Başkan Seçer, eşi Meral Seçer ile aşure etkinliğine katıldı. Mersin Cemevi’nde düzenlenen etkinlik; Mersin Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Erdoğan Sevin tarafından Gülbeng okunmasıyla başladı. Gülbengin ardından semah dönüldü ve protokol konuşmalarına geçildi.
Konuşmasına Kerbela’da Hz. Hüseyin ve 74 yoldaşının şehit edilmesinin Alevilik inancı açısından bir milat olduğunu belirterek başlayan Başkan Seçer, şunları dile getirdi:
“Alevilik laik devlet yapısıyla çok uyumlu ve barışıktır”
“Alevilik muhalif bir inançtır. Mevcut statükoya karşı çıkıp, İslam adına yapılan tüm haksızlıklara ve zulümlere tepki gösteren bir olaydan ilham almıştır. Kerbela’da Hz Hüseyin’in şehadetinden doğmuştur. Bu öyle bir tepkidir ki başta Hz. Hüseyin olmak üzere direnen ve muhalif olan öncüler dik duruşlarını hayatlarını feda ederek göstermişlerdir. Bu tavırları, bedenen şehit olsalar da mana ve değer bakımından onları ölümsüz kılmıştır. Bu sebeple de Alevilik ritüellerden çok bir ‘mana’ ve ‘değer’ inancıdır. Alevilikte dıştan çok iç-öz önemlidir. Alevilik ahde vefa inancıdır. Aleviler 1300 küsur yıldır hak yolunda şehit edilen Hz. Hüseyin ve yoldaşlarını asla unutmamış, ahde vefa göstermişlerdir. Kutsallık üzerinden yürüyen hanedan yönetimini her zaman sorgulamışlardır. Bu sebeple de Alevilik laik devlet yapısıyla çok uyumlu ve barışıktır. Alevilikte en makbul kişi; mezhep, tarikat, meşrep üzerinden değerlendirilmez, aksine; eline, beline, diline sahip olan kişi makbuldür. İnsanlar inançlarıyla değil, evrensel etikle ve değerleriyle nitelenirler. Akla, bilime ve çağdaş eğitime büyük önem vererek her zaman toplumun aydın yüzü olmuşlardır. Bildiğiniz üzere Alevi kesiminin Türkiye’de ne yazık ki özellikle devlet katında çözülemeyen adeta katmerleşmiş birçok sorunu vardır. Bu sorunların en başında gelen ise Alevi inancının ne olup olmadığının Aleviler dışındaki kesimler -özellikle de hükümet katında- tartışılıyor hale getirilmesi ve Alevi taleplerinin göz ardı edilmesidir.
“Aleviler ödedikleri vergilerinin karşılığında eşit muamele ve hizmet bekliyorlar”
Hükümetin ‘Alevi Açılımı’ adı altındaki yaklaşımları ise ne yazıktır ki hiçbir sonuç vermeyen popülist birer girişim olarak kalmıştır. Hükümet katında Cemevi’nin statüsü bile diyanet ve iktidar mensupları tarafından tartışma konusu yapılarak neredeyse sadece bir dernek ya da kültür faaliyeti olarak addedilmiştir. Alevi talepleri çok nettir ve bu taleplerin karşılanması gerekir. Eşit vergiye, eşit hizmet anlayışı bunu gerektirir. Aksi durum aynı zamanda anayasanın eşitlik ilkesine de aykırıdır. Bu anlayış, sayısı ne olursa olsun tüm inanç grupları için de geçerli olmalıdır. Böylesi bir temsiliyet içeren uygulamada iddia edildiği gibi bölünme-ayrışma değil, tam tersine birleşme-bütünleşme olur. Hiçbir inanç kitlesi, kendisini ayrık hissetmez. Aksine kendisini sisteme, devlete daha çok ait hissedip bu bağları güçlendirir. İktidarın bu talepleri karşılamak ve sorunu çözmek yerine, anayasal değişikliklerle ilişkilendirmesi ve işi sürüncemede bırakması ‘Acaba iktidar sorunu çözme iradesi mi ortaya koymak istemiyor mu ya da koymuyor mu’ sorusunu akla getiriyor. Aleviler kimseden himmet, inayet beklemiyorlar, ödedikleri vergilerinin karşılığında eşit muamele ve hizmet bekliyorlar.”
Mersin’in, Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen insanların yaşadığı bir yer olduğuna değinen Seçer, “Mersin her rengin buluştuğu; bütün kültürlerin, anlayışların, yaşam biçimlerinin bir potada eridiği; barışın, kardeşliğin, birliğin ve beraberliğin hakim ve daim olduğu Türkiye’nin kardeşlik, barış, huzur ve Atatürk’ün kentidir” dedi.
Başkan Seçer, Kerbela’nın sadece tarih bilgisi olarak değil, içeriğiyle ve verdiği derslerle önemli bir kılavuz olduğuna vurgu yaparak, “Kerbela, onun için Alevi topluluğunda değerlidir. Onun için matem ayıdır, onun için zulme karşı mazlumların mücadelesini ifade eder. Biz yöneticiler zalim değil, şefkatli olmak zorundayız. Sevmek durumundayız. Bu böyleydi, böyle devam edeceğiz. Muharrem ayındayız, matem ayındayız. Tuttuğunuz matem oruçları hak katında kabul olsun. Birliğimiz, beraberliğimiz, kardeşliğimiz, dayanışmamız, bolluk ve bereketimiz daim olsun. Sizleri seviyorum” diye konuştu.
Konuşmaların ardından aşure dağıtımı ile devam eden etkinlik, sanatçı Zeynep Karababa’nın konseriyle sona erdi.
]]>(İSTANBUL) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Erikli Baba Cemevi ziyaretinde; “Madımak, utanç müzesi olup da orada o utanç müzesinin açılışını orada kaybettiğimiz canların aileleri ile acılı kardeşleri, eşleri, çocukları, anneleri babalarıyla yapana kadar, cemevlerini yasal ibadethane yapana kadar, Alevileri hiç şüphesiz, hiç tartışmasız tam ve eşit yurttaşlar yapana kadar hep birlikte mücadele edeceğiz” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul’un Zeytinburnu ilçesinde bulunan Erikli Baba Cemevi’ni ziyaret etti. Ziyarette Özel’e CHP İstanbul Milletvekili Yunus Emre ve İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de eşlik etti. Burada konuşan Özel, şunları söyledi:
“Erikli Baba’nın şahsında, o günden bugüne bu ocağın ateşini tüttürenlere, çorbasını kaynatanlara, aç olanı doyuran, susayanı kandırtan, günü geldiğinde dayanışmanın en iyi örneklerini gösteren ve asla ve asla kan davası gütmeyen, kan davaları bir gün biter ama sizin davanız bizim davamız, can davasıdır. Kan davasını silahla sürdürürler, günü gelince de bitirirler. Can davası silahla sürmez. Can davası kalemle sürer. Can davası yürekle sürer. Can davası inançla, sevgiyle sürer. Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta, Kerbela’da canlarını kaybedenleri ve can davasını yüreklerinde insan sevgisiyle sürdürenleri yürekten selamlıyorum, hepinizin önünde saygıyla eğiliyorum. Hazreti Hüseyin’in de beraberindeki 72 şehidin şehadet günü olan 10 Muharrem’i geride bıraktık. Bir kez daha Kerbela’da yaşanan acıları anıyor, Yas-ı Muharrem oruçlarınızın kabul olmasını niyaz ediyor, tüm canların tuttukları oruçlar, paylaştıkları lokmalar, ettikleri duaların hak katında kabul olmasını yürekten diliyorum.
“Azı çok edip yürekten paylaşıyorsunuz”
Aleviler, ‘İncinsen de incitme’ anlayışındaki bu ülkenin en müstesna, bu ülkenin birliğine, bütünlüğüne kardeşliğine, dostluğuna, komşuluğuna en çok katkı yapan yürekleridir. Horasan Erenlerinin evlatları olarak sizler tarihinde olduğu gibi bugün de bu toprakların insanına, birliğine, dirliğine, beraberliğini hizmet için, katkı için emek veriyorsunuz, zaman ayırıyorsunuz, kısıtlı bütçelerinizden artırıyorsunuz, azı çok ediyorsunuz. O çoğu yürekten paylaşıyorsunuz. Her sene Nevruz’da Manisa’da Saruhanlı ilçesinin Kemiklidere köyündeki Horasan Erenlerinden bir mümtaz şahsiyetin türbesinin başında, o türbeyi bekleyenlerle beraber oturur, bir iki lokmayı paylaşır, onlarla birlikte güzel sohbetlerine, tatlı yemeklerine, aşlarına, demlerine eşlik eder ve Horasan Erenlerinin Anadolu’ya gökyüzüne saçılmış yıldızlar gibi nasıl saçıldığını, nasıl en yüksek insan, bilinci, ahlakı, edebi Anadolu’ya dağıttıklarını ve halen daha Horasan Erenlerinin torunlarının bu ülke için ne kadar kıymetli olduğunu, her sene o yeni günde bir kez daha orada yaşarız. Buradan Horasan Erenlerinin Kemiklidere’deki dergahını bekleyen Atanur Dedeme, onun şahsında Horasan Erenlerinin bütün torunlarına selam olsun.
“Kerbela’dan Gezi’ye acıların sonuçlarını yüreğine gömenlerle birlikteyiz”
Tarih boyunca yaşanılan bütün haksızlıklara rağmen ‘Gelin canlar bir olalım’ diyenlerle bugün birlikteyiz. Kurtuluş Savaşı’nda şüphesiz Mustafa Kemal Paşa’nın yanında dimdik duranlarla, onu ilk ziyaret ettiğinde Hacıbektaş’ı madden ve manen destekleyenlerle, arkasında duranlarla, yanında duranlarla, önünden koşanlarla birlikteyiz. Kerbela’dan Çorum’a, Maraş’a, Sivasa, Gazi’den Gezi’ye yaşanan tüm acıların acı sonuçlarını yüreklerine gömen, acılarını unutmayan ama kini değil, yüreklerinde insan sevgisini büyütenlerle birlikteyiz. Çocuklarınıza tarihteki acılarınızın feryadı yerine gelecek güzel günlere seslenen bir turna havası bırakan güzel canlarla birlikteyiz. Herkesi berrak zihninizle, tatlı dilinizle bu topraklardaki tüm eşitsizliklerle yüzleştirdiniz. Bizi, deyişlerinizin içindeki o büyük felsefe ile zenginleştirdiniz. Kimseye ‘Bize borcunuz var’ demeden sizlere olan borcumuzu en naif şekilde, söylemeden hepimizin dimağına işlediniz.
“Camiye ne yapılıyorsa cemevine de yapılana kadar talebin arkasındayız”
Cemevleri ile ilgili talepleriniz yıllardır ortadayken, bir yandan bu ülkede Anayasa’ya göre her yurttaş eşitken, Sünni ve yurttaşın ibadethanesi camilerin her ihtiyacı karşılanırken, aynı vergiyi ödeyen, vergi verirken eşit ama hizmet alırken eşit olmayan Alevi yurttaşlarımızın ibadethaneleri, cemevleri devlet nezdinde ibadethane kabul edilip camiye ne yapılıyorsa cemevine de aynısı yapılacağı güne kadar bu talebinizin sonuna kadar arkasındayız. Tabi anayasaya rağmen camiye ibadethane sayan, ki öyledir, cemevinin ibadethane saymayan, gün gelince ‘Cemevi cümbüş evi’ diye küstahlaşan, sonra o söylemleri terk eden ama cemevlerini bağlayacak bir birim ararken Kültür Bakanlığı’na bağlayan yani Alevilik inancını bir inanç, semahı bir ibadet değil de Alevilik inancını bir kültürel faaliyet, bir renk; semahı ibadet yerine sanki bir eğlenceymiş gibi gören, o ibadetin yasını hissetmek yerine onu cümbüşle, müzikle eş tutan, eğlenceyle eş tutan anlayış, ÇEDES projeleriyle güzelim, gencecik, biricik, küçücük evlatlarımızın zihinlerine kendi -dindar olmalarına bir diyeceğimiz yok- ama kendi ifadeleriyle ‘kindar bir nesil yetiştirme’ hevesiyle ortaya koydukları ÇEDES projesine, sadece Alevilere ayrımcılık olduğu için de değil, onu da görerek ama hakkı zatında gericilik olduğu için, hakkı zatında akıl dışı, bilim dışı küçücük çocuklara okulun ortasına maket koyup ağlatmak, mezar koyup korkutmak; eğitmek yerine o çocukları travmalara tanıştıran bu zihniyete sonuna kadar hep beraber direneceğiz. Bu mücadele bir yerde bitecek.
“Görevimiz eşit yurttaşlığı haykırmak”
Her birimizin görevi eşitliği haykırmaktır. Her birimizin görevi birlik, beraberlik, özgürlük demektir. Her birimizin görevi aydınlıktan, çağdaşlıktan, laiklikten yana tavır almaktır. Her birimizin görevi Anayasa’da yazan eşitlik ilkesinin gerçekten hayata geçene kadar, siz baş ettiniz diye Türkiye’de herkes eşittir, Türklerle Kürtler eşittir. Kürtler, ‘Eşit hissetmiyorum’ diyorsa o hissedene kadar eşit anayasal yurttaşlık için, Aleviler, ‘Eşit hissetmiyorum’ diyorsa senin demenle eşit olmayacak, burasında hissedecek. ‘Ben eşittim, ayrımcılığa tabi tutulmuyorum, ötekileştirilemiyorum, şeytanlaştırılmıyorum, birileri kırılırken ben bir kenarda dezavantajlı bir grup olarak devletin kontrolünde sanki himaye edilirmiş gibi tecrit edilmiyorum, ben eşitim’ dedikleri güne kadar Alevilerin eşitliği için hep birlikte mücadele edeceğiz. Sizin yolunuz bizim yolumuzdur. Sizin aşkınız bizim aşkımızdır. Koca Haydar Pir Sultan’ın dediği gibi kim dönerse dönsün, siz yolunuzda yürüdükçe sizin yolunuzdan bu kardeşiniz de dönmeyecektir. Madımak, utanç müzesi olup da orada o utanç müzesinin açılışını orada kaybettiğimiz canların aileleri ile acılı kardeşleri, eşleri, çocukları, anneleri babalarıyla yapana kadar, cemevlerini yasal ibadethane yapana kadar, Alevileri hiç şüphesiz, hiç tartışmasız tam ve eşit yurttaşlar yapana kadar hep birlikte mücadele edeceğiz. O sizin güzel gönülleriniz, sıcak kalpleriniz, açık zihinleriniz hep var olsun. Allah sizi var etsin, hepinizi saygıyla selamlıyorum.”
]]>
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, Muharrem orucunun 6’ıncı gününde Alevi vatandaşlarla bir araya geldi. Muharrem matemi lokması, dede Ferhat Bozkaya’nın okuduğu duayla dağıtıldı. Dua öncesinde, İmamoğlu kısa bir konuşma yaptı.
Sofrada bulunmaktan ve birlikte dua etmekten onur duyduğunu dile getiren İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Dünyanın en güzel, çok güzel bir vatanda, topraklarda yaşıyoruz. Elbette birbirimizi çok seviyoruz. Birbirimize çok şeyler borçluyuz. Bu ülkede kardeşçe bir arada yaşamanın hayalini, hep beraber güçlendirmeye, asla sıkıntıya uğramaması için büyük bir gayret içindeyiz” diye konuştu.
“Geçmişte yaşanan bu sıkıntıları yok saymak, bastırmak sanki o sorunu çözmek anlamına gelir diye düşünenler olabilir” diyen İmamoğlu şöyle devam etti:
“Asla böyle bir şey değil, doğru değil. Tam aksine birbirini anlamak, acılarını, acı günlerini anlamaktan ve kavramaktan geçer. Dolayısıyla acıları hatırlamak, yüzleşmek hepimizin sorumluluğudur. Bu anlamda üzerinden ders çıkartmak ve düşünmek, birbirine destek olmak, katkı sunmak hepimizin sorumluluğu. Muharrem matemini yaşarken aslında zalimin zulmüne karşı hep birlikte olmak ve birlikte düşünmek, bir olmayı, diri olmayı yaşatmak hepimizin şiarı olmalıdır. Zalime karşı mazlumun yanında olmak ve ihtiyacı olanların, zalimin zulmü altında inleyenlerin yanında olmak ve onlara destek olmak aynı zamanda cesur olmayı gerektirir.”
“Alevi Yurttaşlarımızın hakkı hukuku için mücadele edeceğim”
Sevginin, saygının, hoşgörünün artmasının herkesin en büyük arzusu olduğunu kaydeden İmamoğlu, Cemevlerinin Alevilerin ibadethanesi olduğuna şu sözlerle vurgu yaptı:
“İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ndeki görevim esnasında ve öncesinde yapılması gereken hangi husus var ise o konuda adım atmaya ve bu süreci mutlaka ve mutlaka hak ettiği noktaya taşıma konusunda Alevi yurttaşlarımızın hakkı ve hukuku anlamında bir nefer gibi mücadele edeceğimi siz kıymetli canlarla, hemşehrilerimle paylaşmak isterim. Türkiye ve dünyanın her noktasında Alevi vatandaşların ihtiyaçları ya da karar alma noktasında en üstün gayreti göstereceğiz. Bu manada her daim söylediğim bir şey vardır. Bunu söylemekten de elbette geri durmayacağız. Cemevleri Alevi vatandaşlarımızın ibadethaneleridir, nokta. Bunun üzerine hiçbir yorum yapılmamalıdır, yapılamaz. Bu yönüyle Cemevlerinin ibadethane olduğuyla ilgili eksik kalan yerelde veya genelde tüm hususlarla ilgili en doğru, en sağlam, en güçlü adımları atacağımızdan da kimsenin kuşkusu olmasın.”
“Tüm canların yanında olacağımı tahaüüt ederim”
Alevi vatandaşların hak ve hukuk mücadelesine destek sözünü tekrarlayan İmamoğlu:
“Ben sadece ve sadece Alevi yurttaşlarımızın bu şehre kattığı değer üzerinden Alevi vatandaşlarımızın bu şehrin insanları, hemşehrileri olması itibariyle, onların hakkı hukuku ne var ise onların yanında olduğumuzu ve olacağımızı buradan bütün canlara taahhüt ederim. Bizler bu yönüyle sizlerin yanındayız. Kimsenin, bırakın ayrımcılığı tam anlamıyla eşit olması için mücadele eden yöneticileriz” dedi.
]]>CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay, CHP Genel Başkan Yardımcısı Murat Bakan ve İzmir milletvekilleriyle birlikte Alevi Bektaşi Federasyonu’nu ziyaret etti. Federasyonun Genel Başkanı Mustafa Aslan, “Tüm Alevi canlar sandığa gitmeli. Küskünlüklerini sandığa yansıtmamalı. 22 yıldır ülkeyi yöneten iktidarın, ülkeyi ne hale getirdiğini anlatmamıza gerek yok. Her geçen gün ekonomi, adalet anlamında geri gidiyor. Bunu değiştirmeliyiz” dedi.
CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay, Narlıdere Cemevi’nde Alevi Bektaşi Federasyonu ve bileşen dernekleri ile bir araya geldi. Programa, CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Murat Bakan, CHP İzmir milletvekilleri Sevda Erdan Kılıç, Ednan Arslan, Narlıdere Belediye Başkanı Ali Engin ile ilçe belediye başkan adayları da katıldı.
Başkan Tugay, yerel seçimlere kısa bir süre kaldığını ve herkesin desteğini beklediğini vurgulayarak, “Benden beklenenin farkındayım. Görevi yerine getirirken katıksız şekilde benden beklediğiniz tavrı göstereceğim. Hatalarımız eksiklerimiz olmuştur, insanız ama iyi niyetimden şüphe etmeyin. Hangi seviyede görmek istiyorsanız hangi seviyedeysem gözünüzde, orada olmaya hazırım. Yeter ki halk adına yapmamız gereken mücadeleyi layıkıyla yapalım” dedi.
“MAZLUM İNSANLAR İYİ OLSUN DİYE HAYAL KURUYORUM”
Adalet için mücadele ettiklerinin altını çizen Başkan Tugay, sözlerini şöyle sürdürdü:
” Türkiye’ye örnek olacak siyasetin, ahlaklıca yapıldığını göstereceğimiz bir dönemi İzmir’de yaşayalım. Bir dahaki genel seçime halkın itimadını kazanmış bir şekilde girelim. Bunu yaparsak bu halk bizi iyi anlayacak. O kadar çok hayal kuruyorum ki hepsi bu ülkedeki mazlum insanların iyi olması ile ilgili.”
“BİZ KONSER SALONU YAPTIK, ONLAR AVM”
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Murat Bakan da yurttaşların sandığa gitmesi çağrısında bulundu. Konuşmasında AKP’yi eleştiren Murat Bakan, ” Güzelyalı’da troleybüs garajımız vardı. O garaj şu an dünyanın en güzel konser salonlarından biri. Ahmed Adnan Saygun. Tarihi Havagazı Fabrikası da öyle. Buraları AVM yapsaydınız milyar dolarlar elde ederdiniz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi benzer bir yeri İETT garajını AVM yaptı Cevahir Alışveriş Merkezi. Önce Dubai Şeyhine sattılar ardından AVM yaptılar. Kamu kaynaklarını halk için halkın yararına kullanan bir anlayışla, yandaşları için tarikat ve cemaatlere kullanan bir anlayış var. Yerel seçim o yüzden önemli” dedi.
“HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRADIK”
Son genel seçimlerde CHP 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu, Cumhurbaşkanı yapmak istediklerini ancak hayal kırıklığı yaşadıklarını ifade eden Bakan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bugün yeniden iktidarı değiştirmenin yolu, yerel seçimden geçiyor. Kaynakları halkın yararına kullanmak için bizim başka illeri de almamız lazım. Başarabilirsek iktidarı erken seçime zorlayabiliriz. ya da önümüzdeki seçimsiz geçecek 4 yılda güçlü muhalefeti inşa edebiliriz. Belediye başkan adaylarımızın hepsi son derece nitelikli donanımlı. Cemil Başkan doktor. Karşıyaka’da son derece başarılıydı. Alevi toplumunda tevazu en kıymetli şeydir. Önce insan kendi nefsiyle mücadele etmeli. Kibirden, egodan, arınmış tevazusuyla, alçak gönüllüğüyle bir o kadar da bilgi birikim, yönetici vasıflarıyla öne çıkan biri.”
Narlıdere Belediye Başkanı Ali Engin ise mücadeleye devam edeceğini belirterek, “Büyükşehir Belediye Başkan Adayımızı sonuna kadar destekliyoruz. Türkiye’de yapılacak her iyiliğin yanında olacağız” dedi. CHP Narlıdere Belediye Başkan Adayı Erman Uzun da seçimleri kazanarak AKP’ye kırmızı kart göstereceklerini söyledi.
“TÜM ALEVİ CANLAR SANDIĞA GİTMELİ”
Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan ise yaptığı konuşmada herkesin 31 Mart günü oy kullanması gerektiğini ifade ederek, “Tüm Alevi canlar sandığa gitmeli. Küskünlüklerini sandığa yansıtmamalı. 22 yıldır ülkeyi yöneten iktidarın, ülkeyi ne hale getirdiğini anlatmamıza gerek yok. Her geçen gün ekonomi, adalet anlamında geri gidiyor. Bunu değiştirmeliyiz” dedi.
]]>Alevi Kültür Dernekleri Mersin Cemevi tarafından düzenlenen ve yoğun ilgi gösterilen Nevruz kutlamasına, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin Adayı Vahap Seçer ve eşi Meral Seçer katıldı. Açılış gülbenginin okunmasıyla başlayan Nevruz etkinliği; Başkan Seçer, Meral Seçer ve protokol üyeleri tarafından Nevruz ateşinin yakılmasıyla devam etti. Etkinlikte semah dönülmesinin ardından konuşma yapan Vahap Seçer, “Nevruz hangi halkların, hangi coğrafyaların ne anlam yüklerse yüklesin ortak olarak kelime anlamı itibarıyla ‘Yeni gün, yeni bir başlangıç, yeni umutlar, yeni mücadeleler ve yeni beklentiler’ demektir.” ifadelerini kullandı.
Alevilerin, cemevlerinin ibadethane statüsüne kavuşturulması, eğitim müfredatının laik eğitim anlayışıyla düzenlenmesi konusunda yıllardır mücadele verdiklerini belirten Seçer, şöyle devam etti:
“‘Devletin dini olmaz’ anlayışıyla insanların bu ülkede dinini, inancını ve mezhebini yaşamasını isteriz. Umut ediyorum, Nevruz yeni bir gün, yeni bir başlangıç olur. Alevi canların inanç talepleri için kutlu ve huzurlu olur. Nevruzunuz kutlu olsun. Canların Mersin’e gelme nedeni bir macera arayışı değil. Bölgelerinde çektikleri acılar, yaşadıkları zulümler, katliamlar, yaşadıkları ekonomik sorunlar, sıkıntılar, siyasal baskılar var. Yoksa kimse vatanından, doğduğu ve özünün olduğu topraklardan ayrılmak istemez. İnsanlar Mersin’e gelmiş, Mersin’i güzelleştirmiş. Elbette Mersin’i güzelleştiren şu Toros dağları, o güzelim Akdeniz, bu güzel coğrafya, bu güzel tarih ama en önemlisi sizlersiniz. Burayı oluşturan, Türkiye’nin doğusundan, batısından, kuzeyinden, Orta Anadolu’sundan gelen, çeşitli etnik yapıları taşıyan, çeşitli inanç gruplarına mensup olan ama Türkiye Cumhuriyeti’nin eşit yurttaşı olan ve ‘Mersinliyim’ demekten övünen sizlersiniz.”
“HERKESİ KUCAKLADIK”
5 yıldır her kültüre sahip çıkmaya çalıştıklarını vurgulayan Seçer, şunları söyledi:
“Birçok badireyi atlattık, birçok haksızlıkla mücadele verdik ama dik durduk ve eğilmedik. Özümüzden, ilkelerimizden ödün vermedik ve bugünlere geldik. Anamur’dan Tarsus’a, Mut’tan Çamlıyayla’ya kadar bu coğrafya üzerinde farklı etnik yapılarda, farklı sosyokültürel ve sosyoekonomik yapılarda birçok insanın derdiyle dertlendik, kimseyi ayırmadık. Özümüz neyse öyle davrandık. Herkesi kucakladık. Fakire de zengine de orta halliye de ‘Bizim yurttaşımızsın. Talepleriniz başımız üzerine’ dedik. Herkesin yar ve yardımcısı olduk. Onların önüne düştük ve bugünlere geldik. “5 yıldır Mersin’i yönetirken sizlerin desteğiyle, hayır duasıyla ve teşekkürüyle dimdik ayakta durduk. 5 yıl daha Mersin’imizde, kardeşliğimizi, birliğimizi ve beraberliğimizi hüküm sürdürmek için sizlerin desteğinizi istiyoruz. Nevruz Bayramı’nız kutlu olsun.”
Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz da coşkuyla kutladıkları Nevruz Bayramı’nın Anadolu Alevileri arasında “Sultan Nevruz” olarak tanımlandığını anlatarak, şöyle konuştu:
“Ortadoğu’da binlerce yıldan beri akıp gelen uygarlıkların kültür ve geleneklerinde Nevruz vardır. Alevi-Bektaşi dergahlarında bin yıllardan beri her 21 Mart Nevruz günü geldiğinde ayinler ve törenler yapılır, semahlar dönülür, sazlar çalınır, çerağlar uyarılır, dualar yapılır ve nasip alınıp verilirdi. Çünkü Nevruz yeni bir günün adıdır ve her günden üstündür. Alevi pirleri ve uluları Nevruz için derler ki ‘Dünyanın yaratılış günüdür.’ 21 Mart’ta ağaçlar dal verir, çimenler boy verir ve tabiat yeşile boyanır. Nevruz aynı zamanda bereketin ve bolluğun sembolüdür. Eskinin gidişi, yeninin gelişidir. 21 Mart Nevruz günü pınarlar, akarsular coşkuyla daha farklı bir melodi ile akmaya başlarlar. Nevruz günü Şahı Merdan Ali’nin 598 yılında Kabe’nin içinde doğduğu gündür.”
Bütün Alevi-Bektaşi yerleşim yerlerinde Sultan Nevruz’un büyük bir coşkuyla kutlanıp, mumlar yakıldığını ve dualar edildiğini aktaran Kılavuz, Anadolu Alevileri’nin dervişlerinin, seyitlerinin ve pirlerinin Sultan Nevruz’u deyişlerle, sazlarıyla, semahlarıyla bugüne kadar getirdiklerinden söz etti. Kılavuz, “Doğa ile dostluğun başladığı gündür Nevruz. Nevruz bütün halklara kutlu ve mutlu olsun.” dedi.
Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Seher Şengünlü de “Nevruz bizim inancımızda yeni yılın başlangıcıdır, baharın ilk günüdür. Bizim inancımız da doğanın, yerin ve göğün inancıdır. Bu anlamıyla da Nevruz bizim için çok değerli ve kıymetlidir.” diye konuştu.
Etkinlik, Miraz Grubu’nun konseriyle sona erdi.
]]>Memur-Sen’e bağlı Diyanet-Sen, 6 bin 406 din görevlisine, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın statüsü ile ilgili görüşlerini sordu. Ankete katılan Diyanet çalışanlarının yüzde 48,2’si kurumun özerk olması gerektiğini belirtti. Yüzde 1,7’si ise Başkanlığın görevlerinin cemaatlere devredilmesi gerektiğini ifade etti. Rapor, 17 Ocak’ta Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’a sunuldu.
Memur-Sen’e bağlı Diyanet-Sen Genel Başkanı Ali Yıldız ve Yönetim Kurulu üyeleri, 17 Ocak’ta; Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’ı ziyaret etti. Edinilen bilgiye göre, sendika yöneticileri, Erbaş’a; “Diyanet Çalışanlarının Sorunları, Beklentileri, Din-Diyanet Algıları Araştırması” başlıklı bir rapor sundu.
Raporda, Diyanet personeli arasında yapılan anketin sonuçları ve değerlendirmeler yer aldı. 87 bin 249 kişinin üye olduğu Diyanet-Sen’in yaptığı söz konusu araştırmaya; Diyanet İşleri Başkanlığı personelinden yüzde 79,3’ü erkek ve yüzde 20,7’si kadın olmak üzere 6 bin 406 kişi katıldı.
Yüzde 64,1’inin imam-hatip, müezzin veya kayyım, yüzde 21,8’inin kuran kursu öğreticisi, yüzde 5,8’inin müdür-şef, yüzde 3,7’sinin vaiz, yüzde 2,9’unun da yardımcı hizmetlerde çalışan personelin katıldığı araştırmada; Diyanet çalışanlarının yüzde 48,2’si Diyanet özerk olması gerektiğini savundu. Diyanet’in özerkliğini savunanların 6-10 yıl arası çalışma süresi olanların diğer çalışma süresine sahip olanlara göre çok daha yüksek oranda olduğu da ifade edildi.
Bu sonuç raporda şöyle değerlendirildi:
“Diyanet İşleri Başkanlığı’nın laik bir devlet içerisinde statüsünün ne olması gerektiği konusu Türkiye’de tartışılan konulardan biridir. Kamuoyunda Diyanet’e yönelik, devletin diğer kurumlarından, hükümet ve siyasetten gelen müdahalelerin olduğuna yönelik yaygın bir kanaatin olduğu bilinmektedir. Bu çerçevede Diyanet’in özerk olmasına yönelik öneriler kamuoyunda tartışılmaktadır. Buradaki özerk olmaktan en ortak anlaşılan mevcut haliyle herhangi bir bakanlığın üst düzey merkez ve taşta teşkilatına yapılan atama ve işleri yürütme biçiminden farklı olması anlaşılmaktadır.
En azından üst düzey atama öncesi belirli bir seçim sonucu belirleyen adaylar arasından birisinin Cumhurbaşkanı tarafından atanması şeklinde anlaşılmaktadır. Konunun muhatabı önemli paydaşlardan olan kurum çalışanları yapılan bu çalışmada ‘Diyanet özerk olmalı’ seçeneğini yüzde 48,12 oranında tercih ederken, ‘Mevcut statü devam etmeli’ seçeneği ise yüzde 50,1 oranında benimsenmektedir. Bu bizlere Diyanet personelinin mevcut statünün devamı ile özerklik arasında bir tercihte bulunmakta zorlandığına işaret etmektedir.
‘Diyanet İşleri Başkanı olarak, ilgili paydaşlar ve Başkanlığın taşra ve merkez teşkilatı temsilcileri tarafından belirlenen 3 adaydan birisi Cumhurbaşkanı tarafından atanmalıdır’ cümlesine yüzde 47,6 oranında katıldığını ifade etmektedir. Diyanet özerk olmalı diyenlerin oranı da zaten yüzde 48,2 düzeyindedir. Diyanet çalışanları tarafından bu iki soruya verilen cevaplar birbirini destekler mahiyettedir.”
Ayrıca, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın denetleme görevini yaparak bu işin cemaatlere devredilmesini düşünen personellerin oranının ise yüzde 1,7 olduğu raporda belirtildi.
DİYANET ÇALIŞANLARININ YÜZDE 60,1’İ CEMEVLERİNİ İBADETHANE OLARAK GÖRMÜYOR
Diyanet çalışanlarının yüzde 26,6’sı Aleviliği Şia’nın bir kolu, yüzde 24,6’sı yaşam biçimi, yüzde 12,6’sı İslam’ın farklı kültürel yorumu, yüzde 12,1’i siyasi bir oluşum, yüzde 7,2’si mezhep, yüzde 2,9’u tarikat olarak görmesi bulgular arasında.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2022 yılında Şahkulu Sultan Dergahı ve Cemevi”nde düzenlenen Cemevleri Temel Atma ve Toplu Açılış Töreni’nde “Alevi Bektaşi vatandaşlarımız için kurumsal yapı kuruyoruz. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, cemevlerinin tamamının yönetimini yürütecektir. Cemevlerinin aydınlatma, içme ve kullanma suyu, bakım giderlerinin karşılanmasıyla ilgili tüm sorunlar çözülmüş olacaktır. Aynı şekilde cemevlerinde hizmetleri yürütmekten sorumlu inanç önderlerinden talep edenlere kadro verilebilecektir” diye konuşmuştu.
9 Kasım 2022 tarih ve 32008 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararnamesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kurulmuştu. Türkiye’de yıllardır, Alevi örgütleri tarafından “İbadethane statüsü” talebi sürerken; Diyanet çalışanlarının yüzde 60,1’i cemevlerinin ibadethane olmadığını söyledi.
Diyanet çalışanlarının, yüzde 23’ü ise ibadethane olması gerektiğini belirtti. Diyanet çalışanlarının yüzde 43’ü yeni kurulan Alevi-Bektaşi Kültürü Başkanlığı’nı desteklememekle beraber karşı çıkarken, yüzde 26,9’u ise kurulan Alevi-Bektaşi Kültürü Başkanlığı’nı destekledi.
Edinilen bilgiye göre, raporun sunulduğu Ali Erbaş, araştırma sonuçlarının kamuoyu ile paylaşılmamasını istedi.
]]>