İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya tutuksuz sanıklar Nazlı Ilıcak, Yakup Şimşek ve Fevzi Yazıcı katıldı. Taraf avukatları da duruşma salonunda hazır bulundu. Duruşmada, savcı mütalaasını açıkladı. Mütalaada, sanıklardan Fevzi Yazıcı ve Yakup Şimşek’in terör örgütü üyeliği için zorunlu olan hiyerarşik bağ ve süreklilik unsurlarının tam olarak tespit edilemediğine yer verilirken Fevzi Yazıcı’nın 2024 Eylül ayında özel bir bankadan 15 bin lira kredi çekerek bir gün sonra Bank Asya’daki hesabına yatırarak katılım hesabı açtığı, örgütün yayın organı olan Zaman Gazetesi’nde görsel yönetmen-Grafik Tasarım sorumlusu olarak çalışması, terör örgütüyle iltisaklı olduğundan bahisle, örgüt talimatlarından haberdar olduğu belirtildi. Savcı, farklı bankadan kredi çekip Bank Asya’ya yatırmasının olağan bankacılık işlemi olmadığını ifade etti. Savcı, Yargıtay kararları ve içtihatları dikkate alınarak Yazıcı’nın eylemlerinin silahlı terör örgütüne yardım etme suçunu oluşturduğunu aktardı. Sanıklardan Ahmet Hüsrev Altan’ın ise darbe girişiminden sonra kapatılan bir gazetede yayın yönetmenliği, yine örgüt lehine bir internet sitesinde ise yazarlık yaptığı, HTS kayıtlarına göre örgütün üst düzey yöneticileriyle irtibatı bulunduğu belirtildi. Yine bir televizyon kanalında yaptığı konuşmalarda örgütün amacına hizmet eder nitelikte olduğu ifade edilerek silahlı terör örgütüne yardım etme suçunu oluşturduğunu aktardı.
NAZLI ILICAK’IN EVİNDEN BULUNAN DEFTERDE ÖRGÜT ÜYELERİYLE İLGİLİ NOTLAR ÇIKMIŞ
Mütalaada sanık Nazlı Ilıcak hakkında ise, örgüte ait yayın organlarında uzun süre yazarlık yaptığı, 2012 yılında yazdığı kitabın örgütün görünür meşruiyetini sürdürmek için yazdığı, tanık ifadeleri ile HTS kayıtlarına göre örgütün üst düzey yöneticileriyle irtibat kurduğu, evinde ele geçirilen not defterinde örgüt mensuplarıyla ilgili notlar çıktığı ifade edildi. Yaptığı bir televizyon programında yaptığı konuşmalar nedeniyle de silahlı terör örgütüne yardım etme suçunu işlediği anlatıldı.
NAZLI ILICAK VE 2 SANIĞA 7 YIL’A KADAR HAPİS İSTEMİ
Savcı mütalaasında sanıklar Nazlı Ilıcak, Fevzi Yazıcı ve Ahmet Hüsrev Altan’ın “örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, bilerek ve isteyerek yardım etme” suçundan 2’şer yıl 9’ar aydan 5’er yıl 7’şer aya kadar hapislerini talep etti. Yakup Şimşek’in ise üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatı istendi.
‘ÖRGÜT TALİMAT VERMİŞ DİYE BİR ŞEY DUYMADIM, TALİMAT ALMADIMö
Fevzi Yazıcı savunmasında, ‘Mütalaayı okudum. Bank Asya ile ilgili suçlamada başka gir bankadan para çekip Bank Asya’ya yatırdığım iddia ediliyor. O dönemde başka bir bankada kampanya vardı ve o zaman ihtiyacım olduğu için başvuruda bulundum. ve hemen başvurum kabul edildi. Para hemen getirildi bana. O dönemin parasıyla 15 bin liraydı. O kadar parayı yanımda gezdiremezdim. Bende Bank Asya hesabıma bankamatik yoluyla yükledim. Daha sonrada o parayı kullandım. Kontrol edilebilir parayı kullandığım açıktır. Ben örgüt talimat vermiş diye bir şey duymadım, talimat almadım. Şüpheden sanık yararlanır ilkesi var burada şüphe varsa benim yararlanmam lazım. Beraatımı talep ediyorumö dedi.
‘BEN MENSUBU OLMADIĞIM ÖRGÜTÜN PEŞİNE NEDEN DÜŞEYİMö
Nazlı Ilıcak savunmasında, ‘Bana yöneltilen suçlama FETÖ ile işbirliği yapmak. Ben mensubu olmadığım örgütün peşine neden düşeyim. Talimat aldığıma dair bir delil yok. 2011 yıllarında savcı Zekeriya Öz ile röportaj yaptığım için örgüt üyesi olarak nitelendiriliyorum. O dönem Öz, FETÖ’cü olarak bilinmiyordu ki. O dönem Zekeriya Öz gündemde olduğu için bir gazeteci olarak röportaj yaptım. O dönem adalet bakanına yazıda yazdım. HSK tarafından Zekeriya Öz hakkında açılan soruşturmanın neden önü açılmıyor diye. Üzerime atılı diğer suçlamaları da kabul etmiyorum. Beraatımı talep ederimö ifadelerini kullandı.
3 SANIĞA CEZA BİR SANIĞA BERAAT
Sanıklar son sözlerinde de beraatlarını talep etti. Mahkeme heyeti, sanıklardan Nazlı Ilıcak’a ‘Terör örgütü üyesi olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmeö suçundan cezasında indirim uygulanarak 5 yıl 3 ay hapis cezası verdi. Heyet, sanık Ahmet Hüsrev Altan’a ise aynı suçtan cezasında indirim uygulanarak 6 yıl 3 ay hapis cezasına hükmetti. Mahkeme, sanık Fevzi Yazıcı’nın ise ‘Terör örgütü üyesi olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmeö suçundan cezasında indirim uygulanarak 2 yıl 1 ay hapis cezasın karar verdi. Mahkeme, sanık Yakup Şimşek’in ise üzerine atılı suçlardan beraatına karar verdi.
DAVANIN GEÇMİŞİ
Gazeteciler Ahmet Altan, Nazlı Ilıcak ile akademisyen Mehmet Altan’ın arasında bulunduğu 6 sanık, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün medya yapılanmasına ilişkin “Anayasal düzeni yıkmaya teşebbüs” suçundan yargılandıkları davada, 16 Şubat 2018’de ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmışlardı. Yargıtay 16. Ceza Dairesi ise sanıkların eylemlerinin “Silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme” suçunu oluşturduğu gerekçesiyle hükmü bozmuştu. Bunun üzerine yeniden yargılama yapan İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, 4 Kasım 2019’da “Örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçundan sanık Ahmet Altan 10 yıl 6 ay hapis cezasına, Nazlı Ilıcak ise 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırarak tahliyelerine karar vermişti. Mehmet Altan’ın tüm suçlardan beraatına karar veren mahkeme, sanıklar Fevzi Yazıcı ve Yakup Şimşek’i “Silahlı terör örgütü üyeliği” suçundan 11 yıl 3’er ay hapis cezasına, sanık Şükrü Tuğrul Özşengül’ü ise 12 yıl hapis cezasına çarptırmıştı. Kararın yeniden temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay Ceza Dairesi’ne gitmişti. Yargıtay 16. Ceza Dairesi, Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak hakkındaki hükmü Türk Ceza Kanunu’nun 220/7’nci maddesinde belirtilen indirimin uygulanmadığı gerekçesiyle bozmuştu. Sanıklar Fevzi Yazıcı ve Yakup Şimşek hakkındaki hüküm ise Yargıtay tarafından onanmıştı. Sanıkların “kanun yararına bozma” başvurusu üzerine dosya Yargıtay tarafından incelenmiş, bazı tanıklar dinlenmeden karar verildiği için bu sanıklar hakkındaki hüküm de bozulmuştu. Mehmet Altan’ın beraat kararı onanırken, sanık Şükrü Tuğrul Özşengül de cezaevinde geçirdiği kalp krizi sonucu vefat etmişti.
]]>İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya tutuksuz sanıklar Nazlı Ilıcak, Yakup Şimşek ve Fevzi Yazıcı katıldı. Taraf avukatları da duruşma salonunda hazır bulundu. Duruşmada, savcı mütalaasını açıkladı. Mütalaada, sanıklardan Fevzi Yazıcı ve Yakup Şimşek’in terör örgütü üyeliği için zorunlu olan hiyerarşik bağ ve süreklilik unsurlarının tam olarak tespit edilemediğine yer verilirken Fevzi Yazıcı’nın 2024 Eylül ayında özel bir bankadan 15 bin lira kredi çekerek bir gün sonra Bank Asya’daki hesabına yatırarak katılım hesabı açtığı, örgütün yayın organı olan Zaman Gazetesi’nde görsel yönetmen-Grafik Tasarım sorumlusu olarak çalışması, terör örgütüyle iltisaklı olduğundan bahisle, örgüt talimatlarından haberdar olduğu belirtildi. Savcı, farklı bankadan kredi çekip Bank Asya’ya yatırmasının olağan bankacılık işlemi olmadığını ifade etti. Savcı, Yargıtay kararları ve içtihatları dikkate alınarak Yazıcı’nın eylemlerinin silahlı terör örgütüne yardım etme suçunu oluşturduğunu aktardı. Sanıklardan Ahmet Hüsrev Altan’ın ise darbe girişiminden sonra kapatılan bir gazetede yayın yönetmenliği, yine örgüt lehine bir internet sitesinde ise yazarlık yaptığı, HTS kayıtlarına göre örgütün üst düzey yöneticileriyle irtibatı bulunduğu belirtildi. Yine bir televizyon kanalında yaptığı konuşmalarda örgütün amacına hizmet eder nitelikte olduğu ifade edilerek silahlı terör örgütüne yardım etme suçunu oluşturduğunu aktardı.
NAZLI ILICAK’IN EVİNDEN BULUNAN DEFTERDE ÖRGÜT ÜYELERİYLE İLGİLİ NOTLAR ÇIKMIŞ
Mütalaada sanık Nazlı Ilıcak hakkında ise, örgüte ait yayın organlarında uzun süre yazarlık yaptığı, 2012 yılında yazdığı kitabın örgütün görünür meşruiyetini sürdürmek için yazdığı, tanık ifadeleri ile HTS kayıtlarına göre örgütün üst düzey yöneticileriyle irtibat kurduğu, evinde ele geçirilen not defterinde örgüt mensuplarıyla ilgili notlar çıktığı ifade edildi. Yaptığı bir televizyon programında yaptığı konuşmalar nedeniyle de silahlı terör örgütüne yardım etme suçunu işlediği anlatıldı.
NAZLI ILICAK VE 2 SANIĞA 7 YIL’A KADAR HAPİS İSTEMİ
Savcı mütalaasında sanıklar Nazlı Ilıcak, Fevzi Yazıcı ve Ahmet Hüsrev Altan’ın “örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, bilerek ve isteyerek yardım etme” suçundan 2’şer yıl 9’ar aydan 5’er yıl 7’şer aya kadar hapislerini talep etti. Yakup Şimşek’in ise üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatı istendi.
“ÖRGÜT TALİMAT VERMİŞ DİYE BİR ŞEY DUYMADIM, TALİMAT ALMADIMö
Fevzi Yazıcı savunmasında, “Mütalaayı okudum. Bank Asya ile ilgili suçlamada başka gir bankadan para çekip Bank Asya’ya yatırdığım iddia ediliyor. O dönemde başka bir bankada kampanya vardı ve o zaman ihtiyacım olduğu için başvuruda bulundum. ve hemen başvurum kabul edildi. Para hemen getirildi bana. O dönemin parasıyla 15 bin liraydı. O kadar parayı yanımda gezdiremezdim. Bende Bank Asya hesabıma bankamatik yoluyla yükledim. Daha sonrada o parayı kullandım. Kontrol edilebilir parayı kullandığım açıktır. Ben örgüt talimat vermiş diye bir şey duymadım, talimat almadım. Şüpheden sanık yararlanır ilkesi var burada şüphe varsa benim yararlanmam lazım. Beraatımı talep ediyorumö dedi.
“BEN MENSUBU OLMADIĞIM ÖRGÜTÜN PEŞİNE NEDEN DÜŞEYİMö
Nazlı Ilıcak savunmasında, “Bana yöneltilen suçlama FETÖ ile işbirliği yapmak. Ben mensubu olmadığım örgütün peşine neden düşeyim. Talimat aldığıma dair bir delil yok. 2011 yıllarında savcı Zekeriya Öz ile röportaj yaptığım için örgüt üyesi olarak nitelendiriliyorum. O dönem Öz, FETÖ’cü olarak bilinmiyordu ki. O dönem Zekeriya Öz gündemde olduğu için bir gazeteci olarak röportaj yaptım. O dönem adalet bakanına yazıda yazdım. HSK tarafından Zekeriya Öz hakkında açılan soruşturmanın neden önü açılmıyor diye. Üzerime atılı diğer suçlamaları da kabul etmiyorum. Beraatımı talep ederimö ifadelerini kullandı.
3 SANIĞA CEZA BİR SANIĞA BERAAT
Sanıklar son sözlerinde de beraatlarını talep etti. Mahkeme heyeti, sanıklardan Nazlı Ilıcak’a “Terör örgütü üyesi olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmeö suçundan cezasında indirim uygulanarak 5 yıl 3 ay hapis cezası verdi. Heyet, sanık Ahmet Hüsrev Altan’a ise aynı suçtan cezasında indirim uygulanarak 6 yıl 3 ay hapis cezasına hükmetti. Mahkeme, sanık Fevzi Yazıcı’nın ise “Terör örgütü üyesi olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmeö suçundan cezasında indirim uygulanarak 2 yıl 1 ay hapis cezasın karar verdi. Mahkeme, sanık Yakup Şimşek’in ise üzerine atılı suçlardan beraatına karar verdi.
DAVANIN GEÇMİŞİ
Gazeteciler Ahmet Altan, Nazlı Ilıcak ile akademisyen Mehmet Altan’ın arasında bulunduğu 6 sanık, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün medya yapılanmasına ilişkin “Anayasal düzeni yıkmaya teşebbüs” suçundan yargılandıkları davada, 16 Şubat 2018’de ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmışlardı. Yargıtay 16. Ceza Dairesi ise sanıkların eylemlerinin “Silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme” suçunu oluşturduğu gerekçesiyle hükmü bozmuştu. Bunun üzerine yeniden yargılama yapan İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, 4 Kasım 2019’da “Örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçundan sanık Ahmet Altan 10 yıl 6 ay hapis cezasına, Nazlı Ilıcak ise 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırarak tahliyelerine karar vermişti. Mehmet Altan’ın tüm suçlardan beraatına karar veren mahkeme, sanıklar Fevzi Yazıcı ve Yakup Şimşek’i “Silahlı terör örgütü üyeliği” suçundan 11 yıl 3’er ay hapis cezasına, sanık Şükrü Tuğrul Özşengül’ü ise 12 yıl hapis cezasına çarptırmıştı. Kararın yeniden temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay Ceza Dairesi’ne gitmişti. Yargıtay 16. Ceza Dairesi, Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak hakkındaki hükmü Türk Ceza Kanunu’nun 220/7’nci maddesinde belirtilen indirimin uygulanmadığı gerekçesiyle bozmuştu. Sanıklar Fevzi Yazıcı ve Yakup Şimşek hakkındaki hüküm ise Yargıtay tarafından onanmıştı. Sanıkların “kanun yararına bozma” başvurusu üzerine dosya Yargıtay tarafından incelenmiş, bazı tanıklar dinlenmeden karar verildiği için bu sanıklar hakkındaki hüküm de bozulmuştu. Mehmet Altan’ın beraat kararı onanırken, sanık Şükrü Tuğrul Özşengül de cezaevinde geçirdiği kalp krizi sonucu vefat etmişti.
]]>İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya tutuksuz sanıklar Nazlı Ilıcak, Yakup Şimşek ve Fevzi Yazıcı katıldı. Taraf avukatları da duruşma salonunda hazır bulundu. Duruşmada, savcı mütalaasını açıkladı. Mütalaada, sanıklardan Fevzi Yazıcı ve Yakup Şimşek’in terör örgütü üyeliği için zorunlu olan hiyerarşik bağ ve süreklilik unsurlarının tam olarak tespit edilemediğine yer verilirken Fevzi Yazıcı’nın 2024 Eylül ayında özel bir bankadan 15 bin lira kredi çekerek bir gün sonra Bank Asya’daki hesabına yatırarak katılım hesabı açtığı, örgütün yayın organı olan Zaman Gazetesi’nde görsel yönetmen-Grafik Tasarım sorumlusu olarak çalışması, terör örgütüyle iltisaklı olduğundan bahisle, örgüt talimatlarından haberdar olduğu belirtildi. Savcı, farklı bankadan kredi çekip Bank Asya’ya yatırmasının olağan bankacılık işlemi olmadığını ifade etti. Savcı, Yargıtay kararları ve içtihatları dikkate alınarak Yazıcı’nın eylemlerinin silahlı terör örgütüne yardım etme suçunu oluşturduğunu aktardı. Sanıklardan Ahmet Hüsrev Altan’ın ise darbe girişiminden sonra kapatılan bir gazetede yayın yönetmenliği, yine örgüt lehine bir internet sitesinde ise yazarlık yaptığı, HTS kayıtlarına göre örgütün üst düzey yöneticileriyle irtibatı bulunduğu belirtildi. Yine bir televizyon kanalında yaptığı konuşmalarda örgütün amacına hizmet eder nitelikte olduğu ifade edilerek silahlı terör örgütüne yardım etme suçunu oluşturduğunu aktardı.
NAZLI ILICAK’IN EVİNDEN BULUNAN DEFTERDE ÖRGÜT ÜYELERİYLE İLGİLİ NOTLAR ÇIKMIŞ
Mütalaada sanık Nazlı Ilıcak hakkında ise, örgüte ait yayın organlarında uzun süre yazarlık yaptığı, 2012 yılında yazdığı kitabın örgütün görünür meşruiyetini sürdürmek için yazdığı, tanık ifadeleri ile HTS kayıtlarına göre örgütün üst düzey yöneticileriyle irtibat kurduğu, evinde ele geçirilen not defterinde örgüt mensuplarıyla ilgili notlar çıktığı ifade edildi. Yaptığı bir televizyon programında yaptığı konuşmalar nedeniyle de silahlı terör örgütüne yardım etme suçunu işlediği anlatıldı.
NAZLI ILICAK VE 2 SANIĞA 7 YIL’A KADAR HAPİS İSTEMİ
Savcı mütalaasında sanıklar Nazlı Ilıcak, Fevzi Yazıcı ve Ahmet Hüsrev Altan’ın “örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, bilerek ve isteyerek yardım etme” suçundan 2’şer yıl 9’ar aydan 5’er yıl 7’şer aya kadar hapislerini talep etti. Yakup Şimşek’in ise üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatı istendi.
“ÖRGÜT TALİMAT VERMİŞ DİYE BİR ŞEY DUYMADIM, TALİMAT ALMADIMö
Fevzi Yazıcı savunmasında, “Mütalaayı okudum. Bank Asya ile ilgili suçlamada başka gir bankadan para çekip Bank Asya’ya yatırdığım iddia ediliyor. O dönemde başka bir bankada kampanya vardı ve o zaman ihtiyacım olduğu için başvuruda bulundum. ve hemen başvurum kabul edildi. Para hemen getirildi bana. O dönemin parasıyla 15 bin liraydı. O kadar parayı yanımda gezdiremezdim. Bende Bank Asya hesabıma bankamatik yoluyla yükledim. Daha sonrada o parayı kullandım. Kontrol edilebilir parayı kullandığım açıktır. Ben örgüt talimat vermiş diye bir şey duymadım, talimat almadım. Şüpheden sanık yararlanır ilkesi var burada şüphe varsa benim yararlanmam lazım. Beraatımı talep ediyorumö dedi.
“BEN MENSUBU OLMADIĞIM ÖRGÜTÜN PEŞİNE NEDEN DÜŞEYİMö
Nazlı Ilıcak savunmasında, “Bana yöneltilen suçlama FETÖ ile işbirliği yapmak. Ben mensubu olmadığım örgütün peşine neden düşeyim. Talimat aldığıma dair bir delil yok. 2011 yıllarında savcı Zekeriya Öz ile röportaj yaptığım için örgüt üyesi olarak nitelendiriliyorum. O dönem Öz, FETÖ’cü olarak bilinmiyordu ki. O dönem Zekeriya Öz gündemde olduğu için bir gazeteci olarak röportaj yaptım. O dönem adalet bakanına yazıda yazdım. HSK tarafından Zekeriya Öz hakkında açılan soruşturmanın neden önü açılmıyor diye. Üzerime atılı diğer suçlamaları da kabul etmiyorum. Beraatımı talep ederimö ifadelerini kullandı.
3 SANIĞA CEZA BİR SANIĞA BERAAT
Sanıklar son sözlerinde de beraatlarını talep etti. Mahkeme heyeti, sanıklardan Nazlı Ilıcak’a “Terör örgütü üyesi olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmeö suçundan cezasında indirim uygulanarak 5 yıl 3 ay hapis cezası verdi. Heyet, sanık Ahmet Hüsrev Altan’a ise aynı suçtan cezasında indirim uygulanarak 6 yıl 3 ay hapis cezasına hükmetti. Mahkeme, sanık Fevzi Yazıcı’nın ise “Terör örgütü üyesi olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmeö suçundan cezasında indirim uygulanarak 2 yıl 1 ay hapis cezasın karar verdi. Mahkeme, sanık Yakup Şimşek’in ise üzerine atılı suçlardan beraatına karar verdi.
DAVANIN GEÇMİŞİ
Gazeteciler Ahmet Altan, Nazlı Ilıcak ile akademisyen Mehmet Altan’ın arasında bulunduğu 6 sanık, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün medya yapılanmasına ilişkin “Anayasal düzeni yıkmaya teşebbüs” suçundan yargılandıkları davada, 16 Şubat 2018’de ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmışlardı. Yargıtay 16. Ceza Dairesi ise sanıkların eylemlerinin “Silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme” suçunu oluşturduğu gerekçesiyle hükmü bozmuştu. Bunun üzerine yeniden yargılama yapan İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, 4 Kasım 2019’da “Örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçundan sanık Ahmet Altan 10 yıl 6 ay hapis cezasına, Nazlı Ilıcak ise 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırarak tahliyelerine karar vermişti. Mehmet Altan’ın tüm suçlardan beraatına karar veren mahkeme, sanıklar Fevzi Yazıcı ve Yakup Şimşek’i “Silahlı terör örgütü üyeliği” suçundan 11 yıl 3’er ay hapis cezasına, sanık Şükrü Tuğrul Özşengül’ü ise 12 yıl hapis cezasına çarptırmıştı. Kararın yeniden temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay Ceza Dairesi’ne gitmişti. Yargıtay 16. Ceza Dairesi, Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak hakkındaki hükmü Türk Ceza Kanunu’nun 220/7’nci maddesinde belirtilen indirimin uygulanmadığı gerekçesiyle bozmuştu. Sanıklar Fevzi Yazıcı ve Yakup Şimşek hakkındaki hüküm ise Yargıtay tarafından onanmıştı. Sanıkların “kanun yararına bozma” başvurusu üzerine dosya Yargıtay tarafından incelenmiş, bazı tanıklar dinlenmeden karar verildiği için bu sanıklar hakkındaki hüküm de bozulmuştu. Mehmet Altan’ın beraat kararı onanırken, sanık Şükrü Tuğrul Özşengül de cezaevinde geçirdiği kalp krizi sonucu vefat etmişti.
]]>Altan, Romanya’nın başkenti Bükreş’te, Yunus Emre Enstitüsü (YEE) koordinesinde, “Türkiye-Romanya Medya Buluşması”nın ardından Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yarın yapacağı Romanya ziyareti öncesi AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
Romanya ve Türkiye’nin tarihsel ilişkilere sahip olduğuna işaret eden Büyükelçi Altan, iki ülkenin “dost ve müttefik” olduğunu söyledi.
Altan, Türkiye’nin Romanya’nın bağımsızlığını tanıyan 2. ülke olduğunu hatırlatarak, “146 yıllık bir ilişki serüveninde tamamen dostluğa dayanan bir ilişkimiz var.” ifadesini kullandı.
2004’te Romanya’nın NATO’ya üyelik sürecinde Türkiye’nin destek verdiğini vurgulayan Altan, şöyle devam etti:
“NATO’ya üyelik sürecinde cumhurbaşkanlarımız arasında çok yoğun bir ziyaret ve temas trafiği yaşanmış. Akabinde 2011’de ilişkilerimizin yeni aşamaya taşınmasına karar verilmiş ve stratejik ortaklık tesis edilmiş. 2013’te de bu stratejik ortaklığı uygulanmasına yönelik bir eylem planı üzerinde karar alınmış. Bugüne geldiğimizde gerçekten Romanya, Balkanlar’da Türkiye’nin en büyük ortaklarından bir tanesi. İki ülke de NATO müttefiki.”
“Romanya hava sahasını, Rumen uçaklarla birlikte koruyoruz”
İki ülke arasında Karadeniz’den komşuluk ilişkisinin, ticari ve askeri ilişkilerin son derece üst seviyede olduğunu belirten Altan, şu ifadeleri kullandı:
“Şu anda NATO hava polisliği çerçevesinde yaklaşık 80 kadar askeri personel ve 4 adet F-16’mızla Romanya hava sahasını, Rumen uçaklarla birlikte koruyoruz. Biliyorsunuz, Karadeniz’in çevresinde şu anda savaş da yaşanıyor, Ukrayna’da ve Karadeniz’de ciddi şekilde bir serseri deniz mayını tehdidi var. Bu herkesi etkiliyor. Ortak bir tehdit.
Bu çerçevede, Türkiye’nin girişimiyle Rumen ve Bulgar müttefiklerimizin de katılımıyla bu serseri deniz mayınlarını tespit ve gerektiği takdirde imha bağlamında ortak bir operasyon yapılmasına karar verildi. 11 Ocak’ta İstanbul’da yapılan bir törenle bunun mutabakat muhtırası da imzalandı.”
Altan, iki ülkenin NATO bünyesinde ikili manada birçok işbirliği projesinin ve üst düzey ziyaretlerin devam ettiğini dile getirdi.
“İki ülke arasında ticari ilişkiler her geçen gün artıyor”
Bakan Fidan’ın Bükreş’e geleceğine değinen Altan, Romanya’nın Türk savunma sanayisi ürünlerine ilgisinin olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:
“2023’te Romanya, 18 tane silahlı insansız hava aracımızı, Bayraktar TB2’yi satın aldı. Bunların teslimatları tabii bu sene, önümüzdeki senelerde sürecek. Onun haricinde de bu alanda devam eden birtakım ihaleler var. Bunlara firmalarımızın ilgisi var ve aslında Türk firmalarının, Romanya özelinde artık Rumenlerin bizim için son derece yakın bir müttefik olmasından da kaynaklanan bir husus. Romanya’nın, bu ürünleri ortak üretim talebi de var.”
Altan, iki ülke arasında ticari ilişkilerin her geçen gün arttığını, 2023’te 11 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşıldığını aktararak, “İki ülke ticaret hacminde ilk hedefimiz, 2025 itibarıyla 15 milyar dolar, bir sonraki hedefimiz de 20 milyar dolar.” dedi.
]]>Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) tarafından 10 ay önce İstanbul Kalkınma Ajansı desteğiyle Katmanlı İmalat ile Titanyum Medikal İmplant Araştırma ve Üretim Merkezi (KİMAUM) kuruldu.
Bu merkezdeki bilim insanları ile Bezmialem Vakıf Üniversitesi Hastanesindeki doktorlar, birlikte çalışarak 3 boyutlu yazıcıyla kişiye özel kafatası ve yüz bölgesine titanyumdan kemik implantı üretmeyi başardı.
Yüksek teknolojiyle üretilen implantların yakın zamanda hastalar üzerinde uygulanmaya başlanması hedefleniyor.
YTÜ Biyomedikal Mühendisliği Bölüm Başkanı ve Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mihrigül Ekşi Altan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, merkezin nisanda İstanbul Kalkınma Ajansı desteğiyle kurulduğunu söyledi.
Merkezin temel amacının çene cerrahisi ve kafatası bölgeleri için kemik travmalarına yönelik kalıcı kemik impalantlarını, bilgisayarlı tomografi verilerinden başlayıp tasarlamak ve 3 boyutlu yazıcı teknikleriyle üretmek olduğunu belirten Altan, “Bu verinin merkezimizdeki mevcut altyapımızdaki yazılımlarla ilgili segmentasyon ve STL dönüşümlerini yapıp bilgisayarlı destekli tasarım datasına dönüştürüyoruz. Daha sonra hasta ihtiyacına yönelik, cerrahi beklentileri karşılayacak şekilde hekimin talebine göre implantın tasarım sürecini gerçekleştiriyoruz.” dedi.
Tasarımı 3 boyutlu yazıcıyla plastikten ürettiklerini anlatan Altan, “İmplantın takılacağı kırık kafa modelinin kısmı plastik olarak üretildikten sonra birbirinin geometrik uyumuna bakılıyor. Merkezimizde ölçü ekipmanlarıyla kontrollerini yaptıktan sonra tasarım doğrulanıyor. Daha sonra bunu metal 3 boyutlu yazıcıya gönderiyoruz ve kemik implantın titanyum alaşımından üretimini yapıyoruz.” diye konuştu.
Prof. Dr. Altan, üretimin ardından tasarımı cerrahi hekime teslim edeceklerini dile getirerek, şöyle devam etti:
“Yaptığımız ürün kişiye özel. Her ürün nadir ve tek oluyor. Bu nedenle bunu seri üretim şeklinde yapmak mümkün değil. Tasarımını doğruladığımız kemik implantının 3 boyutlu yazıcıda yani eklemeli imalatla üretiminde titanyum alaşımın tozunu kullanıyoruz. Bu çalışmada en büyük partnerlerimiz cerrahlar ve hekimler. Biz burada mühendislik ekibi olarak varız ve onlarla birlikte çalışıyoruz. Kişinin vücudunda sahip olduğu kırık ve kemik defektifine bağlı implantı hastanın kendi dokusu ile anatomik yapısına birebir uygun üretiyoruz. Hastanın kırık kemik dokusuna birebir uyumlu ürünü bilgisayarlı tomografi verisinden alarak tasarladığımız ve akabinde 3 boyutlu yazıcıda ürettiğimiz için ana kemik dokusuyla anormallik ve uyumsuzluk olmuyor.”
“Hastanın ikinci bir ameliyatla karşılaşma riski ve enfeksiyon riski azalıyor”
Yıllardır cerrahların konuyla ilgili başarılı ameliyatlar yaptığını ancak bu kemiklerin bazen ikinci bir operasyona neden olabildiğini aktaran Altan, önceki tekniklerin ameliyatın uzun sürmesine yol açtığını kaydetti.
Altan, uyguladıkları yöntemle vida deliklerinin çapları ve derinliğine kadar her detayı verdikleri için ameliyat süresinin kısa ve başarılı geçtiğine dikkati çekerek, “Birebir, nokta atışı uyum sağlandığı için hastanın ikinci bir ameliyatla karşılaşma riski ve enfeksiyon riski azalıyor. 3 boyutlu yazıcıyla üretilen implantlarla bu sorunları minimize etmiş oluyoruz.” ifadelerini kullandı.
Merkezlerinin “ISO 13485 Kalite Yönetim Sistem Sertifikası”nı da aldığını anlatan Altan, bu yöntemin yılın ikinci yarısında gerçek hastalara uygulanmaya başlanacağını bildirdi.
Prof. Dr. Altan, bu yöntemi gelecekte farklı anatomik bölgelerde de kullanmaya başlayacaklarını sözlerini ekledi.
]]>