AK Parti’de ‘değişim’ süreci sürüyor..
Partide kongre heyecanı yaşanırken, İstanbul İl Başkanlığı için öne çıkan isim de belli oldu..
AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, yeniden aday olmayacağını belirterek yeni adayın en genç belediye başkanlarından biri olan Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir olduğunu duyurdu..
RESMEN AÇIKLANDI
Sosyal medya hesabından açıklama yapan Kabaktepe, şu ifadeleri kullandı:
AK Parti’de her kongre, bir demokrasi şöleni, bir yenilenme ve güçlenme vesilesidir. Kongrelerimiz, aynı zamanda dava bilinciyle, bir bayrak yarışının en güzel örnekleridir. Bu bayrak, her seferinde daha yükseğe taşınır; bir Ulubatlı Hasan kararlılığıyla yeni hedeflere doğru yol alınır.
Şimdi, İstanbul’umuzda bu kutlu davayı, Fatih Sultan Mehmet Han’ın emaneti olan bu aziz şehrimize hizmet bilinciyle daha da ileriye taşıyacak yeni bir döneme adım atıyoruz.
8. Olağan İl Kongremizde İl Başkan adayımızın Sayın Abdullah Özdemir kardeşimiz olduğunu sizlerle paylaşmaktan büyük bir mutluluk ve gurur duyuyorum.

“İSTANBUL’UMUZDA NİCE YENİ ZAFERLERE İMZA ATACAKTIR”
Abdullah Özdemir kardeşimiz, genç, dinamik, vizyoner bir dava adamı olarak İstanbul teşkilatımızın güçlü kadrolarıyla birlikte, bu kutlu yürüyüşü daha da ileriye taşıyacak; İstanbul’umuzda nice yeni zaferlere imza atacaktır.
Bu vesileyle, 8. Olağan İl Kongremizin İstanbul’umuza, teşkilatımıza ve partimize hayırlı olmasını temenni ediyorum. Bizler, bu davanın bir neferi olarak, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, milletimize ve partimize hizmet etmeye, omuz omuza çalışmaya devam edeceğiz.
Birlikte daha güçlü, birlikte daha büyük zaferlere ulaşacağız.
İLGİLİ HABERAK Parti İstanbul’da Abdullah Özdemir dönemi
MURAT KURUM’DAN ‘HAYIRLI OLSUN’ MESAJI
Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İstanbul İl Başkanlığı’ndaki görev değişimiyle ilgili bir açıklamada bulundu.
AK Parti İstanbul’da yaşanacak görev değişiminin hayırlı olmasını dileyen Bakan Kurum, şu ifadeleri kullandı:
Bayrak değişimleri her zaman demokrasi şölenidir bizde.
Hangi kademede, hangi görevde olursak olalım, ilk günkü heyecan ve coşkuyla çalışıyoruz.
AK Parti bu yüzden dinamik ama tecrübeli bir partidir.
AK Parti bu yüzden heyecanlı ama vakur bir partidir.
AK Parti, milletin ta kendisidir.
İstanbul İl Teşkilatımızda yaşanacak görev değişiminin hayırlara vesile olmasını diliyorum.
İl Başkanımız Osman Nuri Kabaktepe’ye emekleri için teşekkür ediyor, İl Başkan adayımız Abdullah Özdemir’e üstleneceği bu sorumlulukta kolaylıklar diliyorum.

Dilay Kaynak
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yakın coğrafyadaki sıcak bölgelerle ilgili diplomatik görşmeleri sürüyor.
Bakan Fidan, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ile bugün telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede, Suriye ve Ukrayna’daki son gelişmeler ele alındı.
HOLLANDALI MEVKİDAŞIYLA DA GÖRÜŞTÜ
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hollanda Dışişleri Bakanı Caspar Veldkamp ile telefonda Suriye ve Gazze’deki son gelişmeleri ele aldı.
Suriye’deki son gelişmeler ile Gazze’deki durumun ele alındığı görüşmede, Suriye’de kapsayıcı bir geçiş süreci yürütülmesinin önemi vurgulandı.
Bakan Fidan, ayrıca İsrail’in Golan Tepeleri’ndeki uluslararası hukuka aykırı eylemlerinin Suriye’deki sürece olumsuz etkilerine dikkati çekti.
Görüşmede, Gazze’de ateşkesin sağlanmasına yönelik atılabilecek adımlar hakkında da görüş alışverişinde bulunuldu.

Yavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhuriyet Halk Partisi’nde olağanüstü toplantı…
Partiden yapılan açıklamaya göre CHP Genel Başkanı Özgür Özel, açıklanan 2025 yılı asgari ücreti ile ilgili izlenecek yol haritasını belirlemek üzere Merkez Yönetim Kurulu’nu olağanüstü toplantıya çağırdı.
10.30’DA TOPLANILACAK
Toplantının saat 10.30’da parti genel merkezinde yapılacağı belirtildi.
İLGİLİ HABERCHP’den asgari ücret açıklaması sonrası iktidara tehdit
İLGİLİ HABERCHP Genel Başkanı Özgür Özel’den asgari ücret mesajı
İLGİLİ HABERSON DAKİKA! 2025 yılı asgari ücreti belli olduGöktürk Sönmez
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Muhalefetteki son istifa Gelecek Partisi’nden geldi.
Uzun süredir devam eden bu istifa zincirinin son örneği olan Ankara Milletvekili Nedim Yamalı, Gelecek Partisi’nden istifası sonrası AK Parti’ye katıldı.
AK Parti TBMM Grup Toplantısı’na katılan ve rozeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından takılan Yamalı ilk açıklamasını, tv100’den Sinan Burhan’a yaptı.
AK PARTİ’DE İLK RÖPORTAJINI VERDİ
Ahmet Davutoğlu önderliğinde kurdukları yeni partinin başarısızlığına değinen Yamalı, girişimlerinin seçmenden teveccüh görmediğini ve bu konuda ısrarcı olmamak gerektiğini söyledi.
Yamalı, son dönemde yaptığı açıklamalarla ‘AK Parti’ye dönecek’ yorumları yapılan eski partisinin Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu hakkında da konuşurken, bu beklentinin gerçekleşmeyeceğini belirtti.
“DAVUTOĞLU’NA KAPILAR KAPALI”
Yamalı, “AK Parti cephesinden aldığım kulis bilgisi, AK Parti’nin Ahmet Davutoğlu’yla bir araya gelmeyeceği yönünde. AK Parti’nin kapıları Ahmet Davutoğlu’na kapalı.” diye konuştu.

DAVUTOĞLU’NUN SON DÖNEMDEKİ AK PARTİ AÇIKLAMALARI
Davutoğlu son dönemdeki açıklamalarıyla dikkat çekmiş ve ‘AK Parti’ye dönmek istiyor’ yorumlarına neden olmuştu.
Davutoğlu, şu ifadelerle dikkat çekmişti:
Geçmişe dönük olarak herhangi bir hesabın peşinde değilim. Herkese el uzatıyorum; muhalefetiyle, iktidarıyla. Kim bizimle görüşmek isterse kapımız açık. Kitlelerse o kitlelerin parçasıyım, kimse kusura bakmasın. Onların içinden geldim.
Benim dediğim şey şu; büyük bir toparlanma hareketine ihtiyaç var.
Ben o harekete destek vermeye hazırım diyorum. Bu AK Parti içinde toparlanma olur, AK Parti dışında alternatif toparlanma olur. İkisine de varım.

İLGİLİ HABERAhmet Davutoğlu’ndan dikkat çeken açıklama: AK Parti’den hiç kopmadım
İLGİLİ HABERDavutoğlu’na canlı yayında soruldu: AK Parti’ye katılır mısınız
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, AK Parti’ye geri döneceği yönündeki iddialarla ilgili açıklamalarda bulundu.
“BÖYLE BİR ŞEY YOK, OLMAZ DA”
İlke TV’de yayınlanan Konuşma Zamanı programına konuk olan Babacan, “DEVA Partisi’nde böyle bir şey yok. Olmaz da! Ayrılma sebeplerimiz değişmedi. Sapasağlam yerimizde duruyoruz. Anlamsız şeyler konuşup insanların kafasını karıştırmamamız lazım.” dedi.
“KAFAMIZ KARIŞIK DEĞİL, İSTİKAMETİMİZ ÇOK NET”
DEVA Partisi’nin kendi ilkeleri ve değerleri doğrultusunda devam ettiğini söyleyen Babacan, “Kafamız karışık değil, istikametimiz çok net. Er ya da geç hak yerini bulur, doğru hedefe ulaşır.” diye konuştu.

“OLMADIĞI İÇİN AYRILDIK, ŞİMDİ NE DEĞİŞTİ DE GERİ DÖNECEĞİZ?”
Babacan, AK Parti’yle tekrar bir araya gelme fikrini ise şu şekilde değerlendirdi:
“Varsayımlarla konuşmak bence insanların kafasını da karıştırıyor. Eğer AK Parti şöyle olursa, eğer Sayın Erdoğan böyle yaparsa… Yıllardır beraber çalıştığımız insanlarla olmadı, olmuyor işte. Zaten olmadığı için ayrıldık. Şimdi ne değişti de olacak ki geri döneceksiniz yani?”
“SURİYE POLİTİKALARINDA BİR DEĞİŞİKLİK GÖREMEDİK”
Babacan, AK Parti’nin Suriye politikasına da değinerek, “AK Parti’nin Suriye politikası değişmedi, bizdeki doğru yaklaşımları da tanırız ama bir değişiklik görmedik.” dedi.
Fatih Yıldırım
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail, Filistin’e yönelik destek politikaları nedeniyle İrlanda’nın başkenti Dublin’deki büyükelçiliğini kapatma kararı aldı. İsrail Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, İrlanda hükümetinin “aşırı derecede İsrail karşıtı politikalar” izlediği öne sürülerek, “Dublin’deki büyükelçiliğin kapatılması, İrlanda hükümetinin bu tutumu doğrultusunda alınmış bir karardır” ifadesine yer verildi.
“İSRAİL KARŞITLIĞI İDDİASINI KESİNLİKLE KABUL ETMİYORUZ”
İsrail’in bu adımı, İrlanda tarafından üzüntüyle karşılandı. İrlanda Başbakanı Simon Harris, kararı “son derece talihsiz” olarak nitelendirirken, ülkesinin her zaman insan hakları ve uluslararası hukukun yanında yer aldığını vurguladı.
İrlanda’nın İsrail karşıtı olduğu iddiasını kesinlikle kabul etmiyoruz. Biz, barışın, insan haklarının ve uluslararası hukuk prensiplerinin savunucusuyuz. İrlanda, İsrail ve Filistin’in barış içinde, iki devletli bir çözüm temelinde bir arada yaşamasını desteklemektedir.
“DİPLOMATİK İLİŞKİLERİMİZ ETKİLENMEYECEK”
Dışişleri Bakanı Micheal Martin ise diplomatik ilişkilerin devam edeceğini belirterek, İrlanda’nın Tel Aviv’deki büyükelçiliğini kapatma planı olmadığını duyurdu. Martin, iki ülke arasındaki diplomatik bağların bu karardan etkilenmeyeceğini ifade etti.
İrlanda, Filistin devletini tanıyan ülkeler arasında yer alıyor ve Güney Afrika’nın Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail’i Gazze Şeridi’nde soykırımla suçlayan davasına destek vererek Filistin meselesinde açık bir tutum sergilemiş bulunuyor. Bu adımlar, İsrail’in eleştirilerinin odak noktası haline geldi.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Yavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ankara önemli bir buluşmaya ev sahipliği yaptı.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock ile görüşme gerçekleştirdi.
Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre Fidan, Türkiye’nin Türkiye-Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin yeniden canlandırılmasına yönelik olarak AB içinde Almanya’nın öncü bir rol oynamasını beklediğini, Suriye’de güvenlik ve istikrarın tesisinin gerektiğini, ülkenin toprak bütünlüğünün ve siyasi birliğinin desteklenmesinin şart olduğunu ifade etti.
Görüşmede geçiş sürecinin kapsayıcı şekilde sürdürülmesinin ve azınlıklara saygı gösterilmesinin büyük önem arz ettiğini, gönüllü ve güvenli geri dönüşlerin sağlanmasının gerekli olduğunu vurgulayan Fidan, Suriye’nin yeniden inşası için yapıcı bir yaklaşım sergilemekte fayda olduğunu ve tüm bu konularda uluslararası toplumun Suriye’ye gerekli desteği sağlaması gerektiğini belirtti.
TERÖR ÖRGÜTLERİNE SURİYE’DE İZİN VERİLMEYECEĞİ MESAJI
Türkiye’nin Suriye’deki tüm azınlıkların haklarının korunması gerektiğini savunduğunu, PKK/YPG’nin Suriye’deki Kürtleri temsil ettiği anlayışının yanlış olduğunu kaydeden Fidan, Alman mevkidaşına PKK/YPG ve DEAŞ gibi terör örgütlerinin Suriye’deki durumu suistimal etmesine asla müsaade edilemeyeceğini ve PKK/YPG’nin silahlarını bırakması ve kendisini lağvetmesinin şart olduğunu vurguladı.

Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün Suriye’deki PKK/YPG dahil tüm terörist unsurların temizlenmesiyle muhafaza edilebileceğini ifade eden Fidan, tüm müttefiklerden Türkiye’nin güvenlik kaygılarına saygı göstermesinin beklendiğinin altını çizdi.
Fidan, DEAŞ’lıların bulunduğu kampların ve cezaevlerinin idaresi için alternatifler geliştirilmesi gerektiğini, üçüncü ülkelerin Suriye’de bulunan DEAŞ tutuklusu ve bunların ailesi olan vatandaşlarını geri kabul etmesi gerektiğini belirtti.
FİLİSTİN MESELESİ
İsrail’in Gazze’de uyguladığı soykırıma son verilmesi gerektiğine işaret eden Fidan, Gazze’de acil ateşkes ilan edilmesi ve insani yardımların kesintisiz ulaştırılması için uluslararası toplumun ortak çaba göstermesi gerektiğini bildirdi.
Fidan ayrıca Rusya-Ukrayna Savaşı’nın bir an önce kalıcı şekilde sona ermesi için Türkiye’nin müzakere sürecini desteklediğini vurgulayarak Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki barış sürecinin başarıyla sonuçlanması açısından tarihi bir fırsat yakalandığını, üçüncü tarafların adil ve tarafsız şekilde bu süreci teşvik etmeleri gerektiğini kaydetti.
Göktürk Sönmez
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Dışişleri Bakanlığı’ndan alınan bilgilere göre, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Fransız mevkidaşıyla bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmenin ana gündem maddesi Suriye’deki gelişmeler oldu.
“SURİYE HALKINA GÜÇLÜ DESTEK SUNULMALI”
Bakan Fidan, Suriye’deki geçiş sürecinin barışçıl, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir şekilde ilerletilmesinin hayati önem taşıdığını vurguladı. Bu süreçte uluslararası toplumun Suriye halkına her alanda güçlü bir destek sunmasının gerekliliğine dikkat çekti.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Yavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Suriye Milli Ordusu’nun 2 hafta önce başlattığı Özgürlük Şafağı Operasyonu ile Şam’daki 53 yıllık Esed rejimi yıkıldı.
Esed ve yandaşlarının bir çoğu ülkeden kaçarken, muhaliflerin oluşturduğu yeni yönetim, kapsayıcı bir hükümet için çalışmalarını hızlandırdı.
ESED’İ SAVUNAN CHP’DEN SURİYELİLERE “LAİKLİK” TAVSİYESİ
Daha önceden Esed rejimini savunan açıklamalara imza atan, hatta iktidar olmaları halinde rejime tazminat ödeyip, Türk ordusunu Suriye’den çekme vaadini mektupla bizzat Esed’e ileten CHP yönetimi, bu kez de Atatürk ve laiklik üzerinden Suriye’deki yeni oluşuma yakınlaşmaya çalışıyor.
İLGİLİ HABERCHP’li Hatay Milletvekili Güzelmansur: Alevi Suriyeliler Türkiye’ye getirilsin
“ATATÜRK NE YAPTIYSA AYNISINI YAPIN”
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Deniz Yücel, dün Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında yapılan Merkez Yönetim Kurulu toplantısına ilişkin düzenlediği basıntoplantısında, Suriye’deki yeni yönetime şu tavsiyelerde bulundu:
Laikliği ve demokrasiyi benimsemezseniz ülkeniz küresel güçlerin satranç tahtası olmaya devam eder. Atatürk’ü okuyun ve o ne yaptıysa aynısını yapın.
İLGİLİ HABERCHP, Suriye’de yeni yol haritası için toplanıyor
Yavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İKİSİ DE OTELİN MÜŞTERİSİ DEĞİLMİŞ
Çifti ayırıp durumu polise bildiren otel yetkilileri, turistlerin otelde kayıtları olmadığını belirledi. Otel çalışanları polisi beklerken, erkek olan turist çalışanlarla kavga etmeye başladı.
KADIN TURİST TUTUKLANDI
Bu sırada kadın turist olay yerinden kaçmaya çalıştı ve plaj yakınlarında bir polis memuru tarafından durduruldu. Çevredeki vatandaşların yardımıyla gözaltına alınan kadın, polis merkezine götürüldü ve çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
Olay anından kareler;



PattayaTayland3-sayfaTurizmturistYaşamDünya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
HİZBULLAH’IN KALESİNDE İSRAİL DRONLARI ALÇAK UÇUŞ YAPTI
Lübnan haber ajansı NNA’ya göre, İsrail ordusu, Lübnan’ın doğusunda Baalbek, güneyinde Nebatiye’ye bağlı Bint Cibeyl ile çeşitli bölgelerde bombardıman, evleri ateşe verme, savaş uçağı ve dron uçurma, ateş açma gibi ihlaller gerçekleştirdi. Başkent Beyrut’un güneyinde Hizbullah’ın kalesi olarak bilinen Dahiye’de İsrail dronlarının alçak uçuş yaptığı gözlemlendi.
İsrail savaş uçakları, Lübnan’ın doğusundaki Baalbek’teki Tariya beldesi ovasında ise bir evi hedef aldı, can kaybı veya yaralanma bildirilmedi. Güneyde Nebatiye’ye bağlı Bint Cibeyl’de ise İsrail askerleri Marun er-Ras beldesinde bir evi ateşe verdi, belde içinde orta ve ağır silahlarla ateş açtı.
Lübnan’ın güneydoğusunda ise İsrail savaş uçakları ve dronlarının uçtuğu görüldü. Lübnan Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 8 Ekim 2023’ten bu yana 1106’sı kadın ve çocuk, 222’si sağlık çalışanı olmak üzere en az 4 bin 61 kişi öldü, 16 bin 661 kişi de yaralandı.
İSRAİL, HİZBULLAH’TAN ELE GEÇİRDİĞİ SİLAH VE ARAÇLARI SERGİLEDİ
Öte yandan İsrail Savunma Kuvvetleri, Hizbullah’tan ele geçirdiği ekipman, mühimmat ve araçları sergiledi. Silah ve teçhizatların, İsrail askerlerinin eylül ayı sonundan bu yana Güney Lübnan’daki 30’dan fazla köyde gerçekleştirdiği operasyonlar sırasında ele geçirildiği öğrenildi.
Sergide 340 adet Rus yapımı Kornet olmak üzere 6 bin 840 adet RPG roketi ve tanksavar füzesi, 9 bin adet patlayıcı düzenek ve el bombası, 2 bin 250 adet güdümsüz roket ve havan topu, 2 bin 700 adet saldırı tüfeği, aralarında keskin nişancı tüfeklerinin de bulunduğu 2 bin 860 adet diğer silah ve 60 adet uçaksavar füzesi yer aldı.
Ordu ayrıca ele geçirilen Hizbullah’a ait 20 adet aracı, 60 bin 800 adet elektronik ekipman, haberleşme cihazı, bilgisayar, belge ve 300 adet gözetleme ekipmanını da sergiledi.
Lübnan ile İsrail arasında varılan ateşkes antlaşması, 27 Kasım Çarşamba günü yerel saatle 04.00’te (TSİ 05.00) yürürlüğe girmişti. Anlaşmanın ikinci maddesinde, “Lübnan hükümeti, Hizbullah veya Lübnan topraklarında bulunan diğer tüm silahlı grupların İsrail’e karşı herhangi bir operasyon düzenlemesini engelleyecek, İsrail de Lübnan’da sivil, askeri veya devlete ait hedeflere kara, deniz veya havadan herhangi bir askeri saldırıda bulunmayacak.” ifadesi yer almıştı.

Savaş ve ÇatışmaOperasyonGüvenlikPolitikaLübnanİsrailDünyaEylül
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“SADECE UÇAĞIN DIŞINDAN ERİŞİLEBİLİYOR”
United Airlines tarafından yapılan açıklamada, “Tekerlek yuvasına yalnızca uçağın dışından erişilebiliyordu. Şu anda, kişinin tekerlek yuvasına nasıl veya ne zaman eriştiği belli değil.” denildi. Uçuşun Boeing 787-10 Dreamliner tipi uçakla gerçekleştirildiği, uçağın Şikago’dan 09.30’da havalandığı ve yerel saatle 14.12’de Maui’ye indiği belirtildi.
SORUŞTURMA BAŞLATILDI
Maui Polis Departmanı olayla ilgili soruşturma başlattı. Soruşturmayı yürüten Maui Polis Departmanı, kişinin kimliği veya uçağın tekerlek yuvasına nasıl girdiği hakkında herhangi bir ayrıntı açıklamadı.
Amerikan Federal Havacılık İdaresi’ne göre, tekerlek yuvasına saklanmak kaçak yolcuların sıklıkla tercih ettiği bir yöntem. Uçağın tekerlek yuvalarında saklanmaya çalışanların yüzde 77’sinden fazlası düşük oksijen, aşırı soğuk veya iniş takımları tarafından ezilme gibi koşullar nedeniyle hayatını kaybetti.

United AirlinesGüvenlik3-sayfaHawaiiHukukDünya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ÇOBANIN DÖVÜLMESİNE İLİŞKİN SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULACAK
Bugün görülen duruşmada Salim Güran’ın 15 yaşındaki işçisi Ramazan Atasoy’un ardından çoban Ahmet Akgün’e söz verildi. O sırada Erhan Güran’ın evinin önündeki kamera görüntüsü ekrana verildi. Sanık avukatlarının itirazına rağmen, “Aile Meclisi” olarak belirtilen kamera görüntüsünün izlenmesine karar verildi. Hiçbir şey bilmediğini söyleyen Akgün, “Beni dövdüler” diyerek ağlama krizine girdi. Mahkeme Başkanı, Akgün’ün yanına giderek sakinleştirdi. Öte yandan çoban Akgün’ün dövülmesine ilişkin savcılık suç duyurusunda bulunacak.

Mahkeme Başkanı: Olay günü bir kız gördün mü? Enes’i gördün mü ?
Tanık çoban: Hayır görmedim
Mahkeme Başkanı: Sana soru soranlar Enes’e küfür ettiler mi?
Tanık çoban: Hayır
Mahkeme Başkanı ne sorduysa tanık çoban Akgün “Bilmiyorum” şeklinde cevap verdi.
Tanık çoban: “ Ben çok üzüldüm Narin’e,10 gün yemek yemedim ama bir şey bilmiyorum” diyerek yine ağladı.
Savcı: Kendi aralarındaki konuşmada ‘Enes vahşi’ sözleri geçiyor, onun hakkında ne diyorlar?
Avukatlar “Aynı şeyleri soruyorsunuz” şeklinde itiraz ediyor.
Savcı tekrar sordu: Köylüler Enes hakkındaaralarında ne konuşuyordu?
Tanık çoban: Bilmiyorum görmedim.
Mahkeme Başkanı tekrar sordu: Neden Enes için “Şerefsizin” dediler aralarında neden öyle söylediler? Neden bu şekilde aralarında bir konuşma geçti?
Tanık çoban: (Ağlayarak) Ya ben bir çobanım sayın başkanım, ben bir şey bilmiyorum.
Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren,Erhan Güran’ın evinin önündeki kamera görüntüsüyle ilgili çoban Akgün’e “Aile Meclisi” olarak belirtilen kamera görüntüsünü sordu.
Nahit Eren: Ahmet Bey, Erhan’ın olduğu yer burası. Buradaki kişi siz misiniz?
Tanık Çoban: Evet, benim.
Baro Başkanı Eren, Kürtçe “Aile Meclisi”nin o toplantıda çobanı sorgulamalarını soruyor: Sana konuş eş… oğlu konuş dediler mi?
Tanık çoban: (Ağlayarak ve Kürtçe) Benim okuma yazmam yok, ben garibanım benden ne istiyorsunuz? Beni dövdüler. Allah hakkımı bırakmasın.
Sanık Enes Güran, tanık çobana soru sormak istedi.
Enes: Benim adımı kim kullanmış, bilmek istiyorum.
Tanık çoban: Ben bilmiyorum.
Enes yerine geçti ve sanık Nevzat Bahtiyar’ın avukatı Ali Eryılmaz soru sormaya başladı:
Avukat Ali Eryılmaz: Narin için bildiğin doğruları söylemeni istiyoruz.
Tanık çoban: Bilmiyorum.
Narin GüranAhmet AkgünDiyarbakırMahkeme3-sayfaDünyaHukukSuç
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

Merkez Bankası’nın faiz indirimi yapması durumunda ekonomide büyük değişiklikler yaşanabileceğini kaydeden Prof. Dr. Ferhat Pehlivanoğlu konuşmasına şöyle devam etti:
Beklenti Merkez Bankası’nın 100 ile 250 baz puan arasında faiz indirimine gideceği yönünde. Sıkı bir para politikası yürütmüştük faizlerimiz 50 baz puana gelmişti. Enflasyonda nispeten geriye gelen adımlardan sonra küçük de olsa bir rahatlama payı oldu Merkez Bankası için. Dolaysıyla gerek üretici kesim, gerekse kredi maliyetlerinin düşmesi adına faizlerin düşmesi gerekli.

FAİZ DÜŞERSE KONUT VE TAŞIT FİYATLARI DA DÜŞER Mİ?
Bu risk talep artışı yönünden. Eğer arz yeterli olmadığı durumlarda fiyatların yükselmesine, enflasyon üzerinde bir baskı oluşturmasına yol açabilir. Faizler düştüğü için Türk lirası yabancılar için cazibesini kısmen yitirmiş olabilir. Döviz kurlarında artış ortaya çıkabilir. Bu ithalat maliyetlerini bu da enflasyonu yukarıya taşıyabilir.

Abdurrahman YazıcıHaberler.com – EkonomiKocaeli ÜniversitesiMerkez BankasıEkonomiFinansYaşamDünya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Açıklamada, Yemen’den fırlatılan bir füzenin İsrail’in orta kesimindeki Tel Aviv kentine düşmesi sonucu 16 kişinin füzenin etkisiyle patlayan camlar nedeniyle hafif yaralandığı belirtildi.
Olay yerine ambulans ve ilk yardım ekiplerinin sevk edildiği aktarılan açıklamada, bazı yaralıların Tel Aviv yakınlarındaki Holon kentinde bulunan Wolfson Tıp Merkezine nakledildiği bildirildi.
Yemen’den fırlatılan füze imha edilemedi
İsrail ordusundan yapılan açıklamada ise ülkenin orta kesimlerinde devreye giren alarmların ardından Yemen’den fırlatma tespit edildiği ancak fırlatılan füzeyi durdurma girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlandığı bildirildi.
Öte yandan İsrail basını da Yemen’den fırlatılan füzenin ardından yerel saatle 03.50’de bölgede siren seslerinin duyulduğunu aktardı.
Yemen’deki İran destekli Husiler, bugün İsrail’in Yafa kentinde bir askeri hedefin balistik füzelerle vurulduğunu duyurmuştu.
Husilerin Askeri Sözcüsü Yahya Seri, yaptığı açıklamada saldırıda “Filistin 2” tipi balistik füzelerin kullanıldığını, Yafa kentindeki askeri noktayı “başarılı şekilde” hedef aldıklarını söylemişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>20 Ocak’ta göreve başlayacak ve Beyaz Saray’a 4 yıl sonra geri dönecek olan Trump, Musk’a Hükümet Verimliliği Bakanlığı görevini verdi. Washington Post’un haberine göre, Musk’ı eleştiren kişiler onun yeni bir unvana kavuştuğunu söylüyor: ABD’nin “gölge başkanı”.

Musk, sahibi olduğu sosyal medya platformu X’teki hesabını kullanarak Çarşamba günü birkaç saat içinde Temsilciler Meclisi’ndeki Cumhuriyetçi isimlere federal hükümeti üç ay boyunca açık tutacak bir bütçe tasarısını engellemeleri için baskı yaptı.
REKLAM“BU REZİL HARCAMA TASARISINA OY VEREN HER ÜYE GÖREVDEN İNDİRİLMEYİ HAK EDİYOR”
Elon Musk, X sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Bu rezil harcama tasarısına oy veren her Temsilciler Meclisi veya Senato üyesi 2 yıl içinde seçimle görevden indirilmeyi hak ediyor.” demişti.
Musk, ardından paylaştığı başka bir gönderide ise “Kimse dikkat etmiyorken, tasarıyı meclisten geçirmeye çalışıyorlar.” ifadesini kullanmıştı.
Musk’ın hızlı paylaşımları Washington’da yankı buldu ve bazı isimler, Musk’ın paylaşımlarını gören seçmenlerden gelen çağrılarla telefonlarının gün boyu çaldığını bildirdi.
TRUMP VE JD VANCE DE ÇAĞRIDA BULUNDU
Musk’ın tasarıyı geçirmemeye çağıran ilk paylaşımından 12 saati aşkın bir süre sonra, Trump ve Başkan Yardımcısı seçilen JD Vance federal hükümete marta kadar finansman sağlanmasını öngören geçici bütçe tasarısını reddetme çağrısında bulundu.
REKLAM
Trump ve başkan yardımcısı seçilen JD Vance yaptıkları açıklamada, tasarıyla 6 Ocak Komitesi’nin kayıtlarının saklanmasının kolaylaştırılacağı ve Kongre’ye maaş artışı sağlanacağı iddia etti.
Açıklamada, “Chuck Schumer ve Demokratlara her istediklerini vermeyen, sade bir harcama yasasını geçirmeliyiz.” ifadesi kullanıldı.
TRUMP: CUMHURİYETÇİLER AKILLI VE SERT OLMALI
Trump, sosyal medya hesabından yaptığı diğer paylaşımlarda da “Cumhuriyetçiler akıllı ve sert olmalı. Eğer Demokratlar, istediklerini vermezsek hükümeti kapatmakla tehdit ederlerse, bununla yüzleşin.” değerlendirmesinde bulundu.
Bütçe tasarısını “saçma ve olağanüstü şekilde pahalı” olarak nitelendiren Trump, Demokratlar borç limitini sonlandırmaz veya önemli ölçüde uzatmazsa sonuna kadar mücadele edeceğini bildirdi.
Trump, Kongre’nin maaş artışı talep etmesi için de iyi bir zaman olmadığını vurgulayarak, “Umarım, yakın gelecekte ‘Amerika’yı yeniden büyük yaptığımızda’ böyle bir artışa hak kazanacaksınız.” ifadesini kullandı.
REKLAMBIDEN YÖNETİMİ: ÜLKEDE İSTİKRARSIZLIĞA YOL AÇABİLİR
Diğer yandan Biden yönetimi, “hükümetin finansman yetersizliği nedeniyle kapanmasının” ülke genelinde istikrarsızlığa yol açabileceğini savundu. Beyaz Saray, federal hükümetin kapanması durumunda, ülkede hayati hizmetler dışındaki tüm faaliyetlere ara verilmek zorunda kalınacağına işaret etti ve bu durumun istikrarsızlığa neden olabileceğini belirtti.
“BAŞKAN MUSK” TREND OLDU
Musk’ın başlattığı bu çağrı, Demokratlar ve bazı Cumhuriyetçileri de endişelendirdi. Teknoloji milyarderi Musk’ın siyasi gücünü artırması, kendisini ve şirketlerini daha da zenginleştirecek politikalar için baskı yapacağı yönündeki eleştirileri beraberinde getirdi.
X platformunda da “Başkan Musk” en çok konuşulan başlıklardan biri haline geldi.
TRUMP İDDİALARA KARŞI ÇIKTI
Trump ve ekibi NBC News’e yaptıkları açıklamada, Musk’ın bütçe tasarısını baltalamaktan tek başına sorumlu olduğu iddialarına karşı çıktı. Trump, Musk ile görüştüğünü söyledi ve “Ona benimle aynı fikirdeyse bir açıklama yapabileceğini söyledim. O, olaylara maliyet açısından bakıyor. Görüşleri benimle aynı doğrultuda ve çok doğru yolda ” dedi.
REKLAMTRUMP’IN MUHALEFETİ HÜKÜMETİN KAPANMA İHTİMALİNİ ARTIRDI
ABD Kongresi, 1 Ekim 2024’te başlayan 2025 mali yılında hükümetin finansman yetersizliği nedeniyle kapanmasını önlemeye yönelik ilk geçici bütçe tasarısını eylül ayında onaylamıştı.
ABD Başkanı Joe Biden tarafından imzalanarak yürürlüğe giren geçici bütçe ile 20 Aralık’a kadar hükümete finansman sağlanması öngörülmüştü.
Söz konusu tarihe sayılı günler kala Cumhuriyetçiler ve Demokratlar, salı gecesi, hükümete 14 Mart’a kadar finansman sağlanmasını öngören yeni bir bütçe tasarısı üzerinde anlaşmıştı.
Ancak Trump’ın muhalefeti, tasarının, önemli bir etkiye sahip olduğu Cumhuriyetçilerin kontrolündeki Temsilciler Meclisi’nden geçmesini tehlikeye atarak hükümetin finansman yetersizliği nedeniyle kapanma riskini artırdı.
REKLAMFEDERAL HÜKÜMETİN KAPANMASI NE DEMEK?
Amerikan kanunlarına göre Kongre, her yıl 1 Ekim’de başlayıp 30 Eylül’de sona eren mali yılın tümüne ilişkin bütçeyi zamanında onaylayamazsa bu gerçekleşene kadar geçen sürenin geçici bütçelerle kapatılması gerekiyor.
Bütçenin onaylanamadığı dönemlerde harcama yetkisini kaybeden federal hükümet, hayati hizmetler dışındaki tüm faaliyetlerine ara vermek zorunda kalıyor.
Bu süreçte, hayati olmayan hizmetlerde görevli kamu çalışanları zorunlu izne çıkarılırken, ABD ordusu, istihbarat kurumları, kamu hastanelerinde çalışan doktor ve hemşireler, havaalanları ve hapishanelerdeki güvenlik görevlileri gibi kamu çalışanları görevlerine devam ediyor. “Hayati personel” kategorisinde yer alan bu çalışanlar, kapanma dönemlerindeki maaşlarını genellikle Kongre yeni bir bütçe geçirene kadar alamıyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Saat TSİ 12.00’da ise ölü sayısının 4’e yükseldiği bildirildi.
Cuma günü Noel için bir araya gelen kalabalığın içine dalan aracın şoförü gözaltına alındı. Saldırganın arabayı saldırıdan kısa bir süre önce kiraladığı bildirildi. Saldırganın kiraladığı aracın Münih plakalı olduğu ve araçla 400 metre kadar kalabalığın içinde ilerlediği iletildi.
WELT’in haberine göre şahsın X hesabı üzerinden yaptığı paylaşımlara göre eski bir Müslüman olduğu ve İslam’ı eleştiren postlar paylaştığı bildirildi.
Şahıs, Alman polisinin kendisine zulmettiğini ve korumadığını düşünüyor. Suudi Arabistan’da ateizmi yaşayamadığı için Almanya’ya taşınan şahsın Almanya’da da güvende hissetmediği belirtiliyor.
Şahıs X hesabı üzerinden “Sokrates’in ölümünden Alman polisini sorumlu tutuyorum” paylaşımları yaparken, olay öncesinde bir video paylaşarak Almanya’yı eski müslümanlara komplo kurmakla suçladı.
Saldırganın Almanya’yı İslamlaşmakla suçladığı ve Alman devletine karşı nefret duyduğu belirtiliyor.
Alman basınına göre saldırgan 1974 doğumlu Suudi Arabistan uyruklu Tâlip el- Abdulmuhsin. Alman polisinden gelen bilgilere göre saldırganın evinde aramalar başladı ve telefonuna el konuldu. Saldırganın 2006 yılında Almanya’ya gittiği ve oturma izni aldığı söyleniyor. Şahsın doktor olduğu ve Bernburg’ta bir muayenehanesi olduğu bildirildi.
Magdeburg polisi, ilk bulgulara göre şahsın saldırıyı tek başına gerçekleştirdiğini düşünüyor.
MAGDEBURG POLİSİ: EVLERİNİZDE KALIN
Magdeburg polisi X hesabı üzerinden yaptığı açıklamada “Evinizde kalın ya da dışardasanız evinize dönün. İşimizi kolaylaştırın. Sizi daha sonra bu mecra üzerinden önlemler hakkında bilgilendirmeye devam edeceğiz.” uyarısına yer verdi.
#Magdeburg
Bleiben Sie zu Hause bzw. machen Sie sich auf den Heimweg. Es würde unsere Arbeit sehr erleichtern.
Wir informieren Sie auf diesem Kanal weiter zu unseren polizeilichen Maßnahmen.
— Polizei Magdeburg (@Polizei_MD) December 20, 2024
Magdeburg merkezine giriş çıkışlar büyük ölçüde yasaklandı. Güney ve kuzey tren istasyonları kapatıldı.
Alman polisi olayla ilgili ipucu toplamak için alman vatandaşlarından fotoğraf ve videoları paylaşılan adres üzerinden yüklemesini istiyor.
Wir haben ein Hinweisportal eingerichtet.
Upload Bilder und Videos
https://t.co/927ctcDfjm#Magdeburg
— Polizei Magdeburg (@Polizei_MD) December 20, 2024
Magdeburg’da 23 Aralık’a kadar bütün kültürel etkinlikler iptal edildi. Kültürel faaliyet gösteren merkezler de belirlenen tarihe kadar kapalı kalacak.
ŞÜPHELİ BÖYLE GÖZALTINA ALINDI
Saldırıyı düzenlediği düşünülen 50 yaşındaki Suudi Arabistan kökenli şahıs polisler tarafından yapılan operasyon sonucu gözaltına alındı. Der Spiegel şahsın isminin Tâlip el- Abdulmuhsin olduğunu iddia etti. Der Spiegel’e göre şahıs doktor ve uzmanlık alanı psikiyatri.
ALMANYA ŞANSÖLYESİ SCHOLZ MAGDEBURG’A GİDECEK
Almanya Şansölyesi Olaf Scholz X hesabından yaptığı açıklamada saldırıya kurban giden Alman vatandaşlarının ve yakınlarının acısını paylaştığını belirterek “Magdeburg halkının yanındayız. Bu endişeli saatlerde özveriyle çalışan kurtarma görevlilerine teşekkürlerimi sunuyorum.” dedi
Federal Şansölye Olaf Scholz ve İçişleri Bakanı Nancy Faeser bugün Magdeburg’daki olay yerine gidecekler.
REKLAM
Die Meldungen aus Magdeburg lassen Schlimmes erahnen.
Meine Gedanken sind bei den Opfern und ihren Angehörigen. Wir stehen an ihrer Seite und an der Seite der Magdeburgerinnen und Magdeburger. Mein Dank gilt den engagierten Rettungskräften in diesen bangen Stunden.
— Bundeskanzler Olaf Scholz (@Bundeskanzler) December 20, 2024ALMANYA CUMHURBAŞKANI: OLAY AYDINLATILMIŞ DEĞİL
Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier paylaştığı mesajda “Noel öncesi mutluluğumuz Magdeburg’dan gelen haberle yarıda kaldı. Bu korkunç saldırının bütün arka planı açıklanmış değil.” dedi.
Saksonya-Anhalt’ın Başbakanı Reiner Haseloff ve Eyaletin İçişleri Bakanı Tamara Zieschang da olay yerine gidiyor.
Magreburg’da halka şehir merkezinden uzak durmaları konusunda uyarılar yapılıyor. Polis ekipleri de çevre güvenliği için Noel pazarının çevresinde bomba araması yapıyor.
DESTEK MESAJLARI
Dışişleri Bakanlığı yayımladığı açıklama ile Türkiye’nin Almanya’nın yanında olduğunu ifade etti. Açıklamada olayın kasıtlı olduğunun düşünüldüğü vurgulandı.
Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada “Almanya’nın Magdeburg kentinde bir Noel pazarında yaşanan ve ilk belirlemelere göre kasıtlı bir saldırı olan hadiseden dolayı derin üzüntü duyuyoruz.
Yaşamını yitirenlerin yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifa diliyoruz.
Şiddetle kınadığımız bu saldırının nedeninin bir an önce aydınlatılmasını ve muhtemel faillerinin adalet önünde hesap vermesini ümit ediyoruz. Bu acı gününde Almanya’nın yanında olduğumuzu vurguluyoruz.” ifadelerine yer verildi.
Almanya’nın Magdeburg Kentinde Yaşanan Saldırı Hk. https://t.co/eGKoxLNafipic.twitter.com/1Ozd7Px4hv
— T.C. Dışişleri Bakanlığı (@TC_Disisleri) December 20, 2024
Almanya’da yaşanan olay sonrası Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da bir mesajla Almanya’nın ve Alman halkının yanında olduklarını ifade etti.
Macon “Almanya’da vuku bulan olayla dehşete kapıldık. Fransa, Alman halkının acısını paylaşıyor, dayanışma mesajını iletiyor.” dedi.
Profondément choqué face à l’horreur qui frappe ce soir le marché de Noël de Magdebourg en Allemagne.
Je pense aux victimes, aux blessés ainsi qu’à leurs proches et à leurs familles. La France partage la douleur du peuple allemand et exprime toute sa solidarité.
— Emmanuel Macron (@EmmanuelMacron) December 20, 20242016’DA DA BENZER BİR OLAY YAŞANMIŞTI
Berlin’de, 19 Aralık 2016’daki başka bir olayda, bir saldırgan kamyonla Noel pazarına girmiş, 13 kişinin ölümüne, onlarca insanın yaralanmasına yol açmıştı.
Sonrasında, bu olayı takip eden günlerde İtalya’daki bir çatışmada öldürüldüğü belirtilmişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Esma Esad boşanıyor Haberi Görüntüle
Ancak hukuk bürolarının, Esma’nın Londra’ya dönüşünün yalnızca sağlık gerekçelerine dayandırılamayacağını ve boşanma işleminin bir ön koşul olduğunu belirttiği ifade ediliyor.
Hukuki boyut yalnızca boşanmayla sınırlı değil. Esma Esad’a yönelik yolsuzluk, zimmete para geçirme ve yasa dışı zenginleşme suçlamalarının İngiltere’de mali uzlaşmalar yoluyla çözülmesi gerektiği görüşü de öne çıkıyor.
REKLAM
Suriye’deki rejim çökmeden önce yapılan bu tür suçlamalar, uluslararası kamuoyunun da gündeminde.
Esma Esad’ın geçmişteki güç ağları ve finansal birikimi
Esma Esad’ın Londra’ya dönüş ihtimalini güçlendiren bir diğer faktör ise finansal gücü. Esma, son yıllarda önemli bir servet biriktirdi ve bu süreçte kuzeni Rami Mahluf’un mal varlıklarının büyük bir kısmını kendi kontrolüne aldı.
Bankacılık geçmişi ve finansal zekâsı, Esma’nın hem kişisel hem de aile servetini büyütmesinde etkili oldu. Deutsche Bank ve JP Morgan gibi uluslararası finans kuruluşlarındaki kariyeri, onun bu alandaki becerilerini kanıtlıyor.
Amerikan Dışişleri Bakanlığı tarafından “yasadışı zenginleşme” ile suçlanan Esma’nın, bu suçlamaların gölgesinde gelecekte nasıl bir strateji geliştireceği merak konusu. Ancak uzmanlar, onun İngiltere’deki hukuk sistemi içinde yeni bir yaşam kurabileceği görüşünde.
REKLAMRusya’nın pazarlık unsuru: Esma Esad
Esma Esad’ın uluslararası ilişkilerde bir pazarlık unsuru olarak kullanılması ihtimali de göz ardı edilmemeli. Moskova’da kocasının siyasi geleceği belirsizliğe sürüklenirken, Esma’nın Rusya ile Türkiye ve ABD arasında yapılabilecek olası müzakerelerde bir “kart” olarak değerlendirilmesi mümkün.
Bu durum, Londra’ya dönüş hayalini karmaşık hale getirebilir.
Yeni hayat mı, zorunlu yalnızlık mı?
Esma Esad, Moskova’daki yalnızlığında hem geçmişini hem de geleceğini sorgularken, yeni bir başlangıç yapma ihtimali üzerinde duruyor. Kocasının, iktidarını korumak için yaptıkları göz önünde bulundurduğunda, Esma’nın da benzer bir “fedakarlık” yaparak kendisini kurtarma çabasına girmesi olası görünüyor.
Esma Esad’ın Londra’nın sıcak anılarına dönmek mi yoksa Moskova’da kalarak mevcut belirsizlik içinde sıkışmak mı isteyeceği, önümüzdeki süreçte netlik kazanacak.
Ancak şu bir gerçek: Suriye’nin bir zamanlar “ilk first lady’si” olan bu kadın, yeni bir hayat için tüm kozlarını oynamaya hazır görünüyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ryder, Suriye’nin iç siyasetine değinmeyeceğini vurgulayarak, “SDG adına veya yerel halkın ne söyleyip söylemeyeceği konusunda konuşmayacağım.” ifadesini kullandı.
Bir gazetecinin, terör örgütü DEAŞ konusunda ABD’nin NATO müttefiki Türkiye ile niye birlikte çalışmadığı sorusuna ise Ryder, “Türkiye çok değerli bir NATO müttefikidir ve Suriye’deki durum ve DEAŞ gibi bölgesel güvenlik çıkarlarıyla ilgili olarak iletişim hatlarını açık tutmaya devam ediyoruz.” yanıtını verdi.
Ryder, ABD’nin bölgedeki pozisyonu veya DEAŞ’ı yenme misyonuna nasıl yaklaştığı konusunda duyuracak herhangi bir değişiklik olmadığını belirterek, “DEAŞ ve SDG ile ilgili zorluklar konusunda Türk mevkidaşlarımızla ve bölgedeki diğerleriyle görüşüyoruz.” dedi.
Terör örgütü DEAŞ’ın yeniden canlanmamasında bölgedeki herkesin çıkarı olduğunu kaydeden Ryder, bu konuda PKK/YPG unsurlarının “önemli bir ortak olmaya devam ettiğini” savundu.
Ryder, Türkiye’nin sınırına yakın Aynularab (Kobani) bölgesinde terör örgütü PKK/YPG unsurlarının diğer taraflarla ateşkes görüşmeleri yapmasına ilişkin ABD’nin tutumuyla ilgili bir soru üzerine de sadece bu konudaki gelişmeleri yakından takip ettiklerini söyledi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail ordusu, Gazze’nin kuzeyi ile güneyi arasındaki bağlantıyı koparan, İsrail sınırından Akdeniz kıyısına kadar uzanan 7 kilometre genişliğindeki Netzarim Koridoru yakınlarında yaşayan bütün Filistinlileri bölgeden zorla göç ettirdi. İsrail, 7 Ekim 2023 sonrası oluşturduğu koridorda, askeri yollar ve mevziler inşa etmek için bölge sakinlerinin evlerini yıktı.

NETZARİM KORİDORU “ÖLÜM BÖLGESİNE” DÖNÜŞTÜ
Haaretz gazetesine göre, İsrail ordusunun komuta kademesi Netzarim Koridoru’nda oluşturulan “ölüm bölgesinin” varlığını inkar etse de İsrail askerlerinin anlattıkları, bölgeye yaklaşan her Filistinlinin “terörist sayılarak” öldürüldüğünü ortaya koydu.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

İSRAİL ASKERLERİNİN “CESET HATTI”
Haaretz’e konuşan İsrail ordusunun 252. Tümeni’nde görevli bir komutan, “Sahadaki kuvvetler buraya ‘ceset hattı’ diyor.” ifadelerini kullanarak sözlerini şöyle sürdürdü:

KÖPEKLERE YEM OLUYORLAR
“Çatışmalardan sonra cesetler toplanmıyor, bu da onları yemeye gelen köpek sürülerini cezbediyor. Gazze’de insanlar, bu köpekleri gördüğünüz yerlere yaklaşmamanız gerektiğini bilir.”
Aynı tümende görev yapan kıdemli İsrail subayı, “Tümen komutanı bu bölgeyi ‘ölüm bölgesi’ olarak belirledi. Giren herkes vuruluyor.” dedi.

FİLİSTİNLİ ÖLDÜRMEK ONLAR İÇİN EĞLENCE KAYNAĞI
İsrail ordusundan kısa süre önce terhis olan 252. Tümen subaylarından bir diğeri ise Netzatim Koridoru’ndaki “ölüm bölgesinin” keskin nişancının atış yapabildiği yere kadar uzandığını vurguladı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İngiltere merkezli The Times Gazetesi, Ukrayna’nın suikastını “meşru bir savunma eylemi” olarak niteleyen haberini manşete taşıdı.

RUSYA GAZETE ÇALIŞANLARINI UYARDI
Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev çarşamba günü, Times’ın Rus general suikastını konu alan haberlerine yanıt olarak gazetenin editörlerini “meşru askeri hedefler” olarak nitelendirdi.
Sert açıklamalarda bulunan Medvedev, “Rusya’ya karşı suç işleyenlerin her zaman suç ortakları vardır. Onlar da artık meşru askeri hedeflerdir. Bu kategoriye, manşetlerinin arkasına korkakça saklanan The Times’ın zavallı çakalları da dahil olabilir.” İfadelerini kullandı.
Medvedev, ek olarak sözlerine şunları ekledi: “Londra’da her şey serbest olduğundan Times’daki gazeteciler dikkatli olmalı.”

İNGİLTERE’DEN YANIT
Medvedev’in paylaşımına yanıt veren İngiltere Dışişleri Bakanı David Lammy, X’te yaptığı paylaşımda, “Times gazetecilerine yönelik çete tehditleri umutsuzluğun kokusunu veriyor” yorumunda bulundu.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Katar merkezli Al Jazeera televizyonuna Orta Doğu’daki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. ABD’nin seçilmiş başkanı Donald Trump’ın Suriye’deki iktidar değişikliğinde Türkiye’nin rolüne ilişkin iddialarına yönelik, “Bu ele geçirme olarak tanımlanamaz. Suriye’de yaşanan hadiseyi bu şekilde tanımlamak ciddi bir hata olur. Suriye halkı açısından bu bir ele geçirme değil. Yaşanan şey, Suriye halkının iradesinin yönetimi ele alması, orada kontrolü ele almış olmasıdır.” ifadesini kullandı.
“İŞ BİRLİĞİNİ ESAS ALMALIYIZ”
Fidan, “Suriye’yi yönetecek gücün Türkiye’yle olduğunu söylemek doğru olmaz mı?” sorusuna, “Biz asla böyle bir şey istemeyiz. Bölgemizde yaşananlardan hepimizin büyük dersler çıkardığına inanıyorum.” diyerek, tahakküm kültürünün bölgeyi mahvettiğine işaret etti.
“Dolayısıyla ne Türk tahakkümü, ne Fars tahakkümü, ne de Arap tahakkümü olmalı. Hep birlikte işbirliğini esas almalıyız.” diyen Fidan, Suriye halkının yanında olunması gerektiğini ve bunun tahakküm gibi görülmemesi gerektiğini vurguladı.

BATI YPG GERÇEĞİNİ İNKAR EDİYOR
Fidan, PKK terör örgütünün Suriye’deki uzantısı YPG’nin Türkiye için önemli bir tehdit oluşturduğunu belirterek, YPG’nin işgal ettiği yerlerdeki varlığını ve hakimiyetini sürdürmeye çalıştığını ifade etti. YPG’nin kendisini Batı’ya DEAŞ’la mücadelede eden bir grup olarak göstermeye çalıştığını vurgulayan Fidan, şunları kaydetti:
“Bu, onların gerçek kimliğini doğru yansıtan bir tanımlama değil. Zira onlar orada esasen bir terör örgütü olarak bulunuyorlar. DEAŞ ile mücadele, tek başına bir iyilik göstergesi olamaz. Zira orada farklı devletler ve farklı gruplar da oldu, farklı nedenlerde bunların her biri DEAŞ ile mücadele etti. YPG, esas itibarıyla PKK’nın uzantısıdır. (YPG/PKK) Saflarını Türkiye, İran, Irak ve Avrupa ülkelerinde gelen uluslararası yabancı terörist savaşçılarla doldurmuş bir örgüttür. Ama Batılı dostlarımız, YPG’nin esasen PKK’nın uzantısı olduğu gerçeğini ne yazık ki görmezden geliyorlar.”
Bakan Fidan, “ABD Savunma Bakanı Ash Carter, 2016 yılında Kongre’de YPG ile PKK arasında bağlantı olduğunu itiraf etmişti. YPG ile PKK’nın aynı şey olduğunu açıklamıştı. ABD, PKK’yı terör örgütü olarak görüyor. Bu durumda ABD’ye, ana bileşeni YPG’den oluşan SDG’ye verdiği desteği kesmesi çağrısında bulunuyor musunuz?” sorusuna, Türkiye’nin, uzun süredir ABD’ye bu yönde çağrıda bulunduğu yanıtını verdi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

“MÜDAHALEYE GEREK KALMAZ”
Bu çağrılara yönelik tepkilere ilişkin Fidan, “Her şey aslında (ABD’nin eski Başkanı) Obama döneminde başladı. O zaman bize yaptıkları açıklama, bunun geçici bir düzenleme olduğu yönündeydi.” dedi.Bakan Fidan, bunun Türkiye olarak ulusal çıkarlar açısından bir tehdit olduğuna dikkati çekerek, “Bölgedeki dengeler bozulsun istemiyoruz. Ancak ulusal çıkarlarımızı gözetmek ve korumak zorundayız. ABD ile bu konudaki görüşmelerimiz sürüyor.” dedi.
Türkiye’nin Suriye’de askeri operasyon yapacağı iddialarına ilişkin soru üzerine, Şam’da yeni yönetim döneminin başladığını anımsatan Fidan, bu konunun öncelikle yeni yönetimin meselesi olduğunu ve bunun çözülmesi durumunda Türkiye’nin müdahalesine gerek kalmayacağını kaydetti.
“TÜM SİVİLLER ASLİ YERLERİNDE YAŞAMALI”
Fidan, yeni yönetimin Suriye’de tamamen kontrolü ele alması gerektiğini vurguladı. Fidan, “Türkiye açısından bakıldığında, Suriye’de bir özerk Kürt bölgesi veya Kürt oluşumu söz konusu olabilir mi? Yoksa Türkiye bu bir tehdit olarak mı algılar?” sorusuna şu yanıtı verdi:
“Benim Suriye halkı adına konuşmam doğru olmaz. Sorduğunuz husus, Suriye halkının bileceği bir iştir. Bu onların vereceği bir karar. Ama ben hem bir temenni, hem Türkiye’nin politikası olarak şunu söyleyebilirim. Suriye’de Kürt, Arap, Türkmen, herkesin, tüm sivillerin asli yerlerinde yaşamalarını istiyoruz. Hiç kimse rahatsız edilmemeli, şehirlerini, köylerini terk etmek zorunda bırakılmamalı. Başka yere göçe zorlanmış olanlar, tekrar memleketlerine dönebilmeli. Sözün özü, başta siviller olmak üzere Kürtler de asli memleketlerinde yaşamalı.”
Fidan, Türkiye’nin Suriye’deki Türk askeri varlığının iki hedefi olduğuna, birincisinin Türkiye’ye daha fazla kitlesel göçü engellemek, ikinci hedefin de, terörle mücadele olduğuna dikkati çekti. Türkiye’nin bu iki mesele çözüldüğü takdirde Suriye’de durması için herhangi bir sebebi kalmayacağının altını çizen Fidan, halihazırda bu yönde doğru adımların atıldığını bildirdi.

SURİYE’YE YAPTIRIMLAR KALKACAK
Fidan, Suriye’deki durumun gidişatının görülmesi için zaman verilmesi gerektiğine işaret etti. Suriye’deki yeni yönetimin meşru muhatap olarak görüldüğünü ve onlarla iletişim kurulmaya başlandığını aktaran Fidan, Türkiye’nin Şam Büyükelçiliğinin yeniden faaliyete geçtiği anımsattı.
Fidan, Avrupa Birliği’nin (AB) eninde sonunda Suriye’ye yönelik yaptırımları kaldıracağını düşündüğünü söyleyerek, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Ankara’daki temaslarına değindi. “Aldığımız mesaj şu: Şam yönetimi doğru adımlar atarsa, sanırım yaptırımları kaldırmaya hazırlar. Yaptırımlar, kalkınma ve göçmenlerin geri dönüşünün aynı anda olamayacağının farkındalar. ” diyen Fidan, yeni hükümetin, kalkınma yönünde adım atarak insanların temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi ve mültecilerin geri dönebileceği ortam hazırlanabilmesi için yaptırımların kalkması gerektiğini vurguladı.
Bakan Fidan, “Bunu yapmak için de Şam’daki yönetimi meşru olarak tanımak gerekiyor. Sizce AB ve ABD bunu yapmalı mı? Şam’daki yetkilileri şu aşamada meşru bir hükümet olarak tanımalılar mı?” sorusuna, “Biliyorsunuz bunun iki boyutu var. Biri yasal boyut, diğeri pratik boyut. Şu an pratik adımlardan bahsediyoruz. Biliyorsunuz, Şam’daki hükümetle iletişime geçme ve onlarla görüşme fiilen zaten başlamış vaziyette. BM, AB ve bazı Avrupa ülke yetkililerini görüyoruz. Şam’daki hükümetle temas kurmaya başladılar.” yanıtını verdi.
Türkiye’deki Suriyeli mültecilerin, ülkelerinde yeni ortamın değerlendirilerek, gönüllü, güvenli bir şekilde geri dönmesinin umulduğunu kaydeden Fidan, “Dönmeyi arzulamaları tabii ki memnuniyetle karşılanır.” ifadesini kullandı. Fidan, ülkesine dönen Suriyeli mülteci sayısında yavaş bir artış görüldüğünü söyleyerek, daha fazla istikrar ve daha güvenli bir ortam görüldükçe daha fazla insanın geri döneceğini düşündüğünü belirtti. Bakan Fidan, “Ama bunun için henüz çok erken.” dedi.

“İÇ ÇATIŞMA GÖRMEK İSTEMİYORUZ”
“Şam’daki yeni yetkililerle doğrudan temasınız var mı? Onlar ve HTŞ hakkındaki düşünceniz nedir? Batılı yetkilileri dinlediğimiz zaman, HTŞ’nin El Kaide gibi gruplarla geçmişteki bağlantıları hakkında çok fazla endişe duyuyoruz. Sayın Dışişleri Bakanı, HTŞ sizce geçmişle bağlantılarını kesti mi?” sorusuna, Fidan, 13 yıl Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanlığı yaptığını hatırlatarak yanıt verdi. Fidan, İdlib’in coğrafi olarak Türkiye’nin yakınında olduğuna değinerek, “Doğal olarak teröristleri ve terör bağlantılı faaliyetleri yakından takip ediyoruz. HTŞ’nin El Kaide, DEAŞ ve benzeri radikal unsurlardan uzaklaşmak için büyük adımlar attığını düşünüyorum.” dedi.
Türkiye’nin Suriye’de tekrar bir iç çatışma görmek istemediğini belirten Fidan, şunları kaydetti: “Bu nedenledir ki biz tüm muhalif gruplara bir araya gelmeleri ve hep beraber kapsayıcı bir hükümet kurmaları yönünde yapıcı tavsiyelerde bulunuyoruz. Suriye halkının acil ihtiyaçlarının olduğu bir dönemdeyiz, bunlar ötelenemez. Mültecilerin Suriye’ye geri dönebilmelerini sağlamak durumundayız. Şu an orada kurumsal sorunlar da var, bürokrasi ve kamu hizmetleri maalesef çökmüş durumda. Dolayısıyla bunlara tekrar işlerlik kazandırmak gerekiyor. İnsanlara temel hizmetler, sağlık, ulaşım, gıda, eğitim, iletişim bir an önce sağlanmalı. İnsanlar hayatın normalleştiğini ancak bu şekilde hissedebilirler.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Trudeau’ya “vali” diye hitap edip dalga geçen Trump, Kanada Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı olarak görev yapan ancak dün istifa eden Chrystia Freeland’ın davranışlarının “zararlı” olduğunu belirtti.
Trump, ayrıca Kanada için kullandığı “büyük eyalet” ifadesini de tekrarladı.

Donald Trump, başkanlık görevini devraldığında Meksika ve Kanada’dan gelen tüm ürünlere yüzde 25, Çin’den gelen ürünlere ise ilave yüzde 10 gümrük vergisi uygulayacağını duyurmuştu.
Trudeau ise verginin yüzde 25 artırılmasının Kanada ekonomisini olumsuz etkileyeceğini söylemişti.
Trump, Truth Social sosyal medya hesabından 10 Aralık’ta yaptığı paylaşımda “Geçen akşam Büyük Kanada Eyaletinin Valisi Justin Trudeau’yla akşam yemeği yemek büyük bir zevkti” ifadesini kullanarak Trudeau ile dalga geçmişti.
Freeland ise 16 Aralık’ta “ülke için en iyi yol konusunda” artık Trudeau ile aynı fikirde olmadığını belirterek, kabineden istifa ettiğini duyurmuştu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Suriye’de muhaliflerin Şam’ı kontrol altına almasıyla 61 yıllık Baas rejimi sonlandırıldı. Muhalifler ülkede yeni bir geçiş hükümeti kurdu. Bölgede düzeni sağlamak için çalışmalara girişti.

MUHALİFLERDEN ENDİŞE DUYUYORLAR
Muhalifler tüm halkı kapsayan yeni bir Suriye kurmaya çalıştığı sırada İşgalci İsrail, Esad rejiminden kalma silahların muhaliflere geçmemesi için ülkenin birçok yerini vurdu. Ayrıca tampon bölge bahanesiyle işgal altındaki Golan Tepeleri’nin de ötesine de geçti.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Uzmanlara göre, Beşşar Esad rejiminin devrilmesinden bu yana İsrail, Baas rejiminin yerine kimin iktidara gelebileceği konusunda giderek daha fazla endişeye kapılıyor.

TERÖR ÖRGÜTÜ PKK/YPG’YE AÇIK DESTEK
Konuyla ilgili, İsrail’de Demokratlar Partisi lideri Yair Golan, muhalif grupların Suriye’de hakimiyet kurmasını önlemek için Tel Aviv’in terör örgütü PKK/YPG’yi desteklemesi gerektiği çağrısında bulundu.

SİYONİSTLERİ TÜRKİYE KORKUSU SARDI
Golan, Suriye’de, Türkiye’nin ve muhaliflerin, İran ve Hizbullah’ın yerini alarak İsrail’e tehdit oluşturma riski taşıdığını iddia etti.
Golan sosyal medya hesabından, “İsrail’in tek bir temel kaygısı olmalı. Suriye’deki PKK/YPG’ye karşı bir Türk saldırısı” paylaşımını yaptı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İspanya’da hükümet yalan haberle mücadelede yeni bir aşamaya geçti.
İspanya’nın sol görüşlü hükümeti, dijital platformlar ve sosyal medya fenomenlerini sahte haberlerle mücadeleye dahil eden bir yasa tasarısı açıkladı.
Yeni düzenleme sayesinde yalan haberlerin her biri için tek tek kamuoyuna açıklama yapılacak ve haberler düzeltilecek.
Adalet Bakanlığı’na göre tasarı, tek bir platformda 100 binin üzerinde ya da birden fazla platformda toplamda 200 bin takipçiye sahip kullanıcıları kapsıyor.
“VATANDAŞLARINI ONURUNU KORUYACAĞIZ”
Bu kişiler ve onları barındıran platformlar, vatandaşların yanlış bilgiye karşı düzeltme talep etmesini kolaylaştıran bir mekanizma sunmak zorunda kalacak.
Adalet Bakanı Félix Bolaños, “Yalan haber ve dezenformasyon yayanların işini zorlaştırıyoruz. Bu, demokrasi için iyi bir haber” diyerek tasarının önemini vurguladı.
Tüketici hakları derneği FACUA, düzenlemeyi memnuniyetle karşıladı ve vatandaşların “onurlarını koruma” konusunda adım atabileceğini belirtti.

PARLEMENTO ONAYI BEKLENİYOR
Tasarı, hükümetin bu yıl başlattığı “demokratik yenilenme” planının bir parçası. Plan, sahte haberlerin siyasi amaçlarla kullanılarak Başbakan Pedro Sánchez ve ailesini hedef almasına karşı önlem almayı amaçlıyor.
Yasa tasarısı, parlamentoya sunulmadan önce istişare sürecinden geçecek. Eğer onaylanırsa, sahte haberlerle mücadelede Avrupa’da önemli bir adım atılmış olacak.
İLGİLİ HABERİspanya’da 11 bebekte ‘Kurt Adam Sendromu’ görüldüAdile Topçu
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Suriye’nin muhalif grupları Heyet Tahrir Şam önderliğinde kanlı Beşar Esad rejimini devirdi.
Kirli iktidarının izlerini arkada bırakarak Suriye’den kaçan Esad, Suriye’yi soymayı da ihmal etmedi.
İktidarı boyunca enflasyonun korkunç boyutlara yükselmesine sebep olan Esad, aldığı 135 milyar dolar ile sefa sürerken Suriyeliler ise ekonomik krizin ortasında yeni bir hayat kurmaya çalışıyor.
1 DOLAR, 14 BİN SURİYE LİRASI
Enflasyonun sürekli yükseldiği Suriye’de para hızla değer kaybederken özellikle temel gıda maddeleri ve yakıt fiyatları akıl almaz seviyelere yükseldi.
Ortalama bir aylık gelir, şu anda en fazla 20 litre benzin ya da 10 ekmek almaya yetiyor. 1 dolar ise 14 bin Suriye lirasına denk geliyor.

DOLAR YASAKLANMIŞTI
Ayrıca Beşar Esad rejimi döneminde ülkede dolar kullanmak yasaklanmıştı ve dolar kullandığı tespit edilen kişilere 2 yıl hapis cezası veriliyordu.
ÇUVAL DOLUSU PARAYLA GELİP, CEPLERİNİ ANCAK DOLDURUYORLAR
Suriye halkı dolara çevirmek için her gün poşetlerle paralarını döviz bürolarına getiriyor.
Çuval ve poşetlerle getirilen Suriye lirası karşılığında halk şuanda cep dolduracak kadar dolar alabiliyor.

“500 DOLAR ALMAK İÇİN 2 POŞET PARA GETİRDİM”
Döviz bürosuna gelen Hasan Amasya, “500 dolar almak için 2 poşet para getirdim. Esad ekonomiyi mahvetti. Bütün ülkelerden ve özellikle Türkiye’den destek bekliyoruz” dedi
“EKONOMİ YANLIŞ YÖNETİLİYORDU”
Döviz bürosu sahibi Nadir Şehar ise “Ekonomi burada yanlış yönetiliyordu. Suriye parasının bir değeri kalmamıştı. Bir araç başka ülkede 10 bin dolarsa burada 20 yıllık araçlar 25 bin dolara satılıyordu. Şu anda hiçbir şey daha yoluna girmedi ama rahatız. Bombardıman yok, inşallah her şey düzelecek” diye konuştu.

Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İtalya, bir kurtarma operasyonunu konuşuyor.
Ulusal basında çıkan haberlere göre, Abisso Bueno Fonteno mağarasında düşüp yaralanarak mahsur kalan mağarabilimci Ottavia Piana mağaranın keşfedilmemiş alanlarının haritasının çıkarılması için 7 kişilik bir ekiple 14 Aralık’ta mağaraya girmişti.
Piana, akşam saatlerinde mağaranın çıkışına 4 saatlik yürüme mesafesinde düşüp yaralandı.
3 GÜN SONRA KURTARILDI
Ekip arkadaşlarının kurtarma ekiplerine haber vermesiyle başlayan çalışmalar bugün sonuçlandı.
Piana, kurtarma ekiplerinin 3 günlük çalışması neticesinde yerel saatle 03.00 sularında yaralı şekilde mağaradan çıkarıldı.
Kaburgasında, yüz kemiklerinde ve dizinde kırıklar olduğu belirtilen Piana, mağaradan çıkarıldıktan sonra helikopterle Bergamo’daki hastaneye nakledildi.
Ulusal Alp Dağları ve Mağaracılık Kurtarma Birliğine bağlı ekipler, kurtarma operasyonunun ardından yaptıkları açıklamada, bu çalışmanın karmaşık ve güç koşullarda yapıldığını belirterek mağara içinde bazı noktalarda heyelan ve toprak kayması gibi riskler olduğunu aktardı.

KABLOLU TELEFONLA İLETİŞİM SAĞLANDI
Ekipler, operasyon boyunca Piana ile iletişimi mağara içine yerleştirdikleri kablolu telefonla sağladıklarını açıkladı.
Mağaracılık eğitmeni olan 32 yaşındaki Piana, benzer bir sıkıntıyı geçen yıl da yaşamıştı. Piana, aynı mağarada 150 metre derinlikte düşmüş kırık bacağıyla yaklaşık 40 saat kaldıktan sonra çıkarılabilmişti.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Otomobil piyasalarını sarsan haber…
Japon otomotiv devleri Nissan ve Honda, sektörde büyük ses getirecek bir birleşme için hazırlıklara başladı.
Bu gelişme, Japonya otomotiv sektörünü kökten değiştirebilir.
BİRLEŞME PLANI GÜNDEMDE
Honda ve Nissan’ın birleşme görüşmeleri yaptığı belirtilirken, seçenekler arasında sermaye ortaklığı ya da yeni bir holding şirketi kurma fikri öne çıkıyor.
Honda Başkan Yardımcısı Shinji Aoyama, bu planları doğrularken henüz nihai bir karar alınmadığını vurguladı.
Japon medyasında yer alan haberlere göre, anlaşmanın 23 Aralık’ta açıklanması bekleniyor.
HİSSE HAREKETLİLİĞİ DİKKAT ÇEKİYOR
Bu haberlerin ardından Nissan hisseleri tarihi bir sıçrama yaparak yüzde 24’e kadar değer kazandı.
Ancak Honda’nın hisselerinde yüzde 3,4’lük bir düşüş yaşandı.
Mitsubishi Motors’un da bu birleşmeye dahil olabileceği konuşuluyor. Mitsubishi hisseleri ise yüzde 17 oranında arttı.

ELEKTRİKLİ ARAÇLARDA REKABET GÜÇLENECEK
Birleşme, özellikle elektrikli araç pazarında Tesla ve Çinli otomobil üreticilerine karşı rekabeti artırmayı hedefliyor.
Uzmanlar, bu adımın iki şirket için de büyük avantaj sağlayacağını belirtiyor.
Frost & Sullivan’dan Vivek Vaidya, “Birleşme, her iki tarafı da tamamlayan bir güç birliği doğuracak” dedi.
TOYOTA’YA KARŞI YENİ CEPHE
Bu birleşme gerçekleşirse, Japon otomotiv sektörü iki ana gruba ayrılacak:
Toyota liderliğindeki grup ve Honda-Nissan-Mitsubishi ittifakı.
Toyota, Subaru, Suzuki ve Mazda gibi markalarla zaten güçlü bir yapıya sahip.
Ancak Honda ve Nissan’ın güçlerini birleştirmesi, sektörde dengeleri değiştirebilir.

NİSSAN İÇİN KURTULUŞ ŞANSI
Nissan, son yıllarda finansal sorunlarla boğuşuyor. Gelir artışı durma noktasına gelirken, şirketin borç yükü de yatırımcıları endişelendiriyor.
Bloomberg’den Tatsuo Yoshida, birleşmenin Nissan için kısa vadeli bir rahatlama sağlayabileceğini ifade etti.
HONDA’NIN STRATEJİK HAMLESİ
Honda ise elektrikli ve hibrit araçlara yatırım yaparak geleceğe hazırlanıyor. Ancak şirket, daha büyük rakiplerle rekabet etmekte zorlanıyor.
Analist James Hong’a göre, bu birleşme Honda’nın ölçeğini büyütme fırsatı sunacak.

ZORLU BİR YOL HARİTASI
Birleşme, iki şirketin birçok engeli aşmasını gerektirecek. Özellikle organizasyonel uyum ve sermaye yapısındaki farklılıklar, çözülmesi gereken kritik sorunlar arasında yer alıyor.
Ayrıca eski Nissan CEO’su Carlos Ghosn, bu birleşmenin Nissan üzerinde “gizli bir ele geçirme” etkisi oluşturabileceği uyarısında bulundu.
OTOMOBİL DÜNYASI İÇ,N DÖNÜM NOKTASI
Şu an için görüşmelerin erken aşamada olduğu ve nihai bir anlaşmaya varılıp varılmayacağının belirsiz olduğu ifade ediliyor.
Ancak bu birleşme, yalnızca Japonya değil, dünya otomotiv sektörü için de büyük bir dönüm noktası olabilir.
Furkan Can
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Gürcistan’da cumhurbaşkanlığı seçimleri, geçtiğimiz günlerde tamamlandı.
İktidardaki “Gürcü Hayali” Partisinin gösterdiği tek aday Mikheil Kavelaşvili’nin yer aldığı cumhurbaşkanı seçimi, Tiflis’teki Parlamento binasında yapıldı.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerini eski futbolcu Mihail Kavelaşvili kazandı.
CUMHURBAŞKANINI PARLAMENTO SEÇTİ
Ülke tarihinde ilk kez cumhurbaşkanı, 2017’de gerçekleştirilen anayasa değişikliğiyle parlamentodaki 300 kişilik Seçim Kurulu tarafından seçildi.
Kavelashvili, halk oylamasının yerini alan 300 sandalyeli seçim kurulunda kazanan isim oldu.

ZURABİŞVİLLİ GÖREVİ BIRAKMAYI DÜŞÜNMÜYOR
Seçimleri kaybeden mevcut Cumhurbaşkanı Salome Zurabişvili, 29 Aralık’ta görev süresi dolduğunda görevini bırakmayı reddettiğini açıkladı.
Zurabişvili, yeni parlamento seçimleri yapılana kadar görevini devretmeyeceğini belirtti.
“29 ARALIK’TA KONUTU TERK ETMESİ GEREKİYOR”
Gürcistan Başbakanı Irakli Kobahidze, görevdeki Cumhurbaşkanı Zurabişvili’nin 29 Aralık’taki yemin töreninde konutunu terk etmesi ve binayı seçilmiş cumhurbaşkanına devretmesi gerektiğini ifade etti.
Eski Cumhurbaşkanı Zurabişvili, 28 Kasım 2018’de Gürcistan’ın 5’inci ve ilk kadın cumhurbaşkanı seçilmişti.

İLGİLİ HABERGürcistan parlamentosunda havai fişekli protesto sürüyor: 48 gözaltıKaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Adile Topçu
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İrlanda Başbakanı Simon Harris, İsrail’in “antisemitizm” nedeniyle Dublin Büyükelçiliği’ni kapatacaklarını duyurmasının ardından ilk kez açıklamalarda bulundu.
Özgür Filistin hükümeti kurulmasına destek verdiğini açıkça gösteren Harris, Filistin’e desteklerinin süreceğini ifade etti.
Laoghaire’de gazetecilerle buluşan Harris, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun büyükelçiliği kapatma kararının “dikkat dağıtma diplomasisi” olduğunu söyledi.
“ÇOCUKLARI ÖLDÜRMEK KINANACAK BİR ŞEY”
Harris, şu ifadeleri kullandı:
Neyin kınanması gerektiğini düşünüyorum biliyor musunuz? Çocukları öldürmek, bence bu kınanacak bir şey. Neyin kınanması gerektiğini düşünüyorum biliyor musunuz? Gazze’de gördüğümüz sivil ölümlerinin boyutu. Neyin kınanması gerektiğini düşünüyorum biliyor musunuz? İnsanların açlığa terk edilmesi ve insani yardımın akmaması.

“KİMSE İRLANDA’YI SUSTURAMAYACAK”
Harris, gazetecilerin İrlanda’nın tutumunu sorması üzerine, “Bugün burada hepiniz İrlanda’nın tutumunu soruyorsunuz. Peki İsrail’in eylemleri? Netanyahu’nun Gazze’deki masum çocuklara yaptıklarına ne demeli? Bu bir yıkım diplomasisidir” dedi.
İsrail’in bu kararı almasının son derece üzücü olduğunu vurgulayan Harris, bu şekilde olmamasını tercih ettiğini dile getirdi.
Öte yandan, Başbakan Harris, İsrail’le diplomatik temasları sürdüreceklerine işaret ederek, “Ancak, kimse İrlanda’yı susturamayacak” diye konuştu.

“ÖLEN VE SAKAT KALAN MASUM ÇOCUKLAR OLDUĞUNU BİLİYORUZ”
İrlanda Başbakanı, ülkesinin insan haklarına değer verdiğinin ve uluslararası hukuka saygı duyduğunun altını çizerek, uluslararası hukukun tutarlı şekilde uygulanmasını beklediklerini kaydetti.
Orta Doğu ve Gazze’de yaşananların son derece ciddi ve İrlanda’nın bu konuya ilişkin pozisyonunun ilk günden beri net olduğunu aktaran Harris, 7 Ekim saldırısını kınadıklarını ve esirlerin serbest bırakılması gerektiğini dile getirdi.
Başbakan Harris, sözlerini şöyle sürdürdü:
Buna karşın, ölen, sakat kalan ve Gazze’ye girip görmeden dünyanın öğrenemeyeceği şekilde acı çeken masum çocuklar olduğunu biliyoruz. Sadece gönderilmeyen değil, aslında daha da kötüye giden insani yardımlardan bahsediyorum. Birleşmiş Milletler (BM) kuruluşlarının raporları, durumun son zamanlarda iyileşmek bir yana önemli ölçüde kötüleştiğini gösteriyor.
İSRAİL, DUBLİN BÜYÜKELÇİLİĞİNİ KAPATACAK
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, 15 Aralık’ta İrlanda’nın, Uluslararası Adalet Divanı (UAD) nezdinde açılan “soykırım” davasına müdahil olma kararının ardından Dublin’deki büyükelçiliklerini kapatacaklarını duyurmuştu.
Saar, İrlanda’nın Tel Aviv ile ilişkilerinde “tüm kırmızı çizgileri aştığını” öne sürmüştü.
Dublin yönetimi, mayısta Norveç ve İspanya’yla birlikte Filistin devletini tanıma kararı da almıştı.
İrlanda Başbakan Yardımcısı, Dışişleri ve Savunma Bakanı Micheal Martin, İsrail’in, Dublin Büyükelçiliği’ni kapatma kararını eleştirerek, Tel Aviv’deki büyükelçiliklerini kapatmayı planlamadıklarını bildirmişti.

Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ukrayna-Rusya savaşı Avrupa’nın gündeminde…
Bu savaşta Ukrayna’nın en büyük destekçisi Batı dünyası yardımlarına devam ediyor.
Yardımlar çerçevesinde koordinasyonu sağlamak için kurulan mekanizma da göreve başladı.
NATO’dan yapılan yazılı açıklamada, “NATO Ukrayna Güvenlik Yardımı ve Eğitimi” (NATO Security Assistance and Training for Ukraine-NSATU) adı verilen mekanizmanın, Ukrayna’ya yardımların koordinasyonunu ABD ve ilgili uluslararası kuruluşlardan devralmaya başladığı duyuruldu.
NATO İÇİN İYİ BİR GÜN
Açıklamada, NATO Avrupa Müttefik Yüksek Komutanı (SACEUR) Orgeneral Christopher Cavoli’nin şu ifadelerine yer verildi:
NSATU’nun müttefiklerin ve ortakların desteğini bir araya getirme çalışması, Ukrayna’yı güçlü bir konuma getirmek için tasarlanmıştır. Bu da NATO’yu hem Avrupa’da hem de Kuzey Amerika’da 1 milyar vatandaşını güvende ve refah içinde tutma konusunda güçlü bir konuma getirir. Bu, hem Ukrayna hem NATO için iyi bir gün.

NSATU’NUN KURULMASI
Mekanizmanın kurulması, temmuz ayında Washington’da düzenlenen NATO Zirvesi’nde kararlaştırılmıştı.
Almanya’nın Hesse eyaletine bağlı Wiesbaden kentindeki ABD üssünde kurulan mekanizma, Ukrayna için askeri teçhizat tedarikini, transferini ve onarımını koordine edecek.
700 personelli mekanizma, Ukrayna silahlı kuvvetlerine müttefik ülkelerde eğitim verecek.
Bu faaliyetler, Ukrayna’nın NATO ile tam birlikte çalışabilirliğini sağlamak, ülkeyi NATO standartlarıyla uyumlu hale getirme çabalarıyla da senkronize edilecek.
Ukrayna’ya askeri yardım ve eğitim misyonunun ABD’den NATO’ya devredilmesi, Ukrayna’ya desteği keseceğinden endişe edilen Donald Trump başkanlığı için bir önlem olarak tasarlanmıştı.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İngiltere’de yaşayan ve radyo sunuculuğu yapan Jennie Gow, 2 yıl önce yaşadığı talihsiz bir olay nedeniyle felç oldu.
Uzun süre şiddetli öksürükleri nedeniyle kötü günler geçiren Gow’ın durumu, günden güne kötüleşti.
Bir sabah işe gitmek üzere uyanan genç kadın, tekrar bir öksürük krizine tutuldu.
Krizler o kadar şiddetliydi ki Gow bilincini kaybetme sınırındaydı.
İNME İNDİ
Banyoya girdiğinde tan 45 dakika boyunca durmadan öksüren kadın, bir anda kendini kaybetti.
Evdekilerin fark etmesi üzerine apar topar hastaneye kaldırılan Jennie Gow’un yüzünün sağ tarafına inme indiği belirlendi.

“KOVİD TESTİ BİLE YAPTIRDIM”
O dönem sürekli öksürdüğünü anlatan Gow, ”Öksürüklerim o kadar şiddetliydi ki, defalarca kovid 19 testi bile yaptırdım. Hepsi de negatif çıktı. Yine bir sabah keskin öksürüklerle uykumdan uyandım. Banyoya yüzümü yıkamaya gittiğimde iyice şiddetlendi.
O an o kadar kötüleştim ki, aklıma gelen tek şey banyo lavabosuna tutunmak oldu çünkü bayılacak gibi hissediyordum. Sonunda dayanamadım ve yere serildim. Eşim düşme sesimi duyup yanıma koştuğunda kendimden geçmiştim” dedi.
“BİR DAHA KONUŞAMAYACAĞIMI SANIYORDUM”
Bir süre hastanede yatan talihsiz kadın, konuşmakta güçlük çekiyor ve söylemek istediklerini beyaz bir tahtaya yazıyordu.
Jennie Gow, ”Felç belirtilerini önceden görebilmek çok önemli. Çünkü erken teşhis, tedavinin olumlu şekilde ilerlemesine epey fayda sağlıyor. Günlerce hastanede yattım, bir daha hiç konuşamayacağımı ve beynimi eskisi gibi kullanamayacağımı sanıyordum” ifadelerini kullandı.
Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ABD donanması, oyuncu Tom Cruise’a onur ödülü takdim etti.
‘Top Gun’, ‘Born on the Fourth of July’, ‘A Few Good Men’ ve ‘Top Gun’ gibi filmleriyle Donanma ve Deniz Piyadelerine yaptığı katkılar nedeniyle ABD Donanmasının en üst düzey sivil onuruna layık görülen oyuncu, plaketi özel bir törenle aldı.
FİLMLERİ SAYESİNDE ÖDÜL ALDI
Ödül, ABD Donanma Bakanı Carlos Del Toro tarafından verildi.
Donanma tarafından yapılan açıklamada,“Cruise filmleri eski izleyicilerine nostalji hissiyatı verirken yeni izleyicilerin ise zihinlerini canlandırıyor. Bu durum genç izleyicilerin Donanma’nın sağlayabileceği becerilere ve fırsatlara olan ilgisini etkili bir şekilde artırıyor” denildi.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Haziran ayında Boeing’in Starliner uzay aracıyla UUİ’ye ulaşan tecrübeli astronotlar Butch Wilmore ve Suni Williams, burada yalnızca sekiz gün geçirmeyi planlıyordu.
Ancak Starliner’ın itki sisteminde yaşanan sorunlar nedeniyle NASA, dönüş planlarını tamamen değiştirmek zorunda kaldı.
NASA, Starliner üzerinde haftalar süren yoğun testlerin ardından, aracı mürettebatsız olarak Dünya’ya geri getirme kararı aldı.
Wilmore ve Williams’ın dönüşü ise SpaceX’in Crew-9 göreviyle gerçekleşecekti.
DÖNÜŞLERİ ERTELENDİ
Crew-9 ekibi, Eylül sonunda Dragon uzay aracıyla UUİ’ye ulaşmış ve Wilmore ile Williams için iki boş koltuk bırakmıştı. Plan, dört astronotun Şubat 2025’te Dünya’ya dönmesini öngörüyordu.
Ancak NASA, Crew-10 görevinin başlangıcının en erken Mart 2025’e ertelendiğini açıkladı.
Bu durum, Crew-9 ekibiyle birlikte Wilmore ve Williams’ın da “devir teslim süreci” için UUİ’de daha uzun süre kalacağı anlamına geliyor.

NASA AÇIKLAMA YAPTI
NASA’nın blog yazısında, “Bu değişiklik, NASA ve SpaceX ekiplerine yeni bir Dragon uzay aracının hazırlık sürecini tamamlamaları için zaman tanıyor” denildi.
Sonuç olarak, Wilmore ve Williams, başlangıçta planlanan sekiz günlük görev yerine, dokuz aydan fazla bir süre uzayda kalacak.
Elon Musk’ın kurucusu olduğu SpaceX, UUİ ekiplerinin dönüşümü için her altı ayda bir düzenli uçuşlar gerçekleştiriyor.

Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Beşar Esad yönetiminin kanlı rejimini Suriye topraklarından uzaklaştıran Suriye Milli Ordusu(SMO), Münbiç’e operasyon başlatmıştı.
Başarılı operasyonun ardından Münbiç, terör örgütü PKK/YPG’den temizlenmişti.
Suriye sokaklarında özgürlük hareketi sürerken Suriye Milli Ordusu, yeni hedeflerini açıkladı.
YENİ HEDEFLERİ AYN EL ARAP
Suriye Milli Ordusu, Suriye’den terör örgütü PKK/YPG’yi temizlemek için operasyonlarını sürdürüyor.
Karargahta dinlendikten sonra çatışma bölgesine gitmek için hazırlık yapan SMO askerleri, terör örgütünü Münbiç’ten tamamen temizledikten sonra yeni hedeflerinin Ayn el Arap (Kobani) olduğunu söyledi.
“SURİYE’DE PKK’NIN İSMİ KALMAYACAK”
PKK/YPG terör örgütünü Suriye’den tamamen atacaklarını söyleyen Ebu Baha El Şami, “Biz Münbiç’ten çıktıktan sonra Kobani, Rakka, Haseki’ye gideceğiz. Suriye’de PKK’nın ismi kalmayacak.
Münbiç’teki herkes biz geldikten sonra çok sevindi. Herkes çok memnun kaldı. Münbiç çok güzel bir yer. Biz hepimiz biriz ve buraları yakıp yıkan PKK ve Esad’dır.” diye konuştu.


Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>EDİRNE’de sürücüsünün kontrolünü yitirdiği otomobil evin duvarına çarparak alev aldı. İtfaiye görevlilerinin müdahalesiyle yangın söndürülürken, araçta yapılan incelemede 4 kişinin yaşamını yitirdiği belirlendi.
Kaza, saat 03.00 sıralarında Abdurrahman Mahallesi Güney Çevre Yolu üzerindeki Uzunkaldırım Caddesi’nin bağlantı yolu üzerinde meydana geldi. Sürücüsünün kimliği belirlenemeyen 59 DM 013 plakalı otomobil, kontrolden çıkarak bir evin duvarını çarptı. Çarpanın şiddetiyle alev alan otomobil yanmaya başladı. Kazayı görenlerin ihbarıyla olay yerine polis, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Alev alev yanan otomobile itfaiye ekipleri müdahale ederek, söndürdü.
Yapılan kontrolde otomobilde bulunan 4 kişini yanarak hayatını kaybettiği belirlendi. İl Emniyet Müdürü Onur Karaburun da olay yerine gelerek bilgi aldı. Kimlik belirleme çalışmaları sürerken, olay yeri inceleme ekibinin çalışmasının ardından 4 kişinin cansız bedeni hastane morguna kaldırıldı. Kazayla ilgili soruşturma sürüyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Columbia Bölgesi Temyiz Mahkemesi, TikTok’un yasaya karşı açtığı davada kararını verdi. Üç yargıçtan oluşan Temyiz Mahkemesi heyeti, TikTok’un Çinli ana şirketinin popüler sosyal medya uygulamasını satmasını veya yasaklanarak erişime kapatılmasını gerektiren yasadan yana oy kullandı.
İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNE AYKIRI OLDUĞU İDDİALARI DA GÖRÜŞÜLDÜ
Mahkeme heyeti, TikTok’un, yasaklamanın Amerikan Anayasası’nın 1. Maddesi’ndeki ifade özgürlüğüne ve ABD’nin “açık internet” politikasına aykırı olduğu iddiasına karşı çıkarak, “Burada hükümet, ifade özgürlüğünü yabancı bir düşman ülkeden korumak ve bu düşmanın ABD’deki insanlar hakkında veri toplama yeteneğini sınırlamak için hareket etti. Bu nedenlerle başvuru reddedildi.” değerlendirmesinde bulundu.
Yasanın yürürlüğe gireceği 19 Ocak 2025’e kadar TikTok’un elden çıkarılması gerektiği, aksi takdirde ABD’de kullanılamayacağına işaret edilen kararda, satılması sürecinde gelişmelere bağlı olarak Başkan Joe Biden’ın yasaklamaya karşı 90 günlük uzatma verebileceği de hatırlatıldı.
NE OLMUŞTU?
ABD yönetimi geçen yıl, Amerikalı kullanıcı bilgilerini Çin yönetiminin erişimine açık hale getirmekle suçladığı TikTok’un ya ABD’li bir firmaya satılmasını ya da yasaklanmasını öngören adım atmış, bu bağlamda martta Kongre’den geçen bir yasa tasarısı, Başkan Biden tarafından imzalanmıştı.
Biden yönetimi TikTok’a, 19 Ocak 2025’e kadar Çinli ByteDance ile olan tüm ilişkisini sona erdirmesi için süre vermiş, aksi takdirde firmanın ABD’de yasaklanarak kullanıcıların erişimine kapatılacağını bildirmişti.
170 milyon kullanıcısı bulunan TikTok firması da bu yasanın Amerikan Anayasası’nın 1. Maddesi’ndeki ifade özgürlüğüne ve ABD’nin “açık internet” politikasına aykırı olduğunu savunarak, iptali için temyiz mahkemesine başvurmuştu. TikTok başvurusunda ayrıca ABD yönetiminin tanıdığı sürenin çok kısa olduğunu, bu süre zarfında ByteDance ile ilişkisinin sona erdirilmesinin teknik ve pratik anlamda mümkün olmadığını savunmuştu.
Biden’ın, satış sürecine girmesi halinde TikTok’un yasaklanmasını 90 gün daha erteleme yetkisi bulunuyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Didim ilçesinde İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, Yunan adalarına kaçma hazırlığında olan kaçak göçmenler olduğu bilgisine ulaştı. Durum üzerine harekete geçen jandarma ekipleri, sahilde 18 kaçak göçmen ile 3 organizatörü yakaladı. Kaçak göçmenler işlemlerinin ardından Aydın İl Göç İdaresi Müdürlüğü’ne teslim edildi. 3 organizatör şüphelisi ise İlçe Jandarma Komutanlığı’nda ifadeleri alındıktan sonra nezarete konuldu.

DAKİKALARCA UĞRAŞIP DEMİR PARMAKLIKLARI ESNETTİ
Adliyeye sevk edilmeyi bekleyen 3 organizatör şüphelisinden M.A.U., nezarethanenin demir parmaklıklarını dakikalarca uğraşarak esnetip, arasından geçebileceği şekilde açtı, ardından da firar etti. Jandarma ekipleri firar ettiğini fark ettikleri M.A.U.’yu saatler içerisinde yeniden yakalayıp, gözaltına aldı. Öte yandan şüphelinin firar ettiği o anlar ise nezarethanenin kamerasına da yansıdı.

6 JANDARMA AÇIĞA ALINDI
Aydın Valiliği’nden konuyla ilgili yapılan açıklamada, “4 Aralık günü Didim ilçesinde düzenlenen göçmen kaçakçılığı operasyonunda 3 organizatör ve 18 kaçak göçmen yakalanmıştır. Gözaltına alınan organizatör M.A.U. nezarethaneden firar ettikten kısa bir süre sonra kolluk kuvvetlerince yakalanmıştır. Göçmen kaçakçılığı operasyonunda, 2 organizatörüyle birlikte mezkur şahıs adliyeye sevk edilerek 6 Aralık günü tutuklanmıştır. Gözaltına alınan şahsın firar etmesi olayı ile ilgili olarak olay günü görevli 6 personel görevden uzaklaştırılmış ve haklarında adli ve idari soruşturma başlatılmıştır” denildi.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bosna Hersek’in başkenti Saraybosna’ya, Krug 99 Bağımsız Entelektüeller Derneği programı için gelen Kurti, Devlet Başkanlığı binasında Becirovic ve Komsic ile görüştü.
Devlet Başkanlığı resmi internet sitesinden yapılan paylaşımda konuşmasına yer verilen Becirovic, Kosova’nın tanınması için Başkanlık Konseyinde oy birliği kararı gerektiğini belirtti.
Becirovic, Bosna Hersek’teki iki entiteden Sırp Cumhuriyeti (RS) Başkanı Milorad Dodik’in, Kurti’nin Bosna Hersek’e gelmesini “provokasyon” olarak görmesini, “Gobbelsvari propaganda” şeklinde tanımladı.
Balkanlar’ın batısındaki ülkelerin Avrupa Birliği’ne (AB) entegrasyonunu gerçekleştirmek için oluşturulan Berlin Süreci’ne herkesin saygı duyması gerektiğini vurgulayan Becirovic, şunları ifade etti:
“Sorumlu kişiler her zaman anayasal ve hukuki ilkelere saygı gösterilmesi konusunda ısrarcı olmalı, yapıcı diyaloglara açık olmalıdır. Hiç kimse Bosna Hersek devlet liderlerini disipline edebileceğini, kiminle, nerede ve ne zaman konuşacaklarını belirleyebileceğini düşünmesin. Bunu sonsuza dek unutmalılar. Berlin’de imzalanan anlaşmalar, Balkanlar bölgesinde daha kaliteli bir bağlantı sağlanmasını ve AB standartlarına uyumu hedefliyor. Bunlar arasında, Batı Balkanlar’da kimlik kartlarıyla serbest dolaşım anlaşması da bulunuyor.”
Becirovic, Bosna Hersek vatandaşlarına Kosova’ya kimlikle vizesiz girebilmelerine olanak sağlayan karardan dolayı memnun olduklarını, RS’den gelen engellemeler nedeniyle kendilerinin Kosova vatandaşlarına bu hakkı veremediğini, bunun da Berlin Süreci’nin ihlali olduğunu belirtti.
Milorad Dodik’in Devlet Başkanlığı Konseyi’nde Sırp üye olarak görev yaptığı yıl, dönemin Kosova Cumhurbaşkanı Haşim Thaçi’yi bir program için resmi davetli olarak çağırdığını ifade eden Becirovic, bunun doğru bir adım olduğunu ve Dodik’in politik sürekliliğini koruması gerektiğini vurguladı.
Becirovic, Kurti’ye, Srebrenitsa’da 1995’te Sırplar tarafından gerçekleştirilen soykırımı tanıdıkları ve Bosna Hersek’te 4 Ekim’de meydana gelen seldeki yardımları için teşekkür etti.
Hırvat üye Komsic de Kurti’nin ziyaretinden memnuniyet duyduğunu, RS’den gelen tepkilere ilişkin ise kimsenin kendilerine kiminle görüşecekleri hususunda bir dayatmada bulunamayacağını ifade etti.
Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı ve Sırp üye Cvijanovic’ten, Kurti’nin ziyaretine “hoşnut olmadık” tepkisi
Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı ve Sırp üyesi Zeljka Cvijanovic de yerel medyada yer alan açıklamasında, Kurti’nin ziyaretinden hoşnut olmadıklarını kaydetti.
Cvijanovic, ziyaretten Kurti’nin geldiği gün haberi olduğunu savunarak, “Bosna Hersek, Kosova’yı tanımıyor ve eğer takılmak istiyorlarsa, devlet kurumlarının binasına değil, Saraybosna’daki kafelerden birine gitmeleri gerekirdi.” değerlendirmesinde bulundu.
Öte yandan, Kurti, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Saraybosna’da 1992-1995’teki savaşta öldürülen 1601 çocuk için yapılan “Öldürülen Çocuklar Anıtı”na çiçek bırakarak, “Burası derin bir üzüntü ve anma yeri. Saraybosna Kuşatması sırasında Sırp güçleri tarafından işlenen geniş çaplı vahşetlerin bir parçası olarak 1601 çocuk öldürüldü. Bu trajik figür burada anılıyor ve bize kaybedilen masum hayatları ve sivillere uygulanan dehşeti hatırlatıyor.” ifadesini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Açılışa, AK Parti Kütahya Milletvekiliİsmail Çağlar Bayırcı, AK Parti Kütahya İl Başkanı Mustafa Önsay, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Tekin ve 54. dönem Kütahya Belediye Başkanı Kamil Saraçoğlu katıldı.
Kütahya Sivil Toplum Kuruluşları Dayanışma Platformu (KÜSİDAP) Başkanı Ülfet Balon’un duasının ardından açılış kurdelesi kesildi.
Milletvekili Bayırcı ve İl Başkanı Önsay, ocak başına geçerek cağ kebabı kesti ve mekanın ilk misafirlerine servis edildi. İş yeri sahipleri Mustafa Ak, Adem Genç ve Salih Genç’e hayırlı olsun dileklerinde bulunan protokol üyeleri, işletmenin Kütahya’da farklı bir damak tadı sunacağına olan inançlarını dile getirdi.
Cağ kebabı ustası Adem Genç, “Artvin ve Erzurum’un meşhur cağ kebabını Kütahya halkıyla buluşturmaktan mutluluk duyuyoruz. Kaliteli hizmet anlayışıyla lezzetimizi herkesin beğenisine sunacağız” ifadelerini kullandı.
Yeni işletmenin, Kütahyalılar için hem yöresel bir lezzet durağı hem de keyifli bir buluşma noktası olacağı belirtildi. – KÜTAHYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GKRY’nin bu politikasının, bölgenin istikrarını ve huzurunu bozabileceği ve adada bir silahlanma yarışı başlatabileceğini belirtilen açıklamada,”Son dönemde silahlanma faaliyetlerine hız verdiğini görüyoruz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı tarafından bu konuda yapılan açıklamada kayıtlı görüşleri paylaşıyoruz” denildi.
“SİLAHLANMA YARIŞI BAŞLAYABİLİR”
Açıklamada ayrıca “GKRY’nin izlediği bu yanlış politikanın, bölgemizin istikrarının ve huzurunun daha da bozulmasına yol açabileceğini ve adada bir silahlanma yarışı başlatacağını hatırlatmak istiyoruz” ifadeleri kullanıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bloomberg’in Kremlin’den bir kaynağa dayandırdığı haberi göre; “Rusya’nın Beşar Esad’ı kurtma planı var mı” sorusuna yanıt veren kaynak, Suriye rejim güçlerinin mevzilerini terk etmeyi sürdürmesi halinde böyle bir planın gündeme gelmeyeceğini belirtti.
“RUSYA’NIN BAŞKA ÖNCELİKLERİ MEVCUT”
Kaynak, “Rusya’nın Esad’ı kurtarma planı yok ve ordu mevzilerini terk ettiği sürece de bir plan beklemiyoruz. Rusya’nın şu an başka öncelikleri mevcut” ifadelerini kullandı.
LAVROV’DAN KAÇAMAK YANIT
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da Amerikalı gazeteci Tucker Carlson ile bir röportaj yaptı. Dünyanın odağındaki sorulara yanıt aramak için şu ana kadar X’te milyonlarca görüntüleme alan röportajda Lavrov, Doha’da yapılacak görüşmeyi işaret ederek “Suriye’nin istikrarının bu görüşmeyle şekilleneceğine inanıyoruz” şeklinde konuştu. Ancak Suriye ile ilgili detaylara girmemesi dikkat çekti.
RUSYA’DAN VATANDAŞLARINA ÇAĞRI
Ayrıca bugün muhalifler ve rejim güçleri arasında yaşanan çatışmalar nedeniyle Rusya’nın Şam Büyükelçiliği ülkede yaşayan vatandaşları için bir açıklama yayınladı. Büyükelçilik tarafından yapılan açıklamada, Suriye’deki askeri ve siyasi durumun zorlaşması nedeniyle Rus vatandaşlarının mevcut havaalanları üzerinden ticari uçuşlarla ülkeyi terk edebileceği belirtildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İZMİR merkezli 32 ilde terör örgütü DEAŞ’ın finansman yapılanmasına yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 100 şüpheliden 31’i tutuklandı.
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu’nun DEAŞ silahlı terör örgütüne yönelik yürüttüğü soruşturma kapsamında, 114 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi. Örgütün finansman yapılanmasına yönelik İzmir merkezli olmak üzere, 3 Aralık’ta Konya, Ankara, Gaziantep, İstanbul, Tekirdağ, Adana, Adıyaman, Yozgat, Şanlıurfa, Bursa, Kahramanmaraş, Van, Kocaeli, Bingöl, Ağrı, Yalova, Kayseri, Muş, Şırnak, Siirt, Çankırı, Aksaray, Diyarbakır, Antalya, Samsun, Sakarya, Malatya, Hakkari, Hatay, Mersin ve Isparta’da eş zamanlı operasyon düzenlendi.
İzmir İl Jandarma Komutanlığı Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, sabahın ilk saatlerinde önceden belirlenen adreslere baskın yaptı. Operasyon kapsamında 100 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerin adreslerinde yapılan aramalarda, çok sayıda dijital materyal ve yasaklı yayın ele geçirildi.
Şüphelilerden 59’u İzmir İl Jandarma Komutanlığı’ndaki işlemlerinin ardından serbest bırakılırken, 41’i ise adliyeye sevk edildi. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden 31’i çıkarıldıkları mahkemece tutuklanırken, 10’u adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Öte yandan 6’sı yurtdışında 14 firari şüphelinin ise yakalanması için çalışmaların sürdürüldüğü bildirildi.
Haber: Tolga TAHÇI/ İZMİR,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al-Thani’nin daveti üzerine başkent Doha’ya gelen Fidan, Hamas Siyasi Bürosu üyeleri ile görüştü.

FİDAN’IN DOHA PROGRAMI
Fidan Doha temasları çerçevesinde, yarın başlayacak olan 22. Doha Forumu’na katılacak ve forum marjında mevkidaşlarıyla görüşmeler gerçekleştirecek. Fidan ayrıca Rusya Federasyonu ve İran Dışişleri Bakanları’nın katılımıyla yarın gerçekleştirilmesi beklenen Astana Formatında Dışişleri Bakanları Toplantısı’na katılacak.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Suriye‘de Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) öncülüğündeki Suriye Milli Ordusu (SMO), İsrail ile Lübnan arasındaki ateşkesin yürürlüğe girdiği gün Halep’e yönelik geniş çaplı operasyon başlattı. 28 Kasım tarihinde ardı ardına meydana gelen gelişmeler dünyaiçin sürpriz niteliğini taşıdı.
HİZBULLAH ESAD’A SIRTINI DÖNDÜ
SMO’nun 5 gün gibi kısa bir sürede elde ettiği büyük kazanımların ardından zor duruma düşen ve sürekli olarak geri çekilen Esad rejimi, müttefiklerinden yardım arayışına girdi. İran yanlısı Şii milisler, muhalifler ile çatışan Esad güçlerine destek için Irak’tan Suriye’ye girdi. Ancak Suriye’de güçlü bir varlığa sahip olan Hizbullah ise Esad yönetimine sırtını döndü. Reuters’a bilgi veren Hizbullah’tan üst düzey bir kaynak, Esad’ı desteklemek için Suriye’ye takviye kuvvet gönderme niyetinde olmadıklarını söyledi.
NE OLMUŞTU?
Suriye’nin kuzeyindeki Halep ilinin batı kırsalında, 28 Kasım’da, Esed rejimi güçleriyle rejim karşıtı silahlı gruplar arasında çatışma başlamıştı. Aynı gün Halep’in batı kırsalından merkeze doğru hızla ilerleyen rejim karşıtı silahlı gruplar, çatışmaların ikinci gününden itibaren İdlib kırsalında da çok sayıda bölgeyi ele geçirmişti. 29 Kasım’da Halep kent merkezine kadar giren silahlı gruplar, bugün merkezin büyük bölümünü ele geçirdi.

PolitikaGündemSuriyeLübnanİsrailDünya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
UÇUM’DAN ELEŞTİRİLERE TEPKİ
Bu durumun Erdoğan’a özel bir durum olmadığını ifade eden Uçum, yapılan eleştirilere de tepki gösterdi. “Erdoğan’a son kez adaylık imkanı verilmesi önerimizi; anayasaya aykırılık, kişiye özgü imtiyaz ve sınırsız sayıda istisnanın önünü açmak gibi itirazlarla eleştirmek akıl, mantık ve hukuk dışıdır” diyen Uçum, “Böyle bir hukuki imkân yokmuş, keyfi bir öneri yapılıyormuş gibi konuyu ele almak tam bir cehalettir ve kötü niyetli bir tavırdır” diye çıkıştı.
“İSTİSNAİ BİR TEDBİR ALINMASI İSABETLİ OLUR”
Mehmet Uçum konuyla ilgili paylaşımında şu ifadelere yer verdi:
“Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde demokratik işleyiş açısından halkın önüne daha fazla seçenek çıkması ve demokratik iradeyi temsil edenlerin yenilenmesi için, dönem sınırlaması anlamlıdır. Buna mukabil dönem sınırlaması bir ülkeyi, liderlik tecrübesine ve yetkinliğine daha fazla ihtiyaç duyulan zamanlarda, dezavantajlı duruma sokabilir. Bunun için demokrasi içinde istisnai bir tedbir alınması isabetli olur. Nitekim bizim sistemde, TBMM’nin seçimleri yenilemesi yoluyla böyle bir tedbir alınmıştır.
Anayasaya göre Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi halinde Cumhurbaşkanı bir defa daha aday olabilir (Anayasa m. 116/3). Bu adaylık hali iki dönem kuralının istisnasıdır. Bu nedenle ‘istisnai adaylık’ denir. Görüldüğü üzere istisnai adaylık bir anayasa normundan doğuyor. Bu norm iki dönem görev yapmış bir Cumhurbaşkanı için bir defa daha adaylık imkanı getiriyor. Yani Cumhurbaşkanı Erdoğan’a özgü bir durum değildir. İki dönem cumhurbaşkanlığı yapacak herkes için bir hukuksal istisna söz konusudur.
“CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN SON KEZ ADAY OLABİLİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan için istisnai adaylık imkanı ancak ilgili anayasal hükmün işletilmesiyle olabilir. Buna karar verme yetkisi TBMM’dedir. Meclis 7 Mayıs 2028 tarihinde yapılacak genel seçimlerden önce, örneğin 2027’nin ikinci yarısında, 360 milletvekili ile seçimlerin yenilenmesi kararı alırsa Cumhurbaşkanı Erdoğan bir defa daha, yani son kez aday olabilir.
Hal böyleyken Cumhurbaşkanımız Erdoğan’a son kez adaylık imkanı verilmesi önerimizi; anayasaya aykırılık, kişiye özgü imtiyaz ve sınırsız sayıda istisnanın önünü açmak gibi itirazlarla eleştirmek akıl, mantık ve hukuk dışıdır. Bazıları bu anayasal hüküm işletilmesin diyebilir, bu da bir görüştür. Ancak böyle bir hukuki imkan yokmuş, keyfi bir öneri yapılıyormuş gibi konuyu ele almak tam bir cehalettir ve kötü niyetli bir tavırdır.
Bir konunun doğru bilgilerle tartışılmasını beklemek demokratik kamuoyunun hakkıdır. Tartışanlar bakımından ise doğru bilgiyi kullanmak bir ödevdir. Anlaşılan o ki; Cumhurbaşkanı Erdoğan’a son kez adaylık imkanı verecek anayasal hükmün işletilmesi ihtimali, iç ve dış bazı çevreleri ve odakları çok tedirgin ediyor.
“CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN İLE YARIŞMAKTAN KORKULUYOR”
Emperyalist odakların korkusunun nedeni belli: Onlar, Erdoğan’sız Türkiye’de emperyalist operasyonlar için daha fazla imkana sahip olacaklarını düşünüyorlar. Bu nedenle 2028’i iple çekiyorlar ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son kez de olsa aday olmasını istemiyorlar. İçeride ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’la seçimlerde son kez demokratik rekabete ve yarışa girilmesi ihtimali bazılarını şiddetli bir şekilde ürkütüyor. Sonuçta adaylık imkanından, seçime girmekten söz ediliyor. Demek ki adaylık imkanı açılırsa ve Cumhurbaşkanı Erdoğan aday olursa, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la yarışmaktan korkuluyor. Tekrar ve son kez Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçileceği korkusu, hukuki bir yol olan adaylık imkanına abes itirazların ana sebebidir.
Muhalefet şununla yüzleşmelidir: Hukuken adaylık imkanı olmasına rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önünü keserek 2028 seçimlerine girmek demokratik yarış açısından kendilerine güç mü kazandırır yoksa zaafa mı uğratır. Büyük olasılık zaaf görüntüsü ağır basar, bu da seçmen nezdinde muhalefetin korkaklığı olarak değerlendirilebilir.
Oysa Cumhurbaşkanı Erdoğan’a anayasal hükmü işleterek adaylık imkanı verip yarışa girmek, seçmen nezdinde muhalefetin demokratik rekabete cesaret göstermesi şeklinde görülebilir. Belirtelim ki; Cumhurbaşkanlığı Hükümet sisteminde seçimlerin yenilenmesi kararı da istisnai bir durumdur.
İşte bu noktada Ülke Liderliği müktesebatı ve dünyadaki siyasi etkisi açısından Türkiye’nin büyük bir kazanımı ve milli değerlerinden biri olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a önümüzdeki genel seçimlerde son kez adaylık yolu açmak bu istisnai durumlardan sayılabilir. Bu imkanı kullanmanın Türkiye’nin hayrına olacağı güçlü bir öngörüdür.”

Recep Tayyip ErdoğanMehmet UçumPolitika3-sayfaHukuk
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“SURİYE’DEKİ GELİŞMELERİ YAKINDAN TAKİP EDİYORUZ”
Suriye‘deki son gelişmelere değinen Erdoğan, “Uzun bir süredir Orta Doğu’daki şiddet sarmalının Suriye‘yi de etkisi altına alma ihtimaline dikkat çekiyorduk. Son hadiseler Türkiye’nin haklılığını teyit ve tescil etmiştir” dedi. Komşu ülkelerdeki istikrarsızlığın bölgeye etkilerine işaret eden Erdoğan, bu tür krizlerin çözümü için istişarelere devam ettiklerini vurguladı.
“SURİYE’NİN BİRLİĞİ TEMENNİMİZDİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye‘nin toprak bütünlüğünün ve milli birliğinin korunmasının önemine de değindi. ” Suriye‘nin toprak bütünlüğünün ve milli birliğinin korunması, 13 yıldır devam eden istikrarsızlığın Suriye halkının meşru talepleri doğrultusunda mutabakatla son bulması en büyük temennimizdir” sözleriyle çözüm umutlarını dile getirdi.
“DÜNYA BARIŞINA KATKIYA DEVAM”
Rusya-Ukrayna savaşından Lübnan’a, Gazze’den Suriye’ye kadar pek çok bölgesel konuda Türkiye’nin aktif bir politika izlediğini belirten Erdoğan, barış ve istikrarın sağlanması için Türkiye’nin üzerine düşen görevleri yerine getirme kararlılığında olduğunu söyledi.

Recep Tayyip ErdoğanSuriye Milli OrdusuPolitikaGüncelSuriyeDünya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“MUSTAFA KEMAL’İN ASKERİ MİSİNİZ?”
Sunucu Sinan Onuş o anlarda Destici’ye “Peki siz Mustafa Kemal’in askeri misiniz?” diye sordu. Bunun doğru bir soru olmadığını ifade eden Destici, “Bir kere Mustafa Kemal Paşa da, Atatürk de, Fatih Sultan Mehmet Han, Alparslan da; efendim tarihimizdeki bütün komutanlarımız, hepimiz kimin askeriyiz? Müslüman Türk milletinin. Bir dönem Osmanlı, öncesi Selçuklu, daha öne gidersen Hunlar, Göktürkler ve Uygurların askeriyiz biz” ifadelerini kullandı.
“ASİL VE NECİP TÜRK MİLLETİNİN ASKERİYİZ”
Açıklamasının devamında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de bir Osmanlı paşası olduğunu vurgulayan Destici, “Mustafa Kemal Paşa da Osmanlı döneminde Osmanlı paşasıydı. Daha doğrusu askeriydi. Türkiye Cumhuriyeti devletinde de onun paşası ve askeriydi. Ben müslüman Türkiye Cumhuriyeti devletinin ve Türk milletinin askeriyim. Türk Silahlı Kuvvetlerinin bütün mensuplarının olduğu gibi. Türk milletinin her bir ferdinin olduğu gibi. Hepimiz Türkiye Cumhuriyeti devletinin ve asil ve necip Türk milletinin askeriyiz” şeklinde konuştu.

Haberler.com ÖzelMustafa DesticiPolitikaGündem
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Olay, saat 23.00 sıralarında Esenyurt Yenikent Mahallesi 670. Sokak üzerinde bulunan 5 katlı binanın 5’inci katında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Sultangazi’de iki çocuğu arabaya alıp kaçıran M.Ö. isimli şüpheli, Esenyurt’a seyir halindeyken Y.K.O. isimli çocuk arabanın durmasını fırsat bilerek kaçtı. Polis karakoluna giden çocuk, durumu polis ekiplerine bildirdi.
KAÇIRDIĞI ÇOCUĞA VE KENDİ KAFASINA ATEŞ ETTİ
İddia üzerine şüphelinin evini tespit eden asayiş ekipleri eve baskın yaptı. Yapılan baskında şüpheli M.Ö. (22), polise ateş açtı. Açılan ateş sonucu asayiş şubede görevli polis memuru N.Y. karnından yaralandı. Polis memurunun yaralanmasının ardından olay yerine çok sayıda polis özel harekat, çevik kuvvet ve asayiş ekibi sevk edildi. Kaçırdığı çocuğa ve kendi kafasına ateş etti.

HAYATİ TEHLİKELERİ DEVAM EDİYOR
Çevrede geniş güvenlik önlemi alan ekipler, şüphelinin bulunduğu eve operasyon yaptı. Yapılan operasyonda, şüpheli M.Ö.’nün önce adreste tuttuğu 14 yaşındaki İ.S.Y. isimli çocuğu kafasından vurduğu, ardından da aynı silahla kendi kafasına ateş ettiği öğrenildi. Hastaneye kaldırılan, polis memuru N.Y., İ.S.Y. isimli çocuk ve şüpheli M.Ö.’nün ağır yaralandığı, 3’nün de hayati tehlikesinin olduğu öğrenildi.

İL EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ’NDEN AÇIKLAMA
Konuyla ilgili İstanbul Emniyet Müdürlüğünden yapılan açıklamada, “İstanbul Emniyet Müdürlüğünce, 01.12.2024 tarihinde Esenyurt ilçesi Yalıkent Mahallesi’nde bulunan bir adreste cinsel istismar şüphelisi bir şahsın bulunduğu tespit edilmiştir. Şahsın yakalanması amacıyla adrese geçildiğinde, şüpheli M.Ö. isimli şahıs tarafından görevli polislere ateş açılmış, N.Y. isimli polis memuru açılan ateş sonucu yaralanmış, yaralı olarak hastaneye intikali sağlanmış, özel harekat unsurlarınca M.Ö. isimli şüphelinin yakalanmasına yönelik adrese operasyon gerçekleştirilmiştir.

Özel harekat unsurlarınca adrese girildiği esnada, İ.S.Y. isimli erkek çocuğun kafasına şüpheli şahıs tarafından ateş edilerek çocuk yaralanmış, ardından şüpheli şahıs kendi kafasına da ateş ederek intihara teşebbüs etmiş, görevlilerce durum kontrol altına alınarak şüpheli şahıs ile erkek çocuğun hastaneye intikali sağlanmış, hayati tehlikelerinin devam ettiği anlaşılmıştır. Şüpheli M.Ö. isimli şahsın kayıtları incelendiğinde, 1 adet ruh ve sinir hastalıkları hastane kaydı olduğu tespit edilmiş, adreste yapılan aramada 1 adet ruhsatsız tabanca ile 1 adet kurusıkı tabanca ele geçirilmiştir. Konu ile ilgili yürütülen tahkikat işlemleri devam etmektedir. Kamuoyunun bilgisine sunulur.” ifadelerine yer verildi. Ekiplerin olayla ilgili çalışmaları sürüyor.

OperasyonEsenyurtPolitikaİstanbulGüvenlik3-sayfaPolisÇocuk
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ALMAN LİDER UKRAYNA’DA
Almanya Başbakanı Olaf Scholz Ukrayna‘ya geldi. Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile görüşmek üzere Kiev’i ziyaret eden Scholz Ukrayna’ya yeni bir yardım paketi açıklayacağını bildirdi.

ALMANYA’DAN KİEV’E 650 MİLYON EURO’LUK YENİ YARDIM PAKETİ
Almanya Başbakanı Scholz sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, ” Almanya, Ukrayna’nın Avrupa’daki en güçlü destekçisi olmaya devam edecektir. Zelenskiy ile yapacağım görüşmede, Aralık ayında teslim edilecek olan 650 milyon euro değerindeki askeri teçhizatı da açıklayacağım” ifadelerini kullandı. Almanya Savunma Bakanlığı’ndan bir yetkili, açıklanan yardım paketinin IRIS-T hava savunma sistemleri, Leopard 1 tankları ve silahlı insansız hava araçlarını (SİHA) içerdiğini aktardı.
Öte yandan Olaf Scholz’un elindeki gri çanta dikkat çekti. Scholz’un Ukrayna ziyareti boyunca çantayı hiç bırakmadığı görüldü.
Uluslararası İlişkilerVolodimir ZelenskiyOlaf ScholzDiplomasiPolitikaGüvenlikSavunmaUkraynaAlmanyaDünyaSİHAkiev
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Yaz günü siftahsız kepenk kapatan esnafımızdan kış ayında borç tahsilatı mı yapılacak” diye soran Başkan Sadıkoğlu, “Depremde en fazla yıkımın yaşandığı ikinci şehir olan Malatya’mızda 6 Şubat’ı hatırlatan soğukları yeniden yaşarken, yüz binden fazla insanımız bir soğuk kışı daha konteynerlerde geçiriyor. 3 binden fazla esnafımız konteynerlerde hayata tutunuyor. Geçim derdiyle dertlenmiş depremzede esnafımız büyük sorunla daha yüz yüze gelecek. Vergi ve prim borçlarını erteleyen mücbir sebep süresi 30 Kasım’da sona eriyor. Bizler her seferinde yıkık şehrimizin halini, teslim edilmemiş iş yerlerini, konteynerde hayata tutunan 100 binden fazla insanımızı hatırlatarak süre uzatımı talep ettik. Uygulama ancak 3-4 aylık periyotlarla 4 kez uzatıldı. Dile kolay, depremin üzerinden tam 22 ay geçti. Sormak istiyorum ne değişti? Yıkım işleri bitip Malatya ayağa mı kalktı? Esnafımız teslim edilen iş yerine, konteynerde yaşayan insanlar evine mi döndü? Çarşılarımız yapıldı, ticari akslar mı düzeldi? Ne değişti? Deprem korkusu dahi 22 aydır aynı şekilde taze. Son 1 ayda yaşadığımız depremlerin şiddeti 4 buçuk, 5, 6. Hal böyle iken Mücbir Sebep süresinin 3-4 aylık periyotlarla uzatılması bu şehre reva mı? Şehrin durumu ortada. Geride bıraktığımız süreçte esnafımız için değişen hiçbir şey olmadı. Bu, 21 metre konteynerde ailesini geçindirmeye çalışan esnafımızın üçüncü kışı. Yaz günü siftahsız kepenk kapattığı günler olan esnafımızdan kış ayında borç tahsilatı mı yapılacak” şeklinde konuştu.
Başkan Sadıkoğlu, “Talebimiz net! Mücbir sebep süresinin 2 ay veya 3 ay daha uzatılmasını istemiyoruz. Süre net bir kararla, iş yeri ve konutlar teslim edilinceye kadar uzatılmalıdır. Bu her şeyden öte vicdani bir sorumluluktur. Türk Dil Kurumu mücbir sebep için ne diyor ‘Borcun ödenmesine engel olaylar’ diyor. Şehri görüyorsunuz. Bu engel kalktıysa, esnafımız işini, kazancını 6 Şubat öncesine dönebildiyse ödeyelim vergimizi. Talebimiz 81 ilimiz veya bir bölge için değil, sadece 4 il ve 2 ilçe için mücadele veriyoruz. Ancak ne yazık ki her 3 ayda bir durumun vehametini anlatarak sürenin uzatılması için çaba sarf ediyoruz. Biz ülkemizin vergi gelirlerine sadece yüzde 1 oranında katkı sağlayan bu illerimiz için devasa bir talepte bulunmadığımıza inanıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız ve ilgili bakanlarımıza bir kez daha sesleniyoruz. Tüm şehirlerimiz gibi, ülkesi için emeğiyle, gerektiğinde canıyla, nice mücadeleler vermiş bu şehirlerimizin sesine kulak verin. Her 3 ayda bir ‘süre uzatılacak mı?’ geriliminden kurtarın. Bu konu sadece TSO’nun gündemi olmamalı. Milletvekillerine de sesleniyorum. Sürenin uzatılması için siyasilerimizin de sessiz kalmamalarını, konuyu bakanlıklara ve hükümet yetkililerine iletmelerini istiyoruz” ifadelerine yer verdi.
Süre uzatımının büyük depremler yaşamış şehirler için sadece ekonomik değil, vicdani bir mesele olduğunu vurgulayan Başkan Sadıkoğlu, “İş yeri ve konutlar teslim edilip, şehirlerimiz çamurundan, tozundan arınıncaya kadar Malatya, Adıyaman, Hatay, Kahramanmaraş ile Nurdağı ve İslahiye ilçelerimiz için Mücbir Sebep süresi uzatın! Tıpkı Van depreminde devletimizin mücbir sebep süresini 5 yıl uzattığı gibi, 99 Marmara depreminde mal varlığının yüzde 10’unu dahi yitirenlerin vergi ve cezalarını sildiği gibi, 100 yılın felaketiyle yerle yeksan olmuş şehirlerimize de aynı şekilde destek olunmasını bekliyoruz. Zira Bu sadece ekonomik değil, vicdani bir meseledir” diye konuştu. – MALATYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Galuşçenko paylaşımında, “Enerji (altyapısı) tekrar düşmanın büyük saldırısı altında. Ukrayna’nın her yerinde enerji tesislerine saldırılar yaşanıyor.” ifadelerine yer verdi.
Ukrayna elektrik iletim sistem operatörü Ukrenergo’nun ülkede acil elektrik kesintisi uygulanmasına karar verdiğini aktaran Galuşçenko, saldırılar ve elektrik kesintilerine ilişkin detayların “güvenlik durumu izin verdiğinde” açığa kavuşturulacağını kaydetti.
Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Hava Kuvvetlerine ait Telegram hesabından yapılan açıklamada, Rus ordusunun başta Kiev olmak üzere ülkenin birçok bölgesine füzeleri fırlattığı bildirildi.
Ülkeye yönelik yoğun füze saldırısının devam ettiği kaydedilen açıklamada, vatandaşlara sığınaklarda kalma çağrısında bulunuldu.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

“DERHAL UYGULAYIN”
Lübnan Başbakanı Necip Mikati, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Lübnan ile ateşkese ilişkin konuşmasının ardından açıklamada bulundu. Mikati, uluslararası toplumun İsrail saldırganlığını durdurmak için “hızlı hareket etmesi” ve “derhal ateşkes uygulaması” çağrısında bulundu.
İSRAİL SALDIRILARINA DEVAM EDİYOR
İsrail ve Lübnan arasında ateşkesin onaylanması beklenirken, İsrail ordusunun Lübnan’a yönelik saldırıları devam etti. İsrail, Lübnan’ın başkenti Beyrut’un güneyinde birçok noktaya hava saldırısı düzenledi.

BEYRUT’TA UZUN ARAÇ KUYRUKLARI OLUŞTU
Beyrut sakinleri ise anlaşma öncesi saldırıların artacağı endişesi ile kenti terk etmeye başladı. Beyrut’ta uzun araç kuyrukları oluştu.
DiplomasiOrta DoğuGüvenlikPolitikaİsrailLübnanbeyrutDünya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GAMPAHA, 26 Kasım (Xinhua) — Sri Lanka’nın batısındaki Gampaha bölgesinde insanlar ve araçlar sular altında kalan yollarda güçlükle ilerleyebildi.
Sri Lanka Afet Yönetim Merkezi’nden (DMC) pazartesi günü yapılan açıklamaya göre, 22 Kasım’dan bu yana ülkenin 10 idari bölgesinde 50.000’den fazla kişi yağış kaynaklı afetlerden olumsuz etkilendi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇİN’in Washington Büyükelçiliği Sözcüsü Pengyu, Trump’ın yüzde 10 ek vergi açıklamasına yönelik değerlendirmesinde, “ABD ve Çin arasındaki vergi savaşının galibi olmayacak” dedi.
Çin’in Washington Büyükelçiliği Sözcüsü Liu Pengyu, Donald Trump’ın yüzde 10 ek vergi açıklamasına ilişkin yaptığı değerlendirmede, ABD ve Çin arasındaki ticaret ya da vergi savaşının galibi olmayacağını söyledi. ABD’nin 47’nci Başkanı seçilen Donald Trump, sosyal medya hesabından uyuşturucu kaçakçılığı nedeniyle Çin’den gelen mallara uygulanan ithalat vergilerine yüzde 10 ek vergi uygulayacağını duyurdu. Trump’ın açıklamasının ardından, Çin’in Washington Büyükelçiliği konuya ilişkin değerlendirmede bulundu.
Çin’in Washington Büyükelçiliği Sözcüsü Liu Pengyu, San Francisco Zirvesi’nden bu yana Çin ve ABD’nin uyuşturucuyla mücadele birimlerinin düzenli görüştüğünü bildirdi. Sözcü, Çin’in ABD’ye uyuşturucu maddelerle mücadele çalışmalarındaki son gelişmeler hakkında bilgi verdiğini ve ABD’nin bazı davalara dair ipuçları kanıtlama talebini karşılayarak tedbir aldığını belirtti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ukrayna, ABD’nin tedarik ettiği uzun menzilli ATACMS füzeleri ve İngiliz uzun menzilli Storm Shadow füzelerini Rus topraklarına ateşledi. Buna karşılık olarak Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, geçtiğimiz günlerde ülkesinin balistik füze saldırılarına uğraması halinde nükleer silahla yanıt verilmesine olanak tanıyan doktrini onayladı. Bugün ise Ukrayna basını, Rusya’nın Dnipro şehrini vurmak ı̇çı̇n RS-26 Rubezh kıtalararası balistik füzesı̇ kullandığını yazdı.
PUTİN: DÜŞMAN HEDEFLERİNE ULAŞAMADI
Yaşanan gelişmeler üzerine Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, devlet televizyonuna açıklamalarda bulundu.
Ukrayna’nın saldırılarında başarısız olduğunu söyleyen Putin “Düşman hedeflerine ulaşamadı. Rusya’ya batı silahlarıyla yapılan saldırılar operasyonumuzun sonucunu değiştirmeyecek” ifadelerini kullandı.
Ukrayna üzerine fırlatılan füzelerin kıtalararası balistik füze olmadığını belirten Rus lider, yeni orta menzilli balistik füze denemesi yaptıklarını söyledi.
Putin, Ukrayna’ya karşı hipersonik füze kullanmaya karar verirlerse bölgedeki sivillerin önceden uyarılacağını ifade etti.
Kendilerine yönelik saldırılar hakkında konuşan Vladimir Putin, “Bize ateş açanların askeri hedeflerini vurmak en doğal hakkımız” dedi.
Bölgedeki gerilimi tırmandırmaya çalışanlara aynı şekilde yanıt verileceğini sözlerine ekledi.
NE OLMUŞTU?
Rusya, bu sabah Ukrayna’nın Dnipro kentine hava saldırısı düzenledi. Ukrayna basınında yer alan haberlerde saldırıda ilk kez RS-26 Rubezh kıtalararası balistik füzesinin kullanldığı yazılmıştı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Fidan, tutuklama emrinin adaletin tecellisi bakımından umut verici olduğunu vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı:
“Bu karar, Filistinlilere soykırım uygulayan İsrailli yetkililerin adalet önüne getirilmesi bakımından son derece önemli bir adımdır. Uluslararası hukukun bütün kurum ve kurallarıyla, soykırımı cezalandırmak üzere hayata geçmesi için çalışmaya devam edeceğiz.
Bu sadece katledilen Filistinlilere değil, bütün ezilen milletlere ve gelecek nesillere karşı olan bir yükümlülüğümüzdür.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Geçtiğimiz ay gerçekleştirilen seçimlerde belirlenen mahalle temsilcileri ile mahalle muhtarları ve azalarının katıldığı toplantıya; Burhaniye Belediye Başkan Yardımcısı Ayten Tuna, Burhaniye Kent Konseyi Başkanı Hasan Metin, Halk Meclisi Genel Sekreteri Necmi Şengider, Burhaniye Kent Konseyi Genel Sekreteri Erman Pazarbaşı, Kent Konseyi Yürütme Kurulu, Kent Konseyi Meclisleri ve Çalışma Grupları, mahalle muhtarları, mahalle temsilcileri ve vatandaşlar katılım sağladı.
Toplantıda, mahalle temsilcilikleri için çalışma stratejisi, konuları ve usulleri ele alındı. Her mahallede kendi temsilcilerinin çalışma başlatması, dönem dönem tüm mahalle sakinlerinin katılımıyla toplantılar yapılması ve tüm temsilcilerin katılımıyla halk meclisi toplantıları düzenlenmesi gerekliliği üzerinde mutabık kalındı. Mahalle temsilciliklerinden gelen taleplerin Kent Konseyi üzerinden sekretarya ve idari takibinin usul olarak benimsenmesine karar verildi.
Katılımcılar fikirlerini paylaştı. İlçede sürdürülebilir kalkınma ve demokratik katılım başlıklarında yapılacak çalışmaların daha çağdaş ve huzurlu bir kent oluşturacağına vurgu yapıldı. Burhaniye Kent Konseyi, halkın yönetimde söz sahibi olmasını sağlamak amacıyla bu tür toplantılarla ortak akıl anlayışını güçlendirmeye devam ediyor. – BALIKESİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>2016 yılında yaşanan çukur olayları Hakkari’nin Yüksekova ilçesinin birçok mahallesinde yıkıma neden olurken, Cumhuriyeti Mahallesi’nde bulunan Atatürk Anadolu Lisesi de yıkılmıştı. İlçenin büyük mahallelerinden olan Cumhuriyet Mahallesi’nde yaşayan öğrenciler, başka bir okula gitmek zorunda kalmıştı. Güvenlik güçlerinin kontrolü sağlamasının ardından yıkılan lisenin inşaatına yeniden başlandı. 550 öğrencinin eğitim göreceği okul, 30 milyon liraya tamamlanarak yeniden hizmet vermeye başladı.
Okulu açılış töreninde konuşan Hakkari Valisi Ali Çelik, “Yüksekova’mızda 16 sınıflı okulumuzu açıyoruz. Ara tatilden sonra öğrencilerimiz yeni okullarında başladılar. Onlara sağlıklı ve özellikle depreme dayanıklı ve öğrencilerimizin güvenliği için bunu öngördük. Çünkü okullarımızın en önemli özelliği, çocuklarımızın güven içerisinde eğitim öğretimlerine devam etmeleri. En kısa sürede kalan okullarımızı da bitirip, daha sağlıklı ve güvenli bir şekilde hizmet vermelerini sağlayacağız. Bu vesileyle emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz” dedi.
Açılışa Hakkari Valisi Ali Çelik, Yüksekova Kaymakamı Mustafa Akın, İl Milli Eğitim Müdürü Nurettin Yılmaz ve çok sayıda davetli katıldı. – HAKKARİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Rusya saldırılara kıtalararası balistik füze ateşleyerek yanıt verirken; bölgedeki gerginlik her geçen dakika artıyor. Gerginlikle birlikte karşılık açıklamalar da birbirini izliyor.
RUSYA’NIN HEDEFLERİ ARASINDA POLONYA’DAKİ ÜS VAR
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zakharova, düzenlediği basın toplantısında, NATO ve ABD’nin yaklaşık 10 yıldır Rusya’nın güvenlik endişelerini hiçe sayarak yürüttüğü inşaat projelerine dikkat çekti.
Bu süreçte Rusya’nın karşı önlemler geliştirdiğini belirten Zakharova, “Bu tür Batı askeri tesislerinin yarattığı tehditler göz önünde bulundurulduğunda, Polonya’daki füze savunma üssü, gerekirse modern silahlarla etkisiz hale getirilebilecek öncelikli hedefler arasına dahil edilmiştir” dedi.
Zakharova, üssün kurulmasını “NATO’nun askeri altyapısını Rusya sınırlarına daha da yakınlaştırmaya yönelik kışkırtıcı ve istikrar bozucu bir adım” olarak nitelendirdi. Zakharova, bu hamlenin stratejik istikrarı baltaladığını ve nükleer riskleri artırdığını vurguladı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Çayırhan Termik Santrali’nde özelleştirmeye karşı greve giren 500 madenciyi ziyaret etti. Yavaş’a Nallıhan Belediye Başkanı Ertunç Güngör ve Beypazarı Belediye Başkanı Özer Kasap da eşlik etti. Başkan Yavaş, ziyaret sonrası yaptığı açıklamada, “Öğrendiğim kadarıyla bakan yardımcısı gelmiş, gerekli bilgileri almışlar. Arkadaşlarımız eylemlerine devam ediyorlar. Biz de Ankara Büyükşehir, Nallıhan, Beypazarı Belediyeleri olarak kendilerine bu eylemleri süresince destek olmaya devam ediyoruz ve devam edeceğiz. Bu arada sayın bakanla biraz önce ben yazıştım. Önümüzdeki hafta buradaki temsilcileri kabul edeceğini, kömür üretimine son vermeyeceklerini bize bildirdi. Ben de bunu buradaki işçi arkadaşlara ilettim. Aynı zamanda buradaki arkadaşların sadece işleri açısından güvence istediklerini belirttik. Sendika başkanımız burada, temsilcimiz burada. İnşallah önümüzdeki hafta sayın bakanla görüşüp uygun bir yol bulunur diye düşünüyorum. Çünkü bu kadar insanı kimse işsiz, ekmeksiz bırakmaz diye düşünüyorum. Bunlar zaten işi bilen insanlar. Burada üretimi devam ettiren insanlar. Bunları işten çıkarıp da bir başkasının yerine getirmesi pek mantıklı bir şey değil. Tereddüte düşüren noktalar; 4 ay içerisinde lojmanları boşaltın deyince buradaki işçileri işten çıkarıp yeni işçiler alınacağı endişesi var hepsinde. İnşallah bunlar da bakan beyle görüşüp de çözülür diye düşünüyorum. Biz arkadaşlara destek olmaya devam edeceğiz” dedi. – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, Kılıçaraslan Mahallesi’nde bulunan 2 katlı müstakil evin 2’nici katında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, bir süredir ulaşamadığı ablasını merak eden S.A. isimli kadın, ablasının kaldığı eve gelip kontrol etmek istedi. Eve giren kız kardeş ablası Nargül Adak’ı (44) tabancayla öldürülmüş halde kanlar içinde yerde buldu. Gördüğü manzarayla neye uğradığını şaşıran kadın çığlıklar atarak evden çıktı. Sokakta yardım çığlıkları atan kadının sesini duyan mahalle sakinleri durumu hemen 112 Acil Çağrı Merkezine bildirdi. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Kısa sürede olay yerine gelen 112 Acil Yardım ekipleri kadının öldüğünü belirlerken, polis ekipleri de olayla ilgili inceleme ve araştırma başlattı.
Mahalle sakinlerinin ve kadının ailesinden edinilen bilgilerle yola çıkan polis sürekli eşiyle kavga ettiği iddia edilen kocası S.A.’nın peşine düştü. Şahsın Ankara’nın Şereflikoçhisar ilçesinde olduğunu öğrenen polis ekipleri ilçede şahsı yakalayarak gözaltına alırken, ölen kadının eniştesi Ali A., “Hanımla köyden geldik. Hanımım, ‘Ablamı bir yoklayım’ dedi. Eve girdi ve ‘İçeride kanlar içinde yatıyor, ölmüş’ diye bağırarak çıktı. Kocasıyla arası açıkmış. Polis karakolu da biliyor, birlikleri yoktu. Sürekli kavga ederlerdi” dedi.
Mahalle sakinlerinden Ömer Günay (39) ise “Olay şöyle oldu, ben burada çalışanım. Kadın geldi buraya yattı bacım ölmüş diye. Yukarı çıkıp baktık olayı gördük. Aşağıya inip polisi aradık. Yukarıda cenazeyi gördük. Zaten karı koca sürekli tartışıyorlardı. Bundan 2-3 hafta önce yine kavga ettiler. Polis ekipleri de gelmişti” diye konuştu.
Olay Yeri İnceleme Şubesi ekipleri Cumhuriyet Savcısı ile birlikte olay yerinde incelemeler yaparken, yapılan incelemelerin ardından kadının cesedi otopsi yapılmak üzere Aksaray Eğitim ve Araştırma Hastanesi Morguna kaldırıldı. Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığının başlattığı tahkikat sürüyor. – AKSARAY
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“TÜRKİYE DEVLETİ, VATANDAŞIN HAYATINI ŞANSA BIRAKIR MI?”
“Bir şehrin tepesinden baktığınız zaman şehrin bütün panoramasını görürsünüz. Fakat Ulus’a girdiğiniz zaman sadece orayı görürsünüz. O yüzden, mümkün olduğu kadar tepeden bakmak lazım.” diyen Akar, sözlerine şöyle devam etti:
“Tepeden baktığımızda savaş 3 bölümden meydana geliyor. Bir hazırlık safhası var, bir icraat safhası var, bir de savaş sonrası yaraların sarılması var. Şimdi bu dönemde, geldiğimiz çağdaki araçların gelişmiş olmasından dolayı ilişkilerin son derece kompres hale gelmesinden dolayı durum zorlaşıyor. Amerika’yla Çin savaşsın, hadi. Peki otomobil sanayi ne yapacak, bilgisayar sanayisi ne yapacak, elektronik sanayi ne yapacak, kimya sanayi ne yapacak, ticaret, bankalar ne yapacak, finans ne olacak? Yani bunların hepsi bir dengedir. Hepsi bir kolda icraya gelince sonuç alınıyor, kutu açılıyor. O manada bunların yan yana gelmesi çok zor. Çünkü çok parametre var. Onun için biraz zaman alıyor. 2’nci Dünya Savaşı’nda Danimarka’nın işgali 6 saat, sadece 6 saat. Dolayısıyla bunun şakası yok. İsrail bize tehdit mi, değil mi? Tehdit, kocaman bir tehdit. Koskoca bir Türkiye devleti, 85 milyon vatandaşın hayatını şansa bırakır mı? Silahı var mı, var. Mühimmatı var mı, var. Mesafe var mı, var. Zaman hariç her şey var. Zamanlama meselesi. Yani olabilir. Buna bizim tabii ki hazır olmamız lazım”
TEĞMENLERİN KILIÇLI YEMİNİ
Milli Savunma Üniversitesi Kara Harp Okulu Mezuniyet Töreni’nde gerçekleştirilen kılıçlı yemin sonrası teğmenlere yönelik disiplin sürecini değerlendiren Akar, “Biz her zaman şunu söyledik, her gittiğimiz yerde. Türk Silahlı Kuvvetleri hukuk çerçevesinde, mevzuat çerçevesinde vazifesini şeffaf bir şekilde yapacak. Vazife, hukuk, şeffaflık; bizim iddiamız bu. Dolayısıyla bir mevzuat var. Bu mevzuat çerçevesinde birimler var; disiplin kurulları var, amirler var. Bu okullar, harp okulları rektöre bağlı. Bir hiyerarşi var. Bu hiyerarşi dahilinde bakan, rektör, kurumlar olayla ilgili çalışıyor. Dolayısıyla bizim sükunet ile onların kararını beklememiz lazım. Teorik bölüme baktığımızda orada bir hareket var; ama bir de yer ve zaman meselesi var. Yani şimdi siz, herkes saygı duruşundayken İstiklal Marşı okusanız olur mu, olmaz” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kadın cinayetlerine yönelik eleştiri ve sorularını yanıtlayan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın, “Biz koruma kararı aldığımız kadına bir belge imzalatıyoruz. Koruma kararı aldıktan sonra belgedeki 11 maddeyi polisler okuyor. ‘Seni korumaya aldık ama buna riayet et’ diyor. Diyor ki mesela, ‘Şüphelinin size yaklaşması halinde en yakın korunaklı yere geçerek kolluktan direkt yardım iste. Şüpheliyle sakın yüz yüze görüşme.’ Çünkü tecrübe ile sabit. Bunların hepsini onlara okuyoruz. Haftada bir gün muhtara ‘buraya gelip giden var mı’ diye soruyoruz. İstihbarat artık ona takılıyor. İlk defa söylüyorum koruma kararı olmasına rağmen geçen sene 32 hanımefendi şuradaki ikazımıza uymadan, kapıya adam gelince açmış, içeride vurmuş onu” sözlerine CHP Genel Başkan Yardımcısı Aylin Nazlıaka, tepki gösterdi.
Nazlıaka, yaptığı yazılı açıklamada, Yerlikaya’nın devlete sığınan kadını hem koruyamadığını hem de açıklamalarıyla suçladığını belirterek, “Bakan; can havli ile devlete sığınan kadını hem koruyamamakta hem de suçlamaktadır. Deyim yerindeyse, Yerlikaya hem suçlu hem güçlü” dedi. Nazlıaka, şunları kaydetti:
“Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerine göre; 11 ayda 207’si şüpheli olmak üzere en az 550 kadın öldürüldü. Bakan Yerlikaya öldürülen kadınları suçlamak yerine, öldürülen kadınların kaçının koruma kararı vardı açıklasın. Kaç kadın koruma kararı olmasına rağmen Bakan Yerlikaya’nın iddia ettiğinin aksine evinin dışında öldürüldü?
“Durum Bakan Yerlikaya’nın çizdiği gibi tozpembe bir tabloya sahip değil”
Bakan kadınların kapıyı açıp öldürüldüğünü iddia ediyor; gerçeği çarpıtıyor. 2023 yılında 28 kadın koruma kararlarına rağmen öldürüldü. 2024’ün ilk 6 ayında 16 kadın tedbir kararına rağmen öldürüldü.Bu yıl içerisinde; Aydın’da Aylin Pekin, kendisine ısrarlı takipte bulunup rahatsız ettiği için şikayette bulunduğu Mehmet ŞahYeşilova tarafından evinin önünde katledildi. Adana’da Burak Acar hakkında uzaklaştırma kararı aldıran Bahar Torun’u, elektronik kelepçesini kırarak katletti. Maalesef bu örnekleri saymakla bitiremeyiz. Yani durum hiç de Bakan Yerlikaya’nın çizdiği gibi tozpembe bir tabloya sahip değildir.
“Deyim yerindeyse, Yerlikaya hem suçlu hem güçlü”
Kaldı ki ülkenin İçişleri Bakanı olarak, bin bir zorlukla çıkarılan ve uygulanması gereken tedbir kararlarının kadınların can simidi olduğunu bilmesi gerekir. Koruma kararına rağmen, öldürülen her kadının ölümünde sorumlulukları olduğunu bilmesi gerekir. Bakan; can havli ile devlete sığınan kadını hem koruyamamakta hem de suçlamaktadır. Deyim yerindeyse, Yerlikaya hem suçlu hem güçlü. Ölümünü engellemek için üzerimize düşeni yapamadık demek yerine ölen kadını suçlamaktır. İçişleri Bakanı unuttu ise hatırlatalım: görevinizi layıkıyla yaparsanız, koruma kararının uygulanması noktasında gerekli tedbirleri alırsanız, kadın cinayetlerinin önüne geçilebilir.
“Bu AKP zihniyetinin izdüşümüdür”
Bizler çok net biliyoruz ki; bu memlekette ne zaman bir yetkili kadınları suçlamaya başlasa şiddet de cinayet de artıyor. Erdoğan’ın, henüz 17 yaşındayken öldürülen Münevver Karabulut cinayetinin ardından, ‘Boş bırakılan unutmayın ya davulcuya ya zurnacıya’ dediğini asla unutmadık. Bu AKP zihniyetinin kadın cinayetlerine bakışının temeli niteliğindedir. Bu bakış açısı kadına yönelik şiddeti tolere edilebilir buluyor. Bu bakış açısına sahip eski AKP’li İzmir Büyükşehir Belediye Meclis üyesi Latif Aydemir, kadın cinayetlerinde kadınları suçlayarak ‘Hanımlarımızı, kadınlarımızı tenzih ediyorum ama… Bir kısmı bayanlar olmak üzere erkeklerin de çoğunda öldüren kadar ölenler de suçludur’ diyebiliyor. Koruma kararını ihlal eden erkeklere yönelik verilen zorlama hapsine itiraz edilmesi gibi değişiklikler yapılmaya cüret ediliyor.
“Bu zihniyeti biz yerle bir edeceğiz”
Can simidimiz olan İstanbul Sözleşmesi’ni hukuksuzca bir gecede fesih eden zihniyete asla boyun eğmedik, eğmeyeceğiz. Zayıflatmaya çalıştıkları 6284’ün uygulanması için mücadelemize devam edeceğiz. Kadınları koruyamayan yetkililerin suçu failde ya da kendilerinde aramak yerine kadınlarda bulmalarına asla izin vermeyeceğiz. Örgütlü kötülüğün karşısında duracak ve yaşam hakkımız için direneceğiz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Dün akşam saatlerinde Seferihisar ilçesi Turabiye Mahallesi Hamamalanı Mevkiinde meydana gelen olayda, silahlı kavga ihbarı üzerine bölgeye çok sayıda polis ekibi sevk edildi. Adrese intikal eden polis ekiplerine M.S.Ç. isimli şüpheli tarafından silahlı saldırı gerçekleştirildi. Saldırıda başkomiser Furkan Hakan Aşkın, polis memuru Mehmet Tozun, ve polis memuru İbrahim Gümüştekin yaralandı. Olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralı polisler hastaneye kaldırıldı. Durumu ağır olan polis memurlarından Mehmet Tozun ve İbrahim Gümüştekin, ilerleyen saatlerde ameliyata alındı.
Validen yaralı polislere ziyaret
İzmir Valisi Süleyman Elban, Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi’nde tedavi gören polis memurları İbrahim Gümüştekin ve Mehmet Tozun’u ziyaret etti. Polis memurlarına geçmiş olsun dileklerini ileten Elban, durumları hakkında da bilgi aldı. Ziyaretin ardından açıklamalarda bulunan Elban, Balçova Kaymakamlığı’na vekaleten bakan Gaziemir Kaymakamı Kudret Kurnaz, İzmir İl Emniyet Müdürü Celal Sel, Sahil Güvenlik Ege Deniz Bölge Komutanı Tuğamiral Tayfun Paşaoğlu, Dokuz Eylül Üniversitesi dekanı Prof.Dr. Serdar Bayrak ve Hastane Başhekimi Prof. Dr. Sefa Kurt, eşlik etti. Polis ekiplerinin 112’ye gelen iki ihbar üzerine adrese gittiklerini söyleyen Vali Elban, “Dün akşam saat 20.00 saat Seferihisar İlçe Emniyet Müdürlüğümüze 112 üzerinden gelen ayrı iki ihbarda silahlı kavga olduğu bilgisi veriliyor. En yakın ekibimiz kavga ihbarının olduğu alana müdahale etmek için gidiyorlar. Husumetli iki ailenin kavga edeceği düşüncesiyle oraya vardıklarında ailelerden birisi karşı ailenin geldiği düşüncesiyle memur arkadaşlarımız sivil olduğu için onlara ateş ediyorlar. Maalesef üç arkadaşımız dün akşam yaralandılar ve süratli bir şekilde üçü de şehrimizdeki hastanelere nakledildi. Başkomiserimiz Furkan Hakan Aşkın Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi. Geldiğinde hayati tehlikesi yoktu. Durumu hafifti. Hafif yaralıydı. İnşallah bir iki gün içerisinde kendisi taburcu edilecek” dedi.
“Her iki arkadaşımız da uyandı”
Yaralı polis memurlar hakkında da bilgiler veren İzmir Valisi, “Dokuz Eylül Tıp Fakültesi Hastanesi’ne İbrahim Gümüştekin ve Mehmet Tozun’un geldiğinde hayati tehlikeleri vardı. Üniversitedeki hocalarımız çok süratli bir şekilde tetkiklerini yapıp arkadaşlarımızı ameliyata aldılar. Yaklaşık 30-40 dakika önce her iki arkadaşımız da uyandı. Şu anda bilinçleri açık ve her iki arkadaşımız da çok şükür hayati tehlikeyi atlatmış durumdalar. Rabbim onları ailelerine ve polis teşkilatımıza ve milletimize bağışladı. İki arkadaşımızın da şu anda yoğun bakımda tedavi süreçleri devam ediyor. İnşallah kısa bir süre içerisinde servise alınıp sonra da taburcu edilecekler” açıklamasında bulundu.
14 gözaltı
14 şüphelinin gözaltına olduğu bilgisini de yineleyen Süleyman Elban, “Olaya karışan, hem polis arkadaşlarımıza ateş eden kişi silahıyla birlikte hem de diğer olaya karışan taraflardan toplam 14 kişi emniyetimiz tarafından gözaltına alındı. Şu anda onlarla ilgili adli süreç devam etmektedir. Bu süreç içerisinde özellikle fedakarca ağır yaralı olan hayati tehlikesi olan iki polis kardeşimizin tedavisinde üstün gayret gösteren Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörümüze, başhekimimize, dekanımıza ve tüm öğretim görevlilerimize ve ekibine huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Komiserimizin tedavi olduğu Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki tüm doktorumuza, başhekimimize ve ekibine de orada da teşekkür ediyorum. İnşallah Rabbim bir daha böyle bir sıkıntı bizlere, milletimize yaşatmaz. başta polis teşkilatımız ve milletimiz olmak üzere herkese geçmiş olsun diliyorum” diye konuştu. – İZMİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Başkan Köksal, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü öncesi Sekibaşı Kadın Dayanışma Merkezi’nde kent paydaşlarıyla bir araya geldi. Toplantı, Menteşe Belediyesi’nin kadınlara ve kadına yönelik şiddete karşı yaptığı çalışma ve projelerin katılımcılara anlatılmasıyla başladı.
Toplantıda konuşan Başkan Köksal, şunları söyledi:
“İlk defa, 100 yıl sonra bir ilçede kadın bir belediye başkanı oldu. Biz, bunu kadın mücadelesi açısından bir avantaja çevirip konuyla ilgili farklı ve etkin yöntemler belirlemeliyiz. Bugün bu samimi ortamda bir araya geldik. Bölünmeden, ayrışmadan yerelden bu mücadeleye nasıl bir ses vereceğimizi konuşmalıyız. Örneğin, Yerel Eşitlik Eylem Planı’nı nasıl yürüteceğimizi hep birlikte, sizlerin fikirlerini de alarak belirleyeceğiz. ’25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ kapsamında farkındalık yaratacak bir çalışma hazırladık ve bunu sizlerle paylaşacağız. Fikirlerinizi alacağız. Hep birlikte kol kola girelim, hedefimizi belirleyip ilerleyelim istiyoruz.”
Toplantıya katılan kadınlar, toplantı ve sağlanan birliktelik için Köksal’a teşekkür ederek konuyla ilgili önerilerini paylaştı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DURUMLARI AĞIR OLAN POLİSLER HASTANEYE KALDIRILDI
Olay, Seferihisar ilçesi Turabiye Mahallesi Hamamalanı mevkisinde meydana geldi. Edinilen ilk bilgilere göre, mahallede meydana gelen silahlı kavga ihbarı üzerine çok sayıda polis ekibi bölgeye sevk edildi. Adrese intikal eden polis ekiplerine M.S.Ç. isimli şüpheli tarafından silahlı saldırı gerçekleştirildi. Saldırıda komiser F.H.A., polis memuru M.T.B. ve polis memuru İ.G. yaralandı. Olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralı polisler, ambulanslarla hastaneye kaldırıldı.

İZMİR VALİLİĞİ: SALDIRGAN YAKALANDI
İzmir Valiliği, ihbar üzerine olay yerine giden polis ekiplerine silahla ateş açılması sonucu yaralanan 3 polisin tedavi altına alındığını, olayın şüphelisinin silahıyla birlikte yakalandığı açıkladı.

Yapılan açıklamada, “Seferihisar ilçemizde, 20 Kasım 2024 günü saat 20.00 sıralarında silahlı çatışma ihbarı üzerine olay yerine intikal eden polis ekibimizin üzerine silahla ateş açılmıştır. 3 polis memurumuz yaralanmış ve tedavi altına alınmıştır. Olayın şüphelisi M.S.Ç. isimli şahıs silahıyla birlikte yakalanmış ve hakkındaki adli işlemlere başlanmıştır” denildi.

MAHALLELİ DÜKKANI TAŞLADI
Öte yandan polislere yapılan silahlı saldırının ardından mahalleli sokağa döküldü ve saldırıyı gerçekleştiren şahsın dükkanını taşladı.
GÖZALTINA ALINAN ŞÜPHELİ SAYISI 11’E ULAŞTI
İzmir’de kavga ihbarına giden polislere ateş açılması ve 3 polisin yaralanmasıyla ilgili başlatılan operasyonda saldırganın yakalanmasının ardından 10 kişi daha gözaltına alındı.
POLİSLER HAYATİ TEHLİKEYİ ATLATTI
9 Eylül Üniversitesi Hastanesi ve Yeşilyurt Devlet Hastanesi’nde tedavi gören polislerin hayati tehlikeyi atlattıkları öğrenildi. Olayla ilgili il genelinde geniş çaplı soruşturma sürüyor.
İzmir ValiliğiSeferihisarPolitikaGüvenlikOlaylar3-sayfaHukukKavgaPolisizmir
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>


ÜLKENİN HEMEN HER YERİ BİRBİRİNDEN ZENGİN
Güney Kore, ülke genelinde sahip olduğu Milli Parkları, büyük şehirlerinde yer alan doğa parkları-bahçeleri ile her mevsim ilgi çekici bir ülke. Turist olarak bir büyük şehri gezerken ansızın doğanın içine kaçıp, şehrin kalabalığından, plazaların yüksekliğinden sıyrılmak eşsiz bir duygu. Üstelik bunu Güney Kore’de dört mevsim yapmak mümkün. Sadece şehirlerde değil, ülkenin hemen her yeri birbirinden zengin, Milli Parklar ve bahçelerle özenle donatılmış. İlkbahardaki kiraz çiçeklerinin açışı, sonbahar mevsiminde sarı-kırmızının farklı tonları ve kızıla dönmüş yapraklardan oluşan eşsiz bir doğa, yaz mevsiminde doğa içinde daha ılıman ve nefes alınabilir bir seyahat deneyimi paha biçilemez. Kış mevsiminde ise bir seyahat severi fazlasıyla mutlu edecek, ruhunu doyuracak kış festivalleri, karlar altında müthiş görsellikte Milli Parkları, yürüyüş yolları ve düzenlenen etkinlikleri ile gezginlere bambaşka bir deneyim yaşatıyor.

‘KORE’DE HER MEVSİM FARKLI GÜZELLİKLERE SAHİP’
Kore Turizm Organizasyonu (KTO) İstanbul Ofisi Direktörü Hyuncho Cho, düzenledikleri KTO, 2024 VisitKoreaYear kampanyasına ilişkin bilgi vererek ülkede öne çıkan güzellikleri anlattı. Cho, “Kampanyamız Kore’nin sahip olduğu kültürel değerlerinin yanı sıra kış mevsimindeki eşsiz doğanın keşfedilmesini de önemsemektedir. Her mevsim farklı güzelliklere sahip Kore’de, Kış mevsimi de gezginler için oldukça tatmin edici. Karla kaplı festivaller, şehir etkinlikleri ve milli parkların sıra dışı görsellikleri eşliğinde seyahatseverler ruhunu dinlendirip, yılın tüm stresini atabilirler. Kültür ve doğasever Türk gezginlerinin hem kültürümüzü tanımak hem de kış mevsiminde sıra dışı görsellikler sunan doğamızı yakından gözlemleyebilmeleri için Kore’ye keyif dolu bir seyahate davet ediyoruz” açıklamasında bulundu.
KTO İstanbul dünyanın değişik coğrafyalarından Kore’ye gelen seyahat severlerin kış mevsiminde en çok ziyaret ettikleri bölgeleri ve katıldıkları etkinlikleri açıkladı. İşte Kore’nin sıra dışı ve dünyada en çok ziyaret edilen, en beğenilen kış festivalleri, kış etkinlikleri ve yürüyüş rotaları:
Jeju Adası: Camellia Hill, Arboretum, Forest
Jeju Camellia Hill, Kore’ye özgü kamelyaların yanı sıra dünyanın dört bir yanından farklı kamelya türlerini sergileyen doğa temalı bir parktır. Parkta, Avrupa kamelya ormanı, bebek kamelya ormanı ve gizli kamelya patikası gibi birçok temalı bahçe bulunmaktadır.
Jeju Kamelya Arboretumu, pamuk şekerine benzeyen yuvarlak kamelya ağaçlarıyla kısa zamanda sosyal medyada popüler oldu. Birbirine kümelenmiş kırmızı çiçeklerle dolu ağaçlar ve karla kaplı doğada yürüyüş hem dinlendirici hem de egzotik bir manzara oluşturuyor. Arboretumu gezerken Kamelya Ormanı ve Jeju’nun masmavi denizinin de manzarasını keşfedeceksiniz. Instagram’da ilgi çekici, müthiş görseller yakalamak isterseniz, Jeju Kamelya Ormanı’nı da mutlaka ziyaret edin. Ormanın içinde yer alan Cafe’nin birinci katına çıkarak panoramik, etkileyici bir doğa fotoğrafı çekebileceğinizin de tüyosunu verelim.
Jeollanam-do Yeosu : Odongdo Adası
Binlerce kamelya ağacı kış mevsimi geldiğinde Odongdo Adası’na kırmızı renkleriyle hakim olur, adeta bir doğa şöleni sunar. Odongdo Adası’nı anakaradan geçişini sağlayan dalgakıran, adaya kolay ulaşım için bir köprü görevi görür. Turistler sıra dışı bir etkinlik için sıklıkla Kamelya Treni’ne binmeyi tercih ederler. Ada kış mevsimindeki Kamelya ağaçlarının görsel şöleni dışında, yürüyüş parkurları, deniz feneri ve müzik çeşmesi gibi birçok eğlenceli aktiviteyi de ziyaretçilerine sunuyor.
Jeollabuk-do Gochang : Seonunsa Tapınağı
Seonunsa Tapınağı, tarihi değere sahip olması ve birçok kültürel varlığa ev sahipliği yapması nedeniyle önemli bir cazibe merkezidir. Bununla birlikte Doğal Anıt olarak belirlenmiş bir kamelya ormanına da sahip. Orman, tapınağın hemen arkasında yer alıyor ve uzun yıllar önce tapınağı orman yangınlarından korumak amacıyla oluşturulduğu da biliniyor. Tapınağın, kamelya ormanına karşı manzarası görülmeye değer.
Gyeonggi-do Gapyeong : The Garden of Morning Calm Işık Festivali
Her yıl kış mevsiminin gelmesi beraberinde, Gyeonggi-do’da 1 Aralık itibari ile mart ayının ortalarına kadar devam eden keyifli bir Işık Festivali yapılmaktadır. The Garden of Morning Calm nam-ı diğer Sabah Sakinliği Bahçesi’ndeki Işık Festivali, ışıklarla yaklaşık 330.000 metrekarelik bir alanı kaplayan muhteşem bir akşam etkinliğidir. Parıldayan ışıklar, kış mevsimi boyunca bahçenin doğal güzelliğine rengarenk bir ışıltı katar. Aydınlatma saatleri 17:00 ile 21:00 arasında olup, Cumartesileri 23:00’e kadar da uzatılır. Kış mevsiminde huzurlu ve dinlendirici bir etkinlik arayanlar için ideal bir festivaldir.
Gangwon-do Taebaek : Taebaeksan Dağ Kar Festivali
Taebaeksan Dağı Kar Festivali, ziyaretçilerine 7’den 77’ye herkesi eğlendirecek bir dizi etkinlik ve aktivite imkanı sunuyor. Ziyaretçiler, arka planında karla kaplı güzel Taebaeksan Dağı’nın olduğu manzaraların, bu manzaralar eşliğinde yapılan etkinliklerin tadını çıkarırken, ilgi çekici kar heykellerinin görselliğinde, kar kızaklarıyla keyifli zamanlar geçirebiliyor. Ocak ayının son haftası başlayan ve şubat ayının ilk haftasını da içeren bu keyifli kar festivalini kaçırmamak gerek. Buraya kadar gelen ziyaretçiler, araçla sadece 20 dakika uzaklıkta olan Hwangji Göleti’ne uğrayabilir, değişik şekil ve boyutlardaki fenerlerin bulunduğu ışık festivalini de izleyebilirler.
Gangwon-do Inje : Wondae-ri Huş Ağacı Ormanı
Popüler bir yürüyüş noktası olan Wondae-ri Huş Ağacı Ormanı, göğe doğru uzanan ulu ağaçları ile ilgi çekici bir doğaya sahiptir. Her mevsim güzel bir görselliğe sahip olmasına karşın, kış ayları ormanın görselliğinin en iyi olduğu zaman. Bembeyaz karla kaplı araziye yayılmış gümüş rengindeki huş ağaçlarının dingin güzelliği, soğuk havaya rağmen ziyaretçiler için cazibe merkezi oluyor. Ormanlık alanda yaklaşık 700.000 ağaç var. Ormanın çok sık oluşu ve içine düşen güneş ışınları sayesinde kış esintisini bu ormana uğramıyor. Pazartesi-salı günleri ziyaretçi girişine kapalı olan orman, diğer günlerde 09:00-14:00 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor.
Jeollabuk-do Muju : Deogyusan Milli Parkı
Jeollabuk-do ili, Muju ilçesinde yer alan Deogyusan Dağı, her yıl yağan yoğun kar yağışı nedeniyle Kore’nin kış görselliği ile bilinen bir doğa harikasıdır. Dağ, özellikle kırağıyla kaplı güzel ağaçlarıyla ünlüdür. Ağaçları kaplayan buz kristalleri, ormanın uzaktan beyaza bürünmüş gibi görünmesini sağlar, yakından baktığınızda ise pırıl pırıl parlayan büyüleyici bir atmosfer oluşur. Deogyusan Dağı, özellikle trekking meraklılarının kış aylarında ilk sırasında yer alır. Zirveye ulaşmak için uzman bir yürüyüşçü olmanız gerekmediğinden, tüm ziyaretçiler keyifli bir yürüyüş için burayı tercih edebilirler. İsteyen ziyaretçiler, Muju Resort’tan teleferiğe binerek Silcheonbong Zirvesi’ne ulaşabilir, karlı manzaranın tadını çıkarabilirler.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CENİN, 20 Kasım (Xinhua) — İsrail güçlerinin, Batı Şeria’nın kuzeyindeki Cenin kentinin Kabatiya kasabasına düzenlediği saldırıda 3 Filistinli hayatını kaybetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ULAŞTIRMA ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu, COP29 İklim Değişikliği Konferansı kapsamında kurulan Türkiye pavilyonunu ziyaret etti.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 29’uncu Taraflar Konferansı kapsamında kurulan Türkiye pavilyonunu ziyaret etti.
Bakan Uraloğlu ziyaret kapsamında yaptığı açıklamada, “Bakü’de COP29 İklim Değişikliği Konferansı kapsamında kurulan Türkiye pavilyonumuzu ziyaret ederek iklimsel ve meteorolojik çalışmalarımızı yerinde inceledik. Karbon sıfır hedefimizden yenilenebilir enerji kaynaklarına ve sürdürülebilir ulaşıma kadar pek çok alanda projeler hayata geçiriyoruz” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İslamabad Yüksek Mahkemesi (IHC), başbakanlığı döneminde aldığı hediyelerin ayrıntılarını açıklamadığı ve bu hediyeleri sattığı gerekçesiyle yargılandığı davada tutuklu bulunan Han’ın kefaletle serbest bırakılmasına karar verdi.
EŞİ DE SERBEST BIRAKILMIŞTI
Eski Başbakan Han’ın eşi Büşra Bibi, ekimde, hakkındaki yolsuzluk davasında kefaletle serbest bırakılması kararının ardından tutuklu bulunduğu cezaevinden tahliye edilmişti.
Han ve Bibi, 31 Ocak’ta, Han’ın başbakanlığı döneminde aldığı hediyelerle ilgili yolsuzluk davasında suçlu bulunarak 14’er yıl hapis cezasına mahkum edilmiş ancak nisanda mahkumiyetleri askıya alınmıştı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mahkemeye sunulan görüntülerde, iki yaşlı kadının köpeklerini gezdirdiği, köpeklerden birinin uzun tasmayla tutulduğu görülüyor. Bu sırada 56 yaşındaki paten kayıcısı Igor Berin’in hızla geçerken tasmaya takılması sonucu yaşlı kadının yere düşüp sürüklendiği anlar kameralara yansıdı.
Savcılığın açıklamasına göre, asfalt zemine çarpan yaşlı kadın ağır kafa travması geçirdi ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Olay, mayıs ayında gerçekleşti.
18 Kasım’da görülen davada taksirle ölüme sebebiyet vermekten suçlu bulunan Berin, bir yıl ‘kısıtlı özgürlük’ cezasına çarptırıldı. Bu ceza kapsamında elektronik kelepçe takması, belirli saatlerde evde kalması ve toplu etkinliklere katılmaması gerekiyor.
Savcılık, Berin’in kaza sonrası durduğunu ancak kadının ciddi şekilde yaralandığını fark etmediğini söyleyerek olay yerinden ayrıldığını bildirdi. Moskova Savcılık Ofisi, “Çarpışmanın ardından ağır durumda hastaneye kaldırılan yaşlı kadın üç hafta boyunca bilincini kazanamadı ve 15 Haziran’da hayatını kaybetti” açıklamasında bulundu.”


Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Japonya’da temaslarını sürdüren Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere, Türkiye’nin Tokyo Büyükelçisi Korkut Gürgen’e yaptığı ziyaret sonrası JICA Küresel Çevre Departmanı Direktörü Takahiro Morita ile bir araya geldi.
JICA yetkilileriyle düzenlenen toplantıda konuşan Başkan Tutdere, 6 Şubat depremleri sırasında Japonya hükümeti ve JICA’nın sağladığı desteklere teşekkür ederek, depremlerle başlayan işbirliği ve dayanışmanın güçlendirilmesi gerektiğine vurgu yaptı.
Başkan Tutdere, “6 Şubat depremlerinde çok büyük bir yıkım yaşayan Adıyaman’ın belediye başkanı olarak, depremde Japonya’dan gelen arama kurtarma ekiplerini görmüş olmaktan büyük bir memnuniyet duyduk. Arama kurtarma çalışmaları sırasında ve sonrasında, JICA aracılığıyla kentlerin yeniden inşası sürecine verdiğiniz destek için teşekkür ederim. Japonya, hem deprem illerinde hem de Türkiye genelinde büyük bir güven duyduğumuz bir ülke. Japon halkı, dürüstlüğü ve dayanışmasıyla takdir edilen bir millet. Bu işbirliğinin devam etmesi, halklarımız arasındaki dostluğu daha da güçlendirecektir. 6 Şubat depremlerinde Adıyaman’da 269 bin 116 bağımsız bölüm yıkıldı ve yaklaşık 10 bin vatandaşımızı kaybettik. Altyapısı ve üst yapısı tamamen yok olan bir şehirde yeniden inşa süreci devam ediyor. Belediye olarak JICA’nın sağlamış olduğu hibelerle altyapımızı yeniliyoruz ve bu destekler için ayrıca teşekkür ediyorum. Adıyaman, depremden en fazla etkilenen ikinci şehir olarak JICA’dan daha fazla deneyim paylaşımı ve nakdi destek beklemektedir. Bu destekler, şehirlerimizin yeniden inşası ve halklarımız arasındaki dostluğun pekişmesi açısından çok önemli” diye konuştu.
Başkan Tutdere, toplantılarda Adıyaman’ın ihtiyaçlarını dile getirerek, uluslararası dayanışmayı artırmaya yönelik temaslarını sürdürecek. – ADIYAMAN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AA’nın haberine göre; Trump, söz konusu açıklamada, “Wisconsin eyaletinin eski Kongre üyesi Sean Duffy’nin Ulaştırma Bakanı olarak aday gösterildiğini duyurmaktan mutluluk duyuyorum.” ifadesini kullandı.
Duffy’nin kariyerine Wisconsin Bölge Savcısı olarak başladığını ve daha sonra Wisconsin’in 7. Kongre Bölgesi için ABD Temsilciler Meclisi’ne seçildiğini kaydeden Trump, Duffy’nin Kongre’deki görevi sırasında gerçekleştirdiği çalışmaları aktardı.
REKLAM
Trump, “Duffy, Amerika’nın otoyollarını, tünellerini, köprülerini ve havaalanlarını yeniden inşa ederken mükemmellik, yeterlilik, rekabetçilik ve güzelliğe öncelik verecek. Limanlarımızın ve barajlarımızın ulusal güvenliğimizi tehlikeye atmadan ekonomimize hizmet etmesini sağlayacak ve pilotlar ile hava trafik kontrolörleri için ‘çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılığı’ ortadan kaldırarak gökyüzümüzü tekrar güvenli hale getirecek.” değerlendirmesinde bulundu.
Duffy’nin FoxNews’in yıldızı Rachel Campos-Duffy’nin eşi ve dokuz çocuk babası olduğuna da işaret eden Trump, Sean Duffy’nin, ailelerin güvenli ve gönül rahatlığıyla seyahat edebilmesinin ne kadar önemli olduğunu bildiğini vurguladı.
Trump, Duffy’nin deneyimini ve Kongre’de uzun yıllar boyunca kurduğu ilişkileri, ABD’nin altyapısını korumak ve yeniden inşa etmek ile “seyahatin altın çağını başlatma” misyonunu yerine getirmek için kullanacağını, güvenlik, verimlilik ve yeniliğe odaklanacağını, tüm Amerikalılar için seyahat deneyimini büyük ölçüde yükselteceğini bildirdi.
*Haberin fotoğrafları Associated Press tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Villa Vie Residences isimli rezidans konseptli şirket, Kasım ayının başlarında, önümüzdeki birkaç yıl boyunca dünyayı dolaşabilecekleri bir program başlattığını duyurdu. Şirketin açıklamasına göre, 140 ülkeye gidilecek yolculukta 425 limanda durulacak, ve programın yıllık maliyeti 40 bin dolardan az olacak.
REKLAM
Program bir, iki, üç ve dört yıllık paketler halinde sunuluyor. Bir yıllık pakete Escape From Reality (Gerçeklikten Kaçış) ve iki yıllık pakete Mid-term Selection (Ara Seçim) adı veriliyor. Üç yıllık pakete Anywhere but Home (Evden Başka Her Yer) ve dört yıllık pakete Skip Forward (İleri Atla) adı veriliyor. Yolculuk, Karayipler, Güney Amerika ve Antarktika’yı da içeriyor.
“SEÇİM SONUÇLARINDAN MEMNUN OLMAYANLAR İÇİN İYİ BİR SEÇENEK”
Villa Vie’nin CEO’su Mikael Petterson bu programı başkanlık seçimlerinin sonuçları açıklanmadan önce hazırladığını söyledi. Ancak, bu paketin seçim sonuçlarından memnun olmayanlar için iyi bir seçenek olabileceğini söyledi.
Petterson, “Kampanya seçim sonuçlarından önce hazırlanmış olsa da, XYZ seçimi kazanırsa ülkeyi terk edeceklerini söyleyenler için mükemmel bir ürün olduğunu düşünüyoruz. Seçim sonuçlarını gemide izleyen iki grubumuz vardı; topluluğun yarısı geminin bir ucunda Fox News’i izlerken, diğer yarısı diğer ucunda MSNBC’yi izliyordu. Farklı siyasi görüşlerimiz olabilir, ancak topluluğumuz siyasetin çok ötesine geçen, dünyayı bir şekilde keşfetme tutkumuz aracılığıyla bir araya geliyor.” dedi.
Trump’ın başkanlık zaferi nedeniyle Amerikalıların gerçekten ülkeyi terk edip etmeyeceği henüz belli olmasa da, yüksek gelirli ailelerin danışmanları CNBC’ye seçim öncesinde zengin müşterilerinden yurtdışına nasıl taşınacaklarına dair çok sayıda soru aldıklarını bildirdi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Avde Hastanesi sağlık kaynakları, saldırıda 1’i çocuk 4 Filistinlinin yaşamını yitirdiği bilgisini verdi.
İsrail ordusu, söz konusu kampın çeşitli bölgelerine bir dizi saldırı düzenlemişti.
Fotoğraf, AA tarafından servis edilmiştir, temsilidir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSRAİL MARŞI ISLIKLANDI, TRİBÜNLER KARIŞTI
Fransız taraftarlar, İsrail marşını ıslıkladı. Karşılaşmada ilk düdüğün çalmasının ardından tribünlerde tansiyon yükseldi. İki takımın taraftarları, Stade de France’de oynanan maçta birbirine girdi. Fransa polisi, araya girerek kavgayı ayırmaya çalıştı.
HOLLLANDA’DA DA ORTALIK KARIŞMIŞTI
İsrailli taraftarlar, Hollanda’nın başkenti Amsterdam’da UEFA Avrupa Ligi’nde 7 Kasım’da oynanan Ajax- Maccabi Tel Aviv maçı öncesi ve esnasında Filistin destekçilerine saldırıp provokasyonlarda bulunarak olay çıkarmıştı. Hollanda’da maç öncesi ve sonrasında çıkan olaylarla ilgili 63 kişi gözaltına alınmıştı.
YOĞUN GÜVENLİK ÖNLEMLERİ ALINMIŞTI
Paris Emniyet Müdürü Laurent Nunez, Fransa-İsrail maçında maçta 4.000 polisin görev yapacağını, 2.500’ünün de maçın oynanacağı Stade de France ve Paris’in kuzey banliyöleri ve toplu ulaşım araçlarında devriye gezeceğini söylemişti. Bunlara ek olarak, stadyumda 1.600 özel güvenlik personelinin olacağı ve İsrail Milli Takımı’nı seçkin polis güçlerinin koruyacağı belirtilmişti. İsrail takımı, karşılaşmanın oynanacağı stadyuma yoğun güvenlik önlemleri altında geldi.
FİLİSTİN BAYRAĞI YASAKLANMIŞTI
Öte yandan günler öncesinden stadyuma Filistin bayraklarının getirilmesi de yasaklanmıştı. Maça yalnızca Fransa ve İsrail bayraklarının getirilmesine izin verileceği de duyurulmuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ADALET Bakanı Yılmaz Tunç, Almanya’nın Ankara Büyükelçisi Sibylle Katharina Sorg ile görüştü.
Bakan Tunç, görüşmeye dair sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, “Ülkelerimiz arasındaki adli ve hukuki iş birliği konuları üzerine değerlendirmelerde bulunduk. Adalet alanındaki iş birliğimizin, stratejik ilişkilerimizin daha da pekişmesine katkı sağlayacağına değindik. Bir insanlık suçu olan terörle amasız, fakatsız mücadele edilmesi gerektiğini, PKK ve FETÖ başta olmak üzere tüm terör örgütleriyle mücadelemizde yakın iş birliğinin önemini vurguladık. Sayın Büyükelçiye nazik ziyareti için teşekkür ediyorum” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Başkent Dakar’da bulunan Dakar İslam Enstitüsü’nde projeye ilişkin düzenlenen törene, Türkiye’nin Dakar Büyükelçisi Nur Sağman, Din İşleri ve Arapça Eğitimi Mezunları Entegrasyon Başkanı Djim Drame, Dakar Büyükelçiliği Din Hizmetleri ve Sosyal İşler Müşaviri Faruk Uslu ve Senegalli yetkililer katıldı.
Törende konuşan Büyükelçi Sağman, Türkiye-Senegal ilişkilerinin her alanda mükemmel seyrettiğini belirterek, özellikle sosyal işler konusundaki iş birliğinin her geçen gün arttığını söyledi.
Sağman, TDV’nin Türkiye’nin en önemli vakıflarından biri olduğunun altını çizerek, birçok ülkede ihtiyaç sahiplerine çeşitli vesilelerle yardımlarda bulunduğunu belirtti.
TDV’nin “Hediyem Kur’an Olsun” projesi kapsamında da birçok ülkeye Kur’an-ı Kerim ve dini eser gönderdiğini ifade eden Büyükelçi Sağman, bu eserlerin Senegal’e ulaşmasında da mutluluk duyduğunu kaydetti.
Dakar Büyükelçiliği Din Hizmetleri ve Sosyal İşler Müşaviri Uslu da TDV’nin yurt içi ve dışından yoğun bir şekilde Kur’an-ı Kerim talebiyle karşılaştığını anımsattı.
Uslu, bu talep sonucu başlayan proje kapsamında 91 ülkede 42 dil ve lehçede 2 milyondan fazla Kur’an-ı Kerim dağıtıldığını vurguladı.
Proje kapsamında 250’si Fransızca mealli olmak üzere 1140 Kur’an-ı Kerim ve 150 adet elif-ba’nın yanı sıra, kurumların kütüphanelerine verilmek üzere farklı konularda kaleme alınmış 100 farklı eser, Senegal’deki medreselerin bağlı olduğu federasyon yetkililerine teslim edildi.
Büyükelçi Sağman, törenin ardından Şefkat Yolu Derneğini ziyaret etti ve yetkililerinden bilgi aldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Galler Milli Takımı, UEFA Uluslar B Ligi 4’üncü Grup 5’inci maçında 16 Kasım Cumartesi günü saat 20.00’da A Milli Futbol Takımı ile karşı karşıya gelecek. Müsabakaya ev sahipliği yapacak olan Kayseri’ye özel uçakla gelen kafile, konaklamak üzere otele geçti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
757 TANIMLANAMAYAN ANORMAL FENOMENLER RAPORU
Oturumdan bir gün sonra ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Ulusal İstihbarat Direktörlüğü (DNI) ile birlikte toplam 757 olayı kapsayan “Tanımlanamayan Anormal Fenomenler (UAP)” raporunu Kongreye sunduğunu bildirdi. Pentagon’dan yapılan yazılı açıklamada, raporun, Bakanlığa bağlı Tüm Alanlarda Anomali Çözüm Ofisi (AARO) tarafından 2022 Mali Yılı Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası gereği hazırlandığı belirtildi.
KAYITLARA GİRMEYEN OLAYLAR
Bu yılki raporda, 1 Mayıs 2023 ile 1 Haziran 2024 arasında toplam 485 olayla birlikte 2021 ve 2022’de meydana gelen ancak AARO’ya bildirilmediği için kayıtlara girmeyen 272 UAP olayının yer aldığı ifade edildi. Açıklamada, bu yıl rapor edilen olaylardan 118’inin balonlara, kuşlara ve insansız hava araçlarına bağlı olarak çözüldüğü ancak diğer vakalarla ilgili incelemelerin sürdüğü bilgisi verildi. AARO’nun şu ana kadar incelediği toplam UAP vaka sayısının 1 Haziran 2024 itibarıyla 1600’ün üzerine çıktığına işaret edilerek, UAP olaylarının oluşturduğu potansiyel tehditlerin analiz edilmesi ve anlaşılmasının, birçok bakanlık ve kurumun dahil olduğu bir işbirliği çabasıyla devam ettiği belirtildi.
“EVRENDE YALNIZ DEĞİLİZ”
Öte yandan, ABD Temsilciler Meclisi komitesinde dün düzenlenen “UAP, Gerçeği Ortaya Çıkarmak” başlıklı oturumda Pentagon eski yetkililerinden Luis Elizondo, “tanımlanamayan uçan cisim”lere (UFO) ilişkin “Evrende yalnız değiliz.” ifadesini kullanmıştı. Elizondo, daha önce gizli bir Pentagon programının parçası olarak UFO’ları araştırdığını öne sürerek, ” UAP gerçektir. Aşırı gizlilik, sadık devlet memurlarına, askeri personele ve halka karşı ciddi suistimallere yol açıyor. Tüm bunlar evrende yalnız olmadığımız gerçeğini gizlemek için yapıldı.” demişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) 41’inci Kuruluş Yıldönümü dolayısıyla Ankara’da resepsiyon düzenlendi. KKTC’nin Ankara Büyükelçisi İsmet Korukoğlu ev sahipliğinde gerçekleşen resepsiyona TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ve Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler de katıldı.
Resepsiyonda, Genelkurmay Başkanı OrgeneralMetin Gürak, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Kemal Yeni, Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez, AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, MHP Genel Başkan Yardımcısı Mevlüt Karakaya, TBMM Genel Sekreteri Talip Uzun, milletvekilleri, yabancı misyon temsilcileri ve çok sayıda davetli yer aldı
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CUMHURBAŞKANI Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Anavatan ve garantör ülke olarak Türkiye, koşullar ne olursa olsun Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ve Kıbrıs Türk’ü kardeşlerimizin her daim yanında olacaktır” dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, KKTC’nin ilanının 41’inci yıl dönümü kutlamaları kapsamında KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler’in ev sahipliğinde düzenlenen resepsiyona katıldı. Resepsiyona, KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı Öztürkler, KKTC Başbakanı Ünal Üstel ve Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Yasin Ekrem Serim de katıldı. Burada konuşan Cevdet Yılmaz, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, kurulduğundan bu yana Doğu Akdeniz bölgesinde barış ve istikrar unsuru olmuştur. Kıbrıs Türk halkının bu yüce devleti, Kıbrıs Adası’nda gelecekte tesis edilmesini umduğumuz çözümün temel taşıdır. KKTC ile Türkiye Kıbrıs meselesinin adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüme kavuşturulması yolundaki çabalarını omuz omuza sürdürmektedir” diye konuştu.
‘KKTC’NİN ULUSLARARASI ALANDA GÖRÜNÜRLÜĞÜNÜ VE TANINIRLIĞINI ARTIRMA ÇABAMIZI SÜRDÜRECEĞİZ’
Cevdet Yılmaz, Ada’da çözümün gerçekler temelinde, Ada’nın asli unsuru Kıbrıs Türk halkının özden gelen hakları olan egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün yeniden tesciliyle mümkün olacağını ifade ederek şöyle konuştu:
“Cumhurbaşkanı Sayın Tatar’ın iki devletli çözüm vizyonunu hayata geçirmek için ortak çabalarımızı var gücümüzle sürdüreceğiz. Sayın Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın Bişkek zirvesine onur konuğu olarak davet edilmesi, Türk dünyasının Kıbrıs Türkü’nün haklı davasına verdiği desteğin somut bir yansımasıdır. Bizler de bu dayanışmayı daha ileriye taşıyarak KKTC’nin uluslararası alanda görünürlüğünü ve tanınırlığını artırma çabamızı sürdüreceğiz. Bir yandan siyasi alanda yakın iş birliğimizi devam ettirirken, diğer yandan Kıbrıs Türk halkının refahı için kalkınması için aynı şekilde mücadele ediyoruz”
‘İÇME SUYU ANLAMINDA HEDEFLERİMİZE AŞAĞI YUKARI ULAŞMIŞ DURUMDAYIZ’
Yılmaz, su meselesinin Kıbrıs’ın çok temel bir sorunu olduğunu, denizin altından borularla su taşıyarak Kıbrıs’ın bu temel sorununu çözdüklerini belirterek, “İçme suyu anlamında bütün hedeflerimize aşağı yukarı ulaşmış durumdayız. Şimdi sulama suyu anlamında projelerimizi sürdürüyoruz, artırarak devam ettiriyoruz. Enerji arz güvenliğinden sosyal konut projelerine, dijitalleşme çalışmalarına varıncaya kadar geniş bir yelpazede projeler yürütüyoruz. Tüm bu projelerde amacımız sadece ve sadece Kıbrıs Türk halkının refahıdır” ifadelerini kullandı.
‘MECLİSLER MİLLİ İRADENİN TECELLİGAHIDIR’
Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kıbrıs Türkü’nün haklı mücadelesini fikir ve gönül birliği içerisinde yükselteceğimizden hiç kimsenin şüphesi olmasın. Anavatan ve garantör ülke olarak Türkiye, koşullar ne olursa olsun Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Kıbrıs Türkü kardeşlerimizin her daim yanında olacaktır. KKTC Cumhuriyet Meclisi Kıbrıs Türkü’nün nice zorluklarla eriştiği egemenliği ve milli iradesini temsil etmektedir. Meclisler milli iradenin tecelligahıdır. Toplumun her kesiminden farklı görüşten, siyasetten halkın temsilcilerinin bir araya gelip ülkenin sorunlarına çare aradıkları, kanunlar yaptıkları mekanlardır.”
Öte yandan Yılmaz, Cumhuriyet Meclisi ile Cumhurbaşkanlığı’nın yer alacağı yeni kampüs projesinin çok kısa sürede tamamlanacağını ifade etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>EDİRNE Valisi Yunus Sezer, kentin serhat şehri olması nedeniyle göçmen kaçakçılığında hedef il konumunda olduğunu belirterek, “Geride bıraktığımız 10 ay içerisinde 609 tane organizatörü yakaladık. Bu gerçekten de geçen yıla göre oranladığımızda büyük bir artış göstermiş durumda” dedi.
Edirne Valisi Yunus Sezer, kolluk kuvvetleriyle ekim ayında kentteki asayiş ve güvenlik konularını değerlendirdikleri aylık asayiş toplantısı sonrası, basın toplantısıyla kamuoyunu bilgilendirdi. Toplantıda Sezer’e, İl Emniyet Müdürü Onur Karaburun, İl Jandarma Komutanı Albay Mehmet Kasım Ermiş, Sahil Güvenlik Komutanlığı adına Üsteğmen Yunus Can Efe, Trakya Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürü Nihat Kınık ve İl Göç İdaresi Müdürü Musa Aşılıoğlu eşlik etti.
‘GÖÇMEN KAÇAKÇILIĞINDA HEDEF İL KONUMUNDAYIZ’
Edirne’nin serhat ili olması nedeniyle göçmen kaçakçılığında hedef il konumunda olduğunu belirten Vali Sezer, “Malumunuz ilimiz serhat ili, sınır ili. Dolayısıyla ilimizle ilgili olarak özellikle dört tane kapımız var ve bu kapılarımızda da hem araç hem de insan trafiği yoğun bir şekilde mevcut ve yaşanıyor. Burada özellikle sınır ili olmasından dolayı göçmen kaçakçılığı noktasında özellikle hedef il konumundayız. Bununla ilgili daha önceki aylarda da bazı değerlendirmeleri sizlerle paylaşma imkanımız olmuştu. Göçmen kaçakçılığıyla ilgili olarak alınan kararlar doğrultusunda özellikle hem sınır hattımızda 324 kilometre devriye yolumuzu tamamladık ve bununla ilgili olarak da elektro-optik kulelerden asansörlü kule sistemlerine kadar birçok yine ilave takviyeler, ilave personeller, jandarmadan ve hudut tugayımıza, ilave personellerle beraber bu noktadaki kararlılığı sürdürmeye devam ediyoruz” diye konuştu.
‘YASA DIŞI GÖÇMENLERDE YÜZDE 87 ORANINDA AZALMA VAR’
Edirne’de geride kalan 10 aylık süreçte 609 organizatör yakalandığını belirten Vali Sezer, “Geride bıraktığımız 10 ay içerisinde 609 tane organizatörü yakaladık. Bu gerçekten de geçen yıla göre oranladığımızda büyük bir artış göstermiş durumda. Yine bu yakalanan organizatörlerin yanında özellikle başta kiralık ve ticari araçlarla bunlar yapılıyor. Onlar olmak üzere 329 tane de araç, göçmen kaçakçılığında kullanıldığı için yakalanmıştır. Geçen yılın aynı dönemine göre ilimiz göçmen kaçakçılığı, yani rota ve göçmen hareketliliği noktasında yüzde 87 oranında azalmıştır. Yani Edirne’ye gelen yasa dışı göçmenlerde yüzde 87 oranında azalma var. Ekim ayında da bu oranı devam ettiriyoruz” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>EDİRNE Valisi Yunus Sezer, kentin serhat şehri olması nedeniyle göçmen kaçakçılığında hedef il konumunda olduğunu belirterek, “Geride bıraktığımız 10 ay içerisinde 609 tane organizatörü yakaladık. Bu gerçekten de geçen yıla göre oranladığımızda büyük bir artış göstermiş durumda” dedi.
Edirne Valisi Yunus Sezer, kolluk kuvvetleriyle ekim ayında kentteki asayiş ve güvenlik konularını değerlendirdikleri aylık asayiş toplantısı sonrası, basın toplantısıyla kamuoyunu bilgilendirdi. Toplantıda Sezer’e, İl Emniyet Müdürü Onur Karaburun, İl Jandarma Komutanı Albay Mehmet Kasım Ermiş, Sahil Güvenlik Komutanlığı adına Üsteğmen Yunus Can Efe, Trakya Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürü Nihat Kınık ve İl Göç İdaresi Müdürü Musa Aşılıoğlu eşlik etti.
‘GÖÇMEN KAÇAKÇILIĞINDA HEDEF İL KONUMUNDAYIZ’
Edirne’nin serhat ili olması nedeniyle göçmen kaçakçılığında hedef il konumunda olduğunu belirten Vali Sezer, “Malumunuz ilimiz serhat ili, sınır ili. Dolayısıyla ilimizle ilgili olarak özellikle dört tane kapımız var ve bu kapılarımızda da hem araç hem de insan trafiği yoğun bir şekilde mevcut ve yaşanıyor. Burada özellikle sınır ili olmasından dolayı göçmen kaçakçılığı noktasında özellikle hedef il konumundayız. Bununla ilgili daha önceki aylarda da bazı değerlendirmeleri sizlerle paylaşma imkanımız olmuştu. Göçmen kaçakçılığıyla ilgili olarak alınan kararlar doğrultusunda özellikle hem sınır hattımızda 324 kilometre devriye yolumuzu tamamladık ve bununla ilgili olarak da elektro-optik kulelerden asansörlü kule sistemlerine kadar birçok yine ilave takviyeler, ilave personeller, jandarmadan ve hudut tugayımıza, ilave personellerle beraber bu noktadaki kararlılığı sürdürmeye devam ediyoruz” diye konuştu.
‘YASA DIŞI GÖÇMENLERDE YÜZDE 87 ORANINDA AZALMA VAR’
Edirne’de geride kalan 10 aylık süreçte 609 organizatör yakalandığını belirten Vali Sezer, “Geride bıraktığımız 10 ay içerisinde 609 tane organizatörü yakaladık. Bu gerçekten de geçen yıla göre oranladığımızda büyük bir artış göstermiş durumda. Yine bu yakalanan organizatörlerin yanında özellikle başta kiralık ve ticari araçlarla bunlar yapılıyor. Onlar olmak üzere 329 tane de araç, göçmen kaçakçılığında kullanıldığı için yakalanmıştır. Geçen yılın aynı dönemine göre ilimiz göçmen kaçakçılığı, yani rota ve göçmen hareketliliği noktasında yüzde 87 oranında azalmıştır. Yani Edirne’ye gelen yasa dışı göçmenlerde yüzde 87 oranında azalma var. Ekim ayında da bu oranı devam ettiriyoruz” diye konuştu.
Haber – Kamera: Olgay GÜLER/ EDİRNE,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Asayiş ve değerlendirme toplantısı sonrası açıklamalarda bulunan Vali Sezer, Edirne’nin özellikle sınır il olması sebebiyle göçmen kaçakçılığı noktasında hedef il konumunda olduğunu vurguladı. Sınır hattında devriye yollarının tamamlanması için çalışmaların aralıksız devam ettiğini aktaran Vali Sezer, “Sınır hattındaki 324 kilometre devriye yolumuzu tamamladık. Bununla ilgili olarak da elektro optik kulelerden asansörlü kule sistemlerine kadar birçok ilave takviyeler ve personelle bu noktadaki kararlılığı sürdürmeye devam ediyoruz. Bu çerçevede 104 tane geçici güvenlik kontrol noktamız var. Yine 40’a yakın da kalıcı şekilde planladığımız kontrol noktamız var. Burada da personelimiz çalışmalarına devam ediyorlar” dedi.
Geride bırakılan 10 ayda 609 organizatörün yakalandığını duyuran Vali Sezer, geçen yıla göre yakalamada büyük bir artış olduğunu belirtti. Sezer, yakalanan organizatörlerin yanında özellikle başta kiralık ve ticari araçlar olmak üzere göçmen kaçakçılığında kullanılan 329 aracın da yakalandığını söyledi. Geçen yılın aynı dönemine göre Edirne’de göçmen hareketliliğinin yüzde 87 azaldığını belirten Vali Sezer, bu konudaki kararlılığın devam ettiğini aktardı. – EDİRNE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MHP, sosyal paylaşım sitesi X hesabından MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin genel merkez önüne diktiği göknar, sedir, ladin ağaçlarının önünde çekilmiş fotoğraflarını paylaştı. Paylaşımda fotoğrafların altında ise şu ifadeler yer aldı:
“Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin Milli Ağaçlandırma Günü münasebetiyle ‘Biz Kardeşiz Ağaçları’ genel merkezin önüne dikildi. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin köklü bir şekilde Türkiye Cumhuriyeti’ni kucaklayan anlayışı ifade etmesi bakımından göknar yürütmeyi, sedir yargıyı, ladin yasamayı tanımlamaktadır. Bahçeli’nin 1 Ekim’den sonra başlattığı sürecin ardından göknar, sedir, ladin eş kenar olması münasebetiyle vatanın hudutlarının tüm paydaşlarımızda herkese eşit, eş kenar üçgenin iç açılarının 60 derece olarak bilinmesinde, tüm milletimizin eşit hak ve hürriyete sahip olunan Türk üçgenin altında huzur içinde yaşaması nitelendirilmesi yapıldı.” – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ELAZIĞ’da polis memuru Kadir Özal, şüphelileri yakalamak için gittiği adreste silahlı saldırı sonucu yaralandı. Polis Özal hastanede tedaviye alınırken, yakalanan 2 şüpheliden 1’i tutuklandı.
Elazığ’da meydana gelen ‘kasten yaralama, tehdit ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ olaylarının şüphelilerinin yakalanmasına yönelik yapılan çalışmalarda, Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri dün gece saatlerinde Ulukent Mahallesi Sugözü mevkisine gitti. Yerleşim alanları dışında bulunan adresin karanlık olan bahçe kısmından, araçtan inen polis memuru Kadir Özal, açılan ateşle yaralandı. Özal, Fethi SekinŞehir Hastanesi’nde kaldırılarak tedaviye alındı. Yapılan çalışmalar şüphelilerden polisi memurunu yaralayan G.K. ile Y.K., olayda kullanılan tabanca ile yakalanarak gözaltına alındı. İşlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden G.K. tutuklanarak cezaevine gönderilirken, Y.K. ise adli kontrolle serbest bırakıldı. Vali Numan Hatipoğlu, beraberinde 8’inci Kolordu ve Garnizon Komutanı Tümgeneral Tamer Atay ve Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları ile hastanede tedavisi devam eden polisi memuru Kadir Özal’ı ziyaret ederek, geçmiş olsun dileğinde bulundu, Başhekim Doç. Dr. Şüheda Kaya’dan da sağlık durumu hakkında bilgi aldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇEVRE, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’deki Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 29’uncu Taraflar Konferansı (COP29) etkinlikleri kapsamında Türkiye pavilyonunun açılışını gerçekleştirdi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’deki BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 29’uncu Taraflar Konferansı (COP29) etkinlikleri kapsamında Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile birlikte Türkiye pavilyonunun açılışını gerçekleştirdi. Türk stantlarını ziyaret eden 3 bakan ebru çalışmasını izledi.
HABER: AZERBAYCAN, –
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sivas Cumhuriyet Üniversitesinin 4 Eylül Kültür Merkezi’nde düzenlenen akademik yılı açılış töreninde konuşan Güler, Sivas’ın ozanlar, yazarlar ve düşünürler şehri olduğunu ifade etti.
AK Parti iktidarları dönemindeki hizmetler hakkında bilgi veren Güler, 2002’den bugüne üniversite sayısının 76’dan 208’e yükseldiğini dile getirerek, “Doktorasını tamamlamış doktor öğretim üyesi sayımız 80 binlerde, profesör ve doçent sayımız 40 binlerde. Bu kapasite, Türkiye olarak bölgesel ve küresel manada hem verimlilik hem rekabet hem de gücümüzü ortaya koyabilmemiz açısından çok önemli.” dedi.
Üniversitelerin öncülüğünde her alanda insan kaynağını çok iyi yönlendirdiklerini anlatan Güler, “Birçok noktada şu anda dünyayla rekabet ediyoruz hatta çok daha ileriye kendimizi taşımış durumdayız. Bunu daha da büyütmemiz, geliştirmemiz lazım. O yüzden kıymetli hocalarımıza çok görev düşüyor.” diye konuştu.
“Türkiye’nin şu anda üretemeyeceği çok az şey kaldı”
Ar-Ge çalışmalarına önem verilmesi gerektiğini vurgulayan Güler, şunları kaydetti:
“Araştırma merkezlerimize çok önem vermemiz lazım. Yapay zeka uygulamalarından dijital sistemlerin gelişimine birçok noktada artık farklı gündemimiz var. Yakın zamanda meclisimizde kripto varlıklarla ilgili kanun çıkarttık. Önümüzdeki dönemlerde yine dijital sistemlerle ilgili birçok kanun hazırlıklarını devam ettiriyoruz. Siber güvenlik diyoruz, artık dijital sistemlerin, yapay zeka uygulamalarının ve aynı zamanda diğer yazılım gibi teknoloji sistemlerinin korunması da gerekiyor. Birçok konuda kanun hazırlıklarını yapmaya çalışıyoruz. Sizlerin desteği, sizlerin araştırmaları, öncülüğü çok kıymetli. Türkiye’nin şu anda üretemeyeceği çok az şey kaldı, çok istisnai şeyler var.”
Güler, akademisyenlerin yetiştireceği öğrencilerin gelecekte bu ülkeye hizmet edecek çok önemli görevlerde bulunacağını dile getirerek, akademisyenlere güvenlerinin tam olduğunu belirtti.
Cumhuriyet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Şengönül ise üniversite olarak 18 fakülte, 4 enstitü, 1 devlet konservatuvarı, 4 yüksekokul ve 14 meslek yüksekokulu ile eğitime hizmet verdiklerini söyledi.
Gelişen dünyada bilgiyi daha erişilebilir kılmayı, yenilikçi projelerle bilime ve insanlığa katkı sağlamayı hedeflediklerini anlatan Şengönül, üniversiteyi daha ileriye taşıma gayretinde olduklarını kaydetti.
Konuşmaların ardından TBMM AK Parti Grup Başkanvekili Bahadır Yenişehirlioğlu, “İnsan ve Toplum” konulu açılış dersini verdi.
Programa, Sivas Vali Vekili İhsan Maskar, AK Parti Sivas milletvekilleri Hakan Aksu, Rukiye Toy, Sivas Belediye Başkanı Adem Uzun, akademisyenler ve diğer davetliler katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İLETİŞİM BAŞKANLIĞIN’DAN GÖRÜŞMEYE DAİR AÇIKLAMA
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman ile gerçekleştirdiği görüşmenin detaylarını açıkladı. Başkanlıktan yapılan açıklamada, “Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede İsrail’in Filistin ve Lübnan’a yönelik saldırılarının durdurulması için Müslüman ülkelerin birlik ve beraberliğinin önemli olduğunu, Türkiye’nin İsrail saldırganlığının sona erdirilmesi için Birleşmiş Milletler nezdinde İsrail’e yönelik silah ambargosu girişimi başlattığını, bu girişime desteğin artması için gayretlerin artarak süreceğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatı’nın İsrail saldırganlığını durdurmak için alacağı karar ve atacağı adımların önemli olduğunu belirtti” denildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AK Parti Didim ilçe teşkilatı 8. Olağan Kongresi’ni gerçekleştirdi. Tek liste ile gidilen başkanlık seçimlerinde mevcut başkan Sebahattin Akkuş, partililerin oylarıyla ilçe başkanlığına seçildi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan kongrende divan heyeti seçildi. Toplantının açılış konuşmasını yapan AK Parti Didim İlçe Başkanı Sebahattin Akkuş, tüm katılımcılara ve partide emeği geçenlere teşekkür ederek, “Bizim kongrelerimiz işte burada, bu salonda gördüğünüz gibi, düğün ve bayram havasında yapılıyor. AK Parti ailesi, ülkemizin ve dünyanın en büyük siyasi hareketidir. AK Parti, hizmet ve eser üreten bir partidir. 12 Ekim’de Buharkent’te başlayan ilçe kongrelerimizi bugün burada Didim’de taçlandırıyoruz. 8. Olağan Didim İlçe Kongremizin, ilçemize, ilimize, ülkemize ve partimize hayırlı olmasını diliyor, hepinizi saygıyla, sevgiyle ve muhabbetle selamlıyorum. Durmak yok, yola devam” dedi.
Konuşmaların arından faaliyet raporu okundu. Gelir gider tablosunun okunmasının ardından gelecek dönem için tahmini bütçe de açıklandı. Kongrede son olarak seçime gidilirken, tek liste halinde gidilen seçimde Sebahattin Akkuş, yeniden başkan seçilerek güven tazeledi. Başkan Akkuş’un yönetiminde Ali Kazan, Ali ŞükrüKavaklı, Ayşe Başgöl, Ayşe Aşık Ermurat, Bulut Emrah Şentürk, Burak Çelik, Coşkun Yetiş, Eşref Oğur, Eyüp Öner, Halis Akay, İbrahim Sürer, İsa Yıldırım, Kadriye Çolak, Medeni Karataş isimleri yer aldı.
Gerçekleşen kongreye AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve TrabzonMilletvekiliMustafa Şen, AK Parti Aydın milletvekilleri, MKYK üyeleri, ilçe başkanları, belediye başkanları, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile partililer katıldı. – AYDIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD basınında yer alan haberlere göre Trump, kararına ilişkin, “Elise inanılmaz derecede güçlü, sert ve akıllı bir ‘Önce Amerika’ savaşçısı.” ifadelerini kullandı.
EN SADIK MÜTTEFİKLERİNDEN
Temsilciler Meclisi üyesi olan 40 yaşındaki Stefanik, uzun süredir Trump’ın Temsilciler Meclisi’ndeki en sadık müttefiklerinden biri olarak biliniyor. Stefanik, Trump’ın potansiyel başkan yardımcısı olarak görülen isimler arasında yer alıyordu.
New York’un taşrasında doğup büyüyen Stefanik, Harvard Üniversitesinden mezun olduktan sonra eski Başkan George W. Bush yönetiminde iç politika konseyinde ve özel kalem müdürünün ofisinde çalıştı. Stefanik, 2014’te 30 yaşındayken Kongre’ye seçilen ve daha sonra da Temsilciler Meclisi liderliğinde görev yapan en genç kadın oldu.
İSRAİL YANLISI AÇIKLAMALARIYLA ÖN PLANA ÇIKIYOR
ABD Kongresi Eğitim ve İş Gücü Komisyonunda 5 Aralık 2023’te düzenlenen “Kampüs Rektörlerini Sorumlu Tutmak ve Antisemitizmle Mücadele” başlıklı oturumda, üç üniversite başkanı, özellikle Cumhuriyetçi vekillerin, İsrail ile ABD yönetimine karşı kampüslerdeki öğrenci protestolarının “antisemitik” olduğu ve bu gösterilere izin verilmemesi gerektiği baskısıyla karşılaşmıştı.
İsrail yanlısı açıklamalarıyla öne çıkan Stefanik, oturumlarda rektörleri agresif şekilde sorgulamış ve devam eden baskılar sonrası Aralık 2023’te Harvard Üniversitesi Rektörü Claudine Gay ve Pensilvanya Üniversitesi Rektörü Liz Magill istifa etmişti. Rektörlerin istifasında rol oynayan Stefanik, Trump’ın övgüsünü kazanmıştı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Operasyonda çıkan çatışmada 10 EMC üyesi öldürülürken, 3 EMC üyesi yakalandı.
Ordudan yapılan açıklamada, Ivan Mordisco’nun liderliğindeki EMC’ye “büyük bir darbe” vurulduğu belirtildi.
Çok sayıda cephaneliğin ele geçirildiği kaydedilen açıklamada, Mordisco’nun Cundinamarca, Meta ve Huila yönetim bölgelerini birbirine bağlayan Duda kanyonu üzerinde hakimiyet kurmaya çalıştığı ifade edildi.

FARC’IN SÖZDE “GENELKURMAY BAŞKANLIĞI”
“Ivan Mordisco” ismiyle bilinen Nestor Gregorio Vera’nın yönettiği ve FARC ile devlet arasındaki barış anlaşmasına hiç katılmayan EMC, FARC’ın sözde “Genelkurmay Başkanlığı” olarak da biliniyor.
Ülke basınına göre 2 bin 180’i silahlı olmak üzere 3 bin 500’den fazla üyeye sahip EMC, Venezuela ve Ekvador’un yanı sıra Kolombiya’nın batı, orta ve doğusunda uyuşturucu, kaçakçılık ve haraç gibi yollardan finansman sağlıyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kate Middleton, tüm yıl boyunca kanserle mücadele etti.
Prenses’in kansere yakalanması, ülke genelinde büyük üzüntüye neden oldu.
Ancak Kate, geçirdiği tedavi sürecinin ardından kanseri yenmeyi başardı ve yeniden sahalara döndü.
KRALİYET TURU
Prenses’in sahalara dönmesi herkesi memnun ve mutlu ederken, eşi de yaşanılan zorlu sürece değindi.
Kemoterapi sürecini tamamlayan Kate Middleton, Cape Town’da iklim krizini ele alan Earthshot Ödülü’nü takdim etmek için dört günlük bir kraliyet turuna çıktı.
“İNANILMAZDI”
Çarşamba akşamı ödül töreninde eşi Kate’in sağlığına değinen Prens William, Prenses’in gerçekten iyi olduğunu doğruladı ve şöyle ekledi:
Umarım bu geceyi izliyordur ve bana tezahürat yapıyordur. Tüm yıl boyunca inanılmazdı ve bu gecenin başarılı geçmesini görmek isteyeceğini biliyorum.




Adile Topçu
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ABD tarihi seçimleri geride bıraktı..
5 Kasım’da yapılan 60. başkanlık seçiminde Cumhuriyetçi aday Donald Trump, rakibi Demokrat Parti’nin başkan adayı Kamala Harris’e yaklaşık 5 milyon oy fark atarak ABD’nin 47. Başkanı seçildi.
Trump, ocak ayında yemin ederek Beyaz Saray’daki görevine başlayacak.
PENTAGON: YENİ DÖNEME HAZIRIZ
ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) Donald Trump’ın yönetimine düzenli bir geçiş sağlamaya ve ‘tüm yasal emirleri’ yerine getirmeye hazır olduğunu kaydetti.
Austin, ABD ordusunun profesyonellikle ülkeyi korumaya, müttefik ve ortaklarla hareket etmeye devam edeceğini de belirtti.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Dilay Kaynak
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Azerbaycan’ın başkenti Bakü’deki Devlet Bayrağı Meydanı’nda dalgalanan Azerbaycan bayrağı, büyüklüğü ile Guinness Rekorlar Kitabı’na girdi.
36 metre genişliğinde ve 72 metre uzunluğundaki büyük çaplı bayrak, 500 kilogramdan fazla ağırlığa sahip.
REKOR TESCİLLENDİ
İki gün önce 6 Kasım’da resmi olarak Guinness Rekorlar kitabına giren bayrak, Azerbaycan’ın Zafer Günü’nde Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in de katıldığı törende göndere çekildi.
Bakü’deki Devlet Bayrağı Meydanı’nda 162 metre bayrak direği, 2010 yılında Guinness Rekorlar Teşkilatı tarafından, dünyanın en yüksek bayrak direği olarak onaylanmıştı. Daha sonra Tacikistan, Suudi Arabistan’daki ve Mısır’daki (201.9 m) bayrak direkleri bu rekoru yenilemişti.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Yusuf Balıkçı
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
A.I. God. Portrait of Alan Turing adlı 2,2 metre yüksekliğindeki portre, dünyanın ilk ultra gerçekçi robot sanatçısı Ai-Da tarafından üretildi.
1,32 MİLYON DOLARA SATILDI
Portre, New York’ta yapılan satışta 1,32 milyon Amerikan doları fiyatıyla alıcı buldu.
“ÇAĞDAŞ SANAT TARİHİNDEKİ ÖNEMLİ BİR ANI”
Sotheby’s müzayede evinin yaptığı açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:
Bugün, bir humanoid robot sanatçısı tarafından yapılan ilk sanat eserinin müzayedeye çıkmasının ardından elde edilen rekor fiyat, modern ve çağdaş sanat tarihindeki önemli bir anı işaret ediyor ve yapay zeka teknolojisi ile küresel sanat piyasası arasındaki artan kesişimi yansıtıyor.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Dilay Kaynak
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Tüm dünya tarafından yakından takip edilen ABD seçimlerinde CumhuriyetçiDonald Trump, Demokrat aday Kamala Harris’i geride bırakarak seçimlerde zirveye oturdu.
Seçim sonrası çeşitli değerlendirmeler yapılırken bir değerlendirme de Amerikalı Müslüman sivil toplum liderlerinden geldi.
Bu kapsamda, çeşitli Müslüman sivil toplum kuruluşları, Başkent Washington’daki Ulusal Basın Binası’nda ortak basın toplantısı düzenleyerek seçim sonuçlarını değerlendirdi.
BIDEN- HARRIS YÖNETİMİNİN SESSİZLİĞİNE DİKKAT ÇEKİLDİ
Amerikan İslam ilişkileri Konseyi (CAIR) Minnesota Temsilcisi Hussein Jaylani, kendileri uzun yıllardır Demokrat Parti tabanında yer almalarına rağmen İsrail’in, son bir yıldır Gazze’de yürüttüğü soykırım karşısında Biden-Harris yönetiminin sessiz kaldığına dikkat çekti.
Demokrat yönetimin soykırıma silah sağlayarak destek olduğunu ve bu “tarihi leke” ile hatırlanacağını vurgulayan Jaylani, “Seçimleri zaten kaybettiniz, kaybedecek bir şeyiniz yok, Gazze’de ateşkes için somut bir şey yapın. Soykırım sandıkta kazanamaz.” ifadesinde bulundu.
Diğer konuşmacılar da ortak bir vurguyla Amerikalı Müslümanların oylarının hiçbir parti için “koşulsuz” olmadığını ve bu oyların 5 Kasım seçim sonuçlarına çok büyük bir etki yaptığını ifade etti.
“İNSANLAR BİZDEN ŞÜPHE DUYDU ANCAK BİZ ORTAYA ÇIKTIK”
Programın ardından açıklamada bulunan Michigan’daki Müslüman toplumun temsilcilerinden biri olan Rex Nazarko, Amerikalı Müslüman seçmenlerin bu seçimde sonuca doğrudan etki ettiğini vurguladı.
Nazarko, devamında şu ifadelere yer verdi:
İnsanlar bizden şüphe duydu ancak biz ortaya çıktık. Bu seçimlerde Amerikalı Müslümanların etkisine ilişkin spot ışıkları üzerimizdeydi ve biz dediğimizi yaptık.
Biden yönetiminin kalan 2 aylık görev süresinde ne yapacağı kadar Trump’ın görevi devralmasından sonra ne yapacağına da bakacaklarını kaydeden Nazarko, “Amerikalı Müslümanlar olarak temkinli şekilde ümitliyiz.”dedi.

MÜSLÜMANLAR SANDIĞA GİTMEYEREK TAVRINI ORTAYA KOYDU
Trump yönetiminin Gazze’deki soykırımı durdurup durdurmayacağı konusunda atacağı adımları yakından takip edeceklerini belirten Nazarko, Biden-Harris yönetimine öfkeli olduklarını ancak Trump kazandı diye kutlama yapacak noktada da olmadıklarını belirtti.
Nazarko, pek çok Amerikalı Müslüman’ın bu seçimde sandığa gitmeyerek tavrını ortaya koyduğunu ve özellikle Michigan, Pensilvanya ve Georgia gibi eyaletlerde bu farkın net görüldüğünü bildirdi.
ABD’nin kendi içinde birçok sorunla yüzleşirken İsrail’e milyarlarca dolar aktarmasını kabul etmediklerini vurgulayan Nazarko, “Bu seçimler ‘önce Amerika, İsrail değil’ seçimleri oldu.” ifadesinde bulundu.
BIDEN’A YAPILAN UYARILAR DİKKATE ALINMADI
Pensilvanya bölgesinde faaliyet gösteren Yaqeen İslami Araştırmalar Enstitüsü temsilcisi Imam Tom Facchine de Amerikalı Müslümanlar olarak Biden yönetimini uzun zaman önce uyardıklarını ancak sözlerinin dikkate alınmadığını vurguladı.
Facchine, devamında şu sözleri sarf etti:
Şu anda biraz acı tatlı bir durumdayız çünkü bir yönüyle bu bir zafer zira biz Demokrat Partiyi uyarmıştık, eğer İsrail’i bu şekilde koşulsuz desteklemeye devam ederseniz sizi kasım ayındaki seçimlerde sandıkta cezalandıracağız ve kaybedeceksiniz demiştik. Tam olarak dediğimizi yaptık.
“GELECEK OLAN TRUMP YÖNETİMİ KONUSUNDA HEYECANLI OLMAMIZ GEREKİYOR MU?”
Seçimleri kazanan Trump’ın Gazze konusunda neler yapacağı hususunda temkinli olduklarını kaydeden Facchine, “Gelecek olan Trump yönetimi konusunda heyecanlı olmamız gerekiyor mu? Tam olarak değil. Fırsatlar da var zorluklar da.” dedi.
Facchine, Trump’ın şahin bir kabine yerine daha dengeli bir kabine kurması durumunda biraz daha umutlu olabileceklerini, Amerikalı Müslümanların sandıktaki gücünü ortaya koymalarının bu seçimlerdeki en önemli başlıklardan biri olduğunun altını çizdi.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Öznur Kaya
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ABD’de 60. başkanlık seçimi tüm hızıyla devam ediyor.
Seçim yarışında Cumhuriyetçi aday Donald Trump, zaferini ilan etti.
Trump’a kaybetmesinin ardından Demokrat Partinin 60 yaşındaki adayı Kamala Harris, hem ilk kadın hem de ilk siyahi kadın başkan unvanına erişemedi.
Demokrat Parti adına girdiği yarışta Cumhuriyetçi rakibi Trump’a mağlup olan Harris, 4 yıl boyunca yardımcılığını yaptığı Başkan Joe Biden’dan devraldığı yarışta Demokrat Partiyi üst üste ikinci kez iktidara taşıyamadı.
Trump, başkanlık için gerekli olan 270 delege sayısını aşarak başkan olmaya hak kazandı.
İLK KADIN BAŞKANI UNVANINI ALACAKTI
Göçmen bir ailenin çocuğu olan Harris, seçilmesi halinde hem ilk kadın hem de ilk siyahi ve Hint kökenli kadın başkan olacaktı.
TRUMP ABD’DE İLK KEZ KADIN BAŞKAN SEÇİLMESİNİ İKİNCİ KEZ ENGELLEDİ
Öte yandan Trump, kazandığı seçimler ile ABD’de ilk kez kadın başkan olmasını 2 kez engellemiş oldu.
Trump, 2016 yılında yapılan seçimlerde aldığı oylarla Hillary Clinton’ı, 2024 seçimlerinde de Kamala Harris’i geçerek ABD Başkanı oldu.

HARRIS HUKUK EĞİTİMDEN SONRA KARİYERİNDE HIZLA YÜKSELDİ
20 Ekim 1964’te California eyaletinin Oakland kentinde Hindistanlı göçmen bir anne (Shyamala Gopalan Harris) ile Jamaika asıllı Amerikalı bir babanın (Donald J. Harris) çocuğu olarak dünyaya gelen Kamala Harris, eyaletin seçkin üniversitelerinde eğitim gördü.
Harris, kurulduğu yıllarda sadece siyahi öğrencilerin gittiği Howard Üniversitesinden siyaset bilimi ve ekonomi dallarında eğitim alarak 1986’da mezun oldu.
Daha sonra öğrenim hayatına eski adıyla Hastings College olan California Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde devam eden Harris, eğitimini tamamlamasının ardından kariyerine aynı eyalette bölge savcı yardımcısı olarak başladı.
Harris, uyuşturucu kaçakçılığı, çete zorbalığı ve cinsel taciz gibi davaları kovuştururken, “sert, yetenekli ve adil” bir savcı olarak adını duyurdu.
2004 yılında bölge savcısı olan Harris, 2010’da rakibinden sadece bir oy fazla alarak California Başsavcısı seçildi.

2016’DA SENATONUN İLK HİNT-AMERİKALI ÜYESİ OLDU
Kamala Harris, California’yı, önce Temsilciler Meclisi üyesi, daha sonra senatör olarak yaklaşık 36 yıl temsil eden Barbara Sue Boxer’ın tekrar aday olmaması üzerine 2016 seçimlerinde Demokrat Partiden aday gösterildi ve Cumhuriyetçi Trump’ın kazandığı seçimde Demokrat senatör olarak siyasi kariyerine başladı.
ABD Senatosunun ilk Hint-Amerikalı üyesi olan Harris, aynı zamanda Senato tarihindeki ikinci siyahi Amerikalı kadın unvanını da elde etti.
Senatoda sorduğu sorular ve performansıyla zaman zaman ABD medyasında adından söz ettiren Harris, 2020 seçimlerinde Demokrat aday Joe Biden tarafından başkan yardımcısı adayı olarak gösterildi.
Ülkenin iki büyük partisinden biri tarafından başkan yardımcılığına aday gösterilmesi ve Biden’ın kazanmasıyla başkan yardımcısı olması da Harris’in ilkler listesine eklediği unvanları arasında yer aldı.

BIDEN’IN DIŞ POLİTİKASINA ORTAKLIK ETTİ
Demokrat Başkan Biden’ın dört yıl yardımcısı olarak görev yapan Harris, oldukça kötü bir mirasla anılacak Biden’ın dış politikasına ortaklık etti.
İkilinin görev sürelerinin son bir yılı, ABD’nin, Gazze soykırımına ortaklığı ve İsrail’in katliamlarına verdiği destekle damga vurdu.
Şubat 2022’de Rusya’nın Ukrayna’ya başlattığı saldırıyla dünya gündemi bir anda değişirken, Harris’in ikinci güç olduğu yönetim, “Vladimir Putin’i zayıflatma” ve “Rusya’yı geriletme” stratejisi çerçevesinde Ukrayna’ya güçlü ve aralıksız destek verdi.
Buna karşın, 2016-2020’deki başkanlık döneminde Çin’den gelen ürünlere koyduğu ilave vergilerle ticaret savaşlarını başlatan Trump’ın ekonomi politikalarını hafifleten Biden-Harris yönetimi, Hint-Pasifik bölgesinde Çin hakimiyetine meydan okuma konusunda da somut adımlar attı.
Biden döneminde ABD’nin dış politika mimarisi büyük ölçüde başkanın yanı sıra Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan tarafından şekillendirilirken, Harris başkan yardımcılığı boyunca iç politikadaki yaklaşımlarıyla daha fazla gündeme geldi.
Harris, altyapı mevzuatı, göç, silahların kontrolü ve kürtaj hakkını koruma çabalarını büyük ölçüde destekledi.
Biden döneminde kabul edilen, ülkedeki 50 eyaletin tamamında yol, köprü ve tünel projeleri inşa etmenin yanı sıra büyük ölçüde istihdam alanı sağlamayı amaçlayan Altyapı Yasası, eyaletlerin finansman eksikliği nedeniyle ele alınmayan altyapı ihtiyaçlarını gidermeyi hedefliyordu.
62 milyar dolar değerindeki yasa kapsamında ülke genelinde 60 binden fazla proje finanse ediliyor.
Göçmen krizinde “sorunu kaynağında çözmeye” çalışan Biden-Harris ikilisi, ABD’ye en fazla göç veren El Salvador, Guatemala ve Honduras gibi Orta Amerika ülkelerindeki ekonomik sorunlar ve çete şiddeti gibi konulara odaklanılması gerektiğini savundu.
Düzensiz göç meselesiyle görevlendirilen Harris, bu ülkelerdeki ekonomik sorunların aşılmasının yolunun, ABD yatırımlarının arttırılmasından geçtiğini savundu.
Trump, son seçim kampanyasında da rakibine karşı göçmen karşıtı söyleme sarılırken, Harris kampanyası boyunca göçmenlik meselesinde çok net öneriler ortaya koymadı.
Başkanlığı döneminde Biden’ın, göçmenliği ve ilticayı zorlaştıran adımlar atarken, her ne kadar haziran itibarıyla sert önlemler alsa da sınırdan yüksek sayıda göçmen geçişi konusunda Trump kadar sert davranmadığı düşünülüyor.
Harris, Trump’ın seçilmesi halinde düzensiz göçmenleri sınır dışı edeceği yönündeki çıkışlarına temkinli yaklaşarak, suçla mücadele gibi konuları öne çıkarmaya çalıştı.
Kamala Harris, Amerika siyasetindeki en tartışmalı konulardan biri olan bireysel silahlanmanın denetlenmesi konusunda da silah edinmeyi desteklediğini ancak silah ruhsatı alınması ve denetlenmesi konusunda sert yasaların gerekliliğini savunuyor.
Konuya ilişkin tutumunu değiştirdiği düşünülse de Harris, suikast silahlarının yasaklanmasını desteklemeye karşı olacağını belirtiyor.
Silahının olduğunu belirten Harris, evine davetsiz bir misafir girmesi halinde silahını kullanmaya hazır olduğunu söylemesi de çok tartışılmıştı.
Yüksek Mahkeme’nin kürtaj haklarını iptal etme kararının ardından konu Demokratlar açısından merkezi bir yere oturdu.
Biden’ın 2024 adaylığını açıklamasının ardından Harris, mezun olduğu Howard Üniversitesi’nde düzenlenen bir toplantıda yasağı çıkaranları “sözde aşırılıkçı liderler” olarak tanımladı.
Harris, mart ayında Minnesota’daki bir kürtaj kliniğini ziyaret etti. Bu, bir ABD başkan yardımcısının böyle bir kliniğe ilk ziyareti oldu.

BIDEN’IN ÇEKİLME KARARIYLA BAŞKANLIĞA GİDEN YOLDA ÖNÜ AÇILDI
Eski Başkan Biden temmuzda, yaşı ve hafızasının zayıflığı nedeniyle aldığı eleştiriler üzerine bir sonraki dönemde aday olmayacağını ve başkanlık için yardımcısı Harris’i destekleyeceğini açıkladı.
Biden’ın söz konusu kararıyla önü açılan Harris, Demokrat Parti delegelerinin çoğunluğunun desteğiyle Demokratların başkan adayı oldu.
TRUMP İLE CANLI YAYIN TARTIŞMASI VE İSRAİL’E DESTEK VURGUSU
Harris, seçim sürecinde eski Başkan Trump ile ilk ve son kez 11 Eylül’de canlı yayında kozlarını paylaştı.
Tartışma boyunca sükunetini koruyan ve Trump’ın suçlamalarına soğukkanlılıkla cevap veren Harris, kamuoyundan puan toplamayı başardı.
Bununla birlikte, Harris’in tartışma esnasında kulağına taktığı inci küpelerin aslında kulaklık görevi gören bir inovasyon ürünü olduğu ve bu yolla sufle aldığı iddiaları da gündeme geldi.
Harris’in canlı yayında, Gazze’deki Filistinlilere yönelik saldırılarında kadın ve çocuklar dahil on binlerce sivilin ölümüne neden olan İsrail’e verdiği güçlü destek dikkati çekti.
Başkan olması durumunda ABD’nin İsrail’e verdiği desteğin devam edeceğini ima eden Harris, her şeyin 7 Ekim’deki Hamas saldırılarıyla başladığını savundu.
Bölgede iki devletli çözümden de bahseden Harris, Tel Aviv yönetimine desteğini, “Bir konuda sizi temin ederim, İsrail’e her zaman kendini savunma imkanını vereceğim.” sözleriyle ifade etti.
Söz konusu tartışmada Trump, Kamala’nın babasının Marksist bir profesör olduğunu hatırlatarak, fikirlerini kızına çok iyi öğrettiğini iddia etti.
Trump daha önce Harris’i, etnik kökeninin Hint olarak bilinmesine rağmen seçim kampanyası çerçevesinde siyahi kökleriyle tanınmaya çalışması nedeniyle eleştirmiş, bunun kafa karışıklığına yol açtığını iddia etmişti.

HARRIS’İN AİLE HAYATI
Harris, California’da avukatlık yapan Aşkenaz Yahudisi Dough Emhoff ile evli. Eşinin ilk evliliğinden biri 29, diğeri 25 yaşında iki çocuğu var.
Bir Hristiyanlık mezhebi olan Baptist Kilisesine mensup olduğunu canlı yayında söyleyen Harris’in 2019 yılında yayınlanan “The Truths We Hold: An American Journey” adında bir de anı kitabı var.
Harris’in üvey kızı Ella Emhoff, Filistinli Çocuklara Yardım Fonuna (PCRF) verdiği destekle gündem olurken, Filistinli çocuklar için organize edilen kampanyaya açıktan destek vermiş ve kampanya linkini sosyal medya hesabından paylaşmıştı.
Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Üyesi Jeff Van Drew kasım ayında, Harris’in üvey kızı Ella’yı Gazze’deki çocuklara destek amaçlı kampanyanın linkini paylaştığı için eleştirmiş, “Bu çok büyük bir endişe kaynağı ve bunu iğrenç buluyorum.” açıklamasında bulunmuştu.
Ella, babası Dough Emhoff’un aksine, sosyal medya yöneticisi Joseph David Viola aracılığıyla Yahudiliği kabul etmediğini, “bu konuda konuşmak istemediğini” açıklamıştı.
TÜRK-AMERİKAN İLİŞKİLERİNDE İNİŞLİ ÇIKIŞLI SÜREÇ
ABD’de son 4 yılın dış politikasını şekillendiren Biden-Harris yönetimi, en çok da İsrail’in Gazze’deki soykırımındaki ortaklığıyla kayıtlara geçerken, Rusya karşısında Ukrayna’ya verdiği güçlü destek ve Çin’le küresel rekabette pozisyonunu koruma stratejisiyle hatırlanacak.
İkili ilişkileri olumsuz etkileyen birçok başlığın gündeme geldiği Trump’ın son döneminin ardından 20 Ocak 2021’de başkanlık koltuğuna oturan Biden, ilk icraatlarından biri olarak nisan ayında 1915 Ermeni olaylarına ilişkin geleneksel çizginin dışına çıktı.
Seçim sürecinde ABD’deki bazı lobilere verdiği sözü yerine getiren Biden, 14 Nisan’daki açıklamasında sözde “Ermeni soykırımını” tanıdığını ilan ederek ikili ilişkilere yeni bir gölge düşürdü.
2022 yılında başlayan Ukrayna savaşındaki jeostratejik ve jeopolitik rolü nedeniyle Türkiye, hem ABD hem de uluslararası kamuoyu nezdinde “çatışma çözümü aktörü” olarak sahneye çıktı.
Bu süreçte hem Rusya hem de Ukrayna ile doğrudan görüşen nadir ülkelerden biri olan Türkiye’nin bu güçlü pozisyonu, son dönemde Türkiye’ye oldukça mesafeli duran ABD Kongresinde dahi büyük takdirle karşılandı.
Türkiye’nin ocakta İsveç’in NATO üyeliğine onay vermesinin ardından ABD yönetimi de Türkiye’ye F-16 satışı konusunda harekete geçti. Söz konusu satışa Kongre’den itiraz gelmemesiyle birlikte ikili ilişkilerde uzun zaman sonra ilk kez somut ve güçlü bir adım atılmış oldu.
7 Ekim süreciyle birlikte ABD’nin İsrail’e vermiş olduğu koşulsuz desteği sorgulayan Ankara, bu konuda Biden yönetiminin İsrail’in saldırganlığını durdurma noktasında somut adımlar atması yönünde açık çağrılarda bulundu.

Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Dilay Kaynak
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ABD’de 5 Kasım’da yapılan Kongre seçimlerinde Senato’da 52 sandalyeye ulaşan Cumhuriyetçiler, 4 yıllık aradan sonra Kongre’nin üst kanadında kontrolü yeniden ele geçirdi.
Associated Press’in (AP) paylaştığı resmi olmayan sonuçlara göre Cumhuriyetçiler, bu seçimlerde Demokratlarda olan 3 Senato koltuğunu kazanarak Kongre’nin üst kanadında çoğunluğu sağladı.
Cumhuriyetçi Donald Trump’ın seçimleri kazanmasının ardından Senato’da da çoğunluğa ulaşan Cumhuriyetçiler, 2024 seçimlerinden büyük bir başarıyla çıkmış oldu.
WEST VIRGINIA, MONTANA VE OHIO’DA 3 SENATO SANDALYESİ CUMHURİYETÇİLERE GEÇTİ
Seçimlerin en çarpıcı sonuçlarından biri olarak, West Virginia’daki seçimi kazanan Cumhuriyetçi aday Jim Justice, Demokrat rakibinden senatörlüğü alarak partisine yeni bir Senato sandalyesi kazandırdı.
Aynı şekilde Ohio’da Cumhuriyetçi aday Bernie Moreno ve Montana’da Cumhuriyetçi aday Tim Sheehy de Demokrat rakiplerindeki sandalyeleri kazandı.
Böylece önceki dönemde 49 olan Cumhuriyetçi senatör sayısı şu an itibarıyla 52’ye yükselmiş oldu.
Halen oy sayım işlemleri devam eden Temsilciler Meclisinde ise Cumhuriyetçiler 201 sandalyeye ulaşırken, Demokratlar ise 183 sandalye kazandı.
Temsilciler Meclisinde çoğunluğu kazanabilmek için bir partinin 218 sandalyeyi geçmesi gerekiyor.

TEMSİLCİLER MECLİSİ
Toplam 435 temsilcinin bulunduğu Temsilciler Meclisinde, her eyalet nüfusuna oranla temsil ediliyor. Kalabalık nüfusa sahip eyaletler daha fazla temsilciye, düşük nüfuslu eyaletler en az 1 olmak üzere daha az temsilciye sahip oluyor.
SENATO
Seçilenlerin 6 yıllığına görev başına geldiği Senato’da toplam 100 kişi görev yaparken, 50 eyaletin her birinin 2 senatörü bulunuyor. Bu seçimde, Senato’daki 34 sandalyede kimlerin oturacağı belirlenecek.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Fatih Yıldırım
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Lübnan resmi ajansı NNA’nın haberine göre, İsrail savaş uçakları Lübnan’ın güneyindeki çeşitli bölgelere şiddetli hava saldırılarına devam etti.

KATİL İSRAİL HAVADAN VURUYOR
İsrail savaş uçakları, sabah saatlerinde Sayda’ya bağlı Harayip kasabasına bir hava saldırısı düzenlerken Nebatiye’nin Kefr Tibnit kasabasında da bir evi hedef aldı.
Gece boyu süren saldırıların yoğunlaştığı iki bölge Sur ve Bint Cubeyl oldu.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

SİVİL BÖLGELER HEDEF ALINDI
İsrail ordusu, Marub kasabasında bir binayı hedef alarak yıkılmasına yol açarken, sivil savunma ve sağlık ekiplerinin sabaha kadar arama kurtarma çalışmalarını sürdürdüğü aktarıldı. Saldırıda kaç kişinin hayatını kaybettiği veya yaralandığına dair bilgi paylaşılmadı.

Bint Cubeyl’in pazar yerini hedef alarak buradaki dükkanların ciddi hasar görmesine yol açan İsrail ordusu, kentin Marun ve Yarun kasabalarının çevresini de topçu bombardımanına tuttu.

CAMİLER DE SALDIRI ALTINDA
İsrail’e ait insansız hava aracı (İHA) Haris kasabasında bir motosikleti hedef alarak bir kişinin ölümüne neden olurken kasabanın hava saldırısı düzenlenen camisi de yıkıldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
SON DAKİKA HABERİ! Amerika Birleşik Devletleri bugün sandık başına gidiyor. ABD yeni Başkanını seçecek, Donald Trump ve Kamala Harris seçim sürecine gidilen süreçte birbirleri ile atışırken dünya bu tartışmaları son dakika haberleri ile birlikte yakından takip etti. Peki anketler ABD seçim sonuçları için nelere işaret ediyor? Salıncak eyaletlerde kim önde? İşte ABD seçimleriyle ilgili bilinmesi gerekenler!
ABD tarihinin en kritik seçimlerinden biri için geri sayım başladı. Ülkede en çok oyu alan değil en fazla delegeye ulaşan adayın başkan olduğu seçim sistemi nedeniyle “salıncak eyaletlerdeki” sonuçlar daha fazla önem taşıyor.

ANKETLERE GÖRE KİM ÖNDE?
Bir yandan postayla ya da şahsen erken oy kullanma işlemleri devam ederken, anketler Trump ve Harris’in başa baş gittiğini gösteriyor.
Ülkede ulusal bazda yapılan tüm önemli anketleri derleyen analiz sitesi Real Clear Polling’e göre, ulusal çaptaki anketlerde genel olarak Trump, Harris’in yüzde 0,1 oranla önünde görünüyor.

NY Times/Sieana ve CNN anketlerinde durum eşit görünürken, Wall Street Journal’da (WSJ) ise Trump’ın, rakibinin yüzde 3 önünde olduğu belirtiliyor.
İngiliz haber ajansı Reuters’ın anketlerine göre ise mevcut ABD Başkan Yardımcısı Haris, 1 puanla yarışı önde götürüyor.

SALINCAK EYALETLER EN BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR
En çok oyu alan değil en fazla delegeye ulaşan adayın başkan olduğu Amerikan başkanlık seçim sistemi nedeniyle “salıncak eyaletlerdeki” sonuçlar daha fazla önem taşıyor.

“Seçiciler Kurulu” (Electoral College) adı verilen sistem dolayısıyla kritik öneme sahip 7 salıncak eyalet Pensilvanya, Georgia, Arizona, Nevada, Michigan, North Carolina ve Wisconsin’deki anketlerin ortalamasına göre Trump, yüzde 0,8 ile az farkla Harris’in önünde yarışı götürüyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD tarihinin en kutuplara ayrılmış ve sert tansiyonda geçen kampanya dönemlerinden biri yaşanırken, iki adaya göre de rakip aday kazanırsa ABD için felaket olacak ve ülke yok olmanın eşiğine gelecek. İki aday için de ABD’nin tek kurtuluşu, kendi galibiyetleri.
Kampanya dönemine Trump-Biden münazarası ve Biden’ın ön seçimleri kazandığı halde baskılara dayanamayıp yarıştan çekilmesi, Trump’ın mucize eseri kurtulduğu suikast girişimi, Trump’ın göçmenlerin evcil kedi ve köpekleri yediği iddiası, Biden’ın Trump’ın seçmenlerine ‘çöp’ demesi, eski Başkan Obama’nın tüm siyasi ağırlığını Harris’e yatırarak sahada Demokrat Başkan adayı için çalışması ve Harris’in Fox News mülakatı damga vurdu.
Harris ve Trump’ın farklı konulara bakışları nasıl? Haberi Görüntüle Göreve gelirse ABD tarihine geçecek
2016-2020 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri’nin 45. Başkanı olarak görev yapan Donald Trump, 15 Kasım 2022’de 2024 ABD Başkanlık Seçimleri için yarışacağını duyurdu.
Trump, seçim için kritik önem taşıyan eyaletlerden Iowa’da Cumhuriyetçiler arasındaki ön seçimi ezici bir zafer kazandıktan sonra, Biden mı, Kamala Harris mi yoksa Michelle Obama ile mi yarışacağını beklemeye koyuldu.
15 Temmuz 2024’te yine kritik eyaletlerden Wisconsin’in en büyük kenti Milwaukee’deki Cumhuriyetçi Ulusal Kongre’de resmen aday gösterildi ve Ohio’dan genç bir ABD Senatörü olan JD Vance’i de Başkan Yardımcısı adayı olarak ilan etti.
Göreve seçilmesi halinde Trump, Grover Cleveland’dan sonra arka arkaya görev yapmayan ikinci başkan olacak.
REKLAMİki suikast girişiminden kurtuldu
Trump, yürütme organının federal hükümet üzerindeki yetkisini büyük ölçüde genişletmek amaçlı bir kampanya yürüttü. Ancak eski Başkan’ın kampanyasına yasadışı göçmenlere karşı büyük bir sınır dışı etme operasyonu vaadi, enflasyonla mücadele, Rusya-Ukrayna Savaşı’nda Trump’ın pozisyonu ve İsrail’in Orta Doğu’daki saldırgan tutumuna yaklaşımı damga vurdu.
REKLAM
Trump, kampanyası sırasında biri Temmuz 2024’te Pennsylvania’daki bir mitingde, ikincisi ise eylül ayında Florida’daki golf sahasında olmak üzere iki suikast girişiminden kurtuldu.
İntikam sözü
Trump’ın kampanya serüveninde ise kronolojik olarak öne çıkanlar şunlar oldu:
Trump ilk kampanya etkinliklerini 28 Ocak 2023’te South Carolina ve New Hampshire’da gerçekleştirdi.
4 Mart 2023’te Trump, Nikki Haley’nin de katıldığı ancak diğer Cumhuriyetçi aday adaylarının katılmadığı CPAC kongresinde uzun bir açılış konuşması yaptı. Trump konuşmasında haksızlığa uğrayanların intikamını alma sözü verdi ve III. Dünya Savaşını önleyebilecek tek adayın kendisi olduğunu belirtti.
25 Mart’ta Trump, Waco kuşatmasının 30. yıldönümünde Teksas’ta bir miting düzenledi ve 6 Ocak 2021 Kongre Baskını’ndaki rolleri nedeniyle hapse atılan yaklaşık 20 kişiden oluşan bir koronun yer aldığı “Herkes için Adalet” şarkısının yorumuyla açılış yaptı.
10 Mayıs 2023’te Trump, New Hampshire’daki Saint Anselm College’da Cumhuriyetçi ve kararsız seçmenlerden oluşan bir izleyici kitlesiyle, “CNN Republican Town Hall with Donald Trump” programında haber sunucusu Kaitlan Collins ile bire bir görüştü. Etkinlik sırasında Trump, Roe v. Wade (1973) kararının bozulmasında payı olduğunu söylerken, 2020 seçimlerinin çalındığı iddiasını yineledi. Trump ayrıca Kongre Baskını sonucunda hüküm giyenlerin affedilmesini önerdi.
REKLAM“Sınır krizi bir ulusal suç, istila”
27 Ocak 2024’te Las Vegas’ta düzenlenen bir mitingde Trump, Meksika sınırı krizinin bir ‘istila’, ‘açık bir yara’, ‘ulusa karşı işlenmiş bir suç’ ve ‘anayasaya karşı işlenmiş bir vahşet’ olduğu söyledi.
Ocak 2024’te bağımsız Başkan adayı Robert F. Kennedy Jr., Trump’ın kendisine Başkan Yardımcısı adayı olması için teklif götürdüğünü ve kendisinin bu teklifi reddettiğini iddia etti. Temmuz ayında, 2024 Cumhuriyetçi Ulusal Kongresi’nde, JD Vance, Trump’ın Başkan Yardımcısı adayı olarak açıklandı.
Cumhuriyetçilerin Başkan adaylığı ön seçimlerini neredeyse rakipsiz bir şekilde açık ara kazanan Trump, Temmuz 2024’te Cumhuriyetçi Ulusal Kongre’de şunları söyledi:
“Wisconsin, burada 250 milyon doların üzerinde harcama yapıyoruz, her yerde istihdam ve diğer ekonomik gelişmeler yaratıyoruz, bu yüzden umarım kasım ayında bunu hatırlar ve bize oyunuzu verirsiniz. Oyunuzu satın almaya çalışıyorum, bu konuda dürüst olacağım”
REKLAMTrump’ın şans eseri kurtulduğu suikast girişimi
13 Temmuz 2024’te Trump, Butler, Pennsylvania yakınlarındaki bir mitingde düzenlenen suikast girişiminde sağ üst kulağından vurularak yaralandı. Trump, Birleşik Devletler Gizli Servisi tarafından miting alanından çıkarıldı. Silahlı saldırı, eski başkana sekiz kurşunla düzenlenen bir suikast girişimiydi. FBI tarafından Thomas Matthew Crooks olduğu açıklanan suikastçı, Gizli Servis tarafından vurularak öldürüldü.
Crooks suikast girişimi sırasında, Trump’ın arkasında oturan üç izleyiciyi öldü.
Biden çekiliyor ve Harris sahneye çıkıyor
21 Temmuz 2024’te, Amerika Birleşik Devletleri’nin görevdeki Demokrat başkanı Joe Biden, 2024 Amerika Birleşik Devletleri başkanlık seçimlerinden çekildiğini Demokratların Başkan adaylığı için Başkan Yardımcısı Kamala Harris’i desteklediğini açıkladı.
31 Temmuz 2024’te Trump, Ulusal Siyah Gazeteciler Birliği’nin yıllık kongresindeki bir soru-cevap oturumunda gazeteciler Rachel Scott, Kadia Goba ve Harris Faulkner ile röportaj yaptı. Trump, Başkan Joe Biden’ın 2024 seçimlerinden çekilmesinin ardından Başkan Yardımcısı Kamala Harris’in ırksal kimliğini sorguladı.
Trump, Harris’in ‘birkaç yıl önce Siyah olana kadar Kızılderili kökenli olduğunu iddia ettiğini ve şimdi de Siyah olarak bilinmek istediğini’ söyledi. Scott, Harris’in ‘her zaman Siyah olduğunu’ söylediğinde, Trump “Her zaman Hintliydi ve aniden bir dönüş yaptı ve Siyah bir insan oldu” şeklinde yanıt verdi.
REKLAMElon Musk etkisi
Donald Trump’ın kampanyasına maddi, manevi tüm desteğini Trump’a veren Elon Musk damga vurdu. Sahibi olduğu Twitter (X) platformunu Trump’ın lehine güçlü bir şekilde kullanan Musk, Trump ile beraber mitinge de çıktı.
Butler’da düzenlenen bir mitingde konuşan Musk, yaklaşan seçimlerin ifade özgürlüğü ve anayasal hakların korunması için çok önemli olduğunu söyleyerek oy vermenin önemini vurguladı. Trump ise dinleyicilere hitaben yaptığı konuşmada, yakın zamanda kendisine karşı düzenlenen bir suikast girişimine atıfta bulundu ve rakiplerini çabalarını engellemeye çalışmakla suçladı.
Trump, Federal Verimlilik Komisyonu başkanlığına Elon Musk’ı atama sözü verdi. Komisyonun tüm federal hükümeti denetleyeceğini ve “çarpıcı reformlar” önereceğini söyleyen Trump, köklü reform hedefine ulaşma sözü verdi. Musk da Trump’ın seçilmesi halinde atamayı kabul edeceğini resmen açıkladı.
Elon Musk’ın Trump’la birlikte Ekim 2024’te gerçekleştirdiği ilk seçim kampanyası sırasında ikili, Demokrat Başkan adayını demokrasiye yönelik bir tehdit olarak göstererek kalabalığı oy vermeye çağırdı.
Bir suikast girişimi daha
15 Eylül 2024’te Trump, West Palm Beach, Florida’daki Trump International Golf Club’da ikinci bir suikast girişiminin hedefi oldu. Ryan Wesley Routh olduğu açıklanan şüpheli, golf sahasındayken Trump’a bir tüfek doğrulttu, ancak Gizli Servis tarafından durduruldu ve silahını bırakıp kaçtı. Routh kısa bir süre sonra yakalandı.
REKLAM“Çöp” polemiği
Trump, 27 Ekim 2024 tarihinde Manhattan’daki Madison Square Garden’da bir etkinlik düzenledi. Etkinlik, Porto Riko’yu ‘yüzen bir çöp adasına’ benzeten komedyen Tony Hinchcliffe ve Harris’ten ‘deccal’ olarak bahseden Trump’ın arkadaşı David Rem’in de aralarında bulunduğu öne çıkan konuşmacıların paylaştığı söylemler nedeniyle çok konuşuldu.
Biden katıldığı bir etkinlikte, Hinchcliffe’in şakasını eleştirerek “Burada gördüğüm tek çöp onun destekçileri. Latinleri şeytanlaştırması mantıksız ve Amerikan karşıtlığıdır. Yaptığımız her şeye tamamen aykırı” dedi.
Bu açıklamanın ardından turuncu bir işçi yeleği giyerek bir çöp kamyonunun içinde oturarak soruları yanıtlayan Trump, Biden’ın ‘kendinden utanması gerektiğini’ ve Harris’in suçlu olduğunu söyledi. Trump, destekçilerinin ‘çöp olmadığını’ ifade etti.
Müslüman seçmenlere yönelik mesaj
Trump, 3 Kasım’da seçim kampanyası kapsamında, Amerikalı Müslümanların ve Arapların en yoğun olduğu Michigan eyaletinde konuştu.
“Harris, Liz Cheney gibi savaş kışkırtıcılarıyla birlikte kampanya yürütüyor. (Dick Cheney) Babası Orta Doğu’yu neredeyse mahvetmişti.” diyen Trump, “Kamala kazanırsa, sadece ölüm ve yıkım olacak. Ben barışın adayıyım.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Adalet Bakanlığı, eyalete bağlı Nashville kentinde bir elektrik dağıtım merkezine saldırı hazırlığında bulunan sağcı gruplarla bağlantısı olan 24 yaşındaki Skyler Philippi’nin yakalandığını duyurdu.
Başsavcı Merrick B. Garland, Philippi’nin insansız hava aracına C-4 patlayıcı bağlayarak saldırı yapmaya hazırlandığının belirlendiğini kaydetti.
Garland, açıklamada, “Bu, ülkemizin kritik altyapısına saldırarak şiddet ve kaos tohumları ekmek isteyenlere bir başka uyarı niteliğindedir. Adalet Bakanlığı sizi bulacak, planınızı bozacak ve sizi sorumlu tutacaktır. FBI görevlilerine olağanüstü çalışmaları ve ülkemizi güvende tutmak için her gün yaptıkları çalışmalar için minnettarım.” ifadelerini kullandı.
Philippi’nin 13 Kasım’da hakim karşısına çıkması bekleniyor.
*Haberin görseli Associated Press tarafından servis edilmiştir. Temsilidir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Temmuz ayının sonlarına kadar seçimin 2020’nin rövanşı olacağı, ABD Başkanı Joe Biden ile eski ABD Başkanı Donald Trump arasında geçeceği düşünülüyordu. Hatta ikili resmen aday olmadan önce canlı yayında kameralar karşısına geçip kozlarını paylaşmıştı. Ancak bu karşılaşmanın ardından Biden’a adaylıktan çekilmesi yönünde yoğun çağrılar geldi ve Biden 21 Temmuz günü adaylıktan çekildi.
REKLAM
ADAYLAR NASIL BELİRLENDİ?
Seçime 4 ay kala yarış yeniden başladı. Cumhuriyetçi Parti ve Demokrat Parti tüm eyaletlerde eyalet önseçimleri ve parti kurultayları düzenleyerek bir başkan adayı belirledi.
Cumhuriyetçilerin adayı eski ABD Başkanı Donald Trump, Wisconsin’de düzenlenen parti kongresinde Cumhuriyetçilerin resmen adayı oldu. Demokrat Parti’de ise Başkan Yardımcısı Kamala Harris, Chicago’da yapılan kongrede resmen aday oldu.
SEÇİM NASIL İŞLİYOR?
ABD seçimleri zaman zaman kafa karıştırıcı olabiliyor, çünkü seçimleri kazanan kişi, ülke genelinde en çok oyu alan aday olmayabiliyor. Bunun örneği 2016’da yaşanmıştı. Demokratların başkan adayı Hillary Clinton, ülke genelinde Cumhuriyetçilerin adayı Donald Trump’tan 3 milyon daha fazla oy almasına karşın yeterli delege sayısına ulaşamadığı için seçilememişti. Peki ama neden?
REKLAM
İki aday da 50 eyalette düzenlenen seçiciler kurulu seçiminde yarışıyor. Sandığa giden seçmenler, kayıtlı oldukları eyaletin Seçiciler Kurulu’na göndereceği delegeleri, delegeler de başkan ve başkan yardımcısını seçiyor.
Her eyalet, kısmen nüfusa bağlı olarak belirli sayıda seçici kurul oyuna sahip. Toplam 538 oy söz konusu ve 270 ya da daha fazla oy alan aday kazanmış oluyor.
GÖZLER SALINCAK EYALETLERDE OLACAK
İki eyalet hariç, tüm eyaletlerde seçimi kazanan aday tüm delegeleri de kazanmış oluyor. Maine ve Nebraska’da ise adayların aldığı oy oranına göre eyaletin delegeleri paylaştırılıyor.
Çoğu eyaletin kırmızı (Cumhuriyetçi) ya da mavi (Demokrat) renkte olduğu biliniyor. Ancak bazı eyaletler var ki seçimin sonucunu onlar belirliyor. “Salıncak eyalet” olarak adlandırılan bu eyaletler şöyle; Pensilvanya, Georgia, Arizona, Nevada, Michigan, North Carolina ve Wisconsin.
Bu yedi salıncak eyalet hariç geri kalan tüm eyaletleri Demokratlar ya da Cumhuriyetçiler ‘kaleleştirmiş’ durumda. Sürpriz beklenmiyor. Salıncak eyaletlerde ise seçimin kaderini belirleyecek. Çünkü bugüne kadar yapılan anketlerin çoğunda oy dağılımı başa baş gidiyor.
REKLAM
KONGRE’NİN YENİ ÜYELERİ DE SEÇİLECEK
Bu seçimde aynı zamanda Kongre’nin yeni üyeleri de seçilecek. Temsilciler Meclisi 435 sandalyeden, Senato ise 34 sandalyeden oluşuyor. Şu an Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçilerin kontrolünde, Senato ise Demokratların elinde.
SEÇİM SONUÇLARI NE ZAMAN BELLİ OLACAK?
Genellikle seçimin kazananı seçim gecesi belli oluyor. Ancak 2020’de salı günü başlayan seçimlerde oyların sayılması cumartesi gününü bulmuştu. Bunun bir sebebi de pandemi sebebiyle posta yoluyla yapılan erken oy kullanma işlemi olmuştu.
Bu sefer oy sayımının geçen seferki kadar yavaş olması beklenmiyor, ancak seçim gecesi başkanlık yarışının sonucunu ve Kongre’nin kontrolünün kimde olacağının belirlenmesinin düşük bir ihtimal olacağı düşünülüyor.
ABD basını seçim sonuçlarının birkaç gün içinde kesinleşeceğini bildirirken, başkan seçilen isim Ocak ayında Washington’daki Kongre binasında düzenlenecek yemin töreniyle resmen görevine başlayacak.
*Haberin görseli ShutterStock tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Seçim için kritik öneme sahip Pensilvanya’nın Lititz eyaletindeki seçim mitinginde konuşan Trump, Demokratları ‘şeytani’ olarak tanımladı ve 2020 seçimlerine ilişkin hayal kırıklıklarını paylaştı.

Trump, “Ayrıldığım gün ülke tarihinin en güvenli sınırına sahiptik. Ayrılmamalıydım, yani dürüst olmak gerekirse, o kadar iyi iş çıkardık ki, o kadar harika bir şey yaşadık ki…” dedi ve sözlerini hemen sonlandırdı.
REKLAM
Trump’ın bu ifadeleri, 2020’deki seçim yenilgisini nasıl kabul etmediğini ve ne düşündüğünü yansıtıyordu. 2020 seçimlerine ilişkin konuşmaya başlayınca kendini durduramayan Trump, yine seçimin hileli olduğunu iddia etti.

Trump mitingde ayrıca bir dizi son ankete, özellikle de Iowa’da yapılan ve kendisini Iowa eyaletinde Harris’in dört puan gerisine koyan Des Moines Register anketine tepki gösterdi.
Trump, “Iowa’daki bu kişiye yaptığınız gibi gerçekten zarar veriyorsunuz. Buna baskılama denir. Ve aslında yasadışı olmalı.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Güvenlik kabinesinden çıkan sızıntıların, İsrail’in en hassas güvenlik politikalarını tehlikeye attığı belirtilirken, bu bilgilerin, özellikle bölgedeki düşman unsurlar tarafından kullanılması durumunda, ülkenin istihbarat ve operasyonel kapasitesinde geri dönülmez hasarlar yaratabileceği ifade ediliyor.
Siyasi çıkarlar ve Netanyahu’nun manipülasyon iddiaları
İsrail’deki muhalif partiler ve bazı medya organları, Netanyahu’nun bu krizi kendi siyasi amaçları için kullanmak istediğini öne sürüyor. İsrail’in aşırı sağcı koalisyon ortaklarını tatmin etmek amacıyla güvenlik teşkilatlarını kontrol altına almak ve bağımsızlıklarını azaltmak için bu krizi bir fırsat olarak değerlendirdiği iddia ediliyor. Özellikle Likud Partisi’nin bazı üyeleri, Netanyahu’nun bu durumu aşırı sağcı tabanını güçlendirmek için manipüle ettiğini savunuyor.
REKLAM
Muhalefetteki Mavi ve Beyaz İttifakı’nın lideri Benny Gantz, Netanyahu’nun güvenlik kurumlarına karşı aldığı pozisyonun, İsrail’in uzun vadeli güvenliğine zarar verebileceğini belirterek, başbakanı siyasi çıkarları uğruna ulusal güvenliği tehlikeye atmakla suçladı. Bu eleştiriler, Netanyahu’nun İsrail’in güvenlik teşkilatlarını kendi siyasi çıkarları doğrultusunda kullanma niyetinde olduğuna dair kamuoyunda ciddi bir algı oluşturuyor.
Şin Bet ve hükümet arasındaki gerilim: Güvenlik teşkilatının yetkileri sorgulanıyor
Sızıntıların ardından Şin Bet, güvenlik önlemlerini artırma ve yetki sınırlarını genişletme yönünde karar aldı. İsrail’in iç güvenlik teşkilatı olarak bilinen Şin Bet’in bu adımı, hükümetle güvenlik kurumları arasındaki gerginliği daha da artırdı. Şin Bet yetkilileri, artan güvenlik tehditleri karşısında örgüt içindeki güvenlik prosedürlerini yeniden yapılandırma ihtiyacı duyduklarını belirtirken, bu durum Netanyahu hükümeti tarafından siyasi alanına müdahale olarak yorumlanıyor.
Bölgedeki kaynaklar, Şin Bet’in güvenlik protokollerini sıkılaştırmasının, Netanyahu hükümetinin yetki alanında daralmaya neden olabileceğini ve bu nedenle hükümetin Şin Bet’in hareketlerini kısıtlamaya çalışabileceğini belirtiyor. İsrail güvenlik yapısı içinde bu gerilim, devlet yapısındaki güç dengesinin güvenlik teşkilatlarının bağımsızlığı lehine mi, yoksa hükümetin kontrolü lehine mi şekilleneceğine dair önemli bir tartışmayı da beraberinde getiriyor.
REKLAMUluslararası ilişkilerde güven krizi ve Bild’e sızan belgeler
Güvenlik sızıntılarının yalnızca İsrail içinde değil, uluslararası alanda da ciddi sonuçları oluyor. İsrail’in ulusal güvenlik bilgilerine dair belgelerin Almanya’da Bild gazetesinde yayımlanması, İsrail’in diplomatik ilişkilerinde güven krizine yol açtı. Özellikle Hamas ile yürütülen esir değişimi müzakerelerinde sızdırılan bilgilerin ortaya çıkması, İsrail’in müzakere gücünü olumsuz etkileyebilir ve ülkenin bölgesel müttefikleri nezdinde güvenilirliğini zayıflatabilir.
Ortadoğu uzmanları, İsrail’in güvenlik bilgilerinin dış basına sızmasının, özellikle Arap ülkeleriyle yürütülen gizli müzakerelerde büyük bir güven kaybına yol açabileceğini belirtiyor. İsrail’in esir değişimi ve bölgedeki askeri faaliyetlerine dair detayların sızması, düşman unsurların İsrail’in güvenlik açıklarını değerlendirmesi açısından stratejik bir zaafiyet oluşturabilir.
REKLAMİsrail kamuoyunda güven erozyonu
Sızıntılar, İsrail kamuoyunda hükümetin ve güvenlik kurumlarının hesap verebilirliği üzerine yoğun bir tartışma başlattı. İbranice medyada yer alan yorumlara göre, halkın bu tür güvenlik zafiyetlerine karşı artan hassasiyeti, güvenlik güçlerine ve Netanyahu hükümetine yönelik güvenin zedelenmesine yol açıyor. İsrail halkı, güvenlik yapısında böylesine ciddi çatlakların ortaya çıkmasının, gelecekte daha büyük krizlere yol açabileceğinden endişe ediyor.
İsrail toplumunda, özellikle güvenlik sızıntılarının artan bir tehdit haline gelmesiyle birlikte hükümetin ve güvenlik güçlerinin şeffaflık ve hesap verebilirlik konusunda ciddi adımlar atması gerektiğine dair bir beklenti oluşmuş durumda. Güvenlik teşkilatlarının bağımsızlığı ve Netanyahu’nun bu kurumları kendi siyasi amaçları için kullanma ihtimali, kamuoyunun sorguladığı en kritik meselelerden biri olarak öne çıkıyor.
İsrail’in güvenlik yapısında derin çatlaklar
Netanyahu’nun liderliğinde yaşanan güvenlik sızıntıları krizi, İsrail’in mevcut güvenlik yapısında ciddi çatlakların bulunduğunu gösteriyor. İsrailli analistler, bu krizin nasıl yönetileceğinin, yalnızca İsrail’in ulusal güvenliğini değil, hükümet-güvenlik kurumları arasındaki ilişkileri de kökten etkileyebileceğini belirtiyor. Uzmanlar, İsrail’in güvenlik teşkilatlarının, hükümetin siyasi baskılarından bağımsız olarak çalışabilmesi için güvenlik politikalarının yeniden yapılandırılmasının kaçınılmaz olduğunu vurguluyor.
Netanyahu hükümeti, yaşanan güvenlik sızıntıları krizi karşısında güçlü bir duruş sergilemeye çalışsa da, İsrail’in güvenlik politikasındaki bu çatırdama, ülkenin güvenlik yapısının gelecekte daha derin sorunlarla karşılaşabileceğinin işaretlerini taşıyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Trump ve Harris son kez destekçileriyle buluştu Haberi Görüntüle
Ülke genelinde ya da önemli mücadele alanlarında, ne Kamala Harris ne de Donald Trump tek bir yüzde puanından fazla farkla bile önde değil. Her iki aday da 270 delege oyu kazanmaya yetecek kadar eyalette anlamlı bir üstünlüğe sahip değil. Modern kamuoyu yoklamaları tarihinde, son anketlerin bu kadar yakın bir çekişmeye işaret ettiği bir kampanya hiç olmadı.
REKLAM
Ancak öncelikle ABD seçim sisteminin nasıl olduğunu özetleyelim.
‘Çoğunluk’ sistemi
ABD’deki Başkanlık Sistemi, nispi seçim sisteminden farklı. Daha çok 1946-1960 yılları arasında Türkiye’de uygulanan seçim sistemine benziyor.
Buna göre ABD’deki eyaletlerde seçmenler, Başkan ve Başkan Yardımcısı’nı direkt olarak seçmiyor; seçecek delegeleri seçiyor. Bir eyaletin delege sayısı nüfusuna oranla belirleniyor.
Türkiye’nin eski sistemine benzeyen yönü ise şu: Eyalette rakibinden 1 oy fazla bile alsan eyaletin tüm delegelerini kazanıyorsun.
Bu sisteme sadece iki eyalet, Maine ve Nebraska dahil değil. Bu eyaletlerde delege dağılımı partilerin oy oranına göre değişiyor.
ABD’nin çoğunlukçu sistemi nedeniyle toplamda daha fazla oy alan Başkan adayının küçük farklarla birkaç eyalet kaybetmesi nedeniyle o eyaletlerin tüm delegelerini kaybettiği; bu nedenle Başkan seçilemediği seçimler de oldu.
REKLAM
2016 yılında Demokrat aday Hillary Clinton, Cumhuriyetçi rakibi Trump’tan daha fazla oy aldı ancak Trump’ın kazandığı delege sayısı Clinton’ı geçti. 2000 yılında da Cumhuriyetçi George Bush, rakibi Demokrat Al Gore’dan daha az oy almasına rağmen salıncak eyaletlerde başarı kazanarak Başkan seçilmişti. Bir adayın Başkan seçilebilmesi için ulaşması gereken delege sayısı 270.
İki aday da 270’ten uzak
Hem Trump hem de Harris muhtemelen en az 200 seçmen oyu alabileceklerine güvenebilecekleri eyaletlere sahipler, ancak kazanmak için 270’e ulaşmaları gerekiyor. Bu sayıya ulaşmak için ise yedi kilit, yani salıncak eyalet var.
ABD ilk kadın başkanını seçecek mi? Haberi Görüntüle
Eyaletleri tek tek inceleyelim:
Pennsylvania
Pennsylvania, yedi salıncak eyalet arasındaki en kritik eyalet. 19 delegeye sahip. Eyaletin nüfusu 13 milyon. 2020’de Başkan Biden bu eyaleti sadece 82 bin oy farkla kazandı. Son anketlerde ise ağustos ayından beri Harris’in 2 puan arkasında olan Trump’ın son düzlükte 1 puan önde olduğu görülüyor ancak fark o kadar az ki, hata payı daha büyük.
Bu nedenle çoğu son anket için bu eyalette durum berabere. Başkanlık kilidini 2000 yılında Florida açmıştı, 2024’te ise bu eyalet Pennsylvania.
North Carolina
North Carolina, 2008 yılından beri Cumhuriyetçilerin kazandığı bir eyalet ancak iki aday arasında fark hep az olmuştu. Demokrat Harris bu seçim döneminde bu eyalete özel bir ilgi göstererek birçok kez miting düzenledi.
REKLAM
Son ankete göre Trump Harris’in 1 puan önünde. Ancak Harris’in bu eyalette son üç ayda çok büyük bir farkı kapatarak Trump’ı yakaladığı da anketlere yansıyan kritik bir veri. Bu eyaletin 16 delegesi var. 10.8 milyon nüfusa sahip. 2020 yılında Trump bu eyaleti 74 bin oy farkla kazanmıştı.
Nevada
Nevada da son anketlere göre Trump’ın önde olduğu salıncak eyaletlerden. Anketlere göre tüm eylül ve ekim aylarında Harris’in gerisinde seçimi yürüten Trump, son düzlükte 1 puan öne geçmiş durumda.
Nevada’nın delege sayısı diğer salıncak eyaletlere göre az. 6 delegesi var. Ayrıca nüfusu 3.2 milyon ve son seçimlerde Biden burayı 34 bin oy farkla kazandı.
Michigan
Michigan eyaleti Trump’ın Pennsylvania ile beraber en önem verdiği eyalet olabilir. Son mitingini bu eyalette yapan Trump, Kamala Harris’in 1 puan gerisinde. Kamala Harris, ağustos ayından beri Trump’ın hep önünde seyrederken, fark iki aday arasında açılma eğilimi göstermedi.
Son düzlükte Trump, 2-3 olan puan farkını 1’e düşürdü. Michigan’ın 15 delegesi bulunuyor. Eyaletin nüfusu 10 milyon. 2020 yılında Biden 150 bin farkla Trump’a karşı net bir zafer kazanmıştı.
REKLAMGeorgia
Georgia eyaleti Trump’ın açık bir farkla yarışa başladığı ama Kamala Harris’in ivmesini durduramadığı bir eyalet olarak öne çıkıyor.
Anketlere göre ağustos ayının sonunda kısa bir süre de olsa Harris’in öne geçtiği eyalette Trump şu an 1 puan önde. Eyaletin 16 delegesi var. Nüfusu ise 11 milyon. 2020 yılında Biden ve Trump arasındaki en olaylı eyaletlerden olan Georgia’yı sadece 13 bin oy farkla Biden kazanmıştı.
Wisconsin
Wisconsin hem Kamala Harris’in hem de Donald Trump’ın kampanyalarının son haftasında önem vererek miting yaptıkları bir salıncak eyalet olarak kritik bir noktada. Trump bu eyaletin önemini şu sözlerle vurguluyor: “Gerçekten önemli… Wisconsin’i kazanırsak her şeyi kazanırız.”
Son anketlere göre Harris bu eyalette son 3 ayda Trump’a hiç geçilmedi; ancak Trump farkı ciddi oranda kapadı. İki aday arasındaki fark Harris lehine 1 puan. Bu eyalet 2016 ve 2020’de kazanan başkan adayını her seferinde 20.000’den biraz fazla oy farkıyla seçti. Son kazanan Biden’dı.
REKLAMArizona
Ve Arizona. Trump’ın en rahat olduğu salıncak eyalet olan Arizona’da son anketlere göre Cumhuriyetçi aday, Harris’le farkını son iki aydır istikrarlı bir şekilde açıyor.
Son ankete göre Trump bu eyalette Harris’in 3 puan önünde. Bu eyalete şu açıdan da bakılabilir: Eğer Harris bu eyaleti kazanırsa Trump hikayesi çok kötü bitmiş demektir.
Beklenmeyen sürpriz: Iowa
Seçimlere bir hafta kala tüm dengeleri değiştiren bir anket yayımlandı. ABD’nin en güvenilir anketçilerinden olan ve saygınlığıyla öne çıkan bağımsız anketçi J. Ann Selzer, Trump’ın 2020’de tam 8 puan farkla kazandığı Iowa eyaletinde Kamala Harris’i 3 puan önde gösterdi. Bu eyalet iki hafta öncesine kadar salıncak eyaletlerden biri bile değildi. Bu yıl yapılan diğer tüm anketler Trump’ı en az dört puan önde gösteriyordu.
Donald Trump’ın kampanyasında neler öne çıktı? Haberi Görüntüle
Ancak genel olarak, Selzer’in yeni anketi dahil edildiğinde bile, Iowa’daki anket ortalamasında Trump hala üç puanlık bir avantaja sahip. Anketin bu kadar çok uzman ve siyasetçiyi ayağa kaldırmasının nedeni, Selzer’in daha önce de bu yollardan geçmiş olması. Selzer 2020 seçimlerinden önceki son haftada Trump’ın Iowa’da yedi puan önde olduğunu gösteren bir anket yayınladı. Diğer anketler çok daha sıkı bir yarışa işaret ediyordu ve ortalamalar Trump’ı bir puanın biraz üzerinde önde gösteriyordu.
Son durum
Seçimin sonucunu belirlemesi muhtemel yedi eyalette anketler birbirine o kadar yakın ki hiçbir adayın bu son düzlükte anlamlı bir üstünlüğü yok. Ancak anketler küçük bir farkla bile yanılırsa, adaylardan herhangi birinin bu eyaletlerin çoğunu veya tamamını silip süpürmesi mümkün.
2016 ve 2020’de anketler Trump’ı hafife aldı. Ancak 2022’de Demokratlar birçok önemli ara dönem yarışında anket ortalamalarının üzerinde performans gösterdi. Geçmişteki anket hataları, mevcut ortalamaların ne kadar yanılmış olabileceğine dair bir fikir verebilir.
Anketler son birkaç hafta içinde Trump’a doğru kaymıştı. Ancak son birkaç gündür yarışın biraz Harris’e doğru dönmeye başladığına dair işaretler de var. Marist College, YouGov, Muhlenberg College ve The Washington Post, Pennsylvania’da Harris’i az farkla önde buldu. Ardından Selzer’in Iowa’da Harris’i üç puan önde olduğunu gösteren anketi geldi. Son olarak, New York Times/Siena College anketlerinin son dalgası Harris’i kilit savaş bölgelerinde az bir farkla önde gösteriyor.
‘Utangaç seçmen’ faktörü
Trump’ın anketlerden üstün performans gösterebilecek olmasının en büyük dayanağı, ‘utangaç Trump seçmenleri’ olgusu. Trump’ın 2016 ve 2020’de anketlerden daha yüksek bir performans göstermesinin sebebi oyunu Donald Trump’a verecek seçmenlerin bunu dillendirmemesiydi. Bugün de de bu olabilir.
Harris’in anketlerden daha iyi bir performans gösterebilecek olmasının yolunun ise ‘Beyaz kadınlardan’ beklenenin üstünde oy alması. Uzmanlar, bunun da bir ihtimal olduğunun altını çiziyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ancak İran basınında çıkan haberlerde, kadının bir süredir psikolojik sorunları olduğu iddia edildi. İki çocuk annesi kadının yakın zamanda boşandığı ifade edildi. Kadının eski eşi sosyal medyadan yaptığı açıklamada, görüntülerin paylaşılmamasını istedi ve eski eşinin kötü olan ruh sağlığının bu haberlerden etkilenebileceğini dile getirdi.
REKLAM
Olayın ardından kadın gözaltına alınmıştı.
Olay
Diğer yandan her ikisi de olay yerinde olduklarını söyleyen bu iki görgü tanığı, BBC Farsça’ya verdikleri röportajda, polisle yaşandığı belirtilen tartışmanın farklı detaylarını anlattılar.
Tanıkları genç kadının, “elinde cep telefonuyla birkaç sınıfa girdiğini, sanki öğrencileri videoya çekiyormuş gibi davrandığını” söylediler.
Buna göre, bu kadının sınıfa izinsiz girmesinden sinirlenen profesörlerden biri, ne yaptığını anlamak için öğrencilerden birini peşinden gönderdi. Ancak tanıkların biri, öğrenciler genç kadınla yüzleştikten sonra kadının “çığlık attığını ve bağırdığını” söyledi.
Tanıklardan biri, avluya ulaştığında kadının kıyafetlerini çıkardığını gördüğünü söyledi.
Bu tanıklara göre genç kadın ve polis arasında tartışma yaşanmadı. Ancak bu öğrenciler kızın sınıflara ani girişinden sonraki anlara tanık olmuştu. Kadının kıyafetlerini çıkardığı anı da görmemişlerdi.
REKLAM
Tanıklara göre genç kadın bina içinde öğrencilere, “Sizi kurtarmaya geldim” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Senatör JD Vance, Temmuz ayında Trump’ın yardımcısı olarak kampanyaya katıldığından bu yana Trump ile birlikte Beyaz Saray’ı kazanacaklarına dair sonsuz bir güven besliyor. Ancak yarışın son günlerinde, seçim zaferinden sonra nasıl bir yol haritaları oalcakları konusunda fazla konuşmadıklarını kabul etti.
“Trump ve ben batıl inançlara sahibiz”
Cumartesi gecesi kampanya uçağında verdiği bir röportajda Vance, “Trump da ben de o kadar batıl inançlara sahibiz ki seçimden sonra ne olacağına dair pek konuşmak istemiyoruz. Ben işimi sadece Başkan için fazladan bir el olarak görüyorum” dedi. Ancak Vance, Beyaz Saray yarışını kazanmaları halinde göçmenlik, üretim ve teknoloji politikaları konusunda etkili bir ses olmak istediğini söyledi.
REKLAM
Vance ikinci bir Trump yönetiminin neye benzeyebileceği konusunda Trump’ın ilk döneminden daha itidalli bir yaklaşım içinde. Trump’ın Cumhuriyetçi Parti üzerindeki sağlam hakimiyetinin, Kongre ile ilk döneminde yaşadığı türden mücadelelerle karşılaşma olasılığını azalttığını düşündüğünü söyleyen Vance, “Kongre ve Başkan’ın 2017 ve 2018’de olduğu gibi anlaşmazlığa düşmesi beni şaşırtır. Partinin lideri olduğu konusunda geniş bir kabul var ve bence kamu politikaları söz konusu olduğunda çok daha fazla birlik olacak” diyor.
“Ukrayna’ya desteğe kesin olarak karşı”
ABD’nin Ukrayna’ya yardım etmesine şiddetle karşı çıkan Vance, Trump’ın olası ikinci dönemindeki öncelikleri arasında göç ve sınır güvenliğine ilişkin kararnameler, enerji düzenlemelerinin kolaylaştırılması ve “Ukrayna ve Rusya’da işlerin yoluna girmesi için güçlü bir çaba” olacağını söyledi. Vance, salıncak eyaletler arasında en büyük seçim ödülü olan Pennsylvania’da 17 etkinlikle ilk sırada yer alırken, onu Michigan’da 14, Kuzey Carolina’da 13, Wisconsin’de 10 ve Arizona’da 10 etkinlik izledi. Kampanyanın takibine göre, 44 kampanya bağış toplantısına ev sahipliği yaptı ve gazeteler, dergiler, podcast’ler, radyo istasyonları ve yerel ve ulusal televizyon programlarıyla 149 röportaja katıldı.
Vance, 2024 Başkanlık Seçimleri kampanyası sürecinde beklenmedik çıkışların çoğunda ön planda ve merkezde yer aldı. Bazı ana hikaye çizgilerini kendisi yönlendirdi. “Çocuksuz kedi kadınlara” yönelik açıklamaları nedeniyle çığ gibi büyüyen bir eleştiri yağmuruyla karşı karşıya kaldı. Bu tartışmanın ardından Vance, Demokratlar için kısa sürede yakın tarihin en sevilmeyen Başkan Yardımcısı adaylarından biri haline geldi.
REKLAM
Vance, geriye dönüp bakıldığında bu eleştiri yağmurunun bir nimet olabileceğini söyledi. FiveThirtyEight’in ulusal anketler ortalamasına göre, Amerikalıların büyük bir çoğunluğu hala ondan hoşlanmıyor, ancak bu oran son iki ayda düşerken, onu seven seçmenlerin oranı istikrarlı bir şekilde arttı.
Vance, “Her zaman yeteneklerimden birinin yüksek baskı durumlarında oldukça iyi performans göstermem olduğunu düşünmüşümdür. Bence bu beni kesinlikle keskinleştirdi ve gerektiği kadar agresif olma konusunda biraz daha istekli olmamı sağladı” diyor.
Vance’in geçmişi
Ohio senatörü JD Vance 1984’te James David Bowman adıyla Middletown – Ohio’da İskoç-İrlanda kökenli işçi sınıfı bir aileden geliyor.
Babası küçükken aileyi terk eden, annesi ise uyuşturucu bağımlılığıyla mücadele eden Vance altı yaşındayken üvey babası tarafından evlat edinildi ve onun soyadı olarak Hamel’i aldı.
Annesi birkaç yıl sonra üvey babasından ayrılınca, anneannesi ve dedesi tarafından büyütüldü.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Endonezya’da felaket tablosu!
Flores Adası’nda yer alan Lewotobi Laki Laki Dağı’nda volkanik patlama yaşandı.
Patlamadan sonra lav akıntıları, yerleşim yerlerini küle çevirdi.
8 KİŞİ ÖLDÜ,1 KİŞİ KAYIP
Yetkililer, bir rahibenin aralarında olduğu 8 kişini hayatını kaybettiğini, bir kişinin de kayıp olduğunu bildirdi.
ÜLKEDE ALARM VERİLDİ
Bölgede geçen haftadan beri bir dizi patlama meydana gelirken yetkililer, Lewotobi Laki Laki Dağı için uyarı durumunu en yüksek seviyeye çıkardı.
Yanardağ, geçen haftadan bu yana her gün havaya 2 bin metreye kadar yoğun kahverengi kül püskürtüyor.

Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>31 Ekim tarihi ile başlayan Cadılar Bayramı etkinlikleri ilginç anlara sahne olmaya devam ediyor.
Britanya’ya ait olan Cadılar Bayramı, Avrupa ülkeleri ve Amerika’da büyük bir heyecanla karşılandı.
Bazı ülkelerde bir farklı kesimlerin kutladığı bu bayramda etkinlikleri ile en çok ilgi çeken ülke ise Suudi Arabistan oldu.
RİYAD’DA CADILAR BAYRAMI FESTİVALİ
Bir süredir ılımlı politikalar izlenen Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da, Cadılar Bayramı Festivali düzenlendi.
Korku filmi karakterleri ve tanınmış figürlerin kılığına giren festival katılımcılarının görüntüleri sosyal medyada çok konuşuldu.
Resmi dini İslam olan bir ülkenin bu etkinliği düzenlemesi, bazı Müslüman sosyal medya kullanıcıları tarafından eleştirildi.







Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te de 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail askerleri ile Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarında 168’si çocuk 768 Filistinli hayatını kaybetti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Salyangozlar, doğanın en ilginç ve merak uyandıran canlıları arasında yer alıyor.
Genellikle yavaş hareket etmeleri ile tanınan bu tuhaf yaratıklar, özellikle yağmur sonrası ortalığa çıkarak gözler önüne seriliyor.
Peki, salyangozların bu davranışlarının arkasında ne yatıyor?

BİRÇOK ANLAMI VAR
Salyangozların, yağmurdan sonra dışarı çıkmasının ardında yatan birkaç önemli neden bulunuyor.
Yağmur, salyangozlar için dış ortamın nemlenmesini sağlar. Bu nemli zemin, onların yaşam alanını daha elverişli hale getirir.
Ayrıca yağmur, salyangozların üreme döngüsü açısından da kritik bir öneme sahiptir. Nemli ortam, eşleşmek için ideal koşulları sunar.
Salyangozların yağmur sonrası dışarı çıkmalarının bir başka nedeni ise avcılardan kaçış içgüdüsüdür. Düşen yağmur damlaları, avcı hayvanların hareketinde meydana gelen titreşimlere benzer bir etki yaratır.
Bu titreşimleri algılayan salyangozlar, kendilerini korumak amacıyla toprağın üstüne çıkarak daha güvenli alanlara yönelirler.
Kübra Kireççi
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Mersin’in Erdemli ilçesi Merkez Mahallesi Erdemoğlu Bulvarı’nda feci bir kaza meydana geldi.
Ulaş Can Seri’nin kontrolünü yitirdiği motosiklet, yol kenarındaki ağaca çarptı.
İKİ KİŞİ HAYATINI KAYBETİ
Motosikletten fırlayan sürücü Seri ile arkasındaki Cansu Melis Bolat, olay yerinde hayatını kaybetti.
Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Abdullah Paçal
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Aydın’da İncirliova’nın Kurtuluş Mahallesi’nde çevre yolunu kullanmayan ağır tonajlı kamyonlar, Yahya Ümit Orbay Caddesinden geçince içme suyu hattı patladı.
Yahya Ümit Orbay Caddesi ile Girne Caddesi’nin birleştiği noktada yaşanan patlama sonrası seyir halinde bulunan bir otomobil patlama sonrası oluşan çukura düştü.
EKİPLER SEVK EDİLDİ
Olayı görenlerin ihbarı üzerine polis, itfaiye ve büyükşehir belediyesi ekipleri bölgeye sevk edildi.
ARAÇ ÇUKURDAN ÇIKARILDI
Çevredeki vatandaşlar ve belediyenin iş makineleri yardımı ile araç çukurdan çıkarıldı.

İNCELEME BAŞLATILDI
Otomobilde maddi hasar meydana gelirken olayla ilgili inceleme başlatıldı.
SU KESİNTİSİ YAŞANDI
Patlama nedeniyle İncirliova’da bazı bölgelerde su kesintisi yaşandı.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Furkan Can
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kayseri İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, terör ile mücadelesine hız kesmeden devam ediyor.
Bu kapsamda, terör örgütlerinin faaliyetlerinin deşifre edilmesi ve engellenmesine yönelik 1-31 Ekim tarihleri arasında çalışmalar gerçekleştirildi.
26 ŞAHIS HAKKINDA YASAL İŞLEM BAŞLATILDI
PKK/KCK terör örgütü soruşturmaları kapsamında 3, sol terör örgütlerine yönelik soruşturmalar kapsamında 2, dini istismar eden terör örgütlerine yönelik soruşturmalar kapsamında 12, FETÖ terör örgütü soruşturmaları kapsamında 9 şahıs olmak üzere toplamda 26 şahıs hakkında yasal işlem başlatıldı.
KAYSERİ İL EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ’NDEN AÇIKLAMA
Operasyonlara ilişkin Kayseri İl Emniyet Müdürlüğü’nce yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:
Terör Örgütleriyle mücadele kapsamında hukuk devleti ilkelerine bağlı ve insan haklarına saygılı görev anlayışı çerçevesinde gerek toplumun tüm katmanlarıyla gerekse terörle mücadele eden diğer kurumlarla koordinasyon ve iş birliği içerisinde halkımızın huzuru, devletimizin selameti için her türlü terör olayını önlemeye yönelik çalışmalarımız kararlılıkla sürdürülmekte ve gerekli tüm tedbirler alınmaktadır.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Öznur Kaya
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
TBMM yoğun bir mesaiye hazırlanıyor.
Haftalık çalışmasına 30 Ekim Çarşamba günü başlayacak Genel Kurul, kamuoyunda 9. Yargı Paketi olarak bilinen Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ni ele alacak.
Bu teklife göre, Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı ve İdari Yargı Ön Sınavı’nda soru sayısı 100’den 120’ye çıkarılacak.
Hakim ve Savcı Yardımcılığı Mülakatı’na çağrılacak aday sayısında değişiklik yapılacak, ilan edilen kadro sayısının bir katı fazlası aday, mülakata çağrılacak.
Buluntu olması nedeniyle veya kanun hükümleri gereğince trafikten men edilerek alıkonulan ve sahipleri tarafından 6 ay içinde teslim alınmayan veya aranmayan yediemin otoparklarındaki araçların satış usulü yeniden belirlenecek.
Sesli, yazılı veya görüntülü iletiyle hakaret suçu, uzlaştırma kapsamından çıkarılarak ön ödeme kapsamına alınacak.
Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan hakaret suçu bakımından şikayet süresi, her ne suretle olursa olsun fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemeyecek.
Arabuluculuk eğitimini tamamlayan ve mesleğinde 20 yıl kıdeme sahip olanlar, yazılı sınava girmeden arabuluculuk siciline kayıt olabilecek. Uzlaştırmacı olmak için hukuk mezunu olma şartı getirilecek.
BÜTÇE GÖRÜŞMELERİ
Plan ve Bütçe Komisyonunda 2025 yılı bütçesinin tümü üzerinde görüşmeler yapılacak. Ayrıca Komisyon, TBMM Başkanlığının bütçesini görüşecek.
İhtisas komisyonları da toplanarak gündemdeki konuları ele alacak.
Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu, basına kapalı toplantısında, “Devlet İstihbarat Hizmetleri ile Güvenlik ve İstihbari Nitelikteki Faaliyetlere İlişkin 2023 Yılı Raporu”nun görüşmeleri kapsamında Emniyet Genel Müdürlüğü yetkililerini dinleyecek.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı yetkilileri de İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Göç ve Uyum Alt Komisyonunda sunum yapacak.
Dışişleri Komisyonu, uluslararası anlaşmalara yönelik 10 kanun teklifini görüşecek.
Dilekçe Komisyonu ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyelerinden Oluşan Karma Komisyonun gündeminde 12 Kamu Denetçisi adayının belirlenmesi olacak.
Çarşamba günü Meclis’te grubu bulunan siyasi partilerin grup toplantıları yapılacak. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında milletvekillerine hitap edecek.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Yusuf Balıkçı
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
New York Times (NYT) ve Siena Koleji tarafından ülke genelinde yapılan anket, ABD’de 5 Kasım’da yapılacak 60. başkanlık seçimi için geri sayım sürerken Trump ile Harris’in seçim yarışında başa baş gittiğini ortaya koydu.
OY ORANLARI AYNI ÇIKTI
20-23 Ekim tarihlerinde ülke genelinde 2 bin 516 kayıtlı seçmen ile telefonda yapılan ankette, Trump ile Harris’in oy oranları yüzde 48 ile aynı çıktı.
Ankette ülkeyi ilgilendiren konu bazlı sorularda Trump ekonomide yüzde 52 ve göçmen sorununda yüzde 54 ile önde giderken, başkan yardımcısı Harris ise demokrasi akıbeti kaygısında yüzde 51 ve kürtaj meselesinde yüzde 55 ile tercih edilen aday oldu.

KIYASIYA MÜCADELE BEKLENİYOR
Seçimlere iki haftadan az bir zaman kala iki rakibin oy oranının aynı çıkması, devam eden seçim kampanyalarında kıyasıya mücadele olarak değerlendirilirken, seçim sonuçları konusunda da çetin tartışmaların yaşanabileceği ihtimalinin kuvvetli olduğuna işaret edildi.
Ankette ayrıca, başkan adaylarının oy oranlarının aynı olmasına rağmen, iki rakibin kaderini salıncak eyalet olarak bilinen Arizona, Georgia, Michigan, Nevada, Kuzey Carolina, Pensilvanya ve Wisconsin’daki kararsız seçmenlerin belirleyeceğine dikkati çekildi.
TRUMP, 7 KRİTİK EYALETTE AZ FARKLA ÖNDE
ABD’de yapılan diğer güncel anketlere göre, Harris ülke genelindeki oy oranında kıl payı Cumhuriyetçi rakibi Trump’ın önünde yarışı götürürken, Trump ise, başkanlık yarışında belirleyici olacak 7 kritik eyalette Demokrat rakibinin az farkla önünde yer alıyor.

Yavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CHP’de yeni bir gerilim dalgası büyüyor.
Eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na tahsis edilen makam araçlarının geri istendiği iddiaları, partideki tartışmalara farklı bir boyut ekledi.
Kılıçdaroğlu’nun korumalarının yemek düzenlemelerinin kesilmesiyle başlayan rahatsızlığı, makam araçlarını iade etmesiyle sonuçlandı.
CHP: KILIÇDAROĞLU, MAKAM ARAÇLARINI KENDİ İSTEĞİYLE İADE ETTİ
CHP’den konuya dair yapılan açıklamada ise, araçların Kılıçdaroğlu’nun kendi isteği doğrultusunda iade edildiği belirtildi.
Açıklamada şöyle denildi:
“7. Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na, Genel Merkezimiz tarafından sağlanan 2 aracın geri istendiği yönünde basında yer alan iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. Söz konusu 2 araç, Genel Merkezimizin bir talebi olmaksızın iade edilmiştir”

“YEMEK ÖNEMLİ DEĞİL AMA ENGELLENMESİ İNCİTİCİ”
CHP’li Levent Gök, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada ise şunları söyledi:
“Yanlışlar 1- 7.Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu Yüksek Derecede kendisine tahsis edilen korumalarının yemekleri Genel Merkezce kaldırılınca makam araçlarını da iade etmiş.Yemek önemli değil ama engellenmesi incitici.Şık olmamış.”
“CHP BELEDİYELERİNE YERLEŞTİRİP, KUL HAKKI YİYENLERİN KURSAĞINDAKİ HARAMI KESİN”
Kemal Kılıçdaroğlu’na yakınlığıyla bilinen Eren Erdem de, Gök’ün açıklamasını alıntılayıp şu ifadeleri kullandı:
“CHP 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Çubuk’ta, Artvin’de ölümün eşiğinden dönmüş, ve canıyla sınanmasına sebep olan yürüyüşünden geri adım atmamış bir isimdir.
Koskoca CHP Genel Merkezinin, bu olayları yaşamış bir Genel Başkanının CANINI KORUYAN “korumalarının yemeğini kesmesi” utanç duyulması gereken bir konudur! Yemekten bahsediyoruz! Ve korumalar devlet memuru polislerimiz!
Onların canıyla Kemal beyi korurken yediği 2 lokma yemeğin lafını yapana kadar, NEPOTİZM ile şişene kadar akraba talükatını CHP belediyelerine yerleştirip, kul halkı yiyenlerin kursağındaki haramı kesin!!!!!!
Bu utanç dolu kararın sebebi nedir?”
Fatih Yıldırım
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP Genel Merkezi’nde düzenlenen Sendikalar ve Emek Örgütleri Buluşması’na katıldı.
Burada konuşan Özel, gündemin önemli ana başlıkları hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Son dönemde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin başlattığı ülkedeki barış havası kapsamında, tutumu dolayısıyla kendisine teşekkür eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yanıt verdi.
“BEN MECLİS’İ ADRES GÖSTERİYORUM”
Teşekkürün kıymetli olduğunu belirterek asla kabalık etmeyeceğini söyleyen Özel, son dönemde başlayan sürecin neresinde konumlandıklarını ve yanlış buldukları ayrıntıları tekrar sıraladı.
İnşa edilecek süreçte TBMM’nin merkez alınması gerektiğini söyleyen, şeffaflık ve demokratiklik vurgusu yapan Özel şöyle konuştu:
“Bazen derler ya ‘beni bir kişi anladı o da yanlış anladı’ diye. Teşekkür kıymetli ama bir kişinin meselesini o kişinin özgürlüğü ile ilişkilendirip sorunu kökünden çözeceğini düşünen önerme yanlıştır.
Ben Türkiye’de Kürtler ‘sorunum var’ diyorsa vardır noktasındayım. Hiçbir siyasi parti dışlanmadan konuşmalı. O sorun TBMM’de araştırılmalı. Ben Meclis’i adres gösteriyorum.
Ben silah bırakılacaksa kan akmayacaksa her aktörün kim konuşacaksa konuşsun, her aktörün katkısı alınsın noktasındayım.
“MECLİS’İN MERKEZDE OLDUĞU BİR SÜREÇTEN YANAYIZ”
Bir aktörü aktörleştirilip sorunu yok sayarsanız bana teşekkür etmeniz sadece ve sadece ya beni dinlemediğinizi ve anlamadığınızı ya da benim ortaya koyduğum net perspektif yerine Abdullah Öcalan ile sürdüreceğinizi gösteriyor.
Bu demokratik değil doğru da değil. Bir kez daha söylüyoruz Meclis’in merkezde olduğu şeffaf bir çözümden yanayız.
“HER TEŞEKKÜRÜN DEĞERİ VARDIR, KABALIK ETMEYECEĞİM”
Kabalık etmeyeceğim, etmemek gerekir, her teşekkürün değeri vardır ama bu teşekkür yanlış zeminde yapılan bir teşekkür.
Bana teşekkür edecekseniz ‘Özgür Bey teşekkür ederiz dediğiniz doğru biz bu işi Meclis’e alalım milleti dinleyelim her aktörün sözünün kıymetini değerlendirelim bu işi çözelim.”

“ÖZEL’E BURADAN TEŞEKKÜR EDİYORUM”
Erdoğan, grup konuşmasında “Siyasetimizi 23 yıllık bir gecikmeyle de olsa açık yüreklilikle desteklediği için Özel’e buradan teşekkür ediyorum. CHP’nin Özel’in başkanlığında kardeşliğin safında yer alacağına inanmak istiyorum.” ifadelerini kullanmıştı.
Yusuf Balıkçı
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul’un Esenyurt ilçesi siyasetin gündeminde…
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunca, terör örgütü PKK/KCK’nın mensup ve faaliyetlerinin tespit edilmesine yönelik soruşturma kapsamında CHP’li Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer de gözaltına alınmıştı.
TUTUKLANIP GÖREVDEN UZAKLAŞTIRILDI
Özer, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
İçişleri Bakanlığı, “PKK/KCK silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçundan tutuklanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in geçici olarak görevden uzaklaştırıldı.
Bu kapsamda Esenyurt Belediyesi’ne kayyum atandı.
BAŞKAN VEKİLİNİN MAKAMDA İLK FOTOĞRAFI
İstanbul Vali Yardımcısı Can Aksoy, Belediye Başkan Vekili olarak görevlendirildi.
Belediye binasına gelerek göreve başlayan Aksoy’ın makamından fotoğraf paylaşıldı.
Esenyurt Belediyesi’nin resmi X hesabından yapılan paylaşımda, “İstanbul Vali Yardımcısı Sayın Can Aksoy, Esenyurt Belediye Başkan Vekili olarak görevine başlamıştır.” ifadelerine yer verildi.

FOTOĞRAFLARI İNDİRİLDİ
Diğer yandan belediye binasında Ahmet Özer’in astırdığı kendi portreleri de toplatıldı.
Özer’in kendi fotoğraflarını belediye binasına astırdığı daha önce de gündeme gelmişti.


Yusuf Balıkçı
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kars’ta okul çevreleri ve metruk binalarda, polis tarafından incelemeler yapılıyor.
Kentte özellikle de okullara yakın bölgelerde güvenlik artırıldı.
Denetimlerde, okul çevresinde bulunan vatandaşlara GBT yapılarak bölgeden uzaklaştırıldı.
METRUK BİNALAR YIKILIYOR
Kars İl Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı ekiplerin okullar bölgesinde denetimlerinin hız kesmeden devam edeceği öğrenilirken, metruk binalar ise yıkılarak temizleniyor.
Kars’ta bu tür denetimlerin düzenli olarak yapılacağı ve toplum güvenliğinin ön planda tutulacağına dikkat çekildi.

Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Adile Topçu
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Amasya’da seyreden otomobil sürücüsü A.T.’, Göllü Bağları mevkisinde, M.A. idaresindeki tırla çarpıştı.
Çarpışmanın etkisiyle otomobil sürücüsü ve yanında bulunan bir kişi yaralandı.
2 KİŞİ YARALANDI
Kaza, çevredeki sürücüler tarafından polise bildirildi.
Olay yerine gelen ambulanslar yaralıları Amasya Üniversitesi Sabuncuoğlu Şerefeddin Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne taşıdı.
GÜVENLİK KAMERASINA YANSIDI
Kaza, bölgedeki bir iş yerinin güvenlik kamerasınca görüntülendi.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Diyarbakır’da yaşayan üç çocuk annesi Remziye Koyun, yaklaşık bir buçuk yıl önce yumuşak doku kanseri tedavisi gördü. Sağlığına kavuştuğunu düşünerek gündelik yaşamına devam eden Koyun, son zamanlarda yoğun karın ağrısı, yürüme ve nefes almakta zorlanma gibi belirtiler yaşamaya başladı.
Bu belirtilere rağmen hastaneye gitmekten kaçınan Koyun, kanserinin ileri evreye ulaştığı ve tedavi şansı kalmadığı düşüncesiyle umutlarını yitirdi. Ancak, Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden Genel Cerrahi ve Cerrahi Onkoloji Uzmanları Doç. Dr. Salim İlksen Başçeken ve Op. Dr. Abit Yaman, daha önce tedavisini üstlendikleri Koyun’un kontrollerini aksattığını fark ederek kendisiyle iletişime geçti.
20 KİLOLUK DEVASA KİTLE ÇIKARILDI
Doktorlarının ısrarıyla yeniden hastaneye gelen Koyun’un yapılan tetkiklerinde, karnında 50 santimetre çapında bir kitle tespit edildi. Riskli bir operasyon olsa da cerrahi müdahaleyle tedavi şansı bulunduğunu belirten Dr. Başçeken ve Dr. Yaman’ın güven verici açıklamaları üzerine, Koyun ameliyat olmaya karar verdi.
Altı saat süren zorlu operasyonun ardından Koyun’un karnından 50 santimetre genişliğinde ve yaklaşık 20 kilogram ağırlığında devasa bir kitle başarıyla çıkarıldı.

“ÜZERİMDEKİ AĞIRLIK KALKTI”
Remziye Koyun, yürümekte zorluk çektiği için doktora gittiği belirterek,
Ameliyatla üzerimdeki ağırlık kalktı. Ameliyattan sonra 3 gün yoğun bakımda kaldım. Şimdi iyiyim. Kuş gibi hafifledim. Daha önce çok az yemek yiyebiliyordum. İnşallah bundan sonra yemek yiyebileceğim.
dedi.
“BU KADAR BÜYÜK LİTLELER NADİR SAPTANIYOR”
Doç. Dr. Başçeken, Remziye Koyun’un geçmişte de kanser tedavisi gördüğünü belirtti. Hastanın düzenli kontrollerine gelmemesi üzerine iletişim kurduklarını aktaran Başçeken, yapılan incelemelerde Koyun’da tümör oluşumunun yeniden meydana geldiğini tespit ettiklerini söyledi.
Başçeken,
Kitlenin büyüklüğü o kadar fazlaydı ki hasta neredeyse yataktan kalkamayacak durumdaydı. Daha önce biraz daha iyi olan durumu kötüleşmiş. Kitlenin tüm karın boşluğunu sardığı ve birçok organı sıkıştırdığı görülüyordu. Bu kadar büyük kitleler oldukça nadir karşılaşılan bir durum. Hasta, yaşadığı şikayetlere rağmen kendini umutsuz hissetmiş, çünkü son evrede olduğunu düşünüyordu. Ancak bu tür tümörlerde cerrahi müdahale şansı olabiliyor. Ameliyat edilebileceğini, fakat bunun riskli olduğunu kendisine açıkladık. Hasta ve ailesi tüm riskleri kabul ederek ameliyat olmayı kararlaştırdılar
ifadelerini kullandı.

“ZOR BİR AMELİYATTI”
Op. Dr. Abit Yaman, hastada tespit ettikleri organlara yapışık kitleyi altı saat süren bir operasyonla başarıyla çıkardıklarını açıkladı. Bu ikinci ameliyat olması nedeniyle hem hastayı hem de kendilerini zorlayan bir süreç olduğunu belirten Yaman,
Hastamız daha önce yemek yiyemediğini ve düzgün nefes alamadığını ifade ediyordu. Ameliyatla bu sorunların çoğunu ortadan kaldırmayı başardık. Operasyon oldukça başarılı geçti ve şu an hastamızın sağlık durumu oldukça iyi. Kendimizi, hastamızı tedavi edebildiğimiz için çok mutlu hissediyoruz
şeklinde konuştu.

Yavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Donald Trump ve Kamala Harris, ilk kez ve sadece 10 Eylül’de ABC News yayınında karşı karşıya geldi ve kozlarını paylaştı. Bu münazaranın ardından Harris, Trump ile bir kez daha düelloya çıkmak istedi, Trump’ı CNN’de karşılaşmaya ikna etmeye çalıştı, ancak başarılı olamadı.

Bu gelişmelerin ardından Kamala Harris, CNN’de Anderson Cooper’ın sorularını yanıtladı. Harris açıklamalarında, Trump’ın ülkenin temel ilkelerine tehdit oluşturduğu konusunda uyarıda bulundu.
REKLAMTRUMP’I FAŞİST OLARAK GÖRÜYOR MU?
ABD’nin eski Beyaz Saray Genel Sekreteri ve uzun yıllar genelkurmay başkanlığında çalışan üst düzey askeri yetkili John Kelly, New York Times’a verdiği röportajda Trump görevdeyken Adolf Hitler’i övdüğünü ve Nazi liderinin “bazı iyi şeyler yaptığını” ima ettiğini söylemişti. Trump hakkındaki bu açıklamalarının ardından Harris’e Trump’ı faşist olarak görüp görmediği soruldu.
Harris yanıt olarak “Evet, düşünüyorum.” ifadelerini kullandı. Ancak seçmenlerin onun sözüne inanmasını istemediğini de sözlerine ekledi.
Harris, “Ayrıca bu konuda onu en iyi tanıyan kişilere güvenilmesi gerektiğine inanıyorum.” dedi.
HARRIS DEĞİŞİMİN GELECEĞİNİ SAVUNDU
Harris, Biden’dan politika konusunda nasıl ve ne ölçüde farklı olacağı konusunda sorularla bugüne dek çok kez karşı karşıya kaldı ve bu soruları çoğunlukla görmezden geldi. Ancak bu kez Harris bu sorulara yanıt verdi ve seçilirse değişimin geleceğini savundu.
REKLAM
Harris, “Benim yönetimim Biden yönetiminin devamı olmayacak. Bu role kendi fikirlerimi ve kendi deneyimimi getiriyorum. Birçok konuda yeni nesil liderliği temsil ediyorum ve aslında yeni yaklaşımlar benimsememiz gerektiğine inanıyorum.”
Diğer yandan, Reuters/Ipsos’un son anketinde Harris, Trump’ın 3 puan önüne geçti. Ankette Harris yüzde 46, Trump yüzde 43 oranında destek aldı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KAN’ın adını vermediği İsrailli yetkilerinin sözlerine dayandırılan haberinde, “İsrail’in İran’a olası bir saldırıya hazırlık aşamasında, İsrail tarihinin en gergin ve karmaşık zamanlarından birine tanık olduğu” ifade edildi.

“İsrail’in İran’a bir saldırı başlatmak üzere” olduğu belirtilen haberde, “ABD’nin İsrail’in İran’a yönelik saldırısına odaklandığı ve saldırının hafifletilmesi için baskı yaptığı” kaydedildi.
İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant dün, askeri üsse gerçekleştirdiği ziyaret sırasında ülkesinin İran’a olası saldırısı hakkında açıklamalarda bulunarak, “İran’a saldırdıktan sonra herkes sizin hazırlık ve eğitim sürecinde neler yaptığınızı anlayacak.” diye konuşmuştu.
REKLAM
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Hamas lideri Yahya Sinvar’ın İsrail’in Gazze’nin güneyindeki Refah’ta düzenlediği saldırıda yaşamını yitirmesinin ardından başlayan Orta Doğu turu kapsamında dün ilk olarak İsrail’e gelmişti.
ABD Dışişleri Bakanı Blinken, İsrail ziyaretinin ardından Suudi Arabistan’a geçmişti.
İran, 1 Ekim’de İsrail’e füze saldırısında bulunmuştu. Tel Aviv yönetimi, İran’ın bu saldırısına karşılık verileceğini bildirmişti.
İsrail’in Kanal 13 televizyonunda yer alan haberde, ABD’nin Tel Aviv’den İran’a yapacağı saldırıyı “yumuşatmasını” istediği iddia edilmişti.
Bu iddiaya ilişkin İsrail yönetiminden ise bir açıklama yapılmadı.
Öte yandan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, bugün Tel Aviv’de yaptığı açıklamada, İsrail’in İran’a yanıtının “gerginliği artırmaması” uyarısında bulunmuştu.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Rejime yakın sosyal medya hesaplarında da saldırıda bir kişinin öldüğü iddia edilirken olay yerine ambulansların sevk edildiği kaydedildi.
AA’nın haberine göre; Şam’ın birçok mahallesinde, Hizbullah’ın yanı sıra İran destekli grupların yoğun varlık gösterdiği biliniyor.
Söz konusu iddiaya ilişkin, İsrail tarafından şu ana kadar herhangi açıklama yapılmadı.
İsrail, iç savaşın başladığı 2011’den bu yana Suriye’de zaman zaman İran destekli gruplara ve Suriye ordusuna ait askeri noktalara saldırılar düzenliyor.
*Haberde AA’nın arşiv fotoğrafı kullanılmıştır.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Küba’nın Matanzas kentinde bulunan Antonio Guiteras Elektrik Santrali’nde ilk olarak cuma günü öğle saatlerinde yaşanan arıza nedeniyle yaklaşık 10 milyon kişi karanlıkta kaldı.
Yetkililerin yoğun çalışmalarının ardından bazı bölgelere elektrik verilse de ülkenin yüzde 80’inden fazlası günlerdir karanlığa gömülmüş halde.
Son 48 saat içinde elektrik santralinde yaşanan dördüncü arıza nedeniyle ülkede ciddi derece gıda, yakıt ve ilaç sıkıntısı yaşanıyor.
Sorunun çözülerek elektrik kesintilerinin bugün ya da yarın giderileceğini açıklayan yetkililer, ülkeye ulaşan Oscar Tropik Fırtınası nedeniyle çalışmaların aksadığını ifade etti.
OSCAR TROPİK FIRTINASI VURDU
Günlerdir elektrik arızasıyla mücadele eden Küba’yı, bu kez Oscar Tropik Fırtınası vurdu. Bahamalar’ın ardından Küba’ya ulaşan tropikal fırtına, ülkede şiddetli rüzgar ve yağışa neden oldu.
Dün akşam saatlerinde Küba’nın doğusundaki Guantanamo eyaletine bağlı Baracoa şehri yakınlarında karaya ulaşan Oscar Tropik Fırtınası, ülkenin doğu eyaletlerinde fırtına ve yağışın yanı sıra alçak bölgelerde orta şiddette su baskınlarına da neden oldu.
Yaklaşık 2 metrelik dalgalar sahili vururken Baracoa’da evlerin çatı ve duvarlarında hasar oluştu. Yetkililerin tahliye bekleyenler için 20 merkez kurduğu ifade edilirken tropik fırtınanın yarın etkisini kaybetmesinin beklendiğini açıkladı.

HAVANA SESSİZLİĞE GÖMÜLDÜ
Yaklaşık 2 milyon nüfuslu başkent Havana komple karanlığa ve sessizliğe gömülürken kentin çeşitli noktalarına da askerler konuşlandırıldı.
Yaşanan elektrik kesintisi nedeniyle Havana’da yaşayanlar, hükümeti tencere-tavalı protesto etti.
Gıda, su ve elektrik sıkıntısı nedeniyle öfkelenen eylemciler, San Miguel de Padron şehrinde çöp yığınlarıyla yolları kapattı.
Öfkeli kalabalık, protestoya müdahale eden güvenlik güçleri tarafından dağıtıldı.

“MÜNFERİT VE MİNİMAL OLAYLAR…”
Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel, dün akşam saatlerinde gerçekleştirdiği ulusa sesleniş konuşmasında, halka yaşanan soruna ilişkin şikayetlerini nezaket içerisinde dile getirmelerini söyleyerek “Hiç kimsenin vandalizmle hareket etmesini ve halkımızın huzurunu bozmasını kabul etmeyeceğiz ve buna izin vermeyeceğiz.” dedi.
Küba Enerji ve Madenler Bakanı Vicente de la O Levy ise dün yaptığı açıklamada, elektrik kesintilerinin halkı “huzursuz” ettiğinin farkında olduğunu ancak Küba halkının hükümetin enerji akışının yeniden sağlanmasına yönelik çabalarını anlaması ve desteklemesi gerektiğini söyleyerek, “İş birliği yapmak Küba kültürüdür. Var olan bu münferit ve minimal olayları yanlış ve uygunsuz olarak sınıflandırıyoruz.” diye konuştu.

Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Can Badak
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Rusya ile Kuzey Kore’nin askeri işbirliğine yönelik gazetecilere değerlendirmelerde bulundu.
Kuzey Kore’nin Rusya’nın en yakın komşusu ve ortağı olduğunu hatırlatan Peskov, iki ülkenin ilişkilerini her alanda geliştirdiğini ve bunun kendilerinin egemenlik hakkı olduğunu dile getirdi.
“İŞ BİRLİĞİNİZİ GELİŞTİRECEĞİZ”
Peskov, “Bu kimseyi endişelendirmesin çünkü bu işbirliği üçüncü ülkelere karşılık değildir. Biz bu iş birliğini daha da geliştireceğiz.” ifadesini kullandı.
Kuzey Kore ordusunun Rusya’da olduğu iddiasıyla ilgili bilgilerin çelişkili olduğuna dikkat çeken Peskov, “Çok fazla çelişkili bilgi görüyoruz. Güney Koreliler bir şey söylüyor, ardından Pentagon bu tür açıklamaları teyit etmediklerini açıklıyor. Muhtemelen buna böyle yaklaşmamız gerekiyor.” diye konuştu.
YANITSIZ BIRAKTI
Sözcü Peskov, Kuzey Kore ordusunun Rusya’da olup olmadığı ve Ukrayna’daki “özel askeri operasyona” katılıp katılmadığı yönündeki soruya, “Bu, özel askeri operasyonun yürütülmesiyle ilgili bir soru. Savunma Bakanlığı ile iletişime geçmeniz gerekiyor.” yanıtını verdi.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Furkan Can
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail’in dün Lübnan’ın güneyindeki hava saldırısında 3 Lübnan askeri hayatını kaybetti. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) Sözcüsü Nadav Shoshani konuya ilişkin yaptığı açıklamada, dün sabah saatlerinde Lübnan’ın güneyindeki Nebatiye Valiliği’ne bağlı Hanine bölgesinde füze rampası ve füze taşıdığı tespit edilen Hizbullah’a ait bir kamyonun vurulduğunu ve patlamalar meydana geldiğini belirtti.
İlerleyen saatlerde Hizbullah’la IDF askerlerinin çatışma bölgesi olan aynı noktaya bir kamyonetin daha geldiğini ve bölgedeki askerlerin bu kamyonu da hedef aldığını ifade eden Shoshani, söz konusu kamyonun Lübnan ordusuna ait olduğunun tespit edildiğini ve saldırıda 3 askerin öldüğünü söyledi.
ÖZÜR DİLEDİLER
Shoshani, “Lübnan ordusuna ait bir kamyonun geleceği IDF tarafından bilinmiyordu. IDF Lübnan ordusuna karşı operasyon yürütmüyor ve bu istenmeden yaşanan durumlar için özür diliyor.” ifadesini kullandı.
Lübnan ordusu tarafından dün yapılan açıklamada, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki Ayn Ebel kasabasında orduya ait bir aracı hedef aldığı ve 3 Lübnan askerinin hayatını kaybettiği belirtilmişti.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Abdullah Paçal
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Amerika, 5 Kasım’da yapılacak olan seçimlere hazırlanıyor…
Kamala Harris ve Donald Trump arasındaki yarış ise bir hayli heyecanlı ve çekişmeli anlara sahne oluyor.
Ağustos ayından bu yana yapılan anketlerde Kamala Harris, ipi göğüsleyerek üstünlük elde etti.
Ancak durum, son anketlerde değişmiş gibi görünüyor.
TRUMP ÖNE GEÇMEYE BAŞLADI
Cuma günü yayınlanan Emerson College’ın anketine göre Harris, Trump’ı sadece bir puanla geçti. Harris yüzde 49, Trump yüzde 48. Harris, Emerson College’ın Eylül ve Ekim başındaki anketlerinde iki puan ve Ağustos ayındaki anketinde ise dört puan öndeydi.
Trump, çarşamba günü yayınlanan Fox News anketinde Harris’e karşı yeniden bir üstünlük elde etti ve olası seçmenler arasında yüzde 50’ye yüzde 48’lik bir üstünlük sağladı.
İLGİLİ HABERABD başkanlık yarışında son anket! Kamala Harris ve Donald Trump başa baş
ANKETLER BÖLGESEL OLARAK DEĞİŞİKLİK GÖSTERİYOR
Harris, çarşamba günü yayınlanan iki ankette önde:
Marist College’ın anketinde beş puanlık bir üstünlüğe sahip (Harris yüzde 52- Trump yüzde 47). Economist/YouGov’un anketinde ise dört puanlık (yüzde 49-yüzde 45) bir üstünlüğe sahip.
Diğer yandan bazı anketler daha dar farklar gösteriyor:
Geçtiğimiz pazartesi günü yayınlanan kayıtlı seçmenler arasında yapılan Harvard CAPS/Harris anketinde Trump, Harris’in yüzde 51’e yüzde 49 gerisindeydi. İkili Eylül ayında anketlerde eşitliğe sahipti.

SALINCAK EYALETLERDE SON DURUM
FiveThirtyEight’in anketine göre, çoğu anket Harris’in Michigan, Wisconsin ve Nevada’da önde olduğunu, Trump’ın ise Pensilvanya, Arizona, Kuzey Carolina ve Georgia’da avantajlı olduğunu gösteriyor.
Bu, eyalet düzeyindeki anketler tam olarak doğru çıkarsa Trump’ın az bir farkla kazanacağı anlamına geliyor; ancak yedi salıncak eyaletin hepsinde durum şu an için çok belirsiz.
İLGİLİ HABERABD başkanlık yarışında Kamala Harris, Donald Trump’ın 4 puan önünde
İLGİLİ HABERDonald Trump, hamburgercide çalıştıAdile Topçu
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’e gönderdiği mektup ile dikkat çekti.
Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Biden mektubunda, Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesine hizmet edecek barış anlaşmasının istikrarlı şekilde ilerlemesinden memnun olduğunu kaydetti.
“ABD, KALICI VE ONURLU BİR BARIŞIN ELDE EDİLMESİNE DESTEK VERMEYE HAZIR”
Biden, söz konusu mektubunda şu açıklamalara yer verdi:
Sizi temin etmek isterim ki, ABD, asırlar boyunca devam eden çatışmaya nihayet son verecek. ABD, Azerbaycan ile Ermenistan arasında kalıcı ve onurlu bir barışın elde edilmesine destek vermeye hazır.
Barış anlaşması, Azerbaycan’ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü sağlamanın yanı sıra tüm bölgeyi dönüştürecek ve Avrupa ile Orta Asya arasında daha fazla ticaret, yatırım ve bağlantı imkanı sunacaktır.
Dünyanın gözünün 29. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP29) etkinliği dolayısıyla Bakü’de olduğu bir dönemde, küresel kamuoyuna barışa olan bağlılığınızı gösterme fırsatına sahipsiniz.
“SİZİ BU YIL ANLAŞMAYI TAMAMLAMAYA DAVET EDİYORUM”
Biden, barış anlaşmasının mutabık kalınmamış maddeleriyle ilgili çalışmanın tamamlanması için her iki taraftan da esneklik gerektiğini söyleyerek,“Sizi bu yıl anlaşmayı tamamlamaya davet ediyorum. Ortak refah adına bölgeye dair yeni bir strateji belirlemek için bu fırsatı değerlendireceğinizi umuyorum” ifadesinde bulundu.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Öznur Kaya
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şırnak ve Habur Sınır Kapısı’nda kolluk kuvvetlerince hafta boyunca yapılan operasyonlarda, 9,07 gram metamfetamin, 26,07 gram esrar maddesi, 15,57 gram eroin maddesi, 1,69 gram bonzai, 1 adet bong, 460 paket kaçak sigara, 21 adet cep telefonu, bin 823 adet emtia ele geçirildi.
Operasyonlarda hakkında işlem yapılan 71 kişiden 2’si sevk edildikleri adli makamlarca tutuklandı. – ŞIRNAK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SAKARYA’nın Geyve ilçesinde 5 gündür kayıp olan Recep Demir’in Sakarya Nehri’nde cansız bedeni bulundu. Demir’in aynı tarihten beri kayıp olan oğlu Tevfik Can Demir (29) için de nehir ve çevresinde arama çalışması başlatıldı.
Geyve ilçesin Kızılkaya mevkisinde Sakarya Nehri’nin kıyısına oltalarını bırakan kişi, sabah saatlerinde kontrol etmek için geri döndüğünde kıyıda ceset gördü. İhbar üzerine bölgeye jandarma ve AFAD ekipleri sevk edildi. Ekipler tarafından yapılan incelemede cesedin 5 gündür oğlu Tevfik Can Demir ile birlikte kayıp olan Recep Demir’e ait olduğu tespit edildi. Demir’in cenazesi yapılan incelemenin ardından otopsi için Sakarya Eğitim ve Araştırma HastanesiKorucuk Ön Otopsi Merkezi’ne sevk edildi.
Recep Demir’in kayıp olan oğlu Tevfik Can Demir’in de bulunması için ekipler nehir ve çevresinde arama çalışması başlattı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Karabük’ün yüksek kesimlerinde kar yağışı hafta sonunda etkili oldu.
Safranbolu ilçesindeki bin 700 rakımlı Sarıçiçek Yaylasında kar yağışıyla birlikte ağaçlar beyaz örtüyle kaplandı.
Yer yer kar kalınlığının 50 santimetreye ulaştığı yaylaya çıkan vatandaşlar karın keyfini çıkardı. – KARABÜK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bekayi, Dışişleri Bakanlığında düzenlenen haftalık basın toplantısında, ülkesinin dış politika gündemini ve bölgesel gelişmeleri değerlendirdi.
İsrail’in İran’ın nükleer tesislerine saldırı tehditlerinin sorulması üzerine Bekayi, konuya ilişkin Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na (UAEA) ve Ajansın Genel Müdürü Rafael Mariano Grossi’ye protesto notası ilettiklerini aktardı.
İsrail’in bölgedeki saldırılarının durdurulması konusunda tüm bölge ülkeleriyle istişarelerini sürdürdüklerini belirten Bekayi, “Mesajımız çok açık ve Siyonist rejimin herhangi bir saldırısına İran tarafından kesinlikle karşılık verileceğini söyledik. İran’a yönelik bir saldırıda komşu ülkelerin topraklarını kullandırma izni vermeyeceğine güveniyoruz.” dedi.
Bekayi, İsrail’in muhtemel saldırısına hazırlıklar kapsamında bu ülkede vurulacak hedeflerin belirlendiğini belirtti.
Türkiye ile bölgesel işbirliği ve terörle mücadele konusuna değinen Bekayi, “Türkiye ile ilişkilerimizde sınır güvenliğinin güçlendirilmesi ve terörle mücadele iki önemli konu başlığı. Suriye konusunda Türk mevkidaşlarımız ile Astana çerçevesinde iletişim halindeyiz. Türkiye’nin ve diğer ortaklarımızın da yardımı ile Suriye’de barış ve istikrarı sağlamak için çalışıyoruz. ABD’nin Suriye’yi işgali ve istikrarın sağlanmaması terör örgütlerini güçlendiriyor.” diye konuştu.
Bekayi, “Ortak sınırlarda ve bölgede terörizmle mücadele etmek için Suriye’de istikrar ve güvenliğin yeniden tesis edilmesine yardımcı olmamız gerektiği konusunda Türkiye ile aynı fikirdeyiz.” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye ve İran’ın İsrail’in bölgedeki saldırılarının durdurulması konusunda da ortak hareket ettiğini vurgulayan Bekayi, “İslam dünyasının iki büyük ülkesi ve bölgesel gücü olan İran ile Türkiye arasındaki ilişkiler çok ayrıcalıklı. Dışişleri Bakanı’nın (Abbas Erakçi) son Türkiye ziyareti, Türk yetkililerle görüşmek için de iyi bir fırsattı ve Hamas yetkilileriyle yaptığımız görüşmeler de Hamas’ın hayatta olduğunu gösterdi. İki ülke İran ve Türkiye kararlılıkla Gazze ve Lübnan’a yönelik saldırıyı durdurmaya çalışıyor.” şeklinde konuştu.
Bekayi, ABD ile İsviçre’nin aracılığı üzerinden mesaj alışverişinin sürdüğünü de aktardı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail’in Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden Hamas Siyasi Büro Başkanı Yahya Sinvar ve Filistin’de hayatını kaybedenler için Demokrasi Parkı önünde gıyabi cenaze namazı düzenlendi. Namaz öncesi vatandaşlar, sık sık tekbir getirerek Yahya Sinvar ve Filistinliler için dua etti.
Vatandaşlar daha sonra Yahya Sinvar ve Filistin’de hayatını kaybedenler için gıyabi cenaze namazı kılındı. – ADIYAMAN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çalıştaylar dizisinin tamamlanmasının ardından hazırlanacak rapor, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ve Merkez Yürütme Kurulu’na sunulacak.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AA’nın haberine göre; teknenin Kivu Gölü’nde alabora olması sonucunda 78 kişi yaşamını yitirdi.
Kapasitesinin üstünde yolcu ve yük taşıyan tekneyle ilgili arama kurtarma çalışmalarının devam ettiği ve olayla ilgili soruşturma açıldığı belirtildi.
Ülkede yeterli asfalt yol bulunmaması nedeniyle ulaşım için genellikle nehirler ve göller kullanılıyor.
Özellikle mevsimsel yağışların yoğun olduğu dönemde meydana gelen bu tür kazalara, teknelerin bakımsızlığının yanı sıra kapasitelerinin üstünde yük ve yolcu taşımaları neden oluyor.
KDC’nin başkenti Kinşasa’da Haziran 2024’teki tekne kazasında 80 kişi hayatını kaybetmişti.
*Haberde AA’nın arşiv fotoğrafı kullanılmıştır.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Trump, Wisconsin eyaletinin Milwaukee kentinde düzenlenen seçim kampanyasında konuştu.
İsrail ve İran arasındaki gerilime işaret ederek “Olanlar çok kötü.” diyen Trump, “Görünen o ki süreci tamamlamaları gerekiyor. Bu (durum) biraz okul bahçesinde kavga eden iki çocuğa benziyor.” ifadelerini kullandı.
Trump, “Bazen bırakıp ne olacağını görmeniz gerekiyor. Ama bugün gördüğünüz, korkunç bir savaş. Nerede sona erecek?” şeklinde konuşarak, kendisi başkan olsaydı durumun bu şekilde olmayacağını savundu.
REKLAMFÜZE SALDIRILARI
İran Devrim Muhafızları Ordusu, dün İran’ın “ulusal güvenliğini” hedef alan İsrail’e füze saldırısı düzenlendiği bildirilmişti.
Saldırının Hamas lideri İsmail Heniyye, Hizbullah lideri Hasan Nasrallah ve İranlı Tuğgeneral Abbas Nilfuruşan’ın öldürüldüğü İsrail saldırılarına karşılık düzenlendiği belirtilmişti.
İran devlet televizyonu, daha sonra İsrail’e yaklaşık 200 füzenin atıldığını ve hipersonik Fettah-1 füzelerinin de ilk kez kullanıldığını duyurmuştu. Füzelerin fırlatılmasının ardından başta Tel Aviv olmak üzere ülke genelinde sirenler çalmıştı.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, yayımladığı görüntülü açıklamada, füze saldırısıyla İran’ın “büyük bir hata yaptığını ve bedelini ödeyeceğini” söylemişti.
*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Rapora göre, Yemen’de 1 Ocak 2024’ten bu yana silahlı çatışma ve sert hava şartları nedeniyle 489 bin 545 kişi yerinden edildi.
Yerinden edilenlerin yüzde 93,8’i iklimle ilgili krizlerden ciddi şekilde etkilenirken, yüzde 6,2’si ise çatışmalar nedeniyle yerinden oldu.
UNFPA liderliğindeki hızlı müdahale mekanizması, ülkede 20 ilde yerinden edilenlerin yüzde 86,5’ine acil yardım sağladı.
Yemen’de ağustos ayının başından bu yana etkili olan şiddetli yağışlar, onlarca kişinin ölümüne ve kamplarda yaşayan yerinden edilmiş siviller başta olmak üzere çok sayıda bölge sakininin zarar görmesine yol açtı. Ülkede ağustos ayı başından bu yana yaşanan sellerde yaklaşık 210 kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.
Dünyanın en fakir ülkeleri arasında yer alan Yemen’de yaklaşık 10 yıldır süren iç savaş nedeniyle büyüyen insani kriz korkunç boyutlara ulaştı.
BM’ye göre 30 milyon nüfuslu ülkenin 22 milyondan fazlası yardıma ve korumaya ihtiyaç duyuyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Orman Koruma Birimi yöneticisi Lai Ngoc Dau, basına yaptığı açıklamada, Bien Hoa kentindeki Vuon Xoai Hayvanat Bahçesi’nde 20 kaplan ve 1 panterin öldüğünü duyurdu.
Yetkililer, Long An bölgesindeki My Quynh Hayvanat Bahçesi’nde ise aynı dönemde 27 kaplan ile 3 aslanın öldüğünü belirtti.

Ölen hayvanların kan örneklerinde kuş gribi olarak bilinen H5N1 virüsüne rastlandığı kaydedildi.
Yetkililer, bölgedeki yaban hayvanlarında birçok ölüme yol açan salgının kontrol altına alınması için hastalık kontrol merkezleriyle ortak çalışma yürütüldüğünü aktardı.
Sayıları yaklaşık bir asır önce Asya’daki sayıları 100 bin civarında olduğu tahmin edilen kaplanların, çoğunluğu Hindistan’da bulunan bölgedeki nüfusunun 5 bin 600’a kadar düştüğü değerlendiriliyor.
*Haberin görselleri AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Saldırı sonucu bölgeden dumanlar yükseldi.
Saldırıda 8 kişinin öldüğü, 11 kişinin yaralandığı açıklandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Açıklamada, son iki gün içinde çoğunluğu güney bölgeler ve başkent Beyrut’un Dahiye bölgesi olmak üzere Lübnan’ın çeşitli noktalarına yaklaşık 134 hava saldırısı düzenlendiği kaydedildi.
İsrail saldırıları nedeniyle 8 Ekim’den bu yana 1 milyon 200 bin kişinin yerinden, bu kişilerden 160 bin 200’ünün sığınma merkezlerine yerleştirildiği belirtildi.
Son 24 saatte İsrail’in Lübnan’a düzenlediği saldırılarda 55 kişinin daha hayatını kaybettiği, 156 kişinin de yaralandığı kaydedildi.
REKLAM
Yaşanan son kayıplarla birlikte 8 Ekim 2023’ten bu yana İsrail saldırılarında ölenlerin sayısının 1928, yaralı sayısının da 9 bin 290 olduğu bildirildi.
Hizbullah ile 8 Ekim 2023’ten beri Lübnan-İsrail sınırında kontrollü çatışmalara devam eden İsrail ordusu, 17-18 Eylül’de Hizbullah’ın kullandığı çağrı cihazları ve telsizleri patlattı, 23 Eylül’de de Lübnan’ın güney kentlerinin yanı sıra Bekaa ve Baalbek bölgelerine yüzlerce hava saldırısı düzenledi.
İsrail ordusu, 30 Eylül’de de Lübnan’ın güneyinde Hizbullah’ın altyapısına yönelik sınırlı ve yoğun kara saldırılarına başladığını duyurdu.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in Lübnan’a kara saldırısı başlatmasıyla ilgili açıklama yaptı. Açıklama şöyle:
“İsrail’in Lübnan’a kara saldırısı başlatarak bu ülkenin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal etmesi, hukuksuz bir işgal girişimidir. Bu saldırının bir an önce sona ermesi ve İsrail askerlerinin Lübnan topraklarından çekilmesi gerekmektedir.
Söz konusu saldırı, sadece bölge ülkelerinin değil, bölge dışı ülkelerin de güvenlik ve istikrarını hedef almaktadır. Bu tehlikeli işgal girişimi sonucunda yeni bir göç dalgasının ortaya çıkması ve tüm dünyada aşırıcıların zemin kazanması kuvvetle muhtemeldir. Bu gelişmelerin İsrail’e siyasi destek ve silah sağlayan ülkeleri de etkileyeceği unutulmamalıdır.
BM Güvenlik Konseyi, uluslararası hukukun gereğini yapmalı ve Lübnan’ın işgaline yönelik bu saldırıya karşı gereken önlemleri almalıdır. İsrail tarafından işlenen her suç, aynı zamanda uluslararası hukuka ve BM Şartı’na indirilen bir darbedir.
Diğer taraftan, bölgede sükunetin tesisi için atılması gereken başlıca adım Gazze’de acil ve kalıcı ateşkesin sağlanmasıdır. Gazze’ye barış getirilmesi, tüm insanlığın sorumluluğudur.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ulusal Gün vesilesiyle dün akşam başkent Pekin’de Büyük Halk Salonu’nda resepsiyon düzenlenirken meclisin bulunduğu Tienanmın Meydanı, özel dekoratif malzemeler ve ışıklarla donatıldı.
Meydanda Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurucu lideri Mao Zıdong’un portresinin bulunduğu eski İmparatorluk Sarayı “Yasak Şehir”in güney cephesi aydınlatılırken meydanın ortasına Ulusal Gün’e özel dev çiçek buketi yerleştirildi.
1912’de Çin Cumhuriyeti’ni kuran Sun Yat-sen’in portresi de alanda Mao’nun portresinin karşısına konumlandırıldı. Komünist rejim, 20. yüzyılın ilk çeyreğinde siyasi faaliyette bulunan milliyetçi Sun’u, modern Çin’in kurucu lideri olarak görüyor.
Tienanmın Meydanı’nda bayrak töreni
Ulusal Gün vesilesiyle sabah Tienanmın Meydanı’nda geçit töreni yapılmadı, geleneksel bayrak töreni gerçekleştirildi. Çin Halk Kurutuluş Ordusu askerlerinden oluşan tören kıtası, Çin Halk Cumhuriyeti bayrağını göndere çekti.
Ülkede, cumhuriyetin kuruluşunun 10 yıllık dönümlerinde geçit törenleri yapılıyor. 70. yılının kutlandığı 2019’da askeri geçit töreni gerçekleştirilmişti.
Çin’de İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Çan Kay-şek liderliğindeki Çin Milliyetçi Partisi (Koumintag) ile Mao Zıdong önderliğindeki Çin Komünist Partisi (ÇKP) güçleri arasında yaşanan iç savaşta galip gelen komünistler, 1 Ekim 1949’da Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşunu ilan etmişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Brüksel’deki NATO karargahında Genel Sekreterliğin Stoltenberg’den Rutte’ye devri için resmi tören düzenlendi.
Törende konuşan Rutte, görevi kendisine emanet eden tüm müttefiklere teşekkür etti.
Stoltenberg’e hitap eden Rutte, “Örnek bir Genel Sekreter oldunuz. Bugün NATO daha büyük, daha güçlü ve birleşik. Bu büyük ölçüde liderliğiniz sayesinde. Bir yandan halefiniz için çıtayı yükseltmiş oldunuz ancak diğer yandan sağlam bir İttifak devralmamı sağladınız.” diye konuştu.
“NATO’yu geleceğin zorluklarına hazırlamaya kararlıyım.” diyen Rutte, önceliklerinin NATO’yu güçlü tutmak, kolektif savunmanın tüm tehditlere karşı etkili ve güvenilir kalmasını sağlamak, daha fazla savunma harcaması ve yatırımı yapmak, Ukrayna’ya desteği artırmak ve onu NATO’ya daha da yakınlaştırarak üye olması için çalışmak, Avrupa Birliği (AB) başta olmak üzere Asya-Pasifik gibi bölgelerde de aynı değerleri paylaşan ortaklarla işbirliğini geliştirmek olduğunu bildirdi.
Ukrayna’nın NATO üyesi olması gerektiğini vurgulayan Rutte, “Güçlü ve bağımsız bir Ukrayna olmadan Avrupa’da kalıcı bir güvenlik olamaz.” ifadesini kullandı.
Rutte, AB’yi NATO’nun “Benzersiz ve temel ortağı” olarak niteledi ve işbirliğinin geliştirilerek sürdürülmesi gerektiğinin altını çizdi.
Koltuğunu devretti
Stoltenberg de Rutte’nin Hollanda’da 4 koalisyon hükümetine liderlik ettiğini anımsatarak, “Uzlaşma sağlamayı bildiğinizi gösterdiniz. Bu NATO’da çok değer verilecek bir şey. Ancak aynı zamanda temel değerlerimizden ve ilkelerimizden taviz vermediğinizi de gösterdiniz.” diye konuştu.
Daha sonra Stoltenberg, koltuğunu Rutte’ye devretti.
Stoltenberg personelle vedalaşmasının ardından uzun süre alkışlanarak karargahtan ayrıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
MEKSİKA ORDUSU KASIRGADAN ETKİLENEN BÖLGELERE YARDIM MALZEMESİ ULAŞTIRIYOR
Öte yandan Meksika ordusu kasırgadan etkilenen bölgelere yardım malzemeleri ulaştırmaya başladı. Meksika’yı 2023’te Otis Kasırgası vurmuştu. Yaklaşık 900 bin kişinin etkilendiği kasırgada, 50’den fazla kişi hayatını kaybederken büyük hasar meydana gelmişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail’in hava saldırılarını arttırdığı ve kara saldırısının da gündemde olduğu Lübnan’da vatandaşlar ülkelerini terk etmeye başladı. Güvenlik nedeniyle Türk Hava Yolları (THY) ve Pegasus’un seferlerini iptal ettiği Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta vatandaşlar, seferlerine devam eden Ortadoğu Havayolları’nın İstanbul uçuşlarıyla Türkiye’ye geliyor. İstanbul’a gelen Lübnanlı vatandaşlar buradan da Avrupa’da bulunan yakınlarının yanına gidiyor.
‘İNSANLAR DEHŞET İÇERİSİNDE OLUP BİTENİ İZLİYOR’
İstanbul Havalimanı’nda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Lübnanlı vatandaşlar, “Lübnan şu an çok kötü durumda. Son birkaç gündür Beyrut’ta çok sayıda patlama oluyor. İnsanlar dehşet içerisinde olup biteni izliyor. Ülkemiz için uluslararası yardıma ve dualara ihtiyacımız var” dedi.
‘LÜBNAN’IN GÜVENLİ BİR ÜLKE OLMASINI İSTİYORUZ’
Beyrut’a yaşanan olaylardan sonra İstanbul’a geldiğini söyleyen Lübnanlı gazeteci Lina jihaab, “Son yaşanan olaylardan sonra Beyrut’ta durum iyi değil. Herkesin bildiği gibi Lübnan’da birkaç güvenli bölge var. Ben orada yaşamama rağmen İstanbul’a gelmeyi tercih ettim. Burada birkaç gün kalıp olup biteni televizyondan takip edeceğim. İnşallah Lübnan ordusu ülkede her yerde olur, bizde geri döneriz. Bizde Lübnan’ın Dünyadaki ülkeler gibi güvenli bir ülke olmasını istiyoruz” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(ANKARA) – CHP Ordu MilletvekiliSeyit Torun, Yunanistan sahil botunun Türk kara sularını ihlali etmesini soru önergesiyle TBMM gündemine taşıdı. Torun, Milli Savunma BakanıYaşar Güler’e “Hamasi bir söylem malzemesi olarak iktidar temsilcilerinin sıklıkla kullandığı Mavi Vatan tezinden vaz mı geçilmiştir” diye sordu.
CHP Ordu Milletvekili Seyit Torun, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na verdiği soru önergesi verdi. İsrail’in işgal politikasının gün geçtikçe genişlediğini belirten Torun, bölge ateş çemberindeyken Yunan Deniz Kuvvetleri mensuplarının rahatlıkla Türkiye topraklarına ayak bastığını ve kara sınırlarının mültecilerin serbest geçiş alanlarına dönüştüğünü ifade etti.
“Siyasi iktidar, daha tuvaletleri temizleyemiyor”
Doğu Akdeniz’de yüzlerce yıldır süren hegemonya mücadelesine 1974 Kıbrıs Barış Harekatıyla yön yeren Türkiye’nin hava, deniz ve kara sınırlarına yönelen tehditlere göz yumulamayacağını belirten Torun, “Daha okulların tuvaletlerini temizleyemeyen bir siyasi iktidardan böylesine bir ciddiyet beklemek de bizim iyimserliğimiz” ifadelerini kullandı.
Torun, Bakan Güler’e şu soruları yöneltti:
“- Kıbrıs ve çevresinde devam eden askeri hareketliliğe ilişkin KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın yaptığı uyarılar doğrultusunda Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne yönelmesi muhtemel saldırılara karşı hangi hazırlıklar yapılmıştır?
– Uluslararası anlaşmalara aykırı olarak Mavi Vatan ve Kıbrıs’ta ortaya çıkan askeri hareketlilik ve bölgeyi silahlandırma girişimlerine karşı hangi diplomatik ve askeri hamleler uygulamaya konulmuştur?
– ABD, İngiltere ve İsrail’in bölgedeki uluslararası hukuka aykırı hareketlerine sessiz kalınmasının sebepleri nelerdir?
– İsrail’in işgal politikasının yarattığı tahribatın Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne sıçramasının önüne geçmek için öncelikli olarak sınır güvenliğimizin sağlanması gerekmektedir. Yunanistan Silahlı Kuvvetlerine mensup askerlerin Ege Denizi üzerinden rahatlıkla topraklarımıza ayak basabiliyor olmasının sebeplerini açıklar mısınız? Mülteci çiftliğine dönüşen kara sınırlarımızın ve Yunan tacizlerine maruz kalan Mavi Vatan’ın güvenliğinin sağlanması için hangi önlemlerin alınması düşünülmektedir? Alınacak önlemlerin içeriğini ve uygulamaya konulacakları tarihi açıklar mısınız?
– Hamasi bir söylem malzemesi olarak iktidar temsilcilerinin sıklıkla kullandığı Mavi Vatan tezinden vaz mı geçilmiştir?
– Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin İsrail ve dünya süper güçleri tarafından kuşatılmasına göz yumulmasının Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından olumlu karşılandığı ve Kıbrıs Adasına ilişkin Yunan-Rum tezlerini güçlendirdiği açıktır. Böylesine hayati bir konuda, her mecrada Türkiye’nin Kıbrıs tezlerinin savunulması gerekirken sessiz kalınmasının sebepleri nelerdir? Kıbrıs Davasından vaz mı geçilmiştir?”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>HUDEYDE, 1 Ekim (Xinhua) — Yemen hükümeti, İsrail’in Husilerin kontrolündeki Kızıldeniz liman kenti Hudeyde’ye yönelik son hava saldırılarını kınadı.
Husi yönetimindeki Sağlık Bakanlığı’na göre, İsrail’in Hudeyde’ye yönelik saldırıları 5 kişinin ölümüne ve 57 kişinin yaralanmasına yol açarken, yaralıların birçoğunun durumu kritik.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail’in sabah saatlerinden bu yana Lübnan’a düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 492’ye, yaralı sayısı ise bin 645’e yükseldi. İsrail, Lübnan’a yönelik saldırılarına “Kuzey Okları” ismini verdi.

İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları sabah saatlerinden bu yana sürerken, can kaybı artmaya devam ediyor. Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısının 492’ye, yaralı sayısının ise bin 645’e yükseldiğini açıkladı.
İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi, İsrail’in Lübnan’a devam eden saldırılarına dair operasyonuna “Kuzey Okları” isminin verildiğini açıkladı. İsrail ordusu, şu ana kadar Lübnan’da bin 300’den fazla noktayı vurdu.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

İLK DEFA VURULDU
Bir son dakika haberi ise Hizbullah kanadından geldi. İsrail’in Lübnan’daki saldırılarına Hizbullah füzelerle yanıt verdi.
Lübnanlı grubun Telegram hesabından yapılan açıklamada, kuzeyde bulunan Afula şehrinin batısındaki Megiddo Askeri Havaalanı’nın Fadi 1 ve Fadi 2 füzeleriyle üst üste üç kez bombalandığı belirtildi. Lübnan sınırına 30 kilometre uzaklıktaki havaalanı Hizbullah tarafından ilk defa vurulmuş oldu.

Bir başka açıklamada Ramat David Üssü ile havaalanının Fadi 2 füzesi, İsrail ordusunun kuzey bölgesine ulaşım ve lojistik destek sağlayan ana üs olan Amos Üssü’nün Fadi 1, Lübnan sınırına yaklaşık 60 kilometre uzaklıktaki Zihron bölgesindeki bir patlayıcı madde fabrikasının ise Fadi 2 füzeleriyle vurulduğu ifade edildi.

Saldırıların “Gazze Şeridi’ndeki Filistin halkını, onların cesur ve onurlu direnişini desteklemek ve Lübnan halkını savunmak için” gerçekleştirildiği aktarıldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CEO PAVEL DUROV GÖZALTINDA KALDI
24 Ağustos’ta Paris Bourget Havalimanı’nda gözaltına alınan Telegram Ceo’su Pavel Durov, Telegram üzerinden yasa dışı içeriklere erişim sağlandığı gerekçesiyle 96 saat boyunca sorgulandı. Paris Savcılığı, Durov’un 5 milyon avro kefalet ve adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığını ve Fransa dışına çıkış yasağı getirildiğini açıkladı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail ordusu ve Lübnan Hizbullahı’nın çatışmaları şiddetlenerek devam ediyor. İsrail ordusu ve Hizbullah arasında gerilimin zirveye tırmanmasının ardından önceki gece Lübnan’dan İsrail’in kuzeyindeki Hayfa ve Nasıra kenti çevresinde geniş bir bölgede atılan roketler nedeniyle saldırı alarmları çaldı.

İsrail ordusu, hava savunma sistemlerinin roketlerin çoğunluğunu engellediğini ancak bazı roketlerin Hayfa yakınlarındaki Kiryat Biraik ve Aşağı Celile bölgesinde yerleşim yerine isabet ettiğini bildirdi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

İsrail acil yardım servisi Kızıl Davut Yıldızı ise Kiryat Bialik bölgesine isabet eden roket nedeniyle 3 kişinin yaralandığını ifade etti. Bölgede evlerde ve araçlarda hasar oluştu. İsrail basınına göre, Hayfa saldırısından bir milyon kişi etkilendi.

Lübnan Hizbullahı, Fadi-1 ve Fadi-2 tipinde füzelerle Hayfa yakınlarındaki Ramat David isimli hava üssü ve buradaki bir savunma sanayi şirketi merkezini hedef aldığını kaydetti.

İsrail ordusu, ülke topraklarına 150 roket, seyir füzesi ve insansız hava aracı (İHA) ile saldırı düzenlendiğini bildirirken Lübnan’a hava saldırıları başlattıklarını kaydetti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“PROJE ÇOCUK DENİR, MUSTAFA KEMAL’İN ASKERİ DENMEZ”
“Kurucu iradenin, Atatürk’ün ortaya koyduğu kuruluş ilkelerinin düşmanlarıyla el el olanlar, ‘Mustafa Kemal’in Askeri’ olamaz” diye yazan Arslan, isim vermeden bazı siyasilerin kariyer basamaklarını çıkmak için ‘Avrupa başkentlerine kapı araladığını” savundu ve ‘Tek derdi kendi kariyeri ve ona çizilen rotada yürümek olana, ‘Proje Çocuk’ denir, ‘Mustafa Kemal’in Askeri’ denmez’ ifadelerini kullandı.
YAVAŞ: KENDİSİNE TAVSİYEM BU TWİTİ SİLMESİDİR
Arslan’ın sert tepkilere neden olan sözlerine ABB Başkanı Mansur Yavaş da tepki gösterdi. Yavaş yine sosyal medyadan, ‘Bağımsız milletvekili Sayın Arslan’ın bu açıklamalarını ve yayınladığı metni onaylamadığımın bilinmesini isterim. Ayrıca iyi bilinmelidir ki bu tür açıklamalar benim siyaset tarzıma uymamaktadır. Kendisine tavsiyem bu twiti silmesidir” diye yazdı.

ARSLAN’DAN İSTİFA AÇIKLAMASI GELDİ
Bir dönem Yavaş’ın özel kalem müdürlüğünü de yapan milletvekili Yüksel Arslan, Yavaş’ın bu tepkisi üzerine ASKİ Spor Kulübü Başkanlığı görevinden istifa edeceğini açıkladı. Arslan, gazeteci Gürkan Hacır’a yaptığı açıklamada, şunları söyledi; ‘Bu paylaşımdan Mansur Bey’in kesinlikle haberi yok. Ben İmamoğlu’nu kastetmedim. Ama öyle anlaşıldığını görüyorum. Ben Mansur ağabeye asla zarar vermeyi düşünmem. Ama görünen o ki istemeden de olsa zarar veriyorum. Bu yüzden pazartesi sabah ASKİ Spor Kulübü Başkanlığı’ndan da ayrılacağım.’
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“VARIN GERİSİNİ SİZ DÜŞÜNÜN”
Toplam 5 dolgu ve 1 kanal tedavisine 900 dolar (yaklaşık 20 bin TL) ödediklerini belirten çift, “Avustralya’da tek bir dolgu için 3000 dolar istediler. Varın gerisini siz düşünün” diyerek adeta nispet yaptı.
“HAYAT SİZE GÜZEL”
Kısa sürede çok saygıda etkileşim alan videonun altına “Hayat size güzel”, “Şaka gibi gerçekten”, “Tabi size göre hava hoş ablam”, “Ne güzel dünya”, “Hayat size güzel” şeklinde yorumlar yaptı.
Olgun KızıltepeHaberler.com – Turizm
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Telsiz cihazlarının patladığını teyit eden bir Hizbullah kaynağı, bazı patlamaların cihazlar otomobil içinde veya motosiklet üzerinde taşındığı sırada yaşandığını aktardı. Patlamalardan biri dünkü saldırıda ölen üç Hizbullah üyesi ve bir çocuk için yapılan cenaze töreni sırasında meydana geldi.
Devlete ait Lübnan Haber Ajansı (NNA) bugünkü yeni patlamalarda en az üç kişinin öldüğünü bildirdi. Reuters haber ajansı da bugünkü patlamalarda yüzlerce kişinin elleri ve karın bölgelerinden yaralandığını aktardı.
Katar merkezli Al Jazeera televizyonunun bölgedeki muhabiri Beyrut’taki hastaneler önünde çok yoğun ambulans trafiği yaşandığını söyledi.
Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk dünkü saldırılar üzerine yaptığı açıklamada, “İster sivil, ister silahlı grupların üyeleri olsun; cihazların kimin elinde olduğunu, bulundukları yeri ve çevresindekileri bilmeden binlerce kişinin eş zamanlı olarak hedef alınması uluslararası insan hakları hukukunun ihlalidir” ifadelerini kullanmıştı.
dpa,Reuters,AP/ MUK,ET
DW Türkçe’ye VPN ile nasıl erişebilirim?
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MALATYA – Asrın felaketi sonrası Malatya’da depremzedeler için konteyner kent kuran Türkiye-Güney Kore Kültür İletişim Derneği üyeleri, depremzedelere çeşitli yardımlarda bulunarak vefa örneklerini devam ettirdi.
Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremleri sonrası ağır yıkım yaşayan illerden biri olan Malatya’ya yardım için koşanlardan biri olan Güney Koreliler, yaptırdıkları konteyner kent ile de depremzede vatandaşların yanında oldu. Yeşilyurt ilçesine bağlı Kaynarca Mahallesi’nde kurulan 200 konteynerin yer aldığı Malatya Korepck Geçici Konaklama alanı ziyaret eden Türk-Kore Kültür İletişim Derneği üyeleri depremzede ailelerle bir araya gelerek çeşitli hediyeler verdiler.
Buluşmada konuşan heyetin başkanı Guihwam Park, geçen yıl açılış töreni içinde Malatya’ya geldiklerini söyleyerek bu yıl da yine dernek üyeleri ile gelerek depremzede ailelerle bir araya gelmek istediklerini söyledi. Malatya’da olmaktan dolayı mutlu olduklarını da belirten Park, konteyner kentin yapımı sürecinde kendilerine destek veren tüm kurumlara da teşekkür etti.
Buluşmada Güney Kore Heyeti tarafından çocuklara hediye paketleri dağıtılırken ailelere de yine alışveriş çeki hediye edildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Son iki günde Lübnan genelinde binlerce cağrı cihazı ve telsizin patlaması sonucu onlarca kişinin hayatını kaybetmesi ve binlerce kişinin yaralanmasının ardından Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) acil toplanma kararı aldı.
Eylül ayı için 15 üyeli konseyin başkanlığını yürüten Slovenya’nın BM Büyükelçisi Samuel Zbogar, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Lübnan’da militan grup Hizbullah’ı hedef alan çağrı cihazı patlamaları üzerine cuma günü toplanacağını bildirdi. Buna göre, BMGK acil oturumu cuma günü TSİ 22.00’de (yerel saatle 15.00) gerçekleştirilecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
BM Genel Kurulu’ndaki oylamada 124 ülke İsrail’i 1967’den beri süren “yasa dışı” işgali sonlandırmaya çağırdı. Aralarında ABD, Macaristan ve Arjantin’in de bulunduğu BM üyesi 14 ülke metnin aleyhine oy kullanırken; Almanya ve İtalya ile beraber 43 devlet ise çekimser kaldı. Söz konusu metnin yasal bir bağlayıcılığı veya yaptırım gücü bulunmuyor.
Genel Kurul’da oylanan metnin ilk taslağı İsrail’i işgal ettiği topraklardan altı ay içinde çekilmeye çağırıyordu, daha sonra bu süre 12 ay olarak güncellendi. İsrail 1967’deki Altı Gün Savaşı’nda Batı Şeria, Gazze Şeridi ve Doğu Kudüs’ü işgal etmişti. İsrail askeri 2005 yılında çekildiği Gazze Şeridi’ne 7 Ekim’deki Hamas baskınının ardından tekrar girmişti.
İsrail: Utanç verici bir karar
Karara tepki gösteren İsrail’in BM temsilcisi, Büyükelçi Danny Danon, “Bu Filistin otoritesinin diplomatik terörünü destekleyen utanç verici bir karar. Hamas’ı kınamak ve 101 rehinenin salıverilmesini istemek yerine, Genel Kurul Hamaslı katilleri destekleyen Filistin otoritesinin müziği ile dans etmeye devam ediyor” ifadelerini kullandı.
İsrail Dışişleri Bakanlığı da Genel Kurul’un tutumunun “terörü cesaretlendirdiğini ve barış şansını azalttığını” savundu.
ABD Büyükelçisi Linda Thomas-Greenfield “barışa hizmet etmeyeceğini” savunduğu kararı kınayan bir açıklama yaparak “Metin diğer başka şeylerin yanı sıra bir terör organizasyonu olan Hamas’ın Gazze’deki kontrol ve etkisini görmezden geliyor” dedi.
Gazze Savaşı’nın başından beri hem Genel Kurul’da hem de BM Güvenlik Konseyi’nde İsrail’e şiddeti durdurması çağrısı yapan birden fazla karar alındı ancak bunların karşılığı olmadı.
AFP,Reuters/ MUK,ET
DW Türkçe’ye VPN ile nasıl erişebilirim?
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ayrıntılar Geliyor…
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail basınındaki haberlere göre Gallant, İsrail’in kuzeyindeki Hayfa kenti yakınlarında bir hava üssüne yaptığı ziyarette “Ağırlık merkezi kuzeye kayıyor. Güçlerimizi, kaynaklarımızı ve enerjimizi kuzeye hareket ettiriyoruz.” dedi.
Gallant, “Savaşta yeni bir aşamanın başlangıcında olduğumuzu düşünüyorum. Uyum sağlamalıyız. Zaman içinde tutarlılık göstermeliyiz. Bu savaş büyük cesaret, azim ve ısrar gerektiriyor.” diye konuştu.
İsrail’in kuzeydeki saldırısının amacının tahliye edilen İsrail vatandaşlarının evlerine güven içinde dönmesi olduğunu savunan Gallant, Gazze Şeridi’ndeki İsrailli esirleri unutmadıklarını savundu.
Lübnan genelinde son 24 saatte önce çağrı cihazları bugün de telsizlerde patlamalar meydana geldi. Lübnanlı yetkililer, patlamalardan İsrail’i sorumlu tutarken Tel Aviv yönetimi ise konuya dair sessizliğini koruyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Küresel piyasalar ABD Merkez Bankası Fed’in faiz kararına odaklanmıştı. Fed faizi 50 baz puan indirerek yüzde 5.50’den yüzde 5’e indirdi. Mart 2020’den bu yana ilk faiz indirimi gerçekleştirilmiş oldu.
Ayrıntılar geliyor…
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Başkentteki Beyrut Amerikan Üniversitesi Hastanesi’ne bugün telsizlerin patlaması sonucu yaralanan çok sayıda yaralı getirildi.
Lübnan askerleri, hastanenin otoparkında asfalta açılmış bir çukurda patlayıcı düzenekle tuzaklandığından şüphelendikleri bir cihazı kontrollü biçimde patlattı.
Lübnan’da Hizbullah unsurlarının kullandığı çağrı cihazlarında dün yaşanan eş zamanlı patlamaların ardından bugün de telsizlerde patlamalar yaşandı.
Sağlık Bakanlığı, ülke genelinde Hizbullah unsurlarının kullandığı çağrı cihazlarının patlatılması sonucu ikisi çocuk 12 kişinin hayatını kaybettiğini, 300 kadarı ağır yaklaşık 2 bin 800 kişinin yaralandığını açıkladı.
Lübnan genelinde, telsizlerin patlaması sonucu 12 kişinin hayatını kaybettiği, yüzlerce kişinin yaralandığı bildirildi.
Lübnan Hizbullahı dünkü patlamalardan İsrail’i sorumlu tutmuş ve karşılık verme tehdidinde bulunmuştu. Tel Aviv yönetimiyse saldırılara ilişkin sessizliğini koruyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Polonya’da Boris fırtınasıyla mücadele sürüyor. Fırtınanın beraberinde getirdiği şiddetli yağış ve sellerden etkilenen bölgelerde çalışmalar devam ediyor. Polonya Silahlı Kuvvetler Genel Komutanı Marek Sokolowski, Wroclaw’da düzenlediği Kriz Merkezi toplantısında sellerden etkilenen bölgeleri gözetlemek için Bayraktar SİHA’ları kullandıklarını ifade etti. SİHA’ların yerel saatle 09.00-21.00 arasında uçuş gerçekleştirdiğini belirten Marek Sokolowski, ordunun sel nedeniyle yürüttüğü faaliyetlerin Polonya- Belarus sınırını koruma operasyonuna herhangi bir olumsuz etkisinin olmadığını belirtti.
Bazı temel gıda ve ihtiyaç maddelerine fiyat sınırlaması gelebilir
Polonya Başbakanı Donald Tusk ise aynı toplantıda yaptığı açıklamada, fırsatçıların insanların trajedilerinden faydalanarak bazı ürünleri sel öncesine göre fahiş fiyata sattığına ilişkin haberlerin kendilerine ulaştığını vurguladı. Başbakan Tusk, ihtiyaç durumunda bazı temel gıda ve ihtiyaç maddelerine fiyat sınırlaması getirebileceklerini, bunun için hukuki araçlara sahip olduklarını söyledi.
Tahliyeden sonra yağmacılar ortaya çıktı
Polonya’nın güneyindeki Yukarı Silezya, Aşağı Silezya, Lubuski ve Opole bölgelerinde etkili olan aşırı yağış ve sellerde hayatını kaybedenlerin sayısı 8’e yükselirken, bugün Lewin Brzeski kasabasının yüzde 90’ının sular altında kaldığı bildirildi. Su seviyesinin 2 metreyi bulduğu kentte tahliye çalışmaları devam ederken, selin vurduğu bölgelerde yağmacılar ortaya çıktı. Halkın evlerinden tahliye edilmesini fırsat bilen bazı kişilerin dışarıdan hırsızlık amacıyla bölgeye geldiği belirtilirken, polis Lewin Brzeski’ye çalıntı araçla hırsızlık yapmaya gelen 2 kişiyi gözaltına aldı.
Wroclaw ve Opole şehirlerinde su baskınları bekleniyor
Boleslaw kasabası yakınlarındaki Trzebien köyünde sel sularına kapılan 2 ABD askeri ise itfaiyeciler tarafından kurtarılırken, aşırı yağışlar nedeniyle taşan nehir sularının önümüzdeki saatlerde Wroclaw ve Opole şehirlerinde su baskınlarına yol açması bekleniyor. Oluşacak zararı en aza indirmek için yetkililer ile kent sakinlerinin zamanla yarışı sürerken, Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in de yarın Wroclaw kentine geleceği duyuruldu. Hükümet selden etkilenen bölgelere yardım ve onarım için bütçeden ayrılan payı 2 milyar zlotiye (470 milyon euro) çıkardı. Selden etkilenenlerin ev kredilerini ise 12 ay boyunca devletin ödeyeceği açıklandı.
Avrupa’da toplam can kaybı 24’e yükseldi
Boris Fırtınasının vurduğu Çekya’da ise 1 kişinin daha cansız bedeninin bulunmasıyla hayatını kaybedenlerin sayısı 4’e yükseldi. Polis, Pazar günü fırtınadan etkilenen Kobyla nad Vidnavkou kasabasında sel sularına kapılan 70 yaşındaki bir kadının cansız bedenine ulaştıklarını aktardı. Fırtına nedeniyle Romanya’da 7, Avusturya’da da 5 kişinin yaşamını yitirmesiyle Avrupa genelinde toplam can kaybı 24’e ulaştı. – VARŞOVA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TUTUKLANDI
İzmir’de bir sokak röportajında Instagram’ın erişime engellenmesini eleştiren Dilruba Kayserilioğlu, 12 Ağustos’ta tutuklandı. ‘Halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama’ ve ‘cumhurbaşkanına hakaret’ suçlamaları yöneltilen Kayserilioğlu’nun tutukluluğuna avukatı Hüseyin Yıldız, itiraz etti. Ancak itiraz reddedildi. İkinci kez yapılan bir itiraz üzerine Dilruba Kayserilioğlu’nun ‘hakaret’ suçlamasından tutukluluğu kaldırıldı ve yurt dışı yasağı getirildi.

SERBEST BIRAKILDI
‘Halkı kin ve düşmanlığa tahrik’ suçlamasıyla tutukluluğu süren Dilruba Kayserilioğlu’nun serbest bırakılması için tekrar itiraz edildi. Bu son itiraz üzerine Kayserilioğlu tahliye edildi. Dilruba Kayserilioğlu’nun avukatı Hüseyin Yıldız da durumu sosyal medyadaki hesabından şu sözlerle duyurdu: Yapmış olduğumuz itiraz kabul edilmiş ve müvekkilimiz Dilruba Kayserilioğlu tahliye edilmiştir.

ÖZGÜR ÖZEL CEZAEVİNDE ZİYARET ETMİŞTİ
Öte yandan CHP lideri Özgür Özel, dün Kayserilioğlu’nu cezaevinde ziyaret edip, ardından açıklamalarda bulunmuştu.
“AĞLAYARAK GÜNLÜKLERİNE YAZSINLAR”
Kayserilioğlu, Fatih Portakal’ın youtube kanalında yapıtğı açıklamada ‘geri zekalı’ ifadesini üzerine alınanlardan özür dilemeyeceğini söyledi ve şu ifadeleri kullandı:
“Dediğim şuydu; bir fikrin ucu sonucu nereye gidecek diye düşünmeden üstüne giden herkes geri zekalıdır. Bunu sadece AKP’liler üstüne alındıysa bu benim değil, onların problemidir. AKP’lilere burada sesleniyorum, neden üstünüze alındınız, geri zekalı olmayanlar alınmadı üstüne. Üstüne kim alındıysa psikolojik desteğe ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Ya bir papatya çayı içsinler ya da ağlayarak günlüklerine yazsınlar. Üstüne alınan hiç kimseden özür dilemiyorum.”
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSRAİL TÜM PAGER CİHAZLARA SIZDI
Lübnan resmi ajansı NNA’ya göre, İsrail’in “pager” isimli çağrı cihazlarına sızıp patlatması sonucu çok sayıda Lübnanlı yaralandı. NNA’da yer alan haberde, “Beyrut’un güney banliyöleri ile Lübnan‘ın birçok bölgesinde benzeri görülmemiş düşmanca bir güvenlik olayı yaşandı. İsrail tarafından yüksek teknoloji kullanılarak pager sistemleri patlatıldı ve çok sayıda yaralı olduğu, yaralıların hastanelere nakledildiği bildirildi.” ifadeleri kullanıldı.

ÇOK SAYIDA YARALI VAR
Lübnan‘da bazı çağrı cihazlarının, sahiplerinin üzerindeyken patladığı anlar sosyal medyaya yansıdı. Görüntülerde, çağrı cihazlarının sinyal vermesiyle sahipleri tarafından ellerine alındığı ve bu esnada infilak ettiği fark ediliyor. Yaralanan çok sayıda kişinin Hizbullah mensubu olduğu kaydedildi. Lübnan Sağlık Bakanı Firas el-Ebyad, “Ülkenin farklı bölgelerinde çağrı cihazlarının patlaması sonucu yüzlerce kişi yaralandı.” dedi.

TÜM SAĞLIK ÇALIŞANLARI GÖREVE ÇAĞRILDI
Lübnan Sağlık Bakanlığı, acil servislere gelen yüksek sayıda yaralılarla ilgilenmek için tüm sağlık çalışanlarına görev yaptıkları sağlık merkezine gitmeleri talimatı verdi. Lübnanlılardan kan bağışı yapmalarını talep eden Sağlık Bakanlığı, yollarda ambulanslara öncelik verilmesi çağrısı yaptı.
ÇAĞRI CİHAZI KULLANMAYIN ÇAĞRISI
Sağlık Bakanlığı, personelinden ve vatandaşlardan çağrı cihazları kullanmamasını istedi. Başkent Beyrut sokaklarında onlarca ambulansın hareketliliği gözlemlenirken Lübnan askerleri de kentteki kaos ve trafikteki yoğunluğu ortadan kaldırmak için caddelerde konuşlandı.

8 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ, 2800 YARALI VAR
Lübnan Sağlık Bakanlığı, “Çağrı cihazlarının patlaması sonucu ülke genelinde 8 kişi hayatını kaybetti, 2800 kişi yaralandı” açıklamasında bulundu.
PATLAMALAR 30 DAKİKA DEVAM ETTİ
Lübnan’ın başkent Beyrut’un güney banliyölerinde, pek çok ambulansın bölgeye intikal ettiği görülürken, Hizbullah üyeleri ile sivil Lübnanlılar, patlamaların yaklaşık 30 dakika devam ettiğini belirtti.

PATLAMALAR, NETANYAHU’NUN GÜVENLİK YETKİLİLERİYLE GÖRÜŞTÜĞÜ SIRADA YAŞANDI
İsrail basınında yer alan haberlere göre, Lübnan’da meydana gelen patlamalar, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Lübnan’da Hizbullah ile gerilim artarken güvenlik güçleri yöneticileriyle üst düzey bir güvenlik görüşmeleri yaptığı sırada meydana geldi. Üst düzey güvenlik görüşmeleri, İsrail’in dün gece güvenlik kabinesininyaptığı toplantıda, savaş hedeflerini Hizbullah’ın attığı roketlerle ağır hasar gören kuzey sınırındaki kasabalardan tahliye edilen on binlerce İsraillinin geri dönüşünü de kapsayacak şekilde genişletme kararını onaylamasından birkaç saat sonra yapıldı.

“HİZBULLAH, İSRAİLLİ GÜVENLİK YETKİLİSİNİ ÖLDÜRECEKTİ ENGELLEDİK”
İsrail iç güvenlik teşkilatı, Hizbullah’ın önümüzdeki günlerde gerçekleştireceği bildirilen eski bir üst düzey İsrailli güvenlik yetkilisini öldürme girişimini engellediğini açıkladı. Şin Bet yaptığı açıklamada, “Kamera ve Lübnan’dan Hizbullah tarafından aktive edilmesini sağlayacak bir mekanizma ile donatılmış patlayıcı bir cihaz” bulduğunu söylerken cihazı Hizbullah ile ilişkilendiren bir kanıt sunmadı.
HİZBULLAH: KARŞILIK VERECEĞİZ
Lübnan Hizbullahı, ülke genelinde mensuplarının kullandığı çağrı cihazlarının patlamasından İsrail’i sorumlu tutarak bu saldırıya karşılık vereceğini duyurdu. Lübnan Hizbullahı, yaptığı yazılı açıklamada, “yürüttükleri araştırma ve ellerindeki bilgilerin ışığında ülke genelinde sivilleri de hedef alan çağrı cihazlarının patladığı saldırıdan tamamıyla İsrail’i sorumlu tuttuğunu” kaydetti. Açıklamada, İsrail’in “bu günahkar saldırı için ister beklesin ister beklemesin hakkı olan cezayı alacağı” belirtildi.
İRAN’IN BEYRUT BÜYÜKELÇİSİ DE YARALILAR ARASINDA
İran’ın Beyrut Büyükelçiliği’nin sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, “Büyükelçi Mojtaba Amani, hafif yaralandı ve genel durumu iyi” ifadeleri kullanıldı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Talatpaşa Mahallesi Fatih Sultan Mehmet Caddesi’nde karşılaşan, aralarından henüz bilinmeyen nedenle husumet bulunan iki akraba grup arasında kavga çıktı.
Kavganın büyümesi üzerine silahlarla karşılıklı ateş açıldı.
Silahlı kavgada yaralanan 3 kişi sağlık ekiplerinin müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı.
Kurşunların isabet ettiği park halindeki bir minibüste hasar meydana gelirken olaya ilişkin 1 şüpheli gözaltına alındı.
Polisin olay yerindeki incelemeleri sürüyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Germiyan Konağı’nda (TÜGVA) düzenlenen programa kadınlar yoğun ilgi gösterdi. AK Parti Kütahya İl Kadın Kolları Başkanı Esra Özbek Balcı yaptığı konuşmada, “AK Parti Kütahya İl Kadın Kolları Başkanlığı olarak düzenlemiş olduğumuz Mevlit Kandili programımıza Kütahya’mızın tüm mahallelerinden gelip burada bizi yalnız bırakmayan, bizim milli birlik ve beraberliğimizin yeniden kuvvetlendiği, birleştiği bu manevi atmosferde bulunan tüm kardeşlerimize teşekkürlerimi ifade ediyorum. Katılamayan, dualarıyla teşrif eden tüm kardeşlerimize de yeniden teşekkürlerimi ifade ediyorum. İnsanlara insanlığı öğreten, bütün insanlığa sevgiyi, muhabbeti, vicdanı öğreten yüce Peygamberimizin dünyaya teşriflerinin müjdecisi olan Mevlid Kandili’nin tüm İslam alemine, tüm insanlığa huzur ve barış getirmesini temenni ediyor, her şeyin başında Filistin halkının, Doğu Türkistan’ın, Arakan’ın ve daha sayamadığım binlerce, yüzlerce kanı akan İslam coğrafyasının kurtuluşuna vesile olmasını temenni ediyorum” diye konuştu. – KÜTAHYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakan Bak: Sporda ortaya konulan başarı, dünya çapında(2)
Gençlik ve Spor BakanıOsman Aşkın Bak, AK Parti’nin ‘Türkiye Buluşmaları’ programının ardından EdirneMeriç Nehri’nde düzenlenen Balkan Kürek Şampiyonası’nda dereceye giren sporculara ödüllerini verdi. Bakan Bak, daha sonra esnaf ziyaretinde bulundu. Ziyaretin ardından Bakan Bak Şükrüpaşa Atletizm Sahası’nda ‘Okuldan Spora ve Mahalle Ligi’ projesi lansmanına katılıp sporcularla bir araya geldi. Pehlivanların yağlı güreşlerini izleyen Bak, Vali Yunus Sezer’in de takımda yer aldığı oyuncularla futbol oynadı. Öğrencilerle basket atıp, voleybol oynayan Bak, diğer branşlardaki sporcuların aktivitelerini de izledi. Bak, Gençlik Merkezi’nde de sporcularla bir araya geldi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>YAPICIOĞLU: AHMAĞA ANLATIR GİBİ SÖYLEDİM, ANAYASA’DA 4. MADDE OLMASIN
Yapıcıoğlu, şunları söyledi: “Ahmağa anlatır gibi tek tek söyledim, buna rağmen anlamamakta ısrar ediyorlar. Biz, anayasanın 4’üncü maddesi olmasın diyoruz.Kameraya bakarak söyleyeyim bir daha. Anayasa’nın 4. maddesi olmasın diyoruz.

“DİĞER MADDELERİ BERABER YAZALIM”
Anayasa’da değiştirilemez maddeler olması demek, bütün değiştirilemez dediğiniz maddelerin hepsini değiştirelim anlamında değildir. Anayasa’nın 4. maddesine karşıyız. Tamam mı anladınız mı. 4. madde gelecek nesillerin iradesine ipotek koymaktır. Diğer maddeleri oturalım beraber yazalım. İlk 4 madde değil, 4. madde.
ANAYASA’NIN 4. MADDESİ
MADDE 4- Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Saraçhane Parkı’nda toplanan katılımcılar, İsrail aleyhine slogan attı.
Programda, yatsı namazının ardından Filistinliler için kunut duası ve Kur’an-ı Kerim okundu.
Gazze Dayanışması Platformunun yöneticilerinden Necmeddin Irmak, burada yaptığı konuşmada, İsrail’e karşı yapılan boykotun devam ettirilmesinin önemini anlattı.
Irmak, Gazze’de yapılan mücadelenin Allah’ın ve Hz. Muhammed’in gösterdiği yolda ilerlemek anlamına geldiğini dile getirerek, “Dünyanın bütün halkları, Ayşenur Ezgi Eygi gibi cesur olanlar, Filistin’e ve Filistin’de katledilenlere sahip çıkma noktasında ayağa kalktılar.” dedi.
Bu mücadelenin sürekli olması halinde başarılı olunacağına işaret eden Irmak, “Bu mücadele sadece Filistin’i ve Gazze’yi ilgilendiren bir mücadele değil. Dolayısıyla kendimizi bu mücadeleye hazırlamamız gerekli. Tarihin bu yeni akışına karşı kendimizi hazırlamalıyız. Gazze’de kardeşlerimiz üzerlerine düşen görevi yapıyorlar. Onlar kendi sorumluluklarını yerine getirirken, biz de kendi sorumluluklarımızı yerine getirmek için, şöyle dönüp kendimize bakmamız lazım.” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SAMSUNSPOR Kulübü, Konyaspor maçının ardından yaptığı yazılı açıklama ile hakem hatalarına tepki gösterdi.
Samsunspor, 1-0 kaybedilen Konyaspor maçı sonrası resmi sosyal medya hesabından yazılı açıklama yaparak hakem kararlarına tepki gösterdi. Kulüpten yapılan açıklamada şöyle denildi:
“Geçtiğimiz sezon yaşadığımız hakem hatalarının, bugünkü müsabakada da devam ettiği ve tekrarlandığı görülmektedir. Tartışmaya açık olmayacak kadar bariz penaltı pozisyonları görmezden gelinmiştir. Açık bir şekilde, verilen ve verilmeyen hatalı kararlar sonucunda takımımız ve teknik ekibimizin tüm çabaları boşa gitmiştir. Geçtiğimiz sezonda yaptığımız çağrıyı yineliyor; temiz, adil ve eşit futbolu, tüm takımlar için ayrım yapmaksızın talep ediyoruz. Kulübümüz, bundan sonraki müsabakalarda da benzer konuların takipçisi olacaktır.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Karşılaşmanın ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamada bulunan Uygun, bir hata sonucu yedikleri golle geriye düştüklerini dile getirerek, “Rey Manaj’ın ateşi gece 38-39 derece oldu. Kendisine oynaması halinde sakatlık yaşama ihtimalinin olduğunu söyledim. Ama özveriyle oynaması halinde sonucunda kendisine ihtiyacım olduğunu söyledim.” dedi.
Takıma yeni katılan 5 transferin yaklaşık 3 aydır idmansız olduğunu belirten Uygun, “İşte bugün oyuna soktuğum zamanda idmansızlıklarını görebiliyorsunuz. Bununla beraber sakatlıkları olan 6 futbolcumuz vardı. Süreç içerisinde yaşayabileceğimiz bütün şanssızlıkları yaşadık.” diye konuştu.
Maçta Rey Manaj’ın sakatlığı sonrasında Keita Balde’nin de kırmızı kart gördüğünü anımsatan Uygun, şunları kaydetti:
“Orada Balde’nin belki ligimizi tanımaması, golden sonra karın kaslarını göstermek mi istedi, anlamadım bende… Ama yine de üçüncü golü attık ve devamında bir gol yiyerek Gaziantep FK gibi çok güçlü, kaliteli ayakları olan ve iyi bir kadroya karşı kazanmasını bildik. Bu kadar handikabın içerisinde futbolcu kardeşlerimi bu maça hazırlanmıştık. Kazanması bildik. En çok sevindiğim taraf da arzuladığım, istediğim, hayal ettiğim taraftarımız bugün tribündeydi ve takımını destekledi. O desteğin sonucunda 3 puan almayı bildik. Gerçek Sivasspor taraftarlarına, şehrin markası olan Yiğidolara, takımın formasını gönülden seven Sivaslılara armağan olsun.”
Rey Manaj 3 hafta yok
Bülent Uygun, karşılaşmada sakatlanarak oyundan çıkan Rey Manaj’ın 3 hafta sahalardan uzak kalacağını ifade etti.
Rey Manaj’ın sakatlığının takımı 3 haftada yoracağını anlatan Uygun, “Onunla beraber de Keita Balde’nin oynamayacak olması… Koita da 3 aydır idmansız. Böyle olunca bayağı bir sıkıntı yaşıyoruz. Eldeki kadromuz çok dar, ligin en dar kadrosuna sahibiz. Kalan haftaları en güzel şekilde devam ettirip galibiyetler serisine inşallah devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
Keita Balde’nin formasını çıkarttıktan sonra kırmızı kart görmesini de değerlendiren Uygun, şunları kaydetti:
“Aslında adaletsizliği sistem yapıyor. Futbolun içerisinden gelenler bu işi yapmadıkları için, kural koyucu olmadıkları için… Kimine göre olmayacak yerdeki sarı kartı veriyorsun. Bir forma çıkarttı, nihayetinde giyiyorsun gol sevincinde yaşadığın bir şey. Bırakın sevinsin, insanlar artık golden sonra sevinemez oldu. VAR’ı bekle, VAR’daki karar versin, oradaki dönsün buraya gelsin. 3 dakika boyunca sevineceğiz diye bekliyoruz, 3 dakika sonra gol diyorsun sevinç bitti.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgiye göre, Borçka ilçesi Çifteköprü köyü Cankurtaran mevkiinde yapımı planlanan Konaklamalı Mesire Alanı Projesi’ne karşı çıkan köylüler, 3 Eylül günü alana iş makinelerinin gelmesini protesto etti. İş makineleri indirilirken köylüler ile özel şirketin yetkilileri arasında tartışma çıktı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesiyle yüklenici şirket yetkililerinden Muhammet U. (42) tabancayla ateş etti. Kurşunların isabet ettiği köylülerden Gökhan Koyuncu (38), Reşit Kibar ve Ersan Koyuncu (36) yaralandı. İhbar üzerine bölgeye sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Sağlık görevlilerinin ilk müdahalede bulunduğu 3 yaralı, ambulanslarla HopaDevlet Hastanesi’ne sevk edildi. Ameliyata alınan yaralılardan Reşit Kibar kurtarılamadı. Olayla ilgili soruşturma başlatılırken, tabancayla ateş açan Muhammet U. ile suç aleti ruhsatlı silahın sahibi şirket çalışanı Fikret M. (41) gözaltına alındı. Adliyeye çıkartılan şüphelilerden Muhammet U. tutuklanırken, Fikret M. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Yaşanan olayların ardından Muhammet U.’nun ağabeyine ait kereste atölyesinin kundaklanması olayıyla ilgili yeniden gözaltına alınan Yıllar K. ve Mutlu A., çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. – ARTVİN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edirne’de düzenlenen “Türkiye Buluşmaları” programına katılan Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, AK Parti’nin gücünü milletten aldığını ve “milletin partisi” olduğunu belirterek, vatandaşların talepleri doğrultusunda hizmet etmeye devam edeceklerinin altını çizdi. Bakanlık olarak gençlere yönelik yatırımlar yapmaktan duydukları mutluluğu dile getiren Bak, geleceğin teminatı olan gençlerin Türkiye’nin gücüne güç katacağını vurguladı. Üniversitelerde 2024-2025 eğitim öğretim yılının başlayacağına değinen Bak, “180 bin olan yurt kapasitesini 980 binlere taşıdık. Gençlerimize sabah kahvaltısı ve akşam yemeğini ücretsiz olarak devletimiz sağlıyor. Büyük bir barınma gücüne sahip Kredi Yurtlar Kurumunu yönetiyoruz” dedi.
“Yurtlarımız birçok afette milletimizin hizmetinde oldu”
Kredi Yurtlar Kurumu’nun birçok afette milletin hizmetinde olduğunun altını çizen Bakan Bak, Kahramanmaraş merkezli depremlerde yaklaşık 1,5 milyon kişinin yurtlarda misafir edildiğini söyledi. – EDİRNE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>YANGINLAR 100 BİN DÖNÜMDEN FAZLA ALANI KÜL ETTİ
Kaliforniya Ormancılık ve Yangından Korunma Departmanı (CAL FIRE) verilerine göre, Los Angeles’ın doğusundaki Angeles Ulusal Ormanı’nda 8 Eylül’de başlayan “Bridge” yangını hızla yayılarak Los Angeles ve San Bernardino County’yi tehdit ediyor. Bu yangın, Mountain High Kayak Merkezi’ne de ulaştı. Yangın nedeniyle Mount Baldy ve Wrightwood köylerinde en az 33 ev alevlere teslim olurken, 2 bin 500 yapının ise risk altında olduğu belirtildi. Şu ana kadar 49 bin dönümden fazla alanın kül olduğu ifade edildi.
5 İTFAİYECİ VE 2 SİVİL YARALANDI
5 Eylül’de başlayan “Line” yangını, 34 bin 729 dönüm alana yayıldı ve yalnızca yüzde 14’ü kontrol altına alınabildi. Eyaletteki diğer büyük yangınlardan biri olan “Airport” yangını ise 9 Eylül’de Orange County’de başladı ve Riverside County’ye yayıldı. Bu yangın şu ana kadar 22 bin 376 dönümlük alanı kül etti, 10 bin 500 yapıyı tehdit ediyor ve 5 itfaiyeci ile 2 sivilin yaralandığı bildirildi. Yangınlarla mücadele için 51 yangın söndürme helikopteri, 9 uçak, 520 itfaiye aracı, 75 buldozer ve 141 su tankeri kullanılıyor. Ayrıca, San Bernardino polisi, yangınları çıkardığı şüphesiyle 34 yaşındaki bir adamı gözaltına aldı.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
YAGİ TAYFUNU’NDA CAN KAYBI 254’E YÜKSELDİ
Güney Asya ülkelerinde etkili olan Yagi Tayfunu, Vietnam’da bilançoyu ağırlaştırıyor. Hükümete bağlı afet yönetim kurumundan yapılan açıklamada, şiddetli yağış ve toprak kaymaları sonucu hayatını kaybedenlerin sayısının 254’e yükseldiği, 820’den fazla kişinin yaralandığı, 82 kişinin ise kayıp olduğu bildirildi. Arama çalışmalarının devam ettiği aktarıldı.

YÜZ BİNLERCE ÇOCUK TEMİZ SU VE SAĞLIK HİZMETLERİNE ERİŞEMİYOR
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu’ndan (UNICEF) yapılan açıklamada ise yüz binlerce çocuğun temiz su, sanitasyon ve sağlık hizmetlerine erişimden yoksun olduğu ifade edildi. Okulların hasar görmesi ve elektrik, su kesintilerinden etkilenmesi nedeniyle yaklaşık 2 milyon çocuğun eğitim, psikososyal destek ve okul beslenme programlarına erişiminin olmadığı aktarıldı.

Tayfun nedeniyle Tayland’da en az 33, Myanmar’da ise 19 kişi hayatını kaybetti. Meteoroloji uzmanları, şiddetli yağışların bölgede ay sonuna kadar etkili olacağı uyarısında bulundu.




Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, alemlere rahmet olarak gönderilen ve adına naatlar yazılan, övgüler söylenen, mevlitler okunan Hz. Muhammed’in dünyaya teşrif ettiği günü simgeleyen Mevlid Kandili’ni 14 EylülCumartesi günü idrak edeceklerini dile getirdi. Büyükkılıç, “İnsanlığın kurtuluşu için gönderilen, örnek şahsiyeti adına övgüler söylenen, naatlar yazılan, mevlitler okunan son Peygamber Hz. Muhammed’in dünyayı şereflendirdiği gecenin tüm insanlık için hayırlara ve berekete vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum” ifadelerinde bulundu.
Başkan Büyükkılıç, Hz. Muhammed’in doğduğu günü temsil eden Mevlid Kandili’nin önemine değinerek, mesajında şunları söyledi:
“Yeryüzünde karanlığın, zulmün kol gezdiği günümüzde belki de insanlık için en elzem ve en ihtiyaç duyulan sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed’in sevgi ve saygı dolu örnek yaşamını, mucize dolu, rahmet dolu doğumunu ve emaneti olan İslam dini ile Kur’an-ı Kerim’i en fazla anmak ve anlamak durumunda olduğumuzu ifade etmek istiyorum. Dilerim bu önemli ve müstesna günü insanlık olarak layıkıyla idrak eder, anar ve anlarız, huzura kavuşuruz. Güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderilen sevgili peygamberimizi hadisleri ve sünnetleri ile örnek almamızı ve bu geceyi layıkıyla ihya etmemizi Cenab-ı Allah’tan diliyorum. Tüm İslam aleminin mübarek Mevlid Kandili’ni tebrik ediyorum.” – KAYSERİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mesajında tüm İslam aleminin Mevlid Kandili’ni kutlayan Başkan Palancıoğlu, alemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed’in (SAV) doğduğu bu mübarek geceyi kutlamanın sevinci içerisinde olduklarını belirterek şunları söyledi:
“Alemlere rahmet olarak gönderilen sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (SAV) dünyaya teşriflerinin yıl dönümü olan Mevlid Kandili’ni idrak etmenin mutluluğu içerisindeyiz. Dünyaya teşrifleriyle insanlığa iyiyi ve güzeli öğütleyen Hz. Peygamberimizin Kur’an’a dayanan güzel ahlakını örnek almalı, O’nun sünnetini kendimize rehber edinmeliyiz. Birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularıyla bir arada yaşamak için O’nu iyi tanımalı ve iyi tanıtmalıyız. Toplumsal birlik ve beraberliğin, sosyal yardımlaşma ve dayanışmanın arttığı, manevi güzelliklerin çoğaldığı bu mübarek kandil gecesinde, Efendimizi (SAV) daha iyi tanımak ve anlamak için gayret etmeli; sabır, kerem ve cömertliğini, merhametini, güzel ahlakını rehber edinmek için O’nun mesajlarını her yönüyle doğru anlamalıyı hedeflemeliyiz. Dürüstlüğü, yetimi kollamayı, akrabalık bağlarına riayet etmeyi, emanete hıyanet etmemeyi, güzel ahlaklı olmayı öğütleyen Peygamberimizin (SAV) sünneti ışığında yaşamalıyız. Rahmet kapılarının ardına kadar açıldığı bu mübarek gecenin, tüm İslam coğrafyasına huzur, barış, kardeşlik getirmesini temenni ediyorum. Bu duygularla tüm İslam aleminin mübarek Mevlid Kandili’ni kutluyor; dualarımızın kabul ve makbul olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum.” – KAYSERİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türk Hava Yolları’nın uçağıyla İstanbul Havalimanı’na getirilen Eygi’nin cenazesi, Dışişleri Bakanlığı İstanbul Temsilcisi Büyükelçi Ayşe Sözen Usluer tarafından karşılandı.
İstanbul Havalimanı VİP Terminali’nde düzenlenen törende, Eygi’nin Türk bayrağına sarılı naaşı, askeri manga tarafından alana getirildi.
Tören, İstanbul Valisi Davut Gül, İstanbul Havalimanı Mülki İdare Amiri Mehmet İlker Haktankaçmaz, İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Safi Arpaguş, AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe ile Kadın Kolları Başkanı Saliha Demirer, AK Partili ilçe belediye başkanları Tevfik Göksu, Mevlüt Öztekin, Bünyamin Demir ve ilgililerin katılımıyla yapıldı.
Prof. Dr. Arpaguş’un dua okumasının ardından tören sona erdi.
Aydın’a defnedilecek Eygi’nin naaşı, İstanbul Havalimanı’ndan uçakla İzmir’e gönderildi.
Bu arada, İstanbul Valiliğinin sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, “Valimiz Davut Gül, hemşehrilerimizle birlikte Filistin’de soykırımcı İsrail askerlerinin şehit ettiği vatandaşımız Ayşenur Ezgi Eygi’nin naaşını İstanbul Havalimanı’nda karşıladı. Eygi’nin naaşı, düzenlenen törende dualarla İzmir’e uğurlandı.” ifadelerine yer verildi.
İsrail askerlerinin aktivist Eygi’yi öldürmesi
İsrail askerleri, işgal altındaki Batı Şeria’da barışçıl bir gösteri sırasında katılımcıların üzerine ateş açmış, Filistinlilere destek amacıyla gösteriye katılan ve ABD vatandaşlığı da bulunan Eygi, başından vurularak ağır yaralanmıştı.
Filistinlilere ait bir hastaneye kaldırılan Eygi, 6 Eylül’de müdahalelere rağmen hayatını kaybetmişti.
Türkiye’nin Tel Aviv Büyükelçiliği ve Kudüs Başkonsolosluğu tarafından yürütülen işlemlerinin ardından Eygi’nin naaşı, Tel Aviv’den Bakü’ye getirilmişti.
Filistin topraklarının İsrail tarafından işgaline karşı barışçıl ve sivil yöntemlerle Filistinlilere destek veren Uluslararası Dayanışma Hareketi gönüllüsü insan hakları aktivisti olan Eygi, 2003’te İsrail buldozeri tarafından ezilerek öldürülen ABD vatandaşı Rachel Corrie de aynı harekete mensuptu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Marmara Denizi’nin Şarköy ilçesi açıklarında 11 Eylül 2024 tarihinde saat 19.15’te bir gemi kaptanı, Sahil Güvenlik Komutanlığına ve Tekirdağ Bölge Liman Başkanlığına yaptığı ihbarda Ganesh Govind isimli bir personelinin kayıp olduğunu bildirdi. En son saat 10.40’ta görülen şahsın gemide olmadığı fark edilince, arama kurtarma faaliyetleri başlatıldı. Aramaların ikinci gününde Şarköy Sahil Güvenlik Karakolu Komutanlığı, Marmara Denizi’nde çalışmalarına aralıksız devam ediyor. – TEKİRDAĞ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Vali Canbolat mesajında, ” İslam Dini’nin çağlar üstü ve evrensel mesajını bizlere ulaştıran, insanlığa lütuf, rahmet ve güzel ahlak timsali, alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in dünyaya teşriflerinin yıldönümü olan “Mevlid Kandili”ni idrak etmenin huzur ve mutluluğunu yaşıyoruz. Mevlid Kandili insanı insan yapan bütün güzelliklerin odağı, yüce şahsiyet Hz. Peygamber’in doğumunu idrak ettiğimiz; onun hayatımızı aydınlatan insanlık ve merhametini, insaf ve adaletini, kerem ve cömertliğini kısaca insanlığa sunduğu değerleri anlayıp hayatımızı onun yüce ahlakıyla güzelleştireceğimiz bir yenilenme fırsatıdır. Kardeşliğin, sevginin, rahmetin, merhametin timsali, yoksulların, yetimlerin, yolda kalmışların, mazlumların, tüm yaratılmışların en sevgilisi, güzel ahlakın tamamlayıcısı Resulü Kibriya Efendimizin doğum günü olan bu mübarek gecenin, tüm insanlığa sağlık, huzur, mutluluk ve aydınlık getirmesini diliyorum. Binlerce yıllık geçmişe uzanan insanlık tarihinde peygamberler silsilesinin sonuncusu, barış dini İslam’ı müjdeleyen Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed Aleyhisselam olmuştur. Üstad Necip Fazıl’ın; ‘Sen, mukaddes hedef; Haktan gelen aşkın hedefi!, Sen, en ileri rütbe; Allah’ın Sevgilisi olmak mertebesi!, Sen, en güzel insan; güzeller güzeli insanoğlunun en güzeli!’ mısralarında ifade ettiği gibi O, insanların en hayırlısı idi, herkesin güvendiği Muhammed-ül Emin’di; Allah’ın insanlar arasından seçtiği doğruluk timsaliydi, güzel ahlakıyla, engin hoşgörüsüyle, adaletiyle, merhametiyle, mütevazılığıyla bütün insanlığa kucak açan örnek bir şahsiyetti.
Sözleri, hadisleri, ahlakı ve güzide yaşantısıyla tüm insanlığa örnek mesajlar veren O Yüce Peygamberin dünyaya teşrifinin yıldönümünde, körelmeye başlamış hassasiyetlerimizi tazelemek için yapılacak etkinliklere katılım sağlamalıyız. Bu mübarek geceyi kendimizi sorgulamamız ve Allah’ın sonsuz merhametinden faydalanabilmemiz için bir vesile olarak görmeli ve en iyi şekilde değerlendirmeliyiz. “Varlığın yeter cihana,
Gönüller birleşir isminle!” Mevlid Kandilinin, Peygamber Efendimizi hakkıyla anmamıza, insanlığa vermek istediği kutsal mesajları doğru bir şekilde anlamamıza ve idrak etmemize vesile olmasını temenni ediyorum. Bu duygu ve düşüncelerle rahmet kapılarının sonuna kadar açıldığı bu gecede, insanımızın içinde var olan yardımlaşma ve dayanışma duygularının en güzel şekilde yaşanması dileğiyle, Aydınlı Hemşehrilerimizin ve tüm İslam aleminin Mevlid Kandil’ini tebrik ediyor, yaşadığımız çağın İslam’ın rahmet yüklü ilkeleriyle güzelleşmesini diliyor ve tüm vatandaşlarımızın Mevlid Kandilini en kalbi duygularla kutluyorum dedi. – AYDIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Marmaris ilçesi Girneyit Koyu’nda bir grup düzensiz göçmen olduğu bilgisinin alınması üzerine görevlendirilen Sahil Güvenlik Botu ve Bozburun İlçe Jandarma Karakol Komutanlığı personeli ile müştereken kara üzerinde bulunan 16 düzensiz göçmen (beraberinde 4 çocuk) ve 1 göçmen kaçakçısı şüphelisi yakalandı. – MUĞLA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucu hayatını kaybeden Ayşenur Ezgi Eygi’nin cenazesi Bakü’den İstanbul’a geldi. İstanbul Havalimanı’nda düzenlenecek törene İstanbul Valisi Davut Gül’ün katılması bekleniyor. Törenin ardından Ayşenur Ezgi Eygi’nin cenazesi uçakla İzmir’e gönderilecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Başkan Yalçın mesajında, “Alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (S.A.V) dünyaya teşrifini müjdeleyen Mevlid Kandiline ulaşmanın huzuru ve mutluluğu içerisindeyiz.” dedi.
Başkan Yalçın, mesajını şöyle sürdürdü:
Peygamber Efendimizin (s.a.v.) doğumu, dünya tarihinin en önemli hadiselerinden biridir. O’nun gelişiyle, bireysel, toplumsal ve evrensel düzeyde, zihin, fikir ve ahlak planında tarihin en büyük dönüşümü yaşanmıştır. Cahiliye döneminde yolunu ve değerlerini kaybeden insanlar, O’nun peşinden giderek, kardeşliğin, ahde vefanın, güzel ahlakın ve bütün iyi davranışların en güzel örnekleri olmuşlardır.
Sözleri, hadisleri, ahlakı ve güzide yaşantısıyla tüm insanlığa örnek olan Peygamber Efendimiz’in dünyayı onurlandırdığı bu mübarek geceyi kendimizi sorgulamamız ve Allah’ın sonsuz merhametinden faydalanabilmemiz için bir vesile olarak görmeli ve en iyi şekilde değerlendirmeliyiz.
Bu çerçevede Müslümanlar için güzelliklere erişme, af ve mağfirete ulaşmanın kapılarını açan bu gecenin birlik ve beraberliğimize, dirlik ve düzenimize vesile olmasını temenni ediyorum.
İslam dünyasının birliğini, beraberliğini, dayanışmasını güçlendirmesi dileğiyle, sanayicilerimizin, hemşerilerimizin, milletimizin ve İslam aleminin “Mevlid Kandilini” ve “Mevlid-i Nebi Haftasını” tebrik ediyor, bu mübarek gecede ve haftasında yapılacak duaların, edilecek ibadetlerin makbul olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum.” – KAYSERİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“DSÖ, BAE Dışişleri Bakanlığı ve ortaklarıyla işbirliği yaparak bugün Ekim 2023’ten bu yana en büyük tıbbi tahliyeyi gerçekleştirerek, 97 hasta ve ağır yaralı ile 155 refakatçiyi Gazze’den tahliye etti.” ifadesini kullanan Ghebreyesus, hastaların, özel tedavi için Abu Dabi’ye doğru gitmek üzere Kerem Ebu Salim (Şalom) Kapısı üzerinden İsrail’deki Timna (Ramon) Havalimanı’na nakledildiğini bildirdi.
Ghebreyesus, tahliye edilenler arasında kanser, travma ve yaralanmalar dahil çok çeşitli hastalıkları olan 45 çocuk ve 52 yetişkin olduğunu kaydetti.
Ciddi operasyonel zorluklara ve güvenlikle ilgili endişelere rağmen DSÖ ve ortaklarının hastaların transferini sağladığını bildiren Ghebreyesus, “Tüm olası rotalar üzerinden tahliye koridorlarının kurulmasını talep ediyoruz. Sonuç olarak tüm hastalar için en iyi tedavi ateşkestir.” ifadelerini kullandı.
*Haberin fotoğrafı AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Eski Dünya Ticaret Merkezi’nin bulunduğu alandaki törende ABD Başkanı Joe Biden, Başkan Yardımcısı Kamala Harris, eski ABD Başkanı Donald Trump, yardımcı başkan adayı JD Vance, New York Senatörü Chuch Schumer ve eski New York Belediye Başkanı Michael Bloomberg hazır bulundu.

Tören başlamadan önce 5 Kasım başkanlık seçimleri için dün gece ilk kez canlı yayın tartışmasına çıkan Harris ve Trump’ın tokalaşarak birbirini selamlaması dikkati çekti.
Saldırıda hayatını kaybedenler için yapılan saygı duruşu ile başlayan törende, yüksek sesle kurbanların isimleri okundu.
REKLAMNE OLDU?
11 Eylül sabahı New York, Manhattan adasında bulunan şehrin sembol binaları İkiz Kuleler olarak bilinen Dünya Ticaret Merkezi’ne yönelik terör saldırılarıyla uyandı.

Newark, Boston ve Washington’dan havalanıp San Francisco ve Los Angeles’a giden 4 yolcu uçağının kaçırılmasının ardından Los Angeles’a giden Amerikan Airlines’a ait yolcu uçağı, yerel saatle 08.46’da New York’taki İkiz Kuleler’in kuzey yönündeki binasına çarptı.
Kuzey kulesi alevler içinde yanarken, United Airlines’a ait kaçırılan diğer bir uçak da ilk saldırıdan 17 dakika sonra saat 09.03’te canlı yayında güney kulesine çarptı.
İkiz Kuleler’e saldırıların ardından kaçırılan bir diğer uçak ise ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) binasına çarptı.
Kaçırılan Flight 93 adlı son uçak ise Pennsylvania’nın Shanksville yerleşkesi kırsalında F-16’lar tarafından düşürüldü.

11 Eylül saldırıları sonucu uçakları kaçıran 19 saldırgan hariç New York, Washington ve Pennsylvania’da toplam 2 bin 977 kişi hayatını kaybetti.
*Haberin görselleri AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Murray ile Jayapal’ın, ABD Başkanı Biden ile Dışişleri Bakanı Antony Blinken’a gönderdikleri mektupta, Eygi’nin öldürülmesinden sorumlu olanların hesap vermesi gerektiği vurgulandı.
“BAĞIMSIZ BİR ABD SORUŞTURMASI TALEP EDİYORUZ”
Eygi’nin yaşadığı Washington eyaletinin Kongre’deki temsilcileri olan iki isim, ortak mektupta, İsrail’in yaptığı soruşturmayı yeterli bulmadıklarını kaydederek, “Bundan dolayı FBI öncülüğünde acil, şeffaf, muteber, kapsamlı ve bağımsız bir ABD soruşturması talep ediyoruz.” ifadesine yer verdi.
EYGİ’NİN AİLESİNE YAZILI OLARAK SUNULMASI TALEBİ
İki Kongre üyesi, ABD öncülüğündeki bağımsız soruşturma sonuçlarının açık bir şekilde belgelendirilmesini ve Eygi’nin ailesine yazılı olarak sunulmasını da talep etti.
REKLAM
Daha önce İsrail askerleri tarafından öldürülen diğer Amerikan vatandaşlarının da isimlerini anan Jayapal ile Murray, 2003 yılında öldürülen Rachel Corrie’nin de Washington eyaletinde yaşadığını ve haksız ve sebepsiz yere öldürüldüğünü vurguladı.
NE OLMUŞTU?
Eygi (26), 6 Eylül’de işgal altındaki Batı Şeria’nın Nablus kentine bağlı Beyta beldesinde düzenlenen işgal karşıtı bir gösteride İsrail keskin nişancısı tarafından açılan ateş sonucu başından vurularak hayatını kaybetmişti.
*Haberin görselleri AP tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Partiden yapılan açıklamaya göre Özel, CHP’nin ATO Congresium’da düzenlenen “İkinci Yüzyıl Değişim Kurultayı”nda, “Küresel ve Yerel Sorunlara İlerici Çözümler” başlıklı Sosyalist Enternasyonal komite toplantısına başkanlık etti.
“AŞIRI SAĞCILIK VE FAŞİZM BİR VİRÜS GİBİ TÜM DÜNYAYA YAYILMAYA BAŞLADI”
Özgür Özel, burada yaptığı konuşmada, aşırı sağcılık ve faşizmin adeta bir virüs gibi tüm dünyaya yayılmaya başladığını söyledi.
REKLAM
Bu tehdidin dünya çapında bir risk ortamı yarattığını ifade eden Özel, “Bu zorlukları aşabilmek için artık küresel bir dayanışmaya ve ortak çözüm arayışlarına her zamankinden çok ihtiyaç var.” değerlendirmesinde bulundu.
“BARIŞI SAVUNANLAR İÇİN ÇOK ÖNEMLİ BİR ÖDEV”
“Ezbere söylemlerle değil enine boyuna düşünerek, taşınarak, tartışarak ve en doğrusunu hep birlikte uygulayarak dünyayı bir kez daha bu sıkıntılardan sosyal demokratların, solcuların, sosyalistlerin kurtaracağına yürekten inanıyorum.” ifadesini kullanan Özel, şunları kaydetti:
“Gazze’de neredeyse bir yıldır devam eden katliamın durması, öncelikli olarak oradaki sivillerin gördüğü zulmün sona ermesi, çocuk ve kadın katliamının durdurulmasıyla ilgili hepimizin üzerine düşeni bir an önce yapması gerekiyor. Gazze’deki olaylar, Lübnan, Yemen, Irak, İran, Suriye gibi ülkeleri de kapsayacak şekilde gerilimi tırmandırma potansiyeline sahiptir. Bu, hem ‘yurtta barış dünyada barış’ diyen partimin yurt içindeki, Türkiye’deki en büyük kaygısıdır hem de sınırsız ve sınıfsız bir dünyayı hep birlikte savunan ve barışı bütün küre için savunan bizler için çok önemli bir ödevdir.”
“DAHA İYİ BİR SEÇENEĞİN VAR OLDUĞUNU ANLATMALIYIZ”
Özel, dünyanın her yerinde çalışanlar, işsizler ve özellikle gençlerin gelecekleri konusunda endişeli olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
“Eşitsizlik hem gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında hem de bütün dünyada gelişmiş ülkeler dahil maalesef artmaktadır. Bu durumun göçmen karşıtı, milliyetçi ve bazen nefret söylemiyle beslenen yeni bir aşırı sağ ideolojinin dünyanın pek çok bölgesinde güç kazanmasına zemin hazırladığının bir kez daha altını çizmek isterim. Yükselen İslamofobi, kutuplaşma ve dezenformasyon, topluluklar arası çatışma riskini uzun zamandır hiç görmediğimiz düzeyde arttırıyor ve aşırı sağ akımları güçlendiriyor.
Bu nedenle demokratik siyaseti güçlendirmeli, aşırı sağın dezenformasyon ve sahte tezleriyle mücadele etmeli, yükselen otoriterliği ve aşırı sağ ideolojileri bir çözüm olarak gören ve kendini çaresiz hisseden insanlara daha iyi bir seçeneğin var olduğunu anlatmalıyız.”
*Haberin görselleri AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail’in abluka altındaki Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları ve katliamları devam ederken Başbakan Binyamin Netanyahu ve hükümetine tepkiler de sürüyor.
Gazze Şeridi’nde 6 esirin ölümünün ardından başkent Tel Aviv’de şiddetlenen gösteriler bugün de gerçekleşti.
500 BİN KİŞİ ATEŞKES İÇİN TOPLANDI
Yaklaşık 500 bin kişi Netanyahu’ya ateşkes ve esir anlaşmasına imza atması için çağrı yaptı.
İsrail Kanal 12 Televizyonu, bugün düzenlenen gösterilerin 7 Ekim 2023’ten bu yana düzenlenen en büyük gösterilerden biri olduğu bilgisini geçti.
Protesto gösterisinde, “Philadelphia Koridoru esir çıkmazına dönüşüyor”, “Onları eve getirin”, “Binyamin Netanyahu İsrail’i öldürüyor” pankartları taşıyan göstericiler, Netanyahu aleyhinde sloganlar attı.
Protestocular Ayalon Otoyolu’nun girişini kısa süreliğine kapattı. Esirlerin serbest bırakılması için hükümete çağrıda bulunan göstericilere müdahale eden polis 2 kişiyi gözaltına aldı.
Öte yandan Kudüs’teki gösteride ise, esir anlaşması isteyen göstericiler sokaklarda davullar çalarak, esirlerin serbest bırakılması için sloganlar attı.

ATEŞKES VE ESİR TAKASI İÇİN MÜZAKERELER UZUN SÜREDİR DEVAM EDİYOR
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’nde süren saldırılarının durdurulması için taraflar arasında uzun süredir müzakereler devam ediyor.
Netanyahu; İsrail ve uluslararası kamuoyunda, siyasi nedenlerle Hamas ile esir takası anlaşması yapmamakla suçlanıyor.
İsrail’in anlaşma taslağına eklediği maddelerin ve özellikle de Mısır-Gazze sınır hattı Philadelphi Koridoru’nda kontrolünü sürdürme ısrarının müzakereleri zora soktuğu vurgulanıyor.

İSRAİLLİ ESİRLERİN AİLELERİ, NETANYAHU’YU ESİRLERİN ÖLÜMÜNDEN SORUMLU TUTMUŞTU
İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nin Refah kentinde bir tünelde 6 İsrailli esirin cesedine ulaşıldığını açıklamıştı.
Gazze’de tutulan İsrailli esirlerin ailelerinin oluşturduğu platform, son olarak “Gazze-Mısır sınır hattındaki Philadelphi Koridoru’nda işgali sürdürmekte ısrar eden ve esir takası anlaşmalarını baltalayan” Netanyahu’yu esirlerin ölümünden sorumlu tutmuştu.
Netanyahu ise hükümetin kalan esirlerin serbest bırakılması için anlaşmaya varmakta kararlı olduğunu savunmuş ve anlaşma sağlanamamasının sorumlusunun Hamas olduğunu iddia etmişti.












Haber Kaynağı: İhlas Haber Ajansı (İHA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yunanistan, asgari 250 bin avro tutarında startup yatırımı gerçekleştirecek girişimcilere uzun süreli oturma izni sağlayacak olan “altın vize” programını hayata geçiriyor.
EMEKLİ MAAŞLARI VE SOSYAL GÜVENLİK İNDİRMELERİNİ DUYURDU
Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, bu yıl 88’incisi düzenlenen Uluslararası Selanik Fuarı’nın açılış konuşmasını yaptı.
Konuşmasında, görev süresinin geri kalanında hükümetin programına eklenen değişimleri aktaran Miçotakis, emekli ve memur maaşlarının artırılması, sosyal güvenlik primlerinde indirim gibi dar gelirli vatandaşlara yönelik vaatlerini sıraladı.
Miçotakis, Yunanistan’ın azalan nüfus sorunuyla mücadele için ebeveynlere verilen maddi desteğin artırılacağını ifade etti.
EMLAK SORUNU
Özellikle turizmin yoğun olduğu bölgelerde yaşanan kiralık ev bulma sorununa çözüm getirmek için de bir dizi tedbir alınacağını belirten Miçotakis, şu an kiraya verilmemiş evi olan ev sahiplerinin boş evlerini kiraya vermeleri halinde, kira gelirlerinin üç yıl boyunca vergilendirilmeyeceğini kaydetti.
Miçotakis, aynı imkandan, şu an evini dijital platformlar üzerinden günlük kiralayıp, yıllık kiralama sistemine geçecek olan ev sahiplerinin de faydalanacağını belirtti.
Yıllık kiralamadan, günlük kiralamaya geçenlerin vergi yükünün artacağını kaydeden Miçotakis, başkent Atina’nın üç mahallesinde ise en az bir yıl boyunca günlük kiralamaya yeni evlerin açılmasına izin verilmeyeceğini vurguladı.

KRUZ GEMİLERİNE LİMAN VERGİSİNDE ARTIŞ
Miçotakis, bazı ada ve bölgelerde yoğun turizm nedeniyle yaşanan altyapı sıkıntılarına işaret ederek, Yunanistan limanlarına demirleyecek kruz gemilerinde yolcu başına alınan liman vergisinin yaz döneminde artırılacağını kaydetti.
Santorini ve Mikonos’ta kruz gemilere yönelik liman vergisinin ise diğer bölgelerden daha yüksek olacağını aktaran Miçotakis, bu gelirlerin turizm bölgelerinin altyapı ihtiyaçları için kullanılacağını belirtti.
STARTUP’LARA ‘ALTIN VİZE’
Başbakan Miçotakis, ülkeye asgari 250 bin avroluk startup yatırımı yapan girişimcilerin de ülkede uzun süreli oturma iznini kapsayan “altın vize” uygulamasından faydalanabileceğini ifade etti.
İŞÇİ VE MEMUR SENDİKALARINDAN EYLEM ÇAĞRISI
İşçi ve memur sendikaları ise Uluslararası Selanik Fuarı vesilesiyle Selanik’in farklı noktalarında hükümete karşı eylem çağrısında bulundu.
Eylemciler hayat pahalılığına dikkati çekerek, maaşların yetersiz olduğuna işaret etti.
Haber Kaynağı: Anadolu Ajansı (AA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çin’de 3 kişinin ölümüne yol açan süper tayfun Yagi Vietnam’da karaya çıktı.
TAYFUNDA 4 KİŞİ YAŞAMINI YİTİRDİ
Tayfunun neden olduğu şiddetli rüzgarların yol açtığı kazalarda Quang Ninh eyaletinde 3, Hai Duong şehrinde ise 1 kişi hayatını kaybetti, 78 kişi ise yaralandı.
Hint-Pasifik Tropikal Kasırga Uyarı Merkezi tarafından yapılan açıklamada, tayfunun bu sabah saatte 203 km’ye varan rüzgarlara neden olduğu bildirildi.
KUZEYDEKİ 12 VİLAYETTE OKULLAR TATİL EDİLDİ
Başkent Hanoi’de şiddetli rüzgarlar ve uçan molozlar binalarda ve araçlarda hasara yol açarken, devrilen ağaçlar elektrik kesintilerine neden oldu.
Ülkenin kuzeyindeki 4 havalimanında operasyonlar askıya alındı. Kıyı kasabalarından yaklaşık 50 bin kişi tahliye edilirken, yetkililer kapalı alanlarda kalmaları konusunda uyarıda bulundu.
Başta başkent Hanoi olmak üzere 12 kuzey vilayetinde okullar tatil edildi.




Haber Kaynağı: İhlas Haber Ajansı (İHA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Kosova temaslarını sürdürüyor. Fidan, başkent Priştine’deki temaslarının ardından Prizren şehrinde Türk mahallesi olarak bilinen Kurila’da Türk soydaşlarla bir araya geldi. Motrat Qirazi Okulunda Kosova ve Türk bayraklarıyla karşılanan Bakan Fidan, çocuklarla hatıra fotoğrafı çekildi. Kosova’nın meşhur bardak folklor oyununu izleyen Bakan Fidan, burada yaşayan Türk soydaşlara seslendi. Fidan, “Prizren’deki Türk varlığı az önce Fikrim Bey’de ifade etti; Balkanlar’daki 600 yıldır devam eden Türk varlığının en müstesna unsurlarından biri. Sizlerle gurur duyuyoruz, iyi ki varsınız. Türk dilini, Türk kültürünü, Türk tarihini burada yıllardır her türlü koşula rağmen yaşatıyor olmanız, buradaki varlığınız, buradaki birliğiniz, dirliğiniz, iriliğiniz gerçekten bizim için çok şey ifade ediyor. Sizlerin iyi olması huzur içerisinde yaşaması, barış içinde olması, refah içinde olması gerçekten bizim de en büyük dertlerimizden biri. Türkiye Cumhuriyeti yıllardır olduğu gibi bundan sonra da sizin yanınızda olmaya devam edecek” dedi.
“Kosova’nın bağımsızlığına kavuştuğu günden itibaren ilk tanıyan devletlerden biri Türkiye Cumhuriyeti oldu”
Fidan, 600 yıldır devam eden buradaki varlığın son 20 yılında bu varlığı, bu kültürü bu dili yaşatmak için beraber çalışmaktan duyduğum gurur duyduğunu belirterek, “Mutluluğu da ayrıca ifade etmek istiyorum. 2003 yılında TİKA başkanlığına atandığımda o dönem buradaki Türk varlığına her türlü yardımı uzatmak için sayın başbakanımızın talimatları olmuştu. Cumhurbaşkanımız Tayyip Bey o zaman başbakandı. Özellikle Prizren’deki Türk varlığı için yapılması gereken her türlü desteğin yapılmasını faaliyetin yapılması konusunda talimat vermişti. O dönem gerçekten burada belki hepsinin adını anamayacağım çok değerli kardeşlerimiz vardı, dernekler vardı, şu anda bir kısmı hala buradalar. Mahir Bey buradalar Mahir Bey’le yıllarca beraber çalıştık Enis Kervan Bey, Fikrim Bey buradalar. Gerçekten birçok arkadaş, rahmetli Arif Bütüç (Mamuşa Belediyesi Başkanı) vardı” şeklinde konuştu.
Özellikle Türk kültürüyle ilgili faaliyetlerinin, projelerinin TİKA olarak büyük etki oluşturduğunu kaydeden Fidan, “Daha sonra başta Mamuşa olmak üzere buradaki Türk varlığının yaşadığı yerlerde hayata geçirdiğimiz projeler buradaki soydaşlarımızın yaşantılarını bir nebze de olsa kolaylaştırmak için Türkiye Cumhuriyeti’nin elinden gelen her şeyi yapmasının birer nişanesiydi. Tabi bunlar mütevazi katkılar ama daha büyük bir stratejik yaklaşım her zaman için büyük olan etkili olan Türkiye Cumhuriyeti’nin hafızasında ve stratejisinde sizlerin var olması. Kosova’nın bağımsızlığına kavuştuğu ilk günden itibaren biliyorsunuz ilk tanıyan devletlerden biri belki ilki Türkiye Cumhuriyeti oldu. Kosova’daki başta Arnavut kardeşlerimiz olmak üzere buradaki bütün kardeşlerimizin şanlı bağımsızlık mücadelesi Türkiye Cumhuriyeti tarafından başından itibaren desteklenmiştir” diye konuştu.
“Balkanlar’daki Osmanlı tarihinin bıraktığı izi, görmek için vatandaşlarımız buralara geliyorlar”
Ellerinden gelen her türlü desteği vermeye devam ettiklerini söyleyen Fidan, “Bugün Priştine’de yaptığım başta dışişleri bakanı daha sonra başbakan ve cumhurbaşkanıyla görüşmelerin hepsinde hem sayın cumhurbaşkanımızın Kosova’yı desteklemedeki iradesini hem de devlet olarak kurumlarımızın her türlü alanda ticaret, eğitim, kültür, enerji, ulaştırma, sağlık, güvenlik bütün alanlarda Türkiye’nin Kosova’nın yanında olduğunu her türlü iş birliğine hazır olduğumuzun altını bir kez daha çizdim” ifadelerini kullandı.
Kosova’daki Türk varlığının, Türkiye’den gelen turist sayısının giderek arttığını belirten Fidan, “Dün Kuzey Makedonya’daydım orada da yani şehrin merkezinde gerçekten çok sayıda Türkiye’den kardeşlerimiz şehri geziyorlardı. Ondan sonra buraya geliyorlardı bir paket içerisinde Balkanlar’daki Osmanlı tarihinin bıraktığı izi, anıları yerinde görmek için vatandaşlarımız buralara geliyorlar. Gerçekten Prizren’e de gelmeye başladılar. Bu etkileşimin artık sadece Kosova’dan Türkiye’ye değil, Türkiye’den de Kosova’ya geliyor olması yeni bir başlangıç bizim için. Bu başlangıçların inşallah artarak devam edeceğini umut ediyorum. Az önce ifade ettiğim gibi bizim Kosova’ya desteğimiz devam edecek” dedi.
“Biz Türkiye olarak her zaman sorunların diyalogla çözülmesine taraftarız”
Kosova’nın barış içerisinde, Balkanların huzur içerisinde olmasının bir numaralı stratejileri olduğunu vurgulayan Fidan, ” Üsküp’te de yaptığım basın toplantısında ifade ettiğim bugün de ifade ettiğim değerli soydaşlarımız zaman zaman haberlerde görüyorsunuz Balkanlar da gerek Saray Bosna da, gerek Kosova’da gerilim artıyor belli sorunlar yaşanıyor diye. Biz Türkiye olarak her zaman için sorunların diyalogla, barışla müzakere yoluyla çözülmesine taraftarız. Onun içinde elimizden geleni yapıyoruz. Cumhurbaşkanımızın yıllar içerisinde oluşturduğu siyasi liderliğin birikimiyle bölgedeki diğer siyasi liderlerle iletişime geçerek Türkiye’nin ağırlığını koyarak buradaki sorunların bütün halkların lehine ortak çıkarına ve huzuruna olacak şekilde çözülmesi için elimizden geleni yapıyoruz. İnşallah da yapmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
Bakan Fidan, “1941 yılından itibaren İkinci Dünya Savaşı’nın karanlık günlerinde Türk dilini, Türk kültürünü yaşatmak için Kuzey Makedonya’daki soydaşlarımız Yücel Teşkilatı vesilesiyle Türkçe eğitim için canlarını ortaya koydu, şehitler verdi. Prizren’de de Doğru Yol Türk Kültür ve Sanat Derneğini, Priştine’de de Gerçek Derneğini kuranlar o dönemin sor derece sınırlı imkanlarıyla Türk dilini, Türk kültürünü yaşattılar. Ben 2003 yılından itibaren buradaki projelere çalışmaya başladığımızda o zaman yakılmış olan meşalenin bugün de devam ettirmiş olmasını görmekten gerçekten çok gurur duydum. ve emeği geçen herkesten Allah razı olsun. Çok teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
“Kosova’dan gelen Türk gençlerinin ücret ödememesi sistemini kurduk”
Çocukları Türkçe eğitim veren okullara göndererek kendi diline sahip çıkmalarını, kültürlerine sahip çıkmalarını sağladıkları için başta anneler olmak üzere bütün ebeveynlere teşekkür eden Fidan, “Çocuklarımızın diline, dinine, kültürüne, tarihine sahip çıkmaları için verdiğiniz mücadele çaba her türlü takdirin üstündedir. Bunu ne kadar takdir etsek yine de yetmez. Tekrar tekrar teşekkür ediyorum. Her gün bu okula çocuklarını getiren anneler, onları dışarıda bekleyen anneler, daha sonra alıp götüren anneler ve bunu yıllarca her gün ama her gün yağmurda, karda, çamurda sürekli yapan anneler gerçekten sizlerin varlığıyla sizlerin konuştuğu Türkçeyle, sizlerin dualarıyla, sizlerin ortaya koyduğu örnek şahsiyetle bu çocuklarımız büyüyorlar. Asıl teşekkür, asıl takdir size” diye konuştu.
Burada liseyi bitiren çocuklar için Türkiye’de okuma imkanlarının olduğunu belirten Fidan, “Belli burslarla Türkiye’ye geliyorlar. Bundan sonra sadece sınavı kazanan değil Türkiye’deki üniversitelere her türlü kaydı yaptıran öğrencilerimin ücretleri Türkiye Cumhuriyeti tarafından verilmesi karşılığında eğitim imkanı sunma kararı almıştık. Bunu da Sayın Fikrim Damka Türkiye’ye geçen sene geldiğinde gündeme getirdi. ‘Bütün gençlerimiz için bu elzem’ dedi. Biz de çok şükür gereğini yaptık bundan sonra özellikle Prizren’den Kosova’dan gelen Türk gençlerinin Türkiye’de eğitimlerini alırken Türkiye’de okuyan gençlerin ücret ödememesi sistemini kurduk. Bizim gençlerimizden tek bir beklentimiz var bundan sonra Türkiye’de okuyan eğitimini bitiren gençlerimizin tekrar buraya gelmesi, ata topraklarında bayrağın bırakıldığı yerden taşınmaya devam etmesi ve daha yükseklere çıkartılması esas olacaktır” dedi.
“İki ülke arasındaki ilişki inanılmaz derecede yakınlaşmış durumda”
Kosova hükümetiyle örnek bir iş birliğinin olduğunu ifade eden Fidan, “Onların ortaya koyduğu imkanlarla, bizim ortaya koyduğumuz stratejiyle iki ülke arasındaki ilişki inanılmaz derecede yakınlaşmış durumda. Türk iş insanları burada giderek yatırımlarını artırıyorlar. THY haftada 14 sefer Kosova’ya uçuş yapıyor. Kosova ile Türkiye arası neredeyse 1 saate inmiş durumda. Bu kadar yoğun bir trafik, gidiş-geliş iki ülkeyi adeta tek bir ülke gibi hareket ettiğimiz tek bir alana getirmiş durumda. İnşallah sizler bu imkanlardan daha çok faydalanacaksınız. Sizin her türlü derdinizi probleminizi dinlemek üzere hem büyükelçiliğimiz hem buradaki başkonsolosluğumuz 24 saat emrinize amadedir. Ben sözlerime son verirken değerli kardeşlerim bu sıcak karşılamanız için, beni ve arkadaşlarımı böylesine coşkulu bir şekilde bağrınıza bastığınız için çok teşekkür ediyorum. Gerçekten beni çok duygulandırdınız sizin sevginiz, sizin hisleriniz, sizin enerjiniz bize de geçti. Allah hepinizden razı olsun. İyi ki varsınız. Türkiye Cumhuriyeti her zaman yanınızda” şeklinde konuştu.
“Kosova’daki Türk toplumu hiçbir zaman yılmadı”
Kosova Demokratik Türk Partisi – KDTP Genel Başkanı ve Bölgesel Kalkınma Bakanı Fikrim Damka da, “Sizleri Türklerin Prizren’de en yoğun yaşadığı Kurila semtinde başta öğrencilerimizle, öğretmenlerimizle, STK temsilcilerimizle, yöneticilerimizle ve halkımızla karşılamaktan onur duyduk. Kosova’da Türk toplumu 600 yıldan bu yana ayakta durmaya gayret etti, gayret etmeye de devam edecektir. Bazen zor dönemler oldu, bazen kolay dönemler oldu. Ama Kosova’daki Türk toplumu hiçbir zaman yılmadı. Türkçe eğitimden yılmadı, Türk kültüründen yılmadı, Türkçe konuşmaktan yılmadı. Türklüğü savunmaktan asla ve asla yılmadı, vazgeçmedi” ifadelerini kullandı.
Bundan sonra da bunun devamını daha görkemli bir şekilde getireceklerini belirten Damka, “Bugün anavatanımızın sayesinde yüzlerce çocuğumuz Türkiye’de eğitim alıyor, yüzlerce hastamız şifa buluyor, gençlerimiz kültürel gezi düzenliyor. Yüzlerce çocuğumuz yerinde burs alıyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin bu destekleri bizlerin bu topraklarda devam etmemiz için vesile. Bunlar sizin sayenizde sayın bakanım. Başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere siz değerli bakanımız, TİKA’mız, YTB Başkanımız, büyükelçilerimiz bütün kurum ve temsilcileriniz Kosova’daki Türk toplumunun yanında. Her derdimize her talebimize aniden cevap veren bir Türkiye Cumhuriyeti var” şeklinde konuştu. – PRİZREN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CHP SEÇİMLERDEN SONRA İLK KEZ BİR ANKETTE İKİNCİ OLDU
Metropoll Araştırma,” Türkiye’nin Nabzı” Ağustos raporunu yayınladı. Rapora göre, 31 Mart’ta sandıktan zaferle çıkan CHP, yerel seçimlerden sonra ilk kez bir ankette ikinci sıraya geriledi.
AK PARTİ ZİRVEDE
Ankette AK Parti’nin oylarını yüzde 4,6 artırarak 22,7’ye çıkardığı görüldü. Kararsızların da oyları dağıtıldığında AK Parti’nin oyu yüzde 33’e kadar yükseldi.
ANA MUHALEFETİN OYLARINDA YÜZDE 4,2’LİK ERİME
İkinci sıradaki CHP’nin oylarında yüzde 4,2’lik bir erime kaydedildi. CHP’nin oyu kararsızlar dağıtılmadan yüzde 19,3, kararsızlar dağıtıldığında ise yüzde 28,2 oldu.

Diğer partilerin oy oranları ise, kararsızlar da dağıtıldığında şu şekilde:
DEM: Yüzde 10,1
MHP: Yüzde 7
İYİ Parti: Yüzde 5,3
YRP: Yüzde 5,1
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İl Müdürlüğü ekipleri tarafından, yasal düzenlemelere aykırı inşaat faaliyeti gerçekleştirildiği tespit edilen ve inşaat çalışmaları durdurulan alandaki yıkım çalışmaları tamamlandı.
Alandaki ruhsatsız, kaçak yapılar ve iskanlı yapıdaki eklentilerin yıkımı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İl Müdürlüğü ekiplerinin kontrolünde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ekiplerince gerçekleştirildi.
Üç gün süren yıkım işlemlerinin tamamlanmasının ardından ekipler bölgeden ayrıldı.
İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Maliki Ejder Batur da sosyal medyadan yaptığı açıklamada, “Üsküdar Vaniköy’de Boğaziçi Öngörünüm Bölgesi’nde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İl Müdürlüğümüzce tespit edilerek durdurulan ruhsatsız, kaçak yapıların yıkım işlemi tamamlanmıştır. Bundan sonraki süreçte yıkıntıların taşınması ve doğal arazi düzenlemesi gerçekleştirilecektir. ‘Dünyanın İncisi’ İstanbul Boğazı’nı hep birlikte koruyalım.” ifadelerini kullandı.
Ne olmuştu?
Üsküdar Vaniköy’de Boğaziçi Öngörünüm Bölgesi’nde izinsiz inşaat yapıldığı ihbarı üzerine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İl Müdürlüğü ekipleri, 22 Ağustos’ta bölgeye giderek incelemelerde bulunmuştu.
İncelemede, izinsiz inşaatın İBB’nin izniyle başlatıldığı tespit edilmiş, ardından inşaat durdurulmuştu.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ekiplerinin, izinsiz inşaata ilişkin hazırladığı tespit tutanağında, doğal zemin ve bitki örtüsüne fiziksel müdahalede bulunularak tahribat yapıldığı tespit edilen alandaki tüm inşa faaliyetlerinin durdurulduğu belirtilmişti.
Yapının bulunduğu alanın daha önce organize suç örgütü elebaşı Adnan Oktar’a ait olduğu, yakın zamanda Rus iş insanı tarafından satın alındığı anlaşılmıştı.
İBB Boğaziçi İmar Şube Müdürlüğünce, Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına Vaniköy’deki izinsiz inşaata ilişkin 22 Ağustos’ta bulunulan suç duyurusunda, bahse konu yerde inşai faaliyeti yapan yapı sahibi Boris Borisenko hakkında 2960 Sayılı Boğaziçi Kanunu’nun mevzuata aykırı yapılarla ilgili maddesi ile Türk Ceza Kanunu’nun “imar kirliliğine neden olma” maddesine göre yasal işlem yapılması istenmişti.
İnşaatı durduran Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından yapılan açıklamada Boğaziçi Öngörünüm Bölgesi’nde yer alan yapıya ilişkin suç duyurusunda bulunulduğu belirtilmişti.
Açıklamada, şunlar kaydedilmişti:
“Söz konusu yapının, imar kirliliğine neden olduğu, ‘Tescil Edilen Sit Alanları, Korunması Gerekli Kültür-Tabiat Varlıkları ile Korunma Alanlarının zarar görmesine sebebiyet verme’ suçlarından Bakanlığımızca İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına 2 ayrı suç duyurusunda bulunulmuştur. Süreç titizlikle takip edilmektedir.”
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İl Müdürlüğü ekipleri, yasal düzenlemelere aykırı inşaat faaliyeti gerçekleştirildiği tespit edilen ve inşaat çalışmaları durdurulan alandaki yapıların yıkımına başlamıştı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(ANKARA) – CHP’nin 20’nci Olağanüstü Kurultayı’nda, ön seçim yöntemlerini tanımlayan 52’nci maddenin görüşme ve oylaması tamamlandı. Görüşmeleri yaklaşık iki saat süren 52’nci madde, edinilen bilgiye göre, binin üzerinde oyla kabul edildi.
CHP’nin “İkinci Yüzyıl Değişim Kurultayı” başlıklı 20’nci Olağanüstü Kurultayı’nın tartışmalı maddesi olarak görülen 52’nci madde üzerindeki görüşmeler sona erdi. Madde, parti kurmaylarından edinilen bilgiye göre, çoğunlukla kabul edildi. Ön seçimin yöntemlerini belirleyen maddenin görüşmeleri yaklaşık iki saat sürdü. Görüşme üzerine en son İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik söz aldı. Çelik’in lehte konuşma yaptığı öğrenildi.
Maddenin oylanmasının ardından çok sayıda kurultay delegesinin kurultay salonundan ayrıldığı görüldü. Kalan dokuz madde, yaklaşık yarım saatte oylandı ve kabul edildi. CHP Genel Başkanı Özel’in kurultayın kapanışında konuşma yapması bekleniyor.
“TBMM Üyeliği İçin Adayların Saptanması” başlıklı 52’nci madde şöyle:
“TBMM üyeliği için adayların saptanmasında yöntemler önseçim, örgüt denetiminde önseçim, aday yoklaması, örgüt denetiminde aday yoklaması ve merkez yoklamasıdır. Hangi seçim çevresinde hangi aday saptama yönteminin kullanılacağına il örgütlerinin görüşü doğrultusunda Parti Meclisi karar verir.
Önseçimde adaylar yargı gözetim ve denetiminde sandık konularak üye kütüğünde kayıtlı üyelerin seçimiyle belirlenir. Aday yoklamasında adaylar yargı gözetim ve denetiminde sandık konularak partide belirli görevlere seçilmiş veya tüzüğün 5/14. maddesinde tanımlanan biçimde görevlerini yerine getiren üyelerin seçimiyle belirlenir.
Örgüt denetiminde önseçimde adaylar örgüt gözetim ve denetiminde sandık konularak üye kütüğünde kayıtlı üyelerin seçimiyle belirlenir. Örgüt denetiminde aday yoklamasında adaylar örgüt gözetim ve denetiminde sandık konularak partide belirli görevlere seçilmiş veya tüzüğün 5/14. maddesinde tanımlanan biçimde görevlerini yerine getiren üyelerin seçimiyle belirlenir. Bu yöntemlerde seçimler yönetmelikte belirlenen usule göre örgüt içinde belirlenecek ilçe, il ve merkez seçim kurullarınca yürütülür.
Örgüt denetiminde önseçim ve örgüt denetiminde aday yoklamasında seçim sonuçları Parti Meclisinin kararıyla tespit edilerek Yüksek Seçim Kurulu’ na merkez yoklaması usulüne göre bildirilir. Parti Meclisi kararı tespit niteliğinde olup kesinleşen seçim sonuçlarını değiştirir nitelikte olamaz. Bu yöntemlerde kullanılacak oy pusulasında adayların bölge, cinsiyet, yaş vb. dağılımlarının dengeli olmasını sağlayacak önlemler alınır. Bunun için her seçim çevresinin özelliklerine göre oy kullanma esasları yönetmelikle belirlenir.
Örgüt denetiminde önseçim veya örgüt denetiminde aday yoklaması yapılan seçim çevrelerinde Parti Meclisi, TBMM üye tamsayısının yüzde on beşi (%15) kadar sırayı genel merkez kontenjanı olarak belirleyebilir. Bu kontenjan her bir seçim çevresinde toplam milletvekili sayısının yüzde on beşi (%15) kadar olabilir. Parti Meclisi ölçme değerlendirme yöntemlerinden yararlanarak genel merkez kontenjanına ayrılan sıraları üçte birine kadar (1/3) il örgütüne, üçte birine kadar (1/3) gençlik ve kadın kolları üyelerine, üçte birine kadar (1/3) TBMM’nin mevcut partili üyelerine ayırır. Gençlik ve kadın kolları üyelerine ayrılan sıraların en az dörtte biri (1/4) önceki seçimde milletvekili seçilmiş sıralara ayrılır. Fasıllar arası aktarma yetkisi Parti Meclisine aittir.
Merkez yoklamasında adaylar doğrudan Parti Meclisi tarafından belirlenir.
Önseçim, örgüt denetiminde önseçim, aday yoklaması ya da örgüt denetiminde aday yoklamasına katılanlar, merkez yoklaması, merkez adaylığı veya genel merkez kontenjani için başvuramazlar.
En az bir seçim çevresinin aday listesinin ilk sırasında engelli adaya yer verilir.
Bir kişi en fazla üç dönem üst üste milletvekili seçilebilir. Yarısı tamamlanmadan seçimlerin yenilendiği yasama dönemleri hesaba katılmaz.
Önseçim, örgüt denetiminde önseçim, aday yoklaması, örgüt denetiminde aday yoklaması yöntemlerinde dönem koşulu aranmaz. Partinin milletvekili bulunmayan seçim çevrelerinde milletvekili çıkarmak veya bu seçim çevrelerinde partinin oyunu yükseltmek amacıyla Merkez Yönetim Kurulunun önerisi Parti Meclisi kararıyla dönem kuralı uygulanmayabilir.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail askerleri tarafından Batı Şeria’da başından mermiyle vurularak öldürülen 26 yaşındaki aktivist Ayşenur Ezgi Eygi için CHP Genel Başkanı Özgür Özel X hesabından başsağlığı mesajı yayımladı. İsrail’i lanetleyen CHP Lideri Özel şu ifadelere yer verdi:
“İsrail askerlerinin Batı Şeria’daki saldırısında başından mermiyle vurulan 26 yaşındaki evladımız Ayşenur Ezgi Eygi’ye Allah’tan rahmet, ailesine başsağlığı diliyorum. İsrail’in sivillere yönelik saldırısını ve Filistin’e yapılan zulmü lanetliyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(ANKARA) – CHP’nin 20’nci Olağanüstü Kurultayı’nda maddelerin oylandığı gün sona erdi. Genel Merkez’in kurultaya getirdiği metin, hiçbir değişiklik olmadan oy çokluğuyla kabul edildi.
CHP’nin “İkinci Yüzyılda Değişim Kurultayı” başlıklı 20’nci Olağanüstü Tüzük Kurultayı’nda, oylama günü sona erdi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in açış konuşmasının ardından basına kapanan kurultayda, maddelere saat 14.30 itibarıyla geçildi. Yaklaşık 20.30 civarında, ön seçim yöntemlerini tanımlayan 52’nci maddenin görüşmelerine başlandı. Bu madde üzrindeki görüşmeler yaklaşık iki saat sürdü. Parti kurmaylarından edinilen bilgiye göre, madde binin üzerinde kabul oyu alırken 30 civarında ret oyu verildi. 52’nci maddenin geçmesinin ardından kalan dokuz maddenin tamamı yaklaşık yarım saat içinde kabul edildi.
“Türkiye yarın bambaşka bir CHP’ye uyanacak”
CHP Lideri Özel, kurultayın oylama gününün kapanışında bir konuşma yaptı. Özel, CHP açısından tarihi bir günü geride bıraktıklarını vurguladı. Önümüzdeki iki gün boyunca sürecek program çalışmasının da çok önemli olduğuna dikkati çekti. Tüzük kurultayı sonrasında ortaya çıkan tablonun kazananı veya kaybedeni olmadığını dile getiren Özel, kazananın CHP olduğunu söyledi. CHP içinde çekişme varmış gibi göstermeye çalışanların boşa düşmesi açısından alınan sonucun kıymetli olduğunu ifade eden CHP lideri, Türkiye’nin yarın bambaşka bir CHP’ye uyanacağını vurguladı. Kurultayın büyük bir mütabakat zemininde tamamlandığını açıklayan Özel, tüzüğün hiçbir maddesini örgüt aleyhine istismar etmeyeceklerine dair söz verdi. 52’nci maddeye dikkati çeken Özel, parti örgütünün vereceği kararın CHP’nin kararı olacağını belirtti. Hazırlayacakları yönetmeliklerle bir erken seçime hazırlıklı olacaklarını aktaran Özel, bir sonraki seçim için hazırlanacak milletvekili listesinin CHP’nin iktidar grubunu oluşturacak liste olacağını belirtti.
Kılıçdaroğlu gerilimi
Kurultayda maddeler üzerine görüşmeler devam ederken Denizli İl Başkanı Ali Osman Horzum, söz aldığı sırada, kürsüden Kemal Kılıçdaroğlu’nun kurultaya gelmeyişini eleştirdi. Bunun üzerine AnkaraMilletvekili Deniz Demir, oturduğu yerden Horzum’a tepki gösterdi. Özel, kapanış konuşmasında bu anlara ilişkin salondan kavga, gürültü haberlerinin çıkması için iştahla bekleyenlere fırsat vermeyen delegelere teşekkür ederek yaşanan tek gerginliğin de nazar boncuğu olduğunu ifade etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Anadolu Otoyolu’nun Bolu Dağı Tüneli’nin İstanbul istikameti 31 Temmuz’da trafiğe kapatıldı. İstanbul yönündeki tüpünün uzatılması çalışmaları nedeniyle yol 37 gündür trafiğe kapalı. Tünelin 67 metre uzatılması ve iki viyadükte 4 adet genleşme derzinin değiştirilmesi çalışmaları büyük ölçüde tamamlandı. İstanbul yönüne gitmek isteyen sürücüler 37 gün boyunca Abant gişelerinden çıkarak D-100 kara yolunu kullandı. Kilometrelerce araç kuyruğunun oluştuğu D-100 Bolu Dağı geçişinde oluşan trafik çilesini bitirmek için ekiplerin hummalı çalışmaları sürüyor. Tünel portallarının uzatma çalışmalarını tamamlayan ekipler, asfalt serimi yaptı. TGRT Haber’e canlı yayın konuğu olan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, yolun yarın saatlerinde trafiğe açılacağına duyurdu.
“Akşamdan yolu açmış oluruz”
TGRT Haber ekranlarından canlı olarak yolun yarın açılacağı müjdesini veren Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, “Yarın akşam inşallah açacağız. Bir eksiklik olmazsa, aksaklı olmazsa ki biz öngörmüyoruz. Pazar gününü düşünmüştük. Pazar trafiğini rahatlatalım diye. Yarın akşam açmış oluruz diye düşünüyorum. Bu vesileyle, yaptığımız tünellerin, altgeçitlerin, bölünmüş yolların ne kadar önemli olduğunu görmüş olduk. 50 günlük bir süre öngörmüştük. Çünkü bazı imalatlarda çok istediğiniz hızda gidemeyebilirsiniz. Zeminle ilgili bazı öngöremediğiniz şeylerle karşılaşabiliriz diye 50 gün demiştik. Ama geçen ziyaret ettiğimde hani bir miktar daha erken bitirebileceğimizi tahmin etmiştik. Az daha netleşsin kamuoyunu öyle bilgilendirelim istedik. Erken bitecek düşüncesine vatandaşları bırakıp da erken bitiremezseniz mahcup olursunuz. Yarın gündüz gözüyle son yapılan asfalt çalışmalarının çizgilerini çekeriz ve akşamdan yolu açmış oluruz” dedi.
Yolun yarın akşam saatlerinde açılması için ekiplerin çalışmaları devam ediyor. – BOLU
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hindistan uçağında aramalar devam ederken seferlerin iptal edilmesi yolcuların tepkisine neden oldu
ERZURUM – Hindistan’dan Almanya’ya havalanan uçakta bomba olduğu ihbarı üzerine uçağın, Erzurum Havalimanı’na acil iniş yapmasının ardından Erzurum havalimanındaki tüm seferler durduruldu. Acil durumun ilan edildiği Erzurum havalimanında İstanbul ve Ankara’ya gitmek için havalimanına gelen yolcular duruma tepki gösterdi.
Mumbai’den Almanya’nın Frankfurt kentine giden Vistara Hava Yolları’na ait yolcu uçağında bomba ihbarı yapılınca uçak, Erzurum’a acil iniş yaptı. Ekipler uçakta arama yapmaya devam ederken hava sahasının kapatılması Erzurum’daki yolcuları da olumsuz etkiledi. İstanbul ve Ankara’ya gitmek için havalimanına gelen yolcular seferlerin yapılamayacağını öğrenince büyük şaşkınlık yaşadı.
Bazı yolcular beklemeye devam ederken bazı yolcular ev ve otellerine geri döndüler.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımı ve Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığının (TİKA) desteğiyle 8 Eylül 2022’de açılan merkezin ikinci yıl dönümü Sisak’ta törenle kutlandı.
Törene Türkiye’nin yeni Zagreb Büyükelçisi Hayriye Nurdan Erpulat Altuntaş, Hırvatistan İslam Birliği Başkanı Aziz Hasanovic ve Sisak Belediye Başkanı Kristina Ikic Banicek’in yanı sıra Hırvatistan’daki Türk kamu kurumlarının temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Hasanovic, törende yaptığı konuşmada, inşa edilen merkezin Hırvatistan ve Türkiye arasındaki dostluk köprüsünü daha da güçlendirdiğine işaret ederek, Türkiye’nin yeni Zagreb Büyükelçisi Erpulat Altuntaş’a da görevinde başarılar diledi.
Ikic Banicek de merkezi “Sisak güzeli” olarak betimleyerek, belediyenin Sisak İslam Meclisine desteğini her zaman sürdüreceğini belirtti.
Recep Tayyip Erdoğan İslam Kültür Merkezi
Hırvatistan İslam Birliği tarafından 2017’de başlatılan proje dönemin Hırvatistan Cumhurbaşkanı Kolinda Grabar Kitarovic’in 2019’daki Türkiye ziyareti sırasında Erdoğan’ın talimatıyla Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ve Hırvatistan İslam Birliği arasında imzalanan mutabakat zaptı ile tamamlandı.
Sisak’ta 12 bin metrekarelik alanda inşa edilen merkezin içerisinde bir cami ve idari bina bulunuyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KÜTAHYA’nın Tavşanlı ilçesinde çıkan orman yangını, havadan ve karadan müdahalenin ardından 1 saatte söndürüldü.
Yangın, saat 18.00 sıralarında Kütahya’nın Tavşanlı ilçesine bağlı Yaylacık köyünde bilinmeyen bir nedenden dolayı çıktı. İhbar üzerine çıkan yangına müdahale için Orman İşletme Müdürlüğü ekipleri sevk edildi. Ekiplerin havadan ve karadan müdahalesinin ardından yangın yaklaşık 1 saatte söndürüldü. Yanan bölge için soğutma çalışması başlatıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC), Avrupa’da M çiçeği virüsü riskinin düşük seviyede kalmaya devam etmesine rağmen “ithal vakaların” artma ihtimaline karşı Avrupa ülkelerine virüsle mücadele konusunda hazırlıklı olma çağrısında bulundu.
“HAZIRLIKLI OLUN”
ECDC Direktörü Dr. Pamela Rendi-Wagner, mevcut koşullarda Avrupa’da salgın riskinin “düşük” olduğunu, Avrupa’daki tek vakaya 15 Ağustos’ta İsveç’te rastlandığını ifade etti.
Buna rağmen AB içinde “ithal vaka” sayısının artma ihtimaline karşı hazırlıklı olunması gerektiğini belirten Rendi-Wagner, “Bu nedenle Avrupa ülkelerinin, Avrupa içinde daha fazla yayılmayı önlemek için enfeksiyonları mümkün olduğunca hızlı tespit etmeye hazırlıklı olmaları çok önemlidir.” diye konuştu.
“SALGININ GERÇEK BOYUTU ÇOK BÜYÜK OLABİLİR”
Rendi-Wagner, Afrika’da raporlama ve teşhis sürecinde eksikliklerin olduğuna dikkati çekerek, “Afrika’daki salgının gerçek boyutunun çok daha büyük olabileceğini varsayıyoruz.” dedi.
ECDC’nin AB üyesi ülkeleri salgına karşı hazırlıklı hale getirmenin yanı sıra başta Kongo Demokratik Cumhuriyeti olmak üzere Afrika’da sahada çalıştığını söyleyen Rendi-Wagner, bu sayede “Afrika’daki salgını kontrol altına almak ve diğer kıtalara yayılmasını önlemek amacıyla bölgedeki sağlık yetkililerini desteklediklerini ve virüse ilişkin daha fazla bilgi edindiklerini” belirtti.
“M ÇİÇEĞİ, YENİ KOVİD DEĞİL”
“Unutulmaması gereken bir husus, M çiçeğinin yeni Kovid-19 olmadığıdır.” diyen Rendi-Wagner, iki virüsün farklı şekillerde yayıldığına, farklı risklere sahip olduğuna ve halihazırda M çiçeği virüsü için aşının bulunduğuna işaret etti.
Rendi-Wagner, tüm nüfusu kapsayan aşılamaya gerek olmadığını dile getirerek, “Virüs dolaşımının yüksek olduğu bölgelere seyahat eden Avrupalılar için, özellikle de ağır hastalık geçiren ve yüksek risk altında olan kişiler için aşılama düşünülmelidir.” ifadesini kullandı.
M ÇİÇEĞİ VİRÜSÜ NEDİR?
M çiçeği virüsü, fareler ve sincaplar gibi kemirgen hayvanlardan veya enfekte olmuş bireylerden bulaşıyor. Virüsün neden olduğu vücut döküntülerine dokunmak, bu döküntülerin bulaştığı giysi, çarşaf, havlu ve benzeri eşyaları kullanmak ve vücut sıvılarıyla temas etmek en önemli bulaş nedenleri arasında yer alıyor. İlk belirtiler virüsü kaptıktan sonraki 5 ila 21 günde ortaya çıkabiliyor. Virüs genelde yüksek ateş, baş, sırt ve kas ağrısı, lenf bezlerinde şişlik, yorgunluk, üşüme, titreme ve ciltte su çiçeğine benzer kabarcıklara neden oluyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail, “terörle mücadele operasyonu” adıyla dört kente askeri birliklerini gönderdi, baskınlar düzenledi.
İsrail’in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ise Doğu Kudüs’teki Mescid-i Aksa’da sinagog inşa edilmesini istiyor.
Ben-Gvir’in bu yöndeki açıklaması ABD, İngiltere ve Türkiye gibi ülkeler tarafından kınandı.
İngiltere “yerleşimci şiddetini ve Ben-Gvir’in yaptığı gibi Kudüs’teki kutsal mekânların statükosunu tehdit eden kışkırtıcı açıklamaları şiddetle kınadığını”, ABD Dışişleri Bakanlığı “provokasyonların sadece gerilimi artırdığını” ifade etti.
Türkiye, Ben-Gvir’in açıklamasını, “İsrail’in Kudüs’teki kutsal mekânların ve Kudüs’ün statüsünü ve kimliğini değiştirme çabalarının yeni ve son derece tehlikeli bir örneği” olarak niteledi.
İsrail Başbakanlık Basın Ofisi, Ben-Gvir’in ifadeleri sonrası yaptığı yazılı açıklamada, Mescid-i Aksa’daki statükonun değişmediğini savundu.
Doğu Kudüs daha önce de Mescid-i Aksa’da Filistinlilere yönelik İsrail müdahalesiyle sık gündeme gelen bir bölge.
Nisan 2021’de de Ramazan’ın son günlerine denk gelen “Kudüs Günü kutlamalarında fanatik Yahudilerin baskın yapacağı” söylentileri üzerine Mescid-i Aksa’da Filistinliler bazı noktalara barikatlar kurmuş, İsrail polisi müdahale etmiş, iki taraftan da yaralananlar olmuştu.
Peki Kudüs niçin önemli ve neden tartışmalı bir kent? Kudüs’ün dinler ve siyaset tarihi açısından önemini dört başlık altında inceledik:
Doğu Kudüs 1967’den bu yana işgal altında
Dünyanın en kadim kentlerinden Kudüs bugün Orta Doğu’daki sorunların merkezinde yer alan bir bölge.
İsrail, kentin doğusunu 1967’de işgal etti, 1980 yılında da şehrin tamamını başkenti ilan ettiğini duyurdu.
Filistinliler de Doğu Kudüs’ü ileride kurulacak Filistin devletinin başkenti olarak görüyor.
Oslo anlaşmalarında Kudüs’ün statüsü barış görüşmelerinin ileri aşamalarına bırakılmıştı.
Üç semavi dinin de Kudüs’te kutsal mekânlarının bulunması, kentin tarih boyunca uluslararası öneme sahip olmasına yol açtı.
Kudüs’te hangi kutsal yapılar var?
Arapça El Kuds, İbranice Yeruşalayim olarak adlandırılan Kudüs, dünyanın en eski şehirlerinden birisi.
Tarih boyunca, birçok kutsal yapıya ev sahipliği yapmasından dolayı çok sayıda savaşa sahne oldu ve defalarca yıkıldı, yeniden inşa edildi.
Kudüs, 1517’den 1917’ye kadar Osmanlı İmparatorluğu’nun kontrolündeydi.
Kudüs, üç semavi din olan İslam, Yahudilik ve Hristiyanlık için çok kutsal sayılan yerleri içinde barındırıyor. Kutsal yerlerin önemli bir kısmı Doğu Kudüs’te yer alıyor.
Kudüs’ün içinde binlerce yıllık tarihi barındıran dar sokaklarla dolu Eski Şehir, dört ana bölümden oluşuyor. Bunlar Müslüman, Yahudi, Hristiyan ve Ermeni mahalleleri olarak sıralanıyor.
Eski Şehir’in etrafı ise kalın taş duvarlarla çevrili.
Müslümanlar için en kutsal yerlerden biri kabul edilen Mescid-i Aksa ve Kubbet’üs Sahra’nın bulunduğu Harem-üş-Şerif, Doğu Kudüs’te yer alıyor. Muhammed Peygamber’in buradan göğe yükseldiğine inanılıyor.
Yahudiler için Mescid-i Aksa’nın hemen altında yer alan ve Süleyman döneminde yapılan tapınağa ait olduğuna inanılan Ağlama Duvarı yer alıyor. Burası Yahudilik inancının en kutsal mekânı.
Hristiyanlar için ise Kudüs’te bulunan Kutsal Kabir Kilisesi’nde İsa Peygamber’in çarmıha gerildiği ve kabrine konulduğu düşünülüyor. Bu kilise, aralarında Rum Ortodoks Patrikhanesi, Roma Katolik Kilisesi ve Ermeni Patrikliği’nin de olduğu farklı mezheplerin temsilcileri tarafından yönetiliyor.
Kudüs’ün durumu neden tartışmalı?
Kudüs’ün statüsü, İsrail-Filistin çatışmasının da en merkezi sorunlarından birini oluşturuyor.
İsrail, 1967 yılındaki Altı Gün Savaşı’nda o zamana kadar Ürdün’ün kontrolü altında bulunan Doğu Kudüs’ü işgal etti. O tarihten bu yana da İsrail işgali altında bulunuyor.
İsrail, 1980 yılında kabul ettiği kanunla Kudüs’ü “bölünmez başkenti” ilan etti. Ayrıca aynı kanunla kentte yaşayan Araplara vatandaşlık verildi.
Araplar da Doğu Kudüs’ü ileride kurulması muhtemel Filistin devletinin başkenti olarak kabul ediyor. 1993 yılında imzalanan Oslo Barış Anlaşmaları’nda Kudüs’ün nihai statüsünün barış görüşmelerinin ileri aşamalarında ele alınması öngörülmüştü.
İsrail devletine ait meclis, cumhurbaşkanlığı, başbakanlık ve bakanlıklar gibi resmi kurumlar Kudüs’te yer alıyor.
Ancak İsrail’in Kudüs üzerindeki başkent ilanı uluslararası alanda tanınmıyor. İsrail büyükelçiliğini Kudüs’te tutan tek ülke ABD. Eski ABD Başkanı Donald Trump, 2018 yılında Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımış ve büyükelçiliği buraya taşımıştı.
Türkiye’nin de İsrail BüyükelçiliğiTel Aviv’de bulunuyor.
Ancak Türkiye, Kudüs’te diplomatik temsilcilik bulunduran az sayıda ülkeden birisi. Türkiye’nin Filistin Yönetimi ile ilişkilerini sürdürmek amacıyla Kudüs’te başkonsolosluğu bulunuyor. Kudüs Başkonsolosluğu’nda Türkiye büyükelçi düzeyinde temsil ediliyor.
İsrail işgali demografiyi değiştirdi mi?
İsrail’in Doğu Kudüs’ü işgal etmesinden bu yana kentteki Yahudi nüfus da önemli bir artış kaydetti.
1967 yılından bu yana İsrail burada en az 12 yerleşim birimi kurdu.
İsrailli sivil toplum örgütü Peace Now (Barış Şimdi) verilerine göre Doğu Kudüs’teki yerleşimlerde 220 binden fazla Yahudi yaşıyor.
Uluslararası hukuk tarafından Doğu Kudüs’teki Yahudi yerleşimleri yasa dışı kabul ediliyor. Ancak İsrail, buna itiraz ediyor.
Kudüs’te yaklaşık 950 bin kişi yaşıyor. Nüfusun yüzde 37’sini Araplar, yüzde 61’ini de Yahudiler oluşturuyor.
Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komisyonu’nun raporuna göre, 1 Kasım 2022 ile 31 Ekim 2023 arasında Batı Şeria’nın C Bölgesi’ndeki mevcut İsrail yerleşimlerinde yaklaşık 24 bin 300 haneye izin verildi.
Bu, 2017’de yerleşim izinlerine ilişkin veriler izleme altına alındığından beri kaydedilen en yüksek rakam ve bunların 9 bin 670’i Doğu Kudüs’te.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ARTVİN’in Borkça ilçesinde mesire alanı projesine karşı çıkan köylüler ile firma çalışanları ve yetkilileri arasında çıkan kavgada tabancayla vurulan Reşit Kibar (46) hayatını kaybetti, 2 kişi yaralandı.
Olay, saat 10.00 sıralarında ilçeye bağlı Çifteköprü köyü Cankurtaran mevkisinde meydana geldi. Bölgede yapımı planlanan ‘Konaklamalı Mesire Alanı Projesi’ne karşı çıkan köylüler, alana iş makinelerinin gelmesini protesto etti. İş makinelerini indirildiği sırada köylüler ile özel şirketin yetkilileri arasında tartışma çıktı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesi ile yüklenici şirket yetkililerinden M.U. (42), tabancayla ateş etti.
2 ŞÜPHELİ GÖZALTINA ALINDI
Kurşunların isabet ettiği köylülerden Gökhan Koyuncu (38), Reşit Kibar ve Ersan Koyuncu (36) yaralandı. İhbarla bölgeye sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Gelen sağlık görevlilerinin ilk müdahalede bulunduğu 3 yaralı, ambulanslarla HopaDevlet Hastanesi’ne sevk edildi. Ameliyata alınan yaralılardan Reşit Kibar, kurtarılamadı. Diğer yaralıların durumlarının iyi olduğu belirtilirken, hastanenin önüne yaralıların yakınları ile sivil toplum kuruluşu üyeleri geldi. Olay ile ilgili soruşturma başlatılırken, tabanca ile ateş açan M.U. ile şirket çalışanı F.M. gözaltına alındı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Slovenya, Bosna Hersek ve Hırvatistan’dan da geçen Sava Nehri’nin Sırbistan’daki Cukarica kolu alg patlaması nedeniyle renk değiştirdi.
Mevsimsel sıcaklığa ve atık sulara bağlı alg tabakasının su yüzeyine çıkmasıyla oluştuğu belirtilen yeşil rengi ile Sava Nehri, farklı bir görünüme kavuştu.
Nehir, çimleri biçilmiş futbol sahasını andırdı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, 2 şüphelinin tarihi eser bulmak amacıyla kaçak kazı yapacağı bilgisine ulaştı.
Ekipler yaptıkları çalışmada, 2 şüphelinin evlerinin bahçesinde kaçak kazı yaparken suçüstü yakalandı.
Kazı alanında 4 ruhsatsız av tüfeği, 2 ruhsatsız 9 milimetre tabanca, 70 tabanca fişeği, 40 av tüfeği fişeği, hilti, 30 metre elektrik kablosu, 2 kazma ve 2 kürek ele geçirildi.
Şüpheli şahıslar hakkında “2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununa Muhalefet” suçundan soruşturma başlatıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>RUSYA, Ukrayna’nın güneyindeki Zaporijya kentinde bir oteli hedef aldı. Saldırıda biri çocuk 2 kişi hayatını kaybetti, 2 kişi de yaralandı.
Ukrayna Acil Durumlar Servisi’nden saldırıya ilişkin yapılan açıklamada, “Kurtarma ekipleri Zaporijya’daki füze saldırısının sonuçlarını ortadan kaldırdı. 2 Eylül’de saat 23.03’te Rus birlikleri Zaporijya’da bir yerleşim bölgesini vurdu. Bir otelin vurulması sonucunda 38 yaşındaki bir kadın ve 8 yaşındaki oğlu hayatını kaybetti. Kadının 12 yaşındaki kızı enkazdan kurtarıldı ve hastaneye kaldırıldı. 43 yaşındaki bir adam da yaralandı. Kurtarma ekipleri, polis, sağlık görevlileri ve gönüllüler olay yerinde çalıştı. Kurtarma çalışmaları tamamlanmıştır” denildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Fransız yetkililer, yaklaşık 65-70 göçmeni taşıdığı öne sürülen küçük bir teknenin Fransa’nın kuzey kıyısında Boulogne-sur-Mer bölgesinin yakınlarında bulunan Manş Denizi’nde alabora olması sonucu teknede bulunan en az 12 kişinin boğularak hayatını kaybettiğini bildirdi.
Yetkililer, birkaç kişinin kurtarıldığını ancak durumlarının ciddi olduğunu söyleyerek, ölü sayısının artabileceğine ilişkin uyarıda bulundu. En az iki kişinin ise hala “kayıp” olduğu bildiriliyor.
Yaralıları tedavi etmek üzere bir ilk yardım merkezinin kurulduğu Boulogne-sur- Mer’in banliyösü Le Portel’in Belediye Başkanı Olivier Barbarin, teknenin altının yarıldığını açıkladı.
Boulogne-sur-Mer Belediye Başkanı Frederic Cuvillier de “Yaklaşık 70 kişiyi taşıyan bir tekne kıyılarımızda battı. Ne yazık ki henüz kesinleşmeyen bilanço ağır” dedi.
Teknenin alabora olması sonucu kaybolan göçmenler var
Fransa’nın görevden ayrılan İçişleri BakanıGerald Darmanin, kayıp kişilerin bulunması için tüm hizmetlerin seferber edildiğini söyledi. Darmarin sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, “Pas-de-Calais’de, Wimereux açıklarında korkunç bir tekne kazası meydana geldi. 12 ölü, 2 kayıp ve çok sayıda yaralı var. Tüm devlet hizmetleri, kayıpları bulmak ve mağdurlarla ilgilenmek için seferber olmuş durumda” ifadelerini kullandı.
Fransız Denizcilik Müdürlüğü ise teknede 65 kişinin olduğunu, 12 kişinin öldüğünü ve 50’den fazla kişinin kurtarıldığını kaydetti.
Ocak ayından bu yana 25 kişinin Manş Denizi’nden karşıya geçmeye çalışırken hayatını kaybettiği bildirildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kayıp ve acılarının sebebi olarak gördükleri bir ulusla bir arada yaşama yolundaki zorlu arayış ise sonuçlanmış değil.
Bu sorunun dönüm noktalarını inceledik.
İsrail ile Filistinliler arasındaki sorunlar, 7 Ekim 2023’teki Hamas saldırıları ve İsrail’in Gazze’ye başlattığı saldırılarla yeni bir boyut kazandı.
Hamas’ın saldırılarında 1200’e yakın İsrailli hayatını kaybederken, İsrail ordusunun o günden bu yana Gazze’ye düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısı Ağustos 2024 itibarıyla 40 bini aştı.
1799 – Napolyon’dan ‘Yahudi devleti’ fikri
Fransız General Napolyon Bonaparte, Osmanlı yönetimindeki Filistin’de bir Yahudi devleti kurulması fikrini ortaya attı.
1897 – Birinci Siyonizm Kongresi
Birinci Siyonizm Kongresi İsviçre’nin Basel kentinde toplandı. 1896’da gazeteci Theodor Herzl, ”Der Judenstaat” yani “Yahudi Devleti” adlı bir kitap yayınlamıştı ve kongrede bu kitaptaki fikirler tartışıldı.
Herzl, Viyana’da yaşayan bir Yahudi’ydi. Yahudilerin kendi devletini kurmasını savunuyordu ve özellikle Avrupa’daki Yahudi düşmanlığına karşı bu fikri geliştirmişti.
Kongrenin sonunda, Basel Programı yayınlandı. Bu belgede, Filistin’de bir Yahudi vatanının kurulması ve Dünya Siyonizm Teşkilatı’nın bu amaca ulaşmak için faaliyete geçirilmesi öngörülüyordu.
1897’den önce, çok az sayıda Siyonist göçmen zaten bölgeye gelmeye başlamıştı. 1903’e kadar, bunların sayısı 25 bine ulaştı. Çoğu Doğu Avrupa’dan gelmişti. Bölgenin yarım milyona yakın Arap sakiniyle birlikte yaşıyorlardı.
O zamanlar Filistin, Osmanlı İmparatorluğu’nun parçasıydı. 1904-1914 arası 40 bin kişilik bir ikinci göçmen dalgası geldi.
1917 – Değişen dengeler
Birinci Dünya Savaşı sırasında da Filistin ve çevresi Osmanlı idaresindeydi. İngiltere’nin desteklediği Arap güçleri Osmanlı hakimiyetine son verene kadar bu durum sürdü.
İngiltere savaşın sonunda, 1918’de bölgeyi işgal etti. 25 Nisan 1920’de alınan Milletler Cemiyeti kararıyla İngiltere’ye bölgenin manda idaresi için yetki verildi.
Bu değişim döneminde verilen üç sözden biri, 1916’da Mısır’daki İngiliz idarecisi Henry McMahon’un, Osmanlı’nın Arap illerinde Araplara bağımsızlık vaadiydi.
Bununla beraber galip devletler Fransa ve İngiltere arasında gizlice imzalanan Sykes-Picot Antlaşması, bölgeyi bu ülkeler arasında ikiye bölüyor, Filistin’de ise uluslararası idare kurulması öngörülüyordu.
1917’de, İngiltere Dışişleri Bakanı Arthur Balfour, Filistin’de Yahudi halkları için bir vatan kurulması sözü verdi. Bu vaat, Siyonistlerin önderlerinden Lord Rothschild’e gönderilen mektupta yer alıyordu.
Bu mektup Balfour Deklarasyonu olarak biliniyor.
1929-1936 Arapların tepkisi
1922’de İngiltere’nin düzenlediği bir nüfus sayımı Yahudilerin sayısının, Filistin’deki 750 binlik nüfusun yüzde 11’ine ulaştığını gösteriyordu. Bundan sonraki 15 yılda 300 bin Yahudi daha gelecekti.
Siyonistlerle Araplar arasındaki düşmanlık, Ağustos 1929’da kanlı çatışmalara dönüştü. 133 Yahudi, Filistinliler tarafından öldürüldü. İngiltere polisi de 110 Filistinliyi öldürdü.
Arapların tepkileri, 1936’da, geniş çaplı uygulanan genel grevle birlikte sivil itaatsizliğe dönüştü. Zaten o tarihe kadar, militan Siyonist örgüt Irgun Zvai Leumi, Filistin ile şimdiki Ürdün’ü ”kurtarmak” amacıyla, Filistinli ve İngilizlere ait hedeflere saldırılar düzenlemekteydi.
Temmuz 1937’de İngiltere’de, Hindistan’dan sorumlu eski devlet bakanı Lord Peel’in başkanlığındaki bir Kraliyet Komisyonu, bu bölgeyi Yahudi ve Arap devletleri arasında ikiye bölmeyi önerdi.
Yahudi devleti, İngiliz mandasındaki Filistin’in üçte birini kaplayacaktı ve Celile Denizi ile sahildeki düzlükleri içine alacaktı.
Filistinli ve Arap temsilciler teklifi reddetti. Göçün durmasını ve azınlık haklarına saygılı bir üniter devlet kurulmasını istediler. Şiddet içeren muhalefet 1938’de İngiltere’den gönderilen takviye birlikler tarafından bastırılıncaya dek sürdü.
İngiltere mandası altındaki Filistin’e Siyonist proje kapsamında yüz binlerce Yahudi göç etti. Bu da Arap topluluklarda öfkeye ve isyana yol açtı.
1947 – Birleşmiş Milletler devrede
Filistin’i 1920’den beri idare eden İngiltere, Siyonist-Arap sorununu çözme sorumluluğunu 1947’de Birleşmiş Milletler’e devretti.
Bölge şiddet olaylarıyla sarsılıyordu. Yahudiler artık nüfusun üçte birini oluşturuyordu. Ama toprakların yüzde 6’sı onların elindeydi.
Avrupa’daki Nazi zulmünden kaçan yüz binlerce Yahudi’nin buraya ulaşması çözüm arayışını daha da acil hale getirdi. İkinci Dünya Savaşı’nda 6 milyon Yahudi öldürülmüştü.
Birleşmiş Milletler’in (BM) kurduğu özel komite, bölgeyi Filistin ve Arap devletleri arasında bölmeyi önerdi. Arap Yüksek Komitesi diye anılan Filistinli temsilciler, teklifi reddederken, Yahudi temsilciler kabul etti.
Paylaşım planı, Filistin’in yüzde 56,47’sini Yahudi devletine, yüzde 43,53’ünü de Arap devletine bırakıyordu. Kudüs ise uluslararası bir idare altında olacaktı.
29 Kasım 1947’de BM Genel Kurulu’nda 33 ülkenin oyuyla plan onaylandı. 13 ülke karşı oy vermiş, 10 ülke de çekimser kalmıştı.
Filistinlilerin reddettiği plan hiç uygulanmadı. İngiltere, 15 Mayıs 1948’de, Filistin’deki manda idaresine son verme niyetini ilan etti ancak bu tarih öncesinde çarpışmalar başladı.
İngiltere halkı, askerlerinin ölümü nedeniyle Filistin’de İngiliz varlığına karşı çıkmaya başladığı gibi, ABD’nin daha fazla Yahudi mültecinin buraya kabul edilmesi için uyguladığı baskıya da öfkeliydi.
ABD’nin bu baskısı siyonizme Amerikan desteğinin artışının işaretiydi.
Hem Arap hem de Yahudi taraflar, yaklaşan savaş için güçlerini seferber ediyordu. Yahudi milis güçlerinin Arap köylerinde düzenledikleri “temizlik operasyonları” Aralık 1948’de başladı.
1948 – İsrail’in kuruluşu
İsrail devleti, 2000 yıldır kurulan ilk Yahudi devleti olarak 14 Mayıs 1948’de Tel Aviv’de ilan edildi. Ertesi gün son İngiliz birliklerinin bölgeyi terk etmesiyle yürürlüğe girdi.
Filistinliler 15 Mayıs’ı “El Nakba” yani “Felaket” günü olarak anacaktı.
1948’den beri, İsrail’in ortaya çıkışına verilecek karşılığa önderlik etmek için Arap devletleri arasında rekabet vardı. Bu yüzden Filistinliler olaylara seyirci kalıyordu.
1964’te Kudüs’te kurulan Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) hemen ardından Arap devletleri tarafından tanındı. Bu devletler FKÖ’nün esasen kendi kontrollerinde kalmasını istiyordu.
Ama Filistinliler gerçekten bağımsız bir örgüt istiyordu ve 1969’da örgütün başkanlığını ele geçiren Yaser Arafat’ın amacı da buydu.
Kendisine bağlı, beş yıl önce gizli olarak kurulmuş El Fetih örgütü, İsrail’e karşı operasyonlarıyla ün kazanıyordu. El Fetih savaşçıları, 1968’de Ürdün’de İsrail birliklerine ağır kayıplar verdirdi.
1967 Savaşı (6 Gün Savaşı)
İsrail ve Arap komşuları arasında artan gerginlik, 5 Haziran 1967’de başlayan ve Arap-İsrail Savaşı olarak da anılan 6 Gün Savaşı’na yol açtı. Orta Doğu anlaşmazlığının çehresi bu altı günde değişti.
İsrail, Mısır’dan Gazze ve Sina Yarımadası’nı, Suriye’den de Golan Tepeleri’ni aldı. Ürdün güçlerini de Batı Şeria ile Doğu Kudüs’ten çıkardı.
Mısır’ın güçlü hava kuvvetleri, savaşın ilk günü saf dışı bırakıldı. İsrail uçakları, daha başlangıçta Mısır hava kuvvetlerini havalanamadan yerle bir etti.
Toprak kazanımları İsrail’in kontrolündeki alanı iki katına çıkardı. Zafer, İsrail ve destekçileri için yeni bir güven ve iyimserlik havası yaratıyordu.
BM Güvenlik Konseyi, 22 Kasım 1967’de 242 sayılı kararı aldı. Kararda, savaşla toprak kazanımı reddediliyor, son çarpışmalarda ele geçirdiği yerlerden İsrail’in çekilmesi isteniyordu.
BM’ye göre, bu savaşta 500 bin Filistinli daha mülteci haline geldi; Mısır, Lübnan, Ürdün ve Suriye’ye göç etti.
1973 Yom Kippur Savaşı
Yom Kippur, yani ”Kefaret Günü”, Yahudilerin en önemli dini bayramı.
Mısır ve Suriye, 1967’deki savaşta kaybettikleri toprakları diplomatik yollardan geri alamayınca, 1973’te Yom Kippur bayramı sırasında İsrail’e karşı taarruza girişti.
Bu çarpışmalar, Ramazan Savaşı ya da 1973 Arap-İsrail Savaşı olarak da anılır. Başlangıçta Mısır ve Suriye, Sina ve Golan Tepeleri’nde ilerleme kaydettiler.
Üç hafta süren çarpışmalar sonunda bu durum değişti. İsrail neticede bazı yerlerde 1967’deki ateşkes hattının da ötesine geçti. İsrail güçleri Golan Tepeleri’ni aşarak Suriye içinde ilerlemeye başladı. İsrail sonra bu toprakları bırakacaktı.
İsrail güçleri Mısır’da da toprak kazandı, Süveyş Kanalı’nın batı yakasına geçtiler. ABD, Sovyetler Birliği ve BM, diplomatik müdahalelerle ateşkes anlaşmasına varılmasını sağladı.
Mısır ve Suriye, toplam 8 bin 500 asker kaybetti. İsrail’in can kaybı ise 6 bindi. Savaş sonunda İsrail, askeri, diplomatik ve ekonomik destek açılarından ABD’ye daha da bağımlı hale geldi.
Savaşın hemen ardından Suudi Arabistan, İsrail’i destekleyen ülkelere petrol ambargosu başlattı. Petrol fiyatları bütün dünyada hızla yükselirken küresel nitelikte bir ekonomik kriz baş gösterdi ve ambargo Mart 1974’e kadar sürdü.
22 Ekim 1973’te BM Güvenlik Konseyi 338 sayılı kararı aldı. Taraflardan, bir an önce çarpışmaları durdurmaları ve müzakerelere başlamaları isteniyordu.
1974 – Arafat’ın BM’ye ilk gidişi
Arafat liderliğindeki FKÖ ile Ebu Nidal gibi, FKÖ dışındaki Filistinli örgütler, İsrail ve diğer hedeflere karşı 1970’lerde bir dizi eylem düzenledi. Kara Eylül diye de bilinen Ebu Nidal’in örgütü, 1972 Münih Olimpiyatları’ndaki eylemde 11 İsrailli sporcuyu öldürdü.
Filistin’in tamamını ”kurtarmak” için silaha başvuran FKÖ’nün lideri Arafat, bir yandan da BM’de barışçı çözümü savunduğunu anlatan ilk konuşmasını yaptı. Siyonist projeyi kınayan Arafat, ”Bugün bir elimde zeytin dalı, bir elimde kurtuluş savaşı veren birinin silahı var. Zeytin dalını düşürmeyin” diye ekledi.
Bu konuşma, Filistinlilerin uluslararası tanınma çabalarına büyük katkı sağladı. Bir yıl sonra ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan Harold Saunders, Arap-İsrail barışı müzakere edilirken Filistin halkının meşru çıkarlarının da hesaba katılması gerektiğini söylüyordu.
1977 – İsrail’de sağın yükselişi
İsrail’in 1948’de kuruluşunda İrgun ve Lehi gibi radikal grupların katkısı büyüktü. Ama bu örgütlerin mirasçısı Herut (sonradan Likud adını alıyor) Partisi, 1977’ye kadar hiçbir seçim kazanamadı.
İsrail siyaseti bu tarihe kadar sol kanattaki İşçi Partisi’nin hakimiyetindeydi. Likud ideolojisi, İsrail idaresinin İngiliz mandasına dahil olan bütün topraklara, yani Ürdün de dahil Kutsal Kitap’ta anlatılan “Büyük İsrail’e” yayılmasını savunuyordu.
Eski İrgun lideri Menahem Begin başkanlığındaki yeni hükümet, Batı Şeria ile Gazze Şeridi’nde yerleşim açmayı hızlandırdı. Amaç 1967’de kazanılan toprakları ileride geri vermemek için gerekçeler sağlamaktı.
Tarım Bakanı Ariel Şaron bu faaliyetleri körükledi; Şaron 1981’e kadar yerleşimlerle ilgili bakanlar komisyonunun başındaydı.
1979 – İsrail-Mısır barışı
Mısır Cumhurbaşkanı Enver Sedat 19 Kasım 1977’de İsrail’e uçup İsrail parlamentosu Knesset’te konuşma yapınca dünya şaşkına döndü. İsrail’i tanıyan ilk Arap lider Sedat oldu. Yom Kippur Savaşı’nı daha dört yıl önce başlatan da kendisiydi.
Mısır ve İsrail 1978’de ABD’de Camp David anlaşmalarını imzaladı. Metinde Orta Doğu’da barışın çerçevesi çiziliyordu ve buna Filistinlilere sınırlı özerklik verilmesi de dahildi.
İkili barış anlaşmasını da Sedat ile Begin Mart 1979’da imzaladılar. Sina Yarımadası Mısır’a geri verildi.
Arap devletleri, İsrail’le kendi başına pazarlığa giriştiği için Mısır’ı boykot etti. Enver Sedat 1981’de Mısır ordusundaki İslamcı unsurlar tarafından öldürüldü.
1982 – İsrail’in Lübnan’ı işgali
İsrail, Lübnan sınırına yakın yerleşim birimlerini saldırılardan korumak amacıyla bu ülkenin güneyine asker soktu. Ama Savunma Bakanı Ariel Şaron orduyu başkent Beyrut’a kadar götürdü; FKÖ’yü Lübnan’dan çıkardı.
Sina’daki son İsrail birliklerinin geri çekilmesinin üzerinden daha iki ay bile geçmemişti. Lübnan işgali, Ebu Nidal örgütünün İsrail’in Londra Büyükelçisine suikast girişimi üzerine başlatmıştı. İsrail birlikleri Beyrut’a Ağustos ayında vardı. Yapılan ateşkes anlaşması uyarınca FKÖ milisleri çekilince, Filistin mülteci kampları savunmasız kalmıştı.
İsrail güçleri 14 Eylül’de Beyrut etrafında konuşlanırken, Hıristiyan Falanj milislerin lideri Beşir Cemayel, başkentteki karargahında bir bombanın patlamasıyla öldü. Ertesi gün İsrail ordusu Batı Beyrut’u işgal etti. 16 Eylül’den 18 Eylül’e kadar, İsrail’le ittifak yapan Falanjistler, Sabra ve Şatilla kamplarında yüzlerce Filistinliyi öldürdü.
Neredeyse bir asırı bulan Orta Doğu mücadelesindeki en kanlı katliamlardan biriydi bu. Şaron, savunma bakanlığından başka bir göreve geçmek zorunda kaldı. 1983’te İsrail’de yapılan bir soruşturma, onun katliamı önlemek için harekete geçmediğine hüküm vermişti.
Sabra ve Şatilla katliamları Ariel Şaron hakkındaki ”savaş suçlusu” iddialarının kaynağı. Bazı görgü tanıkları, İsrail askerlerinin, Hıristiyan milislerin kamplarda neler yapacağından haberdar olduğunu, hatta olanları izlediğini anlatıyor.
1987-93 – İntifada
İsrail işgaline karşı intifada, yani kitlesel ayaklanma Gazze Şeridi’nde başladı; kısa sürede Batı Şeria’ya yayıldı.
Protestolar, sivil itaatsizlik şekline büründü. Genel grevler düzenlendi, İsrail ürünleri boykot edildi, duvarlara yazılar yazıldı ve yollarda barikatlar kuruldu.
Ama uluslararası ilgi toplayan protesto şekli, ağır silahlarla donanmış İsrail askerlerine taş atan Filistinlilerdi.
İsrail ordusu karşılık verdi; çok sayıda Filistinli sivil yaşamını yitirdi. 1993’e kadar süren protestolarda toplam can kaybı bini aştı.
1993 – Oslo Barış Süreci
Haziran 1992’de İsrail’de sol kanadın, yani İşçi Partisi’nin iktidara gelmesi çok kuvvetli bir barış sürecini başlattı. Sertlik yanlısı olarak gösterilen Başbakan Yitzak Rabin ile “güvercin” olarak gösterilen Şimon Peres ve Yosi Beilin, Filistinlilerle barışı konuşacak çok uygun bir ekibi oluşturuyordu.
Körfez Savaşı’ndan sonra konumu zayıflayan FKÖ bu barış pazarlığından sonuç almayı umuyordu. Washington’daki ikili görüşmeler tıkanınca İsrail, FKÖ’nün katılımına yönelik itirazını kaldırdı. Daha da önemlisi Dışişleri Bakanı Peres ve yardımcısı Beilin, Norveç’in girişimi olan gizli bir müzakere zemini kurma imkanını inceliyordu.
Washington’daki ikili görüşmelerden sonuç alınamayacağı anlaşılınca gizli Oslo kulvarı 20 Ocak 1993’te açıldı. Norveç’in Sarpsborg kasabasında görülmemiş ilerleme kaydedildi.
Filistinliler işgal topraklarından aşamalı çekilmeye başlaması karşılığında İsrail devletini tanımayı kabul ediyordu. Görüşmeler sonucunda Washington’da İlkeler Deklarasyonu imzalanırken, Arafat ile Rabin arasındaki tarihi tokalaşmayı 400 milyon insan canlı izledi.
1994 – Filistin Yönetimi’nin kurulması
İsrail ve FKÖ, İlkeler Deklarasyonu’nun başlangıçta nasıl uygulanacağı konusundaki anlaşmayı Kahire’de 4 Mayıs 1994’te imzaladı.
İsrail, Gazze Şeridi’nin çoğunu terk ediyordu. Sadece Yahudi yerleşimleri ve etraflarındaki arazilerde İsrail varlığı sürecekti. Batı Şeria’da ise Eriha kentini Filistinlilere bırakıyorlardı.
Bu pazarlıklar Yahudi bir yerleşimcinin Batı Şeria’nın El Halil kentinde düzenlediği bir katliamla neredeyse kesilecekti.
Anlaşmanın içinde de aşılması gereken zorluklar vardı. Metinde beş yıllık geçiş dönemi içinde İsrail ordusunun geri çekilme aşamaları yer alıyordu. Ama bu aşamalar çok zorlu pazarlıkların sonuç vermesine bağlıydı.
Bunlar Filistin devletinin kuruluşu, Kudüs’ün statüsü, işgal edilmiş topraklardaki Yahudi yerleşimlerinin durumu ve 1948-1967 arasında göçe zorlanan 3,5 milyon Filistinli mültecinin ne olacağı gibi konulardı.
Barış sürecini eleştirenler 1 Temmuz’da susmuştu. Çünkü Yaser Arafat, Filistin topraklarına bu tarihte geri döndü, coşkulu kalabalık tarafından muzaffer bir eda ile karşılandı.
FKÖ, İsrail birliklerinin boşalttığı yerlere konuşlandırıldı. Filistin Ulusal İdaresi, yani özerk yönetimin başkanı olarak Yaser Arafat vardı artık. 1996’daki seçim de bunu tescil etti.
1995 – İkinci Oslo süreci ve Rabin suikastı
Filistin yönetimi, Gazze Şeridi’ndeki ilk yılında zorluklarla boğuştu. Filistinli militanların bombalı eylemlerinde onlarca İsrailli öldü. İsrail özerk yönetimin topraklarına giriş çıkışları engelliyor; militanlara suikastlar düzenliyordu. Yeni yerleşim inşaatları da durmadı.
Filistin Özerk Yönetimi kendi toplumunun öfkesini kitlesel gözaltılarla bastırmaya çalıştı. İsrail içinde ise barış sürecine tepkiler sağ kanattan ve dini gruplardan geliyordu. Bu ortam içinde barış görüşmeleri yoğun çaba ile yürütülse de başlangıçta belirlenen takvime yetişilemiyordu. 24 Eylül’de 2. Oslo diye anılan anlaşma Mısır’ın Taba şehrinde ve Washington’da ayrı törenlerle imzalandı.
Bu anlaşma Batı Şeria’yı üçe bölüyordu.
1 – A Bölgesi: Batı Şeria’nın yüzde 7’sini oluşturan bu bölge, Doğu Kudüs ve El Halil haricindeki belli başlı yerleşim merkezleri tam olarak Filistin idaresine bırakılıyordu.
2 – B Bölgesi: İsrail ve Filistinlilerin ortak kontrolüne bırakılan bu bölge Batı Şeria’nın yüzde 21’ini oluşturuyordu.
3 – C Bölgesi: İsrail bu bölgeyi kontrol altında tutacak, ama aynı zamanda Filistinli tutukluları serbest bırakacaktı.
2. Oslo Anlaşması, Filistinlileri pek heyecanlandırmadı. İsrailli dinciler ise ”Yahudi toprağının” teslim edilmesine öfkeliydi. Öfke ve tahrik içeren bir kampanyaya hedef olan Başbakan Yitzak Rabin, bir aşırı dinci Yahudi tarafından 4 Kasım’da öldürüldü. Suikast bütün dünyaya şok dalgaları yaydı suikast. “Güvercin” diye nitelendirilen ve bir türlü tamamlanamayan barış sürecinin mimarı Şimon Peres başbakan oldu.
1996-1999 Kilitlenme
1996 yılına girildiğinde anlaşmazlık yine kan dökülmesine yol açıyordu. Hamas örgütü İsrail içinde bir dizi intihar eylemleri düzenledi. İsrail, Lübnan’ı üç hafta süreyle bombaladı.
Şimon Peres 29 Mayıs’taki seçimlerde, sağcı Binyamin Netanyahu’ya kıl payı yenildi. Netanyahu, Oslo anlaşmalarına karşı çıkıyor, ”güvenlik içinde barış” tezini işliyordu. Netanyahu işgal topraklarında yerleşim inşasının dondurulması kararını kaldırarak Arapları öfkelendirdi.
El Aksa Camii’nin altına, arkeolojik amaçlarla bir tünel kazılması için izin verince de, tepkiler daha da şiddetlendi. İsrail mevcut barış sürecini eleştirmesine rağmen ABD’nin artan baskısı üzerine Ocak 1997’de El Halil şehrinin yüzde 97’sini Filistinlilere devretti.
ABD’de 23 Ekim 1998’de imzaladığı Wye Nehri Memorandumu ise, Batı Şeria’dan çekilmenin sürmesini öngörüyordu. Fakat bunun uygulanmasına ilişkin itirazlar, Ocak 1999’da İsrail’de iktidardaki sağ koalisyonun çökmesine yol açtı. 18 Mayıs’taki seçimlerde İşçi Partili Ehud Barak galip çıktı.
İsraillilerle Araplar arasındaki 100 yıllık kavgayı sona erdirmeyi vaat ediyordu yeni başbakan. Oslo anlaşmalarında öngörülen beş yıllık geçiş süresi, 4 Mayıs 1999’da sona erdi.
Ama Yaser Arafat tek yanlı Filistin devleti ilanından vazgeçirildi. Amaç İsrail’deki yeni yönetimle pazarlığa yeniden başlanmasıydı.
2000 – İkinci İntifada
Ehud Barak hükümetinin barışa ulaşacağına dair başlangıçta duyulan iyimserliğin temeli olmadığı zamanla anlaşıldı. Yeni bir Wye Nehri sözleşmesi Eylül 1999’da imzalandı. Ama işgal topraklarından çekilme işleminin devam etmesi mümkün olmadı. Çünkü Kudüs’ün durumu, mülteciler, yerleşimler ve sınırlar gibi nihaî statü pazarlıkları sonuçsuz kalmıştı.
Beş yıllık barış süreci sonunda pek bir şey elde edilememesi, Filistin halkında büyük bir bıkkınlık doğurdu. Barak, Suriye ile barışa odaklandı. Bu alanda da başarı yoktu. Barak yine de İsrail’in 21 yıllık Lübnan macerasına son verdi: Mayıs 2000’de İsrail’in Lübnan’dan çekilmesi, dikkatleri Yaser Arafat’a yöneltti.
ABD Başkanı Bill Clinton ile Ehud Barak kademeli barış görüşmeleri yerine, bütün konularda hep birden sonuç almayı amaçlayan nihai pazarlığa girmeye zorlandı. Bu görüşmeler için ABD başkanının yazlığı Camp David seçildi.
İki hafta süren görüşmelerde Kudüs’ün statüsü ve Filistinli mültecilerin geri dönüş hakları konusunda bir uzlaşmaya varılamadı. Bunun getirdiği belirsizlik içinde, 28 Eylül’de muhalefetteki Likud Partisi’nin Netanyahu’dan sonraki lideri, yılların sağcı politikacısı Ariel Şaron, Mescid-i Aksa’nın bulunduğu kompleksi ziyaret etti.
Bunun çok tahrik edici bir hareket olduğu söylendi. Filistinliler bu ziyareti protesto için gösterilere başladı. Ve gösteriler El Aksa intifadası diye anılan ayaklanmaya dönüştü.
2002 -2003 Batı Şeria yeniden işgal altında
Birkaç dalga halinde gelen intihar saldırıları ardından İsrail Mart ve Haziran aylarında Batı Şeria’nın neredeyse tamamını işgal etti. 2002 yılının büyük bir bölümünde Filistin kentleri sık sık baskına uğradı, birbirleriyle bağlantısı kesildi, kuşatıldı ya da uzun süreler sokağa çıkma yasağı altında kaldı.
Nisan ayında İsrail güçleri Batı Şeria’nın kuzeyindeki Cenin mülteci kampına girip bölgeyi ele geçirdi. Filistinliler, burada bir katliam yapıldığını iddia etti. Kendisi de ağır kayıp veren İsrail ordusu ise örgütlü bir direniş ile karşılaştığını ve burada 52 Filistinlinin öldüğünü söyledi.
Olayla ilgili BM raporu, “sivilleri tehlikeyle karşı karşıya bırakan şiddet olayları” dolayısıyla her iki tarafı da suçladı ama ortada bir katliam olmadığı sonucuna ulaştı. Uluslararası Af Örgütü ise İsrail ordusunun Batı Şeria’da Cenin ve Nablus’a düzenlediği operasyonlarda savaş suçu işlediği hükmüne vardı.
İsrailli yetkililer 2002 yılı boyunca Gazze Şeridi ve Batı Şeria’da düzenlenen operasyonların Filistinlilerin “terör altyapısını” yıkmayı amaçladığını kaydediyordu.
Ancak hızı kesilmiş de olsa intihar saldırıları yıl boyu devam etti. İki yıldır barış süreci durma noktasına gelmişti. BM, ABD, Rusya ve Avrupa Birliği’nden oluşan, “Dörtlü” Orta Doğu’da çözüme yönelik bir ‘yol haritası’ ile süreci yeniden canlandırmaya çalıştı.
Yol haritası, içeriği üzerinde 2002 yılı boyunca devam eden pazarlıklar ardından 2003 yılı Nisan’ında ABD öncülüğünde Irak’a düzenlenen operasyon sonrasında yayımlandı.
Belgenin yayımlanmasına kadar da tüm diplomatik girişimler askıda kaldı. 2003 Haziran’ında ABD Başkanı George Bush, Orta Doğu konusundaki siyasetini uzun süredir beklenen bir konuşmayla açıkladı.
Bush konuşmasında Filistinlilere “teröre taviz vermeyen” bir lider belirlemeleri çağrısında bulundu. Filistinli militan grupların yoğun müzakereler ardından Haziran ayında ilan ettiği ateşkes ise ancak 7 hafta süreyle geçerli oldu.
2004 – Yaser Arafat öldü
25 Ekim 2004’te Arafat hastalandı. Grip teşhisi konulmuştu. Tüm çabalara rağmen Arafat iyileşmiyordu.
Paris’teki bir askeri hastaneye götürüldü. Zehirlendiğinden şüpheleniliyordu. Burada Arafat’ı muayene eden doktorlar onun zehirlendiğine dair bir kanıt bulamadıklarını açıkladılar.
3 Kasım’da komaya girdi. 8 gün sonra ise öldüğü açıklandı.
2005 – 2006 İsrail Gazze’den çekildi, Hamas seçimleri kazandı
İsrail Gazze ve Batı Şeria’nın bir bölümünden çekildi. İsrail, Yahudi yerleşimlerini boşaltıp, askeri araçlarını da Gazze’den çekti.
Ancak Gazze’yi denizden, karadan ve havadan abluka altında tutmaya başladı. Filistin’deki genel seçimlerde Hamas, oyların çoğunu aldı.
Eylül 2006’da ise Gazze Şeridi’nde Filistinli gruplar El Fetih ile Hamas arasında çatışmalar başladı.
Haziran 2007’ye kadar çatışmalar, ateşkesler ve ulusal birlik arayışlarıyla geçen sancılı sürecin ardından, Mahmud Abbas, Gazze ve Batış Şeria’da olağanüstü hal ilan etti. Geçiş hükümeti kurulmasını isteyip başbakanlık görevini de Selam Fayyad’a verdi, kurulan geçiş hükümetinden Hamas dışlanmıştı.
2008 – 2009 Dökme Kurşun Operasyonu
İsrail’in Gazze Şeridi’nde düzenlediği saldırılarda 22 günde 1417 kişi hayatını kaybetti; 4580 kişi de yaralandı.
İsrail bu saldırılara “Dökme Kurşun Operasyonu” adını vermişti. İsrail, askeri harekatın, Filistinli militanların İsrail’in güneyini hedef alan roket saldırılarını durdurmayı amaçladığını açıkladı.
Mayıs 2010 – Mavi Marmara
Mayıs 2010’da İsrail askerleri Gazze’ye yardım taşıyan Mavi Marmara gemisine baskın yaptı. 10 Türk vatandaşı hayatını kaybederken bu saldırı, Türkiye-İsrail ilişkilerini kopma noktasına getirdi.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, dönemin ABD Başkanı Barack Obama’nın da çabalarıyla Türkiye’nin o zaman başbakanı olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan özür diledi. İsrail ayrıca Mavi Marmara baskınında hayatını kaybedenler için tazminat ödemeyi kabul etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bir iftar yemeğindeki konuşmasında, İsrail’le yapılan anlaşmadan bahsederken isim vermeden Mavi Marmara yardımını organize eden İHH’yı (İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı) eleştirdi:
“Uluslararası bazda bir adım atıyoruz. Siz kalkıp da Türkiye’den böyle bir insani yardımı götürmek için günün başbakanına mı sordunuz? Biz zaten oraya gerekli yardımı Gazze’ye bugüne kadar hep yaptık yapıyoruz. Filistin’e yaptık yapıyoruz.”
2014 – İsrail’in Gazze’ye saldırıları
İsrail Gazze’ye yönelik 51 gün süren ve kara harekatını da içeren yeni bir saldırı başlattı.
Saldırılarda 530’u çocuk 302’si kadın 2 bin 100’den fazla Filistinli hayatını kaybetti. 10 binden fazla Filistinli de yaralandı.
İsrail tarafında ise 64’ü asker 70 İsrailli öldü, 720 İsrailli de yaralandı.
14 Mayıs 2018 – ABD İsrail Büyükelçiliği’ni Kudüs’e taşıdı
ABD’nin Tel Aviv’den Kudüs’e taşıma kararı aldığı İsrail Büyükelçiliği’nin açılışı öncesi İsrail güvenlik güçleri protestoculara ateş açtı ve onlarca Filistinli hayatını kaybetti.
Açılış töreninde ABD Başkanı Donald Trump’ın video açıklaması gösterildi. Trump “Orta Doğu’da barışı sağlama” hedefine sadık olduklarını söylerken, Batı Şeria’daki Filistin yönetimi, İsrail’i ‘Gazze’de katliam yapmakla’ suçladı.
2020 – İsrail ile Arap ülkeleri arasında ‘normalleşme’
İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn ile ilişkileri normalleştirme doğrultusunda Washington’da anlaşmalar imzaladı.
Bu adım, Ocak ayında ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile birlikte “Yüzyılın Planı” adını verdiği açıklamasının ardından geldi.
Planda Kudüs’ün bölünmemiş bir şekilde İsrail’in başkenti olması, Filistin’e 1967 sınırına kıyasla çok daha az toprağı kontrol edecek ve Batı Şeria’daki topraklarının yüzde 80’inden vazgeçecek şekilde “koşullu” bir bağımsız devlet, koşulların yerine getirilmesi için 4 yıllık bir süre öngörülüyordu.
İsrail’le normalleşme adımını ilk olarak 1979’da Mısır atmış, onu 1994’te Ürdün takip etmişti.
On yıllar sonra gelen ikinci dalgada birkaç ay içinde Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Sudan ve Fas bu listeye eklendi.
Filistinliler, Filistin devleti kuruluncaya dek İsrail ile ilişki kurmayacakları sözü veren Arap ülkelerini “sözlerinden dönmekle” suçladı.
Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas, “İsrail işgali sona erinceye dek bölgede barış, güvenlik ve istikrar gerçekleşmeyecektir” dedi.
Bu anlaşmaların ardından, Gazze’de Filistinliler ile İsrail ordusu arasındaki çatışmalar yeniden şiddetlendi.
2020 – Hamas ve El Fetih ortak yönetim için anlaştı
Gazze’yi yöneten Hamas ve Batı Şeria ile Doğu Kudüs’teki El Fetih yönetimi, 14 yıl aradan sonra bir kez daha ortak bir yönetim oluşturmak için Eylül ayında Türkiye’de bir araya gelerek anlaşmaya vardı.
El Fetih lideri Mahmud Abbas, görüşmelerin Türkiye’de yapılması için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı arayarak destek istemişti.
Filistin Yönetimi, İsrail’le yapılan anlaşmalara tepki olarak Arap Birliği’nin 6 ay süreyle dönem başkanlığını üstlenmeyeceğini açıkladı.
Mayıs 2021 – Mescid-i Aksa gerilimi ve İsrail’in Gazze’ye saldırıları
Yüzlerce Yahudi’nin İsrail’in Doğu Kudüs’ü işgal ettiği 1967’deki Altı Gün Savaşı’nın yıl dönümü olarak kutladığı “Kudüs Günü” için ellerinde bayraklarla sloganlar ve İsrail marşları eşliğinde Mescid-i Aksa civarında yürüyüşünü Filistinliler provokasyon olarak değerlendirdi.
2021’de bu gün Ramazan ayının son günlerine denk geldi. Filistinli gruplar Mescid-i Aksa çevresinde barikatlar oluşturdu.
İsrail’in Doğu Kudüs’teki evlerinden zorla çıkarma planları gerilimi daha da tırmandırdı.
İsrail polisinin Filistinlilere polis şiddeti ve orantısız müdahalesi ardından Hamas İsrail’e yüzlerce füze fırlattı.
İsrail, 10 Mayıs 2021’de Gazze Şeridi’ne havadan ve karadan saldırılar başlattı. Bu saldırılarda yüzlerce Gazzeli öldü.
Mısır’ın arabuluculuğunda aynı ay içinde taraflar arasında ateşkes ilan edildi. Ancak İsrail’in Haziran’da da Gaze’yi bir kez daha vurması ateşkesin kırılganlığını gösterdi.
Kasım 2021 – İngiltere Hamas’ı ‘terör örgütü’ ilan etti
İngiltere, Gazze Şeridi’nde yönetimde olan Hamas’ı “terör örgütü” ilan etti.
Hamas daha önce de Avrupa Birliği ve ABD başta olmak üzere çok sayıda ülke tarafından “terör örgütü” ilan edilmişti.
Mart 2022 – Erdoğan- Herzog görüşmesi
İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, 2007 yılından bu yana Türkiye ile İsrail arasındaki en üst düzey ziyaret için 9 Mart’ta Ankara’ya geldi. Herzog, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile önce baş başa ardından heyetlerle birlikte görüşme yaptı.
Görüşmelerin ardından ortak basında toplantısında, iki liderin öncelik vermesi dikkat çekti.
Aralık 2022 – Netanyahu ‘İsrail’in en sağcı hükümetini’ kurdu
İsrail’de 1 Kasım’da yapılan genel seçimde ilk sırada yer alan Likud Partisi’nin lideri Binyamin Netanyahu, çetin koalisyon pazarlıkları sonrası yeni hükümeti kurdu.
Aşırı sağcı partilerden oluşan koalisyon, “” olarak nitelendirildi.
2023 – Batı Şeria’da şiddet ‘benzeri görülmemiş seviyelere’ tırmandı
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Cenin ve Nablus bölgelerinde Ocak ve Şubat aylarında İsrail güçlerinin saldırılarında 60’tan fazla Filistinli öldürüldü. İsrail tarafındaysa 13 kişi yaşamını yitirdi.
ABD merkezli İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) son dönemde İsrail ve Filistin arasında şiddetin açıkladı.
Haziran 2023 – Af Örgütü’nden ICC’ye çağrı: ‘Filistin’de savaş suçları işlenmiş olabilir’
Uluslararası Af Örgütü, Mayıs ayında İsrail ile Filistinli silahlı gruplar arasındaki çatışmalarda .
Örgütün raporuna göre, İsrail ordusunun orantısız güçle yaptığı hava saldırıları, Filistinli sivillerin ölümüne yol açtı.
Aynı raporda İslami Cihat Örgütü militanlarının hedef gözetmeksizin fırlattığı roketlerin İsrailli ve Filistinli sivillerin ölümüne yol açtığı kaydedildi.
Örgüt, Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (ICC) soruşturma başlatma çağrısı yaptı.
ICC Filistin’de 2014’te başlayan çatışmalar ve sonrasında yaşanan olaylar nedeniyle 2021’de bir soruşturma açmıştı.
7 Ekim 2023 – Hamas-İsrail savaşı
Hamas, 7 Ekim’de Gazze topraklarından İsrail’e sızarak son yılların en büyük sınır ötesi saldırısını gerçekleştirdi.
İsrail ordusu “savaş durumu alarmı” ilan etti. Saldırıda Gazze’den İsrail tarafına binlerce roket atılırken, çok sayıda silahlı militan da İsrail topraklarına girdi.
Saldırılarda 1200’e yakın İsrailli öldürüldü. 251 kişi rehin alındı.
İsrail’in Gazze Şeridi’ne düzenlediği ilk da yüzlerce kişi öldü.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Hamas’ın saldırısıyla İsrail’in girdiğini söyledi.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’nde düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı Ağustos sonu itibarıyla 40 bini aştı, 95 bine yakın kişi de yaralandı. Yüz binlerce Filistinli evlerini terk etmek zorunda kaldı.
Hamas’ın aldığı rehinelerin bir kısmı geçmiş anlaşma ve operasyonlarda serbest bırakılırken bazılarının öldüğü teyit edildi. Yaklaşık 100 rehinenin akıbeti ise halen belli değil.
Aralık 2023 – Güney Afrika’dan İsrail’e Gazze’de ‘soykırım’ davası
Güney Afrika Cumhuriyeti, 29 Aralık 2023’te, Hollanda’nın Lahey kentinde bulunan Uluslararası Adalet Divanı’nda Gazze’deki Filistin halkına “soykırım” uyguladığı iddiasıyla İsrail’e karşı dava açtığını duyurdu.
Bazı ülkeler de davaya katılma talebinde bulundu ya da katılacağını beyan etti. Bu ülkeler Türkiye, Filistin Yönetimi, İspanya, İrlanda, Belçika, Mısır, Meksika, Kolombiya, Nikaragua, Libya, Maldivler, Şili ve Küba.
Bu ülkelerin talepleri henüz ICJ tarafından onaylanmadı.
İsrail lehine davaya katılma niyeti beyan eden tek ülke ise Almanya.
Temmuz 2024 – Hamas ve El Fetih, Çin’deki zirvede ulusal birlik hükümeti kurulması üzerine anlaştı
Filistin’de Hamas ve El Fetih arasında sağlandığı açıklandı. Pekin’de yapılan görüşmelere ilişkin açıklama Çin Dışişleri Bakanlığı’ndan geldi.
Pekin Deklarasyonu’nun 14 farklı Filistinli grup arasında iki gün süren görüşmeler üzerine imzalandığı kaydedildi.
Anlaşma ile Hamas ve El Fetih, savaş sonunda Gazze’yi birlikte yönetecek.
Ağustos 2024 – İsrail’den Batı Şeria’da son 20 yılın en büyük baskınları
İsrail, “terörle mücadele operasyonu” adını verdiği operasyonlar kapsamında Batı Şeria’daki dört kente askeri birliklerini gönderdi.
Bu, İsrail’in son 20 yılda olarak değerlendiriliyor.
Ateşkes müzakerelerinde sonuç yok
Mısır, Katar ve ABD’nin arabuluculuğunda İsrail ile Hamas arasında Gazze’de ateşkes için Ağustos ayında Kahire’de yürütülen .
Mısırlı kaynaklara göre, arabulucuların sunduğu anlaşma maddeleri ve karşılıklı tavizlere ne Hamas ne de İsrail yeşil ışık yaktı.
Mısır’dan gelen haberlere rağmen ABD
‘li kaynaklar görüşmelerin “yapıcı şekilde” devam ettiğini, “nihai ve uygulanabilir bir anlaşma” doğrultusunda sürdürüldüğünü dile getirdi.
Rehinelerin serbest bırakılması için Hamas’la ateşkes anlaşması konusunda İsrail üzerindeki baskılar artarken, Netanyahu hükümeti buna yanaşmıyor.
Hamas, ateşkes için İsrail güçlerinin Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Philadelphi Koridoru’ndan çekilmesini talep ederken, İsrail bunu “kırmızı çizgisi” olarak niteliyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bitlis merkeze bağlı Yukarı karaboy ve Yaygın köyleri ile Mutki ilçesine bağlı Yazıcık ve Kayran köylerinde orman yangınları çıktı. Bitlis İl Özel İdaresi ve Orman Müdürlüğü ekiplerinin özverili çalışmaları sayesinde yangınlar büyümeden kontrol altına alındı. Yangınlarla ilgili Bitlis İl Özel İdaresi sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, “Merkez ilçemiz Yukarı Karaboy ve Yaygın köyleri ile Mutki ilçemiz Yazıcık ve Kayran köyleri bölgelerinde çıkan orman yangını, ilgili kurumlarla beraber personellerimizin özverili çalışmaları sonucunda kontrol altına alınarak söndürülmüştür” ifadelerine yer verildi.
Bölgede yangın söndürme ve soğutma çalışmaları devam ederken, yetkililer ise vatandaşları orman yangınlarına karşı dikkatli olmaya davet etti.
Yangınların çıkış nedeni ile ilgili soruşturmanın sürdüğü belirtildi. – BİTLİS
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, X hesabından yaptığı açıklamada saldırıya ilişkin bilgi verdi. Rusya’nın Poltava kentine yönelik iki adet balistik füzeyle saldırdığını bildiren Zelenskiy, saldırıda en az 41 kişinin hayatını kaybettiğini, 180 kişinin yaralandığını açıkladı. Zelenskiy, iki adet balistik füzenin “bir eğitim kurumunun ve yakınındaki bir hastanenin” bulunduğu bölgeye isabet ettiğini aktararak, saldırılar sonucu oluşan enkazdan kurtarılan kişiler olduğunu kaydetti.
Ukrayna Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada da Poltava şehrinin Rusya’nın “barbarca bir saldırısı” sonrasında “korkunç bir gün” geçirdiği belirtildi. Açıklamada şehrin iki balistik füze ile vurulduğu, “hava saldırısı sirenleri ile füzelerin zeminle buluşması arasında çok az zaman geçtiği” bu nedenle sığınaklara kaçmaya çalışan bazı sivillerin bu sırada yaralandığı aktarıldı. Açıklamada ayrıca, kurtarma ekiplerinin 25 kişiyi kurtardığı, kurtarılanlardan 11’nin füzelerin neden olduğu enkazdan çıkarıldığı kaydedildi.
Öte yandan, Poltava’da üç gün süreyle ulusal yas ilan edildi.
Rusya sınırından yaklaşık 140 kilometre uzaklıktaki Poltava, düzenli olarak füze saldırılarına maruz kalsa da ülkenin doğu sınırlarına daha yakın bölgeler kadar yoğun bombardımanlara uğramamıştı. Yaz başında Rusya, Poltava bölgesindeki bir havaalanını Ukrayna savaş uçaklarını yok etme amacıyla hedef aldığını belirtmişti. Ancak bugün yapılan saldırı şehir merkezine yönelik olmasıyla diğer saldırılardan ayrılıyor.
Rusya’dan henüz Poltava saldırısına ilişkin bir açıklama gelmedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DÜNYA Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Ghebreyesus, Gazze’de çocuk felci kapsamında başlatılan aşı kampanyasında ikinci günde 74 bin çocuğun aşılandığını duyurdu.
DSÖ Genel Direktörü Ghebreyesus, yaptığı açıklamada, “Gazze’deki çocuk felci aşı kampanyasının ikinci gününde 10 yaş altı yaklaşık 74 bin çocuğun aşılandığı tahmin edilirken, şimdiye kadar aşılanan toplam çocuk sayısı 161 bini aştı. Kampanyanın üçüncü günü devam ediyor ve Gazze’nin merkezinde kalan çocukların çoğunun gün sonuna kadar aşılanması bekleniyor. Ekiplerimiz, yerinden edilmenin devam etmesine rağmen hiçbir çocuğun kaçırılmamasını sağlamaya kararlıdır. Tüm tarafları insani yardım molalarına saygı göstermeye devam etmeye çağırıyoruz. Gazze’deki çocukların daha sağlıklı bir geleceğe sahip olabilmeleri için kalıcı barış çağrısında bulunmaya devam ediyoruz” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Volodimir Zelenskiy iki füzenin Poltava kentindeki bir eğitim merkezi ile hastaneyi vurduğunu duyurdu.
Zelenskiy’nin eşi Olena Zelenska yaptığı son paylaşımda ölü sayısının 47’ye yükseldiğini duyurdu.
BBC’nin savunma muhabiri Chris Partridge, saldırıda kullanılan füzelerin 500 km menzili olan Iskender-M olduğunun düşünüldüğünü kaydetti.
Bu füze tahrip gücü çok yüksek 700 kg’a kadar savaş başlığı taşıyabiliyor. Aynı zamanda 10 ile 30 metre arasında bir sapma payı ile hedefi vurabiliyor.
İskender gibi balistik füzeleri, hızları ve yörüngeleri nedeniyle hava savunma sistemleri ile durdurmak çok güç.
BBC İzleme Servisi’nin Ruysa editörü Vitali Şevçenko, hedef alınan binalardan birinde askeri eğitim verildiğine dair haberler tespit ettiklerini duyurdu.
Telegram’da yer alan Rusya kaynaklı haberlerde, elektronik haberleşme uzmanlarının eğitim gördüğü bir merkez olduğuna ilişkin iddialar da yer aldı.
Saldırı ile ilgili açıklama yapan Ukrayna lideri Zelenskiy, zarar gören binalardan birinin İletişim Enstitüsü olduğunu söyledi.
Haber gelişiyor…
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Solcu Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) Partisi Meclis Başkan Yardımcısı Clemence Guette, X hesabından yaptığı paylaşımda, çevrim içi ortamda paylaşılan dilekçenin “şimdiden neredeyse 200 bin kişi tarafından imzalandığını” bildirdi.
Guette, Fransızları Cumhurbaşkanı Macron’un azledilmesini talep eden dilekçeyi imzalamaya çağırdı.
Dilekçede, Macron seçim sonuçlarına rağmen “eski hükümetin görevini sürdürmesine izin verdiği ve kendi programı dışındaki tüm hükümet programlarının uygulanmasını engellediği” gerekçesiyle eleştirildi.
REKLAM
Macron’un seçimlerin üzerinden geçen 2 ayda henüz bir başbakan atamamış olmasının eleştirildiği ve 186 binden fazla kişinin imzaladığı dilekçede, “parlamenter rejimler ve temsili demokrasi sisteminde bu otoriter gidişatın eşi benzerinin olmadığı” kaydedildi.
LFI tarafından 31 Ağustos’ta Cumhurbaşkanı Macron’un azledilmesine yönelik teklif Ulusal Meclis’e sunulmuştu. LFI, seçim sonuçlarını göz ardı ederek Macron’un görevini ihlal ettiğini savunmuştu.
Macron, seçimlerde Ulusal Meclis’te en fazla sandalyenin sahibi olan solcu NFP’nin ortak adayı Lucie Castets’i başbakan atamayacağını bildirmesinin ardından hükümet kurma müzakerelerini sürdürüyor.
23 Ağustos’tan bu yana yeni hükümeti kurmak için Elysee Sarayı’nda siyasileri ağırlayan Macron en son Xavier Bertrand, eski Başbakan Bernard Cazeneuve ve eski cumhurbaşkanlarından Nicolas Sarkozy ile François Hollande ile görüştü.
Fransa’da erken genel seçimlerin ardından Ulusal Meclisin en büyük siyasi grubunu 193 milletvekili ile NFP ve bağlantılılar oluştururken onu 166 milletvekili ile Macron’un iktidar koalisyonu ve 142 milletvekili ile aşırı sağcı RN ve ortakları izliyor.
Fransız Anayasası’na göre, cumhurbaşkanının istediği kişiyi başbakan atama yetkisi bulunuyor ancak siyasi geleneklere göre başbakan, en fazla oy alan parti ya da ittifaktan seçiliyor.
*Haberin görseli AP tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail devlet televizyonu KAN’ın haberine göre Smotrich, 2025 yılının bütçesiyle ilgili basın toplantısı düzenledi.
“İsrail tarihinin en uzun ve maliyetli savaşındayız. Öyle ki bu savaşın doğrudan maliyeti yaklaşık 200-250 milyar şekel (54-68 milyar dolar).” diyen Smotrich, bütçede 160 milyar şekelin (43,4 milyar dolar) güvenlik ve savaş için tahsis edildiğine işaret etti.
Yıllık bütçelerinde 44 milyar şekeli (11,9 milyar dolar) sivil ihtiyaçlara ayırdıklarının altını çizen Smotrich, 20 milyar şekeli de (5,4 milyar dolar) yeniden imar için tahsis ettiklerini ifade etti.
REKLAM
Bütçeden 9 milyar şekeli de (2,4 milyar dolar) yedek askerler için tahsis edeceklerine dikkati çeken Smotrich, Gazze Şeridi ve Lübnan sınırına yakın bölgelerden yerinden edilenler için de 10 milyar şekel (2,7 milyar dolar) ayıracaklarını aktardı.
Sosyal ve zihinsel sağlık harcamaları için 1,4 milyon şekel (380 bin dolar) ayıracaklarını dile getiren Smotrich, şirketlere tazminat olarak da 16 milyar şekel (4,3 milyar dolar) tahsis edeceklerini belirtti.
İsrail Meclisinin 9 Eylül Pazartesi günü 2025 yılı bütçesini oylamak üzere toplanması bekleniyor.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 16 bin 673’ü çocuk, 11 bin 269’u kadın olmak üzere 40 bin 819 Filistinli öldü, 94 bin 291 kişi yaralandı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Başkan Biden, Pensilvanya’daki seçim çalışmalarının ardından Beyaz Saray’a dönüşünde basın mensuplarına gezisini değerlendirdi.
Bu tür seçim gezilerini sevdiğini söyleyen Biden, bir soru üzerine, “Artık kalabalıkların olduğu yerlere gidemiyorum, Gizli Servis buna izin vermiyor. Çok tehlikeli olduğunu söylüyor.” dedi.
Biden’ın söz konusu videosu sosyal medyada viral olurken, özellikle Cumhuriyetçi hesapların Biden’ın bu sözlerini yoğun şekilde kullandığı görüldü.
*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>#BüyükelçiFlake Türkiye’ye veda ederken, buradaki görevinin önemli anlarından bahsediyor.
//#AmbassadorFlake bids farewell to Türkiye and looks back on the highlights of his tenure.
https://t.co/1FuY471TDPpic.twitter.com/hFGQHaYuhu
— U.S. Embassy Türkiye (@USEmbassyTurkey) September 2, 2024
Büyükelçi Flake, elçiliğin sosyal medya hesabından paylaştığı mesajında, 3 yıllık görev süresi boyunca Türk halkı ve Amerikan halkı arasındaki derin anlayış işbirliğini geliştirdiklerini söyledi.
Türk makamlarıyla yaptıkları ortak projeleri ve eğitim konusundaki faaliyetleri anlatan Flake, Türkiye’nin sporseverler için harika bir ülke olduğunu ve muhteşem sporcularla tanıştığını kaydetti.
İki ülke arasındaki güven ve karşılıklı saygıyı artırarak ikili ortaklığın güçlendirildiğini aktaran Flake, “F-16’ların satışı, Finlandiya ile İsveç’in NATO’ya katılımı gibi konularda kritik bir ilerleme sağlayarak meselelerin üstesinden geldik.” dedi.
REKLAM
Flake, Türkiye ile ABD’nin Ukrayna’ya verdiği “ortak desteğe” dikkati çekerek, “Küresel gıda güvenliğini güvence altına alan Karadeniz Tahıl Girişimi’nde üstlendiği rolden dolayı Türkiye’ye minnettarız.” ifadesini kullandı.
Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanlığı koordinasyonunda Ankara’da gerçekleşen esir takası konusuna da değinen Flake, iki ülkenin birlikte NATO’yı güçlendirdiğini söyledi.
Flake, NATO’nun 2026’daki zirvesinin Türkiye’de düzenleneceğini hatırlattı.
Video mesajının sonunda duygulanan Flake, Türkiye’de görev yapmaktan onur duyduğunu söyledi ve şu ifadeleri kullandı:
“Kişisel bir not ;burada eşim Cheryl’i, ailemi ve beni çok sıcak bir şekilde karşıladınız. Yemekleri, deniz kenarındaki olağanüstü kentleri, Akdeniz’in, Ege’nin ve İstanbul Boğazı’nın sularında yüzmeyi, zengin tarihi, kültürü, UNESCO listesindeki alanları ve tabii ki hepsinden de önemlisi, bu muhteşem ülkenin insanlarını özleyeceğim.
Buradan ayrılmak yuvamızı geride bırakıp gitmek gibi. Bu yüzden size ne kadar teşekkür etsem az. Türkiye’de görev yapmaktan onur duydum ve nereye gidersem gideyim yüreğimde taşıyacağım minnettarlık ve anılarla ayrılıyorum Türkiye’den. Hoşça kalın.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olayın ardından kızın annesi, derin bir acı içinde yaşadıklarını anlattı. Aile zaten büyük bir trajedi yaşıyordu; kızın babası daha önce Donetsk bölgesinde kaybolmuş ve muhtemelen hayatını kaybetmişti.
Görgü tanıkları tarafından kaydedilen görüntülerde, annenin kızının cansız bedeninin yanında yıkıldığı görülüyor. Kadın, “O sadece 14 yaşındaydı… önünde koskoca bir hayat vardı,” diyerek acısını dile getirdi.
Saldırı sonrası çekilen fotoğraflar, olayın vahşetini gözler önüne serdi. Genç kızın vücudu parçalanmış, etrafta kan birikintileri oluşmuştu. Polis ve sağlık görevlileri olay yerine gelerek cesedi örtüp bir morg? taşıdı.
Bu olay, Rusya‘nın Ukrayna’daki sivillere yönelik saldırılarının son örneği oldu. Binlerce çocuk okula başlamaya hazırlanırken, Rusya büyük şehirleri bombalamaya devam ediyor.
Aynı gün, Ukrayna’nın başkenti Kiev de saldırı altındaydı. Sabahın erken saatlerinde füzeler ve kamikaze droneları şehri vurdu. Kiev’in hava savunma sistemleri, mümkün olduğunca çok sayıda füzeyi düşürmeye çalıştı.
Saldırının ardından çekilen görüntülerde, konut binaları arasından yükselen büyük alev topları ve aydınlanan gece gökyüzü görülüyordu.
Bu olaylar, Ukrayna’daki savaşın sivillere olan korkunç etkisini bir kez daha gözler önüne serdi. Masum insanların hayatları bir anda sona ererken, geride kalanlar derin acılarla baş başa kalıyor.



Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail ordusunun, Gazze Şeridi’nde son 24 saatte düzenlediği saldırılarda 48 kişiyi öldürdüğü, 70 kişiyi de yaraladığı bildirildi.
Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı yaptığı açıklamada, İsrail’in Gazze Şeridi’ne 332 gündür sürdürdüğü saldırılara ilişkin bilgi verildi.

24 SAATTE 48 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ
Açıklamada, İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nde son 24 saatte gerçekleştirdiği 3 katliamda 48 kişinin öldüğü, 70 kişinin yaralandığı belirtildi.

40 BİN 786 KİŞİ ÖLDÜ
İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısının 40 bin 786’ya, yaralı sayısının da 94 bin 224’e yükseldiği kaydedildi.
Açıklamada ayrıca hâlâ enkaz altında ve yol kenarlarında ölülerin bulunduğu ancak İsrail güçlerinin engellemesi nedeniyle sağlık ekipleri ile sivil savunma görevlilerinin cenazelere ulaşamadığı vurgulandı.

16 BİNDEN FAZLASI ÇOCUK
İsrail tarafından düzenlenen saldırılarda hayatını kaybedenlerin en az 16 bin 673’ü çocuklardan oluşuyor.

11 BİNDEN FAZLASI KADIN
Düzenlenen saldırılarda yaşamını yitirenlerin en az 11 bin 270’i kadın. Saldırılarda masum siviller adeta katlediliyor.


Haber Kaynağı: Anadolu Ajansı (AA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Avustralya cinsel istismar davasıyla sarsıldı…
Kreşlerde çocuk bakıcısı olarak çalıştığı bilinen 46 yaşındaki Ashley Paul Griffith, çocuklara cinsel istismarda bulunduğunu itiraf etti.
60 KIZ ÇOCUĞUNA CİNSEL İSTİSMAR
Brisbane Bölge Mahkemesi’nde görülen davada 307 suçlama yöneltilen Griffith, Avustralya ve İtalya’da çoğunluğu 12 yaşın altında 60 kız çocuğuna istismarda bulunması nedeniyle mahkeme tarafından suçlu bulundu.
2022 YILINDA DA GÖZALTINA ALINDI
Griffith, Ağustos 2022’de çocuk istismarı içerikleri ürettiği gerekçesiyle polis tarafından gözaltına alınmıştı.
Bir yıl sonra ise Griffith’in, 2003 ile 2022 yılları arasında Avustralya’nın on iki farklı bölgesinde ve İtalya’nın Pisa kentinde 91 çocuğa karşı bin 623 suç işlediği tespit edilmişti.
Dava sürecinde Griffith’in hakkındaki suçlamaların bir kısmı düşürülmüştü. Şu anda gözaltında olan Griffith’in alacağı ceza, sonraki bir tarihte belirlenecek.

Haber Kaynağı: İhlas Haber Ajansı (İHA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları devam ediyor.
Gazze Sivil Savunma Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamada, İsrail savaş uçaklarının Gazze kentindeki Er-Rimal sağlık merkezi çevresinde hedef aldığı bir sivil araçta bulunan 3 Filistinlinin hayatını kaybettiği belirtildi.
Hastane kaynaklarının AA muhabirine verdiği bilgiye göre, İsrail’e ait insansız hava aracı (İHA), Gazze’deki Vahdet Caddesi’nde Gazze Belediyesi’ne ait bir aracı hedef aldı, araçta bulunanlar hayatını kaybetti.
10 KİŞİDEN FAZLA ÖLÜ VAR
Öte yandan Filistin resmi haber ajansı WAFA’nın haberine göre, İsrail savaş uçaklarının Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Bureyc Mülteci Kampı’na düzenlediği saldırıda 4 Filistinli hayatını kaybetti.
Haberde, Gazze’deki Selahaddin Caddesi yakınlarındaki açık arazide bir grup Filistinlinin hedef alındığı ve en az bir Filistinlinin yaşamını yitirdiği, çok sayıda kişinin de yaralandığı belirtildi.
Gazze kentinin kuzeyindeki el-Cela Caddesi’nde, el-Arac ailesine ait binanın hedef alınması sonucu en az 2 Filistinlinin hayatını kaybettiği, çok sayıda Filistinlinin de yaralandığı aktarıldı.
7 EKİM SONRASI
Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, “Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlere yönelik sürekli ihlallere karşılık verme” gerekçesiyle İsrail’e 7 Ekim 2023’te kapsamlı saldırı düzenledi.
İsrail, 7 Ekim’deki saldırılarda 1200 İsraillinin öldüğünü, 5 bin 132 kişinin de yaralandığını açıkladı.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 16 bin 673’ü çocuk, 11 bin 269’u kadın olmak üzere 40 bin 738 Filistinli öldü, 94 bin 154 kişi yaralandı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
İsrail ordusu, Gazze Şeridi’ne saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana 339’u karadan işgal sürecinde olmak üzere 705 askerinin öldüğünü, 4 bin 401 askerinin yaralandığını duyurdu.
Çatışmalara 24 Kasım 2023’te 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün daha uzatılan “insani ara”da 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakıldı. Öte yandan İsrail, binlerce Filistinliyi alıkoyup hapsetmeye devam etti.
İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te de 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail askerleri ile Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarında 681 Filistinli hayatını kaybetti.
Haber Kaynağı: Anadolu Ajansı (AA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail ordusu 7 Ekim’den bu yana Gazze halkına yönelik saldırılarını sürdürüyor.
Saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 40 bin 691’e yükselirken yaralı sayısı da 94 bin 60’a çıktı.
Ölenlerin çoğunluğunu kadınlar ve çocuklar oluşturuyor.
ÇOCUK FELCİ TEHLİKESİ
Çocuk ölümlerinin yanında Gazze’deki çocukları çocuk felci tehlikesi bekliyordu.
En son 23 Ağustos’ta Birleşmiş Milletler yetkilileri, 10 aylık bir bebeğin çocuk felci hastalığına yakalanarak kısmi felç geçirdiğini duyurdu.
Bunun üzerine Dünya Sağlık Örgütü, çocuk felcinin önlenmesi kapsamında çocuk felci aşısının Gazze’deki çocuklara uygulanmasına yönelik çalışma başlattı.
WHO Filistin temsilcisi Dr. Rik Peeperkorn, program kapsamında Gazze Şeridi’nden yaklaşık 640 bin çocuğa aşı yapılmasının planlandığını belirtti.

İSRAİL İNSANİ ARA VERMEYİ KABUL ETTİ
Dünya Sağlık Örgütü, İsrail’in Gazze’de çocuklara yönelik çocuk felci aşısının yapılabilmesi için “insani ara” teklifini kabul ettiğini açıkladı.
ATEŞKESİN DETAYLARI
Ateşkes kapsamında 1 Eylül Pazar günü başlayan insani ara planlamalara göre üç gün boyunca yerel saatle 06.00 ve 15.00 arasında sürdürülüyor ve aşı çalışmaları üç ayrı aşamada yürütülüyor.
“İLK GÜNDEN 87 BİN ÇOCUK AŞILANDI”
BM’nin Filistin Ajansı’ndan (UNRWA) yapılan açıklamada, “Bugün Gazze’nin orta kesimlerindeki çocuk felci aşılama kampanyası ikinci gününe giriyor DSÖ’ye göre UNRWA ekipleri ve ortakları sadece ilk gün yaklaşık 87 bin çocuğa ulaştı. Çocuklara bu önemli aşıyı sağlamak için çabalar devam ediyor, ancak en çok ihtiyaç duydukları şey şu anda ateşkes.” ifadeleri kullanıldı.

HEDEF 10 YAŞ ALTI 640 BİN ÇOCUK
İnsani yardım ve sağlık örgütleri, bir hafta sürecek kampanya boyunca 10 yaş altı 640 bin çocuğu aşılamayı planlıyor.
KAMPANYANIN BAŞLADIĞI GÜN İSRAİL 3 KİŞİYİ ÖLDÜRDÜ
İsrail ordusunun, Gazze Şeridi’nde çocuk felci aşı kampanyasının başlamasından kısa süre sonra kuzeydeki El-Ehli Baptist Hastanesi yakınlarını hedef alan saldırısında 3 Filistinlinin öldüğü, onlarca kişinin de yaralandığı belirtildi.
AŞI KAMPANYASI UZUN SÜRE BAŞLATILAMADI
İsrail’in ateşkes tekliflerini kabul etmemesi sebebi ile uzunca bir süre aşı kampanyası başlatılamamış ve Gazzeli çocuklar bundan olumsuz etkilenmişti.

Haber Kaynağı: Demirören Haber Ajansı (DHA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Saldırıda sivil altyapı tesisleri, konutlar, bir postane, mağazalar, bir spor kompleksi, bir alışveriş merkezi ve arabalar isabet aldı.

Ukrayna acil servisi, saldırı sonucu 7’si çocuk 47 kişinin yaralandığını, enkazdan da 3 kişinin kurtarıldığını belirtti. Bölgede arama kurtarma çalışmaları sürüyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail’de sabah saatlerinden itibaren işçi sendikasının ilan ettiği genel grev kapsamında İsrail’in dünyaya açılan kapısı niteliğindeki Ben Gurion Havalimanında gidiş seferlerinin sabah 08.00-10.00 arası aksadığı, geliş seferlerinin ise çalıştığı bildirildi.
İsrail Havalimanları İdaresi Sözcüsü Lisa Drir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Ben Gurion Havalimanının bugün açık olduğunu ve 60 bin kişinin yolculuk yapmasının planlandığını belirterek, tüm hava yollarının yerel saatle 08.00-10.00 arası seferlerini yeniden planladığını söyledi.

Havalimanında gidiş seferleri için sabahın erken saatlerinde kontuarlarda kuyruklar oluştu. Havalimanının sefer ekranında bazı uçuşların rötar yaptığı ancak daha sonra seferlerin zamanında kalkmasının planlandığı görüldü.
Batı Kudüs’teki Mamilla isimli alışveriş merkezindeki dükkan ve işletmeler greve katılarak kepek indirdi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Tel Aviv’in merkezindeki Azrieli isimli AVM’deki dükkan ve işletmelerin yarısından fazlasının greve katılarak kepenk indirdiği ancak kalanlarının bugün çalıştığı belirtildi.
Bazı toplu taşıma otobüs şirketleri ve raylı seferlerin öğlen 12.00’ye kadar çalışmayacağı, bazı şehirlerde de tren ve tramvayların düşük kapasite çalıştığı aktarıldı.

İsrail Havalimanları İdaresi, İsrail Liman İşletmeleri, Hayfa, Usdud (Aşdod), Hadera Limanları, İsrail Elektrik Şirketi ve İsrail Posta Hizmetleri gibi kamu şirketlerinin bugün greve katıldığı kaydedildi.
Bazı üniversiteler ve belediyelerin yanı sıra bazı ulusal bankaların da bugün greve gittiği, Göç İdaresi, Vergi İdaresi, Parklar, Bahçeler İdaresi gibi kurumların da bugün işe gitmeyeceği ifade edildi.
Hastanelerin hafta sonu düzeninde çalışacağı, anaokulu ve kreşlerin kapanacağı, okullarınsa yarım gün eğitim yapacağı aktarıldı.

İsrail’de sigorta, alışveriş merkezi işletmecileri, tekstil, telekomünikasyon gibi birçok sektörden özel şirketlerin de bugün greve katıldığı ve hükümeti “siyasi ve ekonomik tablo” nedeniyle eleştirdiği bildirildi. İsrail genelinde bazı AVM’lerin bugün kapalı olduğu görüldü.
Öte yandan, grevle eş zamanlı İsrail genelinde onlarca noktada binlerce kişinin hükümetin Gazze’de ateşkes ve esir takası anlaşmasını imzalaması talebiyle gösteriler yaptığı bildirildi
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bedran, İsrail’in müzakerelerdeki tutumunun anlaşmaya varmayı amaçlamadığını belirterek, “Bildiğiniz gibi aylardır direk olarak değil arabulucular aracılığı ile ateşkes müzakerelerini yürütüyoruz. Netanyahu liderliğindeki işgalci İsrail, herhangi bir anlaşmaya varmak istemiyor. Bu durumu müzakerelere arabuluculuk eden ve süreci takip eden herkes gördü ve anladı.” ifadelerini kullandı.
ABD Başkanı Joe Biden’ın 2 Temmuz’da açıkladığı ateşkes teklifinin üzerine Netanyahu’nun başka seçenekler ve talepler ortaya koyduğuna işaret eden Bedran, “Geçtiğimiz iki hafta boyunca gerçekleşen son müzakere görüşmelerinde de, bizim ve arabulucuların üzerinde konuştuğu bazı öneriler üzerine, Netanyahu asla kabul edemeyeceğimiz başka seçenekler ve talepler ortaya koydu. Bu talepler öncesinde hiç konuşulmayan ve üzerinde anlaşamayacağımız talepler oldu. Sonrasında da bize ‘Siz anlaşmaya yanaşmıyorsunuz.’ denildi.” değerlendirmesinde bulundu.
“Netanyahu’nun şartları Gazze’de işgalin devam etmesi anlamına geliyor”
İsrail Siyasi ve Güvenlik Kabinesi’nin yakın zamanda Philadelphi Koridoru’ndan askerlerin çekilmemesi yönündeki kararının müzakerelerde üzerinde tartışılan tüm önerilerle tamamen ters düştüğünü ifade eden Bedran, “Netanyahu’nun şartları, müzakere görüşmelerini sonuçlandırmayı değil, Gazze’de işgalin devam etmesi anlamına geliyor.” diye konuştu.
Müzakerelerle ilgili kararlılıklarını sürdüreceklerini dile getiren Bedran, “Biz duruşumuzu müzakerelere bağlantılı olarak asla değiştirmiyoruz ve değiştirmeyeceğiz. Bunu tüm taraflara ilan ediyoruz.” dedi.
Filistin halkının haklarını savunmak için hareket ettiklerini kaydeden Bedran, “Biz sınırları bitişik olan iki devlet değiliz, bizler Filistinliler olarak işgal altında yaşayan bir halkız. Halkımızın direnişi Gazze’de ve işgal altındaki Batı Şeria’da devam ediyor ve durmayacak. Biz direniş meydanında kalmaya devam edeceğiz, bir diğer yandan da müzakereler yürüterek aynı hedefe ulaşmaya çalışıyoruz. Biz halkımızın ne istediğini biliyoruz, gücümüz ve imkanlarımızla halkımızın özgürlüğü için çabalıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Müzakere görüşmelerinde anlaşmazlığa sebep olan asıl konunun esir takası değil, Philadelphi Koridoru meselesi olduğunu dile getiren Bedran, “Esirlerin takası bizim için de mühim ve hassas bir konu. İşgalciler esir değişiminin anlaşmaya varılmasının önündeki en büyük engel olduğu yalanını söyledi. Ancak bu bir yalan ve kandırmacadan ibarettir. Elbette bizler de binlerce esirimizi kurtarmak istiyoruz ancak üzerinde anlaşmaya varamadığımız asıl konu koridor meselesi (Philadelphi Koridoru) oldu.” şeklinde konuştu.
“Aksa Tufanı, Filistin davasını dünyanın gündemine tekrar taşıdı”
7 Ekim’deki Aksa Tufanı operasyonunun Filistinliler için kendilerini savunmanın bir adımı olduğunu belirten Bedran, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Aksa Tufanı, Filistinlilerin kendilerini savunmasının bir adımıdır. Bu direniş Filistin davasını dünyanın gündemine tekrar taşıdı. Çünkü işgalci İsrail, Filistin’in özgürlüğünü tasfiye etmek ve unutturmak istiyordu. 7 Ekim’den bu yana işgalci İsrail ordusu saldırılarını sivil, kadın, çocuk ve yaşlı ayrımı yapmadan hala sürdürüyor. Okullar, hastaneler ve sivil yerleşim alanlarının hepsi hala yıkım altında. Tüm dünya iyice bilmeli ve idrak etmeli ki burada uzun yıllardır işgal altında yaşıyoruz ve katlediliyoruz. Eğer dünya burada akan kanı durdurmak istiyorsa İsrail saldırılarını durdurmak için gayret etmeli ve Filistinlilerin özgürlüklerinin tanınması için elinden geleni yapmalıdır.”
Filistin davasına yönelik dayanışma ve desteğin artması gerektiğine dikkati çeken Bedran, “Tüm dünyaya seslenmeden önce İslam dünyasına seslenmek istiyorum. Filistin davası kutsal bir davadır. Mescid-i Aksa davası tüm Müslümanların ortak davasıdır. Tüm zorluklar karşısında İslam âleminin yöneticilerinin ve halklarının Filistin davasına yönelik dayanışma ve desteklerini arttırmasını bekliyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
“Türkiye’nin siyasi duruşu ve desteğini her zaman hissediyoruz”
Türkiye’nin her zaman Filistinlilerin yanında olduğunu kaydeden Bedran, sözlerini şu şekilde tamamladı:
“Gazze’de yaşananlar daha önce eşi benzeri olmayacak kadar kötü. Başta Amerika olmak üzere bazı Avrupa devletleri İsrail’i güçlü bir şekilde destekliyor. Biz bu anlamda Türkiye’nin bize gösterdiği desteğin ve gayretin farkındayız ve takdir ediyoruz. Türkiye’nin siyasi duruşu ve desteğini her zaman hissediyoruz. Ancak bu hassas dönemde halkımızı destekleme konusunda Türkiye’deki kardeşlerimizden, Arap ve İslam ülkelerinden daha fazla siyasi çaba sarf etmelerini istiyoruz.”
Hamas, “İsrail işgalini kalıcı hale getirecek” olan yeni ateşkes teklifini reddetmişti
ABD Başkanı Joe Biden’ın 2 Temmuz’da açıkladığı ateşkes teklifine bağlı olduklarını dile getiren Hamas Hareketi, Mısır’ın başkenti Kahire’de kendilerine sunulan yeni teklifi, İsrail işgalini kalıcı hale getireceği ve Philadelphi Koridoru’nda İsrail askeri varlığının devam edeceği gerekçesiyle reddetmişti.
Herhangi bir anlaşmanın kalıcı ateşkesi ve İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini içermesi gerektiğini vurgulayan Hamas, Kahire’de kendilerine sunulan teklifin bunları içermediğini açıklamıştı.
Netanyahu, olası bir esir takası ve ateşkes mutabakatı için Gazze Şeridi’nin kuzeyi ile güneyini ayıran Netzarim Koridoru ve Mısır-Gazze sınırındaki Philadelphi Koridoru’nun yanı sıra Refah Sınır Kapısı’ndaki işgalin devam etmesi gibi şartlar getirmişti.
İsrail Güvenlik Kabinesinin İsrail askerlerinin Philadelphi Koridoru’nda kalmaya devam etmesini onayladığı bildirilmişti.
İsrail’in Gazze’ye saldırılarında 10 ayı aşkın sürede çoğunluğu kadın ve çocuk can kaybının 40 bini aştığı insanlık felaketi gün geçtikçe derinleşiyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail hükümeti ve Hamas arasında devam eden esir savaşları devam ediyor.
Gazze’de rehin alınan kişiler için İsrail halkı ayağa kalktı.
İsrail Genel İşçi Örgütü(Histadrut), Hamas tarafından esir alınan İsrail vatandaşları için tüm ülke için bir karar aldıklarını açıkladı.
TÜM İSRAİL HALKI GREVE GİDİYOR
Histadrut Başkanı Bar-David, bugün tüm İsrail’in rehinelerin serbest kalması ve ateşkes anlaşması için greve gideceğini belirterek, “Yarın (2 Eylül) tüm ulus duracak ve rehineleri geri getirmek için ortak bir çığlıkta birleşecek. Grevi siyasi renklerle boyamaya çalışanlar yarın kim için her şeyi durdurduğumuzu hatırlamalıdır.

“HAYAT KURTARMAYA EL UZATIN”
Oğullarımızı ve kızlarımızı eve getirecek bir anlaşma için ödememiz gereken her türlü acı bedel, terk edilmeyi sürdürmenin maliyetinden çok daha düşüktür. Kamuoyunu kayıtsız kalmamaya ve yarın sokaklara çıkmaya çağırıyorum.
Grev günü evde oturmak için değil, protesto etmek ve halkımızın çığlığını haykırmak için dışarı çıkmak içindir. Kışkırtmaya ve bölünmeye el uzatmayın, hayat kurtarmaya el uzatın.” dedi.
‘DEVLET, HALKINI TERK EDİYOR’
Bar-David, İsrail’in halkını ‘terk ettiğini’ vurgulayarak, “Sevgili ülkemizin halkını terk eden bir ülke haline gelmesine kayıtsız kalmayı reddediyorum. Ülkedeki durum kötüden daha kötüye gidiyor. Terk etmek anahtar kelime ve bunun zararlarını her alanda görüyoruz.
Rehinelerin terk edilmesi, evlerinden koparılan İsraillilerin terk edilmesi, güvenliğin terk edilmesi, eğitimin terk edilmesi ve ekonominin terk edilmesi.” dedi.
“GAZZE’DE ÖLDÜRÜLEN ÇOCUKLARIMIZIN ÇIĞLIĞINI GÖRMEZDEN GELEMEYİZ”
Histadrut Başkanı Bar-David, grevin bir şeyleri ‘sarsabileceğini’ ifade ederek, “Şimdiye kadar çok fazla sorumluluk üstlendim ve bu hiç de kolay olmadı. Ancak boş duramayacağımızı hissediyorum. Gazze’deki tünellerde öldürülen çocuklarımızın çığlıklarını görmezden gelemeyiz; bu akıl almaz bir şey.
Aşağı doğru bir sarmal içindeyiz ve ceset torbaları almaya devam ediyoruz. Sadece bir grev bir şeyleri sarsabilir ve bu yüzden yarın sabah saat 06.00’dan itibaren tüm İsrail ekonomisinin greve gitmesine karar verdim.” diye konuştu.

Haber Kaynağı: Demirören Haber Ajansı (DHA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kızıldeniz’den geçen ticari gemilere saldırılar sürüyor.
Uluslararası Denizcilik Örgütü tarafından oluşturulan deniz güvenlik merkezi Birleşik Krallık Deniz Ticareti Operasyonları’ndan (UKMTO) yapılan açıklamada, Kızıldeniz’de bir ticari geminin vurulduğu bildirdi.
“CAN KAYBI YOK”
UKMTO’dan yapılan açıklamada, “Gemi bilinmeyen 2 mühimmat tarafından vuruldu. Hasar kontrolü devam etmektedir, kaptan gemiye yakın bir yerde üçüncü bir patlama olduğunu bildirmiştir. Gemide can kaybı yoktur ve gemi bir sonraki uğrak limanına doğru ilerlemektedir.” denildi.
KIZILDENİZ’DEN GEÇEN GEMİLERE UYARIDA BULUNULDU
Açıklamada, “Yetkililer soruşturmayı sürdürmektedir. Gemilerin dikkatli bir şekilde transit geçiş yapmaları ve herhangi bir şüpheli faaliyeti UKMTO’ya bildirmeleri tavsiye edilir.” ifadeleri kullanıldı.

KIZILDENİZ’DEKİ SON DURUM
Yemen’deki İran’ın desteklediği Husiler, İsrail’in Gazze’deki saldırılarına tepki gerekçesiyle 31 Ekim 2023’ten bu yana Yemen açıklarında İsrailli şirketlere bağlı olduğunu belirttikleri ticari gemilere el koyuyor, bazılarına da insansız hava araçları ve füzelerle saldırılar düzenliyor.
Husilerin eylemlerinin ardından çok sayıda gemicilik şirketi, Kızıldeniz’deki seferlerini durdurma kararı aldı.
ABD, küresel deniz ticareti güvenliğinin tehlikeye girdiği gerekçesiyle 18 Aralık 2023’te bir grup ülkenin katılımıyla Husi güçlerine karşı “Refah Muhafızı Operasyonu” adında çok uluslu “deniz görev gücü” oluşturulduğunu açıkladı.
ABD güçleri, bu süreçte birçok kez Yemen’den atılan füze ve kamikaze dronları düşürdüğünü duyurdu.
AB, Kızıldeniz’de seyrüsefer güvenliği için 19 Şubat’ta Aspides misyonunu başlatırken, İtalya da 5 Mart’ta parlamento kararıyla bu misyona katılarak taktik komutayı üstlendi.
Küresel ticaretin yaklaşık yüzde 12’si Akdeniz’i Kızıldeniz’e bağlayarak Avrupa ile Asya arasındaki en kısa rotayı sunan Süveyş Kanalı üzerinden yapılıyor.
Haber Kaynağı: Demirören Haber Ajansı (DHA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türk Havacılık Uzay Sanayii’nden (TUSAŞ) yapılan açıklamaya göre, 3-5 Eylül tarihlerinde Uluslararası El Alamein Havaalanı’nda ilk kez düzenlenecek Mısır Uluslararası Havacılık Fuarı için Ankara’dan kalkan HÜRJET, Akdeniz’i aşarak Mısır’a indi.
Ankara’da Akıncı üssünden kalkan HÜRJET, Mısır’a intikali öncesinde Antalya’ya ulaştı. Yakıt ikmalinin ve uçuş öncesi son kontrollerin tamamlanmasının ardından bir kez daha havalanan HÜRJET, Akdeniz’i geçerek 1 saat 15 dakikalık yolculuğun ardından Mısır’ın İskenderiye şehri yakınlarında bulunan Uluslararası El Alamein Havaalanı’na iniş gerçekleştirdi.

PİRAMİTLERİN ÜZERİNDEN UÇACAK
HÜRJET, 3-5 Eylül tarihlerinde Afrika’nın en önemli savunma ve havacılık fuarı olan Mısır Uluslararası Havacılık Fuarı’nda boy göstererek gösteri uçuşu yapacak.
Fuarın son gününde HÜRJET’in, Mısır’ın simgelerinden biri olan piramitlerin üzerinden de bir uçuş gerçekleştirmesi bekleniyor.

SON UÇUŞ TESTLERİNDE 45 BİN FEET İRTİFAYA YÜKSELDİ
HÜRJET gerçekleştirdiği son uçuş testlerinde, 45 bin feet irtifaya yükselerek kendi kabiliyetlerini geliştirdi. Uçak, yüksek irtifada hız testlerinde 0.9 mach hıza ulaştı.
İlk uçuşunu gerçekleştirdiği tarihten itibaren uçak, 100’ün üzerinde sorti yaptı, havada kalış süresi ise 120 saatlere ulaştı.
Haber Kaynağı: Anadolu Ajansı (AA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>IĞDIR Belediyesi’nde temmuz ayının ilk haftası SMS ile işten çıkarılan 204 işçi, nöbet eylemini 24 saate çıkardı. Belediye hizmet binası önünde kurdukları çadırda haklarını geri alana kadar oturma eylemini sürdüreceklerini söyleyen işçilerden Orhan Şeyran, “Seçimden sonra bizi bir düğün salonunda toplayıp, ‘Kimseyi mağdur etmeyeceğiz, ekmeğinden etmeyeceğiz’ dediler. Ben de bunun üzerine evlilik hazırlığı yaptım. Şu anda ödemelerimi yapamıyorum. Mahkeme sürecindeyiz. İşimi geri istiyorum” dedi.
31 Mart Yerel Seçimleri’nde IğdırBelediye Başkanlığı’nı kazanan DEM Parti’li Mehmet Nuri Güneş tarafından 5 Temmuz akşamı cep telefonlarına gönderilen SMS ile 204 işçinin iş akitleri sonlandırıldı. Geri dönüş için yaptıkları girişimler sonuçsuz kalan işçiler, belediye binası önüne kurdukları çadırda 8 Temmuz’da oturma eylemine başladı. İşçiler her akşam 4 kişi olmak üzere belediye binası önünde açtıkları yatak yorganda 2 kişi uyurken, 2 kişi de 3’er saat olmak üzere nöbet tutuyor. Haklarını geri alana kadar belediye hizmet binası önündeki 24 saat nöbet eylemini sürdüreceklerini söyleyen Orhan Şeyran, “Yaklaşık 1 yıldır belediyede çalışıyordum. Daha önce özel bir şirkette inşaat mühendisi olarak görev yaptım. 83 KPSS puanımla buraya mülakatla girdim. Kendime bir düzen kurdum, işimi en güzel şekilde yapmaya çalıştım. Seçimden sonra psikolojik baskılar, ‘Çıkaracağız, şöyle yapacağız böyle yapacağız’ diye mobbing uyguladılar. İş çıkışında bile ne olacağız ne yapacağız diye düşünüyorduk. Geceli gündüzlü burada nöbet tutuyoruz. Gündüz 50 dereceyi bulan sıcaklar bizi çok etkiliyor. Hepimiz çok ama çok mağduruz. Seçimden sonra bizleri bir düğün salonunda toplayıp, ‘Hiç kimseyi mağdur etmeyeceğiz, ekmeğinden etmeyeceğiz’ dediler. Ben de bunun üzerine evlilik hazırlığı yaptım. Aile tanışmasına gittim. Şu anda ödemelerimizi yapamıyoruz. Mahkeme sürecindeyiz. Bir yere de gidemiyoruz, çalışamıyoruz. İsteğim şu ki, bize destekçi olmaları, mahkeme sürecinin, mahkemenin sonuçlanmasıdır, çözülmesidir” diye konuştu.
Kendisinin de 1 yıldır belediyede çalıştığını vurgulayan Hüseyin Şişdağ, “31 Mart Yerel Seçimleri’nden sonra gelen yönetim bizi ekmeğimizden etti. Yaklaşık 2 aydır geceli gündüzlü burada nöbet tutuyoruz. Yatağımızı, yorganımız buraya getirdik. Sadece işimize dönek istiyoruz. Evimize ekmek götürmek zorundayız. Çocuklarımız aç. Cumhurbaşkanımızdan, valimizden bize destek olmalarını istiyoruz” dedi.
Temmuz ayına kadar belediyede veteriner hekim olarak görev yapan Tuğçe Dönmez ise “Çıkarılan 204 kişiden biriyim. Iğdır’da sokak hayvanlarını kimliklendirme, tedavi, kısırlaştırma işlerini yapıyordum. Şu anda bu durdu. Bu büyük bir problem Iğdır için. Düzenli bir işimiz ve gelirimiz vardı. Şu an mağdur edildik ve borca girdik. Ödeme yapamıyoruz. Yetkilere sesleniyorum, bizlere yardımcı olun ve ses olun” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gaziantep İl Jandarma Komutanlığı ve Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde terör örgütlerinin ve işbirlikçilerinin faaliyetlerinin deşifre edilmesi ve engellenmesine yönelik çalışma yapıldı. Siber Suçlarla Mücadele ekiplerince yapılan çalışmalarda, PKK/KCK-PYD/YPG silahlı terör örgütüne müzahir TV kanalından BTÖ mensuplarının silahla atış yaptıkları esnadaki videosunu çekerek sosyal medya hesabından paylaştığı tespit edilen H.K. isimli şahıs, İslahiye ilçesinde bulanan ikametine yapılan operasyon ile yakalandı. Şahsın adresinde yapılan aramalarda tespit edilen dijital materyallere el konuldu.
Şüpheli şahıs hakkında yasal işlem başlatıldı. – GAZİANTEP
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MAAŞLAR İÇİN YENİ SİSTEM Mİ GELİYOR?
Yeni düzenleme sinyali sonrası emeklilerde beklentiler oluşurken Türkiye Emekliler Derneği (TÜED) Başkanı Kazım Ergün’den yeni emeklilik sistemi için öneri geldi. Ergün “Daha fazla prim ödeyen ya da daha çok çalışan, daha az çalışandan daha az emekli maaşı almamalı” dedi.
“PRİM MİKTARI, GÜNÜ VE YAŞ KRİTERLERİ SİSTEME BAĞLANMALI”
Türkiye’deki sistemde 2 çalışana 1 emekli dahi düşmediğini, bu oranın 2 çalışana karşılık yaklaşık 1,7 emekli olduğunu ifade eden TÜED Başkanı Ergün “Emeklinin hayatıyla ilgili alınacak her doğru kararı destekleriz ancak fakir emekliliği getirirlerse asla. Şu anda kök maaşlar 12 bin 500 liranın altında. Öyle önemli kararlar alınmalı ki ağlayan bir emekli topluluğu değil, ‘Benim hakkım buymuş’ diyen bir emekli topluluğu oluşmalı. Eskiden 25 yıl çalışana yüzde 70 oranla emekli maaşı bağlanıyordu, şimdi aylık bağlama oranı yüzde 35’e düştü. Yeni bir sistem hazırlanırken, mutlaka bu konuda bilgi ve beceri sahibi olan bizim gibi kuruluşlarla aynı masada olunmalı. Onlara, nelerin faydalı olacağını, nelerin sıkıntı oluşturabileceğini söyleriz. Yeni sistemde hak ettiğin kadar hak almalısın. Prim miktarı, prim günü ve yaş kriterleri, bir sisteme bağlanmalı” ifadelerini kullandı.
“ERKEN EMEKLİLİK TÜRKİYE’YE ZARAR VERİYOR”
Türkiye Gazetesi’nin haberine göre; insanların en verimli yaşlarının 40 ila 60 olduğunu ifade eden Ergün “38 yaşında kadınlar, 43 yaşında erkekler emekli oluyor; bu doğru değil. Erken emekliliğin, Türkiye’ye zarar verdiğini yıllardır söylüyorum” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gazze Şeridi’ndeki İsrailli esirlerden 6’sının cesedine ulaşıldığının açıklanması üzerine, ateşkes ve esir takası anlaşmasını sabote etmekle eleştirilen Netanyahu ve hükümetine karşı protestolar başladı.
Gösterilerin merkezi, başkent Tel Aviv’deki Savunma Bakanlığının bulunduğu Menachem Begin ve Kaplan caddeleri oldu. Gösteriyi organize eden gruplar, Tel Aviv’deki protestolara yaklaşık 300 bin kişinin katıldığını, ülke genelinde ise gösterilere katılımın 500 bini aştığını belirtti.
Ellerinde İsrail bayrakları bulunan protestocular, Başbakan Netanyahu ve hükümetindeki siyasetçiler aleyhinde pankart, afiş ve dövizler de taşıdı.
İsrailli esirlerin bir an önce evlerine dönmesi çağrısı yaparak davul ve düdük çalan protestocular, “Hepsi hemen eve”, “Yardım” yazılı dövizler taşıdı. Göstericiler, “(Netanyahu) Bibi esirleri serbest bırak”, “Sen baştasın, sen suçlusun” şeklinde sloganlar attı.
Burada düzenlenen gösterinin ardından gruplar, kentin ana yollarına yöneldi. Demir bariyerlerin arkasında konuşlanan İsrail polisi, göstericilerin geçişini engellemeye çalıştı. Taraflar arasında birçok noktada arbede yaşandı.
Polis bariyerlerini farklı rotalardan ilerleyerek aşan göstericiler, kentin ana arteri Ayalon Otoyolu’nu çift yönlü trafiğe kapattı. Göstericiler, otoyolda birçok noktada ateş yaktı, birden fazla kez havai fişek fırlattı.
İsrail polisi, atlı birlikler ve ses bombasıyla göstericilere müdahale etti. Göstericilerle arbede yaşayan İsrail polisi, Tel Aviv’de 15 kişiyi gözaltına aldığını açıkladı.
Ülke genelinde protestolar, yol kapatmalar
Tel Aviv, Hayfa ve Batı Kudüs’ün yanı sıra ülkenin çeşitli noktalarında yapılan yürüyüş ve protestolarda, hükümetin istifası ve esirlerin geri getirilmesi talep edildi.
Hayfa’da toplanan binlerce kişi, kentin merkezindeki kavşağı trafiğe kapattı, ateş yaktı. İsrail polisinin burada da göstericilere müdahalesinde arbede yaşandı.
Ülke genelinde göstericilerin, protestolar sırasında bazı yollar ve kavşaklarda trafiği engellediği haberleri geldi.
Gazze’deki çatışmalar sırasında, İsrailli esirlere ait 6 ceset bulunduğu açıklanmıştı
İsrail’in en büyük işçi sendikası Hisdatrut, hükümetin ateşkes ve esir takası anlaşması konusundaki isteksizliğini eleştirerek, “2 Eylül Pazartesi günü ülke çapında genel greve gideceğini” duyurmuştu.
Grev kapsamında, İsrail’in dünyaya açılan kapısı niteliğindeki Tel Aviv’in Ben-Gurion Havalimanı’nda yerel saatle 08.00’den itibaren uçuşların durdurulacağı bildirilmişti.
İsrail ordusu, Gazze’deki çatışmalar sırasında, İsrailli esirlere ait 6 ceset bulduğunu açıklamıştı.
Gazze’de tutulan İsrailli esirlerin ailelerinin oluşturduğu platform, son olarak “Gazze- Mısır sınır hattındaki Philadelphi Koridoru’nda işgali sürdürmekte ısrar eden ve esir takası anlaşmalarını baltalayan” Başbakan Binyamin Netanyahu’yu, 6 İsrailli esirin ölümünden sorumlu tutmuştu.
Netanyahu ise hükümetin kalan esirlerin serbest bırakılması için anlaşmaya varmakta kararlı olduğunu iddia ederek, anlaşma olmamasındaki suçu Hamas’a atmıştı.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’nde süren saldırılarının durdurulması için taraflar arasında uzun süredir müzakereler devam ediyor.
Netanyahu, İsrail ve uluslararası kamuoyunda, siyasi nedenlerle Hamas ile esir takası anlaşması yapmamakla suçlanıyor.
İsrail’in anlaşma taslağına eklediği maddelerin ve özellikle de Mısır-Gazze sınır hattı Philadelphi Koridoru’nda kontrolünü sürdürme ısrarının müzakereleri zora soktuğu vurgulanıyor.
Öte yandan, İsrail, bu süreçte Gazze Şeridi’ndeki şiddetini sürdürüyor.
İsrail’in Gazze’ye saldırılarında 10 ayı aşkın sürede çoğunluğu kadın ve çocuk olmak üzere can kaybı 40 bini aşarken, bölgedeki insanlık felaketi gün geçtikçe daha da derinleşiyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GEÇEN AYDA BENZER BAZI OLAYLAR YAŞANMIŞTI
İsyan çıkaran bazı mahkumların cezaevinin dışına açılan kapıya ulaşarak buradan kaçma girişiminde bulunduğunu dile getiren de Fazio, az sayıdaki güvenlik görevlisinin hapishanedeki durumu kontrol altına almaya çalıştığını kaydetti. De Fazio, mevcut iktidarın, 25 yıllık dikkatsiz ve kötü idareden kaynaklı karışık bir ceza sistemini miras aldığını ancak bu konuyu iyileştirmeye yönelik çok az şey yaptığını savundu. Söz konusu cezaevinde geçen ay da benzer şekilde bazı olaylar yaşanmıştı.
İTALYAN CEZAEVLERİ DÖNEM DÖNEM MAHKUMLARA KÖTÜ MUAMELE HABERLERİYLE GÜNDEME GELİYOR
İtalya‘da cezaevleri, bir süredir aşırı yoğunluk, çalışan görevli sayısının yetersiz olması ve de dönem dönem mahkumlara kötü muamele gibi haberlerle gündeme geliyor. Giorgia Meloni liderliğindeki sağ koalisyon hükümeti, temmuz ayında cezaevlerindeki aşırı yoğunluğa karşı kanun hükmünde kararname çıkardı. Hükümet, bununla bin kadar yeni ceza infaz memurunun alınmasını ve cezaevlerindeki aşırı yoğunluğu azaltacak tedbirleri hızla uygulamaya koymayı amaçlıyor. Kararname, ceza indirimi prosedürlerini sadeleştirme, uyuşturucu bağımlısı ya da psikolojik sıkıntıları olan mahkumların cezalarının bir bölümünü yatılı tesislerde rehabilitasyon ve yeniden sosyal entegrasyon programlarında geçirmelerini öngörüyor. Muhalefet ise kararnameyi yeterli bulmuyor.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÖDÜLÜ ALMAYA SEVGİLİSİYLE GİTTİ
Venedik Film Festivali kapsamında bu yıl 22’ncisi düzenlenen Kineo Ödül Töreni’nde “Uluslararası En İyi Oyuncu” ödülüne layık görüldü. Çelikkol ödülünü almak için bugün İtalya’ya gitti ve ödül töreni öncesinde gerçekleştirilen basın toplantısına katıldı. Bu ödülü alan ilk Türk erkek oyuncu olan Çelikkol, ödülünü yarın akşam Ca’ Sagredo Hotel’de gerçekleştirilecek törende alacak. Yakışıklı oyuncu İtalya’ya bir süredir aşk yaşadığı Natali Yarcan ile giderek romantik bir poz vermeyi de ihmal etmedi.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GAZZE’DE çadırda ve çatışmalarla geçen günlük hayatını sosyal medyada paylaşan Filistinli sosyal medya içerik üreticisi 19 yaşındaki Muhammed ‘Medo’ Halimi, İsrail’in hava saldırısı sonucu hayatını kaybetti. Sosyal medyada Halimi anısına binlerce mesaj paylaşıldı.
Gazze’de çadırda kalan ve günlük hayatını paylaşan içerik üreticisi Medo Halimi İsrail’in Han Yunus kentine düzenlediği hava saldırısında hayatını kaybetti. Saldırıdan yara alarak kurtulan Medo’nun ölüm haberini paylaşan birlikte videolar çektiği arkadaşı Talal Murad, Medo’nun anısına paylaştığı mesajında, “En yakın arkadaşım Medo Halimy kollarımda öldü. Her şeyi birlikte yaptık, güldük, ağladık, saatlerce durmadan yürüdük, birlikte bir iş yürüttük ama ne yazık ki birlikte ölmedik” dedi. Medo’nun takipçileri anısına sosyal medyada binlerce mesaj paylaştı. Medo ve Talal Haziran ayında bir medya kuruluşuna verdikleri röportajda, “Ne olursa olsun, hangi koşullar altında olursa olsun hayatta kalacağız ve yaşayacağız. Yenilemeyiz. Biz çok güçlü insanlarız ve ne olursa olsun yaşayacağız” ifadelerini kullanmışlardı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bodrum açıklarında yelkenli tekne içerisinde bir grup kaçak göçmen olduğu bilgisinin alınması üzerine Sahil Güvenlik Botları (TCSG-3, TCSG-1) bölgeye hareket etti. Ekipler tarafından İtalya rotası üzerinde tespit edilen hareketli yelkenli tekne durdurularak içerisindeki 40 düzensiz göçmen ile beraberindeki 19 çocuk yakalandı. Teknede bulunan 3 göçmen kaçakçısı şüphelisi de gözaltına alındı.
Bodrum açıklarında farklı zamanlardaki diğer iki olayda ise Yunanistan unsurlarınca Türk Karasularına geri itilen can salı ve lastik bottaki 22 düzensiz göçmen ile beraberindeki 3 çocuk, Sahil Güvenlik ekiplerince kurtarıldı. Karaya çıkarılan 84 göçmen, Muğla İl Göç İdaresi Müdürlüğü’ne gönderilirken gözaltına alınan göçmen kaçakçılığı şüphelileri ile ilgili adli işlemlere başlandı. – MUĞLA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD’DE 1980’de işlenmiş bir cinayet olay yerinden alınan fakat dönemin teknolojik yetersizliği sebebiyle incelemeyen sigaradan elde edilen DNA sayesinde çözüldü.
ABD’nin Washington eyaletinde 26 Şubat 1980’de Dorothy Marie Silzel isimli kadının evinde ölü olarak bulunmasının ardından ölümü dönemin yerel polisi tarafından cinayet olarak kaydedilmişti. Otopsi raporunda boğulmaya bağlı olarak öldüğü ifade edilen Dorothy’nin evinin önünde bulunan sigara izmariti teknolojik yetersizlikler sebebiyle incelenememişti. Michigan eyaleti Van Buren İlçe Şerif Ofisi’nin 2023’te aldığı davada sigara izmariti incelenerek bir DNA’ya ulaşıldığı ifade edildi. Yapılan açıklamada, “Dorothy Dottie Marie Silzel en son 23 Şubat 1980 akşamı Washington’da yerel bir pizza restoranında 22: 00-10: 15 saatleri arasında mesaisini tamamladıktan sonra görülmüştür. Arkadaşlarının ve aile üyelerinin endişeleri üzerine Dottie’nin sağlık kontrolü yapılmış ve olay yerine gelen polisler 26 Şubat 1980 sabahı onu evinde ölü olarak bulmuşlardır. Ertesi gün otopsi yapılmış ve ölüm şekli cinayet olarak belirlenmiştir.
Eylül 2023’te Dedektifler, şu anda Van Buren County Arkansas’ta yaşayan olası şüphelileri araştırmaya başladılar. Daha sonra soruşturmaya yardımcı olması için Van Buren İlçe Şerifliği ile temasa geçtiler. 20 Ağustos 2024 tarihinde, Van Buren County Şerif Ofisi Dottie cinayeti ile ilgili olarak Clinton’dan Kenneth Kundert’i gözaltına aldılar. Kefaleti 3 milyon dolar olarak belirlenmiştir” denildi. Washington Başsavcısı Bob Ferguson dava ile ilgili olarak, “Ofisimizin Cinsel Saldırı Kiti Girişimi sayesinde 44 yıllık bir faili meçhul vakada tutuklama yapıldı. Sigaradan alınan DNA testi şüpheli listesini daralttı ve nihayetinde polisi 20 Ağustos’ta Arkansas’ta tutuklanan Kenneth Kundert’e götürdü” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Datça ilçesi açıklarında içerisinde düzensiz göçmenlerin olduğu lastik botun motor arızası nedeniyle sürüklendiği ve yardım talebinde bulunulduğu bilgisinin alınması üzerine görevlendirilen Sahil Güvenlik Botu tarafından lastik bot içerisindeki 7 düzensiz göçmen (beraberinde 2 çocuk) kurtarılmış ve 1 göçmen kaçakçısı şüphelisi yakalandı. – MUĞLA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Birleşmiş Milletler yetkilileri 23 Ağustos’ta, Gazze’de çocuk felci hastalığına yakalanan 10 aylık bir bebeğin kısmen felç geçirdiğini duyurmuştu.
WHO Filistin temsilcisi Dr. Rik Peeperkorn, program kapsamında Gazze Şeridi’nden yaklaşık 640 bin çocuğa aşı yapılmasının planlandığını belirtti.
1 Eylül Pazar günü başlaması planlanan aşı programının Gazze Şeridi’nin merkezinde, güneyinde ve kuzeyinde olmak üzere üç ayrı aşamada yürütülmesi planlanıyor.
Program kapsamında çatışmaların üç gün boyunca yerel saatle 06:00 ve 15:00 arasında durması bekleniyor. Dr. Peeperkorn, ihtiyaç duyulması halinde programın bir gün daha da uzatılabileceğini belirtti.
Yeni oral polio aşısı tip 2’nin (nOPV2) yaklaşık 1,26 milyon dozu halihazırda Gazze’de bulunuyor ve 400 bin ek dozun yakın gelecekte bölgeye ulaşması bekleniyor.
Aşılama programı BM personeli ve diğer yerel sağlık çalışanları tarafından yürütülecek. Aşılama için eğitim verilen personel sayısının 2 binden fazla olduğu aktarıldı.
WHO, programla Gazze’de çocuk felcinin yayılmasını durdurmak için gerekli olan yüzde 90 aşılama oranına ulaşmayı hedefliyor.
Çocuk felci nedir, Gazze’de nasıl ortaya çıktı?
Çocuk felci bulaşıcılığı yüksek bir hastalık ve genellikle kanalizasyon ve kirli suyla yayılıyor.
5 yaşın altındaki çocukları etkileyen hastalık, vücutta şekil bozukluğu ve felçle sonuçlanabiliyor. Hastalık ölümcül olabiliyor.
WHO, 16 Temmuz 2024’te alınan atık su test sonuçlarına göre, 23 Haziran 2024’te Gazze Şeridi’ndeki Han Yunus ve Deyr El Balah sahalarından toplanan altı numunede çocuk felci tespit edildiğini aktarmıştı.
Örgüt Gazze’de ve işgal altındaki Batı Şeria’da aşılama oranlarının çatışmadan önce ideal düzeyde olduğunu belirtiyor. Buna göre 2022’de çocuk felci aşılama oranının yüzde 99 olduğu ancak geçen sene yüzde 89’a gerilediği tahmin ediliyor.
İsrail ordusu Temmuz’dan itibaren askerini hastalığa karşı aşıladığını açıklamıştı.
Hamas yetkili Basem Naim Reuters haber ajansına, Gazze Şeridi’nde 650 bin Filistinli çocuğu koruyacak bu programın güvenli bir şekilde yürütülmesi için uluslararası örgütlerle işbirliği yapmaya hazır olduklarını söyledi.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu üç günlük duraksamaların “ateşkes olmadığını” belirtti.
İsrailli rehine aileleri, Gazze’de tutulan rehinelerin de aşılama programına dahil edilmesi çağrısında bulundu.
İsrail, Hamas’ın 7 Ekim’de düzenlediği ve yaklaşık 1.200 kişinin öldürüldüğü ve 251 kişinin rehin alındığı saldırıya yanıt olarak Gazze’de askeri bir harekat başlattı.
Gazze sağlık bakanlığına göre, 7 Ekim’den bu yana Gazze’de 40 bin 530’dan fazla kişi öldürüldü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Batı Şeria’nın kuzeyinde yer alan Tulkerim kentindeki Nur Şems Mülteci Kampı’na 26 Ağustos akşamı insansız hava aracıyla düzenlenen saldırıda biri 13, diğeri 15 yaşında 2 çocuğun öldüğü ifade edildi.
Saldırı sırasında bölgede İsrail güçleri ile Filistinli gruplar arasında herhangi bir çatışma yaşanmadığı ifade edilirken, ölen 2 çocuğun hava saldırıları sırasında vurulan evin yakınındaki bir sokaktan geçtiğine işaret edildi.
Filistinlilerin topraklarını gasbeden İsraillilerin Batı Şeria’da artan saldırılarına da dikkati çekilen açıklamada, 26 Ağustos’ta Beytüllahim’in Vadi Rahhal beldesine düzenlenen baskında 37 yaşındaki Halil Salim Halvi’nin öldüğü anımsatıldı.
Halvi’nin Filistinlilerin topraklarını gasbeden İsrailliler veya İsrailli yedek askerlerce öldürüldüğünün düşünüldüğü aktarılırken, 3 Filistinlinin yaralandığı saldırıya rağmen İsrail güçlerinin kimseyi gözaltına almadığına dikkati çekildi.
Filistinlilerin topraklarını gasbeden İsraillilerin bazı üst düzey İsrailli siyasetçilerce desteklendiğinin altı çizilen açıklamada, “Halvi’nin öldürülmesi münferit bir olay değil, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da uluslararası hukukun ihlali olan yerleşim politikasının doğrudan bir sonucudur. Buna İsrail güçlerinin suç ortaklığı ve halihazırdaki cezasızlık ortamı da dahildir.” ifadelerine yer verildi.
Batı Şeria’daki durumun 7 Ekim’den sonra hızla kötüleştiği ve bundan endişe duyulduğu belirtilen açıklamada, İsrail güçlerinin bölgedeki saldırılarına ve Filistinlilerin topraklarını gasbeden İsraillilerin şiddetine göz yummaya devam etmesi halinde durumun daha da kötüye gidebileceği uyarısında bulunuldu.
Açıklamada ayrıca İsrail güçlerinin Batı Şeria’daki artan saldırılarında uluslararası hukukun ihlal edildiğine ve bölgede “patlama seviyesinde” olan durumu daha da alevlendirme riski taşıdığına vurgu yapılarak bu saldırılar kınandı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Yemen’deki İran destekli Husilerin Kızıldeniz’de hedef aldığı “MV Sounion” isimli Yunan gemisinin “petrol sızdırıyor” gibi göründüğünü belirtti.

ÇEVRE FELAKETİ AN MESELESİ
Pentagon’dan yapılan yazılı açıklamaya göre, Sözcü Tümgeneral Pat Ryder, düzenlenen basın toplantısında, Husilerin hedef aldığı gemiye ilişkin açıklamada bulundu. Ryder, geminin Kızıldeniz’de yanmakta olduğunu, “petrol sızdırıyor” gibi göründüğünü belirtti.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Bu durumun potansiyel bir “çevre felaketi” arz ettiğini aktaran Pentagon Sözcüsü Ryder, Husilerin eylemlerinin küresel ve bölgesel ticareti istikrarsızlaştırdığını ve denizcilerin hayatlarını riske attığını kaydetti.

Husiler, 21 Ağustos’ta, MV Sounion isimli bir Yunan gemisini “İsrail limanlarına erişim yasağını ihlal ettiği” gerekçesiyle hedef aldıklarını duyurmuştu.

İngiltere’nin Sana Büyükelçisi Abda Sharif, geminin mürettebatının kurtarıldığını, ağır hasar gören geminin ise Kızıldeniz’de mahsur kaldığını açıklamıştı.
Sharif, geminin 150 bin ton petrol taşıdığını aktarmıştı.
Yemen’deki İran’ın desteklediği Husiler, İsrail’in Gazze’deki saldırılarına tepki gerekçesiyle 31 Ekim 2023’ten bu yana Yemen açıklarında İsrailli şirketlere bağlı olduğunu belirttikleri ticari gemilere el koyuyor, bazılarına da insansız hava araçları ve füzelerle saldırılar düzenliyor.
Husilerin eylemlerinin ardından çok sayıda gemicilik şirketi, Kızıldeniz’deki seferlerini durdurma kararı aldı.
ABD, küresel deniz ticareti güvenliğinin tehlikeye girdiği gerekçesiyle 18 Aralık 2023’te bir grup ülkenin katılımıyla Husi güçlerine karşı “Refah Muhafızı Operasyonu” adında çok uluslu “deniz görev gücü” oluşturulduğunu açıkladı.
ABD güçleri, bu süreçte birçok kez Yemen’den atılan füze ve kamikaze dronları düşürdüğünü duyurdu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Son dakika haberleri: Siyonist lobi, Gazze işgaliyle beraber skandal üstüne skandala imza atmaya devam ediyor. İşgalin ilk günlerinden bu yana Filistin halkını hedef alan sayısız olaya imza atan Siyonistler bu kez de kripto para borsalarındaki eylemleriyle gündeme geldi.

FİLİSTİNLİLERİN HESAPLARINI HEDEF ALDI
Dünyanın en büyük kripto para birimi şirketi Binance, İsrail ordusunun talebi üzerine Filistinlilerin tüm Bitcoin varlıklarına el koyma kararı aldı. Skandal bir karara imza atarak İsrail Savunma Kuvvetleri’nin talebi üzerine Filistinlilere ait tüm fonlara el koyan Binance’in bu skandalını, Paxful’un kurucu ortağı ve Noones P2P platformunun CEO’su Ray Youssef gündeme getirdi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Youssef, X (Twitter) üzerinden yaptığı açıklamada, Binance’in İsrail’in isteği üzerine tüm Filistinlilerin fonlarına el koyduğunu belirtti. Youssef, Binance’in etkilenen kullanıcıların itirazlarını reddettiğini ve fonları iade etmeyi kabul etmediğini de sözlerine ekledi.

BELGEYİ PAYLAŞTI
Youssef tarafından paylaşılan resmi belgede hesaplara el konma nedeninin “Terörle Mücadele Kanunu”na dayandırıldığı detayı yer aldı.
İsrail Savunma Kuvvetleri’ne ait belgede “Savunma Bakanı’nın yetkisi doğrultusunda bu kişilerin kripto para cüzdanlarına el konulmuştur. El koyma kararının gerekçesi, söz konusu cüzdanlarda bulunan kripto paraların bir terör örgütü tarafından transfer edilmesi ve terör suçu işlemek için kullanılmasıdır. İddiaların incelenmesi sonucunda, el koyma kararının geçerli olduğu ve mal varlıklarının müsadere edileceği belirtilmiştir” ifadelerine yer verildi.

BINANCE İDDİALARI REDDETTİ
Uluslararası kamuoyunda infila yaratan bu eylem sonrası Binance ise iddiaları reddetti. Şirket, yaptığı açıklamada “yasa dışı fonlarla bağlantılı az sayıda kullanıcı hesabının ticaretten men edildiğini” iddia etti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgiye göre Bodrum açıklarında görevli Sahil Güvenlik Botu tarafından tespit edilen hareketli fiber karinalı lastik bot durdurularak içerisindeki 16 düzensiz göçmen ile beraberinde 5 çocuk yakalandı. Göçmenler arasında bulunan 2 göçmen kaçakçısı şüphelisi de gözaltına alındı. Karaya çıkarılan göçmenler, işlemlerinin ardından Muğla İl Göç İdaresi Müdürlüğü’ne gönderilirken, gözaltına alınan 2 göçmen kaçakçısı ile ilgili adli işlem başlatıldı. – MUĞLA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ukrayna’daki saldırıda bir medya çalışanı daha hayatını kaybetti. İngiltere merkezli Reuters haber ajansı, Ukrayna’daki savaşı takip eden ekipte güvenlik danışmanı olarak görev yapan Ryan Evans’ın Cumartesi günü Kramatorsk kentinde kaldığı otele düzenlenen füze saldırısı sonucu hayatını kaybettiğini duyurdu. Saldırıda 6 kişilik ekipten 2 gazetecinin yaralandığı, hastaneye kaldırılan gazetecilerden birinin durumunun ağır olduğu kaydedildi. Açıklamada, “Ryan’ın ailesine ve sevdiklerine en derin taziyelerimizi gönderiyoruz. Ryan çok sayıda gazetecimizin dünya çapındaki olayları haber yapmasına yardımcı oldu. Onu çok özleyeceğiz” ifadesi kullanıldı.
Ukrayna Polisi tarafından yapılan açıklamada, Evans’ın cansız bedeninin dün yerel saatle 18.35 sıralarında saldırıdan yaklaşık 19 saat sonra enkaz altından çıkarıldığı belirtildi. Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy Evans’ın ailesine ve arkadaşlarına baş sağlığı dileyerek, bunun her gün devam eden “Rus terörü” olduğunu söyledi.
Rusya’dan konuya ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı. Eski asker olan İngiltere vatandaşı 38 yaşındaki Ryan Evans, 2022’den bu yana Reuters için güvenlik danışmanı olarak çalışıyordu. – KİEV
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İsrail Savunma Kuvvetleri’nin (IDF), Lübnan’a yaklaşık 100 uçakla düzenlediği hava saldırısı sonrası açıklamasında, “Yaşananlar hikayenin sonu değil” dedi ve Hizbullah lideri Hasan Nasrallah ve İran’ın dini lideri Ali Hamaney’e uyarıda bulundu.
İsrail Başbakanı Netanyahu, yaptığı açıklamada, “Yaşananlar hikayenin sonu değil. Bu sabah (25 Ağustos) erken saatlerde Hizbullah, İsrail Devletine roketler ve insansız hava araçlarıyla saldırmaya çalıştı. IDF’yi bu tehdidi ortadan kaldırmak üzere yoğun bir önleyici saldırı gerçekleştirmesi için yönlendirdik. IDF, tamamı Celile’deki vatandaşlarımıza ve kuvvetlerimize saldırmak üzere tasarlanmış olan binlerce kısa menzilli roketi imha etti. Ayrıca IDF, Hizbullah’ın ülkenin merkezindeki stratejik bir hedefe fırlattığı insansız hava araçlarının tamamını ele geçirdi. Hizbullah’a şaşırtıcı ve ezici darbeler vuruyoruz. Üç hafta önce Genelkurmay Başkanını ortadan kaldırdık ve bugün de saldırı planını bozduk. Beyrut’taki Nasrallah ve Tahran’daki Hamaney, bunun kuzeydeki durumu değiştirmek ve halkımızı güvenli bir şekilde evlerine döndürmek için ilave bir adım olduğunu bilmelidir. Tekrar ediyorum, bu hikayenin sonu değil” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), 1.2 milyon doz çocuk felci aşısının, başlatılan kampanya kapsamında Gazze’ye ulaşacağını duyurdu.
UNICEF’ten yapılan açıklamada, “UNICEF, Gazze’ye 1.2 milyon doz çocuk felci aşısı tip 2 (nOPV) getiriyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Birleşmiş Milletler Filistin Ajansı (UNRWA) ve diğer ortaklarımızla birlikte 640 binden fazla çocuğu aşılamayı planlıyoruz” denildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>UkraynaDışişleri Bakanlığı, Belarus’un, Gomel bölgesindeki Ukrayna sınırına çok sayıda roketatar sistemi, hava savunma sistemleri, zırhlı araçlar ve personel konuşlandırdığını duyurdu. Bakanlık, “Belaruslu yetkilileri Moskova’nın baskısı altında ülkeleri için trajik hatalar yapmamaları konusunda uyarıyoruz” dedi.
Ukrayna Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Ukrayna istihbarat kurumlarının verilerine göre, Belarus Cumhuriyeti silahlı kuvvetleri tatbikat adı altında Ukrayna’nın kuzey sınırına yakın Gomel bölgesinde Özel Harekat Kuvvetleri de dahil olmak üzere önemli sayıda personel, silah ve tank, top, çok namlulu roketatar sistemleri (MLRS), hava savunma sistemleri ve mühendislik ekipmanları da dahil olmak üzere askeri teçhizat yoğunlaştırıyor. Eski Wagner PMC’nin paralı askerlerinin varlığı da kaydedildi. Sınır bölgesinde ve nükleer enerji tesisi olan Çernobil Nükleer Santraline yakın bir yerde tatbikat yapılması, Ukrayna’nın ulusal güvenliğine ve genel olarak küresel güvenliğe tehdit oluşturmaktadır. Belaruslu yetkilileri Moskova’nın baskısı altında ülkeleri için trajik hatalar yapmamaları konusunda uyarıyor ve silahlı kuvvetlerini dostane olmayan eylemlere son vermeye, kuvvetlerini Ukrayna’nın devlet sınırından Belarus sistemlerinin atış menzilinden daha uzak bir mesafeye çekmeye çağırıyoruz” denildi.
“İHLAL OLURSA TÜM TEDBİRLERİ ALIRIZ”
Bakanlık, Ukrayna’nın Belarus halkına dostane olmayan eylemlerde bulunmadığını ve bulunmayacağının altını çizerek, “Ukrayna’nın Belarus halkına karşı hiçbir zaman dostane olmayan eylemlerde bulunmadığını ve bulunmayacağını vurguluyoruz. Ukrayna’nın devlet sınırının Belarus tarafından ihlal edilmesi durumunda, devletimizin BM Şartı ile güvence altına alınan meşru müdafaa hakkını kullanmak için gerekli tüm tedbirleri alacağı konusunda uyarıyoruz. Sonuç olarak, Belarus’taki tüm askeri birlikler, askeri tesisler ve ikmal yolları Ukrayna Silahlı Kuvvetleri için meşru hedefler haline gelecektir” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dalaman ilçesi açıklarında lastik botlar içerisinde bir grup düzensiz göçmen olduğu bilgisinin alınması üzerine görevlendirilen Sahil Güvenlik Botları tarafından hareketli 2 lastik bot durdurulmuş ve içerisindeki 39 düzensiz göçmen (beraberinde 18 çocuk) yakalandı. – MUĞLA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Rusya Savunma Bakanlığı, Mi-28 tipi helikopterlerle gece saatlerinde Kursk bölgesinde Ukrayna unsurlarının hedef alındığını duyurdu.
Rusya Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Gökyüzünden vazgeçilmez destek. Mi-28 mürettebatı Kursk sınır bölgesinde düşmanı vurdu. Saldırı, düşmanın keşif hedeflerine karşı güdümlü tanksavar füzeleri ile gerçekleştirildi. Hava silahlarının kullanılmasının ardından mürettebat güvenli bir şekilde kalkış bölgesine geri döndü. İstihbarat raporlarına göre, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri (AFU) personeli, zırhlı ve araç ekipmanı imha edildi” denildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Delilleri tek tek gösterdi. Onu aldatan hamile eşini herkese rezil etti. Bolivya’da yapılan bir cinsiyet partisinde yaşanan skandal sosyal medyada gündem oldu.
Başta her şey yolundaydı ama sonra baba adayı mikrofonu eline aldı ve davetlilere çocuğun kendisinden olmadığına dair kanıtlar sunmaya başladı. Kadının karnındaki çocuk 4 değil 6 aylıktı ve adamın arkadaşındandı.
Aldatılan adam öfkeden gözü dönmüş bir şekilde, “Bu cinsiyet partisi onlarındır, benim değil. İşte hamileliğin 4 ay değil, 6 ay olduğunun kanıtı. Baba olacağım. Çocuk bekliyorum biliyorsunuz ama elimde bazı detaylar var.” dedi.
Kocasının sözleri sonrası ne diyeceğini bilemeyen kadın ise , “Bu benim avukatım. Sakin ol aşkım açıklayacağım.” dedi.
Olayı hayretler içerisinde izleyen davetliler ise kadının kocasını aldattığı adama saldırmaya başladılar.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sahil Güvenlik Komutanlığına bağlı ekipler ve Marmaris İlçe Jandarma Komutanlığına bağlı ekipler tarafından Marmaris Armella Koyu’nda üç ayrı düzensiz göçmen olayında karada 18 düzensiz göçmen yakalandı.
Yine Marmaris açıklarında can salı içerisinde bir grup düzensiz göçmen olduğu bilgisinin alınması üzerine görevlendirilen Sahil Güvenlik Botu tarafından Yunanistan sahil güvenlik unsurlarınca Türk karasularına geri itilen can salı içerisindeki 24 düzensiz göçmen (beraberinde 4 çocuk) kurtarıldı. – MUĞLA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ayvacık ilçesi açıklarında lastik bot içinde bir grup düzensiz göçmen olduğu bilgisinin alınması üzerine Sahil Güvenlik Gemisi “TCSG-84” ve Sahil Güvenlik Botu “KB-4304” bölgeye sevk edildi.
Sahil Güvenlik ekiplerince durdurulan hareketli lastik bot içindeki 16’sı Yemen, 3’ü Sudan, 2’si Filistinli, 1’i Suriyeli toplam 22 düzensiz göçmen yakalandı.
Düzensiz göçmenler işlemlerinin ardından Ayvacık Geri Gönderme Merkezine teslim edildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Havalimanından yapılacak tüm uçuşların iptal edilirken, Ben Gurion’a inecek tüm uçaklar da bölge ülkelerine yönlendirildi.
İSRAİL’İN KUZEYİNDE SİRENLER ÇALMAYA BAŞLADI
İsrail ordusunun Lübnan’a saldırılara başlamasının ardından Hizbullah, İsrail’in kuzey bölgelerine füze ve roketli saldırı düzenledi.
Ülkenin kuzeyindeki Celile bölgesinde Dovev, Baram, Ein Yacov başta olmak üzere, birçok bölgede sirenler çalmaya başladı.
Öte yandan İsrail Ordu Radyosu’nun haberine göre, İsrail makamları, bölgede yaşayan vatandaşlara sığınaklarda kalma çağrısı yaptı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İzmir’in Kemalpaşa ilçesi Armutlu Mahallesi’nde henüz bilinmeyen bir nedenle saat 13.51’de orman yangını çıktı. Yangına, İzmir Orman Bölge Müdürlüğü’ne ait 3 uçak, 4 helikopter, 17 arazöz, 3 su ikmal, 2 dozer ve 1 yer ekibi ile müdahale ediliyor.
Ekipler yangını kontrol altına almak için çalışmalarını sürdürüyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Rusya Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) arabuluculuğunda yürütülen müzakereler sonucu Kursk bölgesinde esir düşen 115 Rus askerinin Ukrayna’nın kontrolündeki bölgelerden iade edildiği duyuruldu. Karşılığında 115 Ukrayna askerinin bırakıldığı belirtildi. Açıklamada, “Şu anda Rus askerleri Belarus topraklarında bulunuyor, askerlere gerekli psikolojik ve tıbbi yardımın yanı sıra aileleriyle iletişim kurma imkanı da sağlanıyor. Serbest bırakılan tüm askerler, Rusya’ya getirilecek” ifadeleri kullanıldı.
Zelenskiy’den BAE’ye teşekkür
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ise esir takasına ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Bugün Ulusal Muhafızların, Silahlı Kuvvetlerin, Donanmanın ve Devlet Sınır Muhafız Teşkilatının savaşçıları olan 115 askerimiz daha evine döndü. Hepsini geri getirmek için her türlü çabayı gösteriyoruz. BAE’ye teşekkür ediyorum” ifadelerine yer verdi.
Ukrayna, Kursk’ta 92 yerleş yerini ele geçirmişti
Ukrayna ordusunun 6 Ağustos’ta sınırı geçerek Rusya’nın Kursk bölgesine başlattığı sürpriz saldırıların ardından şiddetli çatışmalar çıkmıştı. Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, Ukrayna güçlerinin Kursk bölgesindeki bin 250 kilometrekareden fazla alanı ele geçirdiğini, toplam 92 yerleşim yerinde kontrol sağladığını açıklamıştı. – MOSKOVA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Rusya ve Ukraynalı yetkililer, BAE arabuluculuğunda yapılan bir takas anlaşması çerçevesinde her iki taraftan 115’er kişi olmak üzere 230 esirin takas edildiğini duyurdu.
Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, esir takasını “Bugün 115 savunucumuz evlerine döndü, bunlar Ulusal Muhafız, Silahlı Kuvvetler, Deniz Kuvvetleri ve Devlet Sınır Koruma Servisi’nden askerler” sözleri ile duyurdu.
Rusya Savunma Bakanlığı da takası doğruladı ve iade edilen Rus askerlerinin Ukrayna’nın Kursk bölgesine yönelik saldırılarında esir alındığını olduğunu aktardı. Her iki taraf da takas anlaşmasında arabuluculuk yapan BAE’ye teşekkür etti.
Ukrayna Bağımsızlık Günü’nde konuşan Zelenskiy’den Rusya’ya misilleme mesajı
Ukrayna’nın 33’üncü Bağımsızlık Günü için yayımladığı videoda Zelenskiy, Ukrayna’nın 6 Ağustos’ta Rusya’nın sınır bölgelerine (Kursk) yönelik başlattığı askeri operasyonu hatırlatarak daha fazla “misilleme” yapılacağını bildirdi.
Ukrayna Devlet Başkanı, “Bugün Ukrayna’nın 33. Bağımsızlık Günü’nü kutluyoruz ve düşmanın topraklarımıza getirdiği her şey (savaş) şimdi onların evine döndü” dedi.
Zelenskiy ayrıca Rusya ile bağlantılı olduğu şüphesi taşıyan dini grupların yasaklanmasını öngören bir yasayı imzaladı.
ABD Ukrayna’ya 125 milyon dolarlık mühimmat gönderdi
Bağımsızlık gününden bir gün önce Zelenskiy ile konuşan ABD Başkanı Joe Biden Ukrayna’ya yeni bir askeri yardım paketi açıkladı. Beyaz Saray, Biden ve Zelenskiy arasında gerçekleşen telefon görüşmesine dair açıklamasında, Biden’ın Ukrayna’nın Rusya ile savaşında Washington’ın desteğinin “sarsılmaz” olduğunu söylediğini belirtti.
ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada Biden’ın açıkladığı yardım paketinin 125 milyon dolar tutarında olduğunu ve hava savunma füzeleri, drone karşıtı ekipman, zırh delici füzeler gibi askeri mühimmat içerdiğini duyurdu.
Çatışmalar devam ediyor: Ukrayna Donetsk’te 5 kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu
Ukrayna ve Rusya arasında karşılıklı saldırılar devam ediyor. Rusya, Ukrayna sınırındaki Voronej bölgesinin bir kısmında gece gerçekleşen drone saldırısının ardından acil durum ilan ederken Ukrayna, bugün Voronej’de bir mühimmat deposuna saldırı düzenlediğini açıkladı.
Ukraynalı yetkililer, bugün Rusya’nın Donetsk bölgesindeki Kostyantynivka şehrine yönelik bir saldırı gerçekleştiğini, saldırı sonucunda 5 kişinin hayatını kaybettiğini, 5 kişinin yaralandığını bildirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>FRANSA İçişleri BakanıGerald Darmanin sahil beldesi La Grande-Motte’deki sinagogun hemen dışında bir patlama meydana geldiğini olayın ‘kundaklama girişimi’ olduğunu açıkladı.
Fransa’nın güneyinde bulunan Herault kentinin La Grande Motte bölgesindeki bugün bir sinagogun dışında bir patlama meydana geldi. İçişleri Bakanı Gerald Darmanin, “Bu sabah La Grande Motte sinagoguna, açıkça suç teşkil eden bir kundaklama girişiminde bulunulmuştur. Yahudi yurttaşlarımıza ve belediyeye tam desteğimi sunmak ve Cumhurbaşkanının talebi üzerine failin bulunması için tüm imkanlar seferber edilmektedir” dedi. Fransız basınında yer alan haberlere göre, patlama La Grande-Motte’deki Beth Yaacov sinagogunun dışında iki arabanın ateşe verilmesi sonucu meydana geldi, yetkililer araçlardan birinde gaz kapsülü bulunduğunu açıkladı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Almanya’nın Solingen şehrinin kuruluşunun 650. yıl dönümü için düzenlenen kutlamalarda dün akşam gerçekleştirilen bıçaklı saldırının yankıları sürüyor. Düsseldorf Savcılığından Markus Caspers saldırıya ilişkin bugün polis Thorsten Fleiss ile basın toplantısı düzenledi. Fleiss, 15 yaşında bir şüpheliyi gözaltına aldıklarını ve hala kayıp olan saldırganla bir bağlantısı olup olmadığını araştırdıklarını söyledi. Fleiss, “Saldırgan insanların boğazını hedef almış gibi görünüyor” ifadelerini kullandı.
Savcı Caspers ise, saldırıdan etkilenenlerin birbiriyle bağlantısı yokmuş gibi göründüğünü ve “terörizm” ihtimalinin göz ardı edilemeyeceğini belirtti.
Soruşturma çerçevesinde polis tarafından yapılan açıklamada, “Olası diğer failler ve suçun nedenleri için soruşturma ve insan avı tüm hızıyla devam ediyor” denildi.
Saldırgan olay yerinden kaçmıştı
Kuzey Ren Vestfalya eyaletine bağlı Solingen’deki kutlamalar çerçevesinde gerçekleştirilen festivalde saldırganın dün yerel saatle 21.45 sıralarında etraftakileri rastgele bıçaklaması sonucu 3 kişi hayatını kaybetmiş, 5’i ağır 8 kişi de yaralanmıştı. Bölgeye çok sayıda sağlık ve polis ekibi sevk edilmiş, ancak saldırgan olay yerinden kaçmıştı. – SOLINGEN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BALIKESİR – Balıkesir’in Bandırma ilçesinde körfezde bekleyen Rusya bandıralı gemide hayatını kaybeden 2 işçi tahliye edildi.
Olay, 23.08.2024 tarihinde Bandırma Körfezi 1 No’lu demir sahasında limana yanaşmak için bekletilen “Navis 2” adlı Rusya bandıralı ticari gemide meydana geldi. Rusya’nın Yeysk limanından yola çıkan ve 5 bin ton palet yem yüklü olan geminin ambar kısmında gaz zehirlenmesi şüphesiyle Konstantin Martynov ve Dmitry Mochalov ambarda düşerek hayatlarını kaybettiler.
Olayından ardından geminin talebi üzerine yük tahliyesi öne alınarak Bandırma Çelebi Limanına yanaştırılan “Navis 2” adlı gemiden önce Konstantin Martynov’un cesedi çıkarıldı. Ambarda bulunan yüklerin tahliyesinin ardından Dmitry Mochalov’un cesedine sabah erken saatlerde ulaşan ekipler, her iki cesedin de kesin ölüm nedenlerini belirlemek için BursaAdli Tıp Kurumuna gönderdi.
Yaşanan olayın ardından “Navis 2” adlı geminin acentasını yapan firma yetkilisi Emre Kısacık, İHA muhabirine yaptığı açıklamada “Neta Deniz Taşımacılığı adlı firmayı işleten ortağım Ali Dönmez ile birlikte acente firması işletiyoruz. “Navis 2″ gemisinde yaşanan talihsiz kaza sonucu Dmitriy Mochalov ve Konstantin Martynov isimli personel, 3 ve 2 nolu ambar arasında bulunan manhole bölümüne düşerek vefat etmişlerdir. Otopsi sonuçları beklenmektedir. Zehirlenmiş olduklarına dair herhangi bir net sonuç henüz bulunmamaktadır. Adli tıp raporu beklenmektedir ve zehirlenme ihtimalleri de göz önüne alınarak incelemeler devam edecektir” dedi.
Bursa Adli Tıp Kurumunda yapılan incelemeler sonucunda ölen kişilerin kesin ölüm nedenleri belirnerek cenazeleri Rusya’ya gönderileceği öğrenildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
NETANYAHU, HAMAS’LA ANLAŞMA OLMAYACAĞINI İTİRAF ETTİ
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Hamas’ın elinde esir olan İsraillilerin aileleriyle görüştü. Ailelerden gelen soruları dinleyen Netanyahu, Hamas’la herhangi bir anlaşma yapmayacağını, söylemlerinin yalan olduğunu açık açık itiraf etti.
“NE ANLAŞMASI
Jerusalem Post’ta yer alan habere göre, Netanyahu bir aile üyesinin, “Tüm kaçırılanları getirecek bir anlaşmaya varmanız gerekiyor” demesi üzerine, “Ne anlaşması? Ne anlaşması? Her kim size bir anlaşmanın hazır olduğunu ve bizim bunu şu ya da bu nedenle, kişisel nedenlerle kabul etmediğimizi söylediyse yalan söylüyordur” yanıtını verdi.

MUTABAKAT İÇİN YENİ ŞARTLAR ORTAYA KOYMUŞTU
ABD Başkanı Joe Biden, 27 Mayıs’ta İsrail ile Hamas arasında esir takası ve Gazze’de ateşkese varılması için bir öneri sunmuştu. Netanyahu ise Biden’ın açıkladığı ateşkes taslağının İsrail’in hazırladığı tekliften farklı olduğunu ileri sürerek yeni şartlar eklenmesini talep etmişti. İsrail Başbakanı, Gazze’yi ikiye ayıran Netzarim Koridoru ve Gazze Şeridi ile Mısır sınırındaki Philadelphi Koridoru’nun yanı sıra Refah Sınır Kapısı’ndaki İsrail işgalinin devam etmesini istemişti. Bunlara ek olarak Netanyahu, Hamas üyelerinin Gazze’nin diğer bölgelerinden kuzeye geçmesinin engellenmesini şart koşmuştu.
Katar’ın başkenti Doha’da 15-16 Ağustos’ta, İsrail ile Hamas arasında esir takası ve Gazze’de ateşkes sağlanması için müzakereler yapılmıştı. Hamas, ABD, Mısır ve Katar’ın arabuluculuğunda yürütülen müzakerelerde Netanyahu’nun yeni şartlar sürerek anlaşmaya varılmasını engellediğini belirtmişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çelyabinsk Üniversitesi’nde öğretmen olan Shamigulova’nın cesedi, sığ bir mezarda çıplak halde bulundu. Otopsi, göğsünde çok sayıda bıçak yarası olduğunu ortaya çıkardı. Daha da korkuncu, kurbanın dili ve boğazı kesilmişti.
Gözaltına alınan şüpheli, 29 yaşındaki BT mühendisi Puryavirsingh Sundur. Sundur, cinayeti itiraf etti ve kıskançlık nedeniyle işlediğini iddia etti.
Polis, kayıp vücut parçalarını ve Shamigulova’nın kıyafetlerini hala arıyor. Buna rağmen, ceset Rusya’ya gönderilmeden önce bir cenaze töreni düzenlendi.
Shamigulova en son beyaz-mavi elbisesiyle bir arabaya binerken görülmüştü. Kaybolmasının ardından ailesine, ortadan kaybolmaya karar verdiğine dair şüpheli mesajlar gönderildi.
Bu trajik olay, tanışma uygulamalarının güvenliği konusunda endişeleri artırdı. Yetkililer, özellikle yabancı ülkelerde tanımadık kişilerle buluşurken dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(ZONGULDAK) – CHP’nin eğitim alanındaki sorunlara dikkati çekmek için farklı illerde düzenlediği “Eğitim Buluşmaları” devam ediyor. CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş, Zonguldak’taki halk buluşmasında; “Eğitim Türkiye’nin ana gündemi ve maalesef Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da kabul ettiği üzere yapılan bütün araştırmaların da gösterdiği gibi eğitim, kültür sanatla beraber iktidarın en başarısız olduğu alan” dedi.
CHP’nin “Eğitim Maratonu” programı kapsamında farklı illerde düzenlediği “Eğitim Buluşmaları” sürüyor. CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş’ın başkanlığındaki heyet, bu kez de Zonguldak’taydı. Heyet, Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü İsmail Hakkı Özölçer’i ziyaret etti. Ardından Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu’nu ziyaret eden heyet, daha sonra Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem ile görüştü. Akşam ise halk buluşmasında Zonguldaklılar ile bir araya gelen Özçağdaş, şunları söyledi:
“Bildiğiniz gibi Öğretmenlik Meslek Kanunu, bu yılın en çok tartışılan kanun teklifi oldu. ve gelen büyük tepkiler, sendikaların ve sivil toplum örgütlerinin, vatandaşların tepkileriyle 22’nci maddede tartışmalar durduruldu. Ben birçok kez Milli Eğitim Bakanlığı’na çağrıda bulundum. Sadece öğretmenleri değil, Milli Eğitim’deki tüm grupları, müdürleri, şube müdürlerini, il müdürlerini, müfettişleri, rehber psikologları, temizlik görevlilerini, güvenlik görevlilerini, araştırmacıları herkesi kapsayan bir personel kanunu çıkarılması konusunda çalışmaya davet ettim. Parlamentonun içerisinde araştırma önergeleriyle, soru önergeleriyle, yasa teklifleriyle yoğun bir faaliyet yürütüyoruz. Bunun dışında gerek Öğretmenlik Meslek Kanunu, gerekse mülakata yönelik Danıştay’da başvurularımızı yaptık. Yürütmeyi durdurma kararı bekliyoruz. Hatta bizim ısrarlı açıklamalarımızdan sonra Sayın Bakan Danıştay’da bizim açmış olduğumuz davanın olumsuz sonuçlanıp sonuçlanmayacağını beklediklerini, o yüzden mülakattaki sonuçların açıklanmamasını söyledi. Dolayısıyla bu alanda mücadelemizi sürdürüyoruz.
Eğitim Türkiye’nin ana gündemi ve maalesef Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da kabul ettiği üzere yapılan bütün araştırmaların da gösterdiği gibi eğitim, kültür sanatla beraber iktidarın en başarısız olduğu alan. Eğitimin çok sorunu var. Okul öncesinden yüksek öğretime kadar, mesleki eğitimden hayat boyu öğrenmeye kadar yüzlerce farklı alanda sorunlarımız var. Fakat şunu söyleyebilirim; Türkiye’nin bugünkü 1919 koşullarından daha kötü değildir. 1919’da bu vatanın dört bir tarafı işgal edilmişken bu ülkeyi kurtaranların -ki Allah onlardan razı olsun- hepsine rahmet diliyoruz, şükranlarımızı sunuyoruz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve yol arkadaşları, silah arkadaşları başardıkları koşullarda bugünkünden çok daha zor şartlar altında olduklarını biliyoruz. Dolayısıyla eğitimin ihtiyacı olan şey bir ortak akıl. Eğitimin ihtiyacı olan şey bilimsel verilerden yararlanmak. Eğitimin ihtiyacı olan şey bireylerin değil, toplumun genel yararını önceleyen çıkar gruplarının değil, kamunun yararını önceleyen bir eğitim politikası geliştirmek.”
“Eğitim sistemi, asla yürütülemeyecek bir şekil aldı”
CHP Zonguldak Milletvekili Eylem Ertuğ Ertuğrul ise şöyle konuştu:
“Ülkemizde eğitim sistemi öyle bir hale geldi ki ne idarecisi memnun, ne öğretmeni memnun, ne eğitim alan öğrenciler memnun, ne veliler memnun. Eğitim sistemi, yapboz halinden artık asla yürütülemeyecek bir şekil aldı. Bu sorunun düzeltilmesi için tekrar laik ve bilimsel eğitimin ışığında ilerleyebilmek için bu toplantının çok önemli olduğunu düşünüyorum.”
“Kindar ve dindar nesil yetiştirmek için tüm hızlarıyla olaya müdahale ediyorlar”
Ayşegül İpek Gök isimli bir katılımcı şu ifadeleri kullandı:
“Kindar ve dindar nesil yetiştirmek için tüm hızlarıyla, tüm koşullarıyla olaya müdahale ediyorlar. Birçoğumuz eğitimdeki her sorunun içindeyiz. Öğrenci olarak, veli olarak, öğretmen olarak bunları tekrar dile getirmenin çok faydası yok. Çünkü yaşıyoruz biz bunları zaten. Bugün bir çocuğumuzun üniversiteye hazırlanması da paranın gücüyle olan bir şey. “
“Çocuklarımız üniversitelerde perişan”
Başka bir katılımcı şunları kaydetti:
“Eğitim hayatının bütün sıkıntılarını ve sorunlarını yaşadık. Benim söyleyebileceğim şey; eğitimin özerk olması. Üniversitelerde YÖK kaldırılmalı. Yoksa Tayyip Erdoğan’ın dediği gibi, ‘ben listecim oldu, okulu da kapatırım, oraya da gitme, onu da söyleme’. Nitelikli eğitim çok önemli. Üniversiteler her ilde, her ilçede, her beldede açıldı. Ama YÖK gibi bir belayla karşı karşıyayız. Çocuklarımız üniversitelerde zaten perişan.”
Bir başka katılımcı ise asosyal bir toplum oluştuğuna değinerek şunları söyledi:
“Liseye giderken desteklerimiz vardı. Milli Eğitim bazı şeyleri karşılıyordu. Ama şu anda bir okul aile birliği üyesi olarak da okullarımıza hiçbir destek olmadığını görüyoruz. Veliler haklı olarak aidatlardan şikayet ediyor. Para niye veriyoruz diyorlar. Ama gerçekten okullarda o kadar çok eksikler var ki bunların tamamlanması başka türlü olmuyor. Çocuklarımız meslek seçimine geldikleri zaman hiçbiri hiçbir şey bilmiyorlar. Puanlar geldiği zaman tercihleri yapacaklarını söylüyorlar. Orada da şunu görüyorum şu andaki gençlerde; evden çalışacakları işlere yöneldiler. Artık asosyal bir topluma dönmeye başlıyoruz.”
“Çocukların uygulamalı bir şekilde öğrenmeleri de engellenmiş durumda”
Özçağdaş, vatandaşların problemlerini dinledikten sonra sözlerini şöyle sonlandırdı:
“Burada kritik nokta, bizim Türkiye’deki uygulayacağımız eğitim programının baştan tasarlanması. Ders kitaplarının, ders materyallerinin, öğretmenlerin kendilerinin de rol alabileceği şekilde tek bir yapıya büründürülmesi ve ek kaynaklar da gerektiğinde dijital teknolojilerden de yararlanarak öğrencilerin bunların hepsinden bütünlüklü olarak yararlanmasını sağlamaktır. Başka eksik olan bir şey, sadece basılı materyallerden bahsediyoruz. Oysa okullarımızda laboratuvarlar vardı. Maalesef bunların hiçbirisi neredeyse yok artık. Sadece göstermelik şekilde var. Dolayısıyla çocukların uygulamalı bir şekilde öğrenmeleri de engellenmiş durumda.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İngiltere İçişleri Bakanlığı’nın açıkladığı verilere göre ülkeye ilk altı ay küçük botlarla gelenlerin sayısı geçen yıla göre yüzde 18 artarak 13 bin 489’a çıktı.
Haziran ayına kadarki verilere göre İngiltere’ye yasal izni olmadan giriş yapan göçmenlerin yüzde 81’i botlarla giriş yaptı.
Hükümetin düzenli olmayan girişleri saymaya başladığı 2018 yılından beri 133 bin kişi bu şekilde ülkeye geldi. Bu kişilerin yüzde 70’i erkek ve beşte biri de 18 yaşın altında.
Bu yılın ilk yarısı düzensiz olarak ülkeye gelenlerin yüzde 18’i ise Afgan. Yüzde 13’ü İranlı, yüzde 10’u Vietnamlı, yüzde 10’u Türk ve yüzde 9’u Suriyeli.
İngiliz yetkililere göre insan kaçakçıları daha büyük botlar ve daha çok insan taşıyarak kaçakçılık yöntemlerini sürekli yeniliyor.
İngiltere Başbakanı Keir Starmer’ın düzensiz göç ile baş etmek için verdiği sözün temelinde ise bu çetelerle mücadele var.
Bu rakamlar yeni iktidara gelen ve Manş Denizi’nden geçişleri sınırlamayı hedefleyen İşçi Partisi’ni zor bir dönemin beklediğini gösteriyor.
Ülkeyi geçtiğimiz haftalarda etkisi altına alan göçmen karşıtı ve aşırı sağ gösterilerde “Botları durdurun” sloganları atılmıştı.
Southport kasabasındaki bir dans okulunda gerçekleşen bıçaklı saldırıda üç küçük kız çocuğu hayatını kaybetmişti. Zanlının kimliğine dair doğru olmayan bilgilerin sosyal medyada yayılmasıyla göçmen karşıtı eylemler patlak verdi.
Seçimi kaybeden Muhafazakar Parti lideri Rishi Sunak botları durduracağı sözünü vermişti.
Diğer yandan Sunak’ın bu yıl uygulamaya giren daha sıkı göç kuralları gereğince sağlık çalışanları, işçiler ve öğrencilerin gelişinde ise azalma görüldü.
İngiltere’de sağlık sektöründe çalışan azlığı dolayısıyla uzun zamandır sıkıntılar yaşanıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇANKIRI – Çankırı’nın Ilgaz ilçesinde çıkan orman yangınına ekiplerin müdahalesi 14’üncü saatte sürüyor. Yangının etkisini yitirdiği belirtildi.
Olay, dün saat 17.00 sıralarında Ilgaz ilçesi Yukarımeydan köyü mevkiinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, ormanlık alanda bilinmeyen sebeple yangın çıktı. Kısa sürede büyüyen yangın sebebiyle 4 köyde yaşayan vatandaşlar tahliye edildi. Bölgeye sevk edilen çok sayıda itfaiye ve orman ekibi yangına müdahalede bulundu. Sabah saatlerine kadar süren çalışmalar neticesinde yangının ilerleyişi durduruldu. Ekipler sabah saatleri itibarıyla 4 farklı bölgede soğutma çalışması yapıyor. Öte yandan, yangında 44,17 hektar alanın zarar gördüğü öğrenildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail’i 7 Ekim’den bu yana 9’uncu kez ziyaret eden ABD Dışişleri Bakanı Blinken, İsrail Başbakanı Netanyahu tarafından kabul edildi. İsrail Başbakanlık Ofisi’nden görüşmeye ilişkin yapılan açıklamada şunlar kaydedildi:
“Başbakan Benyamin Netanyahu ile ABD’li Bakan Antony Blinken arasındaki görüşme sona erdi; görüşme olumlu ve iyi bir atmosferde geçti. Görüşme yaklaşık üç saat sürdü. Başbakan, İsrail’in güvenlik ihtiyaçlarını dikkate alan ve ısrarla üzerinde durduğu, rehinelerimizin serbest bırakılmasına ilişkin mevcut Amerikan önerisine İsrail’in bağlılığını yineledi.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgiye göre, Yatağan Yava Mahallesi’nde dün saat 13.25’te ormanlık alanda ilk belirlemelere göre arı kovanlarının tütsülenmesi sırasında çıkan kıvılcım yangına neden oldu. Alevler bir anda ormanlık alana sıçradı. Rüzgarın etkisi ile alevler geniş bir alana yayıldı. Yapılan ihbarın ardından bölgeye gelen itfaiye ve orman ekipleri havadan ve karadan müdahale ile yangını kontrol altına alarak bölgede soğutma çalışması yapıldı.
Ormanlık alan siyah renge büründü
Yangının ardından alevlere teslim olan bölge droneile böyle görüntülendi. Toprak örtüsü simsiyah olurken, ağaçlar ve bitki örtüsü yanarak kül oldu. Siyaha bürünen yerlerin görüntüsü görenleri kahretti. – MUĞLA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları sürerken, en fazla zararı yine çocuklar görüyor.
Gazze’de binlerce sivil yerinden ediliyor ve İsrail, bölgeye gönderilen yardımların da Filistinli halka ulaşmasına engel oluyor.
Bu yardımların bölgeye gelmemesi de binlerce çocuğu, hem açlık hem de hastalıkla başa başa bırakıyor.
Şimdiye kadar açlık nedeniyle Gazze’de hayatını kaybeden çocuklar da oldu…
GAZZE’DE ÇOCUKLARDAN YEMEK SIRASI
Gazze’deki gönüllüler, Deyr Belah kentine sığınan yerinden edilmiş Filistinliler için sıcak yemek dağıttı. Aralarında çocukların da bulunduğu Filistinliler dağıtılan yemeklerden alabilmek için kuyrukta beklerken gönüllüler yemekleri tencere ve kaplara doldurarak paylaştırdı.
İnsani yardımın önemini vurgulamak ve dünya genelindeki insani yardım faaliyetlerine daha fazla dikkat çekmek amacıyla her yıl 19 Ağustos “Dünya İnsani Yardım Günü” olarak anılıyor.
Irak’ın başkenti Bağdat’ta, 19 Ağustos 2003’te, aralarında Birleşmiş Milletler (BM) Irak Özel Temsilcisi Sergio Vieira de Mello’nun da bulunduğu 22 yardım çalışanının bombalı saldırıda hayatını kaybetmesi sonucu BM Genel Kurulu’nda 2008’de alınan kararla 19 Ağustos, “Dünya İnsani Yardım Günü” ilan edilmişti.










Haber Kaynağı: Anadolu Ajansı (AA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Son dakika haberine göre dünya sinemasında büyük kayıp…
Bir döneme damga vurmuş, yakışıklılığı ile dillere destan bir üne kavuşan Fransız aktör Alain Delon hayatını kaybetti.
Delon’un ölüm haberini oğlu paylaştı.
Delon, 88 yaşındaydı.
Ayrıntılar geliyor…




Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 16 bin 314’ü çocuk, 10 bin 980’i kadın olmak üzere 40 bin 5 Filistinli can verdi, 92 bin 401 kişi yaralandı.
Enkazların altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken halkın sığındığı hastaneler, ibadethaneler ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da yok edildi.
HAMAS İDDİALARI YALANLADI
ABD, Mısır ve Katar arabuluculuğunda perşembe günü başlayan ve önceki gün sona eren Gazze Şeridi’nde ateşkes müzakerelerinin ardından açıklamalar gelmeye devam ediyor.
Arabulucu ülkelerin görüşmeler sonunda yaptığı iyimser açıklamalar ile ABD Başkanı Joe Biden’in yaptığı, “Anlaşmaya hiç olmadığımız kadar yakınız” açıklaması Hamas tarafından kabul görmüyor.
“ARABULUCULAR HAYAL SATIYOR”
İsmi açıklanmayan Hamas’ın üst düzey bir yetkilisi BBC’ye yaptığı açıklamada müzakereler sonunda ateşkes anlaşmasında ilerleme kaydedildiği yönündeki görüşleri ‘yanılsama’ olarak nitelendirdi.
Müzakerelere ilişkin konuşan yetkili, arabulucuların hayal sattığını vurgulayarak, “Arabuluculardan aldığımız bilgiler hayal kırıklığına neden oldu. Hiçbir ilerleme kaydedilmedi” dedi.

Haber Kaynağı: İhlas Haber Ajansı (İHA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BAKAN YUMAKLI: 8 AKTİF YANGINIMIZ VAR
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı AydınBozdoğan’da süren yangınla ilgili yaptığı açıklamada, Türkiye genelinde aktif yangın sayının 8’e çıktığını söyledi. Bakan Yumaklı, “Gün içerisinde yaptığımız bilgilendirmede aktif 5 yangınının olduğunu söylemiştik. Bu beş yangından bir tanesi olan şu anda halihazırda Aydın’dayız. Diğer yangınlar İzmirKarşıyaka idi, dün ve önceki günden devreden ManisaGördes, Bolu, Göynük ve Karabük, Ovacık idi. Bu Aydın Bozdoğan haricindeki 4 yangının zaman zaman enerjisini düşürdük. Ancak o zaman da ifade etmiştim meteorolojik olaylar, rüzgarın çok şiddetlenmesi ya da kararsız bir şekilde farklı yönlere esmesi sebebiyle zaman zaman enerjiler yükselmişti. Gün içerisinde arkadaşlarımız gerçekten çok ciddi mücadele ettiler. An itibariyle enerjisi düşürüldü diyebilirim. Şu anda içinde bulunduğumuz alan içerisinde iki farklı nokta var, güney ve kuzey kanadı. Yaklaşık 9 kilometrelik bir hat yaptı. Maalesef o bir önceki gün o şiddetli rüzgarın oluşturduğu hasar çok geniş bir alana yayıldığı için bizlerin de müdahale şansını engebeli araziler sebebiyle güçleştirmişti. Ama arkadaşlarımız burada da çok yoğun bir mücadele ettiler. ve bu 9 kilometrelik hatta orta alanlardaki büyük oranda kısımları hallettiler. Ben buradan 3 gecedir uyumayan arkadaşlarıma, kardeşlerime çok teşekkür ediyorum. Bizlere destek veren tüm kamu kurum ve kuruluşlarına teşekkür ediyorum. Bütün yangınlar için söylüyorum. Dualarını bizden esirgemeyen çok kıymetli vatandaşlarımıza da teşekkür ediyorum. İzmir Yamanlar’da gün içerisinde değişmekle beraber 3 uçak, 15 helikopter 60 arazöz ve 390 personel çalışmaya devam ediyor. Ben bunları söylerken direkt yangına müdahale eden arkadaşları ve ekipmanları söylüyorum. Onun dışında valiliklerimizin diğer ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının yerel yönetimlerinde bizlere katkı ve destekleri oluyor. Maalesef tabii biz bunları konuşurken tabii hatırlarsanız bazı uyarılar yapmıştık. Gün içerisinde 3 tane yangın oldu. Bir tanesi İzmir Menderes ve baraj yanında, hemen orada da 6 uçak 4 helikopter, 22 aracıyla 160 personel görevlendirdi. Tabii tüm bunlar bizim güçlerimizin de bölünmesine sebep oluyor. Enerji nakil hattı kaynaklı olduğunu tespit etti buradaki yangını arkadaşlar. 16.45’te başladı, 16.55’te ilk müdahale yapıldı. Şu anda da müdahale sürüyor. Biz de buradan İzmir’e gideceğiz. İkinci yangın UşakEşme’de başladı, 13.19’da çıktı 13.30’da müdahale edildi. Ormanlık alanda başladı, burada da 3 helikopter, 14 arazöz ve 79 personel görevlendirildi. İzmir Karaburun buraya gelirken bundan 15-20 dakika önce bunun da ihbarı yapıldı. Buraya da arkadaşlarımız şu an planlamalarını yapıyorlar. Sonuç itibariyle beşle başlamıştık. Aslında altıyla başlamıştık. Muğla, Milas kontrol altına alındığı için 5 düşmüştü, şuanda 8 aktif yangınımız var. Bunlardan dördünün enerjisi düşürülmüş vaziyette şuanda içinde bulunduğumuz Aydın da dahil olmak üzere diğer üçü ile ilgili çalışmalar devam ediyor. Gün boyu devam edecek. Gece boyu devam edecek” dedi.
‘AZERBAYCAN’DAN UÇAK GELİYOR’
Azerbaycan’dan yangın söndürme uçağı geleceğini söyleyen Bakan Yumaklı, “Gün içerisinde belki takip etmişsinizdir. Sayın Cumhurbaşkanımız ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev arasında bir telefon görüşmesi gerçekleştirildi ve bu görüşmede Türkiye’deki yangınlar da gündem konusu oldu. Bunun akabinde Sayın Cumhurbaşkanı İlham Aliyev bir yangın söndürme uçağının Türkiye’ye tahsis edildiğini belirtti. Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla biz de muhataplarımızla irtibata geçtik gereken işlemler yapıldı. Bu gece saat 23.00 itibariyle hali hazırda burada aktif görev yapan B200 model bir yangın söndürme aracı saat 23.00 itibariyle Adnan Menderes Havalimanı’na inmiş olacak. Bizler yangınla mücadelede hiç yorulmayan, hiç acıkmayan hiç uykusu gelmeyen bir ne diyelim, düşmanla mücadele ediyoruz tabiri caizse. Ama bizim arkadaşlarımızın yorgunluğu oluyor. Uykusu oluyor, acıkıyor, susuyorlar. Yani hani bunların büyük bir çoğunluğunu olabilecek en iyi şartlarda elbet karşılıyoruz. Ancak hep şunu söylüyorum. Bu mücadele siz ne kadar iyi olursanız olun. Sizin ne kadar kabiliyetleriniz yüksek olursa olsun vatandaşlarımızın desteği olmadan kazanılamaz. Biz hassasiyet istiyoruz. Biz vatandaşlarımızın belirttiğimiz tarihler arasında ilk etapta önümüzdeki pazar gününe kadar ama 15 Eylül’e kadar da mümkünse herhangi bir şekilde ateş alev oluşturacak bir unsuru kapalı alanların dışında gerçekleştirmemelerini istiyoruz. Yani çok basit şeylerden işte bir bahçe temizliği bir demir testeresiyle yapılan bir işlem bir sigara izmariti aklınıza ne gelirse bir şey olmaz dememektedir. Oluyor, çok küçücük basit bir önlem. Birazcık düşünceli olmak, biraz hassas olmakla, şu anda günlerce burada yüzlerce insanız. Devletin inanılmaz kaynaklarının harcanmasına sebep oluyor” diye konuştu.
Haber-Kamera: Fırat AKAY/AYDIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 61. Ulusal 35. Uluslararası Hacı Bektaş Veli’yi Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri’ne katıldı.
Hacı Bektaş Veli’yi anarak konuşmasına başlayan Özel, şunları söyledi:
“Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin manevi huzurundayız. 753 sene önce hakka yürüyen ama söyledikleri ve yaptıklarıyla bugünümüze ışık tutan hünkarın huzurundayız. Daha Avrupa’da rönesans, reform ortaya çıkmamışken; modern batı aydınlanması yaşanmamışken, bırakın evrensel insan hakları sözleşmesini, evrensel insan hakları değerleri tartışılmazken, ‘her ne ararsan, kendinde ara’ diyen, ‘hiçbir milletti ve insanı ayıplamayın’ diyen, ’72 millete bir nazar ile bak’ diyen, ‘dili, dini, rengi, ne olursa olsun, iyiler iyidir’ diyen, kadının adı yokken ‘bizim nazarımızda kadın erkek farkı yok’ diyerek kadını karar süreçlerinin içine dahil edip, kadın sözünü erkek sözüyle bir gören hünkarın huzurundayız. Bu topraklarda çok acı dönemler, çok acı günler, çok acı aylar, yıllar yaşandı. Yıllardır kan, gözyaşı, zulüm bir durduysa üç yürüdü. Kerbela’da akan kan, Çorum’da, Maraş’ta, Sivas’ta akmaya devam etti. Kerbela’nın direnci sokak ortasında katledilen bilim insanlarının, sendikacıların, gazetecilerin, Berkin Elvanların, milyonların katıldığı cenaze törenlerinde o direnç vardı. Kerbelanın yası, kimi zaman Berkin’in, Ali İsmail’in, Abdullah Cömert’in mezarının başına bir sis gibi kondu.”
“Alevi vatandaşlara eşit yurttaş muamelesi yapılmamakta”
Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na tepki gösteren Özel, Alevilere eşit vatandaşlık hakkı verilmediğini söyledi.
Özel, şöyle devam etti:
“İktidar partisinin burada yıllardır süren bir geleneği yok sayarak, buradaki canlıların meşru resmi siyasi temsilcilerini dışlayarak, 15 Ağustos akşamı apar topar alternatif bir tören tertip etmelerini en başta Hacı Bektaş’ın mirasına yapılmış büyük bir saygısızlık olarak görüyor ve kınıyorum. Bugün Alevilerin en etkin şekilde çözüm bekleyen, katkı bekleyen sorunları var. Türkiye, vicdanları yaralayan, bir türlü açıkça ifade edilmeyen bir ayrımcılıkla Alevilere eşit vatandaşlık haklarını vermemiştir. Yürürlükte olan Anayasa’daki tüm ifadelere rağmen uygulama sırasında ve kanun yaparken, kanunları uygularken Alevi vatandaşlara eşit yurttaş muamelesi yapılmamakta, ayrımcılığa tabi tutulmakta, ötekileştirilmekte ve haklı talepleri duymazdan gelinmektedir. Cemevleri Aleviler için ibadethanedir. Bizler için de ibadethane olacaktır. Bu yasal hak tanınana, bu anayasal hak kabul edilene kadar sizin mücadeleniz benim mücadelemdir. Camilerin ibathane görülüp, cemevlerinin ibadethane sayılmadığı, ÇEDES programı altında laik eğitim örselenip, katledildiği, Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı adıyla Alevilerin kabul etmediği bir kurumun ve işleyişin oluşturulduğu ve maalesef vaktiyle ‘cemevi cümbüş evi’ diyen, cem ile cümbüşü bir tutan yönettiği bu ülkede cümbüşün yeri Kültür Bakanlığı olduğu kabuluyle bir inancı Kültür Bakanlığına bağlayarak bu hakareti, bu hor görmeyi kurumsallaştıran bir anlayışa itiraz ediyoruz. Haklı itirazlarınızın yanındayız.”
“Biz doğru duramaya ve dost kapısını açık tutmaya devam edeceğiz”
Kendisinden önceki CHP genel başkanlarına vefalarını göstermek için iktidar olacaklarını belirten Özel, konuşmasının devamında şunları söyledi:
“Madımak utancıyla bu devlet hala yüzleşmemiştir. Madımak bir utanç müzesi olana kadar mücadelenizi mücadelemiz olarak hep birlikte sürdüreceğiz. Yolculuğumuz, ülkemiz için, barışa, adalete, hoşgörüye, güzel ahlaka, erdeme, bilime ve umuda giden bir yolculuğu temsil ediyor. Yolumuzu bu toprakların değerleriyle, Hünkar Hacı Bektaş’ın, Abdal Musa’nın, Mevlana’nın Yunus Emre’nin ve nice eren ve evliyanın öğretileriyle aydınlatıyoruz. Biz doğru duramaya ve dost kapısını açık tutmaya devam edeceğiz. Aslan ile ceylanın bir arada yaşayabildiği, bereketin ve hoşgörünün egemen olduğu bir ülkeyi gelecek nesillere miras bırakana kadar bu mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Burada Cumhuriyet Halk Partisi’nin Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘iki büyük eserimden biridir’ dediği partinin genel başkanı olarak bulunuyorum. Hacı Bektaş’ta tüm Türkiye’ye söylemek isterim ki bu partinin ilk genel başkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e de tüm genel başkanlarına da benden önceki genel başkanı çok kıymetli Kemal Kılıçdaroğlu’na da vefamızı göstermenin en önemli yolu onların partisini iktidar yapmaktır. Hep birlikte bunu başaracağımıza and içiyorum.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Aydın’ın Bozdoğan ilçesindeki orman yangınında ekiplerin çalışmalarını karadan ve havadan inceleyen Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, yangınların son durumu ile ilgili açıklamalarda bulundu. Yangınla mücadele eden ekiplerin büyük bir özveri gösterdiğini belirten Bakan Yumaklı, “Yangınla mücadelede yorulmayan, acı çekmeyen ve uykuya ihtiyaç duymayan bir düşmanla savaşıyoruz” dedi.
“Ekip arkadaşlarımız yoruluyor, uykusuz kalıyor, acıkıyor ve susuyorlar. Bu insanların ihtiyaçları en iyi şekilde karşılanmaya çalışılıyor” ifadelerini kullanan Bakan Yumaklı, “Ancak unutmamalıyız ki bu mücadele, vatandaşlarımızın desteği olmadan kazanılamaz” dedi.
Yumaklı, vatandaşlardan hassasiyet beklediklerini vurgulayarak, 15 Eylül’e kadar kapalı alanların dışında ateş veya alev oluşturabilecek hiçbir faaliyet yapılmaması gerektiğini ifade etti.
“Küçük bir önlem, büyük felaketleri önleyebilir”
Bakan Yumaklı yangınların çoğunun basit ihmallerden kaynaklandığını hatırlatarak, “Basit bir bahçe temizliği, demir testeresiyle yapılan bir işlem ya da bir sigara izmariti bile büyük bir yangına yol açabilir. ‘Bir şey olmaz’ dememek gerekiyor, çünkü oluyor. Küçük bir önlem, biraz dikkat, şu anda burada yüzlerce insanın günlerce süren mücadelesini ve devletin kaynaklarının harcanmasını önleyebilir” dedi.
Yangınlarda son durum
Gün içinde aktif beş yangının sürdüğünü belirten Yumaklı, “Bu yangınlardan biri Aydın’da, diğeri İzmirKarşıyaka’da. Ayrıca ManisaGördes, BoluGöynük ve Karabük Ovacık’ta yangınlar vardı. Aydın Bozdoğan dışındaki dört yangının enerjisi zaman zaman azaldı. Ancak meteorolojik koşullar, özellikle rüzgarın yön değişiklikleri, bu yangınların yeniden güçlenmesine neden oldu. Gün içerisinde arkadaşlarımız çok ciddi mücadele ettiler. An itibari ile bunların enerjileri düşürüldü diyebiliriz” diye konuştu.
Aydın’da 9 kilometrelik yangın hattı
Aydın’da, Güney ve Kuzey kanadında toplam dokuz kilometrelik bir yangın hattı bulunduğunu belirten Bakan Yumaklı, “Şiddetli rüzgarlar nedeniyle yangın geniş bir alana yayıldı ve engebeli araziler müdahaleyi zorlaştırdı. Ancak ekiplerimiz burada da çok yoğun bir mücadele verdiler ve orta alanlardaki büyük orandaki kısımları hallettiler” ifadelerini kullanarak üç gecedir uyumayan tüm ekiplere ve destek veren kamu kurumlarına teşekkür etti.
“Yangın söndürme çalışmaları aralıksız sürüyor”
İzmir Yamanlar’da gün içinde 3 uçak, 15 helikopter, 60 arazöz ve 390 personelin yangın söndürme çalışmalarına katıldığını belirten Yumaklı, Aydın’da ise 7 uçak, 15 helikopter, 62 kara aracı ve 368 personelin görev yaptığını söyledi.
“Şu anda 8 aktif yangın var”
Gün içerisinde 3 yeni yangınla ilgili de bilgi veren Bakan Yumaklı, “Bir tanesi İzmir Menderes’te baraj yanında. Hemen orada da 6 uçak, 4 helikopter, 22 kara aracı ve 160 personel müdahale etti. Tabi bunlar da bizim güçlerimizin bölünmesine sebep oluyor. İkinci yangın ise UşakEşme’de başladı. Yangın saat 13.19’da başladı, 13.30’da ilk müdahale yapıldı. Ormanlık alanda başladı. Burada 3 helikopter, 14 arazöz, 79 personel görevlendirildi. Üçüncü yangın ise buraya gelirken İzmir Karaburun’da meydana geldi. Bu yangının da ihbarı yapıldı arkadaşlarımız planlamalarını yapıyorlar. Sonuç itibari ile şu anda 8 aktif yangınımız var. Bunlardan 4’ünün enerjisi düşürülmüş vaziyette, şu anda içerisinde bulunduğumuz Aydın’da dahil olmak üzere diğer 3’ü ile ilgili de çalışmalar gece boyunca da devam edecek” dedi.
Azerbaycan’dan yangın söndürme uçağı desteği
Bakan Yumaklı, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev arasında gerçekleşen telefon görüşmesinde, Türkiye’deki yangınlar da gündem konusu oldu. Bunun akabinde Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’de bir yangın söndürme uçağının Türkiye’ye tahsis edildiğini belirtti. Cumhurbaşkanımızın talimatları ile biz de muhataplarımız ile temasa geçtik. Gereken işlemler yapıldı. Bu gece saat 23.00 itibari ile yangın söndürme uçağı Adnan Menderes Havalimanı’na inecek” ifadelerini kullandı. – AYDIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
CHP Lideri Özel, Hacıbektaş İlçesi’nde yurttaşlar tarafından karşılandı. Özel, İBB tarafından hizmete sunulan KİPTAŞ Hacıbektaş Mihmandar Projesini ziyaret ederek bilgi aldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yumaklı, Aydın’ın Bozdoğan ilçesinde Örmepınar Mahallesi yakınındaki kriz merkezinde gazetecilere yaptığı açıklamada, Aydın Bozdoğan, İzmir Karşıyaka Yamanlar bölgesi, Manisa Gördes, Bolu Göynük ve Karabük Ovacık’taki 5 aktif yangından Aydın dışındakilerin enerjisini düşürdüklerini ancak rüzgarın da etkisiyle bu bölgelerde değişiklikler olabildiğini söyledi.
Aydın Bozdoğan yangınında iki farklı nokta olduğunu belirten Yumaklı, “Güney ve kuzey kanadı. Yaklaşık 9 kilometrelik bir hat yaptı. Orta alanlardaki büyük oranda kısımları hallettiler.” dedi.
Bakan Yumaklı, İzmir Yamanlar’daki yangında gün içinde değişmekle birlikte 3 uçak, 15 helikopter, 60 arazöz ve 390 personelin çalışmaya devam ettiğini, Aydın’da da 7 uçak 15 helikopter, 62 kara aracı ve yaklaşık 368 personelin görev aldığını, bunların yanı sıra valiliklerin, diğer kamu kuruluşlarının ve yerel yönetimlerinin desteklerinin olduğunu kaydetti.
Gün içinde 3 farklı yangın daha başladığını ifade eden Yumaklı, şu bilgileri verdi:
“Bir tanesi İzmir Menderes’te baraj yanında. 6 uçak, 4 helikopter, 22 kara aracı ve 160 personel görevlendirdik. Bütün bunlar bizim güçlerimizin de bölünmesine sebep oluyor. Arkadaşlar buradaki yangının enerji nakil hattı kaynaklı olduğunu tespit ettiler. 16.45’te başladı, 16.55’te ilk müdahale yapıldı. Şu anda da müdahale sürüyor. Biz de buradan tekrar İzmir’e gideceğiz. İkinci yangın Uşak Eşme’de başladı 13.19’da. 13.30’da müdahale edildi. Ormanlık alanda başladı, burada da 3 helikopter, 14 arazöz, 79 da personel görevlendirildi. İzmir Karaburun, bundan 15-20 dakika önce bunun da ihbarı yapıldı. Buraya da arkadaşlarımız şu anda planlamalarını yapıyorlar. Sonuç itibarıyla 6 ile başlamıştık, Muğla Milas (yangını) kontrol altına alındığı için 5’e düşmüştü. Şu anda 8 aktif yangınımız var. Bunlardan 4’ünün enerjisi düşürülmüş vaziyette. Çalışmalar devam ediyor. Gece boyu devam edecek.”
Bakan Yumaklı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in bugün yaptığı telefon konuşmasında Aliyev’in bir yangın söndürme uçağını Türkiye’ye tahsis ettiklerini söylediğini hatırlatarak, “Bu gece saat 23.00 itibarıyla Be-200 model bir yangın söndürme aracı Adnan Menderes Havalimanı’na inmiş olacak.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Uraloğlu, Kırklareli Belediyesi Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen AK Parti İl Danışma Meclisi Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, AK Parti’nin 23’üncü kuruluş yıl dönümünün büyük bir coşkuyla kutlandığını ifade etti.
AK Parti’nin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, “insanı yaşat ki devlet yaşasın” prensibiyle hareket ettiğini dile getiren Uraloğlu, politika ve yatırımların merkezine milletin ihtiyaç ve taleplerini koyduklarını kaydetti.
Türkiye’yi çok daha güçlü, demokratik ve gelişmiş bir ülke haline getirmek için gece gündüz çalıştıklarını anlatan Uraloğlu, “Türkiye’yi büyüttük ve güçlendirdik. 23 yıllık yolculuğumuzda, milletimizin güveni ve desteğiyle başardığımız her şey, bizi daha büyük hedeflere ulaşmak için motive etti. Tecrübeli kadrolarımız ve istikrarlı değişim anlayışımız ile zorlu dünya ve bölge şartlarında, Türkiye Yüzyılı’nda yeni hedeflerle yolumuza devam ediyoruz. Cumhurbaşkanımızın vizyoner liderliğinde, Türkiye’nin 2053 hatta 2071 vizyonuyla geleceğe yol alma noktasında beraberce gayret ettik.” diye konuştu.
Bakan Uraloğlu, Türkiye’yi yüksek hızlı ve hızlı tren ile buluşturduklarını söyledi.
2002’de 6 bin 101 kilometre bölünmüş yolu olan Türkiye’nin, bugün 29 bin 500 kilometre bölünmüş yola sahip olduğunu ifade eden Uraloğlu, şunları kaydetti:
“Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak 2002 yılından bu yana Türkiye’nin ulaşım ve iletişim altyapısına tam 276 milyar dolar yatırım gerçekleştirdik. Sadece 6 il birbirine bölünmüş yollarla bağlanırken, bugün tam 77 il bölünmüş yollarla birbirine bağlanıyor. Türkiye’yi Avrupa’nın altıncısı, dünyanın sekizincisi olarak hızlı tren ağı ile buluşturduk. Ülkemizde bu anlamda 2 bin 251 kilometre yüksek hızlı ve hızlı tren ağı inşa ettik. İç hatlardaki aktif hava limanı sayımız 26 iken en son açtığımız Çukurova Havalimanı ile bunu 58’e yükselttik. Cumhuriyet tarihinde 26 hava alanı yapılmışken, biz sadece 22 yıllık iktidarımız tarihinde 32 tane havalimanı inşa ettik. 50 ülkede 60 noktaya uçuş yapabiliyorken bugün 131 ülkede tam 346 noktaya uçuş gerçekleştiriyoruz, bayrağımızı taşıyoruz.”
Uraloğlu, Türkiye’nin ilk yerli ve milli haberleşme uydusunun geçen ay uzaya fırlatıldığını, bunun çok kıymetli olduğunu belirtti.
Nice eseri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yüksek vizyonu ile hayata geçirdiklerini söyleyen Uraloğlu, “Ülkemizin genelinde olduğu gibi Kırklareli’nde de ulaştırma ve altyapı alanında önemli projeleri hayata geçiriyoruz. Bilindiği üzere Trakya bölgemiz güçlü kara yolu altyapısı, limanları, demir yolu ve hava yolu bağlantıları ile Avrupa’yı Asya’ya bağlayan çok önemli stratejik noktada bulunuyor. Özellikle Dereköy Sınır Kapısı üzerinden Bulgaristan’a ulaşım sağlaması, Edirne’den İstanbul’a kadar Trakya’yı kateden otoyol ve devlet yoluna yakınlığı ile de lojistik açıdan büyük öneme haizdir. Bu nitelikleriyle Kırklareli her gün büyüyor, gelişiyor.” şeklinde konuştu.
Bakan Uraloğlu, programın ardından partiye katılanlara rozet taktı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kemal Kılıçdaroğlu, Anayasa Mahkemesi’nin Can Atalay hakkındaki kararının görüşülmesi için olağanüstü toplanan TBMM Genel Kurulu’nda yaşanan kavgaya sosyal medya hesabından tepki gösterdi. Kılıçdaroğlu, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
“Verin 400 vekili bu iş sulh içinde çözülsün” cümlesini ve sonrasında patlayan bombaları, ölen insanlarımızı hatırlayın ve asla unutmayın..! Her şey bu cümlede saklı. Bugün Türkiye’de en dokunulamaz yere dokundular. Milletin oylarıyla seçilmiş vekile konuşması sırasında, dokunulamayacak en kutsal alanda Kalleşçe arkadan saldırdılar. Millet iradesinin tecelligahına, Milletvekilinin kanı bulaştı. Milletin kanına ve canına saldırmaktır bu. Dayanışmayı ve mücadele ruhunu diri tutmak zorundayız”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
TBMM Genel Kurulu’nda genel görüşme önergesinin ön görüşmeleri sırasında AKP Grup Başkanvekili ve SivasMilletvekili Abdullah Güler şöyle konuştu:
“Arkadaşlar cahiller hakaret eder, bağırır çağırır. Ben kimseye hakaret etmiyorum, ben değerlendirme yapıyorum. Az önce dediler ya, ‘Anayasa Mahkemesi ‘yok hükmünde’ tespit diye bir karar vermiş’ dediler. Allah allah dedik, bir bakalım gerçekten öyle mi olmuş? Şerafettin Can Atalay ve diğer avukatlarının dilekçe talep konusunu okuyorum, lütfen dikkatlice dinleyin. ‘TBMM Genel Kurulu’nun 30 Ocak 2024 tarihli, 54’ncü birleşiminde Yargıtay 3’üncü Ceza Dairesi kararının okunması suretiyle Hatay Milletvekili Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesinin ‘yok hükmünde’ olduğunun tespitine, Anayasa Mahkemesi’nin başlangıç kısmıyla ilgili iptaline ve yürürlüğünün durdurulması talep edilmiştir.’ Tamam, talebi değerlendirdi AYM. Ne demiş, ‘Talebi değerlendirdim, milletvekilinin Şerafettin Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşmesinin ‘yok hükmünde’ olduğunun tespitine ve Anayasa’nın 85’nci maddesi uyarınca iptaline karar verilmesi talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına’, nerede tespit? ‘Senin talebini değerlendirmiyorum, geçmişte verdiğim kararları tekrar ediyorum’ diyor. Ne tespitinden bahsediyorsun? Bağırın arkadaşlar, bağırın. Peki, Anayasa Mahkemesi şu anki gündemle ilgili olarak da kendi kararında ne diyor, ‘TBMM Genel Kurulu’nun 2024 tarihli 54’ncü birleşiminde Yargıtay 3’üncü Ceza Dairesi karar yazısının Başkanlıkça okunmasının Genel Kurula bildirmesi işlemi ile ilgili oluşan fiile durum hakkında Anayasa Mahkemesi’nin karar vermesi mümkün değildir’ diyor.
Ya şunu açıkça söyleyin, gevelemeyin, AYM Türkiye’de yüksek yargı organı değildir, temyiz merciidir deyin. AYM süper temyiz merciidir.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kaçakçılık ve uyuşturucu madde imal ve ticareti suçu işlediği tespit edilen şüphelilerin ve suç unsurlarının ele geçirilmesine yönelik 3 ikamet, 1 otel odası ve 1 tarlada icra edilen operasyonel faaliyetler sonucunda; 2 bin 371 gram kubar esrar, 510 gram bonzai, 113 kök kenevir bitkisi, 36 adet sentetik uyuşturucu hap, 15 gram metamfetamin, 1 adet hassas terazi, 6 adet uyuşturucu kullanma aparatı, 60 paket bandrolsüz sigara, 1 adet ruhsatsız av tüfeği, 2 adet tabanca fişeği, 1 adet cep telefonu ve 86 bin 700 TL suçtan elde edilen gelir ele geçirildi. Olaya karışan 7 şüpheli yakalanarak haklarında adli işlem başlatıldı.
Emniyet, asayiş ve kamu düzeninin sağlanması ile suçların azaltılması, önlenmesi ve suçluların yakalanmasına yönelik çalışmalara aralıksız olarak devam edeceğini bildirdi. – BALIKESİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TBMM Genel Kurulu’ndaki olağanüstü toplantıda, ön görüşmelerin tamamlanmasının ardından genel görüşme yapılıp yapılmayacağına ilişkin oylamaya geçildi.
Genel Kurul’da yapılan elektrorik oylama sonucunda genel görüşme açılması oyçokluğuyla reddedildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TBMM’de, Hatay’dan milletvekili seçilen ve daha sonra milletvekilliği düşürülen Can Atalay için düzenlenen olağanüstü toplantı gergin başladı. Verilen 2. aranın ardından yeniden başlayan oturumda Alpay Özalan’ın kürsüde konuşan Ahmet Şık’a müdahalede bulunmasıyla ortalık karıştı, yumruklar havada uçuştu. Oturuma ise ara verildi. Gergin geçen oturumlar sonrası yapılan son oturumda muhalefetin Can Atalay’la ilgili verdiği genel görüşme talebi oy çokluğuyla reddedildi.

“BEN BU SALONDA ÇOK ŞEY GÖRDÜM AMA KAN GÖRMEMİŞTİM”
TBMM’nin kararına bazı siyasi isimlerden tepki geldi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Meclis’te yaptığı konuşmada karara ve yumruklu kavgaya ilişkin konuştu. TBMM’de 9 yıl grup başkanvekilliği yaptığını anımsatan Özel, “Çok tartışmalar oldu. Ancak tansiyon bazen öyle bir yere geliyor ki oraya bir irade koymak gerekiyor. Yoksa bugünkü gibi bir durum ortaya çıkıyor. Ben bu salonda çok şey gördüm ama kan görmemiştim, çok utandım. Kadına şiddet görmemiştim, çok utandım. Sizin Meclis Divanı arkasındaki toplantıya başkanlık etmenizi, toplantının riyasetini devralmanızı, ortaya koyduğunuz tavrın önemli olduğunu düşünüyorum. Parlamentoda hem kötü söz, hakaret olmaması hem de asla ve asla şiddetin olmamasıyla ilgili alınacak inisiyatife CHP olarak destek vereceğiz. Bu konuya en sert tepkiyi göstermek gerekiyor.” dedi.
“TÜM PARTİLER ÖZ ELEŞTİRİ YAPMALI”
Genel Kuruldaki arbede sonrasında alınan kararı değerli bulduğuna işaret eden CHP lideri Özgür Özel, tüm partilerin kendi öz eleştirilerini yapması gerektiğini kaydetti.

İYİ PARTİ LİDERİNDEN TEPKİ
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Genel Kurulda bir utancın anatomisini görüşmek üzere toplanıldığını söyledi. Bugün uğraşılan sorunların ilk sebebinin adalet yoksunluğu olduğunu ifade eden Dervişoğlu, adalet yoksunluğunun sebebinin ise iktidarın adalet duygusundan yoksun olması olduğunu belirtti.
“GAZİ MECLİS’E BİR DE SOPA GÖSTERDİ”
Can Atalay ile ilgili yargının verdiği kararları anımsatan Dervişoğlu, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin Anayasa Mahkemesinin Can Atalay ile ilgili kararına “hukuki değerinin olmadığını” söyleyerek uymama kararı verdiğini ifade etti. Dervişoğlu, “Yetmedi, bir de milletin iradesinin tecessüm ettiği duvarında ‘egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ yazan Gazi Meclis’e bir de sopa gösterdi. Anayasal zorunluluk gereği takdir ve ifası için yeniden TBMM Başkanlığına tekrar gönderilmesine karar verdi. TBMM Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş, bu kararı emir telakki etmiş olsa gerektir ki; yurt dışında olduğu bir oturumda gündeme aldırıp, okuttu.” dedi.

“YOK HÜKMÜNDE OLAN BİR KARAR”
Anayasa Mahkemesinin Can Atalay ile ilgili son verdiği kararı anımsatan Dervişoğlu, Anayasa Mahkemesi kararında ‘Hak ihlali kararına uyulmaması gibi bir uygulama yoktur’ tespitinde bulunduğunu, Atalay’ın ‘milletvekilliğinin düşürülmesinin esasen ve hukuken yok hükmündedir’ ifadesine yer verdiğini belirtti. Dervişoğlu, “Bugün TBMM, bu utanç tablosunu ya paramparça edip yok edecek ya da bu tablonun tarihte yer etmesinin mimarı olarak sorumluluğu üstelenecektir. Yok hükmünde olan bir karar, ya kötü bir anı olarak hatırlanacak ya da hukukun artık bu ülkeyi terk ettiği cümle aleme ilan edilmiş olacaktır.” diye konuştu.
“YANLIŞLIKLAR SÜRECİNİN EN ÖNEMLİ HALKASI MECLİS’TE YANLIŞ KARARIN OKUNMASI”
TBMM’de Can Atalay ile ilgili yanlış bir kararın okutulduğu konusunda tüm hukukçuların hemfikir olduğunu ifade eden Dervişoğlu, TBMM Başkanı Kurtulmuş’a seslendi. Dervişoğlu, şöyle konuştu: “Sayın Başkan, siz bu kararı kendiniz mi okumak istemediniz de başkasına okuttunuz? Baskı altında mıydınız? Bu çetrefilli durumun oluşmasını sağlayarak, kendinize farklı bir parantez mi açmaktı niyetiniz? ‘Bakın ben iyiyim ama ne yapayım, sonuçta emir kuluyum okumamız lazımdı mı’ demek istediniz? Yöneticilik, sorumluluktan kaçmak değil, onu layıkıyla üstlenmekten geçer. Aksi ucuz siyasettir ve işgal edilen koltuğa yakışmaz. Yanlışların iç içe geçtiği sürecin sonucunda şimdi buradayız. Ama bu yanlışlıklar sürecinin en önemli halkası Mecliste yanlış kararın okunması olmuştur. Yanlış karar okunduktan sonra diğer tartışmaların bir önemi kalmamıştır. Böylesi bir hatanın, Meclis tarihinde hiç olmamış olduğu da dikkate alındığında Meclis başkanının niyeti ve yeterliliği konuşulması gereken en önemli mesele olarak önümüzdedir.”

“HUKUK İŞLETİLMELİ”
Bugün yapılması gerekenin Anayasa Mahkemesi kararını gereğini yerine getirmek, Can Atalay’ın milletvekilliğine dayalı her türlü sonucun gerçekleşmesini temin etmek olduğunu dile getiren Dervişoğlu, “Can Atalay, Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünden yemin etmeli ve milletvekili olarak çalışmasına başlamalı. Can Atalay’ın hukuki bir problemi varsa hukuk işletilmeli. Bunun yolu, yöntemi, usulü, erkanı bellidir.” dedi. Meclisin bir karar almasına gerek olmadığının açık olduğunu ifade eden Dervişoğlu, “Yapılan her ne varsa zaten yok hükmündedir.” dedi.
Dervişoğlu, şöyle konuştu: “Anayasa Mahkemesi kararlarını eleştirebilirsiniz, beğenmeyebilirsiniz ama bu kararlara uymamak hele hele bu kararları yok saymak gibi bir lüksünüz olamaz. Beğenin beğenmeyin, Anayasa Mahkemesi ‘ben ihlal kararı verdiğime göre kesin hüküm kalkmıştır, TBMM de zaten yanlış karar okutulduğu için milletvekilinin düşmesi eylemi yok hükmündedir’ diyorsa, TBMM Başkanlığının yapacağı tek şey: Anayasa Mahkemesi kararını okutmak, milletvekilinin milletvekilliğinin hiçbir zaman sona ermediğini belirterek buna göre işlem gerçekleştirmesidir.”

“ÖNCEDEN PLANLANMIŞ BİR KARAR DEĞİL”
Dervişoğlu’nun konuşmasını tamamlamasının ardından açıklamada bulunan TBMM Başkanı Kurtulmuş, “30 Ocak 2024’te iki ülkeyi kapsayan ziyaretim, 4 ay önceden planlanmıştı. O hafta Meclis’te vekil olarak bulunan hangi arkadaşımız olsaydı o kararı okuyacaktı. Önceden planlanmış bir karar değildir. Tavzih etmek için bunları söylüyorum.” dedi.
SAADET PARTİSİ’NDEN TEPKİ GECİKMEDİ
Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya da Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararlarla ilgili olağanüstü toplantıda bir araya geldiklerini söyledi. Meclis Başkanı Kurtulmuş’tan beklentilerini ifade eden Kaya, “Madem Anayasa Mahkemesinin kararını bir bekletici mesele olarak ortaya koydunuz, kesinleşmiş mahkeme kararına, Anayasa Mahkemesi kararına kadar beklettiniz. Anayasa Mahkemesi, olumlu karar verdi. Değişen ne oldu da Anayasa Mahkemesi kararını beklerken okutmadığınız bir hükmü, ortada bir Anayasa Mahkemesi kararının varlığına rağmen okutma kararını hissettiniz? Okuttunuz bu kararı burada, Anayasa Mahkemesi de kararı ‘yok hükmünde’ kabul etti.” dedi.

Hukuki gerekçe ile karar vermeyle başka karara gerekçe uydurmanın başka şeyler olduğunu belirten Kaya, “Kararın gerekçesini inanarak savunmak başka bir şey öyle karar verilmesi gerektiği için, sizi buraya tıkayan irade öyle istediği için ceza verip, o cezaya da gerekçe uydurmak başka bir şey. Gelin hep beraber öyle olması gerektiği için verilen kararların gerekçelerini savunmayalım. Gerçekten inanarak bu gerekçeleri savunabiliyorsak savunalım.” dedi.
“Yargıtay ile Anayasa mahkemesi arasında bir görev uyuşmazlığı var. AYM süper temyiz mahkemesi değil’ sözlerini eleştiren Kaya, bu gibi “hukukçu yalanlarına” itibar edilmemesini gerektiğini, Anayasa Mahkemesi’nin bir temyiz incelemesi yapmadığını dile getirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SAMSUN – Samsun Büyükşehir Belediye Meclisi Ağustos Ayı Kapanış Toplantısı’nda ilgili komisyonlardan meclise havale edilen 45 gündem maddesi karara bağlandı.
Büyükşehir Belediye Meclisi Ağustos Ayı Kapanış Toplantısı, Meclis Toplantı Salonu’nda Meclis Başkanvekili Nihat Soğuk başkanlığında yapıldı. Komisyonlardan havale edilen 45 maddenin görüşüldüğü toplantıya Kadamut, Aşağıavdan, Gürgendağ, Çorak, Kapaklı, Çivril, Uzgur, Kuşçulu, Çandır, Demirbükü ile Kızıloğlak Mahallelerinin sakinleri ve muhtarları da meclise gelerek İlkadım sınırları içerisinde yer alan Katı Atık Düzenli Depolama Tesisi alanının aynı bölgede büyütülmesi maddesine karşı çıktılar.
İbrahim Güven: “Tesisin vatandaşımıza zarar veriyor olması bizleri üzüyor ve sıkıntı veriyor”
Konu hakkında söz alan İlkadım Belediyesi Başkan Yardımcısı İbrahim Güven, “İlkadım’ın büyüme alanı güneye doğrudur. Bu tur tesislerin söz konusu alanda olup da vatandaşımıza zarar veriyor olması bizleri üzüyor ve sıkıntı veriyor. 20 yıl önce yapılan tesisin kokusunun giderileceği ve aksayan yönlerinin giderilmesi konusunda rica ediyorum. Çok özel çalışmalar, araştırmalar yapılması. Buradaki tesisin devamının oradaki insanlara sıkıntı vereceğini görüyoruz. Bu konuda belediyemizin böyle bir kararı çıkıyor ama yeni alan için çalışma yapılması konusunu rica ediyorum” dedi.
Daire Başkanı Tulumen: “Söz konusu alanda 6 milyon dolarlık bir yatırım var”
SBB Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanı Ali Tulumen, tesisin aynı bölgede büyütülmesi teklifi hakkında, “Merkez Katı Atık Depolama Sahamız, 13 ilçenin oluşan çöplerini depolama yapıyor. Bu alanda günlük yaklaşık 800 ton çöple depolama yapıyoruz. Tüm faaliyetlerimiz bakanlık tarafından denetleniyor. İlerideki senaryolularımızdan bir tanesi de 2030 yılı itibarıyla katı atıkların yakma yöntemiyle bertaraf edilmesidir. Bunla ilgili kendi dairemiz, üniversiteler ve bakanlık ile Samsun’da buna en uygun nokta nerede çalışmasını başlattık. Bu tür alanların yeni alanlarının seçilmesinde mevcut alanların devam tercih edilir ki aynı sorunları başka alanlara taşımamak içindir. Mevcut tesiste çok ciddi altyapımız var. Burada sera, kurutma tesisi, atık ve gaz temizleme üniteleri, fermantasyon tesisi gibi 6 milyon dolarlık bir yatırım var. Bunların hepsini kapatıp, başka bir yere taşımak, açmak aynı sorunları hem ekolojik hem sosyolojik hem de ergonomik anlamda uygun olmadığından mevcuttaki sahaların yanı tercih ediliyor. Mevzuat olarak da bunu yapmak bizim sorumluluğumuz. Bizim Samsun’da oluşan çöpleri koyabileceğimiz başka bir alan da yok” diye konuştu.
Civar sakinleri: “Tesisin başka bir yere taşınmasını istiyoruz”
Meclis toplantısına katılan muhtarlar ve civar sakinleri, “Şu anda tesisin çevresinde 50 dönümlük alanda çöpler mevcut. İlgililerle de duruma bakabiliriz. Sularımız zarar gördü. Buranın yetkiler tarafından incelenmesi lazım. Çöp tesisin içi değil, dışı da doldu. Oraya yapılan yatırımlar bizim sorunumuz değil. Oradaki pisliği ve kokuyu yıllardır biz çekiyoruz. Sorunumuza çözüm bulunmasını istiyoruz. Tesisin başka bir yere taşınmasını istiyoruz” ifadelerini kullandılar.
Başkanvekili Soğuk: “Yeni bir alan çalışması ile ilgili Başkanımız Halit Doğan’ın talimatı oldu”
Söz konusu tesisin başka ve insan yerleşkesine uzak bir alanda konuşlandırılması için Başkan Halit Doğan’ın talimatı olduğuna değinen Nihat Soğuk, “Yeni bir alan çalışması ile ilgili Samsun Büyükşehir Belediye Başkanımız Halit Doğan’ın talimatı oldu. İnşallah şehrimize daha sağlıklı, uzun ömürlü ve çevreyi rahatsız etmeyen bir tesis inşallah kazandırılacak. Çünkü bu şehrin atıkları var. Atıkları da bir yerde bertaraf etme zorunluluğu var. Gelişmiş şehirlerde rahatsız edici olmayan ortamların tesis edildiği bir ortamı belediye olarak biz de yakalamak zorundayız. 20 yıl önce yapılmış bir tesisi, bugünkü şartlarda amacından uzaklaştığını vatandaşlarımızın da gerek belediyeye gerek meclise gelmeleriyle bunu görmüş olduk. Duyarlı meclis üyelerimiz, belediye başkanlarımızın gayret ve talimatlarıyla bu sıkıntı bertaraf edilecektir. Bugünkü kararımızın hem şehrimize hayırlı olmasını temenni ediyorum hem de yeni alanın bir an önce hayata geçmesi açısından ilgili arkadaşları göreve davet ediyorum” şeklinde konuştu.
Madde, oy çokluğu ile kabul edilirken, toplantıya katılan vatandaşlar ise karara tepki göstererek, meclisten ayrıldılar.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>31 Mart yerel seçimlerinde Erzurum’da başka partilerden belediye başkanı seçilen 3 isim AK Parti’ye katıldı. İYİ Parti’den Horasan Belediye Başkanı seçilen Hayrettin Özdemir, Yeniden Refah Partisi’nden Aziziye Belediye Başkanı seçilen Emrullah Akpunar ve Yeniden Refah Partisi’nden Köprüköy Belediye Başkanı seçilen Nevzat Karasu partilerinden istifa ederek AK Parti’ye katıldı.
Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Altınöz, Haber Müdürü Olgun Kızıltepe’nin konuğu oldu. Altınöz, AK Parti’ye geçen belediye başkanlarıyla ilgili konuştu.

“BURADA SİYASETE DEVAM ETMELİYDİNİZ”
Altınöz, “Vatandaşın seçtiği belediye başkanları olarak, Yeniden Refah Partisi’nden seçilen belediye başkanları olarak siz burada siyasete devam etmeliydiniz. Çünkü zaten vatandaş ahlaklı belediyecilik yapacağınız için size oy verdi. Siz israf yapmayacağınız için size oy verdi. Siz hırsızlık, yolsuzluk yapmayacaksınız diye size oy verdi. Yoksa birçok belediye başkan adayı vardı, onlara verirlerdi oyu.” ifadelerini kullandı.
“SİZİ ZOR GÜNLER BEKLİYOR”
Yeniden Refahlı Altınöz, “Şimdi ne oldu? Gittiniz iktidar partisine… Vatandaş iktidar partisinden memnun olsaydı iktidar partisinin belediye başkanına oy verirdi. Bunu gece başınızı yastığa koyduğunuzda düşünün. Sizi zor günler bekliyor. Ben sizin halinize üzülüyorum. Çünkü siz temiz insanlarsınız, düzgün insanlarsınız. Bizimle birlikte temiz bir sayfa açıp hayatınızda çok hayırlı işlere imza atacağınız yerde gittiniz iktidar partisinin belediye başkanı oldunuz. Bakalım yarın neler olacak… Ben o belediye başkanlarımızla bir iki ay sonra yeniden konuşma isterim. Acaba bu yapılan alışverişten kim karlı çıkacak?” dedi.

“KAPILARIMIZ AÇIK, ÇIKIN GELİN, TÖVBE EDİN”
AK Parti’ye giden belediye başkanlarına kapıyı da açık tutan Altınöz, “Belediye başkanlarımızın yaptığı işin ne kadar yanlış olduğunu bir iki ay içerisinde onların da bunu çok iyi anlayacağını düşünüyorum ama kapılarımız açık. Çıkın gelin, tövbe edin. Yeniden Refah Partisi’ne gelin, ‘Biz bir yanlış yaptık, baba ocağına döndük’ deyin ve bizimle çalışmaya devam edin.” şeklinde konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>X hesabından yaptığı açıklamada, İzmir, Aydın ve Manisa’da devam eden orman yangınlarınnın söndürülmesi için CHP’nin belediyeleri’nin seferber olduğunu belirten Özel’in açıklaması şöyle:
“İzmir, Aydın ve Manisa’da iki gündür süren yangınlar nedeniyle belediyelerimiz ile civar illerdeki belediyelerimiz seferber olmuş durumdalar. Yangından etkilenen yurttaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Yangınların bir an önce kontrol altına alınabilmelesi için canla başla çalışan tüm kahramanlara minnettarız. Büyükşehir Belediye Başkanımız Cemil Tugay, İzmir’de kontrol altına alınamayan ve yerleşim bölgelerini tehdit eden orman yangınına daha etkin müdahale edilmesi talebiyle Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’ya ulaşmaya çalışıyor. Gün siyaset, gün rekabet değil, gün hep beraber yangınla mücadele günüdür.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(ANKARA) – Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Can Atalay kararını görüşmek için toplanan TBMM Genel Kurulu’nda genel görüşme önergesinin ön görüşmeleri partilerin grup konuşmaları ile devam etti. CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, AYM Kararı ile 2014 yılında tahliye edilerek MHP Milletvekilliği yapılan Engin Alan örneği verdi. Günaydın, “O gün Devlet Bahçeli konuşmasında şunu söylüyor; ‘iyi ki Anayasa Mahkemesi vardır, iyi ki vicdanını satmayan hakimler görev başındadır. Başbakan Erdoğan henüz tahliyeleri sindirebilmiş değildir’. Şimdi soruyorum Sayın Bahçeli; o Anayasa Mahkemesi ile bu Anayasa Mahkemesi arasında ne fark var? Hangi anayasal düzlem değişti? Sadece isimler değişti bir de sizin iktidara yakınlığınız değişti” dedi.
TBMM Genel Kurulu’nda genel görüşme önergesinin öngörüşmelerinde CHP Grubu adına Grup Başkavekili Gökhan Günaydın konuştu. Günaydın konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Bugün hiç uygun olmayan şiddet görüntüleri ile karşı karşıya kaldık. Eğer bu durumu bir yada birkaç milletvekilinin tavrına bağlarsak çok büyük eksiklik yapmış oluruz. İki şeye bağlamamız lazım. Birincisi; 22 yıldır süren AKP iktidarının ülkeyi getirdiği anti demokratik düzen ve onun yansımaları, iki; bu Meclis’in 15 ay önce seçilmiş bir milletvekilinin hala Meclis’e gelemiyor olması. 600 milletvekilinden birisi seçildiği halde 15 aydır bu Meclis’te değil. Geçmişte Anayasa Mahkemesi’ni bu kararlarından dolayı alkışlayanlar şimdi ‘Anayasa Mahkemesi kapatılmalıdır’ diyor. Şu an yaşadığımız bir demokrasi krizidir.
“Erdoğan’ın memurunu gerekirse Erdoğan’ı yargılamak üzere atadınız”
Bir; AYM sizin deyiminizle ‘milli ve yerli olma sıfatını kaybetmiş’ bir yüksek yargı organı mıdır? Terör örgütlerinin savunucusu noktasına düşmüş müdür? AYM’ye tanınan bireysel başvuru hakkı sonrası verilen hak ihlali kararlarının doğuracağı sonuçlar nedir? İki; AYM’nin Meclis kararlarını denetleme yetkisi var mıdır yok mudur? Üç; erkler ayrılığı ilkesi yasamaya, yürütme, yargıya nasıl yansıyor ve Gazi Meclis bunun altında kaldı mı kalmadı mı? Darbeci anayasa diye her gün itham ettiğiniz bu anayasayı 2010’da ve 2017’de iki kere siz değiştirdiniz. Soruyorum; bu anayasa hala demokratik olmayan hükümler içeriyorsa bunca anayasa değişikliği yapmış bir iktidar olarak herhangi bir utanç duyuyor musunuz?
Anayasa Mahkemesi 15 üyededen oluşuyor. Bunların 12’sini cumhurbaşkanı, 3’ünü de Meclis seçiyor. An itibarıyla görev yapan 15 AYM üyesini kim seçmiş? Recep Tayyip Erdoğan seçip atamış. İki tanesini Abdullah Gül seçip atamış, 3’ünü de Meclis çoğunluğuyla siz seçmişsiniz. Abdullah Gül’ü kendinizden sayıp saymamanız sizin sorununuz. Siz bu kavganın hangi kararında yer alıyorsunuz buna karar verin. Siz AYM’ye en son yediği yemeğin faturasını saklayan Cumhurbaşkanı İdari İşler Başkanını atadınız. Yani Erdoğan’ın memurunu gerekirse Erdoğan’ı yargılamak üzere atadınız.
“Bu iki milletvekili geldi burada milletvekilliklerini yapmaya devam ettiler”
Acaba aynı hukuk düzeni içerisinde bu Meclis’te görev yapan başka milletvekili arkadaşlarımızın başına benzer konular geldi mi? Arkadaşlarımızın ikisi burada; Enis Berberoğlu, Ömer Faruk Gergerlioğlu. Engin Alan ise şimdi burada yok. Bu üç arkadaşımızın üçü de hapishane gördüler. Dosyalarında farklılıklar var ama şimdi benzerlikleri söyleyeceğim. AYM mahkumiyet kararı verdi sonra Yargıtay bu mahkumiyet kararını onadı. Mustafa Şentop ilk derece mahkemesi ve Yargıtay kararı onaması sonrasında bunları burada okuttu.Sonra bu iki arkadaşımızın avukatları AYM’ye başvurdular, hak ihlali kararı aldılar. Bu karar ilk derece mahkemesine döndü. İlk derece mahkemesi durdurdu, dosyayı Adalet Bakanlığına gönderdi. Adalet Bakanlığı Meclis’e gönderdi. ve mahkumiyet kararını okutan Mustafa Şentop bu kez de Anayasa Mahkemesi’nin kararı doğrultusunda ilk derece mahkemesinin yargılamayı durdurma, tahliye etme kararını Meclis’te ikinci kez okuttu. ve bu iki milletvekili geldi burada milletvekilliklerini yapmaya devam ettiler.
Engin Alan 2010 yılında Balyoz davasından tutuklandı. 2011’de MHP’den İstanbulMilletvekili adayı gösterildi ve seçildi. 2012 yılında 18 yıl ilk derece mahkemesinden ceza aldı. 2013 tarihinde Yargıtay 9. Ceza Dairesi bu kararı onadı. Bunun üzerine sanık avukatları 2013’te AYM’ye gittiler. Balyoz tutuklularının tamamı için adil yargılama hakkının ihlali gerekçesiyle yeniden yargılanmayı talep ettiler. Bunun üzerine AYM 2014 tarihinde hak ihlali kararı verdi ve ondan bir gün sonra tahliye etti. Yargılamayı durdurdu. Arada 6 gün var. Engin Alan Meclis’e geldi ve yeminini etti. O gün Devlet Bahçeli konuşmasında şunu söylüyor; ‘iyi ki Anayasa Mahkemesi vardır, iyi ki vicadanını satmayan hakimler görev başındadır. Başbakan Erdoğan henüz tahliyeleri sindirebilmiş değildir’. Şimdi soruyorum sayın Bahçeli; o Anayasa Mahkemesi ile bu Anayasa Mahkemesi arasında ne fark var? Hangi anayasal düzlem değişti? Sadece isimler değişti bir de sizin iktidara yakınlığınız değişti.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İzmir’in Karşıyaka ilçesinde Yamanlar Dağı’nda başlayan ve ormanlık alana yakın yerleşim yerlerine sıçrayan yangına işişkin İzmir milletvekilleri açıklamalarda bulundu. Demokrat Parti İzmir Millletvekili Salih Uzun, Ankara’da acil kriz merkezi oluşturlması çağrısı yaptı. CHP İzmir Milletvekili Mahir Polat da hükümeti, yangına müdahalede yetersiz kaldığı için eleştirerek, “Neyi bekliyorsunuz, şehrin yok olmasını mı? Beceriksizliğiniz yüzünden binlerce hektar ormanlık alan yok oluyor” ifadelerini kullandı.
Demokrat Parti İzmir Milletvekili Salih Uzun’un yaptığı açıklama şöyle:
“İzmir’in bir çok yerinde yangın var. Valilik ve Belediye tüm imkanları ile çabalıyor. Çevre illerde de yangınlar olduğundan yardım alınamıyor. Konu alarm seviyesinde ele alınmalıdır. İzmir ve Ege yangınları için sadece bölgede değil Ankara’da acilen kriz masası kurulmalıdır.”
CHP izmir Milletvekili Mahir Polat da açıklamasında şunları kaydetti:
“4 milyar TL Kira bedeli ödemekle övünenler nerede! 2021 yılında tarihin en büyük orman yangını ile 121 bin hektar orman alanı yok olduğunda buna müdahale edecek ekipmanların; helikopter, uçak vs yeterli olarak elimizde bulunmaması nedeni ile birçok ülkeden kiralamak durumunda kalınmıştı. Geçen 3 seneye rağmen yaşanan bu felaketlerden hala ders alınmadı. 2023 yılı için yaklaşık 4 Milyar TL, hava aracı kirasına ödendi. Sadece Rusya’ya 2 adet yangın uçağı için 131 Milyon TL, Baykar’dan 5 adet- TUSAŞ’tan 1 adet insansız hava aracı (İHA) için 323 Milyon TL ödendi ancak hala yangına müdahale etmekte yetersiz kalınıyor. Neyi bekliyorsunuz, şehrin yok olmasını mı? Beceriksizliğiniz yüzünden binlerce hektar ormanlık alan yok oluyor.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İngiltere, İsveç, Fransa ve Kanada’nın yanı sıra Ürdün de benzer uyarılar yayınladı.
İran, Hamas lideri İsmail Haniye’nin Çarşamba günü Tahran’da öldürülmesinden sorumlu tuttuğu İsrail’e karşı “şiddetli” misilleme sözü verdi. Haniye suikastından saatler önce de İsrail, Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta Hizbullah komutanı Fuad Şükür’ü öldürmüştü.
İran’ın desteklediği Lübnan merkezli Hizbullah’ın bu tür bir misillemede rol oynayabileceğinden ve bunun da İsrail’in ciddi bir karşılık vermesine yol açabileceğinden korkuluyor.
Hizbullah Pazar günü yerel saatle 00:25 sularında İsrail’in kuzeyindeki Beyt Hillel kasabasına onlarca roket fırlattı.
Sosyal medyada yayınlanan görüntülerde İsrail’in Demir Kubbe hava savunma sisteminin roketleri engellediği görüldü. Olayda herhangi bir can kaybı bildirilmedi.
ABD Büyükelçiliği, Cumartesi günü yaptığı açıklamada vatandaşlarına Lübnan’ı terk etmeleri çağrısı yaptı. Lübnan’da kalmayı tercih edenlerin “acil durum planları yapmaları” ve “uzun bir süre boyunca yerlerinde kalmaya” hazır olmaları gerektiğini belirtti.
Birçok havayolu şirketinin uçuşlarını askıya aldığı ve iptal ettiği, birçoğunun da biletlerinin tükendiği ancak “Lübnan’dan ayrılmak için ticari ulaşım seçeneklerinin halen mevcut olduğu” belirtildi.
Pentagon, İsrail’i İran ve desteklediği grupların olası saldırılarından korumaya yardımcı olmak için söyledi.
İngiltere de tahliyelere yardımcı olmak üzere bölgeye ilave askeri personel, konsolosluk personeli ve sınır gücü yetkilileri gönderdiğini açıkladı; ancak vatandaşlarını “ticari uçuşlar devam ederken” Lübnan’ı terk etmeye çağırdı.
İki İngiliz askeri gemisi bölgede bulunuyor ve Kraliyet Hava Kuvvetleri nakliye helikopterlerini hazır bekletiyor.
İngiltere Dışişleri Bakanı David Lammy bölgedeki durumun “hızla kötüleşebileceğini” söyledi.
Gazze’de ise Hamas yönetiminin Cumartesi günü yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin barındığı bir okulda en az 17 kişinin İsrail saldırısı sonucu öldüğünü söyledi.
İsrailli bakanlar, ülkenin iletişim altyapısına yönelik bir saldırı ihtimaline karşı bu hafta sonu uydu telefonlarıyla evlerine gönderildi.
‘İran meşru hakkını kullanacak’
Nisan ayında İran, İsrail’in Suriye’nin başkenti Şam’daki İran konsolosluğunu bombalamasına misilleme olarak onlarca İHA, seyir füzesi ve balistik füze ile İsrail’e hava saldırısı düzenlemişti.
Pek çok kişi İran’ın bu seferki misillemesinin de benzer şekilde olmasından korkuyor.
İran Dışişleri Bakan Vekili Ali Bakıri Kani Cuma günü AB Dış Politika Şefi Josep Borrell ile yaptığı telefon görüşmesinde İran’ın İsrail’i “cezalandırmak” için “kuşkusuz doğal ve meşru hakkını kullanacağını” söyledi.
İsrail Başbakanı Binymin Netanyahu İsraillileri “önümüzde zorlu günler var… Her taraftan tehditler duyuyoruz. Her türlü senaryoya hazırlıklıyız” diye uyardı.
İsrail ve İran arasındaki gerilim, İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri’ne düzenlenen bir saldırıda 12 çocuk ve gencin öldürülmesiyle tırmanmıştı.
İsrail Hizbullah’ı suçladı ve “şiddetli” misilleme sözü verdi, ancak Hizbullah suçlamaları reddetti.
Günler sonra Hizbullah’ın üst düzey komutanı Fuad Şükür, İsrail’in Beyrut’ta düzenlediği bir hava saldırısında öldürüldü. Saldırıda ikisi çocuk dört kişi daha öldü.
Bundan saatler sonra Hamas lideri . Haniye, İran’ın yeni cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın yemin törenin için başkent Tahran’da bulunuyordu.
İran’ın Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney, İsrail’in bu cinayet nedeniyle “ağır bir cezaya” çarptırılacağını söyledi.
]]>İSHAK KARA
(VAN) – DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Van’da düzenlenen Demokratik Yerel Yönetimler Çalıştayı’nda yaptığı konuşmada kentlerde Kürtçe yazılan trafik uyarı yazılarının silinmesine tepki gösterdi. Bakırhan, “Her şeyi yaptılar şimdi sıra trafik akışını kolaylaştırmak için yapılan yazıya geldi. Her akşam sanki ülkede darbe oluyormuş gibi o yazıları siliyorlar” dedi. Sokak hayvanlarıyla ilgili yasayı tanımayacaklarını belirten Bakırhan, “Köpek ve kedileri cadde ve sokaklardan toplatıp izolasyon altındaki o ölüm kamplarına kesinlikle koymayacağız” diye konuştu.
Van’ın Edremit ilçesinde iki gün süren DEM Parti Demokratik Yerel Yönetimler Kadın Çalıştayı’nın ardından tüm belediye eş başkanlarının katılımıyla Demokratik Yerel Yönetimler Çalıştayı düzenlendi. Çalıştaya, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, DBP Eş Genel Başkanları Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır, Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanları Neslihan Şedal ve Abdullah Zeydan, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanları Serra Bucak ve Doğan Hatun, Mardin Büyükşehir Belediye Eş Başkanları Devrim Demir ve Ahmet Türk, bir süre önce cezaevinden tahliye olan eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Gültan Kışanak, eski milletvekili Sebahat Tuncel, eski belediye başkanlarından Çağlar Demirel, DEM Parti milletvekilleri ve tüm il, ilçe ve belde belediye eş başkanları katıldı.
“Halkımıza en iyi hizmeti sunacağız”
Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Abdullah Zeydan “Van halkının seçimde büyük bir direniş göstererek, demokrasi ve özgürlük konusunda tavrını net bir şekilde ortaya koyduğunu belirterek şunları söyledi:
“Kayyım demek sadece mali yıkım yaratmak değil, aynı zamanda asimilasyon ve halklara yönelik tahribatlarıdır. Kayyımlar tarihimizi, kültürümüzü ve bütün değerlerimizi talan etmek üzerine kurulmuştu. Bizler de buna karşı bu değerlere sahip çıkarak bunun üstesinden gelebiliriz. Kayyım zihniyetine en iyi cevabı vermek halka en iyi hizmeti sunmaktır. Ortak ve toplumsal akılla halkımıza en iyi hizmeti sunacağız.”
Zeydan, tüm engellemelere rağmen çok dilli belediyecilik çalışmalarını sürdüreceklerini söyledi.
“Köpek ve kedileri cadde ve sokaklardan toplatıp o ölüm kamplarına kesinlikle koymayacağız”
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ise şunları söyledi:
“Bir pusu iktidarı ile karşı karşıyayız. Dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir uygulama olmaz. Bu pusu iktidarı Van’da aynı yöntemi denediler ama halkın iradesiyle karşılaştı. Her şeyi yaptılar şimdi sıra trafik akışını kolaylaştırmak için yapılan yazıya geldi. Her akşam sanki ülkede darbe oluyormuş gibi o yazıları siliyorlar. Şimdi halaylara taktılar. Kürdün kendi geleneksel giysileriyle çekmiş olduğu halaylara katılanları tutukluyorlar, işkence ediyorlar, dövüyorlar, çırılçıplak soyup Hakkari’nin dört bir merkezine birer birer bırakıyorlar. Uygulamadıkları vahşet yok. Bunların uyguladıklarının adı faşizmdir, ırkçılıktır. Burada insanlık yok, burada adalet yok. İnandıkları dine de uygun bir yaklaşım değil. Keşke sadece bize düşman olsaydılar. Hayvanları katletme yasasını Meclis’te kavgayla gürültüyle geçirdiler. Buradan sizlere çağrımdır, biz bu yasayı tanımayacağız, uygulamayacağız. Kentler, sokaklar, caddeler ne kadar insanlarınsa o kadar diğer canlıların, köpeklerin ve kedilerindir. Köpek ve kedileri cadde ve sokaklardan toplatıp izolasyon altındaki o ölüm kamplarına kesinlikle koymayacağız.”
]]>
“KANUNA UYDUKLARI ANDA AÇILIR”
Instagram’ın kapatılmasına hem siyasilerden hem de vatandaşlardan çok sayıda tepki gelirken yasağın kaldırılması için Instagram’dan hamle beklediklerini söyleyen Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, erişim engeli getirilen Instagram hakkında “Kanuna uydukları anda Instagram açılır, kendilerini uyardık karşılık bulmadı” dedi.
INSTAGRAM KAPALI MI KALACAK?
Bakan Abdulkadir Uraloğlu, “Ülkemizde de temsilcileri bulunan -ki tamamının temsilcisi var- bazı sosyal medya platformları var. Bunlara bizim uygulanmasını istediğimiz belli kurallar var, kanunlar, yönetmelikler var. Zaman zaman bunlara yaptığımız uyarılara rağmen uyulmasında bazı problemler görüyoruz. Bu da bizim şu andaki en son tüm uyarılarımıza rağmen dikkate almadıkları ‘katalog suçlar’ dediğimiz bir çerçevemiz var. O çerçeve kapsamında kendilerini uyardık ancak gerekli karşılığı bulmadığımız için de bir erişim engeli getirdik. Bu bahsedilen aksaklıkları, hassasiyetlerimizi, kanunumuza uymayan tarafları yerine getirdikleri zaman biz de gerekli işlemi yaparak, bu erişim yasağını kaldırmış olacağız” dedi. Instagram’ın bu konuda bir hamle yapmaması durumunda erişim engellemesi konusunun bir süre daha gündemde kalacağı tahmin ediliyor.
DİĞER PLATFORMLAR DA KAPANIR MI?
Diğer sosyal medya platformlarına ilişkin de bir planlama olup olmadığına ilişkin bir soru üzerine Bakan Uraloğlu, “Hukuk ülkesiyiz. Mutlaka bunu takip ediyoruz. Onlarla iletişim halindeyiz. Birçok söylediğimiz şeyi de yerine getirdiklerini söyleyebilirim; ama bazen bu karşılık bulmayabiliyor. Özellikle hem kanuni, hukuki olarak koyduğumuz kurallar hem de bazı toplumsal hassasiyetlerimizi dikkate almadıkları takdirde biz de gerekli müdahaleleri yapmak zorunda kalıyoruz. Bu anlamdaki vatandaşımızın hissiyatını da doğru yönetmeye çalışıyoruz” diye konuştu.
INSTAGRAM NEDEN KAPATILDI?
İletişim Başkanı Fahrettin Altun, 31 Temmuz tarihinde sosyal medya platformu X hesabı üzerinden Haniye’nin ölümünden sonra bir taziye mesajı yayınlamıştı. Fahrettin Altun, Instagram’ın Haniye ile ilgili paylaşımlarını engellediğini belirterek, “Heniye’nin şehadetinden dolayı insanların taziye mesajını yayınlamamasını herhangi bir sebep göstermeden sosyal medya platformunu Instagram’ı da ben de kınıyorum. Bu, çok açık ve net bir sansürdür” ifadelerini kullanmıştı… Altun’un bu paylaşımının ardından BTK tarafından 2 Ağustos tarihinde Instagram’a erişim engeli getirildi.
GÜNLÜK 1,9 MİLYAR TL’LİK CİRO KAYBI
Instagram’ın kapanması ekonomi alanında da olumsuzluklara neden oldu. Konuyla ilgili bilgi veren Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği (ETİD) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Emre Ekmekçi, e-ticaretin yüzde 10’unu sosyal medyanın oluşturduğunu belirterek, Instagram’ın kapatılmasının e-ticarette günlük 1,9 milyar TL’lik bir ciro kaybı anlamına geldiğini söyledi.
]]>SEYFİ ÇELİKKAYA
(YOZGAT) – İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Yozgat’ta; “123 bin bugün itibarıyla cezaevlerinde uyuşturucudan Türkiye genelinde cezasını çeken insanlar…Jandarmamızla, emniyetimizle, ilçelerimizdeki unsurlarımızla beraber biz vatandaşlarımızın da destekleriyle bunu kazımakta kararlıyız” dedi.
İçişleri Bakanı Yerlikaya, Yozgat’ta yaptığı ziyaretlerin ardından Adalet Bakanlığı Yozgat Cemil Çiçek Personel Eğitim Merkezi’ne geçerek Güvenlik Kurulu toplantısına başkanlık etti. Toplantıya, Yozgat Valisi Mehmet Ali Özkan, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Arif Çetin, AKP Milletvekilleri Abdulkadir Akgül ve Süleyman Şahan, MHP Yozgat Milletvekili İbrahim Ethem Sedef, emniyet ve jandarmada görevli üst düzey personel katıldı. Yaklaşık 3 saat süren toplantı sonrasında aynı salonda basın toplantısı yapan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, 4.5 sene Yozgat’ın Sarıkaya ilçesinde kaymakam olarak görev yaptığını hatırlatarak, “Yozgat’ı tanıyoruz, Yozgat’ı biliyoruz. 1998 yılının ağustos ayında geldiğimiz Yozgat Sarıkaya’da 2003 Mayıs ayında ayrıldım, aradan geçen bu uzun zaman içerisinde gerek Yozgat’ta, gerek güzel ilçelerinde gerçekten AK Parti hükümetleriyle nereden nereye gelindiğini görmek çok güzel. Bunun da Allah’ın izniyle Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde devam edeceğini de yürekten inanıyoruz” diye konuştu.
“Vatandaşımızın bizden beklediği huzur, huzur ve güvenlik”
Bakan Yerlikaya, konuşmasında şunlara yer verdi:
“Her suç türünde bizim değişmez bir görevimiz var, önlemek, İçişleri Bakanlığı olarak, suç işlenmesini önlemek, sahada güçlü olmak, dirençli olmak büyük bir koordinasyonla, teknikle, tecrübeyle suç işlenmesini önlemek. Bu terörle de ilgili böyle, evden hırsızlıkta da böyle ve biz mal varlığına karşı işlenen suçlarda, özellikle örnek veriyorum; hırsızlık türleri ki, beş hırsızlık türü var. Bir Ocak 2024- 31 Temmuz 2024 yani bu yılın ilk 7 ayını geçen yılın ilk 7 ayını değerlendirdiğimiz zaman ne görüyoruz? Evden hırsızlık, motosiklet hırsızlığı, motor hırsızlığı, otodan yapılan hırsızlık, iş yeri ve kurumdan yapılan hırsızlıkları yılın ilk 7 ayında, geçen yılın ilk 7 ayına göre yüzde 47 oranının da düşürmüşüz, Yozgat’ta yüzde 47’den çok daha büyük bir başarı. Dolandırıcılıkla da ilgili bu cep telefonu, dünyayla ilgili bizim çok daha bilinçli olmamız lazım. Bu noktaya geldiğimizde, yani 4 Haziran 2023’teki rakamı çok büyük bir oranda düşürdük ama tam istediğimiz noktaya gelmedi. Bunu yapabilmek için de valilerimize, emniyetimize, jandarmamıza her birine biz bu noktada hemşehrilerimizin, değerli vatandaşlarımızı uyarmakla ilgili hep çalışıyoruz ve burada da kararlılığımız diğer mal varlığına karşı işlenen tüm suçlarda olduğu gibi onu da hedeflediğimiz rakamlara indirmekte kararlıyız.”
“123 bin bugün itibarıyla cezaevlerinde uyuşturucudan Türkiye genelinde cezasını çeken insanlar”
Vatandaşın her konuda 112’yi aramasını isteyen ve her aramada yapılan ihbarın veya önerinin mutlak bir karşılığının olduğunu kaydeden Yerlikaya, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“123 bin bugün itibarıyla cezaevlerinde uyuşturucudan Türkiye genelinde cezasını çeken insanlar. Ondan sonra 83- 84 bin hırsız, 347 bin, güncel rakamlar Adalet Bakanlığımızda. Ama uyuşturucuyla mücadelede gerçekten az önce de rakamları verdim 347 binin 123 bini cezaevinde uyuşturucudan yatan var. Yozgat’ta bir Haziran 2023 ile 31 Temmuz arasında yapılan operasyon sayısı imal ve ticarette 124 operasyon, 693 de kullanıcılıkla ilgili operasyon yapılıyor. Toplam gözaltı sayısı bin 94, 104 tutuklu, 42 adli kontrolü var. Gerek adli kontrol gerek gözaltına alınıp henüz mahkemenin tutuklu ve adli kontrol kapsamında düşünmediklerini de bizim arkadaşlarımız takipte. Aman bu işi yapmayın, ama yaparsanız gözümüz devamlı sizin üzerinizde demekle de kararlıyız. İçişleri Bakanlığı olarak biz çalışıyoruz, baronundan satıcısına, imaline, bu sabah paylaştığımızı biliyorsunuz, bin 549 kilogram İstanbul Emniyetimizin gerçekten takdire şayan bir hizmeti oldu. Bu süre içerisinde 21 kilo uyuşturucu 10 bin iki adet yine narkotikleri toplamda 323 kök Yozgat’ta alındı. Jandarmamızdan emniyetimizde, ilçelerimizdeki unsurlarımızla beraber biz vatandaşlarımızın da destekleriyle bunu kazımakta kararlıyız.”
“Göçmen kaçakçılığı organizatörlere meydan okuyoruz”
Türkiye’de yaşayan göçmen ve göçmen kaçakçılığı konusuna da değinen Yerlikaya, “9 bin 852 Yozgat’ta düzenli göçmen var. Bunun 4 bin 725’i Suriyeli geçici koruma altında olan, bin 783’ü ikamet istekli, 3 bin 444’ü uluslararası koruma ve biz burada bir her şehirde olduğu gibi göçmen kaçakçılığı organizatörlere meydan okuyoruz. Geldiğimizden bu yana gerçekten geçmişte kıyaslanmayacak derecede tutuklama, adli kontrol rakamları tıpkı uyuşturucuda olduğu gibi henüz cezaevine girmeyenlere diyoruz ki bu işi yapmayın. Yaparsanız biz bilin ki yaptığınızda daha ikinci nefesi aldığınız zaman sizi yakalamakta kararlıyız diyoruz. Göçmen kaçakçılığı yapanların cezaları bizim hükümetimiz döneminde 2023’ün beşinci ayında cezasını beş yıldan başlamak üzere diye sekiz yıla kadar artırıldı, yakaladığımız zaman direkt tutuklanıyor” ifadelerini kullandı.
“Araç sayımız da personel sayımız da iyileştirmeye gidiyoruz”
Güvenlikte iyileştirme çalışması başlattıklarının altını çizen Yerlikaya, açıklamasını şöyle tamamladı:
“Önleyici ve trafik devriye sayılarımızla da ilgili müjde vermek istiyoruz. Araç sayımızı da personel sayımızı da iyileştirmeye gidiyoruz. Buradan şunu söyleyeyim; 10 yaşın üzerindeki araçlarımızı iki yıl içerisinde yerlerine yeni taze, güçlü, yeni nesil araçlarla takviye ediyoruz. Geçen yıldan itibaren buna ağırlık verdik, İstanbul’dan itibaren. ve yakın zaman içerisinde eylülde güzel müjdeli gelişmeler sizlerle beraber paylaşacağız. Ama buradan hemşehrilerimizin şunu söyleyelim; gündüz devreye, trafik devriyelerini ve gece devriye sayılarını artırıyoruz. Şu an için emniyet bölgemizdeki 21 gündüz devriye sayımızı böylelikle gece devriye sayımızı 60’ın üzerine çıkarıyoruz. Aynı şekilde Jandarmamızdaki var olan devriye sayısında 3,5 kat arttırıyoruz, bunlar tabii yeni araç demek.”
]]>
Kocaeli Gönüllü Kültür Teşekkülleri ve Gebze Sivil Dayanışma Platformu tarafından Hamas Siyasi Büro Lideri İsmail Haniye ve Filistin için organize edilen, “Kocaeli Filistin Konvoyu ve Gebze Mitingi” on binlerce vatandaşın katılımıyla gerçekleştirildi. İsrail’in lanetlendiği ve Haniye’nin anıldığı konvoy, yürüyüş ve mitingde Filistin ve Gazze’de yaşanan soykırım protesto edildi.
İzmit Eski İnterteks Fuar Alanından yüzlerce aracın hareketiyle başlayan konvoy, Gebze merkeze kadar devam etti. Gebze Eskiçarşı’dan kent meydanına kadar yapılan ve Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, protokol üyeleri ve on binlerce vatandaşın katıldığı yürüyüş kent meydanında son buldu.
“Hakkı haykırmak için bir aradayız”
Mitinge katılan vatandaşlarla bir arada olmaktan gurur duyduğunu söyleyen Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, “Hakkı tavsiye etmek için bir aradayız. Hakkı haykırmak için bir aradayız. Zulme karşı durmak için bir aradayız. Şehit İsmail Haniye bundan bir vakit önce bugün tüm dünyadaki Müslümanları ve haktan yana olanları Gazze’deki zulme karşı, Filistin’deki zulme karşı bir araya gelmeye davet etti. Dedi ki, ‘Toplanın zulme karşı sesinizi yükseltin, zalimlere karşı sesinizi yükseltin’. ve o davetin günü gelmeden kendisi Rabbine kavuştu. Şahadet şerbetini içti. Şahadet şerbetini içen İsmail Haniye’yi rahmetle anıyorum” dedi.
“Gazze’de olan asla bir savaş değildir”
Başkan Büyükakın, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Az önce arkadaşlarımızın ekrana yansıttığı bir video vardı. Orada, benim buradan gördüğüm çocuklarımıza benzer çocuklar vardı. Babaların omuzlarında oturuyor şimdi çocuklar. Ama oradaki çocukların gözlerinde o korkuyu ve travmayı gördünüz değil mi? O çocuklar gözleri korkuyla yerinden çıkmış çocuklar. O masum çocukların acısını hissetmeniz için sadece bir an kendi evlatlarınız olduğunu düşünün. Birçoğunuz yanınızda eşlerinizle, çocuklarınızla gelmiş, kız kardeşleriyle, anne ve babası ile gelmiş. Analarınızın, bacılarınızın başlarına bombalar yağdığını düşünün bir an. Aşağı yukarı Gazze’nin nüfusu Kocaeli’den biraz fazladır. Kocaeli’deki tüm insanların başına bombalar yağdığını düşünün. Ateş düştüğü yeri yakar ama o insanların düştüğü hali bir düşünün ve sadece hissedin. Bunun için Müslüman olmaya da gerek yok sadece yürek taşımaya gerek var. İnsan olmaya ihtiyaç var. Çünkü bunu sadece hayvandan daha aşağı olanlar hissedemez. Az önceki gösterilen diğer bir videoda Avrupa Parlamentosunda katıldığımız bir toplantıdan bir görüntüydü. Orada ‘Ukrayna’daki çocuklar ve kadınlar için bir şeyler yapalım, Rusların zulmüne karşı ses çıkaralım, bu yaptırımlar az geliyor daha fazlasını yapalım’ diyorlardı. Söz istedim ve dedim ki; ‘Evet yapalım’. Dünyanın neresinde olursa olsun. Zulme uğrayan kim olursa olsun masum çocuklar, kadınlar, eli silah tutmayan masum erkekler, bunların hepsi koruma altında olmalıdır. Zalimler kime zulmediyorsa nerede bir savaş suçu işleniyorsa ki Gazze’de olan asla bir savaş değildir. Orada adı devlet olan bir terör devletinin saldırısı ve terör eylemi vardır. Orada bir soykırım vardır”
“Şeref ile taşıyacağım”
Kocaeli Gönüllü Kültür Teşekkülleri Dönem Başkanı Muhammed Hanefi Akbulut ise “Bundan bir ay önce İsmail Haniye’yi ziyaret ettiğimde bana bir rozet hediye etmişti. Bana kendi yakasından çıkartıp rozetini benim yakama takmıştı. Bu Filistin bayraklı rozeti, bundan sonraki hayatımda şeref ile taşıyacağım” ifadelerini kullandı. – KOCAELİ
]]>İZMİR) – Hamas Lideri İsmail Haniye’nin Tahran’da düzenlenen suikastle öldürülmesi sonrası, İzmir Sivil Toplum Kuruluşları Platformu’nun (İSTOK) düzenlediği eylem kapsamında İzmir’de binlerce kişi Filistin’e destek için sokaklara çıktı.
İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları 300 gündür devam ederken Hamas Lideri İsmail Haniye’nin Tahran’da düzenlenen suikastle öldürülmesi sonrası, İzmir Sivil Toplum Kuruluşları Platformu (İSTOK) “Tüm Şehitlerimiz için Gazze İçin Yürüyoruz” sloganıyla düzenlediği eylemle İsrail’i protesto etti.
Platformun düzenlediği eylem İzmir Basmane Gar’ın önünden Konak Meydanı’na yapılan yürüyüşle başladı. İsrail’i protesto eden yaklaşık 2 bin kişi, “Hamas’a selam direnişe devam”, “Katil İsrail Filistin’den defol”, “Çocuklar ölürken sessiz kalınmaz” sloganlarıyla katliama tepki gösterirken tekbir getirerek yürüdü.
Eylem kapsamında Konak Meydan’da basın açıklaması gerçekleştirilirken açıklamayı, İSTOK Dönem Başkanı Gökhan Temur yaptı.
“Ne oluyor ki size 10 aydır insanlık tarihinin en vahşi katliamını seyrediyoruz?”
Temur, Filistin’de yaşananlara tepkisiz kalınmasını İslami öğretiler üzerinden eleştirerek şunları söyledi:
“Çocuklarını şehit veren, korkusuz bir mücahit, Gazze davasına ömrünü adamış, mazlumların lideri, İsmail Haniye Çarşamba günü seher vakti elim bir suikastle şehit edildi. Gazze’deki soykırım 300 gündür devam ediyor. Gazze, direnişiyle onurlu ve azizdir.
İslam coğrafyasında yaşadığımız büyük acıları dikkate aldığımızda Ayet-i Kerime’nin günümüze ışık tuttuğu açıktır. Ey insanlar ne oluyor ki size 10 aydır insanlık tarihinin en vahşi katliamını seyrediyoruz? Ne oluyor ki bize her yaşta, her durumdaki insanın alçakça katledilişine yeterince ses çıkarmıyor ve bir halkın topyekun soykırıma uğramasına seyirci kalıyoruz? 2,5 milyonluk Gazze halkı kendi kanında boğulurken 2,5 milyarlık İslam alemi sessiz kalmaya devam mı edecek?”
“Terör örgütüne nasıl muamele edilmesi gerekiyorsa böyle muamele görmelidir”
İsrail’i ‘terör örgütü’ olarak nitelendiren Temur, şunları kaydetti:
“Dünya bilsin ki İsrail bizim için bir devlet değil, terör örgütüdür. ve terör örgütüne nasıl muamele edilmesi gerekiyorsa böyle muamele görmelidir. İsrail bizim için emperyalizmin tetikçisi, yağmacı, gasp çetesi. İsrail; yalanın, alçaklığın ve namussuzluğun, örgütlü biçimidir. Küresel zalimler bir araya gelmiş Gazze’de planlı programlı soykırım uyguluyor. Küresel medya ise çarpıtmayla zulmü ve vahşeti gizliyor. Onlar sanıyorlar ki akıttıkları kan yanlarına kalacak. Sanıyorlar ki bu zulüm devranı böyle sürüp gidecek. Ey katil İsrail! Ey soykırımcı ABD! Ey soykırımın işbirlikçileri! Mazlumun ahı sonunuz olacak. Direniş kazanacak, insanlık kazanacak.”
“Susmak vahşetin ortağı olmak demektir”
İslam ülkelerine ve dünya kamuoyuna tepki gösterilmesi için çağrıda bulunan Temur, şu ifadeleri kullandı:
“Bizler İzmir’den bütün uluslararası topluma, dünyanın vicdanı kararmamış liderlerine sesleniyoruz. Soykırımın durdurulması, bu vahşete ‘Dur’ denilmesi için uluslararası dengelere, reel politiğe, ulusal çıkarlara daha ne kadar kurban vermemiz gerekiyor? Susmak vahşetin ortağı olmak demektir. Zulüm soykırımı bir an önce sonlandırılmalıdır. Derhal ateşkes sağlanmalı, ilaç ve gıda gibi birçok insani yardım bölgeye ulaştırılmalıdır. Aramızda fitne sokarak kardeşliğimizi bozdular. Gün zulme, Siyonizm’e, emperyalizme karşı olmak, bir araya gelme, insanlığı sesini yükseltme mazlumlara, masumlara sahip çıkma günüdür. Bu zor zamanlarda birlik, beraberlik ve dayanışma çok önem arz ediyor. Maddi yardımlar çok önemli. Boykotu süreklilik haline getirip bir yaşam biçimi olarak devam edelim. Bizler her daim Gazze’deki Doğu Türkistan’da ve dünya genelinde zulme maruz kalmış bütün kardeşlerimizin her da yanında olacağız.”
]]>Hamas lideri İsmail Heniyye’nin şehit edilmeden önce dünyaya Gazze halkına ve İsrail hapishanelerindeki esirlere destek olmak amacıyla “3 Ağustos’ta meydanlara inin” vasiyeti üzerine Gaziantep’te binlerce kişinin katılımıyla yürüyüş yapıldı. Gaziantep Kudüs ve Gönüllü Kuruluşlar Platformu öncülüğünde bir araya gelen binlerce kişi, İran’ın başkenti Tahran’da suikast sonucu şehit edilen Hamas lideri İsmail Heniyye ve Filistin için yürüyüş ve basın açıklaması yaptı. Ulu Cami’de kılınan akşam namazı sonrası cfhfıyfilfu. ellerinde “Nehirden Denize Özgür Filistin” ve “Filistin İçin İnsanlık Direniyor! Durma Harekete Geç” pankartları ile tekbir getirerek ve sloganlar atarak 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’na yürüdü. Yürüyüş boyunca katılımcılar, “Kahrolsun İsrail”, “Kahrolsun Amerika”, “Hamas’a selam, direnişe devam” ve “Nehirden Denize Özgür Filistin” sloganları attı.
15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda son bulan yürüyüş sonrası İsmail Heniyye ve şehitler için Kur’an-ı Kerim okunarak, dua edildi. Gaziantep Kudüs ve Gönüllü Kuruluşlar Platformu adına basın açıklamasını okuyan Memur-Sen ve Diyanet-Sen Gaziantep İl Başkanı Müslüm Göral, “Bugün burada şehit İsmail Heniyye’nin vasiyetini yerine getirmek, eylem çağrısına icabet etmek, siyonizmi lanetleyip, tarihin en büyük imtihanını veren Gazzeli kardeşlerimizin sesi olmak için toplanmış bulunuyoruz” dedi.
Siyonist İsrail rejiminin 7 Ekim’den bu yana Gazze’de insanlık tarihinin en korkunç soykırımını gerçekleştirdiğine dikkat çeken Göral, “Siyonist İsrail rejimi 40 bin kardeşimizi alçakça katletti, 100 binden fazla kardeşimiz de yaralı. Gazze Şeridi’nde ayakta kalmış tek bir şehir, tek bir mahalle kalmadı. İnsanların sığınabilecekleri tek bir güvenli nokta bile yok. Gazze’de daracık bir alana hapsedilmiş üç milyon insan bütün insanlığın sessiz bakışları arasında yaşanan soykırımda çaresizce sıranın kendilerine gelmesini bekliyor. Mazlum ve masumlar faşist ABD’nin siyonistlere verdiği silahlarla havadan, karadan, denizden bombalanıyor. Ağızlarından insan hakları sözünü düşürmeyen İngiltere, Fransa, Almanya gibi ülkeler soykırıma açık destek veriyor. Siyonizmin hizmetindeki Batılı sermaye soykırımı finanse ediyor. Küresel medya sansür, çarpıtma, dezenformasyonla soykırımı örtüyor, vahşeti gizliyor. Küresel zalimler bir araya gelmiş Gazze’de planlı programlı bir soykırım uyguluyor. Kundaktaki bebekleri, sokaktaki çocukları, camide ibadet edenleri, un kuyruğundaki aç insanları öldürüyorlar” diye konuştu.
Göral, “Siyonist rejim, Cumhurbaşkanımızın haklı itirazları karşısında ABD’den aldığı bu güçle hadsizce, alçakça Cumhurbaşkanımızı ve onun şahsında milletimizi tehdit ediyor. Bu kuru tehditlerle milletimizi ve Cumhurbaşkanımızı sindireceğini sanıyor. Halt ediyor. Yine siyonist katiller, ABD’den aldığı güçle barış ve ateşkesin en büyük umudu olan asil bir lider, korkusuz bir mücahit, Gazze davasına ömrünü adamış İsmail Heniyye’yi, gözlerimizi dolduran, bileklerimizi sıktıran ve yüreklerimizi kahreden elim suikastla şehid ettiler. Şehidimize Allah’tan rahmet, ümmetimize baş sağlığı diliyoruz. Onlar Heniyye’yi öldürdüklerini sanıyorlar oysa Allah yolunda öldürülenler ‘ölü’ değildir ve onlar Rabbimizin katında rızıklanmaktadırlar” şeklinde konuştu. – GAZİANTEP
]]>KASTAMONU – Filistin İslami Direniş Hareketi siyasi lideri Dr. İsmail Haniye’nin İsrail tarafından şehit edilmesine tepki göstermek için binlerce kişi, Kastamonu’da yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüşte İsrail aleyhine sloganlar atılırken, Filistin’e de destek mesajları verildi.
İran’da suikasta uğrayan Filistin İslami Direniş Hareketi siyasi lideri Dr. İsmail Haniye’nin İsrail tarafından şehit edilmesine Kastamonulular tepki gösterdi. Binlerce kişi Kastamonu’da Kışla Parkında toplanarak Cumhuriyet Meydanına kadar yürüyüş yaptı. Kastamonu Milli İrade Platformu ve Memur-Sen Kastamonu İl Başkanlığı öncülüğünde organize edilen yürüyüşte binlerce kişi, ellerinde pankart açarak İsrail’e lanet okurken, Filistin bayrağı da açarak destek mesajları verdi.
Cumhuriyet Meydanında Şehit Şerife Bacı ve Atatürk Anıtına kadar yürüyen kalabalık gurup, kuşatma altındaki Gazze’ye ve HAMAS siyasi lideri Dr. İsmail Haniye’nin şehit edilmesine tepti gösterdi.
“Gazze’de planlı programlı bir soykırım uyguluyor”
Gazze’nin planlı bir şekilde soykırıma uğradığını söyleyen Memur-Sen Kastamonu Şube Başkanı İrfan Bakır, “Siyonist İsrail rejimi, 7 Ekim’den bu yana Gazze’de insanlık tarihinin en korkunç soykırımını gerçekleştiriyor. 40 bin kardeşimizi alçakça katletti, 100 binden fazla kardeşimiz de yaralı. Gazze şeridinde ayakta kalmış tek bir şehir tek bir mahalle kalmadı. İnsanların sığınabilecekleri tek bir güvenli nokta bile yok. Gazze’de daracık bir alana hapsedilmiş 3 milyon insan bütün insanlığın sessiz bakışları arasında yaşanan soykırımda çaresizce sıranın kendilerine gelmesini bekliyor. Mazlum ve masumlar Faşist ABD’nin Siyonistlere verdiği silahlarla havadan, karadan, denizden bombalanıyor. Ağızlarından insan hakları sözünü düşürmeyen İngiltere, Fransa, Almanya gibi ülkeler soykırıma açık destek veriyor. Siyonizmin hizmetindeki Batılı sermaye soykırımı finanse ediyor. Küresel medya sansür, çarpıtma, dezenformasyonla soykırımı örtüyor, vahşeti gizliyor” dedi.
Gazze’ye yapılan saldırının planlı olduğunu belirten Bakır. “Küresel zalimler bir araya gelmiş Gazze’de planlı programlı bir soykırım uyguluyor. Kundaktaki bebekleri, sokaktaki çocukları, camide ibadet edenleri, un kuyruğundaki aç insanları öldürüyorlar. Meleklerin lanet okuduğu, Şeytanların hayranlıkla izlediği bu alçakça, namussuzca vahşet karşısında BM çaresiz, BMGK ikiyüzlü, uluslararası toplum sessiz. Hitler Avrupa’sının, soykırımcı ABD’nin şımarık çocuğu İsrail öldürdükçe alkışlanıyor, daha çok öldürmesi için teşvik ediliyor. Gazze kasabı, Hitler artığı katil Netanyahu, Nazi meclisinden farksız ABD Temsilciler Meclisi’nde konuşturulmakla kalmıyor, öldürdüğü çocuklar için dakikalarca ayakta alkışlanıyor. Siyonist rejim, Sayın Cumhurbaşkanımızın haklı itirazları karşısında ABD’den aldığı bu güçle hadsizce, alçakça Cumhurbaşkanımızı ve onun şahsında milletimizi tehdit ediyor. Bu kuru tehditlerle milletimizi ve Cumhurbaşkanımızı sindireceğini sanıyor. Halt ediyor. Yine Siyonist katiller, ABD’den aldığı güçle barış ve ateşkesin en büyük umudu olan asil bir lider, korkusuz bir mücahit, Gazze davasına ömrünü adamış İsmail Haniye’yi, gözlerimizi dolduran, bileklerimizi sıktıran ve yüreklerimizi kahreden elim suikastla şehit ettiler. Şehidimize Allah’tan rahmet, ümmetimize baş sağlığı diliyoruz” ifadelerini kullandı.
Filistin halkının direnişe devam edeceğini belirten Bakır, “Onlar, Haniye’yi öldürdüklerini sanıyorlar oysa Allah yolunda öldürülenler ‘ölüler’ değildir ve onlar rabbimizin katında rızıklanmaktadırlar. Onlar, bu suikastlarla direnişi durduracaklarını Filistin’in direncini kıracaklarını, özgürlüğe olan inancı yok edeceklerini sanıyorlar. Ama yine yanılıyorlar ve yanıldıklarını gün gelecek görecekler” dedi.
Konuşmanın ardından Kur’an-ı Kerim okunarak, dua edildi.
]]>Filistin Dayanışma Platformu tarafından Hürriyet Meydanı’nda gerçekleştirilen mitinge katılanlar, “Özgür Filistin, İsmail Haniye sen şehit oldun biz şahit olduk”, “Müslüman uyuma kardeşine sahip çık”, “Yaşasın Filistin, Hemen şimdi ateşkes” pankartları ve geçtiğimiz günlerde Tahran’da uğradığı suikast sonucu hayatını kaybeden Hamas Siyasi Büro Şefi İsmail Haniye’nin fotoğraflarının yanı sıra Filistin ve Türk bayrakları taşıdı. Filistin Platformu adına konuşma yapan Raif Korkmaz, “Zalim İsrail ve en büyük destekçisi olan Amerika’nın başlattığı soykırımın 302’ci günündeyiz” dedi.
Filistin’e yönelik düzenlenen saldırılarda bugüne kadar resmi kayıtlara göre 40 bin Filistinlinin şehit olduğunu dile getiren Korkmaz, “İngiliz desteğiyle kurulan İsrail terör örgütü, 76 yıldır Filistin’deki mazlumlara zulmediyor. Bu zulüm artarak devam ediyor. 76 yıldır Müslümanların birlik olamamasından cesaret alan bu hainler ve zalimler her gün şehit haberleri almamıza neden oluyor. Dünya en küçük şeyde adaletten yana olduğunu söylerken dünya ve Amerika bu zulmü sadece kınıyor” diye konuştu.
Korkmaz’ın konuşmasının ardından Radyo-TV Programcısı Nur Haktan konuşma yaptı.
Sungurlu’da “İsrail’i Tel’in, Gazze’ye Destek ve Şehitlere Dua” programı düzenlendi
Sungurlu Abdulmetin Balkanlıoğlu Derneği öncülüğünde Sungurlu Kardeşlik ve Dayanışma Platformu tarafından da “İsrail’i Tel’in, Gazze’ye Destek ve Şehitlere Dua” programı düzenlendi. Atatürk Meydanı’nda düzenlenen programa çok sayıda dernek üyesi ve vatandaşlar katıldı. Grap adına konuşan Kerim Mandıralıoğlu, “Bugün işgalci siyonistlerce çoluk çocuk, kadın yaşlı demeden kanı akıtılan 40 bin şehidin, on binlerce yaralının acısını yüreğimizde taşıdığımızı göstermek için buradayız. Bugün, parçalanmış, korkutulmuş ümmetin yüz akları olan Şeyh Ahmet Yasin’e, Abdülaziz Rantisi’ye, son olarak üç oğlu ve iki torununun şehit olduğu haberi verilince ‘Oğullarımın kanı Gazze’deki şehit halkımızın kanından daha kıymetli değildir. Çocuklarım, Kudüs’ün ve Mescid-i Aksa’nın kurtuluşu uğruna canlarını feda etti’ sözleriyle yiğitliğini gösteren İsmail Haniyye’yi anmak için buradayız. O ve diğerlerinin onurlu mücadeleleri tarih sahnesinde destana dönüşecek inşallah. Hz. İbrahim’in ateşini söndürmeye koşan karınca misali, en azından safımızın belli olması için Filistin’in haklı davasına dualarımızla destek vermemiz İslami, insani ve vicdani sorumluluklarımızdandır. Karşımızda Müslüman coğrafyaya saplanmış bir hançer konumundaki ‘terör devleti’ olan bir İsrail var. Her türlü alçaklığı, barbarlığı ideoloji edinmi siyonist bir musibet var. Müslüman coğrafyanın baş belası, savaşın asıl sahibi ABD var. Bu şer güçlerin karşısında da onlarca Müslüman devletin yapamadığını yapan ümmetin yüzakı bir avuç Filistin şanlı direnişi var. ‘Utan ey ümmeti merhume’ çığlığına ‘Hayat iman ve cihaddır’ prensibine yapışan şanlı Gazze direnişine selam olsun. Vicdanlı dünya insanlarını hayran bırakan Gazze direnişi ümitvar olmamızı tembihliyor. Gazze ruhu, ölü toprağı serpilmiş İslam alemini diriltmeye devam ediyor. Haksızlık karşısında Hakk’ı haykıracak, ayağa kalkacak, Hakk’a şahitliğini sürdürecek bir ümmet bilincine ulaşmamıza katkı sağlıyor. Bunun için ise yüreklerimizi işgal eden dünyalık ağırlıklarımızdan kurtulmamız gerek. Unutmayalım ki, aşağılanmayı, ezilmeyi, sömürülmeyi alın yazısı gören bir ümmet asla ayağa kalkamaz. Selçuklulardan Osmanlı’ya İslam davasına büyük hizmetler etmiş Türk milleti, dünyada yaşanan her zulmün karşısında yer almıştır. Katiller bilmeli ki, bizler öldürülmekle bitmeyiz. Tarih boyunca nice yiğit ve kahramanlar suikastla, kahpe tuzaklarla şehadet şerbetini içti ama bu dava bitmedi” ifadelerini kullandı. – ÇORUM
]]>Adana’nın merkez Seyhan ilçesinde Adana Sivil İnisiyatif Meclisi (ASİM) öncülüğünde protesto yürüyüşü düzenlendi.
5 Ocak Meydanı’nda toplanan grup, ellerinde Filistin bayraklarıyla İsrail ve ABD aleyhine slogan atarak İnönü Parkı’na kadar yürüdü.
Burada grup adına açıklama yapan ASİM Genel Başkanı Mahmut Erarslan, İsmail Heniyye’nin şehadet sevdalısı bir mücahit olduğunu söyledi.
İsrail’in ancak eman altında olanları, savunmasız çocukları, kadınları, ihtiyarları ve masumları katlettiğini belirten Eraslan, şunları kaydetti:
“Tüm dünya bilsin ki İsrail bizim için devlet değil terör örgütüdür. İsrail bizim için emperyalizmin tetikçisi, yağmacı ve gasp çetesidir. İsrail yalanın alçaklığın, namussuzluğun örgütlü biçimidir. Bunlar Firavun’un zalimliği, Nemrut’un kibri Haman’ın azgınlığı miras alanlardır. Bunlar İbrahim’in, Musa’nın ve İsa’nın ilahına savaş açanlardır. Biz onların ne kadar korkak olduklarını ihanetle yoğrulmuş ruhlarını çok iyi biliyoruz.”
Program, konuşmanın ardından yapılan dua ile son buldu
Mersin
Mersin’in Yenişehir ilçesinde, Mersin Filistin Dayanışma Platformu tarafından protesto yürüyüşü düzenlendi.
Mersin İdman Yurdu Meydanı’nda toplanan grup, ellerinde Türk ve Filistin bayraklarıyla İsrail ve ABD aleyhine slogan atarak Özgecan Aslan Barış Meydanı’na kadar yürüdü.
Grup adına açıklama yapan Memur-Sen İl Başkanı Ertuğrul Yıldız, suikasta uğrayan Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye’nin eylem çağrısına uymak ve Gazze halkının sesi olmak için toplandıklarını söyledi.
İsrail’in Gazze’de insanlık tarihinin en korkunç soykırımını gerçekleştirdiğini belirten Yıldız, “Gazze’de yaşanan soykırım bir an önce durdurulmalıdır. Derhal ateşkes sağlanmalı, ilaç ve gıda başta olmak üzere insani yardımının önü açılmalıdır. Gün zulme, siyonizme, emperyalizme karşı bir olma, vahdet şuuruyla bir araya gelme, insanlığın sesini yükseltme ve mazlumlara sahip çıkma günüdür. Filistin toprakları Filistin halkınındır.” diye konuştu.
Burada, İsmail Heniyye ve şehitler için Kur’an-ı Kerim okundu, dualar edildi.
Hatay
Hatay’da Antakya TOKİ Resulullah Camisi önünde toplanan vatandaşlar Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye’nin suikasta uğraması ve İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını kınadı.
Ellerinde Türk ve Filistin bayrakları ile dövizler taşıyan vatandaşlar tekbir getirdi, sloganlar atarak İsrail’in Gazze’ye saldırılarına tepki gösterdi.
Grup adına açıklama yapan Memur-Sen Hatay İl Temsilcisi İsmail Bayrakdar, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze’de insanlık tarihinin en korkunç soykırımını gerçekleştirdiğini söyledi.
Gazze’de yaşanan soykırımın bir an önce durdurulması gerektiğini belirten Bayrakdar, şöyle devam etti:
“Derhal ateşkes sağlanmalı, ilaç ve gıda başta olmak üzere insani yardımların acilen önü açılmalıdır. ABD ve diğer ülkelerin soykırımına silah desteği durdurulmalıdır ve buradan insanlığın vicdanına sesleniyoruz: Soykırımın durdurulması için bütün insanlık ayağa kalkmalı, meydanlar, sokaklar, caddeler ‘Özgür Filistin’ sloganlarıyla inletilmeli, liderlere baskı yapılmalıdır ve yine buradanİslam ülkelerine sesleniyoruz: gün, zulme, siyonizme, emperyalizme karşı bir olma, vahdet şuuruyla bir araya gelme, insanlığın sesini yükseltme, mazlumlara, masumlara sahip çıkma günüdür.”
Açıklamanın ardından İl Müftüsü Mevlüt Topçu, tarafından dua edildi.
Öte yandan İskenderun ilçesinde de Anadolu Gençlik Derneği öncülüğünde protesto yürüyüşü düzenlendi.
Kaptan Mehmet Paşa Camisi önünde toplanan grup ellerinde Filistin bayraklarıyla İsrail ve ABD aleyhine slogan atarak Nihal Atakaş Camisi’ne kadar yürüdü.
Osmaniye
Osmaniye’de Osmaniye Sivil Toplum Kuruluşları Platformu öncülüğünde protesto yürüyüşü düzenlendi.
Zafer Camii önünde toplanan grup, ellerinde Filistin bayraklarıyla İsrail ve ABD aleyhine slogan atarak Cumhuriyet Meydanı’na kadar yürüdü.
Burada grup adına açıklama yapan Memur-Sen Osmaniye Şube Başkanı Mahmut Kahraman, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze’de insanlık tarihinin en korkunç soykırımını gerçekleştirdiğini söyledi.
Küresel zalimlerin bir araya gelerek Gazze’de planlı programlı bir soykırım uyguladığını anımsatan Kahraman, “Bugün burada şehit İsmail Heniyye’nin vasiyetini yerine getirmek, eylem çağrısına icabet etmek, siyonizmi lanetleyip, tarihin en büyük imtihanını veren Gazzeli kardeşlerimizin sesi olmak için toplanmış bulunuyoruz. Siyonist İsrail rejimi 7 Ekim’den bu yana Gazze’de insanlık tarihinin en korkunç soykırımını gerçekleştiriyor. 40 bin kardeşimizi alçakça katletti, 100 binden fazla kardeşimiz de yaralı. Gazze şeridinde ayakta kalmış tek bir şehir tek bir mahalle kalmadı. İnsanların sığınabilecekleri tek bir güvenli nokta bile yok” diye konuştu.
Program, konuşmanın ardından yapılan dua ile son buldu.
]]>Trabzon’da Filistin’e destek yürüyüşü gerçekleştirdi.
Özgür Aksa Trabzon Platformunca düzenlenen yürüyüş, Ortahisar ilçesindeki İskenderpaşa Camisi önünden başladı.
Türk ve Filistin bayrakları taşıyan grup, çeşitli sloganlar atarak Kahramanmaraş Caddesi’ndeki Ziraat Bankası önüne yürüdü.
Grup adına açıklama yapan Muhammed Furkan Çelik, Gazze şeridinde ayakta kalmış tek bir şehir, tek bir mahalle kalmadığını söyledi.
Çelik, insanların sığınabilecekleri tek bir güvenli nokta bile olmadığını belirterek, “Gazze’de daracık bir alana hapsedilmiş 3 milyon insan bütün insanlığın sessiz bakışları arasında yaşanan soykırımda çaresizce sıranın kendilerine gelmesini bekliyor.” dedi.
Mazlumların, ABD’nin verdiği silahlarla havadan, karadan ve denizden bombalandığını dile getiren Çelik şöyle devam etti:
“Ağızlarından insan hakları sözünü düşürmeyen İngiltere, Fransa, Almanya gibi ülkeler soykırıma açık destek veriyor. Siyonizmin hizmetindeki batılı sermaye, soykırımı finanse ediyor. Küresel medya sansür, çarpıtma, dezenformasyonla soykırımı örtüyor, vahşeti gizliyor, soykırıma yükselen itiraz seslerini kısıyor. Küresel zalimler bir araya gelmiş Gazze’de planlı, programlı bir soykırım uyguluyor. Kundaktaki bebekleri, sokaktaki çocukları, camide ibadet edenleri, un kuyruğundaki aç insanları öldürüyorlar.”
Çelik, Heniyye’nin suikasta uğramasına ilişkin de “Siyonist katiller, ABD’den aldığı güçle barış ve ateşkesin en büyük umudu olan asil bir lider, korkusuz bir mücahit, Gazze davasına ömrünü adamış İsmail Heniyye’yi, gözlerimizi dolduran, bileklerimizi sıktıran ve yüreklerimizi kahreden elim bir suikastla şehit ettiler. Şehidimize Allah’tan rahmet, ümmetimize baş sağlığı diliyoruz.” ifadelerini kullandı.
Grup, Heniyye’nin özgeçmişinin okunması ve duanın ardından dağıldı.
Ordu
Ordu’da da Heniyye’nin suikasta uğraması ve İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları protesto edildi.
Ordu Filistin Platformu öncülüğünde sivil toplum kuruluşları, Altınordu ilçesindeki Aziziye Camisi önünde toplandı.
İsrail aleyhine slogan atan ve Gazzelilere destek veren pankartlar taşıyan gruptakiler, Köprübaşı mevkisine kadar yürüdü.
Grup adına açıklama yapan Ömer Faruk Yücedağ, Heniyye’nin vasiyetini yerine getirmek, eylem çağrısına icabet etmek, tarihin en büyük imtihanını veren Gazzelilerin sesi olmak için toplandıklarını söyledi.
Yücedağ, İsrail rejiminin 7 Ekim’den bu yana Gazze’de insanlık tarihinin en korkunç soykırımını gerçekleştirdiğini vurguladı.
Gazze’de yaşanan soykırımın bir an önce durdurulması, derhal ateşkes sağlanması gerektiğinin altını çizen Yücedağ, ilaç ve gıda başta olmak üzere insani yardımın önünün açılması gerektiğini kaydetti.
Bayburt
Bayburt’taki protesto yürüyüşü ise Dörtyol mevkisinden başladı.
Filistin’le Dayanışma Platformunca organize edilen yürüyüşe katılan grup, İsrail aleyhine slogan attı.
Tarihi Saat Kulesi Meydanı’nda grup adına açıklama yapan Kenan Turan, İsrail’in 40 bin Filistinliyi alçakça katlettiğini ve 100 binin üzerinde kişiyi de yaraladığını söyledi.
Yürüyüşe, Belediye Başkanı Mete Memiş, İl Müftüsü Bayram Danacı, AK Parti İl Başkanı Turgut Çalışkan ile vatandaşlar katıldı.
Gümüşhane
Gümüşhane’de Heniyye’nin suikasta uğraması ve İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları protesto edildi.
Hasanbey Mahallesi’nden yürüyüşe başlayan grup, İsrail aleyhine slogan atarak Fatih Parkı’na kadar yürüdü.
Ergin Aslan, grup adına yaptığı açıklamada, küresel zalimlerin bir araya gelerek Gazze’de planlı ve programlı bir soykırım uygulandığını belirtti.
İsrail’in öldürdükçe alkışlandığını, daha çok insanın öldürülmesi için teşvik edildiğini ileri süren Aslan, şunları kaydetti:
“Siyonist rejim, Sayın Cumhurbaşkanı’mızın haklı itirazları karşısında ABD’den aldığı bu güçle hadsizce, alçakça Cumhurbaşkanı’mızı ve onun şahsında milletimizi tehdit ediyor. Bu kuru tehditlerle milletimizi ve Cumhurbaşkanı’mızı sindireceğini sanıyor, halt ediyor.”
MHP Gümüşhane Milletvekili Musa Küçük, Belediye Başkanı Vedat Soner Başer, AK Parti İl Başkanı Mehmet Emin Erdoğdu, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile vatandaşların katıldığı protesto, duanın ardından tamamlandı.
]]>Kahramanmaraş’ta sosyal medya üzerinden organize olan grup, Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye’nin suikasta uğramasını ve Filistin’e yönelik saldırıları kınamak için Demokrasi Meydanı’nda toplandı.
Grup adına açıklama yapan Rüveyda Alber, Heniyye’nin suikast sonucu şehit edilmesinden derin bir üzüntü duyduklarını söyledi.
İsrail’in Filistin’de soykırıma devam ettiğini, insani, hukuki, vicdani ve ahlaki değerleri tanımadan sivilleri ve bebekleri katlettiğini anlatan Alber, şöyle konuştu:
“Bizler konforlu hayatlarımıza devam ederken Gazze halkı bombalanmaya ve açlıktan ölmeye devam ediyor. Gazze halkı Allah’a imanın en güzel örneğini sergiliyor. Onlar tüm dünyaya Allah’a teslimiyetin ve İslam ahlakının en güzel halini gösteriyorlar.”
Gazze’nin onurlu direnişine ses olmaya devam edeceklerini ve yalnız bırakmayacaklarını kaydeden Alber, “Gündem ne kadar değişirse değişsin bizim için gündem Gazze’dir, Filistin’dir. Oturduğumuz, kalktığımız her yerde Gazze’yi konuşmaya ve anlatmaya devam edeceğiz.” ifadelerine yer verdi.
Açıklamanın ardından Filistin’e destek için dua edildi.
Şanlıurfa
Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye’nin İran’ın başkenti Tahran’da suikasta uğraması Şanlıurfa’da düzenlenen yürüyüşle protesto edildi.
Şanlıurfa Sivil Toplum Kuruluşları Platformu öncülüğünde düzenlenen etkinlik kapsamında Ali Şelli Parkı’nda toplanan vatandaşlar, Türk ve Filistin bayrakları ile dövizlerle Rabia Meydanı’na kadar yürüdü.
Yürüyüş sırasında vatandaşlar tekbir getirdi, sloganlar atarak İsrail’in Gazze’ye saldırılarına tepki gösterdi.
Yürüyüş sonrası Heniyye ve İsrail’in saldırılarında hayatını kaybeden Filistinliler için dua edildi.
Programa, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, Karaköprü Belediye Başkanı Nihat Çiftçi, STK ve siyasi parti temsilcileri ile vatandaşlar katıldı.
Kilis
Kilis Sivil Dayanışma Platformu üyeleri, Cumhuriyet Meydanı’nda bir araya gelerek, Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye suikastına tepki gösterdi.
Katılımcılar tekbir getirerek İsrail aleyhine sloganlar attı.
Grup adına basın metnini okuyan Memur-Sen İl Temsilcisi Mehmet Bekir Şen, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze’de insanlık tarihinin en korkunç soykırımını gerçekleştirdiğini, Gazze Şeridi’nde tek bir güvenli noktanın bulunmadığını söyledi. Şen, şunları kaydetti:
“İsrail saldırılarında 40 bin kardeşimiz alçakça katletti, 100 binden fazla kardeşimiz de yaralı. Gazze şeridinde ayakta kalmış tek bir şehir, tek bir mahalle kalmadı. İnsanların sığınabilecekleri tek bir güvenli nokta bile yok. Gazze’de daracık bir alana hapsedilmiş üç milyon insan bütün insanlığın sessiz bakışları arasında yaşanan soykırımda çaresizce sıranın kendilerine gelmesini bekliyor. Mazlum ve masumlar faşist ABD’nin siyonistlere verdiği silahlarla havadan, karadan, denizden bombalanıyor. Ağızlarından insan hakları sözünü düşürmeyen İngiltere, Fransa, Almanya gibi ülkeler soykırıma açık destek veriyor.”
Kilis’ten bütün uluslararası toplumlara ve liderlere seslendiklerini vurgulayan Şen, soykırımın durdurulması için bütün insanlığın ayağa kalkması gerektiğini ifade etti.
Konuşmanın ardından suikasta uğrayan Hamas Siyasi Büro Başkanı Heniyye ve İsrail’in saldırılarında hayatını kaybeden Filistinliler için Kur’an-ı Kerim okundu ve dua edildi.
Malatya
Malatya’da Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye’nin suikasta uğraması ve İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları kınandı.
3 Ağustos Cumartesi günü, tüm Arap, İslam ve dünya ülkelerini, Gazze halkına ve İsrail hapishanelerindeki Filistinli esirlere destek olmak için meydanlara inmeye çağıran daha sonra İran’da suikast sonucu öldürülen Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye’nin çağrısına kulak verenler yürüyüş yaparak İsrail’i lanetledi.
Vatandaşlar ellerinde Türk ve Filistin bayraklarıyla İsrail aleyhine sloganlar atarak, İnönü Caddesi Malatyapark önündeki meydanda toplandı.
Burada tekbir getiren kalabalık, Filistin direnişinin simge isimlerini andı.
]]>İran’da suikasta uğrayan Hamas siyasi lideri Dr. İsmail Haniye’nin İsrail tarafından şehit edilmesine Kastamonulular tepki gösterdi. Kastamonu Milli İrade Platformu ve Memur-Sen Kastamonu İl Başkanlığı öncülüğünde düzenlenen eylemde Kışla Parkı’nda toplanan binlerce kişi, Cumhuriyet Meydanı’na kadar yürüyüş yaptı. Cumhuriyet Meydanı’nda Şehit Şerife Bacı ve Atatürk Anıtı’na kadar yürüyen kalabalık, kuşatma altındaki Gazze’ye ve Hamas siyasi lideri Dr. İsmail Haniye’nin şehit edilmesine tepki gösterdi.
“Gazze’de planlı programlı bir soykırım uyguluyor”
Gazze’nin planlı bir şekilde soykırıma uğradığını söyleyen Memur-Sen Kastamonu Şube Başkanı İrfan Bakır, “Siyonist İsrail rejimi, 7 Ekim’den bu yana Gazze’de insanlık tarihinin en korkunç soykırımını gerçekleştiriyor. 40 bin kardeşimizi alçakça katletti, 100 binden fazla kardeşimiz de yaralı. Gazze Şeridi’nde ayakta kalmış tek bir şehir, tek bir mahalle kalmadı. İnsanların sığınabilecekleri tek bir güvenli nokta bile yok. Gazze’de daracık bir alana hapsedilmiş 3 milyon insan bütün insanlığın sessiz bakışları arasında yaşanan soykırımda çaresizce sıranın kendilerine gelmesini bekliyor. Mazlum ve masumlar faşist ABD’nin siyonistlere verdiği silahlarla havadan, karadan, denizden bombalanıyor. Ağızlarından insan hakları sözünü düşürmeyen İngiltere, Fransa, Almanya gibi ülkeler soykırıma açık destek veriyor. Siyonizmin hizmetindeki Batılı sermaye soykırımı finanse ediyor. Küresel medya sansür, çarpıtma, dezenformasyonla soykırımı örtüyor, vahşeti gizliyor” dedi.
Gazze’ye yapılan saldırının planlı olduğunu belirten Bakır, “Küresel zalimler bir araya gelmiş Gazze’de planlı programlı bir soykırım uyguluyor. Kundaktaki bebekleri, sokaktaki çocukları, camide ibadet edenleri, un kuyruğundaki aç insanları öldürüyorlar. Meleklerin lanet okuduğu, şeytanların hayranlıkla izlediği bu alçakça, namussuzca vahşet karşısında BM çaresiz, BMGK ikiyüzlü, uluslararası toplum sessiz. Hitler Avrupa’sının, soykırımcı ABD’nin şımarık çocuğu İsrail öldürdükçe alkışlanıyor, daha çok öldürmesi için teşvik ediliyor. Gazze kasabı, Hitler artığı katil Netanyahu, Nazi meclisinden farksız ABD Temsilciler Meclisi’nde konuşturulmakla kalmıyor, öldürdüğü çocuklar için dakikalarca ayakta alkışlanıyor. Siyonist rejim, Sayın Cumhurbaşkanımızın haklı itirazları karşısında ABD’den aldığı bu güçle hadsizce, alçakça Cumhurbaşkanımızı ve onun şahsında milletimizi tehdit ediyor. Bu kuru tehditlerle milletimizi ve Cumhurbaşkanımızı sindireceğini sanıyor. Halt ediyor. Yine siyonist katiller, ABD’den aldığı güçle barış ve ateşkesin en büyük umudu olan asil bir lider, korkusuz bir mücahit, Gazze davasına ömrünü adamış İsmail Haniye’yi gözlerimizi dolduran, bileklerimizi sıktıran ve yüreklerimizi kahreden elim suikastla şehit ettiler. Şehidimize Allah’tan rahmet, ümmetimize baş sağlığı diliyoruz” ifadelerini kullandı.
Filistin halkının direnişe devam edeceğini belirten Bakır, “Onlar, Haniye’yi öldürdüklerini sanıyorlar oysa Allah yolunda öldürülenler ‘ölüler’ değildir ve onlar Rabbimizin katında rızıklanmaktadırlar. Onlar, bu suikastlarla direnişi durduracaklarını, Filistin’in direncini kıracaklarını, özgürlüğe olan inancı yok edeceklerini sanıyorlar. Ama yine yanılıyorlar ve yanıldıklarını gün gelecek görecekler” dedi.
Konuşmanın ardından Kur’an-ı Kerim okunarak, dua edildi. – KASTAMONU
]]>(SİVAS) – CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ile İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Meclis Başkan vekili Nuri Aslan, il yönetimi ve ilçe başkanları Sivas Zara’da Şerefiye Dernekler Federasyonu’nun düzenlediği festivale katıldı. Çelik buradaki konuşmasında, “Türkiye demokrasisini hep birlikte güçlendirmemiz gerekiyor. ve en önemlisi Türkiye’nin toplumsal barışını pekiştirmemiz gerekiyor” dedi.
CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İfestival alanındaki tribünde oturan kadınlara çiçek dağıttı.
Festival’de protokol konuşması yapan Çelik sözlerine Sivaslılara teşekkür ederek başladı. Konuşmasında hayat hikayesine değinen ve Şerefiye’nin kendisi için ikinci bir üniversite olduğunu belirten Çelik şunları söyledi:
“Şerefiye sosyal ve kültürel üniversitesi öğrencisiyim”
“Doğduğum topraklarda bir aradayız. Ahmet başkan da ifade etti. İstanbul İl Başkanlığı önünde il başkanlığı adaylığımı açıkladığımda uzun bir konuşma yapmıştım. İçerisinde bir cümle vardı. Demiştim ki sekiz yaşında bir çocukken Sivas’ın bir köyünden bir çift kara lastikle geldiğim bu şehirde bana il başkanlığı görevini layık görenlere teşekkür ediyorum demiştim. İşte o köy burası. O köy şu tepenin arkasında, annem şu tepenin arkasında doğdu. Şu tepenin arkasında Armutçayır’da öğretmenlik yaptı. Bu köylerden bir çift kara lastikle gittik Büyükşehir’e. Ama bu hikaye sadece benim hikayem değil. Bu hikaye hepimizin hikayesi. Biz, büyüklerimiz, babalarımız, annelerimiz, çocukları daha iyi bir okulda okusun diye daha güzel bir gelecek yaşasınlar diye bir tahta valizle, bir çift kara lastikle kimisi buradan Ankara’ya, kimi İzmir’e, kimi İstanbul’a, kimi Avrupa’nın değişik yerlerine gittiler. Ama bu toprakları hiç unutmadılar. Bu topraklarla bağlarını hiç koparmadılar”
“Milli mücadelenin planları Sivas’ta yapıldı”
4 Eylül Kongresi’nin Sivas’ta yapıldığını anımsatan Çelik, bu anlamıyla Cumhuriyet’in temellerinin Sivas’ta atıldığına dikkati çekerek şunları söyledi:
“Biz Sivas programımıza 4 Eylül Kongre müzesini ziyaret ederek başladık. Gazi Mustafa Kemal Atatürk 4 Eylül 1919’da arkadaşlarıyla birlikte Sivas Kongresini kurmuştur. Neden Sivas’a geldiğimizde ilk önce kongre müzesine gittik. Çünkü buradan bir kez daha bütün Türkiye’ye hatırlatmak istedik. Sivas Türkiye’nin en önemli şehirlerinden bir tanesidir. Milli mücadelenin planları burada yapıldı. Birinci Dünya Savaşı sonrası yurdun dört bir yanı emperyalist işgal altındayken Kurtuluş Savaşı’nın planları burada yapıldı. Cumhuriyetin temelleri atıldı. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları Sivas’ta tam yüz sekiz gün kaldı. Cumhuriyeti planladılar. Milli mücadeleyi planladılar. ve hepimizin dedeleriyle, Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz, Çerkez’iyle, Boşnak’ıyla Alevi’siyle, Sünni’siyle bu topraklar dünya tarihinin en büyük mücadelelerinden bir tanesini sergiledi ve bizlere bu güzel Cumhuriyeti armağan ettiler.”
“Ülke Marshall planlarıyla emparyalizme bağımlı hale geldi”
“Cumhuriyet’in ilk yıllarında çok önemli sanayileşme adımları atıldı. Köy enstitüleriyle eğitim seferberliği başlatıldı. Kadınlara seçme seçilme hakkı ve çeşitli haklar tanındı” diyen Çelik 1947 yılında kabul edilen Marshall planlarıyla ekonominin yıllar içinde emperyalizme bağımlı hale geldiğini belirterek “Ne yazık ki Türkiye ekonomide, kalkınmada, sanayi yerine, tarıma yönlendirildi ve aradan geçen yetmiş beş yılda Türkiye ekonomisi gün geçtikçe bağımlı bir hale geldi. Türkiye ekonomisi yetmiş beş yılda kademe kademe emperyalist ülkelere bağımlı hale geldi.”
“Toğlumsal barışı pekiştirmemiz gerekiyor”
Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında kendilerine büyük görevler düştüğünü belirten Çelik yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:
“Cumhuriyetimiz yüz yaşını tamamladı. İkinci yüzyıla geçiş yaptık. Siyasi parti ayrımı yapmaksızın hep birlikte, hepimize büyük görevler düşüyor. İkinci yüzyılın şafağında Türkiye’yi yeniden tarımda, teknolojide, sanayide üreten bir ülke haline getirmemiz gerekiyor. Eğitim seferberliği başlatmamız gerekiyor. Türkiye demokrasisini hep birlikte güçlendirmemiz gerekiyor. ve en önemlisi Türkiye’nin toplumsal barışını pekiştirmemiz gerekiyor.”
“Katliamlara karşı sesimizi yükseltmeliyiz”
Kendi içinde etnik mezhepsel olarak bölünen ülkelerin parçalandığını belirten Çelik, Irak ve Suriye örneğine işaretle birlik ve beraberlik mesajları verdi:
“Kendi içerisinde sosyal, siyasal, etnik bölünmeler yaşayan ülkelerin ne hale geldiğini yanı başımızdaki ülkelerden görüyoruz. Dün Irak’ta gördük. Bugün Suriye’de görüyoruz. Eğer ülkelerde etnik bölünmeler, mezhepsel bölünmeler varsa emperyalist güçler oralara geliyorlar. Oraya barış getireceğiz diye milyonlarca insanı katlediyorlar. Irak’ta milyonlarca Müslüman’ı katlettiler. Kentleri yok ettiler. Tarihini yok ettiler. Suriye’de insanları öldürdüler. Kentlerin tarihini yok ettiler. Bugün de Filistin’de suçsuz günahsız insanlara kıyıyorlar. Masum bebekler katlediliyor Filistin’de. Masum insanlar, masum kadınlar katlediliyor. Bu katliamların karşısında dünyanın neresinde olursak olalım sesimizi yükseltmeliyiz. Sesimizi bu katliamlar karşısında hep gür çıkartmalıyız. Ülkemizin birlik beraberliğini savunmalıyız. Ülkemizin birlik beraberliğini pekiştirmeliyiz.”
Çelik konuşmasını Aşık Veysel’in sözleriyle bitirdi
“Birlik beraberlik duyguları bu toprakların mayasında vardır. Şerefiye de vardır” ifadelerini kullanan Çelik konuşmasını Aşık Veysel’in sözleriyle tamamladı:
“Yaşadığı tüm acılara rağmen Sivas’ta birlik beraberlik duyguları vardır. Bize düşen daha güçlü bir Şerefiye, daha güçlü bir Zara, daha güçlü bir Türkiye için var gücümüzle çalışmak, tıpkı bu Sivas’ımızın ozanlarından bir tanesine söylediği gibi birlik duygularını pekiştirmeliyiz. Ne demişti Aşık Veysel: ‘Veysel sapma sağa sola. Sen Allah’tan birlik dile, ikilikten gelir bela, dava insanlık davası, bizim davamız önce hak davası, bizim davamız, memleket davası. Bizim davamız insanlık davası”
Festival halay ve konserlerle sona erdi.
]]>Türkiye Komünist Partisi, Mesleki Eğitim Merkezleri’ndeki (MESEM) stajyer öğrenci kazaları ve ölümlerini Sakarya Caddesi’nde yaptıkları basın açıklamasıyla protesto etti. TKP üyeleri, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e istifa çağrısında bulundu.
“MESEM’de olan arkadaşlarım okuldan çok iş yerine gidiyor”
Yapılan basın açıklamasında söz alan 17 yaşındaki bir meslek lisesi mezunu öğrenci, meslek lisesini neden tercih ettiğini, meslek lisesinde okurken ve stajda çalışırken yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:
“Üniversiteye param yetmezse diye en azından meslek sahibi olurum diye düşündüm. Çünkü Türkiye’de holding patronlarının çocuğu değilseniz, beslenme ve barınma gibi temel ihtiyaçlar artık lüks. Okul okumak sadece parası olanlar için kolay. Bizim için hayat yaşam mücadelesinden ibaret. Bu durumda okuyup, işsiz kalmak yerine meslek lisesi okumak daha mantıklı görünmüştü. Ben de bu yüzden meslek liseli olmayı tercih ettim. MESEM’de olan arkadaşlarım okuldan çok iş yerine gidiyor. Fakat emeğimizle zenginleşenlerin umurunda bile değiliz. Biz iş yerlerinde ölsek de yerimizi başka arkadaşlarımıza dolduruyorlar.
“Sesinizi çıkartmaya çalışırsanız, tehdit ediliyorsunuz”
Çünkü biz, çok çalışıp az para alan, hayatı söz konusu bile olmayan köle olarak görülüyoruz. Ben Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e sormak istiyorum. Biz bu ülkenin evladı değil miyiz? Bizim canımız patronların karından daha mı değersiz? Biz de insan gibi yaşamayı hak etmiyor muyuz? İş yerlerinde başımıza bir şey gelirse, herkes köşesine çekiliyor. Tek sorumlu siz oluyorsunuz. Ben bunu bir iş kazasından parmağımı kaybetme korkusunu yaşarken öğrendim. En önemlisi de sesinizi çıkartmaya çalışırsanız, herkes tarafından tehdit ediliyorsunuz. Bu düzen bizim canımızı böyle değersiz kılarken, holdinglerin ne kadar kar ettiğini görüyorsunuz. Onlar lüks içinde yaşarken, biz her hafta hangi arkadaşımızı kaybedeceğiz korkusuyla yaşıyoruz.”
“MESEM, AKP’nin patronlara, sermaye sınıfına en büyük hediyesi”
TKP gençlik örgütleri adına basın açıklamasını okuyan Umut Araz, 2023-2024 eğitim öğretim dönemi içerisinde dokuz MESEM öğrencisinin iş kazaları sonrasında hayatlarını kaybettiklerini söyledi. “Türkiye’de her hafta meslek liselilerin, MESEM öğrencilerinin ölüm haberini aldığımız günlerdeyiz” ifadelerini kullanan Araz, şunları kaydetti:
“Sadece 2023 – 2024 eğitim dönemi içerisinde dokuz MESEM’li arkadaşımız iş yerlerinde can verdi. Sadece 2024 yılının yedi ayında 42 çocuk işçi, iş yerlerinde can verdi. Bu bir tesadüf değil. Hiçbir vicdanlı yurttaş, bunların iş kazası olarak kayda geçmesine sessiz kalmayacaktır. Türkiye’de eğitim sistemi tamamen holdinglerin çıkarları uğruna bir düzen içerisinde. Türkiye’nin eğitim sistemi birileri sırf daha fazla zengin olsun diye yapısal bir değişimden geçirildi. Bu değişimin sonucunda artık Türkiye’nin gençleri, patronlar için ucuz iş gücü olarak yetiştirilmeye başlandı. MESEM, AKP’nin patronlara, başta TÜSİAD olmak üzere, sermaye sınıfına en büyük hediyesi. Eğitimi bir bir patronlara teslim ediyorsanız, okulları tarikatlara açıyorsanız, bu memleketin gençleri, liseliler, iş yerlerinde can veriyorsa soruyoruz; Patronların sömürge ülkesi miyiz?.”
]]>ABD’DEN VATANDAŞLARINA “LÜBNAN’I TERK EDİN” ÇAĞRISI
İran’ın başkenti Tahran’da Hamas lideri İsmail Haniye’nin suikast sonucu öldürülmesinin ardından bölgede tansiyon iyice yükseldi. İran ve İsrail’den karşılıklı “savaş” açıklamaları gelirken, ABD’nin Beyrut Büyükelçiliği dikkat çeken bir açıklama yaptı. Büyükelçilikten ülkedeki vatandaşlara yapılan uyarıda, birtakım hava yolu şirketlerinin “bölgeye uçuşlarını iptal ettiği” ancak ticari uçuşların devam ettiği belirtildi.
“HERHANGİ BİR UÇAK BİLETİNİ ALIN”
Uyarıda, “Lübnan’dan ayrılmak isteyenleri, uçuş hemen olmasa veya tercih ettikleri rota takip edilmese bile kendilerine uygun herhangi bir bileti almaya teşvik ediyoruz.” ifadesi kullanıldı. ABD vatandaşlarının mali konuda destek almaları için Büyükelçiliğe başvurabilecekleri vurgulanan uyarıda, ülkeyi terk etmeyeceklerin ise “acil durum planı” hazırlaması tavsiye edildi.
ABD Dışişleri Bakanlığı, İsrail ile Hizbullah arasında artan gerilim dolayısıyla 1 Ağustos’ta vatandaşlarına “Lübnan’a seyahat etmemeleri” uyarısında bulunmuştu. ABD, Hollanda, Hindistan, İngiltere, Almanya, İsviçre, İtalya, Yunanistan, Fransa ve Polonya hava yolu firmaları, Orta Doğu’da yaşanan son gelişmeler üzerine güvenlik gerekçesiyle İsrail ve Lübnan’a bazı uçuşları iptal ettiklerini açıklamıştı.
HANİYE SUİKASTI
Hamas lideri İsmail Haniye, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın yemin törenine katılmak için Tahran’da bulunuyordu. İran Devrim Muhafızları Ordusu, 31 Temmuz’da sabaha karşı yaptığı açıklamada, Haniye’nin Tahran’da kaldığı konutuna saldırı düzenlendiğini duyurdu. İran ve Hamas Hareketi alçak suikasttan İsrail’i sorumlu tuttu.
İsmail Haniye1962 yılında Gazze’deki bir mülteci kampında doğan İsmail Haniye, Hamas’ın kuruluşundan bu yana önemli bir isimdi. İsrail tarafından birçok kez hapse atılan Haniye, 2003 yılında İsrail’in suikast girişiminden kurtulmuştu. 3 yıl sonra Hamas’ın seçimleri kazanmasının ardından kısa bir süre Filistin Başbakanı olan Haniye, 2017 yılında Hamas’ın siyasi büro başkanlığına seçilmişti. Haniye, Katar, ABD ve Mısır’ın arabuluculuğunda yürütülen müzakerelerde Hamas heyetine liderlik ediyordu.
Öte yandan ABD İran’ın misilleme saldırı planlarına karşı İsrail’in savunmasını güçlendirmek üzere harekete geçti. ABD Savunma Bakanlığı’nın gerilimin artmasının ardından İsrail’in savunmasına yardımcı olmak amacıyla ek savaş uçakları ve donanma savaş gemileri göndermesinin ardından gözler bölgeye çevrildi.
ARADA SADECE 10 KİLOMETRE VAR
İsrail Ordu Radyosu, ABD’nin nükleer enerjili uçak gemisi USS Theodore Roosevelt’in İran kıyılarından sadece 10 km (6,2 mil) uzaklıktaki Hürmüz Boğazı’na ulaştığını bildirdi.

“DÜNYA ÇOK ÖNEMLİ GELİŞMELERE SAHNE OLACAK”
Öte yandan İran medyasında da sık sık yayın akışı kesilerek askeri marşlar yayınlanmaya başladı. İran Devlet Televizyonu, “Önümüzdeki saatlerde dünya çok önemli gelişmelere sahne olacak” açıklamasını yaparak İsrail’le savaş imasında bulundu.
“SİYONİST REJİM BİTTİ”
İsmail Haniye suikastı sonrası İsrail’e misilleme sözü veren İran lideri Ayetullah Hamaney de, “Siyonist rejim bitti” paylaşımını X’teki sosyal medya profiline sabitledi.
BEKLENEN SALDIRI BİR TÜRLÜ GELMEDİ
İsrail-İran arasındaki topyekun savaş gerilimi Orta Doğu’yu sararken dünya Tahran’ın yapacağı saldırıya kilitlendi. Bütün dünya gece saatlerinde İsrail’in vurulacağını tahmin ederken beklenen saldırı bir türlü gelmedi. Batı istihbarat kaynakları İran’ın 12 Ağustos’ta başlayıp 13 Ağustos’ta sona erecek bir saldırı hazırladığını tespit ettiklerini söylüyor. İran’ın saldırısının, Lübnan’daki Hizbullah ile koordineli olacağı bildiriliyor.
TARİH MANİDAR
Saldırının 12 ve 13 Ağustos tarihlerini seçilmesi ise bir hayli manidar. Bu tarihler Yahudiler için yas ve oruç günüdür. Tişa beAv cumartesi gününe denk gelemez böyle bir durumda bir gün ertelenerek pazar günü icra edilir. Bu günün yas ve oruç günü olmasının sebebi, Yahudilerin kutsal mabedi olan Kudüs’teki Süleyman mabedinin MÖ 586 ve MS 70 yıllarında iki kez İbrani takvimine göre Av ayının 9’una denk gelen gün yıkılmış olmasıdır ve çeşitli felaketlerin hep bu güne denk gelmesidir. Bu bağlamda New York Times gazetesine konuşan istihbarat kaynakları bu saldırı tarihinin İran Dini Lideri Hamaney tarafından özellikle seçildiğini belirtiyor. İran kanadı bu tarihlerde yapılacak olan bir saldırının halkın psikolojisini etkileyeceğini de düşünüyor. Son olarak, İran’ın bu günde saldırmasının tatilde olan İsrail kanadı için bir sürpriz olması da bekleniyor. Dahası İran’ın asıl amacının başarılı bir saldırı gerçekleştirerek vekil güçleri dahil bölgede kontrolü tekrar sağlama isteği olduğu belirtiliyor.
ODASI DIŞARIDAN VURULDU
Orta Doğu’yu alev çemberine alan Haniye suikastında detaylar gün yüzüne çıkmaya devam ediyor. Son olarak İran Devrim Muhafızları, Hamas liderinin odasının dışarıdan ateşlenen kısa menzilli bir roketle vurulduğunu duyurdu.
İSRAİL ORDUSUNDAN BİR SUİKAST DAHA
İsrail ordusu, işgal altındaki Batı Şeria’da bulunan Tulkarim’e hava saldırısı düzenledi. Seyir halindeki bir otomobilin hedef alındığı saldırıda, toplam 5 kişinin hayatını kaybettiği belirtildi. Saldırıda hayatını kaybedenlerden birinin Hamas’ın üst düzey yetkililerinden Haitham Balidi olduğu ortaya çıktı bu iddia Hamas tarafından da kısa sürede doğrulandı.
]]>İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları devam ederken Hamas’ın lideri İsmail Haniye’nin öldürülmesi, bölgedeki gerilimi daha da artırdı.
Saadet Partisi 81 ilde eş zamanlı olarak “Şehitlere Rahmet, Zalimlere Lanet” başlıklı basın açıklaması düzenledi.
Saadet Partisi İzmir İl örgütü Konak Meydanı’nda düzenlenen basın açıklamasında İsrail’i kınarken, TBMM’ye de İsmail Haniye’nin ölümünün ardından yeni davet çağrısında bulundu.
Açıklamayı Saadet Partisi İzmir İl Teşkilat Başkanı Yaşar Eroğlu yaptı, İsrail ile ticarete devam eden Müslüman ülkelere tepki gösterdi.
“Soykırımı açıktan desteklemek İsrail’i daha da cesaretlendirmiştir”
İsrail’in durdurulmaması durumunda Türkiye ve diğer Müslüman ülkelerin de tehlikede olduğunun altını çizen Eroğlu, şunları söyledi:
“İsrail’in 7 Ekim’den itibaren Gazze’de başlattığı işgal maalesef ki tüm acımasızlığıyla devam etmektedir. Yakın tarihin en acımasız ve en vahşi işgali; bugüne kadar on binlerce mazlumun canını almıştır. Siyonist rejim kadın, çocuk, yaşlı demeden hunharca bir şekilde katliamlar yaptı, yapmaya da devam ediyor. Hastaneleri, camileri, kiliseleri okulları ve mülteci kamplarını dahi hedef alan terör devleti; tüm dünyanın gözü önünde bütün savaş suçlarını işlemiştir. İsrail hapishanelerinde Filistinli mazlumlara uygulanan işkence ve tecavüzler ise artık uygulanan zulmün ne denli korkunç olduğunu gözler önüne sermektedir. Evet! Gazze’de bir soykırım vardır ve bu soykırım tüm dünya devletlerinin gözü önünde yapılmaktadır. Bütün bunlar yaşanırken bizler Batı’nın ikiyüzlü tutumuna bir kez daha şahit olduk. Rusya- Ukrayna savaşında tüm dünyayı ayağa kaldıran ABD ve Batı; aylardır uygulanan soykırımı açıkça desteklediğini her fırsatta dile getirmiştir. Tarihleri kötülükle yazılanların, bugün Netanyahu’ya alkış tutması sadece ve sadece Batı’nın gerçek yüzünü göstermiştir. Geçmişinde Leopold, Hitler, Mussolini ve daha nice caniler bulunduranlar tabii ki de Netanyahu’yu alkışlayacak, zulme destek verecektir. Uluslararası Adalet Divanı’nın bile savaş suçu işlendiğine hükmettiği bir dönemde soykırımı açıktan desteklemek İsrail’i daha da cesaretlendirmiştir. Netanyahu’nun ABD Kongresi’nde bir kahraman gibi karşılanması ise işgale verilen desteği bir kez daha tüm dünyaya ilan etmiştir.
“Terör devleti; yarın Mısır’ı, Türkiye’yi, Suudi Arabistan’ı ve diğer İslam ülkelerini hedef alacaktır”
Batı’nın bu ikiyüzlü politikası geçmişten beri aşina olduğumuz bir durumdur. Fakat İslam ülkelerinin aylardır kınamaların ötesinde bir adım atmaması, yaşananları sadece izlemesi ve hatta kimisinin devam etmesi Müslümanların vicdanını yaralamıştır. Ülkemiz de başta olmak üzere ticarete devam eden bazı İslam ülkeler, İsrail’in işlediği tüm suçlara ortak olmuştur. Silah sanayisinde kullanılan malzemeleri bile gönderen iktidar, tüm uyarılara rağmen aylarca ticarete devam etmiştir. İslam ülkelerinin bu sessizliği İsrail’e cesaret veren en başat unsur olmuştur. İslam İşbirliği Teşkilatı’nın yaşanan her vahşeti sadece kınamakla geçiştirmesi soykırımın değirmenine su taşımaktan başka bir işe yaramamıştır. İsrail’in yegane hedefi bölge ülkelerini kana ve gözyaşına boğmaktır. Bugün zulme göz yumanlar, siyonizmin bir sonraki hedefi olduğunu unutmamalıdır. Bugün Yemen’i, Lübnan’ı, Filistin’i Suriye’yi ve İran’ı hedef alan terör devleti; yarın Mısır’ı, Türkiye’yi, Suudi Arabistan’ı ve diğer İslam ülkelerini hedef alacaktır. İsrail bölgemiz için en büyük tehdittir ve her devlet için en büyük beka sorunudur. Güvenliğini Filistin’den başlatmayanlar, yarın emniyette olmayacaktır. Kudüs’ü sahiplenmeyen, işlenen soykırımın karşısında durmayan ve somut hiçbir adım atmayan her yönetim; günü gelince pişman olacaktır. Çünkü İsrail’in hedefi sadece Filistin değil, tüm Müslüman coğrafyadır.
“Filistin davası, hepimizin davasıdır”
Biliyor ve inanıyoruz ki zafer Filistin’e nasip olacak. Öldürerek, yok ederek kazandığını sananlar; bugünün de yarının da en büyük kaybedenleridir. Hitler’i örnek alan Siyonist zihniyet, aynı akıbeti paylaşmaktan kaçamayacaktır. Türkiye başta olmak üzere tüm İslam ülkelerinin ve Filistin’den yana olan devletlerin atacağı adımlar, Siyonizm’i yerle yeksan edecektir. Bizler, ABD’nin katil Netanyahu’yu kongrede konuşturmasının ardından İsmail Haniye’nin TBMM’ye davet edilmesi çağrısı yapmıştık. Bugün de kendisinin çağrısı üzerine meydanlardayız. Genel Başkanımız Temel Karamollaoğlu ile yaptığı telefon görüşmesinde Gazze ve İsrail hapishanelerindeki mahkumlar için destek mitingleri isteyen Haniye’nin şehadetinin ardından çağrımızı yineliyor ve Hamas’ın yeni lideri Halid Meşal’in Millet Meclisimize davet edilmesini talep ediyoruz. Filistin davası, hepimizin davasıdır.”
]]>Nazi Almanyası’nda katledilen Romanları anmak için İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği anma programına katılan, sonrasında da Konak Kent Konseyi’nin Roman Sivil Toplum Örgütleriyle gerçekleştirdiği basın açıklamasına destek veren Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, anma gününde örnek bir iş birliğini de başlattı.
Konak Belediyesi ve İzmir Roman Dernekleri arasında ortak çalışmaların yapılmasını amaçlayan iş birliği sözleşmesine imzalar Basmane Semt Merkezi’nde düzenlenen törenle atıldı. Konak Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen imza törenine Başkan Mutlu’yla birlikte eşi Necip Mutlu, CHP İzmir İl Başkan Yardımcısı Emin Karameşe, Konak Belediyesi Meclis Üyesi Tolga Küleş, protokol taraflarından İzmir Ege Mahallesi Roman Kadın Çocuk Eğitim Müzik ve Spor Yardım Derneği Başkanı (İZEGEROM) Ertan Işıkadalı, Tepecik Müzisyenler Derneği Başkanı Ahmet Sezer, Ege Mahallesi Kentsel Dönüşüm ve Sosyal Yardımlaşma Derneği Başkanı Hakan Kara, Hücumspor Kulübü’nü temsilen Abdullah Cıstır, Roman dernekleri başkan ve temsilcileri ile Konak Belediyesi bürokratları ve meclis üyeleri katıldı. Protokolün hep birlikte imzalanmasının ardından Başkan Mutlu, törende yer alan Roman sivil toplum örgütlerinin temsilcilerinin görüş ve önerilerini bürokratlarıyla birlikte dinledi.
Mutlu: “Ötekileştirmeyi ve ayrımcılığı engellemek üzere çalışacağız”
Protokol imza töreninde konuşma yapan Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, ‘Adil Kent, Eşit Yurttaş’ mottosunu hatırlatarak bundan sonra hiç kimsenin kendisini öteki hissetmediği bir ülke için, bir kent için çalışacaklarının sözünü verdi. Çözümün tekil dokunuşlarda değil hep birlikte, bir toplumun uğradığı ötekileştirmenin, bitirilmesini sağlamakta olduğunu vurgulayan Başkan Mutlu şunları söyledi: “Bugün bütün soykırımları lanetlediğimiz gibi Romanların yıllar önce Avrupa’da uğradığı soykırımı lanetlemek için sabah bir aradaydık. Konak nüfusunun yaklaşık üçte birini oluşturan kıymetli komşularımızla bir iş birliği protokolü imzalayacağız ve bu iş birliği protokolüyle önümüzdeki beş yıl boyunca biz en azından Konak’ta ötekileştirmeyi, ayrımcılığı, kendilerini farklı hissetmelerini engellemek üzere çalışacağız. ve umuyorum bu beş yılda çok güzel işler yapacağız. Protokolümüzün Konak’a, Konak’ta yaşayan Roman komşularımıza yararlı olmasını diliyorum.”
Karameşe: “Romanların başkenti Konak’tır”
CHP İzmir İl Başkan Yardımcısı Emin Karameşe de Konak’ın Romanların başkenti olduğunu belirtti konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
” Türkiye’de Romanların başkenti olarak adlandırılabilecek ilçe Konak’tır. Türkiye’de herkes bizim hayatlarımızı dokuz sekizlik biliyor. Ama bizim hayatlarımız dokuz sekizlik değil. Ne yazık ki hayata çocuklarımız eksi birle başlıyorlar. Eğitimde, istihdamda, barınmada ve sağlıkta bizim dışımızdaki diğer toplumlardan bir sıfır geride başlıyoruz. Tüm kanaat önderlerimizin de söylediği tek bir sözümüz var, eğer yerel yönetimlerin destekleri olmazsa Romanların sorunlarının çözülmesi imkansız. O yüzden de birçok proje geliştiriyoruz, eylem raporları hazırlıyoruz. Bunların yerel yönetimler tarafından karşılık bulması en büyük umudumuz. Bugün Nilüfer Başkanımız proje bazında yapacağımız çalışmalar için bizlerle ortak bir protokol imzalıyor. Bu bizim için çok değerli. Önümüzdeki beş yılın Romanlar için nasıl geçeceğinin belki de bir simgesi olacak. Kendisine çok teşekkür ediyoruz.”
Küleş: “Nilüfer Başkanımız bize sahip çıktı”
Konak Belediyesi Meclis Üyesi Tolga Küleş ise Başkan Mutlu’nun Roman toplumuna sahip çıkan bir başkan olduğunu ve bu sebeple şanslı olduklarını dile getirerek, “Bugün Nilüfer Başkanım bize öyle bir sahip çıktı ki hepinizin önünde teşekkür ediyorum. Aramıza yeni sivil toplum örgütleri katıldı. Bir çığ gibi büyüyoruz. Başkanımız her zaman ve her yerde yurttaşlık hakkını her yerde söylüyor. Romanlar dilinden düşmüyor ve biz kendimizi çok şanslı hissediyoruz” dedi.
]]>Ala, Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde partisinin Bursa İl Başkanlığı 56. Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, insanlığın vicdanının, aklının, dünyanın gözlerinin önünde Filistin’in yok edilmeye çalışıldığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın direktifleriyle, onun da duygularını götürmek üzere Katar’a gittiklerini ve İran’ın başkenti Tahran’da suikasta uğrayan Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye’nin cenaze merasimine katıldıklarını hatırlatan Ala, “En yüksek düzeyde temsil, Türkiye’den vardı. Tabii İslam dünyasının bütün ülkelerinden de oraya gelmişlerdi ve çok ciddi bir katılımla onu son yolculuğuna uğurladık. Allah gani gani rahmet eylesin.” diye konuştu.
Filistin’de gücün vicdansızların elinde zulme dönüştüğünü dile getiren Ala, cinayet şebekesinin katliamlarına devam ettiğini, dünyanın da bunu sadece seyrettiğini vurguladı.
Zalimlerle işbirliği yapan güç sahiplerinin zulme ortaklık ettiğini, onların da zalim olduğunu kaydeden Ala, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bir hatırlatmamız var; şimdi 2 bin 500 yılın davasını güdüyorlar. Peki 500 yıl önce İspanya’da yerle bir edilirken evleriniz, insanlarınız, oradaki Yahudiler katledilirken, sürgüne gönderilirken, kim bağrını açtı, kime sığındılar? Osmanlı’ya. Osmanlı zulme ‘dur’ dedi ve bağrını açtı, onları kabul etti. Ey İsrail, sığındıkları yerde çocukları öldürerek ancak ‘katil devlet’ olursun. Büyük devlet olmak istiyorsan Osmanlı’yı örnek al. İnsanlar zulme uğradıklarında sana sığınıyorlarsa sen büyük devletsin. Sığındıkları yerde insanları, bebekleri, ambulansları bombalayıp hastaları öldürüyorsan bırak o hülyaları, sen katil bir devletsin, sen devlet bile değilsin. Senin haddine mi Birleşmiş Milletlerde dünyanın gözünün içine baka baka yaptığın zulmün altını çizen ve onu dünyaya haykıran, mazlumların hakkını da dünyada savunan Recep Tayyip Erdoğan’a laf etmek? Hadi oradan.”
Efkan Ala, Türkiye’nin her zaman Filistin’deki kardeşleriyle bir ve beraber, yan yana olduğunu bildirdi.
Heniyye’nin Filistinlilere çağrısını anımsatan Ala, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Gerçekten dayanamıyoruz ama elimizden geleni fazlasıyla yapıyoruz, yapacağız. İnşallah bu zalimler, insanlık düşmanları, soykırımcılar durdurulacak ve kardeşlerimiz orada iki devletli çözüme kavuşacaktır. Türkiye de bunun bayraktarlığını yapıyor, yapacak. Şimdi Heniyye’yi şehit ediyorlar. Heniyye’nin inançlarını şehit edebiliyor musun, yok edebiliyor musun? Heniyye ne istiyordu? Memleketine, insanına hizmet ve ülkesine bir devlet. Herkesin hakkı değil mi? Alçaklığın gideceği bir yer yok, vakur duruşun kazanacağı çok şey vardır. Tarih bunun örnekleriyle doludur. Biz mücadelede sabır istiyoruz, mücadelede ayaklarımız geri gitmesin, tereddüt etmeyelim diye. Allah’ın izniyle oradaki kardeşlerimiz de her durumda dirençleri dimdik, vakur duruşlarını hiçbir zaman bozmadılar.”
Türkiye ile Çin arasındaki ekonomik ilişkiler
Kısa zaman önce Çin’e gittiğini söyleyen Ala, bu ülkede önemli gelişmelerin olduğunu dile getirdi.
Kovid-19 salgınından sonra dünyada ekonominin seyrinin değiştiğine dikkati çeken Ala, “Türkiye Yüzyılı bir büyük hedeftir ve o hedefe giderken yapılacak olanları yapacak olan da bu AK kadrodur. Bunu bilelim. Orada birtakım görüşmeler yaptık. Türkiye sürekli görüşmelerini yapıyor. Geldiler burada da yatırım yaptılar. Yatırımları, üretimi artıracağız.” ifadesini kullandı.
Yerel seçimin sonuçlarını en ince ayrıntılarıyla masaya yatırdıklarını, didik ettiklerini anlatan Ala, “Millet bize bir mesaj vermişse onu olduğu gibi almak boynumuzun borcudur, milletimize karşı sorumluluğumuzdur. Biz millete hizmet için kurulmuş bir partiyiz, milletin değerleriyle uğraşmak, didişmek için değil. İstikamet üzere durduğumuzda aldığımız mesafeye Türkiye siyasi tarihi şahittir.” değerlendirmesini yaptı.
Efkan Ala, salgından sonra dünyada ekonomik sıkıntılar yaşandığına değinerek, şunları kaydetti:
“Tabii vatandaşlar, burada sandığa gittiğinde de değerlendirmesini yapar. Her zaman onların yaptığı değerlendirme doğrudur ve onun mesajını alamayan varsa yanlışı o yapıyor. 2007-2008’de de dünyada önemli bir ekonomik kriz ve daralma olmuştu. Her yeri etkilemişti, eksi büyüme yaşanmıştı. 2009’da da yerel yönetim seçimlerinde yüzde 38 çıktı. AK Parti, 48-50, oralara alışmış. Referandumlarda 69,5 almışız. Sonra 58 aldık. Tabii 50’lere alışmışız, 38 alınca ciddi bir sarsılma oldu ama AK Parti asla gerilemez. Gerilir ama gerilemez. O gerilmesi de yay gibidir; daha ileriye ok atalım, daha ileriye hedeflere koşalım diye.”
Daha çok tartışacaklarını, çalışacaklarını ve Türkiye’yi hedeflerine götüreceklerini vurgulayan Ala, Türkiye’nin Türkiye’den büyük olduğunu, Balkanlar’dan Orta Doğu’ya, Orta Asya’ya kadar birçok coğrafyanın güçlü Türkiye’ye ihtiyacı olduğunu belirtti.
Ala, ekonomik sorunları gidermek için hazırlanan Orta Vadeli Program’ın uygulandığını ifade ederek, “Onu destekleyecek olan Türkiye Yüzyılı’nın gerektirdiği reformları ve düzenlemeleri de biz, bütün birimlere çalıştırtıyoruz, her biri çalışıyor. İnşallah önümüzdeki sene, 4 yıl seçimsiz dönem var ya onun ilk senesi, altın yıl olan reformlar ve yeni düzenlemeler yılı olarak önümüzde. Bizim tarafımızdan inşallah değerlendirilecek. Çünkü biz bu hedeflere ulaşmak zorundayız, ulaşacağız. Başka çaresi yok.” görüşlerini aktardı.
Toplantıya, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, AK Parti Bursa milletvekilleri, ilçe belediye başkanları, ilçe başkanları ve partililer katıldı.
]]>AK Parti Bursa İl Başkanlığı’nın 56. Genişletilmiş İl Danışma Toplantısı, Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde yoğun katılımla gerçekleşti. Toplantıda konuşan AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala, “Gücün vicdansızlar elinde nasıl zulme dönüştüğünü, dünyanın gözünün içine soka soka cinayet şebekesi bu cinayetleri işliyor ve dünya da seyrediyor. Gücü elinde bulunduranlar, zalimlerle iş birliği yapıyorlarsa zulme ortaktır ve zalimdirler. Şimdi 2 bin 500 yılın davasını güdüyorlar. Peki, 500 yıl önce İspanya’da yerle bir edilirken evleriniz, insanlarınız, oradaki Yahudiler katledilirken, sürgüne gönderilirken, kim bağrını açtı, kime sığındılar? Osmanlı’ya. Osmanlı, zulme ‘dur’ dedi ve bağrını açtı, onları kabul etti. Ey İsrail, sığındıkları yerde çocukları öldürerek, ancak katil devlet olursun. Büyük devlet olmak istiyorsan Osmanlı’yı örnek al. İnsanlar zulme uğradıklarında sana sığınıyorlarsa sen büyük devletsin. Sığındıkları yerde insanları, bebekleri, ambulansları bombalayıp hastaları öldürüyorsan bırak o hülyaları, sen katil bir devletsin, sen devlet bile değilsin. Senin haddine mi Birleşmiş Milletlerde dünyanın gözünün içine baka baka yaptığın zulmün altını çizen ve onu dünyaya haykıran, mazlumların hakkını da dünyada savunan Recep Tayyip Erdoğan’a laf etmek? Hadi oradan. Gerçekten dayanamıyoruz ama elimizden geleni fazlasıyla yapıyoruz, yapacağız. İnşallah bu zalimler, insanlık düşmanları, soykırımcılar durdurulacak ve kardeşlerimiz orada iki devletli çözüme kavuşacaktır. Türkiye de bunun bayraktarlığını yapıyor, yapacak. Şimdi Haniye’yi şehit ediyorlar. Haniye’nin inançlarını şehit edebiliyor musun, yok edebiliyor musun? Haniye ne istiyordu? Memleketine, insanına hizmet ve ülkesine bir devlet. Herkesin hakkı değil mi? Alçaklığın gideceği bir yer yok, vakur duruşun kazanacağı çok şey vardır. Tarih bunun örnekleriyle doludur. Biz, mücadelede sabır istiyoruz, mücadelede ayaklarımız geri gitmesin, tereddüt etmeyelim diye. Allah’ın izniyle oradaki kardeşlerimiz de her durumda dimdik, vakur duruşlarını hiçbir zaman bozmadılar” diye konuştu.
Çin ile Türkiye arasındaki ekonomik gelişmelere de değinen Ala, “Pandemiden sonra dünyada ekonominin seyri değişti. Türkiye Yüzyılı bir büyük hedeftir ve o hedefe giderken yapılacak olanları yapacak olan da bu AK kadrodur. Bunu bilelim. Orada birtakım görüşmeler yaptık. Türkiye, sürekli görüşmelerini yapıyor. Geldiler, burada da yatırım yaptılar. Yatırımları, üretimi arttıracağız. Elbette bir seçim oldu ve seçimin sonucunda olan biteni de en ince ayrıntılarıyla bilin ki genel merkezde masaya yatırmışız ve didik didik ediyoruz. Millet bize bir mesaj vermişse onu olduğu gibi almak boynumuzun borcudur, milletimize karşı sorumluluğumuzdur. Biz, millete hizmet için kurulmuş bir partiyiz. Milletin değerleriyle uğraşmak, didişmek için değil, istikamet üzere durduğumuzda aldığımız mesafeye Türkiye siyasi tarihi şahittir. Tabii vatandaşlar burada sandığa gittiğinde de değerlendirmesini yapar. Her zaman onların yaptığı değerlendirme doğrudur ve onun mesajını alamayan varsa yanlışı o yapıyor. Ben şimdi şunu söylemek istiyorum; 2007-2008’de de dünyada önemli bir ekonomik kriz ve daralma olmuştu. Her yeri etkilemişti, eksi büyüme yaşanmıştı. 2009’da da yerel yönetim seçimlerinde yüzde 38 çıktı. AK Parti, 48-50, oralara alışmış. Referandumlarda 69,5 almışız. Sonra 58 aldık. Tabii 50’lere alışmışız, 38 alınca ciddi bir sarsılma oldu ama AK Parti asla gerilemez. Gerilir ama gerilemez. O gerilmesi de yay gibidir, daha ileriye ok atalım, daha ileriye hedeflere koşalım diye” dedi.
AK Parti Bursa Milletvekili Osman Mesten ise, “Tarih boyunca olduğu gibi mazlumlara, kanı haksızca dökülen kardeşlerimize her zaman sahip çıkacağız. Tarihi bir sorumluluğumuzdur. Ama o siyonistlerin hedefinde Anadolu’yu paylaşmak vardır. Onların sapık ideolojilerinin asıl bizi tehdit ettiğinin de farkındayız. Dolayısıyla bizim de Kuzey Suriye ve Kuzey Irak’tan ibaret değil, dünya siyonizmi karşısında da vatanımızı ve milletimizi koruyacağımızı herkesin iyi bilmesini istiyorum” dedi.
Yıldırım Belediyesi Başkanı ve Bursa Büyükşehir Belediyesi AK Parti Meclis Başkan Vekili Oktay Yılmaz, “Belki bugün bizim aldığımız sonuçlar, bizim dağınıklığımızın sonucudur. Onun için birlik ve beraberlik işin besmelesi deyip, inşallah geleceğe çok daha güçlü bir şekilde hazırlanacağız” dedi.
AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, “Türkiye’nin kaderi ve AK Parti’nin hedefleri birbirine sımsıkı bağlıdır. Türkiye’nin geleceği, güçlü bir ekonomi üzerine inşa edilecekse bu ancak bizimle, AK Parti ile gerçekleştirilebilir. Çünkü biz bu ülkenin kaynaklarına ve gücüne yürekten inananlarız. Bizler, ekonomimizi daha da güçlü kılmak için var gücümüzle çalışacağız. Geleceğin Türkiye’si için her konuda lider bir ülke hedefi varsa bu ancak bizimle mümkün olacak. Gençlerimizin hayal ettiği Türkiye’nin anahtarı AK Parti’dir. Bu bayrağı bizlerden teslim alacaklar gelene kadar görevimizi layıkıyla yapmaya devam edeceğiz. Bu ülkenin son 20 yılındaki tüm kazanımların en büyük kahramanı teşkilatımızdır. Son seçimlerde ülke genelinde aldığımız sonuçlar hepimiz için bir uyarı niteliğindeydi. Bu sonuçları bizden bekleneni gerçekleştirmek için bir fırsat olarak görüyoruz. Milletimizin beklentilerini karşılamak ve onlara en iyi hizmeti sunmak için ne gerekiyorsa yapacak ve güçlenerek yolumuza devam edeceğiz” diye konuştu. – BURSA
]]>(SİNOP) – CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, “An itibariyle Türkiye yüzde 50 üzerinde faiz vererek dövizi zorla tutmaya çalışan ve adeta yeni bir makro ekonomi politikası ile çalışanın, emeklinin, işsizin sırtına binen düzen yaratma peşinde. Milyonlarca emekli 12 bin 500 lira ile geçinmek zorunda. Çalışanların en az yarısı 17 bin lira asgari ücreti bir yıl boyunca mutfağına, ev kirasına, çoluğuna çocuğuna yetiştirmek zorunda. Adeta, Türkiye kan ağlıyor. Hiçbir zaman böylesine derin bir yoksulluk ile karşılaşmadı bu ülke” dedi.
CHP Grup Başkanvekili Günaydın, bir dizi ziyaretler kapsamında bulunduğu Sinop’ta ANKA Haber Ajansı’na açıklamalar yaptı.
“22 yıldır uygulanan Kleptokrasi politikaları ülkenin hazinesini tamamen boşalttı ve ülkeyi maalesef perişan etti”
Gökhan Günaydın, şöyle konuştu:
“Türkiye aslında çok büyük bir ülke ve dünyanın en büyük 20 ekonomisinden bir tanesi. Ancak, 22 yıldır uygulanan kleptokrasi politikaları ülkenin hazinesini tamamen boşalttı ve ülkeyi maalesef perişan etti. An itibariyle Türkiye yüzde 50 üzerinde faiz vererek dövizi zorla tutmaya çalışan ve adeta yeni bir makro ekonomi politikası ile çalışanın, emeklinin, işsizin sırtına binen düzen yaratma peşinde. Milyonlarca emekli 12 bin 500 lira ile geçinmek zorunda. Çalışanların en az yarısı 17 bin lira asgari ücreti bir yıl boyunca mutfağına, ev kirasına, çoluğuna çocuğuna yetiştirmek zorunda. Adeta, Türkiye kan ağlıyor. Hiçbir zaman böylesine derin bir yoksulluk ile karşılaşmadı bu ülke. Buradan bir çıkışı AKP ile yakalayabilir miyiz? 22 yıldır sen dövizin bol olduğu, dünyada kredinin rahat olduğu dönemlerde onların inanılmaz bir çarçur düzenine, hırsızlık düzenine alet ettin. Bu saatten sonra kimsenin güveni de kalmadı. Zaten, yurttaşa sorulan sorularda ‘ekonomi düzelir mi’ sorusuna AKP ve MHP’liler de “düzelir” diye pozitif bir yanıt vermiyorlar. Bu bağlamda bu memleketin kurtulmasının yolu bu iktidarın gönderilmesinden geçer.
“AKP’yi geriye kalan zamanında hiç olmazsa kamu zararına işlem yapmamaya davet ediyoruz”
Eğer sen bir tasarruf tedbiri getiriyorsan ve gerçekçi tasarruf tedbirlerini kanunun içerisine koyabiliyorsan Cumhuriyet Halk Partisi buna niye hayır desin? Eğer sen adil bir vergileme düzenini ortaya koyabiliyorsan Cumhuriyet Halk Partisi buna niye hayır desin? Eğer içerik açısından bir itirazımız yoksa zaten bu tutumumuzu zaman zaman gösteriyoruz. Ama içeriğin yanlışsa ya da içeriğe koyman gerekeni koymamışsan CHP’den ana muhalefet partisi olarak bizden ve diğer muhalefet partilerden gelen tüm tekliflere hayır diyorsan, örneğin hayvan hakları ile ilgili bir yasayı sokak köpeklerini öldürmeye alet eden bir yasa haline dönüştürmek istiyorsan, öğretmenlik kanununda yapmaya çalıştığın düzenleme ile milyonlarca öğretmenin ve onlardan eğitim almak zorunda kalan çocuklarımızın haklarını çiğnemeye gayret ediyorsan ya da ticaret kanununda yapmayı düşündüğün değişikliklerle belirli e-ticaret firmalarına 80 milyar liraya ulaşan yeni avantajlar sağlamaya gayret ediyorsan CHP buna neden ‘evet’ desin? Son 15 gün içerisinde bize 6 yasa 3 tane uluslararası sözleşme ve bir teskere dayattılar ve dedik ki, biz bunların kamu yararına aykırı içeriklerinin farkındayız ve bunların geçirilmesine izin vermeyeceğiz. Bunlardan yalnızca vergi düzenlemesini geçirdiler. Zaten ona da 2 madde haricinde itirazımız yoktu. O maddeler de kapsamdan çıkartıldı. Geriye kalan sokak hayvanları yasasını da toplumun tüm muhalefetine rağmen bizim de meclisteki etkin çalışmamıza rağmen geçirmeyi başardılar. CHP’nin 127 milletvekilinden hasta ve yurt dışında olan 4’ü dışındaki 123’ü oylamaya katıldı ve ‘hayır’ dedi. Bu alanda biz üzerimize düşen sorumluluğu yerine getiriyoruz. AKP’yi geriye kalan zamanında hiç olmazsa kamu zararına işlem yapmamaya davet ediyoruz.
“İletişim Başkanlığı’nı toplum yararına çalışan bir birim haline dönüştürmek iktidarımızda öncelikli görevlerimizden biri olacaktır”
TİP Milletvekili Can Atalay’ın, milletvekilliğinin düşürülmesine yönelik meclis kararını yok hükmünde sayan Anayasa Mahkemesi kararı yayımlandı. Artık daha fazla Yargıtay, Anayasa Mahkemesi tartışmasına meydan vermeden hukukun gereğini yapmak ve Silivri’de tutulan milletvekilinin bir an evvel meclise gelerek yasama faaliyetlerine katılmasına izin vermek durumundayız. Zaten, muhalefet partileri bu konuda görüşlerini ortaya koyuyorlar. Cumhur ittifakı bloğunun da bu hukuka aykırı tutumundan bir an evvel vazgeçmesi lazım. Önümüzdeki zaman diliminde partimizin bu konudaki yol haritasını toplumla paylaşacağız. Bir başka konu da yine adı instagram olan sosyal medya platformuna yönelik bir kısıtlama çabası. Artık, bu tip kısıtlamaları Kuzey Kore gibi ülkeler yapmaktadır. Haklı olduğunuz tartışmalar vardır ama bunları yönetme biçiminiz aslında ne olduğunuzun da temel göstergesidir. İnstagram’ı kapatarak Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği yetkiyi kullanarak hiçbir yere varılamaz. İletişim Başkanlığı’nı bir propaganda merkezinden çıkarmak ve Türkiye’nin toplum yararına çalışan bir birimi haline dönüştürmek de iktidarımızda ki öncelikli görevlerimizden biri olacaktır.”
]]>Karabük’te partisinin Yenişehir Vali Nafiz Kayalı Gençlik Merkezi’nde düzenlediği Karabük Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı’na katılan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ, ana kademenin kararlılığı, gençlerin dinamikliği, hanımların çalışkanlığı sayesinde ve dayanışmanın verdiği güçle hep gurur duyacak işler yaptıklarını söyledi. Dağ, son seçimlerde Karabük’te alınan sonuçlar için herkesi tebrik ederek, zor seçim ve zor süreçte alınan bu neticenin çok kıymetli, yadsınamaz başarı olduğunu anlattı.
23. YIL DÖNÜMÜ TEMASI: UMUDUN, GELECEĞİN VE İCRAATIN ADI AK PARTİ
Ülkenin büyümesi için milletin huzurunu çekemeyenlere karşı yıllarca hem içeride hem dışarıda mücadele ettiklerini, 10 gün sonra AK Parti’nin 23. yıl dönümünü kutlayacaklarını belirten Dağ, “Bu sene hem illerde program icra edeceğiz hem de genel merkezde yeni yaptığımız konferans salonunda. Cumhurbaşkanımız, bugüne kadar görev yapmış bütün bakanlarımız, milletvekillerimiz, MYK üyelerimiz, kurucularımızın katılacağı organizasyonla gerçekleştireceğiz. Temamız, ‘Umudun, Geleceğin ve İcraatın Adı AK Parti’ şeklinde olacaktır.” ifadelerini kullandı.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza DağAK PARTİLİ HAMZA DAĞ: MİLLETLE GÖNÜL BAĞIMIZ AYNEN DEVAM ETMEKTEDİR
“Son seçimlerde birileri alınan neticeden kendilerine büyük paye çıkarıyor olsa da biz biliyoruz ki, bizim milletle gönül bağımız aynen devam etmektedir.” diyen Dağ, bu ülkede iş, icraat, hizmet, eser dendiğinde akla gelen partinin AK Parti olduğunu, milletin 4 yıl daha bu ülkeyi AK Parti’ye, Cumhur İttifakı’na emanet ettiğini vurguladı.
“TÜRKİYE’DEKİ İSTİKRARDA AK PARTİ’NİN ÇOK BÜYÜK ETKİSİ VAR”
Bir süredir çevre coğrafyada zor dönemler yaşadıklarına değinen Dağ, “Zor süreçten geçiyoruz. Baktığımızda ‘istikrar adası’ diye ifade edebileceğimiz Anadolu coğrafyası, Türkiye coğrafyası, huzur bozulmasının dışında kalan coğrafya. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliği ve AK Parti’nin kesintisiz tek başına iktidar olmasının bunda çok büyük etkisi var. Sadece son 1 yılda yaşadığımız değil, Arap Baharı denilen süreçten hatta İkinci Körfez Savaşı’ndan itibaren coğrafyaya baktığımızda istikrarsızlık, savaş ortamı, terörize edilen ortam olduğunu görüyoruz. Suriye’de yıllarca yaşandı.” değerlendirmesinde bulundu.
Gazze’de yaşananlara ve buna bağlı son 1 haftadaki gelişmelere bakıldığında birilerinin işi nereye doğru götürmek istediğini gayet iyi bildiklerini ifade eden Dağ, şunları kaydetti: “Hepimizi derinden üzen İran’da İsmail Heniyye’nin suikast sonucu şehit edilmesi olayı gerçekten tarihte not edilecek, sadece not edilmeyle kalmayıp tarihi anlamda konuşulacak bir süreç. Onun da ötesinde bölgedeki istikrarı tesis etmek isteyenlere karşı, çok net ifadesiyle, istikrarsızlık isteyenlerin tam arzuladığı nokta.

“MAZLUMDAN, MAĞDURDAN TARAF OLDUK”
Aynı zamanda da herkesin duruşunu gösteren bir husustur. Siz özgürlükten tarafta mısınız, mağdurdan tarafta mısınız, mazlumdan tarafta mısınız? diye, tarihin bu sürecinde duruşunuzu net şekilde gösteren husustur. Hem Gazze olayı başladığından bu yana hem de son olayda parti olarak da şu anda ülkeyi yöneten iktidar olarak da duruşumuz çok açık ve nettir. Mazlumdan taraf olduk, mağdurdan taraf olduk. Hamas’a da İsmail Heniyye’ye de amasız şekilde destek verdik.”
MUHALEFETE “GAZZE” ELEŞTİRİSİ
Muhalefetin Gazze konusundaki açıklamalarına eleştiriler getiren Dağ, “Ülkemizdeki muhalefete baktığımızda ne yazık ki, amasız bile değil, bugün orada 10 binlerce çocuğun ölüm fermanını imzalayan, bunun talimatını veren ve 57 defa Amerikan Kongresi’nde ayakta alkışlayanları cesaretlendiren, Türkiye’de muhalefette de olsa siyasetçilerin olması tam bir yüz karasıdır. Gelecek hedefleri için, ‘aman abilerimiz bize bir şey söylemesin’ diye onlara şirin gözükmek için ya da onların piyonluğunu yapmak için zalimleri cesaretlendirecek açıklamaların tamamı, açıkçası bu ülkenin, bu toprakların hassasiyetine bigane olunduğunun en büyük göstergesidir.” şeklinde konuştu.
Dağ, genel başkanından belediye başkanına bu konudaki duruşlarının net olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı: “Ama karşı tarafın duruşuna baktığınızda onlar yine ne yazık ki, zalimden yana olmayı tercih etmiş noktadadırlar. Çok kritik süreçler. Bakıyorsunuz bir tarafta LGBT lobisine destek verenler, öbür tarafta çok net şekilde, ‘biz bu ülkenin değerini aile üzerine kurguladık ve aile üzerine kurgulamaya devam edeceğiz’ diyen yapı. Onun için daha işimiz çok, daha mücadelemiz çok uzun.”
]]>ERKAN KARACA
(ÇORUM) – CHP Çorum Milletvekili Mehmet Tahtasız, İl Özel İdaresi’ne mülakatla işe alınan kişilerin işe alım süreçlerinde usulsüzlük tespit ettiklerini söyledi. Tahtasız, “Çorum’da en iyi araç kullanan en iyi kalifiye ehliyete sahip olan ve en tecrübeli olan AKP İl Başkanının şoförü olmalı ki İl Özel İdaresi’nde pikap şoförü olarak atanmış. İl Özel İdaresi öyle bir liyakat gözetmiş ki AKP’de çaycı olan bir kişi vidanjör yardımcısı olarak işe alıvermiş. Çayı güzel yapan her şeyi güzel yapar misali o arkadaşımızı da işe almışlar” dedi. İşe alımlardaki adaletsizliğin giderilmesi çağrısı yapan Tahtasız, aksi halde suç duyurusunda bulunacaklarını söyledi.
CHP Çorum Milletvekili Mehmet Tahtasız ve il örgütü, İl Özel İdaresi’nde mülakatla işe alınan kişilerin işe alımlarında torpil ve usulsüzlükler tespit ettiklerini Kadeş Barış Meydanı’nda yapılan basın açıklaması ile açıkladı.
“Liyakatsiz uygulamaların biteceğe günlere yaklaştığımızı iyi bilsinler”
CHP İl Başkanı Dinçer Solmaz şunları söyledi:
“Geçtiğimiz haftalarda yapılan İl Özel İdaresi’ne alımlarla ilgili daha önce kaygılarımızı vekilimizin de dile getirdiği gibi bir takım usulsüz işlemlerin yapıldığına hep beraber şahit olmanın üzüntüsünü yaşıyoruz. Adında adalet olan ama uygulamasında adaletin a’sını uygulamayı bugüne kadar hiç göstermeyen bir anlayışın işe alımlarda özellikle torpil ve kayırmacılığın liyakate uymamanın en üst düzeyde gösterdiği bir alımın gerçekleştirildiğini hep beraber bir kez daha yaşadık ve yaşamaya da bu gidişle bu anlayışla devam edeceğimizi anlıyoruz. Ama şunu unutmasınlar şunu bilsinler ki; bu anlayış, bu devrin artık bu uygulamaların, bu adaletsiz ve liyakatsiz uygulamaların biteceğe günlere yaklaştığımızı iyi bilsinler. Öncelikle şunu da özellikle belirtmek istiyorum; basında da zaman zaman bu haberler yer aldı. Alımlarda CHP’ye bir kontenjan ayrıldığına yönelik asılsız, kabul edilemez haberlerin de geçtiğini görüyoruz. CHP’ye bir kontenjan ayrılarak bir işlem yapılmış gibi yavuz hırsız ev sahibini bastırmaya çalışmasın. CHP hiçbir zaman bu tür işlerde olmadı. Bir kontenjan ayrılması söz konusu değil. Milliyetçi Hareket Partisi’nin de ismi geçmekte o bizi ilgilendirmiyor. O onların kendi bileceği bir durumdur ama CHP’nin işe alımlarla Özel İdare konusunda da dahil olmak üzere herhangi bir kontenjan ayrılması söz konusu olmamıştır. Varsa da böyle bir bilge ve belgeleri de onların da açıklanmasını ortaya çıkmasını bekliyoruz.”
“Türkiye’de mülakat eşittir torpil demek ne yazık ki”
CHP Çorum Milletvekili Mehmet Tahtasız ise şunları söyledi:
“Bu açıklamayı yapma gereği duyduk çünkü biz daha öncesinde de hem Sayın Valimizi, hem Genel Sekreter Recep Çıplak’ı hem AK Parti İl Başkanını, milletvekillerini buradan uyardık ama uyarımızı dinlemediler. Tekrardan bu alımlarda insanların kanayan yarası, işte torpil, tabi ki balık baştan kokuyor. Çünkü daha yakın 15 gün önce, ne oldu; Cumhurbaşkanı kendi danışmanını Anayasa Mahkemesi’ne atadı. Birçok bakanın çocuklarının atandığı yerleri de biliyoruz ama bizim şu an ki gündemimiz Çorum olacak. Çorum Valiliği İl Özel İdaresi bünyesinde çalıştırılmak üzere, 20 meslek dalında toplam 57 kişi işe alınacaktı. Bu alıma bin 837 vatandaşımız başvurdu. O sırada da tarafıma gelen torpil yapılacağı iddiaları üzerine 6 Temmuz günü sizlerle beraber biz gittik. Burada Sayın Salimizi ve Recep Çıplak’ı ve AK Parti yetkililerini, milletvekillerini ve il başkanını uyardık. Buna rağmen dedik ki biz noter huzurunda kura ile yapılmasını önerdik. Bu kurada hangi vatandaşımız çıkarsa, bizim başımız gözümüz üstüne çünkü siz bu bin 837 vatandaşımız başvurdu. Başvururken orada şartlar sundunuz. Neydi o şartlar; işte ehliyeti olması ya da yaş sınırı koydunuz ya da eğitim sınırı koydunuz. Bunları hak edip girmesi gereken vatandaşlarımız içerisinden de dedik ki ‘kura ile çekilsin bu torpil iddiaları da son bulsun’ dedik. AKP iktidarı ile birlikte Türkiye’de mülakat eşittir torpil demek ne yazık ki ve mülakat liyakatin katili demek bizim ülkemizde. Mülakat denildiğinde son 22 yılda yüzlerce hakim ve savcı adayının binlerce öğretmenin, polisin hemşirenin doktorun, mühendisin işçinin hakkı yendi bu ülkede. Hiçbir eksikleri yoktu oysa tek eksikleri AKP’li olmamak, onlar gibi düşünmemekti. AKP’nin tüm Türkiye genelinde ve kamu kurumlarında ve belediyelerde oynadığı mülakat tiyatrosunun bir benzeri de Çorum’da oynandı ve ne yazık ki mülakat kazandı, liyakat kaybetti. Gelinen noktada İl Özel İdaresi alımlarıyla ilgili bizim anlattıklarımız bin 837 kişi adına çırpınışlarımız, kimsenin hakkına girilmesin diye yürüttüğümüz mücadele sonuçsuz kaldı.
“İhtiyaç olmadığı halde bir kadro açıyorlar”
Daha önceden tarafımıza ulaşan torpil iddialarıyla işe alımlarının sonuçlanmasıyla bir daha tescillenmiş oldu. Açıklanan listeye baktığımızda AKP İl Başkanlığında çay ocağında çalışan kişinin, il başkanlığında şoför olarak görev yapan kişinin işe alındığını gördük. Çorum’da en iyi araç kullanan en iyi kalifiye ehliyet sahip olan ve en tecrübeli olan AKP İl Başkanının şoförü olmalı ki, İl Özel İdaresinde pikap şoförü olarak atanmış. Çaycı vidanjörden anlar mı demeyin şayet AKP’li ise herkes her işten anlayabilir. Her işe girebilir. İl Özel İdaresi öyle bir liyakat gözetmiş ki AKP’de çaycı olan bir kişi vidanjör yardımcısı olarak işe alıvermiş. Bu kişinin en kısa sürede yardımcılıktan terfi ettiğini ve müdürlük seviyesine kadar yükseldiğini görecek olursanız da şaşırmayın. Çayı güzel yapan her şeyi güzel yapar misali o arkadaşımızı da işe almışlar. Yine ilginç bir örnek var; Cumhurbaşkanı’nın Çorum mitinginde bu meydanda karikatür afişlerini hazırlayan kişinin oğlunun İl Özel İdaresi’ne alındığını tespit ettik. Cumhurbaşkanının hapis arkadaşlarının ve hapishane ziyaretçilerinin bakan yapıldığı bir ülkede bu çok normal hale geldi. Yine bakıyorsunuz özel biri var ama o iş ilanında o iş kolu yok. Bu özel kişiyi işe almak için dahiyane bir çözüm buluyorlar ve ihtiyaç olmadığı halde bir kadro açıyorlar ve o kadroya da o arkadaşımızı işe başlatıyorlar. Bu torpilli atamalar ve işe alımlar ilimizde ve ülkemizde ilk kez olmuyor ne yazık ki ancak biz ısrarla mücadele etmeye ısrarla hak hukuk çağrısı yapmaya devam edeceğiz.
“İşe giren vatandaşımızla derdimiz yok. Tek derdimiz adalet”
Konu AKP ise olmaz denen her şeyin kanun nizam tanımadan oldurulduğunu gördük. Daha önceki örneklerden de hatırlayacağınız üzere İŞKUR’a nal toplatan AKP İl Başkanlığında çaycı şoför, temizlikçi veya herhangi bir iş yapan kişilerin birer ikişer kamuya geçiş yaptığına çok rastladık ve gördük. İl Özel İdaresi alımlarında iktidar partisi AKP’nin de ittifak ortağı MHP’nin de nasıl, etkili olduğunu üzülerek gördük. Bu arada alımlarda partimize de kontenjan ayrıldığına yönelik iddiaları kesin bir dille yalanlıyor ve bu iddiayı ortaya atanları ispat etmeye davet ediyorum. Eğer ispatlamazlarsa müfteridirler. Gelinen noktada devletin organı olan Çorum Valiliği’nin ve İl Özel İdaresi’nin hükümete nasıl teslim olduğunu da görmüş olduk. Bu liyakatsiz ve torpilli atamaların sonucunda geriye kalan bin 780 kişinin nasıl kul hakkına girildiğini de gördük. Yüce Allah’ın ne ile gelirsen gel ama kul hakkıyla gelme kelamının nasıl yok sayıldığını göz göre göre nasıl günaha girildiğini hep beraber şahitlik ettik. Bu alımlarla alakalı Sayın Valimiz ve Recep Çıplak Genel Sekreter ve milletvekilleri bu olaya ‘dur’ deyip, bu adaletsizliği gidermezse biz de tabii yargı yolu açık olmak üzere il başkanımızla ilçe başkanımızla bu konuda suç duyurusunda bulunacağız. Dediğim gibi hiçbir işe giren vatandaşımızla derdimiz yok. Tek derdimiz adalet istiyoruz ve o bin 850 vatandaşımızın hakkının yenmesini istemiyoruz.”
]]>
(İSTANBUL) – Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP’li belediye başkanlarının yaptığı “cumhurbaşkanı adayı” paylaşımlarına ilişkin, “Bütün belediye başkanı kardeşlerimin, özellikle bugünün sorunlarına, belde ve ilçelerdeki sorunlara odaklanmasını istiyorum. Bizim derdimiz, 4 yıl sonraki bir seçimin aktörlerini ya da adaylarını belirlemek değildir” diye konuştu.
Ekrem İmamoğlu, belediyelerin Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile vergi borçlarına ilişkin,Saraçhane’deki yerleşkede basın toplantısı düzenledi. Gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını da yanıtlayan İmamoğlu, cumhurbaşkanı adaylığına yönelik Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin’in dün başlattığı, diğer bazı CHP’li belediye başkanlarının da devam ettirdiği “cumhurbaşkanı adayı” paylaşımlarına tepki göstererek, rahatsız olduğunu dile getirdi. İmamoğlu, şunları söyledi:
“Bu paylaşımların benim zihnimde zerre kadar bir kıymeti yoktur. Bütün belediye başkanı kardeşlerimin, özellikle bugünün sorunlarına, belde ve ilçelerdeki sorunlara odaklanmasını istiyorum. Bizim derdimiz, 4 yıl sonraki bir seçimin aktörlerini ya da adaylarını belirlemek değildir. Bugün sadece işimize odaklanacağız ve sadece işimizi düşüneceğiz, memleketin sorunlarına çözüm oluşturmak için gayret göstereceğiz. Bize yapılan müdahalelere, engellemelere karşı dayanışma içinde olacağız. Çözümler üretme konusunda büyük gayretler göstereceğiz. Konumuz budur, bunlar dışındaki konulara müdahil olmasınlar, ilgilenmesinler. Varsa bir kısım duyguları, bunları şimdilik unutsunlar. Zamanı geldiğinde her şey konuşulur, çözülür. Böyle bir gündemimiz yok. Benim ruhumu zerre kadar ilgilendiren, okşayan bir tarafı yok. Tam aksine beni rahatsız etmiştir.”
Erken seçim tartışmaları: “Sesin çıkması gereken yer toplum”
Erken seçim tartışmalarına da değinen İmamoğlu, “Bence sesin esas çıkması gereken yer toplum. Milletin bu sesi çıkarmasından önce bu sesi bizim çıkartmamız farklı anlaşılabilir” dedi.
Sokak hayvanları yasası: “Her türlü şiddeti büyütür”
Sokak hayvanlarına ilişkin yasayla ilgili de İmamoğlu, “Memleketini, milletini, kurumlarını zora sokmaktır. Şunda bile insanları bölme çabası içerisinde iktidar. Biz diyoruz ki, dünyanın en büyük sorunu kutuplaştırmak. Her konuda bir kutuplaştırma arayışı. Allah akıl versin diyorum. Gerçekten bu konuda kötü bir süreç yaşanmıştır, yaşatılmıştır. Biz çok özel bir çaba, özellikle sahiplendirme konusunda yoğun bir çaba gösteriyoruz. Öldürmekten asla yana değiliz, yaşatmaktan yanayız. Sahiplendirme konusunda düzenli bir çalışma var. Bu söylemler her türlü şiddeti büyütür. Unutmayın, öldürme meselesi, kritik bir meseledir. Her türlü şiddeti büyütür. Onun için attığınız her adımın sosyolojik etkisini, psikolojik etkisini ve geleceğe dönük nesillere olan etkisini düşünmek zorundasınız” ifadelerini kullandı. İmamoğlu, spor klüplerine de çağrı yaparak özellikle futbolcuların sahiplendirme konusunda lokomotif olması gerektiğini söyledi.
İsrail Dışişleri Bakanı’na yanıt: “Manevralar enteresan”
İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz’ın, kendisini etiketleyerek sosyal medya hesabından yaptığı Türkçe paylaşıma da tepki gösteren İmamoğlu, “Seçimden önce terör örgütü adına biri konuşur, bizi över, ‘Niye böyle dedi’ diye anlatılır. İsrail Dışişleri Bakanı, yaptığı bir açıklamaya beni niye ekledi? Ben bunu anlayamadım. 5,5 yıldır buradayım, beni tebrik etmeye bile gelmediler. Beni bu konuda niye etiketledi, düşünmeden edemiyorum. Bu manevralar enteresan. Birtakım manevralarla bir fayda elde edeceğini zanneden akıl, basit ve zavallıdır. Ben gerekli cevabı verdim” diye konuştu.
Paris Olimpiyatları: “Spor, torundan öğrenilmez”
Paris Olimpiyatları açılışına Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın LGBTİ üzerinden gösterdiği tepkiye yönelik ise İmamoğlu, “Spor önemli, çok özel, evrenseldir. Çok hassas bir iştir. Meseleyi anlamak, kavramak gerektirir. Yani öyle torundan alınacak bir haberle hareket edilmez orada. Spor meselesi torundan duyulmaz, öğrenilmez. Spor meselesi çok derindir. Ona göre devletin politikaları geliştirilir. Bu bağlamda olimpiyatları ben şu çerçeveden takip ediyorum. Olimpiyat meselesi önemlidir. 2036’da dünyanın gelmiş geçmiş en güzel olimpiyatlarını bu şehrin göbeğinde yapmak istiyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
Almanya ziyareti: “Çok verimli görüşmeler geçti”
Yabancı bir gazetecinin Almanya’da yaptığı ziyaretlere ilişkin sorusuna da İmamoğlu, “İlişkilerimiz, yerel yönetim üzerinden Almanya’yla olan Türkiye ilişkilerini güçlendirmek ve kuvvetlendirmek üzerineydi. Çok da verimli görüşmeler geçti. Diğer hususlarda her ülkenin kendi dış politikası konuları vardır, sorunları vardır, çözümleri vardır. Ziyaretimiz, Almanya ile Türkiye arasında Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul Belediye Başkanı ve Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı olaraktır” yanıtını verdi.
]]>CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, beraberindeki il yönetimi ve ilçe başkanları ile Sivas temaslarını Koyulhisar, Suşehri, Akıncılar ve Gölova ilçe ziyaretleriyle sürdürdü.
Koyulhisar’da partisinin ilçe binasını ziyaret eden Çelik, burada yaptığı konuşmada Koyulhisar’a sahip çıkacaklarını vurgulayarak “Ne Kösedağ’ın eteklerindeki o güzel köyümüzü unutacağız ne de Koyulhisar’ı unutacağız. Nerede olursak olalım mutlaka bir gözümüz, bir kulağımız Koyulhisar’da olacak ve İstanbul’dan Koyulhisar için ne yapmamız gerekiyorsa Koyulhisar’a İstanbul’dan hizmet edeceğiz” dedi.
“Bütün dünya için barışı savunmaya devam edeceğiz”
Filistin’de devam eden katliama dikkat çeken Çelik, şunları söyledi:
“Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında, ikinci yüzyılın şafağında büyük bir yola çıkıyoruz. Yolumuz, demokrasi yoludur. Yolumuz, bu toplumu kucaklaştırma yoludur. Yolumuz, bütün dünyadaki savaşlara ‘hayır’ deme yoludur. Bugün Filistin’de çocuklar, kadınlar katlediliyor ama bütün dünya sessizlik içerisinde; ülkemiz için birliği, beraberliği savunmaya, bütün dünya için barışı savunmaya devam edeceğiz.”
Partiye üye olan gençlere rozet taktı
Partisinin Suşehri İlçe Başkanlığı’na da geçen Çelik, partiye yeni üye olan gençlere rozet taktı. Burada yaptığı konuşmada ata toprağını, ana toprağını, baba ocağını hiç unutmayacaklarının altını çizen Çelik, “Bir gözümüz mutlaka Suşehri’nde olacak. Kulağımız mutlaka burada olacak. Büyükşehir belediyesiyle ilçe belediyelerimizle buralar için ne yapılması gerekiyorsa bu kardeşlerimiz onu yapacak ve Suşehri’ne hizmet etmeyi her zamankinden daha güçlü bir biçimde gerçekleştireceğiz” ifadelerini kullandı.
“Hizmet götürürken insanların kimliğine bakmıyoruz”
CHP’li belediyelerin ayrım yapmadan her yurttaşa eşit hizmet götüreceğine vurgu yapan Çelik, “Bu ülkenin insanını birbirinden ayırmadan, kimliğine bakmadan, kim olduğuna bakmadan kazandığımız belediyelerde insanlara hizmet ediyoruz. A partili belediye, B partili belediye, hiç kimseye ‘hayır’ demiyoruz. Bundan sonra da asla ve asla bir yere hizmet götürürken insanların kimliğine, insanların etnik kökenine, mezhebine, inancına asla bakmayacağız” diye konuştu.
“Dedelerimiz birlikte emperyalizme karşı mücadele verdi”
Cumhuriyet’in kuruluşundaki birliğe ve beraberliğe dikkat çeken Çelik, dünya barışına vurgu yaptığı konuşmasında şunları söyledi:
“Gazi Mustafa Kemal Atatürk arkadaşları, dedelerimiz, Milli Mücadele’de mücadeleyi, emperyalist güçlere karşı birlikte verdiler. Bu ülkede Çanakkale’de Alevi, Sünni’nin önüne geçti şehit oldu. Sünni, Alevi’nin önüne geçti şehit düştü. Bu ülkede Çanakkale’de Türk Kürt’ün önüne geçti, şehit düştü. Kürt, Türk’ün önüne geçti şehit düştü. Onlar birbirlerinin kanıyla bu güzel vatanı bizlere armağan ettiler. Dolayısıyla biz bu güzel vatanın çocukları olarak her zaman birliği savunacağız. Her zaman beraberliği savunacağız. Dünyanın barışını savunacağız.
“Katliamlara hayır diyeceğiz”
Filistin’de masum çocukların savaşta katledildiğini belirten Çelik, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bugün Filistin’de masum çocuklar, Filistin’de masum kadınlar, masum insanlar, İsrail tarafından katlediliyor. Bu katliamların karşısında olacağız sonuna kadar. Bu katliamlara karşı sesimizi yükselteceğiz. Bütün dünyanın sustuğu bir yerden, Anadolu’dan, İstanbul’dan gür bir biçimde katliamlara ‘hayır’ diyeceğiz. Dünya barışını savunacağız.”
]]>Cumhuriyet Meydanı Bürüngüz Cami önünde düzenlenen basın açıklamasına Saadet Partisi Kayseri İl Başkanı Baki Coşkun, il yönetimi, üyeler ve vatandaşlar katıldı. Saadet Partisi Kayseri İl Başkanı Baki Coşkun, ” İsrail’in 7 Ekim’den itibaren Gazze’de başlattığı işgal maalesef ki tüm acımasızlığı ile devam etmektedir. Yakın tarihin en acımasız ve en vahşi işgali; bugüne kadar on binlerce mazlumun canını almıştır. Siyonist rejim kadın, çocuk, yaşlı demeden hunharca katliamlar yaptı, yapmaya da devam ediyor. Hastaneleri, camileri, kiliseleri, okulları ve mülteci kamplarını dahi hedef alan terör devleti; tüm dünyanın gözü önünde bütün savaş suçlarını işlemiştir. İsrail hapishanelerinde Filistinli mazlumlara uygulanan işkence ve tecavüzler ise artık uygulanan zulmün ne denli korkunç olduğunu gözler önüne sermektedir. Evet! Gazze’de bir soykırım vardır ve bu soykırım tüm dünya devletlerinin gözü önünde yapılmaktadır. Daha önce nice İslam ülkesinde yaşananlar bugün Gazze’de tekrar etmektedir. İnsanlığın, vicdanın ve uluslararası hukukun yok sayılarak işlendiği bu katliamlar, şimdiden tarihe kara bir leke olarak geçmiştir. İsrail barışı, huzuru ve uluslararası hukuku hedef alarak tüm dünyayı büyük bir kaosa çekmektedir” dedi.
Baki Coşkun, “Bütün bunlar yaşanırken bizler Batı’nın iki yüzlü tutumuna bir kez daha şahit olduk. Rusya- Ukrayna savaşında tüm dünyayı ayağa kaldıran ABD ve Batı; aylardır uygulanan soykırımı açıkça desteklediğini her fırsatta dile getirmiştir. Sözde demokrasinin ve medeniyetin beşiği olanlar; uygulanan kan dondurucu vahşete alkış tutmaktadır. Soykırımla, işkencelerle ve katliamlarla maruf olanların İsrail’i desteklemesi bizleri şaşırtmamıştır. Tarihleri kötülükle yazılanların, bugün katil Netanyahu’ya alkış tutması sadece ve sadece Batı’nın gerçek yüzünü göstermiştir. Geçmişinde nice caniler bulunduranlar tabii ki de Netanyahu’yu alkışlayacak, zulme destek verecektir. Uluslararası Adalet Divanı’nın bile savaş suçu işlendiğine hükmettiği bir dönemde soykırımı açıktan desteklemek İsrail’i daha da cesaretlendirmiştir. Katil Netanyahu’nun ABD Kongresi’nde bir kahraman gibi karşılanması ise işgale verilen desteği bir kez daha tüm dünyaya ilan etmiştir. Batı’nın bu ikiyüzlü politikası geçmişten beri aşina olduğumuz bir durumdur” ifadelerini kullandı.
İktidara çağrıda bulunan Coşkun, “Buradan iktidara sesleniyoruz; İsrail ancak güçten anlar. Bu sebeple Siyonist terör örgütüne karşı somut adımlar atılmalı, ülkemizin gücü gösterilmelidir. Bu çerçevede; diplomatik ilişkiler kesilmelidir. Ticari ambargo kararı alınmalı, ticaret tamamen sona erdirilmelidir. Hatta ülkemizin kara, hava ve deniz sahası kullanılarak katil İsrail’e lojistik destek sağlanmasına engel olunmalıdır. Petrol vanaları acilen kapatılmalı, enerji temini durdurulmalıdır. İncirlik ve Kürecik üsleri başta olmak üzere tüm NATO üslerinden, katil İsrail’e verilen her türlü destek durdurulmalıdır” dedi.
İsrail’in yegane hedefi bölge ülkelerini kana ve gözyaşına boğmaktır
Baki Coşkun, “İslam ülkelerinin bu sessizliği, Katil İsrail’e cesaret veren en başat unsur olmuştur. İslam İşbirliği Teşkilatı’nın yaşanan her vahşeti sadece kınamakla geçiştirmesi, soykırımın değirmenine su taşımaktan başka bir işe yaramamıştır. Bizler Necmettin Erbakan Hocamızın ilk günden itibaren söylediğini söylemeye, bölge ülkelerini ikaz etmeye devam ediyoruz. ve diyoruz ki; İsrail’in yegane hedefi bölge ülkelerini kana ve gözyaşına boğmaktır. Bugün zulme göz yumanlar, siyonizmin bir sonraki hedefi olduğunu unutmamalıdır. Bugün Yemen’i, Lübnan’ı, Filistin’i, Suriye’yi ve İran’ı hedef alan terör devleti; yarın Mısır’ı, Türkiye’yi, Suudi Arabistan’ı ve diğer İslam ülkelerini hedef alacaktır. İsrail bölgemiz için en büyük tehdittir ve her devlet için en büyük beka sorunudur. Güvenliğini Filistin’den başlatmayanlar, yarın emniyette olmayacaktır. Kudüs’ü sahiplenmeyen, işlenen soykırımın karşısında durmayan ve somut hiçbir adım atmayan her yönetim; günü gelince pişman olacaktır. Çünkü İsrail’in hedefi sadece Filistin değil, tüm Müslüman coğrafyadır. Bunu da Büyük İsrail Projesi olan BOP’un eliyle işletmektedir. O yüzden diyoruz ki; Bugün Gazze yarın Türkiye, İsrail’e karşı BOP’a dur de. Bu hakikati yıllardır tüm İslam ülkelerine anlatmaya çalışan, hayatını Filistin’in özgürlüğü için adayan Şehit Komutan İsmail Haniye’nin şehadeti, bölgemizdeki ateş çemberinin gittikçe büyüyeceğini göstermektedir. Bir kez daha söylüyoruz; İslam ülkeleri için birlik ve beraberlikten başka çıkar yol yoktur. Batı’nın ve siyonist rejimin böl, parçala, yok et stratejine karşı; birlik, bütünlük ve cesaret anlayışı dışında kurtuluş olmayacaktır. Kurtuluşun tek yolu vardır. Şahsiyetli bir dış politika ile İslam Birliğinin kurulmasıdır” şeklinde konuştu.
Başkan Baki Coşkun, “Bizler işlenen vahşetin, uygulanan soykırımın ve dökülen kanın zaferle neticelenmeyeceğini biliyoruz. Zalimin mazluma, batılın hakka, zulmün merhamete, kötülüğün iyiliğe galebe çaldığı görülmemiştir ve görülmeyecektir. Bu dava yetimlerin, öksüzlerin, biçarelerin davasıdır. Bu dava ümmet-i Muhammed’in, insanlığın ve vicdandan yana olanların davasıdır. Bu dava Yaser Arafat’ın, Şeyh Ahmed Yasin’in, Abdülaziz El Rantisi’nin, Salih Aruri’nin ve İsmail Haniye’nin davasıdır. Biliyor ve inanıyoruz ki zafer Filistin’e nasip olacak. Öldürerek, yok ederek kazandığını sananlar; bugünün de yarının da en büyük kaybedenleridir. Zulüm ile abad olunduğu görülmemiştir. Hitler’i örnek alan siyonist zihniyet, aynı akıbeti paylaşmaktan kaçamayacaktır. Dünün Nazileri hangi hüsranı yaşadıysa, bugünün neonazileri de aynı hüsranı tadacaktır. Netanyahu’ya alkış tutanlar Vietnam’da, Afganistan’da, Irak’ta nasıl kaybettiyse Filistin’de de kaybedecektir” dedi.
Coşkun, “Türkiye başta olmak üzere tüm İslam ülkelerinin ve Filistin’den yana olan devletlerin atacağı adımlar, siyonizmi yerle yeksan edecektir. Bizler, ABD’nin katil Netanyahu’yu kongrede konuşturmasının ardından İsmail Haniye’nin TBMM’ye davet edilmesi çağrısı yapmıştık. Bugün de kendisinin çağrısı üzerine meydanlardayız. Gazze ve İsrail hapishanelerindeki mahkumlar için destek mitingleri düzenlenmesini isteyen Haniye’nin şehadetinin ardından çağrımızı yineliyor ve Hamas’ın yeni lideri Halid Meşal’in Millet Meclisimize davet edilmesini talep ediyoruz. Meydanları dolduran kardeşlerimiz, Şehit Komutan İsmail Haniye’nin bizler için vasiyet olan isteğini yerine getirmektedir. Buradan bir kez daha kendisine ve Filistin için canını ortaya koyarak şehadete eren şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz. Filistin davası, hepimizin davasıdır ve zafer Allah’ın izniyle bizlere nasip olacaktır. “Nehirden denize özgür Filistin” bir hayal değil, bir hakikattir ve bu hakikat mutlaka gerçekleşecektir. Buradan bir kez daha en gür sesimizle haykırıyoruz; bir Filistin vardı, bir Filistin gene var ve daima var olacak” ifadelerini kullandı. – KAYSERİ
]]>AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dağ Karabük’te konuştu
KARABÜK – AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ, Gazze’de yaşananlar karşısında mazlumun ve mağdurun yanında olduklarını belirterek, “Hamas’a da İsmail Haniye’ye de amasız bir şekilde destek verdik” dedi.
AK Parti Karabük İl Başkanlığı Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı, Vali Nafiz Kayalı Gençlik Merkezi’nde yapıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan toplantıya AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ, AK Parti Karabük milletvekilleri Cem Şahin, Ali Keskinkılıç, belediye başkanları, parti teşkilatı ve vatandaşlar katıldı.
Toplantının açılışında konuşan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ, “Önümüze çıkan takoz politikalara rağmen inandığımız yolda ilerlemekte bir gün bile tereddüt etmedik. Ülkemizin büyümesini, milletimizin huzurunu çekemeyenlere karşı yıllarca hem içeride hem dışarıda mücadele ettik. Bugün de her alanıyla gelişen ve büyüyen Türkiye’de Türkiye Yüzyılı hedeflerini gerçekleştirmek için canla başla çalışmaya devam edeceğiz” dedi.
“Bir süredir coğrafyamızda zor dönemler yaşıyoruz, zor bir süreçten geçiyoruz” diyen Dağ, “Sadece şöyle baktığımızda istikrar adası diye ifade edebileceğimiz Anadolu coğrafyası, Türkiye coğrafyası huzur bozulmasının dışında kalan bir coğrafyadır. Bunda da Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliği, AK Parti’nin kesintisiz bugüne kadar tek başına iktidar olmasının çok büyük etkisi var” ifadelerini kullandı.
İkinci Körfez Savaşı’ndan itibaren coğrafyada istikrarsızlığın, savaşın ve terörün hakim olduğunu belirten Dağ, ” Suriye’de yıllarca yaşandı. Irak’ta yeni birkaç yıldır bir istikrarsızlık süreci var. İran sürekli bir istikrarsızlık içinde. Son birkaç yıldır da özellikle pandemi ve sonrasında da Rusya- Ukrayna Savaşı’nın devreye girmesi öncesinde de Gürcistan’da yaşanan hadiseler. Şimdi de Gazze’de yaşadıklarımız. Herkes biliyor ki bu coğrafya hassas, önemli bir coğrafya. Herkes ve her ülke için kıymetli bir coğrafya. Bütün güçler kendi güçlerini gösterme gereğini bu coğrafya üzerinden yapıyorlar ve biz de tarihi birikimimiz bu coğrafyaya ne kadar kıymet ve önem verdiğimizi ve bu coğrafyada yapacağımız hamleleri tarihi kimliğimize uygun oradan aldığımız referansla hareket ettiğimiz gösteren en önemli unsurlardır. Bizim tarihi kimliğimizde bu coğrafyanın birçok bölgesine hakim iken ortaya çıkartılan savaşlarla o hakimiyetimizin nasıl giderildiğini hangi oyunlarla yapıldığını gayet iyi biliriz. Onun için duygularımız ve aklımız bizi bu noktada rasyonel hareket etmeye her zaman için müsait hale getirmiştir” diye konuştu.
“Hamas’a da İsmail Haniye’ye de amasız bir şekilde destek verdik”
Gazze’de yaşanan olaylara da değinen Dağ, şunları söyledi: “Son bir yıldır Gazze’de yaşananlara baktığımızda birilerinin işin nereye doğru götürmek istediğini gayet iyi bir şekilde biliyoruz. Hepimizi derinden üzen İran’da İsmail Haniye’nin bir suikast sonucu şehit edilmesi gerçekten tarihte not edilecek ve tarihte sadece not edilip kalmayacak bir süreç. Tarihi anlamda konuşulacak bir süreç. Onun da ötesinde bölgedeki istikrarı tesis etmek isteyenlere karşı da çok net ifadesiyle istikrarsız isteyenleri tam arzuladığı nokta. Aynı zamanda da herkesin duruşunu gösteren bir husustur. Hem Gazze olayı başladığından bu yana hem de son olayda bizim parti olarak da şu anda ülkeyi yöneten iktidar olarak da duruşumuz çok açık ve nettir. Mazlumdan, mağdurdan taraf olduk. Hamas’a da İsmail Haniye’ye de amasız bir şekilde destek verdik.”
Dağ, “Bugün burada on binlerce çocuğun ölüm fermanlı imzalayan, bunun talimatını veren ve 57 defa Amerikan Kongresi’ne ayakta alkışlayanları cesaretlendiren Türkiye’de muhalefette de olsa siyasetçilerin olması yüz karasıdır. Gelecek hedefleri için ağabeylerimiz bize bir şey söylemesin, onlara şirin gözükmek için ya da onların piyonluğunu yapmak için onları cesaretlendirecek yapılan açıklamaların tamamı açıkçası bu ülke hassasiyetlerine, bu toprakların hassasiyetine bir kale olduğunun en büyük göstergesidir” ifadelerini kullandı.
]]>(İSTANBUL) – Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve vergi olarak tek kuruş borçlarının kalmadığı açıkladı. İmamoğlu, “İktidardan övgü beklediğimiz yok. Yıllardır devam ettirdikleri ve gerçekten vicdanlara sığmayan suçlamaları yapmaktan vazgeçsinler yeter. Millet bu tarzınızdan usandı. Milletimizi kandırmaktan, manipule etmekten vazgeçsinler yeter” dedi. İmamoğlu, yerel seçim öncesinde Cumhurbaşkanlığı kanalıyla AKP’li 24 ilçe belediyesine 45’er milyon TL’lik seçim yardımı yapıldığını da belgeleriyle açıkladı ve “Bir tek Silivri Belediyesi hariç. Orada MHP vardı. Ortaklarına göndermemişler. Trajikomik” ifadelerini kullandı.
TBB ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçen hafta AKP grup toplantısındaki “Hazine ve Maliye Bakanlığımız, belediyelerin borçlarının kaynağında tahsiline başlayacak. Milletin varlığını değişik yerlerde harcamaya müsaade yok. Öyle 25 kuruşa simit yok” açıklamasıyla gündeme gelen CHP’li belediyelerin SGK’ya olan prim borcu tartışmaları hakkında basın toplantısı düzenledi. İBB’nin Saraçhane’deki ana yerleşkesindeki toplantıda İmamoğlu, “Belediye borçları üzerinden yaratılan tartışmanın gerçek fotoğrafını çekeceğiz” sözleriyle konuşmasına başladı.
“Başarısızlıklarını ifşa ettiler”
“Göreceksiniz ki, yönetme becerisini uzun süre önce kaybeden bu hükümet ve hükümetin başı, beceriksizliklerini CHP’li belediyelere kara çalıp örtmeye çalışırken aslında kendi başarısızlıklarını da bir kez daha ifşa ettiler” diyen İmamoğlu, “Hoş bir süreç işletilmiyor. Muhataplar masada olmadan, tartışmadan, çözüm aramak için değil; cezalandırma tavrı, bizlere çok kötü bir dönemi yaşatmakta. Sadece CHP’li belediyelerin SGK ya da vergi borcu varmış gibi başlatılan tartışma, halkımıza önemli bazı verileri aktarmak için de bize fırsat verdi” ifadelerini kullandı.
“Vatandaşlarımız yalana itibar etmedi”
CHP’li belediyeleri SGK’ya en çok borcu olan belediyeler arasında gösteren Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’a tepki gösteren İmamoğlu, “Unvanında ‘profesör’ titri de olan Bakan Sayın Vedat Işıkhan, bir canlı yayında şöyle dedi, ‘CHP belediyeciliği çöp, çamur, çukur belediyeciliğiydi, şimdi buna bir de borç belediyeciliği eklendi’. Bu çöp, çamur dedikoduları, ‘Haliç kokuyor’ gibi yalanlar geçtiğimiz 5 yıl boyunca ülkemizin Cumhurbaşkanı tarafından da pek çok kez dile getirildi. Vatandaşlarımız ise bu yalanlara itibar etmedi, yanıt vermek için sabırla bekledi. 31 Mart 2024’te de de teşbihte hata olmaz, ‘Osmanlı tokadı’ gibi bir yanıtı seçim sandıklarında iktidar partisine patlattı. Bu demokratik uyarıdan ders çıkarmayı ne yazık ki yine beceremediler” diye konuştu.
“Hangi şirketlerin borcunu saklıyorsunuz”
Işıkhan yönetimindeki SGK’nın mali durumunun fotoğrafını İmamoğlu, şu sözlerle kamuoyu ile paylaştı:
“22 yıldır yönettikleri SGK’nın açığını 3 kat artırdılar. Yasal olarak mecbur oldukları halde 2016 yılından beri SGK’ya borcu olan şirketleri açıklamıyorlar. Hangi şirketlerin borcunu vatandaştan saklıyorsunuz? Kamu kuruluşu belediyeleri her gün açıklıyorsunuz da neden borçlu şirketleri açıklamaktan imtina ediyorsunuz? Nedir bu korku? Tekrar altını çizelim, yasal zorunluluk olduğu halde açıklamıyor. Üstelik yılda 2 kez açıklamak mecbur olduğu halde saklıyorlar. Açık rekoru kıran SGK’ya vatandaşın vergilerinden, sadece 2023 yılında 885 milyar lira aktarılmıştır. Bu rakam neredeyse belediyelerin borcu diye lanse edilen rakamın 10 katıdır. Son 3,5 yılda SGK’ya vergilerimizden aktarılan tutar toplamı 2,3 trilyon liradır. Yani bunu aslında SGK’ya verilen borç gibi düşünün. Kamuya hizmet eden belediyelerin dile getirilen borcu, SGK’ya son 3,5 yılda aktarılan paranın sadece yüzde 4,3’ü. CHP’li belediyeleri borç belediyeciliği ile suçlayan Bakan Bey’in karnesi işte bu kadar bozuktur. Siz önce kötü yönetiminizle batırdığınız SGK’yı düze çıkarın Sayın Bakan. Kendi başarısızlığınızın faturasını belediyelere kesmeye çalışmayın. Bu kadar büyük batığın sahibi iken nasıl oluyorsa her gün ekranlara çıkıp rahat rahat konuşuyorlar, vallahi aklım almıyor. Normalde utanılması gereken bir durum da bile halkın belediyelerini suçluyorlar.”
“Ne borçlar ödedik”
İBB’nin SGK’ya tek kuruş borcu olmadığını vurgulayan İmamoğlu, “Belediyeye bağlı 5 iştirak şirketimizin 1,5 milyar liralık borcu vardır. Bizden önceki borç ise 2021 yılından başlayarak yapılandırmıştır. Yıllara sair ödenmektedir. Bu ülkede borcu olmayan hane, borcu olmayan işletme mi vardır? Ödüyorsan, ödemekte anlaşmışsan bu borç değildir artık. 7 iştirak şirketimizin de 2,3 milyar lira borcu bulunmaktadır. Kuşkusuz bunlar da ödenecektir. Ödüyoruz da. Ne borçlar ödedik” diye konuştu.
” İçişleri Bakanlığı, suç dosyalarını sümen altı ediyor”
İmamoğlu, eski İBB yönetiminin tek bir imar operasyonuyla Fatih Vatan Caddesi’ndeki bir arsa üzerinden özel bir şirketin cebine 106,5 milyon dolar girdiğini söyleyerek “Bu kıyak imzanın getirisi bile İBB’nin bugünkü SGK borcundan 1 milyar lira daha fazladır. Bu usulsüzlük dosyası da diğer 40’a yakın dosya gibi 3 yılı aşkındır İçişleri Bakanlığı’nda sümen altı edilmektedir. Soruşturulmasına bile izin verilmedi. 3 yıl önce verdiğimiz dosyalardaki kamu zararı toplamı 12 milyar liraydı. Bugünün parası ile 40 milyarı buldu. Hala yargıdan kaçırıyorlar” ifadelerini kullandı.
“İsraf belediyeciliğini bitirdik”
“Biz, israf belediyeciliğini bitirdik” diyen İmamoğlu, “Bizim böyle halkın parasının birilerine kıyak çekildiği tek bir dosyamız yoktur. Hamdolsun alnımız ak. Borcumuz varmış… Bizim namusuyla, emeğiyle, kendi kaynağını her tür zorluğa rağmen yaratarak borcunu ödeyen iştiraklerimiz, belediyelerimiz var. 2019 yılındaki seçim öncesinde İGDAŞ’ı yönettikleri dönemde BOTAŞ’a dahi gaz parası ödemediler. 5 yıl öncenin parası ile 1,1 milyar liralık borçlarını da devlete biz ödedik. Bugünün parasıyla yaklaşık 200 milyon dolarlık bir ödemeydi bu. Bugünkü SGK borcumuzun 3 katı yapıyor. Biz ödedik devlete bu parayı. Onlar ödemediler” diye konuştu.
“Millet bu tarzınızdan usandı”
Göreve geldikleri 2019’da toplam 101 milyon 869 bin dolar, bugünün parasıyla 3,5 milyar TL SGK ve vergi borcu devraldıklarını açıklayan İmamoğlu, şunları söyledi:
“Biz, ekonominin alt üst olduğu, pandemi nedeniyle hayatın aylarca durduğu bir dönemde görev yaptık. 6 metro hattını hizmete açıp olağanüstü altyapı yatırımlarını da bu dönemde gerçekleştirdik. 12 iştirak şirketimiz, Türkiye’nin en büyük 500 şirketi listesine girdi. İktidardan övgü beklediğimiz yok. Yıllardır devam ettirdikleri ve gerçekten vicdanlara sığmayan suçlamaları yapmaktan vazgeçsinler yeter. Millet bu tarzınızdan usandı. Milletimizi kandırmaktan, manipule etmekten vazgeçsinler yeter. İşinize odaklanın kardeşim. Yapmanız gerekenleri yapın. Mesela bir tanesini hatırlatayım. 14 ay önce Cumhurbaşkanlığı seçiminde bu millete söz verdiniz. Mülakatı kaldırın. Bunu yapmak için para lazım değil, işçi lazım değil, araç lazım değil. Sadece Cumhurbaşkanı bir imza atacak, mülakat kalkacak. 14 aydır bu sözü bile tutmama sebebiniz nedir? Hangi kötü alışkanlığınızdan vazgeçemiyorsunuz? Neden hala KPSS’de büyük başarı kazanan gençler mülakatta eleniyor? Siz bunun izahını yapın önce.”
“TBB olarak çözüm paketi hazırlıyoruz”
Parti ayrımı yapmaksızın söz konusu borçların uzlaşı içinde ödenmesi için çalışılması gerektiğine vurgu yapan İmamoğlu, “İcra göndererek değil, Cumhurbaşkanı dedi diye kraldan çok kralcılık yaparak değil. Bu borçların ödenmesi konusunda da belediye başkanı arkadaşlarımla çalışıyoruz. TBB çatısı altında çözüm önerilerimizden oluşan paketi en kısa zamanda ilgili makamlara sunacağız. Kimsenin hamasi gündem maddeleriyle halkın gerçek sorunlarını perdelemesine müsaade etmeyeceğiz. Yapıcı öneri paketimizi de çok yakında ilgili makamlara göndereceğiz” dedi. Işıkhan yönetimindeki SGK’nın mali durumuna anlatan İmamoğlu, “22 yıldır yönettikleri SGK’nın açığını 3 kat artırdılar. Yasal olarak mecbur oldukları halde 2016 yılından beri SGK’ya borcu olan şirketleri açıklamıyorlar. Hangi şirketlerin borcunu hangi ayrıcalıklarından dolayı saklıyorsunuz? Kamu kuruluşu belediyeleri her gün açıklıyorsunuz da neden borçlu şirketleri açıklamaktan imtina ediyorsunuz? Nedir bu korku? Üstelik yılda 2 kez açıklamak mecbur olduğu halde saklıyorlar” bilgilerini paylaştı.
Açık rekoru kıran SGK’ya vatandaşın vergilerinden sadece 2023 yılında 885 milyar lira aktarıldığını belirten İmamoğlu, “Bu rakam neredeyse üstüne üşüştükleri belediyelerin borcu diye lanse edilen rakamın 10 katıdır” diye konuştu.
“Başarısızlığınızın faturasını belediyelere kesmeye çalışmayın”
“Son 3,5 yılda SGK’ya vergilerimizden aktarılan tutar toplamı 2,3 trilyon liradır” bilgisini paylaşan İmamoğlu, “Yani bunu aslında SGK’ya verilen borç gibi düşünün. Kamuya hizmet eden belediyelerin dile getirilen borcu, SGK’ya son 3,5 yılda aktarılan paranın sadece yüzde 4,3’ü. CHP’li belediyeleri borç belediyeciliği ile suçlayan Bakan Bey’in karnesi işte bu kadar bozuktur ve sefil durumdadır. Siz önce kötü yönetiminizle batırdığınız SGK’yı düze çıkarın Sayın Bakan. Kendi başarısızlığınızın faturasını belediyelere kesmeye çalışmayın. AK Partili, CHP’li ve diğer partili belediyelerden çıkarmayın. Bu kadar büyük batığın sahibi iken nasıl oluyorsa her gün ekranlara çıkıp rahat rahat konuşuyorlar, vallahi aklım almıyor. Normalde utanılması gereken bir durumda bile halkın belediyelerini suçluyorlar” diye konuştu.
“Türkiye de SGK gibi kötü yönetiliyor”
“SGK batık da Türkiye’nin durumu iyi mi” diye soran İmamoğlu, özetle şunları söyledi:
“Maalesef Türkiye de tıpkı SGK gibi çok kötü yönetiliyor. Ekonomist olduğunu dile getiren Sayın Cumhurbaşkanı, birkaç yıl önce ekonomi biliminin aksine bazı kararlar aldı. Bu kararlar sırasında çok sayıda Ekonomi Bakanı, Merkez Bankası Başkanı görevlerinden alındı. Faizlerle deney yapan Sayın Cumhurbaşkanı, günün sonunda hem sebep dediği faizi hem de sonuç olarak gördüğü enflasyonu patlatmayı başardı. Savaştaki Rusya’nın yıllık enflasyonu Türkiye’nin aylık enflasyonundan daha az. Arjantin ve Suriye’den sonra Türkiye, dünyada enflasyon oranı en yüksek 3’üncü ülke oldu. Bu ülkede çalışanların neredeyse yüzde 50’si asgari ücret civarında bir ücretle çalışırken bu enflasyon altında bırakın kira ödemeyi, yemek yemeyi, nefes alamaz hale geldiler.
Kur Korumalı Mevduat’ın faturasını sordu
Enflasyon, faiz ve döviz kontrolden çıkınca dövize endeksli mevduat yaratıldı, adına ‘Kur Korumalı Mevduat’ denildi. İnanılmaz bir gelir transferi yaratıldı. Zaten zengin olan daha da zengin oldu. Bundan 2 ay önce 4 Haziran 2024’de Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda ‘Kur Korumalı Mevduat’tan kaynaklı Merkez Bankası zararı 833 milyar liradır’ dedi. Siz bana borç soruyorsunuz, ben size bunu soruyorum. Bakın, birisi aklına aniden gelen bir şeyi denedi, bu ülkenin sadece Merkez Bankası’nın 833 milyar lirası yok oldu. Bu deneyin faturası, dile getirdikleri belediye borcunun neredeyse 10 katı. Belediyeler borçluymuş… Dönün önce bu memleketin sırtına bindirdiğiniz yüke, kendi borcunuza bakın. Yarattığınız ekonomide devlet de millet de borçlanmadan yaşayamıyor. Bugün Hazine borçlanma oranı yüzde 100’ün üzerinde. Borç stoku katlanarak büyüdü. 2018 başında 892 milyar TL olan kamu borç stoku 2024 Haziran itibarıyla 7,9 trilyon TL’ye fırladı. Borcumuz, tam 9 kat arttı.
Yandaş medyaya aktarılan paralar…
Size kontrolünü, aklını yitirmiş bir kamu harcaması örneği vereyim. Bir reklam harcaması anlatacağım size ama buradaki medya kuruluşlarının hemen hepsi bu reklam harcamasından tek kuruş elde etmemiştir. Çünkü kamu bankalarının sadece hangi medya gruplarına reklam verdiği belli. Şimdi vereceğim rakamlar, Ziraat Bankası ve Halk Bankası’nın 2023 faaliyet raporundan alınmıştır. Türkiye Halk Bankası ve Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, kamu bankalarıdır. Bu bankaların kazançları arttığında daha fazla vergi öderler ve her yıl kar üzerinden Hazine’ye aktarılacak iştirak kazancı artar. Kamu bankalarının kazancındaki azalma durumunda ise bütçe gelirlerini olumsuz etkiler. Aslında kamu bankalarında yapılan her yanlış veya gereksiz harcama nedeniyle bütçeye girecek para azalır. Kamu kaynağı çarçur edilmiş olur. Son 3 yılda sadece iki kamu bankasından ödenen ilan-reklam harcaması 5 milyar 784 milyon liradır. Oysa aynı 2 bankanın 2024 yılındaki ilk 6 aydaki zararı 42 milyar liradır. Bu 42 milyar vatandaşın vergilerinden yani Hazine’den bu bankalara ödenmiştir. 6 ayda 42 milyar zarar eden devlet kuruluşları neden yaklaşık 6 milyar liralık reklam harcaması yapmıştır? Bu reklam harcamalarına sayın Maliye Bakanı neden göz yummaktadır?
“Gündeme bizim getirilmemiz fırsatçılıktır”
Öğretmenler odasındaki elektrikli çaydanlığı tasarruf diye kaldıranlar, kamu bankalarının reklam harcamalarına neden sessizdir? Biz bu sorunun cevabını biliyoruz. Yönetimin esası israf olmuş. Biz israfı kesip, devraldığımız borçlar, azalan kaynaklarla halkımıza iyi yönetim getirmeye çalışırken gündeme bizim getirilmemiz fırsatçılıktır, haksızlıktır, halka hizmeti siyasete alet etmektir. Halka hizmet edilmesini engellemeye çalışmaktır. Söz veriyorum, buna izin vermeyeceğiz. AK Partili, CHP’li, MHP’li bütün belediyelerin hakkını savunacağız. Emekli maaşlarının ödenebilmesi için belediye borçlarının ödenmesi gerekiyormuş. Hadi oradan. Emekli vatandaşlarımız dahil bu ülkenin emekçilerinin, çalışanlarının daha iyi yaşayabilmesi için bu ülkenin daha iyi yönetilebilmesi gerekiyor. Kendi sorumluluğunuzu bize yüklemeyin. Kıstığınız kaynaklarla, bıraktığınız borçlarla, israfı önleyerek belediyeleri yönettik biz. Yönetmeye de devam edeceğiz. Slogan atmayı, algı yaratma çabalarını bir kenara bırakın. Millet sizden icraat bekliyor. İcraata odaklanın. Sloganla bu ülkeye bahar gelmez.”
“Bütün belediyeler Cumhurbaşkanlığı’ndan yardım talep etsin”
Hayata geçirdikleri halkçı belediyecilik uygulamalarından da örnek veren İmamoğlu, AKP’li belediyelere seçim öncesinde Cumhurbaşkanlığı üzerinden yapılan yardımlardan örnekler verdiği açıklamasında ilk kez şu bilgileri paylaştı:
“5 Ocak 2024 günü Çekmeköy Belediyesi, Cumhurbaşkanlığı’ndan 45 milyon lira yardım talebinde bulunuyor. Benim aklıma gelmez Cumhurbaşkanlığı’ndan yardım istemek. Biz, Cumhurbaşkanlığı’ndan ancak metro yapmak için bir imza isteriz. Seçimden hemen önce gönderiliyor bu para. Bu para gönderildiğinde Çekmeköy Belediyesi’nin sigorta ve vergi borcu yaklaşık 100 milyon lira. Devlete borcu varken yine devletten üstelik de geri ödemesiz 45 milyon lira niye ödeniyor? Aynı şekilde Ocak 2024’te yine hemen seçimden önce Beyoğlu Belediyesi’ne de 45 milyon lira gönderildi. 2022 Aralık ayı ile Ocak 2024 arasındaki 13 aylık sürede Cumhurbaşkanlığı’nın Beyoğlu Belediyesi’ne yolladığı hibe, 70 milyon lira. O esnada Beyoğlu Belediyesi’nin kamu kurumlarına borcu 198 milyon lira. Benim aklıma gelmez yardım istemek. Türkiye’deki bütün belediyeler pazartesi günü Cumhurbaşkanlığı’na yazı yazıp yardım talep etsin o zaman. SGK borcunuz kadar yardım isteyin, onlar gibi yapmayın, gelen yardımla da SGK borcunuzu ödeyin. Geleceğine de inanıyorum. Sadece Çekmeköy, Beyoğlu değil; İstanbul’daki AK Partili tüm belediyelere seçimde harcanmak üzere aynı tarihlerde 45 milyon lira hibe gönderilmiş. Bir tek Silivri Belediyesi hariç. Biliyorsunuz, orada MHP vardı. Ortaklarına göndermemişler. Trajikomik. Güldüğüme bakmayın, içim acıyor. 24 ilçe belediyesine seçim için 1 milyar 80 milyon lira para göndermiş Cumhurbaşkanlığı. Bir o kadar da İBB Başkan adaylarına göndermişlerdir, şimdiki Bakana. Seçimi kaybetmemiş, Bakan yaptılar. Seçimi o kaybetmediyse kim kaybetti, siz söyleyin. Dilinize doladığınız iştirak borcumuz işte bu kadar zaten. Bu anlattığım işlemlerdeki, halka hizmet değil; partime hizmet, şahsıma hizmet mantığını görüyor musunuz? Biz işte buna karşıyız. Biz partisine bakmadan halka hizmet etmeye talibiz.”
]]>
AK Parti Karabük İl Başkanlığı Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı, Vali Nafiz Kayalı Gençlik Merkezi’nde yapıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan toplantıya AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ, AK Parti Karabük milletvekilleri Cem Şahin, Ali Keskinkılıç, belediye başkanları, parti teşkilatı ve vatandaşlar katıldı.
Toplantının açılışında konuşan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ, “Önümüze çıkan takoz politikalara rağmen inandığımız yolda ilerlemekte bir gün bile tereddüt etmedik. Ülkemizin büyümesini, milletimizin huzurunu çekemeyenlere karşı yıllarca hem içeride hem dışarıda mücadele ettik. Bugün de her alanıyla gelişen ve büyüyen Türkiye’de Türkiye Yüzyılı hedeflerini gerçekleştirmek için canla başla çalışmaya devam edeceğiz” dedi.
“Bir süredir coğrafyamızda zor dönemler yaşıyoruz, zor bir süreçten geçiyoruz” diyen Dağ, “Sadece şöyle baktığımızda istikrar adası diye ifade edebileceğimiz Anadolu coğrafyası, Türkiye coğrafyası huzur bozulmasının dışında kalan bir coğrafyadır. Bunda da Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliği, AK Parti’nin kesintisiz bugüne kadar tek başına iktidar olmasının çok büyük etkisi var” ifadelerini kullandı.
İkinci Körfez Savaşı’ndan itibaren coğrafyada istikrarsızlığın, savaşın ve terörün hakim olduğunu belirten Dağ, “Suriye’de yıllarca yaşandı. Irak’ta yeni birkaç yıldır bir istikrarsızlık süreci var. İran sürekli bir istikrarsızlık içinde. Son birkaç yıldır da özellikle pandemi ve sonrasında da Rusya-Ukrayna Savaşı’nın devreye girmesi öncesinde de Gürcistan’da yaşanan hadiseler. Şimdi de Gazze’de yaşadıklarımız. Herkes biliyor ki bu coğrafya hassas, önemli bir coğrafya. Herkes ve her ülke için kıymetli bir coğrafya. Bütün güçler kendi güçlerini gösterme gereğini bu coğrafya üzerinden yapıyorlar ve biz de tarihi birikimimiz bu coğrafyaya ne kadar kıymet ve önem verdiğimizi ve bu coğrafyada yapacağımız hamleleri tarihi kimliğimize uygun oradan aldığımız referansla hareket ettiğimiz gösteren en önemli unsurlardır. Bizim tarihi kimliğimizde bu coğrafyanın birçok bölgesine hakim iken ortaya çıkartılan savaşlarla o hakimiyetimizin nasıl giderildiğini hangi oyunlarla yapıldığını gayet iyi biliriz. Onun için duygularımız ve aklımız bizi bu noktada rasyonel hareket etmeye her zaman için müsait hale getirmiştir” diye konuştu.
“Hamas’a da İsmail Haniye’ye de amasız bir şekilde destek verdik”
Gazze’de yaşanan olaylara da değinen Dağ, şunları söyledi: “Son bir yıldır Gazze’de yaşananlara baktığımızda birilerinin işin nereye doğru götürmek istediğini gayet iyi bir şekilde biliyoruz. Hepimizi derinden üzen İran’da İsmail Haniye’nin bir suikast sonucu şehit edilmesi gerçekten tarihte not edilecek ve tarihte sadece not edilip kalmayacak bir süreç. Tarihi anlamda konuşulacak bir süreç. Onun da ötesinde bölgedeki istikrarı tesis etmek isteyenlere karşı da çok net ifadesiyle istikrarsız isteyenleri tam arzuladığı nokta. Aynı zamanda da herkesin duruşunu gösteren bir husustur. Hem Gazze olayı başladığından bu yana hem de son olayda bizim parti olarak da şu anda ülkeyi yöneten iktidar olarak da duruşumuz çok açık ve nettir. Mazlumdan, mağdurdan taraf olduk. Hamas’a da İsmail Haniye’ye de amasız bir şekilde destek verdik.”
Dağ, “Bugün burada on binlerce çocuğun ölüm fermanlı imzalayan, bunun talimatını veren ve 57 defa Amerikan Kongresi’ne ayakta alkışlayanları cesaretlendiren Türkiye’de muhalefette de olsa siyasetçilerin olması yüz karasıdır. Gelecek hedefleri için ağabeylerimiz bize bir şey söylemesin, onlara şirin gözükmek için ya da onların piyonluğunu yapmak için onları cesaretlendirecek yapılan açıklamaların tamamı açıkçası bu ülke hassasiyetlerine, bu toprakların hassasiyetine bir kale olduğunun en büyük göstergesidir” ifadelerini kullandı. – KARABÜK
]]>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, AK Parti Trabzon İl Danışma Meclisi Toplantısı’na katıldı. Trabzon’da bir otelde düzenlenen toplantıya Bakan Uraloğlu’nun yanı sıra AK Parti Trabzon Milletvekilleri, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, AK Parti Trabzon İl Başkanı Dr. Sezgin Mumcu ve çok sayıda partili katıldı. Toplantıda bir konuşma yapan Bakan Uraloğlu, Gazze’deki mazlum Filistin halkına yapılan zulmün herkesi derinden yaraladığını belirterek, “Bizler Anadolu’nun kapılarını açan Sultan Alpaslan’a kadar uzanan kutlu bir davaya sahip çıkıyoruz. Zulme uğrayan milletlerin, Gazze’nin, Filistin’in, Doğu Türkistan’ın sesi oluyoruz. Ay yıldızlı bayrağımız sadece bizim bayrağımız değil, dünyanın dört bir köşesindeki mazlumların bayrağıdır. Bu vesileyle İsrail’in çoğu bebek, çocuk ve masum sivillerden oluşan binlerce Filistinli kardeşimizi şehit ederek Gazze’de gerçekleştirdiği insanlık dışı saldırıları bir kez daha nefretle kınıyorum. 3 gün önce şehit olan Hamas lideri İsmail Haniye’ye Allah’tan rahmet diliyor, Filistin’deki zulmün bir an evvel sona ermesini rabbimden niyaz ediyorum. Yıllardır devam eden ve 7 Ekim’de katliama dönüşen saldırılar sonunda Gazze’deki mazlum Filistin halkına yapılan zulüm hepimizi derinden yaralamaktadır. Bakmaya dayanmayacak seviyelerde bir vahşet yaşanıyor. İnsanlığa bu kadar mı düşmansınız? Kalbinizde merhametin zerresi de mi yok? Masum bebeklerin, masum sivillerin yakılarak öldürülmesini hiçbir inanç, hiçbir ideoloji meşru görmez, gösteremez. Cumhurbaşkanımızın geçen gün de belirttiği gibi kalıcı barışa giden yolun açılması için Türkiye üzerine düşen ne varsa yapmaya hazırdır. Cumhurbaşkanımızla birlikteyiz ve biz kimsenin tehditlerine boyun eğmeyiz. Bu da böyle bilinsin” dedi.
TÜRKSAT 6A’nın yıl sonuna doğru kalıcı yörüngesine ulaşarak hizmete başlayacağını dile getiren Bakan Uraloğlu, “Ülkemizin ilk yerli ve milli haberleşme uydusu olan TÜRKSAT 6A’yı başarıyla fırlattık. Test süreci devam ediyor. İnşallah yıl sonuna doğru da kalıcı yörüngesine ulaşarak hizmete başlayacak” şeklinde konuştu.
“Yeni Zigana Tünelimizden 2 milyon 200 bin üstünde araç geçti”
Trabzon’a yapılan yatırımlardan bahseden Bakan Uraloğlu, “Tüm ülkemizde olduğu gibi Trabzon’umuzu da dev yatırımlar ile dört baştan imar etmeye devam ediyoruz. Son 22 yılda Trabzon’un ulaşım ve iletişim altyapısına yaklaşık 147,5 milyar lira yatırım gerçekleştirdik. Trabzon’un 2003’te 56 kilometre olan bölünmüş yolunu 242 kilometreye çıkardık. Karadeniz Sahil Yolunu tamamladık. Yılan hikayesine dönen Tanjant Yolu’nu da yine biz tamamladık. Zigana tüneli ile iki asra yakın bir süredir yapım, iyileştirme çalışmasının yürütüldüğü güzergaha adeta bir mühür vurduk. Trabzon’u Gümüşhane üzerinden Bayburt, Aşkale ve Erzurum’a bağlayan 14,5 km uzunluğunda Yeni Zigana Tüneli’ni çift tüplü olarak inşa ettik. Açıldığı günden bu yana Yeni Zigana Tünelimizden 2 milyon 200 bin üstünde araç geçti. Zigana Tüneli Trabzon’u, Karadeniz’i sadece Gümüşhane’ye, Bayburt’a veya Erzurum’a bağlamıyor. Bütün doğu ve Güneydoğu’ya bağlıyor. Kanuni Bulvarı; Hiç şüphesiz Trabzon şehir içi trafiğinde yaşanan yoğunluğun çözümünü doğrudan ilgilendiren bir projemiz. Hamdolsun bu projemizin de sonuna doğru geliyoruz. Diğer önemli karayolu projemiz de Güney Çevre Yolu projemiz. Yapımına başladığımız 16,5 kilometre uzunluğundaki 1. kesim Akçakale’den ayrılıp, mevcut sahil yolunun güneyinden geçerek Sera Gölü Kavşağı’nda son buluyor. Başladığımız hiçbir projeyi yarım bırakmadık. Güney Çevre Yolu’nu da inşallah biz bitireceğiz” diye konuştu.
“Trabzon’umuza 56 istasyon içeren kent içi raylı sistemi kazandıracağız”
500 bin insanı hizmet edecek kent içi raylı sistemi ile ilgili çalışmaların sürdüğünü vurgulayan Bakan Uraloğlu, “Trabzon’umuza, Akçaabat’tan Yomra merkeze ulaşan Şehir Hastanesi, Akyazı Stadyumu, Meydan, Üniversite, otogar ve Havalimanı gibi 56 istasyon içeren kent içi raylı sistemi kazandıracağız. Yaklaşık 32 km olan proje genel itibariyle 824 bin kişinin yaşadığı şehrimizde özellikle Akçaabat, Yomra ve Ortahisar hattında 500 bin insanımıza hizmet edecek. Özellikle yaz aylarında turizmin artması ile yoğunlaşan trafik rahatlamış olacak. Çalışmaları devam eden uygulama projelerinin tamamlanmasının ardından da en kısa sürede ihale edecek ve yapım çalışmalarına başlayacağız. Bu arada Kırıkkale – Çorum arası hızlı tren yapım ihalesini de Ağustos ayı içerisinde gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Yıl sonuna doğru ya da gelecek senenin başında da Çorum ile Samsun arasının ihalesini gerçekleştireceğiz. Bir taraftan da Samsun’dan Sarp’a sahilden demiryolu götürebilmeyle ilgili proje çalışmalarını başlattık. Bu ne kadar zor olsa da Doğu Karadeniz’de yoğunluklu olarak yerleşim de sahilde olduğu için yük taşırken bir yandan da yolcu taşımacılığı açısından doğru bir planlama yapıyoruz” ifadelerini kullandı.
“Trabzon Havalimanı 2024 yılının ilk 6 ayında 11 bin 360 uçak trafiğiyle 1,5 milyondan fazla yolcu ağırladı”
Trabzon için yatırım programına alınan yeni bir havalimanı projesi olduğuna dikkat çeken Bakan Uraloğlu, “Trabzon Havalimanımızda ülkemizin en yoğun havalimanlarından biri biliyorsunuz. 2023 yılında iç ve dış hatlarda yaklaşık 3,5 milyon yolcuya hizmet sunarak ülkemiz havalimanları arasında 9. sırada yer aldı. Bu yıl ilk 6 ayında iç ve dış hatlarda 11 bin 360 uçak trafiğiyle 1,5 milyondan fazla yolcu ağırladı. Sürekli artan yolcu sayısı doğrultusunda da mevcut Havalimanını genişletmek ve Trabzon’a yeni bir havalimanı kazandırmak için çalışmalara da başladık. Özellikle yeni dış hatlar gelen yolcu terminali ve CIP binasının aciliyeti vardı. Dış hatlar terminal binasındaki çalışmalarımızı bitirdik, bağlantı yolunu yapıyoruz. İnşallah, Ağustos ayı içerisinde açacağız. CIP binasını da Türk Hava Yolları kendi konseptine göre iç düzenlemeler yaptı ve tamamladı. O da önümüzdeki günlerde açılacak. Bildiğiniz üzere Trabzon için yatırım programına da aldığımız yeni bir havalimanı projemiz var. Çünkü Trabzon Havalimanının pist uzunluğu 2 bin 650 metre artık sürekli gelişen ve büyüyen Trabzon için yeterli değil. Bu nedenle mevcut yerinden biraz daha kuzeye yeni bir havalimanı inşa edeceğiz. Neden daha doğuya kaydıramıyoruz ya da batıya diyebilirsiniz. Biz coğrafyanın emrettiği ve mühendisliğin de müsaade ettiği imkanlar doğrultusunda çalışıyoruz. Projenin kesinleşmesinin ardından yapım ihalesini de önümüzdeki süreçte başlatacağız” ifadelerini kullandı.
31 Mart seçimlerini değerlendiren Bakan Uraloğlu, “Bazen dizlerimizi birazcık kırarsınız. Birazcık alçaltırsınız. Birileri sizin diz çöktüğünüzü zanneder. Halbuki siz daha yukarıya doğru zıplamak için bunu yapmışsınızdır. 31 Mart’ı ben tam böyle benzetiyorum” dedi. – TRABZON
]]>Yumaklı, Turgutlu ilçesinde Tarkim Bitki Koruma Sanayi ve Ticaret A.Ş’nin Bitki Koruma Ürünleri Üretim Tesisleri Temel Atma Töreninde yaptığı konuşmada, tarım sektörü olarak cumhuriyet tarihinin rekorlarını peş peşe kırdıklarını, 2022 yılında 129 milyon ton olan bitkisel üretimin 2023 yılı sonunda 139 milyon tona ulaştığını belirtti.
Türkiye’nin bitkisel üretimde 12. sıraya, sebze üretiminde 6. sıraya, meyve üretiminde 4. sıraya yüklemesinde yatırımların önemli olduğunu vurgulayan Yumaklı, “Fındık, kiraz, incir, kayısı, ayva gibi ürünlerde üretimde dünyada 1. sıradayız. Kavun, karpuz, zeytin, mandalina ve elma gibi bazı ürünlerde 2. sıradayız. Antep fıstığı, çilek, nohut, domates gibi ürünlerde de 3. sıradayız. Bunun toplamına baktığımız zaman 69 milyar dolarlık bir tarımsal hasılaya ulaştığımızı görüyoruz ki bu rakam da bizi Avrupa’da 1. sıraya dünyada ise ilk 10 içerisine taşımış durumda.” dedi.
Yumaklı, iklim ve konjoktürel değişiklikler gibi bazı hususların sektörün daha dayanıklı hale getirme zorunluğunu ortaya koyduğunu ifade ederek, “Tarımsal üretimi doğal şartlarda yaptığımız için elbette birçok risk faktörüyle karşı karşıyayız. Bunlardan birisi de bugün tesislerin temel atma töreninde beraber olduğumuz zararlılara karşı mücadelede, bitki koruma ürünleri. Hakikaten son 2 yılda çok ciddi bir biçimde artan zararlıların bizim tarımsal üretimimize eğer kontrol etmezsek ve yönetmezsek ciddi bir zarar, hasar vereceği ortada. Dolayısıyla çiftçimizin alın terini koruma anlamında bizlerin çok önemli bir görevi ve yükümlülüğü var.” diye konuştu.
Denetimler
Bitki koruma ürünlerinin satışında ya da reçete yazımında görev alacak olan kişilerin eğitim, sınav, denetim ve standartlarının oluşturulması konusuna önem verdiklerini kaydeden Yumaklı, şöyle devam etti:
“Bugüne kadar 223 aktif maddeyi insan, hayvan ve çevre sağlığına olumsuz etkileri sebebiyle engelledik, yasakladık. Yine bu hafta içerisinde de bir aktif maddenin daha yasaklanması işlemini gerçekleştirdik. Ayrıca yıl boyunca rutin denetimler var. 3 hafta boyunca eş zamanlı olarak bitki koruma ürünleri, bayi ve toptancılara da denetim gerçekleştirdik. Kurumsal olarak bütün kurallara uymuş olan üretimlerle alakalı herhangi bir sözümüz yok. Sadece bunların kullanım aşamasındaki hususlarını denetliyoruz. Ancak merdiven altı diye tabir ettiğimiz üretimlerin kullanılmasına toleransımız yok. Çiftçilerimizden, üreticilerimizden kurumsal olmayan, tescili yapılmamış, neye etki edildiği standartlarla belirlenmemiş hiçbir ürünü kullanmamalarını istirham ediyorum. Bugüne kadar bu ürünlerle ilgili çok önemli olan satış yerleriyle ilgili denetimler yapıldı. Geçtiğimiz 3 haftada 6 bin 413 bitki, koruma, ürün satış iş yeri denetlendi ve bunların içerisinde 179’una gerekli yaptırım uygulandı. Bundan sonra da bu denetimlerimiz devam edecek.”
Katz’ın paylaşımı
İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz’ın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan paylaşımına değinen Yumaklı, şunları kaydetti:
“Ellerine kan bulaşmış, 40 binin üzerinde masumun öldürülmesi, şehit edilmesi kararını vermiş bir katiller sürüsünün üyesi, birkaç gündür Sayın Cumhurbaşkanı’mıza hiçbir şekilde tasvip edemeyeceğimiz ve lanetlediğimiz bazı ithamlarda bulunuyor. Bu sözlerini aynen ve misliyle kendisine iade ediyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nin her bir ferdi, masumların ve mazlumların güçlü sesi olan Cumhurbaşkanı’mızın yanında bir demir gibi dimdik ve onunla birliktedir. Bu katiller ordusunun masumlara karşı artık vahşi uygulamalarını lanetliyorum. Sayın Cumhurbaşkanımıza ve onun nezdinde bu ülkeye yapılan bütün ithamları da aynen ve misliyle de kendisine iade ediyorum.”
Tarım Kredi Genel Müdürü Hüseyin Aydın ise gübre, yem, mazotta güçlü ve iyi bir oyuncu olduklarını ancak ilaç ve tohum gibi bazı sektörlerde sınırlı kaldıklarını belirterek, “Buralardaki paylarımızı yüzde 10 seviyesine çıkarmak istiyoruz. Tarkim, bu doğrultuda yaptığımız bir yatırım.” dedi.
Törene Manisa Valisi Enver Ünlü, AK Parti Manisa Milletvekili Tamer Akkal, AK Parti İl Başkanı Salih Hızlı, MHP İl Başkanı Cüneyt Tosuner de katıldı.
]]>“ÖNCE SGK’YI DÜZE ÇIKARIN”
SGK’nın 2023 yılında 885 milyar açık verdiğini ifade eden İmamoğlu, “Vatandaşın vergilerinden aktardılar. CHP’li belediyelerin üstüne gitmek için söyledikleri paranın 10 katı bakın. CHP’li belediyeleri borç belediyesi diye suçlayan bakan beyin karnesi sefil durumdadır. Siz önce kötü yönetimle batırdığınız SGK’yı düze çıkarın. SGK batık yahu, siz kendi başarısızlığınızla yaptınız” şeklinde konuştu.
“45 MİLYON LİRA YARDIM TALEP EDİYORLAR”
Açıklamasının devamında seçimden önce Çekmeköy Belediyesi’nin Cumhurbaşkanlığından 45 milyon lira yardım talep ettiğini ve bu paranın da sorgusuz sualsiz gönderildiğini belirten İmamoğlu, şu ifadelere yer verdi: “Burayı can kulağı ile dinleyin. Hayatımda böyle bir şeye ben rastlamadım açıkçası aklıma bile gelmezdi. Bunu da yapabilirler diye aklıma bile gelmezdi. Bakın 5 Ocak 2024 günü Çekmeköy Beldiyesi, Cumhurbaşkanlığından 45 milyon lira yardım talep ediyor. Bak sen! Benim aklıma gelmez cumhurbaşkanlığına 45 milyon lira bana yardım et diye yazı yazmak. Biz ancak Cumhurbaşkanlığına kapıda bekleyen kredimizin bir tane imzası var onu atsa şu şehrin kasasına 10-12 yıl ödemeli 100 milyonlarca liralık krediler girecek. Bizim aklımıza ancak o yazı gelir. Yazı yazıyor; Çekmeköy Belediyesi ve 5 Şubat 2024 tarihli belgede görüyoruz ki Cumhurbaşkanlığı ‘şak’ diye bu 45 milyon lirayı İstanbul Çekmeköy Belediyesi’ne göndermiş! Hem de seçimden önce gönderiliyor bu…
“O PARAYI NİYE GÖNDERİYORSUN, NİYE ÖDÜYORSUN?”
Peki bu para 45 milyon lira Çekmeköy’e gönderildiğinde Çekmeköy Belediyesi’nin sigorta ve vergi borcu ne kadardı; 100 milyon lira… Devlete borcu varken yine devletten hem de geri ödemesiz. Milletin parası ya! Geri ödemesiz 45 milyon lirayı niye gönderiyorsun, niye ödüyorsun. Şimdi diyecekseniz ki ‘ne kadar yüksek tonda anlattın Ekrem İmamoğlu ya!’ 45 milyon lira işte Allah’ın insanı bir tane Çekmeköy Belediyesi’ne yollamış niye bu kadar yüksek tonda tepki veriyorsun.
“BENİM AKLIMIN UCUNDAN GEÇMEZ”
Bitmedi ki… Aynı şekilde Ocak 2024’te yine hemen seçimden önce Beyoğlu Belediyesi’ne de 45 milyon lira gönderildi. 2022 Aralık ayı ile Ocak 2024 arasındaki 13 aylık süreçte Beyoğlu Belediyesi’ne gönderilen toplam hibe para 70 milyon lira benim aklımın ucundan geçmez. Cumhurbaşkanlığından para istemek.
“CUMHURBAŞKANLIĞINDAN PARA İSTEYİN”
Ben buradan Türkiye’deki tüm belediyelere tavsiyede bulunmak istiyorum. Aklınızdan gelen rakamı yazın Cumhurbaşkanlığından para isteyin bakalım kaçınıza yollayacak. Türkiye’deki bütün belediyeler yerel yönetimler lütfen cumhurbaşkanlığına yazı yazın pazartesinden tezi yok para talep edin! Hatta her birinize tavsiyem SGK borcunuz kadar para talep edin. Hatta tavsiyem şu onlar gibi yapmayın gelen para ile de SGK borcunuzu ödeyin! Bak geleceğine de inanıyorum hee! Peki niye bu kadar yüksek tonda anlatıyorum altı üstü bir Çekmeköy bir de Beyoğlu…
“24’ÜNE YOLLADILAR, 1 BELEDİYEYE YOLLAMADILAR”
Bitti mi bitmedi… Bu arada Beyoğlu Belediyesi’nin o dönem kamu borçlarına tam 198 milyon lira borcu var. Yani SGK ve vergi borçları. Gördük ki mesele Çekmeköy ve Beyoğlu değil. İstanbul’daki AK Partili tüm belediyelere seçimde harcanmak üzere seçimden hemen önce aynı tarihte 45’er milyon lira hibe para göndermiş. Burada bile vicdan.. Ya bunlarda hiç vicdan bile yok. 1 belediyeye yollamamışlar sadece 25 belediyeleri vardı 24’üne yolladılar 1 belediyeye yollamadılar. Niye biliyor musunuz MHP’li oldukları için Silivri Belediyesi’ne yollamadılar. Ortaklarına bile yollamadılar böyle bir ortaklık olur mu?
“İÇİM YANIYOR”
Bunlar eşit vermeyi bile çok görmüşler. MHP’li Silivri Belediyesi’ne… Ortaklarına göndermemişler. Güldüğüme bakmayın içim yanıyor. 24 ilçe belediyesine seçim için 1 milyar 80 milyon lira para göndermiş seçim için cumhurbaşkanlığı… Bu milletin cumhurbaşkanı İstanbul’daki 24 AK Partili belediyeye muhtemelen bir o kadar da İBB başkan adayına gönderdiler. Şimdiki sayın bakana… Belli ki seçimi kaybeden o değilmiş ki tekrar bakan olarak da atandı. Diline doladığını iştirak borcumuz da işte bu kadar. Halka hizmet bunların defterinden silinmiş parti devleti mantığını görüyorsunuz biz işte buna karşıyız. Partizanlığın zerresini yapan bir arkadaşım olsa onun karşısında duracağımı milletim önünde söz veriyorum.”
]]>Erzurumlu sanatçı Hüseyin Altın’ın adını taşıyan bilgi evinin açılışına merhum sanatçının kızı Hilal Altın da katıldı.
Erzurum Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Zafer Aynalı, Köşk Mahallesi’nde gerçekleştirilen açılışta yaptığı konuşmada, “Köşk Mahallemizde içerisinde 250 metrekare kapalı alanda iki katlı, içerisinde eğitim salonları, kurs salonları ve birçok sosyal donatı alanı olan bilgi evimizi inşa ettik. Bu güzel yatırıma kıymetli Erzurumlu hemşehrimiz Hüseyin Altın abimizin adını verdik, onun da adını burada yaşatacağız” dedi.
Hüseyin Altın’ın kızı sanatçı Hilal Altın da, “Bu güzel mübarek cuma gününde böyle hayırlı bir günde siz hemşehrilerimle birlikte olmak beni çok mutlu etti. Babamın adını bilgi evine verilmesinden dolayı yaşadığımız mutluluk tarifsiz. Vefanın timsali vefalı Başkanımız Mehmet Sekmen Beyefendiye ailem adına şükranlarımı sunuyorum. Babam Türkiye’nin ilk çocuk sanatçısıdır. İstanbul’un, Türkiye’nin ve Erzurum’un değeridir, böyle değerli bir sanatçının adını yaşatmak için burada bulunan herkese çok teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız. Allah hepinizden razı olsun” diye konuştu.
“Hüseyin Altın Erzurum’un Değeridir”
Palandöken Belediye Başkanı Muhammet Sunar da, Hüseyin Altın’ın Erzurum için önemli bir değer olduğunu kaydetti. Sunar, “Göreve başladığımızdan beri mahallemizin ismine yakışır bir şekilde hizmetlerimizi hayata geçirdik. Hüseyin Altın Erzurum’un hakikaten kıymetli bir değeriydi. Hilal hanımefendi de onun yolunda gidiyor o da çok kıymetli güzel sesi ile sanat dünyamızda önemli ve güzel işler yapıyor” şeklinde konuştu. AK Parti Erzurum Milletvekili Abdürrahim Fırat da, “Bugün Türk Halk Müziği sanatçısı Hüseyin Altın bey adına bu bilgi evinin kurulması nedeniyle Sayın Başkanımıza ve emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Erzurum; Mehmet Sekmen Başkanımızın Belediye Başkanlığı döneminde adeta cağ atlıyor” kaydını düştü. AK Parti Erzurum Milletvekili Mehmet Emin Öz de, “Çanakkale Savaşları’nda Cumhuriyetimizin Banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Size ölmeyi emrediyorum’ dediği askerlerin tamamı Filistin’liydi ve bunların tamamına yakını da şehit oldu. Sayın Cumhurbaşkanımız; çok güzel izah etti ‘Filistin bizim milli bir davamızdır’ bu yüzden ‘Filistinliler toprak sattı’ ifadesi koca bir yalandan ibarettir” değerlendirmesinde bulundu.
“Türkiye büyük ve güçlü bir ülkedir”
AK Parti Erzurum İl Başkanı İbrahim Küçükoğlu da, “Filistin davamızın kıymetli ismi İsmail Haniye’yi kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşamaktayız. Erzurum’dan haykırıyoruz. ‘Kahrolsun İsrail, yok olasın İsrail’ Bizler Sayın Cumhurbaşkanımızın Erzurum’a vermiş olduğu sözleri yakından takip ediyoruz. Örneğin statla ilgi çalışmaları da Sayın Cumhurbaşkanımız yakından takip ediyor. Son zamanlarda özellikle nisan ayından itibaren hava şirketlerindeki değişiklik nedeniyle uçuşlardaki aksaklıkları Sayın Cumhurbaşkanımıza ilettik. Devlet Başkanımızın talimatıyla bu aydan başlayarak 13 ek sefer yani 26 uçuş Erzurum’a kazandırıldı. Büyükşehir Belediye Başkanlığımız ve ilçe belediyelerimiz çok ciddi hizmetler yapıyor. Bugün de Büyükşehir Belediyemizin şehrimizin sanatçısı Rahmeti Rahmana kavuşan Sanatçımız Hüseyin Altın Beyefendinin adına yapılan Bilgi Evimizin açılışındayız. Mehmet Başkanımız ve ekibini yürekten kutluyorum” dedi.
“Terör Devleti İsrail’i telin ediyorum”
Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen de, “Öncelikle terör devleti İsrail tarafından şehit edilen HAMAS Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’ye Yüce Allah’tan rahmet diliyorum. Rabbim, şehadetini kabul eylesin. Filistin davamıza ve Filistinli kardeşlerimizle dayanışmamızı göstermek amacıyla ilan edilen Milli Yasımızda bir kez daha ifade ediyorum. Ebu Leheb’in elleri nasıl ki kuruduysa teröristbaşı Netanyahu ve terör devleti İsrail’de bütün Dünya’nın gözü önünde kuruyup helak olacak, yok olacak” diye konuştu. “Eser siyasetimizin vücut bulduğu yeni bir yatırımın açılışında sizlerle birlikteyiz” diyen Başkan Sekmen, şöyle devam etti: “Bilim, cihanşümuldür; ama bilimin çıktıları, kazanımları millidir, yerlidir. Bizler her alanda hızlı bir millileşmeye, yerlileşmeye gitmeyi gayret edindik çok şükür.
Bilgi insanlığın tek hazinesidir… Eğitim ve kültür şehri olan Erzurum’da vatandaşlarımızın bütün ihtiyaçlarına cevap veren Bilgi Evleri projelerimiz ile bilgiye erişimi daha kolaylıkla sağlamayı amaç edindik. Bilgi evlerimizi; okuma salonu, kütüphane, kapalı otopark, taziye evi, kreş, spor salonları, üniversiteye hazırlık kursları, atölyeler, bay ve bayan mescidi, eğitmen salonu, oturma ve dinlenme alanları ile diğer sosyal donatı unsurlarından oluşturarak vatandaşlarımız her ihtiyacını gözettik.”
“Bilgi sonu gelmeyecek bir fetihtir”
Başkan Mehmet Sekmen, konuşmasında bilginin önemine dikkati çekti. Sekmen, sözlerini şöyle tamamladı: “Okuyan, araştıran, öğrenen ve üreten nesli en güzel şekilde yetiştirebilmek için durmadan çalışmaya devam edeceğiz. Biliyoruz ki bilgi ile güçleniyor geleceğimizin teminatını oluşturuyoruz. Zamanın ruhuna sıkışmış, dünyaya ancak tek bir pencereden bakabilen, alelade kişiler olmasına izin vermiyor; bilakis, yaşadığı çağı, dünü, bugünü ve yarınıyla yorumlayabilecek kapasitede, çok yönlü bireyler olmalarına katkı sağlıyoruz. Eğitim, kişinin hayat yolunda emin adımlarla yürümesini sağlarken, eş zamanlı olarak toplumumuza aydınlık ve güzel bir gelecek hazırlıyor. Gelişmiş ülkelerin tamamı kitaba değer veren ülkelerdir. İşte biz de gelişmişliğimizi bu gayretlerle bu yatırımlarla sağlayacağız.
Söz verdiğimiz projeleri tek tek hayata geçirerek vatandaşlarımızın emrine sunuyoruz. İl genelinde devam eden yatırım seferberliğiyle alt ve üstyapıda, kentsel dönüşümde, kentsel tasarımlarda, tarımda, hayvancılıkta, ulaşımda, çevrede, ekonomide, istihdamda kısacası hayatın her bir anında ülkemizin en kadim şehri olan Anadolu’nun zirve kentini yeniden ihya ve inşa ediyoruz. Bu vesileyle Hüseyin Altın Bilgi Evi’mizin yapımında emeği geçen bütün mesai arkadaşlarıma teşekkür ediyor, bu güzel yatırımının ilimize hayırlar getirmesini Yüce Mevla’dan niyaz ediyorum.”
“Dünya’nın Gazze’ye karşı gözü kör ve kulağı sağır”
AK Parti Kadın Kolları Genel Başkanı Ayşe Keşir de, “Bugün milli yas günümüz İsmail Haniye’ye Yüce Allah’tan rahmet diliyorum. Dünya’nın gözü önünde siviller katlediliyor. Kadınlar, çocuklar katlediliyor. Yaklaşık 40 bin sivil kadın ve çocuk geçtiğimiz aylar içerisinde İsrail’in zulmü ile katledildi. Yaralıların toplamı 100 bine yaklaştı. Dünya tarihinin uzun zamandır gördüğü en büyük zulümlerden biri yaşanıyor. Dünya sessiz, Dünya; gözü kör, kulağı sağır davranıyor ve bir lider çıkıyor. ‘Dünya beşten büyüktür’ diyerek ve bugün Filistin başta olmak üzere tüm mazlum coğrafyaların sesi olan Devlet Başkanımız Filistin davamızı tüm Dünya’ya karşı savunuyor” kaydını düştü. Keşir, “Hilal kardeşim az önce gözyaşlarıyla zor konuştu. Ben de babamı kaybedeli yaklaşık 20 yıl oldu. Onun için ben de sanatçımıza buradan rahmet diliyorum, evlatlarına uzun ömürler diliyorum. İnşallah siz de onun yolunda giderek onu mirasını yaşatacaksınız ve adı da burada yaşayacak” şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından protokol mensupları tarafından bilgi evinin açılışı yapıldı. – ERZURUM
]]>ZEHRA DEĞİRMENCİ
(BURSA) – CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Bursa’nın Karacabey ilçesinde domates ve karpuz üreticilerini ziyaret ederek, girdi maliyetlerinin yüksekliği, düşük alım fiyatları ve çiftçilerin faiz borçları gibi nedenlerle yaşanan mağduriyete dikkat çekti. Sarıbal, yetkililere çiftçilerin zararını gidermek için acil müdahale çağrısında bulundu.
CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Bursa’nın Karacabey ilçesinde domates ve karpuz üreticilerini ziyaret etti. Her iki üründe de girdi maliyetleri, çiftçinin faiz borçları, tüccarın düşük fiyatlı alım yapması gibi nedenlerle çiftçinin mağduriyet yaşadığını söyleyen Sarıbal, yetkilere sorunun çözümü için çağrıda bulundu.
“Çiftçi zarar içinde”
Sarıbal konuşmasında şunları söyledi:
” Türkiye’nin en çok salçalık domates üreten bölgesindeyiz. Tarlada üç liraya mal olmuş bir ürün maalesef şu anda serbest piyasada 2 lira 30 kuruşa kadar düşmüş. Ne yazık ki sözleşmeli ekim alanlarında 3.7 lira gibi bir rakam verilmiş ama fire ve benzeri gerekçelerle ya da açığa ekilenlerde üretim fazlası olması nedeniyle orada da gerçek sözleşme üzerinden değeri ödenmeyen domatesin yanı başındayız. Çiftçi gerçekten çok büyük bir zarar ve umutsuzluk içerisinde. Daha önce böyle durumlar olduğunda Türk Şeker ve Tarım Kredi Kooperatifleri devreye girmişlerdi. Bugün de acilen buna ihtiyacımız var. Onlarca tır maalesef meralara döküldü, hayvan yemine gitti. Aynen karpuzda olduğu gibi. Şimdi domatese el atma, Karacabey çiftçisine el atma, omuz verme zamanıdır. Türk Şeker, Tarım Kredi Kooperatifleri ve diğer kurumlar derhal devreye girsin. En azından üç buçuk liranın altına düşmeyecek salçalık ve diğer gıda maddelerinde kullanılan domates fiyatının bu kadar olmasını sağlamak lazım.
“Çiftçinin artık son anları”
Buna acil ihtiyaç var. Evet çiftçi zarar edecek ama bilmeliyiz, çiftçinin artık son anları. Eğer bu sene de zarar ederlerse çünkü bir daha bellerini doğrultamazlar. Maliyetler çok yüksek. Dekar maliyeti 35 bin liraya mal olmuş bir domatesten bahsediyoruz. Ne yazık ki bu rakamlarla 20 bin bile kazanamıyorlar. Dekar başına 15- 20 bin zararları var. Çiftçi bunu kaldıramaz. Bu zararı gidermek için herkesi göreve çağırıyoruz. Tarım Kredi ve Ziraat Bankası kredi faizleri, bunların tümünün durdurulmasını ve faizsiz ertelenmesini istiyoruz. Yeni kredi olanaklarının sağlanmasını istiyoruz ama en önemlisi derhal emek verilip toprağı, suyu, ilacı, gübresi atılmış bu ürünün şimdi sahiplenilmesi lazım. Bunu bekliyoruz. Çiftçinin sesinin duyulmasını bekliyoruz. Maalesef durum bu. Sanayici de hükümetin yetkilileri de çiftçi de bu ülkenin insanları. Hiçbirimiz birbirimizin zararını istemiyoruz. Ama bütün bu dengeyi kuracak, organizasyonu yapacak bir mekanizmaya ihtiyaç var. O da şu an bakanlık ve bakanlığın yerel yönetim biçimi. Derhal sanayi domatesinin ve diğer ürünlerde çiftçinin zararını giderecek bir orta noktayı bulmak gerekiyor.”
“Tarlada 2 liraya satılmayan domates İstanbul pazarında 45 lira”
Karacabey’de domates üretimi yapan çiftçi ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’a şu sözlerle seslendi:
“Bin bir zahmetle, alın terimizle ürettiğimiz domatesi şu anda satacak yer bulamıyoruz. Dönüm başına 30-35 bin liralık maliyetimiz var. Şu anda fabrikacı, sanayici bunu elimizden iki liraya almaya çalışıyor. Şöyle bir bahanesi var. Geçen yıl 2023’te salçaya ihracat yasağı geldi. Benim stoklarım var. Bu stokları eritemediğim için domates arz- talebi olsa da olur olmasa da olur. Fiyatın iki lira, getirirsen getirirsin. Şu anda olmuş olan bu malı biz 3-4 gün içerisinde bu araziden kaldırmazsak bu mal çürüyecek. Ben bunu üç buçuk liraya satmayıp iki liraya satarsam arazimin yarısında zarar etmiş olacağım. Bu zarar çiftçi için çok büyük bir oran. Ben buradan Cumhurbaşkanı’na sesleniyorum. Burada 15- 20 tane fabrika var. Yetkilileri buraya göndersin. Gelsinler, sanayiciyle çiftçiyi bir masaya oturtsunlar ve ortak paydada buluştursunlar. Biz buradan batmayalım. Türk halkına sesleniyorum. Benim iki liraya satamadığım domatesi İstanbul’da 45 liraya, Ankara’da 55 liraya yiyorsun.”
“İktidar oyun oynuyor”
İlçede karpuz üreticileriyle de bir araya gelen Sarıbal Şöyle konuştu:
“Karpuzu üretti üreticimiz. Maalesef şu anda tarlada. Adeta tüccarın kendi istediğine göre bir hal almış durumdayız. Karpuzun tarla maliyeti nereden bakarsanız bakın şu anda sattığı ürünün ne yazık ki yarısından daha fazla zarar eder duruma gelmiş. Yani karpuzu 3- 4 liraya mal etmiş ama 1 liraya bile alıcı yok. Ciddi bir zarar var ortada. Maliyetler artık o kadar çok ki. Eğer bir üründen zarar ettiğinde bir kez daha ayağa kalkma şansı yok. O yüzden üreticilerimiz çok karamsar. Onlarla birlikte tarladayız. Karpuzun maalesef rezaletini görüyorsunuz. Buradan tüketicilere de seslenmek istiyorum. Siz mutlu olabilirsiniz elbette bazı ürünlerde fiyat düştü diye ama çiftçilerimizin durumu çok kötü. İktidar bir oyun oynuyor. Bir tarafta tüketiciyi mutlu etmeye çalışıyor ama öbür tarafta çiftçi batıyor. Dolayısıyla iki kesimi de mutlu edecek bir düzen olması lazım. Tekrar hükümeti, Türk Şeker’i, Tarım Kredi Kooperatiflerini ve bütün kurumları göreve davet ediyoruz. Çiftçinin maliyetini ortaya çıkaracak bir fiyatla tarlasından ürünlerini satmasını sağlamamamız lazım.
Sıfır faizli kredi çağrısı
Çiftçinin hali bu. Mazot fiyatı belli, 46 lira. Gübre 10- 20 bin TL arasında tonu. Tohum 10-20 dönüm karpuzun sadece fidesine verilen para 180 bin lira. Dolayısıyla üretim maliyetleri çok yüksek. Çiftçinin tek başına bu yükün altından kalkma şansı yok. o yüzden Ziraat Bankası’na, Tarım Kredi Kooperatifi’ne olan borçlar derhal faizsiz olarak durdurulmalı ve çiftçinin yeniden ekim yapabilmesi için sıfır faizli yeni kredi olanakları sağlanması gerekiyor. Yoksa sadece zararla değil hayatı kararacak çiftçinin. Bu bölge çiftçi Türkiye’de en çok domatesi üreten çiftçilerimiz. En iyi karpuzu üreten, en yüksek oranda tohumluk mısır üreten, en yüksek oranda bölgede en önemli tarım ürünlerini üreten çiftçilerimiz bunlar. Yani ülkenin can damarları. Sadece ithalatla bu ülkenin tüketicisinin sorunu çözülemez. Dolayısıyla çiftçimizin sesini duymak, anlatmak ve gereğini yerine getirmek gerekir.”
Karacabeyli bir karpuz üreticisi ise, “3-4 liraya mal ettiğimiz karpuzun yarısı şu an tarlada bıraktık. 0,75 kuruşa kilosunu tüccara satabildik. Bir dönümün maliyeti 20-25 bin lirayken, biz 7 bin 500 TL para aldık. Zararımız büyük, devletimizden bize yardımcı olmasını istiyoruz” dedi.
]]>
ÜLKEDE CADI AVI BAŞLADI
İçişleri bakanlığı ve ordu bünyesinde kurulan özel bir birim, Heniyye’nin İran’a ilk gelişinden suikast anına kadarki geçirdiği tüm anları ve Hamas liderinin korumasından sorumlu Ensar el-Mehdi Komutanı Fetullah Camiri başta olmak üzere temas kurduğu kişiler ve kurumları sorgulamaya başladı. Şimdiye kadar çok sayıda kişi gözaltına alınırken 20’den fazla kişi de tutuklandı.
SUİKASTIN SIRRI 140 DAKİKADA GİZLİ
İran kaynakları, Heniyye suikastının şifreleri odasına girdiği 23.40’tan patlama anı olan 02.00’ye dek geçen 140 dakikalık dilimde gizli olduğunu belirtti.
GÖREV-YETKİ KARMAŞASI VAR
İranlı eski istihbaratçı Ali Rezai, koruma ve istihbarattan sorumlu birimler arasında çok ciddi görev-yetki karmaşası ve iç çekişme yaşandığını ve son olayda bu zafiyetin zirve noktasına ulaştığını söyledi. Kendi içinde ayrılan İran istihbarat kurumlarına ciddi anlamda sızmaların olduğunu kaydeden Rezai “Devlet içerisinde şu an Heniyye suikastı özelinde ‘Kimler hangi harici servislerle iş birliği içerisinde ve ihanet hangi mevki ve makamlara kadar uzanıyor’ sorusunun cevabı aranıyor. Son suikast nokta istihbarat desteği olmadan kesinlikle yapılamaz” dedi.
İRANLILAR NET DEĞİL
Hamas kaynakları ise ilk andan itibaren bilgi akışı sorunu yaşandığını ve İranlı yetkililerin net tanımlamalar yapmaktan kaçındığı bilgisini paylaştı. Heniyye’nin hayatını kaybettiği olaya ilişkin saldırı silahı ve yöntemi ile ilgili belirsizlikler devam ederken İranlı kaynaklar, “Gaziler Misafirhanesine gece saat 23.40’ta giriş yapan Heniyye’nin vurulduğu 02.00’ye kadarki bütün görüşmeleri ve orada olduğunu kimlerin bildiği, sorumluların o esnada telefon ya da benzeri araçlarla kimlerle temas kurduğu araştırılıyor” bilgisini paylaştı.
PATLAMA SONRASI HAVA SAVUNMA SİSTEMLERİ AKTİVE EDİLDİ
Heniyye’nin konakladığı binada yaşanan patlamanın ardından Devrim Muhafızları Ordusunun hava savunma sistemlerini aktive ettiği ve birkaç füze fırlattığı da gelen bilgiler arasında. Olaya ilişkin bir başka çarpıcı gelişme ise Gaziler Konağı’nı çevreleyen tepelerde ilk andan itibaren arama tarama faaliyeti başlatıldığı ve özellikle Tuchal Tepe bölgesinde yürüyüş yaptıklarını iddia eden 10’dan fazla kişinin gözaltına alınarak sorgulanması oldu.
MOSSAD, LİSTEYİ REVİZE ETTİ
Öte yandan Hamas kaynakları olayla ilgili bir inceleme heyetini Tahran’a gönderdiklerini kaydetti ve MOSSAD’ın suikast listesini revize ettiğini belirtti. Bu doğrultuda MOSSAD’ın Yahya Sinvar ve Halid Meşal’e yoğunlaşarak Gazze, Kudüs ve Batı Şeria’yı yeniden Netanyahu’nun kendi ajandasına göre şekillendireceği görüşü hâkim. İsrail-Batı- Körfez müşterek stratejisi dahilinde Muhammed Dahlan seçeneğini dayatılacağı ve bu noktada bir Bergusi’nin de serbest bırakılabileceği, Hamas’ın tasfiyesi ve radikal değişim ve devşirme faaliyetlerinin hız kazanacağı kaydedilmekte.
İran uzmanlarına göre Cumhurbaşkanı Reisi’nin helikopteri ve Ukrayna uçağının düşürülmesi, Muhsin Fahrizade, Kasım Süleymani dahil düzenlenen suikast ve saldırılar MOSSAD başarısından çok İran’ın iç ihanetleri ile ilgili. Bundan sonrasına dönük beklenti ise Tahran suikastı yine birçok belirsizlikle birlikte örtbas edilecek.
]]>(BURSA) – Bursa’nın Karacabey ilçesindeki Akhisar köyünde tarımla uğraşan Sinan Çiftçi, ürettiklerinin elinde kalmasından yakındı. Domates ve karpuz eken Çiftçi, “Hani ‘Ananı da al git’ demişti ya başbakanken Sayın Cumhurbaşkanı. Bugün söylese daha mantıklı. O gün o kadar sıkıntılar yoktu. Bugün çiftçinin anası ağlıyor” dedi.
Türkiye’nin dört bir yanında tarımla uğraşanlar, feryat ediyor. Şikayetleri de mazot, gübre, yem masrafı; ürettiklerinin ellerinde kalması, devletten yeteri kadar destek alamayışları.
Bursa’nın Karacabey ilçesindeki çiftçiler de bu yıl ürettiklerini satamamaktan dert yandı. Ülkedeki salçalık domates üretiminin en fazla yapıldığı bölgedeki Akhisar köyünde tarımla uğraşan 30 yaşındaki Sinan Çiftçi, sorunlarını şöyle dile getirdi:
“Sayın Cumhurbaşkanımıza seslenmek istiyorum. Size Türkiye’nin en bereketli, en verimli topraklarından, Karacabey Ovası’ndan sesleniyorum. Sayın Cumhurbaşkanım, biz sizi çok seviyoruz ama keşke siz de bizim sizi sevdiğimiz kadar çiftçiyi, üreticiyi, emek harcayan, alın teri döken bizleri sevseydiniz. Sayın Cumhurbaşkanım, biz sizi çok seviyoruz ama keşke siz de beşli çeteyi, vergi kaçıranları, Ziraat Bankası’ndan hibe kredi çekip kredi borcunu ödemeyen Yıldırım Demirören’i, kara para aklayanları, tefecileri, aracıları sevdiğiniz kadar alın teri döken, emek harcayan, üreten, çiftçiyi sevseydiniz. Biz üvey evlat durumundayız maalesef. Sayın Cumhurbaşkanım bizim sizi sevdiğimiz kadar keşke siz de bizi sevseydiniz de üreten, alın teri döken çiftçi bu hale gelmezdi.
“Üreticinin cenazesi kaldırılmak üzere”
Ürettiğinin karşılığını alamıyor, zarar ediyor, iflas ediyor. Çiftçi şu anda intiharın eşiğine gelmiş durumda. Türkiye’de çalışarak, üreterek, emek harcayarak para kazanamıyorsun. Türkiye, kara para aklayanların, vergi kaçıranların cenneti olmuş durumda. Üretici, çiftçi, hayvancı perişan olmuş durumda; cenazesi kaldırılmak üzere. Atatürk’ün ‘Milletin efendisi’ dediği köylü, çiftçi şu anda Erdoğan’ın, AKP iktidarının, emperyalist güçlerin, tarımı kullanan, çiftçiyi kullanan bazı sanayi baronlarının kölesi olmuş durumda. Yani milletin efendisi olan köylü, kara para aklayanların, tefecilerin, aracıların ve çiftçiye en büyük düşmanı olan Cumhurbaşkanı ve AKP iktidarının kölesi olmuş durumda.”
“Karpuzu hiç kimse satamıyor”
Tarlasındaki karpuzu da gösteren Çiftçi, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu karpuzun bir tane, tek fidesinin fiyatı 19’la 22 lira arasında değişiyor. Bir dönüme, bir dekara 400 tane ekiliyor. Yani bunun 8 bin 500-9 bin lira arası bir fide maliyeti var. Sadece ektiğim fide. Damlama hortumu, işçilik, mazot, gübre, traktör, elektrik, bunların ismini hesaba katmıyorsun. Diğerlerini de hesaba kattığın zaman tarla seninse 20 bin lira, icarsa 25-30 bin liraya kadar dönümüne maliyeti var. Şimdi sen bunu ektin, diktin. Çoluğuna çocuğuna bakar gibi, gözün gibi baktın. Bu karpuzu sadece ben değil, hiç kimse satamıyor. Karpuzu alan yok. Bunun çeşitli sebepleri var. Şu anda Fransa’dan, Paris’ten olimpiyat oyunlarından ihracat talebi var karpuza. Balkanlardan var fakat çiftçisini çok seven hükümetimiz ihracat kotası, ihracat yasağı getiriyor. Neymiş, ‘Benim halkım karpuzu ucuz yesin’ diyor.
“Tüccarların oyuncağı olduk”
Bodrum’da 25 liraymış karpuzun kilosu. İstanbul’da bazı marketlerde 17-18 lira. Başka bir yere gidiyorsun, 3-5 lira. Neyin ne olduğu belli değil. Türkiye’de ne üretim ne hal ne satış planlaması var. İşin rezilliği çıkmış. Yani şu anda ben dönümüne 20 bin lira masraf etmişim ve bu karpuzu maalesef satamıyorum, tarlada kalacak. Artık biz para kazanma derdinde falan da değiliz. Alan yok, tarlada kalmış durumda. 87 dönüm karpuz ektim ben. 87 dönüm karpuzun maliyeti bir milyon 600, bir milyon 700 bin lira kadar var. Bugün ben bunu bırakın maliyetini, masrafını çıkarmayı; satamıyorum, satamayacak duruma geldim. Buraya gelen bazı tüccarlar bakıyor, ‘Beğenmedim’ diyor. Tüccarların da maalesef oyuncağı olmuş durumdayız.”
“Dönümüne 15 bin lira zarar ediyorum”
Türkiye’de salçalık domates üretiminin merkezinin Karacabey olduğunu söyleyen Çiftçi, şöyle konuştu:
“Şu anda salçalık domates fiyatı 2 lira. Hatta 1,70’e Ege Bölgesi’nde. Bir dekarda, bir dönümde 10 ton ortalama domates alabiliyorsun. Bu sene bazı hastalıklardan dolayı onu da alamıyorsun. 10 ton aldığını düşündüğünde 20 bin lira dönümüne para topluyor fakat bunun maliyeti 35 bin lira. Yani 3,5 liraya satarsan bu domatesi aynı kapıya çıkıyorsun. Para kazanmıyorsun. Bunun işçisi var, mazotu var. Sadece bir dekara ektiğin fide maliyeti 5-6 bin lira. Elektriğe, mazota, işçi yevmiyelerine gelen zammı görüyorsunuz. Ben bir kilo domatesi 4 liraya satarsam para kazanıyorum. Ben bugün 2 liraya bunu satıyorum. Yani ben dönümüne 15 bin lira zarar ediyorum. İç piyasada salçanın ucuz yenmesi için geçtiğimiz yıllarda hükümet, salça ihracatına kota koydu. Bazı yasaklar, kısıtlamalar getirdi. Bundan dolayı da Türkiye’den salça alan bazı ülkeler, Orta Doğu olsun, Avrupa, Asya ülkeleri; Türkiye’de pazar kapanınca Çin, Hindistan gibi ülkelerden salça almaya başladı. Yani Türkiye pazarını kaybetti. Domates, salçalık domates fiyatları yükseldi.
“Türkiye, salçadaki pazarı kaybetti”
Çiftçi para kazanmaya başladı iki sene önce. Cumhurbaşkanı bunu kendine yediremedi. ‘Benim çiftçim niye para kazanıyor, benim çiftçim para kazanmasın’ dedi. Sayın Cumhurbaşkanımız bizi yine çok sevdiği için ihracatı yasakladı. Türkiye, salçadaki pazarı kaybetti ve bugün sen ihracat kısıtlamasını kaldırıyorsun ama adam diyor ki, ‘Ben Çin’den, Hindistan’dan alıyorum domatesi. Senden almıyorum. Sen çünkü bana daha önce satmadın. Kısıtlama koydun’ diyor. Fabrikaların ellerindeki stok salçaları da Tarım Kredi Kooperatifi ya da Toprak Mahsulleri Ofisi aracılığıyla devlet alsın. Fabrikalar da desin ki, ‘Elimde salça kalmadı. Bu domatesi alayım’. Şimdi diyorlar ki, ‘Elimde salça var. Satamıyorum. Dolar düşük. Pazarımı kaybettim’ diyor. Bu çiftçinin de anası ağlıyor burada. Hani ‘Ananı da al git’ demişti ya başbakanken Sayın Cumhurbaşkanı. Bugün söylese daha mantıklı. O gün o kadar sıkıntılar yoktu. Bugün çiftçinin anası ağlıyor. Salçalık domatese çözüm bulunması lazım. Binlerce insan bu işten ekmek yiyor.”
“Girdiler yüzde 100, bizim ürünümüz yüzde 15 zamlandı”
Zafer Duman isimli çiftçi de domates, biber, mısır, soğan, bezelye üretimi yaptığını dile getirdi. Duman, mağduriyetlerini şöyle anlattı:
“Sezon başından beri ektiğimiz bütün ürünlerden zarar etmiş bulunmaktayız. Bezelye ektim, bezelyeden zarar ettim. 15 lira taahhüt fiyatı olan bezelyeden 7-8 liraya bezelye verdim. Arkadan soğan çıktı, zarar ettik. Arkadan karpuz çıktı. Dönümü 8-10 lira. Bize maliyeti 8-10 lira olan karpuzu biz dönümünü 10 liraya vermek zorunda kaldık. Şimdi domates var önümüzde. Domates fiyatları da şu anda taahhüt fiyatlarının tam yarı yarıya altında. 3 bin 700-3 bin 900 taahhüt fiyatı olan domatesi şu anda serbest piyasada (tonunu) 2 bin 200-2 bin 300 civarında almaya çalışıyorlar. Bizim bütün kullanmış olduğumuz girdiler, geçen seneye göre yüzde 100 zamlandı. Mazot, gübre, işçilik… Bizim ürünümüz sadece yüzde 15 zamlandı. 2 bin 500-2 bin 700 bandındaydı, 3 bin 500-3 bin 200 bandına geldi. Bütün ürünlerde biz fahiş zam farklarıyla karşı karşıyayız. Geçen sene 350 lira olan işçi maliyetimiz bugün 750 lira. Geçen sene 15-20 lira olan mazot maliyetimiz bugün 45 lira. Geçen sene 350-400 lira olan gübre maliyetimiz bugün 750-800 lira.
“Böyle giderse stop edeceğiz”
Bizim malımız geri geliyor. Biz bu işin içinden nasıl çıkarız? Biz 4-5 liraya domates satmayı hedeflerken şu anda serbest piyasada 2 bin-2 bin 200 liraya domates alımları var. Tamamen zarardayız. Çiftçinin bu girdiği ekonomik krizden çıkmasının imkanı yok. Bu maliyetlerle, bu işçilikle, paranın dönmemesiyle yapabileceğimiz bir şey yok. Üretiyoruz, çabalıyoruz çoluk çocuk, ailece ama sonuçta zarar ediyorsun. Geçen yıl buna göre iyiydi. Devletimizin bir tarım politikası olduğuna inanmıyorum. Bir sene iyi, 10 sene kötü. Böyle giderse stop edeceğiz. Bırakacağız. Üretemem. Ben şu anda seneye üretemem. Domates fiyatları da böyle devam ederse ben üretime devam edemem. ya gireceğiz bir yerde çalışacağız ya bu işi bırakacağız ya da asalak bir yaşam süreceğiz.”
Başkan Karabatı: Bir sonraki nesil bu işi yapmayacak
Karacabey Belediye Başkanı Fatih Karabatı da ilçedeki tarım sorununu şöyle özetledi:
“2024 yılı çok sıkıntılı bir sezon olarak başladı. İlk önce süregelen bezelye, sonrasında soğan ve ardından karpuzla devam eden bir süreç. Gerçekten zor günler geçiren Türk çiftçisi, domates üreticileri aynı sıkıntıyı çekiyorlar. Tabii ki bunların başlı sebeplerinden biri, hükümetin gerçekten mevcut desteklerle ve teşviklerle üreticimizi doğru yönlendirmemesinden kaynaklanan sıkıntılar. Çünkü belirli ürünlerde takılı kaldık. Bir sonraki yılda umutların vadettiği ürünleri ekmeye başladık. Maalesef ki bizim şeker pancarımız, mısır, buğday arpa gibi hatta ayçiçeği gibi ürünlerimiz artık tarla deseninden çıkmak üzere ve çıktı diyebilirim. Türk çiftçisinin en azından bu sezon için bu salça kotalarından dolayı yurt dışı pazarını kaybetmesine sebep olan iktidarın bir an önce kendini toparlamasını ve gerçekten Türk çiftçisinin yanında olmasını söylemek istiyorum. Aynı zamanda üreticinin yaş ortalaması 58’lere vardı. Bir sonraki neslin bu işi yapmayacağı aşikar. Biz bu konuda da doğru teşviklerle inşallah Karacabey çiftçisine ve Türk çiftçisine yardımcı olabileceklerini düşünüyorum. Bizler de Karacabey Belediyesi olarak bundan sonraki süreçte çiftçimizin her daim yanında olacağız. Ne gerekiyorsa da elimizden geleni yapacağız. İnşallah ürünlerini alma konusunda da sanayici firmalarla görüşüp bizler de bu konuda yardımcı olacağız Türk çiftçisine.”
]]>Özel, Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse’yi ziyaretinde, Giresun’un ve Karadeniz’in kendisi için çok önemli olduğunu çünkü bir uyanış başlayacaksa, bir iktidar değişikliği olacaksa bunun Karadeniz’den başlayacağını söyledi.
Artık el birliğiyle CHP’yi genel seçimlerde de en iyi sonuca taşıyacaklarını dile getiren Özel, “Zamanında yapıldığı takdirde 3 yıl, 3,5 yıl sonra ümit ediyorum erken bir seçimle önce genel iktidarı alacağız, sonra 2029 yılında Sakarya’dan Artvin’e kadar bütün bölgeyi hak ettiği gibi al bayrağımızın renklerine boyayacağız ve başarılı olacağız.” diye konuştu.
Bulancak Belediyesi önünde toplanan vatandaşlara da hitap eden Özel, parti olarak birlik içinde omuz omuza çalışarak yüzleri güldürmeye, önlerine gelen bütün sandıklardan başarıyla çıkmaya kararlı olduklarını vurguladı.
Özel, hep birlikte çalışarak ilk seçimde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisini genel seçimlerde de birinci parti yapacaklarının altını çizerek, “Bu ülkeyi, Mustafa Kemal Atatürk’ün partisi yönetecek. Cumhuriyet Halk Partisi bu seçimlere resmi bir ittifakla girmedi. Parti olarak tektik ama büyük bir ittifakımız vardı. Bu ittifakın adı Türkiye ittifakıdır.” ifadelerini kullandı.
Türkiye ittifakının Milli Takım gol atınca ayağa kalkanlar, Filenin Sultanlarıyla gözyaşı dökenler olduğunu dile getiren Özel, “İnşallah Filenin Sultanları yarınki maçı da başardıktan sonra çeyrek finale çıkacaklar ve buradan ilan ediyorum ki sizin torununuz İpek ile birlikte çeyrek final maçında Filenin Sultanlarını desteklemek için o salonda olacağım. Hepinizin selamlarının Fransa’ya, Paris’e götüreceğim.” dedi.
Özel, “Biz ötekisi olmayan bir partiyiz. Biz 31 Mart’ta kaybedeni olmayan bir zafer kazandık. 31 Mart’ın galibi Bulancak’tır, kaybedeni yoktur. O yüzden Bulancak’taki herkesi baba ocağına davet ediyorum.” çağrısı yaptı.
Baba ocağının CHP olduğunu belirten Özel, şu değerlendirmede bulundu:
“Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye’nin kurulan ilk partisidir. Bu partinin kapıları geçmişte olduğu gibi şimdi de herkese açıktır. Herkes baba ocağında doğar, baba ocağında büyür, günü gelince kimi büyüğünü arar gider, kimi küçüğüyle yetinir, kimi baba ocağında oturur. Ama giden bilir ki ‘Bir gün başım sıkılırsa döneceğim yer bellidir.’ Baba ocağının çorbası kaynamaktadır. Bacası 101 yıldır tütmektedir. O baba ocağı hepinizindir. Dedenizin partisidir, babanızın partisidir. Ne zaman gelirseniz yeriniz hazırdır. Baba ocağının tapusu ne bendedir ne Kemal Bey’dedir. Rahmetli Ecevit’te de yoktu, İsmet Paşa’da da. Baba ocağının tapusu bir kişiye kayıtlıdır, o da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür.”
Özel, başı sıkışanı, dara düşeni, 130 liralık fındık parasıyla geçinemeyeni, zorluk çekeni, borcunu ödeyemeyen esnafı CHP’ye sahip çıkmaya çağırarak, “70’lerde Ecevit’in Başbakanlığında nasıl Türkiye’deki işçilerin, köylülerin, mazlumların, mağdurların, yoksulların, esnafın yüzü güldüyse, yine yüzünü güldürmeye geliyoruz. Hepinizi birden iktidar yapmaya geliyoruz. Halkın iktidarını kurmaya geliyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak hepinizi çok seviyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Instagram konusunda bir küresel saçmalık, bir de ulusal saçmalık yaşanıyor”
CHP Genel Başkanı Özel, Bulancak Belediye Başkanı Necmi Sıbıç’ı ziyaretinin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Özel, Instagram’a erişim engeline ilişkin soru üzerine, şu açıklamada bulundu:
“Instagram konusunda bir küresel saçmalık, bir de ulusal saçmalık yaşanıyor. Küresel saçmalık, Meta denen Instagram ve Facebook’un sahibi olan kuruluşun Haniyye ile ilgili paylaşımlardan dolayı, o paylaşımlara kısıtlama getirmesi. Ulusal saçmalık da bunu protesto etmek için Instagram’ın tamamen kapatılması. Bu kararların ikisinin de kabul edilebilir tarafı yok. Bu tip bir hizmet sağlayıcının, böyle bir sosyal medya ortamının kendi ülkesinin çıkarlarını ya da kendi ülkesinin eleştirildiği durumda özgürlükleri kısıtlaması kendi bindiği dalı kesmektir. Orası bir özgürlük ortamı, her fikir özgürce ve kısıtlanmadan suç içermedikten sonra paylaşılabilmeli. Bunu kısıtlayan Meta da yanlış yapıyor ama bunu görüp de buna misilleme yapmak için Instagram’ı… Dünya kadar insan oradan haberleşiyor, oradan ticaret yapıyor, oradan sipariş veriyor ve dünya kadar genç Türkiye’de Instagram’ı kullanıyor ve buna kısıtlama getiriyorsunuz. Tamamen saçmalık, tamamen yanlış ve bu kararı hangi kafa nasıl alıyor? Mesela bu kararı alıp da nerede ilan ettiniz? Bu karara hangi yargı mercinde nasıl itiraz edilecek? Bunların düzenlemeleri yok ortada ve tamamen kabul edilemez, sansürcü bir zihniyet. Bunu yapanlar gerçekten çağ dışı insanlar.”
CHP Genel Başkanı Özel, gençlere şöyle seslendi:
“Ben bütün gençlere şunu hatırlatmak istiyorum, bugün Türkiye’yi yönetenler canları istediğinde bir gün, iki gün, üç gün Instagram’ı kapatabiliyorlar. Mesela çok başvurduğunuz Wikipedia’yı hiçbir sebep yokken yıllarca kapalı tuttular. Böyle bir zihniyet yönetiyor Türkiye’yi. Bu yasakçı zihniyetten Türkiye’yi gençlerin oyları kurtaracak. Önümüzdeki seçimde birçok yeni seçmen olacak. Ne zaman yapıldığına göre 5,5-6 milyon genç seçmen olacak. Bu sefer o genç seçmenler yerel seçimlerde bu yasakçı zihniyete dersini vermişti, genel seçimlerde de hep beraber bunlardan kurtulacağız. Bir daha Türkiye’de internet ve sosyal medya erişimine hiç yasak gelmeyecek. Bunlara yasak gelmemesi için gençlerin bugünkü iktidarı, iktidardan engellemesi gerekiyor, yasaklaması gerekiyor. Hep birlikte bugünkü iktidarı engelleyeceğiz. Bir daha kimse Instagram’ı, Twitter’ı, sosyal medyayı engelleyemeyecek.”
“Bunu yapamazlar. Yapamayacaklarını hakimler söylüyor”
Özgür Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Gelelim Anayasa Mahkemesi’nin kararına. Anayasa Mahkemesi, partimizin başvurusuyla altında benim de imzam olan başvurumuzda, İletişim Başkanlığının yetkilerini tarif eden, sınırlarını çizen ve yapabileceklerini söyleyen üç maddeyi, ikisini ikiye karşı, birisini de üçe karşı geri kalan üyelerin oyu ile iptal etti. Zaten bunu söylüyorduk, ‘İletişim Başkanlığı sansürün başkanlığı olamaz.’ diyorduk. ‘İletişim başka bir şey, sansür başka bir şey.’ diyorduk. Ama onlar o kanunu yaptılar. Ben de o gün Meclis’te demiştim ki ‘Göreceksiniz bunu Anayasa Mahkemesi’ne götüreceğiz ve iptal edilecek.’ Bugün iptal edildi. İptal edilmesini duyuran Twitter paylaşımı kondu, birkaç dakika sonra tweet silindi, ardından da AYM’nin sitesine erişim engellendi. ya nasıl bir memlekette yaşıyoruz? Anayasa Mahkemesi kararları herkes için bağlayıcıdır ve bu millet için adına verilen kararlardır. Tutuyorlar bu kararın önce tweetini kaldırıyorlar, sonra erişimini engelliyorlar. Tam bugün yaşananlar bizim ne kadar haklı, Anayasa Mahkemesi kararının ne kadar doğru, İletişim Başkanlığının da ne kadar gözü dönmüş olduğunu gösteriyor. Çıkarılan kanunlarla İletişim Başkanlığı adeta hiçbir demokratik bir ülke ve hiçbir kanunla kurulmuş kurumda olmaması gereken yetkileri kullanıyor. Bunun adı sansürcülüktür. Bunun adı baskıdır.”
“Bunu yapamazlar. Yapamayacaklarını hakimler söylüyor.” ifadelerini kullanan Özel, şunları kaydetti:
“Ona da erişim engeli getiriyorlar. Bu hakimler ki tamamına yakını, hatta 1 üye hariç tamamı Recep Tayyip Erdoğan tarafından atanmış hakimler. Yani Recep Tayyip Erdoğan’ın adaletine güvendiği hakimler. Biz eleştirebiliriz, biz tartışabiliriz ama Recep Tayyip Erdoğan, ‘Bunlar, bu göreve atanabilecek en iyi hakim’ diyerek hatta sonuncusunu malum dura düşüne 3 ayda, 4 ayda falan atadılar. Her bir hakimi kendileri atıyorlar, o hakimler diyor ki ‘Yanlış yapıyorsunuz.’ O hakimlerin kararlarına da uymuyorlar, saygı duymuyorlar veya işte böyle saçmalıklarla üstüne gitmeye çalışıyor. O site de açılır. O karar da uygulanır. Ama bunların hepsinden birden kurtulmanın bir tane yolu var, artık sandıktan başka çare yok. Bunları gençler, bunları demokratlar, bunları bu ülkenin artık hukuka saygılı bütün insanları seçimde, bir daha gelmemek üzere geri gönderecekler. Başka çaresi kalmadı bu işin.”
]]>TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un başkanlığındaki Türkiye heyeti, İran’ın başkenti Tahran’da suikasta uğrayan Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye’nin Doha’daki cenaze töreninin ardından, Türkiye’nin Doha Büyükelçiliği tarafından bir otelde düzenlenen programa katıldı.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Türkiye’den ve farklı ülkelerden siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin yer aldığı programda konuşan Yılmaz, Heniyye’nin ailesi başta olmak üzere Filistin halkı ile zulme ve adaletsizliğe karşı duran İslam dünyasına ve tüm insanlığa başsağlığı diledi.
Yılmaz, Heniyye’nin şehit edildiği menfur saldırının, direncini çok uzun zamandır sürdüren ve bugünlere taşıyan mazlum Filistin halkının gücünde, moralinde, maneviyatında en küçük bir zayıflamaya yol açmayacağına inandığını belirtti.
Heniyye’nin aynı zamanda siyasi bir kişilik olarak Gazze’de uzun süredir tüm dünyanın gözleri önünde cereyan eden soykırım, insanlık ve savaş suçlarının sona ermesi, Gazze’ye ateşkesin gelmesi, insani yardımların ulaşması için müzakereler yaptığını anlatan Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İsrail yönetiminin siyasi kişilikleri, sivilleri hedef alan bu saldırganlığı aynı zamanda insanlığa ve barışa yapılmış bir saldırıdır. İsrail yönetimi bu eylemiyle barıştan yana olmadığını; kan dökmeye, katliamlara devam etme niyetini çok açık bir şekilde ortaya koymuştur. Şehit İsmail Heniyye’ye ve Lübnan’da ve başka bölgelerde gördüğümüz saldırılara baktığımızda, İsrail yönetiminin Gazze’deki yangını bölgeye taşımak ve genişletmek istediğini gayet net bir şekilde görüyoruz. Bu tutumuyla İsrail yönetimi bölge barışına ve küresel barışa bir tehdit olduğunu; barıştan yana olmadığını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Buna karşı yapabileceğimiz en doğru şey barıştan, insanlıktan, adaletten yana olanların birliğidir, beraberliğidir, güç birliğidir ve zalimlere karşı daha fazla baskı uygulamanın yollarını, yöntemlerini aramaktır.”
“Filistin halkıyla dayanışmamızı en güçlü şekilde devam ettireceğiz”
Heniyye’nin şehadetinin, farklı görüşten ve siyasi anlayıştan Filistinlilerin birliğine ve beraberliğine vesile olmasını dileyen Yılmaz, “İslam dünyasının daha fazla birlik ve beraberlik içinde olmasına ve gücünü yansıtmasına vesile olmasını diliyorum. İnsanlığın vicdanında bunun daha güçlü bir karşılık bularak erdemden, adaletten yana tüm insanlığın yaşadığımız bu katliamlara son vermek üzere daha fazla birlik ve baskı ortaya koymasına vesile olmasını diliyorum.” dedi.
Yılmaz, hem Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hem de Türk milletinin başsağlığı dileklerini Hamas’ın Siyasi Büro Başkanlığı makamını üstlenen Halid Meşal’e ve Heniyye’nin ailesine ilettiklerini aktardı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, “Kendisi belki göremedi ama kendisinden sonrakilerin Filistin’in özgür, bağımsız bir devlet olarak kurulduğunu görmelerini yürekten temenni ediyorum. Bu hedef için Türkiye Cumhuriyeti olarak mazlum Filistin halkıyla dayanışmamızı bütün gücümüzü, imkanlarımızı kullanarak sürdüreceğimizi, Filistin halkıyla dayanışmamızı en güçlü şekilde devam ettireceğimizi belirtmek istiyorum.” diye konuştu.
Yılmaz, cenaze törenine ev sahipliği yapan Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani ile Katarlı yetkililere de teşekkür etti.
]]>Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş’un başkanlığındaki heyet, İran’ın başkenti Tahran’da suikasta uğrayan Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’nin Katar’daki cenaze töreninin ardından Türkiye’nin Doha Büyükelçiliği tarafından bir otelde düzenlenen programa katıldı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Türkiye’den ve farklı ülkelerden siyasi partiler ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin yer aldığı programda konuşan Kurtulmuş, “Çok sayıda siyasi parti temsilcisinin, 30’u aşkın milletvekili arkadaşımızın, Türkiye’nin önemli sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin böylesine hazin bir olay vasıtasıyla bir araya gelmesini oldukça önemli ve anlamlı bulduğumu ifade etmek isterim” dedi.
Filistin davasının önemine işaret eden Kurtulmuş, “Filistin davası, sadece Filistinlilerin ya da Arap dünyasının davası değil; Filistin davası, esası itibarıyla bizim için milli bir davadır. Bunun bir milli dava olduğunu sadece sözle değil, milletimiz fiilen de ortaya koymuş, bunu ispat etmiştir. Sadece Gazze olaylarının başlangıcından bu yana değil, Filistin’deki bu zulümlerin başladığı ilk günden itibaren millet olarak hep Filistin davasının yanında yer aldık. Ayrıca İsrail’in dünyanın gözünün içine bakarak, dünyanın egemenlerinden destek alarak Gazze’de sürdürdüğü bu soykırım boyutlarına ulaşmış katliamlar karşısında da ilk andan itibaren hem millet olarak hem devlet olarak bütünleşik bir şekilde mücadele etmeyi başardık” ifadelerini kullandı.
“İlk andan itibaren milletimiz Gazze’nin hakkını savunmak için bütün gayreti ortaya koymuştur”
Türkiye’nin dünyada milletle devletin ve hükümetin bu konuda müşterek istikamette hareket ettiği ender ülkelerden olduğunu belirten Kurtulmuş, “İlk andan itibaren milletimiz elindeki bütün imkanlarla Gazzeli masum ve mazlum insanlara yardım etmek, Gazze’nin hakkını savunmak için bütün gayreti ortaya koymuştur, koymaya devam ediyor” şeklinde konuştu.
Bütün kurum ve kuruluşların eşgüdüm içerisinde bu davayı sahiplenmesinin ve her uluslararası platformda bu konudaki temel ilkeleri mutlaka dile getirmesinin tarihi sorumluluğun en açık idraki olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, “Bunlardan birisi 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan tam manasıyla bağımsız, müstakil ve egemen bir Filistin devletinin kurulmasıdır. İkincisi, İsrail’in bu soykırımı karşısında uluslararası alanda yalnızlaştırılması, başta Uluslararası Adalet Divanı olmak üzere ve inşallah arkasından da uluslararası ceza mahkemelerinde yargılanmak üzere Filistin davasına her türlü desteğin verilmesidir” değerlendirmesinde bulundu.
TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Cüneyt Yüksel, Avrupa Birliği Karma Parlamento Komisyonu Eş Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili İsmail Emrah Karayel, Anayasa Komisyonu Üyesi ve AK Parti Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın TBMM adına Güney Afrika’nın açtığı davanın takipçisi olduğunu dile getiren Kurtulmuş, Güney Afrika’nın açtığı bu davaya Türkiye’nin müdahil olacağını hatırlattı. Kurtulmuş, her uluslararası toplantıda Türkiye’nin gayretiyle Filistin meselesine dikkat çeken sonuçlar elde etmeye çabaladıklarını dile getirdi.
“Filistin davası yeni bir döneme girmiştir”
Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas’ın 15 Ağustos’ta TBMM’de Filistin davasını uluslararası alana taşıyacak bir konuşma yapacağını anlatan Kurtulmuş, “Biz ayrıca her platformda İsrail’in yalnızlaştırılmasıyla ilgili çabalarımızı da diplomatik olarak devam ettiriyoruz. Ayrıca acilen Gazze’de ateşkes sağlanması ve Gazze’deki masum insanların menfaatine olacak her türlü gelişmeye de Türkiye olarak öncülük yapmaya gayret ediyoruz” dedi.
Filistin davasının şimdiye kadar gelen birikiminin yanında bundan sonra yeni bir döneme girdiğini dile getiren Kurtulmuş, “Özellikle Güney Afrika Cumhuriyeti’nin başvurusuyla birlikte başlayan süreç hem Filistin davası açısından hem İsrail’in geleceği açısından yeni bir dönemin ilk adımıdır. Uluslararası alanda dokunulamayan, hesap sorulamayan, hiçbir şekilde kendisine ilişilemeyen İsrail’e bu başvuruyla birlikte, bu mahkemeyle birlikte dokunulmuştur. Bundan sonra da dokunulmaya devam edecektir” diye konuştu.
“Ümit ediyoruz Filistinli kardeşlerimiz hürriyetlerine kavuştuğu bir döneme ulaşacaktır”
Kurtulmuş, “Bundan sonra on yıllar sürecek yeni bir siyasal mücadeleye başlıyoruz. Ümit ediyorum ki bu süreç Gazze’deki bu baskılar ve bu insanlık suçları, ‘artık yeter’ denilen noktaya insanlığı getirmiştir. Şimdiden dünyanın dört bir yanında insanlık cephesinin sağlam bir şekilde kurulduğunu, Netanyahu ve çetesine ‘dur’ diyecek insanların artık dünyanın her yerinde sokaklara, üniversitelere, karar mercilerine tesir edecek kurum ve kuruluşlara gelerek fikirlerini beyan ettiğini görüyoruz” ifadelerini kullandı.
Bundan sonrasında Filistin için çok zor bir mücadele olduğunu belirten Kurtulmuş, “Ama sizi temin ederim ki Netanyahu ve çetesi için çok daha zor bir süreç başlamıştır. Ümit ediyoruz, hep birlikte insanlık cephesi kazanacak ve sonuçta Filistinli kardeşlerimiz tam manasıyla hürriyetlerine kavuştuğu bir döneme ulaşacaktır” şeklinde konuştu.
“Özgür Filistin devleti eninde sonunda mutlaka ama mutlaka kurulacaktır”
Haniye’nin cenazesinde Abdülaziz Rantisi’nin geçmişte söylediği sözlerin aklına geldiğini kaydeden Kurtulmuş, “Şeyh Ahmet Yasin şehit edildikten sonra Abdülaziz Rantisi seçiliyor, bütün medya mikrofonları önüne tutmuş diyorlar ki, ‘Korkmuyor musun? İsrail hükümeti ilan etti; bundan sonra kim seçilirse onu da öldüreceğiz dedi.’ Cevabını hiç unutmam. ‘Biz Müslüman insanlarız. Kadere inanırız. Ölümümüz ha İsrail’in füzesiyle olmuş ha yatağımızda kalp krizinden olmuş, bizim için hiçbir şey fark etmez.’ Ölümü bir şekilde hayatın doğal parçası olarak nasıl gördüklerine bugün bir kere daha burada şahit olduk, cenaze töreninde gördük” dedi.
Sadece Haniye’nin evlatlarının değil, aynı zamanda ufacık torunlarının bile ne kadar büyük bir metanet içerisinde bulunduğuna şahit olduklarını söyleyen Kurtulmuş, “Böylesine açık yüreklilikle, ölümü böyle bir düğüne gider gibi karşılayan insanların karşısında hiç kimsenin yapacağı bir şey yoktur. Ümit ediyoruz, dua ediyoruz ve bu uğurdaki çabalarına bütün gücümüzle destek veriyoruz ki, özgür Filistin devleti eninde sonunda mutlaka ama mutlaka kurulacaktır” diye konuştu.
Filistin’in şehitlerinin kendi davalarını yükselttiği gibi dünyaya da insanlığı öğrettiğini, insanlık dersi verdiğini belirten Kurtulmuş, “Mazlumlar onlardan ilham alıyor, zalimler de onların her şehit ettikleri insanın karşısında korkularını ve korkularının beslediği saldırganlıklarını artırıyorlar. Allah Filistin milletine, en kısa sürede özgürlüklerine kavuşacakları ortamı kurmayı nasip eylesin” ifadelerini kullandı.
Programa Türkiye’nin Doha Büyükelçisi Mustafa Göksu, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, TBMM İdare Amiri ve Türkiye-Filistin Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı AK Parti İstanbul Milletvekili Hasan Turan, AK Parti Grup Başkanvekili Abdülhamit Gül, MHP Genel Başkan Yardımcıları Yaşar Yıldırım, İlyas Topsakal, MHP Genel Sekreteri ve Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman, AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel, CHP Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Saadet Partisi Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan ile siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarından temsilciler katıldı. – DOHA
]]>Kıbrıs’a en yakın nokta olan Anamur’da yapılan feribot ve deniz uçağı iskelesi, 2 ay önce tamamlandı. Valilik öncülüğünde ilçe kaymakamlığı, Ticaret ve Sanayi Odası ile iş adamlarının desteğiyle organizasyonu sağlayacak şirket kuruldu. Gümrük binasıyla birlikte hazır olan iskeleden KKTC’nin Girne Limanı’na 1,5 saatte ulaşım sağlanması için kiralanan 450 kişilik feribot geçtiğimiz ay hizmete başladı. İskelenin resmi açılış ise bugün KKTC Başbakan Yardımcısı Fikri Ataoğlu, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, eski Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan, Mersin Valisi Ali Hamza Pehlivan ile il ve ilçe protokol üyelerinin katılımı ile yapıldı.
Bakan Uraloğlu:
Törende konuşan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu, “Sözlerime, İsrail’in bebek, çocuk ve masum sivillerden oluşan binlerce Filistinli kardeşimizi şehit ederek Gazze’de gerçekleştirdiği insanlık dışı saldırıları nefretle kınadığımızı hatırlatarak başlamak istiyorum. Cumhurbaşkanımız da Filistin davasına olan desteğimizi ve Filistinli kardeşlerimizle dayanışmamızı göstermek amacıyla 31 Temmuz’da Tahran’da şehit olan Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniye’nin şehadeti sebebiyle bugünü milli yas ilan etti. Kimsenin şüphesi olmasın ki Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Filistin’de kalıcı barışa giden yolun açılması için Türkiye her türlü sorumluluğu almaktadır ve üzerine düşen ne varsa yapmaya hazırdır. Bu vesileyle İsmail Heniye ve tüm İsrail saldırılarında şehit olan tüm Filistinli kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyor, Filistin’de yaşatılan bu zulmün bir an evvel sona ermesini Rabbimden niyaz ediyorum” dedi.
“Anamur Limanı’nı uluslararası liman olarak belgelendirdik”
Bakan Uraloğlu, 10 Ağustos’ta açılışını gerçekleştirecekleri Çukurova Uluslararası Havalimanı, Çeşmeli- Kızkalesi Otoyolu Projesi, genişletilen Mersin Uluslararası Limanı, Mersin-Adana-Osmaniye- Gaziantep Hızlı Tren hattıyla Mersin’in gelişim hızına bağlı olarak ortaya çıkan ulaşım ihtiyaçlarını karşılamak ve geleceğe hazırlamak için çok güçlü bir ulaşım ağı tesis ettiklerini söyledi. Açılışını gerçekleştirecekleri Anamur Feribot ve Deniz Uçağı İskelesi’nin de Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü tarafından hayata geçirilen bir proje olduğunu ifade eden Uraloğlu, “Toplam uzunluğu 350 metre olan iskelemizi yolcu tekneleri, yatlar, feribotlar ve deniz uçaklarının yanaşmasına uygun şekilde inşa ettik. 12 Aralık 2023 tarihinde de işletilmesi amacıyla Bakanlığımız tarafından Mersin Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığına devrettik. Devir işleminin ardından 15 Mart 2024’de Mersin Valiliği tarafından Anamur Ticaret ve Sanayi Odası (ANTSO) Denizcilik Turizm Ticaret ve Anonim Şirketi’ne kiralanmıştır. Şirket tarafından gerçekleştirilen ek üst yapı yatırımları sonrası yapılan başvurunun ardından Bakanlığımızca yapılan denetimler sonucunda da Anamur Limanı’nı uluslararası liman olarak belgelendirdik” dedi.
“Türkiye ile KKTC arasındaki en kısa mesafeli deniz rotası oldu”
Anamur Feribot ve Deniz Uçağı İskelesi’nin Mersin- Gazimağusa, Taşucu-Girne, Mersin-Girne, Taşucu-Gazimağusa Ro-Ro hatlarının ardından Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne (KKTC) yolcu ve araç taşımacılığı yapılmasına imkan sağlayan en kısa deniz mesafesine sahip 5. kapısı olarak hizmete başladığını belirten Uraloğlu, Anamur-Girne rotasının da 2 saatten daha az bir süreyle Türkiye ile KKTC arasındaki en kısa mesafeli deniz rotası olduğunu kaydetti. Denizcilik Genel Müdürlüğü tarafından verilen hat uygunluk yazısı ile söz konusu iskeleden KKTC’nin Girne Limanı’na yolcu seferlerinin başladığını ifade eden Uraloğlu, “12 Haziran’dan bu yana Piyale Paşa isimli yüksek hızlı hafif yolcu gemisi ile düzenlenen 31 gidiş ve 31 dönüş seferlerinde toplamda 6 bin 841 yolcu taşınmıştır. Hiç şüphesiz ülkemizin KKTC’ye en yakın noktası olan Anamur’da bulunan iskelemizin işletmeye alınması ve deniz trafiğine açılması ilçemizin ve bölgemizin ekonomisine ve turizm faaliyetlerine büyük katkı sağlayacaktır” diye konuştu.
“Mersin’in ulaşım ve iletişim altyapısına 119 milyar liranın üstünde yatırım gerçekleştirdik”
Mersin’de çok büyük ulaşım altyapı projelerini hayata geçirdiklerine dikkat çeken Uraloğlu, şöyle devam etti:
“Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Mersin’in ulaşım ve iletişim altyapısına 119 milyar liranın üstünde yatırım gerçekleştirdik. 10 Ağustos’ta açılışını gerçekleştireceğimiz Çukurova Uluslararası Havalimanı’mız başta Mersin ve Adana ile Osmaniye ve Niğde’ye de olan yakınlığıyla bu şehirlerde yaşayan 5 milyonun üstündeki vatandaşımıza hizmet ederek; Türkiye’nin Ortadoğu ülkelerine açılan kapısı olacak. Bölgedeki işletmelerin Havayoluyla daha hızlı ve etkin bir şekilde mal taşımasını, yerel işletmelerin küresel tedarik zincirlerine entegrasyonunu kolaylaştıracaktır. Özellikle tarım faaliyetlerinin gelişmişliğiyle bilinen Çukurova Bölgemizde üretilen tarım ürünleri gibi hızlı bozulan ve zamanında teslimat gerektiren malların taşınmasında hava yoluyla lojistik avantajlar sağlayacaktır. Ayrıca, bölge ve ülke genelinde doğrudan ve dolaylı olarak yaklaşık 3 bin kişinin istihdam edilmesine imkan sağlayacaktır.”
“2,5 saat süren seyahat süresini 18 dakikaya düşüreceğiz”
Havalimanı ile birlikte Mersin’in gelişimine katkı sağlayacak Çeşmeli-Kızkalesi otoyolu projesini de 3 yıl içerisinde tamamlamayı hedeflediklerini dile getiren Uraloğlu, “42 kilometre ana gövde ve 11 kilometre bağlantı yolu olmak üzere toplam 53 kilometrelik bir yol inşa ederek, 2,5 saat süren seyahat süresini 18 dakikaya düşüreceğiz” dedi.
Bölgenin ve ülkenin önemli raylı sistemlerinden olan Mersin-Adana-Osmaniye-Gaziantep Hızlı Tren Projesi’ne de devam ettiklerini vurgulayan Uraloğlu, “Projenin tamamlanmasıyla mevcutta 361 kilometre olan hattı 312 kilometreye düşüreceğiz. Yaklaşık 6,5 saat olan seyahat süresini de 2 saat 15 dakikaya indireceğiz” şeklinde konuştu.
“Mersin, denizcilik sektörü için çok daha önemli bir merkeze dönüştü”
Genişletme çalışmaları süren Mersin Limanı’nın yanında açılışını gerçekleştirecekleri Anamur Feribot ve Deniz Uçağı İskelesi ile Mersin’in denizcilik sektörü için çok daha önemli bir merkeze dönüştüğünü vurgulayan Uraloğlu, şunları kaydetti:
“Dün de yeni bir gelişme olarak Ege ve Akdeniz olmak üzere denizlerdeki hak ve menfaatlerimiz doğrultusunda ‘Mavi Ekonomi ve Deniz Saha Planlaması’ çalışması gerçekleştirilmesi amacıyla Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezi ile bir sözleşme imzaladık. Ülkemiz denizlerinde daha güvenli ve verimli bir geleceğe doğru attığımız bir adım olan bu sözleşmeyle Hükümetlerarası Oşinografi Komisyonu-UNESCO tarafından ortaya konulan kurallara göre bir deniz saha planlamasının uygulanmasına ilişkin başlangıç raporu hazırlanması, denizlerimizdeki rüzgar ve güneş enerjisi potansiyellerinin belirlenmesi ve hidrokarbon yatakları ve madenler dahil diğer yer altı kaynaklarına ilişkin verilerin değerlendirilmesi ve enerji taşıma güzergahlarına ilişkin analizlerin yapılması, Mavi ekonomi kapsamında balıkçılık ve diğer su ürünleri faaliyetlerinin mevcut durumuyla, deniz ticareti, liman işletmeciliği ve kombine taşımacılık faaliyetlerinin değerlendirilmesi ve potansiyel kazanımları hakkında rapor hazırlanması ve öncelikle Ege ve Akdeniz’in haritalandırılması olmak üzere genel haritalandırmanın tamamlanması gibi çalışmalara başladık.”
“Ülkemizin adını ve bayrağını dünya denizlerinde gururla büyük başarılara taşıyacağız”
Mavi vatanda seyir emniyetini ve deniz güvenliğini arttırmaya yönelik Doğu Akdeniz Gemi Trafik Hizmetleri Sistemi Kurulumu Projesi’nin de Denizcilik Genel Müdürlüğü ile HAVELSAN tarafından devam ettiğini hatırlatan Uraloğlu, “Projemizi 2026 yılında tamamlamayı planlıyoruz. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde mavi vatanımızdaki gücümüzü dünya denizlerinde görev alan denizcilerimizin uluslararası arenadaki yerlerini daha ileriye taşımak için durmadan, yorulmadan çalışmaya devam edeceğiz. Ülkemizin adını ve bayrağını dünya denizlerinde gururla büyük başarılara taşıyacağız. Unutmayalım ki denize ve denizciliğe verilecek önem ölçüsünde Türkiye Cumhuriyeti büyüyecek ve güçlenecektir. Bu düşüncelerle Anamur Feribot ve Deniz Uçağı İskelesi’nin başta Anamur ve Mersin olmak üzere hem ülkemiz, hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti adına hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum” dedi.
“Esas amacımız Ada Kıbrıs başlığı altında anavatan Türkiye’mizde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanıtmak”
KKTC Başbakan Yardımcısı Fikri Ataoğlu da 50. yıl kutlanırken 50 yıl önce olduğu gibi şimdi de birlik ve beraberlik içerisinde olduklarını herkese gösterdiklerini söyledi. Daha önce Ada Kıbrıs lansmanı gerçekleştirdiklerini ifade eden Ataoğlu, “Esas amacımız Ada Kıbrıs başlığı altında anavatan Türkiye’mizde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanıtmak. Sizlerin de bir adasının var olduğu, farklı adalara değil, kendi adanıza gelmeniz. Farklı ülkelere değil, kendi ülkenize gelmeniz, aynı dili, aynı dini ve aynı para birimini paylaştığımız Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne gelmeniz için Ada Kıbrıs lansmanını yaptık” diye konuştu.
“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bizim göz bebeğimizdir”
Mersin Valisi Ali Hamza Pehlivan ise maddi değeri yüksek olduğu kadar manevi değeri de yüksek bir açılışı gerçekleştirdiklerini söyledi. Seferlerin yavru vatana gittiğini ifade eden Pehlivan, “50. yıl kutlamalarında Cumhurbaşkanımızın da ifade ettikleri üzere Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bizim göz bebeğimizdir. Dolayısıyla bu hak, tıpkı Mersin Limanı’ndan olduğu gibi tıpkı Taşucu Limanı’ndan olduğu gibi Anamur iskelemizden ve limanımızdan da yavru vatanımıza, Kıbrıs’ımıza, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’mize gidecek. Bu yönüyle de ziyadesiyle anlamlı” dedi.
“KKTC’ye başlatılan feribot seferleri bizleri Kuzey Kıbrıs’a daha da yakınlaştıracak”
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da, “Buradan KKTC’ye başlatılan feribot seferleri bizleri Kuzey Kıbrıs’a daha da yakınlaştıracak. Ekonomik ağlarımız kuvvetlenecek. Aynı zamanda yerel kalkınmaya da ivme kazandıracak. Böylece hem Anamur’un, hem Kıbrıs’ın zenginleşmesine katkı verecek. Anamura ve ülkemize kazandırmış olduğu bu kıymetli eserden dolayı bütün bu emeği geçen kardeşlerimi kutluyorum” diye konuştu. – MERSİN
]]>Kirişci, çeşitli ziyaretler için geldiği Kahramanmaraş’ta, Büyükşehir Belediyesi Şairler Tepesi Sosyal Tesisleri’nde yaptığı açıklamada, Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye’nin suikasta uğramasının Filistin meselesinde yeni bir başlangıç olması, bütün dünyanın atılması gereken adımları atması gerektiğini söyledi.
Sahipsiz hayvanlara yönelik düzenlemeler içeren kanunun yürürlüğe girdiğini anımsatan Kirişci, sahipsiz hayvanların saldırıları sonucu hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralananlara şifa diledi.
İlk defa Türkiye’de hayvanların korunmasıyla ilgili bir kanunun mevzuata kazandırıldığını belirten Kirişci, “Takdir edersiniz ki hukuk devletinde bağlayıcı olan kanunlardır.” ifadelerini kullandı.
AK Parti döneminde çıkan kanunlarla hayvanların mal, eşya olma statüsünden çıkarılarak canlı statüsüne getirildiğini belirten Kirişci, şöyle devam etti:
“Peki önceki yasada eksik olan neydi? Belki buna birkaç noktada değinmekte yarar var. Her şeyden önce sokakların artık gerek insanlar gerek hayvanlar gerekse de diğer her türlü maddi manevi varlıklarımız için bir ortak yaşam alanı olduğu gerçeği. Bunlar dikkate alındı. Ama burada uygulanan yöntemden kaynaklı olarak artık sokaklar güven alanı olmaktan çıkmıştı. Bunun da bir şekilde sağlanması gerekiyordu. İkinci olarak da kanunda gerek 2004 gerekse 2021’deki düzenlemelerde yerel yönetimlere birtakım sorumluluklar verilmiş ama bunların denetimiyle ilgili mekanizmalar yetersiz kalmış veya bazı mevzuatın bir kısmında özellikle dar yorumlanmasından kaynaklı olarak da bir şeyler yapmak isteyenlerin de bu yapmak istediklerini gerçekleştiremedikleri bir sürece evrilmiştir. Dolayısıyla bu eksikliklerle birlikte sahipli hayvanların sokağa salınması konusunda da yetersiz kalınmış ve bundan dolayı da bu sokaktaki hayvan popülasyonunun artışı kaçınılmaz hale gelmiş.”
“Kısırlaştırma da çözümlerden bir tanesi ama tek başına bir çözüm değil”
Düzenlemenin bir sahiplendirme ve yaşatma yasası olduğunu dile getiren Kirişci, şu değerlendirmede bulundu:
“Bu iddia edildiği gibi değil, aksine burada yakala, kısırlaştır, sal yerine, yakala, kısırlaştır, tut ve sahiplendir. İçlerinde tedavi edilemeyecek hastalıkları olan, salgın hastalık taşıyan hayvanlarla alakalı gerekli düzenlemeler var. Orada da veteriner kontrolünde bir ötenazi uygulaması gerçekleştirilecek. Dolayısıyla bunu da göz ardı etmemek gerekir. Eğer gerçekten sokaktaki hayvanların sağlıklı bir ortamda yaşadıklarını düşünüyorlarsa ben sizler aracılığıyla bir rakam telaffuz etmek isterim. Sokaktaki hayvanların ortalama yaşam süresi sadece 2 yıl. Ama biz bunları alırız, kısırlaştırır, rehabilite eder, bakımevlerinde sahiplendirilinceye kadar tutulmasını sağlarsak sahipli köpekler yaklaşık 15-16 yıl kadar yaşayabiliyorlar. Dolayısıyla 2 yılı 15 yıla çıkarmak varken bu yasaya niye karşı çıkarlar? Onu da aziz milletin takdirlerine bırakıyorum. ‘Tek çözüm kısırlaştırmadır.’ diyenler var, doğru. Kısırlaştırma da çözümlerden bir tanesi ama tek başına bir çözüm değil. Çünkü mevcut popülasyonda siz kısırlaştırmayı yüzde 70 üzerine çıkartmazsanız popülasyon artmaya devam eder. Çünkü sahipsiz köpeklerin üreme kabiliyetleri son derece yüksek.”
“16 bini çocuk olmak üzere 40 bin kişinin katili olan Netanyahu’ya ‘katil Netanyahu’ diyemeyenlerin, İsmail Heniyye’yi kaybettik, bunu kınamayanların kalkıp da köpek sevgisinden, hayvan sevgisinden söz etme hakları yoktur. ” diyen Kirişci, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ben bu vesileyle bu kanun her türlü çirkinliğe, Meclis bahçesinde sergilenen Meclis muhabbetine, Meclis geleneklerine uygun olmayan milletvekiline, Meclis’in koridorlarında katil diyecek kadar ileri gidenlere ve bunların ağababalarına rağmen hamdolsun gerek AK Parti gerekse Milliyetçi Hareket Partisi milletvekillerinin oylarıyla Meclis’imizden geçmiş, yasalaşmıştır. Bugün Resmi Gazete’de yayınlanarak artık yürürlüğe girmiştir. Ben bu vesileyle emeği geçen milletvekili arkadaşlarıma, çalışanlara ve bu konuya olumlu manada katkı sağlayan herkese şükranlarımı sunuyorum.”
Programda, Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel, AK Parti Kahramanmaraş İl Başkanı Cüneyt Doğan da bulundu.
]]>İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Edirne’de ‘Türkiye’nin Huzuru’ sloganıyla düzenlenen asayiş ve güvenlik toplantısına katıldı. Toplantının ardından açıklamalarda bulunan Bakan Yerlikaya, Bakanlık olarak huzur ve güvenliği sağlamak için terörle mücadeleden zehir tacirlerine, organize suç örgütlerinden göçmen kaçakçılığı organizatörlerine kadar suç ve suç odaklarıyla büyük mücadele verdiklerini söyledi. Yerlikaya, tüm Türkiye’de olduğu gibi Edirne’de de suçta kibirlenenleri, huzura kastedenleri hukuktan ve milletten aldıkları güçle tek tek bitireceklerini ve bu noktada kararlı olduklarını ifade etti.
“Adresini güncellemeyen göçmeni deport edeceğiz”
Edirne’de 7 bin 668 düzenli göçmen olduğunu ve adres tahsisatlarını yaptıklarını aktaran Bakan Yerlikaya, “Güvenlik birimlerimiz ve göçle ilgili çalışan arkadaşlarımız her birinin adreslerine gitti, kapılarını çaldı. O adreste oturup oturmadıklarını kontrol etti. Vermiş olduğumuz sürede adres güncellemesini yapmadıkları takdirde onları düzensiz hale getirip, yakaladığımız zaman da deport edeceğiz” dedi.
“Türkiye genelinde 8 bin 701 operasyon yaptık”
Düzensiz göçmenle ve göçmen kaçakçılığı organizatörleri ile mücadele noktasında canla başla çalıştıklarını söyleyen Bakan Yerlikaya, 19 Eylül tarihinin Edirne ve Trakya hududu için önemli bir tarih olduğunu ifade etti. O tarihte Bulgaristan ve Yunanistan’daki meslektaşlarını telefonla aradığını, üzerlerinde büyük bir sorumluluk olduğunu söylediğini belirten Bakan Yerlikaya, “Biz hudutlarımızı korumakla ilgili, milletimizin bizden beklediği huduttaki bütün sınır, güvenlik entegre tesislerimizle beraber, hudut birliklerimizle beraber bir kişiyi ne alırız ne de bir kişiyi buradan düzensiz bir göçmenin oraya geçişine de göz yumarız. 19 Eylül’den itibaren şu anda muhataplarımıza bakan olarak ben, valilerimiz, kurmuş olduğumuz bir mekanizmayla Göç İdaresi Başkanı kurmuş olduğumuz bir mekanizmayla devamlı suretle üç ülke bürokrasi valileri, kapıdaki idarecileri ve nihayetinde bakanları devamlı istişare halindeyiz. Buradaki düzensiz göçmenle mücadelemiz ve göçmen kaçakçılığı organizatörleri ile ne denli canla başla çalıştığımızı biliyorsunuz. Şu anda benim dönemimde 8 bin 701 Türkiye genelinde operasyon yaptık göçmen kaçakçılığı organizatörlerine yönelik. Türkiye genelinde 5 bin 126 tutuklu, 2 bin 116 adli kontrol. Edirne’de 942 operasyon, 351 tutuklu, 127 de adli kontrol. Bu gözaltına alınıp da tutuklanmamış, adli kontrol verilmemiş, halen aramızda gezen vatandaşlara şunu söylüyoruz: ‘Siz bu işten vazgeçin. Niyetinizden bunu çıkarın. Ama fırsat bulduğumuz zaman göçmen kaçakçılığı organizatörlüğü yapanı bilin ki biz daha önce tutuklayıp cezaevine göndermiş olduğumuz arkadaşların yanına kesinlikle göndereceğiz’. Dolayısıyla hem istihbarat birimlerimiz hem de güvenlik birimlerimiz bu noktada gerçekten fevkalade gayret gösteriyorlar. Bu işi bitirmek noktasında biz kararlıyız” diye konuştu.
“7 ayda 30 bin 400 düzensiz göçmen yakalandı”
Edirne’de 7 aylık dönemde 30 bin 400 düzensiz göçmen yakalandığını söyleyen Bakan Yerlikaya, “Sınırlarımızdan girişi engellenen göçmen sayısı 256. Geri gönderme merkezinden şu ana kadar evraklarını tamamlayıp da Edirne’den deport ettiklerimizin sayısı da 9 bin 85” dedi.
Mobil göç aracı ile 1 milyonun üzerinde kişinin kimliğine bakıp sorgulama yaptıklarını belirten Bakan Yerlikaya, Edirne’nin Keşan ilçesine de bir mobil göç aracı vereceklerini söyledi. – EDİRNE
]]>Silivri Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu, yaptığı yazılı açıklamayla; bazı yerel gazete ve internet sitelerinde yayımlanan haberlerde yer alan CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek’in belediye borçları ile ilgili açıklamalarının çarpıtıldığını bildirdi. Balcıoğlu, belediyenin borucunun aslında 462 milyon TL olduğu yönündeki iddiaların yanıltıcı olduğunu ve toplam borcun 1 milyar 503 milyon 295 bin TL olduğunu belirtti.
Yanıltıcı haberlerin tekrarlanmaması için basın mensuplarının daha dikkatli ve sorumlu bir yayıncılık anlayışı benimsemeleri gerektiğini belirten Balcıoğlu’nun açıklaması şöyle:
“Son günlerde bazı yerel gazetelerde ve internet sitelerinde yayımlanan haberlerde, CHP Genel Başkan Yardımcımız Sayın Gökan Zeybek’in açıklamaları çarpıtılarak, Silivri Belediyesi’nin borçlarının 1 milyar 503 milyon 295 bin TL olduğu iddiasının doğru olmadığı ve bu borcun aslında 462 milyon TL olduğu yönünde yanıltıcı ifadeler kullanılmıştır. Bu durum, kamuoyunda büyük bir yanlış anlaşılmaya ve haksız bir algı operasyonuna yol açmaktadır.
“Yeni açıklanan rakamlar sadece SGK ve vergi borçlarını kapsamaktadır”
Öncelikle, bu tür yanıltıcı ve kasıtlı haberlerle kamuoyunu meşgul edenlerin amacını anlamak zor değildir. Genel Başkan Yardımcımız Sayın Gökan Zeybek, yaptığı basın açıklamasında, CHP’nin kazandığı belediyelerin yalnızca SGK ve vergi borçlarına dikkati çekmiştir. Diğer borçlar bu hesaba katılmamıştır. Yani, açıklanan rakamlar belediyelerin toplam borcunu değil, sadece SGK ve vergi borçlarını kapsamaktadır. Örneğin, Keçiören Belediyesi asıl borcunu 1 milyar 755 milyon TL olarak açıklamıştır. Ancak Genel Başkan Yardımcımız, Keçiören Belediyesi’nin SGK ve vergi borçlarını 1 milyar 398 milyon TL olarak belirtmiştir. Yani, bu borçlar yalnızca SGK ve vergi borçlarıdır, toplam borç yükü değildir.
Silivri Belediyesi’ne gelirsek, bizim toplam borç yükümüz 1 milyar 503 milyon 295 bin TL’dir. Bir kez daha altını çizerek belirtiyorum: Borç yükümüz 1 milyar 503 milyon 295 bin TL’dir ve bu borç yükü; İller Bankası, yapılandırmalar, resmi kurumlar kamu idare payları, personel tazminatı, firma borçları, teminat ve emanetler, vergi dairesi ve belediye iştirakleri borçlarını içermektedir. Bu kalemlerin hepsi toplam borç yükümüzü oluşturmaktadır.
Amacımız, kamuoyunu doğru bilgilendirmek ve bu yanlış algıları kesin bir dille düzeltmektir. Yayımlanan yanlış bilgilerin derhal düzeltilmesini ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesini ilgili gazetelerden talep ediyoruz. Kimse Silivrililerin aklını ve vaktini bu tür algı oyunlarıyla çalmaya kalkmasın. Silivrililerin bu tür manipülasyonlara karnı tok! Bu gerçeği görmek istemeyenlere, 31 Mart seçim sonuçlarına dönüp bakmalarını ve şapkalarını önlerine koyup düşünmelerini öneriyorum. Okunmak için komik işlere girenler, kendilerini komik duruma düşürmekten öteye gidemezler. Son olarak, bu tür yanıltıcı haberlerin tekrarlanmaması için basın mensuplarının daha dikkatli ve sorumlu bir yayıncılık anlayışı benimsemelerini bekliyoruz. Doğruluk, şeffaflık ve sorumluluk ilkeleriyle hareket eden basının demokrasimizin temeli olduğunu unutmamalıyız.”
]]>(İSTANBUL) İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi kararıyla hibe edilen 10 İETT otobüsü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ukrayna İstanbul Başkonsolosu Roman Nedilskyi’nin katıldığı törenle Ukrayna’nın Odessa kentine uğurlandı. Törende konuşan İmamoğlu, Filistin ve Ukrayna’da yaşanan acılara dikkat çekti, “Biz, ‘savaşa hayır’ derken, sadece ‘savaşa hayır’ değil, ‘teröre de hayır’ diyoruz. Terörist eylemlere de hayır diyoruz. Ama terörist eylemi kendi eliyle üreten ve bir suikasta dönüştüren bir süreci yöneten ülkenin bu tavrına da ‘hayır’ diyor ve kınıyoruz. Bir ülke, bir devlet, terörist eylemle suikast düzenliyorsa, bu o devletin ve o milletin yaşamı boyunca alnından silemeyeceği bir kara lekedir” ifadelerini kullandı.
Odessa Belediye Başkanı Gennadiy Trukhanov’un, ülkede yaşanan savaş nedeniyle toplum ulaşım için Ekrem İmamoğlu’ndan talep ettiği 10 İETT otobüsü, Ukrayna’ya gönderildi.
Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Odessa Belediye Başkanı Gennadiy Trukhanov ile 16 Aralık 2023 tarihinde çevrimiçi bir görüşme gerçekleştirmişti. Trukhanov görüşmede, ülkede yaşanan savaş ve olağanüstü koşullar nedeniyle şehirde birçok hizmetin verilemez hale geldiğini, koşulların gün geçtikçe ağırlaştığını belirtmiş, toplu taşıma sisteminin işlemez hale geldiğini anlatmıştı. Trukhanov’un İmamoğlu’ndan İBB tarafından kullanılmayan ve işler durumda olan 10 adet ikinci el otobüsün Odessa Belediyesi’ne hibe edilmesi talebi üzerine, İBB tarafından, insani yardım kapsamında hibe edilmesi planlanan 10 adet otobüs hazırlandı.
İBB Meclisi “Olur” verdi
İBB Meclis kararıyla 11 Temmuz 2024 tarihinde hibe edilecek otobüsler için İETT görevlendirildi. Otobüslerin nakliye, gümrük işlemleri ve Odessa Belediyesi yetkililerine teslim edilmesi ile birlikte gerekli görülecek teknik eğitim ve yedek parça hazırlıkları tamamlandı.
Odessa’ya gönderilmek üzere tüm bakımları yapılan 10 İETT otobüsü, İmamoğlu ve Ukrayna İstanbul Başkonsolosu Roman Nedilskyi’nin katıldığı törenle Ukrayna’ya uğurlandı.
İETT İkitelli Garajı’nda gerçekleştirilen uğurlama töreninde, 28 Temmuz – 3 Ağustos 2024 tarihleri arasında İBB ev sahipliğinde İstanbul’a ziyaret gerçekleştiren, yaşları 10 ile 16 arasında değişen 45 Ukraynalı çocuk da yer aldı.
“Atatürk’ün izinden gideceğiz”
İmamoğlu, başında “İstanbul Senin Yanında” yazılı şapkayla yaptığı konuşmada, şunları söyledi:
“Bugün en güzel fotoğraf, elbette eşlik eden sevgili çocuklar. Dünyanın bütün çocukları, kardeştir ve bugünlerde hepimizin bilmesi ve sahip çıkması gereken gerçek budur. Bu gerçeği unutanlar, çocukların kardeşliğini yok etmeye çalışanlar olabilir. Ama biz, ülkemizde muazzam bir mirasa sahibiz. ‘Yurtta barış, dünyada barış’ diyen Atatürk’ün izinden gideceğiz. ve savaşlar son bulsun, dünyanın bütün çocukları barışa kavuşsun diye, elimizden ne geliyorsa sonuna kadar yapacağız. Yılmadan usanmadan, Ukraynalı ve Filistinli çocukların en kısa sürede barışa ve huzura kavuşmalarını talep edeceğiz. Bugün, gönlümüzün ve şehrimizin kapılarını 45 Ukraynalı çocuğumuza açıyoruz. Onları İstanbullu kardeşleriyle buluşturacak, en güzel şekilde İstanbulluların vicdanıyla birlikte ağırlayacağız, misafir edeceğiz.
“Birbirimizi yok ederek değil…”
İstanbul ve Odessa, 1997’den bu yana kardeş şehirlerdir. Biz, bu ilişkiyi, hiçbir zaman protokolden ibaret bir durum gibi görmedik. Her zaman gerçek bir kardeşlik duygusuyla yaşamak ve yaşatmak kararlılığında olduk. Bu anlayış içerisinde, savaş koşullarıyla mücadele eden kardeş şehir Odessa’ya, bugün 10 adet İETT otobüsü hibe ediyoruz. Dilerim, bu otobüsler, Odessa’daki zorlu ulaşım şartlarını biraz olsun iyileştirecek ve oradaki savaşın zorluğu altında zulüm gören insanlar, bir nebze olsun çağdaş bir hizmetle buluşacaklardır. Bundan sonra da bu desteklerimiz devam edecek. Daha önce de Odessa Belediye Başkanı’nın talebi üzerine, 41 adet jeneratör ve insani yardım malzemelerimizi içeren 5 adet TIR’ı yollamıştık. Yine aynı şekilde Polonya’ya ilk dönemde giden, Ukrayna’dan göç etmek zorunda olan Ukraynalı insanlara, komşulara, buradan Polonya’ya, Varşova’ya TIR’larımızı yollayarak, insani yardımda bulunmayı kendimize sorumluluk edindik. İhtiyaç olduğu her ortamda, saygıdeğer Başkonsolos ve ekibiyle her zaman istişare halinde oluyor ve savaş altındaki insanlara -ki başta çocuklara- destek olma konusunda özenli bir gayret gösteriyoruz. Refahımızı ve mutluluğumuzu, birbirimizi yok ederek değil, birbirimizle paylaşarak, yardımlaşarak sağlamanın mümkün olduğunu bilmeliyiz.
“Yeryüzündeki tüm çocuklar sevgi diliyle anlaşırlar”
Farklı dilleri konuşsalar da yeryüzündeki tüm çocuklar, evrensel bir dille anlaşırlar ve kaynaşırlar. Çocukların o çok iyi bildiği dil, büyüklerin ise maalesef unuttuğu dil; işte o dilin adı aslında sevgidir, dostluktur. O dil, barışın ve kardeşliğin dilidir. Dünyaya hakim olması gereken işte bu dildir, bu anlayıştır. Yeryüzünün bir an önce barışa ve huzura kavuşmasını diliyorum. Filistin’de zulüm altında bulunan çocuklar, kadınlar… Benzer bir durum Ukrayna’da. Öyle canımızı yakıyor ve acıtıyor ki. Bu konuda hep birlikte, özellikle bu coğrafyanın -kuzeyimiz olsun, güneyimiz olsun- barıştaki teminatı olma konusunda kararlı bir millet, kararlı bir devlet olmak zorundayız. Bizler, Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘yurtta barış, dünyada barış’ ilkesinin bir sulhçuluk ilkesine dönüştüğü, sulhun, barışın teminatı olmak, aynı zamanda elbette ki güçlü bir devlet ve güçlü bir millet olmak anlamına gelir. Kalkınmacı, üreten, iyi eğitim alan, çağdaş unsurlarıyla bu çağın bütün unsurlarını yakalayan bir ülke olmak demektir. Bu duyguyla biz, çevremizde olan bütün huzursuzluklara gereken tepkiyi gösteren, gösterdiği tepkinin de karşılık bulduğu bir ortamı yakalayan bir toplum, bir millet ve bir devlet olmak zorundayız. Bu bölgenin buna ihtiyacı var. Onun için sulhçuluk dediğim bakış açısı ve anlayış, en çok ihtiyaç duyulan bu bölgede, ülkemizin asla vazgeçmeyeceği, asla uzaklaşmayacağı bir anlayıştır”
“Barışın, sevginin ve hoşgörünün şehri olmaya devam edeceğiz”
“Biz, ‘savaşa hayır’ derken, sadece ‘savaşa hayır’ değil, ‘teröre de hayır’ diyoruz. Terörist eylemlere de ‘hayır’ diyoruz. Ama terörist eylemi kendi eliyle üreten ve bir suikasta dönüştüren bir süreci yöneten ülkenin bu tavrına da ‘hayır’ diyor ve kınıyoruz. Yani bir ülke, bir devlet, terörist eylemle suikast düzenliyorsa, bu o devletin ve o milletin yaşamı boyunca alnından silemeyeceği bir kara lekedir. Bu bağlamda, çevremizde oluşan bu tür suikast girişimlerine, terör eylemlerine ve savaşa, kayıtsız şartsız ‘hayır’ deme kararlılığını gösteren bir anlayışı temsil ettiğimizi, buradan, bu güzel günde, sevgili çocukların huzurunda, böylesi bir anlayış için mücadele edeceğimizi, evrensel bir dille haykırarak dile getiriyoruz. Barışın ve sevginin, hoşgörü kentinin İstanbul olduğunu ve olmaya devam edeceğini de ilan ediyoruz. Bu şehrin aynı zamanda bölge şehirleri için de barışın, huzurun ve aynı zamanda hoşgörünün teminatı olmaya devam edeceğini belirtiyor, İstanbul halkı adına Odessa’ya gönderdiğimiz otobüslerin, Odessa halkına hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.”
Başkonsolos Nedilskyi’den teşekkür
Ukrayna İstanbul Başkonsolosu Roman Nedilskyi de konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Bugün, İstanbul ve Odessa şehirleri, bu şehirlerin sakinleri ve genel anlamda Ukrayna ve Türkiye halkları için özel bir gündür. Sayın Belediye Başkanı, İBB’nin kardeş şehir Odessa’ya yardım olarak verdiği 10 otobüsün teslim törenine sizinle birlikte katılmaktan büyük bir onur duyuyorum. Ukrayna’nın ve bilhassa Odessa’nın geçirdiği bu zor günlerde, İBB’nin, yaşananlara seyirci kalmaktansa, kardeş şehrine yardım eli uzatmayı seçtiği için ziyadesiyle minnettarız. İBB’nin kendileri için bir ‘mutluluk haftası’ düzenlediği küçük Odessalıların da bu otobüs teslim töreninde bulunması sembolik bir önem arz etmektedir. Ukraynalı çocukların da Odessa’ya döndükten sonra bu otobüs hizmetinden, diğer Odessa sakinleriyle aynı düzeyde yararlanacağından şüphem yoktur. Otobüs yardımı, İBB’nin Odessa’ya verdiği desteğin ikinci adımını oluşturmaktadır. Tüm Odessa sakinleri ve Ukrayna vatandaşları, kardeş şehir İstanbul’un bağışladığı ve günümüzde Odessa’nın büyük bir ihtiyaç duyduğu güçlü jeneratörler için minnettardır. Sayın Belediye Başkanı, Odessa sakinlerine ısı, ışık ve destek verdiğiniz için şahsınıza ve ekibinize teşekkürlerimi sunarım. Çok teşekkür ederim Sayın Ekrem Bey, çok teşekkür ederim Türkiye.”
Otobüsler yola çıktı
Konuşmaların ardından İmamoğlu, Başkonsolos Nedilskyi ve Ukraynalı çocuklarla birlikte, Odessa’ya yolcu edilecek 10 İETT otobüsünün önünde anı fotoğrafı çektirdi. Uğurlama töreninde İmamoğlu’na; CHP Hatay milletvekilleri Nermin Yıldırım Kara, Mehmet Güzelmansur, Servet Mullaoğlu, CHP Hatay İl Başkanı Hakan Tiryaki, Arsuz Belediye Başkanı Sami Üstün, Dörtyol Belediye Başkanı Bahadır Amaç, Defne Belediye Başkanı Halil İbrahim Özgün, Erzin Belediye Başkanı Ökkeş Elmasoğlu ve Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi eşlik etti.
]]>2. Dünya Savaşı’nda Nazilerin ‘işkence ve ölüm kampı’ olarak bilinen Auschwitz’de soykırıma uğrayan Romanlar, İzmir’de anıldı.
Soykırımın 44. yılında Konak Belediyesi, Konak Kent Konseyi ve İzmir Roman STK’ları Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde anma töreni düzenledi. Törende “2 Ağustos 1944 Roman Soykırımı’nı unutmadık ve unutmayacağız” pankartı açan grup katliama dikkati çekti.
Törende basın açıklamasını Konak Kent Konseyi Başkanı Hamit Mumcu okudu, Romanların yaşadığı yoksulluğa dikkati çekti.
“3 bin Romanı katledilerek soykırıma uğrattı”
Nazilerin 30 binden fazla Çingenenin kafataslarını ölçüp, kan örnekleri alıp, göz renklerinin istatistiklerini çıkarttığını hatırlatan Mumcu, şunları söyledi:
“1933’de Almanya’da Nazi Partisinin iktidara gelmesi ile birlikte Romanlar ve Yahudiler imha edilmesi gereken iki etnik grup olarak tanımlanmıştır. 1937 yılında nüfus biyolojisi ve ırksal temizleme için Araştırma Merkezi kurulmuş ve imha çalışmaları tüm Avrupa’yı sarmıştır. 2. Dünya Savaşı döneminde Yahudiler ve Romanlar şimdi Polonya sınırları içinde kurulmuş en büyük toplama, zorunlu çalışma, sistematik katliam, işkence ve imha yeri olan Auschuwitz kampına getirildiler. 2 Ağustos 1944’de Naziler Auschwitz kampında bir günde 3 bin Romanı katlederek soykırıma uğrattı. Her yıl bu tarihte, Nazilerin soykırımına uğrayan ve 2. Dünya Savaşı’nda hayatını kaybeden 220 bin ila 500 bin Roman anılıyor. Resmi bir rakam olmasa da İan Hancook’a göre bu sayının 1 milyon ile 1,5 milyon olduğu beyirtiliyor, bu sayılar o dönemde Avrupa’da bulunan Roman nüfusunun yarısından fazlasına tekabül ediyordu. Sadece Auschwitz kampında 20 bin 78 Romanın açlık, tıbbi yetersizlik, aşırı çalıştırma, hastalık ve gaz gibi nedenlerle yaşamlarını kaybettiği kayıtlara işlenmiştir.”
“Romanların yüzde 80’i ‘fakirlik riski altında’ yaşıyor”
Romanlara yönelik ayrımcılığın aradan geçen sürede devam ettiğini ancak şekil değiştirdiği kaydeden Mumcu, Romanların yaşadığı fakirliğe dikkati çekerek şu ifadeleri kullandı: “Avrupa Birliği Temel Haklar Ajansı raporuna göre günümüzde Romanların yüzde 80’i ‘fakirlik riski altında’ yaşıyor. Romanlara uygulanan zulüm 1933 yılında başladı. Bu zulüm zamanla ayrımcılık şeklinde dönüştü. Alman yetkililer yapılanların ‘ırkçı’ temelli olduğunu ancak 1979’ta kabul etti. Bu bağlamda Romanlar birçok Avrupalı için 2. Dünya Savaşı’nın unutulmuş kurbanları oldu. Onların yaşamak zorunda kaldığı bu tarihi zulüm karşısında sessiz kalmamalıyız. Aradan geçen 70 yıla rağmen Orta Avrupa Romanları olan Sitiler ve Romanlar her gün nefret, şiddet, ayrımcılık ve ırkçılıkla karşı karşıyalar, birçoğu barınma, eğitim ve sağlık gibi temel ihtiyaçlara ulaşmakta zorlanıyorlar.
2 Ağustos 1944 Roman Soykırımının unutulmaması adına son yıllarda ülkemizde de çeşitli etkinlikler düzenlemektedir. Diğer soykırımlar gibi Roman Soykırımının da unutulmaması, Roman sorunlarının çözümü için samimi adımların atılması geçmişten günümüze gelen önyargıları birlikte kırmamız gerektiği inancındayız.”
]]>Ticaret Bakanı Ömer Bolat, bir dizi ziyarette bulunmak üzere geldiği kentte Kayseri Ticaret Odası’nda düzenlenen İş Dünyası ve Sivil Toplum Kuruluşları ile İstişare Toplantısı’na katıldı. Burada konuşan Bakan Bolat, toplamda 600 milyar dolarlık bir ticareti gümrüklerde yönettiklerini ve gerekli önlemleri aldıklarını söyleyerek, “Biz ticareti yaparken ithalat konusunda bakış açımız şu; ükemiz için faydalı, lüzumlu ve zorunlu olan ithalat yapılır. Bu konuda hiçbir beis yok. İhracatta gümrükteki kontrollerimiz yüzde 2, ithalattaki kontroller yüzde 14’tür. Bu anlamda ithalatta ülkeler arasındaki rekabette çok çetin bir rekabet var. Haklı uluslararası kurallara ve mevzuata uygun ithalat ve ticarette bir beis yok. Bazen katakulli yapanlar oluyor. Gümrük tarife pozisyonunu değiştiren, menşei saptırması yapan, ürünün değeri 10 iken 2 gösteren bazı yabancı ihracatçılar vesaire. Bunlara karşı bizim Gümrükler Genel Müdürlüğümüz ve Gümrük Muhafaza Genel Müdürlüğümüz çalışmaları yapıyor. Toplamda 600 milyar dolarlık bir ticareti gümrüklerde yönetiyoruz. Hızlı ve etkin işlemesini sağlamaya çalışıyoruz ama Türkiye’ye 15 satarken, bir almayan ülkelerle alakalı olarak da ‘kusura bakma Türkiye ithalat için açık kapı bir ülke değil’ mesajını da net bir şekilde veriyoruz. Dünya Ticaret Örgütünün bize verdiği yetkiler ve kurallar çerçevesinde Türkiye’ye karşı dış ticarette yanlış ticaret yapan olursa biz de gerekli tedbirleri alıyoruz. Bunu yaparken amacımız siz yerli ve milli üretimi yapan sanayicilerin haksız ticari uygulamalarda dampingli ve sübvansiyonlu ithalattan zarar görmenizi engellemektir. Bunu birçok sektörlerde son 1 yılda üretim ve istihdam artışı anlamında başarılı olduğunu görmekten de büyük bir memnuniyet duyuyoruz” ifadelerini kullandı.
“Bu yıl ilk 7 ayda 71 bin firmaya 960 milyon TL ceza uyguladık”
Sektörel düzenlemeleri de yaptıklarını kaydeden Bolat, fahiş fiyatla, stokçulukta, aldatıcı reklamlarla mücadele kapsamında denetimlerin sürdüğünü kaydederek, 2024 yılının ilk 7 ayında 71 bin firmaya 960 milyon TL cezai işlem uygulandığını belirtti. Bakan Bolat, açıklanan Orta Vadeli Program’da hedeflerin tutturulduğunu ifade ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Diğer taraftan iç ticarette sektörel düzenlemeler yapıyoruz. Otomotivde, emlakta, perakendede fahiş fiyatla mücadelede, stokçulukta, aldatıcı reklamlarla mücadelede, market denetimlerinde, tüketicinin korunmasında, sağlığa zararlı ürünlerde Ticaret Bakanlığı olarak çok yoğun denetimler yapıyoruz. 2023 yılında 56 bin firma nezdinde 1.5 milyar TL civarında cezai uygulamalar yaptık. Bu yıl ilk 7 ayda 71 bin firmaya 960 milyon TL ceza uyguladık. Çalkantılı süreçler geçirdik. 2018 yılında ‘Türkiye ekonomisini mahvedeceğim’ diyen bazı Batılı liderler oldu, onlara direndik. 2020 yılı başında korona virüs salgınında bütün dünya gibi Türkiye’de ciddi imtihan verdi. Dünyada bu sağlık krizini en başarılı yöneten ülkelerden biri olduk. Ekonomiyi durdurmama mücadelesi verildi. Hizmet sektörü bıçak gibi kesildi. Vatandaşlarımızın gelirleri kaybolmasın diye gelir destekleri uygulandı. O krizi 2 senede atlattık. Kriz biterken yüksek enflasyon canavarına yakalandık. Rusya- Ukrayna savaşı çıktı. Doğalgaz bedelleri 4 katına yükseldi, petrol bedeli iki katına yükseldi ve bulunamaz durumu ortaya çıktı. Dünyada gıda arz ve fiyat krizi çıktı. Onu atlattık, iki tane büyük depremle Türkiye bütçesinin 2023 yılında yüzde 40’ını oluşturacak bir şekilde 105 milyar maliyet ve 53 bin canımızın şehadeti ile karşı karşıya kaldık. Bu arada seçimler yapıldı. Geçen sene iki, bu sene bir seçim. Bütün bunları atlattık. Bu çalkantılı süreçten sonra hükümetimiz geçen yıl Orta Vadeli Program’ı açıklayarak, Türkiye ekonomisinin yeniden dezenflasyon sürecine girmesi, yüksek enflasyonla mücadele etmesi için bir program uyguluyoruz. Yüksek enflasyonla mücadele ederken ekonomik büyüme, dış ticaret açığının azaltılması, istihdamın korunması ve işsizliğin azaltılması hedeflerimize de bağlıyız. En önemlisi de deprem bölgelerinin 3 yıllık süreçte tamamen yenilerek ayağa kaldırılması hedefimizde devam etmektedir. Orta Vadeli Program’da 2023 yılı sonunda bütün hedef rakamlar tutturuldu. 2024 yılında da bu noktada iyi başladık. Geçen yılı yüzde 4.5’lik büyümeyle kapatırken, bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 5.7 büyüdük. Bunun 1.6 puanı ihracatın olumlu katkısından geldi.”
“Olamaz diye zihnimizde dahi hayallerini kuramadığımız meseleleri bugün bu noktaya getirdik”
Toplantıda konuşan AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş ise, “20 yılda yapılmayan hayal edemeyeceğimiz şeyleri Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde bugüne kadar getirdik. ‘Olamaz’ diye zihnimizde dahi hayallerini kuramadığımız meseleleri bugün bu noktaya getirdik. 2007 yılında mortgage yasası çıkartılırken, ABD’de 120 ay vade ile konut yasası çıkartılırken, biz bunu 20 yıl vadeli hale getirdik. TOKİ vasıtasıyla bunu yaptık. Kentsel dönüşümle ilgili çok önemli işler yaptık. Onun için olmayacak diye bir şey söz konusu değil. Bir oldukça, beraber oldukça, fikir birliği yaptıkça önümüzdeki engelleri inşallah aşarız. Ülkemizin dış alemde neler yaşadığını ama milli birliğimizi Türkiye içerisinde koruyabildiğimiz takdirde, basit siyasi çekişmeler ile değil, siyasetin yumuşatılması ve muhalefetin normalleşmesi ile birlikte inşallah önümüzdeki engelleri aşacağımızı ümit ediyorum” diye konuştu.
Programa Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, AK Parti Kayseri Milletvekilleri Şaban Çopuroğlu, Sayın Bayar Özsoy, Kayseri Ticaret Odası Başkanı Ömer Gülsoy, Kayseri Sanayi Odası Başkanı Mehmet Büyüksimitci ve davetliler katıldı. – KAYSERİ
]]>Haber-Kamera: Hakan KAYA
(İSTANBUL) – CHP’li Esenyurt Belediyesi, günde bin kişiye yemek sağlayacak olan ‘İstiklal Aşevi Yemek Dağıtım Noktası’nı törenle hizmete açtı. Aşevinde maddi durumu iyi olmayan vatandaşlar 3 çeşit yemeği ücretsiz yiyebilecek.
Kısa süre önce ilçenin ilk aşevinin açılışını gerçekleştiren Esenyurt Belediyesi, günde bin kişiye yemek sağlayacak olan ‘İstiklal Aşevi Yemek Dağıtım Noktası’nı hizmete sundu. Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer’in açılışını gerçekleştirdiği dağıtım noktasında, mercimek çorbası, pirinç pilavı ve etli kuru fasülyeden oluşan menü cuma namazı çıkışı vatandaşlara ücretsiz dağıtıldı.
“7 noktada daha Aşevi Yemek Dağıtım Merkezi açacağız”
Esenyurt genelinde aşevi yemek dağıtım noktalarının sayısını peyderpey artırarak çalışmalarını sürdüreceklerinin altını çizen Başkan Özer, şunları söyledi:
“Önemsediğimiz işlerin başında sosyal belediyecilik anlayışı geliyor. Aslında bunlar sosyal devletin işi. Dolayısıyla yerel yönetimler sosyal devletin eksik bıraktığı yerde halkın imdadına koşabilmek için sorumluluk yüklenmek durumunda. Onlara kanunla verilmiş böyle bir görev yok, ancak halkın seçtiği belediye başkanı onların her türlü sorunu ile ilgilenmek durumundadır. Asfalt yapıyoruz, bordür döşüyoruz, park yapıyoruz ama şunu da biliyoruz: Akşam evine ekmek götüremeyen binlerin, on binlerin olduğu bir ilçede yaşıyoruz. Bunun için günlük kapasitesi 15 bin olan bir aşevinin açılışını yaptık. Daha sonraki zamanlarda bu aşevindeki kapasiteyi 30 bine, 40 bine kadar artıracağız. Altyapımız buna uygun. Fakat bu aşevi biliyorsunuz belediyemizin yanında bulunan Yıldız Camii’nin hemen altında. Belki herkes oraya gelemez düşüncesiyle biz halkın ayağına gidelim, yemeklerini biz götürelim istedik. Bu nedenle çeşitli mahallelerde halkımızın yemek yiyebileceği merkezler açıyoruz. Bugün burada, İstiklal Mahallemizde ilkini açıyoruz. Ardından yedi noktada daha sıcak yemek dağıtım merkezi açacağız. Bunların yanında sahada görev yapan 2 adet mobil aracımız, yemek dağıtan servislerimiz var. İlerleyen zamanlarda gücümüz oranında bunları peyderpey artırarak çalışmalarımızı sürdüreceğiz.”
“Kimsesizlerin kimsesi, sesi çıkmayanların sesi olacağız”
Konuşmasında her vatandaşın insanlık onuruna yakışır bir biçimde yaşaması gerektiğine vurgu yapan Özer, “Bugün açılışını yaptığımız merkez 263 m² büyüklüğünde kapalı bir alan. Bu merkezde her gün 1000 kişiye sıcak yemek ikram edeceğiz. ve bu hizmeti tamamen ücretsiz olarak yerine getireceğiz. Bugün etin kilosu bin liraya dayanmış durumda maalesef. Emeklilerin maaşı 10 bin lira. Bir insan bir lokantaya girip bir et yemeği yiyip çıktığı zaman 700-800 lira hesapla karşılaşıyor. Herkesin bu ülkede insanlık onuruna yakışır bir düzeyde yaşama hakkı var. Herkese iş ve AŞ sağlayamıyorsanız bile onlara el uzatmak durumundasınız. Mustafa Kemal Atatürk ne demişti; ‘Cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesidir.’ Kimsesizlerin kimsesi olacaksak, sesini çıkmayanların sesi olacaksak bunu pratikte uygulamamız lazım. Evet, biz buradan haykırıyoruz, söylüyoruz: Biz Cumhuriyet Halk Partili Belediye Başkanları kimsesizlerin kimsesiyiz, sesi çıkmayanların sesiyiz!” ifadelerini kullandı.
Yurttaşlar uygulamadan memnun
Uygulamadan memnun olduklarını söyleyen yurttaşlar da şöyle konuştu:
“Dışarıda yemek yemek gerçekten imkansız bir hale geldi. Gerçekten çok güzel bir uygulama. İnşallah durumu olmayan insanlarımız faydalanır.”
“Durumu olmayan vatandaşlar için çok güzel bir uygulama”
“Uygulamayı iyi buldum. İnşallah devamı gelir. Ama bir de kent lokantası istiyoruz. Güzel olur bence. Fakir vatandaşlar yararlansın.”
]]>
KTO Konferans Salonu’nda düzenlenen toplantıya Ticaret Bakanı Ömer Bolat, AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, AK Parti Kayseri Milletvekilleri Şaban Çopuroğlu ile Sayın Bayar Özsoy, KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, KAYSO Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyüksimitci, protokol üyeleri ve iş insanları katıldı.
Kayseri’nin ticaret tarihinde kadim bir şehir olduğunu söyleyen KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, “Kayseri 6 bin yıllık tarihi, 4 bin 500 yıllık ticari geçmişi, yüzyıllıkta üretim tecrübesi olan, geçmişten bugüne girişimcisi bol, asırlar boyunca da tüm kavimlerin dikkatini çekmiş İpekyolu üzerinde önemli bir kavşak noktası olan Kadim bir şehirdir. Ülkemizin omurgasını oluşturan İç Anadolu Bölgesinin de tam ortasında bulunan stratejik öneme sahiptir. Kayseri aynı zamanda ilklerin olduğu bir şehirdir. 818 yıl önce dünyadaki ilk tıp okulu olan Gevher Nesibe Tıp Medresesi ve Darüşşifası, Anadolu Selçuklu Döneminde şehrimizde kurulmuştur. Anadolu’da tıbbın doğuşu olarak kabul edilmiştir. Yine 4 bin 500 yıl önce İlk ticari yazışmaların, senetlerin, aile anayasasının kurumsallaşma ve ortaklık yapısının, ilk kadın girişimcinin, aynı zamanda ‘bitkarim’ adı altında bir sivil toplum kuruluşunun olduğu, buraya üye olmayanların ticaret yapamadığı Kültepe-Kaniş Karum’da yapılan kazılarda ortaya çıkan tabletlerle anlaşılmaktadır. Ayrıca İlk uluslararası fuar Yabanlu Pazarı adı altında bugünkü Pazarören yakınlarında gerçekleştirilmiştir. Her şehir ve ülkelerin ekonomisinde dönüm noktaları var. Kayseri Sanayisinin ve ekonomisinin dönüm noktası; Cumhuriyetin ilanından sonra 1926 yılında kurulan Kayseri Tayyare Fabrikası, 1935 yılında kurulan Sümerbank Bez Fabrikası ve 1954 yılında da kurulan Ana tamir Fabrikasıdır. Bu 3 yatırım Kayserimizin sanayisine ve ekonomisine katkı sağlamış, yön vermiş ve müthiş bir işgücü yetişmesine de vesile olmuştur. Bugünkü sanayici ve yatırımcılarımızın adreslerine baktığımız zaman kökeni de aynıdır. Dolayısıyla Kayseri ekonomi, sanayi, yatırım ve girişimcilik ruhunun temelinde 1926’da başlayan devlet destekli sanayileşmenin büyük payı vardır. Akabinde de ortaklık kültürü oluşmuş, farklı sektörlerde de yatırım yapılmıştır” dedi.
Şu anda işletmelerin sermayelere ihtiyacı olduğunu söyleyen Gülsoy, konuşmasına şu şekilde devam etti:
“Türkiye ekonomisinde en temel konu, enflasyonla mücadele. Ekonomi yönetimimizin enflasyonu düşürme hedefiyle uygulamaya koyduğu nakdi sıkılaştırma politikalarının ekonomide belirgin bir yavaşlamaya yol açacağını öngörüyoruz. Bu süreci, ülke olarak ekonomide iyi günler görebilmek için yaşamamız gereken geçici bir zorluk olarak değerlendiriyoruz. Hep birlikte atlatacağımıza da inanıyoruz. Sayın Bakanım, Orta Vadeli Program’da yer aldığı gibi, üretimin, istihdamın ve ihracata dayalı büyümenin desteklenmesini çok kıymetli buluyoruz. Orta Vadeli Programa inancımız tamdır. Bizler devletimize güveniyor ve inanıyoruz. Öngörülebilirlik ve istikrar uğruna alınan önlemleri de çok olumlu ve pozitif buluyoruz. Şu anda işletme sermayelerine ihtiyaç var. Finansa erişimde hala zorluk çekiyoruz. Ticari kredi kartlarının hem limitlerinin hem de taksitlendirme süreçlerinin yeniden değerlendirilmesini istiyoruz. Nakit ödeme limitlerinin artırılması, yereldeki ticaretimizde çok önemsediğimiz Perakende Yasasının çıkmasını bekliyoruz. Sektörlerde KDV oran farklılıklarının giderilmesini talep ediyoruz. Konkordato Müessesesinin Yeniden Düzenlenmesini istiyoruz.
“Kayıt dışı ile mücadelede daha etkin yöntemlerin devreye alınmasını istiyoruz”
Kayserili sanayicilerin Türkiye ekonomisine ciddi katkılar sağladıklarını söyleyen KAYSO Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyüksimitci, “Kayseri, 5 üniversitesi, 5 Organize Sanayi Bölgesi, 1 Serbest Bölgesi ile Türkiye ekonomisine 6 milyar dolar dış ticaret hacmiyle ciddi katkı sağlayan bir ilimizdir. Toplamda 51 milyon metrekare üretim alanına sahibiz. Proje aşamasında olan 2 OSB’miz daha var. Bunlarda tamamlanınca mevcut OSB’lerimizle birlikte şehrimizde 7 adet OSB’miz olacak. Kayseri’de faaliyet gösteren 2 bin 500 üzerindeki sanayi işletmemizde 100 binden fazla istihdama sahibiz. Kayseri’de 17 ve serbest bölgemizde bulunan 5 firmamız birlikte toplam 22 firmamız ilk 1000 ihracatçı firma arasında yer alıyor. Kayserili sanayicilerimiz bu güne kadar 190 farklı ülkeye ihracat gerçekleştirdi. Biz aynı zamanda İthal ettiğinin iki katını ihraç eden bir iliz. Bu anlamda cari açığa pozitif katkı sağlayan ender illerden birisiyiz. Yine 2023 verilerine göre iller arasında; İhracatta 10. Sıra, Tasarım Tescil Belgesi sayılarına göre 3. sıradayız. Marka Tescil sayılarına göre 9. Sırada, faydalı modelde 6. sıra ve patent tescilde 7. Sıradayız. İSO İlk 1000’de 29 firmamızla Türkiye’de 8. sıradayız. Sınır şehri olmayan, limanı olmayan ilimizde, Kayserili sanayici ve iş insanları Türkiye’nin ortasında büyük bir gayretle hem üretiyor hem de ürettikleri ile Türkiye ekonomisine ve ihracatına ciddi katkılar sağlıyor” dedi.
Başkan Büyüksimitci, üreticilerin sorunlarına çözüm bulunması gerektiğini söyleyerek, “Küresel bazda pandemi ile başlayan ve halen devam eden olumsuzluklar, hem dünya ekonomisini hem de ülkemizi olumsuz etkilemeye devam ediyor. Üretim girdi maliyetlerinin yüksekliği, tedarik zorlukları ve dengesiz navlun fiyatları pazarlarda rekabet gücümüzü zayıflattığı gibi, yurt dışı talep daralması da firmaları zorlamaya devam ediyor. Özellikle finansmana ulaşımdaki zorluklarımız devam ederken, enflasyonu kontrol altına almak için yapılan faiz artışları firmalarımızın krediye ulaşımını daha da zorlaştırıyor. Bir şekilde krediye ulaşabilen firmalarımız ise, bu kadar yüksek oranlı faizlerle faaliyetlerini sürdürmekte zorlanıyor. Özellikle işletmelerimizin yüzde 99’unu oluşturan, istihdamın yüzde 72’sini gerçekleştiren ve ihracatın yüzde 36’sını karşılayan KOBİ’lerimizin pozitif ayrımcılığa ihtiyacı var. İşletmelerimiz bir taraftan kalifiye eleman sıkıntısı yaşarken, diğer taraftan işverenlerimiz işçilik maliyetlerinden kaynaklı sıkışma yaşıyor. Yüksek istihdam maliyetlerinin yanı sıra, belli mesleklerin zorunlu istihdamı gibi uygulamalarla, adeta istihdamı cezalandırıyoruz. Bu yaklaşımı ve mevzuatı da değiştirmeliyiz. Bu konuda desteklerinizi talep ediyoruz. Ticarette yaygın olarak kullanılan ödeme araçlarından biri olan çeklerde, elektronik çek uygulaması, çeki keşide eden taraftan başlayarak ciro eden tüm tarafların dijital ortamda takibinin yapılabilmesine ve ödemelerin sistem üzerinden takip edilmesine imkan sağlayacaktır. Bunun dışında söz konusu uygulamanın, sağlam bir hukuki ve teknolojik alt yapı ile yaygınlaştırılması, karşılıksız çek miktarında azalmayı sağlayacak ve ödeme sistemlerinin daha sağlıklı bir şekilde yürütülmesine imkan sağlayacaktır. Finansmana erişimin kısıtlı olduğu ve kayıt dışı ekonomiyle etkin bir şekilde mücadele edilmeye çalışıldığı böyle bir dönemde, sanayiciler olarak, ticari kredi kartı kullanımının teşvik edilmesi ve ticari kredi kartlarına taksit uygulamasına gidilmesini gerekli ve önemli görüyoruz. Sanayinin çarklarının dönmesi ve ticaretin daha sağlıklı bir zemine oturması anlamında bu uygulamanın katkısının yadsınamaz olduğu kanaatindeyiz. İhracatçılara yeşil pasaport verilmesine ilişkin usul ve esaslara göre son 3 yılda yıllık ortalama ihracatı 500 bin ile 10 milyon ABD Doları arasında olan firmalara 1pasaport verilmekte olup, 10 milyon doları geçtiğinde ikincisi verilmektedir. Bu ve diğer kademeler arası belirtilen ihracat baremleri yüksek olup ara kademedeki tutarların azaltılması ihracat yapan firmalarımızın yükünü hafifletecek ve işlerini bir nebze olsun kolaylaştıracaktır. ilk pasaport 500 bin USD ihracata verilmekte ikincisi 10 milyon doları geçtiğinde ara kademeler azaltılmalı” ifadelerini kullandı. – KAYSERİ
]]>Haber: DUYGU NİL ÖZER/ Kamera: AZİZ METİN TURAN
(ANKARA) – CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, Instagram’a erişim engeli getirilmesiyle ilgili, ” Türkiye’yi böylesine keyfi ve kişisel düşünceleriyle yöneten, hiçbir kurala bağlı olmaksızın yöneten bir anlayış var. Bu anlayış Türkiye’yi basın özgürlüğünde, haberleşme özgürlüğünde üçüncü lige düşürüyor. Bu şekilde internetin kapatılabildiği, girişlerin yasaklandığı 3- 4 ülke var yeryüzünde diktatörlükle yönetilen. Maalesef Türkiye’yi o konuma taşıdılar” dedi. Emir, Anayasa Mahkemesi’nin Can Atalay ile ilgili kararına ilişkin de “15 Ağustos’ta Meclis toplanacak ve biz orada da Can Atalay’ın o güne kadar görevine başlayacağı tahliye işleminin yapılmasını bekliyoruz” diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Anayasa Mahkemesinin Can Atalay kararının bir an önce hukuka uygun bir şekilde uygulanması gerektiğini belirten Emir, Hamas lideri İsmail Haniye’nin ölümünün ardından Türkiye’de yas ilan edilmesinin de keyfi bir karar olduğunu, İdlib’de 36 şehit verildiğinde ya da Çorlu tren kazasında böyle bir yas ilan edilmediğini vurguladı.
“Basın ve haberleşme özgürlüğü yerlerde sürünmeye devam ediyor”
Instagram’a Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından erişim engeli getirilmesini değerlendiren Murat Emir, şunları söyledi:
“Instagram, dünyada milyarlarca insanın kullandığı son derece yaygın, önemli bir platform. Ticaret yapılıyor, bilgilendirme yapılıyor, haberleşme aracı olarak kullanılıyor. Dolayısıyla çok önemli bir alan. Bunu bir kişi, kendi paylaşımı yayınlanmadı diye kapatıyor. O kişi kim; Fahrettin Altun. Bu, Türkiye’nin geldiği yeri gösteriyor. Türkiye’yi böylesine keyfi ve kişisel düşünceleriyle yöneten, hiçbir kurala bağlı olmaksızın yöneten bir anlayış var. Bu anlayış Türkiye’yi basın özgürlüğünde, haberleşme özgürlüğünde üçüncü lige düşürüyor. Bu şekilde internetin kapatılabildiği, girişlerin yasaklandığı 3-4 ülke var yeryüzünde diktatörlükle yönetilen. Maalesef Türkiye’yi o konuma taşıdılar. İstemedikleri hiçbir şey duyulsun, bilinsin istemiyorlar. Anayasa Mahkemesi, Cumhurbaşkanlığı kararnamesini iptal ediyor, biz götürdük. Kararnamede olan şu; BTK’nın bu şekliyle özellikle dezenformasyona karşı mücadele edeceğim diye kapatma yetkisinin ölçüsüz olacağı kararı var. Tam da aynı güne denk geliyor, onu bile AYM’nin sitesine giriyorsunuz bulamıyorsunuz. Çok giriş varmış gecikme oluyormuş… Buna kim inanır? Burada bir anlayış var; duymasınlar, görmesinler, bilmesinler, haberleşemesinler. Maalesef Türkiye’de basın ve haberleşme özgürlüğü her geçen gün yerlerde sürünmeye devam ediyor.”
“Bu hukuksuzluğa bir an evvel son verilmek zorundadır”
Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Can Atalay kararıyla ilgili ise Murat Emir şu ifadeleri kullandı:
“Can Atalay kararı bizim Anayasa Mahkemesi’ne götürdüğümüz bir karar. Daha önce açıklanmıştı ama gerekçeli kararın açıklanması çok uzun sürdü. Özet olarak Anayasa Mahkemesi Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşmediğini çünkü milletvekilliğinin düşürülmesine yönelik tezkerenin okunmasının Anayasa’ya aykırı olduğunu söylüyor. Daha önce iki kez Can Atalay’ın hapiste tutulmasının da Anayasa’ya aykırı olduğunu söylediği gibi. Can Atalay fiilen cezaevinde tutuluyor dolayısıyla gelip yemin edemiyor ama kendisi milletvekilidir. Ama bu hukuksuzluğa bir an evvel son verilmek zorundadır. Burada mahkemelere görev düşüyor, Yargıtay’a görev düşüyor çünkü herkes yasama, yürütme, yargıya Anayasa Mahkemesi ile bağlıdır. Hepimiz Anayasa’ya uymak zorundayız. Anayasaya uymak üzere yemin ettik. Dolayısıyla bizim beklentimiz, olması gereken, Anayasa’ya saygılı bir ülkede, bir hukuk devletinde Can Atalay’ın biran evvel serbest bırakılması, gelip yeminini etmesi ve milletvekilliği görevini yapmasıdır. 15 Ağustos’ta Meclis toplanacak ve biz orada da Can Atalay’ın o güne kadar görevine başlayacağı tahliye işleminin yapılmasını bekliyoruz. İlgililerin Anayasa Mahkemesi kararına uyması şarttır.”
“Türkiye’de milli yasın neye göre yapıldığı hakkında bilgi yok”
Hamas lideri İsmail Haniye’nin ölümünün ardından Türkiye’de yas ilan edilmesinin keyfilik olduğunu ifade eden Emir, açıklamalarını şöyle tamamladı:
“Türkiye’de milli yasın neye göre yapıldığı, hangi ölçütlere göre ilan edildiğine dönük hiçbir bilgi yok. Tamamen Cumhurbaşkanının kendi duyguları kendi bilgisi kendi algılarıyla karar verdiği bir şey. Son derece keyfi bir durum. Çorlu tren kazasında 25 vatandaşımızı yitirdik, 300’ün üzerinde yaralı vardı. ‘Milli yas ilan edildin’ dedik, ila etmediler. Gara’da 13 askerimiz şehit edildiğinde milli yas ilan etmediler. İdlib’de 36 askerimiz şehit olduğunda milli yas ilan etmediler. Şimdi Haniye öldürüldüğünde milli yas ilan ediyorlar. Daha önce Suudi Arabistan kralı öldüğünde milli yas ilan etmişlerdi. Tamamen keyfi davranıyorlar. Bunun mutlaka bir kurala göre, ölçüte göre olması gerekiyor. Türkiye böylesine bir keyfilikle daha fazla yoluna devam edemez.”
]]>
(GİRESUN) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Bulancak’ta; “Filenin Sultanları yarınki maçı da başardıktan sonra çeyrek finale çıkacaklar. ve buradan ilan ediyorum ki; sizin torununuz İpek ile birlikte çeyrek final maçında Filenin Sultanları’nı desteklemek için o salonda olacağım” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Fındık Mitingi”nin ardından Bulancak Belediyesi’ni ziyaret etti. Ziyaret öncesi belediye önünde konuşan Özel, şunları söyledi:
“Hepinize belediye başkanımıza, partimize sahip çıktığınız için yürekten teşekkür ediyorum. İlçe yönetimini, ilçe başkanımızı ve tüm CHPlileri kampanya dönemindeki emekleri için kutluyorum ve kendilerine teşekkür ediyorum. Bundan sonra da CHP olarak birlik, dirlik içinde omuz omuza çalışarak yüzleri güldürmeye, önümüze gelen bütün sandıklardan başarıyla çıkmaya kararlıyız. Biliyorsunuz partimiz 1977 yılından beri birinci parti olamıyordu. ve bu seçimlerde sizinle birlikte size seslendik, bizi duydunuz. Biz sizin sesinizi Türkiye’ye duyurduk. Siz bizim sesimizi sandığa yansıttınız. ve 47 sonra Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisini birinci parti yaptınız. Bundan sonra da hep birlikte çalışarak önümüzdeki ilk seçimde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisini genel seçimlerde ve birinci parti yapacağız, iktidar yapacağız. Bu ülkeyi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisi yönetecek. CHP bu seçimlere resmi bir ittifakla girmedi. Parti olarak tektik. Ama büyük bir ittifakımız vardı. Dedik ki; bu ittifakın adı Türkiye ittifakıdır. Türkiye ittifakı sosyal demokratlarda muhafazakar demokratlardan, milliyetçi demokratlardan Türkiye’nin bütün demokratlarından oy alır. Türkiye ittifakı renklerini karşımızda duran ay yıldızlı al bayraktan alır. Türkiye ittifakı milli takım gol atınca ayağa kalkanlar, Filenin Sultanları’yla bir gözyaşı dökenlerdir. İnşallah Filenin Sultanları yarınki maçı da başardıktan sonra çeyrek finale çıkacaklar. ve buradan ilan ediyorum ki; sizin torununuz İpek ile birlikte çeyrek final maçında Filenin Sultanları’nı desteklemek için o salonda olacağım. Hepinizin selamlarını Fransa’ya Paris’e götüreceğim.
“Halkın iktidarını kurmaya geliyoruz”
Ayrıca sadece belediye başkanımızı tebrik etmeye gelmedim. Hangi siyasi partinin mensubu olursa olsunlar belediye meclis üyelerimiz seçildi, onları da kutluyorum. Biz bugün burada iktidarız ancak muhalefete çok önem veriyoruz. Onların uyarılarına, onların tenkitlerine açığız. Biz 31 Mart’ta kaybedeli olmayan bir zafer kazandık. 31 Mart’ın galibi Bulancak’tır. Kaybedeni yoktur. O yüzden Bulancak’taki herkesi baba ocağına davet ediyorum. Baba ocağı, CHP’dir. CHP, Türkiye’nin kurulan ilk partisidir. Bu partinin kapıları geçmişte olduğu gibi şimdi de herkese açıktır. Herkes baba ocağına doğar, baba ocağında büyür, günü gelince kimi büyüğünü arar gider, kimi küçüğüyle yetinir, kimi baba ocağında oturur. Ama giden bilir ki bir gün başım sıkılırsa döneceğim yer bellidir. Baba ocağının çorbası kaynamaktadır. Bancası 101 yıldır tütmektedir. O baba ocağı hepinizindir. Ne zaman gelirseniz yeriniz hazırdır. Baba ocağının tapusu ne bendedir ne Kemal Bey’dedir. Rahmetli Ecevit’te de yoktu, İsmet Paşa’da da. Baba ocağının tapusu bir kişiye kayıtlıdır o da Gazi Mustafa Atatürk’tür. 70’lerde Ecevit’in başbakanlığında nasıl Türkiye’deki işçilerin, köylülerin, mazlumların, mağdurların, yoksulların, esnafların yüzü güldüyse yine yüzünüzü güldürmeye geliyorum. Hepinizi birden iktidar yapmaya geliyoruz. Halkın iktidarını kurmaya geliyoruz.”
]]>(DİYARBAKIR) – Diyarbakır’da çeşitli sivil toplum kuruluşu temsilcileri, İran’ın başkenti Tahran’da düzenlenen suikastle öldürülen Hamas lideri İsmail Haniye için basın açıklaması yaptı. Açıklamanın ardından bir grup, tekbir getirerek Burger King işletmesine taşlı saldırı düzenledi.
Aralarında Hüda-Par, Memur-Sen, Yeryüzü Doktorları’nın da olduğu çok sayıda sivil toplum kuruluşu tarafından Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki tarihi Ulu Camii’nde kılınan Cuma namazının ardından kitlesel basın açıklaması düzenlendi.
STK’lar adına açıklamayı yapan Yeryüzü Doktorları Diyarbakır Şube Başkanı Dr. Eşef Araç, Gazze’de yaşananlara Müslümanların duyarsız kaldığını belirterek, İsmail Heniye’nin inandığı gibi yaşadı, yaşadığı gibi Rabbine kavuştuğunu söyledi. Dr. Araç, “Gazze’nin kahraman direnişçileri, kanlarının son damlasına kadar savaşıp mücadelelerine devam ediyor. İslam ümmeti olarak da bizler de pasif ve sefil bir duruşla varlığımızı zillet içerisinde sürdürmeye devam ediyoruz. Gazze’nin masum çocuklarının, kadınlarının ve yaşlılarının katledilmesinden dolayı hesabını çetin bir şekilde ilahi huzurda vereceğimizi unutmayalım. Bedenler parçalanırken, ağıtlar arş-ı alayı titretirken, mabedler bombalanırken, hastaneler işlevsiz bırakılırken ve eğitim kurumları bir bir yok edilirken bizler tüm bunlar karşısında sessizliğimize devam ederek zimni bir destek içerisinde olduğumuzun farkında bile değiliz. Bu gün öyle bir gündür ki ümmet orta yerinden vuruldu. Gözyaşları akıp sel oldu. Öfke yumrukları bir tufan oldu. Direnişin kahramanı, Filistin’e özgürlük vazifesini layıkıyla icra ederek Rabbiyle buluşmaya gitti. Evet, direniş cephesinin lideri şehid İsmail Heniyye inandığı gibi yaşadı, yaşadığı gibi Rabbine kavuştu. Rabbim şehadetini makbul ve ali eylesin” dedi.
İktidara çağrı: Müslüman halkımızın sabrını daha fazla taşırmayın
Açıklamasında, iktidara da çağrıda bulunan Dr. Araç, İsrail’e yönelik hava ve deniz ulaşım ağını kapatılması gerektiğini belirterek, “Ülkemizin yetkililerine sesleniyoruz. Sokağın sesine kulak verin. Meydanların sesini duyun. Allah’tan korkun. Milli menfaatlerinizi akan mazlumun kanına tercih etmeyin. Her gün yapılan katliamlara seyirci kalmayın. Soykırımları izleyerek maslahatınızı öncelemeyin. Aksi halde bu yangın sizi de bizi de saracaktır. Acil stratejik adımlar atın. Adım atarsanız güçlü olursunuz, güçlü olmak için risksiz hesaplar peşinden koşmayın. Uluslararası diplomasi ve anlaşmaları bağlayıcı olarak görmeyin zira işgalci ve istilacı güçler bunu açık bir şekilde çiğnediklerinde bağlayıcı görmezken neden bizim için bağlayıcı olsun ki? Şu taleplerimizi en gür şekilde tekrarlıyoruz. İsrail’e yönelik hava ve deniz ulaşım ağını kapatın. Diplomatik, askeri, siyasi, ekonomik tüm ilişkileri acilen gözden geçirin ve derhal adım atın. Müslüman halkımızın sabrını daha fazla taşırmayın” şeklinde konuştu.
Tekbir getirerek Burger King’e saldırdılar
Açıklamanın ardından bir grup, Ulu Cami yakınlarındaki ve güvenlik önlemleri nedeniyle kapalı tutulan Burger King şubesi önüne gelerek, İsrail aleyhine slogan attı. Bir süre sonra grup, tekbir eşliğinde Burger King’e taşlı saldırıda bulundu. Bölgede önlem alan polis ekiplerinin müdahalesi sonucu grup, güçlükle dağıtıldı.
]]>
(İSTANBUL) – Usta tiyatrocu Genco Erkal için İstanbul’daki Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde tören düzenlendi. Törenin başında Erkal, 10 dakika boyunca kesintisiz alkışlandı. Son kez sahnede olan Erkal’ı dostları ve sevenleri yalnız bırakmadı. Salonda izdiham yaşandı.
Önceki gün yaşamını yitiren usta tiyatrocu Genco Erkal için bugün ilk tören, İstanbul’daki Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde düzenlendi. Törene eski CHP Genel Başkanları Hikmet Çetin ve Altan Öymen, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Sözcüsü Sera Kadıgil, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün, çok sayıda siyasi parti, kurum, dernek temsilcisi, sanatçı dostları ve ailesi katıldı.
Dakikalarca alkışlandı
Erkal’ın Türk bayrağına sarılı naaşının arkasında ekrana, tiyatro sahnelerinden anlar yansıtıldı. Şair Nazım Hikmet’in dizelerini okuduğu sahneler de ekrandayken Erkal, 10 dakika boyunca aralıksız alkışlandı. Sunuculuğunu, Erkal ile onlarca kez aynı sahnede yer alan Tülay Günal’ın yaptığı törende, sırasıyla yönetmen Dikmen Gürün, Erkal’ın arkadaşı Özcan Arca, eski İstanbul Barosu Başkanı Turgut Kazan ve Ekrem İmamoğlu birer konuşma yaptı.
Fazıl Say: İdeolojisinden hiçbir zaman vazgeçmedi
Tören, Erkal’ın çok kez birlikte sahne aldığı piyanist Fazıl Say ile müzisyen Serenad Bağcan’ın “Memleketim” ve “İnsan İnsan” eserleri ile başladı. Burada konuşan Say, Erkal’dan çok şey öğrendiğini belirterek şunları söyledi:
“Disiplini, çalışkanlığı, tek başına mücadele etmeyi öğrendim. İdeolojisinden hiçbir zaman vazgeçmedi. Hepimize çok şey vermiştir. Nazım Hikmet’in yasaklı dönemlerindeki şiirlerini Genco Erkal, pek çok bedel ödeyerek yaşatmıştır. Yaklaşık 25 yıl önce Nazım Oratoryosu’nun bestelenmesi dolayısıyla benim için hayatımın en önemli mihenk taşlarından olan dostluğumuz başladı. Onunla olan çalışmalarımızın çoğunu kayıt altına aldık. Müteşekkiriz. Bugün burada büyük sanatçımızın yanında bulunan herkese teşekkür ediyorum.”
Turgut Kazan: Cumhurbaşkanına hakaretten beraat etmeyecek, davası düşecek
Turgut Kazan, avukatlığını yaptığı Erkal’a açılan “cumhurbaşkanına hakaret” davalarından söz etti. Kazan, şöyle konuştu:
“Mutlaka cezalandırılması gerekirdi böyle birinin. Cumhurbaşkanı için sanatçı olması falan önemli değildir. Kim olursa olsun, ne kadar başarılı olursa olsun bizim takımdan olmadığına göre, bir tarikat temsilcisi olmadığına göre bir kere cezalandırılması gerekir. Başvurmuşsunuz, savcı dava açmış. Yeter. Cumhurbaşkanı, ‘Bana hakaret edildi’ diye katılma isteğinde bulundu. Ben dedim ki, tereddütsüz katılma isteğinin kabulünü istiyoruz çünkü böylece cumhurbaşkanının, böyle bir sanatçının cezalandırılmasını istediği tarihe not düşülmelidir. Düşüldü. Temyiz ettiler. Dolayısıyla temyizde dosyamız kaldı. Beraat kararı kesinleşemeyecek. Düşme kararı verilecek. İşte ikinci yüzyılında Türkiye’nin, demokrasiyle hukuk devleti diyorum ve özetle Türkiye’de Genco gibi bir sanatçının cenaze töreninde bir hukukçunun konuşmuş olmasından ne kadar büyük ıstırap duyduğumu da dile getirerek güle güle sevgili Genco diyorum.”
İmamoğlu: Gülhane Parkı’nda bir ceviz ağacıydı
Ekrem İmamoğlu da “İyi ki bu ülkeden, bu şehirden ve bu dünyadan Genco Erkal geçti” diye konuşmasına başlayarak sözlerini şöyle sürdürdü:
“İyi ki onunla aynı dönemde yaşadık ve onun oyunlarını izledik. O güçlü sesini duyduk, söylediklerini dinleme şansını yakaladık ve hissettik. O, sanat dünyasının koca çınarıydı. Açıkçası ‘koca çınar’ sözü çok değerlidir bizim kültürümüzde. Aslında insanlık için de çok şey ifade eder ama belki de onun için ‘Gülhane Parkı’nda bir ceviz ağacıydı’ demek daha güzel olur diye düşünüyorum. Gülhane Parkı’nda bir ceviz ağacıydı ve biz de onun farkındaydık ve hep farkında olacağız. Ceviz ağacı çok verimliydi. Açıkçası müthiş tutkusuyla hep üretti. Hep var oldu. En güzel, en çetin cevizler onun dallarında yetişti. En sıcak günlerde onun gölgesinde ruhumuz dinleniverdi. Müthiş bir mücadele insanıydı. Sahneye taşıdığı her eserde görüşünü, tavrını, duruşunu net bir şekilde ortaya koydu. Neye ihtiyaç varsa haksızlığa, hukuksuzluğa karşı, duygularını insanlarıyla, hemşehrileriyle, milletiyle paylaştı. Eğilmedi, bükülmedi, susmadı, susturulamadı. Sanatçı onuruyla hep dimdik ayakta durdu.
“Müthiş bir anlatıcıydı”
Gerçekten benzersiz, insanı yüreklendiren sesi, kendine özgü vurgusu ve tonlamalarıyla müthiş bir anlatıcıydı. Bu toplumun sorunlarını ve sadece toplumun değil; bütün dünyanın, bütün dünya halklarının sorunlarını ele alan, bilge ve aydın tavrından ödün vermemesi, o eğitici tavrı, bizler için çok kıymetli oldu. Genco Erkal; oyunlarıyla, söylemleriyle her zaman, hele hele bugünlerde çok ihtiyaç duyduğumuz barışın ve halkın yanında olan, aynı zamanda en güçlü tonda ‘savaşa hayır’ diyen bir kahramandı. Tüm dünyada gerginliğin tırmandığı, çatışmaların, savaşların etrafımızı sarıp sarmaladığı bu dönemde, onun söylediklerini tekrar tekrar dinlemeye ve kesinlikle hep birlikte, onun güçlü ses tonuyla olmasa bile, hep birlikte ‘savaşa hayır’ demeye çok ihtiyacımız var. Kendisini bu ülkenin, bu şehrin efsane sanatçısı, tiyatro sanatçısı olarak uğurluyoruz ama ben, aynı zamanda onun cesaretinin önünde saygı duyarak onu uğurlamak istiyorum.
“İşçi sınıfının başı sağ olsun”
Aynı zamanda haksızlığa ve hukuksuzluğa karşı durma konusunda, bize eğitici ve öğretici olduğu için, ona minnet duyarak onu uğurlamak istiyorum. Kararlılığımıza kararlılık kattığı için, cesaretimize cesaret kattığı için kendisine minnet duyarak uğurlamak istiyorum. Haksızlığa ve hukuksuzluğa karşı bundan sonra da en güçlü tonda, en güçlü seviyede karşı olacağımızı ve en güçlü tonda ‘savaşa hayır’ demeye, ‘barışa evet’ demeye devam edeceğimize söz vererek uğurlamak istiyorum. Kendisine rahmet dilerken, dua ederken tüm kalbimle içten teşekkür ediyorum. Elbette ailesinin, sevenlerinin, tiyatro ve sanat dünyamızın başı sağ olsun. Her zaman mücadelelerine destek olduğu için işçi sınıfının başı sağ olsun. Sadece hepinizin huzurunda, kendimize sorumluluğumuzu hatırlatarak buradan ayrılmak istiyorum. Elbette ismini, sesini ve bize emanet ettiklerini sonsuza kadar yaşatmak bizim borcumuz. Başımız sağ olsun. Mekanı cennet olsun.”
“Hayata teşekkür ediyorum bana bütün verdikleri için” sözleriyle veda etti
Tülay Günal, “Vatan, Millet, Sermaye” ile “Ceviz Ağacı” eserlerini seslendirdi. Erkal için hazırlanan bir belgeselde söylediği “Son yıllarda tiyatromuzda genç topluluklar, bereketli, beni çok heyecanlandırıyor, sevindiriyor ve elimden geldiğince onlara hep destek olmak istiyorum. Artık yavaş yavaş onlara devrediyoruz bayrağı. İşte böyle geçti şu yeryüzünde bana tanınmış olan süre. Hayata teşekkür ediyorum bana bütün verdikleri için” ifadeleriyle tören son buldu. Erkal’ın naaşı, alkışlarla sahneden indirildi. Törenin ardından Teşvikiye Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Erkal, Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi.
]]>GÜMÜŞHANE – İran’ın başkenti Tahran’da şehit edilen Hamas Siyasi Büro Şefi İsmail Haniye için Gümüşhane’de gıyabi cenaze namazı kılındı.
Gümüşhane’de İran’ın başkenti Tahran’da şehit edilen Hamas Siyasi Büro Şefi İsmail Haniye için Cuma namazının akabinde Kemaliye Camii’nde gıyabi cenaze namazı kılındı. Gümüşhane Valisi Alper Tanrısever, Gümüşhane Milletvekilleri Celalettin Köse ve Musa Küçük’ün de katıldığı cenaze namazında şehit edilen İsmail Haniye için dualar edildi.
TRABZON – İran’ın başkenti Tarhan’da yapılan saldırı sonucu hayatını kaybeden İsmail Haniye için Trabzon’da bugün Cuma namazını müteakip gıyabi cenaze namazı kılındı.
Ülke genelinde 81 ilde olduğu gibi Trabzon’da da İskenderpaşa Camiinde cuma namazı sonrası İsmail Haniye ve tüm Gazze şehitleri için gıyabi cenaze namazı kılındı.
Yoğun katılımın olduğu gıyabi cenaze namazında, Haniye için helallik istenmesinin ardından dualar edildi.
ADIYAMAN – Adıyaman’da Cuma Namazı sonrasında tüm camilerde Hamas Lideri İsmail Haniye için gıyabi cenaze namazı kılındı.
Tüm Türkiye’de olduğu gibi Adıyaman’da cami ve mescitlerde de Hamas Lideri İsmail Haniye için gıyabi cenaze namazı kılınarak dua edildi.
Adıyaman Müftüsü Mevlüt Haliloğlu tarafından Yenipınar Camii’nde gıyabi cenaze namazı kıldırıldı. Cenaze namazı sonrasında Filistin’in haklı davası ve tüm Müslümanlar için dua edildi.
Cenaze namazı sonrası İl Müftüsü Mevlüt Haliloğlu, “İsmail Haneyi’nin şehit olması sebebiyle, Siyonistler tarafından şehit edilmesi sebebiyle bugün Türkiye’nin camilerimizde gıyabi cenaze namazı kıldık. Bu bizim geleneğimizde vardır. Efendimiz (Aleyhissalatü Vesselam) gıyabi cenaze namazı kılmıştır. Bu cenaze namazıyla biz Müslümanlar olarak aslında bir manada safımızı belli etmiş olduk. Kudüs’te, Filistin’de, Gazze’de verilen mücadeleye dualarımızla destek olduk” diye konuştu.
MANİSA – İran’ın başkenti Tahran’da suikast sonucu şehit edilen Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye ive Gazze’deki tüm şehitler için Manisa’da gıyabi cenaze namazı kılındı. Çok sayıda siyasi ve vatandaşın katıldığı gıyabi cenaze namazında Haniye ve şehitler için dualar edildi.
Filistin’e Destek Platformu tarafından Manisa’nın Şehzadeler ilçesindeki tarihi Hatuniye Camiinde Cuma namazını müteakip İran’ın başkenti Tahran’da suikast sonucu şehit edilen Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye ive Gazze’deki tüm şehitler için gıyabi cenaze namazı kılındı.
Manisa İl Müftüsü Şükrü Kabukçu tarafından kıldırılan gıyabi cenaze namazına Manisa Valisi Enver Ünlü, Şehzadeler Kaymakamı Fatih Genel, AK Parti Manisa Milletvekili Murat Baybatur, AK Parti Manisa İl Başkanı Salih Hızlı, Memur Sen Manisa İl Temsilcisi ve Eğitim Bir Sen Manisa 1 No’lu Şube Başkanı Halil Kallat, eski milletvekillerinden Muzaffer Yurttaş, STK temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Kılınan Gıyabi Cenaze Namazının ardından başta İsmail Haniye olmak üzere tüm şehitler için dua edildi.
MUŞ – Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’nin şehit edilmesi nedeniyle Muş’taki tüm camilerde cuma namazının ardından gıyabi cenaze namazı kılındı.
İran’ın başkenti Tahran’da düzenlenen suikast sonucu şehit düşen Hamas Siyasi Büro Şefi İsmail Haniye için Ulu Camii’nde Cuma namazından sonra gıyabi cenaze namazı kılındı. Muş İl Müftüsü İbrahim Halil Demir’in kıldırdığı gıyabi cenaze namazında Haniye için dualar edildi.
Program sonrasında gazetecilere konuşan Müftü Demir, “Haince şehit edilen Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye bizim ülkemizi de çok seven biriydi. Önce ailesinden 60 kişi şehit edildi. ‘Biz ölümden korkmuyoruz. Malım, çocuklarım ve canım feda olsun ama yeter ki ülkem sağ olsun’ diyor. Bizlerde şimdi Haniye için gıyabi cenaze namazı kıldırdık” dedi.
YALOVA – İran’n başkenti Tahran’da suikast sonucu şehit edilen Hamas lideri İsmail Haniye için Yalova’da gıyabi cenaze namazı kılındı.
Tahran’da uğradığı suikast sonucu şehit edilen Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye için Yalova Merkez Camisi’nde Cuma namazı sonrasında gıyabi cenaze namazı kılındı. Cami içinde Cuma farz namazı sonrası kılınan gıyabi cenaze namazının ardından Haniye için dualar okundu.
]]>Haftalık ilçe programı kapsamında Soma’yı ziyaret eden Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Mimar Ferdi Zeyrek, ilçede çeşitli temaslarda bulundu. Soma Belediyesi’ni ziyaret eden Başkan Ferdi Zeyrek, Soma Belediye Başkanı Sercan Okur, CHP İlçe Başkanı Levent Elbinsoy, Belediye Başkan Yardımcıları ve meclis üyeleriyle bir araya geldi.
“Bize verilen emaneti en iyi şekilde temsil ediyoruz”
31 Mart’ta tarihi bir başarı elde edildiğini dile getiren Başkan Ferdi Zeyrek, “Sorumluluğumuz çok büyük ve bu sorumluluğun bilincindeyiz. Bunu başarmak için ilçe başkanlarımla birlikte çalışıyoruz. Çünkü vatandaşlarımızın bizden beklentilerini çok iyi biliyoruz. Bize güzel bir emanet verdiler. Bu emaneti en iyi şekilde temsil ediyoruz. Örnek belediyeciliğin nasıl yapılacağını, sosyal belediyeciliğin nasıl olacağını hem Soma’da hem Manisa’mda yaşayan herkese gösteriyoruz. Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin kapısı sizlere ve Manisa’mda yaşayan herkese sonuna kadar açıktır” diye konuştu.
“Bize rehberlik edeceksiniz”
Soma Belediye Başkanı Sercan Okur ise, “Seçim sürecinde pek çok kez Soma’yı ziyaret ettiniz. Soma’nın sorunlarına birlikte vakıf olduk. İnşallah bundan sonraki süreçte Manisa Büyükşehir Belediyesi, Soma Belediyesi ayrımı olmadan, güç birliği, işbirliği, sevgi, saygı birliği çerçevesinde bu sorunların üstesinden geleceğimize de inanıyorum. Sizler bize rehberlik edeceksiniz, kaptanlık edeceksiniz. Biz de 17 ilçe belediye başkanı olarak size destek ve güç vereceğiz. Hem Soma’da hem Manisa genelinde güzel bir dönemin bizi beklediğini görüyor ve yürekten inanıyorum” ifadelerini kullandı.
Meslek odaları ve sivil toplum örgütlerine ziyaret
Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Mimar Ferdi Zeyrek ile Soma Belediye Başkanı Sercan Okur, ilçede faaliyetlerini yürüten meslek odalarına da ziyarette bulundu. Soma Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Cem Doğan, Soma Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatifi Başkanı Ali Ayan, Soma Ziraat Odası Başkanı Tuncay Kurt, Soma Nakliyeciler Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi Başkanı Doğan Vural ile bir araya gelen Başkan Zeyrek ve Başkan Okur, Soma’nın sosyal ve ekonomik gelişmeleri hakkında görüş alışverişinde bulundu.
Vargel Kafe’nin açılışı gerçekleştirildi
Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Mimar Ferdi Zeyrek, Soma Belediyesi tarafından 13 Eylül Parkı içerisinde hizmete alınan Vargel Kafe’nin de açılışını gerçekleştirdi. Açılış töreninde konuşan Başkan Ferdi Zeyrek, tesisin ilçeye hayırlı olmasını diledi. Soma Belediye Başkanı Sercan Okur ise, Soma’nın tarihinde önemli bir yere sahip olan vargelin anısının Vargel Kafe’de yaşayacağını ifade etti. Açılışın ardından 13 Eylül Parkı içerisinde bulunan Çocuk Kültür ve Sanat Merkezi de ziyaret edildi. Öğrencilerle yakından ilgilenen Başkan Zeyrek, 5 yaşındaki İkra Günay ile resim yaptı.
“Halkla iç içe belediyecilik yapacağım”
Özgürlük, eşitlik, adalet ve dayanışma temellerine oturan sosyal demokrat ve halkçı bir belediyecilik anlayışı içerisinde olacaklarını vurgulayan Başkan Ferdi Zeyrek, “Sadece seçim döneminde değil, her zaman sokakta, tarlada, bağda, bahçede olacağım. Halkın sorunlarını, talep ve beklentilerini yerinde dinleyeceğim. Halkla iç içe bir belediyecilik anlayışı sergileyeceğim” dedi.
Büyükşehir’in hizmet birimlerini ziyaret etti
Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Mimar Ferdi Zeyrek, Büyükşehir Belediyesi’nin ilçede hizmet verdiği birimleri de ziyaret etti. Başkan Zeyrek, Soma Bölgesel Isıtma Merkezi, Büyükşehir Belediyesi Soma hizmet binası, Soma İtfaiye Amirliği ve Soma Şehirlerarası Otobüs Terminali’nde görev yapan ekiplerle buluştu. Manisa Büyükşehir Belediyesi, Soma Belediyesi diye bir ayrımın olmadığını kaydeden Başkan Ferdi Zeyrek, “Sizler Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin görünen yüzüsünüz” ifadelerini kullandı. – MANİSA
]]>Çeşitli programlara katılmak üzere Ordu’ya gelen Özel, ilk olarak partisinin il başkanlığını, ardından da Altınordu Belediyesi’ni ziyaret etti. Genel Başkan Özgür Özel, Ordu’da daha önce 1 belediyelerinin olduğunu, bugün 4 belediyelerinin bulunduğunu ve başkanlarla aynı fotoğraf karesinde yer almanın son derece keyifli olduğunu söyledi. Karadeniz Bölgesi’nde geçen seneye göre çok daha fazla yüzlerinin güldüğünü ifade eden Özel, “Çünkü Artvin’i korumanın yanında Giresun’u, Sinop’u, Bartın’ı yeniden kazanmış durumdayız. Büyükşehirlerde ise Samsun, Ordu ve Trabzon’da merkez ilçeleri kazanmak suretiyle gelecek dönem için artık bu büyükşehirleri kazanacağımız çok belli” diye konuştu.
Açıklanan fındık fiyatlarına tepki
Genel Başkan Özgür Özel, bugün fındık mitinginde fiyatların bir an önce açıklanması dile getirmek için geldiklerini ancak fiyatların miting öncesi açıklandığını ve açıklanan fiyatların da yetersiz olduğunu ifade ederek, “Bugün bir amacımıza ulaştığımız görülüyor. Apar topar fındık fiyatını açıkladılar. Ama fındık fiyatını 130 lira, 133 lira, 135 lira olarak açıkladılar. Bu tamamen bir ihanettir. Bu fındık üreticisine fındıkla yaşayan bu kentlere ihanettir. Sakarya’dan Artvin’e kadar, Trabzon’a, Ordu’ya, Giresun’a, Bartın’a, Kastamonu’ya Samsun’a tamamen ihanettir. Bu fiyatlarla bu insanlar borçlarını ödeyemezler. Enflasyonla mücadele için şöyle sığ bir bakış açısı var. Para çok olursa harcanır, harcanırsa enflasyon olur. Temelde makroekonomi açısından doğru bir tespit, ama bunu yaparken sen bu parayı fındık üreticisine maliyetin altında vereyim, ilacın borcunu ödesin, kredi borcunu ödesin, mazotun borcunu ödesin, diğer borçlarını ödesin, kendine para kalmasın ki enflasyon düşsün. Bu insanları açlığa, sefalete, yoksulluğa mahkum ederek enflasyon düşürülmez. Bu Ordu ve Giresun’daki fındık üreticisini haciz tehlikesi ile karşı karşıya bırakarak olmaz. Üreticiye nasıl olur da 130 lira verip maliyetin altında çalıştırırsınız? Bugün kim maliyetin altında iş yapıyor. Hangi patrona ve müteahhitte maliyetin altında iş yaptırabiliyorsun da 5 milyon kişiyi etkileyen 500 bin fındık bahçesindeki emekçiye sen bu maliyetin altında bir fiyatı veriyorsun? Bu yapılan iş düpedüz Karadeniz’e ihanettir. Karadeniz’i açlığa, sefalete mahkum etmektir” ifadelerine yer verdi.
“Mitingimiz uyarı ve talep mitinginden, tepki ve protesto mitingine dönüşecek”
CHP Genel Başkanı Özel, Giresun’da yapacakları miting ile ilgili olarak şunları söyledi:
“Mitingimiz uyarı ve talep mitinginden ister istemez tepki ve protesto mitingine dönüşecek. Bu fiyatın hızla revize edilmesini talep edeceğiz. Bu fiyatlarla sadece fındık üreticileri değil, fındığın bir milli ürün olarak, bir ihracat ürünü olarak, üretildiği kentlerin ekonomisine katkıları olan bir ürün olarak bu kentlerin tamamı etkilenmiştir. İllerimizdeki esnaflar bundan çok etkilenecek. Bu para yut diye verilmiyor, tut diye veriliyor. O parayı alıp kentin tamamıyla paylaşıyor. Maalesef bu fiyat bir kentin beline kazmayı vurmaktır, belini bükmektir. Ben bütün fındık üreticilerini bu fiyatı kabul etmemeye, buna tepki vermeye, bu tepkilerini en üst düzeyde dile getirmeye davet ediyorum.”
Genel Başkan Özgür Özel ve beraberindekiler, Gülyalı ilçesinde bir fındık bahçesini ziyaret etti. Beline sepet bağlayan Özel, üreticilerle birlikte fındık topladı. Üreticiler, Bu sırada üreticiler ürünün maliyetine ilişkin sorunları dile getirdi. Sonrasında ise Özel ve beraberindekiler hep birlikte fındık bahçesinde öğle yemeği yedi. – ORDU
]]>UĞUR İSTANBULLU
(ARTVİN) – Artvin’in Hopa’da emekli olduğu halde çalışmak zorunda kaldığını söyleyen Bayram Kılıç, “Benim maaşın 9 bin 950 lira ben emekliyim ama çalışıyorum. İki tane kız çocuğum var okuyorlar, TOKİ’den daire çıktı üç bin lira ona ödüyorum. Çalışmasam ne içip ne yiyeceğim? Elektrik, su, yakıt, telefon… Çalışmayıp ne yapacağız. Oy verdik verdik berbat etti bıraktı bizi, en sonunda vermedim ben. Kemeri nereye kadar sıkayım? Kendilerine gelince var, başkasına var ama sadece emekliye yok” dedi.
Artvin’in Hopa ilçesinde vatandaşlar, yaşadıkları geçim sıkıntısından yakındı. Maaşların enflasyonun çok altında kaldığını belirten vatandaşlar buna çözüm bulunması gerektiğini ifade ederek erken seçim yapılmasını istedi. Hopalı Faik vatandaş Koyuncu, “Seçim olsun tabii, nasıl geçineceğim. Beyinden, kalpten ameliyat oldum. İş aradım doktor rapor vermedi. Emekli maaşına zam gelse de 10 bin lirayı geçmedi nasıl olacak bu iş. Tasarruf paketi bizim değil Tayyip paketi o. Onun bizimle alakası yok çünkü vatandaşta bir şey bırakmadı ki Tayyip alsın. Ver vergi, ver vergi zenginler, kodamanlara verdi ama Müslümana sıra gelince vermedi. Öyle bir Müslümanlık varsa ben Müslüman değilim Hristiyanım gelsinler beni alsınlar. 68 yaşındayım bundan sonra kendileri baksınlar ben buraya kadar bakabildim” dedi.
“Birileri götürüyor çilesini vatandaş çekiyor”
Vatandaş Ali Akpınar, “Seçim olması gerekiyor, şu anda Türkiye’de ekonomik kriz var millet aldığı maaşla geçinemiyor dolayısıyla seçim olması gerekiyor. Her şey tıkandı, vatandaş geçinemiyor. Zam veriyor yüzde 24, TÜİK’in açıkladığı rakam yüzde 24, enflasyon ise yüzde 60- 70- 80 hatta yüzde 100. Verilen parayla vatandaşın geçinme şansı var mı sizce; yok maalesef ve bu hükümetin değişmesi lazım. Muhakkak gelen hükümet de zorlanacak ve bu şartlar altında onun da ne yapacağı meçhul. Vallahi vatandaşın cebinden çıkan verginin nereye gittiği belli değil. Vatandaş sıkıyor kemeri kim sıkacak ya görüyorsunuz vatandaş geçim derdine düşmüş birileri götürüyor vatandaş çilesini çekiyor” diye konuştu.
“Vallahi geçinemez olduk”
Bayram Kılıç, “Vallahi geçinemez olduk. Benim maaşın 9 bin 950 lira ben emekliyim ama çalışıyorum. İki tane kız çocuğum var okuyorlar, TOKİ’den daire çıktı üç bin lira ona ödüyorum. Çalışmasan ne içip ne yiyeceğim? Elektrik, su, yakıt, telefon… Çalışmayıp ne yapacağız. Oy verdik verdik berbat etti bıraktı bizi en sonunda vermedim ben. Kemeri nereye kadar sıkayım? Kendilerine gelince var, başkasına var ama sadece emekliye yok” ifadelerini kullandı.
“Çoğunluk çile çekmek istiyor o zaman çeksinler çile”
Vatandaş Ersin Yıldız ise, “Bu ülkede rahatsızız şu an. Suriyelisi, Afganlısı bizden daha rahat onun için biz de kendimizi bir an önce dışarıya atmaya çalışıyoruz. Seçim konusunda şöyle söyleyeyim; bunu halk istedi böyle olmasını çeksinler çilesini. Hepimiz yanıyoruz ama çoğunluk onu istiyor demek ki çoğunluk çile çekmek istiyor o zaman çeksinler çile. Yarı aç yarı tok gezsinler, devam etsinler. Seç,m olsa ne olacak, kim gelecek ki yerine? Bu ülke düzelmez. Böyle giderse ve bu şekilde düzelmez, bu millet bu kafayla giderse düzelmez. Mustafa Kemal bize her zaman lazım ama bu kafayla da bu millet giderse bu ülke düzelmez” dedi.
]]>
TÜM YEREL- SEN Genel Başkanı Mücahit Dede belediyelere SGK prim borcu tahsilatı tartışmaları ile ilgili açıklama yaptı. Dede, şunları söyledi:
“Bizlerin de emek, hizmet ve daha iyi bir toplumsal yaşamın inşası içerisinde doğal paydaş olduğumuz belediyeler; vatandaşlarımızın birinci ve ilk elden kamuyu, devleti gördüğü ve tanıdığı alanlardır. Adı üstünde ‘Yerel belediye’ yani içerisinde yaşadığınız sokak, mahalle, ilçe ve ilin yerinde yönetimidir. Belediyeler; kar zararın hesaplandığı, hizmetin aksatıldığı, yapılanların ticarileştirildiği, rantın normalleştirildiği yerler değildir. Bu yüzden de belediyeler, yerel halkına hizmet etmek için vardır. Fakat bugün ülkemizde yaşananlar ve ‘Tek Adam Rejiminin’ keyfiliği kendi belediyeleri de dahil olmak üzere, muhalefet belediyelerini, özellikle de CHP belediyelerini hedef almakta ve SGK Prim Borçları bahane edilerek, belediyeleri hizmet veremez hale getirmek istemektedir.
“Aile şirketlerine her türlü vergi ve SGK prim borcu affını getirip servetlerine servet katıyorlar”
Holding, firma, kurum ve işletmeleri hedef göstermeden ve isimlerini söylemeden; senelerdir uygulanan vergi borcu indirimi, SGK prim borcu indirimi ve borçların affını hepimiz bilmekte ve affa konu olan rakamları dudaklarımız uçuklarcasına takip etmekteyiz. O da yetmez gibi Türkiye’nin ileri gelen pek çok şirketinin nasıl vergi vermediği veya vermemek adına türlü işler içerisine girdiğini ibretle izlemekteyiz. Ayrıca iktidar; yandaşlarına, sırdaşlarına, aile şirketlerine her türlü vergi ve SGK prim borcu affını getirip servetlerine servet kattırdığını da ülkemizde bilmeyen kalmadı.
Buralara ses çıkarmayan, hatta türlü teşviklerle sözde ülkemize hizmet adına kolaylık sağladığını düşünen AKP iktidarı, tek işi halka hizmet etmek olan muhalefet ve özellikle de CHP belediyelerine kanun sosuna batırılmış darbe yapmaya çalışmaktadır. AKP iktidarı; 31 Mart Yerel Seçimlerinde aldıkları ağır yenilginin faturasını; işçiye, emekçiye, emekliye, memura, esnafa özcesi herkese ve her kesime kesmeye kalkmaktadır. SGK prim borcu dayatması, halka gidecek hizmetin de aksatılmasıdır.
“AKP’nin, ekonomik çöküntünün faturasını CHP ve muhalefet belediyelerine kesmesi vicdansızlıktır”
Tarihe baktığımız zaman, Özal’dan Ecevit’e, Demirel’den Çiller’e hemen her dönem hükümetlerde SGK prim borçları vardı ya affa uğramış ya da yapılandırılmıştı. Bugün, bir anda ekranlara çıkıp emeklilerin maaşlarına zammı veya maaş ödemelerinin kaynağını SGK prim borçlarına bağlamak; 22 senelik tek parti ve Tek Adam Rejimi yönetimleri gerçeğini ört-bas edemeyecektir. Bundan dolayıdır da iktidarın, ülkemizi getirdiği ekonomik çöküntünün faturasını, pek çoğu yeni CHP’ye geçen CHP ve muhalefet belediyelerine kesmek en hafif tabirle vicdansızlıktır.
“CHP belediyelerinin yanındayız”
Yaşadığımız ülkemizi ve gerçeklerini çok iyi biliyoruz. yüzde 1 barajını aşan sendikaların üyelerine toplu sözleşme ikramiyesi verilir hukuksuzluğunu kanun teklifi olarak sunan emek düşmanlarından sokaktaki hayvan dostlarımızın katledilmesine el kaldıranlara, emekliye-memura reva görülen sadaka zammından kendi kaderine terk edilmiş asgari ücretlimize kadar her şeyi görüyor, biliyor ve bu duruma sessiz kalmayacağımızı haykırıyoruz. Biz, Tüm Yerel-Sen olarak iktidarın belediyeleri geçmiş dönemlerden kalma borçları üzerinden mali açıdan daraltarak halka hizmet üretemez, emekçilere hak ettikleri ücretleri ödeyemez hale getirerek, belediyeler üzerinden aslında halkı ve emekçileri cezalandırmayı amaçlayan bu yeni sergilediği orta oyununa, ülke gündemi ve gerçekliğinden koparma çabalarının karşısında olacağımızı ve CHP belediyelerinin yanında duracağımızı belirtmek isteriz. Söz konusu krizin; genel bütçeye herhangi bir yük olmadığını bildiğimiz SGK prim borçlarının tahsil edilip edilmemesi olduğunu biliyor iktidarın ve ortaklarının seçimle kaybettiğini, siyasi oyun ile kazanmaya çalıştığını halkımızın vicdanına sunuyoruz.”
]]>(ORDU) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ordu’da fındık bahçesini ziyaret etti. Özel, üreticilerin sorunlarını dinledi. Fındık üreticisi, “İlk defa hayatımda fındıkçılığı bırakmayı düşünüyorum. Seneye toplamayacağım. Bu fiyatlara daha toplamaz kimse. Bir işçi yevmiyesi bin 500 lira olmuş, gübrenin tonu 12 bin lira olmuş, bir tırpan motor yevmiyesi 4 bin lira günlüğü” diye konuştu.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ordu’da fındık bahçesini ziyaret ederek üreticilerin sorunlarını dinledi. Beline fındık toplama sepetini takan Özel’e sorunlarını anlatan bir üretici, “İlk defa hayatımda fındıkçılığı bırakmayı düşünüyorum. Seneye toplamayacağım. Bu fiyatlara daha toplamaz kimse. Bir işçi yevmiyesi bin 500 lira olmuş, gübrenin tonu 12 bin lira olmuş, bir tırpan motor yevmiyesi 4 bin lira günlüğü” dedi.
Özel’in “Bunlar geçen sene kaç paraydı? Bir geçen senekini söyle bir de bu senekini söyle” sözüne yanıt veren üretici, “Geçen sene bin 500 liraydı tırpan yevmiyesi, şimdi 4 bin lira. 1500 liradan 4 bin liraya çıktı. Yevmiye 700 liraydı, bin 500 lira diyorlar. Gübreyi 7 bin liraya almıştım geçen yıl, bu sene 12 bin liraya aldım” diye konuştu.
Üretici: “Aldığım maaşı, kirayı fındığa yatırdım. Artık ne çıkarsa bahtımıza”
Özel’in, “Geçen sene fındığı kaça sattın?” sorusunu da yanıtlayan üretici, “Geçen sene 78-80 liraya” dedi. Özel, “Şimdi öbürü gibi olsa, kimi dört kat artmış, kimi iki kat. İki kat artsa, 160 lira. 160 lira olsa kurtarır mıydı sizi?” diye sordu. Üretici, “Kurtarmaz, yine kurtarmaz. 140 lira maliyeti var. Ben bundan 20 lira kazanmak için bir de kendi yevmiyem olacak” dedi. Özel’in “Sen bu sene zararına mı satacaksın” sorusuna üretici, “Eve bu sene zarar ediyorum. Aldığım maaşı, kirayı fındığa yatırdım. Artık ne çıkarsa bahtımıza” diye yanıt verdi.
Özel, “Bir de bu maliyet hesaplarını okuyoruz, orada hiç toprağın maliyetini katmıyorlar” dedi. Buna karşılık üretici, “Kendi yevmiyemizi de katmıyoruz. Ben dört gündün harman biçiyorum. Bir motor yevmiyesi 4 bin lira, 16 bin lira yapar. Bir asgari ücret. Bir asgari ücreti ben hiç hesaba katmıyorum” dedi.
Üretici: “Sayın Genel Başkanım 160 lira bile fındığı şu anda kurtarmıyor”
Özel ayrıca, “Fındıkçının borcu var mı? Nerelere borcu var?” diye sordu. Üretici ise “Var tabii. Ziraat Bankasına var, tüccara var. İşçi parası alacağım ben tüccardan, ne olur benim işçilik param? 160-170 bin lira. 170 bin lirayı talep edeceğim, benim fındığımı zaten esir almış oluyor tüccar. İstediği fiyattan fiyatını kesecek. Serbest piyasada satılandan ben daha düşük satmak zorundayım fındığı. Borcu olmayan adam gidecek, 120-125’e fındık satacak. Bana diyecek ki adam, 115 lira senin fındığın… Benim 160 bin lira gibi bir parayı çıkartıp küt diye verme şansım yok. Benim için yevmiye o kadar tutar, diğerleri için 100 bin olur, 250 bin olur. Maliyetleri oluyor. En yüksek maliyet işçilik ve gübre” diye konuştu.
Özel, “Bugün Giresun’a gideceğiz ve mitingi yapacağız. Biz aslında fiyatı ilan edin, bir de maliyetlerin üzerinde en az 165 lira, hatta Trabzon milletvekillerimiz 180 lira diye açıklama yapmıştı. Fiyat isteyelim diyorduk, 130 lira fiyat verdiler. Bakalım nasıl olacak miting” dedi. Üretici, “Sayın Genel Başkanım 160 lira bile fındığı şu anda kurtarmıyor. Ben 98 yılında altı ton Fiskobirlik’e fındık verdiğimde üç tane sıfır araba alıyordum. Fiskobirlik’ten aldığım parayla üç tane sıfır araba alıyordum. Şimdi üç tane sıfır araba 1,5 milyon liradan hesapla, 4,5 milyon lira. Yani o kadar kaybettik, 98’den sonra. Devamlı geri gidiyoruz. Ordu’ya ev yaptırdık, hep 2000’den önce. Fındık parası ile yaptım ben bunları. Şimdi kendi maaşımı harcıyorum ben fındığı bahçede bırakmamak için, rezil olmamak için. Artık bundan sonra da daha da toplamayız” diye konuştu.
Ardından Özel, fındık üreticisi kadınlarla beraber Karadeniz’in fındıkla ilgili yöresel şarkısını söyledi.
]]>Ticaret Bakanı Ömer Bolat:
“Son 1 yılda toplam mal ihracatımız yüzde 3,4 oranında arttı”
“Dış ticaret açığımız 1 yılda 24 milyar dolar azaldı”
KAYSERİ – Ticaret Bakanı Ömer Bolat, tarihin en yüksek Temmuz ayı ihracat rekorunu kırdıklarını söyleyerek; “Son 1 yılda toplam mal ihracatımız yüzde 3,4 oranında arttı” dedi.
Bir dizi ziyaret ve toplantı için Kayseri’ye gelen Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Temmuz ayı dış ticaret rakamlarını açıkladı. Kayseri Ticaret Odası’nda düzenlenen basın toplantısına, Bakan Bolat’ın yanı sıra AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, oda başkanları ve iş adamları katıldı. Türkiye’nin Temmuz ayı dış ticaret rakamlarını açıklayan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, “2024 yılında ekonomimiz orta vadeli programın hedefleri doğrultusunda olumlu sonuçlar kaydetmeye devam etmektedir. Gerek ilk çeyrek büyüme rakamı olan yüzde 5.7 ile ve ilk yarıyıl dış ticaret rakamları, yine Mayıs ayı itibariyle ilk 5 ayı kapsayan istihdam rakamları sevindirici ve olumlu gelişmeleri göstermektedir. İftihar ile ifade etmek istiyorum ki tarihin en yüksek Temmuz ayı ihracat rekorunu kırdık. Geçen yılın Temmuz ayına kıyasla yüzde 13,8’lik bir aylık artış sağladık. Geçen yıl 19 milyar 800 milyon dolardı. Böylece bir ayda 2.7 milyar dolar artış sağladık. İhracatçılarımı yürekten tebrik ediyoruz. Yine çok önemli bir rekor haberi daha son 12 ayın ihracat toplamı 261 buçuk milyar dolar oldu. En son Aralık ayında 255.4 milyar dolarla Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırmıştık. Mayıs ayında 260.1 milyar dolara ulaşmıştık. Geçen ay 9 günlük bayram tatili ve takvim etkisi nedeniyle ihracatımızda ve ithalatımızda az da olsa gerileme oldu. Ancak Temmuz ayında o farkı kapattık ve artıya geçtik. Tam 261 buçuk milyar dolara ulaştık. Bu şu demek; son 1 yılda toplam mal ihracatımız yüzde 3,4 oranında arttı. Son 1 yılda 8.7 milyar dolar net bir artış sağlanmıştır. Hedeflerimiz doğrultusunda ilerliyoruz. Yılsonuna kaldı 5 ay. Hesaplarımıza göre inşallah uluslararası anlamda yeni gerilimler, bir savaş durumu ya da Türkiye için önemli Pazar alanlarının olduğu bölgelerde bir aksilik yaşanmazsa, kumbara gibi biriktirerek, inşallah 267 milyar dolar hedefimize sadığız. Aralık ayında bu tabloyu göreceğiz” şeklinde konuştu.
“Yasadışı yollarla yapılmak istenen ithalata karşı ciddi bir mücadele veriyoruz”
Temmuz ayı ithalatında yüzde 7,9’luk bir gerilemenin başarıldığını dile getiren Bakan Bolat; “Burada ülke için gerekli ve zorunlu olan ithalat zaten yapılıyor. Biz burada özellikle Türkiye’yi adeta Pazar gibi görüp, Türkiye’nin sanayilerini zor duruma sokabilecek ve yasadışı yollarla yapılmak istenen ithalata karşı ciddi bir mücadele veriyoruz. Bu çabamızın sonunda da çok şükür aylık ithalatımızda yüzde 8’lik bir küçülme oldu. Yani 2.6 milyar dolar tasarruf ettik ve 30 milyar doların altında kalması sağlanarak, 29,7 milyar dolar oldu. Sonuç olarak da dış ticaret açığı Temmuz ayında yüzde 42 oranında azaldı ve 7.2 milyar dolara geriledi. Geçen yıl Temmuz ayında bu rakam 12 buçuk milyar dolardı. Bu sene 7.2 milyar dolara geriledi. Böylece yaklaşık 5.3 milyar dolarlık bir döviz rezervi tasarruf etmiş olduk. İhracatın, ithalatı karşılama oranı çok çarpıcı. Geçen yıl Temmuz ayında yüzde 61’ken bu yıl Temmuz’da 14 buçuk puan artışla yüzde 75,7’ye yükseldi. Bu da önemli bir olumlu gelişmedir” dedi.
Ocak, Şubat, Mayıs ve Temmuz aylarında geçen yıla oranla çok fazla ihracat artışının olduğunu aktaran Bolat, “Bu yıl Haziran ayında ve Mart ayında aylık gerilememiz oldu. Nisan ayında başa baştık. Onun dışında Ocak, Şubat, Mayıs ve Temmuz aylarında geçen yılın epey üzerinde ihracat artışları sağlamış olduk. 7 aylık rakamlara baktığımızda bu yılın ilk 7 ayında ihracatımızda 148,8 milyar dolara ulaştık. Geçen yılın ilk 7 ayındaki rakam 142,9 milyar dolardı. Buda şu anlama geliyor; ilk 7 ayda yüzde 4,1’lik bir artış sağlamış olduk. İthalata baktığımızda önemli bir tasarrufumuz var. Burada da gerçekten ilk 7 ayda yüzde 8,4’lük bir gerileme başarıldı. İlk 7 aylık ithalatımız 198.6 milyar dolara geriledi. Yani bu sene ilk 7 ayda toplam ihracatımızda yüzde 4,1 artış 148.8 milyar dolara yükseldik. İlk 7 ayda ithalatımızda yüzde 8,4’lük azalışla 198.6 milyar dolara gerilemiş olduk. İlk 7 ayda ithalatımız net 18 milyar dolar azalmış oldu. İlk 7 ayda dış ticaret açığımız ise yüzde 32 buçukluk azalışla yaklaşık 50 milyar dolar oldu. Geçen yıl ilk 7 ayda ki açık ise 74 milyar dolardı. Yani 24 milyar dolar dış ticaret açığımız azalmış oldu” ifadelerini kullandı.
]]>(ORDU) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 130 TL olarak açıklanan fındık alım fiyatına tepki göstererek, “Bu, tamamen bir ihanettir. Bu, fındık üreticisine, fındıkla yaşayan bu kentlere ihanettir. Sakarya’dan Artvin’e kadar, Trabzon’a, Ordu’ya, Giresun’a, Bartın’a, Kastamonu’ya, Samsun’a, tamamen ihanettir ve bu fiyatlarla bu insanlar borçlarını ödeyemezler. Bu yapılan iş düpedüz Karadeniz’e ihanettir. Karadeniz’i açlığa, sefalete mahkum etmektir” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ordu’da partisinin il başkanlığını ziyaret etti, ardından Altınordu Belediyesi’ne geçti. Özel’i belediye önünde halk oyunları ekibi karşıladı. Altınordu Belediye Başkanı Ulaş Tepe, Özel’i makamında ağırladı. Özel’e CHP Tarım Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Erhan Adem, CHP Ordu Milletvekili Seyit Torun ve Mustafa Adıgüzel, CHP Samsun Milletvekili Murat Çan’dan oluşan heyet eşlik etti.
Ulaş Tepe, ziyarette çalışmalarına ilişkin bilgi vererek, şöyle konuştu:
“Yerel seçimlerde sizin liderliğinizde çok ciddi bir başarı elde ettik. Ordu’muzda da geçtiğimiz dönemde bir tane belediyemiz varken bugün dört tane belediyemiz var ve Ordu’nun yüzde 35’ine yakınını CHPli belediyeler yönetiyor. Sizin de bize her zaman söylediğiniz gibi kent lokantaları noktasında şu anda çalışma içerisindeyiz. ‘Emeklihane’ projemizi de sizin bize verdiğiniz talimatlar doğrultusunda yapmaya özen gösteriyoruz. Hem de eylül ayından itibaren ilkokulların açılmasıyla beraber Altınordu’muzda toplamda ilk etapta pilot bölge olarak beş bin çocuğumuza süt dağıtacağız ve protein eksikliğini de bu vesileyle de gidermeyi hedefliyoruz. Aynı zamanda gençlikhane, kültürhane projeleri üzerinde çalışıyoruz. Bunların hepsinin de Ata’mızın Ordu’ya geldiği gün olan 19 Eylül tarihinde açılışını yapmak istiyoruz. Sizi bir kez daha eylül ayında Ordu’ya bu vesileyle davet etmek istiyoruz. Bir kez daha hoş geldiniz. Sizi burada ağırlamanın onurunu, gururunu yaşıyoruz.”
“Karadeniz’i kırmızıya boyamak, ay yıldızlı al bayrağı rengine boyamak hepimizin görevi”
Özel de 130 TL olarak açıklanan fındık alım fiyatına tepki gösteren Özel ise şöyle konuştu:
“Karadeniz’de geçen seneye göre yüzümüz çok daha fazla gülüyor çünkü Artvin’i korumanın yanında Giresun, Sinop, Bartın’ı yeniden kazanmış durumdayız. Büyükşehirlerimizde Samsun, Ordu ve Trabzon’da merkez ilçeleri kazanmak suretiyle gelecek dönem için artık bu büyükşehirleri de kazanacağımız çok belli. Bu konuda merkez ilçedeki belediye başkanlarımız ve diğer belediye başkanlarımızın gayretleri çalışmalarıyla büyükşehirleri de alabilecek durumdayız. Rize ve Sakarya’yı da istisna tutmadan bütün Karadeniz’i kırmızıya, ay yıldızlı al bayrağı renklerine boyamak, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisini Türkiye’de birinci parti yaptığımız gibi Karadeniz’de de bütün illerin belediyelerini kazanan bir parti haline getirmek hepimizin görevi. Ege’de biz 9 ilin 9’unu da aldık. Ege’de dışarıda hiç il kalmadı. Ümidim bundan sonraki yerel seçimlerde Artvin’den Sakarya’ya bütün Karadeniz’i almaktır. Bu arada Kastamonu’yu saymadım. Kastamonu’da biraz içeride olmakla birlikte yine Karadeniz’e kıyısı olan çok kıymetli bir ilimiz. O açıdan bu atılım son derece önemlidir.
“Herkese en iyi hizmeti en eşit hizmeti sunacağız”
Şunu ifade etmek gerekir; 4 belediye başkanımızın cebinde birer anahtar var. Ulaş’ın cebindeki anahtar Altınordu Belediyesi’nin kapısının, kasasının ya da Altınordu’nun altın anahtarı değil. Bu anahtarlar CHP iktidarının anahtarı. İyi yönetilirse, dürüst yönetildiğinde, israf yerine hizmet üretildiğinde bu karşılığını alıyor. Çok zorluklarla 2014’te gece yarısı elektrik kesilmeleriyle elimizden kaçan ABB’yi hatırlayın, Mansur Yavaş’ı. 2019’da belediyeyi aldık, 2024 yılında yüzde 60 oy aldık. Bu, CHP’nin yapmış olduğu hizmetlerin halk tarafından nasıl takdir edildiğini gösteriyor. Geçen dönem AKP’den aldığımız İstanbul, Ankara, Mersin, Adana, Antalya’da hiç birini kaybetmeden yeniden kazandık. Üstüne çok yenilerini ekledik. 412 belediyemiz, nüfusun yüzde 65’ine, ekonominin yüzde 80’ine hizmet eden noktadadır. Şimdi artık görevimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisini Cumhuriyet’in ikinci yüzyılının ilk yerel seçimlerinde tekrar iktidar yapmaktır. Bunun için var gücümüzle çalışıyoruz. Belediye başkanlarımız en önemli güvencemiz. Kendileriyle uyumlu bir şekilde çalışan, Meclis’te görevini yapan, bölgenin birbirinden kıymetli çalışkan milletvekilleri var. Özellikle fındık sorununda, çay sorununda, çay fiyatında, fındık fiyatındaki beklentileri uzun süre dile getirdiler. ve partimizin burada güçlü olması için ellerinden gelen gayreti gösteriyorlar. Örgütümüz, belediyemiz, milletvekillerimiz inşallah önümüzdeki dönemde çok büyük bir başarıyı elde edeceğimize ben yürekten inanıyorum. Buna halk da inanmış durumda. Malum 47 yıl sonra ilk kez birinci parti olduk. 22 yıl sonra ilk kez AK Parti seçim kaybetti. İkinci parti durumuna düştü ve 22 yıl sonra ilk kez Recep Tayyip Erdoğan artık ülkenin en çok oy alan, en çok beğenilen siyasetçisi olma hüviyetini kaybetti. Bunu sürdüreceğiz. Asla kimseyi itmeyeceğiz. Asla bize oy verdi vermedi ayrımına gelmeden herkese en iyi hizmeti en eşit hizmeti sunacağız.”
“Bu yapılan iş düpedüz Karadeniz’e ihanettir”
Konuşmasında fındık alım fiyatlarına da değinen Özel, şöyle devam etti:
“Tabii bugünün tansiyonu, gündemi fındık. Biz buraya iki amaçla geldik. Biz fındık fiyatını bir an önce açıklayın demeye geldik. İki bu fındığın maliyetini ziraat odaları 165 lira olarak belirledi. Rize’de çay 19 lira maliyet, 17 lira fiyat verildi. Buğday maliyeti 11,5 lira, 9,25 fiyat verildi. ‘Sakın fındıkta da 165 liranın altına düşmeyin bunun hakkı 180 liradır’ demeye geldik. Bugün bir amacımıza ulaştık görülüyor, apar topar fındık fiyatını açıkladılar. Ama fındık fiyatını 133-134-135 lira olarak açıkladılar. Bu tamamen bir ihanettir. Bu fındık üreticisine fındıkla yaşayan bu kentlere ihanettir. Sakarya’dan Artvin’e kadar Trabzon’a, Ordu’ya, Giresun’a, Bartın’a, Kastamonu’ya Samsun’a tamamen ihanettir ve bu fiyatlarla bu insanlar borçlarını ödeyemezler. Biraz önce tesadüf, ildeki toplantıda şunu söylemiştim; enflasyonla mücadele için şöyle sığ bir bakış açısı var; para çok olursa harcanır, harcanırsa enflasyon olur. Temelde makro ekonomi açısından doğru bir tespit. Ama bunu yaparken sen bu parayı fındık üreticisine maliyetin altında vereyim, işte ilacın borcunu ödesin, kredi borcunu ödesin, mazotun borcunu ödesin, diğer borçlarını ödesin, işçilik parasını ödesin, kendine para kalmasın ki enflasyon düşsün… Bu, insanları açlığa, sefalete, yoksulluğa mahkum ederek enflasyon düşürülmez. Bu, Ordu’daki, Giresun’daki fındık üreticisini, haciz tehlikesiyle karşı karşıya bırakarak olmaz. Nasıl olacak, siz bu fındık üreticisine 130 lira para verip, onları maliyetin altında çalıştırırsanız? Bugün kim maliyetin altında iş yapıyor? Hangi fabrikatöre maliyetin altında, hangi müteahhite maliyetin altında iş yaptırabiliyorsun da beş milyon kişiyi etkileyen 500 bin fındık bahçesindeki emekçiye sen bu maliyetinin altında fiyat veriyorsun? Bu yapılan iş düpedüz Karadeniz’e ihanettir. Karadeniz’i açlığa, sefalete mahkum etmektir.
“Fındık üreticilerini bu fiyatı kabul etmemeye, tepkilerini en üst düzeyde dile getirmeye davet ediyorum”
Biz bugün mitingimizi testi kırılmadan uyaralım demeye gelmiştik. Sabahın erken saatlerinde testiyi kırdılar. Tabii mitingimiz uyarı ve talep mitinginden tepki ve protesto mitingine dönüşecek ister istemez. Çünkü tabii ki bu fiyatın hızla revize edilmesini talep edeceğiz. Ama bu fiyatlarla sadece fındık üreticilerini değil fındığın bir milli ürün olarak, bir ihraç ürünü olarak üretildiği kentlere o kentlerin ekonomisine inanılmaz katkıları olan bir ürün olarak bu kentlerin tamamı etkilenmiştir. Şimdi Trabzon’daki çarşıdaki esnaf da Bartın’daki çarşıdaki esnaf da Ordu’nun, Giresun’un bütün esnafları, bütün halkı bundan çok olumsuz etkilenecek. Bu para üreticilere yut diye verilmiyor, tut diye veriliyor. O parayı alıyor, o kentin tamamıyla paylaşıyor. Maalesef bu fiyat bir kentin beline kazmayı vurmaktır, belini bükmektir. Giresun’a Ordu’ya yapılan işin; Trabzon’a, Bartın’a yapılan işin; Artvin’e, Sakarya’ya yapılan işin başka bir izahı yoktur. Ben bütün fındık üreticilerini bu fiyatı kabul etmemeye buna tepki vermeye ve bu tepkilerini en üst düzeyde dile getirmeye davet ediyorum. Yapacağımız mitingde bunun ilk adımını atacağız. Fındık üreticisi hakkını aradıkça, aramaya karar verdikçe onların yanlarında olacağız. Onlarla birlikte olacağız. Onların sesini duyuracağız ama boynunu büküp oturdukça bunların sopası fındık üreticisinin sırtından eksik olmayacak. Bunu görün. Artık dayak yeme vakti geçti. Artık bu haksızlığı yapanlara gücünü gösterme vakti gelmiştir fındıkçının. Bütün çağrım bu yöndedir. Sesinizi yükseltin. Bu fiyat burada kalırsa bu Karadeniz’in iflası demektir. İflasa isyan edip hakkımızı hep birlikte alacağız.”
]]>Bir dizi ziyaret ve toplantı için Kayseri’ye gelen Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Temmuz ayı dış ticaret rakamlarını açıkladı. Kayseri Ticaret Odası’nda düzenlenen basın toplantısına, Bakan Bolat’ın yanı sıra AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, oda başkanları ve iş adamları katıldı. Türkiye’nin Temmuz ayı dış ticaret rakamlarını açıklayan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, “2024 yılında ekonomimiz orta vadeli programın hedefleri doğrultusunda olumlu sonuçlar kaydetmeye devam etmektedir. Gerek ilk çeyrek büyüme rakamı olan yüzde 5.7 ile ve ilk yarıyıl dış ticaret rakamları, yine Mayıs ayı itibariyle ilk 5 ayı kapsayan istihdam rakamları sevindirici ve olumlu gelişmeleri göstermektedir. İftihar ile ifade etmek istiyorum ki tarihin en yüksek Temmuz ayı ihracat rekorunu kırdık. Geçen yılın Temmuz ayına kıyasla yüzde 13,8’lik bir aylık artış sağladık. Geçen yıl 19 milyar 800 milyon dolardı. Böylece bir ayda 2.7 milyar dolar artış sağladık. İhracatçılarımı yürekten tebrik ediyoruz. Yine çok önemli bir rekor haberi daha son 12 ayın ihracat toplamı 261 buçuk milyar dolar oldu. En son Aralık ayında 255.4 milyar dolarla Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırmıştık. Mayıs ayında 260.1 milyar dolara ulaşmıştık. Geçen ay 9 günlük bayram tatili ve takvim etkisi nedeniyle ihracatımızda ve ithalatımızda az da olsa gerileme oldu. Ancak Temmuz ayında o farkı kapattık ve artıya geçtik. Tam 261 buçuk milyar dolara ulaştık. Bu şu demek; son 1 yılda toplam mal ihracatımız yüzde 3,4 oranında arttı. Son 1 yılda 8.7 milyar dolar net bir artış sağlanmıştır. Hedeflerimiz doğrultusunda ilerliyoruz. Yılsonuna kaldı 5 ay. Hesaplarımıza göre inşallah uluslararası anlamda yeni gerilimler, bir savaş durumu ya da Türkiye için önemli Pazar alanlarının olduğu bölgelerde bir aksilik yaşanmazsa, kumbara gibi biriktirerek, inşallah 267 milyar dolar hedefimize sadığız. Aralık ayında bu tabloyu göreceğiz” şeklinde konuştu.
“Yasadışı yollarla yapılmak istenen ithalata karşı ciddi bir mücadele veriyoruz”
Temmuz ayı ithalatında yüzde 7,9’luk bir gerilemenin başarıldığını dile getiren Bakan Bolat; “Burada ülke için gerekli ve zorunlu olan ithalat zaten yapılıyor. Biz burada özellikle Türkiye’yi adeta Pazar gibi görüp, Türkiye’nin sanayilerini zor duruma sokabilecek ve yasadışı yollarla yapılmak istenen ithalata karşı ciddi bir mücadele veriyoruz. Bu çabamızın sonunda da çok şükür aylık ithalatımızda yüzde 8’lik bir küçülme oldu. Yani 2.6 milyar dolar tasarruf ettik ve 30 milyar doların altında kalması sağlanarak, 29,7 milyar dolar oldu. Sonuç olarak da dış ticaret açığı Temmuz ayında yüzde 42 oranında azaldı ve 7.2 milyar dolara geriledi. Geçen yıl Temmuz ayında bu rakam 12 buçuk milyar dolardı. Bu sene 7.2 milyar dolara geriledi. Böylece yaklaşık 5.3 milyar dolarlık bir döviz rezervi tasarruf etmiş olduk. İhracatın, ithalatı karşılama oranı çok çarpıcı. Geçen yıl Temmuz ayında yüzde 61’ken bu yıl Temmuz’da 14 buçuk puan artışla yüzde 75,7’ye yükseldi. Bu da önemli bir olumlu gelişmedir” dedi.
Ocak, Şubat, Mayıs ve Temmuz aylarında geçen yıla oranla çok fazla ihracat artışının olduğunu aktaran Bolat, “Bu yıl Haziran ayında ve Mart ayında aylık gerilememiz oldu. Nisan ayında başa baştık. Onun dışında Ocak, Şubat, Mayıs ve Temmuz aylarında geçen yılın epey üzerinde ihracat artışları sağlamış olduk. 7 aylık rakamlara baktığımızda bu yılın ilk 7 ayında ihracatımızda 148,8 milyar dolara ulaştık. Geçen yılın ilk 7 ayındaki rakam 142,9 milyar dolardı. Buda şu anlama geliyor; ilk 7 ayda yüzde 4,1’lik bir artış sağlamış olduk. İthalata baktığımızda önemli bir tasarrufumuz var. Burada da gerçekten ilk 7 ayda yüzde 8,4’lük bir gerileme başarıldı. İlk 7 aylık ithalatımız 198.6 milyar dolara geriledi. Yani bu sene ilk 7 ayda toplam ihracatımızda yüzde 4,1 artış 148.8 milyar dolara yükseldik. İlk 7 ayda ithalatımızda yüzde 8,4’lük azalışla 198.6 milyar dolara gerilemiş olduk. İlk 7 ayda ithalatımız net 18 milyar dolar azalmış oldu. İlk 7 ayda dış ticaret açığımız ise yüzde 32 buçukluk azalışla yaklaşık 50 milyar dolar oldu. Geçen yıl ilk 7 ayda ki açık ise 74 milyar dolardı. Yani 24 milyar dolar dış ticaret açığımız azalmış oldu” ifadelerini kullandı. – KAYSERİ
]]>Derme deresi ıslah projesi Battalgazi Belediye Başkanı Bayram Taşkın’ın girişimleriyle Karakaya Barajına kadar devam edecek. 4.etap olarak Hanımınçiftliği Mahallesi’nde Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından başlatılan dere ıslah çalışmasının bu yıl içerisinde bitirilmesi hedefleniyor. DSİ tarafından toplamda 4100 metre yapılacak ıslah çalışmasının kamuya maliyeti ise 43 milyon TL’yi bulacak. Sonrasında Battalgazi Belediyesi tarafından yapılacak peyzaj çalışmasıyla bölge halkının nefes alacağı bir alana dönüştürülecek.
“Derelik olan alan gezinti alanına dönüşecek”
DSİ İl Müdürü Aytaç Sucu ile birlikte çalışmaları inceleyen Battalgazi Belediye Başkanı Bayram Taşkın Eski Malatya’ya kadar yürüyüş yolları, mesire bölümleri ve oturma alanlarının yer aldığı bir alana dönüşeceğini ifade ederek, “DSİ Müdürümüz Aytaç Bey ile birlikte çalışmaları yerinde inceledik. Derme Deresi’nin Şehit Fevzi Mahallesi’ndeki kısmı tamamlanmıştı. Oradan da Eski Malatya’ya kadar Derme Deresinin ıslah çalışmasını gerçekleştiriyoruz. Büyük bir maliyet ile bu hizmetler yapılıyor. Dere çalışmasının bir kısmı betonarme bir kısmı da taş duvar olarak devam edecek. Tarihi dokuya zarar vermeden, yeşile zarar vermeden dere ıslahı tamamlanacak. Sonrasında biz de hemen çalışmalarımızı başlatacağız. Dere kenarında gerek yeşil alan gerek yürüme parkuru gerek bisiklet yolu olmak üzere Malatyalıların, Battalgazili hemşerilerimizin nefes alacağı, gezinti yapacağı alanlar oluşturacağız. Battalgazili, Malatyalı bir hemşerimiz Konak’tan Banazı’dan suyun bulunduğu kanaldan başlayarak Eski Malatya’ya kadar kesintisiz bir bisiklet turu ve yürüyüş keyfi yaşayacak” dedi.
“Dere kenarında bulunan Battalgazi’nin makamını da ayağa kaldıracağız”
Peyzaj çalışması ile dere kenarında bulunan Battalgazi’nin makamında da düzenleme yapıp tarihi dokuyu ayağa kaldıracaklarını ifade eden Başkan Taşkın, “Güzergahta önemli bir mekan var. Eski Malataya’ya varmadan Derme Deresi kenarında kalan Battalgazi’nin makamı bulunuyor. Burayı da inşallah ayağa kaldırarak tanıtımını yapacağız. Çevresine sosyal tesis inşa edeceğiz ve AŞ evi projemiz olacak. Hemşerilerimizin Battalgazi’nin makamını ziyaret etmesi için gerekli çalışmaları yürüteceğiz. Belediye olarak DSİ çalışmasıyla paralel çalışmaları yürüteceğiz. Battalgazi’miz daha yaşanabilir kent yapma gayreti içerisinde olacağız” şeklinde konuştu.
DSİ İl Müdürü Aytaç Sucu da, “Battalgazi Derme Deresi 4. kısım taşkın koruma yapım inşaatımızda sahada incelemelerde bulunuyoruz. Şu an bulunduğumuz projenin kamuya maliyeti 43 milyon TL’lik bir yapım işi olmakla beraber Hanımınçiftliği Mahallesi’nde 550 metre betonarme imalatımız Karabağlar ve Meydanbaşı Mahallerinde de 1500 metre civarında kargil imalatımızla beraber toplam 4100metrelik bir dere ıslahımız mevcut. Yıl içerisinde tamamlayacağımız işler arasında yer alıyor. Projemiz tamamlandığında Battalgazi Belediyemizin dere etrafında yapacağı çalışmaları sayesinde şehrimize alternatif insanlarımızın nefes alabileceği alanlar kazandırılmış olacak. Projenin devam eden sürecinde çalışmalarımızı kolaylaştıran Battalgazi Belediye Başkanımız Sayın Bayram Taşın ve ekibine çalışmalarından dolayı şahsım ve kurum adına teşekkür ediyorum” diye konuştu. – MALATYA
]]>Önergelerin oylanarak komisyonlara gönderildiği meclis oturumunda, Başkan Mutlu, meclis üyelerinden gelen soruları da yanıtladı. Güneşli Mahallesi’nde yer alan eski jandarma alanında yapılacak çalışmayla ilgili, bölge halkına görüş ve önerilerinin sorulduğu halk buluşmasından çıkan sonuçların merak edilmesi üzerine Başkan Mutlu açıklama yaptı ve katılımcı belediyeciliği işaret etti. Her zaman katılımcı planlama süreçlerini savunduğunu ifade eden Başkan Mutlu, seçim sürecinde de bölgede eski jandarma alanı üzerinde farklı farklı beklentiler olduğunu gördüklerini söyledi. Bölgedeki diğer kamusal alanları da kapsayan böylece birden çok fonksiyonu tek alana sıkıştırmayan bir model düşündüklerini ve bu konuda bölge halkının ne istediğini öğrenmek istediklerini belirten Başkan Mutlu, o alanda tahmin edilenin aksine pazar yeri değil sosyal alan istendiğini gördüklerine dikkat çekti.
Mutlu: “Katlı otoparkın altında bir pazaryeri olarak çözülebileceği yönünde fikirler gelişti”
Katılımcı belediyeciliğin önemini bir kez daha vurgulayan Başkan Mutlu şöyle konuştu:
“Jandarma alanında büyük oranda pazar yeri beklentisi olacağı düşünülürken aslında o bölge insanının bu alana pazar yeri sokmak istemediğini gördük. Onun yerine katlı otoparkın altında bir pazaryeri olarak çözülebileceği yönünde fikirler gelişti. Bizim edindiğimiz izlenim, pazar yerinin otoparkın altında olması, bu alanda ise sporun, kültürün, kreşin, kafenin olduğu, herkesin birlikte sosyalleşebileceği bir alan olması. Aslında planlamada yanlış bir şey yok, geçmişi reddetmiyoruz. Sadece çok fazla fonksiyonu bir arada barındıran bir alanda hangi fonksiyonlar kalsın, hangi fonksiyonları yine kamunun hangi alanlarına taşıyabiliriz buna baktık. Biz oradaki yeşil dokuyu da sevdik. Dedik ki buradaki hiçbir ağacı kesmeden, yeşil dokusunu koruyarak jandarma alanını bellekteki o yeriyle kullanıma açalım. Bence güzel bir toplantıydı. Bu bir şeyleri yok etme ya da yıkma değil tam tersine, orada yaşayanları da dahil etme. Bizim hep mimarlık eğitimlerinde anlatılan, benim de yurtdışında deneyimleme olanağı bulduğum şey bu. Mahallenize bir şey yapılacağı zaman size sorulan, hep ülkemizde, mahallemizde, sokağımızda, kentimizde olmasını arzuladığımız bir doğrudan katılım modelini hayata geçirdik. Umarım bundan sonra biz de hızlıca projelendirip inşaatına başlayabiliriz ve onu kullanmak da bizim dönemimizde hepimize nasip olur.”
Daha güçlü filo, daha temiz Konak
Başkan Mutlu, haziran ayında meclise gelen ve temmuzda karara bağlanan çöp araçları alımı konusunda Sanayi Teknoloji Bakanlığına yatırım teşvik belgesinin olurunun alındığını, Kemeraltı Vergi Dairesinden cevap beklendiğini söyledi. Ayrıca BM projesinden de ağustos ayında hem araç hem konteyner geleceğini açıklayan Başkan Mutlu, “Biz geldiğimizden beri çeşitli nedenlerden yenilenememiş olan araç filomuzu yenilemek istiyoruz” dedi.
Tahsisler peş peşe gelecek
Başkan Mutlu, yeni bina yapımı karşılığında İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne devredilen mülklerin de tahsisinin yapılacağının müjdesini de vererek, “İlk önce Yemişçizade Konağı’nın, bize tahsisi için yazımızı yazdık, bu alan bize tahsis edilecek. Ardından bizden alınan her şeyin tahsisini istedik, bunların tahsisi yapılacak. Hakikaten çok yapıcı bir Büyükşehir Belediye Başkanımız var, kendisine tekrar çok teşekkür ediyorum” diye konuştu.
]]>(BURSA) – Yerel seçimlerde çoğunluğun CHP’ye geçmesinin ardından Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın belediyelere yönelik Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile vergi borçlarının hemen tahsil edilmesi açıklamasına yurttaşlar tepki gösterdi. 20 yıldır AKP’nin yönettiği ve 4,5 milyar lira SGK ve vergi borcunun olduğu Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin borcuna ilişkin kentte yaşayanlar ANKA’ya görüşlerini açıkladı. Yurttaşlar durumu bir “sıkboğaz” ve “yıldırma” hareketi olarak değerlendirdi. “3 ay önce göreve gelen CHP’li başkanın suçu ne” diye soran yurttaşlar, “Devletimiz nasıl büyük şirketlere vergilerinde af veriyorsa benim belediyemin her türlü borcuna, giderine af olmasa da bir indirime gidebilir” dedi.
Erdoğan’ın, geçen hafta AKP grup toplantısında CHP’yi hedef alarak “Emeklilere faydanız dokunsun istiyorsanız talimat verin, belediyeleriniz SGK’ya olan birikmiş borçlarını ödesinler. Belediyelerin borçlarıyla ilgili Hazine ve Maliye Bakanlığımız, kaynağında bu borçların tahsiline başlayacaktır. Öyle 25 kuruşa simit yok” sözleriyle başlayan tartışmalar devam ediyor.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “mali darbe” olarak nitelendirdiği uygulamanın ardından bazı belediyelere haciz işlemleri başlatıldı. SGK ve vergi borçları konusunda Bursa Büyükşehir Belediyesi çarpıcı bir örnek oluşturuyor. Büyükşehir olduğu 1989 yılından bu yana Bursa, ilk kez 31 Mart yerel seçimlerinde CHP’ye geçti. 2004’ten itibaren de AKP’nin yönettiği Bursa’nın toplam 30 milyar lira civarında, SGK ve vergi olarak da 4,5 milyar lira borcu bulunuyor.
Belediyeyi AKP’li Alinur Aktaş’tan devralan CHP’li Mustafa Bozbey, ANKA Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, “Marmara Belediye Birliği Başkanı olarak da gerçekten tüm belediyeler adına üzüldüğümü belirtmek istiyorum. Belediyelerimiz özellikle sigorta ve vergi konusunda böyle bir adım atılması sonucunda son derece zora girecektir. Belediyelerimiz, zorunlu olan çöp toplama ve genel hizmetler gibi hizmetleri dahi yerine getiremeyecektir” demişti.
“20 yılda biriktirip CHP’nin üstüne bırakırsan ayıp olur”
Bursa’da yaşayan yurttaşlar Kent Meydanı’nda konuya ilişkin ANKA Haber Ajansı’na konuştu. Furkan isimli bir genç, “Bu CHP’nin üstüne bırakılan borç bence çok büyük ve kaldırılması güç olan bir borç. Yani sen şimdi 20 yılda biriktirip biriktirip bir anda CHP’nin üstüne bırakırsan bu bayağı ayıp olur. Ben doğma büyüme Bursalı olarak bu konu hakkından devletin Bursa’ya yardım etmesini istiyorum. Eğer ederse hem Bursa için hem de Bursa halkı için çok iyi olabilir. Ben öğrenciyim. Polislik kazandım. Şimdi polisliğe başvurdum. Allah’ın izniyle polis olacağım. Yani ben polis memuru olarak devletimden kendi büyükşehir belediyemin, doğduğum, büyüdüğüm şehre yardım etmesini istiyorum” dedi.
“Vergi bindirip yine bana ödetecekler”
Muhammet isimli genç de “Yarın bu arkadaşım polis olursa haciz memurlarıyla oraya nasıl gidip de diyecek ki biz burayı haczediyoruz diye. Değil mi? Allah sormaz mı ‘Bu kardeşime, sen niye kendi memleketine böyle yaptın’ diye. Devletimizin bu konuda en güzel önlemleri almasını temenni ediyorum. Gerçekten bu borçlar ödemesi zor. Bu da her türlü vatandaşa kalan bir şey. Yani mesela bugün ben gidip bir ekmeğe 10 lira veriyorsam buna mecburi olarak vergi bindirip, bana 15 lira yapıp yine bana ödetecekler. Yani devletimiz nasıl büyük şirketlere vergilerinde af veriyorsa benim belediyemin her türlü borcuna, giderine af olmasa da bir indirime gidebilir. Yani biraz olayları bizim adımıza kolaylaştırabilir. Gereğini arz ediyorum. Bizim devletimiz en büyük devlettir” ifadelerini kullandı.
“Haciz edilirse belediyemiz bizim için çalışamayacak”
Bunun üzerine Furkan da “Buradan halkımıza sesleniyorum; yok bize dokunmuyor falan demeyelim. Çünkü bizim belediyemizden alınırsa bu para veya haciz edilirse bu sefer de belediyemiz bizim için çalışamayacak. Yani bunun için duyarlı olmanızı istiyorum vatandaşlarımızdan” dedi.
“Gideceklerini anladılar, nereye saldıracaklarını şaşırdılar”
Bir yurttaş, ” AK Parti’ninkileri mi soruyorsunuz, CHP’ninkilerini mi? Gideceklerini anladılar. Nereye saldıracaklarını şaşırdılar. Millet aç geziyor” diye isyan etti.
“20 yıllık borcu üç aylık başkana yüklüyor”
Emekli Yusuf Bayraktar, “Evvelden borç yapmış. Bana şimdi, ‘O borcu öde’ diyor. Ben senden para alıyorum. Ödemiyorum. Çok saçma bir şey. Ben katılmıyorum o işe. 20 yıllık borcu şimdiki üç aylık belediye başkanına yüklüyor. Olacak iş mi bu? Dünyanın bir tarafında duyulmamıştır bu” sözleriyle tepkisini anlattı. Belediyenin icraatlarını da değerlendiren emekli, “Hep kendi menfaatine değil de vatandaşın menfaatine çalışıyor. Ben öyle görüyorum. Benim yaşım 78. Böyle bir rezillik dünyanın bir tarafında görülmemiştir. Olacak bir dava değil. Alamazlar o parayı. Avukatları var, şunlar, bunlar var” dedi.
“Çekememezlik”
“Bursa’nın borcu CHP döneminde gelmedi” diyen başka bir yurttaş da “Daha önce de vardı. Devam ediyor. Bir anda alınacak olması çekememezlik. Tek kelime. Vatandaş olarak uyanmamız lazım. İstanbul’u gördün değil mi? Her dönem su basıyor. Ben Malatyalıyım. Git gör. Herkes daha çadırda yatıyor ama televizyonda ‘teslim ettik’. İşi ehline verirsen düzelir” ifadelerini kullandı.
“AK Parti hepsini bitirdi, CHP’ye yüklüyor”
Bir yurttaş, “AK Parti hepsini bitirdi. Şimdi CHP’ye yüklüyor. Ben bir vatandaş olarak bunu anlıyorum. Başka anlayacak bir tarafı yoktur. 4 dönemdir AK Parti var. Zulümdür zulüm” diye tepki gösterdi.
“Mustafa Bozbey’in suçu ne?”
Fevzan Geyik isimli yurttaş, “Bunu kimden tahsil edeceklermiş, eski belediye başkanından mı? En fazla mal varlığına el koyabilir. Başka türlü nasıl tahsil edecek? Şu anki belediyenin suçu ne? Eski borçtan şu anki Mustafa Bozbey’in suçu ne? Alinur Aktaş’ın borcu, Mustafa Bozbey’in suçu ne? Bu mantıklı mı sizce? Bana göre değil. Burası daha yeni değişti. Değişir değişmez de her şey buraya aktarılmaz. Bence mantıklı değil. Bu halk seçiyorsa bir şeyler, bir beklentisi olması lazım. Benim hiçbir beklentim yok. Benim yaşım 65. Benim çocuklarımın ve torunlarımın beklentisi olacak” diye konuştu.
“AK Parti ellerinden almaya çalışıyor”
“Yanlış bir hareket diyen” emekli de “Önceki dönemin borçlarını şimdi almaya çalışıyorlar. Borç var mı, fazlasıyla var. Tahsil etmeye çalışıyorlar çünkü büyükşehri CHP aldı diye. Ben kendim Bozbey’e verdim. Bu zamana kadar vermiş değildim. Duruşundan, efendiliğinden ama yiyiciler çok. Çünkü AK Parti ellerinden almaya çalışıyor” diye tepki gösterdi.
“‘CHP’nin belediyeleri çalışmıyor’ deyip erken seçime gidecek”
Ali Yıldırım da 1995 yılından beri Bursa’da yaşadığını belirterek şunları dile getirdi:
“Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin borçları az miktarda değil. Yüklü bir borç bıraktı Mustafa Bozbey’e. Burada bir haksızlık, adaletsizlik var. Daha önce bütün belediyelerin yoğunluğu AKP’deydi. O zaman eğer gerçekten cumhurbaşkanlığı sistemi bunu adaletli bir şekilde yapıyorsa, doğru bir şekilde yapıyorsa AKP zamanında da aynı şeyleri yapsaydı gerçekten ben derdim ki, ‘Cumhurbaşkanım gerçekten bu işi şu an için doğru bir şekilde yapıyor’ ama şu an için gerçekten haksızlık yapıyorlar. Bu insanlar yemez bunu. Bunu bilsinler. Belediyelerde yoğunluk CHP’ye geçince farklı bir sistem yaratmaya çalıştılar. Haciz denilen şey, en son uygulanacak şeydir. Belediyeyi sıkboğaza sokmak, paralarına haciz koymak, çalıştırmamak, belediyeleri yıldırmak, halka hizmet götürmemek, daha sonra ‘İşte belediyeler iş yapmıyor. Belediyeler şöyle yapıyor’. Bunun açılımını yapıyorlar. Ben katılmıyorum, Cumhurbaşkanına da katılmıyorum. Sıkboğaz yapıp bu sefer erken seçime gideceksin, ‘Bak, Cumhuriyet Halk Partisi’nin belediyeleri çalışmıyor. Her taraf çöp…” diyeceksin, seçime gideceksin. Onu önceden yapsaydın.”
“Göreve gelirken borcuyla hepsini almadın mı”
Borcun ödenmesi gerektiğini savunan bir yurttaş ise “Sen borcun olduğu zaman borcunu ödemiyor musun? ya taksitle ya da bir şekilde ödüyorsun. Sen bu göreve gelirken borcuyla hepsini almadın mı? Buraya hizmet için geldin. Borcu varsa borcu ödeyeceksin, hizmetin varsa hizmet edeceksin. Bu kadar basit” diye konuştu.
]]>KIRŞEHİR’de husumetlisi Serhat Aydemir’i (35), eşi ve 2 çocuğunun gözü önünde 7 kurşunla öldüren polis memuru Recep Kızıltepe’nin (40), mahkemedeki ifadesi ortaya çıktı. Kızıltepe, ifadesinde, “Dolandırıldığımı anladığım anda, konuşmaya ve paramı istemeye gittim. Onun bana zarar vereceğini anlayınca silahımı ateşledim” dedi.
Olay, 25 Temmuz’da saat 19.30 sıralarında Medrese Mahallesi 56’ncı Sokak’taki Emre Apartmanı’nda meydana geldi. Batman’da görevli polis memuru Recep Kızıltepe, alacak meselesi yüzünden aralarında husumet bulunan Serhat Aydemir ile görüşmek üzere izin alıp, Kırşehir’e geldi. Serhat Aydemir’in evine giden Recep Kızıltepe, iddiaya göre zile bastıktan sonra ‘Polis, açın kapıyı’ dedi. Recep Kızıltepe, kapıyı açan Aydemir’e eşinin ve çocuklarının gözü önünde 7 el ateş etti. İhbarla adrese polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekibinin yaptığı kontrolde Aydemir’in hayatını kaybettiği belirlendi. Serhat Aydemir’in cansız bedeni otopsi için Kırşehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı.
‘BİRİNİ ÖLDÜRDÜM, TESLİM OLMAK İSTİYORUM’
Olayın ardından meslektaşlarını telefonla arayan Recep Kızıltepe, “Birini öldürdüm, teslim olmak istiyorum” dedi. Kızıltepe, adrese giden meslektaşları tarafından gözaltına alındı. ‘Mala zarar verme’ ve ‘Kasten yaralama’ gibi çeşitli suçlardan 10 suç kaydı olduğu belirtilen Serhat Aydemir’in cenazesi, otopsi işlemlerinin ardından ailesi tarafından teslim alınarak Ali Çam Camisi’ne getirildi. Aydemir, burada kılınan cenaze namazının ardından Asri Mezarlığı’nda toprağa verildi.
1 MİLYON LİRA PARA VERMİŞ
Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Recep Kızıltepe, çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi. Diğer yandan polis memuru Recep Kızıltepe’nin çeşitli dönemlerde ticaret yapmak için Aydemir’e yaklaşık 1 milyon TL para verdiği öğrenildi. Kızıltepe’nin parasını alamayınca cinayeti işlediği belirtildi.
‘RESMEN DOLANDIRILDIĞIMI ANLADIM’
Recep Kızıltepe’nin mahkemede verdiği ifadesi ortaya çıktı. Serhat Aydemir’in kendisine hayvan ticareti için ortaklık teklif ettiğini söyleyen Kızıltepe, “Serhat ile Kırşehirli olmam sebebiyle tanışıyorduk. Kendisi bana hayvan ticaretiyle uğraştığını benimle de ortak olmak istediğini söyledi. Güzel kazanç sağlayacağımızı anlattı. Anlattıkları aklıma yattı ve kabul ettim. Çeşitli zaman dilimlerinde sürekli benden para talep ediyordu. Ben de her istediğinde para veriyordum. Bir gün hesap yaptım ve kendisine yaklaşık 1 milyon TL bir ödeme yapmışım. Defalarca kendisine bu paraların hesabını sorduğumda çeşitli bahanelerle konuştuğumuz yerlerden kaçıyordu. Baktım, resmen dolandırıldığımı anladım. Ortada ortaklık namına hiçbir şey yok” dedi.
‘EVİNE ÖLDÜRME NİYETİYLE GİTMEDİM’
Aydemir’in evine öldürmek için gitmediğini söyleyen Kızıltepe, şunları anlattı:
“Kendisini telefonla aradığımda sürekli beni oyalıyordu ve en sonunda evinin adresini verdi ve ‘Gel, konuşalım’ dedi. Batman’dan gelerek verdiği adrese gittim. Kapıyı açtı ve içeri geçtim. Kendisine paramın hesabını sordum ve ağır hakaretlerde ve yüksek sesle konuşuyordu. Ben de çok sinirlendim. Elinde bir şeyin olduğunu ve bana zarar vereceğini anlayınca sürekli yanımda taşıdığım tabancamla kendisine ateş ettim. Polis ekiplerini arayarak birini öldürdüğümü ve teslim olacağımı söyledim. Evine öldürme niyetiyle gitmedim. Dolandırıldığımı anladığım anda, konuşmaya ve paramı istemeye gittim. Onun bana zarar vereceğini anlayınca silahımı ateşledim.”
]]>“SİSTEMATİK KARALAMALARLA KARŞI KARŞIYA KALDIM”
Soylu, “Halihazırda üyesi olmaktan onur duyduğum Gazi Meclis’imizin çatısı altında da milletimizi temsil ve hizmet ifasıyla, milletvekilliği görevimi yaparken, hükümetlerimizi, İçişleri Bakanı olarak görev yaptığımız dönemi, şahsımı ve birlikte görev yaptığımız arkadaşlarımızı hedef alan ve devletimizin itibarını ayaklar altına almak isteyen dahili ve harici menşeli çok sayıda mesnetsiz, tamamen iftiraya dayalı, manipülatif ve çoğu benzer mahfillerden üretilen organize ve sistematik karalamalarla karşı karşıya kalmış bulunmaktayız.” değerlendirmesinde bulundu. FETÖ’nün 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sonrasında görev yaptığı olağanüstü dönemde demokrasiyi, devletin bekasını, milli iradeyi ve hukuku akamete uğratmak isteyen terör örgütlerine, suç yapılarına karşı her türlü riski alarak yürütülen cansiparane mücadelenin hak ve hukukunu gözetmenin boynunun borcu olduğunu belirten Soylu, dilekçesinde, karalama ve iftira kampanyalarında suç yapıları ile fikir ortaklığı ve işbirliği içerisinde olanların yıkıcılığına bigane kalmamayı, “her anı sadakat, kararlılık ve fedakarlıkla dokunmuş mücadelenin rövanşını almak isteyenlere karşı vazgeçilmez sorumluluk” olarak nitelendirdi.
“İTİBARSIZLAŞTIRMA KAMPANYASIYLA KARŞI KARŞIYA KALDIK”
Karalamaları ve iftiralarıyla milletin gözünde şüphe, istifham ve soru işareti oluşturmayı amaçlayan şer odaklarıyla hukuk zemininde mücadele etmenin zaruri hal aldığını ifade eden Soylu, dilekçesine şöyle devam etti; “Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından İçişleri Bakanlığı görevine getirildiğimiz günden görev süremizin sonuna kadar tüm birimlerimizle milletimizin huzuru, refahı, en üst düzeyde kamu düzeninin, güvenliğinin ve esenliğinin sağlanması ve başta terörle, kaçak göçle, afetlerle, uyuşturucuyla ve organize suç örgütleriyle, hiçbir şekilde ayrım yapmaksızın, tüm suç şebekeleri ile kesintisiz ve tavizsiz mücadele edilmesine yönelik kararlılığımıza milletimiz de şahit olmuştur. Ancak, sonrasında bu mücadeleyi baltalamak, itibarsızlaştırmak ve bundan sonra da bu mücadeleye kendini adayacak herkesi yıldırmak maksadıyla, daha önce benzerine az rastlanan, organize ve sistematik bir şekilde kamuoyunun dezenforme edilmesine yönelik her türlü yazılı, görsel, sosyal medya ve tüm mecralarda tamamen yalan, iftira ve nitelikli karalama içerikli yayınlar ile bir itibarsızlaştırma kampanyasıyla karşı karşıya kaldık.”
RAKAM RAKAM AÇIKLADI
İçişleri Bakanlığı görevinden ayrıldığı 3 Haziran 2023’ten itibaren geçen bir yıl içerisinde aleyhinde, yalan, hakaret, karalama ve iftira içerikli 11 bin 500 televizyon haberi, 1454 gazete haberi ve 628 köşe yazısı ile makale, 218 bin internet ve sosyal medya haberi yapıldığını aktaran Soylu, “Hakkımda görev dönemimize ait TBMM’de herhangi bir konuda fezleke işlemi bulunmamasına rağmen, CHP Genel Başkanları ve sözcüleri, muhtelif tarihlerde sarf ettikleri mesnetsiz karalamalar ve iftiralarla dokunulmazlık zırhına sığınarak korunduğumu defalarca ifade edip, bu şekilde kamuoyunu bilerek yanlış yönlendirmişlerdir. Yine CHP Genel Başkanları ve sözcüleri, ülkemizin bölünmez bütünlüğünü yıllardır tehdit eden PKK terör örgütü ve onun siyasi birliktelik ve uzlaşı yürüttüğü Meclis’teki temsilcilerine, FETÖ ve DHKP-C’ye karşı yapmadıklarını, yapamadıklarını, söylemediklerini ve söyleyemediklerini, üstelik de onlarla birlikte, görev yaptığımız döneme ve şahsıma karşı, milletimizin gözü önünde eş zamanlı bir kampanya yürütmektedirler.” ifadelerini kullandı.
SOYLU: HANGİ BİLGİ VE BELGEYLE GELİRLERSE AÇIĞIM
Meclis başkanlığına yaptığı dokunulmazlık başvurusunun ardından ilk kez konuşan eski İçişleri Bakanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu dikkat çeken ifadeler kullandı. Halk TV’ye konuşan Soylu “Karnımdan hiç konuşmadım çok açık yazdım. Bu açık bir dilekçe, açık bir başvuru. Zamanı yok. İstedikleri zaman hangi bilgi ve belge ile gelirlerse açığım demek. Biz namusumuzu yolda bulmadık” dedi.
]]>2006’daki İsrail-Hizbullah savaşı 12 Temmuz’da başlamış ve 34 gün sürmüştü.
10 aydır süren yıpratma savaşının ardından iki taraf yeniden bu kez cephede savaşabilir.
İsrail’in üstün yanları hava kuvvetleri ve istihbaratı. Hizbullah’ın elinde ise geniş bir füze stoğu ve silahlı insansız hava araçları var.
İki taraf arasında çıkabilecek büyük bir savaşın neye benzeyebileceğini anlamak için iki temel faktörü göz önünde bulundurmak gerek: 2006’daki savaştan alınan dersler ve taraflar arasında 10 aydır süren çatışmalar.
İsrail, kava kuvvetlerinin üstün gücü nedeniyle Lübnan’da büyük yıkıma neden olabilir. Ancak İsrail ordusu Gazze’de ülkenin onlarca yıldır dahil olduğu en uzun savaşı yürütüyor.
Hizbullah şu ana kadar aralarında üst düzey askeri komutanı Fuad Şükür ve üç önemli liderin de bulunduğu 350’den fazla savaşçısını kaybettiğini, İsrail’in bu kişilerin tamamını hava saldırılarında öldürdüğünü söylüyor.
Ancak Şii Müslüman bir parti olan Hizbullah, olası bir topyekün savaşa, yıllardır Suriye’deki savaşta tecrübe kazanan yeni komutanlarıyla katılacak.
Hizbullah’ı destekleyen İran, örgüte maddi ve askeri destek veriyor.
ABD ve İngiltere dahil birçok Batılı ülkenin ve bazı Arap ülkelerinin “terör örgütleri” listesindeki Hizbullah, Lübnan hükümetine göre, meşru bir direniş örgütü. Siyasi bir parti de olan Hizbullah, Lübnan Meclisi’nde önemli sayıda milletvekiliyle temsil ediliyor.
2006 yılındaki savaş, Hizbullah’ın sınır ötesi bir baskında 8 İsrail askerini öldürmesi, 2 İsrail askerini kaçırması ve İsrail’le esir takası talep etmesi sonrası çıktı.
Gözlemciler, İsrail ve Hizbullah arasındaki mevcut yıpratma savaşının topyekun veya kapsamlı bir savaşa dönüşmesi halinde, İsrail’in 18 yıl önceki durumla yine karşı karşıya kalabileceğine inanıyor. İsrail o dönem önce yoğun bir hava saldırısı, sonra da kara harekatı başlatmıştı.
İsrail’in hedefleri, kaçırılan iki askeri kurtarmak ve Hizbullah’ı askeri olarak ezmekti. Ancak bu hedeflere varılamadı.
Savaş, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı Kararının 11 Ağustos 2006’da oy birliğiyle kabul edilmesiyle sona erdi.
İsrail’in operasyonlarını durdurmasının ardından Hizbullah da 14 Ağustos sabahı İsrail’e yönelik füze saldırılarını durdurdu.
İki taraf da, BM Güvenlik Konseyi kararlarını ihlal ettikleri gerekçesiyle eleştiriliyor. Hizbullah’a yönelik eleştiri, silahlarını muhafaza etmesi. İsrail’e yönelik eleştiri ise hala Lübnan topraklarını işgal, Lübnan hava sahasını da düzenli olarak ihlal etmesi.
Hizbullah’ın İsrail’e yönelik saldırıları
Hizbullah, 8 Ekim 2023’te İsrail mevzilerini bombalamaya başladı.
Örgüt bunu, İsrail’in, Hamas’ın bir gün önce ülkenin güneyinde sivillere ve askerlere yönelik saldırılarına yanıt olarak Gazze’yi bombalamasının ardından, “Gazze’ye destek olmak için” yaptığını açıkladı.
Hizbullah ayrıca bu cepheyi, Gazze’de ateşkes sağlanana dek açık tutacağını duyurdu.
İsrail’e karşı oluşturulan stratejik askeri ittifak; Hizbullah, Hamas, İslami Cihad, Yemen’deki Husiler ve İran tarafından desteklenen Iraklı grupları kapsıyordu
Hizbullah ve İsrail yetkilileri savaşa hazır olduklarını ancak İsrail’in Hizbullah’la savaş çıkması halinde Lübnan’ı “Taş Devri”ne döndürme tehdidine rağmen, topyekun bir çatışmadan kaçınmayı tercih ettiklerini söyledi.
BM’ye göre sınır ötesi saldırılar nedeniyle Lübnan’da çoğu sivil 90 binden fazla kişi evlerinden etmek zorunda kaldığı; İsrail’in saldırılarında 100 sivil ve 366 Hizbullah savaşçısı öldü.
İsrail yetkilileri ise Hizbullah’ın saldırıları nedeniyle 10’u sivil 33 kişinin öldüğünü, 60 bin sivilin de evlerini terk etmek zorunda kaldığını söylüyor.
BBC, Güney Lübnan’da 3 bin 200’den fazla binanın çatışmalar nedeniyle tamamen veya kısmen hasar gördüğünü gösteren bir uydu görüntüleri analizi yayımladı.
İsrail medyasına göre ise Kuzey İsrail’de 1000’den fazla bina hasar gördü.
‘İsrail’in en zorlu rakibi olabilir’
İngiliz askeri uzman Justin Crump, Hizbullah’ın “halen İsrail’in en zorlu rakibi” olabileceğini ve çatışmanın genişlemesi halinde muhtemelen büyük sürprizlere imza atacağını söylüyor.
Yıllarca İngiliz ordusunda görev yapan ve Londra’da askeri danışmanlık şirketi Sibylline’ı kuran Crump, “Hizbullah bugün 2006’da sahip olduğu her şeye sahip ama daha büyük miktarlarda” diyor.
Amerikan Merkezi İstihbarat Teşkilatı’na (CIA) göre Hizbullah’ın çeşitli tip ve menzillerde yaklaşık 150 bin mermi ve füzesinin yanı sıra 45 bin de savaşçısı var. Hizbullah lideri Hasan Nasrallah ise daha önce 100 binden fazla savaşçıları olduğunu iddia etmişti.
Hizbullah, 2006’da İsrail ile savaşta Katyuşa ve Grad roketleri ile tanksavar füzelerinin yanı sıra, Rus yapımı Kornet füzesi de dahil güdümlü füzelerden de yoğun şekilde yararlandı.
İsrail’in hava üstünlüğüne sahip olmasına rağmen Crump, “Hizbullah’ın da arazi avantajı var ve bunu lehine çeviriyor” diyor ve ekliyor:
“Hizbullah artık araçlarını ve füze fırlatma sahalarını daha iyi gizleyebiliyor. Bu yüzden İsrail sadece hava saldırılarıyla Hizbullah’ın ülkeye yönelik füze saldırılarını durduramaz. Bu nedenle İsrail kara harekatı seçeneğini ciddi olarak değerlendirebilir.
“Eğer İsrailli bir tank komutanı olsaydım, kesinlikle askerleri Hizbullah’a ve tanksavar füzelerine karşı (Güney Lübnan’da) Litani Nehri’nin güneyine göndermek istemezdim. Bu beni mutlu etmezdi.”
Silah ve füze cephaneliği
Hizbullah, cephaneliğinin büyüklüğünü veya sahip olduğu füzelerin türünü, bu silahlar kullanılıncaya dek açıklamıyor.
Geçtiğimiz yıllarda yayımlanan çok sayıda istihbarat raporuna göre, Hizbullah’ın silahlarının ana kaynağı İran ve bu silahlar örgüte İran, Irak ve Suriye üzerinden kara yoluyla ulaşıyor.
Bu silahlar arasında İran’ın yeni nesil hassas tanksavar füzesi Elmas-3 de var.
Hizbullah ayrıca, Burkan füzesini ve adını 2015’te Suriye’de öldürülen örgüt liderinin adını taşıyan Cihad Muğniye füzesini de ilk kez İsrail’e karşı kullandı.
Cardiff Üniversitesi profesörü ve “Hizbullah: Politika ve Din” kitabının yazarı Emel Saad, “Bugün tanık olduğumuz şey, 2006’da tanık olduğumuz Hizbullah’ın ileri ve gelişmiş versiyonu” diyor ve ekliyor:
“Hizbullah, konvansiyonel bir ordunun ve konvansiyonel olmayan askeri grupların özelliklerini birleştirdi. Böylece hibrit bir askeri aktör tanımının ötesine geçti.”
Hizbullah lideri Hasan Nasrallah daha önce İsrail’in derinliklerine ulaşabilecek hassas ve gelişmiş füzelere sahip olduklarını söylemişti.
Askeri konularda uzman gazeteci ve Lübnan’da Hizbullah’a yakın Mayadeen kanalının analisti Ali Jazini’ye göre Nasrallah’ın bu sözleri, örgütün 300 km menzile ulaşabilen kısa menzilli, hassas balistik füzelere sahip olduğunun ipucu olabilir.
Ali Jazini, İsrail’e yakın mesafeden atılabilecek bu tür füzelerin, Hizbullah’a avantaj sağlayabileceğini ve İsrail ordusunun reaksiyon süresini sınırlayabileceğini söylüyor. Bunlar İran’ın Zelzal ve Fateh 110 tipi füzeleri olabilir.
Ayrıca bazı füzelerin veya bunların bir kısmının ortalıkta dolaşan fotoğraflarından, Hizbullah’ın Rus füzelerini de kullandığı anlaşıldı.
İngiliz askeri uzman Justin Crump’a göre Hizbullah bu füzeleri Suriye’den almış olabilir zira İran birçok Rus sisteminin kopyalarını üretiyor ve dolayısıyla Hizbullah’a aynı silahları sağlayabiliyor.
SİHA savaşları
Füzeler dışında, mevcut savaşın önemli bir özelliği de, özellikle Hizbullah’ın ilk kez saldırı amaçlı füze yüklü silahlı insansız hava araçlarına (SİHA) aşırı derecede bağımlı olması.
Justin Crump, “Hizbullah SİHA’ları daha iyi ve yenilikçi bir şekilde kullanıyor” diyor.
İsrail medyasında geçtiğimiz günlerde Hizbullah’ın “sessiz İHA” olarak tanımladığı bir silahı kullanmaya başlayacağına dair bir haber yayımlandı.
İran’ın Shahed 101 tipi elektrikli SİHA’sı uçarken neredeyse hiç ses çıkarmıyor, bu da özellikle alçak irtifada uçtuğu ve radarlar tarafından kolayca tespit edilemediği için silaha müdahale edilmesini zorlaştırıyor. Hizbullah’a yakın kaynaklara göre bu SİHA daha önce Yemen’de ve Iraklı gruplar tarafından kullanılmıştı.
Ali Jazini ise Ekim 2023’teki Hizbullah ile bugünkü Hizbullah arasında büyük bir fark olduğuna dikkat çekiyor:
“İsrail ordusu sinyal istihbaratı, sinyal bozucu ve iletişim alanında dünyanın en ileri teknolojisine sahip olabilir. Dolayısıyla Hizbullah’ın, sınıra 20 kilometre uzaklıktaki Safed’de olduğu gibi İsrail’in derinliklerini hedef alan SİHA gönderebilmesi veya İsrail’deki hassas bölgelerin fotoğrafını çekmek için bölgeye İHA göndermesi, bu konuda ders aldığını ve esneklik gösterdiğini gösteriyor.”
SİHA’ların yeteneklerini gösteren Hizbullah, Hermes 450 veya Hermes 900 tipi çok sayıda çok gelişmiş İsrail SİHA’sını düşürme yeteneğini gösterdi, İsrail savaş uçaklarını Lübnan hava sahasını terk etmeye zorladığını duyurdu. Bunlar, Hizbullah’ın İsrail’e karşı havada caydırıcılık sağlamaya çalıştığını yolunda yorumlara yol açtı.
Ancak gözlemciler bu tip yorumların fazla abartılı olduğunu düşünüyor.
Ali Jazini, “Hizbullah, İsrail Hava Kuvvetleri’nin Lübnan hava sahasında tamamen faaliyet göstermesini engellemekten çok uzakta” diyor.
Justin Crump’a göre de Hizbullah, İsrail uçaklarının alçak irtifada uçmasını kısıtlayabilir ancak İsrail uçakları daha yüksek sortiler gerçekleştirebilir; bu nedenle de Hizbullah hava sahasını İsrail uçaklarına kapatamaz.
‘Direniş ekseni’
Crump ayrıca Hizbullah’ın, Yemen’deki Husilerin kullandığı silahlara sahip olabileceğine, Hamas veya Husilerin sahip olduğu silahların Hizbullahınkilerle aynı olduğuna inanıyor:
“Bu grupların tümü ‘aldıkları dersleri, teknolojiyi ve silah sistemlerini’ paylaşıyor; Hizbullah bunların en gelişmiş olanı.”
Profesörü ve Emel Saad’a göre, savaşın genişleyeceğine dair herhangi bir tahmin, savaşın gerçekleştiği bağlamı, yani İsrail’e karşı “direniş ekseni” olarak adlandırılan tek bir eksende faaliyet gösteren farklı askeri grupları dikkate almalı:
“Eskiden böyle bir şey yoktu. Bugün tüm bu gruplar, büyümesi muhtemel stratejik bir ittifak bünyesinde savaşıyor.”
Kendisini “direniş ekseni” olarak adlandıran bu eksenin unsurları, her biri ayrı bir kimliğe sahip olmasına karşın, İran tarafından desteklenen birçok askeri grubu içeriyor.
Bu grupların çoğu, ABD ve bazı Arap ülkeleri tarafından “terör örgütü” olarak görülüyor.
“Direniş ekseni” Lübnan Hizbullahı’nın yanı sıra Filistinli örgütler Hamas ve İslami Cihad ile Yemen’deki Husi Ensarullah’ı ve Iraklı grupları da içeriyor.
İran Dışişleri Bakanlığı, İsrail’i, “Lübnan’daki herhangi bir yeni eylemin beklenmedik yansımaları olacağı” yolunda uyarmıştı. Bu durum göz önüne alındığında, söz konusu grupların Hizbullah’a karşı girişilecek herhangi bir genişletilmiş savaşta rol oynayıp oynamayacağı bilinmiyor.
2006’daki İsrail-Hizbullah savaşı ile Hamas’ın 7 Ekim 2023’te İsrail’in güneyinde düzenlediği saldırılar arasında, Lübnan ile İsrail arasındaki sınır bölgesi, tüm gerilimlere ve sınır ihlallerine rağmen iki ülke arasındaki en uzun sükunete sahne oldu.
Ancak bu, çok yakında meydana gelebilecek gelişmelere yönelik hazırlıkların yapılmadığı anlamına gelmiyor.
]]>Ankara Gazi Orduevi’nde, Kıbrıs’ın fethinin 453’üncü, Türk Mukavemet Teşkilatının kuruluşunun (TMT) 66’ncı ve Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’nın (GKK) 48’inci yıl dönümü olan “1 Ağustos Toplumsal Direniş Bayramı” kutlandı. Resepsiyona Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu ile ataşeler katıldı. Saygı duruşu sonrası İstiklal Marşı ve Mücahitler Marşı okundu.
“Türkiye bu haklı mücadelesinde her zaman Kıbrıslı kardeşlerinin yanında yer almıştır”
Bakan Güler, 1 Ağustos Toplumsal Direniş Bayramı’nı bir arada kutlamanın haklı gurur ve mutluluğunu yaşadıklarını söyledi. Güler, “Türkiye, bu haklı mücadelesinde her zaman Kıbrıslı kardeşlerinin yanında yer almıştır. Bu kapsamda soydaşlarımızla omuz omuza gerçekleştirdiğimiz ve birlikte şehitler verdiğimiz Kıbrıs Barış Harekatı şanlı tarihimizde ayrı bir yere sahiptir. Yıl dönümünü büyük bir coşkuyla kutladığımız bu harekatla soydaşlarımızın maruz kaldığı haksızlık, zulüm ve katliamlar engellenmiş, böylece adaya barış, huzur ve güvenlik getirilmiştir. Türkiye’nin adadaki varlığını farklı bir şekilde tanımlamak, bu konuda provokatif söylemlerde bulunmak ise tarihi gerçeklerin üstünü örtmeye, doğruları çarpıtmaya ve üçüncü tarafları etkilemeye yönelik bir algı çabasıdır” diye konuştu.
Güler, Kıbrıs’ta yaşananların sadece askeri ve güvenlikle ilgili olan meseleler değil, aynı zamanda siyasi ve diplomatik bir süreç olduğuna vurgu yaparak, adada çözüm ve barış için yıllardır yapıcı politika izlendiğine dikkati çekti. Güler, şunları söyledi:
“Her defasında uluslararası çözüm önerilerine olumlu yaklaşmamıza rağmen, karşılığını maalesef göremedik. Rumların tek taraflı ve soydaşlarımızın eşit egemen varlığını inkar eden yaklaşımı, çözümün önündeki yegane engel oldu, olmaya da devam ediyor. Yıllardır öne sürülen, ancak miadı dolmuş, sahadaki gerçeklerden kopuk söylemlerin çözüm çabalarına katkı sağlamadığını, hem muhataplarımız hem de üçüncü taraflar artık anlamalıdırlar. İki devletli çözüm düşünceleri sadece bizim tarafımızdan değil, artık tarafsız analistlerce de açıkça dile getirilmekte, akademik çalışma ve söylemlerde yer bulunmaktadır. Bu çerçevede, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınırlığını artırmaya ve uluslararası teşkilatlara üye olmasına yönelik girişimlerimizi de sürdürüyoruz. Önümüzdeki süreçte somut ve güzel gelişmelerin olmasını da bekliyoruz.”
“KKTC’nin meşru hak ve çıkarlarını uluslararası hukuk çerçevesinde korumakta kararlıyız”
Güler, KKTC’de bulunan Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı’na verilen desteklerin artarak devam edeceğini belirtti. Güler, “Kimsenin şüphesi olmasın ki hem ülkemizin hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin meşru hak ve çıkarlarını uluslararası hukuk çerçevesinde korumakta kararlıyız ve buna da muktediriz. Çünkü bizim için milli olan bu davaya adanmışlığımız ve yüksek aidiyetimiz tamdır ve sarsılmazdır. Bu anlayışla Türk Silahlı Kuvvetleri olarak, kardeş Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığımıza verdiğimiz destekler artarak devam edecektir. Türkiye olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da garanti ve ittifak anlaşmaları çerçevesinde Kıbrıslı kardeşlerimizin güvenliği, huzuru ve refahı için elimizden geleni yapmayı, yanlarında olmayı sürdüreceğiz” ifadesini kullandı.
Bakan Güler sözlerinin sonunda Kıbrıs Türkü’nün haklı mücadelesinde emeği geçen devlet büyüklerini, komutanları, şehit Mücahit, Mücahide ve Mehmetçiği, kahraman gazileri hayırla yad etti. Konuşmaların ardından yıl dönümü pastası kesildi.
]]>Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu ile Gazi Orduevi’ndeki KKTC Silahlı Kuvvetler Günü resepsiyonuna katıldı. Saygı duruşu sonrası okunan İstiklal Marşı ve Mücahitler Marşı’nın ardından konuşan Güler, Kıbrıs’ın fethinin 453’üncü, Türk Mukavemet Teşkilatının kuruluşunun 66’ncı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığının ise 48’inci kuruluş yıl dönümleriyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Toplumsal Direniş Bayramını ve Silahlı Kuvvetler Gününü bir arada kutlamanın haklı gurur ve mutluluğunu yaşadıklarını vurguladı.
“Türkiye bu haklı mücadelesinde her zaman Kıbrıslı kardeşlerinin yanında yer almıştır”
Bakan Güler, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Türkiye de bu haklı mücadelesinde her zaman Kıbrıslı kardeşlerinin yanında yer almıştır. Bu kapsamda soydaşlarımızla omuz omuza gerçekleştirdiğimiz ve birlikte şehitler verdiğimiz Kıbrıs Barış Harekatı şanlı tarihimizde ayrı bir yere sahiptir. Yıl dönümünü büyük bir coşkuyla kutladığımız bu harekatla soydaşlarımızın maruz kaldığı haksızlık, zulüm ve katliamlar engellenmiş, böylece adaya barış, huzur ve güvenlik getirilmiştir. Türkiye’nin adadaki varlığını farklı bir şekilde tanımlamak, bu konuda provokatif söylemlerde bulunmak ise tarihi gerçeklerin üstünü örtmeye, doğruları çarpıtmaya ve üçüncü tarafları etkilemeye yönelik bir algı çabasıdır.”
Güler, Kıbrıs’ta yaşananların sadece askeri ve güvenlikle ilgili olan meseleler değil, aynı zamanda siyasi, diplomatik süreçler içeren bir süreç olduğuna vurgu yaparak, adada çözüm ve barış için yıllardır yapıcı politika izlendiğine dikkati çekerek, “Her defasında uluslararası çözüm önerilerine olumlu yaklaşmamıza rağmen, karşılığını maalesef göremedik. Rumların tek taraflı ve soydaşlarımızın eşit egemen varlığını inkar eden yaklaşımı, çözümün önündeki yegane engel oldu, olmaya da devam ediyor. Yıllardır öne sürülen, ancak miadı dolmuş, sahadaki gerçeklerden kopuk söylemlerin çözüm çabalarına katkı sağlamadığını, hem muhataplarımız hem de üçüncü taraflar artık anlamalıdırlar. İki devletli çözüm düşünceleri sadece bizim tarafımızdan değil, artık tarafsız analistlerce de açıkça dile getirilmekte, akademik çalışma ve söylemlerde yer bulunmaktadır. Bu çerçevede, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınırlığını artırmaya ve uluslararası teşkilatlara üye olmasına yönelik girişimlerimizi de sürdürüyoruz. Önümüzdeki süreçte somut ve güzel gelişmelerin olmasını da bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
“KKTC’nin meşru hak ve çıkarlarını uluslararası hukuk çerçevesinde korumakta kararlıyız”
KKTC’de bulunan Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı’na verilen desteklerin artarak devam edeceğini belirten Bakan Güler, “Kimsenin şüphesi olmasın ki hem ülkemizin hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin meşru hak ve çıkarlarını uluslararası hukuk çerçevesinde korumakta kararlıyız ve buna da muktediriz. Çünkü bizim için milli olan bu davaya adanmışlığımız ve yüksek aidiyetimiz tamdır ve sarsılmazdır. Bu anlayışla Türk Silahlı Kuvvetleri olarak, kardeş Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığımıza verdiğimiz destekler artarak devam edecektir. Türkiye olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da garanti ve ittifak anlaşmaları çerçevesinde Kıbrıslı kardeşlerimizin güvenliği, huzuru ve refahı için elimizden geleni yapmayı, yanlarında olmayı sürdüreceğiz” diye konuştu. – ANKARA
]]>İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ile Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan İYİ Parti Genel Merkezi’nde bir araya geldi. İki lider, yaklaşık 40 dakika süren görüşmelerinin ardından ortak basın açıklaması gerçekleştirdi. Görüşme sonrası ilk açıklamayı yapan Dervişoğlu, “Sayın Erbakan ile bu görüşmeyi daha önceden planlamıştık. Bazı aksaklıklar söz konusu olduğu için bugüne kaldı. Kendileri hayırlı olsun ziyaretinde bulunmak için bizleri şereflendirdiler. Kendilerine ve ekibine teşekkür ediyorum. Türkiye’nin yakın zaman içindeki bütün sorunlarını, Türkiye’deki adaletsizliği, ekonomiyi, emeklinin çektiği çileyi, geleceğe dair vizyonunu tüm konuları ele aldık. Dış politikadaki açmazlıkları, yanlış politikaları konuştuk. Rahmetli Erbakan hocamızı da andık. Türk siyasetine sağladığı yüksek katkıları konuştuk” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin gündemiyle ilgili meselelerde fikir alışverişinde ve değerlendirme bulunduklarını dile getiren Erbakan ise, “Biz Yeniden Refah Partisi olarak her zaman söylediğimiz gibi doğruya doğru yanlışa yanlış politikasını sürdürme noktasındayız. Tabii bu vesileyle İsmail Haniye’nin vefatı dolayısıyla duyduğumuz üzüntüyü de ifade etmek istiyorum. Tüm Filistin halkına ve bütün İslam alemine başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz. Dün oğlu ile telefonda görüşerek taziyelerinizi kendisine ilettik. Bugün de inşallah akşam saatlerinde yarın Doha’da kılınacak cenaze namazına iştirak etmek üzere heyetimizle birlikte Katar’a hareket edeceğiz. Bu vahşi saldırıyı Yeniden Refah Partisi olarak lanetliyoruz” dedi.
“Bir gece ansızın İsrail’e giremeyiz. Çünkü Kürecik üssü İsrail’e haber verir”
Milli Görüş olarak 55 yıldır Amerika’dan Türkiye’ye dost olamayacağını söylediklerini vurgulayan Erbakan, “Tabii yine Amerikan Kongresi’nde katil bir soykırımcının alkışlanmasını insanlık adına utanç verici bir olay olduğunu ifade etmek istiyorum. ‘Amerikan yönetimi, Amerika kurulduğu günden itibaren Siyonizmin emrindedir’ sözümüzde, ne kadar haklı olduğumuz ve ‘bizim stratejik ortağımız olamaz’ tezimizde ne kadar haklı olduğumuz bu sahneyle bir kez daha ortaya çıkmıştır. Yeniden Refah Partisi olarak uzun zamandan beri ifade ettiğimiz Kürecik Radar Üssü’nün kapatılmasıyla ilgili gerekli girişimlerin iktidar tarafından yapılmasını istiyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı bir gece ansızın Gazze’ye de gireriz, İsrail’e de gireriz dedi. Ancak kendisine şunu hatırlatmak istiyoruz ki Yeniden Refah Partisi olarak; bir gece ansızın İsrail’e giremeyiz. Çünkü her şeyden önce bizim kendi topraklarımızdaki Kürecik radar üssü bizim gireceğimizi İsrail’e önceden haber verir. Bu nedenle NATO üyeleri olan İngiltere ve Fransa, Amerika aracılığıyla NATO üssü olan Kürecik üssünden alınan bilgileri İsrail ile paylaşması dolayısıyla kendi topraklarımızda İsrail’in füze kalkanlarını destek vermiş oluyoruz. Kürecik Radar Üssü kapatılmasını söylüyoruz” şeklinde konuştu.
“Bu sistemin adı borç, faiz zam ve vergi ekonomisidir”
Bugün Türkiye’de açlık sınırının 20 bin 700 liraya geldiğini hatırlatan Erbakan, “Yoksulluk sınırı 62 bin lirayı aşmıştır. Bu hesaba göre Türkiye’de halkın yüzde 45’i açlık sınırının altında gelire sahip. Yüzde 85’i yoksulluk sınırının altında gelire sahip. Emekliler ve asgari ücretliler açlık sınırının altında. ve milyonlarca insan da yoksulluk sınırının altında Türkiye’de evine ayda 62 bin liranın üzerinde gelir giren kaç hane var? Türkiye’nin yüzde 15’i. Çünkü bunun dışındaki yüzde 85 bugün yoksul. En son yapılan ciddi araştırmalarda da AK Parti seçmeninin dahi yüzde 65’i ekonominin kötü yönetildiğine inandığını ortaya koydu. MHP seçmeninin yüzde 67’sinin ekonominin iyi yönetilmediğine inandığını ortaya koydu. Türkiye’de halkın yüzde 86’sı ekonominin iyi yönetilmediğine inandığını ortaya koydu. Yani açlık sınırının altında ve yoksulluk sınırının altındaki kesim olan yüzde 85’lik kesim açık bir şekilde haklı olarak, doğal olarak ekonomi iyi yönetilmiyor diyor. Tabii neden böyle oluyor? İmkanlar, her zaman söylediğimiz gibi kamudaki israfa bir avuç imtiyazlı holdinge ve faiz ödemelerine gidiyor. 1.4 trilyon liralık bir imkan, kur korumalı mevduat sahiplerine gitti. Bu sene 1.25 trilyon lira faize gidecek. 163 milyar lira garanti ödemesiyle imtiyazlı holdinglere para aktarılacak. ve yine bu senenin bütçesinden 1.65 trilyon lira kurumlar vergisi ve gelir vergisi muafiyeti yapıldı. Bu da büyük ölçüde bir elin parmakları kadar imtiyazlı holdingin vergi muafiyetlerine sağlanmış olacak. Böyle olunca bu trilyonlar, imtiyazlı holdinglere, korumalı mevduata, israfa ve faize gittiği için de dar gelirliye, emekli çiftçiye, işçiye imkan kalmıyor. Bu sistemin adı borç, faiz zam ve vergi ekonomisidir” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Belediyeler SGK borçlarını ödesin” şeklindeki sözüne ilişkin Erbakan, “Tabii son olarak ifade etmek istediğim iktidarın yerel yönetimlerdeki seçimlerde görmüş olduğu büyük hezimet sonrasında Türkiye genelinde yüzde 70’lik kısımda yerel yönetimleri, yerel iktidarı kaybetmesi sonrasında birden aklına belediyelerin SGK borçları geldi. Yirmi senedir AK Partili belediyelerin yapmış olduğu bu borçlar tahsil edilmezken şimdi belediyeler el değiştirip muhalefet partilerine geçince bu borçların tahsil edilmesi akla geldi. Bu aslında hem muhalefet partilerine, hem de bu belediye seçimlerinde bu partilere oy veren seçmeni cezalandırma manasına taşıyor. Çifte standartçı bir yaklaşım ve bu yaklaşımı kabul etmediğimizi kınadığımızı ifade etmek istiyorum” dedi. – ANKARA
]]>Rusya’da hapsedilen, aralarında Wall Street Journal gazetesi muhabiri Evan Gershkovich’in bulunduğu üç ABD vatandaşı, Batı ile Rusya arasında yapılan tutuklu takası anlaşmasıyla serbest bırakıldı.
Serbest kalan diğer Amerikan vatandaşları eski Deniz Piyadesi Paul Whelan ve Rus-Amerikan vatandaşı radyo gazetecisi Alsu Kurmasheva.
Amerikan yeşil kart sahibi Rus muhalif siyasetçi Vladimir Kara-Murza’nın da ABD’ye gönderileceği belirtildi.
Almanya’da cezaevinde bulunan ve Alman yetkililer tarafından Rusya Dış İstihbarat Servisi (FSB) subayı olmakla suçlanan Vadim Krasikov da takas edilen kişiler arasında.
Günlerdir Batı ve Rusya arasında bir tutuklu takası yapılacağı spekülasyonları yer alıyordu.
Takasta en çok ismi geçen kişiler kimler?
Evan Gershkovich
ABD’li gazeteci Evan Gershkovich, geçtiğimiz günlerde casusluk suçlamalarından hüküm giydikten sonra yüksek güvenlikli bir Rus hapishanesinde 16 yıl hapse mahkum edilmişti.
Wall Street Journal muhabiri, ilk olarak geçen Mart ayında iş için gittiği Moskova’nın 1600 kilometre doğusundaki Yekaterinburg kentinde güvenlik güçlerince tutuklanmıştı.
Savcılar, Gershkovich’i Amerikan Merkezi Haber Alma Teşkilatı CIA için çalışmakla suçlamıştı. Gazete ve ABD yönetimi iddiaları kesin bir dille reddetmişti.
Gershkovich, Soğuk Savaş’ın 30 yıldan uzun süre önce sona ermesinden bu yana Rusya’da casusluk suçlamasıyla tutuklanan ilk ABD’li gazeteci olmuştu.
Paul Whelan
54 yaşındaki Paul Whelan, 2018’de Moskova’da casusluk şüphesiyle tutuklanmasından sonra 2020’de 16 yıl hapis cezası aldı.
ABD’li eski Deniz Piyadesi ABD, Kanada, İngiltere ve İrlanda olmak üzere dört ülkenin vatandaşlığına sahip.
Avukatı, Whelan’ın Mordovya bölgesindeki bir hapishanede tutulduğunu söylemişti.
2008’de disiplinsizlik suçlamasıyla ordudan atılan Whelan, güvenlik danışmanı olmuş ve iş için Rusya’ya gitmişti.
Aralık 2018’de Rus istihbaratı FSB tarafından tutuklandı ve Moskova’da “casusluk yaparken” yakalandığı iddia edildi. Ailesi iddiaları hep reddetti.
Alsu Kurmasheva
Gershkovich’in hüküm giydiği gün Rus-Amerikan gazeteci Alsu Kumasheva da gizli bir yargılamanın ardından altı buçuk yıl hapse çarptırıldı.
ABD yönetiminin fonladığı Radio Free Europe/ Radio Liberty’de editörlük yapan Kurmasheva Rus ordusu hakkında sahte bilgi yaymak suçlamasından hüküm giydi.
Eşi Pavel Butorin, Kurmasheva’nın “Say No To War” (Savaşa Karşı Çık) adlı kitabı yüzünden tutuklandığını söyledi. Kitap radyonun Tatar-Başkır servisince yayımlandı ve Ukrayna’daki savaşa karşı çıkan Rusların hikayelerinin derlemesiydi.
ABD ve Rusya vatandaşlığı bulunan Kurmasheva eşiyle ve iki kızıyla birlikte Prag’da yaşıyordu.
2023’te Rusya’ya annesini görmek için gittiğinde Kazan Uluslararası Havaalanı’nda durduruldu ve her iki pasaportuna da el konuldu.
Vladimir Kara-Murza
Rusya’da Ukrayna savaşını eleştirdiği için “vatana ihanet” dahil bir dizi suçlamayla yargılanan muhalif siyasetçi Vladimir Kara-Murza geçen yıl 25 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.
“Vatana ihanet” yanı sıra Rus ordusu hakkında “yanlış” bilgi yaymak ve “istenmeyen bir örgüte üye olmak” suçlamaları da yöneltilen Kara-Murza bu suçlamaları reddetti.
Kara-Murza Moskova’da mahkemede verdiği ifadesinde “Söylediğim her kelimenin arkasındayım. Bunların hiçbirinden pişmanlık duymadığım gibi, gurur da duyuyorum” demişti.
42 yaşındaki Kara-Murza, Kremlin’in “özel askeri operasyon” olarak adlandırdığı Ukrayna savaşını eleştirmesinin yanı sıra, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve hükümetinin muhaliflere baskı uygulamasına da tepki gösteriyordu.
Vadim Krasikov
Almanya’da cezaevinde bulunan ve Alman yetkililer tarafından Rusya Dış İstihbarat Servisi (FSB) subayı olmakla suçlanan Vadim Krasikov da takas edilen kişiler arasında.
FSB tetikçisi olduğu iddia edilen Krasikov, 2019 yılında Berlin’deki bir parkta eski bir Çeçen ayrılıkçıyı vurarak öldürdüğü için Almanya’da müebbet hapse mahkûm edildi.
Alman yargıçlar, cinayetin Rus devleti tarafından emredildiğini ve araştırmacı basın kuruluşu Bellingcat’in Krasikov’u Rusya’nın istihbarat servislerinin gizli bir elit birimiyle ilişkilendirdiğini söyledi.
Avukatı aracılığıyla Krasikov yanlış tanımlandığını ve bir Rus inşaat mühendisi olduğunu iddia etti.
Putin bu yılın başlarında, isim belirtmeden, “Avrupa başkentinde bir haydutu ortadan kaldıran Rus bir vatanseverin” hapisten serbest bırakılmasını istediğini söylemişti.
İlya Yashin
İlya Yashin, karşı çıktığı Ukrayna işgali başladığında tutuklanacağına o kadar emindi ki, dişlerinin sağlıklı olduğundan emin olmak için diş hekimine gitmişti.
Hapishanede diş hekimi bulamayacağını biliyordu.
Öldürülen muhalif politikacı Boris Nemtsov’un yakın çalışma arkadaşı ve gençlik yıllarından beri muhalif bir eylemci olan İlya Yashin, Rus Ordusu hakkında “sahte bilgiler” yaymaktan suçlu bulundu.
Suçlama Yashin’in bir YouTube yayınında cepheden gelen kanıtlarla Buça’da sivillerin öldürülmesinden bahsetmesiyle ilgiliydi.
Yashin mahkemede ceza almadan önce hiçbir pişmanlığı olmadığını söylemiş, “Hükümetinizin döktüğü kanla utanç içinde ölmektense, hapiste 10 yıl geçirmek daha iyi” demişti.
Yashin, sekiz buçuk yıl hapis cezası aldıktan sonra, hapiste de savaşı kınamaya devam etti.
Yashin’in daha önce takas edilmek istemediği belirtilmişti, ancak adı Cumhurbaşkanlığı’nın yayımladığı listede yer aldı.
Oleg Orlov
Rus insan hakları aktivisti Oleg Orlov, Rusya’yı faşist bir devlet olarak nitelendirdiği ve Ukrayna’daki savaşı eleştirdiği için Şubat ayında hapse atıldı.
Daha önce Nobel ödüllü Memorial örgütünün başkanlığını yapan Orlov, Rus silahlı kuvvetlerini “defalarca itibarsızlaştırdığı” gerekçesiyle iki buçuk yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Temmuz ayında cezasına karşı yaptığı temyiz başvurusunda 71 yaşındaki yazar, Rus adalet sistemini Nazi Almanyası ile kıyaslamıştı.
Cezası yeniden yargılanmasının ardından verildi. Geçen yıl Ekim ayında yapılan ilk duruşmada 150.000 ruble (1630 dolar) para cezası almış ve serbest kalmıştı.
Daha sonraki mahkumiyeti savaş karşıtlarına yönelik baskıların sertleştiğine işaret ediyordu.
]]>İSHAK KARA
(VAN) – Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM) Demokratik Yerel Yönetimler Kadın Kurulu, ‘Yerel Yönetimler Kadın Çalıştayı’ düzenliyor. Tüm kadın belediye eş başkanlarının katıldığı çalıştay iki gün devam edecek. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Bizler kendimizi de kentimizi de en iyi yönetme konusunda iddialıyız ve kararlıyız” dedi.
Van’ın Edremit ilçesinde düzenlenen DEM Parti Demokratik Yerel Yönetimler Kadın Çalıştayı başladı. Çalıştaya, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Neslihan Şedal, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Serra Bucak, bir süre önce cezaevinden tahliye olan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi eski Eş Başkanı Gültan Kışanak, Siyasetçi Sebahat Tuncel, eski belediye başkanlarından Çağlar Demirel ve tüm il, ilçe ve belde belediye eş başkanları katıldı.
“Yerel Yönetimlerde Eğitim Çalıştayı’nın ilk iki gününü kadınlarla gerçekleştireceğiz. Bizler dört günlük süre boyunca yerel yönetim anlayışımızın nasıl daha derinleştirilip dönüştürülebileceğini, demokratik, ekolojik kadın özgürlükçü yönetim anlayışımızı daha derinleştirip içleştirip hayata nasıl en iyi şekilde tatbik edebileceğimizi bu çalıştayda konuşacağız” diyen DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Çalıştay ile ilgili ANKA Haber Ajansı’na değerlendirmelerde bulundu:
“İlk iki gün kadınlarla kadın eş başkanlarımızla olacağız. Diğer iki gün ise karma yapacağız. Bu çalıştayda Dem Parti’nin yerel yönetim anlayışının ve paradigmasını hayata geçirme konusunda atılabileceğimiz adımların neler olabileceğini daha güçlü çalışmalara nasıl imza atabileceğimizi, kadın politikalarımızı demokratik yerel yönetim anlayışımızı nasıl en güçlü anlamda hayata geçirebileceğimizi detaylı bir biçimde konuşacağız. Elbette bir yanıyla kendi programatik yerel yönetimlerle ilgili programatik yaklaşımımızın nasıl hayata geçeceğini konuşurken güncel aktüel gelişmeleri de hep birlikte değerlendireceğiz.
“AKP’nin seçimle yenemediği siyasi partilere dönük farklı biçimlerde gerçekleştirdiği operasyonlar var”
Bugün AKP’nin seçimle yenemediği siyasi partilere dönük çok farklı biçimlerde gerçekleştirdiği operasyonlar var. Dem Parti belediyeleri üzerinde geçmiş dönemde denemiş olduğu kayyum stratejileri çökmüş durumdadır. Bugün kayyum rejimi Türkiye’nin hiçbir kesimi tarafından hatta kendi seçmenleri tarafından da kabul görmemektedir. Hakkari’ye Kayyum atandı. Hakkari’ye atanan kayyumun derhal el çektirilmesi gerektiği talebini yeniliyoruz. Mevcut yasalar çerçevesinde Viyan Tekçe eş başkanımızı belediye meclisi seçmiştir ve onun resmi başkan vekili olarak atanması gerekiyor.
Yine ikinci operasyonel yaklaşım mali operasyonları bugün 2024 yerel seçimlerinde ağır yenilgi alan AKP belediyeleri muhalefette olan belediyeleri nasıl çalıştıramam üzerine belli ki oturup ince bir mühendislik faaliyeti yürütmüş ve Mersin’de mal varlıklarına, hesaplarına haciz kondu. SGK’ya olan borçlar sanki yeni akılları başlarına gelmiş gibi bir adım atıyorlar. Oysa ki bütün belediyeler ne borçları varsa yapılandırılarak peyder pey ödemesi yapılıyor. Ama buradaki amaç belediyeleri tamamen çalışamaz hale getirmek bugün belediyelere yönelik bu mali yaptırımlar merkezi hükümetin kendi merkezdeki gücünü kullanarak yerelin gücünün üzerinde güç estirmesini kabul etmiyoruz. Bu bizim açımızdan kayyumla ve atamayla eş değerdir. Kayyum anlayışının başka tezahürüdür. Bunu da batı belediyeleri üzerinde sergilemektedir. Kabul etmek mümkün değildir. Bizler kendimizi de kentimizi de en iyi yönetme konusunda iddialıyız ve kararlıyız. Bütün engellemelere ve kaynak kesintilerine rağmen belediyelerimizin en iyi şekilde yönetilme konusunda her türlü adımı ve pratiği atacağımız bilinsin.”
]]>
SAĞLIK Bakanı Kemal Memişoğlu, “Biz insanları yaşatmaya çalışıyoruz. Maalesef 40 bin insanın öldüğü, öldürüldüğü ve canların kıyıldığı görüntüleri, olayları yaşamak istemiyoruz. Bu olaylardan daha çok etkileniyoruz. Onun için dünyanın barışçıl, iyi niyetli ve düzgün yönetilmesini istiyoruz” dedi.
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu bir dizi ziyaretler gerçekleştirmek üzere Trabzon’a geldi. Trabzon Havalimanı’nda karşılanan Bakan Memişoğlu, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ile Valiliği ziyaret etti. Bakan Uraloğlu ile birlikte Vali Aziz Yıldırım’dan bilgiler alan Bakan Memişoğlu ardından Büyükşehir Belediyesini ziyaret edip, Başkan Ahmet Metin Genç ile görüştü. Görüşmeler sonrası Bakan Memişoğlu, Trabzonspor’un 50’nci yıl kutlama törenine katıldı. Tören sonrası Trabzon Şehir Hastanesi inşaat alanında incelemelerde bulanan Bakan Memişoğlu, yetkililerle yaptığı toplantı sonrası basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.
Deniz dolgusu üzerine inşa edilen Şehir Hastanesi’nde gelinen son durumu hakkında bilgi veren Bakan Memişoğlu, “Trabzon şehrimize sağlıkla ilgili hem hizmetlerini hem yatırımlarını hem de sorunlarını değerlendirmek üzere burada bulunmaktayız. Malum Trabzon’a güzel bir şehir hastanesi yapıyoruz. İnşallah 2025 senesi sonu itibarıyla milletimizin hizmetine sunacağız. Şu anda inşaatımız yüzde 43 bandında. İnşallah bu inşaatın bitiminde de çok güzel bir hastanemiz, Sayın Cumhurbaşkanımızın hayalim dediği hastanelerden bir tanesine Trabzon’a kavuşturacağız. Trabzon’un esasına sağlıkla ilgili gelişmiş ve iyi bir şehir, kültürü olan bir şehir. Onun için de sağlıkla ilgili bazı sorunlarımızı da inşallah burada da özellikle temel sağlık hizmetleri, aile sağlıklarını kuvvetlendirerek çözmeye çalışacağız. Biz hem sağlık çalışanları, hem sağlığın altyapısıyla, dünyanın sayılı sağlık hizmetini iyi sunan ülkelerinden bir tanesiyiz. Daha da iyi olacağız. Bunun yanında hem teknolojisini hem de bilimini üreteceğiz” diye konuştu.
‘BİZLER İNSANI YAŞATMAYA ÇALIŞIYORUZ’
Gazze’de ve İran’da yaşanan olaylarla ilgi üzgün olduklarını söyleyen Bakan Memişoğlu, “Tabii ki maalesef üzgünüz. Özellikle Gazze’deki olaylar, İran’daki olaylar, vahşeti ve maalesef insanlığı yaralayan, vahşeti yapan bu bazı ülkelerin, İsrail’in ve bunu seyreden, buna izin veren bazı ülkelerin kendine gelmesini istiyoruz. Biz sağlıkçılar üzülüyoruz. Hastaneler bombalanıyor, insanlar öldürülüyor. Onun için de bizler daha çok çalışmamız gerekiyor. Daha çok üretmemiz gerekiyor. ve bu konuda da bütün dünyanın daha hassasiyet göstermesini bekliyoruz. Çünkü biz insanları yaşatmaya çalışıyoruz. İnsanlara fayda olmasına çalışıyoruz. Maalesef 40 bin insanın öldüğü, öldürüldüğü ve canların kıyıldığı görüntüleri, olayları yaşamak istemiyoruz. Bizler, sağlıkçılar insanları yaşatmaya çalışıyoruz. Bu olaylardan daha çok etkileniyoruz. Onun için dünyanın barışçıl iyi niyetli ve düzgün yönetilmesini istiyoruz” ifadelerini kullandı.
‘TRABZONSPOR’A BAŞARILAR DİLEDİ’
UEFA Avrupa Ligi 2’nci eleme turu karşılamasında evinde Ruzemberok ile oynayacak Trabzonspor’a başarılar dileyen Bakan Memişoğlu, “Bu güzel şehrimizde sabahleyin Trabzonspor’un kuruluşunun 57’nci yılı. Aynı zamanda da şimdiki Süper Lig’e çıkışının 50’nci yılını çok güzel nostaljik bir toplantıyla kutladık. Trabzonspor’u da ligde ve bu akşam yapacağı Avrupa Kupası maçında da başarılar diliyoruz” dedi.
Bakan Memişoğlu, basın açıklaması sonrası Trabzon İl Sağlık Müdürlüğü’ndeki toplantıya geçti.
]]>YENİDEN Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, mevcut hükümetin Haziran 2023 itibarıyla göreve başladığını hatırlatarak, “2025 Haziran ayında 2 senesini doldurmuş olacak. O zamana kadar da herhangi bir iyileşme olmazsa ki, göstergeler olmayacağını gösteriyor. Öyleyse 2025 yılı içinde sonbaharda belki bir erken seçimin olup olmaması konusunun tartışılması gereklidir diye düşünüyorum” dedi.
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nu parti genel merkezinde ziyaret etti. Basına kapalı gerçekleşen görüşme yaklaşık 45 dakika sürdü. Görüşmenin ardından Dervişoğlu ve Erbakan ortak basın toplantısı düzenledi. Dervişoğlu, kısa süreli yapılan görüşme Türkiye’nin bütün sorunlarının ele alındığını belirterek, “Türkiye’nin demokrasi, adalet ve hukuk anlayışını, ekonomisini, emeklinin çektiği çileyi, geleceğe dair vizyonunu ve neredeyse konuşulması icap eden bütün başlıklarıyla değerlendirdik. Dış politika konusundaki açmazları, uygulanan yanlış politikaları da dahil ederek görüştük. Ayrıca bütün bunların ötesinde Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamızı da andık. Onun Türk siyasetine sağladığı yüksek katkıları paylaştık ve mücadele arkadaşları ile birlikte yad ettik. Sayın Erbakan, üzerinde konuşulması icap eden çok sayıda spesifik konuyu önümüzdeki dönem içinde, iki muhalefet partisi olarak geniş kapsamlı ele alabileceğimizi ifade ettiler. Buna bağlı olarak bizler de iadeiziyarette bulunacağız. Hem kendisinin hem de partisinin programından istifadeyle, Türkiye’nin önünün açılması noktasında katkılarımızı ortaklaştırmaya çalışacağız” ifadelerini kullandı.
ERBAKAN: KÜRECİK RADAR ÜSSÜ KAPATILSIN
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan ise İran’ın başkenti Tahran’da uğradığı suikast sonucu hayatını kaybeden Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’nin vefatı nedeniyle duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Erbakan, Haniye için Katar’ın başkenti Doha’da düzenlenecek cenaze namazına iştirak edeceklerini söyleyerek, “Sayın Cumhurbaşkanı, ‘Bir gece ansızın Gazze’ye gireriz, İsrail’e de gireriz’ dedi. Ancak kendisine Yeniden Refah Partisi olarak şunu hatırlatmak istiyoruz; ‘Bir gece ansızın İsrail’e giremeyiz’ çünkü her şeyden önce bizim kendi topraklarımızdaki Kürecik Radar Üssü, bizim gireceğimizi önceden İsrail’e haber verir. Bu nedenle bu NATO üyeleri olan İngiltere ve Amerika aracılığıyla bir NATO üssü olan Kürecik Üssü’nden alınan bilgilerin İsrail ile paylaşılması dolayısıyla aslında kendi topraklarımızda İsrail’in bu füze kalkanına ve istihbaratına destek olmuş oluyoruz. Bu vebalden kurtulmamız gerekir, Kürecik Radar Üssü’nün kapatılması gerektiğini bu gelişmeler sonrasında bir kez daha ifade ediyorum” diye konuştu.
DERVİŞOĞLU: ERKEN SEÇİM OLACAKSA İYİ PARTİ HAZIR
Ardından Erbakan ve Dervişoğlu basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Erken seçimle ilgili bir soruyu yanıtlayan Dervişoğlu, “Erken seçim gündeme geldiğinde adı üstünde hemen seçimin gündeme getirilmesi lazım. Türkiye’de öyle bir siyasi vasat var mı yok mu; onu değerlendirmek durumundayız. Şimdi siyasi partiler erken seçim istiyorlar ise şayet ben buradan açıkça ilan ediyorum; hemen seçim olacaksa biz İYİ Parti olarak biz bu seçime dair hazırlıklarımıza başladık. Ama bu bir spekülatif amaçla kullanılıyor, bugün gündeme getirelim, ‘2,5 sene sonra yaparız’ türünden bir yaklaşım içeriyorsa kabul edilebilir bir yanı yok. Benim seçim istememle seçim olmuyor. Seçimin şartlarının oluşması lazım ve kararın TBMM tarafından alınması lazım. Dolayısıyla iktidarın da bu erken seçim kararına destek vermesi lazım. Eğer Türkiye’de erken seçim olacaksa, İYİ Parti’nin yarın yapılacak bir seçime bile hazır olduğunu ifade edebilirim” dedi.
ERBAKAN: 2025’TE ERKEN SEÇİMİ TARTIŞABİLMELİYİZ
Erbakan ise ekonomik göstergelerin kötüyü gittiğini söyleyerek, “Bizler 2025 yılı içinde bir erken seçim yapılmasını tartışabilmeliyiz, konuşabilmeliyiz. Çünkü 2025 Mayıs’ta yeni ekonomi yönetimi 2 yılını, AK Parti iktidarı ise 23 yılını doldurmuş olacak. Rahmetli Erbakan Hocamız, ‘Bir pehlivanın mindere çıkışından durumu belli olur’ derdi, ‘Bir ekonomi yönetiminin, bir iktidarın ilk 100 gününden ne yapıp yapamayacağı belli olur’ diye ifade ederdi. Haziran 2023 yılı itibarıyla göreve başlamışlar ve 2025 Haziran’ında 2 senesini doldurmuş olacak. O zamana kadar da herhangi bir iyileşme olmazsa ki, göstergeler olmayacağını gösteriyor. Öyleyse 2025 yılı içinde, sonbaharda belki bir erken seçimin olup olmaması konusunun tartışılması gereklidir diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
]]>(GİRESUN) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Erhan Adem, Giresun’da yarın düzenlenecek fındık Mitingi’yle ilgili “Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel, fındık üreticimizin sesini duymak istemeyenlere güçlü bir şekilde duyuracak. Fındıkta üreticinin emeğinin karşılığı olan 160 lira fiyatın mutlaka verilmesi gerekiyor. Fındığın yetiştirilmesinin önemli bir maliyeti var, bu maliyetin karşılanabilmesi gerekiyor. Ayrıca, dünyaca bilinen ve talep edilen Giresun kalite tombul fındığa yüzde 10 daha yüksek fiyat verilmesini bekliyoruz” dedi.
CHP Tarımdan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Erhan Adem, CHP’nin yarın düzenleyeceği Fındık Mitingi öncesinde Giresun’a geldi. İl Başkanlığı binasında düzenlenen basın toplantısında konuşan Adem’e CHP Giresun İl Başkanı Gökhan Şenyürek, CHP Giresun Miletvekili Elvan Işık Gezmiş, CHP PM Üyeleri Ali Abbas Ertürk ve Yalçın Gökgöz de eşlik etti.
“160 lira fiyatın mutlaka verilmesi gerekiyor”
Hükümetin uyguladığı yanlış tarım politikaları nedeniyle ülkenin dört bir yanında tarım üreticilerinin büyük sıkıntılar yaşadığının altını çizen Adem, “Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel, fındık üreticimizin sesini, duymak istemeyenlere güçlü bir şekilde duyuracak. Fındıkta üreticinin emeğinin karşılığı olan 160 lira fiyatın mutlaka verilmesi gerekiyor. Fındığın yetiştirilmesinin önemli bir maliyeti var, bu maliyetin karşılanabilmesi gerekiyor. Ayrıca, dünyaca bilinen ve talep edilen Giresun kalite tombul fındığa yüzde 10 daha yüksek fiyat verilmesini bekliyoruz” şeklinde konuştu.
“AKP tarım politikasını ithalat lobilerine teslim etmiştir”
Çiftçinin verdiği emeğin karşılığını alamadığı tarım ürünlerinin AKP hükümeti tarafından ithalat lobilerinin eline teslim edildiğini belirten Adem, şunları söyledi:
“Milli bir tarım politikası oluşturulmalı, fındıktan katma değeri daha yüksek ürünler oluşturularak dünyaya ihracının yapılması gerekiyor ama Türkiye’de böyle bir uygulama yok. Hükümet yakayı ithalat lobilerine kaptırmış, ithalat lobileri var olduğu sürece çiftçi yok olmaya mahkum edilmektedir. Fındığımızı İtalyan bir şirkete teslim etmiş durumdayız. Bu şirket fındığın hem alıcısı olmuş hem de katma değerli yüksek ürüne dönüştürüp dünyaya satıcı hale gelmiş. Fındık üreticisi bu şirketin kucağına atılmış hale gelmiş. Çiftçinin bu kadar emek verip, geçmiş yıllarda geçimini sağladığı, çocuğunu okuttuğu, düğününü yapıp evini aldığı fındıktan, şimdi işçi parasını dahi ödeyemediği hale gelindi. Bu politikalardan vazgeçilmeli. Çay üreticisinin yaşadığı sıkıntıyı fındık üreticisine yaşatılmamalı. Fındık fiyatı 160 liradan az olmamak üzere derhal açıklanmalıdır. Fındık üreticisini fındık bahçelerinden kaçar hale getirmeyin.”
Fındık rekoltesinin Ulusal Fındık Konseyi tarafından bilinçli olarak yüksek açıklandığını dile getiren Adem, “Rekolte bitkinin açtığı çiçeğe göre hesaplanamaz. İklimsel sıkıntılar ve küresel ısınmaya bağlı sorunlar var, böcek zararları var, toprağın yetersiz beslenmesinden kaynaklı kayıplar var. Yapılan hesaplamalarda tüm bunların dikkate alınması gerekmektedir. Açıklanan rakam çiftçinin değil ithalat lobilerinin işine gelecek şekildedir” şeklinde konuştu.
“TMO çiftçinin kara gün dostu değil, kara düşmanı olmuştur”
Adem, TMO ve FİSKOBİRLİK’i fındık ve fındık üreticisine sahip çıkmamakla eleştirerek, şunları söyledi:
“TMO’ya çok büyük görev düşüyor. TMO’nun fındık fiyatı açıklandığından itibaren fındık alımını yaparak 10 günde ödemeleri yapması çiftçiyi mağdur etmemesi gerekmektedir. TMO’nun kuruluş amacı çiftçinin kara gün dostu olmasıdır. Ama maalesef buğday alımlarında TMO göstermiştir ki, çiftçinin kara gün dostu değil, çiftçinin kara düşmanı olmuştur. Anadolu’da buğday üreticilerine yapılan yanlış uygulamalar Karadeniz’de fındık üreticisine yapılmasın, kendilerini affettirsinler. FİSKOBİRLİK’in kuruluş amacı fındık üreticisine sahip çıkmak iken farklı işlerle uğraşmaktadır. FİSKOBİRLİK veya çiftçiyi desteklemek üzere kurulmuş diğer tarım kuruluşlarının siyasiler tarafından yönetilmemesi gerekir. Ancak bugün FİSKOBİRLİK’in yönetim kurulu başkanı AKP milletvekilidir, bir siyasidir. Bir siyasinin bu tür kurumlarda olmasını doğru bulmuyoruz. Çünkü bağımsız davranıp, hareket edemez, liderinin dediği görevleri yapmakla mükelleftir. Bu nedenle FİSKOBİRLİK’in doğru yönetildiğine inanmıyoruz. Ayrıca bazı olumsuz olayların olduğunun ve kendisi hakkında suç duyurularında bulunulduğunu da biliyoruz. Bunlardan arınması ve açığa çıkmasını sağlaması gerekirken halen o koltuğunda oturmaya devam ediyor. FİSKOBİRLİK bir an önce sattığı gayrimenkullerine sahip çıkmalı ve özüne dönmelidir. AKP hükümeti tarım politikasını ithalat lobileri üzerine kurmuştur, dolayısıyla bu kuruluşlar çiftçinin yanında olmaktan uzaklaşmışlardır.”
“Artık korkma değil cesur olma zamanıdır”
Adem ayrıca, ziraat odalarına da seslenerek, “Çiftçimiz kan ağlarken, sorunları artarken ve yokluk içerisindeyken, tüm şehirlerdeki ziraat odalarının ve Ziraat Odası Genel Başkanı’nın daha cesur olması gerekmektedir. Ziraat odalarının birçoğu halen merkezi hükümetin yanında tavır almaktadırlar, ses çıkarmaktan korkuyorlar, artık korkma zamanı değil, cesur olma zamanıdır” ifadelerini kullandı.
]]>
Isparta Belediyesi, Japonya Büyükelçiliğinin 2024 ‘Yerel Projelere Hibe Programı’na, ‘Isparta’da Engelli Bireyler için Ulaşım Aracı Sağlanması Projesi’yle başvuru yaptı. Proje onaylandığı takdirde Japonya Büyükelçiliği tarafından engelli bireylerin ulaşımını sağlamak amacıyla Isparta Belediyesine bir araç hibe edilecek. Proje başvurusu kapsamında ön inceleme yapmak üzere Japonya Büyükelçiliği Ekonomi Bölümü Katibi Wataru Ishii ve Proje Uzmanı Pınar Cantürk Isparta’ya geldi. Wataru Ishii ve Pınar Cantürk, Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’i makamında ziyaret etti.
Ziyarette konuşan Japonya Büyükelçiliği Ekonomi Bölümü Katibi Wataru Ishii, Isparta’ya ikinci kez geldiğini belirterek, Isparta gülüne kişisel bir ilgisi olduğunu söyledi. Japonya’da Tarım Bakanlığında görev aldığını dile getiren Ishii, “Orada çalışmamdan dolayı gül ve tarımla ilgiliyim. Isparta’ya Yerel Projelere Hibe Programı kapsamında ön inceleme ziyareti yapmak amacıyla geldik. Bu proje kapsamında Isparta’da engelli bireylere taşıma aracı sağlanması projesinin incelemesini yapacağız. Engelli bireylerin diğer vatandaşlarla aynı şartlarda yaşayabilmeleri için bu projenin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bu yıl Japonya ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki diplomatik ilişkilerin tesisinin 100. yılı. Bu kapsamda 100. yıl anısına rozetler hazırladık ve birçok yerde kültürel aktiviteler yapmaktayız. 100. yıl kapsamında Isparta’da böyle bir proje gerçekleştirilebilirse diplomatik ilişkiler açısından çok anlamlı olacağını düşünüyoruz” dedi.
Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, ziyaretlerinden dolayı Japonya Büyükelçiliği Ekonomi Bölümü Katibi Wataru Ishii ve Proje Uzmanı Pınar Cantürk’e teşekkür etti. Japonya’nın destekleriyle uygulanacak proje için ön inceleme yapılacağını dile getiren Başkan Başdeğirmen, “Hibe destek programına başvuru amacımız engelli bireylerimizin bir yerlere gitme isteklerine yardımcı olabilmek, onların hareketliliğini ve yaşam kalitelerini artırmaktır. Bu nedenle taşıma aracı hibe programına başvuruda bulunduk. Siz de bu proje kapsamında kriterlerinize göre karar vermek için buradasınız. Biz de proje kapsamında şehrimize bu aracı kazandırmak için gerekli çalışmalarımızı yaptık. Ekibimiz bu konuda hassasiyetle çalıştılar” görüşlerinde bulundu.
Japonya ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki diplomatik ilişkilerin tesisinin 100. yılı olmasının önemine değinen Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, “Japonya 100 yıldır diplomatik ilişkimizi devam ettirdiğimiz bir ülke. Dost ülke Japonya ile Türkiye’miz dostluk ve kardeşlik içerisinde birçok projede iş birliği yapmıştır. Bu iş birliğimizin devam etmesini diliyoruz. Bu projede de bizlere yapacağınız destek Isparta halkımızın sizlere karşı olan hassasiyetini çok daha farklı yere getirecektir. Verdiğiniz emeğe teşekkür ediyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum” ifadelerini kullandı.
Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, ziyaretin anısına Japonya Büyükelçiliği Ekonomi Bölümü Katibi Wataru Ishii’ye gül tablosu hediye etti. – ISPARTA
]]>YAŞ, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlığında bugün Cumhurbaşkanlığı’nda toplandı. Yaklaşık 2 saat süren toplantıda Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki terfi, atama, emekliye sevk ve görev sürelerinin uzatılması ele alındı.
23 general ve amiral bir üst rütbeye, 77 albay ise general ve amiralliğe yükseltildi
YAŞ kararı ile Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu’nun görev süresinin bir yıl uzatılmasına karar verildi. Karar ile 30 Ağustos 2024 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 23 general ve amiral bir üst rütbeye, 77 albay ise general ve amiralliğe yükseltildi. 31 general ve amiral emekliye sevk edildi.
Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada; 34 general ve amiralin görev sürelerinin 1 yıl, 455 albayın görev süreleri ise 2 yıl süre ile uzatıldığı belirtildi. Açıklamada şunlar kaydedildi:
“2 general yaş haddi nedeniyle 1 Eylül 2024 tarihinden, 29 general ve amiral kadrosuzluk nedeniyle 30 Ağustos 2024 tarihinden geçerli olarak emekliye sevk edilmiştir. Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu’nun görev süresinin bir yıl uzatılmasına karar verilmiştir. Halen 281 olan general ve amiral sayısı, 30 Ağustos 2024 tarihi itibarıyla 327 olacaktır.
Bir üst rütbeye yükselen, görev süreleri uzatılan general, amiral ve albayların yeni rütbe ve görevlerinin milletimize, devletimize, Silahlı Kuvvetlerimize ve ailelerine hayırlı olmasını dileriz. Büyük bir özveri ve onurla görev sürelerini tamamlayarak emekliye ayrılacak olan general, amiral ve albaylara hizmetlerinden dolayı teşekkür eder, hayatlarının yeni dönemlerinde, kendilerine ve ailelerine mutluluk ve esenlikler temenni ederiz.”
Cezaevinde 3,5 yıl yattıktan sonra beraat eden SAT Komutanı Tuğamiral Ercan Kireçtepe, normal bekleme süresini tamamlayarak kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevk edildi. Balyoz Davası’ndan beraat eden Korgeneral Levent Ergün Orgeneralliğe yükseltildi. Balyoz Davası mağduru Tuğamiral Emre Sezenler ise Tümamiralliğe yükseltildi.
30 Ağustos 2024 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere bir üst rütbeye yükseltilen general, amiral ve albaylar şöyle:
Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda Orgeneralliğe Yükseltilen Korgeneraller:
Korgeneral Levent Ergün
Korgeneral Metin Tokel
Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda Korgeneralliğe Yükseltilen Tümgeneraller:
Tümgeneral Tevfik Algan
Tümgeneral Gültekin Yaralı
Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda Tümgeneralliğe Yükseltilen Tuğgeneraller
Tuğgeneral İlker Görgülü
Tuğgeneral Erman Kiraz
Tuğgeneral Mustafa Köksal
Tuğgeneral Ferat Vural
Tuğgeneral Ahmet Gülmüş
Tuğgeneral Rıfat Dönel
Tuğgeneral İlhan İstanbullu
Tuğgeneral Yusuf Diker
Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda Tuğgeneralliğe Terfi Ettirilen Albaylar
P. Kur. Alb. Oğuzhan Pehlivan
P. Kur. Alb. Ümit Çelik
P. Komd. Kur. Alb. Kutluhan Arafat
İs. Kur. Alb. Ali Gürcan
Mu. Kur. Alb. Erhan Kılıçaslan
Bkm. Kur. Alb. Tuncay Özkumru
P. Kur. Alb. Mustafa Öztürk
Mu. Kur. Alb. Hayrettin Dönmez
P. Kur. Alb. Murat Yetiş
Tnk. Kur. Alb. Kadir Çelik
İsth. Kur. Alb. Tahir Kılıç
İkm. Kur. Alb. Numan Kıral
P. Alb. Haluk Erdem
P. Alb. Tarık Çetin
P. Alb. Bülent Akdeniz
P. Alb. Alpaslan Güldal
P. Alb. Mert Önen
P. Komd. Alb. İlker Ata Akhun
P. Alb. Bülent Barış Sarp
P. Alb. Erkan Günal P. Alb. Cavit Tütüncü
P. Alb. Mehmet Coşar
P. Alb. Mehmet Keret
P. Alb. Zeynel Abidin Alptekin
Tnk. Alb. Sabri Gökhan Karamürsel
Tnk. Alb. Murat Rüştü Cizrelioğlu
Tnk. Alb. Nail Türe
Tnk. Komd. Alb. Oğuzhan Şimşek
Tnk. Komd. Alb. Nejat Şimşek
Top. Alb. Kamil Tumba
Top. Alb. Ahmet Fatih Oğuz
Top. Alb Ali Osman Yurdagül
Hv. Svn. Alb. Tamer İleri
Kr. Hvcl. Alb. Hakan Bozkurt
Kr. Hvcl. Alb. Sertaç Öztürk
İs. Alb. Halil Bulut
İs. Alb. Mehmet Bahtiyar
Mu. Alb. Erdal Tunç
Mu. Alb. Mustafa Murat Kabukçu
İsth. Alb. Murat Kaya
İsth. Alb. İbrahim Can
İkm. Alb. Yalçın Tecimer
Bkm. Alb. Zafer Koca
As. Hak. Alb. Fevzi Orkunt Canyaş
Mly. Alb. Mustafa Özcan
Bnd. Alb. Özcan Özhun
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nda Oramiralliğe Yükseltilen Koramiral
Koramiral Kadir Yıldız
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nda Koramiralliğe Yükseltilen Tümamiraller
Tümamiral Mustafa Kaya
Tümamiral Yalçın Payal
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nda Tümamiralliğe Yükseltilen Tuğamiraller
Tuğamiral Serhat Sözbir
Tuğamiral Mehmet Emre Sezenler
Tuğamiral Mevlüt Savaş Bilican
Tuğamiral Recep Erdinç Yetkin
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nda Tuğamiralliğe Yükseltilen Albaylar
Dz. Kur. Alb. Erhan Gezginci
Dz. Kur. Alb. Soner Kazankaya
Dz. Kur. Alb. Halil İlker Avcı
Dz. Kur. Alb. Onur Kapçaklı
Dz. Alb. Rüştü Sezer
Dz. Alb. Mehmet Özgür Özömek
Dz. Alb. Ahmet İşçi
Dz. Alb. Mehmet Tahir Göncüoğlu
Dz. Alb. Ahmet Özturşucu
Dz. Alb. Yücel Korkut
Dz. P. Alb. Ali Yılancı
Dz. İs. Alb. Tayfun Öznel
Dz. Müh. Alb. Cihat Eryiğit
Dz. Müh. Alb. Fatih Erden
Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nda Korgeneralliğe Yükseltilen Tümgeneral
Tümgeneral Yaşar Kadıoğlu
Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nda Tümgeneralliğe Yükseltilen Tuğgeneraller
Tuğgeneral Mete Kuş
Tuğgeneral Sadık Uygur
Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nda Tuğgeneralliğe Terfi Ettirilen Albaylar
Hv. Uçk. Bkm. Kur. Alb. Erhan Çeliktaş
Hv. Plt. Alb. Cenk Al
Hv. Plt. Alb. Zeki Koltukoğlu
Hv. Plt. Alb. Esat Çetin
Hv. Plt. Alb. Gökhan Gürakar
Hv. Plt. Alb. Barkın İşeri
Hv. Plt. Alb. Erol Gökmen
Hv. Plt. Alb. Hüseyin Seçkin Sevinç
Hv. Plt Alb. Serkan Şener
Hv. Plt. Alb. Halil Uğur Serin
Hv. Ss. Alb. Serkan Erişir
Hv. Kontr. İhb. Alb. Ali Zirvalı
Hv. Uç. Bkm. Alb. Zafer Ertan
Hv. P. Alb. Ramazan Toper
Hv. Svn. Alb. Cüneyt Güven
30 Ağustos 2024 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere görev süresi 1 yıl uzatılan general ve amiraller şöyle:
Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda Korgeneral Korgeneral Veli Tarakcı
Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda Tümgeneraller
Tümgeneral Ömer Ertuğrul Erbakan
Tümgeneral Ahmet Kurumahmut
Tümgeneral Muammer Alpar
Tümgeneral Emre Tayanç
Tümgeneral Davut Ala
Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda Tuğgeneraller
Tuğgeneral Şefik Atak
Tuğgeneral Nihat Ergün Tuğgeneral Salih Büyük
Tuğgeneral Osman Akyıldız
Tuğgeneral Hacı Halil Osma
Tuğgeneral Mehmet Zeki Eren
Tuğgeneral Hakan Tutucu
Tuğgeneral Nurettin Hakan Büyükçulha
Tuğgeneral Ümit Durmaz
Tuğgeneral Mehmet Doğan
Tuğgeneral Sebahattin Kalkan
Tuğgeneral Osman Ziya Elgün
Tuğgeneral Mehmet Cihanoğlu
Tuğgeneral Mustara Er
Tuğgeneral Gürcan Sezengöz
Tuğgeneral Kemal Balta
Tuğgeneral Murat Yalbır
Tuğgeneral Abdullah Katırcı
Tuğgeneral İsmail Yayan
Tuğgeneral Mehmet Can Tepedelen
Tuğgeneral Hasan Basri Erkuzu
Tuğgeneral Kadir Eğriboyun
Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nda Tümgeneraller
Tümgeneral Selçuk Aygün
Tümgeneral Hüseyin Duman
Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nda Tuğgeneraller
Tuğgeneral Ender Kartal
Tuğgeneral Hakan Çanlı
Tuğgeneral Serhat Mehmet Orus
Tuğgeneral İbrahim Galip
Yaş haddi nedeniyle emekliye sevk edilen generaller şöyle:
Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda Tümgeneraller
Tümgeneral Sıtkı Varlı
Tümgeneral Faruk Metin
Normal bekleme süresini tamamlayarak kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevk edilen general ve amiraller ise şöyle:
Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda Tuğgeneraller Tuğgeneral Mustafa Cüneyt Arıkan
Tuğgeneral Berat Acar
Tuğgeneral Halil Ünver
Tuğgeneral Ahmet Atilla Dündar
Tuğgeneral Emin Mehmet Terzioğlu
Tuğgeneral Serdar Gümüşhan
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nda Tuğamiraller
Tuğamiral Ercan Kireçtepe Tuğamiral İbrahim Kurtuluş Sevinç
Tuğamiral Murat Fırat
Tuğamiral Nilüfen Çotuk
Tuğamiral Mustafa Saygılı
Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nda Tümgeneral
Tümgeneral Göksel Kahya
Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nda Tuğgeneraller
Tuğgeneral Gökhan Ergürhan Tuğgeneral Ali Öztürk
Tuğgeneral Doğan Mart
Tuğgeneral Haldun Taşan
Normal bekleme süresini tamamlamadan kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevk edilen general ve amiraller ise şöyle:
Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda Orgeneral
Orgeneral Ali Sivri
Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda Tuğgeneraller
Tuğgeneral Erhan Akgül Tuğgeneral Erdoğan Koçoğlu
Tuğgeneral Şenol Çetin
Tuğgeneral Mahmut Büyükcingi
Tuğgeneral Numan Yöner
Tuğgeneral Esat Mahmut Yılmaz
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nda Tuğamiraller
Tuğamiral Erdinç Altıner
Tuğamiral Yusuf Akyüz
Tuğamiral Fatih Sezal
Tuğamiral Niyazi Uğur
Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nda Tuğgeneraller
Tuğgeneral Önder Şensöz
Tuğgeneral Ömer Nafiz Gülmezoğlu
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Burdur ziyareti kapsamında fasulye tarlasında üreticilerle bir araya geldi. Üreticilerin sorunlarını dinleyen Özel, “Sizi kollayacak bir iktidara ihtiyaç var” dedi.
Tarlada işçi kadınlarla birlikte fasulye toplayan Özel, işçilerin yaşadığı sorunları dinledi. Bir üreticinin fasulyenin kilogram fiyatının 8 ila 10 TL arasında olduğunu söylemesi üzerine Özel, ” Manisa’da pazarda kilosu 80 lira” dedi. Bunun üzerine üretici, “Onu artık siz yapacaksınız. Görev sizin” diye konuştu.
“Çok ciddi ekonomik kayıplar yaşıyoruz”
Bir başka üretici ise yaşadıklarını ekonomik sıkıntıları Özel’e “Bundan 14-15 yıl önce bu havzada günlük 600 ton fasulye üretiliyordu. Ne pazar payı sıkıntımız vardı, ne de satmakla, fiyatla sıkıntımız vardı. Ama şu an üretim düşmüş olmasına rağmen, pazarlamakta çok ciddi sıkıntı yaşıyoruz. Hem de girdinin yüksek olmasından dolayı çok ciddi ekonomik kayıplar yaşıyoruz.” sözleriyle anlattı.
” Türkiye’deki çiftçi eziliyor”
Süt fiyatlarındaki artışa ve maliyet girdilerine değinen bir üretici ise “Süt daha vahim. Bir kilo sütün maliyeti 13 lira. Biz on liraya pazar bulmakta zorlanıyoruz. Bunun en büyük sebebi, Gümrük Birliği Anlaşması’ndan sonra Avrupalı çiftçi kazanırken, Türkiye’deki çiftçi maalesef eziliyor” diye konuştu.
“Aksi takdirde aracı kazanıyor”
“Arpacıyı, fasulyeciyi, tohumcuyu düşünen yok” diyen üretici ise yaşadığı sorunları anlatırken “Köylü olarak bittik biz” sözleriyle Özel’e dert yandı. Bir başka üretici ise aracı sorununa dikkat çekerken, “Fasulyeyi üreticiden, tüketiciye doğrudan ulaştıracak zinciri mutlaka kurmamız lazım. Aksi takdirde aracı kazanıyor. Üretici de tüketici de mağdur” diye konuştu.
“Çiftçi bu sene malını maliyetinin ya altında ya da maliyetine satıyor”
Tarla ziyareti sonrası ziyaret ettiği halde konuşan Özel, “Seçimlerde CHP önemli bir başarı elde etti. Seçimden sonra yola çıktık, bütün Türkiye’yi geziyoruz. Çünkü Türkiye’nin bir yerinden şikayet yükseliyor. İlk başta Rize’ye gittik, çayda çok büyük sıkıntı vardı. Sonra buğday fiyatında. Bugün fasulye… Yarın Giresun’da olacağım. Değişmeyen bir şey var o da şu: Çiftçi bu sene malını maliyetinin ya altında ya da maliyetine satıyor” dedi.
“CHP gelecek, halkın menfaatine işler yapacak”
“Şirketin kendisi köylüye ait olmadan, köylünün kendi kooperatifi olmadan bu işlerin içinden çıkmak zor” diyen Özel, üreticilerle yaptığı sohbeti şu sözlerle sürdürdü:
“Kooperatiflerin olduğu yerlerde balıkçı da olsa, süt üreticisi de olsa korunabiliyor. Ama bugün kooperatiflerin çoğu battı. Orada da iğneyi kendimize batırmamız lazım. Kooperatifleri korumak, sahip çıkmak lazım. Taşın altına elimizi hep beraber sokalım. Tabi bu pansuman tedbir. Esas çözüm iktidar değişecek, CHP gelecek, halkın menfaatine işler yapacak. Bugünkü iktidar zengin seviyor, fakir sevmiyor. Bana sorarsanız ‘Fasulye ne kadar?’ diye, sekiz lira derim. Neden? Sizin fiyatınızı biliyorum. Sorun AK Partililere ‘Seksen lira’ der. O, oradakilerin fiyatını biliyor. Sizi kollayacak bir iktidara ihtiyaç var. Benim işim sizin sesinizi duyurmak. Giresun’da da sizden bahsedeceğim. Onların da çok derdi var” diye konuştu.
]]>(ANKARA) – CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun TBMM Başkanlığı’na dokunulmazlığının kaldırılması için yaptığı başvuruyla ilgili “Bugün Süleyman Soylu’nun alışık olduğumuz ucuz kahramanlıklarından birisine daha tanık olduk. Gerçekten yargılanmak istiyorsa Meclis soruşturması için başvuracağız. Biz başvururuz 270 imza bizden, sana düşen 30 tane imza bulmak. 30 tane AKP’li veya MHP’li arkadaşını bul, biz senin soruşturma dilekçeni hazırlıyoruz. Delikanlıysan, yüreğin yetiyorsa gel Meclis soruşturmasını açalım” dedi.
CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, Meclis’te yaptığı basın toplantısında Anayasa Mahkemesi’nin Can Atalay kararını değerlendirdi. Emir, “Yapılması gereken şudur; biran evvel Can Atalay kararı Meclis’e gelmelidir, üzerindeki fiili durum kaldırılmalıdır. Çünkü şu anda fiilen hapiste tutulmaktadır. Onun hapiste tutulması için gereken yargı kararı yok hükmündedir, kendisi defacto bir şekilde hapiste tutulmaktadır. Artık yargıyı kontrol edenlerin bu hukuksuzluğa son vermesi ve Can Atalay’ı tahliye etmesi şarttır. Bunun dışında yapılacak her şey Anayasayı, AYM’yi, hukuku tanımamaktır” dedi.
“Sahte gösterilere girmeye gerek yok”
Eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun dokunulmazlığının kaldırılmasıyla ilgili TBMM Başkanlığı’na yaptığı başvuruyu da değerlendiren Murat Emir, şunları söyledi:
“Bugün Süleyman Soylu’nun alışık olduğumuz ucuz kahramanlıklarından birisine daha tanık olduk. Kendisi yıllarca bakanlık yaptı, son derece karanlık ilişkiler içine girdi. Kamuoyunun merak ettiği yüzlerce soru var. Her bir çetenin altından neredeyse Süleyman Soylu ve onun ilişkili olduğu birileri çıkıyor. Ama kendisi Meclis Başkanlığı’na başvuruyor ve ‘dokunulmazlığımı kaldırın’ diyor. Kendisi de bunun bir yöntem olmadığını bunun kendisinin yargılanmasının önünü açmadığını biliyor ama sahte kabadayılık yapıyor. Bir bakana hiç yakışmıyor ama Süleyman Soylu’ya doğrusu yakışıyor. Gerçekten yargılanmak istiyorsa eğer Ayhan Bora Kaplan’la olan ilişkileri ortaya çıksın istiyorsa, eğer gerçekten Sezgin Baran Korkmaz’ı nasıl ve ne şekilde yurt dışına çıkarttığı ortaya çıksın istiyorsa, bütün pislikler saçılsın istiyorsa yapacağı bir tane iş var. Meclis soruşturması için başvuracağız. Biz başvururuz 270 imza bizden, sana düşen 30 tane imza bulmak. 30 tane AKP’li veya MHP’li arkadaşını bul, biz senin soruşturma dilekçeni hazırlıyoruz. Delikanlıysan, yüreğin yetiyorsa gel Meclis soruşturmasını açalım. Beyefendinin dokunulmazlığı kalkacak, Türkiye’de savcılar fezleke düzenleyecekler, Meclis’e gelecek, karma komisyona gelecek bin tane iş. Hiç bunlara gerek yok. Bizim dilekçemiz hazır, sen sadece 30 imzadan haber ver. Yoksa öyle Meclis’in kapandığı gün sanki dokunulmazlığının kalkmasından korkmuyormuş gibi sahte gösterilere girmeye gerek yok.
“AYM kararı icrai değildir demek hukuk tanımamaktır”
Emir, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Can Atalay kararıyla ilgili ise şu ifadelere yer verdi:
“Dün Anayasa Mahkemesi’nin neredeyse altı ay sonra Can Atalay hakkında verdiği karar nihayet Resmi Gazete’de yayınlandı. Karar 6 ay önce verilmişti ne hikmetse gerekçeli karar Resmi Gazete’de yayınlanana kadar altı ay geçti. Neyden korkuyorsunuz bir defa bu gecikme yanlış. İkincisi; Anayasa Mahkemesi üçüncü kez söylüyor. Diyor ki; Can Atalay seçildiği gün YSK’ya göre hükümlü değildi ve seçilme yeterliliğine haizdi. Dolayısıyla da milletvekili seçildi. Seçildiği andan itibaren Anayasa 84. madde gereğince kendisiyle ilgili yargılama faaliyetlerinin durması ve milletvekilliği bitene kadar beklemesi gerekirdi. Ama Anayasa’nın iki kez ‘dokunulmazlığı var’ demesine rağmen durmadı ve Yargıtay 3. Ceza Dairesi AYM’ye meydan okurcasına anayasaya bağımlı değilim diyerek Can Atalay’a alelacele bir hüküm verdiler ve bu fezlekeyi Meclis Genel Kurulu’nda okudular. Güya Can Atalay’ın milletvekilliği düştü. Anayasa Mahkemesi ise yok hükmündedir diyerek Can Atalay’ın milletvekili olduğunu belirtti. Bu anayasa Meclis’i de Saray’ı da yargıyı da yürütmeyi de bağlar. Yargıtay’la AYM arasında bir tepişme, burada kurumlar arasında ahengi sağlaması gereken Cumhurbaşkanının Yargıtay’dan ve hukuksuzluktan yana tavır alması ve AYM’nin kararları… Herkes AYM kararlarına uymak zorundadır. AYM kararı icrai değildir demek hukuk bilmemek, hukuk tanımamak demektir.
“Can Atalay kararı Meclis’e gelmelidir”
Yapılması gereken şudur; biran evvel Can Atalay kararı Meclis’e gelmelidir, üzerindeki fiili durum kaldırılmalıdır. Çünkü şu anda fiilen hapiste tutulmaktadır. Onun hapiste tutulması için gereken yargı kararı yok hükmündedir, kendisi defakto bir şekilde hapiste tutulmaktadır. Artık yargıyı kontrol edenlerin bu hukuksuzluğa son vermesi ve Can Atalay’ı tahliye etmesi şarttır. Bunun dışında yapılacak her şey Anayasa’yı, AYM’yi, hukuku tanımamaktır. Biz bunu asla kabul etmiyoruz. Bu kişiler Anayasa’yı her gün ihlal edenle sonra karşımıza geçip ‘Yeni anayasa yapalım, özgürlükçü anayasa yapalım, sivil bir anayasamız olsun’ diye boşuna gelmesinler. İlk yapacakları iş Anayasa’ya uymaktır. “
“Kendi lüks ve şatafatınız için siyaset yapıyorsunuz”
Doğal gaza yapılan yüzde 38 zamma tepki gösteren Murat Emir, açıklamasını şu şekilde tamamladı:
“Doğal gaza yine yüzde 38 zamla uyandık. Bu zam dalgasını çok yoğun bir şekilde yaşıyoruz. Enerjiye yapılan zamlar iğneden ipliğe her şeye zam yapılması anlamına geliyor. Bir tek zamlanmayan asgari ücret ve emekli maaşına gele gele 2 bin 500 lira zam… Son birkaç ayda akaryakıta yüzde 30 zam geldi. Mobil haberleşmeye yüzde 65, köprü ve otoyollara yüzde 60, elektriğe yüzde 38, tren biletine yüzde 26 son olarak da doğal gaza zam geldi. Bu şu demektir; enflasyonu kontrol altına alamıyorlar, milyonların ücretleriyle oynuyorlar. İnsanlarımızın cebinde para kalmadı, kimsenin alışveriş yapacak gücü kalmadı. Bununla talebi kısıp yoksulluğu arttırıp enflasyonu dizginlemeye çalışıyorlar. Siz kendi lüks ve şatafatınız için siyaset yapıyorsunuz ama milyonları unutuyorsunuz ama bu saltanatın sonu yakındır.”
]]>
Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu, Hayvan Hastanesi’nde gazetecilerin sorularını yanıtladı. Beşikçioğlu, şöyle konuştu:
“Şimdi barınaklarımızı yeni atadığımız müdürümüzle beraber dolaşıp, bu bölgelerin rehabilitasyon eğitim merkezlerine dönüştürülmesi konusuyla ilgili eylemleri bir an önce başlatıyoruz. Bu bağlamda çok büyük bir yüz ölçümüne sahip ilçe olduğu için veterinerlik ünitelerimizi iki bölgede daha açmayı planlayıp, sokak arkadaşlarına biraz daha yakından ilgilenme imkanı sağlayacak. Belediyenin içerisinde birçok bina ve yapının olduğunu hepimiz biliyoruz ve bu binalarında bir şekilde korunması gerektiği düşüncesinden yola çıkarak bu sokakta bazı başıboş dolaşan arkadaşlarımızı önce rehabilitasyon merkezimizde misafir ettikten sonra bu görev yerlerinde görevlerine başlatmayı planlıyoruz. Bu tabii ki afaki bir şekilde gerçekleşmeyecek. Yavru köpeklerimizi kreşlerimizde değerlendireceğiz. İnsan ve canlı ilişkisini biraz daha sıcak tutacağız. Biraz daha eril hale geldiği zaman bunları ilçemizin, belediyemizin otoparklarında bekçi köpeği olarak değerlendireceğiz. Yaşlı hayvanlarımızı da emekli konaklarımızda ve sosyal tesislerimizde değerlendirerek canlılarımızın insan ilişkilerini biraz daha motive eder hale geleceğiz.
“Hayvan-insan ilişkisini arttıracağız”
Tabii ki bir belediyenin kendi içerisindeki kısırlaştırma, hayvanların bakımlarıyla ilgili unsurları da elimizden geldiğince bir üst standarda taşımayı planlıyoruz. Geçenlerde kısırlaştırmayla ilgili bir makale okudum. İlla ameliyat etmeye gerek yok, yeni yapılar/serumlar var. Bunları araştırıyoruz. Özellikle hayvancılık konusunda çok fazla kullanılan çip uygulamaları var. Bu çip uygulamalarıyla ineğin gebe olduğunu, ne kadar süt dolu olduğunu vs. görüyoruz. Bu konuyla ilgili bugün Çankaya Üniversitesi’ndeki arkadaşlarla görüştüğümüzde bu modelin uygulanabileceğini, böylelikle çiplenen sokak hayvanlarının saldırma motivasyonunu, açlık motivasyonunu, gebelik motivasyonlarını vs. bunların hepsini yerinden izleyeceğimiz dijital alt yapı kurma düşüncesi içerisindeyiz. Bu düşüncelerimizi üniversitedeki hocalarımızla paylaştık. Bunun mümkün olabileceğini söylediler. Bu ve benzeri uygulamalarla hayvan-insan, doğa-insan ilişkisini bir üst kademeye taşımak için elimizden gelen gayreti göstermeye çalışıyoruz. Bu alınan yeni yasadaki kararlara alternatif olarak.
Ne kadar çok hayvan sever yurttaşımız varsa onlarla derdi olan bir o kadar yurttaşımız var. Şimdi evladına saldıran bir köpeği aile bireyleri olarak bazen nefretle karşılayabiliriz. Bu yasadan sonra zehirleme olaylarının çok artmasından korkuyorum. Bu anlamda da hem bu sokak evcillerimizin, sokak arkadaşlarımızın daha güvende bir ortam içerisinde bulunmalarını ben çok önemsiyorum. Yavru hayvanlarımızı kreşlerimizde değerlendirelim. İnsan-hayvan ilişkisini, sevgisini güçlendirelim ki bir sonraki kademede bunu çok daha insani şartlarda değerlendirelim niyetinde olduğumuz için bu eylemlerin hepsini yaptık.
“Hayvan hastanesinin ruhsatı yok”
Gereken bilgileri müdürümüz bize getirecek. Yeni atadık kendisini, eski müdürümüzü gönderdik. Çünkü veteriner hekimlerinin harcadığı bütçe 12 milyon TL idi. Bu incelememiz doğrultusunda eski arkadaşımızın görevini sonlandırdık. Keşke bu hastanenin ruhsatı olsa fakat burası yeşil alan. Aslında bu hastanenin bulunduğu alanda yandaki sitenin satış ofisi… Yani bir devşirmeyle burası yapılmış. Fakat ruhsatı yok. Ruhsatı olmamasına rağmen de seçime bir ay kala birçok veteriner arkadaş burada göreve başlamış. Bu bir etik davranış değil. Biz bu arkadaşlara personel alımı işinde tekrar bizlere başvurabilirsiniz dedik. 20 yıllık bir geçmişi olan, aynı şekilde yönetilen ilçe olduğu için sancısı da o yönde güçlü oluyor. İster istemez bu süreç içerisinde can dostlarımızın süreçlerini ve buradaki uygulamaların onların üzerindeki etkisini gözlemlemeye karar verdik. Hayvan dostu arkadaşlarımızla yaptığımız incelemeler doğrultusunda bazı bizim uygun görmediğimiz uygulamalarla karşılaştık. Bu arkadaşları belirledik, gerekenlerde belediye içerisinde yapılacaktır. Etimesgut, sokak hayvanları için örnek bir ilçe olacak. Niyetimiz budur.”
]]>Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, ilçedeki 136 mahallenin muhtarları ile 4 bölüm halinde bir araya gelmeyi planlıyor. Başkan Aydın bu kapsamda, ilk toplantıyı dağ yöresi ve civarındaki mahallelerde görev yapan muhtarlar ile yaptı. Değirmenpark Sosyal Tesisleri’nde gerçekleşen toplantıda muhtarlar, mahallerinde yapılmasını isteği hizmetleri yazılı olarak Başkan Aydın’a iletti. Muhtarların taleplerini dinleyen Başkan Aydın, sorunları en kısa sürede çözüme kavuşturacaklarının müjdesini verdi. Başkan Aydın, göreve geldiği günden bugüne kadar yaptıkları ve yapmayı planladıkları hizmetler konusunda da muhtarları bilgilendirdi.
“Bir şeyleri değiştirmek için aday olduk ve göreve geldik”
Seçimden önce ve sonrasında söyledikleri gibi mahallelerde yapılacak hizmetleri muhtarlar ile koordineli bir şekilde gerçekleştireceklerini ifade eden Başkan Aydın, “Bizler mahallelerimizdeki çalışmalarımızı, mahalle temsilciliği veya mahalle başkanlığı gibi siyaset temelli paralel bir yapılanma üzerinden değil, seçilmiş kişi olan muhtarlarımızla birlikte yürüteceğiz. Seçimle gelen, vatandaşın oyunu almış ve takdirini kazanmış bir kişi varsa çalışmaları da onlarla birlikte yürütmek gerekir. Bu düşünceyle mahallelerimize bir hizmet veya yatırım yapacaksak, bunu muhtarımızdan ve vatandaşlarımızdan gelen istek ve talep doğrultusunda yapacağız. Demokrasilerin temel görevi ve işlevi de böyle olmasını gerektirir. Bizler, bir şeyleri değiştireceğiz diye aday olduk ve görev geldik. Yaklaşık 4 aylık süreçte bunları yapmaya çalışıyoruz” dedi.
“Seçim sonrası günlerimizi hizmetlerle dolu dolu geçirdik”
Göreve gelmelerinin ardından geçen 4 aylık süreçte 411 bin ekmek dağıtımı yaptıklarını belirten Aydın, şunları kaydetti:
“Bozulan yollarımızı 26 bin ton asfalt serimi yaparak yeniledik. 25 bin kişiye çorba dağıtımı yaptık. 6 bin 821 iş başvurusunun bin 147’si kurumlara yönlendirildi. 2 bin 200 metre yol açımı, 338 bin çiçek ekimi yapıldı. 14 parkın revizyonu yaparken, 3 tane yeni parkı da ilçemize kazandırdık. 10 parkın da ihalesini yaptık. Birkaç ay içerisinde 15 yeni park daha yapacağız. 23 ton kuru mama dağıtımı gerçekleştirdik. 47 kaçak binanın yıkımını yaptık. Deprem afet gibi durumlar için 203 yeni toplanma alanı oluşturduk. 4 bin ton atık topladık. 510 kişiye burs ve eğitim verdik. 14 bin 711 vatandaşımız, kütüphanelerimizden ve çalışma salonlarımızdan hizmet aldı. Kültürel etkinliklerimize 10 bin kişi katılım sağladı. Haluk Levent konseri ile 60 bin vatandaşımızı Osmangazi Meydanı’nda ağırladık. 16 bin metrekare kaldırım inşaatı yaptık. 112 haneye ikinci el eşya dağıttık. Göreve geldiğimizin kırk beşinci gününde Hamitler Mahallesi’nde inşa ettiğimiz kreşimizin temelini attık. Çirişhanespor Kulübü Lokali’nin inşaatına başladık. Yenibağlar mahallesinde kadınlarımıza özel olarak hizmet verecek olan jimnastik salonumuzda çalışmalar bitti. Önümüzdeki günlerde bu salonun açılışını yapacağız. Yeni dönemde ayrıca öğrenci yurdu, kütüphane, müze, kültür merkezi, konser ve gastronomi alanları gibi yatırımlarımız olacak.”
“Gözle görülür en somut hizmetler Osmangazi’de”
6-7 kreşin protokolleri bitmek üzere. Eylül ayındaki meclis toplantısında kararlarını alarak, temellerini atacağız. 144 kişilik kız öğrenci yurdumuzun da protokolü bitmek üzere. İnşallah onun için de Eylül ayı meclis toplantısında karar alacağız. Merinos Tren İstasyonu’nda oluşturacağımız yeni bir kütüphaneyi vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız. 7 bin kitap koleksiyonuna sahip bir vatandaşımız ile görüştük. Bizlere kitap bağışı yapacak. Bunun yanında 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda yeni açılışlarımız olacak. Eylül ve Ekim aylarında dağ yamaçlarındaki mahallelerimizde bir takım faaliyetler gerçekleştireceğiz. İnşallah onların da yakında müjdesini vereceğiz. Seçimin ardından başkaları henüz yönetim kadrosunu oluşturamamışken, bizler temeller atıp, açılışlar gerçekleştirdik. CHP Genel Başkanımız Özgür Özel, 3 günlük Bursa ziyaretinde en somut çalışmaların Osmangazi’de yapıldığını gördü. Bizi bu konuda takdir etti.”
Muradiye Mahallesi’nde yer alan eski ipek fabrikası ‘Fabrika-i İpekhane Hümayun’u kamulaştırmak adına da çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Başkan Aydın, “Mülk sahipleri ile anlaşma sağladık. Kamulaştırma işi yüzde 90 oranında bitti. Yürüteceğimiz çalışmalar neticesinde orasını tarih, kültür ve sanatın merkezi yapacağız. Bursa’ya gelen turistlerin konaklaması süresini arttıracak çok önemli bir hizmet olacak” diye konuştu.
Osmangazi Muhtarlar Dernek Başkanı Burhan Mandacı ve toplantıya katılan muhtarlar da mahallelerine yaptığı ve bundan sonra yapacağı hizmetlerden dolayı Başkan Aydın’a teşekkür etti.
]]>Haber: DUYGU NİL ÖZER/ Kamera: DURSUN ALKAYA
(ANKARA) – TBMM Başkanvekili ve Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Can Atalay kararıyla ilgili, “Öncelikli görev Meclis Başkanlığına aittir. Meclis Başkanı kendiliğinden ve derhal Resmi Gazete’de yayınlanan karar uyarınca Meclis’i olağanüstü toplantıya çağırmalıdır” dedi. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş bu yönde bir çağrı yapmazsa CHP olarak gerekli girişimde bulunacaklarını vurgulayan Karaca, “Biz bu hukuksuzluğa, Anayasa tanımazlığa, hukuk garabetine göz yumamayız. O zaman CHP grubu olarak Genel Merkez nezdinde yetkili organlar bu konuda gereken açıklama ve girişimleri yapacaklardır” dedi.
Anayasa Mahkemesi’nin TİP Hatay Milletvekili Can Atalay’ın TBMM Genel Kurulu’nda Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin kararı okunarak milletvekilliğinin düşürülmesine ilişkin kararının gerekçesi Resmi Gazete’de bugün yayımlandı. AYM, açıkladığı gerekçeli kararla Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşmesinin “yok hükmünde” olduğunu belirtti. Karara ilişkin açıklamalarda bulunan TBMM Başkanvekili ve Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, şunları söyledi:
“Öncelikle Şubat ayında Anayasa Mahkemesi kararı kısa karar açıkladığı zaman zaten TBMM’de Can Atalay’ın kararının okunmasının ‘yok hükmünde’ olduğuna ilişkin bir kısa karar vermişti. Anayasa kararlarının yürürlüğe girebilmesi için Resmi gazetede yayınlanması gerekiyor. Ben bu konuda bir eleştiri getirmek istiyorum. Can Atalay hakkında kısa karar açıklanalı 5 ay 10 gün oldu. 5 ay 10 gün boyunca Resmi Gazete’de bu kararın yayınlanmamış olması temel hak ve özgürlüklerin en ağır şekilde ihlalidir. Can Atalay’a oy vererek Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne milletvekili olarak gelmesini sağlayan 70 binin üzerindeki Hataylı seçmenin iradesinin yine hukuk yoluyla gaspı demektir. Hukukun bittiği yerde demokrasi olmaz. Demokrasinin güçlenmesi hukukun üstünlüğüne bağlıdır. Bu nedenle ben bu kadar geciktirilmesinin de ciddi bir hak ihlali olduğunun altını çizmek istiyorum.
“Meclis Başkanı olağanüstü toplantı çağrısı yapmalıdır”
Kararın içeriğine gelince; Anayasa Mahkemesi aslında hem TBMM Başkanlığına hem saraya hem de sarayı temsil eden Adalet Bakanına ve diğerlerine, iktidar temsilcilerine hukuk dersi vermiş. Hukukun üstünlüğü vurgusu yapıyor, bu vurgunun AYM tarafından yapılmış olmasını da kıymetli buluyorum. Anayasa Mahkemesi, anayasaya uyulmamasını, yok sayılmasını ciddi şekilde eleştiriyor. Bu vurguyla da Meclis’teki kararın okunması işlemini ‘yok hükmünde’ olduğunu söylüyor. O zaman ne yapmak gerekiyor; o gün o kararı okutan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un derhal Meclis’in üzerindeki bu hukuksuz ve yok hükmündeki kararın gölgesini ortadan kaldırmak için olağanüstü toplantı çağrısı yaparak Can Atalay’ın kararının tekrar okutulması ve yeniden milletvekilliği hakkına kavuşmasını ve Anayasa’nın yerle bir edildiği bu ucube kararları ortadan kaldıracak bir işlemi hayata geçirmesi gerekiyor.
“Biz CHP olarak bu hukuk garabetine göz yumamayız”
Ayın 15’inde Filistin Devlet Başkanının TBMM’de konuşma yapabilmesi için bir olağanüstü çağrı var. Ben de buradan Meclis Başkanlığı’na bir çağrıda bulunarak o gün Can Atalay kararının da okutularak derhal Meclis’in üzerindeki bu hukuksuzluk gölgesinin kaldırılmasını talep ediyorum. Sayın Genel Başkanımız Özgür Özel ile de konuyu paylaştım. Onun da aynı düşüncede olduğunu ifade etmek isterim. Öncelikli görev Meclis Başkanlığına aittir. Meclis Başkanı kendiliğinden ve derhal Resmi Gazete’de yayınlanan karar uyarınca Meclis’i olağanüstü toplantıya çağırmalıdır. Can Atalay’ın bugüne kadar gaspedilen haklarını ve Hataylı yurttaşlarımızın iradesini yok sayan hukuksuzluğa son vermesi için toplantıya çağırarak kararın okutulması ile bu haklara kavuşmasını sağlamalıdır. Eğer Meclis Başkanı bu çağrıyı yapmazsa CHP olarak biz bu hukuksuzluğa, Anayasa tanımazlığa, hukuk garabetine göz yumamayız. O zaman CHP grubu olarak Genel Merkez nezdinde yetkili organlar bu konuda gereken açıklama ve girişimleri yapacaklardır.”
]]>HABER: İLEYDA ÖZMEN/ KAMERA: ÜNAL AYDIN
(BURDUR) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, iktidarın CHP’li belediyelerin SGK borçları üzerinden yürüttüğü tartışmalara ilişkin “El kol bağlayacaklar, hizmetleri aksatmaya çalışacaklar. Mazeret üretmeden çalışacağız. Hizmetin aksamaması için tarihin en büyük dayanışmasını yapacağız. Birbirimizin yardımına koşacağız. Birimizin çöp arabasını mı bağladı? Öbürü onu takviye edecek. Birimizde bir hizmeti aksatacak bir tedbir mi alındı? En yakın belediye ona koşacak. Çünkü bu mesele artık belediyecilik meselesi olmaktan çıktı. Bugün belediye hizmetlerinde ‘Hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Burdur’da partisinin İl Belediye Başkanları Toplantısı’nda konuştu. Özel’in konuşmasından satır başları şöyle:
“CHP geçmişte belli bir coğrafyanın doğusuna gidemeyen bir parti diye eleştirilirken, bugün yedi bölgede belediyeler kazanan, Türkiye coğrafyasının her yerinde yerel yönetimlerde hizmet üreten bir noktaya geldi. Partimiz 47 yıl sonra Türkiye’nin birinci partisi oldu. Avrupa’nın ve dünyanın en güçlü sosyal demokrat partisi haline geldi. Dünyada yönettiği nüfus açısından en yoğun belediyecilik hizmeti veren sosyal demokrat parti haline geldi. Bu başarıyı 2019 seçimlerindeki İstanbul, Ankara, Adana, Mersin ve Antalya büyükşehirlerini kazandığımız başarının üzerine, o şehirleri birileri CHP’ye kaybettirmek isterken, aksine oradaki başarıyı eldeki belediyelerin hepsini koruyarak ve üzerine koyarak bu noktaya geldik. Hiçbir başarı şahsi değildir. Elbette bir ekip işidir. Ben yerel seçimleri hem genel merkezin, hem adaylarımızın, hem örgütümüzün hem de Türkiye’nin bütün demokratlarının kazandığı ortak bir zafer olarak görüyorum.
“TÜGVA’ya tahsis edilen belediyeye ait kafe Meclis kararı ile alınıp halkın kullanımına sunuldu”
Afyonkarahisar’da öğrencilere sabahları ücretsiz çorba dağıtmaya başladık. Şehit yakınları, gaziler ve engellilerin su faturalarına yüzde 85 indirim yaptı Burcu Köksal. Ayrıca kendim gittim ve gördüm. Şehit yakınları, gaziler ve engellilerle ilgili özel bir birim oluşturdu. Çok büyük bir memnuniyet var. O örnek projeyi de buralarda mutlaka konuşacağınızı biliyorum. Amasya’da hoparlörlerden eski sistem ve anlaşılmaz anonslar yapılıyordu, bu şehirde çok konuşulan bir meseleydi. Dijital bir yatırımla bu anonslar yerine telefonlara cepte anons sistemi kuruldu. Bütün Amasya’nın yapılan onlarca işin yanında çok memnun olduğu, cepte anons sistemi. Anonsa alışıklar ama ses kirliliği yaratıyordu, cep telefonuna taşıdı başkanımız. Ardahan’da son beş yılda zaten bütün Ardahan o delik deşik yolları, muhteşem asfalt yollara dönmüştü. Bu ilk süreçte de su sorunu tamamen çözüldü, yatırımlar tamamlandı. Artvin’de atalık tohumları yetiştirip fide haline getirerek, Burdur’daki iyi örneği Artvin Belediyemiz de ilk 100 gününde hemen hayata geçirdi. Bartın’da 250 üniversiteliye biner lira burs vermeye başladı. Çok kısıtlı ve borçlu bütçesine rağmen belediyemiz. Bilecik’te halk bakkal açıldı. Bolu’da çatısına yerleştirdiği güneş panelleriyle elektrik üretimine başlandı, belediye ana binasının yıllık elektrik giderinin yüzde 50’si buradan karşılanmaya başlandı. Bu tüm Bolu’da yaygınlaştırılacak. Burdur Belediyemiz gezici hayvan hastanesi projesi ile sokak hayvanlarını hem kısırlaştırıyor hem aşılıyor hem de tedavi ediyor. Çanakkale’de ücretsiz HPV aşı kampanyası başladı. Edirne’de belediyeye ait kafelerde tüm öğrencilere yüzde 20 indirim uygulaması başlatıldı. Giresun’da mahalle ihtiyaçlarını hassasiyet için Muhtarlar Meclisi söz verilmişti, kuruldu. Kastamonu’da ihtiyaç sahibi ailelerden beş yaşına kadar olan çocuklara süt dağıtımına başlandı. TÜGVA’ya tahsis edilen belediyeye ait kafe Meclis kararı ile alınıp halkın kullanımına sunuldu. Kırıkkale’de mobil atık toplama aracı ve atık getirme merkezi konteynerleri kazandırıldı. Kırşehir’de ‘Kırk Köy Kırk Tohum Projesi’ kapsamında kent meydanında ata tohumundan üretilen 84 bin sebze fidesi dağıtıldı. Kilis’te okulların ana sınıflarında süt dağıtımına başlandı. Kütahya’da yatağa bağımlı yurttaşlarımıza hasta yatağı ve evde bakım desteği başladı. Sinop’ta çocuk bahçesi açıldı. Uşak’ta halk süt projesi başladı. Yalova’da yeni hal binasının planlama çalışmalarına başlandı. Beklenti çok yüksekti, çalışmaları başladı. Zonguldak’ta taşeron şirkette çalışan 730 işçinin günlük yevmiyesini bin 120 liradan bin 680 liraya yükseltti. İktidar işçilere zam yapmadığı bu süreçte, hatta onlar elektriğe yüzde 38, bugün doğal gaza yüzde 38 zam yaparken, Zonguldak Belediyemiz taşeronda emeği sömürülen işçilere yüzde 42 zam yaptı. ‘Bu başkanlar olmasaydı, bu kentlerde ne olmayacaktı’ diye bakıp, sadece birer örnek seçtiğimde gerçekten bütün imkansızlıklar, zorluklara rağmen çok büyük bir emek, çok büyük bir gayret var.
“CHP’li belediyelerin ilk 100 günde neler yaptığını görüyorlar”
Görüyoruz ki ilk 100 günde belki isimlerini Türkiye’de kimsenin bilmediği, daha çiçeği burnunda belediye başkanlarımız, kendi şehirlerinde bütün imkansızlıklara rağmen destan yazıyorlar. Öyle diyor AKP’li bir arkadaş. ‘Bizimkiler şaşkın şaşkın Ankara bir şey yapacak mı, bu pandemi nedir’ derken, iki günde maske üreten, veresiye defteri kapatan, sokakta çalışanı evinde bulup sahip çıkan, dolmuş şoföründen sağlık çalışanına kadar herkese dokunan CHP’li belediyelerin bu ilk 100 gününde de ne yaptığını görüyorlar arkadaşlar. Birincisi, bir tek örnek. Her birinizde var. Ali Orkun Ercengiz, bu belediyeyi 23 milyon dolar borçla devraldı. Bugünkü parayla neredeyse 1 milyar liraya yakın borç. 800- 900 milyon borç. İki dönem yönetti. Sonra Ali Orkun Ercengiz Burdur’da ilk kez birisi üçüncü dönem belediye başkanı seçiliyormuş. Seçilir tabii. Sen 900 milyon lira borç yap, gelsin iki dönem hem bu borcu bitirsin, hem dünya kadar iş yapsın, israf etmesin, adam kayırmasın, hem hizmet etsin hem borç ödesin. Bu işte CHP belediyeciliği. Bunu gördükleri için bu sefer şöyle bir şeye döndüler. ‘Efendim, biz geçen sefer bunları takip ettik, izledik, sonra karalamaya başladık, kimini yargıladık, kimini görevden aldık, ona kayyum atadık, buna saldırdık, mahkeme açtık, iftira attık, televizyonları aleyhlerinde çalıştırdık.’ Adamlar İstanbul’da belediye otobüsü kiralayıp yani bir şahsa ait olan otobüsü çalışmadığı gün kiralayıp, film seti kurup, ‘Arıza yapan otobüste vatandaşın isyanı’ diye yalandan film çekerken yakalandılar. Sırf olgu ile algıyı ters çevirebilmek için, olgu ile algı yer değiştirsin diye. Olgu, hizmet ediliyor. İstiyor ki algı ‘Hizmetler aksıyor, kötü gidiyor.’ Yahu vatandaş senin yalan filmine kanar mı? Binmiyor mu o metrobüse, arabaya? O şehirde o yaşamıyor mu, görmüyor mu yapılan hizmetleri? O yüzden birimizin reklam filminde gerçekten kapatılan veresiye defteri vardı. Birimizin reklam filminde yalandan duman dumana tüten otobüsteki görüntüler vardı. Vatandaş gerçeğe inandı ve hakikate sarıldı.
“Bizim önceliğimiz olan emekli ve emekçileri görmüyorlar”
“‘Şimdi işi baştan sıkı tutalım, bunların elini ve kolunu bağlayalım. Ne yapacaksın? Efendim SGK borçlarına haciz koyalım. Vergi borçlarını hemen isteyelim.’ Sen 22 sene ülkeyi yönetmişsin, ne zaman görüldü belediyeye haciz yolladığı SGK’nın? Görülmedi. Sen ne yaptın 22 yıldır? Bu SGK ve vergi borçları ödenmediyse, niye ödenmedi? İki sebebi var. Bir belli aralıklarla geliyorsun, faizleri siliyorsun, yapılandırma yapıyorsun. Bunu yapan belediye borcunu erken ödeyen belediyeye göre vergi ve SGK tutarı kadar faizsiz kredi kullanmış oluyor. Sen bunu defalarca yaparsan, senin belediye başkanın da bunu ödemez, diğer belediye başkanı da bir öder, iki öder, üçüncüde derki ‘Ya biz de ödemesek.’ Bir kere burada sorumluluk tamamen sende. İkincisi, belediyelerin o kadar az kaynağı var ki, işte burada Antalya Büyükşehir Belediye Başkanımız var. 2,5 milyon nüfusa göre para alıyor, 25 milyon nüfusa hizmet ediyor. Sen oraya doğru aktarmayı yapmazsan, ne yapsın? Mesela arıtma arızalanacak. Antalya’nın denizine pis su akacak. Arıtmayı mı tamir edersin, SGK primini mi yatırırsın? Herkes arıtmayı tamir eder. Ulaşım aksıyor, ulaşıma mı bir şey yaparsın, vergi borcunu mu kaparsın? Bu belediyeler bunları ödeyemedilerse de ödemedilerse de sorumlusu bu iktidardır. Şöyle bir şey göstermeye çalışıyor. ‘SGK’ya efendim CHP’li belediyeler borcunu ödesin de.’ Ben diyorum ya 12 bin lira verme, 17 bin 500 lira ver emekliye diyorum, ‘Para yok’ diyor. ‘Maliyeti 33 milyar lira’ diyor bunun. Yahu 17 bin 500 lira yapmanın da maliyeti 100 milyar lira. Peki sen geçen sene yandaş şirketlere ne kadar vergi affettin, 660 milyar lira. Adını ezberlediğimiz müteahhit firmalara, hani ‘beşli çete’ diyorduk. Diyorlar ki ‘Onlar beş kişi değil aslında 25 kişi’, 43 kişi bunlar. 43 büyük firmanın otoyol yapan, köprü yapan, ihale alan, devletin her ihalesini iğneden ipliğe alan 43 firmanın 660 milyar vergi borcunu sildi. Altıda biri bütün emeklilere yetecek. Bir o kadarı bütün asgari ücretlilere yetecek. Siyaset öncelik belirleme işi. Beyefendilerin önceliği zenginler, bizim önceliğimiz olan emekli ve emekçileri de görmüyorlar.
“Emekliye 17 bin 500 lira yapın, bizim bütün CHP’li belediyeler bütün borcumuzu derhal kapatacağız”
Şimdi diyor ki bana ‘Özgür Bey, asgari ücret verin emekliye demiş, 100 milyar lira para lazım. Ödeyin SGK borçlarınızı da verelim.’ SGK’ya belediyelerin hepsinin borcu, SGK’ya olan bütün borcun yüzde 3’ü. Türkiye’deki bütün belediyeler SGK borcunun yüzde 3’üne sahipler. Yüzde 3’ü bizim belediyelerimizin borcu. Yüzde 97’si diğer borçlar. Bir ilan etsene, SGK’ya kimin borcu var, bir görelim. Belediyeleri söylüyoruz. Bu borçların yüzde 35’i bizim borçlarımızın, zaten AKP’den devraldığımız borçlar. Bir yüzde 35’i de eskiden AKP’den devralıp üstüne faiz binmiş borçlar. Bir kısmı da AKP’li belediyelerin çok gerisinde olmakla birlikte bizim borcumuz. Zaten rakam ortada. 60 milyar lira bizim var, 35 milyar lira AKP’nin. Bütün büyük belediyeler bizde. Türkiye’nin ekonomisinin yüzde 80’ini temsil eden belediyeler bizde, borcun yarısı sizde. İki bizse, bir sizin. Bir kere hesabın burası yanlış. Belli ki kimin daha çok borcu olduğu ama toplam yüzde 3 borcu. SGK’ya bunu ödeseler, sanki SGK’yı bugün bu borçları ödenmezse, emeklilere zam yapacakmış gibi. Ben şunu söyleyeyim, emekliye 17 bin 500 lira yapın, bizim bütün CHP’li belediyeler bütün borcumuzu derhal kapatacağız. Yap emekliye 17 bin 500 lira. Yıllardır affet, sil ve böl kendi belediyelerine, belediyeleri CHP alınca, başla bu yola.
“Bütün mesele CHP’lİ belediyeleri hizmet yapamaz hale getirmek”
Diyorlar ki, ‘Ankara büyük bir yer ama küçük bir yer.’ Her şey her yerde duyuluyor. Talimat şu, ‘Bütün yaz çalışacaksınız, 1 Ekim’de bize bu belediyeleri iş yapamaz hale getirecek, ne tedbir varsa alacağız. Tek çaremiz şu diyorlar, ‘CHP yönetemiyor algısını yerleştirmek. Yoksa iktidar elden gidecek.’ Ben diyorum ya belediye başkanlarımızın cebinde birer anahtar var. Bu ne belediyenin kasanını, kapısının anahtarı, bu anahtar CHP iktidarının anahtarı. Şimdi bütün mesele belediyelerin elini ve kolunu bağlayıp, hizmet yapamaz hale getirmeye çalışmak. Bunun adı düpedüz darbe girişimi. Bakın, asker gelirse, bir seçilmişin elini ve kolunu bağlayıp götürürse, buna askeri darbe diyoruz. Eğer yargı yoluyla yapılırsa, buna ‘yargı darbesi’ diyoruz. Geçen dönem İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde Ekrem Başkanın mazbatasının iptali gibi. Yalova Belediyesi’ne haksız yere üç bilirkişi raporuna rağmen yargılamanın tamamlanmayıp, belediyenin elde tutulması gibi. ya da pek çok belediyede pek çok örnek, hepimize şunu gösterdi. Yargı eliyle bir takım suçlama ve ithamlara el koyma, hepsinin sonunda, eninde sonunda millet o belediyeleri CHP’ye geri verdi. Şimdi yeni bir yargı, darbe girişimi var. O darbe girişimi mali darbe girişimi. Bugün yapılan iş belediyelerin elini ve kolunu yargısal kararlarla yapamadılar, askeri darbe yapacak halleri yok. Belediyelere mali darbe yapıyorlar. Belediyenin elini ve kolunu bağlıyorlar, hizmet edemez hale getirmeye çalışıyorlar. Millet ile devlet karşı karşıya gelirse, millet kazanır.
“Bugün belediye hizmetlerinde ‘Hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır”
Milletle devlet karşı karşıya gelirse millet kazanır. 31 Mart seçimlerinde milletle devlet karşı karşıya getirildi. Anadolu Ajansı, Atatürk’ün kurduğu canım Anadolu Ajansı bir ittifakın ajansına dönüştürüldü. TRT televizyonu AK Parti’nin kanalı haline dönüştürüldü. Bizi bir dakika, kendilerini 500 dakika verdiler. İlçe başkanları yerine kaymakamlar, il başkanları yerine valiler çalıştı ama millet gördü ki karşısına devlet geçmiş millet devletin adaylarını değil, sizin gibi milletin adaylarını seçti, yine aynı şey olacak. Onlar el kol bağlayacaklar, hizmetleri aksatmaya çalışacaklar. Biz kendimizi doğru ifade edeceğiz. Mazeret üretmeden çalışacağız. Yine dayanışma yapacağız, halkı davet edeceğiz. Gençleri davet edeceğiz. Büyük dayanışmalarla büyük emeklerle çalışacağız. Bunları teşhir edeceğiz. Bu yaptıklarını vatandaşa göstereceğiz. Diyeceğiz ki ‘Hacı abi sen oyu Tayyip Bey’e ya da onun işaret ettiğine verince sorun yok. Ama ona vermediğinde sana gelecek hizmeti aksatmaya çalışıyor.’ Çöp arabasına haciz koyacakmış ki çöpler toplanamasın, işte ‘CHP demek, çöp demek, çukur demek’ diyecekmiş. Vidanjörü bağlayacak, hacı amcanın foseptiği temizlenmeyecek hacı amca CHP’ye kızacak. Bunu hacı amcaya anlatacağız, Emine Hanım’a anlatacağız. Bir hizmet iktidar yüzünden aksıyorsa bunu o hizmetin aksadığı yerde anlatacağız. ve o hizmetin aksamaması için de tarihin en büyük dayanışmasını yapacağız. Birbirimizin yardımına koşacağız. Birimizin çöp arabasını mı bağladı? Öbürü onu takviye edecek. Birimizde bir hizmeti aksatacak bir tedbir mi alındı? En yakın belediye ona koşacak. Çünkü bu mesele artık belediyecilik meselesi olmaktan çıktı. Bugün belediye hizmetlerinde ‘Hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır. O satıh bütün vatan toprağıdır’ arkadaşlar. Çünkü siz halkımız, milletimiz tarafından belediye başkanı olarak görevlendirildiniz. Resmi unvanınız bu ama esas işiniz Atatürk’ün partisini Cumhuriyet’in ikinci yüzyılının ilk seçimlerinde iktidar yapmak. Sizin böyle bir göreviniz var. O yüzden benim burada bu işin aksamıyor değil. Bir yerde bir şey aksıyorsa hepimiz yetişeceğiz. Büyük bir disiplinle büyük bir merkezi yönetimle. Ayrıca pandemide gördük vatandaşımıza derdimizi doğru anlatırsak, ‘Koş, yetiş’ dersek yetişiyorlar. Dünyanın dört bir yanından sizlerle dayanışmak isteyen hem insan kaynağı hem dünyanın dört bir yanında bu ülkeyi seven insanların bir ihtiyacı varsa ‘Elimi taşın altına nasıl sokarım’ diyor. Bu büyük dayanışma ağını biz örgütleyeceğiz. Siz örgütleyeceksiniz. Yerelde, genelde, dünyanın dört bir tarafındaki soydaşlarımızın, Türkiye’nin dört bir yanındaki vatandaşlarımızın katkılarıyla bu büyük saldırıyı bertaraf edeceğiz.
“Sırf oyunu başka partiye verdi diye çöpünü toplatmamaya tenezzül ederseniz bu millet bunun karşısında çok önemli bir reaksiyon gösterir”
Göreceksiniz bu kamu vicdanını yaralayan, toplumun vicdanında geri tepecek bir darbe girişimidir. Bu millet Kenan Evren’in darbesinden sonra işaret ettiği kişiyi değil, Turgut Özal’ı seçti. Bu millet kendisine birisi bir şey dayattığında, bu millet siyasileri sever, dinler ama sesini çok yükseltir, emretmeye başlarsa ‘bana emir veremezsin’ der kimin patron olduğunu gösterir. Sizi belediye başkanı seçmiş olabilirler, milletvekili seçmiş olabilirler, partimizin genel başkanı olabilirsiniz, Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı yapmış olabilirsiniz, hep millet ‘yap’ dedi diye yaptınız. Şimdi siz millete görev verdiği belediye başkanı üzerinden ceza kesmeye kalkarsanız, sırf oyunu başka partiye verdi diye çöpünü toplatmamaya tenezzül ederseniz bu millet bunun karşısında çok önemli bir reaksiyon gösterir. O yüzden biz, şimdi hacizler geliyor, göğüsleyeceğiz. Yaz geçecek, biz çalışacağız. 1 Ekim gelecek, ne yapacaklarını göreceğiz. Ama şunu söyleyelim, asla ve asla mazeret üretmeden kendimizi iyi ve doğru anlatarak mümkün olduğu kadar hizmetlerin aksamamasını sağlayarak anlık aksamalar varsa da sebebini doğru göstererek, doğru işaret ederek mutlaka bu süreçte üstlendiğiniz bu önemli görevi en iyi şekilde yerine getirmelisiniz. Dediğim gibi mesele sadece bulunduğunuz yerde iyi belediyecilik yapmak değil. Topyekün bu süreçten partimizi başarılı çıkarmak, bunun için de bizler size güveniyoruz, inanıyoruz.
“Kötü niyetli denetimler, çok haksızlıklar yapılıyor”
Maalesef belediye başkanları elbette ki rutin ve ani denetimler geçirirler. Bundan Cumhuriyet Halk Partililerin hiç endişesi olmaz. Ama maalesef bize karşı çok kötü niyetli denetimler yapılıyor. Çok haksızlıklar yapılıyor. Tabi gerek Sayıştay’da gerek Mülkiye müfettişliğinde görevini liyakat ile layıkıyla yapan iyi insanlara hiçbir sözümüz yok. Ama bazı tetikçiler görevlendiriliyor, gittikleri yerde yaptıkları denetimin siyasi amaçları oluyor. Buna karşı biz size 20’ye yakın Sayıştaycı, 5 mülkiye müfettişinden oluşan geçmişte bu görevleri çok başarıyla yapmış, ekiplerle sizi rutin denetimlere hazırlama ani denetimlerde ya da rutin denetimler sırasında ihtiyaç duyulan hukuki ve teknik desteği vermek ve bazı kötü niyetli çabalarda size refakat ederek oradaki denetimin usulüne uygun cereyanına eşlik etmek üzere veya size orada destek vermek üzere bir denetim birimi de kuruldu. Tabi partinin belli konularda istediği zaman farklı raporları sunmak gibi görevleri de olacak. Bunun yanında eşgüdüm işimiz var. Bu büyük yapının en çok üzerinde durduğu. Çok iyiyiz, çok başarılıyız ama her birimiz verdiğimiz hizmeti bir başka isimle bir başka renkle, bir başka fonla bir başka anlatıyla bir başka iletişimle yapıyoruz. Bunları ortaklaştırmak lazım mevcutlarda. Örneğin bütün Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin bir tane kartı olacak. Belediye başkanlarım hemen diyor ki, ‘Eyvah bizim kartlar ne olacak?’ Önü aynı olacak. Arkası sizin istediğiniz gibi olacak. Bir tarafı CHP’li belediyelerin ortak yüzü olacak. Bütün Türkiye’de onu gören bu kartın Cumhuriyet Halk Parti’li bir belediyeye ait olduğunu bilecek. Ama arka yüzü örneğin Selçuk’ta Efes Kart var Kuşadası’nda yanı başında Efe Kart var. O isimler de geçiş dönemi de yer alacak belediyenin logosu yer alacak. Belediye başkanımızın işte imzası varsa yer alacak ama ön taraflarında ortaklaşacağız. Biri kent lokantası açıyor, biri semt lokantası, biri halk lokantası, bunları ortak isimde ortak temayla da ortak renkte birleştireceğiz. Bundan sonra da yapılan, herkesin yapacağı işleri tek tip, tek renk, tek font, tek anlatı, ortak iletişimden sürdüreceğiz. Bir de tabi herkesin yapıp herkese uymayacak ama bazılarının ihtiyaç duyduğu projeler var. Örneğin kreş her yerde yapılmalı, bir yerde güzel bir kreş projesi çiziliyor. Orada başka orada başka bundan sonra hatta belki de yarışmalarla yapılacak bu projelerin şartnamesinde diğer CHP’li belediyeler tarafından istenildiğinde kullanılabilmesini hep birlikte yazacağız. Uygulama bedeli varsa onu da yazacağız. Ama her birimiz işte 600 kişilik kız yurdunu ya da 50 öğrencilik, 100 öğrencilik kreşi ayrı ayrı çizdirmeyeceğiz. İhtiyaç varsa farklılaşabilir ama ortaklarda birleşeceğiz. Yaptığımız projeleri yazmamız lazım. Yani önce yaptıklarımızı yazıp o yazımı mükemmelleştirip sonra yazıldığı gibi uygulayıp, uygulamadaki aksaklıkların da öne geçmemiz lazım. Ama ortak proje havuzunda bir başka yerde yapılmış bir doğru işi, bir diğer yerde diğer arkadaşımız uygulamaya hazır haliyle devralabilecek. Bunun için çalışacağız.
“Üreticiyi ve tüketiciyi ezdirmeyecek bir sistem kuracağız”
Size bugün tarımla ilgili ve hayvancılıkla ilgili yapacağınız toplantıda başarılar diliyorum. Ben de takip edeceğim. Bir kısmını sabah gördüğüm şu, Türkiye’de büyük bir emek sömürüsü var ve bu tarımda artık katlanılamaz durumda. Bunun adı Rize’de çay, Artvin’de çay, Trabzon’da çay. Maliyeti 19 lira. 17 lira taban fiyat açıkladılar 25 beklenirken. Büyük bir isyan var. Bunun adı Konya’da, Osmaniye’de, Tekirdağ’da buğday. 8,25’lik fiyatı 9,25 yaptılar. Mazot, her şey 2 katına çıkmış. Büyük bir isyan var. 15 lira bekleniyordu. Hiç olmazsa 13 lira olsun deniyordu ama 9,25 yaptılar. Böyle bir isyan var. Bugün burada gördük ki bu mağduriyetin adı Burdur’da fasulye. Türkiye’ye, fasulye yediren bu memlekette fasulye tarlada 8 lira, Burdur’da pazarda 80 lira, Manisa’da 80 lira, İstanbul’da 120 lira, Didim’e gittiğinizde 200 lira. Orada insanlar söylediler, son aldığı fiyatları. Ama burada 8 lira. Sofralık domates 10 lira, Manisa’da salçalık domates 1 lira 80 kuruş. İzmir’de 1 lira 75 kuruş. Büyük isyan var. Bunların tamamını, bunların tamamını hep bir elden bir mantıkla çözmemiz lazım. O da şu, elbette bu süreçte siz çalışacaksınız, üreticileri destekleyeceğiz. Bazı ürünlerini alacağız, dağıtacağız falan ama temel mantık şu. Üreticiyi de tüketiciyi de ezmeyen bir düzen kurmak lazım. İkisini ezdirmezseniz aradaki zengin ettiklerinizi küstürürsünüz. Bu aradakileri, sistemi geliştiren AK Parti. Biz üreticiyi ve tüketiciyi ezdirmeyecek bir sistem kuracağız. Bunun adı 70’lerde kooperatifti. Kooperatifçiliğe yeniden önem verilecek. Üretici birlikleri kurulacak. Sulama birlikleri 22 yılda ne hale getirildi? Bugün Burdur’da yaşanan su sıkıntısının ana sebebi herkesin mecburen ve tek başına sondaj vurması. Su yüzlerce metre derine çekildi, göl çekildi. Sulama çok pahalı hale geldi. O yüzden masraflarla baş edilemez hale geldi. Hepsine bir bütünleşik yaklaşıma ihtiyaç var, iyi tarım politikasıyla ilgili Cumhuriyet Halk Partisi’nin önümüzdeki süreçte çok bütünleşik politikalarını, programlarını sunacağız. Ama sizlerin yerelde yapacakları işbirlikleri, çalışmalar çok önemli.
“Bu mali darbe girişimini el birliğiyle püskürteceğiz”
Geçmişleri, tertemiz iletişimleri, kuvvetli halkın sevdiği başkanlarsınız ama size karşı kötücül bir akıl var. Sizi çalıştırmamak, elinizi kolunuzu bağlamak üzere. Buna karşı dirençli olun, gayretli olun. Bunları mazeret bilmeyelim. Mazeret yerine gayret üretelim. Halkla iletişimimizi doğru kuralım. Bu darbe girişimini, bu mali darbe girişimini el birliğiyle püskürteceğiz. Hepinize inanıyorum, hepinize güveniyorum. Kentlerinize, şehirlerinize bizlerden selam götürün. Biz de bundan sonra bugüne kadar olduğu gibi çok sayıda şehrimize gittik. Sizin de şehirlerinizi ayrı ayrı gelecek sizlerle birlikte olacağız. Hep birlikte çok çalışacağız. Hep birlikte başaracağız. Eninde sonunda bu milletin makus haline hep birlikte yeneceğiz. Bu insanların yüzünü güldüreceğiz. 31 Mart gecesi yerelde kazandığımız başarıyı sağ olsun anons ederken başkanım ‘zafer’ dedi. Ben zafer olarak nitelendirmiyorum çünkü bir kaybedeni olacak diye korkuyorum. Kimse kendini kaybetmiş hissetmesin. 31 Mart’ın bakın, kaybedeni yok. 21 ilde bir cümle okudum, siz olmasanız olmayacaktı. Siz bu hizmetleri CHP’liye yapmıyorsunuz. Sütü MHP’li de içiyor. MHP’linin çocuğu da içiyor. AK Parti’linin çocuğu da içiyor. DEM’linin çocuğu da içiyor. Bütün hizmetlerinizden oy veren vermeyen herkes yararlanıyor. Bunun için şehirlerinize bizden çok selam. Allah size güç kuvvet versin. CHP ve milletimiz sonuna kadar arkanızda.”
]]>Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği (TÜRMOB), 81 ilden gelen üyeleriyle Ankara Anıtpark’ta “Enflasyon düzeltmesinin geçici vergi dönemlerinde yapılmaması ve mesleki sorunların çözümü” talebiyle miting düzenledi. CHP milletvekilleri de mitinge katılarak destek verdi.
Mitingde konuşan TÜRMOB Genel Başkanı Emre Kartaloğlu, şunları söyledi:
“Biz serbest muhasebeci mali müşavirler ve yeminli mali müşavirler, bugüne kadar ülkemizin kötü günlerinde her türlü fedakarlığı yaptık, bundan sonra da yapacağız. Ancak, bugün mali müşavirlerin sırtındaki yük artık dayanılmaz boyutlara ulaşmıştır. Ölçüsüz iş yükü ve adil olmayan ücret tarifesi, mali müşavirlerin iş-yaşam dengesini olumsuz etkilemenin ötesine geçmiş ve meslektaşlarımızın insani yaşam hakkını ellerinden almaya başlamıştır. Meslek camiamız sürekli, kronik hastalıklar, ani ölümler ve maalesef intihar haberleriyle sarsılmaktadır. Ülkemiz yaklaşık 20 yıl gibi bir aradan sonra enflasyon düzeltmesi işlemlerinin tekrar konuşulduğu bir döneme girmiştir. Doğru çıktılar elde etmek için enflasyon düzeltmesi işlemlerini yapmak ve bilançoları enflasyon etkisinden arındırmak gerektiği açıktır. Hazine ve Maliye Bakanlığımızın, yıllık beyannamelerde bu işlemin yapılmasını ve mali tabloların gerçeği yansıtmasını istemesi son derece doğaldır. Ancak Bakanlık, bu işlemlerin her 3 ayda bir geçici vergi dönemlerinde de yapılmasını, geçici vergi beyannamesi ekine bilanço konulmasını ve bunun düzeltilmesini istemektedir. Bilindiği gibi bilanço çıkarmak için yalnızca kayıtlar yeterli olmamakta, başta stoklar olmak üzere bütün varlıkların fiili envanter işlemine tabi tutulması gerekmektedir. Oysaki özellikle küçük ölçekli firmalarda gerek bilgi akışı ve gerekse bilgi işlem ve yazılım altyapılarında önemli eksiklikler bulunmaktadır. Bu da küçük işletmelerde üç ayda bir sağlıklı olarak bilanço çıkartılabilmesine olanak vermemektedir. Nitekim bugüne kadarki geçici vergi uygulamasında Gelir İdaresi, gelir tablosunun düzenlemesini yeterli görmüş bilanço çıkarılmasını istememiştir. Verginin bir bölümünü önden peşin almak için ihdas edilmiş olan geçici vergilemede enflasyon düzeltmesi yapılamaz. Bu işlemi hakkıyla yapacak olanlara da hiçbir şekilde bu süre yetmez. Yapılacak her işlem hatalarla dolu olur. Bu işlemlerden hem meslek mensupları hem de işletmeler ciddi zararlar görür. Dolayısıyla kamu yararı zedelenir. Kamusal sorumluluğumuz gereği bu uygulamadan bir an önce vazgeçilmesini bir kez daha Bakanlığımızdan talep ediyoruz.”
“İnsanlara tepeden ceza yağdırmak modern devlet ilkelerine aykırıdır”
Geçen hafta TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen vergi kanunlarında değişiklik yapılmasını öngören kanun teklifi ile usule ilişkin işlemlerde yapılabilecek ufak hatalarda dahi büyük cezalar uygulanacağını belirten Kartaloğlu, “Diğer taraftan parasal olmayan kıymetlerin enflasyon düzeltme farklarının vergiye konu olacak olması sebebiyle, çoğunlukla yabancı kaynak kullanarak faaliyetlerini yürütebilen küçük ölçekli işletmeler gerçekleşmemiş olan karlar üzerinden vergi ödemek zorunda kalacaktır. Bu sebeple gayri faal işletmeler bile enflasyondan kaynaklı vergi ödemek zorunda kalabilecektir. Bu durum küçük işletmelerde ciddi derecede faaliyetlerini sürdürme zorluğu yaratabileceği gibi ülkemiz ekonomisi de bundan zarar görebilecektir. Yine 2023 dönemine ait enflasyon düzeltmesinin, 2024 dönemine olan olası vergi etkisinin henüz değerlendirilemediği, uygulamada önemli belirsizliklerin olduğu, beklenen açıklamaların henüz yapılmadığı bir ortamda geçici vergi dönemlerinde enflasyon düzeltmesi yapılması sağlıklı sonuçlar doğurmayacaktır. Geçtiğimiz hafta TBMM’de vergi kanunlarında değişiklik öngören bir kanun kabul edilmiştir. Bu kanun ile usule ilişkin işlemlerde hata yapılması halinde uygulanacak cezalar fahiş rakamlar olarak belirlenmiş, tek bir bildirimin atlanması halinde uygulanacak cezalar 60 bin TL olarak öngörülmüştür. Başka bir anlatımla, en küçük ve masum bir hata ya da unutkanlığın bedeli, bir aylık gelirle ödenemeyecek hale getirilmiştir. Hemen her gün mali mevzuatımızda değişiklik olurken, yeni bir beyan ve bildirim getirilirken, mevcut beyannamelerin içerikleri değiştirilirken ve tek bir mükellef için bir ayda onlarca beyan ve bildirim istenirken, meslek mensuplarının hata yapmamalarını beklemek, insafsız bir yaklaşımdır. Yapılan hatanın doğurduğu etkiyi dikkate almadan, vergi kayıp kaçağı olup olmadığını sorgulamadan, insanlara tepeden ceza yağdırmak modern devlet ilkelerine aykırıdır” dedi.
“Artık bu büyük yükü kaldırmakta zorlanıyoruz”
Kartaloğlu, konuşmasının devamında şunları söyledi:
“Bakanlığın hazırladığı bu ve benzer kanunlar sebebiyle, yakında muhasebe mesleğini layıkıyla icra edecek meslek mensubu kalmayacaktır. Bu şartlar altında muhasebe mesleğinin ve muhasebe ofislerinin sürdürülebilirliği büyük tehlike altındadır. Bu durumda da en büyük zararı yine devletimiz görecektir. Mesleğimizin ve meslektaşımızın onlarca sorunu çözüm beklemektedir. Mali müşavirlerin iş yükünü hafifletecek çözüm önerileri Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkililerine hem yazılı hem de sözlü olarak birçok kez aktarılmıştır. Bu çözüm önerilerimize kulak tıkayan Bakanlığımız, sorumluluk yüklemede ve cezalandırmada son derece hızlı davranmaktadır. Gelir İdaresi Başkanlığı’nın vergi takvimine bakıldığında, 36 adet beyan ve bildirim yapılması gerektiği görülmektedir. Bunlar arasında, Ocak-Haziran dönemi enflasyon düzeltmesi yapılan ve bilançonun istendiği geçici vergi beyannamesi de bulunmaktadır. Artık bu yük, kaldırılabilir boyutları aşmıştır. Yükümüz sadece bunlarla da sınırlı değil. TÜİK tarafından istenen beyan ve bildirimler, SGK tarafından istenen beyan ve bildirimler, Ticaret Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından istenen pek çok beyan ve bildirim bulunmaktadır. Bu bilgilerin çoğu aslında devletimizin elinde mevcut olup, bilgi havuzunun oluşturulamaması nedeniyle tekrar tekrar meslek mensuplarına yük olarak getirilmektedir. Bizler yaklaşık 130 bin meslek mensubu ve 25 bin aday meslek mensubu ile bugüne kadar, ülkemiz için devletimiz için kamu yararını gözeterek kamu finansmanının sağlanmasında, ekonomik faaliyetlerin raporlanması ve denetlemesinde büyük fedakarlıklar gösterdik. Ancak artık bu büyük yükü kaldırmakta zorlanıyoruz. Yükümüzün azaltılmasını ve emeğimizin karşılığını almayı, Bakanlık vesayeti olmadan hazırlanan ücret tarifeleri ile mesleğimizi sürdürmeyi, kamu yararı çerçevesinde ülkemiz ve devletimiz için çalışmaya devam etmek istiyoruz. Başta geçici vergi dönemlerinde enflasyon düzeltmesi işlemlerinin yapılmaması olmak üzere aşağıdaki taleplerimizin yerine getirilmesini istiyoruz.”
“Taleplerimiz karşılanana kadar da mücadelemize devam edeceğiz”
Kartaloğlu, konuşmasının sonunda taleplerini şu şekilde sıraladı:
“İnsanca geçirilebilecek, göstermelik olmayan gerçek bir mali tatil yürürlüğe konulmalıdır. Kayıt dışılıkla gerçekten mücadele edilmek isteniyorsa, basit usul kaldırılmalı, istisnasız tüm mükelleflerin beyannamelerini meslek mensuplarına imzalatmaları zorunlu hale getirilmeli, mali müşavirlik hizmetlerine erişimi kolaylaştırmak için de bu hizmetlerdeki KDV oranı düşürülmelidir. İdarenin elektronik sistem altyapısı güçlendirilmeli, beyan ve bildirim gönderimlerinde tıkanıklığa sebebiyet verilmemelidir. İdarelerin birbirlerinden veri alabilecekleri sistemsel altyapılar kurulmalı, aynı bilgilerin birçok yere beyan edilmesinin önüne geçilmelidir. TÜRMOB’un beyan ve bildirimlerin sadeleştirilmesi ve bazı beyannamelerin birleştirilmesi konusundaki önerilerinin hayata geçirilmesi gerekmektedir. Meslektaşlarımızın yetki ve sorumlulukları arasındaki dengesizlik ortadan kaldırılmalı, sorumlulukları azaltılmalıdır. Asgari Ücret Tarifesi yayımlanırken günün ekonomik şartları dikkate alınmalı, ücretin verilen emeğin ve mesainin karşılığı olması sağlanmalıdır. Arabuluculuk yetkisi dünya uygulamalarında olduğu gibi mali müşavirlere de verilmelidir. Belirli kıdeme sahip meslek mensuplarına yeşil pasaport hakkı verilmelidir. Deprem bölgesinde özellikle Maraş, Hatay, Adıyaman ve Malatya illerinde mücbir sebep hali uzatılmalıdır. Meslektaşlarımız KOSGEB desteklerinden yararlanmalıdır. Bu haklı taleplerimizin bir an önce karşılanmasını bekliyoruz. Taleplerimiz karşılanana kadar da mücadelemize devam edeceğiz.”
]]>Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nu ziyaret etti. Ziyaretin ardından iki lider ortak basın toplantısı düzenledi.
İYİ Parti lideri Dervişoğlu, “Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Sayın Fatih Erbakan, daha önceden planlamıştık ama bazı aksaklıklar söz konusu olduğu için bugüne kaldı ziyaretleri. Hayırlı olsun ziyaretinde bulunmak üzere bugün genel merkezimizi şereflendirdiler” dedi.
Erbakan’a ve beraberindekilere teşekkür eden Dervişoğlu, “Bir hayırlı olsun ziyaretiydi ama Türkiye’nin bütün sorunlarını kısa zaman içinde başlıklar halinde ele aldık. Türkiye’nin demokrasi, adalet ve hukuk anlayışını, ekonomisini, emeklinin çektiği çileyi, geleceğe dair vizyonunu, neredeyse konuşulması gereken ne varsa başlıklarıyla değerlendirdik” diye konuştu.
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan da “Türkiye’nin gündemiyle ilgili meselelerinde fikir alışverişinde bulunuldu. Önümüzdeki süreçte de İYİ Parti ve Yeniden Refah Partisi arasında bu görüşmelerin devam etmesi, Türkiye’nin milletin hayrına olacak noktalarda birlikte hareket edilmesi gibi konularda görüşmeler yapıldı” ifadelerini kullandı.
“Bir gece ansızın İsrail’e giremeyiz…”
“Milletin hayrına olması için tüm siyasi partilerle bu görüşmeleri yapmaya devam ediyoruz ” diyen Erbakan, akşam saatlerinde İsmail Haniye’nin cenazesi için Katar’a gideceğini söyledi.
Saldırıyı Yeniden Refah Partisi olarak lanetlediklerini ifade eden Erbakan, “Mahmut Abbas’ın 15 Ağustos’ta TBMM’ye davet edilmesi, konuşma yapacak olması olumlu bir gelişmedir. Yeniden Refah Partisi olarak uzun süredir ifade ettiğimiz Kürecik Radar Üssü’nün kapatılmasıyla ilgili gerekli girişimlerinin iktidar tarafından yapılmasını istiyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı, ‘Bir gece ansızın İsrail’e de gireriz’ dedi. Ancak kendisine şunu hatırlatmak istiyoruz; Bir gece ansızın İsrail’e giremeyiz çünkü her şeyden önce bizim kendi topraklarımızdaki Kürecik Radar Üssü, bizim gireceğimizi İsrail’e önceden haber verir.” dedi.
“Emekliler ve asgari ücretliler açlık sınırının altında”
Dervişoğlu ile Türkiye’deki ekonomik tabloya ilişkin de konuştuklarını aktaran Erbakan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Geçim derdi konusunu da konuştuk. Bugün Türkiye’de açlık sınırı 20 bin 700 TL’ye gelmiş. Yoksulluk sınırı 62 bin lirayı açmış. Bu hesaba göre Türkiye’de halkın yüzde 45’i açlık sınırının altında gelire sahip. Yüzde 85’i yoksulluk sınırının altında gelire sahip. Emekliler ve asgariler açlık sınırının altında. Milyonlarca insan da yoksulluk sınırının altında. Türkiye’de evine 62 bin liranın üzerinde gelir giren kaç hane var? Türkiye’nin yüzde 85’i bugün yoksul.”
“Çifte standartçı bu yaklaşımı kabul etmediğimizi, kınadığımızı ifade etmek istiyorum”
Erbakan belediye borçlarına ilişkin de şunları kaydetti:
“İktidarın yerel yönetimlerdeki seçimlerde görmüş olduğu büyük hezimet sonrasında Türkiye genelinde yüzde 70’lik kısımda yerel yönetimleri kaybetmesi sonrasında birden aklına belediyelerin SGK borçları geldi. 20 senedir AK Partili belediyelerin yapmış olduğu bu borçlar, tahsil edilmezken, şimdi belediyeler el değiştirince borçların tahsil edilmesi akla geldi. Bu aslında hem muhalefet partilerini hem de oy veren seçmeni cezalandırmak manasını taşıyor. Çifte standartçı bu yaklaşımı kabul etmediğimizi, kınadığımızı ifade etmek istiyorum. Gerekirse haciz yoluna giderek, belediyelerin hizmet edemez hala getirilmesini içeren bu düzenleme haksız ve samimiyetten uzak bir yaklaşımdır. Bu 90 küsür milyar lirayı imtiyazlı holdinglerden kesin. Faize verdiğiniz paradan ve kamudaki israftan kesin. Bu belediyeler, 20 senedir AK Parti’deyken neden tahsil edilmedi?”
“Hemen seçim olacaksa hazırlıklarımıza başladık”
Gazetecilerin erken seçime ilişkin sorusuna yanıt veren Dervişoğlu, “Erken seçim konusundaki görüşlerimi ifade ettim. Siyasi partiler eğer erken seçim istiyorlarsa ben buradan açıkça ifade ediyorum. Hemen seçim olacaksa, biz İYİ Parti olarak bu seçime dair hazırlıklarımıza başladık. Ama bu bir spekülatif amaçla kullanılıyor, bugün gündeme getirelim, 2,5 sene sonra yaparız türünden bir yaklaşım içeriyorsa, tarafımızdan bakıldığında onun da kabul edilebilir bir yanı yok. Benim seçim istememle seçim olmuyor. Seçimin şartlarının oluşması lazım. Eğer erken seçim yapılacaksa, İYİ Parti yarın yapılacak olan seçime bile hazır” ifadelerini kullandı.
Erbakan: “2025 yılı sonbaharında bir erken seçimin olup olması tartışılmalı”
Erbakan ise aynı soruya, “Türkiye’de ekonomik koşullar her geçen gün ağırlaşmaya devam ediyor. Ekonomik göstergeler işlerin daha da kötüye gittiğini gösteriyor. Bizler 2025 yılı içerisinde bir erken seçim yapılabilmesini tartışabilmeliyiz. Çünkü 2025 Mayıs’ta yeni ekonomi yönetimi iki yılını doldurmuş olacak. AK Parti iktidarı da 23 yılını doldurmuş olacak. Bir pehlivanın mindere çıkışından durumu belli olur’ diye rahmetli Erbakan Hoca’mız söylerdi. ‘Bir iktidarın ilk 100 gününden ne yapıp yapamayacağı belli olur’ diye ifade ederdi. O zamana kadar da bir iyileşme olmazsa, öyleyse 2025 yılı sonbaharında bir erken seçimin olup olması tartışılmalı diye düşünüyorum” yanıtını verdi.
Erbakan, Atalay sorusuna, babasını hatırlatarak yanıt verdi
AYM’nin Can Atalay hakkında verdiği karara ilişkin soruya da Fatih Erbakan, “Anayasa Mahkemesi kararlarına bizim hoşumuza gitmese de saygı duyulması gerektiğini her zaman ifade ediyoruz. Bunun en güzel örneği de rahmetli Erbakan Hoca’mızın Refah Partisi’nin kapatılması kararına vermiş olduğu tepkidir. Orada da kendisi aynı şeyi söylemişti. ‘Bir hukuk devleti, düzeni içerisindeyiz. Yargının, mahkemelerin verdiği kararlara hoşumuza gitmese de saygı duymamız gerekmektedir’ diye ifade etmişti. Biz de bu noktada aynı düşünceyi paylaşıyoruz.” dedi.
“İktidarın mahkeme kararlarıyla inatlaşması adalet duygusunu zedelenmesine vesile oluyor”
Dervişoğlu da “Bu konu aslında Türkiye’de tartışılmaması icap edilmemesi gereken bir konu. Tartışılmaması için gündemde olmaması lazım. Türkiye’nin gündemine böyle bir sorunun taşınması, Türk demokrasisi açısından hiç güzel bir şey değil. Orta yerde bir mahkeme kararı var. Daha önceden düşürülmüş bir milletvekilliği sorunu var. İktidarın mahkeme kararlarıyla inatlaşması adalet duygusunu zedelenmesine vesile oluyor” diye konuştu.
]]>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu Trabzon’a gelerek burada bir dizi ziyarette bulundu. Önce Trabzonspor’un kuruluşunun 57.yılı çerçevesinde düzenlenen programa katılan Bakan Uraloğlu, ardından Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’ni ziyaret etti.
Burada basın mensuplarına Samsun-Sarp arasındaki yapılması planlanan demiryolu ile ilgili açıklamalarda bulunan Bakan Abdülkadir Uraloğlu, “Bu sene inşallah ilk etapta Kırıkkale- Çorum arasının hızlı tren yapım ihalesini çıkıyoruz. Bu ay ya da önümüzdeki içerisinde bu ihaleyi gerçekleştireceğiz. Bu senenin sonu ya da 2025’in başında da Çorum-Samsun arasının yapım ihalesini inşallah çıkacağız. Bir taraftan da Samsun ile Sarp Sınır Kapısı’na sahilden demiryolunu getirme ile ilgili proje çalışmalarını başlattık. Bunun ne kadar zor olduğunu biliyoruz. Çünkü burada bir taraftan yük taşırken diğer taraftan ise insanın taşınması da önemli. Yerleşim daha çok sahil kesimde olduğu için doğru bir proje olduğunu düşünüyoruz” diye konuştu.
“Cumhurbaşkanımızın Rize’deki çıkışını şimdi daha iyi anladık”
Geçtiğimiz günlerde suikast sonucu öldürülen Hamas Lideri İsmail Heniyye suikasti ile ilgili de değerlendirmede bulunan Uraloğlu, ” İsrail’in ülkemizi de sayarak bazı ülkelerde Hamas’ın yöneticilerinin hedef alınacağı ile ilgili açıklaması olmuştu. Bu konuyla ilgili de Cumhurbaşkanımız ve Dışişleri Bakanlığı’mız üst perdeden bir cevap vermişti ve bunun üzerine bir çok operasyon da yapılmıştı. Bir kaç gün önce Rize’de Cumhurbaşkanımızın bir çıkışı oldu, sonrasında da AK Parti’nin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda daha etkili bir çıkışı oldu. Geldiğimiz bu noktada yaşanan şeylerden sonra Cumhurbaşkanımızın o açıklamalarının ne anlama geldiğini biz şu an daha iyi anladık. Şu an Filistin’de bilinmeyeni ile birlikte 40 bin insan katledildi. Biz Heniyye’nin şehit edilmesini en üst perdeden şiddetle kınadık. Savaşın bu coğrafyaya yayılmasıyla ilgili gayretlerdir. Bu anlamda da Türkiye Sayın Cumhurbaşkanımızın durduğu noktada gerçekten güçlü bir duruş gösteriyor. Temennimiz odur ki bu vahşet bir an önce bitsin. İsrail 1967 sınırlarına çekilsin. Bizim temenni ve gayretimiz budur” şeklinde konuştu.
“Trabzon’a yeni bir havalimanı yapacağız”
Trabzon’a yapılması planlanan yeni havalimanı projesiyle ilgili de “Bizim şu an havalimanının bulunduğu mevcut yerde pistin uzatılması şeklinde değil, oradaki Trabzonspor tesislerini de koruyacak şekilde biraz daha kuzeye tamamen yeni bir pist ve terminalinin yapılması yapılması üzerine bir projemiz var. Önümüzdeki günlerde ilgili kurumlar ile beraber orada da bir tespit çalışması yaparak projeyi netleştirip yapılması gereken ne varsa daha kuzeye yeni bir havalimanı yapacağız. Ordu-Giresun ve Rize-Artvin havalimanları gibi dolgu bir havalimanı yapacağız. Şu anki pistten sonraki ve Trabzonspor tesislerinden sonraki alana yepyeni bir havalimanı yapacağız” ifadelerini kullandı. – TRABZON
]]>KAYSERİ – AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı; Sokak Köpekleri Yasası ile ilgili olarak; “Yasanın hiçbir maddesinde köpeklerin uyutulacağı diye bir gerçeklik yok” dedi.
AK Parti İl Başkanlığı’nda vatandaşlarla buluşarak sorunlarını dinleyen AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı; mecliste kabul edilen Sokak Hayvanları Yasası ile ilgili İhlas Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu. Sokak köpekleri probleminin geleceği tehdit eden bir hakikat olduğunu söyleyen Cıngı; “Sokak köpekleri probleminin ülkemizin geleceğini, çocuklarımızı, gençlerimizi ve kendimizi de tehdit eden bir hakikat olduğunun kimse inkar etmiyor. Herkes bunu kabul ediyor mutabakat sağlanıyor. Bu iyi bir gelişme. Bunun çözümünde çeşitli metotlar öne sürüldü. Kayseri’mizde biz bu sorunu asgari seviyede yaşıyoruz. Büyükşehir belediyemizin, Talas, Kocasinan ve Melikgazi Belediyelerimizin de hayvan barınakları var. Belediye başkanlarımız yıllardır bu işe kafa yoruyorlar ve Kayseri’de sosyal hayatı tehdit eden bir duruma henüz gelmedi. İstanbul dahil olmak üzere birçok şehrimizde insanlar sokağa çıkma riskine girmek istemiyorlar. İstanbul’da oturan bir dostumuz boğaza yakın bir yerde oturuyor ve “köpek korkusundan gece boğaza inemiyorum” diyor. Nasıl bir seviyeye geldiğimizi düşünebiliyor musunuz. Bu problemin çözümünü de daha önce yakala, aşıla ve bırak diye bir çözüm üzerine bina edilmişti. Şuanda da bu köpekler artık sosyal hayata, cadde ve sokaklara çok fazla girdiği için barınaklarda yetiştirilsin ve sahiplenilsin. Hayvanseverlerimiz petshoplardan hayvan almasınlar, bu köpekleri sahiplendirsinler diye sahiplendirmeyi özendirecek bir formülasyon üzerine kanun çıktı” ifadelerini kullandı.
Hayvanları Koruma Kanunu ilk olarak 2004 yılında AK Parti’nin çıkardığını söyleyen Cıngı; çıkan yasada köpek öldürme, telef etme gibi maddelerin bulunmadığını söyleyerek; “Bu kanunlara hayvanları insanlar koruyacak tedbirler alındı ve hayvanlara eziyet edenlere ceza ve yaptırımlar getirildi. Bunu etrafında da şekillenen bir anlayış ile sokak köpekleri aşılandı, kısırlaştırıldı ve yine sokaklara bırakıldı ama şuanda popülasyonu ve nüfusu çok arttığı için bunun korunaklı alanlarda beslenmesi ön görülüyor. Küçük ama sesi çok fazla çıkan bir azınlık sanki çıkan yeni kanunda köpek öldürme, telef etme ve uyutma gibi bir formülasyon olduğu imajını uyandırdı. Böyle bir şey yok. Kanunun 17 maddesine bakarsanız hiçbir maddesinde köpeklerin uyutulacağı diye bir gerçeklik yok. Sadece 2014 yılında çıkan kanunda, köpekler salgın hastalık taşıyorsa, aşırı saldırgan ve zapt edilemiyorsa, insanları tehdit eder bir mahiyet arz ediyorsa veteriner raporu ile veterinerler kontrolünde uyutulur diye bir madde var zaten. Bu şimdiye kadar yapılmıyordu veya çok elzem olan durumlarda yapılıyordu. Mevcut kanunda aynısını tekrardan o kanunu atfederek ifade ediyor. Değişen bir şey yok. Yeni çıkan kanunda köpeklerin uyutulması, telef edilmesi gibi bir madde yok. Önceden neyse şuanda da aynısı devam edilsin isteniyor ama barınaklara alınsın, insanlar zararlı etkilerinden kurtarılsın, ondan sonrada vatandaşlarımız köpekleri sahiplensinler ve bu nüfus kontrol altına alınsın diye devletimizin bir ön görüsü var. Bundan sonra daha rahat ve sistemli bir sahiplenme olacağını tahmin ediyorum” diye konuştu.
]]>(BURDUR) – Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere, SGK borçlarına ilişkin “Yaklaşık 180 milyon TL kadar borcumuz var. Biz şu anda bu ortamda böyle bir muamele ile karşı karşıya kaldığımızda nasıl ödeyeceğiz, bunu da birilerinin çıkıp açıklaması lazım. Belediyeleri bir ekonomik baskı ile kıskaç altına alınması ve hükümet tarafından böyle bir uygulamaya geçilmesi doğru değil” dedi.
CHP’nin Burdur’da düzenlediği İl Belediye Başkanları Toplantısı’na katılan Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Tutdere, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın SGK prim borçlarına ilişkin açıklamasının ardından CHP’li belediyelere borçların ödenmesi için yazı gönderilmesiyle ilgili “Özellikle belediyeler ve kamu kurumları kaynaklarıyla hiçbir ayrım gözetmeksizin halka hizmet eden kurumlardır. Belediyeler zaten Türkiye’deki ekonomik kriz nedeniyle zor günler geçiriyorlar. Hükümetin bu ekonomik krize rağmen belediyeler üzerinden özellikle ekonomik anlamda belediyeleri zora sokacak, belediyelerin hizmet yapmasını engelleyecek bir tutum içerisine girmesini kabul etmek mümkün değil” dedi.
“Belediyeleri bir ekonomik baskı ile kıskaç altına alınması doğru değil”
“Burada aslında hedef belediye başkanları ve onları işlevsiz kılmaktır” diyen Tutdere, şöyle konuştu:
“Bunu kabul etmek mümkün değil çünkü belediye sadece başkandan, partiden ibaret değil. Belediyeler halkın kurumlarıdır, fikri, görüşü, partisi ne olursa olsun herkese eşit ve adil hizmet götüren kurumlardır. Sadece bir siyasi hırs uğruna, politik hesaplar uğruna halka hizmet üreten belediyeleri cezalandırmak kabul edilebilir bir şey değil, halkın vicdanında da çok büyük bir rahatsızlık yaratmıştır. Adıyaman Belediyesi olarak deprem yaşamış bir belediyeyiz. Bizim de hem SGK’ya hem de vergi dairesine borcumuz var. Yaklaşık 180 milyon TL kadar borcumuz var. Biz şu anda bu ortamda böyle bir muamele ile karşı karşıya kaldığımızda nasıl ödeyeceğiz, bunu da birilerinin çıkıp açıklaması lazım. Belediyeleri bir ekonomik baskı ile kıskaç altına alınması ve hükümet tarafından böyle bir uygulamaya geçilmesi doğru değil.
“Kabul etmiyoruz”
Mersin Büyükşehir Belediyesi de deprem bölgelerinden, Adıyaman’dan, Hatay’dan büyük göç alan ve depremzedelere bir buçuk yıldan fazla süredir hizmet veren bir belediye ve bundan dolayı hiçbir ödenek almadığı halde hizmet ediyor. Bu kadar büyük kamu hizmetini veren belediyelerimiz Mersin başta olmak üzere tüm büyükşehir belediyelerimiz aynı şekilde, bu şekilde cezalandırmak doğru değildir. Hükümet bu konuda kaynakları artırmadan ve hiçbir kaynak sağlamadan böyle bir uygulamaya gitmesini kabul etmiyoruz.”
“Ciddi anlamda barınak sorunumuz var”
Sokak hayvanları düzenlemesine de değinen Tutdere, “Biz tüm canlıların rahat ve huzurlu bir ortamda yaşaması için gece gündüz demeden çalışıyoruz. Adıyaman açısından baktığımızda barınaklar için var olan alan TOKİ kalıcı konutları için bozuldu, şu an orası şantiyeye döndü. Ciddi anlamda barınak sorunumuz var, barınağımız yok. Biz tabi sokak hayvanlarının ilgili yasa gereğince rahat edebilecekleri bir ortamı sağlamak için proje çalışmalarımızı başlattık. Kısa süre içerisinde eğer kaynak bulabilirsek yapacağız. Hükümet mevcut yasada aslında eğer uygulanmış olsaydı değişikliğe hiç ihtiyaç yoktu. Aslında önceki yasada her türlü düzenleme var. Ama belediyeler ekonomik anlamda büyük zorluklar yaşıyorlar. İşin çelişkisi bu. Siz bir taraftan vergi ve SGK borçları için belediyeleri sıkacaksınız; bir yandan da çıkardığınız yasa ile onlara yeni yükümlülükler vereceksiniz. Peki belediyeler bu yeni yükümlülükleri hangi kaynaklarla yerine getirecekler. Nasıl görevlerini yerine getirecekler buna da bakmak lazım. Hükümet bir yasanın uygulanabilirliğini hesaba katarak yasa yapması gerekiyor. Meclis’in ve komisyonlarn bunları dikkate alması gerekiyor. Bir yasa yaptınız bu sahada nasıl bir sorun yaratacaktır, bu sorunu çözmekten ziyade eğer bir kanun yeni bir sorun çıkarıyorsa o yasayı yapmanın hiçbir anlamı da olmayacaktır. Biz mümkün mertebe yaşatan ve sokak hayvanlarını gerçekten beslemek anlamında rahat edici bir ortam sağlamak adına üstümüze düşeni yapacağız.”
]]>BÜYÜK Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, Filistin Ankara Büyükelçisi Dr. Faed Mustafa’yı ziyaret ederek İran’da uğradığı suikast sonucu hayatını kaybeden Hamas Siyasi Büro Şefi İsmail Haniye için taziye dileğinde bulundu.
BBP lideri Mustafa Destici, beraberindeki heyet ile birlikte Filistin Ankara Büyükelçisi Dr. Faed Mustafa’yı ziyaret etti. Destici, burada yaptığı açıklamada, “Öncelikle bu soykırımı gerçekleştiren terörist İsrail Devleti’ni kınıyor ve lanetliyorum. Filistin davası sadece Filistin’lilerin davası değildir, tüm Müslümanların ve İslam dünyasının davasıdır. Filistin’de ölen her çocuk, kadın, her masum insan, her Filistinlinin acısını yüreğimizde yaşıyoruz ve taşıyoruz. Maalesef bütün dünya yaşana bu soykırımı seyretti ve seyretmeye devam ediyor. Başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere Avrupa Birliği’nin ileri gelen ülkeleri seyretmekle de kalmadılar, Siyonist İsrail sözde İsrail devletine en büyük yardımları da gerçekleştirdiler. Bu katliamların da ortağı oldular. Türkiye Cumhuriyeti Devleti başından itibaren Cumhurbaşkanımızdan başlayarak tüm yönetim kadrolarıyla ve milletiyle birlikte Filistin halkının ve Gazze’nin yanında durdu. Bundan sonra da aynı kararlılıkla durmaya devam edecektir. Cumhurbaşkanımızın son günlerdeki açıklamaları da bunu net bir şekilde ortaya koymuştur. İnanıyorum ve ümit ediyorum ki, Türkiye bundan sonra Filistin’e desteğini daha da üst seviyeye çıkaracak. Uluslararası düzeyde bu desteğini artıracak. Başta sözde devlet İsrail olmak üzere bu katliamlara ortak olanlara da tavrını da daha açık ve net bir hale getirecektir. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın” dedi.
‘BU BİR UYANIŞA VESİLE OLMALIDIR’
Destici, İsmail Haniye’nin Filistin davasının güçlü liderlerinden biri olduğunu söyleyerek “Onun kaybı, bir siyasi suikasta kurban gitmesi terörist İsrail devleti tarafından kalleşçe şehit edilmesi elbette kabul edilemez. Bunu şiddetle kınıyoruz ve büyük bir üzüntü duyduğumuzu da buradan ifade etmek istiyorum. Bunun İran topraklarında yaşanmış olması da ayrıca değerlendirilecek bir husustur. İsrail devleti bu pervasızlığı da gerçekleştirmiştir. Kıymetli büyükelçimizin şahsında tüm Filisin halkına başsağlığı ve sabır dileklerimi iletiyorum. Gelinen noktada sadece Filistin’de yaşayan Filistinli kardeşlerimiz değil, atık bütün İslam dünyasının bütün Müslümanların hatta barıştan, kardeşlikten yana olan bütün insanların intifada için ayağa kalkma zamanı gelmiştir. İsrail’i durduracak bize göre budur. Yoksa İsrail katliamlarına ve yayılmacılığına devam edecektir. İsrail bugün durdurulmazsa, yarın Lübnan, ertesi gün Suriye ve en nihayetinde Irak ve Türkiye topraklarına kadar uzanacak bir saldırı planlamaktadır. Bu hadise bütün Müslümanlar, İslam İş birliği Teşkilatı, Arap Birliği için bir uyanışa vesile olmalıdır” diye konuştu.
‘TÜRKİYE HER ZAMAN YANIMIZDA OLDU VE DAVAMIZI SAVUNDU’
Filistin Ankara Büyükelçisi Dr. Faed Mustafa da konuşmasında, “Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici ve partililer her zaman bize destek çıktı, her meydanda da bunu ispat ederek yanımızda durdunuz. Sizlere çok teşekkür ediyoruz ve bizler için çok değerlisiniz. Kaybımız büyüktür ve böyle bir lideri İsmail Haniye’yi kaybettik. 100 yıl boyunca bütün desteğini bizim davamıza adayan liderimiz şehitlerle aynı şahadete yola çıktı. Hürriyetimiz ve bağımsızlığımız için davamıza destek olan bütün liderlerle birlikte yola çıktı ve şehadete vardı. Bütün şehitlerimize sözümün ‘kanlarınız boşa dökülmedi’. Kayıplarımız büyüktür ama biz halk olarak hiç kırılmayacağız. Dik duracağız ve davamızı savunacağız. Bütün bu aşamalarda bizimle yanımızda duranları ve yaramızı saranları hiç unutmayacağız. Türkiye her zaman bize destek çıktı ve yanımızda durdu. Başta Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları her zaman yanımızda oldu ve davamızı savundular. Biz Faşist bir hükümetin karşısındayız ve onun başında olan Netanyahu ve beraberindekiler çete şeklinde bizimle savaşıyorlar. Bir çete zihniyeti ile orayı yönetmeye çalışıyorlar. Suriye’ye, Lübnan’a, Gazze’ye, Tahran’a, Batı Şeria’ya her yere saldırıyorlar ve kan döküyorlar. Bu zulüm hiç devam etmeyecektir. ve inşallah bu en yakın zamanda son bulacaktır. Biz Filistin halkı olarak orada dik duruyoruz, direniyoruz ve davamızı savunmaya devam edeceğiz. 7 Ekim’de başlayan bu saldırıların 300’üncü günündeyiz. Şimdiye kadar 40 bin şehidimiz, 100 binden fazla yaralımız vardır. Sayın Mustafa Destici’ye ve beraberinde eşlik edenlere çok teşekkür ediyoruz. Bugün de bize destek çıkıyorsunuz ve dayanışmanızı gösteriyorsunuz” ifadelerine yer verdi.
Konuşmalarında ardından BBP lideri Mustafa Destici, Kur’an-ı Kerim tilaveti okudu.
]]>Van’da işten çıkarılan işçilerin eylemi 3 aydır sürüyor
VAN – Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Hak-İş) Genel Başkanı Mahmut Arslan, 800 işçinin işine son veren DEM Partili belediye başkanlarına seslenerek, “Biz kavga etmek istemiyoruz. Gelin bu arkadaşlarımızın hepsini işe gönderin. Sürgünlerden vazgeçin. Herkes işine dönsün” dedi.
Van’daki belediyelerden çıkarılan çok sayıda işçinin DEM Partili İpekyolu Belediyesi önündeki eylemi 3 aydır sürüyor. DEM Partili Van Büyükşehir Belediyesi ile İpekyolu Belediyesi, 1 Mayıs İşçi Bayramı’ndan 1 gün sonra çok sayıda işçinin iş akdine son vermişti. İşten çıkarılan işçiler, Hak-İş Van Şubesi öncülüğündeki eylemlerini 3 aydır sürdürüyor. Bugün belediye önünde devam eden eyleme Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan da katıldı.
“Sakın bunlardan korkup geri adım atmayın”
İşçiler tarafından atılan sloganların ardından bir basın açıklaması yapan Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, sendika olarak mazlumun yanında mücadelelerini sürdüreceklerini belirtti. 31 Mart yerel seçimleri sonrası işten çıkarılan işçilerin mücadelesine destek vermek için Van’da olduklarını ifade eden Genel Başkan Arslan, “Hak-İş olarak bölgemizin bütün mağdur ve mazlumlarının yanında hep mücadelemizi sürdürdük. Bu topraklarda onurlu bir yaşam isteyen, bu topraklarda ekmeğiyle, aşıyla, ayakta kalmaya çalışan belediye emekçilerinin herhangi bir soruşturma geçirmeden sırf kendi zihniyetleri olmadığı için işten çıkarılın 800’den fazla arkadaşımızla dayanışma için buradayız. Bu arkadaşların haklarını hukuku, ekmeğini, elde edene kadar burada kalmaya devam edeceğiz. Türkiye’nin pek çok yerinde olduğu gibi seçim öncesi vaat ettiklerinin tam tersini yapan bir zihniyetle karşı karşıyayız. Bu iki yüzlülüğü, bu sahtekarlığı, bu riyakarlığı lanetle kınıyoruz. VASKİ, Gevaş, Tuşba, Edremit ve diğer belediyelerden işten çıkarılan arkadaşlarımızın tekrar işe dönmesine kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Sakın bunlardan korkup geri adım atmayın. Sakin bunların baskılarına, bunların tehditlerine boyun eğmeyin. Direne direne kazanacağız” dedi.
“İşten çıkarılma gerekçelerinin hiçbiri gerçek değil”
Belediyelerin DEM Parti’nin mülkiyetinde olmadığını dile getiren Arslan, “Van’ın tek helal oylarıyla seçildiniz. Halkların kardeşliği dediniz, halkların dediği olacak dediniz, barış, kardeşlik, adalet, hukuk dediniz ama yaptıklarınız ne? Adaleti yerinden ettiniz, hukuku tanımadınız. Halkların kardeşliğini de halkları da böldünüz. Yazıklar olsun size. Hak-İş olarak 40 yıldır buradayız. Çok belediye başkanları gördük. Çoğu da gelip, gittiler. Ancak biz bundan sonra da burada olmaya devam edeceğiz. İşten çıkarılma gerekçelerinin hiçbiri gerçek değil, yalan söylüyorlar. İşten çıkarılan 800 arkadaşımızın hakkında işlem yapılmamıştır. Bu işçilerin kusuru nedir? İşe gitmişler, işe başlamışlar. 6 ay önce işe başlamışlar diye işten çıkarma hakkı nereden geliyor” diye konuştu.
“Sürgünlerden vazgeçin”
Konuşmasında DEM Parti’nin belediye başkanlarına seslenen Arslan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu yanlıştan vazgeçin. Bu işçilerin emeğini, alın terini, hakkını, hukukunu düşünün. Bu süreler çabuk gelip geçer. Bir gün hesap günü gelir, hesabını da bu millet size sorar. Biz kavga etmek istemiyoruz. Gelin bu arkadaşlarımızın hepsini işe gönderin. Sürgünlerden vazgeçin. Herkes işine dönsün. İşini yapmayanlarla ilgili atacağınız her adımı destekleyeceğiz. Ama önce bu arkadaşlarımızı işe gönderin.”
İşçiler, yapılan konuşmanın ardından belediye önündeki eylemlerine devam etti.
]]>Halkın katılımıyla 2020-2024 Stratejik Planı’nı hazırlayarak Türkiye’de bir ilke imza atan ve birçok belediyeye örnek olan Yenişehir Belediyesi, 2025-2029 Stratejik Planı’nı da katılımcılıkla hazırlayacak. Yenişehir Belediyesi, mahallelerde düzenleyeceği toplantılar, muhtarlıklara kurduğu talep ve öneri sandıkları ve anket çalışmasıyla halkın görüşlerini alacak. Alınan talepler, uzmanların katılımıyla düzenlenecek çalıştayda değerlendirilerek, Yenişehirlilerin görüşleri stratejik planın temelini oluşturacak.
“Demokratik katılımı en üst seviyeye çıkarmayı amaçlıyoruz”
İlçedeki mahalle muhtarlarıyla bir araya gelen Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit, vatandaşlara serbest kürsüde düşüncelerini, önerilerini ve eleştirilerini dile getirme fırsatı sunarak, demokratik katılımı en üst seviyeye çıkarmayı amaçladıklarını söyledi. Bu sürecin vatandaşların seslerini duyurmalarını sağlayarak, yerel yönetim ile halk arasındaki iletişimi güçlendireceğine ve ortak karar alma mekanizmalarının etkinliğini daha da artıracağına dikkat çeken Özyiğit, “2019 yılında göreve geldikten hemen sonra tüm mahallelerimizde toplantılar düzenledik. 5 bin 50 talep ve öneri aldık, daha sonra kamu kurumları, STK’lar ve üniversite temsilcilerinin katılımıyla çalıştaylar düzenledik. Belediyecilik vizyonumuzu da ekleyerek, halkın görüşleri ışığında stratejik planımızı hazırladık. Şimdi yeni dönem planımız için aynı uygulamayı gerçekleştireceğiz” dedi.
“Halkın görüşleri uzman çalıştaylarında değerlendirilecek”
Stratejik planın kapsayıcı ve en yüksek seviyede temsil sağlayacağını belirten Özyiğit, mahallelerde yapacakları toplantıların farklı bakış açıları ve çeşitli önerilerle planın daha zengin ve etkili olmasına katkıda bulunacağını ifade etti. Toplantıların ardından yapılacak çalıştayla ilgili de konuşan Özyiğit, “Toplantılar sonrası düzenleyeceğimiz çalıştaylar, halkın görüşlerinin uzmanlık bilgisi ile harmanlanmasını sağlayacak. Uzmanlar, halkın dile getirdiği sorunları ve önerileri bilimsel veriler ışığında değerlendirerek, stratejik planın daha uygulanabilir ve gerçekçi olmasını sağlayacak. Bu da planın başarısını artıracak ve hedeflere ulaşmayı kolaylaştıracak” diye konuştu.
“Toplantılar, toplumsal dayanışmanın ve birlikteliğin güçlenmesine katkı sağlayacak”
Mahalle toplantılarının vatandaşların bir araya gelerek ortak sorunlarını ve çözümlerini tartışmalarına imkan sağlayacağını vurgulayan Özyiğit, “Bu toplantılar aynı zamanda toplumsal dayanışmanın ve birlikteliğin güçlenmesine katkı sağlayacak. İnsanların birbirleriyle etkileşime geçmesi anlamında sosyal bağları kuvvetlendirerek, kentsel aidiyet duygusunu da artıracak” diye konuştu.
Özyiğit, stratejik plan kapsamında yapacakları toplantıların ardından her ay bir mahallede de halk buluşmaları gerçekleştireceklerini kaydetti.
“Her bir vatandaşımızın süreçte aktif rol alması kritik önem taşıyor”
2025-2029 Stratejik Planı sürecinin kentin geleceği için büyük bir öneme sahip olduğuna işaret eden Özyiğit, “Her bir vatandaşımızın süreçte aktif rol alması, sadece bireysel görüşlerin değil, toplumsal ortak aklın ürünü olan bir planın oluşturulmasını sağlayacak. Halkın katılımıyla oluşturulacak bu stratejik plan, sadece yerel yönetimin değil, aynı zamanda her bir Yenişehirlinin beklenti ve ihtiyaçlarını da yansıtacak. İşte bu nedenle, her bir vatandaşımızın süreçte aktif rol alması kritik önem taşıyor. Bu ortak akıl, gelecekte karşılaşılabilecek sorunların önceden tespit edilip çözüm üretilmesine imkan tanıyacak ve kentimizin sürdürülebilir kalkınmasına katkıda bulunacak” dedi.
Yenişehir Belediyesi tarafından 2-18 Ağustos tarihleri arasında düzenlenecek mahalle toplantılarının ardından 21 Ağustos’ta uzmanların katılımıyla çalıştaylar yapılacak. – MERSİN
]]>ABD savunma devi General Dynamics tarafından tasarlanan ve ilk kez 1974’te havalanan F-16 “Savaşan Şahin” jetleri, on yıllardır dünya çapında birçok ülke tarafından kullanılıyor.
Yıllar içinde tasarımı ve donanımları defalarca güncellenen F-16, 2015’ten bu yana dünyanın en çok kullanılan sabit kanatlı savaş uçağı kabul ediliyor.
ABD yapımı jet, Türkiye dahil 25 farklı ülkenin hava kuvvetleri envanterinde bulunuyor.
Hafifliği ve çevikliğiyle ön plana çıkan F-16 kara saldırıları, havadan keşif, karadan havaya füze rampalarını arama gibi birçok görev icra edebiliyor.
F-16, 20 milimetrelik bir topa sahip. Ayrıca kanatları ve gövdesinde bomba, roket ve füze taşıyabiliyor.
Örneğin Ukrayna’nın envanterinde bulunan 250 km. menzile sahip Fransız-İngiliz ortak yapımı Storm Shadow seyir füzeleri, F-16 tarafından fırlatılabiliyor.
Ukrayna neden F-16’ları istiyor?
Askerleri Nato müttefikleri tarafından eğitilen ve geçtiğimiz yıllarda birçok son teknoloji Batı menşeli askeri teçhizatını ordusuna katan Kiev’in hava kuvvetleri, hâlâ Sovyetler Birliği’nden kalma uçaklardan oluşuyor.
Ukrayna, sayı ve teknoloji olarak kendinden çok daha üstün olan Rus hava kuvvetlerine karşı ABD yapımı F-16’ları kullanmak istiyor.
Ancak ilk etapta sayıları kısıtlı olması beklenen F-16’ların, Ukrayna’da taarruzdan öte hava savunmasını destekleyici bir rol oynaması bekleniyor.
Reuters’a konuşan Royal United Services Enstitüsü’nden havacılık ve teknolojisi uzmanı Justin Bronk, “(F-16’lar) biraz hava savunma ve derinlik kapasitesi sağlayacak. Ayrıca potansiyel olarak (İran yapımı) Şahid (İHA’larını) ve seyir füzelerini vurma konusunda yardımcı olabilir. Ancak bu, mühimmat açısından oldukça pahalı bir yöntem” dedi.
Askeri uzmanlar ve Ukraynalı yetkililer, Ukrayna’nın F-16’ları taarruz operasyonlarında etkili bir biçimde kullanabilmesi için envanterinde bu jetlerden 60 ila 120 tane bulunması gerektiğini söylüyor.
Ukrayna, jetlerin cephede kullanılmasına hazırlık olarak Rusya’nın çatışma bölgesi ve yakınlarındaki hava savunma sistemlerini hedef alıyor.
Ukrayna Savunma ve İş Birliği Merkezi adlı araştırma grubunun başkanı Serhii Kuzan, “Cephenin şekillendirilmesi, özellikle güneyde, çoktan başladı… Ukrayna Rusya’nın önde gelen hava savunma sistemlerine sistematik olarak saldıracak kapasiteye sahip” dedi.
Belçika, Danimarka, Hollanda ve Norveç, Ukrayna’ya 80’e yakın F-16 sağlama sözü verdi. Ancak jetlerin tamamının teslim edilmesi yıllar sürecek.
Bir diğer meseleyse Ukraynalı pilotların eğitimi. Bugüne kadar Batı menşeli savaş jetlerini hiç kullanmayan Ukraynalı pilotlar, farklı NATO ülkelerinde hızlandırılmış eğitimler alıyor.
Ancak uzmanlara göre ilk etapta Ukrayna’nın elindeki F-16 sayısı, jetleri uçurabilecek pilot sayısından fazla olacak.
Ukrayna F-16’ları koruyabilecek mi?
Teknolojik üstünlüklerine karşın, F-16’lar bakım ve koruması uzmanlık gerektiren masraflı uçaklar.
Ukrayna’nın bu jetlerden olabildiğince az faydalanması için uğraşan Rusya, teslimatın aylar öncesinden ülkedeki havalimanlarını hedef almaya başaladı.
Serhii Kuzan, “Rusya tüm havalimanlarına, potansiyel F-16 üslerine, her gün saldırıyor. Pistlere ve altyapıya zarar vermeye çalışıyor. Bu saldırılar aralaksız en az iki aydır sürüyor” dedi.
Ukrayna, hava üslerini ve içindeki F-16’ları korumak için elinde sınırlı sayıda bulunan Patriot ve NASAMS gibi gelişmiş hava savunma sistemlerini bu noktalara çekmek zorunda kalabilir.
Bu da sivil yerleşim yerlerinin Rus saldırılarına daha da açık hale gelmesine yol açabilir.
Rusya ne diyor?
Ukrayna’ya ilk jetlerin teslim edileceği haberlerinin ardından Kremlin, Rus hava kuvvetlerinin tüm F-16’ları vurmaya hazır olduğunu duyurdu.
Kremlin sözcüsü Dimitri Peskov, 1 Ağustos’ta yaptığı açıklamada “sayıları giderek azalacak, vurulacaklar… tabii ki teslimatın cephedeki gidişat üzerinde büyük bir etkisi olmayacak” dedi.
Peskov ayrıca, Batı tarafından Kiev’e daha önce tank ve zırhlı araçların da verildiğini hatırlatarak, F-16’ların Ukrayna ordusu için “her derde deva” bir çözüm olmayacağını ifade etti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Mart’ta yaptığı bir açıklamada Ukrayna’ya ait F-16’ların NATO ülkelerinin havalimanlarından kalkması durumunda bu hava üslerinin “meşru hedefler” kabul edileceğini söylemişti.
ABD, Ukrayna’ya teslim edilen F-16’ların Ukrayna havalimanlarında tutulacağını söylüyor.
]]>Kızıl Meydan’da Lenin’in naaşının bulunduğumozole, açılışından bu yana sayısız merasim ve askeri geçit törenine ev sahipliği yaptı.
Yıllar içinde Lenin’in mumyalanmış naaşı defalarca kaldırıldı, ardından buraya geri getirildi.
Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) lideri Josef Stalin’ın naaşı da bir dönem buraya kondu ama daha sonra kaldırıldı.
1970’li yıllarda pek çok kez saldırıya uğrayan mezarın üzerine kurşun geçirmez cam inşa edildi. 1990’lı yıllarda Lenin’in naaşının artık gömülmesi yönündeki talepler sıklaştı.
Lenin mozolesi hakkında bilinmesi gerekenleri beş başlıkta derledik:
Mozole fikrini ortaya atan kimdi?
Tarihçiler, Lenin’in naaşının mumyalanması fikrinin 1923 yazında ilk kez ortaya atıldığını söylüyor.
O dönem genç bilim insanı Vladimir Vorobyov, SSCB’nin ilk istihbarat ve güvenlik teşkilatı Çeka’nın görev sırasında ölen bir liderini mumyaladı. Moskova’daki naaşın ne kadar iyi korunduğunu gören komünistler bundan çok etkilendi.
Aynı yılın Kasım ayında Sovyetler Birliği Komünist Partisi üyeleri, Stalin’in talebiyle toplanarak o sırada hâlâ hayatta olan hasta yatağındaki Lenin öldükten sonra naaşı ne yapacaklarını konuştular.
Stalin, Lenin’in cansız bedeninin mumyalanarak korunması gerektiğini savundu.
Muhalifler ise bu fikre karşı çıktı. Lev Troçki, Marksizm’de beden kalıntılarının korunmasına yer olmadığını, Nikolay Buharin ise, böyle bir adımın Lenin’in anısına hakaret anlamına geleceğini savundu.
Eşi Nadejda Krupskaya da, Lenin’in naaşının kutsal sayılan bir nesneye dönüştürülmemesi talebinde bulundu.
Stalin ise geri adım atmadı ve işçi kolektiflerinden aldığı mektuplara atıfta bulunarak bu yönde bir talep olduğunu savundu. Mektupların sahipleri, Lenin’i sonsuza dek yaşatmayı istediklerini yazıyordu.
Mektupları yazanların gerçekten partinin işçi tabanındakiler mi yoksa Stalin’in yakın çevresi mi olduğunu belirlemek ise mümkün değil.
Kim inşa etti?
Lenin mozolesinin yalnızca 3 metre uzunluğundaki ilk hali, cenaze için üç günden kısa süre içinde hazırlandı. Mozolenin daha sonraki modellerini de Mimar Aleksey Şusev tasarladı.
21 Ocak 1924’te Lenin hayatını kaybettiğinde veda töreni Mart ayının sonuna kadar sürdü. Milyonlarca insanın bu ilk mozoleyi ziyaret ettiği düşünülüyor.
1924 yazında Lenin’in naaşını mumyalama ve halka sergileme çalışmaları tam gaz sürüyordu. Şusev yeni bir bina tasarlarken, bilim insanları Aleksey Vorobyov ve Boris Zbarski mumyalama üzerine çalıştı.
1 Ağustos 1924’te mozole halka açıldı.
Ahşap yapı, boyutu ve şekli ile bugünkü haline çok benziyordu.
Granit mozole 1930 sonbaharında tamamlandı. Tapınağa benzeyen şekli Stalin’in hayal ettiği gibi, Sovyetler Birliği’nin benzersizliği ve büyüklüğünü vurguluyordu.
İnsanlar yalnızca naaşın yanından geçebilmek için bile uzun kuyruklar oluşturuyordu.
Lenin, mozoleyi Stalin’le paylaştı
1953’teki ölümünün ardından Stalin’in naaşının da Lenin mozolesine konmasına karar verildi.
Ancak daha baştan bu karar tartışma yarattı. Stalin’in derisinin, özellikle de yüzünün kötü durumda olması mumyalama sürecini zorlaştırmıştı.
Eski yazıtın üzerine “LENİN STALİN” yazısı yerleştirildi ancak yağmur yağdığında altta kalan tarihi “LENİN” yazısı yeniden görülüyordu.
Sovyet liderlerinin Stalin döneminde yaşanan toplu baskılara dikkat çekmesi sonrası, 1961’de Stalin’in naaşı mozoleden çıkarıldı ve Kremlin Duvarı yakınlarında gömüldü.
İdeolojik savaş ve mozoleye saldırılar
SSCB’nin yıkılmasının ardından mozole hem yabancı erkanlar hem de Sovyet okul çocuklarının kutsal ziyaret noktası haline geldi.
Mayıs 1945’te 2. Dünya Savaşı sırasında mağlup edilen Almanya ordusunun Nazi bayrakları, SSCB’nin zaferini kutlamak için mozole önünde yere atıldı.
Dünyanın ilk kozmonotu Yuri Gagarin de, dönemin Sovyet lideri Nikita Kruşçev tarafından mozole önündeki kürsüde tebrik edildi.
Öte yandan 1950’li ve 1970’li yıllar arasında Lenin’in naaşı onlarca kez, taş, çekiç, hatta Molotof kokteyllerle saldırıya uğradı. Genelde suçlular yakalanarak psikiyatrik tedavi görmeye zorlandı.
1973’te bir patlayıcının çok sayıda ziyaretçinin ölümüne neden olması sonrası, naaşını korumak için Lenin’in lahitinin üzerine kurşun geçirmez cam yerleştirildi.
Lenin’in kalıntıları
Sovyetler Birliği’nin yıkılmasından sonra Komünist fikirlere karşı duruşuyla bilinen dönemin devlet başkanı Boris Yeltsin Kızıl Meydan’da demeçlerini mozolenin önünden değil, özel olarak yerleştirilen platform üzerinde vermeyi tercih etti.
1990’lı yılların başında Lenin’in naaşını korumaktan görevli olan laboratuvar, özel bütçesinden oldu.
Bugüne dek hem mozole hem de Lenin’in naaşıyla ilgili Rus televizyon kanallarında çok sayıda belgesel yayınlandı.
Bu belgesel filmlerde Lenin’in mumyasının yalnızca yüzde 23’ünün orijinal haliyle korunduğu, geri kalanına ise yapay maddeler yerleştirildiği öne sürülüyor.
Lenin mozolesi her şeye rağmen Rusya’nın en popüler turizm merkezlerinden biri.
Google Haritalar ve TripAdvisor gibi turizm platformlarında, mozolenin ortalama puanı beş üzerinden dört.
Tarihi anıtla ilgili “Çocuğum Lenin’in yeşil suratından korktu” gibi yorumlar da var, “Sovyet dönemine dair birinci ağızdan ya da büyüklerinden hikayeler dinleyenler için gidilmeye değer bir yer olduğunu” belirtenler de.
Liderlerin mumyalanarak mozolelerde sergilenmesi Doğu ve Güneydoğu Asyalı komünist toplumlarda görülen bir gelenek. Çin’de komünist lider Mao Zedong, Vietnam’da Ho Chi Minh’in naaşları da mumyalanmıştı. Kuzey Kore’de ise Kim Il Sung ile halefi Kim Jong Il’in naaşları da mozolelerde tutuluyor.
]]>AK Parti Kayseri İl Başkanlığı’nda vatandaşlarla buluşarak sorunlarını dinleyen AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı, TBMM’de kabul edilen Sokak Hayvanları Yasası ile ilgili İhlas Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu. Sokak köpekleri probleminin geleceği tehdit eden bir hakikat olduğunu söyleyen Cıngı, “Sokak köpekleri probleminin ülkemizin geleceğini, çocuklarımızı, gençlerimizi ve kendimizi de tehdit eden bir hakikat olduğunu kimse inkar etmiyor. Herkes bunu kabul ediyor, mutabakat sağlanıyor. Bu iyi bir gelişme. Bunun çözümünde çeşitli metotlar öne sürüldü. Kayseri’mizde biz bu sorunu asgari seviyede yaşıyoruz. Büyükşehir Belediyemizin, Talas, Kocasinan ve Melikgazi belediyelerimizin de hayvan barınakları var. Belediye başkanlarımız yıllardır bu işe kafa yoruyorlar ve Kayseri’de sosyal hayatı tehdit eden bir duruma henüz gelmedi. İstanbul dahil olmak üzere birçok şehrimizde insanlar sokağa çıkma riskine girmek istemiyorlar. İstanbul’da oturan bir dostumuz boğaza yakın bir yerde oturuyor ve ‘Kköpek korkusundan gece boğaza inemiyorum’ diyor. Nasıl bir seviyeye geldiğimizi düşünebiliyor musunuz. Bu problemin çözümü de daha önce yakala, aşıla ve bırak diye bir çözüm üzerine bina edilmişti. Şu anda da bu köpekler artık sosyal hayata, cadde ve sokaklara çok fazla girdiği için barınaklarda yetiştirilsin ve sahiplenilsin, hayvanseverlerimiz petshoplardan hayvan almasınlar, bu köpekleri sahiplensinler diye sahiplendirmeyi özendirecek bir formülasyon üzerine kanun çıktı” ifadelerini kullandı.
Hayvanları Koruma Kanunu’nu ilk olarak 2004 yılında AK Parti’nin çıkardığını söyleyen Cıngı, çıkan yasada köpek öldürme, telef etme gibi maddelerin bulunmadığını söyleyerek, “Bu kanunla hayvanları, insanlar koruyacak tedbirler alındı ve hayvanlara eziyet edenlere ceza ve yaptırımlar getirildi. Bunun etrafında şekillenen bir anlayış ile sokak köpekleri aşılandı, kısırlaştırıldı ve yine sokaklara bırakıldı ama şu anda popülasyonu ve nüfusu çok arttığı için bunun korunaklı alanlarda beslenmesi öngörülüyor. Küçük ama sesi çok fazla çıkan bir azınlık, sanki çıkan yeni kanunda köpek öldürme, telef etme ve uyutma gibi bir formülasyon olduğu imajını uyandırdı. Böyle bir şey yok. Kanunun 17 maddesine bakarsanız hiçbir maddesinde köpeklerin uyutulacağı diye bir gerçeklik yok. Sadece 2014 yılında çıkan kanunda, köpekler salgın hastalık taşıyorsa, aşırı saldırgan ve zapt edilemiyorsa, insanları tehdit eder bir mahiyet arz ediyorsa veteriner raporu ile veterinerler kontrolünde uyutulur diye bir madde var zaten. Bu şimdiye kadar yapılmıyordu veya çok elzem olan durumlarda yapılıyordu. Mevcut kanunda aynısını tekrardan o kanunu atfederek ifade ediyor. Değişen bir şey yok. Yeni çıkan kanunda köpeklerin uyutulması, telef edilmesi gibi bir madde yok. Önceden neyse şu anda da aynısı devam edilsin isteniyor ama barınaklara alınsın, insanlar zararlı etkilerinden kurtarılsın, ondan sonra da vatandaşlarımız köpekleri sahiplensinler ve bu nüfus kontrol altına alınsın diye devletimizin bir öngörüsü var. Bundan sonra daha rahat ve sistemli bir sahiplenme olacağını tahmin ediyorum” diye konuştu. – KAYSERİ
]]>‘BELEDİYELERE MALİ DARBE YAPIYORLAR’
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Burdur Belediyesi’nin ev sahipliğinde il belediye başkanları toplantısına katıldı. 3’ü kadın, 21 il belediye başkanının, bazı milletvekilleri ve parti yöneticilerinin katıldığı toplantıda konuşan Özgür Özel, CHP’nin, belli bir coğrafyanın doğusuna gidemeyen bir parti diye eleştirilirken, bugün yedi bölgede belediyeler kazanan ve Türkiye coğrafyasının her yerinde yerel yönetimlerde hizmet üreten bir noktaya geldiğini söyledi.
CHP’nin 47 yıl sonra Türkiye’nin birinci partisi olduğunu belirten Özel, Avrupa’nın ve dünyanın en güçlü sosyal demokrat partisi haline geldiklerini ifade etti. Bu seçime CHP olarak ittifaksız girmediklerini, bir ittifak kurduklarını anlatan Özel, kurdukları ittifakın Türkiye ittifakı olduğunu belirterek, birçok yerde tarihte ilk kez kazandıklarını, 47 yıldır ilk kez kazandıkları belediyeler olduğundan bahsetti. Tüm belediyelerin ilk 100 günlük raporlarının da yayımlandığını belirten Özgür Özel, Adıyaman’dan Zonguldak’a 21 il belediyesinin hizmetlerinden örnekler verdi.
SGK BORCUNUN YÜZDE 3’Ü BELEDİYELERİN
CHP’li belediyelerin başarılarını anlatan, iktidarın da engellemeye çalıştığından bahseden Özgür Özel, SGK ve vergi borçları gibi konularla CHP’li belediyelerin elinin kolunun bağlanmaya çalışıldığını belirterek, şöyle konuştu:
“Bu belediyeler bunları ödeyemedilerse de ödemedilerse de sorumlusu bu iktidardır. Şöyle bir şey; ‘SGK’ya efendim CHP’li belediyeler borcunu ödesin’, ben diyorum ‘Ya efendim 12 bin lira verme, 17 bin 500 lira ver emekliye’ diyorum. ‘Para yok’ diyor. ‘Maliyeti 33 milyar’ diyor bunun. ya 17 bin 500 yapmanın da maliyeti 100 milyar. Peki sen geçen sene yandaş şirketlere ne kadar vergi affettin, 660 milyar. Adını ezberlediğiniz müteahhit firmalara hani beşlik çete diyorduk. Diyorlar ki onlar 5 kişi değil aslında 25 kişi, 43 kişi bunlar. 43 büyük firmanın böyle otoyol, köprü yapan, devletin her ihalesini iğneden ipliğe alan 43 firmanın 660 milyar vergi borcunu sildin. 6’da 1’i bütün emeklilere yetecek. Bir o kadarı bütün asgari ücretlilere yetecek. Şimdi bana ‘Özgür Bey ödeyin SGK borçlarınızı da verelim’ diyor. SGK’ya olan bütün borcun yüzde 3’ü belediyelerin, yüzde 97’si diğer borçlar. Bir ilan etsene SGK’ya kimin borcu var bir görelim.”
‘EMEKLİYE 17 BİN 500 LİRA YAPIN BÜTÜN BORCU ÖDEYECEĞİZ’
Belediyelerin SGK borçlarının önemli bir kısmının AK Parti’den devralınan borçlar olduğunu kaydeden Özel, “Sanki SGK’ya bugün bu borçlar ödense emeklilere zam yapacakmış gibi. Ben şunu söyleyeyim, emekliye 17 bin 500 lira yapın, biz bütün CHP’li belediyeler bütün borcumuzu derhal kapatacağız. Yap emekliye 17 bin 500 lira” dedi.
CHP’li belediyelerin 1 Ekim’de iş yapamaz hale getirilmesine yönelik talimatlar olduğunu da aktaran Özgür Özel, şöyle devam etti:
“Ankara büyük bir yer ama küçük bir yer. Her şey, her yerde duyuluyor. Talimat şu; ‘Bütün yaz çalışacaksınız. 1 Ekim’de bize bu belediyeleri iş yapamaz hale getirecek ne tedbir varsa alacağız.’ Tek çaremiz şu diyorlar; ‘CHP yönetemiyor algısını yerleştirmek. Yoksa iktidar elden gidiyor.’ Ben diyorum ya belediye başkanlarımızın cebinde birer anahtar var. Bu, ne belediyenin kasasının, ne kapısının anahtarı, bu anahtar CHP iktidarının anahtarı. Şimdi bütün mesele belediyelerin elini kolunu bağlayıp hizmet yapamaz hale getirmeye çalışmak. Bunun adı düpedüz darbe girişimi. Bakın asker gelirse bir seçilmişin elini kolunu bağlayıp götürürse buna askeri darbe diyoruz. Eğer yargı yoluyla yapılırsa buna yargı darbesi diyoruz. Geçen dönem İstanbul Büyükşehir Belediyesinin Ekrem Başkanın mazbatasının iptali gibi, Yalova Belediyesine haksız yere üç bilirkişi raporuna rağmen yargılamanın tamamlanmayıp belediyenin elde tutulması gibi ya da pek çok belediyede, pek çok örnek hep bize şunu gösterdi. Yargı eliyle birtakım suçlamalarla, ithamlarla el koyma ama eninde sonunda millet o belediyeleri CHP’ye geri verdi. Şimdi yeni bir darbe girişimi var. O darbe girişimi, mali darbe girişimi. Bugün yapılan iş, belediyelerin elini kolunu yargısal kararlara yapamadılar, askeri darbe yapacak halleri yok. Belediyelere mali darbe yapıyorlar. Belediyenin elini kolunu bağlıyorlar. Hizmet edemez hale getirmeye çalışıyorlar. Milletle devlet karşı karşıya gelirse millet kazanır. 31 Mart seçimlerinde milletle devlet karşı karşıya getirildi.”
‘1 EKİM’DE NE YAPACAKLARINI GÖRECEĞİZ’
Belediye başkanlarına hizmetlerini aksatmaması, dayanışma gösterilmesi, yapılanların halka iyi anlatılması gibi tavsiyelerde bulunan CHP Genel Başkanı Özel, “Yerelde, genelde, dünyanın dört bir tarafındaki soydaşlarımızın, Türkiye’nin dört bir yanındaki vatandaşlarımızın katkılarıyla bu saldırıyı bertaraf edeceğiz. Göreceksiniz bu kamu vicdanını yaralayan, toplumun vicdanında geri tepecek bir darbe girişimidir. Bu millet Kenan Evren’in darbesinden sonra işaret ettiği kişiyi değil, Turgut Özal’ı seçti. Bu millet kendisine birisi bir şey dayattığında, siyasileri sever, dinler ama sesini çok yükselttiğinde, emretmeye başlarsa, ‘bana emir veremezsin’ der. Kimin patron olduğunu gösterir. Sizi belediye başkanı seçmiş olabilirler. Milletvekili seçmiş olabilirler. Partinizin genel başkanı olabilirsiniz. Başbakanlık, cumhurbaşkanlığı yapmış olabilirsiniz. Hep millet yap dedi diye yaptınız. Şimdi siz millete görev verdiği belediye başkanı üzerinden ceza kesmeye kalkarsanız, sırf oyunu başka partiye verdi diye çöpünü toplatmamaya tenezzül ederseniz, bu millet bunun karşısında çok önemli bir reaksiyon gösterir. O yüzden şimdi hacizler geliyor, göğüsleyeceğiz. Yaz geçecek, biz çalışacağız. 1 Ekim gelecek, ne yapacaklarını göreceğiz” dedi.
Özgür Özel, CHP’nin 4 Eylül’de sembolik olarak Sivas’ta başlayıp, 6’sından 9’una kadar Ankara’da devam edecek CHP’nin ikinci yüzyıl değişim kurultayında tüzüğünde ve programında değişiklikler olacağından da bahsetti. CHP’li belediyeler için kent lokantası, kreş, öğrenci yurdu gibi tüm hizmetlerinde ortak isim, ortak projeler kullanmasına yönelik proje havuzu adı altında oluşturulan yeni bir süreçten bahsetti.
SAYIŞTAY DENETİMLERİ İÇİN DENETİM BİRİMİ KURULDU
Özgür Özel, CHP’li belediyelere yönelik çok kötü niyetli denetimler yapıldığını da söyleyerek, “Çok haksızlıklar yapılıyor. Tabii gerek Sayıştay’da gerek mülkiye müfettişlerinde görevini liyakat ve layığıyla yapan iyi insanlara hiçbir sözümüz yok. Ama bazı tetikçiler görevlendiriliyor. Gittikleri yerde yaptıkları denetimin siyasi amaçları oluyor. Buna karşı biz size 20’ye yakın Sayıştaycı, 5 mülkiye müfettişinden oluşan, geçmişte bu görevleri çok başarıyla yapmış ekiplerle sizi rutin denetimlere hazırlama, ani ya da rutin denetimler sırasında ihtiyaç duyulan hukuki ve teknik desteği vermek ve bazı kötü niyetli çabalarda size refakat ederek, oradaki denetimin usulüne uygun cereyanına eşlik etmek üzere veya sizi orada destek vermek üzere bir denetim birimi de kuruldu” diye konuştu.
Mehmet ÇINAR- Mesut MADAN/BURDUR,
]]>Osmangazi ilçesinde yer alan 136 mahallenin muhtarları ile 4 bölüm halinde bir araya gelmeyi planlayan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, ilk toplantısını dağ yöresi ve civarındaki mahallelerde görev yapan muhtarlar ile yaptı. Değirmenpark Sosyal Tesisleri’nde gerçekleşen toplantıda muhtarlar mahallerinde yapılmasını isteği hizmetleri yazılı olarak Başkan Aydın’a iletti. Muhtarların taleplerini dinleyen Başkan Aydın, sorunları en kısa sürede çözüme kavuşturacaklarının müjdesini verdi. Başkan Aydın, göreve geldiği günden bugüne kadar yaptıkları ve yapmayı planladıkları hizmetler konusunda da muhtarları bilgilendirdi.
“Bir şeyleri değiştirmek için aday olduk ve göreve geldik”
Seçimden önce ve sonrasında söyledikleri gibi mahallelerde yapılacak hizmetleri muhtarlar ile koordineli bir şekilde gerçekleştireceklerini ifade eden Başkan Aydın, “Bizler mahallelerimizdeki çalışmalarımızı, mahalle temsilciliği veya mahalle başkanlığı gibi siyaset temelli paralel bir yapılanma üzerinden değil, seçilmiş kişi olan muhtarlarımızla birlikte yürüteceğiz. Seçimle gelen, vatandaşın oyunu almış ve takdirini kazanmış bir kişi varsa çalışmaları da onlarla birlikte yürütmek gerekir. Bu düşünceyle mahallelerimize bir hizmet veya yatırım yapacaksak, bunu muhtarımızdan ve vatandaşlarımızdan gelen istek ve talep doğrultusunda yapacağız. Demokrasilerin temel görevi ve işlevi de böyle olmasını gerektirir. Bizler, bir şeyleri değiştireceğiz diye aday olduk ve görev geldik. Yaklaşık 4 aylık süreçte bunları yapmaya çalışıyoruz” dedi.
“Seçim sonrası günlerimizi hizmetlerle dolu dolu geçirdik”
Göreve gelmelerinin ardından geçen 4 aylık süreçte 411 bin ekmek dağıtımı yaptıklarını belirten Aydın, “Bozulan yollarımızı 26 bin ton asfalt serimi yaparak yeniledik. 25 bin kişiye çorba dağıtımı yaptık. 6 bin 821 iş başvurusunun bin 147’si kurumlara yönlendirildi. 2 bin 200 metre yol açımı, 338 bin çiçek ekimi yapıldı. 14 parkın revizyonu yaparken, 3 tane yeni parkı da ilçemize kazandırdık. 10 parkın da ihalesini yaptık. Birkaç ay içerisinde 15 yeni park daha yapacağız. 23 ton kuru mama dağıtımı gerçekleştirdik. 47 kaçak binanın yıkımını yaptık. Deprem afet gibi durumlar için 203 yeni toplanma alanı oluşturduk. 4 bin ton atık topladık. 510 kişiye burs ve eğitim verdik. 14 bin 711 vatandaşımız, kütüphanelerimizden ve çalışma salonlarımızdan hizmet aldı. Kültürel etkinliklerimize 10 bin kişi katılım sağladı. Haluk Levent konseri ile 60 bin vatandaşımızı Osmangazi Meydanı’nda ağırladık. 16 bin metrekare kaldırım inşaatı yaptık. 112 haneye ikinci el eşya dağıttık. Göreve geldiğimizin kırk beşinci gününde Hamitler Mahallesi’nde inşa ettiğimiz kreşimizin temelini attık. Çirişhanespor Kulübü Lokali’nin inşaatına başladık. Yenibağlar mahallesinde kadınlarımıza özel olarak hizmet verecek olan jimnastik salonumuzda çalışmalar bitti. Önümüzdeki günlerde bu salonun açılışını yapacağız. Yeni dönemde ayrıca öğrenci yurdu, kütüphane, müze, kültür merkezi, konser ve gastronomi alanları gibi yatırımlarımız olacak” dedi.
“Gözle görülür en somut hizmetler Osmangazi’de”
Yeni kreşler inşa edeceklerinin müjdesini veren Başkan Aydın, “6-7 kreşin protokolleri bitmek üzere. Eylül ayındaki meclis toplantısında kararlarını alarak, temellerini atacağız. 144 kişilik kız öğrenci yurdumuzun da protokolü bitmek üzere. İnşallah onun için de Eylül ayı meclis toplantısında karar alacağız. Merinos Tren İstasyonu’nda oluşturacağımız yeni bir kütüphaneyi vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız. 7 bin kitap koleksiyonuna sahip bir vatandaşımız ile görüştük. Bizlere kitap bağışı yapacak. Bunun yanında 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda yeni açılışlarımız olacak. Eylül ve Ekim aylarında dağ yamaçlarındaki mahallelerimizde bir takım faaliyetler gerçekleştireceğiz. İnşallah onların da yakında müjdesini vereceğiz. Seçimin ardından başkaları henüz yönetim kadrosunu oluşturamamışken, bizler temeller atıp, açılışlar gerçekleştirdik. CHP Genel Başkanımız Özgür Özel, 3 günlük Bursa ziyaretinde en somut çalışmaların Osmangazi’de yapıldığını gördü. Bizi bu konuda takdir etti” dedi.
Muradiye Mahallesi’nde yer alan eski ipek fabrikası ‘Fabrika-i İpekhane Hümayun’u kamulaştırmak adına da çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Başkan Aydın, “Mülk sahipleri ile anlaşma sağladık. Kamulaştırma işi yüzde 90 oranında bitti. Yürüteceğimiz çalışmalar neticesinde orasını tarih, kültür ve sanatın merkezi yapacağız. Bursa’ya gelen turistlerin konaklaması süresini arttıracak çok önemli bir hizmet olacak” diye konuştu.
Osmangazi Muhtarlar Dernek Başkanı Burhan Mandacı ve toplantıya katılan muhtarlar da mahallelerine yaptığı ve bundan sonra yapacağı hizmetlerden dolayı Başkan Aydın’a teşekkür etti. – BURSA
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “İktidarda halktan yana, halkın iktidarı yok. O köylünün, fasulye üreticisinin, domates üreticisinin partisi iktidarda değil. Kimin partisi iktidarda? Zenginin partisi iktidarda. Gelirken garibandan oy alarak geldiler, yerlerini yaptılar. Şimdi köylüye dönüp bakmıyorlar” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin İl Belediye Başkanları toplantısına katılmak üzere Burdur’a geldi. Özel, ilk olarak Türkiye’nin yaş fasulye ihtiyacının önemli bölümünün karşılandığı İnsuyu bölgesindeki tarlalara gidip, fasulye toplayan işçilerle sohbet etti. Daha sonra partisinin il başkanlığına gelen Özgür Özel’e, ‘1 Mayıs’ adlı köpek hediye edildi.
Burada toplanan partililere seslenen Özgür Özel, “Bu balkondan ilk kez genel başkan olarak konuşuyorum. Genel başkan seçilmeden 4-5 gün önce buraya aday olarak gelmiştim. Gecenin bir yarısında burada yine böyle büyük bir kalabalıkla karşılamıştınız. Şimdi de fasulye üreticilerinin derdini dinledik. Belediye başkanları toplantısına geçerken babaocağına uğrayalım, il başkanımızın bir hatrını soralım, çayını içelim diye geldik. Buraya başka bir siyasetçi gelse iktidar partisinden o da bu kadar belki kalabalığı toplar. Toplar ama bu kalabalıkla o kalabalık arasında bir fark var. Bu kalabalık 47 yıl parti iktidar yüzü görmediği halde, aradaki kısa koalisyon dönemleri hariç. Hep bir arada durdular, hiç ayrılmadılar, hiç terk etmediler. Peki bu birlikteliğin sırrı ne? Ne tutuyor onları bir arada? Bu işin bir zamkı, bir macunu var mı? Menfaat mi? Yok, tayin terfi yok, çıkar ilişkisi yok. Aksine cezalandırılmak var. Dedesi CHP’ye üye diye mülakatta torun eleyenler var. Babası geçmişte Cumhuriyet Halk Partisi’ne üye olmuş diye çocuğunu mülakatta eleyenler var. Buna rağmen bu parti bir arada duruyor. Ne için duruyordu bugüne kadar? Ne için durdu, onu birbirine bağlayan, sizi birbirinize bağlayan şey vatan, millet, bayrak ve Atatürk sevgisi. Bu yüzden kimse yıkamıyor bizi” dedi.
“Ben hep söylüyorum, baba evidir Cumhuriyet Halk Partisi diye. Şimdi burada baba evinin çayı, demliği olsun, bacası tütsün diye buraya odun çekenlerle birlikteyiz” diyen Özgür Özel, “Bu partiyi, yıllarca baba evinin bacasını tüttüren sizlerle beraberiz ama baba evi herkese ait. Herkes baba evine doğuyor. Büyüyünce kimi büyüğüyle gidiyor, kimi küçüğüne razı oluyor, kimi ırakta oturuyor, kimi yakında oturuyor. Ama herkes biliyor ki başın sıkıştığında orada yeri var onun. Neden, çünkü tapusu ne bende ne Kemal Bey’de ne rahmetli Ecevit’te vardı, ne İnönü’de. Tapu hem hepimizin hem de hiçbirimizin değil. Çünkü bir kişiye kayıtlı tapu. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e kayıtlı. Öyle olunca kim zora düştüyse, kim bunaldıysa, kim sıkıldıysa kapı ardına kadar açık. Gelene ‘Nereden geldin, niye gitmiştin, niye öyle ettin böyle ettin’ demiyoruz” diye konuştu.
‘İKTİDARDA HALKTAN YANA, HALKIN İKTİDARI YOK’
Sabah fasulye tarlasını ziyaret ettiğini anlatan Özel, sözlerine şöyle devam etti:
“Toplayan mutlu değil, güvencesi yok. Kısa süre iş var, ondan sonra yok. Toplatan mutlu değil, götüren mutlu değil. Kim mutlu anlayamadık. ‘Kaç para’ dedim fasulye, ‘8 TL’ dediler. Manisa’da 80 TL. Sorduk milletvekilimize, Burdur’da da 80 liraya fasulye satılıyor. İstanbul’da 120 TL. Didim’de 200 liraya fasulye satılıyor. Orada söylediler. ‘Geçen hafta 200 liraya aldım’ dedi biri İstanbul’dan. Burada 8 TL. Niye 8 TL? Birisi para kazanıyor bundan 120 liraya satılınca, biri eziliyor. Burada 8 liraya sebebi şu; iktidarda halktan yana, halkın iktidarı yok. O köylünün, fasulye üreticisinin, domates üreticisinin partisi iktidarda değil. Kimin partisi iktidarda? Zenginin partisi iktidarda. Gelirken garibandan oy alarak geldiler, yerlerini yaptılar. Şimdi köylüye dönüp bakmıyorlar. 13 liraya süt imal ediliyor. Sütün maliyeti 13 TL. 8 liraya süt alıyorlar Burdur’da. Denetlense en iyisi 15 TL, o da maliyetini kurtarmıyor. Oysa 1’e 1,5 paritesi var. Yani sütün bugün 13 liraya satılması için bu adamın 8 liraya yem alması lazım. 8 liraya yemin çuvalının 400 TL olması lazım. Kaç para şimdi? 580-600 lira. 600 liradan yem alıp 8 liradan süt satıyorlar. Ne oluyor bu sefer? Bütün anaçlar bıçak altına gidiyor, kesiliyor. Sonra Türkiye’de beslenme sorunu var. Türkiye’de tarım ürünlerinde sorun var. ‘Ne yapalım, ithalatına izin verelim.’ Baştan korumuyor, kaybediyor, sonra ithalatına izin veriyor, iyice perişan ediyor.”
‘ŞİMDİ SADECE ZENGİNLER KAZANIYOR’
Yeni nesil bir ekonomi anlayışıyla üreticiyi koruyan, tarladaki ürünün değerinin altında alınmasına izin vermeyen bütün kademelerin kurulması gerektiğine işaret eden Özel, “Yani halkın partisinin iktidara gelip halktan yana, çiftçiden yana, süt üreticisinden yana, hayvancıdan yana pozisyon alması lazım. Öyle politikalar üretmesi lazım. Hem üreticiyi hem tüketiciyi korumak lazım. O zaman ne olacak? Hem fahiş fiyatlar, hem emek sömürüsü ortadan kalkacak. Herkes birden kazanacak. Şimdi kim kazanıyor? Şimdi sadece zenginler kazanıyor. Sadece ve sadece rantçılar kazanıyor. Bakın 31 Mart seçimlerinden önce 105 miting yaptım, 105 mitingde emeklinin sorununu dile getirdim. Dedim ki 10 bin liraya geçim olmaz, emekliye hakkını verin. Siz geldiğinizde 1,5 asgari ücret alıyordu. Bugünkü parayla 26 bin TL alıyordu, 10 bin TL olmaz artırın diye dilimizde tüy bitti, 12 bin 500 TL yaptı. Ne oldu? 12 bin 500 TL yaptı, emekliyi perişan etti. Beğenmediğimiz 10 bin TL, sefalet maaşı 10 bin TL, ocakta 25 kilo dana kıyma alıyordu. Bugün verdiği 12 bin 500 TL, 20 kilo kıyma alıyor. Emeklilerin ocak ayında isyan ettiğimiz maaşından bile ayda 5 kilo kıyma parası çaldılar. Oyunlarla, enflasyon oyunlarıyla ve bu yüzden şimdi biz diyoruz ki ‘Niye vermedin?’ Dönüyor diyor ki ‘Kaynak bulamadım’. 2 bin 500 liralık zam için ’33 milyar maliyeti var’ diyor, olsun 17 bin 500 liranın maliyeti de 100 milyardı” diye konuştu.
Konuşmasının ardından Burdur Belediyesi’ne geçip, bir süre Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz ile sohbet eden Özel, daha sonra toplantının yapılacağı otele gitti.
]]>Van’daki belediyelerden çıkarılan çok sayıda işçinin DEM Partili İpekyolu Belediyesi önündeki eylemi 3 aydır sürüyor. DEM Partili Van Büyükşehir Belediyesi ile İpekyolu Belediyesi, 1 Mayıs İşçi Bayramı’ndan 1 gün sonra çok sayıda işçinin iş akdine son vermişti. İşten çıkarılan işçiler, Hak-İş Van Şubesi öncülüğündeki eylemlerini 3 aydır sürdürüyor. Bugün belediye önünde devam eden eyleme Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan da katıldı.
“Sakın bunlardan korkup geri adım atmayın”
İşçiler tarafından atılan sloganların ardından bir basın açıklaması yapan Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, sendika olarak mazlumun yanında mücadelelerini sürdüreceklerini belirtti. 31 Mart yerel seçimleri sonrası işten çıkarılan işçilerin mücadelesine destek vermek için Van’da olduklarını ifade eden Genel Başkan Arslan, “Hak-İş olarak bölgemizin bütün mağdur ve mazlumlarının yanında hep mücadelemizi sürdürdük. Bu topraklarda onurlu bir yaşam isteyen, bu topraklarda ekmeğiyle, aşıyla, ayakta kalmaya çalışan belediye emekçilerinin herhangi bir soruşturma geçirmeden sırf kendi zihniyetleri olmadığı için işten çıkarılın 800’den fazla arkadaşımızla dayanışma için buradayız. Bu arkadaşların haklarını hukuku, ekmeğini, elde edene kadar burada kalmaya devam edeceğiz. Türkiye’nin pek çok yerinde olduğu gibi seçim öncesi vaat ettiklerinin tam tersini yapan bir zihniyetle karşı karşıyayız. Bu iki yüzlülüğü, bu sahtekarlığı, bu riyakarlığı lanetle kınıyoruz. VASKİ, Gevaş, Tuşba, Edremit ve diğer belediyelerden işten çıkarılan arkadaşlarımızın tekrar işe dönmesine kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Sakın bunlardan korkup geri adım atmayın. Sakin bunların baskılarına, bunların tehditlerine boyun eğmeyin. Direne direne kazanacağız” dedi.
“İşten çıkarılma gerekçelerinin hiçbiri gerçek değil”
Belediyelerin DEM Parti’nin mülkiyetinde olmadığını dile getiren Arslan, “Van’ın tek helal oylarıyla seçildiniz. Halkların kardeşliği dediniz, halkların dediği olacak dediniz, barış, kardeşlik, adalet, hukuk dediniz ama yaptıklarınız ne? Adaleti yerinden ettiniz, hukuku tanımadınız. Halkların kardeşliğini de halkları da böldünüz. Yazıklar olsun size. Hak-İş olarak 40 yıldır buradayız. Çok belediye başkanları gördük. Çoğu da gelip, gittiler. Ancak biz bundan sonra da burada olmaya devam edeceğiz. İşten çıkarılma gerekçelerinin hiçbiri gerçek değil, yalan söylüyorlar. İşten çıkarılan 800 arkadaşımızın hakkında işlem yapılmamıştır. Bu işçilerin kusuru nedir? İşe gitmişler, işe başlamışlar. 6 ay önce işe başlamışlar diye işten çıkarma hakkı nereden geliyor” diye konuştu.
“Sürgünlerden vazgeçin”
Konuşmasında DEM Parti’nin belediye başkanlarına seslenen Arslan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu yanlıştan vazgeçin. Bu işçilerin emeğini, alın terini, hakkını, hukukunu düşünün. Bu süreler çabuk gelip geçer. Bir gün hesap günü gelir, hesabını da bu millet size sorar. Biz kavga etmek istemiyoruz. Gelin bu arkadaşlarımızın hepsini işe gönderin. Sürgünlerden vazgeçin. Herkes işine dönsün. İşini yapmayanlarla ilgili atacağınız her adımı destekleyeceğiz. Ama önce bu arkadaşlarımızı işe gönderin.”
İşçiler, yapılan konuşmanın ardından belediye önündeki eylemlerine devam etti. – VAN
]]>DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Kürtçe şarkılarla çekilen halaylar üzerinden operasyonel bir yaklaşım olduğunu söyleyerek, “Buradan iktidara sesleniyoruz; ana dilimizde konuşmaya, şarkılar söylemeye, dans etmeye, halay çekmeye, ana dilimizde rüya görmeye, hislerimizi ana dilimizle yaşamaya devam edeceğiz. Hiçbir güç bizi ana dilimizden koparamaz. Bu konuda bütün yerel yönetimlere çağrımızdır; o belediyenin sınırları içinde konuşulan bütün dillerle hizmet sağlanmasının çağrısını, o dillerle kültürel faaliyetlerin yerel yönetimler eliyle sürdürülmesinin çağrısını yapıyoruz” diye konuştu.
Edremit ilçesindeki bir otelde düzenlenen ‘DEM Parti Demokratik Yerel Yönetimler Çalıştayı’ başladı. İki gün sürecek olan çalıştaya, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğlulları’nın yanı sıra il, ilçe, belde kadın belediye eş başkanları katıldı.
Çalıştayda açılış konuşması yapan Van Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Neslihan Şedal, seçimlerin üzerinden 4 aylık zaman geçtiğini hatırlatarak, “Her zaman söylüyoruz; seçimler bizler için sıradan geçmiyor, mücadeleyle geçiyor. Bize yönelik gelişen saldırılara karşı bir mücadele alanı olarak görüyoruz seçimleri. Geride bıraktığımız seçim sürecinde kirli politikalar hayata geçirilmeye çalışıldı, ancak buna rağmen ciddi başarı elde ettik. Bu çalıştayda daha güçlü bir çıkış yaparak mücadelemizin topluma yayılmasını sağlayacağız” dedi.
‘EŞ BAŞKANLIK, EŞİT TEMSİLİYETİN VAZGEÇİLMEZİDİR’
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ise yönetim anlayışlarının tamamında eş başkanlık ve eşit temsiliyetin vazgeçilmezleri olduğunu söyleyerek, “Eş başkanlık ve eşit temsiliyet mor çizgimizdir’ dedik, bunun için çok bedel ödedik. Tüm belediyelerde kadın eş başkanlarımız var. 78 kadın eş başkan ile tüm Türkiye ve Orta Doğu’ya model olduk. Erkek egemen zihniyeti ile mücadele ettik ve başardık diyebileceğimiz bir süreçte değiliz. Bizler, sürekli başarmak zorundayız. Çünkü erkek egemen, iktidarcı anlayış bulduğu her alanda, bizlerin kadın hareketinin zayıfladığını hissettiği her anda karşımıza çıkar. Boşlukları iktidarlar çok kolay doldurur. Mücadelemizdeki diriliği çok önemli. Bu konuda da yerellerde seçilmiş kadın eş başkanlar olarak da sanıyorum ki en büyük görev sorumluluk, sizlerin üzerindedir. Çünkü sizler halkın iradesini, kadınların iradesini temsil ediyorsunuz. Sizlerin her birinin pratik bir adımı o ilde belediyede örnek teşkil edecektir. Biz, sadece biz değiliz. Seçilmişler sadece kendileri değildir, temsil ettikleri kadınlardır. O yüzden attığımız her adımın sorumluluğumun bilincinde davranmak gibi çok önemli bir görev ve sorumluluğumuz var” diye konuştu.
Hatimoğulları, Kürtçe şarkılar eşliğinde çekilen halaylar üzerinden operasyonel bir yaklaşım gözlemlediklerine işaret ederek, şunları söyledi:
“Buradan iktidara sesleniyoruz; ana dilimizde konuşmaya, şarkılar söylemeye, dans etmeye, halay çekmeye, ana dilimizde rüya görmeye, hislerimizi ana dilimizle yaşamaya devam edeceğiz. Hiçbir güç bizi ana dilimizden koparamaz. Bu konuda bütün yerel yönetimlere çağrımızdır, o belediyenin sınırları içinde konuşulan bütün dillerle hizmet sağlanmasının çağrısını, o dillerle kültürel faaliyetlerin yerel yönetimler eliyle sürdürülmesinin çağrısını yapıyoruz” dedi.
Hatimoğulları’nın konuşmasının ardından çalıştay basına kapalı olarak devam etti.
]]>Resmi Gazete’de yayımlanan AYM kararına göre; Gezi davasından 18 yıl hapis cezasına mahkum edilen TİP Hatay Milletvekili Şerafettin Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesiyle ilgili kararın ‘yok hükmünde’ olduğu ve bu nedenle Yargıtay tarafından verilen kararın TBMM Genel Kurulu’nda okunmasıyla vekilliğinin düşmüş sayılamayacağı belirtildi. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, kararla ilgili sosyal medya hesabından değerlendirmede bulundu. Uçum, “Anayasa Mahkemesi çoğunluğunun önceki ihlal kararlarını gerekçe göstererek ilgili milletvekilinin hükümlü olduğu dosya kararının kesinleşmediği sonucuna ulaşması pozitif hukuku tanımamak demektir. AYM çoğunluğu, ısrarla adli yargının en üst karar organı olan Yargıtayca verilen ve aşamalardan geçmiş kararı kesinleştiren onama kararını keyfi olarak reddetmektedir. AYM çoğunluğunun TBMM’nin milletvekilliğinin düşmesine ilişkin tamamlama merasimini göz ardı etmesi Anayasa’nın 85’inci maddesine açıkça aykırıdır. Çünkü 85’inci madde gereğince, ‘Milletvekilliğinin kesin hüküm giyme… halinde düşmesi, bu husustaki kesin mahkeme kararının Genel Kurula bildirilmesiyle olur’ hükmü Anayasa Mahkemesi’nin denetimi dışındadır. Bu merasim tamamlanmış ve milletvekilliği düşmüştür. Bu merasimin (İsterse eylemli iç tüzük değişikliği gibi uydurma bir gerekçeyle başvuru olsun) AYM tarafından denetimi Anayasa gereği asla mümkün değildir. Mevzubahis kararın muhalefet şerhinde detaylı açıklandığı gibi, AYM çoğunluğu hem başvuruyu ele alma yönteminde (eylemli iç tüzük değişikliği şeklindeki uydurma gerekçeyi geçmiş içtihadına uygun değerlendirmeyerek) keyfi davranmış hem de Anayasanın 84’üncü maddesinin ikinci fıkrasına ve 85’inci maddede getirilen AYM denetimi yasağını dikkate almamıştır. Bu nedenle azınlık görüşünde isabetle ifade edildiği gibi başvuruya görevsizlik nedeniyle ret kararı verilmesi gerekirken karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi bir hukuksuzluk halidir. AYM çoğunluğu, bu kararla pozitif hukukun dışına çıkmış keyfilik alanına geçmiştir” dedi.
‘HİÇBİR MERCİ AYM’NİN KARARINA GÖRE İŞLEM YAPMAK MECBURİYETİNDE DEĞİL’
Uçum, keyfi olarak nitelendirdiği AYM kararının hukuk camiasında karşılığı olmayacağını belirterek, “AYM çoğunluğu, karar verilmesine yer olmadığına karar vererek aslında hukuken etkisi olmayan bir karar vermiş aslında gerçek bir karar vermemiştir. Hiçbir ilgili merci hukuken AYM’nin bu kararına göre hareket etmek veya işlem yapmak mecburiyetinde değildir. Bu karara göre bir işlem yapma imkanı da yoktur. Dolayısıyla hukuki mana açısından sorunlu hukuki icra açısından yok hükmünde olan AYM çoğunluk kararının gerekçesine bakarak birtakım sonuçlar çıkarmaya çalışmak veya çağrılar yapmak beyhude çabadır. En azından şuna dikkat edilmesi gerekir; gerekçe hüküm değildir. Gerekçenin tek başına hiçbir icrai etkisi olmaz. Bu nedenle konuya iyi çalışmadan aceleyle hatalı ve yanlış mesajlar atmamaya özen gösterilmesi gerekir” değerlendirmesinde bulundu.
AYM ÇOĞUNLUĞU MAHKEMENİN İÇTİHADINI DA TANIMIYOR
Uçum, AYM’nin daha önce hükümlü milletvekillerine ilişkin kararlarına atıfta bulunarak, “Hükümlü milletvekillerine ilişkin yapılan başvurulardaki içtihadı, ‘yetkisizlik sebebiyle ret’ şeklindeydi. Aşağıda bilgileri verilen 3 dosyada da yetkisizlik sebebiyle ret kararı verilmişti. Peki, şimdi ne değişti de AYM çoğunluğu mahkemenin içtihadını sürdürmek yerine, ‘karar verilmesine yer olmadığına’ karar veriyor. AYM çoğunluğu açık anayasa hükümlerini tanımadığı gibi mahkemenin içtihadını da elinin tersiyle itiyor. Bu yaklaşımla verilen bir kararın hukuk adına savunulması asla mümkün değildir” ifadelerine yer verdi. Uçum, paylaşımında ayrıca AYM’nin 2020 ve 2021 yıllarında Ömer Faruk Gergerlioğlu, Leyla Güven ve Musa Farisoğulları hakkında verdiği kararlarına yer verdi.
]]>MARDİN’de akraba aileler arasında arazi anlaşmazlığı nedeniyle çıkan ve 2 yakınının öldüğü silahlı saldırıdan yara almadan kurtulan Kahraman Aslan (50), olayı 2009’da 44 kişinin öldüğü Bilge köyü katliamına benzeterek, “Kardeşim 7 ay önce Ayaz köyünde 1 dönümlük bahçe almıştı. Sonra köy muhtarı karşı çıkarak ‘Sizi buraya almıyorum’ dedi. Olay günü bahçeye çalışmaya gitmiştik. Sonra çevreden, evlerden bize sıkmaya başladılar. Bahçede çoluk çocuk ve kadınlar olmak üzere yaklaşık 30 kişiydik, hepsi ölümden döndü. Bize pusu kurmuşlardı” dedi.
Olay, 25 Temmuz’da Kızıltepe ilçesi Kırsal Ayaz Mahallesi’nde meydana geldi. Akraba 2 aile arasında arazi anlaşmazlığı çözülemeyince husumete dönüştü. Bölgenin kanaat önderleri, husumeti sonlandırmak için araya girdi ancak çözüm olmadı. Akraba ailelerden 1’i, diğer aileye anlaşmazlığın yaşandığı bahçede pusu kurdu ve uzun namlulu silahlarla çapraz ateşe aldı. Yaklaşık 1 saat süren uzun namlulu saldırıda Hacı Şakir Aslan (65) ve Aslan Aslan (40) olay yerinde hayatını kaybetti, N.A. ise yaralandı. İhbarla bölgeye sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yapılan otopsinin ardından yakınlarının aldığı cenazeler, kırsal Yüceli Mahallesi’nde yan yana toprağa verildi.
Olayla ilgili soruşturmada gözaltına alınan 27 şüpheliden 15’i, ifadelerinin ardından serbest bırakıldı. Jandarmadaki işlemleri sonrası adliyeye sevk edilen 12 şüpheliden 9’u tutuklandı, 3’ü de adli kontrolle serbest bırakıldı. Tutuklanan Aslan ailesinden A.A., B.A., H.A., M.A., M.A., Ş.A., Ş.A., S.A. ve Ö.A., cezaevine gönderildi.
‘ÇEMBERE ALIP ÖLDÜRMEYE ÇALIŞTILAR’
Olaydan yara almadan kurtulan Hacı Şakir Aslan’ın yeğeni Kahraman Aslan, yaklaşık 30 kişinin de ölümden döndüğünü belirterek, “Kardeşim 7 ay önce Ayaz köyünde 1 dönümlük bahçe almıştı. Aldıktan sonra köy muhtarı karşı çıkarak, ‘Sizi buraya almıyorum, sokmuyorum, bırakmıyorum’ dedi. Normalde Ayaz köyü, bizim köyümüzdür. Onlar çok eskiden bize gelip sığınmışlardı, bizler onlara kucak açmıştık. Kardeşim bahçeyi ilaçlamaya gitmişti, muhtar önüne çıkıp ona tehdit etti ve arkasından silah sıktı. Sonra kanaat önderleri aramıza girdi ama sonuç alınmadı. Ğurs bölgesindeki 12 köyün muhtarı da aramıza girdi, muhtar Mahmut’a ‘Sen haksızsın, köyde olay çıksın istemiyoruz’ dediler, ama muhtar, ‘Ben haksızım ve bırakmıyorum’ dedi. Bize de geldiler ve merhum Hacı Şakir amcam, ‘Siz ne isterseniz öyle olsun, yeter ki barışla sonuçlansın, biz sadece hak istiyoruz’ dedi. Karşı taraf yanaşmayınca kanaat önderleri de 12 köyün muhtarı da aradan çekildi. Perşembe günü çoluk çocuk ve kadınlarla bahçeye giderek çalışmaya başladık. Yolda giderken muhtar Mahmut’u ve yakınlarını silahla gördük. Bahçeyi temizliyorduk, 1 saat falan çalıştık. Sonra caminin içinden, evlerden bize sıkmaya başladılar. İlk Hacı Şakir amcam vuruldu, sonra amca oğlum Arslan vuruldu. Bahçede çoluk çocuk ve kadınlar olmak üzere yaklaşık 30 kişiydik, hepsi ölümden döndü. Bilge köyü gibi bize pusu kurmuşlardı, bizi çembere almışlardı ve hepimizi öldürmeye çalışıyorlardı. Biz kavgaya gitmemiştik, kavga da etmedik, kavgaya gitmiş olsaydık yanımızda kadın ve çocukları götürmezdik. Hacı Şakir amcam, kanaat önderiydi, bir şey olursa ‘Kendimi siper ederim, bırakmam’ demişti ama ilk onu vurdular. Bir saat boyunca bize uzun namlulu silahla sıktılar. Katliama kalkıştılar, ibret olsun diye en ağır cezayı almalarını bekliyoruz” dedi.
‘HER YERDEN KURŞUNLAR GELİYORDU’
Ölen Hacı Şakir Aslan’ın gelini Zeynep Aslan (41), saldırı anında yanında olan çocuğunun günlerdir uyuyamadığını ve psikolojinin bozulduğunu ifade ederek, “Tarlamızı temizliyorduk, bize ateş açtılar. Hacı Şakir amcam ayrıca benim kayınpederimdi. Gözümün önünde vuruldu, kuzenim Arslan da gözümün önünde vuruldu. Yanımda 10 yaşındaki çocuğum vardı, nereye kaçacağımı bilemiyordum. Her yerden kurşunlar geliyordu, biz nasıl ölmedik, nasıl kurtulduk bilmiyorum. Hala olayın şokundayım. Geceleri uyuyamıyorum, her şey gözümün önüne geliyor. Çocuğumun da psikolojisi bozuldu, günlerdir o da uyuyamıyor. Allah hakkımızı bırakmasın. En ağır cezayı almalarını istiyoruz” diye konuştu.
‘BİR KURU TOPRAĞA CAN VERİLMEZ’
Ölen Aslan Aslan’ın oğlu Emrecan Aslan da babasının barış için İstanbul’dan köye geldiğini belirterek, şöyle konuştu:
“Ben İstanbul’da yaşıyorum, buradaki insanları tanımam, bilmem, sadece akraba olduğumuzu biliyorum. Babam sürekli gelir giderdi. Uzlaştırmak istiyordu, köyün yarısı bizim akrabalarımızdır. Bu insanlar da zamanında büyüklerimizin sayesinde köye yerleşmişler. Fakat bunların derdi bahçeyi almak değildir, dertleri diktatörlüktür. Bir kuru toprağa veya 3 kuruşa can verilmez. 12 köy var, her şeyin bir usulü ve adabı var. Büyüğe saygı diye bir şey var. Bu insanların yaptığı şey suikasttır, katliamdır, zulümdür.”
]]>Burdur’da, 31 Mart seçimlerinden sonra Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’in öncülüğünde 21 belediye başkanı ile birlikte, belediyeler arasındaki dayanışmayı artırmanın yanı sıra tecrübe paylaşımlarında bulunmak amacı ile düzenlenen bir toplantı gerçekleştirildi. Saat 10.00’da Burdur Cumhuriyet Halk Partisi il binasında başlayan toplantı, Genel Başkan Özel’in konuşmalarıyla devam etti.
Genel Başkan olduktan sonra ilk defa Burdur Cumhuriyet Halk Partisi il binasının balkonunda konuştuğunu ifade eden Özel, “Ben Genel Başkan olarak ilk defa buradayım, yerel seçimlerden sonra da ilk kez buradayım. 31 Mart seçimlerinde Çavdır ve Bucak Belediyelerini kazandık. Bu bizler için çok keyifli bir durum; birisini 1984’ten beridir, diğerini ise 1977’den beridir ilk kez alıyoruz. Birini 47, diğerini 40 yıldır ilk defa kazanıyoruz. Bizler çok mutluyuz. Ayrıcı bugün Burdur 21 belediye başkanını ağırlıyor. Bundan sonra birlikte oturup konuşacağız, çalışacağız. Bu 21 arkadaşımın ceplerinde birer anahtar var, bu anahtar belediyenin kapısının ya da kasasının anahtarı değil. Bu anahtarlar yapılacak ilk seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisi’nin anahtarlarıdır. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarını bu arkadaşlar getirecek” ifadelerini kullandı.
“Burdur’da içme suyu sıkıntısı var”
Uzun zamandır Burdur’da çözülemeyen içme suyu sıkıntıları hakkında konuşan Özel, “Burdur’da içme suyu sorunu var. Su ile ilgili Burdur’da önemli bir çalışma yapılıyor. Hem sulama suyunda doğru bir birlikteliğe ihtiyaç var. Maalesef insanlar bir başına bırakılmış, binlerce metre su kuyusundan su çekiyorlar, hem o su yer altı sularını tüketiyor, Burdur Gölü açısından sıkıntı oluşturuyor, hem de çok pahalıya sulama yapıyorlar. Mutlaka sulama birliğinin kurulması lazım. Bunun için Ali Orkun Ercengiz ve Milletvekilimiz İzzet Akbulut birer siyasetçi değil, toplum önderi olarak öne düştüler, bu işi çözecekler. Çözülmesi için gayret gösteriyorlar” dedi.
“Burdur Gölü Burdur halkını akciğer hastalığına sürüklüyor”
Burdur Gölü’nün kuruduğunu ve Burdur halkını hastalığa götürdüğünü dile getiren Özel, “Burdur Gölü her geldiğimde biraz daha çekilmiş görüyorum. Yüzde 45’e gerilemiş, yüzey alanında yüzde 55, suyunda yüzde 45 kayıp var. Hesaplara göre 2050 yılına kadar göl çekilmeye devam edecek ve bir avuç bir şey kalacak orada. İçim yanıyor, gölün kenarındaki evler toprağa bakıyor şu anda. O çekilen yerden kalkan toz topraklar yüzünden Burdur akciğer hastalığına düşmüş durumda. O yüzden bu işlerin hepsine çare bulmak lazım. Bunlara çare bulmanın yolu rantın değil halkın iktidarını kurmaktır” ifadelerini kullandı.
Toplantıya CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere, Afyon Belediye Başkanı Burcu Köksal, Amasya Belediye Başkanı Turgay Sevindi, Ardahan Belediye Başkanı Faruk Demir, Artvin Belediye Başkanı Bilgehan Erdem, Bartın Belediye Başkanı Muhammet Rıza Yalçınkaya, Bilecik Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, Çanakkale Belediye Başkanı Muharrem Erkek, Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın, Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse, Kastamonu Belediye Başkanı Hasan Baltacı, Kırıkkale Belediye Başkanı Ahmet Önal, Kırşehir Belediye Başkanı Selahattin Ekicioğlu, Kilis Belediye Başkanı Hakan Bilecen, Kütahya Belediye Başkanı Eyüp Kahveci, Sinop Belediye Başkanı Metin Gürbüz, Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım, Yalova Belediye Başkanı Mehmet Gürel, Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem katıldı. Toplantıda Dr. Murat Bolat ve Doç. Dr. Cemalettin Ayvazoğlu da bulundu. – BURDUR
]]>ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran ve beraberindeki heyet, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ı ziyaret etti. Baran, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı binasında gerçekleşen ziyarette ATO üyelerinin gündeminde yer alan konulara değindi. ATO üyelerinin çalışanları için SGK prim ödemelerinde bankaların değişen oranlarda komisyon uyguladığını kaydeden Baran, “Bankalara ödenen bu komisyon oranları işverenler için önemli bir tutarı ifade ediyor. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun da vergi ödemelerinde olduğu gibi komisyon ödemede prim tahsilatı yapabilmesi için bankalarla görüşülmesini ve reel sektörün lehine bir çözüm yolu bulunmasını talep ediyoruz” diye konuştu.
“Mesleki ve teknik liselerden mezun çalışanlara kolaylıklar sağlamalı, teşvikler getirmeliyiz”
Reel sektörün meslekli işgücü ihtiyacını da dile getiren Baran, gençlerin meslek lisesine gitmeyi tercih etmediğini, işverenlerin ihtiyacı olan alanlarda meslekli işgücü bulmakta sıkıntı yaşadığını anlatarak, meslek liselerini ve meslekli işgücü olmayı özendirecek nitelikli düzenlemeler yapılmasını talep etti. Baran, “Mesleki ve teknik eğitim almış, ara eleman olarak adlandırılan iş gücü reel sektörün kalbi durumunda. Oysa gençler ve aileler iyi bir iş bulmak için tek seçeneğin üniversite okumak olduğunu düşünüyor. Öncelikle bu algıyı yıkmalıyız. Her yıl yüzbinlerce genç üniversitelerden mezun oluyor, ne onlar aradığı işi ne de işveren aradığı elemanı bulamıyor. İyi şartlarda bir iş bulmaya giden yolun mesleki eğitimden geçtiğini anlatmalı, mesleki ve teknik liselerden mezun çalışanlara kolaylıklar sağlamalı, teşvikler getirmeliyiz” dedi.
Baran, bedelli askerlikte ücret muafiyeti, sağlık giderlerinde indirim, her yıl için yıpranma hakkı, bireysel emeklilikte indirim, araç sigorta ve kasko bedellerinde indirim gibi teşvik unsurlarının ara eleman sorununun çözülmesinde güçlü adımlar olacağını ifade etti. ATO üyelerinin Bağ-Kur’luların 9 bin gün olan prim ödeme gün sayısının işçi ve memurların emekliliği için gerekli prim ödeme gün sayısı olan 7 bin 200 ile eşitlenmesi talebini de dile getiren Baran, işçi-işveren davalarına da değinerek, işçi alacaklarına ilişkin zaman aşımı süresinin bir yıla indirilmesinin işletmeler açısından faydalı olacağını kaydetti. Baran, ayrıca hizmet alımı ihalelerinde mevcut hizmetin başka bir firma tarafından yüklenildiğinde personelin de yeni yükleniciye geçtiğini ve son işveren olarak özlük haklarından sorumlu olmak durumunda kaldığını belirterek, işveren değişikliklerinde kıdem tazminatı başta olmak üzere işçiye yapılması gereken ödemeler konusunda her işverenin kendi dönemiyle sorumlu tutulmasının sağlanması talebini dile getirdi.
Baran, Bakan Işıkhan’a ATO üyelerinin gündeminde yer alan ve reel sektörü ilgilendiren konuları içeren bir de dosya sundu. Ziyarette Baran’a Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Temel Aktay, Yönetim Kurulu Üyeleri Ahmet Akça, Ali İhsan Güçlü, Ali Yıldız, Halil İlik ve Yasin Özyolu eşlik etti. – ANKARA
]]>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ve Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Trabzon’da Valilik ve Büyükşehir Belediyesini ziyaret etti. Bakanlar Uraloğlu ve Memişoğlu, Süper Lig ekiplerinden Trabzonspor’un, Süper Lig’e yükselmesinin 50’nci yılı kapsamında düzenlenen etkinliğe katıldı.
Burada konuşan Bakan Abdulkadir Uraloğlu, Trabzon’un bir futbol şehri olduğunu söyleyerek, “Gerek Trabzonspor’umuzun, gerek Trabzon’umuzun, gerekse de abilerimizin anılarını dinledik, geçmişi yad ettik. Ben 1966 Faroz doğumluyum. Trabzonspor’la büyüdük. Ali Kemal Denizci abimizin oturduğu evi ben çaprazdan görürdüm. Bırakın yenilgiyi, beraberlik olunca bile mahallede dolaşmazlardı. Böyle bir şehirde sporu konuşmak, futbolu konuşmak benim gibi bir mühendis için zor. Trabzonlu olduğumuz için biraz kolay. Futbolu hoca kadar anlarız. Trabzonspor’un bu seviyeye gelmesinde her şeyiyle gönlünü veren Trabzonspor taraftarlarına teşekkür ederim. Şehrimize şampiyonluğu tekrar tattıran ekibe tekrar teşekkür ederiz” dedi.
‘KÜLTÜREL VE KURUMSAL BİR MİRASI DEVRALDI’
Trabzonspor’un tarihini anlatan Bakan Uraloğlu, “Trabzonspor’umuz aslında 1967 yılında bu kulüplerle birlikte olgunlaşan sportif, kültürel ve kurumsal bir mirası devraldı. Bu güçlü miras ile 1973-74 sezonunda Türkiye İkinci Lig Kırmızı Grup şampiyonu olarak Birinci Lig’e yükseldi. Daha Birinci Lig’e çıktığı ilk sene ilk kupamızı; Kıbrıs’ta düzenlenen Barış Kupası’nı aldı. ve bu kupa en büyük onurlarımızdan biri oldu. Bu vesileyle bir kez daha Kıbrıs’ta şehit düşen askerlerimize, kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyorum” diye konuştu.
Trabzonspor taraftarı olarak kentte yaşadığı anılarını anlatan Bakan Uraloğlu, sporun ve futbolun Trabzon’da önemli olduğunu söyledi.
Gazze’de yaşanan katliama da tepki gösteren Uraloğlu, “Savaşların yaşandığı coğrafyada bulunuyoruz. Sporun ne kadar birleştirici olduğunun kıymetini biliyoruz. Gerçekten Gazze’de yaşanan bir vahşet var. Orada katledilen İsmail Haniye var. Bira an önce orada sükünun sağlanmasını niyaz ediyorum” ifadelerinde bulundu.
BAKAN MEMİŞOĞLU: ZAHMETSİZ RAHMET OLMUYOR
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu da Trabzon’da çocukluk yıllarında Trabzonspor futbolcularıyla şampiyon kutlamalarında bir arada çekilmiş fotoğrafının yer aldığı panonun önünde konuşarak, herkese teşekkür etti. Memişoğlu, “Bu şehir şehzadeler şehri, bu şehir Mustafa Kemal Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı’nda ‘en önemli şehir’ dediği şehir. Onun için bu şehir aynı zamanda mücadelenin, inanmışlığın adanmışlığın şehri esasında, bu futbol da onu gösteriyor. Ben burada bu fotoğrafta çocuğum. Babam kafile başkanı olduğunda onlarla yolculuk yaptım, ne meşakkatlerle bu yola çıkıldığını, ne zorluklar yaşandığını biliyorum. Ama zahmetsiz rahmet olmuyor. Özellikle iyi çalışmamız, idealleri kaybetmememiz ve kendimize güvenimiz, sevdamızla beraber yürümemiz gerekir. Sadece futbolda değil, sporda değil, esasında Trabzonspor’un bu devrimi yaratması Anadolu’nun Türk insanının neler yapacağının da göstergesidir” dedi.
‘ÖNEMLİ OLAN BİZİM BİR ARAYA GELEBİLMEMİZDİR’
“Bir vahşet medeniyetinin maalesef hüküm sürdüğü bir dünyada yaşıyoruz” diyen Memişoğlu şunları kaydetti:
“Bugün bir vahşi, vahşet medeniyetinin maalesef hüküm sürdüğü bir dünyada yaşıyoruz. İnsanların birbirine empati duymadığı, idealizmin kaybolduğu, yapaylığın ön plana çıktığı bir dünyada yaşıyoruz. Onun için duygularımızı kaybetmeyeceğimiz bu anılarımızı, çocuklarımıza, gençlerimize anlatmamız lazım. Sadece makamlarla, parayla, sıfatlarla yaşanmıyor. Esasında anılarla ve idealistlikle yaşanıyor. Eğer bunu topluma anlatabilirsek empati duygusunu, çalışkanlığı başkasını anlamayı anlatırsak birçok problemin üstesinden geliriz. Bu toplum bir araya geldiği zaman başaramayacağı hiçbir şey olmadığını gördüm ben. Hem Covid’de hem depremde gördüm. Önemli olan bizim bir araya gelebilmemizdir. Ayrıştırıcı taraflarımızı değil, birleştirici taraflarımızı ön plana çıkarırsak işle böyle efsaneler oluşturuyor; böyle başarılar oluşturuyor.”
‘SAĞLIĞIMIZI GELİŞTİRMEYE ÇALIŞACAĞIM’
Kendisine gösterilen ilgiye teşekkür eden Memişoğlu, “Sizlere teşekkür ediyorum. Beni bağrınıza bastınız. Ben Sağlık Bakanı olarak elimden geldiği kadar sağlığımızı geliştirmeye çalışacağım. Hep beraber sizden de yardım isteyeceğim. Onun için Türkiye’nin en önemli sağlıkla ilgili merkezlerinden birisi Trabzon. Biz elimizden gelen desteği yapacağız. Beni bağrınıza bastığınız için, bir evladınız olarak beni misafir ettiğiniz için hepinize teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum” dedi.
]]>MHP’li Özdemir’in TBMM’ye sunduğu soru önergelerinde Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’ya; Kayseri’de bulunan baraj, göl ve göletlerin buharlaşma oranının ölçülüp ölçülmediğini, ölçümleri yapılmışsa Kayseri’deki baraj göl ve göletlerin yıllara göre buharlaşma oranının nasıl gerçekleştiğini, buharlaşmanın asgari düzeye indirilmesi için bakanlıkça yürütülen bir çalışmanın olup olmadığını, Kayseri il sınırları içerisinde hayvancılık amacıyla kiralanan mera, yaylak ve kışlakların neler olduğunu, buralardan hangilerinin Kayseri’de ikameti bulunmayan vatandaşlara kiralandığını, ikameti Kayseri’de olmayan vatandaşlara ait bahse konu olan kiralama sözleşmelerinin ne zaman biteceğini, Kayseri’de 2023 yılı verilerine göre ekim ve hasadı yapılan tıbbi aromatik bitki türlerinin neler olduğunu, hasadı gerçekleştirilen bu bitkilerin toplam ekonomik değerinin ne kadar olduğunu, bakanlığın bu bitkilerin yetiştirilmesinde uyguladığı teşvik ve desteklerin neler olduğunu, yağışların azalmasının Kayseri’de tarımsal üretimi etkilemesi tehlikesinin bulunup bulunmadığını, Kayseri’nin tarımsal sulamada ihtiyaç duyduğu yıllık toplam su miktarının ne kadar olduğunu, yağışların azalması riskine karşılık tarımsal üretimin aksamaması için bakanlıkça alınan tedbirlerin neler olduğunu sordu.
Özdemir Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a; Bünyan ilçesinde bakanlıkça tespit edilen veya kaydı yapılan kültürel mirasların neler olduğunu, Bünyan ilçesindeki Türk İslam eserlerinin envanterinin bakanlıkça çıkarılıp çıkarılmadığını, Bünyan Belediyesi ile bakanlığın tarihi mirasın korunması hususunda ortaklaşa geliştirebileceği projelerin olup olmadığını, Bünyan İlçe Mezarlığı’nda bulunan tarihi eser statüsündeki mezar taşlarının korunması ve turizme kazandırılması konusunda bakanlıkça bir çalışmanın olup olmadığını, Sülük Gölü’nün turizme kazandırılmasıyla ilgili bakanlıkça bir çalışmanın olup olmadığını, Kayseri’de devam eden arkeolojik kazı çalışmalarının hangileri olduğunu, arkeolojik kazı çalışmalarının hangi akademik kurumlar tarafından yürütüldüğünü, ilk 6 aylık dönemde devam eden arkeolojik kazı çalışmaları için bakanlıkça toplamda ne kadarlık ödenek tahsis edildiğini sordu.
Özdemir Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e; 2023-2024 eğitim öğretim döneminde Kayseri’de bulunan üniversitelerde öğrenim gören toplam kaç uluslararası statüdeki öğrenci olduğunu ve bu öğrencilerin vatandaşı olduğu ülkelere göre dağılımlarının nasıl olduğunu,
Özdemir Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’na; Özvatan – Felahiye – Boğazlıyan karayolu yapımının planlanıp planlanmadığını, planlama yapıldı ise karayolunun inşası için ne kadar bütçe ayrıldığını, bahse konu projenin ne kadarlık sürede bitirileceğini sordu.
MHP’li İsmail Özdemir Ticaret Bakanı Ömer Bolat’a ise; Kayseri’nin 2024 yılı içerisinde ilk altı aylık dönemdeki toplam ihracatının kaç milyar dolar olduğunu, 2023 yılı ilk altı aylık dönem ile 2024 yılının ilk altı aylık dönemi mukayese edildiğinde Kayseri’nin ihracatı ile ilgili nasıl bir durumun ortaya çıktığını, bir önceki yılın aynı döneme ait veriler ile 2024 yılı beraber kıyaslandığında Kayseri’nin ihracatında bir gerileme söz konusu ise bunun sebeplerinin neler olduğunu, bakanlığın Kayseri’nin ihracatını artırılmasına yönelik yürüttüğü bir çalışmanın olup olmadığını ve Kayseri’nin 2024 yılı genelinde toplam kaç milyar dolarlık ihracat yapması beklendiğini sordu. – KAYSERİ
]]>Toplantının açılışında yaptığı konuşmada 15 Temmuz hain darbe girişimine değinen Meclis Başkan Vekili Ali Bayram Sarıca, “15 Temmuz’da hain darbe girişiminin 8. yılını geride bıraktık. Türk halkının demokrasiye, ülkemizin birlik ve bütünlüğüne her şartta ve tereddütsüz tek yürek olarak sahip çıktığı, egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olduğunu tüm dünyaya gösterdiği bir gün olarak tarihe geçti. Bu coğrafyada güçlü bir şekilde var olabilmenin temel şartı; birliğimizi, beraberliğimizi ve vatanımızın bölünmez bütünlüğünü korumaktır. Bizler bu ruhu kaybetmeden bizden sonraki kuşaklara aktarabildiğimiz takdirde; hiçbir hain, emeline ulaşamayacak ve bu cennet vatanda hür ve bağımsız Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır. Böyle bir günün bir daha yaşanmamasını temenni ediyor, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günümüzü bu vesileyle bir kez daha kutluyorum” dedi.
“Hedefimiz, karbon ayak izi en düşük oda olmak”
Meclis toplantısında konuşan ve GTO’nun temmuz ayında yürüttüğü faaliyetler hakkında meclis üyelerini bilgilendiren GTO Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Yıldırım, yeni dünya düzeninin “Yeşil ve Dijital” olmasının planlandığını ve en önemli ticaret ortaklarından Avrupa Birliği için bu iki konunun öncelikli olduğunu belirterek GTO olarak ana hedeflerinden birinin de üyeleriyle birlikte bu sürece ayak uydurmak olduğunu vurguladı.
Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizmasına geçişin 1 Ekim 2023’te başladığını ve 2026 Ocak ayında vergilendirme sürecinin başlayacağını söyleyen Yıldırım, “TEPAV tarafından yapılan çalışmaya göre Türkiye, bu düzenlemeden Çin ve Rusya’nın ardından en fazla etkilenecek üçüncü ülke Bu çalışma aynı zamanda ülkemizdeki her 4 şirketten yalnızca 1’inin karbon ayak izi hesabı yapabildiğini ortaya koyuyor. Bu sonuçlar firmalarımızın bu sürece adapte olabilmeleri için uzun bir yolumuz olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla Odamızın stratejik hedeflerinden biri de yeşil dönüşüm. Üyelerimizi bu sürece hazırlamak için pek çok çalışma ve proje yürüttüğümüz gibi Odamızı da örnek teşkil edecek şekilde bu sürece adapte edeceğiz. Yani GTO, üyesiyle birlikte dönüşecek. Ana hedefimiz karbon ayak izi en düşük Oda olmak” dedi.
“Gelişmeler ne yazık ki daha da yorulacağımızın sinyalini veriyor”
İsrail’in Haniye suikastıyla ilgili konuşan ve “Çok yorgunuz ama gelişmeler ne yazık ki daha da yorulacağımızın sinyalini veriyor” diyen Yıldırım, “İsrail’in, Hamas Siyasi Büro Şefi İsmail Haniye’yi şehit etmesi hem de bunu İran’da yapması zaten gergin olan bölgedeki tansiyonu daha da yükseltti. Hiç şüphesiz bu olayın, siyasi ve ekonomik sonuçları olacaktır Petrol ve dolardaki yükselişle piyasalardaki ilk yansımaları görmeye başladık bile. Tüm dünyanın endişe duyduğu bölgesel bir savaş başlamadan bir an önce bölgede ateşkesin sağlanmasını temenni ediyorum” ifadelerini kullandı.
“Finans şirketlerine seslenmek istiyorum: Biz yoksak siz de yoksunuz”
Son yıllarda üyelerini en çok yoran şeylerden birinin finansmana erişim olduğunun altını çizen Başkan Yıldırım, maliyeti çok yüksek olduğu halde yine de bulamadıkları finansmana erişim yollarının şimdi de dedikodularla tıkanmaya başladığını söyleyerek, “Bu konuya TOBB Başkanımız Hisarcıklıoğlu da dikkat çekti. Firmalarla ilgili ‘zordalar, batıyorlar’ gibi dedikodular çıkarmanın alçaklık, ahlaksızlık, ülkemize ve ekonomimize ihanet olduğunu dile getirdi. Ben de meclisimizdeki finans sektörü temsilcilerimiz aracılığıyla tüm banka ve finans şirketlerine seslenmek istiyorum: Reel sektör ve finans sektörü birbirinin tamamlayıcısıdır. Biz yoksak siz de yoksunuz, siz olmazsanız biz de yokuz Dedikodulara bakarak hareket etmeyin, sektörlerimizin ve firmalarımızın yanında durmaya devam edin” diye konuştu. – GAZİANTEP
]]>Nevşehir Belediyesi tarafından Cevher Dudayev Mahallesi’nde bulunan bir üst geçide geçtiğimiz haftalarda ‘Kapadokya’nın Merkezi Nevşehir’e Hoş Geldiniz’ afişi asıldı. Söz konusu afiş Kayseri’den gelen Karayolları Bölge Müdürlüğü görevlilerince yerinden söküldü. Olay sırasında Ankara’da bulunan Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı; şehre gelir gelmez ilk işi sökülen afişi yeniden yerine astırmak oldu. Burada gazetecilere bir de açıklama yapan Başkan Arı, konuyla ilgili Karayolları Bölge Müdürlüğü ile görüşmelerine rağmen böyle bir uygulamaya anlam veremediğini belirtti. Karayolları yetkililerinin afişte bulunan kendi resminden rahatsız olmaları durumunda resmini kaldırabileceğini ancak ‘Kapadokya’nın Merkezi Nevşehir’e Hoş Geldiniz’ yazısını asla kaldırmayacağını söyleyen Arı şöyle konuştu;
“Nevşehir’de bulunan üst geçitlerden sadece bir tanesine ‘Kapadokya’nın Merkezi Nevşehir’e Hoş Geldiniz’ diye bir yazı asmıştık. Hatta 15 gün önce de Karayolları Bölge Müdürlüğü yetkilileri ile de görüşerek belediyemiz mücavir alanları içerisinde olan Karayolları Bölge Müdürlüğü’nün uhdesindeki üst geçitlerin bize devrinin yapılarak bizim kontrolümüzde olmasını istemiştik. Ama ne hikmetse bugün tasarruf tedbirleri olmasına rağmen Kayseri’den iki büyük vinç ile gelip ‘Kapadokya’nın Merkezi Nevşehir’e Hoş Geldiniz’ yazısını karayolları yetkilileri kaldırdı. Daha bugün sabah kendileri ile görüşmemize rağmen bunu yaptılar. Biz hem yazı yazmamıza rağmen hem de kendileri ile görüşmemize rağmen başka hiç işleri, güçleri yokmuş gibi gelip yazıyı kaldırdılar. Bu yazının neyinden rahatsız oldular merak ediyorum. ‘Kapadokya’nın Merkezi Nevşehir’ dememizden mi rahatsız oldular? Yoksa oradaki benim resmimden mi rahatsız oldunuz? Eğer belediye başkanının resminden rahatsız olduysanız ben belediye başkanının resmini kaldırırım, biz manken değiliz. Fakat ‘Kapadokya’nın Merkezi Nevşehir’e Hoş Geldiniz’ yazısını hiçbir şekilde kaldırmam.”
“Bunlarla uğraşacağınıza çevre yolunu yapın”
Karayolları Bölge Müdürlüğü’nün bu yazılarla uğraşmaktan daha önemli işleri olduğunu söyleyen Başkan Arı, Nevşehirlilerin kendilerinden yıllardır çevre yolu yapımını beklediğini hatırlattı. Arı; “Burası sizin uhdenizde ama ben 2019-2020’de tüm üstgeçit ve altgeçitlere defalarca yazı astım. Niye o zaman gelip kaldırmadınız? Seçimden önce herkes gelip karayollarının altgeçit ve üstgeçitlerine seçim afişleri asarken aklınız neredeydi? Madem sizin uhdenizde neden kışın buranın tuzlama ve temizleme çalışmasını yapmıyorsunuz? Niye buraya asansör yapmıyorsunuz? Bakın komşu ilimiz Aksaray’da da buna benzer yazılar var. Oradaki sizi rahatsız etmiyor da Nevşehir’deki yazı mı rahatsız ediyor? veya Aksaray’da başka bir kanun, burada başka bir kanun mu var? Ben anlayabilmiş değilim. Siz bence bunla uğraşacağınıza keşke yıllardır bitirilemeyen Aksaray-Nevşehir yolu yapım işini hızlandırsaydınız. Keşke bunla uğraşacağınıza 17 kilometrelik çevre yolunu yapıp da valiliğinin önünden tır geçen şehri trafikten kurtarsaydınız. Başka işiniz gücünüz yok mu sizin? Siz büyük işlerle uğraşın. Siz çevre yolunu bir yapın önce. ‘Kapadokya’nın merkezi Nevşehir’ dememden rahatsız oldularsa onları rahatsız etmeye devam edeceğim. Kim talimat verdi? Eğer Karayolları Bölge Müdürü kendi işgüzarlığı ile bunu yaptıysa siyaseten ve bürokraten bir bedeli olmalı. Yok birilerinden talimat aldıysa o talimatı verenler kim? Siz bürokratsınız. Sizin yakanızda Türk Bayrağı olmalı. Tıpkı ben de olduğu gibi. Eğer siyaseten böyle bir şey yaptıysanız üzülürüm. Sizin işgüzarlığınız yüzünden insanlar partilere küsüyorlar. cumhurbaşkanımız bu durumu duysa sizin kulağınızı çeker, kulağınızdan tutar atar. Bürokratlara tavsiyem, milletten aldıkları maaşla devletin işini yapsınlar. Sizin işiniz siyaset yapmak değil” dedi. – NEVŞEHİR
]]>Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek, 5 yıl boyunca benimseyeceği yönetim anlayışını içeren yeni dönem belediye çalışma manifestosu ile ‘Manisa İçin’ kampanyasının tanıtımını gerçekleştirdi Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan törende ilk olarak 31 Mart 2024 gecesi Cumhuriyet Meydanı’nda Manisalıların yaşadığı coşkunun yer aldığı video izlenildi. Ardından Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek söz aldı. “Artık Manisa için hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” diyen Başkan Zeyrek, önceki dönem Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı’nın kendi yönetim kadrosuyla bir bağı olmadığını belirtti. Zeyrek, “Çok dar bir kadro ile bu devasa belediyeyi, kendi istediği gibi yönetiyordu. Başkanın alt kademesi, yani genel sekreter ve yardımcılarının daire başkanlarıyla, daire başkanlarının müdürlerle, müdürlerin personelle bağı, personelin de vatandaşla bir ilişkisinin ne yazık ki olmadığını gördük. Öyle ki başkanı askeri tören misali karşılamalar, başkanlık katını kapatmalar, yönetim odalarına yaklaştırmamalar, personelle aynı ortamda bırakın bulunmayı, bir selamı bile esirgemeler… Belediye hizmet binalarında, personele bir damla suyu bile çok görmeler. Halka yapılan hizmetleri lütuf gibi sunmalar. Halkın vergileriyle o görevde olanların, halka tepeden bakmaları ve daha niceleri. İşte bugün size değiştireceğimizi söylediğimiz paradigmanın temelini bu yaklaşım oluşturuyor. Belki de son söz olarak söylemem gerekeni, tam da burada söylüyorum; biz kapılarını halka kapatan bir tutumu, ‘ben yaptım oldu’ anlayışını, sadece ben bilirim, kimseye de hesap vermem türü hastalıklı bakış açısını temelden reddediyoruz ve değiştirmeye kararlıyız. Yöneten ve yönetilen kavramları artık Manisa’mda yok. ve olmayacak da” ifadelerini kullandı.
Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek, konuşmasının devamında belediyecilik anlayışını, çalışma arkadaşlarına karşı tavrı, halka yaklaşım ve hizmetleri sunuş tarzını sıraladı. ‘Özgürlük, eşitlik, adalet ve dayanışma temellerine oturan sosyal demokrat ve halkçı bir belediye anlayışımız olacak. Sosyal demokrat, halkçı belediyeciliğimizin merkezinde adil yönetim, eşit hizmet anlayışı var’ diyen Başkan Zeyrek, “Bu anlayışı hayata geçirirken; öncelikle kendi içinde iletişimi güçlü, yönetim kadrosundan her kademede çalışanına kadar, tüm personelin kendini değerli hissettiği bir belediye olacağız. Çalışanlarıyla sürekli iletişim halinde, aynı sofrayı paylaşan, sorunları tartışan, çözümleri birlikte üreten, çalışanların liyakat esasıyla belirlendiği bir belediye olacağız. Halka yaklaşımda nezaketi, saygıyı, sevgiyi, hoşgörüyü ve empatiyi asla unutmayan bir belediye olacağız. Halkın muhataplığını bir saniye dahi aklımızdan çıkarmadan, gelen soru, şikayet, öneri ve talepleri anında cevaplayan, bunlara dair fikir-i takibi yaparak vatandaşa en hızlı şekilde geri dönen, gerekirse hatasını kabul eden ve özür dilemekten çekinmeyen bir belediye olacağız. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in de her fırsatta dile getirdiği gibi bize oy veren, vermeyen ayrımı yapmadan herkese, her kesime adil ve eşit hizmet götüreceğiz. Soma’dan Selendi’ye, Şehzadeler’den Saruhanlı’ya, Akhisar’dan Demirci’ye her bir yurttaşımızın hak ettiği hizmeti sunacağız. Sesini duyuramayanların da hizmetlere erişimini sağlayacağız. Belediyeciliği bir avuç seçkinin rant kapısı olarak değil, tüm Manisalıların hak ettiği hizmeti aldığı, halkın refahı ve huzurunu düşünen bir kurum olarak göreceğiz. Kapalı, ulaşılamayan, hesap vermeyen bir belediyecilik değil, 7/ 24 ulaşılabilir, şeffaf, hesap verebilir bir anlayışta olacağız. İçerde, dışarıda, masa başında ya da sahada aktif olarak çalışan birimlerimizle, 24 saat hizmet veren çağrı merkezlerimizle ‘yaşayan’ bir belediye olacağız. İnsan onuruna yaraşır, tüm canlılarla barışık, güvenli bir kent için çalışacağız. Yoksulluk ve yoksunlukla kaynağında mücadele eden, kırılgan grupların, dezavantajlı kesimlerin imdadına koşan, imkanları oranında, ihtiyaçlarını karşılayan bir belediye olacağız. Halkçı belediyecilik anlayışıyla; dayanışmayı, kalkınmayı ve refahı hedef alan bir belediye olacağız. Doğayla barışık, çevreyle uyumlu, iklim değişikliğini bir an dahi unutmadan; Manisa’mızın doğal kaynaklarını israf etmeyen, bu kaynakları kullanırken koruyan, gelecek nesillere aktarmayı ödev edinen bir belediye olacağız. Her türlü afete dayanıklı, dirençli, sürdürülebilir ve krizlerle başa çıkabilen bir Manisa için her türlü altyapıyı kuran, yapılandıran belediye olacağız. Kentsel dönüşüm ve afetlerde insanı, çevreyi ve doğayı önceleyen, rantı değil kamu yararını düşünen, sadece bugünü değil geleceğin Manisa’sını planlayan bir belediye olacağız. Bilimsel bilgiyi kullanan, yenilikleri takip eden, akıllı teknolojileri halkın yararı için düşünen bir belediye olacağız. Ulaşım ve altyapı sorunları başta olmak üzere, kente dair temel sorunları çözerken ortak aklı benimseyen, halka soran, birlikte karar alan bir belediye olacağız. Kentin tüm aktörlerini bir masaya toplayan, birleştirici, ortak çalışma kültürünü kente yayan bir belediye olacağız. Ortak masayı kurarken, başta valilik, kaymakamlıklar, üniversite, sivil toplum kuruluşları ve kent konseyleri olmak üzere Manisa’mızdaki her bir kurumla, kuruluşla birlikte çalışmaya açık bir belediye olacağız. Başta tarih ve kültür olmak üzere, kentin değerlerini koruyan, zengin mirasa sahip çıkan, onları kente katkı sağlayacak şekilde tanıtan bir belediye olacağız. Yeni fikirlere açık, inovasyonu etkin kullanan, merkeze alan bir belediye olacağız. Aktif yurttaşlığı önemseyen, katılımcılığı merkeze alan, ortak akıl masalarını sorunların çözümünde ‘olmazsa olmaz’ kabul eden bir belediye olacağız. Kadınların hayatın her alanında daha çok görünür, karar alma mekanizmalarında daha aktif olduğu, cinsiyetçi yaklaşımdan uzak bir anlayışta olacağız. Toplumsal cinsiyet eşitliğini ve eşit katılımcılığı önce belediyemizde sonra tüm Manisa’mızda hayata geçireceğiz. Üretimi, üreticiyi hayatın merkezine koyan, hayati önemdeki üretimlerin sürmesi için üreticinin ayakta kalması gerektiğini bilen, üretim sorunlarını kendisine dert edinen, bu sorunların çözümü için sorumluluk alan bir belediye olacağız. Manisa’mızın marka değeri için projeler üreten, ulusal ve uluslararası alanlarda bu değeri tanıtmak, bilinirliği artırmak, geleceğe dair güçlü vizyon ortaya koymak için paydaşlarla çalışan bir belediye olacağız. Yoksul, engelli, yaşlı başta olmak üzere, dezavantajlı kesimlere insan onuruna yaraşır şekilde yaklaşan, Sosyal adaleti sağlayacak çalışmalar yapan bir belediye olacağız. Başta genç ve kadın işsizler olmak üzere, kent işsizliğini temel sorun olarak gören, bu büyük sorunun oluşturduğu tahribatları gidermek için çalışan bir belediye olacağız. ‘Çocuk Dostu’ bir belediye kuracağız. Çocuklara dair proje geliştirirken, hizmet üretirken, kapsayıcı, adil, çocukların düşüncelerini özgürce ifade edebilecekleri ortamlar oluşturma çabasında olacağız. Çocukların duygusal, fiziksel ve fikirsel gelişimini düşünecek, ‘çocuk haklarını’ merkeze alacağız. Bildiğiniz gibi belediyelerin en önemli sacayağı, bütçe oluşturmak. Katılımcı, çoğulcu demokrasinin en önemli göstergelerinden biri olan bütçe yapım süreçlerine de halkımızın katılımını istiyoruz. Proje üretirken, yatırım yaparken halkın talep ve beklentilerini esas alacağız. Halka hesap vermek, temel ilkemiz olacak. Emeklisi, işçisi, memuru, esnafı, sanayicisi, çiftçisi, öğrencisi kısacası tüm Manisalıların mutluluğu, refahı ve huzuru için çalışan bir belediye olacağız” dedi.
“Manisa’mızın değişimine siz de ortak olun”
Manisa’nın değişimine ortak olmaları için Manisalılara çağrıda bulunan Başkan Ferdi Zeyrek, konuşmasını şu şekilde sürdürdü; “Tüm bu kararları hayata geçirmek için, Manisa’mızı aydınlık geleceğe taşımak için, halkımıza hak ettiği hizmeti sunmak için, daha mutlu, daha huzurlu, daha güvenli ve daha zengin bir Manisa için tüm halkımıza çağrımızdır; gelin Manisa’mızın değişimine siz de ortak olun. Gelin aktif yurttaşlar olarak, kentin geleceğinde siz de söz sahibi olun. Gelin sözde, yetkide ve kararda sizin de etkiniz olsun. Gelin bu kadim kenti geleceğe taşıyan insanlardan olun. Gelin el ele, kol kola, omuz omuza, gönül gönüle olalım. Manisa’mız İçin hep birlikte çalışalım. Bu davet bizim”
Başkan Zeyrek, konuşmasının ardından genel sekreter, MASKİ Genel Müdürü, genel sekreter yardımcıları, başkan danışmanları ve daire başkanlarını tanıttı. Törene, CHP Manisa Milletvekilleri Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, CHP Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı, DEVA Parti Manisa Milletvekili Selma Aliye Kavaf, ilçe belediye başkanları, CHP il ve ilçe örgütleri, sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, mahalle muhtarları katıldı. – MANİSA
]]>Soylu, 26 Temmuz Cuma günü TBMM Başkanlığına dilekçeyle başvurarak yasama dokunulmazlığının kaldırılmasını istedi. Soylu, dilekçesinde, 40 yıldır siyasette yer aldığını ve bu süre içerisinde farklı görevlerde bulunduğunu belirtti. Üstlendiği görevlerin her birinde millete hizmet etme, hesap verme ve açık olma sorumluluğunda olduğunu kaydeden Soylu, siyaset kurumunun ve siyaset yapanların, dönem dönem çeşitli iddialar ve ithamlarla karşılaştığına işaret etti.
“SİSTEMATİK KARALAMALARLA KARŞI KARŞIYA KALDIM”
Soylu, “Halihazırda üyesi olmaktan onur duyduğum Gazi Meclis’imizin çatısı altında da milletimizi temsil ve hizmet ifasıyla, milletvekilliği görevimi yaparken, hükümetlerimizi, İçişleri Bakanı olarak görev yaptığımız dönemi, şahsımı ve birlikte görev yaptığımız arkadaşlarımızı hedef alan ve devletimizin itibarını ayaklar altına almak isteyen dahili ve harici menşeli çok sayıda mesnetsiz, tamamen iftiraya dayalı, manipülatif ve çoğu benzer mahfillerden üretilen organize ve sistematik karalamalarla karşı karşıya kalmış bulunmaktayız.” değerlendirmesinde bulundu.
FETÖ’nün 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sonrasında görev yaptığı olağanüstü dönemde demokrasiyi, devletin bekasını, milli iradeyi ve hukuku akamete uğratmak isteyen terör örgütlerine, suç yapılarına karşı her türlü riski alarak yürütülen cansiparane mücadelenin hak ve hukukunu gözetmenin boynunun borcu olduğunu belirten Soylu, dilekçesinde, karalama ve iftira kampanyalarında suç yapıları ile fikir ortaklığı ve işbirliği içerisinde olanların yıkıcılığına bigane kalmamayı, “her anı sadakat, kararlılık ve fedakarlıkla dokunmuş mücadelenin rövanşını almak isteyenlere karşı vazgeçilmez sorumluluk” olarak nitelendirdi.
“İTİBARSIZLAŞTIRMA KAMPANYASIYLA KARŞI KARŞIYA KALDIK”
Karalamaları ve iftiralarıyla milletin gözünde şüphe, istifham ve soru işareti oluşturmayı amaçlayan şer odaklarıyla hukuk zemininde mücadele etmenin zaruri hal aldığını ifade eden Soylu, dilekçesine şöyle devam etti; “Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından İçişleri Bakanlığı görevine getirildiğimiz günden görev süremizin sonuna kadar tüm birimlerimizle milletimizin huzuru, refahı, en üst düzeyde kamu düzeninin, güvenliğinin ve esenliğinin sağlanması ve başta terörle, kaçak göçle, afetlerle, uyuşturucuyla ve organize suç örgütleriyle, hiçbir şekilde ayrım yapmaksızın, tüm suç şebekeleri ile kesintisiz ve tavizsiz mücadele edilmesine yönelik kararlılığımıza milletimiz de şahit olmuştur. Ancak, sonrasında bu mücadeleyi baltalamak, itibarsızlaştırmak ve bundan sonra da bu mücadeleye kendini adayacak herkesi yıldırmak maksadıyla, daha önce benzerine az rastlanan, organize ve sistematik bir şekilde kamuoyunun dezenforme edilmesine yönelik her türlü yazılı, görsel, sosyal medya ve tüm mecralarda tamamen yalan, iftira ve nitelikli karalama içerikli yayınlar ile bir itibarsızlaştırma kampanyasıyla karşı karşıya kaldık.”
RAKAM RAKAM AÇIKLADI
İçişleri Bakanlığı görevinden ayrıldığı 3 Haziran 2023’ten itibaren geçen bir yıl içerisinde aleyhinde, yalan, hakaret, karalama ve iftira içerikli 11 bin 500 televizyon haberi, 1454 gazete haberi ve 628 köşe yazısı ile makale, 218 bin internet ve sosyal medya haberi yapıldığını aktaran Soylu, “Hakkımda görev dönemimize ait TBMM’de herhangi bir konuda fezleke işlemi bulunmamasına rağmen, CHP Genel Başkanları ve sözcüleri, muhtelif tarihlerde sarf ettikleri mesnetsiz karalamalar ve iftiralarla dokunulmazlık zırhına sığınarak korunduğumu defalarca ifade edip, bu şekilde kamuoyunu bilerek yanlış yönlendirmişlerdir. Yine CHP Genel Başkanları ve sözcüleri, ülkemizin bölünmez bütünlüğünü yıllardır tehdit eden PKK terör örgütü ve onun siyasi birliktelik ve uzlaşı yürüttüğü Meclis’teki temsilcilerine, FETÖ ve DHKP-C’ye karşı yapmadıklarını, yapamadıklarını, söylemediklerini ve söyleyemediklerini, üstelik de onlarla birlikte, görev yaptığımız döneme ve şahsıma karşı, milletimizin gözü önünde eş zamanlı bir kampanya yürütmektedirler.” ifadelerini kullandı.
İnsani ve vicdani değerlerden yoksun kampanya ve saldırıların hukuken izah edilecek yönünün bulunmadığını belirten Soylu, şunları kaydetti; “Elbette ki demokrasiye ve hukuka olan bağlılığım, devletime olan sadakatim, milletimize karşı sorumluluğum ve Gazi Meclis’imizin iradesine olan saygım; yaptığımız görevlerin ve verdiğimiz mücadelelerin her bir anının doğruluğuna olan inancım gereği tüm bu karalama, iftira ve itibarsızlaştırma kampanyası karşısında, işbu yasama dokunulmazlığımın kaldırılması başvurusunda bulunulması zorunluluğu hasıl olmuştur. Görevde bulunduğum dönemlerle ilgili hakkımda yürütülen karalama, iftira ve itibarsızlaştırma kampanyaları karşısında, hakkaniyetin ve gerçeklerin tecellisi için Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve TBMM İçtüzüğünün ilgili maddeleri çerçevesinde, yasama dokunulmazlığımın kaldırılmasının gereğini arz ederim.”
]]>YEMİN TÖRENİ İÇİN TAHRAN’DA BULUNUYORDU
İsrail, Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta düzenlediği saldırıda Hizbullah’ın üst düzey komutanı Fuad Şükrü’yü hedef almasından hemen sonra, çok daha yüksek profilli bir suikast ile dünya gündemini sarstı. Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye, İran’ın başkenti Tahran’da uğradığı suikast sonucu hayatını kaybetti. Haniye, İran Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan’ın yemin töreni için Tahran’da bulunuyordu. Suikast hem İran Devrim Muhafızları hem de Hamas tarafından doğrulandı.
Hamas’tan yapılan açıklamada, Haniye’nin, İsrail’in Tahran’daki konutuna yerel saatle 02:00’de düzenlediği saldırı sonucu hayatını kaybettiği ifade edildi. Haniye’nin kaldığı evin bir güdümlü füzeyle vurulduğu belirtiliyor. Saldırıda Haniye’nin yanı sıra koruması da hayatını kaybetti. İran devlet televizyonu, Haniye’ye yönelik suikastın sınır ötesinden gerçekleştirildiğini duyururken, yarı resmi Tasnim Haber Ajansı ise Haniye’nin başkent Tahran’ın kuzeyinde gazilere ait özel bir konutta hava saldırısıyla hedef alındığını aktardı.

TAHRAN SEÇİMİ ÖNEMLİ
Haniye, suikasttan önce gerçekleştirdiği temaslarda, İran’ın yeni Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan ve İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney ile bir araya gelmiş, Pezeşkiyan’ın yemin töreninde görüntülenmişti. Haniye’nin ölümü Gazze’de ateşkes çabalarına ciddi bir darbe olarak görüldü. Haniye’nin İran’da öldürülmesi ise bu ülkeye bir mesaj olarak görülürken, İran’ı da zor duruma soktu. Haniye’yi başka bir ülkede de vurabilecek olan İsrail’in bunu İran’da yapması, İsrail’in gücünün ne olduğunu göstermesi açısından önemli olarak görülüyor. Öte yandan İran’da yaşanan bu güvenlik zaafiyeti tüm dünyada dikkat çekti. Yeni cumhurbaşkanının yemini sonrası yaşanan suikast, İran’ı küçük düşürdü. İran Başsavcılığı, suikastın tüm yönlerinin incelenmesi, olası ihmal veya hatalarla ilgili yasal işlem yapılması, faillerin tutuklanıp yargılanması talimatını verdi. Öte yandan uzmanlar, Haniye suikastının, İsrail’in Gazze konusunda elini rahatlatacağını ve Gazze’ye yönelik saldırıların azalacağını tahmin ediyor.
DOHA’DA DEFNEDİLECEK
İsmail Haniye’nin öldürülmesinin ardından İran’da 3 günlük, Filistin’de ise 1 günlük ulusal yas ilan edildi. Öte yandan Haniye’nin cenaze töreninin İran’ın başkenti Tahran’da düzenleneceği, cenazenin Cuma günü Katar’ın başkenti Doha’da defnedileceği belirtildi. Katar Ulusal Camii’ndeki törenin ardından Haniye’nin cenazesi Lusail’de defnedilecek.

İLK DEĞİL: HAMAS’IN VURULAN LİDERLERİ
Haniye, suikasta kurban giden ilk Hamas lideri değil. ‘Mühendis’ lakaplı Yahya Ayyaş’ın cep telefonu elinde patlamıştı. Eski siyasi lider Halid Meşal ise Ürdün’de Mossad ajanları tarafından zehirlenmişti. Dönemin Ürdün Kralı Hüseyin’in ve ABD Başkanı Clinton’ın çabasıyla İsrail Ürdün’e panzehiri sağlamış, Meşal kurtulmuştu. Hamas’ın dini lideri Şeyh Ahmed Yasin Gazze’de bir camiden çıkarken helikopterden atılan bir füzeyle öldürülmüştü. Hedef alınan diğer isimler ise Abdülaziz El Rantisi, Adnan El Gul, Nizar Rayan, Said Seyyam ve son olarak Salih Aruri olmuştu.
Yahya SinvarHAMAS’IN BAŞINA KİM GEÇECEK?
Haniye’nin öldürülmesinin ardından örgütün başına geçecek isim konusunda çeşitli iddialar bulunuyor. İlk akla gelen isim Hamas’ın Gazze’deki lideri olan Yahya Sinvar. Ancak Sinvar’ın Gazze dışına İsrail’e hedef olmadan çıkması oldukça zor gözüküyor. Bir diğer isim ise Hamas’a daha önce de liderlik etmiş olan Halid Meşal. İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkumlardan sorumlu isim Zahir Cebarin de liderliğe aday.
Halid Meşal
Zahir Cebarinİsmail Haniye, düzenlenen bir hava saldırısı sonucu öldürüldü.
Haniye, İran’ın yeni cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın yemin töreni için Tahran’daydı.
İran yetkilileri suikastla ilgili olarak hızla İsrail’i işaret etti.
İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, “İsrail’i sert şekilde cezalandırma” sözü verdi.
Hamaney yaptığı açıklamada, “İsmail Haniye İran İslam Cumhuriyeti topraklarında şehit edildiği için, onun intikamını almayı görevimiz olarak görüyoruz” ifadelerini kulllandı.
Nisan ayında, İsrail’in İran’ın Suriye’deki üst düzey bir komutanını düzenlediği hava saldırısında öldürmesinin ardından, iki ülke neredeyse savaşa girecekti.
İran, saldırıya yanıt olarak, İsrail’e yüzlerce insansız hava aracı ve roket gönderdi. İsrail de İran’ın İsfahan kentindeki askeri havaalanına hava saldırısı düzenleyerek misilleme yaptı.
Hamas’ın siyasi lideri İsmail Haniye, son yıllarda sık sık İran’a gidiyor ve düzenli olarak İran’da dini lideri Hamaney ve diğer üst düzey yetkililerle görüşüyordu.
Mesud Pezeşkiyan’ın yemin töreninde en ön sırada Haniye, İslami Cihat örgütünün lideri, Lübnan Hizbullahı’nın iki numaralı ismi ve Yemen’dekli Husilerin üst düzey liderlerinden biri vardı.
Hepsi de daha önce Ayetullah Hamaney ile görüşmüş, dini lider onları sıcak şekilde karşılamıştı.
İran, Haniye ve koruma görevlisinin, Tahran’ın kuzeyindeki bir misafirhanede yerel saatle 02.00’da ülke sınırları dışından atılan bir füzeyle öldürüldüğünü açıkladı.
Son 10 yılda ülkenin nükleer programıyla bağlantılı bir dizi İranlı bilim insanına düzenlenen suikastların arkasında İsrail’in olduğuna inanılıyor. Ancak İran’da daha önce saygın ya da önde gelen bir siyasi lider hedef alınmamıştı.
Suikast İran için derin bir utanç kaynağı olacak ve güvenlik teşkilatlarının kapasitesi konusunda soru işaretleri doğuracak.
3 yıl önce eski İran İstihbarat Bakanı Ali Yunusi, “İsrail, İran’a o kadar derinden sızdı ki, tüm yetkililer hayatlarını kaybedebilirler korkusuyla yaşamalı” demişti.
Tahran’daki suikast, İran istihbarat yetkililerinin rutin olarak ülkedeki İsrail şebekelerini “yok ettikleri” iddialarına rağmen düzenlendi.
İran milis güçlerine çağrıda bulunabilir
Şimdi asıl endişe İran’ın tepkisi, bunun nasıl şekil alabileceği ve elbette böyle bir tepkinin zaten gerilimin sürdüğü bölge açısından ne anlama geleceği.
Haniye suikastı, İsrail’in Beyrut’un güneyinde Lübnan Hizbullahı’nın en üst düzey komutanlarından Fuad Şükrü’yü öldürmesinden sadece birkaç saat sonra düzenlendi. Bu da Hizbullah’a, İsrail ile sınır ötesi füze savaşını tırmandırmak için bir gerekçe sundu.
İran bölgede vekalet savaşını yürüttüğü milis güçlerinden İsrail’e yönelik saldırılarını artırmalarını isteyebilir.
Bölgede şimdiden İsrail ile Hizbullah arasındaki gerilimin yeni bir zirveye ulaşacağına ve taraflar arasında geniş çaplı bir savaş çıkması ihtimalinin belirginleştiğine inanan yorumcular var.
Pezeşkiyan: Dün elini kaldırdım, bugün tabutunu omuzlamak zorunda kaldım
Haniye, İran’ın, dış dünyayla diplomatik ilişkileri geliştirme sözü veren, nispeten ılımlı yeni cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın yemin töreninden sonra öldürüldü.
Pezeşkiyan, Çarşamba sabahı daha önce Twitter olarak bilinen X hesabından yaptığı açıklamada dün Meclis’te Haniye’nin elini kaldırdığını, bugün ise onun tabutunu omuzlamak zorunda kaldığını söyledi.
Pezeşkiyan, Filistin’i desteklediğini söyledikten sonra, hükümetinin dengeli ve uyumlu bir dış politika izleyerek İran’ın ulusal çıkarları ile küresel barış ve güvenliği korumak isteyeceğini söyledi.
Haniye suikastı, Pezeşkiyan’ın planlarını en azından şimdilik torpilleyecek.
İran, yeni cumhurbaşkanı dünyayla ilişkileri onarmaya istekliyken, İsrail’e karşı kapsamlı bir saldırı başlatmakta tereddüt edebilir.
Ancak Hamas yönetimindeki Filistin Sağlık Bakanlığı’na göre Haniye suikastı, 7 Ekim’den bu yana 38 binden fazla Filistinlinin ölümüne yol açan İsrail’in saldırılarını sona erdirmek için yürütülen ateşkes ve barış müzakerelerine gölge düşürüyor.
İsrail ile Hamas arasındaki ana arabulucu olan Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, müzakerelerde yer alan çok önemli bir figür olduğu göz önüne alındığında, Haniye’nin suikast sonucu öldürülmesinin müzakereleri ciddi şekilde tehlikeye attığını söyledi.
Tüm bu gelişmeler bölgede topyekün bir savaşa mı yol açacak?
Bu konuda şu an bir şey söylemek zor.
Görünüşe göre halen kimse böyle bir sonucu istemiyor.
Ancak savaşlar da her zaman, hesaplanmış risklerin sonucu çıkmıyor.
]]>Hamas’tan yapılan açıklamada, Haniye’nin, İsrail’in Tahran’daki konutuna yerel saatle 02:00’de düzenlediği saldırı sonucu hayatını kaybettiği ifade edildi. Haniye’nin kaldığı evin bir güdümlü füzeyle vurulduğu belirtiliyor.
İran Devrim Muhafızları Haniye’nin Çarşamba sabahı düzenlenen saldırıda koruma görevlilerinden biriyle birlikte hayatını kaybettiğini belirtti.
Devrim Muhafızları’ndan yapılan açıklamada, ” Filistin İslami Direniş Hareketi Hamas’ın Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’nin Tahran’daki evi vuruldu. Haniye ve bir koruması, saldırı sonucu şehit oldu” denildi.
dün Tahran’da İran’ın yeni cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın yemin törenine katılmıştı.
İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney “Haniye’nin intikamını almanın Tahran’ın görevi olduğunu söyledi.
Hamaney “Siyonist haydut ve terörist rejim, bu hamleyle ağır bir ceza için zemini hazırladı. Dökülen kanının intikamını almayı, İran İslam Cumhuriyeti topraklarına şehit olduğu için görevimiz olarak görüyoruz” dedi.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezekşiyan da dünkü yemin töreninde görüştüğü Haniye’nin öldürülmesinin ardından “İran’ın toprak bütünlüğünü, itibarını, onurunu koruyacağını ve terörist işgalcileri bu korkak eylemden dolayı pişman edeceklerini” söyledi.
Reuters haber ajansına konuşan Hamas yetkilisi Sami Ebu Zuhri de Haniye’nin İran’da suikast sonucu öldürülmesinin bölgede şiddetin ciddi şekilde artması anlamına geldiğini söyledi.
Ebu Zuhri, “İsrail hedeflerine ulaşamayacak. Hamas’ın direniş iradesini kıramayacak. Yolumuzdan dönmeyeceğiz. Zaferden eminiz” diye konuştu.
Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas, Haniye’nin öldürülmesini “korkakça bir hareket” olarak nitelendirdi.
Suikastı kınayan Abbas, Filistin halkına, İsrail’e karşı birlikte hareket etme, sabırlı olma ve işgale karşı sağlam durma” çağrısı yaptı.
Suudi televizyon kanalı El Hadath’a konuşan kaynaklar, Haniye’nin konutuna güdümlü füze ile saldırı düzenlendiğini aktardı.
Türkiye, Rusya, Çin ve Katar kınadı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Haniye’nin öldürülmesini kınadı.
X hesabından paylaşım yapan Erdoğan “Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniye’ye yönelik Tahran’da gerçekleştirilen kalleş suikastı şiddetle kınıyor ve lanetliyorum.” dedi.
Erdoğan “Bu suikast; Filistin Davasını, Gazze’nin şanlı direnişini ve Filistinli kardeşlerimizin haklı mücadelesini akamete uğratmaya, Filistinlilerin moralini bozmaya, onları sindirmeye yönelik bir alçaklıktır” ifadelerini kullandı.
“Daha önce Şeyh Ahmed Yasin’e, Abdülaziz El Rantisi’ye ve daha pek çok Gazzeli siyasi isme yapılan menfur saldırıların amacı ne ise, İsmail Heniye kardeşime yönelik düzenlenen suikastın amacı da odur” diyen Cumhurbaşkanı “siyonist barbarlığın bugüne kadar olduğu gibi emellerine yine ulaşamayacağını” belirtti.
Rusya da saldırıyı kınadığını açıkladı.
Rusya Dışişleri Bakanlığı, Haniye’nin ölümünü “kabul edilemez bir siyasi suikast” olarak tanımladı.
Rusya Dışişleri Bakanı Yardımcısı Mikhail Bogdanov, Haniye’nin ölümünün bölgedeki gerilimin artmasına yol açacağını belirtti.
Çin Dışişleri Bakanlığı, Haniye’nin öldürülmesi kınadıklarını ve karşı çıktıklarını belirtirken, olayın bölgesel istikrarsızlığı artırabileceğini vurguladı.
Katar Dışişleri Bakanlığı da yazılı bir açıklamayla Haniye’nin öldürülmesinin güçlü bir şekilde kınandığını belirtti. Bakanlık Haniye’nin öldürülmesinin tehlikeli bir tırmanma olduğunu vurguladı.
Tahran’da yemin törenine katıldı
Kurulduğu günden bu yana Hamas’ın önde gelen isimlerinden olan Haniye, 2006’da Filistin Başbakanı olarak atandı ancak ertesi yıl Gazze’deki şiddet olayları sonrası El Fetih örgütü tarafından görevden alındı.
Haniye 2017 yılında Hamas’ın Siyasi Büro Başkanı seçildi. ABD, 2018’de Haniye’yi “teröristler listesine” ekledi.
Aynı yıl Gazze’den ayrılan Haniye, daha çok Katar’da yaşıyordu.
Haniye, Hamas’ın 7 Ekim saldırıları sonrası ayrıca sık sık örgütün İran ve Türkiye’deki diplomatik misyonlarını ziyaret ediyordu.
Haniye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la en son 20 Nisan’da İstanbul’da görüşmüştü.
Basına kapalı yapılan görüşmede, Gazze’ye yardım ve ateşkes konuları ele alınmıştı.
Haniye’nin üç oğlu da İsrail’in 10 Nisan’da Gazze’de düzenlediği hava saldırısında hayatını kaybetmişti.
İsrail ordusu yorum yapmıyor
İsrail ordusu, Haniye’nin ölümüne ilişkin direkt olarak bir yorum yapmadı.
İsrail ordusu sözcüsü Daniel Hagari, X’ten paylaştığı mesajında “savunma politikalarında bir değişiklik olmadığını ve durum değerlendirmesi yaptıklarını” ifade etti.
İsrail’in aşırı sağcı Kültürel Miras Bakanı Amichay Eliyahu ise Haniye’nin ölümünün “dünyayı daha iyi bir yere” dönüştürdüğünü söyledi.
Amichay Eliyahu, X hesabından yaptığı açıklamada, “Dünyayı bu pisliklerden temizlemenin doğru yolu budur. Artık hayali barış/teslimiyet anlaşmaları yok, bu ölümlülere merhamet yok. Onlara vuracak demir el, barışı arzulayanlarla barış içinde yaşama yeteneğimizi güçlendirecek” ifadelerini kullandı.
ABD’den ise henüz Haniye’nin ölümüyle ilgili bir açıklama gelmedi.
İsrail dün Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta düzenlediği saldırıda da Hizbullah’ın üst düzey komutanı ‘yü öldürdüğünü , Hizbullah bu haberi doğrulamamıştı.
Cumartesi günü İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri’nde düzenlenen 12 kişinin hayatını kaybettiği saldırıyla ilgili olarak Hizbullah’ı sorumlu tutmuş, Hizbullah ise saldırıyı düzenlemediğini açıklamıştı.
Hamas’ın 7 Ekim 2023’te İsrail’de düzenlediği saldırılarda ise çoğu sivil 1200’e yakın kişi hayatını kaybetmiş, 251 kişi rehin alınmıştı.
İsrail ordusu rehinelerin 39’unun öldüğünü, 111’inin hala Gazze’de olduğunu açıklamıştı.
2006’dan bu yana Hamas’ın kontrolünde olan Gazze Sağlık Bakanlığı ise İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze’de düzenlediği saldırılarda en az 39 bin 400 kişinin yaşamını yitirdiğini duyurmuştu.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 7 Ekim saldırıları sonrası Hamas’ı yok edeceklerini ve tüm rehineleri geri getireceklerini söylemişti.
]]>Bu, Netanyahu’nun, Hamas’ın siyasi lideri İsmail Haniye’nin İran’ın başkenti Tahran’da öldürülmesinin ardından yaptığı ilk açıklama oldu.
Hamas ve İran, Haniye’yi İsrail’in öldürdüğünü duyurmuştu.
Netanyahu ise Haniye’nin öldürülmesiyle ilgili olarak resmi açıklama yapmadı, Hizbullah’ın üst düzey komutanlarından Fuad Şükrü’yü Salı günü Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta düzenledikleri saldırıda öldürdüklerini söyledi.
Hizbullah da Çarşamba günü, Şükrü’nün saldırıda öldüğünü doğruladı.
Netanyahu ise konuşmasında, “İsrail vatandaşları, zor günler bizi bekliyor. Beyrut’taki saldırıdan bu yana her yönden tehdit sesleri duyuluyor” dedi ve ekledi:
“Her türlü senaryoya hazırlıklıyız. Her türlü tehdide karşı birlik içinde olacak ve kararlılıkla hareket edeceğiz. İsrail, nereden olursa olsun bize yönelik herhangi bir saldırının bedelini ağır ödetecek.”
Hamaney: İsrail’in saldırısına yanıt vermek İran’ın görevi
İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, İsmail Haniye’nin Tahran’da öldürülmesi sonrası, bu saldırıya yanıt vermenin ülkesinin görevi olduğunu söyledi.
Amerikan New York Times (NYT) gazetesi ise Hamaney’in Haniye suikastına misilleme olarak İsrail’e doğrudan saldırı düzenlenmesi yolunda talimat verdiğini iddia etti.
NYT’ye göre Hamaney bu emri, suikastın ardından Çarşamba günü başkanlığında acil toplanan İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi’nde açıkladı.
Gazete iddiasını, ikisi Devrim Muhafızları’ndan üç İranlı yetkiliye dayandırdı.
BM Güvenlik Konseyi olağanüstü toplandı
Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi, Haniye suikastı sonrası, İran’ın talebi üzerine olağanüstü toplandı.
İran’ın BM Büyükelçisi Amir Saeid Iravani, Haniye’nin öldürülmesinin “iğrenç bir suç” olduğunu söyledi.
Suikast için “İsrail’in terör eylemi” diyen Iravani, saldırının ABD’nin onayı olmadan gerçekleştirilemeyeceğini söyledi.
İsrail’in BM Büyükelçisi Gilad Erdan ise ülkesinin öldürdüğü Fuad Şükrü’nün “üst düzey bir terörist” olduğunu savundu, İran’ın ülkesini ve Yahudileri yok etmek istediğini söyledi, uluslararası toplumdan kendilerine destek vermesini istedi.
Lübnan’ın BM temsilcisi ise Fuad Şükrü’nin öldürüldüğü Beyrut’un güneyindeki saldırının “uluslararası hukukun açık ihlali” olduğunu söyledi.
Oturum öncesi konuşan BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ise İsmail Haniye ve Fuad Şükrü’nün öldürülmeleriyle bölgede gerginliğin tehlikeli şekilde arttığını söyledi.
Guterres son gelişmelerin, Gazze’de ateşkese varılması ve Hamas’ın elindeki İsrailli rehinelerin serbest bırakılmasına yönelik çabaları baltaladığını belirtti.
Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada da, Haniye ve Şükrü’nün öldürülmelerinin bölgede gerginliğin azalmasına “yardımcı olmadığı” kaydedildi.
Hamas ve İsrail arasında arabuluculuk yapan Katar da, Haniye’nin öldürülmesinin olası bir ateşkes anlaşmasını tehlikeye attığı uyarısında bulundu.
Türkiye, Rusya ve Çin; Haniye’nin öldürülmesini kınamışlardı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, X hesabında yaptığı açıklamada, “Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniye’ye yönelik Tahran’da gerçekleştirilen kalleş suikastı şiddetle kınıyor ve lanetliyorum” demişti.
Erdoğan, İsrail’i şu sözlerle eleştirmişti:
“Bu suikast; Filistin Davasını, Gazze’nin şanlı direnişini ve Filistinli kardeşlerimizin haklı mücadelesini akamete uğratmaya, Filistinlilerin moralini bozmaya, onları sindirmeye yönelik bir alçaklıktır…
“Siyonist barbarlık bugüne kadar olduğu gibi emellerine yine ulaşamayacaktır.”
]]>Gaziantep Kudüs Platformu öncülüğündeki Sivil Toplum Kuruluşları (STK) tarafından 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda düzenlenen programda binlerce vatandaş, İsmail Haniye ve Filistinliler için dua etti. Meydanda toplanan vatandaşlar okunan ezanın ardından akşam namazını cemaatle kıldı. Namazın ardından basın açıklaması yapıldı. Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan program açılış konuşmaları ve basın açıklaması ile devam etti. İsmail Haniye’nin dualarla anıldığı programda, Gazze’ye ve Filistin’e zafer nasip edilmesi için niyazda bulunuldu. Kentteki STK’ların ve vatandaşların katılımıyla düzenlenen basın açıklamasında, vatandaşlar ellerinde Türk ve Filistin bayrağı taşıdı. Kalabalık, ellerinde İsrail’in Filistin’e yönelik gerçekleştirdiği saldırıları kınayan sloganların yazıldığı dövizler eşliğinde slogan attı.
STK’lar ve vatandaşlar, Haniye’nin Tahran’daki konutunda uğradığı saldırı sonucunda katledilmesine tepki gösterdi. Basın açıklamasında, sıklıkla Filistin’e destek sloganları atıldı.
Gaziantep Kudüs Platformu adına basın açıklamasını okuyan Müslüm Yıldız, “Bugün İslam ümmetinin gönlünde fedakarlık ve cesaretiyle taht kurmuş Aksa davasının liderlerinden İsmail Haniye, alçak siyonist çete ve koruyucusu katil ABD tarafından şehit edilmiştir. Daha birkaç ay önce ailesinden birçok şehit veren kahraman komutan İsmail Haniye de kendisinden önce şehit olmuş lider ve rehberleri gibi Rabbine kavuşmuştur. Rabbimiz şehadetini mübarek kılsın. Aksa davasının yılmaz savunucusu olan şerefli Hamas mensubu lider, önder ve mücahitlerinin, Filistin halkının ve İslam ümmetinin başı sağ olsun” dedi.
Gazze’de yaklaşık 10 aydır dünya tarihinde görülmemiş bir zulmün yaşandığına dikkat çeken Yıldız, “Hiçbir ölçü, kaide ve kural tanımayan siyonist şer ittifakı, her gün katliam, cinayet, yerleşim yerlerinin bombalanması, Aksa davası komutan ve liderlerine suikastlar düzenlemeye, akla hayale gelmeyecek cürümleri işlemeye devam etmektedir. Ümmetin dağınıklığından, ırki, mezhebi, siyasi ve etnik ihtilaflarından istifade eden siyonist ittifak güçleri, mazlum Gazze halkını soykırımdan geçirme cüretini göstererek tarihte benzeri görülmemiş gaddarlıkla saldırmaktadır. Bebek, çocuk, kadın, yaşlı, sivil ve masumlara yönelik zalimane saldırılar yapılmaktadır. Bir halk yok edilmek ve haritadan silinmek istenmektedir” ifadelerini kullandı.
Yıldız, “Siyonist işgal rejimi, Gazze halkının çelikten iradesini kıramadı, mücadele azmini yok edemedi. Filistinli kardeşlerimiz yaralandılar, şehit oldular, sürüldüler, göçe zorlandılar, zorla yerlerinden edildiler, açlıkla, susuzlukla sınandılar, öpmeye kıyamadıkları yavrularını toprağa verdiler. İşkencenin her türlüsüne maruz bırakıldılar. Küresel sistemin tüm acizliklerini bizzat yaşadılar. Ama zulme ve zalime asla boyun eğmediler. İnsanlığın onurunu savunmaya devam ettiler. Halen de devam ediyorlar. Ölümü öldüren, Allah’a tevekkül eden bir milletin karşısında hiçbir güç duramaz. Aksa Tufanı operasyonuyla direnişin ve dirilişin kahramanları, efsane haline getirilen siyonistlerin yenilmezlik algısını kırdılar. Gazze halkı ve direnişin kahraman evlatları, dünya istikbarına meydan okudular” şeklinde konuştu.
“Gazze’nin mazlum halkı mücadeleye devam etmektedir”
Gazze halkının tüm bu yalnızlıklara rağmen asla mücadele etmekten geri durmadığını belirten Yıldız, “Siyonist düşmana ve dünya istikbarına karşı dik durdular. Dik durmanın arkasında yatan güç, Allah’a tevekkül ve şehadet sevdasıdır. Çağımızın Firavun ve Nemrutlarına karşı mücadele eden Gazze direnişinin kahramanları, zalimlerin tahtını sarsmıştır. Devletler ve uluslararası kamuoyu tarafından yalnız bırakılmalarına rağmen Gazze’nin mazlum halkı ve direniş kahramanları pes etmeyerek, mücadeleye devam etmektedir. Gazze’de yaşanan siyonist mezalime karşı duyarlı halkların meydanlara çıkarak zulmün sona ermesi için toplu eylemler yapması, Gazze direnişine büyük bir güç ve ilham kaynağı olmaktadır” diye konuştu.
“Üzerimize düşen vazifeyi hakkıyla yerine getirmek zorundayız”
Gazze’deki soykırıma sessiz kalınmasına tepki gösteren Yıldız, “Ümmetin dağınıklığından istifade eden siyonist ittifak güçleri, kendi aralarındaki ihtilafları bir kenara bırakarak Gazze üzerinden birleştiler. Gazze’de yaşanan mezalime karşı bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda vicdan sahibi birkaç ülkenin dışında tüm dünya ülkeleri bu zulme seyirci kalmıştır. Gazze tüm dünyanın imtihanı olmaya, vicdanları harekete geçirmeye ve zulme sessiz kalınmaması gerektiğini haykırmaktadır. Ey Müslümanlar! Bu günler ve bu aylar hak ile batılın ayrıldığı furkan günleridir. Her birimiz üzerimize düşen vazifeyi hakkıyla yerine getirmek zorundayız. Ey İslam ümmetinin liderleri! Kalkın ve ileri atılın. Biz İslam ümmetinin evlatları olarak sizlerin yanındayız. Ey korkaklar! Ölü toprağınızı üzerinizden atın. Bugün hakkınızı savunmaz iseniz hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedeceksiniz. Madem ölüm bir kez gelecek o da niçin Allah için olmasın? Rabbimiz aziz şehidin şehadetini kabul etsin. Şehitler gibi yaşamayı ve bu dava uğruna çok çalışmayı ve şehit olmayı bizlere de nasip etsin” ifadelerini kullandı. – GAZİANTEP
]]>Bürüngüz Cami’de düzenlenen basın açıklamasına AGD Kayseri Şube Başkanı Yusuf Şahin, dernek yönetimi ve üyeleri, sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. Kur’an-ı Kerim tilaveti yapılmasının ardından yaptığı basın açıklamasında Siyonistlerle her platformda mücadele edeceklerini söyleyen AGD Kayseri Şube Başkanı Yusuf Şahin, “Bu gece sabaha karşı, Filistin direnişinin sembolü olan Hamas Lideri İsmail Haniye, bir suikast neticesinde öldürülen İran Cumhurbaşkanının yerine seçilen yeni Cumhurbaşkanının yemin töreni için bulunduğu İran’ın başkenti Tahran’da Siyonist İsrail’in füze saldırısı neticesinde şehit edildi. İsmail Haniye ramazan ayının son günlerinde alçak Siyonistler tarafından üç evladı ve üç torunu şehit edildiğinde şöyle demişti; “Benim çocuklarımın kanı, diğer mücahitlerin kanından daha değerli değildir, rabbim bana mübarek ramazan bayramında şehit babası olma hediyesi verdi, daha ne olsun ki” şundan emin ol ki; seni şehit edenler, senden uzun yaşamayacaklar. Senin ömrün bitti ama mücadelen, Gazze zulümden kurtulana dek, Mescid-i Aksa özgürleşene dek ve bağımsız Filistin kurulana dek bitmeyecektir. Ailesi ve en yakınlarını rabbine kurban vermesi nedeniyle “Şehitlerin Babası” olarak nitelendirdiğimiz büyük komutan ve aziz lider İsmail Haniye’nin şehadeti büyük bir dönüm noktasıdır. Şehit veren değil şehit kazanan bir mektebin öğrencileri olarak çok iyi biliyoruz ki; İsmail Haniye’nin şehadeti bir son değil muazzam bir başlangıçtır. Terörist İsrail rejimi, İsmail Haniye’yi şehit ederek hiçbir şey başaramamıştır, ancak aziz komutan Haniye çok arzuladığı ve hasretle beklediği şehadet makamına kavuşmuştur. Liderleri şehit olan bir hareket asla yenilmez. Sün Şeyh Ahmed Yasin’i, Abdülaziz Rantisi’yi, Salih Aruri’yi ve daha nice değerli evladını şehit verse de sarsılmayan bilakis daha da büyüyen ve gönüllere kök salan Filistin mücadelesi bugün de mağlup olmayacaktır. Bizi ölümle korkutmak isteyenler çok iyi bilmelidir ki; biz şehadete aşığız. Biz sultan Alparslan’ın evlatlarıyız. Biz Evlad-I Fatihan’ız” dedi.
Şahin, İslam Birliği’nin kurulduğu günleri görene kadar mücadele etmekten vazgeçmeyeceklerini söyleyerek, “Hamas lideri İsmail Haniye bir konuşmasında “Milyonlarca şehitle yürüyoruz Kudüs’e” ifadesini kullanmış ve bu davanın savaşçılarının sadece yerin üstünde olmadığını vurgulamıştı. Bugün bizler çok iyi biliyoruz ki; aziz komutan İsmail Haniye erişmiş olduğu şehadet makamında Kudüs’ün ve tüm Filistin’in özgürlüğü için savaşmaya devam edecektir. Bizler de Anadolu gençliği olarak söz veriyoruz ki; şehit lider İsmail Haniye’nin aziz hatırasına layık bir şekilde Siyonist alçaklarla her platformda mücadele edeceğiz. Bir an olsun durmayacağız. Bir an olsun vazgeçmeyeceğiz. Bulunduğumuz her konumu İsrail rejimine karşı bir cephe bileceğiz. Bu cephelerden asla kaçmayacağız. İsmail Haniye’nin şehadetiyle daha da güçlenen Kudüs ve Filistin davamıza sımsıkı sarılacağız. Gün yas tutma günü değildir. Gün acı çekme günü değildir. Gün mücadele ve mücahede günüdür. Siyonist İsrail rejimi ve onun tüm işbirlikçilerine karşı birleşme ve ahidleşme günüdür. Burada sayın Cumhurbaşkanımıza ve Müslüman ülkelerin liderlerine de seslenmek istiyoruz. Hepimiz bir olup tükürsek İsrail boğulur. Silkelenin ve kendinize gelin. Hristiyanları ve Yahudileri kendinize dost edinmeyin. Aranızdaki suni ayrılıkları bir kenara bırakın ve Siyonist İsrail’e karşı birleşin. Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olamazsınız, iman etmedikçe de cennete giremezsiniz. Önce Müslümanlar olarak birbirinizi sevin. Sevin ki; birleşmenin önündeki en büyük engel ortadan kalksın. Müslümanlar; birbirini gerçek manada sevdiklerinde, mesele kökünden çözülecektir. Bu sevgi olursa, aradaki nifak tohumları kuruyacak, herkes birbirini doğru anlayacak ve gönüller birleşecektir. Bu birleşme olunca; Müslümanlar birbirlerine yaslanacak, birlikte büyüyecek ve birlikte güçleneceklerdir. İşte o zaman, dünya beşten büyük olacak, adalet üzerine yeni bir dünya kurulacaktır. İşte o zaman Necmeddin Erbakan hocamızın dediği gibi İsrail’e öyle bir tokat vuracağız ki, bütün hayatı Gazze şeridi gibi gözlerinin önünden geçecektir sözü yerini bulacaktır. Ey Müslümanlar, bu Siyonistlere karşı her birimiz gücümüz yettiğinden sorumluyuz, bütün gücümüzle çalışıp yeryüzünde İslam Birliği’nin kurulduğu günleri görene kadar çalışmaktan mücadele etmekten asla geri durmayacağız, Allah yar ve yardımcımız olsun” ifadelerini kullandı. – KAYSERİ
]]>Yüksek hava sıcaklıklarının yaşandığı şu günlerde İzmir, Muğla, Aydın ve Çankırı’da orman yangını çıktı.

İZMİR
İzmir’in Urla ilçesi Çeşmealtı Mahallesi’ndeki yerleşim yerlerine yakın ormanlık alanda, henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı. İhbar üzerine bölgeye İzmir Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri sevk edildi. Yangın nedeniyle tedbiren Zeytinliköy ve Çiftlikevler Siteleri tahliye edildi.

“ENERJİSİ BİR MİKTAR DÜŞÜRÜLDÜ”
İzmir Valisi Süleyman Elban, bölgede karadan ve helikopterle havadan incelemede bulundu, yetkililerden bilgi aldı. Gazetecilere açıklama yapan Elban, dün il genelinde 6 yangın çıktığını, bunlardan en önemlisinin yine Urla’da gerçekleştiğini hatırlattı.
İzmir Valisi Süleyman Elban (Ortada)Çeşmealtı’nda rüzgarın etkili olduğuna dikkati çeken Elban, “Maalesef dün olduğu gibi 50-60 kilometreyi bulan ve çok sık da yön değiştiren bir rüzgarın etkisiyle çok hızlı bir şekilde yangın yayıldı. Dokuz dakika içerisinde orman ekiplerimiz olaya müdahale ettiler. An itibarıyla 117 iş makinemiz, arazözlerimiz, su tankerlerimizle müdahale ediyoruz. Emniyetimize ait 8, jandarmamıza ait 1 TOMA’mız burada çok iş görüyor. Çünkü bu alan hem fabrika, otel, iş yerlerinin olduğu hem de yaygın bir yerleşim alanının olduğu bir bölge. Onlar da yangının buralara zarar vermemesi için gayret gösteriyorlar. Havada ise 5 uçağımız 12 helikopterimizle müdahalemiz devam ediyor. Yangın henüz kontrol altına alınmadı. Ancak enerjisi bir miktar düşürüldü.” dedi.

KAYNAK ÇALIŞMASINDAN ÇIKAN YANGINLA İLGİLİ 1 KİŞİ GÖZALTINDA
Elban, hasar tespit çalışmalarının yangının söndürülmesinin ardından gerçekleşeceğini aktararak, “455 ev ve iş yerini tahliye ettik, 1630 vatandaşımız buradan çıkartıldı. Şu an için tek sevindirici taraf herhangi bir ölü ya da yaralımız yok. Bir evde yapılan kaynak çalışmasında otluk alana kıvılcım sıçrıyor. Otluk alanda meydana gelen yangın, rüzgarın da etkisiyle hızlıca yayılıyor ve maalesef bu tablo ortaya çıkıyor. Yangın çıkaran, kaynak yapan bir kişi gözaltında.” diye konuştu.

MUĞLA
Muğla’nın Bodrum ilçesi Gündoğan Mahallesi’nde yerleşim yerlerine yakın makilik ve otluk alandan alevlerin yükseldiğini görenler durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi.

İhbar üzerine bölgeye Muğla Orman Bölge Müdürlüğü ile Muğla Büyükşehir Belediyesi Bodrum İtfaiye Grup Amirliğine bağlı çok sayıda ekip sevk edildi. Yangını söndürme çalışmalarına havadan bir uçak da destek veriyor. Ekipler, yangını kontrol altına almak için çalışmalarını sürdürüyor.
AYDIN
Aydın’ın Çine ilçesi Kavşit Mahallesi’nin üst kesimlerindeki ormanlık alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın başladı. İhbar üzerine bölgeye orman ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Helikopter ve uçakların da desteğiyle yangını kontrol altına alma çalışmaları sürüyor.

ÇANKIRI
Çankırı’nın Bayramören ilçesi Kavak köyü mevkisinde ormanlık alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı. İhbar üzerine bölgeye itfaiye ekipleri sevk edildi. Engebeli arazide alevlere müdahale etmekte güçlük çeken itfaiye ekiplerinin çalışmaları sürüyor. Yangına havadan da müdahale ediliyor.
]]>Sakarya Milli İrade Sivil Toplum Kuruluşları ile Filistin’e Destek Platformu üyeleri, Adapazarı ilçesindeki Tarihi Orhan Cami’de buluştu.
Ellerinde dövizler ve Heniyye’nin fotoğrafının bulunduğu pankartları taşıyan grup adına açıklama yapan Murabıt Eğitim Vakfı Sakarya Şubesi Başkanı Gazanfer Üvez, kıyam önderi bir şahsiyeti kaybettiklerini söyledi.
Üvez, Amerika ve siyonist İsrail’in, 7 Ekim Aksa Tufanı ile yaşadıkları şokun, maruz kaldıkları zilletin acısını sadece Gazze’nin masum insanlarını katlederek değil, aynı zamanda direnişin liderlerini hedef alarak çıkarmaya çalıştıklarını belirtti.
İslam ümmetinin zor günlerden geçtiğine değinen Üvez, “Siyonistler yanlarına Amerika ve Avrupa’yı alarak bütün güçleriyle Gazze’de yaklaşık 10 aydır savaşıyorlar. Peki sonuç nedir? Hala direniş devam ediyor, hiçbir direniş liderini yakalayamadılar, 4 kişi hariç hiçbir esire ulaşamadılar. Kısacası zilleti yaşıyorlar.” diye konuştu.
Üvez, Allah’ın izniyle bu savaşı İslam ümmetinin kazanacağını, bu noktada direnişin her yönüyle desteklenmesi gerektiğini vurguladı.
Bu açıklamayla siyonistlere, emperyalistlere ve onların maşalarına seslendiklerini dile getiren Üvez, “Bundan böyle size rahat uyku uyutmayacağız. Direniş, cephede siyonist ve emperyalist katillere gereken cevabı verirken, biz de tüm sivil alanlarda onların maşalarını, işbirlikçilerini, istihbaratçılarını rahatsız edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
Açıklamanın ardından Kur’an-ı Kerim okundu, İl Müftüsü Mehmet Aşık tarafından dua edildi.
Açıklamaya, kuruluş ve platform üyelerinin yanı sıra AK Parti Sakarya İl Başkanı Yunus Tever ve vatandaşlar da katıldı.
Kocaeli
Kocaeli Gönüllü Kültür Teşekkülleri Platformu ve sivil toplum kuruluşlarının üyeleri ile vatandaşlar, İzmit ilçesindeki Fevziye Camisi’nde toplandı.
AK Parti Kocaeli milletvekilleri Mehmet Akif Yılmaz ve Sami Çakır ile Başiskele Belediye Başkanı Yasin Özlü, Körfez Belediye Başkanı Şener Söğüt, Saadet Partisi İl Başkanı Zafer Mutlu, Yeniden Refah Partisi İl Başkanı Ahmet Emre Aydın’ın da katıldığı programda basın açıklaması yapıldı.
Platformun dönem sözcüsü Muhammet Hanefi Akbulut, “Bugün asil bir lider, korkusuz mücahit, inanmış bir mümin olan İsmail Heniyye şehit oldu. Heniyye, özgür Kudüs aşkını şehadetiyle ispat eden Fillistin’deki binlerce mücahitten biridir.” dedi.
Akbulut, bu insanların mücadele ruhunu diri tutan, davalarını direnişe dönüştüren, nesillere çağlara güzel bir çağrı ve örneklik bırakan önderler olduğunu ifade etti.
Tüm Filistin halkına başsağlığı dileyen Akbulut, şu ifadeleri kullandı:
“40 bin masum, mazlum şehidin kanı, 100 bin gazinin acısı dünyanın merhametine, insanlığın uyanışına, zulümlerin son bulmasına vesile olmuyorsa veyl olsun. Kundaklara dolan kanların, torbalarda taşınan cesetlerin, paramparça edilmiş bedenlerin, dökülen masum kanlarının hesabı sorulmayacaksa tüm insanlığa veyl olsun. Katil İsrail’in alçakça saldırılılarına, korkakça suikastlarına, hadsiz tehditlerine arka çıkan, bölgemizi kan gölüne çevirmeye ahdetmiş ‘Arz-ı mevud’ zırvalıklarına para saçan, lobilerine yardım yataklık eden, meclisinden Gazze kasabı aşağılık katil Netanyahu’yu alkışlayan katil ABD, Orta Doğu’dan defolup gitmedikçe, ne Orta Doğu ne ülkemiz ne de dünya güvende olacak.”
Açıklamanın ardından okunan Kuran-ı Kerim ve edilen duayla program sona erdi.
Karabük’te gıyabi cenaze namazı kılındı
Karabükte de Heniyye’nin suikasta uğraması nedeniyle kent genelinde camilerden sela okundu.
Mescid-i Aksa Camisi’nde ikindi namazından sonra gıyabi cenaze namazı kılındı. Cami avlusunda saf tutanlar, tekbir getirerek İsrail aleyhine slogan attı.
Gıyabi cenaze namazına, Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya, AK Parti İl Başkanı Ferhat Salt, kurum müdürleri ve vatandaşlar katıldı.
]]>Kayseri’de ikindi namazını müteakip Bürüngüz Camii önünde toplanan vatandaşlar, “Katil İsrail” sloganları atarak, şehit edilen Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye ve Filistin için dua etti. Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından bir konuşma yapan Gönüllü Kültür Kuruluşları ve Filistin Dayanışma Platformu Sözcüsü Sait Naci Çamdalı, “Aşağılık Siyonist sürü her gün insan aklının ve vicdanının kabul etmekte zorlanacağı yeni cürümlere imza atıyor. Bu adi suçlu şebekesini zapt etmek ile görevli olan uluslararası hukuk adeta kör, sağır ve dilsiz. Bir avuç vicdan sahibi insan dışında bütün dünya bu olan biteni kabul etmiş durumda. Bu küçük şeytanın ebeveyni durumundaki emperyalist düzen ise Birleşmiş Milletleri ile Avrupa Birliği ile sürekli olarak bu katliamlara destek sağlamakta. Masum Filistinli sivillere yaptıkları akıl almaz işkenceler kendi içlerinde dahi tartışmalara sebep olmakta. Bu lanetli toplumu idare ettiği iddia edilen yöneticiler adeta birer akıl hastası, tımarhanelik deliler topluluğu. Kendisi aleyhinde en ufak bir beyana dahi ağzından salyalar akıtarak kuduz köpek gibi hücuma geçiyor İsrail. Nitekim birkaç gün önce Cumhurbaşkanımızın haklı ve vicdani açıklamaları üzerine ‘seni de Saddam gibi deviririz’ minvalinde açıklamalar ile karşılık verdiler. Dünya tarihinin gördüğü en vahşi köpek sürüsü olan İsrail’e uygulanabilecek tek çözüm itlaf etmektir” dedi.
“Aksiyona geçmek bir şeref, namus meselesidir” diyen Çamdalı, “Bizler bu minvalde şu anda Meclis genel kurulunda görüşülmesi için bekleyen ve İsrail ordusu saflarında insanlık suçlarına iştirak eden yerli Siyonistlerin yargılanması için verilen kanun teklifini gündemde tutmalı ve yerli Siyonistlerin hukuk önünde hesap vermesi için elimizden geleni yapmalıyız. Bu konuyla ilgili Filistin Dayanışma Platformu çadırındaki imza kampanyasına desteklerinizi muhakkak bekliyoruz. Şehidimiz İsmail Haniye’nin bizlere son çağrısı ‘3 Ağustos günü bütün İslam alemi Gazze’ye destek için sokaklara çıksın’ şeklindeydi. Bu bize şehidimizin vasiyetidir. Sokakları, meydanları her zamankinden daha çok doldurmalıyız. Cemaat, cemiyet fark etmeksizin Filistin ve Gazze konusunda yapılan her türlü çalışmaya destek vermeliyiz. Fitneye düşmemeli, parçalanıp bölünmemeli, güçlü ve birlikte olmalıyız” ifadelerini kullandı.
Yüzlerine Haniye’nin maskesini takan vatandaşlar, tekbir getirerek İsrail’e lanet okudu.
Niğde’de de gıyabi cenaze namazı kılındı
Niğde Sivil Toplum Platformu öncülüğünde toplanan vatandaşlar, İran’da uğradığı suikast sonucu şehit edilen İsmail Haniye için gıyabi cenaze namazı kıldı. Ardından meydana kadar yürüyen vatandaşlar; Haniye ve Filistin için dua etti. Burada konuşan AGD Niğde Eğitim Komisyonu Başkanı Ramazan Öztürk, “Bu gece sabaha karşı, Filistin direnişinin sembolü olan Hamas lideri İsmail Heniye, bir suikast neticesinde öldürülen İran Cumhurbaşkanının yerine seçilen yeni Cumhurbaşkanının yemin töreni için bulunduğu İran’ın başkenti Tahran’da Siyonist İsrail’in füze saldırısı neticesinde şehit edildi. İsmail Haniye Ramazan ayının son günlerinde alçak Siyonistler tarafından üç evladı ve üç torunu şehit edildiğinde, ‘Benim çocuklarımın kanı, diğer mücahitlerin kanından daha değerli değildir, rabbim bana mübarek Ramazan Bayramı’nda şehit babası olma hediyesi verdi, daha ne olsun ki’ demişti. Yarabbi; bu nasıl bir iman ve teslimiyettir. Şehadetin mübarek olsun ey güzel insan. Şundan emin ol ki; seni şehit edenler, senden uzun yaşamayacaklar. İsrail rejimi, İsmail Heniye’yi şehit ederek hiçbir şey başaramamıştır. Ancak aziz komutan Heniye çok arzuladığı ve hasretle beklediği şehadet makamına kavuşmuştur. Gün yas tutma günü değildir. Gün acı çekme günü değildir. Gün intikam günüdür. Siyonist İsrail rejimi ve onun tüm iş birlikçilerine karşı birleşme ve ahitleşme günüdür” şeklinde konuştu. – KAYSERİ
]]>Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek, “Manisa İçin” mottosuyla düzenlediği yol haritası tanıtım programının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Sokak hayvanlarıyla ilgili yürütecekleri projeler hakkında sorulan bir soru üzerine Başkan Zeyrek, “Evimizde de çok güzel bir köpeğimiz var ve onunla da çok mutluyuz. Bir ailemizin bireyi gibi. Dışarıdaki sokaktaki hayvanlarımız bizim canımızdır. Öncelikle bunu unutmamak gerekiyor. Nasıl bu şehirde yaşayan 1,5 milyon kişinin bir tel saçına bile zarar gelmesin diye onu korumak için mücadele ediyorsam bu şehirde yaşayan sokak hayvanlarımızın da tüm bakımı veya onlara yapılacak olan her hizmetin yanında olacağım. Evet biz kısırlaştırma için çok yoğun çabalar harcıyoruz ve bununla ilgili çalışmalarımız da devam ediyor. Hayvan hastanemiz çok yakında hizmete geçecek. ve Yunusemre Belediyesi ile birlikte yaptığımız barınağımızı ortaya çıkaracağız. Buradaki ameliyat sayılarımızın artmasıyla birlikte kısırlaştırmalarımızda da önemli bir artış olacak. Kısırlaştırmaları yaptıktan sonra eğer ki vatandaşa zarar vermeyecek nitelikteki olan sokak hayvanlarını sokak canlarımızı aldığımız yere bırakacağız. Şimdi yasa daha tam oluşmadı siz de biliyorsunuz. Yasada ben de bu şekilde değişiklikler olacağını öngörüyorum. Ama Genel Başkanımın da dediği gibi onlar bizim canımız ve bize emanettir. ve bu şekilde onları tecrit edip kendi ölümüne terk etmek bana özellikle Ferdi Zeyrek’e yakışan bir davranış değildir ve kurumun da bu yönde böyle bir hareket edecektir” dedi.
“Sokak hayvanlarını sahiplenenlere su indirimi yapacağız”
Sokak hayvanlarının sahiplendirilmesi amacıyla projeler hazırlayacaklarını ve sokak hayvanlarını sahiplenen vatandaşlara mama desteği ve su indirimi gibi kolaylıklar sunulacağını belirten Başkan Zeyrek, “Manisa sokaklarında şu anda 35 bine yakın sokak hayvanımız bulunmakta. Tabii az önce dediğim gibi onlar bizim canımız, onlara sahip çıkmak, onları hayatın içerisinde var edebilmek için çok önemli projelerimiz olacak. Sokak hayvanlarını sahiplenen vatandaşlarımıza biz mama, desteği, aşı desteği, hatta su faturalarında indirim bile yapacağız. Yeter ki o hayvanlarımız sahiplensin. ve evsiz dışarıda kalmasınlar. Onları ben çok önemsiyorum. Onlar benim için çok değerli. ve buna yönelik daha birçok çalışmamız olacak” diye konuştu.
Başkan Zeyrek SGK borçlarıyla ilgili açıklama yaptı
SGK borçlarıyla ilgili sorulan soru üzerine Başkan Zeyrek, “Cumhurbaşkanımızın açıkladığı SGK ve vergi borçları öncelikle ben Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak veya Manisa’mdaki 14 belediye, 4’ü geçen dönemden gelmekle birlikte 3’ü devam ediyor bu yıl. Bu 11 belediyemiz ve Manisa Büyükşehir Belediye başkanları bu borcu yapmadı. Öncelikle bunu bilmek gerekiyor. Bu borç geçmişten gelen bir borçtur. Bu borç zamanında AK Parti, MHP yönetimi iktidardayken istenmemiş, göz ardı edilmiş, Sayıştay raporlarında ön plana çıkartılmamış ama Cumhuriyet Halk Partisi Belediyesi geldiğinde bu borç bizim önümüze konması özellikle ben burada bir art niyet arıyorum. Zaten kısıtlı imkanlarla ve Cumhurbaşkanlığımızın kısıtlama tedbirleriyle kısılan bütçelerimiz ve bu borçların tahsiliyle birlikte bizleri çok zora sokacaktır. Ama şunu asla ve asla unutmayalım. Burada cezalandırılan Manisa Büyükşehir Belediyesi veya ilçe belediye başkanları değildir. Burada cezalandıran Manisalı vatandaşlardır” ifadelerini kullandı.
“Manisa Büyükşehir Belediyesi Basketbol Takımı iddialı bir şekilde devam edecek”
Basketbol Süper Liginde mücadele eden Manisa Büyükşehir Belediye Basketbol Takımının satıldığı iddialarıyla ilgili soru üzerine Başkan Zeyrek, “Manisa Büyükşehir Belediyesi geçtiğimiz dönem Manisa Basketbol Kulübü’ne tam 210 milyon TL harcamış. Basketbol, futbol gibi alttan altyapıdan yetiştirip para kazanılabilen bir organizasyon değil. Bizim de bu dönemde 210 milyon hatta enflasyonla yaklaşık 260 milyon liralık bir para harcamamız gerekiyordu. Bu aslında bütçemizde olan bir para değil. Siz de biliyorsunuz bütçemizin sadece binde yedisini harcayabiliyoruz. Ama bizden önceki başkan sağ olsun yalnızca müteahhitlere 10 liralık ihaleyi 12 liraya vererek oradaki 2 lirayı basketbola, Manisa FK’ye harcamayı başarı gibi sayan ve vatandaşına başarı gibi aksettiren bir başkandı. Kendisi kendi damatlarına, gerek futbol kulübünde, gerek basketbol kulübünde böyle refah ve güzel hayatlar yaşatabilmek için Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin 210 milyon TL’sini harcamıştır. Şimdi ben şehrimde 147 tane köyde su yokken 400’e yakın köyde internet ve telefon çekmezken bu altyapıları yapmak yerine 260 milyon TL’yi basketbola harcamaya kendime yakışık almıyorum. Benim yönetim anlayışımda böyle bir şey olmayacak. Manisa Basketbol Takımı tabii ki devam edecek. Etmelidir. Şehrin simgesidir markasıdır. Bununla ilgili sponsorluk anlaşmaları yaptık. ve bu sponsorluk anlaşmaları çerçevesinde evet Manisa Basketbol Takımı devam edecek. Hem de çok iddialı bir şekilde devam edecek. Ama bunun parası Manisa Büyükşehir Belediyesi’nden değil sponsorların cebinden çıkacak” dedi.
“Ortak akılla yeni imar planını yapacağız”
Manisa’nın yıllardan beri ihtiyaç duyduğu imar planına ilişkin açıklama yapan Başkan Zeyrek, “Bu şekilde şehrin imar planı olmaz. Eğer ki şehrin imar planını, kapılar, kapılar arkasında yaparsanız ranta hizmet eder. Halkla yaparsanız halka hizmet eder. Biz artık yeni yapacağımız imar planına da ortak akla az önce manifestoda anlattığım gibi ortak akılla yeni bir imar planı yapacağız. ve bu şehrin gerçekten vizyonunu değiştirebilecek bir plan olacak” dedi.
“Görev yerini değiştirdiğimiz Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarımız da var”
Manisa Büyükşehir Belediyesinde kurumu temsil etmeyen personelin görev yerlerinde değişiklik yapıldığını söyleyen Başkan Zeyrek, “Bankamatik memuruysan, işine düzgün gitmiyorsan, kurumuna zarar veriyorsan ve kurumu temsil edemiyorsan hangi partiden olursa olsun biz o arkadaşlarla çalışmak istemiyoruz. Daha verimli olabileceklerini düşündüğümüz başka yerlerde görevlendirdik ki gitsinler orada kendi yetki ve görevlerini daha iyi temsil etsinler diye. Şu ana kadar bu şekilde görev yerini değiştirdiğimiz arkadaşların sayısı yaklaşık 300. Ama şunu unutmayalım ki bundan 15 yıl önce göreve gelen Cengiz Ergün’ün gönderdiği ve yer değiştirdiği kişi sayısı 520. Yani o gün için hiçbir ses çıkartmayan yöneticiler bugün bunun siyasi bir eylem gibi bizim önümüze koyması bir kere yakışık olan bir davranış değildir. Ayrıca bu görev yerini değiştirdiğimiz arkadaşların arasında incelediğinizde bakacaksınız Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarımız da var. Çünkü kurumu temsil edemeyen ve kuruma zarar veren hiçbir kimse göğsünde Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin logosunu taşıyarak dolaşamaz” ifadelerini kullandı.
“45 metreküp üstü kullanımlarda su fiyatlarında bir revize yapacağız”
Manisa’da 2 ton su kullanımın 1 TL olması ve sonraki kullanımlarda yüzde 30 indirim uygulanmasının ardından içme suyuyla bahçe sulandığının anlaşıldığını ve bu konuyla ilgili revize yapacaklarını belirten Başkan Zeyrek, “Sağ olsun bazı haber kanalları benim yaptığım konuşmayı şöyle parçalıyor. Bir başından bir sonundan alıyor. Diyor ki ‘Ferdi Zeyrek suya fahiş zam yapacakmış’ diye. Yaptığım açıklama şudur. Biz ilk 2 ton su 1 TL yaptık. 2 ton su insani su kullanım hakkıdır. Sonraki kademelerde de yüzde 30 indirim yaptık. Dört kişilik bir ailenin ayda ortalama su tüketimi yaklaşık olarak 10 metreküptür. Biz birinci kademeyi 10 metre küpe kadar yaptık. İkinci kademe ve üçüncü kademe getirdik ve üçüncü kademenin sonu bakın 45 metreküp. Yani 45 metreküp bir aile bir ayda asla su kullanamaz. Ama 45 metreküpün üstü onlar da bu indirimden faydalanıyordu. ve şunu gördüm sahada. Biz suda indirim yapınca vatandaşlarımız bağında, bahçesinde, domates, biber ekerken bu içme sularını kullanmaya başladılar. Bu da 45 metreküp üstü olan sularda. Bu su bizim yarınlarımız ve yarınları bırakacağımız en büyük emanet. Ben bunu görmezden gelirsem içme suyumuzla bugün bağ bahçe sulanırsa ben yarınlarıma ve Manisama ihanet etmiş olurum. Bu yüzden dolayı 45 metreküp üstü kullanımlarda su fiyatlarında bir revize yapacağız. Kasım ayındaki MASKİ olağan genel kurulumuzda. Ama onun haricindeki diğer üç kademede ilk 2 tonun 1 lira olmasında en ufak bir değişiklik olmayacak. Şunu söyleyeyim. Biz bir söz verdik. Söz verdik. Verdiğimiz sözü biz tutarız” diye konuştu. – MANİSA
]]>AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Şimdiye kadar ‘bölge ülkelerinden yapılan açıklamalara karşılık veririz’ diyen İsrail, bugün gerçekleştirdiği bu suikastla beraber bir ‘bölge savaşı’ istediğinin ilk tetiğini çekmiştir. ve bu artık yeni bir aşamaya geçildiğini göstermektedir. İsrail hükümeti bütün bölgedeki ülkelerin milli güvenliğini tehdit etmektedir” dedi.
AK Parti Sözcüsü Çelik, parti genel merkezinde açıklama yaptı. Çelik, Filistin davasının önemli liderlerinden Hamas Siyasi Büro Şefi İsmail Haniye’nin Siyonist suikast neticesinde hayatını kaybederek, şehit olduğunu belirterek “Bu aynı zamanda milletimizin acısıdır. Cumhurbaşkanımız, Filistin davasındaki mücadeleyi Kurtuluş Savaşı’mıza benzetmişti. İnsanlık değerlerinden yana olanların ve herkesin acı bir günü bugün. Milletimizin ve tüm insanlığın da başı sağ olsun. Bu siyonist suikastı gerçekleştiren katliamcı ve soykırımcı şebeke, şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonrasında da aynı katliam siyasetine ve soykırıma devam edeceğini ifade ediyor. Bu bir dönüm noktasıdır. Dün Lübnan’a yapılan saldırı, bugün gerçekleştirilen bu saldırı net bir şeyi ortaya koyuyor ki, katliamcı ve soykırımcı şebeke bundan sonra zulümlerini artırarak devam edecektir. Amerikan Kongresinde Netanyahu ayakta alkışlanmıştı. Oradaki her alkışın bu zulme destek vermek anlamına geleceğini söylemiştik. ve orada verilen her alkış, bugünkü bu suikasta verilen destek olarak ortaya çıkmıştır, dün Lübnan’a yapılan saldırı olarak ortaya çıkmıştır” dedi.
‘ULUSLARARASI TOPLUMUN KAYITSIZLIĞI BU NOKTAYA GETİRMİŞTİR’
Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk andan itibaren Netanyahu’nun ve katliamcı-soykırımcı ekibinin saldırgan bir siyaset peşinde koştuğunu ve bunun Türkiye dahil, bölge ülkelerinin hepsinin milli güvenliğini tehdit eden sonuçlara ulaşacağını söylediğine dikkat çekti. Çelik, “7 Ekim’den bu yana görüldü ki; Sayın Cumhurbaşkanımızın yaptığı açıklamalar teker teker gerçekleşmiş, ortaya çıkmıştır. Uluslararası toplumun kayıtsızlığı bu noktaya getirmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımızın açıklamalarına destek verenlerin Filistin Devleti’ni tanıdıklarını ve Filistin davasında daha pozitif bir rol aldıklarını hep beraber gördük. Fakat maalesef Batı toplumu barış için bir inisiyatif koymak yerine Filistin Devletini tanıyanlar ve destekleyenler hariç oraya savaş gemisi göndermeyi tercih ettiler. Bugün bu suikasttan sonra İsrailli bakanların yaptığı açıklamalara baktığımızda bu suikastı daha da öteye taşıyacak bir takım organizasyonlar içerisinde olduklarını görüyoruz. Eğer ilk gelen bilgiler doğruysa, başka bir devletin topraklarından Tahran’a füze atılarak bu suikast, bu alçak eylem gerçekleştirilmişse, İsrail’in bütün bölgede suikastlar ve istikrarsızlaştırıcı eylemler yapacak bir organizasyon ağı içerisinde olduğu görülmektedir” diye konuştu.
‘BÜTÜN ÜLKELERİN MİLLİ GÜVENLİĞİNİ TEHDİT ETMEKTEDİR’
Dünya barışının kilidinin Orta Doğu barışı olduğunu, Orta Doğu barışının kilidinin de Filistin barışı olduğunu vurgulayan Çelik, “Bu denklemi tersine çevirmektedir, Netanyahu’nun soykırımcı kabinesi. ve Filistin barışını yok edecek şekilde oraya dair bütün umutları ve zeminleri yok edecek şekilde bir katliam ve soykırım siyaseti güderken, aynı zamanda Orta Doğu barışını sabote etmeye çalışmaktadırlar. Bu da dünya barışının sabote edilmesi anlamına gelecektir. Bugün artık yeni bir güne geçilmiştir. Şimdiye kadar ‘bölge ülkelerinden yapılan açıklamalara karşılık veririz’ diyen İsrail, bugün gerçekleştirdiği bu suikastla beraber bir ‘bölge savaşı’ istediğinin ilk tetiğini çekmiştir. ve bu artık yeni bir aşamaya geçildiğini göstermektedir. İsrail hükümeti bütün bölgedeki ülkelerin milli güvenliğini tehdit etmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımız 7 Ekim olaylarının olduğu ilk günden itibaren bu uyarıyı yapmaktadır. ve Sayın Cumhurbaşkanımızın onların Filistinli kardeşlerimizin mücadelesini bizim Kurtuluş Savaşı’na benzeten açıklamaları ortaya çıktığı zaman bazıları bunu yadırgamıştı. Ama şimdi görülmektedir ki bütün bölge ülkeleri açısından ve ülkemizin de yer aldığı içinde yer aldığı bölge ve çanak açısından İsrail’in bütün bu eylemleri ağır, aşırı, net ve yakın bir tehdit oluşturmaktadır” diye konuştu.
‘BU EYLEMİ GÜÇLÜ ŞEKİLDE LANETLİYORUZ’
Bazı devletlerden ilk duyulması gereken açıklamanın; bu eylemin kınanması ve lanetlenmesi olması gerektiğini ifade eden Çelik, şunları söyledi:
“Ama ABD adına yapılan ilk açıklama Savunma Bakanlığı’ndan yapıldı ve denildi ki; ‘İsrail’e bir saldırı olursa İsrail’i korumaya hazırız. Bugün mesele İsrail’in korunması meselesi değildir. Bölge halklarının ve bölgedeki devletlerin İsrail’den nasıl korunacağı esas meseledir.’ Tehdit oluşturan Netanyahu hükümetinin saldırganlığıdır. Bugüne kadar ‘İsrail’in güvenlik hakkı vardır’ diyerek, yapılan savunmaların altına ne koyuldu? Birileri ‘İsrail’in güvenlik hakkı vardır, İsrail’in kendini savunma hakkı vardır’ dedikçe İsrail hukukun dışına çıkarak, Netanyahu hükümeti hukukun dışına çıkarak çocukları öldürdü, kadınları öldürdü. Eğer soykırım yapmak için destek isteyeni, soykırım yapmak için, katliam yapmak için destek isteyeni, çocuk öldüreni ayakta alkışlarsanız o da başka eylemlere girişmeye kalkar. Bugün artık yeni bir faza geçilmiştir, yeni bir zemine geçilmiştir. Filistin ve Gazze’deki katliam ve soykırımlardan sonra bütün bölgeye dönük olarak bir saldırı silsilesi gerçekleştireceğini net bir şekilde ortaya koymuştur. Bu eylemi en güçlü şekilde lanetliyoruz.”
‘BÜTÜN DÜNYA BARIŞI TEHDİT ALTINDA KALACAKTIR’
AK Parti’li Çelik, kendilerine gelen ilk bilgilere göre saldırının başka bir ülkeden atılan füzeyle gerçekleştiğini ifade ederek, “Tabii bunların hepsi teyit edilmeye muhtaç. Böyle bir şey gerçekleştiyse, bütün bölge ülkeleri içerisinde İsrail’in böyle bir ağ ve network kurduğu, böyle bir bağlantı şeması içerisinden bu politikayı yürütmeye çalıştığı görülüyor. İlk günden itibaren ‘bölge ülkelerinin haritasını değiştireceğiz’ diyen Netanyahu, ‘David Koridorunu kuracağız’ diyen Netanyahu, bir takım dini referansları istismar ederek siyasi proje peşinde koşan bu soykırımcı hükümet bugün gelinen noktada tamamen bölge barışını hedef aldığını göstermektedir. Peki, bunu Avrupa’daki parlamentolarından, ya da ABD kongresinden uzaktan ve konforlu bir alanda izlediğini zannedenler bunun, bölgeyle sınırlı kalacağını mı düşünüyorlar? Kesinlikle hayır. Dünya barışının kilidi Orta Doğu barışıdır. Orta Doğu barışının kilidi Filistin barışıdır. Şimdi bu denklemi tersinden kurarak Netanyahu soykırımcı hükümeti, Filistin’de soykırım gerçekleştirerek bir bölge savaşı çıkarmaya çalışıyor. Bu olduğu takdirde de bütün dünya barışı tehdit altında kalacaktır. Sadece Orta Doğu’yla sınırlı kalmayacaktır. Akdeniz’e sıçrayacaktır, Avrupa barışını tehdit edecektir ve Atlantik’te birtakım sonuçlar doğuracaktır. Bugün yapılan eylem artık bütün bölge barışına ve insanlığın temel değerlerine karşı bir meydan okumadır. Bugünden itibaren durdurulmazsa bu çok daha vahim sonuçlara yol açacak neticeler ortaya çıkaracaktır. Bu savaş şebekesine karşı, bu soykırımcı şebekeye karşı, bu katliamcı şebekeye karşı temel değerler temelinde, uluslararası hukuk temelinde barışı desteklemeye, barışı güçlendirmeye ve Filistinli kardeşlerimiz için mücadele etmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
]]>“YAPILANDIRMADAN FAYDALANIP İLK TAKSİTİ ÖDEMEDİ”
AK Parti Grup Başkanvekili Nihat Yalçın, Yavaş’ın 5 yılda ABB meclisinden 32 milyar borçlanma yetkisi alıp 20 milyarlık taşınmaz sattığını ifade etti. Yalçın, SGK’ya olan borcu için devletten yapılandırma talep eden Mansur Yavaş’ın 2023 yılında yapılandırmadan faydalandığı ama ilk taksitini bile ödemediği için yapılandırma dosyasının iptal olduğunu söyledi.
Yalçın, “ABB’nin iflasa doğru sürüklenmesinin Bakanlık tarafından tescillenmesinin ardından, Mansur Yavaş ilk defa, bu kadar çaresiz, bu kadar öfkeli ve bu kadar panik halinde kamuoyu önünde hesap vermek zorunda kalmıştır. Yaşanan irtifa kaybının ardından yalan yanlış bir çok bilgi ile kamuoyunda algı oluşturmaya çalışmış doğruları manipüle etmiştir” dedi.

“SGK BORCUNU ÖDEMEYİP EK KAYNAK KULLANMA YETKİSİ ALDI”
Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’nin 2019-2024 yılları arasında 12 defa toplamda 31.971.041.709,73 TL borçlanma yetkisi verdiğini ve buna rağmen Mansur Yavaş 5 yıl boyunca engelleniyoruz dediğini ifade eden Yalçın, “,5 yılda 32 Milyar borçlanma yetkisinin yanında 20 Milyar Liralık gayrimenkul satmış, bu gayrimenkullerin satış yetkisi kararlarının tamamı geçtiğimiz 5 yılda oy birliği ile alınmıştır.
5 yılda 32 Milyar borçlanma yetkisi, 20 Milyar satış yetkisi aldığınız halde, halen daha engellediler, çalıştırmadılar gibi yalan beyanlarla kamuoyunu yanlış bilgilendirmeye utanmıyor musunuz?’ sözleriyle teki gösterdi.

“YAPILANDIRMA İSTEDİNİZ, BORCUN İLK TAKSİDİ ÖDEMEDİNİZ’
Yalçın, sözlerinin devamında “12 Mart 2023 tarihli ve 32130 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Bazı alacaklıların yeniden yapılandırılmasına ilişkin kanun ile bu talep ettiğiniz yapılandırma yapılabilirdi. Zaten bununla ilgili talepte bulunarak yapılandırmadan da yararlandınız. İlk taksit ödenmemesi ardından yapılandırma dosyaları iptal olmuş, belediye şirketleri bu haktan yararlanamamıştır. Bu yaklaşım kamu zararına da neden olmuştur.” sözlerini kullandı.
AK Partili Nihat Yalçın’ın açıklamalarından öne çıkan diğer satırbaşları şöyle;
‘Mansur yavaş ulaşım fiyatlarıyla ilgili açıklamaları hakkında da konuşan Nihat Yalçın,”Bizden önce EGO bilet fiyatlarının 1 dolar olduğunu şimdiyse 0.45 dolar yani 15 lira olduğunu beyan etti. Fakat 8 nisan 2019 tarihinde Mansur yavaş göreve geldiğinde EGO bilet fiyatı 2.5 TL idi. O dönemin dolar kurunun 6.28 olduğunu düşündüğümüzde EGO bilet fiyatı 0.40 dolardı. Son yaptığınız %40 zam ardından bilet fiyatları 21 lira oldu. Dolar bazında değerlendirdiğimizde ise şuan bir EGO bileti 0.64 dolar. Hangi verilere göre nasıl bir hesap yaptınız bilmiyorum, ancak ulaşımı ucuzlatma vaadiyle geldiniz şimdi hesap ortada. Ankara Türkiye’nin en pahalı 3. ulaşımı konumuna geldi. Tüm bu gerçekler ortadayken yalan bilgilerle kamuoyunu yanlış bilgilendirmeye utanmıyor musunuz?

“ANKARA’DA ÜLKENİN EN PAHALI SU TARİFESİ UYGULANMAKTA”
Mansur Yavaş, bizden önce suyun metreküpünü 1,6 dolardan sattılar, şimdi biz 0,73 dolardan satıyoruz dedi. Mansur Yavaş’ın Belediyeyi devraldığı 8 Nisan 2019 tarihinde suyun metreküp fiyatı 5TL idi. Aynı tarihte dolar kurunun 6.28TL olduğunu düşündüğümüzde suyun m3 satış fiyatı 0.79 dolardı. Aski’nin resmi sitesinde yayınlanan en düşük fiyat tarifesinde bile Mansur Yavaş’ın belirttiği gibi 24 liraya bir tarife bulunmamaktadır.
Temmuz 2024 Aski tarifesi:
0-15 m3 arası 25,08TL/ 0,76$
16-30 m3 arası 35,13TL/ 1,08$
30 m3 üzeri 45,42TL/ 1,37$
Bu veriler doğrultusunda ortalama su satış fiyatı 35 liradır yani güncel dolar kuruyla ise 1,08 dolardır. Göreve geldiğinizde Türkiye’nin en ucuz suyunu kullanan Ankara’da bugün Ülkenin en pahalı su tarifelerinden bir tanesi uygulanmaktadır.
‘ABB İFLASA DOĞRU SÜRÜKLENMEKTEDİR’
Tüm bu yalanların ardından, açık ve net bir gerçek vardır. Mansur Yavaş göreve geldiğinde 225 milyon TL olan Ankara Büyükşehir Belediyesi sigorta prim borcu 25.5 kat artışla 5.7 milyar lira olmuştur. ABB basiretsiz, beceriksiz, liyakatsiz kadrolarla iflasa doğru sürüklenmektedir.”
]]>Hamas’tan yapılan açıklamada, Haniye’nin Tahran’da kaldığı konutun Çarşamba günü erken saatlerde güdümlü füzeyle hedef alındığı belirtildi.
İsrail konuyla ilgili bir açıklama yapmadı; ancak ülkenin bu konularda açıklama yapmadığı biliniyor.
İran Devrim Muhafızları, Haniye’nin ülkenin yeni cumhurbaşkanının yemin törenine katılmasından saatler sonra öldüğünü doğruladı ve olayla ilgili soruşturma başlatıldığını açıkladı.
İran medyası Haniye’nin “Tahran’ın kuzeyinde savaş gazileri için özel bir konutta” kaldığını bildirirken, İranlı NourNews Haniye’nin konutunun havadan atılan bir mermiyle vurulduğunu bildirdi.
İsrail, Batı Şeria ve Gazze Şeridi’nin işgaline karşı ilk Filistin ayaklanmasının yaşandığı 1987’den bu yana Hamas’ın liderlerine ve kilit isimlerine suikastlar düzenledi ve öldürmeye teşebbüs etti.
Reuters haber ajansı, Israil ordusu tarafından hedef alınan Filistinli liderlerin listesini derledi.
Yahya Ayyaş
Filistinli intihar eylemcilerinin arkasındaki “Mühendis” lakaplı Yahya Ayyaş, 5 Ocak 1996’da, o zamanlar Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) yönetimindeki Gazze’de öldürüldü. Ayaş’ın cep telefonu elinde patlamış, Filistinliler sorumluluğu üstlenmeyi reddeden İsrail’i suçladı.
Hamas, Şubat ve Mart aylarında dokuz gün boyunca üç İsrail kentinde 59 kişinin ölümüne yol açan dört intihar saldırısıyla misilleme yaptı.
Halid Meşal
Hamas’ın kurucularından ve eski siyasi lideri olan Halid Meşal, 1997’de Ürdün’ün başkenti Amman’daki ofisine yakın bir sokakta İsrail ajanlarının başarısız bir suikast girişimine uğradı.
Meşal’e yolda yürüdüğü sırada şırınga ile zehir enjekte edildi.
Ürdün yetkilileri suikast girişimini ortaya çıkardı ve iki Mossad ajanını tutukladı.
Dönemin Ürdün Kralı Hüseyin, o donem de İsrail Başbakanı olan Binyamin Netanyahu’dan, Meşal’e enjekte edilen maddenin panzehrini istedi. Aksi halde zanlıları asma ve Ürdün’ün İsrail’le olan barış anlaşmasını feshetme tehdidinde bulundu.
Dönemin ABD Başkanı Bill Clinton’ın baskısı sonrası, Netanyahu ilk etapta reddettiği bu isteği yerine getirdi. Ayrıca Hamas lideri Şeyh Ahmed Yasin’i serbest bırakmayı kabul etti. Ancak yedi yıl sonra Yasin Gazze’de öldürüldü.
Şeyh Ahmed Yasin
İsrail, Hamas’ın kurucuları arasında yer alan ve dini lideri olan Şeyh Ahmed Yasin’i 22 Mart 2004 tarihinde Gazze’de bir camiden çıkarken helikopterden atılan bir füzeyle öldürdü.
Binlerce Filistinli Gazze’de intikam sloganları atarak yürüdü.
Hamas yetkilileriyse, İsrail’in bu suikastle, ‘cehennemin kapılarını açtığını’ söyledi.
Filistin’de ve diğer Müslüman ülkelerde geniş çaplı protestolara ve kınamalara yol açtı, İsrail-Filistin çatışmasında önemli bir tırmanışa işaret etti.
Abdülaziz El Rantisi
İsrail helikopterinin 17 Nisan 2004 tarihinde Gazze’de bir araca düzenlediği füze saldırısında Hamas lideri Abdülaziz El Rantisi ve iki koruması öldürüldü.
Hamas liderliği saklanmaya başladı ve Rantisi’nin halefinin kimliği gizli tutuldu.
Suikast, Şeyh Ahmed Yasin’in öldürülmesinin ardından Gazze’de Hamas liderliğini devralmasından kısa bir süre sonra gerçekleşti.
Adnan El Gul
Hamas’ın bombalama uzmanı olarak görülen Adnan El Gul 21 Ekim 2004’te Gazze’de bir İsrail hava saldırısında öldürüldü.
Gul, Hamas’ın askeri kanadında iki numaraydı ve sık sık İsrail kasabalarına atılan “Kassam” roketinin babası olarak biliniyordu.
Adnan El Gul, Hamas’ın İzzeddin el-Kassam Tugayları olarak bilinen askeri kanadının lideri Muhammed Deyif’in yardımcısıydı.
Nizar Rayan
Hamas’ın en sert siyasi liderlerinden biri olarak kabul edilen din adamı, İsrail içinde yeni intihar saldırıları düzenlenmesi çağrısında bulunmuştu.
Dört eşinden ikisi ve yedi çocuğuyla 1 Ocak 2009’da Cebaliye mülteci kampındaki bombalamada öldürüldü.
15 Ocak 2009’da da Gazze Şeridi’nde Hamas’ın İçişleri Bakanı Said Seyyam bir İsrail hava saldırısında öldürüldü. eyyam 13.000 Hamas polisinden ve güvenlik görevlilerinden sorumluydu.
Salih Aruri
Beyrut’un güney banliyölerinden Dahiye’de 2 Ocak 2024’te İsrail’e ait bir insansız hava aracıyla düzenlenen saldırıda Hamas’ın siyasi kanadının üst yönetimindeki Salih el Aruri öldürüldü.
Aruri aynı zamanda Hamas’ın askeri kanadı Kassam Tugayları’nın da kurucusuydu.
]]>Özel, Eskişehir Büyükşehir Belediyesine gerçekleştirdiği ziyarette yaptığı açıklamada, nerede şiddet varsa, ölüm varsa bundan üzüntü duyduklarını söyledi.
İsrail’in Filistin’e yaptığı devlet terörünü kınadıklarını belirten Özel, şöyle devam etti:
“Hamas’ın ekim ayında başlattığı saldırılar hepimizi üzmüştü. ‘Orada suçsuz insanlar öldü, biz buna karşılık veriyoruz’ diye 40 bin kişi öldürdüler. Halen durmuyorlar. Tabii Netanyahu’yu Amerika’da alkışlayanlar bu katliamın ortaklarıdır. Netanyahu gibi çocuk katiline, kadın katiline, ambulans vurdurtan, hastane vurdurtan, ekmek kuyruğundaki insanlara ateş attırtan bir insanlık suçlusuna, bir soykırım suçlusuna alkış tutanlar bu şiddetin devamından sorumludur. Hamas liderinin öldürülmesi de bir şiddet olayıdır, bir cinayettir. Biz onu da tasvip etmiyoruz. Dünyanın neresinde yaşanırsa yaşansın akan her damla kan, her damla gözyaşı yüreğimizi sızlatmaktadır. Kurucu liderimizin vasiyetini uygulayan bir partiyiz. Biz ‘Yurtta barış, dünyada barış’ diyoruz. Filistin’de de Ukrayna’da da barış istiyoruz. Nerede şiddet varsa barış istiyoruz. Nerede tırmanan bir gerilim varsa bunun diplomasi yoluyla çözülmesini istiyoruz, işin silahlara gelmemesini savunuyoruz.”
“Erken seçime dünden razıyız, bugünden hazırız”
Özel, bir gazetecinin “CHP erken seçime hazır mı?” sorusuna, “Biz erken seçime dünden razıyız, bugünden hazırız.” yanıtını verdi.
Erken seçim için bazı koşulların yerine gelmesi gerektiğini anlatan Özel, şu değerlendirmelerde bulundu:
“31 Mart seçiminden önce meydanlara çıktık dedik ki ‘Ey AK Parti’liler, ey MHP’liler bu iktidara bir sarı kart gösterin. Burada iktidar değiştirmeyeceksiniz, iyi belediye başkanı seçeceksiniz. Ayşe Ünlüce’yi seçeceksiniz. Ahmet Başkan’ı, Kazım Başkan’ı seçeceksiniz.’ Onlar da bize yüzde 38 verdi. Ben de dedim ki ‘Bu seçim sonucunu bahane edip erken seçim istemeyeceğim.’ Yani bu iktidarı değiştirmek istemeyenler, ‘Aman erken seçim olur’ diye korkup, yerelde oy vermemezlik yapmasınlar. Seçimin ertesi günü lafından dönecek bir siyasetçi değilim. Dedim ki ‘Bu seçim sonucunu araçsallaştırarak benim bir talebim olmayacak. Zaten erken seçimin yolu ya Tayyip Bey isteyecek ya 360 milletvekili, o da bizde yok.’ Ama dedim ki ‘İnsanların geçim sorunu oluyor. Siz bu geçim sorununa çare bulmazsanız, insanlarda geçim olmazsa ülkede seçim olur. İnsanlar isterse o zaman ben onların talebinin arkasına geçerim.’ O günden bugüne örneğin ocak ayında biz bunları konuşup oy istiyorduk değil mi insanlardan kampanyanın başında. Utanç verici bir emekli maaşı vardı; 10 bin lira… O maaş şu an 12 bin 500 oldu. Bütün uyarılarınıza rağmen… 17 bin 500 olması lazımdı. O maaş ocak ayında 25 kilo dana kıyma alıyordu, bugün 20 kilo alıyor. O utanç maaşı bile 5 kilo kıyma kaybetmiş. Şimdi nasıl geçinecek bu emekli?”
Bugünkü koşullarda Türkiye’de kim erken seçim istiyorsa onun arkasında olduğunu anlatan Özel, “Şu anda şu gücümüz yok. 127 milletvekilimiz var bizim, 360 lazım. AKP ‘evet’ demeden erken seçim olmuyor. Biz erken seçimden yanayız. Ben gün sayıyorum, sabırsızlanıyorum, duramıyorum iktidar olmak için ama iktidarın erken seçim yapma yetkisi elinde, kaçıyor. Bu talebi iktidara doğru yöneltmek lazım.” ifadesini kullandı.
“Parti içi yargının önünü açtık”
Özgür Özel, “Yerel seçimlerden sonra Cumhuriyet Halk Partisinde disiplin süreci başladı. Eskişehir’de kamuoyunun yakından tanıdığı yine CHP’den aday adayı olan bazı isimler disipline verildi. Bu süreç ne zaman sonlanacak?” sorusunu ise şöyle yanıtladı:
“Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye’nin en büyük, birbirini en çok seven ailesi… Bu ailenin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk. Bu aile seçime girerken birileri tutup da başka adaya çalışıyorsa bu disiplin suçudur. Biz, Eskişehir’deki barışı asla bozmamak için ‘Disiplin işlemlerini siz yapmayın. Nerede kanıt varsa yollayın bakalım’ dedik. Bütün Türkiye’den bunu istedik. 2 bin 300 dosya geldi. Bunların içinden gerçekten hukuken kanıt olabilecek… Suç vardır ama kanıtlayamıyorsundur. Hukuk devletinde yaşıyoruz. Biz Tayyip Bey gibi ‘Ne olursa olsun atın’ demiyoruz. Hukuken ispatlı olanları İl Disiplin Kurullarına yolladık. ‘Bu arkadaşlarımızın suçları tüzüğümüzde hangi cezaya karşılık geliyorsa uyarı, kınama, 1 yıl çıkarma, tamamen ihraç o cezaları verebilirsiniz’ dedik. Parti içi yargının önünü açtık. Onlar ne karar verirlerse başımızla beraber bütün kararlar yargı denetimine tabi. Eskiden partide olup önemli görevler yapmış ama son seçimde gitmiş partiye ihanet etmiş. Bu kadar kritik bir seçimde sen ‘Eskişehir’i Ayşe Hanım kazanmasın da AK Parti kazansın’ diye gayret ettiysen senin bu babaevinde yerin olmaz. Bunun kabul edilecekleri de yok ama ufak tefek kusurlar, ben bana küfredenleri hakaret edenleri affediyorum ama partiye ihanet edenleri affetmem.”
Konuşmasının ardından kendisini bekleyen Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği üyeleriyle bir araya gelen Özel’e ziyaretinde CHP Eskişehir Milletvekilleri Utku Çakırözer, Jale Nur Süllü ve İbrahim Arslan, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, CHP İl Başkanı Talat Yalaz ve partililer eşlik etti.
]]>BÜYÜK Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, “Siyonistlerin yönettiği terörist İsrail devleti durmayacaktır. ve bunlardan da büyük bir cesaret alarak nasıl önce Filistin, Gazze’ye saldırmış ve orada soykırım katliamları yapmış. İnsanları açlığa, susuzluğa, ölüme mahküm etmişse işte şimdi Lübnan’da aynısını yapmaya başlamıştır. Peki oradan sonra sıra nereye gelecektir. Suriye’ye gelecektir. Hiçbirimiz aklımızdan çıkarmayalım ki, asıl hedef Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk milletidir” dedi.
BBP lideri Mustafa Destici, partisinin genel merkez binasında düzenlediği basın toplantısında konuştu. Destici, Tahran’da uğradığı suikast sonucu hayatını kaybeden Hamas Siyasi Büro Şefi İsmail Haniye için başsağlığı dileyerek “Öncelikle bu kalleş ve kahpece yapılmış saldırıyı şiddetle kınıyor ve lanetliyoruz. Hayatı boyunca Filistin davası için mücadele etti. Filistin’in özgürlüğü için mücadele etti. Filistin’de Gazze’de yaşayan masum insanların güvenliği için mücadele etti. Önce evlatlarını, torunlarını ve yakınlarını şehit verdi. Arkadaşlarını, kardeşlerini şehit verdi ve bugün de kendisi şehit oldu. Artık sadece Filistin’de yaşayan Müslümanlar değil Gazze’de yaşayanlar değil tüm İslam aleminde yaşayanların hatta barıştan yana olan insanlıktan yana olan tüm insanların ayağa kalkma ve intifadaya durma zamanı gelmiştir. Çünkü bu yapılmazsa Siyonistlerin yönettiği terörist İsrail devleti durmayacaktır. ve bunlardan da büyük bir cesaret alarak nasıl önce Filistin, Gazze’ye saldırmış ve orada soykırım katliamları yapmış. İnsanları açlığa, susuzluğa, ölüme mahküm etmişse işte şimdi Lübnan’da aynısını yapmaya başlamıştır. Peki oradan sonra sıra nereye gelecektir. Suriye’ye gelecektir. Hiçbirimiz aklımızdan çıkarmayalım ki, asıl hedef Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk milletidir. Çünkü İsrail başta olmak üzere dünyadaki bütün Siyonistler ve emperyalistler şunu biliyorlar ki, Türkiye’yi yok etmedikçe Türkiye’ye boyun eğdirmedikçe emellerine, amaçlarına arz-ı mevud hayallerine ulaşamayacaklardır. Onun için Türkiye her zamankinden daha güçlü olmalı ve birliğini, kardeşliğini muhafaza etmelidir. Türkiye elbette ki bugünden itibaren de gerekli tüm tedbirleri almalı ve atılacak tüm adımları da atmalıdır” diye konuştu.
‘ONLARI DURDURACAK GÜÇ TÜRK ORDUSUDUR’
Destici, İsrail’in Filistin’de silahsız, on binlerce masum çocuğu katlettiğini söyleyerek “Kadınları, yaşlıları katlediyor ve oradan da bir zafer kazandığını düşünüyoruz. Onlara diyoruz ki siz ancak silahsız masum yaşlıları henüz daha kundaktaki bebekleri ve kadınları öldürebilirsiniz. Ancak onlara gücünüz yeter. ya da Amerikan desteğiyle elinizdeki bombalarla Beyrut’u vurabilirsiniz. ya da işte füzelerinizle İsmail Haniye hadisesinde olduğu gibi hedeflerini şehit edebilirsiniz. Ama Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin karşısına çıkmaya sizin yüreğiniz de cesaretiniz de yetmez. Türki milleti ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yeryüzündeki hiçbir devletten ve kendisine saldıracak hiçbir güçten korkusu yoktur. Hepsine verecek cevabı vardır. Bunların niyeti asla ve kat’a durmak değildir. Ama onları durduracak bir güç vardır. O da Türk milletidir ve Türk Ordusu’dur. Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanını tehdit ediyorlar. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Cumhurbaşkanını tehdit etmek demek Türk milletini ve Türk Devleti’ni tehdit etmek demektir. Herkes aklını başına alsın ve ona göre söz söylesin, ona göre bir tavır içerisinde bulunsun” dedi.
‘UYUTMA TEDBİRLERİNİN DE OLMASI GEREKTİĞİNİ DEFALARCA İFADE ETTİK’
Destici, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen sahipsiz sokak hayvanlarına ilişkin, ‘Hayvanları Koruma Kanunu’nda Değişlik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ ile ilgili, şunları söyledi:
“Bu kanun teklifinin yasalaşmasına katkı sağlayan tüm siyasi partilerimize ve milletvekillerimize şahsım, camiam, bu husustan dolayı çocuklarını kaybeden, çocukları yaralanan, saldırıya uğrayan bütün vatandaşlarımız adına da teşekkür ediyorum. Hala bunu bir hayvan katliamı olarak sunmaya çalışıyorlar. Bu kadar kolay yalan söylüyorlar. Bu konuda, 2023 yılından itibaren en net şekilde çözüm üreten ve geri adım atmayan parti Büyük Birlik Partisi olmuştur. Birileri bazı kesimlerin tepkilerinden çekinirken, biz birileri gibi tepkilerden korkmadık. Biz açıkça dedik ki, ‘bizim önceliğimiz insandır’. Kısırlaştırmanın tek başına yeterli olmayacağını, bunun yanında uyutma tedbirlerinin de olması gerektiğini defalarca ifade ettik. Mama lobileri ile birtakım marjinal sol siyasetçi ve gazetecilerin iftiralarına maruz kalmamıza rağmen duruşumuzu bozmadık. Gelinen noktada da Büyük Birlik Partisi’nin haklılığı ortaya çıkmıştır. Bu sorunu Türkiye gündemine taşıyarak, meclis dışında olmasına rağmen sorunun çözülmesinde ve bu yasanın çıkmasında büyük katkılarımız oldu. Bundan sonra yasal düzenlemenin tavizsiz bir şekilde uygulanması gerekiyor. Bu yasayı uygulamayan belediye başkanlarına ve yetkililerine de hukuki işlemlerin eksiksiz bir şekilde yerine getirilmelidir. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, sahipsiz hayvanlara yönelik düzenlemeler içeren Hayvanları Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’u Anayasa Mahkemesi’ne götüreceklerini söyledi. Hiçbir çözüm önerisi getirmeyen, ülkemizde yaşanan sorunları ve bu sorunların mağdurlarını yok sayan bir siyaset anlayışının ülkemize ve milletimize fayda getirmediğini düşünüyorum. Yasanın bu hali ile ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.”
]]>Yalçın, partisinin il başkanlığında düzenlediği basın toplantısında, Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) borcu bulunduğu açıklanan belediyeler arasında, Ankara Büyükşehir Belediyesinin “en borçlu belediye” olarak “Türkiye birincisi” olduğunu söyledi.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın görevi devraldığında 225 milyon lira olan SGK prim borcunun 5 yılda 25,5 kat artarak 5,7 milyar liraya çıktığını belirten Yalçın, resmi olarak açıklanan bu rakamlara Büyükşehir Belediyesi yönetiminin de bir itirazının bulunmadığını ifade etti.
Yavaş’ın iki gün önce gerçekleştirdiği basın toplantısında doğruları manipüle ettiğini, rakamları çarpıttığını ve kamuoyunu yalan bilgilerle yönlendirdiğini ileri süren Yalçın, Yavaş’ın “Kredi çekmek istedik mecliste izin vermediler.” sözleriyle kamuoyunda “mağdur” algısı oluşturmaya çalıştığını söyledi.
Yalçın, “Geçtiğimiz 5 yılda Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinde Sayın Yavaş yönetimine 12 defada toplamda 31 milyar 791 milyon liralık borçlanma yetkisi verilmiştir. Sadece bununla da kalmayıp onlarca taşınmaz satış yetkisi, AK Parti’li üyelerin çoğunlukta olduğu Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından, Mansur Yavaş yönetimine verilmiş ve Sayın Yavaş, geçtiğimiz 5 yılda 20 milyar liralık taşınmaz satışı gerçekleştirmiştir. 52 milyar liralık ek kaynak kullanma yetkisi verilmiştir.” ifadelerini kullandı.
Göreve geldiği dönemde belediyeyi yaklaşık 9,5 milyar lira borçla devraldıklarını açıklayan Yavaş’ın, son olarak belediyeyi 14 milyar 879 milyon lira borçla aldığı yönündeki açıklamalarını hatırlatan Yalçın, “Hangi rakam doğru sayın Yavaş? Doğrular ortaya çıkmaz sandınız ancak kendi raporlarınızla kendi yalanlarınız ortaya çıktı. Bu, aradaki 5,5 milyar liralık fark nereden geliyor? Tüm bu gerçekler ortadayken, sırf ‘Biz geçmiş yönetimden yüksek borçla devraldık. Geçtiğimiz 5 yılda geçmiş yönetimin borçlarını ödedik.’ diyebilmek için rakamlarla oynayarak, rakamları çarpıtarak, milletin gözünün içine baka baka yalan söylemeye utanmıyor musunuz?” şeklinde konuştu.
“Dolar bazında 1,08’e denk geliyor”
Yavaş görevi devraldığında suyun metreküp fiyatının dolar bazında 0,79, TL bazında ise 5 lira olduğuna dikkati çeken Yalçın, Ankara’da şu anda suyun ortalama satış fiyatının 35 lira 21 kuruş olduğunu, bunun da dolar bazında 1,08’e denk geldiğini anlattı.
ABB Başkanı Yavaş’ın “ASKİ’yi iflas ettirmek istediler. Belediye Meclisinde su fiyatlarına yüzde 50 indirim kararı aldılar. BELKA AŞ’nin sigorta primleri bu nedenle ödenememiştir.” yönündeki açıklamasında indirim kararı kısmının doğru olduğunu ifade eden Yalçın, şöyle devam etti:
“Mansur Yavaş, seçim dönemindeki söylemlerini, sözlerini, vaatlerini unutmuş olacak ki Belediye Meclisi tarafından alınan yüzde 50 indirim kararını veto etmiş, arkasından konuyu yargıya taşımış, yargı kararı neticesinde yüzde 50 indirim kararı bir gün bile uygulanmadan iptal edilmiştir. Bir gün bile indirim kararı uygulanmadığı halde sanki bu indirim kararı uygulanmış da ondan dolayı BELKA şirketinin sigorta prim borçları ödenememiş gibi milletin gözünün içine baka baka yalan söylemeye utanmıyor musunuz Sayın Yavaş?”
Yalçın, EGO bilet ve otobüs yakıtları konusunda da Yavaş’ın verdiği bilgilerin doğru olmadığını belirterek, yakıt fiyatlarında yüzde 666, bilet fiyatlarında ise yüzde 840 artış yaşandığını, yakıt maliyetinden kaynaklı EGO’nun bir zararının bulunmadığını anlattı.
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Meclis’te kabul edilen sokak hayvanları yasasına tepki göstererek, “Biz çaresiz kalsak da bir tane cana kıymayacağız. CHP yaşatmak için var, CHP yaşam hakkını, hayvan haklarını savunuyor. Birileri öldürme talimatı verebilir, onların talimatını uyup da kimse böyle bir katliama kalkışmasın” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, çeşitli ziyaretler için Eskişehir’e geldi. Partisinin il başkanlığına geçen Özel’i, CHP Eskişehir milletvekilleri Jale Nur Süllü, Utku Çakırözer ve İbrahim Arslan, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, CHP İl Başkanı Talat Yalaz ve partililer karşıladı. Özel, ziyaretin ardından il başkanlığı önünde toplanan partililere seslendi. SGK borçları üzerinden ‘mali darbe’ söylemini yineleyen Özgür Özel, “İktidar partisi, CHP’nin belediyelerdeki başarısından inanılmaz rahatsız. Ne yapacaklarını şaşırdılar. Oylarımızı arttırarak ve yeni birçok belediye kazanarak bir destan yazdık. İktidar maalesef ve maalesef bunu hazmetmek yerine ‘Genelde yetkiyi biz, yerelde siz aldınız. Eskiden birinci parti bizdik, bu seçimden itibaren sizsiniz. Millet ne vazife verdiyse, kime vazife verdiyse baş tacıdır. Ne yapmamız lazım’ demeleri gerekirken, biz bu belediyeleri nasıl çalıştırmayız, onun yoluna bakıyorlar. Maalesef böyle şaka değil bir darbe girişimiyle karşı karşıyayız” dedi.
‘YEMEĞİ GÖKÇEK YEMİŞ, HESABI YAVAŞ ÖDESİN’
Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) tüm belediyelere icra kağıdı gönderdiğini anlatan Özel, şunları söyledi:
“Şimdi mali darbe girişimi. Bütün belediyelere SGK’dan yazı yolladılar. Teker, teker belediyelerimize icra kağıdı geliyor. Efendim, ‘SGK borçlarını faiziyle ödeyin’. Kardeşim bu belediyelerin çok önemli bir kısmını sizden devraldık. Bu seçimde devralmadıysak, bir öncekinde devraldık. Bu Ankara’nın borcunu şişiren Melih Gökçek, adam hayatında 1 lira SGK, vergi ödememiş ki. Geçen sefer almışız, faiziyle katlanmış, katlanmış buralara gelmiş. Süreç içerisinde nasılsa belediyeler AK Parti’de, SGK ve vergi borçlarına af çıkarıyorlar. Faizlerini siliyorlar, uzun taksitlere bölüyorlar. Böyle olunca da bütün belediyeler, böyle davranmaya başlamış. Burada suç belediye başkanında da değil. Ülkeyi yönetenin yönetim biçiminde. Şimdi de gelmişler yıllardır yapmadıklarını, belediyeleri CHP aldı diye faiziyle birlikte ödeyin. Yemeği Melih Gökçek yemiş, hesabı Mansur Yavaş ödesin. Mali olarak elimizi kolumuzu bağlayacaklar, hizmet edemez hale getirecekler. Sonra CHP hizmet etmiyor diyecekler. Bunun üzerinden kendilerine oy toplayacaklar. Bu millet bu kötülüğü görmez mi? Kötülükle siyaset olmaz.”
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen sokak hayvanları yasasına tepki gösteren Özel, belediyeler olarak hiçbir cana kıymayacaklarını ifade ederek, “Sokak köpekleriyle ilgili aynı noktadayız. Sokak köpekleri sorunundan iktidar sorumlu. Kırsaldaki yabani hayatın içine geçmiş ve köylerdeki aşırı üremeye Tarım Bakanlığı eliyle bir çare üretmeden, yani işin kaynağından kesmeden bu köpeklerin bu şehirlerde yarattığı sorunu durduramayacağımızı veteriner hekimler söylüyor. Bir bütünleşik kampanya yapmak varken, kırsala Tarım Bakanlığı, şehirlere belediyeler bakacakken, 2020 yılında hep birlikte hayvan hakları fonu kurulsun diye Meclis raporuna AK Parti, MHP, CHP, o tarihte HDP birlikte imza atmışken, bu kanunu getirip bütün yükü belediyelerin sırtına koyup hayvan hakları fonunu koymayıp yerine yalandan sorunun, hesaplattık mesela İstanbul’da ihtiyaç duyulan paranın yüzde 1,5 veriyorlar sadece. Sorunu belediyelerin sırtına bırakıp bir kenara çekilip, ‘Yetki ve sorumluluk belediyelerde, ben belediye başkanından hesap sorarım’ böyle bir anlayış yok. Önce ötanazi yazdılar oraya, biz direndik geri çektiler. Şimdi yükü belediyelere veriyorlar, parayı vermiyorlar. Böyle olunca belediye başkanı çaresiz kalacak, bundan ceza almayayım, soruşturma geçirmeyeyim diye korkacak icabına bakacak onların. Hesap bu. Dün belediye başkanlarımız açıkladı. Biz çaresiz kalsak da, parasız kalsak da, tüm imkansızlıklar olsa da bu gizli talimatı, üstü örtülü katliam yasasındaki talimatı uygulamayacağız. Bir tane cana kıymayacağız. CHP yaşatmak için var, CHP yaşam hakkını, hayvan haklarını savunuyor. Birileri öldürme talimatı verebilir, onların talimatını uyup da kimse böyle bir katliama kalkışmasın. 411 belediyemizde bulunduğumuz yerde duruyoruz. Gücümüzün yettiği kadar toplarız, gücümüzü yettiği kadar barınak yaparız, kısırlaştırırız, sahiplendiririz. Gücümüz yetmiyorsa bilin ki sorumlusu bu iktidardır. Bunu da bu millete anlatırız” diye konuştu.
CHP Genel Başkanı Özel, Eskişehirli şehit uzman çavuş Seydi Ünlü’nün ailesi ve yakınlarına başsağlığı dileyerek, ” Seyitgazi’den bir kötü haber aldık. Somali’de bir askerimiz kalp krizi geçirmiş. Adı da Seydi Ünlü, Allah rahmet eylesin. Bütün Eskişehir’e başsağlığı diliyorum. Allah askerimizi korusun, ayaklarına taş değdirmesin. Bundan sonra da Mehmetçik’imizin ve askerimizin, şehit ailelerimizin, gazilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.
GENCO ERKAL’I ANDI
Usta tiyatrocu ve sinema oyuncusu Genco Erkal’ın, kan kanseri nedeniyle hayatını kaybettiğini de hatırlatan Özel, “Bir ulu çınarımızı kaybettik Genco Erkal, bir Cumhuriyet sanatçısıydı. Türkiye’nin en önemli tiyatro sanatçılarından bir tanesiydi. Dile getirdiği şiirlerde hepimizin yüreklerine dokunan Genco Erkal, Nazım Hikmet’i en iyi okuyan kişiydi. Onu da muhalif kimliğinden dolayı üzdüler. İfadelere çağırdılar. Bugünkü kötü haberden dolayı çok üzgünüz. Hepimizin başı sağ olsun” ifadelerini kullandı.
Özel, konuşmasının ardından Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na geçti.
]]>Milliyetçi Hareket Partisi’nin önceki dönem MYK üyesi, MHP eski il başkanı ve 31 Mart Mahalli İdareler Seçimi’nde Kastamonu Belediye Belediye başkan adayı olan Yüksel Aydın, Kastamonu Belediyesi’nin yönetimindeki ihmallerle ilgili açıklamalarda bulundu. PKK tarafından düzenlenen bombalı saldırıda yaralanarak gazi olan Murat Esgin’in Temizlik İşleri Müdürlüğü’nde görevlendirilmesi başta olmak üzere Kastamonu Belediyesi’nde 400’den fazla işçinin görev yerinin değiştirildiğini belirten Aydın, Belediye Başkanı Hasan Baltacı ve CHP’li yöneticilere tepki gösterdi. CHP Kastamonu İl Başkanı İlke Karabacak’ın eşi ve milletvekilliği süresince Hasan Baltacı’nın danışmanlığını yapan Barış Karabacak’ın belediye başkan yardımcısı olarak atanmasını eleştiren Aydın, belediye çalışanlarının CHP Kastamonu İl Başkanlığı binasına çağrılarak görüşmeler yapıldığını söyledi.
“Milliyetçi Hareket Partisi’ni ağzınıza alırken dikkat edin”
Kendisinin adaylık süreci ile ilgili konuşan Aydın, “MHP Genel Merkezi mevcut belediye başkanını aday yapmamıştır. Düzgün bir yönetim sergileseydi bizim belediye başkanı adaylığı ile ne işimiz olurdu. Ben bir dönem daha milletvekilli aday adaylığını deneyecektim, olmazsaydı benim Milliyetçi Hareket Partisi’nde her şartta hizmet etme yeteneğim var. Dolayısıyla bunun böyle bilinmesini istiyorum. Bize gelip Milliyetçi Partisi’ni geveleyenler, bunu ağızlarından çıkartsınlar. Bugün yetki, bilgi, döküman ne var ise elinizde. Çıkartın ortaya, o günkü yetkilileri savcılığa verirsiniz. Milliyetçi Hareket Partisi de gerekeni yapar ve yapacaktır. Cumhuriyet Halk Partisi yetkililerinin alayına birden söylüyorum, Milliyetçi Hareket Partisi’ni ağzınıza alırken dikkat edin. Yöneten orada ve Milliyetçi Hareket Partisi beceriksizliğini görmüş ki aday etmemiş” dedi.
“Sayın Cumhurbaşkanının fotoğrafını indirmekle başladılar”
CHP’nin Kastamonu Belediyesi’nde yönetime gelince yaptığı ilk icraatın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın fotoğrafını makam odasından kaldırmak olduğunu söyleyen Aydın, “Hasan Baltacı’nın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret etmekten dolayı fezlekesi var. Ben bunu seçim süresince açıklamadım. Sayın Cumhurbaşkanının fotoğrafını indirmekle başladılar. Bunda ne var, neden rahatsız oluyorsunuz. Millet size bu yetkiyi verdi, 5 yıl kral sizsiniz. Ama 5 yıl çabuk geçiyor. 5 yıl önce biz vardık, çabucak gelip geçiveriyor” diye konuştu.
“Gazinin gözü, dalağı, pankreasının yarısı yok”
İşçilerin görev yerlerinin değiştirilerek mobing uygulandığını belirten Aydın, “Manevi, milli değerlerine bağlı Kastamonu insanının gözlerinin içine baka baka gaziyi Temizlik İşleri Müdürlüğü’ne sürüyorlar. Bir kez o birimde çalışanlara hakaret ediyorsun, sanki orada çalışmak kötü bir şeymiş. Bütün mekanizmayı buna göre kurmuşlar. Temizlik ve Park İşleri Müdürlüğü cezalandırma alanı. Kastamonu’da kimden tepki geldi? Hep bekledim. Bir kaç gazeteci arkadaş yazdı. Kastamonu’nun bu konuda ayağa kalkması lazımdı. ‘500 gün işe gelmemiş’ diyorlar, 500 değil, 5 bin gün işe gelmezse ne olacak? Gazinin gözü, dalağı, pankreasının yarısı yok. Adam kanser olmuş. Sen bu adamı hangi beyinle, hangi kirli zihniyetinle temizlik işlerine koyuyorsun? Buna feryat etmelim mi? Kastamonu’nun bunun için ayağa kalkması lazım” şeklinde konuştu.
“İlke Karabacak ya sen istifa edeceksin ya da eşin Barış Karabacak istifa edecek”
CHP Kastamonu İl Başkanı İlke Karabacak’ın ya da belediye başkanı olarak atanan eşinin istifa etmesi gerektiğini belirten Aydın, “Eşiniz özel kalem marifetiyle belediyeye işe girecek. 20 gün sonra belediye başkan yardımcısı olacak. Olmaz, İlke Karabacak ya sen istifa edeceksin ya da eşin Barış Karabacak istifa edecek. Yeni bir adet çıkardılar. Belediye personelini il başkanlığına çağırıyorlar. İl başkanlığım döneminde bir tane belediye personelini çağırmadım, belediye başkanına hiç kimseye dokunmayacaksınız diye emir verdim. 400’e yakın insanın yerini değiştirmişler. Daha önce böyle bir şey yaşadınız mı? Müdürlerini, başkan yardımcılarını değiştirirsin ama bu memleketin çocukları ile niye oynuyorsun? Onların çocukları, eşleri, anneleri, babaları, hasımları, hısımları var. Hala yer değiştirmeye devam ediyorsunuz” ifadelerini kullandı. – KASTAMONU
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel bir dizi ziyaretler için Eskişehir’e geldi. İlk olarak CHP Eskişehir İl Başkanlığı binasını ziyaret eden Özel, buradan Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’ne geçti.
“Hamas liderinin öldürülmesi de bir şiddet olayıdır, bir cinayettir”
Burada gündeme dair konuşan Özgür Özel, Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’nin, İran’ın başkenti Tahran’da kaldığı konutunda suikasta uğrayrak hayatını kaybetmesi, İsrail’in yaptığı saldırılar hakkında konuştu. Amerika’da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu alkışlayanların bu katliamın ortağı olduğunu belirten Özel, “Biz nerede bir şiddet varsa nerede bir ölüm varsa bundan üzüntü duyarız. Biz İsrail’in Filistin’e yaptığı devlet teröründe duruyoruz. Ama Hamasın Ekim ayında başlattığı saldırılar hepimizi üzmüştü. Suçsuz insanlar öldü. Ama orada suçsuz insanlar öldü, biz buna karşılık veriyoruz diye 40 bin kişi öldürdüler. Hala daha durmuyorlar. Netanyahu’yu Amerika’da alkışlayanlar bu katliamın ortaklarıdır. Netanyahu gibi birisine çocuk, kadın katiline, ambulans, hastane vurdurtan, ekmek kuyruğundaki insanlara ateş attırtan bir insanlık suçlusuna bir soygunun suçlusuna belki ileride bu noktaya gelecek iş. Bunun tanımı odur ve uluslararası camia bunu eninde sonunda kabul etmek zorunda kalacak. Alkış tutanlar bu şiddetin devamından sorumludurlar. Hamas liderinin öldürülmesi de bir şiddet olayıdır, bir cinayettir. Biz onu da tasvip etmiyoruz. Dünyanın neresinde yaşanırsa yaşansın akan her damla kan akan her damla gözyaşı bizim yüreğimizi sızlatmaktadır” dedi.
“Ne kadar erken seçim olursa o kadar erken CHP iktidar olur”
Erken seçimi istediğini ve iktidar olmak için sabırsızlandığını söyleyen CHP Lideri Özel, AK Parti’nin erken seçimi istemeden bunun olmayacağının altını çizdi. CHP iktidar olursa Türkiye’ye çok büyük kredilerin geleceğini belirten Özel, “Erken seçim isteyemeyeceğim demedim. Dedim ki; bu seçim sonucunu bahane edip istemeyeceğim dedim. AK Parti’liden de biz oy aldık. Adama dün oy ver, bugün kandırdın seçim istiyorum diyemezsin. Ama şimdi erken seçimin meşru şartları kendiliğinden ortaya çıktı ve insanlar erken seçim istiyor. Türkiye’de kim erken seçim istiyorsa arkasındayız. Ben dünden razıyım, bugünden hazırım Cumhuriyet Halk Partisi olarak. Ama şu anda şu gücümüz yok, 127 milletvekilimiz var bizim, 360 lazım. AK Parti, ‘evet’ demeden erken seçim olmuyor. O yüzden erken seçim talebini muhalefete doğru değil, biz erken seçimden yanayız ben gün sayıyorum, sabırsızlanıyorum, duramıyorum iktidar olmak için. Ama iktidar erken seçim yapmayı yetkisi elinde kaçıyor. Bu talebi iktidara doğru yönetmek lazım. Erken seçim talebini yönetmek lazım. Ne kadar erken seçim olursa o kadar erken CHP iktidar olur, o kadar erken biraz önce söylediğim hem Avrupa Birliği süreci başlar, demokrasi gelir yavaş yavaş sıkıntılar biter. Türkiye’ye çok büyük krediler gelir, çok büyük fonlar gelir. Çünkü biliyorsunuz bir ülke demokrasi vaat ediyorsa, AK Parti 2002-2007 nasıl rahatladı? Demokrasi vaat ediyordu, Avrupa Birliği’ne girmeyi vadediyordu. Herkes buraya geliyordu. Şimdi ‘gerekirse Şanghay’a gideriz’ deyince herkes kaçıyor” dedi.
Daha sonra Özgür Özel, programının devamı için Eskişehir Büyükşehir Belediyesi binasından ayrıldı. – ESKİŞEHİR
]]>Kıyı Ege Belediyeler Birliği Encümeninin yeni yönetim sonrasındaki ikinci toplantısı 30 Temmuz Salı günü İzmir Selçuk’ta gerçekleştirildi. Ev sahipliğini Selçuk Belediye Başkanı ve Birlik Başkan Vekili Filiz Ceritoğlu Sengel’in üstlendiği toplantı Selçuk Kent Belleği toplantı salonunda yapıldı.
Encümen toplantısına Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel, Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli, Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, Dikili Belediye Başkanı Adil Kırgöz, Tire Belediye Başkanı Hayati Okuroğlu, Karaburun Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan, Narlıdere Belediye Başkanı Erman Uzun, Birlik Genel Sekreteri Hurşit Akdemir ve Birlik Mali Hizmetler Müdürü İsmail Ay katıldı.
Toplantıda birliğin daha verimli çalışabilmesi için atılabilecek adımlar, belediyelerin finansman sorunları ve çözüm için yapılacaklar, belediyelerde eğitimlerin arttırılması, belediyelerin gelir ve gider düzenlemelerini sağlayabilmeleri için atılacak adımlar hakkında görüşler alındı.
Başkan Aras “Hem birlik içi hem de diğer birliklerle iletişimi güçlendireceğiz.”
Kıyı Ege Belediyeler Birliği Başkanı ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras toplantı öncesinde yaptığı konuşmada ev sahipliğinden dolayı Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel’e teşekkürlerini iletirken, konuşmasında “Dün Muğla Büyükşehir Belediyesi olarak önemli bir imza attık. Şiddete Karşı Tutum Belgesi sonrasında Avrupa Yerel Yaşamda Kadın Erkek Eşitliği Şartı’nı da imzalamak bizim için önemli bir adım. Attığımız imzalarda olduğu gibi demokratik, iletişim içinde olma anlayışımızı, birlik içerisinde de gerçekleştirerek birliğin daha güçlü ve etkin olmasını sağlamaya çalışacağız. Yaptığımız çalışmaları diğer birlikler ile de paylaşarak, birlikler arası iletişimi güçlendirmeyi ve uluslararası çalışmaları kazandırmayı hedefliyoruz. Hem birlik içi hem de diğer birliklerle yapacağımız çalışmalarla belediyelerimize önemli projeler kazandırmaya, katkılar sunmaya çalışmak öncelikli hedefimiz. Bunu sağlamak için de gerekli adımları atmaya hazırız” ifadelerini kullandı.
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı ve Kıyı Ege Belediyeler Birliği Başkanı Ahmet Aras, öncelikli konunun orman yangınları ve su sorunu olduğunu belirtirken “İki yıl önce Muğla’da ve Türkiye’nin birçok ilinde büyük orman yangınları yaşandı. Muğla’da orman varlığımızın yüzde 8’ini kaybettik. Geçtiğimiz günlerde Selçuk’ta, Kuşadası’nda yangınlar oldu. Sıcaklıkların normalin üstünde olduğu bu günlerde herkesin bu konuda hassas davranması gerekiyor. Çevreye atılan çöpler, şişeler, yolda giderken atılan izmaritler, bilinçsiz yakılan ateşler yangınların baş sebeplerinden. Vatandaşlarımızın bu konuda hassas olmalarını rica ediyoruz. Özellikle son birkaç yıldır yaşanan yangınlarla çok fazla orman alanımızı kaybettik. Bu kayıplara bir de su ekleniyor. Yaşanan iklim krizi ve ekolojik değişimler nedeniyle su kaynaklarımızda büyük sorunlar yaşıyoruz. ve bu sorun her geçen gün artıyor. Vatandaşlarımızın su kaynaklarını verimli kullanmaları, tasarruf konusuna dikkat etmeleri, geleceğimiz için önem arz ediyor. Bugünkü toplantımızda da başlıca konularımız belediyelerin ekonomisi, yangınlar ve su sorunu olacak. Bizler, belediyeler olarak neler yapabiliriz, bu konular karşısında nasıl farkındalıklar oluşturup, hangi tedbirleri uygulayabiliriz onları konuşacağız” dedi.
Aras “Belediyeler, giderler nedeniyle yönetilemez hale geldi”
Aras konuşmasının sonunda “Belediyelerimizin gelirleri düşerken, giderleri de bir hayli arttı. İçinde bulunduğumuz ekonomik durum artık belediyeleri yönetilemez hale getirdi. Birlik olarak bu konuda neler yapabiliriz, hangi çalışmalarla bu durumu aşabiliriz konusunda görüştük. Birlik üyelerimizden de bu konuda görüşler alacağız. Vergi, SGK, şirket derken belediyeler de krize doğru sürüklenmeye başladı. Belediye gelirleri sabit kalırken, giderler sürekli artmakta ama bir yandan da vatandaş hizmet bekliyor. Bunu aşmak için neler yapabiliriz, ne gibi çalışmalar olacak önümüzdeki süreçte ilk adımları atacağız” ifadelerini kullandı. – MUĞLA
]]>AK Parti Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yusuf Ziya Yılmaz, bir dizi programlara katılmak üzere Sivas’a geldi. AK Parti il binasında ilçe, belde belediye başkanlarının yanı sıra parti teşkilatlarıyla bir araya gelen Yılmaz, değerlendirme toplantısı gerçekleştirdi. Toplantıda konuşan A Parti İl Başkanı Yusuf Tanrıverdi, “Biz seçimlerden sonra sürekli istişarelerde bulunuyoruz. Seçim sonuçları ne gibi mesajlar verdi? Bu mesajları da en iyi şekilde değerlendirmeye çalışıyoruz dedi.
” Hamas, Filistin halkı çok kıymetli bir vatan evladını kaybetti”
Hamas liderinin hayatını kaybetmesi nedeniyle derin üzüntü içerisinde olduklarını belirten AK Parti Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Yusuf Ziya Yılmaz, “Bugün sabahleyin evimizden çıkarken daha böyle bismillah diye sokağa adımımızı attığımızda duyduğumuz bir acı haberden ötürü hepimiz sarsıldık. Hamas lideri İsmail Henniye, saldırı düzenlendi Tahran’da. Katil İsrailli unsurlar rahmetliyi şehit ettiler. O bakımdan acımız çok derin. Allah rahmet eylesin. Hamas, Filistin halkı çok kıymetli bir vatan evladını kaybetti. Belki dünya barışı çok önemli bir vatan evladını kaybetti. O bakımdan o bakımdan üzüntümüzü ifade ederek sözlerime başlamak istiyorum” dedi.
“Yerel seçimlerde bu sonucu beklemiyorduk”
Parti teşkilatları ve basın mensuplarına hitap eden Yusuf Ziya Yılmaz, “Değerli arkadaşlarım, AK Parti Genel Merkez Yere Yönetimlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak ülkemizin şehirlerini büyük şehirler olsun iller olsun daha ilçeler özeline inemedik ama hepsini 31 Mart 2024 seçimlerinden sonra ziyaret ediyorum. Ekibimle birlikte koordinatör arkadaşlarımızla birlikte ziyaret ediyorum. Bugün Sivas’a da geliş amacımın özünde ağırlık merkezinde 31 Mart 2024 seçimlerinin geriden geride kaldığını ve o seçim sonuçlarıyla ilgili kısa bir değerlendirmeden sonra artık önümüzdeki süreci planlamamız gerektiğini, geriye bakmamamız gerektiğini vurgulamak. Önümüzdeki sürecin içinde 2028 ve 2029 var. Hatta çok yakın önümüzdeki süreçte il başkanlığı kongrelerimiz var. Bütün bu durmak bilmeksizin gecemizi gündüzümüze kattığımız koşturma, hayat devam ettiği sürece var olacak. Bu yerel seçim aslında süreç itibariyle bizi yoran, uğraştıran, hata yapmamak üzere titizlenerek, gayret içerisinde bulunduğumuz, çalıştığımız bir süreç oldu. 31 Mart 2024 seçimlerinde beklediğimiz bir sonucu alamadık. Bu sonuçları beklemiyorduk. Bu sonuçlardan daha iyi bir sonucu düşünüyorduk. Ama milletimizin takdiri de bizim başımızın üstündedir. O takdirde bizim onurumuzdur. O takdirde bize önümüzdeki süreç için milletimizin sandık yoluyla bize ifade ettiği talimatları içerir ki o da bizim başımızın üstündedir. Cumhurbaşkanımızın; ‘Biz seçim sonucunu öper, başımızın üstüne koyarız. Onun üzerinde hiç yorum yapmayız, onu bir talimat alırız ve onu gelecekteki yol haritamız haline getiririz’ cümlesinin özünde AK Parti’nin kurucusu olanın millet olduğu anlayışı benimsediğimizin göstergesidir diye düşünüyorum” diye konuştu. – SİVAS
]]>CHP Genel Başkanı Özel Eskişehir İl Başkanlığını ziyaret etti. Burada partililerle buluşan Özel, ardından konuşma yaptı. Belediyelere mali darbe yapıldığını iddia eden Özel, konuşmasında, “Belediyeleri nasıl çalıştırmayız onun yoluna bakıyorlar. Maalesef buradan bir kez daha söyleyeyim, öyle şaka değil bir darbe girişimi ile karşı karşıyayız. Darbe nedir? Seçilmişleri yetki almışları, halkın seçtiklerini işlevsiz kılmak onları o görevi yapamaz hale getirmek istiyorlar. O görevden elini kolunu bağlayarak uzaklaştırmak ve yerine başka şeyler yapmaya çalışmak darbedir. Bütün belediyelere SGK’dan yazı yolladılar Mersin’den başladı dün Ankara’da Çankaya belediye başkanımız söyledi bir çok belediye başkanlarımıza teker teker icra kağıdı geliyor. Mali yönden elimizi kolumuzu bağlayacaklar ve hizmet edemez hale getirecekler. “Gördünüz mü? CHP hizmet etmiyor” diyecekler. Bunun üstünden kendilerine oy toplayacaklar bu millet bu kötülüğü görmez mi? Talimat veriyor araçları bağlayın diye. Ne olacak çöp kamyonları bağlanacak çöpler toplanmayacak. Vidanjörler bağlanacak o kirli sular alınamayacak. Hesaba bak, kötülükle siyaset olmaz. Eskişehir’den bütün Türkiye’ye bu mali darbe girişimini şikayet ediyor, boyun eğmeyeceğimizi söylüyorum. Bu kötülük karşısında hep birlikte hizmete devam edeceğiz. Bu kötülüğün karşısında iyilikle güzellikle ve belediye başkanlarımızın yapacağı hizmetlere sahip çıkarak, destek olarak bu mali darbe girişimini püskürtmeye herkesi davet ediyorum” dedi.
“Yükü belediyelere veriyorlar, parayı vermiyorlar”
Sokak Hayvanları ile ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçen kanun teklifine değinen Özel, konuyla ilgili düşüncelerini şöyle ifade etti:
“Sokak köpeği sorunundan bu iktidar sorumlu. Kırsaldaki yabani hayatın içine geçmiş ve köylerdeki aşırı üremeye tarım bakanlığı eliyle bir çare üretmeden yani işin kaynağında kesmeden köpeklerle ilgili bu şehirlerdeki sorunu durduramayacağımızı veterinere hekimler söylüyor. Veteriner hekimler her yerde uyarıyor. Bir bütünleşik kampanya yapmak varken kırsal tarım bakanlığı şehirlere belediyeler bakacakken 2020 yılında hep birlikte hayvan hakları fonu kurulsun diye meclis raporuna AK Parti, MHP, CHP, HDP o tarihte birlikte imza atmışken, sorunun yükünü belediyelerin sırtına bırakıp bir kenara çekilip, “Yetki, sorumluluk belediyelerde” diyorlar. Ben belediye başkanından hesap sorarım öyle bir anlayış yok. Önce yazdılar oraya ötenazi, öldürün hayvanları yazdılar biz direndik mücadele ettik geri çektiler. Şimdi yükü belediyelere veriyorlar, parayı vermiyorlar. Böyle olunca belediye başkanı çaresiz kalacak aman ceza almayayım soruşturma geçirmeyin diye icabına bakacak. Dün bütün belediye başkanlarımız teker teker açıkladı biz çaresiz kalsak da parasız kalsak da tüm imkansızlıklar olsa da bu gizli talimatı üstü örtülü katliam yasasındaki talimatı uygulamayacağız. Bir tane cana kıymayacağız. 411 belediyemizle bulunduğumuz yerde duruyoruz gücümüz yettiğince toplarız, gücümüz yettiğince barınak yaparız, gücümüz yettiğince kısırlaştırırız, gücümüz yettiğince sahipleniriz gücümüz yetmiyorsa bilin ki sorumlusu bu iktidar. Bunu da bu millete anlatırız.” – ESKİŞEHİR
]]>CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, parti genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. Zeybek, iktidarın 31 Mart 2024 yerel seçimlerine kadar belediyelerin Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) olan borçlarını hatırlamadığını belirterek, tüm belediyelerin mevcut borçlarının SGK’nın 2024 yılı gelir bütçesi içerisindeki payının yüzde 3’üne denk geldiğini söyledi. Zeybek, “Aklı sıra emekliler ile CHP’li belediyeleri karşı karşıya getirmeye çalışan iktidarın gerçek amacı, SGK’nın vadesi geçmiş prim alacaklarını tahsil etmek mi yoksa CHP’li belediyelerin vatandaşlara hizmet etmesini engellemek mi? Eğer iktidar SGK’nın vadesi geçmiş alacaklarını tahsil etmeye çalışıyor olsaydı, 2023 yılı sonunda 540 milyar lirayı bulan ve son aylarda da 750-800 milyar liraya ulaştığını tahmin ettiğimiz tüm alacaklarının üzerine giderdi. Üstelik Sayıştay, raporlarında yıllardır SGK’yı alacaklarını tahsil etmek için çalışmamakla suçluyor. SGK’nın Haziran 2024 sonu itibarıyla belediyelerden alacağı miktar, 96 milyar lira. Bu rakam, SGK’nın 750 milyar liraya çıktığını tahmin ettiğimiz rakam içerisindeki payın yüzde 12-13’lük oranı temsil etmektedir. Eğer iktidar gerçekten SGK’nın alacaklarını tahsil etmek istiyorsa; belediyelerden önce bugüne kadar borcunu açıklamayan başta yandaş şirketlerin borçlarının oluşturduğu yüzde 87-88’lik oranın üzerine gitmeyi neden hiç düşünmedi?” dedi.
‘SGK’YA BORCU OLAN FİRMALAR AÇIKLANSIN’
Zeybek, CHP’li belediyelerin Hazine’den aldığı payın kaynağından kesildiğini iddia ederek, “İktidarın SGK’ya belli bir miktar; örneğin 1 milyon veya 5 milyonun üzerinde vergi borcu olan firmaları açıklamasını istiyoruz. 4 yıldır bu rakamlar açıklanmıyor. Bu açıklama için SGK’nın da yetkisi bulunuyor. 4 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 409’uncu maddesi bu yetkiyi veriyor ancak yıllardır açıklama yapılmıyor. Bu liste açıklandığında; hangi kamu kuruluşlarının, hangi yandaş şirketlerin, kimlerin SGK’ya ne kadar borcu olduğu da ortaya çıkacak. Diğer taraftan Gelir İdaresi Başkanlığı’nın, vergi teklifi hazırlıkları ile ilgili bir sunumu da kamuoyuna sızdırılmıştı. Anlıyoruz ki iktidar, 31 Mart yerel seçimlerinde CHP’nin kazanmasını hala içine sindirememiştir. CHP’li belediyelerin elini, kolunu bağlamak için bir yasal düzenleme hazırlığına girişmiş durumdadır. Belediyelerin ve bağlı kuruluşların yanı sıra belediye şirketlerinin de vergi ve sigorta borçlarının belediyelere ayrılan bütçe payından, kaynağından kesmek üzere bir hazırlığın yapıldığını da duyuyoruz. İktidar anayasaya açıkça aykırı olan bu düzenlemeyi TBMM’ye getirmeyi artık aklından geçirmemelidir” diye konuştu.
‘AK PARTİ’Lİ BELEDİYELER BORCU BİRİKTİRİYOR’
2019 ve 2024 yılında yapılan yerel seçimlerde AK Parti ve MHP’den CHP’ye geçen belediyeleri toplam 5 milyar 340 milyon dolar borçla devraldıklarını öne süren Zeybek, güncel borcun 2 milyar 616 milyon dolara düştüğünü kaydetti. Zeybek, CHP’ye geçen en borçlu 10 ilçe belediyesinin borçlarını tek tek sayarak, “Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, 96 milyar olarak açıkladığı borcun 3’te 2’sinin CHP’li belediyeler tarafından yönetilen şehirlere ait olduğunu söylemiştir. Oysa biliyoruz ki Türkiye nüfusunun yüzde 66’sı da bugün CHP’li belediyeler tarafından yönetiliyor. Burada Sayın bakandan şunu duymak istiyoruz; en borçlu 5 CHP belediyesini açıkladınız. Peki, en borçlu 5 AK Parti’li, MHP’li ya da diğer partiler tarafından yönetilen belediyelerin borçlarını açıklamayı neden düşünmüyorsunuz? CHP’li belediyelere ait olan borçların dökümünü yaptığımız zaman şöyle bir durum ortaya çıkıyor, geçmişten beri CHP tarafından yönetilen belediyelerde 39 milyar liralık borç, yeni aldığımız belediyelerden 20 milyar liralık bir borç, 2019 yılında devraldığımız 5 büyükşehir belediyesinde ise 6 milyar liralık bir borç görünüyor. Gözüken o ki AK Parti’li belediyeler borcu biriktiriyor, CHP’li belediye başkanlarını da bu borcu sürekli olarak ödemekle mükellef sayıyorlar” dedi.
]]>Partisinin Eskişehir İl Başkanlığını ziyaretinin ardından bina önünde kendisini bekleyen vatandaşlara hitap eden Özel, yerel seçimlerde CHP’nin oylarını artırdığını, birçok belediyeyi kazandığını anımsattı.
Belediyelerin Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) olan borçlarının tahsiliyle ilgili tartışmalara değinen Özel, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bütün belediyelere SGK’dan yazı yolladılar. Mersin’den başladı dün Ankara’da Çankaya Belediye Başkanımız söyledi, birçok belediye başkanımız… Teker teker herkese icra kağıdı geliyor. ‘Efendim SGK borçlarını faiziyle ödeyin.’ Kardeşim biz bu belediyelerin çok önemli bir kısmını sizden devraldık. Bu sefer devralmadıysak geçen sefer devraldık. Ankara’nın borcunu şişiren Melih Gökçek. Adam hayatında 1 lira SGK ödememiş ki bir vergi ödememiş ki geçen sefer almışız faiziyle katlanmış katlanmış buralara gelmiş.”
Millete çağrı yaparak büyük dayanışmayla, el birliğiyle en büyük yükleri kaldırabileceklerini anlatan Özel, “Biz buralara geçmişteki AK Parti’nin her türlü manipülasyonundan geliyoruz ama direnerek geliyoruz. Ayakta kalarak, öğrenerek geliyoruz. Bir de hiç kusura bakmasın bu sefer karşısında 47 yıl sonra birinci parti olmuş, yerel seçimlerden zaferle çıkmış Türkiye’nin en çok oy alan, Avrupa’nın en çok oy alan partisi var Cumhuriyet Halk Partisi var.” ifadesini kullandı.
Özel, dünyada en güçlü sosyal demokrat partinin Cumhuriyet Halk Partisi olduğunu ifade etti.
Kötülükle yola çıkanların başarılı olamayacağını, iyilerin kazanacağını dile getiren Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Her gece karanlıktır ama günün doğmasına engel olamazsınız. Kötüler her zaman kötülük yapar ama iyiliğin kazanmasına engel olamazsınız. İyiler kazanacak, dürüstler kazanacak. Çalışkan olanlar kazanacak. Halktan yana olanlar kazanacak. Rantçılar, kötü niyetliler halkın kararına direnenler ve buna karşılık kötü planlar yapanlar kaybedecek. Ben milletimizi bu kötülüğün karşısında iyilikle, güzellikle ve belediye başkanlarımızın yapacağı hizmetlere sahip çıkarak, destek olarak bu ‘mali darbe girişimi’ni püskürtmeye davet ediyorum.”
Özel, Eskişehir’in Seyitgazi ilçesinden olan ve görev yaptığı Somali’de kalp krizi sonucu vefat eden Uzman Çavuş Seydi Ünlü ile 86 yaşında hayatını kaybeden tiyatro ve sinema oyuncusu Genco Erkal’a Allah’tan rahmet diledi.
“Talimatı uygulamayacağız”
Hayvanları Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un TBMM’de kabul edilmesine de değinen Özel, şunları kaydetti:
“Bu sorundan bu iktidar sorumlu. Niye sorumlu? Kırsaldaki yabani hayatın içine geçmiş ve köylerdeki aşırı üremeye Tarım ve Orman Bakanlığı eliyle bir çare üretmeden yani işin kaynağında kesmeden bu köpeklerin, bu şehirlerde yarattığı bu sorunu durduramayacağımızı veteriner hekimler söylüyor. Bir bütünleşik kampanya yapmak varken, kırsala Tarım ve Orman Bakanlığı, şehirlere belediyeler bakacakken 2020 yılında hep birlikte ‘Hayvan hakları fonu kurulsun’ diye Meclis raporuna, AK Parti, MHP, CHP, HDP o tarihte birlikte imza atmışken bu kanunu getirip, bütün yükü belediyelerin sırtına koyup, hayvan hakları fonunu kurmayıp yerine yalandan ‘sorunu hesaplattırdık.’ Mesela İstanbul’da ihtiyaç duyulan paranın yüzde 1,5’ini veriyorlar sadece. Sorunun yükünü belediyelerin sırtına bırakıp bir kenara çekilip ‘Yetki, sorumlu belediyelerde ben belediye başkanından hesap sorarım.’ Böyle bir anlayış yok.”
Bu konuyla ilgili yükün belediyelere verildiğini ancak para verilmediğini öne süren Özel, sözlerini şöyle tamamladı:
“Dün bütün belediye başkanlarımız teker teker açıkladı. Biz çaresiz kalsak da parasız kalsak da tüm imkansızlıklar olsa da bu gizli talimatı üstü örtülü ‘katliam yasası’ndaki talimatı uygulamayacağız. Bir tane cana kıymayacağız. CHP yaşatmak için var. Cumhuriyet Halk Partisi yaşam hakkını savunuyor. İnsan haklarını savunuyor. Doğa haklarını, savunuyor. Hayvan haklarını savunuyor. Birileri öldürme talimatı verebilir. Onların talimatına uyup da kimse böyle bir katliama kalkışmasın. 411 belediyemizle bulunduğumuz yerde duruyoruz. Gücümüz yettiğince toplarız. Gücümüz yettiğince barınak yaparız. Gücümüz yettiğince kısırlaştırırız. Gücümüz yettiğince sahiplendiririz. Gücümüz yetmiyorsa bilin ki sorumlusu bu iktidardır. Bunu da bu millete anlatırız.”
Özgür Özel’e, CHP Eskişehir Milletvekilleri Utku Çakırözer, Jale Nur Süllü ve İbrahim Arslan, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, CHP İl Başkanı Talat Yalaz ve partililer eşlik etti.
]]>Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) basın toplantısı düzenleyen Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 2024 yılı ilk 6 aylık turizm verilerini ve turizmdeki yeni hedefleri açıkladı. Bakan Ersoy, bu sene ilk 6 ayda 26 milyon 137 bin ziyaretçi rakamıyla rekor bir seviyeye ulaşmış olduklarını belirtti.
Bakan Ersoy, 21 Ağustos 2020 tarihinde Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle cami statüsüne çevrilen ve restorasyonu tamamlanan Kariye Camii’nin 19 Ağustos itibarıyla ücretli olarak hizmete girmesiyle ilgili detayları da aktardı. Bakan Ersoy, Kariye Camii’nin 19 Ağustos itibariyle 20 avro giriş ücretiyle turistik ziyaretler için hizmete açılacağını belirtti. Camii, cuma günleri ibadete, diğer günler ise hem ziyarete hem de ibadete açık olacak.
“HEDEF RAKAMIMIZ İSE 60 MİLYON ZİYARETÇİ”
Bakan Ersoy, “Pandemi öncesinde 21 milyon 152 bin olan rekor sayısı 2019’un, pandemi sırasında aşağı inmişti biliyorsunuz. Sonra tekrar pandemi sonrası yükselişe geçti. Sırasıyla 19,5 milyon, sonrasında yaklaşık 23 milyon ve bu sene de ilk 6 ayda 26 milyon 137 bin rakamıyla rekor bir seviyeye ulaşmış oldu. Yani yüzde 13,9’luk bir artıştan bahsediyoruz. Pandemi öncesine kıyasladığımızda yüzde 23,6’lık bir ziyaretçi sayısı artışı görüyoruz. Yıl sonu karşılaştırmaları olarak baktığımızda ise pandemi öncesi 51 milyon 747 bin sayısına gelmiştik. 2022’de Türkiye, pandemiden en hızlı çıkmaya başlayan ülke olmuştu. 2023’te ise rekor bir ziyaretçi elde ederek 56 milyon 694 bin sayısına çıktı. Bu seneki hedef rakamımız ise 60 milyon ziyaretçi. Yıl sonu beklentisi artışımız yüzde 5.8. İlk 6 aylık artışa baktığımız zaman yüzde 13,8. Yıl sonu hedefleriyle uyumlu bir şekilde büyüme hızına devam ediyoruz” dedi.
“TURNUVALARIN AVRUPA’DA OLUŞU TURİZMİ ETKİLEDİ”
Avrupa Şampiyonası’nın Türkiye’de turizme etki ettiğine vurgu yapan Ersoy, “Hedeflerimizden biri de; ziyaretçileri sezona 12 ay yaymaktı. Aslında sezon dışı kabul edilebilecek rakamlardaki, artış oranı, yıl ortalamasının üzerinde gerçekleşiyor, tam da hedeflediğimiz gibi. Sezonu düşük aylar dediğimiz döneme de yaymayı stratejimizle paralel olarak geliştirdiğimizi görüyoruz. Ay bazındaki rakamlara da baktığınız zaman 2023-2024 karşılaştırmalarına baktığımızda Ocak-Şubat-Mart-Nisan-Mayıs aylarında ciddi bir artış var yolcu sayılarında. Haziran ayında bir azalma görüyorsunuz. Artış oranında bir yavaşlama görüyorsunuz. Bu artış oranındaki yavaşlama Temmuz-Ağustos aylarında da devam edecek.
Neyin etkisiyle oluyor bu; biliyorsunuz Avrupa Şampiyonası vardı bu sene. 14 Haziran- 14 Temmuz arasında Almanya’da Avrupa Şampiyonası vardı. O bitti hemen akabinde, 24 Temmuz-11 Ağustos tarihleri arasında Fransa Yaz Olimpiyatları başladı. Bunun da etkisiyle, bu iki önemli uluslararası turnuvanın etkisiyle, bu turnuvaların da Avrupa’da gerçekleşiyor olmasının etkisiyle Haziran ayındaki yavaşlamanın Temmuz ve Ağustosta da devam ettiğini göreceğiz. Yani artış oranları devam edecek, daha yavaş bir oranda artış oranları devam edecek. Eylül itibarıyla yani bu turnuvaların etkisinin tamamen ortadan kalkmasıyla birlikte tekrar artış oranlarında yükselme göreceğiz. Ekim-Kasım ve Aralık rakamları ile birlikte yılsonu hedefimiz olan 60 milyon ziyaretçi ortalama yüzde 6’lık bir artış oranına yakalayacağımızı hatta belki geçebileceğimizi şu anki rakamlar gösterebilmekte” ifadelerini kullandı.
“YUNAN ADALARI’NIN TÜRKLERE DAHA RAHAT VİZE VERMESİ DE ETKİLİ OLMUŞ OLABİLİR”
Türk ziyaretçilerin konaklama sürelerine değinen Bakan Ersoy, “Burada özellikle bir şey daha belirtmek istiyorum. Basında da çok yer aldı Çeşme ve Bodrum içeriğindeki doluluk oranlarıyla ilgili. Buradaki önemli konu gündeme geliyor her seferinde sadece bu turnuvaların olması değil veya işte tabii ki Yunan Adaları’nın Türklere daha rahat vize veriyor olması etkili olmuş olabilir. Tabii ki Türk ziyaretçilerin geçen seneye oranla daha kısa süreli konaklıyor olması buradaki doluluklara etki etmiş olabilir. Ama burada konunun esasına özüne bakmamız gerekirse; bunun özü aslında Çeşme ve Bodrum bölgelerinin sezonun kısa olması, yani 2-3 ayla sınırlı olması, sezonun 12 aya yayılamamış olması ve ağırlıklı olarak tek pazara endeksli bir sektör olmuşmuş olması. 2018’de biz göreve başladıktan sonra belki hatırlarsınız ilk hayata geçirmek için oluşturduğumuz proje, Ege Turizm Merkezleri Çeşme Projesi’ydi. Ama maalesef projeye siyasi ve yerel yönetimler siyasi yaklaştılar ki biz her seferinde lütfen bu projeye siyasi yaklaşmayın bölgeye ihtiyacı var diye uyarmamıza rağmen siyasi yaklaşıldı. Bir hukuki süreç başlatıldı projenin gelişim hızı yavaşlatıldı, önü tıkandı. Çok yavaş da olsa ilerliyor. Ama eğer bu süreç bu şekilde tıkanmasaydı 2018’e başladığımız süreç şu anda hayata geçmiş olacaktı ve biz bugün Çeşme ve Bodrum’la ilgili ilgili bir konuşma yapmak zorunda almayacaktık” şeklinde konuştu.
“EN ÖNEMLİ KONU KİŞİ BAŞI GECELİK HARCAMA”
Rus turistlerin ziyaretçi sayısında başta yer aldığını belirten Bakan Ersoy, “Avrupa Şampiyonası etkisi burada da görülüyor. Geçen çeyrekte Almanya, birinci sıradaydı Rusya ikinci sıradaydı. Şimdi yer değiştirdiler. Rusya Federasyonu 2.7 milyon ziyaretçi ile birinci sırada, Almanya 2,5 milyon ziyaretçi sayısı ile ikinci sırada, Birleşik Krallık da 1,8 milyon ziyaretçi sayısı ile üçüncü sırada yer aldı. Ortalama kalış sürelerinde, 2019’da pandemi öncesinde 9,4’tü. Sonra normalizasyon başlıyor. 2022’de 11,5; 2023’te 11,1; 2024’te ilk 6 ayda 10,1 oluyor. Yıllık bazda baktığımız zaman da aşamalı bir şekilde aşağı doğru gittiğini görüyoruz. 2024 hedefimiz 9,7. İlk 6 aydaki gerçekleşmeye baktığımız zaman burada 10,1 ve 9,7’yi karşılaştırdığımızda muhtemelen 9,7 kalış hedefini üzerinde gerçekleşeceğini gösteriyor. En önemli konu kişi başı gecelik harcama, bizim en çok önemsediğimiz, vurguladığımız konu aslında bu. 2021 itibarıyla kovid sonrası tekrar normalleşme başlıyor, 75 dolara, 2022’de 95, 2023’te ilk 6 ayda 103 dolara çıkıyor. 2024’te de 109 dolar olarak açıklanıyor. Geçen seneye göre de artış var. 103 dolardan 109 dolara çıktığını burada görebiliyoruz. Yıl sonu hedefimizin 103 dolar olduğunu düşünürsek, hedefimizle uyumlu bir şekilde ilerlediğimizi görüyoruz. Turizm gelirinde baktığımız zaman; 1 ve 2’inci çeyrekte artışlar devam ediyor. İlk 6 ayda 23,7 milyar dolar gelir elde edilmiş. Türkiye’nin rekor bir gelir elde ettiğini gösteriyor. 3 ve 4’ünü çeyreklerde de bu rekor devam edecek. İnşallah 60 milyar dolar yılsonu hedefimizle uyumlu bir şekilde süreci götüreceğiz gibi gözüküyor” diye konuştu.
“3 BİN 203 TESİS, İŞ YERİ ÇALIŞMA RUHSATI OLMADIĞI İÇİN İPTAL EDİLDİ”
Turizm konutlarında belgeleme verilerine ilişkin detayları aktaran Ersoy, “Biraz da turizm tesisleri belgelendirme ile ilgili bilgi vermek istiyorum. Biliyorsunuz turizm konutları ile ilgili bir çalışma yapılmıştı. Yasa devreye girdi. Buradaki sonuçları şu an an itibarıyla sonuçları sizinle paylaşmak istiyoruz. Şu ana kadar 32 bin 904 konuta belge verildi. Bunların 29 bin 789’unun işlemlerinin tamamı tamamlandı, çalışır durumda. Belgeleme sürecinde 3 bin 115 konut var. Hepsi aldığı zaman yaklaşık 40 binin üzerinde konut turizm amaçlı hizmet verebilecek durumda gözüküyor. 3 bin 203 tesis, iş yeri çalışma ruhsatı olmadığı için iptal edildi” dedi.
Bakan Ersoy, verileri açıklamasının ardından Kültür Yolu Festivali etkinlikleri hakkında bilgi verdi.
]]>
Alınan bilgiye göre, AK Parti’nin insan hakları konusunda 22 yılda yaptığı ve yapmayı planladığı çalışmaları içeren program kapsamında toplumun her kesiminden 1500 katılımcıya eğitim verilecek.
8 oturumda gerçekleştirilecek eğitim programında Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun “medya ve insan hakları”, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç “yargı ve insan hakları”, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya “göç ve insan hakları”, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin “eğitimin demokratikleşmesi ve fırsat eşitliği”, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş “sosyal politikalar ve insan hakları”, AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala ise “siyaset ve insan hakları” konularında bilgi verecek.
Eğitimler, başkanlık tarafından hazırlanan, “Milli iradenin zaferi bürokratik vesayetin geriletilmesi”, “Vesayetçilikten çok sesliliğe medyanın dönüşümü”, “Eğitimin demokratikleşmesi ve fırsat eşitliği”, ” İsrail’in insan hakları ihlalleri”, “Hazırlık ve katılım süreci açısından yeni anayasa”, “Avrupa’da göçmen meselesi” ile İngilizce hazırlanan ” Avrupa Birliği’nde İslamofobi” adlı raporlar çerçevesinde şekillenecek.
“Fikirlerimizi vatandaşla paylaşmak istiyoruz”
AK Parti İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hasan Basri Yalçın, AA muhabirine, programa ilişkin yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu konudaki eğitim talimatının ardından başvuru sürecini başlattıklarını söyledi.
Yalçın, Türkiye genelinde partinin teşkilatlarından ve toplumun diğer kesimlerinden yoğun bir katılım başvurusu aldıklarını belirterek, şunları kaydetti:
“Biz insan hakları meselesini hem çalışmalarda hem bu eğitimde ele alırken sadece alan düşünmedik. 22 yıllık iktidarımız boyunca insan haklarına hangi alanlarda ne tür katkılar yaptığımızı sunarken, onların biraz arka planını, felsefi pozisyonunu da ortaya çıkarmaya çalıştık. Bunlardan en önemlisi AK Parti’nin uzun yıllar boyunca ülkedeki bürokratik, askeri oligarşik bir vesayete karşı mücadele vermesi ve milli iradenin, demokrasinin, sandıktan çıkanın iktidar olması en temel insan hakları meselelerinden bir tanesidir. Bunu sağlamış olmasını AK Parti iktidarlarının en önemli başarılarından bir tanesi olarak görüyoruz. Bunun yöntemi, nasıl gerçekleştiği, tarihi, hikayesi ve sonuçlarının neler olduğunu anlatmak istiyoruz.”
İnsan haklarını Türkiye ve AK Parti iktidarları çerçevesinde izlemediklerini, küresel bir mesele olarak gördüklerini vurgulayan Yalçın, Dünyanın ciddi çalkantılı bir döneminde, insan haklarını konuşmanın ve insan özgürlüklerini artırmanın çok kolay olmadığını dile getirdi.
Yalçın, “Ama bir şekilde ülke güvenliğini, kamu düzenini tehlikeye atmadan insanların hem bireysel hem toplumsal haklarını savunması, bunlar hakkında düşünmek, çalışmak, söylem ve siyaset üretmek mümkündür. Biz elimizden geldiğince bunu yapmaya çalışıyoruz. Hem bunun Türkiye ayağı var. Yani Türkiye’de AK Parti iktidarlarının bir şekilde insan hakları konusunda vatandaşa hesap vermesi. ‘Bakın biz şunları yaptık, şunları da yapmayı planlıyoruz’ demesi.” değerlendirmesinde bulundu.
“Online bir eğitim programı yapabiliriz”
Eğitim programını devam ettirmeyi planladıklarını ifade eden Yalçın, “Eğitimlerimizi çeşitli şehirlerimizde hem teşkilatlara hem kamuoyuna açık salon toplantıları şeklinde yapmak istiyoruz. Böyle bir ayağı da olacak. Online bir eğitim program yapabiliriz. Mümkün olduğunca toplumsallaştırmak, fikirlerimizi vatandaşla paylaşmak, yaptığımız icraatları anlatmak, yapabileceklerimizi konuşmak istiyoruz. Bu çerçevede devam edecek.” dedi.
]]>Ankara Sanayi Odası Şubat ayı Meclis Toplantısı, ASO Zafer Çağlayan Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi. Toplantıda sanayi sektörünün sorunları ve güncel ekonomik gelişmeler ele alındı.
Toplantıda bir açılış konuşması gerçekleştiren ASO Başkanı Seyit Ardıç, son dönemde Türkiye’de uygulanan rasyonel politikalarla birlikte makroekonomik dengede kısmi bir iyileşme gözlemlediklerini belirterek, Merkez Bankası rezervlerindeki artışın, Türk Lira’sının değer kazanmasının, işsizlik oranlarında azalmasının, cari açıkta iyileşmenin ve enflasyonun düşüş trendine girmesinin oldukça önemli gelişmeler olduğuna dikkati çekti.
“Rezerv birikimini harcadığımızdan daha fazla döviz kazanarak yapmıyoruz”
Döviz rezerv birikiminin Türkiye ekonomisi için kritik olduğunu ifade eden Ardıç, “Son dönemde rezervlerimizde önemli bir artış kaydedildiğini görüyoruz. Ama bu birikimi, harcadığımızdan daha fazla döviz kazanarak yapmıyoruz. Döviz gelirimiz ile giderimiz arasındaki farktan faizi çıkardığımızda açık veriyoruz. Diğer bir ifadeyle, borçlanarak rezerv biriktiriyoruz. Mayıs ayında açıklanan, ülkemizin döviz yükümlülüklerinden döviz varlıklarının çıkarılmasıyla bulunan uluslararası yatırım pozisyonumuz 2023 yılı sonuna göre ilk beş ayda 57,8 milyar dolar artış gösterdi. Cari tarafta ise açık, Mayıs ayında 1,2 milyar dolar oldu; beklenti 1,5 milyar dolar olması yönündeydi. Yıllıklandırılmış açık 25 milyar dolar seviyesiyle son 2 yılın en düşüğüne işaret ediyor” açıklamasında bulundu.
“Ocak-Mayıs döneminde yüksek teknolojili ürün açığımız 9,3 milyar dolar”
Ardıç, son 20 yılda 700 milyar dolara yakın cari açık verdiklerini ifade ederek, bunun yaklaşık yüzde 52’sinin yüksek teknoloji ürün ticareti açığından kaynaklandığını kaydetti. Ardıç, “Sadece bu yıl Ocak-Mayıs döneminde yüksek teknolojili ürün açığımız 9,3 milyar dolar oldu ve cari açığın yarısından fazlası bundan kaynaklandı. Bu tablo, yüksek teknoloji üründe ne kadar geride kaldığımızı net bir şekilde ortaya koyuyor. Dünya genelinde yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayii ihracatındaki payı ortalama yüzde 20 seviyesinde. Ülkemizde ise ne yazık ki sadece yüzde 4 ile düşük gelirli ülkeler ortalaması kadar paya sahip. Diğer taraftan, Dünya Bankası 2022 verilerine göre yüksek teknoloji ihracatında Çin 769,7 milyar dolar ile lider; Almanya ise 223,4 milyar dolar ile ikinci sırada. Ülkemiz ise 6,8 milyar dolar ile ancak 35. sırada yer bulabildi” ifadelerine yer verdi.
“Yapmamız gereken, sanayide topyekun bir yapısal dönüşümle teknoloji düzeyini ve verimliliği artırmaktır”
Yüksek teknolojiye geçişin en önemli göstergesi olan Ar-Ge’ye bakıldığında en büyük 500 firmanın neredeyse yarısının Ar-Ge harcaması yapmadığını sözlerine ekleyen Ardıç, “Yapmamız gereken, sanayide topyekün bir yapısal dönüşümle teknoloji düzeyini, yeni fikirleri, işbirliklerini ve verimliliği artırmaktır. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca hazırlık çalışmaları devam eden yeni sanayi stratejisinde; teknolojik ve yüksek katma değerli üretimi, yenilik ve inovasyonu, yeşil ve dijital dönüşümü önceleyen ve bunların içselleştirilmesini sağlayan somut eylemlerin tüm detaylarıyla çalışıldığını düşünüyorum. Biz de ASO olarak bu stratejiye katkı vermek adına yetkililere sunmak üzere bir rapor hazırladık. Geçen hafta benim de katıldığım tanıtım programında Sayın Cumhurbaşkanımız ‘HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı’nı açıkladı. Ülkemizin ‘İnovasyon Karnesi Göstergeleri’nin iyileşmesine güçlü katkı verecek bu program doğrultusunda 2030 yılına kadar vergi, hibe ve pazar geliştirme desteklerini kapsayan 30 milyar dolarlık kaynak yüksek teknoloji alanlarına yönlendirilecek. Hayırlı olmasını diliyorum” şeklinde konuştu.
Vergide adalet ve etkinliği artırmayı amaçlayan kanunun, TBMM’de kabul edildiğini hatırlatan Ardıç, kanunlarda olan ancak uygulama alanı sınırlı kalan istisnaların kaldırılması gayet yerinde ve rasyonel bir davranış olduğunu söyledi.
Öte yandan sosyal güvenlik mevzuatı gereği emekli olan ve tekrardan çalışma hayatına katılan emekliler adına işverenler tarafından prime esas kazanç üzerinden yüzde 32 oranında Sosyal Güvenlik Destek Primi ödenmekte ve bu durumun sanayi işletmeleri açısından ilave bir maliyet olduğunu vurgulayan Ardıç, şu ifadelere yer verdi:
“Kamuoyunda EYT’liler olarak bilinen, sigortalılık süresi ile prim günü şartlarını sağlayan ancak yaş haddi nedeni ile emekli olamayan çalışanlarımıza yönelik 2023 yılında yapılan düzenleme ile yaklaşık 3 milyon çalışanımız kademeli olarak emekli edilmiştir. EYT düzenlemesi ile emekli olanların, aynı işyerinde çalışmaya devam etmeleri halinde Sosyal Güvenlik Destek Primi 5 puan indirimli uygulanarak işverenlerimiz desteklenmişti. Yeni düzenleme ile bu desteğin kaldırılması, hem emekli çalışanlarımız hem de işverenlerimiz için olumsuz etkilere neden olabilecektir. Ayrıca, zaten yüksek olan kayıt dışı istihdamı da artıracağı endişesi taşıyoruz. Bu nedenle, işverenlerimize sağlanan 5 puanlık prim indiriminin devam ettirilmesinin, hatta tüm emekli çalışanlarımızın bu kapsama alınmasının ülkemiz istihdamına olumlu katkılar sağlayacağını düşünüyoruz.”
“Reel sektör ve bankacılık sektörü arasındaki ilişkilerin geliştirilmesini ve güçlendirilmesini amaçlıyoruz”
Ardıç, uygulanan sıkı para politikasının bir yansıması olarak son dönemde krediye ulaşma maliyetlerinin artmasına ve ticari kredilerdeki daralmanın reel kesimdeki ekonomik aktivitelerin yavaşlamasına yol açtığını ifade eden Ardıç, “Kamu ve özel sektörden 11 büyük bankanın bölge müdürlerini Odamıza davet ettik. 22 bölge müdürünün katıldığı çok geniş çaplı bu istişare toplantısında sizlerden gelen talep ve önerileri aktardık, onların görüşlerini dinledik. Daha uygun faiz oranları sunmaları, ipotek değerlemesini daha güncel rayiçlerle yapmaları, kredilendirme aşamasında sigorta ve masraf paketi adı altında diğer ürünlerin zorunlu satışını kaldırmaları, zor durumda olan sanayicilerimiz takibe düşmeden yapılandırma sürecini işletmeleri gerektiğini belirttik. Verimli geçen ve basında da geniş yer bulan bu istişare toplantılarımızı Odamızda ve Organize Sanayi Bölgelerimizde düzenli aralıklarla tekrarlayacağız. Böylece reel sektör ve bankacılık sektörü arasındaki ilişkilerin geliştirilmesini ve güçlendirilmesini amaçlıyoruz” diye konuştu. – ANKARA
]]>Selçuk Efes Kent Belleğinde yapılan toplantıda, belediyelerin ekonomik krizden nasıl etkilendiği ve yaşanan ekonomik krizi hafifletmek için hangi adımların atılabileceği üzerine geniş kapsamlı bir tartışma yürütüldü. Belediye başkanları ayrıca, kaynaklarını verimli şekilde kullanma stratejileri ve iş birliği projeleri üzerine değerlendirmelerde bulundular.
Ekonomik zorluklar ilk sırada yer alıyor
Kıyı Ege Belediyeler Birliği Başkanı Ahmet Aras birlik toplantısı ile ilgili yaptığı değerlendirmede belediyelerin karşı karşıya olduğu ekonomik zorluklara dikkat çekerek; “Bugün üye belediyelerimizin sorunları üzerine tartışmak üzere belirli bir gündemle toplandık. Bu gündemin ilk sırasında ekonomik problemler yer alıyor. Son dönemde gelirler ve belediye giderleri arasında ciddi farklar oluştu. Buna bir çözüm bulunması gerekiyor. Bir yandan vatandaşımız hizmet bekliyor. Yine bölgemizdeki kuraklık, orman yangınları, toplumsal cinsiyet eşitliği ve hizmet içi eğitimler hakkında konuştuk. Bizi bugün Selçuk’ta ağırlayan birliğimizin başkanvekili Filiz Ceritoğlu Sengel’e çok teşekkür ediyoruz” dedi.
Belediyelere karşı yapılmış olan her şey halka karşı yapılmıştır
Kıyı Ege Belediyeler Birliği’nin ekonomik, coğrafi ve sosyolojik yapısı birbirine benzeyen belediyeleri bir araya getiren bir birlik olduğunu belirten Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel; “Belediyelerin problemleri ortak ve belediyeler bire bir halka temas eden, halkın sorunlarını çözen kurumlardır. O anlamda belediyelere karşı yapılmış olan her şey halka karşı yapılmıştır. Bu anlamda başta Muğla Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras’ın ve encümen azalarının hepsine yangın esnasında ve sonrasında bize destek olmak için Selçuk’ta bulunmalarından dolayı teşekkür ediyorum.” dedi.
Kriz belediyeciliği önem kazanıyor
Toplantının gündem maddelerinden biri olan orman yangınları ve afetler konusunda belediyelerin dayanışma ile adım atmasının önemine değinen Başkan Filiz Ceritoğlu Sengel, kriz belediyeciliği kavramına dikkat çekti. Orman yangınları ve afetlerin aynı anda birçok kenti etkileyebildiğini belirten Filiz Başkan; “11 ilde meydana gelen deprem ve orman yangınları bize şunu gösterdi ne yazık ki, kardeşinle birlikte yanıyor, kardeşinle birlikte ölüyorsun. Belediyeler olarak biz aslında bir sürü kriz ile karşı karşıya kaldık. Doğal afetlerin yanı sıra ekonomik kriz ile karşı karşıya kaldık, sosyal krizlerle, iklim kriziyle ve depremle karşı karşıya kaldık. Kriz belediyeciliğinin önemini kavradık. Anlaşılan o ki, kriz belediyeciliği bundan sonra daha çok önem kazanacak. O yüzden dayanıklı ve kendi kendine yetebilen kentler ve belediyelerin birbirine yetebilmesi önem kazanıyor. Bu anlamda hepimizin coğrafi şartlarının farklı olması nedeniyle uzmanlardan destek almamız da çok faydalı olur diye düşünüyorum” diye konuştu.
Birlik toplantısında ayrıca su krizi, belediyelerin karşı karşıya kaldığı mali sorunlar, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması adına yerel yönetimler tarafından atılacak adımlar konuşuldu.
Kıyı Ege Belediyeler Birliği Başkanı Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras başkanlığında gerçekleşen toplantıya, birliğin birinci başkan vekili Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel, Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli, Narlıdere Belediye Başkanı Erman Uzun, Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel, Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, Tire Belediye Başkanı Hayati Okuroğlu, Dikili Belediye Başkanı Adil Kırgöz, Karaburun Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan ve encümen üyeleri katıldı. – İZMİR
]]>Peki kimdir Tahran’da öldürülen Hamas lideri İsmail Haniye? Ne zaman Hamas Siyasi Büro Başkanı olarak seçildi? İşte merak edilen sorunun hayatı…

3 OĞLU VE 4 TORUNU ÖLDÜRÜLMÜŞTÜ
İsrail ordusu, 10 Nisan’da Ramazan Bayramı dolayısıyla Gazze kentinin batısındaki Eş-Şati Mülteci Kampı sakinleri ve yakınlarıyla bayramlaşmaya giden Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’nin ailesinden birçok kişinin bulunduğu aracı vurmuştu. Saldırıda 3 oğlu ve 4 torununu kaybeden Haniye, “çocuklarının Gazze’yi terk etmediğini, Kudüs’ün ve Mescid-i Aksa’nın kurtuluşu yolunda hayatlarını feda ettiğini” söylemişti.
Haniye’nin, İsrail ordusunun Ramazan Bayramı’nda düzenlediği saldırıda yaralanan torunu Melek Haniye de tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetmişti. İsrail basınına göre, “Haniye’nin oğullarına düzenlenen suikast, İsrail ordusu ve istihbaratının işbirliğiyle” gerçekleştirilmişti. Haniye, 6 Mayıs 2017’de Hamas Şura Konseyi tarafından Halid Meşal’in yerine Hamas’ın Siyasi Büro Başkanı seçilmişti.

İSMAİL HANİYE KİMDİR?
Filistinli siyaset adamı, Filistin Ulusal Yönetimi’nin tartışmalı eski başbakanı İsmail Haniye, 1963’te Gazze Şeridi’ndeki Elşati mülteci kampında dünyaya geldi. Ailesi 1948 Arap-İsrail Savaşı sırasında Aşkelon şehrinden kaçarak mülteci durumuna düşmüştü. 1987’de Gazze İslam Üniversitesi’nden mezun oldu. 1989’da I. İntifada’ya katıldığı ve Hamas üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklandı. 1992’de serbest bırakıldıktan sonra, İsrail tarafından diğer İslami Cihad ve Hamas üyesi 415 kişilik grubun arasına katılıp, Güney Lübnan’a sürüldü. Ertesi yıl Gazze’ye geri döndü.
1999’dan 2004’e kadar, Hamas genel sekreteri Şeyh Ahmet Yasin’in özel kalem müdürlüğünü yaptı. Aralık 2005’te yapılan ve 25 Ocak 2006’da tekrarlanan Filistin Yasama Konseyi seçimlerinde Hamas lideri Halid Meşal’in Şam’da sürgünde bulunmasından dolayı listenin en başında yer aldı. Hamas’ın 132 sandalyeden 74’ünü aldığı seçimler sonucunda Haniye, 16 Şubat 2006’da Hamas’ın başbakan adayı olarak açıklandı. 19 Şubat’ta, ABD ve İsrail’in karşı çıkmalarına rağmen Filistin başkanı Mahmud Abbas tarafından başbakanlığa atandı. Ekim 2006’da Gazze’de El Fetih ile Hamas üyelerinin çarpışmaları sırasında konvoyuna düzenlenen saldırıdan kurtuldu. Mayıs 2007’de İsrail’in evine karşı düzenlediği füze saldırısını atlattı. Haziran 2007’de Gazze Şeridi’ndeki Hamas ile El Fetih arasındaki çatışmaların zirveye çıkması üzerine, Filistin devlet başkanı Mahmud Abbas tarafından görevinden alındı.
Haniye evli ve 13 çocuğa sahiptir. 2009’da aile, Kuzey Gazze Şeridi’nde bulunan El-Şati mülteci kampında yaşamaktaydı. Haniye’nin kardeşleri Kholidia, Laila ve Sabah, İsrail vatandaşıdır ve güney İsrail’deki Tel as-Sabi’de yaşamaktadır. Kholidia ilk olarak Tel as-Sabi’ye taşındı, ardından iki kız kardeşi de geldi. Üç kız kardeşin çocuklarından bazıları İsrail Savunma Kuvvetleri’nde (IDF) görev yapmıştır. Haniye’nin kız kardeşi Suhila Abd el-Salam Ahmed Haniye ve kritik bir kalp tedavisi gerektiren eşi için Gazze’deki hastanelerde tedavi edilemeyen acil bir tedavi talebini kabul etti. Başarılı bir tedavinin ardından ikili, İsrail’in Petah Tikva’daki Rabin Tıp Merkezi’nde tedavi gördükten sonra Gazze’ye döndü. Haniye’nin torunu Kasım 2013’te bir İsrail hastanesinde tedavi gördü ve kayınvalidesi Haziran 2014’te bir İsrail hastanesinde tedavi gördü. 2014 İsrail-Gazze Savaşı’nın ardından, Haniye’nin kızı, rutin bir işlem sırasında komplikasyonlar yaşadıktan sonra acil tedavi için Tel Aviv’deki bir İsrail hastanesinde bir hafta geçirdi. Eylül 2016’da Haniye, eşi ve iki oğluyla birlikte, Hac olarak bilinen yıllık hac ziyareti için Gazze’den ayrıldı. Bu seyahat, bir kampanya başlangıcı olarak yorumlanmış ve Haniye’nin Mashaal’ın yerine geçeceği yönündeki raporları güçlendirmiştir. Ayrıca 2020’de İran’ın Tahran şehrinde, Kasım Süleymani’nin cenazesine katılmıştır.
]]>KONUTUNA TERÖR SALDIRISI DÜZENLENDİ
İran devlet televizyonunun Devrim Muhafızları Ordusunun açıklamasına dayandırdığı habere göre, Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniye, Tahran’da kaldığı konutuna düzenlenen terör saldırısı sonucu yaşamını yitirdi.

HAMAS HABERLERİ DOĞRULADI
Haniye’nin öldüğünü doğrulayan Hamas, “Haniye, siyonist bir saldırı sonucu Tahran’da öldürüldü.” açıklamasını yaptı. İran’dan yapılan açıklamada ise suikastın soruşturulduğu ve sonuçlarının yakında açıklanacağı belirtildi.
İSMAİL HANİYE KİMDİR?
Filistinli siyaset adamı, Filistin Ulusal Yönetimi’nin tartışmalı eski başbakanı İsmail Haniye, 1963’te Gazze Şeridi’ndeki Elşati mülteci kampında dünyaya geldi. Ailesi 1948 Arap- İsrail Savaşı sırasında Aşkelon şehrinden kaçarak mülteci durumuna düşmüştü. 1987’de Gazze İslam Üniversitesi’nden mezun oldu. 1989’da I. İntifada’ya katıldığı ve Hamas üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklandı. 1992’de serbest bırakıldıktan sonra, İsrail tarafından diğer İslami Cihad ve Hamas üyesi 415 kişilik grubun arasına katılıp, Güney Lübnan’a sürüldü. Ertesi yıl Gazze’ye geri döndü.
1999’dan 2004’e kadar, Hamas genel sekreteri Şeyh Ahmet Yasin’in özel kalem müdürlüğünü yaptı. Aralık 2005’te yapılan ve 25 Ocak 2006’da tekrarlanan Filistin Yasama Konseyi seçimlerinde Hamas lideri Halid Meşal’in Şam’da sürgünde bulunmasından dolayı listenin en başında yer aldı. Hamas’ın 132 sandalyeden 74’ünü aldığı seçimler sonucunda Haniye, 16 Şubat 2006’da Hamas’ın başbakan adayı olarak açıklandı. 19 Şubat’ta, ABD ve İsrail’in karşı çıkmalarına rağmen Filistin başkanı Mahmud Abbas tarafından başbakanlığa atandı. Ekim 2006’da Gazze’de El Fetih ile Hamas üyelerinin çarpışmaları sırasında konvoyuna düzenlenen saldırıdan kurtuldu. Mayıs 2007’de İsrail’in evine karşı düzenlediği füze saldırısını atlattı. Haziran 2007’de Gazze Şeridi’ndeki Hamas ile El Fetih arasındaki çatışmaların zirveye çıkması üzerine, Filistin devlet başkanı Mahmud Abbas tarafından görevinden alındı. Haniye evli ve 13 çocuğa sahiptir. 2009’da aile, Kuzey Gazze Şeridi’nde bulunan El-Şati mülteci kampında yaşamaktaydı. Haniye’in kardeşleri Kholidia, Laila ve Sabah, İsrail vatandaşıdır ve güney İsrail’deki Tel as-Sabi’de yaşamaktadır. Kholidia ilk olarak Tel as-Sabi’ye taşındı, ardından iki kız kardeşi de geldi. Üç kız kardeşin çocuklarından bazıları İsrail Savunma Kuvvetleri’nde (IDF) görev yapmıştır.

Haniye’in kız kardeşi Suhila Abd el-Salam Ahmed Haniye ve kritik bir kalp tedavisi gerektiren eşi için Gazze’deki hastanelerde tedavi edilemeyen acil bir tedavi talebini kabul etti. Başarılı bir tedavinin ardından ikili, İsrail’in Petah Tikva’daki Rabin Tıp Merkezi’nde tedavi gördükten sonra Gazze’ye döndü. Haniye’nin torunu Kasım 2013’te bir İsrail hastanesinde tedavi gördü ve kayınvalidesi Haziran 2014’te bir İsrail hastanesinde tedavi gördü. 2014 İsrail-Gazze Savaşı’nın ardından, Haniye’nin kızı, rutin bir işlem sırasında komplikasyonlar yaşadıktan sonra acil tedavi için Tel Aviv’deki bir İsrail hastanesinde bir hafta geçirdi. Eylül 2016’da Haniye, eşi ve iki oğluyla birlikte, Hac olarak bilinen yıllık hac ziyareti için Gazze’den ayrıldı. Bu seyahat, bir kampanya başlangıcı olarak yorumlanmış ve Haniye’nin Mashaal’ın yerine geçeceği yönündeki raporları güçlendirmiştir. Ayrıca 2020’de İran’ın Tahran şehrinde, Kasım Süleymani’nin cenazesine katılmıştır.
]]>14 yaşındaki Afnan Jasim, babasının sosyal medyada hastalıkla ilgili bir kampanyaya denk gelmesi sonucu zamanında tedavi olarak ölümcül hastalıktan kurtulmayı başardı.
“Naegleria fowleri” isimli amip, burundan beyne geçerek primer amipli meningoensefalit (PAM) adı verilen ölümcül enfeksiyona neden oluyor.
PAM hastalığına yakalananların yüzde 97’si hayatını kaybediyor.
Afnan’ın, Haziran ayında Hindistan’ın güneybatısındaki Kerala eyaletinde bir gölde yüzdükten sonra, suyun vücuduna girmesi sonucu enfeksiyona yakalandığı düşünülüyor.
Afnan nasıl kurtuldu?
ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri (CDC) verilerine göre, 1971-2023 yılları arasında Avustralya, ABD, Meksika ve Pakistan’da hastalığa yakalananlardan yalnızca sekizi hayatta kaldı.
Bu vakaların hepsinde hastalık, semptomların ortaya çıkmasından 9 saat ile 5 gün arasında bir süre sonra teşhis edilebilmişti.
Teşhisin ve tedavinin zamanlaması, bu hastalıkla mücadelede kritik bir rol oynuyor.
Hastalığın semptomlarından bazıları; baş ağrısı, ateş, bulantı, kusma, boyun tutulması, yönelim bozukluğu, denge kaybı, nöbet geçirme ve/ya da halüsinasyon.
Afnan’ın semptomları, evi yakınlarındaki gölde yüzmeye gitmesinden beş gün sonra ortaya çıktı. Ailesi, nöbetler geçirmeye başlayan ve kuvvetli baş ağrısı yaşayan genci doktora götürdü ama iyileşme görülemedi.
Neyse ki 46 yaşındaki mandıra çiftçisi babası MK Siddiqui, sosyal medyada okuduğu bir paylaşımı hatırlayıp, oğlu Afnan’ın semptomları ile beyin yiyen amip arasındaki bağlantıyı kurmayı başardı.
Kerala’da bir çocuğun başka bir virüs olan Nipah’a yakalanarak ölmesi üzerine araştırma yapıp, sosyal medyada ölümcül beyin yiyen amip hakkındaki bilgileri inceledi.
Siddiqui, Afnan’ın da Nipah’tan ölen çocuğa benzer şekilde nöbetler geçirmesi üzerine bu paylaşımları hatırlayıp oğlunu hastaneye yetiştirdi.
Nöbetlerinin devam etmesi üzerine Siddiqui, Afnan’ı başka bir hastaneye götürdü ancak burada hiç nöroloji uzmanı olmadığı için, yine sonuç alınamadı.
En sonunda babasının Kozhikode şehrindeki Baby Memorial Hastanesi’ne götürdüğü Afnan’ı tedavi edebilecek bir doktor bulundu.
Hastanenin çocuk cerrahisi uzmanı Dr. Abdül Rauf, “Afnan’ın hastalığını semptomların ortaya çıkmasından sonraki 24 saat içinde teşhis ettiğini” söyledi.
BBC’ye konuşan Dr. Rauf, babasının Afnan’ın daha önce gölde yüzmüş olduğuna dair bilgiyi, aynı zamanda ortaya çıkan semptomları doktorlarla paylaşmasının teşhisi kolaylaştırdığını vurguladı.
‘Yüzme havuzlarına atlamayın ve dalmayın’
Tek hücreli bu canlı, insan bedenine geniz yolundan giriyor, kafatasında bulunan etmoid kemiğin (kalbursu kemik) delikli kısmından geçiyor ve beyne ulaşıyor.
Dr Rauf, parazitin daha sonra “farkı kimyasallar yayarak beyni yok ettiğini” söyledi.
Hastaların çoğu, kafatası içindeki ve beyin dokusundaki sıvıların yol açtığı basınç nedeniyle ölüyor.
Bu amip türünün tatlı su göllerinde, özellikle de ılık sularda bulunduğuna dikkat çeken Dr. Rauf, “İnsanlar suya atlamamalı ve dalmamalı. Amipin vücuda girmesini engellemenin en güvenilir yolu bu. Eğer su kontamine olmuşsa, amip burundan vücuda girmeyi başaracaktır” dedi.
Dr Rauf, özellikle yüzme havuzlarında insanların ağızlarını su yüzeyinin dışında tutmalarını öneriyor ve “su kaynaklarını klorlamanın çok önemli olduğunu” vurguladı.
Dünyada 1965’ten bu yana yaklaşık 400 PAM vakası görüldü.
Hindistan’da bu zaman aralığında yalnız 30 vaka görülmüştü.
Kerala’da 2018-2020 yılları arasında ise sadece bir PAM vakası görüldü.
Ancak bu yıl eyalette toplam altı vaka kaydedildi.
Hastalardan üçü öldü, birinin durumu ise hala kritik.
Afnan hastaneden taburcu olurken, hastalığa yakalanan altıncı kişinin tedaviye yanıt verdiği ve iyileşmekte olduğu öğrenildi.
Dr Rauf, Kerala’da çalıştığı hastanede iki kişinin bu hastalık sonucu ölmesi üzerine amipin bir halk sağlığı meselesi olduğu konusunda hükümeti bilgilendirdiklerini, ardından bir farkındalık kampanyası başlatıldığını söyledi.
Afnan’ın babasının denk geldiği içerikler de, aynı kampanyanın ürünüydü.
Doktorlar, Afnan’ın beyin omuriliği sıvısında amip teşhis ederek çocuğun omurgasına mikrop öldürücü bazı ilaçlar enjekte ettiler.
Afnan’a, eyalet hükümetinin Almanya’dan ihraç ettiği ve amip enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılan Miltefosin ilacı da verildi.
Dr Rauf, “Hindistan’da bu ilaç nadir görülen hastalıklarda kullanılıyor ve fazla masraflı değil. Geçirdiği nöbetler sonucu ilk gün Afnan’ın bilinci pek yerinde değildi ancak üç gün içinde Afnan’ın durumunda iyileşme gözlemledik” diye açıkladı.
Bir hafta sonra tekrarlanan testlerde, amipin artık Afnan’ın vücudunda olmadığı görüldü.
Ancak çocuğun bu ilaçlara bir ay daha devam etmesi istendi.
Bu deneyim Afnan’ın üzerinde de büyük bir etki bıraktı.
Tedavisi bittikten sonra okula dönmeyi amaçlayan Afnan, hastanede yaşadığı deneyimden esinlenerek, hemşirelik okumaya karar verdiğini söyledi.
]]>“DEVLETİN UYGULADIĞI FAİZ CAİZ Mİ?” DİYE SORDU
21 Mayıs 2024 tarihli Resmi Gazete’de yer alan Cumhurbaşkanı Kararı ile kamu alacakları için gecikme zammı oranı aylık yüzde 3,5’ten yüzde 4,5’e, çıktı. Artışla birlikte yıllık faiz oranı ise yüzde 54 oldu.
Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, uygulanan bu zamla ilgili Diyanet İşleri Başkanlığı’na bir yazı yazarak, uygulanan faizin caiz olup olmadığına yönelik sorular yöneltmişti. Özcan’ın, yazdığı yazıya Diyanet’ten yanıt geldi.
“ÖLÜNCE KEFENİMİN CEBİNE BU YAZIYI KOYACAKLAR”
Diyanet verdiği cevapta, “Gecikme zammı ve faizinin alınmasının caiz olduğu” ifade edildi. Bu cevabı paylaşan Özcan,”Yırttık… Artık belediyelerin faiz almasının günahı ve vebali Diyanet İşleri Başkanlığı’na aittir. Vasiyet ettim, ölünce kefenin cebine bu resmi yazıyı da koyacaklar…” dedi.
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’a cevabı şu şekilde;
“İlgi yazınızda bahsi geçen konu değerlendirilmiş olup hazırlanan cevap aşağıya çıkarılmıştır.
İslam’a göre faiz haramdır. Bu zaruret bulunmadıkça faiz olmak veya vermek caiz değildir. Zaruret ise; kişinin kendi ve bakmakla yükümlü olduğu bireylerin sağlık ve güvenlik içinde yaşamalarını sağlayan vazgeçilmezlerdir. Bu konuda gerçek veya tüzel kişilerde yapılan faiz akdi arasında fark yoktur.
“GECİKME ZAMMININ MALİ CEZA HÜKMÜNDE KABUL EDİLMESİ MÜMKÜN”
Öte yandan vergi borcu ile elektrik, telefon, su, doğalgaz gibi kamu hizmetlerine ait borçların zamanında ödenmemesi halinde yasal ‘gecikme zammı’ uygulandığı bilinmektedir. Farklı görüşler bulunmakla birlikte bazı İslam alimleri, birtakım suçlara karşı devletin mali bir ceza uygulayabileceğini ifade etmişlerdir.
Buna göre vergi borcu ile elektrik, su, doğalgaz gibi devlet namına yapılan kamusal hizmetlerden kaynaklanan borçların zamanında ödenmemesi halinde uygulanacak gecikme zammının bir çeşit “mali ceza” hükmünde kabul edilmesi mümkündür. Zira bu uygulama ile kamu hizmetlerinin devamının sağlanması, oluşabilecek zararların önlenmesi ve borcunu zamanında ödeyenlerin aleyhine bir haksızlığın oluşmaması amaçlanmaktadır.
Diğer yandan sözleşmelerdeki temel kural, kullanılan ifadelerden daha çok sözleşmeye taraf olanların maksadı ve işlemin yapısal özelliğidir. Fakihler bu kuralı “Ukudda itibar, makasıd ve meaniyedri; elfaz ve mebaniye değildir/Akidlerde (sözleşmelerde), sözlere ve şekillere değil; maksat ve manalara itibar edilir.” (Mecelle, 3.madde) cümlesiyle ifade etmişlerdir. Bilginizi rica ederim.
Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı Dr. Fatih Mehmet Aydın”
Özcan’ın Diyanet’e gönderdiği yazıda şu ifadeler yer almıştı;
21 Mayıs 2024 tarih 8484 Sayılı Karar numarası ile 6183 sayılı amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan gecikme zammı oranının, her ay için ayrı ayrı uygulanmak üzere %4,5 olarak belirlenmesine, 6183 sayılı Kanunun mezkûr maddesi gereğince Cumhurbaşkanı Kararı ile belirlenmiştir.
BAKARA SURESİNDEN ÖRNEK VERDİ
Bakara Suresi’nin 275. Ayeti’nde, Allahü Teala “FAİZİ” haram kılmıştır. Faizcilik yapanların ömür boyu cehennemden çıkamayacakları hükmedilmiştir.
Ayrıca Tesfir (Kur’an Yolu) Açıklamasında; “…Cemiyet hayatının düzgün, dengeli ve insanca yürüyebilmesi için çok önemli bulunan dört temel kural ve tedbirden birincisi olan infak ve sadaka bundan önceki âyetlerde canlı ve açık bir üslûpla ortaya konmuştur. İkincisi israfın yasaklanmasıdır ve birçok âyette bu yasak ifadesini bulmuştur. Üçüncüsü ise daha önceden yasaklanan, burada da kesin ve şiddetli bir üslûpla yasaklanması pekiştirilen faizciliktir. Bu kuralların başında da birçok âyet ve hadiste teşvik edilmiş bulunan “kişinin el emeği ve alın teriyle geçimini sağlamaya çalışması” kuralı vardır. Bu dört tedbir ve kural arasındaki ilişki sebebiyle olmalıdır ki, infakla ilgili âyetlerin arkasından faiz yasağına geçilmiştir. Ayrıca faizle infak ve sadaka arasında, birincisinin karşılıksız almak, ikincisinin ise karşılıksız vermekten ibaret olması şeklinde bir zıtlık ilişkisi de vardır.”
Cumhurbaşkanlığı Kararı ile her ay için ayrı ayrı uygulanmak üzere %4,5 oranına yükseltilen faiz oranı, yıllık % 54 oranına tekabül etmekle birlikte iş bu fahiş faiz oranı ile ilgili;
1- Yukarıda belirtmiş olduğumuz Cumhurbaşkanlığı Kararına istinaden idaremizce uygulanmak zorunda olunan faiz haram mıdır?
2- Kamu hizmetlerinden kaynaklanan alacaklara faiz uygulanması caiz midir?
3- İlgili Cumhurbaşkanlığı kararına istinaden uygulanmak zorunda kalınan faiz sebebi ile dinimizce kesinlikle haram kılınmış olan faizciliğe aracılık ettirilmiş mi oluyoruz?
Belirtilen hususlarında tereddütler hasıl olduğundan, belirtilen hususlarda Başkanlığınızdan ivedi olarak görüş bildirilmesi hususunda;
Gereğini arz ederim.
]]>POTOSİ, 30 Temmuz (Xinhua) — “Bedenimdeki kan sanki vatanım için ağlıyor” diye mırıldandı kendi kendine eski madenci Julio Reyes.
4.000 metreyi aşan rakımıyla dünyanın en yüksek kentlerinden biri olan, Reyes’in memleketi Potosi şanlı fakat acı bir geçmişe sahip.
Xinhua’ya konuşan 67 yaşındaki Reyes, “Kendi hikayemi ve yaşadığım yerin hikayesini ilk kez yabancılara anlatacağım. Dilerim ki dünya bundan dolayı vatanımı küçümsemez” diye konuştu.
GÜMÜŞ NALLAR
1545 yılında Potosi’de büyük bir gümüş madenini keşfedildi. Madenin keşfiyle bölgedeki İspanyol sömürgeciler sevinçten çılgına döndü çünkü burası en işlek zamanlarında tüm dünyada üretilenin neredeyse yarısı kadar gümüşü karşılıyordu.
Gümüş madeninin açılmasından sonraki 20-30 yıl içerisinde, bir zamanlar “çorak dağlar ve lamalardan başka bir şeyi” olmayan Potosi, 100.000’i aşan nüfusuyla canlı bir kente dönüştü ve dönemin Londra ve Paris’iyle yarışır oldu.
Uruguaylı yazar Eduardo Galeano’nun, ” Latin Amerika’nın Kesik Damarları” adlı kitabı o sıralar kentte yaşanan aşırı lüksü anlatır. “At nalları bile gümüştendi” der Galeano kitabında.
Ancak bu devasa zenginlik sadece sömürgecilere hastı; nesillerdir ülkede yaşayan yerli halkın ise bu sömürünün korkunç sonuçlarına katlanmaktan başka çaresi yoktu.
Sömürgeciler yaklaşık 300 yıl sonra bölgeyi terk ettiğinde madenlerde çok az gümüş kalmıştı.
Potosi günümüzde Güney Amerika’daki en az gelişmiş kentlerden biri. Geçmişte gümüş saflaştırmada kullanılan civa nedeniyle ortaya çıkan çok miktarda zehirli gaz ve atık su, geniş alanları çoraklaştırmış durumda.
ESKİNİN EN ZENGİNİ ŞİMDİNİN EN FAKİRİ
Potosi’nin görkemli ve trajik geçmişi yaklaşık 5.000 metre yükseklikteki madenin talihine de tesir etmiş. Madenin bulunduğu dağa, çıkan bol gümüşten dolayı “Cerro Rico” (Zengin Dağ) denilirdi. Üstlerinde çok sayıda beyaz yol bulunan kızıl yamaçları, Reyes’in kırışıklarla dolu yüzünü andırıyor. Bu silinmez izler, Batının sömürü ve yağmasıyla özdeşleşmiş bir tarihi anlatıyor.
Maden bölgesine girer girmez, “O zamanlar halk arasında buraya ‘cehennem ağzı’ denirdi” diyor yerel rehber Jhonny Montes gazetecilere. Bugün bile Potosi’de madencilerin ortalama ömrü sadece 40 yıl kadar.
Madende gazeteciler, Reyes’in eskiden yaptığı gibi, madenci kaskı, yağmur çizmesi ve iş kıyafeti giyiyor. Kafa lambalarını aydınlatmak için pil paketleri taşıyan gazeteciler, madenin 40 metre derinliğindeki aktarım seviyesine iniyor. Burası, altı çalışma seviyesinden yüzeye en yakın olanı.
Maden kuyusunun loş ve dar geçitlerinde yürüyen gazeteciler, kasklarının yukarıdaki bir kayaya çarpmaması için zaman zaman başlarını eğmek zorunda kalıyor. Gazeteciler yolda iki genç madenciyle karşılaşıyor. Bir maden arabasını, altlarındaki zeminle 30 dereceden biraz fazla bir açıyla itmeye çalışıyor bu genç madenciler.
Yıllar önce Galeano’yla söyleşi yapan yaşlı bir kadının dediği gibi bir zamanlar dünyaya en çoğu sunan bu kent şimdi en aza sahip.
Galeano, “İnsani ve maddi kaynakların çılgınca sömürülmesi, eskinin en zengini şimdinin en fakiri paradoksuna yol açtı. Potosi bugün Amerika kıtasında sömürge sisteminden geriye kalan kanayan bir yara, bir suç belgesi olarak duruyor” demişti.
ANCAK ÖLÜNCE DİNLENMEK
Potosi’deki Bolivya Ulusal Darphanesi’nin Tarihi Arşiv Birimi’nde 18. yüzyılın ortalarından kalma bir belgede “mita çalışma sistemi” altında yerli halkın yapmak zorunda olduğu görevler listeleniyor. Bu sistem günümüzde UNESCO’nun Dünya Belleği Programı’na dahil edilmiş olan bir zorla çalıştırma uygulaması.
İspanyol sömürgecilerin uyguladığı “mita” sistemine göre yerli halk, her yıl iş güçlerinin belirli bir kısmını sömürgeci yetkililere ayırmak zorundaydı. Bu iş gücü temel olarak, son derece zorlu şartlar altında günde 18 saate kadar ulaşan vardiyaların bulunduğu madencilik ve onunla bağlantılı görevlerden oluşuyordu. Birçok kişi için dinlenebilmenin tek yolu ölümdü.
Sömürgeciler, “altın madeni” olarak gördükleri Potosi’de, son derece vahşi bir zorla çalıştırma sistemi benimsemiş ve daha önce eşi benzeri görülmemiş büyüklükteki bir emek gücünü bir araya getirerek, servetlerini dünya tarihinde görülmemiş bir seviyede artırmaya çalışmışlardır.
Yerel halktan sayısız insanın yaşamı pahasına elde edilen şey ise sömürgecilerin şaşaalı lüks yaşamıydı.
Potosi’den çıkarılan gümüş, İspanya krallığının yıllar süren savaşları için son derece büyük önem arz eden bir kaynağa dönüştü. 16. yüzyılda İspanyol İmparatorluğu, dünyanın değişik yerlerindeki sömürgeleriyle, 5. Charles ve 2. Philip döneminde “Altın Çağı”nı yaşıyordu.
“Üzerinde güneş batmayan imparatorluk” terimi o dönemde 2. Philip ve haleflerinin hükümranlığı altındaki İspanyol İmparatorluğu için kullanılıyordu. İspanyol İmparatorluğu’nun o zamanlar dünyanın her tarafında toprakları vardı ve bu unvanın İngiliz İmparatorluğu’na devrolması için iki asır daha geçmesi gerekecekti.
Tarihe Latin Amerika’nın gözünden bakan Galeano, “Avrupa, modern kapitalizme güç sağlamak için büyük oranda Amerika’nın yerli halklarının sömürüsüne bel bağlıyordu” diyor. Yerli toplulukların geçmişten günümüze uzanan dramı, Latin Amerika’nın genelinde yaşanan daha büyük trajedinin küçük bir örneğini teşkil ediyor.
DEVRİM ATEŞİ ASLA SÖNMEDİ
18. yüzyılın sonlarında Amerikan Bağımsızlık Savaşı ve Fransız Devrimi’nin tetiklediği değişim dalgalarıyla Latin Amerika halkı uyanmaya başladı.
16 Temmuz 1809’da La Paz’de başlayan devrim, eski sömürgeci sistemi kül edip bitiren ateşi yaktı.
İspanya’nın sömürge ordusunun kuşatmasına rağmen devrimin ateşi asla sönmedi. Bolivya 6 Ağustos 1825 tarihinde resmen bağımsızlığını ilan etti. Ekim ayında Potosi’ye gelen “Kurtarıcı” Simon Bolivar, yerli halk tarafından sıcak şekilde karşılandı.
Potosi Eyalet Yönetimi Müzesi Küratörü Sheila Beltran, “Cerro Rico’nun ekonomik desteği ve Potosi halkının katkıları olmasa bağımsızlık savaşının başarılı olması çok zordu” diyor.
Bolivar’ın da bu düşüncede olduğunu kaydeden Beltran, “Bolivya’nın adı Bolivar’dan geliyor, sevgili ülkemizin bugünkü adı bu” ifadelerini kullanıyor.
KENDİ GELECEĞİNİ KONTROL ETMEK
Potosi’nin “Zengin Dağ’ının” yaklaşık 200 kilometre batısında 3.000 metreyi aşan bir yükseltide dünyanın en büyük lityum yataklarına sahip Salar de Uyuni Gölü yer alıyor.
Gümüşe benzeyen lityum, son yıllarda uluslararası piyasada son derece talep gören bir maden kaynağı. ABD Jeoloji Araştırmaları Merkezi’nin verilerine göre Bolivya’nın lityum rezervleri an itibarıyla dünyada ilk sırada bulunuyor.
Mart 2023’te Bolivya Devlet Başkanı Luis Arce, lityum madenlerini geliştirmede uluslararası işbirliği politikaları izleyen Bolivya ve diğer Latin Amerika ülkelerini açık şekilde eleştiren ABD Güney Komutanlığı Komutanı Laura Richardson’ı kınadı.
Arce, “Egemen bir tarzda ve ekonomilerimize fayda sağlayan fiyatlarla pazarda birlik olmalıyız” dedi.
Gerçek zenginlik, ancak gerçek bağımsızlıkla elde edilebilir. Bu, Bolivya halkının Potosi’nin tarihinden öğrendiği çok büyük bir ders.
Bolivya eski Dışişleri Bakanı Fernando Huanacuni, yabancı müdahale ve hegemonyasının asla ekonomik ve toplumsal istikrar getirmeyeceğini ve demokratikleşme ve entegrasyon sürecinin anahtarının Güney-Güney işbirliğini güçlendirmek olduğunu söyledi.
2023’ün Ağustos ayının sonlarında BRICS ülkelerinin yeni üye kabul etmeye hazır olduğunu açıklamalarının ardından Bolivya Devlet Başkanı Arce, ülkesinin BRICS ülkeleriyle stratejik ortak olmayı umduğunu ifade etti.
Huanacuni, yükselen pazar ve gelişmekte olan ülkeler için BRICS’e katılmanın, bir yandan kalkınmayı ortaklaşa sürdürme diğer yandan ulusal egemenlik ve ekonomik bağımsızlıklarını koruma anlamına geldiğini belirtti.
Bolivya Ulusal Darphanesi, şu an genç öğrencilerin de aralarında bulunduğu ziyaretçilerle dolup taşıyor. Müzenin müdürü Luis Arancibia’ya göre sömürgecilik tarihinin eleştirel bir yorumunun yapılması gerekiyor.
Arancibia, “Ancak sömürgecilerin atalarımıza ve topraklarımıza verdiği zararın farkına vararak kendimizi daha iyi anlayabilir ve ilerlemeye devam edebiliriz” diyor.
]]>CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, ‘Mavi Vatan’ tezini her daim savunmaya devam edeceklerini söyleyerek, ” Türkiye’nin çıkarlarının savunmak yerine bakıyorsunuz ‘masal’ diyerek ülkemizi yayılmacılıkla itham ederek birilerine göz kırpıyorlar. Milletin verdiği yetkiyi ülkenin menfaatlerini savunmak için değil, Türkiye’nin karşıtlarına selam çakmak için kullanıyorlar. Bunun adı sorumsuzluktur, şuursuzluktur, gaflettir” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi’nde Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda konuştu. Erdoğan, “Milletin sandıkta verdiği mesajlara kulaklarımızı tıkamıyor, iç bünyemizde gerekli adımları atıyoruz. Kolaya ve kolaycılığa kaçmadan, toptancı bir anlayışı tevessül etmeden, bakılmadık hiçbir nokta bırakmadan, bu süreci titizlikle yürütüyoruz. Her şeyin farkındayız. Selden kütük kapma telaşında olanları da çok iyi görüyoruz. Allah’ın izniyle bunların aradıkları fırsatı vermedik, vermeyeceğiz. Ne fitne kazanına odun taşıyanların oyununa geleceğiz ne de hiçbir şey olmamış gibi yolumuza devam edeceğiz. Kardeşlik hukukumuza ve dava arkadaşlığımıza uygun şekilde partimiz bünyesinde farklı seviyelerde bayrak değişimini gerçekleştiriyoruz. Yorulan, yıpranan veya çeşitli nedenlerle görevden affını talep eden bazı arkadaşlarımızın yerine geçen ay yenilerini görevlendirdik. Görevi devralan il ve ilçe başkanlarımıza partimize ve davamıza yaptıkları üstün hizmetler dolayısıyla bir kez daha teşekkür ediyorum. Millete hizmet davasının ateşten gömleğini giyen arkadaşlarımıza da üstlendikleri ağır sorumlulukta Rabbim’den başarılar diliyorum” dedi.
‘MİLLETİN SOFRASINA DAHA FAZLA OTURACAĞIZ’
Erdoğan, kendilerinin her gün yeniden doğarak, kendilerini yenileyerek ve millete olan aşklarını her daim büyüterek bu yolda azim ve kararlılıkla yürüdüklerini ifade ederek şöyle konuştu:
“Biz her işte hayır olduğuna inanan bir kadroyuz. İlk etapta bize şer gibi görünen nice hadisenin daha sonra hayra tebdil olduğunu bizzat yaşayarak gördük. Bu sürecin de partimiz ve hareketimiz için yeni kapıların açılmasına vesile olacağından asla şüphe duymuyoruz. Siyasetin dalgalı denizinde gelgitler olabilir. Bunların tamamı geçicidir, dönemseldir. Asıl olan milletle gönül bağını muhafaza etmektir. Asıl olan 85 milyonun umudu olmayı sürdürebilmektir. Biz milletle irtibatımızı kurduğumuz ve güçlendirdiğimiz müddetçe ‘o bunu yapmış, onun arkasında şunlar varmış’ bunların hiçbiri bizi yolumuzdan alıkoyamaz. AK Parti olarak AK Partili kadrolar olarak yapmamız gereken bellidir; daha fazla gönül kazanacağız, milletin sofrasına daha fazla oturacağız, sokakta, pazarda, çarşıda, iyi ve kötü gününde vatandaşımızın her zaman yanında olacağız. Milletin dertlerine derman olmak, sorunlarına çözüm bulmak için samimi çaba harcayacağız. İl başkanlığı, il binasının 4 duvarı arasına sıkışıp kalınarak yerine getirilecek bir görev değildir. Belediye Başkanlığı sadece günlük rutin takip edilerek yapılacak bir vazife değildir. AK Parti çatısı altında ülkeye ve millete hizmet mücadelesine girişmiş her bir kardeşim sahada olmak, milletle iç içe olmak mecburiyetindedir. Burada oluşacak en küçük bir zafiyetin sadece o ilimize ve ilçemize değil topyekün AK Parti ailesine zarar verdiğini lütfen unutmayın. Siz yol ve dava arkadaşlarımın tamamından sorumluluklarınızı bu hassasiyetle ifa etmenizi beklediğimin altını çizerek vurgulamak istiyorum.”
‘SOMALİ TEZKERESİNE HAYIR DEDİLER’
Erdoğan, muhalefetin millete ve milletin meselelerine nasıl baktığını, kendilerini fildişi kulelerine nasıl hapsettiklerini gördüklerini ifade ederek, “Son 22 yılda birkaç istisna hariç milletin gerçek gündemi ile aynı hizada bir türlü konumlanamadılar. Terörle mücadeleden ülkemizin hak ve çıkarlarının savunulmasına kadar milli meselelerin tamamında çok büyük savrulmalar yaşadılar. Biz PKK’nın Suriye uzantılarıyla mücadele ederken CHP’li milletvekilleri ellerinde çantalarla ülke ülke dolaşıyor, PKK’lı canileri ‘çiçek çocuklar’ diyerek aklamaya çalışıyordu. Biz FETÖ’cü alçakların kurumlarına karşı tedbir alırken CHP’li yöneticiler destek açıklaması yapıyordu. 30 yıllık işgalin ardından Karabağ’ı özgürlüğe kavuşturma mücadelemizde en sert eleştiriyi yine CHP yönetiminden aldık. Ermenilerin asılsız iddialarını gündeme taşıyanlar yine bunlardı. Libya meselesinde de aynı vahim durumla karşılaştık. ‘Türk askerinin Libya’da ne işi var?’ korosunun assolisti CHP ve dönemin CHP genel başkanıydı. Açlık ve terörle boğuşan Somali’ye yardıma koşarken de karşımızda yine CHP zihniyetini bulduk. Türkiye’nin Afrika’daki varlığından rahatsız olan sömürgecilerin tezleri ile bizi hedef aldılar, hükümetimizi eleştirdiler. Son olarak geçtiğimiz hafta demli ortaklarıyla beraber mecliste Somali tezkeresine ‘hayır’ dediler” diye konuştu.
‘MAVİ VATAN TEZİNİ SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ’
Erdoğan, muhalefete yönelik eleştirilerine devam ederek, “7 Ekim’den beri Gazze’de devam eden soykırım konusunda Hamas’ı şeytanlaştırma üzerine kurulu nasıl bir dil tutturduklarını hepimiz biliyoruz. Filistin direnişine terör yaftası vurmakta gösterdikleri mahareti maalesef İsrail’in vahşi katliamlarına tepki vermekte gösteremediler. Doğu Akdeniz’deki sondaj çalışmalarımızdan Rusya- Ukrayna savaşındaki dengeli tutumumuza kadar her konuda aynı yalpalamalara şahit olduk. Şimdi benzer bir basiretsizliği ‘Mavi Vatan’ konusunda görüyoruz. Türkiye’nin çıkarlarını savunmak yerine bakıyorsunuz ‘masal’ diyerek ülkemizi yayılmacılıkla itham ederek birilerine göz kırpıyorlar. Milletin verdiği yetkiyi ülkenin menfaatlerini savunmak için değil, Türkiye’nin karşıtlarına selam çakmak için kullanıyorlar. Bunun adı sorumsuzluktur, şuursuzluktur, gaflettir. Türkiye aleyhine bu tezleri Meclis kürsüsünden dillendirmek ne zamandan beri CHP’nin görevi oldu? CHP, milletle ve milletin menfaatleri ile aynı yerde durma erdemini bir kez olsun sergileyemeyecek mi? CHP’nin Türkiye ile ve Türkiye’nin çıkarları ile alıp veremediği nedir? İktidara muhalefet etmek ayrıdır, Türkiye’nin rakiplerine lojistik destek sağlamak ayrıdır. Bakınız biz CHP’den her konuda bizimle aynı düşüncede, aynı sayfada yer almasını asla beklemiyoruz. Böyle bir derdimiz yok. Sadece milli meselelerde yerli ve milli bir duruş bekliyoruz. CHP yönetimi böyle konularda eğer katkı sunmayı beceremiyorsa bari bu tarz talihsiz açıklamalarla ülkemize zarar vermesin. Gölge etmesinler yeter, biz onlardan başka ihsan istemiyoruz. ‘Mavi Vatan’ tezini her daim savunmaya devam edeceğiz. Vatanımızın ayrılmaz bir parçası olan Mavi Vatan’ımıza sahip çıkma noktasında en küçük bir geri adım atmayacağız. Bunu böyle bilsinler. Türkiye’nin ve Kıbrıs Türklerinin haklarını sonuna kadar savunmaya devam edeceğiz” dedi.
‘BEKAMIZA SAHİP ÇIKTIK’
Erdoğan, 2 bin 200 yıldan fazla devlet geleneği olan, devlet aklı olan bir millet olduklarına işaret ederek, “Hadiselere bakarken başkaları gibi sadece 50-100 yıllık birikimle değil, binlerce yıllık köklü tecrübenin merceğinden bakıyoruz. Planlarımızı buna göre şekillendiriyoruz. Hazırlıklarımızı buna göre yapıyoruz. Hamlelerimizi buna göre tayin ediyoruz. Bizim çizgimiz, karakterimiz bellidir. Biz başına vurunca ekmeği alınan bir ülke değiliz. Tarihimizin hiçbir döneminde de böyle olmadık. Ne başkalarının hakkına el uzatırız ne birilerine hakkımızı yediririz. Kardeşlerimizi de en zor günlerinde yalnız ve çaresiz bırakmayız. Uluslararası hukuk çerçevesinde Libya’da bunu yaptık. 30 yıllık işgalin ardından Karabağ’da bunu yaptık. Suriye’den topraklarımıza saldırı olduğunda bunu yaptık. Irak’taki bölücü terör yuvalarına karşı bunu yaptık. Hakkımıza sahip çıktık. Kardeşlerimize sahip çıktık. Bekamıza sahip çıktık. Tehditler karşısında ülkemizin ve milletimizin güvenliğini garantiye aldık. Gerilimi körükleyen değil, bölgesinde ve ötesinde barışı istikrarlı sükuneti savunan taraf olduk” diye konuştu.
]]>TARIM ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen sahipsiz sokak hayvanlarına ilişkin düzenlemeye, “Bu bir ‘katliam’ yasası değildir, bu bir ‘sahiplendirme’ yasasıdır. Lütfen bu açıdan bakılsın” dedi.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, katıldığı televizyon programında sokak hayvanları düzenlemesine ilişkin konuştu. Yumaklı, bu yasadan önce birçok nahoş olay olduğunu söyleyerek, “Bu sorun hayvanların sahipsiz olma sorunudur; başıboşluluk. Çünkü eğer bir sahip yoksa sorumlu da yok. Dolayısıyla gittikçe büyüyen, çözüm mümkün olmayan bir süreç başlamış oldu. Biz evvel emirde sokaklarda sahipsiz hayvan, sahipsiz köpek olmamasına dönük bir çalışma başlatmış olduk. Süreç içerisinde çok doğru bilinen yanlışlar oldu. Aslında hiç olmayan veya gündeme getirilmeyen konular sanki varmış gibi söylendi. Hatta o kadar ileri gidildi ki, ‘katliam yasası geldi’ dendi. Çünkü böyle bir şey değil. Sokaklarda sahipsiz başıboş köpeklerin insanlara saldırması ya da sosyal alanları bir anlamda işgal etmesi normal midir? Buna taraflı-tarafsız herkes ‘hayır’ diyor. ‘Katliam yasası’ diyerek toplumun algısını gerçeklerden başka yere doğru yönlendirmek isteyenlere bir daha kanunu okumalarını tavsiye ediyorum. Sokaklarda sahipsiz hayvan olmaz, sosyal hayatı etkileyecek bu tür hususları engellemek için barınakları oluşturmanız lazım, kısırlaştırmalar yapmanız lazım, sahiplendirme kampanyaları yapmanız lazım, bütün bunlardan sonra yine hala başıboş hayvan varsa, belediyeler, yerel yönetimler bunları barınaklarda kendileri sahiplenmiş olarak hayatlarını idame ettirmelerine, devam ettirmelerine ortam hazırlamaları gerekiyor. Dolayısıyla şunu söylüyoruz; bu bir ‘katliam’ yasası değildir, bu bir ‘sahiplendirme’ yasasıdır. Lütfen bu açıdan bakılsın” dedi.
Yumaklı, önceki dönemde uygulamanın hayvanları yakalayıp, kısırlaştırdıktan sonra alınan yere bırakma şeklinde olduğunu; ancak bunun yapılmadığını söyleyerek, “Sorunu çözecek düzeyde kısırlaştırma ve rehabilitasyon süreçleri olmadı. Bir süre sonra da kendi haline bırakıldı zaten. Kendi haline bırakıldığından itibaren de hepimizi rahatsız eden ve hatta küçük çocuklardan başlayarak sokakta normal yürünmesini bile engelleyecek hususlar ortaya çıkmış oldu” ifadelerini kullandı.
‘TOPLUMSAL MUTABAKATIN OLUŞTUĞUNU HERKES GÖRDÜ’
Yumaklı, belediyeler CHP’ye geçtikten sonra özellikle bu düzenlemenin yapıldığı iddialarına ilişkin, “Yasada parti ayrımı mı var? Sorumluluklarla ilgili ‘şu parti, bu parti’ diye doğrudan ya da dolaylı bir ayrım mı yapılmış? Burada mevcut hali hazırda sorun teşkil eden hususların ortadan kaldırılması söz konusu idi. Hem çalışma böyleydi, hem meclis sürecindeki kanunlaşma sürecindeki gidişat da bu şekilde oldu. Zaten şu anda çıkmış olan yasa bu problemin çözümü için en uygun halidir. Burada aslında toplumsal mutabakatın oluştuğunu herkes gördü. Hakikaten maalesef böyle sessiz çoğunluk çok dar bir çevrenin tabiri caizse baskısına maruz kaldı; ama şu anda bu sorun çözülmüş oldu” diye konuştu.
‘SÜRATLİ BİR ŞEKİLDE YAPMAK ZORUNDALAR’
Kanununun, Resmi Gazete’de yayımlandığı andan itibaren yürürlüğe gireceğini belirten Bakan Yumaklı, “Belediyeler bununla ilgili bütün tedbirlerini o yürürlüğe giriş tarihinden itibaren almak durumundalar. Burada hali hazırda mevcutta barınakları olan belediyeler var. Olmayanlar da süratli bir şekilde bunun yapımına girmek zorundalar. 2028’e kadar bir mühlet diye bir şey yok. Zaten kanundaki şuydu; öncesinde de vardı, hali hazırda da devam eden bir husus bu. Belediyeler türüne göre kesinleşmiş olan bütçe gelirlerinin binde 3’ünü ya da ya da binde 5’ini ayırmak zorundalar bunlar için” dedi.
‘YAPTIRIMLARDA PARTİ AYRIMI YOK’
Bakan Yumaklı, yasayı uygulamayanlara ilişkin, “Bence en büyük yaptırım halkın vicdanıdır. Milletimiz gereğini yapar. Kanunda da yapmayanlara karşı hapis cezaları da dahil olmak üzere yaptırımlar var. Bu yaptırımlarda şu parti, bu parti ayrımı yok, yerel yönetimlerde. Kim görevini yerine getirmiyorsa buradaki yaptırımlara tabi olur. Biz bu kanundan sonra ikinci mevzuatın zaten hazırlıklarını büyük oranda tamamladık. Kanunun son haline gelmesini bekliyorduk. Kanunun son haline göre kanunda yer alan hususları uygulamasını da tarifleyerek bir yönetmelik çıkartmış olacağız. Doğa Koruma Milli Parklar Genel Müdürlüğü, bu konuda görevli genel müdürlüğümüz. Dolayısıyla bütün denetim hususlarını bu genel müdürlüğümüz takip edecek. Bu kayıtlık sistemi içerisinde bununla ilgili herhangi bir şekilde bunun istismarı noktasına giderse biz bunları takip edebilmiş olacağız zaten. Yine kanunda herhangi birisinin ister barınaktan sahiplenmiş olsun, isterse hali hazırda mevcutta sahipli hayvanını sokağa bıraktığında bunun da cezai yaptırımları var. Onlar da buna maruz kalmış olacaklar” ifadelerini kullandı.
‘HAYVANA EZİYETİN ÖNÜ AÇILMIYOR’
Bakan Yumaklı, sokak hayvanları için oluşturulan barakalara ilişkin, “Yakında yayımlayacağımız ikinci mevzuatta zaten bunların standartları belirlenmiş olacak. Onun dışındakilere izin vermeyeceğiz. Bu yasa çıktıktan sonra maalesef bazı spekülasyonlar yapılmaya başlandı. İşte efendim, ‘hayvanlara daha önceden yapıldığı gibi işkence edilecek.’ Bu yasa bundan önce olduğu gibi her hangi bir hayvana eziyet etmeyi, işkence yapmayı ya da insanlık dışı bir faaliyette bulunmayı gerektirecek bir şeyi haklı kılmıyor ya da bunun önünü açmıyor. Dolayısıyla orada mevcut halinde bunun yaptırımları neyse hiçbir eksilme olmadan aynısı devam edecek” dedi.
]]>TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen sahipsiz sokak hayvanlarına ilişkin, ‘Hayvanları Koruma Kanunu’nda Değişlik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanmasının ardından yürürlüğe girecek.
TBMM Genel Kurulu’nda, sahipsiz sokak hayvanlarına yönelik düzenlemeler içeren 17 maddelik, ‘Hayvanları Koruma Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ kabul edildi. TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu’nda 3 gün, Genel Kurul’da ise 2 gün süren görüşmelerin ardından kabul edilen kanun, Cumhurbaşkanlığına gönderildi. Kanun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla birlikte Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girecek. Resmi Gazete’de yayımlanmasının ardından kanunun iptali için Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için 60 günlük süre bulunuyor. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, yaptığı açıklamada, kanunu Anayasa Mahkemesi’ne götüreceklerini söyleyerek, “En kısa zamanda yürütmeyi durdurma talebiyle bunu yapacağız” dedi.
KOMİSYONDA İKİ MADDE DEĞİŞTİ
Teklifin komisyon toplantılarında 4’üncü ve 5’inci maddelerinde değişiklik yapıldı. 4’üncü maddede yapılan değişiklikle, sokak hayvanları arasındaki ayrım netleşti. Buna göre, sokaktan toplanarak rehabilitasyon işlemleri gerçekleştirilecek olan kedilerin doğal hayata salıverilmesi öngörülürken köpekler ise sahiplendirinceye kadar bakımevlerinde kalacak. 5’inci maddedeki değişiklikle bakımevlerinde toplanacak köpeklerden insan ve hayvanların sağlığı için tehlikeli olan, olumsuz davranışları kontrol edilemeyen, bulaşıcı veya tedavi edilemeyen hastalığı bulunan ya da sahiplenilmesi yasak olan hayvanlara yapılması planlanan, ‘Ötenazi’ ibaresi kanundan çıkarıldı. Bunun yerine, ‘Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’nun 9’ncu maddesinde yer alan madde getirilerek, ‘Hayvanlara ötenazi yapmak yasaktır. Ancak, hayvanlara acı ve ıstırap çektiren veya iyileşme durumu bulunmayan hastalık durumlarında, akut bulaşıcı bir hayvan hastalığının önlenmesi ya da eradikasyonu amacıyla veya insan sağlığı için risk oluşturan durumlarda, davranışları insan ve hayvanların hayatı ve sağlığı için tehlike teşkil eden ve olumsuz davranışları kontrol edilemeyen durumlarda veteriner hekim tarafından ötenazi yapılmasına karar verilebilir. Ötenazi işlemi veteriner hekim tarafından veya veteriner hekim gözetiminde yapılır’ hükümleri eklendi.
BÜTÇE ÜZERİNDEKİ HARCAMANIN YÜZDE 40’I BAKANLIKTAN
Kanun ile birlikte büyükşehir belediyeleri, il belediyeleri ve nüfusu 25 bini aşan belediyelere, sahipsiz veya güçten düşmüş ya da tehlike arz eden hayvanların korunması ve sahiplendirilinceye kadar bakımının yapılması ile rehabilitasyonu sağlamak için hayvan bakımevleri kurmalarına 31 Aralık 2028’e kadar süre tanınacak. Bununla birlikte belediyeler en son bütçe gelirlerinin binde 5’i, büyükşehirler ise binde 3’ü kadar kaynak ayırmakla yükümlü olacak. Genel Kurul’da kanunun 14’üncü maddesinde değişiklik yapıldı. Değişikliğe göre, belediyeler kanun ile ayrılan bütçelerin üstünde yaptığı harcamaların yüzde 40’lık dilimini Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan ödenek olarak alabilecek. Kanun ile belirtilen kaynağı ayırmayan, sahipsiz hayvanları toplamayan, bakımevleri kurmayan belediye başkanı ve yetkililerine 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası verilecek. Ayrıca sahip olduğu hayvanı sokağa bırakması durumunda aldığı 2 bin liralık ceza 60 bin liraya kadar çıkarılacak.
]]>AK Parti Kayseri Milletvekili Dr. Murat Cahid Cıngı, TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Toplantıda Kayseri turizmini ve şehrin turistik zenginliklerini paylaşan Cıngı, herkesi Kayseri’yi görmeye ve keşfetmeye davet etti. Cıngı; “Bugün, Türkiye’nin tarihi ve kültürel merkezlerinden, Selçuklu İmparatorluğunun Konya ve Sivas’la birlikte en önemli merkezlerinden, yerleşim tarihi M.Ö.4000’lere ulaşan ve o dönemin global ticaretinde söz sahibi Kayseri’nin turizm özelliklerinden bahsetmek ve bu vesileyle içerisinde bulunduğumuz yaz tatilinde tüm vatandaşlarımızı şehrimize davet etmek istiyorum. Zira son dönemde Kayseri, ticaret ve sanayi şehri olmasının yanı sıra tabii zenginlikleri, tarihi ve kültürel mirasıyla da adeta ülkemizin açık hava müzelerinden biri haline gelmiştir. Neredeyse her ilçesinde tabii ve tarihi güzellikler barındıran şehrimiz, 6000 yıllık tarihi ile geçmişe ışık tutarken, tabii güzellikleri ile de kıymetli ziyaretçilerimize eşsiz güzellikler sunmaktadır. Öncelikle, Kayseri turizminden bahsederken artık global bir turizm destinasyonu olan Erciyes Dağı’dan söz etmeden geçmek mümkün değildir. Kayseri’nin simgesi ve önemli bir marka değeri haline gelmiş olan Erciyes Dağı; Kayseri Büyükşehir Belediyemizin 2005 yılından itibaren uyguladığı bir Master Plan yatırımları sayesinde global standartlarda bir merkez haline gelmiştir. 19 adet teleferik, gondol, tbar-41 ad farklı zorluk derecelerine sahip kayak pisti- kış sezonunu uzatan suni karlama sistemleri-konaklama ve yeme içme alanlarıyla Erciyes farklı ülkelerden charter seferlerle gelen on binlerce yabancı turisti kışın misafir etmektedir. Şehir merkezine 15 dakika, uluslararası Kayseri havalimanına 20 dakika mesafede ve otoban standartlarında 4 şerit ulaşım imkanıyla şehir merkezine bağlanmaktadır. Türkiye’nin ilk Dünya Kupaları, Avrupa Kupaları, geçtiğimiz kış yapılan Dünya Kar Motosikleti Şampiyonası. Her ne kadar Erciyes bir kış turizm merkezi olarak bilinse de yazın yapılan çadır kampları, karavan kamp alanları, doğa yürüyüşleri, zirve tırmanışları, bisiklet yarışları, motosiklet festivalleri gibi faaliyetlerle hizmet vermektedir. Burada üzerinde en yoğun durulması gereken nokta yine Büyükşehir Belediyemizin yatırımlarıyla hayata geçen Türkiye’nin en gelişmiş Yüksek İrtifa Spor Kompleksi olarak karşımıza çıkmaktadır. Erciyes’te 1820 metre yükseklikte hizmet sunan bu Komplekste: 8 adet futbol sahası, 2800 m2 olimpik yüzme havuzu, Basketbol, voleybol, hentbol sporları için kullanılacak kapalı spor salonu, Uluslararası standartlarda her türlü imkanın bulunduğu atletizm pisti, Uluslararası bisiklet takımlarının antrenman yaptığı ideal bisiklet yolları bulunmaktadır. Erciyes Yüksek İrtifa Spor Merkezi istisnasız bütün sportif branşlara antrenman imkanı sunan ve bütün teknolojik ve sportif ihtiyaçların karşılandığı, konaklama merkezlerinin hemen yakınında ve her türlü altyapıya sahip olup bütün ferdi ve takım sporcuları için ideal şartlar sunmaktadır. Bu vesileyle bütün takımları Erciyes’e beklediğimizi bir kez daha vurgulamak istiyorum” ifadelerini kullandı.
“Kayseri şehir merkezinde indiğimizde de tarih öncesi dönemden Hitit ve Asurlara varıncaya kadar, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı’yı da içine alan binlerce yıllık dönemlerden kalma muhteşem eserler, camiler, medreseler, kiliseler, kaleler, kümbetler, ziyaretçilerin yoğun ilgisini çekmektedir” diyen Cıngı; “Bu dönemlere ait paha biçilemez eserler de çeşitli müzelerde ziyaretçilerle buluşmaktadır. Şehrin kalbinde bulunan Tarihi Kayseri Kalesi, Hunat Hatun Külliyesi, hastaların müzikle tedavi edildiği Dünyanın ilk tıp fakültelerinden Gevher Nesibe Tıp Tarihi Müzesi bu şehirde tarih boyunca yaşamış medeniyetlerin izlerini en güzel şekilde gözler önüne sermektedir. Yine Hz. Mevlana’nın hocası Seyyid Burhaneddin türbesi de dini turizmin en bariz örneklerinden birisini teşkil etmektedir. Türk tarihinin en büyük mimarı, 132 cami, 55 medrese, 17 türbe, 17 imarethane, 3 hastane, 5 su yolu, 8 köprü, 20 kervansaray, 36 saray, 8 mahzen ve 48 de hamam olmak üzere toplam 375 eser bırakan, ayrıca, Edirne’de inşa ettiği Selimiye Camii Dünya Kültür Mirası listesinde olan ve eserleriyle dünyaya örnek olmuş Mimar Sinan hemşehrimiz olup 21 yaşına kadar yaşadığı Ağırnas köyü Kayseri merkezine 15 dakikalık bir mesafede bulunmaktadır. 1490 yılındaki doğumundan itibaren 1511 yılına kadar yaşadığı Mimar Sinan Evi her yıl binlerce turist tarafından ziyaret edilmektedir. Mimar Sinan Evine gitmişken bölgede bulunan ve Gesi Bağları türküsüyle milletimize mal olmuş muhteşem Gesi’yi, bölgedeki tarihi mahalleleri ve belki de ülkemizde başka bir örneği bulunmayan Koramaz Vadisini anmadan geçmek mümkün değildir. Şehir merkezimizdeki Talas ilçemiz adeta bir açık hava müzesi olup yüz yıllardır ayakta duran sivil mimarisi ile yıllara meydan okumaktadır. Talas’ı eteklerinde barındıran Ali Dağı ise profesyonel Yamaç Paraşütü için ülkemizin en önemli merkezlerinden birisi olup T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından NOTAM yayınlanan hava sahası ile maceraperestler ve ekstrem sporcular için vaz geçilmez bir parkur haline gelmiştir. Asurlulara dayanan tarihi ile belki de Dünya’da başka bir örneği olmayan Kültepe Kaniş Karum Ören Yeri, içerisinde barındırdığı eserler ile Türkiye’nin göz bebeği haline gelmektedir. Aralarında, 4 bin yıl önce Anadolu’da yapılan ilk yazılı ticari anlaşmanın yazıldığı, faturalar, borç senetleri gibi tarihe ışık tutan 24.000 adet tablet de bulunan birçok eser bu alandan çıkarılmıştır. 76 yıldır kazısı devam eden Kültepe Kaniş Karum’dan çıkan tabletler ve yüzlerce çeşit eserler için Büyükşehir Belediyemiz tarafından hazırlanan muhteşem kaya oyma müze çok yakında hizmete girecek olup turistler ve araştırmacılar için emsalsiz bir ortam sunacaktır. Yine kazıların yapıldığı alanda hizmete başlayacak Asurlu Tüccarlar Mahallesi de ziyaretçileri canlandırma yoluyla, adeta bir zaman tüneline girmiş gibi, 4 bin yıl öncesine götürecektir. Kapadokya Bölgesinin Kayseri sınırları içerisinde bulunan Yeşilhisar ilçemizdeki Soğanlı Mahallesi, volkanik Kapadokya bölgesinin güneyinde, Soandos adıyla bilinmekte olup Göreme Milli Parkı ile birlikte 1985 yılında 357 sıra no ile UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alınmıştır. Bölgede bulunan freskleriyle meşhur Tahtalı Kilise, Yılanlı Kilise gibi mabetler Kayseri Valiliğimiz ve Büyükşehir Belediyemiz iş birliği ile restore edilmiş, meydan düzenlemeleri yapılmış, turistler için yürüyüş yolları oluşturulmuş, gece ışıklandırması ile Soğanlı harika bir görüntüye kavuşmuştur. Tepeden emsalsiz bir Kapadokya manzarası sunan Soğanlı, her gün havalanan 20 balonla ve dizi filmlerin çekildiği setleriyle son yıllarda turistlerin en gözde mekanlarından birisi haline gelmiştir” diye konuştu.
Erdemli Vadisi’nin güzelliklerinden bahseden Murat Cahid Cıngı; “Yine Kapadokya sınırları içerisinde bulunan ve Roma Döneminden itibaren yerleşim alanı olarak kullanılan Erdemli Vadisinde de kaya kiliseler, manastırlar, mağaralar ve güvercinlikler bulunmaktadır. Aynı bölgede Güzelöz Mahallesinde bulunan Aziz George Kilisesi de özellikle yabancı turistler tarafından yoğun ziyaret edilen bir çekim noktasıdır. Yine Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından mülkiyeti edinilmiş olup restorasyon projeleri hazırlanmış bulunmaktadır. Özellikle hıristiyan aleminde çok önemli bir dini figür olan Aziz George Londra ve Moskova’nın koruyucu azizi olup at üstünde mızrağıyla ejderha ile savaşırken tasvir edilen figürü oldukça yaygındır. Aziz Georg’un başta Latin Amerika olmak üzere tüm dünyada yaklaşık 1 Milyar müntesibi bulunduğu ve yaşamış olduğu bölgede Brezilyalıların dizi film ve belgeseller çektikleri dikkate alınırsa restorasyon sonrası daha da şöhret bulacak bu bölgenin Türk turizmine yapacağı katkı daha da iyi anlaşılacaktır. Yeryüzündeki cennet olarak nitelendirilen, elmasıyla, kirazıyla, tabi güzellikleriyle ve insanıyla meşhur Yahyalı ilçemizde bulunan, yaz aylarının başı itibariyle kar sularının erimesiyle çağlayan, Dünyanın en yüksekten akan 3. şelalesi Kapuzbaşı Takım Şelaleleri, Yeşilköy Şelalesi ve Derebağ Şelalesi ziyaretçilerine muhteşem bir görsel şölen sunmaktadır. Ayrıca Develi, Yahyalı ve Yeşilhisar üçgeninde bulunan Sultan Sazlığı Kuş Cenneti, 301 kuş türüne ev sahipliği yapmakla beraber, ortamı ve görüntüsü ile kartpostallık fotoğraflar oluşturmaktadır. Yerli yabancı fotografçılar ve zooloji belgesellerinin vazgeçilmezi olan Sultan Sazlığının hemen civarındaki Hürmetçi köyünde ise sayıları 200’ü bulan yılkı atının şovu seyredilmekte ve ömür boyu hatırlanacak anlar yaşanmaktadır. Çağın önemli ticaret güzergahlarından İpek Yolu üzerindeki kavşakta yer alan İncesu ilçemizde dönemin Sadrazamı Merzifonlu Kara Mustafa Paşa tarafından 1670 yılında yaptırılan ve kervansaray, arasta, cami, medrese, tabhane ve hamam ile birlikte külliyeyi meydana getiren muhteşem eser hala dimdik ayakta durmakta ve turizme hizmet etmektedir. Faruk Nafiz Çamlıbel’in Kayseri Lisesi’nde 25 yaşında bir Edebiyat muallimi olarak görev yaptığı 1922 yılında kaleme aldığı meşhur Han Duvarları şiirinin bir kısmı Kara Mustafa Paşa Hanında yazılmıştır. Şiirde Anadolu sevgisi; Vatana hizmet duygusu; Ayrılık, gurbet ve yalnızlık duygusu; Boşluk, yokluk ve ölüm duygularını işlediği ve Ulukışla’dan Kayseri’ye giderken üç gün boyunca bir yaylı at arabasından gördüğü ve çok etkilendiği Anadolu manzarası Han Duvarları şiirini ölümsüz kılmıştır. Yine merkeze yakın bir konumda bulunan İncesu Marina, zıpline deneyimi ile ziyaretçilerine atraksiyon dolu dakikalar garantisi verirken geçtiğimiz yıl restorasyonu yapılan 1700’lerde inşa edilmiş Aziz Eustathios Kilisesi ilçenin önemli turizm eserlerinden birisini oluşturmaktadır. Burada sadece birkaçını zikrettiğimiz Kayseri ziyaretçilere emsalsiz hisler yaşatmakta, tarih ve kültürle beraber muhteşem mutfağıyla gastronomi turizminin de en güzel örneklerini sunmaktadır. Özellikle mantı, sucuk ve pastırma Kayseri denilince akla gelen ilk lezzetlerdir. Bunların yanı sıra yağlama, katmer, kete, yağ mantısı, piro mantısı, Develi Cıvıklısı da hayattayken yenilmesi gereken ilk 10 listesinde bulunmaktadır. Bütün bunlara Kayseri halkının, sıcak kanlılığı ve misafirperverliğini de eklediğimizde Kayseri kışın farklı yazın farklı sunduğu imkanlarla tüm vatandaşlarımızın en az 1 haftasını geçirmesi elzemdir. Bu vesileyle sizlerin kanalıyla tüm milletimize sesleniyor ve sizin vasıtanızla herkesi bu güzel şehri görmeye, tanımaya ve bu eşsiz deneyimi yaşamaya davet ediyorum” şeklinde konuştu. – KAYSERİ
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Bingöl Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Erdal Çelik atandı. Bugün Prof. Dr. İbrahim Çapak’tan görevi devralan Prof. Dr. Çelik, yapılacak çalışmalar hakkında da bilgi verdi. Üniversitenin senato salonunda gerçekleşen devir teslim programında konuşan Prof. Dr. İbrahim Çapak da, yeni rektöre görevinde başarılar diledi.
Eski rektör Çapak, “Üniversitemiz hamdolsun bölgesel kalkınma, üniversiteler arasında en iyi üniversite. Fiziki olarak da altyapı olarak da çok belli bir noktaya geldi. Birçok yeni program açıldı, fakülteler açıldı. Ondan sonra binalar yapıldı, fiziki alanlar genişletildi 15 Temmuz darbe girişimi ve depreme rağmen çok güzel şeyler nasip oldu. Bunları hep birlikte el ele vererek başardık. Üniversitemizi belli bir noktaya taşımış olduk. Bundan sonraki süreçte de inşallah hocamızla birlikte biz burada olmasak da dışardan dua ederek, fiili kavli elimizden gelen desteği vererek, siz buralarda hocamızı en iyi şekilde destekleyerek, hep birlikte el ele vererek üniversitemizi yine en iyi noktaya taşımaya çalışacağız” dedi.
Ardından söz alan Bingöl Üniversitesi’nin yeni rektörü Prof. Dr. Erdal Çelik, güçlü bir yönetim düşündüğünü söyledi. Prof. Dr. Çelik, “Sizlerle birlikte inşallah güzel şeyler yapmaya çalışacağız. Dün akşam Cevdet Bey ile nedir gelmeden önce tavsiyelerim olur mu diye kendisine uğradık. Sağ olsun kabul ettiler. Ona yeni nesil üniversite vizyonumu anlattım. Hakikaten etkilendi. Kısaca ondan da bahsedeyim sizlere. Bizim burada. Burada benim özellikle üzerinde durmak istediğim. Birincisi etkin yönetim biçimi, güçlü rektör yardımcıları, güçlü dekanlar. Güçlü bölüm başkanları. Dolayısıyla bu şekilde hareket etmeyi düşünüyoruz ve buna bağlı olarak denk bütçe benim için önemli olacak. Bunu da özellikle sistemin içerisine entegre etmeye çalışacağım. Üçüncüsü Varlık yönetim Sistemi. Hakikaten üniversitemizde ne var ne yok bunları bir mercek altına alacağız. Bunlar aktif bir şekilde çalışıyor mu çalışmıyor mu? Bunların üzerinde yoğunlaşmaya hedefliyoruz. Bu çok önemli. Neyin nerede olduğunu da bilmemiz gerekiyor” diye konuştu.
“Doğu Anadolu Türkiye’nin ‘Silikon Vadisi’ olabilir mi”
Rektör Çelik, sözlerini şu şekilde tamamladı:
“Burada risk analizleri yapacağız, birlikte performans analizleri yapacağız. Yani enerjiden tutun da üniversitenin kullandığı mekanlara kadar, insan kaynaklarına kadar bunları aktif etmek gerekiyor. Ben yönetime bir doktora tezi gibi bakıyorum. İstatistiki modeller oluşturacağız ve buna bağlı olarak da nerede aksayan neler varsa bunları sistem içerisine dahil edip çözmeye çalışacağız. Çılgın projelerimiz olacak. Özellikle Doğu Anadolu Türkiye’nin Silikon Vadisi olabilir mi? Bu konuda çalışmalar hedefliyoruz. Yeni enerji kombine enerji sistemleri, enerji merkezimiz var bildiğimiz kadarıyla. Burada tek boyutlu gitmeyeceğiz güneşten. Güneş enerjisini işin içerisine sokacağız. Yine biyokütle işin içerisine sokacağız. Piezoelektrik malzemelere mesela insanların geçtiği yerlere veyahut buna benzer yerlere koymak suretiyle oradan enerji alması. Yine termo enerjiler gerekirse nükleer çanta yani şu kadarcık veya cep telefonumuz bir enerji santrali olabilir. Bunlar üzerinde yapacağız. Bunları da yaparken hakikaten hem özellikle şehrimiz içerisinde veyahut şehir dışında özellikle Ankara ve İstanbul’daki, İzmir’deki firmalara aktarmaya çalışacağız. Diğer yandan yapay zeka hakikaten dijitalleşmeye geçecek. Üniversitenin de asıl ve pilot ülkesi pilot üniversite seçildiği için burada yapay zekayı sistemin içerisine koyacağız.” – BİNGÖL
]]>İsrail, saldırıdan Lübnan merkezli Hizbullah’ı sorumlu tuttu, Hizbullah suçlamaları reddetti.
Saldırıda ne oldu?
27 Temmuz Cumartesi akşamı, Mecdel Şems kasabasındaki futbol sahasına bir roket düştü. Azınlık Dürzi topluluğundan 12 çocuk ve genç öldürüldü.
Bu, İsrail-Hizbullah geriliminin tırmanmaya başladığı Ekim 2023’ten bu yana İsrail-Lübnan sınırında ya da yakınında meydana gelen en ölümcül saldırı oldu.
Çocuk ve gençlerin ölmesi, İsrail ve dünya çapında infiale yol açtı.
İsrail, Hizbullah’ın saldırıyı Lübnan içinden atılan İran yapımı bir roketle düzenlediğini söylüyor. ABD de Hizbullah’ı suçluyor.
Hizbullah ise kesin bir dille saldırının arkasında olmadığını söyledi.
Hizbullah nedir?
Hizbullah Lübnan merkezli, İran destekli Şii İslamcı bir siyasi parti ve silahlı örgüt.
İki yüz bine yakın füze, roket ve taarruz İHA’sına sahip silahlı kanadı, bölgedeki en büyük askeri güçlerden biri.
Hizbullah, kendisinden çok daha zayıf olan Lübnan ordusundan ayrı faaliyet yürütüyor.
Grup, ayrıca Lübnan hükümeti üzerinde siyasi nüfuza da sahip.
Hizbullah ve destekçileri, İsrail’in Lübnan topraklarını işgal ettiğini savunuyor ve kendisini İsrail’e karşı meşru bir direniş hareketi olarak tanımlıyor.
Batı ülkeleri, İsrail, körfez ülkeleri ve Arap Birliği tarafından terör örgütü olarak kabul edilen Hizbullah, Hamas ve Filistinlileri destekliyor ve İsrail devletinin var olmaması gerektiğini savunuyor.
Golan Tepeleri nedir, İsrail neden orada?
Golan Tepeleri, Suriye’nin güneybatısından İsrail’in kuzeydoğusuna uzanan kayalık bir bölge.
İsrail, Suriye’ye ait Golan Tepeleri’nin 1200 kilometrekarelik kısmını 1967’deki 6 Gün Savaşı olarak da bilinen Arap-İsrail Savaşı sırasında işgal etti. Bu savaşta Suriye, Golan Tepeleri üzerinden İsrail’e saldırmıştı.
İsrail bölgeyi 1981’de ilhak etti, ancak bu hamle uluslararası kamuoyunun büyük kısmı tarafından resmen tanınmadı.
Trump yönetimi 2019’da yıllardır süregelen ABD politikasından vazgeçti ve Golan Tepeleri’nin ilhakını resmen tanıdı.
Suriye, bu toprakların kendisine ait olduğunu ve geri alacağını söylüyor. Bölgeden çekilmemek konusunda kararlı olan İsrail ise, kayalık alanın ülke savunması için kilit öneme sahip olduğu görüşünde.
Golan Tepeleri’nde yaklaşık 20 bin Yahudi yerleşimci de yaşıyor. Bölgede aynı zamanda İsrail’e ait askeri üsler ve gözetleme noktaları var.
Bölgedeki İsrail yerleşimleri uluslararası hukuk nezdinde yasa dışı kabul ediliyor.
Dürziler kimdir?
Dürziler Lübnan, İsrail, Ürdün ve Suriye’de yaşayan, Arapça konuşan bir etnik ve dini topluluk.
Topluluğun bir kısmı, yüzyıllardır Golan Tepeleri’nde yaşıyor.
İsrail, Golan Tepeleri’nde yaşayan herkese vatandaşlık alma hakkı tanıyor, ama bölge sakinlerinin çoğu Suriye vatandaşlığında kalmayı tercih ediyor.
Mecdel Şems, Golan Tepeleri’nde Dürzilerin çoğunlukta olduğu dört kasabanın en büyüğü.
Günümüzde Golan Tepeleri’nde yaşayan yaklaşık 21 bin Dürziden neredeyse yüzde 20’si İsrail vatandaşlığına geçti. Suriye vatandaşlığı olanların İsrail’de oturma izni var ve oy verme hakkı dışında İsrail vatandaşlarıyla neredeyse aynı hak ve ayrıcalıklara sahipler.
Golan Tepeleri dışında yaşayan ve İsrail vatandaşı olan yaklaşık 100 bin Dürzi var. Dürziler, zorunlu askerlik hizmeti kapsamında İsrail ordusunda görev alan en büyük Yahudi olmayan topluluk.
Dünya çapında bir milyona yakın Dürzi olduğu tahmin ediliyor. Dürzilik, İslam dininin Şii mezhebinin bir kolu olan İsmaililik’e dayanıyor. Ancak Dürzilerin kendi ibadet ve gelenekleri olan ayrı bir inanç sistemi var.
Hizbullah neden Golan Tepeleri’ni hedef almış olabilir?
Hizbullah, Hamas’ın İsrail’e yönelik 7 Ekim 2023 saldırılarının ertesi günü İsrail’deki hedefleri vurdu. Grup, Filistinliler ile dayanışma içinde hareket ettiğini söylüyor.
O zamandan beri taraflar düzenli olarak çatışıyor. Bu süreçte İsrail-Lübnan sınırının iki tarafında da binlerce kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı.
İsrail güvenlik yetkilileri, Golan Tepeleri’ndeki futbol sahasına düşen roketin, bölgede birkaç noktayı hedef alan bir bombardımanın parçası olduğunu söyledi.
Bu bombardıman, İsrail’in Lübnan’ın güneyinde düzenlediği bir saldırıda dört Hizbullah militanının ölmesinin ardından gerçekleşti.
Ekim’den bu yana Hizbullah’ın düzenlediği saldırıların büyük kısmı, İsrail’in kuzeyini hedef aldı. Golan Tepeleri, çok sık hedef alınmıyor.
Ama Hizbullah, Mecdel Şems yakınındaki Şeba Çiftlikleri/Dov Dağı olarak bilinen bölgedeki İsrail mevkilerini defalarca vurdu.
Yorumculara göre, eğer saldırıyı Hizbullah düzenlemişse, İsrail işgali altındaki bir bölgeye saldırmasının uluslararası kamuoyu tarafından büyük bir tepki çekmeyeceğini, bu sayede Gazze’deki savaş sürerken İsrail hükümeti ve ordusu üzerindeki baskıyı artırabileceğini hesaplamış olabilir.
Bunların Hamas ve Gazze’deki savaşla ne ilgisi var?
Hizbullah, 7 Ekim’de İsrail’e düzenlediği saldırılarda 1200 kişiyi öldüren ve 251 kişiyi rehin alan Hamas’ı destekliyor.
Grup, 7 Ekim saldırılarının ertesi günü İsrail’e karşı kısıtlı bir ikinci cephe açtı.
Hem Hamas hem de Hizbullah İran tarafından destekleniyor. İki grup da İran’ın “direniş ekseni” adını verdiği, Orta Doğu’da benzer görüşteki İran destekli grupların bir araya geldiği ittifakın parçası. Bu ittifak, bölgede İsrail ve İsrail’in kilit müttefiki ABD’ye karşı faaliyetler yürütüyor.
Hizbullah direkt olarak Gazze’deki savaşa müdahil değil. Ancak İsrail ve Hamas arasında ateşkes ilan edilene kadar İsrail’e yönelik saldırılarını sürdüreceğini söylüyor.
Hamas kontrolündeki Gazze Sağlık Bakanlığı’na göre İsrail’in askeri operasyonlarında Ekim’den bu yana 39 binden fazla Filistinli öldürüldü.
İlgili haberler
]]>Seçer, bir sivil toplum örgütünün düzenlediği etkinlikte iş insanlarıyla bir araya geldi. Mersin’in bir Anadolu kenti olduğunu ve Türkiye’nin her şehrinden vatandaşın bu kentte yaşadığını söyleyen Seçer, “Mersin aslında bir Anadolu; sosyolojisiyle, demografisiyle, kültürüyle, etnik yapılarıyla, inanç gruplarıyla bir Anadolu. Burası bir mozaik. Belki de Mersin’e bu derece bereketi, zenginliği, sinerjiyi ve enerjiyi katan da bu olsa gerek. Herkesin ‘Mersinliyim’ deme kültürüne erişmesini dilerim. Ancak Mersin’i o zaman büyütebiliyoruz ve güçlendirebiliyoruz” dedi.
“Mersin Büyükşehir Belediyesi SGK borcunu aşar”
Konuşmasında, belediyenin SGK borçlarına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Seçer, şöyle devam etti: “Ben kendi belediyem adına söyleyeyim; biz bunu aşarız. Keşke bunu yapmasalardı ama bunu aşamayacak belediyelerin de olduğunu görüyorum. Bizim için, Mersin Büyükşehir Belediyesi için dünyanın sonu değil.”
Mersin için SGK borcunu ödemenin büyük bir yük olmadığını vurgulayan ve Mersin’in SGK’ya olan borçlarını faiziyle ödediğini söyleyen Seçer, “Biz bankalara borçlanamıyoruz, cari harcamalarımızı karşılayamıyoruz, büyük borçlar ödedik. Madem buradan bir finansman kaynağı bulamıyoruz, hiç olmazsa maliye vergi borçları, SGK sigorta prim borçlarında yasal olarak kullanacağımız hakları kullanalım. Tamamen borçların birikmesinin temel sebeplerinden bir tanesi budur. Bu borçların da bedeli faiz olarak zaten ilgili kuruma ödenmiştir, ödenecektir. Devam edenler ödeniyordur, yani keyfimizden borçlanmadık” şeklinde konuştu.
“Mersin Büyükşehir Belediyesi borçları sorun edecek bir durumda değildir”
Mersin Büyükşehir Belediyesinin borçları sorun etmeyeceğinin altını çizen Seçer, “Biz mali disiplini sağladık. Bu konuda kimsenin tereddüdü olmasın, hizmetlerimiz devam edecektir, bu bizim hizmetlerimizi aksatmaz. Benim için geçerli olan bu durum diğer belediyeler için geçerli değildir. Eleştirim o yöndedir. Umut ediyorum, alınan kararlar uygulamaya geçmeden bu yanlıştan dönülür” diye konuştu.
“Toplu taşımada devrim niteliğindeki projeleri hazır”
Mersin için büyük projelere damga vurma zamanı olduğunu ifade eden Seçer, “5 yıl önce oturup düşündüğüm, zaman harcadığım, kafa yorduğum, enerji harcadığım hizmet alanlarının çok ötesine geçtik. Çünkü oturmuş politikalarımız var. Eğitim, yoksul insanlara destek ya da tarım destekleri gibi süregiden projelerimiz var. Bu daha da artarak devam edecek” dedi.
Mersin’in toplu taşımada devrim niteliğinde olan raylı sistemler projesinde mesafe alması gerektiğini söyleyen Seçer, 13,5 kilometre uzunluğundaki yeraltı metro projesinin bu 5 yılda tamamlanacağını kaydetti.
Seçim öncesi söz verdiği gibi sosyal konut projesi için de hız kesmeden çalıştıklarını belirten Seçer, “Bu konuda hummalı bir çalışma yürütüyoruz. Orta alt, alt gelir grupları için konut yapımını mutlaka gerçekleştireceğiz ve bu 5 yıllık süreçte de önemli bir miktarda sosyal konut yapacağız” diye konuştu.
“Metroyu başlatmak bir cesaret işidir”
Seçer, çok hızlı işler yapmak ve kaynak oluşturmak istediklerine vurgu yaparak, “Metroyu başlatmak bir cesaret işidir. Bütün bu büyük yatırımların sözünü vermek kolay işler değil. Bakın; ‘yapacağız’ diyerek konuşuyorum. Sayapark Katlı Kavşağı, Hal Katlı Kavşağı, Kuyuluk Kavşağının projelendirilip katlı kavşağa çevrilmesi, bunlar bizim programımıza alınan çalışmalar. Bu 5 yıllık süreçte ne kadar kaynak oluşturursak Mersin’e o kadar çok kalıcı eserler yaparız” ifadelerini kullandı.
Toplantı Başkan Seçer’in, vakfa katkı sağlayan üyelere paketlerini takdim etmesinin ardından sona erdi. – MERSİN
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, hafta sonunu geçirdiği baba ocağı Rize’de bir dizi programa katıldı. AK Parti Rize İl Teşkilatı ile bir araya geldiği toplantıda teşkilat mensuplarına seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin gayrisafi milli hasılanın 1 trilyon 411 milyar dolara ulaştığını dile getirdi. Söylemlerinin öncesinde merhum annesi Tenzile Erdoğan ile ilgili de bir anı anlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, annesinin çarıklarının eskimemesi için yalınayak yürüdüğü zamanlardan şimdiki günlere gelindiğini ifade ederken aile yakınlarından Nermin Çetinoğlu da merhum Tenzile Erdoğan’ın annesiyle beraber yaşadıkları o günleri anlattı.
“Aron Tepesi’ne kadar yalınayak yürüyerek giderlerdi”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yakınlarından Nermin Çetinoğlu, annesinin merhum Tenzile Erdoğan ile birlikte çarıklar yırtılmasın diye Aron Tepesi’ne kadar yalınayak yürüdüklerini ifade ederek “Cumhurbaşkanımızın annesi Tenzile hala benim annemin dayısının kızı oluyor. Annem ile Tenzile hala beraber yola çıkarlardı. Çarıklarını sepete koyarlardı. Aron Tepesine kadar yalınayak yürüyerek giderlerdi. Oradan sonra çarıklarını giyerlerdi. Oradan da Rize’ye kadar inerlerdi. Orada hamsi, tuz gibi gıdalar alarak sepetlerine koyarlardı. Tekrar gelirlerdi Aron Tepesine. Tekrardan çarıklarını çıkararak yalınayak yürümeye başlarlardı. O zaman o kadar yoksulluk vardı. Çarıklara sert olduğu için suya koyarlardı. Suya koyup yumuşatırlardı. Yumuşattıktan sonra giyerek Rize’ye inerlerdi. Rize’nin merkezi daha hareketli olur diye giyerlerdi. Merkeze yalınayak gitmezlerdi. Çarıklar tepeye gidene kadar ‘Yırtılmasın’ diye giymezlerdi. O zaman yoksulluk vardı. Merkeze bizi yalınayak görmesinler diye çarıkları giyerlerdi. Arkalarında sepetlerle giderdi. Senede bir mısırları kazardık. O zaman başka bir şey yoktu. O mısırları toplayacağız. Mısır unu yapmak için değirmene götürürdük. Ondan sonra mısır ekmeği yerdik. O zaman bolluk yoktu. Şimdi çayımız var. Her şey elimizin altında. Tenzile hala eskiden annemin yanına gelirdi. Paranın nasıl bir şey olduğunu bile bilmezdik. 15 yaşındaydım o zaman. Cebime 1 lira girmezdi. Şimdiki çocuklar eskisi gibi değil. O zaman fakirlik vardı” ifadelerini kullandı.
“Biz o zaman Tenzile halayı çok severdik”
Tenzile Erdoğan’ı o zamanlar çok sevdiklerini belirten Çetinoğlu, “Tenzile hala, çocuklarıyla beraber İstanbul’dan gelirdi. Bize gelirlerdi. Tenzile hala, oğulları Tayyip Ağabey’i, Mustafa ağabeyi getirirdi. Onlar o zaman çocuktu. Biz onlara hürmet ederdik. İstanbul’dan geldiler diye. Tenzile Halanın Güneysu’da babasından kalma bir çay arazisi vardı. Oraya giderdik. Beraber çay toplardık. Biz o zaman Tenzile halayı çok severdik. İstanbul’dan geldiklerinde annem çok hatır ederdi onlara” şeklinde konuştu.
Merhum annesi Tenzile Erdoğan’ın merkeze inmek için yalınayak yürüdüğü ile ilgili anısını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Anam Vonit sırtlarından çarşıya gelirken, tabii o zaman çarık giyiyorlar ama çarığı evde giymezlerdi. Aron Tepesi’ne gelinceye kadar yalınayak, Aron Tepesi’ne gelince orada onu suya sokar, yumuşatır yumuşatır oradan çarığını giyerek çarşıya öyle inerlerdi. Bak ne günlerden ne günlere geldik. ve Rabbim lütfetti, o anadan bizler doğduk. Mekanı cennet olsun inşallah. Şu anda gayrisafi milli hasılası 1 trilyon 411 milyara çıkmış bir Türkiye var. Biz göreve geldiğimizde böyle bir para yoktu. İhracatımız 36 milyon dolardı, ama şimdi artık iki 250’yi yakaladık. Daha iyi olacak” dedi. – RİZE
]]>2009 yılında göreve başlayan Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, göreve geldiklerinde belediyenin bütçesinin 92 milyon lira olduğunu, 200 milyon lira borçları bulunduğunu ve Maliye, Sosyal Güvenlik Kurumu, İller Bankası gibi birçok kuruma borçlu olduklarını belirtti. Göreve geldikten sonra tasarrufu temel ilke kabul ederek, iki yıl içerisinde borçlarının tamamını ödediklerini ve hiç faiz ödemediklerini vurguladı. Tahmazoğlu, belediyenin bütçesinin 92 milyon liradan 5,5 milyar liraya çıktığını ve borçlanma yapmadan bütçenin yüzde 80’ini yatırım bütçesi olarak kullandıklarını ifade etti.
“Bütçemiz 92 milyon liradan 5,5 milyara çıktı”
Göreve geldikten sonra tüm borçları kapattıklarını söyleyen Tahmazoğlu, “Göreve geldiğimizde 92 milyon bütçemiz vardı. 200 milyonda borcumuz vardı. Başta Maliye olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu, İller bankası gibi birçok yere borcumuz vardı. Biz tasarrufu temel olarak kabul ettik. 2 yıl içerisinde borcumuzun tamamını ödedik. Biz göreve geldiğimizden beri borçlanma yapmadığımız gibi 1 TL dahi faiz ödemedik. Paramızın hepsini yatırım bütçesi olarak kullanıyoruz. Bütçemiz 92 milyon liradan 5,5 milyara çıktı. Şu anda borcumuz yok, bütçemizin yüzde 80’ini yatırım bütçesi olarak kullanıyoruz” dedi.
” Türkiye’de ilkleri gerçekleştiriyoruz”
Yatırımların devasa büyüklükte olduğunu belirten Tahmazoğlu, “Türkiye’de ilkleri gerçekleştiriyoruz. Bakanlık yatırımları gibi yatırımlar yapıyoruz. Depremden sonra 2 tane tünel açtık. Türkiye’nin ikinci büyük kütüphanesini açtık. Türkiye’nin ikinci büyük camisini açtık. Yine kentsel dönüşümde 10 bin 400 evin kamulaştırılmasını ve yıkımını gerçekleştirdik. Yaklaşık 4 milyar TL bu işe para harcadık. 5 milyar TL eğitime destek verdik. 3 milyar TL spora para harcadık. 10 bin konut yapımı, bin 300 iş yeri yapımı gerçekleştirdik. Bunları da vatandaşlarımıza 10 yıl taksitle verdik. Biz yatırımları bırakmıyoruz. Bunları öz kaynaklarımızla yapıyoruz” ifadeleri kullandı.
“Belediyemizde 2 bin 100 personel çalışıyor”
Belediye bünyesinde çalışanlar ile ilgili bilgi veren Tahmazoğlu, “Belediyemizde 2 bin 100 personel çalışıyor. Bizim 940 bin kendi vatandaşımız var. Biz tüm vatandaşlarımıza 2 bin 100 kişi olarak hizmet veriyoruz. İhtiyacımız kadar personelle çalışıyoruz. Oradan artan paralarla vatandaşlarımıza daha fazla hizmet veriyoruz. Biz alacaklı bir belediyeyiz. 10 yıl taksitli konut sattık. 10 yıl taksitli iş yeri sattık. Buralardan bize gelecek paralar var. Ayrıca ben göreve geldiğimde belediyenin 15 tane kiraya verdiğimiz yer vardı. Şu anda 400’ün üzerinde kiraya verdiğimiz yer var. Göreve geldiğimizde Şahinbey’de doğru düzgün park yoktu. Biz 666 tane park yaptık. 280 tane taziye evi yaptık. Gençlik Merkezleri yaptık. Türkiye’de en çok restorasyon yapan belediyeyiz. Devlet yatırımları gibi yatırımlar yaptık. Sanayi sitesi yaptık. 3 katlı köprülü kavşak yaptık. Depremden sonra tünel yaptık. Projelerimiz artarak devam edecek” ifadelerine yer verdi.
“Şahinbey Belediyesi olarak IMF’ye 100 milyon dolar kredi verebilir”
Şahinbey Belediyesi olarak IMF’ye borç verebileceğini söyleyen Tahmazoğlu, “Bir gün Ankara’ya gittim. Cumhurbaşkanımız gurup toplantısında şöyle söyledi, ‘IMF’ye olan borcumuzu bugün bitiriyoruz. Biz IMF’ye borç vereceğiz.’ Benimde toplantıdan sonra Bakanımız Mehmet Şimşek ile görüşmem vardı. Orada Bakanımıza şöyle söyledim, ‘ Eskiden Türkiye IMF’in kapısında borç almak için bekliyordu. Şimdi siz onlara söyler misiniz Türkiye artık çok güçlü bir ülke. Şahinbey Belediyesi olarak IMF’ye 100 milyon dolar kredi verebilir’ dedim” şeklinde konuştu.
“Maşallah Tahmazoğlu kasa kese bereketli”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’la sık sık görüştüklerini aktaran Tahmazoğlu, “Cumhurbaşkanımızla sık aralıklarla görüşüyorum. Yaptığımız yatırımlardan bahsediyorum. Burada 3 katlı köprülü kavşağımızın açılışında da burayı borçsuz yaptığımızı ve tünelin yapımına başlayacağımızı söylediğimde cumhurbaşkanımız bana, ‘Maşallah Tahmazoğlu kasa kese bereketli’ dedi. Beni her zaman arayıp tebriklerini iletir” diye konuştu. – GAZİANTEP
]]>Sahipsiz hayvanlara ilişkin yürütülecek çalışmalarda, tereddüde mahal verilmemesi, kedi ve köpeklerin sahipli hayvan statüsüne alınabilmesi için Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu kapsamında Tarım ve Orman Bakanlığı veri tabanına kaydedilmesi zorunluluğu bulunduğundan “sahipli hayvan” ve “sahipsiz hayvan” kavramları açık şekilde tanımlanacak. Uygulamada tereddüde mahal verilmemesi amacıyla ve Kanun’daki “yakala-kısırlaştır-sal” metodunun kaldırılması nedeniyle hayvan bakımevi tanımında uyum değişikliği yapılacak. Hayvan bakımevinin tanımı, “Bakanlıktan izin alınmak suretiyle kurulan ve hayvanların sahiplendirilinceye kadar barındırıldığı ve rehabilite edildiği bir tesis” şeklinde değiştirilecek.
Sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların hayvan bakımevlerine toplanması ve buralarda rehabilite edilerek sahiplendirilinceye kadar bakılacak olması sebebiyle bakımevleri dışında bir hayvana bakmanın onun yasal sorumluluğunu alarak sahiplenilmesi suretiyle mümkün olabileceği ilkesi kabul edilecek. Kanun’un ilkeleri arasında yer alan “Evcil hayvanlar, türüne özgü hayat şartları içinde yaşama özgürlüğüne sahiptir. Sahipsiz hayvanların da sahipli hayvanlar gibi yaşamları desteklenmelidir.” ifadesi yürürlükten kaldırılacak.
Hiçbir maddi kazanç ve menfaat amacı gütmeksizin, sadece insani ve vicdani sorumluluklarla, sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanları sahiplenmek isteyen ve Kanun’da öngörülen koşulları taşıyan gerçek ve tüzel kişilerin teşviki ve bu kapsamda eş güdüm sağlanması esas olacak. Yerel yönetimler, gönüllü kuruluşlarla iş birliği içerisinde, sahipsiz hayvanların sahiplendirilinceye kadar bakılmaları için hayvan bakımevleri kurarak onların bakımlarını ve tedavilerini sağlayacak, eğitim çalışmaları yapacak. Hayvan bakımevlerine alınan hayvanlardan rehabilite edilen köpekler sahiplendirilinceye kadar bu yerlerde barındırılacak. Doğru ve güncel veri sağlanabilmesi amacıyla hayvan bakımevlerine alınan hayvanlar Tarım ve Orman Bakanlığı veri sistemine kaydedilecek.
TEŞVİK VE İDARİ TEDBİRLER
Bakımevine alınan köpeklerden insan ve hayvanların hayatı ve sağlığı için tehlike teşkil eden ve olumsuz davranışları kontrol edilemeyen, bulaşıcı veya tedavi edilemeyen hastalığı bulunan ya da sahiplenilmesi yasak olanlarına, Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’nun 9. maddesindeki “Hayvanlara ötenazi yapmak yasaktır. Ancak, hayvanlara acı ve ıstırap çektiren veya iyileşme durumu bulunmayan hastalık durumlarında, akut bulaşıcı bir hayvan hastalığının önlenmesi ya da eradikasyonu amacıyla veya insan sağlığı için risk oluşturan durumlarda, davranışları insan ve hayvanların hayatı ve sağlığı için tehlike teşkil eden ve olumsuz davranışları kontrol edilemeyen durumlarda veteriner hekim tarafından ötenazi yapılmasına karar verilebilir. Ötenazi işlemi veteriner hekim tarafından veya veteriner hekim gözetiminde yapılır.” hükümleri uygulanacak.
Yerel yönetimler sahipsiz köpeklere ilişkin yürüttüğü iş ve işlemlerde Ev Hayvanlarının Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi kapsamında gerekli idari tedbirleri almaya yetkili olacak. Hayvanlara yapılacak müdahalenin sadece tıbbi gerekçelerle değil Kanunda yer alan diğer istisnai durumlarda da yapılabilmesine imkan sağlanacak. “Yerel yönetimler adına toplanan sahipsiz hayvanların bakımevi dışında bir yere terk edilmesi veya bakımevinde barındırılan köpeği bakımevi dışında bir yere bırakmak” fiilleri yasak kapsamına alınacak. Böylece sahipsiz hayvanların toplanması, hayvan bakımevlerine götürülmesi ve bu hayvanların sahiplendirilinceye kadar hayvan bakımevi bünyesinde bakılmasına ilişkin hükümlerin uygulanmasının ve yerel yönetimlerin görev ve sorumluluklarını eksiksiz olarak yerine getirmelerinin sağlanması amaçlanacak.
İl Hayvanları Koruma Kurulunun görevleri arasına, sahipsiz hayvanların korunmasına yönelik yürütülen çalışmaların yanı sıra insan, hayvan ve çevre sağlığını korumaya yönelik olarak sahipsiz hayvanlardan kaynaklı sorunları belirlemek ve bu sorunlara ilişkin çözüm önerileri üretmek eklenecek. Düzenlemeyle başta yerel yönetimler olmak üzere diğer ilgili kurum ve kuruluşlara yapılacak desteğin kapsamı genişletilecek. Buna göre de insan, hayvan ve çevre sağlığının korunması amacıyla bakımevleri, hastaneler ve ameliyathaneler kurmak; bunlara ilişkin ilaç, alet ve ekipmanları temin etmek ile bakımevlerinde bakım, rehabilitasyon ve sahiplendirme gibi faaliyetleri yürütmek için başta yerel yönetimler olmak üzere diğer ilgili kurum ve kuruluşlara teşvik veya Bakanlıkça uygun görülen miktarlarda mali destek sağlanacak.
ÖDENEKLER BAŞKA BİR AMAÇ İÇİN KULLANILAMAYACAK
Hayvanları korumaya yönelik hükümlere aykırı hareket eden veya sahiplendiği hayvanların bakımını ciddi şekilde ihmal eden ya da onlara ağrı, acı veya zarar veren kişilerin denetimle yetkili merci tarafından hayvan bulundurması yasak olacak ve hayvanlarına el konulacak. Söz konusu hayvanlardan sahiplendirilme niteliği olanlar sahiplendirilinceye kadar hayvan bakımevinde barındırılacak. Caydırıcılığın sağlanması amacıyla sahipli hayvanın sahibi tarafından terk edilmesi kabahatine ilişkin idari para cezası hayvan başına 2 bin liradan 60 bin liraya çıkarılacak. Yerel yönetimler adına toplanan sahipsiz hayvanları bakımevi dışında bir yere terk eden veya bakımevinde barındırılan hayvanı bakımevi dışında bir yere bırakanlara ise hayvan başına 50 bin lira idari para cezası verilecek.
Kanunla, sokakta bakıma ve korunmaya ihtiyacı olacak sahipsiz hayvan bulunmaması amaçlandığı için Hayvanları Koruma Kanunu’ndaki “yerel hayvan koruma görevlileri”ne ilişkin hüküm yürürlükten kaldırıldı. Büyükşehir belediyeleri, il belediyeleri ve nüfusu 25 bini aşan belediyeler, sahipsiz veya güçten düşmüş ya da tehlike arz eden hayvanların korunması ve sahiplendirilinceye kadar bakımının yapılması ile rehabilitasyonunun sağlanması amacıyla hayvan bakımevleri kuracak. Belirtilen hayvanlar, ilgili belediyeler tarafından hayvan bakımevine götürülecek. Hayvan bakımevi kurma zorunluluğu olmayan belediyeler ile il özel idareleri, sorumluluk alanındaki bu hayvanları en yakın hayvan bakımevine götürecek. Belirtilen kaynağı ayırmayan belediye başkanı ve meclis üyeleri ile ayrılan kaynağı hayvan bakımevi kurmak, sahipsiz hayvanları toplamak, rehabilite etmek veya sahiplendirilinceye kadar bakmak için harcamayan veya bu kaynağı başka amaçlar için sarf eden belediye başkanı ve belediye yetkililerine 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası verilecek. Söz konusu belediyeler 31 Aralık 2028’e kadar belirtilen hayvan bakımevlerini kurmakla ve mevcut bakımevlerinin koşullarını iyileştirmekle yükümlü olacak.
“BU KANUNDA ÖLDÜRME YOK, SAHİPLENME VAR”
Belediyeler, 31 Aralık 2028’e kadar hayvan bakımevleri kurmak, rehabilitasyon işlemlerini gerçekleştirmek ve sahipsiz hayvanlara sahiplendirilinceye kadar bakmak için kesinleşmiş en son bütçe gelirlerinin binde 5’i oranında kaynak ayıracak. Bu oran, büyükşehir belediyelerinde binde 3 olarak uygulanacak. Belediyelerce bu oranların üzerinde yapılan harcamaların yüzde 40’ı, Hazine ve Maliye Bakanlığınca belediyeye aktarılacak. Aktarılacak tutar hiçbir şekilde maddedeki oranların yüzde 40’ını geçemeyecek. Ayrılan ödenekler başka bir amaç için kullanılamayacak. Kedi ve köpek sahipleri, hayvanlarını en geç 31 Aralık 2025’e kadar dijital kimliklendirme yöntemleriyle kayıt altına aldırmak zorunda olacak. Teklifin görüşmeleri sırasında söz alan AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, bazı milletvekillerinin “medeni dünya”, “bilimsel görüş” söylemlerini kullandığını ifade etti. ABD’de, İngiltere’de sahiplenilmeyen hayvanlara ötanazi yapıldığını belirten Güler, muhalefet milletvekillerinin “Bu kanun, öldürme kanunu” dediğini aktararak, “Bu kanunda öldürme yok, sahiplenme var, teşvik var.” dedi. Güler, şunları kaydetti; “Dünya Sağlık Örgütü raporlarını okuduk. Tarım ve Orman ile Sağlık bakanlıklarımızın raporlarını okuduk. Grup Başkanvekilimiz Bahadır Yenişehirlioğlu başkanlığında akademisyenleri, sanatçıları, hayvanseverleri, mağdur aileleri, evladı, kızı vefat edenleri dinledik. Bu ölçüler ışığında teklifi hazırladık. Teklifin hayırlar getirmesini diliyorum. Belediye başkanlarımıza güçlü destek veriyoruz. Barınakları kurun. Kısırlaştırma seferberliği yapalım, aşılayalım. Vicdanlarınıza sesleniyorum, barınakları kurun.”
Kanun teklifinin görüşmelerinin son bölümünü CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tulay Hatımoğulları Oruç da izledi. TBMM Başkanvekili Celal Adan, teklifin oylanmasından önce yaptığı konuşmada, Meclisin 1 Ekim’e kadar tatile gireceğini belirtti. 28. Yasama Dönemi 2. Yasama Yılı’nda Meclis’te çok sayıda önemli düzenleme yapıldığını ifade eden Adan, ayrıca TBMM’nin bu süreçte milletin sesini dünya kamuoyuna duyurduğunu vurguladı. Teklifin yasalaşmasının ardından, TBMM Genel Kurulu tatile girdi. TBMM Başkanvekili Celal Adan, birleşimi, 1 Ekim Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere kapattı.
]]>Emekli Büyükelçi Tan, Somali Tezkeresi görüşmeleri sırasında Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) dış politikasını eleştirerek şu ifadeleri kullanmıştı:
“ Osmanlı’yı ihya hayalleri kurdu; sınır ötesi harekâtlarla yetinmedi, denizaşırı maceralara yeltendi. Bir ara tutturduğu Mavi Vatan masalından, o da koşulların zorlamasıyla, yani ekonominin iflası kapıya dayanınca, neyse ki oldukça çabuk yüz geri etti.”
AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, 28 Temmuz’da Tan’ın “masal” ifadesini “kabul edilemez, sorumsuz ve yakışıksız” olarak değerlendirdi.
Çelik “Bu, Türkiye’nin milli siyasetine karşı Yunanistan’ın sözde tezlerine destek veren, siyasi pusulasını kaybetmiş bir yaklaşımdır” dedi.
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar da Namık Tan’ı eleştirdi.
Tan’ın açıklamalarına CHP içinden de tepki geldi.
Aynı zamanda emekli amiral olan CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, “Mavi Vatan kavramı; Türkiye Cumhuriyeti’nin denizlerdeki hak, alaka ve menfaatlerinin somutlaşmış bir ifadesidir…. Mavi Vatan konseptini anlatmak, açıklamak, öğretmek ve savunmak bir Türk amirali olarak benim görevimdir” yorumunu yaptı.
CHP özel gündemle toplandı
Tartışmaların ardından CHP pazartesi günü “Mavi Vatan” gündemiyle toplandı.
Toplantıya CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in yanı sıra CHP Dış Politika Danışma Kurulu ve Milli Güvenlik Politikaları Danışma Kurulu üyeleri de katıldı.
Toplantının ardından düzenlenen basın toplantısında partinin Mavi Vatan doktrinine yaklaşımı açıklandı.
CHP Parti Sözcüsü Deniz Yücel, Yankı Bağcıoğlu ve Namık Tan’ın da katıldığı basın toplantısında şu ifadeleri kullandı:
“CHP, uluslararası hukuktan doğan haklar çerçevesinde Türkiye Cumhuriyeti’nin denizlerdeki meşru hak ve menfaatlerinin korunmasının her zaman savunucusu olmuştur. Bizim için Mavi Vatan; Karadeniz, Ege Denizi ve Akdeniz’deki meşru çıkarlarımızdan bir adım bile geri atmamaktır. CHP, onlarca yılın emeğine dayanan Mavi Vatan uygulamalarının takipçisidir.”
İktidarın Mavi Vatan doktrinini sadece seçim dönemlerinde hatırladığını ve iç politika malzemesi olarak kullandığını savunan Yücel, CHP’nin uygulamada eksik gördüğü noktalara da dikkat çekti.
Yücel basın toplantısında Namık Tan’ı savunarak “Son derece yerinde tespitler ve tanımlamalar içeren konuşmanın bir bölümü, adeta cımbızlanarak iktidara yakın sosyal medya üzerinden bir linç kampanyası başlatılmıştır” dedi ve Ömer Çelik’i özür dilemeye davet etti.
Çelik ise CHP’nin basın toplantısının ardından yaptığı açıklamalarda Namık Tan’ın konuşması ile ilgili “Hiçbir cımbızlama yoktur. Doğrudan Mavi Vatan kavramının omurgasına saldıran bir konuşmadır” yorumunu yaptı.
Çelik, “Sayın Namık Tan’ın dış politika ile ilgili ortaya koyduğu değerlendirmeler, uygulama imkanı bulsaydı, Türkiye’nin elinde Mavi Vatan diye bir alan kalmayacaktı. Ege’deki ve Akdeniz’deki hak ve menfaatlerimizi kaybedecektik” dedi.
Doğu Akdeniz stratejisinin temeli
Tartışmanın odağındaki Mavi Vatan doktrini, Türkiye’nin karasularındaki haklarının en az kara sınırları kadar önemli olduğu argümanına dayanıyor.
Mavi Vatan kavramını ilk ortaya atan kişi emekli tümamiral Cem Gürdeniz.
Gürdeniz’in ilk kez 2006 yılında kullandığı kavrama son şeklini veren kişi ise müstafi tümamiral ve akademisyen Cihat Yaycı.
Gürdeniz ve Yaycı, Mavi Vatan doktrinini nasıl geliştirdiklerini 2020 yılında BBC Türkçe’ye verdikleri mülakatlarda detaylarıyla anlatmıştı.
Gürdeniz ve Yaycı, Türkiye’nin çevresindeki denizlerde 462 bin kilometrekarelik bir alanın uluslararası hukuk çerçevesinde Ankara’nın yetki alanında olması gerektiğini savunuyor. Bunun siyasi, ekonomik, askeri ve enerji alanındaki etkilerine vurgu yapıyor.
Bazı uzmanlara göre Türkiye’nin son yıllarda Doğu Akdeniz’deki diplomatik ve askeri girişimlerinin temelinde Mavi Vatan doktrininin esasları yatıyor.
Ancak bu stratejinin Irak, Somali, Katar ve Libya’yı da içine alan geniş bir alanda, sadece denizlerde değil karada da uygulandığı yorumları yapılıyor.
Türkiye ile Libya arasında 2019’da imzalanan deniz yetki alanlarının belirlenmesi anlaşması, Mavi Vatan doktrininin somut adımlarından biri olarak görülüyor.
Türkiye’nin son yıllarda artan sınır ötesi varlığı ve askeri üslerinin de bu strateji ile uyumlu olduğuna işaret ediliyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da konuşmalarında sık sık “Mavi Vatan” kavramını kullanıyor.
Mavi Vatan doktrinini, Türkiye’nin dış politikasında diplomasinin etkisini azalttığı ve militerleşmeyi ön plana çıkarttığı gerekçesiyle eleştirenler de var.
]]>İsrail Dışişleri Bakanlığı’ndan pazartesi günü yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın işgal tehditleri ve tehlikeli söylemi ışığında, Dışişleri Bakanı Israel Katz (İsrailli) diplomatlara, tüm NATO üyeleriyle acilen temasa geçmeleri talimatı verdi. Katz, Türkiye’nin kınanması çağrısı yapıyor. Ayrıca Türkiye’nin NATO’dan ihraç edilmesi talebinde bulunuyor.”
Katz aynı açıklamada “Türkiye, İsrail’e yönelik terör saldırılarından sorumlu olan Hamas’ın karargâhına ev sahipliği yapıyor. Türkiye ayrıca Hamas, Hizbullah ve Yemen’deki Husilerle birlikte İran’ın şer ekseninin bir üyesi oldu” ifadelerini kullandı.
Türkiye, 1952’den bu yana NATO üyesi. İsrail ise ittifaka üye değil ancak 19995’ten bu yana Akdeniz Diyaloğu mekanizması aracılığıyla NATO’nun aktif bir ortağı.
İsrail’in 2017’den bu yana Brüksel’deki NATO karargahında daimi ve resmi bir misyonu bulunuyor.
Katz’ın son çıkışı ise İsrailli ve Türk yetkililerin karşılıklı sert açıklamalarının ardından geldi.
Erdoğan’dan İsrail’e: Nasıl Karabağ’a, Libya’ya girdiysek, benzerini aynen onlara da yaparız
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan pazar günü Rize’de yaptığı konuşmada İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki saldırılarını eleştirerek “Biz nasıl Karabağ’a girdiysek, nasıl Libya’ya girdiysek bunun benzerini aynen onlara da yaparız. Yapmamak için hiçbir şey yok” dedi.
İsrail Dışişleri Bakanı Israel Katz aynı gün Erdoğan’ın sözlerine Irak’ın devrik lideri Saddam Hüseyin benzetmesiyle yanıt verdi.
Katz, X hesabından yaptığı açıklamada, “Erdoğan, Saddam Hüseyin’in yolundan gidiyor ve İsrail’e saldırı düzenleme tehdidinde bulunuyor. (Erdoğan) orada (Irak’ta) ne olduğunu ve bunun nasıl bittiğini hatırlamalı” dedi.
Katz X mesajında Erdoğan ve Saddam Hüseyin’in yan yana fotoğraflarını da paylaştı.
Saddam Hüseyin, ABD’nin öncülüğündeki koalisyon güçlerinin 2003 yılında Irak’ı işgal etmesinin ardından 2006’da idam edilmişti.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Katz’ın açıklamasını X hesabından yaptığı bir açıklamayla eleştirdi.
Bakanlığın açıklamasında, “Soykırımcı Hitler’in sonu nasıl olduysa, soykırımcı Netanyahu’nun sonu da öyle olacak. Soykırımcı Naziler nasıl hesap verdiyse, Filistinlileri yok etmeye çalışanlar da öyle hesap verecek. İnsanlık, Filistinlilerin yanında duracak. Filistinlileri yok edemeyeceksiniz” ifadeleri kullanıldı.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da X hesabından yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın insanlık vicdanının sesi olduğunu söyledi.
AKP Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, İsrail Dışişleri Bakanı Katz için “Hadsiz bir açıklama yapmış. Tüm milleti yüreğinden hançerleyen, o siyonist, soykırımcı katil Netanyahu’nun Dışişleri Bakanına buradan şiddet ve nefretle lanetlerimi gönderiyorum” dedi.
Bahçeli: Türk milleti soykırımcı İsrail’e karşı kilitlenmiştir, her türlü senaryo gündemde olmalı
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de Saddam Hüseyin benzetmesinin ardından İsrail Dışişleri Bakanı Katz’ı “siyasi, tarihi ve nesnel gerçeklerle asla bağdaşmayan alçak sözleri nedeniyle nefretle lanetlediğini” söyledi.
Bahçeli X’te yayımladığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“İsrail Başbakanı ile hükümetinin hangi kanlı ve karanlık izleri takip ettiğini esasen tüm dünya açıklıkla görmektedir. Soykırımcı bir yönetimin Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’na panikle saldırması suçluluk psikolojisinin tezahürüdür. Kırk bine yakın masumu katleden İsrail yönetiminin hesap vereceği günler uzak değildir. Bu durum sadece sabır ve zaman meselesidir.
“Türk milleti kenetlenmiş ve soykırımcı İsrail’e karşı kilitlenmiştir. Elbette her türlü senaryo gündemde olmalı; siyasi, stratejik ve askeri tüm hazırlıklar tahkim edilerek Türkiye’nin hafife alınacak bir ülke olmadığı isabetle teyit edilmelidir.”
İsrail, Gazze operasyonlarını, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te düzenlediği saldırıların ardından başlatmıştı. İsrailli yetkililer operasyonların savunma amaçlı olduğunu savunuyor.
]]>Başkent, bu seçimdeki birçok şey gibi, hazırlığı önceden yapılmış bir geceye sahne oldu.
Muhalefet anında sonuçları tanımadığını duyurdu.
Ancak ülkedeki televizyon ekranlarının her karesinde itiraz değil kutlama vardı.
Ülkenin dört bir yanındaki ekranlar, Venezuela bayrağına sarınmış, dans eden ve başkanı destekleyen mutlu kalabalıkları gösterdi.
Evet, Nicolas Maduro’nun hala bazı sadık destekçileri var. Bunlara akıl hocası Hugo Chavez’e atıfla “Chavistalar” deniyor.
Ancak “Chavistalar”sayıları oldukça tartışmalı. Dahası seçimin sonuçları da öyle.
Şehir yeni bir sabaha uyanırken hükümet, seçim sonuçlarını doğrulama çağrıları ile karşı karşıya.
Zira muhalefet seçim öncesi anketlerde çok önde görünüyordu.
Güney Amerika’dan dokuz ülke, sonuçların “tam bir incelemeden geçirilmesini” talep etti ve Amerikan Devletleri Örgütü’nün (OAS) acil toplantıya çağrılması çağrısında bulundu.
Kuyruklar, yasaklamalar
Bazı şeyler tartışma götürmüyor. Bunlardan bazılarına seçim gözlemcisi olarak sahada bizzat tanık oldum.
Sandık merkezlerinde uzun kuyruklar vardı, ancak aynı anda içeri alınan insan sayısı çok azdı.
Bu durum, bazı insanların bezip evlerine dönmesi umuduyla kasıtlı olarak yapıldığı suçlamalarına yol açtı.
BBC ekibi bir sandık merkezine vardığında, sandık kurulu başkanına uluslararası medyanın orada olduğunu söyleyen bir telefon geldi. Daha sonra bir anda 150 kişinin içeri alınmasına izin verildi.
Hiç açılmayan bazı oy verme istasyonları vardı, bu da protesto gösterilerine ve yetkililerle çatışmalara yol açtı.
Aralarında polis okulu öğrencilerinin de olduğu bazı devlet çalışanlarına nasıl oy kullanacakları söylendiği yönünde iddialar vardı.
Dahası bazı sandık noktalarında oy verme sırasında dahi Maduro posteri var olmayı sürdürdü.
Devlet Başkanı’nın posterleri Caracas’ın hemen hemen her sokaktaydı.
İnsanlar mitinglerine otobüslerle taşındı, katılanlara ücretsiz yiyecek paketleri dağıtıldı.
Daha seçim hilesi iddiaları ortaya atılmadan önce bile şu soru sorulmuştu: Bu yarışma adil mi?
Muhalefet adaylarının seçime girmesi engellendi. Muhalefet çalışanları gözaltına alındı. Yurtdışındaki birçok Venezuelalı oy hakkı için kayıt yaptırmakta zorlandı ve birçok uluslararası seçim gözlemcisinin daveti iptal edildi.
Bunların hepsi muhalefeti bastırma girişimleri olarak görüldü.
Muhalefet seçim sonrası ülkedeki elektronik oy sisteminde usulsüzlük yapıldığını savunuyor. Oy verme işlemi sonrası basılan resmi çıktının ancak yüzde 30’unun sisteme girdiği öne sürülüyor. Bu çıktılar üzerinden sistemdeki sandık sonuçları karşılaştırılabiliyor.
Muhalefet sandık gözlemcilerinin sayım sürecinde engellendiğini açıklıyor.
Maduro hükümeti herhangi bir usulsüzlük iddiasını reddediyor ve bunun yerine “yabancı hükümetleri”, “operasyon” ile suçluyor.
Peki, bundan sonra ne olacak?
Hala çok fazla bilinmeyen şey var. Muhalefet, önümüzdeki günlerde sonuçlara nasıl itiraz edeceklerini açıklayacaklarını duyurdu.
Muhalefet ve uluslararası toplum, hükümetin yayınladığı sayıların, ayrıntılı olarak verilendirilmesini istiyor.
Maduro’nun Venezuela için ciddi sonuçlara yol açmadan, bu çağrılardan nasıl kaçınabileceğini söylemek zor.
Maduro seçim sonrası zafer konuşmasında, son seçimlerden sonra uygulanan ABD yaptırımlarını hatırlattı.
Ülkenin büyük krizde olan ekonomisi bu yaptırımlarla paralize oldu. Milyonlarca Venezuelalı ülkeden kaçtı, kalanların yarısı ise yoksulluk içinde yaşıyor.
Uluslararası toplum, Venezuela konusunda ne yapılabileceği konusunda bölünmüş durumda; bazı hükümetler, Maduro’yu adil seçim yapmaya bir şekilde zorlamayı amaçlayan yaptırımların “işe yaramadığını” gizli görüşmelerde dile getiriyor.
Yaptırımlar Maduro ve destekçileri tarafından ülkenin sorunları için de bahane gösteriliyor.
Venezuela’nın geleceği yalnızca kendisi için değil dünyanın geri kalanı için önemli.
Kitlesel göç, ABD’ye yöneldi ve burada bir kriz yarattı.
Ülkenin geniş petrol kaynakları nispeten kullanılamaz durumda. Batı’da Rusya, Çin, Küba ve İran, Caracas’ın yanında bir müttefik olmaya devam ediyor.
Ancak muhalefet de, bir mücadele vermeden geri adım atacağa benzemiyor.
]]>Kayseri Ticaret Odası’nda (KTO) düzenlenen Kayseri Oda-Borsa Ortak Meclis Toplantısı ve Kayseri’nin Yıldızları Ödül Töreni’ne katılan AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş yaptığı konuşmada, “İsrail Dışişleri Bakanı hadsiz bir açıklama yapmış, haysiyetsiz bir açıklama gerçekleştirmiş. Mazlumların lideri, onların dertleri ile dertlenen, dünya 5’ten büyüktür diye ilk defa söyleyen bir lidere, Cumhurbaşkanımıza hadsizce bir açıklama yapmış. Tüm milleti yüreğinden hançerleyen siyonist, soykırımcı, katil Netenyahu’nun dışişleri bakanına buradan şiddet ve nefretle lanetlerimi gönderiyorum. Gazze’de yaşananlar sadece Müslüman toplumlarda yapıldığı için değil, dünyanın neresinde bir zulüm varsa o zulüme her zaman şiddetle karşı çıkıyor Recep Tayyip Erdoğan. Yıllar önce Alman Naziler tarafından soykırıma tabi tutulan ve onların elinden kaçanları bağrına basmış Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olarak itiraz ediyor. Soykırımcı, katil, 40 bin insanın kanına girmiş, 16 bini çocuk olmak üzere 7-8 aydır soykırım yapan Netenyahu denen caniyi 57 kez ayakta alkışlayarak insanlığın yüreğini sızlatmışlardır” ifadelerini kullandı.
“İnşallah yılsonunda yüzde 38-40 rakamlarında enflasyonla karşı karşıya kalacağımızı umuyorum”
2023 yılında ortaya konulan ekonomik tedbirlerin meyvelerini vermeye başladığını söyleyen Elitaş, “Haziran 2023 ayından itibaren ortaya koyduğumuz ekonomik tedbirlerin meyvelerini yavaş yavaş almaya başladık. Mayıs ayında ilk defa yüzde 75 olan enflasyonun haziran ayında yüzde 70’lerin altına düştüğünü gördük. İnşallah 1 hafta sonra açıklanacak yeni enflasyon rakamlarıyla birlikte sanayicinin ve tüketicinin ekonomi yönünden beklediklerinin oluşmasıyla birlikte tahmin ediyorum 60-61 civarında bir enflasyon oranı ile karşı karşıya kalmış olacağız. Bir sonraki ay da yine aynı şekilde düşüş devam edecek. Bir sonraki ayda muhtemelen olağanüstü bir şey olmadığı takdirde yüzde 50-52 civarında bir enflasyon oranıyla karşı karşıya kalmış olacağız. Ekonomi yönetiminin koyduğu ekonomi programına inancımızı gerçekleştirdiğimiz takdirde, onları moral motivasyona teşvik ettiğimiz takdirde umuyorum ki yılsonu itibariyle yüzde 38-40 arasında bir enflasyon rakamı ile karşı karşıya kalmış olacağız. Bu çerçevede gayret gösteren, faaliyette bulunan değerli sanayici arkadaşlarımızı tebrik ediyorum” ifadelerini kullandı.
“2030 yılında Kayseri’den İstanbul’a tamamen otoyoldan gitmeyi planlıyoruz”
Elitaş, son yıllarda iller arasındaki mesafeyi yakınlaştırmak için önemli faaliyetler gerçekleştirdiklerini söyleyerek, “Son yıllarda Türkiye’nin çağ atlayabilmesi için, ufkunu genişletebilmesi için, iller arasındaki mesafeyi yakınlaştırabilmek için çok önemli faaliyetlerde bulunduk. 1 Şubat 2003 tarihinde kar yağarken Türkiye’de ilk defa Kayseri- Ankara duble yolunun temelini attık. Bizim Türkiye’deki ilk yolumuz, sayın Başbakanımız, Cumhurbaşkanımız 15 bin kilometre duble yol yapacağız demişti; biz de nasıl yapacağız diye acaba diyorduk. Bugün 15 bin kilometrelik duble yolun yapılıp yapılamayacağı konusunda o gün zihnimizde tereddüt varken, bugün 30 bin kilometreden fazla duble yolu hayata geçirmiş olduk. Türkiye hızlı trenlere kavuşacak dedik, artık süper hızlı trenlere kavuşma yoluna gidiyoruz. Önümüzdeki günlerde inşallah Ulaştırma ve Altyapı Bakanımızla beraber Ankara’dan Yerköy’e hızlı trenle geleceğiz. Oradan güzergahı takip ederek inşaat alanımıza hızlı trenin gelişini ortaya koymuş olacağız. Bir de KTO başkanımızın ısrarla söylediği inşallah Niğde Otoyolu’nu 4 Eylül 2020 tarihinde açılışında bulunduğumuz süreçte sayın Cumhurbaşkanımıza söylemişti belediye başkanımız. 80 kilometrelik bir kılçık atacağız diye ama şimdi öğrendim ki 110 kilometrelik bir kılçık gerekiyormuş. Onu da Ulaştırma ve Altyapı Bakanımızla birlikte Kırşehir’den bu tarafa gelen otoyolda yapılması için tasarruf tedbirleri içerisinde ama en azından projeleri yapılıyor. Takip etmek üzere 2030 yılından önce hayata geçmek üzere yapmayı planladığımızı ifade etmek istiyorum. 2027 ya da 2028 yılında hızlı trene kavuşacağız. 2030 yılından önce inşallah biz duble yolu Kayseri’den başlamak üzere İstanbul’a gidene kadar tamamen otoyoldan geçmeyi planlıyoruz. Bizim en önemli işlerimizden birisi; Kayseri’deki sanayiyi limana yaklaştırmak. Kayseri’deki sanayiyi limana yaklaştırmanın yolu, Kayseri- Mersin denize doğru giden trenleri daha hızlı bir hale getirmek ve aynı şekilde Kayseri’nin limana giden yollarını otoyol haline getirebilmek. Mesafeyi yaklaştırmak çok önemli. İnşallah bunları da hayata geçireceğiz diyorum” dedi. – KAYSERİ
]]>Çelik, AK Parti Genel Merkezi’nde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.
Her olayda Netanyahu hükümetinin, Hitler ve Hitler’in hükümetiyle birebir benzerlik ifade ettiğinin daha çok ortaya çıktığını vurgulayan Çelik, İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz’ın ifadelerinin Hitler’in Dışişleri Bakanı Ribbentrop’un insanlık suçu anlamı taşıyan ve savaş kışkırtıcılığı içeren ifadelerine benzediğini söyledi.
Tüm dünyada sağduyulu insanların, Netanyahu, Katz ve benzeri aktörlerin söylem ve davranışlarının Nazilerle birebir özdeşlik gösterdiğini net bir şekilde ifade ettiğine dikkati çeken Çelik, şöyle konuştu:
“Cumhurbaşkanı’mıza dönük tehditlerinin hiçbir hükmü yoktur. Bu yok hükmündedir ve netice itibarıyla Netanyahu ve Katz gibiler, geçmişte soykırım suçu işleyen diğerleri gibi aynen yargılanacak. Hem tarih önünde mahkum oldular hem de hukuk önünde mahkum olacaklarına kesinlikle inanıyoruz. Cumhurbaşkanı’mız siyasi hayatına başladığından beri birçok tehditle karşı karşıya kaldı. Bütün bu tehditleri yapanların hepsini verdiği siyasi mücadeleyle tarihin çöplüğüne gönderdi. Cumhurbaşkanı’mızdan bu kadar rahatsız olmalarının sebebi, Cumhurbaşkanı’mızın insanlık değerleri ve hakikat adına yürüttüğü bu siyasetin onları birebir rahatsız etmesidir. Ama katliamlarını bu şekildeki yaklaşım ve saldırganlıklarla kesinlikle örtbas edemeyecekler ve tarih önünde mahkum oldukları gibi hukuk önünde de mahkum olacaklar. Bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin başına, Cumhurbaşkanı’mıza dönük bu tehditleri yapanların hepsinin aynı geçmişte soykırım suçu işleyenler gibi yargılanacakları ve mahkum edilecekleri bir akıbet olacağını hep beraber göreceğiz.”
İsrail Dışişleri Bakanı Katz’ın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan paylaşımına karşı çok sayıda siyasi partinin Erdoğan’a destek mesajı gönderdiğini belirten Çelik, “Pek çok siyasi parti, Türkiye Cumhurbaşkanı’na dönük olarak İsrail hükümetinin kullandığı bu hadsiz ifadeleri kınadı, lanetledi. ‘Muhalefet yapsak bile, eğer Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’na bir saldırı varsa, Cumhurbaşkanı’mızın yanındayız’ diyerekten güçlü bir irade koydular. Hepsine teşekkürlerimizi sunuyoruz. Doğru olan bugün devletimizin çıkarlarını savunmak, Filistin’deki mazlumların haklarını savunmak, insanlık değerlerinden yana olmak ve devletimizin başı olan Cumhurbaşkanı’mıza dönük her saldırı karşısında milli birliğimizi göstermektir.” dedi.
“Doğrudan Mavi Vatan kavramının omurgasına saldıran bir konuşma”
Çelik, CHP İstanbul Milletvekili Namık Tan’ın “Mavi Vatan” için kullandığı ifadeleri eleştirerek, Tan’ın “Mavi Vatan”a saldırı niteliğindeki açıklamalarının Yunan ve Rum basınında büyük coşkuyla karşılandığına dikkati çekti.
Tan’ın sözlerinin, siyasi eleştiri bağlamına sıkıştırılacak ve o denklem içinde değerlendirilecek ifadeler olmadığını vurgulayan Çelik, şunları söyledi:
“Nitekim açıklama yapıldığı andan itibaren de CHP Genel Başkan Yardımcısı Sayın Yankı Bağcıoğlu, net bir şekilde Sayın Tan’ın ifadelerini eleştirdi. Sayın Yankı Bağcıoğlu’nun ortaya koyduğu ifadeler son derece doğru argümanlarla Mavi Vatan kavramının nasıl geliştiğini, Mavi Vatan kavramına denizcilerimizin, akademisyenlerin, askerlerimizin nasıl emek verdiğini, bugüne kadar bu milli tezin oluşmasının arkasındaki büyük emeği, gayreti ortaya koyan ve bunun haklılığını ifade eden argümanlardı. Doğrudan CHP Genel Başkan Yardımcısı Sayın Bağcıoğlu, Sayın Namık Tan tarafından dile getirilen ifadenin yanlış olduğunu ifade etti. Biz de bunu bu şekilde ifade ettik. Tabii şimdi tekrar bugün bir basın toplantısı yapmışlar. Değerli CHP Sözcüsü Deniz Yücel ve beraberinde bir ekip Sayın Tan ile birtakım açıklamalar yapmışlar. Birincisi şunu söylüyorlar; Sayın Tan’ın ifadeleri cımbızlandı. Buradan açık bir çağrıda bulunuyorum. Hiçbir cımbızlama yoktur. Doğrudan Mavi Vatan kavramının omurgasına saldıran bir konuşmadır.”
“Mavi Vatan için emek verenlerden özür dilemesi gerekiyor”
Namık Tan’ın “Mavi Vatan” ile ilgili ifadelerinin olduğu konuşmasında Türkiye’nin terörle mücadele bağlamında yaptığı sınır ötesi harekatlara yönelik de eleştiride bulunduğunu belirten Çelik, şunları söyledi:
“Sayın Namık Tan’ın dış politika ile ilgili ortaya koyduğu değerlendirmeler, uygulama imkanı bulsaydı, Türkiye’nin elinde Mavi Vatan diye bir alan kalmayacaktı. Ege’deki ve Akdeniz’deki hak ve menfaatlerimizi kaybedecektik. Aynı şekilde de sınır ötesi harekatları yapmayarak sınırlarımızın dibinde bir terör devleti, terör devletçikleri kurulmasına müsaade etmiş olacaktık. Dolayısıyla metnin tamamı son derece kötü bir dış politika yaklaşımı, son derece yanlış bir Türk dış politika yaklaşımı ve Türkiye’nin milli tezlerine karşı esasında başka devletlerin tezlerinin yanında hizalanan bir siyasi yaklaşım.”
CHP Parti Sözcüsü Yücel’in, Tan’ın açıklamalarına yönelik eleştiriler konusunda AK Parti’den özür beklediğini dile getiren Çelik, şöyle devam etti:
“Benim kendisine şöyle bir önerim var. Kendisi Sayın Namık Tan’ın konuşmasının videosunu tam olarak kendi parti sözcülüğü sosyal medya hesabından sabitleyerek yayınlasın. Bunu herkes bir kere daha izlesin. Bunun sonucunda, orada Mavi Vatan’la ilgili olduğu kadar Türkiye’nin hak ve menfaatlerini korumak, milli güvenliğini korumakla ilgili çok daha vahim ifadelerin olduğunu herkes görecek. Ondan sonra Sayın Yücel değerlendirsin. Biz mi cımbızlamışız yoksa tam aksine biz kendilerine düzeltme fırsatı vermek üzere en nezaketli şekilde eleştirimizi mi ortaya koymuşuz? Dolayısıyla bugün yaptıkları konuşma esasında Sayın Namık Tan’ın tezlerini eleştiren Yankı Bey’in tezleri çerçevesinde bir yaklaşım ortaya koyduklarını gösteriyor. Bugüne kadar bu kavramlar için, Türkiye’nin hak ve menfaatleri için, Mavi Vatan için, sınır ötesi harekatlar için emek verenlerden ve milletimizden özür dilemesi gerekiyor.”
“Abbas, konuşma yapmak istediğini belirtti”
Çelik, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın sağlık sorunları gerekçesiyle TBMM’de konuşma teklifine ilk anda olumlu yanıt vermediğini belirterek, şunları kaydetti:
“Şimdi gelen yeni bilgiye göre, başka bir zamanlama içerisinde Türkiye’yi ziyaret edeceğini ve bu konuşmayı yapmak istediğini belirtmiş. Herkes şunu bilmeli ki bu siyasi partilerdeki çağrılar yapılmadan çok önce bu konu gündeme geldiğinde Sayın Cumhurbaşkanı’mız, Sayın Abbas’ın davet edilmesi gerektiğini söyledi. Şimdi tabii ki diğer siyasi partilerin de iyi niyetle ‘böyle bir davet yapılsaydı iyi olurdu’ demeleri anlamlıdır. Bu hep beraber bu konudaki ortak hassasiyetimizi gösterir. Ama birileri çıkıp bir suçlamaya, Cumhurbaşkanı’mızın ve hükümetimizin ve partimizin Filistin konusundaki hassasiyetini sorgulamaya dönüştürürse orada da bir tepkinin ortaya çıkması gayet normaldir. Nitekim bu çerçevede Yeniden Refah Partisinin bir milletvekili, bunu Cumhurbaşkanı’mıza ve partimize karşı bir suçlamaya dönüştürme gibi son derece yanlış bir girişimde bulunmuştur. Buna da tepki verildiğinde maalesef Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Sayın Erbakan, tutmuş ‘Sayın Cumhurbaşkanı’nı nezakete davet ediyoruz’ demiştir. Ben öncelikle Sayın Erbakan’a şunu söylemek isterim. Siyasi nezaketten konu açmışlarken, şunu kendilerine hatırlatmak isterim. Kendilerinin Genel Başkanvekili ‘eğer Erdoğan anayasayı değiştiremezse Amerika’ya kaçacak’ gibisinden Türk siyasi tarihinin en çirkin ifadelerini kullandığında, işte o zaman Sayın Erbakan’ın siyasi nezaketi hatırlayıp o kişiyle ilgili gereğini yapması gerekirdi.”
“Siyasal egoizm ortaya koyması son derece yanlış”
Çelik, Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’ın, “Cumhurbaşkanı, Yeniden Refah Partisinin oylarıyla Cumhurbaşkanı seçildiğini unutmasın” şeklindeki açıklamalarına da tepki göstererek, şu ifadeleri kullandı:
“Yeniden Refah Partisi henüz siyasi hayatta yokken bile Cumhurbaşkanı’mız, Başbakan olarak ve Cumhurbaşkanı olarak defalarca yüksek siyasi başarılara imza atmıştır. Dolayısıyla Sayın Erbakan’ın bir yandan siyasi nezaket deyip, bir yandan da ‘bizim sayemizde seçildiniz’ gibisinden bir siyasal egoizm ortaya koyması son derece yanlış bir yaklaşım olur. Siyasi nezaketin Cumhurbaşkanımız için ‘Amerika’ya kaçacak’ denilen genel başkanvekillerine karşı gerekli işlemin yapılmasıyla yürürlüğe sokulması gerekir. Birtakım siyasal egoizmden de uzak durulması bundan sonrası için daha sağlıklı bir yaklaşım olacaktır.”
]]>“AK PARTİ’NİN BİR ARA TUTTURDUĞU MAVİ VATAN MASALI…”
CHP İstanbul Milletvekili Namık Tan, TBMM Genel Kurulu’nda dün yaptığı konuşmada AK Parti’nin dış politika tutumunu eleştirerek, “Yeri geldi, Osmanlı’yı ihya hayalleri kurdu. Sınır ötesi harekatlarla yetinmedi. Deniz aşırı maceralara yeltendi. Bir ara tutturduğu Mavi Vatan masalından o da koşulların zorlamasıyla yani ekonominin iflası kapıya dayanınca neyse ki oldukça çabuk yüz geri etti” ifadelerini kullandı.
CHP İstanbul Milletvekili Namık Tan“MAVİ VATAN MİLLİ MESELEMİZDİR”
TBMM Genel Kurulu, bugün Meclis Başkanvekili Celal Adan başkanlığında yeniden toplandı. Adan, gündeme geçmeden önce 3 milletvekiline gündem dışı söz verdi. TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, CHP’li Tan’ın “Mavi Vatan” için kullandığı “masal” ifadesine tepki gösterdi. “Ana Vatan”, “Gök Vatan”, “Mavi Vatan” ile “Yavru Vatan”ın ayrılmaz bir bütün olduğunu vurgulayan Akar, “Parçalamak isteyenlerin akıbeti malum. Kimi denizlerde boğuldu, kimi dağlarda, çukurlarda gömüldü. Mavi Vatan, Karadeniz’de, Ege’de ve Akdeniz’de kara suları, kıta sahanlığı, münhasır ekonomik bölge deniz yetki alanları dahil denizlerimizin altındaki ve üstündeki her türlü hak, alaka ve menfaatlerimiz yani denizlerdeki Misakımilli’mizdir, milli meselemizdir.” diye konuştu.
“TÜRK SAVUNMA SANAYİSİ ÜRÜNLERİMİZ BİR MASAL DEĞİL HAYATIMIZIN GERÇEKLERİ”
Mavi Vatan’ın açık bir gerçek olduğunu, masal olmadığını ifade eden Akar, çok sayıda devletin çevre denizlerdeki imkan ve fırsatlardan yararlanmak için her türlü gayreti gösterdiği bir ortamda görev yapıldığına dikkati çekerek, şöyle devam etti: “Görevler sırasında kullandığımız İHA’lar, SİHA’lar, MİLGEM, TCG Anadolu, Türk savunma sanayi ürünlerimiz bir masal değil hayatımızın gerçekleridir. Bir gemimizin karaya dayanmadan 182 gün denizde kalması, deniz kuvvetlerimizin bir yılda 200 bin saat seyir yapması bir masal değil, bir rekordur. Devletimizin askeriyle, siviliyle her türlü kahramanlık ve fedakarlığı göstererek hak, alaka ve menfaatlerimizi korumasını masal olarak nitelemek, gerçekten büyük bir gaflet, büyük bir ayıp ve büyük bir talihsizliktir. Hele hele bunun, yıllarca Dışişlerinde görev yapmış olan bir milletvekilimiz tarafından dile getirilmesi ise gerçekten akıllara ziyan ki ben birçok CHP’li milletvekili arkadaşlarımızın da bizlerle aynı, benzer görüşleri paylaştığına inanıyorum.”
TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar“MAVİ VATAN’A MASAL DEMEK ADALARIN SİLAHLANMASINA ONAY VERMEKTİR”
Mavi Vatan’ı “masal” olarak nitelemenin, Türk Silahlı Kuvvetlerinin deniz ve hava unsurlarının harekat kabiliyetini de sınırlamak, doğal gaz ve petrol yatakları başta olmak üzere denizlerdeki zenginliklerden ve haklardan vazgeçmek, 10 kilometrekarelik Meis’e 41 bin kilometrekarelik münhasır ekonomik bölge vermek anlamına geleceğini ifade eden Akar, “Mavi Vatan’a masal demek, EGEAYDAAK dahil adaların silahlanmasına ve gayri meşru kullanılmasına onay vermektir.” ifadelerini kullandı. “Atalarımız, 7 iklim 3 kıtaya barış, huzur, istikrar ve adaleti götürmüştür” diyen Akar, Azerbaycan, Libya, Somali başta olmak üzere dost ve kardeş ülkelerle tarihi ve kültürel bağları korumakta ve geliştirmekte kararlı olduklarını söyledi.
Hulusi Akar, “Küstahça, alçakça, ülkemize ve Sayın Cumhurbaşkanı’mıza dil uzatan siyonazi, bebek katili Netanyahu çetesi, bilinen en az 40 bin kişinin hayatına mal olan katliam ve soykırımla tüm bölgeyi, tüm dünyayı ateşe atarken bizler de Türkiye olarak, TSK olarak Ege’de, Doğu Akdeniz’de, Kıbrıs’ta, kendimizin ve Kıbrıslı kardeşlerimizin haklarını korumakta azimli ve kararlıyız.” diye konuştu.
Bugüne kadar hiçbir oldubittiye izin vermediklerini ve vermeyeceklerini vurgulayan Akar, şunları kaydetti:
“Bir tarafta, bizlerle aynı, benzer görüşleri açıklayan emekli asker CHP’li bir Genel Başkan Yardımcısı, diğer tarafta yıllarca diplomat kimliğiyle dolaşmış, yerlilik ve millilikle hiçbir izahı olmayan görüşlere sahip bir başka Genel Başkan Yardımcısı. Bildiğimiz kadarıyla bu görüş ve açıklamaların CHP’nin anlayış ve yaklaşımına da aykırı olduğunu değerlendiriyoruz. Önceki açıklamaları da dikkate alındığında Sayın Tan’ın, kime, neye, hangi amaca hizmet ettiğini anlamakta gerçekten güçlük çekiyoruz. Arkadaşlarımız, vatandaşlarımız giderek Sayın Tan’ın pasaportunun rengini soruyor. CHP Grubu’ndan bunun cevabını ve izahını bekliyoruz.”
CHP Grup Başkanvekili Murat EmirCHP’LİLER SIRALARA VURDU
Akar’ın konuşmasının ardından söz alan CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, parti olarak Türkiye’nin, Mavi Vatan’ın peşinde ve arkasında olduklarını söyledi. İktidarın Mısır ve Suriye ile ilgili yürüttüğü politikayı eleştiren Emir, Yunanistan’ın Mısır’la anlaştığını ifade ederek, “Mavi Vatan elden gitti.” dedi. Daha sonra tekrar söz alan Akar, CHP sıralarından laf atılması üzerine, “Dinleyin. Ben konuşmacıyım. Meclisin bir nizamı var.” karşılığını verdi. Bu sırada bazı CHP milletvekilleri, sıralara vurdu. Akar, konuşmasında gerçekleri ifade ettiğini, bu konuda görüşmek isteyenlerle görüşmeye hazır olduklarını söyledi.
]]>bir mesaj paylaştı.
Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yılı dolayısıyla Kıbrıs Zafer Derneği Başkanı Emekli Tümgeneral Cumhur Evcil, Emekli Korgeneral Kemal Yılmaz, Emekli Albay İbrahim Öztek, Emekli Albay Arif Alim, Emekli Albay Mithat Işık, Emekli Albay Atalay Erkin, Kd. Başçavuş Mehmet Ünaldı, Barış Harekatı’nda Doktor Asteğmen olarak görev yapmış olan Prof. Dr. Hasan Serdaroğlu ve Ahmet Saatçılar devlet misafiri olarak Kıbrıs’a gitti. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Meclis Başkanı Zorlu Töre, Başbakan Ünal Üstel ile bir araya gelen heyet, Lefkoşa Meydanı’nda gerçekleştirilen tören ve resmi geçide de katıldı.
“Kıbrıs zaferinin 50 yılı tüm milletimize kutlu olsun”
20 Temmuz Kıbrıs ve Zafer Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Emekli Albay İbrahim Öztek, Kıbrıs Barış Harekatı’na dair düşüncelerini şu cümlelerle paylaştı:
“Kıbrıs adasının geçmiş tarihine bakacak olursak, adaya ilk sahip olan medeniyetlerden biri Hititlerdir. 1571’den beri de yine Türk toprağı olmuştur. Adanın her tarafına yerleşmiş olan Türkler, kültür varlıkları, vakıf eserleri ve camileri ile her yere damgasını vurmuşlardır. Adada Türk varlığına tahammül edemeyen Rum, Yunan, AB ve ABD dün olduğu gibi bugün de haçlı zihniyetini terk edememiştir. Avrupa ve dünyanın birçok yerinde devletleri bölme gayretindeki bu zihniyet, adada Türk’ü Rum’a yamama gayretindedir.
Kıbrıs adası bugün BOP’nin bir parçası haline gelmiştir. Stratejik önemi büyüktür. Doğu Akdeniz’i, Orta Doğu’yu, Süveyş’i hatta uzak doğuyu kontrol edebilecek stratejik yapıya sahiptir. Adanın çevresinde bulunan zengin petro-gaz yatakları ise batının iştahını iyice kabartmıştır. 1925 yılından günümüze adada önce İngilizlerle, sonra da Türklerle savaşan EOKA teşkilatı, Mora ve Girit’te olduğu gibi ENOSİS için Akritas planları çerçevesinde Türk’ü yok etme gayretleri, 1974 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri ve Kahraman Mücahitlerimizin kutlu zaferi ile sona erdirilmiştir.
Kıbrıs Barış harekatı ile soydaşlarımızın can ve mal güvenliği sağlandı. Katliamlar son buldu. Hakları güvence altına alındı. Fakat her zaman olduğu gibi AB ve ABD’yi arkalarına alan Rumlar güneyde ayrı bir devlet kurdular. İki halkın birlikte yaşaması mümkün değildir. Zira 50 yıl önce orada da bir Gazze yaşanıyordu. Barış harekatı sonrası Türk halkı huzur içinde yaşamaktadır. Şimdi artık sıra Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bağımsızlığının dünyaca tanınmasına gelmiştir. Bunun için en önemli konular sportif, kültürel ve folklorik etkinlikler, turizm ve eğitimdir. Artık tekvando ve bilardo başta olmak üzere Kıbrıslı Türk sporcular, birçok ülkede kendi bayrakları altında yarışmaktadırlar. Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde 20 yerel, 6 adet de uluslararası üniversite bulunmaktadır. Uluslararası üniversitelerde 50 bine yakın yabancı öğrenci eğitim görmektedir. Bunların etkinlik ve tanıtımları artırılmalıdır.
Bazı ülkeler adanın bölünmüşlüğünü haritalarda da göstermektedir. Kıbrıs Türk parlamenterleri BM’de birçok komisyonlarda görev almaktadır. Kıbrıs Türk Cumhuriyeti; Türksoy, Türk Devletler Teşkilatı ve İslam Teşkilatının gözlemci üyesidir. Bu üyelikler ivedi gerçek üyeliğe dönüştürülmelidir. Türkiye’de yapılan her çeşit uluslararası etkinliğe Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ekipleri davet edilerek, gelen ülkelerle yakınlaşmaları sağlanmalıdır.
Türkiye, adada stratejik önem taşıyan tesislerin oluşturulmasına önem vermelidir. Ada çevresinde petrol ve gaz aramaları kesintisiz yapılmalıdır. Türkiye ile birlikte Azerbaycan, diğer Türk devletleri, Pakistan, Bengladeş ve yakın ilişki içinde olduğumuz Müslüman ülkelerin Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınmasında aktif rol almalı, hatta bu konuda Rusya’nın sempatisi kazanılmalıdır.
Kıbrıs Barış Harekatı, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, Hava, Kara ve Deniz Kuvvetleri’nin birlikte yürüttüğü eşsiz bir zaferdir. İkinci Viyana Savaşı’ndan sonra gerileyen Türk ordusu Kurtuluş Savaşı’ndan sonda Kıbrıs’ta ikinci büyük zaferini kazanmıştır. Tabii ki Çanakkale ayrı bir destandır. Türk milletinin çektiklerini yeni yetişen gençlerimize iyi anlatmalıyız. Unutmayalım ki, su uyur düşman uyumaz.
Kıbrıs zaferinin 50 yılı, o kara günler bir daha yaşanmamak üzere tüm milletimize kutlu olsun.” – İSTANBUL
]]>Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, gündemde yer alan ‘belediyelerin SGK prim borcu ve vergi borcu’ konusuna yönelik basın açıklaması gerçekleştirdi. ABB Konferans salonunda gerçekleştirilen basın toplantısında konuşan Yavaş, Belediyenin güncel borçlarına ilişkin bilgilendirmelerde bulundu.
Yavaş, ülke ekonomisinin içinde bulunduğu durumdan dolayı iktidarın CHP’li belediyeleri hedef gösterdiğini kaydederek, “CHP’li belediyeleri en borçlu ilk 5 belediyeyi açıklamışlar. Neden ilk 20, neden ilk 50, neden tamamı değil? Açıklamalara bakıyoruz, SGK’nin mali dengesindeki bozulmanın ve buna bağlı olarak da yıllarca çalışıp her kuruşunu hak ettiği halde insanca yaşamaya yetecek bir emekli maaşı alma hakkı gasp edilen emeklilerimizin düşürüldüğü bu durumun sorumlusu adeta CHP’li belediyelermiş gibi bir algı oluşturulmaya çalışılıyor” açıklamasında bulundu.
“SGK borçlarını 84 milyon 501 bin dolar olarak arttığını açıkladık”
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın açıklamış olduğu SGK borç tutarının ABB iştiraklerinin borcu olduğuna dikkati çeken Yavaş, “ABB’nin mali durum raporunda borçlarımızın miktarı bin 774 milyon 441 bin dolar azalmış. Yani ABB, ANKA Park gibi ucube paralar verilen, mal olan bir tesisten kaynaklanan borcun tamamını ödedi. Bu kredilerin birçoğu daha önceki dönemde biz göreve gelmeden 2-3 yıl önce çekilmiş, bunların ilk ödeme tarihi bir kuruş ödenmeden seçimi kaybedecekleri tahmin ettikleri için yeni yönetimin sırtına sarılmış çok yüksel faizli borçlardı. Bunların tamamını ödedik. SGK borçlarını da 84 milyon 501 bin dolar olarak arttığını açıkladık. Bu artışın birçok sebebi var. ABB borçları azalırken, SGK borçlarının artmasının da tabii ki sebepleri var. Ülke ekonomisinin durumu ortada. Pandemide EGO gelir elde edemedi, ücretsiz taşımaları arttı. Toplu taşıma fiyatları da olabilecek en aşağı seviyede tutuldu” ifadelerine yer verdi.
“2019 ile 2024 arasında 4 milyar 333 bin 892 lira SSK prim ödemesi yapıldı”
Yavaş, ABB’nin borçlarını ödemeye devam ettiğini belirterek, “2019’da 16 milyon 900 bin lira belediyemizin sigorta borcu vardı şu anda sıfır. EGO’nun 5 milyon 180 bin borcu vardı şu anda sıfır. ASKİ’nin 3 milyon 500 bin borcu vardı, şu anda şu anda borcumuz yok. Şirketler, biz devraldığımızda 81 milyon dolar borcu vardı. Şu anki borcumuz 174 milyon dolar, yani 5 milyar 571 milyon lira. Sanki biz hiç para ödemedik gibi ifade ediyorlar. 2019 ile 2024 arasında aynı zamanda bu ödediğimiz değerlerin dışında 4 milyar 333 bin 892 lira SSK prim ödemesi de ABB tarafından yapılmıştır” değerlendirmesinde bulundu.
“En borçlu belediyeler CHP Belediyeleri diye yalan söylüyorlar”
Seçimlerin ardından yönetim değişikliğinin olduğu belediyelerde borçların CHP’li belediyelere kaldığı vurgusunu yapan Yavaş, “En borçlu belediyeler CHP Belediyeleri diye yalan söylüyorlar. Keçiören Belediyesi, 1 şirketi 2 bin 850 çalışanıyla sigorta başına düşen 456 bin lira. Bizde 16 şirket, 30 bin çalışan var. Dışarıya iş yapan 7 şirketimizin hiçbir borcu yok. Sigortalı başına düşen ise 190 bin lira. Yine Mamak Belediyesi’nin 2 şirketi var, 196 milyon lira borcu var. Gölbaşı Belediyesi’nin 272 milyon lira borcu var ve 1 şirketi var. Kahramankazan Belediyesi’nin 1 şirketi var 241 milyon lira SGK’ya prim borcu var. Bunları CHP’li belediyeler sınıfının içerisine koyuyorlar ve algı operasyonu yapıyorlar” şeklinde konuştu.
Öte yandan SGK’nın birçok belediyeden borçlara karşılık gayrimenkul ve taşınmaz mal alındığını söyleyen Yavaş, bunların ise sadece Cumhur İttifakı belediyelerinden alındığını iddia etti. Ayrıca Çalışma Bakanı Vedat Işıkhan’ın açıkladığı belediyelerin prim borcunun SGK gelirlerinin sadece yüzde 10’unu oluşturduğunu söyleyen Yavaş, geri kalan yüzde 90’lık gelirlerin de açıklanmasını talep etti.
“İktidar alacağına şahin vereceğine karga”
Yavaş, kendi borçlarının dışında kamu kurumlarının da ABB’ye borçlarının bulunduğunu söyleyerek, “İktidar alacağına şahin vereceğine karga. Çevre Bakanlığı’ndan bizim alacağımız var. Bizden önceki dönemde yapılan, Şehir Hastanesi yapılan yollar, köprüler ve Eryaman Stadından alacağımız var. Şu andaki rakam 1 milyar 325 milyon. Çalışma bakanına söylüyorum rakam 1 milyar 325 milyon lira takas yapalım. Mahsup edelim, alacağınızın 4’e birini hemen almış oluyorsunuz. Ayrıca Hazine satışlarından yüzde 10 pay verilmesi gerekirken, 171 milyon 609 bin lira yine alacağımız var. Hem bütün yükü hizmetleri artırarak sırtımıza sarıyorsunuz, bize teşekkür etmeniz gerekirken bir yandan kendi borcunuzu ödemiyorsunuz” diye konuştu.
Yavaş, SGK prim borçlarının bütün belediyelerin yükü olduğunu ifade ederek, “Bu sadece ABB ya da CHP’li belediyelerin değil. Yıllardır SGK prim borçlarının faizlerini sildiniz, yapılandırma yaptınız. Şimdi de yapmanız gereken şey bu” dedi. – ANKARA
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada CHP’li belediyeleri kastederek borçların yerinde tahsili için Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın çalışma başlattığını söylemişti. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ise belediyelerin prim borçlarının toplam 96 milyar liraya ulaştığını bu borcun yüzde 80’inin belediye şirketlerine ait olduğunu söyleyerek en borçlu belediyenin de Ankara Büyükşehir Belediyesi olduğunu açıklamıştı
“ÇEVRE BAKANLIĞI’NIN BİZE 1 MİLYAR 325 MİLYON TL BORCU VAR”
Bu açıklamalara tepki gösteren Mansur Yavaş, “Son günlerde yapılan bu açıklamalardaki amacın tamamen halkın umudu haline gelen CHP’li belediyeleri itibarsızlaştırmak ve suni gündem olduğunu düşünüyorum” sözlerini kullandı. Bakanlıkların, Ankara Büyükşehir Belediyesine borcu olduğunu ifade eden Yavaş, “Çevre Bakanlığı’ndan bizim alacağımız var. Şu andaki rakam 1 milyar 325 milyon. Ödemiyorlar arkadaşlar. Çalışma Bakanına söylüyorum; Rakam1 milyar 325 milyon lira. Takas yapalım, alacağınızın 4’te 1’ini hemen almış oluyorsunuz. Ayrıca hazine satışlarından yüzde 10 pay verilmesi gerekirken 171 milyon 609 bin lira alacağımız var. Biz vatandaşın yükünü hafifletiyoruz, bize teşekkür etmeniz gerekirken bir yandan da kendi borcunuzu ödemiyorsunuz.” ifadelerini kullandı.
“BİZ HİÇ PARA ÖDEMEDİK GİBİ İFADE EDİYORLAR
Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin SGK borçlarına ilişkin bilgi veren Mansur Yavaş, “2019’da 16 milyon 900 bin lira belediyemizin sigorta borcu vardı. Şu anda 0… EGO’nun 5 milyon 180 bin vardı, şu anda 0… ASKİ’nin 3 milyon 500 bin vardı, şu anda borcumuz yok. Şirketlerin biz devraldığımızda 81 milyon dolar borcu vardı. Şu andaki borcumuz 174 milyon dolar. 5 milyar 571 milyon lira… Sanki biz hiç para ödemedik gibi ifade ediyorlar. 2019 ile 2024 arasında bu ödediğimiz bedellerin dışında 4 milyar 333 bin 892 lira SGK prim ödemesi de Ankara Büyükşehir tarafından yapılmıştır” dedi.
ABB Başkanı Mansur Yavaş’ın açıklamalarından öne çıkan satırbaşları ise şöyle;
“Sayın Bakan, müflis tüccar gibisiniz! Eski defterleri karıştırıyorsunuz. Yönetemiyorsunuz, suçu başka yerlere atıyorsunuz. Unutmayın ki bu sorun sadece CHP’li belediye başkanlarının değil, ülkedeki tüm belediyelerin sorunudur
31 Mart’ta iktidarın aldığı ağır yenilgi ortadaki anket sonuçları ve ekonomide önleyemedikleri kötüye gidiş nedeniyle özellikle gündem değiştirerek belediyeleri hedef göstermeye başladılar. Özellikle sadece CHP’li belediyeleri. Sadece borçları olan ilk 5 belediyeyi açıklamışlar. Neden ilk 20, neden ilk 50 ya da tamamı değil.
“ALGI OPERASYONU YAPIYORLAR”
Keçiören Belediyesi bir şirketi 2 bin 850 çalışanı var. Sigortalı başına düşen 450 milyon lira. Bizim 16 şirket, 30 bin çalışan var. Şirketlerin 7’sinin dışarı iş yapan şirketlerimizin hiçbir yere borcu yok. Sigortalı başına düşen 190 bin lira. Mamak Belediyesi 2 şirketi var, 296 milyon lira borcu var. Gölbaşı Belediyesi 272 milyon lira borcu var, 1 şirketi var. Kahramankazan’ın 1 şirketi var, 241 milyon lira SGK’ya prim borcu var. Şimdi bunları CHP’li belediyeler sınıfı içine koyuyorlar ve algı operasyonu yapıyorlar.
“BELEDİYELER ÜZERİNDEN YÜKLENMEYİ SÜRDÜRÜYORLAR”
Geçtiğimiz dönemde ABB, EGO ve ASKİ’yi iflas ettirmek için 5 yıldır her şeyi denediler. Her yolu denediler ama başaramadılar. Başaramadıkları gibi insan öncelikli yönetim tarzımızı benimseyen Ankara halkı bize engel olmak isteyenlerin suratına yüzde 60’ın üzerinde bir oyu çarparak adeta ders verdi. Ancak anlıyoruz ki ders almamışlar, yine belediyeler üzerinden yüklenmeyi sürdürüyorlar.
Bakanın yaptığı açıklamada bahsedilen SGK borç tutarı, ABB iştiraklerinin borcudur. Peki bu borç neden olmuştur? Bu borçlar biz göreve geldiğimizde ne durumdalardı şimdi ne durumdalar?
ABB’nin mali durum raporunda borçlarımızın miktarı 1.774 milyon 441 bin dolar azalmış. Yani ABB, ANKA Park gibi ucube paralar verilen, mal olan bir tesisten kaynaklanan borcun tamamını ödedi.
Bu kredilerin birçoğu daha önceki dönemde, biz göreve gelmeden 2-3 yıl önce çekilmiş, bunların ilk ödeme tarihi, 1 kuruş ödenmeden, seçimi kaybedeceklerini tahmin ettikleri için yeni yönetimin sırtına sarılmış çok yüksek faizli borçlardı, bunların tamamını ödedik. Ve SGK borçlarını da 84 milyon 501 bin dolar olarak arttığını açıkladık. Bu artışın birçok sebebi var.
ABB borçları azalırken, SGK borçlarının artmasının da tabii ki sebepleri var. Ülke ekonomisinin durumu ortada. Pandemide EGO gelir elde edemedi, ücretsiz taşımaları arttı. Toplu taşıma fiyatları da olabilecek en aşağı seviyede tutuldu. Aslında düşünseler biz kendilerine yardımcı oluyoruz. Biz bu zor durumda vatandaşın en azından iktidarın bozduğu ekonomide, bu hayati olan ulaşım su gibi rakamları çok aşağıda tutuyoruz.
“KREDİ ÇEKMEK İSTEDİK İZİN VERMEDİLER”
Peki biz bunları hangi kaynakla yapacaktık? Dolaylı olarak sigorta primleri geciktirildi. Biz bu kaynakları sosyal desteklerden, pandemi döneminde, 6 Şubat depreminde, EYT’de emekli olanların tazminatını ödemek için kullandık. Kredi çekmek istedik Mecliste izin vermediler.”
]]>Köseli Mahallesi’ndeki ormanlık alanda saat 03.35’te henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.
İhbar üzerine, bölgeye Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri ile 350 personel, 5 helikopter, 2 söndürme uçağı, 29 arazöz, 14 ilk müdahale aracı, 15 su ikmal aracı, 16 su tankı ve 8 iş makinesi yönlendirildi.
Ekiplerin yangını kontrol altına almak için havadan ve karadan müdahalesi sürüyor.
Rüzgarın etkisiyle yayılan alevler, ekiplerin çalışmasını zorlaştırıyor.
Vali Köşger koordinasyon merkezini ziyaret etti
Vali Yavuz Selim Köşger, yangın bölgesinde kurulan koordinasyon merkezini ziyaret etti, söndürme çalışmaları hakkında bilgi aldı.
İncelemesinin ardından gazetecilere açıklama yapan Köşger, alevlerin çıkış nedeninin araştırıldığını söyledi.
Müdahalenin sürdüğünü belirten Köşger, şöyle devam etti:
“Yangının meskun mahale çok yakın noktada çıktığı anlaşılıyor. Şu an itibarıyla 5 helikopter, 2 uçak, 350’e yakın personel ve 93 araçla yangına müdahale ediyoruz. Orman teşkilatımız, AFAD, itfaiye, ASKİ, Büyükşehir Belediyesi, bütün kurumlar seferber olmuş durumda. Yangını önlemek için ellerinden gelen gayreti gösteriyorlar. Şu an itibarıyla yangını meskun mahallere zarar vermeyecek şekilde kontrol altına almış durumdayız ama tamamen söndürme aşamasına henüz geçilemedi. ‘Kısmen kontrol altına alındı’ denilebilir. Belli noktalarda yangın devam ediyor. İnşallah çok uzun olmayan bir sürede tamamen kontrol altına alabileceğimizi değerlendiriyor arkadaşlar.”
Vali Köşger, bölgede sabah saatlerinde rüzgarın etkili olduğunu ifade ederek, “Sabah şanssızlıklardan birisi de yangın çıktığı anda 25 kilometre, sonra da 35 kilometre hızları bulan rüzgar vardı. Şimdi rüzgarın etkisi biraz azalmış. Dolayısıyla havadan ve karadan müdahaleler oldukça etkili hale gelebildi. En kısa sürede söndürebileceğimizi tahmin ediyoruz.” diye konuştu.
Zirai ve ormanlık alanı etkiledi
Zarar gören yerleşim yerlerine değinen Köşger, şunları anlattı:
“Yangında zarar gören 3 baraka tarzında, birisi evin odası şeklinde mal kaybı var. Çok şükür herhangi bir cana zarar gelmiş değil. Can kaybımız yok, ona şükrediyoruz. O küçük zararları da telafi ederiz inşallah. Onun haricinde şu ana kadar orman emvali dışında zarar yok. Yangında 15 hektar zirai, 30-35 hektar civarında da ormanlık alanın zarar gördüğü değerlendiriliyor. Zarar gören zeytinlikler var. İnşallah daha fazla zarar olmadan söndüreceğiz.”
“Evi boşaltılan, zarar gören tüm maliklerle görüşeceğiz”
Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar da yangın bölgesinde gazetecilere yaptığı açıklamada, yangının sabah saatlerinde poyraz nedeniyle yayıldığını anlattı.
Orman personeli, AFAD ve Büyükşehir Belediyesi itfaiye ekiplerinin birlikte çalıştığını dile getiren Karalar, şöyle konuştu:
“Allah’a şükürler olsun ki can kaybı yok. Orman Bölge Müdürlüğüne, itfaiye ekiplerimize, AFAD’a teşekkür ediyorum. Çok hızlı ve doğru müdahale edildi. Biliyorsunuz helikopter ve uçakların müdahalesi hemen yayılmayı engelliyor.”
Karalar, bazı mahallelerin boşaltıldığını belirterek, “Dumandan etkilenen personel var ama can kaybı yok. Evi boşaltılan, zarar gören tüm maliklerle görüşeceğiz. Gerekli yardımı yapacağız. Geçen yıl depremde zarar gören 150’nin üstünde evi biz onardık. Şimdi burada hangi ev hasar görmüşse maliklerle görüşüp üzerimize düşeni yapacağız. Yangının çıkış sebebi belli değil, şu anda tespit edilemedi. Bu sıcaklarda yangınlar o kadar kolay çıkıyor ki… İnşallah bir sabotaj, ihmal yoktur.” değerlendirmesinde bulundu.
Yangının geniş alanda etkili olduğunu dile getiren Karalar, çalışmaları takip ettiklerini kaydetti.
Kozan Kaymakamı Bahattin Alp Arslanköylü de yangın nedeniyle tedbir amaçlı bazı evlerin boşaltıldığını aktardı.
İkametinde zarar oluşan vatandaşlardan Mehmet Öz ise “Muhtemelen yanan kozalak çardağa fırladı. Çardakta çıkan yangın evin içine sıçradı. Evimiz komple yandı, zararımız çok.” ifadesini kullandı.
Öte yandan, yangında mahalledeki bazı arı kovanlarında zarar oluştuğu görüldü.
]]>AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak, Odunpazarı ilçesi Gündoğdu Mahallesi’nde Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan 24 dairenin kentsel dönüşümünün belirtilen tarihin üzerinden 250 gün geçmesine rağmen bitirilmemesini eleştirdi. Kentsel dönüşümle Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından inşasına devam edilen 24 dairenin teslim tarihinin iki kez ötelendiğini belirten Albayrak, deprem riskine dikkat çekti.
“Eskişehir’i merkezden bir şehir olarak ibaret görmeleri de bizleri üzüyor”
AK Parti hükümetlerinin Eskişehir’de 15 binin üzerinde konut yaptığını belirten AK Parti Eskişehir İl Başkanı Albayrak şöyle konuştu:
“25 yılda 24 tane daireyi dahi teslim edemeyen ve bunu kalkıp 2023 Aralık’ın başında teslim etmesi gerekirken hazirana öteleyen ve haziran da geçmiş olmasına rağmen hala 250 gün üzerinden zaman geçmiş olmasına rağmen teslim edemeyen bir büyükşehir belediyesi ile karşı karşıyayız. Şimdi biz hep ne diyoruz? Gündemimiz kentsel dönüşüm diyoruz. Kentsel dönüşümle beraber afet listesi alanlar diyoruz. Gündemimiz diyoruz ki deprem diyoruz ama bugün gerçekten 25 yılda 24 tane konutu dahi bitiremeyen bir büyükşehir belediyesiyle karşı karşıyayız. Malumunuz Eskişehir’de AK Parti’miz, AK Parti hükümetlerimiz şu an 15 binin üzerinde konutları yaptı. Adım adım teslim ediyor. Yetmedi bunları ilçelerde de yapmaya başladı ve ilçelerde de şu an teslim etmeye devam ediyor. En önemlisi şu an Odunpazarı’nda Mamuca’da işe başladığımız süre içerisinde Türkiye’de ilk olan Odunpazarı Belediyesi’nin önünü mühürlemesi noktasında işin uzamasına vesile olan ama şu an gelinen noktada 3 bin 109 konutumuzda inşallah bu yılsonu itibarıyla hak sahiplerine teslim edeceğiz. Gerçekten AK Parti bu şehre büyük hizmetler yaptı. Bunların en başında da TOKİ’yle beraber kentsel dönüşümle beraber vatandaşlarımızın hayatını kolaylaştıran konutlar ve yapı stokunun çoğalmasıydı. Ama burada Büyükşehir Belediyesi ve alt belediyelere baktığımız zaman iş yapma noktası olmaması, iş yapma becerisinin olmamasını burada görmüş olduğunuz 24 konut da dahil yapamadıklarını görüyoruz. Bir borç gırtlağına girmişler. Bu şehir için bir hayalleri yok. Eskişehir’i merkezden bir şehir olarak ibaret görmeleri de bizleri üzüyor. Bakın Eskişehir ne olursa olsun deprem bölgesinde olan bir şehirdir. Onun için Allah göstermesin burada bir deprem olduğu zaman çok büyük zayiatlar ve sıkıntılar vermemek adına bugünden bazı şeylerin tedbirini almamız gerekiyor diyoruz. Buradan tekrardan Büyükşehir belediyesine ve alt ilçe belediyelerine sesleniyoruz.”
“25 yılda 24 tane daireyi bitiremediniz”
Kente değer katılması gerektiğini söyleyen AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’ne çağrıda bulundu. Eskişehir’e güzel projeler getirilmesi gerektiğini belirten Albayrak, “Diyoruz ki; 25 yılda 24 tane daireyi bitiremediniz. Ama gelin bu şehre güzel hizmetler noktasında bir çaba gösterin. Ortaya bir değer koyun. Güzel projeleri getirin diyoruz. Çünkü bunu artık vatandaşımız bekliyor diyoruz. Geçmiş dönemde de bunları gündeme getirdiler mi getirdiler? Bunları gündeme getiren tekrardan biz olduk. Tepebaşı Belediyesi’ndeki meclis üyelerimiz oldu. Ama o konuda da ne yaptılar? Bunları komisyona götürdüler ve beklettiler. Seçim dönemi yaklaştığı zaman kart artırımıyla alakalı çalışmaları yapacaklarını beyan ettiler. Ama bugün seçimden takriben 4 aylık bir zaman dilimi olmasına rağmen hiçbir çalışma yapmıyorlar. Hiçbir şeyi gündeme getirmiyorlar. Şu an farklı bir dünyaları var. Gündemi farklı yönlerle geçiştirmeye çalışıyorlar. Biz de ısrarla yine söylüyoruz. Şehrin gündemi bence kentsel dönüşümdür. Şehrin gündemi depremdir, trafiktir, susuzluktur, kuraklıktır. Bu konuda bütün belediyelerin çalışması gerekir diye düşünüyoruz” dedi. – ESKİŞEHİR
]]>BEYRUT’TA UÇUŞLAR ASKIYA ALINDI
İsrail ordusunun Lübnan’a yönelik saldırısı nedeniyle Beyrut Refik Hariri Uluslararası Havalimanı’ndaki gidiş ve geliş uçak seferleri askıya alındı. Beyrut Refik Hariri Uluslararası Havalimanı’ndaki gidiş ve geliş uçuş bilgi ekranında 28 Temmuz akşamından başlayıp şu ana kadar devam eden tüm uçuşların askıya alındığı görüldü. Havalimanı internet sitesinden verilen uçuş bilgilerine göre, Beyrut’tan dünyanın çeşitli noktalarına giden ve gelen tüm uçuşlar için “iptal” ya da ” ertelendi” yazıldı.

Lübnan devletine ait Middle East Airlines (MEA) Havayolları, dün Beyrut’tan yapılacak bazı uçak seferlerini 29 Temmuz sabahına kadar ertelediğini duyurmuştu.
10 ÜLKE VATANDAŞLARINI GERİ ÇAĞIRDI
Öte yandan İsrail ordusunun Lübnan’a yönelik muhtemel saldırısı öncesi bazı ülkeler, vatandaşlarına Lübnan’ı terk etmeleri veya bu ülkeye seyahat etmemeleri hususunda uyarıda bulunmuştu.
ABD
ABD’nin Beyrut Büyükelçiliği tarafından yapılan açıklamada, Mecdel Şems olayından kaynaklı bölgede artan tansiyon nedeniyle Lübnan’daki uçak seferlerini aksatan değişikliğin meydana geldiği belirtilerek ABD vatandaşlarına Lübnan’a seyahat etmemeleri uyarısı yapıldı. Açıklamada, “Lübnan’da tam kapsamlı bir savaş korkusu, İsrail ile İran destekli Hizbullah arasındaki şiddetli çatışmalar son haftalarda arttı” ifadesi yer aldı.
Avustralya
Avustralya hükümeti de vatandaşlarına daha önce yayınlanan ve mevcut gelişmelerin ardından güncellenen Lübnan’a seyahat etmemeleri yönündeki çağrısını yineledi. Hükümetin açıklamasında, “Güvenlik durumunun istikrarsızlığı ve güvenlik durumunun daha da kötüleşme riski nedeniyle Lübnan’a seyahat etmemenizi tavsiye etmeye devam ediyoruz. Lübnan’daki Avustralyalılar, ticari uçuşlar devam ederken derhal ülkeyi terk etmelidir. Beyrut havalimanı kapanabilir ve uzun bir süre boyunca ülkeyi terk edemeyebilirsiniz” ifadeleri kullanıldı.
Norveç
Norveç’in Beyrut’taki Büyükelçiliğinin sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, Norveç vatandaşlarına ülkeyi terk etme çağrısı yapıldı ve ülkeye mevcut seyahat uyarıları yinelendi. Lübnan’da Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmanın arttığı uyarısı yapılan paylaşımda, durumun daha kötüye gitmesi halinde Lübnan dışına seyahat seçeneklerinin sınırlı hale gelebileceği de kaydedildi. Paylaşımda, böyle bir durumun yaşanması karşısında Norveç Büyükelçiliğinin, vatandaşlarının ülkeyi terk etmelerine yardımcı olmak için çok sınırlı kaynaklara sahip olacağı da hatırlatıldı.
Almanya
Almanya da diğer ülkeler gibi daha önceki Lübnan’a seyahat uyarısını güncelledi.26 Haziran’daki güncellemeye göre Alman vatandaşlarına Lübnan’a seyahat etmemeleri konusunda uyarıda bulunulan yazılı açıklamada, Alman vatandaşlarına acilen Lübnan’dan ayrılmaları çağrısı yapıldı. Açıklamada, bölgedeki güvenlik durumunun oldukça değişken olduğu ve Lübnan ile İsrail arasındaki sınır bölgesinde askeri çatışmaların son haftalarda yoğunlaştığı belirtilerek, “Durumun daha da şiddetlenmesi ve çatışmanın genişlemesi göz ardı edilemez.” ifadesi kullanıldı. Gerilimin daha da artmasının Refik Hariri Havalimanı’ndaki hava trafiğinin tamamen durmasına da yol açabileceği uyarısında bulunulan açıklamada, bu durumda Lübnan’ı hava yoluyla terk etmenin mümkün olmayacağı kaydedildi.
İngiltere
İngiltere’nin, Ekim 2023’te vatandaşlarına yaptığı ülkeyi terk etme tavsiyesi ise geçerliliğini koruyor. İngiltere Dışişleri Bakanlığınca yayımlanan güncel seyahat uyarısında, “Bakanlık, İsrail ile Lübnan Hizbullah’ı ve Lübnan’daki diğer gruplar arasındaki çatışmalar nedeniyle Lübnan’a tüm seyahatlere karşı uyarıyor.” açıklaması yapıldı. İsrail-Lübnan sınırında karşılıklı füze ve top atışları olduğunu belirtilen uyarıda, Beka Vadisi ile Litani nehrinin kuzeyinde de riskler bulunduğu kaydedildi.

Belçika
Belçika Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, bölgedeki son gelişmeler ışığında İsrail, Filistin toprakları ve Lübnan’a tüm seyahatlerin iptal edilmesi tavsiye edildi. Açıklamada ayrıca Belçika vatandaşlarının Lübnan’ı terk etmeleri de önerildi.
Fransa
Fransa Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, İsrail’in işgali altındaki Golan Tepeleri’nde bulunan Mecdel Şems beldesine yönelik saldırı şiddetle kınandı. “Yeni bir askeri çatışmayı tırmandırmayı önlemek için her şeyin yapılması” gerektiği belirtilen açıklamada, Fransız vatandaşlarının Lübnan, İsrail ve Filistin topraklarına seyahat etmemeleri tavsiye edildi.
İsveç
İsveç Dışişleri Bakanlığı sayfasından yapılan duyuruda, “Lübnan’daki durum tehlikeli ve öngörülmez, bu nedenle İsveç vatandaşlarının ülkeyi terk etmesini tavsiye ediyoruz.” ifadesi kullanıldı. İsveç Dışişleri Bakanı Tobias Billström de X hesabından yaptığı paylaşımda, “Defalarca söyledim, yine söylüyorum: İsveç vatandaşlarının Lübnan’ı terk etmesi veya söz konusu ülkeye gitmekten kaçınması gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Danimarka
Danimarka Dışişleri Bakanlığı ise X hesabından yaptığı paylaşımda, vatandaşlarının Lübnan’a yapacakları seyahatleri durdurmasını tavsiye ederken, ülkeyi terk etmelerini istedi.
Hollanda
Hollanda Dışişleri Bakanlığının, Lübnan’a seyahatten kaçınılması ve bu ülkedekilerin acilen ayrılmaları yönünde 26 Haziran’da verdiği uyarının hala devam ettiği bilgisine yer verilen internet sayfasında, “Lübnan için seyahat tavsiyesinin renk kodu kırmızıdır. Durumunuz ne olursa olsun oraya seyahat etmeyin. Başınız belaya girerse Hollanda Büyükelçiliği size her zaman yardımcı olamayabilir.” ifadeleri yer alıyor.
]]>İsrailli yetkililer saldırıdan Hizbullah’ı sorumlu tuttu ve örgütün büyük bir bedel ödeyeceğini söyledi.
Hizbullah iddiaları reddetti ancak aylardır tırmanan gerginliğin bu olayın ardından yeni bir savaşı tetiklemesinden korkuluyor.
İran’ın desteklediği Hizbullah’ın 150 bin roket ve füzeye sahip olduğu tahmin ediliyor.
Hizbullah, Lübnan’da faaliyet gösteren, İran tarafından desteklenen, Şii İslamcı bir siyasi parti ve silahlı örgüt.
İsmi “Allah’ın Partisi” anlamına geliyor.
Hizbullah’ın liderliğini 1992’den bu yana Hasan Nasrallah yürütüyor.
İdeolojik kökleri 1960’lar ve 1970’lerde Lübnan’da yaşanan Şii İslami uyanışa uzansa da Hizbullah, 1980’li yılların başında ortaya çıktı.
Grup, İsrail’in Lübnan’ı işgali sırasında, İran’ın askeri ve mali desteğiyle, Lübnan’ın güneyinde yaşayan ve geleneksel olarak güçsüz bırakılmış Şii toplumunu savunmak amacını taşıyan bir güç olarak doğdu.
İsrail’in 2000 yılında Lübnan’dan çekilmesinin ardından Hizbullah, silahları bırakma yönündeki baskılara direndi ve askeri kanadı İslami Direniş’i güçlendirmeye devam etti.
Grup ayrıca, meclisteki Direnişe Sadakat Bloğu üzerinden adım adım Lübnan’ın politik sisteminde ağırlığı olan kilit bir güce dönüştü ve kabinede veto gücü kazandı.
Yıllar boyunca İsrail ve ABD hedeflerine yönelik bir dizi bombalı saldırı gerçekleştirmek ve planlamakla suçlanan grup, Batılı devletler, İsrail, Körfez ülkeleri ve Arap Birliği tarafından “terör örgütü” olarak tanımlanıyor.
Ancak Hizbullah siyasi, askeri, güvenlik alanlarındaki nüfuzunun yanı sıra sağladığı sosyal hizmetler ile devlet içinde devlet olarak itibar kazandı.
Bazı açılardan Hizbullah’ın askeri kapasitesi Lübnan ordusununkinin üstüne çıkmış durumda.
Bu durum, grubun hükümet kurumlarıyla rekabetine ve rakiplerinin sert eleştirilerine sebep oluyor.
Bazı Lübnanlılar Hizbullah’ı ülkenin istikrarına yönelik bir tehdit olarak görüyor ancak grup, Lübnan’daki Şii toplumu içinde popüler olmayı sürdürüyor.
Bölgenin önemli aktörü
Hizbullah, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın sadık bir müttefiki… Ülkede 2011 yılında başlayan iç savaşta, binlerce militanını Esad için savaşmak üzere Suriye’ye gönderdi.
Bu destek, özellikle Lübnan sınırındaki dağlık bölgelerde isyancıların ele geçirdiği bazı yerlerin yeniden hükümet yanlısı güçlere geçmesini sağladı.
Ancak Hizbullah’ın Suriye iç savaşına müdahil olması Lübnan’daki etnik gerilimleri keskinleştirdi.
Grubun Esad’a desteği ve İran’la sıkı bağları ayrıca, İran’ın bölgedeki başlıca rakibi Suudi Arabistan’ın liderliğindeki Körfez Arap ülkeleri tarafından daha fazla düşmanlık görmesine neden oldu.
İsrail, Suriye’deki İran ve Hizbullah militanlarıyla bağlantılı hedeflere sık sık saldırı düzenliyor ancak bu saldırıları nadiren kabul ediyor.
Hamas’ın 7 Kasım 2023’te İsrail’e yönelik düzenlediği ve en az 1400 kişinin öldüğü sürpriz saldırının ardından Hizbullah ve İsrail, sınır hattında birbirilerine karşılıklı ateş açtı.
İsrail, misilleme için Gazze’de hava saldırılarına başladığında Hizbullah, İsrail’e karşı savaşa katkıda bulunmaya “tamamen hazır” olduğunu söyledi.
İran’ın desteğiyle kuruldu
Hizbullah’ın kökenlerini tam olarak saptamak zor ancak öncülleri, İsrail’in 1982 yılında Filistinli militanların saldırılarına yanıt olarak Lübnan’ın güneyini işgal etmesinden sonra ortaya çıktı.
O süreçte, işgale savaşarak karşı çıkmayı savunan Şii liderler, dönemin önde gelen grubu Emel Hareketi’nden ayrılmıştı.
Yeni kurulan İslami Emel örgütü, Bekaa Vadisi’nde bulunan İran Devrim Muhafazıları’ndan önemli bir askeri ve örgütsel destek aldı.
Şii milis güçleri arasında en önemli ve etkili grup olarak ortaya çıkan bu grup, daha sonra Hizbullah’ı oluşturdu.
Bu gruplar İsrail ordusu ve müttefiki Güney Lübnan Ordusu’nun (GLO) yanı sıra Lübnan’daki yabancı güçlere yönelik saldırılar düzenledi.
1983 yılında ABD Büyükelçiliği ve ABD Deniz Piyadeleri kışlalarına yönelik düzenlenen, 258 ABD ve 58 Fransız askerinin ölümüne ve Batılı barış güçlerinin Lübnan’dan çekilmesine neden olan saldırıların arkasında bu grupların olduğuna inanılıyor.
Hizbullah 1985 yılında yayımladığı bir “açık mektup” ile kuruluşunu resmi olarak duyurdu.
Grup bu belgede, ABD ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ni İslam’ın “ana düşmanları” olarak tanımladı ve Müslüman topraklarını işgal etmekle suçladığı İsrail’in “yok edilmesini” savundu.
Grup ayrıca, “İslami sistemin zorla dayatma temelinde değil halkın özgür ve doğrudan seçimine dayanarak benimsenmesi” çağrısı yaptı.
1989 yılında Lübnan’daki iç savaşı sonlandıran ve milis güçlerinin silahsızlandırılması yönünde çağrı yapan Taif Anlaşması, Hizbullah’ın askeri kanadının “İslami Direniş” adıyla isim değişikliği yapmasına neden oldu. İsrail’in işgalini sonlandırmaya adanan bu örgüt Hizbullah’ın silahlarını muhafaza etmesine imkan tanıdı.
Lübnan siyasetinde aktif
Suriye ordusunun 1990 yılında Lübnan’a barış dayatmasının ardından Hizbullah, güney Lübnan’daki gerilla savaşını sürdürdü ancak aynı zamanda Lübnan siyasetinde de aktif bir rol oynamaya başladı.
Grup, 1992 yılında ilk defa ulusal seçimlere başarılı bir şekilde katıldı.
İsrail güçleri 2000 yılında ülkeden çekildiğinde onları püskürtenin Hizbullah olduğu kanısı yaygındı.
Grup, silahsızlanma yönündeki baskılara direndi ve İsrail’in Şebaa Çiftlikleri ve diğer ihtilaflı bölgelerdeki varlığının devam etmesini gerekçe göstererek ülkenin güneyindeki askeri varlığını sürdürdü.
Grup, kayda değer büyüklükteki askeri gücünü 2006 yılındaki savaşta İsrail’e karşı kullandı.
Hibullah’ın sınır ötesi saldırısında sekiz İsrail askeri öldürüldü ve ikisi de rehin alındı. Bu olay, İsrail’in kapsamlı bir karşılık vermesine neden oldu.
İsrail savaş uçakları, Hizbullah’ın, Lübnan’ın güneyindeki ve Beyrut’un güneyindeki dış mahallerinde yer alan kalelerini bombaladı. Hizbullah ise İsrail’e yaklaşık 4,000 roket fırlattı.
Otuz dört gün süren savaşta çoğunluğu sivil olmak üzere 1125 Lübnanlı; İsrail tarafında ise 119 asker ve 45 sivil hayatını kaybetti.
Hizbullah savaştan ayakta ve daha da cesaretlenmiş olarak çıktı.
2008 yılında Batı destekli Lübnan hükümeti, Hizbullah’ın özel telekomünikasyon ağını kapatmaya ve Beyrut Havalimanı’nın güvenlik müdürünü Hizbullah’la bağlantıları olduğu gerekçesiyle görevden almaya kalktığında grup, buna başkentin büyük bir bölümünü ele geçirerek ve rakip Sünni gruplar ile çatışarak karşılık verdi.
Hükümet, 81 kişinin öldüğü ve Lübnan’ı yeni bir iç savaşın eşiğine getiren mezhepsel çatışmaları sonlandırmak adına geri adım attı.
İmzalanan güç paylaşımı anlaşması, Hizbullah ve müttefiklerine kabinedeki herhangi bir kararı veto etme hakkı verdi.
2009 seçimlerinde grup, parlamentoda 10 sandalye kazandı ve birlik hükümetinde yer almaya devam etti.
Aynı yılın sonlarına doğru Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Hasan Nasrallah, grubun “siyasi vizyonunu” vurgulamayı amaçlayan yeni bir siyasi manifesto yayımladı.
Bu metinde, 1985 yılındaki manifestoda yer alan İslami cumhuriyete yönelik atıf kaldırıldı ancak İsrail ve ABD’ye karşı sert tutum sürdürüldü ve Hizbullah’ın silahlarını korumak zorunda olduğu belirtildi.
2011 yılında grup ve müttefikleri, Suudi Arabistan destekli bir Sünni siyasetçi olan Saad Hariri’nin liderliğindeki birlik hükümetini devrilmeye zorladı.
Hizbullah, dört üyesinin 2005 yılında Hariri’in babası Refik Hariri’nin suikastı olayına karışmakla suçlanmasına karşı seyirci kalmayacağı uyarısında bulundu.
2020 yılında Birleşmiş Milletler’e bağlı Uluslararası Lübnan Mahkemesi, Hizbullah üyesi Selim Cemil Ayyaş’ı, Refik Hariri cinayetine karıştığı gerekçesiyle suçlu buldu ve gıyabında ömür boyu hapse mahkum etti.
Hizbullah ve müttefikleri daha sonraki hükümetlerde de yer almaya ve bunlarda önemli bir nüfuza sahip olmaya devam etti.
]]>Türkiye’nin Fransa’da okul açma talebinin reddedilmiş olması da çözümü zorlaştırıyor.
Diplomatik kaynaklar okullarla ilgili anlaşmazlığı Ankara- Paris arasındaki siyasi ilişkilerin olumsuz gidişatının bir yansıması olarak yorumluyor.
Tartışmanın odağında iki okul var
İki ülke arasındaki eğitim krizinin temelinde iki okulla ilgili anlaşmazlık yatıyor: Ankara’da konuşlu Charles de Gaulle Lisesi ve İstanbul’da bulunan Pierre Loti Lisesi.
Her iki okul da Fransa Yurtdışı Eğitim Ajansı’na (AEFE) kayıtlı ve Türkiye’deki Fransa Büyükelçiliği’ne bağlı olarak faaliyet gösteriyor.
Anaokulundan lise sona kadar eğitim veren okullara, Fransız vatandaşlarının yanı sıra Türkiye’de yaşayan yabancılar ve ebeveynlerden birisinin Fransızca bilmesi koşuluyla Türk ailelerinin çocukları da kayıt yaptırabiliyor.
Charles de Gaulle Lisesi’nin tarihi 1950’lere dayanıyor. Okulun web sitesinde yer alan bilgilere göre 2023-2024 eğitim yılında 36 farklı ülkeden 1040 öğrenci burada eğitim gördü. Sitede bu öğrencilerin ne kadarının Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğu belirtilmiyor.
Pierre Loti Lisesi’nde ise 1300’den fazla öğrenci eğitim alıyor.
Tam rakam bilinmiyor ancak Pierre Loti’deki öğrencilerin büyük çoğunluğunun Türk olduğu kaydediliyor. Özellikle Türk diplomat, akademisyen, siyasetçi ve diğer üst düzey bürokratların çocukları için Fransız okulunu tercih ettikleri belirtiliyor.
Müzakereler sonuçsuz kaldı
İki ülkeyi karşı karşıya getiren anlaşmazlığın temelinde iki okulun da Türkiye’de yasal bir statüsünün bulunmaması yatıyor.
Fransa Büyükelçiliği’nin okullar için vergi muafiyeti istemesinin de görüşmelerde aşılamayan noktalardan biri olduğu ifade ediliyor.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin geçen ay bir açıklama yaparak Fransa ile Aralık 2023’ten itibaren devam eden görüşmelerde sonuç alınamadığını duyurdu.
Fransa Büyükelçiliği’ni kendilerini oyalamakla suçlayan Tekin, elçiliğe Türk öğrencilerin bu okullara alınamayacağını belirten bir notanın iletildiğini kaydetti.
12 Temmuz’da okullardan velilere yapılan duyuruda, 2024-2025 dönemi için yeni Türk öğrenci alınmayacağı, mevcut Türk öğrencilerin durumunun da belirsiz olduğu vurgulandı.
Velilerin beklentisi, mevcut öğrencilerin eğitim düzenlerinin bozulmamasına dönük bir formülün işletilmesi.
Bu açıklamadan sonra Türk ve Fransız eğitim bakanlıkları arasında yeni görüşmelerin yapıldığı ancak sürecin kısa vadede sonuçlanmasının beklenmediği kaydedildi.
Fransa’da 30 Haziran ve 7 Temmuz’da yapılan son erken genel seçimin ardından yaşanan belirsizlik çözümü zorlaştıran etkenler arasında değerlendiriliyor.
Geçmiş süreçlerden farklı olarak Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nın bu müzakerelerde aktif rol oynamaması da dikkat çeken bir unsur.
Konuyu 2013’te atandığı Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarlığı döneminden itibaren yakından takip eden Yusuf Tekin’in mevcut süreci kendi kontrolünde götürdüğü değerlendiriliyor.
Türkiye’nin okul açma talebi reddedilmişti
Bakan Tekin kamuoyuna yaptığı açıklamalarda birkaç unsurun üzerinde durdu.
İki okulun statüsünün netleşmesi için Fransa ile uluslararası bir sözleşme imzalamak istediklerini kaydeden Tekin, bu okullardaki müfredatla ilgili de talepleri olduğuna işaret etti.
Tekin, “Amacımız, Türk vatandaşlarının çocuklarının kendi kültürlerini öğrenebileceği şekilde eğitim almasını sağlamaktır” dedi.
Milli Eğitim Bakanı, basındaki, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri verilmediği için bu okulların kapatılmasının istendiğine ilişkin haberlerin gerçeği yansıtmadığını söyledi.
Bakan Tekin, “Gelin bu okulları meşru hale getirelim. Bunun karşılığında da sizden Fransa’daki Türk vatandaşları için bazı taleplerimiz olacak” ifadeleriyle Türkiye’nin asıl önemli talebini kamuoyuna duyurmuş oldu.
Türkiye, 2019 yılında karşılıklılık ilkesi doğrultusunca Fransa’da Türk okulları açmak istediğini iletmiş ancak bu kabul görmemişti.
Dönemin Fransa Eğitim Bakanı Jean-Michel Blanquer, Türkiye’yi laikliğe sırtını dönmüş, İslamcı bir ülke olarak tanımlamış ve bu girişime onay vermeyeceğini kaydetmişti.
Blanquer’e yanıt veren Dışişleri Bakanlığı ise “Türkiye’de Büyükelçilik destekli Fransız okulları bulunduğunu hatırlatmak isteriz. Türkiye’nin, Fransız eğitim sistemiyle uyumlu olarak açmayı öngördüğü okullar için müzakereler esasen Türkiye’deki bu okullarla mütekabiliyet çerçevesinde yürütülmektedir” ifadelerini kullanmıştı.
Fransa Büyükelçiliği’nden Temmuz ayında yapılan açıklamada Türkiye’nin bu iki temel talebinin dışında yeni bazı unsurları da gündeme getirdiği kaydedildi ancak ayrıntı verilmedi.
Olumsuz siyasi ilişkilerin yansıması mı?
Ankara ve Paris’teki diplomatik kaynaklara göre, Charles de Gaulle ve Pierre Loti liseleri üzerinden yaşanan sorun, iki başkent arasındaki olumsuz siyasi ilişkilerin ve güvensizliğin bir yansıması.
Türkiye ile Fransa, başta Libya, Afrika, Kafkasya gibi çatışma noktalarında karşıt pozisyonda yer alıyorlar ve karşılıklı suçlamalarda bulunuyorlar.
Fransa, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hükümetini İslamcı anlayışı Avrupa’daki Türk nüfusu aracılığıyla Avrupa kıtasına yaymakla da itham ediyor.
Türkiye ise Fransa’nın katı laik anlayışının ülkede yaşayan Müslüman topluluğun inanç özgürlüğünü ihlal ettiğini savunuyor ve bu tür girişimlerin İslamofobik eğilimleri güçlendirdiğini iddia ediyor.
Siyasi alanda yaşanan olumsuzluğun Ankara-Paris arasında anlamlı ve kapsamlı bir diyaloğa da engel olduğu belirtiliyor. Özellikle Fransa’dan Türkiye’ye dönük temas girişimlerinin çok az olması büyük bir sıkıntı olarak değerlendiriliyor.
Almanya ve Pakistan okulları da mercek altında
Ankara’da Pakistan, İngiltere ve Almanya büyükelçiliklerine bağlı okullar da bulunuyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nın, Fransa ile yaşanan sorun devam ederken diğer büyükelçilik okullarını da mercek altına aldığı ve gerekli adımları attığı kaydediliyor.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin geçen hafta Pakistan Büyükelçiliği Uluslararası Çalışma Grubu adıyla 1965’ten bu yana tamamen İngilizce eğitim veren okulun da Türkiye’de hukuki statüsü olmadığını, Pakistan ile bu sorunun çözümü için görüşme yapıldığını açıkladı.
Türkiye ile Almanya arasında 1957 Kültür Anlaşması çerçevesinde altı okul faaliyet gösteriyor. Bunlardan üçü Ankara, İstanbul ve İzmir’de eğitim veren Almanya Büyükelçiliği Özel Okulları. Diğer üçü ise İstanbul’da konuşlu Özel Alman Lisesi, İstanbul Erkek Lisesi (Almanca Bölümü) ve İstanbul Erkek Liseliler Eğitim Vakfı Lisesi.
Dışişleri Bakanlığı’ndan Almanya Büyükelçiliği’ne gönderilen notayla, 2024-2025 eğitim yılından itibaren Ankara, İstanbul ve İzmir’deki büyükelçilik okullarına Türk öğrenci kaydının yasaklandığı bildirildi. Okullardan 22 Temmuz’da yapılan açıklamada mevcut öğrencilerin eğitime devam edeceği belirtildi.
İngiltere Büyükelçiliği içinde eğitim veren ve The British Embassy School olarak bilinen okulla ilgili ise bir gelişme basına yansımadı. 1964’ten bu yana eğitim veren okulun çoğunlukla İngiliz ve yabancı diplomat ailelerinin çocuklarına hitap ettiği biliniyor.
]]>Hizbullah roket saldırısını düzenlemediğini açıkladı. Ancak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Pazar günü üst düzey güvenlik yetkililerini toplantıya çağırdı ve Hizbullah’ın ağır bir bedel ödeyeceğini söyledi.
İsrail Dışişleri Bakanı Israel Katz, “Hizbullah lideri Hasan Nasrallah saldırının bedelini başıyla ödemeli” dedi. İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ise Hizbullah’la topyekun bir savaşa yakın oldukları uyarısında bulundu.
İran’ın desteklediği Hizbullah’ın 150 bin roket ve füzeye sahip olduğu tahmin ediliyor.
Golan Tepeleri’ne düzenlenen saldırıda hayatını kaybedenler, futbol oynayan çocuklar ve gençlerdi.
İsrail ordusu olayı, “Hamas’ın 7 Ekim saldırılarından bu yana İsrailli sivillere yönelik en ölümcül saldırısı” olarak nitelendirdi.
Saldırı gözleri bir kez daha Golan Tepeleri’ne çevirdi.
Suriye’nin güneybatısında görece küçük bir alan olan kayalık Golan Tepeleri, uluslararası politikada yüzölçümünü çok aşan bir öneme sahip.
İsrail, Suriye’ye ait Golan Tepeleri’ni, 1967’deki 6 Gün Savaşı olarak da bilinen Arap-İsrail Savaşı’nda işgal etti.
Bölgede yaşayan Suriyeli Arap nüfusun çoğu çatışma sırasında kaçmak zorunda kaldı.
Savaşın sonunda bir ateşkes hattı oluşturuldu ve bölge, işgal gücü olan İsrail ordusunun denetimine geçti.
İsrail çok kısa süre içinde Golan Tepeleri’nde Yahudi yerleşimleri inşasına başladı.
Suriye 1973’teki Yom Kippur Savaşı sırasında Golan Tepeleri’ni geri almaya çalıştı. İsrail güçlerine büyük kayıplar verdirdi ama sonunda çekilmek zorunda kaldı.
İki ülke 1974’de bir ateşkes anlaşması imzaladı. Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı bir gözlem gücü 1974’ten itibaren bölgedeki ateşkes hattına yerleşti.
İsrail, 1981’de bölgeyi ilhak etti.
Uluslararası toplum, İsrail’in işgal ve ilhak kararlarını tanımadı.
Bugün uluslararası platformda İsrail işgali altındaki Suriye toprağı sayılan Golan Tepeleri’nde inşa edilen Yahudi yerleşim birimlerinde on binlerce yerleşimci yaşıyor.
Bölgede ayrıca 20 bin civarında, çoğu Dürzi Suriyeli de yaşıyor.
2019’da dönemin ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin İsrail’in Golan Tepeleri üzerindeki egemenliğini tanıdığını ilan eden deklarasyonu imzaladı.
Trump’ın kararını eleştiren dönemin Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “ABD bir kez daha uluslararası hukuku yok saydı” demişti.
Stratejik ve verimli topraklar
Golan Tepeleri’nin en yüksek noktasından Suriye’nin güneyi ve 60 kilometre kadar mesafedeki başkent Şam çok rahat gözlemlenebiliyor.
Geçmişte tepelere egemen olan Suriye, diğer taraftaki İsrail’in kuzey bölgelerini rahatça top ateşine tutuyordu.
Tepelerin ele geçirilmesi İsrail’e Suriye’nin askeri hareketlerini kontrol etmek için mükemmel bir mevzi sağlamış oldu. Ayrıca bu coğrafya Suriye ile yeni bir savaş durumunda ideal bir tampon bölge oluşturuyor.
Bunun da ötesinde su sıkıntısı çekilen bir coğrafyada Golan Tepeleri önemli bir su kaynağı. Golan’da toplanan yağmur suları Ürdün nehrini besliyor. Bölge şu anda İsrail’in su ihtiyacının üçte birini karşılıyor.
Verimli tarım arazilerine sahip Golan Tepeleri’nin volkanik toprakları ise üzüm bağları, meyve bahçeleri ve büyük baş hayvancılık için kullanılıyor.
Golan Tepeleri ayrıca İsrail’in tek kayak tatil merkezine ev sahipliği yapıyor.
Sorun neden çözülemiyor?
Suriye, Golan Tepeleri’nin bir barış anlaşması ile kendisine geri verilmesini talep ediyor.
ABD aracılığıyla 1999-2000 yıllarında yürütülen barış görüşmelerinde dönemin İsrail Başbakanı Ehud Barak, Golan Tepeleri’nin büyük bölümünü Suriye’ye geri vermeyi teklif etmişti.
Suriye ise kısmi bir ödün değil, İsrail’in tamamen 1967’deki 6 Gün Savaşı öncesi sınırlarına çekilmesini istiyor. Bu ise İsrail’in Celile Denizi’nin doğu kıyısının kontrolünü Suriye’ye bırakması demek. Oysa bu İsrail’in, ana içme suyu kaynağını oluşturduğundan riske atamayacağı kadar önemli bir kaynak.
İsrail her koşul altında Celile’nin kontrolünü elinde tutmak istiyor ve sınırın Celile Denizi’nin doğu kıyısından birkaç yüz metre öteden başlamasını istiyor. Bu da Suriye tarafından kabul edilmiyor.
Bir başka önemli anlaşmazlık noktası ise Golan Tepeleri’ne işgal yılları boyunca inşa edilen Yahudi yerleşimleri.
Suriye bu yerleşimlerin yıkılmasını istiyor.
İsrail kamuoyunun eğilimine bakıldığında İsrailllerin Golan Tepeleri’nin geri verilmesine genel olarak karşı olduğu ve bu bölgenin stratejik önemi nedeniyle elde tutulması gereğine inandıklarını gösteriyor.
2003 yılı sonlarında Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, İsrail ile barış görüşmelerini yeniden başlatmaya hazır olduğunu söylemişti. İsrail’de de barış karşılığında toprak verilebileceği ilkesi kabul edilmişti. Ancak bir sonuç alınamadı.
İsrail ile Suriye arasında 2008 yılında Türkiye’nin arabuluculuğunda dolaylı bazı görüşmeler yapılmış ancak bu görüşmeler dönemin İsrail Başbakanı Ehud Olmert’in yolsuzluk soruşturması nedeniyle istifasının ardından kesintiye uğramıştı.
İsrail’in mevcut başbakanı Binyamin Netanyahu ise Golan Tepeleri konusunda daha katı bir tutum izliyor.
Suriye, 2009’da İsrail’de barış görüşmeleri için muhatap bulunmadığını ilan etmişti.
Dönemin ABD Başkanı Barack Obama ve yönetimi İsrail ile Suriye arasında barış görüşmelerini yeniden başlatmanın en önemli dış politika hedeflerinden biri olduğunu açıklamış ancak Suriye’de 2011’de başlayan iç savaş sonrası bu konuda bir adım atılamamıştı.
Suriye’deki çatışmalar 2013 yılında ateşkes hattına yaklaşacak kadar yayılmış, Şam yönetimi 2018’de işgal altındaki Golan Tepeleri ile sınırını yeniden BM gözlemcilerine açmıştı.
]]>TBMM Genel Kurulunda sahipsiz hayvanlara yönelik düzenlemeler içeren Hayvanları Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
Bölüm üzerinde söz alan Saadet Partisi Grup Başkanvekili İsa Mesih Şahin, kanun teklifinde sahipsiz köpeklerin sokaktan toplanması, kısırlaştırılması ve sahiplendirilinceye kadar barınaklarda tutulmasının öngörüldüğünü ancak sonrasındaki durumunun ise belirsiz olduğunu söyledi.
Hayvanların sahiplendirilmesi konusunda vatandaşlara teşviklerin ortaya konulması gerektiğini ifade eden Şahin, “Buradaki temel sorun, barınakların yetersizliği ve mevcut koşulların kötü halidir. Barınaklarda önce sahipsiz hayvanların yaşatılabileceği özel yaşam alanları, doğal yaşam parkları oluşturulması gerektiğini savunuyoruz. Toplayalım, kısırlaştıralım, aşılayalım ve doğal yaşam parklarında güven içinde yaşatalım diyoruz.” şeklinde konuştu.
Şahin, kanun teklifiyle merkezi yönetimin sorumluluğu daha çok belediyelerin üzerine bıraktığını belirterek, “Belediyeler bu yükü tek başına kaldıramaz. Merkezi yönetimin belediyelere bütçe desteği sağlaması önemlidir. Özel yaşam alanları için belediyelere özel alanlar da tahsis edilmelidir.” dedi.
İYİ Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale, kanun teklifinin hayvanları korumaya yönelik olmadığını öne sürerek, sokakların daha güvenli hale getirilmesi için çözümlerin olduğunu söyledi.
Veteriner Hekimleri Birliği, özel poliklinikler, hayvanseverler, kamu kurumları, belediyelerle beraber hayvan hakları kurulunun oluşturulmasını savunan Özlale, şunları kaydetti:
“Bu işe bir çözüm getirelim. Öbür türlü getireceğiniz yasa, sizin elinizi kana bulamaktan başka hiçbir işe yaramaz. Eğer bizler bu seferberlikte de başarılı olursak zaten sokak hayvanlarının yaşama süresi maalesef 5 ila 7 yıl, çok değil dört sene içerisinde sokak hayvanlarının sürdürülebilir bir sayıya ulaşacağını görebiliriz. Yani çözüm var ve bu çözüm insanların güvenliği ile sokak hayvanlarının yaşam hakkı arasında bir tercih yapmayı da gerektirmiyor.”
MHP Adana Milletvekili Muharrem Varlı, kanun teklifinin hazırlanırken uzman görüşlerinin alınmadığı eleştirilerinin gerçeği yansıtmadığını ifade ederek, komisyon görüşmeleri sırasında da uzmanların ve sivil toplum kuruluşlarının dinlendiğini söyledi.
Yasanın özünde sokaklarda hem hayvanların hem de insanların hayatını koruyabilmek olduğunu dile getiren Varlı, “Kanunun özünde de ‘Al kısırlaştır ve sahiplendir’ var. Barınaklar konusunda ciddi eksiklikler var. Bunların bir an önce tamamlanması lazım. Barınakları hayvanların orada en iyi şartlarda yaşayabileceği hale getirmemiz lazım. Bunun Türkiye’de birçok belediye de örnekleri var. Belediyelere verilecek yetkiler, Tarım ve Orman Bakanlığının da katkısıyla barınakları yapıp hayvanlara en iyi koşulları sağlamamız lazım.” dedi.
Varlı, hayvan hakları konusunda daha önce birçok yasanın çıkarıldığını hatırlatarak, “Bu yasalar yetirince kabul görmemiş ya da uygulanmadığı için bugün hayvan popülasyonunda çok ciddi artış var. Bu popülasyonu azaltmak ve en asgariye indirmek için zaten bu yasa yapılıyor.” ifadelerini kullandı.
DEM Parti İzmir Milletvekili Burcugül Çubuk, insanların da bir kuş ve balık kadar yaşam hakkına sahip olduğunu savunarak, “Onların yaşam hakkı bir Mecliste durdurulduğu takdirde insanın da yaşam hakkı yoktur. Burada ‘Sokakta yaşayan köpekler nasıl öldürülecek?’ diye tartışıyorsak yarın ‘Biz, bu insanların önce hangilerini öldürelim, sonra nasıl öldürelim?’ deriz.” şeklinde konuştu.
Sahipsiz hayvanlarla ilgili sorunun çözümü için önerilerde bulunan Çubuk, “Canlı, özellikle cins canlı üretimi engellenmeli, hayvan dövüştürme engellenmeli, dövüştürülen canlılar korunmalı, yunus parkları ve hayvanat bahçeleri kapatılmalı, canlıların satışı yasaklanmalıdır. Bunlar suç olarak tanımlanmalı ve cezaları caydırıcı olmalı. Bir cins hayvanı üretip satana 80 bin lira ceza, devede kulaktır. Hayvanlara yönelik şiddet, işkence, cinayet suçları mala zarar olarak değil cana zarar olarak tanımlanmalıdır.” diye konuştu.
“Teklifi derhal geri çekin”
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, kanun teklifinin, Meclisin ziyaretçiye kapatıldığı bir pazar günü görüşüldüğünü belirterek, “Meclisi kapatmak yerine keşke bu localarda kanun teklifini destekleyen, desteklemeyen tüm yurttaşlarımız olsaydı da onların gözetimi ve denetimi altında bu yasayı konuşabilseydik.” dedi.
Başıboş hayvan popülasyonunun artması, barınakların yetersiz olması ve kısırlaştırmaların yapılmaması gerekçesiyle kanun teklifinin hazırlandığını dile getiren Günaydın, daha düne kadar Türkiye’nin neredeyse tüm belediyelerinin AK Parti’de olmasına rağmen bu eksikliklerin tamamlanmadığını söyledi. Günaydın, “Son 15 yılda 1 milyon 200 bin hayvan kısırlaştırılmışsınız, CHP’li belediyeler ise 2019’dan 2024’e kadar 1 milyon 300 bin hayvan kısırlaştırmış. Demek ki biz, sizin 15 yılda yaptığınızdan daha fazlasını 5 yılda yapmışız.” diye konuştu.
Günaydın, 2002 yılında 120 barınak olduğunu, son 20 yılda sadece 200 barınak daha yapıldığının altını çizerek, 2028 yılına kadar yaklaşık 4 milyon hayvanı içine alacak barınak inşa edilmesinin mümkün olmadığını savundu. Bu kanun teklifiyle özellikle CHP’li belediyelerin zor duruma düşeceğini savunan Günaydın, “Hayvan barınağının tanesi 60 milyon lira. 1600 barınak için 96 milyar lira bütçeye ihtiyaç var. Bir barınağın aylık maliyeti 20 milyon lira. Sizin bu barınakları çalıştırabilmeniz için ayda 35 milyar, yılda 960 milyar lira kaynağa ihtiyacınız var. Bu kaynağı nereden bulmayı planlıyorsunuz?” diye sordu.
Günaydın, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Teklifi derhal geri çekin, Türkiye Belediyeler Birliği dahil olmak üzere herkesle müzakereyi yapın, paydaşlarla yeniden görüşün, sorumluluğu sadece belediyelere değil bakanlıklara da dağıtın. 2019 Komisyonunda olduğu gibi fonu kur, belediyelere fon ver, 2 milyon dişi köpeği, yılda 700 binini kısırlaştıracak şekilde kampanyaya gir, aşılamayı etkinleştir, yılda 30 bin civarında olan sahiplendirmeyi 100 bine çıkar, saldırganlık eğitimi gösteren köpekleri öldürme, rehabilite et. Bir tek yurttaşımıza sahipsiz köpek saldırmasın, bunun önlemini al, bunun üzerinden propaganda yapma. STK’lerle birlikte çalış, hayvan öldürmekten vazgeç.”
“Kontrol edilemeyen köpek popülasyonu maddi ve manevi kayıplara sebep oluyor”
AK Parti Grup Başkanvekili Bahadır Yenişehirlioğlu, hayvanların rahat yaşamalarını, iyi ve uygun muamele edilmesini, hayvanların acı ve eziyet çekmelerine karşı en iyi şekilde korunmalarını sağlamak amacıyla 2004 yılında Hayvanları Koruma Kanunu’nun kabul edildiğini, 2021 yılında da aynı kanunda yapılan değişikliklerle hayvanların mal statüsünden çıkarılarak canlı statüsüne alınmasının sağlandığını anlattı.
Mevcut kanunun, başıboş köpeklerin rahat yaşamasını ve can güvenliğini tam anlamıyla sağlayamadığı gibi insanların ve diğer canlıların yaşadıkları sorunları çözmekte yetersiz kaldığının altını çizen Yenişehirlioğlu, şöyle konuştu:
“Başıboş, sahipsiz köpekler, son yıllarda popülasyonu kontrol altına alınamaması nedeniyle giderek büyüyen bir sorun haline gelmiştir. Sayıları her geçen gün artan ve sokaklarda sürüler halinde yaşamaya başlayan başıboş köpekler, en temel insan hakkı olan yaşam hakkını dahi tehdit eder bir boyuta ulaşmıştır. Halihazırda yaşanan sahipsiz hayvan sorununun farklı boyutları da bulunmaktadır. Bir bölgede sahipsiz hayvan sorununun artması sonucunda orada yaşayan insanların, vücut bütünlüğü, can güvenliği ve yaşam standartları tehlikeye girmektedir. Emniyet Genel Müdürlüğü verileri doğrultusunda 2019-2023 yıllarında hayvana çarpma şeklinde 3 bin 534 trafik kazası, buna bağlı olarak 55 ölüm, 5 bin 147 yaralanma meydana gelmiştir. Sahipsiz hayvanların kamusal alanlarda beslenmesi vatandaşlar arasında sözlü ve fiziksel tartışmalara sebep olmakta, bu da toplumsal gerginliği arttırmaktadır. Başıboş köpek saldırısı sonucu yaralanan ve hayatını kaybedenlerin medyaya yansıyan haber ve görüntüleri infiale neden olmakta ve bu da kamu kurumlarına güvenin azalmasına neden olmaktadır.”
Yenişehirlioğlu, “Kontrol edilemeyen sahipsiz köpek popülasyonu nedeniyle artan saldırılar, kuduz vakaları, zoonoz hastalıklarıyla maddi ve manevi kayıplara sebep olunmaktadır. Bu durum Anayasa ile koruma altına alınan sağlık, güvenlik, yaşam hakkı, maddi varlık ve vücut bütünlüğünün korunması gibi insan haklarının ihlalleriyle sonuçlanmaktadır. Sahipsiz hayvanlar, koyun, keçi, inek, tavuk gibi ekonomik değeri olan hayvanlara saldırarak maddi kayıplara sebebiyet vermektedir. Ülkemiz DSÖ’nün yayımladığı kuduz riski temasının yüksek olduğu ülkeler kategorisinde yer almaktadır.” şeklinde konuştu.
Konuşması sırasında muhalefet milletvekillerinin sık sık sataşmada bulunduğu Yenişehirlioğlu, Genel Kurula hitabının bir bölümünde sesini yükseltti. Sahipsiz hayvanların koyun, keçi, inek, buzağı, tavuk gibi ekonomik değeri olan çiftlik hayvanları için tehdit oluşturduğunu belirtirken “sahipsiz hayvanlar” ifadesini yüksek sesle söyleyen Yenişehirlioğlu’na muhalefet milletvekilleri tepki gösterdi.
Tartışmalar üzerine Meclis Başkanvekili Bekir Bozdağ, birleşime ara verdi.
Aranın ardından yeniden söz alan Yenişehirlioğlu, Mecliste en uzlaşmacı, herkesle diyalog kuran ve muhabbeti önemseyen biri olduğunu belirterek, “Kürsüde okuduğum metnin dışında doğaçlama bir şey söylemedim. Konuşmamı yaparken sesler yüksekti. Eleştiriler yükselince doğal olarak oradaki konuşmacı sesini yükseltiyor, el kol hareketleri yapabiliyor. Bir Allah’ın kulunu kastettiysem öbür dünyada gün yüzü görmeyim. Öyle bir kastım yok. Hepiniz benim için değerlisiniz, anlamlı ve önemlisiniz. Kalbinizi istemsiz, bilinçsiz olarak kırdıysam hepinizden helallik istiyor, özür diliyorum.” şeklinde konuştu.
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, hafta sonunu geçirdiği baba ocağı Rize’de bir dizi programa katıldı. AK Parti Rize İl Teşkilatı ile bir araya geldiği toplantıda teşkilat mensuplarına seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, gayrisafi milli hasılanın 1 trilyon 411 milyar dolara ulaştığını dile getirdi. Merhum annesi Tenzile Erdoğan’dan örnek veren Erdoğan, Türkiye’nin geçmişten bugüne gayrisafi milli hasılasının arttığının altını çizerek, “Anam Vonit sırtlarından çarşıya gelirken, tabii o zaman çarık giyiyorlar ama çarığı evde giymezlerdi. Aron Tepesi’ne gelinceye kadar yalınayak, Aron Tepesi’ne gelince orada onu suya sokar, yumuşatır yumuşatır oradan çarığını giyerek çarşıya öyle inerlerdi. Bak ne günlerden ne günlere geldik. ve Rabbim lütfetti, o anadan bizler doğduk. Mekanı cennet olsun inşallah. Şu anda gayrisafi milli hasılası 1 trilyon 411 milyara çıkmış bir Türkiye var. Biz göreve geldiğimizde böyle bir para yoktu. İhracatımız 36 milyon dolardı, ama şimdi artık iki 250’yi yakaladık. Daha iyi olacak” dedi.
Savunma sanayisinde ülkenin geldiği noktaya dikkat çekerek, bu noktanın kimseyi aldatmaması ve gelişme noktasında atılan adımların devam etmesi gerektiğine vurgu yapan Erdoğan, “Savunma sanayinde bizim ithalat ihracatımız neydi, nereye geldik? Ama sevgili kardeşlerim bunların hiçbiri bizi aldatmasın. Biz çok güçlü olmalıyız ki bu İsrail, Filistin’e bu akara makarayı yapamasın. Biz nasıl Karabağ’a girdiysek, nasıl Libya’ya girdiysek, bunun benzerini aynen onlara da yaparız. Yapmamak için hiçbir şey yok. Sadece biz güçlü olmalıyız ki bu adımları da ne yapalım? Atalım. Eğer biz bugün İsrail’e karşı önünüze gelen evelallah lafları yapıyorsak, onlarla bütün ticareti kestiysek, ilişkilerimizi kestiysek, çıktı bir tanesi affedersin terbiyesizin teki ‘Parlamentomuzda Mahmut Abbas konuşturulmalı.’ Kim bu? Yeniden Refah’ın bir tane var, kafadan da galiba sıkıntısı var onun. Mahmut Abbas’ı davet etmediğimizi sana kim söylüyor? Biz davet ettik. Ama Mahmud Abbas maalesef bize olumlu cevap veremedi. Tabii bundan sonraki süreci ona göre işleteceğiz. Bütün bu adımları biz atarken kendi içimizden ne yazık ki vuruluyoruz. Biz bu parlamentoyu kimlere açmadık ki, evelallah hak yolda olan herkese açarız ama bunların bu işlerden haberi yok. Eğer bugün partiden birkaç kişi parlamentoya girdiyse sayemizde girdi ya. Bunu gör. Ama bunu göremeyecek kadar gözü var görmüyor” şeklinde konuştu.
Partililere “Kucaklayıcı olalım, kaybeden olmayalım” diyerek seslenen Erdoğan, “Biz bulunmamız gereken yerde değiliz. Eğer siz bulunmamız gereken yere geldik diyorsanız benim de söyleyecek hiçbir lafım yok. Çünkü gönlümüz farklı çok şey bekliyor. Biz de bu konuda örnek olmalıyız. ve bundan sonraki süreçte bütün köylerdeki kardeşlerim, mahallelerdeki, ilçelerdeki kardeşlerimin Rize’yi farklı yere taşımaları lazım. Biz de ‘Sen nerelisin’ dediklerinde ‘Ben Rizeliyim’ dediğinde Rize’den farklı bir ses çıkması lazım. Gerek ana kademe, gerek kadın kolları, gerek gençlik kolları bu sesi çıkarması lazım. Belediyelerimizin olduğundan farklı çalışma ortaya koymaları lazım ve Rize’de yaşayan kardeşlerimin belediyesinden şikayetçi olmaması lazım. İşte dün ve evvelsi gün bazı doğal gaz şikayetleri vardı. Bu doğalgaz şikayetlerini de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız da yanımızdaydı. Onlar da notlarını aldılar ve oraları takip ediyorlar. İnşallah en kısa zamanda doğal gaz sıkıntılarını da buraların gidereceğiz. Belediyelerimiz de kendi üstlerine düşen bütün görevleri yerine getirmek suretiyle Rize’de bulunmamız gereken yere bir an önce ulaşalım. Hepinizi Allah’a emanet ediyorum. Diyorum ki yoğun bir şekilde kucaklayıcı olalım, sakın kaybeden olmayalım. ve bu şekilde olursak darıltmadan, gücendirmeden tüm hemşehrilerimizle bütünleşirsek inşallah sonuç çok daha farklı olacaktır” ifadelerini kullandı. – RİZE
]]>Paris Olimpiyat Oyunları’nda LGBT propagandası büyük tepki çekti. Olimpiyat Komitesi’nin eşcinsel bireyleri geçit törenine yerleştirmesi ve Olimpiyat meşalesini “Drag quee”‘ olarak tanımlanan bireylere taşıtması sosyal medyada geniş çaplı eleştiriye neden oldu. Ayrıca Avrupa basınında ünlü ressam Leonardo da Vinci’nin “İsa’nın Son Akşam Yemeği” isimli tablosunun LGBT bireyleri üzerinden canlandırılması da kabul edilemez ve saygısızca olarak nitelendirildi.
DEM Partili Sevilay Çelenk, TBMM’de yaptığı konuşmada Paris Olimpiyatları açılışına tepki gösterenleri eleştirdi ve LGBT hareketini savundu.

“ZEKİ MÜREN, BÜLENT ERSOY DA BU KIYAFETLERLE KARŞIMIZA ÇIKTI”
Çelenk, yaptığı skandal konuşmada, “Yetişmemiş ergen zihinler üç dakikalık bir konuşmada en az 5 kez ‘sapkın’ kelimesini kullanıyor. Gerçekten bugün saydım, üç dakikada 5 kez ‘sapkın’ diyor. Hem de niye? Saatlerce sürmüş Olimpiyat Açılış Töreni’nden toplasanız belki on dakikayı bulmayacak enstantaneler seçerek -ki bunların hepsi performanstır. 1960’ların, 1970’lerin Türkiye’sinde Bülent Ersoy, Zeki Müren buradaki kıyafetlerden daha frapan kıyafetlerle karşımıza çıkmıştır- bu enstantaneler seçiliyor ve Paris’te Fransızların muazzam entelektüel birikimini, felsefi birikimini, sanatsal birikimini saatler boyunca çok çeşitli başka performanslarla açığa vuran bir olimpiyat açılış seremonisi bununla mahkûm ediliyor.” dedi.
DEM Partili Çelenk, “Orada Marie Antoinette gibi tarihsel figürlerin ya da dinsel figürlerin performanslar içinde dönüştürülmesini muhafazakâr Hristiyanlar da eleştirdi fakat LGBT toplumunu sapkın olarak göstermek nedir? Fransa’da 2015’ten bu yana en az 10 -sözüm ona İslam adına, din adına- korkunç saldırı oldu. Dünyanın bütün sporcuları oradayken, dünya orada toplanmışken böyle, bu tür mesajlar vermenin anlamı nedir? Acaba bunları hiç düşünüyor muyuz?” ifadelerini kullandı.
DEM Partili Sevilay Çelenk“LBGT TOPLUMU KİMSENİN ÇOCUKLARINI TACİZ ETMİYOR”
Çelenk, konuşmasının devamında şunları söyledi: “Orada LGBT’lilerle ilgili bu ifadeleri kullananlar yanı başımızda IŞİD Ezidi, Kürt kadınları katlederken, çocuk yaştaki kızlara bir günde 100 kişi tecavüz ederken bir kere buraya bunları örnek olarak getirip ‘sapkın’ ifadelerini kullanmadılar. Orada başörtülü sporcuya izin verilmemesi meselesi gündemimize geliyor iki gündür; evet, gerçekten bu da problemli. Fransa yabancı ülke vatandaşı olan sporculara bu izni verirken kendi eşitlikle ilişkili anlayışı çerçevesinde kendi atletine bu izni vermedi; gerçekten de bu kınanması gereken bir şey ama yine yanı başımızda Jina Mahsa Amini örneğinde ve ondan sonra, saçının teli göründüğü için katledilen bunca kadın varken, katil bir erkek aklı kadınları saçları görünüyor diye sürekli ölüme mahkûm ederken başörtüsü zulmünün bu yönüyle hiçbir mücadele etmeksizin bu konuları bu şekilde gündemleştirdiğinizde ne kadar adil oluyorsunuz, bütün bunları da gerçekten düşünmek gerekiyor. LGBT toplumuna gelince… Onlar kimsenin çocuklarını taciz etmiyor, kimseye zarar vermiyor…”
“LGBT SAVUNMA ENTELEKTÜELLİK DEĞİL”
DEM Partili Çelenk’in LGBT’yi savunduğu konuşmasına AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, “Allah, Allah!” diyerek tepki gösterdi. DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu ise araya girerek “Entelektüellik seviyeniz berbat, entelektüellik seviyeniz!” diyerek LGBT’lileri sapkın olarak göstermeyi entelektüel seviye düşüklüğü olarak gördüğünü söyledi. Usta ise “LGBT savunmak entelektüellik değil.” diyerek Konukçu’ya tepki gösterdi.
]]>Bugün yapılan seçimlerde Devlet Başkanı Nicolas Maduro, Büyük Vatansever Cephe (Gran Polo Patriotico) adayı olarak yarışıyor; ana rakibi muhalefet koalisyonu Birleşik Demokratik Platform (PUD) adayı Edmundo Gonzalez.
Halefi Hugo Chavez’den bayrağı 2013’te devralan Maduro, iktidardaki üçüncü dönemini garantilemek istiyor.
Ana rakibi Edmundo Gonzalez ise eski bir diplomat ve anketlere göre açık ara önde görünüyor.
Ancak Maduro’nun 2018’de yeniden seçilmesi birçokları tarafından şaibeli görüldüğünden bu seçimlerde de sonuçların onun istediği gibi şekilleneceğine dair endişeler var.
Bu endişeler, Maduro’nun destekçilerine “her ne pahasına olursa olsun” kazanacağını söylemesiyle daha da arttı.
Ancak AFP haber ajansına göre Maduro Pazar, günü başkent Caracas’ta oyunu kullandıktan sonra, sonuçların güvenilir olacağı konusunda söz verdi.
Reuters haber ajansı, Venezuelalıların yerel saatle sabah 06:00’da (TSİ 12:00) başlaması planlanan oy verme işlemi için seçim merkezlerinin önünde sıralar oluşturduğunu bildirdi.
Ajans, Caracas’taki bir oy verme merkezinin dışında gerginliğin arttığını, kuyrukta bekleyen seçmenlerin arasında çatışmalar yaşandığını aktardı.
Ülkede seçimleri izlemek için, Birleşmiş Milletler’den dört ve Carter Merkezinden küçük bir teknik ekip olmak üzere, sınırlı sayıda bağımsız gözlemci bulunuyor.
Avrupa Birliği gözlemcilerinin seçimlerde hazır bulunması için yapılan davet, Maduro’ya yakınlığıyla bilinen seçim kurulu başkanı tarafından iptal edildi.
Maduro hükümetinin sandıklarda olası bir yenilgiyi kabul etmesi gerektiğini söyleyen Arjantin’in eski Devlet Başkanı Alberto Fernandez de gözlemci olarak davet edilmedi.
Ancak Maduro, hükümetiyle ittifak içinde olan ülkelerden gözlemcilere izin verdi ve bu kişilerin oylamaya “eşlik edeceğini” söyledi.
Venezuela’daki seçimlere gözlemci gönderen ülkeler arasında Türkiye de var.
Muhalefet cephesindeyse sandık müşahitliği için binlerce kişi gönüllü oldu.
Maduro kaybetmesi durumunda ülkenin ‘kan gölüne’ döneceğini savundu
Muhalefet seçimlere, sürekli taciz ve seçim kampanyasıyla bağlantılı 100’den fazla kişinin tutuklanması gibi engllemelere rağmen iyimser bir havada girdi.
Muhalifler anketlerde Başkan Maduro ile kendi adayları arasındaki farkın çok yüksek olduğunu ve bunun herhangi bir ‘seçim hırsızlığının’ önüne geçeceğini düşünüyorlar.
Hükümetse bu anketleri geçersiz gördüğünü açıkladı.
Sert bir dil kullanan Maduro, seçimler yaklaşırken, yenilmesi durumunda ülkenin “kan gölüne” döneceği uyarısında bulunmuştu.
Brezilya’nın sol görüşlü lideri Luiz Inácio Lula da Silva bu açıklamayı eleştirdi. Silva, Maduro’nun “kazanırsan iktidarda kalırsın, ama kaybedersen gidersin” demesi gerektiğini söyledi.
Maduro, kampanyasının sembolü olarak dövüşen bir horoz imgesi kullandı ve mücadeleci bir ton yakaladı.
Seçim kampanyasının kapanış mitinginde, iktidarda olduğu 11 yıl boyunca karşılaştığı zorlukları anlatırken, “Binlerce fırtınayı atlattık. Bizi yenemediler ve asla yenemeyecekler” dedi.
Maduro’nun 2018’de yeniden iktidara geldiği seçimler özgür ya da adil olmadığı yönünde eleştiriliyor.
Venezuela devlet başkanı, o dönemde muhalefet lideri Juan Guaido’nun kendisini devirme girişimini engellemişti.
Guaido, ABD ve AB dahil 50’den fazla ülke tarafından desteklenirken, Maduro Venezuela güvenlik güçlerinin sadakatine güveniyordu.
Kavgacı söylemlerine rağmen, birçok Maduro eleştirmeni, bu seçimleri iktidarına son verme şansı olan en önemli sınav olarak görüyor.
Bunda muhalefetin on yıldan uzun bir süredir ilk kez büyük bir adayın arkasında birleşmesi ve seçimleri boykot etmemesi etkili.
Muhalefet seçimlere giden yolda, seçtikleri aday Maria Corina Machado’nun seçimlere girmesinin yasaklanması dahil birçok engeli aştı.
İktidarda değişim isteyenler onun yerine geçen 74 yaşındaki Edmundo Gonzalez’in arkasında rekor kısa sürede birleştiler.
Muhalefet, kazanırsa ülkeyi değiştirmeyi vadediyor ve Maduro yönetimi altında yaşanan siyasi ve ekonomik krizden kaçan milyonlarca Venezuelalının ülkeye geri dönebileceğini söylüyor.
Halihazırda 7,8 milyon Venezuelalı ülkeden göç etmiş durumda ve Maduro kazanırsa bu sayının artacağı öngörülüyor.
Bu durum, seçimlerin Venezuelalıların toplu halde kaçtığı ABD ve Latin Amerika ülkelerinde de yakından izleneceği anlamına geliyor.
Maduro yönetiminin yakın müttefikleri Küba, Çin, İran ve Rusya da seçimleri yakından takip ediyor. Çünkü Gonzalez’in kazanması durumunda Venezuela’nın onlardan uzaklaşıp ABD’ye doğru yeniden hizalanması mümkün olabilir.
Gonzalez, seçim kampanyası sırasında on binlerce kişinin katıldığı bir mitingde “demokrasiyi yeniden kurma zamanı” olduğunu söylemişti. Bu, iktidar partisinin güçte olduğu 25 yılda sadece yürütmeyi değil, aynı zamanda yasama ve büyük ölçüde yargıyı da kontrol altına aldığı gerçeğine bir göndermeydi.
Muhalefetin endişe ettiği konulardan bir diğeri de, seçimleri organize eden ve sonuçlarını açıklayan kurumda hükümet yanlılarının ağırlıkta olması.
Oy verme işlemi elektronik olarak yapılıyor ve resmi sonuçların yerel saatle 20:00 (TSİ Pazartesi 03:00) sularında açıklanması bekleniyor.
Seçimi kazanan adayın 10 Ocak 2025’te yemin ederek göreve başlaması bekleniyor.
]]>Uyum diploması alamayan kişilere süresiz oturum izni verilmeyecek.
Hollanda’daki Türkiye kökenli örgütler, Türkiye – Avrupa Birliği (AB) Ortaklık Anlaşması uyarınca böyle bir düzenlemenin mümkün olamayacağını belirterek karara tepki gösteriyor.
Göç uzmanı avukat İsmet Özkara, bu düzenlemenin yasalara aykırı olduğunu belirterek, konuyu yargıya taşıyacaklarını söylüyor.
Hollanda Göç ve Vatandaşlık Dairesi’nden (IND) yapılana açıklamada, yeni yıldan itibaren süresiz oturma izni başvurusu yapana Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının uyum sınavına tabi olacakları bildirildi.
Açıklamada, bu uygulamanın, hükümetin 2022 yılında “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının Hollanda’ya uyumu amacıyla” aldığı karar doğrultusunda hayata geçirileceği vurgulandı.
Dönemin Hollanda hükümeti, “Türkiye kökenli göçmenlerin Hollanda’ya yeterince uyum sağlayamadığı gerekçesiyle” aile birleşimi ya da diğer nedenlerle bu ülkeye gelecek Türk vatandaşlarının uyum sınavına tabi tutulmasına karar vermişti.
Dönemin Sosyal işler Bakanı Wouter Koolmees, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına yönelik uyum zorunluluğunu şu sözlerle savunmuştu:
“Birçoğunun işi var ve toplumda aktif durumdalar ancak bazılarının Hollandaca ile ilgili sorunları var. Bu nedenle toplumda yollarını bulmakta zorlanıyorlar.”
Bu gerekçeyle hükümet, Hollanda’ya gelmek isteyen Türk vatandaşlarına sınav zorunluluğu getirdi.
Türkiye’deki Hollanda temsilcilerinde kursa giden Türk vatandaşları, B1 düzeyinde dil bildiklerini ve ülke kültürünü tanıdıklarına ilişiksin bir sınava girmek zorunda. Sınavda başarısız olanlara Hollanda vizesi verilmiyor.
İkili anlaşamazlar uyarınca 2020 yılına kadar Hollanda tarafından Türk vatandaşlarına yönelik istisnai ayrıcalık uygulanıyordu.
Türkiye ile eski adı Avrupa Topluluğu olan AB arasında 1963 yılında imzalanan ortaklık anlaşması ve 1970 tarihli katma protokol, Hollanda’da Türk vatandaşlarına yönelik herhangi bir zorunlu dayatmaya izin vermiyor.
Ancak Hollanda hükümeti, 2016 yılındaki başarısız darbe girişimi sonrası artan sığınmacı akınını gerekçe göstererek, uyum sınavını gündeme getirdi.
Hollanda hükümeti, sığınmacı sorunu nedeniyle, Avrupa Adalet Divanı tarafından 2014 yılında verilen “baskın bir kamu yararı nedeni ile ortaklık anlaşması hükümlerinin ihlal edilebileceği” kararına dayanarak, Türkiye – AB Ortaklık Anlaşması’nın bazı hükümlerini görmezden gelme kararı aldı.
Kira sözleşmesi ve kredi başvurusu başta olmak üzere birçok konuda Türk vatandaşlarına hak kaybı riski
BBC Türkçe’ye konuşan avukat İsmet Özkara’ya göre, daha sonra aile birleşimi ile Hollanda’ya gelecek olan Türk vatandaşlarına uygulanan uyum sınavı zorunluluğu şimdi de Hollanda’da yaşayanları kapsayacak şekilde genişletiliyor.
Uyum sınavından geçemeyen Türk vatandaşları, 1 Ocak 2025’ten süresiz oturma izni alamayacak.
Özkara’ya göre, bu uygulama Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları açısından büyük olumsuzluklar barındırıyor.
Hollanda’da yasal olarak 5 yıl süre kalan Türk vatandaşları, bu sürenin sonunda kalıcı oturma hakkına sahip oluyor.
AB genelinde geçerli olan bu süresiz oturum izniyle, kalıcı iş sözleşmesi, kredi, konut edinme gibi AB vatandaşlarına tanınan bütün haklardan yararlanılabiliyor.
Özkara’ya göre, uyum sınavına girmeyen Türk vatandaşlarına, 3 – 5 yılsa yenilenmesi gereken farklı bir oturum izni verilecek.
Bu da kalıcı iş kontratı, kira sözleşmesi ve kredi başvurusu başta olmak üzere birçok konuda Türk vatandaşlarının hak kaybı yaşamasına neden olacak.
Türkiye – AB Ortaklık Anlaşması’nın tek taraflı olarak yürürlükten kaldırılamayacağını altını çizen avukat İsmet Özkara, daha önce bu konuda Hollanda aleyhine açılan üç davanın Türk vatandaşları lehine sonuçlandığını ve bunların onay aşamasında olduğunu söyledi.
Özkara’ya göre, şu an Danıştay gündeminde olan davada yerel mahkeme, Avustralya ve Japonya gibi AB üyesi olmayan ülke vatandaşlarına hiçbir kısıtlama uygulanmazken, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına uyum sınavı zorunluluğu getirilmesinin “ayrımcılık olduğuna” karar verdi.
Danıştay’ın da bu kararı onanmasını beklediklerini vurgulayan Özkara, 1 Ocak 2025’te yürürlüğe girecek yeni düzenleme için de yasal yollara başvurmaya hazırlanıyor.
Bu karar nedeniyle Hollanda’yı Avrupa Komisyonu’na şikayet edeceklerini vurgulayan Özkara, imza kampanyası ve yürürlüğe girdikten sonra yasa aleyhine bireysel davalarla bu düzenlemeye karşı mücadele edeceklerini söyledi
Hollanda hükümetinin Türkiye kökenli göçmenler konusundaki danışma organı olan Hollanda Türkler İçin Danışma Kurulu (IOT) Başkanı Zeki Baran da, süresiz oturma izninin uyum sınavına tabi olmasının, 1963 Ankara Anlaşması’nın ihlali anlamına geldiğini söyledi.
Bunun kabul edilebilir bir düzenleme olmadığını belirten Baran, BBC Türkçe’ye gerekli tüm yasal girişimi başlatacaklarını vurguladı.
Zeki Baran, anlaşmanın tarafı olan Türkiye’nin de, bu uygulama karşısında sessiz kalmaması gerektiğini savundu.
]]>28 Temmuz’daki Dünya Hepatit Günü için gönderdikleri başlıca mesaj bu.
Hepatit dünya genelinde bir milyondan fazla ölümden sorumlu ve bu sayı son yıllarda artıyor.
Hepatit ne ve neden bu kadar ölümcül?
Hepatit genelde bir viral enfeksiyonun yol açtığı karaciğerde enflamasyor.
Karaciğer kanserine, yetmezliğine ve çok sayıda başka karaciğer hastalığına neden olabiliyor.
Virüsün A’dan E’ye kadar değişen beş farklı çeşiti var.
Hepatit B ve C en çok zarar vereni. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) dünya genelinde her yıl 1,3 milyon kişinin bu virüsün yol açtığı hastalıklar nedeniyle öldüğünü tahmin ediyor. Bu, her 30 saniyede bir Hepatit kaynaklı bir ölüm anlamına geliyor.
Hepatit ne kadar yaygın?
WHO, dünya genelinde 250 milyon kişinin kronik Hepatit B, 50 milyon kişinin de kronik Hepatit C hastası olduğunu tahmin ediyor. Kuruluş her yıl 2 milyondan fazla yeni vakanın eklendiğini söylüyor.
WHO’ya göre Hepatit B:
WHO, Hepatit B’nin dünya genelinde her yıl 20 milyon kişiye bulaştığını ve 2015’te 44 bin ölüme yol açtığını belirtiyor. En çok da Güney ve Doğu Asya’da yaygın.
Hepatite nasıl yakalanılıyor?
Hepatit A çoğunlukla dışkıyla kirlenmiş gıda tüketmekten veya su içmekten ve enfekte biriyle doğrudan temasla geçiyor.
Hijyen koşullarının kötü olduğu düşük ve orta gelirli ülkelerde daha sık görülüyor.
Belirtileri kısa sürede ortadan kayboluyor ve neredeyse herkes iyileşiyor. Ancak ölümcül düzeyde karaciğer yetmezliğine neden olabiliyor.
Hepatit A salgını kirli su ve gıda olan yerlerde ortaya çıkıyor. Örneğin, 1998’de Çin’in Şangay kentinde 300 bin kişiye hastalık bulaşmıştı.
Hepatit B çoğunlukla :
Hepatit C ve D de iğne ve şırınga paylaşımı gibi yollarla enfekte kanla, ya da enfekte kanın nakledilmesiyle geçiyor.
Sadece Hepatit B olanlar Hepatit D’ye yakalanabiliyor ve bu, kronik Hepatit B olanların % 5’ini etkiliyor. Bu da özellikle yoğun bir enfeksiyona yol açıyor.
Hepatit E kirli su ve gıda tüketimiyle geçiyor. En çok Güney ve Doğu Asya’da görülüyor ve ayrıca özellikle hamile kadınlar için zararlı olabiliyor.
Hepatit olduğunuzu nasıl anlarsınız?
WHO’ya göre hepatit belirtileri arasında şunlar olabiliyor;
Ancak hepatit geçiren birçok kişide sadece hafif belirtiler görülüyor ya da hiç belirti göstermeyebiliyor.
WHO’nun 2022’de yayımladığı son verilere göre dünya genelindeki Hepatit B hastalarının sadece % 13’ü, kronik Hepatit C hastalarının ise sadece % 36’sına teşhis konulabildi.
Tehlike, farkında olmadan enfeksiyonu başkalarına geçirebilmeleri. WHO ve tıbbi yardım kuruluşları işte bu nedenle daha çok sayıda insanın test edilmesi çağrısı yapıyor.
Hepatit testleri nasıl yapılıyor ve tedaviler ne?
Hepatit A, B ve C testleri için aile hekiminize ve bir cinsel sağlık kliniğine başvurabilirsiniz.
Hepatit A’nın belirli bir tedavisi yok. Ancak enfekte olanların çoğu çabuk iyileşiyor ve bağışıklık geliştiriyor.
Kronik Hepatit B ve C ise antiviral ilaçlarla tedavi ediliyor ve bu da siroza evrilmesini ve karaciğer kanserine yakalanma riskini azaltıyor.
Hepatit A ve B’ye yakalanılmasını önleyen ilaçlar var. Bebekler doğar doğmaz yapılan Hepatit B aşısı, hastalığın anneden çocuğa geçmesini önlüyor ve aynı zamanda Hepatit D’ye karşı da koruyabiliyor.
Hepatit C’ye karşı geliştirilmiş bir aşı yok ve Hepatit E aşıları ise şu anda yaygın değil.
Hepatite yakalanmaktan nasıl kaçınabiliriz?
WHO’ya göre Hepatit A’dan aşağıdaki önlemlerle kaçınılmalı;
WHO’ya göre Hepatit B, C ve D’den kaçınma yolları da şöyle;
Hepatitis E’dendüzgünhijyenle korunmak mümkün aynı zamanda hayvan karaciğerini, özellikle domuz ciğerini, yemeden önce iyice pişirmek gerekiyor.
Sağlık makamları hepatiti yok etmek için neler yapıyor?
WHO, 2030 itibarıyla Hepatit B ve C’ye yakalananların sayısını % 90 ve bu hastalıklardan ölenlerin sayısını % 65 oranında azaltmak istediğini söylüyor.
Ancak kuruluşa göre hepatit virüsleri kaynaklı ölümlerin sayısı artıyor. WHO yüz milyonlarca kişinin hala hepatit testlerine erişimde zorlandığını ve dünya genelindeki ülkelerin sadece % 60 kadarının bedava ya da sübvanse edilmiş hepatit testi imkanı sağladığını belirtiyor.
Afrika ülkelerinin ise sadece üçte birinin bunu yaptığı kaydediliyor.
]]>31 Mart Yerel Seçimleri sonrasında ilk kez dün akşam saatlerinde memleketi Rize’ye gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bugün Rize Valiliği önünde düzenlenen Ayder Yaylası Koruma ve Yenileme Projesi ile İl Geneli Kentsel Dönüşüm ve Afet Konutları Anahtar Teslimi ve Toplu Açılış Töreni’ne katıldı. Tören nedeniyle alana yağmur yağışına karşılık dinleyicilerin ıslanmaması için çadır kuruldu.
Törende konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 5 ay sonra memleketi Rize’ye geldiğini hatırlatarak, “Köküm sensin, dalım sensin, evim sensin, yolum sensin, gönlüm sensin, dilim sensin Rabbim vermiş seni bize ömrüm sana feda Rize. Köküm olan, dalım olan, evim barkım, yolum olan, gönlümde ve dilimden düşmeyen Rize’yi bugün bir kez daha sevgiyle selamlıyorum. Rize’yle bizim aramıza kimse giremez. Gönülden gönüle giden şu gizli yolu kimse yıkamaz. Rize her zamanki gibi maşallah evladını yine aşkla bağrına basıyor. Rabbim muhabbetimizi artırsın diyorum” ifadelerini kullandı.
“Ayder’e toplam 2 milyar 687 milyon liralık yatırım yaparak eski güzelliğine kavuşturduk”
Dünyaca ünlü turizm merkezi Rize’nin Çamlıhemşin ilçesindeki Ayder Yaylası’na yenileme ve koruma projesi, kapalı otopark inşaatı ile altyapı ve çevre düzenlemesi yapıldığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ayder’in hiçbir yerinde insan kaynaklı kirlilik yaşanmadığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bin 800 araçlık kapalı otoparkımız, eşine az rastlanır şekilde üstü yeşil alan ve ağaçlarla süslenerek yer altına inşa edildi. Artık araçlar burada otoparka bırakılıyor. Vatandaşımız ring aracına biniyor, ziyaretini yapıyor, keyfini çıkarıyor ve aracına geri dönüyor. Ayder’in hiçbir yerinde insan kaynaklı kirlilik yaşanmıyor. Toplam 517 milyon lira maliyetle hizmete verdiğimiz bu önemli altyapı yatırımının hayırlı olmasını diliyorum. Böylece sadece çevre ve şehircilik alanında bugün Rize’mize 855 milyon liralık bir yatırımı kazandırmış oluyoruz. Karadeniz’in göz bebeği olan Ayder’e yaptıklarımız bunlarla sınırlı değil. Altyapı yenilemesi, çevre düzenlemeleri ve diğer pek çok çalışmamız da Ayder’imizi kirlilikten, çirkin yapılaşmadan kurtardık. Yıktığımız çarpık binaların yerine bir termal otel ve 6 apart otel inşa ettik. Bu otellerin tüm inşa malzemeleri de bölgenin yöresel özelliklerine ve renklerine uygun şekilde doğal malzemelerle yapıldı. Ayder’de daha evvel yapılmış tüm otellerin, evlerin, kirli suları Fırtına deresine akıyordu. Son teknolojiye sahip bir arıtma tesisi yaparak su kirliliğini de önledik. Güncel rakamlarla Ayder’e toplam 2 milyar 687 milyon liralık yatırım yaparak eski güzelliğine kavuşturduk. Ayder’in güzelliğine güzellik katan bütün bu projelerde emeği olan Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın Bakan ve ekibini tebrik ediyor, mimarlarımıza, mühendislerimize, işçilerimize ayrıca teşekkür ediyorum” diye konuştu.
“Borçlarının hatırlatılması, CHP’yi ciddi manada tedirgin etti”
Tüm Türkiye’ye hizmet götürdüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP’li belediyelerin SGK borçlarına sadık olmadığını belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İşte görüyorsunuz bizim gündemimizde toplu açılışlar var. Bizim gündemimizde hizmet var. Eser var. Yatırım var. Bizim gündemimizde şehirlerimizi Türkiye yüzyılına hazırlamak var. Biz çalışıyoruz laf üretmiyoruz. İş üretiyoruz iş. Biz koşuyoruz. Biz tüm Türkiye’ye hizmet götürüyoruz. Ülkemize, milletimize, insanlığa eser kazandırmak için ter döküyoruz. Bakınız dün İstanbul’da HIT-30 yüksek teknoloji yatırım programını gerçekleştirdik. Türkiye’yi ileri teknolojinin tasarım, geliştirme ve üretim merkezi yapacak gerçekten önemli bir programı iş dünyamızın istifadesine sunduk. Bugün buradayız. Sizlerle birlikteyiz. Toplu açılış yapıyoruz. Ağustos ayında başka illerimizde açılışlar gerçekleştireceğiz. Yani bahanelere sarılmadan, ona buna kulak asmadan bölgemizdeki sıkıntılara aldırmadan Türkiye yüzyılının inşası için mücadele ediyoruz. Peki biz bunları yaparken muhalefet ne yapıyor? 22 yıldır ne yapıyorlarsa bugün de onu yapıyorlar. İş yapmak, hizmet etmek yerine mazeret üretiyorlar. Çığırtkanlık yaparak, cazgırlık yaparak, depolarını kapatmaya çalışıyorlar. Bu haftaki grup toplantımızda hükümet olarak emeklilerimizle ilgili gayretlerimizden bahsettim. Son 22 yılda en düşük emekli aylığı ve asgari ücretin nereden nereye geldiğini rakamlarla ortaya koydum. Dolar bazında reel olarak ve enflasyonla karşılaştırmalı bir şekilde neler yaptığımızı tek tek anlattım. Muhalefete başta emeklilerimiz olmak üzere milletimize meydanlarda verdikleri ancak tutmadık sözleri hatırlattım. Popülizm yapmak yerine Sosyal Güvenlik Kurumu’na olan borçlarını ödemelerinin ülkemiz için daha hayırlı olacağını söyledim. Bunu söyledim diye adeta kıyamet koptu. Bundan Cumhuriyet Halk Partisi yönetimi çok rahatsız oldu. Borçlarının hatırlatılması, CHP’yi ciddi manada tedirgin etti. Öyle ki dengeleri bozuldu. Muvazeneleri kaydı. Motor su kaynattı. Kendilerini savunma adına söyledikleri sözlerin aslında becerisizliklerini ikrar etmek olduğunu anlayamıyorlar. Borç alınırken dost ödenirken düşmandır misali. Bunlar da borçlarının üstüne yatmak için abuk sabuk işler yapıyorlar” şeklinde konuştu.
“CHP deyince akla ne geliyor? Çöp, çukur, çamur”
“CHP Genel Başkanının SGK prim borçlarını ödememek için gösterdiği çabayı izledikçe gülsek mi, ağlasak mı inanın bilemiyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:
“Bilhassa CHP’nin genel başkanı her açıklamasıyla kendini ve partisini gülünç durumlara düşüyor. Neymiş? Hükümet mali darbe yapma peşindeymiş. Neymiş? Şayet borçlarını öderlerse, CHP’li belediyeler iş yapamaz. Hatta çöpleri bile elleriyle toplamak zorunda kalırlarmış. İyi de CHP’li belediyeler zaten çöp toplamıyor ki. CHP deyince akla ne geliyor? Çöp, çukur, çamur. Devraldığınız belediyelerde milleti çöp dağlarıyla, çamurla, çukurla tekrar tanıştırmayı başardınız. Kamyonla toplamadığınız çöpleri ellerinizle mi toplayacaksınız? CHP Genel Başkanının SGK prim borçlarını ödememek için gösterdiği çabayı izledikçe gülsek mi, ağlasak mı inanın bilemiyoruz. Biz kimseye iftira atmıyoruz. Sadece gerçekleri ortaya koyuyoruz. Şimdi bazı rakamları sizlerle paylaşmak istiyorum. Bunların niçin paniklediğini aslında rakamlar bizlere anlatıyor. Sosyal Güvenlik Kurumu’na en fazla borcu olan ilk beş belediye Cumhuriyet Halk Partili belediyeler. Toplam 96 milyar liralık borcun 65,1 milyar lirası yani yüzde 68’i CHP’li belediye ve iştiraklerine ait. Büyük şehirlerde durum çok daha kötü. Büyükşehir borçlarının yüzde 76’sı CHP’li belediyelere ait. SGK’ya borcu 1 milyar liranın üzerinde olan 6 ilçe var. Tahmin ettiğiniz gibi bu 6 ilçeden 5’i CHP belediyesi. 500 milyon liranın üzerinde borcu olan 26 ilçeden 24’ü CHP’li. Beyefendiler SGK’ya borçluluk noktasında zirveyi bunlar kimseye bırakmıyor. Bir diğer önemli husus şudur. Borcu en fazla olan belediyeler CHP’nin sürekli kazandığı belediyeler. Dahası CHP’ye geçen belediyelerin borcu katlanarak artıyor. Çalışma Bakanlığı’mızın yayınladığı en borçlu belediyeler listesine şöyle bir bakın. İlk 5 belediye borcunun son 5 yılda 9 ila 883 kat arasında arttığını görürsünüz. Yani bunların borç ödeme gibi bir kültürleri böyle bir alışkanlıkları yok.”
“Belediye Başkanları Kılıçdaroğlu’nun kötü mirasını aynen sürdürüyor”
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın siyasi parti ayrımı gözetmeden tüm Belediyelere borç bildirimlerini göndermeye başladığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:
“Eski Genel Başkanları, Genel müdürlüğü döneminde SSK’yı batırmıştı. Belediye Başkanları Kılıçdaroğlu’nun kötü mirasını aynen sürdürüyor. Anlaşılan sosyal güvenlik sistemine kastetmek bunların bir geleneği. Meydanlarda vaat dağıtmayı biliyorlar atıp tutmayı çok seviyorlar. Ama iş devlete ve millete olan borçlarını ödemeye gelince ara ki bulasın. Ne sözlerine sadıklar, ne de borçlarına sadıklar. Dikkat edin vaaz gösterisine, dans gösterisine gelince para var. Gazetecilere Roma turu yaptırmaya gelince para var. Destelerle kule yapmak isteyince para var. Kişisel reklam kampanyalarına harcamak için para var. Ancak Sosyal Güvenlik Kurumu’na borcunu ödemeye gelince para yok. Yetimin, öksüzün, emekçinin hakkını vermeye gelinde para yok. İnsanda biraz utanma olur. Mahcubiyet olur. Benim milletim buna kanar mı? Kusura bakmasınlar ama kimse kör değil. Herkes neyin ne olduğunu çok iyi biliyor. Çok iyi görüyor. Bizde öne sürülen bahanelerin hiçbirini kabul etmiyoruz. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımız siyasi parti ayrımı gözetmeden tüm Belediyelere borç bildirimlerini göndermeye başladı. Sonra da bu prim borçlarının tahsili için gerekli adımları atacak. Biz bu süreci siyasi çekişmelere kurban etmek istemiyoruz. Hakkaniyete ve adalete uygun şekilde tahsilatları gerçekleştirmek arzusundayız. Sayın CHP Genel Başkanı’na tavsiyem öncelikle dersine iyi çalışması ardından enerjisini borcunu ödemekten kaçmak yerine milletin hakkını ödemek için kullanmasıdır. Türkiye için, milletimiz için, emeklilerimiz için en doğru yol budur. Buradan şu gerçeği onlara hatırlatmak isterim. Biz milletin hakkını ve hukukunu korumanın derdindeyiz. Sosyal Güvenlik Kurumu’na olan birikmiş borçlarınızı daha fazla geciktirmeden ödeyin derken sadece emekçinin hakkını savunuyoruz. Bu duruşumuzdan da taviz vermeyeceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun.”
Erdoğan’ın konuşmasının ardından yapılan Afet Konutları’nın anahtarları hak sahiplerine teslim edildi, toplu açılış töreni gerçekleştirildi. – RİZE
]]>Bursa’da bir dizi programa katılan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Semt Lokantası açılışına katıldı. 4 çeşit yemeğin 60 liradan halkla buluşturulacağını açıklayan Özel ayrıca bu uygulamanın tüm CHP’li belediyelerde Kent Lokantası adıyla hizmete gireceğini ifade etti. Açılışta konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel yüksek enflasyona dikkat çekerek, “En düşük emekli maaşı, ocak ayından bugüne 5 kilogram kıyma kaybetti. Zeytinyağında, pirinçte, ayçiçek yağında, unda, margarinde bulgurda buğdaydan her birinde durum farklı değil. Hal böyle olunca yani merkezi yönetim, insanları yoksulluğa aç da mahkum edince bütün sorunları çözemezsek de genel yönetimler üzerinden sorunlara çare arıyoruz. Bunlardan bir tanesi ilki İstanbul’un ilçelerinde hayata geçen, ardından tüm belediyelerimiz hızla yayılan kent lokantaları, halk lokantaları bugün Bursa Büyükşehir’in söylediği ismi ile Semt Lokantası olarak karşımıza çıkıyor” dedi.
Kent Lokantası tüm CHP’li belediyelerde hizmete girecek
İstanbul başta olmak üzere birçok CHP’li belediyelerde farklı isimlerle faaliyete giren lokantaların, yakın bir zamanda Kent Lokantası adıyla tüm CHP’li belediyelerde hizmet vermeye başlayacağını söyleyen Özel, “Bugün burada Bozbey tarafından Bursa’daki ilk Semt lokantası açılıyor. Dört kap sıcak yemeğin 60 liraya verileceği bir nebze olsun dışarıda yemek yemek zorunda kalanların ucuza ekonomik olarak sağlıklı besin değeri yüksek iyi yemeğe ulaşabilecekleri bir seçenektir. Bunun için başkanıma teşekkür ediyorum. Kendisini takdir ediyorum. Başkanımız ifade etti, yılsonuna kadar bu sayı 4’e çıkacak ve hızla artacak Türkiye’de bütün CHP’li belediyelerde bu hizmet ortaklaşacak. Önümüzdeki günlerde tabelasıyla ismiyle tekleştirilecek. Bu noktada büyük ihtimalle Kent Lokantası isminde hepsinde birleşeceğiz. Ama o güne kadar Semt Lokantası adıyla da burada çok önemli bir katkı faydası sağlayacak olan bu lokantadan gelip karnını doyuracak olanlara şimdiden afiyet olsun diyoruz. Hali vakti yerinde olanlara şu çağrıda bulunuyoruz, bu lokantalara mutlaka askıda yemek uygulasın uygulamasını da getiriyoruz. Yani 400 lira cebinde buna katkı sağlayabilecek parası olan birisi gelip bu lokantaya 400 lira ödeyip parası olmayan 10 kişiye ya da 10 öğrenciye destek olabilir. Bu dayanışma içinde herkese çağrıda bulunuyorum, bu iyi örneklerin artmasına ümit ediyorum. 3 gündür Bursa’dayım çok yüksek oylarla seçilen bütün belediye başkanlarımızın ilk 100 günlük icraatları sonucunda halkta büyük etki uyandırdıklarını gördüm. Bursa’da bir tane niye CHP’ye oy verdin pişmanım diyen görmedim ama sizin gibi helal olsun hakkımı oyumu helal ediyorum diyenleri gördüm. Şeffaf hizmet odaklı halk odaklı belediyecilikle devam edeceğiz. Belediyecilikte destan yazmaya, belediyecilikte tarih yazmaya devam ediyoruz. Türkiye’nin makus tarihini değiştirmeye Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisini iktidar yapmaya yürüyoruz” şeklinde konuştu. – BURSA
]]>Ayder Yaylası Koruma ve Yenileme Projesi, İl Geneli Kentsel Dönüşüm ve Afet Konutları Anahtar Teslimi ve Toplu Açılış Töreni’nde kürsüye çıkan Erdoğan, “Muhalefete başta emeklilerimiz olmak üzere milletimize meydanlarda verdikleri ancak tutmadıkları sözleri hatırlattım. Popülizm yapmak yerine Sosyal Güvenlik Kurumu’na olan borçlarını ödemelerini ülkemiz için daha hayırlı olacağını söyledim. Bunu söyledim diye adeta kıyamet koptu. Borçlarının hatırlatılması CHP’yi ciddi manada tedirgin etti. Bunlar borçlarının üstüne yatmak için abuk sabuk işler yapıyorlar” ifadelerini kullandı.
Erdoğan, konuşmasında şunları kaydetti;
“Beş ay sonra ata toprağım Rize’de olmaktan memnuniyet duyuyorum.Rize’ye hizmet bizim ev ödevimiz. Ev ödevimizi Allah’a şükür bugüne kadar aksatmadık. Hemşehrilerimden daima tam not aldık. Girdiğimiz tüm seçimlerde Rize’nin güçlü desteğini yanımızda bulduk. 31 Mart’ta da Rizeli hemşehrilerimiz bize sahip çıktı. Partimizden ve ittifakımızdan desteklerini esirgemedi. AK Parti’nin gerçek belediyecilik vizyonuna verdiğiniz destek için her birinize sizlerin şahsında tüm hemşehrilerime teşekkür ediyorum. Bizim şehirlerimize hizmet sevdamız dönemlik değil ömürlüktür. Rize ile bağımız da bu can tende oldukça güçlenerek devam edecektir. Allah ömür verdikçe Rize ve diğer 80 ilimiz için çalışmaya, taş üstüne taş koymaya, hayalleri tek tek gerçekleştirmeye devam edeceğiz. Ne deriz o güzel kelam-ı kibarda? Gönül ne kahve ister ne kahvehane gönül muhabbet ister kahve bahane. Bizim için de önemli olan milletimizle gönül köprülerimizi yenilemektir. Ziyaretlerimizde bunu yapıyoruz. Mitinglerimizde bunu yapıyoruz. Toplu açılış törenlerimizde bunu yapıyoruz. İştirak ettiğimiz farklı programlarla aynı şekilde bunu yapıyoruz. Milletimizin teveccühüne layık olmak için gece gündüz koşturuyoruz.

“AFETZEDE KARDEŞLERİMİZ İÇİN EVLERİMİZİ, DÜKKANLARIMIZI TAMAMLADIK”
Bugün Rize’de afet konutlarının anahtar teslimini yapmak ve inşaatı tamamlanan eserlerin açılışını gerçekleştirmek üzere bulunuyoruz. 2021 yılında Rize’miz sel afetine maruz kaldı. Bir bayram günü yaşanan sel felaketinde can kayıplarımız oldu. Selde vefat eden kardeşlerimize tekrar Allah’tan rahmet diliyorum. Son yılların en şiddetli sel baskınında yuvalarımız, dükkanlarımız da zarar görmüştü. Devlet olarak bayram günü acıyı yaşamış kardeşlerimize yaralarının sarılacağı, evlerinin en kaliteli şekilde yapılacağının sözünü vermiştik. Hemen birkaç gün içinde kolları sıvadık, temellerimizi attık, gece gündüz demeden arkadaşlarımız çalıştı. Afetzede kardeşlerimiz için inşa ettiğimiz köy evlerimizi, konutlarımızı, dükkanlarımızı, çay alım evlerini, altyapıları ve çevre düzenlemeleri ile birlikte söz verdiğimiz şekilde hamdolsun pırıl pırıl tamamladık.
Afet Başkanlığımız TOKİ ile beraber Çayeli Büyükköy ve Merkez Muradiye’de toplam 108 konutun yanı sıra 10 dükkanı tüm altyapısı ve üstyapısıyla birlikte tamamladı. Bugün işte bunların anahtar teslimini gerçekleştiriyoruz. Rabb’im Rize’mize ve ülkemize bir daha bu tür acılar yaşatmasın niyazında bulunuyorum. Tabii biz Rize’de sadece afet bölgesinde çalışmadık. Şehrimizin birçok noktasında kentsel dönüşüm projeleri hayata geçirdik. Gerçekten muhteşem eserlere imza attık. Yine TOKİ tarafından Rize Merkez Taşlıdere’de 133 konut ve 20 dükkan ile Rize Güneysu’da 127 sosyal konut inşa edildi. Kentsel dönüşüm projelerimizde 260 konutun ve 21 dükkanın yapımını tamamladık. Yeni, sıcak, güvenli yuvalarının da kardeşlerime hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Böylece toplamda 368 konut ve 31 dükkanı teslim etmiş oluyoruz.
“AYDER’E TOPLAM 2 MİLYAR 687 MİLYON LİRALIK YATIRIM YAPTIK”
Resmi açılışını yaptığımız bir diğer eser Ayder Yenileme ve Koruma Projesi Kapalı Otopark inşaatı ile altyapı ve çevre düzenlemesidir. 1800 araçlık kapalı otoparkımız eşine az rastlanır şekilde üstü yeşil alan ve ağaçlarla süslenerek yer altına inşa edildi. Artık araçlar burada otoparka bırakılıyor. Vatandaşımız aracına biniyor, ziyaretini yapıyor, keyfini çıkarıyor ve aracına geri dönüyor. Ayder’in hiçbir yerinde insan kaynaklı kirlilik yaşanmıyor. Toplam 517 milyon lira maliyetle hizmete verdiğimiz bu önemli altyapı yatırımının da şehrimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. Böylece sadece çevre ve şehircilik alanında bugün Rize’mize 855 milyon liralık bir yatırımı kazandırmış oluyoruz. Karadeniz’in gözbebeği olan Ayder’e yaptıklarımız bunlarla sınırlı değil. Altyapı yenilemesi, çevre düzenlemeleri ve diğer pek çok çalışmamızla Ayder’imizi kirlilikten, çirkin yapılaşmadan kurtardık. Yıktığımız çarpık binaların yerine bir termal otel ve 6 apart otel inşa ettik. Bu otellerin tüm inşa malzemeleri de bölgenin yöresel özelliklerine ve renklerine uygun şekilde doğal malzemelerle yapıldı. Ayder’de daha evvel yapılmış tüm otellerin, evlerin kirli suları fırtına deresine akıyordu. Son teknolojiye sahip bir arıtma tesisi yaparak su kirliliğini de önledik. Güncel rakamlarla Ayder’e toplam 2 milyar 687 milyon liralık yatırım yaparak eski güzelliğine kavuşturduk. Ayder’in güzelliğine güzellik katan bütün bu projelerde emeği olan Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızı, Sayın Bakan ve ekibini tebrik ediyor, mimarlarımıza, mühendislerimize, işçilerimize ayrıca teşekkür ediyorum.

Bunlarla birlikte diğer bakanlık ve belediyelerimizin yapımı tamamlanan eserlerini de bugün resmen sizlerin istifadesine sunuyoruz. Rize Belediyemizin merkezde hayata geçirdiği dört farklı projeyi, Milli Eğitim Bakanlığımızın Merkez, Pazar ve Ardeşen’de inşa ettiği anaokullarını ve ilkokulları, Gençlik ve Spor Bakanlığımızca Güneysu, Ardeşen ve Kalkandere’de tamamlanan eserleri, İl Özel İdaremizin şehrimize ve ilçelerimize kazandırdığı eserleri, projeleri ve yapım işlerini, Milli Parklar 12. Bölge Müdürlüğü ile İller Bankamız tarafından tamamlanan düzenleme ve yapım işlerini bugün resmen açıyoruz. Böylece farklı alanlarda toplam tutarı 1,6 milyar lirayı bulan 32 kalem hizmet eser ve yatırımı şehrimize kazandırıyoruz. Bu hizmetlerin Rize’mize kazandırılmasında vesile olan belediyemizi ve kurumlarımızı da tebrik ediyorum. Rabb’im Rizeli kardeşlerimizin hayır duasını alacak daha nice açılışlar yapmayı bizlere nasip eylesin. Her zaman ne diyoruz? Aşkınan, çalışan yorulmaz. Biz de ülkemize, milletimize ve Rizeli hemşehrilerimize hizmet ettiğimiz sürece yorulmuyoruz, yorulmayacağız.
“LİMAN HİZMETE GİRDİĞİNDE BURASI KARADENİZ HAVZASINDA BÜYÜK TONAJLI GEMİLERİN YENİ ADRESİ OLACAK”
Rize’nin ve bölgenin ekonomisine çarpan etkisi yapacak diğer vizyon projelerimizin inşası hızla devam ediyor. Rize İyidere Lojistik Limanı’nın yapımında önemli bir eşiği daha aştık. Liman inşaatının gerçekleşme oranı yüzde 50’yi geçti. Proje bedeli 6,4 milyar liraya varan bu muazzam projeyi inşallah 2026’da tamamlamayı hedefliyoruz. Liman hizmete girdiğinde burası inşallah Karadeniz havzasında büyük tonajlı gemilerin yeni adresi olacaktır. Sefer süresini kimi rotalarda bir aydan 15 güne indiren özelliğiyle bu liman ülkemizin deniz ticaretinden aldığı payı daha da artıracak. Tüm bunlara ilave olarak daha pek çok projemizi hizmete sunarak ekonomik, ticari ve turizm açısından bölgemizi hak ettiği yere getireceğiz.
İşte görüyorsunuz bizim gündemimizde toplu açılışlar var. Bizim gündemimizde hizmet var, eser var, yatırım var. Bizim gündemimizde şehirlerimizi Türkiye Yüzyılı’na hazırlamak var. Biz çalışıyoruz. Laf üretmiyoruz. İş üretiyoruz iş. Biz koşuyoruz. Biz tüm Türkiye’ye hizmet götürüyoruz. Ülkemize, milletimize, insanlığa eser kazandırmak için ter döküyoruz. Bakınız dün İstanbul’da HİT 30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı’nı gerçekleştirdik. Türkiye’yi ileri teknolojinin tasarım, geliştirme ve üretim merkezi yapacak gerçekten önemli bir programı iş dünyamızın istifadesine sunduk. Bugün buradayız. Sizlerle birlikteyiz. Toplu açılış yapıyoruz. Ağustos ayında başka illerimizde açılışlar gerçekleştireceğiz. Yani bahanelere sarılmadan, ona buna kulak asmadan, bölgemizdeki sıkıntılara aldırmadan, Türkiye Yüzyılı’nın inşası için mücadele ediyoruz.

“ÇIĞIRTKANLIK YAPARAK DEFOLARINI KAPATMAYA ÇALIŞIYORLAR”
Peki biz bunları yaparken muhalefet ne yapıyor? 22 yıldır ne yapıyorlarsa bugün de onu yapıyorlar. İş yapmak, hizmet etmek yerine mazeret üretiyorlar. Çığırtkanlık yaparak cazgırlık yaparak defolarını kapatmaya çalışıyorlar. Şimdi bakınız değerli hemşehrilerim bu haftaki grup toplantımızda hükümet olarak emeklilerimizle ilgili gayretlerimizden bahsettim. Son 22 yılda en düşük emekli aylığı ve asgari ücretin nereden nereye geldiğini rakamlarla ortaya koyduk. Dolar bazında reel olarak ve enflasyonla karşılaştırılmalı bir şekilde neler yaptığımızı tek tek anlattım. Muhalefete başta emeklilerimiz olmak üzere milletimize meydanlarda verdikleri ancak tutmadıkları sözleri hatırlattım. Popülizm yapmak yerine Sosyal Güvenlik Kurumu’na olan borçlarını ödemelerini ülkemiz için daha hayırlı olacağını söyledim.
“CHP’li BELEDİYELER ZATEN ÇÖP TOPLAMIYOR Kİ”
Bunu söyledim diye adeta kıyamet koptu. Bunlar Cumhuriyet Halk Partisi yönetimi çok rahatsız oldu. Borçlarının hatırlatılması CHP’yi ciddi manada tedirgin etti. Öyle ki dengeleri bozuldu. Muvazeneleri kaydı. Motor su kaynattı. Kendilerini savunma adına söyledikleri sözlerin aslında beceriksizliğini ikrar etmek olduğunu anlayamıyorlar. Borç alınırken dost, ödenirken düşmandır misali. Bunlar da borçlarının üstüne yatmak için abuk sabuk işler yapıyorlar. Bilhassa CHP’nin Sayın Genel Başkanı her açıklamasıyla kendini ve partisini gülünç durumlara düşüyor. Neymiş? Hükümet mali darbe yapma peşindeymiş. Neymiş? Şayet borçlarını öderlerse CHP’li belediyeler iş yapamaz. Hatta çöpleri bile elleriyle toplamak zorunda kalırlarmış. İyi de CHP’li belediyeler zaten çöp toplamıyor ki. CHP deyince aklına ne geliyor? Çöp, çukur, çamur. Devraldığınız belediyelerde milleti çöp dağlarıyla çamurlarla çukurla tekrar tanıştırmayı başardınız. Kamyonla toplamadığınız çöpleri ellerinizle mi toplayacaksınız?
“SGK’YA EN FAZLA BORCU OLAN İLK 5 BELEDİYE CHP’Lİ”
CHP Genel Başkanının SGK prim borçlarını ödememek için gösterdiği çabayı izledikçe gülsek mi ağlasak mı inanın bilemiyoruz. Kardeşlerim biz kimseye iftira atmıyoruz. Sadece gerçekleri ortaya koyuyoruz. Şimdi bazı rakamları sizlerle paylaşmak istiyorum. Bunların niçin paniklediğini aslında rakamlar bizlere anlatıyor. Sosyal Güvenlik Kurumu’na en fazla borcu olan ilk 5 belediye Cumhuriyet Halk Partili belediyeler. Toplam 96 milyar liralık borcun 65,1 milyar lirası yani yüzde 68’i CHP’li belediye ve iştiraklerine ait. Büyükşehirlerde durum çok daha kötü. Büyükşehir borçlarının yüzde 76’sı CHP’li belediyelere ait. SGK’ya borçluluk noktasında zirveyi bunlar kimseye bırakmıyor. Bir diğer önemli husus şudur. Borcu en fazla olan belediyeler CHP’nin sürekli kazandığı belediyeler. Dahası CHP geçen belediyelerin borcu katlanarak artıyor.
Çalışma Bakanlığımızın yayınladığı en borçlu belediyeler listesine şöyle bir bakın. İlk 5 belediyenin borcunun son 5 yılda 9 ila 883 kat arasında arttığını görürsünüz. Yani bunların borç ödeme gibi bir kültürleri böyle bir alışkanlıkları yok. Eski Genel Başkanları Genel Müdürlüğü döneminde SSK’yı batırmıştı. Belediye başkanları Kılıçdaroğlu’nun kötü mirasını aynen sürdürüyor. Anlaşılan sosyal güvenlik sistemine kast etmek bunların bir geleneği. Meydanlarda vaat dağıtmayı biliyorlar. Atıp tutmayı çok seviyorlar. Ama iş devlete ve millete olan borçlarını ödemeye gelince ara ki bulasın. Ne sözlerine sadıklar ne de borçlarına sadıklar.”
Ayrıntılar geliyor…
]]>VİYENTİYAN, 27 Temmuz (Xinhua) — Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Laos’un başkenti Viyentiyan’da Filipinler Dışişleri Bakanı Enrique Manalo ile bir araya geldi. Wang, Perşembe günü gerçekleşen görüşmede ABD orta menzilli füze sistemi konuşlandırma konusunda Filipinler’i uyardı.
Aynı zamanda Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi Siyasi Büro üyesi olan Wang, Çin ve Filipinler’in birbirine denizle bağlı yakın komşular olduğunu kaydederek iyi komşuluk, karşılıklı fayda sağlayan işbirliği ve ortak kalkınmanın iki ülkenin temel çıkarlarına olduğunu belirtti.
Wang, son yıllarda Çin-Filipinler ilişkilerinden çıkarılan olumlu ve olumsuz derslerin, iyi ilişkiler kurmanın zor, iyi ilişkileri bozmanın kolay olduğunu bir kez daha kanıtladığını vurguladı.
An itibarıyla Çin-Filipinler ilişkilerinin ciddi zorluk ve meydan okumalarla karşı karşıya olduğunu söyleyen Wang, bunların temelinde Filipinler tarafının iki taraf arasında varılan uzlaşıyı ve kendi taahhütlerini sık sık ihlal etmesi, denize ilişkin hakların ihlalini sürekli olarak ileriye taşıması ve kamuoyu spekülasyonlarını büyütmesinin yattığına dikkat çekti.
Wang, Çin’in bu konuya ilişkin derin endişelerinin olduğunu ve bu durumu kesinlikle reddettiğini belirtti.
Wang, Filipinler’in ABD orta menzilli füze sistemini konuşlandırması halinde bunun bölgede gerilim ve cepheleşme yaratarak bir silahlanma yarışını tetikleyeceğini ve böyle bir sonucun Filipinler halkının çıkar ve arzularına tamamen ters olduğunu sözlerine ekledi.
Wang, Çin’in kısa süre önce denizdeki durumun istikrarını korumak adına Ren’ai Jiao’ya insani yardım malzemelerinin nakil ve ikmali konusunda Filipinler tarafıyla geçici bir anlaşmaya vardığını ifade etti. Buradaki kilit noktanın, Filipinler tarafının verdiği sözleri yerine getirmesi ve pozisyon değiştirmekten kaçınması olduğunu kaydeden Çinli bakan, aksi takdirde Çin’in kesinlikle kararlı bir yanıt vereceğini vurguladı.
Wang, Çin-Filipinler ilişkilerinin bir dönüm noktasında olduğunu ve çatışma ve cepheleşmeden kaçınmanın tek yolunun diyalog ve istişare olduğuna dikkat çekti.
Wang, Filipinler tarafının, Çin-Filipinler ilişkilerinin geleceği hakkında ciddi şekilde kafa yorması ve ikili ilişkileri en kısa sürede doğru rayına oturmak üzere Çin’le çalışması umudunu dile getirdi.
Manalo ise Filipinler ve Çin’in uzun bir geleneksel dostluk tarihine sahip olduğunu ve eşit muamele ve karşılıklı fayda temelinde kapsamlı stratejik işbirliği ilişkisi kurduklarını belirtti.
Manalo, denizcilik meseleleri yüzünden iki tarafın yaşadığı zorluk ve meydan okumalara rağmen Filipinler’in diyalog ve istişare yoluyla durumun hafifletilmesine ve yapıcı şekilde farklılıkların üstesinden gelinmesi ilkesine bağlı olduğunu ifade etti.
Manalo, kısa süre önce Güney Çin Denizi’nde ikili danışma mekanizması kurulması konusunda gerçekleştirilen ve iki tarafın deniz durumunu yönetme konusunda anlaşmaya vardığı toplantının, ilgili pozisyonlarından taviz vermeksizin iki tarafın iyi niyetini yansıttığını sözlerine ekledi.
Filipinler’in uzlaşıyı uygulamaya koymaya istekli olduğunu kaydeden Manalo, önümüzdeki yılın Filipinler ile Çin arasında diplomatik ilişkiler kurulmasının 50. yıldönümü olduğunu ve Filipinler tarafının karşılıklı güveni artırıp ikili ilişkileri geliştirmek üzere samimi ve pragmatik şekilde Çin’le iletişimi güçlendirmeye istekli olduğunu söyledi.
]]>Battalgazi Belediye Başkanı Bayram Taşkın, Yeşilyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. İlhan Geçit ve AK Parti Battalgazi İlçe Başkanı Basri Kahveci, Paşaköşkü Mahallesi ve Ataköy Mahallesi sakinleri ile bir araya geldi. Gerçekleştirilen bu ziyaret kapsamında, mahalle sakinlerinin sorunları ve talepleri dinlendi.
Başkan Taşkın, her hafta bir mahalleye gitmeye çalıştıklarını belirterek, “Battalgazi bölgesinde biz Cuma günleri mahalle ziyaretleri yapıyoruz. Yeşilyurt’ta başkanımız İlhan Geçit başka bir günde yapıyor. Haftada bir gün muhakkak bir mahallemize gidiyoruz. Mahalle sakinleriyle buluşup, onların dertlerini ve taleplerini dinlemek için elimizden geleni yapıyoruz. ‘Gelemedim, yoğunluk vardı’ demesinler diye her mahallemize haftada bir gidiyoruz. Mahalle sorumlularımız, muhtar arkadaşlarımız, mahalle başkanlarımız, Büyükşehir’deki görevli arkadaşlarımız da bizimle birlikte oluyor. Sorunları yerinde dinlemek daha sağlıklı oluyor. Bugün de iki mahallemizin yakın olması nedeniyle birlikte ziyaret etmeye karar verdik. Artık söz sizde, Biz seçim öncesi konuştuk. Artık konuşma sırası sizde olacak. Sizleri dinleyip notlarımızı alacağız. Özellikle yerinde dönüşüm konusu ve rezerv alan şu an için en önemli konularımızdır. Yerinde dönüşüm noktasında bir eksiğimiz kalmadı. Apartman sakinleri kendi aralarında anlaştıkları vakit bizler belediye olarak izni veriyoruz. Ancak rezerv alan konusu biraz daha yavaş ilerliyor. Bu konuda siz vatandaşlarımızdan biraz daha destek istiyoruz. Devletimiz her türlü kolaylığı sağlıyor. Cumhurbaşkanımız seçim kaybetme pahasına deprem bütçesini bozmadı. Müteahhitler hazır bir şekilde bekliyor. Mahkemeler yürütmeyi durdurma kararı aldığı için inşaatlar başlayamıyor. Büyük bir afet geçirdik. Evlerimiz, iş yerlerimiz eskisi gibi büyük olmayabilir. Ama yeni ve sağlam binalar yapılıyor. Bu konuda biraz daha anlayışlı davranırsak şehrimiz bir an önce ayağa kalkmış olacak. Bunu sizler olmadan yapamayız. Devlet millet el ele bu şehri tekrardan ayağa kaldıracağız” dedi.
“Çözüm İçin Çalışıyoruz”
Yeşilyurt Belediye Başkanı İlhan Geçit ise konuşmasında sorunları çözmek için azimle çalıştıklarını belirterek, “31 Mart seçimlerinden önce halkımızla, milletimizle her zaman iç içe olacağımızı, insan odaklı, toplum odaklı ve çözüm odaklı bir yönetim anlayışı benimseyeceğimizi ifade etmiştik. Bu sözü yerine getirmek adına, bugün de Paşaköşkü ve Ataköy mahallerimizin taleplerini dinlemek için bir araya geldik. Bayram beyin daveti üzerine burada bulunuyoruz. Bu tür toplantıları biz Perşembe günleri Yeşilyurt’ta da düzenliyoruz. Bu toplantılarda Büyükşehir Belediyesi bürokratları, başkan yardımcıları ve çeşitli kurum temsilcileri, Telekom İl Müdürü ve Yardımcısı, Doğalgaz Müdürlüğü gibi önemli hizmet sağlayıcılar bulunuyor. Bu kurumları davet ederek belediye hizmetlerini ortaklaşa yürütüyoruz. Gittiğimiz mahallelerde her şeyi hemen çözmek mümkün olmuyor. Ancak, halkın taleplerini not alıyor ve çözüm için çalışmalar başlatıyoruz. Muhtemelen 3-4 hafta içinde taleplerin durumunu değerlendirerek çözümler hakkında geri bildirimde bulunuyoruz. Çözülemeyen sorunlar için nedenlerini açıklıyoruz. Bu şekilde, karşılıklı olarak çözüm odaklı bir yaklaşım sergiliyoruz. Ama seçim öncesi söz verdiğimiz gibi halkımızla her an birlikte olacağız ve sorunlara birlikte çözüm arayacağız” ifadelerini kullandı.
“Başkanlarımız Çözüm İçin Çalışıyor”
AK Parti Battalgazi İlçe Başkanı Basri Kahveci ise, ” Malatya’nın deprem sonrası toparlanma sürecinde olduğunu biliyoruz. Bu süreçte mahallelerimizin büyük bir kısmı zarar gördü. Örneğin, Ataköy mahallemizde 26 tane ağır hasarlı binamız ve Paşa Köşkü’nde 35 tane ağır hasarlı binamız var. Yeni dönemde, hem ilçe belediye başkanlarımız hem de Büyükşehir Belediye Başkanımız, Malatya’nın muhtemel bir deprem durumunda daha güvenli hale gelmesi için büyük çaba sarf ediyor. Mahallelerimizi Bayram başkanımızla periyodik olarak, özellikle de Büyükşehir Belediyesi ile birlikte ziyaret ediyoruz. Bugün de Yeşilyurt Belediye Başkanımız bu programa katıldı. Bu tür programlarla sizlerin sorunlarını ve sıkıntılarını dinleyerek Büyükşehir Belediye Başkanımıza iletiyoruz ve çözüm yolları arıyoruz. İçinde bulunduğumuz muharrem ayının, hepimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Rabbim, bir daha bu acıları yaşatmasın. Bugün benzer acıları yaşayan Doğu Türkistan’daki Müslüman kardeşlerimize de Allah yardım etsin” şeklinde konuştu. – MALATYA
]]>11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Kayseri’de Abdullah Gül Üniversitesi (AGÜ) mezuniyet törenine katıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından törenin açılış konuşmasını yapan AGÜ Rektörü Prof. Dr. Cengi Yılmaz, “Tarih boyunca ve tüm dünyada üniversitelerin birbirleri ile olan rekabetlerinde en belirleyici faktör ne kadar köklü bir üniversite oldukları ve bununla bağlı olarak mezun sayılarıdır. Bir üniversitenin en değerli varlıkları ve rekabet gücü mezunlarıdır. Yıllar içerisinde birikmiş ne kadar çok mezununuz varsa, mezunlarınız ne kadar etkili pozisyonlar elde etmişlerse ve üniversiteye bağlılıkları ne kadar güçlüyse o derece güçlü bir üniversite olursunuz. AGÜ henüz 14 yaşında bir üniversite olarak ve toplam bin 292 mezunu ile çok önemli rekabet faktörü açısından kritik eşiğin henüz biraz gerisinde. Zaman içerisinde mezunlarımız arttıkça ve mezunlarımızla bağlılığımızı koruduğumuz müddetçe bu çok kıymetli gücü etkin kullanmaya başlayacağız. Ancak bugünün şartlarında bile genç ve yeni nesil bir üniversite olarak ülkemizin en saygın üniversiteleri arasında yer aldığımızı ve uluslararası alanda da yüksek marka gücü olan bir yüksek eğitim kurumu haline geldiğimizi mutlulukla değerlendiriyoruz. Bu gerçek artık bütün uluslararası uzmanlar ve derecelendirme kuruluşları tarafından kabul ve tescil edilmiş durumdadır” ifadelerini kullandı.
“Bugünlerde dünyanın en önemlisi konusu ekranlarda bazen gözyaşı, bazen büyük bir üzüntüyle izlediğimiz Filistin’deki katliamlar”
11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ise, üniversitelerin kamunun vicdanı olduğunu söyleyerek, “Üniversite aslında kamunun vicdanıdır. Bütün toplumun rahatsızlıkları, bütün toplumun öne çıkardığı konular üniversitelerde başlar. Sadece kendi ülkesinde değil, bütün dünyayla ilgili. Bugünlerde dünyanın en önemli konusu ekranlarda bazen gözyaşı, bazen büyük bir üzüntüyle izlediğimiz Filistin’deki katliamlar. Bugün dünyanın en büyük üniversiteleri ayağa kalkıyor. Yönetimleri, idarecileri ve devlet adamları Filistin’deki katliama gözlerini kapatıp, çeşitli diplomatik oyunlarla bu işi kamuoyundan saklamaya çalışırken, üniversite gençliği temiz, saf ve iyi niyetli olarak dünyanın vicdanı oluyor. Öğrenciler haftalarca üniversitelerini işgal ediyor, Gazze’deki, Filistin’deki katliamı dile getiriyorlar. Bu bakımdan üniversiteler sadece eğitim veren kurumlar değil, üniversiteler serbest fikrin olduğu, insan hakları meseleleri ile ilgilenilen topluluklardır. O bakımdan üniversiteleri diğer kurumlardan ayrı tutmamız lazım. Üniversiteler ayrıca öğrenmeyi de öğreten yerlerdir. Burada sizlere sadece bilgi şırınga edilmedi. Bilgiyi nasıl öğrenirsiniz, bilgiye nasıl ulaşırsınızı en iyi şekilde öğrettiler” diye konuştu.
“Önce iyi insan olun”
Öğrencilere nasihatlerde bulunan Gül, “Önce iyi insan olun. Ailenize değer verin. Aile bağlarınız güçlü olsun. Ülkenize ve vatanınıza bağlı olun. Doğru bir insan olarak çalışkan olun. Çalışkan olun ama ihtiraslı olun. Disiplinli olun ama acımasız olmayın. Kurnaz olmayın ama zeki olun. Bütün bunlar tüm insanlar için geçerli güzel prensiplerdir. Bunları kendinize yol edindiğinizde eminim ki doğru yerlere geleceksiniz. Kendinizi eğitmeye devam edin. Nasıl eğiteceğinizi burada öğrendiniz. Dünya o kadar hızlı değişiyor ki, bunu takip etmezseniz hemen eski kalırsınız” dedi.
Konuşmaların ardından bölüm birincisi öğrencilere plaket verildi. Törene Vali Yardımcısı Şemsettin Erkaya, Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Hüseyin Beyhan, Kayseri Sanayi Odası Başkanı Mehmet Büyüksimitci ve davetliler katıldı. – KAYSERİ
]]>AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Trabzon Milletvekili Mustafa Şen, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç ve AK Parti Trabzon İl Başkanı Dr. Sezgin Mumcu, Trabzon Büyükşehir Belediyesi Sokak Hayvanları Geçici Bakımevi ve Rehabilitasyon Merkezi’ni ziyaret etti. Ziyaretin ardından açıklamalarda bulunan Başkan Genç, ülke genelinde bir can güvenliği sorunu olduğunu belirterek, “2018 yılında Trabzon Büyükşehir Belediyesi olarak burayı inşa ettik. 5-6 yıldır aktif olarak hizmet veriyor. Özellikle yeni bir yasanın, yeni bir düzenlemenin şu anda hazırlanmakta olduğu, yürürlüğe gelecek olduğu bir alanda biz belediyelerin, özellikle sokaktaki köpeklerin hem kısırlaştırılması hem sahiplendirilmesi adına olağanüstü bir sorumluluğa daha girmekte olduğumuzun bilincinde olarak şu anda barınağımızı değerli genel başkan yardımcımızla ve il başkanımızla ziyaret ediyoruz. Tabii tespitimiz şu; öncelikle ülke genelinde bir can güvenliği sorunudur. Bu tespiti yapacağız. Ama bir de bize emanet olan bu Allah’ın dilsiz kulları diye tanımladığımız bu canlara da sahip çıkacağız. O nedenle iki yönlü olarak değerlendirdiğimizde şu andaki mevzuata göre sokaktan al, kısırlaştır ve sokağa bırak yönteminden sokaktan al, olağanüstü bir şekilde çünkü popülasyonu kontrol altına almamız lazım. Olağanüstü bir şekilde kısırlaştırma yöntemi ve kısırlaştırdıktan sonra da bir sahiplenme seferberliğine doğru giden çok doğru bir anlayış var. Mevzuatımız da milletvekillerimiz, genel başkan yardımcımız ve Cumhurbaşkanımızın da talimatlarıyla bu şekilde düzenleniyor. Dolayısıyla sahiplendireceğiz ve popülasyonu kontrol altına alacağız. Bu nedenle mevcut yasamızda herhangi bir şekilde sokaktan köpekler toplanacak ve onlar itlaf edilecek gibi oluşturulan algının kesinlikle doğru olmadığı, bu tür spekülatif haberlerin tamamen siyasi amaçlı olduğu tespitini de yapmak istiyoruz” dedi.
“11 bin 718 köpeğimizi de kısırlaştırmışız”
Trabzon Büyükşehir Belediyesi Sokak Hayvanları Geçici Bakımevi ve Rehabilitasyon Merkezi’nde 2018 yılından itibaren 3 bin 5 köpeğin sahiplendirildiğini dile getiren Başkan Genç, “Biz Trabzon olarak olayı kontrol altına aldık. Şimdi bu barınağımız 2018 yılında hizmete alındı. 82 dönümlük bir alanda 14 bin metrekarelik kapalı alanımızda 3 bin 5 köpeğimizi sahiplendirmişiz. Sokaktan aldığımız köpeğimizi sahiplendirmişiz. ve 11 bin 718 köpeğimizi de kısırlaştırmışız. Yani bu konuda adım atan bir yerel yönetim olarak bundan dolayı mutluyuz. Tabii ki bu sayıyı artıracağız. Hem parazit tedavisi, köpeğin tedavisi, rehabilitasyonu, aşılama, kısırlaştırma gibi bayağı bir faaliyetin içerisindeyiz. İnşallah yeni yasayla da birlikte bu işi daha bir kontrol altına alıp, bu anlayışla yola devam edeceğiz. İki ilçemizde iki tane fikrimiz var. Yine barınaklar da oluşturacağız. İnşallah bu sorun Trabzon’da hem o canlar için hem de güvenliğini teminle mükellef olduğumuz insanlarımız için bir sorun olmayacak” şeklinde konuştu.
“İt taparların ve it savarların aklıyla hiçbir şey yapılamaz”
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Trabzon Milletvekili Mustafa Şen ise yaptığı konuşmada, hayvanların canlarına herhangi bir zarar gelmeyeceğini kaydederek, “Bu olay nereden başladı. Ben onları çok seviyorum ama bu kuçu kuçular insanlara zarar vermeye başladılar. Ama bir insana dahi zarar verse bunun istatistiği olmaz, bunun tedbirini almak gerekir. Ama bu tedbiri almak için illa da birilerinin dediği gibi onlara kıymak gerekmez. Hayvanların canına kıymadan, hayvanlara zarar vermeden insanları korumak mümkündür. Yani üçüncü yol her zaman mümkündür ki hepimiz Allah’ın kullarıyız. Biz de öyle, o küçük kuçu kuçular da öyle. Allah asla kullarını çözümsüz bırakmaz. Mutlaka bir yol vardır. İşte biz o yolun peşindeyiz. Cumhurbaşkanımızla birkaç defa bu mevzuyu onun başkanlığında oturduk, görüştük ve belli bir noktaya getirdik. Bu kanun inşallah çıktığında, uygulanmaya başlandığında görülecektir ki gerçekten de hayvanları koruma maksadıyla bu hayvanların canlarına herhangi bir zarar gelmeyecek. Birilerinin bundan siyaset üretmeye kalkması gerçekten korkunç. Bir de bu memlekette sayıları az da olsa iki grup var. Birisi it taparlar, birisi it savarlar. Bu it taparların ve it savarların aklıyla hiçbir şey yapılamaz. Büyük çoğunluğun, makul çoğunluğun o makul aklını bizim esas almamız gerekir. O çözüm vardır. İnşallah sokaklar daha güvenli hale gelecek. Ama mesela dükkanın önünde yıllardır orada yatan, oradaki esnafın beslediği bir kuçu kuçu vardır, ona da dokunmayın, o da orada dursun diyeceğiz ama sokakta işte çocuğun okula gitmesine ya da bir amcanın, teyzenin, ablanın, hanımefendinin, beyefendinin bir yere gitmesine mani olan bir durum varsa onlar da alınacak, buralara getirilecek. Ama buralar dediğim gibi gezme alanlarıyla, hastaneleriyle, bakımlarıyla tam teşekküllü bir tesis olacak. Dahası şu var biz sahiplendireceğiz. Yoğun bir sahiplendirme kampanyası yürüteceğiz. Burada benim çok kıymetli dostlarım var hayvanseverler. Onları bu kanunlaşma sürecindeki aktivasyonlarına tekrar geri davet ediyorum ki sahiplensinler. Bu işin yolu o. Sadece barınak olmaz. Aynı zamanda sahiplendirme. Sahiplendirme ve barınakla beraber ama barınakları gezme alanlarıyla düşünürüm. Yani kutular halindeki o kaldıkları yerlerden bahsetmiyorum. Gezme alanlarıyla birlikte bir tesis olacak buralar. Hastanesi de olacak. Öbür taraftan sahiplendireceğiz. Bunları yapmayan belediyelere de ceza gelecek. Yani hapis cezasına varıncaya kadar bu işin yaptırımı var. Devlet burada üzerine düşeni yapacak. Bizim belediyelerimiz üzerine düşeni yapacak. Ama aynı zamanda vatandaşlarımızdan da, vakıflarımızdan, derneklerimizden, kanaat önderlerimizden, hayvanseverlerden, duyarlı insanların hepsinden de yoğun ama yoğun böyle bir-iki tane değil yoğun sahiplenme rica ediyorum. Özellikle istirham ediyorum” diye konuştu.
“Al, bırak, gitsin dönemi bitti. Bunların hepsinin yaptırımı olacak”
“Bunları üretenler de bulunacak, yakalanacak ve gereken yapılacak. Paraysa para cezası, hapisse hapis cezası neyse o” diyen Şen, “Bu sorunu çözmemiz lazım. Sokaklar güvenli olacak. Ama bu kuçu kuçuların, bu hayvanların canına zarar gelmeyecek. Bunların beklediği bizden gerçekten dört şey. Azıcık ilgi, azıcık sevgi, azıcık ekmek, azıcık su. Bu kadar. Biz insan olarak bunu yapabilecek bir varlığız, yapmamız gerekiyor. Yapacağız. İnsanlar da korunacak. Bu hayvanlara da zarar gelmeyecek. Üçüncü yol dediğim gibi mümkündür. Biz bu üçüncü yolu bulduk, çıkardık ve bunu uygulayacağız. Görevini yapmayana da ceza. Hapis cezası dahil ceza alıyor. İşte gördüm orada ben birkaç tane. Vahşi ırk deniliyor. Vahşi ırk diye bir şey yok. Bunlar köpek, köpekler evcildir. Vahşileştirilmiş. Yavrucaklar onlar. Nasıl? Alıyor. Üç ay, beş ay, bir sene beyefendinin, hanımefendinin ya da çocuğun karne hediyesi oluyor mesela. Alıyorlar, hevesleri geçiyor, atıyorlar sokağa. Yok böyle bir şey. Bunu yapamazsınız. Bu kadar insafsız olamazsınız. ya almayın ya da aldıysanız sokağa bırakmayın. İkinci bir arıza durumu daha var. Bunların üretilmesi. Bunları üretenler de bulunacak, yakalanacak ve gereken yapılacak. Paraysa para cezası, hapisse hapis cezası neyse o. Ama bu bir kısım hayvancıkların yeniden üretilmesi, vahşileştirilerek birilerine verilmesi dönemi bitti. Onların sokağa bırakılma dönemi bitti. Al, bırak, gitsin dönemi bitti. Bunların hepsinin yaptırımı olacak” ifadelerini kullandı.
“Trabzon’da bir tek hayvan öldürülmeyecek”
Köpek sorununun çözümünü Trabzon’dan herkese göstereceklerini kaydeden Şen, “Büyükşehir belediye başkanımız ve ilçe belediye başkanlarımızla konuşuyorduk. Trabzon’dan şöyle bir söz söylendi ve ben bunu Cumhurbaşkanımıza aynen böyle aktardım. Başkanlar dediler ki ‘Trabzon’da bir tek hayvan öldürülmeyecek. Gerek yoktur, bir tek hayvan dahi öldürülmeden bu sorunun çözümü vardır. Biz bu çözümü Trabzon’da herkese göstereceğiz.’ İnşallah da ben bu sözü olduğu gibi aldım Cumhurbaşkanımıza aktardım. MYK toplantımızda özellikle Trabzon’u örnek verdim, başkanlarımı örnek verdim. Bu yapılacak ve bu örnek herkese gösterilecek. Bu gezegen hepimize yetecek kadar büyük bir yer. Bol yemekli bir yer. Yeter ki adam olalım. Yeter ki insan olalım. Hayvanların canına zarar gelmesi gerekmiyor. İnsanları, çocuklarımızı ve yavrularımı inşallah koruruz” dedi. – TRABZON
]]>MHP Salihli İlçe binası önünde partililerle bir araya gelen MHP İlçe Başkanı Halil Tüfek, Salihli Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğünde tekniker olarak çalışan Erkan Keskin’in geçici görevlendirme yazısı ile Zabıta Müdürlüğünde kavşaklarda geçen araçları saymak üzere görevlendirildiğini ve aşırı sıcaktan bayılarak hastaneye kaldırıldığını belirterek, olayla ilgili açıklama yaptı. Salihli Belediye Başkanı Mazlum Nurlu’nun göreve geldiği günden bugüne kadar ‘çalışanlara baskı ve mobing uyguladığını’ iddia eden Tüfek, şunları söyledi:
“31 Mart 2024 yerel seçimler sürecinde Salihli Belediyesinde çalışan hiçbir işçi ve memura baskı yapmayacağını, ekmeği ile oynamayacağını, görevini namusuyla yapana dokunmayacağını, Hz. Ömer’in adaletini dağıtacağını söyleyerek oy isteyen Belediye Başkanı Mazlum Nurlu, 4 aylık görev süresi içerisinde yaptığı hukuka aykırı işten çıkarma ve mobing uygulamaları ile seçim meydanlarında söyledikleri arasında tezada düşmüştür. Nisan ayı itibari ile bizim de yakinen avukatlarımız nezdinde takip ettiğimiz üzere belediyede sadece görevini yapan işçi kardeşlerimize ve memurlarımıza yönelik görev yeri değişiklikleri ile sistematik baskılara son yaşanan üzücü hadiselerin eklenmesi ile bu durum kabul edilemez bir hal aldığı için basın açıklaması yapma zaruretimiz hasıl olmuştur.”
“Baskılar yüzünden istifa ettiler”
Tüfek, açıklamasına şöyle devam etti:
“Devlet memuru olan belediye personelinin farklı farklı yerlere sürüldüğünü, uzmanlığı olan işlerinden alınarak başka görevler verildiğini, şantiyelere gidilerek bizzat sözlü kanunsuz emirler verildiğini de ayrıca takip etmekteyiz. Bu kişilere görevlerini en ağır şartlarda yaptırarak, psikolojik olarak yıpratarak, sürekli görev yeri değişikliği yapılarak eziyet edilmektedir. Bu baskılar yüzünden birçok işçi kardeşimiz de kendisi istifa etmek zorunda kalmıştır. Emeklilik hakkı gelenleri bile uydurma disiplin soruşturmalarıyla işten çıkarmaya hazırlanırlarken avukatlarımızın hızlı ve etkili müdahalesi ile işçilerin hak kaybına uğraması engellenmiştir. Son olayla ilgili olarak yerel ve ulusal basının uygulanan mobbingi kamuoyuna nasıl haber verdiğini ve kamuoyunun ne denli sert tepki verdiğini hepimiz gördük. Bu eziyete devam edildiği sürece bizler takipçisi olacağız ve zulme dur diyeceğiz. Bu partizanca davranışlar belediyedeki işleyişi aksattığı gibi iş barışını da zedelemektedir. Salihli halkına seçim meydanlarında vaat edilen ve sözde dağıtılan Hz. Ömer adaleti bu mudur? Bizlerin amacı sizinle kavga etmek değil sadece sizden Salihli’mize layık olan hizmetleri beklemekteyiz. Zaten belediye meclisinde Salihli’mize yapacağınız hizmet için getirdiğiniz tekliflere MHP olarak destek vermekteyiz” diye konuştu.
“Çalışma barışını sağlayınız”
Tüfek, Başkan Nurlu’dan belediyede çalışma barışını sağlamasını talep ederek, “Sayın Nurlu, siz bir hukukçusunuz; bir gün hukukun sizin için de gerekli olacağını asla unutmayınız. Salihli halkı size oy vererek hizmet etmenizi beklemiştir ancak siz ise hala çalışanların ekmeğiyle oynamakta ve insanları yıldırmaktasınız. Çalışanların onuru ile oynamayınız, çalışma barışını sağlayınız. Baskılara ve sürgünlere son veriniz, parti rozetinizi çıkarıp herkese eşit davranınız. Salihli halkı sizden hizmet ve seçim vaatlerinizi yerine getirmenizi bekliyor. Milliyetçi Hareket Partisi Salihli İlçe Teşkilatı olarak yöneticilerimiz, sendikalarımız ve avukatlarımız ile yasal süreçlerin sonuna kadar takipçisi olacağız. Unutmayınız ki mahkeme kadıya mülk değildir” dedi.
Yapılan açıklama sonrası CHP’li Belediye Başkanı Mazlum Nurlu, belediye başkan yardımcıları ile birlikte MHP binası önünde bulunan partilileri ziyaret ederek, konu ile ilgili görüşmeler gerçekleştirdi. – MANİSA
]]>Özel, Ulu Cami’de kıldığı cuma namazının ardından cami önünde gazetecilere yaptığı açıklamada, Filistin’e destek olan, İsrail’i protesto edenlerin sesini duyurmak üzere bir iki kelam etmek istediğini belirtti.
ABD Temsilciler Meclisi’nde büyük bir utanç yaşandığını dile getiren Özel, katliam suçlusu Netanyahu’nun, dakikalarca birileri tarafından alkışlandığını söyledi.
Özel, o vicdansızlara “neyi alkışlıyorsunuz?” diye sorulması gerektiğini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yüzde 70-80’i kadın ve çocuk olan, 40 binden fazla kişi katledilmiş. Ambulansları, hastaneleri, revirleri, sığınmacı kamplarını vuruyorlar. ‘Burada toplanın, insani yardım alacaksınız.’ diyorlar. O toplanılan yeri vuruyorlar ve bunu yapan Netanyahu, Amerika’da alkışlanıyor. Protesto eden ve kahramanca orada duruşunu gösterenleri tebrik ediyorum. O alkışlayanlar, Netanyahu kadar büyük bir insanlık suçu işlemişlerdir. Bunu kimse unutmasın. Bir katliamcıya cesaret verme, katliama ortak olmaktır. Bunu kimse unutmasın. Biz, Filistin davasının arkasında olmaya devam ediyoruz. Ecevit’ten, Deniz Gezmiş’ten beri devam ediyoruz, devam edeceğiz. Bundan sonraki süreçte de Sosyalist Enternasyonal’de başkan yardımcısıyım. Başkanımız Pedro Sanchez, İspanya Başbakanı; ülkesinde Filistin’i tanıdı. Bütün sol partilere, sosyal demokrat partilere bir kez daha Bursa Ulu Cami’nin avlusundan aynı çağrıyı yapıyoruz; bu mezalimi bitirin.”
Geçmişte Bosna Hersek’te de soykırım yaşanırken, Avrupa’nın, dünyanın sustuğunu anımsatan Özel, şunları kaydetti:
“Şimdi Birleşmiş Milletler, 11 Temmuz’u soykırım günü ilan ediyor; 29-30 sene sonra ‘soykırım’ desen ne olur? Soykırıma mani olmadıktan sonra. Unutulmasın ki Aliye İzzet Begoviç’in şöyle bir sözü var, sürekli tekrar etmek gerekir; ‘Unutulan katliamlar, tekrarlanır.’ Unutmamak lazım yaşananları ve Filistin’e 30 yıl sonra ‘Bugün Filistin’i anma günü’ demek değil, bugün bu katliama ‘dur’ deme zamanıdır. Burada Filistin’i destekleyen ve İsrail’i protesto eden kardeşlerimize de destek verdik. Destek veriyoruz. Onların sesini duyuyoruz. Bütün Türkiye, siyasi parti ayrımı olmaksızın Filistin’in arkasındadır, İsrail’in yaptıklarının karşısındadır.”
TÜİK hakkındaki suç duyurusu
Bir gazetecinin CHP’nin “verileri gizlediği ve kararttığı ve kamu görevini kötüye kullandığı” gerekçesiyle TÜİK hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, savcılığın takipsizlik kararı verdiğini hatırlatması üzerine Özel, şöyle devam etti:
“Her yere şikayet ettik, olmadı. En son savcılığa suç duyurusunda bulunduk. Hemen, jet hızıyla reddetmişler. O savcıya şunu sormak istiyorum, maaşını TÜİK’in yaptığı hesaplar üzerinden gidip de alışveriş yapsın bakalım. Bu maaş, ona yetiyor mu? O savcının aldığı maaş, bugün bu insanların aldığı maaşın da katbekat üstünde. Herkes geçim zorluğu yaşıyor. Takipsizlik kararı vereni gerçekten vicdansızlıkla suçlamak zorundayım. Yargı mensuplarına böyle bir şey demem ama TÜİK’in yaptığına takipsizlik veriyorsa senin de alacağın unvan, vicdansızlıktır.”
Özel, belediyelerin SGK borçlarına ilişkin soru üzerine de “Kamu görevlileri görevlerini yaparken bunu aksattılarsa bundan sorumlular. AK Parti, MHP, CHP olsun, SGK’ya parayı ödemeyen kişi, bunu zimmetine mi geçirmiş? O şehre mi harcamış? Ona bakmak lazım.” dedi.
“Erken seçim istemem ama millet isterse onu dile getiririm.” diyen Özel, sokakta erken seçim talebinin her geçen gün arttığını gözlemlediğini de sözlerine ekledi.
Bu arada Özel, Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından kurulan stantta vatandaşlara aşure ikramında bulundu.
Özel, daha sonra partisinin Osmangazi İlçe Başkanlığını ziyaret etti.
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tanıtım toplantısında yaptığı açıklamalardan öne çıkanlar şöyle; “Büyük dönüşüm sürecinde geleceği öngörerek atılan adımlar Türkiye’nin hedefleri açısından önemlidir. Programın doğru zamanda yapılmış bir stratejik hamle olduğuna inanıyorum. Yakın geçmişte yaşanan krizlere bakmak bile sistemin çoktan iflas bayrağını çektiğini göstermektedir.
Küresel ekonomik fırtınadan ülkemizin en az şekilde etkilenmesi için ne gerekiyorsa yapıyoruz. Son dönemde açıklanan veriler doğru yolda olduğumuzu gösteriyor. Yurt dışındaki piyasa aktörlerinin de Türk ekonomisine güveni yükseliyor. Yatırım ortamının iyileştirilmesi için gereken adımları atıyoruz. Yerli ve milli elektrikli otomobilimiz Togg artık yollarda. Çamur atanlara rağmen hedefimize ulaştık. Togg’da gösterdiğimiz irade diğer sektörleri ilham kaynağı oldu. Kısa süre önce BYD ile 1 milyar doları aşan yatırım sözleşmesi imzaladık.Başka şirketlerle de görüşmelerimiz sürüyor. Uluslararası doğrudan yatırımlarda önümüzdeki dönemde daha güçlü canlanma göreceğiz.
“TÜRKİYE YENİ DÖNEMİN FORVETİ OLACAK”
Yüksek teknolojiye dayalı yatırımları daha fazla ülkemize çekmek istiyoruz. Yeni teşvik ve finansman enstrümanlarını devreye alıyoruz. 750 milyon dolarlık finansmanı sanayicilere, KOBİ’lere ve yeşil teknoloji girişimlerine sunduk. Türk ekonomisi kabuk değiştiriyor. İş dünyamız şunu bilsin, bu sürecin sonunda ekonomimiz farklı bir lige yükselecek. Türkiye yeni dönemini forveti olacak.

YATIRIM DESTEĞİNDE 4 ŞART
HIT-30 programı önemli bir kilometre taşı rolü üstlenecek. Yüksek teknolojili ve yüksek katma değerli yeni yatırımlar için avantajları pekiştirirken 2030’a kadar yüksek teknoloji yatırımının odak noktası haline gelmesi amaçlıyoruz. Yatırımlara nitelikli destekler sağlayacağız. Başlıca 4 nitelik arayacağız. Yeni teknolojileri odağa almasına, rekabet için ekonomik ölçeğe, teknik yeterliliğe ve teknolojik kazanıma bakacağız. Bu yatırımlara proje bazlı teşvik yanı sıra cazip finansman imkanları sunacağız.
YATIRIMCILARA 6 MADDELİK ÇAĞRI
6 çağrıyı paylaşıyoruz. Birincisi HIT elektrikli araçlar çağrısı. Bu alanda üretim kapasitesini en az yıllık 1 milyona çıkarmayı öngören 5 milyar dolarlık teşvik paketini devreye alıyoruz. Bu yatırımlar sayesinde yan sanayisiyle sektörü geleceğe hazırlamayı hedefliyoruz.
BATARYA İÇİN 4,5 MİLYAR DOLARLIK DESTEK
Batarya üretimini diğer öncelikli alan olarak belirledik. 2030’a kadar 80 gigavat kapasite inşa ederek bölgesel üretim üssü olmayı hedefliyoruz. Megavat saat başına 6 bin dolara kadar hibe desteğini içeren 4,5 milyar dolarlık teşvik paketini yatırımcılara sunuyoruz.

ÇİP YATIRIMINA YÜZDE 40 ORANINDA HİBE DESTEĞİ
Çip teknojlerinini stratejik önemi artıyor. Bizim de çip tasarlama ve üretme kapasitemizi geliştirmemiz önemli. Çip tasarımı konusunda büyüyen bir ekosisteme sahiptir. Çip çağrısını başlatıyoruz. Çip fabrikasını ülkemize kazandırmak için 5 milyar dolarlık teşvik paketini devreye alıyoruz. Yüzde 40’a varan oranda sermaye katkısı ve hibe desteği içerecek.
GÜNEŞ VE RÜZGAR İÇİN 3,2 MİLYAR DOLARLIK DESTEK
Yeşil enerji başlığı önemli odak alanlarından biri. Güneş hücresi ve paneli, rüzgar türbinlerinin kanat ve jeneratör üretiminde iyi konumdayız. Güneş ve rüzgar teknolojilerine yönelik güneşte 15 gigavatlık hücre yatırımlarına megavat başına 8 bin dolara kadar hibe desteği verilecek, 2,5 milyar dolarlık paketi buluyor. Rüzgar enerjisinde toplamda 1,7 milyar dolarlık kaynak ayırıyoruz.
AR-GE MERKEZİ KURANA PERSONEL GİDERİ DESTEĞİ
Son çağrımız da Ar-Ge merkezlerinin Türkiye’ye kazandırılmasını amaçlayan esnek model. Dünyanın en büyük ilk bin firmanın personel giderlerinin yarısını karşılayacağız. En az 20 milyar dolarlık özel sektör yatırımı kazandırmayı hedefliyoruz. 30 milyar dolarlık kaynağı yüksek teknoloji yatırımlarına yönlendireceğiz.”
]]>AK Parti Yerel Yönetimler Başkanlığı tarafından kentteki bir otelde düzenlenen “Deprem Bölgesi Belediye Başkanları İstişare Toplantısı”na katılan Yılmaz, organizasyonun Kahramanmaraş, Hatay, Malatya ve Gaziantep’i kapsadığını söyledi.
Yılmaz, önümüzdeki günlerde fark illerde de devam ettirmeyi planladıkları istişare toplantılarına katılımın sadece büyükşehir belediye başkanları ve genel sekreterlerle sınırlı kalmadığını bunun yanında genel sekreter yardımcıları ile ilgili daire başkanlıklarının da eşlik ettiğini belirtti.
31 Mart 2024 yerel seçimlerinin hemen ertesi günü çalışmalara koyulduklarını hatırlatan Yılmaz, depremin hemen ardından yaraların sarılması adına başlatılan çalışmaların hız kesmeden devam ettiğini, bu kapsamda devletin gecesini gündüzüne katarak sadece Kahramanmaraş’ta yaklaşık 40 bin konutu teslim edeceğini dile getirdi.
Yılmaz, şunları kaydetti:
“Allah bu aziz milletten de razı olsun. Bu cefakar aziz millet, dünyanın çok az milletinin, çok az ülkesinin ve insanının ortaya koyduğu feraseti 6 Şubat depremlerinden sonra ortaya koydu. Her şeyiyle birlikte deprem illerimize koştu. Gecesini gündüzüne kattı ve burada deprem sonrası mücadeleyi en az etki yaratacak, en az insanımızın sıkıntı görmesini sağlayacak şekilde bir mücadeleye girişti. Tabii bu toplantıyı burada organize etmemizin sebeplerinden biri de 6 Şubat depremlerinden sonra etkilenen illerimiz burada. Aşağı yukarı birbirine benzer büyüklükte ve benzer sorunları olan bunların içerisinde en büyüğü ve en tecrübelisi olan en fazla uzun süredir büyükşehir belediyesinde, büyükşehir belediyeciliği başlığı altında güzel hizmetler yapmış olan Gaziantep Büyük Şehir Belediyemiz. Bugüne kadar belki yapılan toplantılarda seçilmiş arkadaşlarımız bir araya gelir. Seçilmiş arkadaşlarımız gelecek öngörülerini ve siyasetle ilgili stratejik çalışmaları, siyasi stratejileri belirler ve bunun adını koyar. Bunun planlamasını yapar. Ama bugün burada bu arkadaşlarımız, büyükşehir belediye başkanlarımız uygulamadan sorumlu başta genel sekreter, hatta genel sekreter yardımcılarından bazıları, daire başkanları ile birlikte buraya geldiler.”
Belediyelerin SGK borçları
Bir basın mensubunun belediyelerin SGK borçlarıyla ilgili sorusu üzerine Yılmaz, muhatapların sadece muhalefet partililerin yönettiği belediyeler değil tüm belediyeler olduğunu söyledi.
Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Bakanı Fırat Görgel de böyle bir toplantıya ev sahipliği yapıyor olmanın gururunu yaşadıklarını aktardı.
“Asrın felaketi” olarak değerlendirilen 6 Şubat depremlerinin üzerinden 16 ay 20 gün geçtiğini anımsatan Görgel, “Bugün burada olduğumuz başkanlarımız, heyetleri ve ilgili vatandaşlarımız çok büyük acıları beraber yaşadık. Tabii o manzarayı tarif edecek hiçbir kelime yok. şehirlerimiz için tüm milletimiz hemen depremin akabinde devletimiz, milletimiz adeta seferber oldu. Asrın felaketi adeta “asrın dayanışması”na dönüştü. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde devletimizin her kademesi tüm STK’lerin, gönüllerinin yürüttüğü çalışmalarla adeta umutlarımız yeniden dirildi.” diye konuştu.
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Bursa İl Başkanlığı’nda düzenlenen basın toplantısında konuştu. Son yerel seçimlerde her 2 kişiden birinin oyunu alarak seçim kazandıklarını belirten Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, anketlerde her geçen gün CHP’nin oylarının arttığını ifade etti. Emekliden üreticiye, asgari ücretliden esnafa, tüm kesimlerin sorunlarını konuşarak yollarına devam edeceklerini dile getiren Özel, “Recep Tayyip Erdoğan’ın en çok övündüğü konu, paradan 6 tane sıfır atmasıdır. Biz de atacağız. Biz onun gibi 6 sıfır atmayacağız. Bir sıfır atacağız, ama o 6 sıfırı etiketlerden fiyatlardan, masraflardan da attı. Döndü maaşlardan da attı. CHP iktidarının 10’uncu yılında bugüne dönüp baktığınızda bir sıfır attığımızı göreceksiniz ama maaşlardan değil, sadece fiyatlardan. Yani bugünkü maaşı alacaksınız ama mazotun 4 lira, dana kıymanın 55 lira olduğunu göreceksiniz. Bu şu demek, alım gücünün 10 kat artması demek” diye konuştu.
“Tayyip Bey’in gösterdiği istikametle olmuyor”
“Bu Tayyip Bey’in gösterdiği istikametle olmuyor. Şangay İşbirliği Örgütü’nde ortalama milli gelir 4 bin 500 dolar. Tayyip Bey’in peşine takılan oraya gider. Atatürk’ün gösterdiği yöne, muasır medeniyetler yönüne giderseniz, Avrupa Birliği hedefiniz olursa orada milli gelir ortalama 45 bin dolardır” diyen Özel sözlerini şöyle sürdürdü: “Arada 10 kat fark var. Burada dünyanın en iyi arabaları üretiliyor ama kendileri mütevazı arabalara biniyorlar. Bu taraftakilere satıyorlar. Dünyanın en pahalı Mercedes’ini 10 tane Merkel’in ülkesi üretti o tarihte, Merkel kendisi mütevazı minibüse bindi, 2 tanesini bize sattı. Geri kalanının bu taraftaki ülkelere sattı. Burada saray büyük, liderler zengin, uçaklar 10’ar 10’ar. Bu tarafta tarifeli uçuyorlar, ucuz evde oturuyorlar. Ama buranın halkı sürünüyor, buranın halkı zengin.”
“Bir sıfır olsun bizim olsun”
Önümüzdeki seçimin referandum niteliğinde olacağını söyleyen CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Avrupa Birliği hedefinde hızla kalkınan bir ülke mi, Şangay İşbirliği Örgütü’nün peşinde 4 bin 500 dolarlık bir ülke mi? Biz bu ülkeyi önce 45 bin, sonra 55-60 bin dolar milli geliri olan bir hale getireceğiz. Paradan değil, etiketlerden sıfır atacağız. Maaştan değil, masraftan sıfır atacağız. Tayyip Erdoğan gibi 6 koli bu tarafa, 6 koli diğer tarafa atıp milletin yüzüne bakıp 6 sıfır attık demeyeceğiz. Bir sıfır atacağız. Bir sıfır olsun bizim olsun diyeceğiz. Herkesin yüzünü güldüreceğiz” diye konuştu.
SGK’nın belediye borçlarını tahsil etmesine yönelik açıklamasını CHP’li belediyelerin icraat yapmaması için yapılan ‘mali bir darbe girişimi’ olarak değerlendiren Özgür Özel, ” Türkiye’deki bütün belediyelerin ve şirketlerinin SGK’ya toplam borcu 90 milyar lira. Sadece Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde bize kalan borç 30 milyar liradır. Ne konuşuyorsunuz? Sadece SGK borcu 4,5 milyar lira. Bize enkaz devrettiler. Türkiye’nin en borçlu belediyeleri AK Parti’den bize geçen belediyelerdir” dedi.
15 Temmuz’un kanlı bir darbe girişimi olduğunu vurgulayan Özel, “Orada CHP olarak demokrasinin yanında durduk. Meclisin yanında durduk, kapalı meclisi açtırdık ve darbecilere meydan okuduk. Geçen 31 Mart seçiminden sonra Ekrem İmamoğlu’nun 13 bin oyla kazandığı seçimin iptal edilmesi yargı yoluyla darbe girişimiydi. Milletin feraseti ile fark 806 bine çıktı. Osmanlı tokadı atacağız diyenler demokrasi tokadı ile kendilerine geldiler sandık, gelmemişler. Şimdi Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla CHP’li belediyelere mali darbe girişiminde bulunuluyor. Darbe, milletin seçtiğinin millete hizmet etmesine engel olup, bertaraf etmeye çalışmaktır. Bunu tankla topla yaparsan, askeri darbe olur. YSK kararı ile yaparsan adli yargı darbesi olur, şimdi maliye eliyle yapıyorsun. Seçilenin milletine hizmet etmesine engel olmaya çalışıyorsun. Yıllardır SGK primlerini ödememiş AK Partili belediyeler. 4.5 milyar Bursa’ya bırakmış. Hesabı ödemeden kaçmış. Mustafa Bozbey’e diyor ki, ‘kendininkini de öde, bundan önceki yönetimin 4.5 milyarını da öde, faizi ile öde’ diyor. Böylelikle hizmet yapamayacağız, o da diyecek ki ‘CHP’li belediyeler çalışmıyor.’ Vallahi de yapacağız, billahi de yapacağız. Gerekirse Türkiye’nin en büyük örgütlenmesini yapar, yine hizmetleri yapacağız” şeklinde konuştu.
“Türkiye büyük bir açmazın içinde”
Türkiye’nin büyük bir açmazın içinde olduğunu savunan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Ülkeyi şirket gibi yöneteceğim diyen Erdoğan, tavla, dama oynar gibi devlet yönetti. Kırdı, kırıldı, yendi yenildi. Oysa ülke satranç oynar gibi yönetilir. Bir satranç oyuncusunun iyi olup olmadığı yaptığı açılışa bakılır. İyi bir açılış yaptıysanız, açmaza düşmezsiniz. Türkiye çok büyük iki açmazın içindedir. Bugün asgari ücret alan için çok düşüktür. Veren için çok yüksektir. Bugün dolar kuru bizim için çok yüksektir, ihracatçı için çok düşüktür. Bunun sebebi orta gelir tuzağıdır. Orta gelir tuzağının en büyük sebebi geçmiş yöntemlerle bu dönemde üretim ve ihracat yapmaya çalışmaktır. Penye, fason kot üreterek ve bununla tutunmaya çalışarak, 9 bin – 12 bin dolar sınırında kalırsınız ve ilerleyemezsiniz. Bu 20-30 yılın öncesinin işiydi. Bugün de ihtiyaç kadar üretilir ama esas ağırlığı yüksek katma değerli ihracat ürünlerinde olması gerekirdi. Bugün çip üretiyor, dokunmatik telefonları bizim üretiyor olmamız gerekiyordu” ifadelerini kullandı.
Gri listeden çıkmış olmanın övünülecek bir şey olmadığını anlatan Özel, ” Mozambik’in olduğu listeden çıkmakla övünüyorlar. Amatör ligin de altına düşmüşlerdi, şimdi 3. lige çıktık övünüyorlar. Öyle bir anlayışla karşı karşıyayız ki, yalan yanlış işler yapıyor. Ülkenin kredi notu düşüyor. Biri çıkıp ‘bunlar gayri milli’ diyor. Uluslararası kuruluş, gayri millisi mi olur? Fitch ülkenin kredi notunu düşürüyor, adam açıklama yapıyor; ‘Fitch’in biri notumuzu düşürmüş’ diye. Öbür gün artınca Fitch’e methiyeler düzmeye başlıyorlar. O yüzden bu anlayış Türkiye’yi zor duruma getirdi” dedi. – BURSA
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın belediye borçlarının kaynağından tahsiline başlanması talimatı üzerine başlayan tartışma karşılıklı açıklamalarla sürüyor. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “CHP’li belediyelere mali darbe” olarak nitelediği yaklaşımı Cumhurbaşkanı Erdoğan şu sözlerle duyurmuştu:
“Emeklilere faydanız dokunsun istiyorsanız talimat verin, belediyeleriniz Sosyal Güvenlik Kurumu’na olan birikmiş borçlarını ödesin. Şu anda belediyelerin borçlarıyla ilgili Hazine ve Maliye Bakanlığımız bu borçların tahsiline kaynağında başlayacaktır. Öyle 25 kuruşa simit yok.”
Bunun üzerine Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, belediyelerin Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) toplam prim borcunun 96 milyar lira olduğunu açıklayarak en borçlu belediyelerin CHP’ye ait olduğunu vurgulamış ve “CHP’li belediye başkanlarına tavsiyemiz; emekçilerin alın terinin hakkı olan sigorta primlerini bir an evvel ödemeleridir. Meseleyi siyasi parti rekabeti veya hamaset üzerinden değil veriler ve rakamlar üzerinden sadece gerçekleri söyleyerek paylaşmamız gerekiyor” demişti.
Işıkhan tüm belediyelerin toplam 96 milyarlık SGK borcunun yüzde 67,7’sinin CHP’li belediyelere ait olduğunu eklemişti. CHP ise bu belediyelerin çoğunun borcunun CHP’den önceki yönetim döneminde birikmiş borçlar olduğunu vurguluyor.
CHP’nin AK Parti’den ve MHP’den aldığı büyükşehirler
ANKA Haber Ajansı, CHP’nin devraldığı belediyelerin borçlarını derledi. İşte borçla devralınan belediyeler:
Balıkesir: CHP’nin adayı Ahmet Akın yüzde 51,10 oy alarak belediyeyi AKP’den aldı. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nin önceki dönem toplam borcunun 15 milyar 428 milyon 985 bin 173 lira (15.428.985.173 TL) olduğu belediye binasına asılan pankart ile duyurulmuştu. 31 Mart 2024 itibarıyla toplam borç 15 milyar 428 milyon 985 bin 173 TL olarak kayıtlara geçerken, genel bütçe borçlarının 10 milyar 766 milyon 85 bin 271 TL, BASKİ borçlarının 3 milyar 492 milyon 819 bin 924 TL, şirketlere ait borçların da 1 milyar 170 milyon 79 bin 977 TL olduğu belirlendi. Toplam borcun 90 milyon TL’sini ise SGK borcu oluşturuyor.
Bursa: CHP’nin adayı Mustafa Bozbey yüzde 47,62 oy alarak belediyeyi kazandı. Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin yaklaşık 30 milyar TL olan borcunun 670 milyon TL’sini SGK borçları oluşturuyor.
Manisa: CHP’nin adayı Ferdi Zeyrek yüzde 57,18 oranında oyla seçimleri kazandı. Zeyrek, belediyeyi MHP’den 1.2 milyar TL borç ile devraldı. Belediyenin SGK borcu net olarak bilinmezken 31 Mayıs seçimlerine 3 hafta kala belediye AKP’deyken 1 milyon lirası kuruyemiş faturası olmak üzere, toplam 416 milyon 587 bin lira harcama yapılmıştı.
CHP’nin AKP’den aldığı il belediyeleri
Afyonkarahisar: CHP’nin adayı Burcu Köksal yüzde 50,73 oyla belediyeyi AKP’den aldı. AKP’den toplam 1 Milyar 574 milyon 884 bin 596 TL borç ile belediye devralınırken bunun 174 milyonunu da kurum borçları oluşturdu.
Amasya: CHP’nin adayı Turgay Sevindi yüzde 42,73 oy alarak seçimleri kazandı. MHP’den toplam 529 milyon 264 bin 778 lira 31 kuruş borç ile devralınan belediyenin SGK borcu ise 233 milyon 974 bin TL.
Bartın: CHP’nin adayı Muhammet Yalçınkaya yüzde 51,29 oyla seçimleri kazandı. MHP’den belediyeyi 251 milyon 301 bin TL borç ile devralan belediyenin SGK borcu ise 10 milyon 338 bin TL.
Giresun: CHP’nin adayı Fuat Köse yüzde 54,55 oy alarak belediyeyi AKP’den aldı. AKP’den toplam 1 milyar 714 milyon 887 bin TL borç ile alınan belediyenin SGK borcu ise 62 milyon TL.
Kastamonu: CHP’nin adayı Hasan Baltacı yüzde 48,98 oy ile seçimleri kazandı. MHP’den devralındığında belediyenin toplam borcu ise 505 milyon 471 bin tl’ydi. Toplam borcun 68 milyon 844 bin TL’sini ise vergi ve SGK borçları oluşturdu.
Kırıkkale: CHP’nin adayı Ahmet Önal seçimlerde yüzde 49,84 oy aldı. Önal belediyeyi AKP’den 691 milyon 203 bin TL borç ile devralırken bunun 73 milyon 386 binini SGK borcu oluşturdu.
Kilis: CHP’nin adayı Hakan Bilecek yüzde 41,96 oy ile seçimleri kazandı. Bilecek 482 milyon 11 bin TL borç ile AKP’den belediyeyi devralırken bunun 39 milyon 805 bin TL’sini de SGK borçları oluşturdu.
Kütahya: Kütahya’da CHP’nin adayı Eyüp Kahveci yüzde 29,68 oy alarak seçimleri kazandı. MHP’den devralınan belediyenin borcu toplam 1 milyar 765 milyon 741 bin TL iken bunun 39 milyon 312 binini ödenecek diğer yükümlülükler oluştururken net SGK borcunun ne kadar olduğu bilinmiyor.
Uşak: CHP’nin adayı Özkan Yalım yüzde 40,67 oy alarak seçimleri kazandı. Belediye toplam 1 milyar 276 milyon 816 bin TL borç ile AKP’den devralındı. Belediyenin SGK borcu ise net olarak bilinmiyor.
Zonguldak: CHP’nin adayı Tahsin Erdem yüzde 54,40 oy ile seçimleri kazandı. AKP’den devralınan belediyenin borcu 1 milyar 153 milyon 308 bin 77 lira olduğu açıklanırken bunun 193 milyon 819 bin TL’sini ise SGK borcu oluşturdu.
]]>Gerçekleşen toplantıda, il genelinde yapımı devam eden kalıcı deprem konutları başta olmak üzere eğitim, sağlık, tarım, sanayi, sulama projeleri ile köylere yönelik alt ve üst yapı çalışmaları masaya yatırdı.
Toplantının açılış konuşmasını yapan Vali Osman Varol, “Malumunuz olduğu gibi ülkemiz tarihinin en geniş alanda yıkıma ve en çok can kaybına yol açan 6 Şubat depremlerini hep beraber yaşadık. Bu topraklarda uğramış olduğumuz en zorlu imtihanımız olan asrın felaketinde yaşadığımız 1,5 yılı geride bırakıyoruz. Geride bıraktığımız bir buçuk yıllık süreçte hükümetimiz ve devletimizin desteğiyle bu kadim şehrimizin tamamını ilçe ve köyleriyle birlikte yeniden ayağa kaldırmak için ilimizin dört bir tarafında kalıcı deprem konutlarımızın yapım çalışmaları başlatıldı. Vatandaşlarımızın taleplerini de dikkate alarak ilimizin dört bir tarafında başlatılan kalıcı deprem konutlarımızın bir an önce bitirilerek vatandaşlarımızın yerleşimine sunulması için çalışma arkadaşlarımla birlikte gece-gündüz demeden, mesai kavramı gözetmeden canla başla çalıştık ve aynı heyecanla çalışmalarımıza devam ediyoruz. Şu anda ilimiz merkez Örenli bölgesinde ve köylerimizde inşa edilen ve anahtar teslimi yapılan çoğu konutlarımıza hak sahiplerimizi yerleştirmeye başladık. İlimiz merkez İndere bölgesi, ilçelerimiz ve köylerimizde ise kalıcı deprem konutları ve köy evlerimizin inşa çalışmaları seri bir şekilde devam etmektedir” dedi.
Yapımı devam eden kalıcı deprem konutlarının geldiği aşamayı da değerlendiren Vali Osman Varol, “İlimiz Merkez Örenli Bölgesinde inşa edilen ve 159 bloktan oluşan 3.034 adet kalıcı deprem konutlarımızın büyük bir kısmı tamamlanmış geri kalanlarda ise yapım çalışmaları seri bir şekilde devam etmektedir. Cumhurbaşkanımızın katılımlarıyla Örenli Bölgesinde anahtar teslimi yapılan dairelerimize hak sahibi vatandaşlarımızı yerleştirdik. Yine İndere Bölgesinde inşa edilen ve 848 Blok 16 bin 467 daireden oluşan kalıcı deprem konutlarımızın inşa süreci ise seri bir şekilde devam ediyor. İlimiz merkez köylerinde ise 2 bin 131 adet köy evi yapılmaktadır. Yapımı tamamlanan ve anahtar teslimi yaptığımız köy evlerimize vatandaşlarımızı yerleştirmeye başladık. İlimiz genelinde yapılmakta olan 42 Bin 072 kalıcı deprem konutunun tamamında inşaat çalışmalarına başlanmıştır. İlimizin dört bir tarafından yapımı devam eden konutlarımızı ve köy evlerimizin tamamını inşallah 2025 yılı içerisinde hak sahiplerimize teslim etmiş olacağız” sözlerini kullandı.
İlçelerimizde ve köylerinde yapımı devam eden kalıcı deprem konutları ile köy evlerine de değinen Vali Varol, “ilçelerimizde Emlak Konut ve TOKİ tarafından toplamda 7 bin 716 kalıcı deprem konutu yapılmaktadır. İlçelerimizin köylerinde ise 6 bin 749 adet kırsal konut yapılmaktadır. Bunların büyük bir kısmı tamamlanma aşamasına gelmiştir” cümlelerini kullandı.
Yerinde Dönüşüm Projesine de değinen Vali Osman Varol, “Yine ilimizin hızla ihya ve inşasına yönelik Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız tarafından hayata geçirilen Yerine Dönüşüm Projesi kapsamında ilimiz genelinde 24 bin 223 başvuru yapılmış olup, verilen ruhsat sayısı bin 414, ilimiz geneli ruhsat verilen bağımsız bölüm sayısı ise 3 bin 851’dir. İlçelerimizde ve köylerinde de aynı şekilde kalıcı konutlarımız ve köy evlerimizin yapımı devam etmektedir. Vatandaşlarımız şundan emin olsun ki; bu kadim şehri eski ruhuna kavuşturmak ve hak ettiği seviyeye taşımak için var gücümüzle çalışıyoruz. Bu çalışmalar sonucunda inanıyorum ki, ilimiz hak ettiği yere gelecektir. İlimizin dört bir tarafında devam eden kalıcı konutlarımızın ve işyerlerimizin tamamlanması ile birlikte Adıyaman’ın geleceğinden daha çok umutlu olacağız” şeklinde konuştu.
Kültür ve Turizme de ayrı bir başlık açarak Cendere Köprüsü Çevre Düzenleme ve projesine de değinen Vali Osman Varol, “Adıyaman ilimiz inanç ve kültür turizmi açısından önemli bir potansiyele sahiptir. Adıyaman, insanoğlunun yeryüzüne ayak bastığı zamandan beri sahip olduğu zengin tarihi, doğal ve kültürel değerleri ile tarih sahnesindeki yerini almıştır. Sahip olduğu 300 dolayında tarihi öneme haiz kültür varlıkları ile adeta bir açık hava müzesi gibidir. 2024 yılının ilk altı ayında ilimize yerli ve yabancı olmak üzere toplam 114 bin 675 turist gelmiştir. Bu sayınının sezon sonuna kadar daha da artacağına inanıyoruz. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Murat Kurum tarafından tarihi Cendere Köprüsü etrafında çevre düzenleme ve muhteşem Projesinin yapılacağı müjdesini vermişti. Roma mimarisinin muhteşem bir anıtsal örneği olan 2 bin yıllık tarihi Cendere Köprüsünün tarihsel dokusuna zarar vermeden hayata geçirilecek bu projenin de ilimize hayırlı olmasını diliyorum. Önümüzdeki dönemde de tarih ve kültür kenti Adıyaman’ın tanıtımının yurt içi ve yurt dışında profesyonel anlamda tanıtımının yapılması amacıyla kentimizin tarihi, doğal, kültürel değerlerini ve güzelliklerini odak alan tanıtımlara ve etkinliklere ağırlık vereceğiz” dedi.
Adıyaman’da yapımı devam eden barajlar ile sulama projelerini de değerlendiren Vali Osman Varol, ” Gelecekte Adıyaman’ı derinden etkileyerek, sosyo ekonomik kalkınmanın ivmesini artıracak olan sulama projelerine büyük önem veriyoruz. Adıyaman bir tarım kentidir. Sanayisi de tarıma bağlı olarak gelişme göstermektedir. Bundan dolayı Sulama projelerini çok önemsiyorum. DSİ tarafından Adıyaman’ın bereketli topraklarına can suyu olacak Çetintepe, Koçali, Gömükhan ve Kahta Büyükçay Barajında çalışmalar devam etmektedir. Bu projelerin ilimizin sosyo-ekonomik yapısına ciddi katkılar sağlayacağına inanıyorum. Bu barajlar tamamlandığında bu topraklara bereket gelecektir. Çetintepe Barajı ile 290 bin dekar, Koçali Barajı ile 180 Bin dekar, Gömükan Barajı 72 bin 430 dekar ve Kahta Büyükçay Barajı ile 97 bin 790 Dekar arazi sulanacaktır. Koçali, Çetintepe, Gömükan, Kahta Büyükçay ve devam eden diğer sulama projelerinin tamamen hayata geçirilmesi ile birlikte ilimizde yaklaşık 2 Milyon dekar arazi suyun bereketine kavuşmuş olacaktır. Buda gösteriyor ki, kuru ve geleneksel tarımdan sulu ve modern tarıma geçiş sadece üretim artışı ile kalmayacak, bölgeler arasındaki gelişmişlik farkı en aza indirilecek, kırsal alanda verimlilik ve istihdam imkanlarını artıracaktır” diye konuştu. – ADIYAMAN
]]>Bir dizi temaslarda bulunmak üzere Bursa’ya gelen Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Mustafakemalpaşa ilçesinde halkla buluştu. Ziyarette, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in yanı sıra CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, Bursa Milletvekilleri Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Hasan Öztürk ve Kayıhan Pala, CHP Parti Meclisi üyesi Canan Taşer, CHP İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, CHP İlçe Başkanı Gökhan Demir ve Mustafakemalpaşa Belediye Başkanı Şükrü Erdem de hazır bulundu.
Özgür Özel, Bursa’da bulunmaktan büyük mutluluk duyduğunu dile getirdi. Genel siyasetin yanında Bursa özelinde de mesajlar veren Genel Başkan Özgür Özel, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı olan Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Köylü milletin efendisidir’ sözlerini hatırlattı. Son dönemde milletin efendisi olan köylülerin zor durumda olduğunu anlatan Özel, “Kendi kendine yetebilecek, dünyayı doyurabilecek bu ülkede çiftçiler mağdur edildi. Karacabey ve Mustafakemalpaşa ovalarının en önemli geçimlerden olan domates 2 liraya düşünce üzülmüştük. Bugün 1.75 liraya üreticiden domatesi alıyorlar. Bostanlar kavun ve karpuz dolu. 2 liraya karpuzu, 4 liraya kavunu yine de alan yok. Buradan bir müjde vereceğim. Kavun ve karpuz üreticilerine sesleniyorum. Hiç korkmayın. Mustafa Başkan ile konuştuk. Sözü aldık. Tarlada bir tek kavun ve karpuz bırakmayacağız. Büyükşehir Belediye Başkanımız hepsini alıyor. Hem kavun-karpuz üreticisini mağdur halde bırakmayacağız hem de sıcak yaz günlerinde kavuna karpuza ulaşamayan ailelerin mağduriyetini gidereceğiz. Teşekkür ediyoruz Mustafa Bozbey’e, teşekkür ediyoruz bu halkçı belediye başkanımıza. Seçim öncesi ‘Yaparsa Bozbey yapar’ deniyordu. Şimdi kavun ve karpuz tarlada kaldı. Bostanı Bozbey kaldırıyor. Yaparsa Bozbey yapar” dedi.
“Başkanlarımızın yüzünü öne eğdirmeyiz”
Vatandaşa hizmet etmenin kolay olmadığını dile getiren Özgür Özel, belediyelerin zor şartlarda ve büyük borçlarla devralındığını söyledi. SGK borçlarının belediyelere giden İller Bankası ödeneğinden kesilmesi konusuna da değinen Özel, “Hangi görüşte olursa olsun ‘madem benim partim seçimi kazanamadı, hepsine ceza veriyorum. Parayı kesiyorum’ deniliyor. Yani yemeği onlar yedi, hesabı şimdi ‘siz ödeyeceksiniz’ deniliyor. ‘Hem bu dönemi ödeyeceksiniz hem geçmişi temizleyeceksiniz’ denmek isteniyor. Hizmetin aksaması, vatandaşın CHP’ye oy verdiğine pişman olması amaçlanıyor. Çok beklersin, çok beklersin, çok beklersin. ‘Parayı yollamayayım, çöpleri toplamasınlar, hizmet yapamasınlar’ deniyor. Biz buraya mazeret üretmeye gelmedik. İcap ederse hepimiz çıkarız, çöpleri elimizle toplarız ama yine de başkanlarımızın yüzünü öne eğdirmeyiz. Kim veriyor bu akılları bilmiyorum. Bu bir mali darbe girişimidir. Milletin seçtiklerini hizmet edemez noktaya getirmek, geçmişten gelen borçları faiziyle tahsilata koymak, hizmet ettirmemek, milleti yönetilmeyen belediyeye mahküm etmeye çalışmak mali darbe girişimidir. Bu milletin seçtiklerine darbe yapmaya kalkmayın. Bu milletin seçtiklerine, millet sahip çıkacak” diye konuştu.
Konuşmanın sonunda CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e günün anısına 16 sırt numaralı Mustafakemalpaşaspor forması hediye edildi. Genel Başkan Özgür Özel daha sonra ‘Başkan Bozbey Burada’ otobüsünü ziyaret ederek Başkan Mustafa Bozbey’den proje hakkında bilgi aldı. – BURSA
]]>Bir dizi program için Bursa’ya gelen CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP Bursa İl Başkanlığı’ndan düzenlenen toplantının ardından Bursa Büyükşehir Belediyesi tarihi binasına gelerek Başkan Mustafa Bozbey’den bir brifing aldı. Ardından kapı önüne kurulan kürsüden vatandaşlara seslenen Başkan Özel, “Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, biraz önce bana bir sunum yaptı. Sunumun ilk başında, Bursa’da su ücretlerine yüzde 25 indirim yaparak başladığını söyledi. Bu önemli bir hizmetti. Hele hele elektrik fiyatları almış başını gitmişken, şu an da elektrik üretimi su dağıtımı için çok çok önemli bir girdiyken, yüzde 25 indirim inanılmaz bir indirimdir. Bunun yanında emeklilere bayramda verdiği destek çeklerini ve cadde ve bulvarlardaki otoparkları tamamen ücretsiz hale getirmesini, kendisi söylemedi ama Bursa basınından takip etmiştim. 2 lüks makam aracını satıp, yerine toplu taşımaya araçlar kazandırmasını, toplu taşımayı 24 saat kesintisiz hale getirmesini Bursa’nın deniz kıyısındaki deniz taşımacılığı hizmetlerini başlatmasını, özellikle halkın denize, kuma, plaja erişiminin önündeki engelleri kaldıran ‘Halk Plajı’ uygulaması gibi her bir tanesini 100 güne sığdırmış olmasını, bu işleri katılımcı belediyecilik anlayışı ile yapmasını, sivil toplumu kucaklamasını ayrı ayrı takdir ediyorum. Kendisinin şahsında CHP grubuna hem de diğer partilerden seçilen Bursa’ya hizmet etmek için görevlendirilmiş tüm belediye meclis üyelerine başarılar diliyorum” dedi.
CHP Genel Başkanı Özel, sözlerini şöyle sürdürdü: “Biraz önceki sunumda 4.5 milyarlık SGK ve vergi borcunu gördük. Bunun çok önemli bir kısmının SGK olduğunu ve devir alından sonra SGK’ların ödendiğini ama geçmiş yönetimden kalan 3.5 milyara yakın SGK borcunun bugün bu yönetimden tahsil edilmek istendiğini gördük. AK Parti yıllardır yapmadığını yapıyor, bu kadar kriz varken, belediyeler borç batağının içindeyken, kendileri yönetirken SGK borcunu almamış, şimdi Bozbey’e diyor ki gel bütün SGK borçlarını faizleri ile öde. Ödemezsen iller bankasından gelen paraya el koyarım diyor. Yani şunu söylüyor; ‘Sen hızlı başladın, çok iş yapıyorsun. Yüzde 47 ile seçildin, bu iş yüzde 60’a 70’e gider. Sen böyle yaparsan, genel seçimlerden de partine çok katkın olur. Bunun için Bursa’ya hizmet etmeni engelliyorum. Paralarına el koyuyorum.’ Bu Mustafa Bozbey’e değil, oy veren vermeyen bütün Bursalılara meydan okumadır. Bursa Belediyesini kaybetmenin hazımsızlığı içinde Bursa’da her görüşten insana fatura çıkarmaktır. Bunu kabul etmiyoruz”
“Geçen sene yandaş şirketlerin 660 milyar lira vergi borcunu sildiler” diyen Özel, “Emekliye son yapılan zam, 10 bin liradan 12 bin 500 liraya getirmenin maliyeti 33 milyar. Yani zorla emekliye verdiği şu kadarcık zam, 33 milyar lira, yandaş şirketlerden sildiği verginin 20’de biri. Emeklilere asgari ücret verelim diyoruz. Verse 100 milyar para lazım. Size para bulamam diyor, emekliyi aç bırakıyor. Ama 6 katını yandaş şirketlerden siliyor” şeklinde konuştu. – BURSA
]]>Şehir merkezindeki bir restoranda sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile bir araya gelen Kurum, daha sonra TOKİ tarafından yapımı tamamlanarak hizmete açılan Rize Belediye Bloklarında incelemelerde bulundu, vatandaşlarla sohbet etti.
Kurum, gazetecilere, bu alanda deniz dolgusu üzerine yapılan binaların yıkılarak 200 dükkan ve 400 yeni ofisin Rize’ye kazandırıldığını belirtti.
Deprem bölgesinde çalışmalar yürütülürken bir taraftan da 81 ilde yapılması gereken alt ve üstyapı çalışmalarına devam ettiklerini vurgulayan Kurum, “Yarın, inşallah Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleri ile yaklaşık değeri 2 milyar 700 milyon lirayı bulan çok önemli projelerin açılışlarını gerçekleştireceğiz. Yarın saat 14.00’de milletimizle, Rizeli kardeşlerimizle kucaklaşacak ve bu muhteşem eserleri toplu açılışla birlikte milletimizin hizmetine sunmaya devam edeceğiz.” dedi.
Ayder’de yapılan çalışmalar
Bakan Kurum, kentsel dönüşüm ve doğa koruma projeleri yaptıklarına dikkati çekerek, “En önemlisi doğa ve koruma projesi olarak değerlendirdiğimiz Ayder’imiz, Ayder’imizde yaptığımız yenileme çalışmalarımız. Bu kapsamda başlattığımız çalışmaların son safhasına gelmiş durumdayız. Ayder’in doğal güzelliğine zarar vermeyecek şekilde tamamen yerin altında, Ayder’e gelen turistlere hizmet verecek 1800 araçlık otoparkı yarın inşallah açıyor olacağız.” diye konuştu.
Ayder’in güzelliğine zarar verdiğini düşündükleri, görüntü kirliliğine sebebiyet veren salıncakların kaldırıldığını anımsatan Kurum, bu kapsamda yenileme çalışmalarının devam ettiğini anlattı.
Bakan Murat Kurum, apart, termal tesis ve otellerin yeni binalara taşınacağını belirterek, “Oradaki görüntü kirliliği, binaların gözümüzün nuru yaylamıza zarar vermemesi için çalışmalarımızı özenle yürütüyoruz.” dedi.
Rize’nin sellerin yaşandığı il olduğunu, vatandaşlara bazı sözler verildiğini ifade eden Kurum, şu değerlendirmede bulundu:
” Elazığ, Malatya, Antalya yangınlarda olduğu gibi sözlerimizi tutmuş, evlerini hızlı şekilde teslim etmiştik. AFAD ve Bakanlığımız ile yaptığımız çalışmalarda selde yaşanan hasarlar nedeniyle vatandaşlarımıza verdiğimiz sözlerimizi yarın inşallah tutuyor olacağız. Yarın, o konutların anahtar teslimlerini yapıyor olacağız. Sahilde Millet Bahçesi ile nefes alacağı, Karadeniz rüzgarının hakim olacağı bir projeyi gerçekleştiriyoruz. 250 dönüm alanda gerçekleşiyor.”
Biyolojik arıtma tesisi inşaatının da başladığını dile getiren Kurum, “Rize, sadece Rize’den ibaret değil. Bugün İstanbul’da, Ankara’da, 81 ilimizde de Rizeli kardeşlerimiz var. Biz de onları mutlu etmek, onların dualarını almak için gece gündüz tüm ekibimizle, arkadaşlarımızla birlikte çalışıyoruz. Eserlerimiz, Rize’mize, memleketimize, ülkemize hayırlı olsun.” diye konuştu.
“Yıkılan otellerin yerine hiçbir yapı yapılmayacak”
Kurum, kentsel dönüşüm çalışmalarının vatandaşlarla uyumlu şekilde yürütüldüğüne dikkati çekerek, şöyle devam etti:
“Rize meydan diye bildiğimiz bölümde vatandaşlarımızla görüşmelerimizi yapıyoruz. İkinci etap diye belirlediğimiz alanda vatandaşlarımızın talepleri doğrultusunda projeye dahil edip, dönüşümü gerçekleştireceğiz. Deniz Sitesi ve Müftülük Sitesi’nin dönüşümünü gerçekleştirdik. Salarha ve Yağlıtaş’ta rezerv konut gerçekleştirdik. Bu konutlarla birlikte de şehrin içinde tıkanmış, sıkıntı, problem yaşadığımız tüm alanların dönüşümünü inşallah gerçekleştireceğiz. Rize, bu işler bittiğinde Ayder’in turizmi, doğa koruma projesi tamamlanmış bir cazibe merkezi, yine Pokut Yaylası’na gittiğinizde her türlü biyolojik çeşitliliği gördüğünüz, doğanın korunduğu, oradaki yapıların korunduğu, sahile geldiğinizde yürüyüş yollarıyla, bisiklet yollarıyla milletimizin huzur içerisinde gezdiği ve üreten, istihdam oluşturan şehir olacaktır, olmaya devam edecektir.”
Ayder’in planlı bir şekilde taşındığına işaret eden Kurum, şunları kaydetti:
“Termal oteli, 7-8 otel ile görüşüp onun yerine taşıyacağız. Yıkılan otellerin yerine hiçbir yapı yapılmayacak. Termal otelin altında arazi almıştık. Apartları buraya yapıp planlı şekilde taşıyor olacağız. Aslında yapmış olduğumuz çalışmalar da imar planı çerçevesinde yapılan çalışmalar. Bu manada Çamlıhemşin’de belediye başkanımızla, milletvekilimizle, valimizle hep birlikte bu istişareleri yürütüyoruz. İnşallah vatandaşlarımızla nasıl horonla başladıysak, nasıl orada büyük bir coşkuyla başladıysak, yine aynı coşkuyla projemizi milletimize verdiğimiz sözler doğrultusunda tamamlayacağız.”
Daha sonra Vali İhsan Selim Baydaş’ı ziyaret eden Kurum’a, AK Parti Rize Milletvekili Muhammed Avcı ve Belediye Başkanı Rahmi Metin eşlik etti.
]]>Yerel yetkililer iki milyondan fazla kişinin açlıkla karşı karşıya olduğunu söylerken, BBC Tigray bölgesindeki krizden en ağır etkilenen yerlere özel erişim elde etti ve bölgenin şu anda yüzleştiği acil durumun boyutlarını tam anlamıyla yansıtmak için uydu görüntülerini inceledi.
Çiftçilerin mevsimsel yağmurları yakalamak için ekim yapmak zorunda olduğu Temmuz ayı gıda güvenliği için kritik önemde.
Tespit etiğimiz uydu görüntüleri, geçen yıl yağmur alınamaması yüzünden baraj göllerinin ve sulanmasına yardımcı oldukları tarım topraklarının kuruduğunu gösteriyor. Çiftçilerin bu yılın ilerleyen aylarında iyi bir mahsul alma umudu olabilmesi için mevsimsel yağmurlarla dolmaları gerekiyor.
Aşağıdaki görüntüler bölgenin başkenti Meleke’nn 45 kilometre kadar kuzeyindeki Korir Barajı ve gölüne ait.
Mikro baraj diye bilinen yapay bariyerli küçük göl Haziran 2023’te çekilen ilk fotoğrafta net bir şekilde görülebiliyor. Barajın arkasında gölün suladığı verimli topraklar var.
Bu tür sistemler, buğday, sebze ve bölgede yoğun bir şekilde ekilen tahıl ürünü süpürge darısı gibi ürünler yetiştiren 300’den fazla çiftçiye destek olabiliyordu.
Haziran 2024’te çekilen alttaki fotoğraf ise baraj gölünü ve boş ve kavrulmuş tarlaları gösteriyor.
Yeterli yağış olmadan sulama sistemi çalışamıyor ve çiftçiler toprakla hayatlarını sürdüremiyor.
Domates, soğan ve süpürge darısı yetiştiren Demtsu Gebremedhin “Barajımızda su olmasa da topraklarımız bir yere gitmeyecek. Vazgeçmeyeceğiz ve umuyoruz çiftçiliğe geri döneceğiz” diyor.
Gıda ve Güvenlik
Tigray bölgesinde nüfusun altı ila yedi milyon olduğu tahmin ediliyor. 2022 sonuna dek bölge Tigray güçlerini federal hükümet ve müttefikleriyle karşı karşıya getiren acımasız bir savaşa sahne oldu.
Çatışmalar, açlık ya da sağlık hizmetlerine erişim yokluğu nedeniyle yüzbinlerce kişinin öldüğü tahmin ediliyor.
Evlerinden olanlara sığınak ve insani yardım sağlanması için onlarca kamp kuruldu.
Savaş bitti ama çok azı evlerine geri dönmeyi tercih etti. Büyük çoğunluğu gıda yardımına bağımlı bir halde, kamplarda kaldı. Çünkü yağış olmaması ekecek ve yiyecek gıdaları olmaması anlamına geliyor.
Bu kamplardan biri Korir Barajı’nın 300 kilometre batısındaki Shire kasabası yakınlarında. BM’nin kurduğu kampta 30 binden fazla kişi kalıyor.
Uydu fotoğraflarında görülen mavi çadırlar Uluslararası Göç Örgütü (IOM), beyaz çadırlar da BM mültecilere yardım kuruluşu UNHCR tarafından verildi.
Tsibktey Teklay kampta beş çocuğuna bakıyor. Kocası savaşta öldü.
Teklay “Hayvanlarımız vardı. Kışın hasat yapardık. Kısaca yaşamımız çok iyiydi. Şimdi hiçbir şeyimiz yok” diyor.
Para kazanabilmek için kampta yemek pişiriyor ve el işleri yapıyor, ancak çocuklarından bazıları dilenmek zorunda kalmış.
“Umarım toprağımı geri verirler. Bizim toprağımızda yetişen yiyecekler gıda yardımından daha iyi. Umarım memleketimize dönebiliriz, çocuklarımız çalışabilir ya da okula gidebilir. Umarım buradaki sefil yaşamımızdan sonra, onların gelecekleri iyi olur.”
Yetersiz beslenen çocuklar
BBC, Shire’ın 20 kilometre güneyindeki Endabuguna kasabasında bulunan hastanedeki doktorlarla konuştu. Doktorların kaygıları büyüyor.
Hastanenin Başhekimi Dr. Gebrekristos Gidey “Son aylarda artan sayıda çocuk tedavi ettik” diyor.
20 yaşındaki Abeba Yeshalem’in yetersiz beslenme nedeniyle erken doğum yaptığını söylüyor.
Abeba da, “Kocam okumak için uzağa gitti ve beni tek başıma bıraktı. Bana mali yönden destek çıkamadı. Kendimi ve bebeğimi beslemek için yeterli gıdam yok” diyor.
Hastanede tedavi görenler sadece kamplarda yaşayan çocuklar değil. Yakınlardaki kasabalardan gelenler de var.
Dr. Gebrekristos, “İhtiyacı olan herkese bakacak kaynaklarımız yok” diyor.
Yağmuru beklerken
Tigray’deki Felaket Risk Yönetimi Komisyonu Başkanı Dr. Gebrehiwet Gebregzabher bölgenin “zirve açlık mevsimi” diye bilinen yılın en kritik dönemiyle karşı karşıya olduğunu söylüyor.
Geleneksel olarak kaynakların azaldığı ve Ekim’de hasat için tahıl ekimi yapılması gereken bir dönem.
BBC’ye konuşan doktor, “Açlık riskiyle karşı karşıya olan 2,1 milyon kişi var. 2,4 milyon kişi de belirsiz yardım tedarikine bağımlı” diyor.
Etiyopya Meteoroloji Kurumu’ndan alınan veriler geçen yıl yağmur alınamamasının ortaya çıkardığı sonuçları gösteriyor.
Tigray’in kuzey bölgeleri ve komşu Afar bölgesi kuraklık yaşıyor.
Etiyopya’nın güneyindeyse aşırı yağmur tarım ve hayvancılığa zarar verdi.
Tigray’in büyük bir bölümünde Ocak ve Şubat’taki yağış da normalin altındaydı, ancak bazı yerlerde Mart ayında durum düzeldi.
Siyasi gerilimler
Tuts Üniversitesi’ndeki Dünya Barış Vakfı’nın Genel Direktörü Alex de Waal, krize çok az ilgi gösterildiğini söylüyor ve açlığın “karanlıkta, sezdirmeden yaklaştığı” uyarısında bulunuyor.
Profesör “Açlık insan eliyle ortaya çıkıyor ve buna neden olanlar kanıtları ve oynadıkları rolü saklıyor” diyor.
Prof. De Waal şu andaki durumun 1984’te bir milyon kişinin öldüğü feci açlıkla benzerlikler gösterdiğini söylüyor.
“1984’te Etiyopya hükümeti dünyanın ülkedeki devrimin parlak, yeni bir bolluk çağı getireceğine inanmasını istiyordu. Yabancı bağışçılar da BBC haberlerinde ölen çocukları görene kadar açlık uyarılarına inanmayı reddettiler.”
Yardım kuruluşları bir dizi faktörü temel alarak Etiyopya’nın karşılaştığı krizin boyutlarını haritalandırdı. Bunlara yağmayan yağmurlar, süregiden güvensizlik ve yardım dağıtımlarına erişim azlığı dahil.
Açlık Erken Uyarı Sistemleri Şebekesi (Fews Net) Tigray ile birlikte komşu Afar ve Amhara bölgelerini acil durumla karşı karşıya kalan yerler olarak tanımlıyor.
Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’daki federal yönetimse bu kritik gıda sıkıntı uyarılarına karşı çıkıyor.
Etiyopya Ulusal Felaket Risk Yönetimi Komisyonu’nun başındaki Shiferaw Teklemariam BBC’ye yaptığı açıklamada, resmi değerlendirmelere dayanarak “Tigray ya da Etiyopya’nın başka yerinde yaklaşan bir açlık tehlikesi olmadığını” söyledi.
Teklemeriam ayrıca, yetkililerin ülkenin karşılaştığı zorlukları çözmek için “ellerinden geleni yaptığını ve “en çok yardıma ihtiyaç duyanların” öncelik olmaya devam edeceğini belirtti.
Etiyopya ve yardım kuruluşları arasındaki ilişkiler, BM’nin Tigray’deki savaş sırasında bölgeye gıda yardımının engellendiği iddiası nedeniyle son yıllarda gergin.
2021’de federal hükümet Tigray’de açlık iddialarını reddetmiş ve üst düzey yedi BM çalışanını “ülkenin içişlerine karıştıkları” gerekçesiyle sınır dışı etmişti.
Geçen yıl Haziran ayında da BM Gıda Programı ve ABD Uluslararası Kalkınma Kurumu (USAID), hükümetin ve askeri yetkililerin insani yardımları çaldıklarına dair kanıt bulduklarını söyleyerek, Etiyopya’ya tüm gıda yardımlarını askıya almıştı. Yardıma Kasım ayında devam edilmeye başlanmıştı.
Ayrıca durumun ciddiyeti konusunda Etiyopya’da da görüş ayrılıkları var.
Şubat ayında Etiyopya ombudsmanının aralarında Tigray’in de bulunduğu yerlerde yaklaşık 400 kişinin öldüğünü açıklamasından sonra, Başbakan Abiy Ahmed “Etiyopya’da açlıktan ölen kimse yok” demişti.
Alex de Waal “nakit sorunu yaşayan ve tartışmalardan kaçınmak isteyen” yardım kuruluşlarının şu anda yaşanan krize tepki vermekte yavaş kaldıklarını söylüyor.
USAID’in bir sözcüsü BBC’ye yaptığı açıklamada “Etiyopya hükümetine ve diğer bağışçılara, en çok tehdit altındakilerin insani ihtiyaçlarının karşılanması için yardımları artırma çağrısı yapmaya devam ettiklerini” söyledi.
Katkıda bulunanlar: Daniele Palumbo ve Kumar Malhotra
]]>“Halk Günü Değil Halkın Günü” sloganıyla Çekmeköy’ü mahalle mahalle gezen Çekmeköy Belediye Başkanı Orhan Çerkez, vatandaşların talep, şikayet ve önerilerini dinleyerek çözüme kavuşturmaya devam ediyor. Ekşioğlu Mahallesi’nde de gerçekleşen programda, mahalle sakini Aziz Bolat’ın Pazar günleri inşaat yasağı talebini geri çevirmeyen Başkan Çerkez, konunun Eylül ayındaki meclis toplantısına gündeme alınacağını açıkladı. Eylül ayı meclis toplantısında gündeme alınacak konunun yasallaşması ile birlikte ilçe genelinde Pazar günleri inşaat çalışmasına izin verilmeyecek. Yapılan düzenleme ile birlikte yıkım ve inşaatlardan çıkan seslerin hafta sonları vatandaşları rahatsız etmesinin önüne geçilecek.
“Çözüm üretmek bizim görevimiz”
Konu ile ilgili değerlendirmede bulunan Çekmeköy Belediye Başkanı Orhan Çerkez, “Çekmeköylü komşularımızın talep ve önerilerini dinlediğimiz Halkın Buluşması programında Aziz kardeşimizin Pazar günü inşaatların çalışmaması yönünde bizlere bir talepte bulundu. Hemşehrilerimizin huzuru, ve yaşam kalitesi bizim en büyük önceliğimiz. Bu konu hakkında çalışmalarımızı tamamladık. Eylül ayında düzenlenecek ilk meclis toplantımızda bu konuyu gündeme getirerek Pazar günleri inşaatların çalışmaması yönünde karar alacağız. Vatandaşlarımızın sesini duymak, taleplerine kulak vermek ve çözüm üretmek bizim görevimiz. Aldığımız bu karar şimdiden Çekmeköylü komşularımız için hayırlı ve uğurlu olsun” dedi.
“Taleplerimiz çözüldükçe mutlu oluruz”
Ekşioğlu Mahalle Muhtarı Nizamettin Kaya şöyle konuştu: “Mahallemiz adına Çekmeköy Belediye Başkanı Orhan Çerkez’e çok teşekkür ediyorum. Mahalle toplantısında taleplerimiz dinledi. Mahallemiz adına hangi hizmet yapılıyorsa biz bundan memnununuz. Pazar günü inşaatların çalışması ile ilgili bize çok sayıda şikayet geliyordu. Erken saatlerde başlayan inşaat çalışmalarından dolayı etrafta çok ses oluyordu. Vatandaşlarda ‘haftanın altı günü çalışıyoruz bir günü dinlenmek istiyoruz’ diyerek bize defalarca şikayete geldi. Pazar günü inşaat faaliyetlerinin durdurulma kararı çok yerinde ve isabetli bir karar oldu. Alınan karardan dolayı vatandaş ve biz çok mutlu olduk” dedi.
“Orhan Çerkez Başkan sözünün eridir”
Mahalle sakini Aziz Bolat pazar günleri durdurulan inşaat çalışması için şunları ifade etti: “Başkanımız iki hafta önce mahallemize geldi. Bizleri ziyaret etti, bizleri onurlandırdı sağ olsun. Kendisine bu davranışından dolayı çok teşekkür ediyoruz. Mahallemizde halk toplantısı tarihte ilk kez oluyor. Bizler de vatandaşlar olarak hafta sonları pazar günleri inşaat seslerinden, görüntülerden çok rahatsız olduğumuzu kendilerine ilettik. Başkanımız bunu dinledi sağ olsun dikkate aldı, çözeceğim dedi, söz verdi. Bir ay içerisinde Belediye Meclisinden geçerek sorunu çözeceğini bizlere iletti. Bu sorunumuz çok kısa bir sürede çözüldü. Biz de bu durumdan çok memnun olduk. Eşim beyin ameliyatı geçirmişti sağlık problemleri vardı ve bir buçuk aylık bebeğimiz var pazar günleri yapılan inşaat çalışmalarındaki sesten bebeğimiz aşırı rahatsız oluyordu, uyuyamıyordu. Başkanımıza bu sıkıntılarımızı dile getirdik. Başkanımız daha duyarlı olacağını konuyu çözeceğini bize söylemişti, sağ olsun çözdü. Kendisine ve ekibine çok teşekkür ediyoruz. Allah razı olsun diyoruz. Bu kararı mahalleli olarak komşu olarak çok takdir ettik.
Kendisini ve ekibini alkışlıyoruz.”
Pazar günleri inşaatların çalışmaması kararının ince bir davranış olduğuna vurgu yapan ilçe sakini Can Alpgüvenç, “Pazar günleri insanların dinlenme günü. Bu yönden alınan karar olumlu oldu. Çocuğu olan, hastası olan inşaat gürültülerinde rahatsız oluyordu. Belediyenin böyle bir karar almasını olumlu buluyorum. Güzel bir hareket olmuş” dedi. – İSTANBUL
]]>İstihdam probleminin sanayicinin en önemli konusu olduğuna dikkat çeken Başkan Selim Kasapoğlu, “Bugün sanayici hem daralan bir piyasada mücadele etmeye çalışıyor hem de istihdam için gerekli personeli temin edemiyor. Bizler, çalışacak personel bulmakta zorlanıyoruz. İstihdam problemi nedeniyle bazı sanayiciler yatırımlarını durdurdu, bazı faal tesisler ise üretim hatlarının bir bölümünü kapattı. Yeterli personel bulamadığı için üretim hatlarını kapatan ya da yeni yatırım yapmak isteyip de personel sıkıntısından dolayı bu yatırımı gerçekleştiremeye firmalarımız var. Bunlar sadece Denizli’nin problemi değil aynı zamanda Türkiye’nin problemi. Türkiye’de de durum çok farklı değil” dedi.
“EYT’liler ve Z kuşağının çalışma isteği istihdamı olumsuz etkiledi”
Bu noktaya farklı uygulama, farklı kararlar ve farklı politikalar sonucunda gelindiğini savunan DSO Başkanı Kasapoğlu, kedisinin yaşanan sıkıntının başlıca nedenini EYT düzenlemesi olarak gördüğünü kaydederek; “EYT’li personel sayısını, EYT haklarının verilmesi, erken emeklilik haklarının verilmesi piyasadaki istihdam dengesini oldukça bozdu. Bugün Z kuşağı dediğimiz kuşağın, sanayide çalışma isteği ya da bir işkolunda çalışma isteği kendinden önceki kuşaklar gibi değil. Onlar biraz daha az birikim, daha çok günü yaşama üzerine bir bakış açısıyla iş hayatına doğru geliyorlar. Çalışma ortamları onlar için çok önemli. Aidiyet duygularının görece daha düşük olduğunu görüyoruz. Bu sadece Denizli’nin ve Türkiye’nin problemi değil, bu aslında bütün dünyanın bir problemi. Sektörler de sanayiler de reel sektör de bununla ilgili önlemler almaya çalışıyor ama bu önümüzde duran çok bir gerçek. Denizli Sanayi Odası olarak hamilik programı ile İl Milli Eğitim Müdürlüğümüzle birlikte bir çalışma içerisindeyiz. Denizli’de yedi meslek lisesine Denizli Sanayi Odası üyelerinin vasıtasıyla hamillik yapılıyor. Oradaki müfredat, eğitimin verilme şekli üzerinde çalışmalar yapılıyor, destek veriliyor” şeklinde konuştu.
“Göçmenler konusunda ortak bir politika belirlenmesi lazım”
Ülkede yaşanan göçmen sorununun ancak ortak bir politika ile çözülebileceğine işaret eden Kasapoğlu, şöyle konuştu:
“Göçmen meselesi şu an Türkiye’nin önünde duran en büyük sorunlardan biri. Biz bunu kendi Meclisimizde de tartıştık. Şu an toplumda iki farklı görüş var. Bir kesim entegrasyon olması yönünde bir görüşe sahipken, diğer bir kesim göçmenlerin ülkelerine gönderilmesi yönünde bir fikir beyan ediyor. Bizim devletimizden isteğimiz, bu konuda bir politika belirlenmesidir. Bir politika hazırlayalım ki biz o politikaya uyum sağlayalım. Eğer biz göçmenleri çalıştıracaksak, bugün Türkiye’de yaşanan bu iş gücü problemini göçmenler vasıtası ile çözmeye çalışacaksak bunun kurgusunun yapılması lazım. ‘Hayır göçmenlerle böyle bir şey olmamalı, göçmenler ülkelerine gönderilmeli’ diye bir düşünce olursa buna da uyarız. O zaman başka çözümler bulmamız lazım” – DENİZLİ
]]>Artistanbul Feshane’de yer alan resepsiyona, İstanbul’da bulunan Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve eşi Sibel Tatar da katıldı.
Etkinlikte ayrıca, İstanbul Vali Yardımcısı Cengiz Karabulut, Birinci Ordu Komutanı Orgeneral Ali Sivri, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, gaziler, şehit aileleri ve çok sayıda davetli yer aldı.
Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, resepsiyonda yaptığı konuşmada, 50 yıl önce 20 Temmuz tarihinde Kıbrıs Türk halkının etnik temizlik ve soykırımdan geçmesinin arifesinde, Türkiye’nin garantörlük hakkını kullanarak Harekat gerçekleştirdiğini kaydederek, “Mücahitlerimiz bir destan yazdı. Bu destan sayesinde bugün Kıbrıs’ta barış, huzur ve güvenlik var.” dedi.
Cumhurbaşkanı Tatar, güzel ada Kıbrıs’ta gelecek nesillerin de huzur ve güvenlik içinde yaşayabilmesi için egemen eşitlik temelinde bir anlaşmanın vazgeçilmez olduğunu belirtti.
Bunun yanında, adada askerin caydırıcı gücünün yaşamsal bir öneme sahip olduğunu söyleyen Tatar, bugün Gazze’de yaşananlara dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Tatar, uluslararası toplumun bugün Gazze’de sessiz kaldığı gibi 1974 öncesi Kıbrıslı Türklerin yaşadıklarına da sessiz kaldığını hatırlattı.

Bu nedenlerle sağlam basılması, KKTC’nin görünürlüğünün artırılması için çaba harcanması gerektiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Tatar, KKTC’nin kalkınması için Türkiye’nin elinden geleni yaptığına ve yapacağına inanç belirtti.
Cumhurbaşkanı Tatar, “Çünkü biz aynı milletin ayrılmaz ve kopmaz bir parçasıyız. Kıbrıs Türk halkı yalnız kalacak değildir. Bu Türkiye’nin de bir namusudur.” dedi.
En güneydeki bağımsız Türk devleti olarak da KKTC’nin Türk dünyasındaki statüsünün artmakta olduğunun görüldüğünü kaydeden Cumhurbaşkanı Tatar, “Milletimize yakışır bir şekilde orada varlığımızı sürdürmek bizlere yakışandır. Bunu başarmanın bahtiyarlığı ve mutluluğunu yaşıyoruz. Bu hepimizin bir görevidir. dedi.
Cumhurbaşkanı Tatar, KKTC’nin bugünlere gelmesinde bir merkez olan İstanbul’un rolünün de çok büyük olduğunu kaydederek, İstanbul ve KKTC arasındaki ekonomik, sosyal ve kültürel bağların her gün güçlendiğini, daha da güçlenmesi gerektiğini kaydetti.
Katılımcılara ve resepsiyona destek verenlere yürekten teşekkür eden Tatar, şehitleri rahmetle andı, hayatta olan gazilere sağlık ve esenlik diledi.

“Kardeşliğimiz sonsuza kadar devam edecektir”
İstanbul Vali Yardımcısı Cengiz Karabulut da Kıbrıs Barış Harekatı’nın ve 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nın 50. yılını en içten dilekleriyle kutladığını, sürece önderlik eden tüm devlet adamlarını, şehitleri rahmetle andığını kaydetti.
Karabulut, Kıbrıs’taki soydaşlarına uygulanan zulmü ortadan kaldırmak amacıyla düzenlenen Harekat’ın üzerinden tam 50 yıl geçtiğini hatırlatarak, “Kahraman ordumuz 20 Temmuz 1974’teki müdahalesiyle bölgesel ve küresel planları bugün de olduğu gibi elinin tersiyle ortadan kaldırdı.” dedi.
20 Temmuz’un her türlü acıya ve zorbalığa direnen Kıbrıs Türkü’nün kurtuluş tarihi, varoluş mücadelesinin şanlı günü olduğunu kaydeden Karabulut, KKTC’nin Anadolu’nun güvenliğinin başladığı nokta ve Doğu Akdeniz’in anahtarı olduğunu vurguladı.
Vali Yardımcısı Karabulut, Türkiye’nin Kıbrıs’ta ve Doğu Akdeniz’de barış ve istikrarın teminatı olmaya devam edeceğini belirtti, “Kardeşliğimiz sonsuza kadar devam edecektir.” dedi.

“Kıbrıs meselesi, kutuplaşmalara malzeme edilmeyecek kadar hayatidir”
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ise, Artistanbul Feshane’deki resepsiyona ev sahipliği yapmaktan ve bir arada olmaktan duyduğu memnuniyeti ifade etti.
Türkiye’nin Kıbrıs Türkleri ile bağları nedeniyle dününe, bugününe ve geleceğine büyük önem verdiğini kaydeden İmamoğlu, Kıbrıs meselesi bugün Türkiye’nin dış politika anlamında en önemli maddelerinden biridir. Kutuplaşmalara malzeme edilmeyecek kadar hayatidir, önemlidir. Hepimizin ortak davasıdır.” dedi.
İmamoğlu, haklı davada omuz omuza mücadeleye devam edilmesi gerektiğini kaydederek, dünyada yaşanan olaylara işaret etti; böyle bir dönemde birlik ve beraberliğin daha da önem kazandığını belirtti.
Her zaman önceliklerinin barış olduğunu ancak Kıbrıs’ta olduğu gibi zulüm ve tehdit karşısında kararlı olunacağını söyleyen İmamoğlu, Kıbrıs Türklerinin varoluş mücadelesinde büyük rolü olan Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Raif Denktaş’ı andı, şehitlere rahmet diledi.
Eğitim hayatının bir kısmını KKTC’de geçirdiğini ve KKTC’nin kendisi için özel bir yere sahip olduğunu söyleyen İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanı iken yaptırdığı Kıbrıs ve Rauf Denktaş anıtını hatırlattı. İmamoğlu, “Türk Ocağı takımının kalecisi ve bir hayranı olduğumu buradan belirtmek isterim.” dedi.
KKTC’deki yerel yönetimlerle olan çalışmaları hakkında da konuşan İmamoğlu, ileriki dönemde de katkı ve yardımlaşma konularında görüşmelere devam edeceklerini kaydetti.
İmamoğlu, “Türkiye Cumhuriyeti her zaman kardeş KKTC’nin yanındadır, öyle olacaktır.” ifadelerini kullandı.

“Aynı kararlılık ve cesaretle yürüyeceğiz”
KKTC İstanbul Başkonsolosu Fatma Demirel de Kıbrıs halkının özgürlüğe, Kıbrıs adasının barış ve özgürlüğe kavuştuğu gün olan 20 Temmuz’un 50. yıl dönümünü kutlamak için bir araya geldiklerini kaydederek, resepsiyonda emeği geçen herkese teşekkür etti.
Başkonsolos Demirel, bugünlere gelmenin kolay olmadığını vurguladı.
Konuşmasında, Osmanlı devletinin adadan ayrılmasıyla Kıbrıslı Türklerin yaşadığı olaylara yer veren Demirel, 1963 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti’nin dağılmasının ardından Kıbrıslı Türklerin tarihe geçen bir varoluş mücadelesi sergilediğini, çok acılar çekmelerine, sevdiklerini kaybetmelerine, işlerinden ve evlerinden olmalarına rağmen direnmekten asla vazgeçmediklerini belirti.
20 Temmuz’da Mehmetçiğin adaya gelmesiyle Kıbrıslı Türklerin etnik temizliğinin durdurulduğunu, Türklerin güvenle yaşayacağı bir ortam yaratıldığını söyleyen Demirel, şehitleri andı, gazilere şükran duygularını sundu.
Ömrünü halk mücadelesi için adayan liderlerden bayrağı devraldıklarını söyleyen Başkonsolos Demirel, aynı kararlılık ve cesaretle yürüyeceklerini vurguladı.

“KKTC sonsuza kadar yaşatılacak”
KTKD İstanbul Şubesi Başkanı Zehra Bilge Eray ise, 1974 yılına kadar Kıbrıs Türk halkının çektiği acılara dikkat çekerek, 20 Temmuz 1974 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından yapılan yıldırım harekatla soykırımın engellendiğini ve Kıbrıs Türklerinin özgürlüğe kavuştuğunu kaydetti.
Eray, Anavatan Türkiye’ye sonsuz şükran duyduklarını belirterek, o bayrağın indirilmeyeceğini, Kuzey Kıbrıs’ın Güney’e yama olmayacağını söyledi; “KKTC sonsuza kadar yaşatılacaktır.” dedi.
Resepsiyon plaket takdimi ve video gösterimiyle devam etti.

KAYNAK: KKTC Cumhurbaşkanlığı
]]>Yenişehir Belediye Meclis üyesi Koray Aydın, sabah saatlerinde uğradığı silahlı saldırı sonucu yaralanarak Yenişehir Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Burada ilk müdahalesi yapılan Koray Aydın daha sonra Bursa’ya sevk edildi. Sağlık durumu iyi olan Koray Aydın’ın tedavisi devam ediyor.
Belediye Meclisinden ortak kınama
Koray Aydın’ın silahlı saldırıya uğramasının ardından Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel bir basın açıklaması düzenledi. Basın açıklamasına siyasi partilerin Yenişehir Belediye Meclis üyeleri katılırken, ortak bir bildiri metnine de imza atıldı. Basın açıklamasında konuşan Belediye Başkanı Ercan Özel, 31 Mart 2024 tarihinden itibaren Yenişehir Belediye Meclis Üyelerinin halkın refah içerisinde yaşaması, rahat ve konforlu bir hayat sürmesi, Yenişehir’i daha güzel bir geleceğe taşımak için uyum içerisinde çalışma gayreti içinde olduklarını söyledi.
Başkan Ercan Özel konuşmasına şöyle devam etti: “Yenişehir Belediye Başkanı ve Yenişehir Belediye Meclis üyeleri olarak birlikte şehrimiz için çalışırken, ne yazık ki, bazı çevreler toplumumuzu kin ve nefrete sürüklemeye yönelik gerçek dışı paylaşımlarla hem Belediye Meclis üyelerimizi hem de şahsımı hedef göstererek, birliğimizi bozmaya, huzurumuzu kaçırmaya çalışıyor. Vatandaşlarımız emin olsunlar ki, bu çatı altında yaşanan her şey, alınan her karar onların daha gelişmiş bir Yenişehir’de yaşaması içindir. Bugün yaşanan menfur olay tüm Yenişehirli hemşehrilerimizi derinden üzmüştür.”
Başkan Ercan Özel yaşanan saldırı olayını ise şu cümlelerle aktardı: “Bu sabah saat 05.30 sıralarında dostumuz, çalışma arkadaşımız Meclis Üyemiz Koray Aydın’ın canına kast edilmeye çalışılmış, silahlı saldırıya uğramıştır. Arkadaşımızın bacağına 3 adet kurşun isabet etmiş ve Yenişehir Devlet Hastanesi’nde yapılan ilk müdahalelerin arından Bursa’ya sevk edilmiştir. Meclis üyemizin şu anda sağlık durumu iyidir, ancak tedavisi devam etmektedir.”
Saldırıyı gerçekleştirenlerin hukuk karşısında hesap vereceğini söyleyen Başkan Özel, “Saldırganların bu tutumu elbette cezasız kalmayacaktır. Ancak, Yenişehir halkının seçmiş olduğu bir meclis üyesine karşı yapılan bu saldırının koşullarının iyi araştırılması, kimlerin meclis üyelerimize karşı halkı kin ve nefrete sürüklediğinin kamuoyu tarafından bilinmesi ve onların da cezasız kalmaması için elimizden geleni yapacağımızı bildirmek isterim. İftiralarla, dedikodularla, yalan beyanlarla, halkımız tarafından seçilen meclis üyesinin kanını dökecek kadar ileri gidebilen saldırganların ve onların arkasındaki güçlere karşı belediyemizin tüm meclis üyeleriyle ve partilerimizin ilçe başkanlarıyla birlikte karşılarında duracağız. Şüphesiz ki, belediye meclis üyemiz Koray Aydın’a karşı gerçekleştirilen bu saldırı, bugüne kadar yapılan art niyetli paylaşımların, toplumu kin ve nefrete sürükleyen ifadelerin doğurmuş olduğu sonuçtur” ifadelerini kullandı.
‘Birlikte hareket edeceğiz’
Tarihi Belediye Binası’nın önünden birliktelik mesajı verdiklerini söyleyen Başkan Özel, “İlk günden itibaren söylediğimiz gibi, Yenişehir’imizin her şeyden önce birlikteliğe ihtiyacı var. Yenişehirli vatandaşlarımızı yalan beyanlarla kin ve nefrete sürükleyen zihniyetten korkmuyoruz. Meclis üyelerimizi ve şahsımızı toplum nezdinde, dedikodularla, yalan beyanlarla ve iftiralarla itibarlarını zedelemeye, küçük düşürmeye, düşman edindirmeye çalışanlara ve hedef gösterenlere karşı bir aradayız ve bir arada olmaya devam edeceğiz. Art niyetli paylaşım yapanlardan, toplumumuzun huzurunu kaçırmaya çalışanlardan halkımızın uzak durmasını, onların bu tutumlarına yönelik eylem ve söylemlerine itibar etmemelerini rica ediyoruz” diye konuştu.
“Bu tür sözlü veya fiziki saldırılara karşı, kim tarafından ve kime karşı yapılırsa yapılsın Belediye Meclisi’miz ortak hareket edecektir. Bu tür saldırıları yapanlar hakkında hukuki ve cezai yollara hiç çekinmeden başvuracağız” diyen Başkan Özel, Yenişehir halkına geçmiş olsun dileklerini iletti.
Basın açıklamasında söz alan AK Parti İlçe Başkanı Mehmet İleri de, “AK Parti İlçe Teşkilatı olarak 31 Mart seçimlerinde halkın iradesiyle seçilmiş olan Meclis Üyemiz Koray Aydın’a yapılan bu menfur saldırıyı ‘Allah’ın verdiği canı yine Allah alır’ diyerek kınıyoruz. Sebebi ne olursa olsun, cana kast eden saldırı politik bir mesele olmamalıdır. Koray Aydın’a, ailesine ve Tüm Yenişehir halkına geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz” ifadelerini kullandı.
CHP’den saldırıya kınama
CHP İlçe Başkanı Deniz Dörkardeş de olayı üzülerek öğrendiklerini vurgulayarak, “Öncelikle, geçmiş olsun ve acil şifalar diliyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu tip olayların karşısında olacağız. Yapılan saldırıyı kınıyoruz” dedi.
İYİ Parti: Halkın iradesine saldırı kabul edilemez
İYİ Parti İlçe Başkan Yardımcısı Ramazan Eliaçık ise “Halkın oylarıyla seçilmiş olan Koray Aydın’ın saldırıya uğramasına Yenişehir adına çok üzüldük. Halkın iradesine yapılan saldırı kabul edilemez. Bizler her şeyi kurallar çerçevesinde ve konuşarak yapmalıyız. Ben Koray Aydın’a ailesine ve tüm halkımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum” ifadelerini kullandı. – BURSA
]]>Karanlığın içinde araç, Harkov’ın dışarısındaki cephe hattına uzanan köy yolunda hızla ilerliyor.
Savaşan çoğu Ukrayna askeri gibi, araçtaki askerler de “şeker” lakabıyla bilinen ve havadaki görülmesi zor tehlikelerle ilgili uyarıda bulunan bu ufak küp şeklindeki cihazdan hayranlıkla bahsediyor.
Aracın tepesine yerleştirilmiş olan mantar şeklindeki üç antenden oluşan teçhizatın amacıysa, Rus insansız hava araçlarının sinyalini bozmak.
Aracın yaydığı görünmez koruma halesi, hepsi olmasa da cephe üzerinde gökyüzünde gezinen saldırı kapasiteli bazı Rus insansız hava araçlarını durdurmayı başarıyor.
Aracın ön koltuğunda oturan 53 yaşındaki Ukraynalı yüzbaşı Yevhenii, cihazın Rus ordusunun en güçlü uzun menzilli Rus insansız hava aracı olan Zala Lancet’in yaklaştığını tespit ettiğini söylüyor.
Üzerimizdeki antenlerin Lancet hava aracı karşısında hiç bir işe yaramayacağını bildiğim için, “Bu yüzden mi bu kadar hızlı gidiyoruz?” diye soruyorum.
Ukrayna Ulusal Muhafızları’nın Khartia Tugayı’ndan Yevhenii, “Biz onlar için bir öncelik değiliz ama yine de yavaşlamak çok tehlikeli olur” diyor.
Antenler, insansız hava araçlarının operatörleri ile iletişim kurmak için kullandığı frekansların yaklaşık yüzde 75’ini bozabiliyor.
Ancak Lancet gibi hedefini belirlediğinde tamamen bağımsız çalışabilen insansız hava araçlarını engellemesi daha zor.
Ukraynalı askerler, Lancet’in güçlü olması nedeniyle silahlı araçlar ve piyade mevzileri gibi daha büyük hedeflerde kullanıldığını belirtiyor.
Ukrayna bir yıl önce bu teknolojilerin hiçbirine sahip değildi; şimdiyse bu, sıradan bir uygulamaya dönüştü.
Bir zamanlar savaşın yan unsuru olan insansız hava araçları, artık iki taraf için de merkezi öneme sahip.
Rusya her dakika Ukraynalı askerleri, hızlı giden araçları ve hendekleri doğrudan hedef alırken, Ukrayna, savaşta karanlık bir geleceğe sürükleniyor.
İnsansız hava araçları sivilleri de gözüne kestiriyor. Nitekim Ruslara ait 25 insansız hava aracı Salı gecesi Harkov’a saldırdı ve bunların çoğu imha edildi.
Ukrayna ordusu da artık kendi insansız hava araçlarıyla savunmaya geçiyor.
Konuştuğum askerlerden biri, insansız hava araçlarıyla her gün 100’e yakın Rus’u öldürdüklerini söylüyor.
İnsansız hava araçlarının kameralarına kaydettiği görüntülerde, genelde araçtan açılan ateş sonucu öldürülmeden önce panik içinde koşturan askerler görülüyor.
Tugayın insansız hava araçlarından sorumlu 37 yaşındaki komutanı, bu araçların saldırısına uğrayan Rusların da, Ukraynalı askerlerin de kapalı bir binaya sığınmadıkları sürece kurtulmalarının çok zor olduğunu söylüyor.
Aeneas kod adlı komutan, “Bu, modern savaşın yeni yolu. 2022’de sadece piyade savaşı sürdürülürken, bugün artık savaşın yarısı, Rusya ve Ukrayna’ya ait insansız hava araçları arasında” diyor.
Savaşta insansız hava araçlarına geçilmesi, hem ihtiyaçların, hem de teknolojik yenilenmenin bir sonucu.
Patlayıcı silah gücü olmasa dahi, Ukrayna’nın elinde bolca insansız hava aracı var.
Ukrayna’nın elindeki topçu mermileri sık sık tükeniyor ve müttefikleri bunları üretip gönderme konusunda yavaş kalıyor.
Öte yandan müttefiklerinin insansız hava araçları için kurduğu özel koalisyon Ukrayna’ya her yıl bu araçlardan milyonlarca göndereceği sözünü verdi.
Daha eski bir teknoloji kullanan Rusya da, cephede bu konuda yenilikler yapmaktan geri kalmadı ve Rus sınırına 10 km uzaklıktaki Lyptsi köyü yakın zamanda bunun bedelini ödedi.
Rusya’nın uydu yönlendirme sistemine sahip Sovyet dönemine ait kanatlı “güdümsüz bombalar” ile saldırdığı Lyptsi büyük bir yıkıma uğradı.
Bazıları 3 bin kilo ağırlığında olan bu bombalar savaş uçağından fırlatıldığında Ukrayna askerlerine ait mevziler ve köyler üzerinde büyük bir yıkıma neden oluyor.
Lyptsi’deki bu saldırıdan kaçan Svitlana ismindeki bir kadın, “Etraftaki her şey patlıyor, her şey yanıyordu. Çok korkunçtu. Kilerden çıkmamız dahi mümkün olmadı” diyor.
Aenas bizi Lyptsi’nin ön cephesinde konuşlanmış insansız hava araçlarından sorumlu ekibin yanına götürüyor.
Etraftaki tüm araçların insansız hava aracı sinyalini bozan “jammer”ları var ancak araçtan çıktığın an an cihaz artık seni korumuyor.
Açık alanda olmamız tehlikeli olduğu için Aeneas ile beraber koşarak nefes nefese hasar görmüş bir binanın yer altına kurulmuş insansız hava aracı timine ulaşmayı başarıyoruz.
Burada Yakut ve Petro adlı iki operatör ile tanışıyoruz.
Bu birimdekiler her ay yüzlerce insansız hava aracı kullanıyor. Bunların çoğu hedefin üzerinde patladıkları için tek kullanımlık araçlar.
Seçtikleri insansız hava aracının türü, kuş bakışı görüş sağlayan FPV (First Person View).
1kg-2kg arası patlayıcı taşıyabilen, şarapnel dolu ve kullanıma hazır FPV tipi insansız hava araçları, üzerindeki kameralar ile çektiği videoyu pilotlarına gönderebiliyor.
Aeneas, bu tür insansız hava araçlarının savaştan önce düğün ve parti gibi kutlamaları videoya almak için kullanıldığını söylüyor.
Konsantre bir şekilde insansız hava aracını ormanlık alandaki hedefine yönelttiği sırada Yakut’un yanında durup, ekrandan her şeyi gerçek zamanlı olarak izliyorum.
Petro, Yakut’un “bölgedeki her su birikintisini, her bir ağacı bildiğini” söylüyor.
FPV bir Rus askerinin saklandığı düşünülen binaya yaklaşıyor.
Açık camdan girerek burada infilak ediyor; sinyal kaybolduğu için operatörün ekranındaki görüntü sabitleşiyor.
Bu arada başka bir ekip Ruslara ait hafif silahlı Tigr aracını doğrudan hedef almayı başarıyor. Bu anları yukarıdaki ikinci insansız hava aracı kaydediyor.
Bu ekip yer altında gece gündüz, beş güne yakın hiç durmadan insansız hava araçlarını uçuruyor ve dışarıya neredeyse hiç çıkmıyor. En büyük korkuları, kanatlı bombaların hedefi olmak. Bundan birkaç gün önce bu bombalardan biri yakınımıza düştüğünde bütün bina sarsılmıştı.
“Eğer bu bombalarla doğrudan hedef alınırsak ne olur?” diye soruyorum. Petro, “Ölürüz” diye yanıt veriyor.
Aeneas, bu birime ait bir insansız hava aracının açıkta yakaladığı bir Rus askerini nasıl yakaladığını gösteren eski bir video kaydını bana izletiyor. Videoda Rus askeri kendisine doğru uçan aracı fark edip koşarak ana yolun kenarındaki bir menfezin içine saklanmaya çalışıyor ancak yavaşça menfezin seviyesine kadar alçalan araç, askeri buluyor ve infilak ediyor. Aeneas “ikiye bölündüğünü” söylediği Rus askerinin öldüğünü anlatıyor.
Operatörler, sakin ve soğukkanlı bir şekilde hedef alıp öldürüyor.
Üstünlük kimde?
Birkaç gün sonra gecenin karanlığı çöktüğünde, Rus mevzilerine yakın bir hendekte dururken bir komutan, insansız hava araçlarının savaşında Ukrayna’nın, kanatlı bombalar konusunda ise Rusya’nın üstünlüğü olduğunu söylüyor.
Rusya aynı zamanda Ukrayna’ya göre daha fazla insansız hava aracına sahip. Her bir Ukrayna aracına karşılık, altı Rus insansız hava aracı düşüyor.
Yine de Ukraynalı operatörler, kendi insansız hava araçlarının sinyal bozma ve karşı saldırıya geçme konusunda Ruslarınkine göre teknolojik üstünlüğü olduğunu öne sürüyor.
Birliğin cephaneliğindeki en büyük insansız hava aracı olan “Vampir” , altı pervanesiyle bir orta sehpa büyüklüğünde.
Aeneas, Rusların 10 kg ağırlığındaki bu insansız hava aracına ‘öcü’ lakabını taktığını söylüyor. Ukraynalı askerler, Vampir’in bir Rus komuta yerini yerle bir edecek yükü taşıyacak kadar güçlü olduğunu belirtiyor.
Onlar çalışmalarına devam ederken, üzerimizden birkaç defa Rus insansız hava aracı geçiyor. Her geçtiğinde askerler bodruma kaçıyor, tehlike geçince dönüp görevine devam ediyor.
Bu arada bir insansız hava aracının termal kamerasından, neredeyse hiçbir uyarı olmadan yaklaşan üç Rus kanatlı bombanın bir kilometre uzaklıktaki Ukrayna hedeflerinin üstünde infilak ettiğini izliyoruz. Şok dalgaları bize kadar ulaşıyor ve bulunduğumuz yer şiddetle sallanıyor.
Ukrayna’nın müttefikleri, insansız hava aracı desteği vererek sadece Ukrayna’nın mücadelesine destek vermeyi hedeflemiyor ve verilen desteğin sadece merhamet amaçlı olduğunu söyleyemeyiz.
İngiltere’nin genel kurmay başkanı Amiral Tony Radakin, Salı günü yaptığı açıklamada ordu güçlerinin geleceğin savaşlarını nasıl savaşmak gerekeceği konusunda Ukrayna’dan öğrenecekleri olduğunu ifade etti.
Aeneas ve ekibindekiler de bunun farkındalar.
Ekibin mevziisinden ayrılırken , bir başka Rus insansız hava aracının geri döndüğünü görüyoruz. Araca atlayıp hızla karanlığın içine sürerek uzaklaşıyoruz.
Araçtaki Ukraynalı askerler, “Kimse bu şekilde savaşmayı bilmiyor ve bizden öğreniyorlar. Savaşların geleceği bu olacak” diye vurguluyor.
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Bursa programı çerçevesinde Mustafakemalpaşa ilçesine ziyarette bulundu. Burada partisinin ilçe başkanlığını ziyaret eden Özel, daha sonra Mustafakemalpaşa Belediyesi önünde partililere seslendi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı belediyelerin SGK prim borçlarının İller Bankası ödeneğinden tahsil edilmesine ilişkin konuşan Özel, “Bu bir mali darbe girişimidir. Milletin seçtiklerini hizmet edemez noktasına getirmek, milleti yönetilmeyen bir belediyeye mahkum etmeye çalışmak mali bir darbe girişimidir. Er ya da geç bu milletin seçtiklerine darbe yapmaya kalkma” şeklinde konuştu.
“İcap ederse çıkar çöpleri toplarız, başkanlarımızın yüzünü eğdirmeyiz”
Atılan adımlarla belediyelerin çalışamaz duruma getirmenin hedeflendiğini söyleyen Özel, “Bursa Büyükşehir’e de, Mustafakemalpaşa’ya da CHP iktidarı yakışır demiştim. Hep içimde kalmıştı. Mustafakemalpaşa isimli bir ilçede iktidar Cumhuriyet Halk Partisi olmalıydı. Bu kadar Atatürk sevgisinin olduğu bir yerde sonuçlar böyle olmalıydı. Çok geniş bir coğrafya, çok zor şartlarda, çok büyük borçlarla devralınmış bir belediye. Sadece SGK’ya 150 milyon lira borç var. Erdoğan çıkmış diyor ki İller Bankası ödeneğinden keseceğim. Hangi görüşten olursa olan Mustafakemalpaşa’da benim partim kazanamadı, hepsine ceza veriyorum diyor. Parayı keseyim diyor. Tayyip Bey, sen diyorsun ki yemeği bizim AK Partililer yedi, hesabı siz ödeyeceksiniz. Bu sayede umudu hizmetin aksaması, vatandaşın CHP’ye oy verdiğine pişman olması. Cevap veriyorum, çok beklersin. Parayı yollamayayım, çöpleri toplamasınlar, hizmet yapamasınlar. Biz buraya mazeret üretmeye gelmedik. İcap ederse hepimiz çıkarız, çöpleri toplarız” ifadelerini kullandı.
“22 yılda Hollanda kadar tarım alanı kaybedildi”
Tarım alanlarının günden güne eridiğini söyleyen Özel, “En önemli mesele tarım, 22 yıl öncesine göre Hollanda kadar yer kayıp. Karacabey, Mustafakemalpaşa ovasında en önemli geçim kaynaklarından biri domatesi 1 lira 75 kuruşa alıyorlar. Buradan bir müjde vereceğim. Hep söyledik. Cumhuriyet Halk Partisi belediyeler üzerinden bütün sorunları çözemez ama yaraya merhem olur. Kavun ve karpuz üreticilerine sesleniyorum. Tarlada bir tek karpuz, kavun bırakmayacağız. Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey hepsini alıyor. Hem üreticiyi mağdur etmeyeceğiz hem de bu sıcak yaz gününde marketlerde, manavlarda kavuna, karpuza ulaşamayan ailelerin mağduriyetini gidereceğiz” dedi.
“Bu bir mali darbe girişimidir”
Belediyelere karşı atılan adımları ‘mali darbe girişimi’ olarak nitelendiren Özel, “Erdoğan, darbe girişimlerinden çok çektiğini söylüyor. 15 Temmuz gecesi kapalı meclisi açalım diyen, açınca kurumu alıp giden, konuşmayı yapan, o darbeye dimdik duran biri olarak söylüyorum. O bir askeri darbeydi. Silah zoruyla kendim yöneteceğim diyendir. 2019 yılında 31 Mart’ta Ekrem İmamoğlu İstanbul’u kazandı. Mazbatayı verdiler, sonra seçimi iptal ettiler. CHP’ye Osmanlı tokadı vuracağız dediler. Millet bu hukuk darbesini gördü. Sandığa gitti ve o tarihte AK Parti’nin adayını sandığa gömdü. O gün nasıl millet askeri darbede siyasetçilerin arkasında durduysa, o gün İmamoğlu’na yapılan yargı darbesinde de seçtiğinin arkasında durdu. Erdoğan’ı uyarıyorum. Bu bir mali darbe girişimidir. Milletin seçtiklerini hizmet edemez noktasına getirmek, milleti yönetilmeyen bir belediyeye mahkum etmeye çalışmak mali bir darbe girişimidir. Er ya da geç bu milletin seçtiklerine darbe yapmaya kalkma” şeklinde konuştu.
“Ya bu çiftçilere sahip çıkın ya da bu işi bırakın”
Yüksek enflasyonun sebebinin yüksek faiz olduğuna dikkat çeken Özel, “Kendi çıkardıkları kanunlara göre yüzde 1 destekleme verilmesi gerekirken köylüyü bundan mahrum edip, beşte birini bile vermiyorlar. Geçen sene 178 milyardı, bu sene 480 milyar. Milletin efendisini perişan eden iktidar, bu yaptığınız iş, iş değildir. Şu anda Türkiye’de çiftçilerin yaş ortalaması 58. Bunun 35 olması lazım. Gençler tarımla uğraşmıyor. Her 4 genç çiftçiden 3’ü başka iş bulacağım diyor. Zamanı gelince Türkiye’nin bizden başka dostu yok diyorsunuz. Yüksek fiyatlı gıdanın sebebi kötü tarım politikalarınızdır. ya bu çiftçilere sahip çıkın ya da bu işi bırakın. Küfe bende değil, sende. Sen dedin faizleri, enflasyonu düşüreceğim. Bunun için oy aldın. Geldiğinden beri faizler çıkıyor. Hayat ateş pahası. Herkes perişan. 33 milyar emekliye verdim diyor. En düşük emekli maaşı 12 bin 500 değil benim dediğim gibi asgari ücret olsaydı cebinden çıkacak para 100 milyar olacaktı. Para yok diyor. Geçen sene sildiği 43 şirketin borcu 660 milyar. Oradan 660 milyarı alsaydı emekli maaşı en düşük 17 bin 500 lira olabilirdi. Yetmez asgari ücret 25 bin lira olabilirdi. Çay taban fiyatı 25 lira, buğdayın 15 lira, fındıktaki taban fiyat ziraat odalarının tasarladığı fiyat olabilirdi. Kavun karpuz tarlada kalmayabilirdi” ifadelerini kullandı.
“Emekliyi, emekçiyi, çiftçiyi taşıyamıyorsan çıkar küfeyi, biz onlara sahip çıkarız”
Vatandaşlardan aldıkları destekle birlikte iktidara hazır olduklarını belirten Özel, “Recep Tayyip Erdoğan, emekliye, emekçiye, çiftçiye bakarsan geçim olur. Geçim olmazsa eninde sonunda seçim olur. Biz CHP olarak nerede bir mağdur varsa yanındayız. Aramızda staj ve çıraklık mağdurları var. 1986’dan beri çalıştım, hakkım yendi diyor. Hakkınızı hep birlikte alacağız. Bir yıl geç sigortalı olup, 17 yıl çalışmak zorunda olanlar var. Hakkınızı hep birlikte alacağız. TOKİ mağdurları var. Borçlar ödenemiyor. Önümüzdeki hafta Mecliste bir kez daha TOKİ mağdurlarının hakkını isteyeceğiz, önerge vereceğiz. Biz ne kadar söylesek de Erdoğan yapmıyor. Gariban sevmiyor, zengin seviyor. Onun için artık ondan istemeyi bırakıyoruz. Emekliyi, emekçiyi, çiftçiyi taşıyamıyorsan çıkar küfeyi. Biz onlara sahip çıkmaya hazırız. Hepsini biz halledeceğiz. Nerede bir mağdur varsa, ne bekliyorsa artık bu iktidardan beklemeyin, halkın iktidarı geliyor, destek verin, bu düzeni değiştirelim” diye konuştu. – BURSA
]]>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Brezilya’nın Fortaleza kentinde “G20 Çalışma ve İstihdam Bakanları Toplantısı” kapsamında düzenlenen “Adil Geçiş Liderlik Forumu”na katıldı. Işıkhan, burada yaptığı konuşmada Brezilya hükümetine G20 Dönem Başkanlığı konusunda gösterdikleri misafirperverlik ve çabaları için teşekkür etti. Ayrıca tüm G20 ülkelerine, uluslararası kuruluşlara ve G20 İstihdam Çalışma Grubu üyelerine Bakanlar Bildirgesi’nin şekillenmesindeki değerli katkılarından dolayı teşekkür eden Işıkhan, “Bugün bu forumda söylevin de ötesinde ve geleceğimizin temelini oluşturan bir fikri tartışmak için bir araya gelmiş bulunmaktayız: Adil geçiş. Çevresel zorluklarla ve teknolojik gelişmelerle karşı karşıya kaldığımız bugünlerde çalışma dünyasına ve istihdam politikalarına yönelik yaklaşımlarımızı yeniden değerlendirmemiz büyük önem taşımaktadır” dedi.
Işıkhan, otomasyonun, yapay zekanın ve çevre dostu yeşil teknolojilerin yükselişinin çeşitli endüstrileri yeniden şekillendirdiğini, bazı işleri geçersiz kılarken, yeni iş fırsatları da oluşturduğunu belirterek, şu değerlendirmede bulundu:
“Yeşil ve dijital dönüşümü başarıyla yürütmek için G20 ülkeleri olarak bireyleri yeşil işler ve geleceğin işleri için gerekli becerilerle donatmalıyız. Bu kapsamda, izin verirseniz Türkiye’nin adil bir geçişe yönelik çabalarını, politikalarını ve programlarını paylaşmak isterim. Türkiye, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ekonomik büyümeyi çevresel sürdürülebilirlik ve sosyal eşitlikle dengeleyerek adil bir geçişi desteklemek amacıyla çeşitli girişimlerde bulunmuştur. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak ilgili paydaşlarla işbirliği içinde 2024-2028 dönemine ilişkin Ulusal İstihdam Stratejisi taslağını hazırladık. Taslak Stratejinin dört temel politika ekseninden biri, yeşil ve dijital dönüşümün taleplerine uygun becerilerin geliştirilmesidir. Ayrıca adil geçiş, diğer politika eksenlerini de kesen bir konu olarak entegre edilmiştir. Türkiye, yenilenebilir enerji kaynaklarının gelişimini teşvik etmek, yeşil işlerin oluşturulmasına katkıda bulunmak ve fosil yakıtlara olan bağımlılığı azaltmak amacıyla politika ve teşvikler uygulamaktadır.”
“Adil bir geçiş, eşitlikçi ve sürdürülebilir bir ekonomi inşa etme fırsatını temsil ediyor”
Türkiye’de iklim değişikliğinin azaltılması ve uyum sağlanmasına yönelik bir İklim Değişikliği Eylem Planı’nın hayata geçirildiğini dile getiren Işıkhan, Türkiye’nin yeniden eğitim girişimleri, sosyal koruma programları ve ekonomik çeşitlendirme stratejileri yoluyla etkilenen işçileri desteklemeye yönelik tedbirleri birleştirerek, düşük karbon ekonomisine adil ve kapsayıcı bir geçiş sağlayacak mekanizmalarını araştırdığını belirtti. Işıkhan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bu kapsamda Avrupa Yeşil Mutabakatı doğrultusunda yeşil dönüşümü desteklemek amacıyla 2021 yılında Yeşil Mutabakat Eylem Planı’nı hazırladık. Adil geçiş, bu eylem planının öncelikli politika odağı olarak belirlenmiştir. Bakanlığımız bünyesinde Yeşil ve Sosyal Ekonomi Dönüşüm Biriminin kurulması, yeşil ve dijital ekonomi dönüşümü ve adil geçiş çabalarını koordine etme konusundaki kararlılığımızı vurgulamaktadır. Bunların yanı sıra, adil geçiş politikalarının işbirliği içinde geliştirilmesi amacıyla kamunun, sosyal ortakların ve sivil toplum temsilcilerinin katılımıyla bir diyalog platformu oluşturulmuştur. 2026 yılına kadar Bakanlığımızın koordinasyonunda ulusal düzeyde Adil Geçiş Stratejisi’ni hazırlayıp uygulamayı planlamaktayız. Türkiye’nin tüm toplumsal kesimlere yarar sağlayan ve çevresel zorunluluklara yanıt veren adil bir geçişi gerçekleştirme konusundaki değişmez kararlılığının altını çizmektedir. Sonuç olarak, adil bir geçişin daha dayanıklı, eşitlikçi ve sürdürülebilir bir ekonomi inşa etme fırsatını temsil ettiğini vurgulamak isterim. İklim değişikliğinden yıkıcı teknolojilere kadar 21. yüzyılın zorluklarıyla mücadele ederken, yolumuzu adalet ve kapsayıcılıkla karakterize ettiğimizden emin olmalıyız. Toplumun tüm kesimlerinin ihtiyaçlarını karşılayan, eşitlik ilkelerini destekleyen ve sürdürülebilir büyümeyi kolaylaştıran politikaları benimseyerek, refahın herkes için erişilebilir olduğu bir geleceğin yolunu açabiliriz.” – BRASILIA
]]>İşte MGK sonrası yapılan 9 maddelik açıklama;
“1. PKK/KCK-PYD/ YPG, FETÖ ve DEAŞ terör örgütleri başta olmak üzere millî birlik ve beraberliğimiz ile bekamıza yönelik her türlü tehdit ve tehlikeye karşı yurt içinde ve yurt dışında azim, kararlılık ve başarıyla gerçekleştirilen operasyonlar ile son dönemde meydana gelen uluslararası gelişmeler hakkında kurula bilgi sunulmuştur.
2. 15 Temmuz ihanetinin faili FETÖ ile mücadelede gelinen aşama ve önümüzdeki süreçte atılacak adımlar değerlendirilmiş; Türkiye’ye hasım odakların güdümünde her türlü menfur eyleme tevessül eden ve mağduriyet kisvesiyle kendisini aklamaya çalışan terör örgütünün tamamen çökertilmesine yönelik sarsılmaz kararlılık vurgulanmıştır.
SURİYE TOPRAKLARININ TERÖRDEN TEMİZLENMESİ
3. Terörle mücadelede artan gayretlerimizin, bölge ülkelerinin samimi iş birliği ile müşterek güvenlik meselelerinin çözümüne sağlam bir zemin teşkil ederek komşularımız Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğüne, egemenliğine ve refahına kalıcı katkıda bulunacağına işaret edilmiştir.
4. Meselelerin çözüme kavuşturulması sürecinde, Suriye’de tüm tarafları kapsayan gerçek bir toplumsal mutabakata ulaşılmasına yönelik desteğin sürdürüleceği ve nifak girişimleri ile iki halkın kadim dostluğunu hedef alan kışkırtmalara müsaade edilmeyeceği vurgulanmış; Suriye topraklarının bölücü terörden arındırılmasının, öncelikle Suriye’nin menfaatlerini ve bekasını teminat altına alacağının altı çizilmiştir.
İSRAİL’İN SÜRDÜRDÜĞÜ KATLİAMLAR
5. Uluslararası toplumun artan tepkisine rağmen gerçekleştirdiği katliamlarla hiçbir hukuk kuralı ve insani değerle ilişkisi kalmadığını açıkça ilan eden İsrail yönetimi’nin gecikmeksizin durdurulması gerektiği belirtilmiş; aksi hâlde, önce mücavir alanlara müteakiben tüm bölgeye yayılacak bir şiddet sarmalının tetiklenebileceği tekrar hatırlatılmıştır.
6. Türkiye’nin uluslararası antlaşmalar çerçevesinde ve garantör ülke sıfatıyla icra ettiği Kıbrıs Barış Harekâtı sayesinde, yarım asırdır Ada’nın tamamında hâkim kılınan barış, huzur ve güven ortamının; harekâtın meşruiyetini ve başarısını tarih önünde tartışmasız bir şekilde teyit ettiği kaydedilmiştir.
Millî davamız olan Kıbrıs meselesinin, Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsü temelinde iki devletli çözüm esasına göre neticelenmesi ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin uluslararası toplumun eşit bir üyesi olarak tanınması istikametindeki kararlı tutumumuzun muhafaza edileceği vurgulanmıştır.
7. Ege ve Akdeniz’deki meselelerde diyaloğa öncelik veren ve yapıcı yaklaşımımızın istismarına fırsat verilmeyeceği belirtilmiş; hak, alaka ve menfaatlerimizin müdaafasına yönelik tavizsiz uygulamaların sürdürüleceği ifade edilmiştir.
8. Ukrayna’daki savaşa ilişkin gelişmeler ve son dönemdeki diplomatik çabalar ele alınmış; savaşın daha fazla tırmanmadan ve bölgeye yayılmadan adil ve kalıcı bir barışın tesisine yönelik çok taraflı samimi gayretlerin artırılmasına ihtiyaç duyulduğu belirtilmiştir.
9. Somali, Libya, Sudan ve Nijer başta olmak üzere Türkiye ile Afrika ülkeleri arasında uzun vadeli bir yaklaşımla geliştirilen ilişkiler değerlendirilmiş; Türkiye’nin, güven ve istikrarın tesisi hususunda üzerine düşen sorumluluğun gereklerini yerine getirerek kardeş Afrika halklarının huzur ve refahına katkıda bulunmaya devam edeceği kaydedilmiştir.
Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunulur”
]]>Olay, sabah saatlerinde Yenişehir ilçesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, İYİ Parti Yenişehir Belediye Meclis Üyesi ve Yenişehir Belediyespor Başkanı Koray Aydın telefonda İ.A. ile tartışmaya başladı. İ.A., Aydın’ı boş bir araziye çağırdı. Burada da tartışma devam ederken, İ.A. Aydın’ı kalçasından ve ayağından silahla vurdu. Vurulan Aydın, kendi imkanlarıyla Yenişehir Devlet Hastanesi’ne gitti. Silah seslerini duyan vatandaşlar ise durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Ekipler, kısa sürede İ.A.’yı yakalayarak gözaltına aldı.
Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel’den kınama
Olay sonrası açıklama yapan Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel, “31 Mart 2024 tarihinde gerçekleştirilen Mahalli İdareler Seçimleri’nin ardından bizi ve 25 belediye meclis üyesini Yenişehir’i yönetmek için görevlendirdiniz. Tüm Yenişehir Belediye Meclis üyelerimizle birlikte seçildiğimiz günden bu yana Yenişehir’in daha güzel bir ilçe haline gelmesi, halkımızın refah içerisinde yaşaması, vatandaşlarımızın rahat ve konforlu bir hayat sürmesi, ilçemizi daha güzel bir geleceğe taşımak için uyum içerisinde çalışma gayreti içindeyiz. Yenişehir Belediye Başkanı ve Yenişehir Belediye Meclis üyeleri olarak birlikte şehrimiz için çalışırken, ne yazık ki bazı çevreler toplumumuzu kin ve nefrete sürüklemeye yönelik gerçek dışı paylaşımlarla hem Belediye Meclis üyelerimizi hem de şahsımı hedef göstererek birliğimizi bozmaya, huzurumuzu kaçırmaya çalışıyor. Vatandaşlarımız emin olsunlar ki, bu çatı altında yaşanan her şey, alınan her karar onların daha gelişmiş bir Yenişehir’de yaşaması içindir. Bugün yaşanan menfur olay tüm Yenişehirli hemşehrilerimizi derinden üzmüştür. Bu sabah saat 05.30 sıralarında dostumuz, çalışma arkadaşımız Meclis Üyemiz Koray Aydın’ın canına kast edilmeye çalışılmış, silahlı saldırıya uğramıştır. Arkadaşımızın bacağına 3 adet kurşun isabet etmiş ve Yenişehir Devlet Hastanesi’nde yapılan ilk müdahalelerin arından Bursa’ya sevk edilmiştir. Meclis üyemizin şu anda sağlık durumu iyidir, ancak tedavisi devam etmektedir. Değerli Meclis Üyemiz Koray Aydın’a bu saldırıyı gerçekleştirenler elbette hukuk karşısında hesap verecektir. Saldırganların bu tutumu elbette cezası kalmayacaktır. Ancak Yenişehir halkının seçmiş olduğu bir meclis üyesine karşı yapılan bu saldırının şartlarının iyi araştırılması, kimlerin meclis üyelerimize karşı halkı kin ve nefrete sürüklediğinin kamuoyu tarafından bilinmesi ve onların da cezasız kalmaması için elimizden geleni yapacağımızı bildirmek isterim. İftiralarla, dedikodularla, yalan beyanlarla, halkımız tarafından seçilen meclis üyesinin kanını dökecek kadar ileri gidebilen saldırganların ve onların arkasındaki güçlere karşı belediyemizin tüm meclis üyeleriyle ve partilerimizin ilçe başkanlarıyla birlikte karşılarında duracağız. Şüphesiz ki, Belediye Meclis Üyemiz Koray Aydın’a karşı gerçekleştirilen bu saldırı, bugüne kadar yapılan art niyetli paylaşımların, toplumu kin ve nefrete sürükleyen ifadelerin doğurmuş olduğu sonuçtur. İlk günden itibaren söylediğimiz gibi, Yenişehir’imizin her şeyden önce birlikteliğe ihtiyacı var. Yenişehirli vatandaşlarımızı yalan beyanlarla kin ve nefrete sürükleyen zihniyetten korkmuyoruz. Meclis üyelerimizi ve şahsımızı toplum nezdinde dedikodularla, yalan beyanlarla ve iftiralarla itibarlarını zedelemeye, küçük düşürmeye, düşman edindirmeye çalışanlara ve hedef gösterenlere karşı bir aradayız ve bir arada olmaya devam edeceğiz. Art niyetli paylaşım yapanlardan, toplumumuzun huzurunu kaçırmaya çalışanlardan halkımızın uzak durmasını, onların bu tutumlarına yönelik eylem ve söylemlerine itibar etmemelerini rica ediyoruz. Bu tür sözlü veya fiziki saldırılara karşı kim tarafından ve kime karşı yapılırsa yapılsın Belediye Meclisimiz ortak hareket edecektir. Bu tür saldırıları yapanlar hakkında hukuki ve cezai yollara hiç çekinmeden başvuracağız. Son olarak saldırıda yaralanan Meclis Üyemiz Koray Aydın’a, ailesine, belediye meclisimize ve tüm Yenişehir halkına geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz” dedi.
Siyasi partilerden kınama
Saldırıyı kınayaşan AK Parti İlçe Başkanı Mehmet İleri, “AK Parti İlçe Teşkilatı olarak 31 Mart seçimlerinde halkın iradesiyle seçilmiş olan Meclis Üyemiz Koray Aydın’a yapılan bu menfur saldırıyı ‘Allah’ın verdiği canı yine Allah alır’ diyerek kınıyoruz. Sebebi ne olursa olsun cana kast eden saldırı politik bir mesele olmamalıdır. Koray Aydın’a, ailesine ve tüm Yenişehir halkına geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz” dedi.
CHP İlçe Başkanı Deniz Dörtkardeş ise, “Sabah saatlerinde yaşanan bu olayı üzülerek öğrendik. Öncelikle geçmiş olsun ve acil şifalar diliyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu tip olayların karşısında olacağız. Yapılan saldırıyı kınıyoruz” dedi.
İYİ Parti İlçe Başkan Yardımcısı Ramazan Eliaçık da, “Halkın oylarıyla seçilmiş olan Koray Aydın’ın saldırıya uğramasına Yenişehir adına çok üzüldük. Halkın iradesine yapılan saldırı kabul edilemez. Bizler her şeyi kurallar çerçevesinde ve konuşarak yapmalıyız. Ben Koray Aydın’a, ailesine ve tüm halkımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum” ifadelerini kullandı. – BURSA
]]>Elif Ş. adındaki bir kadın, 4 aylık hamile olduğunu ve bebeği aldırması için Mehmet Başaran’ın baskı yaptığını iddia ederek 11 Aralık 2022’de jandarmaya başvurmuştu. Elif Ş. jandarmaya verdiği ifadesinde Başaran ile yaklaşık 3 yıldır ilişkileri olduğunu belirterek, 4 aylık hamile olduğunu söylemiş ve tehdit edildiğini ileri sürmüştü. Bunu üzerine Başaran, olayın komplo olduğunu iddia ederek İYİ Parti bin meclis üyesi ve Elif Ş. hakkında şikayetçi olup 31. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açmıştı.
Sosyal medyada yankı uyandıran haberin ardından Başaran da bir açıklama yapmış ve suçlamaları reddetmişti. Başaran yaptığı yazılı açıklamada, “Çirkin bir iftira kampanyası ile karşı karşıya kalmakla beraber tarafıma istinat edilen hiçbir suçlamayı kabul etmiyorum. Aklanacağımdan emin olduğum ve bu sürecin hızlı bir şekilde son bulması için yapılacak olan her türlü teste rızam vardır. Siyasetin yargıya-yargının da siyasetin alanına girmemesi, karşı tarafın şikayetiyle şüpheli olarak ben de şikayetçi olduğum için dava yürüyeceğinden bu süreçte soruşturmanın selameti ve mensubu olduğum siyasi partinin zarar görmemesi için İYİ Parti İl Başkanlığı görevimden istifa ettiğimi bildiririm” sözlerine yer vermişti.
Sonuç, açıklaması gibi çıkmadı
Açıklama yapmasına rağmen zor durumda kalan Mehmet Başaran, “Her zaman olduğu gibi İYİ Parti’nin neferi olacağım değişmez bir gerçektir. Bu soruşturmaların sonucunda aklandığım zaman aktif siyasetime devam edeceğim. Bu süreçte bağımsız Türk yargısından dileğim azami süratle bu soruşturmanın sonlandırılmasıdır” demişti. Başaran, Milletvekili Aday Adayı da olmuştu.
Önce davayı kaybetti
Elif Ş. adındaki sevgilisinin yaptığı başvuru ile ‘yasak aşkı’ ortaya çıkan Mehmet Başaran, ‘komplo-itibar suikastı’ olarak adlandırdığı olayın kaynağını o dönem İYİ Parti Muratpaşa Belediye Meclis Üyesi Kamil Korkmaz’ı ve onunla işbirliği yapan Elif Ş.’yi gösterip davacı olmuştu. Antalya 31. Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılan ‘şantaj’ davası 11 Mart 2024’de sona erdi. Başaran’ın iddialarının asılsız olduğunun kanıtlandığı dava sonunda Kamil Korkmaz ve Elif Ş. hakkında beraat kararı verildi.
Baba olduğu kanıtlandı
Yasak aşkını ve birlikte yaşadığı Elif Ş.’den olan kız bebeğini reddeden işadamı ve siyasetçi Mehmet Başaran, kaybettiği ‘şantaj’ davasından sonra ikinci şoku Adli Tıp Raporu ile yaşadı. Antalya Adli Tıp Kurumu’nda yapılan DNA incelemeleri sonunda Başaran ve bebek D.M.Ş.’den alınan örnekler birebir uyumlu çıktı. 3 Nisan 2024 tarihinde hazırlanan rapora göre Mehmet Başaran’ın, D.M.Ş.’nin “yüzde 99.99 babası olabileceği” belirtildi.
Antalya 4. Aile Mahkemesi’nde görülen ‘Babalık davası’ sonuçlandı
Mahkeme gerekçeli kararında, Mehmet Başaran’ın DNA testi sonucuna göre küçük D.M.Ş.’nin babası olduğunu belirtti.
Mahkemenin iki sayfadan oluşan gerekçeli kararında şu ifadelere yer verildi:
“Mahkememizde görülmekte bulunan Babalık (Babalık Davası) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, davacı vekili tarafından mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle; davanın kabulü ile, küçük D.M.Ş.’nin davalının çocuğu olduğunun tespiti ile küçük ile davalı arasında soybağı kurulmasına karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İzmir Adli Tıp Kurumu’na, davalının DNA profillerinin çıkartılarak küçüğün biyolojik babasının davalı Mehmet Başaran olup olmadığına ilişkin rapor düzenlenmesi için yazı yazılmıştır. İzmir Adli Tıp Kurumunun adli tıp raporunda özetle; küçük D.M.Ş.’ye ait DNA profili ile ihbar olunan anne Elif Ş. ve davalı Mehmet Başaran adlı şahıslara ait DNA profillerinin karşılaştırmasının yapıldığı, elde edilen sonuçlara göre Mehmet Başaran adlı şahsın yüzde 99,99 ihtimalle D.M.Ş.’nin biyolojik babası olabileceğinin tespit edildiği bildirilmiştir. Dava, babalık davası olup, alınan ATK raporunda davalının davaya konu çocuğun babası olduğunun tespit edildiği, raporun tıbbi veriler esas alınarak düzenlenmiş olması nedeniyle denetime elverişli olduğu ve yeniden rapor alınmasının dosyaya bir yenilik katmayacağı değerlendirilmekle mevcut ATK raporu doğrultusunda dava ispatlandığından davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacının davasının kabulü ile davalı Mehmet Başaran’ın, davaya konu çocuk D.M.Ş.’nin babası olduğunun tespiti ile aralarında soy bağının kurulmasına hükmün ilgili nüfus müdürlüğüne bildirilmesine.”
Gerekçeli karar çıktı
DNA raporu ile Mehmet Başaran’ın biyolojik babası olduğu kanıtlanan küçük D.M.Ş.’nin avukatı Ekin Özmen, davanın 2023 yılında açıldığını ve daha önceden çocuk ile Mehmet Başaran arasında ‘Soy Bağı’ kurulmadığını belirterek, “Daha öncesinde Mehmet bey ile çocuk arasında soy bağı kurulmamıştı. Bu sebeple çocuğun mağduriyeti vardı. Annelik soyadını kullanmaya devam ediyordu. Çocukla ile anne arasında ki çıkar çatışmasından dolayı öncelikle temsil kayyumu atanması gerekti. Bununla ilgili bir başvuru yaptık. Bu başvurumuz onaylandıktan sonra babalık davamızı açtık. Süreç yaklaşık 2 ay önce son buldu. gerekçeli kararımız çıktı. Bize tebliğ edildi. DNA raporu sonucunda babanın Mehmet Başaran olduğu kesinleşmiş oldu” dedi.
“2 farklı DNA raporu ile kanıtlandı”
Dosya’nın İstinaf ve Yargıtay aşamalarına gidebileceğini, henüz kesinleşmediğinin altını çizen Özmen, “Resmi kurumdan alınan DNA raporunda da baba ile çocuk arasında soy bağı kurulmasına karar verildi. Bu noktadan sonra zaten baştan beri iddiamız aynıydı. Babanın Mehmet Başaran olduğu yönünde iddiamız vardı, kanıtlamış olduk. Celse arasında resmi kurumdan DNA raporu alınmasına karar verildikten sonra özel bir kurumdan da DNA raporu alınmıştır. Buna rağmen baba hiçbir şekilde maddi ve manevi sorumluluk almadı. Bu konuda ret oldu, bu sebeple hukuk mücadelemiz devam edecek. Umuyorum ki karar kesinleştikten sonrada çocuk ile baba arasında da soy bağı kurulacaktır. İstinaf ve Yargıtay sürecinin ardından karar kesinleşecek. Çocuk Mehmet Başaran’ın soy ismini alacak, aynı zamanda miras haklarından, velayet haklarından, nafaka haklarında da yararlanabilecek. Biz hukuk mücadelemizi verdik kazandık. Çocuk adına da süreç adına da mutluyuz” ifadelerini kullandı.
Öte yandan telefonla ulaşılan önceki dönem İYİ Parti Antalya İl Başkanı iş insanı Mehmet Başaran, daha önceki açıklamalarının arkasında olduğunu, kendisine kurulan siyasi kumpas nedeniyle sürecin bu şekilde işlediğini söyledi. – ANTALYA
]]>CHP’li belediyelerin içinde bulunduğu durum hakkında aldığı bilgileri vatandaşlarla paylaşan Genel Başkan Özgür Özel ülke gündemindeki konular hakkında da değerlendirmelerde bulundu. CHP Genel Başkanı Özel belediyelerin borçlarından sokak hayvanlarına kadar birçok konu hakkında değerlendirme yaparken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın CHP’li belediyelere yönelik “SGK borçlarını ödemiyorlar” söylemine de cevap verdi. Emeklilerin ve asgari ücretlilerin yaşadığı ekonomik sorunlara da değinen Özgür Özel, “muhalefetin sırtında küfe yok” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “sırtındaki küfeyi bize bırak” diye konuştu.
“Ülke genelinde kuramadığımız ittifakı Balıkesir’de kurduk”
Balıkesir Büyükşehir Belediye binası önünde toplanan kalabalığa seslenen CHP Genel Başkanı Özgür Özel ilk olarak Ahmet Akın’ın adaylığı üzerine değerlendirmede bulundu. Özel, “25 Ocak’ta Balıkesir’e Sevgili Ahmet Akın’ın aday tanıtımı için gelmiştim. O zaman da büyük coşkuyla karşılanmıştım şimdi de aynı heyecanla karşılandım. Bu coşku için, bu heyecan için hiç şüphe yok. Balıkesir Kuvayi Milliye ateşinin yakıldığı Alacamescit’tir. Balıkesir. Kuvayi Milliye’nin şehridir. Balıkesir bir uyanış olacaksa bir ayağa kalkma olacaksa bir kurtuluş olacaksa ona ilk inanan, ilk davranan şehirdir. Hepinize teşekkür ediyorum. 31 Mart’ta çok zorlu bir süreci yaşadık. Hep beraber hem Balıkesir’in merkezinde hem bütün ilçelerinde birbirinden kıymetli adaylarımız ve bilhassa büyükşehir seçimi için önceden çok önceden olgunlaşmış hatta beş yıl önce olacakken birtakım sebeplerle geri çekilmiş ama Balıkesir’in çok özlediği bir buluşma, bir kucaklaşmaya ihtiyaç vardı. Biz sevgili Ahmet Akın’ı aday yaptık. Biz yapmadık, siz yaptınız. Balıkesir yaptı. Sonrasında Ahmet üzerinde büyük bir mutabakat vardı ama maalesef yaşadığımız süreç Balıkesir’de bir güçlü ittifakı geçmişten gelen dayanışmayı sürdürmeyi göstermeyen bir takım adımlar atıldı. Canı sağ olsun, canları sağ olsun dedik. Üzüldük ama kimseyi üzmedik. İşittik. Ama kimseye kem söz söylemedik. Bir tek şeye güvendik. Dedik ki Ankara’da ittifak kurulmayabilir. Ama Balıkesirliler meselenin farkındadır, ittifakı onlar kuracak dedik, siz Balıkesir ittifakını kurdunuz. Büyük bir zafer kazandınız. Hepinize çok teşekkür ediyoruz. Helal olsun size helal olsun Balıkesir’e, helal olsun Ahmet Akın’a, helal olsun tüm belediye başkanlarımıza” diye konuştu.
“100 günde neler yaptı bir de 5 yılı düşünün”
Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın’ın 15,4 milyar TL borçla belediyeyi almasına rağmen ilk 100 günde birçok proje yaptığını söyleyen Özgür Özel, “Ahmet Akın’ın başaracağını, kazanacağını biliyorduk. Ahmet başkan seçileli 100 gün doldu. Şöyle döndük belediye başkanlarımız 100 günü nasıl geçirdiler diye baktık. Kolay değil; böylesine bir coşkudan sonra devraldığı belediyede daha 100 gün tebrik ziyaretleriyle geçer, belediyeyi tanımakla geçer, kadroları belirlemekle geçer, ekibini kurmakla geçer. Ama Balıkesir’in evladı Ahmet Akın kardeşimiz ilk 100 günde hem Balıkesir’le kucaklaştı, hem ekibini kurdu, hem projelerini olgunlaştırdı ama hem de 15,4 milyar borçla devraldığı, şaka değil 15,4 milyar. Türkiye’nin en borçlu belediyelerinden bir tanesinde bunu mazeret etmedi ve ilk iş söz verdiği gibi gelip de zam yapmadı. Suya yüzde 15 indirim yaptı. Herkesin yüzünü güldürdü. Kendisini tebrik ediyorum. Ayvalık, Altınova içme suyunun temeli atıldı. 30 kilometre su ve kanalizasyon hattı döşendi. 25 kilometre asfalt atıldı. Tarımsal sulamaya ücretsiz destek sunuldu. Sahiller temizlendi, cankurtaran sayısı arttırıldı. Çöplerden 15 bin 600 megavat elektrik üretildi. Arıcılara destek verildi, çiftçilerin ulaşımı için tarla yolları açıldı, düzeltildi. Binlerce sokak canlısının yardımına koşuldu. 18 ton mama dağıtıldı. Ve. Sadece 100 gün geçti. Beş yılı siz düşünün. Beş yılı siz düşünün” ifadelerini kullandı.
“Hizmeti engellemek için belediyelerin borçlarını tahsil etmek istiyorlar”
Seçimlerin ardından CHP’li belediyelere yönelik Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Belediyeler SGK’ya çok borçlu. Borçlarını ödesinler. Öyle 25 kuruşa simit yok” söylemini değerlendiren Özgür Özel, “Ama hazımsızlar durmuyor, durmuyor. Dün Sayın Erdoğan demiş ki “efendim belediyeler SGK’ya çok borçlu. Borçlarını ödesinler. Öyle 25 kuruşa simit yok.” Bir kere tam buradan başlayayım. Gerçekten Sayın Erdoğan doğru söylüyor. Bugün 25 kuruşa simit yok, simit 10 lira. Ama sen iktidara geldiğinde simit 25 kuruştu, sen yaptın 10, sen yaptın. Esas esas hazımsızlık şudur. Diyor ki belediyeler hizmet etmek istiyor. İşte Ahmet, bu kadar borca, bu kadar imkansızlığa rağmen içi içine sığmıyor. Bana diyor genel başkanım şuraya meydan yapacağım. Şuradan tramvay geçireceğim, şuraya şunu yapacağım. Ama bir yandan da işin parasal boyutu canını sıkıyor. Para bulmaya, kaynak bulmaya çalışıyoruz. Dünyanın öbür ucundan fon buluyoruz, kaynak buluyoruz, imzayı atmıyorlar. Niye? Hizmet ederiz de millet CHP’nin geldiğinde ne işler yaptığını görmesin diye. Kentsel dönüşüme para buluyoruz imza atmıyor. Deprem olacak insanlar ölecek orada bile siyaset yapıyorlar. Önünde dünya kadar dosya var. Kentsel dönüşüm için, toplu taşıma için, temiz su için, çevre için ama imzaları atmayarak Türkiye’ye dışarıdan bulduğumuz kaynağı belediyelerimize kullandırtmıyor. Şimdi de gelmiş. Geçmişten bugüne AK Parti’den aldığımız belediyelerde bilhassa SGK ve vergi dairesine inanılmaz borçlar var. Zamanında parayı yatırmamış, SGK’nın parasıyla gelmiş burada belediyecilik yapmış. Ona rağmen kazanmışız. Şimdi diyor ki AK Parti döneminde ödenmeyen parayı, MHP döneminde ödenmeyen parayı bir seferde faiziyle senin paralarından keseceğim. Bunun tek amacı var. Belediye başkanlarımızın elini kolunu bağlamak, hizmeti aksatmak bunun üzerinden ucuz siyaset yapmak. Buradan sesleniyorum. Öyle belediyeleri zora sokarak, halkın hizmetini aksatarak CHP’yi yıpratacağını düşünüyorsan aldanıyorsun. Halk arkamızda, millet arkamızda, bunu millet görüyor, bana bunun hesabını ilk sandıkta soracak.
“SGK’ya en çok borçlu belediyeler AK Parti’den aldığımız belediyeler”
Bakın SGK’ya belediyelerin toplam borcu 14 milyar 699 milyon liradır. Son Sayıştay raporlarına göre en borçlu belediyeler AK Parti’den yeni devraldığımız belediyeler. En borçlusu Bursa Büyükşehir, sonra, Sakarya, sonra Ordu, sonra Balıkesir, sonra Denizli’dir, Bakın en borçlu 5 belediye, beşi de AK Parti’den aldığımız belediyeler. Şimdi kendi ödemediği parayı bizden kesiyorlar, kesmeye kalkıyorlar. Bu sayede istiyor ki çöpler toplanamasın, desin ki bakın CHP geldi çöpleri toplamıyor. İstiyor ki toplu taşıma aksasın CHP yapamıyor desin. Yollar yapılmasın, bak diyecek CHP demek çukur demek. Şunu söyleyelim. Hapırsan da köpürsen de neye başvurursan başvur, bir yolunu bulacağız. Bu hizmeti yapacağız. Milletin gönlünü fethedeceğiz. ve o iktidarı senin elinden alacağız. Söz veriyorum. Ant içiyorum” dedi.
“Sokak hayvanları konusunda sorumluluğu belediyelere yüklemeye çalışıyorlar”
Sokak hayvanları sorununa da değinen CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Sokak hayvanları sorunu elbette var, Ebette büyük bir sorun. Ama çözümü katliam değil. Bakın Cumhuriyet Halk Partisi’nin bütün milletvekilleriyle Balıkesir’den iki vekilimiz, grubumuzdaki 127 ayrı ayrı gurur duyabilirsiniz. Onlar olmasaydı bütün sakat köpekler ya da barınağa toplanıp bir ayda sahiplendirilememiş köpekler çamaşır suyuyla zehirlenerek altı saat içinde acı acı seslerle katledileceklerdi. Grubumuz direndi, mücadele etti ve canlarımızı katliamdan kurtardı, kendilerini tebrik ediyorum. Ancak tehlike geçmiş değil. Şimdi de diyor ki köpekleri toplayacağız, kısırlaştıracağız ve sahiplendireceğiz. Burada belediyelere bunları yapmayanlara ağır cezalar koyuyor. ve zımnen belediye başkanlarına diyor ki bu işi çöz ya çöz, ya cezayı alırsın. Altlarında imzaları var 4 sene önce birlikte imza attık araştırma komisyonuna hayvan hakları fonu kurulacak dedik. Milli Piyango’dan Spor Toto’dan lotodan, at yarışından yapılacak kesintilerle bu fonda hayvanların ihtiyacı kadar barınak, kısırlaştırma ve sahiplendirme projeleri yürütülecek. Şimdi bu fonu kurmadan bütün yükü belediye başkanlarına atıp onları cezayla tehdit ediyorlar. Hem ağır para cezaları hem şahıslarına ceza vermeye çalışıyorlar.. Bu katliamın önünü açacak sakat bir düzenlemedir. Bu noktada bir kez daha bütün hayvan severleri AK Parti’nin oyununa karşı uyanık olmaya, dirençli olmaya ve mücadeleye devam etmeye davet ediyorum” dedi.
“Çıkar o sırtındaki küfeyi biz alalım”
Emeklilerin ve asgari ücretlilerin sorunlarına da dikkat çeken CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Taşıdığı iktidarın sorumluluğu Erdoğan’a ağır geliyor. Diyor ki “muhalefetin sırtında küfe yok.” E biz de onu söylüyoruz. Millete gittin dedin ki “verin yetkiyi, görün etkiyi.” Enflasyon, faiz, döviz nasıl düşürülür, işsizlik nasıl bitirilir ben yapacağım” dedin. Millet yetkiyi verdi, senin sırtına küfeyi koydu. Şimdi emekliye zam yap, yok 12 bin 500 lira yeter. Diyoruz ki emekliye sahip çık, “para yok” diyor. Emekli maaşını 12 bin 500 yaptı 33 milyar gitti. Koy 100 milyar yapalım 17 bin 500 lira “yok, veremem. Muhalefetin sırtında küfe yok” diyor. Erdoğan’a emekli ağır geliyor, asgari ücretli ağır geliyor. Çiftçi, esnaf ağır geliyor. Diyor ki “taşıyamıyorum, yük ağır.” Ağırsa bırak, çıkar küfeyi. Bize ver bak nasıl taşıyacağız emekliyi, asgari ücretliyi, nasıl yeniden milletin efendisi yapacağız yeniden köylüleri. Küfeyi taşıyamayan bırakacak. Ne dedik? Emekliye, asgari ücretliye vermezsen geçim olmaz. Geçim olmazsa ne olur? Seçim olur. Biz. Erdoğan geçen sene 660 milyar lira kesinleşmiş vergisini affetti. Zengin şirketlerin, 46 şirketin. 660 milyar vergisini affetti. Ama şurada oturan emekli amcamın maaşına 12 bin 500 lira yapmak için 33 milyarı çok görüyor. 17 bin 500 için 100 milyar lazım. Sen 100 milyar değil 600 milyarı yandaşlara bulacaksın, altıda birini emekliye gelince bulamayacaksın. Çıkar o küfeyi sırtından, küfeyi alacağız, emeklileri en güzel yerlere taşıyacağız” diye konuştu.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel Balıkesir Büyükşehir belediyesi binası önünde vatandaşlarla buluşmasının ardından Belediye Başkanı Ahmet Akın’ı makamında ziyaret etti. Ziyaret sonrasında Balıkesir’deki CHP’li belediye başkanlarıyla da bir araya gelen Özgür Özel, belediye başkanlarından ilçeleriyle ilgili bilgiler aldı. – BALIKESİR
]]>Çelik, AK Parti Genel Merkezi’nde, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, soykırımcı siyasetin başını çeken kabinenin başındaki Netanyahu’nun, Amerikan Kongresi’ndeki konuşmasını dinlediklerini belirtti.
“Maalesef belki de insanlık tarihinin en trajik görüntülerinden bir kısmına rastladık. Aslında hesap sorulması, kınanması, lanetlenmesi gereken işlere imza atan Netanyahu, Amerikan Kongresi’nde defalarca alkışlandı” ifadesini kullanan Çelik, “ayakta alkışlama” meselesiyle ilgili birkaç gün önce yaptığı basın toplantısında bir öngörüde bulunarak, “Netanyahu Amerikan Kongresi’ne gittiği zaman büyük bir ihtimalle ayakta alkışlanacak ve aslında her ayakta alkışlama insanlık değerlerinin ayaklar altına alınması anlamına gelecek” dediğini ve bunun aynen gerçekleştiğini söyledi.
Ömer Çelik, “Söylediği hangi söz olursa olsun, Amerika’ya, başka devletlere dönük sözleri olsun yerli yersiz orada bulunanların ayağa kalkarak alkışlaması, aslında topyekun bir akıl dışılığın herkesi nasıl sardığını gösteriyor.” diye konuştu.
Çelik, bu katliamları savunması karşısında Kongre üyelerinin ayakta alkışlamasının “şaşırtıcı” olduğunu dile getirdi.
Bir yabancı ülkenin başbakanının, Amerikan Kongresi’nde, üniversitelerde protestoda bulunan Amerikan vatandaşlarını, akademisyenleri, öğretim üyelerini aşağılayan ifadelerinin de ayakta alkışlandığının altını çizen Çelik, şöyle devam etti:
“Gerçekten bütün uluslararası kurumların, yaptığı işin son derece insanlık dışı bir iş olduğunu, insanlık dışı bir siyaseti ve insanlık dışı eylemleri yürüten kabinenin başında olduğunu ifade ettiği Netanyahu’nun bu şekilde alkışlanıyor olması, insan haklarının da uluslararası hukuk düzeninin de hak ve hürriyetler düzeninin de bir kongrede, bir parlamentoda tamamen ayaklar altına alınması anlamına geliyor.”
“Birçok yalanı net bir şekilde ifade ettiğini görüyoruz”
AK Parti Sözcüsü Çelik, bir gazetecinin, Netanyahu’nun, ” Hamas’ın yardımları engellediği” iddiasını hatırlatması üzerine, şunları kaydetti:
“Konuşmasında en çarpıcı taraf, yani en üzücü taraf, en trajik olan taraf, yaptığı katliamları fütursuzca savunması ve bu savunma karşısında da alkış alması. Konuşmanın içeriğine baktığımızda birçok yalanı da net bir şekilde ifade ettiğini görüyoruz. Bunlardan bir tanesi budur. Mesela bütün uluslararası kurumlar Gazze’deki çocukların açlık tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu, Gazze halkına gitmesi gereken yardımların İsrail hükümeti tarafından Netanyahu’nun emriyle engellendiğini ifade ederken, Netanyahu çıkıyor, ‘Yardımları biz engellemiyoruz, bunları Hamas alıyor’ diyor. Halbuki oradaki uluslararası kurumlar ve herkes bunun yalan olduğunu net bir şekilde ifade ediyor. Burada yardımları engelleyen de yardımların Gazze’deki kadınlara, çocuklara ulaşmasını engelleyen de Netanyahu hükümetidir.”
Netanyahu’nun konuşmasındaki, “7 Ekim ve 11 Eylül” benzetmesine ilişkin soru üzerine Çelik, “7 Ekim ile 11 Eylül’ü yan yana zikrederek, Amerikan halkının hafızasındaki en trajik olaylardan bir tanesiyle kendi bölgesindeki olayları özleştirerek aslında kendi katliamlarını örtbas etmek istiyor.” yanıtını verdi.
Netanyahu’nun orada “Biz Batı medeniyetini bu topraklarda savunuyoruz. Bizim zaferimiz sizin zaferinizdir. Biz kazanırsak siz de kazanırsınız” benzeri sözler söylediğini anlatan Çelik, “O kongreye ayak bile basmaması, parlamenter değerlerle tamamen çatışan bir zihniyet yapısıyla, bir soykırımcı siyasetle etiketlenmesi gereken birisi, bu şekilde benzerliklerle kendisini Batı medeniyetinin Orta Doğu bölgesindeki öncüsü gibi göstererek katliamları örtmeye çalışıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Bu şekilde bir savununun, Batı medeniyeti için bir gurur kaynağı değil, tam tersine Batı medeniyetine dönük bir aşağılama olduğunun altını çizen Çelik, şu görüşleri paylaştı:
“Eğer Batı medeniyetinin değerleri bu tip soykırım faaliyetleriyle, bu tip katliamlarla beraber anılacaksa bu Batı medeniyeti için büyük bir sorundur. Aslında kendi katliamlarıyla Netanyahu, Batı medeniyetini yan yana getirerek, Batı medeniyetine dönük de katliamcı bir saldırıda bulunmuş oluyor. Ama orada bulunanlar bunu idrak edecek durumda olmadığı için bunu ayağa kalkarak alkışlıyorlar. Diyor ki, ‘Bu katliamları Batı medeniyeti adına yapıyoruz. Bu katliamları sizlerin kazanmanız için yapıyoruz’. Kendisinin yürüttüğü katliam siyasetini bütün bir Batı medeniyetinin sorumluluğu altına sokmak istiyor. Aslında buna karşı çıkması gereken Batı medeniyeti konusundaki değerleri savunması gerekenler buna karşı çıkmıyor da alkışlıyorlarsa o zaman Batı medeniyetini soykırımcı bir siyasetle yan yana getirme gibi bir yanlış içerisine düşmüş oluyorlar.”
“Amerikan demokrasisi açısından kırılma noktası”
Netanyahu’nun, ABD’deki protestoculara ilişkin sert sözlerinin anımsatılması üzerine Çelik, ABD üniversitelerinde Amerikan vatandaşı akademisyenlerin, öğrencilerin bu katliamları protesto ettikleri için çeşitli baskılarla karşı karşıya geldiklerini, öğretim üyelerinin istifa etmek zorunda kaldıklarını, rektörlerin değiştirildiğini ifade etti.
Bunun akademik özgürlüğe büyük bir darbe olduğunu belirten Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bir başka devletin başbakanı Netanyahu geliyor, Amerikan Kongresi’nde Amerikan vatandaşlarını aşağılayan, Amerikan vatandaşlarına hakaret eden sözler kullanıyor. Onlar için ‘kullanışlı aptallar’ diyor. İnsanlık değerlerini savunanlara, katliamlara karşı çıkanlara ‘kullanışlı aptallar’ gibi bir ifade kullanıyor ve bunun karşısında da Amerikan halkının temsilcisi olan Kongre üyelerinin bazıları kalkıyor bunu ayakta alkışlıyor. Bu, Amerikan demokrasisi açısından bir kırılma noktasıdır. Amerikan demokrasisi açısından savunulamaz bir durumdur. Amerikan demokrasisinin değerlerine zarar veren bir durumdur. Bir başkasının gelip, Amerikan Kongresi’nde Amerikan vatandaşlarını bu şekilde aşağılayan cümleler kullanması, protesto edilmesi gereken bir durumken, bunun ayakta alkışlanması, onu alkışlayan Kongre üyelerinin Amerikan halkına dönük sorumlulukları açısından da bir problem teşkil ettiğini gösteriyor. Bu katliam siyasetini ‘Biz kazanırsak Batı medeniyeti kazanır’ gibisinden bir cümleyle savunuyor olması aslında topyekun Batı medeniyetinin değerlerini savunanların karşı çıkması gereken bir şey.”
“Soykırımcı siyasetine yeni paydaşlar bulma arayışı”
Netanyahu’nun, ” İran’a karşı İbrahim İttifakı’nı kuralım” ifadesine yönelik soruyu ise Çelik, “Netanyahu’nun yapmaya çalıştığı şeyin buradaki katliam siyasetini örtbas etmek için savaşı bölgesel hale getirmek olduğunu görüyoruz. Orada ifade ettiği, ‘Orta Doğu NATO’su gibi bir yapı kuralım’ dediği şey esasında İsrail saldırganlığına, Netanyahu hükümetinin soykırımcı siyasetine yeni paydaşlar bulma arayışı. Orta Doğu’da yaşayan herkesin güvenliğini sağlayacak bir ortak savunma ittifakından bahsetmiyor. Tam tersine kendi soykırımcı siyasetine bir güvenlik şemsiyesi oluşturma şeklinde bir girişimde bulunmaktan bahsediyor.” diye yanıtladı.
Netanyahu’nun yürüttüğü bu faaliyetin İsrail’in güvenliğini sağlamaya dönük olmadığının da altını çizen Çelik, şöyle konuştu:
“Dünkü konuşması, bölgedeki hemen hemen herkesi karşısına alarak İsrail’in güvenliğini daha da tehlikeye atan bir yaklaşım içerisinde olduğunu gösterdi. En başta ‘İsrail’in güvenliği için, İsrail’in savunma hakkı var’ diye bu eylemleri savunma yaklaşımına girişmişti. Ama şimdi savunma hakkı denilen şeyin herhangi bir savunma olmadığını, savunma hakkının herhangi bir şekilde katliamı içermemesi gerektiğini, savunma hakkının asla soykırıma cevaz vermediğini bütün dünya görmüş oldu. Yapmaya çalıştığı şey kendi sıkışmışlığını, bu katliam siyasetini savunma noktasında bir bölgesel çatışma haline dönüştürmeye çalışıyor. ‘Orta Doğu NATO’su’ ya da ‘İbrahim İttifakı’ diyerek yapmaya çalıştığı şey kendi katliam siyasetine acaba bir güvenlik şemsiyesi oluşturabilir miyim arayışıdır. Ama bunların hiçbiri çalışmaz. Değerlere dayanmayan, değerlerin bu şekilde ayaklar altına alındığı bir dünyada hiç kimsenin yan yana duracağı bir zemin kalmaz. Bu yan yana duracağı zemin kalmadığında da gücü ele geçiren, bir diğeriyle çatışmanın yolunu arar. Bugünün dünyasında da asimetrik tehditlerle birlikte düşünüldüğünde bu çok daha büyük sıkıntılara yol açar.”
“Mükellefiyetten kaçma açıklaması”
Çelik’e, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, SGK’nin, belediyelerin prim borçlarını tahsil için harekete geçeceğine ilişkin açıklamalar üzerine, “Bunun tek bir amacı var, belediye başkanlarının elini kolunu bağlamak, hizmeti aksatmaktır” dediği anımsatıldı.
Ömer Çelik, “Bu şekildeki bir açıklama aslında mükellefiyetten kaçma açıklaması. Türkiye’deki bütün kurumlar, bütün anayasal kurumlar bu yasalara tabi ve bu şekilde mükellefiyetlerini yerine getirmek zorundalar. Belediyeler hizmet yapacaksa yapar. Ama şimdiye kadar görünen o ki bu hizmetlerden kaçınma şeklinde bir tutum ortaya koydular ve şimdi de buna yeni bir bahane üretilmiş oluyor.” dedi.
]]>Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, ‘Başkan Bozbey Burada’ projesi çerçevesinde 2 haftada bir kentin farklı ilçelerinde vatandaşlarla buluşup talep ve önerilerini dinliyor. Proje çerçevesinde daha önce Büyükorhan ve Keles ilçelerinde vatandaşlarla bir araya gelen Bozbey, bu kez Mustafakemalpaşa’da vatandaşların sorun ve taleplerini dinledi. Bozbey, program çerçevesinde yaptığı açıklamada, “Bozbey Burada’ projesi çerçevesinde Mustafakemalpaşa’dayız. Öncelikle belediye başkanımızı ziyaret ettik. Bugüne kadar yapılan ve bundan sonra yapılacak işlerle ilgili görüşme yaptık. Milletvekilimiz, parti meclis üyemiz de aramızda. Akabinde kaymakamımızı da ziyaret ettik. Sonrasında ise iki muhtarlar derneklerimizi ziyaret ettik ve ardından ziraat odası başkanımızı ziyaret ederek meydana geldik. Şimdi de burada Mustafakemalpaşalılar ile birlikte onların sorunlarını ve taleplerini dinleyeceğiz. Bu proje çerçevesinde akşama kadar vatandaşlarımızın sorunlarını üst yönetimimiz ve kadrolarımızla dinleyeceğiz. Burada yapmış olduğumuz hizmetleri yerinde görme ve sürdürülebilir olmalarını takip etme anlamında önemli bir gün. Bu proje sürekli devam edecek, her 15 günde bir ilçelerimizde olacağız. Aynı zamanda saat 18.30 itibariyle genel başkanımızı karşılayacağız. Bu meydanda genel başkanımız, belediye başkanımızı ziyaret edecek, sonrasında da Bursa’ya doğru yola çıkılacak” ifadelerini kullandı.
“Mustafakemalpaşalı çiftçilerimize sahip çıkıyoruz”
Mustafakemalpaşa ziyaretinde çiftçilerin sorunlarına dikkat çeken Bozbey, “Özellikle şunu gördük ki çiftçimiz son derece mağdur. Hem fiyatlardan hem de üretim rekoltesinden sıkıntı yaşıyor. Bu konuda hemen arkadaşlarımız ile istişare ettik. Birlikte oluşturduğumuz kararla çiftçimizin var olan özellikle kavun, karpuz satan ya da üretimi yapan, tarlada kaldığını söyleyen çiftçimizin yanında arkadaşlarımıza derhal bu sorunun giderilmesi, çiftçimizin mağdur olmaması konusunda taleplerimizi ilettik. Arkadaşlarımız hemen hazırlıklarına başladılar. Çiftçimizin ürünlerini sokağa ya da çöpe atılmasını ortadan kaldırarak onları satın alacağız. Çiftçimize desek olma anlamında yanlarında olduğumuzu da sürekli ifade etmiştik. Bundan sonra da yanlarında olduğumuzu da çok net biçimde bu hareketi yaptık. Satın alınan kavun ve karpuzları da arkadaşlarımız ihtiyaç sahiplerine ulaştıracaklar. Çiftçimizin malı tarlada kalmayacak, çöpe gitmeyecek. Çiftçilerimizin önümüzdeki sene de üretim yapmasını sağlamamız gerekiyor. Bunun yanında bu bölgede çiftçimize yönelik hazırladığımız projelerimiz var. Çok yakın bir süre içerisinde onları da faaliyete geçireceğiz. Projelerimizi çiftçilerimizle ve ziraat odamızla paylaştık. Yassı ve yuvarlak hortumları üreterek onlara ücretsiz bir şekilde dağıtacağız. Aynı zamanda sıvı gübre ile ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Yakın bir zaman içerisinde bunların da dağıtımını sağlayacağız. Bursa Büyükşehir Belediyesi çiftçinin yanında, destekliyor ve sahip çıkan bir anlayışı ortaya koyuyor” şeklinde konuştu. – BURSA
]]>









