Akkaya – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Wed, 29 May 2024 21:06:41 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Deniz Akkaya, kızının şiddet görmesi sonucu devlet korumasına alındığını açıkladı https://www.haber60.com.tr/deniz-akkaya-kizinin-siddet-gormesi-sonucu-devlet-korumasina-alindigini-acikladi/ https://www.haber60.com.tr/deniz-akkaya-kizinin-siddet-gormesi-sonucu-devlet-korumasina-alindigini-acikladi/#respond Wed, 29 May 2024 21:06:41 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33657 Eski manken Deniz Akkaya, 16 yaşındaki kızından şiddet gördüğü ve kilitlendiği balkondan polislerin yardımıyla kurtulduğunu söyledi. Karakolda biten olayla 16 yaşındaki kız, devlet korumasına alındı. Akkaya, Çocuk Esirgeme Kurumu’nda bir gece kalan kızının son durumunu anlattı.

“BENİ PİRANALARIN ÖNÜNE ATIP DEDESİNE GİDECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORDU”

Dün akşam X hesabından kızıyla ilgili paylaşım yapan Deniz Akkaya şu ifadeleri kullandı: “Kızım dün geceden beri devletin güvenli ve sıcak kollarında. Pek tabi ki ilk doğduğu günden itibaren, belki de hayatında hiç şahit olmadığı bir şeye şahit oldu. Anne ve babasız kalmak anne ve babasız olmak. Bir çocuk yurdunda geçirilen tüm gün. Bugün yapılan son görüşmede pişman ve suçlamasını çekmek istiyor kızım. Geriye kalan ise tam bir gün hallaç pamuğuna çevrilen bir anne. Beni piranaların önüne atıp dedesinin sıcak kucağına döneceğini hayal ederken, hayatın gerçekleri ile karşılaşmanın verdiği şok ve pişmanlık. Çok üzgünüm dostlar. Yine olan bana oldu yine olan annelere oldu. Sonsuz güven ve destekle cesurca kendi özellerin de evlerinde yaşadıklarını benimle paylaşan herkese çok teşekkür ederim. Benim aslında gerçekte kocaman bir ailem varmış, onlarda sizlersiniz.”

“KIZIM BANA SALDIRIP BALKONA KİLİTLEDİ”

Eski manken Deniz Akkaya, X hesabından yaptığı paylaşımda 16 yaşındaki kızıyla yaşadığı olayı anlattı. Kızının kendisine şiddet uyguladığını belirten Akkaya, “1997 senesinde başlayan kariyerin ve çok mutlu bir hayatın akabinde son derece yanlış bir baba seçimi ile hamile kaldım ve hayatım resmen kabusa döndü. Bir ruh hastası ile verdiğim velayet savaşı bir ömür sürdü. Az önce 16 senedir resmen tek başıma baktığım kızımın benden ısrarla sakladığı telefonunu ele geçirdim. Benden habersiz yurtdışı planları ve fazlasını bulmam neticesinde telefona el koydum. Fiziken bana saldırması yetmediği gibi beni 1,5 saat balkona kilitledi. Komşuların ve güvenliğin ricaları karşılıksız kalınca 3 kez 112’yi aramam neticesinde kurtarıldım.”

“Polislere de karşı çıkan sonrasında birde hızını alamayıp bana itibar suikastı yapan bu ruh haline, ergenliğin arkasına saklanmasına izin vermeyeceğim. Biz nerede hata yaptık biliyor musunuz? Kontrolsüzce severek. Anne olmak bu değil ve olmamalı. Allah tüm annelere sabır versin. Bazı gerizekalılar benim hayatımı yaşamazken boş yapıyor! Beni saatlerce balkona kilitleyen kızım, polisleri aramaya cesaret edemez derken aramam neticesinde gelen ekiplere çıkardığı zorluk yetmedi bir de ‘beni dövdü’ diyerek itibar suikastına geçti. Ben bu hayatı, birileri üstünde tepinsin diye inşa etmedim. Bilip bilmeden bu hayatı yorum yapmayın!”

“KENDİ RIZAMLA YOLLADIM”

Aile Ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’ndan görevlendirilen ekibin gerekli inceleme ve değerlendirmeleri yapmasının ardından, 16 yaşındaki kız çocuğunun koruma altına alındığı ve gerekli psikolojik desteğin verilmeye başlandı. Haberin yayılmasının ardından X hesabından video yayınlayarak açıklama yapan Deniz Akkaya “Polisi aramak zorunda kaldım, 1 saat 45 dakika balkonda mücadele verdim. Salak salak yorumlar yapmayın. Kendi rızamla ben gönderdim çocuk esirgemeye. Burnu sürtsün diye. Kendinize gelin” diyerek tepki gösterdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/deniz-akkaya-kizinin-siddet-gormesi-sonucu-devlet-korumasina-alindigini-acikladi/feed/ 0
Berk Hakman, Erkan Köse ve Asena Tuğal’ın başrolünde olduğu ‘Dünya Malı-Eksi Bir’ yarın vizyona giriyor https://www.haber60.com.tr/berk-hakman-erkan-kose-ve-asena-tugalin-basrolunde-oldugu-dunya-mali-eksi-bir-yarin-vizyona-giriyor/ https://www.haber60.com.tr/berk-hakman-erkan-kose-ve-asena-tugalin-basrolunde-oldugu-dunya-mali-eksi-bir-yarin-vizyona-giriyor/#respond Fri, 17 May 2024 00:18:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32108 Başrollerini Berk Hakman, Erkan Köse, Asena Tuğal, Serhat Özcan, Turgay Tanülkü, Altan Erkekli ve Uğur Yücel’in paylaştığı 3 filmlik serinin ilki “Dünya Malı-Eksi Bir” yarın sinema izleyicisiyle buluşacak.

Biletinial Torun Center Sinemalarında gerçekleştirilen basın gösterimi öncesinde AA muhabirine açıklama yapan yönetmen Uygur Akkaya, “Ayasofya” ve “Kuantum” adlarıyla devam edecek bir üçleme yapmayı planladığını söyledi.

Serinin ilk filmiyle seyirciye merhaba dediklerini ifade eden Akkaya, “Dilerim beğenirler, çok duyguyu bir arada yaşayabilecekleri güzel bir film olması için elimizden geleni yaptık.” dedi.

Akkaya, büyük bir prodüksiyona sahip olan filmin güçlü oyuncu kadrosuyla da dikkati çektiğine işaret ederek, “İkinci film olan Dünya Malı Ayasofya’nın fikri on yıl önce ortaya çıktı. Bütçe çok büyüktü, biz de bir öncekini çekelim, biraz daha başlangıç filmi olsun istedik.” şeklinde konuştu.

Filmin Barnabas İncili’nin satışı esnasında yaşananları konu aldığını dile getiren Akkaya, “Film, aksiyon ve maceranın yanı sıra derinden mesaj veren bir hikayeye sahip. İçerisinde duygusal ve trajikomik durumlar var, aslında izleyicinin alışık olmadığı bir film. Yani bu filme ağlamaya ya da bu filme gülmeye gitmeyecekler. Ama filme gittiklerinde ağlayan da gülen de olacak.” değerlendirmesini yaptı.

“Bizim için çok keyifli bir yolculuktu”

Gösterimin ardından basın mensuplarının sorularını cevaplayan oyunculardan Suat Güzey, “Uygur Akkaya’nın hayaliydi bu. Biz bu hayalin içinde yer almaktan keyif aldık. Ortaya çıkacak şeyin nasıl bir şey olacağını sonradan görecektik. Beklediğimizin çok üstünde ve gerçekten de gerçekleşmiş bir hayal gördük. Bizim için çok keyifli bir yolculuktu.” görüşünü paylaştı.

Oyuncu Asena Tuğal de filmi ilk defa izlediklerini ve çok beğendiklerini belirterek, “Film aslında antika değeri yüksek olan bir İncil’in peşine düşen bir suç çetesinin aksiyon içeren hikayesini anlatıyor. Tabii komedi unsurları da var filmde.” dedi.

Şarkıcı Hande Yener ise “Filmin müziğini yapmak gibi bir şansım oldu. Beni en çok heyecanlandıran da tabii ki kadroda çok önemli isimlerin olması. Hepimizin çok sevdiği değerli sanatçıları aynı filmde görebilmek beni çok heyecanlandırdı.” şeklinde konuştu.

Hikayeyi de çekimlerin kalitesini de çok beğendiğini dile getiren Yener, “Bütün bunlar bir araya gelince şarkı yapmam da herhalde yarım günümüzü aldı. Üstelik hikayeyi dinlemeden sadece üstünkörü biraz bahsettiler. Sonra şarkı filme çok uydu dediler ve ben de filmin şarkısını yapmış oldum.” ifadelerini kullandı.

Etkinliğe katılan diğer oyuncular da rol aldıkları karakterlere ilişkin bilgiler vererek, filme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Hırslı ve gözüpek bir genç olan Vural, ustası Suphi ve kumarhane patronu Haluk’un ve diğer karakterlerin yaşadıkları ile Barnabas İncili’ni çalmayı planlayan Haluk’un maceralarının ele alındığı macera ve komedi türündeki filmin müziklerini Alper Atakan ve Hande Yener yaptı.

Macera, suç, komedi, duygusal ve sıra dışı temalı “Dünya Malı-Eksi Bir” filminin senaristleri arasında Salih Tahir, Korkut Soylu, Erkan Köse, Uygur Akkaya, Erman Biçer ve Tolga Mert yer alıyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/berk-hakman-erkan-kose-ve-asena-tugalin-basrolunde-oldugu-dunya-mali-eksi-bir-yarin-vizyona-giriyor/feed/ 0
Çanakkaleli genç karateci Beyza Akkaya, Avrupa şampiyonluğunu Dünya Şampiyonası’nda taçlandırmak istiyor https://www.haber60.com.tr/canakkaleli-genc-karateci-beyza-akkaya-avrupa-sampiyonlugunu-dunya-sampiyonasinda-taclandirmak-istiyor/ https://www.haber60.com.tr/canakkaleli-genc-karateci-beyza-akkaya-avrupa-sampiyonlugunu-dunya-sampiyonasinda-taclandirmak-istiyor/#respond Sun, 25 Feb 2024 08:33:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=11978 Türkiye’de karate branşında yetişen genç yeteneklerden 15 yaşındaki Çanakkaleli milli sporcu Beyza Akkaya, yurt içinde elde ettiği başarıların ardından kazandığı ümitler Avrupa şampiyonluğunu, ekim ayında yapılacak Dünya Şampiyonası’nda taçlandırmak istiyor.

Ali Haydar Önder Anadolu Lisesi 10. sınıf öğrencisi olan Çanakkale Geçilmez Gençlik ve Spor Kulübü sporcusu Akkaya, 7 yaşında başladığı karatede önemli başarılara imza attı.

Akkaya, 2019 yılında Türkiye Minikler ve Yıldızlar Türkiye Şampiyonası ile Bosna Hersek’teki 24. Balkan Çocuklar Karate Şampiyonası’nda ikinci oldu. 2021’deki Türkiye Yıldızlar Şampiyonası’nda 42 kilo kadınlar kumitede birincilik kürsüsüne çıkan Akkaya, sonraki yıllarda Dünya Gençlik Ligi’nin Hırvatistan ayağında altın, Meksika ile Birleşik Arap Emirlikleri ayaklarında üçüncülük, Balıkesir’deki Türkiye Şampiyonası ile Okullararası Türkiye Şampiyonası’nda birincilik kazandı.

Son olarak Gürcistan’ın başkenti Tiflis’te 9-11 Şubat’ta yapılan 51. Avrupa Ümit, Genç ve 21 Yaş Altı Karate Şampiyonası’nda 47 kilo kumitede birinci olan Akkaya, İtalya’nın Venedik kentinde 9-13 Ekim’de düzenlenecek Dünya Ümit, Genç ve 21 Yaş Altı Karate Şampiyonası’nda yer alabilmek için milli takım seçmelerine haftanın 5 günü ikişer saat antrenman yaparak hazırlanıyor.

Akkaya: “Karate benim için bir hayat biçimi oldu”

Beyza Akkaya, AA muhabirine, 8 yıldır mücadele ettiği karatede kendisini günden güne geliştirip daha büyük başarılara imza atmayı hedeflediğini söyledi.

Karateye ilkokul 3. sınıfta başladığını belirten Akkaya, “Arkadaşlarım da karateye gidiyordu. Bundan sonra karate benim için bir hayat biçimi oldu. Aradan geçen süreçte önemli başarılara imza attığımı düşünüyorum. Üç kardeşim var, onlar da milli sporcu. Birçok maça birlikte hazırlanıyoruz. Ailem ve antrenörlerimin yanı sıra antrenmanlara çıktığım arkadaşlarım beni çok destekliyor.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’yi en iyi şekilde temsil etmeye çalıştığını anlatan Akkaya, Gürcistan’da kazandığı altın madalya ile gururlandığını dile getirdi.

Dünya şampiyonası için 5 ay sonra milli takım seçmelerine katılacağı bilgisini veren Akkaya, “Oradan da çıkıp ülkemi, Çanakkale’mi temsil etmek istiyorum. İki ay boyunca kamp yaptık. Birinci kamp İstanbul’da bir ay sürdü. Alışma dönemini burada atlattık. İkinci kampımız Erzurum’da oldu, çok güzel geçti. Kafama en son diş yedim. Kafam kanadı, bunlar hatıra oldu bizlere.” ifadelerini kullandı.

Akkaya, maçlara çıkmadan önce heyecanlanmadığını, aksine daha çok hırslandığını vurguladı.

Sadece kazanmaya odaklandığını aktaran Akkaya, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Önceden gençlik liglerine katıldığım için o havaya, salona aşinayım. Yani sıkıntı çekmiyorum. En son şampiyon olduğum maçta da aynı duyguları yaşadım. Çok şükür rahat geçti. Üç maç yaptım, dördüncü maçım da finaldi. Final maçım çok güzel geçti, şampiyonluğu elde ettim. Arkamda oturan hocalarım ve kardeşlerim sayesinde rahattım. Oraya kadar geldiler, beni desteklediler. Final maçım 7-2 bitti. Hedefim dünya şampiyonluğu ve Avrupa’da da tekrar şampiyon olmak. Karate branşı olimpiyatlara dahil edilirse, orada da yarışmak istiyorum. Umarım olur.”

Karateye yeni başlayanlara hedeflerinden asla vazgeçmemeleri ve pes etmemelerini tavsiye eden Akkaya, istedikten sonra her şeyi başarabileceklerini sözlerine ekledi.

Erbasan: “Oldukça başarılı sonuçlar alıyoruz”

Milli sporcunun antrenörü Berhat Erbasan, başkanlığını oğlu Melih Erbasan’ın yaptığı spor kulübünde her gün antrenman yaptıklarını belirtti.

Sporcuları yaş gruplarına, seviyelerine, spora başlama ve kuşak seviyelerine göre ayırdıklarını anlatan Erbasan, şunları kaydetti:

“Beyza Akkaya 3 kardeşiyle milli sporcu. Ailece karate ile uğraşıyorlar. Oldukça başarılı sonuçlar alıyoruz. Spor kariyerimdeki ana hedefim başarılı sporcular yetiştirmek. Sanıyorum bunu başarabildim. En güzel örneğini Beyza ile yaşıyoruz. Çocuklarımız spor yapsınlar, güzel bir etkinliğin içinde olsunlar, öz güvenleri gelişsin, hayatın her aşamasında dik durmayı öğrensinler. Yenildikleri zaman o yenilginin altında ezilip perişan olmasınlar. Yendikleri zaman da şımarıp, o galibiyetin havasına kapılıp ahlaki durumlarını bozmasınlar.”

Erbasan, kulüplerinde 5 yaşında da sporcu bulunduğunu aktararak, ailelere çocuklarını spora başlamaları için yaş kriteri koymamaları çağrısında bulundu.

Kulüp başkanı Melih Erbasan ise yoğun çalışma programı sayesinde sporcuların girdikleri müsabakalardan başarılı sonuçlarla ayrıldıklarını anlattı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/canakkaleli-genc-karateci-beyza-akkaya-avrupa-sampiyonlugunu-dunya-sampiyonasinda-taclandirmak-istiyor/feed/ 0
Türk edebiyatının “Mona Roza”sı 70 yıl sonra sessizliğini AA’ya bozdu https://www.haber60.com.tr/turk-edebiyatinin-mona-rozasi-70-yil-sonra-sessizligini-aaya-bozdu/ https://www.haber60.com.tr/turk-edebiyatinin-mona-rozasi-70-yil-sonra-sessizligini-aaya-bozdu/#respond Tue, 02 Jan 2024 09:18:20 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=1979 Şair Sezai Karakoç’un adına Mona Roza şiirini yazdığı, Cemal Süreya’nın uğruna soyadından bir harf eksilttiği 94 yaşındaki Muazzez Akkaya, “Bana yazılan şiirleri zaman içinde ne yazık ki kaybettim, buna gerçekten üzülüyorum, keşke saklasaydım.” dedi.

Mülkiye Mektebi’nin 1950’li yıllardaki öğrencileri Cemal Süreya ve Sezai Karakoç, gönlünü sınıf arkadaşları Muazzez Akkaya’ya kaptırdı.

Aynı zamanda yakın arkadaş olan, birbirlerine Akkaya’ya yazdıkları şiirleri okuyan iki büyük şair, genç kadın için kaybeden tarafın soy isminden bir harfi eksilteceği iddiaya bile tutuştu.

Kim Muazzez’in gönlünü kazanırsa diğeri soy isminden sonsuza kadar bir harfi silecekti. Rivayet o ki iddiayı Cemal Süreyya kaybetti ve soy ismindeki “y” harfinden vazgeçti. Şair Karakoç ise Akkaya için edebiyatın en dokunaklı şiirlerinden, “Tek Gül” anlamına gelen “Mona Roza”yı kaleme aldı.

Bu şiirde kıta başlarındaki harfler yan yana getirildiğinde “Muazzez Akkayam” akrostişi ortaya çıkıyordu.

Mona Roza’nın sırrı 2007’de kamuoyuna yansıdı ancak döneme ilişkin birçok ayrıntı 70 yılı aşkın süre gizemini korudu.

Yaşama veda eden iki şairin hafızalara kazınan aşk şiirlerinin baş kahramanı, şimdilerde 94 yaşına basan, evlatları ve 6 torunuyla mutlu bir yaşam süren Muazzez Akkaya ise uzun yıllar sonra sessizliğini Anadolu Ajansı’na (AA) bozdu.

AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Akkaya, açıklamalarıyla hem o döneme ışık tuttu hem de Cumhuriyet’in ilk 10 yılında doğan, 1950’lilerin Türkiye’sinde maliye ve hukuk eğitimini tamamlayarak, kendi ayakları üzerinde durma gücünü gösteren Muazzez’in bilinmeyen yönlerini anlattı.

“Genç Cumhuriyet’in çocukları, gururlu bir nesildik”

Geyve’de 1930’da dünyaya gelen, yakın zamanda yaşamı Emine Öte tarafından “Mahrem Şiir: Mona Rosa” ismiyle kitaplaştırılan Akkaya, babası Hamit Akkaya’nın Kurtuluş Savaşı’nda görev aldığını, İstiklal Madalyası’nın bulunduğunu belirterek, ailesinin Cumhuriyet’in kıymetini bildiğini ve okumak isteyen kız evlatlarına hep destek olduğunu vurguladı.

Ciddi yokluk ve zorluklarla mücadele etmiş bir aile olduklarını söyleyen Akkaya, “Bizler İstiklal Harbi’nden yeni çıkmış genç Cumhuriyet’in çocukları, gururlu bir nesildik. Genç kızlara, kadınlara değer veren Cumhuriyet’le birlikte çok mutluyduk.” dedi.

Mülkiye’nin yatılı sınavını kazanan ilk kız öğrenci

Kandilli Lisesi’ni bitirmesinin ardından 1949’da Mülkiye Mektebi’nin yatılı sınavını kazanan ilk kız öğrenci olduğunu ama o dönem kız yatakhanesi olmadığı için okula evden gidip geldiğini anlatan Akkaya, ilk senesinde iki kız olarak başladıkları üniversite yıllarında zorlanmadığını, sonrasında 8 kız öğrenci arkadaşıyla güzel anılar biriktirdiklerini ifade etti.

“Cemal Süreya cebime şiirler koyardı”

Muazzez Akkaya, Sezai Karakoç ve Cemal Süreya’nın kendisine olan sevgisine ilişkin, “Cemal Süreya daha çok cebime şiirler koyardı. Sonra sınıfa girince aynı şiiri tahtada da görürdüm. Şiirlerin ona ait olduğunu sonradan öğrendim. Ben o dönem bu şekilde bir arkadaş edinmeyi, ilerletmeyi hiç düşünmedim.” diye konuştu.

“Sezai Karakoç benden küçüktü, ilk handikap oydu”

Sezai Karakoç’un ise daha ısrarcı bir tavrının bulunduğunu vurgulayan Akkaya, o dönem yaşananları şu sözlerle dile getirdi:

“Büyüklerimizin kafamıza çiviyle çaktıkları bazı fikirler var, ‘erkek yaşça büyük, hanımı ondan küçük olmalı’ gibi. Annem-babam, çevremdeki herkes de böyleydi. Sezai Karakoç da benden 1-2 yaş kadar küçüktü, benim için ilk handikap oydu zaten. Bu nedenle ihtimalini bile düşünmedim çünkü kafamda yaş konusu yerleşmişti.”

“Soy ismindeki harfi bizi aynı masada gördüğü için sildirdi”

Cemal Süreya’nın soy isminden bir harfi eksilttiği olaya da ilk kez açıklık getiren Akkaya, şöyle konuştu:

“Benimle gelip konuşmaya hiç çalışmadı. Bir iddiaya girmişler, onun sonucu soy isminden bir harfi attığı doğru. Hangimiz daha ileride olursak, diğeri bir şeyinden vazgeçecek diye iddiaya girmişler. Bu olay olduğunda Mülkiye’nin kafesinde arkadaşlarımızla oturuyorduk. Arkadaşlarım yanlarında Sezai Karakoç’la gelmişti. Aynı masadaydık. Sonra diğer arkadaşlar kalkıp gidince ve sadece Sezai Karakoç’la benim masada kaldığım anı görünce Cemal Süreya, soy isminden bir harfi sildirmiş. Bana böyle izah etmişlerdi.”

“Tercih yapmayı hiç düşünmedim, eşimle mutlu bir hayatım oldu”

Sezai Karakoç’la da detaylı hiçbir diyaloğunun olmadığını vurgulayan Akkaya, “Üniversite 2. sınıftaydık. Yazdığı şiirleri bana vermek için çok uğraşıyordu, ben mecburen tekrar ısrar etmesin diye alıyordum. Ama dediğim gibi o zamanlar okuldan biriyle arkadaş olmayı, ikisinden birini tercih etmeyi hiç düşünmedim. Okul sonrası seçtiğim eşim, o da Mülkiye mezunu olan rahmetli Orhan Giray’la çok mutlu bir hayatım oldu, 4 güzel evlat yetiştirdik.” ifadesini kullandı.

“Keşke o şiirleri saklasaydım, bunun için üzülüyorum”

Karakoç ve Süreya’ya yakınlık gösterecek, umut verecek bir davranışta da bulunmadığının altını çizen Akkaya, üniversitede sosyal, enerji dolu bir öğrenci olduğunu ve pinpon oynamayı çok sevdiğini aktardı.

Muazzez Akkaya, “Bana yazılan şiirleri zaman içinde ne yazık ki kaybettim, buna gerçekten üzülüyorum. Evlenirken problem olmasın diye düşünerek ablamın evinde bir yere koymuştum. Sonra da eşimle bir sorun yaşamayalım diye geri almadım. Maalesef orada da şiirler zamanla telef oldu. Buna gerçekten üzülüyorum, keşke o şiirleri saklasaydım.” şeklinde konuştu.

“Sezai Karakoç’u vefatından bir ay önce sahilde gördüm”

Muazzez Akkaya, ömrü boyunca evlenmemeyi tercih eden Karakoç’a ilişkin, şunları kaydetti:

“Böyle bir duruma sebep verdiysem diye üzülüyorum ama bir yerden de teselli oluyorum çünkü hiçbir yakınlık göstermedim, umut vermedim. Ancak üzüldüğüm bir şey var, Sezai Karakoç’u vefatından bir ay kadar önce Fenerbahçe sahilinde gördüm. Karşıdan yürüyordu ve o kadar dikkatli bana bakıyordu ki… Ama beyaz saçları, sakalları olunca tanıyamadım. Bir süre sonra gazetede vefat ilanını görünce onun Sezai Karakoç olduğunu anladım. Eğer o olduğunu bilseydim, bir kafede oturup beraber bir kahve içmek isterdim.”

“Eşimin bana yazdığı şiir hep hatırımda”

Sezai Karakoç ve Cemal Süreya’nın kendisine olan sevgisini eşi Orhan Giray’ın hiç dile getirmediğini anlatan Akkaya, “Rahmetli eşimle çok mutlu günler geçirdik, iyi ki de onu seçmişim. Eşimle bu konuları hiç konuşmadık ama belki de haberi vardı. Çünkü bana küçük bir şiir de yazmıştı. Dizeleri hatırımda, ezberimde, ‘İsterim ömrümce, buldum ben gönlümce/Gözlerimde yaş, arzuyla demlenince’ böyle bir şiirdi. Belki çok küçük bir şiir ama emek verip, buna uğraşması benim için çok kıymetliydi.” dedi.

Akkaya, edebiyat tarihinde adına şiir yazılan çok fazla kadın olduğunun da altını çizdi.

“Hayatımın kitaplaştırılmasından onur duydum”

Hayatının Emine Öte tarafından kaleme alınan, “Mahrem Şiir: Mona Rosa” isimli kitapta bir araya getirilmesinden mutluluk ve onur duyduğunu ifade eden Akkaya, “Emine Hanım, torunlarımdan birinin edebiyat öğretmeniydi. Torunum benden bahsedince o da hayatımı kitaplaştırmak istedi. Bu vesileyle tanıştık, sağ olsun güzel bir kitap yazdı.” diye konuştu.

Mülkiye’nin ardından hukuk okuduğunu, 30 yıl boyunca Hazine avukatlığı yaptığını ve bir yandan da dört çocuk büyüttüğünü belirten Akkaya, tüm zorluklarına karşın işini bırakmayı hiç düşünmediğini söyledi.

Yanına aldığı, maddi zorluklar içerisindeki bir genç kızın desteğiyle çocuklarını büyüttüğünü vurgulayan Akkaya, bugünün kız çocuklarına da “Kız çocuklarının muhakkak eğitimlerini alması, çalışmaları ve kendi ayakları üzerinde durmaları lazım.” önerisinde bulundu.

Zaman içerisinde dört evladından birini kaybettiğini, İstanbul’da yaşadığını, torunlarıyla vakit geçirmeyi ve kitap okumayı çok sevdiğini aktaran Akkaya, aynı zamanda sivil toplum kuruluşlarında görev aldığını, sosyal yaşamdan hiç kopmadığını ve hayatını renklendirmek için çabaladığını sözlerine ekledi.

“Kitabımı Cumhuriyet’in 100. yılında Türk kadınlarına armağan olarak çıkarttım”

Yazar Emine Öte de Cumhuriyet’in 100. yıl dönümünde okuyucuyla buluşan “Mahrem Şiir: Mona Rosa” kitabına ilişkin, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Türk edebiyatına damga vuran nice şairle birlikte ölümsüzleşen kadınlar da var. Bence Muazzez Hanım da onlardan biri. Kitap, sadece aşkı değil, bir Cumhuriyet kadını Muazzez Hanım’ı, genç Cumhuriyet’i ve kızların eğitim almasının ne denli önemli olduğunu işliyor. Mülkiye Mektebi’ni bitirip çok önemli noktalara gelen kadınlar var. Bu düşünceyle de kitabımı Cumhuriyet’in 100. yılında, 29 Ekim’de Türk kadınlarına bir armağan olarak çıkarttım. Cumhuriyetimizin 100. yılına armağan olsun, Muazzez Hanım’ın hayatı genç nesillere örnek olsun istedim.”

Öte, kadınların hayatın her alanında, yönetim kademelerinde ve siyasette daha çok var olması temennisinde bulundu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turk-edebiyatinin-mona-rozasi-70-yil-sonra-sessizligini-aaya-bozdu/feed/ 0