BOZBEY: 150 PERSONEL VE 4 HELİKOPTERLE MÜDAHALE SÜRÜYOR
Bursa’da, Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) kampüsünün de içinde olduğu ormana sıçrayan anız yangınına karadan 150 personel, havadan da 4 helikopterle müdahale sürüyor. Uludağ Üniversitesi kampüsüne giderek söndürme çalışmalarını yerinde takip eden Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, “İnşallah kısa sürede bu yangını kontrol altına alırız ve hepimiz rahatlarız. Gerçekten büyük bir alanda aslında; şu anda yangın devam ediyor. Rüzgarın etkisiyle gitgide yayılıyor. Tabii itfaiye ekiplerimiz, 16 itfaiye ekibi, 20 civarında tanker, arazöz, toplamda 40’a yakın araç şu anda alanda. Yine makinelerimiz, dozerler onlarda alanda. Ama bir taraftan da kozalak atmasından dolayı yangının ilerlediğini görüyoruz. Bu hepimizi üzüyor. Önünü kesmeye çalışıyoruz şu anda. 150’ye yakın personel sahada, 4 tane helikopter, uçak ve helikopter sürekli olarak şu anda destek veriyorlar. Ama henüz daha önünün kesilmediğini görüyoruz. İnşallah kısa süre içerisinde, umut ediyoruz ki rüzgar da biraz yavaşlarsa önünü alacağız ve büyük bir olaydan kurtulmuş olacağız diye ümit ediyoruz” dedi.
‘YANGININ ÇÖPLERİN YAKILMASI İLE BAŞLADIĞI İFADE EDİLİYOR’
Yangının anızların yakılmasıyla başladığına dikkat çeken Bozbey, “Tekrar özellikle rica ediyorum. Bugün 14.26 civarında bu yangın başlamış ve başladığı noktada da bir çöp atılımı, sonrasında çöpün yakılmasıyla başladığı ifade ediliyor. Araştırma yapılacak. Ama işte vatandaşlarımızdan şunu istiyoruz. Her zaman da söylüyorum. En son mecliste de söyledim. Lütfen, lütfen doğayı sevelim, doğayı koruyalım. Onun için bu gibi alanlarda ateş yakmayalım. Ateş yakanlara müdahale edelim. ve üstelik de hiçbir yerde cam türü bir şey bırakmayalım. Bunlardan dolayı da yangınların çıktığını biliyoruz. Bilim insanları bunları açık açık söylüyorlar. Onun için tekrar geçmiş olsun. Takipçisiyiz. Şu anda alandayız zaten. An be an bilgileri de sizlerle paylaşacağız” diye konuştu.
‘KAMPÜS İÇERİSİNDEKİ HAYVANLAR SALINDI, ÖĞRENCİ YURTLARI BOŞALTILACAK’
Yangının çam ağaçlarının olduğu alanda sürdüğüne ve kozalakların etrafa sıçramasıyla yangının büyüdüğüne dikkat çeken Bozbey, kampüs içerisindeki hayvanların güvenli bölgelere tahliye edildiğini belirtti. Bozbey, öğrenci yurtlarının da boşaltılacağını belirterek, şöyle konuştu:
“Çam bölgesinde şu anda ilerliyor. ve üstelik de çok sık çamların olduğu bölgede ilerliyor. Arada meşe bölümleri de var. Ama onları da kozalaklarla geçiyor. Diğer çam bölümlerine aktarıldığını maalesef görerek üzülüyoruz. Veterinerliğin, özellikle atların, hayvanların olduğu bir alan vardı. Orada atların salınması sağlandı. Ama diğer hayvanlarla ilgili de salınması sağlandı ancak ne olduğunu şu anda kestirebilmek mümkün değil. Çünkü birdenbire yangın oraya aniden geldi. Ardından tabii yurtlar var. Yurtlarla ilgili de şu anda bir sorun var. Yurtların boşaltılması söz konusu. O talimatlar da verildi. Yurtlar şu anda boşaltılacak. Tedbirlerimizi alıyoruz. İnsana bir şey gelmesin diye şu anda çabamız o. Ama canlının hiçbirine bir şey gelmesin arzusundayız. Onun için de yangının bir an önce önünün kesilmesi için mücadele ediyoruz.”
Yiğithan HÜYÜK/BURSA,
]]>KAZILARDA ÇOCUK MEZARI BULUNDU
İnkaya Mahallesi’nde farklı alanlarda yapılan yüzey araştırmasında Bizans İmparatoru 1. Anastasius dönemine ait sikke bulunmasının ardından bölgede Diyarbakır Müze Müdürlüğünce 2021’de başlatılan kazılar, 15’i uzman, 35 kişilik bir ekiple sürüyor. Geçen yıl 1500 yıllık kilise kalıntısı bulunmasının ardından çalışmaların yürütüldüğü bölgede eski taş ocağı olarak değerlendirilen alanda kazı çalışması başlatıldı. Kazılarda çocuk mezarıyla karşılaşan ekipler, bu noktadaki çalışmalarını yoğunlaştırdı. Mezarlarda bulunan kemikler incelenmek üzere Müze Müdürlüğüne ait kazı evinde muhafaza altına alındı.
“MUHTEMELEN SADECE ÇOCUKLARIN GÖMÜLDÜĞÜ BİR TOPLU MEZAR”
Diyarbakır Müze Müdür Vekili Müjdat Gizligöl, 2018’de Devlet Su İşlerinin destekleri, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün izni doğrultusunda kırsal İnkaya Mahallesi’nde çalışmalara başladıklarını söyledi. Geçen yıl eski taş ocağı olarak değerlendirdikleri alanda çalışmalara başladıklarına işaret eden Gizligöl, şunları kaydetti:
“Burada yaptığımız kazı çalışmalarında şu ana kadar 50 mezar bulduk. Bugün de 4 mezara ulaştık. Şu anda kaldırma işlemleri devam ediyor. Yani toplamda 54 mezarın olduğunu biliyoruz. Bu bakımdan bizim için çok ilginç bir sonuç. Muhtemelen burası taş ocağı olarak kullanıldıktan sonra bir nekropol (toplu mezarların bulunduğu yer) alana dönüştürüldü ve sadece çocuklar buraya gömüldü.”
“MEZARLAR KİREÇ TAŞIYLA KAPATILMIŞ”
Bazı mezarlara birden fazla çocuğun gömüldüğünü tespit ettiklerini dile getiren Gizligöl, “Mezarların etrafında kireç taşından sanduka oluşturulmuş ve kireç taşıyla üzeri kapatılmış. Mezarlar, doğu-batı doğrultusunda, gelişigüzel bir gömülme yok.” ifadelerini kullandı.
“ÇOK KARŞILAŞILAN BİR DURUM DEĞİL”
Toplanan kemikleri kazı evine götürdüklerini belirten Gizligöl, “Kemiklerin yaş, cinsiyet ve ölüm sebepleri hakkında ayrıntılı bir çalışma yürütülecek. Tamamının çocuk bireylere ait olduğu mezarlık bir alan, çok karşılaşılan bir durum değil.” dedi.
Gaziantep Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde araştırma görevlisi ve antropolog Dr. Nazlı Akbaş da daha önce alanda yapılan kazılarda kilise kalıntısı bulunduğunu hatırlatarak, kilisenin erken Bizans Dönemi’ne ve yaklaşık 1500 yıl öncesine tarihlendirildiğini düşündüklerini ifade etti.
Akbaş, kilisede mezarlar tespit edilmesine ilişkin şunları söyledi: “Erken Bizans’ta ‘aziz’ ve ‘şehit’ kültürü olduğu için kiliselerde yerleşim içi gömüler söz konusu olabiliyor. Taş ocağı ismini verdiğimiz bu alanda 0 ile 6 yaş aralığında sadece bebek ve çocuklara ait mezarlar bulundu.”
Yapılan ön inceleme doğrultusunda, bebek ve çocukların herhangi bir salgından dolayı ölmüş olduklarını düşünmediklerini belirten Akbaş, detaylı iskelet çalışmasının henüz gerçekleştirilmediğini ifade etti.
“Henüz Hristiyan olmayan bebek ve çocuklar”
Ön incelemelerde bazı hastalıklar tespit ettiklerini dile getiren Akbaş, şunları kaydetti:
“Bu dönem ve bu coğrafya için anemi oldukça yaygın bir hastalıktı. Fakat hepsinde gözlemlediğimiz bir salgın hastalık belirtisi yok. Bebeklerin söz konusu alana gömülmesinin Hristiyanlığın erken Bizans dönemindeki vaftiz kültürüyle ilişkili olduğunu düşünüyoruz. Erken Hristiyanlık döneminde vaftiz edilenler genelde yetişkinler oluyordu. 10’uncu yüzyıldan sonra çocukların vaftiz edilmesi gerektiği yasallaştı. Bunların erken Hristiyanlık dönemine ait olduklarını düşünüyoruz. Bu nedenle vaftiz edilmemiş yani henüz Hristiyan olmayan bebek ve çocuklar. Vaftiz edilmediği için de kilise içine değil de kilise dışına gömülme ihtimali üzerinde duruyoruz.”
Çocukların gömüldüğü mezar örneğinin Afyonkarahisar’daki Amorium kazılarında da bulunduğunu ifade eden Akbaş, orada 10’uncu ve 11’inci yüzyıla tarihlendirilen mezarlığın belli bir alanında sadece bebek ve çocukların gömülü olduğunun ortaya çıktığını, mezarlığın yakınında da bir vaftizhane tespit edildiğini ancak Kulp’taki kazıda vaftizhaneye rastlanmadığını söyledi.
Kazı ekibinden arkeolog Başak Oban da alanda çocuk mezarlarıyla karşılaştıklarında hem şaşırdıklarını hem de heyecanlandıklarını belirtti.
Oban, “Gittiğim hiçbir alanda toplu olarak bu kadar çok çocuk mezarına rastlamadım. Bir alanda toplu olarak sadece çocuklara ait mezarlığın bulunması ilginç bir durum.” ifadelerini kullandı.
]]>