Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Irak İş Konseyi Başkanı Halit Acar, AA muhabirine, iki ülke arasındaki ilişkiler ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yapmaya hazırlandığı ziyarete ilişkin değerlendirmede bulundu.
Irak’ın, Türkiye’nin en çok ticaret yaptığı ülkeler arasında yer aldığını belirten Acar, geçen yıl bu ülkeyle dış ticaret hacminin 20 milyar doların üstüne çıktığını söyledi. Acar, müteahhitlik başta olmak üzere diğer yatırımlar konusunda da komşu ülkenin büyük potansiyel barındırdığını bildirdi.
Irak’ın yeniden yapılanan bir ülke olması nedeniyle farklı alan ve sektörlerde ihtiyaçları bulunduğunu dile getiren Halit Acar, “Türkiye hem kadim komşuluk ilişkileri hem de her alanda kaliteli ve hızlı çözüm alternatifleriyle Irak için güvenilir bir ticari partner konumunda. Dolayısıyla şu anki ticaret ve yatırım hacmimiz buzdağının sadece görünen yüzü. DEİK Türkiye-Irak İş Konseyi olarak, ilerleyen zamanlarda var olan potansiyeli gün yüzüne çıkartıp iki ülke arasındaki ilişkileri daha da geliştirmeye kararlıyız.” dedi.
“Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyareti yeni imkanlar sunacak”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 12 yıl sonra yapmaya hazırlandığı Irak ziyaretinin büyük önem taşıdığını vurgulayan Acar, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve Sayın Cumhurbaşkanı’mızın stratejik gündemleri olacağı aşikar. İki dost ve komşu ülke arasında imzalanması muhtemel her ticari anlaşma Türk iş insanlarına yeni imkanlar sunması açısından sevindirici olacaktır. Bugün itibarıyla Türkiye’nin Irak’a sunamayacağı hiçbir katma değer söz konusu değildir. Turizm, tarım, teknoloji veya müteahhitlik, Türk iş insanları Irak’ın her ihtiyacını karşılama konusunda yüksek motivasyona ve yeterliliğe sahiptir. Bu ziyarette pek çok kritik mutabakat zaptının imzalanacağını düşünüyorum. Bu yeni açılımlar sayesinde iki ülke arasındaki diplomatik ve ticari ilişkilerin daha da iyi bir noktaya taşınacağından şüphem yok. Hazırlık ve önceliklerimiz söz konusu değil, zaten hazırız ve Irak’a her alanda ve sektörde hizmet sunmak için istekliyiz.”
“Kalkınma Yolu, uluslararası ticarete hizmet edecek”
Halit Acar, Basra’dan Türkiye’ye uzanacak kara ve demir yolu ulaştırma koridoru inşasına yönelik planlanan “Kalkınma Yolu Projesi”nin öncelikle iki ülkeyi birbirine bağlamayı hedeflediğini, Irak içindeki lojistiği de olumlu etkileyeceğini anlattı.
Kalkınma Yolu’nun Basra’dan başlamasının önemli bir nedeninin de Fav Limanı olduğuna işaret eden Acar, “Fav Limanı ülkenin ihtiyaçlarından fazlasına hitap edecek şekilde planlandı. Bu açıdan bakıldığında Kalkınma Yolu, başta bölgesel, devamında ise uluslararası ticarete hizmet edecek nitelikte.” diye konuştu.
Acar, Türkiye-Irak ticaretinde lojistiğin önemine dikkati çekerek şu ifadeleri kullandı:
“Kalkınma Yolu Projesi, demir yolu taşımacılığı opsiyonunu da barındıran bir yapıya sahip. İki ülke arasındaki mal taşımacılığı daha ucuz, daha hızlı hale gelecek. Bu kapsamda iki ülke arasındaki ticaretin artmasını beklemek yanlış olmayacaktır. Bunun yanı sıra bölgede yer alan Yeni İpek Yolu Projesi’nin de bir parçası haline gelecek Kalkınma Yolu, Orta Kuşak’ın canlanmasında önemli bir rol oynayacak. Proje yalnızca Irak’ı değil, Orta Asya’yı da Avrupa’ya bağlayacak.”
Fav Limanı’nın açılmasıyla özellikle Körfez ülkelerinin Avrupa’ya ticaretinde Türkiye’nin geçiş noktası olacağını belirten Acar, “Kalkınma Yolu Projesi ile bölgede istikrar, kalkınma ve güvenlik bir üst seviyeye taşınırken inşa edilecek otoyol ve demir yolunda Türk firmaları kritik roller üstlenecek.” dedi.
Ovaköy Sınır Kapısı gündeme gelebilir
Acar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyareti kapsamında Ovaköy Sınır Kapısı’nın açılmasının da görüşmelerde gündeme gelmesini beklediklerini bildirdi.
İki ülke arasındaki siyasi ve diplomatik ilişkilerin olumlu yönde seyretmesinin Türk iş insanları açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Acar, şunları kaydetti:
“Hükümetimizin ihracat vizyonu çerçevesinde DEİK olarak yılmadan çalışıyoruz. Önemli ihracat ve yatırım pazarlarımızdan olan Irak, bu vizyonu ortaya koyduğumuz somut örneklerden biri. Türkiye-Irak İş Konseyi Başkanı olarak hem Yürütme Kurulu hem de Konsey üyelerimize bu konudaki cansiperane çalışmalarından ötürü teşekkürlerimi sunuyorum. Irak’a müteahhitlik, mühendislik, her türlü yatırım, mal ve hizmet tedariki konularında sınırsız desteği, en üst düzey profesyonellikte sunmaya hazırız. Türkiye için bu denli önemli bir pazara seslenecek her türlü enstrümana sahibiz ve karşılıklı çalışmaya sonuna kadar açığız.”
“Teröre karşı ortak harekat ilişkileri olumlu etkiler”
Acar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyaretinde gündeme gelmesi beklenen terör örgütüne yönelik ortak operasyon adımını da değerlendirdi.
Toplumların barış içinde yaşamasının ve ülkelerin refahının önündeki en büyük engelin terör olduğunu vurgulayan Acar, “Türkiye ve Irak iki kadim komşu ülke. Teröre karşı birlikte hareket etmeleri elbette ilişkileri son derece olumlu etkiler. Terörle etkin mücadele sadece Irak ile olan ilişkilerimizde değil, tüm Orta Doğu coğrafyası için kazanımlar anlamına gelir.” diye konuştu.
]]>Acar, milli takımın 2. Down Sendromlular Dünya Spor Oyunları (Trisome Oyunları) hedefini, Antalya Spor Salonu’nda dün akşam yaptıkları son antrenman öncesinde AA muhabirine değerlendirdi.
İtalya’da üst üste ikinci kez kazandıkları Avrupa şampiyonluğunun ardından hiç ara vermeden Trisome Oyunları hazırlıklarına başladıklarını belirten Acar, “Yine uzun süren bir hazırlık evresinden sonra artık maçların başlama zamanı geldi. Takımımız maçlara son surat hazırlandı ve odaklandı. Yarın bu salonda İtalya ile ilk maçımızı akşam 19.30’da oynayacağız.” diye konuştu.
Takımın ilk kurulduğu zamandan beri hedefinin hep şampiyonluk olduğunu dile getiren Acar, “Şimdi ev sahibiyiz. Ülkemize de inşallah bu branş ile olmayan olimpiyat şampiyonluğumuzu, Trisome Oyunları şampiyonluğunu getirmek istiyoruz.” dedi.
Down Sendromlu Futsal Milli Takımı’nın 2017’de Federasyon Başkanı Birol Aydın’ın isteğiyle kurduklarını hatırlatan Acar, şöyle devam etti:
“Tabii 2020’de yapılacak Trisome Oyunları vardı, pandemiden dolayı ertelendi. 2021’de İtalya’da düzenlenen Avrupa Şampiyonası’nda ülkemize ilk takım sporlarındaki Avrupa Şampiyonluğu’nu getirdik. 2022’de Peru’da Dünya Şampiyonası’ndan tarihimizde ilk defa dünya üçüncülüğüyle döndük. Düzenli çalışmalar ve düzenli kamplar sonucunda 2023’te yine İtalya’daki Avrupa Şampiyonası’ndan ülkemize üst üste ikinci kez Avrupa Şampiyonluğu’nu getirdik. Tabii takımımız uzun süredir bu şekilde çalıştığı için belli bir düzeye geldi, artık bunun meyvesini inşallah Trisome Oyunları’nda alacağız.”
“Bu şampiyonluğu ülkemize getirmek istiyoruz”
Bütün Antalya halkını tribünlere özel sporcuları desteklemeye davet eden Acar, “Antalya’da şampiyon olursak olimpiyatlar anlamında takım olarak bir ilki başaracağız, tarihi bir şampiyonluk olacak bütün hedefimiz bunun üzerine kurulu. İnşallah çalışmalarımızın karşılığını almak istiyoruz. Tabii Antalya’da olması, ev sahibi olmak bizim için önemli. Bu mübarek Ramazan ayında ülkemize yine bir altın madalya getirmek istiyoruz.” dedi.
Bugüne kadar detaylı analizlerle ve istatistiklerle rakipleri incelediklerini vurgulayan Acar, şöyle devam etti:
“Yarın İtalya ile daha sonra Portekiz ve Meksika ile oynayacağız. 23 Mart Cumartesi günü Brezilya ile oynadıktan sonra 24 Mart Pazar günü yarı final ve 25 Mart Pazartesi günü de final maçı yapılacak. Rakiplerimiz için detaylı analizlerle çalışmalar yaptık, bütün takımların hangi oyun sistemiyle oynadığını hangi oyuncu üzerine oyun kurduğuyla alakalı çalışmalarımız var. Burada bizim rakibimiz Brezilya gözüküyor ama bu bir turnuva daha önceki şampiyonada olduğu gibi maç maç gideceğiz. Yarın ilk maç İtalya ile, onun üzerine bütün analizlerimiz yapıldı.”
İtalya’da son Avrupa Şampiyonası’nda finalde Portekiz maçının çok zorlu geçtiğini hatırlatan Acar, “Burada da zor da olsa finalde galip gelerek kupayı kaldırmak istiyoruz. Çocuklarımız da yine bir ilki yaşatmak istiyorlar. İtalya’da hakemler tarafından ciddi sıkıntılar da yaşamıştık inşallah burada bu sıkıntıların yaşanmamasını umuyoruz. Bunun üzerinde çok hızlı çalışmalar yaptık daha erken zamanında gol bularak rahat bir oyunla bu sefer çok strese girmeden şampiyonluğu getirmek istiyoruz. Ama zorluk çekmeden de şampiyonluğun tadı olmuyor. İnşallah şartlar ne olursa olsun bu şampiyonluğu ülkemize getirmek istiyoruz.” ifadelerini kullandı.
“2028’e kadar yeni bir planlamamız olacak
Trisome Oyunları’nın ardından yeni 4 yıllık bir planlamanın içine gireceklerini de aktaran Acar, “2028’e kadar yeni bir planlamamız olacak, her dönem Avrupa ve dünya şampiyonalarımız olacak. Takımımıza yeni çocuklar davet etmek istiyoruz, Trisome Oyunları’ndan sonra biraz ara verip seçme kampıyla devam edeceğiz. Tabii bunun yanında Türkiye Kupası olacak. Farklı illerden çocuklar gelecek, onlardan seçmeler yapacağız. Cumhurbaşkanımızın kabulünden sonra her yerden katılım için telefon alıyoruz. Çocuklarına futsal oynatmak isteyen bir çok aile var, onların arasından yeni sporcular katmak istiyoruz.” diye konuştu.
“İlk baştan beri bu takımın ‘bizim de var bir hikayemiz’ şeklinde bir sözü vardı” diyen Acar, açıklamasını şöyle tamamladı:
“Bu takımın hikayesi devam ediyor. Bütün vatandaşlardan down sendromlu çocukların sesi olarak bu hikayeye ortak olmalarını istiyoruz. Bu hikaye devam edecek lütfen herkes taşın altına elini koysun ve bu hikayeye ortak olsun. Bizim en önemli destekçimiz Sayın Cumhurbaşkanımız, engellileri seven bir Cumhurbaşkanı var. Cumhurbaşkanımıza, Gençlik ve Spor Bakanımıza, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanımıza, Türkiye Futbol Federasyonuna çok teşekkür ediyoruz. Tabii basınımızdan Anadolu Ajansımız da her zaman yanımızda. İtalya’dan döndüğümüzde de AA’yı İstanbul’da ziyaret etmiştik. O heyecan o duygu çok güzeldi. İnşallah bundan sonra da destekleri sürecektir.”
]]>Bir kamu kurumunda şoför olarak çalışan ve CODA olarak adlandırılan (Sağır Ebeveynlerin Çocukları) Acar, doğumundan 4 yaşına kadar konuşmayı öğrenmek için babaanne ve dedesinin yanında kaldı.
Konuştuktan sonra anne ve babasının yanında yaşamaya başlayan Acar, zamanla ailesinden işaret dilini öğrendi. İlk başlarda sadece anne ve babasıyla iletişim kurmak için kullandığı işaret dilini daha sonra gittiği kurslarda geliştiren Acar, babası sayesinde başka işitme engelli bireylerle de tanıştı.
Burdur İşitme Engelliler Spor Kulübüne üye olan Acar, buradaki engellilerin diğer insanlarla iletişim kurmasını sağlıyor. Engellilerle spor müsabakalarına ve etkinliklere katılan Acar, kulübün resmi işlemleri için de tercümanlık yapıyor.
Tanıştığı işitme engellilerin günlük hayatta karşılaştıkları sorunları işaret diliyle tercüme ederek çözmeye çalışan Acar’ın, sosyal ortamı da işitme engelli bireylerden oluşuyor.
Onlarla kahvehaneye gidip oyun oynayan, kafede buluşup işaret diliyle sohbet eden, bazı gezilere katılan Acar, engellilerin sosyalleşmesine katkı sağlıyor.
Acar, işinden kalan zamanda işaret dilini öğrenmek isteyen sınıf ve özel eğitim öğretmenliği, sosyal hizmet, sağlık hizmetleri gibi bölümlerde okuyan üniversite öğrencilerine de halk eğitim merkezi bünyesinde açılan kursla Gençlik ve Spor Bakanlığının yurtlarında işaret dili öğreterek, işaret dilini yaygınlaştırıp daha fazla engellinin hayatına dokunmak istiyor.
25 yaşındaki Yakup Acar, AA muhabirine, babasının küçüklüğünde yanlış tedavi yüzünden, annesinin de bebekliğinde geçirdiği ateşli hastalık nedeniyle işitme duyularını kaybettiğini söyledi.
Babasının işitme engelliler okulunda eğitim aldığını ancak annesinin maddi imkansızlıklar nedeniyle okula gidemediğini belirten Acar, erkek kardeşiyle kendisinin sağlıklı olduğunu aktardı.
Acar, dedesinin yanından ailesine dönünce önceleri şok yaşadığını ifade ederek, “Babam eğitimli olduğundan ilk önce bana yavaş yavaş, işaret dili alfabesini, sonra her şeyin isimlerini ve kelimeleri öğretti.” dedi.
“İşitme engellilere bakınca kendi ailemi görüyorum”
Engellilerin, özellikle işitme engelli bireylerin hayatlarına dokundukça, onların problemlerini çözdükçe mutlu olduğunu dile getiren Acar, şöyle konuştu:
“İşitme engellilere bakınca kendi ailemi görüyorum. Onların içe kapanık değil, toplumla iç içe olmalarını, ön planda olmalarını istiyorum. Hiçbir karşılık beklemeden ve ücret talep etmeden onlara yardımcı olmaya çalışıyorum. Amacım onların önündeki engelleri kaldırmak. Mesela uygulama noktasına girmiş, polise derdini anlatamıyor. Hemen beni görüntülü arıyor, oradaki iletişimi sağlıyorum. Telefonla da işlerini çözdüğüm oluyor. Normal arkadaşlarımla vakit geçirir gibi onlarla da vakit geçirebiliyorum. Onlarla vakit geçirmekten ben de keyif alıyorum.”
-” İşaret dilini öğrenmek isteyenlerin de elinden tutuyorum”
Acar, işaret dili öğrenmek isteyen üniversite öğrencilerine de kurs verdiğini kaydederek, “İşaret dilini öğrenmek isteyenlerin de elinden tutuyorum. 3 grupta toplam 100 öğrencim var. Belki öğrencilerim yarın öbür gün bir yerde diğer insanlarla iletişim kurmakta zorlanan bir engelli görecekler ve öğrendikleri 3-5 kelimeyle onun hayatına dokunacaklar.” diye konuştu.
Baba Musa Acar (57), işaret dili sayesinde oğluyla engelleri aştıklarını ve beraberce aşmaya devam edeceklerini, Anne Gülcihan Acar (51) da “Oğlumun büyüdüğünü ve başarılarını gördükçe çok mutlu ve memnun oluyorum.” ifadesini işaret diliyle söyledi.
İşitme engelli Murat Sezer ise 2019’da Acar’la tanıştığını işaret diliyle aktararak, “Yakup, iyi bir dost ve arkadaş. ‘CODA’ olduğundan bizi daha iyi anlıyor. Bizim resmi kurumlardaki işlerimizi de Yakup sayesinde hızlıca halledebiliyoruz.” ifadelerini kullandı.
İşaret dili öğrenen sınıf öğretmenliği öğrencisi Esma Güleşçi de uzun zamandır Acar’ın işaret dili kursuna katıldığını belirterek, işaret dilini sınıf öğretmenliğinin bir gerekliliği olarak öğrendiğini, Acar’ın bu konuda kendilerine yardımcı olduğunu kaydetti.
]]>Bolu’da, Abant İzzet Baysal Üniversitesi Tarih Bölümü’nden 2013 yılında mezun olan Halil Acar (36), formasyon alarak 5 yıl boyunca öğretmen olarak atanabilmek için KPSS sınavlarına hazırlandı. Zorlu sınav hazırlığı sürecinde boyunca kasaplık, akaryakıt istasyonlarında çalışan Acar, girdiği son sınavın ardından atanamayınca öğretmenlik hayalinden vazgeçti. 30 yaşında tesadüfen akü satışı yapan bir arkadaşıyla yolu kesişti. Küçük bir sermayeyle akü satmaya başlayan Acar, 6 yılda tahmin edemeyeceği bir noktaya geldi. Bolu’nun her köşesinde yolda kalan vatandaşlara ve adreslere akü teslimatı yapan 36 yaşındaki Acar’ın 3 ilçede ise şubesi bulunuyor. Öğretmenlik hayali yarım kalan ancak hayallerini akü satarak gerçekleştiren Acar, öğretmen adaylarına seslenerek, “Anne-babalarının elinden para beklemeye çalışmasınlar, mücadele etsinler” dedi.
“Bir türlü devlet dairesine yerleşemedik”
2013 yılında tarih bölümünden mezun olan ve eğitim sürecinde sürekli çalıştığını ifade eden Halil Acar, “Eğitim süreçlerinde yani her yıl yaz tatilinde, ara tatilde olsun, öğrenci arkadaşlarım, tatile gezmeye giderken ben sürekli bir yerlerde hep çalıştım. Masraflarımı kendim karşılamaya çalıştım. Sağ olsun ailem de eğitim sürecinde her zaman yanımda olmaya çalıştılar. Yani biraz kısıtlı imkanları da okudum. Tarih bölümü bitirdim sonrasında formasyon aldım. Okulu bitirdikten sonra bir yıl Dörtdivan Çok Programlı Lisesi’nde tarih öğretmenliği yaptım, derslere girdim ücretli olarak. Sonrasında Ankara’da 2-3 yıl özel bir okulda görev yaptım. İşte bu süreçte sürekli KPSS’ye hazırlandık, olmadı. Polisliği denedim, onda yine aynı şekilde oldu bir türlü devlet dairesine yerleşemedik” dedi.
“4 yıl kadar kasaplık mesleğini yaptım”
Tesadüfen elektrikli bisiklet tamirine gittiği esnada akü satışı yapan arkadaşıyla karşılaştığını belirten Acar, “Süreç devam ederken kasaplık yapmaya başladım. 4 yıl kadar kasaplık mesleğini yaptım. Sonra 2018’de evlendim. Evlendikten sonra belli bir bütçeyle, elektrikli ve benzinli motosiklet alıp satmaya başladık. Tesadüfen bir yere tamire giderken orada bir arkadaş ‘Aküleri aldık, satamadık’ dedi. Ben de dedim ki, ‘Biz satalım bunları’. Aküleri satmaya başladım yavaş yavaş. ve sonrasında belli bir piyasa oluşturdum. Şu anda Bolu merkezde hizmet veriyoruz. 3 adet de ilçelerde şubemiz var” diye konuştu.
“Önceden internet sitelerinden müşteriyi buluyordum. Şuan buna vaktim yok”
Eskiden müşterileri internet üzerinden bulduğunu şuan da ona vakti olmadığını dile getiren Halil Acar, “Müşterilerle konuşurken, ‘Öğretmenim, atanamadım’ dediğimde müşterilerim benimle dertleniyorlar sağ olsunlar. ve sonra diyorlar ki başka vatandaşlara, ‘Ya işte bir öğretmen kardeşimiz var. Gerçekten güzel bir hizmet sunuyor. Fırsatçılık yapmadan yardımcı oluyor’ diye. Onlar da tanıdıklarına bizi öneriyorlar ve bir kişi bin kişi ediyor. Önceden internet sitelerinden müşteriyi buluyordum. Şu anda mesela benim oralara bakacak fırsatım olmuyor. Burada akü dağıtmaktan” ifadelerine yer verdi.
“Kötü gidişat olduğunda bunu düzeltecek bir sermayemiz yoktu”
Atamadıktan sonra karamsarlık yaşadığı dönemlerin olduğunu ifade eden Acar, “Yani karamsarlık illaki oldu. Kesinlikle oluyor. Okuyup atanamadıktan sonra yani dua ediyordum, ‘Allah’ım bana bir yol göster’ diye. Düğünde masraflarımıza kadar mesela ailem zar zor karşıladı. O zaman ailemin de durumu çok iyi değildi. Ama zamanla her şey oluyor. Çalışmak lazım da. 3-4 yıl boyunca sabah çıkıp gece yarısına kadar, eşim olsun, çocuğum olsun, 5 yaşında, ‘Baba sen ne zaman bizimle kalacaksın?’ diye ben çok sorularını duydum. Ama pes etmedim. Bu noktaya geleceğini düşünmüyordum. Kısıtlı bir sermayeyle başladığımız için düşünmüyordum. Çok düşük bir sermayeyle başladık. Kötü gidişat olduğunda bunu düzeltecek bir sermayemiz yoktu” şeklinde konuştu.
“Annesinin babasının elinden para beklemeye çalışmasınlar mücadele etsinler”
Son olarak atanamayan ve umudunu yitiren öğretmen adaylarına seslenen Acar, “Şunu söylemek istiyorum okumuş, atanamamış kişiler, sadece devlete bel bağlamaya çalışmasınlar, annesinin babasının elinden para beklemeye çalışmasınlar mücadele etsinler. Yeni iş fikirleri arasınlar. Ben o şekilde yaptım ve tuttu. Mesela bu işlere başladığımda ben kasaplık yaparken bana, ‘Sen öğretmen oldun. Kasaplık yapıyorsun. İşte akaryakıt istasyonunda pompa görevlisi olarak çalışıyorsun’ diyorlardı. Ben ne yapayım yani? Atanamayan arkadaşlar bir yerlerden başlamalı diye düşünüyorum. En azından tekrar devlete girmek KPSS’ye çalışmak gibi bir fikirleri varsa aynı zamanda yeni bir şeyler yapmaya kendileri de çalışsınlar. Hani ilerleyen dönemde devlet olmasa bile ortada kalınmasın” dedi. – BOLU
]]>