Altın – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Wed, 31 Jul 2024 06:57:13 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Kara Altından Kara Kabusa: Irak’ın Petrol Tarihi https://www.haber60.com.tr/kara-altindan-kara-kabusa-irakin-petrol-tarihi/ https://www.haber60.com.tr/kara-altindan-kara-kabusa-irakin-petrol-tarihi/#respond Wed, 31 Jul 2024 06:57:13 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42749 BAĞDAT, 30 Temmuz (Xinhua) — 81 yaşındaki Hüseyin Ali Said’in tüm hayatı, Irak’ın kuzeyinde bulunan, zengin petrol rezervleriyle ünlü Kerkük’te geçmiş.

Petrol sektöründen emekli olan Said, memleketi Kerkük’ten bahsedildiğinde aklına uzun yollar kateden gümüş renkli boru hatlarıyla kaplı petrol sahalarının üzerinde yanan alevler geliyor.

KARA ALTINDAN KARA KABUSA

Birinci Dünya Savaşı’nın ardından İngilizler yenilgiye uğrayan Osmanlı İmparatorluğu’ndan aldıkları Bağdat, Basra ve Musul bölgelerini birleştirerek Irak adını verdiklerini yeni bir ülke kurdu ve bu ülkeyi manda altına aldı.

1927’de İngiliz, Hollandalı ve diğer Batılı petrol şirketlerinden oluşan bir ekip, Kerkük’teki Baba Gürgür Petrol Sahası’nda arama çalışmalarına başladı.

Sömürgecilerin açgözlülüğü işletme bedeli olarak Irak’ta çıkarılan petrole ton başına sadece dört altın şilin ödemelerinden belli oluyordu. Bu bedel, ham petrolün bir tonunun o zamanki fiyatının sadece yüzde 12,5’i kadarına denk geliyordu.

Batılılar, petrolü almak için Kerkük’ten Akdeniz’e kadar uzanan, zamanın en uzun boru hattını inşa etti. Bu hat, Avrupa’ya yılda 4 milyon tondan fazla petrol taşıma kapasitesine sahipti.

Irak’ta hiç ticari petrol rafinerisi kurmayan Batılılar, petrole dayalı yerel sanayilerin gelişmesine karşı çıkarak teknolojilerini paylaşmayı reddetti. Bunun sonucu olarak Irak, çok büyük petrol kaynaklarına sahip olmasına karşın petrol ürünlerini ithal etmek zorunda bırakıldı.

“Irak, altın taşımasına rağmen diken yiyen bir deve gibiydi” diye yakınan Hüseyin, “Zenginlik Batı’ya aktı. İngilizler, Fransızlar, Hollandalılar ve Amerikalıların hepsi buradan pay alırken Iraklılar hiçbir şey alamadı” diyor.

Bununla yetinmeyen Batılı güçler yeni kurallar koymaya başladı. 1928 yılında gizli bir toplantı yapan Amerikalı, İngiliz ve Hollandalı üç petrol devi, dünya petrol piyasasını kontrol etmek üzere imzaladıkları Achnacarry Anlaşması’yla bir kartel kurdu. 1930’larda dört Batılı petrol şirketinin daha bu gruba dahil olmasıyla Yedi Kız Kardeş diye anılan daha büyük bir petrol karteli ortaya çıkmış oldu.

Bu devler, petrolün üretim, taşınma, fiyatlandırma ve satış aşamalarını kontrol altına alarak petrol sektöründe tekel oluşturdu. 1913 ile 1947 yılları arasında Irak gibi petrol üreten Ortadoğu ülkelerinden 3,7 milyar ABD dolarından fazla gelir elde eden Batılı petrol şirketleri, işletme bedeli olarak bu ülkelere sadece 510 milyon dolar ödeme yaptı.

Hüseyin, “Kara altın, Batı’ya altın çağını yaşatırken Irak’ın kara kabusu oldu” diyor ve ekliyor: “Bazen hiç petrolümüz olmasaydı bizim için daha iyi olurdu diye düşünüyorum.”

ULUSAL BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİ

14 Temmuz 1958’de Bağdat sokakları bir anda silah sesleriyle doldu. Darbe yapan Abdülkerim Kasım, 2. Faysal’ı devirmiş, Irak Cumhuriyeti’nin kurulması ve İngilizlerin kontrolünün son bulmasına giden yolu açmıştı.

O tarihten sonra Irak, özgürlüğünü kazanabilmek için Üçüncü Dünya ülkeleriyle ittifak arayışına girdi. 1960 yılının Eylül ayında Irak’ın davetiyle Bağdat’ta bir araya gelen Venezuela, Suudi Arabistan, Kuveyt ve İran’ın temsilcileri tarafından, üye ülkelerin çıkarlarını korumayı ve petrol piyasası fiyatlarını istikrara kavuşturmayı amaçlayan Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) kuruldu.

1 Haziran 1972 tarihinde Irak Ulusal Petrol Şirketi Batılıların kontrolündeki Irak Petrol Şirketi’ni kamulaştırdı. Bunun ardından ortaya çıkan kamulaştırma dalgası hızla Kuveyt, Venezuela ve Suudi Arabistan gibi ülkelere yayıldı.

Yom Kippur Savaşı’nın yaşandığı 1973 yılının Ekim ayında Ortadoğu’daki petrol üreticileri, İsrail’e destek veren Batılı ülkelere karşı petrol ambargosu başlattı. Bunu bir fırsat olarak gören OPEC, petrol fiyatlarını belirleme gücünü daha da artırarak Aralık ayında petrol fiyatlarını varil başına 5,12 dolardan 11,65 dolara çıkardı.

Bu petrol krizi, Batı için petrolün sudan ucuz olduğu altın çağın bitmesi anlamına geliyordu.

Petrol fiyatlarının yükselmesiyle Irak, hızlı bir kalkınma sürecine girdi. Petrol sektörünün kamulaştırılmasının başladığı dönemde 392 dolar olan ülkedeki kişi başına düşen gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYİH) 1979’a gelindiğinde 2.858 dolara çıkmıştı.

TARİHİN TEKERRÜR EDİŞİ

20 Mart 2003’e gelindiğinde ise Bağdat’ta hava saldırısı sirenleri çalmaya başladı ve ülke bir kez daha karanlığa gömüldü.

Dönemin ABD Başkanı George W. Bush, “Irak’ta bir tehdidi ortadan kaldırıp ülkenin kontrolünü kendi halkına geri vermekten başka bir arzumuz yok” diyordu.

ABD işgalini haber alır almaz arkadaşlarıyla beraber ellerindeki petrol üretimiyle ilgili tüm materyalleri yaktığını anlatan Hüseyin, “Onları yakmasaydık Amerikalılar kesin gelir ve bir sorun çıkarırdı” diyor.

Hüseyin’in bu şekilde düşünmesinin sebebi ise ülkenin geçmişte yaşadıklarıydı. Nitekim, ABD Merkez Bankası eski Başkanı Alan Greenspan, anılarında da “Herkesin bildiği şeyi açıkça kabul etmenin siyasi açıdan doğru olmaması beni üzüyor: Irak’taki savaşta en büyük etken petroldü” itirafında bulunuyor.

“Tarih tekerrür etti ve Amerika’nın işgaliyle 100 yıl geri gittik” ifadelerini kullanan Hüseyin, “Petrol Iraklılara mutluluk getirmeliydi. Ne var ki bir asırı aşkın bir süredir ülke için bir lanet haline geldi” diyor.

2011 yılında ABD ordusu çekildiğinde geride ekonomik açıdan durgun, siyasi olarak bölünmüş ve terörizmle boğuşan bir Irak kalmıştı. Irak’taki savaşta ve onu takip eden şiddet olaylarında 200.000’den fazla sivilin öldürüldüğü ve 9 milyondan fazla kişinin yerlerinden edildiği tahmin ediliyor.

KÜRESEL GÜNEY İLE ORTAKLIK

Günümüzde ise petrol Irak ekonomisinin hala can damarı konumunda. Dünya Bankası’nın 2022’deki açıklamasına göre Irak’ın petrol gelirleri son on yıllık dönemde ülkenin ihracatının yüzde 99’undan fazlasını, hükümet bütçesinin yüzde 85’ini ve GSYİH’sinin yüzde 42’sini teşkil etti.

Irak’ın gerçek anlamda refah ve bağımsızlığa kavuşması için de ekonomisini çeşitlendirmesi kritik önem taşıyor.

Yıllar süren savaş ve krizin ardından ülkenin ekonomisini dönüştürmeyi amaçlayan bir hamleyle Irak, 2023’te 17 milyar dolar değerindeki Kalkınma Yolu projesini başlattı. Bu proje, ülkenin güney sahilindeki önde gelen bir ticari emtia limanını, demiryolu ve karayoluyla Türkiye sınırına bağlamayı hedefliyordu.

Bu proje, sadece Irak’ın petrol bağımlılığını azaltma kararlılığını değil, aynı zamanda ülkenin Küresel Güney ile işbirliğini güçlendirme arzusunu da ortaya koyuyor.

Ayrıca, 2023’ün Eylül ayında Irak’ın Basra kentiyle İran’ın sınır kenti Şalamçeh’i birbirine bağlayacak bir demiryolu projesi başlatan Irak içinde bulunduğumuz yılın Nisan ayında Türkiye, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’yle Kalkınma Yolu projesi için dörtlü bir Mutabakat Zaptı imzaladı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kara-altindan-kara-kabusa-irakin-petrol-tarihi/feed/ 0
CHP heyetinden Kırşehir’deki altın arama çalışmalarına tepki: Tarım ve hayvancılık bitecek, lütfen durdurun https://www.haber60.com.tr/chp-heyetinden-kirsehirdeki-altin-arama-calismalarina-tepki-tarim-ve-hayvancilik-bitecek-lutfen-durdurun/ https://www.haber60.com.tr/chp-heyetinden-kirsehirdeki-altin-arama-calismalarina-tepki-tarim-ve-hayvancilik-bitecek-lutfen-durdurun/#respond Sun, 14 Jul 2024 09:10:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39334 CHP Kırşehir Milletvekilli Metin İlhan ve Kırşehir Belediye Başkanı Selahattin Ekicioğlu, CHP İl Başkanı Baran Genç ve köy muhtarları ile birlikte Kırşehir Çimeli köyünde devam eden altın arama çalışmalarının çevreye verdiği zararı yerinde inceledi. İlhan, “Bir an önce hükümet yetkililerine sesleniyoruz. Bu altın arama faaliyetlerine bir dur deyin. İnsanların söylemlerini ciddiye alın. Bu altınların ne Kırşehir’e faydası olacak ne Türkiye’ye faydası olacak” dedi.

“HAYVANLIK VE ÇİFTÇİLİĞİ BİTİRECEKLER”

CHP Kırşehir Milletvekilli Metin İlhan, altın şirketleriyle mücadelelerinin devam edeceğini belirterek, “Yaklaşık üç yıldır bu altın şirketleri Çimeli Köyü’ne, Karahıdır Köyü’ne, Körpınar’a ve Seyfe Gölü’ne gözünü dikmiş durumda. Burada talan yapıyorlar. Her tarafa giriyorlar, çıkıyorlar, her tarafı oyuyorlar altın çıkarmaya çalışıyorlar. Sondajlar yapıyorlar. Çok ciddi bir tepki var. İnsanlar burada altın aranmasını istemiyorlar. Niye istemiyorlar? Çünkü buranın tarım ve hayvancılık geçim kaynağı. Hepinizin bildiği gibi Kırşehir’de tarım ve hayvancılıkla geçinen bir yer. Hayvancılıkla da ileri olan bir yer. Eğer burada altın aramalarına devam ederlerse yer altındaki su kaynaklarımız kesinlikle bitecek ve besiciliği bitirecekler. Onun için Körpınar’da Karacaören’de Karahır’da hayvancılığı ve çiftçiliği bitirecekler. Yani ekmeğimizle oynayacaklar. Lütfen bu altın şirketlerine dur deyin” diye konuştu.

“ESKİDEN TOPLA TÜFEKLE ŞİMDİ MADENLERLE SALDIRIYORLAR”

Şirketlerin burada çalışmalarını istemediklerini ve halkın yanında olduklarını vurgulayan İlhan, “Halkımız neyi istiyorsa onu yapacağız. Biz biliyoruz ki emperyalist güçler, Kanada şirketleri, Amerikan şirketleri, İngiliz şirketleri boşu boşuna buraya gözlerini dikmediler. Daha önce emperyalist güçler bir yere topla, tüfekle saldırırlardı. Şimdi madenlerine saldırıyorlar. ve Kırşehir’in de haritasını çıkardılar. Kırşehir’de altının olduğunu gördüler. ve Kırşehir’de şu an saldırı durumundalar. Biz kesinlikle buna izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

“BU PEMBE TABLOLAR KESİNLİKLE YALAN”

Mecliste de konuyu defalarca gündeme getirdiğini ve Altın şirketlerinin artık Kırşehir’de sondajı bırakmalarını istediklerini söyleyen İlhan, “Niye? Çünkü yakın zamanda Kaz Dağları’nda altın aradılar, orada doğayı tahrip ettiler. Siyanür kullandılar ve orada doğa çok büyük bir sıkıntı yaşadı. En yakın zamanda da şubat ayında İliç’te yaptılar. İliç’teki acı hala yüreğimizde. Hala acımız soğumamışken şimdi Kırşehir’de, Çimeli’de, Karahıdır’da, Körpınar’da buralara saldırılar niye?

Bir an önce hükümet yetkililerine sesleniyoruz. Bu altın arama faaliyetlerine bir dur deyin. İnsanların söylemlerini ciddiye alın. Bu altınların ne Kırşehir’e faydası olacak ne Türkiye’ye faydası olacak. Çünkü emperyalist güçler İngiliz, Amerika şirketleri ve bizim işbirlikçilerimiz gelip buradaki köylülerimizle konuşuyorlar. ‘Çocuklarınıza iş vereceğiz. Çocuklarınızın geçimini sağlayacağız. Ailelerin geçimini sağlayacağız’ diyorlar ama bu pembe tablolar kesinlikle yalan.” diyerek duruma tepki gösterdi.

“BU KIRŞEHİR’İN YOK OLMASI DEMEK”

Kırşehir Belediye Başkanı Selahattin Ekicioğlu da şunları söyledi: Bu bölgede bu dağlarda meramızın ot hayvancılığın olduğu, tarımın olduğu bölgede firmalar dağlarımızı delik deşik edip maden arıyorlar. Bu bölgede sadece tarım ve hayvancılık yok. Hemen kuş uçumu dört kilometre ileride Kırşehir var. Kırşehir’in su havzası bu bölgeden gidiyor. Şu anda başında bulunduğumuz çeşmede bile maden ararken yaptıkları sondajdan dolayı sular kesilmiş. Hayvanlar içecek suyu yok. Buradan yetkililere şunu söylüyorum; lütfen bu bölgede maden aramaya maden çıkarmaya, altın aramaya müsaade etmeyin.

Dün İliç’i gördük. Meclis’te araştırma komisyonundaki raporlara baktık. TMMOB’un yetkilileri şunu söylemişti; bura yaklaşık 58 bin dönüm bir alanı kapsayan Türkiye’nin en büyük altın arama bölgesi olacak. Bu ne demek biliyor musunuz? Kırşehir’in yok olması demek. Gelecek kuşaklara, çocuklarıma bırakın suyu, tarımı, eti, buğdayı, arpayı, ayçiçeğini yaşama hakkı tanımayacak. Kırşehir’den göçe zorlayacak. Bunun için bölge halkına ve Kırşehirlilere şunu söylüyorum; bu maden Kırşehir’i yok etmenin altyapısıdır. Lütfen duyarlı olalım. İmza kampanyalarına destek olalım.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-heyetinden-kirsehirdeki-altin-arama-calismalarina-tepki-tarim-ve-hayvancilik-bitecek-lutfen-durdurun/feed/ 0
Kırşehir’de Altın Arama Çalışmalarına Tepki https://www.haber60.com.tr/kirsehirde-altin-arama-calismalarina-tepki/ https://www.haber60.com.tr/kirsehirde-altin-arama-calismalarina-tepki/#respond Sat, 13 Jul 2024 21:48:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39140 (ANKARA) – CHP Kırşehir Milletvekilli Metin İlhan ve Kırşehir Belediye Başkanı Selahattin Ekicioğlu, CHP İl Başkanı Baran Genç ve köy muhtarları ile birlikte Kırşehir Çimeli köyünde devam eden altın arama çalışmalarının çevreye verdiği zararı yerinde inceledi. İlhan, “Bir an önce hükümet yetkililerine sesleniyoruz. Bu altın arama faaliyetlerine bir dur deyin. İnsanların söylemlerini ciddiye alın. Bu altınların ne Kırşehir’e faydası olacak ne Türkiye’ye faydası olacak” dedi.

CHP Kırşehir Milletvekilli Metin İlhan ve Kırşehir Belediye Başkanı Selahattin Ekicioğlu, CHP İl Başkanı Baran Genç ve köy muhtarları ile birlikte Kırşehir Çimeli köyüne gitti. Altın arama çalışmalarının çevreye verdiği zarara “dur” demek için bölgeye geldiklerini belirten İlhan, şöyle konuştu:

“Bugün Çimeli köyündeyiz. Hepinizin bildiği gibi iki hafta önce Cacabey meydanında bir basın açıklaması yapmıştık altınla ilgili. Bu altın şirketleriyle mücadelemiz şekilde devam ediyor, sürecek. Yaklaşık üç yıldır bu altın şirketleri Çimeli Köyü’ne, Karahıdır Köyü’ne, Körpınar’a ve Seyfe Gölü’ne gözünü dikmiş durumda. Burada talan yapıyorlar. Her tarafa giriyorlar, çıkıyorlar, her tarafı oyuyorlar altın çıkarmaya çalışıyorlar. Sondajlar yapıyorlar. Çok ciddi bir tepki var. İnsanlar burada altın aranmasını istemiyorlar. Niye istemiyorlar? Çünkü buranın tarım ve hayvancılık geçim kaynağı. Hepinizin bildiği gibi Kırşehir’de tarım ve hayvancılıkla geçinen bir yer. Hayvancılıkla da ileri olan bir yer. Eğer burada altın aramalarına devam ederlerse yer altındaki su kaynaklarımız kesinlikle bitecek ve besiciliği bitirecekler. Onun için Körpınar’da Karacaören’de Karahır’da hayvancılığı ve çiftçiliği bitirecekler. Yani ekmeğimizle oynayacaklar. Lütfen bu altın şirketlerine dur deyin. Gelsinler bizimle konuşsunlar. Biz onların burada çalışmalarını istemiyoruz. Biz sonuna kadar destekçiyiz halkımızın yanındayız sonuna kadar. Halkımız neyi istiyorsa onu yapacağız. Biz biliyoruz ki emperyalist güçler, Kanada şirketleri, Amerikan şirketleri, İngiliz şirketleri boşu boşuna buraya gözlerini dikmediler. Daha önce emperyalist güçler bir yere topla, tüfekle saldırırlardı. Şimdi madenlerine saldırıyorlar. ve Kırşhir’in de haritasını çıkardılar. Kırşehir’de altının olduğunu gördüler. ve Kırşehir’de şu an saldırı durumundalar. Biz kesinlikle buna izin vermeyeceğiz.

“Bu pembe tablolar kesinlikle yalan”

Mecliste de defalarca gündeme getirdim. Altın şirketlerinin artık Kırşehir’de sondajı bırakmalarını istiyoruz. Niye? Çünkü yakın zamanda Kaz Dağları’nda altın aradılar, orada doğayı tahrip ettiler. Siyanür kullandılar ve orada doğa çok büyük bir sıkıntı yaşadı. En yakın zamanda da şubat ayında İliç’te yaptılar. İliç’teki acı hala yüreğimizde. Hala acımız soğumamışken şimdi Kırşehir’de, Çimeli’de, Karahıdır’da, Körpınar’da buralara saldırılar niye? Bir an önce hükümet yetkililerine sesleniyoruz. Bu altın arama faaliyetlerine bir dur deyin. İnsanların söylemlerini ciddiye alın. Bu altınların ne Kırşehir’e faydası olacak ne Türkiye’ye faydası olacak. Çünkü emperyalist güçler İngiliz, Amerika şirketleri ve bizim işbirlikçilerimiz gelip buradaki köylülerimizle konuşuyorlar. ‘Çocuklarınıza iş vereceğiz. Çocuklarınızın geçimini sağlayacağız. Ailelerin geçimini sağlayacağız’ diyorlar ama bu pembe tablolar kesinlikle yalan.”

“Bu Kırşehir’in yok olması demek”

Kırşehir Belediye Başkanı Selahattin Ekicioğlu da şunları söyledi:

“Bu bölgede bu dağlarda meramızın ot hayvancılığın olduğu, tarımın olduğu bölgede firmalar dağlarımızı delik deşik edip maden arıyorlar. Bu bölgede sadece tarım ve hayvancılık yok. Hemen kuş uçumu dört kilometre ileride Kırşehir var. Kırşehir’in su havzası bu bölgeden gidiyor. Şu anda başında bulunduğumuz çeşmede bile maden ararken yaptıkları sondajdan dolayı sular kesilmiş. Hayvanlar içecek suyu yok. Buradan yetkililere şunu söylüyorum; lütfen bu bölgede maden aramaya maden çıkarmaya, altın aramaya müsaade etmeliyiniz.

Dün İliç’i gördük. Meclis’te araştırma komisyonundaki raporlara baktık. TMMOB’un yetkilileri şunu söylemişti; bura yaklaşık 58 bin dönüm bir alanı kapsayan Türkiye’nin en büyük altın arama bölgesi olacak. Bu ne demek biliyor musunuz? Kırşehir’in yok olması demek. Gelecek kuşaklara, çocuklarıma bırakın suyu, tarımı, eti, buğdayı, arpayı, ayçiçeğini yaşama hakkı tanımayacak. Kırşehir’den göçe zorlayacak. Bunun için bölge halkına ve Kırşehirlilere şunu söylüyorum; bu maden Kırşehir’i yok etmenin altyapısıdır. Lütfen duyarlı olalım. İmza kampanyalarına destek olalım.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/kirsehirde-altin-arama-calismalarina-tepki/feed/ 0
Eskişehir’de Safinaz Ayten cinayeti: Sanık, altınları çalmak için eve girdiğini itiraf etti https://www.haber60.com.tr/eskisehirde-safinaz-ayten-cinayeti-sanik-altinlari-calmak-icin-eve-girdigini-itiraf-etti/ https://www.haber60.com.tr/eskisehirde-safinaz-ayten-cinayeti-sanik-altinlari-calmak-icin-eve-girdigini-itiraf-etti/#respond Thu, 11 Jul 2024 23:42:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38710

ESKİŞEHİR’de, eşi ve oğlunun evde ölü bulduğu Safinaz Ayten’in (72) cinayet şüphelisi olarak tutuklanan sanık Mehmet Usta (34), mahkemedeki ilk savunmasında, iş arkadaşının eşi olan kadının kolundaki bileziği zorla aldığını itiraf etti. Evden ayrılırken Ayten’in yaşadığını öne süren Usta, “Tek amacım altınları alıp borcu ödemekti, Safinaz Ayten’i öldürmedim” dedi.

Tepebaşı ilçesi Zafer Mahallesi Özen Sokak’ta oturan Safinaz Ayten, ocak ayında eve gelen eşi ve oğlu tarafından, salonda ölü bulundu. Ayten’in yüz ve bileklerinde morluklar tespit edilirken, boynunun kırılarak öldürüldüğü belirlendi. Eskişehir Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi ekiplerinin başlattığı cinayet soruşturmasında incelenen mobese ve güvenlik kameralarında, eve kar maskesiyle giren şüphelinin özel bir sağlık kuruluşunda ambulans nakil aracı şoförü olan evli ve 2 çocuk babası Mehmet Usta olduğu belirlendi. İş yerinde gözaltına alınan Mehmet Usta, çıkarıldığı mahkemede ‘Hırsızlık’, ‘Yağma’ ve ‘Nitelikli kasten öldürme’ suçundan tutuklandı. Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı, sanık Mehmet Usta hakkında Safinaz Ayten’i ‘Nitelikli kasten öldürme’, ‘Yağma’ ve ‘Hırsızlık’ suçlamasıyla 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne dava açtı. İddianamede, sanık hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi.

İLK DURUŞMA

Eskişehir 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davanın ilk duruşmasına tutuklu sanığın yanı sıra öldürülen Safinaz Ayten’in yakınlarıyla avukatlar katıldı. Duruşmada ilk savunmasını yapan sanık Mehmet Usta, Safinaz Ayten’in kolundaki altın bileziği zorla aldığını kabul ederken, evden ayrıldığında yaşadığını öne sürüp cinayet suçlamasını reddederek, “Aileye başsağlığı diliyorum, böyle bir olayla karşılaştığım için pişmanım, üzgünüm. Yüklü borcum var. Bankalara da kredi borçlarım var. Sağlık kuruluşunda ambulansla nakil aracı şoförlüğü yanı sıra hafta sonu taksiyle saatli başka bir iş daha yapıyorum. Safinaz Ayten’in eşi Mehmet Ayten ile 6 ay önce girdiğim saatlik iş sırasında tanıştım. O iş yerinde ben şoförlük ve odun keserek para kazanıyordum. Mehmet Ayten iş yerinde ara sıra evdeki altınlarından, ayda 4 adet altın yaptığından, eşinin öğle saatlerinde pazara gittiğinden bahsediyordu. Bunları diğer çalışan arkadaşlar da duydu. Olaydan 1 ay önce evin anahtarını almaya karar verdim. Mehmet Ayten’in iş yerindeki dolabından ev anahtarlarını aldım. Olaydan önce 17 ve 19 Ocak’ta eve gittim. Anahtarları denedim dış kapıyı açtım ama içeri girmedim, daire kapısında da ayakkabılar vardı o zaman girmekten vazgeçtim” dedi.

Olay gününü detaylı anlatan sanık Mehmet Usta, tek amacının çalacağı altınlarla borcunu ödemek olduğunu öne sürerek, “22 Ocak’ta ödemem gereken borçlarım vardı, yine eve gittim. Evde hiç kimsenin olmadığını öğrenmek için 20 dakika daire kapısı önünde oturdum, zile bastım evde kimse yoktur diye de dua ettim. Zili çalınca bir teyze açtı kapıyı. Apartmana girene kadar maske ve eldiven vardı. Maskemi indirdim, ‘Seninle bir şey konuşmak istiyorum’ diyerek içeri girdim. Salonda ‘Benim yüklü miktarda borcum var, borç almaya geldim, geri ödeyeceğim’ dedim. ‘İmdat’ diye bağırmaya başladı, bu sırada bileğindeki altın bileziği görmüştüm. Bir elimde ağzını kapatıp diğer elimde zorla bileziği aldım. Evden çıkarken benim sırtıma vurdu. Daha sonra evden çıkıp kaçtım. Ben evden ayrıldığımda teyze hayattaydı. Evden çıkınca kuyumcuya gittim bileziği 53 bin liraya bozdurdum. Borçlarımın bir kısmını ödedim. Gece sağlık kuruluşunda nöbetteyken polis geldi, hırsızlık yaptığımı itiraf edip, o gün kullandığım kar maskesi ve eldiveni teslim ettim. Teyzenin öldüğünü o gecenin sabahında gelen avukatımdan öğrendim. Tek amacım altınları alıp borcu ödemekti, Safinaz Ayten’i öldürmedim. Karşı tarafın zararını da karşılamak isterim” diye konuştu.

Mahkeme heyeti, tanık ve avukatların beyanlarının ardından sanık Mehmet Usta’nın tutukluluk halinin devamına karar verip, duruşmayı erteledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/eskisehirde-safinaz-ayten-cinayeti-sanik-altinlari-calmak-icin-eve-girdigini-itiraf-etti/feed/ 0
Adana’da düşük ayarlı altın üretimi suçlamasıyla açılan dava https://www.haber60.com.tr/adanada-dusuk-ayarli-altin-uretimi-suclamasiyla-acilan-dava/ https://www.haber60.com.tr/adanada-dusuk-ayarli-altin-uretimi-suclamasiyla-acilan-dava/#respond Wed, 10 Jul 2024 08:03:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38315

ADANA merkezli 4 ilde düşük ayarlı altın üretip piyasaya sürmeye çalıştıkları iddiasıyla ‘parada sahtecilik’ suçundan 2 yıldan 12’şer yıla kadar hapis cezası istemiyle haklarında dava açılan, kuyumcular ve yanlarında çalışan 10’u tutuklu, 13 sanık, ilk duruşmada suçlamaları reddetti. Mahkeme, tutuklu 10 sanığın yurt dışı çıkış yasağı ile tahliyesine karar verdi.

Polis ekipleri tarafından yapılan çalışmada, değerli metallerden takı ve mücevherlerin imalatı, toptan ve perakende satışını yapan Y.A., C.M., G.A., D.D. ve A.E.F.’nin üretim ve imalatının Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü tekelinde bulunan milli ziynet altınlarının olması gereken ayardan düşük üretip, Adana ve çevre illerde tanıdıkları kuyumcularla piyasaya sürdükleri yönünde bilgiye ulaştı. Yapılan soruşturma kapsamında piyasaya sahte altın sürdükleri iddia edilen kuyumculara ve yanlarında çalışanlara yönelik 14 Mayıs’ta Adana merkezli Mersin, Yozgat ve Kahramanmaraş’ta ‘Ayar-3’ operasyonları düzenlendi. Operasyonlarda, sahte altın atölyelerinde ve kuyumcularda değeri yaklaşık 50 milyon lira olan 3 bin 646 çeyrek altın, 811 yarım altın, 1614 tam altın ile 57 Reşat altını, altın kalıpları, 86 sayfalık sipariş defteri, 38 sayfa sipariş fişi ile 3 sayfası yazılı ajanda ele geçirildi.

RAPOR: STANDART DEĞERLERE UYGUN DEĞİL

Ele geçirilen altınlara ilişkin Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü’nce düzenlenen raporda, altınların düşük ayarlı olduğu, standart değerlere uygun ve darphane baskısı olmadığı, sahte ve aldatma kabiliyetinin olduğu belirtildi. Yakalanan şüphelilerden A.Ç., C.G., D.D., G.A., H.S., İ.T., K.T., M.G., N.D. ve R.E. tutuklandı, C.M., H.K. ile İ.T. ise serbest bırakıldı.

Cumhuriyet savcısı soruşturmasını tamamlayarak kuyumcular ile yanlarında çalışanlar hakkında ‘parada sahtecilik’ suçundan iddianame hazırladı. Adana 14.Ağır Ceza Mahkemesi’ne 2’şer yıldan 12’şer yıla kadar hapis cezası istenen sanıkların yargılanmasına başlandı.

‘DÜĞÜNDE TAKILAN ALTINLARI EMANET OLARAK BIRAKTILAR’

İlk duruşmaya 10’u tutuklu, 13 sanık ve avukatları katıldı. 20 yıllık kuyumcu olduğunu belirten sanık C.G., polislerin ele geçirdiği altınların kendisine emanet olarak bırakıldığını ifade ederek, “R.T., M.K.A. ve A.G., bana düğünde takılan takılarını emanet olarak bıraktı. Bu ele geçen düşük altınlar ismini saydığım kişilere aittir, benim büyük bir kasam olması nedeniyle bana bırakıyorlardı” diyerek beraatini ve tahliyesini istedi.

‘ALTINLARIN HEPSİ 22 AYAR’

25 yıldır hurda ve küçük altın satımı yaptığını belirten D.D. ise tanınmış bir esnaf olduğunu söyledi. Ele geçen altınların hepsinin 22 ayar altın olduğunu ifade eden D.D., “Biz müşterilerden gelen altınları kendi imkanlarımızla kontrol ederiz, sonrasında bunu eritip has altına çeviririz, biz kuyumcular altının sadece 22 ayar olup olmadığını anlarız, başka bir şeyini anlayamayız. Kolluk kuvvetleri dükkana geldiğinde ele geçen maddeler vitrinde satışa hazır değildi, eritmek için siyah çantada bulunmaktaydı. Gelen altınları müşterilerden, esnaftan almaktayız, hangilerini kimden aldığımı tam olarak hatırlamıyorum, suçsuzum beraatimi ve tahliyemi talep ederim” diye konuştu.

Sanıklardan D.D. ve C.M.’yi kuyumcu olmaları nedeniyle tanıdığını diğer sanıkları ise tanımadığını söyleyen sanık G.A. da hurda altın alım satımı yaptığını, bütün altınların faturalı olduğunu söyledi.

SUÇLAMAYI KABUL ETTİ: YARIM VE TÜM ALTIN YAPTIM

6 Şubat depreminde iş yerinin zarar gördüğünü, sanıklardan İ.T.’nin evini kendisine açtığını belirten A.Ç., depremden sonra birçok bölgeye sipariş usulü çeyrek altınlardan küpe, kolye, bileklik yapıp esnafa sattığını söyledi. A.Ç., “Esnaf bunu birinci baskı mı ikinci baskı olup olmadığını bilemez, benden alan esnaf bunu anlayamaz, darphane baskısı olmayan çeyrek, yarım ve tüm altın yaptım. Bunları kullanarak yüzük, kolye bileklik yapıp sattım, darphaneden aldığımız altınlara yaptığımız işçilikler beni kurtarmamaktaydı. Bu nedenle bu yola başvurdum. Bu durumdan elemanlarımın haberi vardı ancak iştirakleri yoktu. Bunu sadece ben yapıyordum, ben bu yola toparlanmak adına başvurdum” dedi.

‘ÇOCUĞUMUN SÜNNETİNDEN TAKILAN ALTINLARDI’

Sanık C.M., ele geçirilen altınların çocuğunun sünnet düğünden sonra takılan altınlar olduğunu söyledi. Sanık A.Ç.’nin yanında çalışan H.S. de deprem nedeniyle işsiz kalınca A.Ç.’nin yanına temizlik işi için girdiğini belirtti, kalıplardan haberi olduğunu ancak nasıl kullanıldığını bilmediğini ifade etti.

Sanık İ.T.’nin oğlu olduğunu söyleyen İ.T., olay tarihinde ele geçirilen altınların kendisinin olduğunu, aynı zamanda çiftçilik de yaptığını, yıllardır tüm birikimlerini altına çevirdiğini, altınların sahte olup olmadığını bilmediğini söyledi.

Cumhuriyet savcısı, mütalaasında, delillerin toplanmış olması, sanıkların sabit ikametgah sahibi olmaları, delilleri karartma ihtimallerinin ve kaçma şüphelerinin bulunmaması hususları gözetilerek sanıkların yurt dışı adli kontrol hükümleriyle birlikte tahliyelerine karar verilmesini talep etti. Sanık avukatları da müvekkillerinin suçsuz olduğunu belirtip tahliyelerini istedi.

TAHLİYE OLDULAR

Mahkeme heyeti, sanıklar hakkında devam eden kovuşturmanın geldiği aşama, delilleri karartma şüphelerinin bulunmaması gözetilerek mevcut durum itibariyle tutuklama tedbirinin devamının artık gereksiz olduğunu belirterek yurt dışına çıkmış yasağı ile tahliyelerine karar verdi. Duruşma eksikliklerin tamamlanması için ertelendi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/adanada-dusuk-ayarli-altin-uretimi-suclamasiyla-acilan-dava/feed/ 0
İzmir’de Aliağa Gümrüğü ve gümrük müşavirliklerine yönelik yolsuzluk operasyonunda 77 şüpheli gözaltına alındı https://www.haber60.com.tr/izmirde-aliaga-gumrugu-ve-gumruk-musavirliklerine-yonelik-yolsuzluk-operasyonunda-77-supheli-gozaltina-alindi/ https://www.haber60.com.tr/izmirde-aliaga-gumrugu-ve-gumruk-musavirliklerine-yonelik-yolsuzluk-operasyonunda-77-supheli-gozaltina-alindi/#respond Tue, 09 Jul 2024 22:15:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38238 İzmir’de Aliağa Gümrüğü ve kentte bulunan gümrük müşavirliklerine yönelik geniş çaplı yolsuzluk operasyonunda haklarında gözaltı kararı verilen 78 şüpheliden 77’sinin gözaltına alındığı operasyonda yeni detaylar ortaya çıktı. Rüşvet suçuna konu meblağın yaklaşık 50 milyon TL civarında olduğunun değerlendirilirken, şüphelilerin işledikleri suçlar da tek tek tespit edildi. Öte yandan, şüphelilere ait adreslerde yapılan aramalarda ise milyonlarca liralık döviz, çok sayıda tam, yarım, çeyrek altınlar, bilezik ve 479 bin 400 lira para ele geçirildi.

Edinilen bilgiye göre, Aliağa Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İzmir Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğümüz Aliağa KOM Büro Amirliğince; yaklaşık bir buçuk yıldır yürütülmekte olan “rüşvet” ve “görevi kötüye kullanma” soruşturması kapsamında; bugün sabah saat 05.30’da İzmir merkezli toplam 8 ilde eş zamanlı operasyon gerçekleştirilmişti.

77 şüpheli gözaltına alınmıştı

Yürütülen teknik ve fiziki takibin ardından 139 şüpheli belirlenirken, bu şüphelilerin arasında 17 gümrük memuru, 1 TSE personeli, 35 farklı gümrük müşavirliği firmasının 40 şirket ortağı, yöneticisi, 15 farklı şirket müdürü, 47 şirket çalışanının olduğu ve operasyonda; 16’sı kamu görevlisi olmak üzere 77 şüphelinin gözaltına alındığı, 1 şüphelinin ise yurt dışında olduğunun belirlendiği öğrenilmişti.

İşledikleri suçlar tek tek tespit edildi

Aliağa Gümrük Muhafaza Müdürlüğünde görevli memurlar ile tespit edilen Gümrük Müşavirliği çalışanları arasında; gümrüklü alanda bulunan konteynırlarda öncelik sağlanması, kırmızı ve sarı hattan gelen konteynırların inceleme yapılmaksızın geçirilmesi, eksik beyanname ile muayene işleminin yapılması veya yapılmış gibi gösterilmesi, gümrük memurlarının şifreleri kullanılmak suretiyle ilgisiz kişilerce gümrük işlemlerinin yapılması, devletin alacağı vergi miktarının belirlenmesi veya ürünün ne olduğunun anlaşılması işlemi için laboratuvar ortamına gönderilmesi gereken ürünlerin gönderilmemesi gibi maksatlarla “rüşvet” ve “görevi kötüye kullanma” suçlarının işlendiği belirlendi.

Rüşvet suçuna konu meblağın yaklaşık 50 milyon TL civarında olduğu değerlendiriliyor

Belirlenen şüphelilerin hesap hareketleri ve birbirleri ile irtibatlarının tespiti için MASAK verileri ve telefon kayıtları incelenmiştir. Yapılan incelemelerde şüpheliler arasında son 5 yıla ait suça konu yaklaşık 25 milyon TL’lik hesap hareketi bulunduğu belirlendi. Şüpheli gümrük firmaları ve çalışanları tarafından, şüpheli gümrük personeline “masraf” adı altında para transferleri gerçekleştirildiği tespit edilirken, rüşvet suçunun, banka transferi haricinde altın ve döviz olarak elden ödeme şeklinde yapıldığı da yürütülen takip çalışmalarında ortaya çıktı. Rüşvet suçuna konu meblağın yaklaşık 50 milyon TL civarında olduğu değerlendirilirken, verilen rüşvet miktarının, gümrükteki işlemlerin uzaması durumuna ve elde edilecek vergisel veya maddi menfaate göre değişmekte olduğu da soruşturma sonucunda netlik kazandı.

Şüphelilerin tüm malvarlıklarına el konuldu

İzmir merkezli 8 ilde şüphelilere ait adreslerde yapılan aramalarda ise; 56 bin 344 Dolar, 16 bin 945 Euro, 52 tam altın, 56 çeyrek altın, 6 yarım altın, 12 bilezik, 135 gram altın, 95 Sterlin ve 479 bin 400 TL ele geçirildi. Soruşturma kapsamında şüphelilerin tüm malvarlıklarına el konuldu.

Gözaltına alınan şahısların emniyetteki işlemlerinin sürdüğü öğrenildi. – İZMİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmirde-aliaga-gumrugu-ve-gumruk-musavirliklerine-yonelik-yolsuzluk-operasyonunda-77-supheli-gozaltina-alindi/feed/ 0
Gaziantep’te 2024 Yılının İlk Antep Fıstığı Hasat Edildi https://www.haber60.com.tr/gaziantepte-2024-yilinin-ilk-antep-fistigi-hasat-edildi/ https://www.haber60.com.tr/gaziantepte-2024-yilinin-ilk-antep-fistigi-hasat-edildi/#respond Mon, 08 Jul 2024 21:57:28 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38105 Gaziantep tarımsal üretiminde önemli bir yer tutan Antep fıstığında 2024 yılının ilk ürünü hasat edildi. Gaziantep’in Karkamış ilçesine bağlı Teketaşı köyünden çiftçi Abdurrahman Açıkgöz tarafından yetiştirilen yılın ilk mahsul kırmızı kabuklu Antep Fıstığı Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) tarafından Cumhuriyet altınıyla ödüllendirildi.

Gaziantep ismiyle özdeşleşen, kent ve bölge ekonomisi için büyük önem taşıyan ‘Yeşil Altın’ Antep fıstığında, 2024 yılının ilk erkenci ürünü hasat edildi.

Doğal rengine ve tadına hasat mevsiminde yaklaşık bir ay önce kavuşan sezonun ilk Antep fıstığı için GTB’de ödül töreni düzenlendi.

GTB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Özmen ve Genel Sekreter Özgür Bayram’ın katılımıyla gerçekleştirilen törende, 2024 yılının ilk fıstığını yetiştiren çiftçi Abdurrahman Açıkgöz Cumhuriyet altınıyla ödüllendirildi

“Antep fıstığı bizim gözbebeğimiz”

GTB tarafından yılın ilk Antep fıstığına yönelik her yıl geleneksel olarak düzenlenen ödül töreninde konuşan GTB Yönetim Kurulu Başkanı Akıncı, “Antep fıstığı Gaziantep’in göz bebeği tarım ürünlerinin başında gelmekte. Bu topraklarda yüzlerce yıldır bolluk ve bereketin simgesi olarak kabul edilen Antep fıstığının ilk hasadını bu nedenle her yıl adeta bir bayram sevinci içerisinde karşılıyoruz” dedi.

Antep fıstığının Gaziantep için tarımsal bir üründen çok daha öte bir değer olduğuna işaret eden Akıncı, “Ata yadigarı, kültürel ürünümüz Antep fıstığı bu topraklar için sadece ekonomik bir değer değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi ve marka değeri oluşturmakta. Şehrimizin ismini taşıyan, yeşil altın olarak gördüğümüz Antep fıstığı; güçlü sosyal ve kültüre etkileşiminin yanı sıra Gastronomi kenti unvanımızın da en büyük tamamlayıcı unsurudur” şeklinde konuştu.

Borsadan ilk fıstığa cumhuriyet altını ödül

Antep fıstığı ile ilgili farkındalık oluşturmak ve çiftçiyi üretime teşvik etmek amacıyla her yıl geleneksel olarak sezonun ilk kırmızı ben fıstığını yetiştiren üreticiyi ödüllendirdiklerini kaydeden Akıncı, amaçlarının hem Gaziantep Ticaret Borsasının kuruluşundan bu yana gerçekleştirdiği önemli bir geleneği yaşatmak hem de üretimi zor ve meşakkatli olan Antep fıstığını yetiştiren üreticiyi küçük bir hediyeyle de olsa onura etmek olduğunu söyledi.

Bu sene Antep fıstığında var yılı olduğunu hatırlatan Akıncı, bazı bölgelerde yaşanan dolu olayı ve kendini hissettiren iklimsel değişikliklerine rağmen verimli bir sezon geçmesini beklediklerini belirterek, üreticilere bereketli bir hasat mevsimi temennisinde bulundu.

İkinci defa ilk fıstığı yetiştirdi

Yılın ilk Antep fıstığını üreten çiftçi Abdurrahman Açıkgöz ise ikinci kez yılın ilk Antep fıstığını yetiştirmenin mutluluğunu ve gururunu yaşadığını dile getirdi.

Geçen yıl da Gaziantep Ticaret Borsasına senenin ilk mahsul Antep fıstığını kendisinin getirdiğini hatırlatan Açıkgöz, “Köyümüzde yıllardır Antep Fıstığı üretimi ile iştigal etmekteyiz. Yaklaşık 150-200 dönümlük bir bahçede üretim yapıyoruz. Bahçemizde bulunan fıstıkların bir kısmı Barak Yıldızı ismiyle adlandırdığımız özel cins fıstık ağaçlarından oluşmakta. Bu ağaçlar kendi cinslerinden yaklaşık bir ay önce olgunlaşarak hasada hazır hale gelmekte. Bu sene sabah erken dalından kopardığımız ilk kırmızı kabuklu fıstıkları borsaya getirdim. Geçen seneki ilk fıstığa göre göre bu seneki fıstıklarımız 10 gün daha önce olgunlaştı. Tüm çiftçilerimize kazasız ve verimli bir sezon diliyorum ayrıca Gaziantep Ticaret Borsamıza fıstık üreticilerimize gösterdiği yakın ilgi ve desteklerinden dolayı teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

Konuşmaların ardından sezonun ilk kırmızı kabuklu Antep fıstığını yetiştiren çiftçi Abdurrahman Açıkgöz’e tam altın takdim edildi. – GAZİANTEP

]]>
https://www.haber60.com.tr/gaziantepte-2024-yilinin-ilk-antep-fistigi-hasat-edildi/feed/ 0
Yüzde 45’lik artışla altını solladı! 2024 yılının en kazançlı yatırım aracı ne olacak? Uzmanlar yorumladı https://www.haber60.com.tr/yuzde-45lik-artisla-altini-solladi-2024-yilinin-en-kazancli-yatirim-araci-ne-olacak-uzmanlar-yorumladi/ https://www.haber60.com.tr/yuzde-45lik-artisla-altini-solladi-2024-yilinin-en-kazancli-yatirim-araci-ne-olacak-uzmanlar-yorumladi/#respond Thu, 30 May 2024 21:40:41 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33756 2024 yılı itibarıyla finansal piyasalarda altın ve gümüş yatırımcılarına önemli kazançlar sağladı. Belirsizlik dönemlerinde güvenli liman olarak yatırım aracı olarak görülen altına son dönemde gümüş de eklendi. 2024 yılı başından itibaren gümüşteki artış altını geçti. 1 Ocak 2024 tarihinde 22 lira olan gümüşün gramı yaklaşık yüzde 45’lik artışla 32 liraya yükseldi. Gram altın ise bu süreçte bin 950 liradan yaklaşık yüzde 25’lik bir artışla 2 bin 450 lira seviyelerine yükseldi.

“UZUN VADE BAKILDIĞINDA ALTIN HEP KAZANDIRDI”

İç piyasada altına olan taleple ilgili konuşan Kapalıçarşı esnafı Cihat Zeytun, “Altın şu anki seviyesinden daha yüksek seviyeleri görmüştü. Uzun vade bakıldığında altının hep kazandırdığını görüyoruz. Vatandaşlar daha çok işçilik olmayan altınları yatırım için tercih ediyor. Takı olarak da alınsa yatırım amaçlı da alınsa uzun vade de arttığını görüyoruz. Gümüş de aynı şekilde son 6 ay içinde yüzde 50’ye yakın getiri sağladı. Gümüş, yatırımcılar için külçe ya da daha küçük parçalar halinde satılıyor. Gümüş de aynı altın gibi uzun vade değerlendirilmesi gereken bir yatırım aracı” ifadelerini kullandı.

Gümüşün altın karşısında yakaladığı yükseliş uzmanların ve analistlerin dikkatini çekerken 2024 yılının en kazançlı yatırım aracı olup olmayacağı da tartışılmaya başlandı.

JPMORGAN’DAN ALTIN VE GÜMÜŞ TAHMİNİ

JPMorgan ons altın ve gümüş için 2024 ve 2025 yılları için fiyat tahminlerini duyurdu. Altın fiyatının 2024 yılında 2315 dolar/ons olacağını tahmin ederken, 2025 yılında fiyatın 2504 dolara çıkacağını öngördü. 2024 için gümüş fiyatını 27 dolar/ons olarak tahmin eden JPMorgan, 2025’te fiyatın 30 dolar/ons olmasını bekliyor.

“ALTIN YENİ ZİRVELER YAPMAYA DEVAM EDECEK”

UBS stratejistleri, altın için tahminlerini eylül sonuna kadar ons başına 2500 dolara, yıl sonuna kadar ise 2600 dolara yükseltti. Bankanın yükseliş görünümü, nisan ayında ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirimlerine ilişkin beklentilerin yeniden fiyatlandırılmasına neden olan bir dizi yumuşak ABD verisinin yanı sıra daha güçlü Çin talebinden kaynaklanıyor.

UBS’in Değerli Metaller Stratejisti Joni Teves CNBC’nin, “Street Signs Asia” programına verdiği demeçte, “Altının yeni zirveler yapmaya devam edebileceğini düşünüyoruz” dedi.

Teves, “Gümüşün aslında yüksek altın fiyatlarından gerçekten faydalanabilecek en iyi konumdaki değerli metal olduğunu düşünüyoruz. Arada çok güçlü bir korelasyon var” dedi. Fed gevşediğinde, özellikle arz ve talep temellerinin sıkı kalması nedeniyle gümüşün “altından gerçekten daha iyi performans göstermek için iyi bir konumda” olduğunu da sözlerine ekledi.

“GÜMÜŞ TARTIŞMASIZ DAHA DA İLGİNÇ OLDU”

Değerli metaller araştırma danışmanlık şirketi Metals Focus’un Genel Müdürü Nikos Kavalis, CNBC’ye e-posta yoluyla yaptığı açıklamada, “Gümüş tartışmasız daha da ilginç oldu – nihayet altınla arayı kapatmayı başardı” dedi. Kavalis, piyasa altının yükselişine ikna oldukça ve rahatladıkça, bu yatırımcıların daha fazlasının gümüşe yöneldiğini belirtti.

ANZ’de kıdemli emtia stratejisti olan Daniel Hynes, “Maden üretimindeki yavaş büyüme ve güçlü endüstriyel talep, arzın talebin gerisinde kaldığını gösteriyor ve bu da piyasayı yapısal bir açıkta tutacak” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/yuzde-45lik-artisla-altini-solladi-2024-yilinin-en-kazancli-yatirim-araci-ne-olacak-uzmanlar-yorumladi/feed/ 0
Anadolu’da 4 Bin Yıl Önce İlk Şirket 15 Kilo Altınla Kuruldu https://www.haber60.com.tr/anadoluda-4-bin-yil-once-ilk-sirket-15-kilo-altinla-kuruldu/ https://www.haber60.com.tr/anadoluda-4-bin-yil-once-ilk-sirket-15-kilo-altinla-kuruldu/#respond Mon, 27 May 2024 01:36:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33302 Tarihte ilk şirket 15 kilo altınla kurulmuş

Anadolu’da 4 bin yıl önce 12 kişi altın verip şirket kurmuş

Kültepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu:

“Anadolu’da ilk defa burada karşımıza çıkıyor”

KAYSERİ – Kayseri tarihini 6 bin yıl önceye dayandıran arkeolojik bulgu ve belgelerin gün ışığına çıkarıldığı ve ‘Anadolu tarihinin başladığı yer’ olarak bilinen Kültepe Kaniş-Karum Ören Yeri’nde bulunan tabletler, özellikle dönemin ticari hayatı hakkında bilgiler veriyor. Kültepe-Kaniş-Karum Ören Yeri Kazı Başkanı Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu; Anadolu’da ilk şirketin yaklaşık 4 bin yıl önce 12 kişi tarafından 15 kilo altınla kurulduğunu söyledi.

Kayseri- Sivas karayolu üzerinde bulunan Kültepe-Kaniş-Karum Ören Yeri’nde Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu başkanlığındaki kazı çalışmaları Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde ve Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle devam ederken, elde edilen bulgular tarihe ışık tutuyor. 6 bin yıllık köklü geçmişi olan Kültepe Kaniş-Karum Ören Yeri’nde kazı çalışmaları 75 yıldır aralıksız devam ederken, Kazı Başkanı Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu; bu güne dek 20 binden fazla çivi yazılı tabletlerin bulunduğunu ifade etti. Tabletlerin çoğunun ticari amaçlı olduğunu ve o dönem bütün faaliyetlerin kayıt altına alındığını aktaran Prof. Dr. Kulakoğlu; “Kültepe’de Milattan Önce 2000, günümüzden 4000 yıl öncesine ait evlerde, evlerdeki arşivler içerisinde 20 binden fazla çivi yazılı tablet bulundu. Bu tabletlerin büyük bir kısmı okundu, en azından içeriği hakkında bilgi sahibiyiz. Kültepe’de tabletlerin bu kadar çok bulunmasının sebebi aslında ticaret. Yani para ile ilgili yapılan her işlem kayıt altına alınmış. Asur’dan çıkan kervanın yolda harcadığından başlayarak buraya gelişi, buradan başka şehirlere gidişi sırasında harcanan her şey yazılı olarak günümüze kadar ulaşmış. Ayrıca burada olan insanların birbirleriyle olan alacak verecek ilişkisi de kayıt altına alınmış ve şahitler huzurunda bunlar tutulmuş. Burası çok hareketli bir şehir, günümüzden 4 bin yıl öncesinde Metropolitan bir şehir. Yaklaşık 30 bin ile 50 bin arasında insanın yaşadığı bir yer burası. Gayet doğal olarak da çok farklı konular bir araya geliyor. Bu işler arasında önemli olan ticareti aktivitelerin de iyi bir şekilde belgelenmesi ve belgelendikten sonra esas olarak bizim en çok dikkatimizi çeken hususlardan bir tanesi” dedi.

12 kişi bir araya gelerek 15 kilo altın ile tarihteki ilk şirketi kurdu

Çıkan tabletlerdeki elde edilen bilgilerde Anadolu’da kurulan ilk şirketin 15 kilo altınlık bir sermaye ile kurulduğunun anlaşıldığını aktaran Porf. Dr. Kulakoğlu; bu şirketin 12 ortağı olduğunu belirtti. Kulakoğlu; “Bu işlemler sırasında kuruşuna kadar hesap tutacak şekilde maddi işlemler kaydedilmiş. Para etmeyen hiçbir işlem kaydedilmemiş. Buradaki belgelerin yüzde 99’u para ile ilgili. Tabi ki bu parayla ilgili konuların içeriğindeki bazı hallerde sosyal hayatı da öğreniyoruz. Evlilik kontratlarından, boşanmadan, mirastan, noterlik belgelerine kadar her şey var. Bunlar arasında ilginç olanlardan bir tanesi şirketlerin kurulmasıyla ilgili. Malum burası ticaret şehri. Ticaret yapılacak ve bu işi de usulüne göre yapacaklar, kayıt altına alınması gerekiyor. Gördüğümüz tabletler içindeki şirketlerin kurulmasına ilişkin çok ilginç bilgiler var. Kayseri Müzesi’nde sergilenen bir tablette; yaklaşık olarak 15 kilo altın ile kurulmuş bir şirketten bahsediyor. 12 kişi bir araya geliyor, herkes farklı farklı oranlarda altın vererek şirketin ortağı haline geliyor. Bu şirket sermayesini Amur İştar isimli tüccar 12 sene boyunca işletecek. Karın 3’te 1’i alıkonulacak, 3’te 1’i paylaşılacak şeklinde yürüyecek prosedür burada tayin edilmiş. Burada günü dolmadan şirket sermayesine koyduğu payı geri almak istediğiniz zaman 1 kilo altın yerine size yaklaşık 4 kilo gümüş verilecek. Aslında sermayeni günü gelmeden çekersen zarar etmiş oluyorsun. Yani 12 yıl gibi uzun bir süre sermayenin yerinde kalması garanti altına alınıyor. Bütün bu tabletteki konunun tamamı en sonunda ‘şahitler huzurunda’ şeklinde mühür basılarak imzalanıyor. Burada çıkan tabletler Milattan Önce 1950’li yıllardan sonraki dönemlere tarihlenen tabletler. Anadolu’da yazının ilk başladığı dönemdir. Doğal olarak da Anadolu’daki ilk şirketin beyan edilmesi, bir anlamda şirket senedidir. Anadolu’da ilk defa burada karşımıza çıkıyor” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/anadoluda-4-bin-yil-once-ilk-sirket-15-kilo-altinla-kuruldu/feed/ 0
TBMM İliç Maden Kazası Araştırma Komisyonu’nda bilim insanları sunum yaptı https://www.haber60.com.tr/tbmm-ilic-maden-kazasi-arastirma-komisyonunda-bilim-insanlari-sunum-yapti/ https://www.haber60.com.tr/tbmm-ilic-maden-kazasi-arastirma-komisyonunda-bilim-insanlari-sunum-yapti/#respond Sat, 25 May 2024 03:12:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33035 (ANKARA) – TBMM İliç Maden Kazasını Araştırma Komisyonu’nda bilim insanları milletvekillerine sunum yaptı. Uzmanların “altın madenciliğin önemi ve siyanürün insan ve çevreye zarar vermeyeceği” yönündeki açıklamaları, muhalefet milletvekillerinin eleştirilerine sebep oldu. CHP Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül, “Hocalarım da siyanürü o kadar güzel anlatıyorlar ki yani siyanürün sanki doğaya, çevreye hiçbir zararı yok. Biraz da Hocam, şu bölünmeyi de anlatırsanız, ‘Orası böyledir ama şu da şöyle olur, şunu yaparsak da… Burada onları da duymak istiyoruz. Siyanürü can Erzincan’ın tulum peyniri gibi anlatıyorsunuz” diye konuştu.

Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan Çöpler Altın Madeni’nde 9 işçinin toprak altında kaldığı liç kaymasıyla ilgili TBMM’de kurulan İliç Maden Kazası Araştırma Komisyonu, İliç’te maden alanı ziyaretinin ardından, bugün saat 14.00’te Komisyon Başkanı Atay Uslu’nun başkanlığında altıncı toplantı için bir araya geldi.

TBMM İliç Maden Kazasını Araştırma Komisyonu, İstanbul Teknik Üniversitesinden akademisyenleri dinledi. Komisyon bir altın maden sahası inceleyecek, İliç’teki şirket komisyonda dinlenecek. Ayrıca komisyonda gündeme gelen 300’ün üzerinde soru da ilgili bakanlıklar tarafından 10 Haziran’a kadar yanıtlanacak.

İstanbul Teknik Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Kumral başkanlığında, Prof. Dr. İrfan Yolcu Bal, Doç. Dr. Mustafa Özer, Doç. Dr. Cüneyt Atilla Öztürk ve Doç. Dr. Ömer Ündül milletvekillerine sunum yaptı.

“Kanser yapıcı etkisi yoktur”

Uzmanların altın madenciliğinin önemi ve siyanürün insan ve çevreye zarar vermeyeceğine ilişkin açıklamaları muhalefet milletvekillerin eleştirilerine sebep oldu. “Altın Madenciliğine Genel Bakış 13 Şubat 2024 Tarihli Maden Kazası Geçici ve Kalıcı Depolama Alanlarının Değerlendirilmesi Çözüm Önerileri” başlıklı sunumda siyanürün “Kanser yapıcı etkisi yoktur, kanserojen olmayan D Grubu bileşenleri arasındadır” ifadeleri yer aldı.

“liçin tasarımı… yığın liçinin kimyasallı suya doyması… arazi kontrolünde oluşan zaafiyet”

Madende liç yığının çökmesine ilişkin sebepler arasında “Yer seçimi, miktar ve alanın uyumsuzluğu, liçin tasarımı, yığın liçinin kimyasallı suya doygun hale gelmesi, arazi kontrolü ve yönetiminde oluşan zaafiyet” konuları yer aldı.

Uzmanlar, İliç’te de komisyon üyelerine yaptıkları sunumda kaymanın sebeplerine ilişkin açıklamaların aynısını komisyonda da tekrarladı. Bu çerçevede, yığın liç taneciklerinin boyutu nedeniyle liçe verilen kimyasallı suyun “geçirgenlik seviyesini” düşürdüğü, bu nedenle “göllenmeler” meydana geldiği, kaymaya sebep olabileceği” belirtildi.

Doç.Dr. Cüneyt Atilla Öztürk, sunumunda “altının önemini” anlatarak, Türkiye’nin altın üretimiyle kendi ihtiyacını karşılamadığını belirtti.

CHP Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül, “Cüneyt hocam, çok teşekkür ediyoruz. İliç’te de sağ ol, çok güzel anlattın. Öyle güzel anlattın ki sanki hepimizin liç yığının içine girmesi lazım gibi anlattın, Allah’ım senden 500 bin defa razı olsun” dedi.

Doç. Dr. Mustafa Özer de “Türkiye’de altını elde etme yönteminde kimyasallardan birinin siyanür olduğunu” söyledi. Özer, “yüzde 84 oranında bizim yöntemimiz yine siyanürle zenginleştirme yöntemi” dedi.

Deniz Yavuzyılmaz: “Asıl para orada”

CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz da “Siyanürün toprağa karışmasının ardından zararlı kimyasalları da açığa çıkartma ihtimali”ne işaret etti. Özer, “Siyanür, madencinin umursamadığı, maden üretimi yapanların hiçbir zaman dikkate almadığı, ‘yerin altına geçerse geçsin be kardeşim, benim için sıkıntı yok’ diyebileceği bir şey değil, çünkü asıl para orada, altın orada” şeklinde konuştu.

Yavuzyılmaz, “Yani aslında diyorsunuz ki ‘Yığın liç dağından kayan kütleyi şu anda şirket içinde siyanür olduğu ve altın olduğu için de iştahlı bir şekilde bir yere taşıyor, onu işlemden geçirecek, içindeki altını da böylece almış olacak. Maden şirketinin bakış açısı budur’ diyorsunuz yani” diyerek eleştirdi.

Bunun üzerine Komisyon Başkanı Atay Uslu araya girerek, “Biz hocalarımızı dikkatlice dinlemek istiyoruz, sonuna kadar dinlemek istiyoruz. Ondan sonra size söz vereceğiz, söz verdiğimizde de tekrar sorularınızı sorabilirsiniz” dedi.

Sarıgül: “Siyanürü can Erzincan’ın tulum peyniri gibi anlatıyorsunuz”

Sarıgül ise sunuma ilişkin eleştirilerine devam ederek şunları söyledi:

“Canım Başkanım, sizin demokrasi anlayışınıza, hoşgörünüze gerçekten çok teşekkür ediyoruz ama canım hocalarım da siyanürü o kadar güzel anlatıyorlar ki yani siyanürün sanki doğaya, çevreye hiçbir zararı yok. Biraz da Hocam, şu bölünmeyi de anlatırsanız, ‘Orası böyledir ama şu da şöyle olur, şunu yaparsak da… Burada onları da duymak istiyoruz. Siyanürü can Erzincan’ın tulum peyniri gibi anlatıyorsunuz, kurban olayım.”

“Aklamak ya da aklamamak gibi bir derdimiz yok”

Prof. Dr. Kumral ise “Bugün ülkemizde veya dünyada yüzlerce kişi elektrik çarpmasından ölüyor, biz ‘elektrik kötü’ diyor muyuz vekilim, demiyoruz. Ben şunu söyleyeyim, siyanürle ilgili toplumumuzda yanlış algılar var. Biz size burada belki bugüne kadar duyacağınız siyanürle ilgili en doğru bilgileri veriyoruz. Aklamak ya da aklamamak gibi bir derdimiz yok” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tbmm-ilic-maden-kazasi-arastirma-komisyonunda-bilim-insanlari-sunum-yapti/feed/ 0
Erzincan İliç’teki maden faciasıyla ilgili tartışma TBMM’de yaşandı https://www.haber60.com.tr/erzincan-ilicteki-maden-faciasiyla-ilgili-tartisma-tbmmde-yasandi/ https://www.haber60.com.tr/erzincan-ilicteki-maden-faciasiyla-ilgili-tartisma-tbmmde-yasandi/#respond Tue, 14 May 2024 23:33:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31734 (ANKARA)- TBMM Genel Kurulu’nda Erzincan İliç’te meydana gelen maden faciasında toprak altında kalanları arama çalışmaları ile ilgili DEM Parti ve AKP milletvekilleri arasında tartışma yaşandı. DEM Parti Tunceli Milletvekili Ayten Kordu, facianın meydana geldiği sahada cansız bedenleri kayıp olan işçilerin değil liç yığının içindeki altının arandığını savundu. AKP İstanbul Milletvekili Şengül Karslı’nın “Buradan bir siyasi kazanım beklentisi olmaksızın bu çalışmaları titizlikle yürütmemiz gerektiğini düşünüyorum” sözlerine Kordu, “Sorumlulukları var, böyle savunma psikolojisiyle cevap vermesinler” diye konuştu.

TBMM Genel Kurulu’nda DEM Parti Tunceli Milletvekili Ayten Kordu, gündem dışı söz alarak İliç’teki maden kazasıyla ilgili konuşma yaptı. Kordu, geçen hafta İliç Komisyonu’nun bölgede yaptığı incelemelere işaret ederek, burada soru sordukları yetkililerin sorumluluk almadığını ve herkesin sorumluluğu birbirine yüklediğini söyledi.

Kordu, şöyle konuştu:

“Orada zihniyet şu, İliç’te maden ocağındaki belli denetimsizlikleri açığa çıkartarak, bu maden çalışmaya nasıl devam eder, bu felaket nasıl devam eder… Hala altın peşindeler çünkü, öğretim üyesi de açıkladı, ‘Orada akan liç sadece liç değildir, içinde altın var’ denildi. Dolayısıyla o liç şu an pek çok kamyonla ve kepçeyle ‘ana mermer ocağı’ denilen yere yığılmış durumda. ‘İşçileri arıyoruz’, diyerek çalışmaları yürütmekteler ama asıl derdin altın olduğu çok açık bir gerçektir. Fırat’ın hemen yanı başında olan ve temiz su varlığının olduğu bu bölgede liç geçici bir yere taşınırken, gözlem kuyularının liç yığınının altında kaldığı Komisyon’da söylendi. Yine, orada İTÜ Jeoloji Mühendisliğinden İrfan Yolcubal yığın liçin yer altı sularını etkileyip etkilemediğini henüz bilmediklerini çok açık söyledi.

Bu sorumluluğu yüklenmeyen Bakanlıklar, altın madenlerine hala onay vermeye devam ediyorlar. Kapitalizmin kar hırsıyla madenler, doğamız, çevre sömürülmeye devam ediyor. Orada bir ekokırım, insanlık suçu işlenmeye devam ediyor. Fırat Nehri Basra Körfezi’ne kadar zehirlenmeyle çok açık karşı karşıya. Numunenin hangi standartlarda alındığı belli değil. Orada maden ocağı faaliyetleri durdurulmalıdır. Siyanürle ağır altın madenciliği yapan işletmelere ruhsat verilmemelidir. Ruhsat iptal edilmelidir.”

“SORUMLULARI ORTAYA ÇIKARACAĞIZ”

Kordu’nun konuşmasının ardından AKP İstanbul Milletvekili Şengül Karslı, İliç Komisyonu’nun üyesi olduğunu belirterek, “Henüz bu araştırma neticelenmemiş, dolayısıyla bu kazanın meydana gelme sebepleri tam olarak ortaya çıkmamıştır. Dolayısıyla hem milletimizi yanıltmamak hem yanlış bir kanaate ulaştırmamak, bir de buradan bir siyasi kazanım beklentisi olmaksızın bu çalışmaları titizlikle yürütmemiz gerektiğini düşünüyorum. Şundan milletimiz müsterih olsun, kazayla ilgili kafalarda tek bir soru işareti kalmayıncaya kadar sorumluları ortaya çıkaracağız” dedi.

DEM Parti’li Kordu söz alarak “Neden cevap verildi bilmiyorum. Sayın Milletvekili Komisyonda da böyle çok yapıyor, söz alınca arkadan niyeyse bir savunma psikolojisiyle sürekli cevap verme gereği duyuyor. Acaba iktidar vekili diye mi böyle yapıyor bilmiyorum” şeklinde konuştu.

“BUNLAR, AK PARTİ VE YANDAŞLARININ ÖNCÜLÜĞÜNDE ÇIKAN YASALARLA GERÇEKLEŞTİRİLİYOR”

Kordu, şunları söyledi:

“Açık beyan var, üstelik daha ileri giderek deprem kuşağı olmadığını, oranın deprem fay hattında olmadığını söylediler. Biz burada kamuoyuyla, halkımızla, Meclisle bu bilgileri paylaşıyoruz. Buna ilişkin böyle savunma psikolojisiyle cevap vermenin bir anlamı yok. Buradan çıkan yasalarla bu yapılıyor, AK Parti ve yandaşlarının öncülüğündeki çıkan yasalarla gerçekleştiriliyor. Sorumlulukları var, böyle savunma psikolojisiyle cevap vermesinler lütfen.”

AKP’Lİ Karslı ise maden sahasında bir faaliyet olmadığını, buna sahaya inerek baktıklarını kaydetti. Karslı, ” ‘Cenazeler araştırılmıyor, altın çıkarılıyor’ dediniz. indik, baktık, orada faaliyet yok” karşılığını verdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/erzincan-ilicteki-maden-faciasiyla-ilgili-tartisma-tbmmde-yasandi/feed/ 0
Erzincan’da toprak kayması: 90 gündür toprak altında kalan 5 işçi https://www.haber60.com.tr/erzincanda-toprak-kaymasi-90-gundur-toprak-altinda-kalan-5-isci/ https://www.haber60.com.tr/erzincanda-toprak-kaymasi-90-gundur-toprak-altinda-kalan-5-isci/#respond Mon, 13 May 2024 07:30:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31487 DİLAN KUTLU

(ANKARA) – Erzincan’ın İliç ilçesinde 13 Şubat’ta meydana gelen toprak kaymasının 90. gününde 5 işçi hala toprak altında… Dozer operatörü Mehmet Kazar’ın kızları Hatun Kazar ve Seher Kazar Osmaniye’deki evlerini ardında bırakarak geldikleri İliç’te babalarından haber bekliyor. Hatun Kazar, facia öncesi son telefon görüşmesinde babasının “İş yok bizi burada bekletiyorlar” dediğini aktardı. Hatun Kazar, “Babam daha önce bizimle konuştuğunda, ‘Çatlaklar açıldığında biz onu düzeltiyoruz’ diyordu. Demek ki o çatlaklar büyümeye devam ediyormuş. Olayın yaşandığı gün diğer vardiya arkadaşlarını da çağırmışlar ‘Risk var gönderelim’ dememişler. Aşağıda, konteynerlerin orada bekletilmişler” dedi.

Anagold Madencilik’in 2010 yılı aralık ayından itibaren altın üretimi yaptığı Çöpler Madeni’nde 13 Şubat Salı günü saat 14: 28’de toprak kayması meydana geldi. Maden ocağındaki 9 işçi bu kütlenin altında kaldı. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, hacmi 10 milyon metreküp olarak hesaplanan bir kütlenin kaydığını söylemişti.

Göçük altında kalan işçilerden Abdurrahman Şahin ve Hüseyin Kara taşeron Kar-Sa Şirket borulama ekibinde, Şaban Yılmaz taşeron Asil Çöpler Şirketi’nde kepçe operatörü, Fahrettin Keklik ana firma Anagold Madencilik’te idari işler personeli, Ramazan Çimen ve Kenan Öz’ün Anagold Madencilik’te kırıcı süpervizör, Adnan Keklik’in Anagold Madencilik’te ADR kıdemli süpervizörü, Uğur Yıldız’ın taşeron Çiftay Şirketi’nde kamyon şoförü, Mehmet Kazar taşeron Asil Keklik Şirketi’nde operatör olarak çalışıyordu.

Toprağın altından ilk çıkarılan Uğur Yıldız’ın cansız bedenine arama kurtarma çalışmalarının 53. gününde, Adnan Keklik’e 66. gününde, Ramazan Çimen ve Kenan Öz’e 81. gününde ulaşıldı. Facianın üzerinden 90 gün geçti, 5 işçi hala toprak altında…

Onlardan biri de madende dozer operatörlüğü yapan 52 yaşındaki Mehmet Kazar. Kazar, 3 çocuğunun geçimini sağlamak için Osmaniye’den İliç’e çalışmaya gelmiş. Madende 5 yıldır çalışan Kazar, ayda 45 bin TL kazanıyormuş.

Mehmet Kazar’ın kızları Hatun Kazar ve Seher Kazar, 90 gündür Osmaniye’den evlerinden uzakta, İliç’te bekliyorlar… 25 yaşındaki Hatun Kazar, Osmaniye’de üniversite öğrencisi, 22 yaşındaki Seher Kazar, üniversiteyi yeni bitirmiş… Babalarının toprak altından çıkarılmasını bekleyen Hatun Kazar, göçükten hemen önce babasıyla telefon görüşmesi yapmış.

ANKA Haber Ajansı’na konuşan Hatun Kazar, şunları söyledi:

“Babam daha önce bizimle konuştuğunda, ‘Çatlaklar açıldığında biz onu düzeltiyoruz’ diyordu. Demek ki o çatlaklar büyümeye devam ediyormuş. Olayın yaşandığı gün diğer vardiya arkadaşlarını da çağırmışlar ‘Risk var gönderelim’ dememişler. Aşağıda, konteynerlerin orada bekletilmişler.

Babam ve Şaban Yılmaz, iş bölümüne göre bekletmişler. Babam liçi seriyordu, Şaban Yılmaz düzeltiyordu. Babam ilk defa madende çalışıyordu. Ayda 45 bin TL kazanıyordu. Biz telefonda konuşurken olay oldu. Aradık görüntülü konuşmak istedik, ‘Konteynerdeyim, çay içiyorum içerideyim’ dedi. Annem de ‘İş yok mu’ diye sordu. Babam da ‘İş yok gibi bekletiyorlar, haber gelmesini bekliyoruz’ dedi. Sonra ses kesildi.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/erzincanda-toprak-kaymasi-90-gundur-toprak-altinda-kalan-5-isci/feed/ 0
İliç Maden Kazası İncelemesi: Aşırı Yükleme ve Sıvı Basma Olabilir https://www.haber60.com.tr/ilic-maden-kazasi-incelemesi-asiri-yukleme-ve-sivi-basma-olabilir/ https://www.haber60.com.tr/ilic-maden-kazasi-incelemesi-asiri-yukleme-ve-sivi-basma-olabilir/#respond Wed, 08 May 2024 07:27:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30782 Haber: DİLAN KUTLU- Kamera: UĞUR DEMİRCİ

(ERZİNCAN)- TBMM İliç Maden Kazasını Araştırma Komisyonu’nun CHP’li üyeleri, Erzincan ve İliç’te yaptıkları incelemelerle ilgili ANKA Haber Ajansı’na bilgi verdi. Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin, heyelana ilişkin “Aşırı bir yükleme ve aşırı sıvı basma olduğunu tahmin ediyoruz” derken; Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, “Sahada ve bize yapılan bilgilerden anladığımız Anagold’un işlettiği altın maden sahasının yığın liç kısmında aşırı yükleme yapılmış durumda” dedi.

Erzincan’ın İliç ilçesindeki Çöpler Altın Madeni’nde 13 Şubat’ta 9 işçinin toprak altında kaldığı siyanürlü toprak kayması ile ilgili TBMM’de kurulan İliç Maden Kazasını Araştırma Komisyonu, Erzincan’daki ziyaretlerinin ardından İliç’te kazanın olduğu ve toprak altında kalan 5 işçinin daha aramalarının yapıldığı Anagold Madencilik’in maden sahasındaki çalışmaları yerinde inceledi.

Komisyon üyelerinden CHP Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin ve CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, görüşmelere ve incelemelere dair izlenimlerini ANKA Haber Ajansı’na değerlendirdi.

CHP’li Şevkin, liç yığınının 3 ve 4. fazlarda 10 milyon metreküplük heyelanın olduğunu söyledi. Çamurlu ve akışkan haldeki liç nedeniyle uzunca bir süre mangan ocağına girilemediğini belirten Şevkin, “Şöyle bir soru sordum. Burada 47 milyon metreküplük pasayı alabilecek terk edilmiş bir mangan ocağı var. Buranın geçirimsizliği sağlanarak neden buraya yığmadınız da üst üste o yığın liçini oluşturarak bol miktarda siyanür ve sülfürik asit yükleyerek o zeminin stabil olmasının önüne geçildi” diye konuştu.

“AŞIRI YÜKLEME VE SIVI BASMA OLABİLİR”

Yığın liçine ilişkin “Aşırı bir yükleme ve aşırı sıvı basma olduğunu tahmin ediyoruz” diyen Şevkin, “Sıvı yoğunluğu artmış ve doygunluğa ulaşmasının sonucu aynı zamanda 270 metrelere varan bir yükseklikten de bahsediliyor, sıvının akışa geçtiği bahsediliyor. Jeoteknik olarak bu şev açılarının ve yüksekliğinin hesap edilmesi gerekiyordu. Kapasitesinin üstünde yığılma yapılmaması gerekirdi” ifadelerini kullandı.

Deniz Yavuzyılmaz ise “Sahada ve bize yapılan bilgilerden anladığımız Anagold’un işlettiği altın maden sahasının yığın liçi kısmında aşırı yükleme yapılmış durumda” dedi.

“DÜNYANIN EN YÜKSEK LİÇ SAHASI”

Yavuzyılmaz, yığın liç fazlarının yüksekliğini aştığını belirterek, “Burada 4 faza yığın liçi serilmiş, her biz fazda 8 basamak var. Her basamak 8 metreden oluşuyor. Yani 1 faz 64 metre, 4 fazın yüksekliği de 256 metreye ulaşmış durumda. Bu bakımdan da dünyanın en tehlikeli ve en yüksek yığın liç sahasından bahsediyoruz. 32 basamak olması gereken 4 fazda 33. basamakta işlem yapılırken bu kayma felaketi yaşanmış durumda” diye konuştu.

“10 MİLYON TON FAZLA YÜKLEME”

ÇED raporuna göre yığın liç fazlarının kapasitesinin 58 milyon ton olduğuna dikkat çeken Yavuzyılmaz, “Ancak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın yaptığı sunum ve verdiği resmi bilgiye göre bu yığın liç sahasının yüklenen liç miktarı 68 milyon ton yani 10 milyon ton fazla yükleme yapılmış durumda” diye konuştu.

“ÜRETİM BASKISI VAR”

ÇED raporlarında şirketin 5 ve 6 fazla ek kapasite artışına gideceğinin ifade edildiğine dikkat çeken Yavuzyılmaz, “5 ve 6. fazların sahada yapılmadığını yerinde tespit ettik. Dolayısıyla burada aşırı yükleme olduğu bir üretim baskısı olduğu net bir şekilde tespit edilmiş oldu. Burada kar hırsını görüyoruz, açgözlülük görüyoruz. Üretim zorlaması görüyoruz. Maalesef şirket adeta altın yumurtlayan bir tesisi, ‘daha fazla altın çıkaracağım’ diyerek kendi elleriyle imha etmiş, 9 işçimizden enkaz altında kalmasına sebebiyet verilmiş durumda” dedi.

“MURAT KURUM’UN İMZASI VAR”

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Çalışma Bakanlığı’nın da çalışmayla ilgili sorumluluk üstlenmediğini hatırlatan Yavuzyılmaz, “Sanki yığın liç dağı burada oluşmamış gibi ifadelerde bulundular. Ancak net olarak biliyoruz ki ‘ÇED olumlu’ görüşünün altında dönemin Çevre Bakanı Murat Kurum’un imzası var” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ilic-maden-kazasi-incelemesi-asiri-yukleme-ve-sivi-basma-olabilir/feed/ 0
İliç Maden Kazası Araştırma Komisyonu’nda Altın Miktarı Açıklandı https://www.haber60.com.tr/ilic-maden-kazasi-arastirma-komisyonunda-altin-miktari-aciklandi/ https://www.haber60.com.tr/ilic-maden-kazasi-arastirma-komisyonunda-altin-miktari-aciklandi/#respond Tue, 30 Apr 2024 23:54:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29943 DİLAN KUTLU

(ANKARA) – Erzincan’ın İliç ilçesindeki Çöpler Altın Madeni’nde 9 işçinin toprak altında kaldığı liç kaymasıyla ilgili TBMM’de kurulan İliç Maden Kazası Araştırma Komisyonu’nda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yetkilileri dinlendi. Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan yaptığı sunumda, “taşınan liç yığınının içerisinde 8 ton altın bulunduğunu” söyledi. MAPEG tarafından hazırlanan incelemelere göre; “yığın liçte yer değiştirme hareketlerinin kazadan yaklaşık 3 ay öncesinde artış yönünde eğilim gösterdiği ve kaza gününe kadar artarak devam ettiği tespit edildi” denildi.

Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan Çöpler Altın Madeni’nde 9 işçinin toprak altında kaldığı liç kaymasıyla ilgili TBMM’de kurulan İliç Maden Kazası Araştırma Komisyonu üçüncü toplantısını yaptı.

Komisyon, AKP Antalya Milletvekili Atay Uslu’nun başkanlığında toplandı. Komisyonda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’ndan gelen yetkililer dinlendi.

Komisyon 2 Mayıs’ta Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nı, 3 mayıs Cuma günü, Çalışma Bakanlığı’nı, 6 Mayıs pazartesi günü ise AFAD, Devlet Su İşleri (DSİ) ve Maden sahipleri Anagold ile Çalık Grubu’nun yetkililerini dinleyecek.

Başkan Atay Uslu, şirket yetkililerinin yerinde dinlenmesi gerektiğini belirterek pazartesi akşamı İliç’e giderek salı ve çarşamba günü incelemede bulunacaklarını söyledi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından hazırlanan sunumun aktarımı yapıldı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan yaklaşık iki saat içerisinde sunumu gerçekleştirdi.

TOGG ÜZERİNDEN MADEN ÖRNEĞİ

Tancan hazırladıkları sunumu aktarırken madenlerin gündelik hayatta kullanıldığı alanları anlattı, TOGG üzerinden örnek vererek, TOGG bataryasında kullanılan maden oranlarını açıkladı. Bunun üzerine İYİ Parti Manisa Milletvekili Şenol Sunat’ın, “reklamınızı iyi yapıyorsunuz” tepkisi salonda gülüşmelere sebep oldu.

“TÜRKİYE GENELİ 4 BİN 713 MADEN ARAMA RUHSATI VAR”

Türkiye’de son 10 yılda ortalama yıllık 758 milyon ton maden üretimi yapıldığını açıklayan Tarcan, 2023 yılında madencilik faliyetlerinin GSYH’deki payının yüzde 1,2 olduğunu, 307 milyar TL katkı sağladığını söyledi. Altında ithalat rakamlarının ihracat rakamlarının üzerinde olduğunu söyleyen Tarcan, “madencilik üzerinde cari açık veren ülkeyiz. 2022 yılında 6, 47 milyar dolarlık maden ihracatımız. 11, 6 milyar dolar ithalatımız var” dedi.

Türkiye geneli 4 bin 713 maden arama ruhsatı, 10 bin 147 işletme ruhsatı verildiğini açıklayan Abdullah Tancan, maden denetimlerinin riskli gruplarına göre 2 yıl ile 3 ay arasında değişiklik gösterebileceğini söyledi. İliç maden ocağının ise 3. risk grubunda olduğunu 6 ayda bir incelendiğini söyledi.

SAHADA EN SON DENETİM AĞUSTOS 2023’TE YAPILMIŞ

Sunumda, kazadan önce sahadaki son denetimin Ağustos 2023’te yapıldığı, arama çalışmaları devam eden 7 işçinin Sabırlı Deresi’nde olduğu aktarıldı. Tancan, liç alanın yüksekliğinin 97 metre olduğunu, yığın liç alanında 34 milyon 338 bin metreküp mazlemenin bulunduğu, alandan 10 milyon metreküp malzemenin aktığını, sabırlı deresine 4,5 milyon metreküp manganez ocağına 1 milyon 922 milyon metreküp yığın aktığı 3 milyon 797 metreküp malzemenin yığın liç sınırları içerisinde kaldığını söyledi.

Tancan, kayan yığın liç malzemesinin geçiçi depolama alanına taşınmasının devam ettiğini, günlük toprak taşıma miktarının 75 bin metreküpe ulaştığını belirtirken, DSİ tarafından siyanürlü malzemenin Bağıştas Barajı’na karışmasını önlemek için liç yığının önüne set çekildiğini belirtti.

“KAYAN TOPRAKTA 8 TON ALTIN CEVHERİ VAR”

Bakan Yardımcısı Tancan, taşınan liç yığınının içerisinde 8 ton altın bulunduğunu söyledi. CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz’ın “cevherli toprak tekrar işletilecek mi?” sorusuna Tancan, “bilgisinin olmadığını” söyledi.

TOPRAKTA KAYMALAR 3 AY ÖNCESİNDE TESPİT EDİLDİ

MAPEG tarafından hazırlanan incelemelere göre; “yığın liçte yer değiştirme hareketlerinin kazadan yaklaşık 3 ay öncesinde artış yönünde eğilim gösterdiği ve kaza gününe kadar artarak devam ettiği tespit edildi” denildi.

KOMİSYONDA KAZAYA İLİŞKİN GÖRÜNTÜLER İZLETİLDİ

Sunumda kazanın gerçekleştiği gün farklı açılardan çekilen videolar ve maden alanının son durumuna ilişkin  görüntüler gösterildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ilic-maden-kazasi-arastirma-komisyonunda-altin-miktari-aciklandi/feed/ 0
İliç Maden Kazası Araştırma Komisyonu İkinci Kez Toplandı https://www.haber60.com.tr/ilic-maden-kazasi-arastirma-komisyonu-ikinci-kez-toplandi/ https://www.haber60.com.tr/ilic-maden-kazasi-arastirma-komisyonu-ikinci-kez-toplandi/#respond Thu, 25 Apr 2024 00:30:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29215

(ANKARA) – Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan Çöpler Altın Madeni’nde 9 işçinin toprak altında kaldığı liç kaymasıyla ilgili TBMM’de kurulan İliç Maden Kazası Araştırma Komisyonu ikinci kez toplandı. Komisyon Başkanı Atay Uslu, “Biz ne dersek diyelim, altın madenciliği ile ilgili bir ihtiyaç, bir ekonomik değer ortada var. Mesele ya madencilik ya çevre değil. Bizim elimizde fırsat var. Bu fırsatı mümkün oldukça kullanalım” dedi.

Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan Çöpler Altın Madeni’nde 9 işçinin toprak altında kaldığı liç kaymasıyla ilgili TBMM’de kurulan İliç Maden Kazası Araştırma Komisyonu ikinci toplantısını yaptı.

ŞEVKİN: “ÇÖPLER MADEN FACİASI BAĞIRA BAĞIRA GELEN BİR FACİAYDI”

Toplantıda komisyon üyeleri komisyonun yapacağı çalışmalarla ilgili görüşlerini dile getirdi. Komisyon çalışmalarının maden facialarına son verilmesi için gerekli önlemlerin alınması bakımından önemli bir sorumluluğu olduğunu vurgulayan CHP Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin, şunları söyledi:

“Bu toplantıda yapılan görüşmelerde öncelikle mutlaka şirket yetkililerinin dinlenmesi gerekmektedir. Şirket yetkililerinin ardından ilgili bakanlıkların, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Enerji Bakanlıkları gibi bakanlıkların bu konudaki görüşlerinin alınması, meslek odalarının dinlenmesi ve görüş alınması gerekiyor. Bununla ilgili komisyona CHP olarak yaptığımız raporu da sunacağız. Madenin iyi ve kötü örnekleri var. Bu örneklerin yerinde incelenmesinin önemli olduğunu düşünüyorum. Yine tıbbi jeoloji açısından bu yeraltı sularına ve toprağa karışan zehirli minerallerin ne tür zararlar yaratacağına ilişkin doktor arkadaşlarımızın da fikri dinlenmeli. Söylenecek çok şey var gerçekten. 13 Şubat 2024 Salı günü meydana gelen Çöpler Maden faciası bağıra bağıra gelen bir faciaydı. İki yıl önce aslında bu siyanür atığı doğaya salınmış ve emare vermişti aslında. Altın aramak dünyanın en tehlikeli işlemlerinden biri. Buna ihtiyaç var mı, endüstriyel olarak ne kadar ihtiyaç var, ülkeye ne gibi bir katma değer sağlıyor bunu iyi değerlendirmek lazım.”

YAVUZYILMAZ: “AKP, ARAMA KURTARMA ÇALIŞMALARINI YİNE ELİNE YÜZÜNE BULAŞTIRDI”

CHP Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz ise şunları söyledi:

“Bu felaketin neden gerçekleştiği, sorumluluk alanına hangi bakanlıkların girdiği, sorumluluklarının neler olduğunu anlamak için buradayız. Bu bakımdan önce genel bir değerlendirme yapmak istiyorum. Bu felaket siyanür içerikli milyonlarca ton yığın liç malzemesinden oluşan yapay bir dağın kayması. Yığın liç sahasının yüksekliği yaklaşık 264 metreye ulaşmış, bu alanda da bu yükseklikle liç sahası konusunda bir dünya rekoru kırılmıştır. Dünyanın en tehlikeli ve en yüksek yoğun liç sahası. Yığın liç sahasının bu yüksekliğe çıkmasının sorumlularının başında dönemin Çevre Bakanı Murat Kurum geliyor. Yığın liç sahasının bu yüksekliğe çıkmasına neden olan artışı 07.10.2021 tarihinde Murat Kurum adına imzalanarak şirkete verilen izinle yapılmıştır. Göçüğün altında 9 insanımız kaldı, 2 insanımızın cansız bedenine ulaşıldı. 7 işçimiz ise hala enkaz altında. AKP hükümeti bir kez daha arama kurtarma faaliyetini eline yüzüne bulaştırdı. Afet sonrası da bir kriz oluşmuş durumda.”

Yavuzyılmaz’ın konuşmasında eski Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Murat Kurum’a yönelik sözleri ile “AKP hükümeti bir kez daha arama kurtarma faaliyetini eline yüzüne bulaştırdı. Afet sonrası da bir kriz oluşmuş durumda” şeklindeki ifadeleri MHP ve AKP’li üyelerin tepkisine neden oldu. Komisyonda çıkan tartışma sonucu toplantıya ara verildi. Aranın ardından Yavuzyılmaz yarıda kalan konuşmasına devam etti. Yavuzyılmaz, sorumlu şirketler Kartaltepe ve Anagold Madenciliğin AKP’ye yakınlığına dikkat çekerek, “Bu iki şirketin aynı anda liç sahasına yığma yapmasının bu felakete giden yolda şöyle çok önemli ve kritik bir etkisi var” dedi. AKP ve MHP milletvekilleri Yavuzyılmaz’ın bu sözlerine de tepki gösterek, “Şirketleri söyleyerek şimdi suçluyu buldunuz. AKP’ye yakınlığı ile bilinen diyorsunuz Türkiye’de başka maden ocakları da CHP’ye yakın. Sermayeyi partilere yakınlıkla itham etmek doğru değil. Bir başka şirket de CHP’ye yakın olabilir” dedi. Yavuzyılmaz ise, “Buraya gelmeden önce suçlu ve sorumlu kavramını ayıralım. İkinci bir şirket daha var. Utanılacak bir şey gibi niye davranıyorsunuz? Şirketi ve gerekli bakanlıkları neden davet etmemiz gerektiğiyle ilgili konuşuyorum” ifadelerini kullandı.

“MADENCİLİKTEN VAZGEÇİYORUM DİYEMEZSİNİZ”

MHP Gümüşhane Milletvekili Musa Küçük ise şunları söyledi:

Altın madenciliği özel bir ihtisas gerektirir, paha ve değer olarak diğer madenlerden çok farklıdır. Hangimiz siyanürden korkmayız ama yüzde 85 altın üretimi siyanürle yapılıyor. Bir kere madenden vazgeçebilir miyiz, var mı böyle bir şansımız? Altın madenini en çok üretenlere bakıyorsunuz Çin, Rusya… Önemli olan madenciliği insana ve çevreye saygılı şekilde yapabilmek. Yoksa ‘ben madenden vazgeçiyorum’ derseniz dağda çobanlık bile yapamazsınız. Bakın ben altın hiçbir şey taşımıyorum, hanım arkadaşlarımız seviyor. Bunu daha sağlıklı nasıl yapabiliriz bunları araştırmamız lazım.”

“ALTIN MADENCİLİĞİ BİR İHTİYAÇ”

Komisyon Başkanı Atay Uslu, şu ifadelere yer verdi:

“Sorularımıza cevap alamazsak her soruya gelen arkadaşlar cevap verebilir ilgili kurumları çağıralım gelsinler sorularımıza cevap versinler. Altın bir kültür, yalnızca bir madencilik faaliyeti başka bir süreç. Altın tarihte bir yatırım aracı değil paranın kendisi. Bunların hepsini öğrenelim. Biz ne dersek diyelim, altın madenciliği ile ilgili bir ihtiyaç bir ekonomik değer ortada var. Mesele ya madencilik ya çevre değil. Türkiye’de eskiden şunu yaparlardı annen mi baban mı? Böyle sorular yanlış. Bunu nasıl sağlarız, biz bunun için varız. Bilimsel olarak dinleyeceğiz. Her çalışmanın, faaliyetin siyasi bir yönü vardır. Siyaset, hepsinin üzerindedir kabul ediyorum ama süreci anlamadan, bilimsel yönünü anlamadan bazen gülünç duruma düşebiliyoruz. Akademik çevreden ‘hiç bilmiyorlar ama konuşuyorlar’ diye konuşabiliyorlar. Bizim elimizde fırsat var. Bu fırsatı mümkün oldukça kullanalım.”

CHP Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül de “7 evlat toprağın altında. Anneleri babaları ‘evladımızı getirin’ diyor. Biz uzaydan yerin altındaki altını bulabiliyoruz da bu 7 evladı nasıl bulamıyoruz. Kendi evlatlarımıza, kardeşlerimize nasıl davranıyorsak bu evlatlarımıza da öyle davranacağımızı düşünüyorum” dedi.

DEM Parti Tunceli Milletvekili Ayten Kordu, komisyonda STK’ların ve ekoloji hareketlerinin dinlenmesi gerektiğini söyledi.

Komisyon Başkanı Atay Uslu, 30 Nisan saat 15.00’de toplanmak üzere toplantıyı kapattı. 30 Nisan’da yapılacak toplantıda ilgili genel müdürlükler ve ilgil bakanlıkların bakan yardımcıları dinlenecek.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ilic-maden-kazasi-arastirma-komisyonu-ikinci-kez-toplandi/feed/ 0
Altın Fiyatlarındaki Artış, Vatandaşları Füzyon Yöntemli Takılara Yönlendiriyor https://www.haber60.com.tr/altin-fiyatlarindaki-artis-vatandaslari-fuzyon-yontemli-takilara-yonlendiriyor/ https://www.haber60.com.tr/altin-fiyatlarindaki-artis-vatandaslari-fuzyon-yontemli-takilara-yonlendiriyor/#respond Sat, 06 Apr 2024 00:39:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26421 Mersin’de 54 yıldır kuyumculuk yapan Ertaç İnanoğlu, altın fiyatındaki artışa bağlı olarak vatandaşların, gramajı ağır olan ürünler yerine füzyon yöntemiyle gösterişli ama gramajı hafifletilerek imal edilen takılara yöneldiğini söyledi.

Altın fiyatındaki yükseliş, düğünlerde altın takacak vatandaşların bütçelerini zorluyor. Düğün sezonun yaklaşmasıyla altın almayı planlayan vatandaşların tercihi, gösterişli ama gramajı hafif ürünler oluyor.

Kuyumcu İnanoğlu, geçen haftalarda altının gramının 2 bin 540 liraya kadar yükseldiğini ancak seçimlerden sonra tekrar bir gerileme yaşandığını belirtti. Çeyrek altının yaklaşık 4 bin 500 liralara yaklaştığını ifade eden İnanoğlu, “Şimdi 4 bin 50, 4 bin 100 bandında dolanıyor. Beklentimiz haziran ayı gibi altın onsunun biraz yukarı doğru çıkması, dolar da biraz yükseldiği takdirde haziran sonu gibi altının gramı 2 bin 815 lira civarında olacak. Bu da demek oluyor ki çeyrek altının 4 bin 600 liralara kadar çıkması bekleniyor” dedi.

Yüksek fiyattan altın alan vatandaşların ‘yüksekten aldık, altın düştü’ diye panik yapmamasını tavsiye eden İnanoğlu, “Tekrar gelip yerine oturacaktır. Altın zirveyi sever ve geldiği yeri asla unutmaz” diye konuştu.

“Altın, altın yılını yaşıyor”

Halkın elindeki paraya göre hareket ettiğini vurgulayan İnanoğlu, fiyatlardaki artıştan dolayı gram altının tercih edilmeye başlandığını kaydetti. Gayrimenkullerini satanların da altına yatırım yaptığına dikkat çeken İnanoğlu, “Çünkü altın 2023 yılında yaklaşık yüzde 146 civarında getiri sağladı. Beklenti 2024’te de aynı şekilde. Vatandaşın 2023’ün Kasım ayında 9 bin liraya aldığı bir cumhuriyet lirası bugün 16 bin lira bandında. Arada yüzde 50-60’lık bir fark var. Bu da ciddi bir kazanç getiriyor. Yani bir söz vardır; altın, altın yılını yaşıyor. Ama tabii ki bunlar işçilikli ürün veya takı değil. Gram, çeyrek, yarım, tam altın şeklindeki ziynet dediğimiz ürünlerdir” ifadelerini kullandı.

“Gramajı hafiflerken, gösterişi artıyor, fiyatı düşüyor”

İnanoğlu, altın fiyatındaki artışa bağlı olarak vatandaşların, gramajı ağır olan ürünler yerine füzyon yöntemiyle gösterişli ama gramajı hafifletilerek imal edilen takılara yöneldiğini söyledi. Gramajı ağır olan ürünlerin füzyon denilen yeni bir imalat sistemiyle içinin boşaltılarak, gösterişli hale getirildiğini anlatan İnanoğlu, şöyle devam etti: “Örneğin ürün içi dolu olduğu takdirde 100 gramlık bir bilezik olacaktır. Ama o bilezik füzyon yönteminin ardından 30 gram geliyor. Yüzde 70’lik bir iç boşaltma olayı gerçekleşiyor. Gramajı hafiflerken, gösterişi artıyor, fiyatı düşüyor. Tabii ki ürünlerin tamamı 22 ayar veyahut 14 ayardır. Onlardan yana herhangi bir sıkıntı yok. Sadece halkın kesesine uygun olabilecek, düğünlerini, derneklerini rahat yapabilecek, verdiği sözleri yerine getirebilmeleri sağlamaları açısından ürünleri hafiflettik.”

“Piyasada çok sahte altın var”

Vatandaşları altın alırken dikkatli olmaya çağıran İnanoğlu, “Piyasada çok sahte altın var. Düşük ayar, merdiven altı üretimler var. Bu nedenle bildik, tanıdık kuyumculardan alışveriş yapmalarını tavsiye ederiz ki insanlar mallarının arkasında dursunlar. Asla internetten alışveriş yapmasınlar. Çok dolandırıcılık var. 14 ayar diye satıyorlar; 8 ayar geliyor bazen. Hatta 8 ayar bile gelmiyor, metal geliyor, altın kaplama geliyor. Vatandaşlarımız görmedikleri altını almasınlar” dedi.

Bankalardaki altın hesaplarında da alış-satış arasındaki makasın açıldığını dile getiren İnanoğlu, bunun da vatandaşın cebine olumsuz yansıdığını, bu nedenle de ‘elleriyle tutmadıkları ve gözleriyle görmedikleri’ altını almamaları tavsiyesinde bulundu. – MERSİN

]]>
https://www.haber60.com.tr/altin-fiyatlarindaki-artis-vatandaslari-fuzyon-yontemli-takilara-yonlendiriyor/feed/ 0
Maliye Bakanı Şimşek’ten İzaha Davet Geliyor https://www.haber60.com.tr/maliye-bakani-simsekten-izaha-davet-geliyor/ https://www.haber60.com.tr/maliye-bakani-simsekten-izaha-davet-geliyor/#respond Wed, 27 Mar 2024 00:36:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23701

GENÇAĞA KARAFAZLI

Rize Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Şaban Aziz Karamehmetoğlu, “Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile son 5-10 günde birkaç kez bir araya geldik. Seçimden sonra izaha davet geliyor. İnanılmaz denetimler geliyor. Bundan sonra da altın ithalatında kota artarak devam edecek. Seçimden sonra enflasyon pik yapacak. Özellikle seçimden sonra nisan ve mayısta enflasyonun yüzde 75’i bulması bekleniyor. Yine kendi ifadesi ile bu bir buçuk yıllık çok zor bir sürecin bizi beklediğini belirtiyor. Bunun yanında ÖTV ve stopajda da artış bekliyoruz” dedi.

Rize Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Şaban Aziz Karamehmetoğlu, Oda’nın mart ayı meclis toplantısında konuştu. Oda’nın internet sitesinde yer alan konuşma metnine göre; Karamehmetoğlu, şunları söyledi:

SEÇİMDEN SONRA İZAHA DAVET GELİYOR”

“Maliye Bakanı Sayın Şimşek ile son 5- 10 günde birkaç kez bir araya geldik. Bu görüşmede ardından şunu söylemeliyim ki seçimden sonra izaha davet geliyor. Artık bugün iftarda ne yediğimiz, sahurda ne yediğimiz, yani MASAK üzerinden ne varsa her şey biliniyor. Dolayısıyla her şey devletin elinde. Enflasyon muhasebesiyle devlet ciddi bir kaynak oluşturacak. Bundan sonraki süreçte çok dikkatli olmamız lazım. Hakikaten inanılmaz denetimler geliyor. Bunu size söyleyeyim. Bu çok açık ve net.

ALTIN İTHALATINDA KOTA ARTARAK DEVAM EDECEK”

Sayın Maliye Bakanımız, ‘Artık altında ithalata kota koyacağız’ demişti. Çünkü Türkiye 2023 yılında dünyada en fazla altın ithal eden ülke konumunda. Türkiye 2023 yılında altına 30 milyar dolar para vermiş. Neredeyse tamamen yastık altına gitmiş bu para. Maliye Bakanımız bunun ekonominin üzerinde olumlu bir etkisi olmadığını savunuyor. Şimdi dolayısıyla ithalatına kota uygulaması geçtiğimiz hafta salı günü başladı. Bundan sonra da altın ithalatında kota artarak devam edecek. Bu bir başlangıç yani bunu da sizlerle paylaşmak istedim.

NİSAN VE MAYISTA ENFLASYON YÜZDE 75’İ BULACAK”

Bir diğer başlığımız enflasyon. Tahminlere göre nisan- mayıs aylarında enflasyon pik yapacak. Yani özellikle seçimden sonra nisan ve mayısta enflasyon yüzde 75’i bulacak. Enflasyon rakamları şu anda yüzde 67.  Bu süreçte iş dünyası olarak biraz dikkat etmeliyiz. Ancak Sayın Bakanımızın ifadesiyle eylül- ekim aylarında 26 puan civarında düşecek ve yıl sonu enflasyon yüzde 38 ile yüzde 42 arasında olacak. Yine kendi ifadesi ile bu bir buçuk yıllık çok zor bir sürecin bizi beklediğini belirtiyor.

ÖTV VE STOPAJLARA ARTIŞ BEKLİYORUZ”

Bunun yanında ÖTV ve stopajlara artış bekliyoruz. KDV konusunda bir düzenleme geldiğini de ifade edebiliriz. Tüm KDV oranlarının yüzde 20 bandında buluşturulması çalışmasının yürütüldüğü değerlendirmesi yapıldı. Bu bağlamda farklı rakamlar ile karşılaştığımız bu kaotik ortam bir bakıma ortadan artmış olacak denilebilir. Gelir vergisi, kurumlar vergisi ve MTV’nin zamlanmasının gündemde olmadığını ifade edebiliriz. Dış ticaret açığımız alınan sıkılaştırma kararları ile 40 milyar dolar civarına gerilemiş durumda. Yaz aylarındaki turizm gelirleri ile birlikte dış ticaret açığının ortadan kalkacağı öngörüsü de bizlerle paylaşıldı.”

]]> https://www.haber60.com.tr/maliye-bakani-simsekten-izaha-davet-geliyor/feed/ 0 Altın Fiyatları Seçim Sonrası Yükselişe Geçebilir https://www.haber60.com.tr/altin-fiyatlari-secim-sonrasi-yukselise-gecebilir/ https://www.haber60.com.tr/altin-fiyatlari-secim-sonrasi-yukselise-gecebilir/#respond Mon, 25 Mar 2024 15:15:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23363

ESRA NUR PERVAN

Trabzon Kuyumcular ve Saatçiler Odası Başkanı Yazıcı, “Seçimden sonraki Mayıs ayında özellikle FED’in yapacağı bir açıklama altının daha da yukarı gideceğine dair beklenti içerisindeyiz. Eğer faiz oranını düşürmeye yönelik bir harekette bulunduğu an itibariyle gram altının 3 bin, 3 bin lira 500 lira bandı arasında olabileceğini ben şu anda öngörüyorum” dedi.

Trabzon Kuyumcular ve Saatçiler Odası Başkanı Ali Yazıcı, son dönemde altın piyasasındaki yaşanan hareketliliğe ve Mayıs ayında FED’in yapacağı açıklamaya dikkatİ çekti. Yazıcı, şunları söyledi:

“Altın piyasaları iki haftadan beri çok yoğun bir şekilde yukarı doğru bir hareket gözlemlemekteyiz. Özellikle Amerika’dan gelen verilerin ve seçim üstü yapılan bu hamlelerin vatandaşın altına rağbet gösterdiği, yükseleceği beklentisinden dolayı kuyumculara aşırı bir yüklenme oldu alımla alakalı. Haliyle darphanede üretimlerde aksaklık yaşadık. Özellikle aksaklık yaşadığımız konu günlük üretimle 300- 600 kilo arasında bir üretim yaptıklarını daha önceki toplantılarda biz 6 ton civarında günlük üretim yapabileceklerini söylemişlerdi. Bir nebze buradan hareketle bakıldığında sıkıntımızın olduğunu görmekteyiz. İthalata getirilen kota, altın ithalatına getirilen kotadan da kaynaklı üretimden dolayı altın bulunamıyor diye böyle baktığımızda bu da bir sıkıntı. Ama vatandaşın altına talebi piyasaların bu denli hareket olması, ONS’un yükselmesi, doların burada yükselmesi de altını TL karşılığı destekler nitelikte fiyatları yukarı doğru itiyor. Bugüne bakıldığında 2 bin 400, 2 bin 500 bandında altın hareketliliği devam etmekte. Bundan sonraki süreç ne olur? Seçimden sonraki Mayıs ayında özellikle Fed’in yapacak olduğu bir açıklama altının daha da yukarı gideceğine dair beklenti içerisindeyiz. Merkez Bankası 500 baz puanla beraber hiç beklemediğimiz bir rakama yukarı doğru faiz arttırmasıyla altında bir gerileme oldu. Şöyle ifade edeyim; 2 bin 540 seviyesinden 2 bin 440 seviyesine kadar düştü 100 TL gibi kayıp oldu. Bundan sonraki sürecin daha yukarı olacağını görüyoruz zaten. Özellikle Fed’in Mayıs ayındaki yapacak olduğu açıklama piyasalar için çok önemli. Eğer bir faiz oranını düşürmeye yönelik bir harekette bulunduğu an itibarıyla gram altının 3 bin, 3 bin 500 lira bandı arasında olabileceğini ben şu anda öngörüyorum.”

“FİYATLARIN YUKARIYA DOĞRU GİTTİĞİNİ GÖRMEKTEYİZ”

Yazıcı, düğün mevsiminde altın fiyatında her hangi bir artış olmayacağını öngörerek, şöyle devam etti:

“‘Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında çok hareket olmuyor altında, altının hareketli olduğu ayları her yıl geriye dönüp baktığımızda Mart Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında bir hareketlilik söz konusu. Bunu da bazı kaynaklarımız da var nedir bu? Şimdi dünya bütün ülkeler birbirine entegre, ticaret birbirine bağlı. Haliyle herhangi bir ülkede bir sıkıntı veya bir savaş iddiası bir şey olduğunda mutlak suretle altına ONS’a ve dolara hemen etki etmekte. Bundan kaynaklı fiyatların yukarıya doğru gittiğini görmekteyiz. İnşallah dünyada barış ve huzur hakim olur, piyasalarda normale döner diye bir beklenti içerisindeyiz.”

]]> https://www.haber60.com.tr/altin-fiyatlari-secim-sonrasi-yukselise-gecebilir/feed/ 0 Ajda Model Bilezikler Moda Oldu https://www.haber60.com.tr/ajda-model-bilezikler-moda-oldu/ https://www.haber60.com.tr/ajda-model-bilezikler-moda-oldu/#respond Sat, 23 Mar 2024 22:45:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22706 SAMSUN (İHA) – Geniş ve gösterişli bileziklerin yerini zarif görünümü, inceliği ve dikkat çekmemesi ile ajda modeli bilezikler aldı.

Giyim ve teknolojide olduğu gibi ziynet eşyalarında da moda değişmeye başladı. Kadınlar eskiye nazaran gösterişli ve geniş bileziklerin yerine ince ve dayanıklı, modern bileziklere yöneldi. Bir kola 20 tane takılsa bile dikkat çekmeyen ajda model bilezikler, son dönemde kadınların vazgeçilmezi oldu.

“Ajda model bileziklere talep arttı”

Ajda medel bileziklere talep atmasının sebebinin moda ve gösterişsizlik olduğuna değinen Samsun Kuyumcular Odası Başkanı Salih Özman, “Son dönemde ajda model bileziklere rağbet var. Ajda bilezik modeli 1970’li yıllarda oldukça meşhurdu. Bu bileziklerin özellikleri: Gösterişli değil, kolda yer tutmuyor, çok miktarda olmasına rağmen yan yana taktığınızda dikkat çekmiyor. Ayrıca geniş bileziklerden daha modern görünüyorlar. İnce ve sert olmasından dolayı modaya da uyuyor. Daha kibar ve zarif olduğundan çok tercih ediliyor. Kola takıp, çıkartması da oldukça kolay. Deforme olması zor olan bu ajda bilezikleri, deforme olursa da kolay düzeltiliyor. Ayrıca halk arasında ‘bozarken normal bilezikten daha karlı olurum’ düşüncesi var. Öyle bir durum söz konusu değil. Tüm bilezikler aynı fiyattan bozduruluyor. Geniş bileziklerden 10 tane yan yana taksanız kolunuzun tamamı doluyor ve çok göze batıyor. Ancak 10 ajda model bilezik, diğerinin 2 tanesi kadar bile yer kaplamıyor. Bu manada güvenlik anlamında da iyi oluyor. Özellikle son dönemde kadınlar ajda model bileziklere oldukça rağbet göstermeye başladılar. Altında bugün için moda olan bilezik türü ajda model bilezik” dedi.

“Merkezin açıkladığı fiyatlar ile kuyumcular arasında 200-250 TL fark var”

Resmi satış rakamları ile kuyumcuların altın satış fiyatlarındaki farkın nedenini de açıklayan Başkan Özman, “Bir kilo altında kiloda 6 bin dolar gibi bir fark var. Bu da gram altında 1 gramda yaklaşık olarak 200-250 TL arasında fark oluşturuyor. Yani merkezin açıkladığı resmi kurla serbest piyasadaki altın satışı arasında 200-250 TL gibi bir fark oluşuyor. Bugün itibari ile kuyumcularda 22 ayar bilezik 2 bin 403 TL’den, çeyrek altını 4 bin 360 TL’den, yarım altını 8 bin 720 TL’den, tam altını 17 bin 440 TL’den, gram altını da 2 bin 510 TL’den satışa sunuyoruz” diye konuştu.

“Kuyumcuların bile gram altına ulaşması son derece zorlaştı”

Artan talep karşısında piyasada gram altın bulmanın zorlaştığına da değinen Özman, “Gram altına talep seçim öncesinde oldukça arttı. Maalesef yüzük ve küpe satışımız yok ama gram altına ciddi anlamda talep patlaması var. Bu talebi, ürün karşılayamıyor. Biz kuyumcuların gram altına da ulaşması son derece zorlaştı. Altın ithalatına sıkılaştırmanın getirilmesi, altın üreten firmaların da daha çok 50 gramlık ürünler basması gram altına ulaşmayı zorlaştırdı. Piyasada olan gram altınlar da genelde yüksek gramajlı oluyor bu da talebi karşılayamıyor. Herkes almaya çalışırken, elinde gram altın olan vatandaşlar da bozdurmaya yanaşmıyor. 1 gram ve 5 gram altın piyasada çok az bulunurken, 10, 20 ve 50 gram altınlar bulunuyor. 20 kişi altın almaya geliyorsa bunun 1 kişisi 50 gram ve üzeri altın talep ediyor. Kalan 19 kişi 1 ve 5 gram almak istiyor. 20 gramın üstünde altın talep edene çok rastlamıyoruz” dedi. – SAMSUN

]]>
https://www.haber60.com.tr/ajda-model-bilezikler-moda-oldu/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Samsun’da Halk Buluşması Programına Katıldı https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-samsunda-halk-bulusmasi-programina-katildi/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-samsunda-halk-bulusmasi-programina-katildi/#respond Fri, 22 Mar 2024 01:45:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21986 Haber: GÜLARA SUBAŞI-MEHMET REBİİ ÖZDEMİR/ Kamera: DURSUN ALKAYA

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Samsun’da “Staj ve çıraklık mağdurları haklarını alıp ilk maaşlarını çekene kadar Özgür abiniz sizinledir, hep birlikte mücadele edeceğiz. 1 Nisan’da seçim bitti, kurtulduk sanma Recep Tayyip Erdoğan. 1 Nisan’dan sonra da meydanlarda, sokaklarda, yollarda, emeklilerle, gençlerle, staj mağdurlarıyla yürüyeceğiz, sende kimsenin hakkını bırakmayacağız. Uçan saraya, yazlık, kışlık saraya para var, emekliye para yok. O zaman 31 Mart’ta Recep Tayyip Erdoğan’a da oy yok.” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Samsun Cumhuriyet Meydanı’nda partisinin Halk Buluşması programına katıldı. Mustafa Kemal Atatür’ün Milli Mücadele yıllarında işgal altındaki toprakları kurtarmak için Samsun İlkadım’dan yola çıktığını anımsatan Özel, “Biz onun izinden yürüyoruz” dedi. Sabahtan bu yana yağan yağmura rağmen meydanı dolduran seçmenlere teşekkür eden Özel, “Bizimle etnik kökenler, mezhepler, kimlikler, farklılıkla üzerinden kavga etmek istiyorlar. Gerekirse kavga ederiz ama kimlikler üzerinden kavga etmeyiz, emeklinin hakkını aramak için, emekçileri, yoksullar, esnaflar, çiftçiler için kavga edeceğiz.” diye konuştu.

Samsunlu emeklilere seslenen Özel, onların yaşadığı ekonomik darboğaza dikkati çekti. AKP’nin iktidara geldiği yılla günümüzdeki emekli maaşının asgari ücret ile kıyasını yapan Özel, en düşük emekli maaşıyla 22 yıl önce ve şu anda kaç çeyrek altın alındığının hesabını yaptı. Özel, “Emekliler yağmur altında size sesleniyorum, siz bu 5,5 çeyrek altını kaybettiğiniz yerde arayacak mısınız? Siz onu bir seçim sandığında kaybettiniz şimdi 31 Mart günü emekliler, sandıkta bunun hesabını sormaya var mıyız? Bu meydanın sesini duymayanlar, ekonomi yüzde 4,5 büyüdü diyenler, bu sesi duyun.” şeklinde konuştu.

AYIN 10’UNU GETİREMEYEN EMEKLİNİN EZİLMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ”

Emekli bayram ikramiyelerine de değinen Özel, “Ben sizinle beraberim, CHP sizinle beraberdir. Ay sonunu değil ayın 10’unu getiremeyen emeklinin ezilmesine izin vermeyeceğiz. 16 milyonuz. Karıncaların gücü birlikteliğindedir, yan yana durmasındadır. Ben bu karıncaları ezdirmem, karıncanın kardeşi var o da CHP’dir” ifadelerine yer verdi.

Fındık üreticilerinin yaşadığı sorunlara da işaret eden Özgür Özel, şunları kaydetti:

“Samsun’daki fındık bahçelerinde Türkiye’nin en yüksek ikinci üretimi gerçekleşiyor. Fındık pazarı dünyada 130 milyarken bunun yüzde 70’i, 100 milyarken Türkiye buradan sadece 2 milyar gelir elde ediyor. 98’i yabancı firmalara gidiyor. Dolara da vursanız mazota da vursanız alan bazlı desteklemenin bugünkü gibi 170 lira değil dönüm başına en az 2 bin 500 lira olması gerekiyor. Ürün bazlı destekleme noktasında da fındık üreticisine büyük haksızlıklar yapılıyor. 4 doları CHP’nin mücadelesi olsa sağlayamazdık. Fındık üreticisinin sonuna kadar arkasında durulması için mücadeleye devam edeceğiz.”

CHP BÜTÜN GENÇLERİN PARTİSİDİR”

Gençlerin yaşadığı sorunlara işaret eden Özel, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bir beka sorunu olursa Recep Tayyip Erdoğan söyleyince havaalanına giden 7 tane AK Gençlik’ten kişi, kot pantolon üstüne perdelik kumaştan yalandan kefen çekip ‘Ölmeye geldik’ deyince vatan kurtulmaz. Onlara kalırsa kurtulmaz ama öyle bir şey olursa yine dedeleri, Çanakkale’de Conkbayırı’nda kefensiz yatanların torunları kurtarır memleketi, kimse merak etmesin. Ama bizim için beka sorunu gençlerimizin durumudur. Gençlerimizin dünyanın diğer ülkelerinde hayal kurması beka sorunudur. Türkiye’nin bir kez daha korkuya, kaygıya değil umuda, özgürlüklere ihtiyacı var. Türkiye’deki tüm gençlere sesleniyorum, umudu kaybetmeyin, kimseden korkmayın biz buradayız, sizinleyiz. CHP bütün gençlerin partisidir.”

EMEKLİYE PARA YOK, O ZAMAN 31 MART’TA RECEP TAYYİP ERDOĞAN’A DA OY YOK”

Özel, staj ve çıraklık mağdurlarının hak arayışlarına ilişkin de şöyle konuştu:

“Staj ve çıraklık mağdurları haklarını alıp ilk maaşlarını çekene kadar Özgür abiniz sizinledir, hep birlikte mücadele edeceğiz. 1 Nisan’a kadar yerel seçim mitinglerini yapıyoruz. Her seçimimiz, her mitingimiz emekli mitingine dönüşüyor. 1 Nisan’da seçim bitti, kurtulduk sanma Recep Tayyip Erdoğan. 1 Nisan’dan sonra da meydanlarda, sokaklarda, yollarda, emeklilerle, gençlerle, staj mağdurlarıyla yürüyeceğiz, sende kimsenin hakkını bırakmayacağız. Emekliye, staj mağduruna, çalışana, çiftçiye, Bağ-Kur’luya, esnafa para yok ma 5’li çeteye gelince para çok. Uçan saraya, yazlık, kışlık saraya para var, emekliye para yok. O zaman 31 Mart’ta Recep Tayyip Erdoğan’a da oy yok.”

CEVAT ÖNCÜ, KENT SUÇLARINA EVET DEMEYECEK BİR HALK ÖNDERİ”

AKP’nin, Çarşamba Belediye Başkanı’nı Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak göstermesine tepkisini dile getiren Özel, “Çarşamba’nın canını okuyana Samsun’da asla geçit vermeyeceğiz. Ayrıca Samsun maalesef madenler konusunda topraklarının yüzde 70’ine yakınının maden arama ruhsatlarına açılmaya çalışmasıyla büyük bir tehdit altında. Hemen yanı başınızda İliç’teki gibi açık liç usulüyle çalışan açık ocaklar var ve şu anda ormanda 250 ayrı noktada maden içi sondaj çalışmaları yapılıyor. Kilometrelerce yollar açıldı binlerce ağaç kesildi. Ama şu anda bile pınarların suyu kesildi. Oradaki ekosistem bozulmaya başladı. Ama esas tehlike altın rezervini bulduklarında…Siyanürle altın araması yapıp altını alıp yurt dışına götürecekler, siyanürlü, arsenikli suları Samsunlu’ya içirecekler. Böyle bir tehlikeye karşı yerel yöneticilerin halkın yanında, arkasında değil, icap ettiğinde önünde yürüyecek kişiler olması lazım. CHP’nin Büyükşehir Başkan Adayı Cevat Öncü çevre suçlarına, vahşi madenciliğe karşı mücadele etmiş, bundan sonra da Samsun’da ne siyanürle altına ne kent suçlarına ne orman katliamına evet diyecek bir halk önderidir. Cevat Öncü’ye güveniyoruz. Onu seçmenizi bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

KONUT SORUNUN ÇÖZÜMÜ İÇİN İBB VE SAMSUN BÜYÜKŞEHİR İŞ BİRLİĞİ YAPACAK”

Samsun’un en önemli sorunlarından birinin de kira sorunu olduğunu vurgulayan Özel, “Bundan sonra Samsun Büyükşehir Belediye Belediye Başkanımızın ortaya koyacağı projelerle Türkiye’nin en büyük toplu konut firmalarından bir tanesi İstanbul Büyükşehir Belediyesinin iştiraki KİPTAŞ’ın engin deneyimleriyle, Samsun’da konut stokunu arttırmaya, kiraları düşürmek üzere konut sayısını arttırmaya ve düşük gelirlilerin kolaylıkla konut sahibi olabilecekleri sosyal konut projelerine destek olmak için de İstanbul Büyükşehir’le Samsun Büyükşehir’i ortak projelerde buluşturmaya, bu sıkıntıyı çözmeye söz veriyoruz Samsunlular.” diye konuştu.

BİLİRİZ Kİ YAKASINDAKİ GÜNEŞİ GÖRDÜĞÜMÜZ İYİ İNSANLAR BİZİMLE BİRLİKTE”

Özel, konuşmasında Nevruz Bayramı’nı da kutladı.

Cumhur İttifakı’nın rakiplerine yönelik tavırlarını eleştiren Özel, “Bizim de ittifakımızdan ayrılanlar oldu. Listelerimizden seçilip karşımızda yer alanlar oldu, çok ağır sözler söyleyenler oldu. Hep iki kelimeyle cevap verdik; ‘Canları sağ olsun’ dedik. Çünkü biliriz ki eski dosttan düşman olmaz. Geçmişte birlikte olduğumuz, yöneticileriyle anlaşamadığımız ama yakasındaki güneşi, gönlündeki güneşi gördüğümüz iyi insanlar, milliyetçi demokratlar, sosyal demokratlarla birliktedir. Haramdan ve yalandan korkan muhafazakar demokratlar bizlerle birliktedir.” şeklinde konuştu.

(SON)

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-samsunda-halk-bulusmasi-programina-katildi/feed/ 0
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Emeklilerin Durumunu Eleştirdi https://www.haber60.com.tr/yeniden-refah-partisi-genel-baskani-fatih-erbakan-emeklilerin-durumunu-elestirdi/ https://www.haber60.com.tr/yeniden-refah-partisi-genel-baskani-fatih-erbakan-emeklilerin-durumunu-elestirdi/#respond Thu, 14 Mar 2024 03:18:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18725 Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, “Paylaşımda adalet, milli görüşün, bizim inancımızın en temel gereğidir, düsturudur” dedi.

Yerel seçimler nedeniyle Ordu’ya gelen Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Fatsa ilçesinde partililere ve vatandaşlara seslendi. Fatsa Cumhuriyet Meydanı’nda seçim koordinasyon merkezi açılışı sonrası partililere seslendi.

“Emeklilerin bu parayla karnını doyurması mümkün değil”

Erbakan, emekli maaşlarının düşük olduğunu belirterek, “Emekliye 10 bin TL maaş veriliyor, o da 6 kilogram pastırma parası demek. Pastırmanın kilogramı bin 600 TL olmuş. 10 bin TL; 30 yıl çalışacak, emekli olacak, hizmet edecek koskoca 65 yaşında bir amcamız 6 kilogram pastırma alacak. ‘Bayramda 3 bin TL daha vereceğiz’ diyorlar, onunla da 2 kilogram pastırma alamazsınız. Bu durum emeklilere reva mı? Emekli bayram gelecek diye kokuyor neden? Torunlarının cebine harçlık nasıl koyacak. Torununun sünneti olursa diye korkuyor çünkü bir çeyrek altın alıp takabilmesi mümkün değil. Ne çeyrek altını karnını doyurması mümkün değil. 10 bin TL ile ev kirası ödemese bile değil bir ay, bir hafta geçinmesi bile son derece sondur” diye konuştu.

” Türkiye’nin yüzde 85’i yoksul, yüzde 45’i açlık sınırının altında”

“Milletvekili emeklilerine 100 bin TL maaş verilirken, emeklimize 10 bin lirayı reva görürsek, o ülkede paylaşımda adalet yoktur demektir” diyen Erbakan, “Paylaşımda adalet, milli görüşün, bizim inancımızın en temel gereğidir, düsturudur. Türkiye’de 4 kişilik aile için açlık sınırı 19 bin 500 TL. Bu ne demek? Yaklaşık 10 milyon asgari ücretli ve milyonlarda asgari ücretli açlık sınırının altında. Yoksulluk sınırı 53 bin TL olmuş. 53 bin TL’nin altında bir haneye gelir giriyorsa, o hane bugün Türkiye’de bugün bu enflasyon ve fiyatlar ile fakir. Bu hesaba göre Türkiye’de halkın yüzde 85’i yoksul, yüzde 45’i açlık sınırının altında. Sosyal yardım yapılan hane sayısından bu durum belli” ifadelerine yer verdi.

“Banka borçları katlanarak artıyor”

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, “20 sene önce 1 milyon haneye sosyal yardım yapılıyorken, bugün 4,5 milyon haneye sosyal yardım yapılıyor. Ne oldu, bizim nüfusumuz 20 senede 4,5 kat arttı mı? Hayır, fakirlik arttı. Vatandaşın banka borcu, 20 senede 6 milyar TL’den 2,5 trilyon TL’ye gelmiş ve 400misli artmış. Çiftçinin banka borcu 2,5 milyar TL’den 530 milyar TL’ye gelmiş ve 220 misli artmış. KOBİ’lerin, çiftçinin, küçük esnafın, köylünün, işçinin, memurun ve emeklinin yani 85 milyonun bankaya borcu katlanarak artıyor. Çünkü yoksulluk sınırın altında gelir seviyesi olursa, mecburen hayatta kalmak için bankaya ve kredi kartına borçlanacak, başka çaresi yok. Neden böyle oluyor? Borç, faiz, zam, vergi ekonomisi uygulandığı için” şeklinde konuştu.

Yeniden Refah Partisi’nin, 14 Mayıs seçimlerinden önce ortaya koyduğu mutabakat metnine uyulması gerektiğine değinen Erbakan, “Biz mutabakat metninde ‘denk bütçe yapın’ dedik. Yani borçlanmadan kurtulun, kamuda israfı önleyin, milli kaynak paketleri ile kaynak üretin, milletin hakkını haksız bir şekilde imtiyazlı holdinglere aktarmayın. Yap, işlet, devret kamu-özel işbirliği projelerini gözden geçirin. Bir liralık işleri 10 liraya yaptırmayın ve böylece faizden, israftan, imtiyazlı holdinglerden kurtardığını parayla, milli kaynak paketleri ile ürettiğiniz parayla da dar gelirlinin alım gücünü ve refah gücünü arttırın. Bu ülkede bir tane açlık sınırın altında maaş alan insan kalmasın” diye konuştu.

“Faizden kurtulduğumuz takdirde emekli maaşı 10 bin TL’den 17 bine liraya rahat çıkartılır”

Erbakan, şunları söyledi:

“Bunlar yapılmadı şimdi de emeklinin maaşı 10 binden 17 bin liraya getirilmesi için 1,4 trilyon TL’nin gerek olduğu söyleniyor. Biz de Yeniden Refah Partisi olarak diyoruz ki; bu sene hükumetin faize vereceği para ne kadar? 2024 yılında 1,25 trilyon TL. Bu parayı faize veriyorsunuz ama 1,4 trilyon TL’yi emekli veremiyorsunuz neden? Borç, faiz, zam, vergi ekonomisini uyguluyorsunuz da ondan. Sadece o faizden kurtarılsa milyonlarca emeklinin maaşı 10 bin TL’den 17 bin TL’ye çıkartmaya yetiyor da artıyor.”

Erbakan, konuşmasının ardından partililere adayların tanıtımını gerçekleştirdi. – ORDU

]]>
https://www.haber60.com.tr/yeniden-refah-partisi-genel-baskani-fatih-erbakan-emeklilerin-durumunu-elestirdi/feed/ 0
CHP Lideri Özgür Özel İzmir Mendres’te Halk Buluşması Gerçekleştirdi https://www.haber60.com.tr/chp-lideri-ozgur-ozel-izmir-mendreste-halk-bulusmasi-gerceklestirdi/ https://www.haber60.com.tr/chp-lideri-ozgur-ozel-izmir-mendreste-halk-bulusmasi-gerceklestirdi/#respond Thu, 14 Mar 2024 02:42:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18697 HABER: YAĞMUR BERİL VAROL – KAMERA: KERİM UĞUR

Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel, İzmir Mendres’te halk buluşması gerçekleştirdi. Özel, burada yaptığı konuşmada, “İğneden ipliğe her şeye zam geldi. Çiftçinin de emeklinin de çalışanın da esnafın da bu şartlar altında yaşamını sürdürmesi mümkün değil. Çiftçilerin bankalara olan borçları bir sene içeresinde yüzde 445 arttı. Artık bıçak kemikte. 31 Mart’ta yapılacak tek bir şey var bu milletin efendisini bu hükümete hep beraber göstereceğiz” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’in Halk Buluşması, Menderes Cumhuriyet Meydan’ında yapıldı. Buluşmaya, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in yanı sıra Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yücel, Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay, İzmir Milletvekilleri Rıfat Nalbantoğlu, Murat Bakan, Ednan Arslan, Mahir Polat,  Yüksel Taşkın, İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, Menderes Belediye Başkan Adayı İlkay Çiçek, Kiraz Belediye Başkan Adayı Nasuh Coşkun, Beydağ Belediye Başkan Adayı Şakir Başaran, Bornova eski Belediye Başkanı Olgun Atila ve çok sayıda partili katıldı.

“TÜRKİYE GÜLECEK”

“31 Mart’ta Cumhur İttifakı’nın koyu gri rengi Türkiye’nin üstünden kalkacak Türkiye gülecek” diyerek sözlerine başlayan CHP lideri Özgür Özel, şöyle konuştu: “Bugün İzmir’deyiz maalesef hepimiz hayatına en şiddetli sıkıntıyı sokan şey enflasyon ve hayat pahalılığı. Türkiye’de hiç kimseyi dinlemeyen, her şeyin en iyisini ben bilirim diyen,  ekonomiyi de en iyi ben bilirim diyen birisi faiz sebeptir enflasyon sonuçtur dedi. Bir baktık bizim ki inadına faizleri indirdi. Faizleri indirdikçe fiyatlar fırladı. ve seçime kadar yapılan o işlerin bedelini en çok yoksullar, emekliler, çiftçiler ödedi halen daha ödemeye devam ediyoruz. Emeklerimiz çok ciddi sıkıntıdalar, Recep tayip Erdoğan iktidara geldiğinde en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti yani Erdoğan hiç bu düzeni bozmasa bugün 26 bin lira olacaktı emekli maaşı ama şu an 10 bin lira. Erdoğan geldiğinde en düşük emekli maaşıyla şuradaki kuyumcuya gitseniz 2002’de 8 tane çeyrek altın alabiliyordunuz. Şimdi sadece 2,5 tane alabilirsin. Bir emekli değil bütün emekliler bir altın değil 5,5 altın bir ay değil her ay cebinden kaybediyorlar kimin yüzünden Recep Tayyip Erdoğan yüzünden.”

“KODAMANLARA PARA VAR EMEKLİLERE, ÇALIŞANLARA PARA YOK. BÖYLE DÜZENE YAZIKLAR OLSUN”

Emeklilerin bayram ikramiyesini CHP Eski Genel Başkanı Kemal Kılçdaroğlu sayesinde aldıklarını hatırlatan Özel, “2018’de bin lira verdiler 3 yıl gecikmeli seçime bir kala verdiler biz beğenmedik en az asgari ücret vermek lazım dedik. Bugün bizim beğenmediğimiz 0 bin lira 24 kilo dana kıyma alıyordu. Bugün 3 bin lira veriyor onunla şimdi kasaba gidelim 6 kilo kıyma alabilirsiniz. Sadece bayram ikramiyesiyle ramazanda, sahurda, iftarda, mutfağınızdan, sofranızdan, evladınızın torunlarının kursağından geçecek 18 kilo kıymayı eksiltileler. Eksilten de Recep Tayyip Erdoğan’dan başkası değil. Kodamanlara para var emeklilere, çalışanlara, garibanlara gelince para yok. Böyle düzene yazıklar olsun. Köylünün, çiftçinin derdi bitmez. Neden bitmez? Oyu verin bana fiyatları düşüreceğim dedi. 19 lira olan mazot 42 lira oldu. Mazota zam gelince iğneden ipliğe her şey zam geldi. Çiftçinin de emeklinin de çalışanın da esnafın da bu şartlar altında yaşamını sürdürmesi mümkün değil 3 milyar hektar tam Belçika kadar artık ekilmiyor, dikilmiyor. Çiftçilerin bankalara olan borçları bir sene içeresinde yüzde 445 artı. Artık bıçak kemikte. 31 Mayıs’ta yapılacak tek bir şey var bu milletin efendisini bu hükümete hep beraber göstereceğiz” diye konuştu.

CHP Menderes Belediye Başkan Adayı İlkay Çiçek’in 38 yaşında olduğunu ve İzmir’deki CHP’nin adayları arasında 40 yaş altı, 12 adaydan biri olduğunu aktaran Özel, İlkay Çiçek’in belediye başkanı olması halinde hayata geçireceği projelerini söyle anlattı:

“1 Nisan’dan itibaren İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Cemil Tugay ve Menderes Belediye Başkanımız İlkay Çiçek, el ele verecekler omuz omuza verecekler size hizmet edecekler. Şimdi hem İlkay Çiçek hem cemil başkan kimini tek başına İlkay yapacak kimini berber yapacaklar. Çiftçiye destek projeleriyle ilgili merkez yapacaklar. Soysal yardımları arttırmak için projeler yapılacak.Ankara’yı İstanbul’u CHP’ye vermeyin yardımlar kesilir diyorlardı. Ne oldu? Yardımlar 5 katına çıktı. Sosyal yardımlar arttırılacak. Altıntepe’de çiçek mezatı yapacaklar hep beraber açacağız. Açılışına da ben geleceğim.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-lideri-ozgur-ozel-izmir-mendreste-halk-bulusmasi-gerceklestirdi/feed/ 0
Ak Parti Antalya Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hakan Tütüncü, projelerini açıkladı https://www.haber60.com.tr/ak-parti-antalya-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-hakan-tutuncu-projelerini-acikladi/ https://www.haber60.com.tr/ak-parti-antalya-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-hakan-tutuncu-projelerini-acikladi/#respond Sat, 02 Mar 2024 02:39:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13879 Cumhur İttifakı’nın Antalya Büyükşehir Belediye başkan adayı Hakan Tütüncü, projelerini açıkladığı bir lansman toplantısı düzenledi. Yoğun bir katılım gösterilen toplantıda Tütüncü, Antalya için önümüzdeki 5 yılda neler yapacağını madde madde sıraladı. Antalya merkez ve ilçeler için vaatler başlıklar halinde vatandaşın ilgisine sunuldu. Tütüncü, “Kepez’in 15 yılı, Kepez’in altın yılları oldu, Antalya’nın da bir altın çağı olmalı diye düşündük. Modern dünya vizyonlarının gösterdiği yolda ilerleyerek Antalya’da yeniden bir zihniyet dönüşüme ihtiyaç var. Altın çağ dediğimiz bu dönem, 1 Nisan itibariyle başlıyor. 5 yılın sonunda Antalya, Kepez’in yaşadığı gibi bir değişime giriyor. 15 yılda Kepez’de bu nasıl başardıysak, bu kenti de hep birlikte yeniden dünyanın en güzel şehri yapalım” ifadelerini kullandı.

KEPEZ’İN ARDINDAN SIRA BÜYÜKŞEHİRDE

Turizm cenneti ilçelerden biri olan Kepez’de üç dönem belediye başkanlığı yapan Hakan Tütüncü’nün çalışmaları her kesimden beğeni ve takdir topladı. Başarılı geçen Kepez Belediye Başkanlığı’nın ardından Tütüncü, bu defa Antalya Büyükşehir Belediyesi için aday gösterildi.

Seçim çalışmalarını tüm hızıyla sürdüren başkan adayının lansman toplantısına, Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Antalya Milletvekili ve Eski Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Antalya Ak Parti İl Başkanı Ali Çetin, Antalya Büyükşehir Belediyesi Eski Başkanı Menderes Türel, Tütüncü’nün eşi Ayşe Tütüncü ve kızı Zeynep, ilçe belediye başkan adayları ve çok sayıda partili katılım sağladı.

PROJELERİNİ 11 BAŞLIK ALTINDA AÇIKLADI

Başkan Tütüncü, Antalya’nın ulaşım sorununu çözmeyi hedeflediğini belirtti. Yeni dönemde 5 yılın sonunda ulaşım sorunlarını ortadan kaldırdığı bir Antalya olacağını ifade etti. Tütüncü, ulaşım, ekonomik kalkınma, temel belediyecilik, çevreci belediyecilik, sosyal belediyecilik, kültür, sanat, bilim-teknoloji-eğitim, sağlık-spor, imar-şehircilik, turizm, alt yapı olmak üzere 11 konu başlığı altındaki projelerini anlattı. Antalya’nın merkezine 15 yeni güzergah açmayı planladıklarını ifade etti.

“ULAŞIM SORUNUNU ORTADAN KALDIRACAĞIZ”

AK Parti Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Hakan Tütüncü, “Antalya’nın öncelikli problemi olan ulaşım sorununu kökünden halletmeliyiz. Yeni dönemde 5’nci yılın sonuna vardığımızda ulaşım sorunlarını ortadan kaldırdığımız bir Antalya olacak” dedi.

Antalya’ya açmayı planladıkları ve trafiği rahatlatacağını düşündükleri 15 güzergahı anlatan Hakan Tütüncü, “Yeni dönemde ilk başlığımız hayatımıza olumsuzluklarla tesir eden ulaşım olacak. Ulaşımla ilgili çözüm önerilerimizi aktaracağız. Belediyelerin 1’nci görevi ulaşımı düzenlemektir. Bütçelerinin önemli bir kısmını buna ayırırlar. Ulaşım sorunlarını ortadan kaldırdığımız bir Antalya olacak. Ulaşım ana planı hazırlayacağız, yeni yollar açacağız, katlı kavşaklar ve kavşak düzenlemeler yapacağız, raylı ulaşım ağımızı geliştireceğiz. Antalya’nın merkezine 15 yeni güzergah açacağız. Antalya’nın öncelikli problemi olan ulaşım sorununu kökünden halletmeliyiz. Yeni dönemde 5’nci yılın sonuna vardığımızda ulaşım sorunlarını ortadan kaldırdığımız bir Antalya olacak” diye konuştu.

“EVLENECEK ÇİFTLEREAYLIK 5 BİN TL KİRA DESTEĞİ”

Antalya’daki festivallerinin önemine dikkati çeken Hakan Tütüncü, “Antalya’da yeni evlenecek olan çiftlere 1 yıl boyunca aylık 5 bin lira kira desteği vereceğiz. Üniversiteye kayıt yaptırana ilk 1 yıl ulaşım bedava olacak. Emeklilerimize de 10.00 ila 16.00 arasında ulaşım bedava olacak. Ulaşım ücretlerini biz karşılayacağız. Sinek, her yaz ayların canımızı yakan basit bir bir polemik konusu olmaktan çıkacak. Antalya bunları hak etmiyor. Antalya’nın altın çağında sinek de olmayacak, haşere de olmayacak” diye konuştu.

BAKANDAN TÜTÜNCÜ’YE ATOM KARINCA BENZETMESİ

Toplantının ardından Tütüncü ile birlikte açıklama yapan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “Bugün 31 Mart’taki yerel seçimlere hangi projelerle hazırlandığımızın, seçimlerden sonra kenti neler beklediğinin ön habercisiydi. Hakan Tütüncü, projelerini hemşerilerimizle paylaştı. Geçmişe bakıldığında, Antalya’nın şu anına bakıldığında birçok sorunu var ama çözülemeyecek hiçbir sorunu yok. Önemli olan doğru, gerçekçi projelerle adım adım gerekli yol haritasının belirlenmesi ve sonuca varılması gerekiyor. Hakan Tütüncü’nün Kepez’de gerçekleştirdiklerini gezdim ve gördüm. Kepez’de yapılanlar Antalya’da gerçekleştirilenlerin çok üstünde. Önemli olan burada işbirliğiyle, belediye olarak, hükümet, bakanlık olarak, omuz omuza vererek hedefe ilerlemektir. Ben kendisine atom karınca diyorum. Gecesini gündüzüne katarak, Antalya’yı kucaklayarak hedeflediğimiz altın çağına Antalya’yı ulaştıracak” dedi.

Başkan adayı Hakan Tütüncü’nün sıraladığı vaatlerin bir kısmı ise şöyle;

ANTALYA MERKEZ İÇİN

  • Ulaşım ana planını hazırlanacak.
  • Yeni yollar açılacak.
  • Katlı köprülü kavşaklar yapılacak.
  • Kavşak düzenlemeleri yapılacak.
  • Raylı sistemler ağımızı genişletilecek.
  • Toplu ulaşım sistemimizi iyileştirilecek.

İLÇELER İÇİN

  • Antalya-ilçeler bağlantıları
  • Mevcut güzergahların iyileştirilmesi
  • Yeni güzergahların açılması
  • Toplu ulaşım sisteminin rehabilitesi
  • İlçe merkezleri ulaşım sisteminin kurulması
  • İlçe ana ulaşım planlarının hazırlanması
  • Şehiriçi ulaşımına yönelik düzenlemeler
  • Şehiriçi ulaşı ulaşımın düzenlenmesi
  • İlçe merkezleri-kırsal mahalle grup yolları

ANTALYA’YA YENİ YOLLAR AÇILACAK

  • Kuzey ve Batı çevre yolları tamamlanıyor
  • Şehir hastanesi batı çevre yolu bağlantıları tamamlanacak. Yeni bağlantı kurulacak.
  • Rauf Denktaş bulvarı- Ermenek Mahallesi ve Aksu Sanayi Bölgesinden D-400’e çıkan yeni yol
  • Gaziler Sanayi-Pınarlı Kavşağı- Lara arasına yol yapılacak.
  • Lara-Kırcami-Güzeloba güzergahında yeni yol
  • Aksu Altıntaş yolları tamamlanacak.
  • Aksu Muammer Aksoy Caddesi-Çankaya-Zeytindalı-Antalya Bulvarı – 5 Temmuz Caddesi batı çevre yolu kavşağına bağlanacak.
  • Üniversite Caddesi Antalyaspor kavşağına bağlanacak.
  • Uncalı-Metem Mahallesi bağlantı yolu.
  • Manavgat Antalya turizm yolu yapılacak.
  • Antalya-Alanya otoyolu açılacak.
  • Serik, Manavgat, Kadriye bağlantı yolları.
  • Manavgat Antakya turizm yolu yapılacak.

OTOBÜS SEFER SAYILARI VE RAYLI SİSTEM AĞI

  • Otobüs ve sefer sayılarında düzenlemeler yapılacak gerekirse yeni hatlar eklenecek.
  • Antalya raylı sistem ağlarını geliştirilecek.
  • Metronun ilk adımları atılacak.
  • 5 yeni etap raylı sistem hattı
  • Konyaaltı-Sarısu- Antalya Stadyumu Kepez Belediyesi hatlarını yeraltı raylı sistem hattına dönüştürülecek.
  • Zerdallik -Lara hattında metro projesini hafif raylı sistemle başlatılacak.
  • Zerdallik toptancı hali Altınova’da yeni raylı sistem projesini başlatılacak.
  • İlçe merkezlerini köy ve yaylalara bağlayan yollar yeniden yapılacak.
  • Yaşam parkı santral ve Kepez santral kentsel dönüşümünün tamamlanması.

TURİZM ALANINDAKİ VAATLER

  • Kaleiçi turizm gelişme projesi
  • Turistler için gezi otobüs sistemi oluşturulması
  • EXPO 2016 Botanik Bahçe Projesi

ALTYAPI SORUNUNA ÇÖZÜM

  • Su baskınlarına son verilmesi adına altyapı çalışmaları yapılacak.
]]>
https://www.haber60.com.tr/ak-parti-antalya-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-hakan-tutuncu-projelerini-acikladi/feed/ 0
Fransa’da düzenlenen 2024 Virtus Dünya Salon Atletizm Şampiyonası’nda 18 madalya kazanan özel sporcular İstanbul’a döndü https://www.haber60.com.tr/fransada-duzenlenen-2024-virtus-dunya-salon-atletizm-sampiyonasinda-18-madalya-kazanan-ozel-sporcular-istanbula-dondu/ https://www.haber60.com.tr/fransada-duzenlenen-2024-virtus-dunya-salon-atletizm-sampiyonasinda-18-madalya-kazanan-ozel-sporcular-istanbula-dondu/#respond Mon, 26 Feb 2024 00:48:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12217 Fransa’da düzenlenen 2024 Virtus Dünya Salon Atletizm Şampiyonası’nda 18 madalya kazanan özel sporcular, İstanbul’a geldi.

Fransa’nın başkenti Paris’ten kalkan uçakla İstanbul Havalimanı’na gelen ay-yıldızlı kafile, federasyon yetkilileri ve aileleri tarafından çiçeklerle karşılandı.

Türkiye Özel Sporcular Spor Federasyonu Başkanı Birol Aydın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, milli sporcuların bir tarih daha yazdığını belirterek “Dünya rekoru kırarak altın madalya aldılar. İlk kez milli takımımıza katılan Aysel sporcumuz, 400 metrede rekor kırarak altın madalyanın sahibi oldu. Bütün dünya ayakta alkışladı. 18 madalyayla Türkiye’ye döndük. Tarihi bir başarı kazandık.” ifadelerini kullandı.

Elde edilen başarıdan dolayı çok mutlu olduğunu aktaran Birol Aydın, “Yıllar önce evlere kapatılan, bir şey yapamaz denen çocukların antrenörler, aile ve devletin kucaklaşmasıyla neler başarabildiğini, Aysel, Fatma Damla, Esra gibi sporcular Fransa’dan göstermiş oldu. Şırnak’taki anneye de Elazığ’daki babaya da Ankara’daki anneye de şunu söylüyoruz; ‘biz sporla engelleri aşıyoruz.” diye konuştu.

Devletin sporculara bütün imkanları sağlamasıyla bu başarının geldiğini vurgulayan Birol Aydın, sözlerini şöyle sürdürdü:

“En büyük destekçimiz olarak bütün madalyaları, bütün sporcularım adına Sayın Cumhurbaşkanıma hediye ediyorum. Sayın Cumhurbaşkanı bütün kafiledeki sporcuları tek tek tanıyor. Aysel’in dünya rekoru kırarak aldığı madalya, ülkemizde engelli sporlarına ne kadar önem verildiğini gösteriyor. Biz çok güçlü bir ekibiz. Engelleri sporla aşıyoruz. Bizde ümitsizlik asla yok. Buradan Şırnak’taki anneye sesleniyorum; ‘sen de çocuğunu spora gönder.’ Onlar da bir gün rekorlar kıracak. Bu başarıya inanmıştık ama rekorlarla altın madalyanın geleceğini biz de bilmiyorduk. Gençlik ve Spor Bakanımıza teşekkür ederiz. Altın madalyamızı Sayın Cumhurbaşkanımıza götüreceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın desteklerine bütün aileler ve camiam adına teşekkür ediyorum.”

Hedefleri hakkında da konuşan Birol Aydın, “Bundan sonra 2024 Paris Paralimpik Oyunları’nda masa tenisi ve atletizmde Cumhuriyet tarihinde ilk kez bu kardeşlerim o madalyayı kazanacak. O madalyayı Türk milletine armağan edeceğiz. Bütün ekibime teşekkür ediyorum. Bundan sonra özel sporcular, Türk milletinin gururu olmaya devam edecek.” diyerek sözlerini tamamladı.

Dünya rekoru kırarak 400 metrede birinci olan Aysel Önder de “Çok mutluyum. Avrupa’da, dünyada nerede olursa olsun ülkemizi temsil etmeye devam edeceğim. Söz konusu bizim ülkemiz. Antrenörüm Damla hocaya bana verdiği emekler için teşekkür ederim. Cumhurbaşkanımıza, başkanlarıma, emeği geçen herkese çok teşekkür ederim.” şeklinde konuştu.

Üç madalya kazanan milli sporcu Fatma Damla Altın ise “Takım halinde dünya şampiyonu olduk. Ülkemize bunun mutluluğuyla döndüm. Başkanımıza ve antrenörüme çok teşekkür ederim.” yorumunu yaptı.

Gülle atmada bronz madalya kazanan Muhammet Atıcı, “Başkanıma çok teşekkür ederim. Dünya üçüncüsü oldum. 2024 olimpiyatlarında da madalya alacağıma inanıyorum.” diye konuştu.

Şampiyonada 4 madalya kazanma başarısı gösteren Mustafa Yıldırım ise “Başkanıma ve hocalarıma teşekkür ediyorum. Çok emekleri var bende. Azimle çalıştık ve sırıkla atlamada dünya birincisi olduk. Bunu Türkiye’de ilk kez yapan ben oldum. Olimpiyatları da inşallah garantileyeceğim. Cumhurbaşkanımıza ve federasyon başkanı Birol Aydın’a destekleri için teşekkür ederim.” değerlendirmesinde bulundu.

İki dünya rekoru ve 18 madalya

Milli takım, iki dünya rekoru kırdığı şampiyonada 4 altın, 9 gümüş ve 5 bronz olmak üzere 18 madalya kazandı.

Aysel Önder, Esra Bayrak, Fatma Damla Altın ve Reyhan Taşdelen’den oluşan kadınlar 4×200 metre bayrak takımı, dünya rekoru kırarak altın madalyaya ulaştı.

Kadınlar 4×400 metre bayrak yarışında da Fatma Damla Altın, Aysel Önder, Reyhan Taşdelen ve Eda Yıldırım’ın yer aldığı milli takım, gümüş madalya elde etti.

Aysel Önder, 400 metrede dünya rekoru kırarak altın ve 200 metrede gümüş, Reyhan Taşdelen de 800 metre ve 60 metre engellide gümüş, 200 metrede ise bronz madalya aldı.

Fatma Damla Altın, pentatlonda altın, uzun atlamada gümüş ve yüksek atlamada bronz, Esra Bayrak ise 60 metre ve üç adım atlamada gümüş, uzun atlamada bronz madalyanın sahibi oldu.

Mustafa Yıldırım, sırıkla atlamada altın, 60 metre engelli ve 5 bin metre yürüyüşte gümüş, pentatlonda bronz, Muhammet Atıcı ise gülle atmada bronz madalyayı boynuna taktı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/fransada-duzenlenen-2024-virtus-dunya-salon-atletizm-sampiyonasinda-18-madalya-kazanan-ozel-sporcular-istanbula-dondu/feed/ 0
Okulu bırakan çocuklar altın işleyerek sanatı öğreniyor https://www.haber60.com.tr/okulu-birakan-cocuklar-altin-isleyerek-sanati-ogreniyor/ https://www.haber60.com.tr/okulu-birakan-cocuklar-altin-isleyerek-sanati-ogreniyor/#respond Thu, 22 Feb 2024 08:00:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10795 Okulu bırakan çocuklar altın işleyerek sanatı öğreniyor

Diyarbakır’da çocukların işledikleri altın, birçok ülkeye ihraç ediliyor

Diyarbakır’dan Avrupa, Asya ve Ortadoğu’ya uzanan ticaret yolu

DİYARBAKIR – Diyarbakır’da faaliyet gösteren bir kuyumcunun atölyesinde eğitim gören 14-21 yaş arasındaki çocuklar, yaptıkları altın ürünleri Avrupa, Asya ve Ortadoğu ülkelerine ihraç ediliyor. Çocuklar, bir yandan ustalığı öğrenirken diğer yandan ise ailelerine maddi olarak da katkıda bulunuyor.

Merkez Kayapınar ilçesinde kuyum sektöründe faaliyet gösteren HMT Kuyumculuk, okulu bırakan çocuklar için açtığı altın üretim atölyesinde usta yetiştiriyor. Yaşları 14-21 aralığında olan çocuklar, ürettikleri altınlar ile hem sanat öğreniyor hem ailelerine maddi yönden katkı sağlıyor.

HMT Kuyumculuk Yönetim Kurulu Başkanı Kamuran Kaya, 2017 yılından bu yana okulu terk eden çocukları yanında yetiştirip usta öğretici olarak piyasaya sürdüğünü söyledi.

Çocukların atölyede ustalığı öğrenirken diğer yandan da meslek lisesinde eğitim gördüğünü ifade eden Kaya, “2017 yılından bu yana Mesleki Eğitim Programı çerçevesinde çocuk usta yetiştiriyorum. Eğitim alan çocukların çoğu zaten meslek lisesinde kuyumculuk bölümü öğrencileridir. Eğitim gören elemanlarımdan en küçüğü 14 en büyüğü 21 yaşında. Bu çocuklar, Diyarbakır’da kaybolmuş zanaatı yeşertmeye çalışıyor. İnşallah çocuklarımızın her biri ileride ayrı usta olacak, onlar da farklı öğrenci yetiştirecektir” dedi.

“Amacımız; eğitim hayatında pek başarılı olamayan çocukları meslek lisesine yazdırıp, mesleki eğitim programından kendi bünyemize çekip en azından zanaatkar yetiştirmektir” diye konuşmasına devam eden Kaya, “Bu yüzden çocuklarımızı topluma kazandırmaya çalışıyoruz. Çocuklarımızın bir çoğu mevcut sistem içerisinde altını işlemeyi öğrenmiş oluyor. Bu öğrenciler meslek lisesinden mezun olduktan sonra üniversitelerde takı tasarım bölümlerinde eğitim görebilir, sertifikaları olduğu takdirde meslek liselerinde usta öğretici olarak eğitim de verebilirler” ifadelerinde bulundu.

“Öğrenci bulmakta zorlanıyoruz”

Günde 7 öğrencinin 1,5 kilogram altın işlediğini dile getiren Kaya, “Kapasitemiz yüksek olmasına rağmen öğrenci bulmakta zorlanıyoruz. Meslek liseleriyle bu konu hakkında irtibattayız. Önümüzdeki sene daha fazla öğrenci edeceğiz ki sektör hiçbir zaman geri kalmasın. Tarihin en iyi altın işçiliğinin olduğu Diyarbakır’da o ruhu sürdürmeye çalışıyoruz. Üretim yerimizde çalışan çocukların birçoğu yakın çevremizde çalışan kişilerin çocuğu ve yakınıdır. Ekibimiz, günlük 1,5 kilograma yakın altın üretimi yapabiliyor. Bu altınlar da Halep kordonu, paralı bileklikler, paralı kolyeler gibi birçok ürüne çevriliyor” ifadelerine yer verdi.

Son olarak öğrencilerin ürettikleri altınları dünyanın birçok ülkesine ihraç ettiklerini söyleyen Kaya, şunları kaydetti:

“Çocuk ustalarımızın ürettikleri takıları dünyanın dört bir yanına ihraç ediyoruz. Bunlardan bazıları Dubai, Hindistan, Irak gibi birçok Avrupa, Asya ve Ortadoğu ülkelerindeki pazara gönderiliyor. Hedefimiz kapasiteyi üç katına çıkarıp daha fazla emektar ve sanatkar çocuk yetiştirmektir.”

5 yıl önce çırak olarak başladığı atölyede şu an ustabaşılık yapan 21 yaşındaki Ömer Kaya, lisede 2. sınıf öğrencisiyken okulu bırakıp kuyum sektörüne başladığını belirtti.

Kaya, “5 yıl önce kuyumcu sektöründe eğitim görmeye başladım. İlk yıl devamlı ustamı izleyerek bu işi tanımaya çalıştım. Ustalarımız bize verdiği bu fırsatı değerlendirip, şu an ustabaşı olarak faaliyet gösteriyorum. Benimle beraber 7 kişi atölyede çalışıyor. Ustabaşı olarak arkadaşlara şu an işi ben öğretiyorum. Onlar da gösterdiğim şekilde altınları işleyerek hazır satılır hale getiriyor. Ben de showroomumuzda sergilenmek üzere arkadaşlara teslim ediyorum. Lise 2’nin ortasında okulu bırakıp tercihimi kuyumcu sektöründen yana kullandım. 5 yıldır sektörün içindeyim ve devam ediyorum” diye konuştu.

Atölyede en küçük yaştaki öğrenci Harun Ölmezoğul ise, 8’inci sınıfı bitirdikten sonra eğitim hayatını bırakıp kuyumcu sektöründe başladığını ifade etti.

Hedefinin iyi bir altın ustası olduğunu söyleyen Ölmezoğul, “8’inci sınıfı bitirdikten sonra okulu bıraktım. Şu an mesleki okula gidiyorum. 10 aydır burada hem altın işlemeyi öğreniyorum hem çalışıyorum. Bundan sonraki hedefim iyi bir altın ustası olmaktır. Burada ilkin Halep zincirini örmeye başladım. Daha sonra diğer takıları yapmaya başladım. Ustam sağ olsun bana çok yardımcı oluyor” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/okulu-birakan-cocuklar-altin-isleyerek-sanati-ogreniyor/feed/ 0
Diyarbakır’da Kuyum Atölyesinde Eğitim Gören Çocuklar Altın Ürünlerini İhraç Ediyor https://www.haber60.com.tr/diyarbakirda-kuyum-atolyesinde-egitim-goren-cocuklar-altin-urunlerini-ihrac-ediyor/ https://www.haber60.com.tr/diyarbakirda-kuyum-atolyesinde-egitim-goren-cocuklar-altin-urunlerini-ihrac-ediyor/#respond Thu, 22 Feb 2024 07:15:25 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10781 Diyarbakır’da faaliyet gösteren bir kuyumcunun atölyesinde eğitim gören 14-21 yaş arasındaki çocuklar, yaptıkları altın ürünleri Avrupa, Asya ve Orta Doğu ülkelerine ihraç ediliyor. Çocuklar bir yandan ustalığı öğrenirken, diğer yandan ise ailelerine maddi katkıda bulunuyor.

Merkez Kayapınar ilçesinde kuyum sektöründe faaliyet gösteren HMT Kuyumculuk, okulu bırakan çocuklar için açtığı altın üretim atölyesinde usta yetiştiriyor. Yaşları 14-21 aralığında olan çocuklar, ürettikleri altınlar ile hem sanat öğreniyor hem ailelerine maddi yönden katkı sağlıyor.

HMT Kuyumculuk Yönetim Kurulu Başkanı Kamuran Kaya, 2017 yılından bu yana okulu terk eden çocukları yanında yetiştirip usta öğretici olarak piyasaya sürdüğünü söyledi.

Çocukların atölyede ustalığı öğrenirken diğer yandan da meslek lisesinde eğitim gördüğünü ifade eden Kaya, “2017 yılından bu yana Mesleki Eğitim Programı çerçevesinde çocuk usta yetiştiriyorum. Eğitim alan çocukların çoğu zaten meslek lisesinde kuyumculuk bölümü öğrencileridir. Eğitim gören elemanlarımdan en küçüğü 14 en büyüğü 21 yaşında. Bu çocuklar, Diyarbakır’da kaybolmuş zanaatı yeşertmeye çalışıyor. İnşallah çocuklarımızın her biri ileride ayrı usta olacak, onlar da farklı öğrenci yetiştirecektir” dedi.

“Amacımız; eğitim hayatında pek başarılı olamayan çocukları meslek lisesine yazdırıp, mesleki eğitim programından kendi bünyemize çekip en azından zanaatkar yetiştirmektir” diye konuşmasına devam eden Kaya, “Bu yüzden çocuklarımızı topluma kazandırmaya çalışıyoruz. Çocuklarımızın bir çoğu mevcut sistem içerisinde altını işlemeyi öğrenmiş oluyor. Bu öğrenciler meslek lisesinden mezun olduktan sonra üniversitelerde takı tasarım bölümlerinde eğitim görebilir, sertifikaları olduğu takdirde meslek liselerinde usta öğretici olarak eğitim de verebilirler” ifadelerinde bulundu.

“Öğrenci bulmakta zorlanıyoruz”

Günde 7 öğrencinin 1,5 kilogram altın işlediğini dile getiren Kaya, “Kapasitemiz yüksek olmasına rağmen öğrenci bulmakta zorlanıyoruz. Meslek liseleriyle bu konu hakkında irtibattayız. Önümüzdeki sene daha fazla öğrenci edeceğiz ki sektör hiçbir zaman geri kalmasın. Tarihin en iyi altın işçiliğinin olduğu Diyarbakır’da o ruhu sürdürmeye çalışıyoruz. Üretim yerimizde çalışan çocukların birçoğu yakın çevremizde çalışan kişilerin çocuğu ve yakınıdır. Ekibimiz, günlük 1,5 kilograma yakın altın üretimi yapabiliyor. Bu altınlar da Halep kordonu, paralı bileklikler, paralı kolyeler gibi birçok ürüne çevriliyor” ifadelerine yer verdi.

Son olarak öğrencilerin ürettikleri altınları dünyanın birçok ülkesine ihraç ettiklerini söyleyen Kaya, şunları kaydetti:

“Çocuk ustalarımızın ürettikleri takıları dünyanın dört bir yanına ihraç ediyoruz. Bunlardan bazıları Dubai, Hindistan, Irak gibi birçok Avrupa, Asya ve Ortadoğu ülkelerindeki pazara gönderiliyor. Hedefimiz kapasiteyi üç katına çıkarıp daha fazla emektar ve sanatkar çocuk yetiştirmektir.”

5 yıl önce çırak olarak başladığı atölyede şu an ustabaşılık yapan 21 yaşındaki Ömer Kaya, lisede 2. sınıf öğrencisiyken okulu bırakıp kuyum sektörüne başladığını belirtti.

Kaya, “5 yıl önce kuyum sektöründe eğitim görmeye başladım. İlk yıl devamlı ustamı izleyerek bu işi tanımaya çalıştım. Ustalarımız bize verdiği bu fırsatı değerlendirip, şu an ustabaşı olarak faaliyet gösteriyorum. Benimle beraber 7 kişi atölyede çalışıyor. Ustabaşı olarak arkadaşlara şu an işi ben öğretiyorum. Onlar da gösterdiğim şekilde altınları işleyerek hazır satılır hale getiriyor. Ben de showroomumuzda sergilenmek üzere arkadaşlara teslim ediyorum. Lise 2’nin ortasında okulu bırakıp tercihimi kuyumcu sektöründen yana kullandım. 5 yıldır sektörün içindeyim ve devam ediyorum” diye konuştu.

Atölyede en küçük yaştaki öğrenci Harun Ölmezoğul (14) ise, 8’inci sınıfı bitirdikten sonra eğitim hayatını bırakıp kuyumcu sektöründe başladığını ifade etti.

Hedefinin iyi bir altın ustası olduğunu söyleyen Ölmezoğul, “8’inci sınıfı bitirdikten sonra okulu bıraktım. Şu an mesleki okula gidiyorum. 10 aydır burada hem altın işlemeyi öğreniyorum hem çalışıyorum. Bundan sonraki hedefim iyi bir altın ustası olmaktır. Burada ilkin Halep zincirini örmeye başladım. Daha sonra diğer takıları yapmaya başladım. Ustam sağ olsun bana çok yardımcı oluyor” dedi. – DİYARBAKIR

]]>
https://www.haber60.com.tr/diyarbakirda-kuyum-atolyesinde-egitim-goren-cocuklar-altin-urunlerini-ihrac-ediyor/feed/ 0
Erzincan’da maden faciası: Toprak altında kalan işçilerin aileleri bekliyor https://www.haber60.com.tr/erzincanda-maden-faciasi-toprak-altinda-kalan-iscilerin-aileleri-bekliyor/ https://www.haber60.com.tr/erzincanda-maden-faciasi-toprak-altinda-kalan-iscilerin-aileleri-bekliyor/#respond Wed, 21 Feb 2024 21:09:15 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10467 Haber: DİLAN KUTLU/ Kamera: UĞUR DEMİRCİ

Erzincan’ın’ın İliç ilçesinde Anagold Madencilik’in işlettiği altın madeninde meydana gelen heyelanda sonrası toprak altında kalan 9 işçinin ailelerinin bekleyişi sürüyor. Uğur Yıldız’ın annesi Sevda Yıldız, “Benim çocuğumu biran önce bana versinler. Ben anneyim ve hissediyorum. Benim çocuğum yaşıyor. Ama bu gidişle ve çalışmaya göre benim oğlum açlıktan ölecek. Yeter artık toplantı üstüne toplantı. İlk 2 gün çalışma oldu, bir arpa boyu yol alınamadı” dedi. Baba Ali Ekber Yıldız ise “Bu kadar sahipsizlik olmaz. Bir bakanın, başbakanın çocuğu orada yatsaydı, o çocukları canlı canlı çıkarırlardı. Bir an önce evladımızı bize teslim etsinler. Başka bir şey istemiyoruz” diye isyan etti.

Çalık Holding’in ortağı olduğu Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin 2010 yılı Aralık ayından beri altın üretimi yaptığı Çöpler Maden Sahası’nda çıkarılıp istiflenen toprak, 13 Şubat saat 14.28’de kaydı. Yaklaşık 10 milyon metreküp toprak, 200 metrelik yamaçtan bir su gibi vadiye doğru aktı. 9 işçi, geniş bir alana yayılan toprağın altında kaldı. Toprak altında kalan işçileri kurtarmak için Erzincan başta olmak üzere, Erzurum, Sivas, Rize, Malatya, Giresin, Diyarbakır, Tokat ve Tunceli’nden gelen AFAD ekipleri de görev aldı. Birçok gönüllü yardım kuruluşu da kurtarma çalışmalarına katılıyor. Bölgede 3 gün önce yaşanan toprak hareketliliği nedeniyle çalışmalar durduruldu. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın bölgede oluşturulan kriz merkezinde koordinasyonu ise devam ediyor.

Olayın üzerinden 9 gün geçti. Aileleri ve yakınlarının göçük altında kalan işçilerin çıkarılması için bekleyişi sürüyor. Uğur Yıldız’ın ailesi, ANKA Haber Ajansı’na konuştu.

“YER ÜSTÜNDE YAŞAYAN VARLIĞI YERALTINA GÖMMÜŞ”

Uğur Yıldız’ın amcasının oğlu Selahattin Yıldız, “İki gündür yayın yok. Hanginiz duydu? Yayına geldi mi kısıyorsunuz. Biz burada bu canı alacağız. Vermek zorunda bu devlet. Yer üstünde yaşayan varlığı, yer altına gömmüş. Bunu vermek zorunda, çıkarmak zorunda. Ben bunun taşını okşamadan, mezarını ziyaret etmeden rahat etmem. Benim inancım, kültürüm bu. Bu kirli toprakları atsınlar. Benim her karışında dedemin burada şehit kanı var. Bu toprakları pisletmeyecekler. Bu toprakları neden kirlettiniz? Benim çocuğumu orada eritiyorsunuz. Onların gözü vadide, insanda değil” diye isyan etti.

“ÇOCUĞUMU ALMADAN BURAYI ASLA TERK ETMEYECEĞİM”

Olayın ardından bölgeye gelen işçilerin ailelerinin ise çocuklarının kurtarılma umudu ile bekleyişleri sürüyor. 1,5 yıl önce Gamze Yıldız ile dünya evine giren ve olay günü toprak altında kalan Uğur Yıldız’ın (33) annesi Sevda Yıldız (52) gözyaşı dökerek, “Söylenecek çok şey var. Benim çocuğumu bir an önce bana versinler. Kimse inanmasa da bir anneyim. Hissediyorum, benim yavrum yaşıyor. Ama bu çalışmaya göre benim çocuğum açlıktan ölecek. Bir an önce bu işi çözsünler. Benim yavrumu versinler. Ben alayım evime götüreyim. Yeter artık, toplantı üstüne toplandı kriz masası şudur. İlk iki gün çalışma oldu, bir arpa boyu yol alınamadı. Benim çocuğumun arkadaşları bana ‘İlk gün AFAD bizi içeri koymadı. AFAD bizi içeri soksaydı, biz 24 saat içinde biz arkadaşımızı kurtarırdık. Burayı bizim kadar kimse bilemez. Biz yıllardır burada çalışıyoruz’ dedi. Bir an önce çocuğumu bize versinler. Onların söylemesine bakarsanız ayları da bulur. O kadar dayanacak gücüm de sabrım da yok. Ben çocuğumu almadan burayı asla terk etmeyeceğim. Çocuğumu almadan gitmeyeceğim. Onların amacı bizi uzaklaştırmak. Ne şekilde üstünü kapatacaklar bilmiyorum. Bir adım gitmeyeceğim. Gerekirse oğlum için canımı feda edeceğim. Ne gerekirse onu yapacağım. Bir evin bir oğluydu, benim yavrumun kimseye zararı yoktu. Benim yavrum iyi niyetliydi” dedi.

“BİR BAKANIN, BAŞBAKANIN ÇOCUĞU ORADA YATSAYDI, O ÇOCUKLARI CANLI CANLI ÇIKARIRLARDI”

Oğlunun ve diğer işçilerin arama kurtarma çalışmalarını takip eden baba Ali Ekber Yıldız (58) ise sadece toplantı yapıldığını belirterek, “Bu kadar sahipsizlik olmaz. Bir bakanın, başbakanın çocuğu orada yatsaydı, o çocukları canlı canlı çıkarırlardı. Artık her şeyi kabullendik. Bir an önce evladımızı bize teslim etsinler. Başka bir şey istemiyoruz. Hayallerimizi aldılar. Kolumuzu, kanadımızı kırdılar. Çocuğumu aldılar benden. Şimdi toplantı üstüne toplantı yapıyorlar. Bilen insanları getirin. Toplantı, toplantı başka bilgi, çalışma yok. Kayma varmış. Kayma benim canımı aldı. Kayma varsa kaydırın gitsin. Orada bir canlı kalmadı ki. Biz her şeyi kabullendik. Lütfen bir an önce evladımı versinler. Olan garibanlara oluyor. Yazıklar olsun” diye konuştu.

]]> https://www.haber60.com.tr/erzincanda-maden-faciasi-toprak-altinda-kalan-iscilerin-aileleri-bekliyor/feed/ 0 TBMM Genel Kurulu https://www.haber60.com.tr/tbmm-genel-kurulu/ https://www.haber60.com.tr/tbmm-genel-kurulu/#respond Wed, 21 Feb 2024 01:51:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10314 AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, İsrail’in cezasızlığına son vermenin hukuki bir zorunluluk olduğunu vurgulayarak, “Lahey’de başlayan dava bu anlamda tarihi bir dönüm noktası olacak ve İsrail, cezasızlık nedeniyle hukuk, vicdan ve kural tanımaz tavrını dizginleyecektir.” dedi.

TBMM Genel Kurulunda, grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Saadet Partisi Grup Başkanvekili İsa Mesih Şahin, eski milletvekili Şevki Yılmaz’ın Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e yönelik sözlerine dair, “Eski bir milletvekilinin, Cumhuriyet’imizin kurucu iradesini de kastederek ‘Selanik dönmeleri’ gibi bir ifade kullanması son derece yakışıksız bir ifadedir; bunu özellikle kınadığımızı ifade etmek istiyorum.” diye konuştu.

Avukat Feyza Altun’un şeriat ile ilgili açıklamalarına da işaret eden Şahin, “‘Şeriat’ dediğimiz kavram dindir, İslam’ın kendisidir, böylesine önemli bir değerimizi lütfen kimse farklı mecralara çekip, farklı tartışmalar yaratıp toplumsal barışımızı bozmasın.” yorumunu yaptı.

“Atatürk’ün ve Türklüğün aziz hatırasına asla zarar veremeyecek”

İYİ Parti Grup Başkanvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu, Ege Üniversitesi’nde 9 yıl önce öldürülen üniversite öğrencisi Fırat Yılmaz Çakıroğlu’nun şehadetinin yıl dönümü olduğunu belirterek, kendisine Allah’tan rahmet diledi.

Erzincan’ın İliç ilçesindeki toprak kaymasının üzerinden bir hafta geçmesine rağmen göçük altındaki işçilere ulaşılamadığını söyleyen Dervişoğlu, “Hükümeti buradan uyarıyorum: Daha fazla ölüm yaşanmadan, benzer facialar tekrarlanmadan siyanürlü altın madenlerini denetleyin ve ivedilikle gerekli tedbirleri alın.” dedi.

Şevki Yılmaz’ın açıklamalarına da değinen Dervişoğlu, “Bilinmelidir ki Türklüğe dair her değere savaş açmış olanların içinde bulunduğu acziyet Atatürk’ün ve Türklüğün aziz hatırasına asla zarar veremeyecektir. Karanlık zihniyetlerine mübarek dinimizi alet eden bu ahlaksızlar, Atatürk’ün gölgesinden bile rahatsız olan bu korkaklar sürüsü, güya devlet görevlisi de olan bu kendini bilmezler şimdiye kadar her kalıba girdiler de bir türlü Türk ve insan olmayı beceremediler.” değerlendirmesinde bulundu.

MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül, Fırat Yılmaz Çakıroğlu’nu şehadetinin seneidevriyesinde rahmetle andıklarını belirterek, “Şehidimiz Fırat Yılmaz Çakıroğlu’nu andığımız bu günde bir Çakıroğlu’nu daha dar-ı bekaya göndermenin hüznünü yaşamaktayız. Hayatını kaybettiğini teessürle öğrendiğimiz Milliyetçi Hareket Partisi Merkez Yürütme Kurulu Üyemiz, değerli ağabeyimiz, hasbi dava adamı, vatan ve millet nöbetçisi Ferhat Yılmaz Çakıroğlu’nu rahmetle anmak istiyorum.” dedi.

DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, bugün grup toplantılarını çok dilli olarak gerçekleştirdiklerini belirterek, şunları kaydetti:

“Kürt halkının kimliğini, dilini, sanatını, kültürünü tanımayacaksınız, ana dilinde kamusal hizmet vermeyeceksiniz ama seçim dönemlerinde puşi takıp, iki kelime Kürtçe konuşup halay çekeceksiniz, orada da kalmayacaksınız, milliyetçilere dönüp bir de bozkurt işareti yapacaksınız. Artık, bu ikiyüzlü siyasetiniz çökmüştür; artık, Kürt halkının karşısına çıkacak yüzünüz de kalmamıştır.”

“Kim bu Kanadalı şirket?”

CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, Erzincan’ın İliç ilçesindeki toprak kaymasına ilişkin, “Dünyanın neresinde bu rezalet yaşanırsa yaşansın iktidar, bakan çıkar hesap verir.” dedi.

AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum’un ÇED raporunu verdiğini dile getiren Başarır, “Eğer bir parça demokrasi, vicdan, hukuk olan bir iktidarda, bir ülkede o bakanın bırakın dünyanın en büyük şehirlerinden birine belediye başkan adayı olmasını sokağa çıkacak yüzü olmaz. Yargılanır ama maalesef ki bakan ya da iktidar hesap vermekten daha çok hesap soruyor.” ifadelerini kullandı.

“Kim bu Kanadalı şirket?” diye soran Başarır, “Kanada’ya gidelim, bir karış toprağı kirletelim, bir ağacın yarım metre dalını keselim; hemen gelir o insanlar, gerekli cezayı keser ve ‘Bunu yapamazsın’ der. Ama bu ülkenin şirketi geliyor, benim topraklarımda, İliç’te ÇED raporlarına gerek görülmeksizin siyanürle, bir sürü kimyasal atıkla hukuksuz olarak maden arıyor.” diye konuştu.

Bunun nedenini soran Başarır, “Bu şirket, her şirket gibi yüzde 25 vergi ödeyecekken yüzde 6,38 vergi ödeyecek. Vergi ödemeyeceksin, vergi borcun silinecek; bu karın yüzde 90’ını alıp Kanada’ya götüreceksin, benim işçilerim orada, şu anda toprak altında kalacak ve bunun hesabını verecek bir iktidar yok.” dedi.

Şevki Yılmaz’ın ifadelerine ilişkin ise Başarır, “Neymiş? Osmanlı’yı süren soysuzları lanetle anıyormuş. Soysuz görecekse aynaya bakacak Şevki Yılmaz. Utanmaz adam, bu topraklarda, bu Mecliste, bu ülkede milletvekilliği yapabiliyorsan, egemenlik kayıtsız şartsız milletinse bunu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e, şehitlere ve gazilere borçlusun.” ifadelerini kullandı.

Savcıları göreve çağıran Başarır, “Şevki Yılmaz ve onun gibileri yargılamayan, hala soruşturma açmayan savcıları kınıyorum.” diye konuştu.

“Altın üretimi yapan işletme, devlet hakkına ilave olarak yaklaşık 3-4 katı daha vergi ve kamu ödemesi yapıyor”

AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, Erzincan’ın İliç ilçesindeki altın madeninde meydana gelen felaketten dolayı üzgün olduklarını belirterek, toprak altında kalan 9 işçiyi arama faaliyetlerine yeni bir heyelan riski nedeniyle ara verildiğini, riskin ortadan kalkması halinde çalışmalara ivedilikle başlanacağını söyledi.

Usta, şöyle konuştu:

“2023 sonu itibarıyla yabancı sermayeli 130 farklı tüzel kişinin sahip olduğu toplam 593 adet ruhsat mevcuttur ancak ülkemizdeki toplam ruhsat sayısına baktığımızda ise 14 bin 763 ruhsat sahibi bulunmaktadır. Kişi bazında bakıldığında, yabancı sermayeli tüzel kişi sayısı, ruhsat sahibi gerçek ve tüzel kişi sayısının sadece yüzde 2,1’ine tekabül etmektedir. Ruhsat sayısı bazında bakıldığında ise yabancı sermayeli şirketlerin sahip olduğu ruhsat sayısı, ülkemiz toplam ruhsat sayısının yüzde 4’ü kadardır. Toplam işletme izni alanlar, bizim kendi Türkiye yüz ölçümü oranımıza baktığımızda ise yüzde 3,3’lük kısmına tekabül etmektedir.

‘Bu madenciler, bu yabancı şirketler geliyorlar, karının yüzde 90’ını alıp giderek ülkeye sadece zarar bırakıyorlar’ şeklindeki açıklamaları için de şunları söylemek istiyorum: Altınla ilgili, özellikle madenlerle ilgili verdikleri vergi oranları 2022 yılının sonu itibarıyla yüzde 25 daha artırılmış ve yüzde 13,75’e çıkarılmıştır, daha öncesinde yüzde 11’di. Ayrıca, orman izin bedeli olarak ek yüzde 3,86 vergi, maden ruhsat bedeli için 0,17, kurumlar vergisi için 3,83, stopaj yüzde 8,49, damga vergisi yüzde 0,1, gelir vergisi 14,46, KDV 16,2, diğer vergiler 17,12, SGK primlerinden yüzde 12,78 olmak üzere, altın üretimi yapan bir işletme devlet hakkına ilave olarak yaklaşık 3-4 katı daha vergi ve kamu ödemesi de yapmaktadır. 2022 yılında yapılan verilere göre 31 ton altın üretilmiş olup 9 milyar dolarlık altın ihracatına karşılık 20 milyar dolarlık altın ithalatı gerçekleştirilmiştir yani 2022 yılında 11 milyar dolarlık altın dış ticaret açığı da oluşmuştur.”

Murat Kurum üzerinden de siyasi bir kampanya yürütülmeye çalışıldığını söyleyen Usta, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının sadece ÇED raporlarıyla ilgili olarak etkileri incelediğini ve bu bilgiyi paylaştığını, daha sonrasında Bakanlığın bir alan genişleme yetkisine sahip olmadığını ve alan genişlemeyle veya kapasite artırımıyla ilgili bir onayının olmadığını söyledi.

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarının devam ettiği bir ramazan ayına acıyla yaklaştıklarını kaydeden Usta, “Ne yazık ki İsrail’in savaş bakanı, Refah’a başlatacakları büyük saldırı için ramazan ayının ilk gününü yani 10 Mart’ı işaret etmektedir. Lahey’de gündeme gelen bu davayla birlikte soykırımın cezasız kalmayacağını ümit ediyoruz. İsrail’in cezasızlığına son vermek hukuki bir zorunluluktur. Lahey’de başlayan dava bu anlamda tarihi bir dönüm noktası olacak ve İsrail cezasızlık nedeniyle hukuk, vicdan ve kural tanımaz tavrını dizginleyecektir.” yorumunu yaptı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tbmm-genel-kurulu/feed/ 0
TMMOB Maden Mühendisleri Odası: “İliç Çöpler Altın Madeni Kapatılmalı, İşletme Ruhsatları İptal Edilmelidir. Sömürge Madenciliğine Son Verilmelidir” https://www.haber60.com.tr/tmmob-maden-muhendisleri-odasi-ilic-copler-altin-madeni-kapatilmali-isletme-ruhsatlari-iptal-edilmelidir-somurge-madenciligine-son-verilmelidir/ https://www.haber60.com.tr/tmmob-maden-muhendisleri-odasi-ilic-copler-altin-madeni-kapatilmali-isletme-ruhsatlari-iptal-edilmelidir-somurge-madenciligine-son-verilmelidir/#respond Wed, 21 Feb 2024 01:42:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10308

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Maden Mühendisleri Odası, Erzincan’ın İliç ilçesinde Anagold Madencilik tarafından işletilen Çöpler Altın Madeni’nde meydana gelen toprak kaymasının olduğu alanda ticari sır ve benzeri gerekçelerle inceleme yapmalarına izin verilmediğini belirterek, “Daha fazla kar hırsı ile maliyetten kaçmak için madencilik kültüründen, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinden ödün veren, insan hayatını, çevre sağlığını, toplumsal yararı hiçe sayan madencilik uygulamalarına ve diğer ekonomik faaliyetlere izin verilmemelidir. İliç Çöpler altın madeni kapatılmalı, işletme ruhsatları iptal edilmelidir. Sömürge madenciliğine son verilmelidir” açıklamasını yaptı.

TMMOB Maden Mühendisleri Odası, Erzincan’ın İliç ilçesinde Anagold Madencilik tarafından işletilen Çöpler Altın Madeni’nde meydana gelen toprak kaymasına ilişkin bugün yazılı açıklama yaptı. İliç Çöpler altın madeninin kapatılması ve işletme ruhsatları iptal edilmesi çağrısında bulunan Maden Mühendisleri Odası’nın açıklaması şöyle:

“Erzincan ili, İliç ilçesi sınırları dahilinde, Lidya madencilik ile Kanada asıllı SSR Mining firmalarının ortaklığında faaliyette bulunan Anagold Madencilik firması tarafından altın üretimi yapılan Çöpler Altın Maden İşletmesinde 13 Şubat 2024 tarihinde 14: 30 sularında, liç prosesi için oluşturulan yığının bir bölümünde kayma meydana gelmiş, bir faciaya dönüşen olayda resmi açıklamalara göre dokuz işçi kayan siyanür içerikli yığının altında kalmıştır. Bu vahim olay nedeniyle halkımıza ve madencilik camiasına geçmiş olsun diyoruz. Faciada sorumluluğu bulunanların hak ettikleri cezaları almalarını ve bu tür faciaların bir daha yaşanmamasını diliyoruz. Altın elde etmek için siyanür içerikli çözelti prosesi uygulanan yığın liç hacminin yaklaşık 10 milyon m3’lük bir kısmının 800 metre kadar kaydığı resmi makamlarca ifade edilmiştir. Facianın üzerinden 7 günlük bir süre geçmiş olmasına rağmen halen akıntı altında kalan işçilerin maalesef yerleri tespit edilememiş ve kendilerine ulaşılamamıştır.

“İLİÇ’TE DE ŞEFFAFLIK İLKESİNE AYKIRI BİR ŞEKİLDE SAHADA YÜRÜTÜLEN MADENCİLİK FAALİYETLERİNE İLİŞKİN BİLGİ VE BELGELERE ULAŞILAMAMIŞTIR”

Haber alınır alınmaz Odamızca oluşturulan heyet bölgeye ulaşmak için harekete geçmiş olup, 14 Şubat Çarşamba günü sabahı işletmeye ulaşmıştır. Erzincan Valisi tarafından verilen genel bilgilendirme brifingine katılım sağlanmış olup teknik konularla ilgili yetkili personel tarafından bir bilgilendirme sunumu yapılması talebimiz uygun bulunmamış, olay yerine girişimize ve inceleme yapmamıza izin verilmemiştir. Daha önce birçok olayda olduğu gibi İliç’te de şeffaflık ilkesine aykırı bir şekilde sahada yürütülen madencilik faaliyetlerine ilişkin bilgi ve belgelere ulaşılamamıştır. Yaptığımız incelemeler ve elde ettiğimiz bilgilere göre; İliç ilçesinde işletilen altın madeninde 2010 yılında fiili altın üretim faaliyetlerine başlanmış olup, o tarihten bu yana üretim faaliyetleri sürdürülmektedir. Çöpler altın madeni Sicil: 847, Sicil: 49729 ve Sicil: 20067313 işletme ruhsat numaralı sahaların içerisinde olup, üretim faaliyetleri Sicil: 847 sayılı ruhsat sahasında gerçekleştirilmekte, diğer ruhsat alanlarında ise tesisler ve şantiye alanları bulunmaktadır. Sahada, kazı yöntemleri ile üretilen altın cevherini de içeren kayaç kırma-eleme işlemleri ile boyutlandırılarak yığın haline getirilmekte ve içerisindeki altın cevherini elde etmek amacıyla, siyanür kullanılarak yığın liçi işlemi ile altın kazanımı gerçekleştirilmektedir.

“FACİANIN MEYDANA GELDİĞİ TARİHTEN ÖNCE KAYMANIN YAŞANDIĞI ALANDA YARIK VE ÇATLAKLARIN OLUŞTUĞU RESMİ AĞIZLARCA DA DOĞRULANMIŞ OLMASINA RAĞMEN 9 İŞÇİNİN HAYATININ RİSKE EDİLDİĞİ ANLAŞILMAKTADIR”

Üretime başlandıktan bugüne kadar sahada tek bir yığın liç alanı kullanılmakta olup, 2014 ve 2021 yıllarında hazırlanan ÇED Kapasite Artışı Projeleri ile yığın liç tesisi için de kapasite artışı talebinde bulunulmuş ve her iki talep de Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca uygun bulunarak onaylanmıştır. Projenin başlangıcında planlanan yığın liç alanı kapasitesi 34 milyon ton olup, 2014 yılındaki kapasite artışı ile 73 milyon tona, 2021 yılındaki kapasite artışı ile 85,3 milyon tona yükseltilmiştir. Söz konusu kapasite artışları sonucunda yığın liç alanı her biri 8 metre yükseklikte yaklaşık 34 basamaktan oluşan toplam yüksekliği ise 250 metreyi aşan devasa bir yüksekliğe ulaşmış durumdadır. Meydana gelen facia bu devasa büyüklüğe ulaşmış olan yığın liç alanının sadece bir bölümünün doğu-batı yönünde çift taraflı kayarak akması sonucunda oluşmuştur. Kalan yığının da kayma riski bulunmakta olup arama-kurtarma çalışmalarını da riskli hale getirmektedir. Facianın meydana geldiği tarihten önce kaymanın yaşandığı alanda yarık ve çatlakların oluştuğu, iş güvenliği uzmanı ve çalışanlar tarafından işverene bu konuda bilgi verildiği resmi ağızlarca da doğrulanmış olmasına rağmen sahanın tamamen tahliye edilmediği, liç yığını akıntısı altında kalan 9 işçinin hayatının riske edildiği anlaşılmaktadır.

“GEREKLİ ÖNLEMLERİN ALINMADIĞI SONUCU ORTAYA ÇIKMAKTADIR”

Yığın liçi uygulamalarında en önemli hususlardan biri yığının stabilitesinin ve duraylılığının sağlanmasıdır. Stabiliteyi etkileyen en önemli faktörler ise yer seçimi, yığın liç alanı tasarımı, mevsimsel koşullar ve sıvılaşmanın önlenmesidir. Çöpler altın madeninde yaşanan faciada, her iki kapasite artışı ile yığının yüksekliğinin devasa boyutlara ulaştığı, stabilitenin ve duraylılığın sağlanmasının oldukça zorlaştığı çok açıktır. Ayrıca, facianın gerçekleştiği bölümde oluşan yarık ve çatlaklardan, kayan liç yığının suya doymuş bir çamur yığını şeklinde akmasından anlaşılacağı gibi yoğun sıvılaşmanın gerçekleştiği, aşırı kar hırsı nedeniyle üretimi artırmak amacıyla liç yığınına siyanürlü çözelti uygulanmasına devam edildiği, yer yer basamak yüksekliklerinin 8 m’yi aştığı, projeye uyulmadığı, sahada yer hareketlerini izleyen radarın akmanın gerçekleştiği Sabırlı deresi bölümünü izlemediği, özetle gerekli önlemlerin alınmadığı sonucu ortaya çıkmaktadır.

“SİYANÜRLÜ ÇÖZELTİ İÇERİĞİNİN, SABIRLI DERESİNE ORADAN DA FIRAT NEHRİNE ULAŞMASI RİSKİ BULUNMAKTADIR”

Çöpler altın madeni sahasında bulunan yığın liç tesisi ‘Maden Atıkları Yönetmeliği’ kapsamında bulunan bir tesistir. Söz konusu yönetmelik Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanmış olup, 15/07/2015 tarih ve 29417 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu çerçevede; yığın liç tesisinin izin süreçleri, denetlenmesi ve izlenmesi ile ilgili yetki ve sorumluluk Çevre ve Şehircilik Bakanlığındadır. Ayrıca, altın madeni için hazırlanan bütün ÇED Kapasite Artışı talepleri ile birlikte yığın liç tesisi için kapasite artışı talepleri de Çevre ve Şehircilik Bakanlığının onayına sunulmakta ve bahse konu Bakanlık tarafından onaylanmaktadır. Bir başka deyişle Çöpler altın madeni sahasındaki yığın liç tesisi kapasite artış taleplerini onaylayarak uygulanmasına izin veren Çevre ve Şehircilik Bakanlığı aynı zamanda söz konusu tesisin denetlenmesi, izlenmesi ve kontrolünden de sorumlu kurumdur. Yığın liç alanının tabanı kil tabakaları ve jeomembran serilerek geçirimsiz hale getirilmek zorundadır. Ancak, yığın liç alanından kayarak akan yaklaşık 10 milyon m3’lük siyanür içerikli yığın geçirimli doğal ortamla temas halindedir.  Söz konusu siyanürlü çözelti içeriğinin, gerek temas halinde bulunduğu doğal ortamın geçirimli yapısından kaynaklı olarak toprağa karışması gerekse de yağmur ve kar suyu ile taşınarak yeraltı sularına ulaşması, yeraltı suları ile birlikte de Sabırlı deresine oradan da Fırat nehrine ulaşması riski bulunmaktadır.

“ARAMA-KURTARMA FAALİYETLERİNİN MADENCİLİK FAALİYETLERİ KONUSUNDA HERHANGİ BİR MESLEKİ TECRÜBESİ VE UZMANLIĞI BULUNMAYAN KİŞİLERCE YÜRÜTÜLMEYE ÇALIŞMASI ARAMA-KURTARMA ÇALIŞMALARININ SAĞLIKLI BİR ŞEKİLDE YÜRÜTÜLMESİNİ ENGELLEMEKTEDİR”

Yığın liç alanı üretim yapılan ocağa yakın mesafede olup, ocakta üretim dinamit ile patlatma yapılarak sürdürülmektedir. Patlatmalardan kaynaklı vibrasyon etkisinin yığın liç alanında oluşan kaymaya doğrudan etkisi olmasa da tetikleyici etkisinin olabileceği göz ardı edilmemelidir. Çöpler altın madeninde sürdürülen madencilik faaliyetlerinin yoğunlukla taşeron firmalar aracılığıyla yürütüldüğü, sahada farklı işleri yürüten 7 ayrı taşeron firmanın faaliyette bulunduğu da gelen bilgiler arasındadır. Faciadan sonra sahada yürütülen arama-kurtarma çalışmalarında ön plana çıkan yine AFAD ekipleridir. İkinci bir kayma riskinin bulunması arama-kurtarma faaliyetlerinin madencilik faaliyetleri konusunda herhangi bir mesleki tecrübesi ve uzmanlığı bulunmayan kişilerce yürütülmeye çalışması arama-kurtarma çalışmalarının sağlıklı bir şekilde yürütülmesini engellemektedir.

“ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI FACİANIN ASLİ SORUMLULARIDIR”

Bütün bu tespitler ve veriler ışığında; facianın gerçekleşmesinin ana nedeni, iki kez kapasite artışı yapılarak liç yığını üzerindeki yükün arttırılması, yüksekliğinin yaklaşık 250 metre üzerine çıkarılması sonucunda stabilite ve duraylılığının sağlanmasının oldukça zorlaştığı, sıvılaşmayla birlikte oluşan yarık ve çatlaklara rağmen gerekli tedbirlerin alınmaması ve acil eylem planının devreye sokulmamasıdır. İkinci ve üçüncü yığın liç alanı oluşturmak yerine maliyetten kaçmak ve daha fazla kar hırsı ile mevcut yığın liç alanını kullanarak iki kez kapasite artışını yapan, oluşan deformasyon üzerine işçilerin ve iş güvenliği uzmanının uyarılarına rağmen faaliyetlere devam eden işletmeci firma ile söz konusu kapasite artışı taleplerini onaylayarak uygulanmasına izin veren, denetleme sorumluluğu bulunmasına rağmen bu görevlerini yerine getirmeyen Çevre ve Şehircilik Bakanlığı facianın asli sorumlularıdır.

“BİR TAKIM ÇIKAR GRUPLARININ BU OLAYI TOPLUMA HEYELAN/TOPRAK KAYMASI OLARAK AKSETTİRMEYE ÇALIŞMASININ AMACI KAMUOYUNU YANILTMAKTAN BAŞKA BİR ANLAMA GELMEMEKTEDİR”

Yığın liç alanından kayarak geçirimli doğal ortam üzerine akan yaklaşık 10 milyon m3’lük siyanür ve ağır metal içeren yığının çevre ve insan sağlığına olası etkilerinin izlenmesi için bölgenin yeraltı suyu haritası çıkarılmalı, etki alanından, kontrol kuyularından, Sabırlı deresi ve Fırat nehrinden periyodik olarak numuneler alınarak ölçümlerin yapılması, sonuçların şeffaf olarak kamuoyu ile paylaşılması gerekmektedir. Diğer alanlarda olduğu gibi madencilik faaliyetlerinde de işlerin bölünerek taşeron firmalar aracılığıyla yapılması, iş bütünlüğünü bozmakta, koordinasyonu engellemekte, telafisi imkansız sorunlara neden olmaktadır. Maden işletmelerinde taşeronlaştırmaya izin verilmemelidir. Madencilik faaliyetlerinin yürütüldüğü işletmelerde gerçekleşen bu tür olaylarda arama-kurtarma faaliyetleri herhangi bir mesleki tecrübesi ve uzmanlığı bulunmayan AFAD personeli yerine, maden mühendisleri gözetiminde uzman madenci ekipleri tarafından yürütülmek zorundadır. Stratejik madenlerin tanımlaması yapılmalı, altın stratejik madenler kapsamına alınarak kamu eliyle işletilmelidir. Yıllarca ülke kamuoyuna altın madenciliğini çevreyle tamamıyla barışıkmış algısını yaratmaya çalışan çevrelerin manipülasyonları, yaşanan bu faciayla açığa çıkmıştır. Benzer şirketlerin ekonomik ve sosyal olarak gelişmiş ülkelerde yürüttükleri madencilik faaliyetini, ülkemizde aynı hassasiyetle yürütmedikleri; bu ülkeyi bizim kadar önemsemedikleri açıktır. Onların sadece ve her zaman olduğu gibi yalnızca ‘yaratılan artı değeri’ düşündükleri ortadadır. ÇED izin süreçlerinde tanınan kolaylıklar, verilen teşviklerle alınmayan vergiler kamu erkinin burada yaratılan pespaye duruma yaklaşımını gözler önüne sermektedir. Faciadan hemen sonra bir takım çıkar gruplarının bu olayı topluma heyelan/toprak kayması olarak aksettirmeye çalışmasının amacı kamuoyunu yanıltmaktan başka bir anlama gelmemektedir.

“ÇÖPLER ALTIN MADENİ KAPATILMALI, İŞLETME RUHSATLARI İPTAL EDİLMELİDİR. SÖMÜRGE MADENCİLİĞİNE SON VERİLMELİDİR”

Bir kez daha uyarıyoruz; madencilik alanında uzman bir kuruluş olan TMMOB Maden Mühendisleri Odasının, ticari sır ve benzeri gerekçelerle olay mahallinde inceleme yapmasının engellenmesi, bazı gerçeklerin kamuoyundan saklanması olasılığını düşündürmektedir. Kamuoyunu yakından ilgilendiren her durumda Odamızın teknik inceleme hak ve sorumluluğu tanınmalı, böylece kamuoyunun doğru bilgilendirilmesinin yolu açılmalıdır. Daha fazla kar hırsı ile maliyetten kaçmak için madencilik kültüründen, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinden ödün veren, insan hayatını, çevre sağlığını, toplumsal yararı hiçe sayan madencilik uygulamalarına ve diğer ekonomik faaliyetlere izin verilmemelidir. İliç Çöpler altın madeni kapatılmalı, işletme ruhsatları iptal edilmelidir. Sömürge madenciliğine son verilmelidir.”

]]> https://www.haber60.com.tr/tmmob-maden-muhendisleri-odasi-ilic-copler-altin-madeni-kapatilmali-isletme-ruhsatlari-iptal-edilmelidir-somurge-madenciligine-son-verilmelidir/feed/ 0 BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş: ‘Bütün Türkiye’yi Tayyibistan yapalım’ https://www.haber60.com.tr/btp-genel-baskani-huseyin-bas-butun-turkiyeyi-tayyibistan-yapalim/ https://www.haber60.com.tr/btp-genel-baskani-huseyin-bas-butun-turkiyeyi-tayyibistan-yapalim/#respond Tue, 20 Feb 2024 22:33:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10140

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Karabük’te aday tanıtım toplantısında; “Sayın Cumhurbaşkanı son zamanlarda gittiği yerlerde halkı tehdit ediyor. ‘Biz yoksak hizmet yok. Biz yoksak doğal gaz yok’ diyor. Şimdi size çok basit bir şey söyleyeyim, o yoksa doğal gaz kaybediyorsunuz ama o varsa doğal gazın faturasını ödeyecek parayı bile bulamıyorsunuz. Bu kadar olur mu? Bütün Türkiye’yi Tayyibistan yapalım. Bütün Türkiye’yi emrine amade yapalım. Yasamayı, yürütmeyi, yargıyı bitirdiniz. Bütün güçleri kendinize bağladınız yetmedi bir de belediye” dedi.

BTP, Karabük’te aday tanıtım toplantısı yaptı. Karabük, Bartın, Zonguldak, Kastamonu ve Çankırı adaylarının tanıtıldığı toplantıda konuşan BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, şunları söyledi:

“BÜTÜN TÜRKİYE’Yİ TAYYİBİSTAN MI YAPALIM?”

“Sayın Cumhurbaşkanı son zamanlarda gittiği yerlerde halkı tehdit ediyor. ‘Biz yoksak hizmet yok. Biz yoksak doğal gaz yok’ diyor. Şimdi size çok basit bir şey söyleyeyim, o yoksa doğal gaz kaybediyorsunuz ama o varsa doğal gazın faturasını ödeyecek parayı bile bulamıyorsunuz. Bu kadar olur mu? Bütün Türkiye’yi Tayyibistan yapalım. Bütün Türkiye’yi emrine amade yapalım. Yasamayı bitirdiniz, yürütmeyi bitirdiniz, yargıyı bitirdiniz. Bütün siyasi yönetimi, erkleri, güçleri kendinize bağladınız yetmedi bir de belediye… Büyükşehri alacağım, ili alacağım, ilçeyi alacağım vs. Tamam al da ne yapıyorsun karşılığında?

“DEVLETİN ELİNDE NE VARSA PEŞKEŞ ÇEKTİLER”

Atatürk’ün ilkelerinden biri olan devletçiliği kaldırdılar, devletin elinde ne varsa özel firmalara peşkeş çektiler. Size de bir hap verdiler uyuttular, ‘Bu çok ilkel bir görüş, yeni dünya düzeninde yer alamaz bir görüş’ dediler. Siz de ‘Ha öyle mi, tamam o zaman kaldıralım’ deyip bu devletçiliği rafa kaldırdınız. Şimdi laikliği savunan, cumhuriyetçiliği savunan, milliyetçiliği savunan, Atatürkçülüğü savunan bir kişi devletçilikten niye vazgeçiyor? Nerede kaldı sizin Atatürkçülüğünüz?

Erzincan’da bir madende facia yaşandı. Buradan yılda 1 milyar doların üzerinde altın madeni çıkarılıyor. Bu altını Sayın Cumhurbaşkanı’nın hısımlarıyla Kanadalı bir şirket alıp götürüyor bu ülkeden, bize de oradan bir gram altın tozu verilmiyor. Halbuki altın bizim, itiraz etmiyoruz. Devletçilik dediğimiz ne biliyor musunuz? Devletçilik bu madenlere sahip çıkmaktır, kendi zenginliğine sahip çıkmaktır. Bakın Türkiye’de her yıl 3 milyar doların üzerinde altın, toprağın altından çıkarılıp yurt dışına götürülüyor. Her yıl 3 milyar doların üzerinde altınımızı yabancılar işletiyor ve Türk milletinin bu işten 1 lira çıkarı yok. Devlete yüzde 4 veriyorlar. Afganistan’da bu oran yüzde 20, beğenmediğiniz Taliban sizden daha devletçi.

“BU ALTIN BİZİMSE, BUNUN GELİRİNİ BİZ PAYLAŞALIM”

Ben size, ‘Açalım gözlerimizi, bakalım etrafımıza ve buna dur diyelim. Buna isyanımızı dile getirelim. Bu altın bizimse bunun gelirini biz paylaşalım’ diyorum.

Ne hale düştük? Bir emekli eskiden bir ev, bir araba alırken ikramiyesiyle, bugün aldığı ikramiyeyle kredi kartı borcunu ödüyor. Bu hale geldik. Fatih Kısaparmak’ın, ‘Bu adam benim babam’ diye meşhur şarkısı var. Şarkıda, ‘Altı çocuk büyütmüş, bir işçi maaşıyla’ der. Şimdi Fatih Kısaparmak bugün bu şarkıyı yeniden yazsa nasıl yazacak? Acaba, ‘Bu adam benim babam, 6 çocuğun eline bakıyor bir işçi maaşıyla’ diye mi yazacak. İş ona döndü artık. Bir işçinin 5 çocuğunu evlendirdiği Türkiye’den, 5 çocuğun bir babanın kirasını ödeyemediği Türkiye’ye döndük. Kendi kendine yeten Türkiye’den, el avuç açmış dünyadan tarım ürünü arayan, borçlanarak gıda ürünleri satın almaya çalışan ülkeye döndük. Biz bu hale geldik.

“BU SEÇİM İKTİDARA VE İKTİDARDAKİ MUHALEFETE YANLIŞLARINI YÜZLERİNE VURMA SEÇİMİDİR”

Şimdi ‘Ne alakası var yerel seçimle’ diyeceksiniz. Şu alakası var; bu seçimde eğer kaderinizin değişmesini istiyorsanız sizi yönetenlere, ‘Bu ülkede bizden başka bunu yönetemez’ diye size imaj çizenlere, ‘Bizim sizinle işimiz kalmadı’ demenin seçimidir bu seçim. Eğer bu seçimde de aynı şekilde bu sıkışmış siyasetin sonucu olarak hareket ederseniz, kaderimiz hiç değişmeyecek. Bakın bu seçimin önemi bu. Bu seçim iktidar sahiplerine ve muhalefetteki iktidar sahiplerine bir güç gösterme seçimidir, bir tepki koyma seçimidir, yaptıkları yanlışları yüzlerine vurma seçimidir. Daha bir yıl olmadı bir seçim yaşadık. O seçimi berbat etmiş olan bir muhalefet var, göz göre göre seçim kaybettiler. Bir tarafta da iktidar var, seçimin ertesi haftası doları yüzde 50 artırdı. Enflasyonu yalan rakamlarla hala yüzde 70’in altına düşüremediler. Hükümetin yalanları o kadar astronomik ki dünyada bizden kötüsü yok yalanlarına rağmen. Yalan söyleyeceksin bari ‘yüzde 10’ de enflasyona, ne olacak?

“ALTILI MASADAKİ BAZI PARTİLER ADAY YAPACAK İNSAN BULAMIYORLAR”

Biliyorsunuz bir altılı masa kuruldu. Toplumda ‘Altılı masaya girin’ girin diye bir talep vardı. Biz de sonucun bu olacağını bildiğimiz halde toplumdaki bu talep doğrultusunda ‘Bizi masaya alın’ dedik. Onlar bizi masaya almazken türlü türlü fitneler uydurdular, yalanlar söylediler. Kendileri değil ama medya aracılığıyla, sosyal medya aracılığıyla tırnak içinde tetikçiler aracılığıyla sahaya sürdükleri… Neymiş, bizim teşkilatlanma yapımız oluşmamış! BTP 20 senelik parti, 81 ilde teşkilatı var. Şimdi isim vermeyeceğim, seçim dönemine geldik, bize ‘Teşkilatı yok’ diyen partilerin neredeyse tamamı kapımızı aşındırıyor ve ‘Biz her yerde aday çıkaramıyoruz, gelin seçime beraber girelim’ diyor. Dün bize teşkilatlanmamış diyorlardı bunlar. Hani siz çok büyük partilerdiniz, bizi beğenmiyordunuz ama iş tek başına seçime girmeye gelince baktılar ki hepsinin altı boş. Türkiye’de siyasetin özeti bu.

“GELİN BİRLİKTE HAREKET EDELİM ÇOCUKLARIMIZI YARINLARA HAZIRLAYALIM”

İşte şu parti büyüktür, bunun bilmem nesi şöyledir, onun kaşı daha güzel, bunun arkasında bilmem kim var yalanlarıyla lütfen bu sefer sandığa gitmeyin. Ne için sandığa gidin biliyor musunuz? Yarınlarınızı düşündüğünüz için sandığa gidin. Günü kurtarmak için sandığa gitmeyin, çocuklarınızı kurtarmak için sandığa gidin.

“BAMBAŞKA YENİ BİR DÜNYA GELİYOR, GELİN ÇOCUKLARIMIZI O YARINLARA HAZIRLAYALIM”

Bambaşka bir dünya geliyor, isteseniz de geliyor istemeseniz de geliyor. Bu bambaşka dünyaya bu eski kafalı, dünün ideolojik saplantılarıyla birlikte kavga ederek, sizleri kandırıp sizden oy almaya çalışan insanlarla o yarına ulaşamazsınız. Eğer o günlere çocuklarınızı hazır etmek istiyorsanız bugünden bu değişime ayak uydurmak zorundasınız. Ben de bir kardeşiniz olarak diyorum ki; gelin birlikte hareket edelim, çocuklarımızı o yarınlara hazırlayalım.”

]]> https://www.haber60.com.tr/btp-genel-baskani-huseyin-bas-butun-turkiyeyi-tayyibistan-yapalim/feed/ 0 Kadın Güreş Milli Takımı Avrupa Şampiyonası’nda ikinci oldu https://www.haber60.com.tr/kadin-gures-milli-takimi-avrupa-sampiyonasinda-ikinci-oldu/ https://www.haber60.com.tr/kadin-gures-milli-takimi-avrupa-sampiyonasinda-ikinci-oldu/#respond Sat, 17 Feb 2024 23:12:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9204 Romanya’da düzenlenen Avrupa Şampiyonası’nda ikinci olan Kadın Güreş Milli Takımı, İstanbul’a geldi.

Romanya’nın başkenti Bükreş’ten tarifeli uçakla İstanbul Havalimanı’na gelen ay-yıldızlı kafile, aileleri ve yakınları tarafından çiçeklerle karşılandı.

Havalimanında AA muhabirine açıklamalarda bulunan Kadın Güreş Milli Takımı Teknik Direktörü Efrahim Kahraman, “Avrupa Şampiyonası güçlü bir organizasyon. Olimpiyat öncesi büyük bir şampiyona geçirdik. Bizim için önemli bir sınav oldu. Üç altın alarak tarihi bir başarıya imza attık. Takım halinde Avrupa ikincisi olduk.” dedi.

2024 Paris Olimpiyat Oyunları hedefiyle çalıştıklarını aktaran Kahraman, “Yolumuz daha uzun. Bu yıl 2024 Paris Olimpiyat Oyunları var. Bunun için çalışacağız. Altı kotayı da almak istiyoruz. Şu anda Evin Demirhan Yavuz ve Buse Tosun Çavuşoğlu’nun kotası var. Yasemin Adar Yiğit büyük bir sakatlık geçirdi. Bel fıtığından ameliyat geçirmesinden kısa süre sonra 7. kez Avrupa şampiyonu oldu. Bu da ayrı bir gurur. Azerbaycan’da nisan ayında yapılacak olimpiyat eleme turnuvasında en az 3 kota daha alarak yolumuza devam etmek istiyoruz.” ifadelerini kullandı.

Milli sporcuların görüşleri

Milli takım kaptanı Yasemin Adar Yiğit, 2024’ün Türk kadın güreşi için tarihi bir yıl olacağını söyledi.

Kariyerinin 7. Avrupa şampiyonluğunu elde eden Yasemin, “Çok mutlu ve gururluyuz. Bireysel olarak 7. kez Avrupa şampiyonu oldum. Türk kadınını en iyi şekilde temsil etmeye çalışıyorum. Bayrağımız göndere çekilip İstiklal Marşı çalındığında hepimizin tüyleri diken diken oluyor. 2016’da benimle başlayan bir serüven var. İlk bendim. Şimdi benimle birçok genç kızımız var. Onların burada olması beni çok mutlu ediyor ve bana gurur veriyor. Onlarla birçok ilki başarıyoruz. Çok güzel bir takımımız var. İnşallah 2024 Türk kadın güreşi için tarihi bir yıl olacak.” diye konuştu.

Geçen yılki dünya şampiyonasına sakatlığı nedeniyle katılamadığını aktaran milli güreşçi, “Sakatlığımdan dolayı operasyon geçirdim. Altı ay gibi kısa bir sürede toparlanıp mindere döndüm. Bu Avrupa Şampiyonası’nda, ‘Ben buradayım.’ diyerek yeniden kendimi gösterdim. İnşallah önce nisan ayındaki elemelerde kota alarak Paris Olimpiyatları’na gitmeyi hedefliyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

68 kiloda geçen yıl kazandığı dünya şampiyonluğunun ardından bu yıl da Avrupa şampiyonu olan Buse Tosun Çavuşoğlu ise “Hayalim altın madalyayla ülkeme dönmekti. Son 3 şampiyonada final maçlarını 5 saniye kala kaybetmiştim. Artık bu şanssızlığı kırdım ve ülkeme altın madalya ile döndüm. İnşallah darısı olimpiyatlara. Hedefim ve hayalim olimpiyatlar. İnşallah orada da aynı duyguları yaşamak istiyorum. Paris’ten olimpiyat şampiyonu olarak ülkeme dönmek istiyorum. Çok kısa süre kaldı. Bu süreyi en iyi şekilde değerlendirmemiz gerek.” ifadelerini kullandı.

72 kiloda altın madalya kazanan Nesrin Baş da “Takım halinde çok iyi hazırlanmıştık. Çok emek verdik, alın teri döktük. Avrupa ikincisi olarak güzel bir başarı elde ettik. Daha önce de Avrupa şampiyonu olarak tarih yazmıştık. Bu yıl da 3 altın madalya alarak yeni bir tarih yazmış olduk. Arkadaşlarım sonuna kadar mücadele etti. Ben son Avrupa şampiyonunu yenerek 21 yaşımda ilk kez Avrupa şampiyonu oldum. Çok mutlu ve gururluyum. Hedefim her zaman İstiklal Marşı’mızı dinletmek, bayrağımızı zirveden asla indirtmemek, Türk kadının gücünü göstermek.” şeklinde görüş belirtti.

50 kiloda gümüş madalya alan Evin Demirhan Yavuz ise “Çok iddialı bir takımla gittik. Beklentimiz takım halinde ilk 2’de yer almaktı. Bireysel olarak ilk kez ikinci oldum. 2022’de Avrupa Şampiyonu olmuştum. Büyükler Avrupa Şampiyonası’nda her yıl madalya alıyorum. Bu istikrarı sürdürmek benim için çok önemliydi. 2024 Paris Olimpiyatları’na hazırlanıyorum. Bu şampiyona da bizim için motive edici oldu. Madalyaya ne kadar yakın olduğumuzu gördük. Takım halinde çok başarılıydık. Herkes kendi sıkletinde en iyisi olmak için mücadele etti.” değerlendirmesinde bulundu.

Üç altın, birer gümüş ve bronz madalya alındı

Kadın Güreş Milli Takımı, Romanya’dan 5 madalyayla döndü.

Milli takım, 3 altın, 1 gümüş, 1 bronz madalyayla organizasyonu 107 puanla 2. sırada tamamladı. Ukrayna 112 puanla birinci, Azerbaycan ise 68 puanla üçüncü oldu. 2022’de Avrupa şampiyonu, 2023’te ikinci olan milli takım, 2024’te de ilk ikide yer aldı.

Türkiye’ye 68 kiloda Buse Tosun Çavuşoğlu, 72 kiloda Nesrin Baş, 76 kiloda Yasemin Adar Yiğit altın, 50 kiloda Evin Demirhan Yavuz gümüş, 53 kiloda ise Zeynep Yetgil bronz madalya kazandırdı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kadin-gures-milli-takimi-avrupa-sampiyonasinda-ikinci-oldu/feed/ 0
Erzincan’da zehirli liç kayması: Gözaltına alınanlar adliyeye sevk edildi https://www.haber60.com.tr/erzincanda-zehirli-lic-kaymasi-gozaltina-alinanlar-adliyeye-sevk-edildi/ https://www.haber60.com.tr/erzincanda-zehirli-lic-kaymasi-gozaltina-alinanlar-adliyeye-sevk-edildi/#respond Sat, 17 Feb 2024 01:45:30 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=8923 Haber: DİLAN KUTLU/ Kamera: UĞUR DEMİRCİ

Erzincan’ın İliç ilçesindeki Çöpler altın madeninde yaşanan zehirli liç kaymasının ardından gözaltına alınan sorumlular, İliç Hükümet konağına getirildi. Konağın önünde toplanan işçi ve işçi aileleri yöneticilerinin yerine madende çalışan personelin gözaltına alınmasına tepki gösterdi.

Erzincan’ın İliç ilçesinde maden ocağında yaşanan zehirli liç yığını kaymasına ilişkin gözaltına alınan, aralarında firmanın Kanadalı yöneticisinin de bulunduğu 8 şüpheli adliyeye sevk edildi. İliç Hükümet Konağı’nın önünde bir araya gelen işçiler ve göçük altında işçilerin yakınları, şirket yöneticilerinin yerine madende çalışan personelerin gözaltına alınmasına tepki gösterdi. Madende çalışan işçiler, ANKA Haber Ajansı’na konuştu.

“BİZİM İÇERİDE 9 CANIMIZ VAR. ÖNCE BUNLARA BİR ULAŞALIM, SONRASINI HESAPLAŞACAĞIZ İLLA Kİ”

Göçük altında kalan ve 18-20 yıldır madende çalışan bir işçinin yakını, “Emekli olmuştu, tekrar çalışıyordu. Daha önce sorun varmış, durdurulmuş sabahleyin diye duyduk. Duyduğumuz o. Belki de onlar ilk fırsatta duruma bakmaya giden kişiler olabilir. O anda zaten kopuyor, yoksa diğer işçileri hep çıkarmışlar” dedi.

Hüseyin Dursun isimli bir işçi yakını, “Bizim içeride 9 canımız var. Önceliğimiz budur. Önce bunlara bir ulaşalım, sonrasını hesaplaşacağız illa ki. 5 tanesi akrabamız. Bilgilendirmeler var ama sizin de gördüğünüz gibi çok ciddi bir toprak kayması var. Ulaşılmakta zorluklar var. Yer tespiti çok zor” ifadelerini kullandı.

“301 MADENCİ ÖLDÜ DE NE OLDU? BENİM GİBİ KONUŞUYOR DİYE ADAM TEKME YEDİ, BELKİ BEN DE TEKME YİYECEĞİM”

Uğur Yıldız isimli işçi yakını ise şöyle konuştu:

“Yetkililer bunun olduğunu bildiği halde bile bile yaptılar. Zaten bizim hükümetimizin her yaptığı aynıdır. Madende göçük olur, bilirler onun ne olduğunu ama bir şey yapmazlar. Son safhaya getirirler, orada nasıl olsa ölen olsun onların değil. Keşke onlar da yakınlarını kaybetseler de empati kursalar. Bu ne kadar acı bir şey biliyor musunuz? Şu an toprağın altından çıkıp çıkmayacağı bile belli değil. Kimyasal madde. İnsanları kandırıyorlar.

Amcamın torunu, gencecik çocuk. Önlemini almayan bir hükümete bu soruların sorulması lazım. Bu madeni verdiyse önlemini de o alacak. 2 yıldır bu kaymanın olduğu söyleniyor. 2 ay önce profesörün biri uzaktan kamerayla çekmiş, ‘Burada yarıklar var, buraya önlem alın’ demiş, adamı kovalamışlar. Bile bile insanları ölüme gönderiyorlar. O toprağın oraya konulup da bir gün aşağı ineceği herkes tarafından bilinir. Şimdi amcamızın oğlunu geri getirsin bakalım. Ben inanıyorum ki onun ölüsünü bile bulamayacağız. Kimyasal madde bu, ölüm saçıyor. Çıkana kadar buradayız, çıkıp çıkmayacağı da belli değil. Kuşadası’ndan geliyorum, hepimiz perişanız. Bizim perişanlığımız önemli değil, onlardan bir haber alsak. Ölüyse en azından mezarını yaparız.

Polis ve jandarmalar bırakmadılar. Neden? Görüntü alınmasın, bilinmesin diye. Bu hep böyle olmuştur. Önlem alınmaz, olay olur, ondan sonra kimseyi bırakmazlar, barikat çekerler. Gidemiyoruz, orada yatıyor ama ulaşamıyoruz. O alanı bir görebilsek yine içimiz soğuyacak, diyeceğiz ‘Tamam burada.’ Ama öyle bir şey de yok. Hukuki süreci başlatacağız. Başlatacağız da ne olacak? Bu ülkede hukuki süreçler hep olmuş, kime ne oldu? 301 madenci öldü ne oldu? Adam tekme yedi. Böyle benim gibi konuşuyor diye tekme yedi, belki ben de şimdi tekme yiyeceğim. Bu ülkede mağduru o hale getirenler yükseliyor.”

“İNSANLARI İŞLERİYLE, TİCARETİYLE TEHDİT EDİYORLAR. SİYASİ BASKI VAR”

Gözaltına alınan bir ustabaşının kuzeni, “İdari ve teknik sorumlular öne çıkmıyor. Oradaki ustabaşının bu konuda verebileceği etkisi ve yetkisi nedir ki acaba? Aynı cenderenin içinde dönüp dolaşıyoruz. Bu konuda yetkililerin açıklama yapmasını biz istiyoruz, en çok biz bunu istiyoruz ama kimse öne çıkıp bir açıklama yapmıyor” diye konuştu.

Faciada yakınları göçük altında kalan İliç’te esnaflık yapan bir yurttaş, insanların sessizliğine dikkat çekerek ANKA’ya şunları söyledi:

“Kimisi işinden korkuyor, kimisi akrabasından korkuyor kimse konuşmuyor ki. Göçük altında akrabalarımız var şu anda sadece acıları paylaşıyoruz. Başka bir şey yok. Konuşan hep dışarıdan gelen yabancılar buranın yerlisinden konuşan, madeni suçlayan kimse yok. İşlerinden korkuyorlar. İnsanları işleriyle, ticaretiyle tehdit ediyorlar. Siyasi baskı var.”

İliç’te yaşayan bir yurttaş da facia sonrası sessiz kalanlara ilişkin, “Sebze, meyve yok. Maden bitirdi burayı. Para seni kurtarmaz. Hayatım gidiyor, haberleri yok bunların. Ne Binali Yıldırım ne diğerleri hiçbiri görünmedi bana. Öldü gittiler, cenazeleri de bulunmuyor. Evlerine gidemiyorum, onlar ağlıyor, ben ağlıyorum. Ben İliç’te yaşıyorum, maden ve baraj aldı benim evimi, yurdumu. Evim falan kalmadı, maden ve baraj batırdı beni. Benden başka kimse konuşamaz, para derdindeler” ifadelerini kullandı.

Facianın olduğu madende işçi olarak çalışan Sabri Kılıç, yaşananlara dair; “İhmal olmasaydı 10 milyon metreküp malzeme çöker miydi? Fark edildiğinde işi durdurma olsaydı bu kadar olmazdı. Siyanürlü alanda çalışmayı kim ister. Şu anda sızıntı her yere yayılmış. İçeriden öyle bilgi geliyor. Şu anda beklemede kalın diyorlar. AFAD lüzum görürse sizi çalışma alanına alırız’ diyorlar” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/erzincanda-zehirli-lic-kaymasi-gozaltina-alinanlar-adliyeye-sevk-edildi/feed/ 0
Erzincan’da altın madeni faciası: 8 işçi gözaltına alındı https://www.haber60.com.tr/erzincanda-altin-madeni-faciasi-8-isci-gozaltina-alindi/ https://www.haber60.com.tr/erzincanda-altin-madeni-faciasi-8-isci-gozaltina-alindi/#respond Sat, 17 Feb 2024 00:30:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=8848 DİLAN KUTLU

Erzincan’ın İliç ilçesindeki Anagold şirketine bağlı altın madeninde 9 işçinin siyanürlü liç yığını altında kaldığı maden faciasının ardından 8 işçi gözaltına alındı. Madenden emekli olan işçiler İliç adliye binası önünde işçilerin gözaltına alınmasına tepki gösterdi. Emekli işçi Muzaffer Güzer, “Burası Gazze midir? Biz şu anda Gazze ablukasının altındayız. Yazıktır, insanlarımızın hayatı bu kadar ucuz mu? Neden bu kadar ucuz olduk ki biz? Elbet biz madenlerimizin işletilmesini istiyoruz. Ama güvenli bir şekilde işletilmesini istiyoruz” diyerek tepki gösterdi.

Erzincan’ın İliç ilçesinde 13 Şubat Salı günü saat 14.30 civarında Anagold Madencilik tarafından işletilen Çöpler Altın Madeni’nde toprak kayması meydana geldi. 9 işçinin siyanürlü liç yığını altında kaldığı maden faciasının ardından 8 işçi gözaltına alındı. Madenden emekli olan işçiler, İliç adliye binası önünde işçilerin gözaltına alınmasına tepki gösterdi. ANKA Haber Ajansı’na konuşan emekli işçi Muzaffer Güzer, şunları kaydetti:

MUZAFFER GÜZER: “BİZİM GİBİ BİR ARKADAŞIMIZ, BURADA ÇALIŞMIŞ, ONUN BİR SUÇU YOKTU BENCE”

“Buradaki halkımız çalışacak elbet burada, herkes faydalanacak. Yeraltı kaynaklarından ülkemiz faydalanacak, biz de istiyoruz tabii. Benim kardeşlerim, ben, herkes burada, arkadaşlarımız burada. Çalışıyoruz ve ekmeğimizi kazanıyoruz. Burası daha önce hayvan bölgesiydi, küçükbaş hayvancılıkla uğraşılıyordu. Bu insanlara vaat verilerek burada altı madeninin çok güvenli olduğunu söyleyerek burada bir maden sahası çalışması yapıldı ve 2000’li yıllarda açıldı. Daha sonra 2010 yılında başlatıldı. Çöpler köyünde başlayan maden ayrıştırma ve sahası ile ilgili fabrika yapıldı. Daha sonra peyderpey Sabırlı köyüne kadar taştı. Fakat süreçte her zaman şöyle şeyler yaşandı, ihmalin olduğunu hep gördük.

Yıllar sonra Sabırlı köyü sınırları içinde, köye yaklaşık 500-700 metre yakınlığında bir sülfürik asit barajı yapıldı. İnsanların hayatı bu kadar hiçe alındı. Daha sonra peyderpey Yakuplu köyüne doğru çevrildi. 2 yıldır da ilçe sınırları içerisine taşındı.

Tamam, madenlerimiz çalışsın ama insanların yaşam alanına bu kadar müdahil olunmasın. Biz mahalleden, patlatma olduğu zaman binalarımız patlamış, hastalarımız var, sakatlarımız var, bazen bağırıyorlar. Bu kadar duyarsızlık olabilir mi? Kazım Karabekir Mahallesi’ne hemen 300 metre ilerisine şimdi gidip bakabilirsiniz. Şu tepenin arkası yontuluyor. Bizim hayatımız neden bu kadar ucuz? Biz bunu söylemeye çalışıyoruz.

Örnek veriyorum; Sabırlı köyü, Çöpler köyü çıkartılsın, güvenli bir alana taşınsın elbet çalışılsın. Ama neden bizim hayatımız bu kadar ucuz? Birileri sürekli yukarıdan seyrediyor. Bugün ilçemizde bizim arkadaşlardan biri tutuklanmıştı. Bizim gibi bir arkadaşımız, burada tecrübe edinmiş, burada çalışmış, onun bir suçu yoktu bence. Neden? Bütün denetimler buraya geliyor, 135 tane denetim buraya geliyor, burada çay içmeye gelip gidiyorlar. Nasıl bir denetim yapılmış, bunu bilmiyoruz. Ancak bizim burada çalışan, bizim gibi ekmek sahibi olmak isteyen bir insan bugün tutuklanıyor ama bugün ÇED raporunu yazanlar, ilçe sınırlarının içerisinde patlama olduğu halde, binalarımız sarsılıyor, çatlak olduğu halde bütün yetkililer seyirci kalıyorsa bunun vebali kime işlenecek?

“NEDEN BU KADAR UCUZ OLDUK Kİ BİZ?”

Abdullah Paşa Mahallesi’nde, benim oturduğum evin 100 metre ilerisinde sürekli patlama yapıyorlar. Benim annem yaşlı, sürekli bağırıyor. Hangi yetkiliye söylersek, ‘Sesini etmeyin, susun’. Peki burası Gazze midir? Biz şu anda Gazze ablukasının altındayız. Yazıktır, insanlarımızın hayatı bu kadar ucuz mu? Neden bu kadar ucuz olduk ki biz? Elbet biz madenlerimizin işletilmesini istiyoruz. Ama güvenli bir şekilde işletilmesini istiyoruz.”

Bir diğer emekli işçi Şerif Güler ise şöyle konuştu:

ŞERİF GÜLER: “ONLAR BENİM ÇOCUKLUK ARKADAŞLARIM, BERABER HAYVANCILIK YAPIYORDUK”

“Ülkemizin yeraltı kaynakları ülkemizde kalsın. Ne işi var Kanadalı adamın burada, benim toprağımda? Ben orada canlarım toprağın altında. Bir de haberlerde çıkmış diyorlar ki, ‘Onlar bilirkişilermiş de kontrol amaçlı gitmişler.’ Onlar benim çocukluk arkadaşlarım, beraber hayvancılık yapıyorduk. Onlar ilkokul mezunu adamlar, ne yetkisi varmış?

Beyaz yakalısınız da, bilmem amir yapmışız da. Gönderdiniz şimdi toprağın altında o çocuklar.

Ben güvenlik olarak lojman bölgesinde çalışıyordum. Arkadaşlarımızdan duyuyordum.

Saha içinde çalışan arkadaşlarımın hepsine de belge imzalatmışlar. Mesela, işten çıkarılanların hepsinin ifadesinin alınması lazım. Niye işten çıkarıldın kardeşim sen?”

GÜZER: “BİZİ DE TUTUKLAYIN, SORUMLU BİZİZ. ÇÜNKÜ BİZ ÇALIŞIYORUZ BURADA”

Güzer, işçilerin tutuklanmasına ise “Buradaki bir vatandaşımız tutuklanıyor, sorumlu olarak, o zaman bizi de tutuklayın, sorumlu biziz. Çünkü biz çalışıyoruz burada. Nasıl olacak, ben anlamadım” diyerek tepki gösterdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/erzincanda-altin-madeni-faciasi-8-isci-gozaltina-alindi/feed/ 0
Erzincan’da göçük altında kalan işçilere hala ulaşılamadı https://www.haber60.com.tr/erzincanda-gocuk-altinda-kalan-iscilere-hala-ulasilamadi/ https://www.haber60.com.tr/erzincanda-gocuk-altinda-kalan-iscilere-hala-ulasilamadi/#respond Fri, 16 Feb 2024 08:09:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=8597 Haber: DİLAN KUTLU/ Kamera: UĞUR DEMİRCİ

Erzincan İliç’te Çöpler altın madeninde meydana gelen zehirli toprak kaymasında göçük altında kalan işçilere hala ulaşılamadı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, ‘kayan toprak kütlesinin kaldırılması için 400 bin kamyonun gerektiğini’ söylerken; aileler, gözleri yaşlı, göçüğün altındaki yakınlarının çıkarılmasını bekliyor. Kamyon şoförü Uğur Yıldız’ın kuzeni Doğukan Yıldız, ANKA’ya, “Biz isterdik ki burada çıkaralım kutlamalarla götürelim ama hala içeride. Saatler geçtikçe bizim de ümidimiz tükeniyor” diye konuştu

Çalık Holding’in ortağı olduğu, Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş., Erzincan’ın İliç ilçesindeki Çalık Çöpler Altın Madeni’nde, 13 Şubat günü saat 14.28’de meydana gelen liç yığını alanındaki kaymayla beraber 9 işçi göçük altında kaldı. Kritik saatler geride kalırken göçük altındaki işçilerden henüz haber alınamadı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, dün yaptığı açıklamada, toprağın kaldırılması için 400 bin kamyonun gerektiğini söylerken; aileler, göçüğün altındaki yakınlarının çıkarılmasını bekliyor.

“GEÇİM DERDİ… EŞİNİ BİLE ZOR GÖREBİLİYORDU”

Gözü yaşlı bekleyen ailelerden biri de 35 yaşındaki Uğur Yıldız’ın ailesi ve akrabaları. Erzincan Merkez’de kalan Yıldız 1,5 yıllık evli. Yıldız’ın ‘kardeşim’ dediği kuzeni Doğukan Yıldız da üç gündür İliç’te maden alanında bekliyor. Uğur’un tazminatını hak edip işten ayrılacağını belirten kuzeni, “Ama mecburi geçim derdi. Haftada bir eşini zor görüyordu. Perşembe geliyor. Cuma dönüp gidiyordu. Zor şartlardaydı çıkmak istiyordu” dedi.

Biz olayı televizyondan öğrendik. Komşularımız söyledi. Sonra ulaşamayınca, apar topar buraya geldik. Geceydi buraya geldiğimizde… Yetkililer üstünkörü, ‘Çalışma var, çalışma devam ediyor’ diye konuşuyorlar. Zaten toprağa müdahale edemiyorlar, sadece tarama çalışması var. Şu anda hala yer tespit edilemiyor.

“BİZ İSTERDİK Kİ BURADAN ÇIKARIP KUTLAMALARLA GÖTÜRELİM: Bizim canımız, ciğerimiz gitti. İstanbul’dan, köyden akrabalar geliyorlar hala ama ne fayda… Biz isterdik ki burada çıkaralım kutlamalarla götürelim ama hala içeride. Saatler geçtikçe bizim de ümidimiz tükeniyor. Keşke zamanında müdahale olsa öncesinden önlem alınsa. ‘Dünyanın en önemli aletleri burada’ deniliyor. Çıkaramadıktan sonra istediği kadar iyi olsun.

BİR KISIM ÇALIŞAN ‘GÖÇÜK VAR ÇALIŞMA OLAMAYACAK’ DİYE HABERLEŞİYOR: Bir kısım çalışan kendi arasında haberleşiyor. ‘Göçük var bugün çalışma olmayacak’ diye işe gelmeyenler var. Kuzenimle beraber birkaç kişiye de ‘işe çıkmayın konteynerde bekleyin’ deniliyor. Onlar zaten o ara orada yakalanıyor. Kuzenim de son seferi yapıyormuş zaten tam geri geri giderken iki kamyon geri çekiliyor o da tam arasında kalıyor.

HANGİ PARA GİDEN CANLARI GERİ GETİRİYOR: Buraya iki defa hacminden fazla çalışma izni, depolama izni verilmiş. Niye verdiniz, kim verdi? Bizim canımızı aldınız ya. Belli bir kapasite var. İki katın üzerine çıkınca, felaketlerde gördük yani. 11 ilde gördük biz bunları… Hala neyin peşindesiniz, hangi para giden canları geri getiriyor?

İNSANLARI KURTARMAK YERİNE MALZEMELERİ KURTARMAYA BAKIYORLAR: Öncesinde kapatıldı üç ay gitmediler sonrasında tekrar açıldı. Zaten son zamanlarda yarık olduğu da belirleniyor ama insanları kurtarmak yerine demek ki malzemeleri kurtarmaya bakıyorlar. Bir kısmının haberi var zaten bir kısım işe gelmiyor işe gidenlerde bu şekilde yakalanıyor. Bugün çalışma yok orada bekleyin demişler o şekilde yakalanıyorlar. Benim kuzenimin de son seferi kamyonla içeri giriyor 30 saniyede yakalanıyor.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/erzincanda-gocuk-altinda-kalan-iscilere-hala-ulasilamadi/feed/ 0
TMMOB ve Sendikaların İliç’te Maden Alanına Girişi Yasaklandı. https://www.haber60.com.tr/tmmob-ve-sendikalarin-ilicte-maden-alanina-girisi-yasaklandi/ https://www.haber60.com.tr/tmmob-ve-sendikalarin-ilicte-maden-alanina-girisi-yasaklandi/#respond Fri, 16 Feb 2024 00:00:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=8407

Haber: DİLAN KUTLU/ Kamera: UĞUR DEMİRCİ

Erzincan İliç’te meydana gelen altın madenindeki siyanürlü liç kaymasında 9 işçi için arama faaliyetleri devam ederken bölgeye gelene siyasi partiler ve sendikalar da maden alanına alınmıyor. TMMOB, TTB, KESK ve Eğitim Sen’in aralarında bulunduğu heyetin alana girişi yasaklandı. TMMOB Genel Sekreteri Dersim Gül, “İki ay önce burada bir çökme, kayma ve yıkılma riskinin olduğunu, bununla ilgili gerekli tedbirlerin ve önlemlerin alınıp alınmadığını sorduk. Acıdır ki iki ay geçti üzerinden ve büyük bir faciayla karşı karşıya kaldık. Bugün iki tane faciayla yüz yüzeyiz. Birisi iş cinayeti. 9 tane emekçi kardeşimiz toprak altında. Zehirli kimyasallarla yıkanmış toprağın altında hayat mücadelesi veriyor. Diğeri de ülkemizin görmüş olduğu en büyük çevre katliamlarından birisi. İki facia ülkemizi oldukça kötü noktalara götürecek” dedi.

Kanadalı SSR Mining ve Türk şirket Çalık Holding ortaklığındaki Anagold Madencilik’e ait Çöpler Altın Madeni’nde çıkarılıp istiflenen siyanürlü toprak, 13 Şubat günü kaydı.

Yaklaşık 10 milyon metreküp, 16 milyon ton toprak, 200 metrelik yamaçtan hızla aşağı doğru aktı. 9 işçi, geniş bir alana yayılan siyanürlü toprağın altında kaldı. İşçileri arama çalışmaları sürerken, bölgeye giriş çıkışlar yasaklandı. TMMOB, TTB, KESK Eğitim Sen heyet olarak bugün incelemelerde bulunmak için İliç’e geldi. Maden alanına alınmayan heyet, jandarmalar tarafından durduruldu.

TMMOB Genel Sekreteri Dersim Gül yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“İliç altın madeni işletmesi uzun süredir TMMOB ve bağlı odalarının gündeminde. İşletmenin faaliyete başladığı andan itibaren gerek raporlarımızla gerek savcılık aşamasında yürütülen, dosya ve davalara verdiğimiz teknik görüşlerle bu bölgede, liç yöntemiyle madencilik faaliyetinin yürütülmesinin doğru olmadığını, bu faaliyette kamu yararı olmadığını, buradan çıkarılacak altınların neredeyse tamamının zaten yurt dışında çıkarılacağını, aynı zamanda lokasyon olarak 9 ülkeden geçen ve 3 ülkeyi geçerek denize dökülen, Anadolu’nun can damarı olarak sayabileceğimiz, birçok medeniyetin ve uygarlığın gelişmesine ev sahipliği yapmış olan Fırat Nehri’nin kuzey kolu olan Karasu Nehri’nin kuş uçumu birkaç yüz metre yanında olması dolayısıyla büyük bir tehdit ve risk barındırdığını söyleyerek, yer seçimi itibarıyla da zaten burada ne yaparsanız yapın büyük riskler barındıracağını biz teknik ve hukuksal yönleriyle ifade etmiştik.

“BÜYÜK FELAKETLERE YOL AÇACAK NİTELİKLERE SAHİP OLDUĞU DOLAYISIYLA KAPASİTE ARTIŞLARINA ÖZELLİKLE İTİRAZ ETTİK”

Yaratacağı çevresel riskler açısından da göze alınamayacak, yönetilemeyecek düzeyde, büyük ölçekli riskler barındırdığını, Avrupa ülkelerinin birçoğunun bu yöntemden vazgeçtiğini ve ülkemizin bu yönteme işletme başlamadan önce buradaki faaliyetlerin durdurulması konusunda görüşlerimizi iletmiştik. İşletmenin faaliyet süreci boyunca iki defa kapasite artırımı gerçekleşti. İki kapasite artışına da birlik olarak ve odalarımızla birlikte dava açtık. Kapasite artışının yanlış, işletmenin mevcut potansiyelinin büyük bir tehdit olduğunu, kapasite artırımıyla birlikte bu tehdidin astronomik ölçülerde büyük felaketlere yol açacak niteliklere sahip olduğu dolayısıyla kapasite artışlarına özellikle itiraz ettik.

“ÖNÜMÜZDEKİ HAFTA MAHKEME KAPASİTE ARTIŞIYLA İLGİLİ ÇED OLUMLU KARARINI İPTAL EDERSE NE OLACAK? HİÇBİR ŞEY DEĞİŞMEYECEK. ÇÜNKÜ ŞİRKET, KAPASİTESİNİ, ÜRETİMİNİ, ATIKLARINI ARTIRDI”

Yürüyen iki davamız var. İkinci kapasite artışına Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın vermiş olduğu ÇED olumlu kararına açtığımız dava henüz tamamlanmış değil. Aradan yıllar geçmiş olmasına rağmen, davanın tamamlanmaması, mahkemenin noktalanmaması da Türkiye’deki hukuk sisteminin sakatlığını gösteren bir durumdur. Çünkü kapasite artışıyla ilgili hukuksal süreç devam etmekteyken firma gerekli kapasite artış işlemlerini yerine getirmiş durumda. Önümüzdeki hafta mahkeme kapasite artışıyla ilgili ÇED olumlu kararını iptal ederse ne olacak? Hiçbir şey değişmeyecek. Çünkü şirket, kapasitesini, üretimini, atıklarını artırdı. Kullandığı zehirli kimyasalların miktarını artırmış oldu. Hukuksal yürüyen sürecin de bilimsel, objektif, evrensel hukuk değerleri açısından da hiçbir anlam ifade etmediğine, göstermelikten ibaret olduğunu biz tanık olduk.

“İKİ AY ÖNCE BURADA BİR ÇÖKME, KAYMA VE YIKILMA RİSKİNİN OLDUĞUNU, BUNUNLA İLGİLİ GEREKLİ TEDBİRLERİN VE ÖNLEMLERİN ALINIP ALINMADIĞINI SORDUK”

En son bu yanlışlara bir zincir halkası daha eklendi. 2023 yılında, maden işletmesi cevher elde etmek için açık ocak sahasında bir genişleme projesine yöneldi. İlginçtir ki bu süreç, ‘ÇED gerekli değildir’ kararıyla ÇED sürecinin dışında bırakıldı ve açık ocak işletmesi genişletildi. Buna da dava açtık. İki davamızla ilgili keşfimiz tam iki ay önce burada gerçekleşti. Uzman heyetlerimiz ile birlikte bilirkişi keşfine katıldık. İlginçtir ve acıdır ki liç sahasında meydana gelen kaymanın olduğu noktayı işaret ederek bu liç sahasının, bu kütlenin Fırat Nehri’nin neminden etkilenip etkilenmeyeceği gibi birtakım teknik sorular eşliğinde, yıkılıp yıkılmayacağı veya ne kadar dayanacağına ilişkin de bilirkişilere sorularımızı da yöneltmiştik. İki ay önce burada bir çökme, kayma ve yıkılma riskinin olduğunu, bununla ilgili gerekli tedbirlerin ve önlemlerin alınıp alınmadığını sorduk. Acıdır ki iki ay geçti üzerinden ve büyük bir faciayla karşı karşıya kaldık.

“BUGÜN İKİ TANE FACİAYLA YÜZ YÜZEYİZ. BİRİSİ İŞ CİNAYETİ. 9 TANE EMEKÇİ KARDEŞİMİZ TOPRAK ALTINDA. DİĞERİ DE ÜLKEMİZİN GÖRMÜŞ OLDUĞU EN BÜYÜK ÇEVRE KATLİAMLARINDAN BİRİSİ”

Bugün iki tane faciayla yüz yüzeyiz. Birisi iş cinayeti. 9 tane emekçi kardeşimiz toprak altında. Zehirli kimyasallarla yıkanmış toprağın altında hayat mücadelesi veriyor. Diğeri de ülkemizin görmüş olduğu en büyük çevre katliamlarından birisi. İki facia ülkemizi oldukça kötü noktalara götürecek. Bölge halkını, Fırat Nehri’ni, ekolojik sistemleri, biyoçeşitliliğimizi, ülke ekonomimizi, toplum ve halk sağlığımızı çok yönlü şekilde olumsuz etkileyecek, büyük zararlar verecek. Yetkililer tarafından facianın boyutu gizlenmeye çalışılıyor maalesef. Hem şirket yetkilileri tarafından hem de siyasi iktidar ve bakanlık yetkilileri tarafından yapılan açıklamalarda facianın boyutu gizlenmeye ve küçük gösterilmeye çalışılıyor. Fırat Nehri’ne atıkların karışmadığı bilgisini vererek, burada korkulacak bir şey, herhangi bir sorun olmadığı ifade ediliyor.   Bu bir algı oyunudur, yanıltmadır. Gerçeği ifade etmemektedir. Çünkü facia zaten yaşanmış durumdadır.

“FELAKETİN DAHA BÜYÜK SONUÇLAR ÜRETMEMESİ KONUSUNDA DA ISRARIMIZI SÜRDÜRECEĞİZ”

Şu an 10 milyon metreküp olarak tahmin edilen siyanür başta olmak üzere birçok kimyasalla yıkanmış, içerisinde arsenik gibi birçok ağır metal barındıran toprak kütlesi bir dere yatağının üzerinde bekliyor durumda. Altındaki zemin geçirgen bir zemin. Altındaki zemin dere yatağı. Toprağın içerisindeki kimyasalların neredeyse önemli bir kısmı sıvı şekilde. Bu sistem, Fırat Nehri’ni besleyen, su besleme sistemine dahil olma riskini de büyük oranda taşıyor. Yetkililerin yaptığı açıklama nehrin, Fırat Nehri’ne karışan menfez kısmının baraj ve set etkisi görecek şekilde kapatıldığına yönelik bir tedbir alınmasına ilişkin. Yalnız bu tedbir sadece malzemenin yüzeysel ve fiziksel olarak Fırat Nehri’ne akış yoluyla karışmasını engelleyebilir. Zeminden etkileşimi asla engellemez. O yüzden birtakım üniversitelerden davet edilerek buraya getirilen akademisyenlerle daha farklı senaryolar üzerinden çalışmalar yürütülüyor. Biz bu çalışmaların ne olduğunu bilmiyoruz. Çalışmaların detayına ulaşamadık. AFAD yetkilileri burada. Bir afetle karşıyayız. Bunun olumsuz sonuçları büyüyecek. Biz heyetimizle, alanında uzman isimlerle birlikte bugün AFAD’ın ve şirketin yürüttüğü çalışmalar hakkında bilgi almak, görüş alışverişinde bulunmak da istedik. AFAD Saha Müdürü başta olmak üzere şirket yetkilileriyle görüştük. Maalesef bizimle herhangi bir görüşme sağlanmadı. Nizamiye girişine dahi alınmıyoruz. Bu da olumsuz noktalardan bir tanesi. Biz TMMOB olarak süreci yakından takip etmeye, kamuoyunu bilgilendirmeye, yetkili, ilgili makamları kamu kurumlarıyla iş birliği yapmak dahil olmak üzere ortak çalışmalar yapmak ve bilgi birikimimizi bu sürecin, felaketin daha büyük sonuçlar üretmemesi konusunda da ısrarımızı sürdüreceğiz.”

KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, şunları söyledi:

“Birinci önceliğimiz enkaz altındaki yurttaşlarımızın sağ salim kurtarılması. Ancak gördüğümüz manzara gerçekten felaket. İllerimize gelirken ‘önce vatan’ deniliyor. Ama ‘önce vatan’ olmadığı, su kaynaklarımızın, insanlarımızın sağlıkları olmadığı, önce uluslararası/ulusal şirketlerin paralarının, sermayenin korunduğunu burada çıplak gözle gördük. Bizler içeriye alınmıyoruz. Alınmama nedeni bize hala izah edilmemiş değil. Biz bunu kabul etmiyoruz. Bu tutumu doğru bulmuyoruz. Askerin, polisin, valinin bu tutumunu da kınıyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/tmmob-ve-sendikalarin-ilicte-maden-alanina-girisi-yasaklandi/feed/ 0
Maden sahasındaki acı bekleyiş sürüyor! Ailelerden “Orada yaşayan biri yok, birbirimizi kandırmayalım” feryadı https://www.haber60.com.tr/maden-sahasindaki-aci-bekleyis-suruyor-ailelerden-orada-yasayan-biri-yok-birbirimizi-kandirmayalim-feryadi/ https://www.haber60.com.tr/maden-sahasindaki-aci-bekleyis-suruyor-ailelerden-orada-yasayan-biri-yok-birbirimizi-kandirmayalim-feryadi/#respond Thu, 15 Feb 2024 09:15:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=8228 Erzincan’ın İliç ilçesinde altın madeni sahasında kayan toprağın altında kalan 9 işçiyi arama kurtarma çalışmaları yaklaşık 1000 personelle sürüyor. Arama kurtarma çalışmalarının 3’üncü gününde de işçilere ulaşılamazken, olayla ilgili olarak gözaltına alınan kişilerin sayısı 8’e yükseldi. Yakınlarının bulunacağına yönelik umutları da tükenmeye başlayan bazı ailelerin “Orada yaşayan biri yok, birbirimizi kandırmayalım” diyerek feryad ettikleri görüldü.

9 İŞÇİ 10 MİLYON METREKÜP TOPRAĞIN ALTINDA KALDI

Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin 2010 yılı Aralık ayından beri altın üretimi yaptığı Çöpler Maden Sahası’nda çıkarılıp istiflenen toprak, 13 Şubat günü saat 14.28’de kaydı. Yaklaşık 10 milyon metreküp toprak, 200 metrelik yamaçtan bir su gibi vadiye doğru aktı. 9 işçi, geniş bir alana yayılan toprağın altında kaldı.

1000 KİŞİLİK EKİPLE ARAMA YAPILIYOR

İhbar üzerine bölgeye Erzincan Jandarma, AFAD ve sağlık ekipleri yönlendirildi. Ayrıca bölgeye Erzurum, Sivas, Rize, Malatya, Giresin, Diyarbakır, Tokat ve Tunceli AFAD ekipleri de takviye olarak bölgeye sevk edildi. Birçok gönüllü yardım kuruluşu da kurtarma çalışmalarına katıldı. AFAD, JAK, TSK, Emniyet Genel Müdürlüğü, madenciler ve sivil toplum kuruluşlarından oluşan yaklaşık 1000 kişi alanda görev yapıyor. Çalışmalarda 5 dron, 2 kimyasal biyolojik ve nükleer araç, 5 metale duyarlı radar cihazı ve 5 kurtarma köpeği de kullanılıyor.

SİS VE YAĞMUR ETKİLİ

Olayın yaşandığı ilk günden itibaren ekiplerin bölgedeki çalışması sürüyor. Tek sıra halinde AFAD ekiplerinin bölgedeki arama çalışmaları dronla da havadan görüntülendi. Çalışma yapılan alanda ayrıca zaman zaman sis etkili olduğu da görüldü. Bölgede ayrıca gece saatlerinde de yağmur etkili oldu. Kayan toprağın yağmur nedeniyle sıvılaşması da ekiplerin alandaki çalışmasını zorlaştırıyor. Arama kurtarma çalışmalarının üçüncü gününde de işçilere ulaşılamadı.

“YAŞAYAN BİRİ YOK, BİRBİRİMİZİ KANDIRMAYALIM”

Olayın yaşandığı günden itibaren toprak altındaki 9 işçinin aileleri de bölgeye geldi. Ailelere ayrılan alanda toprak altındaki yakınlarının çıkarılmasını bekleyen ailelerin umutlu bekleyişi sürüyor. Kurtarma çalışmalarını yapan ekiplerden umutlu bir haber bekleyen aileler, gözyaşı döküyor. Ailelerin zaman geçtikçe toprak altında kalan yakınlarının kurtulacağı umudu da azalıyor. Bazı ailelerin ‘Orada yaşayan biri yok, birbirimizi kandırmayalım’ diyerek feryat ettiği görüldü.

VALİ AYDOĞDU AİLELERLE GÖRÜŞTÜ

Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, aileleri kriz masasında görüşmek üzere maden sahası içerisinde bulunan idari binaya davet etti. Hamza Aydoğdu’nun burada aileler ile görüşerek, son 3 günde kurtarma çalışmalarında hangi aşamaya gelindiği konusunda bilgilendirme yapacağı öğrenildi.

“CİĞERİMİZ YANIYOR”

Öte yandan gözyaşı döken işçilerin ailelerine, Erzincan Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ekiplerince psikososyal destek veriliyor. Mesai arkadaşları toprak altında kalan Cihat Karadağ, gazetecilere, olay anında deprem olduğunu zannederek dışarı çıktığını söyledi. Arkadaşlarını telefonla aradığını ancak ulaşamadığını anlatan Karadağ, “Senelerdir beraber çalıştığımız, ailemiz, canlarımız. Diyecek hiçbir şey bulamıyorum, ciğerimiz yanıyor. En az onlar kadar ciğerimiz yanıyor” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/maden-sahasindaki-aci-bekleyis-suruyor-ailelerden-orada-yasayan-biri-yok-birbirimizi-kandirmayalim-feryadi/feed/ 0
Erzincan’da altın madeninde toprak kayması: 9 işçi hala kayıp https://www.haber60.com.tr/erzincanda-altin-madeninde-toprak-kaymasi-9-isci-hala-kayip/ https://www.haber60.com.tr/erzincanda-altin-madeninde-toprak-kaymasi-9-isci-hala-kayip/#respond Thu, 15 Feb 2024 02:45:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=8147 Erzincan’ın İliç ilçesindeki Çöpler altın madeninde meydana gelen toprak kaymasında toprak altında kalan 9 işçiyi arama çalışmaları halen devam ediyor.

Uzmanlar maden ocağıyla ilgili yıllardır pek çok uyarı yapıldığını, böyle bir kazanın meydana gelebileceğinin bilindiğini ancak bu uyarıların dikkate alınmadığını belirtiyor.

Altın madenciliği dünyada oldukça yaygın bir madencilik türü.

İstatistik sitesi Statista’ya göre 2022 yılında dünyada yaklaşık 3 bin ton altın üretildi.

Dünya Altın Konseyi verileri, 2022 yılında dünyanın en büyük altın üreticisinin, küresel üretimde yaklaşık yüzde 10’luk bir pay ile Çin olduğunu gösteriyor.

Çin’i Rusya, Avustralya, Kanada ve ABD izliyor.

En çok altın üreten madencilik şirketleri ise ABD ve Kanada ortaklığındaki Newmont ile merkezi Toronto’da bulunan Barrick Gold.

Peki altın madenciliği dünyada nasıl yapılıyor? Siyanür her yerde kullanılıyor mu? Kazalar ne kadar yaygın?

Altın madenciliği yöntemleri

Altın madenciliği, 10 yıla kadar sürebilen bir araştırma süreciyle başlayan, daha sonra geliştirme ve sondaj aşamalarıyla devam eden çok aşamalı bir süreç.

Üretimin yapıldığı madenler 30 yıla kadar aktif kalabiliyor.

Altın madenciliğinin farklı yöntemleri var:

Altını ayrıştırma

Altın, çıkarılan kayaçların arasında gözle görülür büyüklükte ise siyanür kullanmadan ayrıştırılabiliyor.

Düşük maden potansiyeline sahip yataklarda ise siyanür kullanılıyor.

Bu işlemde kayaçtan elde edilen cevher siyanür ile işleniyor ve siyanür altını çekiyor.

Geriye kalan siyanürlü atık, su ile arındırılıyor ve bir havuzda tekrar kullanılmak üzere tutuluyor.

Birçok uzman siyanürün en etkili ve ekonomik yöntem olduğunu söylerken bazıları bu sürecin tehlikeli olduğuna dikkat çekiyor.

Cıva da altını ayrıştırmak için kullanılan bir kimyasal.

Cıvanın beyin hasarına, ağır hastalıklara ve doğumda komplikasyonlara yol açtığı gerekçesiyle 2013 yılında Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 140’tan fazla ülke, cıva kullanımını küresel çapta ortadan kaldırmayı taahhüt etmişti.

Büyük ölçekli madenlerde cıva kullanımı sona erse de dünyanın birçok yerinde küçük ölçekli madencilikte kullanımının devam ettiği bildiriliyor.

Siyanür her yerde kullanılıyor mu?

Maden Mühendisleri Odası’na göre dünyada altın üretiminin yaklaşık yüzde 85’inde siyanür kullanılıyor.

Dünyanın en büyük şirketlerine bakıldığında siyanürün yaygın bir şekilde kullanıldığı görülüyor.

Ancak bazı ülkelerde siyanür kullanımına yönelik çeşitli kısıtlamalar var.

Avrupa Parlamentosu, 2010 yılında Avrupa Komisyonu’nu siyanür madenciliğinin tamamen yasaklanması için harekete geçmeye çağıran bir karar tasarısını oyladı.

Ancak Komisyon böyle bir yasağı uygulamak için mevzuat önermeyi reddetti.

Güney Afrika Madencilik ve Metalurji Enstitüsü’ne (SAIMM) göre ABD’de altın işlemede siyanür kullanımı Montana ve Wisconsin eyaletlerinde yasak.

Arjantin’de de bazı eyaletler siyanür madenciliğini yasakladı, ancak federal düzeyde bir yasak bulunmuyor.

2002 yılında Çekya Parlamentosu, altın madenciliğinde siyanürü yasaklama kararı aldı.

Macaristan’da da 2009 yılında siyanür ile madenciliğin tamamen yasaklanmasına karar verildi.

Geçmişte yaşanan kazalar

Maalesef altın madenciliğinde de insanları ve çevreyi olumsuz etkileyen kazalar oldukça yaygın.

Romanya’da 2000 yılında yaşanan maden kazası, Çernobil’den sonra Doğu Avrupa’daki en yıkıcı endüstriyel kazalardan biri olarak kayıtlara geçti.

Baia Mare siyanür sızıntısı olarak anılan olayda nehre karışan zehirli madde büyük bir çevre felaketi yarattı.

Macaristan ve Sırbistan’a da ulaşan sızıntı nedeniyle Tuna Nehri’nde toplu balık ölümleri yaşandı.

Yakın geçmişte altın madenlerinde yaşanan diğer büyük kazalarsa şöyle:

1971: Romanya’daki Certej adlı altın madeninde yaşanan bir kazada atık suyun depolandığı barajın patlaması sonucu 300 bin metreküp zehirli su Certeju de Sus adlı kasabayı bastı. Olayda 89 kişi hayatını kaybetti.

1984: Papua Yeni Gine’deki Ok Tedi madeninde 2 milyar tondan fazla işlenmemiş atık su maden çevresine boşaltıldı. Zehirli atıkların bölgede yaşayan en az 50 bin kişiyi etkilediği düşünülüyor.

Aynı yıl Kanadalı şirket Galactic Resources’un ABD’de işlettiği Summitville adlı altın madeninde siyanür kullanılması üzerine 610 bin metreküp zehirli atık suyun biriktiği anlaşıldı. Şirketin iflas etmesi üzerine ABD hükümeti, atık suyun temizlenmesi için yüzlerce milyon dolar harcamak zorunda kaldı.

1995: Kanadalı Omai Gold Mines şirketinin Guyana’da işlettiği madende büyük bir sızıntı yaşandı. Yaklaşık 3 milyon metreküp siyanürlü atık suyun bölgedeki Omai ve Essequibo nehirlerine karıştığı ortaya çıktı.

1996: Filipinler’deki Marcopper Mining adlı Kanadalı şirketin işlettiği Mt. Tapian altın madeninin tünellerinde oluşan çatlak zehirli atıkların Makulapnit-Boac nehrine taşmasına neden oldu. Sızıntı, kısa sürede bölgeye yayılırken, çok sayıda köy tahliye edildi. Tarım alanları kullanılamaz hale geldi.

1998: Kanadalı Centerra Gold şirketinin Kırgızistan’da işlettiği Kumtor altın madenine sodyum siyanür taşıyan bir kamyon Barşkaun nehrine düştü.

2000: Avustralyalı Dome Resources adlı şirketin Papua Yeni Gine’deki Tolukuma altın madenine malzeme taşıyan helikopterden siyanür içeren bir tonluk kargo ormana düştü.

2006: Avustralya’da Beaconsfield Madeni çöktü. Bir madenci hayatını kaybetti ve iki madenci iki hafta boyunca yer altında mahsur kaldı.

2009: ABD’li Newmont Mining şirketinin Gana’daki Ahafo madeninden bölgedeki akar sulara siyanür sodyum karıştığı tespit edildi. Olayın ardından çok sayıda balık ölümü kayıtlara geçti.

2014: Güney Afrika’da 2009’dan bu yana meydana gelen en kötü maden kazalarından birinde Johannesburg’da Harmony Gold’un Doornkop adlı madeninde yer altında çıkan yangında mahsur kalan sekiz maden işçisi ölü bulundu.

2015: Kanadalı Barrick Gold adlı şirketin Arjantin’de işlettiği Veladero altın madeninde siyanür sızıntısı yaşandı. Bin metreküpten fazla siyanürlü atık su Potrerillos nehrine karıştı. Yetkililer olayın bir vana sorunundan kaynaklandığını söyledi. İlerleyen günlerde siyanürlü suyun beş nehre ulaştığı tespit edildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/erzincanda-altin-madeninde-toprak-kaymasi-9-isci-hala-kayip/feed/ 0
İliç’teki Siyanürlü Göçüğüne DEM Parti Heyeti Alınmadı https://www.haber60.com.tr/ilicteki-siyanurlu-gocugune-dem-parti-heyeti-alinmadi/ https://www.haber60.com.tr/ilicteki-siyanurlu-gocugune-dem-parti-heyeti-alinmadi/#respond Thu, 15 Feb 2024 01:39:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=8114 HABER: DİLAN KUTLU/ KAMERA: UĞUR DEMİRCİ

İliç’te meydana gelen siyanürlü liç göçüğüne dair incelemelerde bulunmak isteyen DEM Parti Eş Başkanı Tülay Hatimoğulları ve beraberindeki heyet İliç Çöpler altın madeni alanına alınmadı. Hatimoğulları, “Topraklarımızın, insanlarımızın, canlılarımızın, doğamızın katledilmesine müsaade etmeyeceğiz. Bu maden ocağı derhal kapatılmalıdır. Anagold kapatılmalıdır. Gelişigüzel ruhsat verilmiş diğer maden ocakları da derhal denetlenmeli, usulsüz olanlar derhal kapatılmalıdır. Bu denetim tek başına iktidar tarafından yapılmamalıdır; ilgili meslek odaları ve bağımsız uzman birimleri tarafından yapılacak denetimle gerçekleştirilmelidir. Aksi takdirde bu ve benzeri acı olayları daha fazla yaşayacağız” dedi.

Erzincan’ın İliç ilçesindeki altın madeninde meydana gelen maden göçüğüne dair incelemelerde bulunmak isteyen DEM Parti Eş Başkanı Tülay Hatimoğulları ve beraberindeki heyet İliç Çöpler altın madeni alanına alınmadı.

Maden sahası önünde açıklamalarda bulunan Hatimoğulları, şunları söyledi:

“Şu anda Erzincan İliç Çöpler Köyü’nde, kaza diye lanse edilmeye çalışılsa da aslında bilinçli bir cinayetin olduğu noktadayız. Maden ocağının tam yakınındayız. Burada şu an bir sınır çizilmiş, daha ileriye gidemedik. Dün izlediğimiz görüntüler, insanın yüreğini de bilincini de darmaduman ediyor. Kanadalı şirketin, Türkiye’den Çalık Grubunun ortaklığıyla burada yürütmüş olduğu bu çalışma gerek yöre halkı gerekse de ekoloji hareketleri tarafından defalarca uyarılmıştır. Siyanürle altın aramanın insan sağlığına ve doğaya verdiği zararlarla ilgili çok sayıda açıklama yapılmıştır. Ancak bu açıklamaların hiçbirine itibar edilmemiştir. Çöpler’deki altın madeni defalarca dava konusu olmuş, çok sayıda itirazlar yükselmiş ve dava konusu olduğu halde görmezden gelinmiştir.

“İKTİDAR MADEN ŞİRKETLERİNE LEBLEBİ DAĞITIR GİBİ RUHSAT DAĞITTI”

Şimdi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olan Murat Kurum 2020’de aynı tesisin kapasite artırımı için ruhsat imzalamıştır. Daha önce bir sızıntı olduğu ortaya çıktığında yargının yürüttüğü tek işlem sadece Anagold’a 16 Milyon TL’lik para cezası kesmek olmuştur. Kanada’dan gelip burada Anadolu ve Mezopotamya topraklarını hiçe sayan bu şirkete peşkeş çeken iktidarın vurdumduymazlığını bir kez daha kınıyoruz. Son yıllarda leblebi dağıtılır gibi maden şirketlerine ruhsat dağıtıldı. Gelen ÇED raporlarının hiçbiri sağlıklı değildi. Bununla ilgili özellikle doğa savunucuları ve ekoloji hareketleri çeşitli açıklamalar yapmıştır. Her defasında köylülerin itirazları yükselmiştir. Ama ne yazık ki iktidar sermayeyi korudu, önünü açtı. Aslında bilim dışı olan birçok ÇED raporunun da hayata geçmesine olanak tanınmıştır. Leblebi gibi maden şirketlerine ruhsat dağıtan iktidara buradan bir kez daha sesleniyoruz. Dün yüreğimiz yandı. Dün o görüntüleri izleyip de sanırım rahatlıkla uyku çekebilecek bir insan tanımıyorum ama bu iktidar rahatlıkla uyku çekiyor.

“BEREKETLİ TOPRAKLARIMIZ SERMAYEYE PEŞKEŞ ÇEKİLİYOR”

İktidar bu ülkenin bereketli topraklarını, dağını, suyunu yerli ve yabancı sermayeye peşkeş çekiyor. Burada çalışan binlerce kişinin hayatı yok sayılıyor, önemsenmiyor. Bu işçilere insan gözüyle bakılmıyor. Göçük altında olan işçi sayısı şimdi açıklanan rakamlara göre 9 ama sayıya net olarak vakıf değiliz. Göçük altındaki 9 işçi kardeşimizin her birinin bir ailesi, sevdiği insanlar var. İşçilere, emekçilere insan gözüyle bakmayan sermayenin önü de zaten bu iktidar tarafından açılıyor. Bunu kabul etmiyoruz. Öte yandan bu topraklardan geçen ana fay hatları hiçbir biçimde hesaplanmamış. En büyük can kaybına uğradığımız depremin üzerinden daha sadece bir sene geçti.

“İKTİDAR DENETİMSİZLİKLE İLİÇ’TE GÖZ GÖRE GÖRE GELEN BİR CİNAYETE İMZA ATMIŞTIR”

Bu şekildeki maden ocaklarında dinamit patlatılıyor, birçok kimyasal ürün kullanılıyor. Bütün bunlar dikkate alınmadan maden şirketlerinin önü adeta iktidar tarafından açılıyor. Bunu kabul etmemiz mümkün değildir. Bilim insanlarının konuyla ilgili yaptığı açıklamaya göre milyonlarca ton siyanür ve sülfürik asit bulunuyor bu toprakta. Kameraları kapatarak ya da bağımsız kurumların ve bilim insanlarının gelip incelemelerine izin vermeyerek bu gerçekliği değiştiremezsiniz. Bu, ikinci Çernobil vakasıdır bu ülkede. Keban Barajı, Fırat Nehri, Munzur ve Fırat Havzasının tamamı şimdi bu siyanürlü topraktan, bunun suya karışmasından etkilenmiştir, etkilenecektir. Yine uzmanların yaptığı açıklamaya göre kirliliğin Basra Körfezine kadar ulaşma olasılığı oldukça yüksektir. İktidar her ne kadar bunu küçük bir olaymış gibi, bir göçükmüş gibi anlatmaya çalışsa da teamülden verilen ruhsatlar ve denetimsizlikle burada göz göre göre gelen bir cinayete imza atmıştır. İktidar bundan arınamaz.

“MADEN OCAĞI DERHAL KAPATILMALIDIR”

İktidardan elbette yargı yoluyla da bunun hesabını soracağız. Ama insan hayatını, canlıların hayatını, doğayı hiçe sayan bu iktidarı halkımıza şikayet ediyoruz. Bizler soluduğumuz havanın en ufak zerresine, toprağın her zerresine, suyumuzun her damlasına sahip çıkacağız. Topraklarımızın, insanlarımızın, canlılarımızın, doğamızın katledilmesine müsaade etmeyeceğiz. Bu maden ocağı derhal kapatılmalıdır. Anagold kapatılmalıdır. Gelişigüzel ruhsat verilmiş diğer maden ocakları da derhal denetlenmeli, usulsüz olanlar derhal kapatılmalıdır. Bu denetim tek başına iktidar tarafından yapılmamalıdır; ilgili meslek odaları ve bağımsız uzman birimleri tarafından yapılacak denetimle gerçekleştirilmelidir. Aksi takdirde bu ve benzeri acı olayları daha fazla yaşayacağız. Buradan Erzincan halkına geçmiş olsun dileklerimizi iletiyorum. Sadece Erzincan’ı değil Basra Körfezi’ne kadar tüm bölgeyi etkileme olasılığı olan çok önemli ve üzücü bir olay yaşadık. Ümit ediyoruz ki şu an göçük altında kalan canlarımıza ulaşabilir ve onlardan olumlu haber alabiliriz. Ben tekrardan buradaki işçi kardeşlerimizin ailelerine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyorum. Her zaman bu konudaki mücadelemizi ve dayanışmamızı sürdüreceğiz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ilicteki-siyanurlu-gocugune-dem-parti-heyeti-alinmadi/feed/ 0
Gökhan Günaydın: Bu Kapasite Artırımlarının Sonrasında Orada O Felaket Meydana Gelmiştir. https://www.haber60.com.tr/gokhan-gunaydin-bu-kapasite-artirimlarinin-sonrasinda-orada-o-felaket-meydana-gelmistir/ https://www.haber60.com.tr/gokhan-gunaydin-bu-kapasite-artirimlarinin-sonrasinda-orada-o-felaket-meydana-gelmistir/#respond Thu, 15 Feb 2024 01:06:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=8082

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Çöpler Altın Madeni’nde yaşanan facia ile ilgili açıklamalarda bulundu. Günaydın, “Bu ÇED raporunu yazan firmanın, o firmada bu rapora imza atanların bu işte bir sorumluluğu var mıdır, yok mudur? Yoksa bu rapordan aldıkları ve ceplerine koydukları paralar yanlarına kalmaya devam edecek midir? TMMOB, bu raporların tamamının doğru, bilimsel olmadığını, bölgenin son derece tehlikeli olduğunu açıklamasına rağmen bu ÇED raporunu veren Murat Kurum, şu anda neden Erzincan İliç’te değil de İstanbul’da siyasi faaliyetlerine devam edebilmektedir? Bu rahatlığının sebebi nedir? Çünkü bu kapasite artırımlarının sonrasında orada o felaket meydana gelmiştir. 9 işçi kardeşimizin hesabını Murat Kurum vermeyi düşünmekte midir acaba? Bundan dolayı acaba uykusu kaçmakta mıdır? 10 milyon metreküp liç yığınından siyanür sıkıntısını nasıl önleyeceksiniz ” diye sordu.

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, bugün TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Günaydın, şunları söyledi:

“Erzincan’da, İliç’te Anagold firması tarafından işletilen altın madeninde meydana gelen maden kazasından daha çok aslında bir madencilik cinayeti sonrasında, 9 işçi kardeşimin liç yığınları altında kalmasından çok büyük üzüntü duyuyoruz. Bütün ümidimiz onlarladır ki bir an evvel kendilerine ulaşılsın ve yine diliyoruz ki nefes alırken ve sağlıkla yaşama döndürülsünler, ailelerine, evlerine dönebilsinler. Bu facia, çok yönlü bir araştırmayı gerektiriyor. Çünkü göz göre göre gelen, tüm ikazlara rağmen, bu ikazlara aldırmaksızın yapılan faaliyetler sonrasında tablo bu noktaya geldi. Daha ilginç olan bir şey var ki TBMM’de bugün 2/1959 sayılı, madenciliği daha da liberalize eden, kamu yararından uzaklaştıran, çok daha fazla şirket karına odaklatan bir düzenleme TBMM gündemine gelecekti. Ancak bugün itibarıyla bunun görüşmelerini geri çektiler ve başlamamaya karar verdiler. Bugün Sağlık Bakanlı ile ilgili bir teklif görüşülecek. Çarşamba-perşembe görüşülecek, haftaya bu gelecek mi?

“KAMUOYUNUN HİSSİYATI, DUYARLILIĞI AZALINCA MADENCİLİKLE İLGİLİ BU LİBERAL DÜZENLEMEYİ BİR KERE DAHA GETİRMEYİ DENEYECEKLER”

Yapacaklarını söyleyeceğim: Kamuoyunun hissiyatı, duyarlılığı azalınca madencilikle ilgili bu liberal düzenlemeyi bir kere daha getirmeyi deneyecekler. O halde soruyu şöyle soralım mı? Mesele duyarlılığın arttığı zamanlarda dikkatli olma meselesi midir yoksa Türkiye’nin taşını, toprağını, ekosistemini, doğasını, insanını, işçisini koruma meselesi midir? Ben iktidarı bu alanda duyarlı olmaya çağırıyorum.

“2000 YILINDA ÇEK CUMHURİYETİ, 2002’DE ALMANYA, 2009’DA MACARİSTAN SİYANÜRLE ALTIN MADENCİLİĞİ FAALİYETLERİNE SON VERDİLER”

İliç’te meydana gelen altın madeni faciası neyle yapılan bir madencilikti? Siyanürle yapılan bir madencilikti. Bugün bize anlatabilirler, dünyanın her tarafında böyle yapılıyor. 20 yıl evvel bu böyleydi ama 2000 yılında Romanya’da meydana gelen bir siyanürün Tuna Nehri’ne karışması sonrasında neredeyse Sırbistan’ın, Macaristan’ın tatlı su kaynakları yok edildi. Yüzlerce ton su balığı yaşamını yitirdi ve bu, büyük bir çevre felaketine yol açtı. Bunun sonrasında 2000 yılında Çek Cumhuriyeti, 2002’de Almanya, 2009’da Macaristan siyanürle altın madenciliği faaliyetlerine son verdiler. 2010 yılından itibaren de AB, siyanürle altın madenciliğinin AB topraklarında yapılmamasına yönelik bir tavsiye kararı aldı ve yayınladı.

“TÜRKİYE’DE ÇED RAPORU DEMEK, ÇED FİRMASI SAHİPLERİNİ ZENGİN ETME DEMEK. ÇÜNKÜ ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞINA VERİLEN ÇED RAPORLARININ YÜZDE 99’U OLUMLU RAPORLAR”

Bizde değişen bir şey oldu mu? Olmadı. 2010 yılından beri bu maden faaliyetlerine devam ediyor. Bir Kanadalı firma ve onun yerli ortağı var. Anagold. 2010 yılından sonra kapasite genişlemesine yönelik talepleri oldu mu? 2014 ve 2021 yılında iki kez kapasite artırımı söz konusu oldu. Bu kapasite artırımları sonucunda, 687 hektarlık alanda yapılan altın madenciliği, bin 746 hektara yükseltildi. Bununla ilgili ÇED raporları var mı? Türkiye’de ÇED raporu demek, ÇED firması sahiplerini zengin etme demek. Çünkü Çevre ve Şehircilik Bakanlığına verilen ÇED raporlarının yüzde 99’u olumlu raporlar. Yani adeta dosyayı tamamlamak için kamu kaynaklarından ÇED firması sahipleri zengin ediliyor. Burayla ilgili verilen ÇED raporunda ne denmiş? ‘Toprak kayması riski genellikle kayalıkların çok çatlak olduğu, sıvılaşmaya hazır yüzeysel topraklar, killerin bulunduğu yerlerde daha yüksektir. Oysa çalışma alanı düşük miktarda yağış aldığından ve yüzeyde bitki örtüsü az masif kireç taşı ve mermer kütleleri bulunduğundan heyelan potansiyeli taşımamaktadır.’

“BU ÇED RAPORUNU YAZAN FİRMANIN, O FİRMADA BU RAPORA İMZA ATANLARIN BU İŞTE BİR SORUMLULUĞU VAR MIDIR, YOK MUDUR”

ÇED raporu diyor ki ‘TMMOB ve bazı çevreler buralarda toprak kayması olabilir. Liç yığınları kayabilir. Buradan siyanürler yeraltı sularına ve Fırat Nehri’ne karışabilir’ diyorsa da ‘Biz orada gözlem yaptık. Yağışlar azdır. Ayrıca bitki örtüsü de vardır. Dolayısıyla orada bir heyelan olmaz’ diyor. Oldu mu bir heyelan. Evet. Toplam 300 dekardan fazla alana 10 milyondan fazla metreküp liç yığını yığıldı. O halde bu ÇED raporunu yazan firmanın, o firmada bu rapora imza atanların bu işte bir sorumluluğu var mıdır, yok mudur? Yoksa bu rapordan aldıkları ve ceplerine koydukları paralar yanlarına kalmaya devam edecek midir? İlk sorum bu.

“9 İŞÇİ KARDEŞİMİZİN HESABINI MURAT KURUM VERMEYİ DÜŞÜNMEKTE MİDİR ACABA? BUNDAN DOLAYI ACABA UYKUSU KAÇMAKTA MIDIR”

TMMOB, bu raporların tamamının doğru, bilimsel olmadığını, bölgenin son derece tehlikeli olduğunu açıklamasına rağmen bu ÇED raporunu veren Murat Kurum, şu anda neden Erzincan İliç’te değil de İstanbul’da siyasi faaliyetlerine devam edebilmektedir? Bu rahatlığının sebebi nedir? Çünkü bu kapasite artırımlarının sonrasında orada o felaket meydana gelmiştir. 9 işçi kardeşimizin hesabını Murat Kurum vermeyi düşünmekte midir acaba? Bundan dolayı acaba uykusu kaçmakta mıdır?

“TÜRKİYE’NİN DOĞASIYLA, İNSANIYLA HİÇ EDİLDİĞİ, RANTA KURBAN EDİLDİĞİ BİR MEMLEKETİN EVLATLARIYIZ”

Binali Yıldırım diyor ki ‘Bunlar birkaç kepçeyle alınabilecek şeyler değildir.’ Biz de biliyoruz, doğru. 10 milyon metreküp. Sonra, ‘Fırat’a gitmekte olan Sabırlı Deresi ile Fırat arasına menfez koyduk. Bir su karışması mümkün değildir.’ Membran koymuşlar. Membranlar bunları önleyecekmiş. Fırat’ın önüne menfez koydunuz. Peki 10 milyon metreküp liçli, siyanürlü topraktan sızan siyanürün toprak altı su kaynaklarına erişebilmesini nasıl engellemeyi düşünüyorsunuz? Eğer burada bu kapasite artırımları verilmeseydi orada 300 metreyi bulan dev gibi yığınlar yığılır mıydı ve onlar bir toprak kütlesi halinde değil de adeta bir sel gibi vadiye böyle akabilir miydi? Türkiye’nin doğasıyla, insanıyla hiç edildiği, ranta kurban edildiği bir memleketin evlatlarıyız.

“TÜRKİYE’NİN ALTINI DİĞERLERİ TARAFINDAN PAYLAŞILIYOR. BİZE DE BUNUN DOĞA FELAKETİNİ ÇEKMEK KALIYOR”

AKP, altın madenciliği faaliyetiyle övünüyor. 2020’de 41 ton altın çıkartıldı. Şimdi de 30 tonlar civarında bir uygulamayla gidiliyor. Bu altın madenciliğinin bu memlekete bir kuruş faydası var mıdır? Benim memleketime gelecekler. Karadeniz’den Kaz Dağları’na, Erzincan’ın İliç’ine Bergama’sına, Uşak’ına kadar, Türkiye’nin her tarafını siyanürle liçleyecekler. Çıkartılan altının yüzde 98-99’unu götürecekler. Siyanürü, liçi ve doğa felaketi bize kalacak. Burada büyük bir rant ortaklığı vardır. Yabancı firmalar ve siyasetin durumuna göre onlara eşlik eden, geçen dönemin FETÖ’cü firmaları, bu dönemde onların yerine gelen iktidarın yandaşı firmalar, o yabancıların Türkiye’deki halkla ilişkiler faaliyetlerini, bürokrasideki izinlerini, siyasetle ilişkilerini düzenliyorlar. Rant hep beraber bölüşülüyor. Türkiye’nin altını diğerleri tarafından paylaşılıyor. Bize de bunun doğa felaketini çekmek kalıyor.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/gokhan-gunaydin-bu-kapasite-artirimlarinin-sonrasinda-orada-o-felaket-meydana-gelmistir/feed/ 0
Erzincan İliç’teki altın madeninde meydana gelen facia için Meclis Araştırması açılacak https://www.haber60.com.tr/erzincan-ilicteki-altin-madeninde-meydana-gelen-facia-icin-meclis-arastirmasi-acilacak/ https://www.haber60.com.tr/erzincan-ilicteki-altin-madeninde-meydana-gelen-facia-icin-meclis-arastirmasi-acilacak/#respond Thu, 15 Feb 2024 00:54:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=8070 Erzincan İliç’teki altın madeninde meydana gelen ve 9 işçinin liç göçüğü altında kaldığı maden faciası ile ilgili Meclis Araştırması açılmasına dair siyasi parti gruplarının ortak önergesi TBMM Genel Kurulu’nda oylanarak kabul edildi. Bu kapsamda 22 kişilik komisyon kurulacak ve çalışma süresi 3 ay olacak.

Önerge görüşmesi sırasında CHP’li Mustafa Adıgüzel “Savcıları İliç’e değil, Murat Kurum’a, Binali Yıldırım’a gönderin” dedi.

Erzincan’ın İliç ilçesinde siyanürlü liç kayması sonucu meydana gelen kazanın araştırılarak tetkik edilmesi ve oluşabilecek kazaların önlenmesine yönelik tedbirlerin alınması amacıyla siyasi parti gruplarının ortak verdiği Meclis Araştırması açılması önergesi bugün TBMM Genel Kurulu’nda görüşüldü.

Önergeler üzerine ilk olarak Saadet-Gelecek Partisi Grubu adına söz alan Muğla Milletvekili Selçuk Özdağ, şunları dile getirdi:

“ARAŞTIRMA KOMİSYONU KURULMUŞ OLMASI İYİDİR AMA TEPKİLERİ AZALTMAK ADINA YAPILMAMALIDIR”

“Bu Türkiye’nin adeta kaderi haline dönüşmüştür. Elbette ki Türkiye zengin olsun, bunları ithal etmesin hata ihraç etsin. Denetim mekanizmalarının çok zayıf olduğunu görüyoruz biz buralarda. Özellikle Erzincan’daki altın madeninin çıkarılmasıyla ilgili çok fazla feveranlar var, ÇED raporlarının verilmesiyle ilgili şaibeler var. Bu madende yaşanan facia ilk değil daha öce Soma’da da oldu. Bunun üzerine Meclis bir araştıra komisyonu kuralım dedi, kurduk. 7 ay boyunca görmüş olduğumuz tüm yanlışların raporlarını yazdım TBMM Başkanlığı’na teslim ettik. Bizim vermiş olduğumuz rapordaki önerilerimize hiç kimsenin kulak vermediğini gözlemliyoruz. Eğer kulak vermiş olsaydınız, 2022 yılında Amasra’da 42 vatandaşımız öldü. Altın madenlerinde zehirlenmelerinden tutun da kömür madenlerinde göçüklere kadar, kaçak ruhsatla çalışmalara kadar denetimsiz şekilde bunlar yapılıyordu. Siz 10 yıl içerisinde neden bunlarla ilgili doğru dürüst çözüm önerisi bulmadınız, bulamadınız. Çünkü meseleyi samimi olarak incelemiyorsunuz. Buralarda denetimin, denetlemenin olmadığını görüyoruz. İliç’te kaç kişinin göçük altında olduğunu bilmiyoruz. Burada ÇED raporlarını veren Murat Kurum, kalkıp özür dilemesi gerekiyor. Bu araştırma komisyonu kurulmuş olması iyidir ama tepkileri azaltmak adına yapılmamalıdır. 10 yıl önceki raporun açıklanmasını ve tepkilerimizi burada kanun olarak geçmesi gerekiyordu. Şimdi niye getiriyorsunuz böyle bir şeyi demek ki başarısızsınız, iyi denetleyememişsiniz.”

İYİ Parti Grubu adına Manisa Milletvekili Şenol Sunat da şunları ifade etti:

“MUNZUR DAĞI’NIN YÜZDE 70’I ALTIN MADENİNE TAHSİS EDİLMİŞ VAZİYETTE”

“Siyanür ve sülfürik asit maddeleri akıyor. Milyonlarca ton zehirli atık Fırat Nehri’ne doğru ilerliyor. Fırat’a ulaşırsa milyonlarca insan ve hayvan zehirlenebilir, bölge için çok büyük bir tehlike. Dua edelim önlemler alınana kadar yağmur ve kar yağmasın. Madende çıkarılan altın, gümüş, bakır belki çok daha değerli madenler büyük bir kısmı ABD’ye götürülüyor. Türk ekonomisini kalkındıracak yer altındaki çok değerli serveti alıp yurtdışına götüren bu maden gelecek nesillerin temiz doğasını da zehirle katlediyor. Munzur Dağı’nın yüzde 70’ı altın madenine tahsis edilmiş vaziyette. Devletten 25 yıllığına işletme hakkını aldığı çok değerli soy metalleri siyanür dahil 23 farklı zehir kullanarak çıkartan şirketin Türkiye’ye ödediği paranın azlığı ise milli servetimizin nasıl heba edildiğinin boyutunu ortaya koyması açısında trajikomik.”

MHP Grubu adına Antalya Milletvekili Abdurrahman Başkan da şunları kaydetti:

“SIRF EKONOMİK RANT UĞRUNA ÇEVRENİN HARAP EDİLMESİNE KARŞI DURURUZ”

“Burada ruhsat vermekten ziyade asıl mesele verilen ruhsatın ve maden çıkarılan sahanın düzenli olarak denetlenmesi, denetim esnasında tespit edilen eksiklerin giderip giderilmediği, daha hassas şekilde denetlenerek gerekli yaptırımların en ağır şekilde uygulanması gereklidir. İş güvenliği ve iş sağlığı her şeyin önündedir, Hiçbir ekonomik bedel insan sağlığından ve canından önemli değildir. Çevre hassasiyeti yüksek olan ve tatlı su kaynaklarımızın mutlaka korunması gerektiğine inanan ve bu çerçevede mutlaka siyaset yapan bir hareketiz. Kimse endişe etmesin ki sırf ekonomik rant uğruna çevrenin harap edilmesine karşı dururuz ve ihmaller varsa bu ihmallerin ortaya çıkarılması adına ne gerekiyorsa yapacağımızdan kimse endişe duymasın.”

DEM Parti Grubu adına İzmir Milletvekili İbrahim Akın da şunları belirtti:

“İLİÇ’TEN DERS ÇIKARILMALIDIR, MECLİS’İMİZİN SORUMLULUĞU BU KONUDA AĞIRDIR”

“Bugün ülkenin 4 bir tarafı talan edilmektedir ve ruhsatı veren Çevre ve Şehircilik Bakanıdır, şu anda da İBB Adayıdır. Buradan savcılara sesleniyorum, Murat Kurum hakkında acilen soruşturma açılmalıdır. Gerekli işlemler yapılmalıdır, yapılmıyorsa bu ülkede hukuk, anayasa yoktur, hukuksuzluk vardır, gözaltına alınmalıdır. İnsanların bu kadar yok sayıldığı, değersizleştiği durumu kabul etmemiz mümkün değildir. İnsanlar yer altında kalmış durumda, burada insanlar gülüyorlar. Bu mudur milletvekili sorumluluğu, bunu kabul etmek mümkün değildir, İliç’ten ders çıkarılmalıdır. Bu ülkede yaşanmış olan ekonomik, sosyal, toplumsal kriz, anayasasızlık hali her yerde vardır ama doğa talanında kuralsızlık vardır. Meclis’imizin sorumluluğu bu konuda ağırdır, bu ağır sorumluluğu yerine getirmesi konusunda duyarlı olmasını, bütün milletvekillerinin ayrımsız gereğini yapmasını ve sorumlulukları yerine getirmesini özellikle rica ediyoruz.”

CHP Grubu adına söz alan Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel de şu ifadeleri kullandı:

“SAVCILARI İLİÇ’E GÖNDERMEYİN DOĞRUDAN AKP GENEL MERKEZİ’NE GÖNDERİM ÇÜNKÜ BÜTÜN BU SORUMLULAR ORADA DURUYOR”

“İliç’te olan bir kaza değil cinayettir. Onlarca milletvekili arkadaşımız gitti, öneriler verdi, medya konuştu ama sen hiçbir uyarıyı dinlememişsin. Artık bu bir kaza değil cinayettir. Tüm Fırat havzası şu anda risk altında. Türkiye, siyanür ve sülfürik asit çetelerinin işgali altındadır. Biliriz ki hiçbir işgal içeride işbirlikçi olmadan mümkün değildir. Kim ki bu altın madenlerini savunuyorsa, ondan bir menfaati var ve bu işgalin tarafıdır. İşte Binali Yıldırım da bu şirketi savunuyor işte Murat Kurum da kurumsal olarak geçmiş bakanlığında buna destek vermiş. Şimdi 4 tane savcı görevlendirmişler, savcıları İliç’e göndermeyin Murat Kurum’a, Binali Yıldırım’a gönderin. Siz savcıları İliç’e göndermeyin doğrudan AKP Genel Merkezi’ne gönderim çünkü bütün bu sorumlular orada duruyor.”

Önerge üzerine milletvekillerinin konuşmasının ardından Meclis Araştırması açılması önergesi kabul edildi. Buna göre İlgili Meclis Araştırması için 22 üyeden oluşan komisyon kurulacak ve komisyon 3 ay süreyle, gerektiği takdirde de Ankara dışında çalışacak.

]]>
https://www.haber60.com.tr/erzincan-ilicteki-altin-madeninde-meydana-gelen-facia-icin-meclis-arastirmasi-acilacak/feed/ 0
Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği: ‘Kaymaz’da da aynı katliam yaşanacak’ https://www.haber60.com.tr/eskisehir-cevre-koruma-ve-gelistirme-dernegi-kaymazda-da-ayni-katliam-yasanacak/ https://www.haber60.com.tr/eskisehir-cevre-koruma-ve-gelistirme-dernegi-kaymazda-da-ayni-katliam-yasanacak/#respond Wed, 14 Feb 2024 23:30:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=7980

MELTEM KARAKAŞ

Erzincan’da meydana gelen maden faciası ile ilgili açıklama yapan Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Filiz Fatma Özkoç, “Kaymaz’da yapılmaya çalışılan 3’üncü atık barajında da aynı katliam er geç yaşanacaktır” dedi.

Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği (ESÇEVDER) tarafından Erzincan İliç’teki altın madeninde yaşanan facia ile ilgili basın açıklaması yapıldı. Eskişehir’in Sarıcakaya-Mihalgazi ilçelerine yapılmak istenen altın gümüş maden ocağını örnek gösteren Filiz Fatma Özkoç, “Erzincan İliç’te yaşanan olay; Kaymaz ve Atalan’da yaşanmayacağını kim garanti edecek?” dedi.

“EYLÜL 2022’DE TEKRAR ÜRETİM İZNİ ALDI”

ESÇEVDER Yönetim Kurulu Üyesi Filiz Fatma Özkoç, açıklamasında şunları söyledi:

“Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği olarak Erzincan İliç Çöpler Altın Madeninde yaşanan siyanürlü pasa dağında çökme meydana geldiğini, işçilerin toprak altında kaldığını öğrenmiş bulunuyoruz. Siyanürlü toprağın altında kalanların bir an önce kurtarılmasını umuyoruz. Aynı işletmede 21 Haziran 2022 yılında siyanür çözeltisi taşıyan boru patlamış ve 210 metreküp siyanür çözeltisi toprağa karışmıştı. Daha sonra eylül 2022’de tekrar üretim izni aldı. Çevre Aktivisti Sedat Cezayirlioğlu uluslararası ceza mahkemesine (UCM) başvurmuş idi. Ayrıca Türk Mimar Mühendisler Odaları Birliği (TMMOB) biri kapasite arttırımı ile ikincisi ÇED gerekli değildir ile ilgili olarak 06 Aralık 2023’te iki adet dava açılmıştı. Ayrıca Anayasa Mahkemesine işletilen altın madeninin özel yaşamı ve sağlığı tehdit ettiği iddiası ile yapılan başvuruda yurttaşı haklı bularak ihlal ve yeniden yargılanması kararı vermişti.

“İLİÇ’TE OLAN BİR KAZA DEĞİL ÇEVRE VE YAŞAM KATLİAMIDIR”

Çöpler Altın Maden İşletmesi Anagold ve Çalık Holdingin ortaklarından olup, Anagold’un 7,2 milyon dolar vergi borcunun silindiği hafızalardadır. Son yıllarda Türkiye’nin hemen her yerinde olduğu gibi, Eskişehir’imiz de kar etmek dışında hiçbir amacı olmayan madencilik şirketlerinin hedefindedir. Bu şirketler, bitmek bilmez kar hırslarıyla milyonlarca insanımızın yaşam alanını, suyunu, toprağını, doğasını ve nihayet yaşamlarını hiçe saymaktadırlar. İliç’te olan bir kaza değil çevre ve yaşam katliamıdır.

“ATALAN, ALPAGUT, TEKECİLER’DE AYNI KATLİAM ER YA DA GEÇ YAŞANACAKTIR”

Kaymaz’da yapılmaya çalışılan 3’üncü atık barajında da aynı katliam er geç yaşanacaktır. Yine Cengiz Holding tarafından 713 hektarlık yani 941 futbol sahası büyüklüğünde, 180 milyon ton kazı yaparak, patlatmalı ve açık alan işletmeciliği, siyanürlü yığın liç yöntemi ile altın-gümüş çıkartacak olan Atalan, Alpagut, Tekeciler’de aynı katliam er ya da geç yaşanacaktır. Kaldı ki siyanürlü pasa, dik yamaçlı araziye sahip olan Sarıcakaya ve çevresi ile Sakarya Nehrini siyanürlü toprak ile er ya da geç zehirleyecektir. Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği özel kişilerin karlarına tahsis edilmediği ve kamusal ihtiyaçlar dışında bir amaca hizmet etmediği müddetçe maden çıkartılmasına karşı olmayıp, maden sahalarının ülkemize ve şehrimize vereceği zararlar göz önüne alınırsa bir avuç kişinin çıkarlarının ülke çıkarlarının önüne geçmemesi için mücadelemize devam edeceğimizi kamuoyuna gururla açıklıyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/eskisehir-cevre-koruma-ve-gelistirme-dernegi-kaymazda-da-ayni-katliam-yasanacak/feed/ 0
Erzincan’daki altın madeni kazası için Meclis araştırma komisyonu kurulması önerildi https://www.haber60.com.tr/erzincandaki-altin-madeni-kazasi-icin-meclis-arastirma-komisyonu-kurulmasi-onerildi/ https://www.haber60.com.tr/erzincandaki-altin-madeni-kazasi-icin-meclis-arastirma-komisyonu-kurulmasi-onerildi/#respond Wed, 14 Feb 2024 22:54:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=7944

TBMM Genel Kurulunda, Erzincan’ın İliç ilçesindeki altın madeninde yaşanan toprak kayması olayının araştırılması için komisyon kurulması önerildi. MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, “Araştırma neticesinde hata, kusur ve varsa kasıtların tespit edilerek alınacak önlemlerin belirlenmesinin yerinde olacağını düşünüyoruz. İlerleyen saatlerde ortaklaşa bütün gruplar olarak Meclis araştırma komisyonu kurulmasını temin edeceğiz” dedi.

TBMM Genel Kurulu, Erzincan İliç’te meydana gelen maden kazasını görüşmek üzere Meclis Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder başkanlığında toplandı. Burada söz alan MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, “Erzincan İliç’teki özel bir maden ocağında dün maden ocağından çıkarılan cevherin konumlandırıldığı yığının kayması sonunda 9 madencimiz toprak altında kalmıştır. Kayıp 9 işçiye ulaşmak için tüm imkanların seferber olduğunu ve 827 personelin arama ve kurtarma çalışmalarına katıldığını öğrendik. İnşallah diliyoruz ki tüm madencilerimize sağ salim kavuşuruz. Bütün ülkemize geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Ancak kayan yaklaşık 10 milyon metreküplük toprak yığını yaklaşık 300 dönümlük bir alana yayılmış ve bölgede etkisini gösteren yağışlı hava arama çalışmalarını da zorlaştırmaktadır. Erzincan İliç’te yaşanan bu hadisenin meclis araştırma komisyonu kurulması; araştırma neticesinde hata, kusur ve varsa kasıtların tespit edilerek alınacak önlemlerin belirlenmesinin yerinde olacağını düşünüyoruz. İlerleyen saatlerde ortaklaşa bütün gruplar olarak meclis araştırma komisyonu kurulmasını temin edeceğiz” dedi.

CHP’Lİ GÜNAYDIN: ALTIN MADENCİLİĞİNİ KAMUSAL BİR HALE GETİRELİM

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın da söz konusu bölgede siyanürle altın araması yapıldığını ve bunun da çok doğal olduğunun söylendiğini belirterek, “Ben söyleyeyim size; 2000 yılında Çekoslovakya siyanür ile altın aramayı yasakladı. 2002 yılında Almanya yasakladı. 2009 yılında Macaristan yasakladı. 2010 yılında Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Avrupa topraklarında siyanürle altın madenciliğinin yasaklanmasına ilişkin bir teklifi oy birliği ile kabul etti. Demek ki 2010’da Avrupa’nın yasakladığı bir şeyi, çok daha evvel AB’nin bazı ülkelerinin yasakladığı bir konuyu Türkiye normalmiş gibi 2024’te yapıyor. Bugün altın madeninde çıkartılan altının yüzde 98’ini çıkartan yabancılar alıyor. Yani benim toprağımı bir daha kullanılamaz hale getiriyorlar. Bana siyanürlü bir çevre felaketi armağan ediyorlar. Gelin bir başka teklif daha getirelim. Altın madenciliğini kamusal bir hale getirelim ve Türkiye’de çıkarttığımız; elbette bilime uygun, çevre sağlığına, işçi sağlığına uygun şekilde çıkarttığımız altını kamunun yararına kullanalım. Kendi malımız olsun. Yabancıların malı olmasın” diye konuştu.

AK PARTİ’Lİ GÜL: KİMİN İHMALİ VARSA GEREKEN CEZAYI ALACAK

AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül ise “Dünkü acı haber ile birlikte tüm millet olarak hepimiz büyük bir üzüntü ile sarsıldık. ve maalesef 9 işçimiz toprak altında. ve tüm imkanlar seferber edilmiş durumda. Tüm duamız, tüm istediğimiz bu canların salimen kurtulmasına yöneliktir. Çok üzgünüz. Kalbimiz, dualarımız Erzincan ile beraber. Devletimiz olayın ilk anından itibaren tüm imkanlarını seferber etmiş durumda. Olayla ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından adli soruşturma başlatılmıştır. Ayrıca idari soruşturmalar başlatılmıştır. ve ilk etapta saha sorumlularının da bulunduğu 4 şahıs gözaltına alınmıştır. İnsanımızın canı her şeyden önce gelmektedir. Hiçbir şey insan canından daha kıymetli değildir. Tek bir insanımızın kaybı da bizi derinden yaralar, derinden sarsar. Bu konuyla ilgili adli soruşturma çerçevesinde titiz bir şekilde yapılan çalışma maddi gerçeği ortaya çıkaracak; kimin ihmali, kusuru, sorumluluğu varsa adalet önünde gereken cezayı alacağına inancımız tamdır” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/erzincandaki-altin-madeni-kazasi-icin-meclis-arastirma-komisyonu-kurulmasi-onerildi/feed/ 0
Trebenna Antik Kenti Define Avcılarının Hedefi Oldu https://www.haber60.com.tr/trebenna-antik-kenti-define-avcilarinin-hedefi-oldu/ https://www.haber60.com.tr/trebenna-antik-kenti-define-avcilarinin-hedefi-oldu/#respond Mon, 12 Feb 2024 07:39:08 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=7450

ANTALYA’daki Trebenna Antik Kenti’nde dedektörle arama yapan define avcılarının mezarları kazdığı, antik yapılara zarar verdiği ortaya çıktı. Antalya Valiliği Kültür Varlıkları Birim Sorumlusu Cemil Karabayram, “Çerez gibi satıyorlar bu cihazları. Bunların ruhsata tabi olması lazım. Arkeolojiye sıkılmış bir kurşun bu” dedi.

Konyaaltı ilçesi sınırlarında bulunan ve tarihi M.S. 2’nci yüzyıla kadar uzanan Trebenna Antik Kenti, kaçak kazı yapan defineciler tarafından talan ediliyor. Kent merkezine yakın olmasına karşın, çok az bilinen antik kente gelen define avcıları, beraberinde getirdikleri dedektörlerle değerli metal arıyor. Antik kentin kapısı başta olmak üzere ayakta duran yapıların birçoğuna zarar veren bu kişiler, mezar başlarının bulunduğu alandaki 3 antik mezarı da kazdı. Bir mezarı 2 metre kadar kazan definecilerin altın ya da benzeri değerli metal bulup bulmadıkları bilinmiyor.

‘CİHAZ BİLİNENİN AKSİNE İŞE YARAMIYOR’

Bazı kişilerin antik kentlerde define aradığını, bunu da dedektörlerle yaptığını anlatan Antalya Valiliği Kültür Varlıkları Birim Sorumlusu Cemil Karabayram, cihazın bilinenin aksine işe yaramadığını söyledi. Bir pazarlama stratejisi olarak altına farklı tonda, gümüşe farklı tonda ses çıkarıp uyardığı yönündeki bilgilerin doğru olmadığını anlatan Karabayram, ” Likya’nın dağları, Pamfilya’nın dağları, hatta Güneydoğu Anadolu ve İç Anadolu’da birçok yeri tahrip ediyorlar. Bunu da dedektörle yapıyorlar. Aslında bu cihaz bir yalan, kabus” dedi.

‘SABAHA KARŞI VE GECE KAZIYORLAR’

Avrupa’da bu türden cihazların ruhsatsız satışının yasak olduğunu belirten Cemil Karabayram, “Bu dedektör satışlarının kısıtlanması lazım. Arkeolojik alanlar bir kabusa mahkum edildi. Devlet elinden geldiğince her yeri koruyor ama sabaha karşı ve gece kazıyorlar. Çerez gibi satıyorlar bu cihazı. Ruhsata tabi olması lazım. Arkeolojiye sıkılmış bir kurşun bu. İnternette her yerde var bu cihaz. Kişi silah ruhsatı aldığı gibi dedektör için de ruhsat alsın. Arkeolojiye sıkılan bu kurşunları temizlemek bizim görevimiz” diye konuştu.

‘TENEKE PARÇASINA DAHİ ÖTEN BİR CİHAZ’

Jeofizik Mühendisi İlyas Toklu da dedektörün çalışma mantığını anlattı. Bu türden cihazları satanların para kazandığını, alanların ise kazanç elde edemediğini söyleyen Toklu, “Altın, gümüş, bakır ayrımı yapabilecek kapasitede bir cihaz değildir. Altında farklı, gümüşte farklı, bakırda farklı sinyaller veriyor, diye pazarlanıyor. Böyle bir cihaz da yok zaten. Değerli metallerin elektrik geçirgenlik özelliği virgülden sonraki rakamlarla ifade edilecek kadar küçük farklılık gösterir” dedi.

Dedektörlerin aslında mayın tespiti için geliştirildiğini anlatan Toklu, “Yerin 30-50 santimetre altındaki mayını tespit etmek için geliştirilmiş cihazlar. Öyle metrelerce derindeki altını falan bulamaz. Kaz babam kaz, sonra kendini üzüyor. Ufak bir teneke parçasına bile öten bir cihaz. 30 santimetreye kadar hassasiyeti olan cihazlar” diye konuştu.

Diğer yandan internette dedektör satışı da açık şekilde yapılıyor. Üstelik herhangi bir belge de istenmiyor. 15 bin liradan başlayıp 200 bin liraya kadar fiyatlarla dikkati çeken dedektörlerin bazıları ise ‘Altın ve define avcıları için geliştirilen dedektör’ yazılarak pazarlanıyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/trebenna-antik-kenti-define-avcilarinin-hedefi-oldu/feed/ 0
Kahramanmaraş’taki Altınşehir Kuyumculuk İhtisas Küçük Sanayi Sitesi Güçlendirme Aşamasında https://www.haber60.com.tr/kahramanmarastaki-altinsehir-kuyumculuk-ihtisas-kucuk-sanayi-sitesi-guclendirme-asamasinda/ https://www.haber60.com.tr/kahramanmarastaki-altinsehir-kuyumculuk-ihtisas-kucuk-sanayi-sitesi-guclendirme-asamasinda/#respond Sat, 03 Feb 2024 08:45:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=5826 GÖKSEL YILDIRIM/ERHAN CİHAN ÜNAL – Depremde hasar alan Türkiye’nin önemli altın işleme merkezlerinden Kahramanmaraş’taki Altınşehir Kuyumculuk İhtisas Küçük Sanayi Sitesi’nin güçlendirilmesi için son aşamaya gelindi.

Tonlarca altının takıya dönüştürüldüğü, Türkiye’nin önemli altın ve mücevher işleme merkezlerinden olan ve “Kuyumcukent” olarak da bilinen Altınşehir Kuyumculuk İhtisas Küçük Sanayi Sitesi, 6 Şubat’ta meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerde hasar aldı. Yapılan incelemelerin ardından “orta hasarlı” olarak nitelendirilen site, güçlendirme çalışmaları için gün sayıyor.

Kahramanmaraş Kuyumcular Odası Başkanı Hacı Mustafa Öz, AA muhabirine Altınşehir’in güncel durumu hakkında açıklamalarda bulundu.

Altınşehir’in depremden ciddi şekilde etkilendiğini ifade eden Öz, bunun yanında binanın taşıyıcı siteminde hasar olmadığını söyledi.

Öz, mevcut durumunda binada çalışma imkanlarının olmadığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kuyumculuk sektörü Altınşehir’in tamamen çalışmamasından dolayı büyük zarar gördü. Tekrar Altınşehir’i ayağa kaldırmamız için ciddi projeler hazırladık. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından hasar durum tespitleri yapıldı. Bütün kolonlarından numune alındı. Binanın röntgeni çekildi ve güçlendirme kararı alındı. Güçlendirme ihalesi için şu ana kadar çalışmalarımız, resmi işler, prosedürler devam ediyor, büyük ihtimalle önümüzdeki hafta içinde bunlar tamamlanacak ve ihaleye çıkılacak. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın kredi desteğiyle burayı bir yıl içinde bitirmeyi planlıyoruz.”

Öz, Altınşehir’in Türkiye için önemli bir merkez olduğuna dikkati çekerek, merkezin 400 atölyeyle yaklaşık 7 bin kişiye istihdam sağladığını bildirdi.

Giden birkaç firma da geri döndü, geçici alanlarda üretim sürüyor

Kahramanmaraş’ta sektörün ayakta kalması için depremin ardından hemen çalışmalara başladıklarını anlatan Öz, sektör temsilcilerine farklı yerlerde çözüm ürettiklerini söyledi. Öz, Altınşehir’in zarar görmeyen otoparkını atölyeye çevirdiklerini ve bu atölyeleri en fazla personel istihdam edenlerden başlamak üzere firmalara verdiklerini anlattı. Bu sayede firmaların başka illere gitmesini engellemeye çalıştıklarını bildiren Öz, Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesine ait otoparkı da geçici süreliğine devraldıklarını ve buraya 186 kuyumcu imalatçısını yerleştirdiklerini aktardı.

Öz, bu çözümlerin geçici olduğuna işaret ederek “Üretimimizin seri olarak devam edebilmesi için mutlaka Altınşehir’in faaliyete geçirilmesi, çok hızlı şekilde aksiyon alınması gerekiyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından bu işlerle ilgili seri ve hızlı aksiyon almasını bekliyoruz.” dedi.

Kuyumculuğun da şehir için önemli bir yere sahip olduğuna, ülkeye döviz kazandırdığına işaret eden Öz, bundan sonraki süreçte de ekonomiye ve istihdama katkı sağlamak istediklerini söyledi.

Öz, depremin ardından başka illere giden birkaç firmanın tekrar Kahramanmaraş’a döndüğüne de dikkati çekti.

“Altınşehir’in ayağa kakmasını bekliyoruz”

Altınşehir’in otoparkında imalat çalışmalarını sürdüren Basri Erafşar da 2005 yılından beri bu mesleği yaptığını belirtti.

Mesleği babasından devraldığını ifade eden Erafşar, “Deprem bizim çalışmalarımızı bayağı olumsuz etkiledi. Çalışan elamanlarımızdan da kayıplarımız oldu. Devamında da iş kaybımız oldu. 4 ay gibi bir süre çalışma ortamı olmadığı için çalışamadık. Odamızın bize yaptığı yerlerde çalışmalarımıza devam ediyoruz.” diye konuştu.

Erafşar, deprem öncesine göre yüzde 50 kapasitesiyle üretim yapabildiklerini belirterek, bir an önce Altınşehir’in ayağa kakmasını beklediklerini vurguladı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kahramanmarastaki-altinsehir-kuyumculuk-ihtisas-kucuk-sanayi-sitesi-guclendirme-asamasinda/feed/ 0
Şırdan Çöpten Altına Dönüştü: Fiyatı 3 Liradan 100 Liraya Çıktı https://www.haber60.com.tr/sirdan-copten-altina-donustu-fiyati-3-liradan-100-liraya-cikti/ https://www.haber60.com.tr/sirdan-copten-altina-donustu-fiyati-3-liradan-100-liraya-cikti/#respond Mon, 29 Jan 2024 21:18:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=5354 Şırdan çöptü altın oldu

28.01.2024 10:52:12 Adana/ Ekonomi/ 20240128AW129504 (ÖZEL HABER)

Fotoğrafı İndir

Fotoğrafı İndir

Fotoğrafı İndir

Fotoğrafı İndir

Fotoğrafı İndir

IHAAW104437-EKO/28-01-2024

– Şırdan çöptü altın oldu

– Adana’da bundan 5 yıl önce günde 3 bin 500 şırdan çöpe dökülürken, son yıllarda Türkiye genelinde satılmaya başlanınca tanesi 3 liradan 100 liraya kadar yükseldi

(Fotoğraflı)

Fatih Keçe – Serkan Çetinkaya

ADANA (İHA) – Adana’da bundan 5 yıl önce günde 3 bin 500 şırdan çöpe dökülürken, son yıllarda Türkiye genelinde satılmaya başlanınca, tanesi 3 liradan 100 liraya kadar yükseldi.

Adana’nın yöresel yemeklerinden şırdanı bundan 5 yıl önce kimse bilmezken ve günde ortalama 3 bin 500’ü çöpe dökülürken, bugün şırdanın ünü Adana dışına çıktı. Bu nedenle şırdanı bulabilmek neredeyse imkansız hale geldi. Bunda hem şırdanın tüm Türkiye’ye yayılması, hem de her hayvanda bir tane şırdan olması en büyük etken. Fiyatı 5 yıl önce tane olarak 3 liradan satılan şırdan şimdilerde 100 liraya kadar çıktı. Altın gibi değerlenen şırdan artık zengin yemeği oldu.

“Şırdanı Avrupa’dan isteyen var”

Kasaplar Odası Başkanı Saruhan Yağmur, şırdan fiyatlarının çok yükseldiğine dikkat çekerek, “Hem fazla kesimimiz yok hem de iklim nedeniyle Adana’ya hayvan gelmiyor. Olan şırdanlar diğer illere gittiği için biraz kıtlık çekiyoruz. Biz de şaşkınız böyle olmaması lazımdı. Geçtiğimiz yıllarda biz şırdanı döküyorduk ama şu an zengin yemeği oldu. Fiyattaki bu yükselişle alakalı çalışmalarımız devam ediyor. Önceden ortalama günlük 3 bin 500 çöpe gidiyordu. Türkiye geneline yayıldı, hatta Avrupa’dan isteyenler var” dedi.

“Şırdan altın oldu”

Şırdancı Rıfatcan Bilgin ise şırdanın fiyatının her yıl olduğu gibi bu yıl da yükselmeye devam ettiğinin altını çizerek şöyle devam etti:

“Şırdanda her yıl olduğu gibi yükselme oluyor. Ancak bu sene fiyatlarda aşırı bir yükseliş var. Diğer illerde de satışı çoğaldığı için yükseliş aşırı oldu. Geçen yıl bu aylarda 40-45 bandında olan şırdan şu an 85 lira ancak 100 liraya satanlar da var. Çorba ve paçayı sabit tutmaya çalışıyoruz, elimizden geldiği kadar zam yapmıyoruz. Ancak şırdan fiyatı bizim elimizde olan bir şey değil. Her hayvandan bir tane çıkıyor adı üstünde sakatat ama bugün çok değerli. Resmen restoran hizmeti vermeye başladık şırdancılar olarak. Şırdan bulmakta çok sıkıntılar yaşıyoruz. Fiyatların yükselme nedeni ürünün az olmasından kaynaklanıyor. Eğer çok ucuz bir ürün olsaydı Adana’da akşam saatlerinde bitmiş olacaktı ve parası olan da erişemeyecekti. Şırdan resmen altın oldu.”

Şırdan yiyen Sevhan Öksüz ise, “Fiyatlar aşırı yükseldiği için birkaç yıldır şırdan yiyemiyorduk. Uzun zaman sonra bugün ilk defa geldik. Uzun zaman sonra yiyoruz, fiyatların yükselmesi hoş değil” dedi. Ünal Öksüz ise, “El yakıyor, cep yakıyor zaten piyasanın durumu belli yapacak bir şey yok. Müşteri sayısının artması için fiyatların biraz daha makul olması gerekiyor” diye konuştu.

Şırdan nedir

Adana’ya özgü bir yemek olan şırdan aslında bir sakatat dolması. Şırdan küçükbaş ve büyükbaş hayvanlarda sadece bir tane bulunuyor. Şırdan geviş getirenler grubundaki hayvanların midelerinin 4. kısmı diyebiliriz. Bu bölüm midenin bağırsaklardan önceki son bölümüdür.

]]>
https://www.haber60.com.tr/sirdan-copten-altina-donustu-fiyati-3-liradan-100-liraya-cikti/feed/ 0
Bursa’daki kuyumcu fonu sanıkları adliyeye sevk edildi: 6 şüpheliden 3’ü tutuklandı https://www.haber60.com.tr/bursadaki-kuyumcu-fonu-saniklari-adliyeye-sevk-edildi-6-supheliden-3u-tutuklandi/ https://www.haber60.com.tr/bursadaki-kuyumcu-fonu-saniklari-adliyeye-sevk-edildi-6-supheliden-3u-tutuklandi/#respond Sat, 06 Jan 2024 22:45:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=2538 Bursa’daki kuyumcu fonu sanıkları adliyeye sevk edildi: 6 şüpheliden 3’ü tutuklandı

Adliyeye sevk edilen 6 şüpheliden 3’ü tutuklandı, 2’si ev hapsine çarptırıldı

BURSA – Bursa’daki kuyumcu fonu adı altında toplam 82 kişiden 500 milyon lira değerinde altın toplayıp ortadan kaybolan kuyumcu ve onunla birlikte hareket ettikleri iddia edilen 6 kişi Emniyet Müdürlüğü’ndeki sorgunun ardından adliyeye sevk edildi. Hakim karşısına çıkan şüphelilerden 3’ü tutuklanırken, 2’si ev hapsine çarptırıldı. Bir şüpheliye ise yurtdışı yasağı getirildi. Öte yandan, İstanbul’da yakalanan kuyumcu A.Ö. ile babası S.Ö. ve iş ortağı A.F.Ş.’nin tüm mal varlıklarına el konulduğu belirtildi.

Bursa’nın Orhangazi ilçesinde kuyumcu A.Ö. önce yakın çevresinden daha sonra ikamet ettiği ilçeden ve yakın ilçelerden kar payı dağıtma vaadiyle altın toplamaya başladı.

Sisteme para üzerinden dahil olanlar verdikleri para oranında aylık ve 3 aylık periyotlarda, çeyrek altın vererek dahil olanlar altın almaya başladı. Kısa sürede 82 kişiden 500 milyon lira değerinde altın toplayan A.Ö. kar payı ödemelerini yapamayınca bir gece ansızın H.Ş. ile birlikte iş yerindeki tüm altınları toplayarak kaçtı. Kuyumcu dükkanı iki gün açılmayınca para ve altın yatıranlar durumdan şüphelenip Orhangazi İlçe Emniyet Müdürlüğü’nün yolunu tuttu. Yapılan araştırmalar ve şehir kameraları incelendiğinde, 2 kişinin kuyumcu dükkanından altın dolu çantaları arabaya yükleyerek kaçtıkları tespit edildi.

Orhangazi Cumhuriyet Savcılığı’nın başlattığı soruşturma kapsamında harekete geçen Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Yankesicilik ve Dolandırıcılık Büro Amirliği ekipleri kuyumcu A.Ö.’nün H.Ş. ile birlikte İstanbul’a gittiğini H.Ş.’nin A.Ö.’yü Beyoğlu ilçesinde R.E. isimli bir arkadaşının evine bırakıp döndüğünü belirledi. Önce H.Ş. gözaltına alındı. Ardından Beyoğlu’nda bir eve yapılan baskında kuyumcu A.Ö. ve arkadaşı R.E. gözaltına alındı. Ekipler daha sonra A.Ö.’nün babası S.Ö. ile ortakları A.F.Ş ile kuyumcu dükkanında çalışan S.İ.’yi gözaltına aldı.

Şuçlamaları kabul etmedi

A.Ö. emniyetteki ifadesinde suçlamaları reddederek, 3 yıl önce işleri bozulduğunda yüksek faizle borç aldığını söyledi. İşleri düzelmeyince başkalarından da borç altın almaya devam ettiğini öne süren A.Ö, “İşlerim iyice zora girdi, ödemeleri yapamaz hale geldim. Bu defa da ödemeleri yapmak için elimdeki altınları ucuza satmaya başladım, yine olmayınca dükkanı kapatıp İstanbul’a gittim” ifadelerini kullandı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan kuyumcu ve olayla ilgisi bulunduğu iddia edilen 5 kişi adliyeye sevk edildi. Bu sabah erken saatlerde geniş güvenlik önlemleri eşliğinde Bursa Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü’nden çıkarılan şüpheliler, Orhangazi Adliyesi’ne götürüldü.

82 kişiden yaklaşık 500 milyon lira değerinde altın aldığı iddia edilen A.Ö. ile babası S.Ö ve ortağı A.F.Ş.’nin tüm mal varlıklarına tedbir konulduğu bildirildi. Mahkemeye çıkarılan 6 şüpheliden, A.Ö, S.Ö, H.Ş tutuklanırken, S.İ. ile A.F.Ş ise ev hapsine çarptırıldı. R.E ise yurtdışı yasağı getirilirken, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Öte yandan, savcılığın tutuksunuz yargılan 3 kişi hakkında karara itiraz etmesi bekleniyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bursadaki-kuyumcu-fonu-saniklari-adliyeye-sevk-edildi-6-supheliden-3u-tutuklandi/feed/ 0
Bursa’daki kuyumcu fonu sanıkları adliyeye sevk edildi: Tüm servetine tedbir geldi https://www.haber60.com.tr/bursadaki-kuyumcu-fonu-saniklari-adliyeye-sevk-edildi-tum-servetine-tedbir-geldi/ https://www.haber60.com.tr/bursadaki-kuyumcu-fonu-saniklari-adliyeye-sevk-edildi-tum-servetine-tedbir-geldi/#respond Sat, 06 Jan 2024 21:06:26 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=2516 Bursa’daki kuyumcu fonu sanıkları adliyeye sevk edildi: Tüm servetine tedbir geldi

Kuyumcu ile babası ve ortağının mal varlıklarına el konuldu

53 kişiden 500 milyon lira değerinde altın toplamışlar

BURSA – Bursa’daki kuyumcu fonu adı altında toplam 53 kişiden 500 milyon değerinde altın toplayıp ortadan kaybolan kuyumcu ve onunla birlikte hareket ettikleri iddia edilen 6 kişi Emniyet Müdürlüğü’ndeki sorgunun ardından adliyeye sevk edildi. İstanbul’da yakalanan kuyumcu A.Ö. ile babası S.Ö. ve iş ortağı A.F.Ş.’nin tüm mal varlıklarına el konulduğu belirtildi.

Spor dünyasının ünlü isimlerinin de aralarında bulunduğu çok sayıda insanı Fatih Terim Fonu adı altında yüksek kazançlı fon vaadiyle dolandırdığı iddia edilen bankacı Seçil Erzan’ın ardından bir fon dolandırıcılığı haberi de Bursa’dan geldi. Bursa’nın Orhangazi ilçesinde aynı sistemi altın üzerinden kurgulayan kuyumcu A.Ö. önce yakın çevresinden daha sonra ikamet ettiği ilçeden ve yakın ilçelerden kar payı dağıtma vaadiyle altın toplamaya başladı.

Sisteme para üzerinden dahil olanlar verdikleri para oranında aylık ve 3 aylık periyotlarda, çeyrek altın vererek dahil olanlar altın almaya başladı. Kısa sürede 53 kişiden 500 milyon lira değerinde altın toplayan A.Ö. kar payı ödemelerini yapamayınca bir gece ansızın H.Ş. ile birlikte iş yerindeki tüm altınları toplayarak kaçtı. Kuyumcu dükkanı iki gün açılmayınca para ve altın yatıranlar durumdan şüphelenip Orhangazi İlçe Emniyet Müdürlüğünün yolunu tuttu. Yapılan incelemeler ve şehir kameraları incelendiğinde 2 kişinin kuyumcu dükkanından altın dolu çantaları arabaya yükleyerek kaçtıkları tespit edildi.

Orhangazi Cumhuriyet Savcılığı’nın başlattığı soruşturma kapsamında harekete geçen Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Yankesicilik ve Dolandırıcılık Büro Amirliği ekipleri kuyumcu A.Ö.’nün H.Ş. ile birlikte İstanbul’a gittiğini H.Ş.’nin A.Ö.’yü Beyoğlu ilçesinde R.E. isimli bir arkadaşının evine bırakıp döndüğünü belirledi. Önce H.Ş. gözaltına alındı. Ardından Beyoğlu’nda bir eve yapılan baskında kuyumcu A.Ö. ve arkadaşı R.E. gözaltına alındı. Ekipler daha sonra A.Ö.’nün babası S.Ö. ile ortakları A.F.Ş ile kuyumcu dükkanında çalışan S.İ.’yi gözaltına aldı.

Şuçlamaları kabul etmedi

A.Ö. emniyetteki ifadesinde suçlamaları reddederek, 3 yıl önce işleri bozulduğunda yüksek faizle borç aldığını söyledi. İşleri düzelmeyince başkalarından da borç altın almaya devam ettiğini öne süren A.Ö, “İşlerim iyice zora girdi, ödemeleri yapamaz hale geldim. Bu defa da ödemeleri yapmak için elimdeki altınları ucuza satmaya başladım, yine olmayınca dükkanı kapatıp İstanbul’a gittim.” ifadelerini kullandı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan kuyumcu ve olayla ilgisi bulunduğu iddia edilen 5 kişi adliyeye sevkedildi. Bu sabah erken saatlerde geniş güvenlik eşliğinde Bursa Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü’nden çıkarılan şüpheliler Orhangazi Adliyesine götürüldü.

53 kişiden yaklaşık 500 milyon değerinde altın aldığı iddia edilen A.Ö. ile babası S.Ö ve ortağı A.F.Ş.’nin tüm mal varlıklarına tedbir konulduğu bildirildi. Olayla ilgili savcılığın tahkikatı sürüyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bursadaki-kuyumcu-fonu-saniklari-adliyeye-sevk-edildi-tum-servetine-tedbir-geldi/feed/ 0
Orhangazi’de Altın Dolandırıcılığı: Kuyumcu Ahmet Ö. Yakalandı https://www.haber60.com.tr/orhangazide-altin-dolandiriciligi-kuyumcu-ahmet-o-yakalandi/ https://www.haber60.com.tr/orhangazide-altin-dolandiriciligi-kuyumcu-ahmet-o-yakalandi/#respond Sat, 06 Jan 2024 08:18:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=2475

BURSA’nın Orhangazi ilçesinde, ‘yavru’ adını verdiği sistemle, piyasa değerinin altında altın satma ve kazanç sağlama vaadiyle, müşterilerini yaklaşık 500 milyon lira dolandırıp kaçtığı İstanbul’da yakalanan kuyumcu Ahmet Ö.’nün (44), emniyetteki işlemleri tamamlandı. Yakalandığında, üzerinden para çıkmayıp saklandığı evde 60 bin lira ele geçirilen Ahmet Ö. ile babası ve ortağının lüks evleri, otomobilleri ve arsasına el konuldu. İfadesinde, Ahmet Ö., işleri kötü gittiği için suçu işlediğini söyledi.

Orhangazi ilçesinde 80 yıldır sarrafiye sektöründe faaliyet gösteren firmanın 3’üncü nesil işletmecisi Ahmet Ö., ‘yavru’ adını verdiği sistemle yakın çevresinden emanete bırakmaları şartıyla, piyasa değerinin altındaki fiyata Cumhuriyet altını sattı. İddiaya göre, sisteme dahil olan kişilere, 1 ay sonra taahhüt edilen oran sayısında altın, kar olarak verdi. Bir süre sonra kar amaçlı emanete altın bırakanların sayısı arttı. Sistem büyüyünce, katılımcılara, altın üzerinden komisyon verilmesine dönüştü. Sisteme katılan kişilere yüzde 4 ile 30 arasında komisyon verildi. ‘Yavru’ adlı sistemde, parasıyla gelen kişilere piyasa fiyatından daha uygun fiyatla altın satılıp, 1 ay sonra taahhüt edilen oran sayısında altın, kar olarak verilmeye başlandı.

MAĞDURLARDAN SAVCILIĞA ŞİKAYET

Kuyumcu Ahmet Ö., taahhüt ettiği altınları ya da altınlar değerinde parayı, sahiplerine zamanında teslim etmekte zorlandı. Endişe yaşayan iştirakçiler, birbirlerinden habersiz, sistemden paralarını çıkarmak istedi. Ancak altın ya da paraların iadesi konusunda sorunlar yaşandı. Kuyumcunun kapalı olması endişeleri artırdı. Sistemde altınları olanlar, bilgi almak için aradıklarında Ahmet Ö.’ye ulaşamazken, kuyumcunun iş yerini boşaltıp kaçtığı bilgisi kulaktan kulağa yayıldı. Kuyumcunun kaçtığını öğrenen mağdurlar ardı ardına savcılığa şikayette bulundu.

SAVCILIKTAN ARAMA KARARI

Kuyumcu Ahmet Ö. hakkında yapılan çok sayıda şikayet üzerine, Orhangazi Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı. Mustafa Kemalpaşa Caddesi’nde kuyumcunun yer aldığı bölge, emniyet şeridiyle kapatıldı. Savcılık izniyle kuyumcunun kapısının açılması için itfaiye ve çilingirle çalışma yapıldı ancak kapalı olan kepenkler açılamadı.

ÖZEL EKİP 4 SAATTE YAKALADI

Katılımcılardan toplanılan para miktarının 500 milyon liradan fazla olduğu iddia edilirken, dolandırıcılık şikayetleri üzerine Orhangazi Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturma kapsamında, Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Dolandırıcılık Büro Amirliği ve Orhangazi İlçe Emniyet Müdürlüğü personelinden özel ekip oluşturuldu. Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen, koordineli soruşturmayla ekipler tüm detayları en ince ayrıntısına kadar inceledi. Titiz çalışma sonrasında özel ekip, kuyumcu Ahmet Ö. ve evinde saklandığı arkadaşı R.E.’yi, 4 saatlik takibin ardından İstanbul’un Beyoğlu ilçesinde yakaladı. Polisin eş zamanlı operasyonunda, Ahmet Ö.’nün ortağı A.F.Ş. ile babası S.Ö., kendisini İstanbul’a otomobiliyle götüren H.Ş. ve kuyumcuda çalışan S.İ. gözaltına alındı.

BAVULLA KAÇIRILDIĞI İDDİA EDİLEN ALTINLAR BULUNAMADI

Ahmet Ö.’nün İstanbul’da saklandığı evde arama yapan ekipler, 60 bin lira ele geçirirken, Ahmet Ö.’nün üzerinden ise para çıkmadı. Ekiplerin aramasında, Orhangazi’den İstanbul’a bavulla kaçırıldığı iddia edilen altınlar da bulunamadı. Asayiş Şube Müdürlüğü Dolandırıcılık Büro Amirliği ekipleri tarafından Bursa’ya getirilen Ahmet Ö., kendisini görüntüleyen basın mensuplarına, hakkındaki iddiaları kabul etmediğini belirtti.

MAĞDUR SAYISI 82’YE YÜKSELDİ

Bursa Emniyet Müdürlüğü’nde sorgusu süren Ahmet Ö. ve babası S.Ö.’nün de aralarında olduğu 6 şüpheli bugün adliyeye çıkartıldı. Ahmet Ö.’nün polise verdiği ifadesinde, ‘Üç sene önce nakit darlığından dolayı yüksek faizle borç aldım. İşleri çevirmek için başka kişilerden de altın ve para aldım. İşlerim zora girdi. Ödeme yapamaz duruma geldim. İşin içinden çıkamayınca dükkanı kapatıp İstanbul’a gittim. Suçumu kabul ediyorum. Pişmanım” dediği öğrenildi.

Bu arada Ahmet Ö., babası ve ortağının lüks ev, araç ve arsalardan oluşan tüm mal varlığına el koyulurken, kendisinden şikayetçi olanların sayısının ise 82’ye yükseldiği ve bu sayının arttığı belirtildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/orhangazide-altin-dolandiriciligi-kuyumcu-ahmet-o-yakalandi/feed/ 0