Abd’nin – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Fri, 17 May 2024 08:15:32 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 ABD, Ekonomik Canlanma ile Küresel Güç Dengesini Değiştiriyor https://www.haber60.com.tr/abd-ekonomik-canlanma-ile-kuresel-guc-dengesini-degistiriyor/ https://www.haber60.com.tr/abd-ekonomik-canlanma-ile-kuresel-guc-dengesini-degistiriyor/#respond Fri, 17 May 2024 08:15:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32161 ABD, küresel güç dengesi, dünyanın geleceği ve bazı ülkelerin gelecekteki büyüme beklentileri açısından sonuçları olan ilginç bir ekonomik canlanmanın tadını çıkarıyor.

Ekonomiyi canlandırmak için milyarlarca dolar borca girilerek büyük bir risk alınıyor ama potansiyel olarak bunun önemli getirileri var.

Bu ekonomik canlanma sahada da görülüyor. Örneğin ABD’nin güneyindeki Georgia eyaletinde tarlaların ve ormanların olağanüstü bir hızla fabrikalara dönüştürüldüğünü görüyoruz. ABD’de olanlar ancak 2000’li yılların ortalarında Çin’de gördüklerimizle kıyaslanabilir.

ABD Başkanı Joe Biden’ın ekonomi politikaları ülkenin çehresini değiştiriyor. Rakamlar bunun ne kadar büyük ölçekli olduğunu gösteriyor: Şubat 2021’den bu yana – göreve gelmesinden hemen sonra – fabrika inşaatına yapılan aylık yatırım üç kattan fazla artarak neredeyse 20 milyar dolara ulaştı.

Çin kıyaslaması tesadüf değil. Biden, yeşil sanayi ve mikroçip üretimini Çin’den ABD’ye geri taşımak için bol para harcıyor.

Küresel yeşil ekonomiye geçiş bir zamanlar “Çin malı” olacakmış gibi görünürken, bugün ABD bu alanda iddiasını ortaya koyuyor. Ancak bu riskleri de beraberinde getiriyor.

ABD bunun için yüz milyarlarca dolar borçlanıyor. Tam da fiyat artışları yavaşlamaya başlamışken borçlanma nedeniyle ABD enflasyonunun yeniden yükselebileceğine dair endişeler var. Ayrıca ülkenin çok fazla borçlanmasından da korkuluyor. ABD’nin yıllık bütçe açığı gayri safi yurt içi hasılasının (GSYH) %6’sı civarında ve tarihsel ortalama olan %3,7’nin oldukça üzerinde.

Olumlu gelişmeler de var. ABD’de işsizlik son 50 yılın en düşük seviyesinde ve her ay yüz binlerce yeni işçi istihdama katılıyor. ABD, dünyadaki gelişmiş mikroçiplerin beşte birini üretme yolunda olduğunu söylüyor.

Dünyanın en büyük bankalarından JP Morgan’ın CEO’su ve başkanı Jamie Dimon’a göre, “patlayan” ABD ekonomisi “inanılmaz” seviyede ve ortalama tüketici “eskisinden çok daha zengin”.

Georgia eyaleti bu harcama furyasından en fazla faydalananlardan biri. Georgia, Batarya Kuşağı olarak adlandırılan bölgede yer alıyor. Ülkenin güneydoğusundaki bu bölgede elektrikli otomobil bataryaları ve diğer bileşenleri üreten fabrikalar yoğunlaşmış durumda.

Günlük yaşamda hissedilmiyor

Covington kasabası, Archer Aviation için bu yıl tamamlanacak bir fabrikayı barındırıyor. Şirket uçan araba olarak tanımladığı araçları burada seri olarak üretmeyi planlıyor.

Şehrin diğer ucunda ise elektrikli kamyon fabrikası için zemin hazırlandı. Tamamlandığında, her yıl binlerce kamyon üretmesi bekleniyor. Georgia sahilinde, bir yıl içinde elektrikli arabalar ve bataryalar için yepyeni bir Hyundai “meta fabrikası” (gerçek bir fabrikanın dijital ikizi) üretime başlayacak ve yılda 500 bin araba üretmeyi planlıyor.

Ancak bütün bunlara rağmen Scoops dondurma salonunda hem yerel halk hem de turistler herhangi bir ekonomik büyüme hissetmediklerini söylüyorlar. Fiyatlar hala yüksek. Aileler kredi kartlarına bel bağlamış durumda. Fabrikalarda gerçekleşen endüstriyel bir büyüme olsa da etkisi insanların günlük yaşamlarına yansımış değil.

Fiyatların hala beklenenden daha fazla artıyor olması, faiz oranlarının da yüksek kalmaya devam etmesi anlamına geliyor. ABD merkez bankası enflasyonu yavaşlatma çabasıyla faizleri yüksek tuttuğundan, borçlanma maliyeti şu anda 22 yılın en yüksek seviyesinde.

Ancak Georgia eyaletinin başkentinde Atlanta Federal Rezerv Başkanı Raphael Bostic, birçok insanın faiz artışlarına eskisinden “daha az duyarlı” olduğunu söylüyor. Bostic’e göre bunun nedeni ABD’de uzun vadeli, 30 yıllık ipoteklere olan eğilim ve büyük krediler genellikle çok daha düşük bir faiz oranıyla sabitleniyor.

Yine de ABD’nin faiz oranlarını daha uzun süre yüksek tutma kararının ABD dışında da zincirleme bir etkisi var. Zira Avrupa piyasaları ABD’yi takip ediyor ve faiz oranlarının beklenenden daha yavaş düşeceği varsayılıyor.

‘Sürdürülemez’

Daha uzun vadede, Biden’ın ekstra yatırımları ABD ekonomisini daha da üretken hale getirebilir. Ancak ABD ekonomisinin daha acil sorunu, enflasyonun inatçılığı ve yüksek devlet borçlarının yerleşik hale gelme riski.

ABD’nin ulusal borcu şu anda 34 trilyon dolar ve GSYH’ye oranla, bir sonraki başkanlık döneminin sonunda tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşması bekleniyor. Pandeminin maliyetleri, askeri yardımlar, vergi afları ve yeşil yatırımları finanse etmek için yapılan borçlanmaların hepsi buna katkıda bulundu.

Mevcut oranlarla sadece bu borcun faizini ödemek bile ABD’ye savunmaya harcadığından daha fazlasına, 870 milyar dolara mal olacak. Kongre Bütçe Ofisi, on yıl içinde borç faizleri ile sağlık sigortası, sağlık yardımı ve sosyal güvenlik için yapılan zorunlu hükümet harcamalarının birleşiminin ABD’nin tüm vergi gelirlerini tüketeceğini ve savunma, altyapı ve mahkemeler gibi başka hiçbir şeye pay bırakmayacağını söylüyor.

Tüm bunlar ABD’nin istikrarlı bir para birimine sahip, yatırım yapılabilecek güvenli bir ülke olarak itibarını riske atıyor. Geçen yıl üç AAA kredi notundan ikisini kaybetti ve Hazine, Merkez Bankası (FED) ve Uluslararası Para Fonu (IMF) mali gidişatının “sürdürülemez” olduğunu söyledi.

ABD elbette iflas etmeyecek; istediği kadar dolar basabilir. İstikrarı, doların dünyanın rezerv para birimi olduğu, dünya çapında kabul gördüğü ve sıkıntılı zamanlarda güvenli bir yatırım olarak görüldüğü anlamına geliyor. Bu da ABD’nin sonsuz gibi görünen ucuz para akışından faydalanması ve ekonomiyi desteklemesi anlamına geliyor.

Ancak ABD şimdi bazı yatırımcıların sabrının sınırı olup olmadığını gerçekten test ediyor. ABD başkanlık seçimleri öncesinde her iki başkan adayı (Biden ve Trump) da borçlanmayı dizginlemekten pek bahsetmiyor. Bostic, ülkenin güvenli liman statüsünün tehlikeye girebileceği konusunda uyarıda bulunuyor.

ABD dolarının dünyanın bir numaralı rezerv para birimi olmaya devam ettiğini belirten Bostic, “Herkes güvenliğin sağlanması için bir şeyler yapmak zorunda” diye ekliyor.

ABD, küresel üretimin dokusunu kesin bir şekilde dönüştürüyor ve onlarca yıldır Uzak Doğu’ya yapılan dış kaynak kullanımını tersine çeviriyor.

Mevcut Başkan Biden, oyunda kalmak için ekstra mali riskin buna değeceğine inanıyor. ABD ekonomisi, son verilerdeki bazı sarsıntılara rağmen, Batı’nın geri kalanından önemli ölçüde daha iyi performans gösteriyor.

Biden’ın kumarı işe yarasın ya da yaramasın, dünya ekonomisini dönüştürecek ve ABD’nin seçim sonrası tercihlerinde temel bir faktör olacak.

]]>
https://www.haber60.com.tr/abd-ekonomik-canlanma-ile-kuresel-guc-dengesini-degistiriyor/feed/ 0
İngiliz Akademisyen: Batılı Arşivler Çin’in Güney Çin Denizi’ndeki Egemenliğini Destekliyor https://www.haber60.com.tr/ingiliz-akademisyen-batili-arsivler-cinin-guney-cin-denizindeki-egemenligini-destekliyor/ https://www.haber60.com.tr/ingiliz-akademisyen-batili-arsivler-cinin-guney-cin-denizindeki-egemenligini-destekliyor/#respond Fri, 17 May 2024 00:21:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32110 Uluslararası hukuk alanında çalışan İngiliz akademisyen Anthony Carty, İngiltere, Fransa ve ABD’nin ulusal arşivlerinde yürüttüğü titiz araştırmalar sonucunda Batı tarihinin, Çin’in Güney Çin Denizi’ndeki ihtilaflı adalar üzerindeki egemenliğini doğruladığını keşfetti.

China Trends programının bu bölümünde Profesör Carty, Güney Çin Denizi hakkındaki görüşlerini programın sunucusu Tom Pauken II ile paylaştı.

Söyleşi: İngiliz akademisyen: Batılı arşivler Çin’in Nanhai Zhudao üzerindeki egemenliğini destekliyor

Zhao Yishen ve Tian Ming

İngiliz akademisyen Anthony Carty kısa süre önce Xinhuanet ile yaptığı söyleşide, “Tarih, Güney Çin Denizi ile ilgili ihtilaflı meselelerde sorun çıkaran tarafın ABD olduğunu kanıtladı. Öte yandan Çin’in Nansha Qundao ve Xisha Qundao adaları üzerindeki egemenlik iddiasının Batılı arşivlerde yasal dayanağı var” dedi.

İngiltere, Fransa ve ABD’nin ulusal hukuk arşivlerinde araştırmalar yürüten Carty, yeni yayımlanan The History and Sovereignty of South China Sea (Güney Çin Denizi’nin Tarihi ve Egemenliği) başlıklı kitabında, bahsi geçen bulgulara yer verdi.

GÜNEY ÇİN DENİZİ’NDE SULARI BULANDIRAN ABD

Carty söyleşide, ABD’nin Güney Çin Denizi’nde çatışmayı körüklemesinin altında yatan gerçek motivasyonun küresel hegemonya arayışı ile üstünlük ve hakimiyeti elinde tutma arzusu olduğunu belirtti.

Eski ABD Başkanı Dwight D. Eisenhower’a ait arşivlerin bir parçası olan, dönemin ABD Dışişleri Bakanı John Dulles ile ilgili kayıtları inceleyen Carty, ABD’li General Douglas MacArthur ile George Kennan arasında geçen ve ABD’nin Güney Çin Denizi meselesine karışma nedenlerini ortaya koyan bir konuşma kaydına ulaştı.

Carty, “George Kennan’ın, ABD’nin batı sınırının Çin’in doğu kıyı şeridi olması gerektiği yönündeki önerisi üzerinde temel olarak uzlaşmışlar” dedi.

General MacArthur, İkinci Dünya Savaşı sırasında ABD’nin Asya’daki askeri faaliyetlerine katılırken, Kennan ise savaştan kısa süre sonra Sovyetler Birliği’ni kontrol altına alma doktrinini ortaya atan üst düzey bir ABD diplomatıydı.

Carty, ABD’nin Doğu Asya politikalarına ilişkin yorumunun sorulması üzerine, “ABD’nin diğer tüm ülkeler üzerinde üstünlük ve hakimiyete sahip olması gerektiği, 19. yüzyılın başından itibaren sürdürülen bir ABD doktrinidir. Dolayısıyla ABD’nin Doğu Asya’daki stratejisi, herhangi bir büyük gücün üstünlüğü ele geçirmesini engellemek. ABD’nin Çin’e karşı düşmanlığının nedeni bu” ifadesini kullandı.

Carty ayrıca, 1960’larda ABD Dışişleri Bakanlığı’na ait bir kayıttan alıntı yaparak, “ABD hiçbir koşul altında Güney Çin Denizi adalarının (Nanhai Zhudao) tekrardan Çinlilerin eline geçmesine müsamaha göstermemeli. Bu, ABD’nin stratejik çıkarlarına uymaz” şeklindeki ifadelere yer verdi.

ABD’nin Çin’in uluslararası hukuka riayet etmediği yönündeki iddiasını reddeden Carty, “ABD, Uluslararası Adalet Divanı’na defalarca meydan okuyup hükümlerini görmezden geldi. Dolayısıyla, büyük güçler Çin’e karşı ittifaklar kurup, Çin’in uluslararası hukuka riayet etmediğini ve uluslararası yargıya boyun eğmediğini iddia ederken, asıl ABD’nin bunları yapmaya hiç yanaşmaması sinir bozucu” dedi.

BATILI ARŞI·VLER ÇI·N’I·N NANHAI· ZHUDAO ÜZERİNDEKİ EGEMENLİK I·DDI·ASINI DESTEKLI·YOR

İngiltere, Fransa ve ABD’nin ulusal arşivlerinde titiz bir akademik araştırma yürüten Carty, kitabında Batılı arşivlerin ihtilaflı Nansha Qundao ve Xisha Qundao adaları üzerinde Çin’in egemenliğine ilişkin tarihi kanıtlar sunduğunu belirtti.

Güney Çin Denizi meselesine barışçıl bir çözüm bulunması çağrısı yapan Carty, deniz sınırının çizilmesinin, ilgili tarafların hükümetlerinin tasarrufunda olması gerektiğini belirtti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ingiliz-akademisyen-batili-arsivler-cinin-guney-cin-denizindeki-egemenligini-destekliyor/feed/ 0
BM ve üye ülkeler İran’ın Şam’daki konsolosluk binasına düzenlenen saldırıyı kınadı https://www.haber60.com.tr/bm-ve-uye-ulkeler-iranin-samdaki-konsolosluk-binasina-duzenlenen-saldiriyi-kinadi/ https://www.haber60.com.tr/bm-ve-uye-ulkeler-iranin-samdaki-konsolosluk-binasina-duzenlenen-saldiriyi-kinadi/#respond Wed, 03 Apr 2024 02:51:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=25908 NEW Birleşmiş Milletler (BM) ve bazı üye ülkeler, İran’ın Şam’daki büyükelçilik yerleşkesinde yer alan konsolosluk binasına 1 Nisan’da düzenlenen hava saldırısını kınarken, ABD, İran’ı İsrail ve ABD’nin tesislerini hedef almakla suçladı.

Japonya’dan BM Güvenlik Konseyi başkanlığını devralan Malta’nın başkanlığı ve Rusya’nın talebiyle Konsey’de, İran’ın Şam’daki konsolosluk binasına düzenlenen hava saldırısı görüşüldü.

Burada bir konuşma yapan BM Orta Doğu, Asya ve Pasifik’ten Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Mohamed Khaled Khiari, İran’ın hem BM Genel Sekreteri hem de Güvenlik Konseyi’ne mektup göndererek, İsrail’in, diplomatik tesislerine saldırı düzenlediğini aktardığını bildirdi.

Khiari, basında yer alan haberlerde ise 13 İranlı personel ile 6 Suriyeli sivilin öldüğünün kaydedildiğini anımsatarak, “Genel Sekreter’in ifadelerini tekrar ederek bu saldırıyı kınıyorum.” dedi.

Uluslararası hukuk uyarınca diplomatik tesisler ve personelin korunması gerektiğinin altını çizen Khiari, aynı zamanda üye ülkelerin egemenlik ve toprak bütünlüğüne saygı duyulması gerektiğini vurguladı.

Mohamed Khaled Khiari, kurallara dayalı uluslararası düzenin uluslararası barış ve güvenlik için kilit öneme sahip olduğunu belirtti.

Suriye’de İran’la bağlantılı hedeflere yönelik saldırıların İsrail tarafından gerçekleştiğinin dile getirildiğine dikkati çeken Khiari, bu yıl başından beri bu çerçevede 12 saldırı gerçekleştiğini aktardı.

İsrail’in olaylara ilişkin sorumluluk üstlenmediğini, ancak Suriye’de askeri operasyon gerçekleştirdiğini kabul ettiğini ifade eden Khiari, “Bugün Konseye tüm ilgili taraflarla irtibata geçmesi ve gerginliğin artmasını engellemesi için çağrıda bulunuyoruz.” diye konuştu.

“Dayanışma göstermezsek, herhangi bir ülkenin diplomatik misyonu bir sonraki hava saldırısının hedefi olabilir”

Rusya’nın BM Daimi Temsilcisi Vassily Nebenzia ise “Batı Kudüs’ün Gazze’deki askeri misyonu BM Güvenlik Konseyi’nin acilen ateşkes talep edilen kararına rağmen devam ediyor.” sözlerini sarf etti.

İsrail’in, ABD’nin suç ortaklığıyla bağlayıcı bir Konsey kararını ihlal etmesinden derin endişe duyduklarını aktaran Nebenzia, İsrail’in Dünya Merkezi Mutfağı (World Central Kitchen-WCK) çalışanlarını öldürmesinin bunun bir örneği olduğunu söyledi.

Nebenzia, İsrail’in bir diğer sorumsuz eyleminin de İran’ın Şam’daki konsolosluk binasına saldırısı olduğunu kaydederek, diplomatik ve konsolosluk tesislerinin dokunulmaz olduğunu ifade etti.

Söz konusu saldırıyı şiddetle kınadıklarını belirten Nebenzia, İsrail’in Suriye’de yoğun nüfuslu bir bölgeyi ilk kez hedef almadığına dikkati çekti.

Vassily Nebenzia, uluslararası topluma İsrail’in eylemlerini kınama çağrısında bulunarak, “Konsey üyelerinin dayanışmasına güveniyorum. Eğer dayanışma göstermezsek, herhangi bir ülkenin diplomatik misyonu bir sonraki hava saldırısının hedefi olabilir.” uyarısında bulundu.

“Uluslararası hukuk ve uluslararası ilişkilerin temel ilkelerinin kırmızı çizgileri çok kez ihlal edildi”

Çin’in BM Daimi Temsilci Yardımcısı Geng Shuang da Gazze’de çatışma başladığından beri ev, okul, hastane, insani yardım tesisleri, BM ajanslarına yönelik saldırılar gerçekleştiğini, bugün de diplomatik tesisin hedef alındığını hatırlattı.

Geng, “Uluslararası hukuk ve uluslararası ilişkilerin temel ilkelerinin kırmızı çizgileri çok kez ihlal edildi.” değerlendirmesini yaptı.

Çin’in söz konusu saldırıyı şiddetle kınadığını vurgulayan Geng, İsrail üzerinde etkisi olan ülkelere, yapıcı rol oynayarak Gazze’de ateşkes, Orta Doğu’da ise istikrarı teşvik etmeleri çağrısında bulundu.

“Kendini uluslararası hukukun üstünde gören İsrail’in bu saldırıyla ne amaç ettiği açık”

Cezayir’in BM Daimi Temsilcisi Amar Bendjama ise işgalci İsrail’in söz konusu saldırısının, uluslararası hukukun ihlali olduğunu belirtti.

Kışkırtıcı eyleme güçlü bir sesle karşı çıkmak gerektiğinin altını çizen Bendjama, bu eylemin tüm bölgeyi daha büyük bir gerginliğe itebileceği uyarısında bulundu.

Bendjama, “Kendini uluslararası hukukun üstünde gören İsrail’in bu saldırıyla ne amaç ettiği açık” diyerek, uluslararası düzenin bütünlüğünün tehlikede olduğunu söyledi.

Hukuka aykırı bu tür davranışların sonuçları olması gerektiğini vurgulayan Bendjama, “Artık somut adım atma vakti.” dedi.

“İran ve ortakları bölgede gerginliği artırmaktan kaçınmalı”

ABD’nin BM Daimi Temsilci Yardımcısı Robert Wood da ABD’nin dün Suriye’de meydana gelen saldırıyla hiçbir alakasının olmadığını, daha önceden de bilgisinin bulunmadığını kaydetti.

Saldırı hakkında bilgi toplamaya devam ettiklerini aktaran Wood, “Ancak açık olan bir şey var ki İran ve ortakları bölgede gerginliği artırmaktan kaçınmalı.” diye konuştu.

Suriye rejimi ve İran’ın, İsrail ile ABD’nin tesis ve personellerine yönelik saldırı düzenlediğini kaydeden Wood, kendilerini korumaktan kaçınmayacaklarını dile getirdi.

Çatışma zamanında da diplomatik misyonların korunması gerektiğinin altını çizen Wood, “Söz konusu tesiste terör örgütü liderleri ve unsurlarının bulunduğuna ilişkin haberlerden endişe duyuyoruz. İran’ın terörist ve aşırıcılarla süregelen koordinasyonunu kınıyoruz.” ifadesini kullandı.

WCK konvoyuna yönelik saldırıyı da üzüntü ve endişeyle karşıladıklarını belirten Wood, “Bu olay İsrail’in Gazze’de insani yardım personeli ve tesislerini korumak için çok daha fazlasını yapması gerektiğini gösteriyor.” vurgusunda bulundu.

Wood, diğer ülkelerle birlikte olayın şeffaf bir şekilde soruşturulmasını talep ettiklerini belirterek, “Bunun tekrarlanmaması lazım.” görüşünü paylaştı.

“ABD, İsrail’in tüm suçlarından sorumlu”

İran’ın BM Daimi Temsilciliği Maslahatgüzarı Zahra Ershadi ise BM Güvenlik Konseyi’ne söz konusu saldırıyı güçlü bir şekilde kınaması için çağrı yaptı.

İsrail’in istikrarsızlaştırıcı ve sorumsuz eylemlerinin bölge ve uluslararası barış ile güvenliği tehdit ettiğini kaydeden Ershadi, “İsrail ceza almadığı için gerginliği artırmaya çalışıyor. Sivilleri öldürmek, açlığı savaş metodu olarak kullanmaktan kaçınmıyor. Gayrimeşru bir şekilde gücünü kullanarak apartheid politikaları, etnik temizlik, soykırım ve askeri hedeflerini her türlü maliyete karşı gerçekleştirmek için uğraşıyor.” sözlerini sarf etti.

Ershadi, ülkesinin itidalli davrandığını ancak bunun da bir sınırının olduğunu belirterek, İran’ın uluslararası hukuk ve BM Şartı uyarınca cevap verme bağlamında meşru haklarını muhafaza ettiğini aktardı.

“ABD’nin İsrail’in Gazze’de soykırım dahil tüm suçlarından sorumlu” olduğunu ifade eden Ershadi, İsrail’in bunu ABD’nin siyasi, mali ve askeri desteği olmadan yapamayacağını dile getirdi.

Suriye’nin BM Daimi Temsilcisi Qusay el-Dahhak da İsrail’in barbarca saldırısını işgal altındaki Golan Tepeleri’nden yaptığını öne sürdü.

Saldırının gerçekleştiği alanın sivillerle dolu olduğuna dikkati çeken Dahhak, İsrail’in, saldırılarını ABD desteği olmadan gerçekleştiremeyeceğini kaydetti.

Dahhak, ABD’nin yıllardır İsrail’e koruyucu şemsiye görevi yaptığını ve sponsorluğunu yürüttüğünü vurgulayarak, bu vesileyle İsrail’in Filistin halkına soykırım yaptığını ifade etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bm-ve-uye-ulkeler-iranin-samdaki-konsolosluk-binasina-duzenlenen-saldiriyi-kinadi/feed/ 0