(ANKARA) – Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından 1,5 yıl geçmesine rağmen bölgede öğrenci ve öğretmenlerin eğitime erişiminde sorunlar devam ediyor. Hatay’da bir okulda branş öğretmenliği yapan görme engelli A.K., “Öğretmenler kendi imkanlarıyla bir şeyler yapıyor. Okulların yeni dönemde toparlanması ve eğitim öğretim yılına hazırlanması çok da mümkün değil. Aileler de artık destek olamıyor çocuklarına. Ailelerin de hayatı değiştiği için önceliği çocukların eğitimi değil artık. Öncelik artık barınma, iş imkanları” dedi.
6 Şubat depremlerinin üzerinden 1,5 yıl geçti. Okulların açılmasına 1,5 ay kalmasına rağmen ihalesi süren okulların yeni eğitim öğretim yılında açılıp açılmayacağı belirsizliğini koruyor. Hatay’da bir ortaokulda görev yapan görme engelli öğretmen A.K., konteyner okullarda hem kendisinin hem de diğer öğretmenlerin yanı sıra öğrencilerin yaşadığı sorunları ANKA Haber Ajansı’na anlattı.
“En iyi konteyner olsa bile su alıyor”
Öğretmen A.K., başka bir ilde çalışmasına rağmen elini taşın altına koymak ve öğrencilere destek olmak için yaklaşık 6 aydır Hatay’da yaşadığını söyledi. A.K., konteynerde bir öğretmen olarak okul ortamında hissetmediğini ve eğitim ortamında gerekli düzenlemelerin yapılmadığını belirterek, “Biz öğretmenler olarak bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Okulların yeni dönemde toparlanması ve eğitim öğretim yılına hazırlanması çok da mümkün değil. Şiir köşesi yaptık, resim öğretmeni de dışarıda oyun alanı oluşturdu. Düşünsenize, demirden bir dikdörtgenin içindesiniz ve ona sınıf diyorsunuz. Yaz olduğunda klima var ama Hatay’da konteynerde bir klima ne kadar etkili olabilir ki? Kışın da yağmur söz konusu. En iyi konteyner olsa bile su alıyor. Yağmur yağdığında sürekli okulu su basıyor. Bu işin fiziksel boyutu. Psikolojik boyutunda da yağmur başladığında çocukların ‘evet deprem geliyor’ psikolojisi bizi de etkiliyor. Sonuçta bizim de orada güçlü durmamız gerekiyor” dedi.
“STK’lar devletten daha aktif çalışıyor”
Depremin ardından 1,5 yıla yakın süre geçmesine rağmen öğrencilerin hala depremin şokunu atlatamadığının altını çizen öğretmen A.K., “Çocuklar dışarıda bir şekilde oyun ve güven ortamını oluşturmaya çalışıyor ama hatırlatıcı faktörler olduğunda en başa dönüyorlar. Mesela çocuk, ‘evim vardı, okulum vardı, oyun alanım vardı’ diyor. Şimdi hayatı konteynerden ibaret olduğu için o psikolojiden çıkamıyor. Öğrencilere psikolojik destek verilmesinde de STK’lar devletten daha aktif çalışıyor” diye konuştu.
“Yol çalışmaları idareten yapılıyor”
Yaşanan en büyük problemlerden birinin yolların düzelmemesi olduğunu belirten A.K., ulaşımda hala çok büyük problemler yaşadıklarını kaydetti. Yapılan yol çalışmalarının anlık olduğunu, yağmur yağdığında yolların eski haline döndüğünü vurgulayan A.K., “Yetkililerin açıklaması da zaten ‘hiçbir yerde ev yok, en son şehir kendine gelince, yapılaşınca biz yolları düzeltelim’ şeklinde oluyor. Burası özellikle kışın yağış alan bir yer. Kışın körler için de büyük bir sorun. Yani ben ulaşımımı kendim sağlıyorum, bu daha da büyük bir sorun Hiç çalışma yapılmıyor diyemem, ama idareten yapılıyor” ifadelerini kullandı.
“Deprem bahane olarak kullanılıyor”
Bozuk olan yolların ulaşımı da etkilediğini, bu sorunun deprem “bahane edilerek” çözülmediğini belirten öğretmen A.K., şunları kaydetti:
“Deprem oldu evet ama belli bir süre sonra bunu bahane olarak kullanıyorlar. Otobüsler, dolmuşlar var ama hala bunlarda bir düzen yok. Okula kendi başıma gidip geliyorum ve desteğe ihtiyaç duyuyorum. Konteyner kentte olmasaydık aslında evimle okul arası yürüme mesafesindeydi. Ama dolmuş ve otobüsün ne zaman geleceği belli olmadığı için iki saat önce yola çıkmak zorunda kalıyorsunuz. Otobüsün veya dolmuşun gelip gelmeyeceğini, durakta durup durmayacağını bilemiyorsunuz. Görmeyen biri için burada otobüsün veya dolmuşun saatte bir veya 45 dakikada bir geldiğini düşündüğümüzde, gerçekten zorlanıyoruz. Derse geç kalma tehlikeniz var çünkü ulaşım yok. Türkiye’nin neresinde var böyle bir şey? Aradan 1,5 yıl geçti artık düzelmesi gerekiyor.”
“Öncelik çocukların eğitimi olmaktan çıktı, öncelik artık barınma”
Depremden önce okuldaki öğrenci sayısının 500’ün üzerinde olduğunu ancak önceki dönemde bu sayının 300’e kadar düştüğünü kaydeden A.K., öğrencilerin odağının ‘mezun olmak’ olduğunu bu nedenle başarı düzeyinin de düştüğünü söyledi. Ebeveynlerin önceliğinin çocukları olmadığını belirten A.K., şöyle devam etti:
“Aileler de artık destek olamıyor çocuklarına. Ailelerin de hayatı değiştiği için önceliği çocukların eğitimi değil artık. Öncelik artık barınma, iş imkanları. Burada hala konteyneri geçtim çadırda kalan insanlar var. İnsanlar bu koşullarda hayatlarını idame ettirmeye çalışıyor, iş bulmaya çalışıyor. Ekonomik olarak zorlanıyorlar.”
]]>İddiaya göre, 2023’de yabancı uyruklu A.K. (25) isimli şüpheli, kuzeninin 5 yaşındaki kızı A.K’yi “Sana dondurma vereceğim” diyerek evine çağırdı ve çocuğa cinsel istismarda bulundu. Şüpheli, kız çocuğuna ve erkek kardeşine de para vererek, kimseye söylememeleri için tembihledi. Eve giden çocukların durumu annesine anlatması üzerine konu polise intikal etti. Şüpheli A.K. gözaltına alındı. İfadesi alınan şüpheli, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
“Çocuğa saldıran ben değil bir başkasıdır”
Tutuklu sanık A.K. Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesince ilk kez hakim karşısına çıktı. Duruşma salonunda tutuklu sanık A.K., mağdur A.K’nin annesi, taraf avukatları ve tercümanlar hazır bulundu. Mağdur A.K. ise “adli görüşme odaları” (AGO) sisteminden uzman ve tercüman aracılığıyla hazır edildi. 8 yıldır Türkiye’de yaşadığını söyleyen sanık A.K., “A.K. benim kuzenimin kızı olur. Ailecek birbirimize gidip geliriz. Kız çocuğuna karşı hiçbir eylemde bulunmadım, suçlamaları kabul etmiyorum. A.K’ye karşı cinsel eylemde bulunmadım, ağzını kapatmadım. Çocuğa saldıran ben değil bir başkasıdır. Sanki kafamın içinde bir şeyler var. Buna ilişkin Türkiye’de psikolojik tedavi görmedim. Ben, kardeşim ve 2 kuzenimle birlikte bekarlar evinde kalıyorum” dedi.
“Sanık kızım ile oğlumu evine götürerek kendilerine dondurma vereceğini söylemiş”
Olaya ilişkin bildiklerini anlatan mağdur A.K’nin annesi Y.K., “Sanık eşimin amcasının oğlu olur. Aynı mahallede otururuz, evlerimiz birbirine yakındır. 4 erkek bekar yaşadıkları için eşim evlerine gitmemize izin vermiyordu. Biz sanığın evine gitmezdik ancak sanık sık sık bize gelirdi. A.K. isimli oğlum olaydan 3 gün sonra bana olayı anlattı. Sanık, kızım ile oğlumu evine götürerek kendilerine dondurma vereceğini söylemiş. Sanık evinde kızıma cinsel istismarda bulunmuş, ağzına havlu koymuş. Sanık daha sonra çocuklarıma ‘Kimseye bir şey söylemeyin’ diye tembih ederek para vermiş. Kanser hastası olduğum için olay günü uyuyordum, çocuklarım ise eltimdeydi. Sanık çocuklarımı eltimden alarak evine götürmüş. Çocuklarımın bugüne kadar hiç yalan söylemedi. Sanıktan şikayetçiyim” şeklinde konuştu.
“Bana bozuk para, erkek kardeşime ise kağıt 5 TL verdi”
Olaya ilişkin tercüman ve uzman eşliğinde dinlenen mağdur kız çocuğu A.K., “Olay olduğunda 5 yaşındaydım. Şimdi 6 yaşına girdim. Sanık A.K. sürekli bize geliyordu. Ben nereye gitsem peşimden geliyordu. Olay günü A.K. beni evime götürdü, üstümü çıkardı yaşananları kimseye anlatmayalım diye de bana ve erkek kardeşime para verdi. Bana bozuk para, erkek kardeşime ise kağıt 5 TL verdi. Sadece bir kez değil, defalarca üstümü çıkarttı” dedi.
“Ona tokat atın”
“Şikayetçi misin?” sorusuna ise çocuk, “Ona tokat atın” cevabını verdi. Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek, duruşmayı erteledi. – KOCAELİ
]]>