Açıkalın – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Wed, 21 Feb 2024 00:18:05 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 AA’nın “Gazze’de Soykırım: Yeni Kanıtlar” paneli (2) https://www.haber60.com.tr/aanin-gazzede-soykirim-yeni-kanitlar-paneli-2/ https://www.haber60.com.tr/aanin-gazzede-soykirim-yeni-kanitlar-paneli-2/#respond Wed, 21 Feb 2024 00:18:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10245 Anadolu Ajansı (AA) tarafından düzenlenen “Gazze’de Soykırım: Yeni Kanıtlar” adlı panelde, Gazze’de yaşanan zorluklar ve Batı medyasının tutumu ele alındı.

AA Genel Müdürlüğündeki AAtölye’de düzenlenen ve moderatörlüğünü AA Görsel Haberler Direktörü Fırat Çağlayan Yurdakul’un yaptığı panele, gazeteci Mehmet Akif Ersoy, AA Orta Doğu Haberleri Müdürü Turgut Alp Boyraz, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Milletlerarası Hukuk Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hakan Erkiner ve Hacı Bayram Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Uluslararası İlişkiler Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şuay Nilhan Açıkalın konuşmacı olarak katıldı.

Boyraz, Slovakyalı bir gazeteciyle yaşadığı diyaloğu aktararak, Slovakyalı gazetecinin kendisine “İsrailli gazetecilerin, yabancı gazetecileri belirli yerlere yönlendirdiğini ve belirli yerlerin üzerini örtmek istediğini” söylediğini kaydetti.

Gazze’de yaşananlar için “Bu bir soykırımdır.” diyen İsrailli milletvekili Ofer Cassif’e basının durumunu sorduğunu aktaran Boyraz, Cassif’in “İsrail basınının yüzde 99’u otosansür uyguluyor.” dediğini belirtti.

Boyraz, İsrail basınının uyguladığı otosansürün uluslararası basına da yansıdığını ifade ederek, İsrail’in gazetecilerin Gazze’ye girişine izin vermediğini hatırlattı ve uluslararası basının bunu sorgulaması gerektiğini söyledi.

“Uluslararası kanallar Gazze meselesinde iyi sınav vermedi”

Uluslararası kanalların Gazze meselesinde iyi sınav vermediğini belirten Boyraz, izleyicilerin kanalların önünde gösteri düzenleyerek onları politikalarını değiştirme noktasında zorladıklarını dile getirdi.

Boyraz, Holokost’un bir daha yaşanmaması için hala filmler ve dizilerin çekildiğine işaret ederek, bu endüstri sayesinde yaşananların unutulmadığına dikkati çekti.

Gazze’de öldürülenlerin sayıya indirgenmemesi ve yaşananların normalleşmemesi için “bir daha asla” bilincinin oluşturulması gerektiğini vurgulayan Boyraz, yaşananların kayıt altına alınması, belgeselleştirilmesi, kitaplaştırılması ve sorumlulardan hukuk önünde hesap sorulması gerektiğini vurguladı.

Boyraz, medyanın durumu konusunda pesimist düşünceye sahip olmadığını belirterek, AA gibi kuruluşların yaptığı yayınların görünürlük kazandığını ve uluslararası medyanın Gazze’de olanları yansıtmaya zorlandığını kaydetti.

Bazı İsraillilerin “medeniyet getirdiği” düşüncesine kapıldığını söyleyen Boyraz, “19. ve 20. yüzyılda kaldığını düşündüğümüz o ilkel, kolonyal söylemi, İsrail toplumu hala muhafaza ediyor.” dedi.

“Gazetecilik yapmamızı isteyenler gazetecilik yapmıyorlar”

Gazeteci Mehmet Akif Ersoy, “küresel düzeyde İsrail’in yaptığı her şeyi meşru gören aktörlerin” İsrail’i kurtardığını belirterek, Batı ülkelerinin İsrail-Filistin meselesini 7 Ekim 2023’te başlattığına ve tarihi arka planına hiç değinmediğine dikkati çekti.

Bölgede çalışırken İsraillilerin Türk medyasıyla çok fazla iletişim kurmaya çalıştığını ve “Siz gazeteci değil misiniz? Bizim görüşümüzü de anlatmalısınız.” şeklinde konuştuğunu söyleyen Ersoy, birkaç istisna dışında Batı medyasının Filistinlilerin ya da Filistinli yetkililerin görüşlerini hiçbir şekilde haber yapmadığını anımsattı.

Ersoy, “Hiç kimse şu anda küresel düzeyde İsrail’e ‘İşgal altındaki Filistin topraklarında ne işiniz var?’ demiyor. 7 Ekim’de başlatıyor hikayeyi. Girmiş, her şeyi yapmış orada, dünyaya ‘Bunlar bize saldırdılar.’ diyor.” ifadelerini kullandı.

Batı medyasında yer alan bazı haberlerin dezenformasyona yol açtığına dikkati çeken Ersoy, “Batılı olun, Amerikalı olun, Türk olun, ne olursanız olun yani bir yerde baktığınızda ‘Ne yaşıyoruz biz?’ diye sormuyor kimse. Gazetecilik yapmamızı isteyenler gazetecilik yapmıyorlar.” diye konuştu.

?Somut kanıtların önemine vurgu

Doç. Dr. Erkiner, bir halkın belirli bir bölgeye “sürülmesi” durumunda uluslararası hukuk açısından birçok olanağa dikkat edilmesi gerektiğini söyleyerek, bunun geçmişte, Nürnberg’deki mahkeme sürecinde Naziler aleyhinde kullanıldığını hatırlattı.

Bu açıdan kanıtların toplamasına devam edilmesi gerektiğini vurgulayan Erkiner, koşulların sağlanamaması halinde uluslararası yargı ve devletin sorumluluğu açısından kasıt oluşacağını söyledi.

Erkiner, AA’nın topladığı kanıtların ilerleyen süreçlerde de önemli olacağının altını çizerek, davalarda somut kanıtların sunulmasının “hayati” olduğunu vurguladı.

Bu durumun AA için “olağanüstü bir uluslararası tecrübe” ve “başarı” olduğunu kaydeden Erkiner, devletler için uluslararası hukukun önemine de işaret etti.

Erkiner, dünyada, İsrail’e karşı olan yaklaşımlara da değinerek, İsrail’e yönelik mevcut yaklaşımlarda Güney Afrika’nın tutumunun da etkili olduğunu belirtti.

Ukrayna’daki olaylara yönelik tepkilerle Filistin’i karşılaştıran Erkiner, Filistin konusunda hukuksal alanda halen “soyut” konuşmaların yapıldığını aktardı.

Erkiner, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun kararlarını aktararak, devletlerin uluslararası sorumluluk hukuku açısından tedbirler alabileceğini anlattı.

Öğretim Üyesi Erkiner ayrıca, uluslararası barış ve güvenlik hukuku ve Uluslararası Adalet Divanının yargılamalarının “çare olmasa”, İsrail aleyhine hemen sonuçlanmazsa veya hiç sonuçlanmazsa bile artık devletlerin tekil olarak İsrail’in sorumluluğunu ileri sürebilme yetkilerinin temel bulduğunu aktardı.

AA’nın perspektifi düzeltici öz güvenli bir faaliyet icra ettiğini vurgulayan Erkiner, “Dünya, Batı’nın kültürel emperyalizmden de ibaret değil ve entelektüel olarak bir sefalet aşamasındalar ve uygarlıklar önce entelektüel olarak geriler, sonraki ahlaki olarak ve en nihayet maddi üstünlük bakımından da geriler.” değerlendirmesinde bulundu.

“Türkiye’nin ortaya koyduğu büyük bir insani çaba var”

Öğretim Üyesi Açıkalın da İsrail’in Refah kentine saldırılarının Batı ülkelerin de bile büyük tartışma meselesi haline geldiğini ifade ederek, “Kuzey Gazze’den buraya göçe zorlanmış Gazzelilerin bu bölgede sıkıştığını bilmemiz lazım.” dedi.

Bölgeye 7 Ekim’de ilk insani yardım uçağı indiren ülkenin Türkiye olduğunu anımsatan Açıkalın, “Türkiye’nin ortaya koyduğu büyük bir insani çaba var.” diye konuştu.

Açıkalın, Türkiye’nin insani yardım konusunda dış politikası olduğunu belirterek, “Hem Sayın Cumhurbaşkanı’nın (Recep Tayyip Erdoğan) hem de Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yürüttüğü bir diplomasi ayağı var. Yani bu üçü Türkiye’nin pozisyonunu anlatırken birbirinden bağımsız düşünülemeyecek 3 sac ayağı aslında.” ifadesini kullandı.

Bölgede çok boyutlu insani kriz yaşandığına dikkati çeken Açıkalın, zorunlu göç, gıda ve temel ihtiyaçlarda yoksunluk, elektrik ve yakıt sorunu, barınma ve salgın hastalıklar gibi Filistinlilerin yaşadığı problemlere işaret etti.

“İnsani krize yetecek mali gücün sadece UNRWA’dan çıkması mümkün değil”

Açıkalın, “Belki 21. yüzyıl içerisinde farklı bölgelerde birçok insani krize maalesef gözlerimiz tanıklık etti ama buradakinde akla gelmeyecek süreçlerin olduğunu söylemek mümkün. Bu bağlamda tam da dile getirdiğimiz gibi bu çok boyutlu insani krizi tek bir ülkenin çözmesi mümkün değil.” diye konuştu.

Türkiye’nin süreç içinde birçok çözüm önerisi sunduğunu dile getiren Açıkalın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sunduğu “insani koridor oluşturma meselesini” anımsattı.

Açıkalın, Türkiye’nin bu konularda deneyimli bir ülke olduğuna vurgu yaparak, “Hem sahadaki faaliyetler konusunda hem de diplomasi açısından bunun en yakın örneğini de Rusya-Ukrayna Savaşı’nda gördük. Ancak maalesef burada belki sadece İsrail’in tutumunun ötesinde, zaman zaman da farklı ülkelerin bu noktadaki isteksizliği insani koridor noktasını şu anda hala bir sonuca erdirememe neticesini gösteriyor.” ifadesini kullandı.

İsrail’i destekleyen Batılı ülkelerin Gazze’ye yapılan yardımları askıya aldıklarını hatırlatan Açıkalın, “İspanya gibi ülkeler bütçe artırımına gitti ama ortadaki çok boyutlu insani krize yetecek bir mali gücün sadece UNRWA’dan (BM Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı) çıkması mümkün değil.” diye konuştu.

Açıkalın, İsrail’in “rasyonel devlet anlayışından çıkmış bir devlet” olduğunu belirterek, Refah kentine kara saldırısı düzenlemesi konusunda “Geldiğimiz noktada ne yazık ki keşke İsrail yapmayabilir diyebilseydim. Ama İsrail devlet aklını yitirmiş, şu anda orada hepimizin ortak ifade ettiği gibi sadece Filistinlileri değil yaşamı, Filistin’e, Gazze’ye, İslam’a dair her şeyi silmeye çalışan bir İsrail var. Bunun için de insanları insan dışılaştırmayı temel alarak tüm eylemleri kendine meşru görüyor.” dedi.

Doç. Dr. Açıkalın ayrıca şunları kaydetti:

“İsrail’in izlediği sistematik bazı adımlar var. Kamu diplomasisi için izlediği adımların sonucunda en başa dönüyor ve kendi istediğini yapıyor. Bunu da bir şekilde dünya kamuoyuna kendi söylemiyle kabul ettirmeye çalışıyor. Normal devletten bahsetmediğimiz için yapar veya yapamaz demek çok zor.”

AA Akademi ve Yayın Koordinatörü Yahya Bostan, panelin sonunda, konuşmacılara “Kanıt” kitabını hediye etti.

(Bitti)

]]>
https://www.haber60.com.tr/aanin-gazzede-soykirim-yeni-kanitlar-paneli-2/feed/ 0
AFAD, arama kurtarma köpeklerinin sayısını artırmayı hedefliyor https://www.haber60.com.tr/afad-arama-kurtarma-kopeklerinin-sayisini-artirmayi-hedefliyor/ https://www.haber60.com.tr/afad-arama-kurtarma-kopeklerinin-sayisini-artirmayi-hedefliyor/#respond Sun, 04 Feb 2024 09:09:30 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=5985 Deprem gibi afetlerde hayati rol üstlenen arama kurtarma köpeklerinin sayısını artırmaya hazırlanan Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) bu yıl yaklaşık 100 köpeği eğitmeyi hedefliyor.

Afetlerde arama kurtarma ekiplerinin sağ kolu olan köpekler, en son 11 ili etkileyen Kahramanmaraş merkezli depremlerde enkaz altındaki yüzlerce canın yerini tespit ederek, kurtarılmalarını sağladı.

AA ekibi, AFAD bünyesindeki “hassas burunların” arama kurtarma süreçlerinde görev almadan önce aldıkları eğitimleri yerinde görüntüledi.

Titiz değerlendirmelerle seçilen köpekler, 2 yıl süren ve farklı aşamalardan oluşan eğitimlere tabi tutuluyor. Eğitim sonundaki sınavları başarıyla geçen köpekler, sertifika alarak deprem gibi afetlerdeki arama kurtarma operasyonlarında görev alıyor.

“100’ün üzerinde köpek, eylülde yapılacak sınavlara katılacak”

Arama kurtarma köpeklerinin seçimleri ve sonrasında aldıkları eğitimlere ilişkin bilgileri paylaşan AFAD’ın köpek eğitmenlerinden Sait Açıkalın, başkanlık bünyesinde 2022’de 14, 2023’te 35 köpeğin sertifika aldığını ifade etti.

Bu sayıyı artırmaya yönelik çalışmaların sürdüğünü vurgulayan Açıkalın, “Bu yıl eğitim alacak 100’ün üzerinde köpek, eylülde yapılacak sınavlara katılacak. Sınavda başarılı olanlar sertifika alarak, sahadaki arama kurtarma çalışmalarında görev alacak. Hassas burunların sayılarını bu şekilde artırmayı hedefliyoruz.” dedi.

Havlama kutularında insan kokusu öğretiliyor

Eğitime başlayacak köpeklere, seçilmelerinin ardından ilk olarak sahibiyle bağ kurma, ardından da branş eğitimi verildiğini anlatan Açıkalın, bu aşamaların sonrasında “havlama kutuları” ve parkurlarda çeviklik eğitimine geçildiğini söyledi.

Açıkalın, bu süreçlerin sonunda “hassas burunların” insan kokusuna alıştırıldığını ve son olarak da 2 yıl süren enkazda arama eğitimi aşamasına geçildiğini kaydetti.

Arama kurtarma köpeklerinin farklı illerde farklı insan kokularına alıştırıldığını belirten Açıkalın, bu süreci şöyle anlattı:

“Havlama kutularında insan kokusunu öğretiyoruz. İlk olarak kutular açık şekildeyken kazazedeyi saklıyoruz. Sonra yavaş yavaş kutuları kapatarak o kokuya adapte olmasını istiyoruz. Köpeklerimiz her aşamada havlayarak sinyal veriyor. Eğitimlerin ardından köpekler sertifikalandırılıyor ve görevlere gitmeye hazır hale geliyor. Köpeklerin sertifikaları, eğitimli ve dinç kalmaları için 2 yılda bir yenileniyor.”

İki aşamada sınava girip, enkaz alanında kazazede arıyorlar

Eğitimlerin ardından köpeklerin “eğitim yeterlilik” ve “görev yeterlilik” olarak 2 kademede sınavlara girdiklerini ifade eden Açıkalın, ilk aşamada köpeğin sahibiyle olan uyumu ve çevikliğinin test edildiğini, basit enkaz alanında 2 kazazede bulması gerektiğini vurguladı.

Açıkalın, “Bu aşamayı geçince, görev yeterlilik kısmında da gündüz ve gece olarak toplam 6 kazazedenin 5’ini 2 yanlış uyarı vermeden bulmak zorundalar. Köpeklerimiz bunu da geçince operasyonlara gitmeye hazır oluyorlar.” diye konuştu.

“Burunları çok hassas, koku kaçırmaları zor”

Sait Açıkalın, arama kurtarma köpeklerinin öneminin 6 Şubat depremlerinden sonra daha iyi anlaşıldığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Arama kurtarma köpekleri, deprem gibi afetlerde enkaz altındaki kişilerin veya kaybolan kişilerin bulunmasında hayati görev üstleniyor. Ülkemizde de bunun önemi biraz geç olsa da fark edildi. Arama kurtarma köpeklerinin sayıları her geçen gün artıyor. Köpeklerin burunları çok hassas, koku kaçırmaları çok zor, çok daha güvenilirler.”

Sivil toplum kuruluşları ve devlet kurumları bünyesinde daha fazla arama kurtarma köpeğinin görev yapması gerektiği görüşünü paylaşan Açıkalın, bu sayede afetlerde aramaların daha da kolaylaşacağını ve daha fazla cana ulaşabileceklerini belirtti.

Açıkalın, “Afetlerde çocuklar uyuyabiliyor, insanlar baygın olabiliyor, onlardan ses alınamıyor, görüntü, ısı almak zorlaşıyor ama köpeğin burnu çok hassas olduğu için o canlı kokusunu, orada hapsolmuş kokuyu bize çok rahat sinyal vererek gösteriyor. Köpeklerin, canlı bulma oranı daha yüksek. Köpekli arama ekibi, kurtarma ekibinin vazgeçilmez bir parçası.” şeklinde konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/afad-arama-kurtarma-kopeklerinin-sayisini-artirmayi-hedefliyor/feed/ 0