ADANA’da oğlu İsmail Babat’ın (37) silahlı saldırısında ağır yaralan Rifat Babat (63), duruşmada ölü numarası yaparak kurtulduğunu anlattı. Saldırıda eşini kaybeden Rifat Babat, oğlundan şikayetçi oldu.
Sarıçam ilçesi Cerenli Mahallesi’nde oturan İsmail Babat, iddiaya göre 16 Ocak 2018’de emekli uzman çavuş olan bacanağı Nuri Özdemir’i (49) tabancayla öldürdü. İsmail Babat, denetimli serbestlikle geçen yıl mayıs ayında tahliye oldu. İsmail Babat’in babası Rifat ve üvey annesi Hürü arasında iddiaya göre ailevi nedenlerle husumet oluştu. İsmail Babat, 21 Kasım 2023’te yanına aldığı tabanca ve av tüfeğiyle babası ve üvey annesini evlerine giden yolda pusu kurarak beklemeye başladı. Babasının otomobilini gören İsmail Babat önce av tüfeğiyle, fişek bitince de tabancayla peş peşe ateş edip, kaçtı. Saldırıda yaralanan Rifat ve Hürü Babat çifti, Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Yaralılardan Hürü Babat, doktorların tüm çabasına karşın kurtarılamadı.
SOSYAL MEDYADAN PAYLAŞIM YAPTI
Cinayet şüphelisi İsmail Babat’ın, olaydan bir süre önce sosyal medya hesabından paylaşım yaptığı ortaya çıktı. Babat, yayınladığı görüntüde, “İhanetin bedeli, ölümdür. Kalem kırılırsa, geri yapıştırırsın” dediği görüldü.
Olaydan 2 gün sonra yakalanıp tutuklanan İsmail Babat, birlikte hereket ettiği ileri sürülen amcası Adil Babat (46) ile yeğeni A.B. (17) hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açıldı. 5. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davanın ikinci duruşmasına katılan Rifat Babat, ilk kez ifade verdi.
‘PUSU KURDULAR’
Olay günü eşi ile birlikte dünürlerinin yemek davetine gittiklerini belirten Rifat Babat, “Yemekten sonra saat 15.00 gibi eve gitmek için yola çıktık. Eve yaklaştığımızda yol kenarında yeğenim A.B. bir aracın içinden kafasını çıkartıp sırıttı, kardeşim Adil ise yolun köşesine gizlenmişti. Onları görünce pusuya düştüğümü anlayıp gaza bastım. Bir anda silahlar patlamaya başladı. Kaç silahla kaç kişi ateş etti bilmiyorum. Araçla evin önüne kadar geldim. Arabayı durdurdum, benim ve eşimden kan akıyordu. Sanıyorum okulun oradan sıkan Adil’di, yolda sıkan ise oğlum İsmail’di. Eşim bayıldı, ben de ölmüş numarası yaptım. Öldüğümü sanıp daha fazla ateş etmediler. Bana pusu kuran oğlum İsmail, kardeşim Adil ve yeğenim A.B.’den şikayetçiyim” dedi.
OĞLU SUÇUNU İTİRAF ETTİ
Babası Rifat Babat’ın ifadesi üzerine söz hakkı verilen sanık İsmail Babat, psikolojisinin iyi olmadığını belirterek, “Babam atamdır. Evimi bastı, ölümden döndüm. Ben öksüz büyüdüm. Babam ve üvey annem hayatı bana zindan etti. Olayı yapan benim. Olay anında şuurumu kaybettim. Bana suç işlettiler, infazımı yaktılar, cinnet geçirttiler” diye konuştu. Adil Babat ise iftiraya uğradığını belirterek suçlamaları kabul etmedi.
AKIL HASTANESİNE GÖNDERİN
Sanık İsmail Babat’ın avukatı, müvekkilinin akli melekelerinin yerinde olmadığını iddia ederek tam teşekküllü bir akıl hastanesine sevk edilerek akıl sağlığı ile ilgili rapor alınmasını istedi, ayrıca, olay yerinde keşif yapılmasını talep etti. Mahkeme heyeti, İsmail Babat ve A.B.’nin tutukluluğunun devamına karar verirken, duruşmayı olay yerinde keşif yapılması ve eksikliklerin giderilmesi için erteledi.
]]>Memur-Sen Konfederasyonu, hazırlanan ‘Adil, Makul ve Sürdürülebilir Vergi Sistemi’ adlı raporu düzenlenen basın toplantısıyla açıkladı. Basın toplantısında konuşan Memur-Sen Genel Başkan Yardımcısı Hacı Bayram Tonbul, vergide adaletin bir sosyal adalet meselesi olduğuna dikkati çekerek, “Vergide adalet olmadan toplumsal barış ve adalet olmayacağı açıktır. Ancak ülkemizde mevcut vergi sisteminin ağırlık merkezini gelire göre vergilendirme yerine toplumun tümünün vergilendirilmesi oluşturmaktadır. Vergi sistemimizin ağırlık merkezini oluşturan dolaylı vergiler eliyle, başta sabit gelirliler olmak üzere geliri olsun ya da olmasın toplumun bütünü vergilendirilmektedir. Neoliberal politikaların sonucu olarak ilaçtan suya, ekmekten bebe mamasına en temel ihtiyaçlar için bile gelir durumuna bakılmaksızın vergilendirme yapılması insani/adil olmadığı gibi, gelir durumuna bakılmaksızın vergilendirme uygulaması zenginle fakirin aynı vergiyi vermesine neden olması bakımından da adil değildir” dedi.
Gelir artışından daha fazla gelir vergisi artışının alım gücünü düşürdüğünü vurgulayan Tonbul, “Mesela, kamu görevlilerinin maaş-ücret artışlarına yüzde 20 zam yapıldığını varsayalım. Asgari ücret tutarındaki vergi muafiyeti sabit kalacağı için yapılan zam hem enflasyon ile hem de matrah artışına bağlı olarak yüzde 20 ve yüzde 27 gelir vergisi dilimine girerek eriyecektir. Gelir artıyormuş gibi gözükse de gelir artışından daha fazlası eline geçmeden alınacaktır” şeklinde konuştu.
“Adil ve etkili bir vergi sistemi, bütünlüklü bir vergi politikasının hayata geçirilmesiyle mümkündür”
Adil vergilemenin öncelikle mali güçle orantılı bir vergilendirmeyi amaçlaması gerektiğini ifade eden Tonbul, “Çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alınmasını, herkesin kazancına göre vergi ödemesini, emekle elde edilen gelirlerden sermayeden sağlanan aynı miktar gelire göre daha düşük oranda vergi alınmasını, asgari ücretin gelir vergisinden istisna tutulmasını, artan oranlı vergilendirmeyi, medeni durum, engellilik ve yaşlılık gibi kişilerin durumunun dikkate alınmasını ve bunlar gibi diğer adaleti sağlayıcı ilkeleri gerektirir. Nitekim kalkınma ve büyüme politikalarını güçlendirecek, istihdamı ve ihracatı artıracak, geçim derdindeki sabit gelirlilerin bütçesinde yüke dönüşmeyecek adil ve etkili bir vergi sistemi, hayatın her alanını gözeten bütünlüklü bir vergi politikasının hayata geçirilmesiyle mümkündür” diye konuştu.
Vergi sistemi önerisi raporlarının bir makro politika çerçevesi olan yeni nesil bir vergi mimarisi önermekte olduğuna dikkat çeken Tonbul, “Raporda da savunduğumuz üzere vergide adalet; sabit gelirlilerin kahir ekseriyetini oluşturduğu geniş toplum kesimleri üzerine yıkılmış vergi yükünü azaltmak, gelir durumuna göre vergilemeyi tesis etmekle mümkündür” dedi.
“Vergi gelirinde doğrudan vergilerin payı artırılmalı, dolaylı vergilerin payı azaltılmalıdır”
Tonbul, hazırladıkları raporda öne çıkan önerileri ise şu şekilde sıraladı:
“Vergi gelirinde doğrudan vergilerin payı artırılmalı, dolaylı vergilerin payı azaltılmalıdır. Doğrudan vergilerin azalmasına ve dolaylı vergilerin artmasına neden olan kurumlar vergisindeki istisna, af ve benzeri uygulamalar sonlandırılmalıdır. Bütüncül ve birbirini tamamlayan bir yapı tesis edilerek vergi toplamadaki etkinlik artırılmalı, vergi kayıp kaçağı engellenmeli, kayıt dışılık önlenmelidir. Vergi gelirlerinin düşmesine neden olan kayıt dışı ekonomi, vergi kaçakçılığı ve vergi dolandırıcılığı ile daha etkin mücadele edilmelidir. Zorunlu tüketim ve ihtiyaç ürünleri ÖTV/KDV dışına çıkarılmalıdır. KDV ve ÖTV günün ekonomik koşullarına göre güncellenmeli ve oranlar düşürülmelidir. Ücretlerden alınacak gelir vergisi için matrahlar ekonomik şartlara uygun olarak artırılmalıdır. Başta kamu görevlileri olmak üzere ücretlilerden alınan gelir vergisi dilimleri yüzde 5, 10, 15 şeklinde revize edilmelidir. Ücretlerden kesilen damga vergisi kaldırılmalıdır.”
Tonbul, raporun vergi sisteminin ihtiyaç duyduğu iyileştirmelere ve vergide adaletin tesisine önemli katkılar sunacağına inandıklarını belirtti. Toplantı, Tonbul’un konuşmasının ardından raporu hazırlayan Prof. Dr. Mustafa Çolak’ın sunumuyla devam etti. – ANKARA
]]>