Başkan Seçer, eşi Meral Seçer ile aşure etkinliğine katıldı. Mersin Cemevi’nde düzenlenen etkinlik; Mersin Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Erdoğan Sevin tarafından Gülbeng okunmasıyla başladı. Gülbengin ardından semah dönüldü ve protokol konuşmalarına geçildi.
Konuşmasına Kerbela’da Hz. Hüseyin ve 74 yoldaşının şehit edilmesinin Alevilik inancı açısından bir milat olduğunu belirterek başlayan Başkan Seçer, şunları dile getirdi:
“Alevilik laik devlet yapısıyla çok uyumlu ve barışıktır”
“Alevilik muhalif bir inançtır. Mevcut statükoya karşı çıkıp, İslam adına yapılan tüm haksızlıklara ve zulümlere tepki gösteren bir olaydan ilham almıştır. Kerbela’da Hz Hüseyin’in şehadetinden doğmuştur. Bu öyle bir tepkidir ki başta Hz. Hüseyin olmak üzere direnen ve muhalif olan öncüler dik duruşlarını hayatlarını feda ederek göstermişlerdir. Bu tavırları, bedenen şehit olsalar da mana ve değer bakımından onları ölümsüz kılmıştır. Bu sebeple de Alevilik ritüellerden çok bir ‘mana’ ve ‘değer’ inancıdır. Alevilikte dıştan çok iç-öz önemlidir. Alevilik ahde vefa inancıdır. Aleviler 1300 küsur yıldır hak yolunda şehit edilen Hz. Hüseyin ve yoldaşlarını asla unutmamış, ahde vefa göstermişlerdir. Kutsallık üzerinden yürüyen hanedan yönetimini her zaman sorgulamışlardır. Bu sebeple de Alevilik laik devlet yapısıyla çok uyumlu ve barışıktır. Alevilikte en makbul kişi; mezhep, tarikat, meşrep üzerinden değerlendirilmez, aksine; eline, beline, diline sahip olan kişi makbuldür. İnsanlar inançlarıyla değil, evrensel etikle ve değerleriyle nitelenirler. Akla, bilime ve çağdaş eğitime büyük önem vererek her zaman toplumun aydın yüzü olmuşlardır. Bildiğiniz üzere Alevi kesiminin Türkiye’de ne yazık ki özellikle devlet katında çözülemeyen adeta katmerleşmiş birçok sorunu vardır. Bu sorunların en başında gelen ise Alevi inancının ne olup olmadığının Aleviler dışındaki kesimler -özellikle de hükümet katında- tartışılıyor hale getirilmesi ve Alevi taleplerinin göz ardı edilmesidir.
“Aleviler ödedikleri vergilerinin karşılığında eşit muamele ve hizmet bekliyorlar”
Hükümetin ‘Alevi Açılımı’ adı altındaki yaklaşımları ise ne yazıktır ki hiçbir sonuç vermeyen popülist birer girişim olarak kalmıştır. Hükümet katında Cemevi’nin statüsü bile diyanet ve iktidar mensupları tarafından tartışma konusu yapılarak neredeyse sadece bir dernek ya da kültür faaliyeti olarak addedilmiştir. Alevi talepleri çok nettir ve bu taleplerin karşılanması gerekir. Eşit vergiye, eşit hizmet anlayışı bunu gerektirir. Aksi durum aynı zamanda anayasanın eşitlik ilkesine de aykırıdır. Bu anlayış, sayısı ne olursa olsun tüm inanç grupları için de geçerli olmalıdır. Böylesi bir temsiliyet içeren uygulamada iddia edildiği gibi bölünme-ayrışma değil, tam tersine birleşme-bütünleşme olur. Hiçbir inanç kitlesi, kendisini ayrık hissetmez. Aksine kendisini sisteme, devlete daha çok ait hissedip bu bağları güçlendirir. İktidarın bu talepleri karşılamak ve sorunu çözmek yerine, anayasal değişikliklerle ilişkilendirmesi ve işi sürüncemede bırakması ‘Acaba iktidar sorunu çözme iradesi mi ortaya koymak istemiyor mu ya da koymuyor mu’ sorusunu akla getiriyor. Aleviler kimseden himmet, inayet beklemiyorlar, ödedikleri vergilerinin karşılığında eşit muamele ve hizmet bekliyorlar.”
Mersin’in, Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen insanların yaşadığı bir yer olduğuna değinen Seçer, “Mersin her rengin buluştuğu; bütün kültürlerin, anlayışların, yaşam biçimlerinin bir potada eridiği; barışın, kardeşliğin, birliğin ve beraberliğin hakim ve daim olduğu Türkiye’nin kardeşlik, barış, huzur ve Atatürk’ün kentidir” dedi.
Başkan Seçer, Kerbela’nın sadece tarih bilgisi olarak değil, içeriğiyle ve verdiği derslerle önemli bir kılavuz olduğuna vurgu yaparak, “Kerbela, onun için Alevi topluluğunda değerlidir. Onun için matem ayıdır, onun için zulme karşı mazlumların mücadelesini ifade eder. Biz yöneticiler zalim değil, şefkatli olmak zorundayız. Sevmek durumundayız. Bu böyleydi, böyle devam edeceğiz. Muharrem ayındayız, matem ayındayız. Tuttuğunuz matem oruçları hak katında kabul olsun. Birliğimiz, beraberliğimiz, kardeşliğimiz, dayanışmamız, bolluk ve bereketimiz daim olsun. Sizleri seviyorum” diye konuştu.
Konuşmaların ardından aşure dağıtımı ile devam eden etkinlik, sanatçı Zeynep Karababa’nın konseriyle sona erdi.
]]>CEM Vakfı, 2022 yılında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın AİHM’in bağlayıcı olarak hükmettiği 5 maddeyi amasız, fakatsız bir an önce uygulanması gerektiğini anımsattı. Konauyla ilgili düzenlenen basın toplantısında konuşan Cem Vakfı Onursal Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan, “Alevilik ne okullarda ne derslerde öğretiliyor. Ne de Alevilikle ilgili doğrudan doğruya uygulamaya ciddiyet de konan bir program var. Alevilik artık Türkiye’de resmi inançlar grubu içindedir. ve devletin himayesi altındadır. Siz anayasaya hüküm koyduktan sonra yani Aleviler kendi inançlarını Sünni İslam’ı temsil eden Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan ayrı bir kuruluş olarak örgütlenmeye hakları vardır diye bir anayasa hükmü getiriyorsanız o anayasa hükmünü saygı göstermek ve yürürlüğe koymak zorundasınız. Bugün geldiğimiz noktada yani tarih itibariyle yarın Türkiye demokratik bir seçime gidiyor. Bu seçimin hemen bir gün öncesinde bizi böyle bir toplantı yapmaya zorlamış olmaları onların olsa olsa bilgisizlik ve beceriksizliğinden kaynaklanıyor” dedi.
“AİHM’İN BAĞLAYICI KARARI AMASIZ, FAKATSIZ UYGULANMALI”
Cumhuriyetçi Eğitim ve Kültür Merkezi (CEM) Vakfı’nın 30. Olağan Genel Kurul Toplantısı 24 Mart tarihinde düzenlendi. Genel Kurul Toplantısı sonucunda, Ahmet Rasim Tükek, CEM Vakfı Genel Başkanı, Kurucu Başkan Prof. Dr. İzzettin Doğan da CEM Vakfı Onursal Başkanı seçildi. Seçimin ardından da 31 Mart yerel seçimleri öncesinde CEM Vakfı bir açıklama yaparak, Alevilere yönelik ayrımcılığın ortadan kaldırılması çağrısı yaptı. Açıklamanın ilgili bölümü şöyle:
“‘Eşit Vatandaşlık’ için 2005 yılında başlattığı hukuk mücadelesini, iç hukuk yollarının tükenmesi sonucunda 2010 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurmuş, bu haklı mücadele 26 Nisan 2016 tarihinde sonuçlanarak AİHM; Alevilerin haklarının gasp edildiğine hükmetmiştir. Ancak aradan geçen 8 yıla rağmen AİHM’in bağlayıcı olarak hükmettiği kararların uygulanmadığı ortadadır. 2022 yılında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın AİHM’in bağlayıcı olarak hükmettiği 5 maddeyi amasız, fakatsız bir an önce uygulanması gerektiğini belirtir, Vakfımızın bu konuda asla taviz vermeyeceğini bir kez daha hatırlatmak isteriz. Aleviliğin anlatımı bu kurum tarafından sağlanacak imkanlar çerçevesinde, Alevi dedelerince topluma açıklanmalı ve bunun zorunlu hale getirilmesi gerekmektedir”
CEM Vakfı Genel Merkezi Yenibosna Cemevi Konferans Salonu’nda yapılan basın açıklamasında ise “Türkiye demokratik bir seçime gidiyor. Bu seçimin hemen bir gün öncesinde bizi böyle bir toplantı yapmaya zorlamış olmaları onların olsa olsa bilgisizlik ve beceriksizliğinden kaynaklanıyor” diyen Cem Vakfı eski Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan, şunları söyledi:
“ALEVİLİK ARTIK TÜRKİYE’DE RESMİ İNANÇLAR GRUBU İÇİNDEDİR. VE DEVLETİN HİMAYESİ ALTINDADIR”
“Hala basın Aleviliğe yabancıdır. Neden? Çünkü Alevilik öğretilmiyor. Ne okullarda ne derslerde öğretiliyor. Ne de alevilikle ilgili doğrudan doğruya uygulamaya ciddiyet de konan bir program var. Bizim eleştirilerimiz, sizlerin buna verdiğiniz destek ve bulunduğunuz yerlerde, bölgelerde bunu sahiplenmeniz ister istemez hükümetleri de birtakım davranışlara gitmeye zorladı. ve şu anda da çıkartılan yeni bir anayasal değişiklikle yani anayasayı değiştirerek bir hüküm ekleyerek, Alevilerin kendi inançlarını özgürce ve belirli imkanlar dahilinde icra edebilmelerini sağlamak için anayasada değişikliğe gitme önerisi kabul edildi… ve bugün Alevilik artık Türkiye’de resmi inançlar grubu içindedir. ve devletin himayesi altındadır…
“DEVLETİ YÖNETENLERİN BU KADAR İLGİSİZ VE BİLGİSİZ DAVRANMALARI EĞER BİR HATADAN KAYNAKLANMIYORSA, BİR İHANET DÜZEYİNDEDİR”
Ve bugünkü toplantıda hangi açıdan bakarsanız bakın yani devleti yönetenlerin bu kadar ilgisiz ve bilgisiz davranmaları eğer bir hatadan kaynaklanmıyorsa, bir ihanet düzeyindedir. Çok açık net söylüyorum. Siz anayasaya hüküm koyduktan sonra yani Aleviler kendi inançlarını Sünni İslam’ı temsil eden Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan ayrı bir kuruluş olarak örgütlenmeye hakları vardır diye bir anayasa hükmü getiriyorsanız o anayasa hükmüne saygı göstermek ve yürürlüğe koymak zorundasınız. Bugün geldiğimiz noktada yani tarih itibariyle yarın Türkiye demokratik bir seçime gidiyor. Bu seçimin hemen bir gün öncesinde bizi böyle bir toplantı yapmaya zorlamış olmaları onların olsa olsa bilgisizlik ve beceriksizliğinden kaynaklanıyor. Niye bunu açıkça söylüyorum çünkü olması gereken bugün Alevilerin hangi haklardan mahrum kaldıklarını bilebilecek olan bir siyasi kadrolar var Türkiye’de. Bir sürü parti var. Beş, on, on beş, yirmi değil daha fazla. ve bu partilerin yaptıkları tek iş kendi propagandalarıyla kendilerini tanıtmak, vatandaşa, gönlünü kazanarak iktidar şansını elde edebilmektir. Ama şu saatlerde bile henüz bu sağlanmış değildir. Yani Türkiye bugün hangi siyasi parti olursa olsun bugün beraberce yapmış olduğumuz bu basın toplantısının hesabını vermek zorundadırlar.
“NEDEN ALEVİLİK’LE İLGİLİ YAPILMASI GEREKENLER DEVLET TARAFINDAN YAPILMIYOR”
Ya neden Alevilik’le ilgili yapması gerekenleri devlet tarafından yapılmıyor. Yapılıyorsa bizim haberimiz mi yok? Bizim haberimizin olmaması başka bir ayıp. He devletin radyoları var, televizyonları var. Devletin iletişim araçları var. Bu iletişim araç marifetiyle bizlerin haklarını hiç olmazsa bir saygının gereği olarak vatandaşlarına kendilerinin duydukları saygının gereği olarak ve kendilerini var eden düşünceyi yani. Bakın kendi kendisini yönetmesini ifade eden demokrasi dediğimiz kurumu Türkiye’de yaşatacak şekilde bugünü değerlendirebilirlerdi. ve bugüne kadar da bir özürle geçiştirebilirlerdi. Aleviler de büyük bir olgunlukta buna peki diyebilirlerdi. Ama şu saate kadar henüz böyle bir şey haber almış değiliz. Yani sizin verdiğiniz vergiler yine bizim mutabık olmadığımız ve benimsemediğimiz düşünce tarzı olan Sünni İslam’ın değerlerini yansıtmak gibi bir görevi hala kendisine görev edinmiş değil devleti yönetenler”
]]>