
Özkan’ın nafakayı ödemediğini ve kendisinin de çalışma hayatının olmadığını, bundan dolayı da maddi zorluk yaşadığını söyledi. Bu da madalyonun diğer yüzü. İki tarafın da kendi penceresinden haklı sebepleri var görünüyor. Özkan dizi çekmediğini, tiyatro yaptığını da söyledi röportajda. Tiyatrodan kazanılacak miktar elbette dizilerdeki gibi olmaz. Yani 114 bin TL gibi bir rakamı tiyatro yaparak ödemesi bence de mümkün değil. O zaman makul bir ölçüde tarafların anlaşması en doğrusu gibi görünüyor.

Yalnız şunu da söylemek isterim, röportaj sonrası kendi tabirleriyle birçok ‘nafaka mağduru’ndan mesajlar aldım. Birçoğu da Özkan gibi yüksek nafaka miktarından şikayet etti. Nafakanın zenginleşme aracı olmaması, bunun bir ticari gelir kapısı olarak görülmemesi gerektiği konusunda çoğunluk hemfikir. Pratikte hemfikiriz ama uygulamaya gelince bunun tam tersini yapanlar da var ne yazık ki… Hele ki ekonomik özgürlüğü olan, meslek sahibi eşlerin nafaka üzerinden zenginleşme çabasına hiç girmemesi gerekir. Nafaka ile statü atlayan, eski eşini bankamatik gibi görenlerin de olduğu bir gerçek. Örneklerini magazin dünyasında gördük… İşte tam da böyleleri yüzünden toplumsal alanda nafaka konusunda ciddi önyargılar oluştu. Bunu çözmenin en etkili yolu eşlerin birbirine hakkaniyetli yaklaşmasından geçiyor. Yoksa biz konuyu uzun bir süre daha konuşuruz…
‘MEDYA, KADINAYÖNELİK ŞİDDETLEMÜCADELEYEDESTEK VERMELİ’
Bu hafta Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın ev sahipliğinde çok önemli bir toplantı gerçekleştirildi. ‘Kültür, Sanat ve Medyanın Dönüştürücü Gücüyle Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi’ temasıyla yapılan toplantıya RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin ve medya dünyasından isimler katıldı. Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde gerçekleşen toplantıda, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş son derece önemli noktalara değindi.

Özellikle medyanın kadına şiddetle mücadelede önemli bir enstrüman olduğunun altını çizdi. Şiddetle mücadelede medyanın destekleyici bir rol üstlenmesi gerektiğini söyledi. Medyanın toplumsal alandaki gücü yadsınamaz bir gerçek, tam da böyle bir dönemde medyanın toplumsal farkındalığı artırması için üstüne düşeni yapması gerektiğini düşünüyorum. Medyanın dönüştürücü gücü kadına şiddetle mücadele konusunda son derece önemli bir katkı sağlayacaktır. Medya camiasının ilgiyle katıldığı bu toplantının her iki taraf açısından son derece faydalı olduğunu düşünüyorum.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, geçen pazartesi günü yapılan ve Bakan Mahinur Özdemir Göktaş’ın da katıldığı çalıştayda, dijital bağımlılık konusu, oluşturulan “uzmanlar masası”, “çocuklar masası” ve “yetişkinler masası”nda ele alındı.
Bağımlılık tanımları, çözüm önerileri ve dijitalin sorunlu kullanımının gelecek projeksiyonunun değerlendirildiği çalıştayda, ayrıca çocukların dijital oyunlarla ilgili motivasyonlarını anlamlandırmaya çalışıldı, çocukların oyunda geçirdikleri süre, motivasyonları ve oyunlarına eşlik eden süreçler de ele alındı.
“Çocuklar telefonlarını eline almadıklarını kendilerini boşlukta hissediyor”
Çalıştayın sonuçlarına yönelik hazırlanan ön raporda, dijital oyunlardaki güçlü karakterlerin çocukların üzerinde derin etkiler bıraktığı saptandı.
Rapora göre, çocuklar bu karakterlerle kendilerini özdeşleştirirken oyunlarda güçlü, karanlık veya tüm silahları ustalıkla kullanabilen figürleri seçerek kendilerine güven ve cesaret kazandırdıklarını belirtiyor. Çocukların bir kısmı bu karakterlerin gücüne sahip olmayı arzuladıklarını ifade ederken, çocuklar oyun sırasında kendilerine yeni bir kişilik oluşturduklarını hissediyor. Oyun bittikten sonra ise çocuklar sosyal ilişkilerinde zayıflama ve sosyal izolasyon yaşıyor. Çocukların tamamı dijital araçların aileleriyle vakit geçirmelerine engel olmadığını belirtirken, çocuklar telefonlarını eline almadıklarında kendilerini bir boşlukta hissettiklerini, üzüntü ve güvensizlik duygusu yaşadıklarını ifade ediyor.
Bakanlığın açıklamasına göre, çalıştaya yönelik değerlendirme süreçleri devam ediyor. Elde edilen sonuç ve önerilerin yeni bir çalıştayda ele alınması planlanıyor. Kamu kurumlarının temsilcilerinin katılacağı söz konusu çalıştay yıl sonuna kadar yapılacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kocasinan ilçesi Emmiler Mahallesi’nde yaşayan ve boşandıktan sonra yeniden bir araya gelen Mehmet Turhan ve Firdevs Öztürk, 19 Mayıs 2021 tarihinde kayboldu. Çocuklarının kayıp ihbarı üzerine polis, çalışma başlattı. İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, çiftin bulunması için yakınlarıyla iletişime geçti. Polis, kayıp Mehmet Turhan’ın kardeşi Yusuf Turhan’ı çelişkili ifadeleri üzerine takibe aldı. Yusuf Turhan’ın evinin yanına yeni tandır yaptırdığını belirleyen polis, kadavra köpeğiyle burada arama yaptı.

Aramada, beton dökülen tandırda çiftin cansız bedenleri bulundu. Tandırı kürekle kıran ekipler, kaybolduktan 22 gün sonra Mehmet Turhan ve Firdevs Öztürk’ün çuvallarda bulunan cesetlerini çıkardı. Olayın ardından Yusuf Turhan ile eşi Nejla Turhan ve oğlu Bedirhan Turhan gözaltına alındı. Şüphelilerden Yusuf Turhan ile oğlu Bedirhan Turhan tutuklandı, Nejla Turhan ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

22 Kasım 2021’de Kayseri 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada sanıklardan Yusuf Turhan, ‘Kardeşi kasten öldürmek’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet, yengesine karşı eyleminden dolayı da ‘Kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Heyet, Bedirhan Turhan’a ise 2 kişiyi öldürmekten 2 kez müebbet hapis cezası verdi. Tutuksuz sanık Nejla Turhan ise delil yetersizliğinden beraat etti. Yerel mahkemenin bu kararı, yapılan itirazlar sonrası geldiği Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi tarafından da hukuka uygun bulunarak onandı.

BU KEZ KARDEŞİNİ ÖLDÜRMEKTEN DAVA AÇILDI
Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında en son 1990 yılında görülen ve bir daha kendisinden haber alınamayan Havva Turhan’ı öldürdüğü gerekçesiyle ağabey Yusuf Turhan hakkında ‘Yakın akrabayı kasten öldürme’ suçundan dava açıldı. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede Turhan hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi.
DAHA ÖNCE ÖLDÜRDÜĞÜ AĞABEYİNİN MEKTUBU DOSYADA
İddianamede Yusuf Turhan’ın yengesi ile birlikte öldürüp, cesedini tandıra gömdüğü ağabeyi Mehmet Turhan’ın yazdığı mektuba da yer verildi. Mehmet Turhan’ın kardeşi için 16 yıl cezaevinde yattığını söylediği mektupta, “Kardeşim dışarıda dursun, cezaevinde dayanamaz dedim. 16 yıl ne arandım ne de biri beni sordu. Ceza değil mi? Bitti, çıktım ama en büyük ihaneti sen yaptın.

Beni evden çıkardın. Çoluğumu, çocuğumu kapının dışına koymuşsun. Kahpelik üstüne kahpelik yapmışsın. Şimdi sıra bende. Aile içi şiddet ve öldürme zaman aşımı 30 yıl olduğunu savcılıktan öğrendim. Hemen şikayet edeceğim. Ama, önce diğerleri ile yüzleş. Sonra Havva’nın dosyası açılacak. Bunlar bittikten sonra Nejla ve sana sıra gelecek. Ölümlerden ölüm beğendireceğim. Şimdi, sen ve Nejla, ‘Bütün malım mülkün senin olsun bizi affet’ deseniz de o günler geçti. Sana bir fırsat daha veriyorum. Ya beni öldür ya da öldürt. 1 hafta zamanın var. Kahpelik yaptığın adamlarla yüzleştikten sonra Havva’nın dosyası açılsın seni öldüreceğim. Bunu, şerefim ve namusum için herkese ibret olsun diye yapacağım” ifadeleri yer aldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>