Alerji – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Fri, 03 May 2024 06:57:35 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Çöl tozlarıyla alerjik rinit ve astım şikayetleri arttı https://www.haber60.com.tr/col-tozlariyla-alerjik-rinit-ve-astim-sikayetleri-artti/ https://www.haber60.com.tr/col-tozlariyla-alerjik-rinit-ve-astim-sikayetleri-artti/#respond Fri, 03 May 2024 06:57:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30179 Çöl tozlarıyla alerjik rinit ve astım şikayetleri arttı

Kulak Burun Boğaz Hekimi Prof. Dr. Ülkü Tuncer:

“Çöl tozlarıyla beraber alerjik rinit, astım, rinosinüzitler, boğaz şikayetleri arttı”

ADANA – Kulak Burun Boğaz Hekimi Prof. Dr. Ülkü Tuncer, baharın gelmesiyle birlikte alerjik vakalarda artış olduğunu belirterek, “Özellikle çöl tozlarının gelmesiyle beraber alerjik rinit, astım, rinosinüzitler, kulak iltihapları, boğaz şikayetleri arttı. Çöl tozlarına karşı kapı ve pencereleri kapalı tutmak gerekir, sık duş almanın da faydası olur” dedi.

Acıbadem Adana Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hekimi Hekimi Prof. Dr. Ülkü Tuncer, havaların ısınması ve ilkbaharın gelmesiyle çiçeklerin açıp polenlerin arttığını hatırlatarak, “Şimdi çöl tozları da gelmeye başladı. Dolayısıyla alerjik rinit, astım, alerjik rinitten sonra görünen rinosinüzitler, kulak iltihapları, boğaz şikayetleri arttı. Bugünlerde de özellikle burun tıkanıklığı, burun akıntısı, burun kaşıntısı ve sık sık hapşırmayla bize başvuruyor hastalar. Eğer bu dönemi atlatmaya çalıştılar ve atlatamadılarsa rinosinüzite, sinüzite dönüşüyor veya astım ataklarıyla birlikte geliyor” diye konuştu. Küçük çocuklarda ise kulakta sıvı toplanması yani “seröz otit” denilen klinik durumu bu mevsimde daha sık gözlemlediklerini söyledi.

“Solunum yolları alerjenlere tepki gösteriyor”

Alerjinin aslında genetik bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Ülkü Tuncer, “Kişiler doğuşsal olarak alerjik olabilir. Bebeklerde daha çok ciltte oluşan reaksiyonları görüyoruz. Yaş büyüdükçe yerini alerjik rinit ve astıma devrediyor. Alerjik rinit aslında burnun alerjenlere karşı gösterdiği hiperaktivite olarak düşünülmeli. Sadece burun göstermiyor bu hiperaktiviteyi, tüm solunum yolları alt solunum yolları da aynı tepkiye dahil oluyor. Dolayısıyla alerjik riniti olanların yüzde 30 kadarında astım, astımı olanların da neredeyse yüzde 60-70’inde alerjik riniti görüyoruz. Yani ikisi aslında iç içe geçmiş durumda” dedi.

“Sürekli alerji durumunda sabah kalkınca hapşırma görülür”

Alerjinin mevsimsel mi yoksa yıl boyu mu olduğunu bireylerin gözlemlemesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Tuncer, bu şekilde alerjenin tespit edilebileceğini izah etti. Yıl boyu olan alerjide kişilerin sabah kalktığında hapşırma, burun tıkanıklığı, burun kaşıntısı, öksürük, burun akıntısı şikayetlerinin başladığını dile getirdi. Durum böyleyse evdeki alerjenleri, en başta ev tozu, halı tozları, evdeki evcil hayvanlar, küf gibi gibi etkenleri veya gıda alerjisini düşünmek gerektiğine işaret eden Prof. Dr. Tuncer “Ama mevsimselse, bazı mevsimlerde artıyorsa daha çok polenleri düşünmek lazım. Polenleri düşünüyorsak evin havalandırılmasına çok özen göstermek lazım. Öğleden önce evi havalandırmamak lazım. Özellikle burada çöl tozunun gelişiyle beraber bu gibi durumlarda pencereleri, kapıları kapalı tutmaya çalışmak lazım. Eve gidince mutlaka duş almanın çok faydası olur. Saçı, vücudu yıkamak, giysileri değiştirmek de etkilidir” diye konuştu.

“Kulaktaki sorun işitme kaybına yol açabilir”

Bu önlemlerin her zaman yeterli olmadığını ifade eden Prof. Dr. Tuncel ilaçlarla da burnu rahatlatmak gerektiğini, eğer rinosinüzit geliştiyse, bunun tedavi edilmesi gerektiğini anlattı. Rinosinüzitin çocuklarda özellikle kulakta hiç farkına varmayabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Tuncel “Alerjik riniti olan çocuklar farkında olmadan kulaklarda da sıvı toplanabilir. İşitme kaybına yol açar. Ağrı yapmaz, ateş yapmaz. Kimse de fark etmez bunu. Çocuk televizyonu sesini çok açar veya öğretmen çocuğunuz az duyuyor diye uyarıda bulunur. Bu konularda dikkatli olmak lazım. Özellikle alerjisi olan çocuklarda muayeneyi belli aralıklarla yaptırmak gerekli” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/col-tozlariyla-alerjik-rinit-ve-astim-sikayetleri-artti/feed/ 0
Bahar Alerjisi ve Gribal Enfeksiyon Karıştırılmamalı https://www.haber60.com.tr/bahar-alerjisi-ve-gribal-enfeksiyon-karistirilmamali/ https://www.haber60.com.tr/bahar-alerjisi-ve-gribal-enfeksiyon-karistirilmamali/#respond Sat, 30 Mar 2024 08:45:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=25209 Kayseri Şehir Hastanesi Çocuk İmmünoloji ve Alerji Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Murat Cansever, bahar alerjisinin gribal enfeksiyonla karıştırılmasının gereksiz tedavi masrafına ve yan etkilere yol açtığını söyledi.

Cansever, AA muhabirine, atmosferde ağaç, çayır, çimen, ot ve tahıllardan yansıyan çok çeşitli polenler bulunduğunu, bunların da alerjik bireylerde şeffaf burun akıntısı, tıkanıklığı, burunda ve gözlerde kaşıntı, kızarma, hapşırık gibi semptomlara sebep olduğunu belirtti.

Cansever, polenlerin martla başlayıp ekim ayına kadar yoğun şekilde bulunduğunu, bu aylarda hastaların şikayetlerinin arttığını, kış aylarında ise rahatladığını ifade etti.

Sıklıkla gribal enfeksiyonlarla bahar alerjisinin aileler tarafından karıştırıldığını belirten Cansever, şunları kaydetti:

“Çocuk grip oldu sanılıyor, enfeksiyonlara bağlı gribal enfeksiyonmuş gibi tedavi ediliyor. Bunları ayırmanın yolu şöyledir, alerjik hastalarda şeffaf bir burun akıntısıyla birlikte polenlerin geldiği dönemde tetiklenen, uzun süren semptomlar vardır. Gribal semptomlarda ise ateş eşlik eder, halsizlik, üşüme, titreme eşlik edebilir. Gribal enfeksiyon bir hafta, 10 gün sürer ama alerjik burun iltihabı olan bir çocuk, polenlere maruz kaldığı sürece etkin bir tedavi almazsa sürekli bu şikayetler devam edecektir. Soğuk algınlığıyla karıştırılırsa gereksiz tedavi maliyetlerine ve gereksiz tedavi yan etkenlerine yol açar. Ayrıca tedaviden sonuç alınamayacak hale gelinebilir.”

Cansever, bahar alerjisinin çocukların yaşam kalitesini ciddi manada etkileyebildiğini, oyun alışkanlıklarını, arkadaşlık ilişkilerini bozduğunu, ders başarılarını ve uyku kalitelerini düşürebildiğini dile getirdi.

Bahar alerjisi astıma dönüşebilir

Bahar alerjisinde tedavi etkinliği kontrol edilmezse astım için de risk oluşturduğuna dikkati çeken Doç. Dr. Cansever, “Semptomlarını durdurduğunuz hasta da astım olabilir. Ancak bu hastalarda alerji bulgularının yanında aynı zamanda nefes darlığı, göğüste sıkışma, öksürük krizleri, sabaha karşı olan öksürükler, eforla hareketli öksürükler, grip olduğu zaman 10 günden uzun süren öksürükler gibi şikayetlerin olması astım için çağrıştırıcıdır, o açıdan da uyanık olmak lazım.” ifadelerini kullandı.

Birincil iyileşme korunma ile mümkün

Her bölgenin kendine özgü bitki örtüsü bulunduğunu, alerji tedavilerinde de bunun dikkate alınması gerektiğini belirten Cansever, alerji hastalarına semptom giderici tedavinin yanında burun spreyi, göz damlası gibi ilaçlar verildiğini, hasta bunlara yanıt vermezse, yaşam kalitesi çok bozuluyorsa, okul, iş gücü kaybı oluyorsa aşı tedavisi uygulandığını aktardı.

Bu hastaların tedavisindeki en önemli yöntemin alerjenden korunma olduğunu vurgulayan Cansever, şöyle devam etti:

“İstediğiniz kadar ilaç verin, çocuk ağacın altında piknik yapıyorsa, o polene yoğun bir şekilde maruz kalıyorsa şikayetleri kontrol altına girmeyecektir. Birincil yöntem korunma, polenlerden uzak durma. Gözlük, maskeyle o alanlara çıkabiliriz. Evimizi, polenlerin daha az yoğun olduğu akşam saatlerinde, yağmurlu saatlerde havalandırmalıyız. Çocuklar dışarıdan geldiği zaman, aile bireyleri dışarıdan geldiği zaman kıyafetleri hemen hızlı bir şekilde çıkarıp saçımızı yıkamalıyız. Balların içinde ciddi manada polen ekstresi olabiliyor. Bal yedikleri zaman bu çocukların şikayetleri artıyor. Hatta aileleri bazen bize diyorlar ki ‘Hocam şikayetleri geçmiyor.’ Meğer çocuğa sabah akşam öksürmesin diye bal veriyor, o da öksürüklerini daha da arttırıyor.”

“Atmosferde ne varsa ona duyarlı olursunuz”

Bölgesel iklim ve bitki örtüsünün alerjenlere olan etkisine değinen Cansever, sıcak iklimin hakim olduğu Güneydoğu Anadolu gibi bölgelerde küf mantarı ve ev tozu akarı daha az olurken Karadeniz’de ise nem ve rutubetten dolayı bu alerjenlerin pik yapabileceğini ön görebildiklerini belirtti.

Mardin’de bu konuda bir çalışma yaptığını anlatan Cansever, “Şehrin atmosferinde hangi polenler olduğu ölçülmüştü daha önce. Ben de bu ölçümle klinikteki karşılaştığımız sonuçlar aynı mı diye araştırdım. O polenlerin solüsyonlarını aldım, alerji şikayeti olan çocuklara test yaptım. Havadaki neyse ciltteki de o çıktı. Atmosferde ne varsa ona duyarlı olursunuz, neye maruz kalırsanız ona alerjiniz gelişir.” dedi.

Cansever, alerjik hastalıklarda tek bir nedenin söz konusu olmadığını, genetik altyapıdan doğum şekline, gebelikte geçirilen olaylardan mikro çevreye, kullanılan antibiyotiklere kadar pek çok etkenin bunu tetikleyebileceğini sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bahar-alerjisi-ve-gribal-enfeksiyon-karistirilmamali/feed/ 0
Tüm Eczacı İşverenler Sendikası: “Eşdeğer İlaçların Birbirlerinin Yerine Kullanılmasında Hiçbir Sakınca Yoktur” https://www.haber60.com.tr/tum-eczaci-isverenler-sendikasi-esdeger-ilaclarin-birbirlerinin-yerine-kullanilmasinda-hicbir-sakinca-yoktur/ https://www.haber60.com.tr/tum-eczaci-isverenler-sendikasi-esdeger-ilaclarin-birbirlerinin-yerine-kullanilmasinda-hicbir-sakinca-yoktur/#respond Mon, 15 Jan 2024 08:24:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=3503 Tüm Eczacı İşverenler Sendikası (TEİS), “Ticari ismi farklı olsa da aynı etken maddeye sahip, aynı ilaç formuna sahip ve aynı miktarda etken maddeyi içeren ilaçlar, ‘eşdeğer’ olarak kabul edilir. Biyoeşdeğerliliği bilimsel olarak kanıtlanmış olmak koşuluyla eşdeğer ilaçların birbirlerinin yerine kullanılmasında hiçbir sakınca yoktur. Ülkemizde satılan her 100 ilaçtan 45’i ‘eşdeğer’ ilaç olup Avrupa ve ABD’de bu oran daha da yüksektir. ABD’de satılan her 100 ilacın 90’ı, Almanya’da ise 70’i eşdeğer ilaçtır ve tüm dünyada ‘eşdeğer’ ya da diğer adıyla ‘muadil’ ilaçlar güvenle kullanılmaktadır” açıklamasını yaptı.

TEİS, piyasada bulunmayan ilaçlar yerine doktorların reçete ettiği muadil (eşdeğer) ilaçlarla ilgili olarak bugün yazılı açıklama yaptı. TEİS’in açıklaması şöyle:

“EŞDEĞER İLAÇLAR SAĞLIK BAKANLIĞI TARAFINDAN KONTROL EDİLİP TESCİLLENDİKTEN SONRA PİYASAYA ARZLARI MÜMKÜN OLMAKTADIR”

“Günlük hayatta sıkça karşılaştığımız ‘muadil ilaç’ ya da ‘eşdeğer ilaç’ kavramları hakkında son dönemde kamuoyunda artan yanlış bilgilendirmeler nedeniyle, Tüm Eczacı İşverenler Sendikası olarak doğru bilgiyi sizlerle paylaşma gereği duyduk. Piyasada bulunmayan ilaçlar nedeniyle, hastalarımıza reçetede yazılan markanın yerine, aynı etken maddeye sahip ve aynı tedavi edici etkiyi gösteren farklı ticari adı taşıyan biyoeşdeğer ilaçları sunmak durumunda kalmaktayız. Bu ilaçlar reçeteye yazılan ilacın muadili, yani eşdeğeri, ilaçlar olup yanlış ya da farklı ilaç değildir. Eşdeğer ilaçlar, orijinal (referans) ilaçlarla aynı etkinlik, kalite ve güvenilirlik standartlarına sahip olan, orijinal ilaçların patent koruma süreleri bittikten sonra satışa sunulmuş ürünlerdir. Ülkemizdeki eşdeğer ilaçlar biyoeşdeğer olarak nitelendirilmekte olup bu ürünlerin vücuda alındığında aynı biyolojik etkiyi gösterdikleri Sağlık Bakanlığı tarafından da kontrol edilip tescillendikten sonra piyasaya arzları mümkün olmaktadır.

“EŞDEĞER İLAÇLARIN BİRBİRLERİNİN YERİNE KULLANILMASINDA HİÇBİR SAKINCA YOKTUR”

Ticari ismi farklı olsa da aynı etken maddeye sahip, aynı ilaç formuna sahip ve aynı miktarda etken maddeyi içeren ilaçlar, ‘eşdeğer’ olarak kabul edilir. Biyoeşdeğerliliği bilimsel olarak kanıtlanmış olmak koşuluyla eşdeğer ilaçların birbirlerinin yerine kullanılmasında hiçbir sakınca yoktur. Ülkemizde satılan her 100 ilaçtan 45’i ‘eşdeğer’ ilaç olup Avrupa ve ABD’de bu oran daha da yüksektir. ABD’de satılan her 100 ilacın 90’ı, Almanya’da ise 70’i eşdeğer ilaçtır ve tüm dünyada ‘eşdeğer’ ya da diğer adıyla ‘muadil’ ilaçlar güvenle kullanılmaktadır.

“MUADİL İLAÇ, ‘YAN SANAYİ’ YA DA ‘İKİNCİ KALİTE’ İLAÇ DEĞİLDİR”

Muadil ilaç, ‘yan sanayi’ ya da ‘ikinci kalite’ ilaç değildir. Bir eşdeğer ilaç, referans ilaçla aynı etkinlik, kalite ve güvenilirliktedir. Hastalığı iyileştiren de alerjiye sebep olan da ilacın etken maddesidir. Orijinal ilacın yerine verilen muadil ilacın, ‘muadil olduğu gerekçesiyle alerji yaptığı’ iddiası, yanıltıcı ve gerçeklikle bağdaşmayan bir bilgidir. Zira alerjinin konusu, ilacın orijinal ya da eşdeğer olması değil; içindeki etken maddesidir. Kimi bünyelerin kimi kimyasal maddelere karşı alerjik reaksiyon gösterebildiği tedavi süreçlerinde görülebilen hekim tarafından da öngörülmesi güç bir durum olup kullanılan ilacın kesilmesiyle veyahut gerekli destek tedavilerle ortadan kaldırılabilen bir durumdur. Eğer bir ilacın eşdeğeri (muadili) alerji yapıyorsa, orijinal ilacın da aynı alerjik reaksiyonu yaratacağı bilimsel bir gerçektir. Her ilaç kullanımı, bireysel bir durumdur ve daha önce alerji yaratmamış bir ilacın, devam eden kullanımlarda farklı reaksiyonlar gösterebileceği unutulmamalıdır. İlaç kullanmaya başlayan bir hastanın vücudunda oluşan kızarıklık, döküntü vb. gibi reaksiyonlar oluşması, kullanan kişinin bu etken maddeye karşı alerjisinin olduğunun göstergesidir. Bu durumun sağlık bilgi notu olarak kaydedilmesi ve sağlık kuruluşlarına yapılacak her müracaatta bu durumun bildirilmesi gereklidir.

“ECZANELERDEN EŞDEĞER İLAÇ OLARAK ‘YANLIŞ’ İLAÇ TEDARİK EDİLMESİ MÜMKÜN DEĞİLDİR”

Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, ülkemizde de eşdeğer (muadil) ilaçlar hem ekonomiye katkı sağlamakta hem de yerli ilaç üretimini artırarak vatandaşlarımızın ilaçlara erişimini kolaylaştırmaktadır. Ayrıca eşdeğer ilaç uygulaması SGK tarafından 15 senedir kullanılmakta olup reçetelerin kayıt edildiği Medula Provizyon Sistemi de buna uygun olarak kurgulanmış ve eczanelerden hekimin reçete ettiği etken maddenin ticari markalardan bağımsız olarak vatandaşın ilaca hızlı ve ekonomik biçimde erişimini sağlamaktadır. Özetle bizler istediğimiz ilaçları değil, Medula ve Sağlık Bakanlığı’nın kabul ettiği, onayladığı, eşdeğer ilaçları verebilmekteyiz. Dolayısıyla eczanelerden eşdeğer ilaç olarak ‘yanlış’ ilaç tedarik edilmesi mümkün değildir. Sağlığınız için ilaç kullanımında sosyal medyadaki asılsız ve yanıltıcı bilgiler yerine, ülke genelinde 30 bin noktada kesintisiz ilaç ve eczacılık hizmeti veren eczacılarınıza güveniniz ve ilaçlarınızı eczacı danışmanlığında alıp kullanmaya özen gösteriniz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/tum-eczaci-isverenler-sendikasi-esdeger-ilaclarin-birbirlerinin-yerine-kullanilmasinda-hicbir-sakinca-yoktur/feed/ 0
Kuaförlerde Mesleksel Alerjik Hastalıkların Değerlendirilmesi Projesi Tamamlandı https://www.haber60.com.tr/kuaforlerde-mesleksel-alerjik-hastaliklarin-degerlendirilmesi-projesi-tamamlandi/ https://www.haber60.com.tr/kuaforlerde-mesleksel-alerjik-hastaliklarin-degerlendirilmesi-projesi-tamamlandi/#respond Thu, 11 Jan 2024 08:21:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=3057

ERCİYES Üniversitesi (ERÜ) ile Ankara Üniversitesi İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Bilim Dalları ortak projesi olarak 2021 yılında başlayan, ‘kuaförlerde mesleksel alerjik hastalıkların değerlendirilmesi’ projesi tamamlandı. Proje araştırmacılarından ERÜ Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İnsu Yılmaz, “Kuaförler, fırıncılar, boyacılar, mobilyacılar ve inşaat işçileri hem solunumsal hem de cilt hastalıkları açısından risk grubunda olan meslek gruplarıdır. Bunların başında da kuaförler geliyor. Kabaca, 4 kuaförden birinde alerjik cilt hastalıkları görülebiliyor” dedi.

ERÜ Tıp Fakültesi ile Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Bilim Dalları öğretim üyelerinin, 2021 yılında, ‘kuaförlerde mesleksel alerjik hastalıkların değerlendirilmesi’ isimli ortak projesi 2 yılda tamamlandı. Proje araştırmacılarından ERÜ Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İnsu Yılmaz, tamamlanan projeyle ilgili bilgi vererek, klinikteki hastalarının çoğunu, alerjik kişilerin oluşturduğunu belirtti. Prof. Dr. Yılmaz, “İmmun yetmezlikler çok daha az bir kısmını oluşturuyor. Çünkü erişkin dönemde görülen immun yetmezlikler daha nadir. Ama alerjik hastalıklara çok sık rastlıyoruz. Bunlardan toplumda en sık karşılaşılanları, alerjik nezle, alerjik rinit (saman nezlesi), alerjik konjonktivit, alerjik astım, alerjik kontakt dermatit (egzema), alerjik cilt hastalıkları ve solunum yolu hastalıkları gibi birçok hastalığı kliniğimizde sıklıkla görüyoruz. Hem tanı hem de tedavi konusunda hastalara yardımcı oluyoruz” diye konuştu.

‘CİLT ALERJİLERİ BAZI MESLEKLERDE DAHA SIK GÖRÜLÜYOR’

Alerjik hastalıkların bir kısmının da yapılan mesleklerle ilişkili olduğunu aktaran Prof. Dr. Yılmaz, “Özellikle bazı solunum yolu hastalıkları ve alerjileri ile cilt alerjileri bazı mesleklerde daha sık görülüyor. Bunlara örnek olarak kuaförler, boyacılar, inşaat işçileri, fırıncılar hem solunumsal hem de cilt hastalıkları açısından risk grubunda olan meslek grupları. Bunların başında da kuaförler geliyor. Solunum yolu alerjileri, alerjik nezle, alerjik astım, alerjik kontakt dermatit gibi hastalıklar kuaförlerde daha fazla görülüyor. Kuaförlerde, cilt hastalıkları, solunum yolları hastalıklarına göre daha fazla görülüyor. Yurt dışında bu hastalıkların, mesleklerde görülmesiyle ilgili daha fazla oranlar var. Kabaca, 4 kuaförden birinde alerjik cilt hastalıkları görülebiliyor. Kuaförlerden 5-10’undan birinde ise astım gibi solunum yolu hastalıkları görülüyor” dedi.

‘KUAFÖRLERDE EN ÇOK EGZEMA HASTALIĞI GÖRÜLÜYOR’

Kuaförlerde görülen hastalıklara değinen Prof. Dr. Yılmaz, “Kuaförlerde en çok egzema hastalığı görülüyor. Kuaförler gerçekten çok fazla saç boyası, saç açıcı, şampuanlar gibi kimyasal kullanıyorlar. Çok sık ellerini yıkıyor ve eldiven kullanıyorlar. Bir şekilde kimyasallara daha fazla maruz kalıyorlar. Kullandıkları maddelerin içinde bazı kimyasallar var. Bunlardan özellikle persülfatlar kuaförlerde hastalıklara neden olan maddelerin başında geliyor. Bunlar kullanılan malzemelerin içinde sıklıkla bulunabiliyor. Bunlara ne kadar sık maruz kalırsa alerjik egzema dediğimiz cilt problemi ortaya çıkabiliyor. Burada çevresel maruziyet çok önemli. Hastanın, genetik olarak da o maddeye alerji oluşturabilecek yatkınlığı olması gerekiyor. 4-5 kuaförden birinde gelişiyor diyoruz ama diğerlerinde de gelişmeyebiliyor” dedi.

‘ELDİVENİN KENDİSİ DE EGZEMA YAPABİLİR’

Hastaların kliniğe başvurmaları gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Yılmaz, şöyle devam etti:

“Burada hangi maddeye karşı alerji olduğunu anladıktan sonra kişinin o maddeden uzak durması gerekiyor. Maddelere temasın engellenmesi ve eldiven kullanılması gerekiyor. Ancak burada eldivenin kendisi de alerjik egzema yapabilir. Çok sık eldiven kullananlarda latekse bağlı alerji ortaya çıkabiliyor. Sağlık çalışanları da aslında risk grubu içindeler. Ama lateks içeren eldivenler eskisi kadar çok sık kullanılmıyor. Lateksin pudraya yapışması sonucunda hem solunum yolu hem de cilt alerjileri ortaya çıkabiliyor. Kuaförlerde çok sık eldiven kullanıyorlar. Islak elleri nemleniyor ve bariyerleri bozuluyor. Lateks içermeyen eldiven kullansa bile eldivenin içinde bulunan diğer katkı maddelerine karşı alerjik reaksiyon geliştirebilme potansiyelleri var. Bu kişilerin mutlaka immünoloji ve alerji hekimlerine başvurması gerekiyor. Etkeni ortaya çıkarmak, teşhis etmek, önerilerde bulunmak ve tedavi için bazı ilaçlarda tavsiye de bulunmak etkili oluyor.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/kuaforlerde-mesleksel-alerjik-hastaliklarin-degerlendirilmesi-projesi-tamamlandi/feed/ 0
Uzmanlar, soğuk algınlığı belirtilerine karşı kullanılan ilaçlara dikkat çekiyor https://www.haber60.com.tr/uzmanlar-soguk-alginligi-belirtilerine-karsi-kullanilan-ilaclara-dikkat-cekiyor/ https://www.haber60.com.tr/uzmanlar-soguk-alginligi-belirtilerine-karsi-kullanilan-ilaclara-dikkat-cekiyor/#respond Fri, 29 Dec 2023 21:15:20 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=1564 Viral enfeksiyonların arttığı son günlerde soğuk algınlığı belirtilerine karşı tavsiye ve ikram ile kullanılan ilaçlara karşı uzmanlar uyarıyor.

İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) Başkanı Dr. Esin Ayfer Çulha Dildök, “Burun tıkanıklığı için doktor kontrolü olmadan kullanılan ilaçlar, huzursuzluktan kalp krizi belirtilerine, alerjik semptomlar için alınan antihistaminikler ise tehlikeli iş kazalarına kadar pek çok tehlikeli duruma neden olabilir. Her hastalığın tedavisi aynı değil, ilaca ve dozuna doktor karar vermeli” dedi.

Son bir aydır hem aile hekimlikleri hem poliklinikler hem de acillerde, üst solunum yolu enfeksiyonu ve soğuk algınlığı şikayetiyle yoğun bir şekilde hasta gördüklerini anlatan İSTAHED Başkanı Dr. Esin Ayfer Çulha Dildök, eş dost tavsiyesi veya ikramı ile kullanılan ilaçların tehlikelerine işaret etti. Özellikle burun tıkanıklığı ve akıntısı için doktor kontrolü olmadan en sık ‘dekonjestan’ içerikli ilaçların kullanıldığına dikkat çeken Dr. Dildök, diğer ilaç ve hastalıklarla etkileşimi nedeniyle herkes tarafından ezbere alınmaması gerektiğini, huzursuzluk, kaygı ve hatta kalp krizi belirtilerine bile yol açabileceğini söyledi. Viral enfeksiyonlar ile alerjik rinit belirtilerinin de karıştırıldığını ve bu nedenle vatandaşların ‘uyku ve sersemlik’ etkisi olabilen alerji ilaçlarını da doktor önerisi olmadan almaması gerektiğini vurguladı.

“KOMŞUMDAN ŞU İLACI ALDIM DİYE GELİYORLAR”

Dr. Dildök, “Yaklaşık bir aydır üst solunum yolu enfeksiyonları açısından inanılmaz bir yoğunluk var. Sezonun birçok hastalığı aynı anda görülüyor. Bu hastalıkların tedavi süreçleri birbirlerinden farklı olsa da halkımız için bunların hepsi grip ya da soğuk algınlığı. Oysa sezonda influenzasından normal nezleye, soğuk algınlığından Beta streptokok gibi boğaz enfeksiyonlarına, hatta Kovid’e kadar birçok üst solunum yolu enfeksiyonu etkeni var” dedi. Dr. Dildök, bu dönemlerde en çok yaşadıkları sorunun, ezbere ilaç kullanımı olduğuna işaret ederek, “Tüm soğuk algınlığı semptomlarına iyi geldiği düşünülen ilaçlar maalesef her hastaya uygun olmuyor. Özellikle burun tıkanıklığı temel bir problem olduğu için insanlar bunu bir an önce çözmek istiyor. Bunun için de burun tıkanıklığına iyi geldiğini düşündükleri, başkasının tavsiyesiyle aldıkları ilaçları kullanıyorlar. Hastalarımız bize muayeneye gelince de ‘Şunu kullanıp geldim’ ya da ‘Komşuma iyi gelmiş bundan aldım, bana da ondan yazar mısınız?’ şeklinde taleplerde bulunabiliyor” diye konuştu.

“KALP KRİZİ GİBİ BELİRTİLERE BİLE YOL AÇABİLİR”

Hekim kontrolünde kullanılması gereken birçok ilaç olduğunu ancak bunların bilinçsizce çok yaygın olarak kullanılabildiğine de dikkat çeken Dr. Dildök, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hekim kontrolü olmadan yaş grubuna, ek hastalıklarına, kullandığı diğer ilaçlara bakmaksızın hızlı bir şekilde nefes yolunu açmaya çalışıyor hastalarımız. Bu ilaçlardaki temel mekanizma oradaki sıvının azaltılması ve burnun içinde bulunan ve yastıkçık diye bilinen, konka diye tıbbi olarak tarif ettiğimiz bölgedeki ödemi azaltarak nefes yolunu açması. Dolayısıyla hastalar hızlı sonuç vermesinden çok memnun kalıyor ama bu etki o kadar hızlı oluyor ki bazen diğer sistemleri de etkileyebiliyor. Burun tıkanıklığına iyi gelen dekonjestan dediğimiz ilaçların, kronik hastalıklarda, örneğin epilepsisi olan kişilerde, yaşlı hastalarda kullanılmaması gerekiyor. Bunların doktor kontrolü dışında kullanımı ilk etapta huysuzluk, ajitasyon, el titremesi, kalp hızının artması gibi semptomlara neden olabildiği gibi kalbi çok zorlayarak ciddi anlamda kalp krizini taklit eden belirtiler göstermesine bile neden olabiliyor.”

“ALERJİ İLE SOĞUK ALGINLIĞI KARIŞTIRILIYOR”

Dr. Dildök, bir diğer problemin de soğuk algınlığı semptomları ile alerjik rinit gibi alerji alevlenmesinin karıştırılması olduğuna da vurgu yaparak antihistaminik adı verilen alerji ilaçlarının da yine doktorun bilgisi olmadan ezbere kullanımının, çok ciddi sonuçları olabileceğine değindi. Dr. Dildök, şu uyarılarda bulundu: “Semptomlar birbirine çok benzediği için alerjiyi önleyici ilaçların da (antisaminik) bilinçsiz kullanımı söz konusu oluyor. Kimi antihistaminik ilaçların ise sedatif, yani uyku getirici, dalgınlık gibi yan etkisi olabileceği için yine örneğin günlük hayatında araba kullananlarda, dikkat gerektiren işlerde çalışanlarda mesela inşaat işçileri, çok dikkatli kullanılması gerekiyor. Gerek dekonjestan içeren gerekse antihistaminikleri, hepsini elbette ki gerektiğinde tedavide kullanıyoruz. Ama buna bir hekim karar vermeli. Dozu, hastanın durumuna göre ayarlamalıdır.”

BU KRİTİK GÜNLERDE ALINACAK ÖNLEM; MASKE VE GRİP AŞISI

Dr. Esin Ayfer Çulha Dildök, son olarak da bu kritik günlerde maske kullanımı ve grip aşısının önemine de değinerek sözlerini şöyle noktaladı: “Üst solunum yolu enfeksiyonları gerçekten bu yıl çok ciddi başladı. Toplu taşımalarda, okullarda, maske kullanmak gerekiyor. Maalesef biz maskeyi Kovid dönemine ait bir koruyucu olarak tanıdık. Oysa öyle değil. Maske gerçekten şu an için en büyük koruyucumuz. Henüz hala geç değil. Mart sonunu kadar kullanmaya devam etmemiz gerekiyor. Bu hastalık süreci de yükselerek devam edecek gibi görünüyor. Grip aşısı olmak da çok önem kazanıyor. Bunu çok ihmal ediyoruz. Aşılarda tereddüt ediyor bazı hastalarımız ama şunu bilmeliyiz ki aşının koruyuculuğu, aşısız bir ortamda yaşayacağımız hastalıkların yoğunluğu ve ağırlığından, hastaneye yatışlardan çok daha ucuz ve çok daha güvenilir. Sadece aşının tanımlandığı risk grubundakiler değil, 2 yaşından itibaren herkese ücreti karşılığında alınıp uygulatabiliriz. Ben kendi çocuğuma, 2 yaşından beri grip aşısı yaptırıyorum. ve açıkçası kreşe gitmesine rağmen bir gün bile devamsızlığı olmadı. Evet nezle oluyor, grip oluyor ama hiçbir zaman ateşli ve ağır geçirmedi.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/uzmanlar-soguk-alginligi-belirtilerine-karsi-kullanilan-ilaclara-dikkat-cekiyor/feed/ 0
Uzmanlar, soğuk algınlığına karşı kullanılan ilaçlara dikkat çekiyor https://www.haber60.com.tr/uzmanlar-soguk-alginligina-karsi-kullanilan-ilaclara-dikkat-cekiyor/ https://www.haber60.com.tr/uzmanlar-soguk-alginligina-karsi-kullanilan-ilaclara-dikkat-cekiyor/#respond Fri, 29 Dec 2023 08:21:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=1503

Viral enfeksiyonların arttığı son günlerde soğuk algınlığı belirtilerine karşı tavsiye ve ikram ile kullanılan ilaçlara karşı uzmanlar uyarıyor.

İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) Başkanı Dr. Esin Ayfer Çulha Dildök, “Burun tıkanıklığı için doktor kontrolü olmadan kullanılan ilaçlar, huzursuzluktan kalp krizi belirtilerine, alerjik semptomlar için alınan antihistaminikler ise tehlikeli iş kazalarına kadar pek çok tehlikeli duruma neden olabilir. Her hastalığın tedavisi aynı değil, ilaca ve dozuna doktor karar vermeli” dedi.

Son bir aydır hem aile hekimlikleri hem poliklinikler hem de acillerde, üst solunum yolu enfeksiyonu ve soğuk algınlığı şikayetiyle yoğun bir şekilde hasta gördüklerini anlatan İSTAHED Başkanı Dr. Esin Ayfer Çulha Dildök, eş dost tavsiyesi veya ikramı ile kullanılan ilaçların tehlikelerine işaret etti. Özellikle burun tıkanıklığı ve akıntısı için doktor kontrolü olmadan en sık ‘dekonjestan’ içerikli ilaçların kullanıldığına dikkat çeken Dr. Dildök,  diğer ilaç ve hastalıklarla etkileşimi nedeniyle herkes tarafından ezbere alınmaması gerektiğini, huzursuzluk, kaygı ve hatta kalp krizi belirtilerine bile yol açabileceğini söyledi. Viral enfeksiyonlar ile alerjik rinit belirtilerinin de karıştırıldığını ve bu nedenle vatandaşların ‘uyku ve sersemlik’ etkisi olabilen alerji ilaçlarını da doktor önerisi olmadan almaması gerektiğini vurguladı.

“KOMŞUMDAN ŞU İLACI ALDIM DİYE GELİYORLAR”

Dr. Dildök, “Yaklaşık bir aydır üst solunum yolu enfeksiyonları açısından inanılmaz bir yoğunluk var. Sezonun birçok hastalığı aynı anda görülüyor. Bu hastalıkların tedavi süreçleri birbirlerinden farklı olsa da halkımız için bunların hepsi grip ya da soğuk algınlığı. Oysa sezonda influenzasından normal nezleye, soğuk algınlığından Beta streptokok gibi boğaz enfeksiyonlarına, hatta Kovid’e kadar birçok üst solunum yolu enfeksiyonu etkeni var” dedi. Dr. Dildök, bu dönemlerde en çok yaşadıkları sorunun, ezbere ilaç kullanımı olduğuna işaret ederek, “Tüm soğuk algınlığı semptomlarına iyi geldiği düşünülen ilaçlar maalesef her hastaya uygun olmuyor. Özellikle burun tıkanıklığı temel bir problem olduğu için insanlar bunu bir an önce çözmek istiyor. Bunun için de burun tıkanıklığına iyi geldiğini düşündükleri, başkasının tavsiyesiyle aldıkları ilaçları kullanıyorlar. Hastalarımız bize muayeneye gelince de ‘Şunu kullanıp geldim’ ya da ‘Komşuma iyi gelmiş bundan aldım, bana da ondan yazar mısınız?’ şeklinde taleplerde bulunabiliyor” diye konuştu.

“KALP KRİZİ GİBİ BELİRTİLERE BİLE YOL AÇABİLİR”

Hekim kontrolünde kullanılması gereken birçok ilaç olduğunu ancak bunların bilinçsizce çok yaygın olarak kullanılabildiğine de dikkat çeken Dr. Dildök, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hekim kontrolü olmadan yaş grubuna, ek hastalıklarına, kullandığı diğer ilaçlara bakmaksızın hızlı bir şekilde nefes yolunu açmaya çalışıyor hastalarımız. Bu ilaçlardaki temel mekanizma oradaki sıvının azaltılması ve burnun içinde bulunan ve yastıkçık diye bilinen, konka diye tıbbi olarak tarif ettiğimiz bölgedeki ödemi azaltarak nefes yolunu açması. Dolayısıyla hastalar hızlı sonuç vermesinden çok memnun kalıyor ama bu etki o kadar hızlı oluyor ki bazen diğer sistemleri de etkileyebiliyor. Burun tıkanıklığına iyi gelen dekonjestan dediğimiz ilaçların, kronik hastalıklarda, örneğin epilepsisi olan kişilerde, yaşlı hastalarda kullanılmaması gerekiyor. Bunların doktor kontrolü dışında kullanımı ilk etapta huysuzluk, ajitasyon, el titremesi, kalp hızının artması gibi semptomlara neden olabildiği gibi kalbi çok zorlayarak ciddi anlamda kalp krizini taklit eden belirtiler göstermesine bile neden olabiliyor.”

“ALERJİ İLE SOĞUK ALGINLIĞI KARIŞTIRILIYOR”

Dr. Dildök, bir diğer problemin de soğuk algınlığı semptomları ile alerjik rinit gibi alerji alevlenmesinin karıştırılması olduğuna da vurgu yaparak antihistaminik adı verilen alerji ilaçlarının da yine doktorun bilgisi olmadan ezbere kullanımının, çok ciddi sonuçları olabileceğine değindi. Dr. Dildök, şu uyarılarda bulundu: “Semptomlar birbirine çok benzediği için alerjiyi önleyici ilaçların da (antisaminik) bilinçsiz kullanımı söz konusu oluyor. Kimi antihistaminik ilaçların ise sedatif, yani uyku getirici, dalgınlık gibi yan etkisi olabileceği için yine örneğin günlük hayatında araba kullananlarda, dikkat gerektiren işlerde çalışanlarda mesela inşaat işçileri, çok dikkatli kullanılması gerekiyor. Gerek dekonjestan içeren gerekse antihistaminikleri, hepsini elbette ki gerektiğinde tedavide kullanıyoruz. Ama buna bir hekim karar vermeli. Dozu, hastanın durumuna göre ayarlamalıdır.”

BU KRİTİK GÜNLERDE ALINACAK ÖNLEM; MASKE VE GRİP AŞISI

Dr. Esin Ayfer Çulha Dildök, son olarak da bu kritik günlerde maske kullanımı ve grip aşısının önemine de değinerek sözlerini şöyle noktaladı: “Üst solunum yolu enfeksiyonları gerçekten bu yıl çok ciddi başladı. Toplu taşımalarda, okullarda, maske kullanmak gerekiyor. Maalesef biz maskeyi Kovid dönemine ait bir koruyucu olarak tanıdık. Oysa öyle değil. Maske gerçekten şu an için en büyük koruyucumuz. Henüz hala geç değil. Mart sonunu kadar kullanmaya devam etmemiz gerekiyor. Bu hastalık süreci de yükselerek devam edecek gibi görünüyor. Grip aşısı olmak da çok önem kazanıyor. Bunu çok ihmal ediyoruz. Aşılarda tereddüt ediyor bazı hastalarımız ama şunu bilmeliyiz ki aşının koruyuculuğu, aşısız bir ortamda yaşayacağımız hastalıkların yoğunluğu ve ağırlığından, hastaneye yatışlardan çok daha ucuz ve çok daha güvenilir. Sadece aşının tanımlandığı risk grubundakiler değil, 2 yaşından itibaren herkese ücreti karşılığında alınıp uygulatabiliriz. Ben kendi çocuğuma, 2 yaşından beri grip aşısı yaptırıyorum. ve açıkçası kreşe gitmesine rağmen bir gün bile devamsızlığı olmadı. Evet nezle oluyor, grip oluyor ama hiçbir zaman ateşli ve ağır geçirmedi.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/uzmanlar-soguk-alginligina-karsi-kullanilan-ilaclara-dikkat-cekiyor/feed/ 0