CHP Ankara Milletvekili Umut Akdoğan, çalışanların tatil yapabilmesi için AVM’lerin Ramazan Bayramı’nın ilk günü, Kurban Bayramı’nın ilk iki günü, milli bayramlar ve genel tatil günlerinde kapanmasına yönelik kanun teklifi hazırladı. Akdoğan, “Böylece 2 milyon AVM çalışanı, bayramları bir nebze de olsa bayram gibi kutlasınlar istiyoruz” dedi.
CHP Ankara Milletvekili ve TBMM Anayasa Komisyonu Üyesi Umut Akdoğan, Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’da değişiklik yapılmasıyla ilgili kanun teklifi hazırlığına ilişkin açıklama yaptı. Akdoğan, “Ramazan Bayramının ilk gününde alışveriş merkezi çalışanlarının bizden talebi bayramlarda hiç değilse ilk gün sevdikleriyle birlikte bir bayram sofrasında buluşabilmek oldu. Biz de konuyu TBMM’ye taşımayı kararlaştırdık. Çünkü herkes gibi onların da sevdikleriyle, aileleriyle bayramda bir arada bulunmak hakkı var” dedi.
“AVM ÇALIŞANLARI BAYRAMLARI BİR NEBZE DE OLSA BAYRAM GİBİ KUTLASIN”
Akdoğan, Türkiye’de 446 alışveriş merkezi bulunduğunu, 16’sının ise inşaatının devam ettiğini hatırlatarak AVM’lerde çalışan sayısının 2 milyonu aştığını belirtti. Akdoğan, “Hazırlıklarını tamamladığımız teklifimizle üç temel alanda düzenleme yapılmasını öneriyoruz. Öncelikle AVM’lerin Ramazan Bayramının ilk gününde, Kurban Bayramının ise ilk iki gününde kapanmasını öneriyoruz. Böylece 2 milyon AVM çalışanı da bayramları bir nebze de olsa bayram gibi kutlasınlar istiyoruz. Diğer önerimiz de milli bayramlar ve genel tatil günlerinde AVM’lerin kapalı olmasını teklif ediyoruz. Son olarak hem çalışma barışını sağlamak hem de cadde ve sokaklarımızın ışığı esnafımızın giderek zorlaşan ekonomik koşullarda ayakta kalabilmelerine katkı sunabilmek için de AVM’lerin haftada bir gün kapalı olmasını zorunlu hale getirelim diyoruz. Ticaret Odaları ve esnaf ve sanatkarlar odaları birliklerinin görüşleri alınarak ilgili belediyeler ve valiliklerin koordinasyonunda bu günün belirlenmesini teklif ediyoruz” dedi.
“İKTİDARI BU GÖREVİ YERİNE GETİRMEYE DAVET EDİYORUZ”
Akdoğan, hazırlıkları tamamlanan teklifin Meclis’in ilk çalışma gününde TBMM Başkanlığı’na sunulacağının altını çizerek “İktidara hatırlatıyoruz. Esnaf ve sanatkarı koruyucu tedbirleri almak ve çalışma barışını sağlamak devletin Anayasal görevidir. İktidarı bu görevi yerine getirmeye davet ediyoruz” dedi. Akdoğan, teklifin yasalaşmasının ve Kurban Bayramı’nda ilk kez uygulanmasını da hedeflediklerini belirtti.
“AVM ÇALIŞANLARININ YARISI İZİN YAPAMAMAKTA”
Akdoğan tarafından hazırlanan kanun teklifinin gerekçesinde şu ifadelere yer verildi:
“Ülkemizde faaliyet gösteren 446 alışveriş merkezinde 2 milyonu aşkın çalışan görev yapmaktadır. Önceki yıllarda yapılan bir araştırma göstermektedir ki AVM çalışanlarının yarısından fazlası hiç izin yapamamakta, neredeyse tamamı dini bayram ve resmi bayram günlerinde de çalışmaya devam etmektedir. Öte yandan alışveriş merkezlerinin süreklilik arz eden bir şekilde açık olmaları alışveriş merkezlerinin dışında faaliyet gösteren esnaf ve sanatkarların mesleki faaliyetlerini yürütmelerini giderek zorlaştırmakta ve ekonomik koşulları giderek ağırlaşan ülkede rekabet güçlerini giderek zayıflatmaktadır. Anayasa’nın 49. maddesinde devletin, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları korumak için gerekli tedbirleri alacağı düzenlenmiştir. Yine Anayasa’nın 173. maddesine göre ise esnaf ve sanatkarı koruyucu ve destekleyici tedbirleri almak devletin görevlerindendir. Teklif ile Anayasa’nın 49. ve 173.maddeleri de gözetilerek alışveriş merkezlerinin Ramazan bayramının ilk gününde, kurban bayramının ise ilk iki gününde ve resmi bayram ve genel tatil günlerinde alışveriş merkezlerinin kapalı olması ile alışveriş merkezlerinin haftada bir gün kapalı olmasının zorunlu hale getirilmesi düzenlenmektedir.”
]]>
Akdoğan, yaptığı açıklamada, TBMM’ye sundukları kanun teklifine ilişkin bilgi verdi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in kamuoyuyla paylaştığı “Birleşik Emekli Kart” ile ilgili Emeklilere Emekli Kart Verilmesi ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi hazırladıklarını belirten Akdoğan, Meclis’in teklifi hemen yasalaştırması çağrısında bulundu.
5 maddelik kanun teklifinde emeklilere banka kartı niteliğine haiz “Emekli Kart” verilmesini öngörülüyor. Teklifte, “Emekli Kart” sahiplerinin ikametgahlarında kullandıkları elektrik, doğalgaz ve belediyelerce tahakkuk ettirilecek su ücretlerinin yüzde 40’tan az indirim içermemek üzere belirlenecek tarife üzerinden alınması, bayramlarda emeklilere bir aylık net asgari ücret kadar ikramiye ödenmesi ve emeklilerin kamu hizmetleden tamamen ücretsiz yararlanması hükümleri yer alıyor.
Teklifin gerekçesinde gelir eşitsizliğinin giderek büyüdüğünün altı çizilerek, Türkiye’nin AB’de gelir eşitsizliği en yüksek ülke olduğu kaydedildi. Asgari ücret ile en düşük emekli maaşı arasındaki farkın son 21 yılın en üst seviyesine ulaştığına işaret edilen gerekçede, emeklilerin enflasyon nedeniyle artan maliyet karşısında alım güçlerinin her geçen gün azaldığına vurgu yapılarak, bu konuda sosyal hukuk devleti anlayışı kapsamında yasal düzenleme yapılmasının amaçlandığı belirtildi.
Akdoğan, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları kaydetti:
“Benim Ayşe Teyzem, Fatma Ablam, Ahmet Dedem, Ali Amcam çarşıya pazara gidince 3 kuruşun hesabını yapmasın, üşüdüğünde doğalgazın faturasını düşünüp kombiyi kısmasın diyoruz. Dedeler, nineler bayramda torunu gelecek de ona ne harçlık verecek diye üzülmesin, kaygılanmasın diyoruz. AK Partililer hep gelenekten, yerlilikten, millilikten söz ediyorlar ama işin gerçeğine gelince gözleri kör, kulakları sağır, dilleri lal oluyor. Artık bayramlar bayram olmaktan çıktı. İkram için tutacağın şekerin fiyatı almış başını gitmiş. Ramazanlarda iftarlık fiyatları cep yakıyor, emekli bayramda karalar bağlıyor. Bunlar da çıkmış 2 bin TL olarak verdikleri emekli ikramiyesini 3 bin TL’ye çıkarmakla övünüyor. İnsan hiç değilse yaşlıya hürmetten bu miktara bayram ikramiyesi demekten biraz ar eder.”
“KAYNAKLARI YURT DIŞINA AKTARIYORLAR”
Türkiye’de yaklaşık 15 milyon emeklinin 10 milyonunun açlık sınırının altında emekli aylığı aldığına işaret eden Akdoğan, iktidarın çarşıdan, pazardan ve vatandaştan haberinin olmadığını vurguladı. Vatandaşın her geçen gün yoksullaştığını, emeklinin halinin perişan olduğunu vurguayan Akdoğan, “Çocuğunun eline bakan var, hasta haliyle çalışan, konudan komşudan yardım alan var. İktidarın varı yoğu semirttiği müteahhitler, bildiği uluslararası faiz lobileri ve tefeciler. Onların keyfi yerindeyse iktidarın da keyfi yerinde. Eğer gerçekten yerli ve milli iktidarsan keseceksin müteahhitlere, uluslararası faiz lobilerine ve tefecilere akıttığın hortumun musluğunu, aktaracaksın vatandaşına, emekline. İnsanları ömürlerinin ikinci baharında, emekliliğin tadını çıkaracağı dönemde, yoksulluğa, açlığa, sefalete mahkum etmeyeceksin. Emeklilerimiz için ne kaybedecek bir zaman ne de duracak bir zaman var” ifadelerini kullandı.
]]>İzmir’in Bayraklı ilçesi Osmangazi Mahallesi’nde yaşayan Fatma Akdoğan, oğlunun 2018 yılında şehit olmasının ardından odasında hatıralarını sergilemeye karar verdi.
Anne Akdoğan, şehit oğlunun bebeklik döneminde giydiği kıyafetler, eğitim hayatında aldığı karneler, askeri eşyaları, üniformaları, başarı belgeleri, fotoğrafları ve kişisel eşyalarının bulunduğu bir anı odası oluşturdu.
Odada, oğlu yaşasaydı bir köşede sergilemek istediğini söylediği tespih koleksiyonu için de özel bir yer ayıran anne Akdoğan, evlerinin bulunduğu apartmanın duvarına resmettirdiği büyük Türk bayrağının altına da oğlunun çok sevdiği “Hayat cesurları sever” sözlerini yazdırdı.
“Dua et ben de Suriye’ye gideyim şehit olayım”
Fatma Akdoğan, AA muhabirine, acısının halen taze olduğunu, oğlunun yokluğuna alışamadığını söyledi.
Oğlunun 2012 yılında Ankara’da ve Kars’ta vatani görevini yaptığını belirten Akdoğan, “Sürekli ‘asker olacağım’ diyordu. Çatışmalar olduğu için ben razı olmuyordum. Askerliğini tamamladıktan sonra başvuru yapmış ve sınavı kazanmış. Anne ‘ben uzman çavuş olacağım’ dedi. ‘Oğlum kalma’ dedim. ‘Anne ben çok istiyorum, askeriyeden beni vazgeçirme, senin duan bana yeter’ dedi.” ifadelerini kullandı.
Oğluyla şehit olmadan bir gün önce yaptığı telefon konuşmasını halen unutamadığını anlatan Akdoğan, “En son bir gün önce İlker Kahraman şehit olmuştu. Beni arayarak ‘anne şehit Atatürk Mahallesi’nden’ demişti. Üzüldüm, ‘Anne ağlama dua et, ben de şehit olayım’ dedi. ‘Ne biçim konuşuyorsun oğlum’ dedim. Bana, dua et ben de Suriye’ye gideyim şehit olayım, dedi.” şeklinde konuştu.
“Her gece aynı kokuyu duyuyorum”
Oğlunun şehit olduğunu bildiğini ancak kabullenmekte zorlandığını aktaran Akdoğan, günlerini anı odasında geçirdiğini, her gün oğlunun kabrini ziyaret ettiğini söyledi.
Akdoğan, şunları kaydetti:
“Odada Kur’an-ı Kerim okuyorum, şehitliğe de gidiyorum. Ses vermese de buz gibi taşlara sarılıp öpüp kokluyorum. Bazen konuşuyorum cevap vermese de resimde gülümsüyor. Öyle teselli buluyorum. Ali’nin odasına giriyorum, kokusu bambaşka bir koku. O kokusu bana yetiyor. Her gece aynı kokuyu duyuyorum. Çok zor ama bazen de rahatlıyorum. Hala kapı açılacak oğlum gelecek gibi hissediyorum. Bazen telefon ve zil çalıyor aniden koşturuyorum. Acaba Ali mi geldi diye? Sonra yok diyorum o şehit. Acısı çok büyük, mertebesi çok yüksek, onunla her zaman gurur duyuyorum.”
Akdoğan, diğer oğlunun dünyaya gelen çocuğuna Ali ismini verdiğini, en büyük isteğinin ise torununa amcasının kahramanlıklarını anlatmak olduğunu ifade etti.
Şehit annesi olarak terör belasının bitmesini çok istediğine işaret eden Akdoğan, “Çocuklarımızın kanı yerde kalmadı, kalmayacak. Artık evlatlarımız şehit olmasın. Allah, devlete, askerimize, ordumuza ve milletimize zeval vermesin. Bayrağımız inmesin, ezanımız dinmesin. Türkiye Cumhuriyeti’ni yok etmek isteyenler kendi kanlarında boğulsun.” diye konuştu.
]]>