Ağız – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Sat, 06 Jul 2024 01:12:05 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Yaz Enfeksiyonlarına Dikkat! https://www.haber60.com.tr/yaz-enfeksiyonlarina-dikkat/ https://www.haber60.com.tr/yaz-enfeksiyonlarina-dikkat/#respond Sat, 06 Jul 2024 01:12:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37510

Sezonun açılmasıyla yaz enfeksiyonları da kendini göstermeye başladı. Yaz aylarında havuzların yaygın olarak kullanılmasıyla enfeksiyon riskinin artığını söyleyen Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Manolya Kara, yazın ortak kullanım alanlarının başında gelen çocuk havuzlarına dikkat çekti. Büyük çocuklar hatta erişkinlerin bile bu virüsle enfekte olabileceğine işaret eden Doç. Dr. Kara, bu hastalıktan korunmak için hijyen kurallarına dikkat edilmesi ve belirtilerin erken fark edilmesinin önemini vurguladı.

Özellikle küçük çocuklarda yaygın olarak görülen el, ayak, ağız hastalığı, ağız içinde, el-ayak tabanlarında ve bez bölgesinde içi sıvı dolu döküntülerin (vezikül) gözlendiği virütik bir hastalık. Büyük çocuklar hatta erişkinlerin bile bu virüsle enfekte olabileceğine işaret eden Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Manolya Kara, özellikle havuzların yaygın olarak kullanıldığı yaz aylarında bu enfeksiyonun daha sık görüldüğünü anlattı.

ERKEN DÖNEMDE BULAŞICILIĞI YÜKSEK

El ayak ağız hastalığının, enfekte kişilerle doğrudan veya enfekte yüzeylerle temas yoluyla kolayca bulaşacağına işaret eden Doç. Dr. Kara, bulaş yolları konusunda şu bilgileri verdi:

“Hastalığa yakalanmış bir kişinin burun akıntısı, tükürük, dışkı veya vücut sıvıları ile doğrudan temas etmek, ya da enfekte kişinin öksürmesi veya hapşırması yoluyla havada yayılan virüs parçacıklarının solunmasıyla bulaş gerçekleşebilir. Bunun yanında virüsle kontamine olmuş oyuncaklar, kapı kolları, yiyecek ve içecek kapları gibi yüzeylere temasın ardından ağız, burun veya gözlere dokunulmasıyla hastalık bulaşacağı için özellikle çocukların ortak kullandığı alanların ve oyuncak gibi ortak kullanılan nesnelerin temizliği son derece önemlidir. Bir diğer bulaş yolu ise enfekte kişilerin dışkısı ile kirlenmiş ellerin ağıza temas etmesidir. Bu nokta özellikle hastalığa sahip olan bebeklerin anneleri ya da bakıcıları için çok daha önemlidir. Bu nedenle, çocuk bezlerinin değişimi sonrası el yıkama özellikle önem taşır.”

Hastaların özellikle erken dönemde bulaşıcılığının yüksek olduğunu anlatan Dr. Kara, “Bu nedenle virüsle enfekte olan oyuncakların paylaşılması, ortak kullanım alanları, çocuk havuzu gibi yerlerde hastalık kolaylıkla yayılabilirö dedi.

“BELİRTİLER 3-7 GÜN SONRA ORYATA ÇIKAR”

Belirtilerin genellikle virüs bulaşmasından sonra 3-7 gün içinde ortaya çıktığını anlatan Doç. Dr. Manolya Kara, hastalığın bulgularını şöyle sıraladı:

“Hafif ya da orta dereceli ateş, ona eşlik eden boğaz ağrısı, baş ve kas ağrıları, halsizlik, kusma, karın ağrısı veya ishal hastalığın belirtileri arasında yer alıyor. Özellikle ağız içinde ve çevresinde, el-ayak tabanlarında, bez bölgesinde belirgin içi sıvı dolu döküntüler gözlenebilir. Hasta, ağız içindeki lezyonlara bağlı olarak beslenmekte zorlanır. Bu belirtilerle hastalık klinik olarak tanınabilir. Ancak ateşin uzaması ya da komplikasyon varlığında kan testlerine başvurulabilir.”

“EN ÖNEMLİ KORUNMA YÖNTEMİ EL HİJYENİ”

Hastalıktan korunma ve yayılmasını önlemek için uygulanacak en önemli stratejinin el hijyeninin sağlanması olduğunun altını çizen Doç. Dr. Manolya Kara korunma yöntemleri konusunda şu bilgileri verdi:

“Ellerin sık sık ve doğru şekilde yıkanması, hastalığın yayılmasını önlemenin en etkili yollarından biridir. Özellikle yemek yemeden önce, tuvalet kullanımından sonra ve hasta biriyle temas ettikten sonra mutlaka eller yıkanmalıdır. Yine öksürme veya hapşırma sırasında ağız ve burnun mendille veya dirsekle kapatılması, virüsün yayılmasını önler. Kullanılan mendiller hemen atılarak el temizliği sağlanmalıdır. Ayrıca havlu, bardak, çatal-kaşık, oyuncak gibi kişisel eşyalar paylaşılmamalı, virüsle kontamine olabilecek yüzeyler düzenli olarak temizlenerek dezenfekte edilmelidir. Hasta olan kişilerle temastan kaçınılmalı ve hastalığa yakalanmış çocuklar kesinlikle okula veya kreşe gönderilmemelidir. Bunun yanında bağışıklık sisteminin güçlü tutulması, enfeksiyon riskini azaltabileceği için yeterli ve dengeli beslenme önemlidir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/yaz-enfeksiyonlarina-dikkat/feed/ 0
Ramazanda Ağız ve Sindirim Sağlığı İçin Uzmanlardan Tavsiyeler https://www.haber60.com.tr/ramazanda-agiz-ve-sindirim-sagligi-icin-uzmanlardan-tavsiyeler/ https://www.haber60.com.tr/ramazanda-agiz-ve-sindirim-sagligi-icin-uzmanlardan-tavsiyeler/#respond Wed, 13 Mar 2024 22:00:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18484 Uzmanlar, beslenme düzeni ve alışkanlıkların değiştiği ramazan ayında oruç tutanların ağız sağlığı ve sindirim sorunları yaşamamaları için tavsiyelerde bulundu.

Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Seval Bayrak, AA muhabirine, ramazanda ağızdaki tükürük salgısının azaldığını, bunun da ağız kuruluğuna ve sesin zorlanarak çıkmasına (fonasyon bozukluğu) neden olduğunu belirterek, kişinin yaşam kalitesinin azaldığını söyledi.

Uzun süren açlık ve susuzluk sebebiyle ağız ortamında değişen floranın, çürük ve lezyonlu dişleri olan, diş eti rahatsızlığı gibi dental problemleri bulunan kişilerde bu rahatsızlıkların etkisini artıracağına işaret eden Bayrak, “Ramazan ayında mevcut durumun kötüleşmemesi, kontrol altında tutulabilmesi için özellikle iftar ve sahurdan sonra dişlerin fırçalanması önem arz etmekte. Bu hem ağız florasının hem de hastanın rahatlamasını sağlar.” diye konuştu.

Bayrak, dişleri fırçalamanın yeterli olmadığını dile getirerek, “Dili ve yanakları temizlemek, ayrıca diş ipiyle dişlerin arasını temizlemek önem arz ediyor. Buna yardımcı olarak ağız gargaraları, tuzlu su faydalı olabilir.” dedi.

Ramazanda sahurda ve iftarda su tüketiminin önemine değinen Bayrak, “Ağız sağlığı için bol su tüketmek faydalı olacaktır. Böylelikle hem ağız kuruluğu önlenecek, ağız kokusu azalacak hem de genel sağlık için olumlu olacaktır. Özellikle aşırı tuzlu ve baharatlı gıdalardan kaçınmak da faydalı olacaktır.” ifadelerini kullandı.

Bayrak, ağız kokusunun çok rahatsız etmesi durumunda ise sahur ve iftardan sonra dış fırçalamanın yanı sıra sabah da diş fırçasıyla yutmamak koşuluyla suyla temizlenebileceğini anlattı.

Ramazanda diş sağlığı için tüketilmemesi gereken gıdalardan da bahseden Bayrak, “Hem diş hem de genel sağlık için şekerli gıdalardan kaçınmalıyız. Ramazanda iftar sonrasında tatlı yenir ama bu şekerli gıda tüketimini mümkünse askeri düzeyde tutmak, daha ziyade meyve ve sebze, lifli gıdalar tüketmek hem genel hem de ağız ve diş sağlığı için olumlu olacaktır.” şeklinde konuştu.

İftarda ana yemek için fırınlama, buğulama veya haşlama teknikleri önerisi

Karabük Üniversitesi (KBÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Araştırma Görevlisi Emel Aktaş, ramazanı rahat geçirmek için iftar ve sahuru planlarken sağlıklı beslenme kurallarına dikkat etmenin önemine değindi.

Aktaş, bu iki ana öğün kısa aralıklarla yapıldığından sindirim sistemine binecek yükü azaltmak için beslenme planı ve besin seçiminin çok önemli olduğunu vurgulayarak, “Sahurda dikkat edilmesi gereken iki temel nokta var; tokluk hissini artırmak ve gece uykusuna devam etmeyi zorlaştırmamak. Bunun için de sahurda hafif kahvaltı veya az yağlı, az tuzlu çorba tüketimini öneriyoruz.” diye konuştu.

Sahurda posa içeriği yönünden zengin mevsim sebzeleri, yeşillikleri ve meyveleri, tok tutması için de protein içeriği zengin yumurta, süt, peynir ve yoğurt tüketimini öneren Aktaş, aşırı yağlı, şekerli ve tuzlu besinlerin gün içerisinde halsizlik, açlık ve susuzluk hissini artırabileceğini kaydetti.

Aktaş, iftarın hurma, taze meyveler veya bir bardak ılık suyla açılabileceğini ve protein, kompleks karbonhidratlar ve sebze içeriği yüksek ana yemek yenebileceğini belirterek, yağda kızartma yerine fırınlama, buğulama veya haşlama tekniklerinin kullanılmasını önerdi.

Ramazan ayında fiziksel aktivitenin düştüğüne de dikkati çeken Aktaş, “Fiziksel aktivite seviyesinin düşmesi bağırsak hareketlerinde yavaşlamaya neden olabiliyor. Bağırsak hareketleri yavaşlayınca da bu dönemde birçok kişide kabızlık problemleri görülebiliyor. Bunun için iftardan sonra hafif tempoda minik yürüyüşler yapılabilir. Bu sayede bağırsak hareketleri artırılabilir ve kabızlığın önüne geçilebilir.” değerlendirmesinde bulundu.

Aktaş, diyabet, tansiyon, kalp ve böbrek rahatsızlığı gibi kronik rahatsızlığı bulunan bireylerin mutlaka hekim ve diyetisyen kontrolünde ramazan ayını geçirmelerini tavsiye etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ramazanda-agiz-ve-sindirim-sagligi-icin-uzmanlardan-tavsiyeler/feed/ 0