“ACUN BİRAZ DAHA FAZLA DAVA AÇSIN PARA KAZANSIN”
Kendisine dava açan Acun Ilıcalı hakkında da konuşan Yıldırım, “Acun Ilıcalı biraz daha fazla yüksek tazminat davası açsın da kazansın. Ne yapayım yani! Kongreden sonra bakarız” dedi.
Yıldırım’ın konuşmasından satır başları;
“Önce kazananın Fenerbahçe olmasını istiyorum. Şampiyon olamadık, camiada hüzün ve mutlu olamama durumu var. En önemlisi ise çocuklar… Esas neden Trabzonspor maçından sonra Fenerbahçe Yönetimi’nin 2 Nisan’dan kongre üyelerini stada çağırması, alınacak kararlara destek vermek istemeleri… Ligden çekilme için insanlar istekli geldi ama yönetim kendine göre karar almış. Onay alınmış gibi kararı açıkladılar. Yönetim korktu. Yöneticiler ceza alacaktı, aday olamayacaklardı. Halbuki biz Fenerbahçe için hapis yattık. Başkan ve yönetici olma haklarını kaybetmekten korktular. Süper Kupa’yı kaybettik. Fenerbahçe para için kendi prensiplerinden vazgeçmez! Suudi Arabistan’da ne oldu bilmiyorum. Oynanması mı iyi olurdu, oynanmaması mı daha iyi bilmiyorum. Anlatılanları doğru kabul edeceğiz.
MOURINHO BENİM SAYEMDE GELDİ
Jose Mourinho; benim ve arkadaşlarımın sayesinde geldi. Gizli yapabilirdim ama açık açık görüştüğümü anlattım. Roma’da otelde görüştük ve “Fenerbahçe’nin sana, senin de Fenerbahçe’ye ihtiyacın var. Kim kazanırsa kazansın gel” dedim. Menajerinin telefonunu verdi ve onunla görüştük. Mahmut Uslu ve Önder Fırat, Porto’ya giderek menajerle görüştü. 15 Milyon €’ya anlaştık, sözleşme hazırlanıyordu. Biz seçilirsek gelecekti. Ali Bey de girmiş devreye, getirmişler. Ben söylemeseydim, getirecekler miydi? Bazı kongre üyeleri İsmail Kartal ile devam etmek istediklerini; altına da Volkan Demirel ve Tuncay Şanlı’yı getireceklerini söylediler. Ben kazanırsam, Jose Mourinho ile devam edeceğim. Fenerbahçe camiasını mutlu etmek için geliyorum, sadece 3 yıl! Şampiyon olamazsam, ilk yıl kongre kararı alırım. İlk sene şampiyonuz. Ali Koç eğer Fenerbahçe’yi seviyorsa, ‘Ben varken şampiyon yapmazlar’ dedikten sonra devreden çıkması lazım! Veya söylediğin şartların ortadan kalkması lazım. Söyledikleri neyse, hâlâ bilmiyorum. Bizimkiler net söylemiyor.
ALİ KOÇ LİDER DEĞİL, BAŞKAN
Ankara’ya kadar ince göndermeler var. Bazen Mart’taki belediye seçimleri üzerinden gönderme yapılıyor, sonra ‘Ankara ile aramız iyi’ diyorlar. Cumhurbaşkanı’nın Fenerbahçe ile sorunu yoktur, ne sorunu olacak! Onun sorunu olmaz, biz ona atıf yapıyoruz. ‘Fenerbahçe’ye kötülük yapın’ diyeceğini düşünemeyiz. Ali Koç lider değil, başkan! Başkan herkes olabilir, liderlik ayrı şey. Lider ileriyi görür, bir olayın tedbirlerini alır. Ligden çekilme kararı alıyorlar, SPK var! Sonra vazgeçtiler. İnsanları motive ettiniz ama herkes hayal kırıklığına uğradı.
ÇATIYA ATATÜRK OLUR MU YA?
Stadını adını değiştireceklerdi… Çatıya Atatürk olur mu ya? Değerler bu kadar düşürülür mü? Ya öne koyacaksınız ya da hiç koymayacaksınız. Engelleri aşamıyorsa, çatıya koymayacak. Yıllar önce, bizlerden çok önce stadın üstünde Atatürk heykeli varmış. O zaman getirin, bizim stadımızdaki beton çıkıntıların üstüne Atatürk’ün Kocatepe’deki heykelini koyun, bitti. İlla uçakla, helikopterle geçen insanlar mı görecek? Vatandaş görmeyecek ki…Ali Koç’un devam etmesini isteyen baronlar var! İçeriden değil, dışarıdan! Bunları sonra açarım, hem de fazlasıyla açarım! Benim intikam derdim yok, 20 sene başkanlık yaptım.
STADI YENİLEYECEĞİZ
Fenerbahçe için stadı yenileyeceğiz. Kapasite artacak, görüşmeleri yapıyoruz. Maçlar oynanırken yapacağız. Bakın Fenerbahçe Stadı buradan gidemez! Giderse, elden gider! Dereağzı’ndan çıkmak yok! Sakın! Listemizdeki Mehmet İman; Murat Ülker’in kuzeni… Her gün beraber. Biz söylemiyoruz, bunlar forma götürüyorlar Murat Ülker’e. Ben ilk oğlu Yahya’yı istedim listeye. Gelecekte inşallah Fenerbahçe’nin başkanı olur. Murat Ülker ise ‘Mehmet Bey’i al’ dedi. Ahmet Özokur ise Murat Ülker’in ablasının oğlu. Biz reklam yapmıyoruz! Batuhan Özdemir de var, Nihat Özdemir’in oğlu. Mustafa Ömer Topbaş ise rahmetli Kadir Topbaş’ın oğlu.
3 AY SONRA BİRBİRİNE GİRECEKLER
Jose Mourinho’nun istediği oyuncuları alacağız. Gidecekler var. Yaşlıların yerine de genç oyuncuları tercih edeceğiz ve getireceğiz. Acun Ilıcalı biraz daha fazla yüksek tazminat davası açsın da kazansın. Ne yapayım yani! Kongreden sonra bakarız. Ali Koç’un yönetimi 3 ay sonra birbirine girecek! Jose Mourinho bir marka, siz ona müdahale edemezsiniz! Bunlar müdahale edecek. Geldiği 3 gün oldu oraya yemeye götürdüler, buraya forma götürdüler.
BEN KİMSENİN ADAMI DEĞİLİM
Ben kimsenin adamı değilim! Siyasetle hiç uğraşmadım. Fenerbahçe’nin adayı ve adamıyım! Acun Ilıcalı, Cumhurbaşkanı ile görüşüyor! O zaman ben niye adayı oluyorum! Ben kimseden onay almadım. 1998’de de böyle oldu, şimdi de. Ben başkanlık değil, liderlik yapmak istiyorum. Fenerbahçe raydan çıktı, raya oturtup devam etmesini arzuluyorum. Atatürkçü ve laik bir adamım! Tayyip Bey ile 6 senedir görüşmedim. Her zaman saygımız var, Cumhurbaşkanı olduğu sürece saygı göstereceğiz. Emekli olduğunda da bu ülkeye hizmet ettiği için saygı göstereceğiz. Ali Koç sürekli yanlış açıklama yapar ve iğnelerse, onlar da senin hakkında lobi yapar. Ne söylüyorsan açık söyle!
BEN KAVGAYA GELMİYORUM
Ali Bey sürekli pompalıyor; ‘Kavga edecekler’ diyerek… Ben kavgaya gelmiyorum, Fenerbahçe’yi kurtarmaya geliyorum. 6 sene rahatlattı. Fiziksel tedaviler… Hayata başka bakıyoruz artık. 6 senede ne şampiyonlukları var? Benim 6-0 hatıram var! 150 puan alsa ne olacak, şampiyon kim? Fenerbahçe, TFF ceza vermezse Türkiye Kupası’na katılır. Burası Koçspor değil, yeter artık. Kupaya katılmakta mahsur yoksa, katılırız. TFF Başkanı değişirse biz katılacak mıyız? Şartlara göre bakarız, düşüncemizi uygularız.
MOURINHO’YA TERCÜMANLIK YAPIYOR
Oturmuş Mourinho’ya tercümanlık yapıyor, adam orada çok uzun sürdü sorular diyor Ali Koç’da ‘Türkiye’ye hoşgeldin diyor’ öyle konuşmayacaksın, “burası Türkiye burada istediğimizi yaparız” diyeceksin! Türkiye burası, sahip çıkın ülkenize. TFF Başkanı değişecek! Bu işi yapma şansını yitirdi. Bütün kulüplerle diyaloglarında sıkıntı var. EURO2024’te inşallah başarılı oluruz sonra da bırakır. Adaylardan biri aradı, onun bunun hatrına heyetlerinize adam almayın! Tarafsız insanlar alın.”
]]>İşte “Adana “Sıfır Bir” dizisinin Cio’su, ” Dengeler: Biri Olmak” dizisinin Ferit’i; Cihangir Ceylan ve bilmediğiniz yönleri
Sakalsız Burak Kut’a benziyorum
Fiziki görünüşüm küçük hamlelerle, büyük farklar yaratabiliyor. Sakallı başka bir adam oluyorum, bıyıklı başka bir adam oluyorum. Sakalları tamamen kesince Burak Kut’a benziyorum. Bu mesleki olarak bir avantaj; sürekli seni iyi ve yakışıklı görmelerindense bazen kilolu, bazen kel görmeleri daha tatmin edici. Ben aynı zamanda da senaryo yazıyorum, kafamda böyle projeler var. Kilolu bir pasaj çaycısını oynamak istiyorum mesela. Nefes nefese…
Adana’da “Altın Koza”yı “Cannes Film Festival” ine tercih ederim
İnşallah bir gün Adana’daki sanatçılar parkına heykelim dikilir. Güzel olur. Tabii ki yurtdışındaki film festivallerinde ödül almak çok güzel ama benim için Adana “Altın Koza” film festivalinde ödül olmak daha kıymetli.
Çok duygusal bir şey. Adana’da mı ödül almak mı, Cannes Film Festival’i mi? Adana’da almak daha kıymetli bizim için. Bu sıklıkla Adanalı arkadaşlarımızın arasında konuştuğumuz bir şey.
Dilber’i Hazar’dan başkası oynayamazdı
İnci Taneleri dizisinin Dilber’i Hazar Ergüçlü ve Bahar, Demet Evgar ile daha önce “Alev Alev” de birlikte rol aldık. Benim ilk havalı setimden, çok fazla ünlü ile birlikte rol alıyordum.
Orada çok keyifli şeyler öğrendim. Bahar yayınlanmaya başladığında biz setteydik izleyemedim ama Demet Evgar’ın ne kadar özel bir oyuncu olduğunu tabii ki biliyorum. Hazar Ergüçlü özelinde de şunu söyleyebilirim; Dilber rolünü, Hazar olmasaydı başkası olamazdı. Hazar’ın havası çok hoş olmuş. Sert sahnelerden sonra, o pavyonda çalışan gergin kadının, masum bir kız çocuğuna dönüşmesi çok hoş olmuş. Karakterle enerjisi çok tutmuş.
Eşimle dans videosu koydum
Sosyal medyada eşimle fotoğraf koymadım için çok eleştiriliyorum ama en son birlikte bir dans videosu paylaştım. Dans ediyoruz şımarık şımarık anlatamıyor muyum ben neler hissettigimi.
Benim oyunculuk konusunda bir iddiam ve bir hayalim var. Eşim ve bütün ailem bu ortak hayale hizmet ediyor. Bu Cihangir’in tek başına yaptığı bir başarı değildir diye düşünüp ona hizmet ediyorsak o sofra o zaman sofra oluyor.
Benim eşim şu an evde. Çalışmıyor çocuğa bakıyor ama ben ona her zaman istediğin zaman çalışabilirsin diyorum.
“Yanında donla oturduğum adam benim dostumdur!”
Adana çok sıcak bir yer, klima çoğu zaman lüks sayılır, bir evin içinde 15-20 adam bir süreden sonra donla atletle oturuyorsunuz gergin gergin.
Biz küçükken sıcaktan koridorlara yatardık. Yanında donla oturduğum adam benim dostumdur demem bu imge yüzünden.
Gemilerden korkuyorum
Yaşadığım şehirde deniz yok feribot görmemişim tekne görmemişim çok fazla. Bu yüzden hayatımda en çok korktuğum şey gemiler. Çok büyük, çok metal, çok hantallar.
Şöhreti elimize yüzümüze bulaştırmış olabiliriz
Adana sıfır bir de yola çıktım arkadaşlarımla şu anda Gain’ e yayınlanan Dengeler: Biri olmak dizisinde de birlikteyiz. Savaş Satış benim için kıymetli.
Bir zamanlar şöhreti elimize yüzümüze bulaştırmış olabiliriz. Ama günün sonunda fıtratınımızda kötülük yok, hayat kısa neyi paylaşamıyorsun diyorsun ve birleşiyorsun.
Ve bu adım attıktan sonra o kadar tatlı oluyor ki her şey yeniden bir araya geldik bir şeyler çektik çok güzel oldu. Hayat zaten çok kısa biz de yaşlanıyoruz.
]]>Yıldırımın açıklamalarından satır başları;
Kavga etmeyeceğiz, kimseyle ama benimle kavga ederlerse, o zaman ederim. 6 sene önce “Aziz Yıldırım gitti, Türk futbolu kurtuldu” dediler. Şimdi de “Aziz Yıldırım gelsin, Türk futbolunu kurtarsın” diyorlar. Böyle bir memleket.
“FENERBAHÇE’YE ZARAR VERDİK”
Derdim Fenerbahçe’nin şampiyon olması. Dört sene Fenerbahçe şampiyon olamadı, nedenini biliyorum. Mahkemeler… Ben ve dava arkadaşlarım her gün mahkemeye gittik. Mahkemeler uğraştık ve Fenerbahçe’ye zarar verdik. Bunu biliyoruz.
“ŞAMPİYONLUKTAN BİRLİKTE ETTİK”
Sonra kombine almayın, forma almayın, maça gitmeyin gibi şeyler denildi. Hep beraber Fenerbahçe’yi şampiyonluktan ettik, hep beraber.
“KULÜBÜ HALKA AÇTIM”
Fenerbahçe kurumsal bir yapı, dışardan adam getirip kulübü incelettiler. Böyle bir şey olabilir mi? Dün Fenerbahçe’nin durumunu dağıttlar, belgeleri arkadaşlarımız inceliyor. Varsa düşüncemiz söylerim. Fenerbahçe’de para sorunu olmaz! Ben neden kulübü halka açtım? Ben istesem bunu yapmam, ölene kadar başkan olurdum. Hapisteyken kulübü halka açtım, 1 milyon üye olsun istedim. Anadolu’da Fenerbahçelileri bir araya getirecek binalar açılmasını istedim, birkaç yerde yaptık. Ancak kapattılar. Fenerbahçe, Türkiye’nin en büyük sivil toplum örgütlerinden biridir. Fenerbahçe’nin istemediği bir şey Türkiye’de olmaz! Ne zaman? Bir araya gelirsek! Beraber olmazsak, hiçbir şey olmaz. Türkiye’nin Kuva-yi Milliye’si Fenerbahçe Spor Kulübü’dür.
“KEYFİM YERİNDEYDİ, NEDEN ADAY OLDUM?”
İşleri tıkırına koydum, keyfim de yerinde. Neden aday oldum? Fenerbahçe’de sıkıntılar var. Arkadaşlara aday olmalarını söyledik ama ben varken olmayacaklarını söylediler. Mecbur kaldım. 20 sene başkanlık yaptım, zor günlerde 6 şampiyonluk yaşadık. Para konuşmadık.
“1 MİLYAR 950 BİN TL BORÇ BIRAKTIM”
1 Milyar 950 Bin TL borç bıraktım. Yarısı döviz karşılığıydı. O borç için bankalarla anlaştılar TL olarak 4 Milyar borç var. Diğer borçlarla 12 Milyar TL borç var! 630 Milyon € borç vardı, gösterdi. Ülker ile birlikte stadın yanına konutlar yapacaktık ve satacaktık. Her şeyin anlaşması yapıldı. Fenerbahçe 70 Milyon €, Ülker 70 Milyon €, Emlak Konut %20 pay alacaktı. Arsa gitti ama Murat Ülker kağıt üzerinde tutuyor. O borç yok şu an. 51 Milyon € borç yok ama 630 Milyon €’nun içinde gösterdik o zaman. Bizim bıraktığımız borç 400 Milyon €’ydu, bunu açıkladım. 50 Milyon €’ya oyuncu sattınız, devlet gittim ve kanun çıkarttım vergi iadesi aldık. Onu da çıkarınız 300 Milyon €! Bana da eski yönetimden kalan borç vardı, kaldı 200 Milyon €! Daha da konuşsa alacakları çıkacak diyorlar, evet öyle. Bazı tekliflerim olacak birazdan, ne olacak? Hep beraber göreceğiz. Bunlar anlamıyorlar, anlamıyor bunlar.
“2018 ŞAMPİYONLUĞU SEÇİME KURBAN GİTTİ”
Futbol takımını üzülerek takip ettim. Kulübe uzaktan bakmanın avantajını elde ettim. Yaptığımız hataları gözlemledim. Düşünce yapımızı değiştirmek, değişerek gelişmek bir erdemdir. Mevcut kulüp başkanının ve yönetimin çalışmalarına engel olmamak, olayı saha dışına taşımamak adına muhalefet yapmadım. Konuştuğumda da birlik ve beraberliğe dikkat çektim. Özellikle bu sezon seçimin saha içini etkilemesi adına Ocak 2024’ten bu yana sükunet çağrısı yaptım. Camiayı futbol takımının arkasında olmaya davet ettim. Bu hafta Galatasaray derbisini kazanacağız ve yeni süreç başlayacak. 2018 şampiyonluğumuz seçim sürecine kurban edildi, ben bunu yapmadım. Hiçbir seçim, şampiyonluktan önemli değildir. İnşallah bundan sonra seçim uğruna hiçbir kupalar, madalyalar feda edilmez. Bugün karşınızda şampiyonluk avantajının rakibimizde olması üzüntüsüyle bulunuyoruz.
“FENERBAHÇE’Yİ ŞAMPİYON YAPMAZLAR DEDİ”
Mevcut başkan “Ben başkan olduğum sürece, Fenerbahçe’yi şampiyon yapmazlar” dedi. Bu ne demek? Bunu arkadaşlarla düşündük. Bizi kim şampiyon yapmak istemiyor? İktidar mı, devlet mi? Hakemler mi, TFF Başkanı mı? Kim? Eğer bunlar birbirine bağlıysa, alttan yukarı gitmeyeceğiz! Yukarıdan söyleyeceğiz!
“DEVLET AYRI, HÜKÜMET AYRI”
Devlet ayrı, hükümet ayrı! Biz devletle kavga edemeyiz! Ama hükümetle haklı olduğumuzda mücadele yaparız, yaptık! FETÖ konusunda iç içeydiler, hep beraber yürüdük! Onun için açık olacağız. Benim twitter’ım yok, trollerim de yok! Ben kimsenin adamı değilim, Fenerbahçe’nin adamıyım!
“SAKIN BU İŞLERE GİRMEYİN”
Yiğit Bulut’un trolleri varmış, AK Parti beni destekliyormuş falan… Ben kimsenin adamı değilim! Ben hiçbir partinin adamı değilim, olmam da! O troller de bu işlere girmesin! Ben duymam! Sakın bu işlere girmeyin! Hükümet desteği ile değil, bir laf uğruna geliyorum! ‘Ben varken Fenerbahçe2yi şampiyon yapmayacaklar’ lafı üzerine.. İktidar duruyor, TFF Başkanı duruyor, hakemler duruyor.. Çocuklar ağlıyor, öyle diyorlardı. Atatürkçüyüm. Laik ve Cumhuriyetçiyim.
“3 SENE İÇİN GELECEĞİM”
72 yaşındayım, 3 sene için geleceğim! Daha fazlasını yapamam! ‘Yap’ deseniz bile yapamam. Çocukları kurtarmalıyız! Benim kızım geliyor, maç oynanıyor… Fenerbahçe 0, karşı takım 1! Maçı sordu, “1-0 galibiz” dedim. Sonra baktı ‘Neden yalan söylüyorsun?’ dedi. Çocuklar kazananın yanında olmak istiyor. Onların aşkı için şampiyon olmamız lazım. Ali Bey de seçilebilir ancak yanlışlardan ders almalıyız. Fenerbahçe’nin borcundan fazla alacağı var! Bunu mahkemede çözemezsin, masada çözeceksin! Büyük alacağımız var, bunu inşallah çözeceğiz.
JOSE MOURINHO, FENERBAHÇE
Jose Mourinho ile iki saat konuştuk. Konuşmaları sürdürmek için arkadaşları menajerleri ile devam edecek. Biz ne para, ne transfer konuştuk. Konyaspor maçını izlediğini söyledi. Bir aday telefonla konuşmuş. Mevcut başkan menajer göndermiş. Üç tane şey… Şimdi diyorlar ’15 Milyon € buna verilir mi?’ Ya sana ne kardeşim. Dün akşam diyorlar ki ‘Beşiktaş’a üç teknik direktör adayı var. Şu olmaz, bu olur’ Ya siz yönetici misiniz?
“ANLAŞIRSAK GELECEK”
Jose Mourinho şartlarda anlaşırsak gelecek! Ama rahat bırakmıyorsunuz, burayı takip ediyor! Suudi Arabistan’a gitmiyor! Rahat olun! Bahreyn’e iki konferansa gidecek, 2 milyon $! Anlayın yani değerli basın! Olumlu olun!
“İYİ OLAN BOZULMAZ”
Zeljko Obradovic ile 5 aydır hiç konuşmadım! Antrenör gayet iyi, iyi olan şey bozulmaz! Kötü olursa, bakılır. Roberto Carlos’u aldık, sohbet ederken ‘Avrupa’da final oynar ve Şampiyonlar Ligi’ni alırız’ dedi. Bu bizim aklımızda yok. Ancak Carlos bunu bütün oyunculara aşıladı, böyle bir hava oldu. Chelsea, Sevilla, Inter… O motivasyonla oldu!
“PARASININ YARISINI BEN VERECEĞİM”
Bu yönetime teklifim, Jose Mourinho ile çalışmayı düşünüyorlarsa; Şekip Mosturoğlu’ndan rica edeceğim, iki taraftan arkadaşlar gitsin ve imzayı atsınlar. Kim seçilirse, Mourinho ile devam etsin! Biz kaybedersek, Mourinho’nun yarı parasını da ben ödeyeceğim! Haydi bakalım.
“ÜZERİNDE ÖLÜ TOPRAĞI VAR”
Fenerbahçe’nin üzerinde ölü toprağı var! 4 sene bizden, 6 sene bu yönetimden! Parayı imece usulü vereceğiz, halledeceğiz! Üç sene kombine alacağız, banka borcunu kapatacağız! Yoksa büyük tehlike var!
“CÖMERT OLMA DURUMU YOK”
Jose Mourinho gelirse, istediği birkaç oyuncuyu alırız. Transferde cömert falan bir durum yok! İçeriyi bir göreyim, ona göre bakarım.
“ŞAMPİYON YAPMAYA GELİYORUM”
Zengin iş adamları geliyormuş yönetime! Zengin adamları ne yapayım? Zengin adam yönetime girince çalışmaz! Bu kadar mı kafanız çalışmıyor! Para versinler yeter! Murat Ülker’e, Ferit Şahenk’e başkan olmalarını söyledim ama işleri var!. Borcu kapatmaya değil, şampiyon yapmaya geliyorum!
“BAYRAKLARI SALLAYAMADIK”
Bayrakları çıkardık ama bir türlü sallayamadık. Borçtan kurtulmak gerekiyorsa, gerekirse basketbol salonu satılır! Bilmiyorum, onlara bakılır! Biz şampiyonluğa , çocukları mutlu etmeye geliyoruz.
“BİZ FETÖ İLE MÜCADELE ETTİK”
Galatasaray’ın saha dışında çok güçlü olduğunu nerede söyledim? Atıyorsunuz abi… Benim olduğum dönemde Galatasaray hikayeydi! Biz FETÖ ile mücadele ettik. Devletin içine sızdılar, devlet ile mücadele ettik. Onlarla mücadele etmekten, başka şey ile mücadele edemedik. En son Ankara’ya gittim ve ‘Hapis yatmaya razıyım, karar verin’ dedim. Verdiler! Hayatımda at yarışı oynamadım! Atlarım oldu, birilerinin hatırına Türkiye’nin en iyi atları bendeydi. Bir kere gittim, Murat Özaydınlı 2 liralık oynadı, 4 lira kazandı.
“BORCU NE ZAMAN DÜZELTMİŞLER”
Borcu düzeltmişler, ne kadar düzeltmişler? Hodri meydan açıklasınlar. Ramos’u alın, Dzeko’yu alın dedik. Biz Anelka, Ortega’yı getirdik. Gidiyorsunuz, ilk 1-2 sene çok kötü transferler yapıyorsunuz. Çok para harcadılar. Divan toplantısına denizden geldim, mafya liderleri gibi… (Gülerek). Bir tanesi ‘Hoş geldin’ demedi.
“HEDEF TÜRKİYE’DE ŞAMPİYONLUK”
Hedef Türkiye’de şampiyonluk! Abartmayın ya! Şampiyonlar Ligi falan yok kardeşim! Önce Türkiye’de şampiyon olacağız! Sonra bakarız! Ne Şampiyonlar Ligi ya? Milleti kandırmaya, hayal satmaya gerek yok! 10 senedir şampiyon olamıyoruz, önce şampiyonluk!
“FETÖ HER YERDE VAR!”
FETÖ’nün futboldan temizlendiğini düşünüyor musunuz? TFF ve kurularına bakışınız nedir?
Aziz Yıldırım: “Türkiye’de FETÖ yok olmadı! Her gün görüyoruz, yakalıyorlar… Sporda FETÖ operasyonu yapılmadı, hakemler de yapılmadı. Yönetim kurullarında yapılmadı, yapmaları lazım. Bunlar belli yani. Basında da yapılması lazım, 55 basın mensubu ile ilgili suç duruyum var. Gittim sordum ama işlem yapmıyorlar. 3 Temmuz sabahı Kanal D’de mi ne… 3 Temmuz’u yemi alıp anlatan, Halk TV’de program yapıyor. Bunları konuşacağım ve medyadaki FETÖ’cüleri afişe edeceğim. FETÖ her yere sızmış, daha da güçlü.
Soru: “Yönetim listenizle alakalı isimler belli mi?”
Aziz Yıldırım: “Benim arkadaşlarım da dahil olmak üzere, sicil ve alt denetleme kurulları da dahil olmak üzere kimseyle konuşmadık. Şerefim, namusum üstüne. Cumartesi günü bir düğün var ona gideceğim. Pazar günü İstanbul’a geleceğim. Sonra konuşacağız ve divana sunacağız. Yazılan her şey yalan. Zengin adama ihtiyacım yok, akıllı adama ihtiyacım var.”
“G.SARAY KADIKÖY’DE KAZANAMIYORDU”
Benim dönemimde Galatasaray’ın Kadıköy’de hiç galibiyeti yoktu!
TARAFTARA MESAJ
Ben kimsenin adamı değilim, taraftar da kimsenin adamı olmayacak! O zaman başımın üstündeler! Başkalarının adamı olurlarsa, karşı karşıya geliriz. Genç Fenerbahçelileri ben kurdum! Sonra sıkıldılar derneği, başka noktaya gittiler. Bana tezahürat yapıyorlardı, yapmamalarını söylüyordum. Orada destek takıma. Kendi adıma tezahüratı kaldırdım. Taraftarla sorunum yok, benle sorunları olursa… O zaman olmaz. Kimseye para, bilet vermeyeceğim. Fenerbahçe’de kafalar değişecek! 20 sene başkanlık yaptım, devletten bir tane iş almadım. Bu sene 2 tane iş aldım.
DYBALA TRANSFERİ
SORU: “10 numara beklentisi de oluştu taraftarda. Dybala ismi konuşuluyor. Ne düşünüyorsunuz?”
Aziz Yıldırım: “10 numarada Cemil Turan… Allah Allah.. (Gülerek). Parayla alamazsınız!”
“ALİ KOÇ İLE KÜS DEĞİLİM”
Ali Koç ile küs değilim, sadece fikirlerimiz ayrı. Seçimi kaybettik. Seçimi kaybettim. Vay efendim, garajdan gitmişim. Havadan mı gidecektim? Arabam garajdaydı. Kaybettik, üzgündük, eve gittik, iki kadeh de viski çektik, rahatladık.
NİHAT ÖZDEMİR AÇIKLAMASI
Aziz Yıldırım: “Ali Koç ile bizi barıştıracaklarmış… Ben dedim ki benim adıma niye konuşuyorsunuz? Ben Ali Koç ile küs değilim. Sayın Cumhurbaşkanı ‘Ben Fenerbahçe’ye kırıldım’ anlamında bir söz söylüyor. Nihat Özdemir, 12 sene benim yanımda Fenerbahçe’ye hizmet etti! Siz bilmiyorsunuz, bırakın onların yalanlarını! Aralarındaki husumet 2011’den.. Bilmediğiniz konular var. Nihat Özdemir, Fenerbahçe’nin değeriydi… Adama salladılar, Fenerbahçe’den istifa etti. Al çiçeği eline, git ‘Başkan bize bunu bunu yapıyorlar, bunu çöz.’ de. Niye geldin mi diyecekti? Bütün değerleri yok ediyoruz. Benim Ali Koç ile değil icraatleri ile sorunum var. Siz memnunsanız ben de memnunum. Siz değilseniz ben de değilim.
100 MİLYON EURO
Gazetede yazanlara bakın! Jose Mourinho’ya neden 100 Milyon € vereyim! Mesut Özil mi aracıymış! Aykut Kocaman’ı Volkan Demirel’i de getiriyormuşum… Adam istemedi bunları, ne yapacağız?.
]]>Başından geçen olayı anlatan kadın:
“Kendisin uyardım dinlemedi, hak ettiği cezayı verdim. Osmanlı Tokadını yapıştırdım”
“Bütün kadınlara cesaret olsun, Osmanlı Tokadını yapıştırsınlar”
SAKARYA – Sakarya’nın Pamukova ilçesinde yaklaşık iki ay önce eşi vefat eden Nuran Kul, bir süredir kendisini rahatsız ettiğini öne sürdüğü kişiyi ilçenin ortasındaki parkta evire çevire dövdü. Yaşanan olayı anlatan Kul, “Kendisini uyardım, dinlemedi. Hak ettiği cezayı verdim, Osmanlı Tokadını yapıştırdım” ifadelerine yer verdi.
Edinilen bilgiye göre, Pamukova’da yaşayan Nuran Kul iki ay önce akciğer kanserinden eşini kaybetti. İddiaya göre, eşi vefat ettikten sonra Kul’u bir adam telefon ile sürekli arayarak rahatsız etmeye başladı. Uyarılarına kulak asmayan adamı parkta gören Nuran Kul, öfkesine engel olamadı. İlçe merkezinde bulunan parkın ortasında adama tokat atarak, evire çevire dövdü.
O anlar kamerada
O anlar ise cep telefonu kamerası ile saniye saniye kaydedildi. Görüntülerde adama tokat atan Kul’un, “Kocam daha yeni öldü, seni gebertirim, adam ol. Arama diyorum sana niye arıyorsun, yaşından başından utan, acımı yaşıyorum kocam daha yeni öldü. Ben kocamı daha yeni kaybettim, bana gel para vereyim diyor sen kimsin?” ifadeleri ve çevredekilerin araya girerek kadını sakinleştirmeye çalıştığı anlar yer aldı
“Çevredeki vatandaşlar geldi elimden aldı”
Adamın, kendisini telefonla sürekli rahatsız ettiğini söyleyen ve yaşanan olayı anlatan Nuran Kul, “Güzel bir Osmanlı Tokadını yedi, çevredeki vatandaşlar geldi elimden aldı. Daha sonrasında kalktı gitti. Eşim öleli daha iki ay oldu, onun acısını unutmadım uyardığım halde yine aynısını yaptı. Telefonda sürekli rahatsız ediyordu, ben kendisine eşimi yeni kaybettiğimi söyledim ve derdim çok dedim. İki tane torunum var onlara bakıyorum, yaptığın terbiyesizlik diyerek birkaç defa uyardım, dinlemedi” dedi.
“Osmanlı kadını olduğum için Osmanlı Tokadını yapıştırdım”
Şahsı tanımadığını ve numarasını üye olduğu bir dernekten aldığını ifade eden Kul, “Aramaya devam etti ‘para vereyim, yardımcı olayım’ dedi ve ben de ‘senin paranı istemiyorum, beni rahatsız’ etme dedim. Kendisine ‘tuttuğum yerde seni döverim’ diye de söyledim bana bir şey yapamazsın dedi. Parka geldiğinde yanına gittim, telefonda söylediklerini şimdi de söyle deyince hiçbir şey diyemedi. Osmanlı kadını olduğum için Osmanlı Tokadını yapıştırdım ona. Sonra tuttum yere attım, yerde de biraz hırpaladım daha sonrasında çevredeki erkekler geldi elimden aldılar onu. Giderken arkasından bir tekme daha attım. Tanıdığım bir şahıs değil. Sokak hayvanları derneği var oraya yardımcı oluyoruz, oradan numaramız her yere gidebiliyor bizim” diye konuştu.
“Bütün kadınlara cesaret olsun, Osmanlı Tokadını yapıştırsınlar”
İki ay oldu akciğer kanserinden eşimi kaybettim, iki tane torunum var onlara bakıyorum onlarla uğraşıyorum, ama bu sapıkta benimle uğraşıyor. Hak ettiği cezayı verdim, Osmanlı Tokadını yapıştırdım. Bütün kadınlara da bu cesaret olsun, korkmasınlar ve Osmanlı Tokadını yapıştırsınlar” şeklinde konuştu.
]]>Okmeydanı’nda müzikholde bir adam mekanda tanışıp masasına oturduğu şahsa içkisini ödettirince ortalık karıştı
Mekan çıkışı adamı silahla kovalayan şahıs, ona önce ateş açtı ardından dövdü
İSTANBUL – Okmeydanı’nda bir müzikholde alkol alan adam, mekanda tanışıp masasına oturduğu şahsa içkisini ödettirince ortalık karıştı. Mekan çıkışı adamı silahla kovalayan şahıs, ona önce ateş açtı ardından dövdü. Dehşet anları kameralara anbean yansırken, Beyoğlu Asayiş Büro Amirliği polislerinin yakaladığı saldırgan adliyeye sevk edildi.
Olay, dün saat 04.00 sıralarında Beyoğlu Okmeydanı semti Piyelapaşa Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre gece saatlerinde bir adam müzikhole gelip alkol almaya başladı. Adam mekanda tuvalete gittiği esnada karşılaştığı bir şahısla tanışıp arkadaş oldu. Adam ardından tanıştığı şahıs ve iki arkadaşının oturduğu masaya geçti.
Alman usulü isteğini kabul etmeyip ödettirdi
Müzikholde eğlenen grup, gecenin sonunda mekan kapanacağı için hesabı ödemek için kalktı. Şahıs ve iki arkadaşı kendi içkilerinin hesabını ödedi ancak adam içkisinin ücretini şahsa ödetmek istedi. Ancak şahıs, “Alman usülü olsun, herkes kendi hesabını ödesin” diyerek adamın içkisini ödemek istemedi. Bunun üzerine adam da şahsa, “ödeyeceksiniz, ben sizin masanıza geldim misafir oldum” diyerek karşılık verdi. Şahıs mekan sahibine mahçup olmamak için adamın içkisini de ödeyerek arkadaşlarıyla birlikte mekandan çıktı.
Silahını çekip kovaladı, ateş açtı, dövdü
Şahıs ardından karşı sokaktaki evine girip silahını aldıktan sonra hızlıca çıktı. İçkisini ödediği adamın peşinden koşan şahıs ile adam arasında bu kez de kovalamaca başladı. Adamın arkasından silahla ateş açan şahıs onu yakaladıktan sonra yere düşürüp dakikalarca darbetti. Olay sonrası şahıs silahıyla birlikte olay yerinden hızla uzaklaştı. Dehşet anları ise kameralara anbean yansıdı. Olayın ardından yaralanan adam da bir süre sonra olay yerinden ayrıldı. Taraflar ise birbirlerinden şikayetçi olmadı.
Beyoğlu Asayiş polisi kıskıvrak yakaladı
Ancak yaşanan olayla ilgili bir vatandaş tarafından kayıt altına alınan görüntüleri ihbar kabul eden savcılığın talimatı üzerine Beyoğlu Asayiş Büro Amirliği polisleri çalışma başlattı. Görüntülerden yola çıkan polis ekipleri, cadde üzerindeki işyerlerinin güvenlik kamera görüntülerini incelemeye aldı. Yapılan çalışmalar sonucunda polis ekipleri, saldırgan şahsın emniyette 7 adet suç kaydı bulunan Harun Ö. olduğunu tespit etti. Devam eden çalışmalar sonucunda saldırgan şahıs Fetihtepe Mahallesi’nde Beyoğlu Asayiş Büro Amirliği polisleri tarafından 24 saat geçmeden kıskıvrak yakalandı.
18 yaşındaki saldırgan adliyeye sevk edildi
Gözaltına alınarak olayda kullandığı ruhsatsız tabanca ile birlikte emniyete götürülen şahsın burada ifadesi alındı. Ancak şahsın ateş açtığı ve darp ettiği adamın kim olduğu bulunamadı. Saldırgan şahsın olayı gerçekleştirdiğini kabul etmesi ve anlatması üzerine adli işlemleri yapıldı. Şahıs ardından da “silahlı tehdit” ve “kasten yaralamaya teşebbüs” suçlarından işlemleri yapılıp adliyeye sevk edildi.
]]>Turan, Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) tarafından genel merkez binasında düzenlenen “Türkiye’nin Demokrasi Serüveni ve Yeni Anayasa” programında, 28 Şubat müdahalesinin Türkiye’nin tüm sosyolojik katmanlarına farklı bedeller ödettiğini söyledi.
Darbenin Türkiye’nin ekonomisine maliyetinin 380 milyar dolar olduğunu dile getiren Turan, “Bunun dışında 25 banka Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) devredildi. Yani o bankaların zararı bu milletin sırtına, alın terine bedel olarak yazılmış oldu. Bir gecelik faiz yüzde 7 bin 500’ü buldu.” diye konuştu.
Turan, 2010 yılında yapılan anayasa değişikliği ile “darbecileri koruyan” geçici maddenin kaldırıldığını aktararak, 28 Şubat’ın tek sorumlusunun asker olmadığını anlattı.
Askere “Haydi artık” ve “Geç kaldınız” diyen yazarlar ve finansörlerle sessiz kalan siyasetçilerin de sorumluluğunun bulunduğunu, toplumun 28 Şubat’a farklı görüş ve etkinliklerle hazırlandığını belirten Turan, “Ardından bu sert adımlar atıldı, acımasızca bir süreç başladı. Ancak o gün ‘Nerede kaldınız?’ diyen yazarların bugün halen yazarlık yapmasından ben utanıyorum. O gün sessiz kalmakla övünen, gününü gün eden iş adamlarının bugün halen iş adamı olmasından utanıyorum.” ifadelerini kullandı.
“Darbecilerden hesap sormadıkça bu ülkede bir daha darbe olmamasının garantisini sağlayamayız” diyen Turan, 2010 referandumunun bu kapsamda çok kıymetli bir adım olduğunu vurguladı.
Türkiye’de ilk darbelerin kaba, softa ve çok ucuz yöntemlerle gerçekleştirildiğinin altını çizen Turan, şöyle devam etti:
“Sonra Türkiye’de teknoloji geliştiği gibi, zihinler dönüştüğü gibi darbeciler de kendisini geliştirdi. Daha soft, daha farklı, daha ustaca yapılan darbelere şahitlik ettik. ’28 Şubat’ın halen darbe mi değil mi?’ olduğunu anlamayanlar var bu ülkede. Niye, askerin silahıyla çıkıp dayatmadığını düşündüler, 1980 gibi. Daha öncekiler gibi olmadığını düşündüler. Oysa sonuç itibarıyla hiçbir fark yoktu darbelerin. Osmanlı’da da darbe vardı ama Osmanlı’da padişahı yerinden kaldırıp tekrar adım atan darbeciler meşru olmanın yolunu hanedanın üyesini oraya oturtmak olarak gördüler. Yani bir padişah kaldırıldıysa onun oğlu, yakını oraya getirildi. Bir anlamda kendileri açısından meşruiyet sağlanmış oldu. Ama Türkiye’de yeni dönem modern darbe anlayışında o kadar sert, o kadar acımasız davranıldı ki bir adam alındı, idam edildi.”
“Filistin sokaklarını bu gençlikle doldurana kadar çalışacağız”
TÜGVA Genel Başkanı İbrahim Beşinci ise geçmişini unutanların geleceğini aydınlatamayacağını dile getirerek, bu düşünceyle bu tür etkinlikleri önemsediklerini söyledi.
Askeri vesayetin geride kalmasıyla devlet büyüklerinin açtığı yolda ilimde, fende ve teknolojide yüksek hedeflere çıkıldığını belirten Beşinci, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a bu yolu açtığı için teşekkür etti.
Gençliğin enerjisine inandıklarını vurgulayan Beşinci, şunları kaydetti:
“Kubbet-üs Sahra’nın saflarını, Mescid-i Aksa’nın avlusunu ve kadim Filistin sokaklarını bu gençlikle doldurana kadar çalışacağız. Nasıl ki Ayasofya’da zincirler kırıldı, özgür Kudüs’te bizler namaz kılacağız. Bunun inancıyla çalışacağız. Buradaki büyüklerime TÜGVA’nın şu sözünü vermek istiyorum; İnşallah bu gençlik yazacak hakikati, tüm dünya okuyacak. Bu gençlik söyleyecek, gök kubbede hoş bir sada yayılacak. Bir gün gelecek, bir gün kalacak. Buna hepimiz şahitlik edeceğiz, o günler gelecek.”
Programın devamında Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK) Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir’in başkanlığını yaptığı oturumda AK Parti Denizli Milletvekili ve TBMM Anayasa Komisyonu Üyesi Cahit Özkan, MHP Grup Başkanvekili Levent Bülbül ile Hukukçu Kadınlar Derneği Başkanı Figen Şaştım “Anayasa” konusunda görüşlerini aktardı.
]]>Türüt, 40 yılı aşkın sanat hayatını, Karadeniz müziğinin geçmişini ve bugününü, sanat hayatında unutamadığı hatıralarını AA muhabirine anlattı.
Kendine has tarzıyla yüzlerce türkü besteleyen Karadeniz müziğinin sevilen sanatçısı Türüt, türkü söylemeye çok küçük yaşlarda başladığını belirterek, “Ben anamdan doğdum, türkü söylerim. Dilim döndüğünden beri türkü söylüyorum. Benim lakabım da ‘nani’ydi. İlkokulda zaten okullar arası yarışmalara katılırdım. Bütün derslerim kötüydü. Müzik çok iyiydi.” diye konuştu.
Sanatçı Türüt, çocukluk yıllarında Karadeniz’deki müzik ortamında çok değerli kemençe ustalarının olduğunu vurgulayarak, Karadeniz müziğinin 1970’li yıllardaki sıra dışı sanatçısının Erkan Ocaklı olduğunu, kendisinin de onu örnek aldığını söyledi.
“Bir gün İstanbul’a gideceğim ve şöhret olacağım.” düşüncesinin çocukluk yıllarında hep aklında olduğunu vurgulayan Türüt, şunları kaydetti:
“O zaman okula devam etmek için köyden Rize’ye gitmem lazım. Babam rahmetli, ‘Bu çocuk hiç ortadan gitmez, ya sağcı olur ya solcu.’ derdi. Beni okutmadı. Çobanlık yaptım ve o çobanlığın bana çok faydaları oldu. Okullarda, düğünlerde aranan adamdım. Büyük bir bahçede bir düğün vardı. Ben ortada türkü okuyorum. O kadar küçüğüm ki sesi duyuyorlar beni göremiyorlar. Bir komşumuz beni tek eliyle tuttu bayrak gibi gösterdi. Çocukluktan beri türkü söylüyordum.
Gençlik yıllarımda artık İstanbul’a gelip kaset yapmam gerektiğini düşündüm. Şimdiki gibi herkese de kaset yapmıyorlar o zaman. Karadeniz kasetlerini yapan bir tane firma vardı o zaman: Harika Müzik. Erkan Ocaklı da orada kaset yapmış bir assolist. Ben de oraya gittim. ‘Türkü okuyup kaset dolduracağım’ dedim. O zaman ben sazlı mazlı istiyorum ama ‘Yok’ dediler. Sadece kemençe ile söyledim. Masraf olmasın diye. Gencim, toyum, acemiyim belki ama ritimli olsun istiyorum. O tek kemençe kasetim acayip ses getirdi. Daha 6 ay geçmeden ikinci albüm için ‘İstediğin sazları temin edeceğiz.’ denildi.”
Türüt, ardından sırasıyla diğer kasetlerini yaptığını belirterek, “Arabaya binsem beni kimse tanımıyor ama İsmail Türüt diye bir adam var artık. 10-15 kaset yaptım ama Artvin’den Şile’ye kadar, ne hikmetse Karadeniz’in dışına pek çıkamadım. Benim için dönüm noktası İdobay oldu. İbrahim Tatlıses firma açtı, beni davet etti. Beni o zaman genel müdür Mehmet Güngör aradı. Ben de ona ‘Beni İbrahim Tatlıses arasın.’ dedim. İnanamadım çünkü. İbrahim Ağabey aradı, ‘Pazartesi holdinge gel.’ dedi. Anlaştık, bir ay sonra stüdyoya girdim. Oflu ile Bayburtlu’yu patlattık.” dedi.
“Ben kravat takarken mahcup olan adamım”
İbrahim Tatlıses’le yaptığı kasetlerin milyonlarca sattığının altını çizen Türüt, “Beni Türkiye’ye İbrahim Tatlıses tanıttı. Yıllarca Kanal 7’de programlar yaptım. Anadolu’da çok izleniyordum. Bugün hala o şöhreti yaşıyor, onun ekmeğini yiyorum. Ben yine o şovlar izlenir diye düşünüyorum ama kanallarda müzik programı yok. Yapıyorsa TRT yapıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
İstanbul’a geldiği yıllarda mahalli enstrümanların hakir görüldüğüne vurgu yapan sanatçı, şu bilgileri verdi:
“Ben kravat takarken mahcup olan adamım. Nasıl geldimse bugün de aynıyım. İyi ki değişmemişim. Bugün kemençe Türkiye’nin en büyük orkestrasında ise birazcık katkım var diye düşünüyorum. TRT’nin Karadeniz müziğine etkisi tartışılmaz. O zaman Süreyya Davulcuoğlu, Kamil Sönmez var. Piyasada da Erkan Ocaklı kendi başına bir şeyler yaptı. Ben otantik adamım ama Türkiye’ye bu işi kabul ettirdim. Bu sadece sanatla ilgili değil. Ben cami cemaati adamım. Anadolu çocuğu, Müslüman Türk evladıyım. Müzikte maddi manevi zirveleri yaşadım. Benim tarzımda müzik yapana bana nasip olanlar nasip olmaz. Bugün internet dünyasında 100 milyon tıklandın ama sokakta karşılığın yok. Benim gözümde sanatsal bir değeri yok. Sanatta torpil olmaz. Bugün imkanın, paran varsa yapabiliyorsun. Eskiden işte bu yoktu.”
“Türkiye Cumhuriyeti’nde yerli, milli, Müslüman, Anadolulu isen şöhret olma hakkın yok”
Sanatçı Türüt, Türkiye genelinde genç neslin kendisini önceki nesiller kadar tanımadığını ifade ederek, her sanatçının bir tarzı olması gerektiğini dile getirdi.
Karadeniz müziğinin önemli sanatçıları olduğuna işaret eden Türüt, “Mesela Volkan Konak’la ben aynı müziği yapmıyorum. Ulusal, evrensel bir müzik yapıyor, teveccüh de var ama aynı şeyi yapmıyoruz. Karadeniz müziği benim okuduğumdur, benden önce Erkan Ocaklı’nın okuduğudur. Allah yollarını açık etsin. Bir kitle seviyor bu adamları, onlara da saygım var ama o tarza çok saygım yok. Gençlerden Onay Şahin, Dinçer, Beşköylü Adem Ekiz var mesela. Bu adamlar benim çok hoşuma gider, dinlerim. Karadeniz müziğini bozmadan, yozlaştırmadan, otantik söyleyenler…” diye konuştu.
Kendisinin yazmaya ve icraya yönelik bir sanatçı olduğuna dikkati çeken Türüt, “Türkiye Cumhuriyeti’nde yerli, milli, Müslüman, Anadolulu isen şöhret olma hakkın yoktu. Ben bunlara rağmen o zincirleri kırdım geçtim. Ben bunları birebir yaşadım. Bu işin duayeni, benim için ‘Bu adam solcu olsaydı Taksim’de büstünü dikerdik.’ derdi. Sanatın sağcısı solcusu mu olur? Bir adam güzel söylüyorsa güzeldir.” ifadelerini kullandı.
İsrail’in Filistin halkına zulmünü eleştiren şarkılar yaptığı için Almanya’da konserinin yasaklandığına dikkati çeken Türüt, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu necip milletin sırtından para kazanacaksın, şöhret olacaksın ama bu devletin temeline dinamit atacaksın. Ben bunu kabul etmiyorum. Vatan dendi mi iş biter. Vatanı olmayanın dini, namusu, şerefi olmaz. Bu sosyal mevzuları yıllarca hep şarkılarımda işledim. İsrail’in Filistinlilere yaptığı zulüm değil, soykırımdır. İnsanlık suçudur, katliamdır, vahşettir, katilliktir. Bunlar insan olamaz. ‘Ey hür dünya, iyi bak, bak Gazze’de bu ara, yerden gökten denizden etmişler muhasara. Bir ordu saldırıyor günahsız insanlara, bu ordu kavmi malum, boyuna lanet olsun. Lanet olsun İsrail soyuna lanet olsun. Ey! Gazze’nin üstünden tanklar ile geçenler, suçlu suçsuz demeden çoluk çocuk biçenler, kudurmuş vampir gibi bebek kanı içenler, ekmeğin kan, aşın kan, suyuna lanet olsun. Lanet olsun İsrail soyuna.”
Türüt, Trabzon-Rize hikayesini ele alan yeni bir eser hazırladığını belirterek, yurt içinde ve yurt dışında konserler vermeye devam ettiğini sözlerine ekledi.
]]>