden, teyzesinden, başkalarının yaşadığı doğum öykülerinden de kaynaklanıyor.”

Korkularını yenen gebelerin normal doğuma yöneldiğine dikkati çeken Aydın, “Gebe okulu, normal doğumu teşvik ediyor, normal doğum şansını da artırıyor. Bazı gebelerimiz direkt sezaryen diye bize geliyor ama gebe okulundaki derslerimizi dinlediğinde bunun fizyolojik bir şey olduğunu, rahatlatıcı tekniklerle ağrı korkusunun aslında çok da gerçeği yansıtmadığını, atlatabileceğini anlıyor.” dedi.

Aydın, eğitimlerden çok güzel dönüşler aldıklarını, bazı gebe adaylarının yurt dışından çevrim içi eğitimlere katıldığını kaydetti.

“Doğum süreci ve sonrasını bu bilgiler sayesinde kolay geçireceğimi düşünüyorum”

Eşiyle eğitime gelen, bir erkek bebek bekleyen Atasoy Asker de böyle bir eğitim ortamıyla karşılaşacağını tahmin etmediğini söyledi.

Güzel bilgiler edindiğini belirten Asker, “Özel hastanede bulamayacağınız bir ortam şu an burada var.” diye konuştu.

Anne adaylarından Bengüsu Sapancı da erkek bebek beklediğini, gebe olduğunu öğrenince hemen eğitimlere başladığını ve doğum süreci ile sonrasını bu bilgiler sayesinde kolay geçireceğini düşündüğünü dile getirdi.

Eşi Gökhan Sapancı ise “Eğitime çok gönüllü gelmedim, eşimin tavsiyesiyle geldim, mutluyuz, öğrendikçe kendimize güvenimiz artıyor.” ifadelerini kullandı.

“Normal doğum oranlarımız yüksek”

Şehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği Şefi Doç. Dr. Hüseyin Aksoy da 2018’de kentteki doğumevinden hastaneye taşındıklarını, yaklaşık 5 yıldır burada hizmet verdiklerini belirtti.

Bugüne kadar normal ve sezaryen dahil hastanede 50 bini aşkın doğum gerçekleştiğini anlatan Aksoy, “25 uzman hekimimiz var, içlerinde öğretim üyesi, doçentlerimiz, riskli gebelik uzmanlarımız var. 20 kadın doğum asistanımız var, onlara uzmanlık eğitimi veriyoruz. Yılda ortalama 11-12 bin civarında doğum oluyor. Doğumlarımızın büyük kısmı normal doğum olarak gerçekleşiyor. Normal doğum oranlarımız Türkiye geneline göre çok yüksek.” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kayseri-sehir-hastanesinde-gebe-okulu-egitimleri/feed/ 0
Şehit Piyade Uzman Çavuş Ali Akdoğan’ın Annesi Anı Odası Oluşturdu https://www.haber60.com.tr/sehit-piyade-uzman-cavus-ali-akdoganin-annesi-ani-odasi-olusturdu/ https://www.haber60.com.tr/sehit-piyade-uzman-cavus-ali-akdoganin-annesi-ani-odasi-olusturdu/#respond Sat, 06 Jan 2024 09:09:43 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=2505 Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) Suriye’nin Afrin bölgesinde yürüttüğü Zeytin Dalı Harekatı’nda şehit olan Piyade Uzman Çavuş Ali Akdoğan’ın annesi Fatma Akdoğan, oğlunun doğumundan şehit oluncaya kadar kullandığı eşyalarıyla anı odası oluşturdu.

İzmir’in Bayraklı ilçesi Osmangazi Mahallesi’nde yaşayan Fatma Akdoğan, oğlunun 2018 yılında şehit olmasının ardından odasında hatıralarını sergilemeye karar verdi.

Anne Akdoğan, şehit oğlunun bebeklik döneminde giydiği kıyafetler, eğitim hayatında aldığı karneler, askeri eşyaları, üniformaları, başarı belgeleri, fotoğrafları ve kişisel eşyalarının bulunduğu bir anı odası oluşturdu.

Odada, oğlu yaşasaydı bir köşede sergilemek istediğini söylediği tespih koleksiyonu için de özel bir yer ayıran anne Akdoğan, evlerinin bulunduğu apartmanın duvarına resmettirdiği büyük Türk bayrağının altına da oğlunun çok sevdiği “Hayat cesurları sever” sözlerini yazdırdı.

“Dua et ben de Suriye’ye gideyim şehit olayım”

Fatma Akdoğan, AA muhabirine, acısının halen taze olduğunu, oğlunun yokluğuna alışamadığını söyledi.

Oğlunun 2012 yılında Ankara’da ve Kars’ta vatani görevini yaptığını belirten Akdoğan, “Sürekli ‘asker olacağım’ diyordu. Çatışmalar olduğu için ben razı olmuyordum. Askerliğini tamamladıktan sonra başvuru yapmış ve sınavı kazanmış. Anne ‘ben uzman çavuş olacağım’ dedi. ‘Oğlum kalma’ dedim. ‘Anne ben çok istiyorum, askeriyeden beni vazgeçirme, senin duan bana yeter’ dedi.” ifadelerini kullandı.

Oğluyla şehit olmadan bir gün önce yaptığı telefon konuşmasını halen unutamadığını anlatan Akdoğan, “En son bir gün önce İlker Kahraman şehit olmuştu. Beni arayarak ‘anne şehit Atatürk Mahallesi’nden’ demişti. Üzüldüm, ‘Anne ağlama dua et, ben de şehit olayım’ dedi. ‘Ne biçim konuşuyorsun oğlum’ dedim. Bana, dua et ben de Suriye’ye gideyim şehit olayım, dedi.” şeklinde konuştu.

“Her gece aynı kokuyu duyuyorum”

Oğlunun şehit olduğunu bildiğini ancak kabullenmekte zorlandığını aktaran Akdoğan, günlerini anı odasında geçirdiğini, her gün oğlunun kabrini ziyaret ettiğini söyledi.

Akdoğan, şunları kaydetti:

“Odada Kur’an-ı Kerim okuyorum, şehitliğe de gidiyorum. Ses vermese de buz gibi taşlara sarılıp öpüp kokluyorum. Bazen konuşuyorum cevap vermese de resimde gülümsüyor. Öyle teselli buluyorum. Ali’nin odasına giriyorum, kokusu bambaşka bir koku. O kokusu bana yetiyor. Her gece aynı kokuyu duyuyorum. Çok zor ama bazen de rahatlıyorum. Hala kapı açılacak oğlum gelecek gibi hissediyorum. Bazen telefon ve zil çalıyor aniden koşturuyorum. Acaba Ali mi geldi diye? Sonra yok diyorum o şehit. Acısı çok büyük, mertebesi çok yüksek, onunla her zaman gurur duyuyorum.”

Akdoğan, diğer oğlunun dünyaya gelen çocuğuna Ali ismini verdiğini, en büyük isteğinin ise torununa amcasının kahramanlıklarını anlatmak olduğunu ifade etti.

Şehit annesi olarak terör belasının bitmesini çok istediğine işaret eden Akdoğan, “Çocuklarımızın kanı yerde kalmadı, kalmayacak. Artık evlatlarımız şehit olmasın. Allah, devlete, askerimize, ordumuza ve milletimize zeval vermesin. Bayrağımız inmesin, ezanımız dinmesin. Türkiye Cumhuriyeti’ni yok etmek isteyenler kendi kanlarında boğulsun.” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/sehit-piyade-uzman-cavus-ali-akdoganin-annesi-ani-odasi-olusturdu/feed/ 0
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Yeni Yılın İlk Bebeklerini Ziyaret Etti https://www.haber60.com.tr/aile-ve-sosyal-hizmetler-bakani-yeni-yilin-ilk-bebeklerini-ziyaret-etti/ https://www.haber60.com.tr/aile-ve-sosyal-hizmetler-bakani-yeni-yilin-ilk-bebeklerini-ziyaret-etti/#respond Sun, 31 Dec 2023 23:39:26 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=1832 Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Ankara’da dünyaya gelen yeni yılın ilk bebeklerini ziyaret etti.

Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nde normal doğumla üçüncü bebeğini dünyaya getiren anne Aslı Deveci’yi ziyaret eden Göktaş, 3 kilo 650 gram doğan kız bebek Beril Ece’nin ömrünün uzun, bahtının güzel olması, sağlıkla büyümesi temennisinde bulundu.

Anne Deveci’nin sağlık durumuna ilişkin bilgi alan Göktaş, Beril Ece bebeği kucağına alarak yakından ilgilendi.

Ailenin diğer çocuklarıyla ilgili de bilgi alan Göktaş, “Kardeşleri şimdi heyecanlı bekliyorlardır.” dedi.

Bakan Göktaş, ardından normal doğumla 3 kilo 350 gram olarak dünyaya gözlerini açan kız bebek Hatice Kübra’nın annesi Zeynep Cömert’i ziyaret etti.

Anne ve eşinin de aynı hastanede sağlık personeli olarak çalıştığını öğrenen Göktaş, “Bebekler bizim için çok kıymetli. Onlar bizim umudumuz, geleceğimiz.” diye konuştu.

Ziyaretlerinin ardından basın mensuplarına açıklamada bulunan Göktaş, yeni yılın ilk bebeklerini ziyaret ettikleri için çok mutlu olduğunu dile getirdi.

Hem bebeklerin hem de annelerin gayet sağlıklı olduğunu belirten Göktaş, “Her doğan bebek bizim için çok kıymetli. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de yaşlanan bir nüfus var. Her doğan çocuk ülkemizin geleceği için oldukça kıymetli. Bakanlık olarak hem aile hem çocuk odaklı politikalar üretiyoruz, üretmeye de devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

2024’ün sağlık ve esenlik getirmesini dileyen Göktaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

” Filistin’de bu gece dahi bombalar altında yeni yılı geçiren kadınlar ve çocuklar var. İnşallah ateşkes en kısa sürede sağlanır ve oradaki kadınlar ve çocuklar da sağlık ve huzura ererler. Bizler de Cumhurbaşkanı’mız önderliğinde din, dil, ırk ayrımı yapmaksızın hiç kimseyi geride bırakmıyoruz. Her türlü çocukların, kadınların, ailelerin yanında oluyor, olmaya da devam ediyoruz. Dün Filistinli, Ukraynalı çocukları ziyaret ettik. Onlar da zor süreçlerden geçti. Sayın Emine Erdoğan’ın da destekleriyle Filistinli çocukları ülkemize getirmeye yönelik çalışmalarımız devam ediyor. İnşallah bir an önce ateşkes sağlanır. Bizler de mazlum coğrafyalardaki çocuklarımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz.”

Bebeklerini kucağına almanın sevincini yaşayan anne Aslı ve Adem Deveci çifti, 2024 yılının ilk bebeği olması nedeniyle mutlu olduğunu söyledi.

Doğumun çok kolay geçtiğini, ebelerin kendisine çok yardımcı olduğunu dile getiren anne Deveci, “Bir kızım, bir oğlum vardı, bu çocuğum da kız oldu. Kardeşler merakla aşağıda bekliyor.” dedi.

“Amacımız doğumları normalleştirip güzelleştirmek”

Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Kadın Doğum Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Özlem Moraloğlu Tekin de hastanenin “gebe ve bebek dostu” olduğunu belirtti.

Hastanenin açıldığı günden bugüne normal doğumu desteklediği söyleyen Tekin, “Amacımız doğumları normalleştirip güzelleştirmek. Sağlıklı nesilleri topluma kazandırabilmek.” dedi.

Hastanede gebe okulunun da bulunduğunu bildiren Tekin, “Gebelerimiz ilk başvurularından itibaren eşleriyle gebe okullarına kaydını yaptırıp ücretsiz faydalanabiliyor. Özellikle emzirme, anne sütünün ve doğum şeklinin önemine dair pek çok konudan bahsediliyor. Profesyonel ekipten yardım alıyorlar.” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/aile-ve-sosyal-hizmetler-bakani-yeni-yilin-ilk-bebeklerini-ziyaret-etti/feed/ 0